Page 7

Ağustos 2012 / Sosyalist Dayanışma

rindeki giderek gelişen etkinliği karşısında taktiksel olarak uzlaşma noktasına gelebiliyor. Barzani, Kürdistan’ın bütünü üzerindeki etkisini yitirmemek adına bu temkinli/kontrollü yaklaşımı ortaya koyuyor. Uzun vadede Barzani’nin Kürdistan’ın bütünü üzerinde yaratmak istediği ağırlık, ABD’nin bölgesel çıkarlarıyla da uyuşuyor. Dolayısıyla Kürtler arasındaki bu taktiksel yakınlaşma, kendi içerisinde bir gerilim barındırıyor.

Sıkışan Türkiye, Gürleyip Yağmayan Erdoğan…

Türkiye bu gelişmeden olağanüstü rahatsız. Güney sınırında ikinci bir Kürt devleti doğuyor. İlkini zor hazmeden Türkiye, ikincisini şu an için hazmedecek gibi görünmüyor. AKP, Suriye sürecinin başından itibaren hata üzerine hata yaptı. En büyük hatası, Esad’ın da Kaddafi gibi kısa sürede devrileceği öngörüsüydü. Esad iktidarının Suriye içerisindeki gücü, muhalefetin dağınıklığı ve Suriye’nin ittifak güçlerinin kararlı duruşu bu öngörüyü boşa çıkarttı. ABD’yle pazarlıklarında rüzgârı arkasına aldığını düşünen ve Suriye kapısından Ortadoğu’ya girerek etkin bir rol kapma hevesine kapılan AKP, işler istediği gibi gelişmeyince bocalamaya başladı. 22 Haziran’da Türk savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesi karşısında Türkiye’nin tavırsızlığı ve Erdoğan’ın “gürleyip de yağamayan” pozisyonu, Türkiye için Suriye düğümünün giderek kördüğüme dönüşmesinin sinyali oldu. AKP, kendi güdümündeki SUK çatısı altında muhalefeti bir araya getirebileceğini sandı. Özellikle Kürtler, Barzani’nin ikna çabalarıyla SUK’a dâhil edilmek istendi. Bu adım da boşa düştü, Kürtlere bağımsız duruşlarından geri adım attırılamadı. Sürecin başından itibaren Türk Ordusu tarafından Suriye’nin kuzeyinde tampon bölge oluşturulması konusu dillendirilip durdu. Şimdi gelinen aşamada, bu bölgede Kürt halkı kontrolü eline geçirmiş durumda ve Erdoğan bağırıp çağırmak dışında bir şey yapamıyor. Barzani de özellikle bölgenin etkin gücü PYD’ye karşı Türkiye’nin istediği şekilde

düşmanca bir yaklaşım sergilemiyor, daha doğrusu sergileyemiyor. AKP, kendi güdümündeki ÖSO’ya Kürtleri tehdit ettirebiliyor ama Barzani, SUK ve ÖSO gibi Türkiye’nin kuklası değil. Bu durumda Türkiye ne yapacak? PYD’nin ve dolayısıyla PKK’nin etkin olduğu Batı Kürdistan’ın varlığına sessiz kalsa, kendi sınırları içerisindeki Kürtlerle savaşta daha da zorlanacak. Bu tarihsel gelişmeler Kürt Özgürlük Hareketi’nin elini askeri, siyasi ve moral açıdan olağanüstü güçlendirecek. Kürt sorununu çözme niyeti taşımayan AKP’nin erime süreci bu durum karşısında ivme kazanacak. Batı Kürdistan’a müdahale etmeye kalksa, bu günkü güçler dengesinde Türkiye’nin buna gücü yetmez. Türkiye’ye, “Kürtlere karşı birlikte savaşalım” çağrısı yapan Esad’la masaya oturmaya cesaret edemez. Kısacası yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal… Suriye politikalarındaki bunca öngörü hatasının ardından gelinen aşama tam bir sıkışma hali. Ve kendi sınırları içerisindeki Kürtleri inkâr eden Türkiye’nin sınırında ikinci bir Kürt devleti…

Türkiyeli Sosyalistlerin Görevi

Hangi koşul altında olursa olsun kapitalist Suriye’de burjuvazinin temsilcisi Esad iktidarının karşısında olunmalı, Esad iktidarına karşı Suriyeli ezilenlerin eşitlik, adalet, özgürlük mücadelesinin yanında yer alınmalıdır. Halklara sömürü ve zulümden başka bir şey getirmeyen emperyalist işgale de, böylesi bir işgali destekleyen işbirlikçi iç muhalefete de öne çıkarttıkları talepleri ne olursa olsun sonuna kadar karşı olunmalıdır. “Suriye’nin kaderini Suriye halkları belirlemelidir” yaklaşımı öne çıkartılmalıdır. Suriye Kürtlerinin kendi kaderlerini tayin etme hakları savunulmalı, bu anlayışla Batı Kürdistan’ın özgürleşme süreci desteklenmelidir. Türk devletinin emperyalizmle işbirliği içerisinde Suriye’yi işgal planlarına da, başta SUK ve ÖSO olmak üzere işbirlikçi iç muhalefete verdiği desteğe de karşı olunmalıdır.

Binlerce Kişi Sivas’ta Buluştu “Biz Bitti Demeden Bu Dava Bitmez!”

Katliamın 19. yıldönümünde, şehit aileleri, Alevi örgütler, devrimci kurumlar, siyasi partiler ve çeşitli sendikalar, sabahın erken saatlerinden itibaren Sivas’ın Ali Baba Mahallesi’nde bulunan Seyrantepe Cemevi önünde bir araya geldi. Geçtiğimiz yıllarda Madımak Oteli önünde anma yapılması yasaklanmıştı. Bu yıl Valiliğin “sınırlı katılımla iznin verileceği” açıklamasına rağmen tüm kitle Madımak Oteli’ne doğru yürüyüşe geçti. Engellemelere karşı herkesin yürüme kararlılığı göstermesi, polisin geri çekilmesine yol açtı. Anma etkinliğinde yerini alan SODAP kortejinden yürüyüş boyunca, “Pir Sultanlar Ölmez Direniş Sürüyor”, “Sivas’ın Hesabı Sorulacak”, “Sivas’ın Işığı Sönmeyecek” sloganları yükseldi; Madımak Oteli’nin utanç müzesi olması ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kaldırılması talepleri dile getirildi.

7

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Dergisi Ağustos 2012 14. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Sosyalist Dayanışma Dergisi Ağustos 2012 14. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Advertisement