Issuu on Google+

ALİ GÜMÜŞ

Yöneticilerde gitmesin

Olimpiyatsızlaştıramadıklarımızdan mısınız?

İl Güvenlik Kurulu alışagelmiş şekilde deplasman takımlarının taraftarlarını maçlara girmesini tekrar yasakladı. 14. Yüzyıl İngiltere'sinde "futbol" kilise üyeleri ve kraliyet tarafından çıkan şiddet olayları yüzünden yasaklanmıştı. Bu yasaklamalar belli bir zaman dilimi içinde devam etmişti. Bizdeki düşünce yapısı da o noktaya > 15’te doğru hareket ediyor...

yazıyor

64 yıl önce > 11’de

Bizim konuştuğumuz konu hep güreş, halter gibi branşlar oldu. Fakat kimse olimpiyatlarda futbolumuzun olmadığını sorgulamadı. 70 milyon futbol ile yatıp kalkıyoruz ama hiçbirimiz milli futbol takımımızın başarısızlığını düşünmüyor. Olimpiyatlarda futbol dalında olabilmemiz için 21 yaş altı Türk Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’nda ilk 3'e girmesi gerekiyor. Türk futbolu> 12’de nun olimpiyat tarihçesi tam anlamıyla...

Bilge DONUK yazıyor

Saffet SANCAKLI yazıyor

w w w . s p o r h a y a t . c o m

BENi SADECE TANRI YARGILAR

Yüzyıllardır siyasi çekişmelerin ve kavgaların odağı olmuş Or tadoğu’nun sorunlarına bir yenisi daha eklendi. Filistinli bir genç futbolcu, bir genç yetenek; Ali Kahatib

> Devamı 7’de

> Devamı 6’da

Süper Lig yabancı 

İ S E T E Z A G   OR P S   L İ S E N   İ N YE 13 - 20 Eylül 2012

oyuncu çöplüğü gibi

Merhaba!

Yeni Nesil Spor Gazetesi sloganıyla yayın hayatımıza başlamış bulunmaktayız. Amacımız; Futboldan tenise, tenisten dağcılığa, dağcılıktan brice kadar spor adına çok sesli bir yayın olmaktır. Bu doğrultuda yapacağımız haberlerin toplumun her kesimden ilgiyle takip edileceğine inancımız sonsuz. Çünkü SPORHAYAT bugünden itibaren basın camiamızdaki çok büyük bir açığı kapatacaktır. Profesyonel futbol başta olmak üzere haber yelpazesine amatör futbolu da alacak olan SPORHAYAT Türkiye’nin bir çok ilinde temsilciliklerle yola devam edecektir. Türk spor camiasının tam desteği ve bilgisi ile amatör spor kulüp haberleri yapmak, farklı branşlarda ülkemi-

SPOR YÖNETiMi

zi temsil eden oyuncu ve takımlarımızın ülkemizde hak ettikleri ilgiyi görmelerini sağlamak ve haber değeri taşıyan her tür spor aktivitesini okurlarımızla paylaşamak gayesindeyiz. Biz takım olarak uzun bir yolculuğa çıktık. Yol boyunca hikayeler toplayacağız. İçinde azim, cesaret ve hayaller olan hikayeler. Hayallerin gerçekleştiği bizi biz yapan değerlerin hikayelerini sizler için toplayacağız. Sporhayat.com ve SporHayat Gazetesi çalışanları olarak inandığımız, arkasında durduğumuz ve parçası olmaktan onur duyduğumuz kadrosuyla yeni nesil haber gazetesiyiz. Hepimizin ortak noktası spor.

TAvUS KUSU

Bünyamin CELEP

DENiZ  DERiNSU

Hakan Sedefçi

yazıyor

31 YAŞINDA KALP KRiZi GEÇiRDiM

SEvENLER DERNEGi >2’de

Bu kadar kolay olmamalıydı...>3’te

YÖNETiMiNE BENZEMEZ

İşte Spor Hayat’tan ses getirecek bir 

röportaj daha 

Röportaj: Abdullah EĞİLMEZ nSayfa 8’de

85 yaşında 3 altın madalya bir de rekor Vedat Dinler: 

İnan'dık kazandık

Şampiyonlar  Ligi’ndeki temsilcimiz  Galatasaray  Finansal krize  doğru mu gidiyor?

2014 Dünya Kupası elemelerine Hollanda karşısında alınan şanssız yenilgiyle başlayan A Milli Takım, Estonya karşısında kendisine geldi. Ay Yıldızlılar, 70 dakika 10 kişi oynayan rakibi karşısında rahat bir oyunun ardından 3-0 kazanmasını bildi. Selçuk İnan'ın ilk 11 'de başlamadığını öğrenen taraftarlar sosyal medyada Abdullah Avcı'yı eleştiri yağmuruna tuttu.

Futbolcu fabrikası

PORTO Emre NAMAL

>5’te

Bir F

ahçe efsan erb en

Şuan 92 yaşında... Fenerbahçe tarihinin en uzun süre forma giyen futbolcusu Fikret Kırcan: '1934'te Fenerbah-

çe'ye geldim. 14 yaşındaydım. 1956'ya kadar oynadım. Hiç para almadım. Kulüp tabii ki futbolcularına para veriyor du. Ama ben hiç almadım. Arkadaşlarıma ben de para verirdim. Futbol bir rüyaydı benim için. Bana dediler sen kaptan olacaksın Fikret abi. Oldum. Yıllarca kaptanlık yaptım.'

i es

>13’te

G.Saray F.Bahçe’ye göre daha demokratik

Geçtiğimiz yıllarda Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanlığı’nın yanı sıra TFF Genel Sekreterliği görevinde de bulunan spor adamı Ahmet Güvener’den SPORHAYAT’A gündeme > Devamı 4’te bomba gibi düşecek açıklamalar

Uzun bir dönemdir içinde bulunduğu mali krizi atlatamayan Ankaragücü’ne verdiği desteklerle tanıdığımız CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, gazetemizin Ankara temsilci Gürsel Gökçe’nin sorularını tüm içtenliğiyle yanıtladı.

NEREDEN NEREYE 1948 LONDRA

2012 LONDRA

>11’de

Sadece kadınlara ve çocuklara açık olan maçların “seyircisiz” diye adlandırıldığı bir ülkede Futbola kadın gözüyle bakmak zor >15’te

Bacaklarını Sonu güzel bitti kaybedebilirsin  >12’de Azmini asla

Alex Zanardi'den paralimpik olimpiyatlarında altın madalya

Haluk KESİM

Röportaj: Gamze MERT

Aziz Yıldırı ‘G.Saray’ınm UEFA kupa s alması ı tesadüftü’

2013 Avrupa Basketbol Şampiyonası grup elemelerinde 2. olmak için 19 sayı fark atmak zorunda olduğumuz Çek Cumhuriyeti maçını 81-58 kazanarak tarih yazdık. > 16’da

Tüzmen ”Kişileri konuşmayı sevmiyorum. ‘Ne şiş yansın ne  kebap’ şeklindeki bir yaklaşım ile spor yönetimi olmaz. Sporun geleceğine Tavus Kuşu Sevenler Derneği Başkanlığı şeklindeki uygulamalarla yaklaşmak doğru değil” İşte Soru ve cevaplarla Sporhayat’tan ses getirecek bir röportaj daha... >12’de

Habil: Spor da yaparım kariyer de >16’da

SPORHAYAT 01 CMYK


2

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

Futbol Federasyonu Başkanlığı adaylığından son anda çekilen Devlet eski Bakanı Kürşad Tüzmen uyardı: Kürşad Tüzmen Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Semra Köylü’ye çok özel açıklamalar yaptı

‘NE SiS YANSIN NE KEBAB’

receye ulaşan ya da beni geçecek “1974’te yüzmedeki 100 metre sporcu yok. Türkiye’de yüzme hiç rekoruma hala ulasabilen yok” ilerleme kaydetOlimpiyatlara dönersek… 1950 ve 1960’lı yıllardan sonra dünya sporu gelişme gösterirken Türk sporu yavaş ilerledi. Kendi branşımla (yüzme) ilgili örnek vereyim… 1974’te 100 metre serbestte yüzdüğüm de-

medi. Olimpiyat hazırlıklarına 20 yıl önceden hazırlanmak gerekir. Spora çocuklarımızı yönlendirmeye ilkokuldan başlamalıyız… Milli Eğitim Bakanlığı ve Spor Bakanlığı ortak projeler üretebilmeli…

ANLAYISIYLA SPOR YONETiLMEZ

Kürşad Tüzmen; 58. 59. ve 60. hükümetlerde Devlet Bakanlığı yaptı. Döneminde birçok başarıya imza attı. Futbol Federasyonu’nu başkanlığına aday oldu. Göreve gelmesi halinde şike ve teşvike karışmış 8 takımı küme düşüreceğini söyleyerek futbol camiasının gündemine bomba gibi düştü... Tüzmen ”Kişileri konuşmayı sevmiyorum. ‘Ne şiş yansın ne kebap’ şeklindeki bir yaklaşım ile spor yönetimi olmaz. Sporun geleceğine Tavus Kuşu Sevenler Derneği Başkanlığı şeklindeki uygulamalarla yaklaşmak doğru değil” diyerek Türk futbolunun ve sporunun uluslararası arenadaki başarısızlığını hazmedemediğini dile getirdi.. İşte Soru ve cevaplarla Sporhayat’tan ses getirecek bir röportaj daha... g Futbol Federasyonu adaylığı süreciniz nasıl başladı?

Gençlerim iz antrenör kurbanı oluyor

görüşmenin perde arkasını anlatır mısınız?

Hukuk kurulumuz bize Süper Lig’de ve 1. Lig’de şikeye karışan taTekvandoda 2. olan kızıUEFA Başkakımları düşürmemızı izledim, her şeyini verebilirdi; nı Michel Platimiz gerektiğini yani ya şampiyon ya da 2. olacaksın. Birni’yle yaptığısöyledi. Beçok gençimiz tecrübeli olsa da yanlış antremız görüşmede nim kararlı nör seçimlerinin kurbanı olabiliyor. Son Londra biz işin Türk duruşum parOlimpiyatları’nda aldığımız sonuçlara bakın. Sizsporuna olan tati genel merce başarılı mıyız? Boy göstermeye gitmişiz. Bu iş kezinden çaböyle yürümez. ‘Adam olacak çocuğu anlarsın’ rafına baktık. Türk sporu burağırılmamı sağderler. Ben 3 dünya şampiyonu yetiştiriyodan nasıl yara alladı ve dediler rum. Aslı Çakır Alptekin ve diğer branşmadan kurtulur ki “Gel, görüşelarda madalya alan sporcularımızı diye düşündük. Süper lim, ne olursun!..” tahmin etmiştim. Lig’den 3, 1. Lig’den 5 Ben de işim olduğumu olmak üzere toplam 8 takımın söyledim ama işe yaramadı. Çok büyük ağabeylerim, futbol ca- küme düşürülmesi gerektiğini belirttim. miasının önde gelenleri, milli takımların yıllardır değişmeyen anÇözeriz dediler ama trenörleri beni aradı ve bana ihtiyaçları olduğunu söyledi. Kimlerdi havada kaldı diye sorarsanız isim vermeyeyim. Ayrıca önemli bir konuya da deHiçbir zaman da isim vermedim, ğineceğim. UEFA sadece şikeyle vermem de… uğraşmıyor, kulüplerin mali yapıKurullarımızı kurmuştuk larına da bakıyor ve detaylı inceleme yapıyor. UEFA’nın kurallarına Parti genel merkezine gittik, göre Türk takımlarının birtakım sıBaşbakan’la görüşüldü ve Başbakıntıları var. UEFA der ki şartları kan, benim Futbol Federasyonu yerine getirmeyen kulüpler lisans Başkanlığı için aday olmamı istealamaz, birçok müsabakadan men medi. Sonuçta da adaylıktan çekiledilir. Türk takımları da sorumludim. luklarının bilincinde olBaşkanlık için bana malı. Yoksa bazı taArtık her ş büyük destek vardı. kımların liglere Biz de finans, hukuk var, ama y de yer almave teknik kurulları sporcu yok ması gerekir. oluşturmuştuk. Birçok kişi bu Başkanlığa haişi çözeriz dedi Benim desteklediğim zırdım. ama havada kaldı. birçok sporcu 2008’den beri baTürk futboKişileri konuşmaşarılı oldu. Sponsorluklarını üstlendilunu bugünyı sevmiyorum. ğim sporcular var. Büyükler Dünya Taeklere getiren‘Ne şiş yansın ne wondo Şampiyonasında Dünya 3.sü olan, lere baktığıbenim sporcum Asena Furkan Aydın. Önükebap’ şeklindeki mızda ‘ne şiş müzdeki olimpiyatlarda şampiyon olabibir yaklaşım ile lir. Artık tesis var, her şey var, sporcuyansın ne kespor yönetimi ollar yok. Buradan birilerini bap’ misali hamaz. Sporun gelecesuçlamak doğru olmaz. reket ediyor. Bu ğine Tavus Kuşu Sedüşünceyle Türk futvenler Derneği Başkanlıbolu hiçbir yere gidemez. ğı şeklindeki uygulamalarla g Platini’yle yaptığınız yaklaşmak doğru değil.

SPORHAYAT 02 CMYK


4

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

İşte Spor Hayat’tan ses getirecek bir büyük röportaj daha

Şampiyonlar Ligi’ndeki temsilcimiz Galatasaray Finansal krize doğru mu gidiyor?

Spor adamı Ahmet Güvener; içinde bulunduğu finansal sıkıntıdan Geçtiğimiz yıllarda Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanlığı’nın dolayı UEFA’dan 1 yıl men cezası alan Beşiktaş’ın ardından aynı yanı sıra TFF Genel Sekreterliği görevinde de bulunan spor adamı tehlikenin sarı kırmızılı ekibin de kapısında olduğunu söyledi Ahmet Güvener, gündeme bomba gibi düşecek açıklamalar yaptı İddianameyi de gerekçeli kararı da okumadığını söyleyen eski MHK Başkanı’nın söylemleri satırbaşlarıyla şöyle:

Ş

dikkat çeken Ahmet Güvener, şöyle devam etti: “UEFA da Futbol Federasyonu da bu süreci ellerine yüzlerine bulaştırmıştır. Gerekçeli kararı okumadım, hukukçu değilim ama hukuken bana göre çok akılcı ve mantıklı değil. Bu operasyon her spor kulübünün başına gelebilirdi. Bu Galatasaray da olabilirdi. F.Bahçeli taraftarların sergilediği tutumu Galatasaraylı taraftarlar sergiler miydi, başkanının arkasında durabilir miydi, bilemem. Aziz başkan zamanında “Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı alması bir tesadüftü” demişti. Galatasaray o yıl Avrupa şampiyonu olmayı planlamıyordu. Bu şampiyonluğu maddi başarıya dönüştüremediler, ciddi zararlar yaşandı.”

İşte 2012-2013 Spor Toto Süper Lig’in en pahalı 10 transferi; 10 – Joseph Yobo Son iki sezondur Fenerbahçe’de kiralık olarak forma giyen ve hem şampiyonlukta, hem de geçen sezon büyük katkıları olan Nijeryalı yıldız Yobo’nun 2012-2013 sezonu öncesinde Fenerbahçe’ye bonservis maliyeti

‘Türk futbolu inanılmaz yara aldı’

‘Galatasaray’ın çok borcu var’ Galatasaray’ın transferleri yaparken çok para harcadığını belirten Ahmet Güvener, mali durumunu düzeltmezse Beşiktaş’ın durumuna düşeceğine dikkat çekti. Güvener, “Galatasaray’ın çok borcu var. Transferlerle borç daha da arttı. Her takım mali tablolarına dikkat etmeli. Yoksa zor günler yaşarlar” dedi. Avrupa’ya giden her oyuncunun 2 yıl kaldıktan sonra Türkiye’ye döndüğüne işaret eden Güvener, “Ya kebabı özlüyorlar ya da Türkiye’de daha çok para kazandıkları için gittikleri ülkeye adapte olamıyorlar ve geri dönüyorlar. Kültür farkı da çok etken” diye konuştu.

G.Saray F.Bahçe’ye göre daha demokratik

Futbolun içindeki kirliliğin tamamen temizlenmediğine dikkat çeken Ahmet Güvener, “Bu kararlarla F.Bahçe ve Türk futbolu inanılmaz yara aldı. Türk futbolu komadaydı. Kendine gelmesi 10-15 yılı bulur. Ben konunun Yargıtay’a gitse de değişeceğini sanmıyorum. Söylenenler mahkemede söylendi. Verilen cezalar da inandırıcı değil” açıklamasını yaptı.

‘Kupa Trabzonspor’a verilemez’ F.Bahçe’nin şampiyonluk kupasının gelişen olaylar nedeniyle Trabzonspor’a verilme-

TFF ’de

‘Şike süreci başladığında TFF’de olmak istemezdim’ diyen Ahmet Güvener Tahkim Kurulu’nun, federasyonun aldıkları kararları doğru bulmuyorum. Tahkim Kurulu Başkanı olan kişi şu anda başkan olmadan önce şike davasında görüş bildirmiştir. Bu ihsas-ı reydir. Bildiğim kadarıyla Tahkim’in aldığı kararın altında imzası var. Kararlara çok büyük kulüplerden baskı geliyor.

Süper Lig’in en pahalı transferleri Türkiye ligindeki takımlarımızdan Fenerbahçe ve Galatasaray’da hatırı sayılır paralar ödeyerek büyük transferler yaptı. 2012-2013 Spor Toto Süper Lig sezonu için kadrolarını güçlendiren külüplerimiz arasında en çok parayı ise yine Fenerbahçe ve Galatasaray ödedi.

Galatasaray’a da göndermede bulunan Güvener, “Faruk Süren, Alp Yalman ve Adnan Polat liseli değil (Galatasaray). Galatasaray tarihinde liseli olmayan başkan sayısı fazla olmasa da vardır. Sonuç olarak oradaki yapı Fenerbahçe’ye göre daha demokratiktir” ifadesini kullandı.

ak istemezdim olm

• F.Bahçe’ye yarın da bugün de 3 yıl men cezası çıkabilir. Federasyona neden hiçbir yaptırım yapılmadı? • Eski Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’a yazılan yazıyı hatırlayın. Bunu Şenes Erzik cevaplasın. UEFA’nın neden hiç sesi çıkmıyor? UEFA’yı ben de anlamıyorum. UEFA’nın merkezi İsviçre’de ve bir takıma çok acımasız davranabiliyor. UEFA’ya inancım sıfıra inmiştir. • Aziz Başkan kendine biat etmeyen kimseyi kendinden saymaz ve onla uğraşır. • Genel sekreterlik yaptığım dönemde 15 kişilik yönetim kurulu üyesinden 9’u F.Bahçe taraftarıydı ya da sempatizanlarıydı. • Bence gerek Erzurum’da gerekse Şanlıurfa’da maçların oynanması da politik bir karardı. Şanlıurfa’daki stadı oynanabilir hale getirebilmek için çok uğraştık. Alt ve üst yapı eksikliği fazlaydı. • Türkiye’de siyasal otoritenin oluru olmadan hiçbir federasyonun başkanı seçilemez. Haluk Ulusoy’u ayrı tutuyorum. O siyasi otoriteye rağmen başkan olmuştu. • Futbolla ilgilenen bir Başbakan ve hükümetin olmasının artıları olmuştur. Maddi açıdan faydası olmuştur ama özgür iradelerini kullanamadıkları için spor yönetimi yönünden siyasi etkileri hep hissetmişlerdir.

ike operasyonu için gerekçeli kararda spor kulüplerinin üstünde durulamayacağını, kişilere dava açılacağını belirten Güvener, “Gerekçeli kararda bahsedilen şey, ceza hukuku açısından doğru bir karardır. Yönetici ve kulüpler spor hukuku açısından ayrılamaz, ceza hukuku açısından ayrılır” dedi. UEFA’nın tutumuyla ilgili ciddi soru işaretlerinin olduğunu vurgulayan eski MHK Başkanı, “58. madde genel kurul kararı olmadan değiştirilemez dediler. Genel kurul değişmemesi için de karar aldı, ardından federasyon 58. maddeyi genel kurul kararına karşın kurul kararı olmadan değiştirdi. ‘İkinci kişilerin hareketleri kulüpleri bağlar’ dediler. Bazı yöneticiler ceza aldı ama kulüplere ceza verilmedi. Şimdi bu çelişkiyi UEFA bana açıklasın. Futbol Federasyonu’nun yönetmeliklerinde ‘Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmez’ diye bir kural yok; küme düşürme, para cezası, puan inme cezası var” diye konuştu. ‘3 Temmuz’ sürecini F.Bahçe’nin mükemmel yönettiğine

2.5 milyon euro. Everton kulübünün bu transferde diretmesi, imzaların geç atılmasına yol açmıştı ancak Everton’a rest çeken Yobo, Fenerbahçe’de oynama isteğini bu sezon da gerçekleştirmiş oldu. 9 - Fernando Belluschi 2012-2013 sezonuna, 2010 yılında yaşadığı şampiyonluğu tekrar yaşama hedefi ile giren Bursaspor, Pablo Batalla ve Pinto gibi yıldızlarının yanına Porto’dan Fernando Belluschi’yi de yaklaşık olarak 2.5 milyon euroya renklerine kattı. 8 - Dany Geçtiğimiz sezonu şampiyon olarak tamamlayan Galatatasaray, defans bölgesi için mutlaka bir alternatife ihtiyaç duyuyordu. Dany ile Galatasaray’ın isimleri, daha önceki yıl da transfer haberlerinde geçmesine rağmen imzalar atılmamıştı.Galatasaray’ın Gaziantepspor’dan transfer ettiği Dany’nin bonservis bedeli ise 3.3 milyon euro. 7 - Hamit Altıntop Hamit Altıntop ile Bayern Mühih’te

oynadığı dönemlerde de ilgilenen Galatasaray, Real Madrid Teknik Direktörü Jose Mourinho’nun Türk oyuncuyu takımında görmek istemesi üzerine bu transferi başka bir bahara bırakmıştı. 20122013 sezonu öncesinde Hamit Altıntop, Real Madrid’de aradığı fırsatları bulamayınca artık Türkiye’ye dönme fikrine sıcak bakmaya başlamıştı ve Galatasaray ile beraber bu kez Fenerbahçe’de kendisi ile ilgileniyordu. Ancak nihayetinde Galatasaray’a imza atma kararı alan Hamit’in yeni takımına bonservis maliyeti 3.5 milyon euro oldu. 6 - Hasan Ali Kaldırım 2011-2012 sezonu öncesinde Andre Santos’un takımdan ayrılmasından sonra bu bölge için arayışlara başlayan Fenerbahçe, Juventus’tan Reto Ziegler’i kiralamıştı. İsviçreli oyuncu, bir sezonun ardından takımdan ayrıldı ve Fenerbahçe aynı bölge için bu kez bir süredir ilgilendiği Hasan Ali Kaldırım’ı Kayserispor’a 3.75 milyon euro ödeyerek transfer etti. 5 - Mehmet Topal Galatasaray’da geçirdiği başarılı yılların ardından artık şansını Avrupa’da denemek isteyen ‘örümcek’ lakaplı Mehmet Topal’a talip olan İspanya’nın Valencia takımı olmuştu. La Liga’ya transfer olan Topal, aslında başarılı maçlar çıkartmasına rağmen tekrar Türkiye’ye dönme fikrini, Fenerbah-

sinin imkânsız olduğuna değinen Ahmet Güvener, şöyle devam etti: “Zaten şampiyon olmuşsun. Kazanılan hak geri alınmaz ki? Kupa Trabzonspor’a verilemez.”

‘Olimpiyatlar oyuncular içindir’ Londra Olimpiyatları’na 114 sporcu gibi Türkiye için rekor bir katılımla gittiğimizi söyleyen Güvener, “Bu kadar sporcuyla katılacaksınız ve 2 altın, 2 gümüş, 1 bronz madalya alacaksınız. Çok garip bir tablo… Katılım sayısına göre başarısızlıktır. Şimdiye kadar olimpiyatlardaki 26 branştan sadece 6’sında başarı göstermişiz. Güreşte 69 madalya almışız diğerleri, halterde, boksta, tekvandoda, judoda ve atletizmde madalyalarımız var. Dünya şampiyonunun zoraki aldığı bronz madalyayı başarı olarak görmüyorum. Güreşte Rıza Kayaalp’ten bahsediyorum. Ayrıca tüm sporcularımızda mental yetersizlik, güven eksikliği var. Kafileye son anda göstermelik 2 spor psikoloğu eklenmiştir. Halbuki sporcular spor psikologları ile devamlı çalışmalıdırlar. Devşirme atletlere de karşıyım. Bu durum şu anki iktidardaki hükümet zamanında ortaya çıktı. Bir konunun daha altını çizmek istiyorum. Olimpiyatların açılış töreninde en önde bayrağımızı voleybolcu Neslihan taşıdı. Neslihan’ın hemen arkasında da spor genel müdürü ve yardımcıları vardı. Onların arkasından da sporcularımız yürüdü. Olimpiyatlar sporcular içindir, yöneticiler için değil… Bu durum beni çok rahatsız etti” ifadesini kullandı. Ödül yönetmeliğini de çok saçma bulan Ahmet Güvener, “ABD’li altın alınca 20 bin euro alıyor. Bizimkilerse altın alınca 500 bin euro alıyor. Para vererek bu işler olmuyor

çe’den gelen teklifle beraber canlandırmıştı. Ailesinin de yakınında olmak isteyen Topal’ın Fenerbahçe’ye maliyeti ise, 4.5 milyon euro oldu. 4 - Burak Yılmaz Trabzonspor’un 2010-2011 sezonunda şampiyonluk yarışında yer almasını sağlayanlardan biri de Burak Yılmaz olmuştu. Ancak Burak Yılmaz’ın enverimli maçlarını çıkarttığı sezon, 2011-2012 oldu ve 30 golü geçmeyi başardı. Hal böyle olunca başarılı oyuncu ile Türkiye’den Galatasaray ile beraber Avrupa’nın büyük takımları da yakından ilgilenmeye başlamıştı. İtalya’nın Lazio takımına imza atmaya çok yaklaşan Burak, İtalyanların 5 milyon euro olan bonservis bedelini taksitle ödemek istemesi sebebiyle Başkan Sadri Şener’den veto yedi. Bu parayı peşin vermeyi kabul eden Galatasaray ise, mutlu sona ulaşan takım oldu. 3 - Milos Krasic Fenerbahçe ile Milos Krasic flörtü yeni değil. Sırp oyuncuyu CSKA Moskova günlerinden bu yana takip eden Fenerbahçe yönetimi, araya Juventus’un girmesi ile beraber bu transferi askıya almıştı. Ancak Juventus’ta aradığı süreleri bulamayan Krasic, artık yavaş yavaş ayrılma fikrine sıcak bakmaya başlamıştı. Fenerbahçe’nin kendisine olan ilgisinden haberdar olan Milos, daha önce ‘hayır’ de-

SPORHAYAT 04 CMYK

demek ki… Adamın aklı o kadar karışıyor ki koşamıyor, yüzemiyor. 1 milyon euro verseniz de değişen bir şey yok. Çok büyük yanlışlar yapılıyor.” Güvener “Milli futbolcular da zaman zaman federasyonla prim pazarlığına girmiştir. Bu iktidar ‘maddiyatçı değiliz’ görünümü verip sporcuları parayla teşvik etmeye kalkıyor. Kendi içinde çelişki yaratıyor. Başbakan’ın olimpiyatlarda 1500 metrede altın alan Aslı Çakır Alptekin’le gümüş madalya kazanan Gamze Bulut’u araması güzel bir şey ama iktidar sporu bile kendine siyasi malzeme yapıyor” açıklamasını yaptı. Eski MHK Başkanı, sözlerini şöyle noktaladı: “Olimpiyat Komitesi üyesi olsam ben Türkiye’ye oy vermem. Çünkü Türkiye spor ülkesi değildir. Birçok tesis göstermelik yapılıyor. Tesislerle başarı elde edilmez ki? Para vererek de hiçbir şey olmuyor. 2004 Olimpiyatları’nı yapan Atina şu anda sporda Türkiye’nin altında sürünüyor. Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nı Türkiye’ye getirirken ülkemizde doğru düzgün bir salon bile yoktu. Bu şampiyonayı Türkiye’ye getirirken benim de çok emeğim olmuştur. Biliyor musunuz bundan 3-4 yıl önce Nevin Yanıt’ın çalışacağı bir yer bile yoktu. Mersin’de toprak zeminde 100 metrelik bir yerde çalışıyordu. Nevin şampiyon olduktan sonra yapıldı, araştırılsın. Golf ise Türkiye’de tanınmazken Ahmet Ağaoğlu iş dünyasından birisi; bu sporu bir yerden alıp bir yere getirmiştir ve başka bir örneği de yoktur. Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık da çok başarılıdır. Kadın voleybolu onun sayesinde Türkiye’de çağ atlamıştır. F.Bahçe’nin Karabıyık’la aralarında şu an bir sorun var ama çözülür. Basketbol da inişli - çıkışlı bir grafik çiziyor. Ülkemizde yapılan turnvalarda Avrupa ve dünya ikinciliği dışında uluslararası alanda bir başarımız yok.”

Para madalya getirmedi. Güven yok.

diği sarı lacivertli takıma bu kez 7 milyon euro karşılığında transfer oldu. 2 - Nordin Amrabat Nordin Amrabat ile Galatasaray arasındaki transfer hikayesi, oldukça çalkantılı geçti. Bir yıldır bu oyuncu ile ilgilenen Galatasaray, Kayserispor’un Amrabat’ı satmaya bir türlü yanaşmaması sebebiyle oyuncuyu renklerine bağlayamıyordu. Kayserispor ile idmanlara çıkmayı reddeden Amrabat, ardından Genel Menajer Süleyman Hurma ile yaşadığı sorunlardan sonrakadro dışı dahi kalmıştı. Sonradan yeniden sahaya çıkmayı kabul eden Amrabat’ın rüyası, Galatasaray’ın 8 milyon 600 euro vermeyi kabul etmesiyle beraber gerçek oldu. 1 - Raul Meireles Emre Belözoğlu’nun ayrılmasından sonra orta sahaya mutlaka bir takviye yapmak isteyen Fenerbahçe için sadece Mehmet Topal’ın gelmesi yeterli olması. Daha ofansif ve aynı zamanda defansif özelliklerini de kullanabilen bir orta saha oyuncusuna ihityaç duyan Fenerbahçe, aradığını İngiltere’de buldu. Şampiyonlar Ligi’ne veda eden ve hedefini Avrupa Ligi finali olarak koyan Fenerbahçe, Chelsea’de forma giyen Portekizli oyuncu Raul Meireles’i 10 milyon euroya transferin son gününde renklerine bağlamayı başardı.


3

SPOR HAYAT

En pahalısı Aykut mu? www.sporhayat.com

15 yıla yaklaşan görev süreci boyunca Başkan Aziz Yıldırım’ın belki de en çok tartışılan teknik direktörü bu gidişle Aykut Kocaman olacak. Şike süreci boyunca sergilediği duruş camiada ne kadar övgü topladıysa teknik direktörlüğü de bir o kadar tartışılıyor Aykut Hoca’nın... aum zamanında idari koordinatörlüğe getirilen Kocaman, ‘Görev alanım çok farklı ve asla teknik direktör olmayacağım’ demiş olsa da Alman çalıştırıcının gönderilmesinin ardından kolları sıvamıştı. Bu yıl tek adam olarak 3. sezonuna başlayan Aykut Kocaman, böylece Fenerbahçe tarihinde teknik direktör istikrarı açısından da oldukça önemli bir noktaya varacak... Ama yarattığı takım... İşte o fazlasıyla tatışılıyor. 3. görev döneminde hala sezon başı transferlerde geç kalınması Şampiyon Ligi’nin bir kez daha kaçmasında en önemli etken olarak gösteriliyor. Bir tartışma konusu da Aykut

D

1

3

2 1- Dirk Kuyt: Bonservisi 1 milyon euro. Alacağı yıllık garanti ücret 2milyon 850 bin euro. Maç başı ücreti 17 bin 500 euro. Sözleşme süresi 3 yıl. 2- Salih Uçan: Bonservisi 1 milyon 550 bin euro. Yıllık azami ücreti 220 bin euro. Sözleşmesi 5 yıl.

Fenerbahçeli duruşu kaza ndır ama Teknik dı Direktörlüğü tartışılıyor

Niyaz, Bekir, Bienvenue, Serdar Kesimal, Orhan, Caner, Sow, Niang, Stoch, Dia, Özgür bu süreçte Fenerbahçe’ye katılan ve kimileri ayrılan isimlerden bazıları.. Yine Aykut Kocaman’la 2 kez Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı yitirilirken Young Boys’tan sonra Spartak Moskova’ya da elenilmesi teknik adamın Avrupa için yeterli olup olmadığını ciddi anlamda tartışılır hale geldi. Yıllardır ezeli rakip Galatasaray’a sahada kazanılan üstünlük geriye giderken geçen yıl son maçta Kadıköy’de yine Galatasaray’a şampiyonluğun son maçta verilmesi de sıkıntı yaratmıştı... Takıma onun döneminde hiçbir gencin monte edilememesi ve aday gösterilen Okan, Gökay ve Berk’in takımdan uzaklaşması düşkırıklığıyla izleniyor... Aykut Kocaman’ın eleştirilen noktaları fazla... Gelecekte ne olur bilinmez ama Avrupa Ligi ve ligin ilk 10. haftaya kadar olan süreci Aykut Kocaman’ın ‘kader dönemi’ olacak demek harhalde çok da yanlış olmaz....

Kocaman’a yapılan takımın maliyeti... İddialar Aziz Yıldırım döneminde çalışan hiçbir hocaya ekonomik olarak bu kadar geniş bir bütçe sunulmadığı... Rakamlar da bu konuda düşünenleri tasdikler görüntüde... Bu sezon Fenerbahçe’ye katılan futbolcuların tek tek anlaşma şartlarını sayfamızda görebilirsiniz. Bu rakamlardan çıkarak yaptığımız bazı hesaplamalar sonrası sarı-lacivertli kulübün gerçekten ciddi bir tabloyla karşı karşıya olduğu ve bu sezon kulübün kasasına para sokacak başarılara mutlak ihtiyaç olduğu karşımıza çıkıyor... Örneğin... Bu sezon transferlere ödenen toplam bonservis bedeli 26 milyon 800 bin euro. Futbolculara garanti edilen rakam 13 milyon euro civarında. Toplamda yaklaşık 40 milyon euro. Bu rakama oyuncuların maç başı alacakları ve primler dahil değil. Yine örneklerle gidersek 30 maçı oynamaları durumunda Kuyt’ın alacağı 52 bin 500 euro. Egemen’in 450 bin, Hasan Ali’nin 480 bin eoru olacağı karşımıza çıkıyor... Yani Fenerbahçe’nin yalnızca bu yıl gelen oyuncular için sezon sonuna kadar ödeyeceği rakam rahatlıkla 50 milyon euronun üzerine çıkacak gibi... Aykut Kocaman’ı tartışma odağı hale getiren nokta sadece bu değil. Kocaman için yapılan transfer hamleleri yalnızca bu sezonla sınırlı kalmadı... Zira Kocaman dönemlerinde Fenerbahçe’ye gelen isimlerin listesi oldukça geniş... Sezer, Recep

5

7

4 3- Hasan Ali Kaldırım: Bonservisi 3 milyon 750 bin euro. 5 yıllık garanti ücreti 5 milyon 900 bin euro ve bu yıl başına göre ödenecek. Maç başı ücreti 16 bin euro. Sözleşme süresi 5 yıl. 4- Egemen Korkmaz: Bonservis ödenmedi. Yıllık ga-

Fenerbahçe'de Spartak Moskova maçı sonrasında attığı tweet yüzünden Gaziantepspor karşılaşmasının kadrosuna alınmamıştı. Kaptan Alex, soruya "Bir gün sana anlatırım. Tek kelimeyle açıklamak gerekirse kıskançlık! Neden beni yedeğe çekti anlamadım. Zamanla hikayenin tamamını sana anlatırım" şeklindeki cümlelerle cevap vermişti.

6 ranti ücret 1 milyon 750 bin euro. Maç başı ücreti 15 bin euro. Sözleşme süresi 3 yıl. 5- Mehmet Topal: Bonservisi 4.5 milyon euro. Alacağı yıllık garanti ücret 2 milyon euro. Maç başı ücreti 10 bin euro. Sözleşme süresi 4 yıl. 6- Milos Krasic: Bonser-

visi 7 milyon euro. Alacağı yıllık garanti ücret 2 milyon 300 bin euro. Maç başı ücreti 12 bin 500 euro. Sözleşme süresi 4 yıl. 7- Meireles: Bonservisi 9 milyon euro. Yıllık garanti ücret 2 milyon 800 bin euro.

Derin Darbe Deniz Derinsu d.derinsu@sporhayat.com

Bu kadar kolay olmamalıydı... Aziz Yıldırım – Aykut Kocaman – Alex... Bu üçgen arasında son dönem yaşanan bildik kriz tüm Fenerbahçelilerin gönlünde ciddi yaralar açtı... Bugün belki de Şampiyonlar Ligi'ne katılamamanın verdiği üzüntünün benzerini yaşadı bazı Fenerbahçeliler... Alex konunun mağduru oldu. Aslında Aykut Kocaman Young Boys maçı dönemlerinde aklındaki 'Alexi düşünmüyorum' mesajını ortaya çıkarmıştı ama süreç uzadı ve bugünlere geldi. Ve Fenerbahçe'nin tarihi dönemeç maçlarından birinde Kocaman, Alex'i kadro dışı bırakarak gündemi saha dışına çekiverdi... Fenerbahçe'de 8 yıl emeği olan bir isim Alex. Kaptanlık uygun görülmüş. Futbolunun yanı sıra profesyonelliği, aile yaşamı, arkadaşlarıyla uyumu 'Türkiye'ye bir daha onın gibisi zor gelir' dedirtirken heykeli de hazır hale getirilmiş bir yıldız... Bir düşünmek lazım 8 yılda Fenerbahçe'de nelere şahit olmuştur Alex. Bunları kendine yontmaya çalışsa kimbilir ne gibi suni gündemlerle konuşulur hale gelir ve birçok konuyu lehine prim haline getirebilirdi. Ancak Alex her zaman sansasyondan uzak durmaya gayret etti. Durdu da... İnsan, yaşamının 1 yılında bile birçok hata yaparken Alex'in hata sayısı 8 yılda bir elin parmaklarını bile geçmez Fenerbahçe'de kişisel davranış olarak. Kendiliğinden hiç gündem olmadı. Gündeme getirildiğinde virajı ustaca döndü ve Fenerbahçe'ye zarar gelmesini önledi. Son süreçte Alex'in Twitter aracılığıyla söylediklerini ben de yadırgadım. Yanlış olduğu kanısındayım. Ama 8 yılın sonunda onu azarlamak, uyarmak, gözden çıkarmak bu kadar kolay olmamalıydı... Sonucunda zihnen biten bir yıldız çıktı ortaya... Tribünleri azarlamakta mahsur görmeyen başkan Aziz Yıldırım, aynı politikayı Alex gibi bir isme de uygulamakta mahsur görmedi. Tavrını kolaylıkla Aykut Kocaman'dan yana koyuverdi. Böyle bir ortamda bir futbolcunun neler hissedebileceğini en iyi isimlerden biri olmaldı Aykut Kocaman... Bir kulüpte efsane olup apar topar gönderilmek veya tu-kaka edilmek herhalde bir futbolcuya en büyük kabus olsa gerek. Zamanın şartları neydi, hep kapalı kaldı ama Aykut Kocaman bu sıkıntıyı Fenerbahçe'de yaşamış bir isim. Ve benzerini yine Fenerbahçe çatısı altında mahsur görmeden futbolcusuna yaşatıverdi... Aralarında nasıl bir soğukluk yaşanıyorsa iş bu noktaya geldi... Sonra da 'Sivas maçında çıkarken Alex kendisini alkışlayan hocasının yüzüne bakmadı' tartışması yapılıyor. O Alex için, 1 yıldır Avrupa macerasını bekleyip kendini hazırlayan ve önemli maça sayılı günler kala 'Yoksun' haberini alan Alex için... Bu işler o kadar kolay değil... Olmamalı da... Başkanlık, yöneticilik, idarecilik zor iş... Başarılı olmak için bu işlerin üstesinden bir şekilde gelmek gerekir. Fenerbahçe bu krizin üstesinden gelemedi... Ve 8 yıllık efsane isme yazık oldu... Daha da önemlisi çok ayıp oldu!

Fenerbahçe gene hem yazdırdı hem okuttu Medya Takip Merkezi’nin hazırladığı rapora göre, Fenerbahçe kaptanı Alex De Souza, 2 bin 507 haber ve yazı ile haftanın en çok konuşulan futbolcusu oldu. Aykut Kocaman ile aralarında bir süredir gerginlik yaşanan Alex’in, Brezilya’ya bir an önce dönmek istediği öğrenildi. Eski kulübü Cruzerio ile görüşen Alex’in, Ocak ayında Türkiye’ye veda edeceği iddia ediliyor. Araştırmaya göre, 03-09 Eylül 2012 haftasında, medyanın en çok yer verdiği 2. futbolcu Burak Yılmaz oldu. Geçtiğimiz sezon Trabzonspor formasıyla gol kralı olan Burak, Galatasaray’daki ilk golünü Bursaspor’a atmasıyla medyanın ilgisini çekti. Sezonun en bomba transferi olarak adlandırılan genç futbolcu, hafta boyunca bin 440 haber ve yazı ile medyada yer aldı. Haftanın medyada en çok ses getiren bir diğer futbolcusu, Fenerbahçe’li Dirk Kuyt oldu. HollandaTürkiye maçında, Hollanda kadrosunda olmasına rağmen maça yedek başlayan Kuyt’ın, maçtaki Türk

Futbol dünyasında, haftanın medyada en çok ses getiren isimleri belli oldu. Medya Takip Merkezi (MTM)’nin medya araştırmasına göre, hafta boyunca medyada en çok konuşulan isimler Fenerbahçe’den oldu. İşte, haftanın medyada öne çıkan futbolcuları teknik direktörleri ve kulüp yöneticileri… taraftarlar tarafından alkışlanması dikkat çekti. Raul Meireless’in Fenerbahçe’ye transferinde, arkadaşını ikna etmesi ile önemli rol oynayan Kuyt, haftayı bin 431 haber ve yazı ile tamamladı. Haftanın en çok konuşulan

EN ÇOK KONUŞULAN FUTBOLCULAR 1 2 3 4 5

Haber Alex De Souza Burak Yılmaz Dirk Kuyt Mehmet Topal Tuncay Şanlı

teknik direktörleri arasında ilk sırayı Aykut Kocaman aldı. Kocaman’ın en çok habere konu olduğu olaylar arasında, Alex ile aralarında süren gerginlik en çok payı alırken, Meireless’in transferi ile Kocaman’ın kafasındaki sistemin oturduğu öğrenildi. Teknik adam, hafta boyunca medyada 2 bin 832 haber ve yazı ile yer buldu.

Adedi 2.507 1.440 1.431 1.425 1.369

EN ÇOK KONUŞULAN TEKNİK DİREKTÖRLER 1 2 3 4 5

Haber Aykut Kocaman Abdullah Avcı Fatih Terim Samet Aybaba Şenol Güneş

Türkiye A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Abdullah Avcı, hafta içerisinde medyanın en çok yer verdiği 2. teknik hoca oldu. Hollanda-Türkiye maçında, Selçuk İnan’a forma şansı tanımayan Avcı’ya, duygusal davrandığı gerekçesiyle eleştiriler geldi. Selçuk’u taktiksel bir nedenle yedek bıraktığını açıklayan Avcı, medyada 2 bin 58 haber ve yazı ile gündeme geldi. Aynı araştırmaya göre, Galatasaray’ın hocası Fatih Terim haftanın en çok konuşulan diğer teknik adamı oldu. UEFA’nın 14.’sü düzenlenen Elit Teknik Direktörler Forumu’na katılan Terim, dünyaca

EN ÇOK KONUŞULAN KULÜP YÖNETİCİLERİ

Adedi 2.832 2.058 1.951 1.387 1.322

1 2 3 4 5

ünlü çalıştırıcılarla bir araya geldi. Ayrıca, hafta başında 59. yaşına basan tecrübeli hocaya, kulübü ve sevenlerinden tebrik mesajları geldi. Fatih Terim, haftayı bin 951 haber ve yazı ile tamamladı. Araştırmanın bir diğer öne çıkan başlığı, haftanın en çok konuşulan teknik direktörleri oldu. Medyada bin 58 haber ve yazı ile yer alarak adından en çok söz edilen kulüp yöneticisi olan Aziz Yıldırım, bir dönem Fenerbahçe’de yöneticilik yapan Uğur Dündar’ın, eleştirilerinin hedefinde yer aldı. Yıldırım’ın Gaziantepspor maçında, Kocaman aleyhine tezahüratta

bulundukları için taraftarları uyarması nedeniyle eleştirilmesi medyada dikkat çekti. Kulüpler Birliği Başkanı ve Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal, hafta boyunca medyanın en çok yer verdiği 2. kulüp yöneticisi oldu. Eskişehirspor’da oynayan genç futbolcu Ediz Bahtiyaroğlu’nun ani vefatı ile ilgili üzüntüsünü dile getiren Ünal, Necati Ateş’in Eskişehirspor’a transferi ile de medyada haberlere konu oldu. Ünal, hafta boyunca 780 haber ve yazıda yer aldı. Galatasaray’ın Başkanı Ünal Aysal, Medya Takip Merkezi’nin araştırmasına göre medyada adın-

SPORHAYAT 03 CMYK

Haber Aziz Yıldırım Halil Ünal Ünal Aysal Ali Dürüst Fikret Orman

Adedi 1.058 780 617 373 357

dan en çok bahsedilen diğer kulüp yöneticisi oldu. Hafta boyunca 617 haber ve yazı ile medyada yer alan Aysal, kulübü Uzakdoğu’ya açma projesi ile gündeme geldi. Aysal ayrıca, Şampiyonlar Ligi ile ilgili de takımdan son derece ümitli olduğunu dile getirdi.

MTM Medya Takip Merkezi tarafından, 03-09 Eylül 2012 tarihlerinde 2000'i aşkın gazete, dergi, TV kanalı ve internet sitelerinde yapılan haber takip sonuçlarından derlenmiştir.


Takımın ismini yazamadılar

Paralimpik Oyunlarında Brezilyalı atlet Luciano dos Santos Pereira erkekler üç adım atlamada resmi bir engeli de aştı.

Manchester United'ın sitesinden paylaştığı yeni sezon takım fotoğrafında kendi ismini yanlış yazdı. Duvar kağıdının üzerine Manchester United yerine Manchster United yazan ve bunu siteden taraftarlarıyla paylaşan kulüp kendi taraftarları tarafından büyük tepki gördü. Manchester United yönetimi hatanın farkedilmesi üzerine sitedeki haberi geri çekti. Yenilenmiş haber daha sonra siteye tekrar konuldu.

UEFA ‘lazere’ de el attı Futbol maçlarında lazer ile rakip oyuncuları taciz edilmesi için sert tedbirler alınmaya başlanıyor. UEFA’nın yaptığı uyarılar üzerine Gürcistan Futbol Federasyonu stadyumlarda gerekli önlemleri almaya başladı. Lazeri algılayabilecek kamera alt yapısının kurulmasının ardından bundan sonra maç sırasında yapılan tacizler anında tespit edilecek. Güvenlik güçlerine, lazerle futbolcuları taciz eden kişileri stadyumdan dışarı çıkartma yetkisi verildi.

5

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

Sapogov kendini savundu

Futbolun Prensi Emre NAMAL e.namal@sporhayat.com

Futbolcu fabrikası

PORTO Bazı kulüpler vardır başarıyı transfer etmek ile kazanacağını zannederler. Bazıları takımlar düzgün transfer politikasıyla kazanırlar. Porto 2. grup takımlar arasında yer alıyor. Porto için bir transfer tablosu çıkardığımızda karşımıza inanılmaz karlar çıkıyor. Misal bedavaya aldıkları Ricardo Carvalho’yu 30 milyona, 2 milyona aldıkları Pepe’yi 30 milyona, 6 milyona aldıkları Lisandro Lopez’i 25 milyona, 300 bine aldıkları Aly Cissokho’yu 15 milyona satmayı başarıyorlar. Bu isimlerin yanına Deco, Ferreria, Anderson, Bosingwa gibi isimleri de eklediğimizde karşımıza yaklaşık olarak 200 milyon avroluk bir transfer karı çıkıyor ki bu akıl alır bir rakam değil. Üstelik bu satışların yapıldığı dönem kulüp tarihinin de en parlak dönemlerinden biri. Bu süre zarfında 6 lig şampiyonluğu, 5 kupa şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 1 Uefa Kupası şampiyonluğuuplardan çıkılıyor, çeyrek final seviyeleri hemen her sene test ediliyor ve kulüp Avrupa’nın en başarılılarından biri haline geliyor. Tabii ki tüm bu başarılar yalnızca transfer gelirleriyle açıklanamaz. Mourinho etkisi, yakalanan harika jenerasyonlar, saha dışı faktörler ve daha birçok değişken bir araya geliyor bu süre zarfında ancak başarılar da bu değişkenleri kendi lehine çevirebildiğin sürece geliyor zaten.Porto son olarak Hulk’u satarak transferde inanılmaz bir başarı kazandı. 5.5 milyon euro bonservis bedeli ile aldığı yıldız oyuncuyu Rus kulübüne 50 milyon euro’ya sattı. Birçok takımın yapamadığını Porto çok güzel bir şekilde yapıyor. Porto’nun yaptıkları özellikle Türkiye’deki takımlara örnek olmalı ve artık mentalitemizi bir şekilde değiştirmeliyiz.

31 gollü

tarihi yenilgi Romanya’da kupa maçında eşleşmiş olan 3. Lig takımı ACS Berceni ile 2. Lig takımı CS Buftea arasında oynanan maçta ortaya inanılmaz bir skor meydana geldi.2. Lig’e yeni çıkan CS Buftea ekibi yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle kupa maçına gençlerle kurulu bir takımla çıktı. ACS Berceni maçı 31-0 kazandı. İlk yarısı

12-0 biten maçın ikinci yarısında 3. lig ekibi tam 19 gol daha attı. Bu yenilgi Rumen futbolunda alınmış en ağır yenilgi olarak tarihe geçti. 31-0 biten maçın kahramanı ise tam 9 gol atan forvet Nicholas Ciochina oldu. 32 yaşındaki golcü “Ben hayatım boyuncu hiç 9 gol birden atmadım” diyerek yaşadığı şaşkınlığı dile getirdi.

Silahını getirene bilet bedava ABD'de Memphis

şehri çok ilginç bir kampanya başlattı. Sloomfield Baptist Kilisesi ateşli silahlarını getiren herkese NBA takımlarından Memphis Grizzlies'ın sezon öncesi yapacağı maçlar için

2 tane biletini verecek. Kilise silahını getirenlere bilet haricinde silah başına 50 dolarlık benzin kartıda vermeyi vaat ediyor. Böylece artan şiddet olaylarını ve silahlanmayı azaltmak hedefleniyor.

Japonya’da

parlayan hayat hikayesi: HULK Futbolcular ilginç hikâyelere sahiptir. Bazıları bizi hüzünlendirirken bazı futbolcular ise yaşantılarındaki ilginçlikleri ile bizi hayrete düşürmeyi başarmıştır. Yeni sezonda Zenit forması giyecek olan Hulk’un ilginç hayat hikâyesini sizler için derledik.

Sporhayat / Emre Namal ulk çocukluk yıllarını oynamaktan çok hoşlandığı futbol ile geçirdi. Bu yıllarda ayakkabı alacak parayı bulamadığı için çıplak ayakla futbol oynadı. Daha 15 yaşındayken Brezilya’dan Portekiz’e gelen Hulk ailesinin tek umuduydu. Yıldız oyuncu Portekiz’de umduğunu bulamadı ve kendisine Japonya yolu gözüktü, ama aklında hep Porto vardı ve Japonya’ya giderken bile bir gün geri döneceğini hayal ediyordu.Küçük yaşta ailesinin yanından ayrıldı ve ailesinin tek umudu olarak onlara ekmek parasını getirebilmek için Japonya’da top koşturmaya başladı. Uzakdoğu’nun en gelişmiş futbol ülkelerinden sayılan Japonya’da herkesi kendine hayran bırakan bir gol makinesi olan Hulk’un gerçek adı aslında Givanildo Vieira de Souza. Uzakdoğu

H

insanının animasyon, video oyunları ve sinemaya olan yoğun ilgisi yüzünden kendisine Hulk ismiyle hitap ediliyor. Esmer, sinirlendikçe güçlenen kaslı yeşil renkli bir dev olarak hafızalara kazınan Hulk karakterinin ismi Japonya’daki fiziksel görüntüsüyle ona çok benzetilen Givanildo de Souza’nın gerçek ismi gibi kaldı ve onunla özdeşleşmiş oldu. Japonya’da harika sezonlar geçiren Hulk’a hayalinin takımı Porto’dan 5,5 milyon Euro teklif geldi. 4 yıllık sözleşmesine, bu oyuncuyu transfer etmek isteyen kulüp 40 milyon euro ödemek zorundadır şeklinde bir madde koydu. Hulk Porto gibi bir kulübe geldiği için Porto’da Hulk gibi bir yeteneğe sahip olduğu için oldukça şanslıydı. Transfer gerçekleştiğinde medyada Porto’nun Deco ve Pepe’de olduğu gibi Hulk’u da Portekiz Milli Takımı’nda görmek iste-

yebileceği konuşulmaya başlanmıştı. Porto’da harika sezonlar geçirdi.Porto ile 3 lig şampiyonluğu ve Avrupa Ligi’ni almasının yanında birçok başarı kazandı. Hulk 50 milyon Euro bonservis bedeli ile Zenit’e transfer oldu. Yıldız oyuncunun Zenit kariyeri herkes tarafından merakla bekleniyor.

İşte Jamaika'nın sırrı 2012 Londra Olimpiyatları’nda sonucu en çok merak edilen müsabakaların başında 100 ve 200 metre atletizm yarışları geliyordu. Kısa mesafe koşularında ABD’li sporcuların tartışmasız üstünlüğü vardı. Ancak bu üstünlüğe 2008 Pekin’de ada ülkesi Jamaika’dan gelen atletler son vermişti. Usain Bolt, 100 ve 200 metrede olimpiyat şampiyonu olurken, 4x100’de de takım olarak Jamaika, ABD’yi geride bırakmıştı. Londra’da Bolt, 100 ve 200 metrede başarısını tekrarladı. 200 metre finalinde üç Jamaikalı madalyaları paylaştı. Bu da “Jamaika’nın başarısı nereden geliyor?” sorusunu akıllara getirdi.

ABD sahipleniyordu Ülkede yetişen atletler 1960’lardan itibaren ABD üniversitelerinin dikkatini çekmeye başladı. Yetenekli gençler bu üniversitelerden burs alarak ABD’nin yolunu tuttu. Lennox Miller, Donald Quarrie ve Merlene Ottey gibi isimler bu yolla hem iyi bir üni-

2008 Pekin ve 2012 Londra Olimpiyatları’nda kısa mesafede ABD’nin üstünlüğüne son veren Jamaika, son yıllarda atletizme büyük önem veriyor. Kas yapısı, yetenek, eğitim ve disiplin birleşince kimse onları geçemiyor.

versite eğitim aldı hem de ülke tarihinin en büyük sportif başarılarına imza attı. Quarrie 1976’da 200 metre Olimpiyat şampiyonu olunca heykeli bile dikildi. Ancak, her başarılı atletin yanı sıra ABD’de yitip giden, uyuşturucu batağına saplanıp onlarca Jamaikalı genç yetenek de vardı.

O koşamadı ama koşturdu Son yıllarda Jamaika’nın yetiştirdiği değerlerin yurtdışına gitmesini engelleyen isim, MVP

Track&Field Club adlı atletizm kulübünü 1998’de kuran atletizm hocası Stephen Francis. Hayatında hiç koşmamış şişman bir Jamaikalı olan Francis’in mesleği serbest muhasebecilik. Ülkesinin değerlerinin kaybolmasına vicdanı razı olmayan Francis’in kurduğu kulüp sayesinde yüzlerce genç yetenek keşfedilmiş. 2008 Pekin Olimpiyatları’nda Jamaikalı atletler 13 altın madalya kazanırken, 11’ini Francis’in atletizm kulübünün sporcuları kazanmıştı.

Suç oranının yüksek olduğu Jamaika’da Usain Bolt ve ShellyAnn Fraser-Pryce koşarken ülkede âdeta hayat duruyor. Bu dakikalarda her şey normale dönüyor! Fakir bölgelerde dünyaya gelmesine karşılık, çalışarak zirveye çıkan bu isimler binlerce Jamaikalı gence rol model oluyor. Pekin ve Londra’da Amerikalıları kısa mesafelerde silen Jamaikalı atletler, planlı ve disiplinli çalışmalarıyla liderliklerini uzun yıllar koruyacak gibi gözüküyor.

SPORHAYAT 05 CMYK

Rusya ve Türk A2 Milli Takımları geçtiğimiz hafta sonu bir dostluk maçı yaptı. Maçta Aleksey Sapogov, Milli takımımızın savunma oyuncusunu güzel bir hareketle geçip topu üzerine atarak kaleciyi hataya zorladı. Futbol adına buraya kadar herşey normaldi. Ta ki bomboş kaleye gereksiz ve rakibini aşağılar bir biçimde dönen topu neredeyse yere uzanarak kafasıyla filelere gönderinceye kadar.

Ayıp ettin Sapogov Milli takımımız Rusya ile oynadığı dostluk maçında, Türkiye A2 Milli Takımı’na 4-1’lik skorla yenildi. Maçın en ilginç ve fair play anlayışına sığmayan golün sahibi Sapogov, Sovetskiy Sport’a yaptığı açıklamada: “Ben uzun zamandır kafa golü atmamıştım. Burada, Türk takımının kalesi önünde tek başıma kalınca kafa ile gol atayım dedim. Öylesine kaleye vursam, bu gol kimsenin hafızasında yer

edinmezdi.” dedi. Şunun da altını çizmek gerekiyor ki maçta çok gergin anlar yaşandı. Rusya takımında Vladimir Dyadyun oyundan atılırken, Milli Takımımızın iki oyuncusu kırmızı kart gördü. Beşiktaş'ın eski stoperi Gökhan Keskin’in teknik direktörlük yaptığı A2 Milli Takımımızın kadrosunda: Necip UYSAL (Beşiktaş A.Ş.), Veysel SARI, Alper POTUK (Eskişehirspor), Özgür ÇEK (Fenerbahçe A.Ş.), Aydın YILMAZ, Emre ÇOLAK (Galatasaray A.Ş.), Cenk TOSUN (Gaziantepspor), Özkan KARABULUT, Aykut DEMİR (Gençlerbirliği), Ali KUCIK (Göztepe A.Ş.), Tevfik KÖSE, Mahmut TEKDEMİR (İstanbul BBSK), Barış BAŞDAŞ (Kasımpaşa A.Ş.), Mahmut Ertuğrul TAŞKIRAN, Sefa YILMAZ, Salih DURSUN (Kayserispor), Soner AYDOĞDU, Emre GÜRAL (Trabzonspor A.Ş.)’ yer aldı.

Hannover'den seri katile destek Almanya Bundesliga'da mücadele eden Hannover 96 takımının taraftarları, Schalke ile oynanan ve 2-2 sonuçlanan maçta Almanya'da 24 kişiyi öldürmekten yakalanarak idam cezasına çarptırılan Hannover doğumlu Fritz Haarmann adında bir seri katilin posterini açtılar. Haarmann 20. Yüzyıl'ın başlarında yaşları 13 ile 20 arasında deği-

şen 24 erkek çocuk ve gencini öldürmüştü. Hannover Vampiri adıyla anılan Fritz Haarmann'ın 3 metreye 3 metre boyutlarındaki siyah beyaz posterini açan Hannover'li holiganların bu hareketi, Hannover 96 kulübünün Başkanı Martin Kind tarafından sert ifadelerle eleştirildi.Hannover başkanı taraftarlarının yaptığı bu harekete cevap olarak ''kabul edilemez'' yanıtını verdi.

Neden mi dünya kulübü Real Madrid’li 16 futbolcu kendi ülkelerinin mili takımlarına çağrıldı. Bu futbolcular arasında Casillas, Ramos, Albiol, Arbeloa ve Alonso (İspanya); Pepe, Coentrao ve Ronaldo (Portekiz); Di María ve Higuaín (Arjantin); Khedira ve Mesut Özil (Almanya); Benzema (Fransa), Modric (Hırvatistan), Marcelo (Brezilya) ve Varane (Fransa 21 yaş altı).


Rekor Paris Saint Germain’de

Transferin kazananı Portekiz

En fazla İngilizler harcadı

2012-13 sezonunun da ilk defa bir Fransız takımı İngiliz ve İspanyol takımlarının önüne geçerek transfer rekoru kırdı. Paris Saint Germain 38 yaşındaki Katarlı yeni sahibi ve ana ortağı Nasser al Khelaifi sayesinde transfere su gibi para akıttı ve 2012-13 sezonunda Fransız Lig1’in toplam 234,5 milyon Euro’ya ulaşan transfer harcamalarının yüzde altmış üçünü tek başına gerçekleştirdi.

Yetiştirdikleri ve sattıkları süper oyuncular sayesinde yüzmilyonlarca Euro kazanan Portekiz kulüpleri, bu sayede transfer zengini oldular ve adeta transfer Portekizlilerden sorulur hale geldi. Altyapıya verdiği önem sayesinde her sezon çok önemli futbolcuları astronomik fiyatlara Avrupa’nın en büyük kulüplerine satan Porto, 80 milyon 840 bin Euro’luk transfer geliriyle, bu sene de yine Avrupa’da en fazla transfer geliri elde eden kulüp oldu.

Her sezon olduğu gibi 2012-13 sezonunda da en yüksek harcamayı yapan lig olarak karşımıza İngiliz Premier Lig çıkıyor. İngiliz Premier Lig 627 milyon 35 bin euro transfer harcaması yaparken, buna karşın oyuncu satımından 301 milyon 150 bin euro transfer geliri elde etmiş ve toplamda 325 milyon 885 bin euro transfer açığı vermiş durumda. İngiltere'yi 380 milyon euroluk transfer harcamasıyla İtalyan SerieA izlerken, Alman Bundesliga Fransız Lig1, Rus Premier Liga ve İspanyol Primera Division yüz milyon euronun üzerinde transfer harcaması yapan ligler oldu.

6

SPOR HAYAT

Canlar Türk futbolu icin de calıyor www.sporhayat.com

Dünya Gazetesi yazarı Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar’ın kaleminden Avrupa ve Türkiye’nin 2012-2013  transfer  ekonomisi

Geçen hafta yapılan son transferlerle kulüpler transferlerini tamamladılar. Avrupa'da ve bizde başlangıçta biraz yavaş başlayan transfer hareketleri, özellikle son hafta inanılmaz parasal boyutlara ulaştı. Çoğu kulüp yaptıkları son dakika transferlerine çok önemli paralar harcadılar

Aslında, futbol kulüplerini finansal darboğaza ve felakete sürükleyen, onların krize girmelerine neden olan faktörlerin başında transfer harcamaları geliyor. Sınırlı parasal olanaklarının çok ötesinde transfere para harcayan kulüpler ve bu kulüplerden oluşan ligler futbolda açık vermeye devam ediyor. Tuğrul AKŞAR 012-13 Sezonunda en fazla transfer açığı veren lig 325 milyon 885 bin Euro’luk açığıyla İngiliz Premier Lig olurken, onu 186 milyon 120 bin Euro’luk harcamasıyla Rusya Ligi Premier Liga takip ediyor. Alman Bundesliga 99 milyon 60 bin Euro’luk açıkla üçüncü sırada yer alırken, Spor Toto Süper lig ise 53 milyon 115 bin Euro’luk transfer açığıyla beşinci sırada yer alıyor.

2

Türk futbolunun transfer açığı artıyor Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere 2012-13 sezonu itibariyle Spor Toto Süper Lig'imiz toplamda 88 milyon 530 bin euro transfer harcaması yaparken, 35 milyon 415 bin euro da transfer geliri elde etti. Buna göre Spor Toto Süper Lig'in 2012-13 sezonu transfer açığı 53 milyon 115 bin Euro olarak gerçekleşti. 2012-13 sezonu itibariyle en fazla harcamayı 30 milyon 300 bin euro ile Fenerbahçe yaparken, onu izleyen Galatasaray'ın transfer harcaması 22 milyon 550 bin euroya ulaştı. Üçüncü sırada ise bir sürpriz takımı görüyoruz. Orduspor 5 milyon 375 bin euroluk transfer harcamasıyla üçüncü sıraya yerleşti. Böylece, ilk defa bir Anadolu takımı yaptığı transfer harcamaları ve verdiği transfer açığıyla üç büyüklerin arasına girdi. Geçen senenin transfer şampiyonu Beşiktaş ise izlediği küçülme politikası gereği 2012-13 sezonunda sadece 1 milyon 750 bin euroluk transfer gerçekleştirdi. 2012-13 sezonunda toplam 88.5 milyon euro transfer harcaması yapan Spor Toto Süper Lig'de, 52 milyon 850 bin euroluk transfer harcamasıyla Fenerbahçe ve Galatasaray toplam transfer harcamalarının yüzde 60'ını tek başlarına gerçekleştirdiler. Buna karşılık iki kulübün 7 milyon 250 bin euroya ulaşan transfer gelirleri ise Spor Toto Süper Lig'in transfer gelirlerinin yaklaşık yüzde 21'ini oluşturuyor. İki kulübün verdiği toplam 45 milyon 575 bin euroluk transfer açıklarıysa,

Spor Toto Süper Lig'in konsolide transfer açığının yüzde 86'sına karşılık geliyor.

Son 12 yılda üç büyük kulüp 420.8 milyon euro transfer zararda Yukarıda belirttiğimiz Porto kulübü son on yılda 383 milyon euro transfer geliri elde ederken, bizim üç büyük takımımız son on iki yılda yaptıkları transferler sonunda toplam 420.8 milyon euro para ziyan etmişler. Tablodan da görülebileceği üzere 2000-01 sezonundan 2012-13 sezonuna kadar geçen on iki yılık süreçte üç büyük kulübümüz transfere toplam 558.7 milyon euro harcarken, buna karşın toplam 137.9 milyon euro transfer geliri elde etmişler. Yani, 420.8 milyon euro transfer zararı yapmışlar. Yapılan bu transfer açığını kapatabilmek içinse bu kulüplerimiz yoğun bir şekilde yabancı kaynak kullanımına yönelmişler. Ya da hisselerini İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na arz etme yoluna gitmişler. Ancak, yanlış şirketleşme ve hatalı halka arz modeli nedeniyle milyonlarca Euro zarar eden kulüplerimiz daha sonra borsadaki hisselerini, halka arz gelirinin üzerinde bir tutarla geri almak zorunda kalmışlar. Tablolarda yer almayan bir başka veriyi de sizle burada paylaşmakta yarar görüyorum. Hürriyet Gazetesi'nden Ali Can Yaycılı ve Fatih Saboviç'in yaptığı araştırma sonucuna göre son on iki yılda, bu üç kulübümüz toplam üç yüz oyuncuyu bonservis bedeli elde etmeksizin yurtdışına göndermek durumunda kalmış; yani, bonservis bedeli ödeyerek aldıkları 300 oyuncudan bir kuruş kazanmadan onları serbest bırakmak durumunda kalmışlar.

Süper Lig yabancı oyuncu çöplüğü gibi Türk futbolunun transfere harcadığı kaynaklar ve bu transferlerden elde olunan başarılar dikkate alındığında, yani fayda maliyet analizi yapıldığında, Türk futbolunun transferde iyi bir sınav veremediği görülüyor. Kaynaklarımızı etkin ve verimli kullanamadığımız gibi aynı zamanda Süper ligi adeta yabancı oyuncu çöplüğüne dönüştürmüşüz. Bunun etkisi ise orta ve uzun vadeli olmuş. Bu oyuncular yüzünden alt yapıyı ihmal etmiş, genç ve yeni yetenekler çıkartamamışız. Avrupa'da transferler bir gelir kaynağı olarak değerlendirilirken, biz bu süreçte transfer ekonomisinin getirilerinden yararlanamamışız. Kulüplerimizin yaptıkları hatalı transferler, zaman içinde bu kulüplerimizin mali anlamda çok önemli sıkıntılara girmesine neden olmuş. Gelir ve gider dengesinde terse dönen bu durum kulüplerimizin yüz milyonlarca euro zarar etmesini de beraberinde getirmiş. Gelir ve gider dengesi aleyhte olan kulüpler zaman içinde bu açıklarını kapatabilmek için borçlanmak zorunda kalmışlar ve bu durum da onları finansal yönden sıkıntıya sokmuş. Aslında bugün Türk futbolunun cari açığına bakıldığında, bu açığın temelinde yatan en önemli faktörlerin başında transfer harcamalarının geldiğini görüyoruz.

2012-13 sezonu en yüksek transfer harcaması ve geliri elde eden ligler Transfer harcamaları (Bin euro) 1 Premier Lig (İngiltere) 627.035 2 Serie A (İtalya) 380.605 3 1.Bundesliga (Almanya) 241.530 4 Ligue 1 (Fransa) 234.550 5 Premier Liga (Rusya) 225.670 6 Primera DivisiÛn (İspanya) 130.600 7 Süper Lig (Türkiye) 88.530 8 Championship (İngiltere) 85.385 9 Eredivisie (Hollanda) 47.267 10 Premier Liga (Ukrayna) 45.676 11 Super Liga (Portekiz) 45.000 12 SÈrie A (Brezilya) 37.925 Ligler

Transfer gelirleri (Bin euro) 301.150 392.430 142.470 171.550 39.550 189.570 35.415 95.220 109.742 13.676 172.415 157.025

2012-13 sezonu itibariyle en fazla transfer açığı veren ligler Açık/fazla (Bin euro) -325.885 11.825 -99.060 -63.000 -186.120 58.970 -53.115 9.835 62.475 -32.000 127.415 119.100

Lig 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Spor Toto Süper Lig’de 2012-13 sezonu transfer gelir ve gideri (Bin/euro) Sıra

2012-13 sezonunda en fazla transfer harcaması yapan kulüpler Kulüp

Paris Saint Germain Chelsea Zenit S-Pb Bayern München Tottenham Man Utd Man City Juventus Turin Inter Mailand Arsenal

Transfer harcaması (Bin euro) 147.000 100.300 95.000 70.300 68.000 64.700 64.200 52.400 46.500 43.000

2012-13 sezonunda en fazla transfer geliri elde eden kulüpler Kulüp

FC Porto Benfica AC Milan Tottenham Arsenal FC Genua Sao Paulo Lille A. Bilbao FC Villarreal

Transfer geliri (Bin euro) 80.840 71.425 69.000 67.380 56.550 54.300 43.000 40.000 40.000 38.900

Son 12 yıllık süreçte üç büyük kulübün transfer kâr ve zarar durumu (Milyon euro) Transfer geliri Fenerbahçe 56.4 Galatasaray 65.6 Beşiktaş 15.9 Toplam 137.9 Kaynak: Hürriyet, 5 Eylül 2012

Transfer gideri

Kâr/ zarar

250.5 169.5 138.7 558.7

-194.1 -103.9 -122.8 -420.8

Premier Lig (İngiltere) Premier Liga (Rusya) 1.Bundesliga (Almanya) Ligue 1 (Fransa) Süper Lig (Türkiye) Premier Liga (Ukrayna) Stars League (Katar) Super League (Çin) Saudi Professional League (Suudi Arabistan) Bundesliga (Avusturya)

Transfer açığı (Bin/euro) -325.885 -186.120 -99.060 -63.000 -53.115 -32.000 -29.250 -25.610 -12.495 -12.605

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

Kulüpler

Transfer harcamas› Fenerbahçe 30.300 Galatasaray 22.550 Orduspor 5.375 Kasımpaşa 4.950 Trabzonspor 7.690 İstanbulspor B.B. 2.500 Eskişehirspor 2.400 Sivasspor 1.640 Beşiktaş 1.750 Bursaspor 2.680 Kardemir D.Ç. 950 Mersin İdmanyurdu 175 Akhisarspor 170 Antalyaspor 120 Elazıgspor 0 Kayserispor 3.625 G.Antepspor 0 Gençlerbirliği 1.655 Toplam 88.530

Transfer geliri 4.000 3.275 0 0 5.000 0 0 0 240 2.200 0 0 0 0 12.900 5.400 2.400 35.415

Açık/ Fazla -26.300 -19.275 -5.375 -4.950 -2.690 -2.500 -2.400 -1.640 -1.510 -480 -950 -175 -170 -120 0 9.275 5.400 745 -53.115

Spor Toto Süper Lig en fazla transfer açığı veren 5. lig 2012-13 SEZONUNDA en fazla transfer açığı veren lig 325 milyon 885 bin euroluk açığıyla İngiliz Premier Lig olurken, onu 186 milyon 120 bin Euro’luk harcamasıyla Rusya Ligi Premier Liga takip ediyor. Alman Bundesliga 99 milyon 60 bin euroluk açıkla üçüncü sırada yer alırken, Spor Toto Süper lig ise 53 milyon 115 bin euroluk transfer açığıyla beşinci sırada yer alıyor.

SPORHAYAT 06 CMYK


Derleyen: Mehmet MuraTOğlu

7

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

ORtaDOĞUnUn yEnİ SORUnUnUn aDI:

ali KHatiB “Beni Yalnız Tanrı Yargılar” ria Ligi ekiplerinden Jabal Al Mukaberin de takibindeydi. Ali Khatib, Jabal Al Mukaber’in teklifini hiç düşünmeden kabul etti. Şimdi bu savaşın başlamasına neden olan işte bu teklifle birlikte başlayan Filistin’deki futbol hayatı ve Jabal Al Mukaber’de oynaması olmuştur. Jabal Al Mukaber Doğu Kudüs’te yer alan bir futbol takımıdır.

Yıldızı parlamaya başladı

Herşey İsrail takımı Hapoel Haifa transferi ile başladı

Ali’nin futbol hayatında her şey çok güzel işliyordu. İsrail’de geçecek futbol hayatının başlangıcı olan asıl olay Tal üzyıllardır savaşların, kavgaların, iç çekişmelerin; ta tarihin eski gün- Banin’le tanışması oldu. Tal Banin İsrail Milli Takımı forması giymiş eski bir futlerinden beri bir türlü huzur bulabolcu milli takım teknik dimayan, kötü kaderini yenemerektör yardımcısıydı. yen Filistin bölgesi şimdi de Hapoel Hayfa takıbu sorunla gündeme gelHapoel Haifa takımında teknik didi. Orta Amerika’da mına transfer ettirdi. İşte rektörlük görHonduras ve El-Salvane oldu evine getirildi, ysa her şey bu tran dor arasında gelişen sBanin, ilk tekferle başladı. Bu transferi ve İsfutbol savaşına bennik direktörlük zer bir sorun; Ali rail Ligi’ni Avrupa’ya açılan kapı sınavını vereKhatib sorunu. İsterolar ak göre n Ali için bu cekti. Ali Khabulu nma z seniz bu sorunu, bu tib’i Tal Banin’e bir fırsat oldu ve bu transfer genç yeteneği tanıyayine İsrail Lirak işin iç yüzünü öğteklifini hiç düşünmeden gi’nde futbol oynarenmeye çalışalım. kabul etti yan yeni takım arkaAli Khatib 1989 dodaşı olacak olan Azad ğumlu, daha 24 yaşında genç Azam adında bir Arap genci bir delikanlı. Futbola hayatına İsraolmuştur. Tal Banin Ali’nin kasetlerini il’de başladı. Doğum yeri olan İsrail’in 10 dakika izledi, çok etkilendi. Ali’yi kuzeyindeki çoğunluğu Müslüman Arap teknik direktörlüğünü yaptığı ve o sıraolan Shefa-Amr kentinin Hapoel ShefaAmr takımında futbol hayatına başlamış lar kötü bir sezon geçiren Hapoel Haifa ve 16 yaşına kadar bu takımda futbol ha- takımına transfer ettirdi. İşte ne olduyyatını sürdürmüş. Ardından İsrail Ligi’ne sa her şey bu transferle başladı. Bu transferi ve İsrail Ligi’ni Avgeçer. İsrail Premier League’de Hapoel rupa’ya açılan kapı olarak gören Ali Haifa takımının altyapısında forma giydi. Ali, burada gerekli olan atılımı bir tür- için bu bulunmaz bir fırsat oldu ve lü yapamadı. 19 yaşındayken takıma gir- bu transfer teklifini hiç düşünmemesi için yeterli atağı yapamayınca; 2008 den kabul etti. Ali için her şey artık vizyon demekti. Avrupa kupalarında yılında, İsrail üçüncü ligi Liga Alef’te oymücadele eden İsrail takımlarında oynanayan Maccabi Iron Shlomi-Nahariya’ya mak çok önemliydi onun için. transfer oldu. Şanssızlığı, burada da devam etti. Kulüp yöneticilerinin şike yap“Only God Can Judge Me” “Beni tığının ortaya çıkması üzerine, takımı, Yalnız Tanrı Yargılar” İsrail futbolunun dip noktasındaki 5. Lig’e düşürüldü. Fakat onun düşüncesine karşı çıkan Khatib, o sıralarda Filistin Futbol ve bunu bir ihanet gibi gören eski futbol Federasyonu’na bağlı 10 takımlı Batı Şekulübü ve taraftarları kendisiyle aynı gö-

Y

Görme Engelli bir model, şarkıcı ve sporcunun inanılmaz başarısı

Fil

Ali, burada etkileyici sol kanat performansı gösterdi ve “Yılın En İyileri” arasına girdi. Bu etkileyici performansıyla Filistin U23 takımı forması giydi. Ali için artık kötü gidiş sona ermiş ve güzel günler başlamıştı. Filistin U23 takımıyla tam sekiz kez forma giydi. Jabal Al Mukaber 2011 yılında Ali’nin gösterdiği müthiş performansla yılı şampiyon olarak tamamladı. Bu performansı Ali’yi 2014 Dünya Kupası için mücadele eden Filistin Milli Takımı’na taşıdı. Elemelerde 6 maçta 2 gol atarak büyük göz doldurdu ve Filistin Milli Takımı’nın Pan-Arap Oyunları’nda yarı finale çıkmasında büyük katkısı oldu. rüşte değildi. Ali’nin yaptığı şeyin adını: İHANET koymuşlardı. Filistin Batı Şeria Ligi takımı Jabal Al Mukaber’in kulüp basın sözcüsü ve yöneticisi Muhammed Zahika yaptığı açıklamada Ali’yi ve İsrail kulübünü suçlayıcı ifadeler kullandı. Zahika Ali’ye Filistin pasaportu verdiklerini, milli takımlarında oynattıklarını bu sayede Ali’nin kendisini tanıttığını, onda çok emeklerinin olduğunu, Ali’nin hala onların oyuncusu olduğunu ifade edip, onu ihanet etmekle suçladı. Ali’nin bu açıklamalara yanıtı sadece geleceği için bunun çok önemli olduğunu söylemekten ibaretti. Ali’nin kolunda ise “Only God Can Judge Me” “Beni Yalnız Tanrı Yargılar” yazılı dövme bulunmaktadır. Belki de onun için verilebilecek en güzel cavap bu dövmeydi. Olay şimdi mahkemede sonuca ermek için beklemekte. Ali şu anda Maccabi Netenya kulübünün sözleşmeli oyuncusu.

Kiminin haya felsefesi kim t yaşam sebe inin bi ola futbol aşkı n

Filistin’in 2011’de olimpiyat elemelerinde Tayland’la yaptıkları maçtaki performansları çok dikkat çekti. Normal süresi 1-0 biten karşılaşmada penaltılarla 6-5’lik skorla elendiler. Kısıtlı imkanlarla, oyun oynayabilecekleri stadyumların harabe olduğu Filistin futbolunun kısa bir sürede 1999 yılından bu seneye gösterdiği başarı ilginçtir. 191 sıradan FIFA’ya kabul edildiği tarihte bu yana listedeki yerini bir anda 2006 yılında 115. sıraya kadar yükselerek değiştirdiler. Şimdi İsrail’in yoğun saldırılarına maruz kalan ve birçok stadyumu yerle bir olan Filistin’de futbolun kaldığı yerden ne zaman devam edeceği belli değil.

e futbol in’d ist

Yüzyıllardır siyasi çekişmelerin ve kavgaların odağı olmuş Ortadoğu’nun sorunlarına bir yenisi daha eklendi. Çok ilginçtir ki belki insanın aklına en son gelebilecek bir nedenden dolayı eklenen bir sorun. Futbolda paylaşılamayan kişiler veya oyuncular vardır ya işte bu sorunun temelinde de aynı neden yatıyor. Filistinli bir genç futbolcu, bir genç yetenek; Ali Kahatib.

‘Only God Can Judge Me’ dövmeli Türk futbolcu Tümer Metin: Beşiktaş’ın 100. yılında takım ile birlikte şampiyonluk yaşayan ve daha sonra F.Bahçe’ye transfer olarak bütün Türkiye’nin gündemine oturan Tümer Metin de bu dövmeye sahip. Tümer dövmesiyle ilgili olarak yaptığı bir röportaj’da “Benim hayat felsefem bu” demişti. Tümer Metin Beşiktaş’ın ardından, Fenerbahçe’de de 100. yıl şampiyonluğu yaşadı. Tümer, iki kulübün 100. yıl kadrosunda yer alarak şampiyonluk yaşayan tek oyuncu.

Sahada dövüldü. Dişleri kırıldı ve uzun süre yeşil sahanın ortasında baygın yattı Ali’nin başındaki kötü talih bir türlü gitmedi. Maccabi Netenya ve Maccabi Petach Tikva takımlarının mücadelesinde Ali güzel frikik golü atmış ama ikinci yarı oyundan alınmıştı. Maç bitmeden Petach Tikva kaleci antrenörü ve oyuncusunun saldırısına uğradı, yüzü, dişleri büyük darbe aldı. Bu olay yine mahkemeye taşındı. Ali ve takım arkadaşı Stefan Denkoviç saldırganlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Tüm dünyanın tanıdığı ünlü forvet Zlatan İbrahimovic “Only God Can Judge Me” “Beni Yalnız Tanrı Yargılar” dövmesini taşıyanlardan…

Engel tanımayan italyan Londra 2012 Paralimpik oyunlarında kadınlar 1500 metrede dünya rekoru kıran Annalisa Minetti herkesi kendine hayran bıraktı.

yaşında geçirdiği bir hastalık yüzünden görme yeteneğini yitirdi. Minetti’nin daha doğduğu ilk günden attığı çığlıklar yüzünden annesi Filomena kızının çok iyi bir şarkıcı olabileceğini söylemiş. Annalisa amcası Michael tarafından şarkı söylemek için teşvik edildi. İlk keşfeden am-

18

cası oldu. Amcasıyla ikili olarak uzun zaman şarkı söyledi. Minetti dans ve müzik eğitimi aldı. Annalisa Minetti evli ve bir kız çocuğu sahibi. Sesi ve güzelliğinin yanına sporculuğu da ekleyen Minetti, azmi ve başarıları ile engelli-engelsiz herkese örnek olabilecek bir yaşam sürüyor. Minetti, 1997'de katıldığı Miss Ita-

lia'da ilk 10'a girdi. 1998'de de 'Senza te o con te' şarkısıyla Sarremo Müzik Festivali'ni kazanan Minetti, Paralimpik Oyunları'nda ise görme engellilerin katıldığı T11 kategorisini kılavuzu beraber dünya rekoru kırarak tamamladı. İtalya’da çok sevilen Minetti’yi hayranları büyük bir ilgi ile karşıladı.

SPORHAYAT 07 CMYK


8

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi'nin oğlu ve Edirnespor Gençlik Kulübü'nün Başkanı Hakan Sedefçi:

ye Baş19 yıldır Edirne Beledi mirer’in kanlığı yapan ve Ata De lerinde ve ‘’Eyvah Eyvah’’ adlı film a sıkça stand-up’ların da adın defçi’nin vurgu yaptığı Hamdi Se lik Kulüoğlu ve Edirnespor Genç fçi. O bir bü Başkanı Hakan Sede irnespor Edirne hayranı ve Ed ki şaşalı Gençlik Kulübü’nü es istiyor. günlerine kavuşturmak yük bir içSorduğumuz sorulara bü akan Setenlikle cevap veren H sezonda defçi geçen bir buçuk nı ve 31 büyük stresler yaşadığı lık yaşayaşında hiçbir rahatsız stresten madığı halde sıkıntı ve krizi gekaynaklanan bir kalp çirdiğini söyledi.

Röportaj: Abdullah Eğilmez üyük bir samimiyetle sorularımıza cevap veren Hakan Sedefçi, “Burada bir kulüp vardı Ayşe Kadın Gençlerbirliği diye. BAL Ligi’nde oynuyordu. Bunun başkanı benim yakın arkadaşım Polat Öztaş. Takım az bir ligin sondan birincisiydi. Maddi olarak çok sıkıntıları vardı ve yüksek olasılıkla küme düşeceklerdi. Bu arada ben Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Genç Girişimciler Yönetim Kurulu üyesi oldum. Polat Öztaş’ta bunun başkanıydı. Burada bir yemekte böyle bir konu açıldı ve bana ‘Bu takımı alıp, adını değiştirip, şampiyonluğa oynamayı düşünür müsün?’ diye bir laf etti. Edirne’de yıllardır futbol olmadığı için, bütün çocuklar burada Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaş ya da Trabzonsporlu. Edirne’de artık Edirnesporlu çocuk kalmadı. Ama benim çocukluğum Edirnespor’la geçti. Babamın kulüp başkanlığı yapması da bunda büyük etken. Ben Galatasaray’lıyım ama bundan önce Edirnespor sevgisi ağır basıyor bende. Bundan dolayı böyle bir yola girdik.

B

“EN GENÇ İKİ BAŞKANDAN BİRİYİM’’ Kolay olmadı önce bir ekip kurmak gerekiyordu. Ekip arkadaşlarımı ve daha önce bu işi layığıyla yapan ağabeylerimi ikna ettim. Burada en zor ikna ettiğimiz kişi Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi oldu. Çünkü daha öncesinde bu yüzden başı da belaya girmiş ve haksızlığa uğramıştı. Bu yaşananlar sonrasında Edirnespor düşüşe geçti. İnsanlar Edirnespor’un önünden geçmez hale gelmişti. Biz tabii burada neden eski Edirnespor’u almadık? Çünkü Edirnespor’un 3 milyon TL gibi bir borcu vardı. Bu rakam artık ödenmez bir hale gelmişti. Edirne için 3 milyon TL çok büyük bir rakam. Çünkü Edirne’de kara para yoktur. Gayrı meşru yoktur. Burada herkes kendi ekmeğini helaliyle kazanır. Kara paranın olmadığı yerde bu büyük rakamları bulmak kolay olmuyor. O yüzden bunu da yapamayacağımızı görüp temiz ve borçsuz bir takım alarak bunun adını Edirnespor Gençlik Kulübü olarak değiştirerek bir yola girdik. Belediye Başkanımız Hamdi Sedefçi’nin yanı sıra vali ve bürokratlarımızı ikna etmeye çalıştık. İşin başında ikna edemedik. Biz bir yola girdik. Önce belli bir bütçeye ulaştık kendi genç arkadaşlarımızla. Ben Türkiye’nin en genç iki başkanından biriyim. Sadece Kırklarelispor Baş-

“Geçen sezon Federasyon ile ilgili olarak komik şeyler yaşadık. Deplasmanda oynanan seyircisiz bir maçta bizim statta olmayan seyircimiz ceza aldı. Türkiye’de gündem oldu ve bütün ulusal basında haber oldu. Geçen sezon Feriköy’ün cezası nedeniyle bu maç İstanbul’dan Tekirdağ’a alındı. Seyircisiz olarak oynanan bir maçtı. Biz sadece bize ayrılan kontenjan olarak 10 tane yönetici arkadaşımızla oradaydık. Feriköy’de yaklaşık 10 kişilik bir yönetici kadrosuyla maçtaydı. Maçın oynandığı esnada ikinci yarıda biz 1-0 öndeyken Feriköylü bir idareci bizim oyuncumuza küfür etti. Bizim yanımızda da bayanlar olduğundan dolayı rakip takımın yöneticilerine, “Arkadaşlar yanımızda bayan var. Lütfen biraz daha dikkatli olalım’’ dedik. Sonrasında rakip takımın yöneticisi de, ‘’Bizim Edirne’de oynadığımız

maçta bayan yok muydu?’’ diyerek bize hakaret etti. Sonrasında orada bir tartışma çıktı. Bu tartışma sonrasında emniyet güçleri falan araya girdi. Ben de bazı arkadaşlarımı sakinleştirmeye çalıştım. Bu kısa arbede gözlemci raporlarına da aynı benim anlattığım şekilde yansıdı. Bunun sonucunda gelen karar bizi bir hayli şaşırttı. Bir maç seyircisiz oynama cezası almıştık. Buna hemen itiraz ettik. Hiçbir şekilde yanıt alamadık. Tahkime gittik ve tahkimden de geri döndük. Ulusal basın bu komik olayı satırlarına ve ekranlarına taşıdı. Seyircisiz ve deplasmanda oynadığımız bir maçta bizim taraftarımız ceza almıştı. Burada olması gereken eğer gerçekten biz suçluysak bize hak mahrumiyeti verilmesi gerekirdi. Bizim seyircimiz orada olmadığı halde seyircimize ceza verilmişti.”

“DEPLASMANDA SEYİRCİSİZ OYNADIĞIMIZ BİR KARŞILAŞMADA BİZİM SEYİRCİMİZE CEZA VERİLDİ’’

kanı sanırsam benimle aynı yaşta. Biz genç bir ekiple, yaş ortalaması benimle olan bir yönetim kurulu ile yola çıktık.

“ TAKIMIN RENKLERİNİ DEĞİŞTİRDİM’’

Edirnsepor benimsensin ve bu bizim bayrağımız, bizim rengimiz densin istedik. Ondan dolayı Edirnespor’un rengine dönmek istemedik. Turkuaz mavi, siyah ve turuncu renkleri seçtik. Bu hem kimse de olmayan bir renk.

İlk senemizde Ayşe Kadın Gençler“GEÇEN SEZON BAL birliği olan takımı son maç kümede bıLİGİ’NİN EN KALİTELİ raktık. Benim kulübü aldığımda kulüEKİBİNİ KURDUK’’ bün 7 puanı vardı. Biz 22-23 puanla takımı kümede tuttuk. Burada çok Edirnespor Gençlik Kulübü olazor günler yaşadık. Bu süreçrak ismini ve renklerini değişte çok kötü rüyalar görtirdiğimiz takımımızı BAL Lidük. Takımın küme gi’nde tutmamızın ardınTakımımıza de kalmasının ardan hemen takımımızı siyaseti dından Ayşe Kadın kurmaya başladık. TakıGençlerbirliği karıştırmak, bizim mın başına eski futolan kulüp adını bolcumuzu Raif Özüstümüzden Edirnespor türk’ü getirttik. Tüm Edirnespor’a vurmak Gençlik kulübü Edirne’nin sevdiği isteyen çok kişi oldu olarak değiştirdik. bir ismi takımın başıTakımın renkleama biz buna hiçbir na getirdik ve bunu rini değiştirdik. da yapmak zorundayzaman izin Aslında Edirnespor’un dık. Edirne zor bir yer ve vermedik renkleri sarı-kırmızıburada her şey kolay kadır. Burada eleştiri aldık. bullenilmiyor. Eski bir futbolTakımın renkleri neden sarıcuyla bu geçiş dönemini daha da kırmızı yapılmadı diye. Ama biz şunu kolay atlatılacağını düşündük. Tabii buistedik. Geçmişte yaşadığım bir olay nun eksileri ve artıları oldu. Eski futvardı. Edirnespor ile konvoy yaparken, bolcumuz bir tane değildi. Diğer eski sarı-kırmızı bayraklarımızı sallıyorduk. oyuncularımızdan tepkilerde aldık. GeBalkonda bulunan bir çocuk bize, ’Cimçen sezon bence BAL Ligi’nin en kaliteli bom-bom’ diye tezahürat yaptı. Ben fatakımını kurduk. Çok iyi transferler natik bir Galatasaray’lıyım ama istedim yaptık ve çok iyi bir kadro kurduk. Ligin ki bir Edirneli o bayrağa baktığında Gason haftasına kadar da Play-Off için salatasaray’ı değil Edirnespor’u görsün. vaştık. En son maçta 90+5’de atılan

kalıcı olacak ve şehrimiz ile birlikte takımımıza hem maddi hem manevi destek verecek. Belki de bu tesisler takımımıza Süper Lig’in kapısını açacak. Geçen sezon takıma 500 bin TL, diğer giderlerimiz ise 250 bin TL’yi buldu. Neredeyse 2.Lig’de harcanan miktar kadar bir para harcadık.

“STRES VE SIKINTIDAN KALP KRİZİ GEÇİRDİM’’

Edirne’de Türk Futbol tarihi başladığı andan itibaren kimsenin yapmadığını yaptıklarını söyleyen Hakan Semerci, “Tesis yapıyoruz. Biz Edirne Belediyesi’nden bir yer aldık. Daha öncesinde birkaç kulübe verilip oraya tesis inşaatı yapamamışlar. Biz burası için bir müracaatta bulunduk ve tesis inşaatına başladık. Bir sponsorumuz var. MKG inşaat”

bir golle Play-Off’u kaçırdık. Gerçi oraya gelmeden önce bizim rakibimiz Büyükçekmecespor’du. Kendi sahamızda berabere dahi kalsak o maçta biz PlayOff’u garantiliyorduk. Ama biz kendi sahamızda 3-1 kaybettik. Büyükçekmece geldi ve hakkıyla bizi çok güzel oynayarak yendi. Biz yenildik ve onlar bizim 1 puan üstümüze çıktı.

“EN BÜYÜK HEDEFİM BÜTÜN TRAKYA’YA YAŞAMADIĞI BİR BAŞARIYI YAŞATMAK’’

Onlarda sadece Federasyon ve İddaa gelirleri ile ayakta durmaya çalışıyorlar. Aynı şeyleri biz de yaşıyoruz.

“FEDERASYONDAN GELEN PARA 15 BİN TL. LİSANS ÇIKARMA ÜCRETİ İSE 40 BİN TL’’

Aslında benim BAL Ligi ile ilgili olarak söylemek istediklerim var. Ben takımı ilk aldığım yarım sezon hariç bu ikinci sezon başlangıcım olacak ve inşallah BAL Ligi’nde son sezonum olacak. Federasyon büyük bir hevesle bu Aslında en büyük hedefimiz SüBAL Ligi’ni kurdu. Mantık ve teori olaper Lige çıkmak ama bu çok büyük bir rak çok güzel bir proje. Çünkü amatörmaddi güç gerektiriyor. Bunları sağlar de yeni bir heyecan yarattı. Ben amatör ve sponsor desteklerini oluşturabilirbir takım ile diğer şehirlere deplasmasek ilk defa Trakya’dan bir takımı Süna gidiyorum. Aslında bir 3. Lig oynuper Lig’e çıkarmak istiyoruz. Bu yorum ben. Ama bu BAL Ligi’nin Türk Futbol tarihinde hiç çok eksikleri var. Mesela bu seolmadı. Trakya’da hiçzon belli bir destek geldi bir takım Süper İlk ama bu sezona kadar FedeLig’e çıkmadı. En yarasyon’dan sezon içinde defa Trakya’dan kın Edirnessadece 15 bin TL yarpor’du daha bir takımı Süper Lig’e dım alıyoruz. Bunun önce. Şu anda da çıkarmak istiyoruz. Bu haricinde daha hiçbir yapı itibariyle Türk Futbol tarihinde hiç destek alamıyoruz. buna çok daha yakın. Kırkolmadı. Kırklarelispor’da Ama ben geçen sezon başında sadece lisans larelispor’da Trakya Bölgesi olarak çıkarmaya 40 bin TL harTrakya Bölgesi göğsümüzü olarak göğsümücadım. Yani bu olay dükabarttı zü kabarttı. Şu anşünüldüğünde sadece lida 2. Lig’de oynuyorlar. sans gideri olarak düşünürseMaddi sıkıntıları çok fazla. niz çok komik bir orantı var.

“2 LİG TAKIMLARI KADAR PARA HARCIYORUZ’’ Federasyon PTT 1. Lig’in yanı sıra 2 ve 3. Lige çok ciddi destekler veriyor. Biz BAL Ligi kulüpleri inanın 2. Lig takımları kadar para harcıyoruz. Çünkü bizim ligin oyuncuları da para karşılığında oynuyorlar. Biz yönetici arkadaşlarımız, şehrin esnafı ve işadamları ile dönmeye çalışan bir kulübüz. Bu sezon federasyon bize ufak bir destek sağlayacak. Yeter mi? Kesinlikle harcadığımız rakamlar ile uzaktan yakından ilgisi yok ve yetmez. Geçen sezon 15 bin TL olan Federasyon geliri 35 bin TL oldu. Ama yine de bu da bir iyi niyettir. Biz geçen sezon 40 bin TL lisans gideri harcadık. Bize bu parayı Federasyon yıl içinde veriyor. Lisans çıkarma bedelini ise sezon başında peşin alıyor. Bununla ilgili dilekçeler verdik ama yine yanıt alamadık.

“GEÇEN SEZON 750 BİN TL PARA HARCADIK’’ Şampiyonluklar Edirne’de yaşandı. Şimdi ki adı PTT 1. Lig olarak geçen lig eskiden 2. Lig’di. Edirnespor o lig de oynadı ama bu sadece hatıra olarak hafızalarda kaldı. Biz şampiyonluktan öte bu kalıcı eseri yapalım dedik. Çünkü bizler yarınımızı bilemeyiz ve ileri de belki bu takımın başında olamayacağız. Ama bu tesisler

SPORHAYAT 08 CMYK

Çok uykusuz, çok kötü geceler yaşadım. Benim yaşım 31 ve hiçbir rahatsızlığım olmadığı halde stres ve sıkıntıdan kaynaklanan bir kalp krizi geçirdim. Daha yeni oldu. Bazen düşünüyorum da, biz deli miyiz? Neden bu işlerle uğraşıyoruz diye. Bırakın övgü ve destek beklemeyi daha çok yolumuza köstek olunuyor. Engellenmeye çalışılıyor. İşin içine siyaseti sokmaya çalışıyorlar. Bundan dolayı siyasilerden destek alamıyorsunuz. Geçen sene sadece ve sadece Belediye Başkanımız Hamdi Sedefçi ve Valimiz Gökhan Sözer’den destek gördük. Valimiz maddi destek hariç ne talep ettiysek bize yardımcı oldu. Tesisti, konaklamaydı ne konuda olursa olsun. Kendisinin emeklerinin karşılığını ödeyemeyiz.

“BAL LİGİ’NDE Kİ TAKIMLARA PROFESYONEL LİG CEZALARI UYGULANIYOR AMA BU KULÜPLER BU CEZALARI ÖDEYECEK GELİRE SAHİP DEĞİLLER”


9

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

ÖLMEK UMURUMDA BiLE DEĞiLDi. YIKILMIŞTIM VE BU YIKIMIMIN TEK SEBEBi MiLLi TAKIMA GiDEMEYECEK OLMAMDI

APANDiSiT ÖLDÜRMEDi AMA SEViNCTEN ÖLECEKTi Milli Takım seçme yarışlarına yaklaşık bir ay kala Fethiye’de kampta iken apandisiti patlayan G.Saraylı kürekçi Erdem Öztürk’ün uçağı hazırlanmıştı ve İstanbul’a gidecekti. Ameliyatının İstanbul’da mı olacak yoksa Fethiye’de mi olacak karmaşası karşısında dakikalar ilerliyordu. Sağlık ekibi hızlı bir şekilde ameliyatın Fethiye’de yapılmasına karar vermişti. Erdem’in ise ilerleyen zaman ve kanının zehirlenmesi pek umurunda değildi. Onun için en büyük üzüntü Milli Takıma gidemeyecek olmasıydı. Ölmek umurunda bile değildi.

Röportaj: Abdullah Eğilmez inop Erfelek Ormantepe Köyü’nden göçen matbaacı bir babanın şampiyon ve milli kürekçi oğlu Erdem Öztürk. Kürek hayatı Beyoğlu Dilnihat Lisesi’nde başlamış. G.Saray ve Milli Takım’da antrenörlük yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Celalettin Güneştan’ın dikkatini çekmiş lise yıllarında Erdem. Öğretmeni bir anda, ‘’Erdem senin vücut yapın ve tarzının küreğe çok yatkın olduğunu düşünüyorum. Kürek çekmek ister misin?’’ demiş. Erdem ise bunun ne anlama bile geldiğini doğru düzgün bilmediği halde, sadece spora olan düşkünlüğünden dolayı öğretmenine ‘tamam’ demiş. Aslında basketbol hayallerini süslüyor ama yine de ‘dönüm noktam Celalettin Hocam’ diyor Erdem Öztürk. 1991 doğumlu ama bu genç yaşına rağmen bir sürü şampiyonluk sığdırmış kariyerine.

S

“ÖLMEK UMURUMDA BİLE DEĞİLDİ. YIKILMIŞTIM VE BU YIKIMIMIN TEK SEBEBİ MİLLİ TAKIMA GİDEMEYECEK OLMAMDI’’ Bir sene yıldız takım ve 2 yıl genç takımlarda Türkiye 2. ve 3. olan Erdem sözlerine yaşadığı büyük apandisit sorunu ile başlıyor. Genç takımın son senesinde Türkiye Şampiyonu olan genç kürekçi, ‘’Büyüklere çıkınca ilk hedefim Türkiye Şampiyonluğu ve Milli Takım’dı. 2009 ve 2010 yılında takım halinde şampiyon olduk. 2010 yılı kış sezonunda çalışmalar genelde mevsim ve imkanlar dolayısıyla Fethiye’de oluyor. Günde çoğunlukla 3 idman yapıyoruz. Günün ikinci idmanında bir anda karnım ağrımaya başladı. Hemen Fethiye’de acile kaldırdılar beni ve apandisitimin patladığını söylediler. O an dediler ki hemen İstanbul’a hareket etmeliyiz. Ama kulüp doktorlarım ameliyatımın Fethiye’de olmasını söyledi. O an ölmek umurumda bile değildi. Yıkılmıştım ve bu yıkımımın tek sebebi Milli Takıma gidemeyecek olmamdı. Babam ilk uçakla yanıma geldi. Bu ameliyat esnasında kulüp doktorlarımız ve yönetimimiz bütün işini gücünü

bıraktı ve benimle ilgilendi. Ameliyat yüzünden bir ay idman yapamadım ve Milli Takım yarışlarını da kaçırmıştım.’’

“HER ŞEY BİTTİ DEDİĞİM ANDA KENDİMİ MİLLİ TAKIM’DA BULDUM’’ Apandist ameliyatının Fethiye’de gerçekleştiğini söyleyen Erdem Öztürk, ‘’ Büyük yıkımdaydım adeta. Elimde bir tek Türkiye Şampiyonluğu kalmıştı. Bu arada Bahar ve Anı Kupası’nı aldık. Türkiye Kupasında 2 tane büyük yarışta görev aldım. Kötü geçen yarış şampiyonluğu belirleyecek yarıştı. Puan almam gerekiyordu. Şampiyonada hocam ameliyat geçirdiğimden teklerde yarıştırdı. Sanise ile 2. olmama rağmen diğer arkadaşlarımın da performansından dolayı şampiyon olduk. Bu arada Milli Takım aklımdan bile geçmiyordu. Bir anda 23 yaş altı Dünya Şampiyonası için tekrar milli takım seçmeleri oldu ama yine umudum yok. Ekip falan kurduk ama ben pek umutlu değildim. Sonuçta 1 ay idmansız kaldım. 70 kilo girmem lazım yarışa. Tekne ortalaması 70 olmak zorunda. Kilo verdim hemen. O yarışta da son anda 2. olduk. Dedim ki içimden yine olmadı milli takım. Hatta bavulumu falan topluyordum ki Federasyon’dan bir açıklama geldi ve milli takıma alınmıştım. Her şey bitti dediğim anda kendimi milli takımda buldum. Apandist öldürmedi ama adeta sevinçten ölecektim’’

“HER GEÇİLMENİN BİR BAHANESİ VARDIR’’ Milli Takım’a seçildiği için büyük sevinç yaşadığını söyleyen Erdem, ‘’Çok sevindim ve Milli Takım ile Türkiye’nin bayrağını temsil edecektim. İsviçre’ye gittik. Yarıştık ve benim için büyük tecrübe oldu. İki G.Saray, iki F.Bahçeli kürekçi dostluk içinde ülkemizin bayrağı için mücadele ettik. Sonrasında Dünya Kupası Belarus’taydı. Orada da bazı talihsizlikler oldu. Sonuçta her geçilmenin bir bahanesi vardır. Kötü yarıştık. Genç yaşıma rağmen büyük tecrübe yaşadım ama başarılı olamadık ve ülkemize döndük’’ dedi. 2011 yılının kendileri

için çok önemli olduğunu şu cümlelerle an latan Erdem Öztürk, ‘’2009 ve 2010 yıllarında takım halinde Türkiye Şampiyonu olduk. 2011 yılında şampiyon olarak bunu 3 yıla yaymanın heyecanı içindeydik. Çok emin olduğumuz bir yarışta basit bir hata ile yarışı kaybettik. Son anda F.Bahçe takım halinde şampiyon oldu. Yine büyük üzüntü içindeydik ve 2012 yılında bunun intikamını almalıydık’’ dedi.

“2012 BİZİM YILIMIZ OLDU ’’ F.Bahçe’den bir yıl öncenin intikamını almak için çok iyi hazırlandıklarını söyleyen Erdem Öztürk, ‘’Önce Adana Kupası’nı aldık. Genelde Türkiye Şampiyonu olabilmek için 6 yarıştan 3 ya da zor da olsa 4’ünü kazanmak zorundasınızdır. Şampi-

kes bizden çok umutluydu. Biz açık ara birinci olunca puanlama sistemine göre diğer yarışlar daha da değer kazandı. 8 tekte Türkiye Kupası’nda birinci olmuştuk geçen sezon ama 4’lü tekte F.Bahçe kazanmıştı. Bizim 8 tekte çekeceğimiz yarış ile tedirgin olduğumuz 4 tek yarışı aynı anda çekilecekti. Biz 8 tekte birinci olduk ama bu umurumuzda değildi çünkü önemli olan 4 tekti. Bir baktık arkadaşlarımız birinci olmuşlar. Uzun zaman sonra çok büyük bir başarı yakalamıştık. 6 yarışın 4’ünü kazanmak büyük başarı sayılırken biz 6 yarışın 5’ini kazanmıştık. 2012 bizim yılımız oldu ve otoriteler büyük başarı yaşadığımızı söyledi’’ dedi. Altı yarışın beşini kazanarak Türkiye standartlarının üzerinde büyük başarı elde ettiklerini söyleyen Erdem Öztürk, bu büyük başarılarında yönetimin emeğinin üzerlerinde fazlasıyla olduğunu söyledi. Genç kürekçi, ‘’Ünal Başkanımız ve yöneticilerimizin üzerimizde büyük emeği var. Ünal Başkanımız başkan olduğu anda bizlere dünyaca ünlü Alman Empacher marka tekneleri getirdi. 2011’de şampiyon olamadığımızda Başkan Yardımcımız Adnan Öztürk yanımıza geldi ve eksiklerimizi tek tek hesapladı. Daha sonra kamp olanaklarımızı daha da zenginleştirdi. 2012 yarışlarında bize büyük motivasyon sağladı. Biz de şampiyon olduğumuzda kupayı Adnan Öztürk’e getirdik’’ dedi.

''ÜNAL AYSA BAŞKAN OLUL R OLMAZ BİZE EMPİRE MAR KA TEKNELERİ GETİRDİ'

yona’ya geldik ve idman yapıyoruz ama aslında sabah akşam işin hesabındayız, nasıl şampiyon oluruz diye. Aslında hedefimiz hiç yarış vermemek. Ama sonuçta yine tedirginsin acaba bir aksilik yaşar mıyız diye. Ayrıca takım arkadaşımız Bayram Sönmez olimpiyatlara hazırlanırken diz çapraz bağlarında sorun olmuştu ve 3 ay idman yapamamıştı. Buna rağmen bizimle birlikteydi ve sürekli bize moral vermeye çalışıyor, bizi sürekli motive ediyordu. Stresten gece doğru düzgün uyuyamadık. Sabah kalktığımızda bir baktım rüzgar tam bizim istediğimiz gibiydi. Önce tek ve iki çiftede birinci olduk. İki tek yarışını ise Fener kazandı. Sonrasında bizim yarışa geldi sıra, 4’lü de her-

“BAŞARIMIN EN BÜYÜK SIRRI ANNEMİN KAHVALTILARI’’ Ailesinin kürekçi olmasında büyük etkileri olduğunu dile getiren genç kürekçi, ‘’Ailemin büyük desteği oldu. Hep beni desteklerdiler. Bütün ailem yarışlarıma geliyordu ve şampiyonluklarımız aileme gurur veriyordu. Milli kürekçi olmam sonrasında Milli Takım kontenjanı ile Marmara Üniversite’si Beden Eğitimi bölümüne girmem aileme büyük onur kazandırdı. Annemin özellikle sabah kahvaltıları bende çok fazla etkili oldu. Arkadaşlarımın çoğu evde kahvaltı yapmazdı. Sabah altıda idmanım olsa annem beşte kahvaltımı hazır ederdi. Doğru beslenmem de annemin katkıları çok fazladır ve başarımın en büyük sırlarından birinin bu olduğuna inanıyorum’’ dedi.

SPORHAYAT 09 CMYK

“OKULLARDA AMATÖRE DAHA FAZLA ÖNEM VERİLMELİ’’ Özellikle ilköğretim ve liselerde amatöre daha fazla önem verilmesi gerektiğini dile getiren Erdem Öztürk, ‘’Okullarda amatöre pek önem verilmiyor. Kimse amatör branşların farkında bile değil. Her zaman öncelik futbol. Hatta basketbol ve voleybol bile bunun gölgesinde kalıyor. Karate, tekvando ve yüzme bile hobi olarak görünüyor. Ama diğer ülkeler bu branşlara bile futbol kadar önem veriyor. Bence bu amatör branşların okullarda başlaması gerekiyor. Öğretmenim hayatıma girmese ben tekneyi nereden görecektim?’’ dedi. Lise’de popülaritesinin çok fazla olduğunu söyleyen Erdem, ‘’Lisede Milli Takıma seçilip yurtdışına gittiğimde lisedeki bütün arkadaşlarım ‘Keşke biz de başlasaydık’ dedi. Üniversitede aynı popülarite söz konusu değil. Sonuçta bütün sınıf arkadaşlarım milli sporcular. Biz de oturup branşlarımızın inceliklerini anlatarak birbirimizi bilgilendiriyoruz’’ dedi.

“HAYALİM OLİMPİYATLAR” Bu sporda dayanıklılık ve kuvvetin çok önemli olduğuna ama asıl ince ayrıntının devamlılık olduğunu söyleyen Erdem Öztürk, ‘’Bizim sporda ne kadar dayanıklı ve ne kadar kuvvetli olursan ol, devamlılık çok önemli. Bu kuvveti ve dayanıklılığı zamana yayabilmek gerekli. Dayanıklılık ve aerobik alt yapın iyi değilse çıktığın anda ilk 500 metrede birinci olursun ama geride kalan 1500 metrede bir de bakarsın en sondasın. Ondan dolayı bence en önemlisi bu kuvveti ve dayanıklılığı zamana yayabilmektir’’ dedi. En büyük hayalinin ise olimpiyatlar olduğunu söyleyen genç kürekçi, ‘’Büyükler Dünya Kupası ve 23 yaş altı Dünya Şampiyonası’na birer kez katıldım ve 3’er yarış çektim. Ayrıca Hırvatistan’da düzenlenen ‘Hırvatistan Open’ yarışlarına katıldım. En iyi derecemi burada yaptım ve 5. oldum. En büyük hayalim Dünya Şampiyonası’nda derece yapıp olimpiyatlara gitmek’’ dedi. En büyük hobisinin basketbol oynamak ve film izlemek olduğunu söyleyen Erdem Öztürk, ayrıca Jason Statham hayranı olduğunu da sözlerine ekledi.


10

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

Röportaj: Ali Eser

19 yaşında Yeditepe Üniversitesi öğrencisi olan Simay bu spora geçtiğimiz nisan ayında başlamış. 10 yıl yaptığı yüzme sporunda güzelliğinin yanında kusursuz fiziğinin de etkisiyle öğretmeni ve antrenörü Kaya Arslantepe ona hayatını yönlendirecek bir teklif yapmış... Bikini fitness... ücut geliştirme dediğimizde aklımıza gelen ilk şey kaslı sporcular, pazıları bacakları abartılı bir şekilde şişmiş kadınlar ve erkeklerle yapılan spor aklımıza geliyor. Vücuda sürülen yağ ile birlikte podyumdaki görüntüleriyle biraz ürkütücü gelse de hangimiz içimizden ‘vay be vücuda bak’ diye geçirmiyoruz. Kimimiz imrenerek, kimimiz gözlerimizi yarım kapatarak bakıyoruz. Ancak kasla özdeşleşen vücut geliştirme sporunun öyle bir bölümü var ki... Estetik, güzellik ve fiziki görüntüyle de yapılan,

V

Hem şampiyonum hem güzel vücudu şişirmeden de bir sporun yapıldığını öğreniyoruz. Kısacası kas ile özdeşleşen bir sporun en estetik bölümünde yarışıyor Simay Öztürk. Bikini fitness... 19 yaşında Yeditepe Üniversitesi öğrencisi olan Simay bu spora geçtiğimiz nisan ayında başlamış. 10 yıl yaptığı yüzme sporunda güzelliğinin yanında kusursuz fiziğinin de etkisiyle öğretmeni ve antrenörü Kaya Arslantepe ona hayatını yönlendirecek bir teklif yapmış... Bikini fitness... Kısa bir düşünme süresinden sonra ailesinin de desteğiyle bu teklifi kabul etmiş. Vücut Geliştirme Federasyonuna 2 yıl önce bağlanan Bikini Fitness, Türkiye’de henüz tanınmıyor ama Avrupa’da bir hayli yaygın. Her spor dalında olduğu gibi Avrupa ve Dünya Şampiyonaları da yapılıyor. 5 ay içinde Simay günlerce ve saatlerce çalışıp Türkiye’de ve Avrupa’da dereceler yapmış. Hatta Avrupa üçüncülüğü bile var. (Türkiye wellness şampiyonu ve Avrupa Genç Bayanlar Bikini Fitness Üçüncülüğü) Yaptığı sporu kısaca şöyle özetliyor Simay Öztürk: İnsan vücuduna oldukça faydası var, Vücuttaki yorgunluğu alıyor, kafa boşaltıyor. Dış görünüş olarak da sizi motive ediyor. Türkiye’deki gençlerin en önemli sorunu kilo ve bu spor kilonun tam ilacı diyebilirim. Ama her amatör sporda olduğu gibi fazla tanınmadığı ve ilgi görmediği için sponsor bulmakta

İmtiyaz Sahibi ve SORuMLu YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

SEMRA KÖYLÜ Genel Yayın Yönetmeni

Cihangir ÖZBAY

SPOR HAYAT GAZETESİ

Reklam Genel Koordinatörü

Yıl: 1 Sayı: 2 13 -20 Eylül 2012

Cemal METİN

Gazete Sahibi

BÜNYAMİN CELEP

Ankara Temsilcisi Gürsel GÖKÇE

Editörler: Emre NAMAL, Abdullah EĞİLMEZ, Ali TAĞ, Levent DİKMENER, Recep AYTuĞ, İrfan KÖYLÜ, Mehmet MuRAT, Ali ESER

da zorlanıyor. “Türkiye’de bu sporun ne olduğunu bile bilmiyorlar ama yurtdışında her şey çok farklı, insanlar bunu yaşam tarzı olarak yapıyor. Dışarıdaki ülkelerde dereceye giren sporculara çok büyük yardımlar ve ayrıcalıklar yapılıyor fakat burada bunların hiçbirisi yok” diye konuşuyor Simay Öztürk ve ekliyor: Biraz destekle neler yapılacağını gösterebiliriz. Türkiye’de bazı engeller var onların aşılmasını istiyorum. Bütün ilgi ve yatırımlar futbol ile basket-

bolda, oysaki yaptığım bu spor oldukça masraflı ve zor bir spor, başarılı sporcuların arkasında sponsor bulunmalı bu yüzden sponsor arıyorum ve bizlere verilen değer arttıkça başarının da artacağına inanıyorum. Simay’ın şimdi önünde 2 tane çok önemli Türkiye ve dünya şampiyonaları var. Tüm dünya ile şu an ilişkisini kesmiş durumda ve gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. Hedefi şampiyonluk ve bunu başaracağına yürekten inanıyor.

Bu haberlerle lig bitmez Abdullah Avcı yakın çevresine itiraf etti: "Selçuk Inan arkamda olduğu için görmedim, görseydim kesin oynatırdım" Genoa maçında sakatlanan Engin Baytar'ın 7-8 maç sahalardan uzaka kalacak olması teknik heyeti düşündürmüyor

www.sporhayat.com Adres: Perpa Ticaret Merkezi B Blok Kat: 6 No.: 758 Okmeydanı / istanbul Tel.: (212) 852 63 06 Fax: (212) 853 17 19 e-mail: info@sporhayat.com

Aykut Kocaman'ın, Alex'i öğretmen futbolcu olarak görmek istediğini belirtmesi üzerine Cruzeiro İlköğretim Okulu'nda hareketli saatler yaşanıyor...

Copyright © 2011-2012 sporhayat Tüm hakları saklıdır. Haber içerikleri izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sporhayat Gazetesi, Basın Yayın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir.

Selçuk İnan: "Çocuğum olsaydı okul parasının yarım dönemini öderdim!"

Ankara Temsilcilik: İran Cad. Karum AVM No: 21/277 Gazi Osman Paşa / ANKARA Tel.: (312) 428 36 86 e-mail: ankara@sporhayat.com

Nene'yi isteyen Beşiktaş yönetimi transferin zora girmesi sonucunda rotayı, Palmeiras'da oynayan Baba'ya çevirdi.

Baskı: Milsan Basın Muamer Aksoy Cad. Milsan Çıkmazı Sefaköy / İstanbul Tel.: (212) 471 71 50 Baskı Tarihi: 09. 04. 2012

BULMACA

SORULAR 1. Olimpiyatlarda 100 metrede final koşan ilk Türk kadın atlet 2. Sebastian .... Formula 1 pilotu 3. Japonca 2 4. Türk voleybolunun ‘Demir Leydi’si 5. Karşı takımın gol atmasını engellemek amacıyla, oyun kuralları dahilinde yapılan her türlü faaliyet 6. Bir su sporu 7. Yaşam koçu 8. Uluslararası Basketbol Fe-

derasyonları Birliği 9. Bir spor karşılaşmasının sayı olarak sonucuna denir 10. Topun yere değmeden önce havada vurulması 11. Faule maruz kalan takım lehine serbest vuruşla oyuna başlama hakkıdır. 12. Topun en son defans oyuncuları veya kaleci tarafından kale yan çizgilerinden çıkması sonucu, atak yapan takım oyuncuları tarafından topun korner atma alanından ayakla oyuna sokulması. 13. Rakip oyuncuya kurallar dışı hareket ederek müdahale etmek 14. Topun tamamının kale

çizgisinden içeri girmesidir 15. Ünlü bayan boksörümüz 16. 2012 Beko Basketbol Şampiyonu (yukarıdan aşağı) - 16. Usain ....(soldan sağa) 17. Aikido yapan kişi 18. Hem Basketbol, hem futbolda Milli Takımda oynayan Fenerbahçe’nin efsane ismi 19. Güreşçi 20. Galatasaray tarihinin unutulmaz savunma oyuncularından 21. Almanya futbol ligi (yukarıdan aşağı) - Kayserispor’un Brezilyalı yeni transferi. Beşiktaş’ın eski futbolcusu (soldan sağa)

22. Teniste her sahada iki oyuncu olmak üzere, dört oyuncu ile oynanan oyun şeklidir. (yukarıdan aşağı) Greko-romen oyunlarıdandır. Yerde parter vaziyetindeki pozisyonla başlar (soldan sağa) 23. Süper Lig’te ilk golü atan takım hangisidir? 24. Iker Casillas hangi milli takımın formasını giymektedir? 25. İspanya'nın La Ligaekiplerinden Atlético Madrid'de forma giymektedir. 26. Oyuncuların el ve kolları dışında kalan vücudunun herhangi bir yeriyle topu ta-

kım arkadaşına atması 27. Diego Maradona’nın "halef"i. Barcelona'da forma giyen oyuncu 28. 2012 Londra’da gümüş madalya kazanan güreşçimiz 29. Kırkpınar başpehlivanına verilen, 30. Kibar Feyzo Lakaplı eski futbolcu 31. Kadın Tenisçiler Birliği 32. Fenerbahçe’nin renkleridir 33. Chelsea ve Çek Cumhuriyeti Milli Futbol Takımı'nda forma giyen kaleci 34. 7 Kez bisiklet şampiyonu olan sporcu kimdir?

35. Marco Aurellio’nun Türk ismi 36. Bir futbolcunun bir maçta 3 gol birden atmasına ne denir? 37. Brezilya Milli Futbol Takımı tarihinde en fazla kaleci forması giymiş oyuncu. 38. Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu 39. Yağlı güreşçilerin dana derisinden yapılmış dar paçalı meşin pantolonu 40. Güreşte pehlivanların karşı karşıya gelerek yaptıkları sembolik hareket 41. Greko-romen Güreş Milli Takım Kaptanı 42. Fenerbahçe’nin yıldız

oyuncusu 43. Aikidoda yüksek rütbe 44. Başlama 45. Satrançta bir taş 46. 1950’de kurulan Amerikan Ulusal Basketbol Ligi 47. FIFA’nın merkezi 48. Stop 49. ……. Tazegül (yukarıdan aşağı) -  Çinli rekortmen yüzücü (soldan sağa) 50. Koşu sporu yapan 51. Gol atmak amacıyla, oyun kuralları dahilinde yapılan her türlü faaliyet 52. Mariya ….. (Rus tenisçi) 53. 30 dünya rekoru kırılan 2004 Olimpiyat şehri 54. AÇIK MERT KORKUSUZ

SPORHAYAT 10 CMYK

SPOR GAZETESİ 55. Roger Federer, Serena Williams ve Steffi Graf'ı hangi spor dalından tanıyoruz? 56. Formula 1 parkurunda pistte yavaş giden bir araç varsa hangi renk bayrak sallanır 57. Ayakiçi veya ayakdışıyla küçük kısa vuruşlarla topu sürmek 58. Rafael …… (İspanyol tenisçi) 59. Duruş 60. Prim 61. Teniste 2 oyuncu arasında oynanan oyuna verilen isim 62. Engelliler Olimpiyatı

63. Sepet, çember 64. Profesyonel Tenisçiler Birliği (Erkek) 65. NBA'deki Utah şehrinin takımı hangisidir? 66. Gladyatör lakaplı Türk futbolcu 67. Topun, hücum oyuncuları tarafından korner çizgileri veya kale üstünden dışarı vurulmasıdır. 68. Atletizmin bir dalıdır? 69. FIFA kokartlı Türk hakem 70. Avrupa Atletizm Şampiyonası madalya kazanan (1950) ilk Türk atlettir 71.Yön bulma sporu


11

SPOR HAYAT

NEREDEN NEREYE www.sporhayat.com

1948 LONDRA

2012 LONDRA

Spor Hayattır Ali GÜMÜŞ 25 Ekim 1998 tarihli yazısı

64 Yıl Önce Londra

Haber: Ali Tağ ıl 1948, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan ilk olimpiyat oyunlarının adresi Londra’ydı. Tüm dünya ülkelerinin halkları savaşın yarattığı derin izleri üzerlerinde taşıyordu. Böylesine zor şartlar altında yiyecek yemek bulmanın bile sıkıntılı olduğu bir dönemde ülkemizi temsil eden

Y

sporcular 6 altın, 4 gümüş ve 2 bronz ile toplam 12 madalya kazandı. Bu büyük başarıyı bir daha hiçbir olimpiyat oyunlarında yakalayamadık. En son katıldığımız 2012 Olimpiyat Oyunları’nda sadece 5 madalya kazandık. Şu an sporcularımızın sahip olduğu imkanlar ile 1948’in şartlarını kıyaslamak bile imkansız. Hatta başarılı sporcularımıza ödül vermek bile yasak. Her şey amatör ruh ile yapılıyor. Peki, neden o zamanki

başarıları daha sonra yakalayamadık? Bunun nedenleri arasında sporu doğru yönetememek, siyasetin

sporu çok fazla kullanması,

yanlış kadrolaşma, bilimden uzak durma, altyapı ve tesisleşmeye gerekli önem vermemeyi sayabiliriz. Efsane sporcular çıkardığımız güreşte durumumuz ortada. Ülkemizden nüfus, ekonomi ve sportif imkanlar bakımından çok gerilerde olan ülkeler bizden daha başarılı

olabiliyor. O zaman spor sistemini, insan kaynakları unsurunu yeniden gözden geçirip, bilimsel yöntemler ışığında yeni bir sistem kurmak gerekir. Bir 4 yıl daha kaybetmek sporumuzu daha gerileri götürür, özellikle 2020 Olimpiyat Oyunlarının en güçlü adayı iken. Olimpiyatlarda herkesin dikkatini çeken en önemli unsur sporcularımızın güçsüz olmalarıydı. Bu durum çıplak gözle bile net bir şekilde gözüktü. Bunun tek nedeni, antrenman bilimin-

den uzak çalışmadır. Bu yüzden spor yüksek okullarındaki değerli hocaların bu süreçte daha aktif bir şekilde katılmaları gerekmektedir. Spor medyası ise tüm olimpik branşları her yönü ile sürekli gündemde tutması gerekir. Nereden nereye normal şartlar altında daha kötü bir durumdan daha iyi duruma geçmeyi ifade eder. Olimpiyat oyunlarını 64 yıl öncesi ile kıyasladığımızda ise başarı anlamında durum ters yönde gitmektedir.

85 yaşında 3 altın madalya bir de rekor Vedat Dinler:

Sporun S’sini bilmiyoruz İzmir Alsancak Stadı’nda atletizm, 40 yıl önce 5 bin seyirci toplardı, şimdi 50 kişi izlemiyor. İlgisizlik arttı. Türkiye’de spor anlayışı futbol odaklı halde geldi. Ülkeleri için çalışan, başarılar kazanan insanların isimleri unutuldu...

2014 Breziya Dünya

Kupası tehlikede Sporhayat-Recep Altuğ

Brezilya, 2014’te Dünya Kupası, 2016’da olimpiyat ev sahipliğine hazırlanıyor. Ancak Dünya Kupası hazırlıkları hiç de planlandığı gibi gitmiyor. Brezilya hükümetinin, yapılacak 101 tesisin sadece yüzde 5’ini bitirmesi, FIFA’nın uykularını kaçırıyor. Brezilya, 2014’te Dünya Kupası, 2016’da olimpiyat ev sahipliğine hazırlanıyor. Ancak Dünya Kupası hazırlıkları hiç de planlandığı gibi gitmiyor. Brezilya hükümetinin, yapılacak 101 tesisin sadece yüzde 5’ini bitirmesi, FIFA’nın uykularını kaçırıyor. Şubat 2013’te bitmesi gereken statların büyük bölümünün inşaatı devam ederken, bu tarihe yetişmeleri imkânsız gözüküyor. Bitmesi gerekenler sadece statlar değil. Hükümet; havaalanları, tren yolları, antrenman tesisleri, konaklama yerleri, metro istasyonları gibi 2014 Dünya Kupası için yapılacak

101 tesisin taahhüdünü vermişti. Bugün vaat ettikleri projelerin sadece yüzde 5’i bitti. Yüzde 55’i ‘yapımı yetişecek’ konumda, yüzde 40’ı ise ihale aşamasında bulunuyor. Brezilya’nın Dünya Kupası’nda başını ağrıtacak diğer önemli bir konu ise güvenlik. 2007’de Rio de Janeiro’nun ev sahibi olduğu Panamerikan Oyunları’nda (Amerika Olimpiyat Oyunları) Brezilya hükümeti güvenliği sağlamak için 1,3 milyar dolarlık bir yatırım yapmıştı. Sadece bir şehirde düzenlenen bir organizasyon için devlet bu denli büyük meblağlar harcarken, Dünya Kupası hem 12 şehirde yapılacak hem de binlerce kişi ülkeye gelecek. Brezilya, kriminal suçlar ve cinayette dünya sıralamasında ilk sıralarda bulunuyor. Panamerikan Oyunları için yapılan tesislerin büyük bölümü gecikmeli olarak bitirilirken, oyunlara ev sahipliği yapan stat açılıştan sadece birkaç gün önce bitmişti. Bütün bu olumsuz tablodan sonra Brezilya’nın sorunsuz bir ev sahipliği yapmasına imkânsız gözüyle bakılıyor. FIFA Başkanı Sepp Blatter’i bu koltuğa getiren Joao Havelange’nin varlığı bile Brezilya’ya yetmeyecek gibi gözüküyor.

Röportaj: Gamze MERT

Ateletizmde Altın Madalyalar Vedat Dinler’den:

3 Altın madalya

Türkiye’de spor anlayışı futbol odaklı halde geldi. Ülkeleri için çalışan, başarılar kazanan insanların isimleri unutuldu. Biz de bu gidişatı biraz da olsa değiştirebilmek için Yunanistan’ın Larissa kentinde 20.’si düzenlenen Balkan Veteran Atletizm Şampiyonası’nda ülkemize 3 altın madalya kazandıran Vedat Dinler hocamıza ulaştık. Biraz buruk biraz heyecanlı bir şekilde tüm sorularımızı cevapladı. - Türkiye’de atletizme verilen önem nedir Vedat Hocam? Bu konuyla ilgili 50 tane kitap yazabilirlim. 5 yaşında spora başladım. Yüzmeyi öğrendim. Voleybol, hentbol, tenis oynadım. Disk attım. Yapmadığım spor kalmadı. Elbette yaptığımız sporların mükafatını gördük. Bende sporculuğumu tam anlamıyla yerine getirdim. Alkol kullanmadım. Sigara içmedim. Karşılıklı birbirimize iyi baktık. Türkiye’de atletizme ilgi çok az. Biz gidiyoruz başka ülkelerden sporcu getirip onu Türkleştirip sonrada onun başarılarıyla övünüyoruz. - Gençlerimizi spora yönlendirmek için neler yapabiliriz? Sporun S’sini bilmiyoruz. Öncelikle halkı bilinçlendirmek gerekir. Herkesin ulaşabileceği yerlere spor tesisleri kurulabilir. Bu konuda devlet desteği çok önemli. Ülkemizdeki çocuklara, spora eğilimi olan gençlere daha fazla ilgi göstermeliyiz, ellerinden tutmalıyız. Böylelikle hem kendi ülkemizdeki cevherleri keşfetmiş oluruz hem de gelişmişlik seviyemiz artar. - Çalıştırdığınız gençlerle ilgili bahsetmek istediğiniz bu anekdotunuz var mı?

okul marşının da söz yazarlığını yaptım. - Atletizmde Dünya ve Avrupa Şampiyonu Veteran Atlet Hikmet Kandeydi sizin çok yakın dostunuzdu. Bize bir anınızdan bahseder misiniz?

- İzmir’de hangi okulda beden eğitimi öğretmenliği yaptınız?

Hikmet benim 60 yıllık dostumdu. Kültürpark Tenis Kulübü’nün düzenlediği tenis turnuvası vardı. Hikmet Kandeydi, bu kez korttaydı. Üç günlük idmanının ardından turnuvaya katılmıştı. 20 yıldır tenis oynayan Metin Uyuğ ile karşılaştı. 2-0 yenilmişti Hikmet ‘e maç taktiğini, ben vermiştim. Nasıl topa vurması konusunda sık sık uyarmıştım. Elenmesine çok üzülmüştüm. Sonrada sporun yaşı olmadığını gösterdiği için gidip Hikmet’i kutlamıştım.

İzmir Özel Fatih Koleji’nde emektar beden eğitimi unvanını aldım. Aynı zamanda

- En son katıldığınız Balkan Şampiyona sı’nda Yüksek atlama, Cirit ve Disk branşla-

Yılını şimdi tam hatırlamıyorum. Tirebolu kız voleybol takımını çalıştırıyorum. Rakipleri Galatasaray. Biraz tedirgin, biraz hırslılar. Yüzlerinden bütün duygularını hissedebilirdiniz. Maçı kazanıp şampiyon oldular. O anki tablo onların başarısı, benim ise emeğimdi.

rında şampiyonluklar kazandınız. O anda ne hissettiniz? Şampiyonlukların yanında Cirit’te Türkiye Veteran rekorunu kırdım. Bunlar tarifi olmayan harika duygulardı. En güzeli de, elimde şanlı Türk bayrağını biz başardık dercesine gururla dalgalandırmaktı. Dünya şampiyonu oldum. Amerikalı atletlerle yarıştım. Şaşkına döndüler Türk atletin şampiyon olmasına inanamadılar.

SPORHAYAT 11 CMYK

Babıali’nin en kayda değer yazarlarından biri Adanalı Orhan Menemencioğlu ağabeyimizdi. Doğduğu kentin lisesinde edebiyat ve tarih öğretmenliğine başladığı ilk derste: “ Lan oğlum, bırakın şu Ostrogotları, Vizigotları! Bu sınıfın yarısı ana tarafından yarısı da buba (baba) tarafından akraba olur, adam olun, adam!” demiş. Adam olmak, doğrusu çok güç bir iş. Ref’i Cevat (Ulunay)’ın bir eseri vardır: “Bu Gözler Neler Gördü?” adında. Bende kimi şeyler gördüm amma, doğrusu 64 yıl öncelerinin Londra’sını göremedim. 1948 Londra Olimpiyatları zaferinin üstünden tam 64 yıl geçti. Orhan Menemencioğlu, genellikle lafa başladığında “30 yıl önce” ya da “40 yıl evvel” der-dururdu. O zamanki aklımla: “Adanalı bu toprak ağası yine Binbir Gece Masalları’nı anlatacak” diye düşünür, hemen müdahale ederdim: “ Hani seninle anlaşmıştık, 20 yılı geçen anını anlatmayacaktın” derdim. O zaman sus-pus olurdu. Hayatta en kızdığı tamlama da kendisine Toprak Ağası denmesiydi, bizim de işimiz-gücümüz zaten onu kızdırmaktan ibaret gibiydi. O kızdığında keyfimiz yerine gelirdi. Bazen de gönlünü alırdık tabii: “Bir kuzu kesimlik ömrüm kaldı diyorsun, Celal Bayar’ın (104) yanında seninki de yaş mı (68)?” Bu sözleri duyduğunda mutlu olurdu. Bizler işi şakaya vuruyorduk ama doğrusunu Orhan Ağabey biliyormuş, gerçekten de “Bir kuzu kesimlik” ömrü kaldıymış, 75’i bulamadan fani dünyadan göçtü. “64 yıl önce Londra” diyerekten söze başladığımda Adanalı namlı Menemencioğlu Ailesi’nden olan, Fenerbahçe A takımında oynayan ve Akşam Gazetesi’nde yıllarca spor yazıları yazan Orhan Ağabey geldi aklıma, kendisini rahmetle anıyorum… Bizim sporda, elbette en başta güreşte dünyaya adımızı duyurmamız Londra Olimpiyatları’yla başladı. 29 Temmuz- 14 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen bu oyunlara katılışımız da çok ilgi çekicidir. Türkiyemizde “anı” yazma alışkanlığı yok ki, birkaç kalemden gerçekleri öğrenelim. Güreşin tarihçesini ve lügatini bile ben yazdım. Bu iş, bana mı kalmış! Devletimizin Kültür Bakanlığı, Spor Bakanlığı yok mu? Var. Var ama, kim-kime dum-duma! İş yapan az, herkes yetki peşinde. Amanında aman, ne yaman vurgunlukmuş şu yetki dedikleri… Hepimiz hatırlarız, hele-hele biraz daha geçmiş dönemlerde: Yetkili şahıslar ne kadar da kasıntıydılar! Yanlarına kapı vurulup, ceket iliklendikten sonra girilir, yetkili, şöyle önüne konan yazıları okur ve “imza” ederken, çok önemli, çok ender görülen bir iş yapmış gibi mutlaka “öksürür”dü! “Ben de yetkili bir kişiyim” havasını basmak isteyenler olur-olmaz yerlerde hep öksürürler, topluluklara kulak verin, doğru söylediğimi anlayacaksınız. Özellikle camilerde öksüren-öksürenedir. Çok ülke gezdim, açıklıkla söylüyorum, bu kadar çok öksüren adamı bir arada görmedim. Yazımın başında “Adam olmak, doğrusu çok güç bir iş” dedim. Bunu söylmeyi akıl ettiğim için bırakın biraz kendimle övüneyim: Atalarımız ne demiş: “İnsanoğluna iyilik yarasaydı, sarı öküzü bıçak kesmezdi.” İşte, iyiliğin ne mene şey olduğunu bilen, “Bir kahvenin hatırını kırk yıl sayan” kişiler için “adam” demek mümkündür. Bu da pek kolay değil. 64 yıl önce Türkiye, Londra Olimpiyatları’nda serbestte 4 altın (Nasuh Akar, Yaşar Doğu, Gazanfer Bilge, Celal Atik), 2 gümüş (Halil Demir, Adil Candemir), grekoromende: 2 altın (Mehmet Oktav, Mersinli Ahmet), 2 gümüş (Kenan Olcay, Muhlis Tayfur), 1 bronz (Halil Kaya) kazandı. Toplam 6 altın, 4 gümüş ve 1 de bronz olmak üzere 11 madalyayı güreşte bugüne kadar hiçbir olimpiyatta elde edemedik. Londra şampiyonları birer birer aramızdan ayrıldı. Atletizmde Ruhi Sarıalp ile aldığımız bronz madalya ile toplamda 12 madalya ile 1948 Londra Olimpiyatları’nı kapadık. Londra’da, Nasuh, Celal, Gazanfer ve Yaşar, çok ilginçtir, yaptıkları 6’şar maçın 5’ini tuşla kazandılar. Türk kafilesi 58 sporcudan kuruluydu. İkinci Büyük Savaş’tan sonra düzenlenen ilk Olimpiyat’ta gelenlere İngilizler bir uyarıda bulunmuşlardı: “Kişi başına en çok 2500 kalorilik gıda verebiliriz” diye. O yıllarda Türkiyemizde ekmek karneyle idi. Servet Sezgin, kapı kapı gezdi, erzak topladı. Antalya Nakliyat Ambarı Şirketi’nce kiralanan Sabena (Belçika Havayolları) uçağı ile Londra’ya giderken sporseverlerden toplanan erzak da uçağın ambarına kondu. Çok ilgi çekici ve bugüne kadar hiçbir yerde çıkamadığı için bu erzakın türlerini buraya kaydetmeyi uygun buldum: “200 kilo pirinç, 50 kilo makarna, 550 kilo but tarafından sığır eti, 300 kilo kesme şeker, 85 kilo çeşitli şokola, 30 kilo reçel, 185 kilo bisküvi, 100 kilo kuru soğan, 72 kilo un, 20 kilo irmik, 5 kilo nişasta, 5 kilo pirinç unu, 40 litre zeytinyağı, 70 kilo sabun, 1800 adet yumurta, 1500 adet limon, 85 kilo tereyağı, 60 kilo sadeyağ, 50 kilo kaşar peynir, 2 sandık ilaç, 150 kilo kuru üzüm, 75 kilo sigara, 110 kilo lokum, 50 litre şekerli ya da ispirtolu içkiler.” Kafile’nin aşçıbaşısı Mehmet Aksoy’du. Yenildi içildi, İngiltere o dönemde resmen aç. Geri dönmeden önce 2 kilo bisküvi, 2 teneke zeytinyağı, bir çuval un, bir çuval sabun, bir çuval soğan, bir teneke reçel, 4 teneke tereyağı, 3 paket makarna, 1 sandık kuru üzüm, 600 adet limon, 150 kilo sığır eti, 360 adet yumurta, çocuk hastanelerine bir zabıtla bağışlandı.


12

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

SAFFET SANCAKLI

yazıyor

Olimpiyatsızlaştıramadıklarımızdan mısınız?

2

012 Londra Olimpiyatları sona erdi. Türkiye katıldığı branşlarda başarısızlıkları ile ön plana çıktı. Katıldığımız branşlarda 2 altın 2 gümüş 1 bronz madalya kazanarak yüzümüzü kara çıkardı. Bu ülkede bu kadar çok profesyonel sporcu varken neden böyle oluyor kimse bunu sorgulamıyor. Devşirme olarak başka ülkelerden aldıklarımız ile övünüyoruz fakat bizim kendi içimizde artık bazı şeyleri sorgulamamız lazım. 114 sporcu ile katıldığımız bu tur-

nuvada sadece toplam 5 madalya almak Türkiye'nin başarısızlığından fazla şeylerde ifade ediyor. Beğenmediğimiz Kuzey Kore, gibi ülkeler bile bizi geride bıraktı. Artık bizim olimpiyat mantalitemizi değiştirmemiz gerekiyor. Sadece başarıya odaklanarak değil, gençlerimizin önünü açarak bu işi başarabiliriz. Bu kadar olumsuzluklara rağmen Atletizmde kazandığımız başarı çok önemliydi. Genç kızlarımızın önünü açmanın ne kadar doğru olduğunu gösteren bir işaret oldu. Bizim konuştuğumuz konu hep gü-

reş, halter gibi branşlar oldu. Fakat kimse olimpiyatlarda futbolumuzun olmadığını sorgulamadı. 70 milyon futbol ile yatıp kalkıyoruz ama hiçbirimiz milli futbol takımımızın başarısızlığını düşünmüyor. Olimpiyatlarda futbol dalında olabilmemiz için 21 yaş altı Türk Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’nda ilk 3'e girmesi gerekiyor. Türk futbolunun olimpiyat tarihçesi tam anlamıyla içler acısı bir haldedir. 1924 Paris Olimpiyatları'nda Türkiye Milli Futbol Takımı da ilk kez yer aldı. Milli takım Çekoslovakya'ya 5-2 yenilerek elendi. 1924 yılından itibaren dü-

zenlenen bu organizasyona sadece 6 kez katılabildik. Üstüne üstlük yarım asırdır da katılamıyoruz. Bu kabul edilemez bir durum iken bizim hala diğer olimpiyat konularını branşları konuşuyor olmamızın açıklanabilir hiçbir yanı yok. 1960 yılından itibaren futbol dalında malesef katılamıyoruz. Bu durumu kaldırabilmemizin yolu gençlere güvenmekten geçiyor. Biz başarı kazanmak için gençlerimize güvenmiyoruz. Gençlerimize şans vermek yerine kariyeri bitmek noktasına gelmiş yabancı-

Son günlerde Beşiktaş tam anlamıyla kaynayan kazan

Siyah Beyaz

BeSiKtaS Nereye KoSuyor u kazanın kaynamaya başlaması yeni gibi gözüksede, Beşiktaş tarihi Süleyman Seba ve sonrası olarak ikiye ayrılmakta. Süleyman Seba’nın Beşiktaş başkanlığını Serdar Bilgiliye bırakmasıyla Beşiktaş içinde birçok değer ve görüş değişti.

B

RAKİPLERLE OYUN OLARAK DEĞİL, MADDİ ANLAMDA YARIŞ Beşiktaş Süleyman Seba döneminde ve öncesinde rakiplerle futbol anlamında yarışmaktayken, sonrasında “ Ahmet dursun, Seba gitsin” tezahuratıyla Serdar Bilgiliye devrederken yarışı endüstriel futbol almıştı. Beşiktaş’ın yeni başkanı, genç bir yüz, ve farklı bir bakış açısıyla kulübün başına geçti. Oysa bu Beşiktaş bünyesine tamamen ters bir durumdu. Bunun en iyi örneği Beşik-

Haluk KESİM haluk.kesim@gmail.com

Beşiktaşlı olmak

taş’ın yıllardır hangi yıldız futbolcuyu alsada kombine ve forma satışlarında rakiplerinin çok gerisinde kalması. Yani Beşiktaş taraftarı bir türlü kendisinin desteği ile devam edilebileceği mantığını kavrayamıyor. Tüm destek anlayışını tribünde marş söylemek üzerine kurmuş olan Beşiktaş taraftarı maalesef kendisinin bir müşteri olarak görülmesine şiddetle karşı çıkıyor.

YILDIZ OYUNCU ALMAK Serdar Bilgili döneminde kısmen başlayan bu durum, sonrasında Yıldırım Demiröen deöneminde tavan yapmış ve her sene çığ gibi büyüyen maddi kayıplar olarak bugün Beşiktaş’ın karşısında duruyor. Beşiktaş eski başkanı Yıldırım Demirören Del Bosque’yi teknik adam olarak ilk senesinde Beşiktaş’ın başına getirmiş, ancak bu duruma hazır olmayan bünyenin kabul edemeyişi nedeniyle yüksek tazminatla geri yollanmıştı. Hatta daha önemlisi bu sene Beşiktaşın Avrupa kupalarına gidememenin temeli olan mahkemeler, finansal bozukluğun başlangıcı olmuştur. Bu davalar ve sporculara, teknik adamlar zamanında yapılmayan ödemeler maalesef Beşiktaş’ı Avrupa gözünde kara listeye aldırmıştır. Beşiktaş bu süreç içinde tazminat ödemeleri, futbolcu alacakları, çalışan maaşları gibi gibi konularda öz kaynakları olamadığı veya olamadığı için kişisel borç-

lanma yoluna girerek Yıldırım Demirören’e borçlanarak farklı bir mecraya yelken açıyordu. Fakat çıkan torba yasası ve içinde kimsenin görmediği, “ Kulüpler kişilere borçlanamaz” ibaresi nedeniyle sert kayaya çarptı. İşte bu dönemde, Yıldırım Demirören’in Türkiye Futbol Federasyonu başkanı olması bütün dengeleri değiştirdi.

FİKRET ORMAN YÖNETİMİ Uzun yıllar beklediği koltuğa oturan Fikret Orman, ve yeni yönetim acı bir reçete ile geldiklerini

ancak birçok konuda hızlı haraket edecekleri vaadinde bulunmuş, hatta en önemlisi eski yönetimden maddi borçlar ve Avrupa liglerine gidelemesinin hesabını soracağının sözünü oy verenlerine vermiştir. Ancak Beşiktaş şimdi çok daha büyük sorunları yaşamaya başlarken Fikret Orman yönetimi büyük yaralar almakta. Fikret Orman kendi ağzından stadın çizimlerini yaptığını iletmiş, oysa bunun izin olmadığı anlamını çıkartamamış. Quaresma gibi bir yıldızını satmak için bir girişimi olmadığı

gibi, kötüleme yoluna giderek pazarını düşürmüş. Aylardır forvet alınacağını belirtip, bu konuda başarılı olunamamış. Tüm yöneticiler birbirlerinden haberi olmadan görüşlerini açıklamış, çok seslilik Beşiktaş’a güvenililirliği ortadan kaldırmış. Bunlar iceberg’in görünen kısmı. Asıl önemlileri ise maalesef sümen altı edilmekte. Beşiktaş nereye koşuyorun en iyi cevabı, Beşiktaş tekrar Yıldırım Demirören’e doğru yol almış gidiyor.

2012 LONDRA PARALiMPiK OYUNLARINDAKi MADALYALARIMIZ…

Goalball takımımız bronz madalya kazandı Görme Engelliler Goalball Milli Takımımız, Litvanya'yı 4-1 yenerek bronz madalyanın sahibi oldu. Bu madalya Türkiye'nin Paralimpik Oyunları tarihindeki takım branşlarında kazandığı ilk madalya oldu. 5 maçta 4 galibiyet ve 1 beraberlik alarak çeyrek finale lider olarak çıkan Türkiye, Cezayir'i de 3-1 yenerek yarı finale yükselmiş, ardından Finlandiya'ya 2-0 yenilen milli takımımız bronz madalya kazanmak için Litvanya ile karşılaştı. Litvanya’yı

4 - 1 yenme başarısını gösteren Goalball Milli Takımımız bronz madalyanın sahibi oldu. Goalball nasıl oynanır? Oyun, üçer kişilik iki takım ile oynanır. Her takımda en fazla üç yedek oyuncu vardır. Oyun, bir orta çizgisiyle ikiye bölünmüş dikdörtgen biçiminde bir jimnastik salonu sahasında oynanır. Oyun, zilli bir topla oynanır. Oyunun amacı, karşı tarafın savunmasına karşı, her takımın topu yuvarlayarak rakibin kale çizgisinden geçirmesidir. Masa Tenisi Takımımızdan gümüş madalya Milli takım oyuncularımızdan Kübra Öçsoy Lina Lei'ye 3-0, Neslihan Kavas ilk maçında Lie Fan'a 3-2, ikinci maçında da Lina Lei'ye 3-0 mağlup oldu.Bu kategoride Çin altın madalyanın sahibi oldu. Milli Takımımız da gümüş madalyada kaldı.

Nazan Akın’dan gümüş madalya Ülkemizi bayanlar judo +70 kiloda temsil eden Görme engelli judocumuz Nazan Akın, altın madalya için Çin'den Yanping Yuan ile yaptığı karşılaşmayı kaybedince gümüş madalyanın sahibi oldu. Özlem Becerikli’den bronz madalya Halter bayanlar 56 kiloda podyuma çıkan Özlem Becerikli, ilk hakkında 115, ikinci hakkında 117 ve üçüncü hakkında 118 kiloyu başarıyla kaldırarak ülkemize bronz madalya kazandırdı. Duygu Çete’den Bronz madalya Bayanlar judo 57 kilo-

da mücadele eden milli judocumuz Duygu Çete 2012 Londra Paralimpik Oyunları'nda bronz madalyanın sahibi oldu.

Neslihan Kavas'dan gümüş madalya Masa tenisinde mücadele eden sporcumuz Neslihan Kavas, Excel Arena'da yapılan final müsabakasında Çinli rakibi Lina Lei ‘ ye 3-2 mağlup olarak gümüş madalyanın sahibi oldu. Okçulukta ilk madalya Milli okçumuz Doğan Hancı, Royal Artillery Barracks'ta yapılan müsabakada İspanyol rakibi Guillermo

Rodriguez Gonzalez' i 62 mağlup ederek bronz madalya kazandı. Korhan Yamaç Gümüş’e attı Milli atıcımız Korhan Yamaç Erkekler 10 metre havalı tabancada gümüş madalya kazandı.

M

Beykoz Çayırının yanında, Sümerbank fabrikasına giderken, sağ tarafta çok eski bir kahve vardı eskiden. Beykozlular veya Beykoza yolu düşenler bilir bu kahveyi. Dana Nevzat’la, Tarzan Cevat’ın kahvesi. Onlarada babalarından kalmış bu kahve. İlyas Efendi’den. Şimdilerde yok. Yıkıldı. Yerle bir edildi. İstimlak edildi. Peki bu istimlak neye yaradı ? Ben hala çözebilmiş değilim. İşte o kahvenin kapısından girdiğinizde sizi bir resim karşılar. Eski 1. hamur kağıda baskı bir posterin çerçevelenmiş hali gururla duvarda asılıdır. Renkli bir resim, ama siyah beyaz aslında. Resimde ki her bir kişinin gözleri renkli, kalpleri ruhları siyah beyaz. Çubuklu bir forma üzerlerinde maviye boyanmış eski duvar üzerine hiç çıkmayacak bir çiviyle asılmış efsane resim. O kahve Beşiktaşlıydı. Gelenler hangi takımdan olursa olsun o kahve BEŞİKTAŞLIYDI. Kahvenin sahiplerinden Tarzan Cevat kendini bilmiş Kartal, yaşamış Kartal, ve sonunda ölmüş yine Kartal. Bıçkın bir delikanlıymış gençliğinde Tarzan Cevat. Kalecilik yaparmış.Tarzan Cevat ismide Beykoz çayırının yanında sıra halinde dikilmiş çınar ağaçlarından gelir. Birgün iddia üzerine ağaçların bir tarafından tırmanmış, ağaçtan, ağaca geçerek öteki ucundan inmiş. İşte ogündür, bugündür adı Tarzan kalmış. İlk önce Denizgücünde oynamış, sonra İstanbulspor ve en sonunda renklerine aşık olduğu, sevdalandığı Beşiktaşa gitmiş. Gitmiş ama gitmekle bitmiyor bu iş çalışmak lazım. Ama bir aşkı daha varmış Tarzan Cevat’ın. Bir kızı sevmiş. Hemde çok sevmiş. İşte ne olduysa bu aşkı sonrasında olmuş. Kızı çok sevmiş, çok istemiş, ne babası istemiş, ne anası. Zaten topçuda olsun istemiyorlarmış. O zamanlar ayıpmış topçu olmak. İlyas efendinin kahvesinde çalışsın istiyormuş. Adam dediğin topçu olmaz, babasının işini yapar. Olmamış, kavuşamamış sevdiğine Tarzan Cevat. Bir odaya girmiş, kırk gün çıkmamış, kimseyle konuşmamış, yememiş, içmemiş. Birgün, işte o kötü gün, kapıyı açmış, dağ gibi delikanlı, çökmüş, sakalları çıkmış, zayıflamış, ve aklını yitirmiş, Beşiktaşını yitirmiş aşkından. Sonra, tek sevgisi kahvesi olmuş. Gelene anlatmış Beşiktaşı ve delikanlılığı. Birgün yeğeni gelmiş kahveye sekiz yaşlarında. Karşısına oturtmuş ve demli bir çay koymuş önüne. İlk o zaman anlatmış Kartal sevgisini, ilk o zaman anlatmış delikanlı olmanın ne demek olduğunu. “ Delikanlı adam, mahallesinin kızına bakmaz, iş arkadaşına bakmaz, mahallesini korur, namusu bilir. Beşiktaşlı olmak farklıdır. Delikanlı olmak lazım. Mert olmak lazım. Herkes kaldıramaz bunu, Siyah olmak lazım, Beyaz olmak lazım. Sen sen ol sakın gri olma, mert ol, dik ol, Beşiktaşlı ol.” İşte böyle demiş yeğenine, o gün bugündür, yeğeni Beşiktaşlı olmuş, oda yeğenini Beşiktaşlı yapmış.

Alex Zanardi'den paralimpik  olimpiyatlarında altın madalya

Bacaklarını kaybedebilirsin.

Azmini asla...

Nazmiye Mutlu’dan altın rekor illi haltercimiz Nazmiye Muslu, Dünya ve Paralimpik Oyunlar rekoru kırarak altın madalya kazandı. Milli sporcumuz, ilk hakkında 100 kilogramı ,ikinci hakkında 104 ve son hakkında da 106 kilogramlık ağırlığı kaldırmayı başaran Nazmiye, böylece al-

lara bel bağlıyoruz. Onları milyon eurolar ödeyerek getiriyoruz ve onlardan istediğimiz ölçüde de kesinlikle faydalanamıyoruz. Bu durum genç oyuncuları köreltmemize neden oluyor. Neredeyse bütçesi olsa amatör kümedeki takımlar bile yabancı oyuncu almak için uğraşacaklar. Olanları da alıyor zaten Zapspor gibi… Umarız ki bundan sonra bu sorunu ortadan kaldıracak gelişmeler yaşanır ve bu kadar çok önem verdiğimiz futbol milli takımımızda olimpiyatlarda yer alır.

tın madalyaya ulaştı. Ardından 109 kilo kaldırmayı deneyen Nazmiye, hiç zorlanmadan bu ağırlığı da kaldırarak dünya rekorunu kırmayı başardı. Paralimpik Olimpiyatları’nda halterde dünya rekoru kıran Nazmiye Muslu, yardım için tuğla taşıdığı babasının ‘’Halterci gibisin.’’ demesi üzerine bu sporla ilgilenmeye başladığını söyledi. Konya’ya bağlı Meram Belediyespor’un

sporcusu olan ve gücünü kaldırdığı halterlerin ağırlığıyla dünyaya kanıtlayan Muslu, 12 yaşındayken geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle gittiği hastanede yanlış iğnenin kurbanı oldu. Halter çalışmaya 2005 yılında başlayan Nazmiye Muslu’nun hocası Ali Yıldız “Antrenmanlarda rujunu, makyajını hiç eksik etmez. Kadın her yerde kadın. Nazmiye tüm engellerine rağmen halter kaldırırken de kadın olduğunu unutmuyor. Rujunu mutlaka sürüyor” dedi.

SPORHAYAT 12 CMYK

Eski Formula 1 pilotu Alex Zanardi, 2012 paralimpik olimpiyatlarında, el bisikleti dalında altın madalya kazandı. Geçirdiği trajik kaza sonucunda bir bacağını dizinden, diğerini ise daha yukarıdan kaybeden Zanardi, 11 yıldır el bisikleti dalında mücadele veriyordu.2001 yılında piste geçirdiği kaza sonrasında iki bacağı kopan ve hastaneye geldiğinde toplam kan hacminin %75’ini kaybeden Zanardi mucize eseri hayatta kalmıştı.


Fenerbahçe’ye UEFA’dan bir şok daha UEFA, Finansal Fair Play uygulamasının gerekliliklerini sağlamadığı gerekçesiyle, Türkiye'den Fenerbahçe ve Eskişehirspor'un da dahil olduğu 23 kulübün bu yıl UEFA'dan elde edeceği gelirlerin, geçici olarak dondurulduğunu açıkladı. UEFA, adı geçen 23 kulübün, son tarih olan 30 Eylül 2012 tarihine kadar kendilerinden istenen bilgileri güncellenmiş olarak

4 büyüklerden sadece Galatasaray

vermesi gerektiğini kaydetti. Fenerbahçe resmi web sitesinden konuyla ilgili açıklama yaparak “Takımımızın eski oyuncularından biri ile ilgili alacak-borç müzakerelerinin sürmesi nedeniyle ortaya çıkan bu duruma dair bilgilendirme, alacağın ödendiğini tevsik eden belgenin UEFA’ya ulaştırılmasıyla yapılacaktır.

EA Sports'un yayınladığı FIFA 2013'te bulunacak ligler ve takımların yayınladığı listede maalesef Spor Toto Süper Lig yer almıyor. Oyunda yer alacak tek Türk takımı ise geçen sene olduğu gibi Galatasaray oldu. Bu durumun sebebi olarak ise TFF'nin toplu lisans ver-

mekten vazgeçmesi olarak gösteriliyor. Yani bundan sonra takımlar lisans anlaşmalarını kendileri yapmaları gerekiyor.Galatasaray bizi oyunda temsil eden tek kulüp olacak.

13

SPOR HAYAT Röportaj: Semra KÖYLÜ

www.sporhayat.com

Şuan 92 yaşında... Fenerbahçe tarihinin en uzun süre forma giyen futbolcusu Fikret Kırcan:

F

bir fenerkolikti yani. Babam bir gün gaikret Kırcan ve eşi Tanju Kırcan zeteyi açıyor. Aaaa! Bir bakıyor Küçifti röportaj için bizi evleSadece çük Fikret öldü. Gazete o şekilrinde ağırlayacaklar. GiFenerbahçe'nin de haber geçmiş. Bu apartdiyoruz. Fikret Bey odasındeğil Türk futbol manın diğer bloğunda otuda dinleniyor. Tanju Hanımla sohbete başlıyoruz. tarihine geçen "Cihatlar, ruyormuş Fikret. Onu alıp hemen apar topar AlmanTanju Hanım söze başLefterler, Canlar, ya'ya götürmüşler. Orada lıyor. “Fenerbahçe, bize Fikretler" döneminden manevi tarafından has ulu bir çınar. Fikret Arıcan bir ameliyat geçirmemiş, tedavi görmüş sadece. veriyor. Zaten kendiile aynı dönemde futbol Tedaviden sonra geri sinde zamanında kuoynadıkları için "Küçük dönmüşler. Fikret çok iralübe çok bağışlar yapFikret" ya da birçok delidir. Yürüyemiyormuş, mış. O dönemin birçok taraftarca "Kefal konuşamıyormuş. Demiş ki futbolcusunu evlendirmiş. ben bunu yeneceğim. Yıl İsimlerini açıklamıyorum. Fikret" olarak 1961'di sanırım. Tek başına ara36 yaşında futbolu bırakmış.” lakaplandırıldı. baya binmiş arkasında 15 tane ara“Bir maçta saha kenarında duba konvoy yapmış. Nasıl kullanacak diye ruyormuş. Hazırlık maçı filan herhalarabayı bekliyorlarmış. Konvoy halinde fenerde. Hadi demişler burada da bir oyna. Kıramamış maça girmiş. O maçta bir tekme yemiş. Ama bahçeye gitmiş. Nitekim hastalığını yenmiş. Kendüstünde durulmamış yıllar sonra o tekmeden do- si hiç sigara içmemiş. Alkol kullanmamış. Zaten layı damar tıkanıklığı beyne gidiyor. Ve ani kalp kri- doktorların dediğine göre o yüzden kurtulmuş. Hiçzi geçiriyor. Ben ozaman evli değildim kendisiy- bir şeyi unutmaz. Fikret Bey'in hafızası çok güçle. Babam doktordu. Ama muayenehanesini Fener'in lüdür. Bu olayın kalıntısı biraz kalmış tabii. Şuan maç günleri kapatırdı. Hastaları da bilirdi bunu. Tam seker biraz ama kimse anlamaz bunu. O kendisine bir hava vermiş. Hani futbolcular yürürler ya sol bacağının üzerine biraz seker gibi. Çok yakışıklıdır kendisi. Sekmesi bile ona ayrı bir hava vermiş. Yürüyüşünden de havalı derler kendisine.” Fikret Bey dinleniyordu odasında. Kalkıyor. Sohbetimizin kalan bölümü Küçük Fikret'le bir diğer adıyla 'Kefal Fikret' ile devam ediyor. '1934'te Fenerbahçe'ye geldim. 14 yaşındaydım.

1956'ya kadar oynadım. Hiç para almadım. Kulüp tabii ki futbolcularına para veriyordu. Ama ben hiç almadım. Arkadaşlarıma ben de para verirdim. Futbol bir rüyaydı benim için. Bana dediler sen kaptan olacaksın Fikret abi. Oldum. Yıllarca kaptanlık yaptım.' (1951-1956) 1961 sonunda çok üzüntülüydüm. Üzüntü üzüntü İhtilalden dolayı. Kalp krizi geçirdim. Tanju Hanım söze giriyor. Aldığın tekme sonucu olduğunu anlatsana Fikretciğim. Fikret Bey geldi geçti diyor. Devam ediyor Fenerbahçe’nin ulu çınarlarından Küçük Fikret: 'Babadan kalma mallar var ama çalışmak lazım tabii. dediler ki 'Gümrük Müşaviri' ol. Raif Dinçkök 'o dönemin en büyük sanayicilerinden' milyarder, pırlanta insan. Dedim nasıl girmek lazım. Dediler ki imtihanla gireceksin. Çok zor olacak dediler. 3000 kişi o imtihana girdi. İşe 3 kişi girecek. imtihanı verdim. Pekiyiyle geçtim birinciydim. Başladık işe. NATO işi yaptım. Hiç para almadım. Paşam dedi ki para alacaksın ben gene almadım. Paşa kızdı bana.'

çımız. İlk milli maçım. Başladık maça. Lefter sol açık ben sağ açık oynuyordum. Şükrü ortadaydı. 7. dakikada golü attım. 3-1 maçı biz aldık. Milli takımda 12 kere oynadım. 3 kez kaptanlık yaptım. 1936'dan 1948'e kadar milli maç zaten yoktu. Tam 12 sene. Milli Takımımız 2. Dünya Savaşı’ndan sonra 23 Nisan 1948'de ilk maçını Yunanistan'la yaptı. Takımın çoğu Fenerbahçe'dendi. Başladık oynamaya. 7. dakikada ilk golü attım. Sonra Lefter attı. 2-1 oldu sonra Beşiktaşlı Şükrü attı, kazandık. Maç Atina'daydı. Yunanlı bir taraftar o maçta kendini tirübünlerden atıp intihar etti. Türkler bizi nasıl yendi diye.

Fenerbahçe tarihindeki anılarını anlatıyor Fikret Kırcan Can Bartu'yu İtalya'ya götürdüm. Oynamaya başladı. Bir yıl sonra Can “Abi yoruldum. Sabah öğle akşam antrenman... Antrenman be.. İstanbul’a döneceğim” dedi. “Yok dedim” kalacaksın. 7-8 sene kaldı orada. 1948'deAtina'da ihtilalden sonra ilk milli ma-

Bir anı daha

19 Mayıs 1955`te yapılan Atatürk Kupası maçı 20. dakikada Beşiktaş 3 gol attı. 3-0 mağlubumuz. Halk kaptanım en çok bana küfür ediyor. Devre arası Lefter’le Burhan ne yapacağız abi, ne yapacağız abi diyorlar. Gidin dedim yüzünüzü yıkayın gelin. Bizim yönetim kaçtı tabii. İdareci kaçmış hepsi kaçmışlar. Yerlerini değiştirdim 10 dakikada 3 gol attırdım Burhan’a. 20 dakika var 16 dakika var maç bitecek. Biz bastırıyooruz. Beşiktaş’ta sol açık vardı Coşkun geldi topu bıraktı. Ofsayt oyun durdu. Herifler geldi gol attı. 4-3 oldu. 2 dakika var maç bitecek. Bir vurdum top 90'a gitti. 4-4 oldu.

Fikret Kırcan bir dönemler de adeta bir futbolcu fabrikası olarak çalışan Fenerbahçe altyapısında futbola başladı.

17 yılın bilgi birikimini genç kadrosunun dinamizmiyle birleştiren Ünal İnşaat, yakın ve orta vadeli projeleriyle sektöre yeni bir soluk getiriyor. Şehrin en güzide noktalarında, sakinlerinin kaliteli bir hayat yaşayabilmeleri için en ince ayrıntısına kadar özel olarak tasarlanmış projeler üreten firma, projelerinde insanların ekonomik gerçeklerini de göz ardı etmiyor. Kısacası Ünal İnşaat, kaliteli bir hayatı bir rüya olmaktan çıkarıyor ve her gün yepyeni rüyalar inşa ediyor.

Halide Edip Adıvar Mh. Dereboyu Cad. Tanyolu Sk. No:58/5 34382 Şişli İstanbul Telefon: +90 212 3688283 Faks: +90 212 2205047 mail: iletisim@unalinsaat.com.tr

SPORHAYAT 13 CMYK


14

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

TERCiHiM ALMAN MiLLi FORMASI 20 yaşındaki genç yetenek Tolga Ciğerci Almanya ve Türk Milli Takımı’ndan teklif gelmesi durumunda tercihinin Almanya olacağını söyledi Haber: Levent Dikmener

“Ben asla pişman olacağım bir şeyi yapmam”

EFA Avrupa Ligi’nde Fenerbahçe’nin rakiplerinden B.Mönchengladbach’ta oynayan 20 yaşındaki Türk kökenli Tolga Ciğerci’yi, Milli Takımlar Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın gözden kaçırdığını sanmıyoruz. Alman futbolunun parlayan yıldızlarından birisi olarak gösterilen genç yetenek, “Almanya ve Türk Milli Takımı’ndan teklif gelir ve birisini seçmem istenirse tercihim Almanya olur” açıklamasını yapsa da aklının karışık olduğu belli. Tarsuslu olan ve sık sık Mersin’e gittiğini belir-

U

ten Tolga, Türk takımlarından henüz bir teklif almadığını söyledi. “Daha çok gencim. Basamakları yavaş yavaş çıkıyorum. Yeteneklerimin farkındayım. Daha yolun başındayım” ifadesini kullanan Tolga Ciğerci’yi detaylı olarak inceleyelim. Çünkü bu oyuncu bir gün gelecek ve dünya basınının gündemine oturacak. O zaman da Tük Milli Takımı’nın başındaki yetkililerin yapacağı bir şey kalmayacak. TSW Phiesewarden (Nordenham) ve Armina Vöhrum (Peine) sonrası 2005’te kendini Vfl Wolfsburg’un altyapısında bulan Tolga, profesyonel olduğu ana dek tekniğini geliştirdi, her söyleneni yaptı. Genç yetenek 2012’nin Ocak’ında B.Mönchengladbach’a transfer olarak dikkat çekti. Almanya 19 ve 20 yaş altı milli takımlarında oynayan Tolga’yı VfL Wolfsburg geçen ocakta B.Mönchengladbach’tan 1.5 yıllığına kiralamıştı.

Geleceğin ‘dinamo’su Wolfsburg’ta genç yaşına karşın ön plana çıkan Tolga, boyunun da verdiği (1.85 m.) avantajla zaman zaman gol noktalarına da sarkabiliyor. Gelecekte orta sahanın ‘dinamo’ları arasında gösterilen genç oyuncunun fuleleri, pas yüz-

desinin yüksekliği ve oyunu iyi okuması futbol otoritelerinin de dikkatini çekiyor. Alman basını ise Tolga Ciğerci’nin farkına çok erken varmış ve bu oyuncunun başarısını sütunlarına taşımıştı. Mönchengladbach’tan Marco Reus’un ayrılmasıyla önemi artan Tolga’yla teknik direktör Lucien Favre yakından ilgileniyor. Çünkü İsviçreli teknik adam 4-4-2 sisteminden 4-2-3-1’e geçerken Tolga’nın takımdaki rolünü de düşündü. Favre’nin aklındaki Tolga’yı takımını bir maestro gibi yönetene çevirmek… Favre, Tolga’yla ilgili şunları söylüyor: “Beklentilere kısa sürede yanıt verdi. Bir oyuncu için takımın dengesini bozar mısınız ya da sistemi değiştirir misiniz? Ben değiştirdim. Yaparken de hızlı hareket ettim. Tolga’lı Mönchengladbach’ı izlemeye devam edin… Bazıları bana ‘Delirdin mi sen?’ dedi ama ben asla pişman olacağım bir şeyi yapmam.” 18 yaşındayken Alman Ligi Bundesliga’ya adım atan ve Wolfsburg’un Köln deplasmanında (Kasım-2010) oynadığı maçta ilk kez vitrine çıkan Tolga, futbola bakış açısını şöyle özetliyor… “Topa ihtiyacım var, sürekli topla birlikte olmalıyım. Yani onunla sevgili gibiyim. Topsuz bir hayat düşünemiyorum.”

KÖŞE

ViTRiNE ÇIKAN YENi YILDIZ:

BAŞI

grundweiss@gmail.com

Hakan DEĞİRMENCİ

Futbol Yalanları Trabzonspor kurmayları sürekli konuşuyor... Ama kimse tatmin olmuyor. Herkes radikal bir şeyler beklerken onlar ya savunma yoluna gidiyorlar yahut da inkar! “Avrupa’dan elenmeye biz de üzüldük!” “Asıl şimdi sahip çıkma zamanı” “Tek mağlubiyetle kış gelmez” İyi ama insanlar sonuçlar yüzünden meyus değil ki? Trabzonspor’a gönül verenlerin umutları yok oldu. Şehirde artık 1461 Trabzon bile, Trabzonspor’dan çok konuşuluyor. Yani pilot takım! Sıkıntı bu. *** Maç kaybetmeden çok, Trabzonspor, bordo mavi kimliğiyle bütünleşen özelliklerini kaybetti. Genç yetiştiren kulüp, En fazla yerliye sahip kulüp, En çok milli çıkaran kulüp, değiliz artık! Bir yandan “Trabzonlular futboldan çok iyi anlar” deyip... Diğer yandan “Bir mağlubiyet yüzünden kelle istemeyin” şeklinde bir çıkış olamaz yani. Kimlik özelliklerinden bahsediyorduk... Trabzonspor sadece çok milli çıkaran, genç yıldızlar yetiştiren, yerliye yabancıdan çok değer veren kulüp değildi. Aynı zamanda yerli yıldız adaylarının da en fazla tercih ettiği kulüptü. Sadri Şener ve ekibi en başta bunu kaybetti. Artık Trabzon’dan yetişen yetenekler rakip formalar altında 61’i sırtlıyor. Onların çoğu ne yazık ki Trabzon’a asla dönmemekten bahsediyorlar. Anadolu’dan çıkan kaliteli gençler de artık Karadeniz kulübünü tercih etmiyor. Nitekim “Trabzonspor’da yükselirim” düşüncesi bu yönetim anlayışıyla tarihe karıştı. *** Nedir, ne değildir... Bu takımdan sadece Umutlar, Buraklar, Egemenler, Ceyhunlar yani milli yıldızlar gitmedi; Recep Onur, Sercan Kaya, hatta Barış Ataş bile ayrılmanın hesaplarını kuruyor. Bir de yabancılar çöplüğü konusu var, ona bu haftalık hiç girmeyelim. Evet bu şehir futboldan iyi anlıyor. Bir şeyleri toparlayamadınız. Bedel de ödeyemiyorsunuz. Futbol yalanlarından vazgeçin bari.

PTT 1. Lig ekibi Bucaspor ile tüm bağlarını koparan Seyit Mehmet Özkan, alacakları için kulübe haciz gönderdi

Bucaspor’a Transferin

son günü haciz Bucaspor’la bağlarını koparan Altınordu AŞ Başkanı Seyit Mehmet Özkan, 7 milyon TL’lik alacağı konusunda yönetimle anlaşamayınca kulübe transferin son günü haciz göndermişti. Özkan’ın avukatları bu sabah saatlerinde de haciz memurları, polisler ve görevlilerle birlikte sarı-lacivertli kulübe giderek BaşBucasporlu taraftarlar başkanların kan Mehmet fotoğraflarının bu- Bektur’un lunduğu toplantı odasındaki odasından Seyit Mehmet Özkan’ın koltuk, masa, fotoğrafı söktü. bilgisayarlar, faks cihazları dahil tüm taşınır malları kamyonetlere yükledi. Haciz memurları kupalara dokunmadı. Bugün Bucaspor tesislerinin içi tamamen boşaltılmış durumda.

Salih Uçan’ın bonservisi Buca’yı karıştımış Bucaspor’daki haciz işlemi yapılmadan hemen önce Seyit Mehmet Özkan adına Sezai Öncü bir açıklama yaparak, 7 milyon TL’lik alacağın tahsilatı için hukuki yolları kulanacaklarını açıkladı. Öncü, “Cemil Şeboy’la 29 Ağustos’ta görüşüp, tek madde haricinde anlaşma sağladık. Sayın Şeboy yerel bir TV kanalında bunu müjde olarak açıklarken, sadece Fenerbahçe’ye satılan Salih Uçan’ın bonservisinden Seyit Mehmet Özkan’a verilmesi gereken yüzde 25’lik tutarı karşılayacak çeklerin akıbetini öğ-

SPORHAYAT 14 CMYK

rendikten sonra bu durum çözülecektir” dedi. Çankırıspor Başkanı Sevda Karaali: “Yeni yasal düzenlemelerle evlere artık nasıl haciz gitmiyorsa, kulüplere de gitmemeli. Sonuçta bu bireylerle alakalı bir durum ve kulübü bağlamamalı. Kişilerin yaptığı hatalar koca camiaları bağlamamalı. Kulüplerin Türk futboluna hizmet edebilmesi için bu tarz şeyler olmamalı. Bu kulüplerin yaşaması gerekiyor. Kulüpler bu tarz hacizlerden muaf olmalı. Devlet bununla alakalı yasal bir düzenleme yapmalı. Bu kesinlikle bir ihtiyaç.” Kahramanmaraşspor Başkanı Ferudun Kolat: “ Takip ettiğim kadarıyla Bucaspor geçen sene canlı transferler yapıp borçlanmaya gitti. Borç sebebi bu olabilir. Ancak federasyon başkanımız ve spor yorumcularının dediği gibi bence bundan kurtulmanın en iyi yolu kulüplerin anonim şirkete dönüşmeleri. Şu an da derneklerde haksız kazançlar var, insanlar sağ cepten alıp sol cebe veriyorlar. Türk Futbolu’nun kurtuluşu için, dernekleri ve kulüpleri anonim şirkete çevirmek gerekiyor. Biz de geçen sene anonim şirket olmayı tercih ettik. Bucaspor için çok üzgünüm.”


Ekonomik kriz ve diyaliz sektörünün yaşadığı maddi sıkıntılara rağmen diyaliz salonunda "Önce Sağlık" prensibi ile kaliteli malzeme ve hizmetten ödün vermeyen Fethiye Can Diyaliz Merkezi halen 28+1 makine kapasitesi ile Fethiye'den, Türkiye'nin dört bir köşesinden ve Avrupa'nın birçok ülkesinden hasta ve misafirlerimize uzman kadrolarımızla nitelikli hizmet vermekteyiz Foça Mah. Barış Manço Bulv. 983 Sk. No:8. 48300 Fethiye/Muğla Telefon: 0 252 613 26 36 / 0 506 908 27 95 Fax: 0 252 613 60 40 E-Mail: info@tatildediyaliz.com

www.tatildediyaliz.com 15

SPOR HAYAT www.sporhayat.com

Sadece kadınlara ve çocuklara açık olan maçların “seyircisiz” maç diye adlandırıldığı bir ülkede

Futbola kadın gözüyle

bakmak zor “Sadece kazanmaya odaklanmış bir kültür, maçların seyir zevkini de azaltıyor. Bu da kadın seyircilerin futboldan uzaklaşmasına neden oluyor.” “Sadece tesise Bu da kadın seyircilerin futboldan uzakdınlar yaşatıyor. Sporhayat değil insana yatırım laşmasına neden oluyor. Bu durum ülkeAnkara Türkiye’de futbolun görüntüsü bimizdeki çelişkilere yapmalıyız” Gürsel Gökçe raz kaotik. Gerekli altyapı yatırımları ya- dair güzel bir örnektir. Uzun bir dönemdir içinde bulunduğu mali krizi atlatamayan Ankaragücü’ne verdiği desteklerle tanıdığımız CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, gazetemizin Ankara temsilci Gürsel Gökçe’nin sorularını tüm içtenliğiyle yanıtladı. Kadın gözüyle Türk futbolunu değerlendirir misiniz? Sadece kadınlara ve çocuklara açık olan maçların “seyircisiz” maç diye adlandırıldığı bir ülkede futbola kadın gözüyle bakmak zor. Türkiye’de futbol maalesef erkeklerin alanıymış gibi düşünülüyor. Futbolun jargonu da erkek jargonuyla tamamlanan bir dil oluyor. Futbolu seven, izleyen, takip eden kadınlar da toplumdan enteresan tepkiler alabiliyor. İşte tüm bu yerleşmiş fikirleri de dönüştürecek olanlar yine kadınlar. Türk futbolu içinde bolca şiddet barındırıyor. Sadece kazanmaya odaklanmış bir kültür, maçların seyir zevkini de azaltıyor.

pılmıyor, saha zeminleri futbolcu sağlığını tehlikeye atacak kadar kötü, tribünler bakımsız. Sanırım öncelikle buralardan başlamak gerekiyor. Takımlarımızın Avrupa kupalarında, Avrupa ve dünya şampiyonlarında başarılı olmaları gerekmektedir. Türk futbolu daha başarılı olmak zorunda, bu nedenle bir an önce bu kaotik dönemden çıkılması gerekiyor. Kulüplerimizin başında kadın yönetici olsa sizce başarılı artar mı? Yöneticinin başarısını kadın ya da erkek olmasına bağlamak doğru değil. Sporcusuna değer veren, altyapı eğitiminin değerini bilen, kulübüne ve ülke sporuna katkıda bulunmaktan onur duyan her yönetici başarılı olur. Önemli olan kişisel çıkar ve hırslarınızı bir kenara bırakıp kendinizi kulübünüze adamanızdır. Türkiye’de erkek şiddeti gören kadınlar, sırf boşanma isteği nedeniyle öldürülen kadınlar varken, Türk sporunda birçok başarının altında kadın sporcuların imzasının olması sizce bir tezat değil mi? Ülkemizde kadınlar bir yandan bu kadar ezilirken, diğer yandan da gurur kaynağımız oluyor. Töre cinayetleri, namus cinayetleri, çocuk gelinler, tecavüzler, çocuk istismarları, kadına yönelik şiddet gibi birçok utanç verici olay yaşanan toplumumuza en büyük kıvancı ka-

Ankaragücü’nü bu duruma düşürenlerden hesap sorulsun Meclis’te onca erkek milletvekili varken bir kadın olarak Ankaragücü’ne destek vermekle kalmadınız. Sahiplendiniz. Ankaragücü düştüğü bu durumdan kurtulacak mı? Kadın olmam futbolla ilgilenmeme engel bir durum değil. Ankara milletvekili olarak, başkentin 103 yıllık takımının düşürüldüğü bu duruma sahip çıkmaktan başka bir alternatif göremiyorum. Bir Ankara milletvekili olarak şehrimdeki sosyal, sportif, ekonomik her türlü sorunla ilgilenmek benim görevim. Tarihinin en zor günlerini yaşayan Ankaragücü’ne destek olmak benim şehrime karşı olan görevim Ankaragücü kötü idari yönetimler ve kişisel hırslar nedeniyle borçlandırılmıştır. Bu borçların ödenebilmesi için doğru bir mali yapılandırmaya ihtiyaç vardır. Buradan Futbol Federasyonu’na da bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum. Ankaragücü’nü bu duruma düşüren tüm yöneticilerden hesap sorulsun. Ankaragücü taraftarı her koşulda takımının yanında, onların vefası Türk futbol tarihinin en önemli sayfalarından birini oluşturacaktır. Sporun ruhunu kavrayamamış, bencil yöneticiler yüzünden kulüp alt lige düşmüş olsa da 103 yıllık çınar bugünleri atlatacaktır. Doğru ve planlı bir mali yapı, altyapıdan çıkarılan genç oyuncular üzerine oturtulmuş bir takım iskeleti ve tabii ki Ankaralıların desteğiyle Ankaragücü ait oldu yere dönecektir. Ben böyle olması gerektiğine tüm içtenliğimle inanıyor ve umut ediyorum.

Ayrıca bayan voleybol ve basketbol takımındaki ifadenin kadın olarak düzeltilmesi gerekiyor, çünkü 2 cinsiyet var: Kadın ve erkek. Bayan bir cinsiyet tanımlaması değil. Sporcularımızın uluslararası alanda kazandığı başarılar sadece ülkemizi gururlandırmakla kalmıyor gelecek kuşaklara da örnek teşkil ediyor. Bu rol model olma durumu gençlerimizin spora yönelmesini sağlıyor. Bu önemli başarıların kadınların ikinci plana atılmaya çalışıldığı ülkemizde kadınlar tarafından kazanılması çok daha anlamlı ve değerli. O yüzden sporun her alanında kadının desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Ülkemizi başarıyla temsil eden tüm sporcularımıza tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Önceden aileler çocuklarını futbol oynatmak istemezdi. Şimdi anneler çocuklarını ellerinden tutup futbol kurslarına götürüyor. Çocuklarını bir kurtuluş umudu olarak mı görüyorlar?

“Olimpiyatların en önemli unsuru sporculardır”

Ankaragücü takımını kurtarma adına bir maaşınızı vermiştiniz. AKP’li Hakan Şükür ile bir görüşmeniz oldu mu bu konuda? Ankaragücü, o dönemde ıslak formalarla maça çıkıyordu, tesislere doğalgaz alacak parası yoktu. Transfer yasağı vardı ve takımda sadece bir profesyonel futbolcu yer alıyordu. Ben de bir basın toplantısı düzenleyip “Onurlu Kurtuluş” adında bir kampanya başlattım. Ankaragücü gerçekten de onurlu bir takımdır, o nedenle bu durumun kurtuluşa giden yolda yapılacak her türlü katkı olarak tanımlanmasını istedim. Kampanya süresince hem işadamlarıyla, hem spor dünyasının önde gelen bazı isimleri ile hem de Ankaralı STK’larla görüştüm. Parti ayrımı gözetmeden tüm partilerin Ankara milletvekillerini tek tek aradım ve kampanyaya davet ettim. Gençlik ve Spor Bakanı’ndan da randevu talep ettim: Ayrıca Genel Kurul’da konuşma ya-

Bilge DONUK bilgedonuk@hotmail.com

Zayıf halka Oyuncular iyi ama performansları kötü, Aykut Kocaman- Alex tartışmaları, geciken transferler ve sonunda gelen başarısız sonuçlar. Genel itibarıyla bakıldığında yöneticisinden, antrenörüne ve sporcusuna kadar herkesin başarısızlıkta sorumlu olduğu bir tablo var karşımızda. Ancak tek günahkar Selçuk Şahin. Takımın en zayıf halkası olarak yıllarca kulübüne hizmet etmiş Selçuk görülüyor ve hiç hak etmediği sözleri işitiyor. Bu sözleri söyleyen kişiler Selçuk olmasa takım başarılı olur diyebiliyorlar mı acaba? Futbol her yönü ile takım oyunudur, her zaman bütüne bakmak gerekir. Herkesin kötü olduğu bir durumda birilerini zayıf halka ilan etmek kişisel zayıflık göstergesidir.

Yöneticilerde gitmesin

pıp Sayın Ba-

“AKP Hükümeti spora da popülist yaklaşıyor”

Ülkemizde insanlar öyle zor koşullarda yaşıyorlar ki yükselen her değeri bir umut olarak görüyorlar. Gelir dağılımının adaletsiz oluğu, ailelerin geçim sıkıntısıyla boğuştuğu ülkemizde futbol bir umut kapısı. Futbola başlayan kaç çocuk yıldız olabiliyor ki? Futbol oynayanların çok az bir kısmı hayal edilen hayatları yaşayabiliyor. Bu nedenle ülkemizin en temel sorunu olan eğitim sorunu çözülmeli. Hem aileler hem de devlet çocukların eğitim ve spor hayatlarını birlikte yürütebilecekleri şartları onlara sağlamak zorundadır.

Yönetim penceresi

kan’dan Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde önemli rolü olan bu takıma sahip çıkmasını istedim. Maalesef daha önce zor durumda olan bazı takımlara Bakanlık tarafından verilen destek Ankaragücü’nden esirgendi. Sporla ilgili misiniz? Hiç futbol oynadınız mı? Futbol taraftarı mısınız? Düzenli olarak spor yapan biriyim. 2 erkek çocuk annesiyim. Hem ailecek iyi vakit geçirmek hem de stres atmak için küçük bahçemizde futbol maçları yapıyoruz. CHP milletvekilleri olarak Ampute Futbol Milli Takımı ile yapılan maçta da oyuncu olarak yer aldım. Tüm takımlarımızın Avrupa kupalarındaki maçlarını heyecanla takip ediyorum. Ankaragücü taraftarıyım. Seyirci yasağı olan maçlar için otobüs kaldırdım, partimizin kadınlarını ve çocuklarını Ankaragücü maçlarına götürdüm. Çoğu hayatında ilk kez maça gittiğini ama çok zevk aldığını söyledi. Spora olan ilginin artmasında incir çekirdeği kadar katkım olduysa ne mutlu bana! Meclis sporda şiddet yasası çıkardı, tribünde saha dışında olay çıkaranlara ağır yaptırımlar uygulayan bir yasa. Ama buna rağmen şiddet aynı, durmadı. Sizce nasıl bir çözümle bu olayların önüne geçilebilir? Maalesef şiddet toplumun her alanına yayılmış durumda. Ve statlar da

duygu yoğunluğunun en çok yaşandığı yerler olarak şiddetin sıklıkla yaşandığı bir yer haline dönüşüyor maalesef. Şiddetle mücadele de en önemli ayaklardan birisi eğitim. Kişinin hukuka, kurallara uymasının yolu eğitimden geçiyor. İnsanları sadece yasalarla disiplin altına alamazsınız. Özellikle de tribün gibi insanların toplu olarak hareket ettiği yerlerde. Toplumun eğitim kalitesini yükseltip insanların sporun ruhunu yakalamasını sağlayarak şiddetinin önüne geçebilirsiniz. 2020 olimpiyatlarına adayız. Ancak son olimpiyatlarda yeterice başarı alamadık bununla ilgili görüşleriniz nelerdir? Olimpiyatlar sporun ruhudur. Elbette ülkemizin dünyanın en büyük spor olayına evsahipliği yapması benim de en büyük dileğim. 2020 adaylığı önemli fakat bu adaylık laf olsun diye olmamalı. AKP Hükümeti’nin her konuda takındığı popülist tavır burada da kendini gösteriyor. Sadece tesis yatırımı ile olimpiyatlar düzenlenemez. Olimpiyatların en önemli unsuru sporculardır. Sporcusuna yeterli desteği sağlamayan bir ülke olimpiyatlarda büyük hayal kırıklığı yaşarlar. İnsana yatırım yapmalıyız, spordaki etkinliğimizi artırmalıyız. Sportif müsabakalar için yaptığımız tesisleri dolduracak seyirci profilini oluşturmalıyız. Aksi halde olimpiyatları düzenlemek ülke sporuna uzun vadede bir şey kazandırmaz ve yapılan tesisler

SPORHAYAT 15 CMYK

İl Güvenlik Kurulu alışagelmiş şekilde deplasman takımlarının taraftarlarını maçlara girmesini tekrar yasakladı. 14. Yüzyıl İngiltere'sinde "futbol" kilise üyeleri ve kraliyet tarafından çıkan şiddet olayları yüzünden yasaklanmıştı. Bu yasaklamalar belli bir zaman dilimi içinde devam etmişti. Bizdeki düşünce yapısı da o noktaya doğru hareket ediyor, şiddet varsa yasaklar getirelim, olay çıkmasın, taraftar girmesin… Biraz daha olaylar artarsa yakında futbol 14. Yüzyıl’daki İngiltere gibi yasaklanabilir! Bu olaya çeşitli açılardan bakılabilir. İlk olarak yasaklar yüzünden devlet dolayısıyla polis zayıf gözükebilir, ikinci olarak bir işin nasıl olmayacağına değil nasıl olabileceğine bakmak lazım. Örneğin İtalya'da şiddet olaylarına benzer bir durumda şu karar alındı. Taraftarların deplasman maçlarına organize veya toplu biçimde gitmeleri engellenecek. Kulüpler konuk takıma toplu bilet satışı yapmayacaklar, internet üzerinden bilet alabilmeleri engellenecek. Satılan tüm biletlerde taraftarların kimlik bilgilerinin de yer alması sağlanacak. Bu çözümler geliştirilebilir. Bir başka nokta şiddet olayları çıkaran kişilere yasalar çerçevesinde hemen gereğinin yapılmasıdır. Günümüzde sahip olduğumuz teknolojide bu kişilerin kaçışının olmaması gerekir. Ayrıca kulüpler, bu olayları körükleyen taraftar grupları ile organik bağlarını mutlaka kesmelidirler. Bu gruplar çıkardıkları olaylar, ettikleri küfür ve kötü sözler ile kulüplere ve gerçek taraftarlara zarar vermektedirler. Son olarak da yasak olacaksa sürekli sert açıklamalarda bulunan, olayların gerilmesinde payı olan, şiddet olaylarına karışan taraftarlara her türlü sahip çıkan kulüp yöneticilerinin de deplasman maçlarına hatta maçlara gitmemeleri gerekmez mi?

Planlama Yönetimin en temel unsuru ve tüm yöneticilerin bilmesi gereken yönetimin fonksiyonları, planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve denetim olarak beş parçadan oluşmaktadır. Bu beş parçanın gerekliliğini yerine getiren örgütlerin başarılı olma şansları yüksektir. Ancak günümüzde spor yöneticilerinin iş bittikten sonra planlama safhasına geçmeleri başarısız olan kulüplerin başarısızlık nedenlerini açıkça ortaya koymaktadır. Kupadan elendikten sonra oyuncu transferi bu durumun en belirgin örneğidir.

Ülkemizin bu anlamda da tutarlı ve planlı bir spor politikasına ihtiyacı olduğunu da düşünüyorum


13 -20 Eylül 2012

ES T E Z A  G R O P  S İL YENİ NES

İ

SEZONUN 4. ve son 'Grand Slam'ı ABD Açık'ta tek bayanlarda ABD'li Serena Williams, finalde Belarus Victoria Azarenka'yı 6-2, 26 ve 7-5'lik setlerle 2-1 yenerek 4. kez şampiyon oldu. Williams, kariyerindeki 15. 'Grand Slam' zaferine imza attı.

ESKİ olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu Hamza Yerlikaya, Güreş Federasyonu başkanlığına aday olduğunu açıkladı.

KARiYERi SPORLA YAPTIM Kendi deyimiyle podyumların Göçmen güzeli Adını Feriha Koydum dizisinde de tanınan ünlü manken Hülya Habil SporHayat Gazetesi’nin bu haftaki konuklarından

S

iyasal Bilimler Fakültesi’nde Uluslararası ilişkiler okuyan Hülya Habil genç yaşına rağmen hem podyumların hem de televizyonların aranan ismi olmayı başaran genç manken kariyerini spor yapmasına bağlıyor.   Bölümünün İngilizce bir bölüm olması sebebiyle dersleri-

nin yoğun olduğunu vurgulayan Habil “Çocukluğumdan buyana spor yapıyorum. Hem mankenlik hem de iyi bir oyunculuk kariyerim var. Bir yandan ailem ve sosyal yaşantım da tabii. Ama tüm bunları erken yaşta başladığım spora bağlıyorum. Spor sayesinde zamanı daha verimli kullanmayı da öğrendim. Yani gü-

zelliğimi ve fiziğimi borçlu olduğum spora iş disiplinimi de borçluyum” dedi.   Yüzmeyi çok sevdiğini söyleyen Habil “Haftanın belirli günleri düzenli olarak spor salonuna gidiyorum. En favori sporum Squash yani Duvar Tenisi. Korttan çıkarken kendimi rahatlamış hissediyorum” dedi.

Sorularla Hülya Habil 1. Hobilerin: Spor yapmak, sinema ve tiyatroya gitmek, arkadaşlarımla eğlenceli toplatılar yapmak 2. Özlediklerin: Çocukluğum 3. Korkuların: Karanlık, yükseklik, dar alan, ve en çok korktuğum şey de ailem ve sevdiklerimi kaybetmek. 4. Benzemek istediğin biri: Çok spesifik bir yüzüm olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle kimseye benzemek istemem.

6. Hayatın film olsa o filmin adı ne olurdu: "Ağlasam mı gülsem mi" 7. Duygusal mısın? Evet duygusalımdır. 8. Hayranlarından ilginç hediyeler ya da teklifler geliyor mu? Hediye değil de çok değişik teklifler geliyor. Çoğu da evlenme teklifi oluyor.

Sonu güzel bitti 2013 Avrupa Basketbol Şampiyonası grup elemelerinde 2. olmak için 19 sayı fark atmak zorunda olduğumuz Çek Cumhuriyeti maçını 81-58 kazanarak tarih yazdık Ülker Sports Arena’da oynanan karşılaşmada maç boyunca uzunlarımız Semih, İlkan ve Kerem ile oyun kurucu Doğuş’un etkili ve skorer oyunları ile istediği farklı skoru yakalayan Millilerimiz grubunda 2. olarak 2013 Avrupa Basketbol Şampiyonası’na gitmeye hak kazandı. İlk yarıda etkili oyunu ile 2. çeyreğin ortasına 37-19 ile 18 sayılık farkı yakaladık. Bu farkta Çek Cumhuriyeti’nin 11 top kaybı da önemli rol oynadı. Oyuncalarımızın inanılmaz mücadelesi ile iyice panikleyen Çek Cumhuriyeti karşısında ilk yarıyı 44-26 önde bitirdik. Milli Takımımız ikinci yarıya da hızlı başladı. 3. çeyreğin 2. dakikasına 50-26 ile farkı 24 sayıya çıkaran Millilerimiz bu çeyreği 65-40 önde bitirdi. Son çeyrekte fark bir ara 21 sayıya düşse de Millilerimiz karşılaşmadan istediğini almasını bildi. Grubumuzu İtalya’nın arkasından ikinci olarak bitirdik. Karşılaşmayı Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Milletvekilleri Osman Aşkın Bak ve Mehmet Domaç, Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel ile eski milli basketbolcular ve antrenörler

81-58

de takip etti. Karşılaşma sonrası sahada oynanan muhteşem oyunu ve alınan 23 sayılık farklı galibiyeti Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ayakta alkışladı. Kerem Gönlüm: Ülkece zor günlerde yaşadığımız bu günlerde insanlarımıza mutluluk yaşattık. Yeni bir oluşum içindeyiz, gerçek gücümüzü gösterdik, İnşallah şampiyonada da başarılı olacağız. Ender Arslan: Zor oldu, stres vardı ama inanıyorduk birbirimize, hedefe ulaştık, İlkan ve Doğuş’u da kazanmış olduk, finallerde başarılı olacağız. Semih Erden: Atmosfer inanılmazdı, herkese teşekkür ediyorum. İki kişilik oynamamız gerekiyordu, bunu başardık, olağanüstü mücadele gösterdik. Avrupa Şampiyonasında ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz, Türkiye bunu hak ediyor.

Bu güzeller sahaya indirir Endüstriyelleşen futbolda kulüpler gelirlerini arttırmak için çeşitli yollar deniyor. İngiltere'nin köklü ekiplerinden Crystal Palace’da kombine bilet satışlarını arttırmak için ilginç bir yola başvurdu. Crystal Palace yönetimi, kulübün amigo kızlarının bikinili kıyafetler ile oynadığı "Call Me Maybe"ye isimli parçaya klip çektirerek kombine satışlarını artırmayı hedefliyor.

Crystal Palace'da ülkemizde Kasımpaşa, Kayserispor ve Mersin İdman Yurdu formaları giyen Andre Moritz, geçtiğimiz günlerde Championship ekibiyle sözleşme imzalamıştı. Ülkemizde futbol takımlarında amigo kızlar bulunmamaktadır. Amigo kızlar endüstrileşen sporda tribünlere taraftarları çeken, dansları ile onları coşturan ve eğlendiren gösteriler yapmaktadır. Amerika’da çok etkili bir biçimde kullanılmaktadır. Basketbolda Anadolu Efes spor kulübüne bağlı “Efes Kızları” ülkemizde bu konuda en organize ve bilinen örnektir. Kombine satışları istediği gibi gitmeyen kulüplerimiz için ilginç bir öneri olabilir.

SPORHAYAT 16 CMYK

İNGİLİZ Mirror gazetesi, Manchester United Menajeri Sir Alex Ferguson’un Real Madrid’den Cristiano Ronaldo’yu istediğini iddia etti.


Spor Hayat Gazetesi_Sporhayat -2