Stereo Mecmuası Müzik 1

Page 1

Stereo Mecmuas覺 M羹zik

1

www.stereomecmuasi.com


Merhabalar,

Son sayımızda çeşitli sorunlardan dolayı imla hataları konusunda da, açıkçası sınıfta kalmıştık. Bu sayımızda bu konuda oldukça hassas davrandık. Elimizden geldiği kadarı ile kullandığımız sözlüğümüzü ve yazım kılavuzumuzu geliştirdik. Genel anlamda dergi hazırlanırken kullandığımız yazılım olan Open Office paketi ile birlikte gelen Zemberek yazım denetleyicisini biraz elden geçirerek eklemeler yaptık. Umarım dikkatli okuyucularımız bu sayımızda daha az imla hatası ile karşılaşacaklardır. Hemen konusu geçmişken Open Office yazılımının 3.0 versiyonu yayınlandı ve herkese kullanmasını tavsiye ederim. Hemen hemen tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak bu yazılım ücretsiz.

2008 yılının son ayında çıkarttığımız Stereo Mecmuası'nın 9. sayısı ve ücretsiz Müzik ilavemiz okuyucularımızdan çok olumlu tepkiler aldı. Özellikle Müzik ilavemiz neredeyse asıl dergiden daha fazla indirildi. Aslında ilk aşama da, Stereo Mecmuası Müzik dergisini tek başına yayınlamak gibi bir planımız olmasa da, gelen olumlu tepkiler sonucunda bu ay Müzik dergimizi tek başına yayınlıyoruz. Bu bizim içinde önemli bir adım. Tek başına Müzik dergimize oluşacak talebi ölçme imkanımız olacak. Sonuçlara göre Stereo Mecmuası Müzik dergisi olarak mı, yoksa eskisi gibi asıl derginin bir parçası mı olmalı konusunu değerlendirme fırsatı bulacağımızı düşünüyorum.

Diğer konulardaki iyileştirmelerimiz mümkün olduğunca devam edecek. Lütfen sizlerde dergimizi geliştirmek konusundaki fikirlerinizi bizlerle özellikle forumlarımız üzerinden paylaşınız. Muhtemelen Stereo Mecmuası'nın müzik incelemeleri dünyada hiçbir hifi dergisinde olmayan bir renkliliğe sahip. Özellikle Issuu üzerinde dergimiz ile karşılaşan yabancı meraklıların çok iyi tepkiler vermesinin yanı sıra ülkemizden de çok çok iyi tepkiler gelmesi çok sevindirici. Az bulunur kayıtlardan, caz müziğe, oradan en uçlardaki müzik türlerine, etnik ve klasik müziğe kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsayan bu yapının ileri ki dönemlerde daha da zenginleşeceğini düşünüyoruz.

Son sayımıza gelen eleştiriler doğrultusunda bu sayımızda da çeşitli düzenlemeler yaptık. Özellikle okunabilirlik anlamında son sayımızdan bugüne biraz daha fazla aşama kaydettiğimizi umuyoruz. Stereo Mecmuası Müzik

Müzik konusunda internet web sitemizdeki 2

www.stereomecmuasi.com


gelişmelerin de ardı arkası kesilmiyor. Geçtiğimiz ay içerisindeki en önemli gelişmelerden bir tanesi bir çok forumda yazılarını keyifle okuduğumuz sevgili dostumuz Bülent Şaman'ın plak tavsiyelerini kaleme aldığı kendi bloğunu Stereo Mecmuası web sitesi üzerinden yayınlamaya başladık. Ulaşmak için tıklayınız. Stereo Mecmuası'nda yayınladığımız tüm blogların kendi yorum bölümleri, RSS besleme servisleri ve yazarın istediği doğrultusunda hazırlanmaya çalışılmış temaları olduğunu da ekleyelim. Bir diğer yeni bloğumuz geçmişte radyo programlarından tanıdığımız değerli müzik dostu Sayın Aydın Eroğlu'nun bloğu. Dünya müziği hakkında keyifli ve bilgi dolu yazılarının beğeni ile takip edileceğini umuyoruz. Dost Rüzgarlar yazılarına ulaşmak için tıklayınız Bir diğer yenilik ise, EMI Türkiye tarafından dağıtılan albümlerle ilgili bültenler elimize ulaşmaya başladı. Gelen tüm haberler günlük olarak diğer plak şirketlerinin bültenleri ile birlikte Yeni yayınlanan albümler sayfalarımızda yayınlamakta. Bu bölümde sizlere sunduğumuz RSS beslemesi sayesinde yeni çıkan albümlerle ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu bölümüz şimdilik ülkemizden Mikrop Gramofon ve EMI Türkiye bültenleri ile destekleniyor olsa da, bir süre sonra daha fazla plak şirketinden destek alacağımızı umuyoruz. Stereo Mecmuası'nı hazırlanmaya başlayınca her şeyin bir anda olmayacağını adım adım gelişilebileceğini öğrendik artık. Kendimiz içinde bir ilki gerçekleştirerek yayınladığımız ilk özgün Müzik sayımızı beğeneceğinizi umuyoruz. Şubat ayı içerisinde hifi ve müzik konusundaki Stereo Mecmuası'nı beğenilerinize sunacağız. Bu arada web sitemiz ile bu ay önemli gelişmeler olacak. İlk adımda şeklen bir değişiklik beklemeyin ama çeşitli arama motorlarında belli konulardaki aramalarınız sırasında değişiklikleri fark edeceğinizi umuyorum. Sevgiler Hakan Cezayirli

Stereo Mecmuası İletişim Bilgileri Web: www.stereomecmuasi.com Email: stereomecmuasi (at) gmail.com Forum: www.stereomecmuasi.com/forum

Stereo Mecmuası Müzik

3

www.stereomecmuasi.com


Caz Müziği Tarihçesi Caz pek çok farklı insanların mirasından oluşmaktadır. 1800'ler de Amerika’nın güneyinde müzik Afrika kökenli kölelerin yaşam alanlarında hayatın ayrılmaz bir parçasıydı. Kutlamalarda, yaslarda, eğlencelerde, çalışırken ve bu müzik AvrupaAmerika geleneksel müziği ile harmanlanarak blues, ragtime ve diğer müzik formlarını yarattı. İlk ortaya çıkışından şimdiye dek, caz 19 ve 20. yüzyıl Amerikan popüler müziğinden etkilenmiştir. Caz terimi ilk batı kıyısında ortaya çıkmış ve Chigago’da 1915’lerde yapılan müziği tanımlamak için kullanılmıştır. Bu zamandan öncede caz New Orleans’ta yapılsa da caz ismi ile adlandırılmamaktaydı.

19 uncu yüzyılın başlarında Avrupa sazlarını çalmayı öğrenen siyah müzisyenlerin sayısı artmaktadır. Sonuçta Güney Amerika, Karayip ve diğer köle melodileri salon müziği olarak piyano ile icraya başlanır. Siyah köleler “harmonik” tarzları da öğrenerek kendi müzikleri ile harmanlarlar

Caz’ı tanımlamak oldukça zor çünkü Ragtime’dan günümüz Fusion akımlarına kadar değişkenliklere dayanır. Belki de onu bir sanat müziği formu olarak tanımlayabiliriz Amerika kökenli ama siyahların Avrupa müziği ile karşı duruşlarıyla şekillenen bir form olarak.

1890-1910 arası (Ragtime):

Köken

1800'lü yılların sonunda Güney Amerika’da Ragtime cazın gelişimine katkıda bulunan erken müzik tarzlarından biriydi. Ragtime tamamen piyano için bestelenirdi. Piyanist sol eliyle sabit olarak "boom-chic" bas ve akorları, sağ eliyle de ritmi değiştirerek çalardı bu ragging diye tanımlanırdı, belki de ragtime buradan gelmektedir. Bu tazın önde gelenleri yandaki Scott Joplin (resmi yanda), Artie Mathews ve James Scott idi.

1800'lerin başında Amerika’ya yüz binlerce Afrikalı köle getirilir, bunların çoğu batı Afrika kökenli olup kendi müzik geleneklerini de beraberlerinde getirirler. 1843’e dek New Orleans’da Afrika dans ve davullarının olduğu festivaller düzenlenir tıpkı benzerlerinin New York ya da New England’ta yapıldığı gibi. Afrika geleneksel müziği Avrupa tarzı armoni içermez , tek seslidir. Stereo Mecmuası Müzik

Blues Ragtime gibi Blues‘da caz müziğin gelişimine katkıda bulunan önemli bir tarzdır. Etkileyici ve vokal geleneğine bağlı Blues parçaları 20'inci yüzyıl başındaki Afro-Amerikan insanların duygu ve hikayelerini anlatır. 4

www.stereomecmuasi.com


Blues sadece bir müzik türü değildir aynı zamanda o zamanki Afro-Amerikalıların hayat biçimidir.

davul, yaylılar ya da tumba ile çalınır. Bu tarz genellikle enstrümantal olarak icra edilir. Dixieland cazının büyük ustaları içinde trompette Louis Armstrong ve Bix Beiderbecke, piyanoda Jelly Roll Morton, trombonda Edward ”Kid” Ory, klarnette Sidney Bechet ve grup lideri olarak tabii ki trompette King Oliver ilk akla gelenlerdir.

Blues yorumcuları gitar ya da gitar, piyano, mızıka eşliğinde söylerler. O dönemin önemli Blues müzisyenleri Ma Rainey, Bessie

1920‘ler (Erken Big Band Müzik) (The Bolden Band 1905.)

1917-1920 (Dixieland) 1910 yılların sonu ve 20’li yılların başında New Orleans’ta Blues ve ragtime diğer geleneksel yerel grupların ve diğer pek çok unsurun etkisiyle adına Dixieland denen caz tarzı doğdu ki bu geleneksel caz ya da New Orleans cazı olarak da bilinir. Caz büyük popülarite kazandığı için kuzeyde New Orleans’tan Chigago’ya , New York, Kansas ve orta kesimde Midwest’ten Kaliforniya’ya yayıldı. 1920’lerde Dixiland cazın yükselişiyle 10 müzisyen ya da daha fazlasından oluşan orkestralarla icra şeklinde yeni bir tarz doğdu. Bu orkestralar Big Band olarak adlandırıldı. Bunlar klarnetten çok saksafona dayalı idiler.

Yukarıda Big Band orkestralarının tipik oturum şablonu görülmektedir

Dixieland adı New Orleans’lı bir grup olan The Original Dixieland Jazz Band‘ten gelir. Grup bu tarz ilk çalışmayı 1917’de yapmıştır ve plak çok popüler olup uluslar arası tanınmıştır.

Tüm enstrümantasyon üç gruba ayrılmıştı; pirinç grubu (trompet ve trombonlar), nefes grubu (saksafonlar ve kimi zaman klarnet) ve ritm grubu ( piyano, bas, davul, gitar ve daha

Dixieland caz gruplarının ortak enstrümanları trompet, kornet, klarnet, saksafon ve trombondur. Ritm kısımları ise banjo, piyano, Stereo Mecmuası Müzik

5

www.stereomecmuasi.com


sonraları vibe) Genelikle Big Band aranjmanları “Standard” bir formu takip eder. 1. Melodi tüm orkestra tarafından ahenk içinde çalınırdı; 2. Sololar melodinin özünü ve akorları çalardı.

aranjör Glenn Miller (resmi yukarıda), piyanist ve besteci Duke Ellington ve daha pek çoğu, tabii eşlik eden usta yorumcuları da unutmamak gerek destansı Billie Holiday, diva Ella Fitzgerald, Bing Crosby, Frank Sinatra gibi.

1940‘lar–1950’ler ( Bebop) Bebop tarzı Big Band’e büyük bir tezat olarak 1940’larda çıktı. Bu tarz ufak müzisyen gruplarınca icra edilirdi; 4 ya da 6 müzisyen. Ufak gruplar daha fazla solo imkanı müzisyenlere tanıyordu. Müziğin kendisi çok komplike melodi ve akorlardan oluşuyordu, Bebop daha çok dinlemeye yönelik dansa uygun olmayan bir tarz idi.

Big Band orkestraları tarafından çalınan müzik Swing olarak adlandırıldı, bu insanların rahatça dans edebileceği bir tarzdı. Bu tarz hemen hemen 20 yıl popüler oldu ve Swing 1940’ların ortalarına dek ulaştı. Bu süre zarfında yüzlerce orkestra ABD’de çaldılar. Kimi zaman vokalist ile olmak üzere klasikler ortaya çıkardılar. En önemli orkestralar içinde ilk akla gelenler Duke Ellington, Benny Goodman, Fletcher Anderson orkestralarıdır.

Bebop’un gelişmesine trompetçi Dizzy Gillespie ve alto saksafoncu Charlie Parker ön ayak olmuştur. Düzenli tarz Big Band müziği aksine düzensiz uzun ve kombine swing tarzı melodiler ortaya koymuşlardır.

1930‘lar–1940’lar (Big Band patlaması)

Diğer akla gelen Bebop ustaları saksafoncu Sony Stitt, Dexter Gordon, gitarist Kenny Burrel, Tal Farlow, piyanist Oscar Peterson, Bud Powell, Thelonius Monk, basçı Charles Mingus‘tur.

Big Band müziği büyük durgunluk ve yaklaşan ikinci dünya harbine karşın 30’lar ve 40’larda popülaritesini arttırdı. Müzisyenler bar ve kulüplerde saatlerce süren performanslar sergilediler. Radyonun yayılması Big Band müziğini insanların evlerine dek ulaştırdı.

Cool Jazz:

Big Band patlaması büyük ustalarında orkestralarda yan yana çalmalarını sağladı. Örnek vermek gerekirse klarnetçi Benny Goodman, tromboncu Tommy Dorsey, klarnet ve saksafoncu Jimmy Dorsey, tromboncu ve Stereo Mecmuası Müzik

1940’larda pek ortaya çıkmıştır. Bebop ile aynı yıllarca popüler

6

çok farklı tarz aynı anda Cool Jazz 40’ların sonunda zamanda ortaya çıkar ve olarak kalacaktır. Bu tarz

www.stereomecmuasi.com


Bebop’tan daha yumuşak, ince, güçlüdür ve 20'inci yüzyıl bestecilerinin -Stravinsky ve Debussy gibi- harmonilerinden etkilendiği söylenebilir.

etkilenmişlerdir örnek olarak, Dizzy Gillipsie ve Stan Kenton, saksafoncu Stan GetzColeman Hawkins

Free Jazz (1960-günümüze dek) Free Jazz cazda 1960’larda gelişen yeni yönelimleri kategorize etmek üzere kullanılan bir terimdir. Deneysel ve kışkırtıcıdır. Yeni tınılar kullanır batı’ya ait olmayan Orta Doğu, Çin, Hindistan ya da Afrika müziklerinden. Müzisyenler bağımsız ve spontone çalarlar kimi zaman bu organize bir kaos hissi verir Bu tarza öncülük eden iki önemli isim saksafoncu Ornette Colemann (üstte) ve piyanist Cecil Taylor’dır. Diğer akla gelenler piyanist Muhal Richard Abrams, Carla Bley’dir.

Fusion (1970’lerde günümüze) Bu tarz Jazz-rock veya Fusion olarak adlandırılmaktadır. Caz ve Rock ritmlerinin kombinasyonu ile oluşur. Genellikle akustikten çok elektroniktir. Synthesizer'lar, elektro baslar ve gitarlar içerir.

Bu tarzın en önemli iki ismi trompetçi Miles Davis (resmi yukarıda) ve piyanist, besteciaranjör Gil Evans’tır. Diğer önemli müzisyenler arasında saksafoncu Garry Mulligan, Lee Konitz, trompetçi Chet Baker, gitarist Wes Montgomery, piyanist Dave Brubeck sayılabilir

En çok bilinen Fusion müzisyenleri, piyanist Chick Corea, Herbie Hancock (yanda), gitarist Pat Metheny ve basçı Stanley Clarke’dır. Başarılı Jazz-Rock grupları ise Weather Report, Chicago, Blood, Sweat and Tears ve Chase’ dir

Latin Jazz (1930’lardan günümüze) Latin etkisindeki caz Latin dans ritmlerinin caz melodileri ile kombinasyonu ile karakterize edilir. Amerikan müziğine Latin ezgilerinin etkisi 30’larda başlamıştır. 50’ler ve 60’ larda bu etki tam manasıyla mambo, cha-cha, samba ve bossa-nova gibi Latin dans ezgilerinin etkisiyle güçlenmiştir. Samba ve Merenque tarzları bugünde Amerikan müziğinde etkisini sürdürmektedir Kimi

grup

liderleri

Stereo Mecmuası Müzik

bu

Sizlere elden geldiğince kısa olarak engin bir deniz ya da dipsin bir kuyu diye tanımladığım caz müziğinin tarihçesini yukarıda anlatmaya çalıştım ve yazımın sonunda sonsuzluğa göçen büyük ustaları saygıyla anarak sizlere müzik dolu günler dilerim. Bülent Şaman ( Bohlener) http://stereomecmuasi.com/blog4/bohlener Tüm resim alıntıları:Wikimedia Commons

müzikten

7

www.stereomecmuasi.com


Stereo Mecmuas覺 M羹zik

8

www.stereomecmuasi.com


Alican & Soner attılar. 2004 yılında ise yurt dışındaki plak şirketleriyle ilk anlaşmalarını yaptılar. Şu anda da beraber kurdukları “Teknikal Rotation” adlı plak şirketiyle albümlerini internet üzerinden satışa sunuyorlar. Ayrıca yurtdışı ve yurtiçinde çeşitli müzik etkinliklerinde DJ olarak sahne alıyorlar. Buralarda sadece bilgisayar ve özel yazılımlar kullanarak canlı müzik yapıyorlar. Bu konu çok enteresan, nasıl olduğunu yazının ilerleyen bölümlerinde size detaylı anlatacağım. Türkiye'de İstanbul dışında Bursa, İzmir, Ankara, Eskişehir gibi şehirlerde de zaman zaman sahne alıyorlar. Yurt dışında ise Hollanda ve Almanya'da peformans gösterdiler. Geçen sene Almanya Dortmund'da düzenlenen dünyanın en büyük dans müziği festivallerinden olan “Love Parade”de de çaldılar ve çok başarılı oldular. Bu festivale 1.5 milyon kişi katılıyor ve bir otoyolun büyük kısmı o gün için kapatılıyor, 40 tane TIR sahne etrafında dönüyor, seyirciler hangi müzik hoşlarına gidiyorsa o TIR'ın etrafına toplanıp dans ediyorlar. Hep klasik müzik yazacak değiliz ya, bu sayıda size Türkiye'de elektronik müziğin “dahi çocukları” olarak adlandırılan ve gerek Türkiye'de, gerekse yurt dışında ciddi bir dinleyici kitlesine sahip olan genç müzisyenler “Alican & Soner”i tanıtayım istedim. Alican Yüksel ve Soner Ince ilkokuldan beri çok yakın arkadaşlar. Elektronik müzikle tanışmaları ise ortaokul sıralarında birer bilgisayar fanatiği olarak oynadıkları oyunların müziklerini dinleyerek oldu. Lise çağlarında ise eğlenmek için bilgisayarlarında elektronik müzik yapmaya başladılar. Üniversite yıllarında ise elektronik müziğe olan ilgileri daha da arttı ve İstanbul'da yapılan çeşitli elektronik müzik etkinliklerine dinleyici olarak katıldılar.

Yine Amsterdam'da ki Paradiso'da da başarıyla çaldılar. Ayrıca FG 93.7'nin düzenlediği “Electronica Festival Istanbul” ve dünyaca meşhur “Global Gathering” festivalinin İstanbul ayağında da çaldılar.

Bir konferansta müziklerini yakından izledikleri ünlü DJ/prodüktör Murat Uncuoğlu ile tanıştılar ve bu tanışma onların piyasaya adım atmalarını sağladı. Uncuoğlu ile gelişen dostlukları sonrası birlikte birçok projeye imza Stereo Mecmuası Müzik

Alican ve Soner şu anda FG 93.7 ve Lounge 102'nin müzik prodüksiyonu işleriyle de ilgileniyorlar, ayrıca FG 93.7'de her hafta 9

www.stereomecmuasi.com


kendi programları var. Bu programların ikinci saatinde ise yabancı DJ'leri konuk ediyorlar. Bu konukların arasında Dave Seaman, Deep Dish, James Zabiela, Guy Gerber, Max Graham, Anthony Pappa, Nic Franciulli, Stephan Bodzin, Dusty Kid, Audiofly gibi ünlü isimler var. Ayda bir kere de “Ghetto”nun üst kısmında açılan “Session”da sahne alıyorlar. Yine Candan Erçetin'in “Melek” adlı CD'sinin remixlerini de yapmışlar.

aletler ise, birer MacBook, M-Audio Firewire ses kartı ve Evolution Mixer Controller. Yazılım olarak da “Ableton Live” ve “Logic” kullanıyorlar.

Bir yazılımla nasıl canlı müzik yapılıyor konusu oldukça teknik ve karışık bir konu, ama aşağıdaki linkte güzel bir tanıtım videosu var. Konu hakkında detaylı bilgi isteyenler seyredebilir. www.ableton.com/live-for-djs Şimdi aklınıza bir soru gelebilir. “Peki arkadaş, sen ballandıra ballandıra anlatıyorsun da, Alican ve Soner'i hiç gidip dinledin mi?” diye sorabilirsiniz. Yaptıkları çalışmaları dinledim tabii, ama canlı müziklerini hiç dinlemediğimi itiraf edebilirim. Aslında düşünmedim de değil ama diskoya gitmiş olsaydım, herhalde kapıdaki arkadaş “ amca sen yolunu kaybettin galiba, dur sana bir taksi çağırayım, zaten yatma vaktini de epeyce geçirmişsin, git yat sana göre değil buralar” derdi. Ama ilk fırsatta bütün riskleri göze alarak kısa bir süre de olsa canlı performanslarını izlemeye gitmeyi düşünüyorum!! Hepimizin bildiği gibi bir diskoda ya bir grup gelir ve canlı müzik yapar, ya da bir DJ sahne alır ve CD'lerinden parçalar çalar. Bilgisayar sektöründe ki son gelişmelerden sonra buna bir de bilgisayarda özel yazılımlar kullanılarak yapılan canlı müzik türü eklendi. Basitçe anlatırsam bir DJ elinde laptopu ve bir ses kartıyla geliyor. Laptopunu ses kartına, ses kartını da ampliye bağlıyor ve hiçbir müzik enstrümanı olmadan, sadece bir yazılım kullanarak canlı müzik yapıyor.

Not: google'da “alican soner” diye bir arama yaptım, 59.900 tane sonuç çıktı ve haklarında bir sürü dilden yazılar gördüm. Gençlerin yurt dışında da gerçekten sıkı bir hayran kitlesi varmış. (Rusya'dan bile var) İkilinin çalışmalarını merak edenler aşağıdaki linkten dinleyebilirler. http://www.myspace.com/alicanandsoner S.B http://beskurt.wordpress.com

Alican ve Soner bunu biraz daha geliştirerek ikili olarak sahne alıyorlar ve tamamen o anki havalararıyla, önceden hazırladıkları soundları sahnede canlı olarak mix edip bir tür “emprovize” müzik çalıyorlar.. Kullandıkları

Stereo Mecmuası Müzik

10

www.stereomecmuasi.com


Stereo Mecmuas覺 M羹zik

11

www.stereomecmuasi.com


Janis Joblin - I Got Dem Ol' Yves Montand - Le Paris de Kozmic Blues Again Mama! Montand Colombia KCS 9913 CBS 72-207 LP Speaker Corner 180Gr LP Fransız müziğinin en çok Bu albüm niye burada de- tanınan isimlerinden bir tanesi meden önce mutlaka okuyun. olan Yves Montand, 1940'larda Muhtelemen bir çok Janis Edith Piaf tarafından keşfeJoplin sever, Big Brother and dilmiş bir yorumcu. Edith Piaf the Holding Company ile tarafından keşfedilmiş tüm yaptığı albümleri daha çok diğer şarkıcılar gibi bir süre bu fazla beğeniyordur. Bahsi ünlü bayanla özel hayatını da geçen grupla hoş olmayan bir paylaşmış. Bu albümde Yves şekilde ayrılıp kurduğu Montand'ın Paris kentine Kozmic Blues Band ile sevgisini gösterdiği şarkılar ölümünden önce çıkan son var. Özellikle Sous le Ciel de albümde Janis Joplin, bazı Paris ve Les Feuilles Mortes yenilikler denemişti. Bunların şarkılarındaki yorumu bu en başında üflemeli çalıgılar albümde bence birinci sınıf ve geliyor. Ne olursa olsun bu çok etkileyici. Özellikle Sous albümde sıkı Janis şarkıları Le Ciel de Paris tüm Fransız içeriyor, Try (Just a Little Bit yorumcuların mutlaka bir kez Harder), Maybe, Work Me Lord söyledikleri bir şarkıdır. Ama ve Kozmic Blues bunlardan bir Montand bu şarkıyı öyle bir kaçı. Gelelim albüm neden yorumlamış ki, ben daha burada sorusuna. Albüm plağa iyisini inanın bilmiyorum. basılmadan önce Alman kayıt Albüm ayrıca Piaf bestesi, La mühendislerinin elinden geç- Vie en Rose ve C'est Si Bon miş. Öyle bir baskı yapılmış ki, gibi klasikleri de içeriyor. Hele inanılmaz. Umarım aynı özenle bir de A Paris yorumu var ki, daha önceki albümleri de albüm tam biterken sizi de basılır. Edinilesi bir plak... bitiriyor. Ben plağını tanıttım CD olarak bulabilmek mümkün Müzik: 7/10 Kayıt: 9/10 Hakan

Stereo Mecmuası Müzik

Müzik: 8/10 Kayıt: 6/10

Zuhal Olcay - Aşk'ın Halleri Ada Müzik 8692646503049 CD Türk sinemasının son dönem önemli kadın oyuncularından bir tanesi olan Zuhal Olcay, aynı zamanda popüler müziğin ilginç isimlerinden bir tanesi olmayı başarıyor. Olcay'ın son albümü Aşk'ın Halleri bu yıl içinde dinlediğim en güzel albümlerden bir tanesi. Olcay bu albümde daha önceki altı albümünde olduğu gibi Türk müzik piyasasının önemli isimleri ile çalışma fırsatı bulmuş. Bunlardan en önemlisi Bülent Ortaçgil. Ayrıca, Gürol Ağırbaş, Baki Duyarlar ve Ercüment Ortaçgil gibi oldukça kalabalık bir ekip albüme destek vermiş. Albümdeki şarkılar genel olarak Zuhal Olcay'ın ses rengine uygun şarkılardan seçilmiş fakat genel Olcay albüm karakteristiği olan melankoliden sıyrılmaya çalıştığı şarkılara da yer verilmiş. Güzel bir albüm... Müzik: 7/10 Kayıt: 6/10 Seçil

Hakan

12

www.stereomecmuasi.com


Gil Evans - New Bottle Old Wine World Pasific Stereo 1011 Pure Pleasure 180gr LP Bu ay yine üzülerek bütçelerinize biraz daha zarar vereceğiz. Önemli caz aranjörü, bestecisi ve piyanist Gil Evans'tan tam albüm ismi gibi bir albüm; eski şarap yeni kadeh. Müzisyene bu albümde saksafonda Canonball Adderley, trombonda Frank Rehak, trompette John Coles ve gitarda Chuck Wayne eşlik ediyor. Aslında liste daha uzun yaz yaz bitmez mesela davulda Art Blakey var. Çalınan eserler bir başka alem, Fats Waller bestesi Willow Tree, Jelly Roll Morton bestesi King Porter Stomp, Thelonious Monk bestesi Round Midnight ve çok daha fazlası. Müzisyenler müthiş, eserler de öyle. Peki plak nasıl derseniz, mükemmel! Canonball Adderley resmen bütün sololarda göğe yükselmiş. Gil Evans aranjmanları müthiş. Pure Pleasure ise öyle bir plak basmış ki, söylenecek tek şey bu albüm ödenecek her kuruşu hak ediyor... Müzik: 10/10 Kayıt: 10/10 Hakan

Bill Evans Trio - Waltz for Debby Analogue Productions APJ 009 HQ-180gr Limited Edition LP Bu albüm için bir şey yazmaya gerek var mı bilmiyorum. Ama şu var ki, elinizde albümün farklı basımları var ise Analogue Production baskısı bu versiyon için söylenebilecek tek şey müthiş olduğu ve mutlaka almanız gerektiği. Albüm için kısaca bir şeyler karalamak gerekir ise, albümde Bill Evans'a davulda Paul Motian, basta ise Scott LaFaro eşlik ediyor. Üçlü albümün her dakikasını ve hatta her saniyesini oya gibi işlemişler. Performans öylesine üst düzey ki, albümün bir canlı performans olduğunu -burayı dikkatli okuyunarada arkadan gelen çatal bıçak seslerinden ve seyircilerin konuşmalarından anlıyorsunuz. Öyle bir kayıt yapılmış ki, neredeyse seyircilerin kendi arasındaki konuşmalar duyulacak. Plağı basan Analogue Production ekibinin ellerinden öperim vallahi!!! Müzik için bir şey söylemeye gerek yok, plak bitmesin istiyorsunuz. Mükemmel!!! Müzik: 10/10 Kayıt: 10/10

Thelonious Monk - The Unique Thelonious Monk Riverside Records RLP-209 180Gr LP Thelonious Monk hakkında yazılabilecek bir çok şey var ama müzisyenin 1956 yılında Riverside plak şirketi için yaptığı bu albümdeki bir ufak not her şeyi anlatmaya yetecektir; very personel treatments of great standarts yani Türkçesi ile büyük standart(eser)ların çok kişisel iyileştirmesi diyelim. Plakta efsanevi piyaniste davulda Art Blakey ve basta Oscar Pettiford eşlik ediyor. Monk albümde George Gershwin, Richard Rodgers, Fats Waller gibi önemli isimlerin şarkılarını yorumlamış. Özellikle Memories Of You şarkısında müzisyenin solo piyano yorumu ve Just You ve Just Me yorumları müthiş bence. Aynı albümün Analogue Productions baskısı 45'lik versiyonu müthiş ama fiyatı da müthiş. Bu versiyonu edinir edinmez ileri ki sayılarda ayrıntıları yazmaya çalışırım. Kim basarsa bassın tam anlamı ile bir klasik. Şiddetle tavsiye ederim... Müzik: 9/10 Kayıt: 6/10 Hakan

Hakan

Stereo Mecmuası Müzik

13

www.stereomecmuasi.com


Oliver Lake – Together Black Saint 12009-2 CD Saksofoncu Oliver Lake'in 1976 yılı session'ı olan Together albümünde müzisyene basta Fred Hopkins, davulda Paul Maddox, gitar, vokal ve tüm telli enstrümanlarda Michael G.Jackson eşlik ediyor. WSQ'ten tanıdığımız müzisyen bu albümde çok ciddi anlamda kafasına göre takılmış ve ortaya çıkan iş mükemmel. Özellikle Usta B şarkısında Michael G.Jackson'ın flütle yaptığı uzun girişin ardından, gitarın en ücra notalarına indiği 10 dakikalık Holding Together ve Oliver Lake'in sanatını gösterdiği Machine Wing albümün en sıkı parçaları. Albümün en son şarkısı olan Ballad ise kısacık süresi içerisinde yavaş tempoda Oliver Lake'in kısa cümleleri ile neler yapabileceğini gösteren bir şarkı. Standartları seven caz dinleyicisinin uzak durması gereken bir albüm. Kulağı açık müzikseverlerin bayılacağına eminim. Müzik: 8/10 Kayıt: 6/10 Hakan

Casla Bley – Musique Mecanique ECM 2313 10 9 LP

Max Roach Quartet -In The Light Soul Note 12503-2 CD

Bazılarına göre piyanist Carla Bley'in en iyi albümü bazılarına göre en iyilerinden yalnızca bir tanesi. Kesinlikle iyi bir albüm. 1979 yılında yayınlanmış bu albümde Carla Bley'e kendi orkestrası eşlik ediyor ayrıca konut müzisyen olarak Charlie haden ve Eugene Chadbourne var. Albümün ilk yüzünde 440 ve Jesus Maria And Other Spanish Strains var. Her iki şarkıda Bley marşı haline gelirken, müzisyende aralardan seçilen melodileri bir çok Bley albümünde görebilirsiniz. Asıl şenlik ise, B yüzünde Musique Mecanique temalı 3 konsept parçadan oluşan B yüzünde Bley ve orkestrası müthiş performans gösteriyor. Özellikle Musique Mecanique I uzun süresine rağmen defalarca dinlenecek bir parça tıpkı At the Night gibi. Albümün plağı ECM tarafından basılmış. Bir yerlerde görürseniz kapağı sizi aldatmasın gerçekten alışılageldik ECM tasarımından uzak.

Davulcu Max Roach'a bu albümde trompette Cecil Brigewater, tenor saksafonda Odean Pope, basta Calvin Hill eşlik ediyor. Daha ilk şarkı olan In The Light'ta ekip albümün geneli hakkında ipuçları verirken, Max Roach müzisyenlere eşlik edilirken zil ile neler yapılmalı konusunda derse başlıyor. Ardından trampet, altolar derken tüm bateriyi de geziyor. Thelonious Monk besteleri, Tuby My Dear ve özellikle de Straight No Chaser şarkılarında trompetsaksafon atışmaları ve arka planda bas ve davulun müthiş ritmleri kulakları bayram ettirecek türden. Bir Oscar Peterson bestesi olan Tricotism, Max Roach Quartet'in ellerinde ince ince saniye saniye dokunmuş. Gerçekten harika. Max Roach'un yakın sayılabilecek yıllarda 1980'lerde o yaşta neler yapabileceğinin göstergesi bir albüm. Ben çok beğendim.

Müzik: 8/10 Kayıt: 8/10

Hakan

Müzik: 8/10 Kayıt: 6/10

Hakan

Stereo Mecmuası Müzik

14

www.stereomecmuasi.com


Cannonball Adderley– Somethin’ Else – Classic Records / Blue Note – 4 adet tek yüzlü 45’lik (30 cm) Classic Records birkaç ay önce yeni bir vinil karışımı geliştirdiklerinden söz etmiş, neredeyse her parametrede daha başarılı sonuçlar elde ettiklerini duyurmuştu. Merakımı gidermek için ilk çıkan plaklardan çok sevdiğim gitarcı Leo Kottke’nin yeni basılan solo plağını getirtmiş keyifle dinlemiştim. Ancak bu kez Classic Records kantarın topunu iyice kaçırıp abartı sanatının doruktaki örneklerinden biriyle karşımızda. Bu LP’yi 4 ayrı 30 cm’lik 45’liğe ayırmakla kalmamış, baskı süresince yüzler arasında etkileşimi minimuma indirebilmek için sadece tek bir yüzü çalıyor. Arka yüzünde müzik yok... Söz konusu olan eser ise Cannonball Adderley’nin Somethin’ Else isimli plağı. (Julian Adderley’in lakabı “Cannonball – top mermisi” savunma sanayisi ile ilintili olmadığını burada belirtelim, müthiş iştahı sayesinde Cannibal/yamyam yakıştırmasının bir türevidir) Kadroda trompette Miles Davis (Blue Note için gerçekleştirdiği ender çalışmalardan) piyanoda Hank Jones, basta Sam Jones ve davulda Art Blakey vardır.

Stereo Mecmuası Müzik

Kayıt 9 Mart 1958’de, Van Gelder stüdyolarında. Florida’lı Cannonball New York sahnelerinde boy göstermeye başladığında yıl 1955’tir. Kritikler hemen yeni Bird bulundu diye haykırsalar da Cannonball Charlie Parker’ın yanısıra Benny Carter ve Johnny Hodges’dan hatta Coleman Hawkins, Ben Webster ve tabii ki Lester Young gibi tenorculardann da etkilenmiştir. 1957’de Miles Davis’in grubuna katılır. Bu grupta Miles’dan olduğu kadar birlikte çalıştığı Coltrane’den de esinlenecektir. Cannonball Miles ile olan beraberliği süresince sessiz kalmayı öğrenir, satır aralarının bazen cümlelerden de daha önemli olabileceğinin bilincine varır. Sakinleşir, teknik bir vitüoz olmanın kimseye fazla bir faydası olmayacağını kanıksar ve müziğin özüne odaklanır. Miles Davis kendisini bir gazeteciye şu şekilde ifade etmiştir: “St.Louis’teyken yerel müzisyenlerle Clark Terry’yi örnek alıyordum. Ancak New York’a yerleştiğimde büyük yıldız Dizzy’ydi (Gillespie) Onun gibi çalmama teknik olarak imkan yoktu, ben de kendime örnek olarak Vic Coulson’u aldım” Plak meşhur standart Autumn Leaves ile başlar. Uzun giriş bölümü süresince, eğer hangi parçanın olduğunu plak veya kabından okumadıysanız, minör bir melodi ama hangisidir diye kendi kendinize soru sorabilirsiniz, ta ki Miles melodiyi mırıldanıncaya dek. Bu mırıldanma daha sonra Kind of Blue adı altında dinleyeceklerimizin ön habercisi gibidir. Arkasından sazı Cannonball alır ve ardından Hank Jones piyanosuyla ara vermek ister gibi görünse de parça ancak 11ci dakikadan sona

15

erer. Bana göre en güzel Autumn Leaves yorumlarından bir tanesi... Arkasından bir standard daha, Cole Porter’ın Love for Sale’i. Hank Jones piyanosuyla “serbest” bir giriş yapar. Temaya girişi yine Miles her zamanki “ekonomik” çalışı ile yapar. Parçada alışılagelmişin dışında latin rüzgarları da belli belirsiz eser ve sololar ardı ardına gelişir. Burada Cannonball’un solosuna dikkatinizi çekmek isterim. Bu plaktaki belki de Charlie Parker’ı andıracak en tipik solosudur. Tınısı sıcak, geniş ve köşesiz denecek kadar yuvarlaktır. 3. Parça Miles Davis’in bestesi Somethin’ Else. Giriş sırası yine trompetçideyse de bu kez soru-cevapta Cannonball vardır. 12 mezürlük olmasına karşın alışılagelmiş blueslardan oldukça farklı şekilde gelişir. Burada da piyano solosuna dikkat lütfen. Parçaları didik didik etmeye ara verelim ve müziğe bakalım: Tüm zamanların en iyi caz albümlerinden biri. Kaset, mp3, LP, CD hangi formatta olursa olsun olmazsa olmazlardan bir tanesi. Ancak paranıza kıymayı göze alırsanız (ABD’de 50 $) Classic Records’un bu 4 adet 45’lik lik versiyonunu alın. Pişman olmayacaksınız. Beyaz şeffaf vinil son derece sessiz, (neredeyse CD kadar) müthiş bir derinlik, daha önce muhtemelen duy(a)madınığınız binlerce ufak detay, tok ve detaylı bir bas, muhteşem tizler, güzel bir derinlik, oldukça geniş bir sahne ve 3 boyut hissi. Tek şikayetim, o da genelde Blue Note’ların çoğunda var olan piyanodaki sıkışıklık. Müzik 10/10 Kayıt 8/10 B.M.

www.stereomecmuasi.com


Cenk Bosnalı & Bosna Ekspres – Sevdalinka EMI 8697788580071 CD

Samulnori – Record Of Changes CMP Records 3002 CD

Bu ayın ilk etnik müzik örneği ülkemizden. Vokalist Cenk Bosnalı kalabalık bir ekiple kaydettiği Boşnak dilindeki albüm, yöresel Sevdalinka şarkılarını içeriyor. Ritmler ve melodiler bizlere oldukça yakın ve kıpır kıpır. Osman Aga ve Anadolka gibi şarkıları dinlerken melodilerin tanıyacağınıza eminim. Bosna Mojo Divna Mila, Zvijezda Tjera Mjeseca ve Moj Dilbere gibi parçalar kışın şu soğuk günlerinde insanın içini ısıtacak kadar kıpır kıpır. Albümde orkestra icralarını özellikle çok beğendim. Cenk Bosnalı şarkıları son derece içten yorumlamış. Albümün kayıt kalitesi çok üst düzey değil, vokal ve enstrümanlar arasında bir miktar boşluk hissi var. Bu albüm ülkemizde Boşnak dilinde yayınlanmış muhtemelen ilk albüm. Albümün kapağından, kitapçığına gayet özenilmiş. Balkan müziğine meraklılar kaçırmasınlar. Tavsiye ederim.

3 uzun parçadan oluşan albüm geleneksel Kore şarkılarının yorumlandığı uzakdoğu müziğine meraklı olanların ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bir albüm. Dört kişilik ekip farklı türde davullar, zilleri çalarken Samulnori geleneksel vokal tekniklerini sergiliyor. Kut parçası oldukça yavaş ve ağır vokallerle başlayıp ilk üç dakikasından sonuna kadar davulların ritminin kaybolmadığı çok tempolu bir parça. İkinci şarkı olan P'u Sal Kore'nin güneyine özgü melodilerin dominant olduğu tarihsel köklere işaret eden bir eser. A-Ari parçası ise albümün son parçası ve Kore medeniyetinin kuruluşunu anlatıyor. Bu şarkı trampet benzeri bir sese sahip Changgo davulları ile bezenmiş. Bu albüm, özellikle vurmalı çalgı konusunda dünyaca tanınan Japon gruplara pek benzemiyor, oldukça ağır tempolu ve bol vokal ile renklendirilmiş

Müzik: 8/10 Kayıt: 6/10

Müzik: 7/10 Kayıt: 7/10

Jiang Ting – Dance MA Recordings M066A CD Albüm geleneksel Pipa virtüözü Jiang Ting'in ikinci albümü. Pipa oldukça ilginç bir enstrüman bizim kanununumuza oldukça benzemekle beraber harmonik derinlik çok farklı. Albümde Jiang Ting'e bizim kemençemize çok benzeyen yapısı ile dikkat çeken Erhu enstrümanında Ja Pengfang eşlik ediyor. Albümün bir diğer özelliği Jiang Ting'in ilk kez bu albümde vokal yapmış olması. The Olive Tree şarkısına yaptığı vokal cennetten gelen bir ses gibi, bayıldım. Albümün geneli enstümantal oldukça yavaş tempoda. Sanırım bu müziğe alışkın olmayan bir kişi tek bir şarkı bile dayanamaz. Bu arada MA Records firmasında kayıtları yapan Todd Darfinkle yine harika bir iş yapmış. Kayıt tek kelime mükemmel. Bu kadar minimal bir albümde bu derinliği yakalamış olması şaşırtıcı. Bu ayın en iyi kayıtlı albümü kesinlikle bu CD... Müzik: 9/10 Kayıt: 10/10 Hakan

Hakan

Hakan

Stereo Mecmuası Müzik

16

www.stereomecmuasi.com


John Lee Hooker – The Healer Bluerose Productions 7243849318-27 CD John Lee Hooker'ın yaşamının son dönemlerine denk gelen bu albüm, 1989 tarihli. Aslında bu albüme bir nevi düet albümü diyebiliriz. Albümde John Lee Hooker'a çok sayıda müzisyen destek vermiş. Bunlar; Bonnie Raitt, Carlos Santana, Robert Cray, Los Lobos, George Thorogood, Charlie Musslewhite ve Canned Heat gibi müzisyenler eşlik ediyor. Albümdeki parçalar katkıda bulunan diğer müzisyenlerin etkisiyle oldukça farklı icra edilmiş. Albümün açılış parçası The Healer'da Carlos Santana etkisini veya Think Twice Before You Go şarkısında Los Lobos etkisini duyduğunuzda bana hak vereceğinize eminim. Klasik Hooker blues çizgisinin dışındaki bu albüm, çok geniş kitlelere hitap edecektir diye düşünüyorum. Bu albümle müzisyenin Grammy kazandığını da hemen ekleyelim!

Müzik: 7/10 Kayıt: 7/10 Hakan

Stereo Mecmuası Müzik

The Byrds Play Dylan Odetta - Sings Dylan Colombia Records 476757- RCA 3324 Speaker Corner 2 CD 180Gr LP Amerikalı rock grubu The Byrds bu albümde Bob Dylan'a saygılarını sunuyor, hemde ne sunmak. Öncelikle albümün orijinal 1980 yayımı ile 2000'li yıllardaki basımı arasında ciddi bir fark var. 2002 versiyonu daha fazla parça içeriyor. Topluluk çok bilindik Dylan şarkılarından Mr. Tambourine Man -ki daha önce de yorumlamışlardıSpanish Harlem Incident, You Ain't Going Nowhere ve The Times They Are A-Changin gibi şarkıları yorumlamış. Şarkıların ruhlarına dokunulmadan yapılmış The Byrds katkıları şarkılara boyut atlamış. Topluluk iyi cover nasıl olmalıdır nasıl çalınmalıdır konusunda ders veriyor resmen. Daha sonra yayınlanan versiyonunda fazladan şarkıların yanı sıra konser versiyonları da var. Valla hangi versiyonunu bulursanız alın, özellikle de benim gibi Bob Dylan seviyorsanız. Müzik: 8/10 Kayıt: 6/10

Madem konu Bob Dylan'dan açıldığı sizlere bir diğer Dylan cover albümününü tanıtayım. Geçen sene kaybettiğimiz ünlü folk şarkısı ve aktivist Odetta'nın müthiş Odetta Sings Dylan plağı. Albüm 1965 yılı tarihli ve Odetta gitarı ile Dylan şarkılarını yorumluyor ama ne yorumlamak. Şarkılar bambaşka bir ruha bürünmüş siyahi şarkıcının büyülü sesi ile. Müzisyene bu albümde gitar ve tamburinde Bruce Langhorne, yine gitarda Peter Childs ve basta Les Grinage eşlik etmişler. Albümde her biri daha sonra birer klasik olacak Mr. Tambourine Man, Baby; I'm in the Mood for You, Long Time Gone ve "Masters of War gibi şarkılar seslendirilmiş. No Direction Home belgeselini seyredenler Dylan ile Odetta arasındaki birbirlerinden müzik yaşamlarındaki etkileşimleri hatırlayacaklardır. Dylan severler kaçırmasınlar. Müzik: 9/10 Kayıt: 9/10 Hakan

Hakan

17

www.stereomecmuasi.com


Stereo Mecmuas覺 M羹zik

18

www.stereomecmuasi.com


Nickelback - Dark Horse Roadrunner Records 180282 CD 2008'in sonlarında yayınlanan albüm, standart Nickelback sound'unun hakim olduğu sıradan sayılabilecek bir alternatif rock albümü. Albümün geneli satış şansını arttırmak amacı ile farklı ruh hallerine ve fan gruplarının ilgisini çekebilecek şarkılarla doldurulmuş. Burn It To The Ground, Something In Your Mouth ve Next Go Round gibi yüksek sayılabilecek ritmli alternatif rock şarkıları, Gotta Be Somebody gibi güzel nakaratlı, kolay akılda kalabilecek şarkıların yanında, I'd Come For You, Never Gonna Be Alone, If Today Was Your Last Day ve This Afternoon adlı 4 adet rock ballad olma olasılığı olan şarkı ile desteklenmiş. Bu durumu müzik satışlarının diplerde gezdiği bir dönemde hoş karşılamak lazımdır herhalde bilmiyorum. Albüm genel olarak standart Nickelback tadında. Fanları muhtemelen keyifle dinleyeceklerdir. Müzik: 5/10 Kayıt: 7/10 Tolga

Stereo Mecmuası Müzik

Guns N' Roses- Chinese Democracy Geffen Records 1790607 CD

Moonspell - Lusitanian Metal Century Media 9975902 CD

Benim için zorlu bir inceleme oldu ama içimden gelenleri yazmaya çalışayım. The Spaghetti Incident? albümünden bugüne geçen uzun yıllar boyunca üzerinde çalışıldığı belirtilen Chinese Democracy, üzerinde bin bir çeşit spekülasyon yapılan bir albüm oldu. Çıkışı albümün kendisinden daha olaylı oldu diyebiliriz. Albüm için ne dersin diye sorarsanız, valla eski Guns tayfası için sıradan günümüz rock piyasası için iyi sayılabilecek bir albüm diyebilirim. Dikkatimi ilk çeken şey, grubun hırçınlığının özellikle de vokal hırçınlığının azalmış olması. Bunda Axl'ın yaşını başını alması önemli bir faktör olabilir. Şarkıların genel yapısı müzik adına oldukça dolu, arada piyano kompozisyonları başarılı sayılır. Şarkı sözleri albümün ismi kadar dikkat çekici değil. Bir diğer ilginç durum grubun her albümdeki hit'lerinden bu albümde olmaması. Ne yazık ki vasat bir albüm bence.

Portekizli Moonspell topluluğunun Lusitanian Metal albümü aslında bir DVD seti. Ama Century Media şirketi DVD ile işi olmayanlar için CD versiyonunu da yayınladı. Albüm aslında topluluğun Polonya'nın Katowice kentinde verdiği 2004 yılı konserini içeriyor. Sin/Pecado albümünden sonra bir anda gotik arenasına yaklaşan soundu eski fanlarını oldukça üzmüştü. Grup, Polonya konserinde eski fanları mutlu edecek kadar sert çalmış. Bende kulaklarıma inanamadım. Topluluğun konser performansı süper. Artık Moonspell marşı haline gelen Alma Mater ve Vampiria kombinasyonu oldukça gürültülü şekilde icra edilmiş. Hatta Opium gibi Moonspell'in sonraki dönem şarkılarını bile tanımakta zorlanabilirsiniz. Topluluk yeni şarkılarını da Polonya dinleyicisine oldukça brutal şekilde sunmuş. Helal olsun diyelim ve tavsiye edelim.

Müzik: 6/10 Kayıt: 8/10

Müzik: 7/10 Kayıt: 7/10

Tolga

Tolga

19

www.stereomecmuasi.com


Saxon - Into The Labyrinth Immortal - Sons of Steamhammer 239171 CD Northern Darkness Nuclear Blast 2736166120 Gençliğimizde üzerinde bol bol CD tartıştığımız İngiliz topluluğu Saxon'un sayısını bilmediğim Bu yıl içinde Norveç'li efsane kadar çok albüm listesine bu topluluk Immortal yeni yıl eklenen Into The Labyrinth albüme hazırlanıyor. Grubun standart bir Saxon albümü beyni Abbath'ın sonunda “I” daha fazlası değil. Ben gibi boş işlerle uğraşmayı özellikle hızlı ve teknik bir kesmesi çok sevindirici. Yeni parça olan Demon Sweeny albüme hazırlık olsun diyerek Todd, The Letter, Manowar grubun Sons of Northern severlerin mutlaka sevecekleri Darkness albümünden bahsetValley of the King ve açılış meye karar verdim. Aslında parçası Battalions Of Steel daha açılış parçası One by One şarkılarını sevdim. Coming ile olayın içine girdiğimiz Home şarkısında ise Led albüm ardından Sons of Zeppelin'e atıfta bulunmuşlar Northern Darkness ile doruğa resmen. Bu şarkıyı dinlerken ulaşıyor. Arada verilen epik bir an Led Zeppelin dinliyorum mola Tyrants şarkısından zannettim. Grubun beyni ve sonra albüm tam gaz devam değişmez vokalisti Biff Byford ediyor. Norveçli üçlü her aradan geçen onca seneye zaman olduğu gibi kuzeyin rağmen hala zaman zaman soğuk diyarlarından, soğuktan sertleşen zaman zamanda ve tabiattan bol bol melodikleşen vokal kabili- bahsediyor. Zaten Immortal'ı yetinden en ufak bir şey diğer bir çok Norveçli Black kaybetmemiş. Benim açımdan Metal topluluğundan ayıran bu ayın en alınabilir albümü. olayda budur zaten. Bu Fazla yenilik içermeyen ama durumu iki uzun parça olan taş gibi bir albüm. Antarctica ve Beyond the North Waves şarkılarında görebilirsiniz. Gerçek bir Müzik: 8/10 klasik! Kayıt: 7/10 Tolga

Müzik: 9/10 Kayıt: 5/10

Mayhem - De Mysteriis Dom Sathanas Back on Black 048 LP Eski nordik grupların eski albümleri plak olarak yeniden basılıyor. Bunlar içinde beni en çok sevindiren hatta zil takıp oynatan efsanevi Mayhem albümü De Mysteriis Dom Sathanas oldu. Euronymous'lu kadronun bu müthiş baş yapıtı tüm zamanların uç noktalardaki albümler sıralamasında en üst basamaklarda olacaktır. Zamanında İzmir'de canlı canlı seyrettiğim güzide topluluğun bu albümünde Pagan Fears, Cursed in Eternity, Pagan Fears, From the Dark Past ve Mayhem marşı Freezing Moon gibi klasik ötesi şarkılar var. Kayıt berbat, nedense plak formatında daha da kötü olmuş ama albüm o kadar önemli ve unutulmaz bir albüm ki, rezil kaydına rağmen her türlü dinlenir. Nerede o eski Mayhem diyelim ve bu ay ki albüm eleştirilerini bitirelim. Gerçek bir klasik daha! Müzik: 9/10 Kayıt: 3/10 Tolga

Tolga

Stereo Mecmuası Müzik

20

www.stereomecmuasi.com


Kolektiw, Kramus, Le Gre Des Vents, Didier Lockwood, Madame, Mats / Morgan Band, Nebelnest, Post Image, Sidji Moon, Steve Shehan, Thollot, Jannick Top, John Trap, Troll, Vital Duo, Benoit Widemann ve Zaar. Şarkıların tamamı Christian Vader temaları ve bestelerinden oluşuyor. Bazı şarkılar yeni müzisyenlerin ellerinde bir miktar farklılaşmışlar ama kesinlikle kötü değiller sadece farklılar. Magma dinleyicisi için bu farklılıklar zaten süper keyif verecektir. Toplulukla tanışmamış progressive rock dinleyicileri üzerinde Magma şok etkisi yaratabileceğinden bu albümü sadece toplulukla haşır neşir olan dinleyicilere önermek lazımdır diye düşünüyorum. Albümü merak eden dinleyiciler Amazon gibi sitelerden öncelikle Magma'yı dinlesinler. Tekrar yazayım, Christian Vader besteleri herkesin seveceği türden değil. Neyse albümde dikkatimi çeken topluluklar ve yorumlar şu şekilde; Koenjihyakkei topluluğunun Magma Medley'i, Steve Shenan'ın Mëkanïk Destruktïw Kommandöh, Wurdah Itah, Cernunos topluluğunun Rétrovision, yine bir diğer Mëkanïk Destruktïv Kommandöh yorumu yapan Kafka ve Troll topluluğunun Day after Day yorumları ölümcül. Albümü bulmak gerçekten mesele. Ben meraklıları fazla uğraştırmamak için satın alabileceğiniz adresi vereyim. Satın almak için tıklayınız.

OM – Pilgrimage Hamtaï! A Tribute To The Sounthern Lord Recordings Musıc of Chrıstıan Vander SUNN66 CD Welcome Records WR 0701 2CD Dergimizin bu sayısının en sakat albümü benim açımdan. İlk önce şunu belirtmem OM grubu iki kişiden oluşuyor gerekli, bu albüm örneğin Davulda Chris Hakius ve bas/ Mekanïk Destruktïw Kommanvokalde Al Cisneros. 2007 döh ve arkasından Attahk yılında yapılmış bu albümü bir albümlerini dinleyebilen sınıfa sokabilmek mümkün bünyeler içindir. Evet tahmin değil. Nasıl anlatabilirim, ettiğiniz gibi kült Fransız mesela Black Sabbath'ın aynı progressive rock hatta adlı şarkısını alın bunun bir pprogressive'in “ağababası” 45'lik olduğunu düşünerek 33 olan Magma grubundan devire düşürün ve gitarları bahsediyorum. Hamtai! albüçıkartın. İşte OM'un müziği mü Magma'nın açtığı Zeuhl böyle bir şey. Pilgrimage yolunda ilerleyen grupların şarkısı oldukça gizemli sözlere Magma'nın efsanevi davulcusu sahip, liste Katharsis'e kadar ve kurucusu Christian gidiyor. Unitive Knowledge Of Vander'a bir tribute olarak The Godhead ve Bhima's kaydedilmiş. Theme ise daha hard rock kıvamında parçalar denilebilir ama bir yanda da doom'a Tribute'e katılan grupların bir yaklaşıyor. Folk etkileri, zaman çoğu pek tanınan gruplar zaman gregorian vokaller değil. Hatta bazıları özel bu tribute için derken üç ana şarkı bir olarak reprise'den oluşan albüm oluşturulmuş. Tabii aralarında sınırları zorlar hale geliyor. Troll gibi bilindik topluluklarda Genel olarak albüm çok yok değil. Listedeki grupların karanlık ve monoton tasar- bir kısmı Fransız olsa da, çok farklı ülkelerden lanmış, pek bir güzel olmuş sayıda gruplarda bu projeye açıkçası. Benim açımdan katılmışlar. Tam liste şu klasikliğe aday bir albüm! şekilde; Ad Vitam, Klaus Blasquiz, Cernunos (J.L. Müzik: 9/10 Chevalier), Confusion, Ex-Girl, Müzik: 10/10 Kayıt: 7/10 Patrick Forgas, Patrick Kayıt: 7/10 Gauthier, Kafka, KoenjihHakan Hakan yakkei, Kobaïa/ Ëmgalaï

Stereo Mecmuası Müzik

21

www.stereomecmuasi.com


Trees – The Garden of Jane ki hepsi yüzyıllar önce Delawney & On the Shore yazılmışa benziyorlar. İki (2 x 180g LP veya CD) gitar’ın atışmaları/ birbirilerini tamamlamaları bazı bestelerde Amerikan batı yakasının Bilmeyenler için hemen ufak psychedelic gruplarını andıbir ipucu verelim Trees tipik rıyorsa da tipik İngiliz folku bir İngiliz adaları folk-rock özelliklerini korumayı başagrubu. Fairport Convention, rabilmişler. Celia Humphries’in Pentangle veya Steeleye sesi muhteşem ve anlattığı Span’i seviyorsanız muhte- hikayelerle birebir uyum melen Trees’i de seveceksiniz, içinde. Örneğin The Great yok sevmiyorsanız boşuna Silkie parçası Orney adalarının vakit kaybetmeyin ve hemen mitolojisinden. bir sonraki plak eleştirisine Ada yakınlarında yaşadıkları geçin. Trees 1970 yılında 2 söylenen yarı erkek - yarı fok plak yaptı. Birincisi The balığı olan yaratıkların gece garden of Jane Delwney, yarısı adaya çıkıp gelin ikincisi ise On the Shore. adayları aramalarıyla ilgili. Bilinmez nedenlerden ötürü Bunun yanısıra Sally Free and yeterli ticari başarıyı elde Easy veya Polly on the Shore edemeyince de tarihe karıştı. gibi folk standardlarını da ciddi 2 plak birkaç yıl önce çift CD bir başarıyla icra etmişler. olarak (albümlerde yer Zamanında neden daha almayan parçalarla) piyasaya başarılı olamadıkları halen bir sürüldü. Şimdi de ikişer 180g muamma. Türden hoşlanıLP olarak tekrar basıldı. yorsanız daha iyisini zor Sunbeam Records tarafından bulursunuz diye düşünüyayınlanan bu yen basımlar yorum. oldukça özenli. Dönelim Trees’e: Vokalde Ceia Humphries’e Barry Clarke ve Müzik 8/10 David Costa gitarda, Bias Kayıt 7/10 Boshell basta ve davulda B.M. Unwin Brown eşlik ediyorlar. Bestelerin yarısı geleneksel folk şarkılarından derlemeler geri kalan yarısı da Boshell’e ait olmasına karşın besteler arasında o denli bir uyum var

Stereo Mecmuası Müzik

22

www.stereomecmuasi.com


sitelerinden baktığınızda müzisyenler gözünüze değişik görünebilirler aman korkmayın!!! Stille Volk grubu kuzeydeki türdaşları gibi pagan sonrası döneme savaş açmış değiller. Uzun yıllar kültürel araştırma yolculuklarına devam etmiş müzisyenler. Ön yargısız yaklaşılması gereken bir grup. Stille Volk, dil olarak daha çok eski Fransızca'yı kullanıyor. Çoğu yüzyıllar önce kaybolmuş kelimeleri anlayabilmek için bir miktar araştırma yapmak gerekiyor. Eski Fransızca haricinde Katalan dilinin eski versiyonlarında da şarkılar söylüyorlar. Muhtemelen bu dildeki durumda eski Fransızca gibidir. Katalanca bilmediğimden bu konuda yorum yapmam doğru olmaz herhalde. Bilgi olarak Fransa'nın güneyi ile İspanya'nın kuzeyindeki halklar hem kültürel açıdan hemde dilleri açısından çok yakın akrabalar.

Trio Mediaeval -Soir, ditelle ECM Records ECM 1869 CD

Stille Volk – Hantaoma Holy Records Holy24 SPV 084-24882 CD

Trio Mediaeval topluluğunun 2007 yılı albümleri Folk Songs'u sizlere önceki sayılarımızda tanıtmıştım. Grubun cennetten inen vokal tarzı benim çok ilgimi çekince hemen önceki albümlerini edinmeye başladım. Dinlediğim Norveç'li medieval toplulukları daha çok Viking kültürüne değinen topluluklardır bu açıdan Trio Mediaeval benim açımdan da farklı bir deneyim. Topluluk bu albümlerinde 10.yy ile 15.yy arasındaki bir zaman diliminden messe'lerin yanında beni çok şaşırtan The Troparion Of Kassiani gibi eski Bizans kilisesi Ortodoks metinlerine ve melodilerine dayanan eserleri de seslendirmiş. Bu konuda araştırmalar yapan bilim insanlarından destek almışlar. Albümdeki orkestrasyon çok başarılı, bayan üçlünün vokal tekniği harika, kayıtlar ise ECM kalitesinde yani çok çok iyi.

Hazır medieval yani ortaçağ müziğimden bahsettik bakış açısı Trio Medieval'den tamamen farklı olan bir başka topluluktan bahsedeyim sizlere; Stille Volk. Stille Volk, Alman kökenli dillerde sessiz halk anlamına geliyor. Topluluk Fransız kökenli. Fransa'nın Pirene'ler dağlarından olan topluluk kendisine konu olarak Trio Medieval'in seslendirdiği şarkıların tam tersine, Hristiyanlık Avrupa topraklarına uğramamışken çalınan Pagan kökenli halk şarkılarını çalarak, mitolojik hikayeleri, Topluluk ayrıca Güney Fransa doğa hikayeleri, efsaneleri ve İngiltere'den Kelt ve Bréton anlatıyorlar. etkileri de almış. Topluluğun Hemde ne anlatmak! kullandığı bir diğer dil ise Hantaoma albümü oldukça Occitan dili. Bu dil, Langue kalabalık bir müzisyen d'oc olarak da geçiyor. topluluğu ile kaydedilmiş. Holy Fransa'nın güney doğusunda, Records çok büyük bir plak İtalya'da ve İspanya'da belli şirketi olmamasına rağmen bölgelerde kullanılıyor. kayıt kalitesi iyi ve albüm Biraz fazla tarih yazdım ama prodüksiyonu müthiş. Ortaözellikle folk, etnik müzik ve larda pagan müzik yapıyoruz hatta albüm klasik müzik diye gezinenleri utandıracak sevenlerin hoşuna gidecektir. kadar her şeyiyle iyi bir albüm. Albümün yapım yılı 1997 yılı ve topluluğun ilk Müzik: 9/10 albümü. Kayıt: 6/10

Müzik: 7/10 Kayıt: 8/10 Hakan

Stereo Mecmuası Müzik

Eh madem sazı elimize aldık Hakan bari topluluğun müziğinden ayrıntılar vereyim. Öncelikle Wikipedia vesaire bir internet

23

www.stereomecmuasi.com


Jordi Savall Kudüs kenti için bir diğer etimolojik açılım olan iki barışın kenti temasından harekete geçmeye karar vermiş. Uhrevi (Tanrısal) barış ve dünyevi barış.

Jordi Savall – Jerusalem la Ville Des Deux paix: La Paix Céleste et La Paix Terrestre Alia Vox AVSA9863 2 SACD+Kitap Herkese merhabalar, Üzerine sayfalarca yazı yazılabilecek Katalan müzisyen Jordi Savall'ın yeni konsept çalışmasını sizlere tanıtmak istiyorum.

geçmişini anlatıyor. Kral David'in Juda ve Israil kavimlerini birleştirip Jerusalem kentini başkent yapması Tevrat bölümleriyle desteklenmiş Musevi ilahileri ve melodileri ile süslenmiş.

Jordi Savall bu albüm için özel bir müzisyenler topluluğu oluşturmuş. Katalan müzisyeni tanıyanlar özellikle Hesperion XXI topluluğu ve Montserrat Figueras'ı mutlaka tanıyorlardır. Savall bu albümün konsept yapısını güçlendirebilmek için albümü ayırdığı 8 ana dönemi desteklemeleri ve gerçeğe uygunluğu sağlayabilmek için farklı kültürlerden müzisyenleri de kadroya dahil etmiş. Arap, Filistinli, Musevi, Ermeni ve Kıta Avrupasından müzisyenlerin kısa listesi şu şekilde;

Üçüncü bölümde, Hristiyanlığın bölgede yayılması ve Kudüs'ün Hristiyanlar içinde kutsal bir haç bölgesi haline gelmesi işlenmiş. Bu dönem konseptin bozulmaması için ara verilmeden dördüncü bölümde de Hristiyan kültürüne dair melodiler ve ilahiler ile bezenmiş. Bu bölümlerde ikinci binde başlayan ve yaklaşık iki yüzyıl boyunca devam eden ve Avrupa kültürünü derinden etkileyen Haçlı seferleri de işlenmiş. Özellikle üçüncü bölümde Haçlı seferlerinin başlangıcı ve ilk seferler Yair Dalal, Razmik Amyan, dönemin melodileri ve halk Muwafak Shahin Khalil, Omar, şarkıları ile anlatılmış. Bashir, Lior Elmalich, Marc Mauillon, Andrew LawrenceKing, Gaguik Mouradian, Beşinci bölüm, iki alt bölüme Begona Olavide, Lluis ayrılan bir bölüm. Kudüs'ün Vilamajo, Al-Darwisii ve Müslüman hakimiyetinde geözellikle dini bölümlerde La çen yıllarını ilk önce Arap Capella Reial de Catalunya kültüründen daha sonrada albüme destek veren müzisOsmanlı/Türk kültüründen yenler. esintiler ile anlatıyor Savall. Jordi Savall albümü yedi ana Bu bölümde hoş sürprizler döneme ayırmış. Bu ayrım olduğunu yazmadan edetarihsel gerekçelere dayanıyor meyeceğim. ve Kudüs'e egemen olan Altıncı bölüm göç ve sürgün toplumların karakterlerini dönemlerini anlatıyor ve çok içeriyor. Bu yedi ana bölüm duygulu melodiler ile kendi içerisinde de alt süslenmiş. Bu bölüm hakkında bölümlere ayrılıyor. bizim açımızdan yazılabilecek İlk bölüm, uhrevi barış çok şey var ama tarih temasına ayrılmış. Bu konusunda konuşmak için bölümde eski Musevi, doğru platformun Stereo Hristiyan ve Müslüman dini Mecmuası olduğunu düşünmüziklerine ve dualarına yer müyorum. Tarihin nasıl adım verilmiş. Bu bölüm kentin adım değiştiğinin bir kutsallığına bir atıf. göstergesi altıncı bölüm.

Jerusalem İbranice de barışın ve adaletin kenti anlamına geliyor. Bizim dilimizde Jerusalem kentine Kudüs diyoruz. Bu kelime Arapça kutsal kelimesinden türetilmiş. Kent, tüm büyük dinler için kutsal. Museviler için Süleyman (Solomon) tapınağı, Hristiyanlar için Hz. İsa'nın çarmıha gerilip göğe yükseldiği kent, Müslümanlar için ise Hz. Muhammet'in göğe yükseldiği bir kent. Tüm büyük dinler için kutsal öneme sahip bu kent, isminin anlamının tam tersine barış içinde çok kısa bir dönem tanışmış. Daha tarihin ilk dönemlerinde başlayan savaşlar ve kuşatmalar günümüze kadar sürmüş ne yazık ki. Kutsal şehrin günümüzde bile barış ortamından uzak olması İkinci bölüm ise kentin Musevi Son bölüm ise dünyevi barışa üzücü. Stereo Mecmuası Müzik

24

www.stereomecmuasi.com


ayrılmış. Bu bölümde farklı kültürlerden farklı dillerde halk şarkıları, ilahi ve melodilere yer verilmiş. Albüm hakkında bu kadar uzun uzun yazmamın sebebi, eserin yapısı itibarı ile maddi tutarının yüksek olmasından kaynaklanıyor. Bu ayrıntılar ışığında satın alma kararınızı verebileceğinizi umuyorum. Albüm Savall'ın tüm diğer konsept albümlerinde olduğu gibi bir kitap şeklinde tasarlanmış. Kitap yaklaşık dört yüz sayfalık üst kalitede basılmış. Bir çok farklı dilde açıklamalar içeriyor. Bu diller şunlar; İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Almanca, Katalanca, İbranice ve Arapça. Türkçe ne yazık ki mevcut değil. Bu yüzden yabancı dil bilmeyenler bu güzel kitaptan yararlanamayacaklar.

Detaylardaki hassasiyet , gurup çalışmalarının çok belli olduğu entonasyon başarısı ve bütüne ulaşırken gösterilen detaycı anlayış başından sonuna kadar tüm konçertolarda dikkati çekiyor. Benim tüm CD'de eksik olarak gördüğüm tek şey tüm İngiliz barok yorumlarında sıklıkla izlediğim müzikalite yoksunluğuydu… Alman ve İtalyan yorumlarından sonra İngilizlerde o sıcaklığı her zaman bulamadığımı belirtmek isterim

VIVALDI “Concertos for the Emperor” Andrew Manze -The English Concert Harmonia Mundi 807372 SACD-DSD-Multi Channel 1610-1830 yılları repertuvarının en önemli yorumcularından biri olan Keman virtüözü ve orkestra şefi Andrew Manze'nin bir zamanlar Trevor Pinnock ile adını duyuran English Concert topluluğu ile yaptığı ikinci çalışma olan ”Concerto for Emperors” şu dönemlerde kaliteli yorum arayan Klasik Müzik dinleyicisi ve özellikle kolleksiyoncular için kaçırılmaması gerekli olan bir çalışma.

Albümün ülkemizde olası satış adedi düşünüldüğünden bu kararı çok eleştiremiyorum. Ancak albümü ülkemize ithal eden AK Müzik şirketinin bu kitapçığın Türkçe çevirisini bu eser ile vermesi eğer olmaz ise internet üzerinden indirilebilir halde yayınlaması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü isminin hemen kitap gerçekten müthiş Vivaldi tasarlanmış ve çok geniş bilgi arkasına yapıştırılan “mevsimler” ibaresinden uzaklaiçeriyor. şılan nadir seslendirilen Vivaldi Albümün satış fiyatı ülkemizde keman konçertoları dizisinin yurt dışı siteler ile aynı ve bir en ilginç örneklerinden olan çok müzik markette bulu- “İmparator Konçertoları” nuyor. VI.Charles için yazılmış ve ona ithaf edilmiştir Müzik: 10/10 Kayıt: 10/10 Sony teknik alt yapısı ile Sunum 10/10 hazırlanan Hybrid SACD Yaşar

versiyonu mükemmel detaylı bir kitapçık sunulmuş..

Ayrıca master kayıttan sonra CD basımında bire bir yerine tonalite oynamalarının olduğuna dair izlenimler edindim. Bu müziği sıkıştırmış dar alana hapsetmiş. Bu kayıt tekniğinde keman çok belirgin bir hale getirilerek orkestra ile bütünleşmede de bir handikap oluşturmuş Her şeye rağmen bir İngiliz yorumundan beklenilen başarı CD'nin tümüne hakim Harmonia Mundi'nin satışa yönelik endişelerden uzak kolleksiyonculara yönelik ciddi ve araştırmacı kayıtları dikkat çekmeye devam ediyor kendilerini kutlamak lazım Teknik: 7/10 Yorum: 8/10 Kitapçık: 10/10 Vefa

ve ile

English Concert'in klasikleşmiş teknik mükemmellik anlayışı kendisini hemen gösteriyor

Stereo Mecmuası Müzik

25

www.stereomecmuasi.com


Kissine'e yazdığı mektup aslında eserin düzenlemesindeki başarının anahta-rını taşıyor. Karşılıklı mektup-laşma CD'nin bilgilendirme kitapçığında yer alıyor. Nedir bu başarı; Victor Kissine, bir yaylı çalgılar kuartetini orkestraladığını hiç unutmamış.. Eserin tümünü dinlerken yaylı çalgılar kuarteti dinlediğinizi hiçbir zaman unutmu-yorsunuz. Tüm yapı bir kuartet olarak devam ederken, eşlikteki yaylı çalgılar orkestrası bütün güzelliği ile dokuları bozmadan eseri zenginleştirip derinleştirerek size Gidon Kremer ustanın sunuyor. harikalarından biri.. !997 ECM'in ses üzerindeki yılında Kurduğu ve kurulurken başarısından söz etmeye “Standart oda orkestrası gerek yok: Abartısız, sade, repertuarını asla işle- tümüyle dengelenmiş, meyeceğiz” sloganı ile yola üze-rinde oynanmamış çıkan Kremerata Baltica çok temiz bir plak topluluğu, Kurucusu Gidon dinlercesine analog koku Kremer'in dünya üzerindeki içerisinde tek kelime ile saygınlığını bir kat daha mükemmel bir çalışma artırdı. Kanchelli'den Çaykovski'ye Enescu'dan Schubert'e kadar uzanan geniş repertuarı Teknik: 10/10 hep yeniliklere açık olan Yorum: 10/10 topluluk, bu yorumları Kitapçık: 10/10 esnasında uyarlamalarda bile orjinaline sadık kalmayı her zaman ön planda tuttu. Vefa Bunlardan biride Schubert'in Op.Posth Sol Minör yaylı çalgılar Kuarteti FRANZ SCHUBERT - String Quartet G Majör op.posth D 887 Orkestrasyon: Viktor Kissine Gidon Kremer Kremerata Baltica ECM Records

Bu CD'de en büyük alkışı hakeden hiç şüphe yok ki düzenlemeyi yapan Victro Kissine. Kremer'in 4 Mart 2002 tarihli

Stereo Mecmuası Müzik

26

www.stereomecmuasi.com


Stereo Mecmuas覺 M羹zik

27

www.stereomecmuasi.com


Concha Buika Yunan'lı sanatçı Eleftheria Arvanitakh'nin son albümü “Kai Ta Matia”da bir düetle bir daha karşıma çıktı. Yine bu parça da albümün en beğendiğim parçası oldu.

Bazı sesler vardır, bir kere duyunca bir daha unutmazsınız ve zihninize kazınır. İşte Concha Buika'nın da sesi böyle bir ses. İngilizce'de “smoky voice” denen ve benim tercümemle “nikotin ve alkol” kokan kısık ama çok güçlü ve etkileyici bir ses.

İspanyolca konuşulan memleketlerde son 2-3 senedir oldukça popüler olan bu sanatçının sesiyle ilk tanışmam geçen yaz oldu. Portekiz'li fado sanatçısı Mariza'nın son albümü “Terra”da Buika ile bir düeti vardı ve bence albümün en güzel parçasıydı. İçimden “bu ne kadar güçlü bir ses” demiştim. Sonra Stereo Mecmuası Müzik

Sonra biraz araştırınca kendine ait üç CD'si olduğunu ve son CD'sinin de geçen Ağustos'ta piyasaya sürüldüğünü öğrendim. Hemen son albümü “Niña De Fuego”yu getirttim ve ilk dinleyişimde hayran kaldım. Ardından bir önceki CD'si “Mi Niña Lola”yı getirttim.

O zamandan beri de bu iki albüm latin

28

www.stereomecmuasi.com


koleksiyonumun baş köşesinde duruyorlar ve büyük keyifle dinliyorum. Tam adıyla “Maria Concepcion (Concha) Balboa Buika” 1972 yılında Ispanya'nın Palma de Mallorca adasında dünyaya gelmiş. Ailesi Ekvator Ginesi kökenli ve solcu bir yazar olan babası Afrika'nın en baskıcı rejimlerinden olan Gine'den kaçıp İspanya'ya politik sığınmacı olarak gelir ve Palma de Mallorca adasına yerleşir.

Müzik kariyeri yine bir şarkıcı olan teyzesinin yerini kendisine vermesiyle başlar. İlk yıllarda ki zorluklar Buika'yı bir yerden bir yere savurur. Aç kalmamak için çeşitli kulüplerde çalışır, pop kayıtları yapar. Hatta bir ara Londra'ya bile yerleşir. 2000 yılında Las Vegas'a gider ve casinolarda Tina Turner taklidi olarak şarkı söyler. Sonra da Rachelle Ferrell ile “Blue Note Jazz Festival”de sahne alır. Sanat hayatı 2005 yılında ünlü yapımcı, besteci ve gitarist Javier Limòn'un kanatları altına girmesi ile değişir ve çıkışa geçer. Limòn flamenko severlerin yakından tanıdığı Diego El Cigala ve Küba'lı piyanist Bebo Valdes'in nefis CD'si “Lagrimas Negras”ın da yapımcısıdır. 2005'de ilk albümleri “Mi Niňa Lola” çıkar ve anında başarılı satış grafiğini yakalar.

Buika'nın çocukluğu çok fakir bir bölgede, çingenelerin yaşadığı mahalledeki (burrio) tek siyah aile olarak zorluklar ve fakirlik içinde geçer. Çocukluğu sınıftaki, sinemadaki, kütüphanedeki, diskodaki, mahalledeki tek siyah olarak geçer ve her zaman dikkat çekip izlenmeye alışır. Üstüne üstlük babası bir zaman sonra altı kardeşi ve annesini Ispanya'da bırakıp tekrar Gine'ye geri döner. Yaşadıkları mahallede flamenco müziği bir yaşam tarzıdır. Buika'nın annesi de bir müzik aşığıdır ve evlerinde flamenko dışında Charles Aznavour, Frank Sinatra ve Miles Davis'in plakları eksik olmaz. Böyle müzikle dolu bir evde Buika gitar, piyano, kontbas ve daha sonra da çello çalmasını öğrenir.

Stereo Mecmuası Müzik

2008 Ağustos'unda piyasaya sürülen “Niňa de Fuego” ile zirveye çıkar. Hakikaten bence de son zamanlarda dinlediğim en başarılı latin albümü. Limòn flamenko müziğini jazz, soul ile harmanlayarak gerçekten müthiş bir sentez yaratmış.

29

www.stereomecmuasi.com


Mesela albümde ki “Culpa Mia” parçası Buika'nın geleneksel flamenko el çırpmaları ile açılır. Hemen arkasından Limòn'un gitar ve Buika'nın sololarından sonra Jerry Gonzales'in trompet solosuyla devam eder. Daha sonra Afro-Cuban ritmlerine geçer ve bir piyano soloyla devam eder. Tek kelimeyle nefis, nefis. Şarkı sözleri yalnızlık, ihanete uğramış, yanlış kişiye aşık olup acı çeken kadın ve erkekleri anlatıyor. Yani bizim acılı müzik benzeri. (dertleri zevk edindim, batsın bu dünya) Zaten hiç Ispanyolca bilmeseniz bile Buika'nın sesi, vurgulaması, icrası size hemen doğru mesajı veriyor.

Evet, Buika'dan şimdilik haberler bu kadar ama kesinlikle son değil. Kendisinden çok yakın zamanda yeni ve keyifli albümler göreceğiz. Açıkçası yeni albümlerini ben sabırsızlıkla bekliyorum. Evet şimdi gelelim biraz magazin yazmaya. Magazinsiz bir hayat hayat değildir ve yaşamaya değmez!!

Bu arada “Niňa de Fuego” albümü bu senenin “Latin Grammy”sine de aday olmuş. Bence kazanma şansı çok büyük.

Buika İspanya'da yapılan bir söyleşide kendine sorulan “kendinizi nasıl tanımlarsınız?” sorusuna Ispanyolca “Yo soy bisexual, trifásica y tridimensional.” diye cevap vermiş. Tercümeye gerek yok galiba değil mi?

Not: Buika parçalarını icra ederken müthiş bir konsantrasyonla ve hissederek söylüyor. Youtube'da muhakkak videolarını bulun ve indirin. Sonra PC'nizi müzik setine bağlayarak tam ekran izleyin. Surat ifadesi, mimikleri vs. inanılmaz. Sonra albümünü dinlerken Buika'ya başka bir gözle bakacaksınız. Mesela “la falsa moneda” klibi youtube'da var ve müthiş, oradan başlayabilirsiniz.

Yazıldığına göre Buika kocasıyla evliyken bir kadına da aşık olmuş ve bu üçlü bir “üçlü” evlilik yaşamışlar. Pekiyi sonra ne olmuş derseniz, şu anda üçlü parçalanmış ve herkes kendi yoluna gitmiş, Buika'nın da bu evlilikten küçük bir çocuğu varmış. Zaten sanatçılar uçlarda yaşarlar ve yaşadıkları olaylar da onların verimliliğini etkiler. Çoğumuz gibi 9-5 insanlarından da zaten sanatçı olmaz.

Stereo Mecmuası Müzik

Sinan Beşkurt

30

www.stereomecmuasi.com


Stereo Mecmuas覺 M羹zik

31

www.stereomecmuasi.com


Müzik Geçen gün düşündüm de biz high-end ya da hi-fi severler nasılda daha iyi ses daha iyi detay için didinip duruyoruz hep daha iyiye ulaşmak için. Tüm bu uğraşı ve harcamalar ne için tabii ki müzik denen mevhumu layıkıyla dinleyebilmek için.

Dikkat ediniz yukarıda Sn. Biret konuyu en özlü şekilde nasıl da açıklamış, acaba müzik dinliyorum diyen bizler yani her birimiz müziği anlayarak ve kulağımızı geliştirerek dinlemekteyiz.

Peki müzik nedir? Aslında müzik bana göre iki farklı kısımdan meydana gelen bir oluşum. Bir tarafı kendinizi mutlu hissettiğinizde ya da romantik dans etmek için var olan ki bu benim en az ilgimi çeken ve diğeri ise dinleme amaçlı yapılan çoğu zaman uygun ortamda dinlenince insanı alıp götüren o an için sorunlarından arındıran kısımdır. Yazık ki müzik deyince çoğu zaman özellikle ülkemizde bir yanlış algılama olmakta ve müzik çoğunluk tarafından “eller havaya” şeklinde anılan ve hepsi birbirine benzeyen manasız tınılar olarak algılanmakta ya da Arabesk olarak. Müzik kültürü bugün çökmekte, bakın dikkat edin 80’lerden sonra hızla artan gerek Avrupa’da ve gerekse de Amerika’da bir yozlaşma var ve çevreyi kalitesiz müzikler sardı. Gürültüler bugün müzik diye sunulmakta. Kaliteli müzikler vardır, bir de gürültüler… Bazı müzikler şiddet ve gürültü üzerine kurulu. İnsanları bu şekilde cezbediyor. Örnek vermek gerekirse uç noktalardaki teknolojik müzikler ve bir de karamsar olanlar var. Yine iyi bir örnek bu tarza; Arabesk’tir. Bakın bir söyleşisinde büyük sanatçımız İdil Biret hanımefendi bu konuyu ne güzel anlatmış aynen aşağıya alıyorum; “Bir gün taksiye bindim arabesk müzik çalıyordu, sözlerini dinledim. Allah'ım ne kadar karamsar. Afedersiniz ama bunu dinleyince bütün gününüz kararmıyor mu dedim. Korkunç! Gerçekten moral bozuyor… Müzik keyif vermeli, mutluluk vermeli… Müzik başka bir dünyaya götüren bir şey. Elle tutamadığımız, kayan, zamanla giden ve geri gelmeyen anlar… Bunlar çok çok önemli. İnsanlara müziği anlatmak lazım ve en önemlisi de dinlemeyi öğretmek lazım” Stereo Mecmuası Müzik

İdil Biret, fotoğraf: Şefik Yüksel (alıntı: www.idilbiret.eu)

Müzik dinlemek; bu başlı başına insanın hakkını vererek yapınca, ruhunu da kültürünü de geliştiren bir olgu bu akıldan çıkarılmamalı, kendimizi belli kalıplar içine hapsederek kısır döngü şeklinde genelde bir şey vermeyip o an eğlendiren müzik yerine aslında daha engin olan ciddi müzik tarzlarına yavaş yavaş girerek kulağımızı alıştırarak devam etmeliyiz inanın ki bu şekilde hep daha fazlasını kulak ve benlik isteyecektir. Yine konu hakkında Sn. Biret’in söyleşisinden altta bir alıntı ile devam etmek isterim;

32

www.stereomecmuasi.com


“Alacaksınız. Pastoral senfoniyi dinlerken, burada gök gürlüyor, yağmur yağıyor, diye örneğin. Bir de müziği müzik olarak dinlemek gerekir. Müzik lisanını anlatmak gerekir. Cazip kılarak anlatmak, konferanslar yapılacak, insanlara dinletilecek… Bir melodiyi dinlerken zevk alıyor musunuz o önemli.”

yeter ki siz hakkını vererek müzik dinleyin.

Evet işte soru bu, bir melodiyi dinlerken zevk alıyor musunuz? Çeşitli forumlarda hep tartışırız şu kablo, bu ampli şu kolon diye ve detay deriz ama çoğu zaman tüm bu cihazların asıl maksadını unutuyoruz ki o da müzik dinlememize aracı olmaları.

Unutmayın en doğal sesi de- biz odyofillerin hep hayalini kurduğu– konserlerde alabilirsiniz. Konserler gittikçe kulaklarınız daha olgunlaşacak aldığınız tat artacak. Ki zaten müzik dinlemek işi 1 asır evveline dek medyalar ve gerekli cihazlar icat olunmadan evvel konserlerle olmaktaydı evlerde, sokaklarda, salonlarda...

Asıl olan müzik dinlemek bu akılda tutulmalı efektler ya da stüdyoda oluşan geri plan sesleri değil. Sistem kurarken de bütçeye göre iyi şekilde müzik dinlemeyi göz önüne alarak kurmaktır gereğinde uygun fiyatlı ve fena ses vermeyen bir midi set bile iş görür

Stereo Mecmuası Müzik

Tabii ki müzik dinlemek evde oturup CD ya da plaktan kayıt dinlemek değildir hiçbir zaman, dimağınızı geliştirmek için konserlere gitmek buna vakit ayırmakta gerek.

Hepinize bol müzikli günler dileğiyle…. Bülent Şaman(Bohlener) http://stereomecmuasi.com/blog4/bohlener

33

www.stereomecmuasi.com


High Fidelity (Yüksek Sadakat) kolleksiyoner karakterlerin takıntılı ve neredeyse ruh hastası -hemen bir ara not girelim bu karakterlerin kendileri dışında kimseye zararları olmadığını belirtelimkarakterlerinin el alındığı ve onların yaşamlarına bakış atılan bir roman. Yazar, özellikle amacı ve hedefi olmayan hayatları ve bu takıntılı kişilikleri romanlarına birincil karakterler yapmak konusuna oldukça başarılı. Yazarın diğer eserlerinden Fever Pitch ve About a Boy filmleştirilen romanlarındandır. Sel yayınları tarafından Nick Hornby'nin çok satan kitaplarının neredeyse bir çoğu Türkçeleştirilerek kitapseverlerin beğenilerine sunulmuştur. Bu Ay Neler Seyrettik bölümümüze konu olan filmin kitabın çevirisi ise Ölümüne Sadakat olarak yapılarak ülkemizde yayınlanmıştır.

Bu ay ki filmimiz oldukça keyifli müzik ile dolu, insan ilişkilerine farklı bir bakış atan filmin her sahnesinde plaklar ile göz göze geldiğiniz çok güzel bir film.

Film, İngiliz roman yazarı Nick Hornby'nin aynı adlı çok satan kitabından senaryolaştırılarak filmi çekilmiş. İngiliz yazarın 2. resmi kitabı olan High Fidelity, diğer romanlarında olduğu gibi spor, müzik ve

Stereo Mecmuası Müzik

Filmin senaryosu D.V. DeVincentis, Steve Pink, John Cusack ve Scott Rosenberg tarafından yazılmış. Büyük ölçüde kitabın senaryosuna uyulmaya çalışılsa da kitap ile film arasında çok önemli bir farklılık var. Kitap İngiltere'nin başkenti Londra'da geçerken, film Chicago'da geçiyor. Filmin çekim hazırlıkları Chicago'da başlıyor. Hem lojistik hemde film bütçesi anlamında bu durum çok avantajlı bir hale geliyor. Londra film çekmek için fazla kalabalık ve çok pahalı bir kent bildiğiniz gibi. Senaryo ekibi, kitabın yazarı Nick Hornby'e bu konuyu danıştığında, yazardan onay geliyor. Kitabın konusu mekandan bağımsız, insanların iç dünyasına bakış atan bir yapıya sahip olduğundan filmin geçtiği kentin gerçekten de çok önemi yok.

34

www.stereomecmuasi.com


Gelelim filmin konuna, John Cusack tarafından canlandırılan Rob Gordon, Chicago'nun çevresindeki semtlerden birisinde Championship Vinyl adlı bir plak dükkanının sahibidir.

Bu coğrafyalardan çok uzakta İzmir'de veya İstanbul'da bile çekilse olur diyorsunuz filmi seyrettiğinizde. Zaten plaklarla haşır neşir olan herkes filmde kendisinden bir şeyler bulacaktır. Dükkan Amerika ve hatta Avrupa'da görmeye alıştığımız plak dükkanlarından farklı değil. Binlerce plak, karmaşa ve hatta geçmişten gelen kasetler ile dolu. Asıl karakterimiz Rob Gordon mağazasında en az kendisi kadar takıntılı, Dick (Todd Louiso) ve Barry (Jack Black) adlı iki kişiyle çalışıyor. Bu 3 kişi tüm film boyunca albümlerden, müzisyenlerden bahsediyorlar. .Bilmiyorum sizlerin hayatında Top 5 diye bir kavram var mıdır ama örneğin bende var. O yüzden filmi ilk gördüğümde bu adamlarda tam benim kafamdan demiştim. Allah'tan benim çevremde de bu tarz insan çok fazla var. Filmin konusu bizler için gayet iddialı ama filmin oyuncu kadrosununda filmden aşağı kalır bir yanı yok. Rob Gordon karakterini oynayan John Cusack haricinde, hem John Cusack kareşi olduğundan tanıdığımız aynı zamanda Amerika'da oldukça ünlü bir komedyen olan Joan Cusack, Rob'un eski kız arkadaşı Charlie Nicholson'ı oynayan Catherine Zeta-Jones, Marie DeSalle karakterini canlandıran ve ben yaştakilerin The Cosby Show'dan tanıdıkları Lisa Bonet, absürd film Tenacious D in The Pick of Destiny'de dikkatimizi çeken Jack Black, Cadillac Man gibi filmlerden ve Dead Man Walking filmindeki yönetmenliği ile tanıdığımız Tim Robbins ve kendisini oynayan Bruce “Patron” Springsteen filmin oyuncu kadrosunun bir kısmı. Nasıl göz kamaştırıcı bir ekip değil mi?

Stereo Mecmuası Müzik

Film, aslında Rob Gordon (John Cusack) karakterinin kız arkadaşı Laura (Iben Hjejle) ile ayrılması sonucunda yaşananları anlatıyor. Bir anda eski ilişkilerdeki sorunlar, erkeklerin romantizme bakış açısı, evlilik öncesi sorunları, ciddi ilişki sınıfına girmeyen “başka”

35

www.stereomecmuasi.com


tarz kızlarla yaşanan ilişkileri, flashback'ler ile Rob Gordon'un ilk gençliğinden bugüne kadar getiriyor. Filmde biraz erkeklerin ipliği pazara saçılmış gibi bir durum söz konusu. Filmi eşiniz veya kız arkadaşınızla seyrettikten sonra çeşitli konularda beklemediğiniz sorularla karşılaşabilmeniz mümkün. Aman dikkat, boş bulunmayın!

Neyse filmin konusuna çok girerek sizleri bu güzel filmin keyfinden alıkoymak istemem. O yüzden film çekimi sırasında yaşanan ilginç olaylar konusuna bir bakış atalım. Film, Chicago'da önemli müzik noktalarında çekilmiş. The Music Box Theatre, The Rainbow Club, Smith & Wollensky, Double Door, The Green Mill, Strega Nona ve Lounge Ax gibi mekanlar abartısız ve benzerlerine dünyanın her yerinde rastlanabilecek mekanlar. Bu yüzden film çekildiği Chicago kentinden bağımsız oldukça dünyalı bir film. Eminim çoğu mekanın bir benzeri ülkemizin hemen her şehrinde de vardır.

Filmin çekilmesi öncesinde yaşanan en önemli zorluk ise yazar Nick Hornby'nin kitabında yer verdiği albümlerin plaklarının filmde Stereo Mecmuası Müzik

gösterilmesi istenince yaşanmış. Yapımcılar ilk önce bu plakları tek tek toplamak istemişler.

Ama bir çoğunu bulamadıkları gibi bulabildikleri için ise çok ciddi paralar istenmiş. Bunun üzerine yapımcılar çeşitli kolleksiyonler ile plak arşivlerini filmde kullanmak konusunda anlaşmaya çalışmışlar. Fakat bir çok kolleksiyoner kiralama işine bile yanaşmamış. Bunun üzerine yapımcılar anlaşabildikleri kolleksiyonerlerin arşivlerindeki plakların kapakları scan ederek bunları tekrar bastırmışlar ve filmde orijinal plakların scan edilmiş kapakları kullanılmış. Malum biz plakçıların zihniyeti şudur, plak bir arşive bir kere girer ve kendi pikabımızda çalınmak üzere tekrar yerinden çıkar.

Eğer bu film ülkemizde ilgi görseydi neler olabileceğini düşünemiyorum bile. Eğer ki, Issız Adam gibi bir film plaklara olan ilgiyi bu denli arttırıyor ise, High Fidelty, yapım kalitesi, filmin kadrosu, konusu, işleniş tarzı ve ayrıntılar anlamında nasıl bir gürültü kopartırdı düşünmekte zorlanıyorum. Muhtelemen ortalık birbirine girecek idi.

36

www.stereomecmuasi.com


Filmin tedariği ile ilgi bir ufak notu da ekleyeyim bu arada. Filmi tedarik etmek isteyen okuyucularımız bu konuda biraz zorlanabilirler.

filmde öne çıkan şarkılara göz atalım... You're Gonna Miss Me - 13th Floor Elevators Everybody's Gonna Be Happy - The Kinks, I'm Wrong About Everything - John Wesley Harding, Oh! Sweet Nuthin' - The Velvet Underground, Most Of The Time - Bob Dylan, Shipbuilding Elvis Costello & The Attractions, Lo Boob Oscillator – Stereolab, Who Loves The Sun - The Velvet Underground ve I Believe (When I Fall In Love It Will Be Forever) - Stevie Wonder ilk göze batanlar. Bu CD'yi de Amazon.com üzerinden tedarik edebilirsiniz.

Film zamanında Tiglon firması tarafından VCD formatında basılmış. Muhtemelen az basıldığı için filmi büyük müzik marketlerinde bulabilmek imkansız gibi. Promosyon havuzlarında ise belki bulunabilir. Ayrıca arşivi geniş video kulüplerde bulunabilir diye düşünüyorum. Eğer yabancı dil konusunda sorunuz yok ise Amazon.com üzeriden de filmin DVD'sini alabilirsiniz. Film gayet güzel ve eşiniz/nişanlınız/kız arkadaşınızla seyredebileceğiniz kadar keyifli. Plak severlerin zaten seyretmesini tavsiye ederim eminim sizlerde kendi hayatınızdan belli kesitler yaşayacaksınız. Filmi çocukları ile seyretmek isteyen dostlarımız ise, filmin birkaç dakikalık bölümüne sansür uygulayarak seyredebilirler. Çocuklara bazı şeyleri anlatmak zor olduğundan okuyucularımızın absürd sorularla haşır neşir olmasını istemem doğrusu.

Film müzikle o kadar içli dışlı olunca haliyle soundtrack'i de oldukça keyifli olmuş. Muhtelemen filmi seyredenler zaten görüntülerdeki plakları tanıyacaklardır. Ellerinde yoksa almak için araştırmalara girişeceklerine de eminim. Soundtrack filmde çalan müziklerden oluşan bir compilation şeklinde düşünülmüş. Çok da güzel olmuş bence. Bunlar nasıl bir araya gelmiş, olmamış diyebilirsiniz ama filmde inanın hiç göze batmıyor. Hazır bu kadar bahsetmişken,

Stereo Mecmuası Müzik

Filmin HD televizyonlardaki görüntüsü ve çevresel ses konusundaki yorumlarıma gelince, malumunuz bazı dergilerde filmlerden çok üzerinde yazılan çizilen bir konudur bu. Stereo Mecmuası'nda ise prensip olarak bu konularla hiç uğraşmıyoruz. Her şekilde düzgün ve keyifli görüntüler eşliğinde filmi seyredebiliyorsunuz... Sonuçta edinmenizi şiddetle tavsiye ederim Hakan Cez Yazıdaki görüntüler filmin DVD'sinden alınmıştır. Fil konusundaki bilgiler şu sitelerden derlenmiştir; http://en.wikipedia.org www.imdb.com

37

www.stereomecmuasi.com


Frank Zappa Information is not knowledge. Knowledge is not wisdom. Wisdom is not truth. Truth is not beauty. Beauty is not love. Love is not music. Music is THE BEST...” “Haber bilgi değildir. Bilgi bilgelik değildir. Bilgelik gerçek değildir. Gerçek güzellik değildir. Güzellik aşk değildir. Aşk müzik değildir. En iyisi müziktir” cümlesiyle kayıtlara geçmiş olan “sıradışı” müzisyen Frank Zappa’nın yaşamına bir göz atalım istedik.

ABD’ni Baltimore şehrinde doğan Frank Zappa (FZ) Sicilya’da doğmuş bir babayla İtalyan/Fransız karışımı bir annenin en büyük oğlu. İki erkek kardeşi bir de kızkardeşi vardır. Genç FZ oldukça hastalıklı bir çocukluk geçirir: astım, şiddetli kulak ağrıları ve sinüs sorunları ile baş etmek zorundadır. Sinüs sorunlarını tedavi amacıyla burun deliklerine birer adet radyum parçacığı yerleştirilir. Nükleer tıbbın başlangıçları sayılan bu yıllardaki radyasyon tedavilerinin ne denli yan etkileri olduğu henüz tam anlamıyla hesaplanmamıştı. Savunma sanayisinde çalışan matematikçi ve kimyager olan babasının işi dolayısıyla sık sık ikamet adresi değiştirmek zorundadırlar. Babasının çalıştığı

Stereo Mecmuası Müzik

askeri üslerin lojmanlarında oturduklarından, evleri nerede olursa olsun, herhangi bir kaza sonucu meydana gelecek gaz sızıntılarına karşı korunmak için bol miktarda gaz maskeleri bulundurmaktaydılar.

Bu sağlık sorunlarının çok erken yaşta hardal gazına maruz kalmış olmasından kaynaklandığı şüphe edilmektedir. Ailesi 1952’de Kaliforniya’ya göç eder. Ancak burnundaki radyum ve etrafındaki gaz maskeleri genç FZ’yi derinden etkilemiş ve hayatı süresince meydana getireceği eserlerde önemli bir yer tutacaktır. Kaliforniya’da sağlık sorunları yavaş da olsa düzelmeye başlar. FZ ergenliği nispeten erken yaşta yaşar. Akranlarına göre kısa boylu, oldukça esmer tenli, bıyıkları erken terlemiş bir genç. Fobileri, sağlık sıkıntıları, ailesinin sürekli yer değiştirmesi sonucu da pek arkadaş sahibi değildir. Okulda dersler ilgisini çekmez, tek anlaştığı müzik öğretmenleridir. Orta okulda ilk müzik grubuna davulcu olarak katılır. Ailesi de ilk pikaplarını satın alınca haftalığını, hayatı boyunca saklayacağı plak kolleksiyonuna harcamaya başlar. İlk satın

38

www.stereomecmuasi.com


aldıkları R&B (zenci müziği!) tarzında 45’liklerdir. Her türlü sese çok meraklı olmasına karşın davul ve perküsyonlar ilgisini daha fazla çekiyor 12 yaşında büyük orkestra için yazılmış perküsyon partisyonlarını kendi kendine çözmeye çalışır. Bir trampet satın alıp evde çalışmalarına başlar.

Amerikan “Look” dergisinde yayınlanan bir makalede o yılların en meşhur zincir dükkanlarından biri olan Sam Goody’s hakkında övgülü bir şekilde, EMS Recordings tarafından yayınlanmış The Complete works of Edgar Varèse – Volume 1 gibi ticari potansiyeli pek düşük olan plakları bile satabildiklerini okur. Plak kapağındaki Varèse’in resmi aynen “uçuk profesör”e benzediğinden FZ’nın ilgisini çeker. Plakta Ionisation isimli, perküsyon için yazılmış bir eser olması Varèse isminin kafasına kazılması için yeterli olur. Dergide eser hakkında şunlar yazılıdır: garip vurmalı çalgılar sürüsü ve bir takım nahoş seslerin karışımı... Ufak FZ plağın peşine düşer, aramaları bir yılı aşkın sürer ve en sonunda kullanılmış olarak bulur ve bu plak yıllarca sürecek bir Varèse ve modern klasik bestecilerine duyacağı tutkunun başlangıcı olur. FZ gençliğini Varèse, Stravinsky, Bartok ve Webern gibi modern klasikleri dinleyerek geçirse de antenleri etrafında olan bitenlere açıktır. R & B ve doowop gruplarının müzikleriyle beslenir, modern cazı da keyifle dinlemektedir. Stereo Mecmuası Müzik

15 yaşına bastığında annesi FZ’ya doğum günü için nasıl bir armağan istediğini sorar. Cevabı o zamanlar New York’ta yaşayan ve hayranı olduğu Varèse’e şehirlerarası telefon etmek olur. Annesi kompozitör’ün müziğini pek beğenmese de kabul eder. Ancak şanssızlık, FZ telefon ettiğinde Varèse Avrupa’dadır, yerine eşi ile uzun uzun sohbet eder. Eşi de bu genç ile olan konuşmasından etkilenmiş olmalı ki kısa bir zaman sonra FZ Varèse’den bir mektup alır. Bu mektubunda kompozitör genç hayranına ilgisinden ötürü teşekkür ediyor, üzerinde çalıştığı “Déserts” ismini koyduğu bestesi konusunda bilgi veriyor, ve eğer yolu New York’a düşerse kapısının ona açık olduğunu ifade ediyordu. Zappa’lar o yıllarda Kaliforniya’nın Mojave çölüne pek uzak olmayan bir mesafede Lancaster’da oturmaktadırlar. Varèse’in çöller ile ilgili bir beste üzerinde çalışıyor olması FZ’nin merakını daha da pekiştirir. Gerçi New York buluşması hiç bir zaman gerçekleşmez ve Edgar Varèse de 1965’te ölür. FZ mektubu çerçeveletip hayatının sonuna dek duvarında bulundurur. Antelope Valley lisesinde okuyan FZ aynı lisede okuyan Don Vliet ile arkadaş olur. Don Vliet zaman içerisinde Don Van Vliet olacak ama daha çok sahne ismi olan Captain Beefheart olarak tanınacaktır. Dostlukları inişli çıkışlı hatta fırtınalı da olsa ortak ilgi alanları olan müzik ve özellikle R & B sayesinde uzun yıllar sürecek ve iki genç birbirlerinden ciddi şekilde etkileneceklerdir. FZ The Blackouts isimli farklı etnik kökenlerden oluşan elemanlardan kurulu grupta davul

39

www.stereomecmuasi.com


çalmaktadır ancak zaman geçtikçe gitara merak sarıyor ve 1957’de ilk gitarının sahibi oluyor. Johnny “Guitar” Watson, Howlin Wolf ve Clarence “Gatemouth” Brown gibi blues ağırlıklı müzisyenler ilk esin kaynakları olurlar. (FZ 70li ve 80li yıllarda Johnny “Guitar” Watson’a kendi albümlerinde misafir sanatçı olarak yer vermiştir) Aynı grupta, daha sonra FZ’nın kuracağı Mothers of Invention grubunda da çalacak olan Euclid James “Motorhead” Sherwood da yer almaktadır. Popüler müzikler yapan grubundaki çalışmaların yanısıra FZ modern klasik türünde kompozisyon ve düzenleme çalışmalarına hiç ara vermez. Lise son sınıfında okul orkestrası avant-garde sayılabilecek bestesini de seslendirir. Bundan FZ’ni iyi bir öğrenci olduğu fikrini çıkartmayın sakın, aslında son derece haylaz, derslerden sıkılan, ödevlerini yapmayan, sınıfta yaptığı şaklabanlıklarla derslerin huzurunu bozan bir yapıdadır. Babasının işi gereğince ABD içerisinde sıkça şehir-eyalet değiştirmek zorunda olduklarından da başı belaya girmeden okul değiştirmek durumunda oluyordu. Yine de müzik öğretmenlerine olan saygısını 1966’da çıkaracağı Freak Out albümünün kapağında belirtecektir.

1958’de Antelope Valley High School’dan mezun olur, üniversiteye kendi deyimiyle kızlarla ta tanışabilmek için yazılır ancak tek bir dönem dayanabilir (FZ gençliğinde olduğu gibi hayatı boyunca Amerikan eğitim sitemi ve kurumlarıyla yıldızı barışmamış onlara karşı duyduğu nefreti her fırsatını bulduğunda şarkılarında veya söyleşilerinde dile Stereo Mecmuası Müzik

getirmiştir. Kendi çocuklarını da 15 yaşından sonra eğitimlerini devam ettirip ettirmemeleri konusunda özgür bırakmıştır) ve 1959’da aile evinden taşınır. Los Angeles yakınlarına Echo Park’a yerleşir. Üniversite yıllarında tanıştığı Kathryn Sherman ile 1960’ta evlenir. Müzik çalışmalarına aralıksız devam etse de hayatını bir tebrik kartı dizayn eden ajansta çalışarak kazanmaya başlar.

Bu çalışması uzun sürmeyecek ancak “ticari dünya” ile tanışmasını ve en az eğitim dünyası kadar sevmesini sağlar! Türlü türlü işlerde çalışır: reklam firması, vitrin düzenleyicisi, kuyumcuda satış elemanı, tebrik kartı dizaynı hatta kapı kapı dolaşıp Collier’s ansiklopedisi satıcılığı bile yapar. Ancak bu çalışmalar ona göre değildir. Full time müzisyenliğe soyulur. Gündüzleri kendi beste ve arajmanlarıyla ilgilenir, akşamları da barlar ve gece kulüplerinde Blackouts’larla çalışır. 1961’de düşük bütçeli bir film müziği yazma teklifi alır. Gayet başarılı bir iş yapar ve gelir durumunu az da olsa düzeltir. (Bu filmin müziğinde daha sonraki bestelerinde yer alacak birçok temanın tohumlarını atmıştır) FZ’nın başka film müziği çalışmaları da olur, hatta bir tanesini eski bir müzik hocası vesilesiyle alır ama hepsi dar bütçelidir ve fazla para getirmez. Ay sonlarını getirebilmek için de bestelerini farklı sanatçı ve prodüktörlere satar. Bu arada “tanıdık” sanatçı çevresi genişler. Cucamonga’daki Pal

40

www.stereomecmuasi.com


Recording Studio’nun sahibi Paul Buff ile tanışır. Paul aynı zamanda elektronik konusunda oldukça becerikli biri olup ortalama stüdyoların çoğunun mono olduğu o yıllarda kendi imal ettiği 5 kanallı bir kayıt cihazına sahipti. FZ burada çok kanallı kayıt tekniklerini öğrenir, yazdığı besteleri başka icracılara pazarlamaya başlar ve prodüktörlüğe soyunur. Hiç bir ticari başarı elde edemez. Hatta kendi kayıtları yerel plak şirketleri tarafından “hiç bir ticari potansiyel” içermediği gerekçesiyle geri çevrilir. Yıllar içerisinde “ticari potansiyel” FZ’nin yapıtlarında bir leitmotiv gibi tekrar ortaya çıkacaktır.

1964 yılında eşiyle olan sıkıntıları yüzünden evini terkeder ve stüdyoya yerleşir. Motorhead Sherwood da onunla birlikte stüdyoya taşınır. Besteler, arajmanlar, kayıt üstüne kayıtlar, film müzikleri, film projeleri, denemeler, orkestrasyonlar derken günde 12 hatta bazen 18 saate kadar aralıksız çalışır. Bu işkolik çalışma temposu da yaşamının sonuna dek devam ettirecektir. Elde ettiği gelirle Pal stüdyosunu içindeki tüm cihazlarla 1.212 $’a devralır ve ismini Studio Z olarak değiştirir. Eşinden boşanır. Basta Paul Woods, Stereo Mecmuası Müzik

davulda Les Papp, ve kendisi gitarda olmak üzere Muthers adını verdikleri trio ile barlarda çalışır. Studio Z 8040 Archibald Avenue’dedir. Tam karşısında da Holy Roller kilisesi vardır. Mahalle sakinleriyle kiliseye gidenler, stüdyoya giren çıkan uzun saçlı “pisliklerden” nedense rahtsız olurlar.

Kilise önünde dilenen iki beyaz kadın ve bir zenci bebekle bağlantılı olduklarını görürler. FZ onlarla ilgileniyor, yemek veriyor, kötü havalarda içeri alıyor vs. Kiliseye sıkça giden ahlak timsali birileri fuhuş yuvası Studyo Z’yi yerel polise şikayet eder. Birkaç gün üncesinde de yerel bir gazetede FZ hakkında “Movie King of Cucamonga” başlıklı bir makale yayınlanır. İki olayı birbirine bağlayan aklıevvel Detektif Willis hemen bu işin içide porno olduğundan şüphelenir ve sahte bir kimlikle FZ’dan bir porno film için belli sevişme seslerini (yıllar sonra yayınlayacağı Zoot Allures LP’sindeki bazı sesler belki bu açıklamadan sonra daha iyi anlaşılır) içeren bir ses bantı sipariş eder. 100 $’a anlaşırlar. Kayıt anında bol gazetecili, polisli, flaşlı baskın uygulanır. Stüdyo darmadağan edilir, cihazlar zarar görür, tüm çalışmalara el konulur ve FZ tutuklanır. 6 ay hapis cezasına mahkum edilir. İlk vukuatı olduğu için 10 günle kurtulur ama izleri silinmeyecek ciddi de bir travma geçirmiştir... Tüm bu aksaklıklara rağmen FZ yılmaz, aksine çalışmalarında daha da ağırlık verir ama polislerin elinde kalmış olan 50 kadar saatlik bantlarının iade edilmemesini kolayca hazmedemez. Bir gün, daha önce Pal Studio’da onun için kayıtlar gerçekleştirmiş olduğu şarkıcı Ray Collins’den, The Soul Giants adlı R&B grubundan ayrılan gitarcılarının yerine geçmesi için bir teklif alır.

41

www.stereomecmuasi.com


Grubun lideri saksafoncu Davey Coronado’dur. Basta Meksika kökenli Roy Estrada, davulda ise Cherokee kızılderilisi olan Jimmy Carl Black vardır. FZ kabul eder. Bu etnik karışım içinde kendini rahat hisseder ve zamanla grubun liderliğini üstlenir. FZ kendi bestelerini icra edecek grubu bulmuştur. Anneler gününde isimlerini doğal olarak The Mothers olarak değiştirirler. Ağırlığını koydukça sıkıntılar başlar ve lidey Davey Coronado bir bowling salonunda çalışmak üzere grubu terkeder. Beatles’ın ABD’yi kasıp kavurduğu sırada R & B çalmak iflasa götürecek için doğru yoldu.

Ancak inatçı FZ baş koyduğu yoldan bir kez daha ayrılmayacaktır. Tesadüfen bir gün radyoda Bob Dylan’ın Like a Rolling Stone’unu dinler. Çok etkilenir. Genel modaya bu denli aykırı olan bir parçanın radyoda çalınması kendisini cesaretlendirir. (Yıllar sonra da Sheik Yerbouti albümünün Flakes isimli parçasında Bob Dylan’a selamını/saygısını iletecektir) Bestelerine ve grubunun icrasına güvenen FZ müziğinin radyoda çalınabilmesi için bir pazarlama taktiği geliştirmesinin gerektiğine inanmaktadır. Reklama ihtiyaçları olduğunu düşünür ve bir menecer armaya konulur, yolları Herb Cohen ile kesişir. Herb Cohen bu işin yabancısı değil, Doğudan Batı yakasına dek sanatçı çevresini iyi bilen, Odetta, Pete Seeger ve Weavers gibi “meşhurları” McCarthy döneminde komünist

Stereo Mecmuası Müzik

yakıştırmalarıyla FBI tarafından takibe alınmalarına dek temsil etmiş olan deneyimli, ve Sunset Strip’te Unicorn adlı bir kulübün de sahibiydi. Kulübünde Sonny Terry ve Brownie McGhee gibi isimlere yer veriyor, Avusturyalı şarkıcı Theodore Bikel (200 Motels filminde de yer alacaktır) ve Judy Henske’nin de menajerliğini yapmıştır. İlk plak kontratları uzakta değildir ancak bunun için MGM Records’un prodüktörlerinden Tom Wilson’un işe karışması gerekecektir. Tom Wilson için ufak bir parantez açalım: Harvard’ın ilk zenci mezunlarındandır, 1954, ekonomi. 1958’de Cecil Taylor ile John Coltrane’i (Coltrane Time) bir araya getiren kişi olarak bilinir. Simon & Garfunkel, Country Joe & The Fish, Animals, Bob Dylan, Richie Havens, Velvet Underground gibi ünlülerin prodüktörü olmasına karşın sürekli yeni gençler arayışında her gece, bardan bara koşmaktadır. Los Angeles’ta Mothers’ın performansına denk gelir, hemen kontratı imzalatmak istese de şirketi Mothers isimli bir grubu (motherfuckers’ın kısaltılmışı olmasından ötürü) kabul etmez ve MGM’in baskısı sonucu isimlerini Mothers of Invention olarak değiştirirler. Kontrat MGM’in yan dalı olan ve özellikle 1940 ve 50’lerde caz kayıtlarıyla ünlü olan Verve şirketi ile imzalanır. Derhal, daha sonra Freak Out ismini alacak olan, iki plaklık kayıtlara geçilir. Takım şunlardan oluşur: Eski Soul Giants’cılar Collins, Estrada ve Black + gitarcı Elliott Ingber (ki daha sonraları Winged Eel Fingerling ismi altında Captain Beefheart ile de çalışacaktır) + FZ. Bruno Kaynakça: -Ben Watson – Frank Dialectics of Poodle Play

Zappa’s

Negative

-Frank Zappa & Peter Occhiogrosso – The Real Frank Zappa Book -Alain Dister - Frank Zappa & the Mothers of Invention -Wikipedia

42

www.stereomecmuasi.com


Stereo Mecmuas覺 M羹zik

43

www.stereomecmuasi.com


Müzik Özel Sayısının Ardından Sanırım bu sayımız ülkemiz için de bir ilk oldu. Aslında yurt dışında büyük dergilerin bir kısmı senenin belli dönemlerinde tamamen müziğe ayrılmış özel sayılar çıkartıyorlar ama ülkemizde bu tarz bir şeyin muhtemelen ilk kez yapıldığını düşünüyorum. Dergi sizlere ulaşmadan önce derginin her bölümünü tekrar gözden geçirdim ve açıkçası emeği geçen herkes ile gurur duydum. İmece usulü ile yine oldukça farklı bir sayı hazırlamayı başarmışız. Umuyorum sizlerde beğeneceksiniz. Bugün ülkemizde büyük gürültülerle iddialı bir şekilde yayına başlayan dergilerden tutun, yayındaki bir çok hifi ve teknoloji konulu dergi nedense müziği pas geçiyorlar. Ama müzik ile hifi birbirinden ayrılmaz ve birbirlerini tamamlayan iki vazgeçilmez! Bir hifi ve teknoloji dergisi, sitesi ve başka dijital platformların sadece “alet edevata” yer vererek müziğe yer vermemelerini oldukça ilginç buluyorum.

Ülkemizde çok iyi müzik dergileri var. Hatta belli konularda yayın yapan benimde keyifle okuduğum üst düzey dergilerde var. Bu dergileri bir kenara bırakırsak standart dergilerde özel baskı plaklara, özel albümlere yer verilmesini beklememek gerekir. Popüler kültüre hizmet veren bu yayınların her biri oldukça yüksek fiyat etiketlerine sahip albümleri tanıtması pek mümkün değil. Bu durumda geriye sadece üst düzey müzik dergileri ve hifi dergileri kalıyor.

Stereo Mecmuası Müzik

Bahsettiğim müzik dergilerine bu konuda haklarını teslim edelim. Ayrıca ekleyelim, lütfen bu dergileri satın alarak onlara destek olunuz. Ama hifi dergilerinde durum hiç iç açıcı değil. Stereo Mecmuası'nı hazırlayan gönüllü ekip olarak bizler müzik dinlemekten büyük keyif alan insanlarız. Bu yüzden kimsenin desteği olmadan canımızın istediği albümü alıp istediğimiz gibi yorum yapabilme şansına sahibiz. Okuyucularımızı bilgilendirmek amacı ile yazayım, normal koşullarda dergilerin inceleyeceği albümler genelde plak şirketleri tarafından gönderilir. Biz bu sistemin oldukça dışındayız. Her yazar kendi arşivi için ve kendi müzik zevki doğrultusunda alışveriş yapıyor ve faturasını kendi cebinden ödüyor. Müzik dinlemeyi sevdiğimizden bu durum hiç önemli değil. Dergi olsa da olmasa da, zaten bu albümler alınıyordu, alınmaya da devam edecek. Örneğin bu sayfadaki resimler bu ay ki sayımızda benim incelediğim albümlerden oluşuyor. Aslında daha dinleyip yorumlarını yazmayıp gelecek sayıya kalan bir sürü plak ve CD'de var. Emin olun ki, ilk günden bugüne incelenen tüm albümler, her yazarın kendi arşivinden veya o ay satın alınmış albümlerdir. Bu sayede okuyucularımızın merak ettiği bir soruyu da aydınlatmış oldum. Gelecek ay, standart Stereo Mecmuası'nda tekrar buluşana kadar şimdilik hoşçakalın... Hakan Cezayirli

44

www.stereomecmuasi.com


stereo mecmuası müzik özel sayısı 1 dergi ve web sitesi ekibi: yazıları ile dergimizi zenginleştirenler:

gökhan, gür

tolga

bruno, bülent şaman, hakan cezayirli,

seçil, tolga, vefa çiftçioğlu

Stereo Mecmuası Müzik

ve

45

ve

yasar

www.stereomecmuasi.com