Page 1

Kadın-Moda ve Yaşamın Yeni Yüzü

Nisan 2013 Sayı : 01 ISSN 2147-7418 9 772147 741009


2


3


Küçük Bebek Caddesi’nde, kılı kırk yararak dekore edilmiş ütopik atmosferi ile damak çatlatan lezzetleri ve sizi kendi içinizde derin bir yolculuğa çıkaracak ‘kırık plak’ tadındaki müzikleri ile.... İstanbul’da ‘kırk yılda bir gibi’ bir

“MAHALLE BARI”

Küçük bebek cadddesi No: 4/A Bebek İstanbul Tel: 0 212 265 25 56


DUNYA JET-SETİNİN YENİ GÖZDESİ

GENÇLİK SARMALI ; HELİX-D SERUM Ünlü Amerikalı Doktor Lou Rinaldi tarafından geliştirilen yeni kırışıklık giderici serum, Türkiye’de eczanelerde satışa sunuldu.Çok yeni ve farklı bir teknoloji içeren HELİX –D Yüz ve Göz serumu ,uluslararası araştırma laboratuarlarında çalışan çok sayıdaki bilim adamının yer aldığı bir ekip tarafından ABD’de geliştirildi.

İÇİNDEN IŞIK GEÇEN SERUM

HELİX SARMALI..

Helix-D, yüksek teknolojiyle üretilen ve cilt bakımının geleceğini günümüze taşıyan yeni nesil bir anti-aging çözümü sunuyor..Serumun en önemli özelliği,etken maddesi peptidleri ayrı ayrı, içerisindeki sarmalada muhafaza ederken,tam kullanım anında birleştirmesi..Böylece içerik etkiniğini uzun süre yitirmiyor ve kullanım anında maksimum etki sağlıyor.

Helix-D’nin seçkinlikle bilimi birleştiren teknolojisi görünümüne de yansıyor. Helix-D şişesinde görülen şeffaf renkli “Helix-D bazı” ile spiral şekilli “Helix-D matriksi” etkileşime geçerek , birbirinin etkinliğini arttırıyor. Dünya jet-setinin yeni gözdesi olan bu serumun sahip olduğu en önemli yeniliklerden biri de emilim teknolojisi..Helix_D serumun içeriğindeki aktif maddeler, hedeflenen cilt katmanlarına hızla ve yeterli miktarda ulaşıyor.Helix-D güçlü antioksidan etkisi, uzun süreli nemlendirici özelliği ve içerdiği özel peptidler ile cildi gençleştirmeyi, rafine etmeyi hedefliyor. ABD’de piyasaya çıktığı andan itibaren ünlü kullanıcıları ile adından sıkça söz ettiren serum,

Türkiye’de sadece eczanelerde bulunuyor.

www.helix-d.com.tr


Nisan 2013 12


13


İçindekiler

Merve Hasman “Bir”

Bay J ı-ıh

Sevda Tezol Stiletto Erkekler ve Lumberjackler

Tuba Benian Kışın Ardından

Zamansız İkonlar

Özgürlüğün Çağrısı

14

78

Oceanis 55

Kapak İpek Tuzcuoğlu

Sanat ve Etkinlikler

28 38 42 76 88 118 140


Moda’nın Yaramaz Çocuğu

Röportaj YAYINCI LATA BASIN YAYIN FİLM REKLAMCILIK İTH. İHR. TİC. VE LTD. ŞTİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Lale Antitoros ( lale@stiletto.tc ) YAYIN KOORDİNATÖRÜ Duygu Ela Erdoğan (duyguela@stiletto.tc) GENEL KOORDİNATÖR Renan Kaleli ( renan@stiletto.tc ) GÖRSEL YÖNETMEN VE GRAFİK TASARIM Ersin Yıldırım ( ersin@stiletto.tc )

102

30

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Bahar Susup ( bahar@stiletto.tc ) FOTOĞRAF DİREKTÖRÜ Merve Hasman ( merve@stiletto.tc ) MODA EDİTÖRÜ Tuba Benian ( tuba@stiletto.tc )

Redd

Tom Ford

GÜZELLİK EDİTÖRÜ Melis İlkkılıç ( melis@stiletto.tc )

Moda

REKLAM PAZARLAMA Duygu Sağlam ( duygu@stiletto.tc ) YAZARLAR Merve Hasman Bay J Murat Tavlı Renan Kaleli Duygu Ela Erdoğan Sevda Tezol Tuba Benian Melis İlkkılıç Sinan Hızalan Sezgi Beşler KATKIDA BULUNANLAR Özlem Erçağlar - Can Gürcan Gülistan Tatar - Çiğdem Aldatmaz Umut Deniztekin - Başak Kocaoğlu Derin Tırnaklı HUKUK DANIŞMANI Nilhan Antitoros Tunç MALİ MÜŞAVİR ve FİNANS MÜDÜRÜ Serra Aytaç

55

YÖNETİM YERİ Nevvar Salih İşgören Cad. No:1/4 Daire:4 Alsancak/İZMİR Tel/Fax: 0232 4212861 STILETTO ABONE HİZMETLERİ Müşteri Hizmetleri : abone@stiletto.tc

Görsel Şölen

BASKI Gülermat Matbaacılık Meriç Mah. 5619 sk. No.6 Çamdibi-Bornova/ İZMİR Tel: 0232 433 61 33 Fax: 0232 433 65 97

Stiletto Güzellik

122

DAĞITIM Dünya Süper Dağıtım Tic. San. A.Ş Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın BASKI TARİHİ 02 Nisan 2013

15


Murat Tavlı

Sinan Hızalan

Biz O’nu Şehzade olarak kabullendik bir kere.

Kendisi gibi karizmatik tasarımlara imza atan mimarımız!

Renan Kaleli

Aklını kullanmayı seven, ender adamlardan...

Merve Hasman

Fotoğraf makinesini konuşturan kadın...

Melis İlkkılıç Makyaj deyince.

Levent Çeviker Kitapların içinde kaybolmaya razı.

16


Sezgi Beşer

Elindeki sihirli değnekle mi tasarlıyor o ayakkabıları diye merak içindeyiz! 2iki’nin yaratıcısı.

Tuba Benian

Tasarımlarına, kişisel enerjisini yansıtmakla meşgul...

BayJ

Yetenekleri malum. Fazla söze ne hacet?

Sevda Tezol

“Deliliğin kafasına vurmak” O’ndan geçiyor.

Duygu Ela Erdoğan

“İyi ki varsın” demenin en içten hali...

17


edito Hayal etmedik... İnandık Stiletto, kadınların en büyük aşkı! İsminden de anlaşılacağı üzere Kadın, Moda ve Yaşam üzerine konuların yer aldığı bir dergi ile buluşuyoruz sizlerle. İstanbul ve İzmir’de bulunan iki ekip tarafından hazırlanan dergimizin projesi, aylar öncesinden yazılmıştı. Bu yola hayal ederek değil, inanarak çıktık... En çok da samimiyetimize güvendik. Bu süreçte yanımızda olup, bize destek veren dostlarımızın olması, ne kadar şanslı olduğumuzu bir kez daha kanıtladı. Editör yazımda dergimizi övmek ve bolca içeriğinden bahsetmek, bana pek samimi gelmiyor. Sonuçta buna karar verecek olan kitlenin okuyucularımız olduğuna inanıyorum. Tasarıma meraklı bir ekibiz, doğal olarak bu merakımızın sayfalarımıza yansıdığını tahmin ediyorsunuzdur.

Genel Yayın Yönetmeni

Lale Antitoros

Yazarlarımız... Yazarlarımızın bizim için çok kıymetli olduğunu söylemek zorundayım. Hepsi kendi sektörlerinde çok iyi bilinen ve başarılara imza atmış kişiler. Her birinin dergimizde yer almasından ne kadar mutlu olduğumuzu anlatmama gerek yok sanırım. İlk kapak çekimimizi bir süredir gözlerden uzak olan sevgili İpek Tuzcuoğlu ile yaptık. Yoğun set programı olmasına rağmen, bizi kırmayıp bir gününü çekime ayırdı. Kadraja sert bakışları olmasına rağmen, samimiyeti ve içtenliğiyle tam bir ironi oluşturduğunu söylemeliyim. Günün en keyifli anı çekim bittiğinde, stüdyodan herkesin mutlu ayrılmasıydı.

Sizlerle buluştuğumuz ilk sayımızda, şu anda STILETTO okuyan her bir okuyucumuza, içten sevgilerimle... 18


Not Defteri Clinique Online Satış

Clinique Türkiye, clinique.com.tr üzerinden online satış dönemine geçti. Yapacağınız alışverişlerde ücretsiz kargo imkanı ve tüm siparişlerde 2 adet deneme boy ürün de hediye süpriziyle birlikte, bu sezon yepyeni ürünlerin, sadece online alışverişe özel kampanyaların keyfini çıkarabileceksiniz.

Magnum’un yeni yüzü

Orlando Bloom

Magnum, dünyaca ünlü Hollywood yıldızı Orlando Bloom yeni reklam kampanyası için anlaştı. Orlando Bloom’un oynayacağı reklam filmleri Haziran’da yayına girecek. Reklam kampanyasının çekimleri Ömer Faruk Sorak tarafından yapılırken, kampanyanın fotoğrafları ise Nihat Odabaşı’nın objektifinden yansıyacak. Kampanya boyunca moda danışmanı ise Özgür Masur olacak. Orlando Bloom, reklam filminin yanı sıra Magnum’un dij ital projelerinde de yer alacak.

20

Branford Marsalis & Joey Calderazzo Duo

The Marmara’dan Paskalya Surprizi

The Marmara Antalya, paskalya döneminde misafirlerini çok özel koşullarda ağırlamaya hazırlanıyor. Tuti Restaurant’da açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği, superior deniz manzaralı odalarda konaklama, hoş geldiniz içeceği, çift yön hava alanı transferi ve daha birçok avantaj The Marmara Antalya’nın paskalya paketinde bir arada sunuluyor. The Marmara Taksim’de paskalya rengarenk yumurtalar ve çikolatalar ile kutlanıyor. The Marmara Antalya, paskalya dönemi için cazip bir paket hazırladı. Paskalya dönemini Antalya’nın muhteşem atmosferi içinde dinlenerek değerlendirmek isteyenleri, The Marmara Antalya’nın paskalya paketinde sunduğu cazip avantajlar bekliyor.    The Marmara Antalya paskalya paketinin ücreti ; kişi başı üç gece 690 TL/ 295 Euro

Günümüzün en saygın caz sanatçılarından, Amerikalı saksafon virtüözü ve besteci Branford Marsalis, uzun yıllardır birlikte çalıştığı usta caz piyanisti Joey Calderazzo ile birlikte iki gece üst üste Salon’un konuğu oluyor. İkili, birlikte kaydettikleri Songs of Mirth and Melancholy (2011) adlı ilk albümlerinin ardından Toronto Caz Festivali’nde unutulmaz bir performansa imza attı. Şimdi de, olağanüstü müzikal birikimlerini İstanbullu müzikseverlerle paylaşmaya hazırlanıyorlar. Tarihler 15 Nisan 2013 Pazartesi 16 Nisan 2013 Salı Saat: 21:30


Not Defteri

RITA ORA SUPERGA’NIN YENİ YÜZÜ!

Superga İlkbahar / Yaz 2013 kampanyası yüzü olarak, İngiliz Superstar Rita Ora’yı seçti. Markanın geçen yılki yüzü Alexa Chung, Rita’nın yaratıcı yönü, stil sahibi ve ikonik görüntüleriyle, markanın böyle yetenekli biriyle yola devam edeceğinden mutlu olduğunu belirtti. Rita markanın yeni İlkbahar / Yaz 2013 koleksiyonunu, kendi tarzını da içeren özel bir çekim yaparak tanıttı.

4 Element ve Beyoncé Bu sene yaza iddialı giren H&M’in 2013 reklam yüzü ikonik sembol Beyoncé oldu. Kampanyanın konsepti temelde, aynı anda zıt duygular taşıyan kadın doğasını yansıtan 4 element: Ateş, su, toprak ve rüzgarın bir araya gelişini anlatıyor. Şimdilik tek bir karesine erişebildiğimiz, Mayıs’tan itibaren tamamını görebileceğimiz kampanya çekiminin fotoğrafçıları Inez Van Lamsweerde ve Vinoodh Matadin.

STIL IKONU OLMAYA DEVAM

Barbie Bebek ilk çıkını, 1959’da siyah-beyaz bir mayoyla yaparak, önlenemez yükselişinin müjdesini vermişti. 50 yıldan fazladır kimseye tacını devretmeyen ünlü bebek, moda ikonu olmaya, bir kez daha siyah-beyaz boncuk işlemeli, Linda Kyaw imzalı gece elbisesiyle devam ediyor.

22

Marc Jacobs-Diet Cola işbirliği MARC JACOBS Diet Cola’nın 30.yıl kampanyasında kreatif direktörlüğünü üstlendi. Daha önce Karl Lagerfeld ve Jean Paul Gaultier tasarımlarıyla süslenen diet cola şişeleri bu kez, Jacobs marka “şık ve kaygısız” bir konseptle karşımıza çıkıyor. Marc Jacobs, Diet Cola’nın kreatif direktörü olmaktan çok mutlu olduğunu ve Diet Cola simgesinin, 30.yıl kampanyasını tasarımlarıyla ayrıcalıklı hale getireceğini söyledi.


LONDON fashion week

24

Cesur parรงalar ve eklektik stillerle Londra Fashion Week street style podyumlar kadar renkliydi.


GALERI NUR


PARİS fashion week

26

Paris Fashion Week, parizyen şıklığı modern parçalarla birleştiren, kült ama yenilikçi tarzlara sahne oldu.


MİLANO fashion week

28

Modanın kalbinin attığı Milano sokakları Fashion Week boyunca ilham verici stillerle göz doldurdu.


29

www.3elma.com.tr


Bir Rahmetli dedemin hediye getirdiği, çilekli sakızları avuçladığım günler kadar mutluyum. Hayattan bir haber, tek beklediğim onlardı güneyden. Tek kavuşmak istediğim. Sen gibi! Fırtına sonrası sabahı 5.30 suları çarşaf gibi o denizde sabaha uyanmak gibi. Ve gözünü açar açmaz balıklama atlaman gibi. Uyanabilmek için bir telaş, buz gibi suya kendini teslim etmen gibi. İşte ben de tam öyle yaptım. Sonra geldim tuzlu tuzlu oturdum yanıbaşına. Sen uzun uzun baktın bana... Bende sırılsıklam aşık oldum sana. Kimseler duymasın ama, ben seni bu hayatta kalmayı istediğim kadar istiyorum. Şimdi birtek martılar uçsun üzerimizden.

30

Yazan :Merve Hasman


FotoÄ&#x;raf : Merve Hasman

31


MODA DÜNYASININ YARAMAZ ÇOCUĞU

TOM FORD 32

Bir çift ayakkabı, moda sevdası, çalışmak, oyunu kurallarına göre oynamak... Merdivenleri yavaş yavaş tırmanırken hayatının merkezinde hep bunlar vardı. Şimdi oturduğu tahtından, moda dünyasının zirvesinde olmanın keyfini sürüyor...


Son yılların dahi tasarımcısı olan Tom Ford denince akan sular duruyor. Dünya starları, her sezon onun tasarımlarını büyük bir merakla bekliyor. 1962 Teksas doğumlu Ford’un bugünlere gelmesi pek de kolay olmadı. Aslında dahi bir tasarımcı olacağı çocukluğundan belliydi. Annesinin renkli giyim tarzı ve ona her zaman iyi giyinmesi gerektiğine dair verdiği öğütler, giyim tarzının oluşmasında da öncülük etti. Kötü giyinmenin insanlara saygısızlık olacağına inandırılan Ford, iyi giyinmenin önemini ve endişesini çocukluğu boyunca

taşıdı. Bir çift Gucci loafers ise hayatının dönüm noktası oldu. 12 yaşında ailesinin hediye ettiği ayakkabılar ile Gucci arasındaki ilk vazgeçilmez gönül bağı, böylece oluşmuştu. İleride Gucci’nin baş tasarımcısı olacağını henüz bilmiyordu...

Parsons School of Design

Sanat Tarihi okumak üzere 17 yaşında New York’a gitti. Fakat sanat tarihi okumak Ford’u mutlu etmedi. Yakışıklılığıyla dikkat çekti ve televizyon reklamlarında bir süre rol aldı.

Baktı ki istediği bu da değil, Parsons School of Design’da mimarlık okumaya karar verdi. Son senesinde ani bir kararla moda okumaya başladı. Zamanla, kararının ne kadar doğru olduğunu anladı. Moda tasarımcısı olacaktı. Mezuniyetinin ardından inadı ve ısrarları işe yaradı. Tom Ford artık Cathy Hardwick’in asistanıydı. Cathy O’ndaki ışığı görmüştü. Ford’un ne kadar zeki olduğunun farkındaydı. Başarı basamaklarını tırmanmaya başlamıştı. 1988’de Perry Ellis’in yanında çalışmaya başladı. Artık Amerika’da yapacağı

33


pek bir şey kalmamıştı.

Gucci’nin Yıldızı

Tom Ford 1990 yılında Gucci’nin baş tasarımcısı olarak çalışmaya başladı. O yıllarda lüksün ve statünün uzağında olan Gucci, Ford’un gelmesiyle evrim geçirdi denebilir. Değişim işe yaradı ve Madonna’nın MTV Müzik Ödüllerinde giydiği Gucci tasarımı uzun süre konuşuldu. Tom Ford, artık yalnızca Gucci’nin değil, moda dünyasının yıldızı olmuştu. 2000 yılında YSL’e geçen Gucci ile birlikte Ford da YSL için çalışmaya başladı. 2004 yılındaki istifasından sonra, 2 yıl suskun kaldı. Kendi markasını yarattı.

Marka Olma Zamanı

Önce gözlükleri ve parfümleriyle adından söz ettirdi. Daha sonra yaptığı erkek kreasyonlarıyla tüm moda dünyasının dikkatini üzerine çekti. Tartışılmaz yeteneği ve tarzı, O’nu James Bond’u giydirmeye kadar gitti. Uykusunda bile çalışan bir adam olduğunu söyleyen Ford, hiç kuşkusuz ki, bu başarısını çok çalışmaya borçlu. Not defteriyle uyuduğunu söylersek daha açıklayıcı olabilir bu durum. Tom Ford markasının kışkırtıcı cinsellik teması ön planda oldu hep. Reklamlarında kullandığı cinsellik unsurları tepkilere yol açtığı kadar herkes tarafından da konuşuldu. Kendi reklamlarının yıldızı olmayı da ihmal etmedi. Konuşulmaya da devam edecek gibi gözüküyor. Tom Ford artık kendi adını taşıyan parfüm, gözlük, kozmetik ve kreasyonlarıyla moda dünyasının yaramaz çocuğu olarak zirvede yer almayı sonuna kadar hak ediyor.

34


Dekorasyon

bir mimarın

HİKAYESİ

Bu yazımda sizlerle Sinan Hızalan’ın yaşadığı hayatta tasarımın, hayatına etkileri ve aynı zamanda neden, nasıl etkilendiğinin hikayesini anlatmak istiyorum. 36

Ayırmaya çalıştım aslında, tasarım yaparken neden nasıl etkilendiğimi, ancak gördüm ki ayırmak mümkün olmuyor. Bu durum sabah gözünü açtığın andan, akşam yatağa girene

kadar devam ediyor. Yaşamak gerekiyor, her anını hissetmek, onunla oynamak, onun seni beslemesine, senin onunla beslenmene olanak tanımak gerekiyor.


Zihin açık olduğu sürece içine dolacak görselleri tespit edemiyorsun, bu kısmı epey keyifli, ancak malum bir süre sonra beyin ve seçicilik bir sistem içinde çalışmaya başlayınca keyif daha

da artıyor, bilgisayarın yaptığı ayırımlar gibi, düşünsel bazda ise yarayan ya da yaramayan, siyah ile beyaz gibi ayrılmaya başlıyor veriler, İşte keyif o zaman artarak ivmeleniyor.

Renkler, formlar, dokular hepsi bir puzzle’ın parçalarıymışçasına uçuşmaya, ait olduğu en uygun yeri bulmaya çalışıyor. Bu birbirinden önemli üçlü en uygun kombinasyonu bulduğunda, sirenin kırmızı ışığı

37


Dekorasyon

yanıyor. İşte keyif burada başlıyor. Bu arayış halinde, bir mekana girdiğinizde, hissetmeye başladığınız mekan balıkçı sığınağından tutun da, sanat galerisini de içine alan geniş bir yelpaze içinde olabiliyor. Her noktasında başka bir vurgu oluyor. Çakılan bir adet çivinin dışarıda kalan, paslanan başından tutun da, balıkçının an içindeki ruh hali ile savurarak astığı ağı dahil. İşte olay burada detay kazanmaya başlıyor. Hayaller burada, zihin içerisindeki işlevine başlayarak başka bir farklı dünya içine giriyorsunuz. Her şey ama her şey sizin o an zihninizde yaşamaya başladıklarınızla ilerliyor. Elemeye başlıyorsunuz, aklınızda oluşturduğunuz, yakalamak istediğiniz görsel için önümüzdeki databanktan tüm bilgileri kullanmaya başlıyorsunuz... Sizin için aldım dediğiniz anda,

ofise geçiyor heyecan içinde karalamaya başlıyorsunuz. Bir daha, bir daha. Bir ara vermek gerekiyor, karalanan her şey, yeni dökülmüş toprağın zamanla sıkılaşarak oturması gibi, gereksinim görülecek ya da görülmeyecek tüm detayları ortada bırakıyor, gereksiz ve geride kalan herşey gözünüzün göremeyeceği şekilde yok oluyor. İşte o zaman üzerine ekleme yapma vakti geldi demektir. Hem de tam sırasıdır, ancak hikaye bununla sınırlı değildir, daha etekten dökülecek çok taş var demektir. Bu çalışma itina gösterilerek bir kaç kez daha uygulanacak, ruh verilecek ve sonra tekrar nadasa bırakılacaktır. Sonra tekrar başına oturulur ve sonra tekrar, bir daha nadasa bırakılır. Bu işlem böyle birkaç kez uygulandıktan sonra omurga ortaya çıkmıştır. Artık uyum arayışı safhasındadır. Zamanı gelmiştir. Renkler, hisler ve karakter işin içine girmeye başlayacaktır. İşte artık sadece siz baktığınızda değil, bakmak ve görmek isteyen herkesin baktığında görebileceği bir şey vardır ortada. Bu yolculuğun kısa hikayesi işte böyle, bir sonraki yazımda sizlerle detaylara parmak basarak bizselleştirmek üzere.

Yazan : Sinan Hızalan 38


39


ı-ıh

Burada çoğunlukla 42 senelik pek de mütevazi sayılamayacak hayatımda edindiğim tecrübeleri paylaşacağım ve hemen “Aman ya adamın biri daha kadın erkek ilişkileri hakkında ahkam kesecek, sıkıcı” diye düşünmeyin ben bir ilişki bağımlısıyım. Günümün büyük bölümü bu güne kadar yaşadığım ilişkileri, nasıl başladıklarını, nasıl sona erdiklerini, şu anki ilişkimin yaşadığım tecrübelerden bir farkı olup olmadığını sorgulamakla geçiyor.

Hey!!! Siz gereğinden fazla şanslı insanlar, Bay J denen radyo fenomeninin ilk yazarlık tecrübesini deneyimleyeceksiniz. 40

Kötü veya maço bir erkek değilim yani aslında kocaman kıllı bir adam olmam ve kadınlardan hoşlanmam dışında erkek demeye bin şahit ister. 10 sene süren evliliğimde de erkek olmaktan çok etrafta dolanan erkek anatomisinde bir nötr canlı türü gibiydim... Buna rağmen yine evlenmeyi planlıyorum. Ama her seferinde aynı şey oluyor... Yani birkaç ay kız arkadaşınız olmuyor sonra bir kız buluyorsunuz, mutluluktan çenenize ve salyanıza hakim olamıyorsunuz, sonra birkaç hafta geçiyor ve tipik kadın


erkek huysuzlukları başlıyor ve içinizden şöyle diyorsunuz: Lanet olsun yine mi? bu defa olmasın lütfen... Ve bakın hanımlar, erkekler domuzdur, duygusuzdurlar, cinsellik için duygusal bir kıvılcım aramazlar gibi düşünceler var kafanızda, biliyorum olduğunu... Dalga mı geçiyorsunuz? Eğer biz erkekler cinsellik için kadınların keyfini bekleseydik, dünyanın devamını sağlamak ancak mucize eseri olurdu. 24 saat istekli ve hazır olma durumumuz bugün dünyada kadın erkek ilişkilerinin devamını sağlayan unsur. Bizim de sizin gibi olduğumuzu düşünsenize. “Ay bilmiyorum, istemiyorum galiba”, “Dur dur Muhteşem Yüzyıl başladı”. Biz 24 saat hazır olarak size bir iyilik yapıyoruz! Bakın, erkeklerin cinselliğe kadınlar gibi yaklaştığını düşünün. Varsayalım evliyim, işten eve geliyorum, karım diyor ki: “Bay J, yumurtluyorum 3 saat içinde sevişmemiz gerekiyor.” Ben şöyleyim, “Ya moralim bozuk. Tek istediğim Coldplay’in son albümünü dinleyip bir kutu çikolata yemek.” Uzun süren tüm ilişkilerimde zamanımın büyük kısmı seks için yalvararak geçti. Vatana millete çok daha büyük hizmetlerim olabilirdi ama olamadı çünkü yoğundum, yalvarmakla meşguldüm. Ve biz erkekler kadınların bize kendilerini tanıttığı şekilde kabul ediyoruz onları. Duygusal canlılar, duygusal gelgit yaşadıkları zaman cinsel ıvır zıvıra konsantre olamadıklarını biliyoruz. Anlayış gösteriyoruz, bir sonraki seferi bekliyoruz sabırla, onları

üzmemek için kendimize alternatifler yaratmaya çalışıyoruz vesaire... Ne?... Ne var? Maket uçak filan yapmak gibi aklımızı başka yerlere alacak bir şeylerden bahsediyorum. Haaa buraya kadar problem yok. Ondan sonra bir gün tesadüfen büyük bir şanssızlık eseri ben “Hayır” diyeyim... Aman efendim tantanayı görün: “Ne demek hayır!? Beni aldatıyor musun? Bay J, yemin ediyorum hayatında biri var!” Bak, bana söyleme şekline bak, sanki beni uyarıyor dikkatli olayım diye: “Bay J, gözünü dört aç biri var hayatında Allah canımı almasın” gibi. Hani “Arkanda biri var dikkat et ” der gibi. Bir keresinde, bir sevgilim, bir hafta boyunca ona seks için yalvarmadığımda ne dedi bana biliyor musunuz? “Gay mi oldun?” Gay filan olmadım. Bir seçim olduğunu düşünmüyorum, içinden gelecek. Acı eşiğim düşüktür zaten. Sakın bir bağımlılık veya takıntı olduğunu düşünmeyin, kadınları çok seviyorum, çok beğeniyorum ve bu üstün ırka saygımı her zaman her fırsatta beyan ediyorum çünkü zekama meydan okunmasını çok severim ve erkek milleti futbol maçı, cips, bilardo derken bu konuda bana yeteri kadar yardımcı olmuyorlar. Bir sonraki yazımda görüşürüz.

Yazan : Bay J 41


Bir de Hani böyle ılık bir Pazar akşamıdır, mevsimlerden de ilkbahar... Aslında oldum olası Pazar’la yıldızınız pek barışmamıştır ama o size tüm samimiyetiyle sokulmak ister, Cuma’ya ya da Cumartesi’ye duyduğu hasetle.

O zaman, fonda Norah Jones olsun, biraz da yağmur yağsın tatlı tatlı... Toprak cömertçe tüm kokusunu sizin için yaysın, pazar akşamı birden en güzel akşamlardan birine dönüşsün. Bu benim hayalim tabii, özellikle kışın son günlerine gelmişken. Kış demek lahana gibi kat kat giyinmek demek. Koyu renkler, gri gökyüzü, sabah kahvesini yapanın en çok sevildiği günler, sevgiliyle gelinen pij ama eşiği demek... Hiç mi güzel tarafı yok diyenler için, tarçınlı sıcak süt ve az konuşup, çok öpüşmek seçenekler

42

BAŞLIK OLSA, SÜPER OLACAK

arasında. Lakin en nihayetinde 21 Mart’ta Kuzey yarımkürede gerçekleşen bahar ekinoksu, beni saçma bir neşeye boğdu; sonuç olarak içinde bahar, ekinoks, dolunay, Venüs, “kuzey-güney” gibi kelimeler geçen cümleleri seviyorum her kadın gibi. Çevremdeki hemcinslerim için kuşların cıvıldadığı, yaprakların yeşilinin yeşil olduğu, gökyüzünün en mavi olduğu zamanlar her ne kadar coşkuyla karşılansa da, aslında işin aslı pek öyle değildir. Günlük burçların önem kazandığı, gardıropta giyecek hiçbir şeyin kalmadığı, içilen suyun bile yaradığı, “Aman aşkı batsın!” diye kapadığımız sayfaların ardından, malum bahar ayları ve gönül yayları arasındaki bağın güçlendiği, aşkın arandığı ama bulunamadığı, indirimlerin bitip yeni sezonun çok pahalı olduğu sıkıntılı bir dönem başlamıştır ne yazık ki. Bugünlerde kime rastlasam bu durumda. Ne de olsa “güzel” olan şeyleri korkutucu bulan, çok gülünce ne olacak diye oturup gereksiz dertlenen, iyi havaları bile sorgulayacak konuma gelmiş insanlarız ya da birçoğumuz o girdaba girmeye çoktan hazır. Burada oturup sizin için kişisel gelişim dalında çok satan olmuş kitaplardan devşirme cümleler kurmak istemem ama aramızda bazıları da çok mutlu, haberiniz olsun! Farz edin ki hızla yol alan bir arabadasınız, boğucu; ama her şey geçip gidiyor! Yalandan kararsızlıklarınızı

geride bırakın, telefon listenizi temize çekin, “keşke” diyebileceğiniz her şeyde cesaret gösterin. İnsan bedeni narindir, özen gösterin... Bunlar gibi daha nice delilikleri her ay ısrarla isteyeceğim sizden; ne de olsa yazıp çizilecek, konuşulacak çok şey var! Bana gelecek olursak, herkes kadar benim de hormonsal olduğuna inandığım ve inanmaktan da keyif aldığım bazı gerçeklerim var. Pazartesi’leri başlanan diyetler gibi klişe dursa da, her hafta başının, her mevsim başlangıcının, yeni yılın hatta her sabahın çok yüksek enerjileri olduğuna inanırım. Evrenin hassas dengesinde nadide çiçekleriz gibi cümleler kurup can sıkmayacağım tabii ki, merak etmeyin, sadece keyif alınacak çok şey var, bir bu kadar da sebebimiz... İnsan, olmasını istediği şeyle, söylediği şey arasındadır ya hep, o boşluğu doldurmak için de yolculuğa çıkıp, keşfetmeye başlamalı. Tam da şu ana bakınca, hakkında gevezelik ettiğim bir dönemde sizinle bir mecrada buluşmuş oldum. Biraz oradan, biraz buradan derken kendimi gevezeliğe kaptırdığımı fark edip birçok cümleyi iyiliğiniz için sildiğimi bilmenizi isterim. Sonraki sayılarda kendi sansürüme maruz kalmadan, uzun uzun keyifli yazılar için buraya yazdığım her şeyi bilfiil uygulamaya, en azından denemeye gidiyorum şimdi.

Yazan :Duygu Ela Erdoğan


43


ve

Stiletto Erkekler Lumberjackler!

Yine kıpır kıpırım, capcanlı, rengarenk ve keyifli. Üstelik üzerinize afiyet bir de huzurlu mu huzurlu. Ölecek miyim ne!

44

Amaaaan, oltanın ucunda yem de olsan, o yeme yakalanan balık da, fark etmiyor. Öyle de böyle de ölüyorsun. En güzeli işi deliliğe vurmak. Öyle olunca hayat yükünü hafiften indiriyor sırtından. Ya da sen delisin ya, o yük kuş gibi geliyor sana. En azından bana. Atın yüklerinizi yaaa. Atın, tın tın tın!!! Öyle olunca tınmıyor insan. Geçmişin yükünü tın, geleceğin yükünü tın. Bugünün hafifliğini yaşa. Dene bak nasıl kuş gibi hissediyor insan kendini. Bir de kuş beyinli derler. Kuşun beyni küçük olmuş kaç yazar, hafif hafif yaşıyor, tüy gibi. Vakti geldi mi uçuyor, sen de ordan dal dal bakıyorsun. Bu aralar bana bir haller oluyor, doğuştan kafası kıyak ruhum, bedenime üç numara büyük geliyor. Üstümden düşüyor mu düşmüyor, ille tutunacak bir dal buluyor. Ama ben rahatım, rahatlamışım. Ne de sıkmış beni XS ruhum yıllarca. İçine kendim bile giremez olmuşum, nefes alamaz hale gelmişim. Ne yaptım ? Genişlettirdim, açtırdım yanlardan, dikiş izi bile YOK. Gerçi severim ben izleri... Yaraları... Hikayesi olan herşeyi. Benim hikayem mi? Oooooo çok karışık, hayatım hep iki arada bir derede.

Öyle benden ağır edebiyat beklemeyin. İki arada bir derede, kapı aralığına sıkışmış hikayeler anlatacağım size. Hafif hikayeler. Bazen başı olmayan, bazen sonu gelmeyen. FARK EDER Mİ? Severiz biz milletçe ortaya şöyle karışık bir şeyler! Bu aralıktan size Stiletto erkekleri ve Lumberjackleri anlatacağım. Neden mi? Stiletto olsun dedim, daha derginin adını duyar duymaz. Vursa da, acıtsa da, gecenin sonunda yürüyüşümüzü yandan çarklı merdaneli çamaşır makinesine çeviren, ama asla vazgeçemediğimiz. Hala mı neden? E tarz meselesi. Sonradan sahip olunmuyor, doğuştan geliyor!

Stiletto Erkekler

Sürtünme kuvvetinin, hayatında oldukça önemli bir yeri vardır. Çoğu zaman nerde ne yapacağı bilinmez. Hiçbir şeye değer vermez. Kendinden başka! O da ona yeter. Kendine aşırı güvenir ama çoğu zaman karasızdır. Bu modellerin romantik olanı da vardır. Yaratıcılığının sınırlarını zorlar. Canınız çekti diye binlerce kilometre uzaklıktan simit yollar ya da çikolatadan resminizi yaptırıp, limited edition diye pazara bile sunar. Ama bir el sendeyse, öbür el ille oynaştadır.


45


Onu gördüğünüz zaman güç ve kontrol havası alırsınız, tabii bu size kendi havanızı almanız için de bir sebep olabilir. Her halükarda havalıdır! İlişkide, diğer erkekleri kıskanmaz ya da kız arkadaşının, karısının çalışma arkadaşlarını bir tehdit olarak görmez. Kendisi zaten bir tehdit gibi ortada dolaştığı için. Ha bu rahatlık, zamanı gelip bir tarafında patlar mı? O da kadınına kalmış! Kalsa da, kalmasa da tutunacak dal aramaz, hatta bindiği dalı bile kesmekten çekinmez. Parazit yaşamak onun tarzı değildir. Sizden ayrıldı mı , çalacak diye telefona, kapıya bakmayın. Siz onun teninde takılı kalmışken, O çoktan atmıştır kendini başka bir tene. Onun için bir tenden başka bir tene geçmek kolaydır. Çivi çiviyi söker mantığı. Anlayacağınız hemcinslerim, stiletto gibi şıktırlar ama her kıyafete uymazlar. Ona uygun kıyafet gerekir. Albenisi vardır, şık görünür ama üstünde çok uzun süre duramazsınız. Acıtır, sıkar hatta çok zorlarsanız topuğu kırılır, sizi gecenin ortasında yarı yolda bırakıverir. Siz de sonunda fırlatıp atarsınız ayağınızdan, çıplak ayak yürümek o acının üstüne rahat gelir.

Ve Lumberjackler

Onların stiletto gibi sıkma, vurma sorunları yoktur. Çünkü genelde rahat olsun 46

diye bir numara büyüğünü tercih edersiniz. Büyük gelse de sorun değil, iki kat çorapla giyer, ayağınıza ille ki uydurursunuz. Sert bakışları, iddialı konuşmaları, dar pantolonları ve deri çizmeleri vardır. Sanatçı ruhludur, hayatı anlık yaşar. Genellikle kadını fethetmek için cazibesini değil yaratıcılığını kullanır. Mecnun gibi dağları delmez ama kadına kendisini özel ve yegane hissettirmesini bilir. Karizmatiktir. Akıllı ve düşünceli de olabilir. Ama ASİ’dir. Kalabalığın aksine aksine gider. Uysal bir sallabaş gibi kulübesinde güven içinde yaşamak isteyen kadının kulübesini alabora eder. Atletiktir. Görünümüne özen göstermeyen vurdumduymaz bir hali vardır ama yerseniz, o hal alır sizi

götürür. Farklıdır, dolayısıyla oldukça gizemlidir. Değişik alışkanlıklara sahiptir. Onu asla bol triko kazak, düşük belli pantolon içinde göremezsiniz. Köpeği varsa , onun şefkatli ve sorumluluk almayı bilen birisi olduğunu düşünebilirsiniz. Bingo! O özgür ruhu, kendi ruhuna sabitleyebilenin alnını öperim. Tabii cefadan kırış kırış olmamışsa. Çoğu çok güzel yemek yapmayı bilir. Sil ağzının suyunu, öyle her gece eve geldiğinde yemek yapan bir adam modeli hayal etme. Bunu öğrenmesinin sebebi kadınlar üzerindeki inkar


edilemez etkisini keşfetmesi. Ama mutfakta ne yaptığını bilen bu erkek tipi, kadını keşfettikten sonra zaman zaman ne yaptığını bilmez bir hal alır. Şimdi sen söyle bakalım sayın Diva; Bir numara küçük stiletto mu, yoksa bir numara büyük Lumberjack mi?

Yazan : Sevda Tezol

47


FotoÄ&#x;raflar : Bahar Susup

Vertigo

Vicini 1.1 95TL

48


Çarpıcı Nude Rocio 1.295TL

Walter Steiger 1.495TL

49


Denizkızı Giancarlo Paoli – 995TL

Vakko– 1.395TL

50


Kelebeğin Dansı

Jour 1.595TL

51


Pudran覺n Asaleti

Gianni Versace 2.495TL

52


Trendy

DAHA YÜKSEK! Rahatlık ve şıklığı aynı anda yakalamak isteyenlerin tercihi; dolgu topuklar!

Aperlaï

54

Nicholas Kirkwood

Gucci

Aquzurra

Stella McCartney

H&M

Jean Michel Cazabat


RENKLİ ÇANTALAR Değişik model ve renklerdeki sezonun en hit çantalarından edinmeyi unutmayın.

Reed Krakorf

Be&D

The Cambridge Satchels Company

Just Cavalli

Bally

Stella McCartney

Alexander McQueen

55


YAŞANMIŞ HAKİKATLAR

Ankara’nın birbirinden bıçkın dört adamı, yıllar önce her nasılsa bir kıyafet balosuna kadın kılığıyla katılmaya karar verdi.

Traşlar olundu, büyük boy file kilotlu çoraplar alındı. Monamour’da dans eden Macar revu kızı arkadaşları tarafından makyajları yapıldı, perukları itinayla takıldı, tuvaletler giyildi ve yola çıkıldı. Arabada çalan hareketli müziğe karşın tuhaf bir tedirginlik vardı havada. Direksiyondaki adam ’ben galiba kendimi iyi hissediyorum’ dedi ama arabadakilerden beklediği reaksiyonu alamadı. Kendi kendine şarkıya eşlik ederken, Bakanlıklar kavşağındaki sarı ışıkta geçmeye çalıştı ama maalesef bir çarpma gürültüsü ve kaza... Kimseye bir şey olmayacak kadar hafif bir tampon teması için, oldukça yüksek çıkan bu ses karşısında önce afallayan dört arkadaş hemen arabadan indiler, çarptıkları bir askeri cemseydi ve içi alabildiğince askerle doluydu. İlk duydukları ”geçmiş olsun kızlar”’

lafi oldu. Arabaya umarsızca ilk geri dönen ve makyajını dikiz aynasından kontrol eden R.’ye diğerleri söylendi ama askeri inzibatın gelmesini beklerken onlar da arabaya döndüler. Bu arada bölgesini korumaya çalışan bir kaç sinirli travestiye maruz kalsalar da, sükünetlerini bozmadılar, ta ki birinin asker emeklisi babasının arabayı görüp durmasına kadar... Sonuç: Partiye bir saat geç de olsa üç kişi gidildi. Gelemeyen emekli paşamızın sarı peruklu oğlu derhal evlendirildi. R. o gece çok eğlendi ve kız arkadaşı tarafından fazla frapan bulunup terk edildi. M. hayatında ilk defa slow dans etti ama Ahmet adlı bir arkadaşımızla. H. ise o geceden sonra saçlarını sıfıra kazıttı.

Yazan : Renan Kaleli

56


TASARIMCILARIN

GÖRSEL BİR ŞÖLENE ÇEVİRDİKLERİ

YENİ SEZONDAN EN ŞIK PARÇALAR

57


Moda

58


H&M

Altuzarra

Isabel Marant

Casadei

BOHEM Etnik takılar, toprak tonları, motifli, salaş tunikler bohem şıklığın olmazsa olmazları.

H&M

Eugenia Kim Ralph Lauren

59


Moda

60


FLORALetki Doğanın uyanışı kıyafetlerimizde! Bu sezon gardırobunuzda çiçek deseni mutlaka yer almalı.

Manning Cartel H&M

Stella McCartney

Lanvin

Dolce & Gabbana

Marni Bionda Castana

61


Moda

ASİ beyaz

Aykırı ve asi tarzı, koyu tonların aksine yeni sezonda beyazla yeniden yaratmak mümkün.

62


Junya Watanabe Karl Lagerfeld

Alexander Mc Queen

Sheriff & Cherry

Gianvito Rossi

Fenton

Balenciaga H&M

63


Moda

OF襤S life Canl覺 renkleri kullanarak yeni sezonda da ofiste elegan stili elden b覺rakm覺yoruz.

64


Rag and Bone

Gucci

Victoria Beckham

Lar ksp ur& Ha rk

Vakkorama

Linda Farrow

CholĂŠ

Reed Krakoff

Victoria Beckham Jimmy Choo

Armani 65


Moda

66


PASTEL Toz pembe, somon, mint yeşili, buz mavisi, sorbe tonlarıyla yılın en masum zamanları geri dönüyor.

Vakko

Marc By Marc Jacobs

Rocio

Mulberry

Moschino

Barbara Bui

Barbara Bui

Vakko

67


RENKterapisi

Moda

Kışın gri ve koyu tonlarına, bir arada kullanmanın cesaret gerektirdiği parlak ve zıt renklerle veda ediyoruz. 68


Tucker

Prada

Alice and Olivia

Preen

Etro

Tom Binns

Pierre Hardy

Barbara Bui

69


Moda

70


H&M

H&M

Wilfredo Rosado

Just Cavalli

H&M

Charlotte Olympia

Lulu Frost

JUNGLE

H&M

Edmundo Castillo

Vahşi doğanın tüm detay ve tonlarını üzerinizde taşımaya hazır olun.

71


Moda

72


NOSTALJİ

Vintage detaylar, danteller, kült parçalarla nostaljik şıklığı yakalayın.

Oscar De La Renta

Mia Lace

Matthew Williamson

Lover Rosebud L’wren Scott

H&M

Cholé

Edmundo Castillo

73


Moda

74


Vakko Victoria Beckham

Equipment

Erickson Beamon

Chanel

DERİN MAVİ Mavinin en yoğun tonlarıyla okyanus etkisini yakalıyoruz.

Alexandre Birman Philip Lim

75


Moda

RENKLİ METALİK

Rengarenk metalik görünümlü, iddialı parçalarla bu bahar ışıl ışıl parlıyoruz.

76


Joie

Jimmy Choo

H&M

Melissa Odabash

Vionnet

Alexis Bittar

Maison Martin Margiela

Jimmy Choo

DKNY

77


KIŞIN

ardından Sevgili Stiletto Okurları, Yeni, cici bici dergimizin ilk sayısı hepimize hayırlı olsun. Moda dünyasına yeni bir ses, yeni bir nefes, farklı bir bakış açışı getirmeyi amaçlayan bu taptaze edisyona ilk yazımı yazarken duyduğum mutluluğu ve heyecanı sizlerle paylaşmak ayrı bir keyif benim için. Uzun bir kışı nihayet ardımızda bırakıyoruz ve sezonun renkleri bütün tazeliğiyle birlikte bize yaklaşan baharı müjdeliyor. Kıpır kıpır sarılar, güneşin baştan çıkaran tonları, yaza ve yanık tenlerimize en çok yakışan beyaz, sımsıcak günlerin habercisi. Bütün kış severek giydiğim

78

brokar elbiselerim, kusursuz kesimli bordo kadife ceketlerim ve keskin kalıplı paltolarım bugünlerde ne kadar da kasvetli görünüyorlar bana. Daha 2 hafta önce röportajlarımda barok akımından, altin işlemeler ve zamansız kadifeden, kombinlerde bordoyla lacivertin mükemmel uyumundan bahsediyordum. Artık hepsi ne kadar da uzak geliyor bana. Şimdi baharın romantik pudra renklerinden ve sezonun trendi metalik görünümden tüyolar vermek istiyorum. İşte moda böyle bir şey. Metalik akımdan söz açılmışken bence sezonun en kuvvetli trendi metalik tonlar. 80’lerdeki gazino modası, bugünün en

sevilen trendi. Her ne kadar başlarda giymemek için dirensek de eninde sonunda, gözümüz alışacak ve neden sokağa düşmeden ben giymedim diye kendimize kızacağız. Bir tasarımcı olarak metalik tonların hakim olduğu bir koleksiyon hazırlamama ve çok beğenmeme rağmen hemen hemen her gün gardırobumdaki gümüş eteğimle kesişiyorum. Biliyorum çok geç olmadan bir gün onu giyecek cesaretim olacak... Yazın sevilen trendlerine gelince... Geçen seneki IFW defilemizi izleyenler bilir. Kulağa iddialı gibi gelse de, 2013 İlkbahar Yaz defilemizde mor ve sarıyı birlikte kullanmıştık. Bu iki renk bir araya gelince inanılmaz se-


vimli bir kombin çıkıyor ortaya. Ayakkabılarda da yine mor ve sarıyı birlikte kullanarak çok hoş ahşap topuklu tasarımlar yapmıştık sevgili Barış Sönmezateş’le... Bu iki renk, yine de size iddialı geliyorsa aksesuarlarda kullanarak hevesinizi alabilirsiniz. Ayakkabılarda mantar ve ahşap topuklar, çantalarda ise heybe ve sırt çantaları bu yazın gözdeleri olacak. Size sezonun çok farklı bir trendinden de bahsetmek istiyorum. Flu etkisi... Kıyafetlerde, sanki renklerin üzerine pudra serpmiş efek-

ti veren ve renklerin netliğini azaltan ve yine eskitilmiş etkisi yaratan görüntüleri de bu yaz sıklıkla göreceğiz. Buna, hoş nude tonları, taş rengi, güneş tonları, bronz, çöl ve vaha çağrışımı yapan renkler de eklenecek. Bir diğer trend ise, dev baskılı tshirtler, düzensiz motifler ve androjen kesimler. Bence son derece cool ve güçlü bir duruşu var. Aksesuarlar ise geometrik formlar ve holografik tasarımlarla yeni bir ruh ve anlam kazanıyor. Moda ve trendler bana her zaman çok cazip gelse de hep

savunduğum bir gerçek, herkesin kendi tarzını bulması ve kendinde keşfettiği en özgün ifadeyi yakalayıp onu başarılı bir farklılığa dönüştürmesidir. Ancak o zaman gerçekten stil sahibi bir kadın/erkek olarak anılırsınız. Trendler stiller bitmez, siz moda severlerle bu keyifli sohbeti gelecek sayıda da devam etmek üzere... Işığınız bol olsun, sevgiyle hoşçakalın.

Yazan : Tuba Benian

79


ZITLIK

OYUNLARI Fotoğraflar: Merve Hasman Fotoğraf Asistanı: Yusuf Keskin Makyaj: Çiğdem Yartaşı Saç: İbrahim Zengin Jr. Styling: Barış Sönmezateş Styling Asistanı: Merve Çelik

80


Bak覺r Rengi Yelek Song羹l Cabac覺 299TL Deri Pantolon Tuba Benian 600TL

81


Tuba Benian Deri Ceket 1.500TL Etek 300TL 82


83


84


85


86


Blazer ceket Tuba Benian 650TL Pantolon Song羹l Cabac覺 349TL Ayakkab覺 Tuba Benian 500TL 87


BACK STAGE Fotoğraflar: Tuğçe Seçen

88


89


Her

Daim Samimi İpek Tuzcuoğlu

Röportaj: Duygu Ela Erdoğan 90


Yeni diziniz nasıl gidiyor? Çekimlerimiz yeni başladı. Uyumlu bir ekip ile çalışıyoruz. Gerek senaryo, gerek rejisi ile televizyon izleyicisinin beğeneceği bir iş olacağını söyleyebilirim. Toplumun güvenliği için hizmet eden polislerin meslek hikayeleri bugüne kadar çok anlatıldı belki ama “Herşey Yolunda Merkez” hem o meslek hikayelerinin hem de polislerin mesleğe hazırlanırken yaşadıklarının içiçe anlatıldığı bir dizi olacak. İlgi ile izleneceğini düşünüyorum. Bu projede yer almanıza sebep olan nedir? İşleri nasıl değerlendirip karar verirsiniz? Genel olarak bir projede yer alıp almamaya öncelikle hikayenin sağlamlığına bakarak karar veririm. Sağlamlığından kastım örneğin, seyirci tarafından benimsenip benimsenmeyeceği, kendi içinde bütünlüklü bir yapısının olup olmadığı gibi hususlar. Ayrıca, yapım şirketi ve yapım şirketinin projeye desteği önemli. “Herşey Yolunda Merkez” de, bu kriterlere uygun olduğu için bu projede seve seve yer almaya karar verdim. Çalışmadığınız zaman, bir gününüz nasıl geçer genelde? Evde vakit geçirmeyi seviyorum. İzlemediğim dizileri, filmleri seyrediyorum. Dostlarımla sohbet etmeyi severim.

Modayla aranız nasıl? Nasıl giyinmekten hoşlanırsınız? Modayı genelde medya üzerinden takip ediyorum. Çok uyguladığım söylenemez. Sadece zaman zaman yakıştığına inandığım ürünleri alıyorum. Kendimi rahat hissettiğim kıyafetleri tercih ederim. Yazın beyaz, kışın siyah favori renklerimdir. Bu sene ise, daha çok gri, açık bej ve kahve tonlarında kıyafetler aldım. Takip ettiğiniz tasarımcılar ve markalar var mı? Hemen hemen her sezon tasarımcıların kreasyonlarına bakarım. Bir dönem Yasemin Akat ile çalıştım. Onun tasarımları hoşuma gider. Pucci, Ralph Lauren, Gucci, Elie Saab, Zac Posen beğendiğim tasarımcılardır.Genellikle Harvey Nichols’ın müdürü sevgili Yasemin Akdeniz ile sezonluk kıyafetlerimi seçeriz. Son olarak da STILETTO’da gördüğünüz, tasarımlarını giydiğim Tuba Benian’ın kıyafetleri ilgimi çekti. Kendi istediğiniz gibi mi yoksa hayatınızdaki erkeğin istediği gibi mi giyinirsiniz? Elbette kendi istediğim gibi giyinirim. Ama hayatımı paylaştığım biri var ise, tabii ki onun da düşüncelerini önemserim. Kendinizi güzel buluyor musunuz? Kendimi, ideal kilomu koruduğum dönemler gayet iyi hissederim. Güzelliğinse moda ile değil, huyla ilgili olduğunu düşünüyorum.

Oyuncu olmak için güzel olmak şart mı sizce? Kesinlikle değil, ama günümüz medyasının insanlara dayattığı algı bu yönde. Oysaki gerçek bir oyuncunun güzellikten çok daha öte, yetenekleri ve değerleri olması gerektiğine inanıyorum. Neden herkes oyuncu olmak istiyor? Çünkü herkes, ünlü olmak istiyor. Sanılıyor ki oyunculuk; en kolay yapılan ve en kısa yoldan çok para kazanılan bir meslek. Ne yazık ki böyle bir algı  yaratıldı. Oysa ki oyunculuk özden gelen yetenek, disiplinli bir yaşam tarzı ve eğitimle donatılması ile kişinin varlığını yıllarca sürdürebileceği emek isteyen bir meslek. Erkek olsam ünlü bir kadınla evlenmezdim” demişsiniz. Hala aynı fikirde misiniz? Kadın olsun, erkek olsun  ünlü insanlarla bir arada bir yaşam paylaşabilmek, gerçek bir olgunluk ve yaşamın büyük bir parçasını çözebilmiş olmakla ilgili bence. Özellikle de ataerkil bir toplumda bir erkeğin toplumsal baskılar, eleştiriler ve zaman zaman eşi ile ilgili medyaya yansıyan her türlü haberi, yüksek bir bilinç ile karşılayabilmesi gerçekten zordur. Bu cümle bu tür bir bakış açısı ile söylenmiştir. Ama pek tabii ki egonun tuzaklarından kurtulabilen bir anlayış, hoşgörü ve sevgi tüm bunların üstesinden gelebilir...

91


Songül Cabacı

Röportaj

Sanata olan tutkusunu moda ile birleştiren, insanlardan ilham alan tasarımcı Songül Cabacı ile, kavramsal temalar barındıran seni sezon koleksiyonuna dair keyifli bir sohbet.. 92

Tasarım hayatına nasıl başladınız? Sanat eğitimi almak istememle başladı aslında. Marmara Üniversitesi Güzel sanatlar fakültesinde moda tasarımı eğitimi aldım. Bu süreçte sanatla başlayan tutkum tasarımla birleşti. Sonra da durdurulamayan bir istekle kendi markamı yaratıp kendi tasarımlarımı hayata geçirmek için çalışmaya başladım. Nelerden ilham alırsınız? Sanatsal bakış açısı olan insanlar farklıdır. Her yerden her

şeyden ilham alabiliriz. Ama genel olarak koleksiyonlarımı insanlardan ve insan psikolojilerinden esinlenerek tasarlıyorum. En büyük ilhamım insandır. Tasarımlarınızda özellikle kullanmayı sevdiğiniz parçalar, kumaşlar ya da sizi yansıttığını düşündüğünüz olmazsa olmazınız bir malzeme var mı? Mutlaka ki var. Parça olarak ceket tasarlamayı çok seviyorum. Heykel hissi uyandırıyor bende. Adeta tors yapar gibi


ceket- kaban tasarlamayı çok seviyorum. Kumaşlarda da sanırım asla vazgeçmeyeceğim şey yumuşak dokunuş hissidir.

ten keyif alarak alışveriş yapmayı seviyorum. Biraz fazla net olduğum için kısa ve öz geçer genelde alışverişlerim.

Yeni sezonda favorileriniz neler? Renklerde limon sarısı, parçalarda ceket-yelekler.

Koleksiyonlarınıza verdiğiniz isimler nasıl ortaya çıkıyor? Genel olarak koleksiyon temalarım çok önceden bellidir. Sürekli olarak irdelediğim ve üzerine düşündüğüm konularım vardır. Bunlar sırayla koleksiyonlarıma yansır. Her temam altında bir metin mutlaka vardır. Böylelikle kavramsal anlatımlar ile koleksiyonumun

Kişiye özel tasarım yapıyor musunuz? Evet yapıyorum. Alisveris yaparken nereleri tercih edersiniz? Ben sakin bir ortamda gerçek-

teması ve ismi oluşur. Bu sezon koleksiyonunuzda nelere ağırlık verdiniz? Bu sezon koleksiyonumda tabi ki vazgeçmediğim ceket ve yeleklerim var. Renkler beyaz-sarı ve mint yeşili. Fresh bir yaz olacak. Pantolonlarda geniş paçalar şık ama salaş bir görünüm mevcut. Giysiler üzerinde “Persona”yı temsilen katkat yerleştirilmiş kumaşlar ile oluşturulmuş dokular var. Geometrik bir anlayış diyebiliriz.

93


Tasarım...tasarım...tasarım... Tasarım kafa yapısında yaşamak diye bir şey var doğrusunu söylemek gerekirse. Saat sistemli diğer mesleklerde olduğu gibi 08:00 / 18:30 çalışma saatlerinde çalışmaya programlı değilsinizdir. Ben de bu programsız tasarım kafasında yaşamını sürdüren bir bireyim.

94


Tasarımın kapsadığı anlamlardan, işlevsel aksesuar olan AYAKKABI’da karar verip, tüm tasarım gücümü o eşsiz ve narin şeye vermekle hayatım geçiyor. Saatlerce kendimi işime verebiliyorum ve mutluluğumun ayakkabılarımdan memnun olan insanlarla karşılaşınca pekiştiğini hissetmekse, duyguların en müthişi dersem yalan olmaz herhalde. Koleksiyon sürecine tam zamanında saatine girebilmem mümkün olmuyor. Çünkü kendimi tam anlamıyla hazır hissetmek için önce kafamın içinde dolaşan kadın karakterlerimin sakinleşmelerini beklemem gerekiyor. Koleksiyonlarımın her birinin senaryosu ve senaryoyu oynayan başrol oyuncusu kadın karakterinin kendine özgü kimlikleri oluyor. Kimi güçlü, kimi duygusal, kimi asabi ama hep bir belirleyici ana unsur var... Örnek vermek gerekirse; 2iki 2011-12 sonbahar kış koleksiyonun kadını çok güçlü bir duruşla çıktı karşımıza! O’nu bankada memur olarak da gördünüz, bir holdingde genel müdür olarak da ya da bir reklam yazarı da

oldu, oyuncu da... Ama statüsü-mesleği ne olursa olsun ona zorla vitrindeki hazır kombinli sunumu aldıramazsınız. Çünkü O, kendisinin farklı olduğunu hissederek yaşadı bugüne kadar ve bunu ayakkabılarıyla da olsa yansıtmayı seçti.

Daha sonra o kişiliği yansıtan ve tabii ki de istedikleri ürünü ortaya koyuyorum. İçinde yaşadığımız toplum normları veya şehir giyimimizi, karakterimizi, davranışlarımızı şekillendiriyor hatta bazı durumlarda kısıtladığı da oluyor.

Müziksiz olmaz tabii! Müzikle besliyorum ruhumu. Röyksopp, Zacarias M. De La Riva gibi önemli ve güçlü destekçilerim var mesela.

Dünya modası ile eş zamanlı gitmemiz mümkün olmayabiliyor. Bu sınırlamalar, ayakkabı seçimlerine de yansıyor. Topuk boylarının seçimi veya renkler de yaşadığımız ortamın bakış açılarına göre belirleniyor... Seçimleriniz sizi yansıtmalı, kıyafet veya ayakkabı seçiminiz sizin isteğiniz doğrultusunda şekillenmeli. Ökçe boyu, rengi, dekoltesi, aksesuarı kısacası ayakkabıyı meydana getiren her bir parçanın istediğiniz gibi tasarlanması ve uygulanması gerektiğini düşünüyorum. O ve siz ilk karşılaştığınız andan itibaren, size özel bir yolculuğa beraber çıkıyorsunuz. Deyim yerindeyse ona ayakkabıdan fazlasını yüklüyorsunuz aslında. Daha cesur adımlar atabilmemiz dileğiyle.

Materyallerde; kumaş, denim, hasır, deri, yılan baskılı rugan deri ve aksesuarları bir araya getirmekten çekinmiyorum. Bunun dışında sürpriz eklemeler de ara ara kullanıyorum. Örneğin pencere sinekliği, işlevsel çıtçıtları işlevsiz(boşta) aksesuar olarak görsele ekleyebiliyorum. Cesur, yeniliğe açık, farklı, kendi duruşunu çekinmeden ortaya koyabilen kadın duruşlarını, ayakkabı tasarımlarımda vurgulamayı seviyorum. Koleksiyonlarım dışında ayakkabı tasarımı isteyen müşterilerimle kurduğum iletişimlerde, öncelikli olarak onları birey yapan özellikleri keşfetmem gerekiyor.

Yazan : Sezgi Beşli 95


ZAMANSIZ İKONLAR

GRACE KELLY

Zamansız Stil İkonlarının başını çeken Kelly’in gelinliği de yıllarca konuşuldu. Hatta Kate Middleton’un gelinliği de tamamen Kelly’nin gelinliğinden esinlenilerek dikilmişti.

96

12 Kasım 1929’da Philadelphia’da doğan Grace Kelly’nin babası John Kelly, Philadelphia’nın önde gelen ailelerinden birine mensuptu ve kendi başına milyoner olabilmiş, başarılı bir işadamıydı. Grace Kelly’nin çocukluğu varlıklı bir ortamda geçti. Akrabaları arasında sanatla uğraşan bir çok ünlü kişi vardı. Ama Grace, oyuncu olmak istediğinde ailesi buna izin vermedi. 22 yaşında güzel bir genç kız olan Grace de fotomodel olmayı tercih etti. Ailesi istememiş olsa da güzelliği ve fotojenik oluşu Hollywood’un dikkatini çekti. 22 yaşında ilk filmi olan “Fourteen Hours”u (1951) ve ardından


da onu starlık kademesine taşıyan “High Noon” (1952) izledi. “High Noon”da başrolleri Gary Cooper ile paylaşıyorlardı ve aralarında duygusal bir ilişki yaşandığı dedikoduları çıktı. Oyunculuk kariyerinin üçüncü yılında Clark Gable ve Ava Gardner ile “Mogambo”da rol aldı. Film Kenya’da geçiyordu ve bir aşk üçgeni üzerine kuruluydu. Bulvar basını Grace’in bu kez Clark Gable ile aşk yaşadığını yazdı. Yıllar sonra Grace Kelly, bu ilişkiyi “Afrika’nın ortasında bir çadırda Clark Gable ile yalnızsanız başka ne olabilirdi ki” diyerek doğruladı.

“Mogambo” Grace Kelly’i En İyi Kadın Oyuncu Oscar adaylığına taşıdı ama Oscar’ı Donna Reed’e kaptırdı.

Grace Kelly, Alfred Hitchcock sinemasında da önemli bir kariyer edindi. Hitchcock’un “Dial M for Murder”, “Rear Window” ve “To Catch a Thief”inde başrol oynadı. 22 yaşında girdiği Hollywood sineması, girişinden 4 yıl sonra Bing Crosby ile oynadığı “The Country Girl” filmiyle onu En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ı ile ödüllendirdi. Ama bu kez dedikodular Grace ile Bing arasında bir aşk yaşandığı yolundaydı. Grace Kelly bir komedi filmi olan “High Society”de oynadığında sinema dünyasına adım atalı henüz 5 yıl olmuştu ki, Monaco Prensi Rainer ile ta

97


nıştı ve ilişkileri hızla bir evliliğe doğru gitmeye başladı. High Society, Grace Kelly’nin oynadığı son film oldu ve isteksizce de olsa evliliği için sinemadan ve Amerikan vatandaşlığından vazgeçti. Grace Kelly ile Monaco Prensi Rainer’in evliliklerinin yıllar boyu gerçek bir aşktan doğup doğmadığı tartışılmıştır. Grace Kelly Balenciaga, Yves Saint Laurent, Dior ve Givenchy gibi tasarımcıların kıyafetlerini giymeyi tercih etti. Benimsediği tarzında en çok dikkat çeken noktalar, abartıdan uzak olması ve şık bir tarz benimsemesiydi. Her zaman asil ve vakur du-

98

ruşunu, giydiği tasarımlarla bütünleştirdi. Hala Grace Kelly tarzının olması ve ünlülerin ondan ilham alması bunun en güzel kanıtı. Zamansız Stil İkonlarının başını çeken Kelly’in gelinliği de yıllarca konuşuldu. Hatta Kate Middleton’ın gelinliği de tamamen Kelly’nin gelinliğinden esinlenilerek dikilmişti. Basit, zarif ve sade kıyafetleri tercih ettiği gözlemlenen Kelly, aksesuarlarıyla denge sağlamayı başarıyordu. Eldivenleri, büyük şapkaları, gizemli gözlükleri ve küçük eşarpları vazgeçilmezleri arasındaydı. Sık sık kullandığı inci kolyesi zarefetinin

bir parçası haline gelmişti. Pasteller ve lacivert en çok kullandığı renklerdi. Günlük yaşamında tercih ettiği yüksek bel kot pantolonlar, ipek bluzlar ve kalem etekler ile rahat bir şıklık yakalıyor olmak onun için hiç de zor değildi. Dior New Look olarak moda tarihine geçen kabarık etekler de Kelly’nin vazgeçemedikleri arasındaydı. Bu kıyafetlerin yeterince gösterişli olduğunu biliyor ve aksesuar kullanmayı tercih etmiyordu. Kısa topuklu ayakkabılarıyla tamamladığı bu akımı, hem günlük hayatında hem de filmlerinde bolca giydi.


Prenses olduktan sonra protokollerde, alt-üst aynı renk giydiği döpiyeslerle yer aldı. Özellikle dantel ve tafta kumaşları tercih ettiği bu takımlarda tek bir kumaş kullanmak en önemli tercihlerinden biriydi.

adım moda dünyasında akım olan Grace Kelly yok denecek kadar az makyajıyla da hafızalara, hiç silinmemek üzere kazınmış oldu.

Moda ikonu olmak için çaba göstermediği halde, her attığı

99


annebenşehzademiyim 100

Ailemin küçüklüğümden beri şehzadem diye hitap etmesi kendimi Şehzade sanmama yol açtı. Bu durum ülkenin Cumhuriyet ile yönetildiğini öğrenene kadar devam etti


Merhaba sevgili okur, Güzide dergimiz Stiletto ilk sayısıyla raflardaki yerini alıyor. Bu hadiseyle tatlı bir heyecan kapladı kalemimi. Öncelikle bu derginin çok sıcak bir dergi ol-duğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu ilk sayıyla ve bundan sonraki sayılarda annebenşehzademiyim köşesinden sizlere sesleneceğim. Bu köşeyi bir sokak köşesi olarak da düşünebilirsiniz. Tanımayanlar için biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Güzel bir yaz günü sabah saat 10:30’da Cerrahpaşa hastanesinde gözlerimi açtım. Evet yükselenim Başak. Doğduğum gün olan 23 Haziran’da hastanede doğan tek erkek bendim. Bu benim için zamanla bir gurur kaynağı oldu. Ailemin küçüklüğümden beri “Şehzadem“ diye hitap etmesi kendimi Şehzade sanmama yol açtı. Bu durum ülkenin Cumhuriyet ile yönetildiğini öğrenene kadar devam etti. O günden beri içimde fırtınalar, kafamda sorular ve hep bir merak; annebenşehzademiyim? Doğduğum yıllarda fırtına gibi esen Türk sinemasının jönleri, ismimin belirlenmesinde çok etkili oldu. O yıllarda 4 yaşında olan ablam, doktor Murat, avukat Murat, Kara Murat gibi karakterlerden etkilenmiş ve adımın Murat olması için gerek ağlayarak gerekse uyumayarak büyük bir direniş göstermiştir. Beyaz perdedeki Murat’ların ortak noktası hepsinin yakışıklı olmasıydı. Bu sebeple ailem ablamın istediğini gerçekleştirdi ve adım Murat oldu. Gerçi doğduktan bir süre sonra ablamın beni boğma eğilimleri içine girdiğini söylersek yalan söylemiş olmayız. Ortaokul çağıma geldiğimde artık durumu tamamen

kabullendim. Şehzade olmadığımı öğrendim ve kendimi haytalığa verdim. Edebiyat hocamı taklit ederken kendisine yakalandım ve kendimi tiyatro sahnesinde buldum. Ben provalardan kaçtıkça, o yakaladı. Oyun günü gelip çattığında heyecandan sürekli çişim geliyordu. Bu işin üstesinden gelmeliydim. Oyun bitti ve salonda alkış koptu. O günden itibaren tiyatrocu olmaya karar verdim. Okul zamanı tiyatroyla ilgilenmek benim gibi hayta bir öğrenci için bulunmaz nimet. Derslere girmiyorsun, sınıfta kalmıyorsun ve hep alkışlanıyorsun... Bu durum sonrasında daha da ciddi bir hal aldı ve kendimi tiyatroya ait hissettim. Sonrası da çorap söküğü gibi geldi. Şu an 26 yaşında, genç bir oyuncuyum. Ablam haklı çıktı. Sanırım Murat isminin sanatsal bir etkisi var... Dergiye yazma serüvenim de hayatımda olan diğer olaylar gibi beklenmedik bir anda gelişti. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Lale Hanım’ın attığı mesaj her şeyin başlangıcı oldu. Lale hanım harika bir moda dergisi çıkaracaklarını söyledi. Kendisine verebileceğim tek ve çaresiz bir cevap vardı. ‘Ben modadan anlamam ki...’ Konu modaya gelince gerçekten durumum içler acısı. Benim için moda hangisi ütülü, hangisi ütüsüz, hangisi temiz, hangisi kirlidir. Durum böyle olunca bu dergide yer almamı istediklerine hem şaşırdım hem de sevindim. Karşılıklı yaptığımız görüşmelerden sonra bu dergide yer almaya karar verdim. Dergi hakkında bilgi aldıkça da, ne kadar doğru bir karar verdiğimi anlamış bulunmaktayım. Bir oyuncu olarak modayla ilgili olmam gerektiğini düşünüyo-

rum. Fakat ben güzel giyinmenin ancak markalarla mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Bu sebeple dolabımda güzel şehrimin nadide pazarlarına ait kreasyonları görmek mümkün. Meslek olarak birbirinden farklı karakterleri canlandırıyorum. Hiç biri de ben değilim. Şizofrenik bir durum olduğunu kabul etmek gerekir. Setlerde kostüm şefleri bizim elimiz ayağımız. Tepeden tırnağa ne giyeceğime kendileri karar veriyorlar. Bu durumdan da çok memnunum. Ütü derdim yok, kirli derdim yok. Giyiyorum ve 3 2 1 kayıt... Durum böyle olunca bana kalan zamanımda da rahat kıyafetler giymeyi tercih ediyorum.Takım elbise giymekten hoşlanmadığım doğru. Böylelikle moda insanın kendisine yakışanı giymesidir tezini de çürütmüş oluyorum. Takım elbise bana yakışıyor ama bence moda; insanın kendisini rahat hissetmesidir. Dergideki köşemden bahsetmek gerekirse sokakta olup bitenleri ve gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım. Bu sayıda sizlerle tanışmak istedim. Diğer sayılarda da keyifli bir sohbet içinde bu köşede bekliyor olacağım. Bana Twitter üzerinden @mrttvl yazarak ulaşabilirsiniz. Kendinize iyi bakın, bir ay sonra da bu köşede buluşmak üzere...

Yazan :Murat Tavlı 101


MEŞHUR ERKEK YALANLARI

Beyaz, Siyah ya da Pembe, rengi ne olursa olsun yalan yalandır. Fakat işin komik yanı, karşısındaki kadını hafife alıp söylediği yalanlarla trajikomik duruma düşen erkekler. Beyler, kadınlar sizin şifrelerinizi çoktan çözdü. Bizden tavsiye, boşuna uğraşmayın!

102


“Duygularımı herkesin içinde belli ederim!” Külliyen yalan. Bir kere söylenip, söylendiği anda unutulan en meşhur yalanlardan biri. Kadınların ilgiyi sevdiğini bilen erkekler, başlarda karşınındaki memnun etmek için bunu söyler. Ama ya sonra? Kalabalık içinde bir kadına gösterilen ilgi demek, diğer kadınların kendine olan ilgisinden mahrum kalmak demek. İtirazı olan? “O kız Ahmet’in eski sevgilisi” Bilinmeyen bir numaradan gelen telefon. Samimi konuşmalar... Öptüm canım, gelince ara mutlaka” ile biten cümleler. Kimdi o konuştuğun sorusuna verilen cevap, “Ahmet’in eski sevgilisi, buraya gelecekmiş de görüşelim diyor!” Yemedik beyler... Ahmet’in eski sevgilisi Ahmet’i arasın o zaman. Bunca zamandır adı sanı geçmemiş, ama bir anda ortaya çıkmış bu şahsiyet, arkadaş sevgilisinden başka herkese delalet eder.

“İş seyahatim uzadı” Şehir dışına çıktı. Malum iş seyahatleri. Alışılmadık bir durum değil, çünkü bizim de iş seyahatlerimiz söz konusu. Ama iş uzayıp, uçak biletini değiştirmeye gelince, uçakta yer kalmadığı sorunuyla karşılaşabilirsiniz. “Sevgilim, koşa koşa eve gelmek istiyorum ama uçaklarda yer yok. Maalesef yarına kaldı dönüşüm”. Bir gece fazladan kalmak artık yanınıza kar mı kalır yoksa size kapının önü mü gözükür orasını bilemeyiz. Ama unutmayın ki, kadınlar havayollarını arayıp kontrol edebilecek kadar zeki! “Ben Seni Ararım” En meşhur yalanlardan biri daha! Bir erkek bir daha sizinle buluşmak istemiyorsa, bunu söyleyerek işin içinden çıkar. Uzun süreli bir ilişkiyi bitirmek için de bu yalana başvuran erkekler, kadına karşı dürüst olmaktansa böyle söyleyerek kibar davrandıklarını sanırlar. Oysa aramadıkları zaman “

YALANCI sıfatının yakalarına yapışacağından habersizdirler. “Bu eve giren ilk kız sensin” Günahlarını almamak lazım... Dün taşınmış olabilir bu eve! Masum olma ihtimalleri var. Ama yalan söylüyor olmalarından daha yüksek değil bu ihtimal. Değer verdiğini göstermek istediklerinde başvurdukları bu yalanla partnerlerinin gönlünü çalma şanslarının yükseldiği su götürmez bir gerçek. “Sevdiğim kadını asla aldatmam” Sosyologlar ve psikologlar, erkeğin sadece bir kadınla yetinemeyeceğini söyleseler de erkekler, beraber oldukları kadınlara aldatma konusunda ‘‘hala’’ güvence vermekten hiç kaçınmıyorlar. Erkek, ilişki kurduğu kadına, onu asla aldatmayacağını kesin bir ifadeyle söyleyerek kendini garanti altına aldığını sanıyorlar. Oysa bazı erkekler bu yalanı söyledikleri gün bile kadını aldatmış olabilirler.

103


Röportaj

Nihayet bir konser öncesi grupla buluşmayı ayarlıyorum, o gün hava soğuk ve yağmurlu, Beyoğlu’nda Redd röportajı için yürüyorum, havaya rağmen etraf oldukça kalabalık, buluşacağımız mekana doğru yol alırken, grubu daha evvel canlı dinlemediğimi fark ediyorum, yani bir taşla iki kuş diye buna denir... Konser salonuna girdiğimde grup sound check yapıyordu, bitene kadar onları dinledim ve sonrasında kuliste buluştuk...

redd Röportaj : Duygu Ela Erdoğan

104


Öncelikle her birinizin tam olarak ne yaptığını öğrenmek istiyorum, müzik dışında zamanlarınızı beraber geçirir misiniz, gerçi arada kardeşler var ama... Berke Özgümüş (baterist): Çok sık görüşmediğimiz zamanlar da oluyor. Onlar dediğin gibi kardeş oldukları için zaten birbirlerini yeterince görüyorlar, çok sık görüştüğümüz zamanlar da oluyor konser dışında. Sen sadece müzik mi yapıyorsun? Berke Özgümüş (baterist): Evet sadece müzik yapıyorum, herhangi bakşa bir mesleğim yok, arada geceleri taksiye falan çıkıyorum.

İlke Hatipoğlu: Dediği gibi zaman zaman çok sık buluşuyoruz. Onun haricinde de kısmen herkesin ilgilendiği bir takım dönemsel şeyler var, mesela Güneş’in doktora tezi var. Bir süre kayboluyor konserler haricinde ya da ne bileyim yazın kazıya gidiyor her dönem, iki üç ay yok. Mimar olan hanginizdi? İlke Hatipoğlu: Berke mimar, ben iç mimarım. Ben de serbest olarak mimarlık yapıyorum, O da ama tamamen dönemsel. Herkesin aslında ana işi bu, müzik, diğerleri biraz da bu işten vakit bulursak yapabildiğimiz işler oluyor.

Berke sen mimarlık yapıyor musun? Berke Hatipoğlu: Sadece Doğuş Üniversitesi’nde derse giriyorum haftanın iki günü ama onun dışında aktif olarak mimarlık yapmıyorum, öyle bir vakit olmuyor yani. Son zamanlarda bütün mimarlar iç mimarlara dönüştü gibi bir şey var yoksa ben mi öyle sanıyorum? Berke Hatipoğlu: Sanırım içeride yapılacak daha çok şey olduğu için... Mimarlar iç mimarlık da yapıyorlar, normal bir şey bu aslında. İç mimar içini, mimar da dışını yapar kanısı yanlış bir kanı zaten. Her birimizin işleri geri planda

105


Röportaj Nisan ortası bitmiş olacak.

beyan ettik.

Berke Hatipoğlu: Benim bayağı oldu, yani 10 seneyi geçti galiba.

Berke Özgümüş (baterist): Ben arada sırada çalıyorum dışarıda da, jazz kulüplerde. Ayda bir, iki kez jazz çalıyorum yani.

İlke Hatipoğlu: Zaten akıllarına bile gelmez, gelse bile çağırmazlar. Yani bu sene de katılmıyoruz.

Sen bayağı üniversitede hoca olmuşsun...

Peki Eurovizyon’a katılmak için teklif geldi mi hiç ?

Berke Hatipoğlu: Akademisyen değilim, dolayısıyla üniversitede sadece kendi dersime giriyorum, tez yazmıyorum, idari

Berke Hatipoğlu: Sence?

Sizin için sosyal medyada da, basında da çok güzel eleştiriler var ama bunun yanında konserlerinizde seyircinin bazen nabzını tutmadığınız, üç slow üst üste çaldığınız söylenmekte, acaba işin show tarafını pek önemsemiyor musunuz?

Sen ne zamandan beri ders veriyorsun?

Gelmemiştir diye tahmin ediyorum.

Berke Özgümüş (baterist): Negatif miymiş bu, yoksa pozitif mi? Aslında ne negatif ne pozitif...

bir görevim de yok vs. Haftada iki günü de geçmiyor genelde. Güneş Duru: Ben sadece doktora yapıyorum, öğrenciyim okuyorum. Bölüm ne? Güneş Duru: Arkeoloji, az kaldı

106

Berke Hatipoğlu: Biz herhalde bir çok gruba göre daha fazla konser prodüksiyonu yapmışızdır. Onu bir show haline getirmeye çalışıyoruz ama seyirciden istek alan bir grup değiliz mesela. Berke Hatipoğlu: Doğru tahmin ediyorsun Muhalif duruşunuzdan mı? Berke Hatipoğlu: Sadece duruşumuzdan değil, biz zaten Eurovizyon’la ilgili kendinden bağımsız olarak fikrimizi çok

Güneş Duru: Ben de okudum onu, mesela Ankara’daki konserde öyle bulmuşlar bizi ve bakarsan örnek verilen gruplar bizden daha arabesk bir takım gruplar, o yüzden bu söylentileri çok ciddiye almamak lazım, siz dinleyin, siz karar verin.


Berke Özgümüş (baterist): Bir konsere göre biraz daha fazla balad çalıyor olabiliriz ama bizim insanlar tarafından sevilen parçalar arasında baladların yeri çok fazla. Berke Hatipoğlu: Türkiye’deki gruplar genellikle tutan coverları eklerler listelerine. Biz onu aslında seyirciye saygısızlık olarak görüyoruz. Kendi yolumuzu kendimiz, kendi parçalarımızla yapmayı tercih ediyoruz. Müzikle ilgili bir belgesel izlemiştim, belki siz de izlemişsinizdir, “before the music dies”, belgeselde müzik endüstrisinin artık büyük birkaç yapımcının ve televizyonların elinde olduğu, dolayısıyla belli standartlarda değilseniz, radyo ve televizyonda görünme şansınızın olduğundan bahsediyordu. Sizin düşünceniz nedir? Berke Hatipoğlu: Türkiye’de bu bahsettiğin durum tüm radyo ve kanallarda var tabii ki, bunlar ülkedeki müzik yönelimini belirliyor. Mesele bizim çalmamız değil yani, mesele ülkedeki müziği bir tarafa doğru kanalize etmek ve o kanalize edilen yeri bizim doğru bulmamamız. İlke Hatipoğlu: Biraz şey de var bu sektörde, o kadar başka bir noktaya konuluyor ki radyolar ve televizyonlar, onlar rüştünü ispatlayamamış gruplar üzerinde bayağı dominant bir şekilde, fikirlerini aktif hale getirebiliyorlar. Berke Hatipoğlu: Bir grup çıkıyor mesela, onlar da arabeskle çıkıyorlar çünkü onların müzik görüşüne ekleniyor bu, izli-

yorsun izliyorsun devamlı öyle şeyler var. Sonra tutup sen de aynı şeyi yapıyorsun. İlke Hatipoğlu: O kanalda dönmeniz için şunları şunları yapmanız lazım gibi bir takım şeyleri insanlar kabul etmek zorunda kalıyorlar. Biz zaten başından beri öyle bir düşünceye sahip olmadığımız için de zamanında bir sıkıntı yaşadık. Güneş Duru: Bizim şarkılarımızım çalmıyor olmasının, başka bir dönemde yaşıyor olmamızın ya da başka zamanın müziğini yapıyor olmamızın alakası yok. Bizi çalmıyor olmasının sebebi, çalacak o kadar çok şey var ki, sonuçta 24 saat var. 24 saat içinde çalacak müzikler belli, o tip üretimi yapan da çok insan var. Türkiye müzik ödüllerini Kral Tv müzik ödüllerine çevirdiler. O ödüllerde adaylara bakarsak, aşağı yukarı zaten radyoyu onlar işgal ediyor, onlar sürekli çalıyor, bazı kriterler var listeye girmek için bizim de o kriterlere girmemiz imkânsız. Türkiye müzik ödülleri dediğimiz şeyi aslında halk seçiyor ama aslında halka da onları seçtiren radyolar. Radyolar sürekli çaldığı için halka ulaşıyor ya da televizyondan, halk da dolayısıyla en çok duyduğu şeye el kaldırıyor. Radyolarda da artık neredeyse hazır listeler çalıyor, djlerin önüne “bunları çal” diye verilen listelerden müzik dinliyoruz gibi, hep aynı şeyler... Berke Hatipoğlu: Doğru söylüyorsun ama o bizi ilgilendirmiyor işte. En nihayetinde radyolar bir ülkedeki müzik yelpazesinden daha geniş se-

çenekler, alternatifler sunması gerekiyor. Türkiye’de mesela radyonun frekansını çevirdiğin zaman bir boşluk bulamazsın, yani o kadar çok yayın var ve bunların içinde hiç alternatif sunulmaması insanlara aslında haksızlık, aynı zamanda da Türkiye’de müziğin gidişatını da olumsuz etkiliyor. E radyolar neden var sonuçta... Güneş Duru: Radyolar aslında önemli bir işlev için var. Yani bir işlevi var. Radyolar, televizyonlar olmasa bu insanlar da olmayacak. Şimdi mesela söyle düşün; biz Almanya’da gitsek, bir konser yapsak belki 300 kişiye çalarız ama Sıla gitse 4 bin kişiye çalıyor. Almanya’da yaşayan Türk’lerin tek bir ulaşım yolu var onlar da radyolar ve televizyonlar. Bizi ne kadar sık görürse, bu Almanya da olabilir, Gaziantep de fark etmez, işin içine biraz da magazin girerse -o da önemli bir parametre- bu grubun içerisinde çok kötü bir şarkımız olabilir ama magazin öğesi olarak birisi ön plana çıksa gruptan, o zaman bizi radyolar da çalar, televizyonlar da çok fazla parametre var, bu parametreden şikayetçi olmanın ya da bunu değiştirmenin bir manası yok çünkü değişmez. Ne sıklıkta konser veriyorsunuz peki? Ortalama ayda 4 falan gibi bir şey oluyor, senelik bakınca. Genelde büyük şehirlerde konserler veriyoruz, İstanbul’da ayda bir mutlaka konserimiz oluyor. Onun dışında en sık gittiğimiz yerler Ankara, İzmir, Eskişehir daha çok büyük üniversitelerin olduğu yerler.

107


Sinema Tür

Aksiyon-macera

Yönetmen

Joseph Kosinski

Yazanlar

William Monahan Karl Gajdusek Michael Arndt Joseph Kosinski’nin hikâyesinden uyarlanmıştır.

Yapımcılar

Peter Chernin Dylan Clark Barry Levine Duncan Henderson Joseph Kosinski

Sorumlu Yapımcılar Dave Morrison Jesse Berger

Gösterim Tarihi 19 Nisan 2013

‘TRON Efsanesi’nin yönetmeninden ve ‘Maymunlar Cehennemi Başlangıç’ filminin yapımcısından, başrolünü Tom Cruise’un oynadığı özgün ve çığır açan bir film geliyor. Tanınmayacak şekilde değişmiş olan geleceğin görkemli Dünya’sında, geçmişiyle yüzleşen bir adam; bir yandan insanlığı kurtarmak için mücadele verirken bir yandan da günahlarından arınıp yepyeni şeyler öğreneceği bir yolculuğa çıkıyor. Jack Harper (Cruise), Dünya’da geriye kalan birkaç insansız uçak teknisyeninden biridir. Scavs olarak bilinen tüyler ürpertici tehdide karşı yıllardır verilen savaşın ardından büyük bir operasyonun parçası olarak hayati kaynakların çıkarılmasıyla ilgilenen Jack’in görevi neredeyse bitmek üzereydir. Yerden binlerce metre yukarıdaki nefes kesici göklerde yaşayan


109


Sinema

Yerden binlerce metre yukarıdaki nefes kesici göklerde yaşayan ve oraları devriye gezen Jack’in sürdüğü bu yaşam, iniş yapmış bir uzay mekiğindeki güzel bir yabancıyı kurtarınca alt üst olur. Bu güzel yabancının gelişi, Jack’in bildiği her şeyi sorgulamasına yol açan bir olaylar zincirini tetikler ve insanlığın kaderini Jack’in ellerine teslim eder.

110


111


Louboutin

yüksek topuklar Topuklu ayakkabı deyince kadınlar için akan sular durur mu? Durur!

112

Erkekler her ne kadar bu tutkuyu anlayıp, buna anlam veremeseler de, yüksek topuklu ayakkabı giymiş bir kadının çekiciliğine kayıtsız kalamazlar. Kadınlar “STILETTO” larıyla kendilerini daha iyi, daha özgüvenli ve şık hissediyorlar. Hatta belki daha da güzel ve mutlu... Aslında erkekler bilmiyorlar ki, yüksek topuk giymek aslında her yiğidin harcı değil. Saatlerce neredeyse parmak

ucunda durmak demek. Pigalle giyildiyse eğer, yanlardan sıkması ya da baş parmağı vurması demek. O yüzdendir ki, en sevdiğim topuklu ayakkabılarım ile çıkıp, çantamdaki (tedbirli davranmak diye bir şey var) parmak aralarıyla bitirdiğim gecelerim yok değil! Arabada da bir çift spor ayakkabı olmasında fayda var. Ya topuk paspasa takılır ve ben fren pedalına basamazsam diye bir korkum var benim.


Peki iyi, hoş da nereden çıkmış bu vazgeçemediğimiz tutkumuz diye bir merak sardı beni. Ne buldum biliyor musunuz? Topuklu ayakkabıları tarihte ilk giyenler erkeklermiş!! M.Ö 3500 yıllarında Mısır’lı kasaplar, ayaklarına kan bulaşmasın diye yüksek topuklu ayakkabılar giymişler... Fakirler çıplak ayak gezdikleri için, ayakkabı giymek yüksek sosyal tabakaya ait bir sembolmüş. Eski Yunan ve Roma’da mantar ya da tahtadan yapılmış yük-

ünlü ailelerinden Medici’lerin kızı 14 yaşındaki Catherine bir dükle evlenecektir ve ufak tefektir. Leonardo da Vinci, kısa boylu Catherine’in görkemli görünmesi için topuklu ayakkabı tasarlar. Catherine düğününde, 5 santim daha uzundur. İşte bu! 15.yy’da İtalya’da, 17.yy’da ise Fransa’da boy gösteren topuklu ayakkabılar kadın, erkek ve çocuk gözetmeksizin, yüksek sınıfın gözdesi haline gelmiş. Hatta 14. Louis ve konsey üye-

daki yok edilemez bağ, daha da sağlam bir hal almış! 1850’den 1950’lere kadar topuklar 5 santim civarındayken, 1950’lerde kadınlar, Marilyn Monroe ve onun son derece seksi tarzını destekleyen stiletto ile tanıştı. Stilettoyla bacaklar uzamış, kalçalar daralmıştı... Böylece seksi ve çekici gözükmenin şifresi bulunmuş oldu. Sağlıklı olmadığı kesin. Hatta bununla ilgili yapılan araştırmalar da var. Bir tanesi İngiltere’den; ‘kadınların yüksek topuklu ayakkabıları dişilik sembolü olarak gördüklerini’ ortaya çıkardı. Oxford Ayak Sağlığı Merkezi’nin araştırmasına göre kadınlar, yüksek topukların sağlığa zararlı olduğunu biliyor ancak, 80 yaşında olsalar bile giyiyorlar. Kim demiş kadınlar İNATÇI değildir diye? Topuklularımız hiç eskimesin, ayaklarımızı acıtmasın, en güzel stilettolar bizim olsun. Amin!

sek topuklar kullanılırmış. Bu zamanlarda amaç, şık görüntüden çok, sokaklardaki çamur ve çöpe bulaşmamakmış. Asıl ilginç olan, yüksek topuklu ayakkabıyı şıklık ve zarafet sembolü olarak 1533’te ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin kullanmış olması. Floransa’nın

lerinin ayakkabıları topuklu olmakla kalmayıp, tabanları da kırmızıymış. Çok tanıdık bir tasarım değil mi? M.Ö 3500’de başlayan bu modaya 18.yy Fransız Devrimi sırasında 50 yıl kadar ara verilmiş. Hemen sonrasında topuklular yalnızca kadınlar tarafından kullanılarak, araların-

113


SİZİN PASTANIZ, SİZİN HAYAL Bir an önce yemek istediğiniz lezzetli bir krema yere saçıldıysa, damağınızda eriyecek o muhteşem tada asla ulaşamazsınız. İşte editör o kremayı alır, nefis bir pasataya dönüştürür ve keyifle yiyebileceğiniz bir tabakta servis eder. Dil, üslup, akıcılık, imla, teknik biçimlendirme leziz bir pasta olarak tanımladığımız kitabın harcıdır ve şefimiz olan editör bu malzemelerle harikalar yaratır. Hepimizin günlük sıkıntılardan sıyrıldığımız, hali hazırda yaşadığımız hayatı değiştirip “Aslında ne yapmak istiyorum?” sorusunu bir kez de olsa kendimize sorduğumuz anlar olmuştur. Aslında gezgin olmak isterdim, aslında astronot olmak isterdim, aslında doğa sporlarına hayatını adamış bir adrenalin bağımlısı ya da bir film yıldızı ya da bir yazar olmak isterdim, dediğiniz olmuştur. Maalesef dediğini gerçekten yapan birkaç istisna karakter dışında hepimiz için, bu tatlı hayallerin ardından sıra gerçeğin sert duvarına çarpmaya gelecektir. Hayat hepimiz için zor. İşte bu tatsız

114

ortamdan bir an için olsa bile kaçmanın ise bir yolu var: Kitaplar. Yazın plajlarda ve havuz kenarında yudumladığınız içeceğinize, kışın sıcak çikolata, yağmur ve battaniye üçlüsüne dahil olabilecek en kusursuz eşlikçi, taptığınız sevgiliniz değilse kitaplar olabilir. Peki, hayal dünyamızın kapısından bir anda içeri dalan bu kitaplar kitabevlerine nasıl geliyor? Hangi kitapları okuyacağımıza kim karar veriyor? Bilimsel araştırmalar, ödevler ve tezler söz konusu değilse kitap okumak gerçekten çok mu sıkıcı? Kitap deyince akla ilk gelen meslek grubu birkaç sene öncesine kadar yazarlardı. Ama artık sahnenin arkasına dair çok daha fazla fikrimiz var; örneğin editörler ve yayıncılar. Çoğumuzun şu soruyu sorduğunu biliyorum: “Kitabı kim yazıyor? Yazar. Kim basıyor? Matbaalar. Kim dağıtıyor? Dağıtımcılar. Kitap kapakları kimin eseri? Tasarımcıların. O halde bu editörler ne yapıyor?”

Hemen cevap vereyim: Geriye kalan her şeyi. Yani bir kitabın içeriğine, konseptine, doğduğu fikre ve ilham kaynağına rehberlik eden, kitabın her sayfasını sabırsızlıkla çevirebileceğiniz akıcılığı ve kusursuz dili o esere kazandıran, çeviri bir eser söz konusu ise çevirmeni kontrol altında tutan kişidir editör. Bir an önce yemek istediğiniz lezzetli bir krema yere saçıldıysa, damağınızda eriyecek o muhteşem tada asla ulaşamazsınız. İşte editör o kremayı alır, nefis bir pasataya dönüştürür ve keyifle yiyebileceğiniz bir tabağa koyar. Dil, üslup, akıcılık, imla, teknik biçimlendirme leziz bir pasta olarak tanımladığımız kitabın harcıdır ve şefimiz olan editör bu malzemelerle harikalar yaratır. Ne var ki günümüz koşullarında yayıncılık sektöründeki vaziyet bu kadar tatlı değil. Çünkü pazar pastasından pay almak isteyen yayıncı, yazar ve editör çok daha acı ve sancı dolu bir yarışın içinde var oma çabası veriyor. Öte yandan daha çok


LLERİNİZ, SİZİN ROMANINIZ ve daha kolay kazanmak, yani en büyük dilimi en az çabayla elde etmek isteği, işi ülke çapında üretilen kitapların genel anlamda kalitesinin düşmesine, fiyatların tavan yapmasına ve gerçekten kitapçı raflarında görmek istediğimiz kitapların yerini bir çöp yığınının almasına kadar vardırıyor. Yayıncılık sektöründe çalışan her insan, bu ağırlığın altına da girmek durumunda kalıyor. Tabii bir kitabın editörlüğünü yapmak, çok sıkı bir çalışma disiplini gerektiriyor. Yani editör dediğimiz kişi bütün gün klasik müzik eşliğinde kitap okuyup kahvesini yudumlayan bir keyif ehli değil, zihnini ve gözlerini yoğun çalışma temposuna feda etmeyi, patronun kafasındaki rakamlara ulaşma fikrini çoktan göze almış bir çalışan oluyor. İşte size günlük hayattan kaçıp hayallerin sıcaklığına sığınmak için bir sebep daha. Elbette bütün umutsuzlukların içinde güzel olan bir şey hâlâ var. Çünkü biz değiştikçe yayıncılık dünyası da değişiyor

ve birbirinden ilginç konuların harmanlandığı kitaplar dünyayı dolaşabiliyor. Yeni tarzlar, yeni türler, yeni biçimler gün geçtikçe yayıncılık dünyasını daha renkli bir alan haline getiriyor. Yazının başında hayallerimizden ve hayatımızı değiştirmekten söz etmişken, aynı ferahlatıcı konularla devam edelim. Erkekler dünyayı ve kendilerini olduğu gibi kabul etmenin kolay ve heyecansız yoluna alışmışken, kadınlar için hiçbir savaş tüm silahları kullanmadan bitmiyor. Hayatını değiştiremediğini fark eden bir kadın, ayakkabısını, çantasını, saçını, tarzını bile değiştirdiğinde aslında büyük değişime küçük adımlarla hazırlanıyor demektir. Bunun yanında aradığı ilişkiyi bulamaması, ya da bulduğu ilişkide eski heyecanı bulamaması da bir başka sorun. Kadınlar son yıllarda bu sıkıcı dünyaya hard-porno içerikli romanlarla da direnmeye başladı. Menşei ABD gibi görünse de, bu kitaplar aslında bütün dünya kadınlarının ortak dilini

taşıyor. Romanlarda aşk sadece bu türlerle sınırlı değil elbette. Belki de her şey yıllar önce annelerimizin de okuduğu beyaz dizilerle, Harlequin’lerle başladı. Ne de olsa aşk teması sadece aşk romanlarında boy göstermiyor. Korku, gerilim, polisiye ve muadili türlerin içinde tutkulu bir aşk hikâyesi varsa, o romanın lezzeti hiçbir şeyle ölçülemiyor. Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnusu’ndan, Marguarite Duras’tan, Jane Austin’in Aşk ve Gurur’u gibi klasikleşmiş romanlardan başlayıp, günümüze yaklaşacak olursak, Maeve Binchy’nin, Nicholas Sparks’ın son beş altı yılda ülkemizde de keşfedilen kitaplarına kadar geniş bir yelpaze var. Son birkaç yıldır Türkiye’de de yoğun bir okur kitlesine sahip olan, seks ve romantizmi aynı anda bize sunan yeni bir tür de kadınlar için ayakkabı ve mücevher kadar değerli. Historical Romance olarak tabir edilen roman türü, 19. yüzyıl asaletini, tarihi gizemi ve şıklığı

115


da beraberinde getiriyor. Ortaçağda yaşayan ateşli, romantik, kadınların beklediği tutkuyu fişekleyebilecek kaslara ve şehvete sahip olan İskoç lordlarının tuttuğunu koparan aşk hikâyelerini anlatan bu romanlar, günümüzdeki kadınların erkeklerden ve dünyadan umudu kestiği andaki en büyük kurtarıcıları oldu. Öte yandan hikâyesi günümüzde geçen, iyi seksin hayalini modern ilişkiler çemberinde kaybetmiş kadınların ruh dünyasına tercüman olan romanlar da yazılıyor artık. Son zamanlarda ortalığı kasıp kavuran Grinin Elli Tonu serisi de bunlara bir örnek. Kitapta her türlü ruhsal ve fiziksel ilişkinin hararetine kapılmaya hazır kadın karakterimiz röportaj yapmaya gittiği yakışıklı, görmüş geçirmiş ve bir kadına nasıl dokunması gerektiğini bilen bir avukatla sayfalarca süren sıradışı deneyimler yaşıyor. Yazarın yaktığı ateş kitabın son sayfasına kadar sönmüyor. Ruhunuzun bir parçasını adamaya değer bulduğunuz, başucunuzdan ayırmayacağınız eserler değil bunlar. Dolayısı ile günümüzde sabun köpüğü adı altında değerlendiriliyor. Yalnız şu var ki bu kitaplar aşk hayatlarına yapılan yüzeysel

116

yolculuklar için bulunmaz araçlar. Peki, bu kitapları birçok ülkede liste başı yapan sebep ne? Öncelikli cevap elbette pazarlama taktiği. Fakat asıl mesele burada yatmıyor. Asıl mesele, bu tür kitapların en başından beri kadınları mutlu etmesini bilen kusursuz bir fikirle tasarlanmış olmasında. Bu tür hard porno içerikli aşk romanlarının yazarları genelde yaşını başını almış, erkeklerden canı çoktan yanmış ve sonunda kendi yolunu çizebilmiş ev hanımları. Durum böyle olunca hiçbir kadın internet ve dergilerden alabileceği ucuz cinsel içeriğe ihtiyaç duymadan, güvenle ve yargılanmadan bedenini ve ruhunu doyuracak enerjiyi bu kitaplardan buluyor; üstelik özenli ve ruha hitap eden bir dille. İşte bu başarı tamamen kitapların editörlerine ve yayıncısına lütfedilmeli. Zira erkeklerin dünyasından çıkıp kadınların dünyasına yaklaştıkça mesele bir başka türlü derinleşiyor ve işin içine kitaplar girince her şeye başka bir pencereden bakabiliyorsunuz. Zira kadınlar ne ister sorusu yavaş yavaş tarih olmak üzere.


117


FUGAKoleksiyonuyla 2013 Modern Mobilya tasarımlarıyla kent yaşamına paralel koleksiyonlar hazırlayan Fuga, her sene olduğu gibi 2013 yılına da yeni ürünleri ile damgasını vurmaya hazırlanıyor. Kendine özgü tarzı ve kaliteye verdiği önemle farkını her zaman ortaya koyan Fuga, 2012 yılında aldığı tasarım ödüllerine 2013 yılında yenilerini eklemeyi hedefliyor. Firma yetkilileri Fuga tasarım ekibinin büyük bir titizlikle hazırladığı yeni koleksiyonunu müşteri talepleri , teknolojik yenilikleri ve sektörel yönelimleri göz önüne alarak oluş-

118

turulduğunu belirtti. Son yıllardaki Tasarım Ödüllü ürünleri ile de dikkat çeken Fuga Mobilya, İmob Fuarında, 2013 yılı için hazırladığı yeni “Nir” Yatak odasıyla ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Ödül alan tasarımlarının ve Koleksiyonlarında yer alan tüm ürünlerin kendi geliştirdikleri standartlara göre tasarım, ergonomi ve kullanılabilirlik açısından ele alınarak üretime geçtiklerini belirten yetkili tüm ürünlerin özel bir ekip çalışması ile yapıldığını ve bundan sonraki süreçlerde de bu ödüllere talip olduklarını belirtti. Yeni koleksiyon çalışmalarında farklı yaşam konseptleri geliştirerek; oturma grupları, yemek odaları, tv üniteleri, yatak odaları ve dekorasyon ürünleri dahil olmak üzere tüm ürün gruplarında bir çok yenilik yapan Fuga, bu sezonda müşterilerinin beğenisini kazanacağa benziyor. Kendi


stilinizi ve tarzınızı yansıtmak için tasarladığı modüler sistem ürünleri ile müşterilerine yenilikçi alternatifler sunuyor. Fuga 2013 yılında da yine yalın tarzı ve doğanın ruhunu evine taşımak isteyen minimalist tasarımlarıyla yaşamınızda yeni bir dokunuş yaratmak için sizleri mağazalarına bekliyor...

119


ÖZGÜRLÜĞÜN

ÇAĞRISI Oceanis 55 Oceanis 55 o kadar yeni bir tekne ki lansmanı daha geçtiğimiz günlerde yapıldı. Modern çizgilere sahip gezi teknesi Oceanis 55, huzurlu ve keyifli seyirler vaat ediyor.

120


121


“Oceanis 55, öncü tasarımıyla güçlü ve hemen fark edilen bir karaktere sahip.” Beneteau’nun Oceanis ve Sense Ürün Müdürü Thomas Gaillard yeni Oceanis 55’i bu sözlerle tanımlıyor. Tekneye yakından bakalım... İçeriye 45°’lik açıyla inen merdiven yanındaki rahat tutamaklarıyla güvenli bir geçiş sağlıyor. İskele tarafta L şeklinde kuzine var. Salona doğru bakan kuzinede yemek pişirenler salondakilerle rahatlıkla sosyalleşebiliyor. İçerisi çok aydınlık; boylu boyunca geniş dört pencere, iki tane de heç var. Heçlerdeki perde fazla güneş ışığının içeriye girip mekanı ısıtmasının önüne geçerken havalandırmayı engellemeyecek şekilde tasarlanmış. Salon, içeride nasıl vakit geçirmek istediğinize göre değiştirilebiliyor. Modüler masa ve kanepeler sayesinde

122

bir koyda demirliyken, rahatlamak için huzurlu bir salona ya da dışarısı çok sıcak olduğunda dinlenme alanına dönüştürülebiliyor. Veya kalabalık misafirlerinizle keyifli bir yemek yiyecekseniz yemek salonuna... Gri antrasit yatak başları ya da Kerok malzemeden yapılan lavabo gibi dekorasyondaki kimi ayrıntılar, tasarımdaki estetiği vurguluyor. Yerleşim planı isteğe göre değiştirilebiliyor. Baştaki ana kamaranın yanı sıra kıçta her biri kendi duş-tuvaletine sahip iki ya da üç kamara seçeneği mevcut. Aile versiyonunda ise yine her biri kendi duş-tuvaletine sahip dört ya da beş kamaralı seçenekler sunuluyor. Dolayısıyla tekne ne kadar kalabalık olsa da herkes birbirinden bağımsız vakit geçirebiliyor.

Ana yelken kontrollerini taşıyan bir ark bulunması nedeniyle boş kalan kasara üstü, havuzluk kapısının iki yanı güneşlenme minderlerine ayrıldı. Havuzluktaki oturma grubu tekne yan yattığında bile rahatlıkla oturulabilecek şekilde tasarlandı. Elektrikle kontrol edilen yüzme platformu denize ulaşımı kolaylaştırıyor. Oceanis 55’le yelken yapmak da çok kolay. Ark üzerindeki ana yelken kontrolleri, çift dümene kadar uzanan cenova vinçleriyle her şey, dümencinin tekneyi tek başına idare edebileceği şekilde düzenlendi. Elbette diğer tüm donanım, yine teknenin dengesini ve performansını en üst seviyede tutacak şekilde düşünüldü. Tam Boy: 16,77 metre En: 4,96 metre


Güzellik

BAHARIN Capcanlı tonlarıyla, bu sezon makyajınıza farklılık katın.

124


EDİTÖRÜN seçtikleri Diesel Loverdose

139

Aşkın en yoğun dozu; yıldız anasonu, mandalina, yasemin, keskin meyan kökü, vanilya. Diesel Loverdose, bağımlılık yaratan yeni aşk iksiri…

,00

TL

149

Cacharel Catch Me 50ml. Portakal çiçeğinin çekici kokusu,amber ve badem sütü notalarıyla harmanlanıyor. Cacharel Catch Me ile baştan çıkarıcılığın, farkedilmenin tadını çıkaracaksınız.

TL

Maestro hissedilmeyecek kadar hafif ve ciltte yoğun makyaj hissi yaratmadan mükemmel görünmenizi sağlar.

,00

TL

Biotherm Blue Therapy Moisturizing Cream Cildinizin daha pürüzsüz, ışıltılı ve genç bir görünüme kavuşmasına yardım eder. Zengin ve onarıcı dokusuyla cildi besler.

Giorgio Armani Lip Maestro

172

Gloss kadar uygulaması kolay ve hafif, likit ruj kadar kalıcı ve yoğun. Dudaklarda devrim yaratan, rengi vurgulayan bir sonuç yaratıyor.

95

Kiehl’s Oil Control Lotion 125.ml Parabensiz ve kokusuz yapısıyla cilt yüzeyinde parlamayı engeller, yağlanmayı kontrol altına alır. ,00

TL

Kiehl’s Powerful Strength Line Reducing Concentrate Serum İçerdiği yüksek düzeyde etkili C vitamini, yaşlanma sürecini yavaşlatır, cildin sağlıklı ve genç görünmesine yardımcı olur.

121

,00

Giorgio Armani Maestro Foundation

Lancome Mousse Radiance Hafif ve yoğun dokusuyla cildi makyaj ve cilt yüzeyi kirlerinden saniyeler içinde temizleyerek, zengin içeriğiyle temiz ve saf bir cilde kavuşturuyor.

70

TL

155

Yves Saint Laurent Manifesto 50ml. Spontan, çarpıcı, göz kamaştıran kadının kokusu. Zambak notaları, odunsu akorlar sedir ve sandal ağacının esansları arasında, vanilyanın dişi duruşu öne çıkıyor.

225

,00

,00

TL

,00

TL

,00

TL

Yves Saint Laurent Le Teint Touche Eclat Le Teint Touche Eclat, içeriğinde yüksek oranda bulunan uçucu yağ moleküllerinin ve nemlendirici faktörlerin hafif dokusuyla tende yumuşak bir etki yaratıyor.

121

,00

TL

125


Güzellik

Mavi Büyü Elektrik mavisinden, bebek mavisine kadar mavinin her tonunu kullanarak bu sezon makyajınızda yeni bir tarz yaratın.

130

,00

TL

Dior Skin Nude Fondöten

Tom Ford Lip Color Shine

Jimmy Choo Shower Gel

Guerlain Orchide Imperiale Fluide Creme

997

114

Clinique Fresh Bloom Allık ,00

TL

,95

TL

95

Esteé Lauder Eyeliner

53

,00

TL

79YSL ,00

TL

Mascara VEFC Shocking7

126

,00

TL


Bronz

Bronzluk için yaz aylarını beklemenize gerek yok. Bronz tonlardaki ürünlerle yapacağınız ten makyajını smokey eye tarzıyla birleştirin.

NARS Allık

99

,00

TL

Dolce&Gabbana Eyeliner

59

,00

TL

Giorgio Armani Far

153

,00

TL

O.P.I Oje

32

Cholé Love Cholé 30ml.

,00

127

TL

Skin Tint FX Nemlendirici

,00

TL

Clinique High Impact Volume Mascara

59

,00

TL

Lippy Butter London Yummy Mummy Dolce&Gabbana Pudra

127


Güzellik

Nar Çiçeği &Altın Altın tonlarının sofistike ve lüks görüntüsünü, iddialı nar çiçeği rengi rujlarla vurguluyoruz. Tom Ford Ole

85

,00

TL

Givenchy Noir Couture Mascara

72

65

,00

TL

,00

TL

Nars Concealer

Lancome Vernis In Love

65

,00

TL

72

TL

Christian Dior Diorific Lipstick

88

Lancome Far

,00

TL

Lancome Teint Idole Ultra

115

Marc Jacobs Dot Eau de Parfum

225 128

,00

,00

TL

,00

TL

Lancome Star Bronzer Mineral Mat

105

,00

TL

Lancome Far

29

,00

TL


Derin Bakışlar

Etkili ve derin bakışlar yaratmak için takma kirpikleri ve maskarayı bolca kullanmaktan çekinmeyin.

Bobbi Brown Brightening Finishing ,00 Powder

109

Guerlain La Petite Robe Noir EDP 50ml.

Bobbi Brown Extreme Party Mascara

73

,00

TL

,00

TL

125

TL

50

Kirpik Kıvırıcı

Shu Eumura Smokey Eye Lashes ,00

TL

Estée Lauder Pure Color Gloss Shimmering

67

,45

TL

Clinique Surge Far

113

,50

TL

129


Rock

Güzellik

Göz makyajında cömertce kullandığımız koyu tonları, nude dudaklarla kombinleyerek asi görünümü dengeliyoruz.

Lancome Mon Smoky

130

,00

TL

Laura Mercier Caviar Eye Stick

79

,00

TL

Lancome Hypnose Star

72

,00

TL

Clinique Repair Laser Focus

130

,00

TL

NARS Aigle Noir

Dolce&Gabbana Desire 50ml.

159

,00

TL

65

,00

TL

Dolce Gabbana Ruj

Lulu Ayna

130


Doğal Işıltı Mat fondötenleri, pudraları bir kenara bırakın. Işıltılı ürünlerle cildimiz olmadığı kadar taze ve enerjik görünecek.

Lancome Hypnose Drama Mascara

72

,00

TL

NARS Illuminator

78

,00

TL

NARS Lip Lacquer

Versace Vanitas 100 ml.

250

65

Stila It-Girl Eye Shadow

,00

TL

,00

TL

Dior Nude Tan Color Pudra

130

,00

TL

NARS Highlighting Blush

78

,00

TL

Stila All Over Shimmer

131


Güzellik

Metalik Cazibe Gece ve gündüz makyajında kullanabileceğimiz parlak metalik renklerle yeni sezonda parlıyoruz.

48

,00 Max Factor Creme TL

Puff

99

,00

TL

Laura Mercier Color Trio

Diorshow Mascara

274

La Praire Silver Rain Parfum 50 ml.

,00

TL

Dior Forever Compact Pudra

114

,00

TL

69

NARS Disco Inferno

43

,00

TL

85 Giorgio Armani ,00

TL

Rouge Sheer

132

,00 Givenchy Prisme TL

Mono far

Viktor and Rolf Flowerbomb Body Cream

43

,00

TL


Kadın Kokusu Yeni sezonu çiçeksi, fresh ve tatlı notalarda parfümlerle karşılıyoruz. Estée Lauder Sensuous Nude Üst nota, sicilya bergamutu, baie gülü, mandalina, karabiber. Orta nota, yasemin, hindistan cevizi, suyu, bal, misk. Alt nota, eritilmiş odunlar, sandal ağacı, amber, vanilya, misk, bambulotu.

Clinique Happy in Bloom 50ml. Clinique Happy in Bloom içeriğindeki sarı erik, donmuş meyve kokteyli ve sulu yeşillik notaları ile canlı ve hafif bir çiçek kokusunu yansıtıyor. İnci çiçeği, beyaz frezya ve mimoza muhteşem bir uyum yaratıyor.

89

256

,00

TL

,00

TL

Armani Diamonds Mücevher değerinde bir koku,çiçeksi ve misk kokulu ferahlatan kıvılcımlar… İçeriğinde buzlu frambuaz ve elma şurubunun canlandırıcı baş notasının, peoni çiçeği ve beyaz miskin güçlendirici etkisiyle muhteşem uyumu yer alıyor.

139

,00

TL

Flash Jimmy Choo 100ml. Flash heyecan verici, kışkırtıcı ve şehvetli bir karaktere sahip beyaz çiçeklerden oluşuyor. Hem duygusal hem de ilham verici olan koku, bir geceye hazırlanırken hissedilen coşku ve heyecanı uyandırıyor

264

,00

TL

Gucci Flora

139

159

Just Just Cavalli 50ml.

Tepe notası, turunç çiçeklerinden oluşan büyüleyici portakal çiçeği esansı ile açılıyor. Koku, kıymetli Tahitian Tiare çiçeğinin çekici kalp notası ile devam ediyor. Bu baştan çıkarıcı floral karışım, asillik ve güç katan kremsi palissander ağaç ahengi ile sonlanıyor.

,00

TL

,00

TL

Kırmızı meyveler, sulu armut, beyaz gardenya, Frangipani çiçeği, paçuli, esmer şeker akoru, beyaz gardenye. Görkemli, kendine bağlayan ve zengin bir kadınsılık için duyulara hitap eden zengin ve çiçeksi bir koku.

See by Chole 75ml. See By Chloe, bağımlılık yaratan floral bir koku. İddialı, baştan çıkarıcı ama aynı zamanda neşeli bir kokuya sahip parfümün üst notası bergamut ve elma çiçeği özünden oluşuyor. Orta notasında ise yasemin ve ylang ylang bulunuyor. Alt notasındaki sandal ağacı ve vanilya ise duyuları harekete geçiriyor.

227

,00

TL

133


Güzellik

Duşta Keyif Zamanı Farklı özellikleri ve kokularıyla, bu duş jelleri banyoyu bir keyif haline getiriyor. Laura Mercier Fresh Fig

Vine Yard Peach

Kremsi yapısıyla ve içerdiği incir, Ylang-ylang yağlarıyla yoğun nem sağlıyor.

Tatlı şeftali aromalı kokusuyla cilde tazelik veriyor.

106

177 39

TL

TL

,00

TL

47

,00

,00

,00

TL

L’Occitane Cherrry Blossom Kiraz çiçeğinin cezbedici kokusuyla cildi nazikçe temizliyor.

Tom Ford Neroli Portofino

66

Serin esintilere sahip içeriğinde narenciye ve çiçek notaları barındırıyor.

,00

TL

Lush Happy Hippy Saf greyfurt suyu ile toksinlerden arındırıp, cildi canlandırıyor.

Molton Brown Blissful Templetree Ferah, taze kokusuyla cilde temiz ve yumuşak bir görünüm kazandırıyor.

29 76

L’Occitane Verbana Mine Çiçeği Hasatı

134

Hassas ciltler için mine çiçeği özü sayesinde cildi tahrişten koruyup yatıştırıyor.

,00

TL

,50

TL

Nuxe Fondant Badem ve portakal özlü içeriğiyle cildi kurutmuyor.


Güçlü Saçlar Saçlarımızı yazı beklemeden, güneşin etkilerine karşı şimdiden korumaya alıyoruz.

86

40

,00

TL

Kerastase Oleo-relax Slim Maske

Nemlendirici formülüyle dipten uca saçları onarıp, yeniliyor.

,00

TL

173 Kanebo Sensai Intensive Hair Mask

84

Yeniden yapılandırıcı özelliğiyle saçlardaki nem dengesini de sağlıyor.

Carita Perfect Serum for Hair and Sculpt Yeniden yapılandırıcı özelliğiyle saçlardaki nem dengesini de sağlıyor.

John Frieda Nemlendirici formülüyle dipten uca saçları onarıp, yeniliyor.

Argan yağıyla saçlardaki hasarı onarıp, elektriklenmeyi azaltıyor ,00

TL

TL

TL

Miriamquevedo Intensive Anti Aging Luxe Saç Maskesi

Kiehl’s Deeply Restorative Smoothing Hair Oil Concentrate

,00

,00

Havyar içeriğine sahip,yaşlanma karşıtı maske; kirlilik, güneş gibi dış etkenlere karşı da saçları koruyor.

73

TL

Toni&Guy Yeniden Yapılandırıcı Maske

Kuru ve asi saçlarda düzleştirici etkisiyle daha parlak bir görünüm kazandırıyor.

218

,00

40

,00

TL

Toni&Guy Elektriklenme Karşıtı Serum Elektriklenmeyi önleyerek kabaran, asi saçların daha yumuşak ve kolay şekil alır hale gelmesini sağlıyor.

135


Güzellik

TENİNİZİ şımartın Soğuk ve yıpratıcı kış mevsiminin ardından cildimizin ihtiyacı olan şey ekstra nem terapisi

136


115

115

,00

TL

169

75

TL

,00

TL

Biotherm Skin Ergetic Jour

Biotherm Skin Ergetic Nuit Brokoli, soya, elma gibi aktif doğal içeriklere sahip, parabensiz yapısıyla taze ve dinlenmiş bir cilde kavuşabilirsiniz.

,00

Brokoli, soya, elma gibi aktif doğal içeriklere sahip, parabensiz yapısıyla taze ve dinlenmiş bir cilde kavuşabilirsiniz.

Biotherm Skin Vivo İnformity Koyu leke ve kızarıklıkların görünümünü azaltarak, cilde yeniden aydınlık bir görünüm kazandırıyor.

,00

TL

245

205

,00

TL

,00

TL

Ultra Facial Overnight Hydrating Masque Kuraklığa dirençli Osmanlı çimi ile formule edilen, Kiehl’s Ultra Facial koleksiyonunun en yeni üyesi, sağlıklı bir cilt görünümü için cildin nemini uzun süre korumasını sağlıyor.

108

,00

TL

Lancome Genifique Nutrics

Yves Saint Laurent Forever Youth Liberator

İçerdiği elastin, kolajen ve protein kompleksiyle yaşlanmaya karşı cildinizi korurken, uzun süreli yoğun nem sağlıyor.

Koruyucu, yoğun, cildi maske gibi saran dokusu; cildi besleyen ve nemlendiren kayısı yağı, A ve E vitaminleri bakımından zengin karite yağı içeriyor.

Kiehl’s Ultra Facial Moisturizer SPF15 Geniş kapsamlı güneş koruyucu içeren, doğal içeriğe sahip nemlendirici, ciltte yağ kalıntısı bırakmıyor.

49

,00

TL

108

,00

TL

Giorgio Armani Luminessence Lancome Hydra Intense Jel Maske İnce nemsizlik çizgilerini yok ederken, su desteğiyle cilt tazeliğine kavuşup, ipeksi ve elastik bir görünüm kazandırıyor.

UV Korumalı içeriğe sahip seri ile parlak, taze ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak mümkün.

137


Güzellik

MAKYAJ DEYİNCE... Bana, her "makyajın en sevdiğin kısmı nedir?" diye sorulduğunda, samimiyetinize güvenerek "yapması ve temizlemesi" demek istiyorum. Çünkü, makyaj yapma fikri ile alınan yepyeni malzemeleri uygulayacak olmanın heyecanı ve temizledikten sonraki o müthiş temizlenme ve yüzünüze istediğiniz gibi dokunabilecek olmanız en güzeli değil mi? İyi bir makyaj için en önemli şey cildinizi bilmeniz. Sorulacak soru "bana ne renk fondöten gider?” değil, "nasıl bir fondöten kullanmalıyım?" olmalı. Bana her fondöten rengi sorulduğunda, içimden komiklik olsun diye "yeşil" demek gelse de, usanmadan oturup doğrusunu anlatıyorum. Aslında benim işim bu. Doğru ürünleri doğru uygulamalarla anlatmak.  

138


İlk aşama temiz, nemlenmiş, suya doymuş bir cilt. Bunun için haftalık ve günlük rutinleri iyi uygulamak gerekiyor. Bol su içmek kadar önemli. Üzerine uyguladığınız ürün muhakkak su ya da bitkisel yağ bazlı olmalı. Yanlış ürün uyguladığınızda bu rengi yanlış olduğu için değil, yapısı yanlış olduğundan beğenmeyeceksiniz. Sizin için

en uygun fondöteni gün ışığında (artık mağazalar gün ışığı formunda aydınlatmalar kullanıyor) çenenize uygulayarak anlarsınız. İkinci aşama renkli kısım. Farlar, allıklar, rujlar, aydınlatıcılar. Tüm bunların doğru cevabı için önce tarzınızı belirlemelisiniz. Ofiste çalışıyorsanız daha sakin renkler kullanmalı, sadece gece makyaj yapıyorsanız daha

koyu renklere yönelmelisiniz. Herkesin zevkinin aynı olmadığı gerçeğini unutmamalısınız. Arkadaşınıza çok yakışan bir stil, sizi çok yaşlı ya da güzel göstermeyebilir. Genel olarak ben, insan vücudunda bulunmayan renkleri pek tercih etmiyorum. Mesela günlük olarak eğer mavi bir elbise bile giyiyor olsanız, bunu mavi bir farla değil de turuncu bir rujla tamamlamanızı tavsiye ederim. Gözleriniz mavi bile olsa... Birbirini iten renkler her zaman daha dikkat çekici olacaktır. Yeşil bir bluzla kırmızı ruj sürmek, mavi bir elbiseyle turuncu tonlarda bir allık kullanmak, mor bir ceketle altın tonlarını kullanmak çok daha şık sonuç verecektir.    Sadelikten yanaysanız, toprak tonları en büyük yardımcınız. Göz çevreniz koyuysa güzel bir kapatıcıyla, bir maskara ve koyu renk bir rujla makyajınızı tamamlayıp dikkati göz çevrenizden çok, dudağınıza çekmeniz daha iyi sonuç verecektir. Kaşlarınız kendinden belirginse, güzel bir kaş fırçasıyla şekillendirip bırakın, değilse kaş farı ya da kaş kalemi en büyük dostunuz. Ne kadar mükemmel bir makyaj yaparsanız yapın, kaşlarınız ve kirpikleriniz belirgin değilse hiç bir anlamı yok. Esas vurguyu yapan iki şey; kaş ve kirpiktir. Kirpikleriniz kıvrık değilse muhakkak kıvırmalı ve hafif bir maskara ile sabitlemesiniz.    Göz çevrenizin teninize göre 1-2 ton aydınlık olması sizi her zaman daha fresh gösterecektir. Fakat kapatıcı seçimi de önemli. Profesyonel bir yardım almanız şart.

139


Güzellik Kalın kapatıcılar anlık iyi çözüm olsa da, gün içinde toplanma ihtimali yüksek olduğundan kontrolü de zor ürünlerdir. Belki sadece gece makyajı için kalın kapatıcılar kullanabilirsiniz ama gündüz için asla tavsiye etmem. Daha nemlendiricili hatta spfli ürünler çok daha iyi sonuç verecektir.   Genel olarak makyajda eğer bir şeyi doğru uygulayamıyorsanız, hiç kullanmayın daha iyi. İyi bir eyeliner çekemiyorsanız, o gün eyeliner çekmeyin. Kırmızı ruju düzgün süremediyseniz, hafif renkli rujlar en büyük yardımcınız olur. Yani bir şeyi ya iyi yapın ya da hiç yapmayın. Sonuçta bu sizin yüzünüz ve insanların ilk bakacakları, ilk izlenimlerini edinecekleri yer. Bunu unutmayın... Önümüzdeki yazılarda, lokal olarak uygulamalara da yer vereceğim... Günlük hayatta rahatça uygulanabilecek ipuçları, kullanımı kolay ürünler, hayatı kolaylaştıran malzemeler ve teknikler gibi...   Şimdilik bu kadar, herhangi bir sorunuz ya da yazmamı istediğiniz bir şeyler olursa  melisilkkilic@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. Yaptığım işleri incelemek için de  www.melisilkkilic.com  sevgiler

Yazan :Melis İlkkılıç

140


yak覺nda t羹m bayilerde....

141


Sanat / Etkinlik

LEYLA EMADİ “ZAMANIN YÜZÜ”

SERGİSİ

142


Leyla Emadi “Zamanın Yüzü” yaşamın döngüsünü ifade ediyor, sergisiyle 13 Mart- 12 Nisan tarihleri arasında “BAKÜ BİENALİ TÜRKİYE SEÇKİSİN” DE. İranlı sanatçı kendi kişisel geçmişi, deneyimleri ve ülkesindeki rejim değişimi sürecinin bellek izleri üzerinden yaşamakta olduğumuz toplumsal gidişata çağdaş sanat üzerinden yaklaşıyor. Yaşamın döngüsünün var olabilmesi ve devam edebilmesi için “kadının” üretkenliği ve mutlak iradesinin önemli büyüktür. Kadının varoluşundan gelen bağlayıcılık, birleştiricilik ve hassasiyet bu eserin ana temasını oluşturmaktadır. Kadının yün ve örmekle olan geçmişi aslında hayatını da aynı şekilde nasıl sabırlar ve incelikle dokuduğu ve bileştirdiğiyle paraleldir. Bu neden eseri oluştururken kadını kadın yapan, yaşam döngüsünü sağlayan en önemli uzvu olan “meme”, zamanın yüzünün somutlaştırılmış formudur.

143


Sanat / Etkinlik

Alaçatı

Ot Festivali 13 -14 Nisan

Alaçatı’nın doğal ve kültürel zenginliklerini gözler önüne sermeyi hedefleyen ve Alaçatı Belediyesi’nin ev sahipliğinde 13-14 Nisan tarihleri arasında bu yıl 4. kez düzenlenecek olan Alaçatı Ot Festivali yine renkli görüntülere sahip olacak. Alaçatı’ya özgü otların toplanıp bu otlarla yapılacak birbirinden leziz yemeklerin Türkiye’nin

144

tanınmış simaları tarafından değerlendirilmesi bu seneki festivalin de değişmezleri arasında. Tüm Türkiye ve yabancı turistlerin de gösterdiği ilgi neticesinde adeta bir bayram havasında geçen ve geleneksel festival kimliğine kavuşmuş olan etkinlikte ayrıca ödüllü ve eğlenceli yarışmalar da yer alacak. Komili ana sponsorluğundaki


festival, Alaçatı Değirmenler Altı’ndan kortej yürüyüşü ile başlayacak ve ilk gününde amatör satıcıların açtığı otlu ürün standları, festival alanında düzenlenecek klasik müzik konseri, halka açık festival resepsiyonu ile Alaçatı çok keyifli bir haftasonu yaşayacak. Festivalin ikinci gününde ‘En Fazla Ot Çeşidini Kim Toplaya-

cak’ ve ‘En Güzel Otlu Yemeği Kim Yapmış’ adı altında altın ödüllü iki ayrı yarışma düzenlenecek. Özellikle gençlerin ilgi odağı olacak eğlenceli bir etkinlik olan ‘En Fazla Ot çeşidini Kim Toplayacak’ Yarışması’nın birincisi altının yanı sıra, derece alan 25 yaş altı gençler bilgisayar ve kol saati sahibi de olacak. Çevre bilinci ve farkındalı-

ğının artırılması amacıyla, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Tarım İl Müdürlüğü uzmanları işbirliği ile hazırlanan Alaçatı Bitkileri Uygulama Bahçesi’nde ise, Alaçatı ve civarında yetişen bitkiler ile eski ev bahçelerinde bulunan bitkiler sergilenecek. Profesyonel satıcıların ot ve

145


Sanat / Etkinlik

ve otlu ürün standlarında spesiyalitelerini tadıma sunmaları, eski zamanların ‘Balıklı Kız İsteme’ geleneğinin renkli bir etkinlikle canlandırılması, gün boyu kitap dağıtımı, öğrencilerin yapacağı ot festivali temalı resim çalışmaları, sempozyum ve sergi açılışları doğanın kıymetini bilen ve keyfini çıkartmak isteyen katılımcılara bayram tadında bir gün yaşatacak. Rüzgarın, çiçeğin, yaprağın ayrı bir türkü tutturduğu Alaçatı, tüm güzelliklerinin sergileneceği 4.Alaçatı Ot Festivali’ne meraklılarını bekliyor.

146


Sanatın DNA’sı Nakkas Sanat Galerisi’nde Hardan Art Team’in dördüncü sanat projesi olma özelliğini taşıyan uluslararası sanat sergisi D(ream) N(ever) A(lone), 27 Nisan’da Nakkas Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Promart Yönetim Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri ile TAG Café’nin katkılarıyla hayata geçirilen sergide, 27 farklı isimden oluşan DNA sanatçıları resim, heykel, seramik, video animasyon, yerleştirme, kolaj ve solo performanstan oluşan farklı disiplinlerle kendi bakış açılarını izleyiciyle buluşturuyorlar.

çirilen uluslararası sanat sergisi DNA, kişisel fikirlere ve yaşama dair planlara odaklanırken, hayatın algılanışını sorguluyor ve hayaller ile seçilen

DNA Sanatçıları:

26.03.2013, İstanbul Dimitris Vogdanis Danis, Harris Louvros ve Özlem Haliloğlu tarafından kurulan Hardan Art Team’in dördüncü sanat projesi olma özelliğini taşıyan D(ream) N(ever) A(lone), 27 Nisan-11 Mayıs tarihleri arasında Nakkas Sanat Galerisi’nde gerçekleşiyor. Promart Yönetim Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri ile TAG Café’nin katkılarıyla hayata ge-

27 farklı isimden oluşan DNA sanatçıları resim, heykel, seramik, video animasyon, yerleştirme, kolaj ve solo performanstan oluşan farklı disiplinlerle kendi bakış açılarını izleyiciyle buluşturmaya odaklanıyorlar. 27 Nisan Cumartesi günü saat 18.00’de gerçekleştirilecek olan açılış kokteyli ile sanatseverlerle buluşacak olan DNA, 11 Mayıs tarihine kadar haftanın 7 günü 09.00-19.00 saatleri arasında Nakkas Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.

farklı yönlere doğru atılan adımlar arasındaki ilişkiyi keşfe davet ediyor. DNA ayrıca, “Yaşam yalnız bir yolculuk mudur ya da diğerleriyle paylaşılan düşünsel gelgitler ve büyük arzuların birleşmesi midir?” sorularına da yanıt arıyor.

Abdulkerim Bozan Adnan Doğan - Arzu Biren - Belma Demir Akdağ Ceylan Mutlu - Emine Alışık - Fotini Hamidieli - Georgia Grigoriadu Harika Ören - Ioannıs Alexıadıs - Marilena Psarianou-Tzortzis - Merter Selçuk - Nursel Sökmen Bayram - Neksav Sanat Grubu Osman Batur - Özlem Haliloğlu - Patroula Chronopoulou Rena Fili - Perihan Sadıkoğlu Rezzan Yazıcı - Selma Aşık Selda Demirel - Sinan Bese Şahin Bozan - Şebnem Aytekin Yasemin Yenigül - Yeşim İnce

147


EVLİLİKTE KADIN FAKTÖRÜ

“Yuvayı dişi kuş yapar” söylemi, evliliklerdeki kadınların rollerine gönderme yapan anlamlı bir söz. Bir evlilikte kadın mutlu değilse, o evliliğin mutlu olmasının zor olduğunu vurgulayan uzmanlar, erkeklerin duygusal davranış ve olaylara verdikleri tepkileri dahi kadınların şekillendirdiğini ifade ediyor. Yani sağlıklı ve huzurlu bir evlilikte kadına çok önemli görevler düşüyor. 148


Evliliğin anahtarının kadınlarda olduğunu, mutluluğu yakalamanın yine kadınların elinde olduğunu hatırlatan Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği’nden Uzm. Psk. Seliyha Alten, erkeğin her davranış ve tepkisinin altında kadınların olduğunu vurguluyor. Alten;“Kadınların öncelikle erkeklerin tüm duygusal davranışları ve olaylara verdikleri tepkilerinin kendilerine bağlı olarak değiştiğini bilmeleri gerekmektedir. Bu gerçek, evliliklerin anahtarıdır ve bunun bilincinde olup buna yönelik doğru davranışlar sergileyen kadınlar evliliklerinde mutluluğu yakalayabilmektedir.” Bir erkeğin eşinden en çok beklediği şeylerin başında, çok fazla dile gelmese de, takdir edilmek, onaylanmak ve şefkat olduğunu ifade eden Alten,

erkeklerin kadının kendisini güçlü hissettirmesine ve kendisine ihtiyacı olduğunu bilmeye ihtiyaç duyduğunu kaydediyor. Erkeğe erkeklik hissini kadın verir! “Yani kendini erkek gibi hissetmek için karısının desteğini görmeyi tüm benliği ile beklemektedir. Erkeklerin kendisine bu şekilde hissettiren ve şefkat gösteren kadınlara eğilimi, yüzyıllardır bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla aslında kadınlardan daha duygusal olabilen erkeklerin en büyük beklentisi bu alanda kendini göstermektedir. Kadınların eşlerine bu kalıpta yaklaşabilmeleri, aslında değişim gücünü elinde tutmalarına olanak sağlayan en önemli etkendir.” “Erkekler eleştirilmeden, suçlanmadan, akıl verilmeden dinlendiklerinde kendilerini daha rahat ifade edebilmektedir.” diyen Uzm. Psk. Seliyha Alten, çiftlerin birbirlerine zihin okuyarak davranmamaları gerektiği uyarısında bulunuyor. Koşulsuz dinleyici olabilmek iletişimi sağlıklı kılıyor “Evliliklerde çoğu iletişimin sorunlarının çiftlerin birbirlerinin zihinlerini okuyarak ona göre davranış gösterme eğiliminde olmasında kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla suçlanacağını, eleştirileceğini düşünen erkeklerin kendilerini iletişime kapamaları ya da dürüst davranmadıklarını görmekteyiz. Sağlıklı iletişim kurulmasını sağlayacak önemli tutumda kadına düşen rol koşulsuz bir dinleyici olabilmektir.” Uzm. Psk. Seliyha Alten modern çağla birlikte kadınların psikolojik anlamda daha fazla yıprandıklarının altını da çiziyor. Hoşgörülü kadın beklentilerinin

karşılığını görüyor Modern çağın getirisi olarak ev içinde ve ev dışında ciddi sorumluluklar alan kadınlar psikolojik anlamda daha fazla yıpranmakta ve evlilik içerisinde erkeğin payına düşen sorumluluklarda beklentisini yukarıda tuttuğu gibi, ihmallere karşı daha duyarlı davranmaktadır. Bu ruh halinde kadın iletişim kurarken sağlıksız tutumlar gösterme olasılığı artmakta, kocasını eleştiren, sürekli şikâyet eden ve hatta onları hor gören bir yapı içerisinde davranmaktadır. Oysa evde eşlerine karşı daha hassas, düşünceli davranabilmeyi başaran kadınların eşlerinden beklentilerini görebilme anlamında daha fazla destek aldıkları görülmektedir. Farklı fikirlerde ortak paydada buluşabilme önemli Çevredeki kişilerin fikirlerine ilişkin de önemli uyarılarda bulunan Uzm. Psk. Seliyha Alten, evlilikte “biz” olma gelişimine dikkat çekiyor; “Evliliklerde kadınlar tarafından yapılan ve en sık görülen sağlıksız tutumlardan bir tanesi de, yakın çevrenin desteğini aldığı konularda etkilenme düzeylerinin fazlalığı olmaktadır. Kadınlar özellikle çatışma yaşadıkları konularda, kararsız kaldıklarında, yakın çevrenin fikirlerine başvurmakta ve genellikle bu çevrenin etkisi altında kalarak kararlar vermekte ya da iletişim şeklini sürdürmektedir. Oysa evliliklerde “biz olma gelişimi” kadın ve erkeğin ortak görüş birliğine varabilme becerisi ile doğru orantılıdır. Konu ne olursa olsun farklı görüş ve fikirler olduğu zaman ortak paydada buluşabilmeyi sağlayabilmek

149


Astroloji

KOÇ

Nisan gibi özel zevklerinizde aşırıya kaçabilirsiniz. Daha az yemeli ve spor yapmalısınız. Koçlar duygusal çelişkiler yaşadığınız zaman sinir sisteminiz zarar görebilir. Dengeli beslenerek, kısa yürüyüşler yaparak ve hobilerinize zaman ayırarak bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirebilirsiniz. Koç burçları Nisan ayına dikkat! Evliyseniz veya ciddi bir partneriniz varsa, onunla güzel günler geçirebilirsiniz. Bazılarınız tam gerçek aşkı bulduklarını zannettikleri anda ilişkiden vazgeçebelirler. Evli olanlar şeytana uyabilirler. Oldukça dikkat çekici olduğunuz bir aydasınız.

İKİZLER

Nisan başında aile içinde çıkan bir tartışma büyüyüp can sıkıcı bir hal alabilir. Sabırlı davrandığınız taktirde tatlıya bağlanacak. Sevgili ikizler, Nisan gibi aile içinde tatsızlıklar yaşanabilir. Bu bir yatırım ya da ekstra bir harcamanızdan dolayı eşinizle yaşanan bir tartışma da olabilir. Tepkilerinizi gereğinden fazla abartmayın. Nisan’da tanışacağınız kişiye şans verirseniz, o sizi hayal kırıklığına uğratmayacak. Güvenmeyi öğrenirseniz, hayatınıza girecek bu yeni kişi ile aşkı doyasıya yaşayabilirsiniz.

Bu ay, çevrenizdeki insanların duygularına karşı yüksek oranda duyarlı olacaksınız bu süreçte dürüst düşünceler içinde olmaya özen göstereceksiniz. Boğalar parasal konularda hiç ummadığınız bir anda artışlar görülebilir ya da maddi anlamda güzel süprizlerle karşılaşmanız olası. Yine bu ara bazılarınızın eğitim hayatı ile ilgili uğraşları olabilir. Nisanda, yanlış anlaşılmak istemediğiniz için, aşk hayatınızda iletişim konusunda dikkatli davranacaksınız. Aranızdaki aşk, güven ve tutkunun artmasıyla alevleniyor.

150

Nisan’da şartlar zorlayıcı ve yorucu olabilir. Aniden ortaya çıkan gelişmeler karşısında şaşırabilirsiniz. Ruhsal açıdan yenilenmek, kabullenme içinde olmak size çok şey kazandıracak. Beklediğiniz parasal desteklerin hızlanması ile kararlarınız değişebilir. Bu dönemde geçmiş hesaplaşmalar içinde olabilirsiniz. Mart-Mayıs döneminde aslanlar söz, nişan, evlilik kararı alarak mutluluklarına mutluluk katabilirler.

BAŞAK

YENGEÇ

BOĞA

ASLAN

Sevgili yengeçler 2013 Mart-Nisan dönemi sağlığınızı güçlendirecek, sizi hastalıklara karşı dirençli kılacak şeyler yapmalısınız. Sakin ve huzurlu bir dönem geçireceksiniz. Ancak Nisan sonlarına doğru alacağınız acil ve önemli bir haber üzerine yolculuğa çıkmak zorunda kalabilirsiniz. Sonrasında fazla telaşlanmayı gerektirecek bir durum olmadığını anlayacaksınız. Birlikte olduğunuz kişiye, gereksiz kuruntularınızdan kurtularak güvenmeyi öğrenin. Duygularınıza karşınızdaki insana yansıttığınız kadar karşılık göreceksiniz. Aşkınızın kıymetini bilin.

Başaklar özellikle Nisan ayında, eğer kendi işinizin patronuysanız büyük projelere girmeyin. Bu dönemde maddi konularda da problemler ya da ekstra harcamalar yüzünden bütçenizi daha iyi korumanız gerekiyor. Nisan başı yeni başlayan birlikteliği olanlar, evlilik konusunda aceleci davranmamanızı tavsiye ederiz, karşınızdaki kişiyi iyi tanımaya bakın. Size doğru olarak görünen bu karar, aslında pek doğru olmayabilir. Bu olay evlilik fikrinin iyi bir karar olmadığını anlayıp yarı yoldan geri dönmenizden iyidir.

TERAZİ

Nisan-Mayıs döneminde Terazi burcu, dostlarınızın sizi hiç


hesapta olmayan yerlere davet etmeleri, bir yolculuğa çıkmanız, yeni kimselerle tanışmanız ve bu kimselerle karşılıklı bir yakınlık duyarak dostluğunuzu ilerletmeniz olası. Bu arada yalnız olanlar ya da aşktan yana şansım yok diyenler özellikle Nisan sonu, bir bakmışınız aradığınız insan karşınıza çıkıvermiş.

AKREP

Nisan gibi yeni bir ortaklık, var olan bir birlikteliğin bitmesi ya da yeni bir işe başlama gibi hayatınızla ilgili önemli bir karar aşamasına gelebilirsiniz. Bu dönemde sizi bekleyen bir değişiklik olacak, bir şeyin bitişi veya hiç hesapta olmayan yeni bir işin veya birlikteliğin başlangıcı, ani bir kararla evlilik, uzun süredir düşünülen ancak cesaret edilemeyen bir iş kurma ya da ikamet ettiğiniz şehri değiştirmek olabilir. Böylesi bir değişikliğin yaşanabileceğini söylemekte fayda var.

YAY

Nisan ayı her açıdan yoğun. Gerek iş gerek ikili ilişkiler. Bu durumda fiziksel yorgunluklar ve yeterince dinlenememiş olmak sizi zorlayabilir. İstirahat düzenizi korumanız ve düzenli beslenmeye dikkat etmeniz gerekiyor.Yine bu

dönemde telefonla gelecek bir habere çok sevinebilirsiniz. Yaylar, eğer bekarsanız Nisan ayında bir arkadşınız sizi uzakta yaşayan bir akrabası veya arkadaşı ile tanıştırabilir. Bu kişi ile ileriye dönük bir ilişkinin düşüncesi içine girebilirsiniz ancak aradaki mesafe işleri biraz zorlaştıracak.

OĞLAK

Oğlaklar, Nisan’da yeni tanıştığınız kişilerle olan ilişkilerinizde dikkatli olmalısınız. Bu kişilere fazla güvenmemelisiniz. Sosyal çevrenizle olan bağlarınızı da güçlendirmeye bakmalısınız. Yine bu dönemde bazılarınızın yurt dışı bağlantılı işleri olabileceği gibi, dışarıda yaşayan bir dost veya akraba ile ilgili bir gelişme de yaşanabilir. Nisan’ın ilk haftası bir davet, düğün ya da arkadaş toplantısı gibi bir ortamda çok etkileneceğiniz bir kişi hayatınıza girebilir. Başta çok heyecan veren bu insandan kısa süre sonra kurtulmak isteyebilirsiniz. Çok sağlıklı bir ilişki yaşanmayacak sorunlu tiplerden, size sorun çıkaracak insanlardan uzak durun, zaten kısa zamanda bu ilişkiyi bitirecek hamle tarafınızdan yapılacak.

KOVA

gelebilir. Aşırı lükse kaçmanız borç batağına girmenize sebep olabilir. İşinizle ilgili bazı sorunlardan kurtulmak için karşınıza inanılmaz imkanlar çıkacak. Bu durumu değerlendirerek problemlerinizden kurtulmaya bakın. Bu ay aşkta mutluluğun bütün sırlarını keşfetmiş olmak ilişkinizi kalıcı kılacak. Ayrıca bu dönemde hoşlandığınız, ancak onun sizden hoşlandığından emin olamadığınız biri varsa, onun da sizden hoşlandığını öğreneceksiniz.

BALIK

Balıklar, Mart sonu gibi parasal konularda kontrol dışı sürpriz gelişmeler yaşanabilir. Risk ve abartıdan kaçınmak gerekebilir. Lüks harcamaları bıraktığınız taktirde finansal açıdan rahat olacaksınız. Bu ay sadece kendiniz adına değil, birlikte olduğunuz kişi veya kişiler adına da düşünmek, hareket etmek durumunda kalabilirsiniz. Bu, tüm aileyi ilgilendiren, sizin karar vermenizi gerektiren bir konu olabilir. Nisan itibariyle aşk hayatınızda şanslı bir döneme gireceksiniz. Uzun soluklu ilişki yaşayanlar evlilik kararı alabilir.Ya da uzun zamandır aradığınız gerçek aşkı bulabilisiniz.

Nisan’da ev almak için kredi bekleyenlere güzel haberler

151


Adresler McQUEEN A ALEXANDER Nişantaşı 0212 232 20 04

İstinye Park AVM 0212 335 67 82

ALEXANDER WANG

CHRISTIAN DIOR

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

İstinye Park AVM 0212 345 59 30

ALICIA&OLIVIA

Nişantaşı 0212 233 06 66

B

D

E

Akmerkez 0212 282 12 55

NICHOLS H HARVEY Kanyon AVM Levent 0212 319 11 00

H&M

İstinye Park AVM 0212 345 68 28

İstinye Park AVM 0212 345 59 40

HERMES

Nişantaşı 0212 241 27 78

EMILIO PUCCI

Harvey Nichols Kanyon 0212 319 11 76

HOTİÇ

İstinye Park AVM 0212 345 52 40

EMPORIO ARMANI Nişantaşı 0212 233 06 66

BURBERRY

İstinye Park AVM İstinye Bayırı Cad. İstinye 0212 241 55 16

152

GUESS

DIVARESE

Nişantaşı 0212 373 48 00

İ

ETRO

İstinye Park AVM 0212 335 67 95

CELINE

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

Nişantaşı 0212 368 63 00

İstinye Park AVM 0212 345 54 91

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

Abdi İpekçi Caddesi, No:23/1 Nişantaşı 0212 373 48 00

F

FABRİKA

İstinye Park AVM

İNCİ

İstinye Park AVM 0212 345 59 53

İPEKYOL

İstinye Park AVM 0212 345 50 20

ESCADA

Nişantaşı 0212 247 84 83

Alsancak-İzmir 0232 421 38 76

İstinye Park AVM 0212 345 61 30

DRIES VAN NOTTEN

BEYMEN

GALERİ NUR

GUCCI

D&G

Nişantaşı 0212 230 66 86

Beymen İstinye 0212 335 67 00

CHANEL

G

DKNY

Abdi İpekçi Caddesi No:4 4 Nişantaşı 0212 219 94 98

BALMAIN

C

Beykoz İstanbul 0216 485 42 10

Beymen Akmerkez 0212 216 69 00

BALLY

BEYMEN BLENDER

FORUM SAAT

CHRISTIAN LOUBOUTIN

Harvey Nichols Kanyon 0212 319 11 76

ARMANI

0212 345 59 75

CHOLE

J

JEAN PAUL GAULTIER

0212 319 11 76

JIL SANDER


Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

K

JIMMY CHOO

İstinye Park AVM 0212 335 67 66

KOTON

İstinye Park AVM 0212 345 53 10

KURT GEIGER

İstinye Park AVM 0212 345 54 85

L

LANVIN

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

LOUIS VUITTON İstinye Park AVM 0212 345 58 10

M MANGO İstinye Park AVM 0212 345 57 17

MARC JACOBS

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

MARNI

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

MAXMARA

Teşvikiye Cad. No:7 3 Nişantaşı

MIU MIU

İstinye Park AVM 0212 329 81 58

MOSCHINO

İstinye Park AVM İstinye Bayırı Cad. İstinye 0212 335 67 70 153


N NETWORK İstinye Park

AVM 0212 345 59 70

P PARK BRAVO

Harvey Nıchols Kanyon 0212 319 11 76

BENİAN T TUBA Nişantaşı 0212 327 22 23

İstinye Park AVM 0212 345 54 25

TOMMY HILFIGER

İstinye Park AVM İstinye Bayırı Cad. İstinye 0212 345 60 25

PATRICIA PEPE

Nişantaşı 0212 234 83 93

TOPSHOP

PINKO

Nişantaşı 0212 291 08 40

İstinye Park AVM 0212 345 57 70

TORY BURCH

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

PRADA

Nişantaşı 0212 368 84 50

TWIST

İstinye Park AVM 0212 345 50 05

R ROBERTO CAVALLI Nişantaşı 0212 291 07 54

V

RALPH LAUREN

İstinye Park AVM 0212 345 71 12

Etiler 0212 282 09 65

Galata 0212 245 91 36

VALENTINO

Nişantaşı 0212 219 66 31

SWAROWSKI

Nişantaşı 0212 240 29 32

VERSACE

Harvey Nichols Kanyon 0212 319 11 76

SERGIO ROSSI

STEFANEL

Y

YVES SAINT LAURENT

SALVATORE FERRAGAMO

Z

ZARA

İstinye Park AVM 0212 345 55 96

154

Nişantaşı 0212 248 50 11

VAKKORAMA

S SONGÜL CABACI

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

VAKKO

Beymen Nişantaşı 0212 373 48 00

Etiler 0212 282 18 82


155


Stiletto April 2013  

The New face of Woman, Fashion and Life

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you