Page 63

kabil iyetleri ni engelsizce geliştirme emelleri a ncak sosya l izmde yavaş ya­ vaş gerçekliğe dönüşmektedir. Tek sözle. biz Ma rksist-Leni n istler. demok­ rasiyi, ekonomik, sosya l - politik ve ideolojik i l i şkileri kapsaya n bütü nsel bir sistem ola rak kabul ediyoruz. Bu sistemin temel i de, ekonomik de­ mokrasidir, ya n i emekçi i nsa n ı n her şeyden önce sermayenin ezg isi nden kurtul masıdır. Bu gerçeği belirtirken, b i r yandan bizim sı nıfsal yanaşım tarzıinız da beli riyor ve biz bunu zaten g izlemiyoruz. B u rjuvazi emekçi leri bu gerc;p.k­ ten saptırmaya ça l ıştığ ı zaman da, onun burjuva sı nıfsal yanaşı m tarzı kendi n i gösteriyor, a m ma (örneği n b u rjuva demokrasis i n i n temeli olara k ekonomik egemenl iğ i n önemini kendi kendi n e çok i y i a nlasa bile) b u yanaşımı titizl ikle g izlemek istiyor. Burjuva demokratizm i n i n göstermelik biçimsel kara kteri fon u üzerind�, gerçek halk egemenliği ola rak sosya l i st demokra s i n i n dolgun içerikli ka­ rakteri ba mbaşka bir açıklıkla beli riyor. Bunu yalnız sosyal i st iktidar or­ ga nları n ı n, Leni n ' i n dediği g i bi, emekçilerin b i l i m üzere ta n ı n a n menfaat­ lerini objektif olarak yansıtmal a rı olayı ve bunların yalnız emekçiler için değ i l , aynı zamanda emekçilerin kendinden yönetim organları olma ları göstermekle ka lmıyor. (4) Sosya lizmde komü n i st partisi tarafından yöne­ tilen vukufl u , yetkil i ve bilimsel yoldan en yüksek yetki n l i ğ e u laştı r ı l a b i l i r devlet egeme n l i k organla riyle, yönetime g ü nden g ü n e daha g e n i ş ölçüde katılan emekçi ta baka l a rı n ı n yaratı m l ı g i rişimi bir bütünde birleşmektedir. Sosyal ist ülkeler komünistleri, burjuva-demokratik devletleri n i n birço­ ğ unda, emekçilerin, çetin s ı n ı f savaşları sonucunda kendi menfaatleri ni bir yere kadar savun maya ve devrimci savaşı m ı n gelişti ril mesine yara ­ yabilecek özgürlükler de elde ettiklerin i gayet iyi anlıyorlar. B u n u n içi n , sosya l ist demokra s i n i n b u rjuva demokrasisini yadsıma o l d u ğ u söylenir­ ken, elbette, emekçilerin elde ettikleri bu özg ü rlükleri n ortadan ka ldırıl­ ması sözkonusu değ i ld i r. B u rada diyalektik yadsıma, s ı n ıfsal ya naşı m söz­ konusudur. Ve bu ya naşım, 1 ) b u rjuva demokrasisi çerçevesinde elde edi lecek hiç bir parça buçuk başa r ı n ı n , toplumda ezi len s ı n ı f olara k proleta ryan ı n yerin i , kapitalizm ekonomik v e politik sistem inde emekçile­ rin d u ru m u n u temelli d eğ i ştirebilecek halde olmadığ ı n ı ; 2) bu başa rı ­ ların, burjuva d i ktatorası biçimlerinden biri olan ve olmakta devam eden burj uva demokrasisinin çerçeves i n i - devrim yoluyle kıra rak d,!şına çıkma­ dıkça, s ü rekli olamıyaca ğ ı n ı öngörmekted ir. Ote yanda n, sosyalist demokrasinin, kapita l izme ta ban tabana zıt ola n yeni d üzen i n i ç nitel iğ i nden doğ a n kanunlar gereğ ince kurulduğu apaçı k ortadad ı r. Bu kanunlar, özl ük ba kımı ndan, a rtık sosya l izm ve ko­ münizm yoluna koyul m uş ve aynı za manda halkları bu u ğ u rda savaş­ makla olan bütün ü l keler için t.e ktir. Bu ka n u n la r, besbelli ki, gerçek de-

(4) V. 344

i. Lenin, Bütün eserleri,

c.

38,

s.

1 70.

yc_75_04  

Nısan 1975 4(130) Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi 285 ASBP MK Politbüro üyesi Fridrih Ebert v sediyorlardı. Sovye...

yc_75_04  

Nısan 1975 4(130) Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi 285 ASBP MK Politbüro üyesi Fridrih Ebert v sediyorlardı. Sovye...