Page 54

Sabah erken kalkıyoruz. Dede,derede traş oluyor. İnekler sağılmış. Koyunlar ağıla çıkarılmış. Bize de kahvaltı hazırlanmış. Bu güzel insanlardan ayrılmak zor oluyor. Kahvaltı bitiminde Shiroko laka gölüne doğru yoldayız. Bol sivrisinekli bir yol. Göl kenarında geceliyoruz. Çadırsız. Yıldızların altında. Sabah gölün soğuk suyunda yıkanıyoruz. Burası Bulgarlar’ın çadır kurdukları kamp yerlerinden. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Bulgarlarda Sırplar gibi hakikatten medeni insanlar. Yanımızdanki komşular bir eşyalarımızı yerleştirirken çocukları ile bira gönderiyorlar. Hava sıcak ve baraj gölü yanında bira iyi gider diye geri çevirmiyoruz. Balkanlarda insanlar bizdeki çay ikramı gibi ve o sıklıkla bira ve rakı ikram ediyorlar. Sofya’dan beri E8 yürüyüş yolunu takip etmeye çalışıyoruz. Pek iyi gitmiyor. Harita üzerinde güzel bir çizgi olarak gözüken yol realitede yok. Biz, bugün de kayboluyoruz. Çalıların arasından yol bulmamız çok zor. Yemeğimiz de bitti. Bir tek vitamin hapımız ve 2 küçük şeker parçamız var. Vitamin ve şekeri suda eritip içiyoruz. Kendi gazosunu kendin yap kampanyasına katılıyoruz. Bugün tek enerji sağlayan yiyecek ve içeceğimiz bu. Aç karnına Borino’ya (Karabulak) varıyoruz. Burada Türk ahali bizi memnuniyetle misafir ediyor. Tamamen Anadolu burası. Sokaklarda, dükkanlarda, pazarda Türkçe konuşuluyor. Camiden ilk defa ezan’ı Muhammediyi duyuyoruz. Bir gün fazladan kalıp düğüne katılıyoruz. Cemal abi bize çevreyi gezdiriyor. Şeytan Köprüsü’’ne gidiyoruz. Doğa harikası bir vadi ve doğal bir köprü. Vadinin ortasından dik yamaçların arasında hızla akan bir dere. Yeşilin her tonu var Şeytan Köprüsü Vadisi’nde. Şeytan köprüleri Bulgaristan’da bir kaç yerde var. Burası en güzellerinden biri. Borino’dan sonra Smolyan ve Rovino. Burada Fatma isimli yaşlı bir Pomak teyzeye konuk oluyoruz. Müslüman olduğumuzu test etmek için bana Kulhüvallahi’yi ve Fatiha’yı okutuyor. Testten geçtikten sonra yemeklerimiz geliyor. Köy insanları misafiri hemen evinde hissettirmesini ve birini nasıl misafir edeceğini biliyor. Gece rahat uyuduktan sonra Fatma teyzenin kahvaltısı bize yeterli yol enerjisi veriyor. Kadının manevi enerjisi kahvaltının verebileceği enerjiden kat ve kat daha fazla. Madan şehrine kadar bizi dağlardan Asan (Hasan) götürüyor. Bir Pomak müslüman, yollarda eziyet günlerini anlatıyor. İsim değiştirmeleri ve dini baskıları. Dağlardan bize mantar topluyor. 60 yaşında ama bizim önümüzde bir tazı gibi gidiyor. Yetişemiyor. Bizimle dalga geçiyor. Bu dağları avucunun içi gibi biliyor. Madan şehri uzaktan göründüğünde kucaklaşarak ayrılıyoruz. O köyüne geri dönüyor biz de Madan kentine doğru devam ediyoruz. Madan kenti isminden de anlaşılacağı gibi bir maden şehri. Kömür madenlerinin işlendiği bir şehir. Şehir meydanına Amerika’da yaşayan bir Pomak tarafından büyük bir cami yaptırılmış. Caminin biraz ilerisinde kilise var, o da aynı kişi tarafından yaptırılmış.

54

Sultanlar Yolu Seyahatnamesi - 2009  

Sultanlar Yolu Girişimi sürdürülebilir gelişmeye öncülük eden ve kültürel mirası koruyan bir kültür turizmi güzergâhıdır. İnsiyasifin amacı,...

Advertisement