Page 60

d a d ı r ki, iktida rdaki bUJjuva çoğ u n l u ğ u , oluşundo, topl u m u n çoğ u n l u ­ ğ u n u n , emekçilerin i rade v e çıkarlarını gözönüne a l m a maktadı r. Ote yan­ dan, komünist partisi barışçıl yoldan, parlômentodan yararla n a ra k i kti­ d a ra gelebi l i rse, el bette ki o da örneğ i n tekel lerin çıka rla rını gözönüne a l mıyacaktır. Biz burjuva demokrasisi n i n faşizme kıyasla i lerici bir içeriği olduğ u n u görüyoruz, a ma sosyal ist demokra s i n i n burjuva demokrasisi nden k a t kat, sonsuz d iyebileceğ im i z kadar üstün olduğunu da a paçık görüyoruz. B u h i ç de kapita list ü l kelerdeki i l erici g üçlerin başa rılarını hafife a l d ı ğ ı m ı z a n l a m ı na gelmez. işin özüne ba k ı l ı rsa, bu başa r ı l a r, burjuva-demokratik yöntemler sayesi nde değ i l, demokratik k u ru m l a rd a n yara rlanan emek­ çiLerin savaşımı sayesinde elde edilebiliyor. B u rjuvazi her yerde, gücünün yetebi l d i ğ i her yerde, komünistleri n ve d iğer i lerici g üçlerin i ktidara gel­ melerine gönüllü olara k yol vermiyor ve vermiyecektir. B u rjuva demokra­ sisi, Len i n' i n bi rçok defa bel irtti ğ i g i bi , bir devlet biçi m i olarak za m a n ı n ı yaşa mış b u l un uyor ve a rtı k i leri ha reket bu demokrasi sayesinde değ i l , kapita l i st politik sistemi n varl ı ğ ı na karşın, s ı n ı f savaşındaki y e n i güçler ora n ı sayesi n d e oluşuyor. M. Mateyiçek, p l ü ra l izm teorisi hakkındaki kanısını beli rterek şunları söyled i : Kapita l izm. koş u l l a rında p l ü ra l izm, politik güçlerin serbest oyu n u , burjuvazi n i n k e n d i s ı n ı f d i ktatora sını, k e n d i gerçek m utlakiyetini maske­ le me işlevlerinden başka bir şey değ i l d ir. Sosya l izmde, emekçi lerin temel menfaatleri, işçi sınıfı n ı n , bu sınıfın partis i n i n yönetmenliği a ltında ger­ çekleştiriliyor. Bu c ü m l eden olarak, Çekoslovakya'da M i l l i Cephe, işçi sınıfı n ı n , köyl ü lerin ve emekçi ayd ın l a r ı n sı nıfsal bağ laşması olara k bel i ri­ yor. Bu cepheye komünist partisinden başka partiler d e g i riyorlar. Her biri n i n kend i yönetim org a n l a rı , kendi gazeteleri ve diğer yayınları var­ d ı r. Fakat sosya l i st çokpartil i sistemde (pl ü ra l izm), uzlaşmaz zıtlığa yer yokt u r ; .< i ktidar ve m u h a l efet p a rti s i » sistemi için, « politik güçlerin ser­ best oyu n u » için orta m yoktur. M i l l i Cephe'ye g iren bütün partiler sos­ ya l izmden yanadı ria r ; emekçi lerin menfaatleri n i ya nsıtır ve savu n u rl a r ; komünist partisi n i n yönetme n l i k rol ü n ü ta n ı r l a r. Sosyal i st demokrasi ve burjuva ideolog l a rı n ı n anladığı gibice politik « pl ü ra l izm » bağdaşı r şeyler değ i l d ir. Sosya l i st devlet işçi sınıfı n ı n ve bütü n emekçilerin iktidar orga­ n ı d ı r. Sosyal izm koş u l l a rında politik « pl ü ra l izm » istemek, i ktida rı n yayıl­ masını istemek, gerçekte işçi sınıfı egemenli � i n i n ortadan kaldırılmasını istemekle birdir, ve Çekoslova kya'daki 1 968"':'1969 olayları bunun böyle olduğ u n u elle tutu l u rcasına bir kez daha g östermiş b u l u n m a ktad ı r. Y. Radev, burjuva demokrasisinin gelişme eğ i l i m l eri n i n tam karşıtı ola­ rak sosyal ist cremokra s i n i n gelişme perspektifleri üzerinde d u rd u ve özetle şunları söyled i : Hakların yal n ı z i l ô n edi l m esi yetmez ; hakları etk i n l ikle

gerçekleştirme koşu llarının genişleti l mesi (sosya l izmde başarı ldığı gibi),

341

yc_75_04  
yc_75_04  

Nısan 1975 4(130) Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi 285 ASBP MK Politbüro üyesi Fridrih Ebert v sediyorlardı. Sovye...