Issuu on Google+


dilediğini seç, yazlık evinden de k Telekom bayi ve ofislerine gel,

Süreli ADSL hizmetinden TTNET’e yeni abone olacak tüm bireysel ve kurumsal müşteriler yararlanabilir. 8 Mbps’ye kadar hızlı Süreli ADSL paket ücretlerine ADSL ve ilk bağlantı ücretleri dahildir (Süreli ADSL Paketleri KDV ve ÖİV dahil ücretler; NET4 2 ay 69 TL, NET4 3 ay 99 TL, NET4 6 ay 179 TL, NETLİMİTSİZ 2 ay 109 TL, NETLİMİTSİZ 3 ay 159 TL, NETLİMİTSİZ 6 ay 299 TL). TTNET, mevcut tarifelerinde, fiyat ve kampanya şartlarında değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Ayrıntılı bilgi www.ttnet.com.tr ve 444 0 375’te.


SÖZOL@

Çevre hepimizin hassasiyeti All we are sensitive about the environment Nurhan Tanrıöven

Genel Yayın Yönetmeni Publishing Director ntanrioven@telekomdunyasi.com

S

anayii Devrimi’yle birlikte, şu içinde bulunduğumuz 150-200 yıllık kısa sürede, yuvamızı, yani dünyamızı el birliğiyle kirlettik. Önce kömür, daha sonra fosil yakıtlar, sulara döktüğümüz kimyasal atıklar, masum spreylerde kullanılan gazlar… Ve dünya alarm vermeye başladı. Yaşam dağıtan arılar koloniler halinde kayboluyor, iklimler değişiyor, güneş ışınları artık daha çok zarar veriyor. Biz de 5-12 Haziran Dünya Çevre Haftası olması itibariyle, önemli olduğunu düşündük ve Telekom Dünyası olarak özel bir dosya hazırlamaya karar verdik. Öyle ki, içinde bulunduğumuz telekomünikasyon sektörü, çevre konusunda bilinçli ve hassas. Bu nedenle sektörün önde gelen kuruluşlarına, çevreye yaklaşım politikalarını sorduk. Gündem yine yoğundu Her zaman olduğu gibi bu ay da sektörü bir araya getiren önemli olaylar gerçekleşti. “Hesap verilebilir kamu düzeni” başlığı altında 2003’den beri düzenlenen Kamu Kalite Sempozyumu’nun 11.’si düzenlendi. TÜBİSAD’ın başını çektiği verimliliğin artışı üzerine kurulu hedefleriyle beraber en başarılı girişimlerden birisi olan KOBİ seminer-

W

ith industrial revolution, in 150-200 years, so short period altogether we have polluted our home, the earth. First, the coal, then after fossil fuels, chemical wastes we pour the water, gases which are used at innocent sprays… And, world is alerted now. The bees delivering the life are vanishing by colonies; climate is changing, sun rays are damaging. So we thought, 5-12 June World Environment Week is very important for humanity and made a decision to prepare a special section regarding the environment. So, the sector we are in is very conscious and sensitive. That’s why we have asked their approaching policies to environmental issues. Agenda was tight again As usual, there were many events happened to make the entire sector together under the same roof. With the title of “Accountability to Public”, 11th Public Quality Symposium has been organized which has been organizing since 2003. While SME seminaries with targets of raising productivity which led by TUBISAD are on the

2

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


leri hızla yolunu almaya devam ederken Eskişehir ikinci adım oldu. Yine İstanbul’da düzenlenen Uluslararası KOBİ Bilişim Forumu’nda yabancı konuklarla sohbet imkânı bulduk. Kamu alımlarıyla ilgili uzman olan CONSIP Uluslararası İlişkiler Direktörü Angela Russo ile küçük bir söyleşi gerçekleştirdik. Haziran ayının son haftasında ise Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın ve BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer’in katıldığı “Bilişim 500” töreni yapıldı. Gündemde yine Youtube ve Google meselesi vardı. Bu ay, güncel telekomünikasyon haberleri ve dahası güncellikler üzerine söyleşilerle dopdolu bir Telekom Dünyası ile karşınızdayız. Türkiye ve teknolojik gidişatı üzerine TÜBİSAD Başkanı Turgut Gürsoy ile bir söyleşi yaptık sizler için. Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan ile Türk Telekom hedefleri ve yakın gelecek üzerine konuştuk. Ayrıca Orta Doğu ve Pakistan temsilcimiz Khalid Athar da, Saudi Telecom Company CEO’su Ghassan Hasbani ile çok özel bir söyleşi gerçekleştirdi. Yeni Dijital İpek Yolu

fast track, Eskisehir was the second stop. Also we had opportunity for chatting with foreign guests in International SME ICT Forum. We have made an interview regarding Public Procurement issues with Angela Russo who is International Affairs Director of CONSIP. Last week of June, “Bilisim 500” ceremony was held which Minister of Transport Binali Yıldırım and Chairman of ICTA Dr. Tayfun Acarer attended. The main issue of the day was Youtube and Google again. This month, as Telekom Dünyası we are at your presence with fresh telecom news and more than that full of exclusive interviews. We made an interview regarding Turkey and ICT sector with Turgut Gürsoy, President of TUBISAD. We spoke to Turk Telekom, Vice President Marketing and Communications Erem Demircan regarding the goals of Turk Telekom and near future of the sector. And also our Special Correspondent for Pakistan and Middle East, Khalid Athar has made an exlusive interview with Saudi Telecom Company CEO Ghassan Hasbani. New Digital Silk Road

JADI LINK… Yeni Dijital İpek Yolu… Adını geçtiği kentlerin baş harflerinden alıyor: Jeddah (Cidde), Amman, Damascus (Şam) ve İstanbul… Güney Asya’yı, Avrupa’ya bağlayan bu alternatif fiberoptik hatla daha hızlı, daha kaliteli ve kesintisiz hizmet verilebilecek. Bu oluşuma ön ayak olan Türk Telekom, geçtiğimiz günlerde Invitel’i de bünyesine katarak, Avrupa kıtasında önemli bir network’e sahip oldu. JADI LINK’in açılış törenine Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın yanı sıra Ürdün Bilgi İletişim Teknolojileri Bakanı Marwan Juma da katıldı.

JADI LINK… New Digital Silk Road… Its name comes from the firs letters of the cities involved: Jeddah, Amman, Damascus and Istanbul. With this alternate fibrotic line Southern of Asia will be connected to Europe faster, qualifier and reliable. Turk Telekom which is leading this project also acquired Invitel recently and has very important network in European continent. Minister of Transport Binali Yıldırım and Jordan Information and Communication Technologies Minister Marwan Juma have attended the opening ceremony.

TTnet, son dönemlerde sosyal sorumluluk projeleriyle de önemli adımlar atıyor. Tüm ülkeyi kucaklamayı ve hizmeti yurdun dört bir köşesine götürmeyi ilke edinen TTnet’in bu kez durağı Mardin’di… İnsanlığın en eski kentlerinden biri olan Mardin’de, o güzelim evlerin çatılarındaki uydu çanakları inanılmaz bir görüntü kirliliğine neden oluyor. Vali, Belediye Başkanı ve TTnet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, bunun çözümünün IPTV olduğunu söylüyor. Şu anda hazır olduklarını ve RTÜK’ten düzenleme beklediklerini söyleyen Yılmaz, belki de uygulamaya Mardin’den başlayacaklarını belirtiyor.

Lately, TTnet has good steps about social responsibility projects… Mardin was the next stop of TTnet which has principal embracing the all country and serving the every corner of it. In Mardin which is one of the oldest cities of humanity, the satellite dishes on those beautiful houses roofs cause unbelievable visual pollution. Governor, mayor and TTnet General Manager Tahsin Yılmaz say that IPTV is the solution for that. Yılmaz also indicates that they are ready for IPTV however expecting regulation from RTUK and they might start implementation from Mardin.

Bir dosyamız daha var bu ay… Sektöre uzun yıllar hizmet veren Dr. Tayfun Acarer, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanlığı’na yeniden atandı. TELEKOM DÜNYASI olarak Sayın Acarer’e tebriklerimizi sunarken, sektörün önde kurumları ve yöneticilerinden de Acarer ile ilgili yorumları ve tebrikleri bir dosya olarak toparladık. Sayın Dr. Tayfun Acarer’in BTK Başkanlığı’ndaki ikinci döneminin de ülkemiz ve sektör için, hayırlara vesile olmasını dileriz.

We have another special file this month… Dr. Tayfun Acarer who served for the sector for years has been appointed as Chairman of ICTA again. As TELEKOM DÜNYASI while we are congratulating Dr. Acarer we also have picked congratulation messages and comments as a file from leading institutions and persons of the sector. We wish all the best Dr. Tayfun Acarer’s second term as Chairman of ICTA for our country and the sector.

Yeni bir ayda, yeni bir sayıda görüşmek üzere hoşçakalın…

See you on a new month and a new issue…

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

3


İÇİNDEKİLER

6 Turgut Gürsoy

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği Başkanı President, Turkish Informatics Industry Association

20

Gelecek İçin Bilişim KOBİ Semineri İkinci Durak Eskişehir Oldu SME Information Seminar for the Future Eskişehir was the second city

40 Erem Demircan

Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Turk Telekom, Marketing and Communication President

4

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

50

TTNet Mardin’de... TTNET was in Mardin...

68

“Bilişim 500” töreni yapıldı Krize rağmen başarı! “Bilişim 500” ceremony was held Success despite the crisis!

90 Ghassan HasbanI

CEO - International Operations, Saudi Telecom Company CEO - Uluslararası Operasyonlar, Saudi Telecom Company (STC)


SİNEMA/SANAT Zümrüt TANRIÖVEN Çöl Kumlarıyla Zaman PERS PRENSİ TIME WITH SANDS OF DESERT PRINCE OF PERSIA BAKIŞ AÇISI Prof. Dr. Hüseyin Altaş, Nurhan Dalcı Sanal operatörler GSM hizmetinin rekabete açılmasını sağlar mı? Do the virtual operators provide competition in GSM service? td haber 11. Kamu Kalite Sempozyumu 11. Public Quality Symposium

YIL : 9 • SAYI : 96 HAZİRAN 2010 Yerel Süreli Yayın

Kurucu Erdoğan TANRIÖVEN

12

Yayın Kordinatörü Cem KIVIRCIK Akademik Editörler Prof. Dr. İnan GÜLER • Prof. Dr. Çetin ELMAS

16

KİŞİ-CELL Mustafa Aykut Doktor Avucumun İçinde Doc in the Palm of My Hand

24

36

46

BİLİMSEL BAKIŞ Prof. Dr. İnan GÜLER Web Üzerinden Biyomedikal Mühendislik Eğitimi ve 3G Biomedical Engineering Education over the Web and 3G 54 ÖZEL haber Dr. Tayfun Acarer yeniden BTK Başkanı

56

E-MAK@LE Muzaffer Yıldırım Yanlışlığı düzeltmek gerek It is necessary to correct errors

64

Tarafsız Gözlem Mehmet TAŞALTIN Kamuda Verimlilik ve 657 Productivity in public and 657 td haber Uluslararası KOBI Bilişim Forumu 2010 International SMEs ICT Forum2010

Haber Koordinatörü Zümrüt TANRIÖVEN Haber Merkezi Sorumlusu Yasemin SAYGI

ÖZEL haber Çevre ve sektör... 5-12 Haziran Dünya Çevre Haftası’nda sektörün çevreye bakışını araştırdık 26 td haber MOBİLSAD’tan manifesto Manifest from MOBİLSAD

3T Basın Yayın Organizasyon Enerji Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni (Sorumlu): Nurhan TANRIÖVEN

72

Ankara Haber Sorumlusu Fatma AĞAÇ Çevirmenler Tufan GÖBEKÇİN Haber Merkezi Kutay BADARI • Handan KALABAK Special Correspondent for Middle East and Pakistan Khalid ATHAR Sanat Yönetmeni Özgür ÇAKIR Hukuk Danışmanı Av. İsmail Hakkı SAPANCILAR Danışma Kurulu Prof. Dr. İnan GÜLER • Prof. Dr. Çetin ELMAS Prof. Dr. Kerim GÜNEY • Prof. Dr. Dursun Ali DİNÇ Prof. Dr. Işık ÖZKAN • Prof. Dr. Alemdar YALÇIN Prof. Dr. Ümit ATABEK • Prof. Dr. Mehmet KESİM Prof. Dr. Kırali MÜRTEZAOĞLU • Prof. Dr. Adnan GÖRÜR Doç. Dr. Süleyman İRVAN • Doç. Dr. Peyami ÇELİKCAN Doç. Dr. Şahin KARASAR • Prof. Dr. Şeref SAĞIROĞLU Doç. Dr. Gökhan ÖZER • Doç. Dr. Serdar ULUKAN Doç. Dr. Refet RAMİZ • Dr. M. Emin BAŞER Dr. M. Emin YILDIZ • Dr. Tuncay YİĞİT Dr. Cebrail TAŞKIN • E. General Turgut NASÜN Turgay MALERİ • Selim SARPER TELEKOM DÜNYASI İDARE MERKEZİ Büyükdere Cad. Çayır Çimen Sokak Emlak Bankası Konutları A-2 Blok Kat:7 Daire: 28 Levent/İSTANBUL Tel: +90 (212) 270 06 00 Fax: +90 (212) 270 63 23 Web : www.telekomdunyasi.com E-posta : telekom@telekomdunyasi.com TEMSİLCİLER • ANKARA : Rauf AYDEMİR • İZMİR : Doç.Dr. Cem GÜZEL • KAYSERİ : Cengiz ÇAKAR YURTDIŞI TEMSİLCİLERİ Amerika : Orhan CAM Orta Asya Türk Cumhuriyetleri : Dr.Hasan KARASAR Balkan Ülkeleri ve Bulgaristan : Ramiz ÇOLAK Yazarlar konularıyla ilgili dokümanları (Slayt, dia, resim, fotoğraf, grafik, şekil vb.) baskı kalitesine uygun olarak CD’ye kayıtlı veya orijinallerini mutlaka yazılarına eklemelidir. Dergide yayınlanan yazılara telif ücreti ödenir. Dergideki yazılarda ileri sürülen görüşler ve yorumlar yazı sahiplerine aittir. Dergi Yayın Kurulu, yazılarda kısaltma ve yayın tekniği yönünden değişiklik yapabilir. Dergideki yazılar ve resimler kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

76

İŞİM BİLİŞİM, BİLİŞİM İŞİM KOBİLER BULUT BİLGİ İŞLEM VE BT İLE BÜYÜYOR… SMEs ARE GROWING THROUGH CLOUD COMPUTING AND IT… 82

TELEKOM DÜNYASI

Sektörle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversitelere, derneklere, odalara, özel firmalara, yabancı misyon temsilciliklerine, Türkiye’nin dış temsilciliklerine ve Telekomünikasyon Mühendisleri Derneği’nin üyelerine gönderilmektedir.

BASKI: Başak Matbaacılık ve Tanıtım Hiz. Ltd. Şti. Anadolu Blv. Meka Plaza No: 5/15 Gimat-Ankara Tel: (0312) 397 16 17 BASIM TARİHİ: 29 HAZİRAN 2010

td haber Dijital İpek Yolu JADI LINK, Doğu ile Batı’yı birleştirecek Digital Silk Road, JADI LINK will unite East and West 86 ÇEVRE-mis Ülkü ÖZEREN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE DENİZ SEVİYELERİNE ETKİLERİ-II CLIMATE CHANGE AND ITS EFFECTS ON SEA LEVEL-II MAKALE Refet RAMİZ KABLOSUZ YEREL KONUMLANDIRMA-III WIRELESS LOCAL POSITIONING - III

96

102

Kapak Fotoğrafı: Nurhan Tanrıöven

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

5


RÖPORTAJ

Turgut Gürsoy

6

“Avrupa’ya baktığımız zaman 90’lı yıllara kadar verimlilikte Amerika’nın önündeydi. Çünkü sistemleri disiplinli, altyapıları, çalışmaya yönelik ciddi bir istihdam gücü vardı. Amerika bilgi teknolojilerini kullanarak verimlilikte bizleri, Avrupa’yı geçtiler.”

TELEKOM ÜNYASI: Sizi TÜBİSAD’ın başkanlığına götüren “motive” neydi? Bu kararı nasıl aldınız? Sizi hangi unsurlar etkiledi?

“When we look at Europe, we see that it was ahead of America until the 90s in terms of productivity. It’s because that their systems were well disciplined and that they had the infrastructure and a good deal of employment opportunities for work. Using the informational technologies America exceeded us, the Europe, in terms of productivity.”

TELEKOM DÜNYASI: What was the “motivation” leading you to the presidency of TÜBİSAD? How did you decide that? What kind of factors affected you in this decision?

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

TURGUT GÜRSOY: Yaklaşık 20 senedir bu sektörün içindeyim. Bu 20 sene içersinde gördük ki sağlıklı çalışabilmek için kurumsal olmak ve rekabet koşullarının da uygun olması gerekiyor. Sağlıklı rekabet koşullarının oluşması, değer yaratmak... Bunlar yalnızca bir firmanın gerçekleştirebileceği şeyler değil. Biz de uygun koşullarda rekabet edebileceğimiz ortamı yaratmak için gerekli yapıyı beraber bir şekilde kurma kararı aldık ve 2002 senesinde TÜBİSAD’a katıldım. O süreçte özellikle bilgisayarlaşma, standartlaşma, birlikte değer yaratma, ortak rekabet edebilmeye yönelik tüm firmaların katkısının olduğu çalışmalar yapıldı. TÜBİSAD olarak biz talebi arttırmak, bilgi ve iletişim teknolojileri stratejik

TURGUT GÜRSOY: I’ve been in this sector almost for 20 years. During these 20 years we saw that in order to be able to work healthfully it is necessary to be institutionalized and to have appropriate conditions for rivalry. Creating the healthy conditions for rivalry and creating value… These are not the things that only one company can perform. Therefore we decided to build up the structure together for the context in which we can compete in appropriate conditions and I joined TÜBİSAD in 2002. Within that period, works concerning computerization, standardization, creating value together, making a common competition were performed with the contribution of all companies. As TÜBİSAD we want to increase the demand, work the


Turgut Gürsoy Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Başkanı President, Turkish Informatics Industry Association

sektör haline getirmek, katma değer yaratmak ve arttırmak, istihdamı arttırmak, değer yaratan girişimciliği desteklemek istiyoruz. Tüm bunların yapılabilmesi için kamu, rekabet kurumu, tamamlayıcı tedarikçi şirketlerle ve çalışanlarımızla uyum içerisinde olmamız gerekiyor ve bu uyum da birlikte hareket edildiğinde ortaya çıkıyor. Yani gerek benim gerekse de yönetim kurulumuzun motive unsuru tek bir şirketin tüm bu çevresel koşulları oluşturamıyor ve yönetemiyor olmasıydı.

information and communication technology up into a strategic sector, provide added value and increase it, increase employment, and to support entrepreneurship which creates value. In order to realize all these, we must be in harmony with public, competition authority, supplementary supplier company and our employees; and this harmony can occur only when we act in unison. In short, the factor of motivation both for me and for our managing board was the fact that only one company could not create and manage all of these environmental conditions.

TELEKOM DÜNYASI: TÜBİSAD olarak önemli ve kararlı bir inisiyatif başlattınız ve “Türkiye’nin bugünü ve geleceği için en stratejik sektör bilişimdir” dediniz. Sizce şartlar oluştu mu? Konjonktür müsait mi? Gereken desteği tüm kesimlerden bulacağınıza inanıyor musunuz?

TELEKOM DÜNYASI: You began an important and resolute initiative as TÜBİSAD and you said “The most strategic sector for Turkey’s present and future is informatics”. Do you think that the conditions needed are established? Is the conjuncture ready? Do you think that you will find the support needed from all parts?

TURGUT GÜRSOY: Yukarıda da belirttiğim gibi biz uzun yıllardır bu sektörün içerisindeyiz ve bu sektöre de inanıyoruz. Aynı zamanda farkındalığı yüksek olan, makro seviyede ekonomik göstergelere bakıldığında da bu sektörün ne ka-

TURGUT GÜRSOY: As I said before, we have been in this sector for many years and we believe in this sector. On the other hand it, when the economic indicators in macro levels with high awareness are examined, it is obvious how strategic this

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

7


RÖPORTAJ

dar stratejik olduğu görülüyor. Geçtiğimiz dönemlerde bu farkındalığın üst seviyelere çekilebilmesi içi bir toplantı düzenledik. O toplantıya Avrupa Bilgi Toplumu Direktörlüğü’nden yetkililer, Amerikalı danışmanlar, sektöre yön veren firma yetkilileri ve sektörle ilgilenen bakanlar gibi oldukça yetkin kişiler katılım gösterdiler. O toplantıda da “istihdam ve büyüme” gündem konularıydı. Avrupa’ya baktığımız zaman 90’lı yıllara kadar verimlilikte Amerika’nın önündeydi. Çünkü sistemleri disiplinli, altyapıları, çalışmaya yönelik ciddi bir istihdam gücü vardı. Amerika bilgi teknolojilerini kullanarak verimlilikte bizleri, Avrupa’yı geçtiler. Gerçekten de her sektörde daha rekabetçi oldular ve daha verimli sonuçlar elde ettiler. Bunu krizle birlikte biz daha iyi hissetmeye başladık. Amerika da artık bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanmadan uluslar arası pazarda değer yaratmanın, farkındalık sağlamanın ve rekabet edebilmenin mümkün olmadığını söylüyor. Biz de ülkemiz için aynı şeyi söylüyoruz. Yalnızca sektörümüz için değil diğer tüm sektörlerde bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmasının zorunlu olduğunu ve bunun da bir devlet politikası haline gelmesi gerektiği ifade ediyoruz. Bu konuyla ilgili de paydaşlarımız buluyor. Bunlar; özellikle ekonomi dünyasındaki dernekler, bağımsız baskı grupları vb.dir. Bunların dışında kamu ile yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Özellikle Ulaştırma Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı’na bu sektörün neden stratejik sektör olması gerektiğini aktarmaya çalışıyoruz. Bunların yanında medya ile de sıkı bir şekilde irtibat kuruyoruz. Yalnızca bilişim medyası ile değil ekonomi medyası ve diğer medya platformları aracılığıyla da farkındalık seviyelerini arttırmaya yönelik çalışmalarımız var. Sektörde ise özellikle TÜBİSAD bünyesinde yaptığımız yapılanma toplantılarının sonucu olarak önceliklerimizi belirledik. Bu önceliklere bağlı olarak komisyonları oluşturduk. Yine bu komisyonlarda da farkındalığın oluşması ve stratejik sektör olma yolundaki çalışmaların desteklenmesi için arka planda çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Diğer yandan iş yaptığımız sektörlere de yine aynı şekilde iletmeye çalışıyoruz. Yine aynı şekilde nasıl finans ve telekomda bu sektör kullanılarak uluslararası ölçekte rekabet edebilir parametre-

8

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

sector is. We held a meeting previously in order to promote this awareness to higher levels. Many very competent people, including authorities from European Directorship of Information Society, American consultants, company executives who are the movers and shakers in the sector and the ministers who are concerned with the sector, attended this meeting. The agenda topic in the meeting was the “employment and growth”. When we look at Europe, we see that it was ahead of America until the 90s in terms of productivity. It’s because that their systems were well disciplined and that they had the infrastructure and a good deal of employment opportunities for work. Using the informational technologies America exceeded us, the Europe, in terms of productivity. They really have been more competent in the sector and had more productive results. With the economic crisis we began feeling it more. Even America says that it is impossible today to create value in the international market, to create awareness and to compete, without using information and communication technology. We say the same for our country. We claim that it is necessary to use information and communication technology not only in our sector but also in all other sectors and to make this a government policy. We have stakeholders in this subject too. These are associations specifically in the world of economy, independent pressure groups, etc. Apart from these, we work intensely with the public enterprises. We try to explain especially to The Ministry of Transportation, The Ministry of Labor and The Ministry of Industry why this sector must be a strategic sector. Beside these we keep our close connection with the media. We try to increase the level of awareness not only via the media of informatics but also via the media of economy and other platforms of media. As for the sector, we determined our priorities as a result of the settlement meetings we did within TÜBİSAD. We established the commissions in parallel with these priorities. We also carry out very important works in the background to create awareness in these commissions and find support


lere sahip oluyoruz aynı zamanda kamuda da, genel sektörde de, KOBİ’lerde de kullanılmasının zorunluluğu olduğunun farkındalığını yaratmaya çalışıyoruz. Şartların oluşup oluşmadığıyla ilgili olarak ise şunu söyleyebiliriz ki; 2023 yılı için ortaya konmuş çok net bir hedef var. Bu hedefe ulaşabilmek için biz biliyoruz ki “Bilişim” önemli bir etken. Dünya’da da bunun birçok örneği var. Dolayısıyla ilk 10 ekonominin içerisinde yer alabilmek için bilişimin stratejik sektör olması gerektiğini düşünüyoruz. TELEKOM DÜNYASI: Türkiye, son 15 yılda ciddi krizler yaşadı. Bilişim sektörü de bu krizlerden nasibini aldı ama genelde kayıpları minimum seviyede oldu. Bunun sırrı nedir? TURGUT GÜRSOY: Aslında 2001 yaşanan kriz bizim sektörü de oldukça ciddi bir şekilde etkiledi. Sektörü taşıyan özellikle finans dünyasındaki birçok müşteriyi kaybettik. Bunun çok büyük negatif etkisi oldu. Aynı şekilde bireysel kullanımda da %50’lere varan çok ciddi düşüşler görüldü. Bu anlamda 2001 yılındaki finans ağırlıklı krize baktığımızda bizim sektörümüzün de çok ciddi bir şekilde etkilendiğini görebiliriz. Son krizi daha rahat atlatmamızın sebebi ise özellikle 3G teknolojisine yapılan yatırımlar, yine TÜBİSAD’ın önemli rol oynadığı KDV indirimleridir. Aynı zamanda özellikle kamu kurumları kriz döneminde ilk kısılacak sektörün bilişim olduğuna inanıyorlardı. Fakat gördüler ki bu sektörle alakalı yapacakları kısıtlamalar kendilerine çok daha pahalıya patlayacak. Bu nedenle kurumlar bilgi ve iletişim teknolojileri yatırımlarından eskiye nazaran daha az tasarrufta bulundular. Aynı zamanda insanlar için bilişim gerek iş gerekse de sosyal hayatlarını sürdürebilmeleri için hayati bir ihtiyaç haline geldi. Bilişimin tanımı 2000 yılında ne ise bugün de aynı değil. Yakınsamanın getirdiği yeni ekonomiler, yeni ekonominin getirdiği yeni müşteri davranışları... Tüm bunlara baktığımızda aslında müşteriye sunulan hizmetler, ürünler, değerler bilişim sayesinde çok değişiyor. Bu da pazarı koruyor ve büyütüyor. TELEKOM DÜNYASI: Şirket yapılarında CIO ve CTO pozisyonlarındaki personelin genel müdür yardımcısı gibi konumlandırılmaları, hatta yönetim kurulunda bir kişinin doğrudan bilişimle ilgili sorumlu olmasını öneriyorsunuz. Bunun arkasındaki düşünceyi tam olarak açıklayabilir misiniz? TURGUT GÜRSOY: Bu yalnızca benim değil sektördeki STK’lar ve sektörde farkındalığı yüksek olan herkesin beklentisidir. Bunun sebebi ise şirketlerin öncelik sırasının olmasını gerektiğini düşünüyoruz. TELEKOM DÜNYASI: “Bilişim” diyoruz ama özellikle donanım konusunda dışa bağımlıyız. Kısmen yazılım da hemen hemen aynı durumda... Sizce do-

for the attempts to become a strategic sector. On the other hand we are trying to convey this in the same way to the sectors we work together. We have necessary parameters to compete in the world by using this sector in finance and telecommunications. We try to create awareness that this should be in public, general sector and SPOs also. Whether the conditions are established or not… We can tell about this that there is a very clear target presented for 2023. We know that “Informatics” is an important factor in order to reach this target. There are many examples of these in the world too. Therefore in order to be one of the first 10 economies we think that the informatics must be the strategic sector. TELEKOM DÜNYASI: Some serious crisis was experienced in the last 15 years. The sector of informatics was affected from these, but its loss usually kept being in the minimum level. What is the secret of this? TURGUT GÜRSOY: Indeed the crisis in 2001 affected our sector seriously too. We lost many supporting customers particularly from the finance world. This had a high negative effect. Also in the personal usage there was a serious decrease down to 50%. In this sense, when we look at the finance weighted crisis in 2001, we can see that our sector was also seriously affected. The fact that we could get over the last crisis is due to the investments made on 3G technologies and the reduction of Value Added Taxes in which TÜBİSAD played an important role. Especially public enterprises believed the first sector to restrict in the period of crisis to be the informatics indeed. But they saw that the restrictions to be imposed on this sector will cost more to them.Therefore compared to before, enterprises saved less from the investments on the information and communication technologies. At the same time, informatics became a vital need for people to continue both their jobs and their social lives. Today the definition of informatics isn’t the same with the one in 2000. New economies as a result of convergence, new customer attitudes as a result of the new economies… When we consider all these, we see that the services provided for the customers, the products and the values change a lot due to the informatics. This protects and develops the market. TELEKOM DÜNYASI: You suggest for the corporate structure of a company that the personnel in the positions of CIO and CTO should be positioned like vice general manager; you also suggest that a member of the board of management should directly be responsible for informatics. Could you please explain the opinion behind this precisely? TURGUT GÜRSOY: This is not only my expectation; this is the expectation of all STKs and anyone with a high awareness in the sector. It is because that we think that the companies must have an order of priority.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

9


RÖPORTAJ

nanım ve yazılım alanlarında neler yapmalıyız? Yazılımda sürekli gündeme getirilen “Hindistan modeli” Türkiye’de uygulanabilir mi? TURGUT GÜRSOY: Türkiye otomotiv, tekstil, turizm, sağlık gibi belirli sektörlerde bir operasyon merkezi. Baktığımız zaman yapılması gereken bizim için birinci derecede önemli olan bu sektörü gelişme potansiyeli olan, ülke ekonomisini taşıyan sektörlerde iyi bir şekilde kullanmaktır. Dünyada var olan belirli platformları iyi bir şekilde kullanabiliriz. Ama isteğimiz Türkiye’nin yerel katma değerli hizmet ve yazılım oranını yukarıya çekmek. Bu şekliyle ilk olarak ülkenin önündeki gelişmeye açık en büyük alan bu sektörlere yönelik kendi katma değerimizi koymamızdır. Bunun için de öncelikle sağlıklı rekabet koşullarının oluşması gerekiyor. TELEKOM DÜNYASI: Bugün en çok üzerinde durulan kavramlardan biri de Ar-Ge…Bu konuda her kurum üzerine düşeni yapıyor. BTK’nın da Türk mühendisleri için pozitif ayrımcılığı içeren uygulamaları var. TÜBİSAD olarak bu konuda ne gibi projeleriniz var? TURGUT GÜRSOY: TÜBİSAD olarak AR-GE’nin Türkiye’deki payının artmasına çok önem veriyoruz. Çünkü Avrupa Birliğindeki ülkelerin AR-GE harcamaları, toplam bütçelerindeki AR-GE payları ve bunların ortaya çıkardığı sonuçları çok net bir biçimde görüyoruz. Son 10 yıl içersinde Amerika’nın AR-GE payı toplam hasılanın %3-4, Avrupa’nın ise %2 seviyelerinde. Bu aradaki fark Avrupa ile Amerika arasındaki gelişmişlikteki farkını da ortaya koyuyor. Fakat bazı noktalarda da AR-GE bir ülke için çok ciddi gider kaynağı, boşa giden yatırım olma riski de taşıyor. Bu noktada AR-GE’nin ticarileştirilebilen AR-GE olmasına dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kısacası araştırma geliştirme fonlarının özel sektör tarafından daha fazla kullanılabilir, özel sektörün bu işi tüm dünyaya yaygınlaştırabilecek fırsatların daha fazla aktarılması, kamunun kullandığı AR-GE payının da paralel de düşürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Özel sektör temsilcisi olarak bu noktada diyoruz ki; AR-GE yapalım fakat bunu ticarileşme, büyüme hedefi doğrultusunda yapalım. Bu AR-GE’yi de özel sektör kanalıyla yapalım ki özel sektör bu AR-GE’yi birçok pazara yaygınlaştırma potansiyeline erişsin. Mevcut AR-GE’nin %50’si TÜBİTAK, %25’i üniversiteler ve geri kalan %25’te özel sektör tarafından yapıldığını biliyoruz. Aynı zamanda sektörlerde kesilen belirli fonlar ise tekrar sektöre dönmüyor sene sonunda büyük bir ihtimalle hazineye aktarılıyor. Biz buradaki fonların sektörün büyümesine, özellikle değer yaratmaya yönelik çalışmalara aktarılmasını umut ediyoruz. TELEKOM DÜNYASI: TÜBİSAD’dan beklentiler, muhtemelen biraz da sizin sayenizde hayli yükselmiş durumda. Ürün sahteciliğinin önlenmesinden, haksız rekabet ortamının giderilmesine, uluslar arası standartların belirlenmesinden, AB projeleri ve fonlarından yararlanmaya, hatta nitelikli iş-

10

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

TELEKOM DÜNYASI: We are talking about “Informatics”; but especially in terms of hardware we are foreign-dependent. It is almost the same situation for software… What should we do in the fields of hardware and software? Could the “Indian model”, which is always mentioned, be applied in Turkey? TURGUT GÜRSOY: Turkey is an operations center for some sectors like automotive, textile, tourism and health. What should be done is using this sector of prime importance well within the sectors with a potential of development, carrying the national economy. We can use some platforms in the world positively. But our wish is to increase the rates of local valueadded services and software of Turkey. In this way the largest open-ended field for the country is to put our own added-value for these sectors. For this, healthy conditions of rivalry must be developed first. TELEKOM DÜNYASI: One of the most accentuated concepts today is R&D… Each institution does its part about this subject. BTK also has some applications which include a positive discrimination for Turkish engineers. What kind of projects have you got as TÜBİSAD? TURGUT GÜRSOY: As TÜBİSAD we give great importance to the increase of the shares of R&D in Turkey. Because we see the investments on R&D in countries of the European Community, the shares of R&D in their total budget and the results of these, clearly. In the last decade, the shares of R&D in America are the 3-4% of the total output, in Europe this share is approximately 2%. The amount of the difference between these two shares also shows the difference in the level of development between these Europe and America. But sometimes R&D may become a great source of expense for a country, it also carries a risk of become a wasted investment. At this point we think that it should be considered whether the R&D can be commercialized or not. In short, we believe that R&D funds should be used by the private sector more; more opportunities should be given to the private sector to extend this work through the world; and the R&D funds spared for the public enterprises should be decreased in parallel to these. About this issue, as a representative of private sector, we say, “We should do R&D; but we should do it within a target of commercialization and extension. We also should do this R&D via private sector so that the private sector will reach the potential to extend this R&D in many markets.” We know that the 50% of the current R&D is done by TÜBİTAK, 25% of it is done by the universities and the remaining 25% is done by the private sector. Besides, funds cut from the sectors don’t return to the sector; they are probably transposed to the public treasury at the end of the year. We hope that these funds will be transposed to the growth of private sector, especially to the works to create value. TELEKOM DÜNYASI: The expectation from TÜBİSAD, perhaps on account of you, have become higher. It is expected that many issues some of which are the prevent-


gücü sorununun giderilmesine kadar birçok konu TÜBİSAD’ın gündemine girmesi gibi beklentiler var. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? TURGUT GÜRSOY: Bahsettiğim oldukça geniş bir katılımla gerçekleştirdiğimiz yapılanma etkinliğinde önceliklerimizi belirledik. Bu etkinlikten önce üyelerimizin bizden beklentilerinin ne olduğunu görebilmek için üyelerimizi ziyaret ettik. Buna benzer çıktıları gerçekleştirdiğimiz bu ziyaretlerde de gördük. Bu ziyaretler ve yapılanma etkinliği sonucunda yönetim kurulumuzda çalışma komisyonları kurduk. Bahsettiğimiz bu konuların büyük bir kısmını o komisyonlarda adresledik ve bu çalışmaların büyük bir kısmında somut çıktılar aldık. Önümüzdeki birkaç tane daha almamız gereken aksiyon olmakla birlikte bu konuların tamamını içeren çalışmaları yürütüyoruz. Bu konuda profesyonel bir kadrodan oluşan genel sekreterliğimiz var. Aynı zamanda bu kadroyu destekleyen tecrübeli bir hukuk büromuz var. Yine tüm bu çalışmalarımızı basın ve kamuoyu ile paylaşan iletişim danışmanımız ve Ankara temsilciliğimiz var. Bu kadrolarımızın tamamı bahsettiğim komisyonların sağlıklı bir şekilde çalışabilmelerini için çaba sarf ediyorlar. Örneğin mevzuat komisyonumuz sahtecilikten, verimsiz operasyonlara, haksız rekabet ortamından sektörün büyümesine yönelik her alandaki mevzuatlarda öneriler götürüyor, yasa taslakları hazırlıyor, kamu ve sektör ile bunun iletişimi yapılıyor ve ortak bir noktada kamunun, sektörün birlikte oluşturduğu yönetmelikler hazırlanıyor. Dolayısıyla bu noktada çok ciddi şekilde yol alıyoruz. Bunun dışında sağlıklı rekabet ortamının oluşması için iş yapma standartlarının belirlenmesi için yine çalışmalar yürütüyoruz. Aynı zamanda devletin düzenleyen ve denetleyen noktada olması gerektiğini savunuyor ve devletin özel sektörde hiçbir zaman rekabet etmemesi gerektiğine inanıyoruz. TELEKOM DÜNYASI: Geçtiğimiz günlerde bir bildiri yayınlayarak, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’a TÜBİSAD olarak destek verdiniz. Hükümetle ilişkileriniz nasıl? Gereken desteği bulabiliyor musunuz? Özellikle yeni ticaret kanununun yasallaşması, vergi yükünün hafifletilmesi ve bilişimin stratejik sektör ilan edilmesi gibi beklentilerinize sizce hükümet nasıl yanıt verecek? TURGUT GÜRSOY: Öncelikle Sayın bakanımızın söylediği 160 milyar dolarlık hedefi sahipleniyoruz ve destekliyoruz. Yakınsamayla birlikte ortaya çıkan hizmetlerin birlikte verilmesi gerektiğini ve buradaki IT payının arttırılmasının zorunlu olduğunu, aynı zamanda hizmet ve yazılım payının da arttırılmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Yeni ticaret yasa tasarısının içinde bizim sektörümüzü ilgilendiren önemli maddeler var. Bu bilginin elektronik ortamda saklanması, yasal hale gelmesi sektörümüz ve ülke açısında oldukça önemli. Sayın Bakanımız farkındalık seviyesi en yüksek siyasi otoritelerden biridir. Biz de politika bağımsız bir şekilde bakanımızı destekliyoruz. Kamuyu taraf olarak değil paydaş olarak görüyoruz.

ing the forgery of products, repairing the unfair competing environment, defining the international standards, benefiting from the EU projects and funds, and even repairing the problem of the lack of a qualified workforce, will be added to the agenda of TÜBİSAD. What are your opinions about this? TURGUT GÜRSOY: We determined our priorities in our settlement activities with a high level of participation. Before these activities, we visited our members to see their expectations from us. We realized this kind of expectation in these visits too. As a result of these visits and settlement activities, we established the operation commissions in our board of management. We addressed a large part of these issues in those commissions and reached some tangible data. We still have to do actions in the next days; however we are continuing our works which include all of these issues. We have an office of general secretarial made up from a professional staff. We also have an experienced law office which supports this staff. Again, we have communication consultant who shares our works with the media and public; and we have our Ankara agent. All of our staff tries hard to make these commissions work in a healthy way. For example, our legislation commission provides suggestions to the legislations in many fields; from the matter of forgery to the matter of unproductive operations, from the reparation of the unfair competing environment to the extension of the sector; it prepares a law draft, the connections between the public and private sector are made and some common regulations are prepared by the public and private sectors together. Therefore we are seriously moving forward. Besides, we are continuing our attempts to define the business standards in order to create a healthy environment for competing. We also argue that the state must be in a position to organize and check; we believe that the state mustn’t be in competition with the private sector. TELEKOM DÜNYASI: In the previous days, you published a notice and supported the Minister of Transport and Communication, Mr. Binali Yıldırım, as TÜBİSAD. How are your relationships with the government? Could you find the support you need? What will be the government’s reply to your expectations particularly like the legitimateness of the new commercial code, extenuation of the burden of tax, and declaration of informatics as the strategic sector? TURGUT GÜRSOY: First of all, we lay claims to the target of 160 billion dollars that our Minister said and support him. We think that the services connected to the convergence should be given together with it, the IT share of it must be increased; and we also think that the increase of the service and software shares is necessary. Inside the new commerce regulation bill there are some important articles which interest our sector. Storage of this data electronically and its legalization are very important both for our sector and our country. Our Minister is one of the political authorities with the highest level of awareness. We are supporting our Minister independently from the politics. We consider public not as a rival but as a partner.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

11


SİNEMA/SANAT

Çöl Kumlarıyla Zaman

PERS PRENSİ TIME WITH SANDS OF DESERT

PRINCE OF PERSIA Zümrüt Tanrıöven Prince of Persia 1989 yılında Apple ile anlaşarak, Jordan Mechner tarafından kodlanıp bize ulaştığında henüz yeni bir hareket motoru ve oyun teknolojisiyle karşı karşıya kalmıştık. Kısa zamanda en çok sevilen ve milyonlarca kopya satan oyunu disket üzerlerinde yazan ‘Prens’ isminden hatırlarsınız. Bundan sonra hızla gelişen oyun endüstrisi ve görsel teknoloji, bizlere birçok Prens oyunu oynama imkânı sundu ve Pers dünyası, batının gözünden bizlerle buluştu.

zumrut@telekomdunyası.com

Oyunlar birçok hayran kitlesini birbiri ardından sürüklerken, sonunda bu senelerden sonra bir filmin geleceğini herkes tahmin ediyordu. Ancak korkumuz; kimin Prince gibi bir karakteri canlandırma onuruna sahip olacağı yönündeydi. Bundan 21 sene önce oyunun fikir babası Mechner’ın kardeşi tarafından, bir disket oyunu için canlandıran Pers Prensi Destanı bu yapılacak olan filmde kim canlandıracaktı? Se-

When Prince of Persia had made a deal with Apple in 1989 and encoded by Jordan Mechner, we were just introduced with new engine of movement and gaming technology. You would remember ‘Prince’ from a name on disk which was sold over 1000 copy and loved by over 1000 people once. After that, quick development about game industry and visual technology gave chances to play lots of game of Prince and world of the Prince was met with us form eyes of west. At the end, all those games drag the people after; everybody could guess that movie was coming. But our concern was who was going to be that Prince. 21 years ago from this time, Prince Destan played as a model by brother of Mechner who was father of idea and now we were wondering that which people were going to play that role. How the scripts were going to write? And... Most importantly, how was going to be visuality and places of the game?

12

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


naryo nasıl yazılacaktı? Ve… Belki de en önemlilerinden birisi olarak mekânlar ve görsellik nasıl olacaktı? Orlando Bloom’u beklerken… Güneş sarısı kumlar ve sizin de derinden hissettiğiniz sıcaklığıyla, Pers çölleri beyaz perdeye geldi nihayet ve çoğu konuda, korkulanın aksine başarılı bir şekilde sınavı geçti. Jerry Bruckheimer’ın yapımcılığını üstlenmesi öncelikle akıllardaki soru işaretlerinin biraz daha şeffaf hale gelmesini sağlamıştı ancak oyuncu seçimleri konusunda yine de merak içindeydik. Açıkçası Donnie Darko kahramanı Jake Gyllenhaal’ın Prens Destan rolünü oynayacak olduğu haberini ilk duyduğumda hayal kırıklığına uğramıştım. Ben ve oyun seven tüm çevremin ortak kararı nedense Prens’i Orlando Bloom’un canlandırması yönündeyken üstelik. Sonrasında, film yaklaştıkça ve afişler etrafa yayılmaya başladığında fikrimin değişebileceğini fark etmeye başladım. Sonunda filmden çıktığımda fikrim gerçekten de değişti: Jake Gyllenhaal, beklediğimden çok daha üstün bir performansla Prens Destan’ı tam da hakkıyla canlandırmış diyebilirim.

Expecting Orlando Bloom… Yellow of sun sands and with warmth that you can feel easily, Persian deserts came on cinema finally and about lot of subjects became successful despite of everything we concerned. Producing part by Jerry Bruckheimer erase those questions mark little bit but still about choosing actors was a concerned part. Honestly, when i heard that Donnie Darko’s hero Jake Gyllenhaal was going to get the role of Prince Destan, I disappointed. My social environment and me was hopping for another name because, Orland Bloom would be perfect for Prince. After, while the movie was getting closer and heard by other people, I noticed that my thought and idea could change. Finally, when i got out from the cinema, my thought changed. Jake Gyllenhaal shows realy high performance as Prince Destan than I expected.

Sadece oyuncuların başarısı değil konu ancak hiç birini de atlamak istemem. Prenses Tamina’yı canlandıran İngiliz oyuncu Gemma Arterton; bundan bir önceki filmindeki muhteşem İo performansı ardından çok doğru bir karardı. Prens’in toprakları Pers İmparatorluğu Kralı Sharaman’ı canlandıran Ronald Pickup ve kardeşleriyle en önemlisi de vezir ve aynı zamanda kralın kardeşi olan Nizam’ı canlandıran usta oyuncu Ben Kingsley’in performansları hafife alınmayacak kadar başarılıydı. Oyuncular arasındaki diyaloglar da aynı derece de başarılı ve oldukça hareketliydi.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

13


SİNEMA/SANAT

Mekan ve müzikler başarılı Tüm bunlarla beraber en başarılı bulduğum yanlardan biri de mekânlar ve müziklerdi. Müzikleri yine başarılı Kingdom of Heaven filminden tanıdığımız Harry Gregson-Williams’a ait olan filmin, bu açıdan sizi gerçekten de Pers topraklarında hissettirdiği kesin. Ayrıca prenses Tamina’nın muhteşem toprakları Alamut ise tasarımı ve görselliğiyle eşsiz bir görüntü sunuyor. Bununla beraber bütün aksiyon ve durmak bilmeyen filmin güzel yanları yanında, eksik ve rahatsız edici tarafları da var. Bir oyun uyarlaması olarak baktığımızda; şimdiye kadar yapılmış en iyi uyarlamalardan birisi olduğunu söylemek mümkün. Öte yandan bir film olarak baktığımızda belli noktalardan vasat kaldığını da söylemek zorundayım. İlk olarak beni rahatsız eden nokta; doğunun merkezindeki topraklardan bahsediyoruz ancak herkes İngiliz Kraliyet ailesindeki gibi bir İngilizce konuşmakta. Bu oldukça rahatsız edici ve üzerinde özenle düşünülmesi gerektiğini savunduğum bir konu. Eğer Batı’nın gözünden bir Doğu hikayesi anlatmaya cesaret ediliyorsa, en azından konuşulan İngilizce’nin Doğu’yu anlatan aksanlarla olması daha uygun olurdu. Ayrıca konunun ve karakterlerin, aslında oyunun ana konusundan kopuk olması da çoğu kişiyi hayal kırıklığına uğratan bir başka husus. Kimsesiz çocuk Prens oluyor Destan, Kral Sharaman ve Vezir Nizam’ın hüküm sürdüğü Pers topraklarında, korkusuzca gezinen, kimsesiz bir çocuktur. Sharaman’ın, onun cesaretinden etkilenip, onu evlatlığı olarak Pers İmparatorluğu Prens’i yaptıktan sonra gelişen olaylar dizini anlatıyor bize... Prenses Tamina’nın hükmettiği, Alamut Kulesi işgalinden sonra tüm düzenin bozulması ve zamanın güçlerini içinde bulunduran bir hançerin Prens’in eline geçmesinden sonra; ölümler, durmadan devam eden koşturmalar ve hiç bitmeyen hızıyla film, oyun uyarlaması değil de sadece, kendi başına bir film olarak düşünüldüğünde, neredeyse eksiksiz. Kısacası sinema salonundan çıktığımda düşündüğüm iki şey vardı, bundan sonraki filme giderken daha çok mısır alacağımı ve kesinlikle bunu okuyucularıma önermem gerektiğini. Eğlenmek, heyecanlanmak ve güzel bir film izlemek istiyorsanız şiddetle tavsiye ediyorum. Ayrıca genel bir öneriyle, kendinize bir zaman bulup, sinemaya gitmenizin sizi tüm iş stresinden ve her şeyden uzak tutacağını da söylemeden geçemeyeceğim. İyi seyirler...

14

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

It is not just success of actors but I do not want to pass any of them. British Actress Gemma Arterton as Princess Tamina, showed excellent performance as Io in a movie which was just before Prince, so she was brilliant decision. King Sharaman who was leader of Persian Empire is Ronald Pickup, and Destan’s brothers are also great and most importantly, Vizier, at the same time King’s brother Nizam is master actor Ben Kingsley was almost incredible. Dialogs between roles are also very successful and alive. Places and music are brilliant With all of those, places and music are very prosperous. Music is composed by Harry GregsonWilliams who was also known from Kingdom of Heaven. He really makes you feel like you are in Persia. Also, Alamut where Princess Tamina’s great land design offers you such excellent visuality. Whole action and nonstop movie has also negative parts. When we see from point of game adaptation, it is possible to say that this is most successful adaptation that ever made. On the other hand, when we see just as movie, I have to say that at some point, the production is average. Firstly, a point disturbed me, we are talking about sands on East of the world, but everybody speaks like they are from England Royal Family. This is very wrong and this point supposed to be thought very carefully on. If west dare to tell a story from East, at least English suppose to have that accent. In addition, scripts and characters are far from main game scenario and fans of game do not like it. Orphan boy becomes the Prince Destan is no fear, no family child who lived in lands of King Sharaman and Vizeir Nizam. And child got Saharaman’s attention because of his courage then he adopted him into the Palace. After occupancy of Alamut where leaded by Princess Tamina, order is broken and one dagger that includes time’s power is having by Prince then death, nonstop running and action offers us almost great action movie . As a result, after cinema I have two thoughts in my head; I am going to by more popcorn at next movie, and no doubt, I had to recommend this movie to my readers. To get fun, to get excitement and if you want watch a good movie, I strongly recommend Prince of Persia. My advice, you get some space for yourselves, go to cinema and escape from stress of your job as soon as possible. Have a nice watch…


Evet Türkiye! • En güzel ve en yeni filmler FilmClub ve FilmClub2’de. • Mutlaka görmen gereken 1001 film Club1001 kanalında. • FilmClub kanalları, isteyen Tivibu üyelerine 1 Temmuz’a kadar ücretsiz.

Tivibu. Yanındaki eğlence bu. 444 0 375

www.tivibu.com.tr

FilmClub kanallarına üye olmak için Tivibu Standart Plus üyesi olmak gerekmektedir. Ayrıntılı bilgi için 444 0 375 TTNET Müşteri Hizmetleri’ne, TTNET Online İşlem Merkezi’ne (www.ttnet.com.tr ) ve Tivibu Web Sitesi’ne (www.tivibu.com.tr ) ulaşabilirsiniz.


BAKIŞ AÇISI

Sanal operatörler GSM hizmetinin rekabete açılmasını sağlar mı? Do the virtual operators provide competition in GSM service?

Prof. Dr. Hüseyin Altaş

huseyin@telekomdunyasi.com

Nurcihan Dalcı

nurcihan.dalci@law.ankara.edu.tr

16

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Sanal mobil operatörlük diye kısaca ifade edebileceğimiz, Sanal Mobil Şebeke Hizmeti, (Mobile Virtual Network Operator –MVNO) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından ilan edilen “Elektronik Haberleşme Hizmet, Şebeke Ve Altyapılarının Tanım, Kapsam ve Sürelerine İlişkin Düzenlemenin” 1.8. maddesinde, “İşletmeci tarafından, adına tahsis edilmiş frekans bandı olmaksızın, mobil elektronik haberleşme hizmeti sunmak üzere Kurum ile imtiyaz sözleşmesi imzalayan işletmecilerin altyapıları üzerinden, ağırlayan işletmecinin Kurumca verilen yetkilendirmesi kapsamında, kendi markası ile abonelerine mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulmasını kapsar.” şeklinde ifade edilmektedir. Başka bir anlatımla, Sanal Mobil Şebeke Hizmeti, sanal cep telefonu operatörlerinin, frekans bandına ihtiyaç duymadan, daha önceden lisans verilerek yetkilendirilmiş bir GSM operatörünün

Mobile Virtual Network Operator (MVNO), that can be referred mobile virtual operator, is defined in the Article 1.8 of the “Regulation Concerning the Definition, Scope and Periods of Electronic Communication Service, Network and Infrastructure” declared by Information and Communication Technologies Authority (BTK) as follows: “It covers mobile electronic communication services to its subscribers with its own brand under the scope of authorizations granted by the Authority for the operator hosting over infrastructures of operators signing Concession Agreement with the Authority to provide mobile electronic communication service without having frequency band assigned to himself.” In other words, Mobile Virtual Network Service is a system that mobile virtual telephone operators may provide mobile voice, data and value-added mobile telecommunications services through technological infrastructure of an authorized GSM operator (Turkcell, Vodafone and


(Turkcell, Vodafone ve Avea) teknolojik altyapısını kullanarak abonelere mobil ses, veri ve katma değerli mobil telekomünikasyon hizmetleri sunabildikleri bir sistemdir. Bu sistemde, sanal operatörler, lisanslı operatör olan Turkcell, Vodafone ya da Avea ile anlaştıktan sonra (lisanslı operatörlerden dakika bazlı tarifeler ve hatları toplu olarak satın aldıktan sonra) kendi belirleyeceği pazarlama-satış altyapısıyla kendi numara, marka ve görsellerini kullanarak abonelerine her türlü cep telefonu veri, görsel gibi hizmeti verebilmektedir. Sanal operatörler ayrıca, abonelerine kendi markası ile SIM kart verebilir, aboneleri ile kendi adına abonelik sözleşmesi yapabilirler. Dolayısıyla sanal operatörler faturalama ve tarifeler dâhil olmak üzere birçok alanda bağımsız olarak hareket edebilmektedirler. Sanal operatörlerin en büyük avantajı özel tüketici grupları belirleyerek sadece o kitleye hitap edebiliyor olmalarıdır. Bu doğrultuda belirli alanlara ya da tüketici gruplarına özel olarak uygulanan bu tarifelerle sanal operatörlerin pazarda ciddi bir rekabet ortamı yaratacağını söylemek kanaatimizce yanlış olmayacaktır. Belirli yaş aralığındaki abonelere, belli etnik kökenlilere ya da belli taraftar gruplarına (ülkemizde 2009 yılından itibaren faaliyete başlayan Fenercell, GSMobile, KartalCell, Trabzoncell örnek olarak verilebilir) özel olarak hizmet sunabilen sanal operatörler, belirli alana odaklanabildiklerinden dolayı farklı kampanyalar ve tüketi-

Avea) licensed previously without the need for frequency bands. In this system, virtual operators can provide every mobile phone services such as data, image through their marketing-sales infrastructure by using their own number, brand and images after signing an agreement the licensed operators Turkcell, Vodafone or Avea (after purchasing the minutes-based tariffs and lines from the licensed operators). Virtual operators can also offer their subscribers a SIM card with their own brand, and make a subscription agreement with their subscribers on behalf of themselves. Hence virtual operators are able to act independently in many areas including billing and tariffs. The biggest advantage of virtual operators is that they can identify specific groups of consumers and address to only those groups. It can be said that virtual operators can create a serious competitive environment in the market with these tariffs targeting the specific areas or groups of consumers. Virtual operators providing services to subscribers in a certain age range, people from specific ethnic origin or certain supporters groups (Fenercell, GSMobile, KartalCell and Trabzoncell that became operational since 2009 in our country can be given as examples) will try to strength their market presence by offering different campaigns and customer-specific

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

17


BAKIŞ AÇISI

18

ciye özel tarife seçenekleri sunarak bu pazarda yer edinmeye çalışacaklardır. Diğer yandan daha düşük fiyatlarla, daha fazla sayıda hizmet türü ve operatör seçimi şansına sahip olan tüketici de, bu sistemden fayda sağlayacaktır.

tariff options, because they can focus on a certain area. On the other hand, consumer having an opportunity to choose among more service types and operators with lower prices will benefit from this system

Herhangi bir alanda kendi markasını yaratmış ve dolayısıyla belli bir tüketici kitlesi olan bir işletme, kendi müşterisine hitap etmek üzere sanal operatörlük yetkisi alabilir. Bu durumda zaten yakından tanıyor olduğu müşteri kitlesinin ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda ve mobil pazar aracılığıyla asıl faaliyette bulunduğu alan ile ilgili kampanyaları birleştirebilir. Örneğin gıda sektöründe tanınmış olan bir marka, abonelerine, yapılan her alışveriş karşılığında bedava dakika kazanacaklarına ilişkin bir kampanya sunduğunda, bundan hem aboneler hem de işletme fayda sağlayacaktır. Şöyle ki, abone zaten yapacağı alışverişi yaparak bedava dakika kazanmış olacak, işletme ise zaten marka olduğu bir sektör sayesinde abone sayısını artırarak daha fazla kâr elde etmiş olacaktır. Bu durumun bir diğer olumlu etkisi ise, vergilendirilecek yeni alanların yaratılması sayesinde, devlete olacaktır. Aynı örneği hâlihazırda ülkemizde sanal operatörlük uygulaması olan spor kulüpleri açısından verecek olursak; bu kulüplerin taraftarları takımlarının sunmuş olduğu sanal operatörlerin abonesi olacak, bu sayede sahalarda yaşanan rekabet bir anlamda mobil piyasaya taşınmış olacaktır. Bir anlamda her bir taraftar gurubu, hangi takımın daha fazla taraftarı olduğunu, takımlarının oluşturdukları sanal operatörlere abone olarak göstermeye çalışacaktır. Bu durum ise, her bir spor kulübünün ek gelir sağlayarak hızlı bir ivme kazanmasına neden olacaktır. Diğer taraftan hem takımlarına olan bağlılığı ortaya koyma fırsatı elde eden hem de sanal operatörlerin abonelerine sunduğu özel hizmetlerden (örneğin maçtaki gollerden sonra, videoların cep telefonlarına mesaj olarak gönderilmesi) yararlanabilen taraftarlar da bu hizmetten fayda sağlamış olacaktır.

An operator that has created its own brand in a certain field and thus addressed to a particular consumer group can receive an authorization as a virtual operator to appeal its own customers. In this case, it can merge the campaigns related to its actual area of activity through mobile market to meet the needs of customers who are already familiar. For example, when a well-known brand in the food sector offers a campaign to its subscribers that is based on earning free minutes in exchange for each shopping, both subscribers and companies will benefit from it. That is to say, subscribers will earn free minutes by making shopping that they are making normally and the company will gain more profit by increasing the number of subscribers in a sector in which it has already become a brand. Another positive effect of this situation is the creation of new areas that can be taxed, so the state will also benefit from it. We can give the sport clubs as another example, which have a virtual operator application in our country. Fans of these sport clubs will become a subscriber of virtual operators that are provided by the sport clubs and the competition in football will be moved into a mobile market in a sense. In a manner of speaking, each group of fans will try to show which sport club has more fans by becoming a subscriber of the virtual operators created by their clubs. Thus, each sport club will have an additional income. On the other hand, fans will benefit from this service by having an opportunity to show their commitment to their clubs as well as receiving the special services provided by virtual operators (for example, sending videos of the goals in a match as a message).

Sanal operatörlerin bir diğer avantajı ise, büyük harcamalar gerektiren altyapı yatırımı yapmıyor olmalarıdır. Bu sayede sanal operatörlerin piyasaya girmesi, mobil pazarda hizmet çeşitliliği ve ticaret hacminin artmasını sağlayacak; bu doğrultuda şebekeler arası yaşanacak rekabet sonucu ise, çağrı ücretlerinin düşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Another advantage of the virtual operators is that they are not investing in infrastructure that requires large expenditures. In this way, virtual operators entering into the market will provide a variety of services and the trade volume will increase in mobile market; as a result of the competition between the operators, call charges will inevitably fall.

Sanal Mobil Şebeke Hizmeti ile ilgili olarak, olaya bir başka açıdan yaklaşıp, lisanslı operatörler ile sanal operatörler arası ilişkiye bakacak olursak; bu sistem bir yönüyle, daha önce de ifade ettiğimiz gibi sanal operatörlerin mobil pazardaki rekabeti arttıracak olmaları nedeniyle lisanslı operatörlerin sanal operatörlere sıcak bakmamalarını sağlarken diğer yönüyle, yeni tüketici gruplarına ulaşmada, lisanslı operatörlerin yapmış oldukları yatırımların geri dönüşünü sağlamada yapacakları katkı ve mobil pazara getirecekleri ivme nedeniyle sıcak bakmalarına neden olabilir.

Another aspect of Mobile Virtual Network Services is the relation between the licensed operators and virtual operators. The licensed operators do not lean towards the virtual operators because the competition will increase when the virtual operators entered into the mobile market, as previously stated, but their attitude can be changed as they can reach new consumer groups, ensure the return of their investments and benefit from the acceleration in the mobile market.

Sonuç olarak, sanal operatörlerin mobil pazarda yerini almasıyla birlikte GSM hizmetlerinin rekabete açıldığını söylemek, kanaatimizce yanlış olmayacaktır.

As a result, it is possible to say that GSM services will be opened to competition after virtual network operator entered into the mobile market.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


TD HABER

Gelecek İçin Bilişim KOBİ Semineri İkinci Durak Eskişehir Oldu SME Information Seminar for the Future Eskişehir was the second city

2

S

Türkiye bilişim kullanımında 133 ülke arasında 69. sırada

Turkey is at the the 69th row among 133 countries in the use of ICT

Seminerde Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Savaş M. Özaydemir, açılış konuşmasında Dünya Ekonomik Forumu’nun 2009 yılı raporlarına göre Türkiye’nin bilişim kullanımında birçok ülkeye göre geride olduğunu, bu yılki raporlarına göre de 133 ülke arasında 69. sırada yer aldığını belirtti. Türkiye’de bilişim kullanımının kamu ve özel sektörde her alanda artması gerektiğini anlatan Özaydemir, bunun için devlet desteğine de ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’de KOBİ’lerin üretim yaptığını ama müşteri bulmak konusunda yakındığını söyleyen Özaydemir, günümüzde artık müşteri beklemek yerine müşterinin ayağına gitmeleri gerektiğini, bunun için de internetin önemli bir araç olduğunu kaydetti.

At the opening speech of seminar, Savaş M. Özaydemir, the Chairman of Chamber of Industry of Eskişehir, stated that according to the 2009 reports of World Economic Forum, Turkey is back unlike several countries in ICT sector and it is at the 69th row among 133 countries according to the recent reports. Özaydemir also said that the use of ICT should be increased in all areas of public and private sector and government support is needed for this. He added that SMEs make production in Turkey but they complain about finding customers. Nowadays, instead of waiting customers they should find the customers by themselves and internet is an important tool for this.

Özaydemir’in ardından söz alan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Gürsoy, proje kapsamında Türkiye’de KOBİ’lerin bilişim teknolojilerine bakışına ve teknoloji kullanımına ışık tutmak amacıyla gerçekleştirdikleri Türkiye’nin ilk KOBİ bilişim araştırmasının çarpıcı sonuçlarına değindi. Gelecek İçin Bilişim KOBİ Araştırması, KOBİ’lerin bilişim teknolojilerini şirketleri için önemli araçlar arasında en son sıraya koyduğunu ortaya

Following Özaydemir's speech, Turgut Gürsoy, the Board Chairman of TUBISAD, mentioned about the striking results of the first SME IT results of Turkey that they implemented in order to shed light on the view of SME for information technology and to the use of technology. Research for the Future of IT SMEs reveals that SMEs set the information technology at the last rate among the im-

1. yüzyılda verimliliklerinin ve ekonomiye katma değerlerinin artması için KOBİ’lerin teknolojiden çok daha fazla ve etkin biçimde yararlanmaları gerekiyor. Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), KOBİ’lerin teknolojiye bakışını değiştirmek, teknolojiden en etkin biçimde yararlanarak maliyetlerini azaltmalarına, verimliliklerini artırmalarına yardımcı olmak amacıyla Intel, Microsoft, Avea, Türk Telekom ve TT Net’in desteğiyle hayata geçirdiği “Gelecek İçin Bilişim KOBİ e-Dönüşüm Projesi” kapsamında KOBİ’lere yönelik seminerlerini sürdürüyor. Proje kapsamında KOBİ Seminerleri’nin ikinci durağı Eskişehir oldu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen seminere Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Savaş M. Özaydemir, TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Gürsoy ve Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Mehtap Araşan’ın yanı sıra Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi ünlü gazeteci Doç. Dr. Deniz Gökçe de konuk konuşmacı olarak katıldı.

20

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

ME should benefit much more and effectively from technology to increase their productivity and economic value in the 21st century. IT Industry Association (TUBISAD) continues the seminars for SME within ‘’ IT SME for future e-conversition Project’’ which implemented with the support of Intel,Microsoft,Avea, Turk Telecom and TT Net to change the aspect of SME to the technology, to help reduce their costs and increase their productivity by benefiting from technology most effectively. Eskişehir was the second city that SME seminars was held within the Project. Savaş M. Özaydemir, the Chairman of Chamber of Industry of Eskişehir, Turgut Gürsoy, the Board Chairman of TUBISAD, Mehtap Araşan, general manager asistant and well known journalist Assoc. Dr. Deniz Gokce, lecturer of Bahcesehir University, participated in the seminar held at Anadolu University in Eskişehir as guest speakers.


koyuyor. Araştırmaya göre ülkemizde her 3 KOBİ’den birinin teknolojiyi nasıl kullanacağı konusunda bilgisi bulunmuyor. 4 KOBİ’den sadece 1’i web sitesi sahibi iken KOBİ’lerin yarıdan fazlası e-posta kullanmıyor. Gürsoy, “Bu sonuçlar, KOBİ’lerin verimliliğinin ve ekonomiye kattıkları değerin neden bu denli düşük olduğunu net biçimde gösteriyor. TÜBİSAD olarak Gelecek İçin Bilişim KOBİ e-Dönüşüm Projesi ile KOBİ’lerin vizyonunu değiştirmek ve teknolojik kapasitelerini artırmak için büyük bir adım atıyoruz” diye konuştu.

portant tools for their companies. According to the research, One out of every three SMEs in our country do not know how to use the technology. While Only one out of 4 SMEs has a website, more than half of SMEs do not use email. "these results clearly show why the productivity and the contribution to the economy of SMEs is reduced . As TUBISAD, we are making great progress to change the vision of SMEs and to increase their technological capacity with the Project for the Future of IT SMEs.’’ Said Gürsoy.

Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Mehtap Araşan da Türkiye’de KOBİ’lerin genel durumu, bilişim kullanım alışkanlıkları, KOBİ’ler için bilişim fırsatları hakkında bilgiler verdi. Benzer ülkeler ile Türkiye pazarını kıyasladığı konuşmasında Araşan, Türkiye’de 2010 yılında Türkiye’de 4.2 milyon bilgisayar satışı olacağının, bunun da 2 milyonunun kurumlara yapılan satışlardan olacağının öngörüldüğünü söyledi. Türkiye’de bilişim kullanımı ile büyüyen şirketlerin başarı hikayelerinden de örnekler veren Araşan, bulut bilişimin KOBİ’lerin teknoloji kullanımı için önemli bir fırsat olduğunu ve son dönemde daha da öne çıktığını vurguladı.

Mehtap Araşan, general manager asistant of Microsoft, gave information about the overall situation of SMEs in Turkey, IT usage behavior and IT opportunities for SMEs. In her speech the she compared the market in Turkey with similar countries, Araşan said it is estimated that 4.2 million computers would be sold in Turkey in 2010 and 2 million of these sales would be from the sales to the institutions. She also gave examples of success stories of the companies that developed with the use of ICT. She emphasized that cloud computing is an important opportunity for SMEs to use the technology.

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Deniz Gökçe de konuşmasında Türkiye ekonomisi ile ilgili genel bilgiler verdi ve krizden çıkışla ilgili yorumlarını paylaştı. Türkiye’de yakın dönemde döviz kurunda önemli bir oynama beklemediğini kaydeden Gökçe, bu konuda endişe duymaya gerek olmadığını söyledi. Ekonomik büyümenin yüzde 80’inin üretkenlik artışından geldiğine dikkat çeken Deniz Gökçe, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde en önemli işinin üretkenliği artırmak olduğunu, bunun için de özellikle teknolojiye ve verimliliğe saygı duymanın, insanımıza beceri öğretmenin ve insanlarımıza meslek edindirmenin şart olduğunu vurguladı.

Assoc. Dr. Deniz Gokce, lecturer of Bahcesehir University gave general information about the economy in Turkey in his speech and shared his comments about the cirisis. Gökçe said that she does not expect an important change in exchange rate and there is no need to worry about this issue. Drawing attention to 80% of economic growth causes from the increase in productivity, Deniz Gökçe stressed that the most important work for Turkey in the following period is to increase the productivity and it is necessary to respect the technology and the productivity, to teach people skills and to help people have jobs for this.

Gelecek için Bilişim KOBİ e-Dönüşüm Projesi ile KOBİ dünyası değişiyor

The world is changing with the Project of e-trans-

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

21


TD HABER formation of IT SME for future TUBISAD aims to improve the vision of SMEs, to help SMEs for their growth and development by benefiting form technology effectively, to bring standardization to IT dealers providing services for SMEs and to certificate the IT dealers with the Project for the Future of IT SMEs. It is aimed within the Project to; • Bring certification and service standardization for IT dealers offering services to SMEs. • To provide SMEs to grow their bussiness with limited budget by using technology most effectively with the help of SME IT professionals that will be trained to offer qualified services. Gelecek İçin Bilişim KOBİ e-Dönüşüm Projesi ile TÜBİSAD bir yandan KOBİ’lerin bilişim vizyonunu geliştirmeyi, KOBİ’lerin Türkiye çapında teknolojiden etkin biçimde yararlanarak büyüme ve gelişmelerine yardımcı olmayı, diğer yandan KOBİ’lere hizmet sunan bilişim bayilerine standardizasyon getirmeyi ve bilişim bayilerini sertifikalandırmayı amaçlıyor. Proje kapsamında • KOBİ’lere bilişim hizmeti veren bilişim bayileri arasında sertifikasyon ve hizmet standardizasyonu getirmek, • Kendilerine kaliteli çözüm ve hizmetler sunmak üzere yetiştirilecek “KOBİ Bilişim Uzmanları”nın da yardımıyla KOBİ’lerin sınırlı bütçeleriyle teknolojiden en etkin biçimde yararlanarak işlerini büyütmelerini sağlamak, • Hem KOBİ’lerin hem de KOBİ’lere hizmet veren sağlayıcıların servis kalitelerini yükseltmek, • Bu sağlayıcıları sertifikalarla belgelemek ve KOBİ’ler için güvenilir çözüm ortakları yaratmak amaçlanıyor. KOBİ seminerleri ve bayi eğitimleri devam edecek Gelecek İçin Bilişim KOBİ e-Dönüşüm Projesi kapsamında TÜBİSAD KOBİ’lerin bilişim teknolojilerinin önemi konusunda farkındalığını güçlendirmek için Adana’dan ve Eskişehir’in ardından Samsun’da da KOBİ’lere yönelik bir seminer gerçekleştirecek. Diğer taraftan Türkiye genelinde KOBİ’lerin ağırlıkta olduğu 11 ilde bilişim bayilerine teknik konuların yanı sıra satış yetkinlikleri, iş süreçleri gibi konuları kapsayan aşamalı eğitimler verilmeye başlandı. Bu eğitimler sonrasında yapılacak sınavlarda başarılı olan bilişim bayileri sertifika alarak “Bilişim Uzmanı” olmaya hak kazanacaklar. Sertifika sahibi bayiler, KOBİ’lere ne gibi bilişim yatırımı yapmaları gerektiği, bu yatırımı nasıl kullanacakları, ihtiyaçlara göre neler gerektiği gibi konularda çok daha etkin biçimde yön gösterecek ve çözüm sunacaklar. KOBİ’ler “Gelecek için Bilişim” KOBİ e-Dönüşüm Projesi sayesinde özel eğitim verilen sertifika sahibi güvenilir “Bilişim Uzmanları”nın da yardımıyla sınırlı bütçelerle hedef ve ihtiyaçları doğrultusunda doğru teknoloji ve hizmetlere yatırım yapabilecekler.

22

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

• To Increase the quality of services and the providers that gives services to SMEs • To Certificate these providers with documents and to create reliable partners for SMEs. SME seminars and dealers training will continue TUBISAD will perform a seminar in order to rise the awareness of SMEs about the importance of information technology within the Project for the Future of IT SMEs in Adana , Eskişehir and Samsun. Moreover, progressive education is saterted to be given to the information dealers in 11 provinces about the issues such as sales competencies, business processes as well as technical issues. IT resellers will receive a certificate and will be awarded as information specialist if they are successful in the exams after this training. Certified dealers will provide solutions and show a much more efficient way to SMEs about the issues such as what kind of IT investments they should do, how they will use this investment and what is required according to the needs. SMEs will be able to invest in the right technology and services with limited budget with the help of IT profeessionals who are reliable and have certificates thanks to the Project for the Future of IT SMEs.


AY SONU FATURA DÜŞÜNMEYE SON!

OFİSTEN CEBİ

%65’TEN BAŞLAYAN İNDİRİMLERLE KONUŞTURAN

EKOMİNİ PAKETLERİ

İşTcell’e gelin, seçtiğiniz Ekomini Paketi’ne 24 ay taahhüt verip, ofisten cebi dakikası 12,5 Kr’tan başlayıp 6,5 Kr’a varan fiyatlarla arayın. Seçtiğiniz Ekomini paket dakikanız kadar görüşme süresi, bir o kadar şirket içi görüşme dakikası ve ilk 3 ay, her ay 120 dk sabit hatlarla görüşme avantajı sadece Ekomini Paketlerinde. Bu avantajlardan yararlanmak için yapmanız gereken tek şey santralinize bir Ekomini cihazı takmak. 444 0 532 www.turkcell.com.tr/kurumsal Ekomini 90, 150, 250, 500, 1000 ve 2500 Ekomini Paketlerine dahil dakikalar Turkcell, şirket içi ve diğer operatör hatlarına doğru yapılan yurtiçi aramalar için geçerlidir. Paketleri 24 ay kullanmayı taahhüt eden kurumsal aboneler, sabit hatları 3 ay boyunca her ay 120 dakika ücretsiz olarak arama hakkına sahip olurlar. Paket fiyatlarına Ekomini tarifesi sabit ücreti dahil değildir. Ekomini Paketlerine, KDV ve ÖİV dahildir. Ekomini tarifesi aylık sabit ücreti 5 TL, Turkcell hatları ve diğer operatör hatlarıyla görüşme ücreti 25,5 Kr/Dakika ve sabit hatlarla görüşme ücreti 6 Kr/Dakikadır. Ücretlendirme periyodu mobil operatörler yönüne 6 saniye ve yurtiçi sabit hatlar yönüne 18 saniyedir. Ekomini paketler, diğer tarife ve paketlerle birleştirilemezler. Kullanılmayan Ekomini paketleri bir sonraki aya devretmez. 24 ay cihazlı Ekomini Paketleri kontratı yapan kurumsal müşterilerimizin, 24 ay dolmadan kontratlarından ayrılmak istemeleri durumunda cayma bedeli faturalarına yansıyacaktır. Cayma bedeli, müşterimizin her bir paketinin hatta tanımlandığı tarihten söz konusu aykırılığın gerçekleştiği tarihe kadar TURKCELL tarafından sağlanan indirim (Ekomini 90 paketi için 17 TL, Ekomini 150 paketi için 28 TL, Ekomini 250 paketi için 45 TL, Ekomini 500 paketi için 75 TL, Ekomini 1000 paketi için 145 TL, Ekomini 2500 paketi için 310 TL üzerinden hesaplanacak şekilde) ile cihaz bedelinin toplamıdır. 24 ay cihazsız Ekomini Paketleri kontratı yapan kurumsal müşterilerimizin, 24 ay dolmadan kontratlarından ayrılmak istemeleri durumunda cayma bedeli faturalarına yansıyacaktır. Cayma bedeli, müşterimizin her bir paketinin hatta tanımlandığı tarihten söz konusu aykırılığın gerçekleştiği tarihe kadar TURKCELL tarafından sağlanan indirim (Ekomini 90 paketi için 17 TL, Ekomini 150 paketi için 28 TL, Ekomini 250 paketi için 45 TL, Ekomini 500 paketi için 75 TL, Ekomini 1000 paketi için 145 TL, Ekomini 2500 paketi için 310 TL üzerinden hesaplanacak şekilde) toplamıdır. %65’ten başlayan indirim, ofisten cebe yapılan aramalar için geçerlidir. Ekomini Paket dakikalarının tamamının kullanılması durumunda 12,5 Kr’tan başlayan, 6,5 Kr’a varan fiyatlar geçerli olmaktadır. Analog Ekomini (Sabit Cep Terminali) cihazını ücretsiz almak isteyen müşterilerin yararlandığı Ekomini Paketleri ile ofisten cep, %45’ten başlayan indirimlerle aranmaktadır. Analog, dijital Ekomini (Sabit Cep Terminali) cihazına, piyasa fiyatlarına göre daha uygun şartlarda, Ekomini Paketleri ile 24 ay taksitle sahip olabilirsiniz. Turkcell’in kampanya tarih ve koşullarında değişiklik yapma hakkı saklıdır. Ayrıntılı bilgi www.turkcell.com.tr ve 444 0 532’de.


TD HABER

11. Kamu Kalite Sempozyumu 11. Public Quality Symposium

T

ürkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından 2003 yılından beri Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen Kamu Kalite Sempozyumu’nun 11’incisi, 26 Mayıs 2010 tarihinde Bilkent Otel ve Konferans Merkezi’nde ‘Hesap Verebilir Kamu Yönetimi’ ana teması ile düzenlendi. Toplantıda konuşan, KalDer Yönetim Kurulu Başkanı A.Hamdi Doğan; Kamu’da kalite’nin önemini vurgulayarak, Avrupa Birliği uyum sürecinin, yurttaşla devleti daha farklı bir konuma getirdiğini ifade etti.

Chairman of KalDer, A.Hamdi Doğan in his speech emphasized the importance of quality in public and expressed that European Union harmonization process led to a different position citizens and state.

Kamu yönetiminin, kendisine devredilen yetki ve kaynakları kullanırken, kamunun çıkarlarını önde tutması gerektiğini belirten KalDer Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı M. Fahir Altan da hesap verebilirliğin kamuoyuna yani vatandaşa karşı olmasını amaçladıklarını söyledi.

KalDer Ankara Branch Chairman M.Fahir Altan stated that while public administration use delegated powers and resources, should keep ahead of the public interests and said that they intended accountability will be against to citizens.

Sempozyum’un ilk bölümü bu yıl, tüm katılımcılara açık oldu. Sempozyumda “Kamuoyuna Hesap Verme” ve “Hesap Verebilirlik, Parlamenter Denetim ve Sayıştay” başlıklarıyla hesap verebilirlik konusu işlendi.

This year first part of the symposium was held open to all participants. Accountability was discussed under the topic of “Accountability to the Public” and “Accountability, Parliamentary Control and Court of Accounts”

Sempozyumun ikinci bölümü, çağrılı üst düzey kamu yöneticileri için, sınırlı sayıda katılımla gerçekleştirildi. Toplantı da “Kamu Yönetimi Reformları ve Hesap Verebilirlik” ile “Dünyada Hesap Verilebilirlik Uygulamaları” işlendi.

Second part of the symposium was held with a limited attendance for invited senior government executives. “Public Administration Reform and Accountability” and “Accountability Applications in the World” was discussed.

“Dünyada Hesap Verebilirlik Uygulamaları” konusunda Maryland Üniversitesi Kamu Politikaları Okulu’ndan Dr. Allen Schick Sempozyum’a konuşmacı olarak katıldı.

Dr. Allen Schick from Public Administration School of Maryland University attended to symposium as a speaker about “Accountability Applications in the World”.

11’inci Kamu Kalite Sempozyumu’nda, Kamu Sektörü Eğitim Hizmetleri Kategorisi’nde Ulusal Kalite Büyük Ödülü Sakarya Üniversitesi’ne verildi. Ödülü, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Nadir Alpaslan’dan aldı.

24

S

ince 2003 Public Quality Symposium held by Turkey Quality Association (KalDer) under the auspices of the Presidency of a Republic, 11nd Public Quality Symposium held in Bilkent Hotel and Conference Center under the theme of “Accountable Public Administration” at May 26, 2010.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

In the symposium National Quality Award in the “Educational Services of the Public Sector” category was given to Sakarya University. Sakarya University Rector Prof. Dr. Mehmet Durman took an award from Presidential Assistant Secretary General Nadir Alpaslan.


BU YIL TATiLE JET’LE GiDiN! ’le t e J a Ave rnet inte rde her ye

avea.com.tr 0555 444 1 500 avea içi 500 avea bayileri


ÖZEL HABER

5-12 Haziran Dünya Çevre Haftası'nda sektörün çevreye bakışını araştırdık

Çevre ve sektör... İnsanoğlu, elleriyle kirlettiği çevreyi korumanın çarelerini arıyor. Çevre bilinci gittikçe gelişen bir kavram… Özellikle içinde bulunduğumuz, bilgi teknolojileri ve iletişim sektöründe… Atıklar, karbon salınımı, radyo dalgaları... Daha sağlıklı bir çevre için artık herkes çok daha hassas… 5-12 Haziran’ın Çevre Haftası olmasını fırsat bilerek biz de sektöre çevreyi korumak için yaptıkları çalışmaları sorduk. Özellikle yenilenebilir enerji, enerji tüketiminin azaltılması, karbon emisyolarının azaltılması konusunda hassasiyet gösteren firmalar “yeşil teknoloji” hedefiyle hareket ediyorlar.

TÜBİSAD Çevre Çalışma Grubu Avrupa Komisyonu’nun 2012 yılına kadar üye ülkelerin karbon emisyonlarını %10 azaltmasına yönelik yaptığı çağrı Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektöründe geniş yankı buldu. 2010 yılında, sivil havacılıktan sonra karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik tartışmaların en yoğun yaşandığı sektör Bilgi ve İletişim Teknolojileri oldu. Dünyadaki karbon emisyonunun  %2’sine sebep olduğu  öngörülen sektör için bu  gelişme iki nedenden ötürü önemli: Birincisi, sektörün küresel ısınmadaki payının azaltılmasına yönelik etik kaygılar. İkincisi ise, sektörün enerjiyi daha verimli bir şekilde tüketmesinin sağlanması yoluyla ‘bilgi ve teknoloji tüketimini’  daha az maliyetli kılmak. Bu bağlamda yalnızca Avrupa Komisyonu, sivil toplum kuruluşları ve  üye ülkeler nezdinde değil sektörde faaliyet gösteren şirketler açısından da enerji verimliliği ve emisyon oranlarının düşürülmesi öncelikli konular arasında yer alıyor.   Dünyada yaşanan gelişmelerden yola çıkarak TÜBİSAD Mevzuat Komisyonu bünyesinde bir “Çevre Çalışma Grubu” kuruldu. Çalışma Grubu’nun amacı TÜBİSAD üyelerini çevre mevzuatı konusunda bilgilendirmek, sektörün çevre mevzuatı ile ilgili sorunlarını tespit etmek, bu sorunları ilgili mercilere iletmek ve TÜBİSAD olarak çevre alanında öncü sosyal sorumluluk çalışmaları gerçekleştirilmesi için altyapıyı hazırlamak olarak belirlendi.

26

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Ayrıca,  çalışma grubunun müzakere sürecinin en zorlu bölümlerinden olan “27 No’lu Çevre Faslı”nın müzakerelere açılmasının resmen ilan edilmesi ile sektörün karbon ayak izi üzerine süren tartışmalarda Türkiye’nin pozisyonunun belirlenmesinde katkı sağlaması hedefleniyor. Çalışma Grubu’nun ilk faaliyeti TÜBİSAD üyelerinin sorunlarını tespit etmek amacıyla bir anket çalışması yapılması oldu. Anket sonuçlarına göre sektörün öncelikli sorunlarının belirlenmesi ve bu sorunlara yönelik çalışmalar gerçekleştirilmesi planlanıyor. Diğer yandan, TÜBİSAD’ın üyelerini ve kamuoyunu bilgilendirme misyonu çerçevesinde kamu ve özel sektörden uzmanların katılımıyla Çevre Mevzuatı konusundaki en yeni gelişmeleri değerlendirmek ve sektörü bu gelişmelere hazırlamak amacıyla “Bilgilendirme Toplantıları Serisi” başlatılacak. TÜBİSAD’a göre daha az enerji tüketen, daha az soğutma gerektiren, yeniden dönüştürülebilir, kısacası çevreye daha duyarlı ürünlerin ve hizmetlerin geliştirilmesi bilgi ve iletişimi hem daha çevre dostu bir sektör haline getirecek, hem de daha az enerji tüketimiyle müşterilerin nihai maliyetlerini düşürecek.   Buna ek olarak, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayanan çevreci stratejiler ile kaynakların daha etkin bir şekilde kullanılması diğer sektörlerde de daha az kirlilik üretilmesini sağlayacak.


abstract

H

Environment and ICT sector

uman being looking for a cure to protection enviroment that was polluted by them..Enviromental awareness is a concept that gradually developed..Especially in information and communication industry..Wastes, carbon emission, radio waves.. Everyone is now much more sensitive to a healthier environment..In the contex of the Environment Week June 5 to 12 we we asked to the sector their work to protect the environment. Companies are especially taking care about issues such as renewable energy, reducing energy consumption, reducing carbon emissions and working under the target of “Green Technology”.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

27


ÖZEL HABER

Benzer şekilde, İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) akıllı çevreci ve ekonomik stratejilerin özellikle enerji üretimi ve dağıtımı, binalar ve ulaşım alanlarında karbon emisyonundan önemli oranlarda azalıma yol açacağını savunuyor. Bu doğrultuda, sensörler ve sensör ağları, akıllı enerji şebekeleri, akıllı binalar ve akıllı endüstriyel süreçlerin orta-uzun vadede kaynakların etkin kullanımını sağlayacak kilit teknolojiler olarak değerlendiriliyor.  Danışmanlık firması McKinsey tarafından yapılan güncel bir araştırmaya göre ise “akıllı” araç ve yöntemlerin kullanılmasının 2020 yılına kadar karbon salımlarında yüzde 15’lik bir düşüşe sebep olacağı öngörülmekte. Bu doğrultuda, TÜBİSAD Çevre Çalışma Grubu sektörün çevrenin korunmasındaki öncü rolü konusunda kamuoyu nezdinde farkındalık yaratmak ve yeşil teknolojilerin kullanılmasını teşvik etmek amacıyla çalışmalar yürütecek.

bu çerçevede dünyanın önde gelen çevre standartlarına saygılı ve doğaya dost bir üretim anlayışına sahiptir. Ürünlerimizi çevre dostu malzemeler ile üretiyoruz. Başta enerji kullanımını azaltmak olmak üzere tüm üretim sürecimizin çevresel etkilerini özenle takip ediyoruz. Ortaya çıkan ürünlerimizin bileşenlerinde ve tasarımında da çevresel etkileri dikkate alıyoruz. Enerjiyi mümkün olduğu kadar az tüketen ürün tasarımlarına odaklanıyoruz. Bunun yanı sıra, gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla üretim süreçlerimizde kurşun kullanımını önemli oranda azalttık. Şu anda, üretimimizin yaklaşık %70’ini kurşunsuz üretim olarak gerçekleştiriyor ve bu oranı daha da yükseltmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ayrıca tüm iş süreçlerimizde çevre konusunda kurumsal bir bilinçle hareket ettiğimizi söyleyebiliriz. Bu çerçevede yaptığımız çalışmalardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Yönetmeliğince, son dört yılda 6 tonu aşkın Plastik (PE) ve 110 tondan fazla KağıtKarton’un geri dönüşümünü sağladık. Piyasaya sürmüş olduğumuz ambalaj atıkları haricinde, üretim atıklarının da bu çerçevede değerlendirilmesi için çalışmalarımız devam ediyor. Dokümantasyon sistemimiz onay mekanizması dahil, şirket içi tüm yazışmalar ve formların büyük çoğunluğu, elektronik sistemde yürütülerek, kağıt kullanımının minimuma indirilmesi sağlandı.

Nurşen Yıldırım Karel Pazarlama Direktörü Türkiye PBX pazarında yüzde 60’lık payla pazar lideri konumunda olan Karel tamamen kendi mühendislik birikimine dayanan güçlü Ar-Ge faaliyetleri ile dünyanın 25 büyük üreticisinden biridir. Hedefimiz Ar-Ge avantajımızı yeni ürün ve teknolojilerle daha da geliştirmek, dünyanın en büyük 10 üreticisi arasına girmektir. Türkiye’nin haberleşme elektroniği sektöründe yabancı ortağı olmayan en büyük şirketi olarak kuruluşumuzdan 23 yıl sonra bugün, her ölçekteki işletmenin iletişim ihtiyaçlarına yanıt veren telekomünikasyon cihazları üretmeye devam ediyoruz. Mühendislik birikimini ve yenilikçi teknolojileri ile uluslararası arenada güçlü bir varlık gösteren Karel,

28

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliğince, ithal etmiş olduğumuz akülerin 7,84 ton’unun geri dönüşümü ve bertarafı sağlandı. Kuru tip akülerin ithalatı sona erdiği için, geri dönüşüm ve bertaraf işlemleri, yurtiçi tedarikçilerimizin sorumluluğuna devredildi. Yine bu yönetmelik kapsamında, fabrika içerisinde oluşan atık pillerin bertarafı ve geri dönüşümü sağlanmakta. 2005 yılı son çeyreği itibariyle, üretim malzeme, ekipman ve kimyasallarında, RoHS direktifine uygun üretim yapılabilir hale geçildi. RoHS direktifi ile beraber Kurşun, Krom +6, Civa, Kadmiyum, PBB ve PBDE kullanımı belli limitlerle sınırlandırıldı. Elektronik atıklar ve hurdaların belirli periyotlarla geri dönüşümünü sağlıyoruz. Anlaşmalı firmalar tarafından yapılan bu geri dönüşüm işlemleri sonrasında firmamız adına fidan dikiyoruz. Aylık periyotlarla yapılan, İstatistiksel Proses Kontrol verileri incelenerek, hurda ve onarım miktarlarında sürekli iyileştirme gerçekleştiriyoruz. Üretim tesislerinde belirli periyotlarla, emisyon ölçümleri yapılarak, gaz salınım değerlerini inceleyerek kontrol altında tutuyoruz.


az enerji tüketirken, karbondioksit emisyonlarını %60 azaltmakta. Bu doğrultuda, hem çevreyi korumak, hem de mevcut giderleri düşürmek artık daha da mümkün hale geldi. Akıllı enerji tasarrufu teknikleriyle yoğunluk durumuna göre ekipman otomatik olarak devreye girmekte, bu da ekipmanın verimli kullanılmasını sağlayarak enerji tüketiminde maksimum tasarruf yapılmasını sağlamaktadır. Öte yandan, tedarik zinciri yönetiminde çok yüksek verimliliğe sahip bir kontrol sistemi geliştiren Huawei, üretim ve nakliye süreçlerindeki çevresel etkenleri de göz önünde bulunduruyor. Huawei, ulaşım ve lojistik sarfiyatından tasarruf ederek kullanıcı dostu bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) hizmetlerini geliştiriyor. Ayrıca faaliyette bulunduğu onlarca ülkede temiz enerjiyi teşvik etmekle kalmayıp karbon sarfiyatını azaltma konusunda projeler de geliştiriyor.

Tufan Ünal

Huawei Türkiye Pazarlama Direktörü

Özetle Huawei olarak, telekomünikasyon sektörünün pazara sunduğu çözümlerin sağlayacağı gelişmiş enerji verimliliğinin ve azaltılmış salınımların, Nötr Karbon bir endüstri geliştirilmesine destek olacağına inanıyoruz. Bu daha yeşil bir ulusal GDP geliştirilmesine katkıda bulanacağı gibi uzun vadede telekomünikasyon şirketleri için de işletme maliyetlerinin düşmesi anlamına gelecek.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çevre bilinci günbegün artıyor. Artık toplumun her kesimi, bu konuda elinden geldiğince faaliyette bulunmaya çalışıyor. Bu kapsamda, uluslararası firmalar başta olmak üzere birçok kurum da üzerine düşen sorumlulukları yerine getiriyor. Yapılan araştırmalara baktığımızda; Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2008 istatistiklerine göre 1973- 2006 yılları arasında küresel enerji tüketiminin %73, CO2 salınımlarının ise % 79 arttığını görüyoruz ki bu, durumun ne derece önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. ICT sektörü detayında konuyu ele aldığımızda sektörün dünya GSYİH içindeki payı %7 civarında ve CO2 emisyonunun 2% ‘sinden sorumlu. Mobil telekom sektörü ise toplam gelirin %1.6 sini üretirken, CO2 emisyonunun 0.2%’sini yapıyor. Bununla birlikte teknoloji kullanımı birçok açıdan çevrenin korunmasına yönelik çözümleri de beraberinde getiriyor. Ayrıca telekomünikasyon sektörünün, özellikle son 10 yılda çevreci BT alanında birçok yeniliği hayata geçirdiğini ve kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü de görüyoruz. Huawei olarak biz de çalışmalarımızı çevresel faktörleri göz önünde bulundurarak, bazı taahhütler çerçevesinde yürütüyoruz. Müşterilerimize ve iş ortaklarımıza, karbon salınımlarını azaltma ve mülkiyetlerinin toplam maliyetini yükseltme konusunda yardımcı olmak üzere ürünlerimizin enerji verimliliğini sürekli olarak iyileştirmeye çalışıyoruz. Bir örnek vermek gerekirse Huawei’nin Yeşil Baz İstasyonu çözümü, geleneksel ürünlere kıyasla %30 daha

Serdar Urçar

HP Türkiye Ülke Müdürü Günümüzde bilgi ekonomisine geçiş ve bilgi toplumu bağlamında büyük bir değişim yaşanırken BT teknolojilerinde maliyetlerin düşürülmesiyle verimliliğin artırılması ön plana çıkıyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin lider BT şirketi HP olarak görevimiz, sunduğumuz yenilikçi, güvenilir, düşük maliyetli, daha az enerji ve kaynak tüketen, yüksek performanslı ve çevre dostu veri merkezi teknolojileriyle

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

29


ÖZEL HABER

Türkiye’nin bilgi ekonomisine geçişine katkıda bulunmak ve sunduğumuz teknolojiler sayesinde firmaların rekabet güçlerini artırmalarını sağlamaktır. 5 Haziran Dünya Çevre günü vesilesiyle dünyanın en yeşil şirketleri arasında yer alan bir kuruluş olarak yeşil teknolojiler geliştirmeye tüm hızımızla devam edeceğimizi belirtmek isteriz. Sürdürülebilir kalkınma vizyonuna sahip küresel bir şirket olarak ürünün dizaynından üretimine, dağıtımından geri dönüşümüne kadar bütüncül bir ürün yaşam döngüsü stratejisine sahibiz. Çevresel sorumluluk bilincine sahip lider bir IT kuruluşu olarak, hem kendi bünyesinde hem de müşterilerinde IT altyapısının çevresel etkilerini azaltmaya çalışıyoruz. Günümüz ekonomik şartlarında firmaların bir sorunu da çevresel etkiyi azaltırken maliyetleri de düşürebilmek. HP geliştirdiği teknolojilerle bu zoru başarmaya çalışıyor. Günümüzde teknoloji birçok alanda olduğu gibi çevresel etkinin azaltılması konusunda da bizlere çözüm sunuyor. Örneğin iklim değişikliği ile mücadelede IT sektörü büyük öneme sahip. İklim Değişikliği 21. yüzyılda insanlığın karşılaştığı en büyük tehditlerden bir tanesi. Küresel bir sorun olan iklim değişikliğine neden olan CO2 emisyonlarının %2si IT sektörüne ait. Bu çok büyük bir oran değil ama geri kalan %98lik kısımdan sorumlu olan diğer sektörlerde düşük karbonlu üretime geçiş için IT sektörü kilit bir role sahip.

maliyetlerini düşürmektir. Günümüzün kriz ortamında düşük maliyet ve verimliliğe odaklanan kurumsal bir şirketin BT teknolojilerini sürekli yenilemesi gerekmektedir. Biz de kendi bünyemizde gerçekleştirdiğimiz BT dönüşümünden edindiğimiz deneyimle bu dönüşümde müşterilerimiz için stratejik ve güvenilir bir iş ortağı olarak hizmetlerimizi sunarken iki amaç güdüyoruz: 1) Şirketlerin birleşik, düşük maliyetli ve verimli bir BT altyapısına sahip olması (yani veri işleme ve erişim hızıyla güvenilirliği artırırken daha az para harcamaları). 2) BT dönüşümüyle elde edilen esnek kaynaklarla BT bölümlerini yenilikçi, güvenilir ve istikrarlı yönetim sistemlerine entegre ederek genel işletme veriminin artırılması. Bu çerçevede, şirketlerin BT yatırımlarını hangi ihtiyaçlara yönlendireceğini ve nasıl bir yatırım planı yapılacağını belirlemek üzere araştırmalar yürüterek bilgilerimizi sürekli güncelliyoruz. Bu noktada, geleceğin kurumsal işletmeleri olma yolunda ilerlerken ülkemizin can damarını oluşturan KOBİ’lerin gelişiminde katalizör görevi görerek düşük maliyetli, gerçekçi ve sürdürülebilir BT altyapıları kurmayı amaçlıyoruz.

Küresel iklim değişikliği ile mücadele için çevre dostu teknolojilere doğru hızlı bir dönüşüm gerekiyor. Bunun yanında, tüketim ve üretim alışkanlıklarımızda da çevre dostu bir vizyona sahip olmamız önemli. HP olarak bu teknolojik dönüşüme ve yeni çözümler üretmeye öncülük ederken tüketicilere daha çevre dostu ürünler sunmaya çalışıyoruz. Yeni binyılın ilk on yılını tamamlarken ekonomik krizin etkilerini azaltmak için daha fazla yeniliğe, hıza, dinamizme, esnekliğe ve verimliliğe odaklanan şirketlerde bilgi teknolojilerine yatırım yapma anlayışı ağırlık kazanıyor. Dünyada hızla gerçekleşen bu büyük değişim ve dönüşümde üç ana başlığın öne çıktığını fark ediyoruz: “Ekonomide değişim”, “siyasette dönüşüm” ve “iklim değişikliği”. Bu dönüşüme katkıda bulunabilmek için ekonomide üretim ve planlama dahil, her alanda bilgiyi temel alan yeni bir vizyon ve bu vizyonu gerçekleştirebilecek bir liderlik gerekiyor. İşte HP Türkiye olarak biz ülkemize, iş ortaklarımıza ve müşterilerimize bu vizyonu kazandırmayı amaçlıyoruz. Vizyonumuz şirketlerin bilgi teknolojilerindeki uzmanlığımızdan faydalanarak daha hızlı, esnek, yaratıcı, çevre dostu ve yenilikçi BT çözümlerini uygulamasını sağlamaktır. Dünyayı sarsan ekonomik ve ekolojik krize karşı resmi düzenleme ve yaptırımların devreye girdiği günümüzde dünyanın “Yeşil BT Şirketleri” arasında yer almanın yolu enerji ve kaynak tüketimini azaltmaya yönelerek BT

30

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Eren Demirel

Nortel Netaş-Çevre Sağlık Güvelik Koordinatörü Netaş olarak, Avrupa Birliği uyum süreci paralelinde, ülkemizde oluşturulan Çevre Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinin uygulamasını memnuniyetle izliyoruz. Bu kanun, şirketimizde ve eko sistemimizdeki firmalarda uyulması için


destek verdiğimiz Çevre Sağlık Güvenlik (ÇSG) politikalarının temelini oluşturuyor. Netaş’ın çevre korumasına verdiği önem, 1997 yılında ülke genelinde ilk 10’a girerek kazandığı ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Sertifikası ile belgelendi. Sertifikanın geçerliliği her yıl yapılan ara denetimlerle yenileniyor. Şirketimiz, ÇSG kapsamında çevre yönetim sistemine ait atıkların azaltılması, kaynakların korunması, enerji tüketiminin azaltılması ve çalışanların sağlığı ve iş güvenliği yönetim sistemi konularında faaliyetlerini düzenli olarak yürütmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın kampanyası çerçevesinde şimdiye kadar Pendik mevkiinde 2500 ağaçtan oluşan Netaş Ormanını oluşturduk. Ayrıca TEM otoyolu / Ümraniye girişinde 2200 ağaç dikerek bir yeşillendirme çalışmasını gerçekleştirdik. 2009 yılında ise, Beykoz mevkiinde “Netaş Çalışanları Ormanı” adı verilen bölgeye 480 ağaç diktik.

Havaya karışan tehlikeli ve zehirli gazlar (gaz emisyonları), atık yağlar, baskılı devre atıkları, kimyasallar ve boyalarla kirlenmiş kapları, fluoresant lambalar ve tıbbi atıkları, bertaraf firmaları vasıtasıyla kontrollü bir şekilde çevreden uzaklaştırıyoruz. Ayrıca baca gazı emisyonlarını da uygun bakım ve ölçümlerle kontrol altında tutuyoruz. Netaş çevre ve sağlık yönünden olumsuzluklara neden olacak bilinçsiz kağıt tüketilmesi konusunda hassasiyetle duruyor. Bu amaçla, kağıt kullanımının azaltılması ve kağıt kullanımında verimlilik sağlanması konularında hedefler belirlenmiştir. Uyguladığımız kampanyalar ve elektronik bilgi transfer ağının genişletilmesi sayesinde kağıt baskı sayısında büyük oranda azalma sağla Hedefimiz 2009 yılında kağıt satın alımının, 2008 yılına göre % 4 oranında azaltılması olarak belirlenmişti. Yapılan kararlı çalışmalar sonucunda bu hedef aşılarak 2009 yılında %10 oranında, bir diğer değişle 10,3 ton değerinde bir tasarruf sağlandı. Teknoloji Grubumuzdaki yeni istihdam ve buna bağlı ofis ve laboratuar ortamlarının oluşturulması nedeniyle, 2009 yılı için belirlediğimiz enerji tüketimi hedefini revize ederek yükseltmek durumunda kalmıştık. Çevresel hedeflerimizden biri de doğal toprak ve bitki yapısının korunmasına yönelik katkıda bulunmak. Bu kapsamda uluslararası Bern sözleşmesi gereğince Türkiye’nin korumakla yükümlü olduğu soyu tükenen bitkiler arasında bulunan Ümraniye Çiğdemi (crocus pestalozzae) için şirketimiz yeşil alanında özel bir koruma alanı oluşturarak doğal hayatın korunmasına destek sağlıyoruz... 1996’da başlattığımız kullanılmış gazete, dergi kampanyaları ile bugüne kadar yaklaşık 30 ton kağıt toplayarak geri kazanım sağladık. Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında AKÜDER ile atık akümülatörlerin geri toplanması ve kazanımına; TAP (Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği) ile ise atık pillerin geri toplanmasına ilişkin sözleşmeler yaptık ve Çevre ve Orman Bakanlığından “Çevre Uyum Belgeleri” aldık. Bu kapsamda 1996 yılından bu yana 225 kg. pil topladık.

Gürhan Kalelioğlu

Oracle Türkiye ve Orta Asya (CAT) Bölgesi Başkan Yardımcısı, Oracle Türkiye Genel Müdürü Oracle, çevrenin korunmasına yönelik faaliyetleri ve kurumsal yaklaşımı ile her sektörden kuruma öncülük ediyor. Oracle, enerji tasarrufu sağlayan ve çevresel kaynakların verimli kullanımına yönelik geliştirdiği ürünlerinin yanı sıra; çevrenin korunmasına yönelik faaliyetleri, iş ortaklarına eko-şirket olmaları yönünde verdiği destek ve çevresel faktörleri dikkate alarak yapılandırılan ofis ortamı ile de çevresel değerlerin öncülüğünü yapıyor. Devlet kurumlarının yanı sıra diğer gönüllü organizasyonlarla da iş ortaklığı yapan Oracle, çevreciliği kurumsal olarak şirket felsefesine yerleştirmiş durumda. Örneğin “Environmental Protection Agency’s Climate Leader Partnership” programı için çalışan ilk yazılım şirketi olan Oracle, program çerçevesinde, sera gazı emülsiyonunu azaltmak için özel amaçlar belirlenip uygulanmasında yardımcı olmaktadır. Oracle aynı zamanda “Sustainable Silicon Valley Initiative” adlı girişimin kurucu üyelerinden biridir. Bu girişim Kyoto Anlaşması’nda sera gazı emülsiyonunun azaltılması için belirtilen hedefleri yerine getirmek için çalışmalar yapmaktadır.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

31


ÖZEL HABER

Oracle, attığı her adımda doğanın korunması bakış açısıyla hareket ediyor ve hem tesislerinin hem de iş akışlarının çevreye faydalı olacak şekilde yapılanması için çalışıyor. Oracle, kaynak kullanımını minimuma düşürerek, sürdürülebilir kaynaklara vurgu yaparak, atıkları azaltıp geri dönüştürerek ve diğer başka aktivitelerle kurumsal olarak da çevresel dönüşümünü tamamlamış durumda. Bu konuda çalışanlarını bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapan Oracle, OpenWorld gibi büyük organizasyonlarını dahi sürdürülebilirlik felsefesiyle organize ediyor. Ayrıca Oracle’ın İngiltere’nin Reading şehrinde bulunan ofis binası, Haziran 2004’ten beri elektrik, doğalgaz ve kağıt tüketimi ile atık yönetimi konusunda çok sıkı kurallara uymayı gerektiren ISO 14001 sertifikasına sahip bir bina olarak hizmet veriyor. İngiltere’nin yanı sıra Oracle’ın Avrupa, Orta Doğu ve Asya (EMEA) bölgesindeki ofislerinin 14’ten fazlası bugün bu sertifikaya sahip.

Örneğin, yapılan araştırmalar bazı sunucularımızın % 60’a varan enerji tasarrufu sağladığını ortaya koyuyor. Sunucularımızdan bazılarının rakipleriyle karşılaştırıldığında enerjiyi % 50 daha tasarruflu kullandığı görülebiliyor. Ayrıca, Fujitsu, çevre dostu teknolojiler kullandığı için ilk kez sertifikalandırılan firmalar arasında yer alıyor. Bunun temel nedeni ürettiğimiz her bir cihazda % 25 ila 30’a varan enerji tasarrufu sağlıyor olmasıdır. Türkiye pazarına yakın dönemde sunduğumuz, bekleme konumunda 1 Watt’tan fazla elektrik tüketmeyen, kapalı veya uyku modunda ise hiç enerji harcamayan çevreci 0-Watt PC ve monitörler ile ince istemciler, kurumların, enerji maliyetlerini inanılmaz oranlarda düşürüyor.

ISO 14001 sertifikasını alma yolundaki ilk adımları atan Oracle Türkiye ise, bir program çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu amaçla Oracle Türkiye’deki her bölümün bir çalışanı geçen hafta bu ülkelerin dahil olduğu özel EMS (Environmental Management System) eğitimini alarak önemli bir adım atmış bulunuyor.

Dünya genelinde 1.500 bilim adamı, 15 bin mühendisin destek verdiği Ar-Ge çalışmaları için yılda 2,5 milyar dolar yatırım yapan Fujitsu Group’un yarattığı dev sinerji her geçen gün Fujitsu Technology Solutions’ın müşterilerine sunduğu teknoloji, ürün ve hizmetlerin standartlarını daha da yükseltiyor.

Oracle’ın yemek hizmeti aldığı şirket tüm kalan yemekleri Redwood’da bulunan “Turning Point Women’s Shelter” adlı barınma evine bağışlıyor. Eğer burası götürülen yemeklerin hepsini alamıyorsa, bu defa bağış “Santa Clara Second Harvest Food Bank” adlı kuruma yapılıyor.

Çevreci BT yaklaşımıyla Fujitsu üretim aşamasından itibaren enerji maliyetlerini birkaç yöntemle azaltıyor. Ergonomik ve akıllı tasarıma sahip teknoloji ürünleri sunarken, yönetilebilir bir dizi hizmet ile kurumların mevcut yatırımlarını koruyup geliştiriyor.

Oracle, yeni ekipman yatırımları ya da bazı iş yöntemleri dahil etrafını saran çevresel koşullar üzerindeki çabaları ile enerji ve sahip olduğu kaynakları etkili ve verimli bir şekilde kullanıyor. Örneğin Kaliforniya’da bulunan şirketin genel merkezindeki elektrik kullanımını (2000 yılı sonuçları ile karşılaştırıldığında) son üç yılda %12,4, %14,7 ve %14 oranında düşürürken; doğal gaz kullanımını %11,1, %10 ve %14,6 oranında azaltmayı başardı. Oracle aynı zamanda ana veri merkezine güç sağlarken %7’den fazla bir oranda yenilenebilen enerji kullanıyor.

Çok sayıda donanım bulunan ortamlarda kullanılan havalandırma sistemleri nedeniyle kurumların enerji harcamaları artıyor. Donanımlarda ısıyı azaltmanın yolu akıllı tasarımlardan geçiyor. Ürettiği cihazlardaki tasarımıyla dün-

Halit Zaim

Fujitsu Türkiye Genel Müdürü Fujitsu’nun çevreci tasarımlara büyük yatırımlar yapıyor. Çevre duyarlılığı ile endüstride özel bir konuma sahip olan Fujitsu öncelikle kendi üretim hattında enerji maliyetini azaltan ürün ve teknolojilerin payını artırdı. Dinamik BT Altyapıları vizyonu doğrultusunda kurumlara maliyet avantajı sağlayan teknoloji ve hizmetler sunan Fujitsu, veri merkezlerinin altyapısının yönetimi için çok özel teknolojiler geliştiriyor. Bu teknolojiler sunucu ve enerji

32

maliyetlerini azaltırken, kurumsal kaynakların da en verimli şekilde kullanımını sağlıyor.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


yada birçok ödülün sahibi olan Fujitsu, özellikle sunucularında bileşenleri en doğru şekilde yerleştirmesiyle büyük bir enerji tasarrufu ve sistem güvenilirliği sağlıyor. Isı doğal olarak donanımların ömürlerini de kısaltan bir sorun olarak görülüyor. Oysa ki, uzmanlar elektronik bileşenlerin ısısında 15 derecelik bir azaltmanın bu bileşenlerin ömrünü ikiye katlayabileceğini söylüyor. Mekanik bileşenlerin ömrünü ikiye katlamak için ise ısılarını sadece 10 derece azaltmak yetiyor ancak bunlar akıllı tasarımlarla mümkün. Dünyanın önde gelen bilişim firmalarından Fujitsu, köklü mühendislik geleneğiyle bu sorunları gelişmiş tasarımlarla aşıyor. Veri merkezleri için yaşamsal önem taşıyan enerji, donanım, yer ve yönetim gibi maliyetleri denetim altında tutmaya yarayan Fujitsu Dinamik BT Altyapıları vizyonu ile kurumlara geniş bir ürün ve hizmet portföyü sunuyor. Sanallaştırılmış ve otomatize edilmiş ortamlara özel tasarlanmış endüstri-lideri Dinamik BT Altyapıları kapsamında sunulan hizmetler geleceğin dinamik veri merkezlerinin oluşturulması için gerekli teknoloji altyapısını hazırlıyor. Fujitsu Group çevre ile ilgili bütün etkinliklerini Yeşil Politika 21 – “Her Etkinliğimizi Yeşertiyoruz” (The green policy 21 - We make every activity green) konsepti ve sloganı altında gerçekleştiriyor. 1972 yılında üretim tesislerinde ilk çevre birimlerini kurarak endüstriye liderlik yapan Fujitsu Group, bundan bir yıl önce ise aldığı bir kararla 2020’ye kadar izlenecek yolu tarif eden çevre koruma programının ayrıntılarını kamuoyu ile paylaştı.

Şamil Doğan

ZyXEL Türkiye –Tüketici Elektroniği Ürün Müdürü

lerde çevreci anlayışla hareket ediliyor. Bu nedenle ZyXEL üretimini, çevrenin korunması adına Avrupa Birliği tarafından uygulanması tavsiye edilen WEEE (Elektrikli ve Elektronik ev Aletlerinin Atıklarının Kontrolü), RoHS (Zararlı Madde Kullanımının Sınırlandırılması) ve EUP (Enerji Kullanan Ürünlerde Eko–dizayn Gereklilikleri) gibi yönergelere uyumlu olarak gerçekleştiriyor. Ancak çevrenin korunması için sektörü teşvik etmek gerektiğine de inanan ZyXEL, çalıştığı tedarikçileri de yalnızca bu direktiflere eksiksiz uyanlar arasından seçiyor. Dahası ZyXEL, “karbon ayak izi” direktiflerin altında olan ürünlere verilen EDP sertifikasına sahip ilk Tayvan kökenli network ürün üreticisi firma olma başarısını da göstermiştir. ZyXEL üretim sürecinin yanı sıra, ürettiği ürünlerin de doğanın korunmasına katkısı olmasına çalışıyor. ZyXEL ürünlerinde enerji tüketimi 2005 – 2008 yılı sonu aralığında yüzde 31 ile yüzde 55’e kadar düşmüş durumda. Bu oldukça önemli bir başarı. Örneğin, daha önce 20 W enerji kullanan bir ürün, artık 9 W enerji kullanır hale geldi. Enerji tüketiminin yanı sıra ZyXEL ürünlerinin tamamı çevre dostu, Avrupa Birliği standartlarına uygun ve kurşun gibi zararlı çevreye materyaller içermiyor olmasıyla da dikkat çekiyor. Yıllardır çevrenin korunmasına yönelik yatılım ve atılımlarıyla dünyaya öncülük eden ZyXEL, bu yöndeki çalışmalarıyla sayısız ödüle layık görüldü. ZyXEL’in çevreye duyarlı ürünler sunma anlamında yürüttüğü çabaları, uluslararası arenada da takdir ediliyor. Örneğin ZyXEL, Asya Kurumsal Yönetişim Derneği’nin (ACGA) yayınladığı “Clean & Green Watch” raporunda, Asya merkezli 582 firma arasında ikinci, Tayvan’daki firmalar arasında ise ilk sırada yer aldı. Japon şirketleri de dahil olmak üzere elektronikten finansa, gıdadan beyaz eşyaya kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren pek çok önemli firmayı geride bırakarak aldığı bu ödülün yanı sıra ZyXEL, Global View Magazine tarafından da 2008 yılında CSR Ödülü’ne (Kurumsal Sosyal Sorumluluk) layık görülmüştür.

Dünyanın lider bağlantı çözüm ve teknolojileri sağlayıcısı olan ZyXEL, çevrenin korunmasına yönelik sürdürdüğü çalışmalar nedeniyle yıllardır dünyanın en çevreci şirketlerinden biri olarak seçilip ödüllendiriliyor. ZyXEL, doğal kaynakların hızla tükenmesi ve küresel ısınmanın ciddi boyutlara ulaşması sonucu, enerji tasarrufu, zehirli atıklar, geri dönüşüm gibi doğanın korunmasına yönelik attığı önemli adımlarla dikkat çekiyor. “Yeşil Yönetim” adını verdiği stratejisi çerçevesinde kurumsal vizyonunu ve tüm operasyonlarını çevreyi koruma felsefesiyle şekillendiren ZyXEL, bu doğrultuda hammadde tedariği, üretim, montaj, nakliyat, kullanım ve ürün ömrünün sonlanması adımlarını içeren bütün süreçlerde “Beşikten Mezara” adı verilen özel bir basamak sistemi çerçevesinde üretim yapılıyor. ZyXEL’in tamamen kendi geliştirdiği bu sistemle, pazara sunulan tüm ürünlerin tasarımından üretimine, tüketiciler tarafından kullanılmasından geri dönüşüm aşamasına kadar bütün süreç-

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

33


ÖZEL HABER

Sevim Kartal Motorola Türkiye ve Doğu Avrupa İletişim Müdürü “Daha Akıllı Bir Dünya İçin İnovasyon” mottosuyla çevre dostu çalışmalarda bulunan Motorola, daha az enerji ve kaynak kullanımı için çalışıyor. Motorola 2005-2009 yılları arasında gerçekleştirdiği çalışmalar sayesinde karbon ayakizi oranını %35 oranında azaltmıştır. Bu sürede yenilenebilir kaynaklardan temin ettiği elektrik kullanımı oranını ise %20 arttırarak çevreye katkı sağlamıştır. Motorola, kurumsal mobilite teknolojisini; müşterilerinin tedarik zincirlerinde, ulaşım sistemleri ve enerji altyapısında enerji kaybını azaltmalarına yardım etmekte kullanmaktadır. Motorola, daha verimli enerji yayma altyapı sistemleri için veri sağlamada geniş bant iletişimleri kullanımı ve yenilenebilir güç kaynaklarını entegre etme konusunda “akıllı ağ” çalışmalarında bulunmaktadır. Motorola geri dönüştürülebilir malzemeden cep telefonu modelleri geliştirmektedir. Çevreci bir model olan Motorola Motocubo A45 Eco cep telefonunda kullanılan malzemenin %25''i geri dönüşümlü plastik şişelerden oluşurken; telefonun kendisi de %70 oranında geri dönüşümlüdür. Aynı çevre dostu özelliklere sahip olan MOTO W233 Renew ise sektörün ilk sertifikalı Carbonfree cep telefonudur.

34

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Xerox Xerox, yıllardan beri firma hedefleri ile sürdürülebilir çevre politikasını aynı çizgide götürüyor, ve bu kapsamda AR-GE laboratuvarlarında çevreyi korumaya yönelik yeni teknolojiler üzerine araştırmalar yapıyor. Xerox’un bu konudaki duyarlılığını gösteren faal pek çok çalışması bulunuyor. Xerox’un, takip ettiği sürdürülebilir çevre koruma programı ile bugüne kadar ulaştığı önemli sonuçlar şu şekilde sıralanıyor; 1) Xerox, 2002-2008 yılları arasındaki beş yıllık süreçte sera gazı salımını yüzde 20 oranında azaltmayı başardı. Xerox, sera gazı emisyonunu azaltma hedefini revize ederek, 2012 yılına kadar sera gazı emisyonunu yüzde 25 oranında düşürmeyi amaçlıyor. 2) Xerox’un 2009 yılında piyasaya sunduğu ürünlerin yüzde 80’i, A.B.D’nin resmi çevre koruma kurumu EPA (Environmental Protection Agency (çevreyi koruma ajansı))’nın koyduğu ENERGY STAR standartlarını karşılıyor. Bu rakamın 2010 yılında yüzde 90 oranına çıkması hedefleniyor 3) Xerox’un, The Nature Conservancy (Doğayı Koruma) kuruluşu ile sürdürülebilir kağıt döngüsünün gelişimine yönelik imzalanan yıllık 1 milyon dolar bağış değerindeki 3 yıllık ortaklığı mevcut. 4) Xerox kağıtlarının ham maddesi, sürdürülebilir orman yönetimi için bağlayıcı olan koşullara sadık kalınarak, kesilmek üzere yetiştirilen ağaç tarımı yapılan alanlardan sağlanıyor. 5) Xerox’un çevre politikasının bir parçası olan “Green World Alliance (yeşil dünya ittifakı)” programı ile de müşteriler, harcanan sarf malzemelerini yeniden kullanmak ya da geri dönüştürülebilmesi için iade edebiliyorlar. Xerox’un bu atık önleme programı sayesinde, dünya çapındaki ekipman geri alımı ve geri dönüşüm operasyonlarında 2008’de yüzde 92’lik bir orana ulaşıldı ve yaklaşık 1 milyon ton atık malzemenin çevreye atılması engellendi. 6) Xerox’un pekçok ürününde kullandığı katı mürekkep teknolojisi kullanılan çöp sahasını yüzde 90 azaltıyor, geridönüşüm için yüzde 9 daha az enerji harcanmasını sağlıyor ve daha çok parça geri kazanılabiliyor. Xerox’un patentli katı mürekkep teknolojisini içeren son ürünlerinden ColorQube, kartuşsuz dizaynı ile, kendi sınıfındaki lazer cihazlara oranla yüzde 90 daha az ofis malzeme atığı oluşturuyor ve yazıcı atıklarının çevre üzerindeki etkisini azaltıyor. 7) Xerox’un çevre örgütleri ile işbirliği halinde kamuoyuna verdiği taahhütler sonucunda üretim süreçlerinde bugüne kadar şu iyileştirmeler de yapıldı: - Su kullanımı yüzde 16 azaltıldı. - Çöp sahası kullanımı yüzde 75 azaltıldı. - Zararlı atık oranı yüzde 40 azaltıldı. - Hava emisyonu yüzde 45 azaltıldı. - Geridönüşüm oranı yüzde 3 arttırıldı. 8) Xerox’un çevreci teknolojilerinden sürdürülebilirlik hesaplayıcısı; bir şirketin kullandığı doküman teknolojilerinin çevreye yaptığı toplam etkiyi tahmin ediyor. Maliyetleri azaltırken çevreye verilen zararı azaltmak için var olan fırsatları. saptıyor.


TD HABER

MOBİLSAD’tan manifesto Cepten servis almak ya da almamak! Manifest from MOBİLSAD Getting services from mobile phones or not

K

atma Değerli Servisler sektörünün sağlıklı gelişimini sağlamak üzere faaliyetlerde bulunmak amacıyla kurulan Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği (MOBİLSAD) basın ve kamunun karşısına dernek ilkelerini, değerlerini ve gelecek vizyonunu yansıtan bir manifesto ile çıkıyor. Manifestosunda cep telefonu kullanıcılarının haklarını ve almak istedikleri servisleri seçme özgürlüğünü savunuyor. Haberleşme, bilişim ve medya sektöründe “mobil teknoloji platformu” üzerinden katma değerli servis, ürün, hizmet ve teknoloji üreten ve geliştiren işletmecilerden oluşan ve bu sektördeki sorunlara çözüm üretmeyi, sektördeki hizmet kalitesini ve verimliliği yükseltmeyi amaçlayan “Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği” (MOBİLSAD), tüketici hak ve seçim özgürlüğünü savunduğu manifestosunu yayınladı. Sektör oyuncularının en temelde tüketici haklarına sahip çıkacağının, sektörün dinamiklerini belirleyerek ilgili bütün taraflar açısından yarar sağlayacak sağlıklı bir gelişmeyi hedeflediğinin ve bu gelişim sürecinde kendi içinde özdenetim mekanizması oluşturarak kurallara uygun hareket edeceğinin bir taahhüdü olan MOBİLSAD manifestosuna bir davranış tüzüğü de eşlik ediyor. Davranış tüzüğünde, dernek üyesi olan sektör firmalarının faaliyet gösterirken, ürün ve servis geliştirirken, ürün ve servislerinin tanıtımını yapar ve fiyatlandırırken tüketici haklarını ve özellikle çocukları korumak için dikkat etmesi gereken konular yer alıyor. Manifestoda, mobil katma değerli ürün ve servisler ta-

36

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

T

he Association of Mobile Service Provider Businessmen that was established in order to provide the development of the sector of additional value services peresents itself to the press and public with a manifesto that reflects the principles, values and vision of the organization. It argues the rights of the mobile phone users in this manifesto. The Association of Mobile Service Provider Businessmen which consists of managers that produces and develops added value services, products and technology in the information, informatics and media sectors with the help of mobile technology platform and which aims to provide solutions for the problems in these sectors and to increase the service quality and efficiency of the sectors published its manifesto which it is arguing the rights of the mobile phone users. In addition to the manifesto of MOBİLSAD, behavioral regulation that commits the operators of the sector to protect the rights of the consumers, to target a healthy development that will provide benefits for all sides by determining their dynamics and to act properly to the rules by creating a self-control mechanism in this development process are also prepared. In this behavioral regulation, it is argued about the issues that the member companies of the association should be careful about the rights of the consumers and particularly for protecting the children while they are providing products and services. It is stressed in the Manifesto that The members of the association that design, produce and develop mobile valueadded products make the consumers’ lives easier, help the


sarlayan, geliştiren, üreten ve sunan dernek üyelerinin çağın getirdiği teknolojik yeniliklerle hazırladıkları katma değerli servislerle tüketicilerin hayatını kolaylaştırdıkları, tüketicilerin istedikleri konularda bilgi edinmelerine yardımcı oldukları, farklı eğlence seçenekleri sundukları vurgulanıyor ve aynı zamanda KOBİ’lerin verimliliklerini artırmalarına katkıda bulunduklarının da altı çiziliyor. MOBİLSAD üyelerinin katma değerli ürün ve servisleriyle ülkeye vergi geliri kazandırdıkları, ihracat yaptıkları, istihdam yarattıkları ve araştırma - geliştirme yaparak teknolojik ilerleme sağladıkları da ifade ediliyor. Bütün bunları yaparken MOBİLSAD üyeleri en başta tüketicinin haklarını koruyor, daha da önemlisi tüketicinin istediği servisleri kendi iradesiyle alma veya reddetme özgürlüğünü savunarak, sektöre ilişkin düzenlemelerle getirilen yasaklama ve kısıtlamalara karşı olduğunu açıkça belirtiyor. Manifestoda MOBİLSAD üyeleri “Tüketicilerimiz ve ülkemiz için en yüksek değeri sunmak, sektörümüzün sağlıklı gelişimini desteklemek üzere davranış tüzüğümüzü belirliyor, tüm MOBİLSAD üyeleri olarak bu davranış tüzüğümüze uygun faaliyet göstermeyi ve bunun için kendi içimizde özdenetim mekanizmasını kurmayı taahhüt ediyoruz” diyor. MOBİLSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Kır, “Aralık 2009’da 24 üyeyle kurduğumuz MOBİLSAD ile mobil katma değerli servisler sektöründeki sorunlara çözüm

consumers about the issues they want to learn and offer different entertainment options with the value-added services prepared with new technological innovations. It is also emphasized that SME contribute to increase their productivity. It is also expressed that the members of the association provide country to earn tax income with their value-added products, they export, they create employment and they provide technological progress by making researches. The members of MOBİLSAD protect the rights of the consumers, more importantly it clearly shows it is against to the prohibitions and restrictions brought with the regulations related to the sector by defending the freedom of the consumers to buy or reject the services that they want with their own volition. The members of MOBİLSAD say: ‘’we set the behavioral regulation inorder to offer the best value for our consumers and our country and to support the healthy development of our sector. As members of MOBİLSAD, we commit to act in accordance with the behavioral regulation and establish selfcontrol mechanism within ourselves.’’ Burak Kır, Vice Chariman of MOBİLSAD, says: ‘’ we aim to find solutions for the problems in mobile value-added services sector , to make the industry more efficient and to make the sector operating among the members by determining the ethic rules of the sector with the help of MOBİLSAD that we established with 24 members in December,2009. First of all, we commit to protect the rights of the

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

37


TD HABER bulmayı, sektörü daha verimli hale getirmeyi ve sektörün etik kurallarını belirleyerek üyeler arasında işler hale getirmeyi amaçlıyoruz. Her şeyden önce tüketici haklarını korumayı taahhüt ediyor ve tüketicinin istediği servisleri kendi iradesiyle alma veya reddetme özgürlüğünü savunuyoruz. Sektörün düzenlenmesi, kurallarının koyulması, kalitesinin ve verimliliğinin artırılması, etik kuralların belirlenmesi ve güven kaybını ortadan kaldıracak tedbirler alınması, rekabet koşullarının oluşturulması konusunda çalışmalar yapacak MOBİLSAD ile mobil katma değerli servisler sektörünün hem tüketicilere, hem ülkeye yararlı olmasının sağlanacağına inanıyoruz” diye belirtiyor. Katma değerli servisler sektörü hakkında 2009 son çeyrek verilerine göre büyüklüğü 24,5 milyar dolar olan Türkiye telekomünikasyon pazarında mobil gelirler 12,6 milyar dolar tutuyor. Bunun içinde katma değerli servislerin payı ise 756 milyon doları buluyor. Bu ciro üzerinden operatörler ve 3. parti şirketler 350 milyon dolar civarında vergi veriyor. ÖİV’den kaynaklı olarak da sektör firmalarından önemli miktarda ikincil vergi geliri sağlanıyor. Katma değerli servis sektöründe operatörler ile sözleşmeli olarak ürün ve hizmet geliştiren 200 civarında 3. parti şirket bulunuyor ve sektörde yaklaşık 35.000 kişi istihdam ediliyor. Ayrıca içerik üreten sanatçılar, edisyon şirketleri gibi farklı meslek grupları için de önemli bir ek değer üretiliyor. 3. parti şirketlerin birçoğu araştırma, geliştirme ve inova syon faaliyetlerinin odak noktası olan üniversitelerin teknoloji parklarında veya serbest bölgelerde araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor; TÜBİTAK, Avrupa Birliği, EURAKA, ITEA2 gibi inovasyon faaliyetlerini destekleyen kurul ve kuruluşlarla ortak projeler geliştiriyor. Yurt dışındaki operatörlerden hizmet alan Türk abonelere verilen gerek SMS tabanlı gerekse SES tabanlı servisler ile yurt dışına ürün ve hizmet ihracatı yapıyor. TÜRKSAT bünyesindeki TV kanallarına katma değerli servislerin tanıtımı için yıllık olarak önemli miktarda frekans kira bedelleri ödeniyor. Araştırma, geliştirme faaliyetlerine destek veren, genç mühendisleri istihdam eden, teknoloji, içerik, servis yaratan bu şirketlerin devamlılığının sağlanması doğrultusundan hareket eden MOBİLSAD sektörün 3G ve yakınsama ile beraber ivme kazandığı şu günlerde alınan ve alınacak kararların tüm sektörü ve ekonomiyi çok yakından etkileyeceğine dikkat çekiyor.

38

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

consumers and we defend the freedom of the consumers to buy or reject the services that they want with their own volition. We believe that MOBİLSAD that will make Works for regulating the industry, setting the rules, increasing the quality and effficiency of the sector, determining the ethic rules, taking measures to eliminate the loss of confidence and deciding the competitive conditions and mobile value added services will be beneficial for both the consumers and the country.’’ According to the last data of quarter 2009, mobile income is 12,6 billion in the telecommunication market of Turkey which its size is 24,5 billlion. The share of the value added services is around 756 million dollar in this rate. Operators and the third party companies pay taxes around 350 million dollar on these turnovers. Second tax income is provided from the firms in the sector thanks to OIV. There are about 200 third party companies providing products and services under contract with operators in the value added sector. Moreover, a significant added value is produced for different occupational groups such as the artists producing content and editions companies. Many of the 3rd party companies continue the research and development activities which are the focal points for research, development and innovation activities at the technology parks of the universities. They also make joint projects with the board and the institutions supporting the innovation activities such as TUBITAK, the European Union, EURAKA, ITEA2. Products and services are exported for the Turkish subscribers taking services from the foreign operators with SMS based or SES based services. A significant amount of frequency rental is paid to the TV channels within TURKSAT for the promotion of value added services. MOBİLSAD that supports research and development activities, employs the young engineers, creats technology, content and service and performs to provide the continuity of these companies attracts attention that the decisions taken and will be taken will influence the sector and the economy in the recent days that the sector has gained momentum with 3G and convergence.


RÖPORTAJ

Erem Demircan Öncelikle dünya çapında bakarsak neredeyse tüm ülkelerde sabit telefon kullanıcı sayısı düşüyor. Çin’de China Telecom’un 192 milyon sabit abonesi vardı. Bizim bir yıl içerisinde kaybettiğimiz sabit abone sayısı %4’ken China Telecom 2009 yılında bu 192 milyon abonenin 22 milyonunu kaybetti.

First of all, in all countries the number of fixed line subscribers is decreasing. China Telecom had had 192 million subscribers in China. While the number of subscribers that we lost is %4, China Telecom has lost 22 of its 12 million in 2009.

40

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

TELEKOM DÜNYASI: Türk Telekom, son birkaç yılda önemli bir dönüşüm geçirdi. Ürünleri, hizmetleri, kurumsal yapısı ve sosyal sorumluluk projeleriyle birçok ödül aldı, almaya devam ediyor. Nedir bu başarının arkasındaki etken? EREM DEMİRCAN: Bunu değerlendirmesi gerçekten zor ama bana göre en önemli etken şirketimizin çok net bir vizyonu ve stratejisi olmasıdır. Bunu çok uzun bir zaman içinde başardık ama benim inandığım diğer bir etken ise biz çok kısa aralıklarla sürekli farklı illerdeki şubelerimizi ziyaret ederek çalışanlarımızla birebir kontak kuruyoruz. Çalışanlarımızla bir araya geldiğimizde de onların da inançlarının çok net olduğunu görüyoruz. Çalışanlarımız “Biz Türk Telekom grubuyuz ve bu grup yakınsama teknolojileri üzerine kurulu bir gruptur. Biz

TELEKOM DÜNYASI: Recently, Türk Telekom has dramatically changed. It has got many rewards for its products, services, institutional body and social responsibility projects and keeps getting rewarded. What are the factors behind this success? EREM DEMIRCAN: It’s really hard to evaluate this but in my opinion, the most important factor is that our company has a very clear vision and strategy. We succeeded this in a very long time but another factor that I believe is that by visiting our branches in different cities, we make a face to face contact with our employees by short intervals and we see that their belief is very strong too when we come together in our works. Our employees have the ideal that “We are Türk Telekom group and this group is based on convergence technologies. We will be the heart of this convergence”. When we look at telecom


Erem Demircan Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Turk Telekom, Marketing and Communication President yakınsamanın merkezi olacağız” inancına sahipler. Telekom işine baktığımızda bir değer zinciri görüyoruz. Sırasıyla donanım, yazılım, operatör ve müşteri ilişkilerinden oluşan bir zincir. Türk Telekom’un özelleştirilmesinden sonra ilk olarak Türk Telekom’u nasıl diğer operatörlerden farklılaştırabileceğimize baktık. Özelleştirildiğinde Türk Telekom’da sabit hat, mobil işinin en küçük operatörünün %40’ı ve genişbantta da 1,5 milyon abone vardı. Bu işlerin tamamıyla devam etmek yerine değer zinciri üzerine yaygınlaştırmamız gerektiğini görerek satın almalara başladık ve Argela ile İnnova’yı bünyemize kattık. Sabit hatta ana operatör olmayı sürdürdük ve genişbantta ise 1,5 milyondan 6,4 milyon abone sayısına ulaştık. Mobil tarafında ise 6 milyon abone varken ve bu operatörün %40’ı bize aitken şuan %81’i bize ait ve şuan abone sayısı 12 milyondur. Sonuç olarak baktığımızda bahsettiğimiz değer zincirinin üzerine yayılmış olduk. Üzerine düştüğümüz diğer bir konu ise sosyal sorumluluk projeleri. Bu projeleri konsantre olarak sistematik ve stratejik bir şekilde yürütüyoruz. Zaten hedef aldığımız

business, we see another chain; it is composed of hardware, software, operator and costumer relationships. After the privatization of the Türk Telekom, we first considered how it is possible to create a distinction between us and other operators. When it was privatized, Türk Telekom had fixed line, %40 of the smallest operator in mobile business and 1.5 million subscribers in broadband. Instead of continuing with all these, we realized that we should expand the value chain by purchasing and thus began the purchasing process by adding Argela and Innova to our body. We kept our position as the main operator in fixed line and reached the number of 6,4 million subscribers from 1,5. In mobile when we had the %40 of the company there were 6 million subscribers but now we have %81 of the company and the subscribers are 12 million. As a consequence, we have expanded upon the value chain. The other issue that we are interested in closely is social responsibility projects. We carry out these projects systematically and strategically. Indeed, we aimed at three main areas; education, sports and environment…

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

41


RÖPORTAJ

3 ana alan vardı. Eğitim, spor ve çevre… “Türkiye’yi Telekomünikasyon merkezi yapacağız” vizyonuyla yola çıktık. Bugün baktığımızda dünya çapında telekomünikasyon işi yapan ve yapmak isteyen her firma Frankfurt’ta ofis açıyor ve biz buna alternatif yaratıp Türkiye’yi de merkez haline getirmek istiyoruz. Bu alternatifi yaratmanın yolu da uluslar arası bir networke sahip olmaktan geçiyor. Biz de gerçekleştirdiğimiz satın almalarla bu networku oluşturma çabası içersindeyiz. Bu nedenle son olarak Invitel’i de bünyemize kattık. TELEKOM DÜNYASI: Benzersiz ürünleriniz var. Vitamin ve Wirofon gibi… Ve bu ürünlerinizi ihraç ediyorsunuz. Hangi ülkelere acaba?.. EREM DEMİRCAN: Örneğin Vitamin’i Türkiye’de 250 bin tane üye olup kullanan öğrenci var. 200 bin tane öğretmen de ücretsiz bir şekilde öğretmen versiyonunu ve 50 bin tane de okul kullanıyor. Bu okullardaki öğrenci sayısını da düşündüğümüzde Türkiye’de Vitamin’i kullanan aslında 1,5 milyon adet öğrenci var. İngilizce versiyonu Amerika’ya ihraç ediliyor. Amerika’da 2008 yılında “Yeni Online Eğitim İçeriği” ödülünü, 2009 yılında da “En İyi Online Eğitim İçeriği” ödülünü kazandık. Aynı zamanda İspanyolca ve Arapça versiyonu tamamlandı. Bu versiyonları da Mısır, Suudi Arabistan ve Amerika’ya ihraç ediliyor. Çince versiyonu tamamlandı, China Telecom ile anlaşma imzalandı ve çok kısa bir süre sonra ihracatı başlayacak. Malayca versiyonu da Malezya Telekom üzerinden Malezya’ya ihraç ediliyor. Bu ürünün en büyük özelliği ve tutmasındaki en büyük özellik sürekli güncelleniyor olması. Ürün her ülkeye o ülkenin müfredatı dâhilinde ihraç ediliyor ve güncelleniyor. TELEKOM DÜNYASI: Wirofon enteresan bir çözüm. Çok güzel ama tüketiciye anlatılması çok zor gibi... Buna rağmen 170 bin abone var…

42

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Wirofon’da asıl önemli adımı önümüzdeki 1-2 ay içerisinde atacağız. Çünkü Blackberry’yi çıkartıyoruz. Dünyadaki ilk Blackberry VoIP uygulaması olacak. We will make the real step about Wirofon within one or two months. Because we’re putting Blackberry into the market. It will be the first Blackberry VoIP application in the world.

We set off with the vision that “We will make Türkiye the communication center”. Today, each company that wants to be in the communication business in worldwide opens an office in Frankfurt, and we want to create an alternative by making Türkiye the center. In order to create this alternative we should have an international network. And by our purchases we’re trying to create this network. By this reason we take Invitel to our body. TELEKOM DÜNYASI: You have unique products like Vitamin and Wirofon. And you export those. To which countries do you export them? EREM DEMİRCAN: First of all there are 250.000 students using Vitamin. 200.000 teachers and 50.000 schools are using the teacher’s version for free. When we consider the student number in these schools, indeed there are 1,5 million students in Türkiye, using Vitamin. Its English version is being exported to the States. We won “New Online Education Content” award from United States, in 2008 and “Best Online Education Content” in 2009. Additionally, Arabic and Spanish versions are completed. These versions too are being exported to Egypt, Saudi Arabia and United States. Chinese version too is completed and an agreement with China is signed. Within a very short time, exporting will begin. Also Malay version is being exported to Malaysia through Malaysia Telecom. The most important feature of this product and the reason behind its affect is that it is being updated consistently. The product is being exported and updated according to the curriculum of the related country. TELEKOM DÜNYASI: Wirofon is an interesting solution. It’s very nice but


EREM DEMİRCAN: Wirofon konusunda asıl önemli adımı önümüzdeki 1-2 ay içerisinde atacağız. Çünkü Blackberry’yi çıkartıyoruz. Dünyadaki ilk Blackberry VoIP uygulaması olacak. Size cep telefonunuzdan ister mobil operatörünüzle isterseniz de sabit operatörünüzle konuşma özgürlüğü sunuyor. Yani nerede olursanız olun istediğiniz her saatte cihaz olarak cep telefonunuzu kullanarak ev telefonu hattınız üzerinden konuşabileceksiniz. Bu ürünle ilgili Polonya ve Çin ile görüşüyoruz. Amerika’da yaşayan Çin nüfusunun fazlalığı dolayısıyla Çin’den büyük talep bekliyoruz. Bu arada iştiraklerimizden İnnova’nın da mobil para transfer hizmeti var. Bu konuda da büyük bir pazar olduğuna inanıyoruz. Hindistan’da 46 milyon Hintli yaşıyor ve Hintlilerin birçoğu Suudi Arabistan’da çalışıyor. Fakat bu durum Türklerin Almanya’da çalışmasından biraz farklı bir durum… Almanya’da çalışan Türkler genelde Almanya’ya yerleşmiş oluyorlar. Fakat Suudi Arabistan’da çalışan Hintlilerin aileleri genellikle Hindistan’da oluyor ve çalışanlar her hafta ailelerine para transferi yapıyorlar. Hindistan’daki banka ATM’leri nüfusun %40’ına yaklaşık olarak 100km uzakta bulunuyor. Fakat neredeyse her köyde, kasabada cep telefonu operatörü var. İnnova’nın bu hizmeti şöyle çalışıyor. Grup şirketi olan bir operatörün bayisine gidip parayı bizim yazılımımız üzerinden göndermek istediği kişinin hesabına yüklüyor. Parayı alacak olan kişi de kendisine en yakın operatör şubesine giderek kesinti olmadan tutarı çekebiliyor. Bu pazarın önümüzdeki dönemlerde çok büyüyeceğini tahmin ediyoruz. TELEKOM DÜNYASI: İşiniz sabit telefon ama mobil telefonun devreye girmesiyle sabit hatlar eski cazibesini yitirdi. Sabit telefonu bir evin olmazsa olmazı yapmak için sigorta, sağlık, güvenlik gibi ekstra hizmetlerle destekliyorsunuz. Bu çalışmalar sabit telefona olan eski rağbeti geri kazandırdı mı, ekstradan talep yarattı mı? EREM DEMİRCAN: Öncelikle dünya çapında bakarsak neredeyse tüm ülkelerde sabit telefon kullanıcı sayısı düşüyor. Çin’de China Telecom’un 192 milyon sabit abonesi vardı. Bizim bir yıl içerisinde kaybettiğimiz sabit abone sayısı %4’ken China Telecom 2009 yılında bu 192 milyon abonenin 22 milyonunu kaybetti. Hindistan’ın ise 1,3 milyar nüfusu varken sadece 37 milyon sabit operatör abonesi var ve bir yıl içerisinde 7 milyon abonesini kaybetti. Sonuç olarak sabit operatör kullanıcı sayısı Çin’den Hindistan’a dünyanın en kalabalık ülkelerinde bile düşerken düşüş oranının Türkiye’den çok daha hızlı olduğunu görüyoruz. Özellikle 2008 yılından itibaren “Ev telefonu evin bir parçasıdır ve sadece telefon olarak kullanılmamalıdır” şeklinde bakıyoruz. Haziran ayından sonra yaklaşık 8 haftada 12 il dolaştık ve bu ziyaretlerimizdeki amaç

it seems like a bit hard to explain it to the costumer. Nevertheless, it has 170.000 subscribers… EREM DEMİRCAN: We will make the real step about Wirofon within one or two months. Because we’re putting Blackberry into the market. It will be the first Blackberry VoIP application in the world. It serves you the freedom of speaking both with your mobile operator and fixed line through your cell phone. It means that, wherever you are you will be able to speak at all hours through your home phone by using your cell phone. We are in contact with China and Poland for this product. We are waiting a great demand from China because of their people living in United States. In the meantime, one of our associations, Innova has the service of mobile money transfer. We believe that there is a wide market for this business. There are forty six million Indian in India and most of them is working in Saudi Arabia. But this case is a little bit different from Turkish people working in Germany… Turks working in Germany are generally settled in there. Whereas families of Indians who are working in Saudi Arabia are generally in India and they are making money transfer every week to their families. ATMs in India are 100 kilometers away from the %40 of the population. But usually, there is a mobile phone operator in every village and town. The service of Innova works as such; one goes to an operator’s office which has a group company and puts the money into the person’s account that he wants to send through our software. Then the person that would draw the money becomes able to take it without deduction by going to the nearest operator Office. We assume that this market will grow very much in the following days. TELEKOM DÜNYASI: Your business is fixed lines but it has lost their popularity when mobile phones are launched. In order to make the fixed line as a necessity you support it with extra services such as insurance, health and security. Did these processes give the reputation back to the fixed lines and make an extra demand? EREM DEMIRCAN: First of all, in all countries the number of fixed line subscribers is decreasing. China Telecom had had 192 million subscribers in China. While the number of subscribers that we lost is %4, China Telecom has lost 22 of its 12 million in 2009. Also India has 37 million subscribers although its population is 1,5 billion and lost 7 million of its subscribers in a year. As a consequence, the decrease speed is lower in Türkiye than the most crowded countries such as China and India. Especially from the year of 2008, we have the idea that”Home phone is a part of the house and it should not be used only as a phone.” After June, we visited 12 cities in 8 weeks and its object was to see the demands of our

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

43


RÖPORTAJ

çalışanlarımıza bir şeyler anlatmak değil müşterilerimizin bizden ne beklediklerini tespit etmekti. Toplamda 12 bin kişi ile saha araştırması yapıldı. Ev tarifeleri de bu araştırmaların sonuçlarına göre çıktı. BTK’nın 2009 ve 2010 birinci çeyrek raporlarına baktığımızda sabit hat üzerinden yapılan konuşmalar 160 dakikadan 190 dakikaya çıktığını görüyoruz. %20 artış sağlanmış.

costumers rather than explaining something to our employees. Totally, a market research is made with twelve thousand persons. Home phone recipes are made according to these survey’s results. When we consider reports of ICA in 2009 and its first quarter, we see that fixed line usage has increased from 160 minutes to 190. It is a %20 rise.

TELEKOM DÜNYASI: Arabağlantı ücretlerinin düşürülmesiyle ilgili yorumunuz?..

TELEKOM DÜNYASI: What’s your comment about decreasing the interconnection fees?

EREM DEMİRCAN: Ara bağlantı ücretlerinin düşürülmesi hem küçük GSM operatörlerine hem de bize her yöne tarifeler yapma imkânını sağladı. Eskiden 40 kuruşa konuşulurken şuan 6 kuruşa konuşulabiliyor.

EREM DEMİRCAN: Decrease in interconnection fees gave us a chance in creating recipes both to small GSM operators and us for every direction. Formerly it was 40 KRS. But now it is 6 KRS to speak for a minute.

TELEKOM DÜNYASI: Yalın ADSL durumu nasıl değiştirecek?

TELEKOM DÜNYASI: How will simple ADSL connection change this state?

EREM DEMİRCAN: Yalın ADSL’de biz çok büyük bir değişiklik olacağını sanmıyoruz. Önceden hiç telefonla konuşmayan bir kullanıcı grubumuz vardı. Fakat ev tarifelerini çıkardıktan sonra baktık ki bu grubun büyük bir kısmı ev telefonunu kullanır hale gelmişler. Ev telefonu iptallerinin sebeplerine baktığımızda yalın ADSL sebebiyle iptal ettirenlerin oranı %1’e kadar düşmüş durumda. Ev tarifeleri ev telefonunu ADSL için kullanmaktan çıkarıp telefon olarak kullanılmasını sağladı.

EREM DEMİRCAN: We do not expect any differences for simple ADSL connection. Beforehand we had a user segment that does not speak with phone. But afterwards we launched the home recipes; we saw that this segment has started using home recipes. When we analyzed the reasons of cancellation of fixed lines, it has decreased to 1% among users who cancelled their lines because of simple ADSL connection. Home recipes rescued fixed lines from being used for ADSL and ensured them to be used as home telephone.

TELEKOM DÜNYASI: Nasıl değiştireceksiniz? Ne gibi stratejileriniz var? EREM DEMİRCAN: Türkiye’nin bilgi toplumu olabilmesi için iki kriter var. Birincisi hızın yükselmesi diğeri ise penetrasyon oranının artması. Hızın yükselmesi konusunda zaten son 1 yıldır yoğun olarak çalışıyoruz. Sadece 1 yıl içersinde 2,7 milyondan fazla kullanıcı 8 megabit hızdaki paketlere geçiş yapmış durumda. Geriye kalan kullanıcılarımızın yaklaşık olarak %70’i ise 4megabitlik paket kullanıyorlar. Her eve internet kampanyasını oluşturduk. Şuan Türkiye’de 16,5 milyon sabit hat, yaklaşık 6,5 milyon ADSL abonesi var. Yani gitmemiz gereken 10 milyon daha abone mevcut. Aylık 3 liraya internetin hiç girmediği evleri internetle tanıştırmayı planlıyoruz. Bilgisayarı olup internet bağlantısı olmayan yaklaşık 2 milyon hane var. Bunun sebeplerinden biri maddi sebeplerken diğeri de evdeki çocukların kontrolsüz bir şekilde internet kullanmasını önlemektir. Biz de buna istinaden “Nette Çocuk Var” isimli paketimizi oluşturduk. Ayda 3 liraya içeriği çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimine zarar verebilecek ve girilmesi istenmeyen sitelere çocukların girişini engelleyebiliyoruz. Bu paketin bilgisayarı olup internet bağlantısı olmayan 2 milyon hane üzerinde büyük etkisi olacağını düşünüyoruz.

44

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

TELEKOM DÜNYASI: How will you change it? What strategies do you have? EREM DEMIRCAN: There are two criteria in order for Türkiye to be an information society. First is speed-up and the other is increasing the penetration ratio. We have already working hard for speed-up for one year. Only in one year, more than 2 million users have converted their packages to 8 megabit speed packages. As for 70% of the rest of our users, they are using 4 megabit speed package. We made a campaign for providing internet connection to every house. At the moment, in Türkiye, there are 16,5 million fixed lines and 6,5 million ADSL subscriber. In other words, there are 10 millions more subscribers that we must reach. We are planning to take internet services to the households which have never known internet before, only for 3 Liras per month. There are 2 million households which has a computer but internet connection. One of the reasons of that is fiscal and the other is preventing children from using internet uncontrollably. Relying on this, we launched a package named, “Look out! Kids on the net”. For 3 Liras, we can block children’s entrance to the sites which are unwanted by families and possible to damage children’s


TELEKOM DÜNYASI: Sosyal Sorumluluk projelerinizi biraz açar mısınız? EREM DEMİRCAN: Bahsettiğim eğitim, çevre ve spor olmak üzere bu 3 başlık altında sosyal sorumluluk projeleri yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Eğitim alanında ilk olarak 74 adet eğitim tesisi kurduk ve buralarda 30 bin öğrenci okuyor. Bunun yanında 900 adet internet evi açtık, 19 bin tane bilgisayar kurduk. Bu bilgisayarların tümünde Nette Çocuk Var ürünü çalışıyor. Spor ile alakalı ise şuan 5400 tane lisanslı sporcumuz var. Yalnızca basketbol, voleybol gibi popüler sporlara destek vermiyoruz. Örneğin Eskişehir’de sualtı hokey takımımız, Trabzon’da eskrim takımımız var. Eskrim takımımızdaki birçok arkadaşımız uluslar arası ödül kazandılar. Tabi bunların yanında dört tane ana spor takımının ve milli takımın ana sponsoruyuz. Bir yandan da Türk Telekom Arena’yı kuruyoruz. Çevre konusunda ise Dünya’da çok az yapılan e-fatura uygulamasına çok önem veriyoruz. 2008 yılında Maliye Bakanlığı’ndan onayını aldık. E-fatura uygulamasına büyük bir kampanya ile başlamıştık ve dakikalarca konuşmayı bedava sunduk. Altyapımızın da geliştirilmesiyle birlikte TTnet, Avea ve Türk Telekom olarak grup açısından baktığımızda toplamda 12 milyon abonemiz e-fatura kullanıyor. Bu uygulamayla beraber ülkemizdeki ağaçları kurtarmanın yanı sıra e-fatura ormanlarını kurduk ve yılda 70 bin ağacı kurtarmanın yanı sıra 100 bin tane de ağaç diktik. Bu projemizle Avrupa’da sosyal sorumluluk projesi alanında ödül aldık. TELEKOM DÜNYASI: Eklemek istedikleriniz… EREM DEMİRCAN: Tüm çalışmalarımızdan dolayı çok heyecanlıyız. Özellikle Her Eve İnternet projesinin Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşmesi konusunda çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Geleceğin yakınsama teknolojilerinde olduğuna inanıyoruz ve yakınsama teknolojileri için genişbanda ihtiyacımız var.

physical and psychic development. We think that this package will be very effective for the houses which have computers but no internet connection. TELEKOM DÜNYASI: Can you expand upon your social responsibility projects?

Yalın ADSL’de biz çok büyük bir değişiklik olacağını sanmıyoruz. Önceden hiç telefonla konuşmayan bir kullanıcı grubumuz vardı. Fakat ev tarifelerini çıkardıktan sonra baktık ki bu grubun büyük bir kısmı ev telefonunu kullanır hale gelmişler. We do not expect any differences for simple ADSL connection. Beforehand we had a user segment that does not speak with phone. But afterwards we launched the home recipes; we saw that this segment has started using home recipes.

EREM DEMIRCAN: We have carried out social responsibility projects on three subjects; education, environment and sport as I mentioned and we will continue to carry out these. First, we have built 74 education facilities in this area and 30.000 students are receiving education in these facilities. Apart from that, we have opened 900 internet houses and put 19.000 computers. “Look out! Kids on the net” product is launched in all of these computers. We have 5400 licensed athletes. Our support is not only for popular sports such as volleyball or basketball. For example, we have underwater hockey team in Eskişehir and fencing team in Trabzon. Many athletes in the fencing team won international rewards. Besides, we are the official sponsor of 4 main sports team and the national team. On the other hand we’re establishing the Türk Telekom Arena. For environment, we are giving serious importance to e-bill applications which is applied rarely in the world. In 2008, we get confirmation from Ministry of Finance. We began the e-bill application with great campaigns and provided free calls for many minutes. With our growing infrastructure, 12 million of our subscribers from TTnet, Avea and Türk Telekom are using e-bill application. With this application while saving the trees of our country, we created e-bill forests and planted 100.000 trees besides saving 70.000 trees per year. TELEKOM DÜNYASI: And anything you want to add… EREM DEMIRCAN: We’re very excited of our all works. Especially, we think that “Internet for every household” project is very important for transforming Türkiye into an information society. We believe that the future lays in the Convergence Technologies and for that we need broadband.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

45


KİŞİ-CELL

Doktor Avucumun İçinde Doc in the Palm of My Hand

Mustafa Aykut

mustafa.aykut@turktelekom.com.tr

Dünyayı 2009 yılının başından bu yana sarıp sarmalayan, henüz tam anlamıyla kurtunulunduğuna inanılmayan finansal kriz, tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de bütçesel kısıntılara gidilmesine sebep oldu. Sağlık önemli bir konu olduğu için tasarruf denilince ilk göze alınacak kısıtlamalar Bilgi Teknolojileri (IT) ile ilgili harcamaları hedef aldı. Birleşmiş Milletler, Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi’nin (Department of Economic and Social Affairs) Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) yaptırdığı ve geçtiğimiz Mart ayında yayınladığı, 57 ülkeyi kapsayan araştırmadan çıkan sonuçlara göre, özellikle Asya ve Afrika’da sağlık sektöründe çok ciddi anlamda işgücü eksikliği var. Bir başka deyişle 2,36 milyonu doğrudan sağlık personeli (hekim, hemşire, sağlık teknisyeni vb.), 1,89 milyonu idari personel olmak üzere toplam 4,25 milyon kişilik açık bu ülkelerde yeterince sağlık hizme-

Financial crisis surrounding the world since the beginning of 2009 and still not fully convinced to be recovered, led to go to budgetary cutbacks in the health sector as in all sectors. As health is an important issue, the first noticeable restriction is imposed on the expenditures related to Information Technology (IT). According to the results of the research covering 57 countries, implemented and published by in March World Health Organization (WHO) under the guidance of United Nations, Department of Economic and Social Affairs, especially in Asia and Africa there are serious deficiencies in terms of workforce in the health sector. In other words, 4.25 millions persons are needed, 2.36 millions of whom are direct health care providers (doctors, nurses, health technicians, etc.), and 1.89 millions of whom are administrative staff, and this is one of the biggest obstacles in terms of providing enough health service in these countries.

46

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


ti verilmesinin önündeki en büyük engellerden birisini oluşturuyor. Sağlık hizmetinden yararlanamayan insanların daha çok kırsal alanda olması, doktor açığı kapatılsa bile ulaşım vb. nedenlerle zamanında sağlık kurumlarına ulaşamayan hastaların istenilen hizmetlere hızla erişemeyeceğini gösteriyor. Araştırmanın bir başka tuhaf sonucu da OECD ülkelerindeki istatistiklerle ilgilidir. OECD ülkesinde çalışan yabancı doktorların %74’ünün, hemşirelerin ise %65’inin herhangi bir OECD ülkesinde doğmadığı anlaşılıyor. Sağlık sektörü için kritik mesleğe sahip bu doktor ve hemşirelerin en çok Hindistan, Filipinler, Jamaika ve Cezayir gibi zaten sağlık personeli konusunda en kıt kaynağa sahip ülkelerden geliyor olmaları oldukça şaşırtıcı. Öyle ki; Tanzanya, Haiti gibi ülkelerde yetişmiş her iki sağlık personelinden biri yurt dışında çalışıyor. Barbuda gibi küçük ülkelerde bu oran %90’lara dayanmış, Angola’da ise %60’ın üzerinde. Sonuç olarak, yetersiz sağlık elemanı, mobil olamayan hasta ikileminden çıkış yolu olarak son yıllarda, ilgili her kurum, kuruluş, firmanın öne sürdüğü yaklaşım mSağlık (mHealth) imkanlarının artırılması doğrul-

Even this personnel shortage problem is solved, the fact that people who cannot benefit from health services live mostly in rural areas shows patient who cannot reach the hospitals timely due to the other reasons such as transportation, cannot access the desired service quickly. Another strange result of this research is concerned with statistics in OECD countries. It is seen that 74% of foreign doctors and 65% of nurses working in OECD countries was not born in any OECD country. It is strange that doctors and nurses working in OECD countries mostly come from countries that already have the scarcest resources in terms of health care providers such as India Philippines, Jamaica and Algeria. One of two medical personnel educated in countries such as Tanzania and Haiti is working abroad. This ratio reaches 90% in Barbuda and is over 60% in Angola. As a result, all relevant institutions, organizations and companies support the approach of increasing mHealth opportunities as a way out of the dilemma between inadequate health personnel and patients who can not be mobile in recent years. It means also a saving for those who want to make budgetary cuts. Because the occupancy of hospital beds can be

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

47


KİŞİ-CELL

tusunda oluyor. Bu aynı zamanda bütçesel kısıntı yapmak isteyenler için tasarruf anlamına da geliyor. Çünkü uzaktan teşhis, uzaktan izleme gibi yöntemlerle hastane yataklarının doluluğu azaltılabiliyor. SMS tabanlı randevu sistemleri ile hem hastaların hem de sağlık kurumlarının yapacağı bazı harcamalar en aza indirgenebiliyor. Yine SMS tabanlı bilgilendirme sistemleri kullanılarak salgın olabilecek bazı hastalıklar için yurttaşlar uyarılıp, hastalığın hızla yayılmasının önüne geçilebiliyor. Apple’in ya da Blackberry’nin uygulamalarını satan mağazalarına girdiğinizde ‘fitness ya da sağlıkla ilgili uygulama istiyorum’ derseniz, tezgahtar size ‘500 den fazla uygulama olduğunu, tam olarak ne istediğinizi söylemezseniz seçmenin çok zor olacağını’ söyleyecektir. Söz konusu uygulama programları genellikle bu alanda çalışanların ya da kullanıcı olmaktan öte hiç ilgisi olmayanların yararlanması için hazırlanmış olabiliyor. Örneğin son kullanıcılara (end users) yönelik olanların arasında; aldığınız besin kaç kaloriye karşılık geliyor, ya da koştuğunuz mesafe kaç metreye karşılık geliyor gibi uygulamalar sıkça rastlanılan servislerden sadece bazılarıdır. Profesyonel uygulamalara verilebilecek örnekler arasında Epocrates dikkat çekiyor. Epocrates onbinlerce ilacın dozajı, yan etkileri, etkin maddeleri vb. bilgileri referans kaynağı olarak doktorlara ve eczacılara mobil iletişim ortamından sunuyor. Sağlıkla ilgili mesleği olan bir kullanıcı elindeki bir ilacın isterse 30 tane muadili hakkında bilgiye hızla ulaşabilir, her birinin tıbbi özelliklerini (medications) görsel olarak izleyebilir. Johnson&Johnson firmasının ‘CareConnector’ adıyla iPhone’lar üzerinde kullanıcılarına ulaştırdığı uygulama ilginç mSağlık servislerinden birisidir. Bu uygulama, doktora gitmesi gereken bir hastanın, doktora muayene olmadan önce elinde olması gereken kritik bilgileri oluşturma, organize etme ve doktorun kullanabileceği formata dönüştürme işlevini yerine getiriyor. Özellikle hasta çok küçük çocuk ya da çok yaşlı ise, bu kişilere ilişkin kronik ve önemli sağlık bilgileri ‘CareConnection’da muhafaza ediliyor. Herhangi bir durumda acilen dok-

48

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

reduced through methods such as remote diagnosis and remote monitoring. By means of SMS-based appointment system, certain expenditures of both patients and health care institutions can be minimized. Again, by using the SMS-based information systems, it is possible to warn people against disease outbreaks and prevent the spread of the disease rapidly. When you enter to shops where Apple or Blackberry applications are sold, you can ask where you can find a fitness or health-related application. You may come across more than 500 applications and it is very difficult to choose among them. These application programs are prepared mostly for people who usually work in this area or people who have no interest. For example, among the applications prepared for end users, you frequently encounter services that calculate the calories of food you eat or the distance you run. Epocrates is one of the most important professional applications among. It provides a mobile communication environment to doctors and pharmacists as a source of reference covering information such as dosage, side effects, active ingredients etc. of tens of thousands of medicine. Users who have health-related professions can access to information quickly about 30 equivalents of a certain medicine and visually follow the medications of each one. The application called “CareConnector” provided by Johnson & Johnson Company through iPhones is one the interesting mHealth applications. Patients who have to go a doctor can obtain and organize the critical information before medical examination, and transform them into a format that can be used by doctor through this application. Especially when patient is a very young children or very old, chronic and significant health information about them is maintained in “CareConnection”. In an urgent case that requires them to visit the doctor without their parents or


tora götürülmesi gerektiğinde çocukların ebeveynleri ya da yaşlıların yetişkin çocukları yanlarında olmadan, hatta kullandıkları ilaçları, sağlıklarıyla ilgili raporları yanlarında taşımadan muayeneleri yapılırken gerekli bilgiler eksiksiz olarak hastanın cebindeki iPhone’dan doktorun bilgisayarına aktarılabiliyor. Böylece teşhis ve tedavi hem kolaylaşıyor hem de risk azaltılıyor. Ayrıca bir hastaneden ötekine ya da bir doktordan ötekine bilgi aktarma daha ucuza mal ediliyor. iPhone’a kayıt edilen bilgiler arasında Sağlık Sigortası ile ilgili bilgiler de olduğu için hastanın masraflarında da öngörülmeyen bir harcama ile karşılaşılmıyor. 2009 yılının başlarında küçük bir firma olan iTMP’in iPhone üzerine geliştirdiği Kalp İzleme Sistemi, SM HeartLink firmasının geliştirdiği ve hastanın göğsüne yapıştırılmış Kalp İzleme Alıcılarının topladığı bilgileri kablosuz iletişim yöntemleriyle iPhone’a aktaran sistemi, uzaktan izleme konularında uzmanlaşmış MedApps firmasının cep telefonlarından daha fazla yararlanan yeni uygulamaları, Corventis, Sotera Wireless, Proteus Biomedical gibi yeni ortaya çıkan ve benzeri uygulamalarla dikkatleri üzerine çeken firmaların birbirinden ilginç servisleri mSağlık alanında umutları artırıyor. California Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde Doçent, aynı üniversitenin Nano Sistemler Enstitüsü’nde araştırmacı olarak çalışan Türk bilim adamı Dr. Aydoğan Özcan’ın 2009 yılı Kasım ayında ödül alan buluşu mSağlık konusunda devrim niteliği taşıyor. New York Times’ta yayınlanan röportajında Dr. Özcan cep telefonunu 10 dolarlık küçük bir ilave donanımla ile mikroskoba çevirebildiğini anlatıyor. Kansızlık, verem, sıtma gibi ölümcül hastalıkların bu ilave donanımla kolayca teşhis edebildiğini söyleyen Dr. Özcan’ın buluşuyla parmaktan alınan bir damla kan cep telefonuna eklenen donanımdaki cam ‘lam’a damlatılıyor. Donanımdaki elektronik sensor kandaki görüntüyü herhangi bir mercek kullanmadan cep telefonunun kamerasının algılayabileceği boyuta getiriyor. Görüntü cep telefonunun iletişim tekniği kullanılarak bir sağlık merkezine aktarılıyor ve uzaktan analiz sonucunda hücrelerdeki asimetriler, hastalıklı kan hücreleri, bozuk yapıdaki hücreler, akyuvarlarındaki anormal artışlar ya da enfeksiyon belirtileri tespit edilebiliyor. Sağlık için yapılanlar operatör açısından eskiden olduğu gibi sosyal sorumluluk projeleri kavramından çıkıp para kazanılan iş kavramına dönüşmüş gibi gözüküyor. Uzaktan hasta izleme sistemlerinin 2014 yılında 1,9 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağı varsayılıyor (Juniper). Böylesine iştah açan bir pazardan operatörlerin olduğu kadar cihaz üreticileri, yazılım geliştirenler hatta sağlık sigortaları ve hastanelerin dahi kendilerine pay çıkarmak istemelerine tanık olacağız.

attendants, it is possible to provide health care without even the drugs that they use and the health reports. The necessary information can be transferred from iPhone to the doctor’s computer. So both the diagnosis and treatment is easier and the risk is reduced. In addition, to transfer the information between doctors becomes cheaper. Since the information recorded in iPhone covers the information related to the health insurance, costs of health care are not met by an unforeseen expense. In the beginning of 2009, interesting services provided by companies that draw attention by new emerging applications increase the hopes in mHealth area such as the heart monitoring system developed by iTMP, a small company, over iPhone; system developed by SM HeartLink that collects the information by Heart Monitoring Recipients that are positioned on patient’s chest and transfers the information to iPhone by wireless communication methods; new applications developed by MedApps specialized in remote monitoring that use mobile phones; or similar applications developed by Corventis, Sotera Wireless and Proteus Biomedical. The award-winning discovery of Turkish scientist Dr. Aydogan Ozcan, Associate Professor in the Department of Electrical Engineering of University of California and also Researcher at Nano Systems Institute of the University, can be regarded a revolution in terms of mHealth. Dr. Ozcan tells that mobile phone can be transformed to a microscope by a little extra hardware that costs $ 10 in his interview published in New York Times. Dr. Ozcan states that serious diseases such as anemia, tuberculosis and malaria can be easily diagnosed by virtue of this additional hardware. A drop of blood taken from the fingers is dropped to the glass slide of the hardware added to the mobile phone. The electronic sensor of the hardware crops the image in the blood to the size that can be detected by mobile phone’s camera without using any lens. The image is transferred to a medical center by using mobile phone’s communication techniques. Asymmetries in cells, diseased blood cells, cells the structures of which are damaged, abnormal growth in white blood cells or the signs of infection can be detected by remote analysis. The efforts related to mHealth become a service from which operators can earn money rather than social responsibility projects. It is assumed that remote patient monitoring systems will reach a size of $ 1.9 million in 2014 (Juniper). We will witness that operators as well as device manufacturers, software developers and even health insurers and hospitals want to get a market share in such an appetizing market.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

49


TD HABER

TTNET Mardin’de… TTNET was in Mardin...

İ

nternet erişiminin Türkiye çapında yaygınlaşması ve teknoloji sayesinde kurum ve bireylere sunulan faydaların tanıtılması amacıyla TTNET’in hayata geçirdiği “EVET TTNET Şehrinizde” Projesi’nin Mardin etabı tamamlandı. TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, TTNET Genel Müdür Yardımcıları Murat Onuk ve Timur Ceylan’ın ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe Mardin Valisi Hasan Duruer’in yanı sıra Mardin Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu ve Google Türkiye Ülke Müdürü Bülent Hiçsönmez de katıldı. Önümüzdeki dönemde kullanıcılara yepyeni bir televizyon deneyimi sunacak IPTV ile ilgili önemli ipuçlarının da verildiği “Teknoloji Buluşması” başlıklı etkinlik, Mardin Yay Grand Otel’de gerçekleştirildi. KOBİ’ler, üniversite öğrencileri ve akademisyenlerin yanı sıra yerel ve mahalli yöneticilerin de ilgi gösterdiği etkinlikte, teknoloji kullanımı sayesinde artan verimlilik ve tasarruf olanakları ele alındı. Toplantıda ayrıca bilişim teknolojilerinin kurumlar ve Türk ekonomisi açısından yarattığı değer, çeşitli örnekler üzerinden aktarıldı. Telefon kablosunun olduğu her eve hizmet

50

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

M

ardin stage of “EVET TTNET Şehrinizde” project which was implemented by TTNET intended for widespreading internet Access around the Turkey and introducing benefit of that offer to corporation and individual through technology is completed. Mardin governor Hasan Duruer, Mardin Mayor Mehmet Beşir Ayanoğlu and Turkey Country Manager of Google Bülent Hiçsönmez joined the activity that was organized with house ownership of TTNET General Manager Tahsin Yılmaz, TTNET General Manager Assistances Murat Onuk and Timur Ceylan. The activity was organized in Mardin Yay Grand Hotel under the name of “Technology Meeting” and important clues was given about IPTV that will offer newest TV experience to users in the coming period. SMSE, students, academics, local and regional administrators interested in the activity and through technology usage increasing affiance and ways of saving was addresses. Moreover value of information technology in terms of corporation and Turkish economy was explained through various examples. Service to every household that has telephone cable


Bilgi toplumuna dönüşüm süreci içinde olan Türkiye’de, teknolojiyi topluma yaymanın ve özellikle bilişim teknolojilerini yaygınlaştırmanın öneminin altını çizen TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, hizmet anlayışlarını beklenti ve ihtiyaçlara uygun olarak şekillendirdiklerini belirtti. Telefon kablosunun olduğu her eve internet, ses ve TV hizmeti götürerek, her bireyin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılamak üzere çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, “EVET TTNET Şehrinizde” Projesi’nin de TTNET’in teknoloji ve internet kullanımının yaygınlaşması konusunda attığı adımların bir yansıması olduğunu söyledi. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:

General Manager of TTNET Tahsin Yılmaz emphasized that importance of deploying technology in society and especially deploying information technology and he stated that they are shaping their service concept in accordance with expectation and needs.

“Bu etkinlik, sektörün önde gelen kurumlarının da desteğiyle teknolojiyi her haneye, her kuruma ulaştırma niyetimizin bir ifadesi… Bilişim teknolojileri konusundaki çözüm odaklı ürün ve hizmetleri ülkemizin dört bir yanına yaygınlaştırmak büyük önem arz ediyor. Biz de bu konuyu en temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Ülkemizin her bir şehrinde ses, mesaj, görüntü, veri ve genişbant hizmetlerinde sayısal uçurumu en aza indirmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönem, müşterilerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş içerik, ürün ve hizmet paketlerinin üretiminin hızlanacağı bir dönem olacak. Yakınsama çalışmalarının artmasıyla hem

“This activity is statement of our intention to achieve technology to every household and every institution with the support of the industry’s leading institutions. Expanding information technology products and services focused on solution to everywhere in Turkey has a great importance. We see this issue as our most fundamental responsibility. We are aimed to minimizing the digital divide on voice, video, data and broadband services in each city of our country. The coming period will be a time to speed up production of content, product and service packs that formed according to the needs of customers. This request will meet more and innova-

Yılmaz said that they are working on supplying communication needs of each individual by provide internet, voice and TV service to each households that has telephone cables Yılmaz stated that “EVET TTNET Şehrinizde”” Project is reflection of steps of TTNET about the spread of technology and internet usage. He added:

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

51


TD HABER bu talepler daha fazla karşılanacak, hem de farklı ihtiyaçlara cevap veren yenilikçi çözümler ortaya çıkacak. Çok yakında IPTV gibi yepyeni bir televizyon deneyimi yaşatacak teknolojiler de hayatımıza girecek. Kullanıcılara pek çok avantaj sunacak IPTV aynı zamanda şehirlerimiz için de önemli bir rol oynayacak” dedi. Toplantıda bir sunum yapan TTNET Genel Müdür Yardımcısı Murat Onuk da “TTNET olarak internetin yanı sıra telefon ve televizyonu da sahiplenerek, müşterilerimizin tüm iletişim ihtiyaçlarını tek elden karşılamak hedefiyle 2010 yılında EVET platformunu hayata geçirdik. Bu yeni platform ile gerek bireylerin gerekse kurumların hayatlarına yenilik ve kolaylık getiren, her geçen gün çeşitlendirerek geliştirdiğimiz ürün ve servislerimize tek elden ulaşmalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de son teknolojilere yaptığımız yatırımlarımız, müşteri odaklı yaklaşımımız ve yaygın satış ağımız ile bu vizyonu her zaman daha ileriye taşıyacağız” dedi. TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz: “IPTV’ye hazırız, RTÜK’ü bekliyoruz!” Mardin’de TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz’la, Mardin’de uzunca bir sohbet yaptık. Sohbetin en önemli konularından biri IPTV idi. Bakın Tahsin Yılmaz, bu konuda neler söylüyor? “IPTV altyapısı hazır. Biz yalnızca yönetmelik bekliyoruz. O da RTÜK tarafından hazırlanıyor. Mardin özelinde IPTV konusuna gelecek olursak, Mardin UNESCO’nun korumasında bir kültür mirası kent… Mardin’in tarihi dokusunu korumak için araştırma yapmışlar ve bizimle temasa geçtiler. Çanak antenlerin yarattığı görüntü kirliliğinden kurtulmak isteniyor. O nedenle bir ilgimiz oldu. Eski Mardin’in altyapı çalışmaları devam ediyor ve koordinasyon içinde bu aşamada biz

52

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

tive solutions that respond to different needs will arise with increasing workings of coverage. Technologies will be new TV experience such as IPTV will come into our lives soon. IPTV will offer many advantages to users and will have an important role for our cities.” General Manager Assistance of TTNET, Murat Onuk made a presentation at the meeting and said “ As TTNET we have implemented platform of “EVET” to meet our customers’ one-stop destination for all communication needs with owning TV and Telephone as well as Internet. With this platform we are aiming providing both of individual and intuitions achieve one-stop access to develop every day by diversifying our products and services that bringing innovation and ease to their life. In the coming period we will always carry this vision forward with our investment with newest technology, customer-focused approach and our widespread sales network. General Manager of TTNET, Tahsin Yılmaz “ We are ready for IPTV, waiting RTUK” We had a interview with Tahsin Yılmaz in Mardin. The most important issue of interview is IPTV. What does he say about IPTV? IPTV infrastructure is ready. We are waiting only regulation. It was preparing by RTUK. If we look at in terms of Mardin on IPTV, Mardin cultural heritage that protect by UNESCO…They had done the research to protect historical texture of Mardin and they contacted with us. Creation of a satellite dish that is to get rid of visual pollution… Therefore, we had interested in. Infrastructure Works continues in old Mardin and at this stage we’ve come in coordination, Work continues to strengthen infrastructure. On the occasion of infrastructure work that we will take the


de geldik ve altyapı güçlendirme çalışmaları devam ediyor. Dolayısıyla bu altyapı çalışmaları vesilesiyle biz de hatlarımızı çekeceğiz ve Mardin’i IPTV ile tanıştıracağız. Umarız, bu hizmetle bu tarihi dokuda çanak anten kirliliğinden kurtulur herkes… Ölçümlerimize göre 7 Mbps İnternet bağlantısı, IPTV yayını için yeterli. Biz 8 Mbps verdiğimize göre bir sorun yok. IPTV’nin Web TV’den farkı servis garantisi. İnternet altyapısı Türk Telekom’da... Onlara talebimizi yaptık. Fiberi binaya en yakın noktaya kadar götürüyorsunuz ve uygun kutuları koyuyorsunuz. O altyapı 300 metre yakınını en yoğun hızı ulaştırabiliyor. Bu arada biz herhangi bir platforma vs. rakip değiliz. Öncelikle biz bir genişbant şirketiyiz. Yeri geldikçe diğer hizmetleri de bünyemize alıyoruz. Biz filanca platforma rakibiz demiyoruz. Çünkü özünde bir genişbant şirketiyiz ve bu yönde büyüyoruz. Amacımız müşteri talebi oldukça paketlenmiş servisleri tek bir kanaldan sunabilmek Tüketici açısından, şirket en yüksek teknolojiyi getirerek bir hizmeti sunabilirsiniz. Ama esas müşteri onu istiyor mu o önemlidir. Tivibu 200 binin üzerinde müşteriye ulaştı ve artacağını düşünüyorum. Çünkü var olan bir talebe girdi ve kendi müşterisini kendisi yaratıyor. Ayrıca Tivibu’da yeni uygulamalar da var. Yerel bir televizyon sadece isteyenlere yayın yapabilecek. Ya da bölgesel reklamlar vermek mümkün hale gelecek. Dolayısıyla herkes hem yerel, hem de kesesine göre reklam verebilecek. Bazı yerel kanallar, kendi izleyicilerinin dışında milyonlarca insana ulaşabilecekler. Yalnız IPTV’deki vergi yükünün biraz daha hafifletilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda da gerekli düzenlemelerin yapılacağını ümit ediyoruz.

line and we will introduce IPTV with Mardin. In case hopefully this historical texture will get rid of satellite dish population. According to our measurements 7 Mbps Internet is enough to IPTV. We’ve given to 8 Mbps so there isn’t any problem. The difference of IPTV than Web TV service guarantee… Internet infrastructure in Turk Telekom... They have forwarded our request to them. Fiber would lead to the building closest to the point and would put in the appropriate box. That infrastructure is able to reach 300 meters to the peak rate. Meanwhile we are not competitor with any platform vs.. We are a primarily a broadband company. In places we incorporate other services. We also do not have any competing with any platform. Because we are in essence a broadband company and are growing in this direction. Our goal is customer demand rather than a single channel to offer bundled services. Consumer’s perspective, the company provides a service by bringing high technology. But do customer whether want it, İt is important. Tivibu reached over 200 thousand customers and I believe it will increase. Because it became a substantial demand and it creates its own customer. There are also new applications on Tivibu. A local TV broadcast only who want or it will enable to give regional ads. Consequently everyone can give advertisement both of local and depending on their budget. Some local channels will be able to reach millions of people out of their audience. But according to us tax burden of IPTV should alleviate a little more. In this regard we hope to do the necessary arrangements.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

53


BİLİMSEL BAKIŞ

Web Üzerinden Biyomedikal Mühendislik Eğitimi ve 3G Biomedical Engineering Education over the Web and 3G

Prof. Dr. İnan Güler

iguler@gazi.edu.tr

Geleneksel eğitimden farklı olarak, zaman ve mekân kavramı olmadan, her zaman ve her yerden eğitim olanağı sağlayan uzaktan eğitim içerisinde kullanılan teknolojilerin ve cihazların çeşitliliği gelişen teknoloji ile artmaktadır. Mobil öğrenme söz konusu çeşitlilik içerisinde en önemli ilerleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Tek bir cihaz üzerinde tüm ihtiyaçların karşılanmasının amaçlandığı günümüz teknolojisinde, mobil cihazlar üzerinden iletişim, alış-veriş, eğlence ve uzaktan eğitim yapılabilmektedir. Bu kapsamda söz konusu tüm ihtiyaçların tek bir mobil cihaz üzerinden sağlanması amacıyla, eğitim alanında mobil öğrenmende olduğu gibi, çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Mobil-sınav, mobil-ders içeriği, mobil-sesli kitap ve benzeri uygulamalarla başlayan mobil öğrenme, 3G teknolojisinin sağlamış olduğu yüksek bant genişliği ile eş zamanlı görüntülü ve sesli sanal sınıf uygulamalarını destekleyecek uygulama-

Developing technologies increase the variety of technologies and devices used for distant education that provides education any time and from any place without the concept of time and space, unlike traditional education. Mobile learning is the most important advance within this diversity. According to today’s technology aimed to meet all the requirements on a single device, communication, shopping, entertainment and distant education are possible via mobile devices. In this regard, various studies are implemented in the field of education as well as in mobile learning to ensure to meet all of these needs through a single mobile device. Mobile learning that started with mobile-examination, mobile-course content, mobile-audio books and other applications accelerate the applications that support the real-time video and voice virtual classroom practices by means of the high bandwidth. Learning can be defined as the permanent changes in the behaviors of an individual as a result of interaction with the

54

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


larının hızlanmasını sağlamaktadır. Öğrenme kişinin olgunlaşma düzeyine göre çevresiyle etkileşimi sonucu davranışlarında oluşan kalıcı değişmelerdir. İnsan, dünyaya geldiği andan itibaren kendine özgü bir yöntem belirleyerek öğrenmeye çalışır. Belirleme yönteminde gelişen teknolojinin çok önemli bir yeri vardır. Web tabanlı öğrenmede bilgisayar teknolojilerindeki gelişime paralele olarak mobil iletişim ve bilişim teknolojilerindeki gelişmeye paralel olarak bir eğitim teknolojisi uygulaması geliştirilmiştir. Bu fikri destekleyecek birçok sebep sayılabilmektedir. Öğrencinin dersini; günün istediği saatinde, istediği öğretim elemanından istediği mekanda öğrenmesi eğitimde kalite, rekabet ve verimlilik sağlayacaktır. Bütün bunların oturacağı temel omurga ise geniş bant iletişim teknolojilerini barındıran 3G’dir. Özellikle biyomedikal mühendislik, biyoloji ve tıp gibi görselliğe daha fazla önem veren derslerin web üzerinden verilmesi ise ayrı bir ders tasarım bilgisini gerektirmektedir. Bu konuda ülkemizde Gazi Üniversitesi’nin ortak olduğu 3DWebEPL isimli bir AB yenilik transfer projesiyle Yoğun Bakım Ünitelerinin 3 boyutlu görsel desteklerle Web tabanlı eğitimi gerçekleştirilmiştir[1]. Başarıyla tamamlanan 3DWebEPL proje çıktıları İtalya, Romanya ve Türkiye’de uygulanmış ve sonuçlar çok başarılı olmuştur. Daha geniş ve akademik standartlara uygun olarak hazırlanan ve Gazi Üniversitesinin sahipliğindeki bir sonraki proje ise biyomedikal uzmanların Web tabanlı eğitimine (WEBD) yönelik olarak yapılmaktadır [2]. WEBD projesindeki uygulamalar bize çok önemli bir ayrıntının üzerinde önemle çalışılması gerektiğini hatırlatmıştır. Bu da 3G mobil platformun bu eğitime mutlaka dahil edilmesi gerçeği olmuştur. Bunun en önemli sebeplerinden birisinin seyahat anında dahi biyomedikal uzmanlara eğitim vermemiz gerektiği gerçeğidir. Diğer taraftan eğitime katkı sağlayacak olan uzmanların da benzer mazeretleri buna önemli derecede geçerlilik sağlamaktadır. Bütün bunlar dikkate alındığında 3G tabanlı Web tabanlı eğitim GSM operatörlerinin önemle dikkate alması gereken ve buna uygun platform hazırlanması gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. [1] 3DWepEPL-Turkish http://w3.gazi.edu. tr/~iguler/3dwebepl/index.html [2] WEBD: http://www.webd.gazi.edu.tr/

environment according to his or her level of maturity. Individual try to learn by identifying his or her own method from the moment he or she was born. Developing technology plays an important role in identifying the method. In web-based learning, an educational technology application has been developed in parallel with the development in computer technologies as well as the development in mobile communication and information technologies. Many reasons can be considered to support this idea. Students can receive education at any time and place as well as from any professor. In this way, it will provide the quality, competition and efficiency in education. The main backbone to provide all these applications is 3G that hosts the broadband communications technologies. To provide especially biomedical engineering, biology and medicine education that give more emphasis to visual content requires a special course design information. In this regard, a web-based education has been carried out with the support of the threedimensional visual support of Intensive Care Units through the EU project called as 3DWebEPL with the participation of Gazi University [1]. The project deliverables of 3DWebEPL that were successfully completed have been performed in Italy, Romania and Türkiye and the results were very successful. Another project that was prepared in accordance with wider and academic standards under the ownership of Gazi University is intended for the webbased training (WEBD) of biomedical specialists [2]. Applications in the WEBD project have reminded us an important detail that needs to be worked on. That is, 3G mobile platform should be included to this education. One of the most important reasons is that we need to train biomedical specialists even if they are traveling. On the other hand, the similar excuses of experts who will contribute to education provide validity to this argument. Given all these factors are taken into consideration, 3Gbased web-based training should be regarded as important by GSM operators and a platform should be prepared accordingly. [1] 3DWepEPL-Turkish http://w3.gazi.edu. tr/~iguler/3dwebepl/index.html [2] WEBD: http://www.webd.gazi.edu.tr/

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

55


ÖZEL HABER

Sektörün ileri gelen kurumları ve yöneticilerinden yorumlar, tebrikler...

Dr. Tayfun Acarer yeniden BTK Başkanı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Kurul Başkanlığına Dr. Tayfun Acarer ikinci kez atandı. Atama ilişkin Bakanlar Kurulu kararı 28 Mayıs 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Bölümü mezunu olan Dr. Tayfun Acarer, yüksek lisans ve doktorasını İstanbul Üniversitesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. İstanbul’da 1956 yılında doğan Dr.Tayfun Acarer evli ve 2 çocuk babası. Sayın Acarer'e TELEKOM DÜNYASI olarak görevinde başarılar dilerken, sektörün ileri gelen kurumları ve kişilerinin de düşüncelerini öğrenmek istedik. İşte sonuçlar...

Paul Doany Türk Telekom “Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında ülkemizde verilen hizmetlerin kalite ve kapsamının dünya standartlarına ulaştırılmasının destekçisi ve güvencesi olarak önemli bir rol üstlenen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Kurul Başkanlığı’na bir kez daha Sayın Dr. Tayfun Acarer’in atanmasına memnun olduk. Bu atama kararının Sayın Acarer’in bugüne kadar görevinde gösterdiği başarılı performansın bir sonucu olduğuna inanıyoruz. Türkiye bilgi ve iletişim sektöründe sunulan ürün ve hizmetler çoğaldıkça, kullandığımız araçlar çeşitlendikçe ve geliştikçe, gelişimin önünü açacak ve sağlıklı bir seyir izlemesini sağlayacak düzenlemelere duyulan ihtiyaç daha da artıyor. Bu konuda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. Kurumun hizmet sunan ve alan tüm tarafların haklarını, bireysel özgürlükleri gözeten yenilikçi anlayışı bugün olduğu gibi gelecekte de bilgi ve iletişim sektörünün gelişimindeki kilit unsurlardan biri olmaya devam edecek. Türk Telekom olarak, vizyoner bir bakış açısı ile iletişim teknolojilerinin geleceğinin “yakınsama” kavramında olduğunu görerek bu alanda öncülüğü üstlendik. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla ülkemizde yakınsama ürünlerinin kullanılmasına, benimsenmesine önemli katkılarda bulunduk. Gelecekte ülkemizin bilgi ve iletişim teknolojileri alanında küresel çapta rekabet edebilirliğinde,

56

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

bu alandaki performansının belirleyici olacağına inanıyoruz. Ülkemiz telekomünikasyon sektörünün güçlü temsilcileri kadar, Bilgi ve İletişim Kurumu’nun konuyu öncelikleri arasında değerlendirmesi, gelecekteki uygulama ve düzenlemelerinde yakınsama teknolojilerinin dinamiklerini göz önünde bulundurması sektörümüzün güçlenmesine en önemli katkıyı sağlayacaktır. Adil rekabetin tesis edilmesinin yanı sıra, kamu menfaati ve tüketici haklarının korunmasında da liderlik eden Sayın Dr. Tayfun Acarer’e Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Kurul Başkanlığı görevinde başarılarının devamını dileriz.”

Süreyya Ciliv Turkcell BTK Başkanlığı’nı 5 yıldır başarıyla yöneten Dr. Tayfun Acarer’i aynı göreve tekrar atanmış olmasından ötürü tebrik ediyoruz. Sektörümüz çok dinamik ve hızlı değişimlere sahne olan bir sektör. Regülâsyonun sektördeki tüm kurumlar için kilit bir önemi var. BTK, Sayın Acarer’in başkanlığı döneminde teknolojinin hızına paralel hareket etme refleksiyle üçüncü nesil mobil teknolojilerde Türkiye’nin önünü açarak gelişmiş ülkelerden daha iyi altyapıya sahip olmasına vesile oldu. Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi olarak regülasyon konusunda iki temel beklentimiz var. Birincisi alına-


abstract

D

Dr. Tayfun Acarer has been appointed as Board Chairman of ICTA again.

r. Tayfun Acarer has been appointed again as Board Chairman of BTK (Information and Communication Technologies Authority) at the end of the five-year his term of office. We asked to leading compaies of telecommuication sector what is their opinion and expectation from Dr. Tayfun Acarer and BTK.The main expectation of telecommunication sector is contiuning of the support given to domestic production, effective competitive environment, support the transformation to information society, making regulatios to achieve the target of 2023, contiuning research and development activities, being stable to given support to SME’s, contiuning to listen problems of the sector and working on these problems, joining organizations that was organized by the sector, increasing importance given to software and software-based services, regulations for fast, secure and easy internet access and to spread the benefits of technology to all segments of society.At the same time leader of the sector mentioned their pleasure about regulatios for development of the sector, strategic decisions and an effort to support sector of Dr. Tayfun Acarer by always listening carefully sector players.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

57


ÖZEL HABER

dönemde; adil rekabet koşullarının sağlanması ve yakınsayarak gelişen teknolojilerin izlenmesiyle yapılacak düzenlemeler takip edecek. Özellikle yayıncılık hizmetlerinin internet tabanlı hale gelmesiyle bu yakınsama en üst seviyeye çıkacak. Sektörde düzenleme yapan kurumların yetki çatışmasının olmaması ve yakınsamanın gerektirdiği düzenlemelerin gecikmemesi gelişimin yakalanması için çok önemli. cak önemli kararlar ve uygulamaya koyulacak değişiklikler öncesinde, makul bir süre evvelinden haberdar edilmek sektörde faaliyet gösteren şirketler için hayati bir önem taşıyor. Çünkü hemen her değişiklik, öncesinde operatörler açısından bir hazırlık ve adaptasyon süreci gerektiriyor. Bazı değişiklikler bütçe üzerinde büyük farklara yol açabiliyor. Bu durumda önceden haberdar edilmek, özellikle halka açık şirketlerin yatırım ve istihdam planlarının daha gerçekçi zeminde yapılandırılmasını sağlıyor. Tüm ekonominin kaldıracı ve verimliliğin en temel öğesi olan İletişim ve Bilişim sektörünün sağlıklı şekilde büyümesi ülkemiz için hayati önem arz ediyor. BTK’nın bu bilinçle hareket edeceğine inanıyorum. Diğeri ise, her konuda şeffaf ve açık iletişim zeminidir. Turkcell olarak sektörümüzü ileri götürecek her konuda fikir alışverişi yapmaya, destek vermeye ve katkı sağlamaya hazırız. Sektör için hayati önem taşıyan düzenlemelerin tüm paydaşlarla birlikte geliştirilmesi, düzenlemelerden beklenilen sonuçların daha verimli şekilde oluşmasını sağlayacaktır.

Tahsin Yılmaz TTnet Türkiye’de bilişim sektörü çok hızlı şekilde gelişiyor. Özellikle geçtiğimiz 10 yılda teknolojik gelişmeler ve bunun getirdiği uygulamalarla ciddi büyüme kaydeden ve küresel ekonomik kriz zamanı da dahil istikrar içinde yoluna devam eden sektörümüzün bu gelişiminde, kamu politikalarının oynadığı rol yadsınamaz. Bu politikalar çerçevesinde sektörde düzenlemelerden sorumlu olan Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu, bugün ülkemizde bilişim sektörünün gelişiminde çok önemli bir görevi üstleniyor. Geçtiğimiz dönemde sektörde liberalleşme ve lisanslama rejimi konularında atılan adımları, önümüzdeki

58

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Kısa süre önce ikinci defa kurum başkanlığına ataması gerçekleştirilen ve BTK’nın faaliyet gösterdiği 10 yıllık sürenin yarısı boyunca başkanlık görevini yürüten Sayın Tayfun Acarer, gerek kuruma, gerekse sektörümüze büyük katkılar sağlamaktadır. Sayın Acarer’in yeni Başkanlık döneminde de ülkemizde bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması adına birçok çalışmaya imza atacağına inanıyorum. Bugün hayatlarımızda çok önemli bir rol oynayan internet alanında atılan adımların artarak devam edeceğini; hızlı, güvenli ve kolay internet ile çok sayıda yeni uygulamanın yakın zamanda tüketicilerle buluşacağını düşünüyorum.

Serdar Urçar HP

“Sayın Tayfun Acarer, Telekom sektörüne adadığınız uzun yıllar boyunca vatandaşlarımızın Telekom olanaklarından yararlanmasını kolaylaştırarak sektöre istikrar ve yeni bir soluk getirdiniz. Bu sektörün bir emekçisi olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığına yeniden getirilmeniz dolayısıyla sizi kutlar, başarılarınızın devamını dilerim. Saygılarımla,”


Şerif Beykoz YASAD

Öncelikle Sayın Acarer’i Bilgi ve İletişim Kurumu Başkanlığına yeniden atanmasından dolayı sektör, YASAD ve şahsım adına tebrik eder hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim. Sayın Acarer kalkınmada bilişim ve iletişim teknolojilerinin önemine, yarattığı katma değere, yerli araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin mutlaka desteklenmesi gerekliliğine gönülden inanmış bir insandır. Böyle olunca bizler yani sektörün büyük çoğunluğunu temsil eden Sivil Toplum Kuruluşları, Türkiye’nin bilişim ve iletişim politikaları konusunda karar veren ve sektörü düzenleyen en yüksek mercilerinden olan kurum başkanı ile aynı frekansda olabiliyor ve enerjimizi sadece yeni projeler yaratarak Türkiye bilişim ve iletişim sektörünü genişletmek için kullanma şansına sahip olabiliyoruz. Başkanın adil, vizyoner ve akılcı yaklaşımları sektör için çok büyük bir şanstır.Yerli araştırma ve geliştirmeye verdiği önem ve destek ortadadır. 3G imtiyaz sözleşmelerine ilave edilen adeta devrim niteliğindeki iki madde ile bu konudaki yaklaşımını net olarak ortaya koymuş,telekom sektörüne ürün sağlayan büyük şirketlerden araştırma geliştirmeye destek olmalarını açıkça belirtmiş ve bunun yanında da bir yıl içindeki yatırımlarının %10 unu ürün veya sistem geliştiren KOBİ niteliğindeki şirketlerden alma zorunluluğunu da operatörlere getirerek sektörün gereksinim duyduğu kaynak yaratma konusunda da önemli bir adım atılmasında öncü olmuştur. Başkan yoğun gündemine rağmen her zaman sektörün yanında olmuş, davet edildiği ve katkısının olacağına inandığı her etkinlikte ya bizzat bulunarak veya ekibindeki diğer değerli başkanları, başkan yardımcılarını veya uzmanlarını yönlendirerek desteğini sürdürmektedir. Başkanın bu tutumu sektöre çok büyük moral destek vermektedir. Bu davranış tarzının yeni dönemde de devam edeceğinden kuşkumuz yoktur. Bilindiği gibi Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu adından da anlaşılacağı üzere tüm sektörü denetlemek ve genişlemesi için gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlü. Sektör büyüklüğümüz yaklaşık 30 milyar dolar ama bunun içinde katma değeri en yüksek kısım olan yazılım ve yazılıma dayalı hizmetler sadece 1,2 milyar dolar civarında. Yazılım ihracatı ise sadece 200 milyon dolarlar mertebesinde. Hâlbuki katma değeri %80-90’lar civarında olan bu kısma özel bir önem gösterilmesi gerekiyor. YASAD Yazılım Sanayicileri Derneği olarak yeni dönemde başkandan tek beklentimiz yazılım ve yazılıma dayalı hizmetler sektörünün ve ihracatının şu anda sadece hayal edilen büyüklüklere çıkarılması için öncelikler listesinin en üst sırasına yerleştirilmesi. Yeni dönemde Başkanımıza başarılar diliyorum.

Serhat Özeren TEDER

Sayın Tayfun Acarer ‘in yeniden BTK başkanlığı görevine atanmasından sektörümüz adına büyük mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Tayfun beyin tekrar atanması Sayın Bakanımızın da vizyon ve bakışını yansıttığını belirtmek isterim. İnanıyorum ki bundan sonraki süreçte çok daha verimli çalışmalar yapılacaktır. Sayın Tayfun Acarer geçmiş beş yıllık görev süresi içersinde bir çok çalışmalar da bulundu ve gayet güzel başarılar elde etti. Bu başarılar Tayfun beyin şahsi başarıları değildi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim sektörü için bu çalışmaları yaptı. Bu çalışmaları yaparken oldukça zorluklar çektiğini hepimiz biliyoruz. Tayfun beyin yapmış olduğu çalışmaları tek tek sıralamak mümkün değil. Zaten bu çalışmalar BTK yıllık raporlarında ve sektör raporlarında detaylarıyla görülebilinir. Ben farklı bir konuyu aktarmak istiyorum, Tayfun bey liderliğindeki BTK’nın bence yaptığı en büyük değişim diyalog kapılarını hep açık tutması, sektöre yakın durması, sektör çalışmalarının hep içinde yer alması ve sektörün yanında durması oldu. Bu yaklaşımda sektörün bence bütün STK ları, işletmecileri yani bütün oyunculardan saygı görmesine ve en önemlisi de güvenlerini kazanmasına neden oldu. Diyalogsuz problemleri çözmek mümkün değildir. İşte hem Sayın Bakanımız hem de Sayın Tayfun Acarer bu diyalog süreçlerini hep açık tutarak başarının anahtarını sektörümüze sundular. Yarım kalmış, eksik olan işler mutlaka vardır, ama iyi niyet ve diyalog ortamıyla bütün problemler çözülecektir. Sektörümüzü daha başarılı günler beklediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Sayın Tayfun Acarer den eskiden olduğu gibi Bilişim sektörüne aynı desteği vermesi, İstanbul’a yani sektörün ticari merkezine daha yakın durması ve sektörel etkinliklerde ve toplantılarda sektörümüzün yanında olmasını bekliyoruz. Bazı basın kuruluşları ve bazı organların Tayfun beyin vizyonunu yeteri kadar anlayamadığını da üzülerek geçtiğimiz dönemde gördük. Eleştiriler her zaman olur, yeter ki eleştiriler yapıcı olması anlam kazandırır. Sayın Başkanımızdan mevcut çalışma disiplininden ödün vermeden kararlılıkla çalışmalarına devam etmesi ve sektörümüzün yanında durmaya devam etmesi ve STK’ları eskiden olduğu gibi yapıcı öneriler getiren birer danışmanı olarak görerek çalışmalarına devam etmesi en büyük temennimdir. Sayın BTK başkanımız Tayfun Acarer’e sizin vasıtanızla da tekrar BTK başkanlığına seçilmesinden dolayı kendilerini kutladığımı iletmek isterim.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

59


ÖZEL HABER

C. Müjdat Altay Netaş Sayın Acarer’i, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda süreç ve organizasyonun yapılandırılması, serbestleşme süresinde ilk regülasyon çalışmalarının devreye sokulması zamanından bu yana bu görevde izliyoruz.

Tufan Ünal Huawei Özellikle son 10 yılda yaşadığımız hızlı teknolojik gelişim, bilgi ve iletişim teknolojilerinin hayatın her alanına entegre edildiği bir dönemi beraberinde getirdi. Artık bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı, ülkelerin büyümesi, gelişmesi ve rekabette öne geçmesi bakımından çok önemli bir konuma geldi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu da Sayın Tayfun Acerer’in öncülüğünde, bilişim sektörünün dinamizminin sağlanması, sekötürün fayda yaratma ekseninde yönlendirilmesi ve adil rekabet ortamının oluşturulması bakımndan başarılı çalışmalarıyla, Türkiye’nin bu konuda katettiği olumlu mesafede anahtar rol oynadı. Bu anlamda; Sayın Acarer’in engin bilgi birikimini yeni dönemde de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile paylaşacak olmasından büyük memnuniyet duyduk. İnanıyorum ki; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye’nin bilgi toplumu olma yolundaki sürecinde Bilişim sektöründeki kurumlar arasında ortak sinerjinin yaratılması, teknolojinin sağlayacağı faydaların toplumun her kesimine yayılması ve sürecin sağlıklı bir şekilde işletilmesi noktasında başarılı çalışmalarını sürdürecektir.

60

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Sektörümüzün hukuki ve teknik açılardan ilerlemesi, tüketicilerin yüksek kalitede ve maliyet etkin hizmet alabilmesi için, Sayın Acarer’in yeni dönemdeki çalışmalarını; sektörde sürdürülebilir rekabet koşullarının en iyi şekilde sağlanması ve yeni nesil teknolojilerin Türkiye’de geliştirilmesinin desteklenmesi  yönünde sürdüreceği görüşündeyiz. Henüz genç bir kurum olan BTK’nın, şimdiye kadar olduğu gibi önümüzdeki dönem çalışmalarında da sektörün tüm ilgilileri ile verimli bir işbirliği sürdürerek  başarılı sonuçlara ulaşacağına inanıyoruz. Tayfun Bey’in, sektöre en büyük katkılarından birinin yerli üretimin ve ArGe faaliyetlerinin artmasına yönelik çalışmaları olduğu görüşündeyim. Bu konu, ülke olarak kaynaklarımızın yurtdışına çıkmaması için son derece büyük önem taşıyor. Her türlü teknolojinin olabildiğince ülkemizde üretilmesi, gerek istihdam artışı ve ekonomik canlanmaya katkı, gerekse ileri teknoloji alanında dünyada değişen dengelerde, Türkiye’nin yeni lider ülke konumuna erişmesini sağlayacak. Geçtiğimiz dönemde, bilhassa, 3G alanında ortaya konulan “yerli ArGe zorunluluğu” gibi uygulamaların sektöre canlılık getirdiğine inanıyorum. Bu uygulama ile firmalar, katma değeri yüksek, inovatif ürün ve çözüm geliştirme yeteneklerini artırma fırsatı yakaladılar. ArGe çalışmalarına odaklanan sektör, “ArGe Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Çıkarılan Kanun”un da uygulamaya konulmasıy-


la az zamanda çok yol kattetti. Sayın Acarer döneminde, yerli teknoloji üretimine verilen bu önem, kaynaklarımızın yurtiçinde kalmasını sağlamaya yönelik çok ciddi ve kalıcı bir adım. Ayrıca bu kararların, bölgede ülkemiz için yeni iş fırsatları yaratacağına da inanıyorum. Geçtiğimiz yıllarda, serbestleşmenin hız kazanması ile pazara yeni oyuncuların girdiğini gördük. Resmin bu şekilde değişmesi, yeni telekomünikasyon yatırımları da beraberinde getirdi. Dolayısıyla, sektörde, BTK ile beraber, köklü değişimlerin yaşandığını ve sağlam adımlar atıldığına tanıklık ettik. Bu bağlamda, Tayfun Bey ve ekibinin sektöre bakışında, her zaman sürdürülebilir rekabeti ön planda tuttuğunu, şeffaf ve güvenilir bir tavır sergilediğini düşünüyorum. Yeni dönemde de, BTK’nın, Sayın Başkan’ın liderliğinde, etkin rekabet ortamına katkılarının devam edeceğine inanıyorum. Aşağıdaki konuların kurumun, 2010 – 2012 yıllarını içeren 3 yıllık Stratejik Planı’ndaki 5 ana hedef arasında yer almasından büyük mutluluk duyuyoruz. 1) “Yenilikçilik ve ArGe faaliyetlerinin desteklenmesi” 2) “Etkin rekabet ortamının sağlanması ve geliştirilmesi”

Geçmiş dönem analizlerimizi ve yeni dönemdeki planlarımızı yapmamızda önemli kaynak oluşturan bu dokümanları, başucu kitabı olarak sürekli masamızda bulunduruyoruz. Yeni dönemde BTK’nın önünde tamamlanmış regülasyonların uygulamaya geçirilmesi gibi zor bir dönem bulunmaktadır. BTK regülasyon tarafındaki işlerini tamamlamış olmakla birlikte rekabetin gerçek anlamda başlaması konusunda da uygulamalardaki birçok eksikliğin de giderildiği takdirde, sektörümüz için önemli kazanımlar sağlanmış olacaktır. Bu kapsamda çözüm bekleyen önemli sorunların var olduğunu görüyoruz. İçinde bulunduğumuz pazara baktığımızda Türkiye’de iki kutuplu bir telekom sektörünün olduğunu görüyoruz. Çok kutuplu bir sektöre geçemediğimiz durumda BTK’nın görevini tam anlamıyla yapmış olmayacağı inancındayız. Bu çerçevede gerek mobil telekomünikasyon pazarında gerekse sabit telekomünikasyon pazarında uygulama bazında yapılması gereken rekabetin kolaylaşmasını sağlayacak, tüketicilerin çeşitli hizmetleri farklı operatörlerden almasını sağlayacak aksiyonları görmek istiyoruz. Bir önceki dönemi regülasyonla ilgili eksikliklerin tamamlanması, ikinci dönemi de uygulama eksikliklerinin tamamlanacağı bir dönem olacağı inancındayız.

3) “Bilgi toplumu oluşumunun desteklenmesi” Bunların yanı sıra, “Evrensel Hizmet Fonu”ndaki projelerin bir an evvel hayata geçirilmesi ve yeni nesil sistemlerin uygulanabileceği belirli bir frekans aralığının, ticari amaçla kullanımı için tahsis edilmesinin sektöre büyük canlılık getireceği görüşündeyim. BTK’nın, ekonomik büyümeye katkısı çok yüksek olan telekom sektöründeki regülasyon çalışmalarının ve bu çalışmaların belkemiğini oluşturan ArGe ve teknoloji üretimine olan desteğinin Sayın Acarer’in görevi devraldığı yeni dönemde artarak devam edeceğine olan inancımı yinelemek istiyorum.

Regülasyonlarla ilgili hemen hemen bütün düzenlemelerin yapılmış olması çok önemli bir gelişme olmakla birlikte regülasyonların sonuçlarını yeterli görmüyoruz. Özellikle alternatif telekom operatörlerinin pazar paylarının % 2-3 mertebesinde kalması Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinin ortalamalarına göre çok düşük seviyelerde. Bu noktada pazar büyürken, alternatif telekom operatörleri pazarında mevcut duruma göre 10 kat büyümesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’nin önünde 2023 yılı hedefi olan 160 milyar dolarlık ICT pazarına ulaşma hedefinde BTK’nın mevcut regülasyonların

Murat Küçüközdemir Global İletişim Tayfun Bey’in yeni dönemde de BTK başkanı olarak görev almasını mutlulukla karşılıyor, tebrik ediyor ve yeni dönemde de kendisine başarılar diliyoruz. Tayfun Bey sektörümüzü bilen, dertlerimizi anlayan, bu konuda regülasyon itibariyle de bir önceki başkanlığı döneminde BTK’da bir çok çalışma tamamlanmış; sektörümüzün yeniden yapılanması konusunda önemli adımlar atılmıştır. Şu anda BTK’nın yapmış olduğu çalışmaların içinde çok önemli bulduğumuz çalışmalardan birisi sektörün üç ayda bir görünümünü yansıtan raporların son 5 çeyrektir düzenli olarak yayınlanmasıdır.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

61


ÖZEL HABER

uygulanmasını sağladığı takdirde mevcutta 30 milyar dolar mertebesinde olan pazarın belirlenen hedefe rahatlıkla ulaşabileceğine biz de gönülden inanıyoruz. Bunun da ülkemizde çok önemli bir istihdam kapısını açacağını görüyoruz. Regülasyonun olmasına rağmen şu anda yaygın bir şekilde şehir içi görüşmelerin alternatif telekom operatörlerinden verilememesi, numara tahsisinin yapılamaması, acil numaraların erişim sorunun çözülememesi gibi uygulama sorunları, mobil tarafta MVNO’da çifte vergilendirme konusu ve genişbant internet erişiminde de hakim operatörün yanında başka firmaların pazar payı alamamasındaki uygulama sıkıntılarının ortadan kaldırılması konusunda kurumlar arası koordinasyonu sağlayarak bu konularda pazarın daha hareketli olmasını ve büyüme ivmesinin de paralelinde gelişmesini bekliyoruz.

Hüseyin Çağlar Globalstar Avrasya Sn. Acarer, başkanlık döneminde sektörün gelişmesi konusunda önemli çalışmalar yürütmüştür. Sn.Acarer, sektörümüzün sorunlarını yakından bilen, bilgili biri ve ayrıca başkanlık döneminde edindiği tecrübelerinde yardımıyla, ikinci başkanlık döneminde de çok daha başarılı olacağını düşünüyoruz. Başkanımızın sektördeki büyük küçük hemen hemen tür firmaların sorunlarıyla yakında ilgilendiğine ve bunlara çözümler üretmeye çalıştığına yakından şahit olduk. Sektörümüzdeki firmaların çalışma alanlarını artırmaları için şahsi gayret ve katkılarını esirgemeyen bir kişi.

Dolayısıyla, Sn. Acarer’in her zaman işletmecilerin ve sektörün ticaretini, pozitif olarak artırma gayretinde olduğunu söyleyebilirim. Serbestleşme ve adil rekabetin sabit, mobil, genişbant gibi tüm alanlarda şirketler ve tüketiciler nezdinde daha iyi sağlanması için hâlâ sektörün aşması gereken bazı engeller var. Bu dönemde Sn. Acarer’in bu konulara ağırlık vererek BTK’yı, yapmış olduğu düzenlemelerin uygulamasında daha etkin kılacağını umuyoruz. Özellikle uydu haberleşme konusunda, şirketimiz gibi ülkemize altyapı kuran ve yatırım yaparak lokal çağrıları ülkemizde başlatan ve sonlandıran operatör işletmeci ile altyapısı yurtdışında olup, lokal çağrıları yurtdışı üzeri gerçekleştiren ve ülkemizde sadece uydu telefonu satışı yapan temsilci bayilerin BTK’nın yetkilendirme yönetmeliklerinde farklı değerlendirilmesi gerekmekte. Ağrılıklı olarak kamu tarafından tercih edilen uydu haberleşmede, ülke güvenliği için söz konusu bu durumun mevzuatlarda gerekli şekilde detaylandırması sağlanmalı. Yeni dönemde Sn. Acarer önderliğinde BTK’dan bu konuda çalışmalar da görmeyi umuyoruz.

Osman Duman Karel Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 2000’li yılların başında telekomünikasyon sektörünün serbestleşmesi ve özelleşmesi sürecinde, bağımsız bir otorite olarak, pazarda yaşanacak gelişmeleri düzenlemek ve denetlemek üzere kurulan Telekomünikasyon Kurumu’nun hizmet alanının genişletilmesiyle birlikte önemli çalışmalara imza attı. Daha sonra, 2008 yılında ise çıkartılan 5809 sayılı

62

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


Elektronik Haberleşme Kanunu ile yeni bir düzenleme getirilmiş ve kurumun adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak değiştirilmişti. BTK’da beş yıllık ilk yönetim döneminde, Sayın Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tayfun Acarer’in bilgi ve iletişim teknolojileri alanında bir kamu otoritesinin oluşturulmasına yönelik çabalarının sonuç verdiğini görüyor, bu nedenle önümüzde dönemde başarılarının devamını arzu ediyoruz. Geçmişte Telekomünikasyon Kurumu adına E-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu’nda da görev alan Sayın Acarer, Bilgi Toplumu Stratejisi (BTS) ve Eylem Planı’nın hazırlık aşamalarının tümüne aktif olarak katkı sağladığını hatırlıyoruz. BTK bünyesinde ise, mobil iletişim pazarında tarifelerin düzenlenmesinden, şebeke sorunlarına kadar birçok alanda sorunlara çözüm üretme çabasında olmuştur. İnternet dünyasındaki gelişmeleri yakından izleyen Sayın Başkan, bu alandaki uluslararası hukuka ilişkin uygulamaları da dikkatle izlemekte ve Türkiye’nin İnternet üzerinden işlenen suçlar konusunda aktif bir tutum alması için gerekli stratejileri belirlemeye çalışmaktadır. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmak ve küresel pazarda rekabetçiliğini arttırmak yolunda başarılı olması için önemli ve gerekli şartlardan biri, dünyada hızla gelişen yeni teknolojik çözümlerin ticari ve sosyal hayat ile bütünleşmesi için gerekli regülatif düzenlemelerin hız ve isabet ile alınmasıdır. BTK’nin STK’lar ile etkin ve koordineli çalışarak bunu gerçekleştirebileceğini düşünüyoruz

Şevki Kuyulu Millenicom Dr. Tayfun Acarer’e yeni başkanlık döneminde başarılar diliyoruz. Ülkemizde alternatif telekom sektörünün gerçek rekabet ortamında faaliyet göstererek gelişebilmesi için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) üzerine düşen önemli sorumluluklar bulunuyor. İnanıyoruz ki önümüzdeki dönemde bu alanda yürütülecek çalışmalarla sektörün önü açılacaktır. Telekom sektöründe gerçek rekabet ortamının halen oluşturulamamış olması, pazarın önündeki en önemli engel. Oysa Türkiye telekom pazarı çok büyük ve potansiyeli yüksek bir pazar. Alternatif operatörlerin hizmet vermeye başlamasıyla birlikte sabit hatlardan uluslararası, şehirlerarası ve cep telefonlarına yönelik aramalarda önemli oranlarda indirim oldu, tüketiciler

avantaj elde etti. Kısa bir süre önce şehir içi aramaların da rekabete açılmasıyla bu avantajlar artış gösteriyor. Ancak pazarın ve rekabet ortamının gelişmesi konusunda çözüme kavuşturulması gereken noktalar var. Mobil pazardaki rekabete baktığınız zaman, birbiriyle her anlamda rekabet edebilen büyük şirketler görüyorsunuz. Sabit telekom pazarına baktığınız zaman, geçen 5 yıllık süreçte, sabit alternatif operatörlerin toplamının pazardaki payı %5,95’tir. Türkiye’deki sabit pazarda bizler, kendimizi lider operatör ile rekabet edebilecek bir konum içerisinde bulamıyoruz. Bizlerin önünün açılması, sadece bizim için faydalı olmayacak, aynı zamanda ülke ekonomisine, tüketicilere ve istihdama katkıyı inanılmaz derecede artıracaktır. Rekabet ortamının alınacak doğru kararlar doğrultusunda çok büyük fayda doğuracağı inancındayız. Bu ortamın oluşturulamamasından dolayı, dünya üzerindeki yatırımcılar da Türkiye’ye gelmektense başka ülkelere gitmeyi tercih ediyor. Bizler önümüzü göremediğimizden dolayı yatırımlarımızı çok sınırlı ölçülerde gerçekleştiriyoruz. Tüketiciler sabit telekom pazarında lider operatör haricinde alternatif operatörlerin bulunduğunu bile tam olarak bilmiyor. Bu sorunların aşılması ve gerçek rekabet ortamının yaratılması için, pazarı iyi tahlil etmiş olan BTK’nın birkaç tane daha önemli karar vermesi gerekiyor. Toptan hat satışı, yalın ADSL, numara taşıma ve YAPA (Yerel Ağın Paylaşıma Açılması) konularının doğru fiyat politikasıyla, iyi bir düzenlemeden geçirilerek olgunlaştırılması şart. Kurallardan birinin çıkması için öncelikle fiyatın belirlenmesi gerekmekte. Örneğin, bağımsız kuruluşlara yaptırdığımız araştırmalara göre ADSL için altyapı kullanım birim bedelinin 4 TL, Türk Telekom’a göre ise 24 TL olması gerekiyor. Burada BTK’nın iyi bir tanımlama yapıp maliyetleri doğru bir karar süzgecinden geçirerek sonuca ulaştırması gerekiyor. Türkiye’de ADSL penetrasyonunun artacağı öngörülse de istediğimiz gibi bir artış söz konusu olamıyor. En ucuz ADSL’e sahip olma maliyeti 36 TL idi. Geçen senenin sonuna kadar bu ücreti ödemeye muktedir olan 6 milyon kullanıcı vardı. Bu yılbaşı itibarıyla ise, sabit telefon aboneliğinin fiyatı minimum 19 TL oldu. Telefon hattı olmaksızın yalın ADSL olmayınca da, ADSL kullanım ücreti toplamda aylık 47 TL’ye ulaştı. Türkiye’de geniş bant kullanımın artmasını hepimiz istiyoruz. Sadece bizim gibi alternatif operatörlerin faaliyetleri için değil, Türkiye’nin Finlandiya ya da Norveç gibi rekabetçi olabilmesi için de çok önemli. Araştırmalara bakıldığında bu ülkelerdeki İnternet ve bilgisayar kullanım oranlarının çok yüksek olduğu görülüyor. Türkiye’de de bilgisayar kullanımını ve internete ulaşılabilirliği hızla artırmamız gerekiyor. Bu nedenle uygun rekabet ortamının oluşması çok büyük önem taşıyor.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

63


E-MAK@LE

Yanlışlığı düzeltmek gerek It is necessary to correct errors

Muzaffer Yıldırım Merhaba Sevgili Dostlar,

muzaffer.yildirim@ega.com.tr

Bildiğiniz gibi her geçen gün e-devlet kapısına yeni bir uygulama ekleniyor. Bu konuda en son haber kayıp çocuklarla ilgili... Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Türksat, e-Devlet Kapısı üzerinde yeni bir uygulama başlatıyor. EGM ve SHÇEK verilerini e-Devlet Kapısı üzerinde birleştirerek kayıp çocukların ilanlarının e-Devlet Kapısı’nı kullanan bütün vatandaşlara ulaşması sağlanacak. Böylece vatandaş turkiye.gov.tr adresine girdiği zaman kayıp çocuklar ile ilgili bilgilere, fotoğraflarına ya da son giydiği kıyafeti gibi bilgilere ulaşabilecek. Vatandaş sokakta ya da bir yerde fotoğrafını gördüğünü düşündüğü çocuğu, bu çocuğu şurada gördüm diye kısa bir bilgi girerek gönderecek ve bu bilgi anında Emniyet Genel Müdürlüğü ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na ulaşacak. Bu tür sosyal projeler gerçekten faydalı.

Hello Dearest Friends, As you know, a new application is added to e-Government Portal in each passing day. In this regard, the latest news is about missing children… Prime Ministry Social Services and Child Protection Agency and TURKSAT are launching a new application to e-Government Portal. By combining their data, the General Directorate of Security and Social Services and Child Protection Agency will make the announcements about missing children to all citizens who use e-Government Portal. In this way, citizens will able to reach the information about missing children as well as their photos or the clothes they wear when they enter to turkiye.gov.tr. Citizens can send short information about a street or place where they see the child whom they think the child announced as a missing child, and the General Directorate of Security and Social Services and Child Protection Agency can reach this information instantly. This kind of social projects is really useful. However, there are

64

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


Ancak bir yandan da e-devlet kapısı ile ilgili işlemlerde yanlış anlamalar devam ediyor. E-devlet kapısına entegrasyon yapan kurumlara yanlış/eksik bilgi veriliyor. Bu kurumlar uygulamalarını e-devlet kapısına entegre ettiklerinde kendilerine imzalı olarak gelmesi gereken bütün formların da burada elektronik/mobil imzalatılarak gönderildiğini düşünüyorlar. Bu konu birçok kurum için geçerli. Bu nedenle buradan bu yanlış anlaşılmayı düzeltmekte fayda var diye düşünüyorum, elbette TÜRKSAT tarafından da bu konunun üzerinde önemle durulması gerekiyor. E-devlet kapısının görevi sadece kapıdan giriş yapan kişinin kimliğini doğrulamaktır, sonra yapılacak tüm işlemler kurumun kendi yükümlülüğündedir. E-devlet kapısı PTT’den alınacak şifre, elektronik imza ya da mobil imza kullanarak sisteme giren vatandaşın kimliğini tespit eder ve sonraki işlemleri kuruma devreder. Vatandaş sadece sorgulama yapacaksa ayrıca kimlik doğrulama yapmaya gerek yoktur ve sorgulanan bilgiler vatandaşa gösterilir. Ancak örneğin işlem yapılacaksa ve bir form doldurulup imzalatılması gerekiyorsa bu işlem e-devlet kapısı yazılımları ile değil Kurumun kendi hazırlayacağı yazılımlarla yapılır ve E-devlet kapısı buna karışmaz. Birçok Kurum bu konuda eksik bilgilendirildiği için form imzalama işlemlerinin de e-devlet kapısı üzerinde yapıldığını, imzalı formların da e-devlet kapısı üzerinde tutulduğunu zannediyor. Dikkat edilmesi gereken ikinci konu da kullanılan elektronik/mobil imzalama/doğrulama yazılımları ile ilgili. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ve ilgili mevzuat imzalama/ doğrulama yazılımlarının uyması gereken standartları oldukça net olarak belirliyor ama ne yazık ki bu konuda ülkemizde bir denetleme mekanizması yok. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) bu konuda denetim mekanizması oluşturması herkesi rahatlatacaktır. Sahadaki imzalama/doğrulama yazılımı sayısı gün geçtikçe artıyor. Ancak hangilerinin gerçekten standarda uygun olduğu konusunda bilgi yok, vatandaşın ya da kurumların bu denetimi yapması mümkün değil. Elektronik imza konusu tam bir uzmanlık ister ve bu denetimi yapmak yılların tecrübesini gerektirir. Hali hazırda sahadaki yazılımlardan biriyle imzalanan bir dosya diğer yazılımla doğrulanamıyor. Herkes aynı standarda uyduğunu iddia ediyor, ben yaptım oldu diyor ama yazılımlar birbiriyle uyumsuz çalışıyor. Kurumlar kendilerine göre işin çözümünü bulmaya çalışmışlar. Müşterilerin-

still misunderstandings in the processes related to the eGovernment. Incorrect/incomplete information is provided to the institutions that integrate to e-Government Portal. These institutions assume that they begin to receive electronic/ mobile signed documents, rather than documents with wet signature, when they integrate into e-Government Portal applications. This issue applies to many institutions. So, I want to emphasize that it is useful to correct this mistake. TURKSAT should deal with this problem. The task of e-Government is to confirm the identity of the person. After this confirmation, all transactions are under the obligation of institution itself. eGovernment Portal detects the identity of citizens who enter to the system by using password, electronic signature or mobile signature, taken from the post offices, and transfer all the other processes to the institution. Citizens who want to make questioning only do not have to authenticate and the information queried is shown to the citizens. However, if a procedure will be performed and a form should be filled and singed, this process is implemented not through e-Government Portal’s software, but the software program prepared by the institution itself, and the e-Government Portal does not interfere. Many institution suppose that those signing processes are performed through e-Government Portal and electronically signed forms are kept on the e-Government Portal, because they are not informed enough. The second issue to be considered is about electronic/mobile signing/verification software. According to Electronic Signature Law No. 5070 and the related legislation, set clearly the necessary standards that signing/verification software should meet, but unfortunately there is still no a control mechanism in our country. A control mechanism to be created by Information and Communication Technologies Authority (BTK) will relax everyone in this area. The number of signing/verification software is increasing every day. However, there is no information about which software is in accordance with standards, and or institutions cannot control this. Electronic signature is a subject that requires an expertise and also the required control requires years of experience. A file signed by using one of the software that is already in the field cannot be verified by other software. Everyone claims that same standard is being used and they are working well, but the software is incompatible with each other. Institutions have tried to find a solution by

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

65


E-MAK@LE

den gelen elektronik imzalı dosyayı müşteri hangi yazılımla imzaladıysa onlar da aynı yazılımla doğruluyorlar. Ellerinde her türlü elektronik imzalama/doğrulama kütüphanesi birikmiş. Ancak bu durumda da geçersiz imzalı dosya alıyorlar ve bunların farkına vardıklarında geriye doğru onarılması güç durumlar oluşuyor. Elektronik imza konusu gün geçtikçe geniş kullanım alanı buluyor. Geçersiz imza atan yazılımlarla atılan imzaların kurumları ve kişileri zor durumda bırakacağı üzerinde önemle durulması gereken bir konu. Bu durum yeni gelişmekte olan elektronik imza konusuna ve dolayısıyla elektronik ortamda güvenli işlem yapmaya da büyük darbe vuruyor. Elektronik imzalama/ doğrulama yazılımlarının standartlara uygunluğunun denetlenmesi ve bu konuda vatandaşa/kurumlara bilgi verilecek bir ortam oluşturulması konusunda BTK’yı ve diğer ilgili kurumları çözüm üretmeye davet ediyoruz. Sevgili Dostlar, elektronik ya da mobil imzalı uygulama sayısı gerçekten hızla artıyor. Artacak da. Zira zaman, para, kâğıt, işgücü tasarrufu sağlayacak, 7x24 uzaktan resmi işlem yapma konforu getirecek bu uygulamaların kullanılması gelişen dünyamızda artık bir zorunluluk. Ancak her nedense bu uygulamalar açılıyor ama yoğun Türkiye gündemi içinde yeterli duyurulmuyor. Vatandaşı ilgilendiren birçok uygulama var ama vatandaşın bundan haberi yok. Bu konuya biraz daha önem verilmesi gerekiyor. Belki bu konuda STK’lar bir şeyler yapabilirler. Son birkaç aydır anayasa değişikliği nedeniyle eskisi kadar gündeme gelmese de hepimiz 28 ayrı kanunda değişiklik yapılmasını öngören “Kamu Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile ilgili durumu merakla bekliyoruz. Bu tasarının içinde e-devlet işlerinin sahipliğinin Ulaştırma Bakanlığı’na verilmesi de var. Nihayet ülkemizde e-devlet konusundaki en büyük sorun olan sahipsizlik sorunu çözülecek böylece. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir husus var. Ulaştırma Bakanlığı içinde bu işin verileceği akla gelen ilk yer TÜRKSAT. E-devlet kapısı sorumluluğu da düşünüldüğünde ve TÜRKSAT’ın gerçek görev alanı göz önüne alındığında bunun ne kadar doğru olacağı tartışılabilir. Bir yandan da Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde e-devlet çalışmaları için özel birim kurulacağı söylentileri var. Tasarının onaylanmasının ardından bu konudaki gelişmeleri birlikte takip edeceğiz. Bu arada merakla beklediğimiz tasarı, bir başka deyişle torba kanun yasalaşınca elektronik imza, ortak iletişim sisteminin kurulması, ödemelerin elektronik ortamda hızlandırılması, ıslak imza zorunluluğunun ortadan kaldırılması, kurumlar ve birimler arası bütünleşmenin hızlandırılması ile hizmet süreçlerinin takip edilmesi söz konusu olacak. Tasarının yasalaşması halinde e-Devlet Kapısı üzerinden verilen kamu hizmetlerinin sayısı artarken, birçok hizmet sadece e-Kapı üzerinden verilmeye başlanacak. 28 ayrı kanunda değişiklik öngören tasarıdaki bazı değişiklikler aşağıdaki şekilde:

66

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

themselves. The software that is used to sign the file by clients is being used to confirm those files. Institutions have an electronic signature/authentication library. However, they may receive files that have invalid signature and when they become aware of it, difficult situations arise. Electronic signature finds a wide application area in each passing day. Files being signed through software that allows invalid signatures leave both institutions and individuals in a difficult situation. This situation has serious effects on the electronic signature as a newly developing area and therefore on safe operation carried out in electronic environment. We invite BTK and other relevant institutions to create solution to control the standards of electronic signing/verification software and to create an environment to provide information to citizens/institutions in this regard. Dear Friends, the number of applications using electronic or mobile signature is growing really quickly. It will increase also. Because using these applications, which provide time, money, paper, and labor saving, and bring comfort to implement official processes 7x24 remotely, is a necessity in developing world. But, somehow, these applications are initiated, but do not remain on Türkiye’s agenda enough. There are many applications involving citizens, but citizens do not know them. A little more attention should be paid to this issue. Perhaps NGOs can do something in this respect. Although it is not added to agenda last few months due to the constitutional amendment, we all look forward to “Draft Law on Making Amendments to Some Laws and Statutory Decrees to Accelerate the Public Services” that envisages amendments to 28 separate laws. According to this draft, the responsibility of e-Government processes is transferred to the Ministry of Transportation. Finally the biggest problem related to the e-Government will be resolved in our country. However, there is an important issue that should be considered. Within the body of Ministry of Transportation, TURKSAT comes to mind in the first place in this respect. When the responsibility of e-Government Portal and the real mission of TURKSAT are considered, it is arguable whether TURKSAT is appropriate for this responsibility or not. On the other hand, there are rumors that a special unit will be established within the Ministry of Transportation. Upon approval of the draft, we will the developments on this issue. Meanwhile, when the draft become law, electronic signature, establishing a common communication system, accelerating the payments in electronic medium, eliminating the wet signature requirement, accelerating the integration of institutions and units and following the service processes will come to the fore. Accordingly, the number of public services provided through e-Government will increase and many services will be provided only via e-Gateway. The draft that envisages amendments to 28 separate bring important changes as follows: In the Civil Procedures Law; Secure electronic signature has the same proving power with handwritten signature.


Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda; Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücüne sahiptir. Güvenli elektronik imza, aslı ile aynıdır. Elle atılan imza ile elektronik imzanın çakışması halinde UYAP’ta kayıtlı olan elektronik imza geçerlidir. Güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP vasıtasıyla dava açılabilir, dava dosyaları incelenebilir, her türlü yargılama iş ve işlemleri yapılabilir. Duruşma tutanakları, elektronik ortamda hâkim ve kâtip tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanabilir. Tutanakların ayrıca elle imzalanmasına gerek yoktur. Tapu Kanunu’nda; Tapu sicilinde kaydedilen araziler, bağımsız ve sürekli haklar ile bağımsız bölümler, coğrafi konumlar ve işlevleri açısından sınıflandırılarak ve taşınmazlar üzerindeki binalar ile irtibatlandırılarak elektronik ortamda işlenebilir. Kayıtlar ‘Merkezi Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi’ne aktarılır. Pasaport Kanunu’nda; Vize başvuruları, güvenli elektronik imza kullanılarak elektronik ortamda yapılabilir. Türkiye Cumhuriyeti namına verilecek pasaportlar ile bunların yenilenmesi için yapılacak başvurular, güvenli elektronik imza kullanılarak, elektronik ortamda yapılabilir. Türk Ticaret Kanunu’nda; Ticaret Sicili kayıtları elektronik ortamda tutulur. Merkezi Ticaret Sicili Sistemi oluşturulur. Şirket namına imza yetkisine haiz kişiler, kendi adlarına oluşturulan güvenli elektronik imza ile şirket namına imza atabilirler. Harçlar Kanunu’nda; Elektronik ortamda güvenli elektronik imza kullanılarak gerçekleştirilen iş ve işlemlerden elektronik ortamda tahsil edilecek harçlar yüzde 5 indirimli olarak tahsil edilir. Daireler tarafından bilişim sistemleri vasıtasıyla yapılan harç tahsilatı Maliye Bakanlığı hesaplarına doğrudan aktarılır. Buna ilişkin gerekli elektronik veri akışı Maliye Bakanlığı ve Daireler tarafından sağlanır. Kamu İhale Kanunu’nda; Elektronik Teklif: Elektronik ortamda ilgili mevzuata göre hazırlanmış, gerekli teknik şartları taşıyan, istekli veya istekli adına yetkili kişi veya kişilerce güvenli elektronik imza ile imzalanmış teklif dokümanlarının elektronik ortamda sunulması.

Secure electronic signature is the same as the original. When a handwritten signature conflicts with the electronic signature, the electronic signature registered in UYAP is valid. It is possible to open a case, to review case files, and to implement every kinds of legal business and operations via UYAP by using secure electronic signature. Judges and clerks can sign the minutes of hearings by using secure electronic signature in electronic medium. There is no need to sign the minutes of hearings by hand. In Deed Law; It is possible to process electronically the recorded lands, independent and permanent rights and independent departments by classifying according to the geographic locations and functions, and by connecting with the buildings located on the real estate. Records are transferred to the Central Registry and Cadastre Information System. In Passport Law; Visa applications can be done electronically by using secure electronic signature. Applications about passports being given on behalf of Turkish Republic and their applications made for renewal can be done by using secure electronic signature in electronic environment. In Turkish Commercial Law; Trade Registry records are kept in electronic environment. A central Trade Registry System will be created. Persons having authority to sign on behalf of the company can sign on behalf of the company by using secure electronic signatures that are created for them. In the Law on Fees; There will be 5 percent discount in fees that will be received in electronic environment from business and operations carried out electronically by using secure electronic signatures. The fees collected by deparments through information systems will be transferred directly to their Ministry of Finance accounts. The necessary electronic data stream is provided by the Ministry of Finance and the Department. In Public Procurement Law; Electronic Proposal: Proposal prepared according to related laws in electronic environment, met the necessary technical requirements and signed by bidder or person authorized by bidder by using secure electronic signature can be submitted electronically.

Kamu ihalelerine girmesi sürekli veya süreli yasaklı olan şirketlerin bilgilerinin elektronik ortama girilip, paylaşılması.

The information about the companies that are forbidden to enter to the public auctions temporarily or permanently will be entered into electronic environment, and shared in electronic environment.

Sevgili Dostlar, bu aylık bu kadar. Gelecek ay görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

Dear friends, that’s all about it for months. See you next month, take care of yourself...

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

67


TD HABER

“Bilişim 500” töreni yapıldı Krize rağmen başarı! “Bilişim 500” ceremony was held Success despite the crisis!

İ

İnterpromedya tarafından, Türkiye bilişim sektöründe faaliyet gösteren firmaların 2009 yılı net satış gelirleri baz alınarak hazırlanan “İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması”nın sonuçları İTÜ Maslak Kampüsü Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle açıklandı. Tören, T.C. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, Sermaye Piyasası Kurumu Başkanı Vedat Akgiray, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince ve bilişim sektöründen çok sayıda üst düzey yöneticinin katılımıyla gerçekleştirildi. Törende konuşma yapan Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, bankacılığın ilk günlerinde kullandıkları bilgisayarın bulunduğu binada bugün artık SPK’nın bulunduğuna dikkat çekerek sözlerine başladı. Sektör olarak istikrardan memnun olduklarını, geçtiğimiz dönemde yaşanan büyük krizden sonra 174 bin 500 çalışanla rekor seviyeye ulaştıklarını, istihdamın daha da büyüyeceğini, bunun da bilişim yatırımı anlamına geldiğini açıkladı. Daha sonra söz alan SPK Başkanı Vedat Akgiray, bankaların sermaye konusunda bilişim girişimcilerine destek vermesi gerektiğine dikkat çekti.

68

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

R

Results of “Top 500 IT companies’ research” which was prepared the basis of net sales revenue of compaies that are operating in the IT sector by Interpromedya was announced in a ceremony in Suleyman Demirel Cultural Center of ITU Maslak Campus. Ceremony was held with attendance of T.C Transportation and Communication Minister-Binali Yıldırım, Chairman of Information and Communication Technologies Authority-Tayfun Acarer, Chairman of Capital Markets Board of Turkey-Vedat Akgiray, Chairman of The Banks Association of Turkey-Ersin Özince and many senior executives from IT sector. Chairman of The Banks Association of Turkey and General Manager of Türkiye Is Bakası Ersin Özince emphasized that the building that contain the computers which was used in the early day of banking now CMB (Capital Markets Board) is located in that building. He explained that as sector they are satisfied with the stability, they reached a record with high of 174 thousand 500 employees after the crisis in the past period, employment will grow more; it also means that IT investment. After that Chairman of Capital Markets Board of Turkey Vedat Akgiray indicated that banks should support to It entrepreneur about capital.


“Türkiye’nin bir takım hassasiyetleri var” Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer yaptığı konuşmada, teknolojinin her geçen gün yaygınlaştığını söyledi. Bilişim teknolojisinde yaşanan sıkıntılara da değinen Acarer, “Türkiye’nin bir takım hassasiyetleri var. Atatürk ile ilgili hassasiyeti nedense ya biz anlatmakta zorlanıyoruz, ya da dışarıdaki arkadaşlarımız anlamakta zorlanıyor. Halbuki aynı kuruluşlar Almanya’nın Nazilerle ilgili Amerikalıların El Kaide ile ilgili hassasiyetlerini hiç itiraz etmeden kabul ediyor. Atatürk’le ilgili konuda Türkiye’nin hassasiyetidir. Atatürk 72 sene önce öldü. Bir Türk olarak ben bunu kabul etmiyorum. Deniliyor ki neden bir çok ülkede Youtube ilgili bir sorun yok? Burada bir grup yapmaya çalışıyor öbür grup eleştirmeye çalışıyor” diye konuştu.

“There are number sensitivities of Turkey” Chairman of Information and Communication Technologies Authority, Tayfun Acarer said that technology widespread every day. Acarer mentioned also the difficulties experienced in information technology ad added “There are a number of sensitivities of Turkey. We have somehow difficulty to explain about sensitivity related to Ataturk or people have difficulty in understanding outside of our country. But that intuitions accept without objection sensitivities of Germany about Nazi and American about Al Qaida. The issue related to Ataturk is sensitivity of Turkey. Ataturk died 72 years ago. As a Turk I Don’t accept this. Asked that why not have a problem in many countries about Youtube? A group is trying to solve here, the other group is trying to criticize” “I am poor and hard worker minister”

“Ben garip, amele bir bakanım” Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım törende yaptığı konuşmada, “Ben garip, amale bir bakanım yollarınızı yaparım. Demiryollarını ihya etmeye çalışıyoruz. Havacılık halkın yolu olsun diye gayret ediyoruz.. Ama gözüken çalışmaların yanında gözükmeyen çalışmalar da var. Bölünmüş yollarımız otobanlarımız var. Ama bir de bilişim yollarımız var. Türkiye son sekiz yılda internette geniş bantta önemli adımlar kat etti. Kim olursanız olun. Evrensel hukuka, insan haklarına inanıyorsanız o ülkelerin kurallarına uyacaksınız. Bir ülkenin diğer bir ülke üzerinde geçiş üstünlüğü olmaz. Bu demokrasiyle çağdaşlıkla bağdaşmaz. Bunu çağdaşlık adına savunanlar var. Herkes bu ülkenin hukukuna uymak zorunda. Onun burada gönüllü mümessille-

Transportation and Communication Minister Binali Yıldırım said in his speech “I am poor and hard worker minister. I build your roads. We are trying to revive railway. We are trying to make aviation will the way of society. But there are studies haven’t shown with studies have shown. We have divided road and highway. But we have also it roads. In the last eight years Turkey have important steps o broadband and internet. Whosoever, if you believe universal law, human rights, you will comply with the rules of that country. It is impossible to priority of the country on the other country. That democracy is incompatible with the contemporary. There are advocates that on behalf of modernity. Everyone have to obey the law of this country. Maybe in here there are repre-

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

69


TD HABER

70

ri, ateşli savunucuları olabilir. Doğal ve insani bir şey istiyoruz. Türkiye bir hukuk devleti. Hukukun gücü herkesi bağlamalıdır. Fazla lafa gerek yok.”

sentatives of voluntary and ardent advocates of it. We have natural and human request. Turkey is a state of law. Everyone should obliged by law. No more words needed”

“Ben akıl için para vermem devri sona ermediği için biz burada yavaş büyüyoruz” şeklinde konuşmasını sürdüren Bakan Yıldırım, “Eskiden akıl para etmiyordu. Alın teri yerini akıl terine bıraktı. Akıl teri ise bilişim. Dolayısıyla bilişim bir hayat tarzı haline geldi. Petrolümüz yok, cari açığımız var. Bütçe açığımız var. Borçlanarak geleceğe yönelik refahımızı arayan bir ülkeyiz. Bu Kaynaklar yok ise aklı kullanmamız lazım. Akıl aslında en büyük pay. Güven ve istikrar önemli” diye konuştu.

“We are growing slowly because of the period of not giving money for mind doesn’t end” said Minister Yıldırım and added “In the past mind wasn’t worth money. Sweat left its place to mind sweat. Mind sweat is also informatics. Thus informatics became a lifestyle. We have no oil and we have current account deficit and budget deficit. Turkey is a country is trying to get prosperity for the future by borrowing. If we haven’t these resources, we have to use our mind. In fact mind is the largest share. Confidence and stability is important”

Türkiye’nin kağıt devletten elektronik devlete dönüştüğünün de altını çizen Bakan Yıldırım, milyonlarca kağıt belgenin sanal arşiv kentlere dönüşeceğini söyleyerek, bir kurumun 100 milyondan fazla dokümanı olduğunu ve bunlar dikkate alındığında “işsizlik” diye bir şeyin kalmayacağını söyledi. Bürokrasi ve mevzuatın işleri yavaşlattığını da söyleyen Bakan Yıldırım, “Bakanlığımın çağrı merkezi için dışarıdan hizmet alımı için 1,5 sene mücadele ettim. O Bakanlığın patronuyum ama mevzuat diye gizli bir güç var. Ne olursanız olun, her yerde karşınıza çıkıyor. Mevzuatla tuş birbirini sevmiyor” diye konuştu.

Minister Yıldırım emphasized that Turkey is transforming from state on paper to electronic state and said that millions of paper document will transform to virtual libraries cities. Yıldırım added that an institution has more than 100 million documents and these are taken into consideration, “unemployment” will not. Minister Yıldırım said that bureaucracy and regulatory slow down the working and added “During 1,5 years I struggled for outsource to call center of ministry. I’m the boss of the ministry but there is a secret power that called of “legislation”. Whoever you are facing everywhere. Button and legislation don’t like each other”

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


“Youtube’u savunanlara soruyorum” Ulaştırma Bakanı Yıldırım, hükümetin son günlerde aldığı bir kararla Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi’ne üye olma sürecini başlattığını anımsatarak. Yıldırım, “Diyelim ki bir suç teşkil eden, hakaret içeren bir veri var.Youtube’u savunanlara soruyorum. 47 siteye Genel Başkan ile ilgili video koyuldu, girişimleri yaptık, bunların hepsini çıkardılar. Tek çıkarmayan Youtube’du. Hala çıkarmamışlar. Atatürk için aynı şeyi yapmıştır. Biz firmalarla falan uğraşamayız. Buradaki sorun, Türkiye’yi muhatap alıp almama sorunudur. Ben bunu tenkit ediyorum. Bu ülkeyi bu kadar hafife almak, küçümsemek kimsenin hakkı değil” şeklinde konuştu. Bilişim 500’de ilk 10 değişmedi Bilişim şirketleri arasında ilk 10’a giren şirketler yine yerlerini korudu. 10 milyar 568 milyon 461 bin TL ciroyla Türk Telekom birinci, 8 milyar 936 milyon 400 bin TL ciroyla Turkcell ikinci, 2 milyar 539 milyon 717 bin TL ciroyla Vodafone üçüncü ve 2 milyar 504 milyon 38 bin TL ciroyla Avea da dördüncü oldu. Geçen sene dokuzuncu sıraya yerleşen Teknosa 875 milyon 595 bin TL ciroyla sıralamadaki yerini korudu. İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması’nda bu yıl 400 milyon TL cirosuyla listeye 16’ıncı sıradan giren Multinet dikkat çekti. Sürpriz yapan diğer bir isim ise, sıralamaya ilk kez giren ve 29. sırada 242 milyon TL cirosuyla yer alan Türksat oldu. Sabit telefon hizmetindeki alternatif operatör sıralamasında ise Superonline birinci oldu. Aynı zamanda son 3 yılda cirosunu 66,5 milyon TL’den 237,5 milyon TL’ye çıkartarak ve araştırmada son üç yılda 39 basamak yükselerek 31’inci sırada yer alma başarısını gösteren Superonline, Son 3 yılda En İyi Performans Gösteren Bilişim Şirketi oldu.

“I’m asking to defender of Youtube” Transportation and Communication Minister Binali Yıldırım reminded that the process of becoming a member of Europe Convention on Cyber Crime by decision taken by the government lately. Yıldırım said “Supposing that there are criminal and insulting data. I’m asking to defender of Youtube. The video about President were put to 47 website, we have made attempts, and they removed all of them. Only Youtube didn’t remove. That video is still on that site, stil haven’t been removed. They were doing the same thing about Atatürk. We don’t struggle with companies. The problem is whether considering Turkey. I criticize it. Anyone’s right to underestimating and belittling that this country. Top 10 didn’t change in “Bilişim 500” Top 10 companies of IT companies still retained their position. Turk Telekom is the 1st with turnover of 10 billion 568 million 461 thousand TL, Turkcell is the 2nd with a turnover of 8 billion 936 million 400 thousand TL, Vodafone is the 3rd with a turnover of 2 billion 539 million 717 thousand TL, Avea is fourth company with a turnover of 2 billion 504 million 38 thousand TL. Teknosa ranked ninth in last year’s and this year has maintained the ranking with turnover of 875 million 595 thousand. Research in the top 500 IT companies this year, Multinet attracted attention because it is 16th in the list with a turnover of 400 million TL. Another surprise name is Turksat. It is the first time took a place in the ranking at 29th with turnover of 242 million TL. Superonline is the 1st in the ranking of Alternative operators in fixed telephone services. At the same time, in the last three years turnover of Superonline was raised from 66,5 million TL to 237,5 million TL. Superonline demonstrated success by climbed 39 steps and taking a place in 31th. Superonline is the best IT Company with best performance in last three years.

Bilişim 500 Araştırması’na bu yıl toplam 93 yeni firma girdi. İlk 20’ye ilk kez giren firma sayısı 1, ilk 50’ye ilk kez giren firma sayısı 2 ve ilk 100’e ilk kez giren firma sayısı ise 5 oldu. Bilişim 500 Araştırması’nda daha önce de yer alan firmaların birçoğu pazardaki daralmaya rağmen 2009 performanslarıyla dikkat çektiler.

In this year 93 new companies listed in research of “Bilişim 500”. Number of the company that the first time listed in the top 20 is 1, in the top 50 are 2 and in the top 100 are 5. Many of the company which has listed before, despite the contraction in the market in 2009 drew attention with their performances.

İLK 500 BİLİŞİM ŞİRKETİ “İLK 10” SIRALAMASI 1. Türk Telekom 2. Turkcell 3. Vodafone 4. Avea 5. KVK 6. Genpa 7. İndeks Bilgisayar 8. Hewlett-Packard 9. Teknosa 10. Digitürk

“Top 10” lIst of top 500 IT companIes 1. Türk Telekom 2. Turkcell 3. Vodafone 4. Avea 5. KVK 6. Genpa 7. İndeks Bilgisayar 8. Hewlett-Packard 9. Teknosa 10. Digitürk

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

71


TARAFSIZ GÖZLEM

Kamuda Verimlilik ve 657 Productivity in public and 657

Mehmet Taşaltın 657 sayılı devlet memurları kanununda değişiklik yapılması için bir teklif TBMM’ye sunuldu. Kamu çalışanlarını ilgilendiren her kanunda yapılacak değişikler kamu çalışanlarında her zaman bir heyecan uyandıra gelmiştir. Bu kanunlar görüşülürken hep yüksek beklentiler oluşur. Muhalefet kendisi iktidarda iken yapmayacağı önergeleri verir ve kamu çalışanlarına şirin görünmeye çalışır. Döngüler devam edip gider. ***

mtasaltin@ttmail.com

Tasarı, vatandaşın devletten aldığı hizmetlerdeki birçok sorunun yasalarla çözümlenebileceği varsayımı ile hazırlanmış. Tasarıda özel sektörden de kamuya üst düzey yöne-

A bill of law was presented to Turkish Parliament to make amendments on Public Servants Law No. 657. Amendments on laws related to public servants have always created an excitement on the side of public servants. While these laws are being discussed, there always have been high expectations. Opposing parties present proposals that they cannot put into practice while they are in power and try to win the sympathy of public servants. The cycles continue and continue. *** The bill of law in question was prepared according to the assumption that many problems in the services provided by the state can be solved by laws. According to the bill of law, appointment of senior managers from private sector to the public will be pos-

72

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


tici atanmasına imkân getiriliyor. Vatandaşın memurdan şikâyetçi olması memurun tayin ve terfisini etkiliyor. vb. Özel sektörden kamu kurumlarına yönetici atanması muhtemelen tasarının en fazla eleştiri alacak maddesidir. Ve siyasi kadrolaşma sloganları ile eleştirilecektir. *** Üst düzeydeki makamlara yapılacak atamalar eskiden beri siyasi mülahazalarla olagelmiştir. Ancak aynı atamalar hep kariyer bürokrat ataması olarak empoze edilmeye çalışıldı. - Nasıl mı? Atamasına siyasi olarak karar verilen kişinin önce güzel bir özgeçmişi hazırlanır. Bu özgeçmiş bazen “Türkiye’de ne değerli insanlar var… Önceki iktidarlara yazıklar olsun böyle adamları değerlendirmemişler…” dedirtecek şekilde olur. Aynı makama atanması mümkün diğer adaylar için ise çeşitli bahaneler uydurulur…

sible. Complaints of citizens will affect the officer’s appointment and promotion. Appointment of managers from private sector to public institutions will likely be the article that will be criticized most. The slogans of political staffing will be heard. *** Appointments to top-level positions have always been the subject of political considerations. But the same appointments have always been tried to be imposed as a career bureaucrat. You can ask how? A perfect CV is prepared for the person to be assigned. Sometimes we may say that “How valuable are people in Türkiye... Shame on the previous governments, they did not evaluate these people...” Some excuses are found for the possible candidates for appointment. If there is a possibility that bureaucrat to be assigned may be dismissed by the court decision, an investiga-

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

73


TARAFSIZ GÖZLEM

Görevden alınacak bir bürokratın mahkeme yoluyla geri iade ihtimali varsa bu kişiler için bir bahane ile soruşturma açılır. Bu atamalara muhalefet partileri ise ( iktidarında iken kendisi de aynısını yapmış olmasına rağmen) “kadrolaşma yapılıyor. vb” söylemlerle katkıda bulunur.

tion is opened for some reason. The opposition parties contribute to these appointments by discourses such as “political staffing” (although they have made the same while they were in power). Political considerations in the appointments are usually at the level of undersecretary, general manager and district manager or provincial director. In positions such as deputy undersecretary, deputy general manager or head of department, professional distinctions are taken into consideration. But these people also are threatened by fanatics of ruling political party. It is a common situation that bureaucrats, appointed according to political considerations, are charged with being passive by

Atamalardaki siyasi mülahazalar genellikle müsteşar, genel müdür ve bölge müdürü ya da il müdürü düzeyinde olur. Müsteşar yardımcısı, genel müdür yardımcısı ya da daire başkanı gibi kadrolarda mesleki temayüz de dikkate alınır. Ama bu kişiler de iktidardaki siyasi parti fanatiklerinin tehdidi altındadır. Bürokrat siyasi mülahazayla atanmış olmasına rağmen parti fanatiklerince pasiflikle suçlanması da sık rastlanan bir durumdur.

fanatics.

Her siyasi iktidar değişikliğinde yeni iktidara giderek “ben sizin partinizden olduğum için beni terfi ettirmediler... benim hakkımı yediler…” diyerek terfi yolu arayan mesleğinde zayıf kişiler de yıllarca resmin tamamlayıcısı olmuştur.

Poor people are who ask for a promotion in every change of political power by saying “Since I am a member of your party, they did not promote me… They were unfair,” have been complementary elements of this picture for many years.

***

74

***

Yukarıdaki anlattıklarımız bir eleştiri değil sadece var olan durumun tespitidir.

What we have described above is not only a critique, but an assessment.

Tasarı kanunlaşırsa üst düzey yöneticilerin özel sektörden atanmasının yapıldığı kurumlarda kısa bir süre için kültürel çatışmalar meydana gelir. Yöneticilerden bazıları bu çatışmayı derinleştirmeden yeni bir ku-

If this bill of law enacts, cultural conflicts may occur for a short time in the institutions to which senior executives from private sector are appointed. Some of the managers can manage to create a new corporate culture with-

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


rumsal kültür oluşturmayı başarabilirler. Kanaatimiz başlangıçta bunların azınlıkta kalacağıdır. Ancak bir süre sonra bu kültürel çatışma biter. Dolayısı ile üst düzey yöneticilerin özel sektörden atanması ile kamu kurumları içinden atanması arasında bir fark olmaz.

out deepening this conflict. In our opinion, these will be the minority. However, this cultural conflict will over after a while. Therefore, appointment of senior executives from private sector or from public sector does not make any difference.

Yasa tasarısındaki amaç kamu kurumlarında verimliliği artırmaktır. Verimin artması, kamuda çalışmanın, üretmenin ödüllendirilmesi ile mümkündür. Ve bu yönde uygulamalar da yapıldı.

The purpose of the bill is to increase the efficiency in public institutions. The increase in productivity is possible only when working and producing are rewarded in public sector. And applications were made in this direction.

Çalışmanın ve üretmenin karşılığının ücrete yansıması yönünde 1980’li yılların sonlarında KİT’lerde sözleşmeli memurlar için bir uygulama başlatıldı ama sonuçta bütün sözleşmelilerin sicil notu 90 ve üstü haline geliverdi. (hatta kamu görevine baştan alınmaması gereken) bazı kişilere sicil notunu düşük veren yöneticiden hesabı soruldu. 1995 yılında Türk Telekom PTT’den ayrılarak yeni bir KİT olarak kurulduğunda amirlere başarı puanı ve bu puana bağlı aylık ücretlerine ilave yetkisi verilmişti. Ama sistem derhal herkesin nöbetleşe aylık başarı pirimi alması haline dönüşüverdi

For contracted personnel in public economic enterprises, an application was started at the end of 1980s to reflect the performance to the wages, but in the end all personnel received 90 and above, and managers who give low grade had to give an account of this (even for people who should not be appointed at the beginning). In 1995, when a new public economic enterprise was established after Türk Telekom was separated from PTT, supervisors were given power to give an achievement score and to increase the monthly fee according to these scores. But soon after everyone began to receive monthly success fee.

*** *** Hükümetlerin programlarını uygulatmaları ancak uygulamaya gönüllü bürokratlarla mümkündür. Bu da atamaların siyasi kriterlere göre yapılması sonucunu doğurur. Ve doğaldır. Hükümetlerin siyasi hedefleri ile hiç ilgisi olmayan parti tabanından gelen baskılarla yapılan tayin ve terfiler vardır ki sorun da buradadır. Kamuda çalışan herkesin gelecekte üst düzey yönetici olabilme hayali vardır. Bu hayal onları motive eder. Ancak başarısız olanın parti tabanının baskısı ile terfi etmesi motivasyonu sıfırlar. Bunun için ise hiçbir yasal tedbir konulamaz. Gelişmişlikle doğrudan ilgilidir. Zaman zaman ortaya atılan atanmışların seçilmişlerden daha üstün olduğu, üst düzey atamalara siyasi otoritelerin karışmaması, atanmışların birbirlerini atamaları (kooptasyon) gibi söylemler anti demokratiktir. Bütün bu tecrübelerden gösterdi ki kamuda verimliliğin tek yolu var. O da:

Implementation of government programs is only possible when bureaucrats want to implement the programs. For this reason, appointments are made according to political criteria. This is natural. But the problem is the appointments and promotions made due to the pressure from the party base, not in accordance with the political objectives of governments. Everyone working in the public sector imagine being a senior manager in the future. This imagination motivates them. But promotion of unsuccessful persons due to the pressure from the party base cancels out this motivation. No legal measures can be set in this respect. It is directly related to development. It is anti-democratic to think that the ones who are appointed are superior to the ones who are chosen, political authorities should not interfere with top-level assignments, and co-optation should be accepted. All these experiences show that in public sector productivity is possible in only one way:

“Mümkün olan bütün hizmetlerin kamu görevlileri yerine özel sektöre yaptırılması”

“As far as possible all services should be provided by private sector rather than public officials.”

Devlet dairelerindeki temizlik hizmetlerinin müstahdemler yerine temizlik şirketleri tarafından yapılmaya başlanması ile elde edilen sonuç en iyi örnektir.

The best example is the results obtained in cleaning services in the government departments by using cleaning companies rather than cleaning employees.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

75


TD HABER

Uluslararası KOBI Bilişim Forumu 2010 “Ekonominin kalbi KOBİ, KOBİ’nin ilacı teknoloji” International SMEs ICT Forum2010 “Vital point of economy is SME’s, cure of SME’s is technology”

U

luslararası KOBİ Bilişim Forumu 2010’a katılan Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’dan uzman ve yöneticiler, ülkelerin ekonomik gelişimi için KOBİ’lerin teknolojik açıdan gelişmelerinin şart olduğu konusunda hemfikir. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen uzmanlar, KOBİ’lerde teknoloji kullanımının daha yaygın ve etkin hale getirilmesi için yapılması gerekenleri tartıştı ve dünyadaki başarılı örnekleri paylaştı.

76

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

S

pecialist and executives from Europe, Middle East and Africa who attended to International SME’s Informatic Fair 2010, are like minded about technological development of SME’s is essential for countries’ economic development. Specialist from different countries of the world discussed what is necessary for more widespread and effective usage of technology of SME’s and successful examples shared in the world.


Uluslararası KOBİ Bilişim Forumu 2010’un açılış konuşmasını yapan Intel Corp. Başkan Yardımcısı ve Avrupa Orta Doğu Afrika Bölgesi Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Christian Morales, KOBİ’lerin tüm dünyada ekonomik büyüme ve istihdam açısından önemli bir yere sahip olduklarını belirtti. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin üretkenlik, rekabetçilik, büyüme ve yenilikçilik için kilit faktör olduğunun kanıtlanmış olduğunu kaydeden Morales, yine de KOBİ’lerin halen teknolojinin faydalarından yararlanmakta çeşitli zorluklar çektiklerine dikkat çekti. Morales, bilişim yatırımlarının diğer tüm yatırımların üç ya da beş katı oranında olması gerektiğini ve bu yolla aynı oranlarda katma değer kazanılabildiğini belirtti. Murat Yalçıntaş: “Bu bir sosyal sorumluluk” İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş da bilişim sektörünün ekonomiyi en fazla etkileyen sektör olduğuna dikkat çekti. Yalçıntaş, eskiden ekonomiyi çarpan etkisiyle en fazla etkileyen sektör inşaatken, günümüzde bilişimin sektörlerin önüne geçtiğini belirtti. Türkiye’de tüm işletmelerin yüzde 96’sını oluşturan KOBİ’lerin büyük işletmelerin tamamlayıcısı olduğuna vurgu yapan Yalçıntaş bu nedenle KOBİ’lerin gelişiminin şart olduğunu belirtti. Intel’in düzenlediği Uluslararası KOBİ Bilişim Forumu’nu bir sosyal sorumluluk çalışması olarak gördüğünü belirten Yalçıntaş, bu yaklaşımın Türkiye’de tüm kurumlara örnek olması gerektiğini söyledi. Bilişim sektörünün KOBİ’lerin amaçlarını temsil etmeye odaklı Avrupa Birliği kuruluşu olan ve Avrupa Birliği çapında 50 binin üzerinde bilişim KOBİ’sini temsil eden PIN-SME’nin Genel Sekreteri ve Avrupa KOBİ Standardizasyon Derneği NORMAPME’nin Başkanı Sebastiano Tofaletti de konuşmasında Avrupa Birliği’nde verimlilik artışının yarısının bilişim sektöründen geldiğine dikkat çekti ve teknoloji geliştiren KOBİ’lerin teknolojinin gelişimi, yenilikçilik ve rekabet açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Tofaletti Avrupa’da KOBİ’lerin tüm şirketlerin yüzde 98’ini oluşturduğunu, yüzde 60 oranında istihdam sağladığını ve Gayrisafi Milli Hasıla’nın da yüzde 56’sını oluşturduğunu kaydetti. “KOBİ’ler ekonominin ve gelişimin kalbidir” diyen Tofaletti, KOBİ’lerin global ve ağa bağlı ekonomiye dahil olabilmeleri için politika, program ve standartlar getirilmesi gerektiğini vurguladı. (Türkiye’de istihdamın yüzde 79’unu oluşturan KOBİ’ler, Gayrisafi Milli Hasıla’ya yüzde 29 oranında katkı sağlıyor.) Bulut bilişim çok önemli bir fırsat KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan da KOSGEB olarak işletmelerin gelişmesinde ve rekabetçiliklerinin artmasında en önemli unsur olarak bilgi teknolojilerini gördüklerini ifade etti.

In the opening speech Vice President of Intel Corp. and Europe Middle East Africa Region Sales and Marketing General Manager Christian Morales stated importance of SME’s in terms of economic growth and employment all over the world. Morales emphasized that it was proved being pivotal element information and communication technologies for productivity, competitiveness, growth and innovativeness, pointed out SME’s still meet the difficulties about take advantage of technology. Morales also stated that informatics investments should be rate of three or five times than all other investments and said that by this way the added value will able to attained evenly. Murat Yalçıntaş “This is a social responsibility” President of Istanbul Chamber of Commerce, Murat Yalçıntaş also emphasized that It sector is the most effecter sector to economy. Yalçıntaş indicated that building sector was most effecter sector dramatically in the old times but now IT sector is ahead of other sectors. Yalçıntaş emphasized that in Turkey %96 of all enterprises is SME’s that is is complementary of large enterprises and development of SME’s is essential. Yalçıntaş said that he is regard International SME’s Informatic Fair which organized by Intel, as social responsiblity project and added that this approach sholud be exemplify to all institutions in Turkey. Sebastiano Tofaletti is General Secretary of PIN-

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

77


TD HABER SME that is EU institutions oriented to present of goal of SME’s in It sector and represent over 50 thousand IT SME’s European Union-wide and president of Standardization Association of European SMEs –NORMAPME- emphasized that half of productivity growth in EU is obtained from IT sector and mentioned importance of SME’s in terms of development of technology, innovativeness and competitiveness. Tolafetti stated that in Europe %98 of all enterprises are SME’s which provides 60 percent of employment and constitutes %56 t of the Gross National Product. Tolafetti said “SME’s are vital point of economy and growing” and emphasized that policy, programme and standarts should be develop for including SMEs to global and networked economy. (In Turkey SME’s are %79 of employment and provides %29 of Gross National Product) Cloud Computing is an important opportunity Alman Bilgi Teknolojileri, Telekomünikasyon ve Yeni Medya Federal Derneği BITKOM Başkan Yardımcısı Heinz-Paul Bonn da KOBİ’ler nezdinde ana sorunlar ve zorluklar olan regülasyonlar, vergiler, beceri ve finans gibi konulara dikkat çekerek bu sıkıntıları ortadan kaldırabilmek için uygulanabilecek metotlardan bahsetti ve tavsiyelerde bulundu. Bonn 2011’de bulut bilişimin KOBİ’lerin teknoloji kullanımına geçişi için önemli bir fırsat olacağını ifade etti. Toplantıda Intel Dünya Sayısal Erişim ve Dönüşüm Programları Direktörü Frank Martinez de KOBİ’lerde teknoloji kullanımının yaygınlaşmasında dağınık pazar, yetersiz altyapı, KOBİ’lerdeki bilinç eksikliği, sınırlı bilişim departmanları, bilişimin KOBİ’lerin ana iş kolu olmaması, sınırlı finansman gücü ve teknik destekte yaşanan sorunlar gibi belli başlı sorunların olduğunu anlattı. Intel’in dünya çapında uygulanan World Ahead Programı hakkında bilgi veren Martinez, bu program kapsamında kullanıcıların teknolojiye erişimini artırmak, internet bağlantılarını yaygınlaştırmak ve geliştirmek, teknoloji eğitimleri vererek teknoloji okuryazarlığını artırmak ve içerik sağlayarak teknolojiden daha verimli yararlanmalarını sağlamak için çalıştıklarını anlattı. TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Gürsoy’un da ülkemizde KOBİ’lerin teknoloji kullanımıyla ilgili bilgiler paylaştığı etkinlikte daha sonra Fransız KOBİ Eğitimlerinden Sorumlu Kamu Kuruluşu CEFAC Genel Direktörü David Barthe, İtalya Kamu İhale Kurumu Consip Uluslararası İlişkiler Direktörü Angela Russo, Mısır Bilişim Fonu Yardımcı Direktörü Hoda Dahroug, Polonya ‘GO IT’ Programı’ndan Robert Kaminski gibi isimler de etkinlikte kendi ülkelerinde hayata geçirdikleri başarılı projeleri ve başarı hikâyelerini katılımcılara aktardılar.

78

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

President of KOSGEB, Mustafa Kaplan stated that according to KOSGEB IT technologies are the most important element for development of enterprises and increasing competitiveness. Vice President of German Information Technology, Telecommunications and New Media Association of Federal BITKOM, Heinz-Paul Bonn mentioned regulations, taxes, skills and finance which are the main problems and difficulties of SME’s and mentioned methods can be applied to eliminate this problems and gave advises. Bonn indicated that cloud computing will be an important opportunity for transition of SME’s to usage of technology. Director of World Digital Access and Transformation Program, Frank Martinez explained that the main problems such as dispersed market, inadequate infrastructure, lack of conscious of SME’s, restricted IT department, limited financial capacity, the problems experienced in the technical support for increasing usage of technology in SME’s. Martines also gave information about World Ahead Program of Intel and indicated that they are working for increasing users’ access to technology, to spread and developt internet access, to improve technology literacy by giving training technology, more efficient utilization of technology by provide content. At the meeting Chairman of TUBISAD, Turgut Gürsoy also commented about technology usage of SME’s in our country and Director of French Public Institution in charge of SME’s Training-David Barthe, International Relations Director of Italian Public Procurement Agency Consip- Angela Russo, Deputy Director of the Egyptian Information Fund- Hoda Dahroug, Robert Kaminski from Poland ‘GO IT’ Programme also mentioned successful implementation in their own countries and success stories.


Angela RUSSO, Uluslar arası İlişkiler Direktörü, CONSIP Angela RUSSO, International Affairs Director, CONSIP TELEKOM DÜNYASI: Türkiye’ye tekrardan hoş geldiniz. İlk sorum CONSIP ile ilgili. CONSIP nedir? Ne gibi işlevleri var? Ve sizin CONSIP’teki pozisyonunuz nedir?

TELEKOM DÜNYASI: Welcome again. My first question is about CONSIP (Concessionaria Servizi Informativi Pubblici). What CONSIP is? What kind of functions of CONSIP has? What is your position in CONSIP?

ANGELA RUSSO: CONSIP 1997 yılında Ekonomi ve Finans Bakanlığının BT departmanı olarak kurulmuş kamu ihale kurumudur. Başka bir deyişle Bakanlığın BT sistemlerini geliştirmek ve yönetmek, kamu ihale departmanının bütçesini oluşturmak ve takibi, BT uygulamalarının gelişmesini takip etmek..CONSIP işte bu hedeflerle kuruldu. 2 yıl sonra bu finansal yapı İtalya’da bir uluslar arası e-devlet sistemi ihtiyacı ile karşılaştı. Bu finans yapısı bakanlık tarafında bu gelişmede başarılı olup olamayacağını sorguladı. Fakat bakanlık bu yeni taslağın üstesinden gelebilmek için gerekli olan yetkinliklere sahip olmadığının farkındaydı ve CONSIP’e ikinci bir görev yükledi. Böylece 2000 yılından itibaren CONSIP uluslar arası ihale dairesi olarak görev yapıyor. Uluslar arası ihale dairesi ne anlama geliyor? Başka bir deyişle İtalyan tedarikçilerle kamuya ürün ve servis sağlamak için anlaşmalar düzenlemek ve bu anlaşmaları imzalamak diyebiliriz.

ANGELA RUSSO: CONSIP is the Italian public procurement agency and CONSIP was set up in the year of 1997 to act as the ICT department of the Ministry of Economy and Finance. In other words we were asked to develop and manage IT systems of the Ministry that were going to support the for example creation budget of the monitoring of the public procurement department taking care of the management an evolution of these ICT tools and CONSIP was created for that reason. After two years, the production of the financial build introduces the need to establish in Italy national e-public system. This financial build asked to the ministry we are going be fine as to take care of this activity. But the ministry’s aware of the fact did not have the internal necessary skills to accomplish this new task. Decided to give a second mission to CONSIP... So since the year of the 2000 CONSIP is also acting as the national procurement agency of the entire public administration. In other words what is the mean of being national

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

79


TD HABER

Yerel yönetimler CONSIP tarafından yapılan ihalelerdeki fiyatları kontrol etmek zorunda. Böylece CONSIP bir şekilde İtalya marketinde ürün ve servislerin fiyatında ufak bir değişikliğe sebep oldu. Biz her şeyi ihale platformunda yayılıyoruz. Bu ihale platformu 2000 yılında kuruldu ve ilk 3-4 yıl bu ulusal çerçevedeki sözleşmeleri yürüttük. Bu sabahta ifade ettiğim gibi bu uygulamanın birçok olumlu sonucunu görüyoruz. Çünkü büyük hacimli alımlarda bir standardizasyonunuz olduğunda, ürünlerin birim maliyetlerinde önemli kazançlar elde ediyorsunuz. Uygulama gayet basit ve şeffaf. Fakat diğer yandan yalnızca birkaç tedarikçinin bu teklifleri kazanmasına izin verebiliyorsunuz. KOBİ’ler de bu durumdan pek memnun kalmıyorlardı. Bunun sonucunda uluslar arası ihale anlaşmasının bir parçası olarak ürünler ve servisler için kullanılacak MEPA olarak adlandırılan elektronik pazar alanı oluşturmaya başladık. Öncelikle Avrupa Pazar Alanı devamında da eBay ve diğerleri gibi “B2B“ işleri bunu takip etti. Bu Pazar alanı özellikle KOBİ’lerin ihalesi için kuruldu ki bu yıllık 2 yüz bini buluyor. Bu elektronik Pazar alanında CONSIP hiçbir tedarikçiyle herhangi bir fiyat yâda özellik üzerinde pazarlık etmiyor. CONSIP alıcılar ve satıcılar için yalnızca ihale platformu sağlıyor ve kamu bu platformda yer alan bir e-katalogda hangi tedarikçi-

80

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

procurement agency? It is mean mainly signing national frame agreements with Italian suppliers in order to deliver goods and services only to the public administration. Local administration when they procure they have to check the price in quality results obtained by CONSIP. So doing this CONSIP is somehow influencing the market and the price of the goods and services in Italy. This is a little bit level in the prices. We are publishing everything on a public procurement platform. This platform was set up in 2000 and for first three or four years we were mainly running this national frame of contracts where I was saying this morning there are some positive outcomes from this because when you standardize in aggregate many large volumes, you can obtain saving on the unit costs. The process is simpler and more transparent. But on the other hand you are only allowing a few suppliers to win these national tenders. And SME’s suppliers were not happy about this. So a part from the national agreement contracts we also started building up what we call the MEPA which is electronic market places for the goods and services. The first European Public Market Place that follows example of the private be to be business like eBay and many others. This market place is specifically set up for small and medium size enterprises and it is only usable for a purchase which is around two hundred thousand euro per year. On this electronic market place CONSIP is not negotiating with supplier any kind of price and characteristic. CONSIP is only making available


nin satılan hangi ürününün olduğunu görebiliyor. Tedarikçiler gayet basit bir kayıt prosedüründen sonra ürünlerini ve hizmetlerini resmi bir elektronik katalog altında satışa çıkarabiliyorlar ve her gün istedikleri her saatte satışa sundukları ürünlerini geliştirip değiştirebiliyor. Çünkü bu platform her daim açık bir platform… İnternet bağlantısı olduğu sürece 365 gün 24 saat boyunca istenilen her değişiklik yapılabiliyor. Diğer tedarikçilerin hangi ürünlerini sattıklarını, nasıl bir teklif verdiklerini görüp kıyaslama yapabiliyorsunuz ve bu daha rekabetçi bir ortam sağlıyor. Bu uygulamanın internet üzerinde yılın rekabeti olduğunu söyleyebiliriz. Bu elektronik pazar alanının en önemli çıktılarından biri de bugün tedarikçiler, KOBİ’ler ve özellikle mikro işletmeler ürünlerini alıcılara tanımak için ülke boyunca gezmek zorunda kalmıyorlar. Yapmaları gereken tek şey elektronik kataloglarını yayınlamak ve çoğu zaman kısa bir süre içinde kamu alıcılarıyla kontak kurulmuş oluyor. İtalya’da uygulanan bu sistemin şuan yaklaşık olarak 50 bin adet kullanıcısı mevcut. TELEKOM DÜNYASI: CONSİP benzersiz bir kuruluş. Avrupa Birliğinde CONSIP’ten önce ya da sonra buna benzer bir örneği var mı? ANGELA RUSSO: İtalya’daki örnek gerçekten eşsiz. 1997 yılında bu işe başladığımızda bize yol gösterecek daha önce bu ya da buna benzer bir işi tecrübe etmiş bir örek yoktu. Bu da bizim başlarda birçok hata yapmamızı sebebidir. TELEKOM DÜNYASI: Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de tecrübeleriniz var. Sizce Türkiye’de bu tarz bir kuruluşun olma ihtimali var mı? Bu konudaki düşüncenizi öğrenebilir miyiz? ANGELA RUSSO: Bence olabilir ve kısa bir zamanda da olacağını düşünüyorum. Türkiye tarafından kamu ihale sistemlerini geliştirmek için ortak olarak seçildiğimizde, 2 yıl boyunca Ankara’da yer alan KİK (Kamu İhale Kurumu) ile birlikte çalıştık. Bizden Avrupa Kamu İhale Sistemine uygun bir sistem kurulup kurulamayacağı soruldu. Bu birçok etmene göre değişen bir konu. Bu etmenlerden biri ise yönetmelik... Çünkü uluslar arası yönetmelikleriz yoksa buna benzer bir sistemi uygulamanız mümkün değildir. Bu etmenler bize sistemi uygulamada yol gösterdi. Sonrasında birçok konuda uygulama sağladık. En iyi deyimlerimizi ve Türkiye’de Uluslar arası İhale Sisteminin kurulmasının altyapısı olan Avrupa Yönetmeliklerini aktardık. Proje tamamlandıktan sonraki dönemde açıkçası bugün bu sistemin Türkiye’de hangi yolla kurulabileceğini tam olarak bilemiyorum.

to buyers and sellers a procurement platform on which the public administration goes serves into the e-catalogue in the size which good to buy from any kind of supplier. The suppliers can after very simpler registration procedure showcase their goods and services under the formal electronic catalogue. And they can improve and modify their offer at anytime of the day, any day of the year. Because it is always open. To any supplier but it is open 24 hours a day 365 days a year. So even during the weekend even on the Sunday morning at home the supplier makes enter with his password to the system as long as he has a internet connection. Look at what has happen to the other suppliers who are selling the same product, compare his offer with one other supplier’s and make it more competitive. This is real competition on work on internet of the year. The positive outcome of this electronic market place that today the suppliers, the very small companies especially micro enterprises no longer have the problem of the having to travel around the country in order to meet and to introduce to the public buyers . They just have to publish their catalogue and immediately they are putting contact with the entire public administration in Italy. Potentially with around 50 thousand people who are the public buyers today in the Italian system. TELEKOM DÜNYASI: CONSIP is a unique establishment. Is there any example in another country, EU before or after? ANGELA RUSSO: In Italy it is a unique example. When we were introducing in the 1997 we had no previous example to teach us. This is way the beginning we did make some mistakes. TELEKOM DÜNYASI: From your point of view is it possible to implement this kind of establishment in Turkey? Because we know that you have experience in Turkey? What are you thinking about it? ANGELA RUSSO: I think it is possible and it will happen soon. When we were chosen by Turkey as the partner for the project on strengthening public procurement in Turkey. Actually we spent two years in Turkey working together with the public procurement agency called KIK (Public Procurement Authority) in Ankara. What they asked us was to support them to a line to European Public Procurement System. According to several drivers one of these drivers was legislation. Because you cannot implement such a system if you don’t have a national rule. That is supporting the implementation and guiding the implementation. So we supported them in these four or five activities. Transferring our best practice and transferrring European Legislation that can be the background for the setting up National Procurement System in Turkey. After the project finished I don’t know exactly today if they have set up procurement system in which way.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

81


İŞİM BİLİŞİM, BİLİŞİM İŞİM

KOBİLER BULUT BİLGİ İŞLEM VE BT İLE BÜYÜYOR… SMEs ARE GROWING THROUGH CLOUD COMPUTING AND IT…

(Bu yazı; Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) konusunda ülkemizin ve Avrupa’nın önde gelen BT uzmanlarından Sayın Adem Onar’ın çalışma, birikim ve tecrübelerinden yararlanılarak TELEKOM DÜNYASI tarafından hazırlanmıştır.)

Küreselleşme ile birlikte tüm dünyada ekonomik, siyasal ve kültürel alanda bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu süreç içerisinde bulut bilgi işlemin, bilgi teknolojilerinin ve teknolojik rekabetin işletme yapıları ve üretim teknikleri üzerindeki etkisi yadsınamaz derecede büyüktür. Ürün, ürün teknolojisi, üretim süreçleri, tüketici eğilimlerindeki değişiklikler ile küresel pazarların getirdiği rekabetçi ortam, esnek üretim süreçlerine dayalı yeni teknolojilerin kullanılmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle, günümüz ekonomilerinde esnek yapıdaki “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler” (KOBİ) ön plana çıkmıştır. KOBİ’ler tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz ekonomisinin vazgeçilmez bir bileşeni olup istihdam, yatırım, katma değer, vergi ve ihracat bakımından çok önemli bir yere sahiptirler. Günümüzün küreselleşme ile birlikte değişen pazar koşulları ve tüketim kalıpları ile yeni teknolojiler işletmelere büyük

(This article is prepared by TELEKOM DÜNYASI on the basis of studies, knowledge and experiences of Mr. Adem Onar who is one of the leading IT Professional in our country and Europe in Information and Communication Technology – ICT.)

As a result of globalization, we are in a period of change in economic, political and cultural fields throughout the world. In this period, it is obvious that cloud computing, information technologies and technological competition have an enormous effect on firm structures and production techniques. Changes in product, product technology, manufacturing processes and consumer tendencies as well as the competitive environment in the global markets require the use of new technologies based on flexible production processes. Therefore, “Small and Medium Sized Enterprises” (SMEs) that have a flexible structure have come to the fore in today’s economy. SMEs are indispensable component of our national economy as in all over the world, and are very important in terms of employment, investment, added value, tax and export. New technologies and changing market conditions and consumption patterns due to today’s globalization provide great advantages to enterprises. Especially as a result of using infor-

82

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


avantajlar sağlamaktadır. Özellikle bilgi teknolojilerinin ve internetin işletme faaliyetlerinde ve iş süreçlerinde kullanılması ile müşterilerin, çalışanların ve iş ortaklarının daha etkin ve gerçek zamanlı çalışmasını sağlayan e-İş Yönetimi yaklaşımı, günümüz işletmelerinin iş yapma yöntemlerinde bir devrim olarak nitelendirilebilir. Bu konuda Avrupa Birliği’nde özellikle KOBİ’leri e-İş uygulamalarına yöneltmek için birçok çalışma yapılmaktadır. Ülkemizde ise bu konu oldukça yenidir ve KOBİ’lerin çoğu henüz e-ticaret aşamasındadır. AB’ye entegrasyon sürecinde ülkemiz açısından da, bilgi toplumu olma yolunda, KOBİ’lerin bu alanda desteklenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda e-İş, AB’ye entegrasyon sürecinde hem Türkiye hem de AB üye ülkeler açısından oldukça önemlidir. Sekil 1: KOBİ’lerin e-İş’e Entegrasyonunda “Uyum Merdiveni” Kaynak: Michael Taylor, Andrew Murphy, Journal of Small Business and Enterprise Development, Volume 11, Number 3, 2004280-289 Yukarıdaki tabloda KOBİ’lerin e-iş teknolojisine uyum süreci belli bazı aşamaların geçilmesini gerektirdiğini göstermektedir. Bu süreçler Şekil 1’de ayrıntılı olarak gösterilmektedir. Süreç e-posta kullanımı ve web sitesi gelişimi ile alım, satım ve ödeme mekanizmalarında e-ticaretin kullanımından, e-İş’in tedarik zinciri yönetiminde kullanımı ve son olarak da tamamen teknolojiye dayalı yeni iş modellerinin oluşturulmasıyla son bulmaktadır. 2004 yılında OECD e-İş’i kısaca “bilgisayar destekli ağlar üzerinden otomatik iş süreçleri (hem firma içi hem firmalar arası)” olarak tanımlamaktadır (OECD 2004). E-İş firmalarla müşteriler arasında, ticari işlemlerin işletmeden-işletmeye (B2B) ve işletmeden-tüketiciye (B2C) yapıldığı e-ticaret ile sınırlandırılamaz. E-İş genel olarak, işverenlerle çalışanlar, çalışanlar ile diğer çalışanlar, tedarikçiler, dağıtıcılar ve tüketicilerin de içinde olduğu tedarik zinciri elemanları ile kişiler ve kurumlar arasındaki ilişkileri ve bilgi alışverişini sağlayan firma içi ve firmalar arası süreçlerden oluşmaktadır (Gerstner, 1998; Clarke, 2001; OECD, 2004). E-İş genellikle firmaların

mation technology and internet at business activities and business processes, e-Business Management approach ensures more efficient and real-time operation of customers, employees and business partners. This approach can be considered as a revolution in business methods of today’s enterprises. In this regard, many studies are implemented to direct especially SMEs to e-Business applications in the European Union. In our country this is a new subject and most SMEs are often at the eCommerce stage yet. In becoming an information society, SMEs should be supported in this area in our country within the EU integration process. In this context –Business is very important both for Türkiye and for the EU members. Figure 1: “Adjustment Stairs” for SMEs Integration to e-Business Source: Michael Taylor, Andrew Murphy, Journal of Small Business and Enterprise Development, Volume 11, Number 3, 2004280-289. In the process of integration to e-Business, SMEs should go through some phases as shown in the above table. Figure 1 illustrates these processes in detail: First e-mail use and web site development, then the use of e-commerce for purchase, sale and payment mechanisms, and the use of e-Business for the supply chain management and finally creation of new business models based on technology completely. In 2004, OECD defined e-Business as “automated business processes through computeraided network (both intra-firm and inter-firm)” (OECD 2004). e-Business cannot be narrowed down to e-Commerce between two enterprises (B2B; business-to-business) and between enterprise and customer (B2C; business-to-consumer). e-Business covers processes between employers and employees, employees and the supply chain elements including other employees, suppliers, distributors and consumers as well as the relations and exchange of information within and between enterprises (Gerstner, 1998; Clarke, 2001, OECD, 2004). e-Business is usually seen as a way to enter the global markets.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

83


İŞİM BİLİŞİM, BİLİŞİM İŞİM

global pazarlara açılma yolu olarak görülmektedir. Hiç tartışma yok ki KOBİ’ler Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturmaktadır. KOBİ’lerin verimliliği, kârlılığı, etkin çalışması ve yeni yatırımları Türkiye ekonomisi açısından da büyük ölçüde belirleyici olmaktadır. KOBİ’lerin tanımları gereği hareket esnekliğine sahip, yeniliklere daha açık, daha girişimci, daha yenilikçi işletmeler oldukları bilinmektedir. Öte yandan yapıları nedeniyle bu tür işletmelerde hem yönetim, hem çalışanlar, verilen kararların sonuçlarını ve işletme üzerindeki etkilerini hemen görmektedirler. Bu nedenle ekonomik gelişme ve değişmelerin getireceği fırsatlara en hızlı tepkiyi yine bu küçük ve orta ölçekli işletmeler vermektedir. Bugün kaynakların daha etkin kullanımı konusunda en önemli sözcük teknolojidir. Teknolojiyi daha etkin kullanabilmek ise “bilgi”ye dayanmaktadır. Bu nedenle KOBİ’ler, teknoloji kullanımı ve inovasyonun en yaygın olduğu işletmeler olmalıdır. DPT, 2007-2013 dönemini kapsayan 9. Kalkınma Planında vizyonu “istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen ve AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye” olarak belirlemiştir. DPT 9. Kalkınma Planında İş Ortamının İyileştirilmesi başlığında 386. Maddede; ‘Kamunun iş dünyasına sunduğu hizmetler, süreçlerin yeniden yapılandırılması suretiyle bütünleşik bir yapıda elektronik ortama taşınacak, bu hizmetlerin işletmeler tarafından yaygın kullanımına yönelik tedbirler alınacaktır. Buna paralel olarak, bilgi ve iletişim teknolojilerinin iş süreçlerinde kullanılması, elektronik ortamda iş yapma biçimlerinin ve e-ticaretin yaygınlaşması ile işletmelerin maliyetlerini düşürmeleri, verimliliklerini yükseltmeleri ve yurtiçi ve yurtdışı satış potansiyellerini geliştirmeleri desteklenecektir. Ayrıca, e-ihale uygulamalarının yaygınlaşması ile özellikle KOBİ’lerin kamu alımlarına katılımı için uygun, şeffaf ve rekabetçi ortam yaratılacaktır’ diyor DPT 9. Kalkınma Planında Sanayi ve Hizmetlerde Yüksek Katma Değerli Üretim Yapısına Geçişin Sağlanması başlığında 540. Maddede; ‘KOBİ’lerin ve girişimcilerin rekabet güçlerini artırmak ve yeni pazarlara açılmalarını sağlamak için, iş kurma ve iş geliştirme aşamalarında eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlanacaktır. Bu amaçla, İŞGEM ve benzeri yapılanmalar yaygınlaştırılacak ve etkinliklerini artırmak üzere gerekli düzenlemeler yapılacaktır’ diyor. 541. Maddede; ‘İşletmelerin ortak Ar-Ge, ortak tedarik ve pazarlama faaliyetlerine önem verilecektir. İşletmelerin fiziki altyapı ihtiyaçları karşılanacak, ağ oluşturma ve kümelenme girişimleri desteklenecektir. İşletmelerin belirlenmiş sanayi bölgelerinde kurulması ve mevcutların bu alanlara taşınması özendirilecektir.’diyor. 669. Maddede: ‘Sürükleyici sektörler liderliğinde ve güçlendirilmiş sosyal ağ yapısı içinde kümelenmelerin desteklenmesi sağlanacakt��r. Bu çerçevede; yerel kümelenme alanlarını destekleyici, kümedeki aktörler arasında işbirliğini artırıcı ve kümenin dünya piyasaları ile

84

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

It is certain that SMEs are the backbone of Türkiye’s economy. SMEs’ efficiency, profitability, efficient operation and new investments are largely determinative in terms of Turkish economy. SMEs are enterprises that are flexible, more open to innovation, more entrepreneurial an more innovative. On the other hand, because of the structure of these enterprises, both management and employees see the results and the impact of their decisions on the enterprise immediately. Therefore, these small and medium-sized enterprises can give a rapid response to opportunities that economic development and change will bring. Today the most important concept in respect of more effective use of resources is technology. To use technology more effectively, “information” is necessary. For this reason, SMEs should be enterprises where innovation and technology are at the core of business. SPO determined the vision for the 9th Development Plan covering the period 2007-2013 as follows: “Türkiye that grows consistently, shares the revenue justly, has a competitive power on a global scale, has transformed into an information society and has completed the adoption process for EU membership.” According to Article 368 of the 9th Development Plan, it is stated under the title of Improvement of Business Environment: “Services provided by the public to the business world will be moved into the electronic environment with an embedded structure by means of restructuring the processes, and the necessary measures will be taken to ensure the widespread use of these services by enterprises. In parallel, the use of information and communication technologies for business processes, the use electronic media in business processes and the diffusion of e-Commerce, and in this way reducing the costs of enterprises, improving the productivity and developing domestic and international sales potential will be supported. In addition, as a result of widespread e-Procurement applications a transparent and competitive environment will be created, which is suitable for SMEs to participate the public procurement. According to Article 540 of the 9th Development Plan, it is stated under the title of Ensuring the Transition to High Value Added Production Structure in Industry and Services: “To increase the competitiveness of SMEs and entrepreneurs and to ensure that they enter into new markets, training and consulting services will be provided for business-building and business development. For this purpose, ISGEM and similar structures will be generalized and the necessary adjustments will be made to prove their effectiveness.” According to Article 541: “Attention will be given to the joint R&D, joint procurement and marketing activities of enterprises. Physical infrastructure needs of enterprises will be met, and networking and clustering initiatives will be supported. Establishment of enterprises in the designated industrial zones and moving the existing ones to those zones will be encouraged.” According to Article 669: “Under the leadership of leading sectors, clustering within the enhanced social networking will be supported. In this context; mechanism will be


entegrasyonunu sağlamaya yönelik mekanizmaların oluşumu özendirilecektir. DPT, 2010-2012 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programında; içinde bulunduğumuz 2009 krizini II.Dünya Savaşından sonra küresel ekonomik aktivitede en hızlı daralmanın yaşandığı yıl olarak tarif etmekte ve Türkiye ekonomisinin yeniden güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme dönemine girmesini hedeflemektedir. Bu doğrultuda, krizden çıkış ve sonrasındaki büyüme sürecinin özel sektör öncülüğünde gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. İş ortamının rekabetçi bir yapıya kavuşturularak iyileştirilmesi temel amaç olarak gören DPT, bu çerçevede girişimci Bilgi Sisteminin geliştirileceğini , esnaf ve sanatkârların rekabet gücünün artırılması ile değişim ve dönüşümün desteklenmesine yönelik iş ortamının iyileştirilmesi çalışmaları yürütüleceğini ifade etmektedir. Ayrıca bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın ve etkin kullanımıyla bilgi toplumuna dönüşüm sürecinin hızlandırılması ve bu yolla ülkemizin refah düzeyinin artırılmasına katkı sağlanmasının temel amaç olduğunu söylemektedir. DPT 2010 Yılı Programında; Sanayi ve hizmetlerde yüksek katma değerli üretim yapısına geçişin sağlanması başlığında İmalat Sanayisinde yüksek katma değerli mal üretimini artırarak, yapısal dönüşümün hızlandırılmasının temel amaç olduğunu söylemektedir. Bu amaçla sorumlu Kuruluşun KOSGEB olarak belirlendiği Tedbir 129.’da Başta esnaf ve sanatkârlar olmak üzere KOBİ’lerin ortak iş yapma kültürü geliştirileceğini ve bu konudaki projelerin destekleneceğini söylemektedir. Ve bu amaçla Yapılacak İşlem ve Açıklama olarak da 2010 yılı Aralık Sonuna kadar İşletmelerin ölçeklerini büyütmeleri ve verimliliklerini artırmaları amacıyla ortak iş yapma ve ortak sorun çözümüne yönelik olarak proje bazlı destekler sağlanacağını söylemektedir. DPT Ticaret Hizmetleri başlığında ise Ticaret hizmetleri sektöründe rekabetçi bir ortamda verimlilik artışının sağlanmasını, faaliyet hacminin büyütülmesini, teknoloji ve yenilikçiliğin özendirilmesinin temel amaç olduğunu, sektördeki KOBİ’lerin rekabet gücünün, kalite ve verimlilik düzeyinin artırılmasını, rekabet imkânlarının geliştirilmesinin esas olduğunu söylemektedir. Tablo: DPT 2010 Yılı Programı Türkiye’de 260 adet Organize Sanayi Bölgesi (OSB) bulunmaktadır. Artvin dışında OSB olmayan ilimiz yoktur, bütün illerimizde OSB vardır. OSB’lerde şu anda yaklaşık 1.500.000 kişinin istihdam edildiği tespit edilmiş olup, bütün OSB’lerin tam kapasite ile işletmeye girdiğinde bu sayının 2.000.000 kişiyi bulacağı tahmin edilmektedir. Ekonominin belkemiği olan KOBİ’ler ve büyük çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan OSB’ler bu anlamda çok önemlidir.

encouraged to support the local clustering areas, to increase the cooperation among actors and to ensure the integration of the cluster to the world market. SPO stated in the Medium-Term Program covering 20102012 period that 2009 is the year when the most rapid contraction has been observed in the global economic activity after World War II and it is aimed to ensure that Turkish economy enters into a strong and sustainable growth. In this direction, exit from the crisis and then the growth process is expected to be realized under the leadership of private sector. Aiming to improve the business environment by creating a competitive structure, SPO states that the entrepreneurial information system will be developed in this context, and activities towards improving the business environment will be continued to support the change and transformation by increasing the competitiveness of tradesmen and artisans. Moreover, it is said that the main purpose is to accelerate the transformation to information society and in this way increase the prosperity of our country through the widespread and effective use of information and communication technologies. According to SPO’s 2010 Program, it is stated under the title of ensuring the transition to high value-added production structure that in the Manufacturing Industry the main purpose is to accelerate the structural transformation by increasing the production of high value goods. In accordance with Measure 129 where KOSGEB is assigned as a responsible organization for this purpose, cooperation culture of SMEs will be developed and the relevant projects will be supported. As a Process to be carried out for this purpose and Statement, it is stated that project-based support will be provided towards joint work and joint problem solving with the aim of enlarging the scale and increasing the productivity of the enterprises until December 2010. Under the title of SPO Business Services, in Business Services sector the main purpose is to increase efficiency in a competitive environment, to expand the activity volume, and to encourage technology and innovation, and also it is essential to increase the competitiveness, quality and productivity levels of SMEs in the sector and develop their competitive capabilities. Table: SPO’s 2010 Program There are 260 Organized Industrial Zones (OIZ) in Türkiye. In all our provinces, except Artvin, there are Organized Industrial Zones. It has been identified that approximately 1.5 million people are employed in OIZs currently, and it is expected that this figure will increase to two millions when all OIZs enter into operation at full capacity. SMEs, the backbone of the economy, and OIZs where the vast majority of SMEs are located are very important in this respect.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

85


TD HABER

Dijital İpek Yolu JADI LINK, Doğu ile Batı’yı birleştirecek Türkiye iletişim köprüsü oluyor Digital Silk Road, JADI LINK will unite East and West Turkey is being communication bridge

O

rtadoğu, Güney Asya ve Uzak Doğu arasında dev bütünleşik çok geçişli fiber optik ağ kurulmasına ilişkin JADI LINK projesinde ilk adım atıldı. Türk Telekom (Türkiye), Saudi Telecom Company (Suudi Telekom), Jordan Telecom Group (Ürdün Telekom) ve Syrian Telecommunication Establishement (Suriye Telekom) işbirliği ile hayata geçen proje, Türkiye’yi bölgenin dünyaya açılan kapısı haline getiriyor. Türk Telekom, telekomünikasyon sektöründe Türkiye’nin coğrafi önemini daha da güçlendirecek bir adım attı. Cidde, Amman, Şam ve İstanbul’u birbirine bağlayacak olan “JADI LINK” (Jeddah- Amman- Damascus- Istanbul) projesi düzenlenen bir törenle başladı. Törene Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Ürdün Krallığı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanı Marwan Juma’nın yanı sıra, Türk Telekom Genel Müdürü Dr. Paul Doany, Suudi Telekom Toptan Satış Başkanı Saad Al Demyati, Suriye Telekom Kurumu Genel Direktörü Nazem Bahsas ile Ürdün Telekom Şirketi Genel Müdürü Nayla Khawam katıldı. Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan olmak üzere dört ülkenin işbirliği ile gerçekleştirilen JADI LINK projesi ile Türkiye, Asya ve Avrupa arasında bir iletişim

86

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

T

he first step was taken in the project of JADI LINK that corresponding installing giant fiber-optic integrated multi-pass network between Middle East, South Asia and Far East. The Project, will transform Turkey as the gateway to world in the region, will actualize in collaboration with Turk Telekom (Turkey), Saudi Telecom Company (Saudi Telecom), Jordan Telecom Group (Jordan Telecom) and Syrian Telecommunication Establishment (Syrian Telekom). Turk Telekom, took a step that will further strengthen Turkey’s geographic importance in the telecommunications industry. The Project of JADI LINK (Jeddah-AmmanDamascus-Istanbul) will connect Jeddah, Amman, Damascus and Istanbul, began with a ceremony. Minister of Transportation and Communication- Binali Yıldırım, Hashemite Kingdom of Jordan, Minister of Information and Communication Technology-Marwan Juma, General Manager of Turk Telekom-Paul Doany, President of Saudi Telecom Wholesale Saad Al Demyati, and Executive Director of Syrian Telecom- Nazem Bahsas and General Director of Jordan Telecom attended to ceremony. Turkey is becoming a communication bridge between Asia and Europe with JADI LINK Project which carried


köprüsü haline geliyor. JADI LINK projesiyle bu ülkelerin iletişim altyapıları tek bir hat üzerinden karşılıklı olarak kullanılabilecek. Böylelikle Akdeniz ve Kızıldeniz’den geçen denizaltı kablolarına, karadan geçecek önemli bir alternatif sunulmuş olacak. Bu devasa hat bir bakıma bölgeye dijital bir İpek Yolu kazandıracak. Doğu ile Batı arasında iletişim ağı Geçtiğimiz haftalarda Orta ve Güneydoğu Avrupa’nın önde gelen bağımsız data ve toptan kapasite servis sağlayıcılarından Invitel International’ın hisselerinin tamamını satın almak üzere bir anlaşma imzalayan ve Invitel International’ın 27 bin kilometrelik fiber optik altyapısı ile Avrupa’daki gücünü artıran Türk Telekom, Ortadoğu’yu kapsayan “JADI LINK” anlaşması ile Avrasya bölgesini birbirine bağlayan iletişim köprüsünü kurmuş oluyor. Sırasıyla Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’dan geçecek olan fiber optik hat, İnternet (IP), veri ve kısmen ses iletişiminin Güney Asya ve Orta Doğu ile Avrupa ve ABD arasında Türkiye üzerinden sağlanması konusunda önemli bir alternatif sunmuş olacak. “JADI LINK” projesi, Akdeniz ve Kızıl Deniz koridorlarına güvenli, kısa ve tamamıyla karasal bir alternatif oluşturacak. Bu bağlantı aynı zamanda, söz konusu bölgede uluslararası veri ve internet hizmetleri alanında hızla artan talebin karşılana-

out in cooperation with four countries as Turkey, Syria, Jordan and Saudi Arabia. These countries over a single line of communication infrastructures that can be used as a mutual with JADI LINK Project… In this way an important terrestrial alternative will be offered to submarine cables crossing the Mediterranean and Red Sea. In a sense this huge line will give a digital Silk Road to region. Communication network between East and West Turk Telekom, has signed an agreement for buying Central and Southeast Europe’s leading independent provider of data and capacity wholesale Invitel International and has increased the power in the Europe with 27 thousand kilometers of fiber optic infrastructure of Invitel International, with “JADI LINK” agreement that is covering Middle East, has built a communication bridge Eurasian region . Fiber optic line will pass respectively Turkey, Syria, Jordan and Saudi Arabia, will be offered an important alternative via Turkey about Internet (IP), data and voice communications between South Asia, Middle East and Europe and USA. “JADI LINK” Project will be an important, reliable, short and completely terrestrial alternative to the hallway of Mediterranean and Red Sea. At the same

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

87


TD HABER time this connection will provide the rapidly increasing demand in the field of international data and Internet services in this region. According the agreement Turk Telekom, Saudi Telecom (STC- Saudi Telecom Company), Syrian Telecom (STE- Syrian Telecommunication Establishment) and Jordan Telecom (JTG- Jordan Telecom Group) will perform the necessary physical connections on the main fiber optic backbone in their own national borders and will make 200 Gbps capacity expansion on their system for project can be implemented. Intercontinental New Digital Silk Road As part of “JADI LINK” Project unified multi-pass connection will established via terrestrial fiber optic cable for providing telecommunication services between Middle East and Europe by TT, STE, JTG and STC. Terrestrial fiber optic network is currently passing the region that has the three major fault lines in the Mediterranean basin sea floor therefore it will be an important alternative to cable system which often suffered from earthquakes and tremors. Totally 2530 km fiber optic line length JADI LINK covers a total length of 2530 km fiber optic lines. 2530 kilometers of fiber optic lines for distribution to countries as the following:

bilmesini sağlayacak. İmzalanan anlaşma uyarınca Türk Telekom, Suudi Telekom (STC- Saudi Telecom Company), Suriye Telekom (STE- Syrian Telecommunication Establishment) ve Ürdün Telekom (JTG- Jordan Telecom Group) kendi ülke sınırlarında ulusal ana fiber optik omurgaları üzerinde gerekli fiziksel bağlantıları gerçekleştirecek ve projenin hayata geçebilmesi için sistemlerinde 200 Gbps’lik kapasite genişletmesi yapacaklar. Kıtalararası yeni dijital ipek yolu “JADI LINK” projesi kapsamında Orta Doğu ve Avrupa arasında telekomünikasyon servislerini sağlamak üzere, TT, STE, JTG ve STC tarafından, bu ülkeler arasında kullanılacak karasal fiber optik kablo aracılığıyla birleşik çok geçişli bağlantı kurulacak. Karasal fiber optik ağ, hâlihazırda Akdeniz deniz tabanı havzasında, üç büyük fay hattının olduğu bölgeden geçen ve bu nedenle depremlerden, sarsıntılardan sık zarar gören kablo sistemlerine güvenli ve sağlam bir alternatif sunacak. Toplam 2530 km fiber optik hat uzunluğu JADI LINK, toplam 2530 kilometre fiber optik hat uzunluğunu kapsıyor. 2530 kilometre fiber optik hattın ülkelere dağılımı ise şu şekilde:

88

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


- Türkiye: 770 km - Suriye: 480 km - Ürdün: 360 km - Suudi Arabistan: 920

- Turkey: 770 km - Syria: 480 km - Jordan: 360 km - Saudi Arabia: 920 km

2010 üçüncü çeyrekte proje tam kapasiteyle faaliyete geçecek

The Project will begin to operate completely in the third quarter of 2010

JADI LINK, 1 Haziran tarihi itibariyle hazır hale getirilmiş olup Cidde – Frankfurt arasında ilk data servisi Haziran ayının ikinci haftası içinde gerçekleştirilecektir. 200 Gbps data ve ses taşıma kapasitesinin tamamı 2010 üçüncü çeyrek içinde hayata geçirilecektir.

JADI LINK will be prepared untill 1 of June and the first data service between Jeddah and Frankfurt will be actualized in the second week of June. The total capacity of 200 Gbps data and voice will be implemented in the third quarter of 2010.

JADI LINK;

JADI LINK;

- Akdeniz ve Kızıl Deniz koridorlarına alternatif olarak tamamıyla karasal, eşsiz ve kısa bir güzergâh sunacak.

- Will be offered total terrestrial, unique, and short route as alternative

- Kıtalar arası veri ve Internet servislerine olan hızlı talep artışı karşılanabilecek.

- Will supply the rapidly increasing demand for continental data and internet services

- İstanbul’dan Avrupa ve ötesine, Cidde’den Güney Asya ve ötesine ek kapasite sağlayacak.

- Will provide additional capacity from Istanbul to Europe and from Jeddah to South Asia and beyond

- Kaliteli, daha güvenli ve daha hızlı servis sunacak. - Denizaltı kablo sistemlerinden kaynaklanan kesinti risklerini azaltacak.

- Will provide quality, safer and faster service - will reduce the risk of disruption caused by submarine cable system

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

89


RÖPORTAJ Röportaj: Khalid Athar Pakistan ve Ortadoğu Haber Sorumlusu Exclusive Interview by Khalid Athar, Special Correspondent of Pakistan and Middle East

Ghassan Hasbani “Türkiye’de, Öğer Telekom aracılığıyla Türk Telekom yerleşik sabit hat işletmecisi ve Avea rekabet halindeki mobil operatör. Güney Afrika’da da CellC pazardaki payını artırmak için rekabet eden mobil operatör konumunda.”

“In Turkey, and through Oger Telecom, Turk Telecom is the incumbent fixed operator and Avea is the challenger mobile operator and in South Africa CellC is a challenger mobile operator. “

90

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

TELEKOM DÜNYASI: Booz & Co.’nun ikinci başkanı ve ortağıydınız; Ortadoğu’da Telekomünikasyon Pratiği’nden sor umluydunuz; piyasa araştırması ve analizi bakımından birçok çalışmaya imza attınız. STC’ye geçişinizin nedenlerini ve bu deneyimi nasıl değerlendiğinizi öğrenebilir miyiz? GHASSAN HASBANI: Yönetim danışmanı olmadan önce, bir süreliğine Telekom operasyonları ve altyapısı üzerine çalışmıştım. Şirketin ulaştığı globalleşme düzeyi ve yalnızca bölgesel olarak değil, global olarak edindiği güçlü şöhret dolayısıyla, STC ile yakın bir çalışma içinde olmayı hep istemiştim. Yönetim danışmanı olarak stratejik düşünme yeteneğimi de kullanabileceğim bir operasyonel rol üstlenmeyi

TELEKOM DÜNYASI: You were the vice president and partner of Booz & Co., in charge of the Telecommunications Practice in the Middle East and were doing a lot in market research and analysis. What motivated you to take interest in this move to STC and how do you find this experience? GHASSAN HASBANI: Before I was a management consultant, I worked in Telecom operations and infrastructure for some time. I was predominantly motivated by working closely with STC given the stage of globalization the company was going through and the strong reputation that STC was building not just regionally, but globally too. I was also interested in getting back to an operational role that could, at the same time, benefit from my strategic thinking as a management consultant. The requirements, challenges and opportunities of the function seemed to fit with my capabilities and aspirations.


Ghassan HasbanI CEO - International Operations, Saudi Telecom Company CEO - Uluslararası Operasyonlar, Saudi Telecom Company (STC) de istiyordum. Görünen o ki iş fırsatları, gereksinimler ve mücadele benim yeteneklerime ve arzularıma uyuyor. Bu endüstride var olmak, bir etki yaratmaya çalışmak, araştırmalar yürütmek, reklam yapmak ve düşünce liderliğini üstlenmek bakımından hayli ilginç süreçlerden geçiyoruz. Bunlar endüstri ve STC gibi şirketler için her şeyi belirleyecek süreçler. Bu yolculuğun bir parçası olmak çok önemli ve beni çok motive ediyor. TELEKOM DÜNYASI: Booz & Co.’da daha önce üstlendiğiniz sor umluluğun, STC’yi bir adım daha ileriye taşımanıza katkıda bulundu mu? GHASSAN HASBANI: Strateji danışmanlığı ve aynı zamanda da endüstri profesyoneli olarak geçmiş deneyimim, uluslararası bir işi yürütmenin çok boyutlu doğasıyla başa çıkabilmem için bana gerekli altyapıyı sağladı. İşim analitik, kişiler arası ve operasyonel yeteneklerin birleştirilmesini gerektiriyor. Teknik ve ticari bakımdan farklı seviyelerde ve kültürel arka plana sahip kişilerle iletişim kurabilmek benim için önemli. Formasyonum konular, kurumlar ve bireyleri içine alan – mali alandan teknik alana kadar, hukuki

These are very interesting times to be in the industry making an impact on the ground over and above doing research advising and delivering thought leadership. These are defining times for the industry and companies like STC and being part of this journey is very important and motivating for me. TELEKOM DÜNYASI: Do you think your previous work at Booz & Co. is helping you take STC a step forward in its progress? GHASSAN HASBANI: My previous formation as a strategy consultant as well as an industry professional has given me the necessary versatile background to allow me to deal with the multi-faceted nature of running an international business. My job requires analytical, interpersonal and operational skills combined. It is important for me to be able to converse with people at different levels and cultural background in technical and commercial terms. My formation is allowing me to constructively contribute to many discussions and decisions that involve a wide spectrum of topics, entities and individuals ranging from financial to technical and including legal and commercial. My career background and knowledge of the STC environment from my previous work in the region provided me with the right platform to integrate into the International function and begin to build it effectively.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

91


RÖPORTAJ

ve ticari alan da dahil olmak üzere – çok geniş bir yelpazedeki birçok tartışma ve karara yapıcı bir biçimde katkıda bulunmama olanak tanıyor. Bölgede daha önceki çalışmalarıma dayalı olarak STC ortamı hakkındaki kariyerim ve bilgim, Uluslararası fonksiyonla bütünleşmek ve onu verimli bir biçimde inşa etmeye başlamak için bana doğru platformu sağladı. TELEKOM DÜNYASI: STC uluslararası operasyonlarına nerede ve ne zaman başladı ve yıllar içerisinde bunlar nasıl bir gelişme seyri izledi? GHASSAN HASBANI: STC yaklaşık üç yıl önce yerel pazarın dışında araştırmalar yapmaya başladı. Yatırımlar Güney Doğu Asya’da başladı ve daha sonra Türkiye ve Güney Afrika’ya genişledi. Globalleşmeyi üç aşamaya ayıracak olursak, STC ilk aşamasını tamamladı. Bu, şirketin kontrol, müşterek kontrol ve azınlık hisselerinin bir karışımıyla farklı coğrafyalarda bir çoklu yatırımlar portföyüne sahip olduğu aşamadır. Bu aşamada, şirketler genellikle pazarın dinamiklerini sınar ve operasyonel yetenekler geliştirmeye başlar. İkinci aşamada, globalleşen şirketler farklı pazarlardaki varlık seviyesini güçlendirir, dünya çapındaki mevcut operasyonlarından sinerjiler üretir ve bir global marka yaratır. Globalleşmenin üçüncü aşamasında, şirketler uluslararası kariyer yönetim süreçleri geliştirir ve bir yandan yerel kültürel unsurlara saygı duyup onları korurken bir yandan da ortak bir şirket kültürü oluşturur. Aynı zamanda, çeşitli pazarlarda birleşik bir marka ve konuma odaklanırlar. STC günümüzde bu globalleşme yolculuğunun ikinci aşamasına geçiyor. Değer üretmeye, operasyonlarını takviye etmeye, sinerji ve değerin var olduğu çeşitli pazarlardaki varlığını ve etkilerini seçici bir biçimde inşa etmeye odaklanmış durumda. Amacımız, şimdiki izdüşümümüz bakımından değer taşıyan cazip pazarlardaki yeni gelişme fırsatlarından faydalanan kapsamlı bir sinerjik izdüşüme sahip olabilmek. Başladığımız noktadan itibaren uzunca bir yol kat ettik. Şirket bünyesinde yetenekler geliştirildi. Dünya çapındaki iş ortaklarımızla değer üretmeyi başardık. Kuveyt ve Bahreyn’de üçüncü girişimci olarak başarılı operasyonlar başlatabilme yeteneğimizi kanıtladık. Uluslararası bir operasyonu irade edebilme ve bazı pazarlarda bir numara, bazılarındaysa rekabet halindeki iki numara olabilme yeteneklerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. TELEKOM DÜNYASI: STC’nin halihazırda faaliyet gösterdiği ülkeler hangileri? GHASSAN HASBANI: Şu anda Kuveyt, Bahreyn, Hindistan, Malezya, Endonezya, Türkiye ve Güney

92

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

TELEKOM DÜNYASI: Where and when did STC start its international operations and how have they made progress over the years? GHASSAN HASBANI: STC started around three years ago in investing outside the local market. The investments started in South East Asia and expanded into Turkey and South Africa. If we break the globalization process into three stages, STC was completing its first stage. This is when a company has a portfolio of multiple investments in different geographies with a mix of control, joint control and minority stakes. During this stage, companies usually test market dynamics and begin to develop operational capabilities. In the second stage, globalizing companies strengthen the level of presence in different markets, extract synergies from current operations around the world and establish a global brand presence. In the third stage, of globalization, companies develop international career management processes and create a single corporate culture, while respecting and preserving the local cultural elements. They also focus on a unified brand and positioning across the various markets. STC today is moving into stage two of its globalization journey where the focus is on extracting value, consolidating operations, selectively building its presence and influences in various markets where synergy and value exists. Our objective is to have a comprehensive synergetic footprint that captures the new growth opportunities in attractive markets that are of value to our current footprint. We have come a long way since the beginning, capabilities have been developed within the company, we have managed to create value with our partners around the world and have proven the ability to launch successful operations as a third entrant in Kuwait and Bahrain. We continue now to strengthen our capabilities in managing an international operation and being incumbents in some markets and challengers in other. TELEKOM DÜNYASI: Which countries is STC currently operating in? GHASSAN HASBANI: Currently we operate in Kuwait, Bahrain, India, Malaysia, Indonesia, Turkey and South Africa. We also have ISP operations in Jordan and Lebanon. TELEKOM DÜNYASI: Would you like to give a brief account of STC operations in each country? GHASSAN HASBANI: Our current portfolio of international operations has a mix of types of operations. Viva in Kuwait and Bahrain is the third entrant mobile operator and Axis in Indonesia is also a challenger operator. Maxis is the number one mobile operator in Malaysia and


Afrika’da faaliyet yürütüyoruz. Ayrıca Ürdün ve Lübnan’da da ISPA operasyonlarımız var. TELEKOM DÜNYASI: STC’nin bu ülkelerdeki operasyonlarını kısaca açıklayabilir misiniz? GHASSAN HASBANI: Halihazırdaki uluslararası operasyonlar portföyümüz, farklı türden operasyonların bir karışımını içeriyor. Kuveyt ve Bahreyn’de Viva pazara giren üçüncü mobil operatör. Endonezya’da Axis rekabet halindeki operatör. Maxis, Malezya’da bir numaralı operatör. Aircel, Hindistan’da güçlü bir operatör olarak gelişiyor; 19’un üzerinde bölgede 2G ağı işletirken, 13 bölgede de 3G lisansı aldı (ortalama olarak her bölge küçük ya da orta büyüklükte bir ülke kadar). Türkiye’de, Öğer Telekom aracılığıyla Türk Telekom yerleşik sabit hat işletmecisi ve Avea rekabet halindeki mobil operatör. Güney Afrika’da da CellC pazardaki payını artırmak için rekabet eden mobil operatör konumunda. TELEKOM DÜNYASI: Uluslararası Operasyonlar bakımından STC’nin stratejisini açıklayabilir misiniz? GHASSAN HASBANI: Stratejimiz, sinerjik pazarlardaki varlığımızı güçlendirmek ve mevcut grup şirketlerinde iç kolektif bilgiyi yaratmak. Operasyonlarımızı uzun vadeli gelişme sağlayanlar ve orta vadeli kar getirenler arasında dengelediğimiz bir seyir izlemeye devam edeceğiz. Stratejimizin bir parçası olarak, endüstrinin gelecekteki doğrultusuna nemli bir katkıda bulunarak iletişim alanında anahtar rol üstlenmeye devam etmek istiyoruz. TELEKOM DÜNYASI: STC’nin artmakta olan uluslararası operasyonlarının, Suudi Arabistan’da tekel konumunu kaybetmesine verdiği bir reaksiyon olduğunu söyleyenler var. Bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz? GHASSAN HASBANI: Bu, STC’nin gelişmeye ve tüm paydaşlarına değer üretmeye devam etme arzusunun bir sonucudur. Gelecekteki başarının, ölçek ve kapsamı geliştirmeye dayandığını biliyoruz ve yaptı-

Aircel is emerging as a strong operator in India and has recently won a 3G license in 13 circles and currently operates a 2G network in more than 19 circles (on average, each circle is the size of a small or medium size country). In Turkey, and through Oger Telecom, Turk Telecom is the incumbent fixed operator and Avea is the challenger mobile operator and in South Africa CellC is a challenger mobile operator. TELEKOM DÜNYASI: Please talk about STC’s strategy regarding International Operations? GHASSAN HASBANI: Our strategy is to strengthen our presence in synergetic markets and build on internal collective knowledge that is within the existing group companies. We will continue to focus on value creating growth where we balance our operations between long term growth markets and medium term profit generators. As part of our strategy, we want to continue to be a key player in the communications space making a significant contribution to the future direction of the industry. TELEKOM DÜNYASI: Some people say that STC’s increased international operations are a reaction to its loss of monopoly in Saudi Arabia. Would you like to say something about it? GHASSAN HASBANI: It is about STC’s aspirations to continue growing and creating value to all stakeholders. We know that future success is based on developing scale and scope and this is exactly what we are doing. In the next ten years, the number of operators in the world will decrease due to global consolidation and the build out of scale. Social networking and new media are creating an increase in demand on telecom networks while prices continue to go down due to increased global competition and expansion of the subscriber base due to technology accessibility to the masses. We saw the practical disappearance of single market operators in Europe and we are seeing this happening gradually in the SAMENA region. STC is not only growing geographically, but also in scope by developing capabilities through partnerships and investments in the space of media and applications. So the expansion of STC is not a mere reaction to local

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

93


RÖPORTAJ

developments but part of a long term vision for growth and sustainability as a telecom operator. TELEKOM DÜNYASI: A restructuring took place inside STC about a year ago, also to strengthen its international operations. How much progresses have STC made since then?

ğımız şey de tam olarak bu. Önümüzdeki on yıllarda, global daralma ve ölçeksizlik nedeniyle dünyadaki operatör sayısı düşecek. Sosyal ağlar ve yeni medya, telekomünikasyon ağlarına duyulan talebi arttırıyorken, teknolojinin artık kitlelere rahatça ulaşabilmesinden kaynaklı abone sayısındaki artış ve gitgide artan global rekabet fiyatların inmesine neden oluyor. Avrupa’da tek pazarda faaliyet sürdüren operatörlerin pratikte kaybolduğunu gördük. SAMENA bölgesinde de bunun aşama aşama gerçekleştiğini görüyoruz. STC sadece coğrafi olarak büyümekle kalmıyor, aynı zamanda medya ve uygulamalar alanında ortaklıklar ve yatırımlar aracılığıyla yeteneklerini geliştirerek kapsam bakımında da büyüyor. Bu yüzden, STC’nin genişlemesi, yerel gelişmelere bir reaksiyon olmaktan ziyade, bir telekomünikasyon operatörü olarak gelişim ve sürdürülebilirlik bakımından uzun vadeli vizyonunun bir parçasıdır. TELEKOM DÜNYASI: Yaklaşık bir yıl önce STC bünyesinde bir yeniden yapılanmaya gidildi. Bununla uluslararası operasyonları güçlendirmek de amaçlanıyordu. O tarihten bu yana STC ne kadar ilerledi? GHASSAN HASBANI: Bugün yeni oluşturulan uluslararası organizasyonun büyük bir kısmını inşa etmiş bulunuyoruz. STC geriye kalan bölümleri de inşa etmeye devam ediyor. Bu yapı, bizim büyük Suudi Arabistan pazarına odaklanmamızı ve dünyanın geri kalanını doğru bir biçimde dengelememizi ve her

94

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

GHASSAN HASBANI: Today we have built a large portion of the newly created International organization and STC is in the process of building the remaining divisions. This structure has allowed us to put the right balance of focus on our large Saudi Arabian market and the rest of the world and efficiently manage our leadership attention according to the value of each market. TELEKOM DÜNYASI: Do you plan to enter any new markets in the near future? GHASSAN HASBANI: STC always considers new opportunities that fall within its expansion strategy. We evaluate each opportunity based on its merit and value to the Group. The focus today is on further consolidating and developing our current footprint and capabilities but we would not dismiss opportunities that are made available at the right value to STC and that fit within our strategy. TELEKOM DÜNYASI: How do you see the future of the SAMENA telecommunications market? GHASSAN HASBANI: The SAMENA region is home for the highest growth rates in population economic development. It certainly has the highest rates of youth as a percentage of the total population. It is the region where a large number of the future workforce will come from. The subscriber base in the region is over 1.6 billion and has grown 30% between 2008 and 2009. The total population is around 2.6 billion. This environment creates many opportunities for growth in the telecom industry and is attracting the attention of operators from outside the region. We believe that there will be significant growth in the subscriber base as the new generation enters the active telecom usage age. Data will also be a significant area for growth over the next ten years as the use of social networking increases and local and relevant content becomes abundant.


pazarın değerine göre liderlik dikkatimizi verimli bir biçimde yönetmemizi sağlıyor. TELEKOM DÜNYASI: Yakın gelecekte yeni bir pazara girmeyi planlıyor musunuz? GHASSAN HASBANI: STC kendi gelişme stratejisine uygun yeni olasılıkları her zaman göz önünde bulunduruyor. Her fırsatı, Grup açısından taşıdığı anlam ve katacağı değer temelinde değerlendiriyoruz. Günümüzde daha çok mevcut izdüşümümüzü ve yeteneklerimizi sağlamlaştırmaya ve geliştirmeye odaklanmış durumdayız, ama STC için değer taşıyan ve stratejimize uyan fırsatları görmezden gelemeyiz. TELEKOM DÜNYASI: SAMENA telekomünikasyon pazarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? GHASSAN HASBANI: SAMENA bölgesi, nüfus ve ekonomik gelişme bakımından en yüksek artışlara ev sahipliği yapıyor. Toplam nüfusun içinde gençlerin en büyük dilimi oluşturduğu tartışma götürmez. Gelecek işgücünün büyük bir bölümü bu bölgeden gelecek. Bölgedeki abone tabanı 1.6 milyarın üzerinde ve 2008-2009 yılları arasında yüzde 30 arttı. Toplam nüfus yaklaşık 2.6 milyar. Bu ortam, telekomünikasyon endüstrisi bakımından birçok fırsat yaratıyor ve bölge dışından operatörlerin dikkatini çekiyor. Yeni jenerasyon etkin telekomünikasyon kullanıcısı olmaya başladığında abone tabanında önemli bir artış olacağına inanıyoruz. Sosyal ağların kullanımı arttıkça ve yerel ve ilgili içerik bollaştıkça, önümüzdeki on yıllarda veri de gelişim için önemli bir alan haline gelecektir. TELEKOM DÜNYASI: Yakın gelecekte STC’nin pazar payını etkileyebilecek değişikliklerle ilgili beklentileriniz neler? GHASSAN HASBANI: Pazarlarda STC’nin pazar payını olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek birçok değişiklik olabilir. Faaliyet yürüttüğümüz her düzenleyici ortam, pazar payı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Müşteri davranışı ve ihtiyaçları da her pazardaki hizmet seçimi ve ücretlendirme düzeylerine dayalı olarak STC’nin pazar payında önemli bir rol oynuyor. Teknoloji değişiklikleri ve innovasyon pazar payı kapmakta önemli bir rol oynayacak. En önemlisi de müşterilerin komünikasyon hizmetlerinden beklentilerini karşılama ve bu beklentileri aşma yeteneği esas belirleyici faktör. STC faaliyet gösterdiği çeşitli pazarlarda bunu kanıtlamıştır. Teknolojiyle ilgilenirken, zaman zaman müşterilerimize daha iyi hizmet sunmak için altyapı ya da sistemleri güncellediğimizde geçici olarak negatif bir etki söz konusu olabiliyor, ama uzun vadede değişen ortama adapte olabilmek için kendimizi sürekli olarak yenileme çabamı genel pazar kaybına karşı bizim en büyük güvencimiz olmuştur.

TELEKOM DÜNYASI: What is your anticipation regarding changes that could affect STC’s market share in the coming future? GHASSAN HASBANI: There are many changes to the markets that could affect STC’s market share positively or negatively. The regulatory environment in each market we operate in has a significant impact on the market share. Consumer behavior and needs may also play a key role in shifting market share to and from STC depending on the choice of services and pricing levels in each market. Technology changes and the innovation will play a key role in capturing market share. Most importantly, the ability to meet and exceed customer expectations for communication services is the key differentiator that has been proven by STC in the various markets where we operate. As we deal with technology, sometimes there may be a temporary negative impact when upgrading infrastructure or systems to better serve our customers, but in the long run, our quest to continuously renew ourselves to adapt to our changing environment has proven to be our best safeguard against overall market share loss. 1 - We will continue to focus on value creating growth where we balance our operations between long term growth markets and medium term profit generators. 2 - STC always considers new opportunities that fall within its expansion strategy. We evaluate each opportunity based on its merit and value to the Group. Ghassan Hasbani, chief executive officer of International Operation at Saudi Telecom Company (STC) started his career in Telecom as a network design engineer where he was part of a team that designed and built the first national SDH network in the world which was at that time in the UK. He had spent a great deal of time learning about the challenges in design, building and integrating cutting edge telecom networks. He then moved to play a mixed technical/commercial role by working in market analysis and product development for broadband infrastructure products in the UK, covering markets in Latin America, the Middle East and Asia. Then he made a move closer to the end user in service management for broadband networks across Europe with Cable and Wireless, after which he became a management consultant working in many areas related to the telecom industry including strategy development, M&A, marketing planning, technology, customer care, human resources and many other areas, leading up to his decision to join STC as the CEO for International Operations. During his career, he published books on business topics and had many contributions in the form of papers and conference presentations on various telecom matters. He is an Electronics Engineer by education and he holds MBA. Telekom Dunyasi is proud to present the following exclusive interview with Ghassan Hasbani for the readers:

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

95


ÇEVRE-mis

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE DENİZ SEVİYELERİNE ETKİLERİ-II İklim Değişikliği Sebebiyle Türkiye Denizlerinde Seviye Yükselmesi CLIMATE CHANGE AND ITS EFFECTS ON SEA LEVEL-II The Rise of Sea Level in Türkiye as a Result of Climate Change Ülkü Özeren Türkiye kıyıları, jeolojik tarih boyunca deniz seviyesinde büyük salınımlara tanıklık etmiştir. Son buzul çağı boyunca (25,000 BP*), deniz seviyesi düşük iken, Akdeniz’den Karadeniz’e olan akım durmuş olup, Karadeniz tamamen kapalı bir tatlısu gölü haline gelmiştir. Halocene çağının başlarında (7,500 BP- Before Present: 1 Ocak 1950’den önce (http://en.wikipedia.org/wiki/Before_present; örneğin, 25,000 BP; 1 Ocak 1950’den 25,000 yıl önce.)

uozeren@iccdanismanlik.com.tr

Karadeniz mevcut seviyesinin 60 m aşağısında iken en son şiddetli bir seviye artışı meydana gelmiştir. Bunu müteakip, küresel deniz seviyesi artışı ile Karadeniz, Boğaz Geçişi ile Akdeniz’ e bağlanmıştır. Church vd. (2004) gelgit ölçümlerine dayanarak, ortalama küresel deniz seviyesi artışının 20. yy boyunca 0,1-0,2

Important fluctuations are seen at Turkish costs during the geological history. During the last ice age (25,000 BP *), sea level was low, and the flow from the Mediterranean to the Black Sea had stopped, and the Black Sea had become completely closed freshwater lake. At the beginning of Holocene age (7.500 BP-Before Present: before 1 January 1950, (http:// en.wikipedia.org/wiki/Before_present, for example, 25.000 BP, 25,000 years ago from 1 January 1950.) While the Black Sea was 60 m below according to its present level, a severe rise had occurred, and as a result, the Black Sea is connected to Strait Crossing and the Mediterranean Sea due to the global sea level rise. Church et al. (2004) has estimated that the average global sea level rise was 0,1-0,2 m during the 20th century, based on tidal measurements. The average global sea level rise during the 20th century is more than the rise during the 19th century. However, the level records of the Mediterranean, especially

96

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


m yükseldiğini tahmin etmiştir. 20. yy’ daki ortalama deniz seviyesi artış hızı 19. yy.dakinden daha büyüktür; fakat 20.yy’ da önemli bir artış ivmesi tespit edilememiştir. Ancak, Akdeniz’deki seviye kayıtları, özellikle Kuzeybatı Akdeniz ve Adriyatik Denizi gelgit ölçüm verileri, 20.yy’ da artışta bir azalma ve hatta deniz seviyesinde bir azalma göstermektedir. Verilerin dağınık ve sebep mekanizması belirsiz olsa da bu durum, Akdeniz derin sularındaki yoğunluk artması ve Kuzey Atlantik’e doğru hava basıncındaki değişimlerden kaynaklanabilir. Bu da; Akdeniz’in deniz seviyesindeki uzun dönemli eğilimin izlenmesi için doğru bir alan olmadığını göstermektedir. Doğu ve Kuzey Akdeniz de uzun dönemli güvenilir veriler bulunmamaktadır. Şekil 1’de, Türkiye’deki en iyi gelgit ölçüm verilerini (1950-2000 yıllarını arasındaki) 3 farklı koordinat için gösterilmektedir. Şekil 1: Türkiye’deki deniz seviyesi değişimleri (a) Erdek (Marmara); (b) Bodrum (Ege Denizi); (c) Antalya (Akdeniz) (Karaca vd, 2008) Türkiye’nin Karadeniz sahili için maalesef uzun dönemli deniz seviyesi artışı verileri bulunmamaktadır. Fakat Karadeniz’de son 85 yılda 2,5–2,8 mm/yıl seviye artışı olduğuna işaret edilmektedir. 1949 yılının başlarından itibaren, Kuzey Karadeniz sahilleri boyunca 3,5–4,5mm/yıl bir artış raporlanmıştır. 0,5 mm/yıl olan yüzeydeki tatlı su akısındaki etkilere ve akarsu deşarjlarından ve yüzey basıncına ilave olarak, uzun dönem Karadeniz’deki seviye artışına, ayrıca etrafındaki karanın su altında kalmasının da etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır (0.7–1.1 mm/yıl). Burdan da geçtiğimiz yüzyılda deniz seviyesindeki artışın 2/3’ ünün su hacmindeki artış olduğu sonucuna varılmaktadır. Antalya, uzun dönem gelgit ölçümlerinden hesaplanan bağıl deniz seviyesi artışı, 3,6 mm/yıl olan 1936-1970 süresince, kalıcı deniz seviyesi ölçüm istasyonu değerlerine göre iki katıdır. Dikey kara hareketini tespit etmek amacıyla, 1-2 yıllık aralıklarla gelgit ölçümlerinin yapıldığı noktalarda periodik hassas seviye ölçümleri ve periyodik GPS ölçümleri yapılmıştır. Bu çalışmalar, Antalya’daki yeni gelgit ölçüm noktasında, bir batmanın olduğunu ortaya çıkarmıştır. Seviye röper noktalarının sabit olduğu kabulü ile deniz seviyesindeki artış, 2.6–4.3 mm/yıl’dır. Akdeniz’e sınır olan araziler, deniz seviyesi artışına hassas değildir. Ancak, bölgedeki deltaik düzlüklerin özellikle

the Northwestern Mediterranean and the Adriatic Sea tidal measurement data indicate that there is a reduction and an even a sea level decrease in the 20th century. Despite the scattered and uncertain data, this may be due to the intensity increase at the deep waters of the Mediterranean and the changes in air pressure towards North Atlantic. As a result, the Mediterranean is not the right place to monitor the long-term trend in sea level. There is no reliable data about the Eastern and Northern Mediterranean. Figure 1 indicates the most reliable tide measurement data in Türkiye for 3 different coordinates. Figure 1: The sea level changes in Türkiye (a) Erdek (the Marmara Sea); (b) Bodrum (the Agean Sea); (c) Antalya (the Mediterranean) (Karaca, 2008) Unfortunately, there is no long-term data about sea level rise for the Black Sea coast of Türkiye. But it is estimated that there was a rise of 2,5–2,8 mm/year in the Black Sea in the last 85 years. Since the beginning of 1949, a rise of 3,5–4,5mm/ year has been reported along the North Black Sea coast. In addition to the impacts on the surface freshwater flux that is 0,5 mm/year, and the stream discharge and the surface pressure, submerging of the surrounding land is also one of the factors that cause the sea level rise in the Black Sea (0.7-1.1 mm/year). It is concluded that 2/3 of the sea level rise in the past century is the increase in the volume of water. In Antalya, the relative sea level rise calculated from the long-term tidal measurements was 3.6 mm/year during the 1936-1970 period, and it is two times more than the value of the permanent see level measuring station. In order to determine vertical land movements, periodic tidal measurements and periodic GPS measurements were made at the points where tidal measurements are carried on at 1-2 year intervals. At the new tidal measurement point in Antalya, a sink has been detected. If it is assumed that the level bench mark points are constant, the rise in sea level is 2,6-4,3 mm/year. The lands bordering the Mediterranean are not sensitive to the sea level rise. However, particularly the deltaic plains are at the danger of sinking. Beaches, plains, and low areas at the south of Adana are sensitive to the sea level rise. Local sink and storm waves will increase the sensitivity. Although they are not very advanced, there are important ports and petroleum refineries. Despite the important lacks at data obtained for Bodrum, it is obvious that there is a rise in the sea

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

97


ÇEVRE-mis

batma tehlikesinde olduğu gözlenmektedir. Adana’nın güneyindeki sahiller, düzlük, rakımı düşük alanlar olup deniz seviyesi artışına hassastır. Yerel batma ve fırtına dalgaları hassasiyeti hızlandıracaktır. Bu bölgeler, çok gelişmiş olmasa da önemli liman ve petrol rafinerileri bulunmaktadır. Her ne kadar Bodrum verileri arasında büyük eksiklikler olsa da Türkiye’nin Güneybatısında deniz seviyesinde artış olduğu aşikardır. Periyodik olarak yapılan GPS ölçümleri; 0,6-4.3 mm/yıl’lık bir kara hareketinin olduğunu göstermektedir. Akdeniz’deki bu marjin, tektonik yükselme sebebiyle deniz seviyesi yükselmesine az bir hassasiyet olarak görünmektedir; güvenilir bir projeksiyon yapmak için veri seti yeterli değildir. Mentes’teki bağıl deniz seviyesindeki artış 1937–1971 Karşıyaka gelgit ölçüm verileri ile uyumludur. Periyodik GPS ölçümleri, bu alanda bir batmanın olduğuna işaret eden −4.2±1.9 mm/yıl’lık elipsoidal bir yüksekliği göstermektedir. Bu sonuçlar, İzmir Körfezinin, körfezin iç bölgelerinde tahribe sebep olan fırtına dalgalarının olduğu alçak alanlar haricinde deniz seviyesi artışına hassas olmadığı anlamına gelebilir. Alpar (2009) çalışmasında iki tabakalı akım sistemi olarak karakterize edilen Marmara Denizi’nde seviye artışının, iyi bir şekilde tanımlanmamış olduğunu ifade etmiştir. Karadeniz’den Ege Denizi’ne komşu denizlerin gelgit etkilerini filtre eden 2 dar boğazdan net bir su taşınımı bulunmaktadır. Sualtı akıntılarının salınımı bölgede siklonik geçişlerin etkisindedir. Uzun dönem veriler, sadece Kapıdağ yarımadasının batısında olan Erdek için mevcuttur. Deniz seviyesi ölçüm istasyonu kıyı düzlüğünde olup, 1985’ ten beri kullanılmaktadır. Saatlik seviye ölçüm verilerinin genel kalitesi iyidir. Veri analizine göre, mevsimsel su seviyesi yaz sonunda ve bahar başında maksimum olup (5.5 to 6.4 cm), kışın minimumdur (−9.1 to−11.6 cm). Minimum ve maksimum değerler arasındaki 14-18 cm’lik fark, temel olarak mevsimsel basınç farklılığı, Karadeniz’deki akarsu deşarjları ve Marmara Denizi’ndeki hidrolojik rejimden kaynaklanmaktadır. Erdek seviye ölçüm istasyonu için bağıl deniz seviye artışı 8.8±0.8 mm/yıl’dır. Böyle yüksek bir artış hızı, karanın batma hareketini gösterebileceğinden, bu değerlerin doğrulanması için periyodik olarak GPS ölçümü gereklidir. ERDK (gelgit ölçüm istasyonunun 70m kuzeyindeki GPS) ve ERDE (gelgit istasyonunun 3,71 km kuzey batısındaki GPS) için batmanın sırasıyla −2.6±1.6 mm/yıl ve −4.5±0.9 mm/yıl mertebesinde olduğunu tanımlamaktadır. Son GPS ölçümlerine göre gelgit ölçüm istasyonlarında net bir dikey kara hareketine rastlanmamakla birlikte, ERDE istasyonunda 4-6 mm/yıl lık bir batma sözkonusudur. Karadeniz’deki gelgit ölçümlerinden elde edilen büyük seviye artışı, Karadeniz kıyılarının iklim değişikliğine çok hassas olduğunu göstermektedir. 1984–2002 yılları arasındaki 19 yıllık yerel gelgit ölçüm kayıtları, Türkiye sahillerindeki bağıl ortalama deniz seviye artışlarının; Akdeniz, Ege ve Marmara Denizlerinde Antalya için 8.7±0.8 mm/ yıl, Erdek (Balıkesir) için 9.6±0.9 mm/yıl, Bodrum (Mugla)

98

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

level in the Southwest of Türkiye. GPS measurements made periodically indicate that there is a land movement of 0,6-4.3 mm/year. This margin in the Mediterranean is seen as a little sensitivity to the sea level rise due to the tectonic elevation. The data set is not enough to make reliable projections. The relative sea level rise in Mentes is consistent with 1937-1971 Karsiyaka tidal measurement data. Periodic GPS measurements indicate a sink in this region with an ellipsoidal height of −4.2±1.9 mm/year. These results may mean that the Gulf of Izmir is not sensitive to the sea level rise, except the low areas where the storm surge may cause damage in the interior regions of the Gulf. Alpar (2009) has stated that the sea level rise in the Marmara Sea that is characterized as a two-layered current system has not been defined properly yet. There is a clear water transport from two bottlenecks that filters the tidal effects of adjacent seas from the Black Sea to the Aegean Sea. The release of underwater currents is influenced by the cyclonic transitions in the region. Long-term data is only available for Erdek located at the west of the Kapıdag Peninsula. Sea level measurement station is at the coastal plain and has been used since 1985. The quality of measurement data per hour is good. According to data analysis, the seasonal water level is maximum at the end of summer and at the beginning of spring (5.5 to 6.4 cm), and is minimum in winter (-9.1 to-11.6 cm). The difference between the minimum and maximum values (14-18 cm) is mainly due to the seasonal pressure variations, river discharges in the Black Sea and the hydrological regime in the Marmara Sea. The relative sea level rise for Erdek level measurement station is 8,8±0,8 mm/year. Such a high rate may indicate a sink of the land, and these values should be verified by periodic GPS measurements. The sink is defined as −2,6±1,6 mm/year in ERDK (in the north, 70 km away from the tide measuring station) and as −4.5±0,9 mm/ year in ERDE (in the northwest, 3,71 km away from the tide station). According to the recent GPS measurements, there is no clear vertical ground motion at tidal measurement stations, but a sink is detected as 4-6 mm/year in ERDE station. The biggest rise obtained in the tide measurements in the Black Sea indicates that the cost of Black Sea is very sensitive to climate change. 19-year local tide measurement records between 1984-2002 year indicate that the relative average sea level rise in the coasts of Türkiye is 8,7±0,8 mm/year in Antalya; 9,6±0,9 mm/year in Erdek (Balıkesir); 3,3±1,1 mm/ year in Bodrum (Mugla) and 6,8±0,9 mm/year in Mentes (Izmir). Seyhan and Ceyhan rivers basins, Akyatan LagoonKaratas, Tuzla (Adana), Goksu Delta-Silifke (Mersin) in the Mediterranean Sea; Gulluk-Bodrum Dalaman, Didim (Aydin), Selçuk, Gediz Delta-Menemen (Izmir) along the Aegean Sea; Dalyan Lake-Karacabey (Bursa) in the Marmara Sea; and Terkos Lake (Istanbul) and Kızılırmak Delta-Bafra (Samsun) along the Black Sea are among the high-risk coastal areas at 1 m altitude. Finike (Antalya), Samandag (Antakya), Anamur (Mersin)


için 3.3±1.1 mm/yıl ve Menteş (Izmir) için 6.8±0.9 mm/yıl olduğunu göstermektedir. 1 m rakımdaki yüksek riskli kıyı bölgeleri arasında; Akdeniz’de Seyhan ve Ceyhan akarsu havzaları, Akyatan Lagünü-Karataş, Tuzla (Adana) Göksu Deltası-Silifke (Mersin); Ege Deniz boyunca Güllük-Bodrum Dalaman, Didim (Aydın) Selçuk, Gediz Deltası-Menemen (İzmir); Marmara Denizi boyunca Dalyan Gölü-Karacabey (Bursa); Karadeniz boyunca Terkos Gölü (İstanbul) ve Kızılırmak Deltası-Bafra (Samsun) yer almaktadır. 1-3 m rakımlı orta seviyeden düşük riskli kıyı alanları; Akdeniz boyunca Finike (Antalya), Samandağ (Antakya), Anamur (Mersin); Ege Denizi boyunca Çandarlı, Karşıyaka, Alaçatı, Bornova, Dikili, Aliağa, Urla (İzmir), Ayvalık, Gömeç, Edremit, Altınoluk ve Kuşcenneti (Balıkesir), Enez (Edirne); Marmara Denizi boyunca Karabiga (Çanakkale), Uluabat Gölü (Bursa), Küçük ve Büyükçekmece Gölleri (İstanbul); Karadeniz boyunca da Zonguldak, Karasu (Adapazarı) Sinop ve Çarşamba (Samsun) dır. Tüm Türkiye sahilleri için uzun dönem gelgit ölçüm değerlerine dayanan, deniz seviyesi artış senaryolarının geliştirilmesi gerekmektedir. 1.

KAYNAKLAR

Church, J. A., White, N. J., Coleman, R., Lambeck, K., Mitrovica, J. X., 2004: Estimates of the Regional Distribution of Sea Level Rise over the 1950–2000 Period, Journal of Climate, 17, 2609, 2625. Karaca M., Nicholls R. J., 2008: Potential Implications of Accelerated Sea-Level Rise for Turkey, Journal of Coastal Research, 24, 288-298. Url-1 http://www.epa.gov/climatechange/science/futureslc.html tarih 20.07.2009 Url-2 http://www.realclimate.org/index.php/archives/ category/climate-science/ipcc alındığı tarih 15.07.2009 Demirkesen A.C., Evrendilek F., Berberoglu S., 2008: Quantifying coastal inundation vulnerability of Turkey to sea-level rise, Elsevier Geomorphology, 138, 101–106. Hay J. E., Mimura N., 2005: Sea Level Rise: Implications for Water Resources Management, Mitigation and Adaptation Strategies for Global Change, 10: 717–737. Environmental Protection Agency, Delaware River Basin Commission, 1986: Greenhouse effect, Sea Level Rise, and Salinity in the Delaware Estuary Alpar B., 2009: Vulnerability of Turkish coasts to accelerated sea-level rise, Geomorphology, 107: 58–63

along the Mediterranean Sea; Candarli, Karsiyaka, Alacati, Bornova, Dikili, Aliaga, Urla (Izmir), Ayvalik, Gomec, Edremit, Altınoluk and Kuscenneti (Balikesir), Enez (Edirne) along the Aegean Sea; Karabiga (Canakkale), Uluabat Lake (Bursa), Kucukcekmece Lake and Buyukcekmece Lake (Istanbul) along the Marmara Sea; and Zonguldak, Karasu (Adapazari) Sinop and Carsamba (Samsun) along the Black Sea are among the medium-risk coastal areas at 1-3 altitude. For all the coasts of Türkiye, the sea level rise scenarios have to be developed based on long-term tidal measurements. Sources: Church, J. A., White, N. J., Coleman, R., Lambeck, K., Mitrovica, J. X., 2004: Estimates of the Regional Distribution of Sea Level Rise over the 1950–2000 Period, Journal of Climate, 17, 2609, 2625. Karaca M., Nicholls R. J., 2008: Potential Implications of Accelerated Sea-Level Rise for Turkey, Journal of Coastal Research, 24, 288-298. Url-1 http://www.epa.gov/climatechange/science/futureslc.html (20.07.2009) Url-2 http://www.realclimate.org/index.php/archives/category/climate-science/ipcc (15.07.2009) Demirkesen A.C., Evrendilek F., Berberoglu S., 2008: Quantifying coastal inundation vulnerability of Turkey to sealevel rise, Elsevier Geomorphology, 138, 101–106. Hay J. E., Mimura N., 2005: Sea Level Rise: Implications for Water Resources Management, Mitigation and Adaptation Strategies for Global Change, 10: 717–737. Environmental Protection Agency, Delaware River Basin Commission, 1986: Greenhouse effect, Sea Level Rise, and Salinity in the Delaware Estuary Alpar B., 2009: Vulnerability of Turkish coasts to accelerated sea-level rise, Geomorphology, 107: 58–63

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

99


TD HABER

Eagle Mobile: Arnavutluk’ta bir Türk operatör Eagle Mobile: A Turkish Operator in Albania

T

100

E

ürk Telekom ve Çalık Holding ortaklığında bir operatör olarak Arnavutluk’ta hizmet veren Eagle Mobile, kısa sürede büyük bir ilerleme kaydetti. Geçtiğimiz günlerde bir etkinlikte karşılaştığımız Eagle Mobile Satış ve Pazarlama Müdürü, Orkunt Yozgat’a oralarda neler yaptıklarıyla ilgili birkaç soru sorduk.

agle Mobile an operator, in partnership Çalık Holding and Turk Telekom, is serving in Albania and had a great progress in a short time. The past days in the event that we faced in to the Sales and Marketing Manager of Eagle Mobile, Orkunt Yozgat and we asked a few questions about what to do there.

Eagle Mobile’ın Arnavutluk’taki pozisyonu neydi? Kaç operatör vardı, abone sayısı hangi rakamdı diye düşünürken Yozgat, yanıtları sıralamaya başladı: “Eagle Mobile, Arnavutluk piyasasına giren üçüncü GSM operatörü... Bizden önce giren Albanian Mobile Communication ve Vodafone Albania, Eagle Mobile’ın gelişine kadar markette düopol bir piyasa mevcuttu. Nisan sonu itibari ile 650bin abonemiz var ve bu rakama 2 yıl gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde ulaştık. Bu zamanda yüzde 15 pazar payı elde ettik. Hem bireysel hizmetlerde, hem de kurumsal hizmetlerde en yenilikçi teknolojileri en rekabetçi fiyatlarla ve abonelerimize en iyi müşteri memnuniyetini yaşatmak prensibiyle 2 yılı geride bıraktık.”

What was the position of Eagle Mobile in Albania? While we are thinking about how many there are operator, what is the number of subscriber, Yozgat began to answer “Eagle Mobile, Albania’s third mobile operator entered the market… Albanian Mobile Communication and Vodafone Albania entered before us, there was a duopoly market until the Eagle Mobile’s entry. We have a 650 thousand subscribers by the end of the April and we have reached to this figure in short period of time such as two years. In this time we have achieved a market share of 15 percent.We have left behind two years competitive prices in the most innovative technologies both in individual services, and corporate services .

Peki, ne gibi hizmetler sunuyorlardı? İşte yanıtı: “Arnavutluk’ta bir fark yaratmaya çalıştık ve bu konuda hedeflerimizin üzerine çıktığımızı söyleyebiliriz. Gerek teknoloji olarak, gerekse sunduğumuz hizmetler olarak, Eagle Mobile, Arnavutluk piyasasında bir ilk oluşturdu. Biz gelmeden önce siyah-beyaz denebilecek bir hizmet piyasası mevcuttu. Bizden sonra ses ve mesaj hizmetlerin yanında çok farklı katma değerli hizmetler sunmaya başladık. Üç temel üzerine dayanan bilgi, eğlence ve abonelikli servisler sunuyoruz ve bu yenilikçi hizmetler sayesinde Arnavutluk mobil pazarında ciddi bir rekabet ortamını yaratmış olduk.”

So, what sort of services are offered? That is his answer “We tried to make a difference in Albania and we can say we exceeded our goals in this area. Eagle Mobile is a Pioneer in both of technology and services we offered in the Ablania market. Before us, there was service market that can be called “black-white “ in Albania. We have begun very different value-added services in addition to voice and messaging services. We offer based on three fundamental information, entertainment and subscription services and we created a new competitive environment in Albanian mobile market through this innovative service.”

Rekabet ortamı nasıldı? Türkiye ile benzeşen, farklılaşan yanları nelerdi? “Rekabet ortamı yukarıda da belirttiğimiz gibi, Eagle Mobile’la birlikte başladı. Diğer iki operatörün 2008 yılına kadar piyasayı eşit paylaştıklarını görüyoruz ve aralarındaki abone sayısı farkı ve gelir miktarı farkı başa baş görünüyordu. Türkiye ile kıyasladığımızda son derece dinamik ve rekabet-

How is the competititon enviroment? What is the similar and differing aspects with Turkey? “As mentioned above, competititon enviroment began with Eagle Mobile. We see that the other operators have shared the market equally until 2008 and the difference between the number of subscribers and the amount of income looked at part. Compared with

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


çi bir pazardan bahsedebiliriz. Pazarda bizle bulunan 3 GSM operatörüne Temmuz ayında 4. operatörün eklenecek olması bu konu için son derece güzel bir örnek oluşturuyor.” Arnavutluk’ta düzenlemeler nasıl yapılıyordu? Kurulla yaşanan bir sorun var mıydı? “Düzenleme Kurulu AKEP, 2008 sonlarında tüm üyeleriyle değişti ve sonrasında bir metodoloji hazırladığını gördük. Bu metodolojinin amacı da AMC ve Vodafone Albania’nın fiyatlarını düzenlemekti. Böylece bu iki operatörün fiyatları iki safha ile değişikliğe uğradı, her safhada fiyatlar yüzde 20 oranında düşürüldü. Eagle Mobile’ın fiyatlar konusunda hep öndeydi, bu yüzden bu metodolojiden etkilenmedi. Piyasaya girdiğimizde fiyatlarımız % 45 – 50 oranında daha düşüktü. Geçen sene yapılan bir ihale ile devlet kurumları Eagle Mobile’I seçtiler ve şu anda binlerce devlet memuru bizleri kullanıyor. “ Arnavut kökenli Amerikalı komedi yıldızı James Belushi’nin reklamlarda kullanılması bir farklılık yaratmış mıydı? “Eagle Mobile’ın yeni yüzü James Belushi inanılmaz derecede olumlu geribildirim aldı. Bilindiği üzere, Belushi Arnavut asılı bir Holywood yıldızı. Bu yüzden seçimimizin çok yerinde olduğunu düşünüyoruz. Hazırladığımız reklam filmlerimizde Eagle Mobile’ın bir Arnavut markası olduğu fikrine vurgu yaptık. Bu kampanyayı başarılı kılan sebeplerinden biri de buydu. “

Turkey, we can say of an extremely dynamic and competitive market. The three GSM operators in the market with us in July the fourth operator to be added that these issues constitute a very good example. “ How regulations are made in Albania? Are there any problem with council? “ Regulation Council, AKEP, all members has chanced in late 2008 and after we saw a preparation of methodology. The aim of this methodology was to regulate prices of AMC and Vodafone Albania. So that the price of these two operators changed in two phases, prices was reduced by 20 percent at each stage. Eagle Mobile was always the leader in prices, therefore Eagle did not affected by this methodology. When we entered the market, prices %45-50 percent lower. Government agencies at an auction, chose Eagle Mobile last year and now thousand of civil servant are using us.” Albanian-American comedy stars James Belushi was used in advertisement. Did it make a difference? “Eagle Mobile’s new face James Belushi was an incredibly positive feedback. As known, Belushi is Albanian origin Hollywood star. So we think it is very fortunate in our choice. We have stressed in our commercial, that Eagle Mobile is Albanian brand. One of the reasons that make this campaign was successful.”

Arnavut Halkı’nı ne kadar tanıyorlar? GSM kullanım alışkanlıklarıyla ilgili ellerinde veri var mı? “Arnavut halkı çok dinamik ve teknolojiye yatkın genç bir nüfusa sahip (Yaklaşık 3.8 milyon)… Piyasaya sürdüğümüz her yeni hizmet büyük ilgiyle karşılandı. Şu anda Arnavutluk da 3G teknolojisine hazırlanıyor. Ayrıca numara taşınma hizmeti de birkaç ay içerisinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. Arnavutluk GSM piyasası geç kalmış bir piyasa olarak nitelenilebiliyor, yalnız Eagle Mobile’ın girişinden sonra atılan hızlı adımlar açıkça görünmekte. Ayrıca iki yıl içinde 650 bin aboneye ulaşmak ve % 15 Pazar payı yaratmak Avrupa çapında bir basari ve Eagle Mobile markası için bir prestij yarattı.

How do they know the Albanian people? Do they have data about GSM usage patterns of Albanian people? “Albanians are very dynamic and have a young population tend to technology. (Approximately 3.8 million..) Every new service launch was greeted with great interest. Albania is currently preparing for the 3G technology. Also the number of transport services is expected to enter into force within a few months. Albanian market described as late for GSM market bur after Eagle Mobile entered, there are quick steps clearly visible. Moreover, to reach 650 thousand subscribers in two years and %15 market share is success across the Europe and that created a prestige for Eagle Mobile.”

İşte Arnavutluk’tan gelen haberler böyle… Eagle Mobile’a gurbet ellerde başarılar dileriz.

Here’s the news from Albania…We wish success to Eagle Mobile in foreign land.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

101


MAKALE

KABLOSUZYEREL KONUMLANDIRMA-III WIRELESS LOCAL POSITIONING - III

Refet RAMİZ Akıllı Fabrika Her üretim makinesinin konumunun bilinmesi, stokun konumunun bilinmesi ve taşınmanın bilinmesi, bir akıllı fabrikanının oluşturulması fikrinin ortaya konmasını gerekli kılmaktadır. Tipik olarak izlenmesi gereken nesneler forklift’ler, vinçler veya bakım işçileri olarak dikkate alınabilir. Stok, taşıyıcı aracından kaldırıldığı zaman tam pozisyonunu iletmek suretiyle izlenebilir. Şekil-10 tipik bir senaryoyu göstermektedir.

r_ramiz_edu@yahoo.com

Şekil-10. Herbir üretim makinesinin, stoğun, taşıma anlarının gerçek zamanlı olarak konumlarının görüntülenmesi için bir kablosuz yerel konumlandırma sistemi içeren bir akıllı fabrika için senaryo

Smart Factory Knowing the location of each production machine, the position of stock and also the shipment make it necessary to put forward the idea of creating a smart factory. The objects to be viewed typically may be considered as fork-lifts, cranes or maintenance workers. Stock can be monitored by transmitting the exact position when it is lifted from the carrier vehicle. Figure 10 shows a typical scenario Figure 10: a scenario for the smart factory that includes a wireless local positioning system to display the position of each production machine, stock, transportation area real-timely Position monitoring by a central calculating station enables many new features:

102

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


Merkezi hesaplama istasyonu tarafından tam bir konum izleme birçok mevcut yeni özelliğe imkan sağlamaktadır: a) üretim prosesinde bulunan bütün girdilerin miktarı ve konumu üzerine tam bir izleme, b) malzeme akışının optimizasyonu, c) gerçek bölgelerin (depolama bölgesi, v.b.) tanımlanması, d) taşıma anlarına ilişkin çalışma kısıtlamaları, e) çöküşten kaçınma Doğal olarak bu uygulama taşıma anlarının hızına göre ayarlanmış daha hızlı yenileme hızı gerektirir. Bunun da ötesinde konum ölçümlerinin doğruluğu, taşınan nesnelerin fiziksel boyutlarına benzer veya daha iyi olmalıdır. Siemens LPR, bu endüstriyel uygulamalar için tasarlanmıştır. LPR’nin çok başarılı bir sistem uygulaması, bir çelik fabrikasında bina içi portal vinçlerinin konumlandırılmasıdır. Bina; metal çatıya sahip, duvarları 50 m genişliğinde ve 1000 m uzunluğunda bir endüstriyel salondan oluşmaktadır. Transponder üniteleri duvarlar boyunca monte edilmişlerdir. Ölçüm ünitesi ise vinç üzerine monte edilmiştir ve pozisyonu daha önce bahsedilen algoritma kullanılarak hesaplanmıştır. Daha sonra konum verisi merkezi bilgisayara iletilmiş ve stok yönetim sistemi tarafından işlenmiştir. Kaba çevre koşullarına rağmen maksimal hata ±15 cm in altında elde edilmiştir. Şekil-11, vincin ölçülen izini örnek olarak göstermektedir.

a) Monitoring the exact amount and location of all the input in the production process, b) The optimization of material flow, c) Identification of actual areas (storage areas, etc.), d) Working restrictions related to the transportation areas, e) Collapse avoidance. Naturally, this application requires a faster refresh rate in accordance with the speed of transportation. Furthermore, the accuracy of location measurements should be similar to or better than the physical size of the moved objects. Siemens LPR is designed for industrial applications. A very successful system implementation of LPR is the positioning the portal cranes at a steel plant. Building consists of an industrial hall that has a metal roof, 50 m-wide and 1000 m-long walls. Transponder units are installed along the walls. Measurement unit is mounted on the crane and its position was calculated according to the previously mentioned algorithms. Position data is then transmitted to the central computer and processed by the inventory management system. Despite the rough environmental conditions, maximal error was under ± 15 cm. Figure 11 shows the measured trace of the crane as an example.

Şekil-11. Yerel konumlandırma radarı (LPR) ile ölçülen bir vince ilişkin izlenen güzergah

Figure 11: A route of a crane measured by Local Positioning Radar (LPR)

Şekil-12, Tipik konumlandırma hata dağılımının histogramını göstermektedir.

Figure 12 shows the histogram of the error distribution of a typical positioning.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

103


MAKALE

Şekil-12. Referans sistem ile ilişkili LPR’nin ölçülen mesafe hatalarına ilişkin histogram (fabrika içerisinde normal vinç çalışması esnasında bin ölçüm)

Figure12: A histogram about the measured distance error of LPR related to the reference system (Thousand measurement during the normal crane operation in the factory)

Test çalışmalarına hata referans ölçüm sistemi ile ilişkili olarak ölçülmüştür. Genel üretim prosesi esnasında ölçümler alınmıştır. Salonda birkaçyüz nanosaniye gecikme dağılımı olması nedeniyle sonuçlar dikkate değerdir. Ölçülen maksimum değer 1 ms ye ulaşmıştır.

Errors in the test activities were measured in accordance with a reference measurement system. Measurements were taken during the general production process. The results were notable, because there is a delay distribution of several hundred nanoseconds of delay in the hall. The maximum value was measured as 1 m.

Stok yönetim sistemi ile doğrudan link, malzeme akışını ve dolaşım zamanını güçlü bir şekilde artırmıştır. Beklenen performans göstermektedir ki sistem lojistik, otomasyon ve fabrika süpervizyonu ile ilgili diğer birçok uygulamalar açısıdan uygun yapıdadır.

A direct link with the inventory management system has increased the material flow and circulation time. The expected performance shows that this system has an appropriate structure for logistics, automation, factory supervision and many other applications.

Artırılmış Gerçeklik Augmented Reality Kablosuz yerel konumlandırma, kullanıcı içeriği esaslı servisler için anahtar bir teknolojidir. Siemens’in INSTAR projesinde birçok uygulama araştırılmıştır. Bu projede Siemens Corporate Technology, Johannes Kepler Üniversitesi, Linz, Ars Electronica Futurelab, Linz yer almıştır. İlgilenilen özel bir bölge de yaya yolu navigasyonudur. Bir kişisel dijital asistan (PDA) temel hesaplama platformunu oluştur-

104

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Wireless local positioning is a key technology for user content-based services. Many applications have been investigated in the INSTAR project of Siemens. Siemens Corporate Technology, Johannes Kepler University, Linz, Ars Electronica Futurelab, Linz have participated to this project. Walk way is also a specific area of interest. A per-


makta ve artırılmış bakışı görüntülemektir. Bir kamera ve bir sensör, kameranın oryantasyonu ve görüntü ölçülebilecek şekilde, PDA’ya sabitlenmiştir. Son olarak bir konumlandırma modülü temin edilmelidir. Bina dışı senaryoları için, bir GPS alıcı kullanılabilir. Bina içi uygulamalarında ise NCPS veya LPR sistem kullanılmaktadır. Gerçek navigasyon işlemi, örneğin rota hesaplaması ve harita uydurma, kablosuz LAN aracılığı ile erişilen bir uzaktan server ile yapılmaktadır. Bu yolla konumlandırma işlemi mobil platformun içerisine entegre edilebilir. Gerçekliği artırılmış yaya yolu navigasyon sisteminin prensibi ve prototip kurulumu Şekil-13 de gösterilmiştir.

sonal digital assistant (PDA) creates a basic computing platform and displays an enhanced view. A camera and a sensor are fixed to the PDA in such way that the camera’s orientation and the image can be measured. Finally a positioning module should be provided. A GPS receiver is available for outdoor scenarios. NCPS or LPR system is used for indoor applications. Actual navigation processes such as route calculation and map matching are implemented through a remote server that is accessed via wireless LAN. In this way, the positioning process can be integrated into the mobile platform. The principle and prototype of the walk way navigation system whose reality is augmented is shown in Figure 13.

Şekil-13. Gerçeği artırılmış yayayolu navigasyon sisteminin mevcut laboratuvar kurulumu

Figure13: Laboratory setup of walk way navigation system whose reality is augmented

Bu sisteme ilişkin örnek bir uygulama uçak pisti bakım sistemidir. Şekil-14 de gösterilmiştir.

A runway maintenance system is an example application of this system. It is shown in Figure 14.

Şekil-14. Mobil gerçekliği artırılmış sistem kullanan bakım görevlisinin otomatik kılavuzluğunda bir AR esaslı uçak pist bakım sisteminin gösterilişi

Figure 14: The demonstration of an AR-based maintenance system under the guidance of a maintenance officer who is using a mobile augmented reality system

Yol üzerindeki delikler gibi hatalar için geleneksel işaretleyiciler zor görülürdür. Buna ek olarak bunların bulunması pistin skalası ve düzgünlüğü nedeniyle zordur. Konumlandırma ile birlikte artırılmış gerçekliği kullanarak bir kontrol takımı hataların konumunu server’e göndermektedir. Bundan sonra bakım görevlisi tümüyle harita esaslı navigasyonun komplikasyonundan kaçınarak ilgili noktalara bir mobil artırılmış gerçeklik sistemi kullanarak yönlendirilmektedir.

It is difficult to see the conventional markers for errors such as holes on the way. In addition, it is difficult to locate them due to the scale and smoothness of the floor. A control team sends the location of errors to the server by using an enhanced reality with positioning. After that, maintenance officer is directed to the relevant points through a mobile augmented reality system by avoiding the complications of map-based navigation.

Yakın bir gelecekte kablosuz yerel konumlandırma teknolojileri çok sayıda yeni gerçekliği artırılmış servisin merkezinde yer alacaktır. Öyleki kullanıcıya doğal arayüz ile dijital bilginin çıkarılmasını sağlayacaktır.

In the near future, wireless local positioning technologies will be at the center of new augmented reality services. They will be used to provide a digital information through a natural user interface

Teknoloji Gerekesinimleri Technological Requirements Burada birçok anahtar uygulama tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları, büyük ölçüde yaya yolu navigasyonu, transponderin tüketici elde tutulabilir cihazların içerisine entegre edilmesi gerekmektedir. Palmtop veya mobil telefonlar buna örnek gösterilebilir. Bu sistemlerin ana gelişimi için anahtar nokta

Many key applications have been described here. Some of them especially walk way navigation requires the integration of transponder into the portable devices. Palmtop or mobile phones can be given as an example.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

105


MAKALE

minyatür konumlandırma modülleridir. Şekil-15, gelecekteki konumlandırılabilir multimedya cihazını göstererek, özellikle Şekil-13 de gösterilen laboratuvar kurulumu ile karşılaştırıldığında, komponent küçültme için gerekliliği belirtmektedir.

The key point for the main development of these systems is the miniature positioning module. Figure 15 shows the future portable multimedia devices. When it is compared with the laboratory setup, which is shown in

Şekil-15.Gelecekteki elde tutulabilir multimedya cihazları

Figure 13, the requirement for reduction of components can be seen clearly.

(sofistike, yüksek oranda entegre kablosuz modül içeren cihazlar)

Figure15: Future portable multimedia devices (Sophisticated, highly integrated devices with wireless module)

LPR gibi doğru bir yerel konumlandırma tekniğinin gerçekleştirilmesi standard WLAN platformu üzerinde, mevcut radyo sistemine diğer bir çoklu mod ve/veya çoklu band özelliği eklenerek dikkate alınabilir. Fakat bügünlerde ne istenen ultra küçük WLAN kardları ne de ileri gelişmiş entegre çoklu band/çoklu mod sonlandırmalar mevcut değildir. Bunun yerine WLAN kardları birçok ayrı bölümden ve çoklu IC içermesi nedeniyle oldukça geniş yer tutmakta (PCMCIA ve mini PCI gibi kard formatları). Aşikardır ki gelecekteki kardların hafıza çubukları veya flaş kardlarının boyutlarına küçültülmüş olması gerekecektir. Gelecekteki WLAN çözümleri mobil el setleri için yeraldığı trende benzer şekilde entegre sonlandırma modülleri uygulanabilir olacaktır [20]. Yarı iletken tarafında ise, şimdiki zamanda yapılan çalışmalar yüksek oranda entegre edilmiş çoklu band/çoklu mod radyolara

106

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

The realization of proper local positioning techniques such as LPR can be taken into account by adding multimode and/or multi-band capability to the existing radio systems on the standard WLAN platform. But there is no available ultra-small WLAN cards and multi-mode/ multi-band termination today. Instead, WLAN cards contain many different components and multi-IC, so they take a large space (card formats such as PCMCIA and mini PCI). It is obvious that memory sticks or flash cards should be minimized in the future. The future WLAN solutions will be the integrated termination modules as in the trend that can be seen in mobile handsets [20]. For the semiconductor side, the present studies has shifted significantly towards the highly integrated multi-band/


doğru önemli ölçüde kaymıştır. [21]-[23]. Yeni tip tasarımlar, bütün sonlandırma filtreleri ve anten anahtarlaması içeren entegre RF (radyo frekans) sonlandırma modülü kullanan bir tek çip radyo kullanmaktadır. Düşük sıcaklık seramik teknolojisi (LTCC) kesinlikle yüksek derecede entegresyon elde etmek için, kablosuz ürünleri daha küçük yapmak, daha basit yapmak ve daha ucuz yapmak için anahtar konumdadır. [24] kaynağında WLAN sonlandırma entegrasyon yapısı raporlanmıştır. İlk defa EPCOS, Şekil-16 de gösterildiği gibi 5.4 x 4.0 x 1.4 mm3 boyutundaki tek bir modül içerisine tam bir sonlandırma elektronik yapısını entegre edebilmiştir.

multi-mode radios [21]-[23]. New designs are using a single chip radio with an integrated RF (radio frequency) termination module including termination filters and antenna switches. Low-temperature ceramic technology (LTCC) is in the key position to obtain a higher degree integration and to make wireless products smaller, simpler and cheaper [24]. WLAN termination integration structure has been reported recently and EPCOS could integrate a complete termination electronic structure into a single module (5.4 x 4.0 x 1.4 mm 3) as shown in Figure 16.

Şekil-16. Çift band 802.11 a/b/g uygulaması için yüksek derecede entegre edilmiş sonlandırma modülü (EPCOS)

Figure16: A highly integrated termination module for dual-band 802.11 a /b/g application (EPCOS)

Modüle ilişkin blok diyagram Şekil-17 de gösterilmiştir. Şekil-17. Çift band 802.11 a/b/g uygulamaları için yüksek derecede entegre edilmiş sonlandırma modülü blok diyagramı

Block diagram of the module is shown in Figure 17.

Bu yeni WLAN modül ailesi, GSM telefon modülleri için halihazırda kullanılan benzeri teknoloji esasına dayanmaktadır. IEEE 802.11 a/b/g standardlarına göre WLAN çift band çalışmasını desteklemekte ve pazardaki ana WLAN chipset’ler ile uyumludur. Sonuçta elde edilen minyatürleştirme WLAN ile kombinasyona izin vermektedir. Gelecekte yüksek hacimli uygulamalar için çoklu band/ çoklu mod radyolar için gereken teknolojilerin mevcut olacağı açık öngörüsü ile birlikte, yapılması gereken en önemli adım mevcut platformlar üzerine yerel konumlandırma fonksiyonel özelliğinin ek özellik olarak dahil edilmesi olacaktır. Buna ek olarak, konum ölçüm işlemlerinin özel gereksinimleri olarak ve konum bilgisi ile sağlanan ek özelliklerinin kullanımına imkan sağlamayı öngören yeni protokoller, rota stratejileri ve bağlantı yönetim konseptleri, v.b. gerekmektedir. Yakın bir gelecekte kendi kendini organize eden, ad-hoc performansı artırılmış yerel konumlandırma şebekeleri ve yeni servisler ve uygun özellikler için yeni nesil geliştirilmiş olacaktır.

Figure 17: The block diagram of a highly integrated termination module for dual-band 802.11 a /b/g application (EPCOS) This new WLAN modules family is based on a technology that is similar to the one used for GSM telephone modules. According to the IEEE 802.11 a/b/g standards, it supports WLAN dual-band operation and is compatible with the main WLAN Chipsets in the market. Miniaturization obtained in the end allows the combination with WLAN. For future high-volume applications, technologies that are necessary for multi-band/multi-mode radios will be available. According to this prediction, including the local positioning functional feature as an additional feature to the existing platforms is the most important step. In addition, new protocols, routing strategies and link management concepts, etc. are required to meet the specific requirements of location measurement procedures and to use the additional features provided by the location information. In the near future, the new generation will be developed for self-organizing local positioning net-

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

107


MAKALE

Sonuç Modern kablosuz yerel konumlandırma sistemleri için temel prensipler ve örnek çözümler gösterilmiş, kablosuz yerel konumlandırma sistemlerinin büyük uygulama alanına değinilmiştir. Buna ek olarak tüketici elektronik ürünlerine entegrasyon için küçük ünitelerin üretimine ilişkin gerekli teknolojiden bahsedilmiştir. Yerel konumlandırmanın kablosuz sistemlere ilişkin uygulamalarda güçlü ve uzun süreli etkisi olacak, birçok alanda düşüncelerin değişmesine neden olacaktır. Aşikardır ki milyarlarca dolarlık iş hacmi ortaya çıkmaktadır. Kablosuz dünyasındaki hemen hemen tüm etkin oyuncular ve sayılı yeni kurulacak şirket bu alanda araştırma aktivitelerini yoğunlaştıracaktır. Günümüzde yaklaşık olarak mevcut tüm ürünler hala daha uygun pazarları adres göstermekte ve herbir uygulama için yegane gerekesinimleri karşılamak için sistemler tasarlanmaktadır. Bununla birlikte, yeni yerel konumlandırma çözümlerinin gelişimine paralel olarak yüksek oranda entegre edilmiş çok bandlı/çok modlu sonlandırmalar için yeni teknolojiler ön plana çıkmaktadır. Böylelikle yeni “kendi kendini organize eden şebeke yapıları” ve tüketici uygulamaları gözönüne çıkmaktadır. Konumlandırma açık ve çok geniş bir alandır. Kablosuz yerel konumlandırmanın kablosuz pazarında bir sonraki mevcut akışı engelleyecek bir teknoloji poıtansiyeline sahip olduğu oldukça açıktır. Önümüzdeki yıllarda bu çok çekici pazarda yoğun bir rekabet beklenmektedir. Bu rekabetin memnuniyet verici sonucu olarak birçok güçlü ve çekici kablosuz yerel konumlandırma sistemleri, çözümleri ve servisleri mümkün olacaktır. Kaynaklar [20] C. Block, “Transition from discrete components to highly-integrated RF-solutions for mobile phone and WLAN,” presented at the 2003 IEEE MTT-S Conf., Philadelphia, PA, USA. [21] S. Mehta, M. Zargari, S. Jen, B. Kaczynski, M. Lee, M. Mack, S. Mendis, K. Onodera, H. Samavati,W. Si, K. Singh, M. Terrovitis, D. Weber, and D. Su, “A CMOS dual-band trimode chipset for IEEE 802.11a/b/g wireless LAN,” in 2003 IEEE RFIC Symp. Dig., Philadelphia, PA, pp. 427-430. [22] B.-U. Klepser/M. Punzenberger, T. Ruhlicke, and M. Zannoth,“5-GHz and 2.4-GHz dual-band RF-transceiver for WLAN 802.11a/b/g applications,” in 2003 IEEE RFIC Symp. Dig., Philadelphia, PA, pp. 37-40. [23] B.K. Butler, K.-C. Lai, K. Saints, and B. Meagher, “The MSM5100 cdma2000 + AMPS + gpsOne. + Bluetooth multimode ASIC for 3G handsets,” in 2002 7EEE RFIC Symp. Dig., Seattle, WA, pp. 186_A-186_F. [24] P. Heide, A. Chernyakov, K. Markov, et al., “Highlyintegrated LTCC frontend-modules for Bluetooth and wireless-LAN applica­tions”, presented at the European Conf. on Wireless Technology, 2003, Munich, Germany.

108

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

works with an enhanced ad-hoc performance and the new services and available features. Conclusion Basic principles and solution examples have been put forward for modern wireless local positioning system, and the large application area of wireless local positioning system has been discussed. In addition, the necessary technology for the production of small units to be integrated to the consumer electronic products has been mentioned. Local positioning will have strong and long-term effects on applications related to the wireless systems and will cause a change in approaches in many areas. It is clear that a business volume of billions of dollars is created. Almost all active players in the wireless world and few newly established companies will intensify their research activities in this field. Today, nearly all products are still pointing out more appropriate markets and new systems are designed to meet the unique requirements for each application. However, in parallel with the development of new local positioning solutions, new technologies come to the fore for highly integrated multi-band/multi-mode terminations. Thus, new “self-organizing network structure” and “consumer applications” are emerging. Positioning is open and a very large area. It is obvious that wireless local positioning has a technological potential that will prevent the next existing stream in the wireless market. An intense competition is expected in this very attractive market. As a result of this competition, several powerful and attractive wireless local positioning systems, solutions and services will be available. Sources [20] C. Block, “Transition from discrete components to highly-integrated RF-solutions for mobile phone and WLAN,” presented at the 2003 IEEE MTT-S Conf., Philadelphia, PA, USA. [21] S. Mehta, M. Zargari, S. Jen, B. Kaczynski, M. Lee, M. Mack, S. Mendis, K. Onodera, H. Samavati, W. Si, K. Singh, M. Terrovitis, D. Weber, and D. Su, “A CMOS dual-band tri-mode chipset for IEEE 802.11a/b/g wireless LAN,” in 2003 IEEE RFIC Symp. Dig., Philadelphia, PA, pp. 427-430. [22] B.-U. Klepser/M. Punzenberger, T. Ruhlicke, and M. Zannoth, “5-GHz and 2.4-GHz dual-band RF-transceiver for WLAN 802.11a/b/g applications,” in 2003 IEEE RFIC Symp. Dig., Philadelphia, PA, pp. 37-40. [23] B.K. Butler, K.-C. Lai, K. Saints, and B. Meagher, “The MSM5100 cdma2000 + AMPS + gpsOne. + Bluetooth multimode ASIC for 3G handsets,” in 2002 7EEE RFIC Symp. Dig., Seattle, WA, pp. 186_A-186_F. [24] P. Heide, A. Chernyakov, K. Markov, et al., “Highly-integrated LTCC frontend-modules for Bluetooth and wireless-LAN applica­tions”, presented at the European Conf. on Wireless Technology, 2003, Munich, Germany.


CeBIT Bilişim Eurasia’da hedefi kaçırma ihtimaliniz yok!

ÇÜNKÜ HEDEFİNİZ SİZE GELİYOR! SMART CITIES / AKILLI KENTLER! Bu yıl 5. salonda ilk kez yer alacak bu özel bölümde Smart Cities / Akıllı Kentler uygulamaları ve dönüşümleri sergilenecek. “Forum Alanı” ve “Seminer Salonu”nda düzenlenecek özel etkinliklerde sektör duayenleri konuşmacı olarak yer alacaklar.

• e-devlet

• Yeşil Belediye

• e-belediye

• Marka Şehirler

• Green IT

• Altyapı ve Kentler

20 ŞEHİR! Kırklareli

Bartın Sinop İstanbul Kastamonu Edirne Zonguldak Samsun Karabük Tekirdağ Ordu Kocaeli Düzce Amasya Sakarya Çankırı Yalova Bolu Çorum Tokat Çanakkale Bursa Bilecik Ankara Kırıkkale Eskişehir Yozgat Balıkesir Kütahya Sivas

Giresun

Afyon

Uşak

İzmir

Denizli Aydın

Isparta

Kayseri

Nevşehir

Konya

Tunceli

Karaman Muğla

Antalya Mersin

Osmaniye

Adana

Ağrı Bingöl

Elazığ

K.Maraş

Gaziantep

Muş

Van

Bitlis Diyarbakır

Adıyaman

CeBIT Bilişim Eurasia ziyaretçi çalışmaları çerçevesinde düzenlenecek olan “Anadolu VIP” ve “Anadolu KOBİ” programlarıyla Türkiye’nin 20 şehrinden satın alma heyetleri masrafları karşılanarak özel olarak fuarda ağırlanıyor.

Iğdır

Erzurum

Batman

Siirt Şırnak

Niğde

Burdur

Kars

Erzincan

Malatya

Aksaray

Anadolu’nun 20 şehrinden satın alma heyetleriyle buluşma fırsatı!

Artvin Ardahan

Rize

Gümüşhane Bayburt

Kırşehir

Manisa

Trabzon

Hakkari

Mardin Şanlıurfa

Kilis

Hatay

20 ÜLKE!

Rusya Ukrayna

Uluslararası arenada iş fırsatları! Dünyanın dört bir yanından gelen profesyonel ziyaretçilerin yanı sıra 20 farklı ülkeden satın alma heyetleri masrafları karşılanarak fuara davet ediliyor.

Kazakistan

Romanya

Özbekistan

Bulgaristan

Yunanistan

Fas

Lübnan İsrail

Tunus Cezayir

Libya

Azerbaycan Suriye

Mısır

Irak

Ürdün

İran

Suudi Arabistan

İşinizi büyütmek için CeBIT Bilişim Eurasia doğru adres! Organizatör

Fuar Ana Sponsoru

CeBIT Bilişim Eurasia Uluslararası Bilgi ve İletişim Teknolojileri Fuarı

İletişim Tel : + 90 212 334 69 00 Faks : + 90 212 334 69 34 eMail : info@cebitbilisim.com

Matchmaking Etkinliği

ile Paralel

www.cebitbilisim.com

Tüyap, Büyükçekmece, İstanbul, 6 -10

Ekim 2010

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) İZNİ İLE DÜZENLENMEKTEDİR.


TD DIŞ HABER

TV ve İnternet erişimini geliştirmek için dijital yayıncılık Digital broadcasting to enhance TV and Internet access

H

indistan’ın Haydarabad şehrinde düzenlenen ITU Dünya Telekomünikasyon Geliştirme Konferansı’nda (ITU World Telecommunication Development Conference, WTDC-10 ) ülkelerin analogtan dijital yayıncılığa geçişini kolaylaştırmak için hazırlanan yönetmeliğin sunumu gerçekleşti. Konferansa katılım gösteren delegeler aynı zamanda ITU’nun Gelişmekte olan Ülkeler İçin Spektrum Sistemleri uygulamalarına aktif katılım göstererek faydalandılar.

110

G

uidelines to help countries manage their transition from analogue to digital broadcasting were presented yesterday during the ITU World Telecommunication Development Conference (WTDC-10) in Hyderabad, India. Delegates at the Conference also benefited from a hands-on demonstration of ITU’s Spectrum Management System for Developing Countries (SMS4DC).

Yönetmeliğin sunumunda ITU Telekomünikasyon Geliştirme Bürosu Sorumlusu Sami Al Basheer “Dijital yayıncılığa geçiş gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak olarak karşılaştıkları bir zorluktur. Üyelerimizin onlara bu süreçte yardımcı olabilmesi için hazırlanan bu pratik yönetmeliğin tüm avantajlarını kullanacaklarını umuyoruz” şeklinde açıklama yaptı.

Releasing the guidelines, the Director of ITU’s Telecommunication Development Bureau, Mr. Sami Al Basheer Al Morshid said, “The transition to digital broadcasting is a major challenge facing all countries, but in particular, developing and least developed countries. We hope that our members will take full advantage of this very practical set of guidelines designed to help them through the process.” Mr. Al Basheer added, “ITU will also help countries implement the guidelines through country-level assistance and regional initiatives.”

Dijital yayıncılığa geçiş bugünün küresel konusu haline geldi. Dijital yayıncılık elektronik program kılavuzu ve etkileşim gibi gelişmiş özellik ve uygulamaları dâhilinde yüksek kalitede birçok kanalı kullanma imkânı sunuyor. Bu geçiş aynı zamanda “sayısal bölünme” olarak adlandırılan spektrumları da özgürleştiriyor ve bu spektrum-

The transition to digital broadcasting has become an important global issue. It will provide a greater number of channels with higher quality within the same available bandwidth along with advanced applications and features, such as interactivity and electronic programme guides. This transition also frees up spectrum — the so-called “digital dividend” —

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN


lar servislerin yakınsamasında önde gelen gelişmiş dijital yayın uygulamaları ve kablosuz mobil genişbantta kullanılıyor. Bu da yetersiz internet hizmeti alan bölgelere internet erişimi sağlamak için kilit noktadır.

which can be used for enhanced broadcasting applications and wireless mobile broadband, leading to greater convergence of services. This is a key solution to extend Internet access to currently underserved areas.

Yönetmelik Dijital Karasal Televizyon Yayıncılığına (Digital Terrestrial Television Broadcasting, DTTB) pürüzsüz bir geçiş yapılması ve Mobil TV Yayıncılığına Giriş için politika, regülasyon, teknoloji, ağ planlaması, kullanıcı farkındalığı ve iş planlamasına bilgi ve öneriler getiriyor. Bu yönetmelik GE06 Anlaşması planlama alanı için geçerli olacak. ( Moğolistan bölgesi hariç, batı 170°E meridyeni ile 40° S paraleli arasında İran İslam Cumhuriyetini de kapsayan alana tekabül ediyor)

The guidelines provide information and recommendations on policy, regulation, technologies, network planning, customer awareness and business planning for the smooth transition to Digital Terrestrial Television Broadcasting (DTTB) and the introduction of Mobile Television Broadcasting (MTV). These guidelines are applicable to the GE06 Agreement planning area (corresponding to the geographical region situated to the west of meridian 170° E and north of parallel 40° S, except the territories of Mongolia, and including the Islamic Republic of Iran).

“Analogtan Dijital Yayıncılığa Geçiş Yönetmeliği” Kore Cumhuriyeti Telekomünikasyon Komisyonun da desteği ile ITU Telekomünikasyon Geliştirme bürosu tarafından oluşturulmuştur. Gelişmiş Ülkeler İçin Spektrum Yönetim Sistemleri’nin (Spectrum Management System for Developing Countries , SMS4DC ) görsellerle yapılan uygulaması ülkelerin spektrumlarını nasıl daha etkin ve verimli bir şekilde yönetebilecekleri gösteriyor.

“The Guidelines for the Transition from Analogue to Digital Broadcasting” were developed by the ITU Telecommunication Development Bureau with the support of the Korean Communications Commission (KCC), Republic of Korea. The demonstration of SMS4DC — Spectrum Management System for Developing Countries — illustrated how countries can manage their spectrum more efficiently and effectively.

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

111


TD DIŞ HABER

WiMAX forum sertifikalı ilk MIMO 2,3 GHz mobil ürününü tanıttı

W iMAX Forum Announces First Certified MIMO 2.3 GHz Mobile Products

W

he WiMAX Forum has announced the first Mobile WiMAX to receive the WiMAX Forum Certified Seal of Approval for the MIMO 2.3 GHz profile. The completion of the 2.3 GHz certification testing profile allows WiMAX Forum designated labs to accept tri-band (2.3, 2.5 and 3.5 GHz) products and immediately begin the certification process.

Testlerin ardından her WiMAX ürünü birlikte çalışabilirlik kazanacak ve standartlara uygun olacak. Yapılan tanıtımda Huawei ve Samsung’un 2.3 GHz bandındaki 2 baz istasyonunun işletmesi de yer aldı.

Following testing to ensure that each WiMAX product met interoperability and conformance standards, the announcement included two base stations operating in the 2.3 GHz band from Huawei and Samsung.

WiMAX forum yöneticisi ve yönetim kurulu başkanı Ron Resnick “ Samsun ve Huawei’yi WiMAX Certified 2.3 GHz ürünlerinde liderlik ettikleri için tebrik ediyorum” dedi ve “Bu spektrum bandı halen devam eden Hindistan BWA (Broadband Wireless Access, Kablosuz Genişbant Erişimi) ile giderek önemli hale geliyor. Hindistan ve diğer ülkelerdeki yetersiz genişbant penetrasyonu yeni fırsatlar yaratırken ülkelere ekonomik canlılık getiriyor. Aynı zamanda kırsal alanlardaki dijital bölünme açığını kaparken milyonlarca kişiye de iş imkânı tanıyor.

“I would like to congratulate Huawei and Samsung for leading the way for WiMAX Certified 2.3 GHz products,” said Ron Resnick, president and chairman of the WiMAX Forum. “This spectrum band is increasingly important with India’s BWA auction currently underway. WiMAX services in India and other counties with poor broadband penetration will create new opportunities and generate economic vitality and jobs for millions of people while closing the digital divide gap in rural areas.”

Yeni sertifikalandırılan ürünlerin testleri WiMAX Forum’un Çin ve Kore’deki test laboratuarlarında yapıldı. Tayvan’daki ADT laboratuarı 2.3 GHz’in temel altyapısının testini henüz bitirdi ve ürünlerin testine hazır durumdadır. WiMAX Forum Sertifikasyon Çalışma Grubu Sorumlusu Ed Agis “İlk 2.3 GHz sertifikalı ürünlerin rekabeti bize laboratuarlarımızda tri-band ürünlerinin onaylanması için sertifikasyon testlerinin kapılarını açıyor” dedi ve sözlerine “2.3 GHz,2.5 GHz ve 3.5 GHz bantlarındaki WiMAX tri-band ürünleri bölgelerde yapılan anlaşmalar ile doğru bir global dolaşıma imkan sağlayacaktır. İlk tri-band ürünümüzün 2010 yılı içersinde sertifikalanmasını umut ediyoruz” şeklinde devam etti. WiMAX Forum 2011 yılına kadar 1,000’den fazla WiMAX Forum sertifikalı mobil ürününün piyasada olacağını öngörüyor. WiMAX Forum’un Çin, Kore, İspanya, Amerika ve 2 tanesi de Tayvan da olmak üzere toplamda 6 tane açık ve ürünlerin sertifikasyon testleri yapmaya hazır laboratuarı bulunuyor.

112

T

iMAX Forum MIMO 2.3 GHz ürününe WiMAX Forum Certified Seal of Approval alabilmek için ilk WiMAX mobil ürününü tanıttı. 2.3 MHz’in sertifikasyon testlerinin tamamlanması WiMAX Forum’a tri-band cihazları onaylaması için laboratuar kurulmasına ve biran önce sertifikasyon sürecinin başlamasına olanak sağlıyor

TELEKOMDÜNYASI2010HAZİRAN

Tests of the newly certified products were conducted at WiMAX Forum testing labs in China and Korea. In addition to these labs, the ADT lab in Taiwan recently completed the construction of its 2.3 GHz test bed infrastructure and is ready to begin testing of submitted products. “The competition of the first 2.3 GHz certified products opens the door to our designated labs accepting tri-band products for certification testing,” said Ed Agis, Chair of the WiMAX Forum Certification Working Group. “Tri-band WiMAX devices operating in the 2.3 GHz, 2.5 GHz and 3.5 GHz frequency bands will enable true global roaming across networks with agreements in place. We expect the first tri-band products to be certified in 2010.” The WiMAX Forum estimates that by 2011 there will be more than 1,000 Mobile WiMAX Forum Certified products commercially available. The WiMAX Forum partner labs network includes six labs that are now open and ready to accept products for certification testing in China, Korea, Spain, U.S., and two labs in Taiwan (ADT and TTC/CS).



TELEKOM DUNYASI HAZIRAN