Page 25

mücadelenin co kusuyla) müziini, sanatını sahiplenen insanların duygulanımlarını belirtmelerine, dı a vurmalarına, haykırmalarına kar ı çıkarken, uç noktaya dü mü tür. Konserlerinde dinleyicilerinin tepkilerini dile getirmelerine kar ı çıkan yasaklayıcı bir tavrı benimsemi tir. Sessizlik istemesi, atılan sloganlara müdahale etmesi, kendisi istedii zaman dinleyicilerin türkülerine katılmasına izin vermesi gibi.. Türkü söylenirken, bu ortamı en iyi ekilde deerlendirebilmek, dinleyicilere iyi, doru ve salıklı mesajlar verebilmek, onların müzikal haz alma gereksinimlerini tam olarak kar ılayabilmek açısından, konserleri slogan yarı ının yapıldıı yerler haline getirmenin yanlı lıı ortadadır. Bu sorunların çözümünün bir eitim sorunu olduunu dü ünerek, müziin halkın özlemlerini anlatmada bir araç olduunu hatırlayıp bunun halkta yarattıı duyguları böylesi kurallarla, dayatmalarla bastırmaya çalı manın yanlı olduu sonucuna varırız... Ruhi Su genel anlamıyla aydın olma sorumluluunu özellikle bir dönem müzik alanında tek ba ına kalmı ken bile yerine getirmeye çalı mı tır. Günümüz sanatçıları aydın olmanın gerektirdii tutarlılık, özveri ve cesaretten yoksundur. Onlar hep sı sularda ya amak istiyorlar. Her baskı dönemi onları eip büküyor, "döndürüyor". Fırtınalardan kaçıp saklanabilecekleri, sıınabilecekleri bir limanları olsun istiyorlar. Hatta kendilerine bu amaçla kullandıkları küçük yapay dünyalar yaratıyorlar. Üstelik bu yetmiyormu gibi esen rüzgârlara direnmek isteyenleri de bu yapay dünyalarına davet ediyorlar. Kimileri tarafsız(!) kalabilmeyi

feti le tirip, burjuvazinin, fa izmin dikte ettirdii dü ünceleri sanki kendi özgün dü ünceleriymi gibi bayrakla tırmaya çalı ıyor. Böylesi anlarda tarafsızlıın aslında taraf tutmak olduunu unutmaya çalı arak, suların durulacaı günleri bekleme eilimi artıyor. Kimileri de 11 Eylül'deki sınıfsal bakı larını iki günde kökünden çürütebilecek kadar bilgilenmi olacaklar ki, 13 Eylül sabahından itibaren bireysel özgürlüklerini, cinselliklerini ke fettiler. Bazılarına göre de aydın,' dü ünce adamıdır. O, hep dü ünür. zin verilirse arada bir de dü ünce adamıdır. O, hep dü ünür. zin verilirse arada bir de dü üncelerini belirtir, dile getirir. "Eylem" meslek dı ı fiildir, hele " iddet" asla. Türkiye'de aydınlarla siyasi iktidarlar arasında yıllardır var olan sorun, dü ünce özgürlüünü elde edebilme sorunudur, dü ündüünü eyleme dökmek, gerçekle tirmek deil... Sesimize Bedreddin'lerin, Nazım'ların, Victor Jara'ların, Ruhi Su'ların seslerini de kattıımız inancıyla, aydınlarımızı yanımıza, halkın yanında mücadele etmeye çaırıyor ve Rıfat Ilgaz'ın azından sesleniyoruz:

( ............ ) Yollar kesilmi, alanlar sarılmı Tel örgüler çevirmi yöreni Fırıl fırıl alıcı kular tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç ki kolunu iki yanına Korkuluk ol.

TAVIR

23

1990 4 kasim  
1990 4 kasim  
Advertisement