Page 19

Kasım 2011 / Sosyalist Dayanışma

senin yanındayım. İşten atılırsan hemen 1 ay geçmeden mahkememe başvur. Ben seni koruyacağım. Hatta mahkemeler çok dolu olmasına rağmen senin davan 2 ay içinde derhal bitirilecek. Sen sakın dertlenme. Hele bir de sendikalı olduğun için işten atarlarsa hiç korkma, ben patronların boynunun kıracağım.” Yasa komisyonlardan ve kamuoyundan geçti. Buz dağının görünen kısmında bu, işçi için bir devrimdi ve güneş ısıtıyordu. Ama buz dağının görünmeyen kısmında işsizlik, adaletsizlik, gasp, güvencesizlik, sahtekârlık vardı ve güneş oralara hiç uğramıyordu. Yasa meclisten geçerken önce “iş güvencesi” yalan oldu. Yasa bir güzel tırpanlandı. Patronlar bastırdı, davayı kazanan işçiyi işe alıp almama hakkı patrona verildi. Patronlar yolunu bildi, 2 ayda biteceği söylenen davalar 2,5 yılda bitirilemedi. Sonra buz dağının görünmeyen kısmına yeni maddeler eklendi. Bu maddelerden biri “kıdem tazminatı” fonu idi. - Kıdem tazminatının bir fona devredilmesi 2003 yılında 4857 sayılı yasa ile zaten kabul edilmişti. Şimdi ise zamanı geldi ve fon yönetmeliği hazırlanıyor. - Yapılmak istenilen uygulamaya göre “sigortalı işçinin” bir yılı dolduğunda hak ettiği brüt ücret devlet güvencesine aktarılacak. - Devlet fonda biriken bu parayı 10 yıl boyunca koruyacak. Hak sahibi olan işçi dâhil kimseciklere vermeyecek. - Daha büyük patronlar istedi, işçinin alınteri devletin kasasında birikmeye alındı. Çalışanlar 10 yılın sonunda işverenden 20 bin tl isteyebilecekken 10 yılın sonunda 10 bin tl ye razı olacak. İşçinin maliyeti düşecek ve primi yılsonunda devlete ödemiş olan patron, hiçbir gerekçeye ihtiyaç duymaksızın işçiyi işsiz bırakabilecek. - Ya kayıt dışı çalışan işçiler?.. Güvencesizleri, sigortasızları ne yasa görüyor ne yönetmelik hatırlıyor. Sigortasız çalıştırılan bir işçi işten atıldığında önce fiilen çalıştığını ispat edecek, sonra ücretinin SGK’ya bildirilenden yüksek olduğunu ispat edecek, sonra 10 yıl çalıştığını ispat edecek, sonra işten çıkarıldığını ispat edecek, sonra 10 yıl tazminat almadan beklediğini ispat edecek. - Bu arada fonda para kalırsa alnının terini, devlet garantisinde

olan kıdem tazminatı fonundan alacak. Düzenlenmenin bu kadar olumsuz tarafı varken işçilerin buna rıza göstermesi beklenemez. Halen çalışanların işsizlik fonundan işsizlik maaşı almak için 40 takla atması gerekirken bu fona başvuru için daha onlarca takla icat edenlere, geleceklerini teslim etmesi beklenemez. Kıdem tazminatının bu haliyle patronların ve devletin yönetiminde “yatırımlarda” ve “teşviklerde” kullanılacak olması da bu değişikliğe toptan karşı çıkmamız için yeterli bir sebep. Kaldı ki saldırı bununla da kalmıyor. Bu arada sessiz sedasız bir yasa daha yürürlüğe girdi ve üstünlüğün hukuku bir kez daha hatırlatıldı hepimize. 2 Ekim itibariyle uygulamaya başlanılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile artık mahkemelere başvurmak için hakkınızın olması yetmiyor. Şimdi bir de peşin paranızın olması gerekiyor. Artık dava açarken 600-700 tl tutan “asgari” dava masrafını peşinen yatırmayan hiç bir kimsenin davasına bakılmıyor, davası açılmamış sayılıyor. 3 ay maaş alamadan çalışan ve alacakları ödenmeden işten atılan işçi dava açmak istediğinde, hak istediğinde yok sayılıyor. Paran yoksa adalet yok... Paran yoksa sağlık yok... Paran yoksa eğitim yok... Şimdi sendikalar yasası değiştirilmek isteniyor. Avrupa birliği zorlamasıyla ülke barajı düşürülmeye çalışılıyor ama dört bir yandan kıyamet kopuyor. Koltuk kavgası, örgütlenme özgürlüğünün, insan haklarının önüne geçiyor. Peki, bütün bu değişimler kimin için yapılıyor, kime yarıyor? Yoksul için neden bir şey değişmiyor? Tüm bu değişiklikleri mevcut düzenin korunması görevini üstlenenler ağızları açık “her an armut düşebilir” havasıyla bir bir uygulamaya geçiriyor. Çünkü darbe döneminden kalma iş yasası, sendikalar yasası artık patronların da işini görmüyordu, devletin de işini görmüyordu. En büyük değişim hukukun üstünlüğünde yapıldı, “bir avuç azınlık” kendi hukukunu bir kez daha üstün kıldı. Ama bir yandan da yukarıda sorulan tüm soruların sorulması zamanı geldi. Üstte kalanlar alta kalanların altlarından çekildiğini fark ettiğinde onlar için iş işten geçmiş olacak.

Güzeltepe Dayanışmaevi’ne Yönelik Tacize Protesto “Yoksulların Sesi Dayanışmaevleri Susturulamaz!” Dayanışmaevleri Güzeltepe Şubesi’ne ve dernek çalışanlarına yönelik baskı ve tacizin artması nedeniyle dernek üyeleri tarafından 23 Ekim Pazar günü baskıları ve tacizi protesto etmek amacıyla bir protesto yürüyüşü gerçekleştirildi. Nurtepe Vartolular Derneği önünden başlayan yürüyüş “Yoksulların Sesi Dayanışmaevleri Susturulamaz!” pankartıyla sloganlar eşliğinde Güzeltepe Meydanı’na kadar sürdü. Eylem boyunca sık sık “Baskılar Bizi Yıldıramaz!”, “Katil Polis Mahalleden Defol!”, “Ya Adalet! Ya Kıyamet!”, “Zam, Zulüm, İşkence! İşte AKP!”, “İş Ekmek Adalet!”, “Yoksuluz Çünkü Zenginler Var!”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma!” ve “Yaşasın Halkların Kardeşliği!” sloganları atıldı. Eyleme Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) ve Demokratik Halklar Fedarasyonu da (DHF) katılarak destek verdi. Güzeltepe Meydanı’nda Dayanışmaevleri adına Selcan Keten tarafından yapılan basın açıklamasında şu sözlere yer verildi: “Zamların her gün artarak geldiği, işsizliğin her gün çoğaldığı, bombaların her gün bir ocak yaktığı şu günlerde bu sorunlara duyarlılığı ve mücadelesiyle bilinen Dayanışmaevleri Güzeltepe’de polisin hedefi haline geldi. Son iki haftadır Daynışmaevlerine polis tarafından baskı yapılmaktadır. Dayanışmaevleri gönüllü çalışanları dernekten çıkarken evlerine kadar akrep aracıyla takip ediliyor ve üst aramalarına tabi tutuluyor. Dernek kapısındaki bayraklarımız kırılıp alınıyor. Derneğin kapısına kadar gelen polisler derneğin içerisini ışıklarıyla taciz ediyorlar. Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Dayanışmaevleri halkın sesidir. Halklarla bütünleşmenin onlarla dayanışmanın adıdır. Bu adaletsiz dünyanın çarkına müdahale eden bir dernektir. Ortadoğu başta olmak üzere dünyadaki bütün halk ayaklanmalarını Türkiye’ye yaymak ve YA ADALET YA KIYAMET şiarını büyütmek için mücadele etmektir. Bu adaletsizliğe dur demekten vazgeçmeyeceğiz; zamlara, işsizliğe, çürümeye ve yozlaşmaya karşı sayısız eylemler ve çeşitli etkinlikler düzenledik. Düzenlemeye devam edeceğiz. Hiçbir kuvvet bu sesin büyümesine mani olamaz. Kürt halkına, Esenyurt BDP binasına ve tüm devrimci kurumlara yapılan bu saldırıları protesto ediyor ve hangi kuruma olursa olsun her saldırıyı kendimize yapılmış sayıyoruz. Devrimci daynışmayı büyüterek mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Baskılar bizi yıldıramayacak. ‘’ Eylem sonrası polisin Dayanışmaevleri’ne ve mahalleye yönelik baskısı devam etti. Akrep araçları, çevik kuvvet ekipleri ve sivil polisler gece yarısına kadar mahallede halka kimlik ve üst aramalarıyla baskı yapmaya devam etti.

19

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Advertisement