Page 16

Sosyalist Dayanışma / Kasım 2011

İSYANCILAR Ayşe TANSEVER

Banka, finans kurumları ve çok uluslu şirketlerin kar hırslarını, devletin bunları kurtarmak için milyarlar vermesini protesto ediyorlar. “Bankaları değil bizleri kurtarın.”, “ Biz %99’uz” diyerek de adlarını dünyaya duyurdular. “Bankaları, finans kurumlarını, kamu alanlarını işgal edin” sloganları şimdi “her şeyi işgal edin” sloganına dönüştü. 16

Y

eni liberal politikaların yol açtığı sömürü düzenine ve halkların yoksullaşmasına tepki giderek yaygınlaşıyor. İlk tepki bu politikaların en şiddetli ve en erken uygulandığı ülke Arjantin’den gelmişti. Kemer sıkma politikaları geçtiğimiz yıllarda, İngiltere’den Fransa’ya, Almanya’dan İtalya’ya kadar tüm Avrupa halklarını çeşitli şekillerde sokaklara döktü. Ardından Arap halkları

ayaklandılar. Arap halklarının diktatörlüklere karşı direnişi kamp kurmak şeklinde gelişti. Kentin en merkezi yerini işgal edip hakları doğrultusunda direndiler. Sonra bu çadırlar Yunanistan ve İspanya’da kendini gösterdi. Öfkeliler Hareketi, bir avuç gencin öncülüğünde tüm İspanya’yı sardı. On binler, yüz binler sokaklarda protestolara katıldılar. Kamp kurma şeklinde gelişen protesto biçimi, Eylül ortasında ABD’nin New York kentine sıçradı. Oradaki birkaç yüz genç, dünya finans merkezi olarak bilinen Wall Street’i işgal etmeye kalkıştılar. Polisin izin vermemesi nedeniyle yakındaki bir parkı işgal ettiler ve yazıyı kaleme aldığımız günlerde bu işgal 6. haftasını bitirdi.

Yeni liberal politikaların yol açtığı yoksulluğa ve 2008 yılından beri yaşanan finans krizine karşı tepkilerini dile getiriyorlar. “Bankaları değil Halkları Kurtarın” sloganı ile banka, finans kurumları ve çok uluslu şirketlerin kar hırslarını, devletin bunları kurtarmak için milyarlar vermesini protesto ediyorlar. “Bankaları değil bizleri kurtarın.”, “Biz %99’uz” diyerek de adlarını dünyaya duyurdular. “Bankaları, finans kurumlarını, kamu alanlarını işgal edin” sloganları şimdi “her şeyi işgal edin” sloganına dönüştü. ABD burjuva hâkim basını, isyancıları gözden uzak tutmaya çalıştı. Sonra hareketin ilgi görmesi ve birçok tanınmış yıldızın destek vermesi ile çadırlar ABD içinde binin üzerinde yerleşim yerine yayıldı. ABD’de moda olan her şeyin bir çırpıda yayılmasından mıdır bilinmez tüm dünya meydanlarına çadırlar kurulmaya başladı. Daha birinci ayını doldururken dünya günü kutlandı. Şimdi 82 ülkede 200’e yakın kente “biz %99’uz”, “Bankaları değil halkları kurtarın” pankartları asılmış durumda. Yaşanan 2008 finans kapital krizinin daha bitmemesi ve yenisine hazırlanıyor olmamız elbette önemli bir faktördür. Yeni liberal politikalar zengini daha çok zengin, yoksulu da daha çok yoksul yaptı. Gördüğümüz işte bu yoksullaştırmaya karşı isyanın bir kıvılcım gibi tüm dünyaya yayılmasıdır.

Hedef ve Görüşleri Sanırız ne Arap halkları ne de İspanyollar ya da OWS’ciler Arjantin örneğinden yola çıkmıyorlar. Ama ilginç bir şekilde halkların yoksullaştırma sürecine tepkisi benzer oluyor. Her yerdeki protesto gösterilerinde, hiçbir parti ve siyasi örgütlenmeye güvenilmiyor ve araların-

da onların sloganları istenmiyor. Aynı şekilde tepeden komutaya ya da hiyerarşiye karşılar. Yatay bir örgütlenme istiyorlar. O nedenle bunlara Arjantin’de horizantalist ya da yatay hareket deniyordu. Herkes eşit olsun diyorlar. Herkese söz hakkı veriliyor. Halklar kendi kaderlerini ellerine almaktan başka çare olmadığını görerek kendi meclislerini topluyorlar. Meclislerde herkese söz hakkı veriliyor. Ortak karar alınıyor. Bu halk meclisleri Arjantin’de kuruldu, Arap baharı yaşayan Mısır sokaklarında vardı. Madrid meydanlarından mahallelerine her yerde meclisler toplandı. Şimdi de New York’undan Londra’sına, Kore’sinden Roma’sına her yerde halk meclisleri var. Kararları bunlar veriyor. OWS’ciler de, Arap Baharcıları ve İspanyol’lar gibi şiddete karşılar. “Şiddeti devlet polis temsil eder eğer biz de şiddet kullanırsak onların zeminine düşeriz” diye bir teori geliştiriyorlar. Şiddet kullanırlarsa hareketlerinin öleceğini ve parçalanacağını düşünüyorlar. İnsanların korkması ve kaçmasından korkuyorlar. Fakat olaylar protestocuları şiddete zorluyor. Polis saldırılarına Gandivari diğer yanağı uzatmak olmuyor. Süreç içinde mecburen şiddete karşı davranış göstermek zorunda kaldılar. Bu, zaman içinde kendilerine verilen desteği yer yer arttırdı. Ve şu sıralarda OWS hareketi, şiddete karşı şiddet göstermek ve ayakta durmak ile şiddetten kaçmak arasında bir çizgide gidiyor. Bu anlamda hareket bir dönemeçte denilebilir.

Yeni Bir Dönemeç Aradan geçen zaman içinde halk meclislerinde çok şey tartışıldı. Teorik olarak belirli bir

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Sosyalist Dayanışma Dergisi Kasım 2011 9. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Advertisement