Page 1

Bütün ülkelerin proleterleri, bir/eşiniz ! •

YENI

9 (255) Eylül 1985

V

ÇAO

Komünist ve işçi porti leri n i n teori ve enformasyon d ergisi

ıÇi N DEKiLER Sayfa

Haydar Kutlu « Bo rı ş ve iyi kom ş u l u k köprüsü » için

3

Abe/ Aganbegyan Sosyal-ekonom i k g e l i şmeyi h ız l a nd ı rm a stratejisi .

.

.

.

.

12

Hector Mujica « Enformasyon e m perya l i z m i »n i n biiyü k iştahı

26

Muhammed ibrahim Hugud Zor bir aşamanın başlang ıcı nda . • Yığınlorla sıkı b a ğ başarın ı n g üvencesidir .

44

Robert Steigerwa/d Ucretli emek sistem i ndeki değişmele r .

.

69


Vasil Bejda Vati kan nereye g i diyor? .

77

• Komü nist g ençlik örgütleri

86

üZ E L S A YF A L A R

• TKP Merkez Kom ites i ' n i n TKP' n i n 65. kuruluş yı ldönümü üzerine

bildirisi

90

• TKP M K Genel Sekreteri Haydar Kutlu yoldaş ı n Küba Kom ünist

Partisi Merkez Kom itesi'ne mesajı .

.

.

.

.

.

.

.

94

• TKP MK Genel Sekreteri Hayd a r Kutlu yoldaşı n Vietnam Kom ü -

nist Partisi Merkez Kom itesi'ne mesajı

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

95

.. BARIŞ VE SOSYAliZM SORU N LA R ı .. - .. YENi ÇA(;" dergisinin Yazı K u rulu ve Yazı Konseyi'nde aşağıdaki ülkeler komü nist ve işçi partileri n i n temsi lcileri bulunmakta d ı r : ABD, Arj a ntin, Avusturya, Belçika, Bol ivya, Brezilya, Bulga ristan, Büyük B ritanya, Cezayir, Çekoslovakya, Da n i m a rka, Demokratik Alman C u m h uriyeti, Ekvador, Endonezya, Federal Alma nya C u m h u riyeti, F i l i pinler, Filistin, Finland iya, Fransa, G uatemala, G uyana, G ü ney Afrika Cum h uriyeti, H i nd istan, Hond u ras, Irak, ira n , ı rlanda, Is­ pa nya, isra i l, isveç, isviçre, ıtalya, Jamayka, Ja ponya, Ka nada, K ı b ı ıs, Kolom biya, Kosta-Rika, Küba, lübnan, lüksem burg, Macaristan, Meksika, Mısır, Moğol i stan, Pa nama, Pa rag uay, Peru, Polonya, Portekiz, Romanya, Salvador, Seneg o l, Sovyetler Birl i ğ i, Sri Lanka, Sudan, Su riye, Şili, Tür­ kiye, U ruguay, O rd ü n, Venezuella, Vietna m, Yunanistan. SON REDAKSiYON TAR i H I : 31 Tem m uz 1985 YAZ ış ADRESLERi MiZ :

2

BOX 16367 S 1 0327 Stockholm iSVEÇ

Stredisko pro rozs i rova n i tisku Yeni ça ğ Pra ha 6, Thaku rova 3 Czechoslovakia


.. Barı,

ve

iyi kom,uluk köprüsü.. için Haydar Kutlu

Türkiye Komünist

Pa rtis i

MK Genel Sekreteri

NATO'n u n ele başları Türkiye'nin bu pakt içindeki yerini ta nımla rken s ı k s ı k a y n ı kavra m la rı k u l l a n ıyorl a r. Orne ğ i n FAC Savu n m a B a k a n ı M . Wör­ ner ü l kemizi « Avru pa i le Asya a rasında H i nt Okya nusu'na kada r uzanan bir zincirin halkalarını birleştiren bir köprü » (Jl o l a ra k görüyor. NATO'lu politikacı ve genera l lerin a ğzında « strateji k köprü» kl işesi, Tü rkiye'ye Kuzey Atla ntik paktı içinde verilen a skersel rolü, onun komşu devletlerin güvenl i ğ i n i tehdit etmek ve onlara karşı d ü ş m a n l ı k yayma k için kullanı­ lan b i r atlama ta hta s ı n a dönüştürülmesini ifade etmektedir. Biz ü lkemizin d ünyadaki yeri nin ve rol ü n ü n böyle s a pta n masına kesin­ l i k le ka rşıyız. Eğer Tü rkiye bir « kö p rü » olara k nitelenecekse, biz o n u ya l ­ nızca b i r « dostl uk, işbirliği v e barış köprüsü » olarak görmek istiyoruz. TKP' n i n 1 983'teki 5. Kongresi nde onaylanan Progra m ı nda şöyle den iyor : « G ü n ü m üzde u l uslararası a l a nda en öne m l i görev, bcırışı korum a ktır. Her zaman sömürü ve baskıya k a rşı sava ş ı m ı n en önünde yer a l a n ko­ m ü n i stler, i nsanların en temel hakkı olan yaşama hakkını savunma k için, barış sava ş ı m ı n ı n da en önünde yer a l ıyorl a r . . . Barış u ğ runa sava ş ı m em perya l izme karşı savaşırndan, demokrasi v e toplumsal i le rleme sava ­ ş ı m ı ndan ayrı l ma z . » (2) TKP, ülkedeki d u ru m u b u radan yola çıkarak degerlendiriyor, değişik politik güçlere ka rşı tutu m u n u buna daya n a ra k belirliyor v e savaş ka rşıtı ha rekette yığı nla rla birlikte b u temelde işlev görüyor. Bug ü n Türkiye, d ü nyada si lahlanma yarışını tı rmandıra n, Sovyetler B i r(J) « Tercüm a n », 29 Mart 1 984.

(2) Türkiye Kom ün ist Partisi. Progra m m, s . 16. 3


l iğ i ve öteki sosya list ülkelerin s ı n ı rları n ı n ya kınları n a i l k vuruş için nük­ leer s i la h lar yerleştiren, fiilen u zayın m i lita rizasyonuna yönelen ve sos­ ya l iz m e, barış i steyenlere, u l usal ve sosyal kurtuluş savaşı veren hal kla ra karşı « haçlı seferi » açan ABD e m perya l izmine en çok bağ ı m l ı ülkelerde n biridir. ABD, bu serüvenci, saldırgan politikası n ı Türkiye'ye de dayatıyor. Türkiye, dünyada isra i l ve Mısır'da n sonra en çok Amerikan askerse l « yard ı m ı » a l a n üçüncü ü l k e d u ru m u ndadır. Wash ington 1 986 için Tür­ kiye'ye « askersel gereksi n i m leri » için 785 m i lyon dolar veri l mesini ö ngörü­ yor. Bu rakam , örneğ i n bundan beş yıl önce verilen m iktarın iki katıdır. Bu, aslında ülke topraklarında Sovyetler Birliği' ne, öteki sosyalist ülke­ lere, Yakı ndoğu h a l k larına yön e l i k Amerikan askeri üslerinin ve tesis­ leri n i n k u rul masına izin verdiği için Türk hükümetine veri len bir sadaka­ d a n başka bir şey değildir. Şimdi Türkiye topra k l a rındaki bu tür üsleri n (hava a la n ları, Amerik a n 6. Filosuna bağ l ı g e m iler için i k m a l ve a karyakıt tesisleri, casusluk ve d inleme m erkezleri, nükleer silah depoları ve radar istasyonları da d a h ı l) sayısı 60' ı n üzeri nded i r. 1983'ten itibaren Ka ra m a n ' ­ d a özel donatımlı uçaklard a n oluşan AWACS sistemi e) çalışmaya baş. l a m ıştır. Türkiye'deki Amerik a n a skeri üsleri nden çoğ u n u n eylem a l a n ı son derece geniştir, Doğu Akdeniz-Kizı l Deniz ve Ortadoğu bölgeleri ni kap­ samaktadır. Bunlar barışa yönelik pota nsiyel bir teh l i ke o l uşturmakla k a l m ıyor. ABD, Türkiye topraklarından y ı l lardır askeri operasyonlar tertip­ !iyor, çeşitli casusluk uçuşları düzenliyor ve önceden planlanm ış, kaba kuvvet k u l l a n ı l a n geniş çaplı serüvenci eyle m l e re g irişiyor. 1958'de Lüb­ nan'a çı kartma ya pa n Ameri kan a skerleri i ncirlik ve B a l ı kesir üsler i nden ka l ktı lar. 1960'ta Sovyetler Birliği toprakları üzerinde casusl u k u ç uşları yapan « U -2» uçakları d a yine i ncirlik üssünen hava l o n m ışlard ı . 1 970'te F i l istin h a l k ı n ı n sava ş ı n ı ezmek a m a cıyla « uzmanlar» ve s i l a h g öndermek için Türkiye'deki Amerikan askeri üsleri ile Amm a n a rasında hava köp­ rüsü kuru ldu. 1 980'de Washington, başarısız kalan « Ta hra n'daki rehi neleri kurta rma » operasyo n u n u gerçekleşti rmek için ı ncirl i k ve B a l ı kesir üslerini kullandı. Ve son olarak, 1 983'te Amerikan askeri piyadeleri Lübnan'a ç ıkartma yaptığı ve Ameri kan g e m i l eri Lübnan köyleri ni top ateşine tut· tuğu z a m a n da ıncirlik üssü a s ker ve a s keri m a lzeme taşıyan bir merkez ola ra k k u l l a n ı l d ı . (4) (JIkem iz toprakları nda Amerikan nükleer s i l a h la rı var . 1 980'den so nra Türkiye'de özel silolarda yeni nükleer başlıklar ve merm i l er depolandı. Hava ala nlarında yığınsa l kırım silahı yüklü onlarca Amerikan uçağı b u l u n uyor. Amerikan a skeri üsleri etrafına yerleştiri len Türk askerleri,

(3) AWACS sistemi,

bir d izi N ATO ü l kesi ord u l arı nca k u l l a n ı l a n erken uyarı sistemiyle donatı m l ı Amerikan uçaklarından o l uşma ktadır. (Not Red.) (',) Bak: « Milliyet». 9 Şubad 1984, «Hürriyet», 1 1 Şubat 1 984.

4


bunları h a l k ı m ıza karşı korumakla görevlend i ri l m i şlerdir. Dte ya nda n bir­ çok üs ve tesise yalnız burada bekç i l i k yapan a skerlerin değ i l , aynı za ­ m a nda Washington'a bağ l ı l ı klarıyla ün ya pmış Türk genera l leri ni n bile g irmesi yasaktır. Düğmeye basma ve nükleer s i l a h ları ateşleme yetkisi ABD' n i n elinded ir. Bu, Türkiye'nin bir karşı darbe sonucunda bir a nda yok olmasına yol aça b i l ir. Olg u la r, gelişmeler gösteriyor ki, ABD, Türkiye'­ deki nükleer s i l a h l a r ı n ı azaltmayı değ i l , a rtırmayı ve modernleştirmeyi plan lıyor. Pentagon, Türkiye'deki Amerika n askeri üslerini uzayı s i l a h la nd ı rm a prog ra m ı n ı n ka psa m ı na a l m a ktadır. Denemeleri sürmekte o l a n Amerik a n uzay mekiği « Discovery »n i n, b i r dizi öteki işin ya nısıra, Karadeniz üze­ ri nde uzaya yerleştireceği a skersel uydu'la rı n « y ı ldızlar savaşı »nda kul­ l a n ı laca ğ ı n ı Türkiye basını yazd ı . (5) Dte yandan b u tür uyd u ları n Tür­ kiye'deki Amerika n üslerinden h izmet aldığı b i l i n iyor. Washington' u n N ATO ülkelerine yaptığı «yıld ızlar sava ş ı » prog ra m ı n ı n hazırlanmasına v e g erçekleşti rilmesine katı lma çağrısına i l k evet d iyen, ABD'ye sadakat ve dalkavuklukta hiç şaşmayan Türkiye'deki rejim oldu. Savu n ma Bakanı Z. Yavuztürk'ün şu sözleri bunu kanıtlıyor: «Türkiye ,yı ldızlar savaşı'na evet ded i ». Dışişleri Baka n ı V. Halefoğl u ' n u n sözleri de son derece açı ktı r: « Biz ,yıldızlar sava ş ı ' n ı n dışında kalamayız . .. (6) Bu tür demeçler Türkiye ka m uoyu nda haklı o l a ra k kaygı uyandı rıyor. Türkiye çeşitli a nlaşma ve sözleşmelerle ABD'ye bağ lıdır. Bu a n laş­ m a l ara daya na ra k Pentagon ülkem izi m i l i ta rist politikasına daha çok çekmeye ç a l ı ş ıyor . Daha 5 Mart 1 959'da i mzala n m ı ş bulunan ve hôlô yürürlükte olan b i r anlaşma, Türkiye h a l k ı n ı n işbaşına getirdiği bir hükü­ meti istememesi d urum u nda ABD'ye Türkiye'ye a skeri müda ha lede b u ­ l u n m a h a kkı ta nıma ktadır. 1 2 Eylül 1 980'deki aske ri devirmeden sonra işbaşına gelen yeni rej i m hemen ABD ile Savun m a ve işbirliği Anlaşması' ­ nı yürürlüğe koyd u. Bu a n laşma, Türkiye topra klarındaki ABD üsleri var­ l ığını koruduğu ve Türk ordusunun ağır, bağ ı m l ı l ığ ı artı rıcı koşul larla Amerikan s i l a h l a rıyla donatı l m a s ı n ı öngördüğü için, a s l ı nda s i l a h l a n m a ­ n ı n artırı lmasını v e Ankara ' n ı n ABD'nin e m irleri ne göre hareket etmesi n i dayata n b i r a n laşmad ır. 1 982'de askersel d i ktatörlük Reag a n yöneti m iyle « Mutaba kat Anlaşması » imzaladl. Bu temelde ülkemizin Güney-doğusun­ da bulunan Muş ve Batman'da ABD « Çevik Kuvvetleri ..n i n Yakı ndoğu ve Ortadoğu'ya akta rı l m a s ı nda ve başka a maçlarla k u l l a n ı lacak yeni Ameri­ kan üslerinin ya p ı m ı na başla ndı. Sovyetler Birliği ve Bulgarista n i l e ortak s ı n ı rı olan, ista nbul ve Ça nak­ kale boğazla r ı n ı kontrolünde tuta n, iran'a ve bir d izi Ara p ülkesine yakın olan Türkiye'n i n stratej ik ko n u m u, NATO açısında n büyük önem taşımak-

(5) Bak : « Günayd ı n .. , 30 Ocak 1 985. (6) Bak: « Cu m h uriyet», 3 Mayıs 1 985, « Milliyet», 6 Haziran 1 985. 5


tad ı r. Bu durum, şimdiki rell,m ı n temsilcileri tarafından ABD egerrien çevreleriyle ve NATO başlarıyla pazarlı kta bir' koz o l a ra k k u l l a nı lıyo r. U l uslara rası finans sermayesiyle bağ l ı ola n ve onun Türkiye'ye bir d izi yükümlülük dayatma sına razı olan Başbakan T. Oza l ve çevresi de, Cum ­ h u rbaşka nı K . Evren ve Pentagon ve NATO merkeziyle sıkı i l işki içinde olan öteki genera ller de ülkem izin Sovyetler Birliği'nin ve sosya list Balkon devletlerinin güney sını rlarında Pentagon'u n i leri kara kolu h a l i n e getiril­ mesine razıla r. Ama bunun için yeni kayna k, daha çok para g e rekiyor. Oza l. ABO'ne h a reket etmezden �nce şöyle dedi: « N ATO, Güneydoğu kanad ı n ı güçlendirmek istiyorsa, Sovyetler ve Bulgaristan'la uzun bir s ı n ı rı olan Türkiye'ye yardım etmek d urum undadır. B u i ş için ABO'den 01d ı ğ ı m ızdan daha çok p a raya i htiyaç va r. » (1) ABO'n i n Türkiye'yi s i l a h ­ landırma politikasını « ortak değer v e i d e a l l e r » olara k; ABO' n i n verdiği yeni sada kayı da « mensup olduğ u m uz savunma sistem i içerisinde müşte­ rek gayret ve yard ı m laşma» (8) o l a ra k n iteleyen K. Evren de, bu konuda karmaşık sözlerle de olsa, aynı şeyi söylüyor. Türkiye Genel Kurmay Başka n ı N. Oruğ Was h ington'a h izmet içi n özel bir çaba harcıyor. Oyle ki, Reagan yönetim i kendisini « üstün h izmet mada lyası »yla ödüllendird i . Genel Kurmay Başka n l ı ğ ı ' n ı n Ozal'a ABD gezisi öncesinde verd i ğ i b i r ordu ra porunda, Yunan ista n h a l k ı n ı n toprak­ larında istemediği, sökülüp atı lmasını talep ettiği Amerikan askeri üsleri­ nin de Türkiye'ye getirilebileceği belirtiliyordu . Ve Genel K u rmay açık olarak Amerikan yardı m ı istediğini şöyle ifade ediyordu: « Her h izmetin bir bedeli va rd ı r. » (9) Kısacası, Türkiye'deki m i litaristıer, ülkeyi ta m a m e n Amerikan em perya l i z m i n i n e m r i n e vermeye hazır o l d u k l a r ı n ı ortaya koyu ­ yorl a r . Bu politi kanın karakteristik b i r göstergesi de Kıbrıs' ı n kuzey kesi­ m i nde ayrılıkçı-bi r « d evlet» ilan ed i lmesi oldu. Bu a d ı m ı n amacı, b a ğ ı m ­ s ı z , to prak bütünlüğüne s a h i p , bağ la ntısız bir devlet v e B M'in e ş i t h a k l ı b i r üyesi olan Kı brıs'ı böl m ektir. Tüm b u n l a r şovenizm i kışkı rtıyor, Wa­ shi ngton' un hegemonyacı planla rına h iz m et ediyor. Oluşan bu d urumda, bizim verd i ğ i m iz barış sava ş ı m ı, h a l k ı m ız için ger­ çek bir tehl ike oluşturan Amerikan askeri üslerini n varlığ ı n a son verilmesi, ABO'yle imzalanmış köl e l i k anlaşmalarının yı rtılması sava ş ı m ıyla doğru­ dan bağlıd ı r. Türkiye'nin ABO' nin hegemonyasından kurtarılması, politikasında kom­ ş u ülkelerle, özel li kle Sovyetler Birli ğ i ve öteki sosya l ist ülkelerle barış içinde yanyana yaşa ma i lkelerin i n yer etmesi, bölge halklarıyla daya n ış­ ma, Yunanistan i l e olan a nlaşmazlıkların çözüme g ötürülmesi, bütün b u n ­ l a r açıktır ki, b u g ü n ülkem izde demokra s i n i n kaza n ılması, korunması ve g e liştiril mesi soru nuyla sıkı s ı kıya b a ğ l ı d ı r.

(i) «Mill iyet», 25 Mart 1 985. (8) « H ürriyeb', 9 Subat 1 985. (9) «Milliyet», 27 Subat 1 985. 6


Bugün Tü rkiye barış ü l kü s ü n ü savu nan i nsa nların koğuşturuld uğu, ağır işkencelerden geçi rild i ğ i , Barış Kom itesi yönetici ve üyeleri hakkı nda dava açı l d ı ğ ı ve bu n l a rı n a ğ ı r hapis ceza larına ça rptırıld ı ğ ı b i r ü lkedi r Rejim, barış ve halkla r a ra sı nda dostlu k için sava ş ı m ı ağır suç sayıyor. Topla ntı ve m itinglerde barış ülküsünün savu n ulması yasaktır. Oteya ndan ABD ve NATO' nun « ps i koloj i k sava ş » m erkezlerinin i ğ re nç yalan ve ka ralamaları radyo-televizyon ve basında geniş ve en kaba biçimde propaga nda edili­ yor. Her türlü şoven, ı rkçı, sald ı rga n militarist görüşün yayı l m a s ı na izin veriliyor. Ya bancı b i r gözlemci Tü rkiye'de pa rlam enter bir devlet yönet i m i oldu­ ğ un u sonabilir. Gerçekte parlamento h i ç d e e n yüksek erk organı değil­ d i r. Erk aslı nda küçük bir grubun eli nded i r ve b·u grup ül keyi keyfi biçim ­ de yönetmekte d i r. Şimdiki Anayasa ise demokratik kurumlara va rlık hakkı tan ı m ıyor, tersine azınlı ğ ı n d i ktatörlüğüne ömrü n ü uzata bilmek için ma­ nevra yC!pma olanağı veriyor. Türkiye'nin devlet yapısında demokratik hak ve özgürlüklerin elde ed ilmesi için ya d a b u nla rı n koru nması ve genişletilmesi için sava ş ı mda dayanıla­ b ilecek tek bir h a l ka yoktur. Ne d iktatörlü ğ ü n isteğ iyle ayrıca l ı klı d u ru ma geti rilm iş partilerin tem s il e d ild i ğ i parlam ento, ne Anayasa M a h kemesi, ne de başka her hangi b i r yasal kurum, demokrasiyi savu nan kurumla r olarak ele alın a b il i r. Bapş ve demokra s i isteyen güçler, t ü m Türkiye halkı, b u n la rı demokrasiyi savun a n kuru mla r saymıyor. Pa rla mentoya girmelerine izi n verilmeyen m u halefet partileri, rej i m ta rafından henüz yasakla nmamış olan sendikalar, çeşitli basın organları sü rekli tehdit a ltı ndadır. Türkiye'de grev yapmak, resmi görüşlerden fa rklı görüşleri a ç ı k olarak savu nmak, serbest seçimler, miting ve gösteriler d ü ze nlemek yasaktır. Yu rttaşla r egemen güçler tarafı ndan sorgusuz sualsiz tutu kla na b iliyor ve birkaç oy, hatta yılla rca cezaevinde tutula biliyor. Tutu k l u la ra korkunç iş­ kenceler uygu lanıyor. Serbest b ı ra kılanlar da « politik görüşleri » özel polis fişlerine geçirildiği içi n özgü r değ i l d i r. Bu kişiler işçi, m e m u r, öğ re nc i , öğretim üyesi kim olu rsa o l s u n res m i m a k a m l a rca toplu msal yaşamdan dışlanmaktadı r. (10) Türkiye'de devlet aygıtı yeniden örgütlenerek tama men merkezileş­ tiriIdi ve faşist ti pte yetkilerle donatıld ı . Doğ rudan kendine bağlı çeşitli ku ruluşlar ve sa hip olduğu «anayasal yetkiler»le C u m h u rbaşkanı, h ü k ü ­ m e t i n v e parla mentonun b ütün ç a l ı ş m a l a r ı n a m üda hale edebilmektedir. Ordu nun tepesindeki genera ller de s ı n ı rsız yetkilere sa h i pler. Valiler sıkı-

(lO) Evren-Oza l rej i m i H a z i ra n 1 985'te yeni «Polis vazife ve sela hiyetleri

yasası»nı kabul etti. Bu yasa «güvenlik kuvvetl e ri n e » resmen telefon­ ları dinleme, özel mektupları açma, tiyatro l a rı kapa ma, yığ ı n örgüt­ leri ni yasaklama, « şü pheli » kişileri hiç bir suç göstermeden tutuklama, hatta pol isin kon ısı nca «d urum gerekti rdi ğ i n d e » insa nlara ateş açma yetkisi ta n ı m a ktad ı r. 7


yönetim komuta n la r ı n ı n yetkileriyle donatı l d ı lar. Bunların ş i m d i « yu ka rd a n gelen e m ir»lere daya ndı kları nı ö n e sürerek çeşitli keyfi ha reketlerde b u ­ l u n m a la rı şaşırtıcı o l m uyor. Rej im, tüm bu gerçekleri d ü nya ka m uoyundan gizlemeye çalışmakta­ d ı r. Bugün T ü rkiye'deki «parlamenter» rej i m i n gerçek yüzü işte böyledi r. Ne var ki, bu uygu lama lar, baskı ve terör, gerçek yurtseverleri n d iren ­ cini k ı ro m o d ı , görüşlerini, gerçek i na nçlarını değ iştiremedi. (11) Gerçek yu rtseverler sava ş ı m la rıyla Türkiye'yi « ba r ı ş ve iyi kom ş u l u k köprüsü » ha­ line getirmeye çalışıyorlar. Türkiye Barış Kom itesi Başka n ı M. D ikerdem askeri m a h kemede görülen davada (1982-1984) ya ptığı savun m a d o , b a r ı ş içinde yanyana yaşama i lkesi n i savundu, insa nl ı ğ ı n geleceği n i ko­ r u m a k için, hayat için, n ükleer felakete karşı sava ş ı m ı n zoru nlul u ğ u n u belirtti. B u y i ğ i t savaşçı kon u m l a rından b i r m i l i m bile gerilemedi. M. Di­ kerdem'le birlikte yargı l a n a n l a r da onun örne ğ i n i izlediler. Kasım 1984'te Barış Komitesi' n i n başka üyeleri h a kkında açılan ikinci davada d ünyaca ta n ı n m ı ş yazar A. Nesin konuştu. Kendisini hiçbir şekilde suçl u hissetmediğini belirtti. ilk dava n ı n sa nıkla rının ağır hapis ceza larına ça rptırılmış olmasına karşı n , yen iden bir b a rı ş derne ğ i n i n kuru l ma sı için ça ba göstermekten geri durmayaca ğ ı n ı açıkladı. (12) Yurtseverlerin m a h ­ keme salonla rı d a d a h i l her yerde a rd ı c ı l sava ş ı m ı, kara rlı tutum u insan­ l a rı etkil iyor, d i ktatörl ük koş u l la rı nda da barış ülkülerinin yaygı nlaşma­ sı na yard ı mcı o luyor. Türkiye'ye yeni n ü kleer roketler yerleştirilmesi soru n u nun gündeme gel ­ m e s i savaş ka rşıtı protestoların genişlemesine y o l açtı . 1 984 N isanında izm ir'de NATO N ükleer Pla nlama G ru bu ' n u n olağan top la ntısı ya p ı l d ı . Bu toplantıda Türkiye'ye yeni n ükleer silahların yerleşti rilmesinin ele a l ı n ­ dığı öğre ni lince, kam u oyunda ki tepkiler hızla a rttı . Komünistler v e öteki sol güçlerin temsilcileri NATO ' n u n planlarını ş idettle kınad ı la r. Parlame nto d ı ş ı nda b u l u n a n üç b u rjuva m u ha lefet pa rtisi (SODEP, DYP ve Refa h Partisi) ü l ke m ize Amerika n n ükleer roketlerinin yerleştirilmesinin u l u s a l güvenliğe yönelik b ir tehdit oldu ğ u n u , b u n u n Türkiye'yi n ükleer b ir sava­ şa sürüklemekle eşanlamh olaca ğ ı n ı belirttiler. O lkem izdeki çeşitli güçler m i l itarizm politikasına karşı koyuyorlar. RejiIJIkede ağır politik koşu lların sürmesine karş ı n 9 Haziran 1 985'de ista nbu l'da « iş, e k m e k ve de mokrasi! .. belgisi a ltında 40 b i n k i ş i n i n katı ldığı y ı ğ ı nsal b i r gösteri ya p ı ld ı . Gösterinin ya p ı ld ı ğ ı meyd a n etrafı nda birçok polis kordonu oluştu ru ldu. Gösteriye katı lmak iste­ yenler o n u r kırıcı biçimde a ra n d ı . Polisler, h iç gizlemeden, gösteriye katı lan ları fişl iyorlar, fotografları nı çekiyorlard ı . 1 00 kada r kişi göz­ a ltına a l ı nd ı . Bunlar arasında SOD EP Genel Sekreter Yardımcısı N . Gürman da b u l u nuyordu . Tüm b u n lara karş ı n Türkiyel i e mekçiler 1 980 a s ke ri devirmesinden bu yana nefret edilen b u gü n kü rejim e ilk kez açık olara k karşı ç ı ktı lar. «Terc ü ma n », 22 Ocak 1985. 8


m i n « ulusal g üve n l i ğ i n pekiştirilmesi için ordu n u n ABD yard ı m la rıyla mo­ dernize edilmesi gerektiğ i » biçimdeki tezleri bası nda eleştiril iyor. Sol Bir­ lik (13) Ozal'ın ABD gezisi öncesinde yayınladığı b i r bildiriyle ha lka ses­ lenerek, üzerinde yen iden görüşmeler ya pılan Savu nma ve işb i rl i ğ i Anlaş­ ması'nın uzatı lmasına karş ı ç ı kmaya çağırdı. Birç o k b u rjuva m u ha lefet partisi temsilcisi de ABD' n i n Türkiye'ye baskı yapma aracı olarak kul landığ ı Amerika n « askeri yardımı»na karşı çıkıyor. Komünistler, d i ktatörlük koşullarında barış savaşım ı nı n en ön sıraların­ da yer alıyorlar. Bini a ş k ı n yurtsever, TKP'ye üye oldu kları için 17 yıla vara n a ğ ı r hapis ceza larına çarptırı l d ı . TKP, halkı m ıza sürekli olarok ül ke­ m izdeki ve d ü nyadaki gelişm e lerle ilg i l i gerçekleri açıklıyor, gelişen süreç­ lerin yön ü n ü gösteriyor, d ünyoyı ve Türkiye'yi tehdit eden sovaş teh l i kesi­ n i n boyutlorını serg i liyor. TKP, bölgem izde bu te hlikenin, Türkiye'de sal­ dırgan eyle m leri için geniş olanaklar sağla na n Amerikan « Çevi k Kuv­ vetleri »nden geld i ğ i n i gösteriyor. Işler oraya kadar vard ı ki, Pentagon'un üsleri ndeki Amerikan a skerleri ne polis yetkileri tanı nıyor. Orneği n 1 3 M a rt 1 985'te ı n cirlik'teki Amerikan a skerleri, burada çalışan ve işgirişinde yasadışı ola ra k üzerlerin i n a ra n m a k istenmesine karşı koyan Türk işçile­ rine kurt köpekleriyle sa ldırdılar, 9 işçiyi ağır yarala d ı lar. Kom ü n i stler, tutu klamayı, işkenceyi ve hatta ölü m ü göze alarak, yay ı n orga n larıyla, bild irilerle, barış savaşım ı n ı n çeşitli soru nla rını halkı m ı za d uyuruyorlar. Orneğin Ada na'daki ve güneydeki öteki illerdeki parti örgüt­ leri yayınladıkları bildirilerde i ncir l i k ü ssünün ABD ta rafından Lübnan halkının sava ş ı n ı ezmeye gönderilen Amerikan askerleri için a ktarma merkezi ola ra k kulla nıld ığını açıkladılar. 1984 N i sa n ı nda TKP ile Türkiye işçi Partisi'nin i zmir örgütüleri b i r l i kte yayı n ladıkları bildiride NATO N ük­ leer Planla ma Gru bu ' n u n izmir topla ntıs ı n ı n militarist a maçlarını kınadı lar. Parti m iz, Türkiye'ni n a ncak a ntisovyetizme ve şove nizme karşı ardıcıl sava ş ı m verilerek bir « ba rı ş ve iyi komşu l u k köprü s ü » haline getirilebile­ ceği görüş ü ndedir. Kom ü n i stler en çetin d iktatörlük koşullarında, halkı­ m ı za Sovyetler Birl i ğ i ' n i', barışçı politika sını, Türk-Sovyet dostlu ğ u n u n öne­ m in i ve perspektifleri n i açıklıyorlar. Onlar Kı brıs soru nuyla, Türk-Yu nan ilişkileriyle ilgili olarak kışkırtılan kör milliyetç i l i ğ i n, sadece ülkemizi e m ­ peryalizmin e l i nde oyu ncak yapa nların işine yaradığ ını ardıcıl ve a maca yönelik b içimde ortaya koyuyorla r. Marksizm -Leninizm ve proleter enternasyo n a l izm i i l keleri bu sava ş ı m ­ da kom ü nistlerin g ücüne g ü ç katıyor. B u y ı l partim i z « Demokratik Tür­ kiye, Daha G üç l ü TKP» belg isi a ltında 6S. kuru luş yıldö n ü m ü n ü kutluyor. Bu yıldönüm ünde «TKP'yi g üç lendirme » kampanyasını açan emektar ko-

(J.1) Sol Birlik, Ara l ı k 1 984'te ku ruld u . Türkiye Komünist Partisi ' n i n yan ı ­

sıra Kürd ista n Oncü işçi Pa rtisi, Türkiye Işçi Partisi, Türkiye Kom ü n ist Emek Partisi, Türkiye Kürdistan ı Sosyalist Partisi ve Türkiye Sosya l i st Işçi Partisi'nden oluşuyor. (Not Red.) 9


m ü n istlerin topla ntı sından sonra yayı nlana n bildiride şöyle deniyo r : « Pa r­ t i m iz, Ma rksizm -leninizm, proleter e nternasyo na l izm i n i n a n a doğrultu s u n ­ dan, i ş ç i sınıfı n ı n, köylülerin, h a l k ı n u l u s a l çıkarlarını savu nma ç izgisinden hiç b i r zaman şaşma d ı . (14) Biz, Türkiye'deki rej i m i faşist b i r rej i m ola ra k ta n ı m lıyoruz. Deneyi m gösteriyor ki, bu koş u l la rda b i le yiğ itçe savaşı � veren s o n derece geniş güçler vard ı r. Bu g üçler i l lega l eylem gösteren T KP ve öteki sol partilerden yasa l bu rjuva m u ha lefet pa rtilerine kada r son derece geniş b i r politik yelpaze oluşturuyorla r. TKP Merkez Komitesi' n i n 4. Ple n u m u oluşan d u r u m u a na l iz ederek, bu g üçler a rasında ortak hedefler v e iste m l e r tem e l i nde diya log kurulması ve eylem birliği ya pı l m a s ı n ı n olanaklı ve zoru nlu old u ­ ğ u nu sapta d ı . Bug ü n d i ktatörl ük ka rşıtı g üç lerin, ba rışsever b i r politika, ABD i le imza la n m ı ş i k i l i kölelik a n la ş m a l a rı n ı n ipta l edilmesini, bütün ülkelerle ve özellikle kom ş u l a rı mızia eşitli k ve karşılıklı ya ra r temelinde i l işkilerin geliştirilmesini. Kıbrıs ve Ege soru n l a r ı n ı n b a rışçı yol la rdan çözü l ­ m e s i n i isteyen, u l u sa l bağ ı m sızlıkta n, d ü nyada b a r ı ş ı n g üç le n mesinden ya ­ na ola n her kesin bi rleşmesi için gerekli koş u l l a rın olgunlaştı ğ ı n ı vu rg u la d ı . ..

Gelişmeler gösteriyor k i , Evren-Oza l d i ktatörl ü ğ ü n ü n kon u m l a rı g iderek zayıflıyor. Bu rejim i n gerçek n ite liğ i n i göste rmel i k bir parlamentoyla örtme ma nevrası boşa ç ı kt ı . Ş i m d i g iderek daha geniş g üçler demokratik b i r Türkiye hedefi etra fı nda b irleşiyorlar. H a l k yığı n l a rı nda g ü ç l ü b i r değişim iste m i olgu nla şıyor. Parti miz, Sol Birl ik'ten b u rjuva m u ha lefet pa rtilerine kada r bütün d i ktatörlük ka rşıtı g üç le ri n reji m e son vermek, u lu s a l , demok­ ratik b i r erk oluştu rma hedefi etrafında bi rleşmesi için sav,a ş ı m veriyor. Biz bu savaşımda TKP' n i n a ld ı ğ ı önlem lerin başa rı için yeterli olma­ d ı ğ ı nı görüyoruz. Karşı m ızda k i düşman, u lu s la ra rası ça pta d a örg ütlüdür. Bundan ötürü, b ize, nükleer savaş ka rşıtı ha rekete öneml i katkıda b u l u ­ na bilmek i ç i n b ü t ü n öteki ü l kelerdeki b a r ı ş g üçleriyle s ı k ı , a ktif' birlik, kardeşçe dayanışma g e reklidir. Tüm a ntiemperya l ist g üçlerin birliğinin temeli, ha rcı ola n d ünya komü­ n i st h a reketinin b i rl i ğ i n i n g üçlend irilmesi, partim i z için son d e rece güncel b i r sorundur. TKP'nin kanısınca, d ünya barışın ı n korunması için kardeş partile r a ra sındaki koord i na syo n u n en üst d üzeye ç ı ka rı lması gerekmekte­ d i r. B u , toplumsal i lerlemeden ya na g üçlerin, emperya l izmin d ü nya ko­ m ü n ist h a reketi ne, halkların u lu sa l k u rtu luş savaşlarına yönelik « sosya l öç .. politikasına daha başa rı l ı b içimde ka rşı koyma la rı n a ya rd ı m ede­ cektir. Biz, bu y ı l ı n Ocak ayında ya pılan Akden iz, Ege denizi, Yakın ve Ortadoğu, Kızıldeniz O lkeleri. Komünist ve Işçi Pa rtilerinin Konfe ransında, dünya komünist ha reketi n i n b i r l i ğ i n i g üçlendirm e yönünde oybirliğ iyle ka b u l edilen samut önerilere (t5) büyük önem veriyoruz.

(I") « At ı l ı m , 1 5 Ocak 1 985. (13) Ayrıntı lı b i l g i için ba k : « Ba rış ve Sosya l izm Soru n l a rı , 1 985. Sayı 4 ; ..

..

« Yeni çağ

10

..

1 985, Sayı 2 , Sayfa 97.


Yuka rda da bel irttiğ i m iz gibi, karm a ş ı k i llego l sava ş ı m koş u l ları nda TKP, tüm demokratik güçlerin u lusa l ça pta b irliğini sağ l a m a k için ça l ı ş ı ­ yor. Açıktır ki, d ü nya kom ün i st hareketindeki birlik pekiştikçe, b i z i m ül ke­ m izde uygu la d ı ğ ı m ı z politika nın ikna gücü daha da artacaktır. Ve tersi ne. sınıf d ü ş m a n ı , d ünya kom ü nist h a reketindeki zayıflıklarda n, çözü me bağ­ lanmış soru nlardan, a ntiko m ü n ist uydurmalar yaymak ve reel sosya l izme sald ı rmak için ya ra rlanıyor. Türkiye egemen çevreleri bu sorun ları biz komü nistleri yıldırmak. i llega litede çalışan ya da işkencede b u l u n a n ko­ m ün istin mora l i n i yıkmak için k u l l a n ı l ı yor. BU' soru nlar oportünizm tara­ fından d a solu parça l a m a k için k u l l a n ı l ıyor. Bir dönem TKP' n i bölmek a macıyla da kullanıldı . Dünyadaki gelişmeler t ü m komün ist v e işçi parti ler i n i n önüne barış, demokrasi ve toplumsal i le rleme sava ş ı m ıyla ilgi l i yen i yeni görevler ge­ tiriyor. Bunları n a s ı l çözeceğ i z ? Kollektif tartış m a , görüş a lış verişi, bu d u rumda bizim için yadsı nmaz bir gereksin i m d ir. Ama bu tartış m a , a ncak orta k sınıf düşmanına ka rşı birl i ğ i n güçlenmesine yardım ettiğ i zaman ve ri m l i olabilir. Emperya lizmin ve onun propaga nda aygıtla rı nın bir dizi komün ist ve işçi partisine. sosya lizm i l e emperya lizmden "eşit uza kl ı kta» durmaları, aynı zamanda da kend i ara larına mesafe koyma l a rı için çeşitli biç i m le rde yoğu n baskı ya ptıkları bir sır değildir. Türkiye'deki d iktatörl ü k koşu lların­ d a TKP'ne de üstü örtül ü biçim lerde böylesi öneriler getiriliyor. Omeğ i n, b u rjuva basınında, değişik biçimlerde, iki toplumsal sistemden de "eşit uza klıkta » dura n, "Sovyet Ma rksizm i »ne karşı çıkan bir kom ün i st parti­ sinin legal çalışabilmesinin gerekli olduğu görüşleri savu nu luyor. Dünya kom ü n ist hareketinin Marksizm-le n i nizm ve proleter enternasyonalizmi temel inde, ba rış ve toplumsal i lerleme için b irliğ i n i daha da sağ l a m laş­ tırması, bu çaba lara verilecek en iyi yanıt olaca ktır. TKP, Marksizm-leninizm'i ülkemiz koş u l la rına ya ratıcılıkla uygu la maya, onun sol içindeki etkisini a rtırmaya ça lışara k, burjuva m i l l iyetç i l iğine ve şovenizme karşı proleter e ntemasyonizm i n i güçle n d i rerek bu sava ş ı m a kend i katkısım ya pıyor. Biz Sovyetler Birl i ğ i ' n i n v e öteki sosya list ü l kelerin tarihsel kaza n ı m la rı n ı ve bu ü l kelerin çağdaş d ünya d a , hal kla rı n sosya l k u rtuluş savaşımı nda oyna d ı k ları belirleyici rolü h a l k ı mıza tanıtıyoruz. TKP' n i n tutu m u açıktır: Türkiye " Barış ve iyi komşu l u k köprüs ü » o l a b i l ir. B u n u n iç i n ü l kede u lusal demokra s i n i n zafere u laşmasında bel irleyici ola­ cak olan sol güçlerin birliğini sürekli genişletmek, öte yandan bölge m i zde ve tüm d ü nyada barışın koru nması ve güçlend irilmesi a macıyla d ü nya komünist h a reketi nin b i rliğ i n i daha da sağ l a m laştırm a k gerekiyor. Türk i ­ ye li komün istler bunu istiyor, b u n u n için savaşıyorlar.

11


Sosyal-ekonomik gelişmeyi hızlandırma stratejisi

Akademisyen Abef Aganbegyan SSCB Bilimler Akademisi Prezidyumuna bağli Üretici Güçleri inceleme Komisyonu Başkanı Sovyet top l u m u i lerlemesi n i n soru m l u bir aşamasına gi riyor. 1986 Şuba­ tında toplanacak olan Sovyetler Birliği Komünist Partisi 27. Kon g resi ha­ zırlı kları sürüyor. Kongrede SBKP' ni n ye ni progra m ı onayla nacak ve 1 2. beş yı l l ı k pla n dönemi ( 1 986-1 990) ve 2.000 yılına kadarki dönem için ü lkenin e konom i k ve toplumsal gelişmesinin a n a hatları belirlenecek . Kongreye doğru g i d i l i rken içinde b u l unulan dönemin özgül ya nları göz­ önü nde tutulara k part i n i n e konom i k stratejisi konusundaki temel konu m ­ larda bazı yepyeni öneriler getirilecek. B u i ş yapılı rken pa rtinin stratejisi ­ nin s ü re k l i l i ğ i ni koruyucu önlemler de a l ı naca k.

SSCB'nin ekonomik ve toplumsal gelişmesinin hazırlandmfması ile ilgili görüş SBKP'nin Nisan 1985 Plenumunda formüle edildi. Bu görüş daha sonra SBKP MK Genel Sekreteri M. Gorbaçov tarafından, b i l i m se l v e teknik ile rlemenin hazırla ndırı lması i le i l g i l i b ir konferansa sunulan raporda g e lişti riidi ve derinlemesine a ç ı l d ı . Bu görüş i le sadece ekono m i k b üyüme ora n ı nda önem li b i r a rtış değ i l , b u n u n ya nısıra sosya list ü retim i n gelişmesi nde yeni tür büyüme, devrimci b i r i lerleme v e b u i lerlemenın entanzif özel li klere bağla nması, e konomi n in ya pısı n ı n büyük ölçüde deği­ ş i k l iğe uğratı lması, bütün ekonom i k mekan izma n ı n radikal bir şekilde yetkin leştiri l mesi ve sosyal soru nların daha ta m b i r şekilde çözülmesi ön­ görül ü yor. Ha zırla nma kta olan strateji k çizg i ü l ke m izin geniş üreti m , b i l i m , tek­ n i k ve personel pota nsiye l i ne daya n m a kta d ı r ve geçtiğ i m i z döne m i n çiz­ g i leriyle sıkı sıkıya bağlıdır. i kinci Dünya Savaşı'ndan sonra, ü lkemizin uğra mış olduğu a ğ ı r kayıp­ lara rağmen, Sovyet e konom isinin h ızla geliştiğini hattrlata lım. 1 950'den buya n a u lusal g e l i r ya k l a ş ı k 10 kat ve kişi başına d üşen gerçek g e l i r ise 5 kat arttı. Geçtiğ i m iz 30 yı lda b ir b ütün olara k, başta gelen kapita l ist ü l kelerden 2 ya da 3 kat daha hızlı bir gelişme gösterd i k . Bu, dengeli bir şekilde d ü ze n l e n m iş ola n sosya l i st e konom i n i n üstünlüklerinin b i r bel irtisiyd i. 1 970' Ierin başları nda n itibaren üretim kayna kları a rtışında bir yavaş­ lama görü ld ü. Oysa, a rtış Sovyet u lusal e konom i s i n i n sürekli y ü ksek d i n a ­ m i k l i ğ i n i sağ layan öne m l i faktörd ü. Aşa ğ ıdaki veriler bu s ü reç h a k kı nda bir fikir veriyor. 12


D R ETi M KAYNAKLARI GOSTERG ELERI

(5 yıllık artış, yüzde olarak) 9. Beş y ı l l ı k plan dönemi ( 1 97 1 - 1 975)

1 0. Beş y ı l l ı k plan dön e m i (1976-1 980)

1 1 . Beş y ı l l ı k p l a n dönemi ( 1 98 1 - 1 985) ( )

52

43

35

Sermaye yat ı rı m l a rı

43

28

16

Ha m ma d de ve yakıt ü retimi

25

10

7

Tem e l ü retim fonla rı

Maddi ü retimde çalışan kişi sayısı

6

*

2

(*) O ngörü. Bu tabloda sermaye yatmm artış hızının 2,5 kat düştüğünü görüyoruz. Bunun başlıca nedeni halkın refahlnı artlfmak amacıyla tüketim fonunun daha hızlı büyümesini sağlamak için ülkenin ulusal gelirindeki birikim payının klSltlanmasıdlf. Bunun sonucunda sabit üretim fonlart artışında da belirli bir yavaşlama görülmüştür. Hammadde ve yakıt üretimi artış oranında 3,5 kat bir düşme vardlf. Bu da maden çıkartmadaki jeolojik ve eko­ nomik koşullartn kötüleşmesinden, SSCB'nin Avrupa kesi­ mindeki eski yatakların tükenmesinden ve maden çıkartma sanayiinin ülkenin kuzeyindeki ve doğusundaki seyrek nü­ fuslu bölgelere kaydmıması zorunluğundan ileri gelmekte­ dir. Her yeni 5 yillik planda maddi üretimde çalişan kişi sayı­ sındaki artış hıZ/nda yavaşlama eğilimi görüldü. Bunun ona nedeni savaşın demografik alandaki sonuçlarıydı. Doğum oranının iyice düşmüş olduğu savaş ytllarlnda doğmuş olan­ ların çocuklart şimdi çalışma yaşına giriyorlar. öte yandan savaşta çarpışmamış olanlar şimdi emekli oluyorlar ve bun­ larin sayısı savaş gazisi olan emekli/erin 2-3 katıdlf. Bunun sonucunda her beş ytllik plan döneminde çalişanlartn sayısının bir önceki plan dönemindekinden yaklaşık 8 milyon kiş; eksik olduğunu görüyoruz. Bilindiği gibi ekonomik faa liyetin sonuçları u lu sa l ge l i rd e bir bütün ola ­ ra k ortaya ç ı ka r. U lusal gelir gerek e ksta nsif ( ü retim kayna klarının geniş­ letilmesi) gerekse e n�ansif (toplumsal üretimde daha yüksek b i r etkin l i k sağ lama) faktörlerin b i r l i kte uygu lanmasıyla a rtmıştır. 13


I ktisatç ı la r, SSCB' nin u lu sa l a rtışı konusundaki genel göstergelerinin şöyle olduğu kanısındalar: (1) ULUSAL GEl i R GOSTERGELERI VE U LUSAL GEli RIN BOYO MESiNI ETK I L EYEN FAKTORLER (5 y ı l l ı k a rtış, yüzde ola ra k) 9. Beş y ı l l ı k pla n dönemi ( 1 97 1 - 1 975)

1 0. Beş y ı l l ı k plan dönem i (1 976-1 980)

1 1 . B e ş yıl l ı k plan dönem i ( 1 981-1985 (*)

Ulusal gelirin tüketime v e bi rikime ayrı l a n kısmı

28

21

18

O retim kaynakları

21

13

10

6

7

7

\irı Ulusal gelir a rtışında enta nsif faktörlerin payı

1/3

2/5

Top l u m sa l ü reti m i n etki nliği

(*) O n görü. Bu ta blo geçtiği m i z 10-15 yıl boyunca ekonomik durumun köklü b ir değişikliğe u ğ rad ı ğ ı n ı gösteriyor. O l kenin e kono m i k geliş mesinde bazı güçlükler hissedilmeye başland ı . Bunun başlıca nedeni, SBKP M K' n i n Ni­ san 1 985 Ple n u m u nda belirtildi ğ i g ibi, ekono m i n i n ya pısıyla ilgili politi­ ka n ı n ve sevk ve idare biçim ve yönte m lerinin değişikliğe u ğratı l m a ­ sı nda yeterince a rd ı c ı l o l u nmaması v e a lı n a n önlem lerin gevşek, tuta rsız b i r şekilde uyg u la n ması ve ta m sonuca vard ı rı l ma ma s ı d ı r. B u n u n sonu ­ c u nda ekono m i, a ğ ı rlıklı olara k ekstansif b i r tem e l üze rinde deva m etti ve üretim kaynakla rı a rtışı nın yavaş yavaş azalmasıyla u lusa l ekono m i n i n d i n a m i ğ i de a y n ı şeki lde yavaşladı . Ekonom i k v e sosya l gelişme n i n hızlandırılması programı önümüzdeki i l k dönemde SSCB'nin u lusal g e l i r a rtış h ı z ı n ı n y ı lda % 3 ' ü a ş ı p % 4'e u laş­ masını ve daha sonra bu ora nı n d a ha yükselmesini öngörüyor. Bu hiç de

(1) i n sa n emeğ i her tip kaynağın köken inde yatar. Çünkü sabit üretim

fonları insa nlar ta rafında n üretilm iştir, onla rın harca d ı k l a rı emeğin maddeleşmesidir. Bu yakıt ve ham m a d e üretim i için de geçerlidir. Işgücü de aynı şekilde, ke ndisini öncelikle e mekte göstermektedir. Bu nedenlerden ötü rü çeşitli ti pteki üretim kaynakla rı tek bir genel gös­ tergede dile getirilen tek bir ölçeğe indirgene b i l i r. Bu gösterge emek g iderleridir.

14


kolay b i r görev değild ir. Çünkü önümüzdeki 12. ve onu izleyecek beş yıllık p l a n dön emlerinde kaynak a rtışı düşmeye devam edecektir. Bu du­ rumda isten i len hızlanma ancak ekonomiyi daha etki li kılara k, d üşüşü telafi edece k ve ulusa l g e l i r büyüme ora nı n ı yükseltecek şekilde etk i l i k ı la ra k sağl a n a b i l ir. B u durumda e m e k üretke n l i ğ i a rtış hızının öne m l i ölçüde (1,5-2 kat) a rtması, bunun yan ı s ı ra üretilen birim ürü n başına h a rcanan ham madde ve ya kıt o ra n ı n ı n yaklaşık iki kez azalması ve ulusa l ekono m i ­ d e k i tutar b a ş ı n a düşen ü r ü n m i kta rı ndaki d ü ş üş eği l i m in i n üstesinden gelinmesi gere kiyor. SBKP MK N isa n 1 985 Plenumunda bel i rtild iği g ibi 12. beş yıllık p l a n dönemi her açıdan ya kıcı önemde bir dönem olaca ktır.

Ekonominin daha dinamik kdınmas/, entamilleşme yoluna sokulması ve ekonominin etkinliğinin her yoldan artınıması Sovyet toplumunun daha da gelişmesinin belirleyici koşulu ve toplumsa l ilerlemenin ana doğrultusu olarak kabul edilmektedir. Dı kemizin önünde başka bir a lternatif yoktur. SSCB' nin ta ri hsel yazgısı ve sosya l izmin yeryüzündeki konuml a rı bu ön­ görülen çizg i n i n başa rı l ı bir şekilde izlenmesine sıkı sı kıya bağlıdır. Ekonomi ve sosya l gelişmenin önemli b i r ölçüde h ı zlandırılması sorum­ luluğu herşeyden önce Sovyetler Birliğ i ' n i n gereksin i m leri ta rafından da­ yatı lmıştır. Bu iç gere ks i n i m ler bekleyen toplumsal sorun ların çözülmesi, yaşa m ı n ka lites i n i n daha yetkinleştirilmesi ve sosya lizmin i lkelerinin pe­ kiştiri lmeşid i r. Uzun e ri m l i hedef nüfusun gerçek g e l i rlerinde a rtış ora ­ nı nda öne m l i b i r yükselme sağ lanmasıd ır. Toplumumuz böylesi ivedi gö­ revleri b i li msel temele daya lı beslenme norm larına ulaşa ra k, daya n ı klı tüketim ma llarına olan ta lebi daha iyi karşı layarak, bu malların kal itesi n i yükselterek, konut yap ı m ı , sosyal yard ı m l a r v e h i zmetler a l a n ı n ı gen işlete­ rek ele a l ıyor. Sağ lı ğ ı n korun ması ile eğitim ve kültürün geliştirilmesi için daha ya p ı lacak çok şey va r. Bu da önemli m i ktarda ek fon gerektiriyor. Çocuklu ailelerin g e n l i ğ i n i n öncelikle yetkinleştirilmesi, özellikle de çocuk ba k ı m ı kurumları n ı n ihtiyacın ı n daha iyi karş ı l ı nması, buralarda ücretsiz, ya da az bir ücretle yer sağlanabilmesi için d a ha çok şeyler ya pılması gere kiyor. Ekono m i k ve sosyal gelişmenin hızlandırılması zorunluluğu dış koşullar tarafı ndan d a dayatı l ıyor. Lenin hayattayken, sosya l i z m i n kendisini çev­ releyen d ü nyayı öncelikle ekono m i k politikası ve ekonomik ve sosya l a l a n ­ d a ki başarıla rıyla etkileyece ğ i n i beli rtm işti. Görev, toplumsa l emek üretke n l i ğ i n i d ü nyadaki en üst d üzeylere ç ı ka rt­ mak ve Sovyetler Birliği'nin ekonomisini ha lka en yüksek yaş a m düzeyin i v e hayat ka l itesini sağ layan sosya l i st ekono m i sistem i n i gözle görü l ü r üstü nlüklerinin somutlaştığı b i r örgütlenme v e etkililik örneğ i durumuna getirmek şeklinde konuyor. SSCB ekonomisinin daha dina m i k o l ması içi n ekonom i k b üyümesinin Birleşik Ameri ka ya da öteki sa nayileş m i ş kapita l ist ülkelerden d a ha hızlı 15


o l ması gerekiyor. Bu da a ra d a k i e kono m i k gelişme açığ ı n ı n aza ltı l ması a n l a m ı na gel iyor. B i r d iğer görev SSCB' n i n dış tica reti ni daha hızlı b i r şekilde genişletmek, ihracat ve ithalatın g ittikçe artmasını sağlamak için perin ya pısal deği­ ş i kl i kler ya pmaktır. Oncelikle sosya list ülkeler top l u l u ğ u a ra s ı nda ka rş ı ­ lıklı yarar temel i nde ya p ı l a n u luslara rası b i r işböl ümü ü retim i n etk i l i l i­ ğ i n i a rtırmada gerçekçi bir yold u r. Son d e rece öne m l i ola n b i r nokta da kapita l ist devletlerin stratejik doğru ltu larından ekonom i k bakımdan tama­ m e n bağımsız olmak ve B i rleşik Amerika ve bazı diğer ü l kelerin başvur­ dukları ayırımcı önlemler karşısında zedelenmez duruma gelme ktir. Bu­ nun yanısıra e m perya l i z m i n sa ldırgan pol itika sı SSCB'yi savu nma kapa­ sites i n i a rtı rma k zoru nda b ı ra k ı yo r ve onu B i rleşik Amerika ile a s kersel stratejik de ngeyi korumaya zorluyor. Bu da hatı rı sayı l ı r ek harcam a l a r gerekti riyor. Bu nedenlerden ötü rü ekono m i k v e sosyal gelişmenin hızlan­ d ı rı l ması top l u m u m u z için gerek iç, gerekse u luslara rası açıdan b i rincil b i r politik, ekonom i k ve sosyal önem taşıyor. Sovyetler Birliğ i ' n i n böylesi bir hızla n d ı rmayı g e rçekleştire b i lecek gerçek pota nsiye l leri var m ı d ı r ? Bu iş ya p ı l a b i l i r m i ? Evet, böylesi pota nsiyellerim i z vard ı r ve geleceğe g üve nle ba kıyoruz. Ken d i m ize bu g üveni m i z nereden ileri geliyor? Bu g üven ilk önce teknik ve ekono m i k a la ndaki değerlendirmelere ve kanıtlamolara daya nıyor.

SSCB Bilimler Akademisi ve Devlet Bilim ve Teknoloji Ko­ m ite si bilimsel ve teknik ilerleme ve bunun önümüzdeki 20 yddaki ekonomik ve toplumsal sonuçlart ile ilgili bir komp­ leks program hamladı. Bu programda gerek tek tek sek­ tör ve alanlarda gerekse bir bütün olarak ulusal ekonomide üretimin etkinliliğini arttrmak için köklü incelemeler yapma konusundaki geniş potansiyel/er gösteriliyor. OIkenin 12. beş yılltk plan dönemindeki ve 2.000 ydtna kadarki ekonomik ve sosyal gelişmesinin ana hatlar taslağı da bu belgenin IŞI­ ğtnda haztrlanmışttr. i ki nci olara k, ekonom iyi yönetme konusu nda SSCB'deki ve b i r dizi diğer sosya list ü l kede elde edilen tarihsel deneyim ve b u n u n ya nısıra ülkemizde uyg u la nm a kta olan geniş ç a p l ı p i lot ekono m i k şem a l a r bu görevlerin gerçekçi olduğunu gösteriyor. (2)

Nitekim 8. beş yıllık döeminde (1966-1970) ulusal gelirin ve toplumsal emek üretkenliğinin artış oran lart kayda de­ ğer şekilde yükselmişti. Tutar baştna düşen ürün paytndaki olumsuz düşem eğiliminin genel olarak üstesinden gelinmişti. (2) Yeni ekonom i k mekanizmanın doğru lu ğ u n u n s ı na n ması a m a cıyla 1984 y ı l ı nd a 5 bakanlığa bağlı işletmeler ve k u ru luşlar e�onomiyi yönetme konusundaki yeni koşu l l a ra soku ldular. 16


Ekonominin örgütlenmesinin iyileştirilmesi, toplumsal re­ zervlerin ve potansiyel/erin harekete geçirilmesiyle de önemli hammadde ve yakıt tasarruf/arı sağlanmıştı. Kaynak artışında özellikle önemli bir düşüş olmasımn, bir dizi kötü hasadın ve bunlarlO yamsıra uluslararası durumun gerginleşmesinin sonucunda 1 979 ile 1 982 yılları ,arasında ülkenin ekonomik gelişme hızı önemli ölçüde yavaşladı. SBKP Merkez Komitesi'nin Kasım 1 982 Plenum kararlan ve bu Plenumda Yu ri Andropav'un yaptığı konuşma' olumsuz eğilimlerin üstesinden gelmek için partiye ve halka yapılmış bir çağnydı. Bu kararlar ve konuşmada rezervlerden ve po­ tansiyel/erden yararlamlmaslnln, düzen ve disiplinin sıkllaş­ tmlmasının ve emekçilerin inisiyatifinin daha çok desteklen­ mesinin altı çiziliyordu. Sonuçlar çok çabuk somutlaştı. Sa­ nayi mal/afl üretiminde artış 1982'de % 3 iken 1983 ve 1 984'de 0.'04,2 ye yükseldi. Tonm mallan üretimde 1983 ve 1 984'de o,'ı) 9 artarak bir önceki dönemdeki düzeye ulaştı. Burada önemli olan gelişmenin sadece ulusal ekonominin her alanında emek üretkenliği artışımn yükselmesiyle hızlan­ mış olmasıdır. Orneğin sanayide emek üretkenliği artışı 1 982'de 0'02,1 iken 1 983'de il i) 3,6'ya ve 1 984'de de % 3,8'e yükseldi. Böylece 2 yıl içersinde kişi başına düşen gerçek gelirin % 5 dolayında yükselmesi ve konut yapımı, sosyal yardımlar ve hizmetler alanında planlann aşılması sağlandı. Kuruluşların ve -işletmelerin bağ ı msızl ı k ve soru m l u l u klarının geniş çaplı b i r ekono m i k pilot şema uyarı nca genişleti lmesiyle diğer sektörlere ürün tes l i m i konusunda planın dolduru lmasında önem l i gelişmeler oldu. Sadece emek ü retkenliğinin artmasıyla, çalışan personel sayısı a rtırı l m a d a n ü re­ t i m i n a rtması mal iyetlerde e k bir d üş üş sa ğ la d ı . Ve başka ekonom i k ve teknik göstergelerde gelişmeler oldu . Ama pota nsiyeller yeterince ku l­ lanılmadı. Bu nedenle bu ekono m i k deneyi m i n daha kapsa m l ı uyg u la n­ ması ve derin leştirilmesi, daha iyi sonuçla r sağlayaca ktır. Oçüncü olara k, SBKP MK ve o n u n Politbürosu'n u n ü lkeni n ekono m i k v e sosyal gelişmesinde bir dönüm yaratmayı v e tasa rlanan b ütün önlem­ lerin ta m olarak u ygula nmasını a maçlayan kararı ve Sovyet ha lkınn bu çizg iyi oybirliği ile desteklemesi partin in koyduğu görevlerin yerine geti­ re b i l mes in i güvence altına alıyor, kesin kılıyor. Ekono m i k gelişmede gözle görü lebilir bir hızlanma nasıl sağlanabilir? Ekonomiyi enta nsifleştirmede ku llanı l a n ve ekono m i k büyüme h ı z ı n ı belir­ leyen birb irine karşılı klı bağ l ı iki araç va r. Bunla rdan birincisi ekonomik, örgütsel ve toplumsal rezerveleri ha rekete geçirmek, öncelikle de insa n faktörünü g üçlendirerek a sgari harcamayla görece hızlı ka za nç e lde edil17


mesini sağ la m a ktır. Fa kat i l k adımda eriş i l mesi d a h � kolay ola n bu rezerv ve pota nsiyeller sınırl ı d ı r. Enta nsifleşmenin a na stratejik a ra c ı b i l i msel ve teknik ilerlemeyi köklü bir şekilde hızlandırma ktır. Bilim ve teknikteki en so n ka za n ı m la rı n ü retimde yayg ı n bir şekilde kulla n ı l masından sonuç elde etme k za m a n ve büyük h a rca ma la r isteyen bir iştir. Fakat sonuçları daha öne m l i ve daha ka lıcıdır. Pa rtimizin görüşünün özü va kit geç i rmeksiz i n ekonom ik, ö rgütse l v e toplumsal rezervleri harekete geçirmek, böylece ü l ­ k e n i n ekon o m i k v e sosya l geliş mesinde b i r i t k i sağ l a m a k, bunu yaparken bir yandan da Sovyet ekonomisinin gelişme o ra n ı ndaki yen i a rtışı a rtırıp deri nleşti rmek a macıyla b i l i msel ve teknik ilerlemenin köklü b i r şeki lde d i na m i kleştiri lmesinin koşullarını hazırla maktır. Bu da ekonomiyi yönetim siste m i n i n bütünüyle kökten yetkinleşti ril mesini gerektirecektir. SBKP halkı teşvik etme n i n , ekono m i n i n rasyona l izasyonu için h a rekete geçirmenin ve çalışma heyeca nı yartm a n ı n, te k tek her b i r kiş i n i n kendi işyerinde en üst d ü zeyde etk i l i b i r şekilde çalışmasını sağla m a n ı n , öze l ­ l ikle ö n e m l i o l d u ğ u ka n ı s ı ndadır. Da ha i y i örg ütlenmenin, d a ha s ı k ı bir disiplinin ve kendi işine yaratıcı bir şekilde yakla ş m a n ı n , maddi koşu l l a r hiç değişmeksizin ü retim i n etki n l i ğ i n i n ö n e m l i b i r şeki lde a rtması n ı sağ­ lad ı ğ ı n ı gösteren çok sayıda örnek va rd ı r.

Omeğin Novosibirsk kentindeki 15 işletmedeki uygulamacı mühendis ve teknisyenleri ve bütün öteki işçileri kapsayan 46 atelye ve kısımdaki kollektif/er deneme olarak bir Iwllektif emek örgütlenmesi şemasını benimsediler, Bu şe maya göre özyönetimli kollektitin bütününe topluca bir ücret ödeniyor, daha sonra bu tutar herbir kollektif üyesinin yaptığı işe göre kollektif üyeleri arasında paylaştlıyor. Bir ytl içersinde emek üretkenliği % 15 ve ortalama ücretler % 6 arttı. Oysa aynı atelye ve kısımlarda eski usul ça"şuken bu artış oranla" sadece % 5 ve °,'0 2,5 idi, Ş i m d i boydan boya b ütün SSCB'de ü rün lerde yü ksek ve rekabet ede­ Bu yönelimi destek­ lemek için toptan fiyatlara zam ya p ı l d ı . Ka lite l i ü rünlere kalite l i ürün belgesi veril iyor. Düşük kal iteli, rekabet gücü olmaya n m a l la rı n ise fiyat­ ları d ü şürülüyor ve böylece böyle malların kazanç getirmez d u ru m a getiril­ mesi a maçla nıyor. Oret i m i standa rtize etmek ve ü reti m i n kalitesi nin, b ütün aşa m a la rında, yani i ncelemelerden başlaya ra k i m a lat ve tüketime kadar d a ha da yükselti l mesini teşvi k etmek için çalışmaların yoğu n laştırı lması öngörülmekted i r. iyi ka lite, daha fazla üretmekle eşdeğerlid i r. Ama buna e k olarak üret i m i n etki nliğini ve kaynakların daha iyi ku llanıldığını da göstermekted i r. bilir bir kalite sağlanmasına doğru bir yönelim var.

Merkez Komitesi ' n i n N isan Ple n u m u nda ve SBKP M K' n i n b i li m se l -teknik i lerlemenin h ı zland ı rı lması ile i l g i l i konfera nsında b i l i msel ve tekni k iler18


le mede köklü değ i ş iklikler gerçekleştirecek ve bi limsel ve teknik ile rle­ meyi u lusa l ekonom in i n entansifleşmesi n i n ana kaldıracı d u ru m u n a geti­ recek yeni b i r pol itika gel işti riid i. B i l imsel-teknik i lerleme karşa m ı k, çok yönlü b i r olgudur. Bugün va rolan tekni ğ i n ve teknoloj i n i n devri m c i bir şekilde yetki nleşmesinin .ya n ı s ı ra a za m i etk i n l i k sağlayan tam a me n yeni teknolojik sistem lerin devrim c i bir şekilde devreye soku lmasını da kapsa r.

Şimdiye kadar ulusal ekonominin pek çok kolunda bu konudaki gelişme zaydtı ve teknik ve ekonomik göstergeler­ de belirli bir iyileşmeden öteye bir şey sağlanmıyordu. Bu ise ağırıtkıı olarak büyük yatınmlar gerektiren bilimsel ve teknik ilerlemeydi. Emek üretkenliği teknoloji düzeltilerek, makineler ve donalim modernleştirilerek artınltyordu. Bunun sonucunda ek yatmmlar gerekiyordu ve bu da fonlarm verim­ liliğini düşiirüyordu. G ü n ü m üz koş u l la rında ise önce l i k tem e l nokta la rd a k i değişikliklere veri lmelidir. Bu ise b i l imsel-teknik devrim in sosya lizme özgü yöntemler kulla n a ra k ve pla nlı ekono m i n i n ve her türlü söm ü rüden kurtu lmuş i nsan­ ların ya ratıcı faa l iyeti nin getird i ğ i üstünl üklerden sonuna kad a r yara r­ l a na ra k gerçekleştirilmesidi r. içinde b u l u n d u ğ u m u z koşu llarda b i l i m se l-tek n i k devrim, çalışma koş u l ­ l a r ı n ı n iyi leşti rilmesini, ç a l ışmaya daha kapsa m l ı v e yen i l ikçi b i r nitel ik kazandırılmasını ve insanların yaşam d üzeyi n i n yü kselti lmesini amaçlıyor.

Oretimin bazı alanlartnda ve kollartnda mekanizasyon ve otomatizasyon sonucunda kendilerine gerek kalmayan emek­ çiler devletin planlı bir şekilde yeni işyerleri açacağı ve kadrolann yeniden eğitimini sağlayacağı başka üretim ke­ simlerine tedricen aktanlacaktır. Böylece sanayi robotlartnm kullanılması ve otomatikleştiriimiş üretim gibi yöntemlerle bilimsel-teknik devrimin hızlandmıması işsizliğe yol açma­ yacaktır. Bilim se l -teknik devri m i n gerçekleşt i rilmesini olanaklı kılan yolla rı ta n ı m ­ lcımak i ç i n , sosya l-ekonomik bir süreç olon bilim se l -teknik devrimi bir bütün ola ra k değerlendirmek yerinde olaca ktır. Bili msel-te k n i k devrim, b u n u n ya nısıra yatı rı m larda ve ekon o m i k ya p ı l a rd a köklü değ işikl ikler ya pı lması a nl a m ı na do gelmektedir. Yeni teknik yeni t i p emekçiler gerek­ tird iğ i için, öğ retim ve kadroların yetiştirilmesi ve yen iden eğitim siste­ m i nin b ütün ünde devrim de b i l im se l -teknik devr i m i n öne m l i b i r u nsu rud u r. Aynı şekilde işyeri yöneti m i , ça l ı ş m a n ı n planla nması ve örgütlenmesinde bili msel yöntemlerin devreye sok u l masında etki li ekonom i k mekanizma b i ç i m le ri n i n uygulanmaya konu l ması nda ve yönetim ala n ı nda b i l g i sayar19


l a ra ve orga niza syon tekniğine başvura ra k en üst düzeyde gelişmiş bir teknik temel i n yaratı l ma sında gerçekleştirilecek devrim de büyük b i r rol oynamaktad ı r. içinde b u l u n d u ğ u m u z aşamada her ü retim tipinde u y u m l u b i r tekno l o ­

jik sistem oluşturulması b i l i m sel-teknik devrim i n ayırdedici öze l l i ğ i d i r. Bu

sistem birbirine karşı l ı klı b a ğ ı m l ı b i r ma kineler ve en son kuşa k dona ­ tım l a r zinciri temeli üzerinde k u ru l muştur. Da ha önceki tekni k düzeyde n fa rklı ola ra k, çok operasyonlu teknoloj i le rden yüksek b i r yoğu nl4ğa ve g üven i l irliğe sahip ve az sayıda operasyona g e re k duyulan teknoloj ilere geç i lmekted ir. Az a rtı k b ı rakan ya da hiç b ı ra kmayan teknoloj i ler, karma­ şık mekanizasyon ve otomatizasyon devreye g i rmektedir. Bu iş gerçekleşi rken modern sanayi sisteminin m ikro e lektro n i k ile bir tür kaynaşmasına tan ı k o l u n m a ktadı r. B u n u n sonucunda büyük esneklik­ leriyle ötekileri nden ayı rt o l u na n otomatikleştirilmiş yen i siste m le r ortaya ç ı km a ktad ı r. G ü n ü m üzde işte bu m ikro e lektro ni k, hassas ö lç ü a letleri ya p ı m ı , b i l g i saya rla r, telekom ü n i ka syon a raçları, kısacası enformatik, b i l i m sel-teknik i l e rlemenin gerçek kata l izatörü ve onun itici unsurlarıdır. K uş k us u z ki u yu m l u teknolojik sistemler, üretim ve ça lı ş m an ı n yen iden kol lektif b i r şeki lde örgütlenmesini ve daha i leri b i r işy. e ri yönet i m i n i ge­ rekti rmektedir. Ortaya ç ı ka n karma ş ı k teknoloj i k ve ekon o m i k s istemler emek üretke n l iğ i n i n b i rkaç kat a rtmas ı n ı , b irim başına düşen ham madde, gereç ve ya kıt ha rcam a ları n ı n öne m l i ölçüde d üş mesine ve fonların ve yatırımları n etk i n l i ğ i n i n ve kazançlılığ ı n ı n öne m l i ölçüde a rtmasını sağ­ l a m a ktad ı r. O ne m l i sabit fonlar g e re kt i ren evri mci b i l imsel-teknik i le r­ leme yerini sabit fon la rd a n tasa rruf eden teknoloji k siste mlere b ı ra kıyor.

Nitekim SSCB'de hidrolik yöntemle kömür çıkarılmasıntn yaygınlaşması bir yandan bu alandaki özgül yatırımların % 20-30 oranında azaltılması ve metal tüketimini 2 kat dü­ şürürken bir yandan da emek üretkenliğinin 3-4 kat art­ masInt sağlıyor. ate yandan bu yöntem madencilerin için­ de bulundukları güç koşulları önemli ölçüde hafif/etiyor. SSCB'de makine yapımında yığmsa/ üretimde bulunmak için geliştirilen rotorlu hatlar ve konveyör!er bir yandan ürün başına düşen fon yoğunluğunu ve üretimde kullantlan alan­ ları önemli ölçüde azaltırken bir yandan da emek üretkenli­ ğinin 5-10 kat artmasını sağlamaktadır. Metallerin kesilmesinden, meta/lerin profillendirilmesi yön­ temlerine geçilmesi hem büyük miktarda metal tasarrufu sağlamakta hem de makine yapımında emek üretkenliğini kat kat artırmaktadır. Sahip olduğumuz teknolojiler tesviye araçlarını, küçük boyutlu yüksek basınçlı özel presleri, büyük enerji gücüne sahip kaynak makinelerini ve diğer en ileri 20


teknikleri kullanmamızı sağlıyor. Bundan 20 yil önce ilk defa olarak SSCB'de geliştirilip kullanılan çe liğin sürekli akıtil­ ması devrimci teknolojisi önemli ölçüde yeniden yetkinleş­ !iri/di. Bu teknoloji bu yeni haliyle demir-çelik sanayiinde geniş ölçüde kullanilacak. Ornekler a rtırı l a b i lir. Bununla birl i kte modern teknoloj i k siste m leri bü­ y ü k ölçekli o l a ra k uygulamaya koya b i l mek, yüksek b i r ekonom i k kazanç elde edebilmek, üreti m i n etki l i ğ i n i ve u lusal g e l i r a rtış ora n ı n ı hızla a rt ı ra ­ bilmek için, a d ı geçen üstün teknoloji k sistemlerin uyg u l a n masını sağ­ layacak yeni kuşa ktan makine ve donatı m ların b üyük m i ktarla rda ü retil ­ mesini başlatmak zorun l u d u r. Bu n u yapa bilm e k için ise m a kine yap ı m ı ve ona bağlı bütün kolla rı n geliş mesine öncel i k ta n ı m a k gerekmektedi r.

12. beş yillik plandan başlayarak makine yapımındaki ar­ tış hlZlnm artmlması ve bu amaçla bu alandaki yatmmlarm 1,8 ile 2 kat arasmda artmlması öngörülmektedir. Bir iş kolundan başlanarak tüm ulusal ekonomi bilimsel-teknik ilerleme teme linde yeniden yapliandmlacaktır. Burada söz­ konusu olan öncelikle makine yapımı kolunu modernize et­ mek, uzmanlaşma ve işbirliğinde atilı m sağlamak ve imal edilen ürün çeşitlerinde köklü bir yenilik sağlamaktır. Modern bir tekniğe ve teknolojiye daya n ı larak teknik a la nda öne m l i b i r modernleşme sağla nacak v e u lusal ekonom i n i n b ütün kolla rı yen id e n donatı lacaktı r. Bu iş e s k i s a b i t üretim fonların ı n yerine yen i ve etk i l i ü re­ tim fon la rı konu l a ra k ya pı lacaktı r. D n ü m üzdeki y ı l l a rd a kullanı lan fon­ ların yenilenmesi hızın ı n 2 kat daha a rtırılması öngörü lmektedir. Toplumsal ü retim i n t ü m ü n ü n teknik ba k ı m d a n modern ize edilmesini a maçlayan çizgi yeni b i r yapı ve yatı rı m l a r politikasını da bera beri nde getiriyor. Halen üretim yatı rımlarının iiçte i kisi yeni ü retim kapa sitelerinin kurulmasına ve ü retim i n g e n i ş letilmesine ve sadece üçte biri tek n i ğ i n modernleştirilmesine v e yeniden donatı m ı na ayrılıyor. 1 2 . b e ş y ı l l ı k plan döne m i nde bu payın yatırı mların en a z yarısına ulaşması öngörüıüyor. Dte yanda n yen i yapı ve yatırı m l a r politikası yatı rı mların kaynak tüketen iş kolla rı nın yara rı na bir şekilde ve b u ra la rda tasarruflu teknoloji lerin ge­ l işmesini sağlayacak b içimde paylaştı r ı l ması nı öngörüyor.

Hammadde ve yaklf fiyatlarmm arttığı koşullarda bunlarm çıkartılması yerine tasarruf edilmesi için yat/flm yapmak 2-3 kat daha yararlıdır. Bu nedenle kara yolu taşımacllı­ ğmda dizel motorlar kullanılması hedef almdı. Böylece % 30-40 oranmda benzin tasarrufu sağlanacaktır. Aynı şe­ kilde odun işlemede tasarruf edilecek, maden cevherlerin­ den ve temel kimyasal maddelerden daha tam olarak yarar21


lanllacak ve tasarruf edilen maddelerin yeniden üretime azami boyutlarda sokulması sağlanacaktır. Bütün bu ke ­ simlerin gelişmesine öncelik tanınacaktır. Tarım alanında öncelik daha elverişli ve az yatmm gere/< ­ tiren yöntemlere tanınacak, ekin ve hayvancılıkta ve rimin artmlmasından başlanarak, bioteknolojiye, tarım ilaçları kul­ lanımına ve proteinlerin mikrobioyolojik olarak !Üretimine geçilecektir. Bilim ile üretimin birleştirilmesi konusunda en etkin örgüt­ sel biçimler aktif bir şekilde araştmlmaktadır. « E. O. Paton .. Elektrik Kaynağı Enstitüsü tarafından başlatılan deney hem araştırma ve yapım birimlerini hem de fabrikaları içeren güçlü bilimsel-teknik merkezlerin nasıl örgütlenmesi gerek­ tiğini gösteriyor. Hem araştırmaya hem de bilimsel-teknik kazanımların yaygın bir şekilde uygulanmasına yönelik ola­ rak bu bilimsel-teknik merkezlerin bilimsel teknik ilerle­ menin çeşitli alanlarında yaratılması öngörülmektedir. Araştı rma ve ü retim grupları n ı n faal iyetleri konusunda ü l ke m i z zen g i n b i r deneyim sa hibi oldu. Bu g r u p l a r a ra ştırma, ya p ı m kuruluşları, öncü fa brika ve seri i m a la t yapa n fa brika l a rdan oluşuyor. Yu karıda be l i rttiği­ m iz e n elverişli tekni k sistemlerin gel iştirilip, yayg ı n b i r şeki lde devreye sokulması a macıyla yen i yeni a ra ştırma ve ü retim gruplarının kurulması öngörülmektedir. Bilimsel-te k n i k ilerlemenin kısa bir sürede hızlanması kaçı n ı l mazlı kla Sovyet b i l i m i n i n rolünü de a rtı rıyor. B i l i m , Sovyetler Birl iği'nde ayrıca lıklı b i r yer işga l ediyor. Ve gere k SBKP' n i n , gerekse devletin sürekli u ğ raş a la nı n ı oluştu ruyor. G ü n ü müzde yeni b i l g i kaynakları sağ la m a k ve yep­ yeni teknoloj i lerin tekn i k teme lini oluştu rmak için ya p ı la n köklü a raştırma­ l a rı n hızlı b i r atı lı m ı nı n sağlanması söz konusudu r. SSCB B i l i m le r Akade­ m isi teknik b i l i m ler a l a n ı nda böylesi a raştırmaların gel işti rilmesine daha büyük b i r ilgi göste rme l i d i r. Aynı şekilde yü ksek okul larda ki b i l i m ada m ­ la rına da öne m l i görevler düş üyor. Uyg ula ma'lı b i l i m lerde ise her şeyden önce b u n l a rı n ü reti m l e bütün­ leştirilmesi, sanayise l temellerin sağ l a m laştırı lması, bu a maçla a raştırma enstitü leri nin ve i nceleme bü rola rın ı n büyük ü retim g ru plaşmalarına bağ­ lanması (bu konuda DAC'deki konbinaların deneyimleri nden yara rlana­ b i li rler) ve yen i a raştı rma ve ü retim g ru pları n ı n kurulması gere k iyor. Son za m a n l a rda parti belgelerinde, p l a n l a m a n ı n ve yönetimin eko no­ m i k meka n izmanın t ü m ü n ü n yeniden ya pılanmasını sağ la ma k a m a cıyla yen i bir yaklaş ı m ı n geliştiri lmesine g iderek daha fazla d ikkat ayrı lm a kta ­ d ı r. Bu yeniden oluşu m la rı n s ı n ı rları a n a hatlarıyla açı kça çizilm iştir. Top­ l u m u n gereksinimlerini daha ta m ola ra k karşı laya b i l m e k için ekono m i k 22


mekanizmayı ulusal ekonom i n i n etk i n l i ğ i n i n yükselti lmesine ve b i l i msel­ t(.kn ik ilerlemenin hızland ı rı l masına yönlendirmek önem taşıyor. Artık ü re ­ tic i n i n kendi koş u l la rı n ı tüketiciye dayata b i l d i ğ i d u ru mu n üstesinden gel­ mek, pek çok a la ndaki açıkl a rı kapatmak ve üretim i gerçekten tüketicinin is te ğ i ne b a ğ ı m l ı kılmak görevi g ündemded i r. M. Gorbaçov SBKP Merkez Komitesi'nin konfe ra nsına sunduğu ra porda şöyle diyo r : « Demokratik me rkeziyetç i l i ğ i d a ha da g üçlendirmeli ve geliş­ tirmel iyiz. Yöneti mde ve pla nlamada merkezi leştirici i l ke n i n geçerl i l i ğ i n i yükseltmek, işletmelerin v e bi rliklerin ekonom i k özerkl i ğ i n i v e soru m ­ l u l u ğ u nu önem l i ölçüde a rtırmak, d a ha esnek yönetim , f i na nse etme ve meta - p a ra i l işkisi biçim ve yönte m leri nden daha a ktif b i r şekilde ya ra r­ lanmak, her türlü ekono m i k ka ld ı'raç ve teşvi klerden ya ra rlanmak, yeniden ya p ı la n m a n ı n esas temelidi r» . (l) 1 2. Beş y ı l l ı k plan döne m i nde u lu sal ekono m i n i n bütün kolla rı nda yeni yöntemler uyg u l a m a k için uyu m l u bir sevk ve idare sistem i a n layı ş ı n ı n en kısa zamanda oluşturu lması amacı kond u . Bu görevin ekono m i n i n yöne­ timinin e n üst kademelerinden baş lanara k u yg u lanması öngörüıüyor. Eko­ nom i n i n planlanmasını hatırı sayı l ı r b i r şekilde iyileştirmek ve ekono m i n i n yöneti m i n i n merkezi u nsu ru olan SSCB Pla nlama Kom itesi' nin görev v e soru m lu lu ğ u n u gözle görü l ü r şeki lde a rtırmak söz konusud u r. Bu işte b i l i msel-tekn ik i lerleme u l u sa l ekono m i k planın bütü n ünün iskeletini oluş­ turmalıdır. Dze l l ikle m a ki ne ya p ı m ı , enerj i ve ya kıt ü retim i , u la ş ı m , ta rım -sanayi sektörü ve d iğ e rlerindeki büyük ekonom i k kom pleksierde işyeri yönetim organları kurul ması konusunda bir öneri geliştiriidi. Bu öneri uyarı nca bund a n böyle ba ka n l ı kların görev ve işlevleri büyük ölçüde değişi kliğe u ğ ruyor, işletmelerin ve kendilerine bağ l ı öteki kuru ­ l u ş l a r ı n üzerindeki gereksiz vesayetleri ka ldırılarak, baka n lı klara d i kkat­ lerini perspektif planlama ve b i l i m i n ve tekniğin kaza n ı m la rı nd a n ya ra r­ lanma olanağı ya ratılıyor. B u n u n sonucunda ekonom i k yönetim aygıtı öne m l i ölç üde küçülecek ve lüzumsuz halka la r ka lkacaktır. Ekonom i n i n yönet i m i ile i l g i l i g ü n l ü k faa l iyetin b ü y ü k k ı s m ı birli klere v e işletmelere kayd ı rı lacak ve b u n l a r doğ ruda n bakanlı kla ra bağla nacaktı r. Bu rada sözkonusu olan e ko nom i k teşvik siste m i n i n b ütününde ye n i bir ya klaşım beni msemek ve daha etkin bir şekilde işleyen ve bil i m sel-teknik i ler­ lemenin hızlandırılmasını başara n birlik ve işletmelere elverişli koş u l l a r tanıyacak b i r ekono m i meka n izması ku rma ktı r.

Böylesi işletme ve birliklerin ellerinin altmda üretimde ve sosyal alanda aıııtm sağlamak, çalışmanm karşılığını ver­ mek konu laf/nda daha büyük olanaklar bulunması mantıksal CL) « Komünist» , N2 9, 1 985, s. 27 (Rusça ) . 23


olocoktır. Bunu sağlamak için fiyat oluşumunu olonak" öL­ çüde düzeltmek ve birlik ve işletmelere tam bir mali özerklik tammak öngörülmüştür. işletme ve birlikler mali kaynakla­ nn/ tam bir serbestlik içinde kullanabilecekler ve emek üret­ kentliğini artırmak ve işyerini yönetmek için en rasyonel yön­ temleri seçebileceklerdir. Birlik ve işletmeler üretimlerinin teknik düzeyini ve kalitesini yükseltmek için vazgeçilmez olan araçlart kendileri elde etme olanağına sohip olmalı ve bu kaynaklart özgürce kullanabilmelidirler. Bütün bunlar ekono­ minin etkinliği ve üretimin kalitesi konularında b irlik ve işlet­ melerin artan bir sorumluluğa sahip olmalartyla sıkı sıkıya bağltdır. Kollektiflerin ça lışmalarının sonuçla rıyla ça l ı ş m a n ı n karş ı l ı ğ ı n ı n öden­ mesi sistem i a rasında sıkı bir karşılıklı bağ ı m l ı l ı k kuru l ması özel önem taşıyor. Birlik ve işletmelerin çalışma ları sırasında e k i p ler hali nde çalışma i lkelerinin yayg ı n laştı rılması öngörülmekted ir. Böylece kollektif örg ütle n ­ m e v e ça lışmanın teşviki b iç i m le rinin konuşu kon u su nd a yu ka rdan u y­ gulanan yönetim siste m i n i n iyileşti rilmesiyle e mekç i lerin in isiyatiflerinin b i r a raya getiri l mesi a maçlanıyor. Bütün bu önlem lerle h a rc a m a la rı a za lta n bir ekono m i k mekanizma ku­ ru lmasın ı n sağlanması, böylece hızlandırılmış b ilimsel-teknik i le rleme te melinde ekono m i n i n enta nsif b i r şeki lde yayg ı n laştı rılmasına itki sağ la n ­ ması a maçla nıyor.

Ulusal ekonominin bütün alanlannda önemli değişikliklerin eşiğindeyiz. Bu değişiklikleri sağ l a m a n ı n belirleyici gücü i nsan faktörüd ür. Ve pa rti bu işe b üyük önem vermekte, en üstten ta bana kadar kadroların kafa ­ l a rında ve tutu m la rı nda kesin değişiklikler yapmaya, onlara görevleri konusunda yeni bir davra n ı ş kazandı rmaya çalışma ktadır. Sosya l -ekono­ m i k, bili msel-teknik ve ideoloj i k-eğitimsel soru nlara çağdaş bir yaklaşı m teşvik edil mekte, g i rişimcilik ve yen i l i kç i l i k desteklen mekted ir. Dte yadan kadroların eğ itim ve ye tişti ri l m e siste m i n in bütünüyle iyileş­ tirilmesine, kadrolardan daha iyi yararlan ı l masına özel bir önem veriliyor.

Genel orta öğretimdeki reformun yamma yüksek öğreti'; ve orta derecede mesleki öğretimin iyileştirilmesi ve bilimsel­ teknik devrimin gereklerine uygun yüksek derecede kalifiye işçiler oluşturulması hedef olarak alınmışt". Araşt"macr ve mühendislerin faaliyetlerinin itibartnı artırmak, yaratıcı un­ surlan yükseltmek ve teknik yetenekleri artırmak için önlem­ ler geliştirilmiştir. Işyeri yöneticilerinin. bilimsel ve teknik yeniden eğitimi konusunda sistemli bir çaltşma sürdürül­ mektedir. Ve bu. modern üretim koşul/af/ndaki hızlı yenileş­ me gözöniinde tutularak yapılmaktad". 24


Parti çalışması açısından ise örg ütlenme ve yönetim i n bütün kademe­ lerinde düzen i g üçlendirmenin a ltı çizilmekte ve kadrolardan istenenlerin düzeyi yükseltilmekted i r. M. Gorbaçov şöyle diyo r : « H a l k ın ya ra tıcılığına daya narak ve b i l i m ile emeği birbi rine daha fazla ya kı nlaştı ra ra k, söylenenle ya p ı l a n ı n b irbirin­ den ayrı d üşmemesini sağ layacak g üce ve kara rl ı l ı ğ a sa hibiz (1,) ...

(") « Komü nist , N� 9, 1985, s. 33 (Rusça). ..

25


«Enformasyon emperyalizmh.nin büyük iştah.

/-Ieetor Mujica Venezuela Komünist Partisi MK Politik Büro üyesi Bir defasında, kültür a la n ı n a yayı l a n a s kersel-sa nayi kom pleksinin or­ taya ç ı kması dolayısıyle e m perya l izmin uyguladığı yeni egemenlik biçim­ leri konusu nda ü n iversitede konferans verd i ğ i m sırada, öğ re ncile rden biri bana, söylenilen lerden, ka p ita l izmin doğa sının değiştiğ i n i m i a n la ma k cıere ktiğ i n i sord u . Ya nıtı m şu oldu : « Hayır. Onun söm ürücü özü değişmez. Kapital izm iyi ya da kötü o l ma z. 0, K. Marks'ı n n ite lediği gibi kalır. Soru n ş ıı ki, kapita l izm, tilki g i b i , sahteci l i k ya pmayı beceriyor. Bi limsel-te k n i k devri m çağı nda, tekn i k i letişim a raçla rı n ı n yoğ u n b içimde k u l la n ı ldığı yüz­ yılı mızda o, kendisini bir sistem ola ra k ebedileştirmek a macıyla , bu a l a n ­ daki b ü t ü n kaza n ı m la rı h izmetine sokmuştur . ••

Ben bu ya nıtı verirken, yı lla rca üzerinde kafa yora ra k va rd ı ğ ı m şu görüşten h a reket etmişti m : Ka pita l izm için bir za m a n l a r b u h a r makinesi nasıl bir çekici g üç id iyse, bugün de televizyon onun için öyle b i r " motor­ d u r». « Te levizyo n » derken ben ya l n ı z b i r Fransız sosyologun isabetli b i r biçimde dediğ i g i b i « a na -televizyon »u değ il, a y n ı zamanda " ba ba -tra n­ zistör»ü, « dede-uydu »ları ve « e n forma syon evlat ve toru n la rı »nı da, ya n i bu rjuva propagandasının h izmetinde b u l u n a n bilimse l -tekni k araçlar yel­ pazesi n i n bütününü kastediyorum.

DEVLET BAŞKANLARı NASIL YAPı lıYOR? Kuşkusuz, parayı veren d ü d iiğü çalar k u ra l ı n ı n geçe rli olduğu « temsi l i » demokrasinin ya sa la rı, yen i koşu llarda genel olara k önem l i b i r değişikliğe u ğ ra m a m ıştı r. Ama ka pita l izm d ü nya sı nda geniş popülerlik kaza n m a n ı n reçeteleri değ işm iştir. Devlet başka n l ı ğ ı na aday olan k i ş i , kend i p rogra m ı ve ideoloj ik görüşleri n i n reklo m ı n ı ya pmakta n çok, kendi görüntüsüyle ticaret yapıyoı. Tüketiciyi etkiiemenin bütün unsu rla rının kulla nıldığı tica­ ret rek lamında olduğu g i b i, bu görüntü dayatı l a ra k seçmeni ka za n m a k gerekiyor. i y i a n ı msıyoru m . 1 974'de, o za m a n Venezuela Cum h u riyeti'nin başına geçen Carlos Andres Peres, a n d içtiği Kong re binasından M i raf­ tores Cum hurba şkanlığı Sarayı'na kada rki uzun b i r yolu y ürümüş, Saray'a e m i n a d ı m la rla g irm işti Aynı yıl Fransa Cu m h u rbaşkanı seçilen Va lery Gisca rd d' Esta ing M i l let Meclisi b i nasından Elysee Sa rayı'na kadarki yolu yü rüyerek geçm işti. Kim k i m i ta klit ed iyordu? Ki mse ki mseyi. Ya lnızca, da­ nı sma nla rı n tavsiyeleri, ra sla ntı o la ra k birbirinin aynısıyd ı . New York'da 26


« Devlet Başka n ı ' n ı n paıa rla nması » (i) adlı b i r kitap yaza n Joe McGi n niss, şu görüşlerinde ne kada r da haklı : Her erkin üstün bir doğaya sa h i p o l ­ d u ğ u kanısında o l a n Amerika n seçme-n i, bu i nancına dört e l l e sa rı l ıyor ve seçeceği yöneticilerin kend isinden d a ha değerl i metalden dökme olduğu haya l i n i azimle savunuyor. Küçük bu rjuva psikoloj i s i n i n bu g ib i öze l l ik­ leri, örne ğ i n, zamanı nda Richard M. N ixon ' u işbaşına getiren kişiler ta ra ­ fından ustaca k u l l a n ı l m ıştı. Ya lnızca iyi b i r « a ile babası »na benzed i ğ i n i kavrayan e k i b i , televizyonun ya rd ı m ı i l e , geleceğ i n c u m h u rbaşka n ı na Amerikan h a l k ı n ı yu rttaşların evdeki ekra n l a rı nda dev boyutlarda b i r devlet oda m ı nı görmekte oldu kla rına i k n a edebilmesi i ç i n gerekli görü­ nümü vermek üzere kolları sıvadı . Devlet başka n l ı ğ ı na aday olan kişi, kötü v e a bu k-sa b u k konuşamaı, kend i görüşle rini d üzen l i b i r biçi mde ifade etmeye ça l ı ş ı r. Ama d u ru m b u n u n tersiyse, bunu ya pam ıyorsa, o za m a n televizyon boşlu kları dol­ du racaktır. Onemli olan, adaya cila vurmak, çeh resindeki en çok görünen kusu rları estetik a me liyatla orta d a n ka ldırmak, g ü lü msemesini ve sem­ potik görü nmesini ö ğ retmektir. McGi nniss' i n haklı olara k belirtti ğ i g i bi , stil işin a n ahtarı, ö z ü oluyor. Yğınsa l iletişi m a raçları ise , ele a l d ı ğı m ı z örnekte de televizyon, o y kaza nmayı sağ laya n b i r tür kozmetiktir. i ster Amerika'da ya d a Avru pa'da, ister Asya'da ya da Afrika'da olsu n , ka pita l i st ülkelerde b i rçok devletbaşka n ı adayı B i rleşik Ameri ka 'n ı n dene­ y i m i n i ben i m se m işti r. Dahası, Amerika lı kam uoyu yaratma ve televizyon reklam uzmanları d ü nyayı dolaşıyor, bir h ristiyan demokratlara, bir değ i ­ ş i k e ğ i l i m l i sosya l-demokratlara d a n ı ş m a n l ı k ya pıyorla r. 1 978'de, Kom ü ­ n i st Pa rt,i si yen i devletbaşka n l ı ğ ı n a b e n i aday gösterd iğ inde, petrol ve maden sanayi inden sonra , cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de devletleş­ tiri l me s i g e rektiğ i ni söylemem için bütün nedenler ortadayd ı . Elbette, b u olmadı, 1 983'de Demokrati k Eylem v e COPEi (2) pa rti lerin i n seçi m ka m ­ panya larını desteklemek i ç i n Ka ra kas'a ye niden Amerikan danışma nları geld i . '

Sözlerime itira z edilebi l i r. Venezuela' n ı n gelişmekte o l a n b i r ü lke o l d u ğ u v e b u n u n herşeyi i z a h ettiğ i söylene b i l ir. Ama, g e l i ş m i ş sanayi ü l kele rinde . de, örneğ in, FAC, Fra nsa, i sveç vb. da pa rtiler aynı yönte m le re başvuru­ yorlar. Sa hte b i r görü n ü m ya ratmada televizyonun « kozmetik .. gücünü göster­ mesi bakımından en taze ve en som ut örnek, Ronald Reaga n ' ı n 1 984 se­ ç i m ka m pa nyası oldu. Eğe r televizyon olma saydı ve Reagan profesyonel b i r filim oyuncusu olmasayd ı , hiçbir za m a n Walter Mondale üzerinde ba ­ şa rı kaza namazd ı . Emperya l iz m i n kam uoyu oluşturduğu koşullarda birçok seçmenin adayın kend i s i nden çok yaratı l a n görüm üne d ikkat ett i ğ i , b u g ü n a rtık ya l n ı z propa g a nda u zma nları için değ i l , a y n ı za m a nda geniş b i r

(1) Joe McG i n niss, The Selling o f t h e President, N e w York, 1 969. (2) Venezuela'daki Sosya l-H ristiya n Parti. (No t Red.) 27


sağduyu lu vatandaş çevresi için de a ç ı k b i r gerçektir. ABD Komünist Pa r­ tisi Genel Sekreteri Gus Hall bu konuda şu nları yazıyor : « Eğer Rea­ g a n seç im ka m pa nya sını kendi eylemlerinin sonuçlarına ya do Cum hu ri­ yetçi Parti ' i n i n platform u no daya n d ı r m ı ş olsayd ı , yenik d üşerd i . . , Halk, oylarını Reagan izme ya do « Reagan ekonom isi »ne vermed i. B i rçokları oyla rını televizyonun ya rattığ ı , 50 m i lyon dolara malolan, bütün seçim ka mpanyası boyunca rekla m ıa rda ve f i l i m parç a l a r ı nda popülarize edilen i maja verdi . . . Amerika l ı l a r oyla rı nı Hollywood ' u n i letişi m u sta sına verd i. Seç i m kampanya la rı nı n e n önemli u nsu rla rında n b iri d u ru m u na gelen televizyon, c u m h u rbaşka n lığı konusunda böyle b i r yeni imaj ve konsept yarattı. Televizyonun etkisiyle seçmenler kişiyi a ld ı ğ ı konu mda n , uyg u l a ­ d ı ğ ı politikada n v e hatta partisinden ayı rd ı l a r . . . Bir b a k ı m a , yığ ı n la rı n b i l incinde, kişinin devlet a d a m ı ndan, onun politikası nda n, Reagan ' ı n Reag a nizmden ayrı ele a l ı n ması v e ABD Devlet Başka nı görevin i n itibari statüye indirgenmesi söz konusudur. Reagan oyları işte böyle a l mıştı r. » (3) •

Em perya l ist ka m pta do bu değerlendirmenin doğru land ı ğ ı görülüyor : Reagan'ın seçim kom itesine bağ l ı halkla il işkiler servisinin başka nı James lake b i r demecinde « görüntü lerin sözlerden daha öne m l i olduğunu » be­ l i rtti. Seyirc i n i n yüzde 60' ı n ı n televizyondo n enformasyon a ld ı ğ ı n ı ve m u h a b i rierin, konuşma c ı n ı n ha n g i sözlerine değ i n d i ğ i n in pek önem l i ol­ madığını kaydetti. Ono göre, sözlerden daha ö n e m l isi, Reagan'ı gösteren görüntülerin, olu m lu görüntülerin s ı ra l a n masıdı r ! Kısacası, bu rada söz konusu olon, uygun görülen c u m h u rbaşkanıarını ya pay b i r yolla dayatma k, em perya list çevre lerin egemenlik konumlarını koru m a k ve böylece kapita l izmin sistem olara k va rlığını ve g üçlenmesin i , Amerikan « way o f life » (ya ş a m tarzı) n ı n model olara k i h rac ı n ı sağla mak­ tır. Bu soru n öylesine g lobal boyutlarda çöz ü l üyor ki, politik ma kyaj u z­ m a n la rı ndan u lusla ra rası ça pta « ü n » ya pmış isimler, b i r bakıyorsu nuz, Sabra ve Şati lla soyk ı n m ı n ı n kaç ı n ı l m a k istenen etkileri dolayısıyle ka­ m uoyu n u n yanı ltı lmasında yardımcı olmak üzere ısra i l'de ya do Devlet Başka n ı Ferdinand M a rcos'u n desteklenmesi gerektiği za m a n do M a n i ­ la'da görü l üyor, b i r ba kıyorsu nuz, ka pita lizmin ü n l ü savu nucularından leopold Senghor' u n izinden g idenlerin ya n ı başında, Senegol'da ya do Bangkok'da, Buenos Aires'de, Ko ro kos'da boy gösteriyorlar.

" BOYO K SOPA»DAN « DO NYA Ç I FTLiÖ i » N E Emperya lizmin kültür o la nına g i rmesi, b i rçok yapıto, bu o rada benim « Li b ro, quo vad i s ? » ( Ey kita p, yolun nereye ? ») baş lı klı yozıma konu o l ­ muştu r. Bu yazıda, ABD savaş 'sanayiinin b ü y ü k Amerikan yayınevlerini <<

(�) Da i ly World, 9 Kasım 28

1984, s. 3.


yavaş .yavaş nasıl e l e geç i rd i ğ i gösteril iyor. Benzeri olgular FAC, Ispanya , Fra nsa vb. d a görülüyor . . . Kapita lizmin bugünkü gelişme aşamasında, onun egemenlik a l a n ı nda

kültürün militarizasyonu s ü reci gelişiyor. Daha bundan 30 yı l ı aşkın bir zam a n önce, ABD Devlet Başka n l ı ğ ı na bağlı o l a ra k ç a lışa n yığınsa l ileti­ ş i m pol itikası konseyi n i n ra poru nda, i letiş i m özg ü rl üğünün, « özgür» top­ l u m u n kalelerinden biri olduğu belirtiliyord u . Bu toplu mda ticaret, eğitim siste m i , politika , tinse l bütünlük ve g üven lik, kapita l iz m i n savu nucuları n a göre, « hiçbir şeyle sını rla nmayan tarafsız enforma syon v e g ö r ü ş d e ğ i ş tokuş u na » bağlıdır. Burada karş ı m ı za yine tartı ş m a n ı n eski konusu ç ı kıyo r : B i r ya nda, U N ESCO' nun kürsüsü nden de yükselen yen i uluslara rası e nformasyon dü­ zen i , öte ya nda, Was h ington' u n kültür a l a n ı ndaki yığı nsal iletiş i m a raç­ ları, uluslarötesi basın ajansıarı, kom i ksler (<< Redhib> g ibi çizgi kita plar), sinema, eski televizyon progra m la rı ve tüm d ü nyaya yayın ya p a n b i n lerce radyo istasyonu için sena ryola r a ra c ı l ı ğ ı i le uyg u la n a n i m pa ratorluk poli­ tikası. Emperya lizmin « se rbest enformasyon akışı » konusundaki iddiaları, halkların sert tepkisine yol açıyor. Bu iddia lar, ya l n ı z ABD'de kültür e n ­ d üstrisini tekeline geçire n b ü y ü k konsernler tarafı nda n d e ğ i l , aynı za man­ da Dışişleri Baka n l ı ğ ı ta rafından da propag a nda edilen b i r doktri n d u ru ­ m u n a gelm iştir. Enformasyon a lanında izlenen bu « ç i zg i » , geçen yüzyı l ı n sonla rı nda n bu y a n a g e l i ş m i ş kapita lizme ö z g ü ola n söm ü rgeci yayı l ­ m a c ı l ı ğ ı n başka yöntemlerle deva m ı ndan başka b i r şey değild ir. Ikinci Dü nya Savaşı'ndan sonra, « Am e ri ka n yaşa m tarzı »nı n avu katla rı « down ba rriers» (<< ka hrolsun beriyerler») belgisini ABD'nin iç ve dış politika s ı n ı n resm i değeri olara k dayatma larının a rd ı ndan « üçüncü d ü nya » ha lkları ke ndi deneyimleriyle gördüler ki, Tarzan e kran l a rda ya l n ı z seyirciyi e ğ ­ lendirmek için değ i l , b e l i r l i görüşlerin taşıyıcısı ola ra k gösteril iyor. V e ilk ba kışta za rarsız görünen kom i ksler genellikle i m pa ratorlu ğ u n başkaları­ n ı n içişlerine karışması ideolojisinin taşıyıcıs ı d ı rlar. işte bu nedenlerle, Çığ gibi büyüyen yeni enformasyon düzeni ha reketi ortaya ç ı ktı. Gelişmekte a l a n ülkelerin h a l kl a rı şunu a n la d ı la r : Bu işi ya ­ panların kim oldu kla rı n ı , ne hi ssetti klerini ve ne isted iklerini ya l n ı z d i nle­ mek değ i l , aynı zamanda açı kça herkese duyu rma larının za manı g e l m iştir, Kapita l izmin doğası emperya lizm aşa masında değ işmiş değ i ld i r. Ama kapitalizm bugün " büyük sopa »yı göstermenin yanısıra, kamuoyu yarat­ m a n ı n en ince propog a nda yönte m lerini de uyguluyor. Amerikan deniz piyadeleri ve savaş gemileri N i ka ragua s ı n ı rl a rı ya kınları nda tehdit ma­ nevra la rı yapa ra k Sıı ndi nist hükü mete karşı şa ntaja başvuru rken , ABD' n i n istih ba ra t servisleri halk e r k i n i n v e Sandinist U lusal Ku rtu luş Cephesi'nin politikası üstüne iftira dolu yazı l a r döşüyo rla r. Yirmi kadar Latin Amerika c u m h u riyetinde özel (CiA'nin etkisi a ltında bulunan) televizyon stüdyo­ sundan aynı anda, Somoza ha neda n ı dönem i n i n soyk ı rı m ıa rı ve va h ş i l i k29


leri üstüne f i l i m ve fotoğ rafla rd a n korkunç montajlar yayın l a na rak, b u n l a ı g ü nüm üzün olguları olara k ta nıtı lıyor, Sa lvador cuntası n ı n korku nç cino·· yetlerine ilişkin f i l i m ve fotoğraf monta j la rı N i ka ra g u a gerçekleriymiş g ibi sunu luyor. Bu yüzkıza rtıcı oyu nlar, savaş sanayii kompleks i n i n eserid i r. Da ha 1 96 1 'de D. Eisen hower Amerikan halkına h ita ben yaptığı veda konuş­ masında bu askerse l -sanayi kompleksinden söz etmişti. Onun sözlerine göre, işte bu komp leks, ü lkenin yaşa m ıyla i lg i l i kararlar üzeri nde kesin etki sahibid i r. Bugün d u ru m çok d a ha içler acısı d ı r. Çünkü, c u m h u riyetçi yönetim ya l n ı z « soğ uk sava ş » ba lta s ı n ı keskin leterek sila hlanma ya rışını h ı zla kızıştırmakla ka l m ıyor, aynı za m a nda n ükleer yıkım teh l i kesini de a rtırıyor. Savaş sanayii a htopotu kültür a la n ı n ı d a sarmıştır ve bu nedenle biz a rtı k savaş-sa nayi- k ü ltür kompleksinden söz ede b i l i riz. Adı geçen komple ksin b ütün pa rçalarının ç ı ka rlarının içiçe geçmişliği, Fra n k Sta nton'un k i ş i l i ğ inde açık seçi k görüleb i l i r. Stanton uzun y ı l l a r boyu aynı zamanda hem ABD'deki e n g üç l ü radyo-televizyon şebekesi d u ru m u ndaki « Colum bıo Broadca sting Syste m » (CBS) Başkan ı , hem as­ l ı nda ABD Dış Propoganda Baka n l ı ğ ı d u ru m u nda olon ABD Enforma syon Ajansı (USiA) ' n ı n eylemlerini denetleyen ABD Enformasyon Da nışma Ko­ m i syonu Başka nı, hem de me rkezi Cal ifornia'da b u l u n a n ve ABD Hava Kuvvetleri ta rafında n f i na nse edilen « RAND Corporatio n » Başka n ı olmuş­ t u r. « Kô r gözetmede n » ça lışan bu son a raştırma kuruluşu, h i d rojen bom­ bası n ı atma yönte m leri, partiza n l a ra ve gerilla h a reketlerine karşı savaş g i b i soru n l a rla u ğ raşıyor. O l kedeki elektro n i k sanayi i n i n ç ı ka rlarını ve a skeri a la ndaki ida ri yönetimin gereksi nimlerini orga nik bir biçimde bir­ leştiren Silahlı Kuvvetler i rt i bat ve Elektronik Birlik (AFCEA) da aynı m i l i ­ tarist temel üzerinde faa l iyet yürütüyor. ABD' n i n en büyük reklam şebekesi Pentagon'un el inde bulunuyor ve ya kla ş ı k 4 bin kişi ça l ı ştı rıyor. « Associated Press» ajan sı n ı n b i ld i rdiğ ine göre, savu n m ayla ilgili s i � ariş a lm ı ş i ş letmelerin reklam h a rcam a l a r ı nı federal hükü met karşılıyor. Yapılan hesa p l a m a l a ra göre, bas ı n ı n özel te­ kellere yaptığı bu tür hizmetler verg i m ü ke l lefle rine yılda ya klaşık 200 m i l ­ y o n dolara mololuyor. Genera l v e subayların radyo l a rdon yayınlanan konuşmalarına h a rcanan ma srafla rın ise ne kada r olduğunu ya klaşık ola­ ra k b i le söylemek olana ksızd ı r. (") Bütün b u n la ra , emperya l i z m i n d ünya çevresindeki yapay u yd u l a r ı , « CO MSAT» ve « i NTELSAT» s i stemlerini a s kersel a maçla rla kullan makta olduğunu ekleyecek o l u rsak, e m perya l ist egemen liği n yeni biçimleri n i n söz konusu olduğu görü lecektir. A d ı geçen uyd u l a r ve sistem le r, fiilen d ünya n ı n sosya l ist o l mayan kesi m i n i gerici propaganda içi n bir tür « dü n -

(I) Ba k : H. i . Sch i l ler, i m peria lismo U S A en la comu nicacion de mosas. Madrid, 1 977, s. 89.

30


ya ç iftl i ğ i >,ne çevi rm iştir. Bunda n 60 yılı aşkın bir za m a n önce V. i. Lenin sa natla r a rasında bizim için en önem lisi sinemad ır». şöyle dem işti r : Ka nıma göre , bugün buna aynı g üve nle şunu ekleye b i l i riz : « ve tele­ vizyon ... «

'

"

1 960' Iarın başından bu yana NASA ve « General Electric .. geceli gün­ düzlü bütün a na ka ra la rı n yüzeylerinin fotoğ rafla rını çekiyor. Birçokları bunu keyfi b i r ha reket olara k değerlendi riyorlar, astı nda ise bu b i r gövde gösterisidi r. « Ka h rolsun ba riyerler .. bel g isin i n a rd ı na gizlenen Washing­ ton , neredeyse dünya ça p ı nda gerçek televizyon korsa nl ı ğ ına başl ıyordu. Ama d ü nya kamuoyu bu planları kara r l ı l ı kla kınadı. U N ESCO, Ekim 1 972'­ de ka bul ettiği özel bir bildiride, enformasyon özg ü rlüğü i l kesine dayana­ ra k, uyd u l a r a racılığı ile öteki ülkelere doğrudan televizyon yayını konu­ sunda önceden h ü kü metler a rasınd a anlaşmaya varı lması zoru nluğunu o nayladı . B M Genel Kurulu tek bir oya karşı 1 02 oyla bu görüşü destek­ led i. Tek karşı oy ABD temsilcisine a itti. U N ESCO üyelerin i n ezici çoğu n ­ l u ğ u Amerika ' n ı n tutu m u n u h a k l ı ola ra k, «enfo rmasyon hayd utluğu .. n u koru ma ola ra k niteled i.

i D EOLOJ I K BASKı ARACı ABD emperya l izminin başta gelen propaganda kurumu USiA daha 1 953 y ı l ı nda kuruld u . Rea g a n dönemi nde bu kurum örgütsel bakımdan ye ni baştan d üzenlendi ve y u rtd ışı televizyon propa gandası için yeni bir ş u be kuruldu. Bu sube, «Worldnet>. (3) uydu siste m i vasıtasıyla yayınla­ nan günlük televizyon haber bü ltenlerini hazırl ıyor. USiA bugün dünya n ı n 1 29 ü l kesinde 2 1 4 temsilcilik b u l u n d u ruyor. B u n l a r a ra c ı l ı ğ ı i l e y a l n ı z ken­ d i televizyon progra m la r ı n ı yayma kla kalm ıyor, aynı za m a nda kıta l a ra rası « televizyon köprüleri .. kurma işlerini örgütlüyor, TV-sohbetleri ve basın top­ lantıları yapıyor. Onun geçen mali yılda bütçesi 885.4 m i lyon doları bula­ ra k, rekor b i r düzeye ç ı ktı. USiA' n ı n 42 d i lde, haftada b i n saatten fazla yayın ya pa n , oldukça uzun bir « radyo kolu .. va rd ı r : « Amerika n ı n Sesi ... USiA her gün ya klaşık 10 b i n gazeteye ve haftada to plam 15 b i n saat yayın ya p a n 5 b i n radyo ista syonuna pro p a ga nda m a l zemesi sağlıyor. Bu m a lze m e n i n çoğ u , ya ­ yını yap a n stüdyoların ürünü olara k ta nıtılıyor. Venezuela TV'sinin « N ika ­ rag u a röportaj ı .. d iye ya ptığ ı sa hte yayın örne ğ i nde olduğu g i b i. O n ü m üzdeki 5 yı lda « Amerikanın Sesi .. nin ya lnız te knik modernizasyonu için harca n m a k üzere USIA 1 m i lyar dola rd a n fazla p a ra ayırmış b u l u n u ­ yor. Bu para la rla Avru pa, Asya v e Latin Ameri ka'da y e n i istasyonlar k u (:;) « Worldnet». USiA'nın h izmetindeki u z a y irtibat siste m i n i n gel iştiril mesi temelinde, 1 983-1984 döneminde kuru la n d ünya ç a p ı nda bir televizyon şebekesi d i r. (Not Red.) 31


rulması ve eskile rin i n yeni başta n donatı lması öngörüıüyor. Orneğ in, bun­ d a n b i r süre önce, Küba 'ya karşı bozg u ncu yayı n l a r için özel b i r radyo istasyonu çalışmaya ba�ladl (Il), SSCB'ye karşı ideoloji k bozg unculuk için ise Fas'da ve ı sra il'de, yayı nla rı g üçlendirmek a macıyla büyük merkezler k u ru luyor. ABD'deki en büyük üç radyo-televizyon teke l i ola n ABD, N BC ve CBS'den sonuncusu « Co l u mbia Broadcasting System », Pentagon'a en sıkı bağ l ı ve en « u l u sla rötesi » ola n ı d ı r. O n u n p rogra m la rı H i nd ista n'da n Yuna nista n'a, Liberya'da n Gana'ya, A rja ntin'den Venezuela'ya kadar 1 DO'den fazla ü l kede yayı nlanıyor. CBS' n i n Arja ntin'de « proartel », Peru ' ­ da « Pa ntel » v e Venezuela'da " Provente l » g i b i Latin Amerika tekelleri nde yatı rı m la rı bulu nuyor ve bu teke llere yayı n sağ lıyor. Oteki iki ABD radyo­ ' televizyon tekeli de benzeri b iç i mde faa l iyet yürü tüyor. Ş i m d iye kadar söylenenlerden genel sonuç olara k şunu kaydede b i l i ri z : ABD emperyal i z m i geniş ileti ş i m a ğ ı n ı , uzay çağı nda d ü nya l iderliği iddia­ ları nda çözüm leyici bir unsur o l a ra k görüyor, B irleşik Amerika' n ı n a skersel soru n la rla bağlı ola ra k son derece kar­ m a ş ı k enformasyon ve iletişim d ü nyası na sızması, a ra l ı ksız deva m ediyor. ABD' n i n 30 m ilyon m i l l i k i letişim siste m i nden 24 m i lyon u n u n savun m a ba­ ka n l ı ğ ı na ait olduğunu ya da onun trafı ndan k i ra la n d ı ğ ı n ı gözönüne a l ı rsak, a skersel çevreleri n bu sistem içi nde oynadığı rol açı kça görüle­ cektir. Eldeki verilere göre, ABD Savu n m a Baka n lığı propaga nda a la nı nda uzman yetiştirilmesine büyük önem veriyor. i nd ia n a eya letindeki Fort Ha rrison'da Pentagon, silahlı kuvvetlerden 2 b i n i n üzerinde temsilcinin eğitim görd ü ğ ü askersel enforma syon okulu k u rd u . ABD Deniz Kuvvetleri Ba ka n l ı ğ ı ise ü l kede 600 televizyon ve 5.000 radyo istasyonuyla , yüz­ lerce başka yığı nsa l iletişi m o rganıyla sıkı i l işki içinde b u l u n uyor. Ayrıca, Pentagon bütün d ünyaya yayı lmış bulunan 250 radyo istasyonunu n ve onlarca televizyon merkezin i n sa hibidir, topla m 1 2 m i lyon t i raj l ı 1 .000 ga­ zete, 400 dolayı nda derg i ç ı karmaktad ı r. ABD Savu n m a Baka nl ı ğ ı ' n ı n propaganda a macıyla ya ptığ ı toplam ha rca m a l a r s o n 2 0 y ı l d a 1 5 kat a rtmıştır. Askersel -sa nayi kompleksi, ord u n u n, hava ve deniz kuvvetlerinin siste­ matik b i r biçimde yeniden silahlanmasını sağlamakla, TV ve radyo ko­ m ü n ikasyonunun ka rmaşık d ünya s ı na dalmakla, en g e rici politik bir g üç ola ra k ortaya çı kıyor. Bu kompleks, .doh n B i rc h Society »nin (i) « Vaftiz babası » olara k b i l i n iyor, b i rçok a z ı l ı m i l ita risti o yetişt i rm iştir. Santa Fe Belgesinde progra m niteliği kaza n a n « G üve n l i k ve savu n m a doktri n i »nin

(G) Ba k : Ra u l Va ldes Vivo. « ,Goebbels Radyosu'nu reddederken », BBS 1 985, sayı 8.

(7) ABDde, 1 958'de ku ru l m u ş aşırı gerici a rıtiko m ü nist b i r örgüt. (Not Red.)

32


hazırlanması ve gel iştirilmesinin g i rişimciliğini a ya pm ıştır. B i l i ndiği g i bi, bu daktrin Sandin ist d e vri m i yoketmeyi, Sandin ist Ulusal Kurtu luş Cep­ hesi'ni, Fara bu nda Ma rti U lusal K u rtuluş Cephesi' n i ve Guatemala'da gerilla h a reketini ortadan ka ldırmak a macıyla Orta Amerika'ya yoğu n saldı rıyı öngörüyor. Askersel-sanayi kom pleksi Başka n Reaga n ' ı n işbaşına gelmesinde yard ı mcı o l muştur. Bug ün ise « RA N D .. teke l i n i n ' « beyin mer­ kezi .. için, savaş yürütme uzmanı tavlıyor.

YENi ARAÇLAR, YENi SORUNLAR Ka pita list devletlerde egemen s ı n ıfların b i n b i r çeşit propaga nda biçi­ m in i sürekli kullanması, enformasyon ve elektro n i k a raçla rı kam uoyu yaratmada kullanması, e m perya listlerin gezeg e n i m izi son derece geliş­ tirilmiş tekni kle kendi « d ünya çiftliğ i .. ne çevirme çaba ları, bütün bunlar son çözümde modern yığ ı nsal ko m ü n i kasyonun karmaşık dünya s ı n ı n bir pa rçası nı oluştu ruyor. ABD' n i n bu a la nda ne kada r i le riye g itti ğ i n i a nla­ m a k için, şunu söylem e k yeterl id i r : B i rleşik Amerika yurt d ışında propa ­ g a nda için yılda ya klaşık 5 m i lya r dola r ha rca ma kta, bu a la nda 350 b i n kişi çalıştırmaktad ı r. Böylesine güçlü a raçların tek elde toplanması, yeni yeni ve g idere k daha gelişti ri l m iş « beyin yıka ma .. yöntemleri n i n ortaya ç ı kması, ç o k sayı ­ daki reklam ve propaga nda yöntemlerinin kullanı lması, Pentagon' u n dev bilg isaya r kom ün i ka syon aygıtından ya ra rlanması, b i rçok ü l kede ka m u oyu yaratma ve seç i m le rde sa htec i l i k ya pma ala n ı ndaki Amerikan uzman­ larının d a n ı ş m a n l ı k yapması . . . yeni gelişmeler ve olgu l a rd ı r. Bütün bun­ ların gösterd iği g i b i oldu kça etkin olan yönte m lerin çokluğu, üzerinde düşünülmesini ve eyleme geçilmesini gerektiriyor. Masraftan kaç ı nmayan ve e m perya lizm ta rafında n bol keseden finanse edilen ideoloj ik düşman­ ların ka rş ı s ı nda a rtık eski ölçü lerle politik savaş yürütmek olana ksızdı r. Orneğ in, devrimci g üçlerin c u m h u rbaşka n l ı ğ ı seçim lerinde kend i a dayını göstermesi, a lacağı yönü iyi saptaya bi len modern, operatif b i r propa­ g a nd a g u r u b u nun varlığını gerektiriyor. Kuşkusuz, biz komünistler, ka pita list propa g a nda n ı n kullanıldığı a ldat­ macaları, h i leciliği, üçkağıtçı lığı taklit edemeyiz, etmemeliyiz. Bu söz konusu bile ed i lemez. Kan ı m ı za göre, öne m l i olan, ideoloj ik- po l itik çalış­ manın klişeleşmiş yönte m lerini modernleştirmek, reel d u ru m la uygu nlaş­ tı rmak, kamuoyu yarat m a n ı n yasa larını hesa ba katmak, i l kese l olmayan çatışmalard a n kaç ı n m a ktır. Ve, kuşkusuz, geleneklere, törelere, u lusal de­ ğe rlere, tek sözle, h a l k ı n ben l i ğ i kavra m ı n ı içeren her şeye, onun özg ül l ü ­ ğüne sayg ı l ı olmaktır. Elbette, Ma rksizm -Leni n izm' i n temelleri konu s u nda kuşkular yçı ratı lması ya da bunların spekülasyon ko nusu ya p ı l ması d u ru ­ m u nda pasif ka l ı nm a m a l ı d ı r. Tersine, öyle a nl a r geliyor k i , il keleri savu n 33


m a k için, yüzyı llar boyu oluşan değerler ve kavra m l a r sistem iyle karşı kar­ şıya geli niyor. Ama böyle bir d u rumda bile, bunu başarmak g e rekiyor. Soru nun başka bir önemli ya n ı na , ya n i enformasyon sağ l a m a siste m i ­ n i n çalışmalarının öze l li klerini inceleme, onun ka muoyu üzerinde gerekli etkide bulunma a raç ve yönte m lerini kullanma a la n ı nda b i l g i edinme konusuna geli nce, bizim b ütün bu konularda gerekli d üzeyde olmamız gereklidir. Çünkü, b u g ü n bütün bu nları ta m olara k başa ra m a m ı ş olan herkes, ye nilg iye ma hkumdur. Bizler, görü ntü ve sesin a ğ ı r l ı kta olduğu yığı nsa l iletiş i m a raçla rı n ı n olağa nüstü gelişti ğ i b i r çağda yaşıyoruz. 2 0 . yüzy ı l ı n sonunda kapita l izm d ü nyas ı , i konografi a raçla rı n ı n son derece bol olduğu ve görüntün ü n söz üzerinde a ğ ı r bastığ ı uygarlı ktır. Ara m ızdan « G utenberg gelaksisi .. koş u l ­ ları nda yetişenler, yani bası n ı n sere serpe gel işti ğ i dönemde terbiye görenler, bazen ra hatsız oluyorl a r. Emperya lizm i nsanlara a lışılmamış, va hşice ritimleri ve görüntüleri televizyon, sinema, res i m l i derg i le r ve komiksler a ra c ı l ı ğ ı ile büyük ölçüde dayatmayı başa rm ıştır. Şöyle b i r soru yerinde olu r : Kap ita l ist ü l kelerde sosya l siste m l e r a rası n­ daki ideoloj i k çatışmada, politik pa rtiler ve temsili erk org a n la rı na aday­ l ı ğ ı n ı koya nlar a rasındaki savaşımda acaba görüntü içeri kten üstün gel­ miyecek mi? Yanıtımız, kesi n l ikle hayı rd ı r. Çünkü gerçek bizden ya nad ı r. Ve, dış görünüşü güzel mal satmak ile ka liteli m a l satmak, hiç te aynı şey değildir. Bizim gerçeğimiz, d ünya n ı n b i rçok ü lkesinde utkuya ulaş· m ı ş ve u la ş m a kta olan yeni top l u m sa l i l işkiler gerçe ğ i d i r. Sosya lizm, ta ­ ri hsel b a k ı m d a n daha çok gençtir. Görece çok kısa b i r za m a n önce d ü n­ yaya gelmiştir. Ama a rtı k gelişmiş ka p ita l ist sanayi ü l keleri n i n işçi sınıf , ve u l u sa l - k u rtuluş hareketleriyle birlikte g ü n ü m ü z d ü nya s ı n ı n yen i propa­ ganda biçim ve yönte m lerini ben i m seyerek, e m perya lizmin «enformasyon saldırısı .. nı kara rl ı l ı kla püskü rte b i lecek b ütünsel bir d ünya siste midir.

34


Zor bir aşamanın başlangıcında Muhammed ibrahim Nugud Sudan Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Sudan'da sınıfsa l ve politik sava ş ı m ı n g e l iş mesi, yeni bir aşamaya g i rd i . H a l k ı mı z , ona ltı y ı l l ı k bir s ü reden sonra d i ktatörlüğün yıkı lmasını sağ ladı, ç iğ nenen demokratik özg ürl ü kleri ve u lu sa l egemenliğ i yeniden e lde etti. Mart ayaklanması , o dönemin a na iste m i n i n g e rçekleşmesine yol açtı. D iken i n kurta rılması ve demokrasi için geniş cephe o luştu. Zor­ b a l ı k yönet i m i d üştü, o n u n pol itik, h u k u ksa l ve d iğer kuru m la rı yı k ı l maya başla d ı , yönet i m i n vu rucu g üc ü ve onun ana baskı a racı olan Devlet Güve n l i k Orgütü dağıtı ldı. Bu ö rgütün b i rçok yöneticisi, aynı zamanda Mayıs rej i m i n i n (1) önde gelen d iğer kişi leri tutu klandı. Y ı ğ ı n l a r söz, top­ l a ntı, sendikalarda ve d iğer örg ütlerde, politik partilerde bi rleşme g i bi politik özg ü rl üklerden yeniden yara rl a n m a olana ğ ı e lde ettiler. Dış poli­ tika a la n ı nda da, kısm i de olsa, bel i r l i değ işimler oldu. Y ü kselen sava ş ı m , yığı nsa l eyle m lerin gerçekleştirilmesi konusunda kuş­ kular yaya n, h a l k hareketi n i n g e l işmesini, bu hareket içinde ü m itsi z l i k ve y ı l g ı n l ı k yayarak, ke ndi öznel değerlendirme ve a n layışına tab i k ı lmaya çalışan küçük b u rjuva görüşlerin temelsizl iğini tü m üyle ortaya koydu . Elde edilen utku, d a h a geniş sosya l g üçlerin u l usa l demokratik devri m perspektiflerine, onun progra m ı n ı n desteklenmesine çekilmesi için e lve­ rişli nesnel koş u l la r yarattı. Y ı ğ ı n hareketi yeni, i l eriye yönelik mevzilere geçti ve ş i m d i öne m l i olan bu ha rekette en küçük bir geri lerneye b i le izin vermemektir. Bununla , birlikte, ayakla n m a n ı n a maçları n ı n t ü m üyle sağlandığı söy­ lene mez. Mayıs rej i m i n i n birçok yapısı ve kuruluşu değ işti rilmed i , devlet aygıtı tepizlenip yeniden örgütlenmedi. N u meyri dönem i nde ka b u l edi­ len baskı yasa ları orta d a n ka l d ı r ı l m a d ı , bağ ımsızlığ ı m ı zı ve u l usa l ege­ m e n l i ğ i mizi çiğ neyen a n laşma l a r halen yürürlükte. Sayısı bir hayli kaba rık olan diğer büyük soru n l a r da çöz ü l m ü ş değild ir. Bunun neden i , h a l k hareketindeki zayıflı kl a rd ı r. Başta gelen zayıflık, yığı nların eyleme geçmesine kada r ortak hareket etme yönünde ve ortak bir p latform üzerinde a nlaşmaya vara mayan m u ha lefet s ı ra l a rı nda b ir­ l i ğ i n kurula m a m ı ş olmasıdır. Hatta m u ha lefeti n geniş cephesinin kuru l ­ m a s ı ve rej i m i n y ı ğ ı n eylem l e ri yoluyla yıkılması için a rd ı c ı l b i r ç i z g i izle­ miş olma m ıza karş ı n , «AL U m m a », Hazirah Demokrat Partisi vb. sağcı

(1) G . Nu meyri rej i m i Mayıs 1 969'da ya p ı l a n da rbe sonucu erke geldi. (Not Red.)

35


partiler komünistlerle ortak b i r belge i m za la m a ktan ısrarla kaçıyorla rd ı . B u n u n tek b i r iza hı va rd ı r : Onlar Sudan Komünist Partisi (SKP) ile b i r l i k a nlaşması imzalamaktan yan ç izerek, partim izin d i ktatörlüğün y ı k ı i m a s ı n ­ d a n sonra oluşa n y a s a l p o l i t i k va rlı ğ ı n ı sürd ürme hakkı n ı ta n ı m a k iste m i ­ yorlardı. Yen i erkte kendine uygun bir r o l isteyeb i lecek ola n yığınla� ey­ leme geçmeden N umeyri'den k u rtu l m a hesa bı ya p ı lıyo rd u . Ağı r l ı k, ya kurtarıcı askersel b i r d a rbeye, ya da ABD'nin Suudi Arabista n ve Mısır' ı n m üda ha lesine veril iyordu, çünkü gelen haberlere göre, b u n l a r a rtık iflas eden rej i m i n başının değiştirilmesi hazırlı kla rına başla m ışlard ı . H a reketin d i ğ e r c i d d i b i r zayıflığı d a şuydu : i ş ç i sınıfı politik g revlerin örgütlenmesinde g i rişke n l i k göstermemekle ka lmadı aynı za ma nda işçile­ rin gösterilere katı l ı m ı yığı nsal ve a ktif o l ma sına karş ı n , bu g revle re ör­ g ütlü bir güç olara k geci kmeyle katı ldı. Aya k l a n m a n ı n başı n ı çeken U l ke­ nin Kurtuluşu için U lusal Güçlerin Birliğ i'nde (UGB) işçi sendikala rı yer a lmıyord u . Bu n u n neden i, Mayıs rejiminin sendika l demokrasiyi boğarak, proleter ha rekettek i tüm ilerici, daha savaşkan b i r n iteliğe sa h i p o l a n ögeleri s ü rekli koğuştu ra ra k send i k a l a rı n yöneti m i n i kendine tabi kılmayı, onu e mekçi yığ ı n la rından kop a ro ra k devlet erkin i n b ü rokratik aygıt ı na katmayı başarmış olmasıdır. Bunda egemen g üçlerin baskıcı politikası sonucunda özellikle başkentte Komün ist Partisi ' n i n işçi sınıfı a ra sı nd a kon u m la r ı n ı n zayıflaması, etki s i n i n a za lması da b e l i r l i rol oynad ı . D i kta ­ törlük koşu l la rı nda yönetim in i köy zeng i nleri ve büyük tücca rla rın ele geçird i ğ i Çiftçiler Birl iğ i de yayg ı n laşan çatışma ların d ışında kaldı. Bütün bunların sonucunda, aya kl a n m a n ı n başına m e m u r sendika larının başındaki küçük b u rjuva a yd ı n l a rı, doktorlar, avukatlar, öğretmenler, m ü­ hendis ve teknik e l e m a nl a r g i b i serbest meslek sa h i p leri ve aynı zama nda öğrenciler geçti. Zaten UGB, H o rtum Universitesi Oğrenci ve Oğretim Görevlileri Birl i ğ i ' n i n g i ri ş i miyle kuru ld u . Aydı n temsilcileri, m u ha lefetin gerçek ve a ktif yöneticisi görev i n i n ya l n ı zca kendilerine a it o l d u ğ u n u , Ko­ m ünist Partisi de içinde geleneksel partilerin ise yığ ı n h a reketinin geliş­ mesinin gerisi nde kaldıklarını sanıyorlard ı , bugün de böyle düşünüyorlar. Bu d u rumda , olayların geliştiği olana ordu ç ı ktı. U l kedeki erk S i la h l ı Kuvvetler Başkomuta n l ı ğ ı ' n ı n eline geçti. Geçici Askeri Konsey kuruldu. Konseyin bileş i m i değişik k i ş i lerden, önceli kle sağcı, tutucu eğ i l i m ve görüşleri savu nanlardan oluşuyor. Anca k b iz o nu bir bütün olarak ordu içinde ve d ışındaki faktörlerin ka rşılıklı etkisin in bir sonu c u , sava ş ı m ı n bir ürünü olara k ele a lıyoruz. Ord u üst yönetiminin ABD, Suudi Arabistan ve M ı sır' ı n onayını a la rak, rej i m i korum a k ve erkin köklü değişim isteyen h a l k g üçlerinin eline geç­ mesine izin vermemek için N u meyri'yi feda ettiğ i n i , saray da rbesi ya ptı­ ğ ı nı söyleyerek sava ş ı n dışı nda ka l m a k, ellerini yıka m a k çok kolayd ı r. Ayrıca acıya ve hayal kırıklığına, olayla rın pasif seyri ne tesli m o l a ra k , a ya kl a n m a n ı n başa rısı zlığ ı n ı kabullenmek t e kolayd ı r. 36


Ama b u , gerçek d u ru m u gözönünde bulundurmayan üstünkörü b i r tu­ t u m d u r. Askeri yönet i m i n oluşmasıyla sonuçla na n 6 N isan alayları önce­ den pla n la nm ı ş eylemler değildi. Bunları genera l Abbud'u n 1 958'deki da rbesi, ya da 1 969 Mayıs devirmesi gibi görmemek gerek. O dönemde halk, rej i m i yıkma k için ayağa ka lkmaya hazı r değildi, a skerler de kendi isteklerine göre hareket ed iyorlard ı . Bu kez ise, y ı ğ ı nla r ayağa ka l km ıştı. S i l a h l ı Kuvvetler Komuta n lı ğ ı d a ne Nu meyri'yi desteklemek ne de ona karşı çıkmak istiyord u . O, olaylara her şeyden önce ordu a lt kesim­ lerinin, e r ve erba ş la rı n , genç s u bayları n baskısı sonucu karışm a k zorunda ka ldı. Ord u n u n bu a lt kesim leri, h a l k eylem lerinde belirleyici olmasa bile, önemli b i r rol oyna d ı l a r. O nlar, diğer h a l k yığı nları g i bi ayakla n m a d ı l a r . Ama o n l a r strateji k hedefle rin koru nmasına gönderilen askeri birlikleri kışlalara dönmek zorunda bı raktı l a r, ordu n u n polisin görevlerini üstlen­ mesini öngören sıkıyöneti me gidi l mesine, g üvenlik kuvvetleri n i n gösteri­ cilere karş ı saldırıya geçmesine kesi n karşı çıktılar. Ve son olara k d a , N u meyri' n i n u za klaştı rı l ma sı iste m i yükseltil m işti. Komuta nlık y a e rki e l e a lm a k ya da d i ktatörle birlikte g itmek g ib i bir seçenek le karşı ka rşıya gelm işti. Ordu a lt kesimleri n i n rol ü n ün beli rtilen çerçevenin dışına çı kmaması, b i rçok olguyla bağlıdır. Birincisi, politik m u haiefetin sıra la rındaki karışık. lık, onun ortak b i r platformu n u n olma ması, askerleri de etki lem iştir. Ikin­ c isi, süreg iden baskı ve koğuştu rma la r, devlet g üven l i k ö rg ütü n ü n ve a skeri isti habaratın çok yönl ü eylemleri ordudaki örg ütlü ve a ktif politik g üçlerin zayıfla masına yol a ç m ıştır. l)çüncüsü, askeri görevlerin demok­ ratik ve yu rtsever kesi m i n i n büyük bir çoğu n l u ğ u , görevlilerin ya lnızca da rbeyi hazı rla m a k ve gerçekleşti rmekle s ı n ı rl ı olduğu yolunda tek ya n l ı b i r görüş savu nuyord u . Bu kesi m ler, h a l k ayaklanmasının başa rısı na inan­ m ıyorlardı ve psikoloj i k olara k onu destekleyecek a ra ç ve yöntem le ri be­ / i rleyecek d u ru m d a değ i l le rd i . Sorun bam başka b i r açıdan e le a lı nıyard u , a s kerler a nca k h a l k yığı n la rı onları desteklerse e r k i ele a lacaklar, başkci b i r deyişle, önce da rbe ve sonra h a l k yığı nları n ı n eylem i olaca k. Da rbe ya nlıları çok ender bir fı rsatın elden kaçırı lmasına neden oldu lar. Yüz­ binlerce i nsan Hartum soka klarına ç ı ktığı za m a n , askerler de onla ra katı ­ l a b i l i r, erkin doğrudan h a l k h a reketi tem silcilerinin eline geçmesini sağ­ layacara k yığı nla rla kaynaşab i l i rlerd i . A n c a k biz zayıflıkları, olumsuz d u ru m la rı , b u n la rı n sava ş ı n g iderek g e ­ l iş m esini nasıl etkileye b ilece ğ i , kom ü n istlerin b u n la rı n ortadan ka ldırı l ­ m a s ı i ç i n somut ola ra k neler ya pması gerektiği açısından e l e a lıyoruz. Eksikliklerin a n a lizini küçük b u rjuva d üş ünce zihniyeti için karakteristik olan verimsiz ş i kayetlere, olguların pasif bir şekilde sapta nmasına dönüş­ türmem e k g e rek. Bütün zayıflı klarına karşın Mart ayaklanması, Sudan'da devrimci süre37


cin gelişmesinde b üyük b i r a d ı m d ı r, genişliği ve derinliği ba k ı m ı nda n ise 1 964'teki Ekim devrim i n i (2) geride b ı ra kıyor. Onun öne m i n i küçültmek, işi a rt ı k elde edileni yıkmaya götürmek, hare­ keti askerlere ve özg ürlük, demokrasi, u l u sa l egemenlik davasına düş­ m a nca yaklaşa n iç ve d ı ş g üçlere bağı m l ı kılmak demektir. Demokra tikleşme süreci çok yönden te hdit ediliyor. Zenginleşme kay­ nakla rında n yoksun kal makta n korka n asalak b u rjuvazi, d iktatörlüğe daya n a k ve aynı za manda örtü ola ra k h izmet eden 1 983 y ı l ı " I slam Ana ­ ya sa s ı » n ı n değiştirilmesine büyük b i r gayretkeşlikle karşı ç ı ka n " Müslü m a n Ka rdeşler», Mayıs rej i m i a rtıkları, en boşta do kötü b i r ü n y a p a n Devlet Güve n l i k Orgütü, tüm bunlar, ü lke içinde a ktif b i r komplo eylem i yürü­ tüyorlar. Nu meyri dönem i nde Devlet Güve n l i k Org ütü' nde 45 bin kişi ça lışıyord u . Bunla rdan 2 4 bini H a rtum'dayd ı . B u n l a r, o rduda bile b u l u nmaya n en modern teknik a ra ç ve s i l a h l a ra sa h i pti. Gizli polis ve a skeri istihbaratın eylem lerini Sudan'da ve Doğu ve Orta Afrika için kendi operatif m erkezi n i k u r a n C i A g ü n ü g ü n ü ne denetl iyord u . C i A ü l kenin her ta rafına Ameri ka n ajanla rı yerleşti rm işti. L i bya , Etiyopya, Demokrat i k Yemen'den karşı dev­ rimci ögelerin eğiti m i n i n ya p ı l d ı ğ ı ka m p l a r eylem gösteriyord u . Diktatör­ lüğün y ı k ı l masından ve devlet g üven l i k örgütünün dağıtı l m a sı nda n sonra Amerika l ı l a r daha çak kendi ada m la rı n ı k u rta rma k için önlem a ld ı lar. Bunla rd a n b i nlercesi hôlô eskisi g ibi silaha ve büyük parasa l a raçlara sa h i ptir ve değ işimler süreci için som u t bir tehlike oluşturu yorla r. Bunlar kend i eski şefie rin i n ya d a okya nus ötesi patronları n ı n d i rektifleri gere­ ğ ince harekete geçecek olo nağa sa h iptirler. ABD' n i n Sudan'a ayırd ı ğ ı d i kkat rasgele deği l d i r. Sudan Ara p d ünya­ sı nda ve Afrika anaka rasında öne m l i stratejik bir d u ru m a sahiptir. Sudan topra kla rında ABD'nin " Çevik Kuvvetleri» için daya n a k noktası olo n as­ keri deniz ve hava üsleri va rd ı r. B u rada Pentagon a skerleri n i n de katı l ı ­ m ı y l a b i rçok k e z b ü y ü k çaplı m a nevra la r ya pıldı. Aynı za m a nda Wash i ng­ ton' u n ülke m izde kolay kolay vazgeçmeyece ğ i çok öne m l i ekono m i k ç ı ka r­ l a rı vard ı r ki, ABD mevcut casus l u k servisleriyle, Sudan ordusunu, polisi, t ü m devlet aygıt ı n ı , yığı nsal enformasyon a raçları n ı , eğitim ve kültür ku­ rumlarını ve hatta send i ka l hareketi etkilemek için oldu kça güçlü ka l­ d ı raçlara sa h iptir. Oteki NATO üyesi ü l kelerin ve ı s ra il ' i n g izli servisleri de CiA i le sıkı ilişki içinde eylem yü rütüyorlar. Bunlar a ktif b i r biçimde a nt i ko m ü n i zm i körüklüyor, insa n l a ra « d emokratikleşme deneyinin » bozguna u ğ rayacağ ı görüşünü aşıla maya çalışıyorlar. Politik ha reketi v e partileri, send i ka la rı , ' basın org a n la rı n ı satın o lm a pazarlıkları yapılıyor. Kuşkusuz, Suda n ha!-

(2) Ekim 1 964'te yayg ı nlaşa n ha lk eylemleri Abbud d i ktatörlüğünün yıkıl­ masına yol açtı. (Not Red.)

38


k ı n ı n düşmanları, değişik yıkıcı eylem lerin ya rd ı m ıyla a skeri b i r d i ktatör­ lük kurmanın gerekçesini hazı rl a m a k için demokratik özg ürl ükleri tüm­ d e n kısmaya, yığınların kaza n ı m la rı n ı yoketmeye kalkışa b i l i rler. Suda n'ı n a ğ ı r m a l i -ekono m i k d u ru m u , komplocuların işine yarıyor. N u ­ meyri rej i m i , u l u s a l ekonomiyi, onun tüm sektörlerin i v e dallarını ta m b i r y ı k ı m a sürüklem iştir. 1 0 m ilya r doları a ş a n a ğ ı r borç y ü k ü a ltındaki ü lke, borçlar bir yana onun fa izlerini bile ödeyecek d u rumda değildir. Geniş ölçüler o lo n açlık ya lnız kura k l ı ğ ı n değ i l , aynı zamanda önceki yönetim ­ lerin yıkıcı politika l a rı nı n da b i r sonucudur. Ta r ı m ı ih raç m a l ları ü retmeye teşvik eden bu yönetimler ta h ı l ü rü n le ri için ayrı lan topra kları azaltmıştı r, ha lka yiyecek maddeleri sağ layan temeli y ık m iş l e rd ı r. Bugün Sudan'da her dört kişiden biri açlık çekiyor. Böyle bir d u r u m , halk h a reketi nin ya zgısı için çok büyük bir teh l i kedir. Ekono m ik y ı k ı m a ğ ı r yaşam ko� u l la rı , açlık, dışardan hiçbir karışma o l m a ­ dan da y ı ğ ı n l a r ı n devrimci ene rj i s i n i n a za l ma s ı n a , bu nların güçten d ü ş ­ m e s i n e y o l aça b i l i r. Burjuva v e k ü ç ü k b u rjuva çevrelerde yayg ı n o l a n Marksiı m ' i ça rpıta ra k yoru m la ma la ra k a r ş ı n b i z , yoksu l l u ğ u n v e a ç l ı ğ ı n kend i l i ğ inden devrimci eylem i doğu rmayacağı görüşünü çıkış noktası ya ­ pıyoruz. Açl a r ordusunun pol itikayla u ğ raşoca k d u ru m u yok. M a rt a ya k ­ l a n m a s ı bunu bir kez daha kanıtla d ı . Oze l l i kle sürekli açlık çeken insan­ l a r bu eyleme katı l m a d ı lar. Şunu do gözden kaç ı rm a m a k gere k ki, yiyecek m a l la rı itha li, em perya l ist devletlerce, bu m a l la rı a la n ü l kelere ka rşı a ktif b i r biçimde baskı a racı olarak k u l l a n ı l ıyor. Sud a n l ı l a r ABD' nin bu a la nda nasıl ha reket ettiğ i n i k e n d i deneyimleriyle görd ü ler. Birleşik Amerika, daha Nu meyri dönem in­ de, bize ta h ı l ü rü n le ri veriyordu, a ma karş ı l ı ğ ı nda a skeri üs istiyor ya do Falaşları n rı) başka b i r yere g izlice a kta rı l m a l a rı na yard ı m c ı olma m ı zı dayatıyordu . Suudi Ara b i stan ' ı n ya rd ımları do koşu lludur. M ı sı r'la bir­ likte bu iki devlet, Sud a n ' ı n demokratik yold a n gel işmesine yönel i k teh­ li kelerin temel d ı ş kayna ğ ı n ı oluştu ruyorla r. Bu te hlike leri hiç küçümse meyen, demokrasi düşma nla rı n ı n çokluğuna ve güc ü ne göz yum mayan bizier, ge leceğe gene de güven ve iyimserlikle ba kıyoruz. Çünkü o l u m l u geliş meler için çok sayıda iç ve d ı ş faktör de ve rdı r. Bunların içinden, y ı ğ ı n l a rın kendi g ücüne olo n güven i n i a rtıra n , onların devrimci a z m i n i yükselten savaş deneyini ze ngin leştiren ayaklan­ mayı e n başa koyma k gerekiyor. Ote yandan, ül ken i n g üneyi nde yığı nsa l demokratik ha reketin yükse l i ­ şini de bel i rtmek gerek. al kenin g ü neyi tüm çağdaş S u d a n ta ri h i nde, g e ­ nel o la ra k S u d a n h a l k h e reketin i n gelişmesinde i l k k e z olu m lu b i r rol

(3) Etiyopya Yahudilerinin, ı sra il g izli -servisleri n i n gerçekleştird i ğ i ope­

rasyonla Sudan üzerinden ı sra il'e a kta rılma ları sözkonusudur. (Not

Red.)

39


oynuyor. önceleri G ü ney Suda n'daki politik g üçler, kend i bölgesel istek­ leri n i n gerçekleşmesiyle s ı n ı rlı ka larak, tüm ülke ç a p ı nda meydana gelen olayla ra ilgi göstermiyorla rd ı . Bugün ise N u meyri rej i m inin b u na l ı m ı n ı n derinleşmesi v e o n u n y ı k ı l ması için ç o k şey ya pa n Sudan H a l k Ku rtuluş Cephesi'nin (SHKC) ve onun s i la h l ı kolu Sudan Halk K u rtuluş Ordusu'nu n (SH KO) önceleri gü neyde egemen ola n ayrı l ı kça eğ i l i m lerden ayrı l a n , onun genel ulusal dava lara o l u m l u katı l ı m ı nı n zoru n l u l u ğ u n u bel i rten , tüm Sud a n l ı la rı ü lke yaşa m ı n ı n değ i ş i k yönlerin i n demokratikleşmesi sava ş ı ­ m ı na a ktif katı lmaya ç a ğ ı ra n s o m u t b i r progra m ı va rd ı r. Ordu içindeki yu rtsever g üç lerin politik a ktifl i ğ i n i n y ü kselmesin i n büyük önemi vard ı r. Onlar, ordu yönet i m i sıralarındaki sağcı e ğ i l i m lere karşı d u ruyor, genel u lusal demokratik h a reketin gel işmesine yardım ediyorla r. O l u m l u dış faktörleri s ı rala rken, Sudan'a ve onun kuzey sı nı rla rına yönelik kom plo planlarının önünde engel oluşturan Mısır m u ha lefeti n i n eylemleri n i ; h e r za m a n ülkemizdeki g e r i c i g üçle re destek o l a n monarşi rej im ine son veren Etiyopya devri m i n i n g üç len mesi n i ; Arap d ü nya sı için özg ün ve olağa nüstü büyük önemi olan Demokratik Yemen deneyim in i n başarıyla gelişmesini de belirtmek gerek. Filist i n devr i m i n i n demokratik güçleriyle birlikte ve isra i l sa l d ı rg a n iarına karşı koymada ka h ra m a n l ı k gösteren Su riye' n i n de desteğiyle Amerikan v e NATO işgalcilerini utanç ve rici bir şekilde tası-ta rağ ı toplayıp g itmek zoru nda b ı raka n Lübnan yu rtseverleri nin d i renç cephesinin başarısı, Sudan halk yığı nlarını derin­ den etkilemiştir. U l u sla ra rası daya n ı ş m a ha l k ı m ı z ve onun savaşı için her za m a n büyük bir önem taş ı m ı ştır ve taşıyor. Arap d ünyasındaki ve d iğer ü l ke lerdeki ko­ m ü n ist, işçi ve devrimci demokratik pa rtilerin eyle m leri. sosya l ist toplu l u k devletlerinin ve en başta da b a r ı ş ve halkları n kurtuluşu davasın ı n yorul ­ maz savaşçısı Sovyetler Birliği'nin g üçlenmesi bu daya n ış m a n ı n yüksel­ mesine yardım ediyor. Böylesi karmaşık bir orta mda gerçekçi, d u ru ma üstünkörü bakmayan b i r a na l ize daya n a n açık, gerçekçi b i r çizg i n i n sapta nması ve yürütü l ­ m e s i , özel b i r ö n e m kaza nıyor. SKP Merkez Komitesi' nin 2 0 N isan'da top­ lanan olağan üstü Ple n u m u nda, böyle bir a n a l iz ya p ı l d ı . Plen u m , b u g ü n temel o l a n ı n " ha lkın eyle m i , e l d e e d i l e n kaza n ı rn ı n savu n u lmasında ve b u n u n düşman sa ldırısından koru nmasında h a l k g üçleriyle ordu n u n b i r­ l i ğ i n in rolü . (lo) olduğunu belirtti . .

Demokrasinin v e u lusal egemenliğin koru nması v e ta m olara k kuru l­ ması u ğ ru na sapta n a n en geniş birlik ç izg isi, yeni ta ri hse l d u rumda, ye ni d ü zeyde ve i l eriye yönelik ye ni hedeflerin va rl ı ğ ı nda bile korunuyor. H a l k y ı ğ ı n l a r ı n ı n b i rleşmesi, Ulusal Kurtuluş G üçleri B i r l i ğ i (UKG B) b i leşim i n i n ,

(4) Suda n Kom ü n i st Partisi Merkez Kom itesi'nin 20 N isa n 1 985'te yapılan olağa n üstü Plenum belgeleri, s. 8 (Ara pça ) .

40


kend i pro g ra m koş u l larına uygun b i r biçimde ve politik g revlere ve y ı ğ ı n aya klanmasına s o m u t ola ra k katı lan pa rti v e send ika l a rı n buna d a h i l o l m a l a rıyla genişlemesini öngörüyor. U KG B daha tem s i l i b i r nite l i k kaza n ­ d ı kça h a l k ı n iste m lerini gerçekleştiren, ha lk hareketi n i n yeni teh l i kelerle te hd it edildiği za m a n politik g rev sila h ı na başvuran halk erki n i n politik orga n ı h a l ine gelecektir. Bu, yönet i m i n başına Silahlı Kuvvetler Başko m u ­ ta n l ı ğ ı ' n ı n geçmesinden sonra o l u ş a n d u ru m u n g iderilmesini sağlaya ­ caktır. Çünkü ya sama kuvveti gecici Askeri Konsey' i n e l i nde topla n m ış, daha sonra o luşa n Baka n la r Kuru luna yü rütme görevi kalmış, UKGB gö­ revleri ise resmen hiçbir şeyle belirlenmem iştir. Pa rti miz, Ordu Başkomuta n lı ğ ı ' n ı n ord u n u n, keyfi yönet i m i n yeni a skeri bir d i ktatörlükle değ işti rilmesini istemediği ve yöneti m i n bir yıl sonra sivil hükü mete tes l i m edileceği yolundaki açıklamasını sela m l a d ı . Biz, a sker­ lerin bir y ı l l ı k geçici dönem in ta m a m l a n masından sonra e rkte ka l m a l a rına kesin l i kle karşıyız. Aynı za m a nda SKP, ister, « ülkede a na rş i h ü k ü m sürü­ yor», « pa rtiler temelsizliklerini açığa vurdula r», « isla m normlarını yerleş­ tirmek için kararlı a d ı m l a r gere k » g i b i b i li nen sağcı çevrelerle ya da « devrim i sürdürel i m », « devri m i kurtara l ı m » g i b i solcu l u k örtüsü a ltındaki boş sözlerle ya p ı l m a k istenen her türlü da rbe g i ri ş i m i n i de kesinlikle reddediyor. Sud a n ' ı n otu z y ı l l ı k bağımsız va r l ı ğ ı n ı n 22 y ı l ı askeri yöneti m le rle geç­ m işti r. Ekonomik yıkım, asa la k b u rjuva z i n i n hızlı bir biçi mde gelişmesi, de­ mokra s i n i n boğu lması, ulusal egemen l i ğ i n balta la n m a s ı , bunun bir son u ­ cudur. Bu bakımdan sağcı kon u m la rdan h a reket eden Abbud d i ktatörl üğü ile sözde i lerici, solcu slog a n l a r y ükselten Nu meyri reji m i a ra sında, so­ n u ncusunu Ma rksist termi na loji ile hokkabazlık yapan (örneğin SKP'nden ayrı l a n bölücüler grubu bununla u ğ ra şıyordu) oportünistler, « toplumların modernleşti rilmesi » ve « evrensel gelişme» üstüne ta rtışma aça n s ı n ı rlı b i l g iye sa h i p teknokratla r ve aynı zama nda d i n i söm ü re nler savun maya ça lışsa lar da bir fa rk yoktur. Diktatörlüğ ü n y ı k ı l masıyla her şey bitmiş o l muyor. Gerçek demokra s i n i n yeniden kurulması için 1 973 Anayasası (sözde yürürlükten kald ı rı ld ı ) , 1 983 « i � lam Anayasası », g üven l i k yasası da d a h i l demokrasiyi kısıtlayan tüm yasal belgelerin geçersiz sayılması gerekiyor. N u meyri rej im i n i n ve özel­ likle onun g üvenlik örg ütünü n ortad a n kaldırıfması ça l ı ş m a la rı n ı n tam a m ­ lanması gerekiyor. B u a landaki ça l ı ş m a l a r, b u g ü n o l d u ğ u g i b i, resm i b ü rokratik çerçeve içine sıkışt ı rı l ı p b ı ra kı f m a m a l ıd ı r. B u çalışmala ra, ey­ lem leri Ulusal Ku rtu luş G üçleri Birliği, Geçici Askeri Konsey ve ada let orga nları nca orta klaşa yöneti lebi lecek ola n y ı ğ ı n l a r ı n çeki l mesi g e rekiyor. Baskıcı rej i m i, ordu da içinde, devlet aygıtı n ı yeniden örg ütlemeden tam ola ra k y ı k m a k ola naksızd ı r. Bu yeniden örgütlenmenin kişisel hesa p­ laşmalara kaymaması, i htiyatsız ka ra rla rın a l ı nmasına neden olmaması için b u n u n uygulanmasında devlet d a i relerindeki memurlara ya rd ı m et41


mek, sendikalara danışıla ra k ve onların denet i m i nde u yg u la nm aya kon a ­ cak sert ö n m l e m l e r a l m a k gerekiyor. Baskı lara v e insa nl a rı n p o l i t i k neden­ lerden ötürü koğuştu ru l masına kat ı l a n kişilere özg ürlük hakkı ta n ı nm a m a ­ l ı d ı r. B u rada söz konu su olan demokra sinin kı sıtla nması değ i l , onun d i k­ tatörl üğün orta kla rı ndan koru n masıdır. Nu meyri rej i m i n i n sonuçlarının o rtadan ka ldırılması soru n u , ekono m i k a la nda da ç o k keskin b i r soru n o l a ra k d u ruyor. Ekonomik yıkı m ı n önüne geçmek için acil önlemler a lm a k gerek. Devlet aygıtı için ayrı l m ı ş b u l u na n a ş ı rı derece ş i ş i ri l m iş harca maların kısıtlanması v e b u radan elde edile­ cek olan paraların a ç l ı k çekenlere ya rdı m ola ra k verilmesi, h a l k yığınları­ nın d u ru mu n u n iyi leştirilmesi gerekiyor. C u m h u rbaşka n l ı ğ ı sarayı aygıtı­ n ı n ve Devlet Güve n l i k Orgütü ' n ü n , Nu meyri dönem i nde tek yasal org a n olan Sudan Sosya list Birliğ i'nin e s k i merkez v e yerel yasa ma v e yürütme organlarının dağıtılmasıyla görevlerin bi rinci bölümü belli ölçüde yerine getirilm iştir. Ama onun ikinci, dene b i l i r ki, önem li bölüm ü hôlô çözüm bekl iyor. Ta rımda ta h ı l a razileri n i n gen işletilmesi ve gıda d u ru m u nun iyileşti ril­ mesi, i nsan l a r ı n açlıkta n ku rta rı l m a s ı , dış ya rd ı m ı a ra bağ ı m l ı l ı ğ ı a za ltma k a macıyla veri m l i l i ğ i n yükseltilmesi için kesin, acil önlem lere yönelmek gerekiyor. Ş i m d i l i k bu yard ı m la rdan vt:lzgeçi lemez, a nca k bunların pay­ laşılması öyle o l m a l ı d ı r ki, tepedeki memur ve bürokratla ra büyük geçi m sıkıntısı çekenlerin za ra rına zenginleşme kayna ğ ı ola ra k hizmet etmesine izin ve rilmemelid ir. Biz, b u n a l ı m d u ru m u n u aşma yolla rı nın sapta nması için ya l n ı z b i l i m ada m la rı v e uzmanlara değ i l , a y n ı za manda politik parti, sendika, top­ lu msa l örg üt temsilcilerinin de katı lacağı bir Genel U l u s a l Ekonomik Kon­ fera ns' ı n toplanmasını öneriyoruz. U l u slara rası Para Fonu ' n u n (i M F) baskı ve şa ntajl a rına nası l karşı kon u l a b i l i r soru n u , konfe ra nsın ele o l ması gereken temel soru nlarda n biri o l m a l ı d ı r. SKP, i MF'nin dayatma l ı tav­ siye ve a maçlarını tüm üyle reddediyor. Ayrıca do inanıyoruz ki, Sudan l i ra ­ s ı n ı n Şu bat'ta ya pılan onüçüncü deva lüasyonu a rtık sonu ncu deva lüasyon o l m a l ı d ı r. i M F' n in devlet h a rca m a l a rı n ı kısma k a macıyla işye rlerini g ide­ rek azaltma isteğ ine, biz şu g üç l ü a rg ü manla ka rşı ç ı ka b i l iriz : O l kenin Cu m h u rbaşka nı ve u şakları a rt ı k görevlerinden u za klaştı rı l m ı ş l a rd ı r, bun­ dan devlet kasasına büyük tasarruf sağ l a n a b i l i r. Kom ü n i stler, sava şın sadece tepedekilerin katıldığı b i r savaş değ i l , yı­ ğ ı nsa l nitelikli b i r savaş olması için t ü m yu rtsever g üçleri, bu sorunda, ey­ lem birliği ya parak h a re ket etmeye çağı rıyorla r. Baskı pol it i ka s ı n ı n kur­ banı diğer " üçüncü d ünya .. ü l keleriyle birlikte ha reket etme (Sud a n bu konuda g i ri ş i m c i l i k rolünü üzerine a la b i l i r) ve il işkilerin onbeş yı ldır don­ d u ru l muş bulunduğu sosya list ü lkeler top l u l u ğ u n u n desteğ i ne daya n m a çizgisi, e m perya listlerin denetled i ğ i u lu slara rası m a l i kuruluşla ra o l a n ba ğ ı m l ı lı ğ ı n a lternatifidir. 42


Sudan, u lu slara ra s ı a landa, genel olora k bağımsı z, egemen, boğ lantısız bir devlet olara k h a reket etmekle yük ü m l üd ür. Bu çizg iye karşı ola n her şey reddedi lmelid ir. Burada her şeyden önce ABD' n i n a skeri üsleri n i n top­ ro kları m ıza yerleşti rilmesi sözkonusudu r. Oslerin kurul ması kara rını Nu­ meyri, ne h ü k ü metin, ne Meclisin, ne de başka b i r orga n ı n görüşünü a l ­ m a d a n tek başına a l m ıştır. Benzeri paza rlıkla rı n , Sudan h a l kı v e devleti için her hangi bağlayıcı bir g ücü yoktur. O lkem iz tüm komşula rıyla iyi il işkiler içinded ir ve onun ya ba ncı üslere ihtiyacı yoktur. Washington'a şunu hatırlatmak gerekiyo r : Suda n, Teksas değ i ldir. Sudan ' ı n d ı ş i lişkiler siste m inde, Mısır' ı n ta rihsel olara k özel bir yeri va rdı r. SKP, Sudan ve M ı s ı r ha lkları a rası nda sıkı, g üçlü savaş birliğ i i lişkilerini d a i m a savun m u ş ve bugün de savunuyor. Bizi, Mısır'ın g ü ne ­ yinden te hdit eden her hangi bir te hl ike yoktur. A n c a k bu, b i z i m bugünkJ i l işkilerde yanlış ve zaro rlı görd ü ğ ü m ü z her şeyin d üze ltilmesi ve ortadan kaldırılması yol l u ulusal görevim izle hiç te çelişm iyor. N u meyri rej i m i n i n zayıf v e derin ya lnızlığa iti l m i ş olması nda n yara rlanan Ka h i re, onunla Sudan'nın ç ı ka rlarına zarar veren ekon o m i k bütü n leşme ve ortak savu nma a n laşması imza la m ıştır. Bugün Mısır, a laşağı edilen d i ktatöre sığınma olanağı sağ la m ı ş b u l u n uyor. O lkemizin Libya ve Etiyopya ile i l iş ki le ri n i n norm a l leşmesini engellemeye çalışarak ona b a s k ı yapıyor. Bu te h l i ke l i ve za ra rlı bir po l itikadı r. Biz, iki ü l ke n i n de ç ı ka rları için bu politikadan vazgeçilmesini, eşitsiz i l işkilerin i pta l edilmesini istiyoruz. I n a n ıyoruz ki, Sud a n-Mıs ır ilişkileri n i n geleceğ i , Ka h ire'n i n Suda n ' ı himaye etmekten kayıtsı z şartsı z va zgeçmesine, onunla i l işkileri eşitlik tem e l i nde yürütmeyi kabul etmesine bağlıdır. Sava ş ı m henüz yen i k ı zışıyor. önümüzde sayısız savaşlar var. Şehit d ü ­ ş e n yoldaşları m ı z ı n, demokrasi v e u lusa l bağımsızlık savaşında canını veren herkesin a nısı, bu savaşlarda bizi esin leyecektir. Kom ü n istlerin, düş­ m a n ı n sa ldırıları n ı geri püskürtmede, işçi sınıfı ideoloj isinin a rı l ı ğ ı n ı ko­ rumada, pa rti safla rın ı n b i rl i ğ i n i savu nmada gösterd i kleri d irengenlik ve canlarını bile esirgememe örnekleriyle dolu şa nlı savaş deneyimleri, b izim devrimci enerji kaynağ ı m ı zd ı r.

43


Yığınlarla sıkı bağ ba,arının güvencesidir " PARTI ÇAlıŞMASı N ı N ETKi N l i O i N i N O N KOŞU LLARI V E OLÇOTL E R i ,. KONULU ULU SLARARASI SEMPOZY U M 1 983 ve 1 984 yıllaf/nda " Baf/ş v e Sosyalizm Sorunlaf/" dergisi etkin bir parti çalışması ve bunun bugünkü gereksinimlere uygunluğu sorun laf/ üzerine yazdar yayınladı. (1) BlI yazdarda bir komünist partisinin bütünsel olarak ve her bir biriminin, kadrolaf/nln, taban örgütleri üyelerinin çok yanIJ politik, ideolojik ve örgütsel çalişmalaf/nln kesin bir ölçütü olmadığı vurgulandı. Ama bunu, halkın politik tutumunda, düşünce biçimi, bilinci ve en başta da eylemlerinde açık bir biçimde görmek mümkündür.

Komünistlerin değişik alanlardaki çalişmalaf/nın etkin, sonuç verici olması için temel önkoşullar ve en güvenceli ölçütler nedir? Komünistler başarının garantisi olarak neyi görüyorlar? Partinin toplumu harekete ge­ çirici etkisi nasıl artmlabi/ir? BSS dergisi bu sorunlaf/n tarflşdmasını ta­ mamlamak için Berlin'de Alman Sosyalist Birlik Partisi MK'ne bağlı Karl Marks Yüksek Okulu'yla ortaklaşa u luslararası bir sempozyum düzenledi. Sempozyuma değişik anakaralardan değişik koşullarda çaIJşan 1 1 kar­ deş partinin temsilci/eri kattıdı .' Arjantin Komünist Partisi MK üyesi Jose Maria Lanao, Brezilya Komünist Partisi MK üyesi Noe Gertel, Bulgaristan Komünist Partisi MK bölüm başkanı Dimitlf Ananiev, Kıbf/s Emekçi Hal­ kının ilerici Partisi MK üyesi Agamemnon Stavrou, Almanya Sosyalist Bir­ lik Partisi Berlin Yöre Komi/esi ikinci Sekreteri Helmut Mü/ler, Merkez Kontrol Komisyonu üyesi ve MK Parti örgütleri bölümü ikinci başkanı Heinz Mirtschin, Alman Sosyalist Birlik Partisi MK'ne bağlı Yüksek Parti Okulu'nda bölüm başkanı Rudolf Wiederanders, Alman Komünist Partisi

Yönetim Kurulu ve Sekreterlik üyesi Kurt Fritsch, Lübnan Komünist Par­ tisi MK Politibüro üyesi Refik Samhun, Portekiz Komünist Partisi MK aday üyesi Domingos Lopes, Sri Lanka Komünist Partisi MK PoJitbüro aday üyesi Raja Collure, Sudan Komünist Partisi MK Ekonomi Komisyonu üyesi Ahmed Salim, Türkiye Komünist Partisi MK üyesi Ali ileri. Aşağıda sempozyumdaki tartışmaların kısa bir özetini

yaymlıyoruz.

Alman Sosya l ist Birlik Partisi MK aday üyesi ve ASBP MK'ne bağlı Ka rl Ma rks Y ü ksek Okulu Rektörü Manfred Herold sem pozyu m u aça rken komü­ nist partilerinin politik, ideolojik ve örgütsel ça lışmaları n ı n b üyük ölçüde varolan tarihsel d u ru m ta rafında n beli rlend i ğ i n i söyledi. Etkin bir parti çalışmasının ön koşu l l a r ı ve b u n u n için ölçüt ül kelerinde gelişmiş sosya­ lizm kuruculuğu ya pan p a rtiler için b a şka, a ntitekelci sava ş ı m veren ya d a a ç ı k gerici rej i m iere, e m perya list sa l d ı rganlığa ka rş ı koymak zoru nda

(1) Ba k : BSS 44

N2 1 ve 7, 1 983 ; N2 1 , 2, 4, 1 2, 1 984.


kalan partiler için başkad ı r. Ancak b i r p a rti n i n çalıştığı özg ül d u ru m a bakmaksızın partinin örgütse l v e ideoloj i k gücü, ü lken i n toplu msa l yaşa­ m ı ndaki etkisi e n başta onun emekçi ha l kla olan bağlarıyla be lirlenir. Lenin « işte bu bağ . . . başa rı m ızın tek g a ra ntisidi r .. d iyor. (2) Len i n s ü rekli ola ra k « he r a d ı md a y ı ğ ı n l a rla bağların sağlanıp sağ l a n ma d ığ ı n ı n, b u bağların canlı o l u p olmadığ ı n ı n d ikkatle v e som u t o l a ra k (i) kontrol ed i l ­ m e s i n i vurg u la d ı . Sosya lizmin utkuya u laştığı ü l kelerd e v e dünya n ı n sos­ yalist olmaya n bölüm ünde Marksist-Le n i nist p a rtilerin ç a l ı ş m a l a rı nı n te­ mel i lkesini halkın desteğ i n i a l m a k oluştu rmakta d ı r. ..

SOSYAliST KU RUCU LU(>UN GOREVLERi N i YERi N E G ETi R i R KEN Dimitlf An a n ie v Bulga rista n Kom ü n ist Partisi'nin parti çalışması n ı n et­ k i n l i ğ i n i değerlend i rme sistem i hazırladığını ve bunu uyguladığını söy­ led i . Ancak bu ha reketsiz ve fosi lleşmiş b i r sistem değ ildir. Bu sistem ve b u nda bel i rtilen ölçütler pa rt i n i n ve ü l kenin gelişmesiyle, yeni koş u l la rı n , so ru nların ve gö revlerin o rtaya ç ı km a sıyla birlikte gelişmekte v e zen g i n ­ leşmekted i r. Bu rada sözkonusu ola n yeni, eskisine kıyasla daha büyük sosya l-ekonom i k, politik ve ideoloji k iste m lerd i r. Bu iste m lerin doğru sap­ tanması, parti ça lışmasının, top l u m u n geli şmesine daha büyük etkide b u l u n m a k içi n ve sosya l ist kuruculu kta bir dönüştürücü etmeni rol ü n ü oynaya b i l mek için gerekli koş u l l a rı yaratı r.

Bulga r komünistleri, eğer pa rti çalışması n ı n yığınların sosyal enerjisini nası l etkilediği izlenmezse, gerçekleşti rilmesi ve sonuçlarının sı n a nması d ikkate a l ı nmazsa , b u n u n etkisin i n doğru o la ra k değerlendiri le meyeceğ i n i b i l mektedirler. Emekçilerin yaratıcı çalışma, g i rişimcilik, b i l inç, ö rgütlül ü k v e disiplin d ü zeyi yükse l d ikçe kom ü nistlerin çalışmasının da d a h a a n ­ l a m l ı v e etk i l i olaca ğ ı a ç ıktır. BKP' n i n h a l k a rasında çalışması son yıllard a daha etkil i olmaya baş­ l a d ı . Parti h a l k ı n ilgi a la n ı n ı , duyg u la rı n ı ve iste m lerini daha kapsa m lı b i r biçimde i ncelemeye başladı v e h a l k ı n kaygı duyduğu konu lara doğru., yanıtla r getirebi i d i . Tüm ivedi u lusa l ve bölgesel kon u l a rda komünistler halkla açık yürek l i l i kle konuşmaktad ı rl a r. O rneğ i n , yeni iş yasa tasa rısı geniş bir biçimde tartı ş ı l d ı . Emekçiler yaptıkları topla ntı larda 1 68 bi nden fazla öneri getird iler. Parti ve h ükümet merkez o rg a n la rı , yığ ı n örgütleri merkez o rga nları 50 b inden fazla öneri a ld ı l a r. Şimdi Bulgarista n'da kamuoyu nun görüşü ve e mekç i lerin politik e ğ i l i m ­ l e r i n i ka psam l ı b i r biçi mde i nceleyen bütünsel b i r sistem işlemekted i r ve bu sistem sürekli geliştiriliyar. Oneriler ve b u n l a ra yanıtlar için b i r ka rt­ l a m a siste m i vardı r, halktan gelen m e ktuplarla çalışma do gelişmektedir. Parti yönetim i , b i l g i top l a m a , özellikle öne m l i soru nlard a ka ra r tasarı ları

(2) V. i. len i n , Tüm Ya pıtla r, c. 5, s. 8 (Rusça). (3) V. i . Lenin, Tüm Yapıtlar, c. 24, s. 37. 45


hazırlamada b i l i m adamları ve uzma nları görevlend i rd i . BKP Merkez Ko­ m itesi' ne bağ ! ı bir sosya loj ik enformasyon m e rkezi vard ı r. Pa rtiye enfor­ m a syon toplama ve işleme, sosyolojik a ra ştı rmalar ya p m a k üzere ii parti kom itelerinde de özel seksiyonlar o luştu ruldu. B K P temel örg ütleri halkın sosya l soru nla rıyla daha yakında n ilgilen­ meye başladı la r. Şimdi d i kkatlerini tüketim m a l ları ü reten fabrikaların kurulması, yen i ticaret ve h izmet m erkezleri, boş za m a n la rı değerlendirm e olanakları, s p o r o la nları yapılması, e k g e l i r sağlayan kayn a kların geniş­ leti lmesi, işletme kantin lerindeki yiyeceklerin ka letesinin yükseltilmesi ve fiyatlarının düşürü l mesi konu larında yoğu n laştırıyorla r. 1 984 yı lında ül ke­ deki 4.500 işletmeden 3.244' ünde satış m a ğazası açıldı, bunla rdan 1 .374'­ ü nde ka m u servis m erkezi vard ı r. D i m itır Ananiev, etkin b i r pa rti çal ışması için beli rleyici koşul u n pa rti­ nin doğru bir politik çizgi izlemesi o l d u ğ u nu bel i rtti. B KP' n i n bu çizg i s i n i beli rleyen Ma rksizm-lenin izm i lkelerine ba ğ l ı l ı k , d i n a m i k l i k, i ş l e r i aşama a şa ma yapma, a rd ı c ı l l ı k, ya ra i ı c ı l ı k, modernlik, b i l i msellik, ileri görüş l ü l ü k v e som utluktu r. B u ç i z g i 1 956 y ı l ı N isanı nda Todor J ivkov' u n başka n l ı k ettiğ i M K ple n u m u ndo formüle edildi. Bu ç izg i n i n ta rihsel h i zmeti sadece leninci yönetim il keleri n i n ve pa rti yaşa m ı n ı n norm ları n ı n koru nması de­ ğ i l, aynı zamonda parti çalışma s ı n ı n top l u m u n gelişmesinin nesnel yasa­ ları n ı n gereksinim leriyle uyu m lu h a le getiril mesidir. Daha sonra ki parti kongrelerinin, M K ple n u m larının ve kom ü nistlerin g ü n l ü k çalışmala r ı n ı n geliştird i ğ i v e zengi nleştird i ğ i bu ç i zg i ye b a ğ l ı ka l ı nm a sı n ı n son u cu nda BKP zeng i n ve ha reketli b i r yaşam s ü rd ü rmektedi r : Demokrasi geniş­ leti liyor, e leşti ri ve özeleştiri ge lişti riliyor ve kollektif yöneti m i l kesi işliyor. Aynı zamanda pa rti d i s i p l i n i ve p a rtinin ideoloj ik ve örgütsel birliği g üçleniyor.

Soru : Bulgaristan'da kamuoyunun görüşlerini öğrenmenin ana yolları nelerdir? Yanıt : 1 982 yıltnda cumhuriyetin Halk Meclisi hükümet organlarının, yığın örgütlerinin ve halkın en önemli bölgesel ve ulusal konularda hak ve görevlerini belirleyen bir yasa kabul etti. Bu yasa kamuoyuna yaklaşım için iki temel yöntem öngörüyor: Anket ve referandum. Birinci yöntemin amacı ilgili hükümet organlarınca dikkate alınabilmesi için şu ya da bu konuda halkın görüşlerinin öğrenilmesidir. Bir referandum olduğunda karar doğruda/'!' oylamayla ülke halki tarafından ya da bölge halki tara­ fından alınmaktadır. Soru : Etkin bir parti çaltşmasının değerlendirilmesinde iç ve dış etmen­ lerin karşi/ıklt ilişkisi konusunda BKP'nin deneyimi nedir? Yanıt: Etkin bir parti çaltşması değerlendirilirken tek tek göstergeler mutlaklaştmldığında kimi sorunlar ortaya çıkar. örneğin, bazan en başta örgütsel yapı, parti içi ilişkiler ya da çaltşma biçimi değerlendirilir. Bu, çok sayıda rapor, proje hazırlanmasına yol açıyor ve sonuçta biçimciliğe 46


götürür. Orgüt içinde herşey iyi görünür ama toplumsal yaşamın şu ya da bu alanında çok az bir ilerleme vardır ve partinin etkisi yeterli değildir. Başka bir uç ta parti çaltşmaslnl plam gerçekleştirme oramna. kôr ya da emek üretkenliğinin artışma göre değerlendirmektir. Bazan partinin kendi başına maddi ve zihinsel değerleri üretmediği unutulur. Parti halkın giri­ şimini artırmak, hükümetin ve yığın örgütlerinin çaltşmaslnl hızlandırmak için politik araçlar kullontr ve bunlar aracılığıyla üretime, teknik ilerle­ meye, emek üretkenliğine ve mallann kalitesine, maliyetine etkide bulu­ nur. işte bu nedenle, parti orgonlanyla hükümet dairelerinin işlevleri ara­ Sinda ister istemez hiçbir aynm yapmayan bir yönetsel menejerlik yaklaşı­ mma göz yumulamaı. Bulgar komünistleri, dış ve iç etmenlerin birliği ış i­ ğında her iki uç anlayışa da karşı çıkıyor ve çalışmalannm sonuçlanm kapsamit bir biçimde değerlendirmeye çaba gösteriyorlar. Etkin parti ça lışmasının vazgeçi lmez koşulları, b izzat parti n i n g üc üd ür, birliği, ideoloji k ve örgütse l ba kımdan çeli kleşmesid i r. Heinz Mirtschin şöyle ded i : A l m a nya Sosya list Birlik Partisi, pa rti içi yaşam ı n n itel i ğ i n i iyi leştirmeye v e Leninci ölçütlere , demokratik merkeziyetç i l i k i l keleri ne kesinkes uymayı sağ lamaya süre k l i özen gösteriyor. i l g i çekici, can l ı b i r yaşa m ı n o l d u ğ u temel örgütte, tüm ç a l ı ş m a kol lektifinde ya ratıcı b i r orta m oluşuyor v e ekono m i k sonuçlar i y i oluyor. Bizim M i lita n Prog ra m l a r dediğ i m i z şeyler Alma nya Sosya list Birlik Pa r­ tisi' n i n temel örgütlerindeki çalışmanın etki n l i ğ i n i a rtırma n ı n bel l i başlı a raçlarından b i ridir. Bu progra m la r, ekono m i k gelişme prog ram la rı n ı n yerine getirilmesi v e a ş ı lması n ı politik bakımdan g üvence a ltına a lmada komünistlere belirli görevler y ükler. 1 984 yılı için bu progra mların ta rtışıl­ masında parti örgütleri n i n yöneticileri 1 m i lyon 400 b i n kom ü n istle tek tek ko nuştul a r. Çalışma kol/ektifinin a maçla rına erişmesi için her birini n kat­ kısı belirlendi. M i litan Prog ra mların uyg u la nmasına i l i ş k i n topla ntıl a ra ve bölge komitesine s u n u l a n düze n l i raporlar örgütsel çalışmanın d üzeyi konusunda a ç ı k b i r fikir veriyor. Pa rti n i n gücünün pekiştirilmesine, üyelerin bileş i m i n i d üzenleme yard ı m ediyo r. Alma nya Sosya l ist Birlik Partisi ' n i n 10. Kong resi' nden sonra ki dö­ nemde ( 1 981 'den 1 984'e) 1 87 b i n işçi, 1 0 b i n kooperatifçi köylü ve 2 1 bin a yd ı n pa rtiye a l ı n d ı . Yeni üyelerin yüzde 97,7'si 30 yaş ı n a ltındadır. ASBP' nin ya pısı , onun işçi sınıfı n ı n ve DAC'deki öteki emekçilerin e n bilinçli v e örgütlü m ü frezesi olduğunu gösteriyor. Partide fabrika işç i leri­ n i n o ra n ı y ü zde 58, 1 , kooperatifçi köylülerin ora nı yüzde 4,8, a yd ı nların yüzde 22,3, büro işçi le ri n i n yüzde 8,2, nüfusun öteki sosyal katm a n ve grupları n ı n o ra n ı ise yüzde 6,6'd ı r. Y u ka rıda belirttiğ i m iz dönemde 4.300 yeni parti g rubu ve 5.500 temel ve işyeri örgütü oluştu ruldu. Böylece bütün sosya l katm o n la rda parti n i n etkisi a rtırıldı. Parti kad rolarının olgunluğu da a rttı . Seçilen 468 b i n temel örg üt yöne­ ticisi n i n yo rısı nda n fazlası fo brika işçisidi r. Bunların yüzde 71 ,8'i part i 47


oku l u nda eğiti m lerini ta m a m la d ı , yüzde 51 ,7'sinin ise yüksek ya da orta sa nat okulu eğitimi va rdı r. Komün istlerin çabaları n ı n etki n l i ğ i , kadroların seç i m i ve eğiti m iyle, canalıcı sektörlerde parti hattı nı her d u rumda bir soru m l u l u k duyg u su ve g irişkenli kle uygu laya bi lecek e n yetenekli, makul b i r riski göze a lma cesareti gösteren, i n a nçlı, kollektiflerini en yüksek başa rı lara götürecek örgütsel becerisi olan insa n l a rı a l maya özen gös­ tererek bel i rle n i r. Rudolf Wiederanders ASBP' n in ideoloj i k ça lışmasının etki nliğini a rtı r­ madaki yöntem ve a raçla rı a n lattı. Bölge kom iteleri, temel örgütler ve pa rti g ru pları n ı n deneyi m i , komünistlerin i nsa n l a rla kişisel teması sür­ d ürmesi n i n ne kada r önem li olduğunu gösteriyor. Etkin sözlü aj itasyon g itg ide önem ka za nıyor. Elektro n i k a raçlar, radyo ve televizyonun ege­ men olduğunu g ü n üm üzde kişisel temas önemi nden birşey yiti rmed i . Ko­ m ü n istler yeni konuları ya nıtla mayı ve inandırıcı deliller ortaya koymayı başta gelen g ö revi sayıyorlar. Bunun için bir komünistin kendi politik eği­ tim d üzeyini sürekli yükseltmesi, ne denli zor o l u rsa olsun, yakıcı soru n­ la ra yöne l mesi ve i nsanla rla ça l ı ş ı rken aza m i sa b ı r göstermesi ve onla rı a nlaya b i lmesi zoru n l u d u r. Böyle b i r ideoloj ik çalışmanın içeriğini daha çok pa rtinin strateji ve taktikleri bel i rler. ASBP şimdi iki stratejik görev üzeri nde çalışıyo r : Gelişmiş sosya l i st b i r top l u m kurmak ve kararl ı l ı kla barışı savu nmak. Bu görevler birbiriyle sıkı sıkıya bağ lı d ı r. Çünkü sosya ­ l i z m i n g ücü barışın a na g üvencesi d i r. Bundan ötürü ekonomi, pa rti çalış­ masının kilit a la n ı oldu ve böyle o lmaya deva m ed iyor. Ama e konomik soru n la rı ele a lı rken sağlam b i r ideoloj i k temele sa h i p olmak öne m l i d i r. Başa rıya giden yol, parti kararla rı n ı n doğru ve zoru n l u olduğuna insan­ ları ikna etmekle ve onları somut işlere yöneltmekle başlar.

Demokratik Alman Cu m hu riyeti Avru pa 'n ı n ta m merkezinde sosya l izm ile kapita lizm a ra sı ndaki s ı n ı r üzerinde kuru l m u ştu r. S ü rekli ve doğrudan psikoloj ik savaş papağa nlarının sa ldırısı a ltındadır. Daşırada n a ş ı l a n m a k istenen yabancı görüşlere ka rşı d i renmek için her komünistin sınıf konu m ­ Iarına s ı k ı sıkıya bağlı kalması g e re k i r. ASBP üyeleri nin düşmanın h e r sal­ d ı rısını m i litan b i r ru hla, canla başla püskürtmeleri esastır. Bura d a pa rti yönet i m i nden temel örg ütlere düzen l i ve yol gösterici b i l g i lend irme, örne­ ğin ASBP MK H a l kla i l işkiler Bölü mü nce yayı nlanan ..Wie und Was » ? ( N e v e Nası l ?) bülte n i v e i y i eğitim görmüş propagand ist v e aj itatörler önem li bir rol oynuyor. Parti toplantı ları nda ve parti eğitim sisteminde komünistler ya bancı görüşlere karşı başarıyla sava ş ı m verme yeteneğini kaza nıyorl a r. Helmut MüIJer bu soruyu kendi Berl i n bölge kom itesinden deneyi m i n ­ den örneklerle zeng i n leştirdi. Komünistler, s ı n ı f d ü ş m a n ı n ı n pol itik, ideo­ loj i k ve ekonomik saldırılarının, parti n i n Ma rksist-Le n i nist politikası karş ı ­ s ı nda e l i böğründe ka lmasını ve ha lkla bağ ları n ı sa rsa mamasını tarihsel bir kaza n ı m olara k görüyorlar. Evet, bu sa ldırı l a r, DAC' n i n gelişmesinde 48


güçlüklere yol açıyor, a ma bu gel işmeyi hiçbir za m a n d u rd u ra madı ya da yavaşlata madı. Parti, üyelerini çel i kleştiriyor ve ideoloji k cephede onları m i litan olara k eğ itiyor. B u rada pa rti g r u b u n u n büyük b i r payı va rd ı r. Parti grubu, b i r za m a n çize lgesine göre değil, gereksinimlere göre çalışıyor. S ı n ı f düş­ manının şu ya da bu sa ldı rı s ı n ı n en iyi nası l püskürtülece ğ i n i kara rlaştı r­ mak üzere, gerekirse her g ü n toplan ıyor. Çalışma kollektiflerinin yüzde 85'i nde komün ist aj itatörler var, ötekilerde ise bu işi send i ka a ktivistleri ya da Ozg ü r Alman Gençliği üyeleri ya pıyorla r. Bu, insa nların yaşa mda a ktif b i r tutu m a lm a la rına ya rdı mcı o luyor. Bu çalışma, Berlin'deki « Elektrokoh l e » işletmesi örneğinde göste rildi. Sem pozyu ma katı lanlar, daha sonra bu işletmeyi ziyaret etme fı rsatı nı buldula r. 1 9. yüzyı l ı n sonla rında açılan bu işletme, 1 945 öncesine kadar, « Siemens-Pla n i a » teke l i n i n b i r parçasıyd ı . Bu işletme elektrotlar ve teknik köm ü rden oluşan başka m a lzemeler ü retiyor. Fabrikada iş, çetin koş u l la r a ltında geçti, birçok bakımdan hôlô da öyledi r. Ancak b u radaki işçilerin ezici çoğ u n l u ğ u , ADC'de henüz b i rçok m a l ı n bulunmadığı, Batı Berl in'de yüksek ücretlerin başta n ç ı ka rıcı olduğ u bir dönemde, kolay kaza n c ı n çekiciliğine a l d a n m a d ı la r. 1 984 y ı l ı nda « Elektrakohle» de Sieg­ fried Winkle r adlı bir ekip yöneticisi, Berlin Takvi m i d iye a d landı rı la n bir hareket baş lattı. Bu hareketin a macı, yıllık planı va ktinden, 2 1 A ra l ı k'tan önce ta m a m l a m a ktı. Helmut Müller konuşmasını şöyle sürdürdü : ASBP, sosya lizm için etkin çalışmanın tek tek ve istisna s ı z herkese yara r sağ l a d ı ğ ı na ilişkin i l keye kesinlikle uyuyor. Ad ı geçen işletmede üretim , 1 949' dan 1 984'e kada rki dönemde 8,5 kat a rttı. Da ha önce orta lama 322 Mark o l a n ücretler, bugün o rta lama 1 .05'1 ma rktır. Işletmen i n kü ltürel ve sosyal prog ra m lara ayı r­ d i ğ i ödenekler ise 10 kat a rtmıştır. Son on yılda işletmede 1 .600 işyeri yen iden da natı lmış, böylece kol emeği old u kça d ü ş ü rü l m üştür. Helmut Mü ller, pa rti ça lışmasının etki n l i ğ i açısından, insa n l a rı kendi deneyleri temelinde ikna etmenin önemini belirtti. ASBP' n i n söyledikleriyle ya ptı kla rı birbiriyle çelişm iyor. Partin i n d ikkati s ü rekli h a l k ı n üzerinde ve halkın refa h ı üzeri nde oda klaşıyor. Böylece insanlar, komün istlerin örne­ ğ i ni izlemeye ve ilerlemeye engel o l a n her şeye ka rşı mücadele etmeye hazır oluyorlar. Düşma n propaga ndası n ı n k u l l a n d ı ğ ı a raçlar ne kada r i nce olu rsa olsun, bu, pa rti n i n ve işç i - köylü devletin i n ADe yu rtta ş l a rı nı n yaşa msal ç ı ka rlarına hizmet etti ğ i ne ilişkin güveni sa rsa m ıyar. EM EKÇi LERiN Ç ı KARLARı, DEMO KRASi VE BARIŞ i Çi N Alman Komünist Partisi ' n i n (AKP) g ü n ü m ü zdeki çal ışmasına yol gös­ teren platform, Oca k 1 984'te N ürnberg'deki 7. Kongre'de bel i rlendi. Kurt Fritsch, bu kongre n i n kritik bir dönemde topla n d ı ğ ı n ı hatırlattı . Bu dönem, 49


Amerikan n ükleer i l k da rbe s i la h la rı nı n Federal Alma nya'ya yerleştiril­ meye, yığı nsa l işsizl i ğ i n hızla yayı l m aya başla d ı ğ ı b i r dönemdi ve büyük sermaye partilerinin koa l i syon hükümetinin politik, ekonom i k ve ideolojik bakı m d a n sağa koyışı hız kaza nm ıştı. Konuşmacı, N ü rnberg'de k a b u l e d i l e n belgele rden i k i s i n i n ç o k öne m l i olduğ u n u belirtti. Bunlar, AKP' n i n barış v e işye ri i ç i n eylem progra m ı v e p a rtiye Thö l m a n n üye Al ı m Ka m ­ panyası'yla i l g i l i karard ı . Batı Alman komünistleri d i kkatlerin i b u n l a r ı n yerine geti rilmesi üzerine yoğ u nlaştırmış bulu nuyorla r. AKP, N ü rnberg kara rla rı nı uygu larken, ça l ı ş m a n ı n etki n l i ğ i konusunda nasıl b i r ölçüt kulla n ıyor? Bu, en başta , en ivedi görevin yerine getirilme­ sine komün istlerin ne ölçüde katkıda b u l u n a b i l d i ğ id i r. Bu ivedi görev, barış hareketini geniş letmek ve g üçlendirmek ve bu h a reketin işçi s ı n ı fı ha reketiyle bağlarını sağlam laştı rmaktır. B u n u n için ş u n l a r gereklid i r :

Birincisi, fa brikalarda, çalışmalarına parti hücreleri n i n büyük katkıda b u l unduğ u daha çok sayıda barış g i rişim g ru p l a rı ku rma k. Ikincisi, barış ha reketine destek ve savaş karşıtı ha rekete katılma g ib i konularda, Alman Send ikala r Birliği'ne üye örg ütlerdeki yöneticilerin b i r bölümündeki belirli b i r mu hafaza ka rl ı ğ ı n üstesinden gelmek. üçüncüsü, NATO ' n u n " füze kararı »nı ka b u l ü n ü 1 983 sonbaha rı nda yeniden gözden geç i ren Sosyal Demokrat Parti'ye, Federa l Alma nya top­ ra kları nda ki Amerikan nükleer i l k d a rbe silahlarına ka rşı ha rekete a ktif olara k katılması için elverişli koş u l l a rın ya ratı lmasına yardımcı olmak. Kom ü n istler a maçla rına u la ş m a k için, daha çok büyük işletmeler ve send i ka la rda, sosyal demokratlarla temasla rını güçlendirmek, itici gücü komünistlerle sosya l demokratların o rtak ve uyu m l u eylem inden oluşan demokratik sendika ların gel işmesi ve işçi sınıfı n ı n eylem birliği için yıl­ madan b i r m ü cadele yürütmek zo runda d ı rlar. K u rt Fritsch, geç m i ş dönemde planlanan her şey ya p ı l a m a m ı ş olsa da belirli bir ile rleme olduğunu bel i rtti. Sanayi işletmeleri nde barış g i ri ş i m g ru pl a rı nı n sayısı a rttı. " Füze Değil, işyeri 1 » belgisinin g itgide d a h a geniş ka bul bulduğu send ika la rda komün istlerle sosyal demokratlar a rasında ş i m d i daha yayg ı n b i r diya log va r. 1 984 yılı sonba h a rı ndaki barış ka m ­ pa nyasın ı n Sosyal Demokrat Parti ' n i n bu konudaki kara rıyla resmen des­ teklenmesi, daha önce de aynı y ı l ı n Mayıs ayında SDP kongresine katı­ la n delegelerin büyük çoğ u n lu ğ u n u n NATO'nun " çifte ka ra rı »nı k ı n a ­ m a s ı , b u n u n göste rgele ri d i r. Demek ki, Eylem-84 Progra m ı ' n ı n ka bulü ve uyg u lanması, ü l kede k a ­ m u oyu nu v e p o l i t i k d u ru m u etkilemiş b u l u nuyor. Başka b i r deyişle, komü­ nistlerin çabaları, yukarıda bel i rtti ğ i m iz örnekte etkin oldu. AKP, hep sınıf savaşları n ı n to m göbeğ i nde yer a lmaya çaba gösteriyor. Orne ğ i n , daha 1 978'deki Mannheim Kongresi' nde, parti, ücretlerde hiçbir kesinti olma ksızı n 35 saatlik ça lışma hafta s ı n ı n uyg u la n masını istedi. 1 984 50


y ı l ı sonbaharı nda basımevi işçileri, bu belg iyle bir g rev ya ptılar. işverenler bu g reve lokavtla ka rş ı l ı k verd i . H ü kü met, g reveilere karşı baskı aygıtını kullandı. Parti, tüm işçi sı nıfına bu g revi desteklemeleri çağrısında b u l u n ­ d u . Birçok daya nışma g revi yap ı l d ı . Send ikalar m iting ler düzenledi. 1 984 y ı l ı Ekim a y ı n ı n ortasında ya pılan m iting, son 30 yılda Federal Almanya'­ daki m itinglerin en büyüğü o l d u . Kapita l izmle bu çatışma, k ı s m e n başarılı o l masına karşı n, AKP' n i n , özellikle o n u n fabrika temel örgütlerinin yığ ı n la rı ha rekete geçire b i l m e yeteneğ i n i gösterd i. Sava ş ı m ı n gidişi içinde, b i rçok sendika üyesi, komü­ n istlerin işçi sınıfı n ı n çıka rla rı n ı n en tuta rlı savu nucusu olduklarını görd ü . Bazı ları p a rtiye katı ldı. Bazı ları gazetemiz " U nsere Zeib. okuyu c u l a rı a ra ­ sına g i rd i ler. E n bilinçli genç işçiler, Thö l m a n n Oyea l ı m Ka m pa nyası' na o l u m l u yanıt verd iler ve partiye katı ldıla r. Kom ü nistlerin halk a ra sı nda et­ kin çalışması ve partinin g üçlendirilmesinin b i r mada lyonu n iki yüzü oldu­ ğ u yolundaki Leninci tezi pratik bir kez d a ha doğru ladı. AKP, parti n i n üye sayısı n ı a rtı rmayı öne m l i görüyor, a ma bunu başlı başına b i r a maç saymıyor. Parti, sendika lar, fa brika konseyleri, sendika kom itelerinde, gençler ve kadı nl a r a rası nda etkisini yayma nın yolla rı n ı a rıyor. Çeş itli a ntiko m ü n ist sını rla m a la rdan ötürü, seç i m le g e l e n yasa ma ve yerel yönetim organları nda pa rtinin temsil edilmesi h ô lô o l d u kça za­ yıft ı r. Komünistlerin çalışması, bu yönlerde i lerledi kçe, b üt ü n engelleri ve genel önyarg ı la rı aştıkça, daha da etkinleşecektir. örneğ i n , 30 Eyl ü l 1 984'te Kuzey Ren-Westph a lia'de yap ı l a n yerel seçi m l e r sırasında. kom ü ­ nistler çalışmaları n ı b irkaç bölge üzerinde yoğu n laştırd ı l a r v e yerel org a n ­ lardaki temsil ora n la rı n ı n üçte bir a rtması nı sağladı lar.

Soru : Burjuva propagandası, Sosyal Demokrat Parti'nin Federal Sekre­ teri Peter Glotz'un " bir fiile sivrisinek arasında" işbirliğini başarmanın çok çetin olduğu yolundaki sözlerini sevinçle karştıadı. Komünist/erle sosyal demokrat/ar arasında eylem birliğini zedelediği besbelli olan bu caf­ caffı ama kof tezlere nastl karşılık veriyorsunuz? Yanıt: Ortak sınıf çıkarları, işçi sınıfının ortak eylemlerinin temelini oluşturuyor. Gerçi güç bir konu olsa da, komünistler hep bütün emek­ çilerin çıkarlarının gerçekleşmesine özen gösterdiler. AKP açısından ey­ lem birliği, ne bir aldatmaca ne de bir taktiklir. Eylem birliği, Alman işçi sınıfı hareketinin sınanmış bir stratejisi, temel bir politika hattıd". Bölücü tezler, partiyi bu hattan ay"amaz. Partimiz, eylem birliği sorununu, hiç­ bir zaman ortağının büyük ya da küçük olmasına bağlamadı. Kaldı ki, « büyük» ve " küçük» kavramları görece kavramlardır. Bununla birlikte, Komünist Partisi güçlendikçe ve halk arasında etkisi daha da arttıkça, partinin önünde eylem birliğini sağlama olanakları daha da açılacakt". Bundan ötürü, çalışmamızın etkinliğini her alanda art"mak için sürekli çaba gösteriyoruz. Domingos Lopes, Portekiz Komün ist Partisi'nin en derin yeraltı koşu lla51


rında n hükümete katılmaya va rı ncaya kadar çok değişik koşu l l a rda çalış­ m a de neyi mine sa h i p olduğunu belirtti. N isa n Devri m i ' nden çok önce, henüz yal nızca b i rkaç bin m i litanı va rken, parti, halk a ra sı nda derin kök­ ler sa lmış ve ü lke ç a p ı nda d ikkate değer bir etki ya ratmıştı . 25 N isa n 1 974' ü izleyen iki ay içinde p a rtinin üye sayısı 30 bine ç ı ktı. Ara l ı k 1 976'­ da bu sayı 1 00 bini a şt ı . O za mandan bu yana üye sayısı bir kat daha a rttı. Parti üyeleri n i n yaklaşık yüzde 60'1 işçidir. Hazirandan Ara l ı k 1 984'e kada r ola n a ltı aylık dönemde pa rti, 10 b i n i n üzerinde yeni üye kabu letti. Yeni üyelerin büyük bir kesi m i gençler ve kad ı n l a rdan oluşuyor. Geric i l i k ve e m perya l iz m i n taaruza geçtiğ i 1 975 y ı l ı n ı n Kasım ayında n bu yana, 1 974'deki N isa n Devri m i ' n i n kaza n ı m ları üzerinde cidd i b i r te h­ dit sallanıyor. Sila h l ı Kuvvetler H a re keti politik sa h neden çekilmesinden sonra işçi sın ıfı ve onun p a rtisi bu kaza n ı m l a rı savu nmada daha büyük b i r rol oyna maya başladı . PKP y ı ğ ı n la rla çalışmaya özel b i r dikkat veriyor. 50 b i n i aşkın üyesi b u l u na n Lizbon bölge parti örg ütünün çalışması, par­ tinin etki nliğ iyle i l g i l i b i r örnek oluşturuyor. Lizbon p a rti örgütünün değişik komisyonları va r. Sendi k a l ça l ı ş m a la r, yerel yönetim orga nları, gençleri ve kadınl a rı özellikle i l g i lend i ren kon u ­ l a r, k ü ç ü k v e orta tücca rla r, m ü he nd isler, teknisyenler, işverenler, ko­ operatif üyeleri, emekliler, sakatlar, bu kom isyonları n çalışma a l a n l a rı içindedir. Barışın savu n u l ması, e nformasyon, ve propaga nda konusun­ daki eşg üdüm kom i syon la rı ca n l ı b i r ça lışma yürütüyorlar. Katolikle rle temasla ra büyük d ikkat ayrı l ı yor. 1 04 parti merkezi, kom isyonların çalışmasına yardımcı oluyor. Bunların 27'si başkentte, 77'si Lizbon bölgesindedir. Emekçi lerin yüzde 70'i sendi­ ka l a rda örgütlüd ür. Lizbon'u n I ntersindica l şemsiyesi a ltında toplanan 40 büyük send i kası n ı n yaklaş ı k ya r ı m m i lyon üyesi var. Buna ka rş ı l ı k 1 1 sarı, ayrı l ı kçı sendika sadece 80 bin üyeye sahip. 1 .500' ün üzerinde komünist ya da komünistlere ya k ı n kimse, değişik d üzeylerde yerel yönetim org a n­ la rına seç i l m iş bulunuyor. Ayrıca Lizbon'da h a l k ı n soru nla rıyla i l g i le nen 300' ün üzerinde kom i�­ yon var. Bu komisyonlar, ulaşım, çoc u k k u ru mları, çevre koru ma ve kültür a la nı nda çalışıyorla r. Bu kom isyonları n ya klaşık yüzde 95' i n i n baş ı nd a komünistler y a d a komünistlerin bağlaşıkl a rı bulu nuyor. Işte yığ ı n l a rla b u bağ l a rı sayesinde p a rtinin üye sayısı a rtıyor, partinin adaylarını seç i m lerde halk daha çok destekliyor. 1 982 yılı Ara l ı k ayında ya p ı l a n belediye seç i m ­ lerinde seçmenle rin yüzde 20'si kom ü nistlere o y verd i. Dom i ngos Lopes sözleri n i şöyle sürd ü rdü : Biz, ü l kenin iç ve d ı ş politi­ kasına yeniden tem e l b i r doğ ru ltu vermek için m ücadele ediyoruz. 1 975 y ı l ı nd a n bu yan birbirini izleyen h ükümetler, üzerlerine Portekiz topra k­ l a rı n a nükleer silahların yerleştiri lmesini ve bu silahların Portekiz topra k­ l a rı üzerinden taş ı n masını yasa klama yükü m lü l ü ğ ü a l madılar. Bu da 52


h a l k ı n bu konudaki öfkesinin ne denli haklı olduğ u nu gösteriyor. Işte bu kayg ı , n ükleer silahlara karşı geniş b i r hareketin doğ masına yol açtı. Komünistler, öteki b ütün savaş karş ı tı g üçler ve kişi lerle işbirl i ğ i yapı­ yorlar. N ükleer teh l i keye karşı sava ş ı m ı n koşu lları nasıl olu rsa olsun, barış h a reketinde komünistlerin olağa nüstü öne m l i bir yeri vard ı r. Bu çabaların etkin l i ğ i , bunla rı n ne ölçüde sosyal i lerleme n i n a maçla rıyla ilişkili oldu­ ğ u na, geniş u l uslara rası daya nışma eylem lerine ve aynı zama nda anti­ e m perya list, barış güçlerinin daya n ış m a s ı n ı n pekişmesine ve bütün dünya komün istlerinin enternasyonal ist birliğine geniş ölçüde b a ğ l ı d ı r.

Soru : Partiler arası düzeyde PKP kimlerle ve nasil işbirliği yapıyor ve bu neler sağhyor? Yanıt : Şimdi bu düzeyde bizim bellibaşlı ortağımız Portekiz Demokratik Hareketi'dir. Seçim öncesinde ve seçim kampanyasmda her iki parti Halk Birliği Bağlaşıklığı blokunu oluşturdular. Buna birçok bağımsız kişi ve gruplar katildı. (") Bu bağlaşıkhk, PKP ve PDH'nin aritmetik gücünün top­ lammdan daha büyük' bir şeydir. Bu bize, oransal olarak çok daha geniş katmanlan harekete katmamıza olanak sağhyor. Örneğin 1 982 yilmdaki belediye seçimlerinde en büyük başanyı elde ettik. Bu seçimlerde Halk Birliği Bağlaşıkhğı ülke çapmda 60 bin aday gösterdi. Adaylann yamm­ dan çoğu, Bağlaşıklık içinde yer alan partilerden hiçbirine üye değildi. Adaylar arasmda Sosyalist Partisi'nden olanlar da vardı. Ancak listenin böylesine geniş olması, hiçbir biçimde Bağlaşıklik içinde PKP'nin belir­ leyici rolünün gevşemesi anlamma gelmiyor. Tam tersine, bu, parti politi­ kası ve seçim taktiklerini açıkça gösteriyor, gericilikle sağ ve «sol» opor­ tünistıerin yaydığı komünistlerin «yalıtlanması» konusundaki safsatalann içyüzünü açığa vuruyor. Soru : Sosyal-ekonomik sorunlara PKP'nin yaklaşımı nedir? Yanıt: Partimiz, ekonomik-mali bunahmm daha da kötüye gitmesinin sorumlusunun şimdiki hükümetin tekelleri ve büyük çiftlik sahiplerini yeni­ den diriitme politikası olduğunu belirtiyor ve bu durumdan çıkış yolunun Nisan Devrimi'nin kazanlmlannl savunmak olduğunu vurguluyor. Parti, bu sorunları, işçi/erin, teknik uzmanlann katilımıyla sürekli tartışıyor. Tarüş­ malara katilanlar arasmda parti üyesi olmayan kimseler de \'ar. (o) PKP, en başta emekçilerin en yakıcı istemlerini gerçekleştirme yollarını geliş­ tirmek istiyor. Örneğin, yerel yönetim ve belediye meclislerinden Millet

(4) 1 985 Martında PKP ile Portekizli Yeşi l ler, Halk B i rl i ğ i Bağlaşıklığı için­ de g üç lerini bi rlestirmeyi ka ra rıo stırd ı la r. (Not Red.) '

(ô) O l kedeki ekonom ik durum ve bu �a l ı m ı n a ş ı l m a s ı n ı n yolları PKP' n i n bu

yılın M a rt ayı sonlarında d üzenled i ğ i b i r konferansta ele a lı n d ı . Bu konferansa b i rçok kardeş partiden ve bu a rada dergim izden temsilciler katı ldı. (Ayrıntılı b i l g i için bak : S. Tsukasov, Soru m l u lu ğ u üzerine ala­ rak, « Ba rış ve Sosya lizm Soru nları » - " Ye n i çağ », 1 985, sayı 6 (Not

Red.)

53


Meclisi'ne va"ncaya kadar her düzeyde, komünistler, fabrikaların kapan­ masına, işsizliğin artmasına karşı gerçekçi alternatifler öneriyorlar. Bu alternatifler için, sendikaların aktif kattlımıyla yığınsal bir savaşım gelişi­ yor : Sanayi tesislerinde işgal .ve işgal-dışı grevler, açltğı protesto yürü­ yüşleri, bakanltklar ve hükümet kurumla"nın önünde gösteriler, yolların kapattıması, vb. gibi. Tam ya da kısmi başa", hiç de ender raslanan bir şey değildir. Daha da önemlisi, binlerce yeni insan, militan politik eylem deneyimi ediniyor. Bu da, parti çaltşmasının etkinliğinin bir göstergesidir. Genel ya da yerel seç i m le r sı rasında pa rtiye verilen oy sayısı onun çalışmalarının etkin l i ğ i n değerlendirmede bir ölçüt olara k ele a lı n a b i l i r m i ? Bu soruyu ya nıtlayan H. M. Lanao, b u n u n A rjantin Kom ü n ist Partisi için çok büyük bir önemi olduğunu belirtti. Seç i m le r, demokratik m üesses­ Ierin yeniden kuru lmasından son ra , Cu m h u riyetin yaşa m ı nda en öne m l i olaylardan b i r i o l d u . Seç i m ler, b u g ü n partimizin çabala rı n ı oluşmasına yönelttiği u l u sa l ve sosya l kurtu luş cephesinin kurulması süreci için hız­ landırıcı ya da frenleyici bir rol oynuyorlar. Konuşmacı deva m la şöyle ded i : Seçim sonuçla rı partinin seçi m le r sıra­ sında sayg ı n l ı ğ ı nın a rtması nı ya da a za l masını beli rleyen önemli göster­ geler olara k h izmet görüyorlar. Ancak b u n l a r komünistlerin yığ ınlar a ra ­ sındaki gerçek etki n l i ğ i n i her za m a n yansıtm ıyorla r. Arjantin'de, 1 983 so­ n u nda ya p ı l a n seç i m lerde de böyle oldu, g üçlerin iki politik parti (6) etra' fında kutu plaşması, tüm ta h m i n leri aştı. Bu sonuçları etkileyen kimi politik koş u l l a rı b i r ya na b ı ra ka rak, seçim öncesi ka m pa nyaların etki nliğine ı ş ı k tuta n faktörlerin a na lize edi l mesinde ya ra r vard ır. Eldeki deneylerin genellemesine başlamak, Arja ntin Kom ü ­ nisti Partisi ' n i n 67 y ı l l ı k va rlığı sürecinde seçimlere ç o k a z katılma hakkı elde etmesinden dolayı da çok öne m l i d i r. Bu konuda bu rjuva pa rtileri, çok daha büyük deneye sahiptir. Seçi m kam panya larında daha büyük etkin l i k elde etmeye çalışan Ar­ jantin komün istleri şu sonuçları çıkarıyorla r : - Ajitasyon-propaganda ça l ı ş m a la rı n ı n b u ka m pa nya larda büründüğü özg ül özelliklere sa h i p olmak gere k ; - yığınsa l iletişi m a raçla rının, önce i l i kle b u rj u va p a rtileri n i n elinde b u ­ lunduğu koşu l la rda, komün istlerin doğrudan i nsanlarla ç a l ı ş m a s ı , bu ç a ­ lışma ları kom ü nistleri kişise l ola ra k ta nıya nlar. onla ra h a l k ı n ç ı karları n ı n gerçek savuncu ları olara k sayg ı gösterenler a rasında başlatarak, onları p a rtiye oy vermeleri için ikna etmesi, ya n i doğru enforma syonu ajitatörün moral sayg ı n l ı ğ ı ile desteklenmesi gere k ; - son seç i m l e rde ü l kenin değişik bölgeleri ve kentlerinde seç i len kom ü -

(Ii) Burada sözkonusu olan, seçi m lerde başarı sağ layan Sivi l - Ra d i kal Bir­ l i k Partisi i le genera l Peron' u n 1 947 de kurd u ğ u H u stisialistler Pa r­ tisi'd i r. (Not Red.)

54


n i stlerin şu n ite l i ğ i va rd ı : Seçmenler bunların h a l k ı n ç ı ka rları nı n a ktif sa ­ vaşçısı ve değ i ş i k toplumsal örgütlere katı l m ı ş oldu kla rı n ı iyi b i l iyord u ; işte böyle n itel i klere sa h i p olan adaylara a ğ ı r l ı k veri l me l id i r ; - g ü n ü müzde y ı ğ ı n sa l i letişim a raçla rı adayla rı n önüne yen i istemler koyuyor. Orneğ in, b i r televizyon konuşması pa rtiye b i n lerce e k oy sağlaya­ b i l i r ya da tersine onu b i n lece oyd a n yoksun b ı ra ka b i l i r. Bu, televizyon konuşma olanağına sa h i p alan Arjantin Kom ü n ist Partisi adayla rı nın, b u r­ juva partilerin i n u staca gerçekleşti rd ikleri n i n benzeri özel b i r hazırl ı k yap­ m a la rı gerekt i ğ i n i gösteriyor. Konuşmacı, y ı ğ ı n la rı barış ve te rmo- n ü kleer savaşı önlemek için, e m per­ ya l i z m i n sa ldırg a n politikasına karşı savaşıma seferber etme yeteneğ i n i etki n part i ça lışması n ı n en öne m l i ölçütlerinden biri olara k e l e a ld ı . H . M. Lanao, şöyle deva m etti : Arj a ntin Amerika n a na ka rasının Gü ney konisinde b u l u n ma kta d ı r ve coğrafi ba kımdan da son iki d ü nya savaşı sa hneleri nden u za k ka ldı. Bu d u ru m , egemen çevreler için halkı savaş ka rşıtı eyle m leri n , u lu slara rası daya n ı şmanın d ı ş ı nda tutması için elverişli koşu l l a r yarattığ ı h issini vere b i l i r. Ancak, olayla rın birbirine karmaşık ge­ çişinde ve politik isti krarsızl ı k, ekono m i k b u n a l ı m , dış borçların ödenmesi sorunuyla bağ lı baskı lar, « sosyal orta lı k », Malvin oda larının statüsü konu ­ sundaki tartışmalar ve d i ğerleri g i b i ü l ke n i n önünde d u ra n soru nlarda u lusal ve uluslara rası faktörlerin karş ı l ı klı i l işkisi daha açık biçimde görü­ l üyor. 1 982 y ı l ı n Eylül ayı orta la rına doğru Arja ntin tari h i nde eşine rastla n­ madık bir olay gelişti ki, bu bel i rtilen görü ş ü n h a k l ı l ı ğ ı n ı ve aynı zamanda Arja ntin Kom ü nist Partisi'n i n ken d i sava ş ı m ı ndaki u lusal ögeleri genel u lu slarara s ı görevleriyle uyum laştırma yeteneğ i n i kanıtlad ı . Buenos Aires'ten 800 km u zaklı ktakı Puerto Madri n CÇubut bölgesi) l i m a n ı n a d e m i r atan Amerikan a skeri g e m i lerinden b i r filo, yığ ı n eyle m ­ re l i n baskısı sonucu l i mandan uzaklaşmak v e kıyıdan b i r k i lometreden u za k b i r yere dem i r atma k zorunda ka ldı. Amerikan g e m i leri, hatta Ar­ jantin hükü meti n i n söz verm iş o l masına karş ı n yiyecek maddeleri ve yakıt tedari k edemed i l e r. limana toplanan beş bine yakı n gösterici (kentin topla m 20 bin n üfusu var) davetsiz m isafirlerin ziyaretini protesto etti. Puerta Madrin Beledi ye Meclisi deniz piyadelerini « iste n ilmeyen kişi »ler ilan etti, l imanda çalışan işçiler ise Amerikan g e m i lerine hiç bir h izmette b u l u n ma m a kararı a l d ı l a r. Protesto gösteriler; kentte b u l u na n çok sayı­ ' daki politi k örgütün g i ri ş i m le riyle örgütlendi, komünistler ise gösterilerin başı nda yer a ld ı . Burada şöyle b i r soru doğa b i l i r : Burada yığı nların tutu m u nda kend i l i ­ ğ inden g e l m e patlam a m ı söz konusuydu ? G ü nl ü k e k m e k kavgası içinde ola n e mekçiler, neden açık politik bir eyleme kalkışmışlard ı r ? Bu olay komünistlerin Amerikan e m perya li z m i n i n saldırga n ç i zg isine ka rşı ver­ d i kleri savaşların etk i n l i ğ i n i ne ölçüde kanıtlayab i l i r? 55


Kom ün ist Pa rtisi, bu ç ı kışlar i le g e n iş yığ ı n la r ı n k i m i n Arja ntin h a l k ı n ı n dostu, k i m i n düşmanı olduğunu açı kça gördükleri Ma lvin adaları savaşı a ra s ı nda sıkı bir bağ olduğunu bel i rtiyor. I n sa n l a r ya lnızca birkaç g ü n içinde ç o k büyük deneyler e l d e ettiler, ül kelerinin dü nya a l a n ı nda a lması g e rektiği gerçek yerin ne olduğunu kavra d ı la r. Bu sonucun elde ed il­ mesinde, komünistlerin halkı ayd ı nlatma çalışmalarının büyük ya rd ı m ı o l muştur.

Soru : Arjantin Komünist Partisi, resmi yığınsal enformasyon araçlarına ulaşma olanağını nasıl kullanıyor? Yanı t : Erktekiler bu olanağı bize, yığın savaş/arlnlll baskısı sonucu ver­ mek zorunda kaldılar. Burjuva p artileri gibi, Arjantin Komünist Partisi de devlet radyo ve televizyonundan parasız yararlanma olanağına sahiptir. Milyonlarca insan komünistleri ilk defa dinliyor, ve seyrediyor. Parti tem­ silcileri, geniş dinleyici kitlesi önünde ulusal sorunlar üstüne yalnız kendi görüşlerini sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda barış davasını aktif bir biçimde propaganda ediyor, reel sosyalizm üstüne gerçekleri yayıyor, em­ peryalizmin saldmıarına karşı çıkıyor, yığınları Küba ve Nikaragua ile dayanışmaya çağmyorlar. Bu, bizim kamuoyu oluşmasına yaptığımız etkin bir katkıdır. Sem pozyuma katı l a n l a ra N. Gertel şu nları a n lattı : Brezilya Komün ist Partisi' n i n d u ru m u ş u n u n la ayırded i l iyord u : Askeri d i ktatörlük döneminde ka b u l e d i len U lu sa l G üvenlik yasasına göre yu rttaşlar kom ü n ist görüş­ lerinden ötürü ceza landırı lm ıyord u , a nca k Komün ist Partisi kurmak suç sayılıyo rd u . Bu koşU lla rda komünistler, değ işik yöntemler kulla narak de­ m okrasi ve Brezilya'da devri m s ü rec i n i n i lerlemesi sava ş ı m ı n ı n b i leşeni ola ra k partilerinin lega le ç ı kması için de sava ş ı m yü rüttüler. önceki i l lega l çalışma deneyi, a rt ı k parti için yeterli değ i ld i . Ya şa m ı n öne koyduğu ye ni görevlerin etkin b i r biçimde yerine getiri lmesini sağla­ m a k için pa rt i bugün kollektifçe hazı rla nan yeni b i r örgütlenme Pla n ı ' n ı uygu luyor. Bu belge, komün istlerin sıralarındaki d u ru mu , politik konjank­ türü ve onu n gelişmesini, va rol a n yasa ları ve ü lkenin bölgesel öze l li klerini yansıtıyor ve d ikkate a lıyor, e n öne m l i eylem a l a n larını belirl i yor. Kom ü nistlerin çabaları başa g itmem iştir. O n l a r, hatta askeri rejimden ciddi çelişkiler nedeniyle kopan o n u n kimi tem si lcileri n i n de katı ldığı De­ mokratik Birliğin ta n ı n m ı ş g ücü o l d u la r. (7) Yığınlar a rasında etk i n l iğe ve sayg ı n lığa g e lince, özellikle de 1 964'teki faşist da rbeden sonra o n u n önüne b i rçok kez d i k i l e n c i d d i güçlüklere karşın, p a rtin i n sosyal v e pol i -

(7) Konuşmacı n ı n s u n d u ğ u e nformasyon 1 984 sonuna a ittir. Demokratik Birlik'in adayı, bu y ı l ı n Ocak ayı nda Brezilya Cu m h u rbaşkanı seç i l d i . Mayısta pa rla mento, Brezilya Komünist Partisi de içi nde b i rçok politik pa rti n i n eylemleri . üzerindeki ya sa ğ ı n kaldırılmasına ilişkin bir yasa kabul etti. (Not Red.)

56


tik sava ş l a ra 60 yılda n fazla b i r s ü redir katı l ı m ı , onun başa rı sağla m a sı n a o l a n a k verd i. Kom ü n istler esas itiba rıyla legale ç ı kt ı lar, a ma Brezilya Kom ü n ist Pa r­ tisi, toplu msal i lerlemeyi sosya l izm yonuna yöneltecek demokratik ve u lu ­ s a l g üçlerin geniş b lokunda proletarya n ı n politik egemen l i ğ i n in yaşamsa l­ lığını sağ layaca k erk için etkin b i r biçimde a nca k ta m legale ç ı kma koşu l la rı nda sava ş ı la b i leceği görüşündedir. Bugünkü koş u ı ıa rda pa rti, ön­ celeri olduğu gibi, salt işç i - köyl ü b i rliğine yönelm iyor, 0, proleta ryaya daya n a ra k tüm a ntiem peryalist, a ntitekel ve a ntilatifundist kat m a n la rı n ç ı ka rlarına yanıt verecek ka ra rları sı nıfsal kon u m l a rd a n hazırlamaya ç a ­ lışıyor. B u n u n için b i ri legal, d iğeri de il legal olan iki pa rtiye gere k yoktur. N. Gertel konuşmasının sonunda, ta m legale çıkma dava s ı n ı n i l kesel çiz­ g i leri olduğunu belirtti.

Soru : Brezilya'da, egemen Sınıfın derin gerici eğilimler taşıması nede­ niyle sorunun bu biçimde ortaya konması belli kimi rizikolarıo bağlı değil midir? Yanıt: Komünistler için kapitalist devlet kaşu//arlnda, mutlak bir güven­ lik olamaz. Kantmıza göre, sorun bağlnttfı boyutta ele alındığında - bu sorunu yalntz böyle ele almak gerek - görülebilecektir ki onlartn güven­ liği yığınlartn aktifliğine, temel politik özgürlüklerin sağlanmasına ve aynı zamanda işçi sınıfmin elinden almamaz bir hakkı olan kendi öz partisi­ nin olmasına bağltdtr. Açıkttr ki, legalite komünist/erin yasalafı çiğnedik­ leri gerekçesiyle koğuşturulmalartnm bir nedenini ortadan kaldırmış olu­ yor. Hiçbir potansiyel tehdit Brezilya Komünist Partis;'ni yığm savaşlartna kattımak için kendisine en elverişli koşullart sağlamak kararlıltğmdan gönüllü olarak vazgeçiremez. Sri La nka Kom ü n ist Partisi'nin deneyi m i n i değerlendiren R. Collure, b ir­ l i k politika s ı n ı n etkinliği üzerinde d u rd u . 0, çoğu kez parti ça lışmalarının, sıra la r ı n y ü kse l m esi, seçi m başarısı, gazete tirajlerı n ı n a rtması vb. kıstas­ la rla ölç ü d ü ğ ü n ü bel i rtti. Ama , eğer parti, önünde d u ra n temel görevlerin yeri ne getirilmesi ya da bunların g e rçekleşmesi için i leri a d ı m l a r a t m ı ­ yorsa, bu göste rgelerin kend i l i ğ i nden hiçbir değeri olamaz. Burada doğru sı nıfsa l ve politik birlik politikası, partinin yükseltttiğ i uzun vadel i ya da kısa vadeli a maçların kendileri için önem l i olan b u top l u m katmanları temsilci lerin i n ona çekilmesi için b üy ü k b i r rol oynuyor. Konuşmacı deva mla Sri La nka Kom ü n ist Partisi'nin devlet egemenliği­ n i n (onu tehdit eden, ü l keyi g iderek ABD emperya lizminin a skersel-strate­ jik planları n a sürükleyen bugünkü h ü k ü metin politikasıdır) , demokratik hakların, özg ü rl ükleri ve u lusa l birliğin koru nmasını bugün en öne m l i b i r görev sayd ı ğ ı n ı b e l i rtti. Elbette emekç i lerin g ü n l ü k yaşa m sa l ç ı ka rlarının savu n u l ma s ıyla uyu m içinde. Sri La nka Kom ünist Partisi de içinde b i rçok sol ve rad ika l pa rti n i n a ra 57


larında işbirliğini geliştirmesi, geçen yıl boyu nca h a l k sava ş ı n ı n hızlan­ masına yard ı m etti, komünistlere ve diğer i lerici g üçlerin çalışmala rına yeni ivme katt ı . (K) Kan ı m ıza göre, ül kenin önünde d u ra n soru nların çö­ z ü m ünde demokratlarlo d a geniş bir işbirliği sağ l a m a k için ş i m d i R. Ban­ d a ra n a i ke'nin yönettiği Sri lanka Kurtul u ş Partisi adlı bu rjuva m u ha lefet partisiyle işbirl i ğ i n i n aya rla nması önemlid ir. Gelişmekte olan ü l kelerde kom ü n istler, 1 968-1977 yılları a ra sı nda, Sri lanka'da olduğu g i b i (n) çoğu kez burjuva katm a n la rı n ı n temsilcileriyle birfikte hareket etmek zoru nda ka lmışlard ı r. Böylesi d u ru ml a rd a b iz, bir­ l i k ve sava ş ı m i l kelerine göre hareket ettik. Geçmişin deneylerin i ele a l ı r­ ken, bel i rtmek gerek ki, parti şu ya da bu ora ntıyı, ne za m a n sava ş ı n a ktifleştiril mesi, ne zam a n b i rl iğe daha b ü y ü k d ikkat a yrı l ması gerekti­ ğ i n i , her za m a n doğru b i r b içimde sağ laya m a m ıştır. Sorun şudur ki, çok sınıflı Cephe'de her üye kend i çıkarlarını savun­ m a ya çalışıyor. Ortak amaçlara u la ş ı l ması sava ş ı m ı nda sınıfsal çeliş­ kiler y üzeyden çekiliyor, a m a bunlar yok o l muyorlar. Proleter olmaya n g üç ler ç o ğ u k e z i ş ç i s ı n ı f ı n ı sı kıştırmaya, onun etk i n l i ğ i n i v e konu m ­ larını zayıfiatmaya çalışıyorlar. Burada n d a , Kom ü nist pa rtilerinin kend i çehre lerini koru ma l a rı n ı n ne kada r gerekli o l d u ğ u a n laşı lıyor. işçi sınıfının partisi cepheye katı lırken kendi çehresini ne de yöne­ l i m i n i kaybetme l idir. Bu olgu onun ya l n ı z bağımsız varlığı ve örgütsel ö zg ü rlüğü için değ i l , aynı za manda b a ğ ı nsız politika n ı n sapta nmasında da hakkı old u ğ u n u kend i l i ğ inden ortaya koyuyor. Bununla b i rl ikte o, d ü rüst b i r bağ l a ş ı k o la ra k kalıyor, ortak belirlenen konum la rı destekliyor ve savunuyor, görevlerin yerine getirilmesi için kuru lan Cephe içinde birliğin güçlenmesi için savaşıyor. Sın ıfsa l a maçların savu nulma sı nda uyg u la na n cephe politikası n ı n öd ü n le r v e zoru n lu s ı n ı r/ama lar/o bağlı olmasından dolayı partim iz, yığınları kendi tutu mu, neler yaptığı, neler ya pmak istediği konusunda sürekli b i l g i lendirmeye çalı şıyor. Eğe r komünistler kendi politik çehre ­ lerini kaybetm işlerse o zaman y ı ğ ı n l a r onlardan u za k laşıyo r v e cephe içindeki daha güçlü öteki orta kla rı terc i h ediyorlar. Pol itikayı değişen koş u l la ra göre hızlı b i r b iç imde uyu m lu h a le getirememe, ta ktik düşünme yete neksizliğ i , pa rtinin çalışma etkin l i ğ i n i kesin olara k a za ltab i l i r, onun kendi sıralarında « patlama teh l i kesi » g i b i b i r d u ru m u n ortaya çık-

(B) Bu işbirliği 1 984 i l kb a ha rı nda Sri lanka Kom ü n i st Partisi , Sri lanka

Sosya l ist Partisi (SıSP), Sri lanka Halk Partisi ve Birleşik H a l k Cep ­ hesi Partisi'nin önceden sapta nan g e n e l belgiler temelinde gerçek­ leşti rdikleri 1 Mayıs m iting ve göste ri le rinde başla d ı . (9) S r i Lanka B i rleşik H a l k Cephesi Partisi, Sri lanka Sosya l ist Partisi ve Sri lanka Kom ünist Partisi'nin 1 968'de oluştu rd u kl a rı Tek Cephe, 1 970'te hükümet kurd u . Sri La nka Sosya l i st Pa rtisi, Eyl ü l 1 975'e kadar, h ü k ümette ka ldı. Cep he, Şubat 1 977'de Sri Lanka Komü n i st Partisi'­ nin ondan ayrıl m asıyla dağıldı. (Not Red.) 58


mosına yol açabilir. Orneğin Sri Lanka Komünist Partis i , u lusal bur­ juvazin i n a ntiemperya l i st potansiyel i n in zayıflamaya başladığı dönemi za m a n ı nd a sezemedi. Bunda n ötürü de 1 970-1977 döneminde, daha sonra d üı.eltmek zorunda ka l ı n a n k i m i hata lar ya pı ldı . Kendi başarı ve hata l a rı mı z ı titizlikle a na l i ze edere k b i z , şu sonuca varıyoru z : Parti çalışması nın etki nliği, pa rti n i n yığınlar üzerinde gerçek etkisi hiçbir zaman peşinde koşma kla elde edi lemez. Oluşan d u ru m u n s ı kı b i r s ı n ı fsa l analizi, bu temelde g e rçek y a da potansiyel bağlaşıkların karşılıklı i lişkisi sorun u d a içinde doğru bir taktik ve strateji n i n saptan ­ ması, komün istlerin ö n e kona n görevlerin yerine getirilmesine seferber edilmesi, tüm b u n l a r i leri a d ı m la r atmak için b i ri c i k olmasa bile önemli önkoşu llard ı r.

A. Stavrou şu nla rı bel i rtti : Ça lışma larını z, eğer b izler

partinin işçi

gerçek savuncusu olma, kapita ­ l ist söm ü rüye son verme g i b i tari hsel m i syonunu yerine getiri rken yürüt­ tüğ ü savaşın kendine özg ü koşullarını doğru değerlendire b i l iyorsa k, a ncak böylesi koşu lla rda etkinlik kazanabilir. Bugün Kı brıs topraklarının 0/o 40'1 10 yı lda n fazla b i r za m a nd ı r Türk askerleri nin işga li a ltındadır, onun topra klarında çok sayıda askeri ÜS ve casu slu k d i nleme tesisleri bulunmaktadır. Böylesi bir d u rumda Kıbrıs Halkının I le rici Partisi (AKEL) top l u m u n sosya list b içimde değiştiril mesi soru n u nu dolaysız b i r görev o l a ra k görm üyor. sınıfının ve tüm emekçilerin çıkarlarının

Konuşmacı deva m la şöyle ded i : Kom ü n istlerin y ı ğ ı n la r a rasındaki ıs­ rarlı çalışmaları sonucu sosya l -ekonomik ve politik yaşam da belirleyici bir rol oynaya n sol yöne l i m l i sendika l hareket Kıbrıs'ta en yığ ı nsal ve d i s i p l i n l i b i r güç h a l ine geldi. B u g ü n g ündemde eylem birliğini ve daha sonra da ülkede tüm se nd ika la rı n örgütsel birliğini sağlama görevi yer a l ıyor. Aynı zamanda p a rti, tarı m reform u n u n yap ı lm a sı , büyük toprak sahi plerine ve kiliseye a it olan top raklara el konu lması, bınların köylü­ lere dağıtılması isteklerini sürekli yükseltiyor. 0 , köyde yaşa m ı n modern­ leşmesini sağlamaya çalışıyor, köylü kooperatiflerini destekliyor. AKEL, eyle mlerinin me rkezine, e me kçi le r i n g ü nce l sorunlarına a yı rd ığ ı d i kkatleri zayıflatmadan, Kıbrıs' ı n devlet olara k va rl ı ğ ı n ı n koru n ması poli­ tik görevi n i koyuyor. Türk ve diğer ya bancı a skerlerin çekilmesi. üslerin kaldırılması, ü lkenin bağımsızlığı, bağlantısızlığı ve toprak bütün lüğün ün koru nması, Cu m hu riyetin u lu s la ra rası statüsünün sağlan ması, ve B irleş­ miş M i l letler D rgütü ' n ü n a ld ı ğ ı ka ra rların gerçekleşti rilmesi, Sovyetler Birliği'nin de katı l ı m ı yla u luslara rası bir konfera nsı n toplanması, işte g ü n ümüzün k i m i hedefleri bunlard ı r. Parti n i n yu rtseve r platformu, komü­ n i stlerin gerçekleştiri lmesi için harcadı kla rı a rdıcı! çaba ları ada ha l­ k i n ı n geniş katm a n l a rı nda yankı ve destek b u l u yor. AKEL. toplumlara ra sı görüşmeleri kesi n bir biçimde destekliyor ve Türk askerleriyle silahlı çatışma serüvenci politika s ı n ı reddediyor. Bu59


g ü n k ü g üçler dengesinde ülke n i n bağımsızlığı için yıkım demek o l a n askersel yönte m le r i n ortadan ka ldırılması gerek. Biz Kıbrıs soru n u n B i r ­ l e ş m i ş Milletler Org ütü Genel Sekrete ri n i n v e a d a d a yaşaya n iki top­ lumun a ktif katı lı m ıyla b a rışçı çözüm ünden yanayız.

Soru : AKEL ülkede ve parlamentoda en büyük parti olma durumun­ dan nasıl yarar/anıyor? (10) Yam t : Partimiz hükümete katı/mıyor, ancak bugün . Kıbrıs'ı onsuz daha çok ta ona karşı olarak yönetmek olanaksızdır. Bizimle Cumhur­ başkam S. Kipriyanu'nun erkteki Demokrat Partisi arasmdaki işbirliği böylesi bir ortamda gerçekleşti. Bu işbirliği Nisan 1 982'de en güncel iç ve dış sorunların çözümünü amaçlayan asgari programm ortaklaşa im­ zalanmasıyla kuruldu. Bu temelde bir işbirliği her zaman zordu. Cum­ hurbaşkam, emperyalizmin ve sağcı güçlerin baskısı altmda sosyal-eko­ nomik değişiklikler sorununda olduğu gibi, aym zamanda başka sorun­ larda ve en başta da Kıbrıs sorununun barışçı ve adil çözümü davasında tu/amz bir çizgi izliyordu. Sonuçta 1 984 sonunda, Kipriyanu ve onun partisinin yönetiminin asgari programla ilgili yükümlülüklerden vazgeç­ mesinin neden olduğu patlama meydana geldi. Durum ciddi bir biçimde ağalaştı. Par/amentodaki eylemlere gelince, AKEL sayıavları her zaman toplumun en yoksul kesimlerinin çıkarlarım gözeten yasal belgelerin­ kabul edilmesi için çaba hareıyor. örneğin parlamento ev kiralarmm yükseltitmesini yasaklayan qir karar kabul etti. Komünistlerin önerileri aynı zamanda toplum yaşammın demokratikleşmesine de yöneliktir. Par­ lamento grubumuz, hükümetin kooperatif hareketine karışmasım sına­ layan ve bur harekette demokratik denetim rolünü güçlendiren bir yasa tasarısı sundu. Bütün bunlar AKEL'in saygmlığın/, onun yığmlar arasın­ daki etkinliğini yükseltiyor.

SALDI RGANLlGA VE

G ERiCi

DI KTATORLERE KARŞI

Refik Samhun Lübnan'daki d u r u m u n , bu ü l kenin Fil istin d i reniş h a re ­ ketini yo k etmeyi, ulusal yu rtsever g üçleri ezmeyi, Suriye'yi zayıflatmayı ve Ortadoğu'da tartış masız egemenlik sağlamayı a maçlayan e m per­ yalizmin ve siyonizmin açık sa ldırısı n ı n (Haziran 1 982) kurbanı olması olgusuyla kara kterize edildiğini söyledi. Bu saldırı, k i m i dönemlerde ça­ tışma ları n d u rmasına karş ı n , 1 975'den bu ya na süregiden iç sava ş ı n üze­ rine bindi. Bu savaşı ç ı ka rta n faşist-mezhepçi geric i l i k, demokratik hak ve özg ürlükleri yoketmeyi, u lusu d i nsel-yerel bağ ı m l ı lığa göre bölmeyi ve ü l keyi Ara p d ünya sından koparmayı amaçlamaktad ı r. (10) Mayıs 1 98 1 'de yapılan pa rla mento seç i m lerinde AKEL seçmenlerden e n fazla oy a la ra k (ya klaşık % 33) ve pa rla mentodaki sanda lye sayısı bakımından da ( 1 2) d iğer pa rtileri ge ride b ı ra ktı. (Not Red.) 60


Iç savaş ve ısra i l işga l i ül kenin üç bölgeye ayrı lma s ı na yol açtı. Bun­ la rı n b i risi, (Lübnan'ın d a ğ l ı k bölgeleri ve Doğu Beyrut) faşist Kataeb Partisi'n i n b irliklerinin, b i r d iğeri (merkez ve kuzey bölgeler) u l u ­ sal yu rtsever g üç le ri n , üçüncüsü ise (Ava l i nehri n i n g üneyinden u luslar­ ' a rası s ı n ı rl a ra ve Bekaa vad isinin batısı) ısrail işga lcilerinin ve onları n kuklası alan sözümona G üney Lübna n o rdusunun kontrolü nded i r. (1 1) Her b i r bölgen i n özg ül d u ru mu nu d i kkate a l a n Komünist Partisi, en etkin savaş ı m biçimleri n i ve yöntemlerini gel işti rmiş ve u yg u l a m a ktad ı r. Orneğin Fa la njistlerin denetim inde olan bölgede pa rti, i llego l ça lışı­ yordu ve parti yönetim iyle gizli i l işki le ri ola n küçük örg ütler kurmuştu. Kom ünistler, send i ka la rı n yard ı m ıyla halkın ç ı ka rlarını koru makla, tüm olanaklarla parti çizg i s i n i uygula mayla ve demokratik h ristiya nl a rı faşist güçlere karşı birleşt i rmekle görevlend irilm işlerd i . G üneyde, ı sra il işga l i a lt ı ndaki bölgede Lübna n Kom ü nist Partisi'nin ya pısı otomatik olara k yera ltı d i reniş o rganla rına dönüştü rüldü. Küç ü k s i l a h l ı b irimler kuruldu. G e r i l l a sava ş ı ta ktikle r i n i kullanan b u birimler işga lcilere ve işbirlikçi lerine her g ü n da rbeler i n d i rdiler, düşmanın insan gücünü, donatı mlarını ve a lt ya p ı s ı n ı yokettile r. (12) Bu sa ldırı l a rla b i r­ l i kte işçilerden köylere, öğre nci ve kad ı n l a rdan d i n adamla rına kad a r top l u m u n tüm kesimlerinin katıldığı b ü y ü k yığ ı n göste ri leri gerçekleş­ tirildi. Bu iki bölgede de komün istler pa rtinin g a zetesi ni ve b i l d i ri lerini dağ ıtıyorla r ve halkın m i l ita n ru h halini d i ri tutuyo rlar. Ulusa l yu rtsever g üçlerin denetim indeki bölgelerde p a rti o rganları politik, aske rsel ve ideoloji k ça lışmayı b i ra rada götüren merkezlere dö­ n üştü. Resmi yetkil ileri n yetişemedikleri yerlerde telefon bağla ntı larını ku ruyorla r, h a l k ı n su, e lektrik, ilaç ve yiyecek gere ks i n i m i n i sağ l ıyorla r. Refik Sa m hu n bu yeni d u rumda p a rtinin ya l n ı zca yönte m lerinde değ i l, n itel iğ inde de tem e l b i r değişiklik olduğunu açıkladı. Başlarda a skersel operasyonların yal n ı zca özel eğitim görmüş yoldaşla r tarafında n ger­ çekleştirilmesine karş ı n , daha sonraki gelişmeler (ABD-ısra i l işgali ve faşist geric i l i ğ i n sald ı rı l a r ı n ı n yoğ u n laşması) nedeniyle Lübnan Kom ü nist Partisi'nin 4. Kongresi (1 979) kara rla rı n ı n uyg u la n ması gerekti : Kadro­ ların a skeri eğitim in i n g e n iş leti lmesi, tüm örgütün sila h l ı savaşa katı lması, pa rtin i n savaşan b i r yığ ı n p a rtisine dönüştürül m esi. Iç savaşta ve ısrail sa ldı rganiarına ka rşı savaşta komünistlerin kayıp-

(11) 1 984 sonlarına, ısra i l b i rl i kleri nin zorla boşaltı l ma s ı n ı n başla ması n­ d a n öncesine kadar d u ru m böyleydi.

(12) Birinci Ulusal Konferans'ta, G üney' Lübnan'ın ku rta rılması için sava­

şımda, Tem m u z 1 982- N isan 1 984 a rası nda işgalcileri n Lübnan'daki kayı p l a r ı n ı n 764 ölü ve 1 368 yaralı olduğu bel irtildi. 1 982 Ekim i nden 1 984 Kası m ı na kada r yu rtseverler ü l ke n i n g üneyi nde b i n i n üzerinde a skersel operasyon gerçekleşti rdi ler. G üney Lübnan"n iki y ı l l ı k iş­ g a l i n i n ı sra i l' e 3 m i lya r 500 m i lyon dola ra m a lolması da i l g i nç bir göste rgedir. (Not Red.) 61


ları 700 ö l ü ve b u n u n iki katında n daha fazla yara l ı o l muştu r. Kurban l a r boşa g itmedi. Ç o k çetin koş u l l a rda çalışmasına karşın, Kom ün i st Partisi ulusal d i renişin başlıca etmenlerinden b iri oldu ve Lübna n h a l k ı n ı n ta r i h ­ s e l başarışına büyük katkıda b u l u n d u . Bu, A B D askerler i n i n v e NATO ' l u bağlaşı kle rı n ı n ü l keden kovu lması, o n u r k ı r ı c ı 1 7 Mayıs 1 983 Lübnan­ isra i l Antlaşmasının y ı rtılması ve bir ulusal b i rl i k h ü kü metinin kurulması­ dır. Lübnan Kom ünist Partisi, başa rısını, gerekli olan belgileri zam a n ı nd a yükseltmesine, her aşamada doğru politikayı buna uygu n sava ş ı m yön­ tem ve biçim leriyle bağlamasına, yerel ve daha geniş etmenlere kesin­ li kle d i kkat etmesine borçludur. işçi sı nıfı n ı n ve Lübna n'daki tüm öteki e me kç i lerin öncüsü ola ra k komün istlerin sayg ı n l ı ğ ı n ı n a rtması, onların sözleriyle eyle m lerinin uymasına, o n la rı n her za m a n e n çetin ve e n te h­ likeli yerlerde o l ma la rına ve yığı n l a rı kişisel örnekleriyle hareketlend i r­ mele rine bağ lı d ı r.

Soru : Lübnan Komünist Partisi' nin bağlaşıkiık politikası ne kadar etkindir? Yanıt : Lübnan'In ABD-is ra il işgalinden kurta"lmasl için komün ist/er bir Ulusal Selamet Cephesi'nin kurulmasını önerdiler. Buna Lübnan Ko­ münist Portistnin yanısıra i/kese/ ve sürekli bağ/aşığı ilerici Sosyalist Parti ve öteki yurtsever güçler ile önde gelen, teslim olmayan kişiler (örneğin Lübnan'In eski devlet başkanı Süleyman Franjiye ve şu andaki başbakan Raşit Kerame gibi) katı/dllar. Lübnan Komünist Partisi i/e ilerici Sosyalist Parti, silahlı birlikleri arasında tam bir koordinasyon sağlamayı başardılar. Lübnan yurtseverlerinin birliği, Suriye ile sıkı bir­ lik ve Sovyetler Birliği'ne dayanma ABD emperyalizmine, onun israilli uydusuna ve yerli gericiliğe karşı tarihsel zafere götürdü. 1 984'de Lüb­ nan'ln antiemperyalist güçleri bir ileri adım daha atfllar ve Ulusal De­ mokratik Cephe'nin (1:3) kurulduğunu açıkladllar. Bu cephenin programı, tüm işgalcilerin kovulmasmı, ulusa/ birliğin yeniden kurulmasmı, emper­ ya/izme bağımlılığa son verilmesini, mezhepçiliğin kökünün kazlnmasmı ve tümüyle laik bir erk yapısmin kurulmasmı öngörmektedir. Soru : Legal ve illegol çalışmanın birbirine bağlanması zorunluluğu Lübnan Komünist Partisi organla"nm yapısına ve işlemesine nasll bir etkide bulundu ? Yanıt: 1 969'dan sonra, legol çallşmanm kapsamlnm genişletilmesi kararına karşın, parti, yeraltı aygıflnl korumuştur. 1 982 israil saidmsı baş­ ladığı zaman bu aygıttan yoldaşlar işgalcilere ilk ateşi açanlardı, güçlü bir direniş hareketini ayaklandlrddar ve bu bir hafta içinde işgalci/erin kentten kovulmasma yol açtı. Buna paralel olarak komünist/er sendi­ kalarda ve öteki yığm örgütlerinde çalışmalarını sürdürdüler. Zorluklara (13) Lübna n Kom ü n ist Pa rtisi, i lerici Sosya l i st Perti, Arap Sosya l i st Yeni­ lenme Pa rtisi, Lübna n-Su riye Ulusal Sosyal Partisi ve kimi örg ütler bu cephede yer a l d ı la r. (Not Red.) 62


karşın parti, üyelerine yönelik tutuklamalafı önleyebiidi ve kollektif yöne­ tim ilkesini zedelemedi. Birçok yönetim merkezi kuruldu. Tüm Merkez Komitesi'nin birarada toplanmasımn olanaksız olduğu durumlarda, her bir merkezde oturumlar yapılıyordu, ve bundan sonra yönetimin temsil­ cileri Politik Büro'da toplamyorlar ve acil görevleri ele alıyor, karara bağlıyorlardı. Zamanıa bu tür çalışma mn etkin olduğu görüldü. israi/'in Beyrut',an ve Güney Lübnan'In bir bölümünden çekilmesinden sonra bu yönteme duyulan gereksinim de ortadan kalkıı. Lübnan Komünist Partisi, her koşulda Leninei parti yaşamı normlaflm, en başta da demokratik merkeziyetçiliği kesinlikle uygu.lamıştlf. Soru : Savaşımlnızdaki uluslararası etmenler nasil bir rol oynuyor? Yamt; Partimiz kendisini Arap dünyasının başlarında kardeş komü­ nist parti/erinin bulunduğu öteki ulusal yurtsever güçlerinden ve özgür­ lük, baflş ve ilerlemenin öndisünü sosyalist ülkelerin oluşturduğu öteki savunueulaflndan hiçbir zaman ay"mıyor. Biz başaflmızı, Arap u lusal kurtuluş hareketinin büyümesine, bölgedeki bunalımın her yönüyle çö­ zümlenmesine bağlıyoruz. Liibnan Komünist Partisi dünya çapındaki sorunlar ile ulusal sorunlar arasında yaşayan diyalektik bir bağ gör­ mektedir. Yıkıcı bir termonü.� /eer savaş tehlikesinin ortadan kaldm/­ masının tüm antiemperyalist güçler için bir zafer olacağma inamyoruz. Aym şekilde, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı kazamlan her utku, boflşln pekişmesine önemli bir katk/d". AL/ ILERi şunları söyledi : Türkiye Komün ist Pa rtisi, 50 y ı l ı aşkın b i r süre­ den beri yera ltındadır ve b u g ü n partiyi fizi ksel ola ra k yoketmeyi a maç­ laya n ve a yn ı zam a nd a p a rtiyi ha lktan yalitla m a k için b i r a ntiko m ü n ist ka m pa nya yürüten a ç ı k bir terör rej i m i ne ka rşı savaşıyor. Ne ki, TKP' n i n d a ha önce sendikalard a , gençler v e kad ı nl a r a rasında, köylülüğün ko­ operatif ha reketinde sağladığı konu m la r, ona b u g ü n de politik çalış­ mayı etkin b iç i mde yü rüte b i l m e o l a naklarını sağ l a mıştır. Parti bu çetin koşullarda y ı ğ ı n la rla bağlarını nasıl pekiştiriyo r ? En başta, yera ltındaki parti örgütleriyle-atölyelerdeki, i ş ç i maha lle­ lerindeki ve ü niversitelerdeki h ücreleri ve komiteleriyle. Bunları n çalişa­ bi lmesi için eşg ü d ü m ve her d üzeyde d üzenl i ilişkiler b üyük önem taşıyor. 1 981 'de polis bu kurulması pa rtiye yı llara malolmuş ağa h u n h a rca sa l ­ d ı rd ı . Yüzlerce yoldaş tutu klandı, öte k i lerin bağ ları koptu. 1 983 son­ larında TKP' n i n 5. Kongresi topla ndı. Kong re hazırlı kla rı ve bizzat kongre, ya ra la rı n sarı l masına, pa rti d i s i p l i n i n i n ve örgütsel ya p ı n ı n yeniden kurul­ masına yard ı mcı oldu ve partin i n etkin l i ğ i n i a rtırdı. Parti örgütleri yaşıyor ve savaşıyor. işkence odaları na atılma ya da sokakta öldürülme pahasına yoldaşla rı m ı z TKP' n i n merkez organı .. Atı­ l ı m ' ı , .. Yeni çağ »1, kom ü n ist yayınla rı ve onbinlerce bildiri dağ ıtıyor . . Bu, yeraltı koşulla rında etki n çalişman ; n öne m l i b i r göstergesi d i r. Partini n 63


sesi yığınlara u la şıyor. TKP' nin yayınlarına ve radyosu na Türkiye ' n i n dört bir yan ı ndan ve farklı politik görüşleri olan insa nlardan gelen mektu p l a r bunu kanıtlıyor. Politik kampanyalar s ı ra s ı nda yera ltında ç a l ı ş a n kom ü ­ n istler, i nsan l a ra posta kartlarıyla, telefonla da u l aşıyor v e parti n i n g ö ­ rüşleri n i v e belgilerini açı klıyorla r. 1984 Ara l ı ğında beş sol pa rti ile birlikte Sol Birlik'in (1'» kurulması TKP açısı ndan öne m l i b i r kaza n ı m oldu. Şu dönemde yasadışı ilan e d i ! ­ m e m iş üç burjuva m u ha lefet p a rtisi i l e d iya log savu n u lu yo r. Bu, y ı ğ ı n ­ ları n sıralarında ha reket ! i l i ğ i teşvik e t m e k v e d i ktatörlüğe karşı g e n i ş b i r cephe oluştu rma k i ç i n ç o k öne m l idir. Elbette böylesine fa rklı koş u l l a r a ltında ç a l ı ş a n g üçlerin diyalogu kolay bir görev değild ir. Komü n istler, buna kendi özg ü l katkıları n ı , her öneml i politik d u rumda pa rtinin kendi kon u m u nu ve görüşlerin i n bağlaşıklarınınkiyle uyuşan ya nlarını vurgu­ l a m a k o la ra k görüyor. Bu a maçla bu rjuva m u ha lefeti n i izleyen yığınların da kavraya bi leceği b i r biçim seçi l iyor.

Ali i leri d a ha sonra TKP' n i n y ı ğ ı n l a r a ra s ı nda ki çalışmaları n ı n k i m i soru n l a rı v e eksi klikleri üzerinde d u rd u . Terör v e rej i m i n demagoj isi ne­ deniyle işçi sı nıfı henüz gerektiği kada r a ktif değ i l d i r. Şu a nda güç top­ l a m a ktad ı r. Bu n u n yanı s ı ra, p a rtinin bu tür sava ş ı m biçim i nde deney ekslkli kleri de vard ı r. K i m i za m a n devrimci uya n ı kl ı k yitiri liyor ve yan l ı ş ­ l a r yap ı lıyor. Ezilen, geri v e örg ütlen m e haklarından tüm üyle yoksun olan köylü l ü k içindeki çalışmala r, en zor çalışmalar a rasındadır. B u rada komünistler, bağlaşıklık politikası a racıl ı ğ ıyla k ı rsal kes i m l e rde gelenek­ sel etki n l i ğ i olan d i ktatörlük ka rşıtı öteki g üçlerin, köyleriyle sıkı i l iş ki leri olan yurtdışı nda çalışan işçilerin, köy ö ğ retmenlerinin ve tek n i k u z m a n ­ l a rı n pota nsiyellerini değerlendirmeye çalışıyorlar. Yığ ı nlar içinde kime h ita p etti ğ i m izi doğru belirlemek çok önemlidir diye devam etti Ali ileri. Y ı ğ ı n l a r, geniş b i r kavra m d ı r. Söz konusu göreve uygun olara k kime sesl�nd i ğ i m iz, sa nayi işçilerine m i , maaşlıla ra mı ya da ö ğ rencilere m i , bunu kes i n l i kle beli rlemek öneml idir. Orneğin, barış sava ş ı m ı söz konusu olduğunda pa rti e n büyük yankıyı aydı nların sıra ­ ları nda görüyor, öte yanda n spor klüpleri vb. b iç i m indeki yasa l örgütler önceli kle gençleri ilgilendiriyor. Yığınların bilinç ve örgütlülük düzeyi komünistlerin çalışmasını n ne kad a r etkin ol duğ unun en g üven i l i r ölçütüdür. Türkiye'de henüz « n o bızın tutu ld u ğ u » bu etmenlerin ö lç ü lmesinden söz etmek için vakit e rkendir. Fa kat TKP çaba larının sonuçlarını dolaylı ola ra k ölçebil iyor. O rneğ i n 1 984 Haziranında 10 bin işçi temsilcisinin katı ldığı Türk-iş top la ntısında TKP'­ nin bel g i leri desteklenmişti.

(14) Türkiye Kürdistaı Sosya list Pa rtisi, Kürdista n Oncü i şç i Partisi, Tür­

kiye işçi Partisi, Türkiye Kom ünist Emek Partisi, Türkiye Sosya l i st Işçi Pa rtisi. (Daha ayrı ntı l ı b i l g i için ba k : « Ba rı ş ve Sosya lizm Sorun­ l a rı »-«Yeni çağ», 1 984, sayı 10. (Not Red.i

64


Soru : TKP'nin hissedifir bir rol oynadığı ulusal çaptaki kampanyalar­ dan söz eder misiniz? Yantt: TKP, genel demokrat kamuoyunu ilgilendiren başltea konu­ larda belgiler attyor ve yaygınlaştınyor. Orneğin 1 984 Nisanmda NATO'­ nun Nükleer Planlama Gurubu izmir'de toplandığı zaman TKP, "Amerikan üslerine ve roketlerine hayır!» belgisini attı, kamuoyu bu belgiyi geniş ölçüde selamladı. Aynt günlerde b u konularda görüş belirtmekten genel olarak çekinen burjuva muhalefeti politikaetlan da Türkiye topraklanna yeni raketlerin yerleştirilmesine karşı çıkttıar. Ya da başlw gelişmeleri alaltm. 1 982'de eunta halka antidemokratik bir anayasa dayatmaya kalkıştığı zaman biz buna hayır oyu verilmesi çağnsı yaptık. Referondumu n saptmlmış sonuç/af/na tam yansımasa da birçok insan komünistleri destekledi. 1 983 genel seçimlerinde rejime karşı oy verenlerin (yani geçersiz oy kullanan/af/n) sayısı 1 milyon 500 bini buldu. 1 984 yerel seçimlerinde ise TKP'nin önerisine de uygun olarak, oylann yüzde 40'1 yasal muhalefet partilerine verildi. Ahmed Salim şu nla rı bel i rtti : 1 972 Tem m uzunda, Sudan Kom ü n ist Pa rtisi'ne karşı hu nharea baskı l a rın başlatı lma sından b i r yıl sonra M K Plen u m u , parti nin ya ra la rı n ı n sa rı lmasının ve reorganiza syonun ta m a m ­ l a n d ı ğ ı n ı saptadı. Bu bağlamda M K kadroların yetiştiri lmesi, pa rti yöne­ t i m i n i n g üçlendirilmesi ve i l lega l faa l iyetin etkin mekanizmalarının oluş­ turul ması g i b i dizi görev koyd u . Bundan başka M K, yığınlar a ra sı ndaki çolışmaya d a ha büyük d i kkat göste rilmesini istedi. Savu n m a taktikleri döneminde, Sudan Kom ünist Partisi güç topla rken, N u meyri d i ktatörl ü ğ ü n ü n pol itikası nı serg ileyen, en ivedi görevleri ve pa rtinin başlıca politik a maçlarını emekçilere açı klayan propaganda çalışmaları ya ptı . Sonra pa rtin i n sı nıfsal ve ideoloj ik yap ı s ı n ı n iyi leşti ril­ mesi etrafında geniş b i r y ı ğ ı n örgütleri ağının kurul ması süreci başladı. Parti içinde istikrar ve yığ ı nla r a rasında daha ka ra rlı ve çok çeşitli ça lışma, b u n l a r parti kuruc u l u ğ u n u n g izli ça l ı ş m a n ı n ve partiyi sa l d ı r ı ­ l a rdan korum a n ı n başlıca iki önkoş u l u d u r. Bu koşu l l a rı n o l u ş m a s ı i ç i n kaza n d ı ğ ı m ız deneyi m lerin topa rlan ması, özetlenmesi v e komünistlerin s ı ra la rı nda yayg ı nlaştı rılması zoru n l u d u r. Parti o rganlarının çalışması b u nd a odaklaştı. Di ktatörl üğe karşı sava ş ı m aşaması nda yığ ı n ların politik ve ekonom i k hakları n ı n savu n u l m a s ı , yalıtlayıcı ya klaş ı m l a rı n aşı lması, g ü n l ü k kişisel soru nların küçük d ünya s ı n ı n d ışına ç ı kı l ması yaşamsa l önemded ir. i nsa n ­ l a r ı n , ne kada r küçü k o l u rsa o l s u n , her demokratik kaza n ı m ı n y e n i o l a ­ n a k l a r yaratan b i r ileri a d ı m o l d u ğ u n u açıkça kavra ması öne m l i d i r. Kom ü nistler, halkın i le rici temsilcile rine sürekli o l a ra k kendi progra m ­ larını, tüzükleri n i v e belgilerini qçıklıyor, Ma rksi z m - leninizm'in genel ilke lerini ve bunların ulusal koş u l l a rda yaşama geçirilmesi biçimlerini 65


onla ra götürüyor ve onları e mekç i lerin partisine kaza nmaya çalışıyor. Parti kadroları ile sıradan insa nlar a rasındakı bu türden i l işkiler Suda n Komünist Partisi'ni g üçle nd i riyor v e yığınların bilincini devri mcileştiriyor. Y ı ğ ı n l a r ke ndi deneyim lerine daya narak yeni savaşım biçim leri a rayıp buluyorlar. Fakat savaşı m ı n başarısı, b üy ü k ölçüde, yığı nları kimin yönlen­ d ird i ğ i ne bağ l ı d ı r. Kend iliğ inden çıkışlar politik istek göstermemesine ve y ı ğ ı n l a rı n d i ktatörlüğe karşı olduklarını kanıtla masına karş ı n , işçi sını­ fının rolü, politik ve ekonomik örgütleri a ra c ı l ı ğ ıyla g ü n l ü k savaşı m ı yö­ netmektir. SKP, ta rihindeki zor bir dönem i n etki lerini büyük ölçüde g iderdi kten, zaferde ve yenilgide ayakta d u rmayı başabildikten sonra d a ha y üksek b i r e t k i n l i ğ e kavuştu . Ş u a nda öncel ik, geniş demokratik bağ la ş ı k l ı k politika­ sına, parti örgütlerinin kesinl ikle y ı ğ ı n l a rla sıkı bağ l a r ku ra ra k ve anların ç ı ka rla rı n ı savunarak yürüttükleri sava ş ı m ı n legal ve il legol b i ç i m lerini beceriyle bağ la maya veriliyor. Böylesi d u ru m la rda, h a l k ı n pol itize olma düzeyi ve rej i m i sarsacak ve yıkacak g ü c ü toplanması, komünist p a rtisini n çalışmala r ı n ı n etkiliğ i n i n e n önem li ölçütü d ü r. (1:»

Soru : Sudan" komünist/erin ülkelerin güneyinde faaliyet yürüten güçlere karşı tutumu nedir? Yamt: Güneydeki sorun, somurge döneminin bir mirasıdır. Güneyde kuzeydeki in sanlardan etnik, kültürel ve dinsel bakımıardan fark/art olan bir ulusal aZln"k (22 milyon nüfusun 6 milyonu) yaşamaktadır. Partimiz, güneyiiierin kendi bölgeleri için ayrı devlet görüşlerini desteklemedi. Bu sorumsuzea ayrılığın, hem ulusal kurtuluş, hem de işçi Sııııfı hareketinin çıkarlarına zarar verdiği görüşündeyiz. Fakat biz her zaman güneye ger­ çek özerkliğin sağlanmasını, geleneklerine ve orada yaşayan insanların varlığıııa saygıyı savunuyoruz. 1 972'de Addis Abeba'da uygun bir anlaş­ manın imzalanmasından sonra Hartum rejimi güneye özerklik verdi ve düşmanlıklar kesildi. Fakat merkezi hükümet kısa bir zaman sonra eski konumlarına geri döndü ve güneyiiierin içişlerine karışmaya başladı. Bu­ nl/n tepe noktasıııı tüm Sudan'da Şeriat'lIl uygulanmaya konması oldu. Bağımsızlık güçleri silah" dirineş de içinde direnişe geçmek zorunda kal­ dılar. Dlkeyi bölmek için değil, emperyalizm yan"sı rejimin yıkı/ması ve bir uIlIsal birlik hükümetinin kurulması için. BlI nedenle SKP, dikfaförlüğe

( 1.;) N isa n 1 985'te bi rkaç g ü n devam eden g revlerden ve öteki yığı nsal

çıkışlardan sonra Sudan'da erki ordu eline a ld ı . Numeyri rej i m i dev­ rildi, politik tutu klular serbest bıra k ı ld ı . O l kenin g ü ney soru n u na ba rışçı yolla rdan çalışmalar y a p ı l maya başla ndı. Kom ünist Partisi yeniden lega l ça lışma hakkı kaza ndı. (Da ha ayrı ntı lı b i l g i için ba k : T. T. Ba be l e v 1 4 y ı l l ı k yeraltı çalışmasından s o n ra " Ba rış ve Sos­ yal izm Sorunları » - "Yeni çağ », 1 985, sayı 8. (Not Red.) ,

66


karşı kuzeydeki ve gün eydek i muhalefetin artok eyleminin başarı için daha iyi bir garanti olduğuna inanarak bu güçlerle bir diyalog başlattı. Alma nya Sosya list B i rl i k Partisi MK üyesi. « Ba rış ve Sosyalizm So run­ ları » dergisi Yazı Kuru l u üyesi Roland Bauer, ta rtı ş m a n ı n sonuçla rını to­ parl a rken, tartışma s ı rası nda ortaya kona n deneyimlerin fa rklılıklarına ka rş ı n , sem pozyuma katılanların, emekçi lerin partinin politika s ı n ı n doğru olduğuna inandı rılmasını n ve onların yönlendirilmes i n i n sağ lanmasını vur­ guladılar. B u rada ba ş a rı n ı n başlıca göstergeleri partilerin kendi ülke­ lerinde emekç i lerin adına ve onla rla birli kte u ğ ru nda çalıştı kla rı yoldak i g ü ncel o l u m l u değişim lerd i r. S u n u l a n tebliğlerde pa rti çalışması n ı n etkinliğinin partinin politika s ı n ı n b i l imsel b i r temele sa h i p o l u p olma masına bağ l ı b u l u nduğu bel i rtildi. Le­ nin top l u m u n gelişmesinin b i rçok sürecinde basitleştirme lere ka rşı sürekli uyarıda bulunmuş. yığınların devrimci -dönüştürücü faa l iyetinin deneyim­ lerini s ü rekli i ncelemek, teorik sonuçla rı pratikte sistematik olara k sına­ m a k ve politik ka ra rların ve yasa m ı n dayattığ ı za m a n da d üzeltmeleri za­ m a n ı nda ya pma üzerinde ısrar etmiştir. Sınıf sava ş ı m ı n ı n teorik. politik ve ekonomik a la n la r ı n ı n « uyu m l u ve iç bağlantı l ı » (16) o l ması gerektiği yolundaki Ma rksist i l keden yola ç ı ka ra k söylene b i l i r k i , gerçekçi v e b i l i m se l temele daya lı b i r parti çalışmasının önkoşu lu olara k bu üç b i leşenin birliğini gerektirir. Bu, g üncel hedefler ve b u n l a ra ulaşma yoll a rı n ı beli rlemek işçi sı nıfının ve tüm emekçileri n güç­ lerini seferber edere k görevlerini yerine getirmek demektir. Sem pozyumda, sözlerle eylemleri, başka deyişle partin i n ideoloj i k ça­ lışmasıyla örgütsel ça lışması n ı n birliği ya kınlaştırma belg isinin prati kte uyg u la n m a s ı n ı n ne kadar tçrunlu olduğunu göstermek için somut örnekler verildi. Bu görev, bir kerede ve her za m a n iç in geçerli olara k çözümlene­ mez. Her değişen d u ru ma göre s ü rekli çaba göstermek, pa rti yaşa m ı n ı n biçiminin v e atmosferi n in m ü kemmelleşti ril mesine a ğ ı r l ı k vermek hayatın dayattığı soru nlara za m a n ı nda geniş kapsa m l ı ve gerçekçi ya nıtla rı ver­ meyi gerektirir. Komü nistler, parfilerini g üçlendirmeye büyük önem ve rirler, Leninci parti kurucu luğunun u luslara rası i lkelerine sımsıkı uymaya ve sosyal süreçleri yönlend irmeye büyük önem veriyorlar. Ozg ü rce görüş bel i rtmek ve onay­ lanan politikayı yaşa ma geçirmede eylem birliğini içeren demokratik me rkeziyetç i l i k i lkesi. her koşulda yaşa m sa l önemdedir. Kardeş pa rtiler, politik çizg ilerini ç izerken ve yaşama geçiri rken u lusa l ve u luslara rası hedefler a rasında sıkı bağlar bulunduğu varsa yı m ı ndan yola ç ı kıyorla r. Emperya lizmin a ntikomün ist eylem lerini büyük ölçüde koord i ne etti ğ i ,

(16) K. Ma rks v e F. Engels, Yapıtla r, c. 1 8, s . 499 (Ru sça) . 67


en sa ldırg a n kesim le rin yeryüzü nde yaşa m ı teh l i keye attı ğ ı g ün ü m üzde işçi sınıfının, t ü m e m ekçi lerin birleşik enternasyona l i st eylem i barışın, ha lkların demokratik h a k ve özg ü rl üklerinin etkin biçi mde koru nması ve emperya list planla rı n ka rşısına kalıcı e ngelle rin çıkarılması için yaş a m ­ sa ldır. Robert Bauer, etkin parti çalışması soru n u n u n hiçbir za m a n tükenmeye­ ceği n i belirtti. Her yeni görev, komünistlerin her yeni hedefi, durumdaki her değişiklik, her yen i başa rı ya da gerileme soru nu yeniden g ündeme getirmekted ir. Derg i , bu soru nun çeşitli yönleriyle incelenmesine ve ta r­ tışılmasına a ra l ı ksız d i kkat gösterecektir.

68


Ücretli emek s isteminde değişmeler Ro be rt Ste ige rwa ld Alman Komünist Partisi Yönetim Kurulu üyesi Çağdaş kapita list toplumda meydana gelen ve işçilerin dur umun a, onları n çehresine ya nsıyan ya pısal gelişmeler b i r dizi c iddi ideojoji k so­ run doğu ruyor. Bu yazıda, Federa l A l m a nya ' n ı n Fra nkfurt-Ma in kentin­ deki Ma rksist Araştı rmalar Enstitüsü'nde FAC' 1ı top l u m bil imcilerinin bu süreçler üstüne yaptıkları incelemelerin kimi yönlerini ayd ınlatmak isti­ yoruz. (*) Marksistler g ü n ü m üzde de işç i sı nıfı n ı n tarihsel m isyonuna ilişkin tem e l i l keyi savun u rken, b i z i « sa ğ »d a n o lsun, « sol»dan o lsu n e leştirmeye k a l ­ kışanla r bu tutu m u m u zu dogmatizm olara k ilan ediyorla r. Soru nun .özü, d iyorla r, işçi sı nıfı n ı n 1 9. yüzy ı lda ve 20. yüzyı l ı n başları nda devrimci özne olup o l m a d ı ğ ı na değil, o n u n sanayice gelişmiş kapita list toplumda g ü n ü ­ m üze dek devri mci özne olara k ka l ı p ka lma masındadır. Çağ ı m ı ıda dev­ rimci özne rol ü n ü neden « ye n i sosyal g üçler» üstlenmesin, d iye soruyor­ lar. Ve şunu ekl iyorla r : FAC'da, örneğ in, büyük sermayenin sosya l ve ekono m i k pol itikasının o l u m su z belirti ve sonuçla rına karşı en a ktif pro­ testo eylem leri asıl bu « ye n i sosyal g üçler»den geli rken işçiler, g üya, ge­ nellikle kapitalist ekonom i çerçevesinde işye rleri n i n korunması, yaşa m d üzeyinin yükseltilmesi, çalışma koşu llarının iyileşti rilmesi için sava ş ı m veriyorlar. Oyleyse, d iyorla r, bu d u rumda Ma rksistlerin devrimci özneye ilişkin konu m l a r ı n ı gözden geç i rmele ri gerekmez m i ? B u v e benzer iddialar h iç t e tem e lsiz o l a ra k gözükmeye b i l i r. Aslında her şey, bu a rada işçi sın ı fı da sürekli geliş iyor ve değ işiyor : yeni, henüz daha a raştı rı l m a m ı ş soru n l a r ortaya çı kıyor. Ne ki, bizi eleştirenlerin bu sava daya lı gerekçelerinin, e n azından sorunu basite indirgeme kusu ru­ n u n bir ü rü n ü olduğu hemen a n la ş ı l ı yor. Onlar, devri mci özne soru nunu sı rf şu a nda savaşa hazır olan, daha doğ rusu sava ş ı ma katı l m ı ş b u l u na n potansiyel ortaya ç ı ka rma soru n u na ind irgemeye ça lışıyorla r. O n la rı n öl­ çütü ise, şu ya da bu sosyal gücün dolaysız politik a ktifl iği oluyor. Bizim için kesi nlikle açı ktı r ki, böyle b i r yaklaşım her türlü teorik temel ve derin­ li kten yoksundur. Gerçekten de bazen öyle o l uyor ki, öğrenciler, pol itik belg i le r y ü kselterek p rotesto eylemleri yapıyo r ; işç iler ise, ilk ba kışta sadece ekon o m i k d u ru mlarının iyileştirilmesi istemlerini yükseltiyor. Ancak s ı rf bu olguya baka ra k, işçi sınıfının g üya tarihsel m isyonunu yiti rd iği so(*) Çağdaş işçi sınıfı konusu nda yazı la r yayı nlamaya deva m ediyoruz. (Bu n la rd a n sonu ncusu için bak : G . Asplund, " Beyaz yaka l ı l a r»ın yaz­ g ı s ı , « Ba rıs ve Sosya lizm Soru n la rı » - "Ye n i Çağ», 1 985, sayı 8. 69


nucu ç ı karılamaz. Soru n u n kökleri çok daha derinlerde yatmakta d ı r ve böylesi yüzeysel b i r yakla �ımla b u n la rı g ün ı ş ı ğ ı na ç ı karmak olanaksızdı r. Ma rksizm açısından, geniş ta rihsel planda devrimci özne olara k tüm h a l k y ı ğ ı n la rı b i r bütün ha linde ç ı k m a kta ve devrimci g irişimci l i k işçi sını­ fı n ı n özel bir ayrıca l ı ğ ı n ı oluşturmam a ktad ı r. V. i . lenin'in belirttiğ i gibi, devrim " . . . tüm ezilenlerin ve hoşnut o l m a ya n çeş itl i kes i m leri n y ı ğ ınsal sava ş ı m ı n ı n b i r patlamasından başka b i r şey değ ildir. Küçük b u rj uva zinin ve görece geri işçi leri n b i r kesim i , kaçı n ıl ma zlıkla, buna katı lacaktır, böy­ le bir katı l ı m olmadan y ı ğ ı nsal sava ş ı m da olamaz, hiç b i r devrim de olamaz . . . » (1) Bu sapta ma, a ntiemperya list ha rekete top l u m u n çeşitli katm a n la rı nı n katıld ı ğ ı v e bu hareketi n içine kendi öz iste m lerini taş ı d ı ğ ı FAC koş u l la rı n­ da da geçerlid i r. Bu kesim le ri n sermayeye karşı çıkışla rı d a ha sıklaşıyor. kendi liğ inden gelme ayakla n m a l a r patlak ve,riyor, değ i ş i k demokratik g i ri­ ş i m le rde bulunu luyor. Nesnel ola ra k i ktidardaki teke lci sınıfın politikasına karşı olan bu protestoların biçimleri oldukça çeşitlidir. Kaldı ki, şu ya da bu halk kes i m i n i n çıkışları n ı n kes k i n l i ğ i tek başına. ş i m d i k i aşamada ka p i ­ talist top l u m u n sosya l ist topluma dönüştürülmesinde k i m in " d ü şünsel ve mora l h a reket g ü c ü olabileceği, k i m i n fiziksel olara k gerçekleştirici rol oynaya b i leceğ i » (2) sorusu na ya nıt vermemekted i r. Böyle bir « motor» ve «gerçekleştirici » rol ü n ü a nc a k ve a nca k büyük ser­ mayenin ta m karşıtı ola n, kapita l izm olmadan da varl ı ğ ı n ı sürd ü recek o la n , kapita lizmin ise o olmadan va rlığ ı n ı sürdüre meyeceğ i bir sınıf oyna­ yab i l i r. Bu sınıf ayrıca, sermayeye m u ha lefet eden tü m öteki güç ve kesim ­ leri örgütleyebilen v e onla rı kendi peşinden götürebilen sınıf o l m a l ı d ı r. Ka pitalist toplumda bu n iteliklere sa h i p olan tek sınıf işçi sınıfı d ı r. Bugün şu leninci sapta ma tüm g ücüyle geçerl i l i ğ i n i korumaktadı r : " Bu r­ juva z i n i n egemenliğine a nca k proleta rya ta rafında n son veri lebilir, çünkü ayrı bir sınıf olarak proleta ryayı böyle b i r devirmeye hazırlaya n , bunu gerçekleştirmek için ona olanak ve güç sağlayan onun va rolmasının eko­ nomik koşu lla rı d ı r. Bu rjuvazi, bir yanda n köylü leri ve tüm küçük burjuva katma nları pa rçci l a r ve dağıtırken. öte ya nda n proleta ryayı topa rla m a kta . bi rleştirmekte ve örgütlemektedir. Büyük üretimdeki ekonomik rolü nede­ n iyle a nca k proleta rya tüm emekç i lerin ve söm ü rülen y ı ğ ı n l a rı n ; burjuva­ zinin söm ürd ü ğ ü , çoğu kez proleterlere kıyasla çok daha fa zla ezdiği. a m a kendi kurtuluşları i ç i n t e k başla rına savaşma yete neklerine sa hip olmayan tüm emekçilerin önderi olmaya yeteneklid ir. » (3) Çağdaş toplu mda sadece b u rjuvazi ya da işçi sı n ı fı belirli üretim biçim­ leri yarata b i l i r ve ya ratmıştır. B u n u n içindir ki, toplumsa l a la n a çıkan (1) V. i . lenin, Tüm ya pıtla r, c. 30, s. 54 (Rusça) . (2) V . i . lenin, Tü m ya pıtla r, c. 26. s . 73. (3) V. i. Lenin, Tüm yaptılar, c. 33. s. 25-26. 70


çeşitli sosya l katm a n la rı n a ma ç l a rı e n i nde sonu nda ya b u rj uva z i n i n ya d a proleta rya n ı n yön e l i m l e riyle çakışma kta d ı r. B ü y ü k sermaye n i n ekono m i k v e sosya l politika s ı n ı reddeden proleter o l m a ya n g ru p l a r. to p l u m d a k i nes­ nel d u ru m la rı nedeni yle - k i o n l a r ı proleta rya d a n a y ı rd eden b a ş l ı ca öze l ­ l i k de b u d u r - ke n d i özel ç ı ka r ı n ı şu y a d a bu ölçüde m u tla klaştı rma e ğ i l i m i nded i rler ve b u da. çoğu kez. te kel ka rşıtı b a ğ l a ş ı kl ı ğ ı n ödevleriyle çelişmekted i r. B u n u n iç i n d i r k i . a ncak ve a nca k işçi s ı n ı fı n ı n önderliğinde te ke lci sermaye n i n egeme n l i ğ i n i s ı n ı rl a m a ve a ş m a n ı n koş u l l a rı yaratı l a ­ b i l i r. V e s o n çözü m lemede de. sosya l i st d ö n ü ş ü m leri g e rçekleşti rmenin koş ul l a rı oluşturu l a b i l i r. işçi s ı n ı fı n ı n tarihsel ro l ü n ü . o n u n sermaye i l e o l a n zıtl ı ğ ı n ı n sö m ü rücü to p l u m u n her hangi ayrı b i r ya n ı yla s ı n ı rl ı o l m a y ı ş ı be l i rlemekted i r. işçi

sın ıfınm iste m leri. öteki sosyal g ru p l a r ı n soru n larını göza rd ı ederek. sa­ vunduğu öz hakla rı n d a n b i r « se ç m e » ya p ı p b u n u elde etme çabasına i n d irgenemez. I şç i sı nıfı . ka pita l i st d üzene b i r bütün ola ra k karşı ç ı k m a k l a . savaşarak ken d i n i k u rtarma k l a a y n ı z a m a n d a tüm s ö m ü r ü l e n ve ezilen h a l k kes i m le r i n i de kurta rmakta d ı r. Bu s ı n ı f te m e l ü retim a ra ç l a rı m ü l k i ­ yetinden yoksu n d u r. Bu sı nıf. a rtı d e ğ e r elde etmeyi a m a ç l a m a m a kta . top­ l u m s a l m ü l kiyet b i ç i m i n e yöne l m e kted i r. S ö m ü r ü n ü n ta ma men orta d a n ka l d ı rı l d ı ğ ı y e n i to plu m u n çerçevesi. a ncak işçi s ı n ı f ı n ı n ko n u m la rı n d a n b a k ı l d ı ğ ı za m a n görüle b i l i r. B u n d a n başka . i ş ç i s ı n ıfı n ı n örgütsel pota n ­ siye l i n i (bu rjuvazi b izzat kend i s i i ş ç i s ı n ıfını to parlama kta. b i rleşt i rmekte ve örg ütlemektedir) de d i kkate a l m a k gere k m e kted i r. Bütün b u n l a r. e l ­ bette g e re k l i politik örgüt ve s ı n ı f b i l i nc i n i n va r o l m a s ı koşu l uyla . işçi s ı n ı f ı na b u rjuvaziye karşı h e r za m a n ve her yerde a ktif savaş yürütme o l a ­ n a k l a rı yaratıyor. Buraya kada r söylenenler. elbette daha bir d iz i soru n a . örne ğ i n işçi s ı n ı f ı n ı n kendisi ve öteki sosyal güçler g e l i ş iyor mu. eğer g e l i ş iyorsa b u ' gelişme n a s ı l oluyor? So rusuna h e n ü z ya n ı t vermiyor. işte b u ra d a n . işçi s ı n ı f ı ve d e ğ i ş i k sosya l ke s i m l e r içinde oluşan s ü reçleri ve b u s ü reçlerin yaratt ı ğ ı sonuçları

bundan böyle d a ha derinlemesine a raştırma zoru n­

luluğu dağ ruyor. B i l i msel-te k n i k devri m i n b i l i m ve te k n i kte. i ş g ü c ü ve ü retim a raçla rı sis­ te m inde cidd i nitel d e ğ i ş m e l ere yol açtı ğ ı

b i l i n iyor. O retim g üçlerinin

g e l işmeSi m a d d i ü reti m i n. payla ş ı m ı n ve tekelci devlet kapita l iz m i n i n üst­ yapı i l i ş k i l e r i n i n tüm a la n l a rı nd a k i d e ğ i ş m e lerin de başlıca etmeni oluyor, bu d a sonuçta işçi s ı n ı fı n ı n ya p ıs ı n d a g e l i ş m e lere yol a ç ıyor. H e rşeyden önce işçi s ı n ı fı n ı n s ı ra la rı sayıca a rtıyor ve işçi h a reketi n i n sosyal tabanı g e n i ı l iyor. K ü ç ü k v e orta m ü l k v e ü retim a racı sa h i p lerin i n proleterleşmesi ( ü l ke m izde bu kes i m i g e n e l l i kle köy l ü l ü k oluştu ruyor. za ­ naatç ı l a r g ru p la rı ise g ö rece b i r d a ya n ı klığa sa h i p b u l u nuyor) bu olay­ ların koşu l l a r ı n ı yaratıyor ve b u n u n ned e n l e r i n i ise Karl Ma rks. d a ha o dönemde b u n l a rı sermaye b i ri k i m i m e k a n i z ma s ı na b a ğ layara k. ayrı n t ı l ı b i r

71


b i ç i m d e ele a l m ı ş b u l u nııyor.

('ol

Bu mekanizma g ü n ü m üzde de işlerl i ğ in i

koruyor. N e k i , b u n u n la b i rl i ke şöyle b i r e k d u ru m d a b e l i rm iş b u l u nuyor : « B i l imsel -tekn i k i le r l e m e n i n yeni b u l u ş l a r ı n d a n büyük sermaye n i n yara r­ l a n m a s ı küçü k ü reti m i n eski b i ç i m lerini yokediyor ve b u yüzden a ra kat­ m a n l a r ı n proleterleşmesi deva m e d i yor. Pa rt i m i z i n 1 985'te yapılacak Kon­ g resine s u n u l m a k üzere h a zı rla n a n tezlerde de bel irtild i ğ i gibi, .. ke n d i sosyal d u r u m u nedeniyle ayd ı n l a r ı n ö n e m l i b i r kesi m i işçi s ınıfına d a h a d a yakın laşıyor. Bu, a d ı geçen kesi m i n ç o k d a h a fazla sayıdaki tem s i l ­ c i s i n i n i ş ç i s ı n ı fı n ı n send i ka l v e politik h a reketine, de mokratik g üçlerin eyle m le ri ne katı l m a s ı i ç i n öne m l i bir koş u l o l uşturuyo r . »

CL

Ancak b u rada b i r pa rantez a ç m a k g e rekiyo r : Bu s ü reci te k yön l ü b i r y o l g i b i görmemek g e re k iyor. « B i r d iz i ,orta katm a n la r' kapita l izm ta ra ­ f ı n d a n kaçı n ı l m a z l ı kla yeniden ya ratı l ıyor. »

(6)

Bu n l a rı n s ı ra l a rı n ı işçi s ı n ı ­

f ı n d a n kopa n l a r d o l d u ruyor. B i r kısı m i ş ç i n i n o rta katmanlara katı lması c i d d i ideoloj i k sonuçlar doğ u ruyor. Böyle b i r şey, örneğ i n , ka pita l izmde i ş ç i l e r i n i n d u ru m u n u n iyi leşe bi leceğ i haya l le r i n i yaratıyor. Kô r elde etme s ü reci u la ş ı m ve tica ret siste m i n in genişletilmesini gerek­ l i k ı l ıyor ve bu sektörlerin önemi g itg i d e a rtıyor. Top l u m s a l yaşa m ı n tekel c i devlet tarafı n d a n b ü rokratik leşti ri l m esi b i r b üt ü n o l a r a k ekono m i k yönetim aygıtı n ı n şişmesine yol a ç ıyor, üste l i k çoğ u kez b u aygıt işçi köken l i o l o n kişiler tarafı n d a n dolduru luyor. B u n a l ı m la rı n sarst ı ğ ı kapital izmin daya­ naklarını koruya b i l m e k i ç i n baskı aygıtı n ı n d a g e n işletilmesi g e re k l i o l u ­ y o r v e b u raya d a y i ne i ş ç i o rta m ı nd a n g e l m e k i m se l e r « d üşm ekted i r » . Dahası v a r . Do laysız b i r ü retim g ü c ü o l a ra k b i l i m i n rolü n ü n g itg ide a rt­ ması m ü hend is ve tek n i k kadro yetiştirmeyi gen işletme g e reks i n i m i n i d e bera berinde geti riyor. FAC'da s o n y i r m i y ı l içinde ü n iversite ö ğ rencileri­ n i n sa yısında bir m i lyo n l u k bir a rtış oldu. M ü he nd islerin sayısı ise 500 b i n i b u luyor ve bu meslek, ö ğ retmenlik ve tek n i kerl i k mesleği g i b i a rtı k yayg ı n b i r meslek h a l i ne g e l m i ş b u l u n uyor. G e rç i , b u n u n tersi b i r e ğ i l i m i b e l i rtmeden de geçemey i z : U z m a n l a r ı n teknoloj i k b i l g i leri b i l g isaya rla rda « c i s i m leşiyor» ve bu uzma n l a r üretim a la n ı nda a rtık g e reksiz k i ş i le r o luyor. E m e ğ i n veri m l i l i ğ i ve yoğ u n l u ğ u d a öne m l i ö lçüde a rt m ı ş b u l u n u yor. Bu d o , g e n e l ve mesleki-te k n i k e ğ i t i m , enformasyon, sa ğ l ı k vb. siste m i n i n g e l işt i r i l m e s i n i , « ha l k o k u l l a r ı » reform u n u n gerçekleşt i r i l m e s i n i (sı n ı fıa rda d a h a az ö ğ renci, d a h a çok öğ retmen i l kesine göre) g e re k l i k ı l ı yor. Bu soru n l a r etra f ı n d a sert ta rtı ş ma l a r oluyor, zira büyük sermaye e ğ it i m a l a ­ n ı nd a s ı rf ken d i ç ı ka rlarına uyg u n b i r pol itika n ı n (örn e ğ i n , tekelci ser­ maye ile « bağ l a ş ı kl ı ğ ı » orta katm a n l a r için çekici ya pabi lecek b i r e ğ i t i m politika s ı n ı n ) u yg u la n ma s ı n ı dayatmaya ç a l ı ş ıyor.

(1) Ba k : K . Ma rks ve F. Engels, Y a p ıtla r, c . 23, s. 464-465, 628-629. (3) Entwu rf der Thesen z u m 6. Parteitag d e r DJ<P. Düsseldorf 1 985, s. 63. (6) V. i. le n i n , Tüm yapıtla r, c . 17, s. 25. 72


Yukarıda be l i rt i l e n s ü reçler işçi sınıfı içinde sadece yapısal değişmelere değil, aynı zamanda onun sosyal çevresinde de değişikliklere yol açıyor. Bu yüzden konuya i l iş k i n çeşitli tartı ş m a l a r ya p ı l ıyor, a m a bu tartı ş m a l a rd a her z a m a n esa s l ı , yeteri ö lç ü d e tuta r l ı g ö r ü ş l e r ortaya konmuyor. K o n a ­ m a d ı ğ ı i ç i n de, örne ğ i n , ü retimde kol e m e ğ i n i n payı n ı n a z a l m a s ı y l a g üya « gelenekse l » işçi s ı n ı fı n ı n da orta d a n kaybo l m a kta o l d u ğ u na , o n u n ye­ rine « ye n i s ı n ı f » d e n i l e n te kn ikerlerin g e l d i ğ i n e i l iş k i n b i r gö rüş g itg i d e yayg ı n la ş ıyor. Bu t ü r görüş lere en a z ı n d a n şu t ü r metodo l o j i k e k s i k l i kler özgüd ü r : B i ­ r i n c i s i , i ş ç i sı nıfı v e o rta katm a n l a r içindeki b a ş l ı ca sosyal s ü reçler b u n l a r ta raf ı n d a n g e rç e k kayna kla ra i n i l e re k , t ü m b u s ü reçleri b i r b üt ü n h a l inde ve k a rş ı l ı kl ı b a ğ içinde e l e a l a ra k incelenm iyar, ya d a bütün bunlar t a m a ­ m ıyla g ö z a r d ı e d i l iyor. i k incisi, şu

ya

d a b u s ı n ı f ı n veya katm a n ı n sosya l ö n e m i o n u n sayısa l

b üy ü k l ü ğ ü n e b a k ı l a ra k b e l i rl e n iyor ve e ğ e r kol e m e ğ i n i n payı a za l ıyorsa , b i ze söyle d i k leri g i b i , işç i s ı n ı f ı n ı n ro l ü de a za l ıyor. Eğer böyle b i r « a rit­ m e t i k » ya k l a ş ı m doğru o l sayd ı , b u g ü n , çağdaş kapita l iz m i n koşu l l a rı nd a b u rj u va z i to p l u m s a l g e l işmeyi b u ö lçüde etki leye mezd i , k i b u n u n böyle o l ­ m a d ı ğ ı b i l i n iyor. Oçüncüsü, söz ü n ü ettiğ i m iz g ö rüş, m a d d i zeng i n l iklerin ana ü reticisi k i m d i r, soru s u n u n ö ne m i n i yadsıyo r. B u n d a n başka, sözü ed i l e n görüşün ya ndaşları işçinin üret i m s ü re c i içindeki d u ru m u , k a f a v e kol emeğ i n i n iç d iyalekti ğ i , b u n l a rı n g e l i r d a ğ ı ­ l ı m ı i l iş k i leriyle, işç i n i n g e l i r i n i n d ü zeyi i le karş ı l ı k l ı b a ğ l ı l ı ğ ı g i b i soru n l a rı gözardı e d iyorla r. Ve sonu nc u s u , b u n la ra göre, k iş i n i n h a n g i s ı n ıfa d a h i l

ç

o l d u ğ u sadece o k i ş i n i n yaptı ğ ı i ş i n bi i m iyle

ya

d a k u l l a n d ı ğ ı tek n i ğ i n

tipiyle b e l i r l e n iyor. Böyle b i r y a k l a ş ı m « teknoloj i k determ i n i z m » yönte m i ­ n i n b i r be l i rtisinden, end üstri to p l u m u teori s i n i n b i r varyasyo n u n d a n başka bir şey değ i l d i r. Tek sözle, bu kavra m l a r d i kkatle e l e a l ı n d ı ğ ı nd a , « sı n ı f » kavra m ı n ı n bel irlenmesinde a ç ı k b i r kargaşa n ı n v a rl ı ğ ı g ö rü lecekt i r . .. S ı n ı f » kavra m ı a ç ı k b i r yakla ş ı m la e l e a l ı n m a zs a , s ü regiden sosyal s ü reçler doğ ru b i r b i ç i m d e d e ğ e r l e n d i r i l e mez, üste l i k b u n la rı n i leride n a s ı l b i r g e l i ş m e gös­ tereceğ i ve ne g i b i sonuç l a r doğ u ra b i leceği ise asla kesti rilemez. Bu a ra d a , 1 960'ta n bu yana ü l ke m izde

işçi s ınıfının sayısı

ekono m i k

ba k ı m d a n a ktif o l a n nüfusun yüzde 76'sına u la ş m ıştı r. Aynı d ö n e m içinde

ücretle çalişan öteki gwplann aktif nüfus içindeki payı

d a yüzde 7,6' d a n

yüzde 1 2,4'e ç ı k m ı ştır. Bu ve rilere d a ya n a ra k d iyeb i l iriz k i , ücretli i ş ç i FAC to p l u m u n d a sayıca ezici çoğ u n lu ğ u o l u ştu ra n sosyal t i p d u ru m u na g e l ­ m iştir. Ocret l i l e ri n o luşturd u ğ u bu geniş y ı ğ ı ş ı m içinde yer a l a n kişiler, e m e k -

73


leri karş ı l ı ğ ı nd a ücret ya da maaş a l m a kta d ı r. Sosyal b a k ı m d a n b u n l a rı n a s ı l s ı nıfla n d ı ra b i l i ri z ? B u n l a r ı n tü m ü . e l bette. i ş ç i sı nıfına d a h i l d e ğ i l d i r. Orneğ i n . maaş a l a n hastane b a ş h e k i m i n i n proleter o l m a d ı ğ ı a ç ı ktır. Ancak yine m a a ş la ç a l ı ­ ş a n b i r h e m ş i re ise. işçi s ı n ıf ı n a d a h i l d i r. O c retle ç a l ı şa n proletarya n ı n iş g ü c ü i l e öteki katm a n l a r ı n i ş g üc ü a ra s ı n d a k i a ç ı k farkl ı l ı k orta d a d ı r. Ça ğ d a ş

ka p i ta l izm

koşu l la rı n d a yüksek ö ğ re n i m i n a yrıca l ı klara yolu

açan b i r faktör o l a ra k k a l m a ya devam ett i ğ i n i de vurg u l a m a k gerekiyor. Y ü ksek ö ğ re n i m işç iye ü retim s ü reci içinde çok daha karm a ş ı k ve özel ödevler çözme s i ne ya rd ı m ede b i l i r. ayrıca işbö l ü m ü ve kooperasyon s i s ­ temi içinde ç o k d a h a y ü ksek b i r mevkiye u la ş m a o l a n a ğ ı s a ğ l a ya b i l i r. Ote yandan o l g u . böyle b i r g r u b u n işg ücü n ü n değeri n i n a rtmasıyla da bağ l ı ­ d ı r. Y ü ksek öğre n i m l i b i r k i ş i , eğer yönetici l i k işlevi görüyorso. o n u n a ld ı ğ ı maaş. b i r işç i n i n a l d ı ğ ı ücretten ç o k d a h a yü kse k d üzeyde o l m a kta d ı r. Ocretl i lerin söko n u su o l a n bu kesi m i (menejerlerin d ış ı nd a ) aynı za ­

ma nda b u rjuva z iye de d a h i l değ i ld i r. çünkü b u n l a r başkası n ı n e m e ğ i n i n b i r kısm ı n ı

be n i m seyerek.

ken d i

va rl ı kl a rı n ı

sürd ü rme o l a na kları

e lde

edenlerin sayısına dahil değ i l d i r. Bu radan ç ı ka n sonuç ş u d u r k i . bu kate­ g o riye d a h i l o l a n k i ş i l e r. ücretli o l a ra k ç a l ı ş a n a yd ı nla r kesimiyle b i r l i kte.

çağdaş ücretli orta katman/an

o l u ştu rma kta d ı rl a r. B u tür orta katma n l a r

a rtmakta d ı r. b u n a karş ı n e s k i . h e n ü z ü retim a raçlarına sa h i p olo n v e b u te m e l üzerinde k ü ç ü k m a l ü reti m i n i sürd ü rmekte o l o n k e s i m i s e y ı k ı m a u ğ ra ma kta d ı r. Demek k i . ye n i orta katma n l a r. ken d i işgücünü sata ra k g e ç i m l e r i n i sa ğ ­ l a sa la r d o . g e re k l i ö ğ re n i m ve mesleki e ğ itime sa h i p o l u p g e n e l l i k le kafa e m e kç i leri o l s a l a r da. b u n l a r gene de proleta rya değ i l d i r. El bette. s ı rf yuka rıda n verilen e m i rlere göre iş ya pa n l a r i le ü ret i m i . kapita l i st i n i ra ­ d e s i n i yerine getirerek yönete n l e r a ra sı nd a ; kol e m e ğ i g e rektiren işlerde ça l ı şa n l a r i l e g e n e l l i k l e kafa emeği gerektiren yerlerde ça l ı ş a n l a r a ra ­ s ı n d a fark va rd ı r. Emekçiler a ra s ı n d a « a y ı r ı m ç i zg is i » n i çeken başka b i r o l g u d o g e l i rlerin b ü y ü k l ü ğ ü v e ü retim h iyera rş i s i içinde tepeye ya k ı n l ı k ­ tır. Bu t ü r farkl ı l ı k l a r orta katm a n la rı n tem si l c i leriyle işç i l e r a ra sı nd a reel ç e l i ş k i lerin ortaya ç ı k m a s ı n a yol aça b i l i r. Değ i ş i k ücretli

kes i m l e r a ra s ı nd a k i

fa rkl ı l ı k nesnel

b i r gerçektir ve

Ma rksistler b u n u gözardı edemezler. Böyle b i r fa rkl ı l ı ğ ı n d i kkate a l ı n m a s ı b üy ü k ekonom i k . sosya l . p o l i t i k v e ideoloj i k önem taşıyor. Yeni sosyal katm a n l a r ı n işçi s ı n ıfıyla b i r l i kte tüm ücret l i l e r i n aynı sosya l g ru b a d a ­ h i l o l m a s ı . b i r yanda n o n l a rı b i rb i rle rine yaklaştı rıyor. d iğer ya nda n d o . i ş ç i ögelerinin b i l in c i ne proleter o l m aya n. orta katm a n l a r a ra sı n d a yayg ı n o l a n i d eoloj i leri n sızması olana ğ ı n ı yaratıyor. Ko nu m u zia b a ğ l ı olarak bir soru n u n d a h a ele a lı n ma s ı . yani işçi genç­ l i ğ i n i n d u ru m u n u n da derg i sayfa larında ta rt ı ş ı l m a s ı d i kkate değerd i r.

74


Burada. genç işç i l e r i n a ktif veya eyleme h a z ı r kes i m i n i . her şeyden önce. proleter o l m a ya n katm a n la rı n protestola rı n ı n etki l e d i ğ i o l g u s u d i k­ kate a l ı n m a l ı d ı r. Ka n ı m ıza g ö re. bu böyle o l m a kta d ı r. ç ü n k ü işçi g e nç l i ğ i kendi görüşünü sadece i ş letm e l e rde değ i l . a y n ı za ma nda s ı n ıfsa l o rta m ı n d ı ş ı n d a öteki top l u m s a l katm a n la rı n te m s i l c i leriyle ta rtı ş a ra k o l u şturmak­ ta d ı r. G ü n ü m ü zdeki a ntitekelci ç ı k ı ş l a rd a d e m o k ra s i kavra m ı na da ken d i n e özg ü b i r y a k l a ş ı m o l u ş m u ştur. Bu d a öne m l i d i r. ç ü n k ü genç l i k (ya l n ı z genç l i k değ i l ) b i r ya ndan te ke lci devlet kapita l iz m i n i n oluşturd u ğ u d ü ze n e v e b ü rokratizme. öte ya nda n d a (ba ş l a n g ı çta d a olsa) proleter d i si p l i n i n e tepki göstermekte d i r. De mokrasi ko n u s u nd a böyle b i r tutu m orta katm a n ­ l a ra özgü b i r tutu m d u r. Ancak. sava ş ı ma hazı r d u ru m d a ki proleter genç­ l i ğ i n t a m d a işçi ha reketi i ç i nde (örneğ i n sosya l-demokratların etk i s i n i n a ğ ı rl ı kta o l d u ğ u yerlerde) a ç ı k b i r de mo kra s i e k s i k l i ğ iyle yüzyüze g e l d i ğ i o l g u s u n u ya d s ı m a k d a ta m a m ıyla ya n l ı ş o l u r. G e n ç i n s a n la rda d e m o k ra s i kon u su n d a proleter o l mayan görüşleri be n i m se m e e ğ i l i m i işte b u ra d a n kayna k l a n ıyor. FAC'da işç i le r i n ü retim d ı ş ı n d a k i d a ğ ı n ı k l ı ğ ı a'rtma kta d ı r. O eski. t i p i k işçi semtleri (va roşlar) a rt ı k yoktur. (Ya bancı i ş ç i va roş l a rı va rd ı r) . Proleter g e nç l i k orta katm a n l a r ı n gençle riyle aynı semtte. hatta aynı konutla rda yaşıyor. Genç i n s a n l a r a ra s ı nda ideoloj ik. politik. k ü l t ü r ve sosya l a la n ­ l a rd a çeşitli te m a s nokta la r ı n ı n be l i rmesi ta m a m ıyla doğ a l d ı r. O n l a r. tekelci devlet kapita l iz m i n i n işgücü g i b i b i r meta n ı n ye niden ü re­ tim ine ilişkin b i r a la nd a uyg u l a d ı ğ ı politika n ı n olumsuz son u ç l a r ı n ı b i r ­ l i kte h issed iyo rla r. Ko n u t koşu l l a r ı n ı n . ka m u h i zmetleri n i n . k ü lt ü re l v e sos­ ya l a la n la r ı n (kreş. çocuk yuva s ı . okul. serbest z a m a n ı değerle n d i rme m e r­ kezleri vb.) işçi genç l i ğ i g i b i . o rta ka tman l a rda n gençleri de etki l iyor. Oste l i k . önceleri işçi y ı ğ ı n l a rı na kend i d a m g a s ! n ı vuran özel işçi k u r u l u ş ­ l a r ı n ı n (tü ketici b i di k lerinden k ü l t ü r de rnekleri v e h a reketlerine d e k ) s a ­ yısı v e etk i n l i ğ i a za l ıyor. B i rçok genç i n s a n . bu a ra d a işçi o rta m ı nd a n gençler de. öteki katman ve s ı n ıf la rd a n ya şıtla rı n ı n ke n d i a i le le rindeki o eski i l i ş k i l e r d ü nyasında n ku rtu l m a . işçi ve orta

ka t m a n la r d a n gençlerin çok d a h a yakın te m a s

içinde b u l u n d u ğ u « ko m li n l e r » g i b i yaşa ntı b i ç i m le ri o l u ştu r � a e ğ i l i m le ri n i

payla ş m a ktadır. B u a rada « k,o m ü n l e r » içindeki ideoloji i s e . ö ğ ren i m d e üstü n l ü k leri nedeniyle o rta katma n la rd a n g e l m e gençler tarafı nda n be l i r- , le n m ekted i r . B u g ü n ü retim v e ya ş a m t a r z ı n ite l b a k ı m d a n ye ni g e reks i n i m l e r doğ u r­ m a kta. bu da herşeyden önce genç l i ğ i etkilemekte ve t ü m değerler s i s­ te m i ne. öze l l i kle de a h l ô k i ve estetik değerler sistem ine yansı m a kta d ı r (<< ge n l i k » k ü ltürü a d ı a ltında b i r a kı m belirmekte ve yayg ı n l a ş m a kta d ı r) .

75


Bu soru n u n da her h a l d e , Ma rksist b i l i m a d a m l a rı ta ra f ı n d a n d e r i n l e m e ­ sine i n c e l e n m e s i g e rekiyor. Bütün b u n l a r b i rl i kte e l e a l ı n d ı ğ ı nd a , pa rti n i n gençler a ra s ı n d a k i pratik ç a l ı ş m a l a r ı n ı daha d a yetki n leşt i r m e si ni gere k l i k ı lıyor. AKP' nde ve ona bağlı örgütlerd e genç ayd ı n la r ı n o ra n ı n ı n old u kça y ü kse k olması o l u m l u b i r etken rol ü oynuyor. B u ça l ı ş m a l a rd a , ekonomik b u n a l ı m koş u l la rı nda işçi genç l i ğ i n i n bir kes i m i n i n , o l u ş a n d u ru md a n çıkış yolu a ra rken çe­ ş it l i « a lternatif " h a re ketlere daha a ktif o l a ra k katı l d ı ğ ı d a d i kkate a l ı n ı ­ yor. V e b u g ru b u n pota nsiyel i , çevreyi koru ma soru n la rı , yeni teknoloj i k s ü reçlerin k u l l a n ı m ı n ı n d o ğ u r d u ğ u sonuçlar, « Şeffaf a d a m " (') p ro b l e m i

etra f ı n d a

i l g i v e tartı ş m a l a r ı n yoğ u n laşmasıyla

daha

da

a rtmakta d ı r.

"Yeş i l l e r " Parti s i ' n i n FAC' d a k i parlame nto seç i m le r i nde elde ett i ğ i başarı işçi genç l i ğ i n i önemli ölçüde etkilem işt i r. K o m ü n istler g e n ç l i kle, öze l l i kle işç i gençliğ iyle i l i ş k i l e r i n i k u ra rken bütün bu gelişmeleri d i kkate o l m a kta ­ d ı rl a r. Böylece, ü retim a l a n ı nd a . yerleşim ve otu rma m e rkezlerinde. boş za ­ m a n ı değerlend i rm e k u ru l u ş la rı nd a e m e kç i l e rin o l uşturd u ğ u çeşitli g r u p ­ l a r i ç i n d e b i r « de ğ iş i m " o l m a kta d ı r. Ka l d ı k i . « ka p ita l izm. e ğ e r « a rı " pro­ letarya çok re n k l i geçici tipler yığ ı nıyla çevr i l i o l m a sa yd ı , . . . eğer p ro l e ­ tarya n ı n kendi i ç i n d e d a h a çok v e d a h a a z g e l i ş m i ş t a b a ka l a r d i ye b i r ayrı ş m a , bölgese l , mesleki. baza n de d i nsel v b . d iye b i r b ö l ü n m e o l m a ­ sayd ı , kapita l izm a d ı n ı taş ı m a zd ı . "

(8)

Bu b i l i m sel sa pta m a , g ün ü m üz d e d e , ücretli e m e k a la n ı n ı n genişleme­ siyle bağlı o l a ra k o rtaya ç ı ka n soru n l a ra doğru bir ya k la ş ı m ı n o luşturul­ m a s ı i ç i n geçerl i ğ i n i koru m a kta d ı r. Bu soru n l a r ı n çöz ü m ü komü n i stler i ç i n çok ö ne m l id i r, z i ra bu o l m a zsa kom ü n istler işç i l e re doğ ru y o l u göstermede, ke ndi b a ğ l a ş ı k l ı k pOl itika l a r ı n ı k i m lerle gerçekleştirece k l e r i n i b e l i rlemede, b u politik a l a r ı na açık ideolo j i k çerçeve kaza n d ı rm o d a zorlukla rla karşı­ l a ş m a kta d ı rl a r . FAC kom ün istleri n i n ö n ü ne bu ödevi yaşa m ı n kend i s i koy­ m a kta d ı r, ç ü n k ü be l i rtilen bu soru n l a rı n te m e l i nde u z u n s ü re deva m eden ve nüfusun ö ne m l i kes i m i n i ka psaya n s ü reçler ya tma kta d ı r.

(7)

(8)

76

FAC'da politi k gözetleme aygıtı n ı n g üç l e n d i r i l m e s i sonucu polis b i l g i ­ saya rlarında (ay n ı zama nda si gorta ku ru m l a rı , h a sta ne v b . kuru l u ş ­ larda k i b i l g i sayarlarda) h e m e n h e m e n her FAC y u rttaşı h a k k ı n d a a y ­ rı ntı l ı b i l g i l e r topla n m ı ş b u l u nuyor. « Şeffaf a da m " deyi m i işte b u a n ­ l a m d a k u l l a n ı l ıyor. (Not Red.) V. i. Le n i n , Tüm Ya p ı t l a r, c . 4 1 , s . 58-59.


Vati kan nereye gidiyor? Vas ii Bejda Çekoslovakyall gazeteci Fransa'dan A. Simon adlı okuyucumuz dergimize gönderdiği mektu­ bunda Valikan'ın politikasmdaki yeni eğilimleri ve sosyalist ülkelerde ko­ münistlerin dindarlara ve dine karşı tutumlartm anlatmamızı rica ediyor. Aşağıda yaymladığımız yazıda Çekoslovakyalı gazeteci V. Bejda Vatikan'­ m « yeni çizgisi» ve Çekoslovakya'da dindarların sosyalizm kuruculuğuna katılımı üstüne görüşlerini açıklıyor. Komün istlerin d i n d a rl a ra ve d i ne

karşı

tut u m l a rı

ayn ı d ı r.

F.

Engels

daha za m a n ı nd a d i n in sosya l işlevi üzerinde d ü ş ü n ü rke n, onun insa n la rı n b i l i n c i nde, insa n a y a b a n c ı o l a n d ı ş egemen g üçlerin haya l i b i r ya n s ı m a s ı o l d u ğ u n u yazmıştır.

(I)

B i z ateistler, sa b ı rl ı , a rd ı c d v e za m a n a ve koşu l ­

l a ra u y g u n o l a ra k a te i z m i n yayg ı n laştı rı l m a s ı n ı , emekçilerin m a nevi kur­ t u l u ş l a rı na götüren yo l l a rd a n b i ri sayıyoruz. Di nse l i na nçla r ise emek­ ç i lerin çağdaş d ü nyayı ve gerçekleri, ken d i s ı n ı fsa l ç ı ka rla r ı n ı n gerçekleş­ mesini ve bu ç ı ka rları öngören p rog ra m ı n ı kavra ma l a r ı n ı engell iyor. Ote yandan b i r d i z i b u rjuva devri m i s ı ra s ı n d a ortaya ç ı ka n i l ke l d i n d ü ş m a n ­ I ı ğ ı d a bize yabancıdı r . Kom ü n i stler, Len i n ' i n i l e ri s ü rd ü ğ ü şu iste m leri klavuz ed i n iyorla r : « Biz her za m a n b i l imsel d ü nya görüşün ü propa g a nda edeceğiz, a r d ı c ı l o l a ra k her h a n g i b i r « h ristiya n ı n » tutars ı z h a reketlerine ka rşı sava ş ı m vereceğ iz, a m a bu din soru n u n u h a ksız yere ö n s ı raya ç ı ka r m a m ı z , gerçekten dev­ rimci, ekonom i k ve politik sava ş ı m d a g üçleri pa rç a l a m a k gerekt i ğ i a n l a ­ m ı n a gelmez ... (2) Em perya l i z m i n b u g ü n sosya l i zme karşı « ha ç l ı sefe rleri .. n i n esin ley i c i leri ve örg ütçüleri a d a letsiz top l u m s a l d üzen o l a n ka pital ist d üze n i ko ru m a k ve o n u kutsa l göstermek i ç i n d i nsel çevrelere dayanmaya ça l ı ş ıyorla r. N e va r k i , « d insiz ko m ü nizme . . ka rşı savaşta tü m k a pita l i st d ü nyayı b i rleş­ tirmeye ç a l ı ş a n ç a ğ d a ş eng izisyon h a k i m leri hedeflerine u l a ş a m a m ı ş l a r­ d ı r, hatta anların iste d i kle r i n i n tersi b i r gelişme o l m uştur. Bugü n d i n d a r­

ların çok geniş b i r kesi m i, d i nsel örgütlerin önde g e le n leri, h atta değ işik d i nsel a kı m la r ı n yöneti cileri, kısaca d e ğ i ş i k g üçlerden o l u şa n ve tari hte eşi g ö r ü l m e d i k g e n i ş l i kte b i r cephe ABD yönet i m i n i n ve NATO' n u n serü­ ve nci p l a n l a rı n a karşı ç ı k m a ktad ı r. Geric i l i k k o m ü n istleri tekra r tekrar d i nsiz o l m a k l a suçla rken a s l ı n d a dev(I) Ba k : K. Ma rks ve F. Engels, ya pıtla r, c . 20, s. 328-329.

(2) V. i. Le n i n , Tüm yapıtla rı, c. 1 2, s. 1 46.

77


r i m c i g üç leri p a rç l a m a y ı , emekç i le r i n d i ne ka rşı tutu m u ndaki d e ğ i ş i k l e r nedeniyle b u n l a r a ra s ı n d a yapay e n g e l l e r ya ratmayı a m aç l ıyor. E m per­ ya l i z m i n klerika lizm ve kökte nc i l i k g i b i a k ı m l a r ı geniş a l a ra k k u l la n m a k iste m e s i n i n başka b i r nedeni d a h a var. Bu d a ş u : B u g ü n bu rjuva ideolo­ j i s i n i n b u na l ı m ı öyle bir d ü zeye u la ş m ıştır ki, onun i leri s ü rd üğ ü « a kı l c ı l d e l i l l e r » hedefine u la ş m a z o l d u . E m p e rya l i z m i n ideolog l a rı i n sa n l a rı n d i n ­ se l duyg u l a rı n a h ita p etmeye a ğ ı rl ı k vererek, politika la r ı n ı etk i n leştirmeye, d ü n ya n ı n ge leceğ i n i te hdit eden polit i ka l a r ı n ı n y ı ğ ı n l a r tarafı n d a n des­ teklenmesini s a ğ l a maya ç a lışıyorlar. Emperya l i z m i n d i n i söm üre re k başvurd u ğ u m a nevra l a r ı n özünü ABD Başka n ı

Rea g a n ' ı n

d ü nya d a k i

o l a y l a rı n

g e l iş mesi n i n

i ns a n l a ra

değ i l

A l l a h a bağ l ı o l d u ğ u yolu n d a k i sözleri a ç ı k o l a ra k ortaya koyma kta d ı r. Bu a ş ı r ı kô r peş i n d e kosa n l a r ı n ve to p l u m s a l i lerlemeyi d u rd u rm a yı a m a ç ­ laya n l a r ı n sa l d ı rg a n askersel pla n la rı « A l la h i ra d esi » g i b i göste rme, sa ­ v u n m a yönünde ya ptı kla r ı i l k deneme değ ild i r. « Wa s h i ngton ' u n d i nsel koza " başvurması o n u n tutucu k i l ise çevreleriyle i ş b i rl i ğ i nd e n g id e rek daha

büyük ölçüde ya rar sağla d ı ğ ı n ı ortaya koy­

m a ktad ı r . Bu yönde başlıca rol ş i m d i k i politik ç i z g i s i e m pe rya l i z m i n en gerici g üçlerine uyg u n d üşen Vatika n ' ı n sağcı te m s i l c i le r i n e ayrı l m a kta d ı r. B u rada konu d a n b i ra z ayrı l a l ı m . Krakov Başp iskoposu Ka rd i n a l K a ro l Wojtyla 1 978 sonba h a rı nda Roma Kato l i k K i l ises i ' n i n başı seçi l d i ğ i n d e , o d a (bu görevde a ncak 1 ayı a ş k ı n b i r s ü re k a l a n kend i nd e n önceki g i b i) ke n d i s i ne Jea n - Pa u l i s i m le ri n i seçti. Bu d a o n u n X I I I . Jean ve V I . Pa u l ta ra f ı nd a n yürütülen politika n ı n deva ­ m ı n ı s a ğ l a m a n iyet i n i o rtaya koyuyord u . Adı geçe n i k i pa p a n ı n , öze l l i k le

XIII. Jea n ' ı n u yg u la m a la rı n d a t i p i k o l a n k i l isenin ça l ı ş m a la rı n d a reform ya pma isteğ i . dış politika konu l a rı nda gerçekçi tutu m ta k ı n m a , u lu sl a r­ a ra s ı i l iş kilerde y u m u şa m a n ı n g e re ğ i n i a n la m a , b a r ı ş ı savu n m a konu s u n ­ d a b ü t ü n b a r ı ş ç ı g üçle rle i ş b i r l i ğ i n e hazı r o l m a nitelikleri vard ı . B u n l a r o n u n i ş ç i h a reketinde de yüksek b i r ta kdir gören « Pacem i n Terri s » ( D ü n ­ yaya Barış) mesajına ya nsı m ıştı. Ne va r ki, Wojtyla ' n ı n ke ndinden önceki i k i pa p a n ı n a d ı n ı b i rleştiren bir isim seçmesi hiç de yeni papa n ı n aynı yoldan g i dece ğ i a n la m ı n a g e l ­ miyord u . Jean Pa u l ' u n eyle m leri gösteriyor k i , o Vatika n'da k i l i bera l eyle m i sürdü rmed i , te rsine k e n d i s i n i a ç ı k sağ kanatta yera la n tutucu b i r d i n a d a m ı , a ntiko m ü n ist, a ntiem peryalist, a ntidemokratik pol iti kayı a kt i f b i r ş e k i l d e savu na n , a ma

kend i s i n i e z i l e n ha l kl a r ı n ru h a n i ba bası ola ra k

göstermeye ç a l ı ş a n b i r d i n a d a m ı o l a ra k o rtaya koyuyor. Pa p a ' n ı n bu göreve g e l m esinden hemen sonra , b a r ı ş davasına ve u lu s ­ l a ra ra s ı ada lete etk i n destek ve rme n iyetinde o l d u ğ u n u i d d i a etse de çok kısa bir zama nda eyle m l e r i n i n sözlerine uym a d ı ğ ı a n la ş ı ld ı . Batı ba sını n ı n b i l e 2: Jean Pa u l' ü n politika s ı n ı n « o rtad o ks l u k » ve « restavrasyo n », ya n i

78


Vati k a n' ı n X i i . P i u s d ö ne m i n i n eski tutucu rota s ı n ı c a n la n d ı rm a politikası o l d u ğ u n u be l i rtmesi b i r ra slantı d e ğ i l d i r . » 1 984

N i sa n ı nda

tems ilcileri n i n

« Vat i k an 'da

say ı s ı n ı

(3)

d e p re m » o l d u .

a rtırara k, R o m a

Pa p a ,

tutucu

ka n a d ı n

Kard i na l ler Meclisi'nde öne m l i

değ i ş i k l i kl e r yaptı . Bunda n b i r s ü re önce 2 . Jea n Pa u l' ü n b u y ı l ı n Kası m ayında Roma'da Vati ka n' ı n 1 962-1965 y ı l l a rı n d a k i ka ra rla r ı n ı « da ha iyi a n latma k » a m acıyla piskoposl a r ı özel b i r to p la ntıya ç a ğ ı ra c a ğ ı resmen a ç ı k l a n d ı . L i bera l e ğ i l i m l i kato l i k çevrelerin ka n ı s ı na göre Papa kato l i k k i l isesinin yaşa m ı nda meyda na g e le n de ğ iş i klikleri gözden geçirm e k niye­ ti nded i r. 2. Jea n Pa u l döne m i nde Vati kan önceki l i be ra l reform l a r ı n ço­ ğ u n d a n fiilen uzaklaştı. Ke n d i s i g i b i d üş ü nmeyen teologlara karşı kovuş­ t u r m a l a r başla d ı . (Pa pa k i l isenin boşa n m a , çocuk a ld ı rma ve n üfus kon­ tro l ü yolu n d a k i ortaça ğ d a n k a l m a görüşlerin do k u n u l m a z l ı ğ ı n ı k a ra r l ı k l a savu n d u . ) Eski Latince o k u n m a s ı 1 965' den sonra d a h a modern b i r tü rüyle değ iştiri l m iş olan a y i n l e r ye niden Latince o k u n maya b a ş l a d ı , ra h i p ve ra h i be cem iyetinde d i s i p l i n sertleşti r i i d i . Tutucu din g ö rev l i l e r i n i n önünde Vati ka n'da üst d üzey görevlere giden yol açıldı, şimdi görüşleri Pa pa tara ­ f ı n d a n d i l e getirilen b u d i n a d a m la rı , Pa pa ' n ı n Vatika n'ın D i n i Soru n la r Meclisi Başkanı

Kard i n a l

R a d s i n ge r' i n kato l i k k i l isesi n i

1 962 öncesine

dönd ürme ç a ba l a r ı n ı deste k l iyorlar.

" Di n d a rl ı ğ ı yeniden c a n l a n d ı rm a k » adı a ltında yürütü len b u h a re k t her­ şeyden önce politik n ite l i k taşıyor. Çünkü bu ha rekete pa relel o l a ra k sağcı k i l ise çevre leri devlet işlerine a ktif bir biçimde karış lYQrlar. Orne ğ i n , b i r­ çok Batı Avrupa ü l kesinde e ğ i t i m siste m i kon u su n d a devlet i l e k i l ise a ra ­ sında k i sava ş ı m b u n u gösteriyor. B i l i n d i ğ i g i b i Fra nsa'da geçen y ı l b a ­ ş ı n d a s a ğ c ı k l e rika l d i n çevreleri o l m a k üzere b ü t ü n s a ğ c ı g üçlerin öze! o k u l l a r ı , b u n l a rı n d i nsel n ite l i kleri n i destekleme, i ç politik d u ru m u n ger­ g i n leşmesinde be l i rl i bir rol oyn a m ı ştır. Ispanya'da g e rici g üç l e r eğitim sis­ te m i n d e reform ya sa s ı n ı e leştirme yo luyla sa ğ c ı rej i m i n ye n iden işbası na gelmesi iç i n sava ş ı m y ü rütüyorlar. Ve görül üyor k i , geçen y ı l ı n 1 8 Kası ­ m ı n d a ispanya ' d a k i özel e ğ i t i m siste m i n i deste k l e m e k i ç i n ya p ı l a n gös­ terilerin, aynı y ı l ı n 24 H a z ı ra n ı n d a Pa ris'de ya pı l a n benzeri gösteri lerin tam tekrarı o l m a s ı b i r ra sla ntı değ i l d i r. Va tikan en g e rici çevre lerden yana g id e re k d a ha a ktif ç ı k ı ş l a rd a b u ­ l u n uyor. Bu y ı l ı n N i sa n ayı nda 2. J e a n Pa u l Avrupa Pa rla me ntosu ' n u n sağ kanat temsilcisi

15 m i l letve k i l iyle gö rüştü. B u n l a r a ra sı n d a Fra nsa ' d a k i

faşizm ya n l ı sı U l u sa l Cephe l i de ri Jean Marie Le Pen ve i ta lya ' d a k i neo­ faşist sosya l ha reketin başı G iorgio A l m i ra nte de b u l u nuyord u . Papa b u n ­ l a rı « Avrupa'da a h l a k ı n bozu l m a s ı n a ka rşı savaş maya » ç a ğ ı r d ı . Bası n ı n be l i rtti ğ i g i b i , bu ç a ğ rı Avrupa fa ş i stleri n i neredeyse medeni h a k l a r için sava ş ç ı l a r d üzeyine yü kseltiyor. Aşı rı s a ğ c ı l a r da Pa pa' n ı n verd i ğ i desteğ i cı Ba k : « i nte rnational H e ra ld Tri bune », 1 5 May ı s 1 985. 79


ta m da böyle değerle n d i rd i l e r. Pa pa'yla yaptı k la rı görü ş m e n i n ertesi g ü n ü Avrupa sağeı l a rı n ı n te m s i l c i leri tarafı n d a n Roma'da d üzenlenen m itingde A m i ra nte şöyle d iyord u : « Bizim h a reket i m iz, ulusal ve faşist b i r gelenek­ tir, ama b u aynı za m a n d a kato l i k g e l e nektir. B i z Petrus a la n ında bütün italya Sosya l H a reketi a d ı na , Avru p a ' n ı n sağcı g üçleri a d ı n a Polonya ' l ı Papa'ya, R a m a Kato l i k K i lises i ' n i n d ünya ç a p ı n d a k i yü ksek m isyo n u n a u y g u n o l a ra k , h ô l ô z i n c i re vuru l m u ş b u l u n a n v e özg ü rl ü ğe susaya n Av­ rupa karş ı ş ı n d a k i büyük h ristiya n l ı k m isyo n u n u u n uta mayacak ola n Pa pa'­ ya sayg ı la rı m ı z ı d i le getird i k » .

(4)

Bu sözlerde istekle olanaklar a ra s ı nda

büyük fa rk var, ama yine d e b u g ib i savları küçümsemek t e h l i ke l i o l u r. Neofaşist be l g i le r i

ile

klerika l . belg ilerin,

Reagan

yöneti m i n i n « d i nsiz

ko m ü n iz m e » karşı « ha ç l ı seferi » ç a ğ r ı l a rıyla Vati ka n ' ı n « Ye n i Doğ u Pol i ­ t i ka s ı » n ı n içiçe g i rd i ğ i gözleniyor. Pa pa ' n ı n

politik sem pati lerini ve

heveslerini göstermesi

bakımından

o n u n italya'da, M a y ı s a y ı n d a ya p ı l a n beled iye seç i m le ri e ş i ğ i nde, Loreto kentinde yapt ı ğ ı kon u ş m a d a i l g inçtir. « U l u s u n e n yüksek ç ı ka rl a rı » u ğ ru n ­ da kato l i kleri « b i rlik içi n d e » o l m a ya ç a ğ ra ra k, Pa pa h e r h ristiya n ı n ve yu rtta ş ı n « soru m l uca ve a k ı l l ıca » ka ra r a l ma s ı n ı iste d i . Bu konuşma n ı n b a s ı n tarafı ndan, Vatikan'ın ıtalya n devleti n i n i ç işlerine k a r ı ş m a , d i nd a r seç me n l e re oyla rı n ı hristiyan d e m o k ratla ra ve rmeleri i ç i n ü s t ü örtü l ü b i r e m i r o l a ra k n i te l e n m esi h i ç d e ras l a ntı d e ğ i l d ir. Mada lyo n u n öbür yüzü de aynı şekilde i l g i n ç ve ö n e m l i d i r. 2. Jean Pa u l yönet i m indeki Roma Ka rd i n a l l e r Meclisi kapita l ist ü l kelerd e k i ge rici çev­ relere g iderek a ç ı k deste ğ i n i a rt ı rı rken, e m perya l ist g e ri c i l i ğ i n faaliyetleri konusunda b ı ra k ı n eleştiriyi, Kato l i k K i l ises indeki g e rçekçi görüşlü papaz­ l a rı n b u fa a l iyetlerin doğ ru lu ğ u kon u s u n d a kuşku u ya n d ı raca k h e r h a n g i b i r g i ri ş i m i n i b i le s o n derece hoşgörüsüz ka rşı l a m a kta d ı r. Rea gan' ı n n ü k ­ l e e r pol itikasıyla h e m f i k i r o l m a d ı ğ ı n ı söyleme cesa reti gösteren A B D ' l i psikoposlarla Vatika n' ı n a ra s ı n ı n bozu ld u ğ u n u herkes h ô l ô hatırl ıyord u r. D i n i m e ktu p lar ın dak i eleştirise l ya n ı n a za lt ı lması i ç i n p iskoposlara baskı ya p ı l m ı ştı. Vat i ka n' ı n « Ku rt u l u ş teo lojisi »ne ka rşı ka m pa nyası açı kça gerici ideo­ lojik bir n ite l i k ta ş ı yor. Ve resmen ilan e d i l m ese d e , f i i le n a nt i ko m ü n ist b i r doğ ru lt u d a d ı r. i l k k e z 1 960' l a rd a Lati n Ame rika'da doğa n b u d i n i d üş ü nce e ğ i l i m i 20 y ı l ı n d a n d a ha az bir süre içinde boyda n boya Latin Amerika kıta s ı n d a ve b i ra z değ i ş i k b i ç i m d e ve Afrika ' n ı n g e l i ş m e kte olan ü l ke­ lerinde yayı l d ı . G ün ü m ü z k i l ises i ndeki bu yeni e ğ i l i m i n tarafta rları, k a p i ­ ta l i st söm ü rü n ü n egemen o l d u ğ u , y ı ğ ı n l a r ı n yoksu l l u k a cı s ı çekti ğ i , hak­ s ı z l ı ğ a ve a d a letsizliğe u ğ ra d ı ğ ı bir d ü nyada top l u m s a l sava ş ı m ı n d ı ş ı n ­ d a k a l m a m a l a rı g e re kt i ğ i n e i n a n ı yorlar. O n l a ra g ö r e yoksu l la rı n ve ezi­ l e n lerin haklarını desteklemek h ristiya n l a r ı n görevidir.

(1,) 80

« Pa nora m a », 2 1 N i sa n 1 985, s. 63.


K o m ü n istlerden bütün üyle farklı b i r d ü nya görüş üyle ha reket etmele­ rine k a rş ı n Latin Ameri ka l ı ra h i p l e r ü l kelerindeki e m pe rya l ist politika n ı n neden old u ğ u to p l u m sa l k a b a rm a l a r karşısında sessiz ka l m ıyorla r. Genel o l a ra k , Was h i ng to n ' u n h i zmetinde ki yerel gerici l i ğ i n baskısı ve keyfi h a re ­ ketleri a rttıkça ra h i p l e r i n ç ı k ı ş l a r ı da a rtıyor. Brezilya l ı Başpiskopos H e l d e r Camara b u n l a i l g i l i o l a ra k ş u n l a rı ya zıyo r : « I ster b i z i m l e , i ste r b i zsiz, i s ­ terse de b i ze ka rşı o l sun Latin A m e r i ka ' d a y ı ğ ı n l a r ı n uya na c a ğ ı g ü n gele­ cektir. O gün g e l d i ğ i n d e e ğ e r y ı ğ ı n l a rda kötü ta l i h leri n i n hristiya n l ı ğ ı n m ü lk sa h i pleri ve ze n g i n le rle b i r l i kte o l m a s ı n ı n sonucu o l d u ğ u yerleşirse, hristiya n l ı k la netlenecekt i r . ..

(i)

i na n c ı

« Ku rtuluş teo loj i s i .. n i n k i m i tarafta rla rı « üçüncü d ü nya .. da devr i m c i dö­ n üş melerinden ya na çı kıyorla r ve Ma rks i z m ' e o l u m l u bir d e ğ e r b i ç iyorla r. To p l u msal değ i ş i m lere a ğ ı r l ı k veren « Ku rtu l u ş teoloj i s i » o rtodoks d i nsel d ü ş ü n ü ş ta rzı ndan ayrı l m a kta d ı r. Bu teoriyi g e l işti re n le r i n k a n ı s ı n c a , özel­ l i kl e eş itsizl i ğ i n son derece açık b i ç i m d e g ö rd ü ğ ü a la nla rda ekonom i k ve sosya l ada let sağ la m a k için mevcut ya p ı l a rı değ iştirmek yönü nde eylem yo pı l m a s ı gerekir. Kato l i k O n i ve rsitesi öğret i m üye lerinden 32 kita b ı n ya zarı Fra n siskan meshebinden Leonardo Boff da bu gö rüşte olduğu içi n Vati kan Ka rd i n a l ­ l e r Meclisi Ma h ke m e s i nde ya rg ı la n d ı . Vati kan'daki « beyin yı ka m a » işlem i nden sonra Batı A l m a nya'da yayı n­ l a n a n « De r Spiegel .. dergisine b i r de me� veren Boff şöyle d iyord u : « Ki l i se, ' yönetici çevre lerle ta r i h se l b i r pa kt ku rmuştu r. B i z . Latin Amerika'da b u pc kta g e d i k açmaya ba şlad ı k. Topl u m u n en üst ta bakası i le ittifa k i ç i nd e o l o n k i l isen i n bu kes i m i i l e a ra m ı za mesafe koyuyoruz. B u , e l bette b i r ya n d a h i yera rş i n i n üye leri i l e öte ya nda « ha l k ı n k i l ises i " a ra s ı n d a g e ri l i ­ m i n o l u ş m d s ı n a neden o l u yor. Latin A m e r i ka pi skopos l a r ı n ı n çoğu « Ku r­ tuluş teoloj isi .. ni deste kl iyorla r. Biz ezi len i ns a n l a rı ve o n l a r ı n nası l baskı­ d a n ku rtu laca k l a r ı n ı düşü nüyoruz. Ayrıca baskı d a gökten i n m ed i . Ta r i h ­ sel g e l i şmeler s ı ra sı nda doğ d u . B u n u n d o ğ u ş u n u a raştı rd ı ğ ı m ı zda, k a p i ­ ta l i z m v e o n u n işleme meka n i zmasıyla ka rş ı l a ş ıyoruz. »

(6)

Va tikan Ka rd i n a l l e r Mec l i s i ' n i n pay l a m a s ı boyun e ğ mez ra h i b i h i ç etki­ Ie med i . Bu n u n üzerine Va tikan « g ü n a h ka rı n .. ceza la nd ı rı l m a s ı için Orta­ çağ ' d a n ka l m a bir yönteme başvu rdu : Fra nsiskan K i l isesi ra h i b i bir y ı l boyunca « ne d a m et geti rme susku n l u ğ u »na m a h ku m ed i l d i . Kita p l a rı n ı n ya yınla nması v e ta rtı ş m a l a ra katı l m a s ı yasa kla n d ı . R o m a Kato l i k K i l isesi' n i n « Ku rtu l u ş teo loj i s i . .n i suçla m a s ı , L a t i n Ameri­ ka'da « Ma rksist sızma »ya ka rş ı savaş veren A B D yöneti m i n i n değ i rm e n i n e su taşıyor. Va tikan, ekonom i k v e to p l u m s a l d ö n ü ş ü m lere a ktif katı l a n N i ­ ka ra g u a ' l ı papazlara k a r ş ı d a k a b a bask ı l a r u yg u l a d ı . N i ka ra g u a ' d a ü ç

(-» (ü)

Ba k : « Expres .. , N 2 6, 9 Şubat 1 985, sayfa 6 , (Slova kça ) . N o t « Der Spiegel .. , 1 7 Eyl ü l 1 984, s. 1 54, 1 56, 1 57.

Red.) 81


b a ka n l ı k g ö revi ya pa n papazın b u l u n d u ğ u n u hatı rlata l ı m . B u n l a r D ı ş i ş ­ ler Bakanı M i g u e l

D'Escoto, Eğitim

B a k a n ı fern a n d o C a rd e n a l .v e Kültür

B a k a n ı Ernesto Karde n a l . Oçü d e d i ktatör Somoza rej i m i n i n yıkılması s a ­ vaş ı m ı nd a v e devrim i n zaferinden sonra N i kara g ua'da yen i topl u m u n k u ­ rulma sındo a ktif y e r a l d ı la r. Baka n l ı k g ö revi yapa n b u üç pa pazdan d a y a h ü k ü metten istifa etmeleri ya d a d i n i ünva n ı a rı nı b ı ra km a l a rı iste n ­ m i şti. Ro m a K a rd i na l l e r Mec l i s i , N i ka ra g u a ' l ı pa pazla ra ra hat vermeye­ rek, u l usal k u rt u l u ş h a reketle r i n e katı l a n d i ğ e r kato l i k ra h i p l e re de i lerici politikadan va zg eçmeleri ve ezilenlerin, yoksu l l a r ı n haklarını savunmaya son ve rmeleri i ç i n uya rıda b u l u n uyor. Papa , Latin Amerika'da « yoksu l l a r ı n k i l isesi .. nin ortaya ç ı kı ş ı n d a n ve d ine i na n a n l a r ı n a ntiempe rya l i st sava ş ı m a y ı ğ ı nsa l katı l m a s ı n d a n b üy ü k e nd i şe duyuyor. 6 y ı l l ı k h i zmet s ü re s i boyunca 2 . Jea n Po u l ' ün b u kıtaya tutucu Roma Ka rd i n a l le r Mec l i s i ' n i n a za l a n presti j i n i g üç l e n d irme ç a b a ­ s ı y l a 6 k e z ziyaret etmesi, a ç ı k o l a r a k b u n u gösteriyor. Ş u n u d a hemen b e l i rte l i m

ki,

Pa p a ' n ı n

son

gezisi,

Was h i n g to n ' u n

N i k a ra g ua'ya

ka rş ı

provokasyo n l a rı n ı a rt ı rd ı ğ ı b i r za m a n a ra slad ı . B i rçok k i ş i ş i m d i d o ğ r u d a n « Rea g a n -Wojtyla ittifakı .. nda n söz ed iyor. B u bir raslantı değ i ldir. Ç ü n k ü Washi ngton ile Vati kan a ra sı n d a k i d i p ­ lomatik i l i ş k i le r ş i m d i k i Pa pa döne m i nde g e l i şti r i i d i v e politik çizg i l e ri b i r ­ b i ri ne d a h a d a ya k ı n laştı . Ba t ı l ı ba s ı n , d ü nya d a k i g e l i ş me l e r v e öncel i k le sosya l i st ü l ke l e r hakkında 2 . Jean Pa u l' ü n a na b i l g i !e n m e kaynakla rı a ra ­ s ı n d a Wash ington ' u n Va tikan'a siste m l i o l a ra k b i l g i verd i ğ i özel h a z ı r ­ l a n m ı ş dosya l a r ı n b u l u nd u ğ u n u yazıyor. En öne m l i i nsan hakla rı , hristiya n l ı ğ ı n sosya l ada let görüşü, komş u · s u n u sevme g i b i ko n u l a rd a ortak ya kla ş ı m l a r ı va r. Gerçekten d ü rüst kato­ l i k l e r Pa pa ' n ı n kon u ş m a l a r ı n d a hemen « Ma rksizm'e koyma kla .. �uçla n ı ­ yorlar. fakat b u , tuta rlı b i r sosya l k u rt u l u ş progra m ı n ı n a n c a k Ma rksizm'­ d e n kayn a k l a n a b i lece ğ i n i farkında o l m a d a n itira f etmek o l m uyor m u ? Vatika n' ı n , Çekoslova kya d a d a h i l , sosya l i st ü l ke l e r to p l u l u ğ u na ya ptık­ ları, s ı n ıfla ra ayrı l m ı ş d ü nya m ı zda onun e m perya lizmden ya na oynad ı ğ ı rol ü a ç ı k o l a ra k ortaya koyuyor. Emperya l i z m , h a l k ı m ı z ı n belli b i r a maca yö n e l i k ç a l ı ş m a la rı n ı a m a c ı n d a n saptırma ve to p l u m u m u z u n istikra rl ı ge­ l iş m e s i n i e n ge lle m e yolundaki çaba larında çok çeşitli a ra ç l a r ku l l a n d ı . Onceleri b u n u n « de m o kra siyi yeni leştirme .. v e " d a h a i y i b i r sosya l i z m .. i k u r m a k için yı p ı ld ı ğ ı i leri s ürül ü yo rd u . Bu p l a n la rı n başarısızl ı ğ a u ğ ra ma ­ s ı nd a n sonra

ü l ke m izde i n s a n hakla rı n ı n i h l a l e d i ld i ğ i , kü ltürün baskı

a ltı nda tutu l d u ğ u gibi iddiala rla ift i ra ka m p a nya l a rı sürdıi r ü l d ü . Ne va r k i , b u n l a rd a n h iç b i ri Çekoslovakya'da bekled i kl e ri deste ğ i görmed i . B u ­ n u n ü zerine sosya l i z m d üş m a nla rı kendi k ö t ü n iyetli p o l i t i k a maçları i ç i n s a d e c e k i l i seyi v e d i nd a rları k u l l a n a b i lecekleri s o n u c u n a va rd ı l a r. O l ke­ m iz, d i nsel k ı l ı f a lt ı nd a a ntiko m ü n i z m i n sert sa l d ı r ı l a rı n ı n hedefi old u . Çe82


koslova kya 'da " d i n özg ü rl ü ğ ü yok», " d i n e ve k i l i seye zorbaca bask ı l a r u y g u l a nıyor» türünden iftira l a rı b üyük b i r çabayla yaymaya ça lı şıyorlardı. Onya rg ı l ı o la m aya n her k i ş i bu i d d i a la rı n a s l ı n ı n o l m a d ı ğ ı n ı , ya ln ı zca kötü bir iftira o l d u ğ u n u a n layaca ktı r. U l kem izde d i n ve vicdan özg ü rl ü ğ ü ' g üvence a ltına a l ı n m ı şt ı r. U l ke m izde 8 b i nd e n fa z l a a ç ı k k i l ise b u l u n ­ m a ktad ı r. 1 8 mezhebe a i t o l a n bu k i l iselerde ça lışan 5 b i n i n üzerinde d i n a d a m ı va rd ı r. V e b u n la rd a n b a z ı l a r ı Çekoslova kya ' n ı n k u rtu l u ş u n u n 40. yıldönü m ü nd e yüksek devlet n i şa n l a rıyla öd ü l l e n d i r i l d i . Çekoslovakya' d a 1 940' Ia rı n s o n u n d a ç ı k a r ı l a n v e k i l iseye v e d i n i i na nç­ ları o l a n l a ra karş ı tutu m u b e l i rle mede tem e l o luşturan yas a l a r bunu ta­ m a m iyle d o ğ r u l uyor. ÇKP MK Genel Sekreteri ve Çekoslovakya Başka nı G u stav H u sa k şöyle d iyor : « Sosya l i st devlet d i nda rları n d i nsel d u yg u la r ı n ı d i kkate a l ıyo r v e o n l a r ı n e z i c i çoğ u n l u ğ u n u n d ü rüstçe sosya l i z m i n k u ru l ­ masında y e r a l m a la rı n a saygı d uyuyor. » U l k e m i zd e d i ne i na n a n la r, ş i m d iye d e k pek çok b u rjuva de mo kra t i k ku­ ru m l a rı n g üvenceleyemed i ğ i kadar, d i n i n i açı kça söyleme ve i n a nmıyon­ l a rla eşit yu rtta ş l ı k h a klarını k u l l a n m a ha kkı na sa h i pt i r. Çekoslova kya dev­ leti kilise n i n iç işlerine karışm ıyor ve onun i l ke lerine ve norm l a r ı na saygı gösteriyor. B u n d a n ötürü, devlet e l bette k i l i se n i n de o n u n iç işlerine karış­ masına

izin veremez. Ayrıca b u i l keler k o m ü n istler tara f ı n d a n fo r m ü l e

ed i l med i . B u n l a r d a h a a ntifeoda l , b u rjuva d e v r i m l e r i a ş a m a s ı n d a ortaya ç ı k m ı ştı r. Dinsel gerici l i k Çekoslovakya'da d i n özg ü r l ü ğ ü n ü kan ıtlayan, yadsına­ mayacak g e rçekleri ta h rif e d i yor. Ha l k ı m ı z ı n sosya l kurt u l u ş u y o l u n d a k i a m a c ı m ıza u la ş m aya h izmet eden g ö rüşleri v e yönte m le r i , i ns a n l a rı n ta m m a nevi k u rt u l uşuyla karıştırarak, ça rpıtmaya ça l ı ş ıyor. K o m ü n i stlerin b i ­ l imsel d ü nya görüş ü n ü yayma ç a b a l a r ı , h a l k ı m ı z ı n yaşad ı ğ ı m a d d i koşu l ­ l a rı n dönüş ü m ü te m e l i n e d a ya n ı r, ve h e r z a m a n ö ne m l i sonuçlar verir. . Sosya l i st devr i m d e n önce Slova kya ' n ı n ve Moravya ' n ı n bazı bölgelerine özg ü kör fanatizm ve d i nsel g e r i c i l i k genel h a t l a rıyla g i d e r i l d i . U l ke m izde s ı k s ı k to p l u m s a l b i l i nçte k i değ i ş i m leri doğ ru layan sosyo loj i k a raştı rma l a r ya p ı l d ı . i ns a n l a r doğ a n ı n , to p l u m u n v e i n sa n ı n kend i s i n i n d o ğ a üstü g üç le r i n ya ptı kla rıyla değ i l , nesnel yasa l l ı klara uyg u n o l a ra k g e l i şt i ğ i ne i n a n ıyorla r. S o n o l a ra k ya p ı l a n b i r a n kete göre, örn e ğ i n , Çe­ koslovakya yu rtta ş l a rı n ı n yüzde 80'i o k u l l a rd a çocu klara d in ö ğ retim i veril­ mesi n i u y g u n b u l m uyor ve c u m h u riyet i m i zd e a i le, oku l ve to p l u m u n b i r bütün o l a ra k gençlere sosya l i st moral r u h u n u a ş ı l a m a s ı gerekt i ğ i n e i n a n ı ­ yor. Bu yakla ş ı m y e n i b i r top l u md a içeri k v e yöntem o l a ra k m ü ke m m e l b i r eğitimin etkisinin sonucu d u r . Işte b u n u Wash i ngton' la birlikte gerici d i n ­ sel çevreler " b üy ü k s u ç . . ola ra k n ite l e nd i riyorla r. Va t i ka n ' ı n

elit

ta b a ka s ı n ı n

Çekoslovakya'ya

karşı

propa g a n d a s ı n ı n 83


i k i n c i doğ rultusu de aynı şekilde bütü n üyle e m p e rya l izm in p l a n l a rı n a uy­ g u n d u r. B u ra d a a m a ç uzun e ri m l id i r, Kato l i k top l u l u ğ u a n tisosya l i st m u h a ­ lefetin potansiyel politik merkezine d ö n üştürmeyi ta sarlarnokta d ı r. Once­ leri yalıtl a n m ı ş bir avuç m u ha l i fe u m u t b a ğ layan b u p l a n l a r başorısızlığa u ğ ra d ı . Bunda n sonra ü l kede yasa l o l a ra k mevcut Kato l i k K i l ises i n i sos­ ya l i z m i n zay ı f l a t ı l m a s ı ve istikra rsızlaştı rı l ma s ı eylemleri ne katma g i b i ç ı l ­ g ı nca g i ri ş i m lerde b u l u n u l u yor. N e va r k i , b u g i r i ş i m l e r d e sonuç ve rmedi ve b u n l a r ı n ze rre kada r ba­ şarı şansı yoktur. D i n e inananlar d a içinde, h a l k ı m ız, ç o k acı b i r dene­ yimle « po l it i k çoğ u lc u l u k »u n ne o l d u ğ u n u ta n ı d ı . B u rjuva Çekoslova kya Cu m h u riyeti'nde d i ne daya n a n l a r da içinde, d ü z i n e l e rce part i n i n pol iti k m e k a n i z m a l a r ı , te ke l le ri n d i ktatörlüğ ü n ü n ve e m e kç i h a l k ı n

söm ü rü l mesi

üzerine çekilen sayd a m bir perdeden başka bir şey d e ğ i l d i . 1 960' 1 1 y ı l l a r ı n sonunda sa ğ k a n a t v e karşı devrimci g ü ç lerin etkisi sonucu ü lkem izde « po l it i k çoğ u l c u l u k » h a reketi ortaya ç ı k maya başladı ve sosya l i z m i n te­ mellerine bir teh d i t d u ru m u n a g e l d i . « De mokratikleşm e » belgileri a l tın­

d a sosya l i z m i n , d ü ş m a n l a rı , e m ekçi h a l kı n yaşa m s a l ç ı ka rl a rı n ı n t ü m tuta r l ı savu n u cu l a rı n a sa l d ı rd ı l a r, o n l a rı susmaya zorl a d ı l a r. Sa ld ı rg a n a nt i ko m ü ­ n i z m i n i saklamayan, kend i n i «yeniden d i ri l i ş mezhe b i » d iye a d l a n d ı ra n

b i r d i nsel g r u p b u gerici eyleml e rd e ö n e m l i rol oyna d ı . D i n i n p o l i ti kaya katı l m a s ı n ı ye niden ca n l a n d ı rm a p l a n l a rı n ı terk etmek iste meyenler, Çekoslovakya k o m ü n istleri ile asla ortak bir dil bulamaya­ ca k l a rd ı r. Ne va r k i bu n dan , sosya l i z m i n hası m l a r ı n ı n i d d i a etti ğ i g i b i , Çekoslovakya'da d i n i to p l u l u k l a r ı n ve k i l i s e n i n faa l iyetleri n i n a za ltı lacağı gibi b i r sonuç ç ı kmaz. Onların f a a l iyetleri ya l n ı zca ş u ö n koş u l a b a ğ l ıd ı r : K i l i se ça l ı ş a n l a rı sosya l i zme uyma yeteneği gösterme l i , sosya l ist sisteme b a ğ l ı ka l m a l ı ve o n u n yasa l a r ı n ı ta n ı m a l ı d ı r. B U Qu n i ç i n h iç t e p a p a zl a rı n köle o l m a s ı g e re k m iyor. Söm ü rüye d a ya l ı , u zl a ş m a z s ı n ı f ç e l i ş k i l e ri n i n o l ­ d u ğ u t o p l u m l a r ı n yönetici çevre leri, b u g ü n h a l a o n la rı böyle o l u m s u z b i r kon u m a zorluyor. Ç K P , h i ç b i r z a m a n , p a p a z l a r ı , sosya l izmde h a k i m o l a n ideoloj inin p ropag a n d a s ı n ı yaymaya y a d a a n l a r ı n inançlarına te rs düşen b i l i msel d ü nya g ö r ü ş ü n ü yaymaya zor l a m ıyor. Bizim koş u l l a r ı m ı zd a dev­ letin top l u m u n istikra rı n ı ve gelişmesini sağla m a k i ç i n geçm işte ü l kem izde de ya p ı l d ı ğ ı ve bugün h a l ô kapita l i st ü l ke l e rde ya p ı l m a kta o l d u ğ u g i b i , k i l iseye daya n m a s ı n a g e re k yoktur. Sosya l izm n e « ş eyta n işi » d i r, n e d e « g üna h ka rl a r ı n i m p a ra torl u ğ u » d u r. Sosyolizm, devrimci sava ş ı m ı n ve h e m ateist h e m de d i nd a r işçilerin, köy­ l ü lerin, ayd ı n l a r ı n b e l l i bir a ma ca yönel i k e m e k l e r i n i n ü r ü n ü d ü r. I n s a n ­ l ı ğ ı n çok e s k i b i r özle m i n i n , sosya l a d a let idea l le r i n i n g e rçekleşmes i d i r. Ko m ü n istler, kendi ro l le r i n i n ve soru m l u l u k l a r ı n ı n fa rkı nda d ı r. Çekos­ lovakya Kom ü n ist Partisi, sosyalist top l u m u n gelecekteki g e liş m ele r iyle i l g i l i prog ra m ı n d i nd a rla r d a d a h i l tüm yu rttaş l a rı n progra m ı o l m a s ı için

84


e l i nd e n g e l e n i ya paca ktır. Sosya lizm ve barış b i rbirinden ayrı l m a z şey­ lerd i r. Ba rışı koru m a savaş ı m ı nd a d i nsel çevre l e r i n g e n i ş b i r kes i m i , k i l ise a ktivistleri ve papazla r da d a h i l, t ü m savaş karşıtı g üç l e r i n ey l e m b i rl i ğ i n i ve karş ı lıklı a nlayışı g ü ç l e n di rm e k i ç i n yoru l m a k b i l m eden ç a l ı şacağız. Vati ka n' ı n a ç ı kça a rta n b i r şekilde sa l d ı rg a n e m peryalist gerici l i ğ i des­ teklediğ i bir ortam d a , b a rı ş ve sosyal i le rleme i ç i n ,sava ş ı m ın g e rici d insel görüşlere ka rşı d a kara rl ı bir m ücade leyi kapsa d ı ğ ı na i n a n ıyoruz. B u , d i ne i n a n a n y ı ğ ı n ları g ü n ü m üz ü n en ö ne m l i soru n l a r ı n ı n çöz ü m ü i ç i n sava ş ı m a katı l masına engel o l a n zincirlerden kurta rm a k g e re k l i d i r .

85


Komünist gençlik örgütleri Kısa bilgiler

(*)

POLONYA SOSYALIST G ENÇli K B i R L i G I Polonya Sosya l i st Genç l i k B i r l i ğ i , Polonya H a l k Cu m h u riyeti' n i n ba ğ ı m ­ s ı z politik b i r genç l i k ö rg ü t ü d ü r. 1 976'da Sosya l i st Genç l i k B i r l i ğ i , Sosya l i st Köy l ü Genç l i k B i r l i ğ i ve Genç Sosya l i stler B i r l i ğ i ' n i n b i rleş m esiyle o l u şt u , ya klaşık 2 m i lyon ü y e s i va rd ı r . B i rliğ i n üyeleri 1 5-30 yaş a ra s ı n d a k i g e nç işçi lerden, köy l ü l e rden, a skerlerd e n , l ise ve yüksek oku l öğ re n c i le rinden o l u ş m a kta d ı r. B i rl i k , ü l kede sosya l i z m ku rucu l u ğ u nd a Polonya B i rl e ş i k Işçi Partisi ' n i n öncü ro l ü n ü ta n ı m a kta v e gençler a ra s ı n da sosyalist tutum v e b i l i n c i yer­ leştirmeyi, o n l a ra ü l ke n i n g e leceğ i konusunda soru m l u l u k d u yg u s u kaza n­ d ı rmayı ve yeni kuşa ğ ı n ü l ke yaşa m ı nda a ktif b i r rol a l ma s ı n ı sa ğ la m a y ı başta gelen a m a c ı o l a r a k görmektedir. B i r l i ğ i n ü l ken i n po l it i k yaşa m ı nda a kt i f b i r yeri va rd ı r. B i r l i ğ i n Ba ka n l a r K u ru l u' na ba ğ l ı gençl i k kom ites i nd e , i l v e i lçe yerel yönetim orga n la rı n d a te m s i lc i leri va rd ı r v e o n la r genç l i ğ e i l iş k i n k i l it soru n l a r ü z e r i n e ka ra rla r ı n a l ı n ı ş ı na katı l m a kta d ı rlar. B i rl i k genç l i ğ e i l iş k i n yasa la r , kara rna m e l e r h a ­ zırla n ı rken görüşleri n i b e l i rtir. B u n l a r ı n ya n ı s ı ra B i r l i k , U l u sa l Doğ uş Yu rtsever Ha reketi, ye n i se n d i ka ­ l a r, sa nayi v e ye rleşim bölge l e r i n de k i özyönetim o rg a n l a rı g i b i p o l i t i k örgütle rin k u rucu l u ğ u nd a a ktif o l a ra k katı l m ıştır. B i r l i k ekon o m i k g ü ç l ü k ­ lerin s o n a e rd i rilmesi ne, y e n i reform l a rı n uyg u la n ma s ı n a v e işletmelerin yöneti m i n e büyük katkı l a rd a b u l u n m a kta d ı r. B i r l i ğ i n işçi a ktivistleri h a m ­ m a d d e l e ri n ta sa rruflu k u l la n ı m ı i ç i n , i s rafa karşı kam panya yü rütmekte­ d i r. B i rl i k , g e nç işç i l e r i n mesleksel bece r i l e r i n i g e l iştirmelerine yard ı m c ı oluyor, k a l ifiye işçiler arasında b i l g i yen i le m e ç a l ı ş m a la r ı yapıyor, yarış­ m a l a r d ü zen l iyor ve e mekçi

ha l k ı ekonom i k kon u la rd a

B i r l i k öteki genç l i k örgütleri

ile, Polonya Oğ re n c i l e r B i r l i ğ i , Genç O n ­

b i l g i l e nd i riyar.

c ü l e r B i r l i ğ i v e Genç Köy l ü l e r B i r l i ğ i i l e g e n i ş çapta i ş b i r l i ğ i ya p m a kta d ı r . PSG B çeş itli kültürel çalış m a l a r ya p m a ktad ı r v e b u ç a l ı ş m a la rı ü l k e n i n g ü nlek yaşa m ı , p o l i t i k v e sosya l soru n l a rı i l e b a ğ l a m a kta d ı r. Birliğe ba ğ l ı <duventu r» a d l ı Tu rizm B ü rosu gençlerin boş za m a n l a r ı n ı değerlendirme ç a l ı ş m a l a rı ya p m a kta d ı r. Yeni kuşa ğ ı n ideoloj i k e ğ i t i m i n e b ü y ü k d i kkat sa rfed i l m e ktedir. G ü n ü ­ m ü zdeki a şa m a d a B i rl i k, gençlerin, sosya l i z m idea l l eri i l e uyu m l u d e ğ e r-

(*)

86

Komün ist gençl i k örgütleriyle i lg i l i o la ra k k ı sa b i l g i l e r yayı n l a m a ya deva m ed iyo ru z . Ba k : « Ba r ı ş ve Sosya l i z m Soru n l a r ı » - « Ye n i Ça ğ », 1 984, sayı 4, 6, 7, 8, L O, 1 985, sayı 2, 6.


lere ve a m a ç l a ra o l a n i na nçla rı n ı yeniden g üçlend i rmeye önem ve rmek­ ted i r. B i l i m se l k o m ü n i z m i yayma a m a cıyla g e nçler için, «Tarihi Düzeltme », " Ya ş a m ve Ma rksizm » ve « D ıi nyaya Ba k ı ş » gibi b a ş l ı k l ı özel kitap seri­ leri ba s ı l ma kta d ı r. Bu kita p l a rda g ü n ü m ü z soru n l a rı n ı n Ma rksist a n a l izi ve r i l m e kted i r. PSGB, üyelerini p roleter e n ternasyo n o l i z m i ru h u n d a e ğ i t mekte ve N ika ­ ra g u a , L ü b n a n , Ş i l i , G üney Afrika h a l k la rıyla d a ya n ı ş m a h a ra ketlerine a ktif ola ra k kat ı l m a kta , ka pita l ist ve g e l işmekte olan ü l keler g e nç l i k ör­ g ütleriyle i l işkileri s ü rd ü rm e kted i r. B i r l i k , sosya l i st ü l ke l e r gençle riyle işbir­ l iğ i n i deri nleşti rmeye ve ze ngi nleştirmeye özel bir ö n e m veriyor. PSGB , Sovyetler B i r l i ğ i Len inci Kom ü n ist Gençler B i r l iğ i i l e s ı k ı d o st l u k bağ l a rı i l e b a ğ l ı d ı r. PSGB, 1 974, 1 977 v e 1 984 y ı l l a rı nd a d ü ze n lenen Sovyet v e Po­ l o nya Genç l i ğ i Dostl u k G ü n l e ri n i n örgütlenmesinde öncü l e rden biri o l m u ş ­ tur. P S G B , Dünya Demokratik Genç l i k Federasyo n u ' n u n üyes i d i r , o n u n ça­ l ı ş m a l a r ı nd a a ktif o l a ra k deste k l iyor ve barış savaş ı m ı na katk ı d a b u l u ­ n u r. B i r l i k, Kuzey Avru pa'da v e t ü m Avru pa ' d a n ü kleer s i la h l a r d a n a r ı n ­ d ı r ı l mış bölge oluştu ru l ma sını destekliyor v e Batı Avrupa'ya y e n i ABD füzele rinin yerleşt i r i l mesi ne ka rş ı d ı r. B i rliğin demo kratik merkeziyetç i l i k i l ke le rine b a ğ l ı b i r ya p ı s ı va r d ı r . Te­ m e l i , sanayi iş letmelerinde, k ı rsal kesimde, a skeri b i r l i klerde ve e ğ i t i m k u ru m la r ı n d a ç a l ı ş a n temel örgütlerden o l u ş m a kta dır. Bi r l i ğ i n e n üst or­ g a n ı ko ng resid ir. Altıncı Kongre N isan 1 985'de ya p ı l m ıştır. B i r l i ğ i n yayın o rg a n l a rı , h a fta l ı k « Wa l ka Mlodyc h » ve haftada i k i kez yayı n l a n a n " Ga zeta Ml odych » d i r.

G E N Ç KDYLOLER B i R l l G I Polanya köy l ü gençl i ğ i n i n bu ba ğ ı m s ı z ö r g ü t ü 1 980'de k u r u l m uştu r ve önceki örg ütlerin, " W i c i » köylü G e nç l i k B i r l i ğ i , Genç Köy l ü l e r B i r l i ğ i ve Sosya l ist Köyl ü Gençlik B i r l i ğ i ' n i n i le ri c i geleneklerini sürdü rmekted ir. Bir­ l i ğ i n 320.000 üyes i n i n yüzde 40' 1 tarım a l a n ı nda ç a l ı ş m a kta , yüzde 50'si k ı rs a l kes i mdeki oku l l a rda ve ta r ı m s a l eğitim k u ru m l a rı n d a o k u m a ktad ı r, geri kalan k ı s m ı n ı ise k ı rsa l kesimdeki ayd ı n l a r oluştu r m a kta d ı r. B i rl i k , PBiP'ni ü l kede sosya l i zm k u rucu l u ğ u nd a öncü g ü ç o l a ra k gör­ me kted i r ve sosya l ist kon u m l a ra sıkı s ı kıya b a ğ l ı t ü m genç l i k ve top l u msa l ­ politik örgütlerle iş b ir liği içinded i r. B i r l i k , içinde b u l u n d u ğ u m u z dönem­ d e ü l kedeki sosya l - po l i ti k b u na l ı m ı n e tk i leri n i n e n k ı sa z a m a n d a orta d a n ka l d ı rı l ma s ı na yard ı m c ı o l m a k için e l i nden g e l e n i yapma kta d ı r . G K B u lu s u n to p l u m s a l - po l it i k yaşa m ı nda g ö z l e görü l ü r b i r r o l oyna m a k ­ ta d ı r. B i r l i ğ i n ya k l a ş ı k 1 . 500 üyesi yere l yönetim o rg a n l a rı na seçi l m iştir. Birlik kırs a l bö'g e. /erde ekono m i k sorunların çöz ü l m es i n e aktif olarak ka-

87


t ı l m a kta ve ta r ı m ı n g e l işt i r i l mesine y a rd ı mcı o l m a ktadır. B i rl i ğ i n g ı rı ş ı m ı i l e ta rı msa l üretim tesisleri, genç l i k servis kooperatifleri k u ru l m uştu r. B i r l i k g e nç köy l ü l e r a ra s ı n d a ta r ı m s a l b i l g iyi yayg ı n laştırmak, mesleksel e ğ i t i m d üzeyle rini g e l iştirmek v e a ra la r ı nda ya rı ş m a l a r d üze n le m e k i ç i n ç a l ı ş ­ m a l a r ya p m a kta d ı r. B i r l i k üye leri, k ı rs a l kesimde ça l ı ş m a ve yaşam koş u l l a rı n ı iyileştirmek a ma c ıyla yolla r, kültür evleri, k u l ü p l e r ve spor tesisleri inşa edeler. G KB, gençleri u l usun kü ltürel yaşa m ı na çeker ve a matör sanat ça l ı ş m a l a r ı n ı teş­ vik eder. B i r l i k , y ü ksek ö ğ re n i m k u ru m la r ı n a kaydo l m a k isteyen g e nç köy­ l ü ler için hazı r l ı k ku rs l a rı d üze n le r. B i r l i k , k ı rsa l kes i m d e yaşaya n l a rı , eğ itim çevre leri, k u rs l o r, ve tartı ş m a ­ l a r yo,luyla sosya l - po l itik konu l a rda b i l g i le n d i rm e k i ç i n öne m l i ç a l ı ş m a l a r ya p ma kt a d ı r. G K B yerleşim - ü retim yeri i l ke s i ne göre ö rg ütlen m iştir. Birl i ğ i n te m e ­ �i n i , 1 .700 na h iyede ç a l ı ş a n te m e l ö r g ü t l e r ve h üc re l e r o l uşturma kta d ı r. E n y ü ksek orga n ı kong resi d i r . i k inci Kongresi Ekim 1 984'de top l a n m ı şt ı r . « Z a rzewien i s i m l i ya y ı n orga n ı vard ı r.

iSRA i L G EN Ç KO M ü N i STLER B i R L i ö i ( i G KB) i G KB, 1 924'de F i l isti n Ko m ü n i st Partis i ' n i n g i riş i m i i l e k u r u l m u ştur. S ı n ıf­ sa l proleter temele d a ya n a n Ya h u d i -Ara p ka rde ş l i ğ i , ö rg ütün ça l ı ş m a l a rı ­ n ı n te m e l i n i o l uştu ru r. Ma rksist- Len i n ist teoriyi klavuz ed i n m i ştir. B i rl i ­ ğ i n üyeleri n i n y a ş l a rı 1 4-22 a ra s ı n d a d e ğ i ş m e kted i r v e üye lerin çoğ u n ­ l u ğ u g e n ç işçi l e rd i r. i G KB, i s ra i l K o m ü n ist Parti s i ' n i n ya rd ı m c ı s ı ve reservid i r, p a rt i n i n tüm ç a l ı ş m a l a r ı na a ktif o la ra k ka t ı l ma kta d ı r. Parti n i n üye l e r i n i n büyük çoğ u n ­ l u ğ u B i r l i k'den g e l mekte d i r. i G KB, ü l kede ya şayan i nsa n l a r ı n ve h a l kla rı n özg ü r l ü ğ ü n ü , yeni kuşa ­ ğ ı n ç ı ka r l a rı n ı feda k a rc.a savu n u r. B i r l i k , genç insa n l a r ı , e m pe rya l izme ve yandaşlarına karşı, Orta d o ğ u ' d a

adil

bir

barış

için, i s ra i l b i rl i k l e ri n i n

1 967'de işga l ettikleri t ü m Ara p topra kla rında n çekilmesi i ç i n , F i l istin Ara p h a l k ı n ı n ke n d i kaderini tayi n h a k k ı n ı n t a n ı n m a s ı ve isra i l ' i n yanısı ra b a ­ ğ ı m s ı z F i l istin devleti n i n k u r u l m a s ı i ç i n sava ş ı m a ç e k m e y i a na a ma cı o l a , ra k görmekted i r. B u , K u d ü s ' ü n doğu kes i m i v e G a za Şeridi de d a h i l o l m a k üzere Batı ü r d ü n' d e , F i l istin h a l k ı n ı n te k yasa l te msilcisi F i l istin Ku rtu l u ş Orgütü ' n ü n öncü l ü ğ ü n e b i r devlet k u r u l m a s ı d e mektir. B i r l i k , F i l isti n l i göç­ m e n l e r soru n u n u n B M ka ra rl a r ı na uygun o l a ra k çöz ü l m e s i n i , ya n i a na ­ y u rt l a r ı n a d ö n m e veya kend i lerine b i r ödeme ya p ı l m a s ı a ra s ı nda seç i m hakkı ta n ı n ma s ı yoluyla çözü l m e s i n i ta lep etmekte d i r. B i r l i k , t U m i s ra i l b i rl i k l e ri n i n L ü b n a n topra kl a r ı n d a n ç e k i l m e si i ç i n ç a l ı ş m a kta v e ABD­ isra i l « strate j i k i ş b i rl i ğ i n n i şiddetle k ı n a m a kta d ı r. Birlik, isra i l genç l i ğ i n i n ,

88


ABD e m perya l i z m i n i n bencil çıkarları ve i s ra i l ' i n yönetici çevre l e r i n i n ya ­ y ı l m a c ı e m e l leri

i ç i n sava ş l a rd a ye m l i k o l a ra k k u l l a n ı l m a s ı n ı

p rotesto

eder. i G KB sa l d ı rg a n savaşa ve işga l e d i l m iş to pra k l a rd a k i sö m ü rgeci ı rkç ı pol itikaya ka rş ı y ı ğ ı nsal m iting l e r, yü rüyüş l e r, to p l a n tı l a r, ve göste r i l e r ör­ g ü tlemekte d i r. Genç k o m ü n istler gençlerin i l g is i n i çeken başka faa l iyet biçi m leri de g e l i şti rme kted i r. Drne ğ i n, b i rçok politik topla ntı l a r ve çe­ ş i t l i k ü ltürel prog ra m la rıyla her sene o n l a rca kasabada d üze n lenen Yaz Gece leri Festiva l ie ri son d e rece popülerd i r. B i r l i k , 1 Mayıs' ı n , faşizme ka rş ı Zafe r G ü n ü ' n ü n , komü n i st b a s ı n festi­ va l Ieri n i n k u tla n m a s ı nd a a ktif o l a ra k ç a l ı ş ı r ve g ö n ü l l ü ça l ı ş m a ka m p l a rı d ü ze n ler. 1 985'de N a za ret' d e , h ü k ü m eti n Ara p n üf u s u na ka rşı baskıcı ve ayrımcı pol itikasına ka rş ı ç ı k a n o i l i n beled iye konsey i nd e k i d e m o krat i k u nsu rlarla d a ya n ışma işareti o l a ra k böylesi b i r g e n ç l i k ka m p ı k u ru l d u . i G K B , ü l kedeki öteki i lerici gençl i k örgütleriyle i ş b i rl i ğ i içinded i r. B i r­ l i k , Ba rış ve Eş itl i k i ç i n De mokra t i k Cephe' n i n genç l i k seksiyo n u n u n üye­ s i d i r ve Ara p Lise D ğ re nc i leri Genel Kom ites i ' nde öncü d u ru m u ndad ı r. B i r­ l i k , 1 0- 1 4 ya ş l a r ı a ra s ı n d a k i Ya h u d i ve Ara p çoc u k l a rı b i rleştire n Emekçi H a l k Çoc u k l a r ı Genç Piyo ner Drgütü' n ü n ça l ı ş m a l a r ı n ı yön lend i ri r. B i r l i k , ge nç l e r i n ideoloj i k e ğ i t i m , o n l a rı n Ma rksizm -Len i n i z m , proleter enternasyona l izm i ruhu nda e ğ i t i l m e leri konusu

üzerinde b üy ü k d i kkatle

d u ru r. iGKB üye l e ri d ü nya d a k i tüm devri mci g üç lerle dayanışma içinde­ d i rler ve Sovyetler Birliği ve öteki sosya l i st ü l keler genç l i ğ i i l e dostl u k ve i ş b i r l i ğ i n i g e l i şti rmekte d i rler. i G KB, D ü nya Demokratik G e nç l i k Fed e ra s ­ yo n u ' n u n k u rucu üyesid i r. B i r l i ğ i n d e mo k ratik merkeziyetçi b i r yapısı va rd ı r, en y ü ksek o rg a n ı dört yı lda b i r to p l a n a n kongresid i r. En son (on i k inci) kongresi N isan 1 982'de ya p ı l m ıştı r. Ko ngre l e r a ra s ı n d a B i r l i k , M e rkez Kom itesi ve Sekrete r l i k ta ra ­ f ı nd a n yöneti l i r. B i rl i ğ i n g e l i rleri üye l i k ödentileri, ba ğ ı ş l a r ve kü ltürel faa l iyetlerde e l d e e d i le n g e l i rlerden o l u ş m a ktad ı r. 1 954'd e n bu yana ç ı k a n a y l ı k « A I G a d » (Ya rı n ı m ız) isi m l i (a rapça) ve Ya h u d i d i l i nd e basılan « Lea nea n » (Dobra d obra konuşalım) i s i m l i dergi­ leri I G KB' n i n yay ı n orga n l a r ı d ı r.

89


OlEL SAY FALAR

Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin TKP'nin 65. kuruluş yıldönümü üzerine bildirisi DEMOKRATi K TO R KiYE-DAHA G O Ç L O TKP ! Ko m ü n istler, b i l i n ç l i i şç i l e r, dostla rı m ız, yu rtiçinde ve yurtd ı ş ı n d a , fa b ri­ ka l a rd a , köylerde ve z i n d a n l a rda i n sa nl ı ğ ı n e n yüce idea l l e r i u ğ ru n d a y ı l ­ m a d a n savaşan i nsa n la r, 1 0 Eyl ü l g ü n ü , te m e l i M u stafa S u p h i tarafı nda n a ı ı l a n TKP' n i n 65. k u r u l u ş y ı l d ö n ü m ü n ü kutlayaca k l a rd ı r. Cu m h u riyet ta ri­ hinin en eski, ilk siyasa l p a rtisi T K P' d i r ve onu ya ratma kla Türkiye işçi sı nıfı politik b i l i n c i n i , Türkiye ' n i n kaderinde b e l i rleyici rol oynama a z m i n i k a n ı tla mıştır. TKP' n i n k u r u l m a sıyla, i ş ç i s ı n ı f ı n ı n savaşı y e n i b i r a şa maya yükse l m iş, aynı za m a nd a u l u sa l k u rtu l u ş sava ş ı n ı n başlang ıçta s ı n ı r l ı o l a n a ma ç l a rı , i l k k e z C u m h u riyet b e l g i s i n i yü kselten TKP' n i n ç a b a l a rıyla d e r i n ­ l e ş m i ştir. 6 3 yı l ı g i z l i l i kte 65 yı l l ı k sava ş ı boyunca T K P , h e r türl ü b a s k ı ya , koğuştu rmaya, p o l i t i k c i n a yetlere k a rş ı n , e n keskin karmaş ı k ta rihsel dö­ nemeçlerd e , kendi ideal le ri ne , işçi s ı n ı f ı n ı n ve h a l k ı n k u rtuluşu dava s ı n a sa d ı k k a l m a y ı b a ş a r m ı ş b i ricik pa rtid ir. Bu yıl TKP' n i n kuruluş y ı l d ö n ü m ü , 12 Ey l ü l d a rbesin i n 5. y ı l ı na rastlıyor. Bu son 5 yıl Türkiye ta r i h i n i n e n ka ra n l ı k d ö n e m i , eşi g ö r ü l m ed i k terör y ı l la rı , sö m ü rü, işsl i z l i k , sefa let y ı l l a rı o l d u . Ayn ı za m a nda b u 5 yıl, TKP'­ nin ta r i h i n e , kom ü n istlerin b a r ı ş , d e mokra s i , i l e r l e m e u ğ ru nd a ö l ü m ü göze o l o n yiğ it, cesu r, b i l i nçli sava ş ı m y ı l l a rı o la ra k yazı l d ı . Ko m ü n i stl e r i n , s o l g ü-;: Ie r i n , t ü m d e m o k ra t l a r ı n b ü y ü k ka y ı p l a r, a c ı l a r p a h a s ı n o yürüttükleri sava ş l a r boşa g it m e m i ştir. 1 2 Eyl ü l ' d e n b e r i sü re ­ g i d e n b u sava ş ı m a rt ı k sonuç vermeye başl ıyor. Sol B i r l i k' i n k u ru l ma s ı , tüm sol g üç lerin birliği yo l u n d a g e rçek o l a n a k l a r ı n varl ı ğ ı n ı kan ıtla d ı . D i kta­ tör! üğe karşı ç ı k a n g üç l e ri n o la n ı g e n iş l e d i , beş yd l ı k sava ş ı m , faş i z m i destekleyen l e rin i ç çelişkileri, c u nta parla m entos u n d a k i g üç l e r a ra s ı n d a a yrışmayı

h ı zland ı rd ı . Sustu rulan send i ka l

h a reket y e n i d e n c a n l a n ıyor.

T ü rk - i ş yöneti m i n i n d a rbeci l e rle k u rd u ğ u ittifa k iflas etmekte d i r. i ş yer­ lerindeki işç i le r i n b i r l i ğ i nd e n başlayan ve b i rçok send i k a n ı n yönet i m i n e ya nsıyan sa ğ l ı k l ı eğ i l i m g üç ka za n ı yo r. ün iversiteleri sustura n cu nta , a y ­ d ı n l a rı sustura m a d ı , başta I lerici Genç l i k o l m a k üzere gençl i ğ i n sava ş ı g ü ç l e ne re k s ü rüyor. H a l k ş i m d i d i ktatörl ü ğ ü n k o m ü n istlere, öteki yu rtseve rlere, send i ka l a ra ve derneklere , b u n a l ı m ı n y ü k ü n ü ça l ı ş a n la rı n s ı rt ı n a y ı k m a k ve ye rl i , . ya 90


b a n c ı teke l leri n egemen l i ğ i n i k u r m a k a ma cı yla sa l d ı rd ı ğ ı n ı daha i y i kav­ rıyor. işsizl i ğ i n , pa h a l ı l ı ğ ı n , eşi görü l m e d i k ölçüde yayı l a n a h l a k i , sosya l , kü ltüre l ç ü r ü m e n i n a sı l suç l u la rı n ı y ı ğ ı n l a r d a h a i y i a y ı rdetmeye b a ş l ıyor. B u suçlu la r 5 y ı l l ı k vurg u n , rüşvet, yolsuzluk, verg i kaça kç ı l ı ğ ı y ı l la r ı n d a p a l a zla n a n y e r l i h o l d i n g ler, b a n ka l a r, t ü re d i fa ş i zm

ze n g i nlerid i r, ü l ke

eko n o m i s i n e i potek koyan i M F' d i r, Amerika n s i l a h teke l le r i d i r, b u n l a r ı n h i zmetindeki Evre n-Dza l rej i m i d i r. B u g ü n Türkiye ' n i n g ü ndem i nde i l k sı rayı a l a n sorun demokra s id i r : Fa ­ şist rej i m i n kö kten tasfiyesi, 12 Eyl ü l'cü a nayasa n ı n ipta l i d i r, ha l k a d ı na egeme n l i ğ i n bütün siyasa l p a rti leri n özg ü rce katı laca ğ ı demokra t i k seç i m ­ lerle oluşaca k parlame ntoya geç m es idi r . Bu hedef en g e n i ş d i ktatörlük karşıtı g üç lerin işbirliği için sa ğ la m b i r te meld i r. D i ktatö rl ü ğ ü n a d ı m a d ı m kend i s i n i g i zlemesi, geri çekilme p l a n ı , p a r­ lame nto içihdeki c u n ta n ı n i z n iyle k u ru la n m u ha lefet parti lerinde iç ayrış­ m a l a r ı n ortaya ç ı k m a s ı , SODEP' i n HP i l e ve DYP' n i n MDP ile b i rleşme eğ i l i m leri, ş i m d i ortaya sonucu be l i rsiz çe l i ş k i l i bir p o l i t i k d u ru m ç ı k a rt­ m ı ştı r, TKP, parlamento d ı ş ı n d a k i yasa l m u ha lefet pa rti l e r i n i rej i m i n d a ­ ya n a ğ ı h a / i n e getirme ma nevra s ı n a öteden b e r i d i kkat çekm işti r. Erken seç i m talebi nde a ç ı kça

ı sra r e d i l m e mesi

ka m uoyunda

kayg ı l a r ya rat­

m a ktad ı r. Di ktatö rlüğe ka rş ı ç ı ka n yasa l m u ha lefetin s ı ra l a rı nd a rej i m l e açı kça uzlaşma e ğ i l i m i n i n üstün gel i p gelmeyece ğ i , o n l a r ı n parlamentoya katı l m a politi ka s ı n ı , tüm sol g üçle rle i ş b i rl iğ i 'ya pma ve geniş h a l k y ı ğ ı n ­ l a rı n ı n a ktif eyle m i ne ya rd ı m c ı o l m a politi kasıyla ne ölçüde ta m a m laya ­ c a k l a r ı n a b a ğ l ı d ı r. B u , faşist rej i m i n ö m r ü n ü n u za y ı p u za mayaca ğ ıy l a , ge lecekte demokra s i n i n başı nda yen i askersel d a rbeleri n , m ü d a h a lelerin a s ı l ı ka l ı p kal m a yacağıyla , çok ya k ı n d a n i l g i l i d i r. Kom ü n istler, y ı ğ ı n la r içi ndeki ç a l ı ş m a l a rıyla yasa l m u ha lefetin h ü k ümete ve cu ntaya ka rşı her ç ı k ı ş ı n ı destekleyecek, a y n ı zama nda b u m u ha lefeti her alanda

kesin

tutum a l maya zorlayacak ve her d u ru md a h a l k ı n b u g ü n kü rej i m e kökten son vermesi u ğ ru n d a k i sava ş ı n ı örg ütle meye hız verecektir. Ş i m d i 12 Ey l ü l'cü a naya saya kes i n o l a ra k karşı ç ı k m a k g ü ncel soru n ­ d u r. Genel p o l i t i k a f i ç i n söz yerine eyleme geçmek a c i l gö revd i r. ,, 1 2 Ey­ l ü l öncesine dönme isteğ i » yolu n d a k i cu nta s u ç l a m a l a rı na

ka ra rlı b i r

şekilde karşı koy m a k gerekiyor. 1 2 Eylül öncesi kaosu n temel nedenleri n ­ d e n bi risi, 1 2 Ma rtçı g e n e ra l le ri n işledi kleri suç l a r ı n hesa b ı n ı sorm a m a k, 61 Anayasa sı nda ya p ı l a n gerici değ i ş i k l i kleri ipta l etmemek o l m uştu r. De­ mokra s iye, demokra t i k a nayasaya karşı d a rbe ya p ma n ı n ceza sız ka l m aya­ cağı kan ıtla n m a d ı kça, demok ra siyi m i l ita ristlerin terti plerine karşı koru­ yaca k olan asıl g ü çler, işç i le r, emekçiler eksiksiz özg ü rlü klerine kavuş­ m a d ı kça, d a rbec i lerin üzerinde gerçekten cayd ı rıcı, ö rg ütlü y ı ğ ı nsal h a l k h a reketi özg ü rce g e l i ş m e d i kçe, " b i r d a h a da rbe o l m a s ı n » sözleri b o ş b i r d i lek o l m a n ı n ötesi ne geçemeyecektir. O n e d e n l e T K P , rüşvete, işkence suçuna boğ a z l a r ı n a kada r batmış 12 Ey l ü l c ü m i l ita ristle r i n ve suç o rta k91


l a rı n ı n s ı ğ ı n d ı ğ ı ve o n l a rd a n hesa p sormayı engel leyen Anayasa ' n ı n 1 5. m a d desi n i n ipta l i yol u n d a k i t a le p l e ri deste k l iyor. Ko m ü n istler, Türk S i l a h ­ I ı Kuvvetleri' n i ke ndi ka ra n l ı k a m a ç l a r ı na a let eden 1 2 Ey l ü lc ü genera l ­ I e re ka rşı yu rtsever s u bayla rı n" h a l k ı n saflarında yer o l a ca ğ ı na i n a n ı yor. Ay l a rd o n beri Türkiye K ü rd i sta n ı ' nd a s ü reg iden a skerse l operasyo n l a r, sözde " Tü rkiye ' n i n bütü n l üğ ü " a d ı a ltında ka n l ı boyutla ra va rd ı rı l m ıştı r. Bu kırıma sessiz ka l m a k gerçe kte m i l ita r i z m i n g üç l e n m esine fırsat ver­ mek d em e ktir. Doğ u ' d a savaş yaptı ğ ı n ı i l a n eden bir orduyla d e mokrasi yanyana yaşaya maz. Kürt h a l kı n ı n u l u sa l d e m okratik h a k l a r ı n ı n t a n ı n m a s ı d e m o k ra s i n i n gereğ i d i r. Demokrasi için sava ş ı m , Türkiye ' n i n karşı karşıya -o l d u ğ u ekono m i k b u ­ n a l ı ma s o n verme ve u l usal ba ğ ı m sı z l ı ğ ı m ı z ı , g üven l i ğ i m izi te h d i t e d e n g i d i ş i d u rd u rm a sava ş ı m ıyla s ı k ı b i r b a ğ içinded i r. 30 fT] i lya r d o l a ra ya k ı n d ı ş borç ve ABD'ye topra k l a r ı m ı zd a ve rilen ü s l e r, u lu s a l bağ ı m s ı z l ı ğ ı m ı zla bağdaşmayon g i z l i a n laşma la r, u lu s l a ra ra s ı te ­ kellerin, Amerikan yöneti m i n i n her fı rsatta ü l ke m izin içişlerine karışm a sı n a

iste me d i kleri h ü k ü metleri devirmelerine o l a n a k s a ğ l ıyor. T K P , kamuoyu n u n d i kkatini b i risi

iMF

i le , d i ğ e ri ABD i l e ya p ı l a n i k i ö ne m l i görüşmeye çek­

mek istiyor. Çünkü bu i k i görüş m e n i n nasıl son u ç l a n a c a ğ ı doğrudan doğ­ ruya u l u sa l ekonom i n i n ve u lu s a l güve n l i ğ i m i z i n ge leceğ i n i i l g i lend i riyor. Ş i m d i h ü k ümet

iMF

ve A. B D ile a n la ş m a l a rı b a ğ l a maya h a z ı r l a n ı yor.

TKP, d i ktatö r l ü k karsıtı b ütün partileri ve çevre l e ri , h ü kü m etin ABD

ile

i m zalayaca ğ ı

u l usal ç ı ka rl a r ı m ı z l a

IMF

ve

bağdaşma ya n a n l a ş m a la rı

ta n ı ma maya, i ktida ra g e l i nd iğ i n d e b u n l a r ı n i pta l edi lece ğ i n i a ç ı k l a maya ça ğ ı rıyor. TKP, d e mokra s i isteyen hepkesle, d ı ş borç l a rı n d o n d u ru l m a s ı ve ö d e n ­ m e m e s i , SiA a d l ı köle l i k a n la ş m a s ı n ı n ipta l e d i l m e s i i ç i n i ş b i r l i ğ i n e hazı r­ d ı r. Ş i m d i demok rasiyi kaza n m a n ı n ve onu ko ru yup, d e r i n leşti rmenin u lu s ­ larara s ı ö n koşu l l a rı n ı yaratmak i ç i n d e o rta k ç a ba la rı a rttı rmak g e re kiyor. Bu her şeyden önce d ü nya ölçüsünde s ü re g i d e n n ü kleer s i l a h l a n ma yarı­ ş ı n ı d u rd u rma ve g i derek nü kleer s i la h ları yoketme somut amacına yöne­ len barış sava ş ı m ı na , d i ktatö r l ü k karş ı tı g ü çlerin a ktif o l a ra k katı l m a s ı d ı r. Geçti ğ i m iz ay SSCB, te k ya n l ı o la ra k 1 Ocak 1 986'ya kadar h e r türlü n ü kleer denemeleri d u rd u rma kara rı a l d ı . ABD, eğer b u g i r i ş i m e katı l ı rso, Sovyetler B i r l i ğ i n ü k l e e r denemeleri d u rd u rm a kararını deva m ettirecektir. Bu son Sovyet barış g i ri ş i m i ile, yeni n ü kleer s i l a h ya p ı m ı na son verme ve ato m yı ğ ı na k l a rı n ı yoketme yolunda i n s a n l ı k i ç i n büyük bir olana k ç ı k ­ m ı ştır. Rea g a n yöneti m i ,

her za m a n o l d u ğ u g i b i

bu öneriye karşı d a

o l u m su z b i r t u t u m a l m ı ş , böylece sa l d ı rg a n stratej i sinde h i ç b i r değ i ş i k l i k o l m a d ı ğ ı n ı ortaya koymuştur. 92


SSC B' n i n ABD'ye bu somut öneriyi ya p m a s ı nd a n sonra, Sovyet parla­ menterleri t ü m ü l ke l e rd e k i parlame nterlere, n ü kleer denemeleri d u rd u rm a önerisi n i deste kl e me l eri v e h ü kü m etleri n i ABD üzeri nde baskıda b u l u n ­ m a ya zorla m a l a r ı i ç i n ç a ğ r ı d a b u l u n m uştu r. TKP, Sovyetler B i r l i ğ i ' n i n bu ya pıcı barış önerilerini tüm g ücüyle destek­ liyor. I nsa n l ı ğ ı n ö n ü ne ç ı ka n b u ta ri hsel fırsat karş ı s ı nda h iç k i m se kayıt­ sız k a l a m a z . Türkiye'deki parla mente rl e r i n Sovyet p a r l a m e nterleri n i n çağ ­ rısı karş ı s ı nda nası l b i r tutu m a la ca ğ ı öze l l i kle g ü ncel b i r önem taşıyor. Ş i m d i kamuoyu nu cu nta pa rla m e ntosunda yera la n herkesin « icazetl i » ol­ m a d ı ğ ı na , rej i m i n gizli destekç i le ri sayıla mayaca ğ ı na i n a n d ı rma k isteyen çevre lerin ö n ü ne somut b i r fı rsat ç ı k m ı ştı r : Cunta n ı n e g e m e n l i ğ indeki p a r­ la mentodan Amerika n e m pe rya l i z m i n i n n ü kleer denemeleri d u rd u r m a ­ m a s ı n ı cesaretle suçla m a k v e Tü rkiye' n i n Sovyetler B i �l i ğ i tarafı ndan y a p ı ­ l a n öneriye destek o l m a s ı n ı t a l e p etmek . . . K o m ü n istler, p a rtilerinin 65. k u ru l u ş y ı l d ö n ü m ü n d e o m u z l a rı n a d üşen a ğ ı r ve tari h se l soru m l u lu k l a r ı n ı n b i l i ncinded irier. Biz, t ü m insa n l ı ğ ı n en temel soru nu o l a n ba rı ş ı n koru n ma s ı uğrundaki sava ş ı m a , ü l ke m i zde g e r­ çekten d e m okratik b i r rej i m i n k u ru l ma s ı n a , Tü rkiye ' n i n d ı ş borç bata ğ ı n ­ d a n v e Amerika'yla i k i l i kö l e l i k a n l a ş ma l a rı z i n c i ri nden k u rtu l m a s ı n a , işçi s ı n ı f ı n ı n Türk- K ü rt tüm h a l k ı m ı z ı n özg ü r ve i n sa nca yaşa d ı ğ ı ayd ı n l ı k b i r Türkiye ' n i n k u r u l m a s ı na e l i m izdeki t ü m g üçlerle kendi katk ı m ı z ı yapmaya deva m edeceğiz. Biz, sol g üçleri n b i r l i ğ i n i pekiştirmeye, g e n i ş letmeye, onu d a ğ ıtma k isteyen a ntiko m ü n ist iftira l a rı ç ü rütmeye, Sol B i rl i k' i n e n g e n i ş d i ktatö r l ü k ka rş ı t ı güçleri a ktif e y l e m e çekecek b i r g ü ce v e politik etki n ­ l i ğ e u la ş m a s ı n a b u n d a n böyle de çalışaca ğ ı z. B i z , işçi s ı n ı fı n ı n se n d i ka l b i r l i ğ i u ğ ru n d a k i i l kesel ç a b a l a r ı m ı z ı g üçle n d i recek, sendikal demo krasiyi her işye rinde işç i l e r i n politik ayrıma ba k ı l m a ksızın send i ka yönetim leri ne katı l ma s ı fikrini yaya ca ğ ı z. Ezilen tüm y ı ğ ı n la rı n a ra s ı n d a k i ça l ı ş m a l a r ı ­ m ı z ı , öze l l i k l e gençlerin, ayd ı n l a r ı n , köyl ü l e ri n a ra s ı n d a k i ç a l ı ş m a la r ı m ı zı d a h a da ca n la n d ı ra ca ğ ı z. Ta r i h ş i m d i kom ü n i stlerin ö n ü n e derin u l u s a l karakter ta şıyan tüm b u ödevleri çözmek için g e n i ş kitlelerin sava ş ı n d a çok d a ha b üy ü k v e b e l i r ­ leyici rol oynama o l a na ğ ı nı koymuştur. Bu o l a n a kta n s o n u na kada r ya ra r­ l a n m a n ı n yol u , h e r şeyden önce TKP' n i n çok d a h a g ü çlend i ri l m e s i n i g e ­ rektiriyor. Bu ö d e v y e r i n e getiri lecektir. Ko m ü n istler, Ma rksiz m - le n i n iz m v e proleter enternasyona l i z m i i l ke l e rine s ı m s ı k ı sa r ı l a ra k , a ntiko m ü n izme, öze l l i k l e a ntisovyetizme ka rş ı u z l a ş m a s ı z sava şarak ö n lerindeki t ü m kar­ m a ş ı k ve zor ödevleri çözmeyi başaraca k l a rd ı r. Demokratik Türkiye, d a h a g ü ç l ü T K P !

Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi 26 Ağustos 1 985 93


Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi'ne Değ e r l i yo ldaşla r, Türkiye K o m ü n ist Partisi Merkez Ko m ites i , Türkiye ko m ü n istleri ve ü l ke ­ m i z işç i s ı n ı f ı a d ı na , K üba'da Kom ü n ist Partisi ' n i n k u r u l m a s ı n ı n 60. y ı l d ö ­ n ü m ü nedeniyle, k a rdeş Küba Komü n i st Partis i ' ne v e y i ğ it K ü ba h a l k ı na devri m c i savaş sela m la rı n ı g ö nd e ri r. Ca rlos B a l i n o ' l a r ı n , Ju l io Antonio Me l la ' la r ı n Pa rt i s i , k u r u l d u ğ u g ü nden i t i ba re n s ü rek l i

koğuşt u rm a l a ra , k o m ü n istlere yöne l i k ka n l ı c i nayetlere

karşın, Ma rks i z m - le n i n izm ' i n Küba'da yayı l m a s ı , Machado d i ktatö r l ü ğ ü ­ n ü n a laşa ğ ı e d i l me s i , K ü ba h a l k ı n ı n u l usa l v e sosya l k u rtuluş sava ş ı m ı ­ n ı n yönle n d i r i l m e s i y o l u n d a ça lıştı. O n l a r ı n h i ç b i r özve riden kaç ı n m a d a n yü kselttikleri sava ş ı m , b u g ü n K ü b a ' d a utkuya u la ş m ıştır. Türkiye Kom ü n ist Pa rti s i , fidel Castro önderl i ğ i nd e k i K ü ba l ı komün istleri n kararlı sava ş ı ­ m ı na , Küba h a l k ı n ı n devri mci kaza n ı m la rı n a , enternasyo n a l ist tutu m u na yüksek b i r değer b i ç iyor. A m e r i k a n e m p e rya l i z m i n i n K ü ba 'ya yöne l i k p l a n ­ l a rı n ı ş i ddetle protesto ed iyor. K ü ba i le y ü rekten d a ya n ı ş m a s ı n ı d i le ge­ ti riyor. Değe r l i yo l d a ş l a r, Küba'da K o m ü n ist Pa rt i s i ' n i n k u ru l m a s ı n ı 60. y ı l d ö n ü m ü nde, K ü ba ko­ m ü n istlerine, yiğit Küba h a l k ı na yeni ve d a h a büyük başa r ı l a r d i leriz.

Komünist se/am/affmızla Tür/dye Komünist Partisi Merkez Komitesi

Genel Sekreteri 16 Ağu stos 1 985

94


Vietnam Komünist Partisi Merkez Komitesi'ne Değe rli yolda ş l a r, Türkiye Ko m ün i st Partisi Merkez Kom itesi, Türkiye k o m ü n istleri ve ü l ke ­ m iz işç i sı nıfı a d ı n o A ğ u stps Devri m i' n i n 4 0 . y ı l d ö n ü m ü nede n iyle kardeş Vietna m Kom ün ist Pa rti si'ne ve yiğit Vietnam h a l k ı n ı n Japon m i l ita rizmine karşı bu sava ş ı m ı , ezilen t ü m halkların k u rtu l u ş u sava ş ı m ı na örnek o ld u . Japon m i l ita rizmine karşı utku yolunda h i ç b i r özve riden geri d u rmaya n y i ğ it Vietn a m h a l k ı , H itler fa ş i zm ine ve Japon m i l ita riz m i ne ka rş ı sava ş ı m ­ d a Sovyet l e r B i r l i ğ i i l e , t ü m de mokratik v e devri mci g üç le rle b i r l ikte o m u z o m u za sava ştı. Bu savaş s ı ra s ı n d a o l u şa n savaş g e lenekleri y i ğ i t Vietna m h a l kı n ı n F ra n s ı z söm ürgec i le rine ve Amerika n e m p e rya l izm ine ka rşı sava­ ş ı m ı d a zaferle taç l a n d ı rması na yol gösterd i . Türkiye k o m ü n i stleri, Ho Şi M i n h tarafı n d a n y ö n l e nd i ri l e n H i n d i ç i n i K o m ü n ist Parti s i ' n i n e s i n l e n d i r ­ d i ğ i bu sava ş ı m a y ü k s e k b i r değer b iç i yo r. Değ e r l i yolda ş l a r, Bu ta rihsel zafe r i n 40. y ı l d ö n ü m ü n d e , b i z Türkiye ko m ü n istleri Vietn a m K o m ü n ist Pa rti s i ' n e v e kardeş Vietnam h a l k ı na sosya l izm k u ru c u l u nd a yen i ye ni başarı l a r d i leriz.

Komünist selamlarımızia Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Haydar Kutlu 25 Ağustos 1 985

95


.. Y E N

i รง A:G

OKU VE

OKUTI

96

tt

i

yc_85_09  

Sayfa «Enformasyon emperyalizmi»nin biiyük iştahı Abe/ Aganbegyan Haydar Kutlu Robert Steigerwa/d Hector Mujica «Borış ve iyi komşuluk köprü...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you