Page 1

Taraf 5

Toplum ve yaşam

24 TEMMUZ 2013 ÇARŞAMBA

PARÇALI BULUTLU ERDAL GÜVEN

Sıkıntı ‘burada’ değil, sizde Başbakan

E

rdoğan, pazar akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde konuşurken dönüp dolaşıp sözü başkanlık sistemine getirdi yine (Hiç aklından çıkmıyor ki dediğinizi duyar gibiyim. Olabilir). Ve fakat bir yerinde dedi ki, “Başkanlık sistemi gibi meşruiyeti olan ve 100’ü aşkın ülkede uygulaması olan bir sistemi biz önerince beyler rahatsız oluyor. Sıkıntı burada. ” Erdoğan fena hâlde yanılıyor. Sıkıntı orada değil. Sıkıntı, (1) o 100’ü aşkın ülkenin ezici çoğunluğunun ‘tam demokrasi’ olmamasında ve

(2) Başbakan’ın talimatıyla AKP’nin hazırladığı teklifin, ‘meşruiyeti olan’ başkanlık sisteminin özüne ve ruhuna bariz biçimde aykırı düzenlemeler öngörmesinde. İlkinden başlayalım. The Econonist Intelligence Unit ’in ‘Demokrasi Endeksi’ne göre bugün itibarıyla ‘tam demokrasi’ sayılan 25 ülke arasında başkanlık rejimiyle yönetilen ülke sayısı üç: ABD, Kosta Rika ve Uruguay. Aynı endeksin ‘otoriter ülkeler’ listesinde parlamenter demokrasiyle yönetilen ülke sayısı ise 0. Evet, 0. Tamamında sivil, asker ya da dinî-ruhanî ‘başkan’lar iktidarda. Çok uzağa gitmenize gerek yok. Orta Asya’nın totaliter rejimlerini ve Ortadoğu diktatörlüklerini aklınıza getirin, yeter. Erdoğan’ın zaman zaman ‘iyi’ örnek diye sunduğu Rusya, Demokrasi Endeksi’nin 122. sırasında. Yani sayısal olarak bakıldığında başkanlık sistemi ile demokrasi arasında bir ters orantı sözkonusu. Bu pratik gerçekliğin, teorik bir çerçevesi de var. Başkanlık sistemi ile parlamenter rejimi mukayese eden ve literatürde referans kabul edilen

YURTTA HAVA Adana Afyon Ankara Antalya Balıkesir Bursa Diyarbakır

34/24 28/14 27/15 38/26 30/19 30/17 38/24

Elazığ Erzurum İstanbul İzmir Samsun Sivas Trabzon

DÜNYADA HAVA 35/18 26/24 30/22 32/24 26/20 27/12 26/21

Bağdat Berlin Londra Moskova New York Paris Roma

44/30 28/15 27/19 19/11 33/21 32/21 27/18

Türkiye’de çözüm, Suriye’de düğüm

B

ir yanda Esad rejimi. Öte yanda içinde cihatçıların, Kaideci, Selefî örgütlerin fink attığı Özgür Suriye Ordusu. Kıyasıya bir mücadele içindeler. On yıllarca ezilmiş Suriyeli Kürtler fırsattan istifade ne o ne bu deyip kendilerine bir ‘yaşam alanı’ yaratma gayretinde. Ne yapmalarını akademik araştırmalara göre (Linz, Mainwaring ve Shugart, Elgie vd.) demokrasinin hem oturtulması hem ‘ileri’ye (gerçek anlamda tabii) taşınması için parlamenter rejim, başkanlık sisteminden daha elverişli... İkinci ‘sıkıntı’ya gelince. ‘Meşruiyeti olan’ başkanlık sistemi, yürütmenin gücünün mümkün mertebe sınırlandığı bir rejim. Yetki alanları net biçimde ayrılmış bir kuvvetler ayrılığı ve bu sistemi ayakta tutan ‘dengeleme ve denetleme’ mekanizmaları (checks and balances) sözkonusu. Oysa AKP’nin geçen yıl Meclis’e sunduğu teklif, bırakınız ABD gibi ‘istisnai’ bir örneği, Rusya ve

NAMAZ VAKİTLERİ İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

İstanbul Ankara 03:44 03:53 05:32 05:44 13:02 13:18 16:55 17:12 20:20 20:39 21:59 22:20

İzmir Diyarbakır 04:15 03:26 05:59 05:08 13:25 12:33 17:15 16:22 20:39 19:45 22:13 21:19

Yavru TOMA K

uzey Kıbrıs’ta pazar günü genel seçimler var. Kıbrıs Türk toplumu için en hayırlısı olsun. Benim anlatacağım başka... Bir ‘yavru TOMA’ hikâyesi bu. Evet, bildiğimiz TOMA. Önceki hükümet döneminde Türkiye’den bir TOMA sipariş edilmiş. Neden ihtiyaç duyulduğu meçhul. Kimse net bir şey söylemiyor. Benim anladığım, belki bir Erdoğan ziyareti sırasında, bizim ‘başkan baba’lar diyarı Latin Amerika’daki ‘çapulcu’ların Kıbrıs’taki izdüşümü ‘besleme’lere karşı kullanmak içinı. Yoksa ‘sakat’ sistemlerin bile ötesinde, barışçıl siyasi kültürlerine de, medeni alabildiğine geniş yetkiler öngörüyor toplumsal ilişkilerine de aykırı bir ihtiyaç başkan için. Buna karşılık, etkisiz bir bu Kıbrıslı Türklerin. yasama ve zayıf bir yargı getiriyor. Gelgelelim ‘birileri’ bastırıyor TOMA için. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, CTP öncülüğündeki geçiş hükümeti ise başkanlık sistemine dair, “Önemli olan, direniyor. Onun yerine, mesela, itfaiye aracı sistemin içinde denge denetim olsun istiyor. bulunması. Hangi sistem olursa olsun, Hakikaten Kıbrıslı Türklerin çok şeye o sistemin içinde checks-balances olması ihtiyacı var. Ama bir TOMA’ya hiç ama hiç gerekiyor ” derken kast ettiği buydu... ihtiyaçları yok. ‘Goma da TOMA’ diyorlar zaten! AKP ve Başbakan ille de başkanlık Belli ki seçimi kim kazanırsa kazansın, sistemini savunacaksa daha sağlam yavru TOMA’yı kucağında bulacak. argümanlara ve doğru dürüst bir teklife Türkiye de bir meselesini daha KKTC’ye ihtiyaçları var. ihraç etmiş olacak. rdlgvn69@gmail.com bekliyorduk? Zamanında Iraklı Kürtlerin yaptığı da bu değil miydi? Ve şimdi bölgedeki neredeyse tek müttefikimiz onlar değil mi? Ama yok. Devletin, hükümetin ‘Kürt refleksi’ şaha kalktı. Tehditkâr dil hortladı. Türkiye’de çözüm ararken, Suriye’de düğüm mü atacağız?

Hiçbir şeyine doyamadık

Yıldırım çifti iki günlük bebeklerini doğumda beyni oksijensiz kaldığı için kaybetti. Genç çift, “Ninnisini söyleyemedik. Uyutamadık dizlerimizde” diyerek gözyaşı döktü

Z

onguldak’ta oturan Berna ve Altan Yıldırım çifti, doğumda beyninin oksijensiz kalması sonucu gelişen kan zehirlenmesi ve akut böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitiren iki günlük bebeklerinin cansız bedenini, doğmadan önce hazırladıkları yatağına yatırıp gözyaşı döktü. Bir yıl önce, boya ustası 36 yaşındaki Altan Yıldırım ile evlenen 23 yaşındaki Berna Yıldırım, geçen hafta perşembe günü Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde, normal doğumla üç kilo 10 gram ağırlığında kız bebek dünyaya getirdi. Çiftin Zeynep adını verdikleri bebekleri, doğum sırasında beyninin oksijensiz kalması nedeniyle Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne sevkedildi. Zeynep bebek, burada yapılan tüm müdahaleye rağmen, oksijensiz kalmasına bağlı

Hayallerinin yıkıldığını söyleyen Altan Yıldırım, şöyle konuştu: “Böyle olmamalıydı. Hiç aklımıza gelmezdi. Bebeğimizi bu şekilde vermemeliydiler. İlk bebeğimizdi. Hiçbir şeyine doyamadık. Ninnisini söylemedik, yıkayamadık, giydiremedik. Bunda ihmal yok da ne var? Doğumdan bir saat önce, ‘çok iyi’ dedikleri bebeğimiz, ne oldu da bu hale geldi? İhmal yoksa neden bebeğimizi böyle verdiler? Üniversite hastanesindeki bütün doktorlar, ‘yazık olmuş bebeğinize’ dediler. Şikâyetimizi yaptık. Sonuç alana kadar peşinde koşacağım. Yüce mahkemelerin de bunu örtbas etmemesini, hakkımı vermelerini istiyorum.”

İhmal yok peki ne var

gelişen sepsis ve akut böbrek yetmezliği nedeniyle, 20 temmuz cumartesi sabahı hayatını kaybetti.

Uyutamadım dizlerimde Bebeklerinin ölümünden, doğumu gerçekleştiren doktor S.Ş. ile ebeleri sorumlu tutan Altan Yıldırım, polise şikâyette bulundu. Yıldırım’ın ifadesini alan polis, dosyayı Cumhuriyet Savcılığı’na teslim etti. Savcılığın olayla ilgili inceleme başlattığı belirtildi. Berna ve Altan Yıldırım, dün sabah BEÜ Uygulama ve Araştırma

Hastanesi morgundan aldıkları bebeklerinin cenazesini evlerine getirdi. Genç çift, bebeklerinin cansız bedenini, doğmadan önce hazırladıkları yatağına yatırıp gözyaşı döktü. Berna Yıldırım, “Bir gece tanışsaydım seninle” diyerek ağladı. Altan Yıldırım ise “Ninniler söyleyemedim, uyutamadım dizlerimde” diyerek gözyaşı döktü. Zeynep bebeğin cenazesi, dün öğlen kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları arasında toprağa verildi. DHA

Lice’de narko-terör operasyonu Katliam gibi kaza: Aynı aileden beş ölü KIRIKKALE yakınlarında kontrolden çıkan otomobil, önündeki kamyona hızla çarptı. Hurdaya dönen araçta bulunan ve bir yakınlarının cenazesine katıldıktan sonra Ankara’ya dönen aynı aileden ikisi çocuk beş kişi öldü, iki kişi ağır yaralandı. Kaza dün Kırıkkale kent merkezine 11 kilometre uzaklıkta, Samsun yolu üzerinde Kimeski Mahallesi yakınlarında meydana geldi. Kırıkkale’nin Delice İlçesi’ne bağlı Balıklar Köyü’nde ölen bir yakınının cenazesine katılan yedi kişilik Ertaşkın Ailesi, evlerinin bulunduğu Ankara’ya dönmek üzere yola çıktı. Harun Ertaşkın (42) yönetimindeki otomobil, bir anda kontrolden çıktı ve önünde giden Recep Horoz’un kullandığı su sondajı yapan kamyona arkadan hızla çarptı. Kaza sonrası hurda yığınına dönen otomobilde sıkışan Mevlide Şahin (35), Seyran Ertaşkın (32), Ahmet Ertaşkın (4), Ferit Ertaşkın (1) ile kimliği belirlenemeyen bir kişi olay yerinde yaşamlarını yitirdi. Kazada, otomobil sürücüsü Harun Ertaşkın ile Ahmet Berkay Ertaşkın (33) ağır yaralandı. DHA

İstanbul’da 24 gözaltı İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadale Şube Müdürlüğü, uyuşturucu satıcılarına yönelik 10 ay önce başlattığı çalışmanın ardından bu sabah Üsküdar Bağlarbaşı’nda operasyon düzenledi. Operasyona çevik kuvvet ve özel harekât polisleri de destek verdi. Yaklaşık 500 polisle gerçekleştirilen operasyonda, ekipler 38 ayrı adrese baskın düzenledi. 24 şüphelinin gözaltına alındığı operasyonda, esrar, bonzai ve uyuşturucu hapların ele geçirildiği öğrenildi.

D

iyarbakır’ın Lice İlçesi’nde uyuşturucu operasyonu devam ediyor. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın sürdürdüğü narkoterör soruşturması kapsamında dün Jandarma Bölge Komutanlığı tarafından yönetilen hava destekli uyuşturucu operasyonu düzenlendi. Yaklaşık 600 personelden oluşan ekiple yapılan operasyon kapsamında 1000 dönüm arazide ekili 28 milyon 500 bin hintkeneviri ele geçirildi. Uyuşturucu

tarlalarından sökülen kenevirler yine tarlalarla yakılarak imha edildi. Operasyonda araziye gizlenmiş halde kubar ve toz olmak üzere 3.5 ton da esrar ele geçirildiği açıklandı. Diyarbakır Valiliği, dün sabah Lice’de narko terör soruşturması kapsamında operasyon düzenlediğini açıkladı. Açıklamada, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı’nın Lice ilçesi Tepe Köy güney batısında yer alan Hacı Cemil Mezrası ile Kabakaya Köyü’nün

çevresindeki arazide esrar üretimi amacıyla yasadışı kenevir ekim alanlarının imhasına yönelik operasyon başlatıldığı bildirildi. Açıklamada şöyle denildi: “Operasyon öncesi İl Jandarma Komutanlığı’nca yapılan çalışma neticesinde, bölgede geniş vadilere yayılmış şekilde yasadışı kenevir ekiminin yapıldığı tesbit edilmiştir. Operasyonda 33 tim ile güvenlik tedbirlerini içeren çember oluşturulmuş, ekipler vasıtasıyla da yasadışı kenevir ekimi yapılan

tarlaların imha faaliyeti başlamıştır.”

3.5 ton esrar ele geçirildi Operasyonda güvenlik güçleri 1000 dönüm arazide ekili 28 milyon 500 bin hint keneviri buldu. Araziye gizlenmiş halde kubar ve toz olmak üzere 3.5 ton da esrar ele geçirildiği açıklandı. Bölgede uyuşturucu tacirlerinin ilk kez hintkeneviri ekili tarlaları döşedikleri borularla damla sulama sistemi ile suladıkları ortaya çıkarıldı. DHA

“Palalı Sabri” dönüş biletini yakmış

T

aksim’de Gezi Parkı eylemleri sırasında göstericilere pala ile saldıran ve daha sonra Fas’a giden Sabri Çelebi, dönmesi beklenen tarihte (dün) Türkiye’ye dönmedi. Gözaltına alındıktan sonra kaçma şüphesi olmadığı için serbest bırakılan Sabri Çelebi, hakkında tutuklama kararı çıkarılmadan bir gün önce Fas’a gitmişti. Çelebi’nin dönüş bileti 10 ağustostu. Çelebi, dönüş tarihini 23 temmuz olarak değiştirdi ancak bu uçağa binmedi. Sabri Çelebi, TK-618 sefer sayılı Türk Hava Yolları’nın Kazablanka-İstanbul uçuşunu yapan uçağa bilet almıştı. Atatürk Havalimanı’na inen uçağa bileti olmasına rağmen binmedi. Hakkında yakalama kararı çıkmadan bir gün önce 10 temmuzda Fas’a uçan Çelebi’nin ne zaman Türkiye’ye döneceği merak konusu. TARAF

Şüpheli polislere tanık teşhisi yapıldı

E

skişehir’de Gezi olayları sırasında sivil kişilerin sopalarla dövdüğü üniversiteli Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünde, şüpheli altı polis memuru dün teşhis için jandarma getirilip tanıklara gösterildi. Teşhise altı tanık katılırken, sivil giyimli polisler yine sivil kıyafet giydirilen 16 jandarmayla bir odaya alındı ve tek tek çağrılan tanıklara gösterildi. Avukatların da bulunduğu teşhis işleminin tamamlanmasının ardından İl Jandarma Komutanlığı’ndan çıkan tanıklar yöneltilen soruları yanıtsız bıraktı. Tanıkların şüpheli altı polisi teşhis edip edemedikleriyle ilgili avukatların açıklama yapması bekleniyor. Bu arada Ali İsmail Korkmaz’ı sopayla döven kişiler arasında bulunduğu öne sürülen, 12 temmuzda gözaltına alınıp serbest bırakılan halk otobüsü şoförü Serkan K., savcılığın itirazı üzerine 20 temmuzda tutuklanmıştı. DHA

İnönü Stadı’ndan tarih çıktı

İ

nönü Stadı’nın yıkım çalışmaları sırasında ortaya çıkan tonoz iş makineleri tarafından parçalandı. Dolmabahçe’deki statta önceki gün yapılan kazı çalışmaları sırasında bir tonoz ortaya çıktı. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne yapılan ihbar üzerine uzman arkeolog görevlendirildi. Ancak iş makinelerinin kazıyı devam ettirmeleri üzerine ortaya çıkan tonoz parçalandı. İstanbul Arkeoloji Müzesi, raporunu bugün açıklayacak. Koruma Kurulu daha önce aldığı kararda 2863 sayılı yasa kapsamında bir kalıntı bulunursa çalışmaların durdurulacağını belirtmişti. TARAF

24.07.2013 Sayfa 05  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you