Page 6

Sosyalist Dayanışma / Mart-Nisan 2014

BİRAZ DA BİZİM USTALAR… “Bu durumun birbiriyle çelişen talepleri tarafından kovalanan, aynı zamanda tıpkı bir üçkağıtçı gibi, sürekli şaşırtmak, gözlerin hep kendisine dikilmesini sağlamak mecburiyetinde olan, yani günbegün minyatür bir darbe yapmaya mecbur bulunan Bonaparte, tüm burjuva iktisadiyatını altüst eder. Dokunulmaz görünmüş her şeye el atar, devlet aygıtını kutsal görüntüsünden sıyırır, onu dünyevileştirir, aynı zamanda tiksinç ve gülünç hale getirir” (Marx, Brumaire)

E “devrimin tüm yıkıcı güçlerini ona yöneltmek üzere yürütme gücünü eksiksiz hale getiriyor” (Marx, Brumaire) Erdoğan’ın kurtuluş stratejisi “lobiler, ateistler, solcular, teröristler, o hakim alevi “ ayrışmacılığı ile kendi tabanına iyice kenetlenmek, artık kendisi için güvenilmez bir hapishane haline gelen devleti kendisini, yani yürütmeyi daha da güçlendirerek etkisiz hale getirmek. MİT’e iç operasyon yetkisi vererek, tüm dinlemelerin temel odağı haline getirerek kendi özel güvenlik şirketi haline dönüştürmek. Internet’i denetim altına almak, “Youtube’u ve Facebook’u kapatacağız, bu milleti Facebook’a yedirmeyiz” diyerek şuursuzluk örnekleri vermek. 6

rdoğan ile Cemaat arasında yaşanan hesaplaşmanın ortaya döktüğü cerahat tam da burada anlatılanlara uymuyor mu? Erdoğan iktisadi gücüne güvenemeyen bir sermaye fraksiyonunun siyasi iktidarının temsilcisi olarak her gün gündemi belirlemek, toplumun ilgisini farklı noktalara taşımak, yarattığı yeni ikilemler üzerinden toplumu saflaştırmak ve bu saflaştırmalar üzerinden yönetmeye çalışıp bir taraftan da yandaş sermayeyi büyütmek amacıyla talanı azdırırken aslında tam da Marx’ın işaret ettiği sonuçları yarattı. Devlet aygıtının bütünüyle bataklık haline gelmiş son durumu gözler önünde. Tapeler ortalığa saçılırken düzenin hiçbir egemen odağı bu bataklığın dışında kalamıyor. Devlet gibi din de dünyevileşiyor. Dinsel yorumların hırsızlığı meşrulaştırmasının yolları araştırılırken dinin kendisi de tartışmaya açık hale geliyor. “Allah insana günah işleme özgürlüğü vermiştir ve insana günahsızlık talep etme hakkı vermemiştir” tiksindirici ve aynı zamanda gülünç gerçekten… Atılan koca koca nutukların arkasındaki milyonlarca doları gizleme telaşı, salya sümük ağlama buhranlarıyla rating rekorları kıran bir İmam’ın Uganda’daki bir yatırım konusundaki cevvalliği… Devletin ve yağmanın nasıl bir içiçelik içinde olduğunu tereddüt edilemeyecek bir kesinlikte ortaya döken bir sefilleşme hali... Ve

de tekmili birden, arkası yarınlar bitmiyor bir türlü… Sefilleşmenin seviyesi artık insanlarda da bir bağımlılık yarattı nerdeyse. Herkes “dibin dibinin” peşinde. Devleti yönetenlerin, halkı soyanların sanki ellerinde kalmış olan tek koz bu çürümüşlüğe tüm toplumu ortak edebilmek. Devrimcilerini yok ederek tüm vicdanının ortadan kaldırılabileceğine inanılan bir toplumun hırsızlığı, yolsuzluğu, yağmacılığı, röntgenciliği, yalancılığı, güce tapınmacılığı ile tüm bu çürümeyi, bu kesif kokuyu sindirebilecekleri varsayılıyor. “devrimin tüm yıkıcı güçlerini ona yöneltmek üzere yürütme gücünü eksiksiz hale getiriyor” (Marx, Brumaire) Erdoğan’ın kurtuluş stratejisi “lobiler, ateistler, solcular, teröristler, o hakim alevi “ ayrışmacılığı ile kendi tabanına iyice kenetlenmek, artık kendisi için güvenilmez bir hapishane haline gelen devleti kendisini, yani yürütmeyi daha da güçlendirerek etkisiz hale getirmek. MİT’e iç operasyon yetkisi vererek, tüm dinlemelerin temel odağı haline getirerek kendi özel güvenlik şirketi haline dönüştürmek. Internet’i denetim altına almak, “Youtube’u ve Facebook’u kapatacağız, bu milleti Facebook’a yedirmeyiz” diyerek şuursuzluk örnekleri vermek. Cemaat’in 7 Şubat hamlesi Erdoğan’da böylesi bir paranoyayı yarattı, Erdoğan’ın yürütmeyi eksiksiz hale getirme, ken-

disini Başkanlık tahtına sıçratma çabaları ise Gezi’de kendisini tüm öfkenin esas hedefi haline getirdi. Erdoğan’ın yarattığı öfke toplumsal dönüşüm güçlerinin önemli bir manivelası haline gelmeye başladı. O kadar ki bu durum sermaye güçlerinin de işine geliyor. Erdoğan’ın bu bütün tepkileri paratoner gibi üzerine çekme yeteneği ve bu haliyle de düzenin kendisini öfkenin hedefi olmaktan kurtarması finans kapital için büyük nimet. Onlar da arkada “taze bir başlangıç” ın hesaplarını rahat rahat yapabiliyorlar. Anadolu sermayesi yan gözle Abdullah Gül’e bakıyor, Mustafa Koç 25 yıllık siyasetçi Sarıgül’e methiyeler düzüyor. Halk ise “Erdoğan gitsin de aman ondan bir kurtulalım da ötesine bakarız” yaygarasıyla kendi özgücü ekseninde hareket etmekten uzaklaştırılmaya, olası düzen içi alternatiflere tamah etmeye zorlanıyor. “Ne yani Sarıgül’e vermeyelim de yine AKP mi gelsin?” Erdoğan’ın hırsızlıklarına haklı olarak kızanlar, kendilerini Sarıgül isimli bir başka hırsızın kurtaracağına inandıklarında “tutarlı ve gerçekçi” mi oluyorlar böylece? Ankara’da ortak sol aday çalışması yapanlar İstanbul’da da bu işe soyunmayarak mesela bu yaygaranın basıncı altında kaldıklarını mı ifade etmiş oluyorlar alttan alta? “Bu sebeple işçiler burjuva siyasetçilerinin aldatmacalarına karşı halkın gözünü dört açmasını sağlamalı, laflara inanmamayı, tümüyle kendi gücüne, kendi örgütlülüğüne, kendi birliğine ve kendi silahlarına güvenmeyi öğrenmelidir” (Lenin, Uzaktan Mektuplar, Agora, s.12-13) Dolayısıyla devrimcilerin temel görevi halkın kendi bağımsız seçeneğini kurmasına ve bunu giderek güçlendirmesine ön ayak olmak. Bu ülkeyi sallayan o güze-

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Dergisi Mart-Nisan 2014 26. Sayı  

www.sodap.org

Sosyalist Dayanışma Dergisi Mart-Nisan 2014 26. Sayı  

www.sodap.org

Advertisement