Page 1

50.YIL GÜZELYALI İLKÖĞRETİM OKULU DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ SEVGİ KİTAPÇIĞI Mademki kubbede baki kalan hoş seda imiş; Gelin tanış olalım, işi kolay tutalım. Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.

Kalp sevmekten yorulmaz…

21.03.2011 Mehmet CİNGÖZ 4/E SINIF ÖĞRT.

BÜTÜN SINIFLARI SEVGİ DOLU

SEVGİ


Her yerde, her zaman ve her konumda insan önce insan olmalıdır. İnsanı insan yapan taşıdığı bu değerlerdir: Şefkat, merhamet, vefa, bağlılık, sadakat, arkadaşlık, empati, fedakarlık, diğer gamlık… Yetişkinler de sevgi abidesi, örnek şahsiyet olmalı; çünkü bilmeyen öğretemez, yetişmeyen

Nasıl ki; kafa sayısı kadar düşünce çeşidi varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.

yetiştiremez. Hiçbir aile evladına güzel ahlaktan daha iyi bir hediye veremez. Büyükler bu değerlerle donanmalı ki mıknatıs gibi olan çocuklar bu güzel vasıflarla donansın. Önce çocuklarımızın gönlüne girelim ki beyinlerine de girebilelim. Onları bu güzelliklere inandırıp motive edebilirsek, hedeflerine güdümlü mermi gibi gidecekler ve önce her zaman insan olacaklardır. ( Vali olmuşsun; ama adam olamamışsın…) Yaşam boyunca evladımızı ayakta tutacak, olaylar karşısında sarsılmamasını sağlayacak en önemli özelliği karakteridir. Sağlam karakterli, doğru düşünen, olayların üstesinden gelmesini bilen bir yetişkin olabilesi için, eğitim aileden başlar. Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez. ölçüsü vardır. Sevginin ölçüsü de yapmayanın sevgisine inanılmaz.

Sevgi, engelleri yenmektir. Oysa asıl acınacak engelliler; ruhları ve kalpleri kör olanlardır. Dünyada her şeyin bir fedakârlıktır; fedakârlık


Meyve derdinde olmuyorsak odundan ne farkımız kalır? Şunu asla unutmayalım: Çocuk yuvanın dışa açılan ekranı ve hanedeki değişik seslerin hoparlörü gibidir.

Bayrak olmak bezin, vatan olmak toprağın, evrensel değerlere sahip olmakta biz insanın kemal şartıdır.

Kemale ermek ise evrensel insani değerlere sahip karakterli bir birey olmaktır.

Gönlü sevgiyle dolu kişinin tüm ilişkilerinde karşısındakini etkilediği görülmüştür. Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.

Eş seçiminden, aileye, çevreye, okul öncesinden, ilköğretime, liseye, üniversiteye… Bütün bu aşamalar çocuğa güzel örnek olacak şekilde tutarlı olmalı. Çocuk yaşayarak öğrenmeli. Çocuğa sadece ve sadece rehberlik yapılmalı, yaşantımızla örnek olmalı. Çocuk, masumiyetini kaybetmeden sevgiyle, şefkatle hayata hazırlanmalı. Sevgi, dostluk çocukların gözlerine yazılmalı. Onlarla birlikte bu değerlerde büyüyüp tüm dünyayı sarmalı. Adı üzerinde evrensel değerler. Öğretmenler, aileler bu kavramlara vurgu yapınca; nasıl ki sabırla koruk tatlı üzüm olursa bu değerlerde muhakkak kazanıma dönüşecek ve evladımıza karakter olarak yerleşecektir. Öğretmen ve aile her an karakter eğitimi vermeli. Çocukla birlikte olduğu her anı değerlendirmeli. Çünkü tüm değerler çocukta 0-6 yaş döneminde maya tutar, 6-12 yaş döneminde çiçeklerini açar, tüm hayat süresince de meyvelerini verir.


Az, öz, sonuca yönelik kısa, hoş ve sevgi dolu konuşalım. Konuşmamız hemen meyvesini vermeli. Ekmesini bilirsek çocuğumuz en güzel sevgi tohumumuzdur.

Karakterli çocuk, bizim geleceğe gönderdiğimiz sevgi dolu en güzel canlı mesajımızdır. ( Söz almadan konuşma yerine, izin alarak konuşursan memnun olurum…) Pişmanlık en büyük enerji yiyicidir. Enerjimizi sevgiye yoğunlaştırarak sinerji oluşturalım. Bir iken iki değil on bir, yüz on bir… olalım. Evlatlarımızın derdi ile dertlenelim, onlarla konuşalım. Konuşmamız selvi ağacı gibi uzun olamasın. Çünkü uzunluk selvide ihtişamdır, konuşmada ise sıkıcılıktır.

Öğretmenler ve aileler olarak şunu unutmamalıyız: Evladımızın midesininbedeninin beslenmeye ihtiyacı olduğu gibi, beynininruhunun da beslenmeye ihtiyacı vardır.

İnsani değerlerden yoksun yeteneklerin birer caniye nasıl dönüştüklerini ders verircesine, ibretlik olarak tarih bize söylemektedir… Dünyanın en büyük emekçileri olan çocuklarımızın hayattaki en büyük destekçisi, rehberi, doğru uyarıcısı hep biz olalım.


Hayatı bir oyun kabul edelim. Hani hokkabazın iki eliyle havaya atarak oynadıkları oyun… Bu topları iş, aile, sağlık, dostlar, sevgi diye adlandırın ve beşini birden hava da tutmaya çalışın. Kısa zamanda iş topunun lastik olduğunu göreceksiniz. Yere düştüğünde yine sıçrayacaktır. Ama öteki dört top; aile, sağlık, dostlar ve sevgi kristalden yapılmıştır. Bunlardan birini düşürürseniz çizilebilir, aşınabilir, çatlayabilir, kırılabilir, hatta tuzla buz olabilir. Bunlardan biri düşerse bir daha asla eskisi gibi olmaz. Bunu bilelim ve hayatımızın dengesini asla ve asla bozmayalım. Mustafa Kemal’in dediği gibi: Bizim amacımız iyi insan, iyi yurttaş yetiştirmektir.

Onarla verdiğimiz emek hiçbir zaman zayi olamayacaktır. Toprağa atılmış tohum gibi emeklerimiz kıvamı geldiğinde, doğru zamanda sevgiyle yeşerecektir.

Suya metal müzik dinletmişler; suyun bütün molekülleri darmadağın olmuş. Aynı suya Beethoven dinletmişler, suyun bütün molekülleri düzenli bir hal almış. Çocuğun anne karnında bile hissettiği ispatlanmışken biz nasıl olurda biricik evlatlarımıza sevgişefkat-merhamet göstermeyiz. Evlatlarımızı motive edelim. Çünkü marifet iltifata tabidir.


Onları doğru bir şey yaparken yakaladığımızda performanslarını yükseltiriz. Zira insanları fark edilmekten daha fazla hiçbir şey motive edemez. Evlatlarımıza karşı cümlelerimizi olumsuz bitirmeyelim. Bunun için suçlayıcı sen dili yerine, sevgimizi ortaya koyan ben dilini kullanalım. Birgün profesör sınıfa; elinde iri taşlar, küçük çakıl taşları, kum, su, kavanoz ve kahve ile girip sınıfa sorar: Bunların hepsi bu kavanoza sığar mı? Öğrenciler hayır, deyince: Önce iri taşları kavanoza yerleştirir. Sonra küçük çakıl taşlarını yerleştirir. Öğrenciler olayı anlar ve sıralamayı yapar: aradaki boşluklara kum ve son olarak su. Profesör, öğrencilere: Aferin, işte hayatta böyledir, önemli olan önceliklerini belirleyip doğru adımı atmaktır der. Öğrenciler; iri taşlar, küçük çakıl taşları, kum, su tamam. Kavanoz doldu, kahve ne için diye sorarlar. Profesör: İnsan ne iş yaparsa yapsın, ne kadar yoğunum derse desin her zaman dostlarına, sevdiklerine ayıracak

zamanı vardır deyip kahveyi suyun en üstüne döker ve ekler: Demek ki kavanoz daha tam dolmamış. Sevdiklerimize, ailemize, çevremize, özellikle; bugünün küçüğü, yarının büyüğü gelecek nesillerimiz olan evlatlarımıza muhakkak zaman ayıralım. Biz yetişkinlerin cezasını, suçunu, günahını masum, tertemiz evlatlarımız çekmesin. Küçüklerin suçları biz büyüklere sahip olmak olmasın. Onları özel olduklarına inandırarak hayata hazırlayalım. Ama asla ve asla kendini beğenmiş narsist yapmayalım. Sevmeyi bilirsek başkalarına acı vermeyi unuturuz. Evladımızın hamurunu sevgi mayası ile yoğuralım. Kendine öz saygısı olsun. Kendini, haddini, sınırlarını, hakkı, büyüğünü, küçüğünü, kendini başkalarının yerine koymayı bilsin. Bilsin ki farkındalık değerine sahip olsun. Her çocuk sevgi kaynağıdır. Kaynağı işlemekte biz yetişkinlerin görevimizdir.

Değerler Eğitimi Sevgi Kitapçığı  

Değerler Eğitimi Sevgi Kitapçığı

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you