Page 3

Aralık 2017 / Sosyalist Dayanışma

SARAY’IN 2019 HESAPLARI VE EKONOMİK SİYASAL GERİLİMLER AKP

/Saray iktidarı 2019 seçimlerine hazırlanmayı temel gündem olarak belirlemiş durumda. Bütün ekonomik politik süreçleri bu politikanın bir parçası olarak değerlendirmeye çalışıyor. Belediye başkanlarının tasfiyesi ile başlayan “içerinin dizaynı” yarattığı sarsıntılar dolayısıyla sürdürülemedi, ertelendi. 16 Nisan’daki “mühürsüz oy” hilesi ile seviye atlayan “seçim kazanma stratejilerinin” yeni adımlarla süreceğini YSK kanununda gündeme gelen değişiklik tasarısı ile anlamış bulunuyoruz. Seçimlerdeki salon başkanlarını kendi kriterlerine göre seçme ve müşahitliği zorlaştırarak kimi yerler için imkânsız kılma şeklinde ortaya çıkan düzenlemelerin seçim bölgelerinin dar veya daraltılmış bölgeye dönüştürülmesi vb. uygulamalarla derinleştirileceği de anlaşılıyor. OHAL rejiminin açığa çıkarttığı keyfilik ve baskı uygulamaları ile birlikte düşünüldüğünde bütün bu düzenlemeler Saray’ın %50+1’i garantileme çabalarıdır. Ancak, iç ve dış siyasal-ekonomik süreçler olanca ağırlığıyla bu hesaplar üzerinde büyük gerilimler oluşturuyor. AKP iktidarında ekonominin lokomotifi görevini gören inşaat sektörü özellikle kredili yatırımlarda ciddi sıkıntılar yaşamaya başladı. Bankalar inşaat sektörünü riskli kategoriye yükseltti. Özel sektörün dış borçları 325 milyar doları aştı. Seri iflasların yaşanması olasılığı yükselmiş durumda. Zarrab davasının Halkbank başta olmak üzere Türk bankacılık sistemi üzerinde yaratabileceği olası deprem etkisinin boyutları henüz ortaya çıkmadı. Zarrab’ın sanık değil tanık olarak

katılacağı belli olan davanın rengi ve bunun uluslararası finans sistemindeki etkileri kısa zamanda açığa çıkacaktır. Saray ve yandaşları, ekonomik tahribatın siyasal sonuçlarından kaçınmak için şimdiden “antiemperyalist kurtuluş savaşı” edasıyla sahne almaya başladılar. Çıkardıkları büyük gürültülerle içerde deprem gürültüsünün işitilmesini önlemeye çalışıyorlar. Irak işgali ve Suriye iç savaşının başladığı günden beri pusulasız gemi misali bir o yana bir yana sallanan Türk dış politikası tüm kırmızı çizgilerini birer birer kaybetti. İç kamuoyunda yükseltilen bütün bağırtı çağırtılar birer tiyatro oyunu olma özelliğinden başka bir anlam ifade etmiyorlar. Soçi’de İran ve Rusya ile yapılan üçlü görüşmenin ardından yapılan açıklamalar da “Türkiye’nin hassasiyetinin” belirleyici bir öneme sahip olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin bölgedeki bütün taktikleri geri tepti. Suriye için yürütülecek müzakerelerde Kürtlerin statüsünün de bir başlık olacağı açık seçik ortaya çıktı. Kürt düşmanlığı üzerine kurulmuş “hassasiyetin” bölge politikasında şansı kalmadı. Bölge politikalarında AB ve ABD ile mesafesi açılan Türkiye, oradan yürüyebileceği yol sınırlandıkça Rusya İran eksenine yakınlaşıyor. S400’leri alarak NATO’ya posta koyuyor. Ancak bu davranışları da belli bir stratejik hedef ve öngörü ile geliştirmiyor. Bu şuursuz gitgellerin önümüzdeki günlerde daha büyük gerilimler açığa çıkaracağını öngörmek için kâhin olmak gerekmiyor.

olasılığı karşısında Tayyip Erdoğan, bir yandan seçim sistemini ihtiyacına göre düzenlerken bir yandan da savaş ekonomisine yatırım yapıyor. 2018 bütçesinin iki temel özelliği var. Birincisi, savunma harcamalarının bütçe içindeki payı fahiş biçimde yükseltiliyor. İkincisi, yeni dolaylı vergiler ile bütçe gelirleri yoksulların cebine el atarak yükseltiliyor. Bu el atmanın kendisinin de gerilimleri artırma kapasitesine sahip olduğunu göz ardı etmemek gerek. Bütün bu gerilimleri halklar, işçiler, emekçiler lehine çözecek ortak bir siyasal odağın yaratılması hala çözülememiş bir sorun olarak önümüzde duruyor. Oysa hepimiz bu sorunu halletmeden ilerleme, çözüm gücü olma şansına sahip olmadığımızı biliyoruz. Bunu inşa etmeye bir an önce ve bir biçimde başlamak gerekiyor. 25 Kasım’da “Kadına Yönelik Şiddete Karşı” coşkuyla ve hep birlikte sokaklara çıkan “Kadınlar Birlikte Güçlü” diye haykıran kadınlar bu konuda yolumuzu aydınlatıyor. Demokrasiyi, barışı, emeğin kurtuluşunu ve özgürlüğü kazanmak için sokaklara birlikte çıkalım, yarınları birlikte kuralım… Yapabiliriz!...

Zarrab’ın sanık değil tanık olarak katılacağı belli olan davanın rengi ve bunun uluslararası finans sistemindeki etkileri kısa zamanda açığa çıkacaktır. Saray ve yandaşları, ekonomik tahribatın siyasal sonuçlarından kaçınmak için şimdiden “antiemperyalist kurtuluş savaşı” edasıyla sahne almaya başladılar. Çıkardıkları büyük gürültülerle içerde deprem gürültüsünün işitilmesini önlemeye çalışıyorlar.

Birkaç başlığına değindiğimiz bütün bu ekonomik, siyasal gelişmelerin yaratabileceği türbülansların 2019’u kaybettirme

3

Profile for Sosyalist Dayanışma

Sosyalist Dayanışma Aralık 2017 Sayı 60  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Sosyalist Dayanışma Aralık 2017 Sayı 60  

Bizi aşağıda bulunan adreslerden takip edebilirsiniz. www.sodap.org & www.twitter.com/sodap74 & www.facebook.com/sodap

Advertisement