Page 14

Sosyalist Dayanışma / Ağustos 2012

Mehmet YILMAZER

S

uriye’deki gelişmeler Türkiye için birdenbire Kürt sorununa dönüştü. Ankara kendi Kürt sorununda önemli bir tıkanma noktasına gelip dayandığı anda Şam’ın taktik adımları sonucu Türk devletinin Kürt sorunu büyümüş, çok daha karmaşık hale gelmiştir. Oysa bir müddet önce Beşir Atalay yeni bir açılım ihtimalinden bahsetmişti. Hatta “yakında başbakan önemli açıklamalar yapacak” diyerek yeni bir beklenti yaratmaya çalıştı. Başbakan “Kürtçenin seçimli ders olacağını” açıkladığında bir kez daha dağ fare doğurdu. Aynı süreçte Leyna Zana’nın açıklamaları üzerinden Kürt halkı içinde beklentiler yaratmaya çalışan iktidar bunu da başaramayınca, tüm kinini 14 Temmuz’da Diyarbakır’daki gösteriler sırasında kustu.

Irak Kürt Federe yönetiminin kurulmasından sonra, Suriye’nin Kürt bölgesinde fiili olarak “Yüksek Kürt Konseyi”nin şekillenmesi, Türk devletinin Kürt politikası için yeni bir kâbustur.

Irak Kürt Federe yönetiminin kurulmasından sonra, Suriye’nin Kürt bölgesinde fiili olarak “Yüksek Kürt Konseyi”nin şekillenmesi, Türk devletinin Kürt politikası için yeni bir kâbustur. Kâbusun Türkiye ve Suriye tarafına ayrı ayrı bakalım. Suriye’nin Kürt bölgesindeki gelişmeler tam da Türkiye’de sorunun tıkandığı bir zamana denk geldi. Tıkanma son seçimler öncesi sözde açılımın boşa düşmesi ve AKP’nin “artık Kürt sorunu yoktur” açıklamasıyla başladı. Bu gerçekler dikkate alındığında Leyla Zana’nın “sorunu Erdoğan çözer” açıklaması kitleler içinde boşa beklenti yaratmaktan başka bir anlama sahip değildi. Başbakan, bir dönem Kürt halkı içinde umut yaratabilmişti; bu özelliğini “ustalık döneminde” tümüyle kaybetmiştir. Zana’nın açıklamaları bu yitirilmiş özelliği yeniden canlandırmak gibi hatalı bir rol oynamıştır. Ancak bizzat Erdoğan’ın kendisi davranış ve açıklamalarıyla böyle her türlü beklentiyi boşa çıkarmaktadır. Kürt sorununu çözmek için AKP iktidarının attığı belki de son adım “tercihli Kürtçedir”. AKP ve devlet, Kürt sorunun çözümünde PKK’nin tasfiyesine

14

BÜYÜ “KÜRT SO

odaklanmıştır. Bunun gerçekleşebilmesi için Barzani’nin “yardımı” gerekmektedir. Aslında AKP hükümeti kendi Kürt sorununun çözümünü Barzani’ye havale etmiştir. Birkaç ay önceki yoğun diplomasi trafiği hatırlanırsa (Barzani’nin Washington ve Ankara ziyaretleri) kapı arkasında nelerin konuşulduğunu tahmin etmek zor değildir. Ancak bunun kadar kesin olan bir gerçek daha varsa, o da AKP’nin yansıttığının tersine Barzani, Ankara’ya PKK’nin tasfiyesi konusunda kesin bir söz vermemiştir. Fakat hükümet tek çıkar yol olarak Kandil’in tasfiyesini gördüğü için, bu konuda Irak merkezi hükümetine güvenemeyeceğine göre bütün kartlarını Barzani üzerine oynamak, “Büyük Türk Devleti”nin gücüyle onu baskılamak yolunu seçmiştir.

Ancak “Büyük Türk Devleti”nden daha büyük ABD var. Barzani, Washington’un kendisine sağladığı alanda kıvrak manevralar yapmaya devam ediyor. Bu manevraların önünü kesmeye mevcut dengelerde Türkiye’nin gücü yetmez. Bunu en ironik bir şekilde geçenlerde Genelkurmay başkanı ağzından kaçırdı. Sonuç olarak, AKP iktidarı Kürt sorununun çözümünde PKK’nin tasfiyesine kilitlendiği için her geçen gün bir kırılma noktasına yaklaşıyor. Ülkede binlerce Kürt politikacıyı tutuklayarak, Kürt Halkının en meşru temsilcisi BDP’yi her gün aşağılayarak; bölgede ise bütün kartlarını Barzani’ye oynayarak kırılma noktasına doğru koşarak gidiyor.

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Dergisi Ağustos 2012 14. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Sosyalist Dayanışma Dergisi Ağustos 2012 14. Sayı  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Advertisement