Issuu on Google+

Stil Dehası

HESABI MADREDEUS’UN OTANTİK SESİ

TERESA SALGUEIRO

EDIE SEDGWICK

TUVANA

BÜYÜKÇINAR'DAN

YARATICI DOKUNUŞLAR AYAKKABILARDA

ICE HOTEL KUZEY IŞIKLARI

PASTEL ADIMLAR 2014 İLKBAHAR - YAZ MODASINDA

Mart 2014 Sayı: 12

bahar enerjisi


4


5


6


7


8


LATA 0232 421 97 62

Yılmazkoçlar İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. Tel: 0232 461 12 67 Adres: İslam Kerimov Caddesi No: 2/107 - Bayraklı/İZMİR www.yilmazkoclar.com.tr E-Posta: info@yilmazkoclar.com.tr

9


10


11

LATA 0232 421 97 62


Mart 2014 12


13


İçindekiler 14

Sevda Tezol

Renan Kaleli Yaşanmış Hakikatler

İddialı Kişiliklerin Hesabı

Ayakkabı Römantik Adımlar

Edie Sedgwick Stil Dehası

Murat Tavlı İnsanlık Namına

38 40 62

Modacı Donna Karan

100 110 114


YAYINCI LATA BASIN YAYIN FİLM REKLAMCILIK İTH. İHR. TİC. VE LTD. ŞTİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Lale Antitoros ( lale@stiletto.tc ) KREATİF DİREKTÖR A. Tacettin Tırnaklı (taci@stiletto.tc) YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Bahar Susup ( bahar@stiletto.tc ) YAYIN KOORDİNATÖRÜ Duygu Ela Erdoğan (duyguela@stiletto.tc) GENEL KOORDİNATÖR Renan Kaleli ( renan@stiletto.tc ) GÖRSEL YÖNETMEN VE GRAFİK TASARIM Tuna Agçe ( tuna@stiletto.tc ) Büşra Deriş (Stajyer) MODA EDİTÖRÜ Tuba Benian (tuba@stiletto.tc)

Tuvana Büyükçınar Röportaj

Moda

2014 İlkbahar

64 76

FOTOĞRAF DİREKTÖRÜ Merve Hasman ( merve@stiletto.tc ) GÜZELLİK EDİTÖRÜ Gila Benezra ( gila@stiletto.tc ) MARKA YÖNETMENİ Helin Akyıl ( helin@stiletto.tc ) YAZARLAR Merve Hasman - Murat Tavlı - Renan Kaleli Duygu Ela Erdoğan - Sevda Tezol Tuba Benian - Gila Benezra Sinan Hızalan - Doruk Öztürk Tevfik Urgancıoğlu - Burcu Aksoy Burcu Bülbül - Cenk Erdem Necip Baykara - Helin Akyıl KATKIDA BULUNANLAR Deniz Gülaydın - Başak Koçoğlu Derin Tırnaklı -Serhan Akgün Serap Önder - Aytekin Yalçın HUKUK DANIŞMANI Av. Nilhan Antitoros MALİ MÜŞAVİR ve FİNANS MÜDÜRÜ Serra Aytaç YÖNETİM YERİ Nevvar Salih İşgören Cad. No:1/4 Daire:4 Alsancak/İZMİR Tel/Fax: 0232 421 97 62 STILETTO ABONE HİZMETLERİ Müşteri Hizmetleri : abone@stiletto.tc

Güzellik Yeni Sezon

Burcu Bülbül Düsseldorf Boat Show

120 130

BASKI METRO Matbaacılık Yahya Kemal Beyatlı Cad. No. 94 BEGOS 3. Bölge Buca İZMİR Tel: 0232 290 33 11 Fax: 0232 290 33 21 DAĞITIM Dünya Süper Dağıtım Tic. San. A.Ş Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın BASKI TARİHİ 1 Mart 2014 Dergide yer alan yazı ve fotoğrafların tüm hakkı STILETTO dergisine, yayınlanan ilanların sorumluluğu ise ilan sahiplerine aittir.

15


Londra'dan bildiriyor.

Sinan Hızalan

Murat Tavlı

Kendisi gibi karizmatik tasarımlara imza atan mimarımız!

Biz O’nu Şehzade olarak kabullendik bir kere.

Merve Hasman Fotoğraf makinesini konuşturan kadın...

Renan Kaleli

Aklını kullanmayı seven, ender adamlardan...

Hayatın içinden noktaları aktarıyor.

16

Burcu Aksoy Duygularını konuşturanlardan...


Sevda Tezol

Tuba Benian

“Deliliğin kafasına vurmak” O’ndan geçiyor.

Necip Baykara Seyahatleri ve fotoğrafları ile yaşamı sanata çeviren bir yetenek.

Tasarımlarına, kişisel enerjisini yansıtmakla meşgul...

Helin Akyıl

"Görüyorum... Büyük kaos vesselam..."

Cenk Erdem Dünya starları ondan sorulur...

Burcu Bülbül Gezgin ruhlu kadın...

“İyi ki varsın” demenin en içten hali...

17


edito YÜKSELEN ENERJİ Havaların ısınmasıyla artan enerjimiz yeni sezonun renkleriyle de kendini göstermiş durumda. Rengarenk moda sayfalarımız gözlerinizi kamaştıracak. Bu ayki konuk tasarımcımız, ünü ülke sınırlarını çoktan aşmış olan Sevgili Tuvana Büyükçınar Demir. Yoğun temposunun yanısıra, yeni projelerini ve tasarımlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Aramıza yeni katılan iki yazarımız var yeni sayımızda. Necip Baykara ve Helin Akyıl. Necip Baykara, Rota sayfalarımızı, mecaraları ve kendi çektiği fotoğraflarla süslerken, Helin Akyıl hayata, ilişkilere ve aşka 'farklı' bakış açısıyla ve Helin Staylaa ile tarzını konuşturuyor. Yeni sezonda 80'lere U dönüş yaparken, bunun bizi ne kadar mutlu ettiği, gizemini koruyor. Nitekim 80'li yılların modası birçok kişi tarafından zamanında takip edilmiş olsa da, şimdilerde o yılların fotoğraflarına bakarken "Yine aynı hatayı yapar mıyız?" sorusu, eminim hepimizin aklından geçiyor. Dolayısıyla bu akımın 'cesaret' gerektirdiğini söylemeliyim...

Genel Yayın Yönetmeni

Lale Antitoros

Sevgili Murat Tavlı, bu ay hayvan sevgisi ve kedisi Şehzade'den bahsederek, tüm hayvansever okuyucularımızdan tam not alacak gibi gözüküyor. Yaşanmış Hakikatler serisiyle Renan Kaleli yine şaşırtmaya devam ediyor. Yurtdışı haberleri için, Düsseldorf Boat Show'u ziyaret eden Burcu Bülbül, izlenimlerini fotoğraflarıyla aktarıyor. Güzel enerjileriniz hep yükseklerde kalsın...

Sevgilerimle,

18


19


Not Defteri

CHIC OUTLET ALIŞVERİŞ KASABALARI ÇİÇEK AÇIYOR Avrupa'da dokuz lüks outlet kasabası bulunan Chic Outlet Shopping, Belçikalı ünlü çiçek tasarımcısı Mark Colle ile yaptığı işbirliğini ilkbahar sezonu için özel olarak hazırlanan 'Chic Goes Wild!' kampanyasıyla kutluyor.

Sofİstİke Be Jeweled Vera Wang Be Jeweled lüks ruhu, kadınsılığı ve bağımsızlığı temsil ediyor. Şişesinin sofistike tasarımı ve değerli mücevherlere gönderme yapan parlak taşlar parfümün adını vurgular nitelikte... Taze, floral ve meyveli notalar içeren parfümün ana notaları, odunsu ve misk, kalp notaları ise tatlı pralinler, gardenya ve kırmızı üzümden oluşuyor. Genç bir tarz ve kadınsılığı buluşturan bu parfüm sezona iz bıracak gibi görünüyor.

Empresyonist Louboutin

İlkbahar-Yaz 2014 sezonunda Christian Louboutin empresyonist çizgilerin arasına entegre oluyor. Peter Lippmann grafik şekilleri, ikonik malzemeleri bir araya getiren koleksiyonun tüm modernliğini pastel tonların arasında fotoğraflıyor. Çiçek baskıları aynı zamanda Christian Louboutin'in birçok tasarımına da ilham kaynağı olan seyahat ruhuna da vurgu yapıyor. Markanın cezbedici geçmişine paralel olarak koleksiyon, modern çizgilerle yorumlanan klasik stilleriyle Apostrophe ve Bat Pump modellerini sunuyor. Sivri burnu ve açık arkasıyla Apostrophe sezonun önde gelen renkleri canlı pembesi ve sarı renkleriyle dikkat çekiyor.

Louis Vuitton’dan Archive vitrinler!

Louis Vuitton, Gaston Louis Vuitton'un 20. yüzyıl başlarındaki çizimlerinden ilham alarak hazırladığı 'Archive' vitrinlerine, geometrik bir bakış açısı kazandırıyor. 28 yıl boyunca, 70 Avenue des Champs Elysées'deki tarihi Louis Vuitton mağazasının vitrin çizimlerini gerçekleştiren Gaston Louis Vuitton'un, Champs Elysées mağazası için 1926 yılından 1929'a kadar gerçekleştirdiği orij inal çizimlerinden ilham alan 'Archive' vitrinlerinin, 23 Mart'a kadar tüm Louis Vuitton mağazalarında yerini alacak.

20


21


Not Defteri

Dior Karnavalı

DIOR, 2014 CRUISE KOLEKSİYONUNDA RENKLERİN EŞSİZ GÜCÜNDEN İLHAM ALARAK, DİKKAT ÇEKİCİ AYAKKABI TASARIMLARINA İMZA ATTI. KLASİK RENKLERDEKİ STİLETTO VE KALIN TOPUKLU AYAKKABILARIN VAZGEÇİLMEZLİĞİNİ ELİNDEN ALACAK OLAN BU RENKLİ TASARIMLARA ŞİMDİDEN HAYRAN KALDIK. YEŞİL, MAVİ, TURKUAZ, PEMBE VE TURUNCU GİBİ ENERJİK RENKLERİN KULLANILDIĞI AYAKKABILARDA ŞEFFAF TOPUKLAR DİKKAT ÇEKİCİ DETAYLAR ARASINDA YER ALIYOR. BİLEKTEN BAĞLAMALI STİLETTOLAR VE BURNU AÇIK YÜKSEK TOPUKLARA EŞLİK EDEN PARLAK RENKLER, BAHARI ŞİMDİDEN AYAKLARIMIZA GETİRİYOR.

Gommino İkonik parça

TODS'un vazgeçilmez loafer modeli 'Gommino'lar 2014 İlkbahar/Yaz sezonuna dikkat çekici renkleriyle giriş yaparak kalbimizi fethetmeyi başarıyor! Krem, marin yeşili, parlak kırmızı, sarı, açık mavi, siyah renklerin öne çıktığı lüks, konfor ve sadeliği birleştiren bu ayakkabılarla yeni sezon çok eğlenceli geçecek. Koleksiyon TODS mağazalarında satışa!

Mulberry’e Cara İlhamı

Mulberry, Cara Delevingne ile bir işbirliği yaparak çanta koleksiyonu hazırladı. Cara Delevingne’nin parmağındaki aslan dövmesinden de esinlenerek hazırlanan çanta koleksiyonundaki modeller üç farklı kullanımı ile dikkat çekiyor. Mulberry’nin yeni modelleri arasında yeşil ve gri gibi renklerin yanı sıra kamuflaj deseni yer alıyor. Elde, omuzda ve sırt çantası olarak üç farklı şekilde kullanılabiliyor. Koleksiyonda fiyatlar 1.500$ dan başlıyor.

22

Baharın Renkleri Saçlarınızda! The Body Shop'un 2014 kış ve ilkbahar ayları için sınırlı sayıda üretilen parabensiz ürünü Hair Chalk ile çocukluğunuza geri dönmeye ve içinizdeki çocuğu yeniden ortaya çıkarmaya hazır mısınız? Şeker pembe ve parlak mavi renkli saç tebeşirleri, sizleri yerlere sek sek çizgileri çizip doyasıya oyun oynadığınız günlere geri götürmeye hazırlanıyor. Üstelik bu özel ürün, kalıcı saç boyasına gerek kalmadan trendy bir görünüm verirken, saçlarınıza bahar renklerini konduruyor.


23


street style Londra YAĞMURLU GÜNLER BİTMESE DE BAHARIN GELİŞİNİ MODAYLA VE CANLI RENKLERLE KUTLAYAN LONDRALI’LAR YİNE BAŞROLDE!

24


25


street style NEW YORK UZUN VE KARLI BİR KIŞIN ARDINDAN, ISINAN HAVANIN ENERJİSİYLE BİRLİKTE NEWYORKLU FASHIONISTALAR DA CESUR TARZLARINA GERİ DÖNMÜŞ GÖRÜNÜYOR.

26


27


street style Mİlano MODANIN BAŞKENTİNDE, YENİ SEZON TRENDLERİNİ KENDİ TARZLARINA UYGUN ŞEKİLDE KULLANAN MİLANOLU’LAR DEFİLELERİ ARATMIYOR.

28


29


Londra Notları

LONDRA NOTLARI

U

zun yıllardır yurtdışında yaşıyorum diyebileceğim kadar süre geçti Londra'ya taşınalı. İlk başlarda, gözlerimi kocaman açmama sebep olan şeyler duyuyor veya şahit oluyordum. Artık bu şaşkınlıklar yerini farklılıkların güzelliğine bıraktı. Ne hoş diyorum içimden; bu kadar ırk, millet birbiriyle uyum içinde yaşayabiliyor. Herkes birbirine karşı anlayışlı davranıyor. İngilizlerin pek çoğu yabancısız düşünemiyorlar ülkelerini. İnsanlarda, benim kendi ülkemden alışık olmadığım ilginç bir "güven duygusu" var. Öyle bir güven ki bu, evinize tamir için gelen biri, size faturayı sonra yollayacağını söyleyip, sizden para almadan gidiyor. Sizin, faturadan sonra ödeme yapacağınıza emin, güven duyuyor. Park cezaları evinize posta yoluyla geliyor, yani postada kaybolmayacağına eminler, güven duyuyorlar. Sıralamakla bitecek gibi degil. O kadar çok örnek var ki... Şunu anladım, bir ülkede kurallar herkes için aynı ise ve en önemlisi bu uygulanabiliyorsa,

30

sistem iyi işliyor demektir ve vatandaşlar bu huzuru bozmamak adına, kurallara uyarlar. Ve yine İngiltere gibi gelişmiş toplumlarda bir şey daha var beni çok etkileyen, o da insanlardaki alçak gönüllülük, sıradanlık duygusu. Geçenlerde, Finlandiya Başbakanı'nın kar kazırken resimleri düştü basına, bize ilginç geliyor değil mi? Çünkü Türkiye'de resim çok farklı. Senelerdir görüyorum, bizim bölgenin Belediye Başkanı çocuğunu okula kendi götürüp getiriyor. British Telekom'un CEO'su metro ile işine gidip geliyor. Sizce o şöför tutmayı akıl edemiyor mudur? Ya da yeni prenses Kate, yemek alışverişi için markete kendi gidiyor ve kendi taşıyor torbalarını. Onun da resimleri basına yansımıştı. Hiç yüzünde "Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?" ifadesi gördünüz mü? Şapka çıkarttığım örnekleri sıralamakla bitiremem. İnşallah ülke olarak biz de bir gün muasır medeniyetler seviyesine erişiriz.


Mart Ayında Londra’da neler var, bir göz atalım:

The O2

Royal Albert Hall La Boheme

27 Şubat- 9 Mart

Ellie Goulding

9 Mart

Ed Sheeran

24 Mart

Gabrielle

19 Mart

Paolo Nutini

26 Mart

The Wanted

One Republic

27 Mart

Tinie Tempah

The Cure

27 Mart

30 Mart

29 Mart

The O2 Academy

Apollo Theatre Jason Derulo

24 Mart

Kodaline

Status Quo

28-29-31 Mart

Steel Panther Metronomy

9 Mart

19 Mart 27 Mart

31


Londra Notları

NATIONAL HISTORY MUSEUM Tropikal kelebek evini Mart ayında ziyaretçilerine açıyor. Yüzlerce kelebeğin arasında gezerken, bu büyüleyici canlılarla ilgili her şeyi öğreneceksiniz. (1 Mart- 1 Eylül)

SADLER’S WELL THEATRE SARA BARAS: LA PEPA The Times gazetesine göre, Sara Baras en çağdaş flamenco dans yorumcusu. Mart ayının öne çıkan gösterilerilerinden biri. Şehirdeyseniz kaçırmayın. (1-8 Mart)

MASLENITSA BAHAR KUTLAMASI Krep haftası olarak da bilinen bu etkinliği, Ruslar dünyanın her yerinde kutluyorlar. Bu kutlamalar kışa veda etmek, bahara hoşgeldin demek için yapılıyor. Kutlamalar Trafalgar meydanında 2 Mart'ta yapılacak. Geleneksel şarkılar, danslar, oyunlar, yarışlar, yemekler, market, yani kısaca ne ararsanız bulabilirsiniz.

Doruk Ozturk 32


swaptrademasters.com 33


Mimari / Dekorasyon

art deco Miami

Herkese merhaba, kış aylarındayız ancak görüyoruz ki kış hakkında herhangi bir hissiyatımız olamadı bu sene. Küresel ısınma başlı başına bir insanlık ve evren sorunu olsa da, biz bu yazıda soluğu Miami'de alacağız.

3432


G

idelim ve mimarı yapıları başta olmak üzere ilgimizi çeken birçok konuya bakmaya çalışalım. Florida'nın en önemli şehirlerinden biri olan Miami, Amerika'nın güney doğu ucunda Atlantik Okyanusu'nun kıyısında bulunmaktadır. Sürekli ama sürekli turist akınında olan Miami'de, tahminlere göre yerleşik yaşam sürmekte olan halk sayı olarak 500.000 kişi civarındadır. İnsanları mutlu eden sahilleri, gece hayatının hareketliliği ile Miami her daim insanların iyi vakit geçirmek için akın ettiği bir yerdir. Senede yaklaşık 10 milyon kişi dışarıdan Miami'ye gelmektedir. Miami'de uygulanmış yapı tarzlarını ele aldığımızda çok eski bir mimari yapılanmaya rastlarız. Art Deco uygulamanın şaşalı olan en güzel örneklerinden biri, Miami'de 80 yapı adasındaki 800 binadan oluşan ve adı üzerinde olan "Art Deco District " olarak anılan o ünlü bölgedir. Bilindiği üzere 1920'lerde ortaya çıkan akımın Art Deco olarak adlandırılması, çıkışından, hatta hızını yitirmesinden yıllar sonra, bir geri dönüşle 1925 yılında Paris'te açılmış olan uluslararası dekoratif

35


Mimari / Dekorasyon sanatlar sergisinin (Exposition Internationale Des Art Decoratfs) adından esinlenerek olmuştur. Miami Beach'te güneydeki Latin Amerika ülkelerinin sanat ve kültür etkileriyle yeşeren özgün Art Deco yorumu da aynı şekilde yıllar sonra Tropical Deco adı altında anılmaya başlamıştır. Art Deco akımı ABD de bir süre Modernizm adı ile de anıldı. 1925'ten başlayarak modernist mimari dekorasyon nerdeyse tüm ABD'ye, bölgelere göre farklılık göstererek yayıldı. Bu ayrımsa sırasında, yine en özellikli, en güzel örneklerden biri Güney Florida'da özellikle de Miami Beach'te gelişen, daha sonraları Tropical Deco olarak anılan uygulamadır. Tropical Deco'nun en güzel örneklerini barındıran Miami Beach palmiyeleri, geniş kumsalı, masmavi gökyüzü ve önünde göz alabildiğine uzanan Atlantik Okyanusu ile süper bir tatil bölgesi olarak alışılagelmiş durumdadır. 1915 yılından sonra seçkin bir topluluğun kışlık dinlenme yeri haline gelen Miami Beach, Miami'nin kardeş şehri, bir bakıma da tamamlayıcısıdır. Art Deco bölgesi Miami Beach'teki kumsalın bittiği noktadaki caddeden sonra başlamakta ve 1.5 km içeri doğru yayılmaktadır. Sonuçta, Miami tadına varılacak deniz, güneş, eğlence gibi unsurların bir araya gelmesi ve kendine has mimarisi ile gerçek bir gözbebeği durumundadır.

36


pastel rüzgarı

Evim.net Saat 21,90TL

Canlı renklerin soft tonları, baharın ışığını ve tazeliğini evinize taşıyacak.

Mudo Concept 116TL Vakko 170TL

Creed 371TL

Mudo Concept 24.50TL

Zara Home 119TL

Dialma Brown Fatih Kıral 6.985 TL

ByKepi Viento Edition

Dialma Brown Fatih Kıral 7.500 TL

ByKepi Viento Edition

37


OTEL VE MEKAN PROJELERİNDE BY KEPİ İMZASI Mobilya sektöründe Ulusal bir marka olan By Kepi, mekan dekorasyonları ve restorasyonları ile de yaşam alanlarına yepyeni bir boyut kazandırıyor… 38 36


By Kepi, bilinen özelliği olan bütünsel dekorasyon çözümlerinin yanısıra, artık otel ve mekan restorasyonunda da başarılara imza atıyor.

alın. Mekanınızı yerinde ziyaret ederek size özel bir proje sunumu hazırlıyorlar. Daha sonrasında tüm detayları ile projeyi size anahtar teslim ediyorlar.

En son İstanbul'da Biz Cevahir Otel'in tüm dekorasyonu yapan By Kepi, Ege bölgesinde de otel projelerine imza atmaya hazırlanıyor. Bu projeler için ayrı bir ekip oluşturduklarını ve en iyi hizmet kalitesi ile çok özel projelere imza attıklarını vurgulayan Mustafa Kepi, bundan sonra da, mekan ve otel projelerine ağırlık vereceklerini belirtti.

En kaliteli malzemeleri yüksek teknoloji ve el işçiliği ile üreten ByKepi, müşterilerine özel çözümler sunabilen ilk ve tek firma olma özelliğini de elinde bulunduruyor.

Yaşam alanlanlarında "Yaşanan mekanların da, o mekanları dolduran eşyaların da bir ruhu olması gerekir." diyen mobilya ve dekorasyonun başarılı markası By Kepi, son dönemde birçok mekanın restorasyonunu gerçekleştirdi. Anahtar teslim projelerinde, profesyonel ekibi ile eski veya yeni yapılmaya başlanmış daire, villa, restoran, otel ve işyeri gibi yaşam alanlarına yeniden hayat veriyor.

Kurulduğu günden bu yana bütünsel dekorasyon çözümleri sunan ByKepi, mobilya ve iç mimari sektöründe eşsiz kalitesi, sağlam dostlukları ve ulusal-uluslararası başarılarıyla bugün 200'e yakın profesyonel çalışanı ile 15.000 m2'lik kapalı alanda hizmet veriyor.

Yaşadığınız mekanlarda yeniliğe hazırsanız, By Kepi size özel projeler hazırlayarak yaşam tarzınıza, beklentilerinize ve isteklerinize yaratıcı ve kullanışlı çözümler sunuyor. Yaşam alanlarınızı yenilerken aynı zamanda sizin dekorasyon trendinizi yaratıyor. Mekanlarınızda köklü bir değişiklik yapmak istiyorsanız, By Kepi'nin profesyonel ekibinden bir randevu

39


YAŞANMIŞ HAKİKATLER

FOTOĞRAF: Renan Kaleli

38 40


Konuşarak bir yere varmak, sonra oradan geri dönememek Yakından güzel, uzaktan çirkin olmak Kötü günler için saklanan, iyi günü bir türlü bulamamak Gözlerini kapamadan görememek Şubat’ta çiçek açan saftirik ağaçlar O ağaçları kesip bina diken kötü insanlar Dost diyebilmek Dost diye bilmek Hayal yaşamak, gerçek kurmak Eski arkadaşlara toz kondurmamak Yeni arkadaşlara şüpheyle bakmak Eski sevgiliyi arkalara atabilmek Berbat bir hayattan dolayı uyanmak istememek Berbat bir hayattan dolayı uyuyamamak Kendinden daha iyilere layık olmak Sakallı adamlar ve yoga eğitmeni kadınlar Hayatta olmayan babadan hala destek istemek ve almak Duran merdivende yürümek, yürüyen merdivende durmak Rakı ve Balık Hayal kurmaya zeka eklemek Bir sefer de, sondan başlayarak denemek Gizli yapılan kötülükler, ortalarda yapılan iyilikler Saatlerce konuştuğun insanlarla artık tek kelime konuşamamak Antidepresan gülümsemesi İç sesi kısarak, üzerine müzik yerleştirmek Delikanlılığı saklamak, geri kalanı hediye etmek Çirkin doğrular Güzel yalanlar Ve... ‘Bulmak istediğiniz gibi bırakınız’ dövmesi yaptırmayı düşünmek...

Renan Kaleli

39 41


Lüzumsuz, kişinin ne dinine, ne de dünyasına faydası olmayan sözler söylemekten sakınmak gerek. Çünkü insan söylediği sözlerle de hesaba çekilecek.

Bugünlerde herkes kendini dinliyor. Ben de kendimi.

Bazen maneviyatın kokusunu almak için susmak gerek. Çünkü hiçbir şeyin kaynağı senin dışında değildir. Tıpkı savaşlar gibi.

Bilmeyen ise susmak yerine, geçmişin gölgesinde kendine takacak bir maske arıyor. Çünkü maskesi olmaza rolünü oynayamıyor. Tıpkı tırabzan olmayınca nereye tutunacağını bilememek gibi.

Sözler bumerang gibi döner yaralarsa seni ağzın, dilin gereksizdir, susarsın.

Esas savaş dışarıda değil, içeridedir ve içindeki savaş bitmedikçe dışarıdaki savaş devam eder.

Oysa iç huzurun dengede durmuyorsa, tırabzan sana denge olmaz.

Çünkü bazen sustukca kalabalıkların aksi yönünde her adım atışında, uysal bir sallabaş olmaktan vazgeçersin...

Ve bu savaşta kazanmanın tek bir yolu vardır, kendine inanmaktan vazgeçmemek!

İçimde yatıya kalma meraklısı bir yargı masası. Kolay değildir kelimelerin efendiliğini yapmak. Bazen dağa kaldırmak gerek kelimeleri. Ne kadar susulacaksa o kadar susmak gerek. Sözler anlamını yitirdiği için değil, hayata değen söylenecek söz kalmadığı zaman, bazen susmak gerek.

42

İşte susmak bunu bana sunuyor.

Bilen susuyor, söz bilmeyene kalıyor.

"

İNSANIN ROLLERİNİN HAPSİNDEN KURTULMASI İÇİN, HAYATININ VERİMSİZ TEKRARLARINDAN DOLAYI HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMASI GEREK…

"


İddİalı

kİŞİlİklerİN

hesabı Bir yanım feryat figan, bir yanım uçurum. Diğer yanımda ise, keşkelerimin ahı kulaklarımı sağır etmekte.

Bir rolü oynamak "ona" inanmamak demektir ve içine sıkışıp takılı kaldığın her rol, sana henüz iyileştiremediğin yaralarını gösterir. Ben uğradığım her hayalkırıklığında yaralarımı gördüm. Şimdi ruh balansım için susmayı deniyorum. Üzerime yapışan rollerden arınmayı! Bana öğretileni veya biçilen rolleri yaşamayı bırakıp, kendimi dinleyerek bulmaya gidiyorum. Çığlık kanadı ama ben sustukça sanki çoğalıyorum. Hem de

yaşamın kenarındaki çığlıkları hiç duymadan. "Ben susayım sen dinle" diyecek birilerini aradım hep. Çok şükür ki onlar hep yanımdaydı. Aslında söylediklerimden çok, sakladıklarımda gizliydim. Onlar bildi...

Benim artık hatalarımla bir sorunum yok. O yüzden kendimi dinleyebiliyorum ve bu yüzden çok yakında manastırda birkaç günlük susma orucuna giriyorum. Ermek falan değil amacım. Ömer Hayyam'ın dediği gibi "Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin, tekkede, manastırda eremezsin."

Gerçeklikteki insan susmaz, susamaz çünkü konuşmak insan olmanın koşuludur biliyorum.

Ben sadece bir süreliğine susmaya gidiyorum.

Ama bir sussan ve dinlesen...

Susmanın isli çaydanlığında bir süre demleneceğim...

Etrafta ne kadar çok ruh kirliliği var!

Ve suskunluğumda dinleneceğim...

Sevda Tezol 43


Kimsenin

Söylemediği Şeyler Geçenlerde şık bir İstanbul Café’sinde kahvaltı yaparken yine o aşina görüntülerden birine rastladım. Tanık olduğum, baş başa kahvaltıya gelmiş iki kız arkadaşın uzun süre birbirleri ile konuşmadan sosyal medyadaki kalabalığa karışmalarıydı…

44


B

u söylediğim yeni bir şey değil elbette.  Sosyal medyanın hepimizi esir aldığını biliyoruz zaten.  Hadi yeni olmayan bir şeyler daha söyleyim.  Aslında ne kadar yalnız olduğumuzu, sosyal medyanın bize sunduğu binlerce arkadaşın nasıl da bir illüzyon yarattığını, sanal alemde bu kadar zaman harcamanın,  bir Pazar sabahı dışarı çıkıp birkaç arkadaşla buluşmanın yerini tutamayacak kadar patetik olduğunu... Peki sorun nedir?  Farkındalık mı?  Metropol yaşamının seçkin temsilcilerinden bahsetmiyorum sadece.  Büyük kentlerde yaşayan insanlar bir süre sonra elit şehirliler oluyor zaten.  Yani bu kadar eğitimli,  bilinçli,  çoğu iş sahibi, okumayı seven bu şehirliler sanal alemde bu kadar zaman geçirmenin patolojik bir durum olduğunun farkında değiller mi? Elbette farkındalar.  Hatta sürekli bu konuda özeleştiri yapmıyorlar mı?  Başkaları ile dalga geçerken aslında sessizce kendimize de gülmüyor muyuz?  Elbette sorun farkındalıklarda değil.

Sorun tercihlerde... Peki neden yapıyoruz bu tercihi? Bana kalırsa bu kolay geliyor. Fazlaca emek vermeden,  kendini fazla açmadan,  istediğinde girip,  dilediğinde çıkarak yönetiyorsun ilişkiyi.  Sinirlenebiliyor,  dilimize fazla dikkat etmiyor,  çoğu zaman kaybetmekten korkmuyoruz. Oysa masada oturup, yüzyüze baktığın insanlarla bu kadar emeksiz yürütebilir misin ilişkiyi?  Elbette hayır. Hala kimsenin söylemediği şeyleri söylemedim.  Asıl gelmeye çalıştığım konu ise kadın-erkek ilişkileri.  Yarattığım analojiden şimdi başka bir açıya geçeyim. Çok yakınlarda dört bekar kadın arkadaşımı her zamanki gibi erkeklerden yakınırken buldum.  Onlarca acımasız eleştiri arka arkaya patlıyordu.  Erkekler umursamazdı, emek vermek istemiyordu,  çoğu hala ilkel çağlardan kalan içgüdülerle hareket ediyordu,  kıskançlardı,  egoları şişikti,  kendilerini bir şey sanıyorlardı, armut piş ağzıma düş'çülerdi,  çoğu korkaktı,  cömert değillerdi,  sevmeyi bilmiyorlardı,  annelerinin kuzusuydu,  iyi olanlar kapılmıştı vs... Mekanlar hiç olmadığı kadar kadın kaynıyor.  Erkeklerin rüyası bu olmalı.  Ama o da ne?  Hiç biri yok etrafta.  Altılı,  yedili kadın grupları restoranları,  cafeleri ve barları doldururken nerde bu adamlar?  Bu kadar kadın yalnız ise erkekler de yalnız olmalı.  Şehirde ne kadar

kadın varsa o kadar da erkek yok mu?   Erkekler bir araya gelip maçlara gidiyor,  evlerde futbol izliyor,  ava çıkıyor,  oyun konsolları ile savaşıyor, offroad peşinde, hold'em poker oynuyor. Yani kadınların olmadığı ne kadar yer varsa,  oralarda zaman geçiriyor. Peki herkes sevgili ve eş ararken niye herkes yalnız?  Niye bir araya gelemiyoruz?  Çok sebepli bir durum ile karşı karşıya olduğumuzu kabul etmemiz lazım.  Kadınlar erkekleri acımasız önyargılarla kategorize ediyor.  Çoğu zaman dibinin düştüğü adamları,  toplu kadın histerileriyle yerin dibine sokuyor.  Aslında kendini gerçekleyen bir kehanet yaratıyorlar.  Erkekler ise pes etmiş durumdalar.  Bir kadın grubuna yanaş,  içlerinden beğendiğin birine yaklaş ve "Kendisini çok beğendiğini ve tanışmak istediğini söyle."  Sonra da gör başına gelenleri.  Bir saattir göz kontağı kurup,  çekici bakışlar atan kadın bir anda sanki tacize ugramış gibi davranıyor. E be güzelim,  sen bütün hafta bu fırsatın hayalini kurmadın mı? Sebep yine aynı aslında.  Artık hiçbir şey için gerekli emeği vermek istemiyoruz.  Yepyeni bir ilişki için bile.  Hadi bakalım bu kadar yeter.  Atmam gereken twitler,  beğenmem gereken fotolar, kabul etmem gereken yeni sanal arkadaşlar beni bekler...

Duygu Ela Erdogan 45 43


Rรถportaj

44 46


MADREDEUS’UN OTANTİK SESİ

TERESA SALGUEIRO İLE YEPYENİ PORTEKİZ HİKAYELERİ Henüz 17 yaşında ünlü Wim Wenders filmi Lizbon Hikayesi’ndeki başrol oynayan ve dikkatleri çeken, Portekiz’in uluslararası arenadaki en ünlü gruplarından Madredeus’un sesi olarak milyonlar satan Teresa Salgueiro, kariyerinde çeyrek asrı geride bırakırken, kendi şarkılarını yazdığı ilk albümü “O Misterio” ile hayalini kurduğu müzikleri yapıyor. Fado'yu aşan ve gelenekselle yeniyi buluşturan şarkılara can veren otantik sesi ve yorumuyla ilk kez 20 Mart’ta İş Sanat sahnesine çıkıyor. Röportaj: Cenk Erdem

José Carreras, Caetano Veloso, Angelo Branduardi gibi meşhur isimlerle işbirliği yaparak kaydettiği 'Obrigado' albümü ile büyük çıkış yakalayan Teresa Salgueiro, 'O Mistério' albümünü şiirsel, aydınlık hissi uyandıran ve gölgeler de taşıyan bir albüm olarak tarif ediyor. Dünya müziğinin en yetenekli şarkıcılarından

biri olarak eleştirmenlerin bol bol övdüğü Teresa Salgueiro, Portekiz geleneğini, İstanbul'a çok benzettiği Lizbon'u ve 20 Mart'ta İş Sanat sahnesine getiriyor. Teresa ile kariyerini, müziklerini, Madredeus'la uzun soluklu macerasını ve İstanbul'u konuştuk.

47


Rรถportaj

48


Kariyerinizde 25 yılı geride bıraktınız, geçmişe dönüp baktığınızda neler hissediyorsunuz? Özetlenemeyecek kadar uzun bir yol aldım ama her zaman müziğe olan tutkum ve aşkım yanımdaydı. Müzikle büyümüş oldum ve çok iyi müzisyenlerle çalışarak kendimi geliştirme şansı da yakaladım ama aslında hiç planlamadan, aklımda bile yokken kendimi müziğin içinde bulmuştum ve dönüp baktığımda çok doğru seçimler yaptığımı hissediyorum. Son albümünüz “O Misteriosa” için ilk kez şarkıların tüm sözlerine ve müziklerine imza atmış oldunuz, peki kendi şarkılarınızı yazmak için neden bu kadar beklediniz? Lise döneminde bir yandan flüt ve piyano dersleri de alıyordum ama aklımda şarkı söylemek gibi fikir yoktu, şarkı söylemek hoşuma da gidiyordu ancak profesyonel olarak şarkı söyleyeceğim de hiç aklımdan geçmiyordu. Madredeus'un vokalist seçmelerine de öylesine girmiştim ama yolumu tamamen değiştirdi, tüm bu dönemlerde olağanüstü müzisyenlerle çalışarak bir şarkıcı olarak kendimi geliştiriyordum, kendi şarkılarımı yazmanın henüz zamanı değildi. Peki son projenizin tüm o senelerden sonra yeni bir başlangıç olduğunu söyleyebilir miyiz? O seneler boyunca Madredeus'un başarısı hem bizim için hem de Portekiz için bir ilkti ve ben de kendimi turnelerin, konserlerin, albüm kayıtlarının ve çok büyük bir maceranın içinde bulmuştum. 20 yıldan sonra Madredeus'tan ayrılıp ilk kez kendi müziklerimi yapmaya başladığımdan beri yepyeni bir yolculuk içine de girmiş oldum diyebilirim. Peki tüm söylediklerinizle son albümünüzün müziklerini nasıl tarif ediyorsunuz? Müziklerim için çok daha kişisel ama Portekiz'in köklerinden beslenen müzikler diyebiliriz. Hem köklerimize, hem Portekiz'in birbirinden farklı kültürleri barındıran geleneksel müziklerine bağlı şarkılar hem de yeni bir müzik diyebiliriz. Albümüm de füzyon ama elektronik müzikle akustik referansları buluşturan bir tarz olarak da özetlenebilir. 25 yaşında Wim Wenders’ın meşhur “Lizbon Hikayesi” filminde başroldeydiniz, sizin için bir dönüm noktası sayılabilir mi? Wim Wenders olağanüstü bir sinemacı ve Lizbon

Hikayesi için Madredeus'un müziklerini kullanmak isteyince o sırada 3. albümümüzü hazırlıyorduk ve eski şarkılarımız yerine Madredeus'un yepyeni müziklerini kullanmasını teklif ettik. Böylece hem filmin müzikleri hem de albümümüz için kayıtlara girmiş olduk ve bizim için müthiş bir fırsat oldu. Madredeus Portekiz’den çıkan en ünlü gruplardan biri ve ekibe katıldığınızda sadece 17 yaşındaydınız, peki şimdiki müzikleriniz yine Madredeus’un etkilerini de taşıyor mu? Madredeus'la çalıştığım yıllar boyunca çok iyi müzisyenlerle hem bir şarkıcı olarak kendimi geliştirebildim hem de benim için de şarkılar yazıldı. Ancak tüm birikimlerimle artık kendi şarkılarımı ifade etmek istediğim bir dönemdeyim ve şarkılarımın çok daha aydınlık hissettiren, şiirsel ama ayrıca gölgeler de taşıyan şarkılar olduğunu söyleyebilirim Eleştirmenler sizi dünya müziğinin en yetenekli şarkıcılarından biri olarak gösteriyorlar, peki sizin favorilerinizi sorsam? Bana kalırsa Brezilyalı Marisa Monte çok özel bir şarkıcı, hem çok kendine has bir tarzı var, hem de kendi bestelerini yapıyor, üstelik albümlerinin prodüktörlüğünü de kendi üstleniyor. Tam bir sanatçı ve gelenekselle yeniyi buluşturan çok özel bir tarzı var. Norah Jones ve U2'yu da çok seviyorum. Peki bir Portekizli şarkıcı olarak, günlük hayatınızda fadonun ve Portekiz müziklerinin yeri? Fado'yu bugüne taşıyan ve dünya müzikleri arasında özel bir yer kazandıran tek isim Amalia Rodrigues. Fado geleneği bugünkü yerini Amalia Rodrigues'e borçlu. Çok özel bir sesi var ve fadoyu başkalaştıran ve dünyaya ulaştıran da onu o kendine has yorumu. Portekiz'in müziklerini devleştiren çok özel başka isimler de var. Zeca Afonso ve Carlos Paredes de Portekiz'in en büyük isimleri. İstanbul’da 20 Mart’ta konser veriyor olacaksınız, İstanbul hakkında en çok neler biliyorsunuz? Sanırım İstanbul'a en son geldiğimde 2005 senesiydi ve konser için gelmiştik, çok hızlı bir ziyaretti ve İstanbul'u gezmeye bile fırsatım olmamıştı. Üstelik çok iyi hatırlıyorum her yer bembeyazdı, kar yağıyordu. Fotoğraflarda gördüğüm İstanbul bana Lizbon'u çağrıştırıyor, köprüleri, boğazı bana Lizbon'u hatırlatıyor ama hiç gezemedim, tek hatırladığım beyaz bir İstanbul. Kendi şarkılarımla ilk kez geliyorum ve şehri tanımayı çok istiyorum.

49


Editoryal

Wish you were

here

"Bu koleksiyonumda, babamdan hatıra kalan çiçekleri ve mutlu anlarımızı anlattım rengarenk ipek kumaşlarda. Şifonun özgür dalgalarını, doğanın yemyeşil örtüsüyle sundum straplez ve sırt dekolteli elbiselerde. Her bir çiçek rengini buldu ipek abrahamlarda. Bir babanın kokusu ve bir çiçek bahçesi hayat buldu…" Tasarım: Tuba Benian Fotoğraf: Osman Özel Styling: Barış Sönmezateş Model: Kristina Bulgak Makyaj: Sam Araji Saç: Ömür Dönmezdemir

48 50


4951


Editoryal

52 50


51

53


Editoryal

54 52


55 53


Editoryal

54 56


55 57


Rรถportaj

58 56


"Mobilya, insanların hayatlarına şahitlik eden sessiz nesneler olsa da, sahiplerini anlatır."

mustafa kepİ 12 yıllık bir marka olan By Kepi, yenilikçi ve yaratıcı bir bakış açısı ve başarılı projeleriyle İzmir’in haklı gururu olmasının yanı sıra, dünya markaları arasında yer almayı başaran ender firmalardan biri. By Kepi’nin başarı hikayesini, ünlü markanın yaratıcısı Mustafa Kepi’ye sorduk. Röportaj: Lale Antitoros

59 57


Röportaj

BY KEPİ için gerçekleşen bir hayal diyebilir miyiz? Nedir hikayesi? Tam anlamıyla gerçekleşen bir hayaldi diyebilirim. Ben ilk gençlik hayalimi gerçekleştirdim. Hiçbir zaman ezberci olmadım. Mesleğime ilk adım attığım günden bu yana sürekli araştırdım ve işimi geliştirmeye odaklı çalıştım. Mesleğimi çok sevmem de buna büyük etken. Mobilya insanların hayatlarına şahitlik eden sessiz nesneler olsa da, sahiplerini anlatır. Koltuk iskeleti üretimiyle başladığım iş hayatıma, markamı yaratırken hedeflerim belliydi. By Kepi markası, farkını ortaya koymak, bütünsel tasarım çözümleri üretmek, modası geçmeyen tarzlar yaratmak ve yapılmayanı yapmak hedefi ile oluşmalıydı. Tabii hedefler her geçen gün büyür, yeni hedefler ortaya çıkar. Bu anlamda düşündüğümüzde ulaşmamız gereken hedefler var.. 2001 yılında şu anki fabrikamız, bugün 16 bin metrekare kapalı alana sahip. Fabrika ve showroomlarımızın, hot couture mobilya üretiminde henüz bu kadar büyük bir alana sahip dünyada bir örneği daha yok. Kepi bünyesinde çok iyi bir ekip var. Ve işlerini seven insanların bir arada bulunması, ekip ruhu ile çalışmak başarıyı getiriyor. Dünya fuarlarını sürekli takip ediyoruz.  Kişiye özel üretime ve iç dekorasyo-

60

na ağırlık veriyoruz. Şimdi otel ve mekan restorasyon ve dekorasyonu ile ilgili önemli çalışmalarımız var.   Modası hiç geçmeyen  tarzlar oluşturuyorsunuz. Bu da sizin farkınızı ortaya koyuyor. Nasıl oluşuyor projeleriniz? Müşterilerimizin ne istediği ve nasıl mutlu olacağı bizim için bir projedeki en önemli konudur. Bu durumda yaşam tarzları, beklentileri, kalite, şıklık, rahatlık gibi unsurları yerine getirdiğinizde, ortaya herkesin beğendiği ve mutlu olduğu bir proje çıkıyor.   Aslında işin en önemli kısmı müşteriyi çok iyi tanımak. Böylece mimarlarımız müşterilerimizin zevklerine müdahale etmeden, beklentilerini çok iyi bilerek mekan tasarımlarını yapıyorlar. Aydınlatmadan halıya, perdeden aksesuarlara kadar her şey en ince ayrıntısıyla tasarlanıyor. Ürettiğimiz özel tasarımlı mobilyalarda dünyanın en iyi marka kumaşlarını kullanıyoruz. Yarattığımız konseptte her detayı bir bütün olarak ele alıyoruz. Biz mobilya ile beraber yaşam alanları oluşturuyoruz. Kısacası modası hiç geçmeyen tarzlar oluşturuyoruz. Sizce By Kepi'nin bu kadar çok tercih edilme sebebi nedir?

Heyecanımızı ilk günkü gibi taze tutarak, mükemmellik ilkesinden asla ödün vermedik. By Kepi, özgün tasarımlarını yaşanası mekanlar yaratmak üzerine kurgular. Kişiye özel bütünsel tasarım, üretim ve hizmet anlayışıyla dokunduğu mekanları farklı kılar. Kendine özgü mekanlar oluşturmak isteyenler için, yaşam alanları oluşturmakla kalmaz, yeni bir yaşam tarzı sunar. By Kepi, özel koleksiyonların yanı sıra mekanları, ürünleri kendi bünyesinde, işine gönül vermiş, hayatın güzelliklerinden ilham alan ekibi ile müşteriye özel tasarlar ve üretir. Tüm bunları dünya trendlerini takip ederek ve araştırmacı bir ruhla yapıyoruz. Birçok başarılı projeye imza atan By Kepi'nin yeni projelerini öğrenebilir miyiz? "Mükemmelliyetçilik" ilkesiyle Türkiye ve dünya pazarında güçlü bir marka yarattık.  2010 yılında başlattığımız ulusal mağazalarımız İstanbul'da 4, Bursa'da 1, İzmir'de 3 mağaza ile devam ediyor. Kısa süre önce By Kepi Kids markamız Adana'da ve Antalya'da açıldı. By Kepi Ankara mağazamızın hazırlıkları devam ediyor. Türkiye'deki mağazalarımız farklı şehirlerde yer almaya devam edecek. Rusya ve Dubai'de fuarlara katıldık.  2010 yılında çocuk


61


62


ve gençler için özel hazırladığımız diğer markamız olan By Kepi Kids ile de hedeflediğimiz zamandan daha önce büyük bir başarı yakaladık. Bu markamız ile mağazalaşma ve bayilik verme süreci devam ediyor.

genç işadamlarımızın daha çok araştırması, daha fazla çalışması gerekiyor. İlk günden beri en büyük hedefim, ülkeme kazandıracak işler başarmaktı. Şu andaki başarılarımla yetinmeyerek, sürekli, dünyadaki sektörde özel araştırmalarımı sürİzmir'de otel projemiz var ve bu dürüyorum. Yarınlara daha proje çalışmaları çok yoğun bir güzel bir Türkiye bırakmak için şekilde devam ediyor. İnşaatın üstüme düşeni yerine getirmetüm detayları bizim tarafımızye çalışıyorum. dan yürütülüyor. Mobilyada yarattığımız farklılık, otelimizde İnsana odaklı bir iş yapıyorsadevam ediyor. İstanbul'da Biz nız, önce insanları anlayabilCevahir Otel'in tüm dekorasyon meniz ve sevmeniz gerekir. çalışmalarını By Kepi yaptı. Ege Ben önce insana değer veriyobölgesinde de otellere bu anrum. Çünkü sevdiklerinizi mutlu lamda hizmet vermeyi istiyoetmek istersiniz. Ben de insanruz. Biz ulusal bir markayız, ları sevdiğim için, yaptığım işle buna rağmen merkezimizi İzde onları mutlu etmeyi seviyomir'de tutmak konusunda ısrar- rum. cı olacak kadar Ege aşığıyız. Biz, müşterilerimiz ile her zaİzmir ve Ege adına iyi şeylere man güzel dostluklar kurmayı imza atmak istiyoruz. başardık. Yaptığımız işte bizim BY KEPİ Diğer hangi ülkelerde en büyük ödülümüz bu. hizmet veriyor? En önemli özelliği nedir ByKepi ağırlıklı olarak S.Arabis- By KEPİ'NİN? tan, Dubai, Fransa, Yunanistan, Kuveyt, Mısır, Libya, İran ve Kıb- En kaliteli malzemeleri yüksek rıs'a mobilya ihraç ediyor. teknoloji ve el işçiliği ile üreten By Kepi, müşterilerine özel çöBy Kepi'yi nasıl tanımlarsınız? zümler sunabilen ilk ve tek firma olma özelliğini elinde buSürekli yenilikçi, araştırmacı ve lunduruyor. yaratıcı bir firma olma özelliğimiz, doğru hedefe ulaşmamızı Kurulduğu günden bu yana büsağlıyor. tünsel dekorasyon çözümleri sunan By Kepi, mobilya ve iç Müşteri mutluluğu, bizim için mimari sektöründe eşsiz kaliteolmazsa olmaz bir ilkedir. si, sağlam dostlukları ve ulusal-uluslararası başarılarıyla bu Peki Mustafa Kepi'nin felsefesi gün 200'e yakın profesyonel nedir? çalışanı ile 15.000 m2'lik kapalı alanda hizmet veriyor. Türk insanı çalışarak tüm zorlukların üstesinden gelebilir. Tasarladığımız tüm evleri ve Ekonomimizin canlanması, işmekanları kendimiz yaşayacaksizlik oranının düşmesi için, mışcasına ince ayrıntılarını ele

alarak projelendiriyoruz. Böylece ortaya kusursuz ve yaşaması kolay alanlar çıkıyor. Bu durum müşteri güvenini arttırıyor. Şu anda yürüttüğümüz çok güzel otel, villa, residence ve ofis projelerimiz var. Birçok ünlü ismin de evlerini tasarladık, ve tasarlamaya devam ediyoruz. Bunun yanı sıra sektöründe Türkiye'de ilk kez bir çalışma başlattık. "Limited Edition" serisi. Limited Edition serisinin ilk konsepti Viento takım. İlerleyen zamanlarda seriler devam edecek. VIENTO çok özel bir koleksiyon. Özellikle el işçiliğiyle göz kamaştırıyor. Çıkış noktası neydi? By Kepi'nin hemen hemen tüm ürünleri el işçiliği ağırlıklıdır. Marka olarak kişiye özel tasarımlar yapmaktayız. Fakat Viento takım, benzersiz el işçiliği ile üretildi. Beğeni kazanmış birçok ürünümüzden farkıysa limited edition serisine ait olması. Bu ürünlerin görünen ve görünmeyen tüm detayları yurtdışından getirtilen, yüksek kalite ceviz kaplama ile kaplandı. Viento, özel krom ayaklar ve aksesuarları sayesinde mükemmel bir tasarıma sahip. Bu eşsiz incelikler her üründe farklı bir desen oluşturarak tüm seriyi benzersiz kılmakta. Zevkli seçimleriyle Viento sahibi olanlara, diğer ürünlerden farklı olarak, By Kepi güvencesi ve kusursuzluğuyla sınırlı sayıda üretilerek, isme özel onaylanmış sertifikalar ile ulaştırılıyor.

63


annebenşehzademiyim 62 64

İnsanlık Namına


Sevgili Stiletto Ailesi, herkese merhaba... İlkbaharın ilk sayısıyla sizinle birlikteyiz. Bu sene kış mevsimi nasıl geldi, nasıl geçti anlamadım. Umarım kış, bunun acısını yazın çıkarmaz. Kendisini zaten sevdirmiyor. Bari nefret ettirmesin...

İlkbahar demişken Mart ayı da geldi. Sokakta kediler romantizmin doruklarına varıyorlar. Ben de bu güzel dönemin hatrına bu sayıda biraz onlardan bahsetmek istiyorum. Sokakta olan canlardan konuşmak istiyorum. Daha önceki sayılardan da hatırlayacağınız üzere 1.5 yaşında bir kedim var. Kendisi İran kedisi ve evde şeriat isterim diye de gezmiyor. Genel İran kedisi esprisinin önünü de kestiğime göre, konuya kaldığım yerden devam edebilirim. Adı tabii ki Şehzade! İnsanlar isimleriyle yaşar diye duymuştum büyüklerimden. Kendi kedim için geçerli olacağını düşünmemiştim. Evet, maalesef o da benim gibi kendisini şehzade sanıyor. Hareket ve tavırlarından anladığım kadarıyla onun sayesinde hayattayım. Onun evinde kalıyorum. Onun yataklarında yatıyorum ve onun yemeklerini yiyorum. Allah ondan razı olsun... Bir mahalleye taşınmadan önce o mahallenin sokak hayvanlarına bakın. Eğer o mahallenin sokak hayvanları mutluysa, orada iyi insanlar yaşıyordur. Ne kadar da doğru bir söz. Sokaktaki kimsesiz canların çaresizliklerine çare olabilen insanlar varsa etrafı-

nızda, korkmayın. İyi insanlarla birliktesiniz demektir. Sokak hayvanları her gün bir mücadelenin içinde. Gerek belediyeler, gerekse devlet bu konu hakkında yeterli çalışmaları yapmıyor. Biz hayvanseverler bunları geçtik, insan dediğimiz fakat insanlıktan nasibini almamış yaratıklardan korumak için mücadele ediyoruz. Bunlarla mücadele ederken, 'sokaklarda o kadar insan aç, bir insan öldürülse kılınızı kıpırdatmazsınız, bir hayvan için ortalığı ayağa kaldırırsınız' zihniyetine sahip dallamalarla da mücadele ediyoruz. Bu kişiler hayatta hiçbir şeyin sorumluluğunu almamış, hiçbir soruna da çare olmamış tiplerdir. Kendisi ne etliye ne de sütlüye karışır fakat herkesten önce de ağzı yarışır. Zanneder ki, bu insanlar sadece sokaktaki hayvanlar için mücadele eder. Vicdani olmayan bu tipler vicdansız, karaktersiz tiplere malzeme vermekteler. Benim gözümde birbirlerinden hiç farkları yok. Biri gözünü bile kırpmadan bir cana, üstelik çaresiz, konuşamayan ve her acısını gözleriyle anlatan bir cana kıyıyor, diğeri de bu duruma sessiz kalıyor. Üstelik ses çıkarana da muhalefet edip saçmalıyor. Bu tarz düşünen zihniyetlere şunu söylemek istiyorum; hayvan sevgisi olan insanın, insan sevgisi de vardır. Fakat sizin gibiler içimiz-

deki insan sevgisini yok etmekteler. Aciz ve çaresiz bir canlının verebileceği mücadele ile kendi ayakları üzerinde durabilen ve derdini konuşarak anlatabilen insanın verebileceği mücadele aynı mı? Benim için önemli olan candır! Gelelim geçenlerde olaya konu olan şahsa. Bu yaratık için dilime pek çok küfür geliyor ama hangisini seçeyim derken kendimi susmuş buluyorum. Hayatımda ilk defa içimde bir caninin yaşadığını hissettim. İlk defa birinin canını gözümü kırpmadan yakabileceğimi düşündüm! Bu vahşete sessiz kalabilen insanlarla nasıl aynı ülkede yaşarım diye düşündüm! Her şey bir kenara, bu olaya sessiz kalan adaletimizi düşündüm. Bir canın bedelini 300TL olarak belirleyen, yetinmeyip bu şahsa koruma memuru tahsis eden adaletimizi... Tekrar umutlarım azaldı bu ülkeye dair. Zaten neden hala duruyorum onu da bilmiyorum... Hayvan sevgisi Allah'ın bir lütfudur. Herkesten bekleyemezsin, fakat sevmiyorsun diye de kimseye eziyet edemezsin! Umarım hayat hepimizi, yüreği hala titreyebilen insanlarla karşılaştırır. Saygılarımla...

Murat Tavli

65


66

TUVANA BÜYÜKÇINAR


ÜNLÜ TASARIMCIDAN

SİHİRLİ DOKUNUŞLAR TUVANA BÜYÜKÇINAR DEMİR, MODA DÜNYASININ EN ÖNEMLİ TASARIMCILARINDAN BİRİ. YURTİÇİNDE OLDUĞU KADAR YURTDIŞINDAKİ BAŞARILARIYLA DA ADINDAN SIKÇA SÖZ ETTİREN ÜNLÜ TASARIMCININ BU YÜKSELİŞİ TESADÜF DEĞİL. ZAMANLA YARIŞARAK, BÜYÜK BİR ÖZVERİYLE ÇALIŞMASININ EN BÜYÜK NEDENİ, MODAYA OLAN TUTKULU AŞKI… Röportaj: Lale Antitoros

Tasarımcı kimliğinizin yanı sıra editör ve organizatör olarak da görüyoruz sizi. Önce moda tasarımından başlayacak olursak, nasıl başladı hikayeniz? Modaya karşı eğilimim ve hassasiyetim neredeyse çocukluk yıllarıma dayanıyor,  annemle birlikte tüm Vizon dergisi ekibi aracılığıyla da o dünyanın hep içinde oldum. Ama moda sektörüne aktif olarak girmem 1991 yılında çeşitli dergilerde moda editörlüğü yapmaya başlamamla gerçekleşti. Mimar Sinan Üniversitesi'nde Endüstri Ürünleri Tasarımı okurken ya dekorasyon ya da moda tasarımı alanında ilerlemek konusunda kararımı vermiştim. İlk markam olan "A46"yı, 1999 yılında Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi'nde, o zamanki kapı numarası 46 (şimdi 42 oldu) olan Kaşıkçıoğlu Apartmanı'nda, uluslararası tasarım markalarını ithal eden konsept butiğimiz için kurduk.  2003 yılında ise eşim Selim'le, sonrasında 2005 yılında aramıza Arda'nın (Can) da ortak olarak katılacağı "A46 Organization"u hayata geçirdik. Yine 2005 yılında,

67


"ÖZGÜNLÜĞÜ TERCİH EDEN, KENDİNE HAS BİR DURUŞU OLAN, KENDİNE GÜVENEN, NE İSTEDİĞİNİ BİLEN, GÜÇLÜ, KENDİ AYAKLARININ ÜZERİNDE DURAN, MODERN, CESUR KADINLAR BENİM MÜŞTERİ PORTFÖYÜMÜ OLUŞTURUYOR."

öncesinde A46 mağazamızda zaman içerisinde ithal markalar yerine kendi tasarımlarıma yer vermeye ve tasarımlarımı dünya moda takvimine uygun olarak koleksiyon mantığı ve bütünlüğünde üretmeye başlamış olduğum için, aynı zamanda ihracatını da yapacağım "Tuvanam" markamızı ve hemen ardından eveningwear yerine daily-chic koleksiyonlarımızı içeren "Tutti"yi kurduk. Az önce bahsettiğimiz diğer kimliklerle, yani hepsi bir arada zor olmuyor mu? Üstelik annesiniz… Süper anne diyebilir miyiz sizin için? Oğlum Selim Aslan doğana kadar hayatımın %90'ı işten ibaretti ve uyanır uyanmaz ofise geçip kahvaltılarımı bile orada yapıyordum. İlk 6 aylık aylık emzirme döneminde, Aslan'a daha çok tabi olsam da şu anda hem ona, hem işime ayırmam gereken zamanı dengelemiş durumdayım ve çok elzem durumlar söz konusu olmadıkça o dengeyi bozmamaya çalışıyorum. Şimdi imkânlar dahilinde en azından sabahları oğlumla biraz vakit geçirmeye ��abalıyorum. Ancak imkanlarımızın da genellikle kısıtlı olduğunu söylemeliyim. Tekstilde defile ve fuar dönemleri, koleksiyon hazırlıkları hepsi çok uzun ve yorucu süreçler, onun haricinde özel dikim provalarımızın da çok yoğun ve arka arkaya denk geldiği günler çok sık oluyor. Organizasyonda keza, demo ve sunum

68

hazırlıkları ve gerçekleştirilen eventlerdeki mekan kurulumları tüm günümü, bazen günlerimi alabiliyor. Elbette ki bunların tümüne yetişebilmek fazlasıyla disiplin ve özveri istiyor, dolayısıyla önümde her zaman günlük ya da haftalık değil, aylık programlarıma göre hareket ediyorum. Bize A46’dan bahsedebilir misiniz biraz? A46 neler yapar? Kimler için çalışır? Organizasyon yaratıcılığın sınır tanımadığı büyülü bir dünya. Kültürel olarak seremonileri seven bir toplumuz ve bireysel olarak nişan, kına, düğün, doğum günü ve sünnet gibi kutlamalarla, kurumsal davetler, lansmanlar, yeni yıl parti ve baloları gibi özel günlerin bugünkü formuna Cumhuriyet dönemi boyunca devamlı gelişerek, hatta komplikeleşerek yavaş yavaş geldiğini söyleyebilirim. Biz bu sürece yaklaşık 10 yıl önce, tekstil için yarattığımız markanın ardından bu kez kişiye ve kurumlara özel event ve mekân tasarımları mottomuzla yola çıkarak dahil olduk. Bu her şeyden önce çok iyi bir ekip işi ve yıllar içerisinde hem bizimle birlikte tecrübe kazanan yol arkadaşlarımız, hem de firmamız büyüdükçe aramıza katılan taze kanlarla, kapasitemiz gitgide büyüyor. A46 Organizasyon'un artık tıpkı tekstildeki Tuvanam markamız gibi, bayrağımızı dünyada dalgalandırdığımız uluslararası bir


markaya dönüştüğünü ve özellikle Orta Doğu bölgesinde kurduğumuz ortaklığımızla, diğer lokal firmalar açısından çok kısa bir zaman zarfında ciddi bir rekabet unsuru haline geleceğini söyleyebiliyor olmaktan mutluluk duyuyorum. Arabistan'da ilk defa katılmış olduğumuz organizasyon fuarıyla ve standımızla ilgili almış olduğumuz olumlu geri dönüşleri de, kraliyet ailelerine yapmış olduğumuz ve teyit beklediğimiz düğün ve özel gün sunumlarımızı da, bugüne kadar yurtdışında gerçekleştirdiğimiz kurumsal etkinlikleri ve referanslarımızı da bu konudaki öngörülerimiz için çok sağlıklı ve önemli doneler olarak görüyorum. Tuvanam dışında, iki markanız daha var, Tutti ve Tuvanam BabyCouture. Nasıl gelişti yeni markalarınızı yaratma süreciniz? Tutti markamız, demin de açıkladığım üzere Tuvanam markamızın başarısı üzerine, ihracat için oluşturduğumuz yeni bir line iken, şu anda Türkiye'de de A46 müşterileri tarafından beğeniyle takip edilen ve taklitleriyle baş etmeye çalıştığımız öncü bir markaya dönüştü. Tuvanam Baby Couture ise, modanın artık her yaş grubunun tüketebildiği bir kavram haline gelmesi üzerine yeşeren bir projemiz oldu. Çocuk modası da son yıllarda inanılmaz derecede gelişen, yeni jenerasyonun zekasına da bağlı olarak onların da bilinçle yönlendirebildiğini söyleyebileceğim bir arenaya dönüştü. Bugün baktığımızda Suri Cruise adına bloglar bile açıldığını görüyoruz. Ben de müşterilerimden, özellikle de annelerinin yanında kendilerini de prenses gibi hissetmek isteyen minik hayranlarımdan gelen tepkiler doğrultusun-

da Tuvanam Baby Couture'ü hayata geçirdim. Çocuk abiyelerinin kendine has masumluğunun yanı sıra, kullanabilme özgürlüğüne sahip olduğum sevimli dokunuşlar, kendimi ifade etmekten en çok hoşlandığım alanlardan biri. Türkiye’deki markalaşma süreci hakkında neler düşünüyorsunuz? Zor ve uzun zaman alan bir süreç gibi gözüküyor… Türkiye'de moda da dahil pek çok sektör, yurtdışındakilerden çok sonra, çok daha kısıtlı bütçelerle temelleri atılmış ve gelişmiş oldukları için, modanın da tecrübe ve teknik konulardaki dezavantajların üstesinden, kendimize özgü vizyonumuz ve verimliliğimizle geldiğimiz bir sektör olduğunu düşünüyorum. Bugün bizi dünyada temsil eden çok önemli Türk tasarımcılar da var, ancak markalaşma süreci son derece sabır, özveri ve konsantrasyon gerektiren uzun bir dönemi kapsadığı için, Türkiye'yle senkronize olarak yurtdışında da belli bir ivme kazanıp her iki tarafta o çıkışı sürdürebilmek elbette mümkün ama son derece zor. Dolayısıyla, ne yazık ki bugüne kadar Türkiye'yle dünya ülkeleri arasında markalara olan yatırım için genellikle tercih yapılmak durumunda kalındı. Stiliyle dikkat çeken kadınlar sizin tasarımlarınızı giymeyi çok seviyor. Neden Tuvana Büyükçınar’ı tercih ediyorlar? Özgünlüğü tercih eden, kendine has bir duruşu olan, kendine güvenen, ne istediğini bilen, güçlü, kendi ayaklarının üzerinde duran, modern, cesur kadınlar benim müşteri portföyümü oluşturuyor.

69


Ve her zaman ifade ettiğim üzere, beni gerçekten tasarıma önem veren insanlar tercih ediyor. Bugün çok sade insanlar da, gösterişten hoşlananlar da biliyorlar ki, benim tasarımlarımla alışılagelmiş ve klasik değil yenilikçi ve farklı bir duruşları olacak. Beni tercih edenler arasında mezuniyet kıyafeti için mağazama ya da özel siparişe gelip, sonrasında nişan, kına ve düğünlerinde yeniden bir araya geldiğimiz ve her defasında daha da yakınlaştığımız genç müşterilerimle aramızda bu süreçte duygusal bir bağ oluştuğunu da söylemeliyim. Bu sürekliliği sağlayabilmek benim en büyük ödülüm. Tuvanam Baby Couture markamla da yaş ortalamamız bir hayli düşmüş oldu. İçinizdeki tasarımcı ruhu en çok ne tetikler? Benim ilham perilerim her zaman Tuvanam ve Tutti markalarını hayat felsefesi olarak da üzerine giyebilen kadınlar. Hem bu topraklarda gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin günümüze kadar uzanan kültürel mirasları, motifleri, dokuları, hem de modern çağdaki yeni akımlar ve kullanımımıza sunduğu devamlı çeşitlendirebildiğimiz materyaller yaratıcılığımı besleyen çeşitli faktörler olduğu için, hep eklektik bir tarz benimsedim. Sonuçta tasarımlarımda da biraz feminist, biraz maskülen, biraz da romantik ve fantastik, yarı neşeli yarı ciddi şehirli bir kadın profili öne çıkıyor. Sizin tasarımlarınızın imzası nedir? Detaylarınız mı, kumaşlarınız mı? Modelleriniz mi? Ben bugüne kadar Kars'taki Ani Harabeleri'nden, Gaziantep'in el dokuması kutnu kumaşlarından, 19.yüzyılın ihtişamından, Art Deco'nun mimarisinden, Eski Yunan etimolojisinden, sokak modasından, son olarak 1920'li, 30'lu, 40'lı yılların romantizminden ve daha da örneklendirebileceğim başka çıkış noktalarından etkilenerek

70

farklı koleksiyonlar hazırladım. Elbette ki koleksiyonun bir çıkış noktası, zbir teması, bir hikâyesi olması, koleksiyon bütünlüğü ve koleksiyon ruhu açısından çok önemli. Ama tekrara düşmemek konusunda avantaj sağlayabileceği gibi, tasarımcıyı çizgisinin dışına çıkarabilme ihtimali açısından da çok büyük bir dezavantaja dönüşebilir. Benim bugüne kadar aldığım geri dönüşler, bir yandan her seferinde kendini yenileyen ve yenilikleriyle öncü olan, şaşırtan bir Tuvanam kadını portresi çizerken, öte yandan Tuvana Büyükçınar imzasının her koleksiyonda hissedilebilir olduğuna dair oldu. Bu imzayla da, egoları olmayan, snobluktan uzak, öncelikle kendine çok iyi bakan, içinde mutlu olup dışarıya enerjisini saçmayı bilen ve kapıdan girdiği anda farklılığıyla dikkat çeken bir Tuvanam kadını yaratmış oldum. Yeni koleksiyonunuzdan bahsedebilir misiniz bize? Son 3 sezondur Tuvanam kadını Art Deco'ya yönelmişti ve Art Deco'nun kalıcı hatları, kalıcı çizgileri ve kalıcı desenleri ilham olmuştu. Art Deco'nun vazgeçilmez siyah-beyazı, yeşili ve altın detayları koleksiyonu süslemiş ve birbirini takip eden iki sezon geçirmiştik. Bu sene kreatif direktörlüğümüzü üstlenen Hakan Öztürk'ün modayı yorumlaması ve yaptığımız moda sohbeti üzerine "Farkında mısın, her sene artık yüzlerce trend ön planda ancak modaya vurduğu damgayı asla es geçemeyeceğimiz 20'ler, 30'lar, 40'ların gücünün, filmlere, video kliplere, modaya yaptığı etki her zaman, her şekilde trendlerin arasında!" dediğinde, "Evet, tamamdır, konu kapanmıştır, bu sefer bu kadını ele alıyoruz!" dedik ve şöyle bir hikaye kurduk: Tuvanam kadını her zaman günümüz kadınıydı, hayalperest bir kadın değildi ve aslında hep modanın saçma olduğuna, çok moda olan bir şeyin çok demode olduğuna inanan bir kadındı. Dolayısıyla yaptığım koleksiyonlarda abartıdan uzak, daha maskülen


çizgilere yaklaşmış, genç kızlığımda kullandığım çılgın renklerden uzaklaşmış, daha olgun bir kadın vardı. Bu sefer istedik ki bu kadın hayal kursun ve etkilendiği Art Deco'nun doğduğu ve çerçevesini çizdiği yıllara bir yolculuk yapsın. Dolayısıyla saçından müziğine, müziğinden davetiyesine çok özel detaylar çalışıldı. Bu noktada en başta kreatif direktörüm Hakan Öztürk'e ve onunla beraber sağ kolum Selda Söylemez'e, daha sonrasında tüm ekibime son derece teşekkür etmek istiyorum, onlar olmasaydı bu defile olmayacaktı. Çok kısa bir dönemde uzun ayların birikimiyle zor bir işçiliğin oluşturduğu, çok pahalı kumaşlar ve özel malzemelerin kullanıldığı bir kadın portresi çizdik. Dolayısıyla bu kadın mutlu bir kadındı, podyumda da bu mutlu-

luğun etkilerini gördünüz, mankenlerimiz anı yaşadılar, dans ettiler ve zannedersem o coşkuyu tüm seyircilere aktardılar. Defileden çok, bir parti havasında geçti defile. 2014 ilkbahar-yaz modasında öne çıkan en hit trend nedir sizce? Emprime kumaşlar, özellikle de floral desenler, bu yaz çok karşımıza çıkacak ve hem renkli hem romantik rüzgarlar estirecek. Ancak benim favorim, Tutti koleksiyonumda da çok yer verdiğim neon renkler, sloganlar ve grafitiler. Okuyucularımıza yeni sezonda hangi renkleri kullanmalarını tavsiye edersiniz? Ben Tutti koleksiyonumda neon renklerle, yeşil, mavi, sarı ve

pembenin uçuk tonlarını bir arada kullandım. Tuvanam koleksiyonumda ise renk paleti olarak inci, krem, balköpüğü ve beyazın farklı tonlarıyla, uçuk gri ve gold dokunuşlara yer verdim. Sokak modasını her tasarımcı farklı yorumlayabiliyor. Sizce nedir sokak modası? Ben modanın her platformda gelişmesinden yanayım. Sokak modası da, onun kendine özgü yorumlanması da hoşuma giden kavramlardan biri, bu akım da takipçilerinin verdiği önem ve gösterdiği ciddiyetle rüştünü çoktan ispatladı.  Bir zamanlar sanatçılar, idoller, stil ikonları şüphesiz insanların giyim tercihlerinde daha belirgin roller oynardı. Bugüne baktığımızda ise moda hem internet, hem de sosyal medya anlamında yeniliklerden ya da farklı tarzlardan çok daha kolaylıkla beslenebildiğimiz, hem fiyat, hem de çeşitlilik bakımındansa daha kolay ulaşabileceğimiz bir konumlanma içerisinde. Sokak modası da bu konjonktürde, çok kendiliğinden, çok doğal ama çok güçlü bir şekilde ortaya çıktığı için, artık hepimiz için bir referans noktası ve öyle de kalacağına inanıyorum. Yeni projeleriniz vardır mutlaka. Tuvana Büyükçınar’ın bize bekleyen yeni sürprizleri neler? Şu anda www.netlence.com'daki Shop in Shop'umuzda satışta olan yastık, bardak ve mumluklardan oluşan Tutti Home koleksiyonumun tasarımları, yine iç mimari konusunda Tuba Oy'la uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Nişantaşı A46 mağazamızın yeni dekorasyonu, yine Alara ve çok yakın dostum Emine Kütük'le Aralık ayında Reşitpaşa'da çocuk odaları dekorasyonu ve tekstili üzerine açmış olduğumuz 3 Moms mağazamız ve çok yakında lokasyonunu açıklayacağımız İstanbul'daki ikinci A46 mağazamız en yeni ve öncelikli projelerim arasında.

71


80'lerle

Bahara Doğru İşte en sevdiğim mevsim geldi, artık aylardan bahar… Hal böyle olunca sezonun iddialı trendleriyle de teker teker tanışmanın vaktidir. Geçtiğimiz dört senedir 80’lere ait ne varsa podyumlarda ve raflarda gördük. Görünüşe bakılırsa daha epey bir zaman da görmeye devam edeceğiz. Bu bahar da geçmişe yolculuk devam ediyor. Hatta benden söylemesi annelerinizin dolaplarına sandıklarına bir göz atmayı ihmal etmeyin. Hazırlayan: Ece Çam

72


İlk olarak 80'lerden sonra kaybolan ancak bu sezon yeniden kendini gösteren göbeğin üst kısmını açıkta bırakan diyafram dekolteden bahsetmek istiyorum. Diyafram dekoltesi kısa zaman içersinde tekrardan tasarımcıların koleksiyonlarında yer almaya başladı. Birçok ünlü bu trendi takip etti ve kırmızı halı tercihleri arasına diyafram dekolteyi yerleştirdi. Hollywood ünlüleri bu dekolteyi sıkça kullanıyor son zamanlarda.

Sezonun yükselen trendi olan diyafram dekolte bahar ayları ilerledikçe daha sık karşımıza çıkacak. Diğer dekoltelerden daha farklı bir tarz ve kesinlikle daha iddialı! Hatta cesur klasmanına alabiliriz. Bir dipnot olarak

unutmayalım ki göbek bölgesinde fazlalıkları olanların bu dekolteyi tercih etmemesi tavsiye ediliyor.

Özellikle kırmızı halıda ünlü isimlerin kullandığı tarz diyafram dekoltesi kullanmak, tek renk bir kıyafeti bile bambaşka bir havaya sokuyor. Trend, sokak modasına da yansımış durumda. Burada daha farklı kombinlerle karşımıza çıkıyor.

Tam da burada bir öneri veriliebilir: diyafram dekolteyi yüksek bel etek, şort ve pantolonlarla kombinlemek. Bu sayede göbek deliğinin saklandığı hoş ve gizemli bir görünüm yakalanıyor. Yüksek bellerle kullanacağınız kısacık bluz, gömlek ve büstiyerler özellikle de bahar renklerinden seçilirse çok tarz bir görüntü elde etmenizi sağlayacaktır. DKNY, Emilio Pucci ve Dolce Gabbana gibi bir çok tasarımcının defilelerinde rastladığımız bu dekolteyi Gwyneth Paltrow, Leighton Meester ve Alexa Chung gibi ünlüler sıkça tercih ediyor.

73


Bahar aylarında cıvıl cıvıl olmak adına aksesuar kullanımı da artıyor. Kolyeler oldukça sık görülen aksesuarlar arasında. Büyük ve gösterişli olanların yanı sıra ince üst üste takılmış özellikle rose gold dediğimiz pembe altın kolyeler sıkça karşımıza çıkacak. Londra, New York ve Paris sokaklarında göz alıcı kolye kullanıcılarını görmek mümkün. Aksesuarda da yine 80'lerin esintileri var benden söylemesi. Aksesuarlardan vazgeçmiyoruz, vazgeçemiyoruz. Pek ya ayakkabı? Tabii ki stiletto diye bağırdığınızı duyar gibiyim. Ve güzel haber;

stilettolar yine ayaklarımızda olacak. Özellikle beyaz renk alıp gardrobunuza koymanızı şiddetle öneririm. Zamanında

Madonna'nın da sahnede kullandığı beyaz stilettolar çok sevilmiş ve yankı yaratmıştı. Bir süredir pek rastlamasak da, işte yine podyuma dönüyorlar. Beyaz stiletto gerçek stil sahibi hanımların markası ve imzası olmaya aday. Nitekim kombinlemesi zor ve risklidir. Gelin ayakkabınızı giymiş gibi görünmek istemezsiniz değil mi? Bu yanılgıya düşmemek için yine sezonun hit parçalarından boy friend jeanlerle kombinleyebilirsiniz beyaz stilettoyu. Üzerine alacağınız bir blazer ceket ile çok hoş bir görünüme kavuşacaksınız. Neon renkler yine trendler arasında olacak ve raflarda sıkça rastlayacağız. Neon iddiasını biraz nötrlemek isteyen hanımlar beyaz stilettoyu burada devreye sokabilirler. Bahar gelirken havaların ısınması yetmez, siz de ona ayak uydurun. Bırakın gardolabınız cıvıldasın, bahar vitrinlerinin tadını çıkarın. Giydiğiniz her şeyin ruh dünyanıza yansıyacağını unutmayın. Renkli ve huzurlu bir bahar olsun. 80'ler ruhunun geri dönüşü şerefine...

Sevgiyle kalın...

74


PROVIDING GUESTS AND

LOCAL RESIDENTS WITH AN

ALPINE INSPIRED SOLUTION FOR A NATURAL &

VITAL LIFESTYLE FACIALS. MASSAGE. FITNESS

MİSAFİRLERİMİZE DOĞAL VE CAPCANLI BİR HAYAT İÇİN

ALPLER’DEN İLHAM

ALAN BİR ÇÖZÜM SUNMAK YÜZ BAKIMLARI. MASAJ. FITNESS

Pürovel Spa & Sport Swissôtel The Bosphorus, Istanbul Bayıldım Cad. No.2 Maçka, Beşiktaş, 34357 Istanbul, Turkey Tel: (+90) 212 326 2990 Fax: (+90) 212 326 2998 purovel.istanbul@swissotel.com www.purovel.com/istanbul

75


76


Fastfashion

Şıpsevdi Staylaa

Şöyle bir söz anımsıyorum. “Don Juan için kadın bakire bir kulaktan ibarettir.” Şıpsevdi-Hemen 'seviveriş'. Sevmemin yalın hali. Severken kural, kriter bilmeme durumu. Sadece hissetmek, kalp okur-yazarı olmak gibi bir şey. Yarın ve ondan sonraki yarını düşünmeden, tanımsızı tanımsız olarak sevme şekli. Hesap adamı değil, gönül adamı olup, eksiğin verdiği hazzı tatma durumu. Belki de anda kalma. Sistem, kadın -erkek ilişkilerinde şıpsevdi. İnsanlar farkında oldukları halde bunu kabul etmese de, çoğumuz şıpsevdi. Çünkü şıpsevdicilik ayıptır, günahtır. Hani yaygın inanışa göre, bir kez sever ya. O işler yalan işler, masal işler. Boş-beleş hurafeler. Şıpsevdicilik aşka ihanet olarak kabul edilir. Çünkü aşk, dibine kadar acı çekmektir. Eleştirilen ve yerden yere vurulan her türlü arabesk düşünce ve eylem aşk için mübahtır. Sevdalının yaraları en büyük armağandır. Şıpsevdi ise tablonun ezber bozanıdır. Toplum şıpsevdiyi sevmez. Vurdumduymazdır. Esasında bu da aşk, gelecek zamanı kısa, nesnesi değişkendir. Bu sayede kişinin yalnızlık hissi ortadan kalkar. Ait olma ve güvenlik ihtiyacı giderilir. O zaman diyorum ki, An-ların vazgeçilmez ağırlığıyla, belki de bir gün 'şıpsevdacılık' yaşamın gereği olacak.

Helin Akyil 77


Baharın gelişiyle karnavala dönüşen podyumlardan, gardıroplara uzanan yükselen trendlere ilk bakış! 78 78


Dannij o 304¤

BOTANİK BAHÇESİ

Tropikal bitkiler, yeşilin en canlı tonlarını yansıtan yaprakların büyüsü, değişen mevsimle birlikte üzerimize siniyor.

"ipucu" Geçen sezondan beri hit parça olan aynalı güneş gözlüklerinde, seçiminizi yeşilin en tatlı tonlarından yapabilirsiniz.

Ray-Ban 139¤

Dolce&Gabbana 395¤

Nina Ricci 1.020¤

Dolce&Gabbana 500¤

Reed Krakoff 1.090¤

Mother of Pearl 355¤

Prabal Gurung 346¤

Tabitha Simmond 466¤

Reed Krakoff 1.246¤

Michael Antonio 59¤

79


Moda

BLUSH

H&M 19.95TL

Yavruağzı ve uçuk pembenin en güzel tonları, ısınan havayla birlikte yeni sezon heyecanını da yanına alarak gardıroplarımızda yerini almaya başladı.

Inc International Concepts 37¤ H&M 49.95TL

Tory Burch 184¤

Barbara Bui 1. 425¤ J. Crew 147¤

Rag&Bone 1.1 78¤

"ipucu"

Temperley London 366¤

Işıltılı taşlarla süslenmiş aksesuarlarla, sade renkteki parçaları dikkat çekici hale getirebilirsiniz.

Sara Battaglia 805¤

Saint Laurent 995¤

Stella McCartney 710$

80

Nasty Gal 140¤

Prada 436¤


Rupert Sanderson 326¤

Armani 246¤

3.1 Phillip Lim 196¤

Alice&Olivia 132¤

Halston Heritage 294¤

Ca&Lou 147¤

Suno 288¤

Elizabeth Cole 438¤

"ipucu"

Birbirine en çok yakışan lavanta ve turkuvaz renkleri, mücevher seçimlerinize farklılık ve hareket katacak.

MCQ Alexander McQueen 362¤ Forever 21 26$

Pierre Hardy 720¤

David Yurman 1. 456¤

LAVANTA Kokusu kadar rengiyle de büyüleyen lavanta, bu sezon modaya da ilham kaynağı oluyor. Mavi-lila tonları arasında dans eden parçalar içinizi ısıtacak.

81


Narciso Rodriguez 550$

Monist 75TL

Moda

Proenza Schouler 1.650$

"ipucu" Grafik ve dikey çizgi detaylı elbiseler, daha ince ve modern bir görünüm kazandırıyor.

Topshop 16¤

Theory 270$ Emilio Pucci 2.1 25$

Givenchy 400¤

Theory 285$ Narciso Rodriguez 1. 495$ Raoul 585$

Narciso Rodriguez 695$

Michael Kors 995$

Alexander Wang 568$

EN UYUMLU ZITLIK Siyah-beyazın monokrom şıklığıyla, bahara soft ama asil bir geçiş yapıyoruz. Minimalist kesimli parçalarla, sade ama zıtlığı vurgulayan stili yakalayın.

82


Adidas By Stella Mccartney 397TL Miu Miu 240¤

T by Alexander Wang 175¤

Friends 200¤

OYUN ZAMANI

Adidas By Stella Mccartney 257 TL

Mason By Michelle Mason 432¤

Adidas By Stella Mccartney 138 TL

Spor kıyafetlerin soft renklerle buluşması düşüncesi bile rahatlığı çağrıştırıyor. Haftasonları tasarımcıların şıklıktan ödün vermeden tasarladıkları parçalarla oyuna dahil olun!

Fendi 950¤

"ipucu" Düz kesimli spor detaylar içeren parçaları cesur desenli ayakkabı ve aksesuarlarla hareketlendirebilirsiniz. Michael Kors 150¤ Lacoste 324TL

Saint Laurent 295¤

Mother of Pearl 300¤

83


Isabel Marant 530¤

Moda Celine 293¤ Karen Millen 138¤

Dannij o 395¤

Stella McCartney 1.025¤

"ipucu"

Band of Outsiders 830¤

Alexander McQueen 2.795¤

Maskülen parçalarla farklı bir hava katacağınız doğal renkler, ofis kıyafetlerinizde vazgeçilmezleriniz arasında olacak.

Isabel Marant 390¤ Chloé 450¤

Shourouk 700¤

Gucci 805¤

Elizabeth&James 535¤

NATURAL 84

Nude ve bej tonların son zamanlardaki yükselişi devam ediyor. Pastel tonlar içinde en asil renk olan naturel tonlar bahar tazeliğini yansıtıyor.


SÜRREAL ÇİÇEKLER Coast 42¤

Bahar modasının baş tacı çiçekler, bu defa tablolardan çıkmışcasına, sanat eseri formunda karşımıza çıkıyor. Christian Dior 216¤

Marchesa 3.800¤

Dolce&Gabbana 3.950¤ Givenchy 956¤

"ipucu" Ayakkabı ve çanta seçimlerinizde, floral desenlerin renklerini farklı tonlarda seçerek öne çıkarabilirsiniz.

MM6 Maison Martin Margiela 455¤ Lela Rose 1. 400¤ Givenchy 495¤ DSQUARED2 695¤

85


Mücevher

Dolce&Gabbana

Mawi

CANDY CRUSH Rengarenk taşlarla süslenmiş mücevherler, ışıltılarıyla yeni sezonda bağımlılık yaratacak.

Sandy Hyun

86

Vickisarge

Lanvin


Lulu Frost

Dannij o

Mawi

Akong

Dannij o

David Yurman

Akong

Mawi

Lanvin

Alexis Bittar

Akong

87


Röportaj

Hayal

İncedoğan “Leylak Şarabı” adlı sergisi 12 Mart’ta sanatseverlerle buluşacak olan sanatçı Hayal İncedoğan, çok yetenekli olmasının yanısıra yaptığı sıradışı sergilerle de adından başarıyla söz ettiriyor. Röportaj: Duygu Ela Erdoğan

88


89


Röportaj Bundan iki yıl önce “Wild is the Wind” adlı serginizden sonra şimdi “Leylak Şarabı” var sırada, arada geçen zaman sizin için nasıldı? 'Wild is the Wind' sergisi biter bitmez 'Leylak Şarabı' için hazırlanmaya başladım. Şarkıyı dinlediğim ilk günden bu yana sergiyi yapmayı istiyorum. Tek fark, şimdi tek bir serginin yetmeyeceğini biliyorum. Leylak şarabı vol.1 çünkü en az beş sergi daha yapmam gerekiyor bu şarkı için. Daha çok projem var. Sanatçı olmak tuhaf bir şey, saplantılı bir şekilde bir konuya odaklanıyorsunuz bazen, ilgilendiğiniz mesele gece gündüz aklınızda dolaşıyor ve işler de bu sayede çıkıyor. Eserlerinizde müzik önemli bir yerde, en çok nerelerden beslenirsiniz?  Edebiyat, müzik ve sinema en çok beslendiğim alanlar. İşlerime de belirgin şekilde yansıyor bu. Eserlerin isimlerinden, görsel ve duygusal çağrışımlarını edebiyat, müzik ve sinemayla olan diyaloğunu görebiliyorsunuz. “Leylak Şarabı” 12 Mart’ta sanat severler ile buluşacak, bahsettiğiniz “duygusal iklim degişiklikleri” sert diyebilir miyiz? Bu sergi, aşkın doğasıyla ve karanlık tarafıyla alakalı. Hem bugüne ait hem değil. Bu bir tercihti. Bir çeşit meczup olma hali gibi, zaman ve mekan hissinin kaybolduğu bir yer tasarlamak istedim. Gerçekte var olmayan bir şeyin peşine düşen ve bunu ararken kendi iç seyatini anlatan bir kadının hikayesi bu. Ve bu kadının dünya ile kurduğu bağlantıya tanıklık ediyor izleyici. Çünkü 'Leylak Şarabı' diye birşey aslında hiç varolmadı.

90


Yeni serginizde dikensiz bir kaktüs türü olan Sukulent’ten de ilham aldığınızı belirtiyosunuz, neden kaktüs ve bu bitkinin sergiye katkısı nedir? Onlar benim çiçeklerim. Sergide onları hem duygusal hem alegorik bir sembol olarak kullanıyorum. Aynı zamanda video yerleştirmede de tekrar eden bir ritm olarak, serginin görsel anlamda tema müziğini oluşturuyorlar. Renginden formuna kadar beni cezbeden bir tarafları var. Aynı zamanda kadın cinselliğine atıfta bulunuyorlar. “Leylak Şarabı” tuval, ayna, neon ve video yerleştirmelerden oluşuyor, bu armoniyi nasıl yakaladınız? Sergiye ilham veren, özellikle bu şarkının İtalyan bir dj tarafından Nina Simone ve Jeff Buckley'in yorumlarıyla hazırladığı bir mix. Ben genellikle sergi hazırlarken bir duygunun peşinden gidiyorum ve onu tarif etmek için ne gerekliyse o malzemeyi kullanmayı tercih ediyorum. Bir şarkıyı kendime mal etmek, istemekle ilgili. Sergi yapmanın, müzik yapmaktan pek bir farkı olduğunu düşünmüyorum. Benim enstrümanlarım bunlar ve ben de bir dj gibi şarkıya kendimden bir yorum kattığımı düşünüyorum. Müzik unsuruna bu kadar yer veren bir sanatçı olarak, eserlerinizi yeni coverlar olarak değerlendirebiliriz herhalde. En çok kimleri dinliyorsunuz? Size ilham veren özel bir isim var mı? Nina Simone beni her dinlediğimde şaşırtan bir isim, onsuz bir hayat düşünemiyorum. İyi bir klasik müzik dinleyicisi yim, Bach çok seviyorum. Ama playlistimi sürekli yenileyip mutlaka yeni şeyler dinlerim. Edebiyat konusunda Marcel Proust ve Virginia Woolf beni çok etkiliyor. Sinemada ise Terrence Malick, Chiristopher Nolen, Lars von Trier'i oldukça ilginç buluyorum.

İçerik ve biçimsel olarak önceki işlerinizden nasıl ayırt edersiniz “Leylak Şarabı”nı? Her sergide hatırlanmak ve kendimden bir iz bırakmak çabası beni motive ediyor daha çok. Hem yaşadıklarımı kaydetmek hem onlarla yüzleşmek niyetiyle yola çıkıyorum. Unutulmak hayattaki en incitici şeylerden biri belki. Bu

aynı zamanda sanatla uğraşmak istememin sebeplerinden biri aynı zamanda. Bu serginin diğer işlerime kıyasla daha cesur ve cömert bir tarafı var. Çünkü ilk kez kendi sesimi kullanarak bir video iş gösteriyorum. Kulaklıkla dinleyebiliyorsunuz. Bu da sergiyi ziyaret eden herkesle bir çeşit duygusal bir bağ kurmamı sağlıyor. Bunu önemsiyorum.

91


Moda J.Crew 172¤

Burberry Prorsum 950¤

Şeker

Tadında! Bottega Veneta 1.050¤

Sorbe tadında renkleriyle iştah açıcı, hanım hanımcık stilleriyle göz dolduran çantalar vitrinlerde öne çıkmaya başladı.

Stella McCartney 715¤

Sophie Hulme 670¤

Alexander Wang 400¤

Reed Krakoff 670¤

92

Valentino 1065¤


Nasty Gal 118¤

Nicholas Kirkwood 510¤

Fendi 495¤

Jimmy Choo 550¤ Gianvito Rossi 440¤

Jimmy Choo 395¤

Pastel

Adımlar Yeni sezonun en güzel renklerini taşıyan pumplar, şıklığınızı tamamlamak için en uygun seçim olacak!

93


LEYLA İLE YÜZLEŞME Israrlı bir çocuk elbisesi var üzerimde bu gece. Kan’a bulanmış bir kırmızıyı taşımaya çalışıyor, ipek kaygan zemininle dalga geçercesine. Bulunduğum şehirden mi kaçtım, evi mi terk ettim orası belli değil…

94 94


Suskun gözlerini aç bırakıyorum, on yedi milyon hücrem senden beslenirken. Yutkunmamaya kararlıyım, yüzünü okşarken donmuş parmak uçlarımla. Onun için beni iyi dinle; 
"Aşk" dendiğinde, kimisi Sevda adını fısıldıyor kulaklarına. Senin nüfus cüzdanındaki adın, çoktan Leyla'ya değiştirilmişken aslında. Gerek kendine, gerek karşındakine verdiğin zararlarda hep mahkemelik oluyor tek bir beden. Organ naklinin, birinci ağır cezaya sunduğu bir hediyesi sonuçta. Çok tehlikeli bir kelimeyi defalarca yutkunurken, boğulmaya ramak kaldığında ise, kimse kurtarmıyor seni, senden başka. Aklını çalan hırsızların, seni senden çaldığı yerde, yığılıp kaldığında da, kimse tutmuyor elinden. Uzakta olanı beklerken, özlemin hangi geçitleri kapadığı ortada. Çekilmez olur, iki büklüm oturulan direksiyon koltuğunda, sadece onunla dertleşebilirken ellerin. Bana yaptığın kalp nakli başarıyla tamamlanmıştır dedi doktorlar. Ne gerek var, benden sessizce çaldıklarınla başka bir ben yaratmaya, ben Leyla'nın ta kendisiyken senin karşında?   Şimdi söyle bana, ya da benim hiçbir şey bilmediğimi aslında...

Merve Hasman

95 95


Rota

ICE HOTEL

&

KUZEY IŞIKLARI MART AYINDA YAPILACAK EN İYİ SEYAHAT PLANLARINDAN BİRİ İSVEÇ’DEKİ ICE HOTEL’E GİTMEK VE KUZEY IŞIKLARINI GÖRMEK. KUZEY IŞIKLARINI GÖRMEK İÇİN EN İYİ ZAMANLAR EKİM VE MART AYI ORTALARI. MART AYINDA GİDERSENİZ HEM KUZEY IŞIKLARINI HEM DE ICE HOTEL’İ GÖRME ŞANSINIZ VAR.

Necip Baykara

96


Her yıl Kasım ve Aralık ayında yeniden yapılan ve Nisan ayında tamamen eriyen, dünyanın ilk ve en büyük buz oteli 'Ice Hotel' yaklaşık 100 kişilik tasarım ve inşa ekibiyle bu kış 24. kez yapılarak ziyarete açıldı. Her yıl Mart ve Nisan ayında Torne nehrinden çıkartılan en iyi kalite dev buz blokları, yaz boyunca korunarak Kasım ayında otelin inşasına başlanıyor. Bütün odalar ve diğer iç mekanlar farklı tasarımcılar tarafından bir önceki yıldan tamamen farklı bir tasarımda yapılıyor. Otel, Aralık ayında açılarak hava durumuna göre Nisan ortalarına kadar dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor. Otel ve tüm odaları, gün içinde tüm ziyaretçilere açık. Buz odalarda konaklayanlar yalnızca gece

Fotoğraflar: Necip Baykara

boyunca odalarında olduklarından, birbirinden farklı tasarlanmış odaları ve süitleri gün boyunca gezebilirsiniz. Otele ek olarak ayrıca dünyanın bir kaç şehrinde hatta İstanbul'da da bir şubesi olan 'Ice Bar' ve bir kilise var. Ice Bar'da buzdan yapılmış bardaklarda değişik renklerdeki kokteyllerden denemenizi tavsiye ederim. İçkinizin asla ısınmayacağı garanti. Yine tamamı buzdan yapılma kilise ise ayrı bir girişe sahip. Tasarım olarak çok güzel olmasının yanı sıra işlevsel de. Dünyanın çeşitli yerlerinden bu kilisede evlenmek için gelen balayı çiftleri var. Evlenmek için değişik ve masalsı bir yer arayanlar için Ice Hotel doğru seçim.

97


Rota

KUZEY IŞIKLARI

Ölmeden önce görülmesi gerekenler listesinde en üst sıralarda yer alması gerekenlerden biri de Kuzey Işıkları. Şehir ışıklarının olmadığı bir yerde, gökyüzünde yeşil, mavi, mor, pembe, beyaz ışıkları devamlı hareket halinde görmek unutulmaz bir deneyim olacaktır.

98


YAPILMASI GEREKENLER Kar motorlarıyla ormanda gece turuna çıkıp, donmuş Jukkasjärvi nehrinin üstünde Kuzey Işıklarını izlemek... Kar motorları iki kişilik ve daha önceden hiç kullanmamış olmanız önemli değil, öncesinde kısa bir eğitim veriyorlar ve önden rehberiniz gidiyor. Kar tulumları ve kasklar da tur şirketinden. Köpeklerin çektiği kızaklarla yine ormanda nefes kesen bir tur. (dogsled) Ice Hotel bünyesinde 2-3 saatlik buza şekil verme ve heykel yapma kursuna katılmak.

Geçmişleri çok eskiye dayanan etnik bir grup olan Sami'lerin (Sami people) geleneksel yaşamlarına şahit olabileceğiniz, çiftliklerindeki geyikleri kendi ellerinizle besleyebileceğiniz, geyiklerin çektikleri kızaklara binebileceğiniz tura katılmak. Ice Hotel'in hediyelik eşya mağazasından alışveriş yapmak. Not: Bütün bu turlara, Kiruna şehir merkezindeki tur şirketinden de, Ice Hotel'den de ulaşabilirsiniz.

Nasıl Gidilir? Kiruna'ya direk uçuş olmadığından aktarma yapmanız gerekmekte. Birkaç şehir üzerinden aktarma yapılabilir. Benim önerim THY veya Pegasus ile önce Stockholm'e giderek, Stockholm'den İskandinav Havayolları SAS ile Kiruna'ya gitmek. Böylelikle fazladan bir, iki gününüz varsa tasarım başkentlerinden Stockholm'e de uğramış olursunuz. Kiruna Havaalanından şehir merkezi 9 km, otobüs ve taksiler mevcut. Ice Hotel ise 15 km uzaklıkta.

99


Rota

Ne Yenir? Ice Hotel bünyesinde iki seçeneğiniz var "Lounge" ve "Ice Hotel Restaurant". Lounge'da sıcak bir şeyler içip, atıştırmalıklar alıp, restoranda da şık bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Thai yemekleri severseniz şehir merkezinde küçük bir Thai restoran var. Değişik bir şeyler tatmak isterseniz geyik etini mutlaka denemelisiniz. Turlarda genelde geyik eti veriliyor, eğer vejetaryenseniz ya da geyik eti yemem diyorsanız, turlara katılırken yanınıza sandviç almanızda fayda var.

100


Nerede Kalınır? Ice Hotel'de kalmak istiyorsanız korkmayın, sıcak odalarda kalma seçeneğiniz de var. Buzdan odaların bulunduğu yapının yakınında normal ve sıcak odaların olduğu ayrı bir bina daha var. Ama siz evlenen balayı çiftleri kadar çılgın ve yeni deneyimlere açıksanız, Ice Hotel'in buzdan yapılmış odalarında da kalabilirsiniz. Buz odalarda, hayvan postu üzerinde gece size verilen uyku tulumlarının içinde uyuyorsunuz. Bavullarınız, banyo ve tuvalet buzdan olmayan diğer binada. Diğer bir seçenek de Kiruna şehir merkezindeki birkaç otelden birinde konaklamak.

101


COOL RAHATLIK

FotoÄ&#x;raflar: Bahar Susup

Fratelli Rosetti 945TL

Versace 5,645TL

102 100


ROMANTİK ADIMLAR Missoni 1,545TL

Baraboux 3,045TL

101 103


MONOKROM ETKİ

Casadei 1,745TL

Vakko 1,845TL

104 102


GÜN IŞIĞI

Missoni 1,145TL

Serapian 3,145TL

103 105


C VİTAMİNİ Serapian 3,145TL

Missoni 1,145TL

104 106


SPORTİF NEON Philipp Plein 1,345TL

107 105


SEBEP SONUÇ HİKAYESİ

Şu an bilgisayar başındayım ve ne yazacağım hakkında gram fikrim yok. Belki birkaç çağrışım... Ben de yazarak başlamak istedim. Kelimeler beni bir yerlere götürsün. Zaten kimi zaman hayat sana bunu sağlıyor. Bilmediğin bir yöne giderken keşfediyorsun kendini.

S

ebep, sonuç ilişkisi hep sorgulatır insanı. Neden? Niçin? Her şeyin bir sebebi var mıdır hayatta? Her önümüze çıkan şeyin bir anlamı var mıdır? Yoksa biz mi onlara anlamlar katıyoruz? Ne kadar hayatımıza yön verebiliyoruz? İnsanoğlunun yüzyıllardır en çok sorduğu soru bu belki de. Kuantum mu yoksa kalbinin sesi mi? Yoksa yazılmış kader mi? Ben her zaman hayatın tek bir doğru üzerinde olmadığını düşünmüşümdür. Tek bir doğru olsaydı eğer, o çoktan çözülmüştü. Gerçi 'sır' adı altında çözüldüğünü söyleyenler var ama bu kadar basit bir şey olmasa gerek bu sır. Peki mutlu olmanın sırrı ne? Burada derin mevzulara girmek istemiyorum açıkçası. Bu sorudan bir çok yere varmak mümkün elbette. Ben mutlu olmanın en basit halini düşündüm. Anlayış... Anlayışlı olmak. Kendini anlamak, karşındakini anlamak.

108

Ve süreci yaşamak... Anın içinde olmak. Anlayış deyince kadınlar akla gelir. Onların DNA'larında vardır sanki bu. Erkekler genelde anlayışsız olandır, ince düşünemeyendir. Peki bunu kadın, erkek diye kategorize etmek ne kadar mantıklı? Tıpkı bir burcun ömür boyu lekelenmesi gibi. Konuyu buraya getireceğim ama öncesinden kopmayalım. Anlayış demek, karşındakini anlayabilmektir. Kendin gibi bakıp "Ben olsam bunu yapmazdım" demek değildir diye düşünüyorum. Örnek verecek olursam, bir kadın bir erkeğin bakış açısını anlamayabilir. Bu nasıl oluyor diyebilir, ama erkek zaten onu tercihen yapmıyordur. Onu öyle görüyordur. Bunu erkekkadın olarak da çevirebiliriz. Mevzu kadın ya da erkek değil çünkü, insan. Anlayışlı olmak, karışındakinin gözünden anlayabilmektir dünyayı. Belki hak vermek değildir,

desteklemek de ama anlamaktır, ne için öyle davrandığını. Yargılamak hiç değildir. Sevmektir, onu onun baktığı yerden bakarak sevmektir. Camdan dışarı seyreden kadının yanına gelip, adamın ona sarılmasıdır anlayış. Camdan baktığında kadının ne gördüğünü bilmesidir. Ama onun baktığı yere bakması değil. Kadın kuşları seyrederken adam yağmurun yağışını seyrediyordur belki ama aynı pencereden bakıyorlardır. Adam ve kadın, birbirlerinin ne gördüğünün farkında olarak kendi görmek


istedikleri yere bakıyordur. Ne güzel değil mi? İnsanı olduğu gibi sevmek mutluluğun ta kendisidir. Akışta yaşamak da böyle bir şeydir bence. Hiç yapabildiğim şey değildir bakmayın bana öyle, ahkam kesiyormuşum gibi. Ama yapmak istediğim bir şeydir. Bazıları vardır hayatta sonuçlarla yaşar, sonuçlara göre mutlu olur. Etrafımızdaki bir çok insan öyledir. Bize çocukluğumuzdan beri bu söylenmiştir. Peki ya süreci yaşayanlar? Sonucu ne olursa olsun yaptığından memnun olanlar? Esas mutluluğu onlar

yakalamamış mıdır sizce? Bir şeye bağlı değildir mutlulukları, olacağına inandıkları şeyler için yaşarlar. Olması da pek umurlarında değildir aslında. Onun peşinden gitmektir asıl onları mutlu eden. Ama bir sonuca odaklı yaşarsan, hep beklersin hep olsun istersin, hiç kaybetme istersin. Hep koşar hep yorulursun ve anı kaçırırsın. Nefes aldığın o anı. Sonucu belki elde edersin ama başka bir mücadele başlar, yeni bir sonuç için. Bir sonuç başka bir sonucun başlangıcıdır aslında. Sonunda bir bakmışsın yorulmuşsun,

tükenmişsin, başarmışsın ama mutlu olamamışsın. İşte mutluluk böyle bir şeydir. Her zaman sahip olabileceğin ama başka yerlerde aradığın bir şeydir. Mutluluk sevmektir. Mutluluk 1 ve 5'tir benim için. Mart ayının 1'i ve 5'idir. İyi ki doğdunuz "Sizi çok seviyorum." İyi ki varsınız... *Yazım nasıl başladı ve nasıl bitti değil mi? Umarım hayat hepimizi umduğumuzdan çok daha güzel yerlere götürür. Siz de başlayın bir yerden. Ama başlayın! Sonunu düşünmeden...

109


Kovaladıkça "Kaçan"

Ateş Böceği misin?

OKUDUĞUNUZ BAŞLIĞA SEBEP, KAFAMIN İÇİNDEKİ ORKESTRA DEĞİL BU SEFER. KENDİMİZİ BİLDİĞİMİZ ANDAN İTİBAREN BAŞLAYAN O “STRATEJİK OYUN” BU BAŞLIĞI ATTIRDI BANA. 110


Aşk... Ne güzel bir duygu değil mi? Sürekli 'O'ndan konuşmak istediğimiz, sokaklarda bizi anlamsız güldüren, ismini duyunca bile irkildiğimiz, sabah "Acaba mesaj göndermiş mi?" diye telefona sarıldığımız, benliğimizi, ruhumuzu, kendimizi değiştiren o duygu. Ama... Ama bu güzelliğe, illa ki o "stratejik oyun"u sokuyoruz. Belki istemeden. Çünkü bu genel geçer öğretilerle büyüyoruz. 'Kaçan kovalanır' deniyor. "Kaçan balık büyük olur" deniyor. Ve gün geliyor; ilişkilerimizi bu çerçeve içinden yaşamaya başlıyoruz..

başladı ilişkiyi hep kovalayan olmak. Ve o sevgi erimeye başladı, içinde olmamız gerektiğini düşündüğümüz oyundaki rollerle. Kaçan kovalanır oyunu, bir andan sonra zevk vermez oluyor.. Kovalayan sıkılıyor, yoruluyor; içindeki istek sönüyor. Kaçan, kovalayanın bir gün yorulacağını gözden kaçırıyor bu oyunda. "Nasıl olsa beni seviyor" diyor çünkü. Ama kovalayan, süper kahraman değil ki... *** "Aşk"ı stratejik bir oyun olmaktan çıkarmak gerekiyor. Güven ve sadakati diskalifiye etmeden yaşamak gerekiyor.

Ve kovalayanlardan kaçıp; kaçanları kovalıyoruz.

"Aşk"ı kısa ömürlü hale getirmeden aşka bağlanmak gerekiyor.

Bir ilişkimizde kaçanken, diğerinde kovalayan oluyoruz..

Oyunu abartmadan oynamak gerekiyor.

Kıymetli olan kaçan olduğunu düşünüp, oyunu uzak hedef olarak parlatıyoruz..

Kimseyi yormadan,

Ancak, işler değişmeye başladı. Kaçan tembelleşti; çünkü kovalayan her şeyi verdi bilmeden. Belki de kaybetmemek için. Kovalayan yoruldu, sıkıldı. Bir yere kadar gizemli olsa da, yormaya

Bıktırmadan, Üzmeden, Dengede, Yetişkince!

Burcu Aksoy

111


Zamansız Stil İkonları

STİL DEHASI

EDIE SEDGWICK Soyu İngiltere Kraliyet Ailesi’ne kadar uzanan varlıklı bir ailenin kızıydı. Babası Duke, doktorların çocuk yapmasını önermediği bir ruh hastasıydı. Doktor tavsiyelerine karşı gelerek 8 çocuk yapmışlardı. Kalabalık bir aileye sahip olan Edie küçük yaşta iki erkek kardeşini kaybetti. Kardeşlerinden birisi 26. yaş günü öncesinde kendini asmıştı. Diğeri ise Yılbaşı akşamı motorunu, otobüse doğru sürerek vefat etmişti. Babasından nefret eden Edie; kardeşlerinin ölümünden onu suçlu tutuyordu.

112


113


Zamansız Stil İkonları 1960'ların başında sanat eğitimi için New York'a giden Edie, kişiliği ve dış görünüşüyle dönemin popüler ismi olan Andy Warhol'u etkisi altına alınca hayatı değişmişti. "Pop her şeydir, her şey de poptur" diyen Andy Warhol'un ilham kaynağı olan Edie duruşu, tarzı ve çekiciliğiyle bulunduğu döneme damgasını vurdu. Andy ile benzesin diye bir dönem saçlarını gümüş rengine boyayan Edie partilerden çıkmıyor, Andy ile birlikte boy gösteriyor ve kısa filmlerinde rol alıyordu. Beyaz teniyle bütünleşen siyah göz makyajı, avizeyi anımsatan küpeleri, koyu renk saçlarındaki platin meçleri ve ince bacaklarını gizlemiş olan beyaz pantolon ve altından görünen siyah külotlu çoraplarıyla harika bir stil ikonuydu. 1960'lı yıllarda kırpılmış olan saçları, ve narin vücuduyla yepyeni bir yüz haline gelmişti. Birçok insan ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyordu. Saydam olan mayosu, siyah külotlu çorapları ve üzerine geçirdiği süveterden başka bir şey giymiyor, bazen de gününü bikinisinin üzerine geçirdiği sabahlıkla geçiriyordu. Düzenli olarak partilerde boy gösteriyordu. "Giydiğin şey önemli değil, onu nasıl taşıdığın önemli" cümlesi Edie için kurulmuştu sanki. Özel davetlerde nasıl giyinmesi gerektiğini iyi biliyor, tüm gözleri üzerine topluyordu. Yaşadığı hayatı parlak değildi, davranışlarına bakıldığında adından kötü kız olarak söz edilse de nerede, ne zaman, ne giyeceğini iyi bilirdi. Edie'yle beraber siyah taytın modası yaygınlaşmıştı. Alışveriş yapmaya bayılıyordu. Ailesinden kalan mirasın büyük bir kısmıyla New York'un en ünlü mağazalarından alışveriş yapmıştı. Stilinin en dikkat

114


çeken yanı düz kesim olan giysiler, taytlar, t-shirtler tercih etmesi külotlu çorapları, pantolon gibi kullanması ve makyaj tarzıydı. Kısa eteklerin altından kullandığı siyah taytı onu ikon haline getiren önemli detaylardandı. Aynı anda hem seksi, hem asi, hem de eğlenceli olmayı başarıyordu. Leoparlı kürkleri, parlak bluzları ve ışıltılı elbiseleri tarzını, ruh halini birebir yansıtıyordu. Ayakkabı konusunda vazgeçilmezleri belliydi. Bacaklarını saran yapıda olan ince topuklu, yanları fileli deri botları ve bilekte biten siyah ayakkabıları vardı. Makyajının olmazsa olmazı olan takma kirpikleriydi ve yaptığı göz makyajı genç kızlar tarafından hemen taklit edilmişti. Edie makyajında iki önemli unsur vardı; ilk aşamasında eyeliner ile göz kapağına kalın bir çizgi çekiyordu. Kahverengi far sürüyordu, hemen ardından göz kapağının bittiği hattı siyah göz kalemiyle boyadıktan sonra dudaklarını hafif bir rujla renklendiriyor, yanaklarına da varlığı fark edilmeyen pembe tonlarında bir allık sürerek makyajını tamamlıyordu. Taktığı takılarla da dikkat çeken Edie'nin sallantılı avizeyi anımsatan küpeleri 1960'lı yılların modacılarını kendinden çok konuşturtmuştu. Andy'nin fabrikasında olan herkes gibi uyuşturucuya olan bağımlılığı artmıştı, gün geçtikçe daha da kötüye gidiyordu. Araları bozulduktan sonra Warhol'un Fabrika'sından ayrılarak birçok ünlüye ev sahipliği yapan Manhattan'da ki Chelsea Otel'e taşındı. Bob Dylan ile samimiyeti bu süreçte başlamıştı. Kardeşi Jonathan'a yeniden aşık olduğunu anlatan Edie, Dylan'ın çocuğunu taşıyordu. Yaşadığı motosiklet kazasının ardından akıl hastanesine yatırılan Edie'nin hamile olduğu fark edilince, madde bağımlılığı sebebiyle zarar görmemesi için çocuğu aldılar. Bob Dylan ilişkilerini sürekli olarak reddetti, yalnızca tanışmışlardı, aralarında bir şey geçmemişti. Akıl hastanesinden çıktıktan sonra orada tanıştığı bir hasta ile evlenen Edie, 1970 yılının sonbahar mevsiminde aşırı dozda aldığı madde sebebiyle hayatını kaybetti.

115


Moda

Bir kadında ilk görülmesi gereken kadınlığıdır, kıyafeti değil düşüncesiyle tasarım anlayışını devam ettiren ve başarısının sırrını hayatı kadınlar için kolaylaştırabilmek adına problemleri çözümlemek olarak gören tasarımcı:

Donna

Karan

116


117 117


Moda 1948 yılında New York'ta doğan, moda dünyasının kalbi olan Long Island'da yetişen Donna Karan'ın babası başarılı bir terzi, annesi ise modeldi. Modacı bir ailenin içinde büyüyen ve ebeveynleri sayesinde modayla yakından ilgilenen Donna Karan, Parsons Tasarım Okulu'na kayıt oldu. Yirmi yaşındayken moda dünyasının önde gelen isimlerinden olan Anne Klein'in yanında çalışmaya başladı. Kısa sürede yetenekli çalışmalarıyla kendi çizgisini yakalayan Donna Karan, Klein bünyesinin başarılı tasarımcıları arasına girdi. Mükemmelliği hedefleyen kararlı tavırları ve enerjisi başarısını destekleyen önemli faktörlerdendi. Talepkar ve mükemmelliyetçi bir yapıda olan Anne Klein İle Donna Karan'ın bu ortak özellikleri daha çok birbirlerine yakınlaştırmıştı bu iki kadını. 4 yıllık ortak çalışma süreçlerinden

118

sonra Klein'in varisi olan Karan, butik sahibi olan Mark Karan ile evlendikten sonra 1974 yılında, 26 yaşındayken kızı Gabby'yi doğurdu ve doğumdan bir hafta sonra Anne Klein vefat etti. Ölümünün ardından varisi olarak şirketi geliş-

tirme ve Klein adını yürütme görevlerini üstlenerek tasarım bölümünün başına getirilen Donna Karan, yeni pazarlara açılmak ve Klein'in başarısını sürdürebilmek

amacıyla tasarım okulundan arkadaş olduğu Dell'Olio ile ortak çalışmaya başladı. İki başarılı tasarımcı, 1982 yılında düşük fiyatlı pazarı ve çalışan kadını hedef alarak Anne Klein II adlı başarılı koleksiyonunu oluşturdu. Tasarladığı yeni koleksiyon sayesinde yaratıcı bir kontrole sahip olma düşüncesiyle kendi şirketini oluşturmaya karar verdi. Tasarım bölümünden sorumlu olduğu Anne Klein o süreçte Japon tekstil şirketleri grubu olan Takihyo'ya aitti, kendi şahsına ait mağazalar açarak genişlemesi fikrine açıktılar ama Karan bu güvenli ortamdan ayrılmaya cesaret edemiyordu. Donna Karan'ı cesaretlendirmek adına patronu 1984 yılında işine son verdi. Takihyo işini kurması için 3 milyon dolarlık anapara ve %50'lik hisse ortaklığı teklifinde bulunarak yardımcı oldu.


Kendi markasının ilk koleksiyonunu Klein'deki görevinden ayrıldıktan 6 ay sonra 1985 yılında bir moda gösterisinde tanıttı. Gelen izleyiciler Karan'ın koleksiyonunu ayakta ıslıklar ve alkışlar eşliğinde büyük bir beğeniyle karşıladılar. Donna Karan tasarımları çok kısa sürede beklenenin üzerinde talep gördü. Dönemin rahat olmayan tasarımlarıyla kıyaslandığında klasik, şık en önemliside rahat olan parçalardan oluşuyordu. Üstün başarıları sayesinde Amerikan Moda Tasarımcıları Konseyi'nin (CFDA) Yılın Tasarımcısı ödülüne layık görüldü. 1980 yılının son dönemlerinde Donna Karan yaptığı işin bilincinde olan, korkusuzca risk alabilen bir tasarımcı haline gelmişti. Estetik görünmeyi hedefleyen dudak uçuklatan, abartılı tasarımların aksine sade, pratik, rahat giysiler tasarlayarak modaya yeni bir boyut kazandırmıştı. Donna Karan imzalı tasarımlar içersinde rahat

119


Moda kesimli ceketler, tek parça tulumlar ve anvelop etekler mevcuttur. Model gibi ince bir vücudu olmasa da kadın vücudunu tamamlayan parçaları tasarlama yeteneği gelişmişti, böylece kısa sürede tanınan bir tasarımcı haline geldi. Tarzının canlandırıcı etkisi vardı. 1985 yılında hazırlamış olduğu Donna Karan New York lüks koleksiyonunda fiyatları 500 ile 1.000 dolar arasında olan bluzler ve blazer ceketler yer aldı. Kadınların kaliteli olan şeylere çok para harcamaya yatkın olmasıyla kuvvetlenen Karan, 1987 yılında rekabeti çok olan kadın çorabı işine girdi. Karan ve Hanes'in, varolanların iki katı fiyatında ve kalınlığında tasarladığı çoraplar büyük ilgi gördü, toptancı firmalarla yapılan çorap satışından beş yıl içersinde 30 milyon dolardan fazla kazandı. 1989 yılında "DKNY" adını verdiği ikinci serisi piyasaya uygun fiyatlara rahat ve şık giysiler sunma düşüncesiyle tasarlanmıştı. Fon olarak şehirli havasını vurgulamak için siyah-beyaz bir şehir manzarası kullanarak akıllıca pazarlanan DKNY koleksiyonu moda tarihinin en başarılı lansmanlarından birisi haline geldi. 1989 yılındaki satışlardan elde ettikleri gelir 115 milyon dolar civarındaydı. Moda dünyası üzerindeki artan başarılarından dolayı basın tarafından "Yedinci Cadde'nin Kraliçesi" tamlamasıyla anılmaya başladı. Perakende giyim sektöründe adından 'en popüler' olarak söz ettiren Donna Karan, elde ettiği kazançların etkisiyle çeşitli alanlarda yeni ürünler tasarlama düşüncesi sonucunda ürün yelpazesine aksesuar, parfümeri, erkek ve çocuk giyimi bölümlerini eklemiştir. Ünlü tasarımcı 1990'lı yılların son dönemlerinde adına eklediği DKNY Jeans, DKNY Active, DKNY Underwear, DKNY Juniors, DKNY Kids, DKNY Baby ve Donna Karan Collection markaları ile kendi

120


moda imparatorluğunun kraliçesi oldu. Markasının en önemli özelliği her parçasının diğer tüm parçalarla uyumlu bir şekilde kolayca kombinlenebilir olması. Karan'a göre stilinin olmazsa olmazları rahatlık, lüks ve güzel olanı ortaya çıkarmak olarak değerlendirilebilir. Tasarımlarında geçmiş zamanlardan etkilenen, koleksiyonlarında zıtlıkları bir araya getiren Karan; tarzını kürk ve eldiven detaylarıyla vurguluyor. Yaptığı işi kadınların hayatını kolaylaştırmak olarak nitelendiren Karan, moda tasarımcıları arasında oluşan farkın akıldaki düşünceyi pratiğe dökmekten ortaya çıktığı düşüncesinde, onu diğer modacılardan farklı kılan nokta ise beden konusundaki takıntısı. Moda dünyasındaki başarısını, iş kadınlarının hayatlarını kolaylaştırmaya, yarattığı ürünleri doğru ifade edebilmeye ve amacına ulaştırmaya borçlu olduğunu vurguluyor. Kariyeri boyunca sayısız başarıya imza atan Karan, Amerika Moda Tasarımcıları Konseyi tarafından yedi kez ödüllendirilmiş, 1990-1996 yılarında en başarılı kadın giyim tasarımcısı, 1992 yılında ise en başarılı erkek giyim tasarımcısı seçilmiştir.

121


Güzellik

Gri kışın yerini güneşli bahar günleri ve canlanan doğanın enerjisi alırken, makyaj stillerinde de pastel ve canlı tonlar başrolü kimseye kaptırmıyor! 122


Nars Loose Powder 93TL 2014 Ss Collection Le Prismissime Euphoric Pink 174 TL

Rimmel Moisture Renew Ruj 16.99TL

Models own Green Tea 22TL

Max Factor 2000 Calorie Curved Brush Mascara 28TL

Guerlain Crazy Paris Terracotta Compact Poudre One Shot 192TL

Lancome

Bahar Dalı Capcanlı renklerin bir araya geldiği mevsimi karşılarken, ondan rol çalmamak olmazdı… Doğal tonlarda seçeceğiniz fondöten ve uçuk şeftali tonlarında kullanacağınız allıkla ten makyajınızı yapın. Şeker pembesi veya fuşya tonlarda rujla dikkatleri dudaklarınıza çekin. Gözlerinizde sedefli nude tonlarda far veya yalnızca maskara yeterli olacaktır. Parlak yeşil tonlarda süreceğiniz ojeyle enerjinizi dışarı yansıtın.

Rimmel Wake Me Up Concealer 19TL

123


Güzellik L'Oréal Paris Telescopic Mascara 38TL

Nars Duo Cream Eyeshadow 88TL

Turkuaz Aşkı

Isınan havayla birlikte mavi ve yeşilin karışımı en sıcak haliyle karşımıza çıkıyor. Parlak yapıdaki, canlı turkuvaz renklerdeki farlar her göz rengine yakışıyor. Dudak renginize yakın tonlardaki rujunuzu parlatıcınızla tamamlayarak doğal bir görünüm kazanabilirsiniz. Ten renginize yakın bir pudra kullanmanız yerinde olacaktır. Sedefli turkuvaz ojelerinizle makyajınıza bütünlük katabilirsiniz.

Rimmel Wake MeUp Foundation 24.90TL

Ombre Minerale 4 Couleurs 08 Blue Sky

ZOYA Giovanna 39TL

Estée Lauder Year of Horse Limited Edition Compact Powder

MaxFactor Liquid Effect Eye Liner Black Fire 33.90TL

124

MAC Eye Shadow Pro Palette Refill Pan Veluxe Pearl 42TL


Pamuk şeker Özellikle beyaz tenlilere yakışacak makyaj stilinde pembe ve tonlarından yine vazgeçmiyoruz! En çarpıcı pembeyi ruj rengimizde tercih ederek dudaklarımızı öne çıkarıyoruz. Ten makyajında doğallıktan vazgeçmeyerek, pudra rengi veya uçuk pembeyle elmacık kemiklerimizi hafifçe renklendiriyoruz. Gözlerde ise yakın tonlarda yarı transparan yapıda far ve maskara ile makyajımızı tamamlayarak, fresh bir görüntü elde ediyoruz.

Blush High lighter 01 Rose Ballerine

Dior Addict Gloss Mystic Metallics

Rimmel Rockin'curves Maskara 15.99TL The Body Shop 49TL

Dior Coul 3 Couleurs One Shot 116TL

Nars Lip Lacquer 65TL

Avon BB Skin Fondoten 30TL

125


Güzellik

Palette Blush Eccentrico Collection Giorgio Armani 192TL

Doğanın

Dior Makeup Summer

Max Factor Lipfinity 40.50 TL

Uyanışı

Baharın içimizi kıpır kıpır eden tüm renklerini bir arada kullanmaya cesaretiniz var mı? Sedefli, açık pembe renkteki farınızı göz kapağınıza uyguladıktan sonra, turkuvaz veya açık mavi göz kaleminizle ince bir hat çizin, ardından bol maskarayla son dokunuşunuzu yapın. Açık lila-pembe arası tonlarda allık uyguladığınız ten makyajınızı, pastel tonlardaki parlatıcınızla tamamlayabilirsiniz. Cesaretinizi konuşturarak parlak mavi tonlarda ojelerinizle de dikkat çekebilirsiniz.

Lancome Dazzling Topaze Dore

Nars Highlighting Blush 78TL

The Body Shop Rose Vit Lip gloss 24,90 TL

126

Nars Larger Than Life Volumizing Mascara 65TL

Guerlain 2014 Ss Collection Prisme Quatuor 86 Rose 142 TL


The Body Shop Shimmer Cubes Spring Trend 49,90 TL Max Factor Ageless Elixir 2 in Foundation 54.90TL

MaxFactor Wild Shadow Pot in Burnt Bark 39.90TL

Mac 36 Lash 36TL

Max Factor Eyebrow Pencil High Res 33.90TL

Tüm dikkatleri kirpiklerinize çekerek vurucu bakışlar yaratın! Bej rengi veya kemik tonlarında transparan yapıdaki farınız ve ekstra dolgunluk veren maskararınızı bolca uygulamak bu makyaj stilinin olmazsa olmazları… Kirpikleriniz seyrekse takma kirpiklerinizi doğal şekilde kullanarak istediğiniz etkiyi yaratabilirsiniz. Dudaklarınızda ise yalnızca parlatıcı veya koruyucu kullanmanız yeterli olacaktır.

Lancome Hypnose Mascara 60TL

Vurucu Bakışlar

Lancome Absolu Nu 85TL

Max Factor Wild Shadow Pencil in Caramel Rage 31.99TL

127


Güzellik

1

GÜÇLÜ VE ESNEK SAÇLAR Mevsimsel değişiklikler, stres ve dış etkenlerden kaynaklı saç dökülmelerine önlem almak için tam zamanı! Güneş ve denizin etkilerine karşı şimdiden hazırlıklara başlayın.

128

2


3

4

5

6 Güçlü ve Esnek Saçlar Mevsimsel değişiklikler, stres ve dış etkenlerden kaynaklı saç dökülmelerine önlem almak için tam zamanı! Güneş ve denizin etkilerine karşı şimdiden hazırlıklara başlayın. Organix Moroccan Oil Saç Dökülmesine Karşı Şampuan Mevsimsel ve hastalığa bağlı saç dökülmelerini engellemede etkili olup, dökülen saçların yeniden çıkmasını ve saçların sağlıkla uzamasını destekler. Düzenli kullanımda Argan yağının yoğun nemlendirme ve koruma özelliği ile saçın zamanla kaybettiği elementlerin yenilemesini ve saç köklerinin güçlenmesini destekler. Babe Anti-Hair Loss Lotion Babe Saç Dökülmesi Önleyici Losyon özellikle saç dökülmesini önleme ve tedavisi için üretilmiş bir üründür. Saçtaki oksij enlenmeyi aktif hale getirerek saç foliküllerini gülendirir, yeniler. Saç derisinde yağlanmayı düzenler. Kullanımı ile kepek ve sebum gibi istenmeyen oluşumların da önüne geçer. Saçın yaşam döngüsü olarak belirtilen 3 evrenin süresinin daha uzun olmasını sağlar. Ducray Neoptide Lotion Ducray Neoptide Lotion, saç dökülmesini durdurmak, saç gelişimini uyarmak ve saçları güçlendirmek için son derece etkili bir losyon. Özellikle kronik saç dökülmesinde tam ve hızlı tedaviyi garanti eden ürünün içeriğindeki GP4G, saç köklerini uyararak saçın büyümesini tetiklerken, Tokoferol nikotinat, saç derisindeki kan akımını artırıp saç köklerini besliyor. Bioxin Biocomplex B11 Vitamin Mineral Kompleksi Çeşitli nedenlerden dolayı sağlığını kaybeden saç ve saçlı deri, eski sağlığına kavuşabilmek için farklı elementlere ihtiyaç duymaktadır. Bioxcin Genesis Vitamin/Mineral Kompleksi ihtiyacınız olan bakımı sağlayacak birçok farklı etken mad-

deyi içeren bir formülasyondur. Düzenli kullanım sonucunda saç foliküllerinin güçlenmesini sağlar, serbest radikallerin olumsuz etkilerini azaltır. Eeose Saç Dökülmesine Karşı Çift Etkili Serum Dünyada ilk kez bir ürün dökülme karşıtı bir serum ile sağlıklı saç gelişimi için başka bir serum formunu birarada kullanıcılarının hizmetine sunuyor. 1.serum, sabah kullanılan LiposoPenatraitt Serum, saç dökülmesine karşı etkilidir. Her sabah 5-6 kez saçınıza püskürterek güne saçlarınızı dökülmeye karşı koruma altına alarak başlayabileceğiniz serum, Lipozom teknolojisi ile üretildi. 2. serum, akşam kullanılan StimuPeptide Serum ise içeriğindeki bioaktivitesi çok yüksek etken maddelerle saç gelişimini sağlıyor. Serum sayesinde siz uyurken saçlarınız güçlenmeye ve gelişmeye devam ediyor.

7

La Roche Posay Kerium Şampuan La Roche Posay bu yeni bilgilere cevap veren bir ürün geliştirdi ( şampuan+bakım). Farklı seviyelere etki etmek için aktiflerin benzersiz birleşimini içerir. Madecassoside, dökülmeyi hızlandıran mikro tahrişi ortadan kaldırır. Arginine + B5 vitamini, saç kökü çevresinin yumuşamasını ve hücresel enerji üretiminin hızlanmasını sağlar. Kerium saç dökülmesine karşı tamamlayıcı şampuan, saç teline yeniden yoğunluk verir. Saçı kökten uca besleyerek doğal sağlıklı yapısına kavuşmasına yardım eder. BC Dökülme Önleyici Tonik Patolojik olmayan saç dökülmelerine karşı, saç telini güçlendirir, saç köklerini uyarır ve saçın uzamasını destekleyerek saç dökülmesini azaltır. YararlarıSaç köklerini aktive eder ve zamanından önce meydana gelen saç kaybını azaltır. Daha yoğun ve güçlü saçlar için.KullanımıPatolojik olmayan saç dökülmesi.

129


Güzellik

1

2

ÇATLAKLARA SON!

Hızlı kilo alıp verme, hamilelik ve nemsiz ciltlerin problemi çatlakların görünüm ve etkilerini azaltacak yoğun içerikli ürünler yaz aylarından önce adeta kurtarıcı görevi üstleniyor! 130


3

5

4

6

7

1-Mustela Stretch Marks Intensive Action 69.90TL

Patentli çatlak önleyici formülü sayesinde, cildi destekleyen liflerin (kolajen ve elastin) üretimini harekete geçirerek, cilt kalitesinin artmasını ve onarımını teşvik eder. Cildi onarıcı etkisi B5 vitamini ile zenginleştirilmiştir ve bakır glukonat cilt dokusunun yenilenmesini teşvik eder. Avokado peptidleri ve nemlendirici shea yağı sayesinde cilt anında yatışır ve uzun süreli beslenir. Hassasiyet azalır, cilt rahatlar.

2-Galenic Elancyl Correcteur Vergetures – 79.90TL

Genel bir yargı olan çatlak oluşumunun giderilmesi hamilelik döneminde başlar, çatlaklar oluşur oluşmaz müdahale gerekir anlayışı artık masal oluyor. Galenic Elancyl ile hamilelik boyunca oluşan çatlaklar doğumdan sonra tedavi ediliyor. Sürekli kilo artışına bağlı olarak ciddi boyutlara ulaşan ve renk değiştirerek yerleşik hale gelen çatlakları onararak vücut dokusunun yeniden yapılanmasını sağlar. Ozmo-aktif yapısı ile çatlakların renkli görünümünde ve boyutunda gözle görülür bir azalma yaratır.

3-Lierac Phytolastil Gel – 61TL

Lierac, yılların deneyimine dayanarak oluşturduğu ürünlerini hamile bayanların hamilelik süreçlerini sorunsuz ve keyifsiz yaşamları için hizmete sunmaktadır. Lierac Phytolastil Jel Çatlak Kremi ile hamilelikte oluşan çatlaklarınızı mükemmel bir şekilde tedavi edecek ve cildinizin doğal güzelliğini koruyacaksınız. Tedavisi imkansız zannedilen çatlaklar moralinizi bozamayacak ve siz cildinizin iyileştiğinden, korunduğundan emin olacaksınız.

4-Clarins Soin Complet Special Vergeture - 131TL

Ergenlik döneminde vücudunda ani kilo değişikliği yaşayan bayanlar için de idealdir. %95'e dengelenmiş aktif moleküllerle zenginleştirilmiş; kolajen lifleri koruyan ve yeniden canlandıran bir özden yararlanılır. Crowberry özü cildin direncini artırır. İçeriğin-

deki Siegesbeckia ve zeytin, yatıştırıcı özellikleriyle cilde yüksek konfor sağlar.

5-Strivectin SD-Intensive Concentrate For Stretch Mark & Wrinkles – 245TL

Klinik olarak kanıtlanmış kırışıklık, ton farklılıkları ve çatlaklarda gözle görülür iyileşme sağlar. Düzenli kullanımda, doğal kolajen tekrar başlar, doku yapısını ve direncini arttırır. Renk değişikliğinde gözle görülür azalma, doğal hüzre yenilenmesi yoğunlaştırılır. Elastikiyet güçlenir, kırışıklık ve çatlaklarda gözle görülür azalmalar olur.

6- Decleor Corps Aroma Sculpt Perfect Sculpt Gel – 110TL

İçeriğinde bulunan maca özü ve pamuk bitkisel yağları sayesinde, cildinizde oluşmuş çatlakları sıkılaştırarak cildinize düzgün bir grünüm kazandırır. Hamileler için de uygun olan ürün göbek bölgenizde oluşan sorunlar için idealdir. Bu içerik sayesinde cilt daha nemli ve düzgün bir görünüme sahip olur.

7-Bio-Oil PurCellin Oil – 25TL

Bio Oil ciltteki iyileşmiş yara izlerinin, çatlak izlerinin ve cilt lekelerinin görünümünü düzeltmeye yardımcı olmak için geliştirilmiştir. Yaşlanma belirtileri gösteren ve nemsiz ciltler için de geliştirilen formülasyonu Purcellin Oil Bio-Oil formülünün yoğunluğunu dengeleyerek, cilt tarafından kolayca emilmesine yardımcı olur. Dış etkenlerin yanı sıra hamilelik, menopoz veya kullanılan bazı doğum kontrol ilaçlarının neden olduğu hormonal dalgalanmalar sonucu ortaya çıkabilir. Bio Oil düzensiz cilt tonu görünümünü iyileştirmeye yardımcı olur.

131


Haber

DÜSSELDORF INTERNATIONAL

BOAT SHOW Düsseldorf International Boat Show, daha çok, Almanca'da "kayık" anlamına gelen "Boot Düsseldorf" olarak biliniyor. Fotoğraflar ve Hazırlayan: Burcu Bülbül

132 132


İlki 27 Kasım 1969 yılında, 8 ülkeden 116 katılımcı ile yapılan fuar, bu sene 50 ülkeden 1.600 katılımcı ile gerçekleşti. Fuarda motoryatlar ve yelkenli tekneler dışında aklınıza gelebilecek tüm su sporlarına yönelik branşlara da yer verilmiş. Fuar hakkında açıkçası yazılabilecek çok fazla birşey bulamıyorum çünkü yazmakla değil, gezmekle olur bu iş diyerek sizler için gezdim ve bastım deklanşöre. Buyrun seyre...

133


Haber

sİze, hazır "Boot Düsseldorf" sayesİnde, İlk kez geldİğİm şehİr hakkında enterasan İzlenİmlerİmİ aktarayım.

Moda ve Fuar Şehrİ Düsseldorf... Düsseldorf, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin başkentidir. Kente adını, Düssel Deresi vermiştir. Öncelikle, burası tam anlamıyla bir "moda" ve "fuar" şehri. Dünyanın en ünlü markalarının bulunduğu Kö Caddesi'nde gezerken vitrindeki fiyatlara bakmadan geçmenizi tavsiye ederim. Almanya'nın diğer şehirlerindeki halkın giyim tarzı ile buradaki halkı kıyaslamaya kalkmayın, burada herkesin içinde bir tasarımcı ruhu var. Zaten Düsseldorf tekstil sanayiinde, hatrı sayılır bir yere sahip. Birçok markanın doğuş hikayesi burada başlamış.

134


Bunları Yapmadan Dönmeyİn... Ren Nehri kıyısında boylu boyunca bisiklete binmeden, dev Lunapark'ı görmeden, koyu renkli ve ağır aromalı biralarını içmeden ve Immermann Strasse yani Japon Caddesi'nde sushi yemeden dönmeyin.

Küçük Tokyo... Avrupa'da en çok Japon nüfusunu barındıran şehir Düsseldorf... Sanayiinin iyi olduğu yıllarda Japon firmaları buraya bir gelmiş sonrada gitmemişler gerçekten. Haksız da sayılmaz Japonlar, çünkü "Mercer Human Resource Consulting"in 2008 yılında yaptığı araştırmaya göre, Avrupa'nın en yaşanabilir şehirleri arasında bulunuyor Düsseldorf. İlklerin Çıktığı Yaratıcı Şehir, Birçok ünlü markanın doğuşunun, modanın başkenti sayılan Düsseldorf'tan çıktığından bahsetmiştim. Bunun yanısıra, elektronik müziği ünlü eden "Kraftwerk" Müzik Grubu'nun doğuşunun da Düsseldorf'tan olmasına şaşırmamak lazım. Kendi türünde öncü sayılan grup 1970 yılı gençliğini buradan elektronik müzikle tanıştırmış. Cıvıl cıvıl Düsseldorf'tan, güzel ama bahtsız Türkiye'me selamlar...

135


Astroloji Koç 8 Mart tarihine kadar planlamalarınızda değişiklikler yaşayabilirsiniz. Bilgisayarınızdaki verilerinizi yedeklediğinizden emin olmalısınız, postalarınız, görüşmelerinizle ve diğer iletişim kanallarınızla ilgili sorunlar yaşayabilirsiniz. Nisan sonu ve Mayıs başında düşüncelerinizde değişiklikler yaşayacaksınız, kişisel kararlarınızı ertelemenizde fayda var. 11 Mart'tan itibaren Uranüs'ün etkisiyle yaşantınızın en heyecan verici sürecini yaşayacaksınız. Önünüzdeki 5 yıl boyunca karşınıza birçok fırsat çıkacak ve siz hangisini değerlendireceğinize karar verirken zorluk çekeceksiniz. Gelişmelerden haberdar olun, teknolojiyi kullanın. Yalnızsanız arkadaşınızın ay ortasında tanıştıracağı kişi ruh eşiniz olabilir. İş hayatınızla ilgili Mart ayının ilk günlerinde tatsızlıklar yaşayabilirsiniz. Yapmanız gerekenden daha fazlasını yaptığınızı düşünüyorsunuz, çok çalışmanın faydasını göreceksiniz.  

İkizler Merkür'ün etkisiyle hareketli bir ay geçireceksiniz. Güneş'in burcunuzdaki etkisiyle var olan çekim gücünüz artacak.Tatile çıkmak için ilk iki haftayı tercih edebilirsiniz, iş seyahatleriniz, eğitiminiz ve kariyerinizle ilgili Mart ayının son haftası en uygun süreç olacak. Uranüs'ün burcunuz üzerindeki etkisiyle arkadaşlarınızla gerçekleştireceğiniz aktivitelere katılımınız artacak. Yeni insanlarla tanışmalısınız. Yeni Ay'ın onuncu eviniz olan Balık burcuna gelişiyle kariyeriniz parlayacak. Yeni bir projenin oluşumuna öncülük edebilir, iş hayatınızla ilgili etkileyici fırsatlarla karşılaşabilirsiniz.

Aslan Diğer burçlarla karşılaştırıldığında zorlanacağınız bir ay olacak. Gerçekleştirmeyi planladığınız seyahatlerinizi ertelemenizde fayda var. Mart ayının ikinci yarısında bu zorlu süreci geride bırakacaksınız. Gelecekteki beş yıl boyunca her şeyi öğrenmek ve bilgi edinmek isteyeceksiniz. Kariyerinizin üst basamaklarına çıkmak ya da yeni bir kariyer oluşumunda bulunma düşüncesiyle okula geri dönüş yapabilirsiniz. Venüs'ün burcunuz üzerindeki etkisiyle sevdiğiniz insanlarla keyifli vakitler geçireceksiniz. İnsanların size verdiği değerlerin farkına varacaksınız. Harcamalarınıza dikkat etmeli, kendinizi çok şımartmadan birikimler yapmalısınız.

Boğa Sakin bir giriş yapacağınız Mart ayında bilinçaltınız harekete geçicek ve geçmişteki düşünceleriniz yeniden açığa çıkacak. Yaşamınıza etki eden sorunları çözerek netliğe kavuşturacaksınız. Mars'ın burcunuz üzerindeki etkisiyle direnciniz artacak, sosyal çevrenizin genişleyecek, liderlik becerilerinizin güçlendiğini göreceksiniz. Eski dostlarınıza vakit ayırmalısınız, birlikte arkadaş toplantılarına katılarak sosyal yaşantınızı renklendirebilirsiniz. Beklentilerinizi karşılamayan bir ilişki içersindeyseniz her an bir bitiş yaşayabilirsiniz. Venüs'ün etkisiyle iş yerindeki sayılı kişilerden biri olacaksınzız, şanslı bir ay olacak. Çabalarınızın farkında olan birinin desteğini alacaksınız. İş arkadaşlarınızla pozitif iş birlikleri içinde olacaksınız. Arkadaşlık ilişkilerine verdiğiniz önemin artacak.

136

Başak Yengeç Yeniliklerle dolu olan Mart ayına hareketli bir giriş yapacaksınız. Yeni anlaşmalar, yeni birliktelikler, yeni iş teklifleri gibi birçok yenilikle karşılaşacağınız bu ayı iyi değerlendirmelisiniz. Gelecekteki yaşantınız için önemli bir ay olacak. İlerleyen zamanlarda sorun yaşamamak adına yapmanız gerekenleri doğru anladığınıza emin olmalısınız, işinizle ilgili stresli süreçte kimsenin sizi hatalı bulmasına izin vermeyin. Seyahat planlarınızı gerçekleştirmek için uygun bir süreçtesiniz. Dolunay'ın etkisiyle iletişiminiz güçlenecek. Yeni tanıştığınız biriyle kısa sürede yakalayacağınız uyum sayesinde insanlarla tanışmanın çok kolay olduğunun farkına varacaksınız.

Finansal sorunlarınızın peşinizi bırakmayacağı bir ay olacak. Mart'ın son günlerinde kendinize özen göstererek, kendinizi ödüllendirin. Dolunay'ın ışıltısı ve gezegenlerin dizilimi kişisel başarınızın artmasına yardımcı olacak. Sevdiğiniz insanların yaşantınızdaki yeri önem kazanacak. Dahil olduğunuz sohbetler sayesinde birçok şey öğreneceksiniz. Var olan ikili ilişkiniz için harika bir süreç içerisindesiniz. İş hayatınızla ilgili canınızı sıkan durumlar netliğe kavuşacak, biraz rahatlayacaksınız. Çabalarınızın sonucunu alacaksınız. Verdiği sözleri tutamayacak yapıda olan birisinden kendinizi korumalısınız. Duyduklarınız doğru olmayabilir.


Terazi İlk haftasında yanlış anlaşılmalar ve karışıklıklar yaşayabilirsiniz. Duyduklarınızdan emin olmadan hareket etmemenizde fayda var. İş hayatınız yoğun ve yorucu geçecek. Kendinizle ilgilenin; dinlenin, bolca uyuyun, kişisel aktivitelerinize zaman ayırın. Uranüs'ün burcunuz üzerindeki etkisiyle gelecek yıllarda ilişkilerinizle ilgili değişimler yaşayabilirsiniz. Mart ve Nisan aylarında ilişkilerinizle ilgili vericeğiniz kararlara dikkat etmelisiniz. İş hayatınızda başarıya ulaşacaksınız. Ani bir gelişmeyle, almak istediğiniz haberleri alabilirsiniz. Olmasını istediğiniz şeyler için biraz bekleyebilirsiniz. Yaptıklarınızın sonuçlarını yaz aylarında alacaksınız.

Yay Sevgilinizle veya arkadaşınızla maddi yada manevi açıdan sorunlar yaşayabilirsiniz. Aradığınız çözüm yolunu bulmakta zorluk çekeceksiniz. Yeni Ay'ın burcunuz üzerindeki etkisi aile hayatınızı etkileyecek, evde sevdiklerinizle olmaktan çok keyif alacaksınız. Evinizle ilgili düşüncelerinizi gerçekleştirmeniz uzun sürmeyecek. Konuşmalarınızla etkileyiciliğinizi arttıracaksınız. Karşınızdaki kişiyle iletişime geçmeden önce düşüncelerinizi netleştirmelisiniz, anlamadığınız noktaları açıklaması konusunda ricada bulunabilirsiniz. Dolunay'ın etkisiyle dikkatler üzerinizde olacak. İş arkadaşlarınızla vakit geçirip, sosyalleşmek için en uygun süreçtesiniz.

Kova Keyifli bir ay geçireceksiniz. Sizi şaşırtacak haberler alırken; kendinizi beklenmedik olayların içersinde bulabilirsiniz. Venüs'ün burcunuz üzerindeki etkisi cazibenizi ve karizmanızı olumlu yönde etkileyecek. İnsanlardan eşyalara kadar var olan her şey için artan çekim kuvvetinizin farkına varacaksınız. Kendinize araba kullanırken yada tamirat gibi işlerle uğraşırken dikkat etmelisiniz. Şans sizinle! Duygularınızı dile getirmeden sakin ve sessiz kalmak isteyebilirsiniz. Bırakı, bilinçaltınızdaki gizli düşünceleriniz açığa çıksınlar, konuşun, sessiz kalmayın. Dolunay'ın etkisiyle maddi sıkıntılarınızdan kurtulacaksınız.

Oğlak Akrep İş yerinizle ilgili düşünceleri içinizde tutmanızda fayda var. Sırlarınızı iş arkadaşlarınızla paylaşmamaya özen gösterin, paylaştığınız anda sır olmaktan çıkacağının bilincindesiniz. Kendinizi taraf tutmak zorunda hissetmeyin, nötr olarak çatışmalardan uzak durabilirsiniz. Ev ortamında sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmekten keyif alacaksınız. Evinizi renklendirmek için dekor değiştirme kararı alabilirsiniz. İlişkiniz yoksa bir arkadaşınız tarafından biri ile tanıştırılabilirsiniz, böyle bir teklifi reddetmemelisiniz. Çevrenizi genişletebiliceğiniz fırsatlarla karşılaşıcaksanız, arkadaşlarınız arasındaki popülerliğiniz artacak. Yeni bir ilişkiye başlayacaksınız. İş yaşamınızla ilgili hızına yetişmekte zorlanacağınız değişimler yaşayacaksınız.

Dördüncü eviniz olan Koç burcunda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Eviniz ve iş yerinizle ilgili sorumluluklarınızı düzenlemeye çalışırken gergin anlar yaşayabilirsiniz. Çevrenizdekilerin sizin ilginize ihtiyacı olduğunu düşüneceğiniz bir ay olacak. Öfkelenebilirsiniz, Dolunay'ın burcunuz üzerindeki etkisiyle farklı girmek isteyebilirsiniz. Kendinize zaman ayırın, ailenizle kısa bir tatil için izin almaya çalışın. Genel anlamda keyifli bir ay yaşayacaksınız. Ailenizden yada arkadaşlarınızdan birisi ile yapacağınız sohbet sonucunda şaşıracağınız şeyler öğrenebilirsiniz. Venüs'ün burcunuza olan etkisiyle maddi durumunuzda iyileşmeler olabilir. Ay sonunda yapacağınız alışverişlerde dikkatli olmalısınız.

Balık Bol bereketli ve şanslı bir ay geçireceksiniz. Bu ay kuşkusuz sizin ayınız olacak! Mars'ın burcunuz üzerindeki etkisiyle beklemediğiniz olumsuz durumlarla karşılaşabilirsiniz. Mart ayının ilk günlerinde savunmasız olacaksınız, uyku düzeniniz bozulabilir. Dolunay'ın etkisiyle var olan ilişkinizin ciddileşmesi için atmanız gereken ilk adımları atabileceğiniz bir süreç içersindesiniz, sevgilinizle hafta sonu gerçekleştirebileceğiniz romantik planlar yapın. Gelecekle ilgili hedefleriniz doğrultusunda yeni ve uyum sağlayarak kontrol altında tutacağınız planlamalar yapmalısınız.

137


Adresler

A

ALEXANDER McQUEEN Nişantaşı 0212 232 20 04 ALEXANDER WANG Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

B

DIVARESE İstinye Park AVM 0212 345 59 40

E

ALICIA&OLIVIA Harvey Nichols Kanyon 0212 319 11 76

EMPORIO ARMANI Nişantaşı 0212 233 06 66

ARMANI Nişantaşı 0212 233 06 66

ETRO İstinye Park AVM 0212 335 67 95

BALLY Abdi İpekçi Caddesi No:4 4 Nişantaşı 0212 219 94 98

ESCADA Nişantaşı 0212 247 84 83

BALMAIN Beymen İstinye 0212 335 67 00 BEYMEN Abdi İpekçi Caddesi, No:23/1 Nişantaşı 0212 373 48 00 BEYMEN BLENDER Nişantaşı 0212 373 48 00

F G

BURBERRY İstinye Park AVM İstinye Bayırı Cad. İstinye 0212 241 55 16

C

CELINE Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00 CHANEL Nişantaşı 0212 368 63 00 CHOLE İstinye Park AVM 0212 335 67 82

H

CHRISTIAN LOUBOUTIN Beymen Akmerkez 0212 216 69 00 D&G İstinye Park AVM 0212 345 54 91 DKNY Nişantaşı 0212 230 66 86 DRIES VAN NOTTEN Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

138

FABRİKA İstinye Park AVM 0212 345 59 75

K L M

KURT GEIGER İstinye Park AVM 0212 345 54 85

SWAROWSKI Nişantaşı 0212 240 29 32

LANVIN Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

SERGIO ROSSI Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

LOUIS VUITTON İstinye Park AVM 0212 345 58 10

STEFANEL İstinye Park AVM 0212 345 55 96

MANGO İstinye Park AVM 0212 345 57 17

SALVATORE FERRAGAMO Harvey Nıchols Kanyon 0212 319 11 76

T

GALERİ NUR Alsancak-İzmir 0232 421 38 76

MARNI Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

GUCCI İstinye Park AVM 0212 345 61 30

MAXMARA Teşvikiye Cad. No:7 3 Nişantaşı

TOPSHOP Nişantaşı 0212 291 08 40

GUESS Akmerkez 0212 282 12 55

MIU MIU İstinye Park AVM 0212 329 81 58

TORY BURCH Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

HARVEY NICHOLS Kanyon AVM Levent 0212 319 11 00

MOSCHINO İstinye Park AVM İstinye Bayırı Cad. İstinye 0212 335 67 70

TWIST İstinye Park AVM 0212 345 50 05

N

NETWORK İstinye Park AVM 0212 345 59 70

P

PARK BRAVO İstinye Park AVM 0212 345 54 25

HOTİÇ İstinye Park AVM 0212 345 52 40 İNCİ İstinye Park AVM 0212 345 59 53

JEAN PAUL GAULTIER 0212 319 11 76 JIL SANDER Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

V

R

ROBERTO CAVALLI Nişantaşı 0212 291 07 54

VAKKO Nişantaşı 0212 248 50 11 VAKKORAMA Etiler 0212 282 09 65 VALENTINO Nişantaşı 0212 219 66 31 VERSACE Harvey Nichols Kanyon 0212 319 11 76

PINKO İstinye Park AVM 0212 345 57 70 PRADA Nişantaşı 0212 368 84 50

TUBA BENİAN Nişantaşı 0212 624 57 77 TOMMY HILFIGER İstinye Park AVM İstinye Bayırı Cad. İstinye 0212 345 60 25

PATRICIA PEPE Nişantaşı 0212 234 83 93

İPEKYOL İstinye Park AVM 0212 345 50 20

J

S

SONGÜL CABACI Teşvikiye 0212 245 91 36

MARC JACOBS Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

HERMES Nişantaşı 0212 241 27 78

İ

KOTON İstinye Park AVM 0212 345 53 10

RALPH LAUREN İstinye Park AVM 0212 345 71 12

FORUM SAAT Beykoz İstanbul 0216 485 42 10

H&M İstinye Park AVM 0212 345 68 28

CHRISTIAN DIOR İstinye Park AVM 0212 345 59 30

D

EMILIO PUCCI Harvey Nichols Kanyon 0212 319 11 76

JIMMY CHOO İstinye Park AVM 0212 335 67 66

Y Z

YVES SAINT LAURENT Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00 ZARA Etiler 0212 282 18 82


139


140


Stiletto March Issuu