Page 6

aynı za manda d ü nya empe rya lizminin şiddetlenen bunalımı ndan aza mi ölçüde yara rla nılarak, Al man' toprağ ı nda emperyalizmin ve m i l itarizmi n kökü n ü n bir daha türemiyecek biçimde kazı n ması gerekiyord u. Bu da işçi sınıfı n ı n politik egemenliğinin, sosya list toplum düzeninin kurulması için gerekli temellerin atıl ması a nl a m ı na gel iyordu. Gelgeleli m , 8 Mayısta, bu elverişli d u rumdan yararla n ı l masını engelii ­ yen etkenler h a l a daha eylem gösteriyordu, i ş ç i ha reketi henüz tek bir ' savaşkan M a rksist partinin kişiliğinde bir devrimci öncüye sahip değildi. işçi sınıfı n ı n içinde daha Birinci Dünya Savaşı sırası nda meyda na gelen parçalanma, m ilyonlarca emekçinin emperya lizme karşı savaş ı n ı n zayıf­ la masına neden olan ve Hitlerci diktatörlüğün kurulmasına önemli dere­ cede yard ı m eden parça lanma henüz g ideri l memişti. B u yüzden, Alman işçi sınıfı 1 933-1 945 yılla rı a nti-faşist savaşımı bo­ yunca büyük kayıplara uğradı, sayısız militanları öldürüldü, nice işçilere işkenceler yapıldı. Ernst Tel m a n ve R. B raytşayd'ı n adları, faşist barbar­ lığa karşı kahrama nca savaşan ve bu savaşta ca nları n ı da esirgemiyen . onbinlerce Almanı komünist ve sosya l -demokratını simgeleştirmektedir. G izlilik koşuıı a rında, toplama kampl a rı cehenneminde, yabancı ülkelere göçeden milita nlar çevresinde örgütlenen direniş h a reketinde hep şu a n a yargı oluşuyordu: Emperyalizmin ha rpler ve bunalımlar burgacıina b i r d a h a g e r i gel memek üzere s o n vermenin biricik ça resi emperyalizmin bü­ tün egemen lik temelleri n i n kesinlikle ortadan ka ldırılmasıd ı r ; bu devrimci dönüşümü gerçekleştirebilecek durumdaki biricik güç de Marksizm-Leni­ nizm tabanı üzerinde doğrulmuş tek partiye sa hip ol ması gereken işçi sı nıfıdı r. Foşizmden kurtuluşun gerçekleşmesinden,hemen sonra, her iki işçi par­ tisin i n üyeleri birlikte eylemlere can atmaya başlad ı l a r, Fakat candan ve dürüst birleşme istekleri ile bu objektif gerekliğin pratik olara k gerçekleş­ ' tiril mesi a rasında, karmaşıklığı nı bugün yen i kuşaktan olanların a ncak zorl ukla tasavvur edebilecekleri bir safha vard ı . B u sürece tanık olan ve gel işmesine a ktif biçimde katı l a n bir ki mse olarak, o za manki Alman Sos­ yal- Demokrat Partisinin n ice dü rüst m ilitanlarının düşü nce tarzı nı ve dav­ ra nışiarını gayet iyi hatırlıyorum. Marksist- Leninist tarih bilimi şu h usus­ l a rı to m olarak tespit etmekted i r : « Bu sosya l -demokratların düşünce ve eylem leri, daha çok, egem�ın lik a racı olarak işçi sınıfı na h izmet edecek i lkesel bakımdan yeni bir devlet örgütü için savaşı g üçleştiren burjuva­ parlamenter görüşlerden oluşuyordu. Birçok sosyal-demokrat, başlangıçta, Sovyetler Birliğine karşı olumlu davranışı sadece politik ya rarı öne a l a n !:lir buyruk ola rak ka bul ed iyor, fakat bu davra n ış ı n Sovyetler Birliğ iyle dostlukta temeli oluşturan proletarya enternasyonalizmi istemleriyle ve köklü sınıfsal uyg u nluğunu henüz anlamıyorlardı. AKP'yle eylem birliği anlaşmasında belirlenen a nti-faşist demokratik ted birleri n hayata geçiri l ­ mesi ni ola nca g üçleriyle destekliyen birçok sosyal-demokrat, b i r yandan 287

yc_75_04  
yc_75_04  

Nısan 1975 4(130) Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi 285 ASBP MK Politbüro üyesi Fridrih Ebert v sediyorlardı. Sovye...