Page 1

TARİH VE TEKNOLOJİ

Tarih Öğretiminde Teknoloji Nasıl Kullanılır?

NİSAN 2017

saYI: 1

Dijital Kütüphaneler 16

Mustafa Kemal’in İzinde Bir Eğitsel Bilgisayar Oyunu:

24

50

Dijital Harita Kullanımı

Geribildirimin Etkili Yolu

Atayolu

Roma İmparatorluğu Dijital Haritası

Kahoot


Teknolojİyİ tümüyle yermek, tuzdan arındırılmış denİz suyu İle yeşeren bahçelerİ görmezlİkten gelmek, onu gözü kapalı övmek İse Hİroşİma’yı unutmak demektİr. Stuart Chase

2


editörden yeni umutlarımız var artık Size ilk olarak birbirini tanımayan ama aynı amaç için bir araya gelmiş yirmi bir kişiden yani Tarih ve Teknoloji Dergisi Ekibinden bahsedeceğim. Birbirini tanımayan bu insanların dergi çıkarma fikri kulağa hem tuhaf hem de alışılmadık gelebilir. Ancak uzun zamandır bekledik. Tüm özverimizle çalışıp ve yeni bir ruh ortaya çıkardık. Hedefimiz biraz dengeleri altüst etmek biraz da geleneksel yöntemlerin dışında bir yol izlemek. Amacımız sürekli gelişen ve değişen dünyada hemen hemen her alanda araç olma özelliği gösteren teknolojiden, tarih biliminin de payını almasını sağlamaktır. Alışılagelmişin dışına çıkarak bu alanda kendi dünyamızı, kendi umutlarımızı ve kendi çözümlerimizi yazabilmek. Çünkü buna ihtiyacımız vardı. Tarih ve Teknoloji Dergisi olarak teknoloji destekli öğretimin her türlü alana pozitif katkısı olduğunu görüyor ve tarihin teknolojiyle buluşup kaynaşması gerektiğine inanıyoruz. Buna her ikisinin de ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Buna inanan, bunun için gece gündüz araştırmalarını ve bilgilerini yazıya döken arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum. İnanarak yolu

yarıladık ve aynı inançla, sizlerin de desteğini alarak hedefimize ulaşmayı arzu ediyoruz. Hayatımızın her alanına nüfuz eden teknolojiyi insandan bağımsız düşünemeyeceğimiz için öncelikle eğitim ve teknoloji ilişkisini bütünleştirecek yetenekte insana yatırım yapmayı gerekli görüyoruz. Dergimiz olarak biz de bu ilişki arasında bir köprü vazifesi görerek sizlere yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Bu yolda heyecanımızı bizimle paylaşan ve bizi destekleyen herkese çok teşekkür ediyoruz. Tüm tarih aşıklarına okumayı, öğrenmeyi, araştırmayı ve bilgiyi takip edenlere, öğrenmekten ve paylaşmaktan zevk duyanlara, adım atmaktan korkmayanlara ve ruhu hep öğrenci kalanlara sevgilerimizle…

EBRU YILMAZ

3


Tarih ve Teknoloji Dergisi Tarih öğretimi çerçevesinde yayınlar yapan bir eğitim dergisidir. Aylık olarak dijital ortamda yayınlanır. Bedelsiz olarak dağıtılır.

Genel Yayın Yönetmeni: İsmail Hakkı Ergüven Yayın Kurulu: Ayşin Kahya, Başak Gün, Bilal Pektezel, Burcu Çıngay Culha, Cansu Sert, Cihat Baran, Eda Özmutaf, Esra Uluz, Kadir Dal, Okan Aydoğan, Sedat Yıldız, Selçuk Aydın, Serkan Özçakır, Seval Hallaç, Volkan Tezer Katkıda Bulunanlar: Emrah Açıkgöz, Şenay Samur, Volkan Civelek Grafik Tasarım: Yunus Karadeniz İletişim Editörü: Ebru Yılmaz

İletişim Web: www.tarihveteknoloji.com/dergi E-Posta: bilgi@tarihveteknoloji.com WhatsApp: 0546 246 2580 4

Sosyal Medya /tarihteknoloji

/tarihveteknoloji


içindekiler 34

16 9 10 12 20 22 40

Mustafa Kemal’in İzinde Bir Eğitsel Bilgisayar Oyunu: Atayolu

Ders Planları İsmail Hakkı Ergüven Ders Planları 1 - Osmanlılarda Konargöçerler

45 48 54 56

Volkan Civelek İlham Veren Öğretmenler İçeriği Zenginleştirilmiş Öğrenme Ortamının Tarih Öğretimine Etkisi Cihat Baran İz Bırakanlar Teknolojiyi Destekleyen Bir Halife: Harun Reşid Emrah Açıkgöz Beş Soruda Vakıflar Eda Özmutaf İşte Burası Tarihi Bir Köşkte Tarihi Kağıtlar Volkan Tezer Dün Bugün Çanakkale Cephesi’nde Dün Bugün

kapak

Başak Gün Ders Planları 2 - Yeryüzünde Yaşam Burcu Çıngay Çulha Ders Planları 3 - Yeni Çağ’da Avrupa

Örnek Çalışmalar Esra Uluz Nearpod İle İş Bi̇ rli̇ ği̇ ne Dayali Etki̇ leşi̇ mli̇ Bi̇ r Tari̇ h Dersi Bilal Pektezel Sanal Proje Çalışmaları Serkan ÖzÇakır Teknoloji Tarihi Teknoloji Tarihinde İbn-i Sina’nın Yeri

dijital kütüphaneler

24 28 30

İsmail Hakkı Ergüven Bir Dijital Arşiv New York Halk Kütüphanesi

50

Kadir Dal Ayın Uygulaması Geribildirimin etkili yolu: Kahoot

Seval Hallaç Dijitalleşen Kütüphanelerimiz Selçuk Aydın Atatürk Kitaplığı Sayısal Arşivi ve Sayısallaştırma Projeleri

5


sosyal bİLGİLER DERSİNDE SANAL MÜZELER

CANSU SERT

Günümüzde her kurumda olduğu gibi eğitim ortamında da bilgisayar ve iletişim imkanları öğretim ortamını zenginleştirmesi yanında öğrencilerin anlamlı öğrenmelerine katkı sağlamaktadır. Eğitim ortamlarında bilgisayar destekli eğitim, uzaktan eğitim uygulamaları, okullarda tablet ve akıllı tahta uygulamaları birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de kullanılmaktadır. Teknolojinin eğitim alanında kullanılması öğrencilerin çok yönlü gelişimlerine destek olmakla birlikte eğitim öğretim ortamlarının da zenginleşmesini sağlamaktadır. Teknoloji sayesinde ulaşmak istediğimiz veriye bilgisayar ve diğer teknolojik araçlarla daha rahat ulaşmaktayız. Bugün okullar sadece geleneksel öğretim araçları ile değil; çağımızın gerektirdiği iletişim olanaklarıyla donanımlı eğitim öğretim faaliyetlerini yürütmektedir. Bilgisayar teknolojilerinin gelişimi ve iletişim olanaklarının kullanılması sonucu bilginin ulaşılabilirliği daha kolay hale gelmiştir. Günümüzde bilgiye ulaşmak kolay ve bir o kadar risklidir, bu riskin nedeni ise sitelerde yer alan bilgilerin kaynaklarının güvenirliği konusunda yaşanmaktadır. Öğrencilerin gerek araştırma ödevleri gerek başka sebeplerle internet üzerinden bilgi edinme süreçlerinde onlara rehberlik yapmak ve doğru bilgiye ulaşma konusunda yardım etme görevi öğretmenlere düşmektedir.Çağdaş öğretim yaklaşımları doğrultusunda öğretim teknikleri zenginlik göstermektedir.Bu teknikler kullanılarak eğitim ortamı zenginleştirilebileceği gibi aynı zamanda hem görsel hem işitsel öğrenmeler sağladığından öğrenmenin kalıcılığı üzerinde de etkilidir.Eğitim ortamında kullanılan simülasyon,gösteri, film gösterimi, sanal müze gezileri gibi görsel ve işitsel öğrenme yaşantıları ile öğrencilerin bütünsel gelişimleri sağlanarak verimli öğretim gerçekleştirilebilir.

bir kanıtın gösterilmesine ya da eskiden bu yapılar şu amaçla kullanılmaktaydı diyerek öğrencilerimize canlı kanıtlar sunmamız gerekmektedir. Fakat bunlar çoğu zaman bulunduğumuz coğrafi bölgelerde değildir. Bu noktada bize ulaşamadığımız, gidemediğimiz bölgelere ulaşımımızı sağlayacak sanal müzeler sosyal bilgiler dersi için önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır.

Peki nedir bu sanal müze? Sanal müze, değişik medya olanaklarından yararlanılarak hazırlanmış sayısal nesneleri ve bunlara ait bilgileri içeren, ziyaretçi ile iletişimin kesintisiz olması ve çeşitli erişim şekillerini karşılamak için alışılmış iletişim yöntemlerinin ötesine geçen, dünya genelinde erişimini olanaklı kılmak amacıyla fiziksel anlamda bir mekana gereksinim duymayan müzelerdir. Bazen işlenen konular tarihte yolculuk yapmayı gerektirecek

çok yönlü işlemeleri, öğrencilerde ulusal bilinç ve tarih duyarlılığı oluşturulmasını amaçlamıştır. Yeni sosyal bilgiler programı, bütünüyle davranışçı yaklaşımların ötesinde, bilginin taşıdığı değeri ve bireyin mevcut deneyimlerini göz önünde bulundurarak, yaşama aktif katılımını, doğru karar vermesini, sorun çözmesini destekleyici ve geliştirici bir bakış açısı getirmiştir. Bu yaklaşımla öğrenci odaklı, dolayısıyla etkinliği merkez edinen, sosyal bilgiler yönünden bilgi ve beceriyi dengeleyen, öğrencinin

6

Sanal müzelerin yararları şu şekilde sıralanabilir: • Sanal müzeler, dünya çapında erişim sağlarlar. • Bugün bir müzenin sahip olduğu birikiminin sadece içinde bulunduğu toplumun değil dünyanın mirası olduğu kabul edilmiştir. • Sanal müzeler, ziyaretçiler ile kesintisiz iletişim sağlar. Yani gün boyu iletişim sağlanır. • Sanal müzeler, doğru tasarlandıkları takdirde uzaktan eğitim, hayat boyu eğitim amacıyla kullanılabilirler. • Sanal müzeler, doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarıdırlar. 2005-2006 eğitim ve öğretim döneminde uygulamaya giren, yapılandırmacı görüşe göre hazırlanan sosyal bilgiler programında öğrenciyi merkez alan bir yaklaşımla; öğretmenlerin konuları

SANAL MÜZELERİN KULLANIMI DA DİĞER TEKNOLOJİK ARAÇLARIN KULLANIMINDA OLDUĞU GİBİ DERSİ GÖRSEL-İŞİTSEL ANLAMDA VERİMLİ KILDIĞI GİBİ TÜM ÖĞRENCİLERİN KATILIMINI SAĞLAYACAK ETKİNLİKLERE DE ORTAM SAĞLAYARAK ÖĞRENCİLERİN AKTİF OLACAĞI BİR DERS YAPMA OLANAĞI SUNMAKTADIR.


kendi yaşantısını ve kişisel farklılıkları ön plana alarak çevreyle interaktif iletişime olanak sağlayan yeni bir anlayış getirilmeye çalışılmıştır. Sosyal bilgiler öğretim programında bulunan zaman ve kronolojiyi algılama, değişim ve sürekliliği anlama, empati, iletişim, araştırma ve yaratıcı düşünme ve gözlem gibi beceriler müzelerde geliştirilebilir. Müzelerde yer alan pek çok nesne, öğrencilerin günümüzde kullandığı nesnelerin tarihsel süreçteki ilk örnekleridir. Böylece öğrenciler kendi kullandıkları nesnelerin geçirdikleri gelişime tanıklık ederken, empati becerisiyle birlikte insanlığın tarihsel süreçte gelişimini de kavrayacaktır. Sosyal bilgilerin bilimsellik, duyarlılık ve estetik gibi değerleri müze ortamında kolaylıkla kazandırılabilir. Sosyal bilgiler öğretim programında yer alan beceri ve değerlerin kazandırılmasında etkili bir müze eğitimi önemli rol oynamaktadır. Ayrıca sosyal bilgiler dersi içeriğinde yer alan tarih ve arkeoloji konularının öğretiminde müzelerin işlevi yadsınamaz bir gerçektir. Eğitimde müzelere gezi düzenlemek bazı konuların öğretimi için özellikle gerekirken bir takım sınırlılıklardan (veli izni, ulaşım problemleri, maddi zorluklar, planlama sorunları…) dolayı gerçekleştirilememektedir. Fakat eğitim ortamlarında sınıf içinde zamanda yolculuk yaparak, müzeye gidemezsek müzeyi sınıfa getirerek öğrencilerimizin konuları ezbere olmadan daha anlamlı öğrenmelerine rehberlik edebiliriz. Çünkü müzeye gidememe durumu yukarıda da bahsettiğim gibi sınırlılıklar dışında sadece kendi bulunduğumuz bölgede değil, gerekirse ülkemizin birçok yerindeki farklı müzelere ulaşım açısından da önemlidir. Bunun dışında sadece ülkemiz değil aynı zamanda insanlık tarihinde ortaya çıkarılan evrensel tarihi kanıtlar yani diğer ülkelerde bulunan sanal müzelere de erişim sağlanarak örnekler çeşitlendirilebilir. Sosyal bilgiler öğretiminde kullanılan pek çok müze Ankara ve İstanbul’da toplanmıştır. Sadece bu durum bile göz önüne alınırsa ülkenin her yanındaki okullar için sanal gezileri kaçınıl-

maz bir hale getirmektedir. Programın yapıldığı yıllarda sanal gezinin yapılacağı müze ortamı sınırlı iken, hızla gelişen teknoloji ile birlikte oluşan imkânlar ve anlayış değişikliği ile sanal gezi yapılabilecek müze sayısı giderek artmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığınca 2008 yılında yayınlanan 1-8. sınıflar Sosyal Bilgiler, Matematik, Türkçe, Hayat Bilgisi ile Fen ve Teknoloji öğretim programlarında Müze ile eğitim kapsamındaki ilaveler dikkate alınarak öğretmenlerin derslerinde buna yer vermeleri önemlidir. Bu konuda öğretim programından örnek vermek gerekirse 5. sınıf Hepimizin Dünyası ünitesindeki “Çeşitli ülkelerde bulunan ortak miras ögelerine örnekler verir.” Kazanımı için programda yer verilen açıklama şöyledir: Sanal ortamda çeşitli ülkelerde bulunan doğal varlıklar ile tarihi eserlerin yer aldığı eski yerleşmeler, milli parklar ve açık hava müzeleri ile nesnelerin yer aldığı arkeoloji, etnografya ve çeşitli ülke müzelerine gezi yapılabilir. Sosyal Bilgiler programında yer alan bazı öğrenme alanları ile bu öğrenme alanları doğrultusunda gerçekleştirilebilecek müze gezileri şu şekilde örneklendirilebilir: • İnsanlar, Yerler, Çevreler: Uşak Arkeoloji Müzesi, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi • Kültür ve Miras: Beylerbeyi Sarayı Sanal Müzesi, Topkapı Sarayı Sanal Müzesi • Bilim Teknoloji Toplum: ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi, Endüstriyel Tasarım Sanal Müzesi Ülkemizde müze ile ilgili faaliyetlerde ilk olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı akla gelecektir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın internet sayfasına bakacak olursa sanal müze ve sanal alan gezintilerinin “Sanal Gezinti” başlığında toplandığı görülür. Kültür ve Turizm Bakanlığı sitesinde yer alan bazı sanal müzeler şöyledir: Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Çorum Müzesi, Denizli Hierapolis Arkeoloji Müzesi, Efes Müzesi, Gaziantep Müzesi, Kapadokya Açıkhava Müzesi, Yeşilırmak Havzası Sanal Müzesi… 7


Bu sanal müzenin kullanımı 4. Sınıf Geçmişimi Öğreniyorum, 5. Sınıf Adım Adım Türkiye, 5. Sınıf Bir Ülke Bir Bayrak ünitelerinde kullanılabilir. Sosyal bilgiler dersinin içeriğini oluşturan konuların öğrenciler için daha anlamlı hale gelmesi, programda yer alan beceri, değer ve kavramların aktarılması amacıyla günümüzdeki tüm olanaklar işe koşulmalıdır. Çağdaş yöntem tekniklere hakim, teknoloji alanındaki yenilikleri takip eden öğretmenler çok yönlü düşünme becerileri gelişmiş, öğrendiklerini transfer eden, gözlem, mekanı algılama gibi becerilere sahip öğrenciler yetiştirmek için teknolojinin olanaklarını kullanarak sınıflarını dönüştürmektedir. Sanal müzelerin kullanımı da diğer teknolojik araçların kullanımında olduğu gibi dersi görsel-işitsel anlamda verimli

8

kıldığı gibi tüm öğrencilerin katılımını sağlayacak etkinliklere de ortam sağlayarak öğrencilerin aktif olacağı bir ders yapma olanağı sunmaktadır. KAYNAKLAR

Ata, B. (2002). Müzelerle ve Tarihi Mekânlarla Tarih Öğretimi: Tarih Öğretmenlerinin Müze Eğitimine İlişkin Görüşleri. Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü: Ankara. Çolak, C. (2006). “Sanal Müzeler”. İNET-TR, 11. Türkiye’de İnternet Konferansı. 21-23 Aralık. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Ankara. Güleç, S. ve Alkış, S. (2003). “Sosyal Bilgiler Öğretiminde Müze Gezilerinin İletişimsel Boyutu”, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 17, 1, 63- 78). MEB. (2005). İlköğretim Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı Ve Kılavuzu (4. ve 5. sınıflar).


DERS PLANLARI 1

OSMANLILARDA KONARGÖÇERLER İSMAİL HAKKI ERGÜVEN Ders: Tarih Sınıf: 10. Sınıf Ünite: En Uzun Yüzyıl (1800-1922) Konu: XIX. Yüzyılda Osmanlı’nın Toplum Yapısında Meydana Gelen Deği̇ şmeler

Beceriler: Kanıt Temelli Öğrenme Beceri, Bilişim Teknolojilerini Kullanma Becerisi ile Uzamsal Becerilerin yanında aşağıdaki başlıklar çerçevesinde Tarihsel Sorun Analizi ve Karar Verme Becerisi: 19. yüzyılda konargöçer nüfusun sorunlarını açıklayabilecektir. Osmanlı Devleti’nin konargöçerliğe bakışının zaman içinde değişimini analiz edebilecektir. Osmanlı Devleti’nin konargöçerler üzerinde uyguladığı iskân politikalarının sosyal yansımalarını değerlendirebilecektir. Kazanımlar: Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılda konargöçerleri yerleşik yaşama geçmeye zorlamasının ekonomik, sosyal ve insani boyutlarını değerlendirir. Osmanlı toplumunda sosyal yapının şekillenmesinde etkili olan faktörleri kavrar. Araç-Gereçler: Google uygulamaları, Edpuzzle, Blendspace, Movenote, Padlet, Socrative, FlipQuiz, Powtoon Süre: 2 Ders Saati (40+40 Dakika) Etkinlikler: Ders boyunca öğrencilere yönelik tüm yönlendirmeler Blendspace üzerinden yapılır. Blendspace uygulamasının yorumlar bölümü öğrencilerin süreç boyunca yorum yapabilmesi için açık bırakılır. Ayrıca derse katılamayanlar veya dersi tekrar etmek isteyenler için dersin kısa özetini içeren bir video sunum Movenote ile hazırlanır. Öğrenme kazanımları ve hedeflenen öğrenme çıktıları ile değerlendirme araçları Google Site üzerinden öğrencilerle paylaşılır. Analitik Dereceli Puanlama Anahtarı ile öğrencilerin, metin çalışmalarında istenen sonuçlara ulaşıp ulaşmadıkları ölçülür. Öz Değerlendirme Formu ve Akran Değerlendirmesi ile öğrenciler birbirlerini bireysel ve grup olarak değerlendirir. “Dadaloğlu’nun şiirleri, bugün pek çok türkünün sözlerini oluşturmaktadır. Bu türkülerin uzun hikâyeleri ve hikâyelerinin de karmaşık bir tarihi vardır. Karmaşık bir tarih çünkü toplumsal sorunlar siyasi çözüm arayışlarına neden olur. Çözümlerin ise ekonomik bedelleri ve toplumsal yansımaları vardır. Bu yansımalar zaman içinde değişik formlarda dile gelir, dönüşür, anlam kaymalarına uğrar. Bu girdiler, tarihsel süreçte birbirinden ayrıştırılamaz bir nitelik kazanır. İşte bu yüzden karmaşıktır.” metnini

okuduktan sonra öğrencilere Dadaloğlu Neden Söyledi? sorusu Padlet sayfası üzerinden sorulur. Dersin Youtube kanalından “Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri” türküsü klip olarak izletilir. Google Form ile oluşturulan Klip İzleme Formu, izlenen klibe göre öğrenciler tarafından doldurulur. “Yörükler” başlıklı belgeselden kısa bir bölüm üzerine sorular eklenerek Edpuzzle üzerinden öğrencilerle paylaşılır. Grupların ortak ve çevrim içi çalışma yapması için Dadaloğlu’nun şiirleri ile ilgili çalışma Google Doküman üzerinden paylaşılır. “Dadaloğlu’nun bu şiirine iskân faaliyetlerinin sosyal boyutlarının nasıl yansıdığını açıklayınız.” sorusuna her grup üyesinin farklı bir renk seçerek en az bir cümle yazması istenir. Öğrenci grupları, aşağıdaki rollerden birini seçerek seyirciler için konuya dair belirtilen biçimde bir animasyonu Powtoon üzerinden hazırlar ve Google Classroom veya Youtube üzerinden sınıfla paylaşır. (Farklılaştırma tekniklerinden RAFT’a göre)

Ölçme-Değerlendirme: Süreç değerlendirmesi için Flipquiz ile kısa yanıtlı sorulardan, Socrative ile doğru yanlış sorularından, kısa yanıtlı ve çoktan seçmeli sorulardan, Kahoot ile çoktan seçmeli ve yerleştirmeli sorulardan oluşan bir quiz öğrencilerle paylaşılır. Öğrenciler bu üç quizden istediği birini seçer. Dersin sonunda öğrencilerden bu derste öğrendikleriyle ilgili üç soru türetmeleri ve bunlardan bir tanesini yanıtlamaları istenir.

9


DERS PLANLARI 2

başak gün

YERYÜZÜNDE

yaşam

farklı yaşam şekilleri

10


DERS: Sosyal Bilgiler SINIF: 6 ÜNİTE: Yeryüzünde Yaşam KONU: Farklı Yaşam Şekilleri

KAZANIMLAR: DÜNYANIN FARKLI DOĞAL ORTAMLARINDAKİ İNSAN YAŞANTILARINDAN YOLA ÇIKARAK, İKLİM ÖZELLİKLERİ HAKKINDA ÇIKARIMLARDA BULUNUR.

Beceriler: Yaratıcı düşünce, problem çözme, tartışma, eleştirel düşünme, araştırma ve inceleme, özgünlük, disiplinler arası öğrenme becerileri. Kazanımlar: Dünyanın farklı doğal ortamlarındaki insan yaşantılarından yola çıkarak, iklim özellikleri hakkında çıkarımlarda bulunur. Araç-Gereçler: iPad, Apple Tv, Balon, Harita Süre: 2 Ders Saati (40+40=80 Dakika) Hazırlıklar: Daha önce Vitamin’den gönderilen iklimler ile ilgili videolar öğrenciler tarafından izlenerek derse hazırlıklı gelinir. Etkinlikler: Öğrencilerin Isınması: Web 2.0 Araçlarından olan Tellagami’de karakter oluşturulup ses kaydı yapılarak öğrencilere hangi

iklimleri işleyeceğimiz gösterilir. Öğrencileri araştırma ve sorgulamaya yönlendirecek sorular ile dikkati çekilecektir. Gelişme (40 dk): İklimler konusu Prezi kullanılarak sunum yöntemi kullanılarak anlatılır. Padlet kullanılarak dijital duvarımız oluşturulur. Konu ile ilgili tartışmalar dijital duvara yazılarak öğrenciler ile paylaşılır. Öğrencinin bağımsız çalışma alanı: EdPuzzle’a video yüklenir, içine sorular gizlenir, öğrenci verilen şifre ile soruları cevaplayarak videoyu izlemeye devam eder. Sonuç (40 dk): Balonlar şişirilerek içine iklimler ile ilgili bilgiler gizlenir. Öğrencilere sorular yönlendirilerek ilgili balonu bulup patlatması ve içindeki iklim özellikleri bulması sağlanır. Ölçme Değerlendirme: Plickers kullanılarak öğrencilerin öğrendiklerini oynaması hem eğlenerek hem de geri dönütleri sağlanır. Öğrenci oyunlaştırılan ölçme değerlendirme araçları ile öğrendiklerini geri dönüt ile verir. Öğrencilerin yaşadığı çevredeki iklim özelliklerini inceleyip bilimsel araştırma basamaklarına göre ödev hazırlamaları istenir.

11


DERS PLANLARI 3

burcu çıngay culha

Uluslararası Bakalorya Programı Öğrenim Yaklaşımları ile

YENİ ÇAĞ’DA

AVRUPA

Ders: Tarih Sınıf: 10 Ünite: Dünya Gücü Osmanlı Devleti Konu: Yeni Çağ Başında Avrupa

21. yüzyıl öğrenim yaklaşımları, biz tarih öğretmelerini de tarih eğitimini sorgulamaya yöneltmektedir. Ezberden uzak, kalıcı öğrenme ve anlamayı hedeflediğimiz derslerimizde öğrencilerimize bilginin yanı sıra 21. yüzyılın gerektirdiği becerileri de kazandırmayı hedefliyoruz. Uluslararası Bakalorya Organizasyonu (IBO) bu becerileri öğrenim yaklaşımları ile birleştirerek Öğretme ve Öğrenme Yaklaşımları (Approaches to Teaching and Learning /ATL) adıyla uygulamaya başlamıştır. Bu yaklaşıma göre öğrencilerimizin merak eden-sorgulayan bireyler olarak yetişmesini sağlayan disiplinler üstü beceriler beş grupta toplanmaktadır: düşünme becerileri (anlama, uygulama, farklı bakış açılarından değerlendirebilme, vb.); iletişim becerileri (okuma, yazma, konuşma, dinleme, vb.); sosyal beceriler (başkalarına saygı, empati, grup çalışması, iş birliği, vb.); öz yönetim becerileri (zaman yönetimi, organizasyon, vb.); araştırma becerileri (plan-

12

lama, veri toplama, analiz, yorumlama, sunum, vb.) Müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen lise tarih derslerini de ATL öğrenim yaklaşımı ile ele almak ve öğrencilere disiplinler üstü becerileri kazandıracak ders planları yapmak tarih öğretiminde teknolojinin uygun şekilde kullanılması açısından da biz eğitimcilere yardımcı olacaktır. Bu bağlamda hazırladığım ve bu yıl uygulamaya fırsat bularak planın en sonunda öz değerlendirme/ yansıma sürecine de yer verdiğim örnek ders planının ülkemizde tarih öğretimini geliştirmek adına tartışma başlatacağını umuyorum. NOT: Ders planının tamamına aşağıdaki kare kodu telefonunuza okutarak ulaşabilirsiniz.


13


DERS KAYNAĞI

Roma İmparatorluğu’nun Dijital Haritası

dijital

HARİTA 14

kullanımı


Ders Kaynağının Adı: Roma İmparatorluğu’nun Dijital Haritası Kaynağın Kullanılacağı Ders: Tarih Kaynağın Kullanılacağı Sınıf: 9. Sınıf Kaynağın Kullanılacağı Ünite: Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar Kaynağın Kullanılacağı Konu: Roma Uygarlığı Kaynağın İlişkili Olduğu Kazanım: Roma uygarlığının siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik yapılarını kavrar.

OmnesViae Roman Routeplanner başlığı ile hazırlanan haritada, Roma İmparatorluğu’nun ele geçirdiği tüm yerleşim yerleri ve yolları gösterilmektedir. Haritada ayrıca bu yerleşim yerlerinin Roma İmparatorluğu dönemindeki ve günümüzdeki adları verilmektedir. Harita, Tabula Peutingeriana adlı, 1265’te çizilen eski bir Roma İmparatorluğu haritasının kopyasından ve Richard Talbert’in araştırmalarından yararlanılarak René Voorburg tarafından oluşturulmuştur. Haritaya ulaşmak için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız. www.omnesviae.org

İSMAİL HAKKI ERGÜVEN

siniz. Ayrıca iki yerleşim arasındaki güzergah boyunca içinden geçeceğiniz yerleşim yerlerini ve nerede konaklama yapılabileceğini de görebilirsiniz. Güzergah boyunca karşınıza çıkacak dağları, gölleri ve ırmakları da aşılacak bir engel olarak harita üzerinde şekillerle görebilirsiniz. Örnek Güzergah Efes ve Roma arası yaklaşık 110 gün sürmektedir. Aşağıdaki haritada güzergahı görebilirsiniz.

Harita Nasıl Kullanılır? Sol bölümde yer alan ‘AB’ ve ‘AD’ boşluklarına sırası ile iki ayrı yerleşim yerinin adını veya Omnesviae id’ini yazarak Ostendere butonuna basınız. Böylece iki ayrı yerleşim yeri arasındaki güzergahı ve bu yolun ne kadar süreceğini gün olarak görebilir-

15


ÖRNEK ÇALIŞMA 1

OKAN AYDOĞAN

ATAYOLU MUSTAFA KEMAL’İN İZİNDE BİR EĞİTSEL BİLGİSAYAR OYUNU Tarih, insanların toplumsal kimliklerini ve geleceğe ilişkin beklentilerini oluşturmalarını sağlayan deneyimler toplamıdır. Bu deneyimleri öğrencilerde davranış haline getirmeye çalışan disiplin ise tarih öğretimidir. Ülkemizde tarih öğretimi, eğitim sistemimizin en problemli alanlarından birini oluşturmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri birçok tarih öğretmeninin eski alışkanlarından kurtulamayıp tarih dersini gelenekçi klasik yöntemlerle sunmaya devam etmesidir. Bu geleneksel anlayış daha çok tarihe dair temel bilgilerin ya da kavramların anlatım ya da soru cevap yöntemi ile tek taraflı olarak öğretmenler tarafından öğrencilere sunulmasına dayanmaktadır. Yaygın olarak kullanılan ders kitabı ve öğretmene bağımlı bu yöntem, ezber odaklı bir öğretim anlayışını da beraberinde getirmektedir. Tarih dersini ezberci bir anlayıştan kurtarıp daha nitelikli hale getirmenin yolu tarih derslerinde aktif öğrenme metotlarını uygulamaktan geçmektedir. Akif öğrenme kendisine sunulan bilgileri depolayan pasif alıcı öğrenciler değil, tarihsel düşünebilen, araştırma yapabilen hatta yazabilen öğrenciler yetiştirmeyi hedeflemektedir. Tarih derslerinde kullanılabilecek aktif öğrenme yöntemlerinden biri de oyundur. Akandere oyunu maddi bir çıkar amacı ol16

maksızın kendine özgü kuralları olan eğlenceli bir etkinlik olarak tanımlamıştır. Yapılış veya kullanılış amacına göre, hitap ettiği beceri veya zekâ alanına göre, hangi derste kullanıldığına, kullanılan malzemelere göre, oynanış biçimine göre, oyuncu sayısına göre, oynandığı yere bir çok oyun türünden bahsetmek mümkündür. Günümüzde bu oyun türlerinden en çok ilgi görenlerinden biri bilgisayar oyunlarıdır. Bir eğlence aracı olarak bilgisayar oyunları her yaştan insanın ilgisini çekmekte ve sinema, televizyon gibi ortamlara göre daha fazla tercih edilir hale gelmektedir.

taRİH DERSİNİ EZBERCİ BİR ANLAYIŞTAN KURTARIP DAHA NİTELİKLİ HALE GETİRMENİN YOLU TARİH DERSLERİNDE AKTİF ÖĞRENME METOTLARINI UYGULAMAKTAN GEÇMEKTEDİR. AKİF ÖĞRENME KENDİSİNE SUNULAN BİLGİLERİ DEPOLAYAN PASİF ALICI ÖĞRENCİLER DEĞİL, TARİHSEL DÜŞÜNEBİLEN, ARAŞTIRMA YAPABİLEN HATTA YAZABİLEN ÖĞRENCİLER YETİŞTİRMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR.


Yapılan araştırmalara göre, öğrencilerin %80-%85’i haftada en az bir gün bilgisayar oyunu oynamaktadır. Ancak öğrencilerin oynadığı bu bilgisayar oyunları eğitim amaçlı olmayıp daha çok ticari amaçlı yapılmış oyunlardır. Bu oyunlarda öğretimden ziyade eğlence faktörü ön plandadır. Bu durum eğitimcileri harekete geçirmiş, eğitim amaçlı bilgisayar oyunlarının geliştirilip uygulanmasına zemin hazırlamıştır. Öztürk, Ünal ve Gürel’e göre bilgisayar oyunları içinde öğrenciler, gerçek dünyada yaşama imkânı olmayan durumlar ile karşılaşır ve sanal anlamda aktif olarak bu durumların içinde yer alabilirler. Farklı rollere bürünüp, farklı bakış açıları geliştirebilirler. İyi ve doğru tasarlanmış bilgisayar oyunlarının olay ve kavramları somutlaştırma, beceri ve tutum kazandırma özelliği oldukça yüksektir. Zira oyun içinde doğal olarak oluşan öğrenme sürecinde öğrenci somut unsurlarla karşı karşıya kalarak çeşitli beceri ve tutumları işe koşmak zorundadır. Eğitsel bilgisayar oyunlarının merkezinde eğlence ve ticari amaçlardan öte öğrencilere bir bilgiyi öğretme, bir durumu kavratma, ya da bir kazanımı kazandırma amacı vardır. Bu durum eğitsel oyunların yapısını ve tasarım sürecini doğrudan etkilemiştir. Eğitsel bilgisayar oyunlarının eğlendirici ve motive edici yönü, tarih öğretimini ezbercilikten ve sıkıcı bir anlayıştan kurtarmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öztürk ve diğerleri tarih eğitimi ile ilişkilendirdikleri bilgisayar oyunlarını iki farklı gruba ayırmışlardır. Bunlardan ilki herkese hitap eden ve tarihi bir tema etrafında gerçekleşen oyunlardır. Bu oyunlar tamamı ile ticari maksatlı olarak üretilmiştir. Dünya genelinde çok büyük bir kullanıcı kitlesi tarafından oynanan “Age of Empires”, “Call of Duty” ya da “Civilization” bu tür oyunlara örnek olarak gösterilebilir. Öztürk ve diğerlerinin belirttiği ikinci grup ise çocuk veyahut gençlere tarih öğretmek amacı ile hazırlanmış

eğitsel bilgisayar oyunlarıdır. Bu oyunlar genel itibari ile ders kazanımları ile ilişkilidir. Sınırlı sayıda bir oyuncu kitlesi tarafından kabul gören bu tür oyunlar genellikle resmi kurumlar tarafından yazılıp, ücretsiz olarak kullanıcılara sunulmaktadır. Bu bilgiler ışığı altında araştırmacılar Karabağ ve Aydoğan ders kazanımları ile ilişkili Mustafa Kemal’in milli mücadele hazırlık dönemini konu alan “Atayolu” isimli eğitsel bir bilgisayar oyunu tasarlamışlardır. Araştırmacılar bu oyun ile yenilikçi bir anlayış getirmek için içerik arayışında olan paydaşlara katkıda bulunmayı ve bu alanda yapılacak yeni çalışmalara örnek olmayı amaçlamışlardır. Araştırmacılar tarafından tasarlanan Atayolu isimli eğitsel bilgisayar oyunu Milli Mücadele Hazırlık Dönemi ünitesi “Milli Mücadele hazırlık döneminde yapılan çalışmaları analiz eder” kazanımı ile ilişkilidir. Oyunun tasarlanmasında tarih eğitiminde kullanılmak üzere üretilmiş Dijital Oyun Tabanlı Öğrenme (DGBL) – Öğretmen Modeli (ID) kullanılmıştır. Bu model analiz, tasarım, geliştirme, kalite kontrol, uygulama ve değerlendirme aşamalarından oluşmaktadır.

BİLGİSAYAR OYUNLARI İÇİNDE ÖĞRENCİLER, GERÇEK DÜNYADA YAŞAMA İMKÂNI OLMAYAN DURUMLAR İLE KARŞILAŞIR VE SANAL ANLAMDA AKTİF OLARAK BU DURUMLARIN İÇİNDE YER ALABİLİRLER.

17


OYUN TASARIM MODELİ

Dijital Oyun Tabanlı Öğrenme Öğretme (Digital Game Based Learning, DGBL)

ders

11. Sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

ÜnİTE

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi

kAZANIM

Milli Mücadele hazırlık döneminde yapılan çalışmaları analiz eder.

Mustafa Kemal’in Bandırma Gemisi ile İstanbul’dan yola çıkarak Samsun’dan başlattığı ve Milli Mücadeleyi yapılandırdığı süreç Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı önemli bir süreçtir. Yaklaşık olarak bir yıl süren ve Anadolu’da bir çok şehri kapsayan bu sürecin, kavramları, karakterleri, mekanları ve olayları ile öğrencilerin öğrenmekte güçlük çektiği ve karıştırdığı konulardan biri olduğu söylenebilir. Bu nedenle araştırmacılar tarafından tasarlanan Atayolu oyunu ile öğrencilerin Mustafa Kemal’in izlediği tarihsel yolu takip ederek, ilgili yönerge ve sorularla tarihsel misyonları gerçekleştirerek bu konuyu aktif ve etkili bir şekilde öğrenmelerini, mekanı algılama ve kronolojik düşünme becerileri kazanmalarını amaçlanmıştır. Oyun, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından ülkenin içinde bulunduğu durum, ve Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gitmeye yönlendiren nedenleri konu alan “giriş” kısmı ile başlamaktadır. Bu kısım ile öğrenciler, oyunun amaçlarından haberdar edilmekte ve oyunu oynamaya güdülenmektedir. Giriş kısmının ardından oyunun başlaması ile birlikte oyunu oynayan öğrenci 16 Mart tarihinde Bandırma gemisi ile İstanbul Karaköy’den yola çıkar. Yolda Mustafa Kemal’in karşılaştığı güçlüklerle tarihsel gerçekliğe uygun olarak karşılaşır. Örneğin, Bandırma gemisi İstanbul boğazından Karadeniz’e çıkarken İngilizler tarafından durdurulması tarihsel gerçeği oyunda öğrenciye bir engel durumu olarak sunulmuştur. Oyun

18

içinde öğrenciye sunulan hareketli görüntüde “Bandırma gemisi İstanbul Boğazında İngilizler tarafından durduruldu. Bu engeli aşıp yoluna devam etmek için soruyu bilmen gerekiyor” ifadesi yer almaktadır. Öğrenciler sağ alt köşede yer alan ileri düğmesini tıkladığında bir soru ekranı ile karşı karşıya kalmaktadır. Öğrencinin engel durumunu aşıp yoluna devam edebilmesi için soruyu doğru olarak yanıtlaması gerekmektedir. Öğrencinin karşılaştığı sorular daha önce oyun içinde kendisine verilen bilgiler ya da başardığı misyonlar ile ilgilidir. Diğer bir ifade öğrenci oyun içindeki bilgileri içselleştirdiği takdirde soruları doğru yanıtlama ihtimali artmaktadır. Ayrıca öğrencilere bir defaya mahsus iki yanlış seçeneği eleyen %50 cevap hakkı verilmiştir. Öğrenci soruyu doğru yanıtladığı takdirde hedeflenen misyonu gerçekleştirmektedir. Bu süreçte öğrenci Mustafa Kemal’in bu süreçte aldığı yolu harita üzerinde gösteren hareketli yol izi ekranı ile karşılaşmaktadır. Bu yol izi öğrencilerin milli mücadele hazırlık dönemi ile ilgili mekânı algılama becerisi kazanmasına katkıda bulunmaktadır. Yol izi ekranı ardından öğrenci başardığı misyon ile bilgilerin yer aldığı hareketli ekran ile karşı karşıya kalmaktadır. Örneğin Bandırma vapuru ile Samsun’a ulaştığında ekranda tarihsel gerçekliğe uygun olarak “Mustafa Kemal 19 Mayıs


1919’da sabah 08.00 sularında ekibi ile birlikte tütün iskelesinden Samsun’a çıktı. Yaptığı incelemelerin ardından Anadolu’nun iç kesimlerine doğru yola çıktı. İlk durak Havza oldu.” ifadesi yer almaktadır. Oyun 23 Nisan 1920 tarihinde T.B.M.M’nin açılması ile son bulmaktadır. Öğrenci tüm engelleri aşıp tüm misyonları tamamladığında oyunu bitirmiş olmaktadır. Araştırmacılar tarafından tasarlanan Mustafa Kemal’in milli mücadele hazırlık döneminde izlediği yolu ve faaliyetlerini konu alan Atayolu isimli eğitsel bir bilgisayar oyunu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir lisede sınıf ortamında uygulanıp işlevselliği test edilmiştir. Uygulama sonucunda ders kazanımları ile ilişkilendirilmiş eğitsel bilgisayar oyunlarının tarih derslerini daha nitelikli hale getirmek için önemli bir fırsat sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu oyun ile öğrencilerin eğlenerek öğrendiği, tarih dersine karşı daha olumlu bir tutum sergilediği görülmüştür. M.E.B tarafından okullarımızın interaktif tahtalarla donatıldığı, teknolojinin her geçen gün sınıflarımızda kapladığı yüz ölçümünün arttığı günümüzde Atayolu isimli eğitsel bilgisayar oyunun araştırmacı ve eğitimciler için cesaret verici bir girişim olduğu düşünülmektedir. Bu tür girişimlerin ülkemizde tarih eğitimini daha nitelikli hale gelmesine katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Kaynaklar: Akandere M. (2003). Eğitici Okul Oyunları. Ankara: Nobel Yayınları Aksoy, N. (2013), Eğitsel Dijital Oyunlar. Mehmet Akif Ocak. (Ed.) Ankara: Pegem Yayınları. Durdu, P. Tüfekçi, A. ve Çağıltay, K. (2005). Üniversite öğrencilerinin bilgisayar oyunu oynama alışkanlıkları ve oyun tercihleri: ODTÜ ve Gazi Üniversitesi öğrencileri arasında karşılaştırmalı bir çalışma. Eurasion Journal of Educational Research, 19, 66-76. İnal, Y. & Çagıltay, K. (2006, March). Turkish female students’ attitudes toward internet, computers and game play from the view of cultural perspectives. SITE Conference, Orlando, FL, USA, 20-24. Karabağ G. ve Aydoğan O. (2016), Eğitsel Bilgisayar Oyunları İle Desteklenmiş Tarih Öğretiminin Öğrenci Erişisine Etkisi, IV. Uluslararası Tarih Eğitimi Sempozyumunda sunulmuş bildiri, Sıtkı Koçman Üniversitesi, Muğla Kırpık, C. (2009).Tarih ve Sosyal Bilgilerde Aktif Öğrenme, S. Aktekin (Ed). Çok Kültürlü bir Avrupa için tarih ve sosyal bilgiler eğitimi, (ss.65-80). Ankara: Harf Yayıncılık. Korkusuz M.E. ve Karamete, A. (2013), Eğitsel oyun geliştirme modelleri, Necatibey Eğitim Fakültesi Elektronik Fen ve Matematik Eğitimi Dergisi,7(2), 78 – 109 Öztürk , Ünal ve Gürel (2009, Ekim), Tarih öğretiminde bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması konusunda bilimsel çalışmalar ve yaklaşımlar. IV. Sosyal Bilimler Eğitimi Kongresi’nde sunulmuş bildiri, Marmara Üniversitesi, İstanbul

19


ÖRNEK ÇALIŞMA 2

ESRA ULUZ

NEARPOD İLE İŞ BİRLİĞİNE DAYALI ETKİLEŞİMLİ BİR TARİH DERSİ Tarihsel süreçte her yüzyıl beraberinde bir eğitim felsefesi ve eğitim anlayışı gereksinimi ortaya çıkarmıştır. Bu gereksinim de yeni yöntem ve teknikleri beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda 21. yüzyıl bilgi çağı olarak anılmaktadır. Artık bilgiye ulaşmak sorun olmaktan çıktı gibi görünse de “Doğru bilgiye ulaşabiliyor muyuz? Ulaştığımız bilgiyi doğru ve yerinde kullanıp anlamlandırabiliyor muyuz?” gibi sorularla karşı karşıyayız. Eğitimin amaçlarından biri de toplumun gereksinimleri doğrultusunda bireyler yetiştirmektir. Her meslek alanı bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerden etkilenmekte ve yeni bilgi ve teknik araçları geliştirmektedir. Eğitimin teknoloji ile bütünleştirilmesi konusu günümüzde oldukça popüler. Bu durum teknolojinin eğitim ortamına girmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durumda düşünmemiz gereken; “Teknolojiyi eğitime nasıl ve niçin entegre etmeliyiz?” sorusunun yanıtıdır. Z kuşağı dediğimiz bu kuşak teknolojiyi seviyor ve günlerinin pek çoğunu teknolojik araçlar ile geçiriyor. O zaman üzerinde düşünmemiz gereken sorular şunlar olmalıdır: Teknolojiyi onlar için nasıl faydalı ve anlamlı hale getirebiliriz? Öğrenmenin kalıcılığını nasıl sağlarız? Teknolojiyi yok saymadan ama doğru ve yerinde kullanarak nasıl dersler kurgulayabiliriz? Bu sayıda bu soruların yanıtlarını somutlaştırmak için; etkileşim ve iş birliğine dayalı ‘’Nearpod‘’ uygulaması ile ilgili konuşalım istedik. Nearpod sınıfta veya evde kullanılabilen bir eğitim teknolojisidir. Kullanımı için sadece internete bağlanabilen bir cihaz yeterli. Bu yüzden okullarda belli bir alt yapı desteğine gerek yoktur. Uygulama hem “App Store” hem de “Google Play Store”dan ücretsiz indirilebilmektedir. Aynı zamanda online olarak https:// nearpod.com/ sitesinden giriş yapılabilmektedir. Öğretmenler bu uygulama ile interaktif sunular hazırlayabilir, hazırladıkları sunuların içerisine videolar, 3d mekanlar, quiz soruları, açık uçlu sorular, eşleştirmeler ve çizimler ekleyebilirler. Sunuyu başlatırken öğrenciye bir pin kodu veriyorsunuz. 20

Öğrenci giriş yaptıktan sonra kendi ismini yazarak sisteme katılmış oluyor. Bu katılım çok kısa sürede oluyor korkmayın. :) Maksimum 30 kullanıcı aktif olabilir (ücretsiz kullanımda). İsmini yazan öğrencileri öğretmen kendi ekranından görebiliyor.


Sistemde aktif olan öğrencilerin isimlerinin yanında yeşil renk oluyor. Sunuyu yönlendirmek öğretmenin elinde. Öğretmen ve öğrenci aynı ekranı görüyor. Öğretmen sayfayı değiştirdiğinde öğrencinin ekranında da otomatik değişiyor. Soru sorulduğunda öğrenciden anlık yanıtları alıyor, kimlerin yanıt verip vermediğini gösteriyor. Eğer sorunuz açık uçlu ise doğru cevap veren bir öğrencinin yanıtını sınıfta diğer öğrencilere gönderebilme imkanınız var. Dersin içeriğini değerlendirme ile tamamlayabilmek Nearpod’un en büyük avantajlarından. Öğretmen analizi hemen yapabilme imkanına sahip. Dersin amacına ulaşıp ulaşmadığı, öğrencide öğrenme kazanımının gerçekleşip gerçekleşmediğini anlayabilmek için etkili kullanılabilecek bir uygulama. Dersin sonunda rapor alma imkanınız var. Raporu mail adresinize gön-

deriyor. Sonuçları değerlendirmede kullanmak istersek çok güzel rakamsal verilere ulaşabilirsiniz. Uygulamanın öğrencideki yansımaları: Öğrenciler genellikle Nearpod uygulamasından keyif alıyor. Aynı anda hem konuyu öğrenebiliyor hem de eğlenerek soruları yanıtlayabiliyorlar. Çoğu zaman değerlendirme sürecinden bile geçtiklerini fark etmiyorlar. Defterden, kitaptan, temel materyallerden kopmadan ara sıra Nearpod gibi uygulamalara yer vermek, teknolojiyi öğrenmek için araç olarak kullanmak, derslerimizi çeşitlendirmek adına tavsiye edilebilir. Yine de unutulmamalıdır ki esas olan öğretmen ve onun yönlendirmesidir. Teknoloji öğrenme için araçtır.

21


ÖRNEK ÇALIŞMA 3

BİLAL PEKTEZEL

sanal proje çalışmaları BİLAL PEKTEZEL Ders: Sosyal Bilgiler Sınıf: 5, 6 ve 7.sınıf İlkokul 4.sınıftan itibaren öğrencilerin değerlendirilmesinde yazılı ve sözlü sınavlar ile ders içi etkinliklerin yanında “proje ödevi” sistemi de kullanılır. Öğrencilerin bireysel veya grup halinde bir konuda inceleme, araştırma, yorum yapma, görüş bildirme, yeni ufuklar keşfetme amacıyla yaptığı işlere proje adı verilir. Öğrencilere birçok alanda katkı yapacağı düşünülen proje ödevleri derse giren öğretmenin önderliğinde yapılır. Öğrenciler bu proje sayesinde iletişim, zihinsel beceriler gibi özelliklerini geliştirmektedir. MEB’e göre proje ile ödevlendirme sisteminin sahip olduğu özellikler şunlardır: 1- Öğrenciler istediği dersten grup halinde veya ferdi olarak proje alabilirler istedikleri dersten istediği kadar proje yapabilmektedir. 2-Aynı dersten aldığı birden çok proje aldığı takdirde aritmetik ortalama alınarak not belirlenir. 3- Proje aldığı derslerden aldığı not o projeyi teslim ettikleri 22

dönemin notuna dahil edilmektedir. 4- Öğrencinin proje aldığı dersler ilk 5 sınıfta sınıf öğretmeni tarafından daha sonra ise şube sorumlusu öğretmen gözetiminde belirlenir. 5-Projeler zümre öğretmenleri aracılığıyla ya da öğrencilerin isteğiyle belirlenebilir. 6- Proje öğrencilerin seviyesine uygun olmalıdır.

ÖĞRENCİLER İÇİN ÇOĞU ZAMAN SOSYAL MEDYA HESAPLARI OKULDA GÖRDÜKLERİ DERSLERDEN DAHA CAZİP KONUMDA. BİZ EĞİTİMCİLER BUNDAN YAKINMAK YERİNE BUNU BİR FIRSATA ÇEVİRMELİ, TEKNOLOJİ İLE EĞİTİMİ İÇ İÇE KULLANMALIYIZ. MEB’İN SON YILLARDA YAPTIĞI FATİH PROJESİ VE EBA PROJESİ ÇALIŞMALARI DA BU AMACA HİZMET ETMEKTEDİR.


7- Grup halindeki projelerde gruplar dengeli olmalıdır. 8- Grup çalışmalarında görev dağılımı düzgün yapılmalı ve öğretmenin onayı alınmalıdır 9- Öğretmen grup üyelerinin her aşamadaki çalışmalarını kontrol edip geri bildirim vermelidir. 10- Projelerin değerlendirme ölçütleri önceden belirlenir ve öğrenciler çalışmaları yaparken kullandığı kaynakları yararlandığı kişileri bildirmelidir. Öğrenci seviyesi ve konunun özelliğine göre verilen proje ödevlerinde şu sıra takip edilebilir: Konu seçimi, amaç belirleme, bilgi derleme, deneyleri gerçekleştirme, veriler ve istişare, yazı (metin yazılırken takip edilen sıra) Günümüzde öğrenciler Facebook, Instagram, Twitter, Youtube gibi sosyal platformlarla oldukça ilgililer. Bu durum yeni dünya düzeninin kaçınılmaz sonuçlarından biridir. Birçok öğrencinin birden çok sosyal medya hesabı mevcuttur. Öğrenciler için çoğu zaman sosyal medya hesapları okulda gördükleri derslerden daha cazip konumda. Biz eğitimciler bundan yakınmak yerine bunu bir fırsata çevirmeli, teknoloji ile eğitimi iç içe kullanmalıyız. MEB’in son yıllarda yaptığı Fatih projesi ve Eba projesi çalışmaları da bu amaca hizmet etmektedir. Öğrencilerin kullandıkları sosyal medya hesaplarında bulunan eğitsel uygulamalar ders kitaplarından daha çok ilgilerini çekecektir. Bu görüşten yola çıkarak 5. 6. ve 7. sınıflarda Sosyal Bilgiler dersinde proje ödevi olarak sosyal medya hesaplarında kültürümüzü ve tarihimizi tanıtan birer sayfa, grup veya kanal açmalarını istendi. Öğrencilere proje hazırlama teknikleri, projenin amacı ve süresi gibi Öğrenciler kendi aralarında küçük gruplar oluşturarak işe koyuldular. Öğrenci çalışmaları 1 ay boyunca takip edildi. Öğrenci grupları çalışmalarının kalitesini ve dolayısıyla takipçi sayılarını arttırmak için büyük emek sarf ettiler. Proje notlarının karne notunu direk etkilemesi ve etkinlik sonunda ödül olması öğrencilerin motivasyonunu arttırmada etkili oldu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda en iyi sayfa, grup veya kanalı açan öğrenci grubu 1. seçilerek sinema ve yemek ile ödüllendirildi. Bu dönem proje ödevlendirmesinin bu şekilde yapılması öğrencilerin derse karşı daha ilgili olmalarını sağladı. Ayrıca bu sayede eğitimde teknoloji kullanımı özendirilerek teknoloji ile eğitim bir potada buluşturulmuş oldu. Bu etkinliğimiz sosyal medyanın zararlarının önüne geçmek için küçük bir adım olarak da kabul edilebilir. Yaptıkları çalışma ile en iyi proje ödevi ödülünü kazanan öğrenci grubu ve örnek çalışmalar:

23


KAPAK

İSMAİL HAKKI ERGÜVEN

BİR DİJİTAL ARŞİV NEW YORK HALK KÜTÜPHANESİ

24


1895’te kurulan New York Halk Kütüphanesi (NYPL), fotoğraf, harita, kartpostal, el yazması, nota vb. gibi 677.302 belgeyi dijital ortama aktardı. New York Halk Kütüphanesi’nin web sitesine girip “Digital Collections” bölümüne tıkladığınızda zengin bir dijital arşiv karşınıza çıkıyor. Buradaki binlerce belgeye üye olmadan ulaşılabiliyor. ücretsiz ve yüksek çözünürlüklü olarak indirilebilen belgeler herkesin kullanımına açık durumda. New York Halk Kütüphanesi (The New York Public Library) dijital koleksiyonu toplamda 677.302 belgeden oluşmaktadır. New York Halk Kütüphanesi bu girişim ile, 200 bine yakın resim ve fotoğrafı internete yüklemiş durumda. 180 binden fazla el yazması, harita, fotoğraf, nota, taş baskı resim ve kartpostal, yüksek çözünürlüklü olarak internetteki yerini aldı. İnternette

2.Abdülhamid

paylaşılan arşivde yer alan görsellerin tamamının ücretsiz olarak kullanılabilmesi ise bu arşivi biraz daha değerli hale getiriyor. Arşive yüklenen fotoğraflar yüzyıl, renk, tür veya kütüphane koleksiyonuna göre sınıflandırılabiliyor. Kütüphane, arşivle birlikte bazı özel dijital oyun ve araçları da kullanıma sundu. 2005’de başlayan dijitalleştirme sürecine rağmen dijital koleksiyonun henüz önemli bir kısmının dijital hale getirilmediği de kütüphanenin verdiği bilgiler arasında. New York Halk Kütüphanesi Arşivinde Türk Tarihi ile İlgili Belgelerden Örnekler:

Kabe minyatür.

Korkunç Türk

Çanakkale Savaşları 25


Derviş

Osmanlı İmparatorluğu Haritası 26

Osmanl

Yen


lı İnsanı

niçeri Ağası

Sultanın Düğünü

Osmanlı Halkı 27


KAPAK

DİJİTALLEŞEN KÜT İçinde bulunduğumuz bu dönemde teknolojinin zirvede olması nedeniyle, hızlı bir gelişim süreci yaşıyoruz ve bilgi de buna bağlı olarak hızlı bir şekilde üretiliyor, yayılıyor... Bundan dolayı bilgileri dijitalleştirmeye ihtiyaç duyuyoruz ve bunu bilginin ana merkezleri olan kütüphanelerde uygulamak zorunda kalıyoruz. Çünkü artık zorunluluk gerektiriyor. Teknolojinin yaygın olduğu, içinde yaşadığımız bu çağın hızına ayak uydurmamız gerekiyor ve bunu kütüphanelerdeki materyalleri, bilgiye daha hızlı ulaşabilmek için dijitalleştirme yapıyoruz. Yani bilgisayarlarda depolayarak erişebilirliğini bu şekilde sağlıyoruz. Bilginin hızla yayılmasına katkı sağlayan dijitalleşme, aynı zamanda bağlantılar ve kullanıcılar açısından şeffaf bir ortam oluşturur. Dijital kütüphanecilikte koleksiyonlar, kalıcı belge içerir ve verilerin fiziksel sınırlarını ortadan kaldırır. Bir çok işlevi vardır dijital kütüphanelerin, nereye gidersek gidelim, internet olduğu 28

sürece bilgiye erişim söz konusudur. Asıl belgeler dijitalleştirildiği için, birinci el kaynaklara erişmemiz mümkün olmaktadır. Bununla birlikte gelişmiş bir arama sistemine sahiptir ki bu durumda diğer dijital kütüphanelerle entegrasyonu sağlar. Bütün bilgiler dijital ortama depolanır ve bu ortamda düzenlenir ve bu sayede geniş kitleye ulaşma imkanı olur. Bilgilerin, araştırma kaynaklarına, bilgi işlem ve iletişim ağlarına ortak çalışmaya yönlendirir. Eğitimciler için önemli amacı vardır. Eğitim kurumları arasındaki iş birliği ve iletişimi güçlendirir ki bütün dünyadaki verilere de ulaşılmasını sağlar. Özellikle eğitime sağlayacağı katkılardan dolayı, dijital kütüphanelerin yaygınlaştırılmasını sağlamak gerekir. Dijital kütüphanelerin olumlu ve olumsuz getirdiği durumlar vardır. Öncelikle olumlu olanları ele alırsak; düşük maliyetlerde çok sayıda belge depolanır, fiziksel bir sınırlılık sorunu olmaz.


SEVAL HALLAÇ

TÜPHANELERİMİZ SEVAL HALLAÇ

24 saat kullanma şansını yakalarız. Çoklu erişimi sağlanır. Basılı materyalleri bu şekilde korumuş oluruz ve bu materyallere dokunulmadığı için yıpranma sorununu da en aza indirgemiş oluruz. Olumsuz yönlerine bakarsak, bilgiyi hızlı bir şekilde elde edebiliyoruz ama öğrenemiyoruz. Dünyada ve ülkemizde çok sayıda kütüphane ve dijital kütüphane mevcut. Ülkemizde dijital veri tabanı olan; İBB Atatürk Kitaplığı, İSAM Kütüphanesi gibi çok zengin kütüphanelerimiz mevcut. Bunların dışında bütün illerimizde, üniversitelerimizde kütüphanelerimiz var ve bunlar kendilerine ait veri tabanlarına sahip.

DİJİTAL KÜTÜPHANECİLİKTE KOLEKSİYONLAR, KALICI BELGE İÇERİR VE VERİLERİN FİZİKSEL SINIRLARINI ORTADAN KALDIRIR. BİR ÇOK İŞLEVİ VARDIR DİJİTAL KÜTÜPHANELERİN, NEREYE GİDERSEK GİDELİM, İNTERNET OLDUĞU SÜRECE BİLGİYE ERİŞİM SÖZ KONUSUDUR. ASIL BELGELER DİJİTALLEŞTİRİLDİĞİ İÇİN, BİRİNCİ EL KAYNAKLARA ERİŞMEMİZ MÜMKÜN OLMAKTADIR. BUNUNLA BİRLİKTE GELİŞMİŞ BİR ARAMA SİSTEMİNE SAHİPTİR Kİ BU DURUMDA DİĞER DİJİTAL KÜTÜPHANELERLE ENTEGRASYONU SAĞLAR.

29


KAPAK Bu çalışmada ülkemizdeki zengin kütüphane koleksiyonlarından birine sahip olan İBB Atatürk Kitaplığı’nda gerçekleştirilen Osmanlı dönemine ait basılı kültürel miras ürünlerinin sayısal ortama aktarılması çalışmaları hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Hem ülkemizin hem de İstanbul’un büyük kütüphanelerinden biri olan Atatürk Kitaplığı, sahip olduğu yayın çeşitliliği ile yerli ve yabancı kullanıcılar için adeta bir hazine konumumdadır. Kütüphanenin sahip olduğu bu zenginliğin; korunması, kullanım kaynaklı yıpranmalarının önlenmesi ve bilginin yaygınlaşması ilkelerinden hareketle sayısal ortama aktarılması için 1998 yılından itibaren çalışmalar başlatılmış 2013 yılı itibarı ile İstanbul Kalkınma Ajansı Mali Destek Programları tarafından destek alınarak iki önemli projeye imza atılmıştır. Nadir eser konumundaki matbu kitaplar ile tarihi gazete ve dergilerin Sayısallaştırıldığı projeler sonunda oluşan 6.000.000 görüntülük arşiv tüm dünyadan kullanıcılara ücretsiz olarak hizmet vermek üzere erişime açılmıştır. Atatürk Kitaplığı Ülkemizin ilk yerel yönetim kütüphanesi olan Atatürk Kitaplığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı bir kütüphanedir. Kuruluş çalışmaları cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanan kütüphane, 1939 yılında Şehir Vesikaları ve İnkılap Müze ve Kütüphanesi olarak Beyazıt’taki binasında hizmete başlamış 1981 yılında günümüzde hizmet verdiği Taksim’deki binasına taşınarak Atatürk Kitaplığı adı ile hizmet vermeye devam etmiştir. Osmanlıdan günümüze zengin bir geçmişin kültürel birikimini bünyesinde bulunduran Atatürk Kitaplığı, gerek basılı ve yazılı nadir eserler, gerekse gazete ve dergi koleksiyonu yönünden ülkemizin en önemli ilim hazineleri arasındadır. Osmanlı’nın son dönemleri ile cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış birçok entelektüelin bağışlarıyla oluşan derme yapısı geçen zaman içerisinde nicelik olarak büyümeye devam ederken satın alınan nadir eserler ile nitelik anlamında da gelişmesini sürdürmektedir. 30

İB

ATATÜRK KİTAPLIĞ V SAYISALLAŞTIR Atatürk Kitaplığı Kütüphane Koleksiyonları Satın alma ve bağış yayınlarla zenginleştirilen kütüphane dermesinin bağışçıları arasında Osman Nuri Ergin, Muallim Cevdet, Ahmet Süheyl Ünver, Muhsin Ertuğrul, Fahrettin Kerim Gökay, Haşim İşcan, Kemal Salih Sel, Ahmet Kutsi Tecer, Halit Bayrı, İsmail Habib Sevük, İbnül Emin Mahmut Kemal, Tarık Zafer Tunaya,

Muhsin Ertuğrul, Halit Fahri Ozansoy ve Hasan Ali Yücel gibi dönemlerinin önemli şahsiyetler bulunmaktadır. Bu koleksiyonlara ek olarak, Pertevniyal Valide Sultan ve Fatma Aliye Hanım’ın Evrakı, Cevdet Paşa Yazmaları, Laika Karabey’in Nota Arşivi, İzzet Günay Türk Sineması Fotoğraf Arşivi ve ilk örnekleri 400 yıl kadar öncesine giden çeşitli yabancı dillerdeki kitaplar kütüphanenin nitelikli dermesinin


SELÇUK AYDIN

BB

ĞI SAYISAL ARŞİVİ VE RMA PROJELERİ temelini oluşturmaktadır. Kütüphane de bu eserlerin yanı sıra, büyük bir kısmı Şehremaneti Heyet-i Fenniye Şubesi’nce yapılan haritaların da bulunduğu zengin bir harita koleksiyonu bulunmaktadır. Koleksiyonda yer alan haritalar 15. yüzyıldan 20. yüzyıl ortalarına kadar olan dönemi kapsamaktadır. Osmanlı’da sosyal hayat, şehir kültürü, mimari başta olmak üzere

birçok açıdan değerli eserleri içeren görsel koleksiyonda çoğunluğu İstanbul ile ilgili olmak üzere kartpostallar, gravürler albümler ve fotoğraflar bulunmaktadır. Kütüphanenin sahip olduğu değerli koleksiyonlardan biri de el yazması eserlerdir. 6 ayrı başlıkta toplanmış yazma eserler edebiyattan tarihe, tasavvuftan siyasete, sağlıktan eğitime kadar değişik konuları içermektedir.

Günümüzde de devam eden satın alma işlemleri ile zenginleşmeye devam eden kütüphane, tüm dünyadan araştırmacılar için değişmez adreslerden biri olma durumunu sürdürmektedir. Sayısallaştırma Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler hayatın tüm alanlarında olduğu gibi, kütüphanecilik alanında da önemli değişimlere neden olmuştur. Kütüphaneler ve benzeri bilgi merkezleri koleksiyonlarında bulunan zengin içerik ve niteliğe sahip eserleri gelişen teknolojinin de yardımıyla Sayısal ortama aktararak hizmete sunma yoluna gitmektedirler. 1990’lı yılların başlarında dünyada uygulamaya konulan nadir içerikli yayınların Sayısallaştırılması çalışmaları hemen hemen aynı yıllarda ülkemizde de uygulanmaya başlamıştır. Zamanın teknolojisine uygun olarak yürütülen bu çalışmalar IFLA (Uluslararası Kütüphane Dernekleri Federasyonu) tarafından oluşturulan standartlar uyarınca bir disipline alınmış ve Türkiye’de de kurumsal çabalarla bazı önemli arşivler Sayısal ortama aktarılmıştır. Ülkemizde Sayısallaştırma çalışmalarına başlayan ilk kütüphanelerden biri de Atatürk Kitaplığı’dır. 1998 yılında başlatılan çalışmalar kapsamında önemli yazma koleksiyonları ile tarihi gazete koleksiyonlarının bir kısmı Sayısal ortama aktarılarak kurum içi erişim ile kullanıcı hizmetine sunulmuştur. Dönemi için yeterli olmakla beraber belli bir standarttan uzak olan bu çalışmalar zamanla artan okuyucu talebine cevap veremez hale gelince kütüphane yönetimi Sayısallaştırma çözümlerini daha etkin bir hale getirerek proje temelli çalışmalar ile koleksiyonlarını Sayısal ortama aktarma yoluna gitmiştir. 2013 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı’na sunulan proje ile Arap Harfli Matbu Kitaplar Sayısallaştırılmış ve bu kapsamda aralarında Nasreddin Tusi, İbn-i Sina gibi alimlerin eserlerinin de bulunduğu nadir kitap ait 4 milyon görüntülük e-arşiv oluşturulmuştur. 2014 yılında hazırlanan başka bir proje yine Kalkınma Ajansı tarafından fonlanarak Sayısal31


laştırma çalışmaları devam etmiştir. İlk projeye entegre edilen bu ikinci proje ile Osmanlı coğrafyasında yayınlanmış yayımlanmış olan gazete ve dergilerden oluşan Osmanlı Basın Arşivine ait önemli bir koleksiyon da Sayısal ortama aktarılmıştır. Projelerin Amaçları: Projelerin en genel amacı koleksiyonlarımızdaki basılı kültürel miras ürünü olan eserlerin asıllarının korunmasına, nesillere aktarılmasına ve bilgiye daha hızlı erişilmesine imkan sağlamak, yenilikçi bilgi hizmetleri üreterek ülkemizin bilimsel ve kültürel alandaki gelişime katkı sunmaktır. Ayrıca farklı kurumların yapacakları benzer çalışmalar için model oluşturmak, proje çıktısı olan Sayısal kaynakları ortak platformlar üzerinden hizmete sunmak da projelerin amaçları artasındadır. Proje İş Süreçleri Proje iş süreçleri projenin yazım aşamasını da içeren yoğun bir hazırlık dönemi ile başlamıştır. Yazım aşamasında ihtiyaçların belirlenmesi, proje ekibinin belirlenmesi, iş bölümü ve yetkilendirmenin yapılması, projenin amacına uygun olarak Sayısallaştırılacak yayınların seçimi, fiziki durumu uygun olmayan yayınların restorasyonu, teknik ve idari şartnamelerin oluşturulması, teknik altyapının uygun hale getirilmesi, proje tanıtımı ve görünürlüğünün sağlanması için gerekli çalışmaların yapılması, yayınların tasnifi, niteleme, kataloglama ve tarama işlemlerinin gerçekleştirilmesi ile Sayısal kaynakların erişime açılması için gerekli tüm teknik işlemler proje iş süreçleri ve faaliyetlerini oluşturmaktadır. 32

Niteleme / Kataloglama Projenin iki ana faaliyetinden biri olan kataloglama işlemi, tarama işlemine başlamadan önce yapılması gereken önemli bir kütüphanecilik hizmetidir. Taranan yayınlara ait sayıların her biri ayrı bir eser olarak kataloglanmıştır. Dönemin basın yayın hayatında karşılaşılan sorunlar kataloglama ve niteleme işlemlerini etkilemiş ve uzman kütüphanecilerin yorumları ile bu sorunlar aşılarak yayın künye bilgisine eklenmiştir. Kataloglama işlemlerinde yayın adı, yayınlayan kişi/kurum bilgisi, sorumlu müdür, yazar, sayı, tarih, yayın yeri, varsa ikinci adı, özel sayısı ve ekleri gibi bilgilere yer verilmiştir. Sayısallaştırma Yöntemi ve Standartlar Teknolojik yeniliklerin kütüphane ve bilgi hizmetleri alanına getirdiği en önemli yeniliklerden biri de kuşkusuz Sayısallaştırma araç ve gereçlerinde yaşanan kalite ve ürün çeşitliliğindeki gelişmelerdir. Hemen hemen her ebat ve türdeki yayınları zarar vermeden tarayan Sayısal tarayıcıların üretilmesi ile beraber Sayısallaştırma yöntemleri ve kullanılan tarayıcılar da çeşitlilik kazanmıştır. Nadir eser kapsamında bulunan eserlerin taranması işlemi oldukça özenli hareket edilmesi gereken bir iş tarama sürecini gerektirmektedir. İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü Atatürk Kitaplığı tarafından yürütülen bu projelerde de bu özene dikkat edilmiş, hassas ve kırılgan yapıda olan eserler için soğuk ışıklı düz yataklı tarayıcılar kullanılmıştır. Kitap ve dergiler bu tür tarayıcılar ile taranırken bir kısım büyük boyutlu yayınların (gazetelerin) Sayısal ortama aktarılması için Sayısal kameralardan yararlanıl-


mıştır. Sayısallaştırma işlemlerinde kullanılan tarayıcılar kadar yayınların fiziki şartları da işlemlerin hız ve kalitesini etkilemektedir. Özellikle kalın ve ciltli yayınların taranmasında verimli sonuçlar almak çok zordur. Bu tür yayınlar için kitap çekim tablaları, ayarlanabilir platformlar ya da kitap beşiği denilen aparatlara yer veren tarayıcılar kullanmak gerekmektedir. Proje de bu tür yayınlar için bu yöntem tercih edilmekle beraber, ciltleme durumu sorunlu yayınlar için cildi sanatsal ve tarihi değer taşımıyorsa, ciltlerinin sökülerek yayınların sayfalar halinde taranması yoluna da gidilmiştir. Tarama işlemlerinde görüntüleme kalitesi ve formatı projenin amaçlarına göre şekillenmektedir. Tarihi doküman ve yayınların sayısallaştırılmasında uyulması gereken nokta ise yayının mümkün mertebe tek seferde ve yüksek kalitede taranmasıdır. Tekrar edecek tarama işlemleri yıpranmış olan yayınlar için oldukça zararlıdır. Günümüzde tüm dünyada standart olarak kabul edilen tarama çözünürlük değeri ve görüntü formatı 300 dpi TIFF’dir. Bu format, Sayısallaştırma işlemlerinde master kopya olarak yüksek çözünürlüklü olarak tarandığı için hacimli dosyalardır ve arşivlenmek üzere değerlendirilirler. Master kopyalardan üretilen ve erişime sunulan kopyalar ise literatürde kullanıcı kopyası olarak adlandırılırlar Düşük çözünürlüklü jpeg formatta hazırlanan bu dosyalar web üzerinden sunumda ve kullanımda hem kuruma hem kullanıcıya kolaylık sağlamaktadırlar. Projelerde tüm yayınlar 300 dpi tiff olarak taranarak ana

arşive aktarılmış, master kopyadan üretilen düşük çözünürlüklü jpeg görüntüler ise kullanıcı kopyası olarak web erişimine konulmuştur. Düşük çözünürlüklü dosyaların araştırmacılara erişim kolaylığı sağlaması, indirme saklama ve kullanım kolaylığı sağlaması için bu yöntem tercih edilmiştir. Sonuç Bu projeler ülkemiz kütüphanelerindeki Arap harfli matbu eserlerin korunması, sınıflanması, nitelenmesi ve Sayısal ortama aktarılması ve ücretsiz erişim sağlanması açısından önemli çalışmalardır. Projeler sonunda oluşan 6 milyon görüntülük Sayısal arşiv ile Atatürk Kitaplığı duvarsız bir kütüphaneye dönüşmüş, koleksiyonları sınır tanımayan koleksiyonlar haline gelmişlerdir. Kütüphaneler başta olmak üzere arşiv ve benzeri bilgi merkezlerinde yapılan sayısallaştırma çalışmaları, tarih başta olmak üzere pek çok disiplinde eğitim ve öğretim hizmetlerine katkı sağlamaktadır. Birincil kaynaklar açısından zengin olan Atatürk Kitaplığı Sayısal Arşivi; Bizans, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi üzerine çalışma yapanlar içim önemli bir merkezdir. Koleksiyonundaki şahıs arşivleri, Türk Kültürü, sosyal ve siyasi yaşam, şehir tarihi, hukuk, sanat edebiyat, coğrafya, arkeoloji, tıp, spor vb. alanlarda eşsiz eğitim ve araştırma materyalleri sunmaktadır. Sayısal ortamdaki bu zengin kaynaklara kütüphane web adresi üzerindeki “Sayısal Arşiv ve E-Kaynaklar” sekmesi üzerinden ücretsiz ulaşılmaktadır. 33


İLHAM VEREN ÖĞRETMENLER

İLHAM VEREN ÖĞRETMENLER

VOLKAN CİVELEK Dergimizin bu bölümünü her ay çalışmalarıyla bizlere ilham veren bir öğretmene ayırıyoruz. İlk sayımızda Rize Fatma Nuri Erkan Bilim ve Sanat Merkezi Tarih Öğretmeni Volkan Civelek çalışmalarını bizlerle paylaştı. Öğretmenimize paylaşımı için teşekkür ediyoruz. Sizler de bu bölümde yer almak isterseniz bizimle iletişime geçebilirisiniz.

İÇERİĞİ ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRENME ORTAMININ

TARİH ÖĞRETİMİNE ETKİSİ Teknolojinin hayatımızın her alanına yön verdiği bu yüzyılda tarih eğitiminde çağdaş ve yenilikçi standartlara ulaşılması için teknolojinin öğretim sürecine entegre edilmesi zaruri bir hal almıştır. Bu entegrasyon sürecinde her bir öğretmenimiz, kendisini en kısa sürede öğretmen 2.0 sürümüne güncellemelidir. Aktif öğrenme atmosferinde, öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenme sürecine dahil edilmesi ile günümüz eğitim sistemi önemli bir ivme kazanacaktır. İçeriği zenginleştirilmiş öğrenme ortamının öğrenmeye olumlu etkisi olacağı düşüncesiyle öncelikle tarih birimimizi zenginleştirdik. Daha birimimize gelmeden öğrencilerimizin dikkatini nasıl çekebiliriz düşüncesinden hareketle öğrencilerimizi, her hafta Haftanın Sorusu, Haftanın Görevi karşılamakta. Ayrıca birim girişinde Tarihten Mektubunuz Var kutumuzda her hafta okunmayı bekleyen bir adet mektupları var. Tarih birimimizde 16 Türk Devleti Bayrağı, On İki Hayvanlı Türk Takvimi, Osmanlı Padişahları Ağacı, İstiklal Marşı, Yastık Çalışması, 24 Oğuz Boyunun Tamgaları, öğrencilerimizle toparladığımız eski paralar, Osmanlı Armalı saatimiz, öğrencilerimizin oturduğu sandalyelerin arkasında bile Kurultay üyelerinin isimleri var. Hatta birimimizin store perdeleri de bir tarih atmosferi oluşturma amacına hizmet etmekte (Piri Reis’in haritası ve Sakarya Meydan Muharebesi). Daha heyecanlı ve etkileşimli tarih eğitimi için Tarihi Tabu Kartları hazırladık yasaklı kelimeleri kullanmadan tarihi kişi, olay ve kavramları anlatmaya çalıştık. Önemli tarihleri öğrenmek amacıyla Tombala Tarih hazırladık, anahtar kavramları Tarihi 34

Jenga ile hem oynadık hem öğrendik. Cranium oyunundan esinlenerek Tarihium oyununu hazırladık. Tarihiumla çizerek, mırıldaranak ve de ortak bağ ile Edward Hallet Carr’ın dediği gibi bugün ile geçmiş arasında bitmeyen bir diyalog sürecine dahil olmayı arzuladık.. Bilgi çekmecelerimizle birime gelen öğrencilerimiz yeni bilgiler öğreniyor, bildiklerini ise pekiştiriyor. Sessiz Sinema Tarih ile filmlerimizi drama ile anlatıyor ve tarihi filmlerimiz üzerine konuşuyoruz. Öğrencilerimizle kısa filmler

İÇERİĞİ ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRENME ORTAMININ ÖĞRENMEYE OLUMLU ETKİSİ OLACAĞI DÜŞÜNCESİYLE ÖNCELİKLE TARİH BİRİMİMİZİ ZENGİNLEŞTİRDİK. DAHA BİRİMİMİZE GELMEDEN ÖĞRENCİLERİMİZİN DİKKATİNİ NASIL ÇEKEBİLİRİZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE ÖĞRENCİLERİMİZİ, HER HAFTA HAFTANIN SORUSU, HAFTANIN GÖREVİ KARŞILAMAKTA. AYRICA BİRİM GİRİŞİNDE TARİHTEN MEKTUBUNUZ VAR KUTUMUZDA HER HAFTA OKUNMAYI BEKLEYEN BİR ADET MEKTUPLARI VAR.

çekiyor, sokak röportajları yapıyoruz. Böylece öğrencilerimiz, iletişim becerilerini daha da geliştirme imkanı bulmakta. Tarihi Resfebeler ile öğrencilerimiz resim ve alfabenin gizemli buluşmasını çözmekte. Daha çok Görsel Sanatlar dersinde kullanılan Flextange (Sonsuz Döngü) tarihsel tema ile derslerimizde


kullandığımız alternatif materyal niteliği kazandı. Kafiye-söz ve ses tekrarları ile dikkat çekici ve akılda kalıcı olduğu için, Bilmece Tarih ile öğreniyoruz, öğretiyoruz. Öğrencilerimizle web 2.0 araçlarını kullanarak derslerimize canlılık ve hareketlilik kazandırdık. Tagul, Plickers, Jigsaw planet ve Kahoot başlıcaları. Özellikle Kahoot öğrencilerin favorisi. Son dönemlerde ise Green Box (Yeşil Ekran) teknolojisi ile Tarih derslerini daha anlamlı kılacak videolar çekme amacındayız. Tüm bu süreçte öğrencilerimizin gözlerindeki ışıltı ve mutluluk ise yegane motivasyon kaynağım. Her hafta öğrencilerimizin Tarih biriminden içeri girip öğretmenim bu hafta farklı bir etkinlik yapacak mıyız demesi ise beni sürekli bir arayışa sevk eden

ve harekete geçiren cümle. Birim içinde etkinliklerde kullanmak üzere kum saatimizi de kendimiz yaptık. Öğrencilerimizle yaptığımız kum saatimizin içerisine kum yerine şeker koyduk. Neden mi? Öğrencilerimize tarih bilinci kazandırma amacı güttüğümüz Tarih Birimimizde zamanın şeker gibi geçmesi… Naçizane bu yenilikçi tarih uygulamaları çabasında beni zinde tutan ve belirli aralıklarla kendime sormayı düstur edindiğim soru: Branşımla ilgili farklı ne yapabilirim ya da nasıl bir materyal üretebilirim?

35


SÖYLEŞİ

SÖYLEŞİ

Ramazan Minder

Dergimizde bu ay Dijital Kütüphaneler konusunu inceliyoruz. Bu doğrultuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ramazan Minder ile Atatürk Kitaplığı’nın dijitalleşme sürecini konuştuk.

Seval Hallaç: Atatürk Kitaplığı’ndan araştırmacılar ve eğitimciler ve özellikle öğretmenler nasıl yararlanabilir? Tarih öğretmenlerinin burada örnek ders işleme gibi imkanları olabilir mi? Ramazan Minder: Öncelikle okuyucularımızın bizi daha iyi tanıyabilmesi için kurumumuzdan ve Atatürk Kitaplığı’ndan kısaca bahsetmek isterim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kütüphanecilik faaliyetinin geçmişi 1924 senesine kadar uzanıyor. İstanbul’la alakalı pek çok kitabı da bulunan Osman Nuri Ergin belediye bünyesinde ilk kütüphaneyi ve belediye matbaasını da kurmuş önemli bir araştırmacı ve kültür tarihçimiz. 1929 yıllarında Şehir Vesikaları ve İnkılâp Müzesi adı altında bir çalışma başlatılıyor. Bu çalışma komisyonunda Osman Nuri Ergin, Süheyl Ünver, Fuad Köprülü, Halil Edhem gibi kişiler bulunuyor. Bu kapsamda bir taraftan Atatürk ile ilgili eser ve objelerin toplama sürecine girilmiş diğer taraftan Lale Devri’nden bu yana yenileşme süreciyle ilgili bir arşiv çalışması yapılmış. Bu kapsamda, gazete ve dergilerden tutun da nadir eserlere kadar pek çok eser toplanmış ve böylece bir kütüphane dermesi oluşturulmuş. İşte belediye kütüphanesi bu şekilde teşekkül etmiş. Zaman içerisinde binalar yetersiz kaldığı için koleksiyonlar şimdi bulunduğumuz Atatürk Kitaplığı’nın binasına taşınmıştır. O 36

günden bu yana da dermemiz gittikçe zenginleşti. Derme zenginliğimiz, ilk zamanlarda kitap bağışlayan önemli isimlerin bağışlarıyla oluşmuş. İşte Osman Nuri Ergin, Muallim Cevdet ve Tarık Zafer Tunaya gibi kişiler kütüphanelerini bağışlamışlar. Bu şekilde pek çok değerli kişinin kütüphanesi bizim kütüphanenin nüvesini oluşturmuş. Tabii biz İBB olarak bu işlere artık ciddi bir yatırım da yapıyoruz. Özellikle sahaflardan, müzayedelerden çok sayıda eser satın alıyoruz. Bunların içerisinde çok sayıda el yazmaları, Osmanlıca matbu kitaplar, haritalar, kartpostallar, kişi arşivleri ile yabancı dilde İstanbul’la alakalı kitaplar gibi değişik kategorilerde binlerce eser yer alıyor. Atatürk Kitaplığı, Türkiye’de kütüphanelerin ekonomik yetersizlikler yüzünden yapamadığı nadir eser alımı konusunda da çok mesafe kat etti. Bu şekilde Atatürk Kitaplığı’nın nadir eserler bölümü gittikçe zenginleşti. Aldığımız bütün eserlerin öncelikli olarak kataloglama işlemlerini yapıyoruz. Ondan sonra da, bunların dijital ortama aktarılması gibi bir çalışma içerisindeyiz. Atatürk Kitaplığı olarak İSTKA destekli iki proje gerçekleştirdik. Birinci proje Osmanlı Dönemi nadir eserlerin dijital ortama aktarılmasıydı. Bu kapsamda, elimizde bulunan Osmanlıca yazma kitaplar ile harita ve kartpostalları dijital ortama aktardık ve yaklaşık olarak 4.5


milyon görüntü elde ettik. İSTKA destekli ikinci projede ise elimizde mevcut Osmanlıca süreli yayınlarını dijital ortama aktardık. Nihayetinde 1.5 milyon görüntü elde ettik. Şu anda 6 milyon görüntü dijital ortamda bulunuyor. Ürettiğimiz bütün dijital görüntüleri internetten ücretsiz bir şekilde bütün dünyaya açılmış durumdadır. İnternette 10 bine yakın üyemiz var. Bu üyelerin arasında dünyanın her tarafından akademisyen ile araştırmacılara rastlamak mümkün. Bu kaynakları ancak yeterli donanımdaki insanlar kullanabiliyor. Sonuç olarak; Atatürk Kitaplığı’ndaki bütün kitaplar, dijital ortama aktarılmış ve internet ile de bütün dünyaya açılmış vaziyettedir. Biz, bundan sonra da satın aldığımız nadir eser koleksiyonlarını da düzenli bir şekilde dijital ortama aktarmayı ve internet ortamında ulaşılabilir hale getirmeyi düşünüyoruz. Bu, Atatürk Kitaplığı’nın yapmış olduğu en önemli faaliyetlerden birisi. Atatürk Kitaplığı, hem bir araştırma kütüphanesi hem de bir halk kütüphanesi. Kütüphanemiz, halk kütüphanesi olma özelliğiyle de önemli bir kütüphanedir. Şu anda 7/24 hizmet vermektedir. Bizim merkezimiz olan Atatürk Kitaplığı haricinde İstanbul’un muhtelif semtlerinde olmak üzere 22 tane daha kütüphanemiz var. Bunlar içerisinde görme özürlüler için hizmet veren Eyüp Sesli Kütüphanemiz de mevcut. Sesli Kütüphane’de görme özürlüler için sesli kitap da üretiyoruz. Bu yıl İSTKA’dan aldığımız desteklerden birisi de sesli kütüphaneyle ilgiliydi. Bu proje sayesinde bu alandaki donanım ve kabiliyetlerimiz ile ürettiğimiz kitap sayısını arttırdığımız gibi mobil uygulamalarla burada ürettiğimiz tüm ses dosyalarını da görme engelli vatandaşlarımızın hizmetine sunabileceğiz. Bütün bunların yanı sıra Kadın Eserleri Kütüphanesi, Atatürk Müzesi, Aşiyan Müzesi, İtfaiye Müzesi, Şehir Müzesi ve Karikatür Müzesi ile İstanbul’a hizmet vermeye devam

TARİH ÖĞRETMENLERİMİZ VE TARİH BÖLÜMLERİNDEKİ AKADEMİSYENLERİ İÇİN ELİMİZDE ÇOK SAYIDA BELGE VAR. BUNLARIN SİZLER TARAFINDAN BİR AN ÖNCE İNCELENİP YAYINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ GEREKMEKTEDİR

ediyoruz. Atatürk Kitaplığı öncelikle bir araştırma kütüphanesidir. Sahip olduğu dermenin çeşitliliği ve zenginliği buranın araştırmacılar ve özellikle tarihçiler için bir cazibe merkezine dönüştürmektedir. Osmanlıca süreli yayınlar, salnameler, haritalar, kartpostallar, el yazmaları, Osmanlıca matbu kitaplar, takvimler, şahıs arşivleri ve daha bir çoğu Atatürk Kitaplığı’nı güçlü kılmaktadır. Her yıl satın aldığımız nadir eserler ve kişi arşivleri araştırmacıları beklemektedir. 2016 yılında 150 binden fazla eseri dermemize ilave ettik. Tarihçilerimizi ilgilendiren bir çok asker, siyasetçi, bürokrat ve kültür adamına ait özel arşivlerden bir çok tez hazırlanabilir. Seval Hallaç: Diğer ülkelerdeki kütüphaneleri, ülkemizle kıyasladığımızda bizdeki kütüphanelerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kütüphane olarak diğer ülkelerdeki kütüphaneleri takip ediyor musunuz? Uluslararası projelerdeki yeriniz nedir?

37


Ramazan Minder: Kütüphane geleneği olan bir medeniyete mensup bir milletiz. Osmanlıda vakıf esaslı çok sayıda kütüphane olduğunu biliyoruz. İlk emri “oku” olan bir dinin mensupları olarak bu gün kütüphane konusunda sadece Batı’dan değil bir çok Doğu ülkesinden de geride olduğumuz bir gerçek. Abbasiler döneminde Bağdat’ta kurulan Beytü’l-Hikme’de elliye yakın mütercim çalışmaktaydı. Bunlar Yunan, Hint, İran gibi bir çok medeniyetten ve çok sayıda dilden eserleri Arapçaya çeviriyorlardı. Bağdat Moğol istilasına kadar İslam Dünyasının parlayan yıldızıydı. buradaki kütüphanede 1.500 bin kitap olduğu rivayet edilir. Bu ilim ortamından çok sayıda bilin adamı yetişerek Dünyayı aydınlattı. Batı rönesansını Yunanca kaynakları ve İslam alimlerinin kitaplarını tercüme ederek gerçekleştirdi. Şimdi böyle bir geleneği olan İslam aleminin düştüğü bu durumu görüyoruz. Moğol istilası bizim medeniyetimize çok büyük bir darbe vurmuştur. O günden beri aradaki parlak dönemleri saymazsak inhitatımız devam etmiş. Düştüğümüz yerden kalkmamız gerekiyor. İlk kaybettiğimizi bulursak tekrar toparlanabiliriz. İlk emre dönmemiz gerekiyor. Oku, bunun için kitaba ve kütüphanelere gerekli önemi vermemiz bir zarurettir. Milli Kütüphanesi’nde Harvard Üniversitesi’ndeki kadar kitap bulunmayan bir memleket ilerleyemez. Seval Hallaç: Havadis gerçekten çok değerli bir proje, bu projenin çıkış hikayesini ve hazırlık aşamasını ayrıntılı olarak anlatır mısınız? Ramazan Minder: ‘Havadis’ isimli sergimiz, 2012 senesinden 38

KÜTÜPHANE GELENEĞİ OLAN BİR MEDENİYETE MENSUP BİR MİLLETİZ. OSMANLIDA VAKIF ESASLI ÇOK SAYIDA KÜTÜPHANE OLDUĞUNU BİLİYORUZ. İLK EMRİ “OKU” OLAN BİR DİNİN MENSUPLARI OLARAK BU GÜN KÜTÜPHANE KONUSUNDA SADECE BATI’DAN DEĞİL BIR ÇOK DOĞU ÜLKESİNDEN DE GERİDE OLDUĞUMUZ BİR GERÇEK.

bu yana devam ettiğimiz bir çalışmadır. Havadis Sergisi’nde 100 yıl önceye gidiyor ve o bir sene içerisinde koleksiyonlarımızda bulunan dergi ile gazete koleksiyonlarını sayfa sayfa tarıyor ve haberleri topluyoruz. Tabii haberleri önem derecesine göre seçiyoruz. Bu haberler savaş haberleri olabiliyor, kültür sanatla alakalı haberler olabiliyor. Haberleri, varsa gazeteden yoksa harita ve fotoğraf koleksiyonlarımızdan yararlanarak görsellerle zenginleştiriyoruz. Ardından da Taksim’deki Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde sergiliyoruz. Bu sergi 3-4 ay boyunca açık kalıyor ve her serginin de bir de kataloğunu çıkarıyoruz. En son 1916 yılını hazırladık. Bu sergi aslında bir basın sergisi, ziyaretçiyi 100 yıl geriye götürerek bir hafıza tazelemesi yaptırıyoruz. Tarih ibret almak için önemli bir kaynak. Bu gün olanlarla yüz yıl önce olanlar


arasında çok paralellikler ve benzerlikler görebiliyoruz. 1915 yılında yayınlanan bir gazetede birinci cihan harbi için “bu aslında bir petrol savaşıdır” yazısını görebiliyoruz. Bu gün Ortadoğu’da olanlar da petrol savaşından başka bir şey değil. Sergi kataloglarımız o yılın bir hülasası olarak arşivlik bir yayın olarak hazırlanmakta. Seval Hallaç: Kütüphanenizin dijitalleştirme politikasından bahseder misiniz ve şimdiye kadar bu konuda ne gibi çalışmalarınız oldu? Ramazan Minder: Günümüzde kütüphaneler koleksiyonlarını elektronik ortamda okuyucu hizmetine sunmaktadırlar. Atatürk Kitaplığı ülkemizde sayısallaştırma işine en önce başlamış olup bu gün itibariyle Türkiye’nin bu alanda en öncü kütüphanelerinden birisidir. Özellikle Osmanlıca kaynaklar açısından elimizdeki dermeyi sayısal ortamda okuyucu hizmetine sunmuş haldeyiz. 6 milyon sayfa görüntü internetten ücretsiz okuyucularımızın hizmetine sunulmuştur. Yeni satın aldığımız nadir eserler de kataloglandıktan sonra sayısal ortama aktarılmaktadır. Seval Hallaç: Öğretmenler için ayrıca bir projeniz oldu mu ya da öğretmenlere yönelik bir proje yapmayı düşünüyor musunuz? Ramazan Minder: Tarih öğretmenlerimiz ve tarih bölümlerindeki akademisyenleri için elimizde çok sayıda belge var. Bunların sizler tarafından bir an önce incelenip yayına dönüştürülmesi gerekmektedir.

Seval Hallaç: Dijitalleştirdiğiniz kaynaklarınızı tarih öğretiminde kullanımına yönelik ne gibi önerileriniz ve projeleriniz var? Ramazan Minder: Tarih bölümleriyle daha yakın çalışma yapmamız gerekiyor. Kaynaklarımızın onları daha çok ilgilendirdiğini düşünüyorum. Aşağıda ayrıntılarıyla bahsedilen bu evrak koleksiyonları çalışkan araştırmacıları bekliyor.

Not: Bu evrak koleksiyonuna aşağıdaki kare kodu telefonunuza okutarak ulaşabilirsiniz

39


TEKNOLOJİ TARİHİNDE

İBN-İ SİNA’NIN 40

YERİ


TEKNOLOJİ TARİHİ

Bizim de konumuz olan bilim tarihi, bilimin kültürel bir miras olduğunun fark edilmesinin sağlanması yanında, sadece ne bildiğimizi değil, bu bilgiye nasıl ulaştığımızı da ele almalıdır. serkan özçakır

İ

nsan var olduğu günden bu yana ilgi, merak, ihtiyaç ve tesadüfler aracılığıyla gerek hayatını kolaylaştırmak, gerek doğa ile mücadele etmek gerekse daha iyi yaşam standartlarına erişebilmek amacıyla buluş ve icatlar ortaya koyarak bilimsel gelişim sürecine katkıda bulunmuştur. Bu gelişmeler yeryüzünün her köşesinde bir ilmek gibi dokuna dokuna serpilmiş, yayılmış ve insanoğlunun ortak mirası haline gelmiştir. İnsanoğlu bu gelişim sürecinde, savaşlar, ticaret, siyasal ve kültürel ilişkiler aracılığıyla etkileşim içerisinde bulunarak buluş ve icatları hep bir adım ileriye taşımıştır. Çin, Mısır, Antik Yunan, İyon Uygarlığı, Mezopotamya Uygarlıkları, İnka ve Aztekler, Türk-İslam Uygarlığı gibi pek çok uygarlık bu gelişim sürecine doğrudan veya dolaylı yollardan katkıda bulunmuş ve birbirini etkilemiş ve birbirinden etkilenmiş medeniyetlerdir. Önceki satırlarda da değinildiği gibi insanoğlunun çeşitli sebeplerle ortaya çıkan bilme ihtiyacı, onu takdire şayan bir azim ve sabır sürecine sevk etmiştir. Binlerce denemeden, başarısız girişimlerden sonra meydana gelen bilimsel icat ve buluşlar sadece buz dağının görünen kısmına bakılarak anlaşılamaz veya kabul edilmemelidir; diğer bir değişle bilim insanları ile ilgili hikayelerden akılda kalan, bilim insanlarının birdenbire bir şeyi keşfettikleri olmamalıdır. Bu bakış açısı onları yok sayacak veya değerlerini düşürecektir. Bunun içinde hangi coğrafya yetişmiş olursa olsun bilimsel gelişim sürecine katkı yapmış olan alimler küçük düşürülemez veya yok sayılamazlar. Buradan bakıldığında önemli olan noktanın, bilimin mucitlerini yalnız bir uygarlığa

İbn-i Sina

bağlamanın ve teknolojiyi tek bir uygarlık coğrafyasına hapsetmenin geri kalan uygarlıklardaki gelişmeleri ve bu gelişmeler uğruna ömrünü feda eden bilim insanlarını yok saymak anlamına geleceğidir. Bizim de konumuz olan bilim tarihi, bilimin kültürel bir miras olduğunun fark edilmesinin sağlanması yanında, sadece ne bildiğimizi değil, bu bilgiye nasıl ulaştığımızı da ele almalıdır. Bu yüzden öğrencilerin, bilimin ve bilim insanlarının geçmişten günümüze geçirdiği aşamaları bilmeden, bu süreci kavramaları zorlaşacak ve tarihin doğal bir akış şeması olan geleceğe köprü kurabilmeleri zorlaşacaktır. Bu doğrultuda modern bilimin temellerini teşkil eden ve günümüz bilimsel gelişmelerin merkezini oluşturan Batı uygarlığının, Orta Çağ’da Haçlı seferleri, Endülüs Emevi Devleti, Gazneliler, Selçuklu Devletleri, Karahanlılar, Osmanlı Uygarlığı gibi zamanın bilim merkezlerinden etkilenerek ve aktarmalar yaparak şu anki bilim-felsefe-bilgi düzeyine eriştiği söylenebilir.Türk-İslam coğrafyasında meydana gelen bu bilgi birikimi ve bilime hükmediş, değindiğimiz gibi günümüz bilim-teknolojinin kökenlerini oluşturmaktadır. Tabii ki Türk-İslam uygarlığı da kendinden önceki uygarlık ve medeniyetlerin (Çin, Mısır, Hint ,Antik Yunan gibi) bilimsel bilgi birikiminden yararlanarak mevcut olduğu düzeye erişebilmiştir. Bu düzeye erişebilmesinde gerek siyaset adamları, gerek hükümdarlar gerekse alimler sabır, cömertlik ve insanlığa hizmet duygularıyla hareket ederek bilim, felsefe ve bilginin önemini kavramak ve kavratmak amacıyla çabalamışlardır.

Kas Sistemi

İskelet Sistemi

41


Bir Bilim Dehası: İbn-i Sina İslam dünyasında XI. yüzyıl hemen bütün alanlarda etkin çalışmaların yapıldığı bir dönem olarak görünmüştür. Bu yüzyılda matematik, astronomi, fizik, kimya ve tıp adına önemli çalışmalar ortaya konmuştur. O zamana kadar yapılan çalışmaları da değerlendirmek suretiyle bilim adamları, söz konusu bilim dallarında önemli katkılar yapmışlardır. Bu bilim adamları arasında İbn-i Sinâ’nın ayrıcalıklı bir yeri olduğu söylenebilir. Batılıların “Avicenna” adıyla tanıdığı İbn-i Sinâ, her ne kadar hekim olarak şöhret yapmışsa da ,matematik, astronomi, fizik, kimya, jeoloji, felsefe, teoloji, şiir ve müzik onun dehasıyla zenginleşmiştir. Daha küçük yaşlarda tabii bilimlere merak salmış ve on yedi yaşında bir hekim olarak şöhret kazanmıştır. Elli yedi yıl gibi kısa sayılabilecek bir ömre, birçok bilimsel ve felsefi çalışmanın yanı sıra devlet adamlığını da sığdırmıştır. Bu çok yönlü azmi, sabrı, çalışkanlığı ve cesareti sayesinde, ilmin açılmaz denilen kapılarını aralamış ve kendinden sonraki kuşaklara çok önemli ilmi eserler, ip uçları, temel bilgiler kazandırmayı başarmıştır. Çağının en önemli isimlerinden biri sayılan İbn-i Sina hakkında biraz daha detaylı bilgiye göz atalım. Tıbbın Babası İbn-i Sina her ne kadar klasik tıp bilgisine sahipse de, bu bilgileri kendi deney ve gözlemlerine dayanarak tartıştığını, zaman zaman yeni görüş ve bilgiler ileri sürdüğünü görürüz. İbn-i Sinâ’nın tıp çalışmalarını, kaleme aldığı çeşitli eserlerinden öğreniyoruz. Bunlar arasında en tanınmış iki tanesinden bahsedersek; Kalp İlaçları Risalesi ve El Kanun Fıt’tıp (Tıbbın Kanunu)’tır. Bunlardan ilki, kalp ilaçları konusunda yazılmış eczacılık ile ilgili bir eserdir. Bu eserinde önce kalp hakkındaki teorileri ve genel olarak ilaçların özelliklerini ele almış, sonrasında kalp ilaçlarını ele alıp, alfabetik sırayla onların özelliklerini ve hangi kalp rahatsızlığına iyi geldiğini belirtmiştir. Avrupa Üniversitelerinde Okutulan Eser: Tıbbın Kanunu Beş kitaptan oluşan bu eserde tıp bilimi ile ilgili hemen her konuda bilgi bulmak mümkündür. Batıda XVI. yüzyıl sonuna kadar defalarca baskısı yapılan bu eser, doğuda XIX. yüzyıla kadar tıp okullarında el kitabı olarak kullanılmıştır., İbn-i Sinâ aynı zamanda bir ruh hekimi olarak da şöhret yapmıştır. O zamana kadar tedavinin psikolojik yönü, hekimlerden çok din adamları tarafından yürütülmekteydi. İbn-i Sinâ’ya göre ruh ve beden olarak iki cevher bulunmaktadır. Bunların her birinin kendine özgü hastalıkları vardır. O melankoliyi (yalnızlık) çok iyi tanımlamıştır. Matematik ve Astronomi Çalışmaları İbn-i Sinâ matematikte cebir ve geometri ile ilgilidir. Euclid’in geometri kavramlarının yorumunu yapar. Matematik kavramları üzerinde duran İbn-i Sinâ’nın matematik felsefesinin kurucularından biri olduğu söylenebilir. Görme teorisinin değerlendirmesini yaparken, ortam konusunu ele almış, ışınların hava içindeki hareketini tartışmıştır. Eğer hava görmede temel ortam rolünü oynuyorsa, havanın olmadığı bir ortamda yıldızlar nasıl olup da göz tarafından görülebilmektedir? O halde görmede havanın rolü müphem kalmaktadır. Sonuç olarak İbn-i Sina, görmenin dıştan göze gelen ışınlarla mümkün olduğunu söyler. 42

İbn-i Sina gök sistemi olarak ortak merkezli küreler sistemini kabul etmiştir. Bu sistem temelde Aristo’nun sistemine büyük benzerlik gösterir. Genellikle bu sistemin İbn-i Sinâ’nın çağdaşı olan İbnü’l Heysem tarafından kurulduğu kabul edilir. Astronomi ile ilgili olarak bir takvim çalışmasına giren İbn-i Sinâ, Beyruni’de de görülen özel ölçüm yöntemi mikrometreyi bulmuştur. Ayrıca rasathane için yer, yükseklik, açıklık ve açıları ölçmek üzere planlanmış, Azimut Kadranı denen aletin de buluşunu yapmıştır. Sonuç Çağının bir dehası, yol göstericisi olan İbn-i Sina, batıda bilinen adıyla “Avicenna”, bilgiye akıl ve sabır yoluyla ulaşabileceğine inanmıştır. Onun azim ve çalışkanlığı sayesinde, kendinden sonra gelen tıp bilginlerine örnek olması, Batı üniversitelerinde kendisine ayrı bir önem verilmesi, modern tıp insanları tarafından bilimin önemli bir kefesine konulması onun değerinin bir ispatıdır. Modern tıbbın babası sayılan Sir William Osler, İbn-i Sina’yı “Tıbbın Kanunu tüm kitaplardan daha uzun süre tıbbın İncil’i oldu.” diye tanımlar. Bilim tarihçisi E. S. Smith, “Bin yıllık kitabın 21. yüzyılda saygı görmesi,İbn-i Sina’nın değerini kanıtlar.” sözleri İbn-i Sina’nın değerini ve ne kadar büyük işler yaptığının sadece birer göstergesidir. Sadece bu yazıda belirtilen alanlarda değil, farmakoloji (ilaçbilim), coğrafya, kimya, felsefe gibi alanlarda da kendini yetiştiren İbn-i Sina için söylenebilecek olan şey, kendini bilgi ve ilme adamış bir ömür, azmin ve sabrın sembollerinden biri olduğudur. Kaynakça:

AYDIN Hasan : “İslam Dünyasında Bilim ve Felsefe: Yükseliş ve Duraklama”, Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı: 94-95, 2002 ACIDUMAN Ahmet; “İbn-i Sinâ’nın Bilim Tarihindeki Yeri: Kuhn’ca Bir Yaklaşımla”, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası , Cilt 55, Sayı 2, 2002 ŞİMŞEK Canan Laçin, ŞİMŞEK Ahmet; “Türkiye’de Bilim Tarihi Öğretimi ve Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Yeterlilikleri”, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, Cilt:7, Sayı:2, 2010 SAYILI Aydın; “Orta Çağ Bilim ve Tefekküründe Türklerin Yeri “,Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Kültüründen Görüntüler Dizisi, Sayı: I, Ankara, 1985

İbni Sina Konusuyla İlgili Çalışma Yapmak İsteyenlere Öneriler: Aşağıdaki sorular Google Form, Padlet gibi araçlar üzerinden öğrencilere sorulabilir. Müslüman Türk bilgin olan İbn-i Sina hangi alanlarda çalışmalar yapmıştır? Bir bilim insanı olarak İbn-i Sina’nın belirgin özellikleri nelerdir? İbn-i Sina’nın yapmış olduğu çalışmaları, hem Orta çağ dünyası açısından hem de günümüz modern bilim çağı bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz İbn-i Sina’nın yerinde olsaydınız, ne tür çalışmalar yapardınız?


43


TEKNOLOJİYİ DESTEKLEYEN BİR HALİFE:

44

HARUN REŞİD


İZ BIRAKANLAR

Harun Reşid bilime, sanata, edebiyata, halkına olan sevgisi onu diğer hükümdarlardan ayıran özelliğidir. cİHAT BARAN

Harun Reşid bugün İran sınırları içinde yer alan Rey şehrinde dünyaya geldi. Hz. Abbas’ın 7. göbekten torunu olup Abbasi Devleti’ne altın çağını yaşatan hükümdardır. Harun Reşid bilime, sanata, edebiyata, halkına olan sevgisi onu diğer hükümdarlardan ayıran özelliğidir. Dilerseniz bu eşsiz şahsiyeti beraber tanıyalım. Reşid babası tarafından küçüklüğünden itibaren dönemin önemli âlimleri tarafından Kur’an fıkıh, hadis, edebiyat alanları ile ilgili dersler alarak yetiştirildi. Gençliğinde babasının isteği üzerine önemli komutanların da bulunduğu ilk ciddi sınavını vereceği Bizans ile yapılacak savaşa komuta etme şansı bulmuştur. Bu sınavından hayli başarılı çıkarak yakında Abbasi Devleti’ne altın çağını yaşatacağını şimdiden belli etmeye başlamıştı. Bu savaş sonucunda Konstantinopolis’in Anadolu yakasına kadar gelip Konstantinopolis’i kuşatmayı başarmıştır. Konstantinopolis’in doğu yakasında bulunan Khalhedon’u alıp Bizans’ı vergiye bağladı. Babası da bu başarısı üzerine “Reşid” unvanını ona layık görüldü. Harun Reşid babasının ölümünden sonra devletin başına geçerek Altın Çağ’a adım adım ilerliyordu. Bu ilerlemenin aşamalarından önce Bizans ile Müslüman devletler arasına bir set çekmek maksadı ile yapacağı kalelerle bunu sağlamaya çalıştı. Bunun sonucunda tarih kitaplarında da anılacak olan Avasım denilen şehirler inşa edildi. Bunlara da savaşçı özellikleri dolayısı ile Türkler yerleştirilmişti. Bu sınır kaleleri hamlesine karşı Bizans ise kendine göre savunma önlemleri almak istedi ise de buna cevap olarak Tarsus’un feth edilip imar edildi. En büyük darbe olarak da 790 yılında Antalya’nın fethi ile Bizans’a gözdağı verildi. Harun Reşid edebiyatı severdi beğendiği şiirleri büyük bahşişlerle ödüllendirir, şair ve âlimleri himaye eder, şiir ve

İLİM ADAMLARINA VERDİĞİ DEĞER O KADAR BÜYÜKTÜR Kİ, ÂLİMLERİN ELİNE SU DÖKECEK KADAR ALÇAK GÖNÜLLÜKTEN GERİ KALMAMIŞTIR. OĞLUNUN EĞİTİME BAŞLAYACAĞI ZAMAN HOCASINA İTİMADINI ÖZELLİKLE VURGULAMIŞTIR.

özdeyişleri ezbere bilecek kadar hafızası kuvvetli idi. Kendisi şiir yazmaktan geri kalmaz hitabet ve ses tonu düzgün olmak ile birlikte duygusal bir kişiliği de bulunmakta idi. İlim adamlarına verdiği değer o kadar büyüktür ki, âlimlerin eline su dökecek kadar alçak gönüllükten geri kalmamıştır. Oğlunun eğitime başlayacağı zaman hocasına itimadını özellikle vurgulamıştır. Bilim kültür hayatı saraylarda kendisine yer bulmuş adeta felsefi tartışma meclisleri deyim yerinde ise er meydanına dönüşmüştür. Bunun yanında Süryanice, Grekçe, Sanskritçe birçok eser Arapçaya çevrilmiş Ankara, Ammuriye ve Anadolu’nun diğer yerlerinden ele geçirilen kitaplar tercüme edilmiştir. Devlet idaresinde yaptığı yeniliklerden bir tanesi de Divan-ı Harbe bağlı Divan-ı Arz’ı oluşturup komutanların orduyu her zaman kontrol edip hazır halde tutmasını sağlamıştır. Bütün Akdeniz kıyısında güçlü bir haberleşme ağını sahipti. Valilerin yanına mali ve idari görevleri bulunan Amiller görevlendirmişti ve bunların görevden alma yetkisi sadece Harun Reşid’e aitti. Bu şekilde merkezi otoriteyi güçlendirme adına önemli bir adım atmış ve valilerin keyfi davranışlarına fırsat vermemiştir. Gayrimüslimlerin çıkarlarını korumaya yönelik önlem alınmış bununla ilgilenmesi için de kurumun başında “Cehbaz” vardı. Türk Abbasi ilişkileri Harun Reşid dönemine denk gelir, hatta saray muhafızlarının bir bölümünü Türkler oluşturmaktaydı. Harun Reşid dönemi maddi yönden de zengin olup, devletin hazinesine yıllık 268 ton altın girmiştir. Harun Reşid döneminde Bağdat’ın nüfusu 1 milyonu aşmış, Dicle nehrinin her iki yakasına yapılan pek çok saraylar köşk Bağdat’ı dünyanın en güzel şehirlerinden biri yapmıştır. Bahçeler içindeki bu saraylara Kuran’da geçen cennet betimlemelerinde geçen isimler verilmiştir. “Binbir Gece Masalları” eserinin bir bölümü Bağdat ve Harun Reşid etrafında yaşanan olayları konu edinmektedir. Eşi Zübeyde’nin adı ile anılan Kufe-Mekke arasında yer alan kervansaray ve konaklama tesisleri bu dönemin imar faaliyetleri arasındadır. Kudüs’e giden hacılar konusunda Harun Reşid’e ricaları olan Roma-Germen kralı Charles Magnus’a hediyeler yollamıştır. Bunların arasında çıkan saat Avrupalıların ilgisini çekmiştir. Tarihte bazı şahsiyetler vardır. Birbirleri ile özdeşleşmiştir. Biri olmadan diğeri bir şey ifade etmez ya da yarım kalır. Aslında onları büyük yapanda her ikisinin varlığıdır. Bunlardan bir tanesi 45


de Behlül Dana’dır. Peki, kimdir bu dilerseniz gelin bunu beraber öğrenelim mi? Behlül Dâna İran, Irak ve Türk edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir. Alaycı ve eleştirici sözleri ile insanların ders almasını sağlamaya çalışmış, halk aşığı, çok sevilen evliyalardan biridir. Kısa tanımla bunu söylemek gerek birde bu evliya ile ilgili kısa bir hikâyeyi siz değerli okurlarımıza sunmayı uygun bulduk. “Behlül Dana bir gün Harun Reşid ’den bir görev istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından eksik geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: “Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” Adam her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yoktu. Behlül bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı. Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid’in huzuruna çıktı ve yeni bir görev istedi. Harun Reşid, “Behlül daha demin görev verdik sana ne çabuk bıktın?” dedi. Behlül açıkladı: – Efendimiz çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış.” Elimizden geldiğince anlatmaya çalıştığımız Harun Reşid, Maveraünnehir isyanını bastırmak için gittiğinde hastalanıp vefat etmiştir. Ölmeden önce “Malım bana fayda vermedi. Bugün saltanatım benden ayrılıp mahvetti.” sözleri ile bu dünyadaki görevini yerine getirmiştir.

Kaynaklar:

K.V. Zettersteen, Harun Al-Raşid, İslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Yayınları, C. V/1 Nahide Bozkurt, Harun Er-Reşid, DİA, Türk Diyanet Vakfı Yayınları, C. XVI Clot, Andre, Harun Reşid ve Abbasiler Dönemi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2007 “Binbirgece Masalları” Yayına Hazırlayan: Sadık Yalsızuçanlar, Timaş Yayınları, İstanbul 2003

Harun Reşid Konusuyla İlgili Çalışma Yapmak İsteyenlere Öneriler: 1- Öğrencilere tarihi coğrafya farkındalığı kazandırmak için doğduğu şehir olan Rey şehrinin haritadaki yeri gösterilebilinir ya da bulması istenebilir. 2- Türk-İslam devletlerinde bilim insanları ve sanatçılara verilen değerin devlerin yükselme dönemine denk gelmesinin tesadüf olmadığını metinden örnek vererek bakış açısı kazandırılabilinir. 3- Değerler eğitimi ön plana alınarak hükümdar bile olsa bilim adamlarına, sanatçılara, hocalarına verilen değeri göstermek, yine Behlül Dana kıssasında geçen hikâye de insanları kandırmanın kendisini kandırmak olduğu vurgulanabilir. 4- Farkı devletlerden kitaplar toplanarak bunların kendi dillerine çevirmeleri ve bilime katkı sağlamanın başarılı devlet olmanın koşulu olduğu belirtilebilinir. 5- Valilerin yanına atanan Amillerin merkezden atanması ve bunların azlinin hükümdar inisiyatifinde olması devletin hükümdarın egemenliğinde ve devlette çürümeye mahal vermemeyi sağladığı anlatılabilinir. 6- Türk-İslam devletlerinde hoşgörü ve gayrimüslim haklarının korunması üzerinde durulabilinir. 7- Türklerin savaşçı özelliklerinden bahsedip, Abbasilerin döneminde bu özelliklerinden dolayı Avasım sınır şehirlerinde iskân ettikleri hakkında bilgi verilebilinir. 8- Binbir Gece Masalları, öğrencilerin okumaları ve dinlemeleri için tavsiye edilebilinir.

Harun Reşid ve Vezirleri

46


7HUFDQ<×OG×U×PEX NLWDE×QGDG|QHPG|QHP VL\DVLLNWLGDUODU×QWDULK |ùUHWLPLQLQDV×O DUDoVDOODüW×U×OG×ùׁ]HULQGH GXUPXü7UNL\H·GHWDULK GHUVNLWDSODU×DUDF×O×ù×\OD LQüDHGLOPH\HoDO×ü×ODQ NLPOLNV|\OHPLQLRUWD\D NR\PXüWXU <(1úú16$1 \D\×QHYL ZZZ\HQඈඈQVDQ\D\ඈQHYඈFRP \HQඈඈQVDQ\D\ඈQHYඈ#JPDඈOFRP 

\HQLLQVDQ\D\×QHYL

F× N)DWLK<D]×

, 6. %$

.OWUOO

$NLI3DPXN

H7DULK

LPLYHdRN 7DULK(ùLW

.LPOLNY



\HQLLQVDQ\D\LQHYL

\HQLQVDQ\D\LQ

47


BEŞ SORUDA

vakıflar

48


BEŞ SORUDA

Vakıf, tarih boyunca süregelmiş yardımlaşma ve dayanışma duygusunun kurumsallaşmış halidir. O halde vakıf tüm insanlığın mutluluğunu amaçlayan bir sistemler bütünüdür. EMRAH AÇIKGÖZ 1. Vakıf Nedir? Arapça bir sözcük olan ‘vakf’; sözlük anlamı ile durdurma, hareketten alıkoyma, hareketsiz bırakma anlamlarına gelir. Ayrıca “tamamen verme, büsbütün verme” anlamını da içerir. Vakıf, tarih boyunca süregelmiş yardımlaşma ve dayanışma duygusunun kurumsallaşmış halidir. O halde vakıf tüm insanlığın mutluluğunu amaçlayan bir sistemler bütünüdür. Vâkıf: Vakıf yapan kimseye denir. Mevkûf: Vakfedilen mala denir. Mütevelli: Vakıf yöneticisine denir. Vakfiye: Kadı huzurunda düzenlenen vakıf şartlarını belirten sözleşmeye denir. 2. İlk Vakıf Kim Tarafından Kurulmuştur? Halife Ömer’in Hayber’in fethinden sonra ganimet olarak kendisine düşen bir arazinin satılmaması, miras bırakılmaması ve hibe edilmemesi şartı ile fakir, köle, misafir ve Allah yolunda olanların istifadesi için vermesi ilk vakıf olarak kabul edilmektedir. 3. Vakıfların Amaçları Nelerdir? Vakıfların kuruluş amaçları toplumsal dayanışma ve yardımlaşmadır. Vakıfların genel amaçları içinde ekonomik ve mali bakımdan güçsüz durumda olmaları onları desteklemek, güçlendirmek ve onların sosyal ve ekonomik durumlarını düzeltmek vardır. Vakıflar bir yandan doğrudan doğruya kamu hizmetleri yaparlarken diğer yandan da bir kısım ihtiyaç sahiplerine direkt olarak ekonomik ve mali yardımlarda bulunmaktadırlar. 4. Osmanlılar Dönemi Vakıflarına Hangi Örnek Verilebilir? Safvet Bey bin Mehmet Efendi Vakfı Kurulduğu Yer: Bursa, İnegöl Kuruluş Tarihi: 1916 Amacı: Kadın Sığınma Vakfı Hamal, bir iki arkadaşıyla öğle yemeğine oturacaktı. O saate kadar sırtında taşıdığı yükün ağırlığıyla ayakta duracak hali kalmamıştı. -Nasıl da acıkmışım kurt gibi, dedi. Mis gibi somun ekmeğinin arasına kavurmayı bastırmış, yanına da bir tas ayranı hazırlamıştı. Ağzının suyu aka aka elini somuna götürüyordu ki, sokağın köşesinden yanında küçük bir çocukla çevreye bakına bakına giden düşkün bir hanımın geldiğini gördü. Savaş ve yokluk yıllarıydı. Aç ve muhtaç olduğu her halinden belli oluyordu. Hele yanındaki yavrucak, hamal ve arkadaşlarının önündeki ekmeği görünce ağlamaya başlamış:

Ekmek istiyorum anne, diye açlığını dile getirmişti. Hamal dayanamadı… Birkaç saniyelik bir duraksamadan sonra yerinden kalktı. Elindeki koca somunu bir çıkına koydu ve onlara götürdü: -Bunu al bacım. Küçük askeri ağlatmayalım, dedi. Çocuğun saçlarını nasır tutmuş iri elleriyle okşayıp eline bir de ufak kese sıkıştırarak oradan uzaklaştı. O yorgun haline rağmen öğle ekmeğini yiyememişti ama çaresiz bir anne ve çocuğuna yardım etmenin mutluluğuyla doymuştu… Aradan birkaç zaman geçti. Bir gün hamalbaşı iş hanının önünde sağa sola bakınırken, subay üniformalı bir kişi ve yanında hanım gördü. Hanım, yanındakine kendini işaret ediyordu. Tedirgin olmuştu. Ama kendine yaklaştıklarında hanımefendiyi hatırlamıştı. Tam bir şeyler demeye hazırlanıyordu ki subay üniformalı kişi: -Evladım, hanımıma yardımın için çok teşekkür ederim. Paranı iade etmek için geldim, dedi. Çünkü savaş yıllarında çoluk çocuğu yokluk çeken o subay, kocası askerde veya şehit düşmüş olan hanımların mağdur olmaması için barınacakları ve sığınacakları evler yapan bir vakıf kurmuştu. Belediyeden şehit eşi, kimsesiz, dul ya da mağdur olduklarını belgeleyen hanımlar, yeme içme, bahçesinde gezinme ve el sanatları yaparak geçimlerine katkıda bulunma imkânına kavuştukları bu sığınma evinde yeni bir hayat kuruyorlardı. 5. Günümüz Vakıflarına Hangi Örnek Verilebilir? Özürlüler Vakfı Kurulduğu Tarih: 16 Ocak 1998 Kurucusu: Hüseyin Ören ve yedi kurucuyla birlikte kurulmuştur. Amacı: Vakıf %40 ve üzeri bedensel, görme, işitme, zihinsel özürü ve süreğen hastalığı olan bireyleri toplum nezdinde temsil etmeyi sorunlarını sürekli gündeme getirerek çözümü için kamuoyu oluşturmayı ilke edinmiştir. Toplumun tümünün, engellilik konusunda bilinçlendirilmesi ve toplumda oluşan yanlış bakış açısının değiştirilmesi. Sosyal bilinçlenme için kitle iletişiminin sağlanması. Engelli bireylerin temel haklarının korunması. Gibi alanlardan çalışmaktadır. Vakıflar Konusuyla İlgili Çalışma Yapmak İsteyenlere Öneriler: Vakıflar ile ilgili müze gezisi (Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Müzeleri) yapılabilir. Siz olsaydınız nasıl bir vakıf kurardınız? Bu vakıf hangi alanda faaliyet gösterirdi? Vakfınıza nasıl bir isim verirdiniz? gibi sorular ile öğrenci düşünmeye ve yeni fikirlere yönlendirebilir. Bulunduğunuz yerdeki vakıfların araştırılması ve sınıfta sunumu ile ilgili araştırma ödevi verilebilir. Ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden “Tarihte İlginç Vakıflar” isimli kitap ücretsiz temin edilebilir. 49


GERİ BİLDİRİMİN EtkİLİ Yolu

kahoot 50


AYIN UYGULAMASI

İşte bizi bu zor durumdan kurtaracak, öğrencilerin keyif almasını sağlayacak, eğlenerek öğrenmesine katkı sağlayacak muhteşem bir web 2.0 aracı olan Kahoot’tan bahsedeceğim.

kadİR DAL

Toplumun gereksinimleri doğrultusunda bireyler yetiştirmek eğitimin amaçlarından biri olduğuna göre bilgi çağına uygun, bilgi toplumlarının özelliği doğrultusunda eğitime yön vermek ve eğitimde teknolojiden yararlanmak gerekmektedir. Eğitimde Teknoloji kavramı tüm dünyada eğitim sisteminin önemli bir parçası haline gelerek, günümüz öğrencileriyle sağlıklı bir iletişim kurmak isteyen öğretmenler için kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Teknoloji kullanımı eğitimi nitelikli hale getirerek eğitim sisteminin amaçlarını gerçekleştirecek davranışlar üretecektir. Verdiğimiz kazanımların geleneksel olarak ölçülmesi sırasında hem biz öğretmenlerin, hem de öğrencilerin ne kadar zorlandığını biliyoruz. Sözlü ya da yazılı sırasında sıkıntı yaşayan öğrenciler, bildiğini unutanlar, zor dakikalar yaşayanlar. İşte bizi bu zor durumdan kurtaracak, öğrencilerin keyif almasını sağlayacak, eğlenerek öğrenmesine katkı sağlayacak muhteşem bir web 2.0 aracı olan Kahoot’tan bahsedeceğim. Kahoot nedir? Kahoot, uygulaması ve hazırlanması çok basit olan bir platform. Öğretmenlerin hazırladıkları sınavları sınıf içinde uygulamasına yarayan bir araç. İyi öğrenme iyi sorularla başlar. Kahoot bir öğrenme oyunudur. Kahoot platformunu kullanarak quiz, anket ya da tartışma biçimlerinde çoktan seçmeli sorular oluşturur ve tüm öğrencilerinizle birlikte oynarsınız. Oyuncular dizüstü ya da masaüstü bilgisayarlarla, tabletlerle ve akıllı telefonlarla oyuna bağlanır, aynı zamanda oyun tüm sınıfın görebileceği şekilde tahtaya yansıtılır. Öğrenciler eğlenerek ve öğrenerek sorulara cevaplar verir. Öğrencilerin gözündeki mutluluk ve aldıkları keyif tarif edilemez. Sınıfın en köşesinde hiçbir derse katılmayan içine kapanık öğrencilerinizi birden sahnede görebilirsiniz. Ortak bir cihazın başında toplanan öğrencilerin iş birliği içinde olduklarını gözlemlersiniz. Sınav ve sözlü kaygısı yaşayan öğrencilerin sorulara çok rahat bir şekilde cevap verebildiklerini fark edersiniz. En güzel tarafı da eğlenerek öğrenmede kalıcılığı sağlayabilirsiniz. Şimdi de eğitimin geri bildirim kısmında bu kadar etki bırakan Kahoot aracını nasıl kullanacağımıza bir bakalım. 51


Kahoot nasıl oluşturulur? 1. Üye olun: Kahoot kullanmaya başlamak için getkahoot.com adresinden öğretmen olarak üye olmanız gerekiyor, üye olmak ücretsiz. Ama öğrencilerinizin üye olması gerekmiyor. Kaydolmak bir dakikanın altında sürüyor. Kaydolduktan hemen sonra ilk Kahoot oyununuzu oluşturabilir, başkalarının paylaştıkları oyunları keşfedebilirsiniz. 2. Sorularınızı Oluşturun: Sorularınızı oluştururken quiz, tartışma ve anket hazırlayabilirsiniz. Örneğin Quiz seçeneğini işaretleyip bir sonraki adıma geçebilirsiniz. 3. Quiz İsmi Belirleyin: Soruları oluşturmadan önce sınav ismi belirlemeniz gerekmektedir. 4. Sorularınızı Belirleyin: Sorularınızı çoktan seçmeli veya doğru yanlış şeklinde hazırlayabilirsiniz. Dilersiniz dosya ekle bölümünden soru ile ilgili bir görsel bile ekleyebilirsiniz. Size tavsiyem her soru için görsel kullanmanız. Böylece ilgiyi daha da artırabilirsiniz. 5. Quzi Başlatmak: Hazırladığınız sınavı play tuşuna basarak başlatabilirsiniz. Karşınızda gelen ekranda Launch butonuna bastığınızda sistem öğrencilerin sınava bağlanabilmesi için bir kod veriyor. Bu kodu cihazlarına giren öğrenciler için artık sınavınız başlıyor. Kahoot ile İlgili Çalışma Yapmak İsteyenlere Öneriler: Kahoot, bir quiz aracı olmakla beraber, sunduğu sonuç tabloları ile öğrenciler arasında değerlendirmede, konu analizi yapmakta ve konuya göre sorulan sorular arasında belirli süreçlerle karşılaştırma yapma konusunda oldukça etkilidir. Sosyal bilgiler ve tarih derslerinde öğrencilerinize, belirli süreçlerle uygulayacağınız bu uygulama ile gelişimlerini takip edebilir, konuya göre

52

analiz yapabilirsiniz. Ayrıca çeşitli tarzları ile grup dayanışmasını da artırmaya yönelik kullanabilirsiniz. Sosyal bilgiler ve tarih öğretmenleri teknoloji ile derslerini birleştirmede ne kadar donanımlı olursa öğrencilerine de o kadar faydalı olacaktır. Bu açıdan oldukça kolay ve pratik bir uygulama olan Kahoot derslerimizde en çok karşılaştığımız öğrencilerdeki dikkat problemini en aza indirecek bir uygulama. Klasik sınav yöntemlerinin dışında bir ölçme aracı olması öğrencilerin dikkatini artırarak oluşturduğumuz soruları eğlenerek çözmelerini sağlamaktadır. Derslerimizde önceden hazırladığımız sorulara resim, video, grafik vb. görsel öğeler ekleyerek anlattığımız konuların öğrencilerimizde kalıcı olmasını sağlayabiliriz. Öğrencilerimiz soruları çözerlerken ekranda isimlerini görüyorlar ve bu durum onları heyecanlandırarak, tatlı bir rekabete girmelerini sağlıyor. Ayrıca derste çözdüğümüz soru sayılarında da artış sağlayarak öğrenmeyi pekiştiriyoruz. Daha zevkli tarih ve sosyal bilgiler dersleri için biz öğretmenlerin kullanması gereken etkileyici bir araç.

SOSYAL BİLGİLER VE TARİH DERSLERİNDE ÖĞRENCİLERİNİZE, BELİRLİ SÜREÇLERLE UYGULAYACAĞINIZ BU UYGULAMA İLE GELİŞİMLERİNİ TAKİP EDEBİLİR, KONUYA GÖRE ANALİZ YAPABİLİRSİNİZ. AYRİCA ÇEŞİTLİ TARZLARI İLE GRUP DAYANIŞMASINI DA ARTIRMAYA YÖNELİK KULLANABİLİRSİNİZ.


ÖĞRETMEN 2.0 6 Adımda Teknolojiyle Sınıfınızı Dönüştürün! BURCU AYBAT

Değişen çağla birlikte gelişen yepyeni bir öğretmen profili var karşımızda. Yeni öğrenme ortamları, yaklaşımları ve araçlarıyla öğretmenin rolü de değişiyor ve dönüşüyor. 21. yüzyıl becerilerini özümseyen, eğitim teknolojilerini ve yenilikçi öğrenme yaklaşımlarını uygulayan ve bunları kullanarak öğrenme senaryoları tasarlayabilen; öğrenme topluluklarının bir parçası olabilen ve içinde yer aldığı toplumu yükseltebilen liderlerdir yenilikçi öğretmenler. Bu kitapta yenilikçi öğretmenin sınıfına teknolojiyi entegre etmesinde yol gösterici olacak 6 adım tanıtılıyor. Öğretmen senaryoları, iyi örnekler ve uygulamalar, stratejiler ve kaynaklarla sınıfların nasıl dönüştürüleceği anlatılıyor. Kitap; öğretmenin profesyonel kimliğini tanıması, geliştirmesi ve meslektaşlarına model olması konusunda onları adım adım cesaretlendiriyor. Kendi öğrenmelerine sahip çıkan, öğrenme tutkularının peşinden koşan ve liderlik eden öğrenciler yetiştirmek için öğretmenlere nasıl bir öğrenme ortamı kurgulayabilecekleri, onların yeteneklerini ve bireysel öğrenme ihtiyaçlarını nasıl keşfedebilecekleriyle ilgili ipuçları sunuyor. Okurlar, bu kitaptan rahatlık çemberlerinden çıkarak sınıflarını 21. yüzyıl öğrenme ortamlarına dönüştürmeleri için ilham alacaklar.

Teknolojinin iyi uygulandığı sınıf örneklerini görmek istiyorum mu diyorsunuz? Eğer her gün bu soruları kendinize soruyorsanız 21. yüzyılın öğretmeni olmanın getirdiği zorluklarla baş başasınız. Umudunuzu kaybetmeyin! Öğretmen olmanın en eğlenceli, en maceralı, en umut verici dönemine giriyorsunuz. Sadece değişime ayak uydurmanız yeterli. 21. yüzyıl sınıfında başka bir hava esmeli. Merak, sorgulama, heyecan, eğlenme; öğrenmenin parçası olmalı. Teknoloji sınıfınıza hiç şüphesiz yeni bir soluk getirecek, sizi bir zaman yolculuğuna çıkaracak. Hologramlar, artırılmış gerçeklik, kodlama, 3 boyutlu tasarımlar ve yazıcılar, robotlar ve daha fazlası; size bilim kurgu filmlerinin senaryolarını anımsatacak. Peki, siz bu filmde oynamaya hazır mısınız? Öğrencilerinize ulaşmanın yolu son teknolojileri kullanmaktan mı geçiyor? Mucizevi küçük dokunuşlarla da sınıfınızda harikalar yaratabilirsiniz. Tek yapmanız gereken şey, o görkemli sahneden inmek ve öğrenmenin sahipliğini öğrencilerinize vermek.

Öğrencileriniz ve siz her gün aynı şeyleri yapmaktan sıkıldınız mı? Öğrencilerinizin derse ilgisini artırmak mı istiyorsunuz? Teknolojiden başınız dönüyor, onu nasıl takip edeceğinizi bilemiyor musunuz? Öğrencilerinizden daha çok mu çalışıyorsunuz? Öğrencileriniz ve siz 21. yüzyıla hazır mısınız? 53


İŞTE BURASI

eda özmutaf

TARİHİ BİR KÖŞKTE

TARİHİ KAĞITLAR Teknoloji çağlar boyunca içinde bulunulan dönemin modernleşmesine, yenilenmesine ve kolaylaşmasına kaynak sağlamıştır. İnsanların hayatlarında duydukları ihtiyaçlardan ortaya çıkmış buluşlar beraberinde ilerlemeyi getirmiştir. İnsanlar ihtiyaçlarını daha kolay gidermenin yollarını ararken tüm dünyaya ne büyük değerler katabileceklerini hesaplayabilmiş midir sizce? Buradan hareketle kağıt teknolojinin en temel kaynaklarından birisidir diyebilir miyiz? Teknoloji ilerledikçe kağıt yani basılı olan kaynaklardan uzaklaştığımıza tanık olsak da, bir tarihçi için kağıdın vazgeçilmez olduğunu çok iyi biliyoruz. Peki kağıt nasıl doğdu? Hangi evrelerden geçti ve bugünkü haline geldi? İşte bu ve daha da çoğaltabileceğiniz soruların yanıtları Ege Üniversitesi Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesi’nde. İzmir’de yaşıyorsanız, kağıdın serüvenini gidip görerek, başka bir şehirde iseniz akıllı tahta yardımıyla sanal müze turu yaparak öğrenme fırsatını bizlere sunan bu müze, İzmir’in Bornova ilçesinde bulunuyor. İçerik açısından oldukça zengin olan müzenin uluslararası bile örneği pek yok. Yapı olarak da oldukça ilgi çekici. Müzeyi gezmeye başlamadan ve geziniz sona erdiğinde bahçesinde öğrencilerinizle küçük bir tur atmanızı ve orada fotoğraf çekmenizi tavsiye ederim. Çünkü bulunduğunuz müze aslında kendi başına da bir tarihi yapı. Bornova’da gezinirken sık sık karşımıza çıkan ve mimarileriyle bizleri büyüleyen Levanten Köşklerinden biri olan Ballian Köşkünden bahsediyorum sizlere. 54

1878 yılında inşa edilen köşkün ilk sahipleri Ballian ailesi olduğu için köşk hala onların isimleri ile anılmaktadır. 1970 yılında Ege Üniversitesi köşkü son sahipleri olan Giraud ailesinden satın alarak kamulaştırmıştır. Yapı o tarihten itibaren Ege Üniversitesi’nin çeşitli departmanlarına ev sahipliği yaptıktan sonra 2012 yılında Nedim Sönmez önderliğinde oluşturulan bir kadro ile Türkiye’nin ilk kağıt ve kitap sanatları üniversite müzesine dönüştürülmüştür. 2 katlı olan müzenin giriş katı kağıt, ikinci katı ise kitap sanatları bölümü olarak düzenlenmiştir. Müzeye vardığınızda giriş katında sizi Müze Koordinatörü Nedim Sönmez ve ekibi karşılayacak, müzeyi ve eserleri öğrencilerinize kısaca anlattıktan sonra geziniz kağıt bölümünde başlayacak. Bu bölüm için tavsiyem kağıdın tarihçesini anlatan odada derste bu konuda anlatacaklarınızı aktarmanız. Öğrencilerinizde kalıcı bilgi oluşturacağına eminim. Bunu ölçmek için daha önceden hazırlayacağınız ön test, son test gibi bir etkinlik kullanabilirsiniz. Gezi süresince sizlere en az bir yetkili eşlik edeceği için onlar da eserlerle konuları birleştirecektir. Böylece konu ile eser bağlantıları da öğrencilerin zihinlerinde oturacaktır. Katıldığım öğrenci gezilerinde genel olarak öğrenciler tarafından büyük bir ilginin olduğunu, hatta buna heyecanın da eşlik ettiğini ve sergilerin öğrencilerde büyük merak uyandırdığını, sürekli sorular yönelttiklerini söyleyebilirim. Bir öğretmen olarak daha ne isteriz ki? Müzede göreceğiniz eserlerin çoğunluğu dünyanın birçok


yerinden bağışlarla bir araya getirilmiş oldukça orijinal parçalar. Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserinin ilk baskısı ile karşılaşmış olmanın verdiği heyecan henüz üzerinizdeyken sizi dünyanın en küçük kitabı karşılayacak, bu kitap yalnızca 3 milimetre! Hatta en hafif kağıt neye benziyor bunu da göreceksiniz. Hafızalarımıza kazınmış bir isim olan, adını ders kitaplarında okuduğumuz İbrahim Müteferrika’nın matbaasına ait bir eserle karşılaşmak, baskı tekniklerini, exlibrisi öğrenmek ancak bir müze yoluyla bu kadar kısa sürede ve etkin olabilir. Derslerimizde bahsi geçtikçe öğrencilerimizin kafasını kurcalayan Osmanlı Türkçesini de göreceksiniz orada! Hatta 1906 Osmanlı dönemine ait bir kafa koçanı eminim ilgilerini çekecektir. Eğer İzmirdey-

seniz, aşağıda bulunan iletişim bilgilerinden müzeye ulaşarak randevu almalısınız. Eğer gidemiyorsanız da üzülmeyin, müzeyi sınıfınıza taşıyabilirsiniz! Sanal müze turu ile eminim yine keyifli bir ders olacaktır. İletişim: E-posta: kksm@mail.ege.edu.tr Web: http://www.kksm.ege.edu.tr Pazar ve Pazartesi günleri hariç, 09.00 - 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

kitap sanatları odası

baskı makinası odası

kağıt sanatı odası

osmanlı dönemi nüfus cüzdanı

55


DÜN

ÇANAKKALE CEPHESİ’NDE

BUGÜN

56


DÜN BUGÜN

VOLKAN TEZER

BİRÇOK FİRMANIN DA “SANAL GERÇEKLİK GÖZLÜĞÜ” ADINDA GELİŞTİRDİKLERİ BİR CİHAZ VAR. BU CİHAZ SAYESİNDE HİÇ GÖREMEYECEĞİNİZ YERLERİ GÖRME İMKANINA SAHİP OLUYORSUNUZ. BİR DÜŞÜNÜN DERSE GİRDİNİZ VE KONUNUZ “ÇANAKKALE SAVAŞI”. HER ÖĞRENCİ BU GÖZLÜKLERDEN TAKIYOR. TARİH 18 MART 1915 VE SİZ ANZAK KOYU’NDASINIZ. O ANI BİR HAYAL EDİN, SİZCE DE ÇOCUKLARIN BU DERSE OLAN BAKIŞ AÇISI VE ÖĞRENME İSTEĞİ FAZLA OLMAZ MI? AYRICA BU ŞEKİLDE ÇOK DAHA FAZLA DUYU ORGANINA HİTAP ETTİĞİ İÇİN ÖĞRENMENİN KALICILIĞI DA ARTAR.

Ç

anakkale Zaferi’nin 102. yıl dönümündeyiz. Fotoğraf bu zaferin kilit noktalarından olan bir yere ait. Bu yer, önceleri adı bile olmayan Gelibolu Yarımadası’nın bir koyu. Yapılan çıkarmalardan ve savaştan sonra yeni adıyla anılmaya başlanan ve 1985 yılında ülkemizce de resmen adı onaylanan “Anzak Koyu”. Çanakkale Zaferi bilindiği üzere atalarımızın olmazı oldurduğu, kanla ve büyük bir inançla kazanılan bir zafer. Her 18 Mart günü bu zaferi hatırlıyoruz, hatırlatıyoruz ve hatırlatacağız. Ama nasıl? Her sene olduğu gibi şiirler ve kompozisyonlarla mı? Çanakkale Zaferi’ne bu şekilde mi derslerimizde yer vereceğiz? Teknoloji hepimizin bildiği gibi hızla gelişiyor. “İnovasyon Çağı” kavramını artık hep duyar olduk. İnovasyon en basit tanımıyla farklı, değişik, yeni fikirler geliştirmek ve uygulamaktır. Artık bizde bu çağa ayak uyduralım diye düşünüyorum. “Vr” tabirini duyanlarınız vardır. Açılımı “Virtual Reality” anlamı ise “Sanal Gerçeklik” demek. Sanal gerçeklik kurgulanmış bir üç boyutlu ortamı ifade ediyor. Birçok firmanın da “Sanal Gerçeklik Gözlüğü” adında geliştirdikleri bir cihaz var. Bu cihaz sayesinde hiç göremeyeceğiniz yerleri görme imkanına sahip oluyorsunuz. Bir düşünün derse girdiniz ve konunuz “Çanakkale Savaşı”. Her öğrenci bu gözlüklerden takıyor. Tarih 18 Mart 1915 ve siz Anzak Koyu’ndasınız. O anı bir hayal edin, sizce de çocukların bu derse olan bakış açısı ve öğrenme isteği fazla olmaz mı? Ayrıca bu şekilde çok daha fazla duyu organına hitap ettiği için öğrenmenin kalıcılığı da artar. Motivasyonu ve yaratıcılığı da olumlu etkiler. Elbette bu yazı için “İmkan mı var? Olsa yapmaz mıyız?” dediğinizi duyar gibiyim. Peki ben imkan dahilinde olan bir olaydan bahsetsem. Örneğin bu yazıyla beraber gördüğünüz kolaj, bundan faydalanamaz mıyız? Sizde takdir edersiniz ki Sosyal Bilgiler veya Tarih derslerinde fazlasıyla yazıyla ve bilgiyle karşı

karşıya kalan bireyler kısa bir sürede bu derslere karşı olumsuz bir tutum içine giriyorlar. Hadi konuyla ilgili bir resim bulamadık o zaman ne yapacağız? Tek düze bir anlatımla devam mı edeceğiz yoksa farklı yollar mı deneyeceğiz? Temsili resim kullansak nasıl olur? Yapılan birçok araştırmaya göre temsili resim öğrencilerin, konuyu öğrenmelerinde, derse ilgi ve katılımlarının artmasında ve yaratıcı düşünme gibi becerileri geliştirmelerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Bence bir deneyelim bakalım nasıl sonuçlar doğuracak? “Tarih ve Teknoloji” işte bu şekilde bir birine harmanlanıp harika sonuçlar alınabilir.

57


AKADEMİDEN

AYŞİN KAHYA

TARİH ÖĞRETİMİNDE HARİTALARIN ÖNEMİ VE KULLANIMI MAKALENİN ADI: Tarih Öğretiminde Haritaların Önemi ve Kullanımı YAYIMLANAN YER: Ağustos 2013, Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 14, Sayı 2, Sayfa 461-476 MAKALEYİ HAZIRLAYAN: Tuba Şengül Bircan, Mustafa Safran

AMAÇ “Tarih öğretimi ve haritalar” birbiriyle ilişkili ve bağlantılı olmasına rağmen, yapılan araştırmalarda günümüzde tarih öğretiminde haritalardan gerektiği gibi yararlanılmadığının fark edilmesi ve tarih öğretmenlerinin harita kullanımına yönelik bilgilerinin istenilen ölçüde olmadığının görülmesi üzerine konuyla ilgili çalışma yapmaya ihtiyaç duyulmuş, tarih haritalarının 58

kullanımının gerekliliğine dikkat çekmek amaçlanmıştır. İlk ve ortaokulda Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler dersleri ile başlayan tarih – coğrafya iş birliği lise düzeyinde derslerin kendilerine ait adlarla ayrılmasına rağmen hiç kesintiye uğramadan devam etmektedir. Bu nedenle tüm seviyelerde öğretim mater yali olarak haritalardan yararlanılmasının sağlanması, harita becerilerinin temellerinin atılması ve geliştirilmesi ile öğrencile-


rin konuları daha iyi anlayacakları ve yorumlayacakları ortamların hazırlanmasına yönelik önerilerde bulunulması da çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Sonuç ve Öneriler Teknolojiden yararlanarak harita çizmek ve haritadan yararlanmayı kolaylaştırmak ancak tarih eğitimi araştırmacılarının ve tarih öğretmenlerinin konuya ilgisi, yatkınlığı ve yeterliliğiyle mümkün olacaktır. Tarih derslerinde haritaların kullanımı ve gezilerin de haritalarla desteklenmesi tarih öğretimi adına atılacak önemli adımlardandır. Ayrıca derslerde harita çizmek, çizdirmek ve haritalı çalışmaların, oyunların kullanımı öğrencilerde sadece mekânı algılama becerisini geliştirmekle kalmayacak aynı zamanda tarih derslerine yönelik ilginin artmasını da sağlayacak ve tarih dersleriyle ilgili zihinlerde oluşan ön yargıların aşılmasına yardımcı olacaktır. Araştırmada, lise tarih dersi becerileri arasında yer alan “Mekânı Algılama Becerisi”nin öğrenciye kazandırılmasında tarih haritalarının ve haritalı tarih öğretim etkinliklerinin tasarlanarak uygulanmasının, öğrencilerin tarih konularını somutlaştırması, olayların geçtiği mekânın farkına varması açısından yararlı olacağı ve harita kullanımının mekânı algılama becerisini geliştirmek için gerekli bir araç olduğu sonucuna varılmıştır. Zaman içinde gelişecek harita becerilerinin ilkokul ve ortaokul seviyesinde hayat bilgisi ve sosyal bilgiler dersleri ile temellerinin atılması, lisede coğrafya ve tarih dersleriyle de geliştirilmesi gerekir. Disiplinler arası bir anlayışla öğretmenlerin ortak çalışarak ve bir diğer dal öğretmeninin neyi, ne kadar öğrettiğinin bilincine vararak derslerini planlaması, özellikle farklı derslerde kazandırılacak becerilerin desteklenmesi için de faydalı olacaktır. Tarih ve sosyal bilgiler dersi öğretmenleri harita becerilerinden yararlanmak, öğrencilerin gelişimine ve tarih becerilerine katkı sağlamak adına taslak haritalardan (krokilerden), zihin haritalarından, duvar haritalarından, tarih atlaslarından, dilsiz haritalardan, bilgisayar ortamında hazırlanmış animasyonlu haritalardan, hazine avı, kaptanın seyir defteri gibi haritalı oyunlardan ve diğer haritalı ders içeriklerinden yararlanmalıdır. Bu gereklilikten yola çıkarak aşağıda bazı basit etkinlik örnekleri sıralanmıştır. Bu etkinlikler basit ve kullanılan etkinlikler gibi görünse de maalesef çalışmalar ve öğretmen görüşmeleri aksini göstermektedir. Tarih derslerinde atlas kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Ders kitaplarında orijinal ve anlamlı haritalara ve haritalı etkinliklere yer verilmelidir. Dersler haritalar üzerinden yürütülmeli ve derslerde öğrencilere harita çizdirilmelidir. Tarih öğretmeni tahtaya çizdiği harita üzerinden çalışma yaptırılabilmelidir. Projeksiyon yardımı ile yansıtılan haritalardan ve haritalı sunulardan yararlanılmalıdır. Dilsiz harita kullanımı arttırılmalıdır.

Performans ödevleri ve değerlendirme sınavlarında haritalara yönelik çalışmalar istenmelidir. Öğrencilere farklı konularda haritalı yap-bozlar yaptırılmalıdır. Konulara ilişkin olarak güncel kitaplardaki, gazetelerdeki, dergilerdeki haritalardan uygun olanları derslerde kullanılmalıdır. Ders işlenişinde animasyonlu harita gösterimlerinden yararlanılmalıdır. Bir haritadan günlük oluşturma, bir metinden ticaret yolu haritası yapma, harita üzerindeki kültür merkezlerini uygun simgelerle işaretleme... gibi etkinlikler yapılmalıdır. Haritalı oyunlar hazırlanmalı ve sınıfta uygulanmalıdır. Çalışma Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde Prof. Dr. Mustafa SAFRAN danışmanlığında yapılmış, Doktora tezinin bir kısmından özetlenerek hazırlanmıştır. İncelenen bu çalışma; tarihi olayın geçtiği ‘yer’ (mekân) bilgisinin ve algısının, tarih öğretiminde ki önemine dikkat çekerek, bu konuda farkındalık yaratmakta ve öneriler içermektedir. Tarih öğretmenlerinin tarih derslerinde haritalı etkinlikler planlamalarının gerekliliği üzerinde durulan bu çalışmada, mekân bilgisi ve algısının gelişmesinde harita kullanmanın önemi ve gerekliliği vurgulanmaktadır. Bu makale düzeyli, akademik bir çalışma olmuştur. Her bölüm açık ve anlaşılabilir şekilde açıklanmış ve yorumlanmıştır. Tarih derslerinde harita kullanımı ile ilgili sorunlar ortaya konmuş ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Çözüm önerilerinin uygulanması ve artırılması, nitelikli öğretmenler ile sağlanacaktır. Haritalar Konusuyla İlgili Çalışma Yapmak İsteyenlere Öneriler: Gelişen teknoloji tüm öğretim faaliyetlerinde olduğu gibi harita kullanımında da çeşitli imkânlar sağlamaktadır. Tarih öğretiminde gerekli harita bilgisinin teknoloji destekli tarafı dijital haritalar, bilgisayar kanalıyla sınıf ortamında yararlanılabilecek özelliktedir. Aşağıdaki linkte öğrencilerin harita bilgisinin geliştirilmesine yönelik olarak sınıfta kullanılabilecek dijital kaynaklar bulunmaktadır. http://tarihveteknoloji.com/tarih-dersinde-dijital-harita-kullanimi/ Çevrimiçi haritaların da sosyal bilgiler öğretimi için kullanışlı bir araç olduğu göz ardı edilmemelidir. Çevrimiçi haritalar ile öğrencilere bulundukları coğrafyanın harita görüntüleri, uydu görüntüleri ve yol planları gösterilebilir. Yön bulma, ölçek hesaplama vb. gibi birçok kavram uygulamalı olarak öğretilebilir. Ayrıca bu haritaların yol tarifi özelliğinin de yardımıyla öğrencilere harita okuma ve kullanma konusunda daha etkili bir öğretim sağlanabilir. Çevrimiçi harita hizmeti sunan bazı web siteleri şu şekilde sıralanabilir: http://tarihveteknoloji.com/tarih-dersinde-dijital-harita-kul-lanimi/

59


ÇANAKKALE SAVAŞLARI’NIN TEKNOLOJİ İLE ÖĞRETİMİ 60


Her 18 Mart günü Çanakkale Savaşları hakkında anlatılan hurafelere bir yenisi daha ekleniyor ve bizler teknolojinin insan beynini daha hızlı bir şekilde ele geçirmeye başladığı bu çağda öğrencilere Tarihi sevdirmek ve gerçekçi bir şekilde öğretmek için , hurafeler yaratmanın dışında yeni metotlar denemeli ve öğrencilerin merak duygularını cezbetmeliyiz. Bu yazımızda Çanakkale Savaşları hakkında kısa bilgiler vermenin yanında bir de öğrencilere gerçeği ilgi uyandırıcı ve kalıcı bir şekilde nasıl öğretebiliriz bunu ele alacağız. Okullarımızda her yıl anma törenleri yapılan 18 Mart Deniz Zaferi ile ilgili fikir sahibi olmayanımız yoktur. Törenlerde şehitleri ve gazilerimizi , kahramanlarımızı anmanın yanı sıra “Sembollerimizi”, “Sayılarımızı” anlatırken ne kadar övünsek az, fakat bir de bunların gelecek nesillere doğru ve bilinçli bir şekilde aktarılması şart. Zira; her 18 Mart günü Çanakkale Savaşları hakkında anlatılan hurafelere bir yenisi daha ekleniyor ve bizler teknolojinin insan beynini daha hızlı bir şekilde ele geçirmeye başladığı bu çağda öğrencilere Tarihi sevdirmek ve gerçekçi bir şekilde öğretmek için , hurafeler yaratmanın dışında yeni metotlar denemeli ve öğrencilerin merak duygularını cezbetmeliyiz. Bu yazımızda Çanakkale Savaşları hakkında kısa bilgiler vermenin yanında bir de öğrencilere gerçeği ilgi uyandırıcı ve kalıcı bir şekilde nasıl öğretebiliriz bunu ele alacağız. 1914 yılın 28 Haziranı’nda Avusturya Veliahtı Ardüşük Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırp genç tarafında öldürülmesi ile fitili ateşlenen savaş resmi olarak 28 Temmuz 1914 günü Avusturya’nın Sırbistan’a savaş ilan etmesi ile başlamış oldu. Kısa süre

SEDAT YILDIZ

de bütün Avrupa’yı saran savaşa nitekim Osmanlı İmparatorluğu resmi olarak 11 Kasım 1914 günü girmiş oldu. Bundan üç gün sonra 14 Kasım 1914 günü Cihad ilan etti. Resmi olarak savaşa girdi diyoruz çünkü; 3 Kasım 1914’te İngiliz Donanması Osmanlı Devleti’nin sularına girip Sedd-ül Bahir Kalesi’ni bombalamış ve 5 Subay 81 erimiz şehit düşmüştür. 18 Mart 1915 günü İtilaf Devletleri’ne ait donanma Gökçeada’dan yola çıkıp Boğazın serin sularına vardığında kendilerini bekleyen Türk topçularının atış yapmalarına izin vermeden sabahın ilk ışıkları ile birlikte Türk bataryalarını yoğun ateş altına almış bir çoğunu susturmuş ya da sindirmiş, gün boyu devam eden yoğun ateş bombardımanı karşında imkanları ve mühimmatı kısıtlı fakat bir savaşı kazanmak için olması gereken en önemli şey olan adanmışlık ve zafer azmi ziyadesi ile mevcut olan Türk ordusu tarafından geri püskürtülen İtilaf Donanması, önemli gemilerini boğazın serin sularına bırakarak geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bizlere bu büyük deniz zaferini yaşatan kahramanların isimlerini saymak mümkün olmadığı için

61


zafer kazanmamızda önemli payları bulunan Rumeli Mecidiye Tabyası’nın kahraman neferi Seyit Onbaşı’yı ve Nusret Mayın Gemisi’nin kahraman askerlerini şükranla yad ediyoruz. Boğazı denizden geçemeyeceklerini anlayan İtilaf ordusu 25 Nisan 1915 günü Gelibolu yarımadasına çıkarma yapmış ve kara savaşları fiili olarak başlamıştır. Savaşın kaderini belirleyen şey ise 19. Tümen Komutanı olan Yarbay Mustafa Kemal’in Anafartalar Grup Komutanlığı’na getirilmiş olmasıdır. Komuta ettiği birliklere savunma yerine hücum ettirerek İngilizleri geri püskürtüp sahil şeridinde kalmalarını sağlayan ve Albaylığa terfi ettirilen Mustafa Kemal, Anafartalar Kahramanı ünvanı almıştır. İtilaf ordusunu sahil şeridine hapseden kahraman Türk ordusunun sarsılmaz iradesi karşısında İstanbul’a ulaşma hayalleri de suya gömülen İtilaf ordusu Aralık 1915’te geri çekilmeye başlamış, 9 Ocak 1916 günü tamamen terk etmişlerdir. Savaşla ilgili bilgi kirliliklerini bir kenara bırakıp, bu şanlı zaferi gelecek nesillere kalıcı ve etkili bir şekilde nasıl öğretebiliriz bunu sunmaya gayret edeceğim. Simülasyon (Benzetim) ile Eğitim Tarih biliminin özelliklerinden birisi de deney ve gözlem yapılamamasıdır. Gözlem yapılamayışı gerçeği hissedeme problemlerini ortaya çıkarıyor. Her ne kadar “Milli Şuur” bilinci aşılamaya çalışan eğitimciler tarafından hissettirilmeye çalışılsa da; olayın atmosferini bilmeyen öğrenciler tarafından kavranması zor olmaktadır. Teknoloji bu konuda yardımımıza yetişerek, etkili öğretim yöntemlerinden birisi olan simülasyon ile öğretim tekniği ile ciltlerce kitabın yapamadığını yapıp, bizlere “Gerçekçi” bir deneyim imkanı sunmaktadır. Tarih eğitimi açısından örneğine pek rastlanmayan bir simülasyon öğretim merkezini sizlere tanıtacağım: Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi. Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi 8600 Metre kare kapalı alan üzerine kurulan ve içerisinde 11 canlandırma odası bulunan merkez 7 Haziran 2012 yılında açılmıştır. Salonların ikisinde 3 boyutlu gösterim yapılmakta ve üç ayrı platformda hareketli Çanakkale Savaşları’nın önemli kesitleri 63 dakikalık bir sunum ile misafirlere sunulmaktadır. SALON 1 - Harbe Giriş Bu salonda 1914 yılı savaş öncesi Osmanlı Devleti’nin durumu ve savaşa nasıl taşındığı, İtilaf Devletleri ve Osmanlı Devleti açısından savaşın nedenleri, savaşın başlaması ve ilk taarruzlar, Osmanlı Devleti’nin askeri lojistik kuvvetlerinin oluşturulma süreci kronolojik detaylarla ziyaretçilere anlatılmaktadır. Ziyaretçilerin savaşa hazırlanması açışından etkileyiciliği yüksek 3D kabartma sistemiyle oluşturulan filmde, 3 projektör vasıtası ile 12x5 m boyutundaki ekrana savaşa hazırlık süreci yansıtılmaktadır. SALON 2 - Nusret (Nusrat) Bu salonda 7-8 Mart gecesi Boğaz’daki Erenköy Limanı’na, Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, Mayın Grubu Komutanı Nazmi Bey ve Nusrat Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı İbrahim Hakkı Bey tarafından mayın hatlarının döşenmesi faaliyeti anla62

tılmaktadır. Salonda Nusrat Mayın Gemisi’nin dalga hareketinden etkilenmesi Spiratif adı verilen özel sistemle yapılmaktadır. Sistem; gemi platformundaki ziyaretçilere ses ve ışık efektleri, dalgada yol alan bir gemi hissi uyandıracak şekilde düzenlenmiş olup Çanakkale Boğazı’nın görüntülerinin de yer aldığı film 22x4.5 m boyutundaki perdede 4 projeksiyon ile gösterilmektedir. Ziyaretçiler Nusrat’ın hareketli güvertesi üzerindeyken, denizin ötesine 3D kabartmalı harita sistemiyle yansıtılan görselle o atmosferi yaşamaktadır. SALON 3 - İtilaf Devletlerinin Muharebe Planları Bu salonda ziyaretçilere, İtilaf Kuvvetleri’nin üstün kuvvet ve teknolojileri Boğaz’ı geçmek için taarruzları gösterilmektedir. Ocean güvertesinde bulunan ziyaretçilere 3D gözlük kullanılarak Müttefik donanmasının Orhaniye, Kumkale, Ertuğrul ve Seddülbahir Tabyalarına ilk taarruz planlarının oluşturulması süreci ve sonrasında 19 Şubat 1915’te ilk saldırının gerçekleştirilmesi 17x4.3 m boyutundaki perdeye 3 adet 3D projektör ile yansıtılarak izlettirilmektedir. Ayrıca gemideki ziyaretçilere Ocean gemisinin top atışlarının oluşturduğu sallantıyı hissettirmek için özel

TARİH BİLİMİNİN ÖZELLİKLERİNDEN BİRİSİ DE DENEY VE GÖZLEM YAPILAMAMASIDIR. GÖZLEM YAPILAMAYIŞI GERÇEĞİ HİSSEDEME PROBLEMLERİNİ ORTAYA ÇIKARIYOR. HER NE KADAR “MİLLİ ŞUUR” BİLİNCİ AŞILAMAYA ÇALIŞAN EĞİTİMCİLER TARAFINDAN HİSSETTİRİLMEYE ÇALIŞILSA DA; OLAYIN ATMOSFERİNİ BİLMEYEN ÖĞRENCİLER TARAFINDAN KAVRANMASI ZOR OLMAKTADIR. TEKNOLOJİ BU KONUDA YARDIMIMIZA YETİŞEREK, ETKİLİ ÖĞRETİM YÖNTEMLERİNDEN BİRİSİ OLAN SİMÜLASYON İLE ÖĞRETİM TEKNİĞİ İLE CİLTLERCE KİTABIN YAPAMADIĞINI YAPIP, BİZLERE “GERÇEKÇİ” BİR DENEYİM İMKANI SUNMAKTADIR.


mekanik sistemler kullanılarak ziyaretçilere yaşanan dehşet hissettirilmektedir. SALON 4 - Rumeli Mecidiye Tabyası Çanakkale Deniz Savaşları’nın seyrini değiştiren Ocean zırhlısının top mermisi ile vurularak Erenköy Limanı’na dönüş manevrası yaparken mayına çarpması ve sonrasında batması ile Müttefik donanması ağır kayıplar vererek 18 Mart günü sonunda Boğaz’dan çekilme kararı almıştır. Deniz filosunun çekilmesinde etkili olan bu olay, Rumeli Mecidiye Tabyası’ndaki Seyid Onbaşı’nın mensubu olduğu 3 nolu topun vincinin tahrip olması sonucunda, top mermisini tek başına topa sürüşünün canlandırılması, 3 adet 3D projektör ile 17x4.3 m ebadındaki perdede 3D gözlükler yardımıyla sunulmaktadır. Salonda ziyaretçiler olup biteni, yaşanan o cehennemi ve Seyit Onbaşı’nın kahramanlığını üç boyutlu gözlükle tabyanın içinde adeta yaşayarak seyretmektedir. SALON 5 - Kara Muharebelerine Hazırlık Deniz savaşlarında büyük bir yenilgi alan Akdeniz Seferi Kuvvetleri hedeflerinden vazgeçmeyerek Çanakkale Boğazı’nı geçebilmek için Gelibolu Yarımadası’na aldatma çıkarmaları yapmayı ve kıyılardaki top bataryalarını susturarak Marmara’ya geçmeyi planlamaktadırlar. İtilaf Devletleri’nin planları üç boyutlu harita üzerinde ziyaretçilere, özel bir teknikle o döneme ait savaş görüntüleri ile birlikte anlatılmaktadır. Buna karşılık Türk savunma hatlarının ve ordu komuta zincirinin oluşturulması 3D kabartma harita sistemiyle oluşturulan yatay ve düşey iki kabartmalı harita üzerinden anlatılmaktadır. SALON 6 - Harbin Gidişatının Dönüm Noktası Bu salonda Anzak çıkarmasına karşı, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in Conkbayırı 261 rakımlı tepede verdiği “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” emri, 27. Alay ve 57. Alay askerlerinin Anzaklara karşı savunması ve o günkü yaşananlar film ve hologram bir arada kullanılarak ziyaretçi-

lere anlatılmaktadır. Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, film ile hologramın bir arada kullanılması yönüyle dünyada ilk olma özelliğini taşımaktadır. SALON 7 - Siper Muharebeleri Bu salonda Aynalı Çarşı türküsü ile başlayan gösterimde Mustafa Kemal‘in bir asker ile cephede sohbeti, savaşın acı yönleri ve insanlığın verdiği kayıplar anlatılmaktadır. Yine Ertuğrul Koyu savunmasında görev yapan Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşlarının müttefiklere karşı verdiği mücadeleye vurgu yapılmaktadır. Ziyaretçilere Z şeklinde oluşturulmuş siperlerin arasından uzun süren kara savaşlarından çeşitli kesitler ve harbin dehşetli sahneleri gösterilmekte, ziyaretçilerin savaşı siperlerden izlemeleri sağlanmaktadır. Salonda 6x6 m ebadındaki perdeye yansıtılan gösterim ile siperler özel ışık ve ses efektleri kullanılarak bütünleştirilmiştir. Bu sayede ziyaretçiler, siperlerin içinde savaşta yaşanmış kahramanlık örneklerini derinden hissetmektedir. SALON 8 - Gök Kubbeden Gelibolu Bu salonda özel hazırlanmış bir düzen ile ziyaretçilere savaşı gökyüzünden 360 derecelik bir açı ile seyrettirebilmek için bir kubbe oluşturulmuş ve gökyüzüne yükseliyor hissi verebilmek için de özel mekanik aletler kullanılmıştır. Savaş sırasında, Müttefik keşif uçaklarının tespit ettiği sahra hastanelerinin gemilerden atılan top ateşiyle vurulması ve sahra hastanelerinin durumu kubbe içine 6 projektör ile yansıtılmaktadır. SALON 9 - Çanakkale Geçilmez Bu salonda ziyaretçilere Müttefik Kuvvetlerin kara savaşlarında da muvaffak olamamaları ve savaşın sonunda aldıkları yenilgi ile beraber gizli yaptıkları geri çekiliş anlatılmaktadır. Ziyaretçiler, harbin önemli sahnelerini, karşılıklı mücadeleyi ve zaferi, belirli aralıklarla patlayan tüfek sesleri arasında çeşitli efekt ve ışık oyunlarıyla izleyerek adeta yaşamaktadırlar. Savaş atmosferi salondaki mekânsal düzenlemelerle birlikte 2 projeksiyon ve 11x 5 m ebadındaki perdeden yansıtılmaktadır. SALON 10 - Hatıralar Bu salonda ziyaretçilere savaş ile ilgili hatıralar özel alet ve ekipmanlar ve çeşitli gösterim teknikleri ile ziyaretçilere anlatılmaktadır. Savaştan hatıralar, yaşanmışlıklar, cepheden gelen asker mektupları ve ailelerden gönderilen mektuplar 7x3 m ebadındaki özel olarak yerleştirilmiş hologram perdeye 3 projeksiyon vasıtasıyla yansıtılarak anlatılmaktadır. SALON 11 - 1915’ten Günümüze Bu salonda 1915’ten günümüze Türkiye’deki eğitim, sağlık, sanayi, ticaret, tarım, ulaşım, enerji, askeri, siyasi ilerleme ve gelişmelerin ziyaretçilere gösterilmesi için 72 adet 46’lık LCD TV’nin bir araya getirilmesi ile elde edilen kavisli bir video duvarı oluşturulmuştur. Salonda Türkiye’nin kalkınma ve güçlenme yolunda kat ettiği mesafe özel olarak hazırlanmış görüntülerle 63


ziyaretçilere gösterilmektedir. Bu merkezde bulunduğunuz süre içerisinde, Çanakkale Savaşları sırasında atılan topların çıkardığı sesleri, sarsıntıyı, Nusret mayın gemisinin gece karanlığında yaptığı adeta zaferi döşediği mayın yolcuğunu size teknoloji kullanılarak aktarıyor. Bilişim çağında klasik anlatım yöntemi ile ilgisi dağılan öğrenciye ders anlatmayı değil, teknoloji ile adeta zaman yolculuğu yapılarak kişileri o güne götürüp savaşı, ölümü, zaferi, tattırıyor ve öğrencilere onlarca kitabın yapamadığı kalıcı bir öğrenme yaratıyor. Ayrıca merkezde savaşlardan kalma eşyaların, silahların ve diğer araç gerecin bulunduğu müze yer almaktadır. Aslına bakarsanız gerek okulda sunulan eğitim, gerek ise okul dışı öğrenme ortamlarında; müze, sergi, gezi, vb. yerlerde

yapılmak istenen hep aynıdır. Öğrencinin bilgiyi gözlemleyerek gerçekliği birden fazla duyu organı ile kavraması ve bilgiyi yeniden kendince üretmesidir amaç. Fakat bu merkez bizlere çarpıcı bir şekilde “iyi ama bunlar neden yaşandı ve niçin bu haldeyiz” sorduruyor. Öğrenciye bu soruları hem sordurup hem de cevaplarını o eşsiz ortamda öğrencinin cevapları bulmasına imkan sunuyor. Bizlere bu imkanı sunan merkezin, biz tarih öğretmelerine ve eğitimle ilgilenen herkese öğrettiği bir diğer şey ise, daha ziyade tarih öğretiminde simülasyonun daha fazla, daha etkili kullanılması hatta; bunlar için okullara Tarih Atölyeleri kurulması gerçekliğidir.

BU MERKEZDE BULUNDUĞUNUZ SÜRE İÇERİSİNDE, ÇANAKKALE SAVAŞLARI SIRASINDA ATILAN TOPLARIN ÇIKARDIĞI SESLERİ, SARSINTIYI, NUSRET MAYIN GEMİSİNİN GECE KARANLIĞINDA YAPTIĞI ADETA ZAFERİ DÖŞEDİĞİ MAYIN YOLCUĞUNU SİZE TEKNOLOJİ KULLANILARAK AKTARIYOR. BİLİŞİM ÇAĞINDA KLASİK ANLATIM YÖNTEMİ İLE İLGİSİ DAĞILAN ÖĞRENCİYE DERS ANLATMAYI DEĞİL, TEKNOLOJİ İLE ADETA ZAMAN YOLCULUĞU YAPILARAK KİŞİLERİ O GÜNE GÖTÜRÜP SAVAŞI, ÖLÜMÜ, ZAFERİ, TATTIRIYOR VE ÖĞRENCİLERE ONLARCA KİTABIN YAPAMADIĞI KALICI BİR ÖĞRENME YARATIYOR.

64


TARİH VE TEKNOLOJİ DERGİSİ ÖDÜLLÜ TARİH YARIŞMASI Tarih ve Teknoloji Dergisi olarak her aya yeni bir tarih yarışması düzenliyoruz. Tarih bilgisine güvenenleri ilk yarışmamıza bekliyoruz. Yarışmaya başlamak için aşağıdaki kare kodu okutabilirsiniz veya bağlantıya tıklayabilirsiniz. Not: Kare Kodu cep telefonunuzla okuyabilmek için cep telefonunuza bir QR Kod uygulaması indirmeniz gerekmektedir. https://goo.gl/31rFtu Yarışma koşulları şöyledir; 1. Ödüllü Tarih Yarışması, Tarih ve Teknoloji Dergisi tarafından düzenlenmektedir. 2. Ödüllü Tarih Yarışması, 10 sorudan oluşmaktadır. Her soru 10 puandır. Her sorunun dört şıkkı ve bir doğru yanıtı vardır. 3. Ödüllü Tarih Yarışması’na katılıp tüm sorulara doğru yanıt verenler (100

puan alanlar) arasından üç kişiye çekilişle hediyeler verilecektir. 4. Ödüllü Tarih Yarışması, Google Form üzerinden yapılacaktır. Dolayısıyla yarışmaya katılanlar Google’da oturum açmak durumundadır. 5. Ödüllü Tarih Yarışması’na katılanlar adlarını soyadlarını ve e-posta adreslerini doğru yazmak zorundadır. Eksik veya yanlış bilgi verenler ödül kazanamayacaktır. 6. Ödüllü Tarih Yarışması, 10 Nisan 2017 Pazartesi günü saat 12:00’da başlayacaktır ve 10 Mayıs Çarşamaba günü saat 24:00’da bitecektir. 7. Ödüllü Tarih Yarışması’na katılmak ücretsizdir ve bu yarışma herkese açıktır. 8. Ödüllü Tarih Yarışması’nda ödül kazananlar tarihveteknoloji.com’da ve tarihveteknoloji.com’un sosyal medya hesaplarında 15 Mayıs 2017 Pazartesi günü saat 20:00’da duyurulacaktır. 9. Ödüllü Tarih Yarışması’nda ödül kazananlarla e-posta adresleri üzerinden iletişim kurulup kazandıkları hediyeler verdikleri adreslere gönderilecektir. 10. Yarışmayla ilgili herhangi bir sorunuzu bilgi@tarihveteknoloji.com adresine gönderebilirsiniz.

https://goo.gl/31rFtu

65


Dergimiz, başta sosyal bilgiler ve tarih öğretmenleri olmak üzere tarih öğretiminde teknolojinin kullanımıyla ilgili çalışmaları olan herkesi yazar olmaya çağırıyor! İletişim: bilgi@tarihveteknoloji.com

66

Tarih ve Teknoloji Dergisi  

Tarih dersinde teknoloji destekli ders planları ve ders etkinlikleri başta olmak üzere Tarih öğretiminde teknolojinin her türlü kullanımı üz...