Page 59

Sermayeciler işletmelerde a rtık istedi kleri g i bi ha reket edemez olmuş­ lard ı r. Sendika l a r, memleketin ekonomi politika s ı n ı n belirlenmesi üzeri n­ de etki yapabil iyor, hükü metle görüşmelerde yasal bir yanı oluşturacak d u ruma gelmiş bulu nuyorla r. Yığ ı n l a rı n sava�ı, burjuva demokrasisinin burjuvazi tarafı ndan hiç bir za m a n uyg ulanmıyo n prensi plerin gerçekleş­ tiril'm esine ve g enişleti l mesine doğ ru yönel iyor. Bu yolda, sosya l i st ü l ke­ lerin varoluşu ve hayatın bütün a l a nları nda elde ettikleri başarılar da, u l u slara ra s ı ilişkilerde em peryalizmin ma nevra a l a n ı n ı n d a ra l ması da elverişl i koşu l l a r yaratıyor. Parti miz, işçi sı n ıfı ve bütün emekçi leri, sosyal i st, demokratik ve plüra ­ l ist bir top l u m için savaşa çağ ı rıyor. Bu hedef, sosya lizmi pekiştirme, de­ mokrasiyi büsbütün gerçekleştirme a n la m ı ndadır. Bu da kendi yönünden laik bir devletin va rlığ ı n ı , kişi özg ü rl ü kleri n i n g üven a ltına a l ı nması n ı , parti p l ü ralizminin, sendikaların özerkliğini, di nsel i n a n ı ş serbestliğini, kü ltürel, sı nıfsal ve bili msel eylem serbestliğ ini gerektiriyor. B i r yandan da ekonomi problemleri n i n sosya l istçe çözü l mesi gerekiyor. işte bunun için, bence, bug ü n burjuva demokrasisinden, « parla menta rizm »den söz ederken soyut ve ya l ı nkat konuşmak doğru o lmaz. Kapita l i st mem leketlerde hala i nsan insanı sömü rüyor. Yen i lik, bug ü n işçi lerin, kapita l izme üstün gelebi l menin koşu l l a rı nd a n biri olarak, hak­ ları için, demokratik özg ü rl ü kler için savaşmaları gerekl iğ i n i n g itg ide daha çok b i l i ncine varmal a rı ndadır. Onü müzde çetin bir savaş vardır. Tekeller, gerici ve faşist komplolar da içinde, her a raca başvurarak tu­ tun maya çalışaca k l a rd ı r. Bu nedenle, s ı n ı f savaş ı , y ı ğ ı n h a reketi, mem­ leket ' hayatı n ı n bütün ana problem lerin i n görüşül mesine ve çözü müne partimizin katı lması, sosya l izm fikirleri n i n giderek yaygı nlaşması ve etki­ sini a rtırması bizi m için olağan üstü büyük bir önem kaza n m a ktadı r. G. Şahnazarov şunları söyled i : Ma rksistler,' burj uva demokrasisi n i n d a ha önceki feodal egemen l i k biçimlerine veya faşizm g i bi bir b u rjuva terörist egemenlik biçimine kıyasla o l u m l u yanlarını ve önemini daima beli rtmişlerd i r. Ostelik, sosya l ist demokrasi, V. i. Leni n ' i n defa l a rca beli rt­ tiği üzere, halkların hü rriyet uğrunda yüzyı l l a r boyunca savaşla yarattık­ ları en iyi şeyleri (demokratik kurumlar, k u ruluşla r, daireler) kalıtı m ola­ ra k benimsemişt i r. ca) Bunlar, burjuvasal olduklarından ötürü değ i l , bu­ d a n m ış olsa l a r dahi biçim bakımından yine de demokratik old ukları nda n ötürü benimsenmektedir. Sonra, siyah i l e beyaz a rası nda oylu m l a r ve nüans ayrı mları olduğu ne kadar doğruysa , beyazı n beyaz, siya h ı n siya h olduğu da öylece doğrudur. Ben daha önceki konuşmamda ş u n u beli rt­ m i şti m : Burjuva politik sistemi, biçimsel açıdan bile, azı n l ı ğ ı n, çeşitli zü mrelerin d ü şü ncelerini hesaba kattı ğ ı n ı savlayamaz. Ve a paçık orta-

(o) V. i. Lenin, Bütün eserleri, c. 36, s. 1 90. 340

yc_75_04  
yc_75_04  

Nısan 1975 4(130) Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi 285 ASBP MK Politbüro üyesi Fridrih Ebert v sediyorlardı. Sovye...