Page 4

Sosyalist Dayanışma / Kasım 2011

Hem Türkiye finans kapitalinin Yeni Osmanlıcılık hayallerini kursağında bırakmak, hem Kürtlerle Türklerin barışını inşa etmek hem de emekçilere saldırıları püskürterek insanca yaşanılır bir ülke yaratma şansımız var. Dünyadaki isyan dalgası bu şansı büyütüyor. Fakat Türkiye’de sınıf hareketine, yoksulların birleşmesine öncülük etmesi gereken sosyalistlerin bu işi nasıl yapabilecekleri ile ilgili kafaları çok karışık.

4

bırakmamaya ahd etmiş gibi gözüküyor. Liberallerin büyük beklentilerine rağmen BDP’nin yemin etmesi de gerilimi düşürmedi. AKP arkasına aldığı uluslar arası konjonktürün de desteği ile Kürt hareketini zorla tasfiye etmenin yollarını arıyor. Öyle bir 5 ay yaşadık ki seçimlere kadar bu ülkede bir ateşkes olduğunu herkes unuttu. Kürt hareketi en yetkili ağızlardan hükümetin olumlu bir yaklaşımının çatışmalara son vereceğini açıklıyor fakat bu açıklamalar her seferinde yoğun operasyonlarla karşılık buluyor. Önümüzdeki günler daha yoğun hesaplaşmalara gebedir. SÖMÜRGECİLİK ÖLDÜRÜR. Yaşanan savaşın Türkiye toplumunun ruhunu nasıl karattığını, gündelik faşizmin toplumun geniş kesimlerinde nasıl kök saldığını, deprem sonrasında yaşananlarla daha da net görebilir olduk. Savaş sadece karşılıklı yoksulların ölmesine yol açmıyor aynı zamanda karşılıklı büyük bir nefreti de besliyor. Dünya tarihinde herhangi bir ülke bizim şu deprem esnasında yaşadığımız kadar çok anormalliği bir arada deneyimlemiş midir? Bahçeli’ye bile “soysuzluktur” dedirtecek kadar büyük bir şuursuzluktan, insanlık kaybı halinden bahsediyoruz. savaşta bir tane zengin çocuğunun, bir tane general çocuğunun burnu bile kanamıyor. İlle de yoksullar… Kürtlerin ezilmesinin rantını yiyenler zenginler, Kürtlerin özgürlük ve eşitlik taleplerine karşı cepheye sürülenler yoksullar. Yoksulların bu ölümcül oyundan el çekmemesi için kışkırtılan ve yardım sandıklarına taş, sopa, pislik doldurtan, TV spikerine “Doğu da olsa üzüldük” dedirten sıradan faşizm. Kürtleri böyle ölümüne isyan etmek zorunda bırakan da aynı faşizm değil mi? Bu oyunun bozulmasından, barış mücadelesinin yükseltilmesinden en çok faydalanacak olanların yoksullar olduğunu anlamak için dahi olmak gerekmiyor. ÇÜNKÜ FAŞİZM ÖLDÜRÜR, ÖLDÜRÜYOR. Savaşın en karanlık günlerinde AKP “su uyur, düşman uyumaz” sözünü hatırlatırcasına yeni zamlarla, yasalarla saldırı-

yor. Sözüm ona gelir adaletsizliğini dengeleme mekanizması olması gereken vergiler, bizde tam tersine bir adaletsizlik yaratma mekanizması olarak çalışıyor. Dolaylı vergiler “zenginlerden vergi alamama” gerekçesiyle hiç utanılmadan “güncellenip” duruluyor. OECD ülkeleri arasında en çok çalışılan ülke olunmasına rağmen hafta sonu çalışmaları gündeme getiriliyor. Kredi kartları ve bol keseden dağıtılan tüketici kredileri ile hayal aleminde yaşayan halkımız şelalenin aşağıya döküldüğü noktaya doğru yaklaşmakta olduğunun farkında ama uyuşmuş durumda. Sendikalar ya AKP’nin denetimine geçmiş durumda ya da AKP’nin gazabına uğrama korkusuyla köşesine sinmiş du-

rumda. Türk İş’in geleneksel olarak “Genel Grev sebebi sayarız” diyerek karşı çıkageldiği Kıdem Tazminatı konusu bile işçi sendikalarının üzerindeki ölü toprağının atılmasını sağlayamadı. Kamu alanında ise iş güvencesini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun yürürlükten kaldırılması gündemde. Yani hem kamu çalışanlarının hem de işçilerin iş güvencelerini aynı anda tehdit edebilecek bir pervasızlık ile karşı karşıyayız. Çünkü AKP’nin müzmin cari açık sorununa çare bulabilmek için uluslar arası sermayenin yatırım iştahını kabartacak bu tarz dönüşümleri gerçekleştirmesi gerekiyor. Güvencesiz öğretmenlerin intiharlarına hükümetin cevabı tüm öğretmenleri güvencesizleştirmek olacak. Dünyanın dört bir yanı isyanlar ve düzen karşıtı eylemler ile kaynıyor. Bu isyanlar sağlıklı

bir dönüşüm reçetesine sahip değiller fakat tutarlı bir devrim programı için öncelikle devrim iradesinin kendisini görünür kılması da önemli. Ancak ülkemiz dünyadaki bu süreci karşı karşıya olduğu büyük bir tıkanıklıkla karşılıyor. Bir tarafta emperyalizm taşeronluğu, diğer yanda Kürtlere ve emekçilere saldırı var. Oysa hem Türkiye finans kapitalinin Yeni Osmanlıcılık hayallerini kursağında bırakmak, hem Kürtlerle Türklerin barışını inşa etmek, hem de emekçilere saldırıları püskürterek insanca yaşanılır bir ülke yaratma şansımız var. Dünyadaki isyan dalgası bu şansı büyütüyor. Fakat Türkiye’de sınıf hareketine, yoksulların birleşmesine öncülük etmesi gereken sosyalistlerin bu işi nasıl yapabilecekleri ile ilgili kafaları çok karışık. AKP tam bir sil süpür yaklaşımı ile 12 Eylül’ün replikasını yaratma peşindeyken, işçilerin birliğihalkların kardeşliği diyalektiğinin yakalanabilmesi konusunda samimi çabaların çok sınırlı olduğunu görebilmek gerekiyor. Bugün Batı’daki emekçinin insanca yaşayabilmesi Kürdün özgürleşmesi ile hiç olmadığı kadar göbekten bağlanmıştır. Ama Kürdün de “barış gibi bir barış” için Batı’daki yoksulun isyanına bilmem kaç tane liberal aydının kestiği ahkâmlardan çok daha fazla ihtiyacı vardır. O yüzden hem egemenlerin öfkesi hem de dostların kızgınlığına rağmen bu çizgiyi dövüştürmek için öne çıkmak gerekiyor. BARIŞ ile SOSYALİZMin ayrılmaz bağlarla birbirine bağlı olduğunu herkese anlatabilmek durumundayız. Yoksulun ekmek ve güvenceli işe derdi ile kürdün barış ve insanca yaşam talebi bugün artık iç içe geçmiştir. Birbirinden ayrı düşünülemez. Bunları birbirinden ayrı düşünmeye çalışanlar her ikisine de zarar vermektedirler. Ekim Devrimi’nin en önemli sloganlarından birinin barış olduğu da unutuldu mu? Yoksulların isyanını arkasına alamayan bir BARIŞ talebi karşılanamaz. AKP’nin savaş iştahı bunun en açık göstergesi değil midir? Bu sefer ezberi bozmayalım. KAPİTALİZM ÖLÜM SOSYALİZM HAYATTIR!

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Advertisement