Page 84

Neo-foşizmin özü nü iyi a n laya bilmek için G ü ney Viyetnam'daki Tiyö, G üney Kore'deki Park rejimierinin yapısını iyi incelemek g erekiyor. Bu demek değ i l d i r ki. G ü ney Viyetnam'daki, Gü ney Kore'deki neo-faşist re­ jimlerle Türkiye'deki rejim tıpatıp aynıd ı r. Güney Viyetn a m Tiyö rej i m i i l e Gü ney Kore Park rejimi a rasında 1 2 M a rt M u htırası ile başlayan ve 29 ay s ü ren sıkıyönetim rej i m i i l e, bugün iktidarda olan a ş ı rı gerici, faşist karı ş ı ğ ı politikacılar i ktidarı a rasında paraleller b u l m a k m ü m k ü n d ü r. Bu konuyu enine boyuna ele a l madan Georgi Dim itrov'un daha 1 928'­ de bel i rttiği, 1 935'de Komi ntern'in 7. Kongresinde form ü l e ettiğ i faşizmin nitel i kleri hakkı nda yazdıklarını buraya a ktarmakta fayda vard ı r. Di mit­ rov, Komi nternin 7. Kongresine sunduğ u raporda ş u n l a rı bel i rtiyo r : Faşiz­ min ve faşist diktatura s ı n ı n gelişmesi değişik ü l kelerde o ü l kenin tarihseL. . sosyal ve ekonom ik koş u l l a rına, u l usal özelliklerine ve u l us l a ra ra sı koşul ­ l a ra göre değ iş i k biçimler a l ıyor. Faşizm in geniş y ı ğ ı n la ra daya nmadığı ve b u rjuvazi n i n faşist kol unda i ç çel işkilerin kuvvetli olduğ u bazı ü l ke­ lerde, faşizm ilk a d ı m l a rı nda parla mentoyu ortadan kaldı rmaz, öteki kü­ çük b u rjuva partilerine, hattCı sosyal -demokrasiye bazı legal iteleri bırakır. Devri m i n patlayacağ ı n ı gören öteki ü l kelerde egemen b u rjuvazi tek bir da rbe i l e s ı n ı rsız politik tekel i n i kurar. Veya bütün karşıt parti ve g ru p ­ l a ra ka rşı terör ve baskıyı kuvvetlend i rir. Faşizm, d u ru m d a h a da a ğ ı rlaş­ ması i l e temel dayanağ ı n ı genişletmek, sı nıfsal özü nü değ iştirmeyerek, açık terörcü d iktatura s ı n ı , parla menta rizmin i l keleri ni ölçüsüz, kal pazanca değiştirerek gel iştirir. (G. D i mitrov, Faşizme karşı işçi sınıfı n ı n b i rl iğ i », Fr. çeviri. Sofya 1 969.) D i mitrov'un yıl l a rı aşan bu görüşü g ü n ü m üz ü n olaylarına, neo-faşizm gel işmelerine de ı ş ı k tutuyor. Türkiye g i bi az gelişmiş ü l kelerde neo­ faşizm, Dim itrov'un kırk yıl önce tespit ettiğ i g i bi g elişmiş kapita l i st ü lke­ l ere kıyasla başka koşu l l a rda gel işiyor. Gelişmiş kapita l i st ü lkelerde de, örneğin Birinci D ünya Harb i nden sonra Almanya ve italyada daha sonra ispanya'da, faşizmin yerleşmesine yerli büyük sermaye ve toprak beyleri ile u l u slara rası kapita l izm ve emperya lizm de yard ı mcı ol muştur. A l m a n ­ ya'da Hitleri Alman, Amerikan, i n g i l iz v e Fra nsız tekel leri Almanya'da iktidarı a l a ca k kadar g üçlenen işçi s ı nıfına, Komü n i st Partisine k a rş ı ol­ duğu kada r yeryüzü n ü n i l k sosyal ist devletine, Sovyetler B i rl i ğ i n e karşı da bir harp hazırlamak için i ktidara get i rd i l er. Ama küçük b u rjuva yığ ı n ­ l a rı H itlerc i l i kte Alma nya'ya öz b i r hareketin nitel i ğ i n i görüyord u . Burjuva partileri ile birlikte bütün partilerin kapatıl masını, sendika l a rı n s ı n ı fsal nitel iğine son veri l mesini, onların büyük tekellere ya rdımcı ve işçi s ı nı fına karşı b i r politika uygulamalarını, iş yaşa m ı nda kışla d i s i p l i n i n i normal b u l uyorlardı. Faşizmi n başta gelen sloga n larından b i ri de sınıfların yokluğ u , ser­ maye ile emeğ i n « bi rbirini tamamlaya n » iki unsur oluşuydu. 365

yc_75_04  
yc_75_04  

Nısan 1975 4(130) Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi 285 ASBP MK Politbüro üyesi Fridrih Ebert v sediyorlardı. Sovye...