Page 7

Kasım 2011 / Sosyalist Dayanışma

Olaylar... Yorumlar... Olaylar... Yorumlar... Olaylar... Yorumlar... Van’da 7.2 Yıktı Geçti!

23

Ekim Pazar Günü Van’da 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Hala enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. 600’ün üzerinde can kaybettik. Yaralıların sayısı 5 binin üzerinde. Erciş ve pek çok köy yerle bir olmuş durumda, mal kaybının haddi hesabı yok. Depremin gece olmamasının ölümlerin daha az olmasına neden olduğu belirtiliyor. Yani sevinilebilecek tek şey gece olmaması! Oysa Türkiye depremi yakından bilen ve depremle yaşayan bir ülkedir. Daha 1999’da Marmara depremini yaşadık. Marmara depreminde gece yakalanmıştık, sevinemedik. 99 depremi sonrası en yetkili en şahsiyetlerimiz yine en yüksek tedbirlerin alınacağını ve depreme hazırlıklı bir Türkiye inşa edileceğini her konuşmanın başında besmele çeker gibi dillerden düşürmüyordu. Kaçak yapılar yıkılıp, yenileri inşa edilecek, denetimler artırılacaktı (Ne kadar canlı değil mi kulaklarımızda bu cümle). Kaçaktan kasıt, yoksul semtler kentsel dönüşüm adı altında yıkılacak, yerine lüks alış veriş merkezleri ve TOKİ konutları yapılacaktı. Yapıldı! Onun dışında gerçek bir tedbirin alındığı ne gördük ne de duyduk. Denetimler artırılacaktı! Mecliste çıkarılan bir yasa ile inşaatların özel yapı denetim firmaları tarafından denetimi sağlandı. Özel yapı denetim firması arttı! Denetim yapılmadı. Depreme karşı önlemlerin alınması için devletin hemen icat ettiği bir kaynak vardı: Geçici Deprem Vergisi! AKP hükümeti tarafından kalıcı hale getirildi. Van depreminden sonra bu kaynaktan toplanmış olan milyarlarca doların nereye harcandığı sorusu gündeme geldiğinde Maliye Bakanı’nın cevabı evlere şenlik! Ödediğimiz vergiler yol, su, elektrik, eğitim ve sağlık olarak bize geri dönmüş. Minareyi çalan kılıfını hazırlar, ama bunlar her çaldıklarına aynı kılıfı geçirmeye

çalışıyor. Bu koca yalanı yutmamız bekleniyor. Oysa kılıfın iler tutar yeri kalmamış durumda. Biz elektriğe ve suya inanılmaz para ödüyoruz. Yollar paralı, nerdeyse bütün otobanlar kendi parasını misliyle çıkartıyor. Sağlık ve eğitimin paralı olduğu ve bunlar için her gün daha fazla cebimizden para ödemek zorunda olduğumuzu kime sorsanız söyler. Siz her gün bizi kandırmaya çalışmaktan vazgeçip “depremde insanlar ölmesin diye topladığımız vergileri Kürt halkının başına bomba olarak yağdırdık” desenize. Şimdi de R.Tayyip Erdoğan depremin yarattığı yıkımın üzerine açıklama yapıyor, “iktidarı kaybetmeyi dahi göze alıp kaçak yapıları yıkacak”mış. Evet yıkar, çünkü yeni rant alanı doğdu. Deprem bahane, rant şahane olmalı! Şimdiden harekete geçildi, hükümete yakın inşaat sermayesi ellerini ovuşturmaya, içten içe sevinç çığlıkları atmaya başladı bile…

Van Depreminin Öğrettikleri!

Felaket Kürt coğrafyasında meydana geldi. İki gözyaşı aktı! Çoğu ağıtlara ama bazıları sevinç çığlıklarına karıştı. Filmi biraz başa saralım. Hakkari Çukurca’da 24 askerin (HPG kaynakları 81 olduğunu ifade ediyor) ölümü ve 18 askerin de yaralanmasından sonra şovenizm ve ırkçı saldırılar hızla arttı. Kürtlere ölüm çığlıkları atılırken kurumlarına dönük saldırılar da ardı sıra geldi. Zaten

Cumhurbaşkanı Gül’ün “intikamın misli ile alınacağı” açıklaması, yaşanılanların habercisi idi.

Şoven Sevinç Çığlıkları…

Van’da depremin olduğu sırada bütün illerde Kürtlere dönük faşist saldırılar da zuhur etmekteydi. Deprem sonrası gerek sanal paylaşım sitelerinde gerekse görsel ve yazılı basında kin ve nefret söylemleri devam ettirildi. Van depremiyle Allah’ın Kürtleri cezalandığı söylendi; Hakkâri, Şırnak ve Diyarbakır gibi illerin de aynı felaketten nasiplerini almaları istendi. Çok izlenen bir TV kanalında bir program sunucusunun arsızca sarfettiği “askerimize polisimize taş atacaksın, zora düştün mü de yardım et diyeceksin. Yok öyle, herkes haddini bilecek” lafları devletin yaratmak istediği insan tipinin somut örneğidir. “Biz kardeşiz” palavraları ile üstü örtülmeye çalışılan şovenizm ve ırkçılım deprem enkazıyla su yüzüne çıkmıştır. Kardeşlikten kasıt tekçi sisteme entegre olmuş Kürtler. Devlet bunda başarılı olamadı. Fakat şuursuz bir ırkçılık yaratmayı başardı.

Gözyaşları…

7.2! Binalar yıkıldı, yer ikiye ayrıldı! Sokaklar mahşer yerine döndü. Binalar üzerlerine yıkıldığında sanki bombalar patlıyor, çıkan gürültü yeri göğü inletiyordu. 7,2 geçince, kenti çığlıklar, ağıtlar, feryatlar kapladı. Dışarıdakiler içeridekileri çıkarmaya çalıştı gözyaşlarını beton yığınlarına akıtarak. Binlerce insan

kalmıştı enkazın altında. Devlet beklemeyi tercih etti müdahale etmek için. Zamanında müdahale edilmeyerek, ölüme seyirci kalındı. Üstelik “her şey yolunda, herkese çadır ve yiyecek ulaştı” yalanları arasında. Dünyadan önerilen yardım talepleri geri çevrildi. Sonraki günlerde depremzedelerin çığlıkları yalanları ortaya serdiğinde “geç müdahale edildiği” kabul edilmek zorunda kaldı. İçişleri Bakanı zat olan Beşir Atalay’ın açıklaması yine evlere şenlikti: “Potansiyelimizi görmek için teklif edilen yardımları kabul etmedik”. İnsana hayatına verilen değerin güzel bir örneği. Sen orada ölüyor muşsun, soğuktan donuyor muşsun ne gam! Ben potansiyelimi görmek istiyorum… Van depremi bize çok şey öğretti: Enkaz altında kalan Kürt halkından daha çok insanlığımızdı…

AKP’nin Zindanlarda “İleri Demokrasi” Uygulamaları

H

apishaneler, toplumsal muhalefeti zapt edebilmek adına devrimci iradeyi kırmaya dönük en iğrenç insanlık suçlarının işlendiği mekânlardır. Bu mekânlar, yeryüzünde insanlığın sömürü düzenine geçtiği zamandan bu güne kadar var olmuştur ve sömürü düzeni yıkılana dek var olmaya devam edecektir. Zindanlarla birlikte direniş geleneği de günümüze dek sürdürülmüş, insanlık onurunun her türlü işkenceyi yeneceği, devrimci iradenin teslim alınamayacağı tarihin sayfalarına yazılmıştır. Yaşadığımız şu günlerde Kürt halkına ve devrimci örgütlere uygulanan baskı ve sindirme politikaları, F tiplerinde değişik biçimler alarak şekillenmeye

7

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Advertisement