Page 11

keb Mart:Layout 1 28.02.2012 04:55 Page 11

www.sosyalistkamu.com - 11

“Okullar hayat bulsun projesi” ve eğitimdeki son saldırılar… “Okullar Hayat Olsun Projesi’’ uygulama protokolü 13/12/2011 tarihinde Milli Eğitim Bakanı, Orman ve Su işleri Bakanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı tarafından imzalandı. Projenin temel amacı, "Okulların bundan böyle, velilerin, mahallenin ve çevrenin hizmetine açılması, öğrenciler ve yetişkinler için birer ’hayat boyu öğrenme merkezi’ ve eğlenme-dinlenme aktivitelerine imkan veren ’yaşayan güvenli' alanlar" haline dönüştürülmesidir. Okulların eğlence aktivitelerine açılması! Ne de güzel bir proje böyle... Projede yerel yönetimlerle işbirliği, okul bahçelerinin peyzaj ve ağaçlandırılması gibi bir takım makyajlama çalışmaları yer almaktadır. Bu makyajlama ile asıl yapılmak istenen gizlenmekte ve projenin nasıl uygulanacağı muğlaklığını korumaktadır. Genelgenin içeriği dikkatlice okunduğunda, asıl gizli amaçlar netliğe kavuşmaktadır. Protokolde yer alan “Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren tüm okulların eğitim öğretim saatleri dışında, hafta sonlarında ve yaz aylarında derslikleri, kütüphaneleri, bilgi teknoloji sınıfları, çok amaçlı salonları, konferans salonları, spor salonları ve okul bahçeleri toplum hizmetine açılacaktır.’’ ifadesi ile ağızdaki bakla çıkarılır. Görünüşte "Ne kadar halkı düşünen bir proje canım, bunun neyini eleştireceksiniz?" denilebilir. Ancak bazı gerçekler bu amaçların ne kadar boşlukta kaldığını gösterecektir bizlere. Ülkemizde okulların büyük bölümü ikili eğitim yapmaktadır, yani ders çıkışları çoğunun akşam altı hatta yedileri bulmaktadır. Ayrıca okulların hafta sonu ile yazında açık olması ve halkın eğleneceği, dinleneceği yerlere dönüştürülmesi personel sorununu da gündeme getirir. Yaz tatilinde ve hafta sonlarında okullarda bu hizmeti kim, nasıl verecektir? İkili eğitimin yapıldığı okullarda, çoğu idareci, sabah yedi - akşam yedi, günün 12 saatini okullarda geçirmektedir. Bu insanları saat dokuza kadar okulda tutmaya kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca okulların çoğunda kadrolu hizmetli ya hiç yok ya da 1500-2000 öğrencinin olduğu yerlerde hizmetli sayısı bir iki kişiyi geçmemektedir. Aynı şekilde hizmetlileri de akşam 22:00'a kadar ve hafta sonları da okul temizliğinden sorumlu tutmaya kimsenin hakkı bulunmamaktadır. Peki tümüyle eğitim emekçilerinin aleyhine olan bu proje hazırlanırken kimlere danışılmıştır? Anlaşıldığı kadarıyla, 7 gün 24 saat çalışmamızı isteyen Milli Eğitim Bakanı bu şaheser projeyi hazırlarken Orman ve Su işleri Bakanı ve Türkiye Belediyeler Birliği

Başkanı’nın onayını almıştır(!). Her zaman olduğu gibi eğitim emekçilerine, eğitim iş kolunda örgütlü sendikalara danışılmadan alelacele hazırlanmış bir projedir "Okullar Hayat Olsun" projesi. Okulları ticarethane, velileri ise birer müşteri olarak gören anlayışın esas uygulamaya çalıştığı şey okullarda yapılan harcamanın velilere yüklenmesi ve okullara ayrılan ödeneğin tamamen kesilmesi olacaktır. Ayrıca bilgisayar teknolojisi, konferans ve spor salonlarındaki bir takım teknik donanım da müşterilerin hizmetine açılacaktır. Ve nihayetinde özel bilgi gerektiren bu alanların işletilmesi içinde, öğretmenlerin bizzat okulda olması istenecek, belki de akşam nöbetleri uygulamaya konulacaktır. İşte bu proje bunlar gibi onlarca sorunu bünyesinde barındırmaktadır. Bakanlığın derdi bu sorunları çözmek değildir. Geçmişte yapılan ve günlerce basın önünde makyajlanarak anlatılan onca projeden ne çıkmışsa bu projeden de o çıkacaktır. Bu kadar çağdaş olarak önemsenen bu ve benzeri projelerin sonunda ortaçağ mantığı hakim kılınmak istenmiştir. Bu tip projelerin, velilerden para toplama, bağış ve katkı payı alma uygulamalarının meşrulaştırdığı gerçeğini de gayet iyi biliyoruz. Bu hazin son, hiç de müşteri memnuniyetiyle örtüşmemektedir. Bu proje kapsamında dillendirilen, eğitimde çağı yakalama, okullarda özgün politika üretilmesi vb. gibi ucube, cilalı sözlerin havada kalacağı aşikardır. Şu an tebeşir, kağıt, fotokopi gibi eğitimde olması gereken en temel ihtiyaçlar bile öğrencilerden toplanmaktadır. Okul idaresi işini gücünü bırakıp okulun ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını düşünmektedir. İşte bu proje ile okulların ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesi için bir kapı açılmıştır. Bu proje ile okullar halk için asla hayat olmayacak, bilakis sermayeye hayat olacaktır. Eğitimde özelleştirme adım adım planlanmaktadır. Üstelik bu planlama ustaca uygulanırken eğitim emekçileri ve veliler de esas amacın farkına varamadan projenin içine çekilmektedir. Buna bağlı olarak diyebiliriz ki “Okullar Hayat Olsun” projesi ile yapılmak istenen bizim vergilerimizle yapılan okulların piyasaya açılmasıdır. Okul aile birlikleri eliyle yürütülecek olan işletme mantığı doğallığında rekabeti de getirecektir. Devlet okulları toplumdaki sınıflaşmaların keskinleştiği yerlere dönüşecektir. Bu gidişe dur demek biz emekçilerin elindedir. Sosyalist Kamu Emekçileri / Didim

Kamu Emekçileri Bülteni-2012 Mart  

Kamu Emekçileri Bülteni-2012 Mart