Page 1

Mart 2011 Sayı: 97

KASK’ın aylık yayın organıdır


etkinlik programı

01 Mart 2011 FOTOĞRAF GÖSTERİSİ “Dünyada ve Türkiye’de Sokak fotoğrafçılığı... ” Engin Güneysu

Kapak Fotoğrafı: Cengiz Çelik

08 Mart 2011 FOTOĞRAF GÖSTERİSİ

KASK Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği Adına Sahibi ve Yazı İşleri Sorumlusu Özcan Taras Genel Yayın Yönetmeni Suha Kocaoğlu Görsel Tasarım Nuri Çoban Yönetim Yeri Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği Ömerağa Mah. M.Levent Ersoy Sok. Altınnal Apt. No:1 Kat:3 İzmit / KOCAELİ Tel: 0262. 323 92 43 www.kask.org.tr www.saydamdergi.com kask@kask.org.tr saydam@kask.org.tr Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayınlanan yazı, makale, fotoğraf, karikatür, illüstrasyon vb.’nin elektronik ortamlarda dahil olmak üzere kullanım hakları KASK (Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği)’a ve / veya eser sahiplerine aittir. İzin almaksızın meteryalin tamamının ya da bir bölümünün kullanılmaı yasaktır

“Retrospektif” İbrahim Ayşıl (1994-2009 arası çekilmiş S/B İstanbul fotoğrafları)

15 Mart 2011

FOTOĞRAF GÖSTERİSİ “Düşsel Bir Oyuncak” Utku Temel

22 Mart 2011 FOTOĞRAF GÖSTERİSİ “Gemiciler” Bülent Şentürk

29 Mart 2011

FOTOĞRAF GÖSTERİSİ “Renkleriyle SİNOP” SİFAD

Bu sayıda yazı ve fotoğraflarıyla katkıda bulunanlara teşekkür ederiz. KOCAELİ FOTOĞRAF SANATI DERNEĞİ Banka Hesap Numarası Vakıfbank 066/158007286044304 TR140001500158007286044304

Etkinliklerimiz KASK gösteri Salonunda, saat: 18:30’da yapılmaktadır KASK Adres: Ömerağa Mah. M.Levent Ersoy Sok. Altınnal Apt. No:1 Kat:3 İzmit / KOCAELİ TEL&FAX : 0262 323 92 43 GSM: 0530 314 69 44

www.kask.org.tr

2

Saydam


KASK YENİ YERİNDE ETKİNLİKLERİNE DEVAM EDİYOR… İzmit Belediyesi 2010 yılı ağustos ayında, kira sözleşmesi devam ederken KASK’ı Cumhuriyet parkı içindeki Kültür Binası’ndan tahliye etmek istemiş. Belediyenin kültür müdürlüğünün bu binaya taşınacağını belirten Nevzat Doğan; yapılan hukuki girişimler, kamuoyu baskısı ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisi nedeni ile bu hukuksuz uygulamadan vazgeçmek zorunda kalmıştı. Aralık ayında kira sözleşmesinin süresi dolduğunda ise sanat galerisi de kapatılarak binanın tamamı ihaleye çıkarılmıştı. İzmit Belediyesi açıkça KASK’ı buradan çıkarmak istediğini söylemeyerek, KASK’ın burada kalmasını imkansız hale getirecek bir formül bulmuştu. Bu formüle göre: 1- Binanın sadece KASK’ın kullandığı bölümü kiraya verilirse “KASK bu kirayı ödeyebilir ” düşüncesi ile kentin düzenli çalışan tek sanat galerisi de kapatılmalı, binanın tamamı ihaleye çıkarılarak KASK’ın ödeyemeyeceği kira miktarlarına ulaşılmalıydı. 2- Böylece KASK 2000TL muhammen kira bedeli ile açılan ihaleye girmezse çıkartılacak ve “Biz ne yapalım? KASK ihaleye girmedi.” denilerek toplum önünde kendilerini aklayacaklardı. 3- KASK ihaleye girerse ticarete açık hale getirilen bina herhangi bir işletmeci tarafından fiyat yükseltilerek alınacak; “ Muhammet Şengöz’ün Özgür Kocaeli Gazetesi’ndeki KASK ihaleye girdi ama kazanamadı” denilecekti. “Çizdim Gitti” adlı köşesinden alınmıştır. 4- Bir başka seçenek de, KASK ihaleye girecek ve yüksek bir fiyatla ihaleyi kazanacak ve bu rakamı ödeyemeyerek, ihalenin iptal edilmesi ile birlikte binayı boşaltmak zorunda kaldığında amaca ulaşılacaktı. Yukarıda da görüleceği gibi her durumda KASK binayı boşaltmak zorunda bırakılmakta fakat İzmit Belediyesi hiçbir zaman KASK’ın binayı boşaltmasını isteyen bir açıklama yapmamakta, muhatap alıp görüşmek ihtiyacı dahi duymayarak, ikiyüzlü politikalarla, toplum önünde bir oyun sahnelemektedir. Açıkça amaç KASK’ı bu binadan atmak ve kentin kültür- sanat hayatına katkıda bulunan bir sivil toplum kuruluşunu yıpratarak binayı ele geçirmektir. KASK, derneğimizle birlikte sanat galerisi olarak kullanılan binanın ticarethaneye çevrilmesini bu kente karşı işlenmiş bir suç olarak görmüş, söz konusu binanın kafeterya ve sergi salonu adı altında ticari bir işletmeye açık hale getirilmesini doğru bulmadığını belirterek, konuya dikkati çekmek ve kamuoyu ile paylaşmak amacıyla açılan ihaleye girmiş ve kazanmıştı. Kazanılan bu ihalenin ardından şartname gereği 8.748 TL kati teminat ve 48.600 TL bir yıllık kira bedeli olmak üzere peşin olarak toplam 57.348 TL ödemek zorunluluğu ortaya çıkmıştı. KASK’ın ticari bir kurum olmadığı dikkate alındığında bu rakamın ödenmesinin imkansız olduğu açıkça görülmektedir. İhalenin İzmit Belediyesi’nce onaylanmasından sonra öğrendiğimiz bilgi sonucunda; binanın doğal SİT alanında bulunduğu, imarının planlara işlenmemiş olduğu ve ruhsatının da bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda ihalenin kanununa aykırı bir şekilde yapıldığı anlaşıldığından ihaleyi kazanan taraf olarak yasal itiraz süresi içerisinde, belediyeye ihalenin iptali ve yasal şartlar yerine getirilmesi hususu ihbar ve ihtar edilmiştir. Ancak İzmit Belediyesi bu yazımıza cevap vermek yerine binadan tahliyemizi isteyen bir yazı göndermiştir. İzmit Belediyesi binanın tekrar ihaleye çıkarılmayacağını (zaten imarsız, ruhsatsız ve doğal SİT alanı içinde bulunan bir yer kanunen ihaleye çıkarılamaz), binanın İzmit Belediyesi Kültür Müdürlüğü ve KOÜ GSF ile birlikte kullanılacağını açıklamaktadır. Bu anlamda KASK misyonunu gerçekleştirmiş ve bu binanın kafeterya olarak bir ticarethaneye dönüşmesini engellemiştir. İzmitli sanatseverler belediye başkanı Nevzat Doğan’ın bu tutumunu unutmayacak ve yıllar sonra bile bu kararlar utançla anılacaktır. KASK 27 şubat 2011 tarihi itibari ile yıllardır kullandığı binayı boşaltarak yeni adresine taşınmıştır. Yeni bir yer, yeni bir başlangıç için vesile olacaktır. 30 yıllık bir sivil toplum örgütü olan derneğimiz bu zorluğu da aşarak yeni adresinde etkinliklerine hiç ara vermeden devam etmektedir. KASK YÖNETİM KURULU

Saydam

3


foto-teknik Öğr.Gör. Suha Kocaoğlu Kocaeli Üniversitesi GSF Fotoğraf Bölümü

Tekrarlar Fotoğraf estetiğinde tekrarlama/ tekrarlar sıkça kullanılan bir kalıptır. Desenlerin

ve birbirine benzer

nesneler bir arada olduğu dokusal görüntüler farklı fotoğraflar oluşturur. Bu tür fotoğraflara

konu olan

gruplar, birbirine benzer nesneler bulunduğu ortamda hazırdır, önemli olan onu bakış ve yorumumuzla fotoğraf karemize konu etmektir. Benzer nesneler büyük bir sayı-

Foto1: Bir çileğin yüzeyindeki tohumlar tekrarlanan ve yinelenen bir model oluşturuyor.

da nesne üzerinde bulunabilir. Önemli olan izleyiciye “Vay!” dedirttirebilecek, kompozisyonlar elde edebilmek için, bu tür yinelemelerden yararlanmaktır. Örneğin; Yandaki fotoğrafta olduğu gibi, görüntüler ortaya koymak, bakan, araştıran ve yorumlayan bir fotoğrafçının yaklaşımı olabilir. Bu fotoğrafta sadece gerçek bir nesnenin “en genel hali “ fotoğraflanmıştır. İzleyici , yinelemeli etkisi olan bir fotoğraf hakkında,tekrarlanan nesnelerin büyük ebatlarda olduğu yanılsaması algılayabilir. Sınır bölgeleri belli olmayan fotoğraftaki bu nesnelerin sonsuza kadar gideceğini hissetmek yada bunu düşünmek doğaldır.

Foto2: Bu görüntüde sahile vuran dalgalar tekrarlanan desenler oluşturuyor ve birazda soyut etkiler veriyor.

4

Saydam


Foto4: Yağmur damlalarının bir örümcek ağı üzerinde oluşturduğu doku, sabah ışığı ile birlikte damlacıklar üzerinde parlamalar oluşturmuş.

Foto5: Bu fotoğrafta ise, su kabarcıkları ışığı yansıtarak bir kontrastlık oluşturmuş. Aynı örümcek ağı fotoğrafında olduğu gibi, yarı soyut bir görsel transformasyon oluşmuş. Kaynak: Horold Davis;Creative Composition

Saydam

5


ABANT GEZİSİ

KASK üyeleri ve fotoğraf dostları ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Abant fotoğraf çekim gezisi ile şehrin karmaşasından uzaklaşıp Abant’ın muhteşem doğası ile güzel bir gün geçirdik. Sabahın erken saatlerinde yola çıkarak Abant’a vardığımızda güzel bir kar manzarası ile karşı karşıyaydık. Bir grup arkadaşımız 6,5 kilometre olan gölün çevresini yürüyerek fotoğraf çekimlerine başladılar. Faytonla gezmek isteyenler ya da kızakla kaymak isteyenlerde bu isteklerini karşılayacak imkanları buldular. Abant gölü; etrafı çam, köknar ve kayın ağaçları ile kaplı bir doğa harikası… Ayrıca Abant gölü tamamen kaynak suları ile beslenen ve hiçbir akarsu ile beslenmeyen bir göl olma özelliğini de taşıyor. Kış aylarında göl tamamen buz tutsa da biz gittiğimizde sadece gölün kenarları buzlarla kaplıydı. Fotoğraf çekimine ara vermek isteyenler otellerin imkanlarından da yararlanarak küçük molalar verdi. Öğle saatleri yaklaştığı zaman ise mangalımız yanmaya başlamıştı. Güzel bir kar manzarası eşliğinde ekmek arası köftenin lezzetine doyum olmadı. Yemek sonrası fotoğraf çekimine devam ederek güzel bir hafta sonu geçirdik. Akşam saatlerinde ise dönüş zamanı gelmişti. Aracımız hareket ettiğinde; çektiğimiz fotoğrafları makinelerimizin ekranlarından, heyecanla ve mutlulukla birbirimizle paylaşıyorduk. Abant gölü oldukça güzel ve eşsiz manzarası ile dört mevsim ayrı güzelliği ile fotoğraf çekimi için her kesime hitap eden dinlendirici güzelliği ile gezilmeyi bekliyor. Dünyada nadir bulunabilecek doğanın en güzel özellikleri ile kaynaşmış olan bu doğal güzelliği gezmenizi ve görmenizi öneririz.

Cengiz Girit

6

Saydam

Altuğ Şenel


Volkan D端ndar

Mehmet Besen

Hasibe Arda

Cengizhan G端nesen

Saydam

7


portfolyo 8 aralık Siirt doğumluyum,ilk orta ve lise eğitimimi izmitte aldıktan sonra üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesinde tamamladım.Fotograf ve fotografçılık ile tanışmam lise dönemlerime rastlar.Önceleri fotograf çektirme ile başlayan bu yolculuk sonrasında yerini fotograf çekmeye bıraktı.Vizörün önünde değilde arkasında olmanın beni daha mutlu ettiğini Cengiz ÇELİK fark ettiğim anda ilk SLR makinama sahip olmuştum bile.Zaman içerisinde kendimi en iyi ifade etme şeklinin fotograf çekmek oldugunu fark ettim.Fotograf çekmek bir tutku bir yaşam biçimi halini almaya başlamıştı artık bende.Boynumda fotograf makinamı taşıyıp denklanşöre basabildigim sürece fotograf çekmekten asla vazgeçmeyeceğim.

8

Saydam


Saydam

9


foto-teknik

Ayhan TEMİZÖZ

Sony Distagon T* 24mm F2 SSM

Değerlendirmesini yaptığımız birçok Canon ve Nikon objektiflerden sonra ilk kez bir Sony lensin incelemesini bu sayımızda yapıyoruz. Son zamanlarda gerek SLT tipi kameralar, gerekse “aynasız” olarak tabir edilen NEX sistemler ve uygun fiyatlı SLR kameralar çıkaran Sony, aynı zamanda Carl Zeiss ürün gamıyla da yüksek kalitede tam boyutlu sensörlü gövdeler için objektifler üretmeye devam ediyor. Temmuz ayında lansmanı yapılan Sony Distagon T* 24mm F2 SSM tasarım ve yapımı itibariyle tipik bir Carl Zeiss lens olmasının yanı sıra üstün malzeme ve işçilik kalitesiyle dikkat çekiyor. Alpha 850/900 kullanıcılarının merakla beklediği objektif, Carl Zeiss üst kalite grubunda ilk defa kullanılan ultrasonik tip SuperSonic Wave motoru ile otomatik netleme özelliğine sahip.

Tasarım Sony’nin diğer Carl Zeiss objektifleri gibi bu lens de sağlam metal gövdesi, oldukça hassas netleme halkası, akılcı tasarımı ve ince çizgileri ile kalitesini belli ediyor. Lensin gövdesinde büyük dairesel otomatik/manuel netleme düğmesi ve gövdeye göre fonksiyonelliği değiştirilebilen netlik sabitleme düğmesi bulunuyor. Objektifin netlemesi esnasında iç tarafındaki arka grup mekanizması hareket ediyor ki bu durum lensin boyunun sabit kalmasına ve dengenin korunmasına yardımcı oluyor. Tüm olumlu noktalardan sonra bir eksiklik olarak belirtmek gerekir ki Canon ve Nikon rakiplerinin aksine objektif toz ve suya karşı herhangi bir korumaya sahip olarak belirtilmemiş.

10

Saydam


Tam boyutlu sensörlü gövdelerde oldukça uygun boyutlu olarak görünen objektifin kontrol düğmeleri uygun pozisyonlarıyla kolay kullanıma imkân sağlıyor. A230 gibi APS-C formatlı gövdelerde biraz daha büyük duran objektif, aynasız tabir edilen NEX tipi gövdelerde LA-EA1 adaptörü ile birlikte kullanılabiliyor. Sony Distagon T* 24mm F2 SSM objektif Sony’nin diğer Carl Zeiss lensleri ile karşılaştırmalı olarak görülüyor. Sol tarafında bulunan 85mm F1.4 ve sağ tarafında 16-35mm F2.8 SSM objektiflerle kıyaslandığında diğer markalar gibi ölçülerin gittikçe büyümesi trendini takip ediyor. 85mm F1.4 lensle hemen hemen aynı boyutlara sahip olan lensimiz biraz daha uzun ancak genişlik olarak ise biraz daha dar bir gövdeye sahip. Geniş açı zum objektifle kıyaslandığında ise çok daha kompakt bir yapıda üretilmiş. Örnek Fotoğraflar Aşağıda yer alan örnek fotoğraflar Sony Alpha DSLR-A850 gövde kullanılarak çekilmiştir. ISO, diyafram açıklığı, enstantane değerleri ve odak uzaklığı bilgisi fotoğrafların altında yer almaktadır.

Alpha A850 ile ISO 200, f11, 1/500 ens. (24 mm.’de)

Saydam

11


Alpha A850 ile ISO 200, f8, 1/640 ens. (24 mm.’de)

Sonuçlar Sony Distagon T* 24mm F2 SSM objektif Carl Zeiss grubunda şüphesiz yüksek kaliteye sahip bir lens olarak sınıflandırılabilir. Özellikle açık diyafram değerlerinde mükemmel keskinlik eğerlerine sahip olmasıyla beraber düşük renk saçaklanması ve minimal bozulma görülen lens oldukça başarılı görüntü kalitesi sunuyor. SuperSonic Wave motoru sayesinde çok sessiz, hızlı ve net sonuçlar veren otomatik netleme özelliğinin yanısıra sağlam metal gövdesi ile kullanıcılarına rahat bir kullanım sağlıyor. Tüm pozitif özelliklerine zıt olarak da parlak ışık kaynaklarına doğru tutulduğunda lens içi yansımaların fazla olması negatif özelliği olarak söylenebilir. Işık kaynağına göre ters tarafta görünen kırmızı nokta yansıması ne yazık ki her zaman vizörden bakıldığında görülmüyor. Sonuç olarak Sony Distagon T* 24mm F2 SSM lens hem tam boyutlu sensörlü gövde kullanıcıları hem de APS-C formatlı gövde kullanıcıları için iyi bir lens seçeneği oluşturuyor. Canon ve Nikon gibi rakiplerinden bir stop daha yavaş olduğu söylenebilirse, optik olarak aynı kalitede görüntüler sunduğu ve fiyat olarak da daha uygun olduğu söylenebilir. Tüm bunlardan yola çıkılarak Sony Distagon T* 24mm F2 SSM lensin fiyat, performans ve özellikleri bakımından sınıfının en iyileri arasında olduğu söylenebilir. Bu da Sony Distagon objektifin Alpha gövde kullanıcılarının almak istedikleri objektifler listesinde ilk sıraları alması için yeterlidir.

Alpha A850 ile ISO 200, f22, 1/100 ens. (24 mm.’de)

12

Saydam

Bu yazı www.dpreview.com sitesinden derlenmiştir


fotoğrafla yaşamak

Melih SULAR

HAYAT ARŞİVLEMEYE DEĞER

Otuzuncu yılımın ikinci günüydü. Günlerden çarşamba, aylardan kasımdı. Çalışma odam karanlık, ben ise tamamen yalnızdım. Yağmur henüz başlamıştı. Karşı kanepede oturuyordu gölgem. Yanına gittim sessizce, perdeyi araladık, oturduk biraz, sonra beni aradık uzaktan gözlerimizle. Ardından çıt çıkarmadan usulcana fısıldandık ve hayat arşivimizi karıştırmaya başladık. Anlatacaklarım, anlatacakları olmalıydı. Kim bilir belki de amansız bir deli girmişti içime. Nedensiz, sorgusuz ve sualsiz çıkaramıyordum onu birikmiş sığ derinliklerden. Sorgusunu bitiremediğim yaşam, uzunca ara vermişlikten kurtulup, otuzuncu yaşımda sanki pusuda kavramıştı sessizliğimi. Esrik bedenim kaygısızca harcadığım günlere inat dimdik ayakta, üstelik beni bekliyordu biraz ötedeki sokak lambasının hemen altında. Sokaktaki aydınlığı görebilmenin verdiği rahatlıkla gölgesine baktım otuzuncu yılımın. Farkında bile değildim galiba! Sere serpe yatan gölgeme basar olmuştum sarı karanlığın loş zemininde. Oysaki gölgeler sarsak derlerdi, ürkek durur derlerdi, karanlığın içindeki yitik aydınlıkta. Güneşin olmadığı yapay ışıkta ne kadar da zayıf duruyordu otuzluk gölgem. Ne yazık ki karanlık benim içimde kalan tek umut olmuştu. Ben ise gölgeme, yani otuzuncu yaşıma basar olmuştum. Üstelik hüsranlarımın sevinçleri, kalp kırmalarımın aldanmalarıyla beraber, kısacası tüm içe dönüm karmaşalarımla beraber… Sonra aniden kalakaldım öylece! Bütün ıslanmıştım terden. Dilime takılan o kelimeler geldi ardından; belki de çocukmuşuz, çokmuşuz hayata dedim kendi kendime. Olmadı. Olmamıştı, tutunamamıştım söylediğim tüm süslü cümlelerle. Zihnimin akar penceresinden dökülürcesine açılıveren perde, karanlık dâhil olmak üzere ümitsizlik duvarını örüyordu. Silemediğimiz akıl rehberimiz, yaşam dediğimiz ömür aralığında benimle bir oyuna mı başlamıştı. Ya da kendi kendime kandırılıyor muydum? Geçip giden dakikaların ardından zaman her şeye çare oldu. Açmıştım ışığını karanlık odanın, perdesini kapamıştım pencerenin. Aklımın tüm ateş böcekleri havada, ellerim eski bir fotoğraf albümünün yapraklarındaydı. Artık aydınlanıyordu galiba dünyam. Karanlık gölgelerle birlik olmuş çoktan uzaklaşmıştı. Avuçlarım arasında birkaç kare fotoğraf sıralanmıştı. Babam, yani oğlumun dedesi; birde içine sığdırabildiğim ben, aynı karelerde farklı yerlerdeydik.

oğlum, yani babamın torunu;

Bir çıkışın yönü ve zamanı olmamasına karşın elimde bulunan bu fotoğraflar ötekilerden farklı, hayat arşivinden çıkarılmış ve hiç bir kitabın sayfası olmamıştı. Genç bir şeftali fidanının önünden başlayan hikâye, çivili futbol tahtasında demir para ile yapılan kuşaklar arası müsabaka ile devam ediyordu.

“Oğlumun dünyaya gelmesinden kısa bir süre sonra babam vaktini geçirmekten büyük keyif aldığı erik bahçesine

Saydam

13


genç fidanlar ekmişti. Bunlardan bir tanesi vardı ki, ikinci yaşında meyve vermeye başlamıştı bile. Kendi gibi küçük şeftaliler veren bu ağaç hemen hemen oğlumla aynı yaştaydı. Dede ve torunu oldukça mutlu bir şekilde hayat arşivime poz vermişlerdi. Üstelik yaptığım şeyin farkında bile değillerdi. O gün şeftali fidanıyla çektiğim yalnızca babam ve oğlum değildi. Aslında babamın otuz sene önce hayata diktiği ilk fidan bendim. İki sene önce diktiği genç şeftali ağacı ile çoktan meyvelerimizi vermiştik. Üstelik bir karenin içine de sığışmıştık. Babam, oğlum ve meyveleriyle genç şeftali… Oğlum 5 yaşına bastığında şeftali fidanı artık kocaman bir şeftali ağacı olmuştu. Dünya zaten çok değişmişti. Teknolojinin binlerce nimet ve materyal sunduğu yeni nesil oğlum, akşamüstü şeftali ağacından toplamış olduğumuz şeftalilerden birisini yerken bana şunları söyledi. Baba bilgisayarda futbol oynayalım mı? Evet dedim. Her şeyi hazırlamaya başladım. Oyun konsollarını çıkardım. Bilgisayarın ekranını açtım. İşte tam o anda bilmediğim bir sebeple elinden tutup dedesine götürme ihtiyacını beliriverdi içimde. Oğul Emre’nin meraklı bakışları arasında babamla beraber olup, beyaz bir sunta parçasını ölçüp biçtik önce, sonra kestik ve en sonunda çizdik. Çivilerini çaktık. İplerini bağladık. Babamın tıpkı çocukluğumda bana yaptığı gibi, kendi çocukluğunda hazırladığı gibiydi her şey! Hazırdı çivili futbol tahtamız. Bozuk paramızı aldık geçmişten geleceğe uzanabilecek kuşakların maçı şimdiden içimde başlamıştı. Para bir o yana bir bu yana yuvarlanırken üç kız belirdi yanımızda. Ellerindeki frizbiyi bıraktılar. Kuşaklar arasındaki maçı seyretmeye daldılar.” Sonuç olarak şeftali ağacı büyüyor. Çivili futbol tahtası, çocuk parkında çocuklar tarafından ilk kez görülüp, minik bedenleri şaşırtmaya devam ediyor. Bizler fotoğrafın altın oranına, grafiksel değerine, ritmine, vb. teknik ayrıntılarına bakıyoruz; ama fotoğrafın aldığı övgülerin, ödüllerin de dışında daha da üst noktada duran ve kuşkusuz en büyük ödül olabilecek bazı şeyleri unutuyoruz. Oysaki sahip çıkabildiğimiz tüm değerlerimizi belgelerken, çektiğimiz her karenin hayat arşivimize girdiğini ve şahsımız için öneminin çok büyük olduğunu da hiçbir zaman unutmamalıyız. Hayat arşivlemeye gerçekten çok değer!

14

Saydam


odak noktası FOTOGRAFİK DÜŞÜNCELER “Fotoğraf sanata resimle değil, tiyatroyla dokunur. Niepce ve Daguerre hep fotoğrafın kökenine yerleştirilmişlerdi; şimdi, Daguerre, Niepce’in buluşunu devraldığı sırada, Chateau Meydanı’nda ışık gösterileriyle ve hareketlerle canlandırılan bir panorama tiyatrosu yönetiyordu. Kısaca camera obscura aynı anda, üçü de sahnenin sanatı olan perspektif resim, fotoğraf ve diyorama üretiyordu. Ama fotoğraf bana tiyatroya daha yakınmış gibi geliyorsa (ve belki de bunu tek gören benim), bunun nedeni tekil bir aracıdır: Ölüm. Tiyatroyla ölüler kültü arasındaki ilk ilişkiyi biliriz: ilk oyuncular ölü rolü oynayarak kendilerini topluluktan ayırırlardı: kendine makyaj yapmak, kendini aynı anda hem canlı, hem de ölü olarak göstermek demektir; totem tiyatrosunun beyazlaştırılmış büstü, Çin tiyatrosundaki yüzü boyalı adam, Hintli Katha-Kali’nin pirinç makyajı, Japonların No maskesi... İşte fotoğrafla da aynı ilişkiyi buluyorum ben; onu ne kadar “canlı gibi” yapmaya çalışırsak çalışalım (ve bu canlı gibi olma çılgınlığı ancak ölümü kavramamızın mitsel bir yansıması olabilir). Fotoğraf aslında ilkel bir tür tiyatro, bir tür Canlı Tablo, altında ölüleri gördüğümüz hareketsiz ve boyalı yüzün bir temsilidir.” Roland Barthes

FOTO – SÖZLÜK Eyepiece: Pozometrenin dışarıdan gelen ışıktan etkilenmemesi için göz ve vizör penceresi arasındaki lastik parçası Pan : Hareketli bir konuyu makine vizöründen konu ile yaklaşık aynı hızda takip ederek yapılan çekim türü. Pozlama dengesi: Pozlama =ışık yoğunluğu x süre’dir. Burada ışık yoğunluğu makineye giren ışık miktarı(diyafram ile kontrol edilir), süre ise örtücünün açılıp kapanma hızını ifade eder.(enstantane) Resolving power: Gözün, objektiflerin ya da ışığa karşı duyarlı yüzeylerin görüntü üzerindeki ince ayrıntıları algılama gücü. Fotoğrafçılıkta sonuçsal görüntü hem objektifin hem de duyarkatın kavrama gücü ile yakından ilgilidir. Kavrama gücü bir anlamda, her milimetre kareye düşen çizgi sayısı ile ifade edilir. Odak düzlemi: Objektiflerin optik eksenine dik olan ve odak noktasından geçen varsayımsal düzlem. Seçik görüntü alınabilmesi için film, fotoğraf makinelerinde bu düzlem üzerine yerleştirilir.

FOTO – WEB http://www.fotografokulu.org http://www.artphotoexpo.com http://www.in-public.com http://www.streetphoto.com

Cengizhan Günesen gunesen@yahoo.com

FOTO SÖZ “Fotoğraf basit şekilde görünenin yansıması değildir. ” Richart Greenhill

FOTO KİTAP FOTO CEP Ara Güler Fotografevinin Foto Cep serisi Ara Gülerin fotoğraflarından oluşan bir seçkiyle başladı. Kitapta Ara Gülerin çeşitli dönemlerde çektiği renkli ve siyah-beyaz 86 fotoğraf yer alıyor. Ara Gülerin çeşitli söyleşilerinden derlenen fotoğraf üzerine düşünceleri de kitaptaki fotoğraflara eşlik ediyor. 12,5x18 cm olarak tasarlanan Foto Cep, Fransa’da dünyanın önemli fotoğrafçılarının seçkilerinin yer aldığı Photo Poche serisi örnek alınarak gerçekleştirildi. Seri, Sebastiao Salgado, Henri CartierBresson, Rene Burri, Bruno Barbey, Marc Riboud ve Robert Capa gibi fotografçıların seçkileriyle sürecek. Bir resim binlerce sözcükten daha muktedir olduğundan sözü; kelimeleri kifayetsiz kılan, dünyanın toplumsal belleğine görsel katkılarıyla büyüklüğünü kanıtlamış ustamızın karelerine bırakmanın yeridir… FOTO CEP Ara Güler 190 sayfa Fotografevi Yayınları

Saydam

15


8

saydam  

KASK yayın organı