Page 1

YENIÇAG •

T. Jivkof: Politika ile ekonominin birliği

O. Su limof: Yeni Sovyet beşyıllığı

E. Makaluzo: Sınıf savaşının öncüsü

Y. Roşkovski: Polonya'daki gelişmeler

B. Petrof: lik uzay uçuşunun onuncu yılı

G. Titof: Insanlığı yücelten kahramanlık

A. Haçadur: lrak'ta komünistlerin kovuşturulması

L. Log: «Le Mond» biçimi objektiflik

L.

Ozel sa yfalar

4

(82) Nisan

1971

BARIŞ VE SOSYALIZM PROBLEMLERI


Bu sayıdaki imza/ardan b azi/af/mn kimlik/eri:

Todor livkof

Bulgaristan Kom ü n ist Partisi MK B i ri nci Sekreteri ve Bulga ristan Halk Cumhu riyeti Bakanlar Kurulu Başkan ı

Emanuele Makaluzo

italya Komüni st Partisi Politbüro ve Yönetim üyesi

Yanuş Roşkovski

Polenyalı

gazeteci


Bütün ülkelerin proleterferi, birleşiniz i

YENI

4 (82) Nisan

v'

CAG

1971

#i

Komünist ve i şçi partileri n i n teori ve enformasyon dergisi

len i n iz m ve sosya list toprumda politika ile ekonom i n i n birliği T O D O R Ji V K O F çağ ı m ızda birbirine karşıt iki sosya l -ekono m i k sistem (sosyal izmle kapita l izm) a rası ndaki mücadele ve yarışma, d ünya olayla rı n ı n gidişini g ittikçe a rtan ölçüde etkilemekted i r. Ekonominin bazı sektörleri nde eski düzen, ş i m d i l i k yeni ka rşısı nda üstünlüğünü koru makta d ı r. Bu da a n laşı l ı r bir şeyd i r : Gelişmiş kapita l i st devletler, emekçi y ı ğ ı n l a r ı n ı , sömürge ve bağ ı m l ı memleketler halklarını yüzyı l l a r boyunca insafsızca sömürerek muazzam servetler yığ mışlard ı r. Fakat sosya l izm, art ı k gerek sürekli ekonomik gel işmede, gerek kişi n i n her ba k ı mdan gelişmesine elverişli koşullar yaratmada ve g erekse toplu msal hayatı n her a l a n ı nda plô n l ı , ko mple v e a maca yönelik bir gelişme sağ la mada söz götüremeı üstün­ lüğünü göstermekted i r. Bu gelişme, objektif ekonomik ve sosyal ist ka nun­ ları b i li msel o lara k a n l a ma ve onlardan yara rlanma sayesinde sağ lanabi l­ mektedi r. Sosya l izmde politika n ı n yaratıcı kara kteri ve onun hazı rlan ması ve hayata geçiri l mesi nde komün ist partisi ile sosyal ist devlet i n rol ü de buna dayan maktadır.

Ekono m i i le politika n ı n karş ı l ı k l ı objektif bağ ı ntısını a n l a ma ma k veya önemsememek, burjuva ideolog l a rı n ı n , aynı za manda sağ ve «sol., oportü­ n i stlerin o rtak n i te l i kleri d i r. O n l a r politikayı, ya «ön üne geçil mez tarihsel eğ i l i mler»e kaderci bir boyuneğ meye, ya da devri mci savaşa karşı l ı k k ı s m i bazı reformla r istemeye indirg emekted i rler. «Solcu» revizyoni stle r, politika n ı n s ı n ıfsa l m u hteva s ı n ı hiçe saymakta, onu sınıfların ekonomik çıkarlarından koparıp ayırmakta ve politik avantürizm yolunda yürü meye koyul ma ktad ı rlar.

233


Politika i le ekonomi ara sı ndaki karş ı l ı k l ı bağı ntı sorununa en doğru ceva b ı , tarihsel süreci idea l ist açıdan yoru mla mayı da, top l u msal hayatın bu iki esas yan ı n ı birbirine karşı koyarak metafizik görüşle ayı rmayı da reddeden Ma rksizm-Len i n i zm vermektedir. Pol iti k a n ı n biçimlen mesinde ekonominin bel irleyici rolü ve aynı zamanda ara ları ndaki d iyalekti k bağı ntı ve karşılıklı etki, V. i. Lenin'in politikayı ekonominin yoğun la şmı ş ifadesi o larak n itel iyen tez' inde yeterl i bir dolgunluk ve açı k l ı k l a formüle edi l miştir (V. ı . Leni n , Toplu eserleri, c. 42, s. 278) . Sı n ıfların üretim araçları karşısı ndaki tutu mları n ı n bel i rled i ğ i ekonom i k durumları bazı ekono m i k çı karlar doğ urur. Bu çı karlar ancak politi kleştiği takdi rde g e rçekleşebilir. Politi ka n ı n esas hedefi bu çıkarları korumaya ve sağla maya elverişli koşullar yaratmaktadır. Ekono mi ile politika n ı n birliğ i , ara ları nda çel işki ve anlaşmazlıkları reddetmet, ta m tersine, gerektirir. Çelişki ve a n laşmazlı klar, gelişmekte olan yeni ekonomi ile eski politik üstyapı arası nda, gerici politika i l e ekonomik gelişmenin ilerici eğ i l i mleri a rasında ortaya çıka bilirler. Sömürücü tqplu m larda bu çelişki ve a nlaşmazl ı klar, eski politik i ktidarı n d eğ i ştiri l mesi sonucunu doğ urur. Egemen sömürücü sınıf ne kadar direnirse d iren sin, toplumun ilerici g ücleri ne karşı n e g i bi politik araçlar kullanırsa kullansın, son u ç değiş mez ; ekonominin politika bakımından belirleyici rolü hakkındaki ka n u n kend i yolunu açar, hükmünü yürütür. Çağsal' emperyalist burj uva zi topl umsal gel işmeyi durd u rabilecek veya geri çevirebi lecek d urumda deği ldir. Uzlaşmaz s ı nı fların bulunmadığı sosyalizm koş u l larında komün ist parti­ sin i n ve proletarya d i ktatörlüğ ü devleti nin politikası , ekonomik geliş men i n v e işçi sınıfı i l e bütün sosyal grupların ana çı karları n ı n gerekleri n i b i l i msel olara k dile g eti rir. Topl u m , geliş mekte olan ekonominin i htiyaçl a r ı na uyg u n bir politi kayı, a n l aşmazlığa ve politik darbeye varıl maksızın, devlet eliyle ve ta m zamanında uyg ulama olanağına sa hiptir. Sosya l i st devletin ekonomi k-örgütsel eylemi , politika ve ekonomi n i n d iya lekt i k birbirleri n i etki lemeleri n i n sosya lizme özg ü y e n i biçi midir. Ekon o m i n i n pol itika üzeri ndeki bel irleyici rol ü n ü kabul etmek, toplum­ sal hayatta politikayı i n kô r veya küçü mseme a n l a m ı n a gelmez. Marksiz­ m i n kaba ekonomik materyalizmle, kendiliğinden-oluşum hakkındaki eski ve yeni teorilerle hiçbir i l işkisi yoktur. B i z Marksist-Len i n i stler için politika, toplumsal gelişmede en önemli rolü oynar. Sosya l i st devletin doğuşu ve üreti m araçları n ı n halka maled i l mesiyle, emekçi lerin baş l ı ca i l g isi üretim g ücleri n i n gelişmesine ve üretim i l iş­ kilerinin yetkinleştiri l mesine, toplu msal değerlerin artırılmasına ve mem­ leketi n ekono m i k g ücünün ta kviyesine yönelmekted ir. V. i. Len i n SSCB'nde sosya l i z m kuru l uşunun ilk g ü n lerinde şöyle d iyordu: "Şi mdi bizim esas 234


politi ka m ı z, devletin ekonomik kuruluşunu gerçekleştirmek' o l m a l ı d ı r» (c. 41 , s. 407) . Sosya lisf topl u mda politikanın ya ratıcı rolü sayesinde: Biri ncisi, objektif bir a macın yeri ne g etirilmesi, ya n i halkın artmakta olan maddi ve kültürel ihtiyaçla rı n ı n en dolg un biçimde g ideri l mesi için, sosya li st üreti min ve t ü m ekonomik hayatın' geliş mesi sağ l a n ı r; iki ncisi, plô n lı ve kesintisiz genişleti l miş sosya list ü retim süreci için, onun etki n l i ğ i n i n -emek kaynaklarında, maddi ve mali kaynakla rda azami tasarrufa daya n ı la ra k ve b i l i m sel -tekni ksel i lerleme temeli üzeri nde-art­ ması ve yükselmesi için gerekli bütün kald ıraçla r eyleme geçer ; üçüncüsü, bütün çaba ları n ı yeni topl u m kuruluşunun genel perspek­ tifine bağ l ı olg unlaşmış ekono m i k- po l itik ve sosya l ödevlerin çözü m ü üzerinde yoğ u n laştı ran halk yığınları n ı n emeksel ve politik a ktiflikleri n i n seferber ed i l mesi sağ l a n ı r. Burj uva devletinin politikası, özel m ü l k iyet işletmeci l i ğ i ndek i parçalan­ mışlığı ve iç çelişki leri yansıtı r, sosyalist toplumun politikası ise, ekono­ minin bir/eşik ve tüm halk ekonomisi mekanizması olarak gelişmesindeki ya sal/Jğı yansıtır. Sosyalizmin birleşik ekonomisine ancak birleşik ekonomi

cevap verebilir. Sosya l i st ekonominin yönet i m i nde ne paralel, ne de kutu plaşmış politik doğ rultula r var ola bilir ; gerekli ola n , b i rleşik politik merkezce gerçekleştirilen b i rleşi k politik yöneti mdir.

politikası

Komünizm d 6şmanla rı ve a nti -sosya list g ücler bunu iyi a n l a maktadı rlar. Bu yüzden de, h ücumla rını, her şeyden önce merkezleştirilmiş plônlı yöneti me, sosya l ist ü l kelerin ekonomik gelişmesinde kom ü n i st parti leri n i n uyg ula d ı kları politik doğ rultuya ka rşı yöneltmekte, yan i kapita lizmi ca nlandırma çaresi n i bu b i rleşik politik doğ rultuyu zayıflatıp çökertmekte görmekted i rler. Birleşik ekonomi politikası ko m ü nist partisi ile sosya l ist devlet ta rafın­ dan hazırla n ı p uyg u l a n ma ktad ır. Bundan ötürü, pa rtinin ve sosya l i st devletin yönetici rolünü inkôr veya küçümse me, ekono m i k hayatın yöneti­ mi nden bunları uzaklaştırmayı a maçlıyan her türlü deneme, sosya l ist topl u m un teme l i n i çökertmek a n l a mı n a gelir. Bu g i b i a n a rşist-send ikalist eğ i l i m ler, ya l n ı z ekonominin p l ô n l ı yöneti mindeki üstü n l ükleri i n k ô r etmek değ i l , aynı zamanda politik düzenin b i rl i ğ i n i yıkma k, emekçileri parça I a ­ mak v e hattô g rup g r u p birb i rine düşü rmek demektir. T e k ya n l ı ekonomi yönetimi, ekono mi ka nunlarının eylemine körükörüne boyun eğ i l mesi, kend i li ğ i nden-oluşu mun serbestçe geliş mesi ve en n i hayet tap l u m u n üretim s ü recin i insan yararına g öre yöneltme olanağından yoksun edi l ­ mesi sonucunu doğura b i l i r. Bu durumda politi k yöneti m topl u msa l hayatın çöz ü m l eyici alanı nda ôciz kal ı r, sı nıflar a rasında karş ı l ı k l ı i lişkileri d üzen-

235


leyemez, sınıfların işbirliği yapmalarına yard ı m edemez ve gelişmelerin� yön veremez olur. Diğer ta rafta n , ekonomiden kopuk politika da, keyfiliğe ve avantü rizı:ne yol aça r. "Böyle politi ka n ı n gelişmeye elverişli b i r taba n ı yoktu r, bu politika şaşmaz sın ıfsal yöneiticiden yoksu ndur, değişme h a l i ndeki d u ru m ve koşul l a rı körükörüne izlemek zorunda d ı r. Bu ba kı mdan politi kada avantürizm, kendiliği nden-oluşumla b i rd i r ; ekonomide «komutacı l ı k" ise, felô ketle, devri mci kaza n ı mların yiti ril mesiyle sonuçla n a bi l i r. Buna karş ı l ı k Len i n izm, politika n ı n yaratıcı rol ü n ü temel edi nerek, ekonomik sorunları n çözümünde politik yanaş ı m ı n üstünlüğünü çıkış noktası yapar. Len i n şunları öğretiyordu: «Bi r s ı n ıf, doğ ru b i r politik yanaş ı m la ça lışmazsa, egemen l i ğ i n i koruya maz ve dolayısiyle üretim ö;levini de yerine geti remez" (c. 42 , s. 279). Ekonom i politikasında işle­ necek her hata, ya l n ız ekono miye değ i l , s ı n ı fların ve sosyal ta baka ların kökl ü hayati çıkarlarına da büyük zara rlar verebilir, bunların karşı l ı kl ı i l işkileri n i n , top l u mu n sosyal-politi k birliğinin bozu l ması sonucunu doğura ­ b i l i r. V . i. Lenin, politika mızın temelinde yata n gerçekleri Ma rksistleri n bütün g ü cleriyle bilimsel ola rak i nceleyi p kavramaya gayret etmeleri gerektiğ i n i bel i rtiyordu . Bulgaristan Ko münist Pa rtisi, ça lışmalarında bu Leninci i stemleri kı lavuz edin mektedir. BKP MK N i san (1 956) Plenumu'nun a l d ı ğ ı ka ra rların ve hazı rlad ı ğ ı doğru ltu nun büyük önemini bug ün d a h a i y i değerlendirebil iyoruz: Sos­ ya l izm kuruluşunu ta m a m l a ma döneminde yürürlü kte bulunan yasa l lıkları ıyı tanı maya daya nan yönet i m prensipleri n i n zaferini bu plenum sağ lamı ştır. Merkez Komitemiz, topl u mu m uzu n eylem mekanizmasını yetki n l eştirmeye g i riştiğ i zaman, bütün d i kkati n i , her şeyden önce, objektif kanu n ların eylemine geniş ufuklar açan, ekon o m i k ve sosyal gel işmeye yüksek ve sürekli tempolar �ağ l ıyan bir sosya l yönetim sistemi ya ratmaya yöneltmiş bulunuyordu. Politik ve ekonomik yöneti min bili msel kara kteri, Len i n ' i n öğrettiği g i b i , «birinci s i , diğer memleketlerin tecrübesi n i n hesaba katı l m a s ı n ı . . . i kincisi, bel i rl i bir memlekette eyl e m hali ndeki bütün g üclerin , g rupları n , parti ­ lerin, sınıfları n , yığınların gözön üne a l ı n masını . . . " gerektirmekted i r (c. 41 , s. 65) . Kapitalist toplu mda ekonomik eylem, kô r sağlama g i bi b i r esas ölçüye tô bidir. Tekelci sermayenin i rade ve çıkarları n ı n hüküm sürd ü ğ ü yerde, top lumdaki çeşitli g rupların çıkarları arasındaki tüm karma ş ı k karş ı l ı klı, bağıntıların hesaba katılması pek de g erekli değ i l d i r. Sosya l izmde, ta m tersine, çözüm leyici ölçü, bütün toplu mun ekonomik, sosyal ve politik i lerlemesid i r. Ve biz de, ekono m i k tedb i r ve eyle m leri mizi, bu n l a rı n işçi sınıfı n ı n çıkarlarına, kooperatörlerin, emekçi aydınları n ı n, bütün sosyal 236


g rupların çıkarlarına uyg u nluğunun ıŞığ ı altında değerlendi rmeye ça l ı ş ­ maktayız. Ekonomik ve politik yönetimin b i l i msel kara kteri, politi ka n ı n d urmadan gel işen ekonom iye sadece yetişmesini ve onu yal n ı z i zlemesi n i değ i l , aynı zamanda, o l g u n laşmış ekono m i k ve sosyal i lerleme eğ i l i m le ri n i n bütün yönleriyle ve tamamiyle g erçekleşmesi n i sağlıyaca k koşu l l a rı da gerektir­ mekted i r. Sosya l ist ekonomide değişmeler yavaş oluşur; parti ve topl u m her zaman bunların derhal farkına vara maya b i l i r. Bu d u rum, gerekli politika n ı n hazırla n m a s ı n ı zorlaştırır ve hem ekonomik süreçleri, hem de ekonomik gel işme eğ i l i mleri n i b i l i msel olara k deri nlemesine kavra ma n ı n ö n e m i n i artı rır. Bulga rista n ' ı n sosya l i z m kuruculuğu tari hinde, kapita l ist ve kapitalizm-öncesi i l işkilerden azat olara k h ı zla gelişmekte olan ekono­ m i ni n , yönetici partiyi ve sosya l ist devleti, ekon o m i n i n s i stemlerine uyg u n politika g ütmesi n i sağ l ıyaca k ted bi rler a l maya sevketti ğ i za manlar va rd ı r. Böyle d u ru mlar bizi, bi rçok şeyi çarça buk düzeltmek, eski miş görüşleri değiştirmek, ekono m i k yönetim siste m i n i ve metotlarını yetkin leşti rmek zorunda bıra kıyord u . Sosya lizmde halk ekonomisini gelişti rmen i n i ç ve d ı ş koş u l la rı, yönet i m organları n ı n g e n e l ekonomi k-politik ödevlerin çözümünde şu veya bu eylemlerin sonuçlarını gözönünde bulundu ra b i l me beceri ğ i n e sa h i p olma­ ları n ı gerektirmekted i r. Ekono mi politika s ı n ı n bazı somut doğrultuları işte bu zorunlukla açıklanır. Ne va r ki, parti ve sosya l ist devletin, bütün bu hallerde, hem o layların kuyruğ unda sürüklen mekten, hem de g erçek d urumdan kopup ileri g idere k iyi düşünülmemiş kararlar a lmakta n kaçın­ ması gerekl i d i r. B i l i msel olara k esaslandırı l m ı ş b i r ekonomi politikası hazı rlayıp uygula­ manın şaşmaz a racı, d ünya sosya l i z m i n i n ve bütün d ünya komünist ve işçi hareketi n i n yığd ı ğ ı tecrüben i n , memleketteki spesifik koşullar gözö­ nünde bulundurulmak suretiyle , yaratıcı olara k uyg ulanması d ı r. Düşman­ ları m ızın, bu tecrü benin g üya d ışarıdan «dayatı ldığı>o yolundaki tera neleri u m u ru muzda bile değ i ld i r. Kardeş partiler ve memleketlerin yığdı kları tecrü beyi yaratıcı biçimde uygula mak Bulga ristan'a büyük başarı lar sağ la mıştır. Ve biz bu kayna ktan i leride de dai ma ve şükranla yarar­ lanacağız. Biz, yöneti m iyle Oktobr Devrimi zaferini sağ l ıyan, sosya l i z m i n kurul ması p l ô n ı n ı gerçekleştiren ve şi mdi de komünizm kuruluşunu yürütmekte olan SBKp'nin ed i n d i ğ i tecrübeleri öğren me ve uyg ula maya daima özel bir önem vermişizd i r. Buna bugün de aynı biçi mde önem vermekteyiz. SBKP'­ nin Len i nci a rd ı cı! politikası, XXiV. Kongre' n i n SSCB'de halk ekonomisini (1 971-75) geliştirme beşyıllığına ilişkin D i rektifler Ta sarısı'nda parlak ifadesini bulmakta d ı r. Bulgar komünistleri, SBKP xxıv. Kongresi Direktif­ ler'inde, politika ile ekonomi arasında gerekli gerçek birliğin, Sovyetler

237


Birliği'nde

komünizm

kuruluşunun

şimdi/d

aşamasının sosyal-ekonomik

ödevler kompleksin i çözümlemeyi öngören gerçekçi ve bilimsel olarak esaslandlfllmış bir program hazırlamanın çok değerli örneğini görmekte­ dirler.

Pa rti miz, SBKP' n i n ve Ma rksist-Lenin ist öteki kardeş partilerin tecrübe­ lerini i ncel iyerek, hayatın onumuze çıkard ı ğ ı bi rçok so runlara cevap ve çözüm bul ma kta, böylece lüzu msuz boca l a malardan ve vakit kaybı ndan kaçı n mış o l makta d ı r. ii Ekonomi ve politi ka n ı n birliğine i l i şkin Len i n öğ retisi, Bulgaristan Komün ist Partisi' n i n tüm eyle m i n i n dokusunu teşkil etmektedi r. Bu gerçek, parti mizin X. Kongresine h a ra retle hazırlandı ğ ı m ı z şu g ü n l erde elle tutu­ lurcasına h issed i l m ekted ir. Bu kongre, her şeyden önce, parti nin yen i progra m ı n ı onayla makla memleketin devrim ta rihine g i recektir. BKP,

memleketin

sosyal-ekonomik,

politik

ve

kültürel

gelişmesinde

objektif olarak ulaşılan düzeyi, sosyalist ülkeler topluluğunun çok yanlı gücünün artmasını ve aralarında gittikçe genişliyen kardeşçe işbirliğini, uluslararası alanda güc/er oranını ve dünya devrimci sürecinin eğilim­ lerini, sosyalist toplum düzeninin bilimsel-tekniksel devrim önünde açtığı eşi görülmemiş olanakları değerlendirerek; SBKP'nin teorik ulaşımların­ dan ve zengin tecrübesinden, öteki sosyalist ülkeler partilerinin, bütün uluslararası komünist ve işçi hareketinin tecrübesinden yaratıcı biçimde faydalanarak, Bulgaristan'da gelişmiş sosyalist toplumu kurma programını hazırlamıştır. Bu progra m ı n hayata g eç i ri l mesiyle Bulga rista n'da sos­ ya lizmin kurul ması ta m a mla n mış olaca k ve tedricen komünizme geçi şin maddi ve mô nevi önşartları ya ratı lacaktı r.

Yeni prog ra m , parti n i n ve onun Merkez Komitesi nin, enternasyona l ödevleri u l usal ödevlerle, teoriyi prati kle, emekçilerin dolaysız çıkarlarını daha uzak gelecekteki çıkarlariyle bağdaştırma n ı n en isabetli biçi m ve yöntemleri n i b u l ma yolunda yıllar y ı l ı harca d ı kl a rı ça baları n başarıs ı n ı yansıtmakta d ı r. Biz savaşçı eylem k ı lavuzu olara k Len i n iz m i ya ratıcı biçimde uyg u l a ma ça baları m ı z ı n ya nısıra kaçı n ılmaz g üçlüklerle ko rşı laştıkça , işçi ha reketi nin son a ma cı n ı hiçbir zaman gözden kaçırmış, geçici konjonktür h�sa pları n ı n a ldatıcı caz i besin e ka p ı i mış değ i liz. Bulga ristan Komün ist Partisi özel l i kl e bu yönde tecrübesi ni zenginleştir­ m iştir ve bunu nla haklı olara k kıvanç duymakta d ı r. Parti n i n yeni prog ra m ı , doğrudan Georg i Dimitrof'u n yöneti m i altında ya pılan BKP V. Kongresindeki (1 948) yaratıcı ru h u n ve her şeyden önce pa rti nin i zled i ğ i N isan doğ rultusu n u n ma htıki bir deva mı o lacaktı r. Bu prog ra m, partinin kongre ve plenumlarında ve özellikle BKP MK'nin 238


Temmuz (1968) Plen u munda birbiri ard ı nca hazırladığı olağa nüstü önemli progra m-dokümanlarındaki ruh ve anlamın mantıki deva m ı d ı r. Biz önceleri top l u msa l gelişmenin şu veya bu ya nına i l işkin soru n l a rı görüşüyord u k ; Temmuz Plen u m unda ise halk ekonomisi yeni yönetim sisteminin üstü n l ü kleri n i n en dolg un biçimde beli rmesi için gerekli «orta m»ın yaratı l ması i l e ilgili sorunlar kompleksi ni ele a ldık. Bu yönde yürürlükte olan bütün etkenleri d i k katle i ncel iyerek, bu sistemin prensip­ leri n i n , a ncak tü m toplumsal yapıyı yenileşti rd i ğ i miz takdirde bütün üyle uyg ulanabi leceğ i sonucuna va rdık. Ha l k ekonomisi n i n yeni yönetim sistemi prensipleri n i hazırla rken şuna tekra r kaa n i olduk : Politi k yanaş ı m ı n üstünlüğü hiç de sadece b i l i msel temele oturtulmuş b i r ekonomi politikası hazırlamakla bitmemekted i r ; bu biçi m yanaş ı m , topl u msal-politik hayatın bütün alan la rında gerekl i d i r ; ç ü n k ü ekonomi politikası n ı n kendi başına doğ ru o l a n şu veya bu konuşları çok defa öteki - politik veya mônevi - alanların ata l et ve i nti baksızl ığı i le karşı laşma ktadır. Bundan da, politika v e ekonomi sorunlartmn komp­ leks olarak ele alınması ve çözülmesi, bunlara, partinin uyguladığı - ve nihayet başartmızı uyumlu gelişme ve işlemesine borçlu olduğumuz-kar­ maşık sosyal sistemin alt-sistemleri gözüyle bakılması gerektiği sonucu çık

ıryaktadır.

Biz Bulgar komünistleri, ekonomi i l e politi kan ı n birliği hakkındaki Len i n öğ retisi n i yaratıcı biçimde uyg u l a mayı, b i li msel -tekniksel devri mi kavra ma ve her bakı mdan geliştirme ile bağ l a maya çalışıyoruz. üreti m g üclerin i n tarihsel miras o l a n geri l i ğ i n i g idermen i n ekonomik v e b i l i msel-tekniksel i lerlemede hızın artı rılmasın ı g erektird i ğ i bizim için a ç ı k b i r gerçektir. Biz, bili msel-tekniksel devri mde, sanayi bakımından i lerlemiş memleketlerin tecrü besine dayanarak bel i rl i tek n i k ve üret i m ,aşa malarını atla ma mıza ve d i k kati m,zi yeniye ve yarınla ra yöneltmemize imkôn veren d oğal bir m üttefi kimizi g örmekteyiz.

Ekono m i k açıdan değerlendi rmede

bilimsel-tekniksel devrim, bize göre,

olgunlaşmış sosyalizme uygun üretim güc/eri yaratılması için toplumun

Bu devri m , insa n ı n ça l ı ş m a fo nks iyo nları n ı n maki neye aktarılmasında yeni basamağı beli rlemekte ve toplumsa l üret i m in gelecek kompleks-otomasyon siste m i n i hazırla ma ktadır. Komünizme geçişi sağlıyacak o l a n b u y üksek g e liş m e düzeyine ulaşabil mek için biz, elbettek i ödevleri mizl sı raya koymakta , olgunlaşmış ve artık çöz ü m ü m ü mkün olan ları b i rinci plôna a l maktayız. bütün daha önceki gelişmesi tarafından hazırlanan yoldur.

Partinin

yeni

Program

Tasarısı,

memleketimizin

yakın . birkaç

onyıl

içindeki gelişme perspektif/erini saptamaktadır. En önemli üretim gücü olan insanın gelişmesi, bu programın merkezinde yer almaktadır. Sos­ ya l i z m koşu l l a rı nda b i l i msel-tekniksel devri m, i nsan atı l ı mla r ı n ı n zaferi, i

239


insanın yaratıcı gücünün maddileştirmes i d i r. Bu, pratikte ô let haline gelen ve insana yaşa m ı n ı sürdürmesi ve g elişmesinde daha elverişli olanaklar veren maddileşmiş bilg idir. insana candan i l g i göstermek, d a i ma parti n i n esas uğraşısı, bütün eyleminin a n l a m ve mu htevası olm uştur. Biz, gelişmiş sosya l i st topl u m u ku rma ödev i n i yerine getirmen i n başlı­ başı na bir tarihsel aşamayı kaplıyacağı n ı ve b u aşama boyunca sosya l i z ­ min maddi -tekn i k temel i n i meydana getirme i ş i n i n ta mamlanaca ğ ı n ı , sosya l i st mülkiyetin h e r i ki biçi m i n i karşı l ı kl ı zen g i n leştirme v e g iderek birbirine yaklaştırma temeli üzeri nde sosya l i st toplu msal i l işki leri daha da yetki n leşti rme koşu l l a rı doğacağ ı n ı , mônevi kültürün zeng i nleşeceğ i n i , toplu msal ya pıdo ayrı ayrı elemanların gelişmesinde görülen dengesiz­ liğin g ideri leceğ i n i , sosya l i st k i ş i l i ğ i n daha büyük bir gelişme göstere­ ceğ i n i bil mekteyiz. Bu ta rihsel aşama, memleketi mizde komüni z me giden yolda sosya l i st top l u m u n gelişmesi n i n yasa i l ı ğ ı d ı r. Sübjektif etkenin art­ makta olan önemi, partinin rolünün daha da kuvvetlenmesi, bu aşama n ı n son ödevleri n i g erçekleşti rmeni n çeşitli biçi m v e yöntemleri n i n açı k l a n ­ m a s ı v e esa s l a n d ı rı l masında ifadesi n i bulmaktad ı r. Bulgari sta n'da olgun sosya l i st topl u m u n kuru lması nda parti n i n uyg u l ı ­ yacağı ekonomi politi kasının esas doğ rultu ları nelerd i r ? Birincisi,

bilimsel-tekniksel ilerlemenin

yeni uluş"malanndan

tam

olarak

entanzif etkenlerinden v e en

faydalamlmasını

sağlamaktadır.

Bu

konuda her şeyden önce kompleks meka nizasyon ve otomasyonu geniş ölçüde uyg ula maya, sonra da yönetme' n i n kompleks si bernatizasyonuna, ül ken i n daha yüksek ora nda elektrifikasyonuna, h a l k ekonomisini kim­ yasa l laştı rmayı hızla gel işti rmeye, üretimde yoğ unlaşma ve i htisaslaşmayı genişletme ve deri n l eşti rmeye, b i l i m i n üretimle entegrasyonuna, üreti m gücleri n i n bölgesel dağ ı l ı mı n ı yetki n l eştirmeye önem verilecektir. Tekrar-üreti m i n entanzif tipi, ekonom i n i n sektörler-arası ve sektörler-içi ya pısında esa s l ı değ işikli kleri, h a l k ekono misinin tekn i k i lerlemesi n i sağ l ı ­ y a n enerjinin v e sanayi kollarının g el iş mesinde hızlı tempoları g e rektir­ mekted i r. Bu fikri , BKP X. Kongresinin. 1 97 1 -75 y ı l la rı ekonomik geliş­ mesine i l işkin D i rektifler Ta sa rısı'ndan a l d ı ğ ı m ı z şu kanıtla rla destekliye­ b i l i riz: 1 975 yılında elektrik enerjisi üret i m i n i n 1 970'e kıyasla % 54 artı rı l ­ ması, sanayi üret i m i n i n % 55-60 ora n ı nda, makine ya pımı hacminin aşa ğ ı -yukarı 2 m i sl i , elektro n i k hesap makineleri, otomatizasyon a raç ve g ereçleri üreti m i n i n de 1 0 misli yükselti l mesi öngörül mektedi r. Altıncı beşyı l l ı kta, yeni b i r ekonomi kolu o lara k otomobil ya p ı m ı hızla gelişecek, gemi ya p ı m ı , traktör ya p ı m ı kolları, ki mya sanayii, petrol işleme, plôstik maddeler üreti m i vb. büyük bir atı l ı m g österecektir. Direktifler'de sapta ­ nan ödevlerin yerine getiril mesi, halk ekonomisinin daha da enta nzifi kas­ yonunu, etk i n l i ğ i n i n artı rı l masını sağlıyacak, b i l i m se l -tekni ksel i lerleme 240


hızlandıracak ve birleşik b i r tek n i k politikasının uyg u lan­ ması n ı tem i nat altına alacaktır.

tempolarını

Parti, bu sorunlarla, ya l n ı z sosya l ist ekono m i n i n gelişmesi ba k ı m ından hayati bir önem taşıdıklarından d eğ il, derin bir smi/sal v e politik anlam taşıdı klarından ötü rü de yak ı ndan i l g i len mekted i r. B i l i msel -tekniksel i l er­ lemen i n hızland ı rı l ması, yönetme siste m i n i n yetki n leştiri l mesi, en devri mci s ı n ıf olan, sosyalist top l u m u n yönetici sınıfı işçi sınıfı n ı n mevz i lerini k uv­ vetlendi rmekted i r. B u n u n la da sosyal türdeşliğin ve g elecekte sın ıfsız komünizm top l u m u n u n k u ru l ması için gerekli önşartlar yaratı l ma ktad ı r. Oreti m gücleri n i n gelişmesi alan ında p a rtinin izlediği politika n ı n s ı n ıfsa l a n l a m ı , aynı zamanda, her sosya list ü l kede sağ lanan ekonomik yükselişin, u l uslara rası işçi sınıfı tarafı ndan emperya lizme ka rşı yürütülen savaşa o ü l kenin değerli bir katkısı olduğu hükmünü de ka psa makta d ı r. Çağsal b u rj uva ideolog l a r ı n ı n a rsena l i nde, «endüstri -sonrası top l u m u .., «teknokratl a r devrim i .. vb. g ibi g ö rüşlerine daya nak olara k k u l l a n maya ça l ıştıkları bili m sel-tekniksel devri m üzerinde yaptı kları kalpa za n l ıklar da önemli bir yer tutuyor. Bütün bu görüşlerin de, sosya l i st top l u m u ideoloji k ta hri klerle içeriden balta lay ı p zayıflatmak, sosyal i st ü l keler halkları n ı n sos­ ya list bili ncinde «erozyon.. sağ lamak g i bi gayet belirli bir hedefi vard ı r. Biz bu kötü n iyetlerin karşısına, ekonomik k u r u l uş a lan ındaki politika mı z ı n tü müyle, h e r şeyden önce d e sosya l i st ü reti m i n etki n l i ğ i n i a rtı rmakla s ı k ı bağ ı ntısı olan bili msel-tekniksel i lerlemede u l a ş ı l a n başarı larla ç ı k � maktayız. Olgun sosya list top l u m u k u rma döneminde parti n i n ekonomi pol iti kası­ nın ikinci esas doğrultusu, sosyalist üretim ilişkilerini bundan böyle de yetkinleştirmek ve

toplumun sosyal

türdeşliğini kuvvetlen dirmektir.

Bizim tecrübemiz, aynı zamanda diğer ka rdeş ü lkelerin tecrübeleri , ü reti m g ücleri gelişmesinin, sosya l i st m ü l kiyetin i ki esa s - devlet ve kooperatif - biçi m i nde d eğ işmeyi ve dolayısiyle bütün toplu msal i l işkiler s i steminde değ iş meyi ş a rtladığına tanıklık ediyor. Bu değ i ş i m l eri n tah l i l i , bunların g e l i ş i p yetkinleşti ğ i n i , bi rbi rini etki lediğ i n i v e zen g i n l eştiğ i n i g österiyor. Güttüğ ü m üz politika, bu sürecin, p l ô n la mayı, sanayi yoğ u n laşma s ı n ı , köy ekonomisini, u laştırmayı v e diğer kol la rı - devlet ekonomi birli kleri ve tarım-sanayi kompleksieri yaratarak g üclen d i rm e yoluyla kolaylaştırıl­ ması ve h ızland ı rı l masına yönelti l mişti r. Kooperatif işletmeleri, mülkiyet i n devlet biçi m i n i n , p l ô n la mada santra l i z m gibi, e m e k süreçleri nde santra­ l i z m ve tek şefl i k vb. g i bi en iyi geleneklerini ben i m siyecek ; devlet işlet­ meleri de, m ü lkiyeti n kooperatif biçi m i n i n özgeç i n i m prensiplerini tam ve a rd ı cı l olara k uyg u la ma, ü reticilerin kişisel g e l i rlerini emekleri n i n ürün­ leriyle daha yakından bağ la ma , ü reti m yöneti mine ve gönül l ü emeğin -

241


takviyesine emekçilerin katı lmaları n ı sağ loma , yönetici kadroların seç i m y o l u i l e işbaşına g etirilmesi g i bi yönleri n i ben i msiyecektir. BKP, g üttüğü ekonomi politi kasında, d a i ma sosya l i st top l u m u n bi rbir­ leriyle özg ül i lişkiler kuron, özel ve genel çıkarları olon dost ve müttefik iki s ı n ıfta n, ya n i işçiler ve kooperatifçi köylülerle halk aydınlarındon meydana geldiği anlayışıno daya n m a ktad ı r. Ve bu politikanın esas doğ rultusu, her zaman, bunlann birliğini güdendirmek, çıkarlarının ortak yönelimini geliştirmek, işçilerle köylüler arasındaki birliği daha da kuvvet­ Iendirmek olmuştur.

i şçilerle köyl üler ara s ında, kapitalizme ve kralcı -faşist di ktaya karşı yürütü len ka n l ı mücadelelerde ve Bulgarista n Çiftçi H a l k Birliği ' n i n sağ­ lam g ücleriyle ortak eylemlerde doğ muş ve çel i kleşmiş olon savaşçı birlik, sosya l i st ku ruCUldk yıl larında daha do güclenmiş ve gelişmiştir. Bu a la nda u laştığ ı m ı z başa rılar, Sovyetler Birliğ i ' n i n tecrübesinden a k ı l l ıca faydalan­ monı n, memleketin kollektivizasyonunu bir a rada yürütmede parti mizin gösterd i ğ i yaratıcı h ünerin sonuçla rı d ı r. BKP, köyün ekono m i k, sosya l, kültürel ve yapısal ba kı mdan şeh i r düze­ yine çıkarı lması için , ta rı m emeği ile sanayi emeği arasında, iki dost s ı n ı f a ra s ı nda mevcut ayrı mların yavaş yavaş g ideril mesi için gerekli önşartları ard ı c ı l olara k ya ratmakta d ı r. Bu yolda, özel l i kle kooperatifçi köylü lerin geli rleri n i işçilerin gelirlerine yokraştı rma politikası ya rd ı mc ı bir rol oynamaktadır. Şimdi bütün memlekette tarı m -sanayi kompleksieri kuruluyor. Sosya list köy ekon o m i m i z yoğ unlaşma ve ihtisaslaşma temeli üzerinde yeniden iri leştiri l iyor ve bu da geniş bir bilimsel-tekn i ksel devrim ufku açıyor. Bugün Bulgaristan'da köy ekonomisi emeğin i sanayi emeğ i n i n bir türlü haline g etirme, köyü şehir d ü zeyi n e çıkarma süreci n i n hayli i leri bir aşa maya u laştı ğ ı n ı ve hızla g e lişmekte olduğ u n u memnuniyetle söyli­ yeb i l i ri z. Partinin

ekonomi

politikasında

üçüncü

esas

doğrultu,

emekçilerin

maddi ve mônevi ihtiyaçlann! daha tam karştfamak üzere kompleks usu­

Prog ra m Tasarısı'nda, önüm üz­ deki yı l larda iş ücretlerinin yükseltilmesi ve bir yandan da fiyatların giderek i n d i ri l mesi yoluyla bu hedefe ulaşııçıcağı bel i rti l mektedir. lüne en elverişli koşul/ann yarattfmasıdır.

Pa rtimiz, halkın yaşama düzeyi n i yükseltmeyi en önemli sosya l-politik ödev sayıyor. Ta ri hsel a çıda n bakı l ı rsa, biz baş l ı ca i htiyaç maddeleri tüketiminde kötü denilmiyecek göstergelere sa h i p bulun uyoruz. Hedefi miz, mal fon ları i l e ödeme g ü cüne sa h i p talep a rasındaki tuta rsızlığa süratle son vermek, paza ra nicel ba k ı mdan olduğu kadar çeşitl ilik ba k ı m ı ndan da yeterli ve arta n istemlere cevap verebilecek n itel i kte geniş tüketim malları sağ lamaktır. Bu yolda ticaret kültürünü yü kseltmeye, kamu hiz242


' metleri meye de büyük bir önem veril mekted i r. Burjuva propagandası, sosyalist ü l kelerin birikim hesa bına tüketimi s ı n ı rladı kları teranesini tekra rlayıp d u rur. Oysa sosyalizmde tü keti m ile birikim ara s ı nda uzlaşmaz bir çelişme yoktur. Toplu mumuzun karakteri ve sosya l izmin temel kanunu, ca ri ve perspektif ödevlerin maksoda en uyg un biçimde bağdaştı rılması n ı , halk refa h ı n ı n d u rmadan artmasına temel olabilecek kesintisiz bir ekono m i k yüksel iş sağ l a n masını g erektirmektedir. Esasen , objektif ekono m i k ka n u n la rı iyi kavra maya ve k u l l a n maya daya­ nan ekono m i k ve politik yönetimin a s l ı da daha ziyade bu bağdaştı r­ madan i ba rettir. Ekonomide bu her şeyden önce, her aşamanın birikim ve tüketiminin optimal ölçüde bağdaştm/ması demektir. Biz ekonomi kuruculuğu ve sosyal dönüşümler a la n ında ödevleri u laşımlarımızdan ve olanaklarımızdan çıkarıyor, kardeş ü lkelerin ve en başta Sovyetler Birl iği'nin desteğ i n e büyük bir değ er veriyor, başarıyla ilerlememize imka n veren kuvvetlerin kayna kları nı gözönünde bulund uru­ yoruz. Bu ödevlerin ne kadar büyük olduğunu da a n l ıyor, yolumuzda karşılaşaca ğ ı m ı z g üçlükleri titizlikle değerlendiriyoruz. Ozg ü r bir halkın bertaraf edemiyeceği g üç l ü k yoktur. Bu inancımız, şi mdiye kada rki bütün ba şarıları mızın, bütün önemli g i rişimleri mizin, işçi sınıfının, emekçilerin emek, bilg i ve tecrübeleri n i n sonucu olduğu, top l u msa l - politik örg ütlerin çabalarının, Komünist Partisi'nin h ü nerinin ve seferber etme rolünün sonucu olduğu gerçeğ ine daya nma ktad ı r. iii

Olgun sosya l i zmi ku rma aşamasında partinin ekonomi politika s ı n ı n ö n e m i a la bildiğine artar. Bu politi ka n ı n bel libaşl ı yönleri n i n gerçekleştir­ mek, partimiz için ciddi b i r tarihsel sına ma, anun yeni topl u m u yaratma işini yönetme hünerinin ve sosya l iz m i n mevzilerini uluslararası ölçüde bundan böyle de sağ la m laştı rmak için çalışmasının yeni bir yoklamadan geçiri l mesi olacaktır. Emekçileri miz partimize büyük bir güven beslemektedirler. Partimiz bu g üveni daha kapitalizme karş ı savaş yı l la rı nda kaza n mış, sosya lizm kuruluşu yıllarında da sağlam laştırmış ve kat kat a rt ı rm ıştı r. Parti , a laca ğ ı kararlarda objektif verilere ve doğru enformasyona daya n d ı ğ ı , kaçı n ı l ma z hata l a ra yolaçan yön şaşı rtıcı bütün sübjektivizm belirtilerini tamamiyle atabi ldiği takdirde, halk y ı ğ ı n l a rı n ı n bu g üvenine i leride de hak kazanacaktır. Pa rti, eyleminde komutacı lığa, bü rokratizme yer vermedikçe, ikna ve eğitme metotlariyle ça lıştıkça, ka rarları n ı n a n l a m ve ma ksad ı n ı y ı ğ ı n la ra açıklayıp, emekçilerin d ü ş ünce ve tekliflerini gözönünde aldıkça h a l k y ı ğ ı n larının g üvenine hak kaza nacaktı r. 243


Parti, emekçilerin hayati i htiyaç ve i steklerine s ı rt çevi rmed iği, bunlara d a i mi b i r d i kkatle eğ i ld i ğ i ve her b i ri n i n yerine g etirilmesine ça lıştığ ı s ü rece h a l k yığ ı n larının g üveni n e hak kaza nacaktır. Parti, h a l kla g e rçeğ i n d i l iyle konuştuğu, top l u msa l gelişme yolunda raslanan g üçlükleri, halkın bazı taba ka ları a rası nda görülen olumsuz belirt i ve eğ i l i mleri sükütla geçiştirmedi ğ i ve bunların g iderilmesi için a rd ı c ı l bir savaş yü rüttüğ ü s ü rece halk y ı ğ ı n ları n ı n g üven ine hak kaza n­ caktır. BKP h a l kın önderi olara k kaza n d ı ğ ı yüksek otoriteyi koruyacak ve daha da g üclend i recektir. Pa rti n i n Program Tasarı sı'nda aynen şöyle deni l ­ mekted i r : Gelecekte d e partinin b i r i n c i l ödevi, yöneticiler, parti , s ı n ıf, h a l k arasında karş ı l ı klı g üven ve birliği sağ la m laştı rmak olacakt ı r. Sosya l i st d üzen g erçekten demokratik biricik d üzend i r. Sosya lizmde politika , objektif ekonomik ka n u n ları, halk yığ ı n la rı n ı n çıkarlarını ve i stekleri n i u m u rsa mayan bir «komuta g ücü» değ i ldir ve olamaz ; çünkü böylesi, emekçi leri, «yukarı»dan dayatı lan i radeye boyun eğen, a n layış yoksunu ve meka n i k e m i rk u l la rı h a l i ne g eti rmek demektir. Böyle bir politika, özü ba kı mından Len i n izme, komün izme ters d üşer. «Iyi n iyet» le de olsa, böyle politi kayla sosya l i z m kurula maz ; çünkü topl u m u n temel ü reti m g üc ü n ü sadece her ba kı mdan eyleme götürmekle ka l maz, emek­ çi lerde yen i topl u m kurucusu niteli kleri n i n biçimlen mesine ya l n ı z sosya l ist demokrasi i m kô n verir. Ardıcıl sosya l ist d emokratizm, bütün ekonomi hayatı n ı n yöneti m örgütün e özel n itel ikler kaza ndırır: Emekçiler d i rektifler' i n hazı rla n ma s ı na katı l ı r ve bunları n yeri ne g etiri l mesinde devlet i ktida r ı n ı n tüm g ücüne ve devletin ha rekete getird i ğ i ekonomik kal d ı raçlara daya n ı rlar. Ek on o mi politikasının

hedefleri ile onu gerçekleştirme araçlaf/nln

birliği ancak

böyle

sağlanabilir. Ve tersine, yöneti m , her b i ri kendi başına çalışan ve kendi rizikosunu g öze alan ayrı ayrı emek kollektiflerine büsbütün bıra k ı ­ l ı rsa, böyle bir birl i k sağ lanamaz. Bu ta kdirde, a raçları n kaçı n ı l ma z s ı n ı r­ I ı l ı ğ ı i le, sözü g eçen kollektiflerin dar çıkarları n ı n s ı n ı rl ıyaca ğ ı ,hedefler a rasında bir uyg u n l u k meydana g e l i r. Bulgar kom ü n i stleri , sars ı lmaz Len i nci demokrati k santralizm prensibini çıkış noktası yaparak, gelişmiş sosyalist toplumu kurma a ş a m asında memleketin sosyal yönetimini yetkinleştirmede partinin rolünü önemle

Bu a landa a ld ı ğ ı mı z tedbirler ve ça lışmaları mız, en önemli b i l i msel yönetim un suru olan pa rti önderl i ğ i n i n rol ü n ü daha çok yü kseltmiş; partin i n top l u mda yönetici güc sıfatiyle yükümlendiği esas ödevini başa rıyla gerçekleşti rmesi n e, politika ve eyleminde objektif yasa l l ı kları ve eğ i l i m leri o l u ru kadar dolgunlukla d i l e getirmesine, yığ ı n ­ ların, devlet, ekonomi, top l u m org a n v e organ izasyo n larında örg ütlenbelirtmektedirier.

244


meleri için en elveri ş l i biçimleri a raştı rması na, toplu mun i deolojik-pol itik birl iğ i n i , bütün org a n i k bölü m leri n i n ma ksoda en uyg u n koord inasyonunu ve uyu m l u gelişmesi ni sağ la masına imkôn vermiştir. Şimdi biz bu tutum u m uzun doğ ru çıktı ğ ı n ı ve memleketin komple topl u msal-ekono m i k gelişmesinde önemli b i r etken olduğunu memnun­ l u kla görmekteyiz. Esas son uç, halk ekonomisi nde yapısa l değ işimler için g erekli koş u l ların yaratı l ması, bilimsel-tekn i ksel i lerlemenin yayg ı nlaştı rıl­ ması ve entanzif gelişmeye geçişin hızlandı rı l ması o l m uştur. Parti n i n öne koyduğu problemlerden bazıları henüz çözü l müş değ i l d i r. B u n u n içi n de, yönetme sistem i n i daha da iyi leşti rmek, prensiplerini daha ta m uyg u l a m a k için pa rtice ça l ı ş ma l a rı m ı za deva m ediyoruz. Şi mdi yetkinleştirmeye çalı ştığ ı m ı z sosyal yönetme sistemi, işçi lerde, gerek tüm topl u msa l m ü lkiyet, gerekse bu m ü l k iyetin ayrı ayrı kombina veya fa brikalarda kol lektiflerin emrine b ı rakılan kısı m ları üzerinde sa h i p l i k d uygusu uyandı rmakta v e bu d uyg uyu kökleştirmektedir. Işletmelerle devlet ve ekono m i organlariyle emek kollektifleri a rasında herkesi n sorumluluk duyabileceği, aynı zamanda isabetli kararlar alınması ve etkin bir ekon omi eylemine meydan a ç ı l masiyle yakından i lg i lenebi leceğ i bir atmosfer yarat ı l m a l ı d ı r. Bu a maçla, mô nevi ve maddi teşvik g i b i denenmiş ka l d ı raçlar ha rekete g etiril mekte, sosya l ist yarışı n ı n muazza m g ücünden fayd a l a n ı l m a kta, top l u msa l ve d evletsel kontrolün çabaları buna yönelti l m ektedir. Içinde b u l u n d u ğ u m u z aşamada meslek birliklerinin {sendikala rın} rol ü d a ha çok artmaktad ı r. Sosyal ist topl umda bu örgütler ya l n ı z başarılı ü reti m eylemine yard ı mcı o l makla değ i l , e mekçi lerin çıkarları n ı n koru n ­ masına ö n e m l i katkıda bul un makla da yükü m l üd ü rler. Meslek birlikleri n i n ça lışmaları n ı n bu ya n ı na şimdiye k a d a r d a h a a z d ikkat edi liyor, bu örgüt­ ler hem Bulgaristan Halk Cumhuriyeti ka n u nları, hem de partinin ka ra r­ l a rı g ereğ i n ce büyük haklara sa h i p old ukları halde, işin bu yönü pek önemsen miyord u . Şimdi biz bu hakların bütün kapsa m ı ve en büyük etki n l ikle gerçekleştiri l mesi soru n u n u ortaya atmış bulunuyoruz. Sosyal yöneti m i n yapısını ve fonksiyon meka ni z ması n ı yetki n leşti rmek, parti n i n e mekçi y ı ğ ı n la riyle bağ lantıları nı bundan böyle de sağ lam­ laştırmanın gara ntisi olacak, ta rihsel ödevin yerin e getiri l mesi nde, yani memleketimizd e gelişkin sosya l ist toplu m kuruluşunun ta mamla n masında onların oyna d ı kları yapıcı rol ü daha yüksek bir d ü zeye çıkaracaktır. iV Ekonomi ile politika arasındaki uyuma ilişkin Marksist-Leninist öğretinin evrensel-tarihi önemi, bugün, dünya sosyalist sisteminin varlığı ve geliş­ mesi koşulları içinde daha büyük bir açıkf.lkla belirmektedir.

245


Sosya l ist top l u l u k ü l keleri n i n izledikler i politika, onların ekonomik temellerin in özlüğünü ve a ralarındaki ilişkilerin yeni kara kterin i yoğ un biçi mde d i l e getirmekted i r. Sosyal i st ü l kel er, ekono m i k ve politik d üzen­ leri n i n ortak oluşunun belirlediği aynı ortak politik hedeflere sa h i ptirl er. Sosya l i st ü l keler kardeş kom ü n i st parti lerinin politikası, sosya l i z m i n üstü n ­ l ü klerinden v e b u a rada d ünya sosya l i st ekono m i siste m i n i n varl ı ğ ı ve gelişmesi n i n şartladığ ı üstü n l ü klerinden daha ta m olara k ya ra rlanma hedefi ne yönelt i l miştir. Bugün ekonomik gelişme yönünde bi rici k doğ ru politik tutum, her üye m e mleketin, kendi ça balarını o rtak çabalarla, u l usal çıkarları enternasyonal ödevin yeri ne geti ril mesiyle en doğru biçimde bağ daştırı larak, dü nya sosyal i st sistemini her bakımdan g üclen­ dirme ça l ı şmaları nda ifadesi n i bulmaktad ı r. Bu pol iti k tutu mun doğ ru l u ­ ğ u n u d a , emekle sermaye arasında dünya ölçüsünde mevcut köklü sınıf­ sal çelişkinin bugün sosyalizmle kapitalizm arasında olması durumu bel i r­ lemekted i r. Ancak, sosya l i st devletleri n, hedefleri aynı olan bu politik tutu m u n u n köklü bir s ı n ı fsa l a n l a m ve önemi vard ı r ; emperya lizmin g lobal politik stratej isine bununla karşı konul maktad ı r. Sosya l i st ü l keler a rasındaki karş ı l ı k l ı ekono m i k i l işki lerde politik tutu­ mun üstü nlüğü, bu i lişkilerin dar ticari hesa plar ve hele tekya n l ı fayda gözetimi temeli üzerinde kurula mıyacağı anla mı ndadır. Ya l n ı z gerçek eşitlik ve karşi/ıkil yararlanma prensipleri temeline oturtulmuş ekonomik yardımlaşma, emekçilerin uluslararası sınıfsal dayanışmasını ifade eder ve dünya sosyalist sisteminin politik çıkarlanna tamamiyle cevap verir.

Bir yandan, EVK çerçevesinde u l uslarara sı sosya l i st işböl ü müne katı lma, i htisaslaşma ve kooperatifleşmenin gelişmesi, entegrasyonun gerçek­ leştiri l mesi, her sosya l i st memleketin önünde yüksek ve tuta rlı ekonomik gelişme tempolarina u la ş ma k ve emekçilerin refa h ı n ı y ü k s eltmek için büyük olanaklar a çmaktad ı r. Bulgari sta n Ko mün ist Parti si'nin u l uslara rası a l a nda izlediğ i politikayı, BKP Program Tasarısı'nda işaret ed ildiği g i bi , toplu m u muzun sosya l i st karakteri belirle mektedir. Bulgari sta n ' ı n ve aynı zamanda öteki sosyal ist ü l kelerin ulusal çıkarları, bizi m enternasyonal çıkarları m ızdan ayrıla maz. Ka ldı k i , biz plan ve çabaları mızı diğer sosya l i st ü lkelerin, her şeyden önce büyü k Sovyet ülkesinin plan ve çabalariyle uyu mlaştı rmazsak, u l u sal hedefleri mize varamayız ve u lusal ödevleri mizi yerine getiremeyiz. Bu bakımdan sosya l ist ü lkelerin tecrübesi - o l u m l us u da, o l u msuzu da açık-seçiktir ve yoruma i htiyacı yoktur. Sosya l i st memleketler kardeş partileri n i n g üttü kleri hedeflerin ortak oluşunu, onların her alanda işbirliğ i yapma ları ve u l uslara rası a l a ndaki pol iti ka larını koordine etmeleri zorunluğu gerektirmektedir. Pa rtiler a rasında 'i ki ve çok ya n l ı d a i m i buluşma ve konsü ltasyo n l a r, Varşova Antlaşması Oyesi O l keler Politik Danışma Komitesi'nin ça l ışmaları, sos246


ya l i st enternasyonalizm prensipleri n i n sarsı lmazlığını eylemde doğrula­ makta ve emperya lizmle savaşta ortak b i r strateji ve taktik hazı rla n ı p uyg u la n masına i mkôn vermekted i r. Marksizm-leni ni zmden her çeşit sapmalara , sağcı ve «solcu» oportü­ n i stlere karş ı , bu öğ reti n i n arılığı ve yaratıcı biçimde gelişti ril mesi için uzlaşmasız bir m ücadele yürütmen i n , yüce dôva mızın başarısı ba k ı mından çözü m l eyici bir önemi va rd ı r. Kardeş partilerce kabu l ed i l miş birçok belgede de defa l a rca işa ret e d i l d i ğ i g ibi, böyle bir m ücadeleyi, her memleketi n iç durumu ve aynı zamanda u l uslara rası durum ve koşulla; gerektirmektedir. Biz, e mperya l i z m i n safla rımıza nifak sokmaya ça l ıştı ğ ı v e d ünya sosya l ist sisteminde şu veya bu h a l ka n ı n - e mperyalizmin yı kıcı eylemleri n i n de yard ı m ı i l e - zayıflatılabi leceğ i g erçeğ i n i görmez­ likten g e lemeyiz. BKP, anti - komünizmin ideoloj i k tahriklerine, revizyonizme ve «solcu» oportün i zme, her türl ü nasyona l i z m ve a nti-sovyetizm belirtisine karşı bundan böyle d e a rdıcd bir savaş yürütecektir. Biz bu savaşta , güclü i deoloj i k a rsena l i m iz i ta ma miyle kullandıkta n başka, ekonomi politika­ mıza - g erek i ç ekonomi politika mıza, gerekse halk ekonomimizin sos­ yal i st top l u l u k ü l keleri n i n halk ekonomileriyle g ittikçe daha geniş ve köklü uluslararası işbirliğine, kooperatifleştirme ve koord i nasyona yöneltme politi ka m ı za - daya n ma ktayız ve daya nacağız. Biz Bu/ga( komünistleri,

Bulgar

emekçileri,

Bulgaristan'da

sosyalizmi

başaTlyla

kurarak, sosyalizm ve komünizm yoluna koyulmuş ülkelerin ve halklaTın çok yanlı politik, ekonomik, ideolojik, kültürel topluluğu ve savunma birliği olan dünya sosyalist sisteminin gittikçe daha hızft gelişmesine yardım ederek, iç ve dış pıanda ekonomi ve politikanın Leninci birliği doğrultusunu sapmaksızın uygulamaya çaftşıyoruz.

*

Yeryüzünde her g ü n çetin bir politi k savaş yürütül m ekte ve za manımızın sın ıfsal çatışmalarında sosya l i z m g üCıeri n i n emperya l i z m kuvvetlerin i göğüslediği esas ayırdedi ci çizgi g itgide d a h a büyük bir açı k l ıkla belir­ mektedir. Halkların, barış, demokrasi ve sosya l i z m davası uğrunda y ü rüt­ tükleri savaşın kesin zaferi, komün i st parti leri n i n izled i kleri pol iti kan ı n doğruluğuna, onların Marksist- Len i n ist öğ retiye v e proleter enternas­ yonalizmine sadakatieri ne, Marksizm-Len inizm temeli üzeri n d e d ünya komün i st hareketin i n b i rl iğ i n i sağ l a mlaştı rma çabalarına bağ l ı d ı r. Şüphe yok ki, uluslararası komünist ve işçi hareketin i n b i rliği, bütün güçl üklere ve emperya l i z m i n ideoloj i k ta hriklerine rağ men, a rtacak 've kuvvetlenecektir. Z i ra politika, ekorı.o m i n i n yoğ u n laşmış ifades i d i r, sosya l ist ülkeler halkla rı n ı n , d ünya işçi s ı n ıfın ı n ve bütün emekçilerin esas hayati çıka rları tek politika, birlik ve ortak eylem politikası güdülmesini gerektir­ mekted i r. 247


Yen i Sovyet beşyı l l ığı Halkın refahı, üretimin entanzifikasyonu v e enternasyonal birlik

Dünyada «beşy ı l l ı k» sözcüğü i l k defa bundan k ı rk y ı l önce d uyu ldu. Baz ı l a rı bu sözcüğ ü u m utla, bazı ları korkuyla, bazı ları da g üvensizl i k v e hatta a layla kul la ' n ıyorlar planla mada ve insa n l ı k tari h i nd e i l k defa olarak, halk ekonomisi n i gelişti rmek için birinci beşyı l l ı k plan hazırlanıyordu . Beşy ı l l ı klar, 1 920 yılında doğrudan V . i . Len i n ' i n yönetimi a ltında hazır­ lanan ve ya pısında Leninci sosya l ist pla nlama f i k i r ve prensiplerini can land ı ra n Rusya Devlet Elektrifikasyon Pla n ı ' n ı n başlattığ ı davayı deva m ettird i ler. Bugün nice memleketlerin halkları perspektif planların ne demek olduğunu kendi tecrü beleriyle bilmekted i rler. Sovyetler Bir­ l iğ i'nde ise, Komün ist Parti si XXiV. Kong resi n i n a rtık dokuzuncu beşyıllığa i l işkin D i rektifler Tasa rıSı görüşül mekte d i r. Yeni beşyı l l ı k da, daha önceki ler g i bi, ya l n ı z Sovyetler Birliği'nde değ i l , aynı' zamanda bütün d ü nyada büyük b i r i l g i uya n d ı rd ı . Bu yasal bir olayd ı r, çünkü sosya l ist ü lkelerin sanayi ürünleri nin büyük bir kısmını ve d ü nya sanayi ürünleri n i n beşte birini ü reten memleketin en yakın gelişme perspektifleri sözkonusudur. Dünyada sosya l i z m ve kapitalizm kuvvetleri arası nda ora n , önemli derecede Sovyet beşy ı l l ı k pla n ı n ı n gerçekleştiri l ­ mesine de bağ l ı o lacaktır. Bunun böyle olması yasa l d ı r; çünkü Sovyet ekonomi planları , kapita l i st memleketler emekçi leri için, daha önce o l d u ğ u g i bi bugün de, g erek top l u msal üreti m i en ilerici biçimde örg ütleme örneğ i olarak, g erekse ü retilen n i metlerin en a d i l d a ğ ı l ı m ı örneğ i olara k büyük bir çek i m g ücüne sa h i ptir. Va rlıklarını bugün ve yarın deva m ettirmek sorunlariyle karşı karşıya bulunan gelişme hali ndeki memleketleri n hal kları i se, kendi eko­ nomik gelişme planla rı n ı n hazırla nmasında Sovyet tecrübesinden doğ ru­ dan faydalan makta d ı rl a r. Birincisi 1 928 yılında başla m ı ş olan sekiz Sovyet beşyıl l ı ğ ı n ı n başa rısı, plan üzre g elişmekte o l a n sosya l ist ekonomi s iste m i n i n üstün lükleri n i elle tutul u rcasına gösterdi ve ispat etti. Sovyet planları reeld i r, gerçekleştiri le­ bilir pıônlard ı r. Ası l bu planlard ı r ki, düşma n l a rı mı z ı n kötü mser kehanet­ lerine rağ men, nispeten ya k ı n d iyebi leceğ i mi z g eçmişin geri ka l m ı ş «çarı klı» Rusya s ı n ı , zaman ı mı zd a - politik sempati veya a ntipatileri n e ol ursa o l s u n - herkesin va rl ı ğ ı n ı hesaba katt ı ğ ı g ü cl ü sosya l ist devlet haline g etirmişlerd i r. Hayat, pla nla m a n ı n , a nca k, üretim a raçları üzerinde birleşik toplumsal mülkiyet temel i ne dayanan top l u mda, emekçilerin ve bütün halkın 248


yararına ekono m i k eylemin reel ve etkin aracı ola bileceğine ilişkin bi ricik d oğ ru M arksist sonuçla mayı onayla maktadır. Sosyalist ülkelerin halk ekonomisi planları , emekçilere yakınd ı r ve onların a k l ına yatkınd ı r. Her emekçinin, her ailenin dolaysız çıkarlarını ve perspektiflerini kapsıyan bu p lanla r, bütün toplumsal hayatın ayrı l m a z b i r niteliği h a l ini a l ma ktad ı r. Bugün Sovyet emekçileri, dokuzuncu beşy ı l ­ lığa ait Direktifler Tasarı sını okurken, yurtlarının geleceğini elle tutulur­ casına g örebiliyorlar. Ve bir yandan geçmiş beşyı l l ıkları şimdikiyle muka ­ ye se ederek, memleketin Leninci komünistler pa rtisinin yönetiminde geçmiş olduğu yolu layı kiyle değerlendiriyorlar. lJlkenin ekonomik gelişme direktiflerini hazırlamak, sosyalist ekonomi eyleminin prensip ve metotlarını belirlemek, Ko münist Pa rtisi'nin ça lış­ malarında hacim ba kımından da yüklü en önemlı yönlerdendir. Komünist­ ler partisi bu konuda da V. i. Lenin'in vasiyetlerine sad ı ktı r ve ekonomi işlerini en ilginç politika saymaktadı r. Parti, Lenin'in sa ptadığı istekler uyarınca, memleket ekonomisinin gelişmesi sorunlarını dikkat merkezine a l makta ve kongrelerinde halk ekonomisini daha da yükseltme ödevlerini somut olarak tesbit etmektedir. Her beşyı l l ı k daha öncekinin işini sürd ü r ü r, esasta ona benzer. Dokuzuncu beşyı l l ı k Direktifler Tasarısı'nı okurken ilk g öze çarpan şey, sosya l i st ekonomi eylemi ana prensiplerinin a rdıcıl olara k geliştiri l mesidir. Daha 1 927 yılında kabul edil miş olan XV. Kongre Direktifleri, planda halk ekonomis i opti m a l oranlarının ve bu c ü ml eden olarak tüketi m l e birik i m a ra sında, üretim a ra çları üretimi i l e tüketi m malları a rasında, sanayi ile köy ekonomisi gelişmesi vb. arasında ki orantı ların korunması gereğini belirtiyordu. Ha rpten önceki beşy ı l l ı k la rda ve ha rpten sonraki ekonomik ka l kınma yılla rında bu oranların a ğ ı r endüstri yararına değiştirilmesi gerekmişti. Partinin ve halkın, sözkonusu sosyal ist sanayileşme ve ha rpten sonra halk ekono mi sini kalkındırma dönem lerinde h a rcadığı çabaların önemi bugün ta mamiyle değerlendiri lebilir. Ağ ı r endü strinin birinci derecede ve öncelli kle geliştiri l mesi, yalnız memleketin teknik- ekonomik bağ ı msız­ l ı ğ ını sağ lamak ve savunma g ücünü a rtı rmakla ka l mamış, belirli bir aşa­ mada tüketim malları üretimi a rtış tempolarının kesinlikle yükseltilmesine d e imkan vermiştir. Yıllardan beri, üretim araçları üretimi (<<A» grupu) a rtış tempola rı ile tüketi m mal ları üretimi (<<B» g rupu) a rtış tempoları a rasında eşitliğe doğ ru yaklaşma sağ lamak, SBKP'nin ve Sovyet devletinin g üttükleri ekonomi politika sının prensiplerinden biri ol muştur. SBKP XXiV. Kongresi Direktifler Tasarı s ı , XXIII. Kongre'ce çizilen ve bundan önceki beşyı l l ı kta gerçek­ leştirilen doğ rultuyu sürdürecek; 1 971-75 yıllarında «B» g rupu sanayi ü rünleri % 44-48, «A» g rupu o/c 41-45 oranında artı rılaca ktı r. 249


Şunu önce l i kle bel i rtmek lazı m : Sovyet planlama kurulları, daha K. Marks'ın açıklığa kavuşturduğu, üretim a raçla rı üreti m i n i önce l i l i kte gelişti rmeyi, tekn i k i lerleme temel i üzerinde üreti m i genişletmen i n zoru n l u şartı sayan ka n u n u «ortadan ka ldı rma»yı düşünmüyorlar. Fakat b u g enel yasa l l ı k, belirli dönemlerde ve somut ta rihsel koşullara bağ l ı o l a ra k orantıların değişebileceğ i n i v e değişmesi n i n gerekli olduğunu i n k a r etmez. Her beşy ı l l ı kta , topl u m gelişmesi n i n olgunlaşmış i htiyaçları n ı n belirled i ğ i ödevler objektif olara k ön p l a n a geçer. Geçmişte, ya l n ı z hafif end üstriye d eğ i l , köy ekono misi n i n endüstriyel temel ler üzerinde kuruluşuna da gereken önemi vermeyi her za man' başara m ıyord uk. Ama 1 960 y ı l la rı ortalarından iti baren ekon o m i n i n bu kolunu gelişti rmeye ayrı lan ödenek ve kaynaklar önemli derecede a rttı . Köy ekonomisin i yükseltme v e tarımda entanzifikasyo n u a rtırmaya ilişkin a rd ı c ı l tedbirler sistemi, SBKP M K' n i n 1 965 Mart Plen u m u nda a l ı n a n kararlara daya n ı l a ra k gerçekleştiril mektedir. Bu tedbi rler sayesinde, 1 966-70 döneminde köy ekonomisi ü rünleri n i n y ı l lık brüt orta l a ma hacmi 1961-65 dönemindekinden % 21 daha büyük o l m uştur. Direktifler Tasa­ rısı, bu doğrultunun deva m ettiri l mesi n i öngörmekted i r. Yeni beşyı l l ı khı yalnız köyekonomisine yatırılaca k devlet sermayesi 82 m ilya r rubleyi aşacakt ı r. Bu ra kam, m i lyonlarca hekta r yeni a ra z i n i n sulan ması n ı , yüz­ binlerce traktörü ve diğer köy ekonomisi maki nelerini kapsa maktadır. Bütün bunlar, köy ekonomisinde ça lışanlar sayıs ı n ı n a za ltı l masiyle beraber, m a m u l üreti m i n i n aşağı-y u karı önceki beşy ı l l ı kta ulaşı lan tempola rla genişletilmesine imkan verecektir. Her beşyı l l ı ğ ı n , diğerlerin e benzese de, kendi çehresi, kendi özell i k leri vard ı r. H a l k ekonomisini geliştirmeye i l işkin yeni D i rektifler Tasa rısı'nda, sosyal tedbirler, halkın maddi ve kü ltikel yaşayış d üzeyin i n yükseltil mesi birinci p landa yer a l makta d ı r. Dret i m prog ra mları bu a maca hiz met gözön ünde tutu larak hazırlanmışt ı r. D i rektifler Tasa rısı'nda şöyle denil mekted i r :

«Beşyılftğm

esas ödevi,

sosyalist üretimin gelişme hızını ve etkinliğini artırma, bilimsel-tekniksel devrimi ve emek verimliliğinin artışını hızlandirma temeli üzerinde halkm maddi ve kültürel yaşayış düzeyini önemli derecede yükseltmeyi sağla­ maktır.»

Ha l k e konomisi planlarında, sosya l i st ü reti min objektif amacı açı kça d i l e getiri l m ekted i r. Bu a maç, bütün toplumun d u rmadan a rtmakta olan maddi ve k ü ltürel i htiyaçları n ı n giderek daha tam olara k karş ı l a n masıdır. Komünistler partisi, sosya l i z m i n esas ekono m i k yasasın ı n iste mleri n i , kend i progra m ı n ı n hüku m lerini ç ı k ı ş noktası ya pa rak, halkın yaşayış d üzeyin i yükseltmede ekono m i n i n olanakları n a ve ü reti m i n gelişme derecesine cevap verecek tempolara ulaşı l ma s ı n ı öngörmektedir.

250


SSCB'nde komünizm kuruculuğ u nun şimdiki aşamasında, partin i n bili msel temele daya n d ı r ı i m ı ş ekonomi politikasının rolü özel likle a rtmak­ tad ı r. Ancak Ma rksist-Leninist teoriyle donanmış , komünistçe dön üşü m leri yönetmede büyük ölçüde tecrübe edin miş olan parti, bütün halk ekono­ misinin g elişmesine d.ürüst yön verecek, sosyalist toplumun daha da iler­ Iemesinin olgun laşmış sorun larını komple biçimde çözecek yetenekte ola bilir. Parti n i n ya ratıcı ve örgütleyici rol ündeki bu yasal artış, yeni Beşyıllık Plôn Direktifler Tasarıs ı ' n ı n SBKP MK ta rafından onayla n masında tekrar kendini göstermiştir. Beşy ı l l ı ğ ı n somut ödevlerinde, pa rti ta rafından sapta nan ekono mik doğrultu ya nsıtı i mış, pa rtin i n genel doğrultusu ve a rd ı c ı l Len i n ci politikası ca n l a n d ı rı l m ı ştır. 1 971 -75 yıl l a rında Sovyet yurttaşları n ı n a d a m başına reel gelirleri n i n

% 3 0 k a d a r a rtırıl ması pıônlan mıştır. Emeğe göre ücret, e mekçilerin

gelirlerini artırma n ı n baş l ı ca kaynağı olara k ka l maktad ı r. Fakat, daha önce de olduğu gibi, bu gelirlerde % 40 ora n ında a rtacCJ k olan toplumsal tü ketim fonları payı çoğaltı l ma ktad ı r. Bu faz l a l ı k da, esa s itibariyle geç­ mişte güdülen hedeflere, sağ l ı k koruma n ı n iyileştiril mesine, halk eğitimi­ nin geliştirilmesine, emekli aylıkları n ı n ve bursların yükseltilmesine yönelti l mektedir. Sovyet insa n larının refa h ı nda toplumsal fon ların ne gibi bir önemi olduğu, bun ları n 1 971 plônı gereğ in ce 69 milyar rubleyi bulacağı gerçeğine ba kılara k da a n laşı labilir. Sosyalist üretimin şimdiki d ü zey ve ölçüleri içinde, plônda baş l ıca dikkat, yasal olarak, ya l n ı z a rtış tempolarına değil , aynı zama nda nitel göstergelere d e yönelti l mektedir. Ha lkın yaşayış d üzeyini yükseltme ödevleri ba kımından bunun a n l a m ı , geniş tü ketim malları üretimini a rt ı r­ manın, bun ların niteliğini yükseltme ve çeşitlerini genişletme ile bağ ­ daştırılması d ı r. Plôn, insa n ı n maddi ve mônevi ihtiyaçları n ı n daha iyi giderilmesine di kkat ed i l mesini öngörmekte ve sosyalist düzenin h ü manizmi burada da kendini göstermektedir. Kom ü nist Pa rtisi' nin ekonomik doğrultusunun ard/cılftğı, ya l n ı z h a l k ekonomisinin gelişme doğ rultu v e ora ntı ları n ı n korun masında değil, bu geliş meyi sağ l ıyan yol ve a raçlarda da görül mekted i r. Toplumsal emeğin verimli liğini etraflı olara k a rtı rma ödevi, daha 1 920 y ı l la rı başları ndaki parti dokü manları nda ortaya konul muş, 1 961 'de kabul edilen SBKP Progra m ı'nda da açı kça formüle edil miştir. SBKP M K' nin Eyl ü l (1 965) Plenumunda, bu ödev, ü retimin etkin liğini ôzami ölçüye çıka rma isteği biçiminde ifade edil miştir. Bu fik i r yeni Direktifler Tasa rı sı'nın da merkezinde yer a l ma ktadır. Bug ün emek verimini artırma n ı n , ü retim etkinliğ in i yükseltme bakı m ı n ­ d a n çözümleyici önemi vard ı r. Geçmişte sanayi ü rün leri a rtışı, başl ı ca , 251


g elişmenin ekstanzif etkenleri sayesinde sağ lan ıyordu . Şimdi üretimde ça lışa n l a r ı n sayıca a rtı ş hızı hissed i lir derecede yavaşlamışt ı r. Yeni top l u msal ihtiyaçlar s ü ratle büyü mekte, üretici ol mıyan alan - bilim, halk eğitimi, sağ l ı k, kültür ve sa nat, ka m u hizmetleri- hızla genişlemekte­ d i r. Sa nayiin, en ya k ı n geleçekte, ü retimi a rtı rma tempoları azaltı lmak­ sızın, bu alanda ça lışanların bugün erişilmiş olan sayısiyle yetin mesi gerekecektir. Yeni beşy ı l l ı kta, ulusal g elir artı ş ı n ı n e n a z % 80, sanayi ü rünlerindeki artışın % 87-90 o ra n ı n ı n emek veri m i n i n a rtırıl ması suretiyle sağ l a n ması öngörül mektedir. Sosya liz m, her emekçinin bütün g ücüyle ve yaratıcı olarak çalışabil mesi için, top l u m u n emek kaynakları n ı n rasyonel kulla n ı l ması olanağ ı n ı ya rat­ makta d ı r. Bu, halk ekono misinin bütün kollarında el emeğin i n , a ğ ı r emeğin ve a y n ı zamanda vasıfsız emeğ i n yavaş yavaş orta d a n kaldırı l ­ masına s ı kı s ı kıya bağ lıdır. Yeni beşy ı l l ı k , va sıflı işçi v e uzmanlar yetiştiril ­ mesine ilişkin önemli baz ı tedbirler öngörmektedir. Ya l n ı z mesleki-teknik öğrenim okulları yeni beşyı l l ı kta en a z 7.5 milyon vasıflı işçi yetiştirecekti r. Emek verimini a rtı rmaya paralel olarak, üretimin enta nzifleştiril mesine yard ı mcı olacak diğer etkenler d e ha rekete getiri lecektir. H a m madde ve materya l lerden, yakıt ve enerjiden, ayn ı zamanda esas üretim fon ları n ­ dan, k ı sa cası memleketin sahip olduğu bütün makine gücü v e donatı m­ lardan, ü retim ya p ı ları ve tesislerinden daha iyi istifade edilecektir. Diğer taraftan, doğal kayna kları n -topra k , sula r, maden ier, ormanlar - rasyonel biçimde k u l la n ı l ması sözkonusudur. Ha l k ekono misi nde, ü retimi a rtırma ve üretimde gitgide daha yüksek verimli tekniği yerleştirme, ma kine ve donatı m lard a n vakit ve güc ba k ı m ından daha iyi faydalan ma, yatı rı l a n her rubleden daha büyük gelir sağ lama doğ rultusu gerçekleştirilmektedir. B u n u n sonucunda gerekil etki evvelce olduğundan daha a z harcamayla elde edilecektir. Ve asıl bunun, h a l k refa h ı n ı daha çabuk yü kseltme plônları n ı n gerçekliğini sağ la ması gerekecektir. B u plônların gerçekçiliği, aynı zamanda, yeni beşy ı l l ı kta % 37-40 ora n ı nda yükseltilmesi öngörülen u l usal gelirin bundan böyle d e artı r ı l masındadır. Entanzif etkenlerin rol ü n ü n arlm/m as/n/, bilimsel -tekni ksel ilerlemenin önemi ge rektirmektedir. Bilimsel-tekniksel ilerilik, el emeği yerine makine emeği kon u l mak, ilkesel olara k yeni emek ôletleri, materya ller ve tek­ noloj i k süreçler yaratı lmak ve yerleştiril mek su retiyle emek kara kterinin bundan böyle de değ iştiri l m esiyle bağ l ı büyük sosya l-ekono mik sorun­ ların çöz ü m ü n e y a rdı mcı ol mayı hedef ed i n mekted ir. Ureti min, sektörler-arası ve sektörler-içi ora ntı ları n ya p ı s ı n ı yetki n ­ leştirmenin bilimsel -tekn i ksel i lerleme bakı m ı ndan çok büyük önemi va r­ d ı r. Yeni beşyı l l ı kta, elektro-enerjetik, makine ya p ı m ı , kimya, petro - k i mya 252


ve gaz sanayii, ya n i bütün halk ekono misinde teknik i lerlemen i n bağ l ı olduğu sektörler özellikle h ızla gelişecektir. D i rektifler Ta sarı s ı ' nda hızlı tekn i k i lerlemenin bi rçok somut bel i rtisi gösteri l m iştir. Bunlar arasında, henüz dünyada eşi görül memiş ölçüde, ' yani 5 bin metreküp hacminde yüksek fırınları, 1 20 ton yük taşıya b i l i r otomatik ko roseri li oto-trenleri, 1 00 metreküp kova l ı ekskavatörleri, reaktörlerinden her biri en az 1 mi lyon kw. güciü atom santra l leri n i , 1 mi lyon 500 bin v o l t daimi a k ı m geri l i m l i u z a k elektrik i leti m i hatlarını vb. soya b i l i riz. Tekn i k i lerleme b i l i m le orga nsa l o la ra k kaynaşık b u l u n d u ğ u için, funda mental ve uyg u lamalı bili msel a raştırmaları etrafı i olara k geliştirme ve bunları n sonuçların ı halk ekonomisinde süratle kökleştirme ödevi Direktifler Tasa rısı'nda beşyı l l ı ğ ı n esa s ödevleri a rasında i leri sürül mekte­ d i r. B i l i m i n bütün alanlarında her şeyi ka psayan ve Sovyet topl u m u n u n muazzam b i l i msel pota nsiyeline ta n ı k l ı k eden bir araştırmalar prog ra m ı belirlenmiştir. Parti, sosya l ist top l u m u gelişti rmen i n bili msel olara k yönetil mesine yard ı mla yükümlü top l u m - b i l i m lerine de büyük ödevler vermektedir. Toplu msal ü reti m i entanzifleşti rme ve etk i n l i ğ i n i artı rma doğ rultusu, yönet i m ve planlama sistem ve metotlarının daha da yetki nleştiri l mesi n i gerekti rmekted ir. Sekizinci beşy ı l l ık, nasıl, planlama ve ekonomik teşvikte yeni metotların yerleştiril mesine başlangıç o l m uşsa, şimdi dokuzuncu beşyıllıkta da tüm halk ekonomisini yönetme siste m i n i n kökleşt i ri l i p geliştiril mesi ödevleri i leri sürül mekted ir. Maddi üret i m sektörlerinde ve ka m u h izmetleri a l a n ında ekonomi hesabiyle (özgeçimle) çalışan bütün iş letme ve örgütlerin yeni sisteme doğru geçmeleri öngörül mekted i r. D i rektifler Tasa rısı'nda, işletme, d a i re ve baka n l ı kların en az emek, materyal ha rcama ve sermaye yatı rım ıyla en büyük ü retim son uçla rı elde ı"tmede ilgi ve soru m l u l u k duyg u l a rı n ı yükseltmeye elveriş l i koş u l l a r yaratı l ması öngörül mekted i r. Yönet i m i n operatifl i k ve kompleksliğini yükseltmeni n ya n ı s ı ra, iş letmelerin , yürürlükteki üretim fon ları n ı entanzif biçi mde k u l l a n mak, emek ve ü reti m i n örgütünü iyi leştirmek için bütün rezervleri azami ölçüde gözönüne alan opti mal planlar hazırlama olanak­ ları genişlemekted i r. Planla mada i lerici metotlar k u l l a n ı l mazsa, sosya l i st i şletme yöneti m i n i yetkinleştirmek olana ksızd ı r. B u metotlar a rsenali her aşamada zeng i n ­ leşmekted i r. Geçmişte hazırlanan ve d u rmadan yetkinleştirilen dengeleme sistemine, dokuzu ncu beşy ı l l ı kta, hesa plama tekniğinden faydalan maya dayanan ekono mik- matematik metotlar temeli üzeri nde opti mal sanayi sektörleri planları hazırlama pratiği katı lmaktad ı r. Yeni plan da, ü retim g ücieri n i n SSCB ve B i rl i k C u m h u riyetler i ekonomik bölgelerine 1 980 y ı l ı na 253


kadarki dağ ı l ı mı na ilişkin olara k hazırla n mış genel şemaya daya n m a kta­ d ı r. Böylece, her yeni beşy ı l l ı kla, plôn ları n bili msel -tekn i ksel ve ekon o m i k temellere daya n ma ora n ı artmakta d ı r. len i n şu n u öğretiyordu : Eyfemde enternasyonafist ofmak, «bütün üfke­ lerde devri m i n g el iştiri l mesi, desteklenmesi ve uya n d ı rı l ması i ç i n bir' memlekette g erçekleşti rilmesi mümkün olanın ôza misini yapmak» demektir. Yeni beşy ı l l ı k plôn da, bütün daha önceki ler gibi, devri mci enternas­ yonalizm ruhuyla d olg u n d u r. Sovyetler B i rl i ğ i ' n i n beşyı l l ı k plônla rı h içbir zaman onun sadece kendi i ç işi o l ma mışt ı r. SSCB halkları , bütün sosya list ü lkelerde sanayiin ve köy ekonomisinin kalkındırı l masiyle, b j f i m ve k ü ltürün g eliştirjf mesiyle, halkın yaşayış düzey i n i n yükseltilmesiyle, gelişme hali ndeki memleketlerde d e ekonom i k gerika l m ı ş l ı ğ ı n başarıyla gideri l ­ mesi ve bağı msız bir u l usal ekono m i yaratı l masiyle, bütün ü l keler pro­ leterleri arasında birliğ i n sağla m laşmasiyle emperya lizme ve ha rbe karş ı , barış, demokrasi v e sosya l iz m u ğ rundaki savaşın güclenmesiyle daima ilgil enmişlerdir ve j fg i l e nmektedirler. Zo manı mız anti-emperya l ist hareketin i n önder devri mci gücü ve desteği olan dü nya sosya list sistem i n i n daha da gelişmesinde SSCB'nin katkısı giderek a rtmaktad ı r. Sovyetler Birliği, sosya list ü lkelerle ve sömürgecj f i k boyunduruğundan kurtu l m uş genç devletlerle ekonomik j fişkjferi n i kuvvet­ lendirmekle bir çeşit hayı rseverfik rolü oyn a m a kta değ i fd ir. O dostça karşı lıklı yard ı m ve karşılıklı yararl a n maya daya n a n işbirfiği prensiplerin i gerçekleştirmekteydi v e bundan böyle d e ard ı c ı l olara k gerçekleşti ­ recektir. SSCB, sosya list memleketler ekonomisi n i n enta nzifleşmesi, çağsal bili msel-tekni ksel devri m i n üstünlüklerinden en ta m biçi mde fayda l a n ı l ­ m a s ı sürecine bu yen i beşyı l l ı kta da her bakımdan y a rd ı m edecektir. Ekonomik Yardı m laşma Konseyi üyesi memleketler 1 97 1 -75 dönemi plônları n ı 1 970 y ı l ı n da koordine etmişlerd i r. Bu, u luslara rası sosyal ist işbölü mü n ü n sa h i p olduğu olanakların daha büyük ölçüde kullanı l masını kolaylaştı ra ca ktı r. Çağsal ekonom i n i n karmaşıklığı, işletmelerin alabildiğine büyük ölçü­ leri, yen i ekonomi sektörferi n i n a rtan ro l ü gibi h ususlar, EYK üyesi ü lke­ lerin ekonomik entegrasyon undan doğ a n faydaları peşinen beli rfemekte- : d i r. Muazza m ekonomik projelerin elbirliğiyle gerçekleşti rif mesi bütün üye memleketlere ôzami sonuçl a r sağ la ma ktad ı r. Yeni başy ı l l ı kta çok çeşitli ekon o m i k işbirl iğ i b i çi mleri n i n gelişti rilmesi öngörül mektedi r. B u cümleden o l a rak, u luslara ra s ı üretim kooperatifleşme ve i htisaslaşması, yakıt-enerji ve h a m madde kaynakla r ı n ı n işlenmesi için i lg i l i memleketleri n g ücbirl i ğ i , bu ekonomi sektörleri nde tek n i k i lerleme bak ı mı n da n taşıt, u laştı rma ve ha berleşme a raçla rı n ı n rasyonalizasyonu n u gel iştirecektir. 254


Tek sözle, sosya list devletler a rasında, maddi ü reti m kollarını, bi l i m ve tekniği, iç tica ret sürümünü ve diğer ü l keler pazarlariyle tica reti kapsayan komple işbirliği biçimlerinin plônlı gelişmesi öngörülmektedir. Sovyetler Birliğ i'nin yardı m iyle, g elişme hali n deki memleketlerde birçok yeni sanayi işletmesi kuru lacak, ora la rda doğmakta olan yen i ü reti m sektörleri içi n uzmanlar yetişti ri lecektir. Bu · ma ksatla, Asya, Afrika ve Lôtin Amerika'nın gelişmekte olan memleketleriyle sağ l a m dış ekono m i k v e bili msel -tekniksel i lişkilerin genişletil mesine, karş ı l ı k l ı yara rlanma ve bunların ekonomik bağı msızlıkları n ı sağlamlaştırma adına d eva m edile­ cektir. Aynı zamanda, kendi barışsever d ı ş politikasına sadık Sovyetler Birliği, d ı ş ticaret ve b i l i m -tekn i k ala nlarında işbirliği yap m a k istiyen ka pita list memleketlerle bu o l a n larda ekonomik bakımdan elverişli iliş­ k i leri g enişletecektir. SBKP XXiV. Kongresi Direktifler Ta sarısı'nın görüşül mesi ne kom ü n i stler . ve portisizler, çeşitli kuşak ların temsilcileri, değişik mesleklerden yurt­ taşlar katı ldıla r. Bu görüşmeler derhal canlı bir mahiyet aldı, ve hiç de, beşyıl l ı k plônda gözönüne a l ı n ması gereken sıra sıra tekl ifler d üzeyine indirilmedi. Daha ziyade, ekonomik ve k ültürel kuruculuğun somut kes i m ­ lerinde çe lışmaları n iyileşti ril mesi, ü retimin artırıl ması v e yetkinl eştiri l mesi için kaynaklar ara n ması üzerinde duruldu. I şte "Pravda .. gazetesinden ya l n ı z bir sayfa : RFSSC' n i n seçki n ya pı ustalarından sıvacı S. Lübçikof, ka muoyuna .. Dakika bile kıymetlidir.. çağrısiyle sesleniyor. Ayn ı köşede SSCB Bilimler Akademisi m uhabir ' üyesi V. Gafa rof'u n ki myasal si bernetik alanı için uzmanlar yetiştirme soru nlarına eğildiği bir yazısı yer a l ıyor. Diğer sütunda da sendika işçisi S. Tarasof'un bazı Sibirya bölgelerinde işçi ler için sanatory u m ve d i n ­ lenme evleri kuruculuğunu g enişletme problemlerine i l işkin notları ve daha birçok çeşitli materyal yayı n l a nıyor. Direktifler Tasarısı b ütün Sovyet basınında, radyo ve televizyo n la rında, emekçilerin topla ntı larında enine-boyuna i ncelendi. Sovyet yurttaşları, yurtları n ı n geleceği için, onun toplu msal z enginliğini artırmak için ger­ çekten bi r sa h i p ilgi ve kaygısı g österd i ler. Dünya, Komüni st Partisi ile Sovyet halkının n e kadar sağ l a m b i r birliğe sa h i p olduklarını, sosyal ist demokrasinin gücünü bir daha gördü. Onümüzde yeni beşyıllı kta belirlenen ödevleri yerin e g etirmek için geri l i ml i yapıcı ça lışma yılları vardır. Her i leri a d ı m , Sovyet halkının yaşa­ yışını iyileştirme yönünde, devrimci g ü c\erin ortak dôvasına onun katkısını a rtı rma yön ünde atı l mı ş bir a d ı m olacaktır. I. Dudimki, O. Su/imof

255


Sınıf sava ş ı n ı n öncüsü EMANU E LA MAKALUZO ita ıyon Kom ü n i st Pa rtisi, kuru l uşunun 50. yıldönümünü, politikası ve g i rişimi i ç- politika çatışmalariyle tartışmaları n ı n merkezinde yer a l d ı ğ ı bir z a manda k utla d ı . i K P' n i n toplumdaki gücü, itibarı v e a ktifl i ğ i , onun elli yıldır, işçi sınıfının çıkarkırını her a n başarıyla temsi l etme ve savu nma, bu sınıf etrafında u l usun ortak çıkarları bakımı ndan geniş b i r sosyal ve politik ittifaklar sistemi meydana getirme, bütün d ü nya komünist ve anti-emperya li st hareketiyle sıkı b i rl i ğ i sağ l a mlaştırma a l a n l a rında yete­ neklerinin ü rü n üd ür. Pa rtimiz, ı ı . Enternmyonal'in iflôs ettiği koşullar içinde ve Rusya'da başa rılan Oktobr'u n devrimci coşku s u n u n etkisi a ltında doğdu. ıtalyan komünistleri, ı ı ı . Enternasyonal'e biçimsel olara k katı lan, a ma gerçekte eski ideoloj i k , politik ve örg ü tsel g örüşlerin etki s i altında kal maya deva m eden, faydasız maksi malizm ve kola borasyonist reformizm yüzünden, pa rça lanmalar ve şaşkı n l ı k l a r dolayısiyle felce uğramış olan, derin sosyal ve politik değişimler istiyen yığ ı n l a rın coşkun hareketine öncü l ü k edemi­ yecek derecede acze düşen Sosya l i st Partisi i l e i lişkilerini kestiler. itaıyon Sosya list Partisi, memleketin k u zeyindeki büyük sanayici leri, ba n kerleri, büyük topra k sa hipl'e ri n i ve gü neydeki lôtifundistleri bi rleştiren gerici blokla çatışmalarında, işçilerin en ô c i l isteklerin i korporatizm d üzeyi üstüne çıka rmayı beceremedi. izlediği toprak politikası da yan­ I ıştı. Parti, köyl ülerin toprak edi n me i stekleri n i reddediyor, kapita lizmin gelişmesinin büyük ulusal problem i olan g ü n ey sorun u n u önemsemiyord u . Nihayet, i ta ıyon Sosya list Pa rtisi, Oktobr v e Len inizmin u l u slararası a n l a m ve önemini değerlendi rmeyi de beceremedi. Bu yüzdend i r k i , maksi malist çoğ unluk, 1 921 'de liverno'da yapı lan kongrede « ı ı ı . Enter­ nasyona l ya n l ı s ı» olduğ u n u i lô n ettiği halde, reformistlerle birliği koru­ mayı tercih etti. Bu da, partide 501 kanadı teşki l eden, ve Komünist Enternasyonali'ne kabul ed i l menin 2 1 şart ı n ı a rd ı c ı l olarak uygulamak için savaşan ko münistlerin partiden ayrı lma larına yol açtı. Pol itik ve sosya l fı rtı n a n ı n gel i ştiği koşu l l a r içinde doğan genç Komü­ n i st Partisi bi rçok zorl ukla karşı laştı. Amadeo Bord i g a ' n ı n başka n l ı ğ ı n ­ d a k i sekter yöneti m, parti n i n yığ ı n l a rla, öteki a nti -faşist parti lerle bağ ­ larını kuvvetlendirme yönünde süratli bir politik g irişim gösteremedi. Halbuki faşı. n , Kom ü n i st Pa rtisini baş düşmanı olara k görüyor ve yok etmeye hazırlanıyord u . 1 921 ' d e n 1 926'da l i o n 'da (Fra nsa) yap ı l a n ı ı ı . Kongreye kada r, i KP, savaş ateşleri içinde çelikleşerek gelişiyor ve yeni l eşiyord u . Başında 256


Antonio G ra m ş i ' n i n b u l u n d u ğ u grubun part i yöneti m i n e g i rmesi , i KP' n i n pol itik eylem i n i köstekliyen ekstremizmin yen i l mesine yard ı m ett i . A. Gra mşi, faş i st di ktatörl ü ğ ü n ü n ezg isi a ltında b u l u n a n italya g i bi bir memleketi n ta rihs el koş u l ları içi nde, Rusya bolşevikleri n i n 1 91 7'de yürü­ d ü kleri yol u n tekarla na mıyaca ğ ı n ı a n ladı. len i n i z m i n verd iğ i i bret ders­ leri n i n derinden kavra n ı p beni mse n mesi, daha sürekli ve kendine özg ü karmaşık bir devri mci sürecin başlama s ı n ı sağ la ma k için ça l ı ş ı l m a s ı n ı gerektiriyord u . Pa l m iro Toliati, a n ı l a rı nda şöyle der: l i o n Kongresi tezleri «italyan işçi s ı n ı fı n ı n partisi g enel prensipleri n egemen s ı n ıf ve hükü metle dolaysız pole m i k sı n ı rları içinde de ka l m ı ş olsa, ü l ke n i n s05ya l yapısı ve işçi hareketinin gelişmesi soru n u na i l k defa, ayı klıklo, titiz bir ta rihsel ve b i l i msel tah l i l temeline dayanarak yönelmekte, i ta lya'da kapita l i st düzenin, o n u n org a n i k zayıfl ı k l a rı n ı n doğ u rd u ğ u politik sonuçların, italyan burjuvazisi n i n t ü m g erici politi kas ı n ı n isabetli b i r ta h l i l i n i yap­ maktad ı r. Parti, faşizmi t o m olara k ta n ı mla makta, sonra aynı titizl i kle, objektif durum ve koşullar tarafı ndan top l u m u n sosya l i stçe yeni başta n kuru l masına doğ ru harekete getirilen s ı nıfsal ve politik g ücleri gösteren ve işçi s ı n ı fı n ı n ka pitalizme karşı savaşta ki müttefi kleri n i ortaya koyan ta h l i l e geçmekted i r.» Görüldüğü g i b i , bu satı rıarda, ita lya n sosya lizmi yol u n u n daha yetkin işlen mesi için gerekli koş u l l a r i leri sürül mektedir. Biz i KP' n i n bu «ikinci doğuş»u n u bugünkü politi ka m ı za yön veren kaynaklardan biri olara k hatırlıyoruz. i K P' n i n faşizme karşı çeti n ve şa n l ı savaş y ı l la rı tari h i n i n hep bel i rli bir kat üzre gelişmed i ğ i n i , parti n i n i leri h a reketler ve gerilemeler, yen ilgi ler ve başa rı lar ta nıya n bir yol geçtiğ i n i belirtmenin de önemi vard ı r. Bu yolda , o fırtı n a l ı ve karma ş ı k dönemde u l u slara rası ko mün ist hareketinde ve bizim parti mizde birçok hata lar işlenmiş ve tahrifler ya p ı l ­ m ıştı r. Fakat hata lar pa rt i n i n i l kesel tutumunda tereddüt yaratma mış, o d a i ma Ko münist Enternasyonaline ve ita lya'daki a nti -faşist savaşa bağ l ı ka l m ış, bu d a parti n i n U l usa l Kurtuluş Harbinde önder rol ü oyna masına i mkô n vermişti r. Faşizmden k u rt u l uş savaşı dönem i nde, i KP, yeni demokra s i n i n çek i r­ , değ i , yeni kuşaktan işçi ve ayd ı n la r için çek i m merkezi, topl u m u yeni temellere oturtara k kurmak i stiyen bütün sosya l i st, l ô i k ve kato l i k g ücleri n k ı lavuzu o l m uştur. Bu istek, c u m h u riyetin ve demokratik a nayasa n ı n ya ratı l ması nda da ken d i n i göstermiştir. B u a nayasa, b u rjuva - l i beral demokrasilerin eski örneklerini tekrarlamamış, sosya lizme doğ ru yol açan i lerici demokra s i n i n temel leri n i atmışt ı r. i KP, kendi politikasına ve örgütsel ya pısına, meyda na gelen değ işik­ l i klere uyg u n bir çeki -d üzen vermekle görevliydi. Bunun içi n P. Toliati «yeni tipte bir parti»den söz ediyord u : Org üt l ü ve yığ ı nsal bir savaş partisi, 257


devleti yönetmeye ve u lusal hayatın bütün merkezlerini kapsaya n bir politika g ütmeye yetenekli b i r parti h a l i ne gelmeliyd i . P. Toliati, Ekim 1 944'te Florensa IKP taşra federasyonları yönetici leri önünde yaptığ ı konuşmada ş u n ları söylemişti : "Odevi mizi yeri ne geti rmek istiyorsak, ülkemizde hayatın bütün problemlerine d eğ i nen bel i rl i bir progra m a s a h i p olmalıyız. B u progra m ı b ü t ü n halka tonıtma l ı v e g erçekleştirmek için derhal ça l ışmaya başla ma lıyız." Ve Tol iati şunları eklemişti : «Işte bunun i çin, bize, sadece genel ve i deo l oj i k hedeflerimizin propagandasiyle u ğ raşan, ş u veya b u sayıda kad roya sa h i p propagandacı lar birlikleri değ i l, yığ ınsal parti gereklidir." Demek ki, g erek l i olan, değ i ş i k koşu llarda emekçi lerle doğrudan doğ ruya bağ kurabilen, s ı n ıflar a rasında kuvvetler ora n ı n ı tedricen değiştirmek, işçi sı nıfı n ı n politik ve kültürel hegemon­ yas ı n ı sağ la ma k a ma ci y le o n l a rı sosyal ve politik savaşa, reformlar ve demokrasi savaşına katı l maya sevkedebilen politik örg üt n iteli ğ inde bir partidir. Demek oluyor ki, yığınsal p a rti sadece nice! b i r gerçek deği/, pol itikaya katı l ma n ı n , bu politikayı uyg u l a m a n ı n , topl umla i l işkiler k u r­ man ı n yeni bir ta rz ı d ı r. Bu da, demokratik ve sosya l i st mücadelenin biricik a racı olara k değ il, memleketi yönetecek yeni tari hsel bloku meydana getirmek maksadiyle diğer sosya l , politik ve d üşünsel g üclerle bi rleşmeyi becerebilen kuvvet olara k ken d i n i kabul etti rme ta rzıd ı r. Bundan ötürü, yeni tipten parti nin bel l i başlı ödevi, demokrasi i l e sosyalizm a rası ndaki ka rş ı l ı kl ı bağ ı ntı n ı n g itgide d a h a belirginleşmesi için savaş mak ve işçi s ı n ıfını olduğu gibi, değişik fiki rler tevarüs etmiş diğer sosyal g rupları ve her şeyden önce geniş katoli k y ı ğ ı nla rı n ı bu perspektiften yana kaza n maktır. Son y ı l l a rda, çok çetin sosyal ve pol iti k savaşlardon geçerek, ü l kede Amerikan e mperya l i z m i n i n teşvikiyle g i rişilen demokrasiyi boğ ma ve ıtalyan işçi h a reketini geri l etme yön ü ndeki sayısız çabaları bertaraf ederek, bu yolda yürüdük. Anti -fa şist birl i kte h a rpten son ra başgösteren U l uslara rası çaptaki kopuşma, çok geçmeden u l usal çerçeveye ya nsıdı, k urtul u ş savaşında doğan demokratik h ü k ü mette parça l a n ma oldu, B i rleşik Amerika tekel ­ leri n i n yard ı m iyle ıta lya' n ı n kapita l i st yolda yeniden örg ütlenmes i n i g izlemek a maciyle anti-komünizm tekra r körü klen meye başladı. ıtalya Sosyalist- Pa rtisi (iSP) parça landı ve Sosyal Demokrat Partisi ortaya çıktı . 1 948'de ya p ı l a n seçi mlerde a nti-komün ist koa l isyon başarı kazan d ı ve iKP'ni bozguna u ğ ratmayı denedi. Seç i m lerden sonra , 1 4 Tem m u z 1 948'de, P. Tol iati'ye karşı bir s uikast yapı ldı ; bunu da çeşitl i başka terör tedbir­ leri izled i , sendika hareketi ndeki bi rlik parça l a n ma k istend i ; emek, barış ve demokrasi uğrunda savaşan ko münistlere karşı m üthiş bir saldı rıya geçi l d i . N ice kom ü n i stler z i ndanlara atıldı , kimileri d e poli slerin ve büyük çiftl ikçiler tarafından kira l a n m ı ş ajanları n k u rşunlariyle can verd i ler. 258


Fakat bütün bunlara rağ men ıtalya'da esaslı b i r değ işme baş l a m ı ştı : Art ı k demokrasiyi yoketmek m ü m k ü n değ i ld i . Ko m ü n i stler memleketi n politik hayatındaki mevzi leri n i iyice sağlamlaştırd ı l a r, yeni yeni başa rılar elde ettiler. O n l a rı n m ücadelesi, 1 953, 1 960 ve 1 964 yıllarında ş u veya bu ölçüde maskeli zorla klerikal -faşist isya n denemeleri n i n suya düşürül­ mesine i mkôn verd i . Daha sonra zorba l ı k denemeleri n i n yerin i , iKP'ni ortadan kaldı rmayı ya da tecrit etmeyi amaçlıyan reformist manevraları

a ld ı (veya sözü geçen denemeler bu manevra l a ra katı l d ı ) . H ı ristiyan Demokra t Pa rtisi, i S P, Cumhu riyetçi v e Sosya l Demokrat Partisi temsi lci leri n i n meydana getird i kleri orta n ı n sol u hükü metleri seki z yı l boyunca b i rbirini izlediler. i K P i le eylem b i r l i ğ i ne s ı rt çeviren I S P , a rtık bu h ü kCı metler içinde hı ristiyan demokratlarla işbirliği yapıyord u . B u a rada Sosya li st Pa rtisi parça la nd ı ; ayrı lan s o l k a n a t 1 964'te ıtalyan Proleter B i rliği Sosya list Parti si' n i (i PBSP) kurdu. Aynı yıl, iSP tedricen sosya l demokratlarla birliğe yanaştı ; part i n i n taban örgütleri bunu eleştirici gözle izl-ediler ve son u çta bu birlik son üç y ı l ı n sosyal ve politik çarpışmaları sı navı na daya n a m a d ! . Orta n ı n sol u n u n , işçi s ı n ıf ı n ı kapital ist s i stem içinde harman edip eritme, memleket i n , özelli kle g ü neyin neo­ kapita l i st yoldan gelişmesi n i sağlama, i KP' n i n ittifa k l a r si stemi n i y ı k m a , send i ka l a rı kontrol a ltına o l ma, perlô mentoda v e yersel yönet i m org a n ­ l a r ı n d a politik d u r u m u kendi yararına çevirme p l ô n ları s u y a düşürü l d ü . I şçilerin savaşı, köylüleri n v e ü n iversite gençl i ğ i n i n eylemleri geri c i l i ğ i n b u niyetlerini sonuçsuz b ı raktı. Kenedi zama n ı nda bira z iti mat uya n d ı ra n ABD'ri barış ve demokrasi g a ra ntisi gösterme propag andas ı n ı n bütün i çyüzü, ı rkç ı l ı ğ ı n i ğ renç azıt­ masiyle, Viyetna m'da g i rişilen kıyı cı sald ı rı ha rbiyle, Ara p l a ra karşı ı s ra i l aşı rı la r ı n ı n desteklen mesiyle, Avru pa'da gerg i n l iğ i a za ltma sürecine karşı ABD'nin olu msuz davran ışiyle kendi liğinden ortaya çıkmıştır. ita lyan gençliği, genç kuşa kla r a rası nda s ı n ı fsal ve enternasyo n a l b i l i ncin yayı l ı p yerleşmesine yardımda bulunara k , emperya lizme karş ı , barış için a z i m le mücadele ediyordu. Anti-emperya l i st mücadele, bizim sosya l izme doğru demokratik ha rekete i l işkin bütün stratej i mi z i n esas u n su ru d u r, çünkü d ü nyadaki g ücler ora n ı nda oluşan değ i şme emper­ ya lizmin müdahale denemelerine set çekmekte, barış politikası ise geniş b i rl i k ve ittifakların sağ la mlaşmasına ya rd ı m etmekted i r. B u savaş ı n gelişmesi, bizim u l us l a ra ra s ı ko m ü n ist h a reketi içindeki özerkl i ğ i m iz sayesinde m ü m k ü n ol muştur. Bu özerkl i k , b i r ya ndan a nti-emperya l i s t ey lemde sosya l ist ü l kelerle v e kurtuluş uğrunda savaşan bütün halklarla birlik kurmamıza, öte ya ndan da kendi d ü ş ü n celeri m ize ve top l u m u muzun özelli klerine cevap veren ve I KP' n i n Bolonya'da ya pılan X i i . Kongresi nde sapta n m ı ş olan doğrultudan sosya lizme doğ ru i l erlememize i mkôn ver­ mektedir. 259


ıtalya'da son üç y ı l d ı r sosya l ve politik savaşların g enişlediğ i görül üyor. Bu dönem 1 968 Haziran ında ya pılan parlô mento seçi m leriyle başlar. I K P bu seçi mlerde ö n e m l i bir i lerleme kaydetti, ek olara k bir mi lyon k a d a r o y kaza n d ı . Komün istlerin a ld ı ğ ı oyla r 8 . 5 m i lyondan faz la y a da bütün oyTa rın % 27'si ; j PBSP'nin oyla rı 1 .4 m i lyondan fazla ya da bütün eyların % 4.5 kada rı d ı r. Böylece, seçmenleri n % 31 .5' i m u ha l efet sol g ücleri ne oy verd i ler. Bu seçi mler sonucunda tsp ve HDP i çi ndeki sol g rupların d u ru m u kuvvetlendi. Bundan başka, ISP, Sosyal demokratlarla i l işiğini kestikten sonra, tekrar bazı s ı nı fsa l parti n itel i k leri edindi ve son eya let ve belediye seçi mlerinde (Hazira n 1 970) azço k iyi sonuçlar a l d ı . Ote yandan, sosya l -demokra s i n i n , işçi ta bakalariyle hiçbir i l g i ve i l işkisi olmıyan, kapita l izme ve emperya lizme hizmet eden küçük bir baskı ve hattô provokasyon grubu olduğu bir daha a n laşı l d ı . 1 968 y ı l ı seçi m leri sonucunda eski politi k dengenin sarsıl d ı ğ ı görü ldü. Ve seçimler biter bitmez, bugüne dek devam eden sosya l savaşlar başladı. Ara l ı k 1 968'de Sicilya köylerinde ı rgatlar büyük eylemler örg ütliyerek, yeni topl u sözleşmeler yapılmasını, i ş saatleri n i n azaltı l ma s ı n ı , köy ekono­ ' misinde işgücü k i ralama koş u l larına i l işkin yeni bir kanun çıkarı l masın ı (bu alanda sendikalara geniş haklar veri l,mesi n i ) , çiftli klerde ü reti m işleri n i n yürütül mesi için g erekli işçi m i kta rı n ı n bel i rlenmesi görüşmeleri ne katı lacak ı rgat komisyon ları kurulmasını ı srarla i sted i l er. M ücadele alabildiğine keskin leşti. Avolo'da (Siragüza, Sicilya) polis g reveilere ateş açtı ; iki ırgat öldürüldü. Fakat, b i rl i k halindeki azimli, örg ütlü m ücadele deva m etti. Büyük topra k sa h i pleri gerilemek zorunda ka l d ı l a r. I rgatlar memleketin diğer bölgelerinde d e buna benzer eylemlerde b u l und u lar. Bu arada ü n iversite gençl i ğ i de, öğ reni mde zorba lığa ka rşı çıkışlar yaparak, y ü ksek öğrenimde reform ve demokra si m ü cadelesine g i riştiler. Bu m ü ca delede zaman za man aşırı l ı k ve çocu ksu sabırs ı z l ı k belirti leri görülmüş olsa bi le, öğrenci h a reketi ıtalya'da sı nıfsal okulun köhne ya pısını sarsmaktad ı r. Sanayi işletmeleri nde çok a n l a m l ı ve ka rakteri ba k ı m ı ndan ha rpten son raki bütün m ü cadelelerden fa rklı bir m ücadele başlad ı , Emekçiler g ü ndelikleri n i n öneml i derecede artırı l ması, iş saatleri nin aza ltı l ma s ı , yeni kalifikasyon u s u l ü n ü n yürürlüğe konması , işçilerin ve memurla rı n hasta l ı k g ü n leri i ç i n yapılan ödemelerin i n eşitlend i ri l mesi, i ş saatleri d ı ş ı ndaki ça lışma n ı n (olağanü stü d u ru mlar ha riç) kaldırı l ma s ı , i şletmelerde send i ka toplantı ları yapma hakkı veri l mesi, ateiye sözleşmeleri n i n emek i lişki leri n i bütün ya nlariyle kapsa ması v b . g i bi i stekler i leri sürüyorlar. Çetin sınıf savaşları s ü reci nde send i ka birl i kleri ( i G EK, I ESK, i EB (*)

(*) i G EK-italyan Genel Emek Konfederasyon u (içi nde I KP, ISP ve i PBSP' l i üyeler çoğ u n l u kta) ; i ESK- Italyan Emekçi Sendikaları Konfedera syonu (HDP'nin etkisi altında) ; 'EB- ıtalyan Emek Birliği (Cu m h uriyetçi, Sosya l demokrat parti l i ve ISP' 1 i üyelerden o l uşma). 260


eylem birliği yapa b i i d i ler ve ta ban örg ütleri nde bu kenetlenme daha da gel işti. B u mücadelede, ü niversitel iler ve halkın bütün emekçi ta bakaları işçi s ı n ı fı n ı n ya n ı nda yer a l d ı l a r. Politik plônda e mekçi leri n istekleriyle ya l n ı z iKP ve i PBSP değ i l , iSP ve H D P' n i n sol ka nadı da daya nışma göstermekted i rier. 1 969 y ı l ı yaz ve güzünde ya l n ız HDP temsi l ci leri nden o l uşan hüku met, içindeki tutucu kanadın patronla rla birlikte m ücadele etmesi, bazı baka n ­ ları n i se, tersine, emekçilerin i stekleri n i desteklemeleri yüzünden parça ­ landı ve felce uğradı. HDP sağ kanadı ve sosya l demokratlar, l i bera l ler ve faşistler, italya'yı ka rgaşa lı kların egemenliğinde ve ekono m iy i d e yıkı m ı n eşiğind e göstermek için bir ka mpa nya açtı lar. Bu atmosfer içinde 1 969 y ı l ı n ı n Ara l ı k ayında Roma ve M i lô no'n u n bazı bankalarında bam­ ba lar patladı. M i lôno'da ölen ve yaralananlar oldu. Provoka syonları sağcı l a rı n örg ütledikleri a paçıktı. Ma ksatları, komuoyu nu şaşırtma k, geniş orta tabaka ları ürkütmek, baskı yapa bi lecek, hem de b u n u ISP i le birlikte yapa bilecek «kuvvetli» bir h ü k u met k u rmaktı. Hı ristiya n Demokrat Pa rtisi, ISP' n i n , c u m h u riyetçi leri n ve sosyal demokratların katı l masiyle hüku meti yeniden kura mayı n ca , bir çağrıyla bu parti lere başvurdu, ve a ncak uzayan bir bunalımdan sonra 1 970 baharında orta n ı n solu hükümeti yen ilendi. B u da ömürsüz oldu. Gerçekte, iSP, kend isine sağcı ların oynat­ mak istedi ğ i role yanaşmad ı . Işçileri n savaşı önem l i sonuçla r verd i . Patronlar g erilemek zorunda ka ldılar. işçi s ı n ıfı bu savaştan daha güclenmiş olara k ç ı ktı, toplumdaki itibarı da o n ispette a rttı, üç büyük sen d i ka birliği a rasında org a n i k b i r l i ğ i ilerletme olana kları bel i rd i , s o l muha lefet (i KP, I PBSP, iSP) i le HDP'nin sol kanadı b i rb i ri n e yaklaştı. Fakat asıl önemli olan, emekçilerin ve sen d i ka ları n ı n , bu savaşı bitmiş saymamaları d ı r. Esa sen, hükü mete karşı ileri sürdükleri genel ve sosyal istekler bunu gösteriyor. B u i stekler a rası nda, her şeyden önce, kiraların môkul ve ôdil ölçülere i n d i ri l mesi n i d e sağ lıyacak yeni b i r konut politikası g ü d ü l mesi yer alıyor. B u ise, şehirleşme a l a n ı nda, a rsa olabi lecek kesi m­ leri özeıd spekülôsyonun pençesinden k u rta rmayı gerekti riyor. Emekçi l er, büyük m ü l kiyete da rbe i n d i rebi lecek ve ücretlerden kesilen verg i leri azaıtabilecek bir verg i reformu ya p ı l ması nda ı sra r ediyorlar. Sağ l ı k a l a n ı nda tıbbi yard ı m ı n tek sisteme bağ lan ması n ı a maçl ıya n , i 1 ô ç sanayi i n i n m i l li/eştirilmesini, öze/ k l i n i k/erde, n ice doktor/arın yüksek kaza n ç h ı rsında, bürokratik israfçı l ı kta ifadesini bu/an tica rete dönüklük ve a sa/akl ı k olaylarına son vermeyi öngören bir reform ya p ı l ma s ı nda ı sra r ediyorl a r. Gü neyin gel iştiril mesi için, g ü ney bölgelerinden kuzeye göçleri du rd urmak ve kuzeyde her türlü h izmetlerin pa h a l ı laşması yüzünden emekçilerin yaşayışını zorlaştıra n olağanüstü n üfus yoğ u n l uğ u n u azalt­ mak hedefin e yönelik bir toprak reformuna ve sanayileşmeye daya n a n 261


bir politika uyg u l a n ması nda ı sra r ediyorla r. N i hayet, a rtık büyük teke l ­ l eri n y ö n vermiyeceği, konut yap ı m ı spekülatörleri n i n yön vermiyeceğ i, topra k a ğ a l ı ğ ı ve b ü rokratizm asalakl ı ğ ı çıkarları n ı n yön vermiyeceg ı , ancak y ı ğ ı nların , yersel, bölgesel v e u l usa l send ika org a n l a rı temsi l ­ cileri n i n seçi mine daya n a n demokrati k prog ra mlama n ı n yön vereceğ i yeni b i r ekonomi politikası nda ı sra r ed iyorla r. Bu isteklerin karş ı la n ması için yütülen savaş açık bir politik ka rakter ' o l ma kta , y ı ğ ı n l a r yeni politika n ı n gerçek leştiri lmes i n i a rz u etmekted i rler. Patronlar, hüku mette ve hüku met d ı şındaki sağcı politik kuvvetler bu a rzuya şiddetle ka rşı koyma ktadı rlar. iGEK, i ESK ve I EB ' n i n g i rişi m iyle, emekçi lerin reform i stekleri n i desteklemek üzere i lô n ed i len büyük g revi n a rifesinde, büyük güçlüklerle kuru l m uş olon M. Rumor hüku meti istifa etti. 1 970 yazında, demokratik kurumları doğrudan doğ ruya tehdit eden meçh u l l er ve tehl i kelerle dolu bir h ü k u met b u n a l ı m ı başgösterdi. Hristiyan demokrat sağcı l a r ve sosya l demokratla r yine pa rlô mentoyu terketmeye, mevcu t gerg i n ve teh l i keli d u ru mda yeni seçi mlere g itmeye kalktılar. B u serüvenci ma nevra l a r, sol m u ha lefeti n ve koal i syon hükü­ meti ndeki i ç m u ha lefetin de katı ldı kları g eniş politik ve sen d i ka l kuvvetler cephesiyle göğ üsiendi. Sağcıları n serüvenciliğine a ğ ı r bir da rbe indirildi. i K P Genel Sekreter Ya rd ı mcısı E n riko Berl i ng uer, i K P M K 1 970 Ka s ı m Ple n u munda ş u n l a rı söyledi : "Yı ğ ı n sa l ha reketin kaderi v e perspektifleri ciddi bir teh l i keye düşecekti. Belki de, Fran sa'da 1 968 May ı s - Haziran oylarındaki geniş ha rekette görülen politik geri lemeden sonra olduğu g i bi, en yüksek atılı m l a rd o n doruğundan s ü rekli b i r çek ilişe geçiş baş l ı ­ yacaktı». Geçen ayların sosyal v e politik savaşları, işçi hareketinde yeni bir n itel sı çrayış sağladı. i şçi s ı nıfını geri püskürtmen i n m ü m kün o l madığı a n laşı l d ı . 1 970 Ağ ustosunda o rta n ı n s o l u hüku meti n i n (Emilio Kolombo' n u n baş­ baka n l ığ ında) kurulması, bir yandan, i stifalarını vererek mevki leri n i birbiri ardısıra terketmiş eski hükümet başka n ı Rumor ile HOP Sekreteri Pikol i ' ­ n i n çevresinde g ru p laşan HOP aşırı konodına d a rbe i n d i rmiş o l d u , öten yandan, hüku met çoğ u n l uğ u n u n ı l ı m i ı kuvvetleri sola doğ ru koymakta n ka çınabildiler ; fakat 7 Hazira n 1 970'fe a nayasa uyarınca kurulmaları gereken bölge ve yersel temsil o rganları n ı n seçi mlerine gitmek zorunda ka l d ı l a r. Ne var ki, b u organlar kurulo mod ı . Seç i m ler, i KP' nin ve diğer sol partilerin önemli bir g üce sa h i p oldukları n ı doğ ru ladı, sosya l-demokrat­ lara kıyasla iSP'ne daha büyük başarı sağ ladı, ve bu, evvelki pol iti k gücler ora n ı na yeni b i r da rbe oldu. Gerçekte, H O P sağ cıları n ı n ve sosyo l . demokratları n, iSP' n i , i K P ve i PBSP i le orta klaşa yersel yönet i m o rgan ları meydana geti rmekten vazgeçi rmeyi a maçlıyan kampanyası, birçok bölge, belediye ve i l lerde başarı sağ l ıyamad ı . E m i l iya-Romana, Toska na ve U m b riya'de bölge yöneti m i o rganları sol g ücleri n e l i nded i r ; belediye ve i llerde sol partilerin elbirliğiyle k u rulan yönetim org a n l a rının sayısı epeyce 262


art m ı ştı r ; öte yandan dört pa rti nin (hıri stiyan demokratla r. sosya li stler. sosyal demokratlar ve cumhu riyetçiler) katı l masiyle kurulan yöneti m organları b i r hayli azal mıştır. Tek sözle. parti mizle diğer sol g ücler a rası nda yeni karş ı l ı klı i lişkiler doğ makta d ı r. Bu sırada parl ô m enta. memlekette politik havayı defa la rca kızıştırmış olan diğer bir çeti n problemi. Italya'da boşanma hakkı ta nı nması soru­ nunu görüşüyordu. Boşa nma problemi. sağcı h ı ristiya n-demokratla r tara­ fından sol katoli klere ve i E H P'ye ( *) karşı şantaj a racına döndürü l d ü . I KP. bu konuda da. gerek burjuva ve küçük burjuva karakterl i a nti-kleri ka l izme. gerekse kleri ka llerin şantajiarı na hiçbir tôviz vermeden. sözkonusu faydalı g i ri ş i m i bütün sol - lôik ve kato l i k - gücler a rasında gerçek­ leştirmeye ça l ı şarak açık ve a rd ı c ı l bir yol tuttu . Böylelikle de. H D P yöneti mini. d a h a önceki ifratçı v e savsaklayıcı tutu munu düzeltmek zorunda b ı ra ktı. Boşanma ka n u n u parl ô m ento tarafı ndan ka bul edild i . Bu ka nun. ıtalya g i b i kato l i k geleneklere sahip ve aynı zamanda papa l ı k merkezi o l a n bir memlekette moral v e politik sarsıntılar yaratmıyan önemli bir vata ndaşlık refo rmu oldu. Son ayl a rda ıtalyan burjuvazisi. H DP ve sosyal-demokrat yönetici grupları ka rş ı - sa l d ı rıya geçtiler. Ekonomide terörist kampanyalar örg üt­ Iemeye g i riştiler ve kendi gazeteleri nde. sendika l eylemlerin g üya işlet­ melerde hayatı felce uğrattığı. emek ücretleri ndek i a rtışları n u lusal ürün­ lerin rekabet kabi liyetini aza lttığ ı . ça l ı ş ma saatleri n i uzaltma ve fazla ça lışma saatlerin i ka l d ı r ma n ı n d a emeğ i n fayd a l ı biçimde örg ütlen­ mesini engellediği ve makinelerden yararlanma derecesini aza lttı ğ ı gerekçElsiyle büyük bir velvele kopa rd ı la r. B u suretle patronlar. ayak d i reyerek yen i top l u sözleşmeleri «kabul etmedi le r». Bu a rada. hüku met. parlômentoda k i çoğ u nl u ğ u n u n yard ı miyle ve uzun süre n çeti n bir m üca­ deleden sonra. geniş tüketim mallarından a l ı na n verg i lerin artırı l ma s ı n ı v e büyük sanayicilere «teşvik yard ı m ı » y a p ı l m a s ı n ı öng ören kararname­ kanunu geçirdi. Teke ller ve ba nkalar. çeşitli fina n s ve paza r ma nevra ­ lariyle. en zorunlu ihtiyaç maddeleri fiyatla rını yükselttiler. yaygı n işsiz­ l i ğ i n eşl i k edeceğ i bir üretim düşüşü tehlikesi olduğundan söz etmeye başlad ı la r. Parlô mentoyu dağıtma denemelerinde yenilg iye uğratı lan sağcı lar. bu denemelerden sonra. işletmelerde ve okul larda türlü densizli kler yapa n faşist çeteleri n i politik savaş a l a n ı n a sürdüler. Reco d i Kala briya şehrinde. sağ cıla r. Kolabriya adlı yeni bölgen i n başkenti n i n bel i rlenmesi (başkent olara k başka şehir. Katancaro seçiliyor) dolayısiyle a levlenen coşkun yersel y u rtseverlik gösteri leri n i bahane ederek. cumhuriyetçi kuru mlara ve ( *) ıtalyan Emekçi leri h ı ristiyan birlikleri . Işçiler ve gençl i kle geniş i l i ş ­ kileri vard ı r. S o n y ı l l a rd a a nti-kapita l i st savaşa. sendikal b i r l i k m üca­ d elesine önemli ölçüde katı lmışlard ı r. 263


sol partilere ka rşı faşist çeteleri n i n sürekli ve geniş zorba l ı k eylemlerini gerçekleştirme ,;deneyine» g i rişti ler. Devlet mekanizması temsi lci lerind en bir kısmı, b u faş i st çeteleriyle açık işbirliği yaptı lar, baltalama eylemleri ni a rkaladı lar. B u s u retle politik savaş bi rçok bakımdan daha radika l bir nitel i k kaza n d ı . Bu koşullar içinde, I KP ta rafından, işçi v e s o l g ü c l e r öncüsünün tecrit edil m esinden kaçın ı la ra k son yı llarda izlenen demokratik birlik politika s ı ­ n ı n gerçeğe n e kada r uyg u n olduğu ola nca açı k l ı k l ı ğ ı i l e beli riyor. Kata ncaro'da sosya l ist işçi M a l a ka ria ' n ı n öldürü l mesinden sonra, Ş u ba t ayı nda bütün ıtalya'yı sara n anti-faşist gösteriler I KP' nin b u politika s ı n ı n etkin l iğ in e tan ı k l ı k ediyor. Katancaro'da işlenen cinayet, a n ti-faşist mitinge katı lanların üzeri ne bomba l a r atan ve çarpış malar yaratma k istiyen faşistlerin işidir. Bu d urumda, sol g üclerin birliğ i gereğ ini reddeden bazı aşırı -sal g rupçukları n tutum ve eylemi körükörüne ve k i m i za man kışkırtıcı n iteli kte görü n m ektedir. Bunlar i K P ve I PBSP'n i n kişiliğinde kendi baş düşmanlarını görmekte, sendikalara ve send ikal birliğe ifti ra lar atmakta , bazı küçük öğrenci g ru pla riyle manevra l a r çevirerek ve onları işçi yığı nları ndan kopa"arak .. kesin» çarpış maların yaklaştığından söz etmekte, köylüleri küçümsemekte, bütün a ra tabaka l a rı ve bunlar yararına her türlü a ksiyo n u h i çe saymakta d ı ri a r. Son y ı l ı n olayları, memleketi n içinde b u l u n d u ğ u buna l ı mdan demok­ rati k bir çıkış çaresin i n süratle b u l u n ması i steğ i n i i l eri s ü ren l K P X i i . Kong resi görüşünün n e kadar doğ ru olduğ u n u gösterd i . B u demokrati k çıkış çaresi, I KP' n i n kesin katkısı o l madan b u l u na maz. Bu a rada, ya l n ı z y ı ğ ı n la rı n değ i l, politik g ücleri n de kuvvetle h issettikl eri b i r problem, i KP i l e i l i ş k i n i n gözden geçiri l mesi problem i ortaya çıkmaktad ı r. Bu da bizim g i ri ş i m ve gücümüzün b i r son ucudur. Pa rtimizin tutu m ve durumu, .. so],> g ru pçukların iddialarına rağ men, kendisine ka rşı kesin bir m ücadele yürüttüğ ümüz h ü k u met çoğ u n l uğ una ..katı l ma m ızı» gerekti rmiyor. Ters i ne, büyük işçi ve halk gücü olara k i KP, memleketi n içinde ça lkandığı problemleri çözme yeteneğ inden yoksun hüku metle çarpışarak, o n u n ş i m d i k i hareket hattı n ı n radikal biçi mde değ i ştiril mesi i ç i n savaşmak, bugünkünün a l ternatifi olara k yen i bir hüku met çoğ u n l u ğ u yaratma kla ödeviidir. Sa nayi a l a n ı nda, gelişme i htiyaçlarına i l i ş k i n sermaye yatı rı m l a rında, köy ekonomisinde, konut k u rucu luğu ve sağ l ı k işlerinde yapısal reformlar için savaş bugün b u yönde g eliştiril mektedi r. Bizim stratej i mi z çerçeve­ sinde bu reformlardan ma ksat, h ü k Cı metin pek işine g eleceğ i üzere, ş i m ­ d i ki si steme «çeki-d üzen vermek» değ i l d i r. Tersine, b i z , y e n i n itel g elişme için m ücadele yürütülmesin i , buna da sosyal ve politik i l işkilerde köklü dönüşümleri n temel o l masını gerekli sayıyoruz. Demek o l uyor ki, b u savaş sendika l mücadele değildir. Elele vermiş sen d i ka birlikleri n i n ya l n ız 264


geleneksel toplu sözleşmeler çerçevesinde kalmayıp, reformlar soru n u n u kendi leri i leri sürmekte ol maları gerçeğ i n i n olağan üstü ö n e m i n i bel i rtmek gerekli olsa bile, bu, politik bir savaştı r. işte bu a l a n , bugün yeni sosyal ve politik ittifa k l a r si stemi n i n gerçek­ leşebileceğ i a l a n d ı r ve part i n i n yığı nsal m ü cadelesi d e burada yoğ u n ­ laştı rılmaktad ı r. Reformlar m ücadel esi, demokra s i n i n genişletil mesi n i , yığ ı n ların fabri kalarda, köylerde, okullarda v e bütünüyle top l u mda ege­ menl i ğ i n i n güclendirilmesini gerekti rmektedi r. ıtalya'da yen i politik ve sosyal dönüşüm savaşı, kaçı n ı l ma z olara k dış politikada yeni bir doğ ru ltu uğrundaki savaşı da kapsar. B u alanda, h ü ku met, memlekette demokratik toplu msal çevrelerin d uygu ve görüş­ leri n i a n ca k kısmen gözön ü n e alan ü rkek a d ı m l a r atıyor. işte, sol g ücleri n , Halkçı Çin h ü k u metin i n ta n ı n ması, Avrupa'da g ü ve n l i k politikası çerçe­ vesinde bütün sosya l i st ülkel erle i l işki lerin iyi leştiri l mesi, kurtu l uşları u ğ runda sava ş ma kta o l a n Ara p ülke/eri ve bütün halklarıo işbirliği ya pıl­ ması g i bi i stekleri ne karş ı l ı k olan a d ı m l a r bu cü mledend i r. Fakat, u n ut­ mama k gerek ki, memleketi mizin içişlerine Amerikan e mperyalizminin müdaha lesi hôlô kuvvetli ve bazı hallerde sonuç beli rleyicidir. H ü k u meti n Viyetnam 'daki harp kon usunda tak ı n d ı ğ ı tutu mun değişmemiş o l ma s ı ra sgele değ i l d i r. ISP' n i n v e H D P s o l kanad ı n ı n dekıa rasyon larına rağ men , Viyetna m Demokratik C u m h u riyeti h ü ku meti, keza Kore Demokratik Ha l k Cumhuriyeti v e Alman Demokratik Cumhu riyeti h ü ku metieri h a ıô ta n ı n ­ mış değ ildir. Viyetnam'da harp genişliyor. Halen bu harp Kam boçya ve Laos'a da sıçra m ış bulunuyor. Başkan N i kson ' u n Ç i n Hindi'nde barış sağ la n masına i l işki n «girişim" ve «tekl ifler" n i n , gerçekte, G ü ney Viyetna m C u m h u riyeti Devri mci Geçici Hüku meti' n i n barışçı teklifleri n i n ö n ü n ü a l m a k ve sa/dırı­ ların g eniş leti lmesini maskelemek maksadiyle d i kkatleri saptırma manevrası ndan başka bir şey ol madığ ı görü l d ü . Ya k ı n geçmişteki olayların gösterdi ğ i g i bi, Yakı n - Doğu'da Amerika n ı n tutumu ısra i l ' i n sa l d ı rg a n v e yayı l ıcı eylem v e e melleri n i teşvikten ibarettir. Avrupa'da gerg i n l i ğ i azaltma yönü nde, SSCB ile AFC, Polonya ile AFC arasında ya p ı l a n a n laşma larda ve aynı zamanda ADC ve AFC temsi lci l eri a rasındaki görüşmelerde ifades i n i bulan i leri a d ı m l a r ABD ta rafı ndan düşma n l ı k ve kuşkuyla karşı l a n mıştı r. Amerikan politikasın ı n bu ters tutumu yüzünden italya ' n ı n dış politika doğrultusu dün olduğ u gibi buğ ü n de bağ ı m l ı n itel i ğ i n i koruyor ; italya topra k larında Amerik a n üsleri n i n varl ı ğ ı , ş i mdiye kadar olduğ u g ibi, onun egemen l i ğ i n i s ı n ı rlıyor ve zedeliyor. Akde n i z bölgesinde ita lya 'n ı n özel bir d urum u var. B i r ya nda komşuları olara k faşist ispa nya ve Portekiz, öte ya ndan gerçekte Ameri kan söm ü r­ gesi o l a n a l baylar Yunanistanı, G üneyinde ve Doğusunda da Arap ü lke265


l eri ve 'ısrail yer a l ıyor. Bu d u rumda ıta lya ' n ı n bağ ı msız bir tutum a l m a s ı , ya lnız Ispanya, Portekiz ve Yun 9 n i stan'da a nti-faşist savaş için bir teşv i k ro l ü oynamakla kalmaz, Arap memleketleri n e karşı yen i bir pOlitika izlenmesi n i de etki1iyebilirdi. I K P, bağ ı ms ı z l ı k ve barı ş u ğ runda savaş­ ma kta olan bütün halklard a n yana olara k anti-emperyalist savaşa katıl ma ktad ı r. Biz Çin Hindi halkları n ı n , Arap mem leketleri n i n , Afrika ve Lôti n Amerika ' n ı n savaş ı n ı destekled i k ve daha kesi n biçimde destek­ lemeye deva m etmeliyiz. Biz, Avru pa'da gerg i n l i klerin azalt ı l ma s ı , işbirliği ve g üven l i k u ğ runda, memleketimizle SSCB ve diğer sosya list ü lkeler arası nda dost l u ğ u n gel iştiri l mesi u ğ rundaki sava ş ı m ıza deva m edeceğ iz. Ayn ı zamanda ADC' n i n tama men ta n ı nması u ğ rundaki m ücadelemizi de sürdü receğ iz. Bu ta n ı mayı anti-faş i st ve barışsever politi kanın gerekli unsuru saymaya devam edeceğ iz. B i z i m görmek isted i ğ i m i z Avru pa, Ortak Pazar ve tekeller Avrupası değ i l , onu yüce bir barış g ücü ha line, Avrupa kapita lizmi tarafından ezi l mi ş ve ezil mekte olanları n k urtu l u ş u yolu nda itici kuvvet haline getirmek i stiyen bütün halkların kıta s ı d ı r. Biz kendi m ücadelemizle önceden kararlaştı rdığ ı mız, ve art ı k yuka rıda söyled i ğ i m g i bi, memleket i m iz i n dış politikasında belirli b i r deği ş i kl i ğ i o l u ştu ran s o n u c u değerlendi re miyecek k a d a r g ö z ü bağ l ı d eğ i l iz. Fakat b u n u n yetersiz o l d u ğ u n u da b i l iyoruz. Ortadaki problemler bizden daha büyük başı na buyrukl u k, daha büyük bağ ı ms ı z l ı k, NATO'ya karşı daha çok g i riş i m beklemekted i r. Askeri blokların ortadan ka l d ı rı l ması dôvasına ıta l ya 'n ı n o l u m l u katkıda b u l u n ma s ı n ı n, Avrupa'da ve Akdeniz bölge­ sinde yeni rol ü n ü oyna masının, u l usun i ç hayatı n ı n ta m demokratik geliş­ mesi n i sağla ması n ı n önşartları bunlard ı r. Memlekette olayların g id i ş i son zamanlarda Ameri kan emperya l iz minde endişeler uya n d ı rıyor. ıtalya'da «suyu Ş i l i'den g elen b i r maka rna piş­ mekte» olduğuna işaret eden b i r Amerikan gazetesi memleketi mizin d u ru m u ndaki değ işmeleri ABD Dışişleri B a ka n l ı ğ ı n ı n hoşn utsuzlukla izled i ğ i n i yazıyor. Ve besbel li ki, ıta lya'da sol g ücleri n birliği N i kson ' u n u y k u s u n u kaçı rıyor. Kısaca d iyeb i liriz ki pa rtimiz, kuruluşu ndan e l l i yı l sonra, u lusal hayatı­ m ızda, i şçi hareketinde ve a nti-emperya l ist hareketle a ktif rol oyn ıya n bir g ü c olara k kend i n i göstermektedir. Parti mizin karakteristik öze l l i kleri g itti kçe daha büyük bir a çı kl ı k kaza n ıyo r : Bu, onun, karş ı l ı k l ı d iya lekti k bağ ı ntı h a l i ndeki enternasyonalizmi i l e u l usa l ve demokratik özı üğ üdür. Biz hayatın ve sava ş ı n çetin sınama larından geçtik. Pa rt i m i z bu sınamalar içinde y ı ğ ı n la rla bağ ıntısını korumayı ve sağ l a mlaştı rmayı başard ı . B u , komünist partisinin kı lavuz e d i n mesi gereken esas l ı bir zoru n l u ktur. B u zoru n l u k, ıtalya'da politi k sava ş ı n gelişmesine g üvenle bakmanın, yaşa­ d ı ğ ı mı z dönemde pol itik ve sosya l dönü ş ü mleri gerçekleşti rmeni n , bu s u retle de, politik ve d üşünsel g üclerin, sendikal örg ütlerin ve kültür 266


merkezleri n i n hep birli kte yaşa masını gara nti a ltına a l m a yeteneğ ine sahip, özg ü r, demokratik, örgütlü sosya l ist toplu ma , canlı ve yapıcı bir d iya lektik gelişme hal indeki top l u ma doğ ru yol açıl ması n ı n önşartıd ı r. Bu top l u m bugün veya ya rı n kendiliği nden beli recek değ i l d i r. Biz, daha bug ünden, politik ve düşünsel payı mızı kata rak b u top l u m i çi n çalış­ ma kta, aynı yönde i l erliyen diğer g üclerle o l u m l u i lişkiler kurmaktayız. A. Gra mşi i KP' n i n k u r u l ması savaşına adad ı ğ ı eserlerinde ve ha pisanede ölümüne kadarki eylemlerinde bizi buna çağı rıyord u . Bizi, yürüttüğ ü savaşta, ölümünden birkaç saat önce ta mamladığı Yalta M u htırası 'na kada r bütün yönetici eyleminde P. Toliati de buna çağ ı rıyord u. 'I KP, b u vasiyetıere sad ı k kal makta d ı r.

267


Polonya Bi rleş i k i şçi Partisi ' n i n önem l i kara rları YAN U Ş ROŞKOVSKi Geçen yı l ı n Ara l ı k ayında Polonya'da önemli olayl a r meydana geldi. T üketim malları fiyatlarına ya p ı l a n za m dolayısiyle bazı kıyı şehi rleri nde taş k ı n l ı klar oldu. B i rçok işletmeni n işçi leri çal ışmayı b ı ra ktı lar. Iş soka k gösteri l erine kadar vard ı . O laylar i n sa n kaybına da yol açtı. Bazı yapılar ta h ri p ed i ld i . Bu olayl a r s ı rasında, kimi şehi rlerde, çokçası huzur ve g üven l i k bozu lduğu ve ceza sız kalacak eylemlere g i rişme olanağı doğ ­ d u ğ u zaman kendi leri n i gösteren top l u m düşmanı, külha nbeyi elema nlar başka l d ı rd ı lar. Fakat i ş i n bu yönü, kıyı şehirlerinde her şeyden önce işçileri n ga leya na geldiği, acı burkuluşlarla onları n protestolara g i rişti k­ leri gerçe ğ i n i değ i ştirmez. Geçen yı l ı n 20 Ara l ı k g ü n ü toplanan Polonya B i rleşik işçi Partisi (PBiP) Merkez Komitesi Vii. Plen u m u ' n u n kararları, ülkede olayların tehl i keli g idişini önled i . Ve bu plenum, 7-8 Şubat 1 971 g ü n leri topla n a n Vııı. Plenu m u n d u r u m u gerektiğ i g i b i değerlend i rmesine, çatışmaların neden­ lerini tesbit etmesine ve daha i leri gelişme yollarını belirlemesin e i mk ô n verdi. Ara l ı k ayı ndaki feci olayların ta banında hangi nedenler yatıyord u ? B u soruya, V ı ı ı . Ple n u m materya l leri, iki g ü n süren görüşmeler v e M K Biri nci Sekreteri Edvard Gerek yoldaşın raporu cevap vermektedir. B u materya ller gösteriyor ki, Ara l ı k buna l ı m ı n ı n kayna ğ ı n ı ya l n ı z fiyatların yü kseltil mesi nden ve bunun uyg u l a n ması metotlarından doğan burkulma d uygusunda a ra ma k doğru değ i ld i r. Buna l ı m y ı llardan beri maya lan­ maktayd ı . B u n u n a n a kaynağı, parti yönetimi i l e işçi s ı n ıfı ve diğer emek­ çiler a rasındaki bağ ı ntıların zayıfla ması ve bir hayli boz u lmasıyd ı . Ekono­ mik ve sosya l politikadan, pa rti ve devlet işleri nde yöneti m i gerçekleştirme metotları ndan duyulan hoşnutsuzluk büyüyor ve gen işliyord u . B u hoşnut­ suzluk, yönetim pol iti kas ı n ı g itgide daha çok eleştiren parti üyeleri ve Parti a ktivistleri arası nda da kuvvetleniyord u . Ne var k i , eleştiri n i n sesi b ıktırıcı bir d ı rıltı sayıl ıyor ve bu sese kulak veri l miyordu . Son y ı l larda halk ekonomisinde, sanayiin d eğ iş i k kollarındaki geliş­ mede önemli tuta rsızlıklar ortaya çıktı . Her şeyden önce, 1 969-70 y ı l la rı köy ekonomisi üretimi sonuçları n ı n yetersizliği yüzünden e mekçi lerin kuvvetle i htiya ç d uydukları geniş tüket i m malları üreti m i n i n gel iştiril mesine gereken ilgi gösteri l miyord u. Resmi i statistik veri lerine göre, % 2 dolayında olan y ı l l ı k reel ücret artışı, gerçekte çalışa n l a r tarafı ndan h i ssed i l m iyord u . Hattô belirli kategoriden emekçi l erin reel gel i rleri nde b i r dereceye kadar azalma görü l üyordu. B u n u n ya n ı ma d i ğ e r bazı toplumsal problemler keskin leşiyor, örneğ i n konut ya p ı m ı arta n i htiyaca cevap vermiyordu. 268


Biz bütün bunları di kkate a l rnakla beraber, halkın, yani işçi sınıfının, köy l ü lerin ve ayd ı n l a rı n verd ikleri erneğin büyük ve ortak o l u rn lu sonuç­ ları n ı n , parti tarafı ndan izlenen politika n ı n başa rıları olan sonuçların da rneydanda olduğ u n u tes l i rn etmeliyiz. E. Gerek yoldaş, V i i i . Plenuma sunduğu ra porunda bu başa rıların kayda değ er olduğunu belirtti . Ha l k ı n çaba l a rı boşuna değ i ld i . örneği n , son beş y ı l d a aşa ğ ı yukarı 1 .5 rni lyon kişi i ç i n yeni işyerleri açı l d ı . B i rçok sanayi işletmesi kuruldu ve ça lışmaya g eçirildi. Yakıt, enerji ve ham­ rnadde kaynakları bir hayli genişleti ldi. Birçok yeni mal çeşitleri n i n ü reti­ rnine başla n d ı . Köy ekonomisinin tekn i k donatımı gözle görül ürcesine a rttı rı ldı. iç tica ret tedavü l ü 1 .5 defa çoğaltı l d ı . Yeni yeni yüksek öğreni m enstitüleri v e orta okullar açıldı. Fakat bu başarılar için ya pılan toplu msal harca rnalar haddinden fazlaydı . örneğ in, son beşy ı l l ı kta , ulusal gelir sadece % 34 a rtmışken, sermaye yatırı m la rı % 50 ora nı nda bir yükseliş gösterd i . Halk ekonomi­ sinin birçok kolunda son yıllard a k i yetersizlikler, işçi s ı nıfı ve bütün h a l k önünde yeni perspektifler a çabi lecek u z u n vôdeli b i r sosyal -ekonornik gelişme hattı çizi lrnemiş o l ması yüzünden de derinleşti. Topl u m u n çeşitli tabaka ları a rası nda h uzursuzluk büyüyor, bazı ideoloj i k çal ı ş rna sektör­ lerinde işlenen hata lar yüzünden, sosya list kuruluşa, partinin rolüne ve diğer sorunlara i l işkin bazı zararlı revizyon ist görüşler ortaya çı kıyord u . B i l indiği g i b i , ideoloj i k hayatta boşluk, bu g i b i hata l ı görüşlerin yay ı l ­ rn a s ı n ı kolaylaştırır. B u n d a n ötürü d e , revizyonizmle savaş Ma rksist­ Leninist teori n i n yaratıcı biçirnd e gel iştiril mesiyle, topl u m kuru l uşunun a ktüel problemlerinin işlenmesiyle sıkı sıkıya bağ l ı d ı r. Ne yazı k ki, PBi p V. Kongresinin ( 1 968) , memleketin ekonomik gelişme hattı nı beli rliyen ve ideoloj i k hayat d üzeyinin yükselti l mesi ödevi ni i leri süren doğ ru kara rları a rd ı c ı l olara k uyg u l a n m ı ş değ i l d i r. Evvelki parti yöneti mi, soru n ları deri nlemesine a raştırmadan, böyle hallerde g erekli ca n l ı görüşmeler yapmadan, birçoğ u memleket için büyük önern taşıyan ciddi kararlar a l a rak, keyfi metotla rl a hareket ediyord u . B u n d a n başka, parti yöneti rni , hükü meti n yetki a l a n ı na g i ren b i rçok yürütüm fon ksiyo n u n u da üstlenmişti. Kollektif yönetimin esas normları gözetil meden alınan kararlar, memleket ekonomik sisteminin işlemesinde ciddi bozukl uklara yol açtı, öte yandan doğru toplu msal tutum ve görüş­ lerin biçi mlenrnesini de g üçleştird i . M K V i i ı ' Ple n u rn u n u n bütün o l u p bitenleri ta m olara k değerlendirebiI­ rnesi için henüz vakit erkendi. Fa kat bu plenuma katı lanları n yaptıkları konuşma lar ve alı nan kararlar, sebepleri n , doğ ru çizi l rniş parti hattından ve pa rti çalışma larında Lenin normlarından sapmalarda gizlendiğ i n i doğ rula makta d ı r. Y i n e ş ü phe yoktur ki, partinin yönetimi a ltında sos269


ya lizm k u ruculuğ unda izlenen genel hat doğ ruyd u , bu hat bunda n böyle de doğru ve sarsı lmaz o la ra k ka l ma kta d ı r. Daha önceki yönet i m i n ça lışmaları n da görülen, y u karıda sayd ı ğ ı m ı z yetersizlikler yüzünden, p a rtinin işçi s ı n ıfıyla ve bütün top l u m la bağ ıntı­ ları, yönetici kadro ile üyeler arası ndaki i lişkiler tedricen ve za manla biteviye zayıfl a d ı . Geçen yılın Ara l ı k ayında, işte b u koşullar içinde fiyatları ayarla ma kara rı a l ı n d ı . Buna göre, bazı malları n fiyatlarında i ndiri m yap ı l ma s ı na karşı l ı k, baş l ı ca tüket i m maddeleri n i n fiyatları emekçi leri n hangi kes i m i n i daha fazla etkil iyeceğ i ve b u n u g iderme çaresi n i n n e olacağ ı düşünülmeden - h i ssed i l i r derecede yükseltil iyord u . Kıyı şeh i rlerinde işçi g a leya n ı başgösterd i ğ i a n d a yap ı l a n ya n l ı ş değer­ lendirmeler ve a l ı n a n bazı kararlar yüzünden durum daha da gerg i n leşti. Fakat parti bu b u n a l ı m ı bertaraf etmeye yeterli gücü kendinde b u l a ­ bildi. D a h a M K Vii. Ple n u m u nda, gerg i n l i ğ i n azaltı lmasını sağ l ıyacak önemli politik kara rlar a l ı n d ı . M K Pol itbüro'sundan dört yoldaş çıkarı l d ı . Vladislav G o m u l ka i stifa s ı n ı verd i . PBI P M K B i ri nci Sekreterli ğ i ne, h a l k a rasında yayg ı n ü n ü v e büyük itti barı olan, Polonya' n ı n en gelişmiş sanayi bölgesi Si lezya ' n ı n parti örgütünü uzun yıllar yönetmi ş b u l u n a n Edvard Gerek yoldaş seçi l d i . Yine u z u n y ı l l a r Başbakan Ya rd ı mc ı l ı ğ ı görevinde bulunan Pyatı r Ya raşeviç Baka n l a r Kurulu Başka n l ı ğ ı n a getiri ldi. Polit­ büroya bazı yeni yoldaşlar g i rd i . Parti ve hükü metin yeni yönetim kadrosu, sırası çoktan gelmiş v e erle­ lenmeye gelmez b i rçok önemli soru n u k ı sa bir süre içinde çözdü. Daha geçen y ı l ı n Ara l ı k ayı nda, düşük ücretli işçi leri n ayl ı k l o riyle, aile z a m ­ l a rı n ı n ve e m e k l i ayl ıkları n ı n a rtırı l ması kararlaştırı l d ı . Böylel ikle 5 m i lyona ya k ı n emekçi n i n geli rleri topla m olara k 8.6 m i lyar zloti a rtırı l m ı ş oldu (Po lonya n ı n nüfusu 33 m i lyond u r - not red . ) . VII I . Ple n u m üzerinden çok geçmeden, MK Pol itbürosu ve hükü met, 1 M a rttan itiba ren g ı d a madde­ leri fiyatları n ı n Ara l ı k ayı ayarla masından önceki ölçülere i n d i ri lm es i n i öngören bir kararname kabul ettiler. B u ted birin a l ı n ması Sovyetler B i rliğ i ' n i n büyük yard ı m ı sayesinde m ü mkün oldu. Geli rlerde daha önceki artırı m l a r ve ayl ı klara ya p ı l m ı ş olan za mlar koru n d u . Sosyal -yaşayış koşulları n ı n ve ü retimde emek koş u l l a r ı n ı n iyi leşt i ri l mesi ça lışmalarına h ı z veri ldi. Bir yan d a n , sanayide angaje kad ı n emeğ i soru nlarına özel bir i l g i gösteri l d i . H a l k ekonom i s i n i n bütün kolları n ı n daha uyu m l u geliş­ mes i n i sağ lamak maksadiyle 1 971 yılı i ktisat planında bazı değ işiklikler ya p ı l d ı . Konut yapı m ı n ı n önemli ölçüde genişleti l mesi n i a maçlayan kara r, perspektif ekono m i politikası n ı n elema nları ndan b i ri o l d u . Y e n i yöneti m i n çözümlemesi gerekli soru n l a r l i stesi kabarı ktı r. Her şeyden önce, ü reti m i daha da geliştirmek ve emekçileri n yaşama koşu l ­ ları n ı d u rmadan iyi leştirmen i n v e sosya l güvenlikleri n i sağ l a ma n ı n a n a etken i olara k e m e k veri m i n i a rt ı rmak g i b i olağan üstü ö n e m taşıyan b i r soru n u n çözümü s ö z konusudur.

270


V i i i . Ple n u m u n d i kkatle üzerinde d u rd u ğ u önemli soru n l a rd a n biri de, yalnız önümüzdeki beş yı lda değ il, 1 980'e kada rki onyı l l ı kta daha ileri sosya l-ekonomik gelişme stratej i s i n i n bel i rlen mesi d i r. Bu on yılda, mem­ l eket ekonomisinde b i l i m sel-tekni ksel devrim yap ı l ma l ı, g enç kuşağa harp sonrasının en büyük kontenja n ı ile i ş sağ l a n ması, uluslararası iş­ bölümünde Polonya'ya yaraşır yerin g a rantilen mesi için gereken koşu llar yarat ı l m a l ı d ı r. Bu öneml i sorunlara değinen E. Gerek, hepsi n i n , Sovyetler Birliği ve öteki kardeş sosya lisf ü l kelerle yakın işbirl i ğ i yap ı l ma k suretiyle çözül mesi g erektiğ i n i ve elbette çözüleceğ i n i belirtmiştir. B u rada i l k plô nda gelen, Ekonomik Yard ı mlaşma Konseyi (EYK) çerçevesinde u l us­ l a ra ra sı i ş - böl ü m ü sorunudur. Polonya H a l k Cumh uriyeti, daha büyük üreti m i htisaslaşmasına ve g erek hammadde elde etme ve işleme alanı nda , g erekse sanayi üreti minde diğer sosya l ist ü l kelerle ortak g iriş i m ­ l e r uyg u l a masına yönelmek i htiyacı ndad ı r. Geçenlerde i mzalanan m a l m übadelesi, ekonomik v e b i l i m sel -tekniksel işbirliği a n l a ş m a v e protokol­ leri, Polonya ekonomisinin geliş mesi için iyi b i r temel yaratmaktadır.

PBi P MK Vi i i . Plen u m u tarafından genel hatlariyle tesbit edilen uzun vôdefi stratej i n i n ana yön ü, özerfikle halk ekonomisinin modernleştirilmes i ve tekn i k ba k ı mdan yeni başta n kuruluşu g i b i , makine ya p ı m ı , elektron, e lektronik, d e m i r-çelik, k i mya sanayi inde ve hafif endüstride yatırı m n iteliğinde komple ted bi rler dizisini içine a l a n sorunları kapsa makta d ı r. Hedef, Polonya ekono m i s i n i n yüksek b i r i htisas d üzeyi n e ulaşması için gerekli en önemli maki neler, a raç ve g ereçler ü retimi problemleri n i n komple biçimde çözümünün sağ l a n ması d ı r. V I I I . Plenum, Polonya köyünün bundan sonraki perspektif gelişmesiyle bağ l ı sorunları büyük bir d i kkatle ele a l d ı . Partice ş i md iye kadar izlenen politika, ü ret i m i artırma a l a n ı n d a kayda değer sonuçlar verd i . Parti, bu politika n ı n ana prensipleri n i , B i rleşi k Köylü Partisi i le işbirl i ğ i yaparak bundan böyle d e geliştirecektir. Köy l ü işletmelerinde ü retim i daha da artı rma yolunda, bu ödev i n g erçekleştiril mesi köyde sosyal i st dön üşüm ü geliştirme dôva siyle bağ lanmak suretiyle, çeşitli tedbirler alınaca ktır.

Halkçı Polonya ' n ı n hayatın bütün yönlerinde hızla i lerlemesi ne ôza m i ölçüde yard ı m edecek ekonomi ve devlet çalışmaları a l a n ı nda reformlar hazı rl a n ması ve uyg u la n ması , daha i leri gelişme prog ra m ı n ı n öngörd ü ğ ü sayı sız tedb i rler a rasındad ı r. Her şeyden önce, çalışma süresi sorun u , gelecek yıllarda i ş g ü n ü n ü n yavaş yavaş azaltıl masına v e i leride beş g ü n l ü k ça l ı ş ma haftasına geçi l mesine imkôn verecek koşul la r yaratıl ması soru n u n u n bu prog ra ma a l ı n ması öngörülmektedi r. Sosya lizmin bundan böyleki kuruluşu doğ rultusunu tesbit ve b u n u n hedeflerini s o m u t biçimde formüle etme n i n , şimdi memleketin çal ışma hayatı n a coşku n bir sel g i bi katıl makta olan genç kuşa ğ ı n heyecan , enerj i ve fedakôrlığ ından ta m a miyle faydalanma bakımın dan ç o k büyük 271


önemi vard ı r. Içinde bulunduğ u m u z beşyı l l ı kta bunlar için 1 m i lyon 900 bin yeni işyeri yaratıl mak gerekiyor. Ayrıca kendilerine çağsal i stemlere uyg u n genel v e özel b i l g il er veri l mesi g erekiyor. Bir yandan da, önüm üzdeki o n yılda h e r yerde genel orta öğre n i m u s u l ü n e geçi l m esi soru n u g ündemde yer a l ıyor. Genç yu rttaşları mı z ı kendi sosya l i st vata n ıa rı n ı kuran fedokar y u rtseverler olara k yetişti rmemiz g e rekiyor. Sosya l i z m i n kuruluşundaki başarı l a r sosya l ist demokra s i n i n gel iştiri l ­ mesiyle ya kından bağ l ı d ı r. M K V i i i . Ple n u mundaki konuşmalarda b u fikir özel l i kle bel i rti l miştir. Şüphesiz k i , sosya l ist ülke koşulları içinde geliştirilen demokra s i n i n , b u rj uva ideolog ları n ı n a n l a d ı ğ ı demokrasiyle hiçbi r i l işkisi yoktur ve olamaz. Plenumda Gerek yoldaş ş u n ları söylemişti r : «Bizim düzen i m i z, Polonya h a l k ı n ı n en iyi i l erici ve demokratik g eleneklerine yönelerek, y ı ğ ı n ların mem leket yönetimine katı lması hakkındaki Leninci fikirde ifades i n i bulan kend i n e özgü demokratik hayat biçimleri n i geliştir­ mekted i r.» Şimdi söz konusu olan, bu katı lma biçi mleri n i n gelişti ri l mesi ve zengin leştirilmesi, emekçilerin bütün örgüt ve kurumlarda yöneti m e katı lmaları n ı n genişletil mesi ve kökleştiril mesid i r. Sosya l i st demokra s i n i n çeşitli 6içi m lerde gelişti r i l mesi, emekçi y ı ğ ı nları n ı n karş ı l ı k l ı etkilerin i , sos'. ya lizm kuruluşu dava s ı n a ve y u rdun geleceğ i n e g enel i l g i leri n i kuvvet­ lendirecektir. Bu yolda, yönetim işinde doğru metotlarla ça lışmanın, işçi sı nıfıyla, pa rti üyeleri yığı n ıyla i l işkilerin sağla mlaşt ı rı l ma s ı için yapılan her şeyin son derece büyük politik önemi vard ı r. Ost maka m l a r sapta n m ı ş bir plan gereğ i n ce hareket ederler ve bunları n eylemi hakkında, özellikle MK Pol itbüro'su n u n ça lışmaları hakkında kamuoyuna dü�a ra bilgi veri l i r. En öne m l i soru nlarda çokçası uzman ların ve b i l g i n lerin ka n ı sı na baş­ vuru l u r. Halkın temsil org a n ı sıfatiyle parla mento n u n rol ü n ü a rtı rma yön ünde çaba gösteri l i r. Yen i yöneti m i n ça l ı ş maları, emekçilerle i l işkilerin sağ l a m laştırılması, işçi s ı n ıfı ve kam uoyu tarafı ndan ta kdi rle karş ı l a n d ı . Partiye g üven, ya l n ı z emekçileri n y e n i yöneti m i tuttu kları n ı gösteren itimatlarında değ i l , VI I I . Ple n u m u n g üclü b i r çağ rıyla onları yönelttiğ i üret i m işlerinde, vadelerde ve g i rişim lerde de ken d i n i göstermektedir. Bu can la n ma n ı n sonucu olarak, i ç pazarda yetersiz l i ğ i h i ssed i len malların ve aynı zamanda i hraç m a ­ m eı l leri n i n üreti minde ö n e m l i bir artış beklenebi l i r. MK V i i i . Plen u m u n a katı lanlar, parti kuruluşu soru nları, daha iyi g elecek için, sosya l i z m için savaşta halkın yönetici politik g ücü olma tarihsel ödevin i n parti tarafı ndan doğ ru biçimde yerine getiri l mesi sorun­ ları üzeri nd e de di kkatle durdular. Parti üyelerin i n , Marksist-Lenin ist bi l i m temeli üzerinde, sosya l i st memleketlerle, yeryüzünün bütün i lerici v e barış g üCıeriyle enternasyonalist i lişkiler ruh unda eğitilmes i problemi ; düş­ manca teori ve görüş bel i rtilerine karşı ideoloj i k savaş problemleri ; 272


demokrati k santra l i z m prensiplerin i n d ü rüst biçimde uyg u l a n ması, parti n i n v e bütün pa rti yöneti m org a n l a rı n ı n gayretleri n i en hayati ödevlerin çöz ü m ü üzerinde yoğ u nlaştırma ve bunu yaparken uzmanları n görüş lerini olabildiği nce gözön ünde bulundu rma soru n u M K Ple n u m u nda görüşülen parti meseleleri n i n sadece birkaçıdır. B u ödevlerin yeri ne getiri l mesi, tümüyle parti ça lışmaları n ı n iyileştiri l mesi sonucu n u vermelidir. Bu son uç, sosya lizm kurucu l u ğ u n u yayg ı nlaştı rman ı n ve her alanda ça l ı ş maları yetkin leşti rmeni n başl ıca şartı d ı r. Devlet ve top l u m işlerinde hataları ve yetersizli kleri g idermen i n g a ra ntisi de bud ur. Vi i i . Ple n u m u n kara rlarında, önceki yöneti m i n politika s ı n ı , a radan henüz pek az zaman geçtiğ i için, şimdilik etraflıca değerlendirmenin mümkün olmadığı bel i rtil iyor. Bu her şeyden önce Vlad i slav Gomulka yoldaşın oynadığı rol ü n değerlend i ri l mesi soru n u d u r. VI I I . Plenum, a l d ı ğ ı kararda, Gomulka yoldaşın d a h a önce partiye ve memlekete ya ptı ğ ı hizmetleri takdir etmekle beraber, son y ı l l a rda part i yöneti minde e n n i hayet Ara l ı k ayı a ç ı k politik b u n a l ı m ı n ı doğ u ra n ciddi hata l a rı ve b u buna l ı m s ü resince uyg u l a n a n ya n l ı ş metotlar yüzünden, ken d i s i n i n M K ça lışmalarına bundan böyle katı l masına i mkôn görülemed i ğ i n i bel i rt­ mekted i r. Sağ l ı k nedenleriyle VII. ve VI I I . Plen umlara katı lamad ığ ı ndan ötürü de, Merkez Komitesi, Gomulka yoldaş ı n M K üyel i ğ i n e son vermeyi kara rlaştı rmı ştı r. VIII. Plen u m , Zenon Klişko ve Beleslav Yaşçuk yoldaşları n da, işledi kleri hata l a rdan ötürü, MK kadrosundan çıkarı l malarına ka ra r vermiş b u l u n u ­ yor. D a h a önceki V I I . Plen u m bu yoldaşları ö n c e Pol itbüro'dan çı kar­ mıştı. V I I I . Plenumda bi rçok yoldaş M K Po litbüro üyeliği nden ayrı lmak i sted i ler. Onların bu i stekleri kabul edi ld i . VI I I . Plen u m son olayları görüşürken, a y n ı z a m a n d a geleceğe bakıyord u . V e bu gelecek düşüncesiy l edir ki, Plen u m , parti n i n olağa n VI. Kong resi n i n daha erken ya pılmasını kara rlaştı rd ı . B u kong re, memleketi n so m ut gelişme perspektiflerini beli rliyecek, Polonyada işçi s ı n ıfı n ı n ve bütün halkın çıkarlarına ve istekleri ne uyg u n o l a ra k bundan böyleki sosya l i z m kuruculuğuna i l işkin d i rektifleri hazırl ıyacakt ı r. Plenumda dış politikaya i l işkin ana soru nlar da açıklığa kavuştu ru ldu. ' Hal kçı Polonya , genel g üven l i k ve barış u ğ rundaki savaşta, sosya l i st devletlerin ve tüm u l uslara rası ko mün ist ha reket i n i n tuttuğ u mevz i l eri n ve birliğ i n i n sağ la m laşması uğrundaki savaşta Sovyetler B i rl i ğ i ve diğer ka rdeş sosya list ü lkelerle omuz o mu za d ı r. Po lanya, ka rdeş sosyalist ü lke­ lerle bağ la rı n ı kuvvetlen d i rmek ve EYK çerçevesinde sürek l i entegrasyon i l işkilerine yönelik çok ya n l ı ekono m i k işbirl i ğ i n i gel iştirmek için öteden beri çaba lar harca mıştı r ve bundan sonra da çabalarını esi rgemiyecektir. Varşova Antlaşması Org ü W ' n ü n kişiliğinde sosya list cephe savun ma ittifa k ı n ı n üyeleri olan diğer sosya l i st ü l kelerle birli kte, halkçı Polonya , 273


Avrupada gerg i n l i ğ i n azaltıl ması yön ündeki çalışmalarına deva m etmek­ ted i r. Polonya, d eğ i ş i k sosya l düzenli devletlerle i l işkilerin gel iştiril mesi için m ü mkün olan her şeyi ya pmıştı r ve yapmaktad ı r. Sovyetler Birliği i l e A F C a rası nda 1 2 Ağ ustos 1 970'te i mzalanan v e sosya l i st memleketlerle AFC i l işki lerinde norma lleşme süreci n i n başlangıcı olan Moskova Anlaş­ ması ve b i r yandan da Polonya Ha l k C u m h u riyet i n i n kara r l ı tut u m u saye­ sinde, g eçen yı l ı n Ara l ı k ayında halkçı Polonya ile AFC a rası ndaki i liş­ ki lerin norma l l eştiri l mesine temel o l a n ve Avrupa g üvenl i ğ i n i sağ l a m ­ laştı rma ba k ı m ı nd a n da b ü y ü k ö n e m taşıyan bir a n laşma i mzolanma s ı m ü m k ü n o l muştu r. PBi P, kardeş komün ist partileriyle can l ı i lişki leri n i korumakta ve geliştir­ mektedir. Son aylarda MK Pol itbüro ve Sekreterl iği temsilcileri, Sovyetler Birliği, ADC, Çekoslovakya ve diğer bazı memleketler kardeş partileri yöneticilerine dost l u k ziyaretlerinde b u l u n d u l a r. Polonya, Sovyet yoldaş­ lardan büyük ve değerli ya rd ı ml a r görmektedir. SBKP yöneticileriyle görüşmeler en önemli bütün soru nlarda görüş b i rl i ğ i n i doğrula mıştır. V i i i . Plenumda Gerek yoldaş özetle ş u n ları söyled i : "Partimiz, i l e ri lik, toplumsal adalet, halklara özg ürlük ve barış uğru nda k i savaşta i n sa n l ı ğ ı n öncüsü o l a n u l u slara rası komün i st hareketi n i n bir parçasıdır. B i z diğer Marksist-Leni n i st partilerle enternasyonal i lişkileri mi z i gelişti recek, hareketimizin b i rl i ğ i n i güCıendirmek için çal ışacak ve m ü cadele edeceğ iz.»

Parti n i n ve mem leketin hayatında PB i P MK Vii . ve V I I I . plenumları n ı n ka ra rları gereğince ya pı lmakta o l a n öneml i değ işikli k ler, parti örgütlerin i ca nlandırm ı ş v e onları n h e r g ü n kü eylemleri n i n daha da g üclend i ri l mesine yol açmı ştır.

274


Insa n ı n i l k uzay uçuşunun onuncu yıfdönümünde

Derg i mi z sosya l i st emek ka hra ma n ı a kademi syen Boris Petrof'ta n, uzay araştı rmalarındaki başa rıfar hakkında bilgi vermesini rica etti. Reda ksiyo n u m uz, aynı zamanda Sovyetler B i rl i ğ i ka h ra ma n ı pi lot­ kozmonot German Titof'tan da, Yüriy Gagarin'e d a i r a n ı farını a nlatması ricası nda b u l u nd u . G . Titof, «Vostok-1 » a d l ı uzay gemisi­ n i n uçuşunda Gagari n ' i n d ublörü olmuş ve aynı y ı l «Vostok-2» ile 25 saatlik b i r uzay uçuşu ya pmıştı.

Uzay a raştırmaları nda başa rıla r. yönler. yönel i mler BORIS PETROF Uzaya i l k insanın çıkışı uygarlığın g el iş mesinde tarihsel bir olaydı . B u i l k uçuş, b i l i msel - tekniksel i 1erlemede yeni bir çağ ı, pi lotl u u zay uçuş­ ları, insa n ı n doğrudan katıl masiyle uzayı i n celeme ve ona egemen olma çağ ı n ı açtı. U zay devrinin başla n g ı cı olan ilk yapma-uyd u n u n fırlatı f ­ masiyle birlikte, Yüriy G a g a r i n ' i n desta n s a l ka hra ma n l ı ğ ı sonsuza dek d ünya b i l i m ve kültür tari h i n e g i rmiş oldu. i n sa n ı n uzay uçuşları n ı n i l k on y ı f ı alabildiğine i l g i nç olaylarla doludur. . Bu on yıl, evren in a raştı rılması, ay dolayında uçuş, ayın yüzeyin e konma, ay için ya pma - uyd u l a r yaratma gibi ma ksatlarla uzaya çeşitli tipten ya pma - uyd u l a r, otomatik istasyonlar fı rlatma dönemi, Ven üs'e ve Ma rs'a g ezeg enler-arası otomatik i stasyonlar gönderme dönemi o l d u . B u nlar, i n sa n ı n g iderek d a h a karmaşı k u z a y uçuşları yaptığ ı v e uzay gemi leri n i n d urmadan yetkinleştiri l d i ğ i yıllard ı . Bu y ı l larda, bir kiş i l i k uzay gemi lerinden sonra, değ iş i k ti pte i k i ve üç kiş i l i k gemi ler yap ı f d ı , b u n l a r ı n otomatik olara k v e el ku mandasiyle ta k ı f ı p kenetlenmeleri başarıldı. Dört kişilk i l k yörün gesel deney i stasyonu yaratıfdı. Uzayda bir g emiden ötekine g eçiş sağlandı. Kozmonatın, 1 965 yılında Aleksey leonof tarafından başa rı lan, uzay gemisinden boşluğa i l k çıkışı çok önemli bir başarı o l d u . i l k Amerikan eksped isyo n u n u n ay yüzeyine konması v e daha sonraki « Apolo- 1 2» ve «Apolo- 1 4» ekiplerinin uçuşları da bu on y ı l ı n büyük u zay olaylarıydı. Ay toprağı örnekleri alıp yeryüzüne getiren «Luna - 1 6» ve ay yüzeyi ne «Luna hod- 1 » adlı ay otomobi l i n i in d i ren «Lun a - 1 7» istasyonları n ı n uçuşları , otomatik araçla rla uzay a raştı rma l a rı n ı n gel iş mesinde y e n i bir evre açtı 1ar. 275


Uzay devrin i n bu on y ı l ı , uzay, ay ve g üneş sistemi g ezegenleri hakkın­ daki tasarı m l a rı m ı z ı bi rhayl i genişleten birçok b i l i msel bulgular g etirdi. B i l g i n ler, a çınsama karakterli d iyebi leceğ i m i z i l k uzay denemelerinden, roket- uzay tekniği kullanmaya daya nan s i stematik uzay a raştı rmalarına doğru g eçti ler. Ulaşılan başarı l a r, bi l i m içi n yeni , daha da karmaşık, i lg i n ç ve önemli sorunları n çözümüne, doğa'nın daha n ice sı rla rı n ı n açıkla n masına i m kô n verecek kompleks deneylere g i rişil mesine y o l açtı. Uzayc ı l ı k a rt ı k pratik sonuçla r da vermeye başlıyor. Ya pma yer uyd u ları aracı l ı ğ ıyla uzay enformasyo n u ve televizyon g ün l ü k hayata g i riyor. U zay tek n i ğ i a raçl a r ı n ı n pratik kullanı m ı na i l işkin yeni soru nlar sapta nıyor ve bunlar b i l i msel temele oturtuluyor. Çeşitli mem leketler bilgi nleri tarafın­ dan elbirliğiyle hazırlanan kompleks uzay denemeleri g erçekleşti ril iyor. Yü riy Gaga ri n ' i n uçuşu, Sovyetler B i rliğ i'nde uzay raketi tekn i ğ i n i geliştirme yön ündeki g e n i ş progra m ı n uyg u la n ması s ü reci n i n sonucud u r. i l k yapma yer uyd u ları n ı n , g ezeg en ler-arası i l k otomatik istasyonların ve i çinde canlı hayva n la r bulunan u zay a raçları n ı n fı rlatı lması g i bi başarı­ ların tümü, insanın yörüngesel uçuşunun hazırlanmasına '\l e büyük bir

g üvenle uyg u la n ma s ı na i m kô n verm işti r. Bu progra m ı n hazırlanma ve uyg u la n masinda ve uzaya egemen olma yolunda daha son raki a d ı m ­ l a r ı n atı l ması nda, u z a y ra keti sistemleri v e u zay gemi leri baş konstrüktörü S. P. Korolyof, uzayın a raştırı lmasına i l işkin b i l i msel p roblemlerin çöz ü l ­ m e s i n e e n b ü y ü k katkıda bu l unan v e zamanımızın e n ü n l ü bilginlerinden b i ri olan a kademisyen M . V. Keldiş ve onların bu kompleks ça l ı ş ma la rına katı lan büyük g rupları yöneten iş a rkadaşla rı muazza m b i r rol oyna ­ m ışlard ı r. 1 2 N i san 1 961 tarihsel b i r g ü n oldu. Gagarin'in uçuşu , b i l i m i n ve tekn i ğ i n en büy ü k başarış ı , i n sa n ı n fedakôrca kah ra man\ığı n ı n en büyük bel i rtisi olara k sonsuza dek ka lacaktı r. Bizler, Sovyet ü l kesine şan ve şeref kaza n d ı ra n bu büyük olayın onuncu yıldön ü m ü n ü kutlarken, uzay yolunu i l k aça n ka h ra ma n ı a nıyoruz. Yüriy Gagarin adı, b i l i m ve ileri l i k yolunda kahra ma n l ı ğ ı n destansal sembolü o l muştur. O bütün hayatını ve yeteneklerini h a l kı n h i zmetine adayan bir komünist, seçkin b i r Sovyet yu rtta ş ı d ı r. Gagarin zaman ı m ızın kahra ma n ı d ı r. Uluslara rası Havacı l ı k Federasyonu (UHF) Y. A. Gagarin a d ı na a ltın mada lya öd ü l ü ortaya koydu . Şimdi, uzaya barışçı a maçla rla egemen olmada değerli sonuçla r elde eden pilot-kozmonatların göğ üsler i bu madalya i l e s ü slen mekted i r. Dünya m ızı saran boşluğa egemen olmanın i l k döneminde, başlıca u zay devletleri - Sovyetler B i rl i ğ i ve B i rleşi k Amerika - çabaları n ı benzer ve yakın sorunların çöz ü m üne yönelttiler. Bu yolda g erekli tekn iği ya rattılar ve d u rmadan yeni u zay denemelerinde bulund ular. Ay'ı n ve gezegen lerin 276


i n celen mesi a l a n ı nda da her i k i devlet büyük ölçüde ya klaşık çalışmalar yaptı lar. B u çalışmalar, gök cisımleri hakkında ilk b i l g i leri edin me ve Yer' i n doğal uydusuna ve uzak uzaya doğru uçuşlar için çeşitli tek n i k meka n izma lar yaratma hedefine yöneltiidi. Netekim «Luna .., «Venera», «Mars», "Sonda» a d l ı Sovyet ve " Rencır.., «Sı rveyr», «Lu nar Orbiter.. ve «Mariner» a d l ı Amerikan uzay a raçları, sistematik bili msel araştırmalarda otomatik meka n izma l a rı n büyük yetenek ve etk i n l i k leri n i gösterd i ler. Uzaycı l ı ğ ı n aşamalı soru nları n ı n çözümünde gerek l i tecrübeyi edi n ­ d i kten ve güclü b i r tek n i k yarattıktan sonra , daha i leri uzay a raştırma­ larında büyük uzay devletleri kendi başla rı n a yola koyu ld u la r. Bu süreç tamamen ya sal ve mantı kid i r. Araştırmaya elverişli uzay kes i m leri çevreni iyice genişlemiştir. Her memleket, a raştı rmaların birincil önemli hedef­ l erini beli rleme problemleriyle karşı karşıya gelmiştir. B i l i n d i ğ i g i b i , b i l g i nler, çokçası bel i rli bir süre içinde gerçekleşti ri l mesi mümkün ve fayda l ı olandan çok daha fazla probl e m i leri sürerler. Uzay araştı rmaları ise hayli paha lıya mal ol u r. işte bundan ötürü, stratej i k hedefi n en i y i biçi mde belirlenmesi, d i kkatleri n h e r şeyden önce hangi sorun üzeri nde yoğ u nlaştırı l ması, hangisine önceli k ta n ı nması gerekti ğ i ­ n i n tesbit ed i l mesi gayet önemlidir. Kaldı k i , ha n g i yön lerin ôza m i ölçüde b i l i msel ve prati k etk i n l i ğ i olacağ ı n ı kesti rmek d e zord u r. Demek ki, uzay progra mı esnek ve çok plô n l ı o l m a l ı , yeni ve bazan hiç i ncelenmemiş a la n larda g e n iş arastı rmaları öngörmelidir. B u n u n la beraber, şu veya bu hedefe u laşıla b i l mesi için, gerektiği kadar sağla m ve ya pılan ha rca malara değer n itel i kte uzay roketleri kompleksi ve meka ­ n i zmaları g erekli olduğu da u n ut u l m a ma l ıdır. Sovyet uzay progra m ı n ı n hedefleri, bilimin ve halk ekono misinin ihti­ yaçları na, b i l i msel-tekniksel i lerleme n i n istemlerine göre tesbit ed i l mekte­ d i r. B u prog ra m, uzayı i nceleme ve ona egemen olma dôva s ı n ı n çeşitli alan ları n ı yasa l ve aşa m a l ı olara k kapsamaktad ı r. Sovyetler Birliğ i , uzayın, ay' ı n ve g üneş siste m i n e dahil diğer gök cisimleri n i n i ncelenmesinde en büyük rolü otomatik araçlara vermekted i r. B u araçlar, insan eylemi n i n belki diğer bazı a l a n l a rı nda hiç görülmediği derecede uzayda insana yol açmakta d ı r. O lana kları yı lda n yı la arta n oto matik a raçla r evre n i n gerçek istihbaratçı ları d ı r. ünü müzdeki yıllarda otomati k istasyonlar, uzak uzayın ve gezeg en lerin doğrudan i ncelen mesi yolu nda birici k a raç olara k kalacaklardı r. Şu d o unutu l m a m a l ı d ı r k i , otomatik istasyonlar, pilot l u u z a y gemi lerinden ç o k d a h a u cuza mal ol maktadır. Otomatik a raçl a rı değerlendiri rken, bunların önemini ve olanaklarını haddinden fazla büyütmekten de kaçı n ma l ıyız. Sod ı k ya rd ı mcılarımız olan b u araçlar, uzay a raştırma larında gereken her şeyi ya pmaktan, 277


tama men insanın yeri n i tutmaktan elbette uzaktı rla r. Yörüngesel uzay g e m i sinde bulunan bir kozmonat, bizi ilgi lend i ren «tayfun gözü veya orman yan g ı n ı merkezi g i bi b i r doğa olayın ı ya l n ı z keşfetmekle k a I m ı ­ yoca k, aynı z a manda ô l etleri ona doğru yöneltecek, gereken ka ra rları da a lacaktı r. ••

Ş i m d i l i k pi lotlu uçuşlar, fırlatılan oto matik a ra çlar sayısiyle kıyasla n a ­ mıyocak kadar azdır. B u böyle olsa da, p i lotlu uçuşları n m u a z z a m bir önemi vard ı r. Sovyet u zay progra m ı n ı n ş i mdiki aşamasında pi lotlu uçuşla r ı n esas a l a n ı d ü nya m ı z ı sara n boş l u ktur. B u boşluğa, bili msel a raştırma maksadiyle pi lotlu u zay gemi leri ve sistemleri ile varlıkla rı n ı n u z u n sürmesi öngörülen taşıt a raçlan ve yörüngesel istasyonlar fırlatd­ maktad ı r. i nsa n ı n dolaysız olara k katı l ma s ı n ı n en büyük etk i n l i ğ i , el bette otomatik a raçlardan faydalan mayla bağdaştı rı l ma k şartiyle, öze l l i kle dünyayı saran uzay boş l u ğ u n u n i ncelenmesinde ve h a l k ekonomisi ba k ı m ı ndan önemli gözlemler yap ı l masında söz kon u s u d u r. Bizde inceleme ve a raştırmaların birincil öne m l i ödevleri n i n seçim inde, b i l i m i n çıkarları v e denemeleri n halk ekonomisi bak ı mından ö n e m i kriter olara k b a ş yeri tutmaktadır. i l k on yılda u zaya insan gönderme soru n u çözü l ü p orada çalışma olanağ ı da i spat edi l mişken, i k i nci on yıl insanın yörüngesel uzay lôboratuva rları yardı miyle plônlı i nceleme çal ı ş m a l a rı yapaca ğ ı dönem olaca kt ı r. Uzay tek n i ğ i , herha lde bilimsel a raştırmalara ve b i l i msel-tek­ n i ksel denemelere elveren, başlangıçta basit, sonra g ittikçe daha kar­ maş ı k ve büyü k yörüngesel i stasyonlar ya p ı m ı n ı ardıcıl olara k gel işti rme yoluna g i recektir. Yeteri kada r ü niversal uzay a raştırma lô boratuva rları ve i htisasa göre çalışan i stasyonlar, örneğ i n atmosfer-dışı a stronomik, a strofizik, radyo-astronomik yörü ngesel gözlemevleri m eydana geti rile­ cektir. B u n l a r, hem tama men otomatik olarak, hem d e d a i m i ekipleri b u l u n madan, zaman zaman gelecek personelle çalışabilecektir. Büyük yörüngesel i stasyonlar yaratma problemi, bunla rın yörüngede montajıyla, birkaç uzay gemisin i n manevrası ve yöneti miyle bağ l ı büyük hazırl ı k çalışmaları v e b i r s ı ra karmaşık bili msel-tekni ksel denemeler g erektir­ mektedir. SSCB'nde bu problemin çöz ü m ü için a rtık bi rçok başa r ı l ı deneme yapıldı : «Kosmos.. adlı uyduları n iki defa otomati kman takılıp kenetlen­ mesi sağlandı ; «Soyuz.. tipi pi lotlu iki u zay gemisinin elle k u manda su retiyle takı l ı p kenetlen meleri başarı l d ı ; ve i l k yörü ngesel deney uzay i stasyonu meydana geti rildi, yani iki kozmonat ilk defa o l a ra k açık u zay boşl u ğ u nda bir g em iden ötekine g eçtiler. «Soyuz-6.., ..Soyuz-7» ve «Soyuz-8» uzay gemilerinin grup uçuşları s ı rası nda, kozmonatları el k u mandasiyle geniş manevra l a r yaptı lar, önemli bili msel ve bili msel-tekni ksel deneyler başar­ d ı l a r, özellikle uzayda kayna k yapmayı dened i ler. özerk uzay uçuşları 278


denemeleri n i n gelecek için büyük önemi vard ı r. «Soyuz-9»un uçuşu s ı ra ­ sında uzaydan, d ii nyayı saran boş l uğ u n g özlemi ya p ı l mış, sürekl i uzay uçuşu koşul ları n ı n insan organizmi ve çalışma yeteneği üzerindeki etkisini tes bit için bili msel-tek n iksel ve mediko-biyoloj i k denemeler g erçek­ leştirilmiş, uçuşta n sonra da sürekli a ğ ı rl ı ksız d u ru m koşullarından dönen kozmonotların yeryüzü koşu lla rına yen iden uyması süreci i ncelen m i şti r. «Lu n a - 1 6» oto matik i stasyonunun uçuşu, otomatik sonda a racılığ ıyla ay yüzeyinden toprak örneğ i a l ı n ması ve b u n u n ay-dünya roketiyle yeryüzüne g etiril mesi, ay' ı n ve gelecekte d e otomati k a raçlarla g üneş sistemi geze­ genlerinin i ncelen mesi yolunda geniş perspektifler açma kta d ı r. Bu uçuş diğer gök cisim lerinin değ i ş i k yüzey kesi m leri hakkında - p i lotlu uzay gemi lerinden çok daha ucuza mal olan oto mati k i stasyon l a r fırlatmak suretiyle - değerli b i l i msel bilgi elde etmeni n mü mkün olduğunu ispat etti. «Lunahod - ı O> ay aracı n ı n yaratı l ması, b i rkaç ay g ü n ü ve gecesi boyunca da ay yüzeyinde kalma koşu llarında aracın çalışma yeteneğ i n i n yokla n ma s ı , uzaycı l ı ğ ı n ay yüzeyinde b i l i msel a raştırma lar i ç i n y e n i bir a ra ç - hareketli oto mati k lô boratuvar - kaza n m ı ş olduğunu gösterd i . «Lu nahod - l »in yerden yöneltil mesiyle, bazı u ç u ş yöneti mi sorunları n ı n çözüm ü n e yara rlı değerli sonuçlar edinildi. Bizden ç o k uzaklarda bulunan devi n i r cisi mlerin mesafel i yönetimi için tesbit edilen ve uyg ulanan yeni metot, gezegenlere de gönderi lecek bu gibi a raçların yönetim sistemine temel olabi l i r. Yüzy ı l ı mızın öneml i ulaşımlarından biri olan - ı ş ı nsal d iyapozonda karş ı l ı k l ı elektro-manyeti k dalgalar yayı m ı için güclü kaynaklar yaratan lazer (*), uzaycılıkta, ay'ın ve g üneş sistemi g ezegenlerinin i ncelen ­ mesinde kulla n ı l ması ba k ı m ı ndan geniş perspektifler açmakta d ı r. Ay' ı n lazer lokasyonuna ilişkin i l k denemeler Ameri kan v e Sovyet b i l g i n leri tarafından daha 1 962-63 yılla rında yap ı l m ıştı . O zaman dü nya m ızia ay arasındaki uza k l ı k 1 50 k m .'ye kadar yakla ş ı k b i r kesi nlikle tesbit edile­ bil mişti. Sovyet bilgin lerinin 1 966'da özel lazer yardı m iyle yaptı k l a rı deneyler, ay i l e a ra mı zdaki uza k l ı ğ ı n Fla marion krateri ta ba n ı n a kadar ve a n ca k birkaç yüz metre farkeden bir isa betle tesbit ed i l mesine i mkôn verd i . «Lunahod- ı .. ay aracına yerleşti rilen ve Fransız uzmanları tarafı n - ' dan ya p ı l m ı ş b i r lazerik ya nsıtıcı da, dü nya yüzeyi i le ay'da «Luna hod - l »i n b u l u n d u ğ u y e r a ra s ı ndaki mesafenin 1 metreye k a d a r farkla tesbitini sag la d ı . Ay'a kadarki mesafenin büyük b i r i sa betle ölçülebilmiş olması , kosm i k meka n i ğ i n gel işmesi i ç i n olduğu kadar, jeodezi (**) v e jeo-dina m i k' i n birçok probleminin çözümü i ç i n d e g e n i ş perspektifler açmakta d ı r. Bu başa rı l ı ölçümler, ay yörü nges i n i n karakteristik öğeleri n i n daha yaklaşı k (') Eletro-ma nyetik dalgaları g üclendi rme ô leti.

(**) Olçüm b i l i mi.

279


bir i sa betle tesbiti ne, ay' ı n kendi ekseni etrafı ndaki karmaşık hareket­ , leri n i n i ncelenmesine, yüzeyi hakkında yeni veri ler elde ed i l mesine, b i r y a n d a n da tam jeodezik ölçümler ya p ı l ma s ı na v e hatta kıtaların yürü mesi , ve dünya mı z ı n kutupla rının hareketi g i bi i lg i nç olg u ların i ncelen mesine i m ka n vermekted i r. Memnun iyetle belirtmeliyiz ki, ay'a Fra n s ı z ya pısı lazerik yansıtıcı ' n ı n u laştı rı lması, v e h e m Sovyet, h e m de Fransız b i l g i n leri tarafından ay' ı n lazer loka syonu üzerinde denemeler ya pılması, uzayın barışçı a maçla rla araştı rılması a l a n ı nda Sovyet- Fransız işbirl iğ in i n gelişmesi ba k ı m ı ndan önemli bir aşa mad ı r. B u deneyler, Ameri ka l ı ların da kendi kozmonotları tarafından ay yüzeyi ne b ı rakı l mış b i r ya nsıtıcı yard ı miyle ay'ı n lazer lokasyonu üzerindeki denemeleriyle birlikte, uzay ve yeryüzü bi l i minin gelişmesine önemli bir katkı o l m uştur. Uzayla bağ ı ntı sağ l a ma kta ve uzaydan bi l i msel enformasyon vermekte la zer'den fayda l a n m a n ı n önemini bugün ta mamiyle değerlendi rmek zor­ d u r. Lazer' lerin k u l la n ı l ması nda d ü nya atmosferi, bul utla r, sisler ve yağış­ larla i l i ntili a rızalar uzayda yoktur. Ve bi lindiği g i bi, sinyal ler vermekte kullanılan eletro-manyetik dalgalanmaları n s ı k l ı ğ ı ne kada r yüksekse, buna eşit diğer koşul larda o kadar daha büyük ölçüde enformasyon veri lebilir, Işınsal d iyapozonda lazer'leri etkileyip ü reten karşılıklı elektro­ ma nyetik dalgaların k u l lan ı l ması , ay'a ve gezegenlere yerleştiri l m i ş kos­ mi k ayg ıtlar, yörü ngesel istasyonlar, uzay gemi leri, uydular ve i stasyonlar a rasında i letme kabi liyeti yüksek bağıntı kanall a rı yaratılması için büyük olanaklar açmakta d ı r. B u bağ ı ntı ka nalları, bili msel enformasyon ve yönetme ku manda ları i l etmede, televizyon, telefon bild i ri lerinde de k u l ­ lanılabil ir. Ta biidir ki, bu hedefe u laşmak i ç i n daha birçok g üçlüğ ün g ideri l mesi, yeni tek n i k çözümler b u l u n ması, daha da yetkl n leşti ri l m iş yeni meka n i zmalar meydana getiril mesi gerekl i d i r. Fakat şi mdi yeni bulg u la r ve b u n la rı n tekn i k ba kı mı ndan gerçekleştiril mesi a rasındaki süre k ı sa ltı lmakta d ı r. Dün uzak bir hayal g i bi görünen nice fiki rler süratle hayata geçiri l mektedi r, Çağ sa l b i l i m ve tekniğin ortaya koyd uğu birbirinden karmaş ı k soru nlar, i n celenen olgu ve süreçlerin kompleks araştı rmalar konusu ya p ı l ma s ı n ı , a y n ı zamanda ya pma-uyd u l a r, yörüngesel istasyonla r, a y yüzeyinde ve gelecekte de g ü neş sistem i gezeg enleri yüzeyinde ça l ı ş ı r a letler g i bi çeşitli uzay tekniği a raçları, yer istasyonları ve gözlemevlerinden ya p ı ­ lacak gözlemlere ya ra r çeşitli a let v e a raçla r k u l la n ı l ma s ı n ı gerektir­ mektedir. Böyle kompleks araştırma ve deneyler, çeğ itli mem leketler bilgin ve uzmanları arası nda uzayın i ncelenmesi ve uzaydan faydalanma a l a n ı n ­ daki işbirliğ inin geliş mesine g itgide d a h a büyük bir a ktüellik kazan­ d ı rma ktad ı r. Artık yıllar var ki, sosya l i st ü l keler, içlerinde ADe, Sovyetler Birl i ğ i ve Çekoslova kya tarafından ya pıl mış ayg ıtlar bulunan ..i nterkos280


mos- 1 » ve «lnterkosmos-4» adlı yapma -uydu ları n fırlatı l ma sı g ib i kompleks bi l i msel denemelerin etki n l i kle g erçekleşti ril mesi örnekleri göstermekte ; Bulgari sta n , Macaristan , ADC, Polonya, Romanya, SSCB ve Çekoslovak­ ya'da elbirliğiyle yer gözlemleri yapmaktad ı rl a r. Uzay çağ ı n ı n i l k y ı l larında, uzay uçuşları n ı n i l k yı l l a rında, uzay boş­ luğuna egemen o l m a n ı n evresel sorun l a rı çözümlen miş, öncü buluşlar ya p ı l m ı ş ve yiğit kozmonotlar bi rçok kahra ma n l ı k desta n la rı yaratmış­ lard ı r. Bu y ı l ların kazand ı rd ı ğ ı muazza m deneysel materya l ler, bunların ta fii i l i ve b i l i m i n bu alanındaki gelişmeye i l iş k i n ta h m i n l e r de, şimdi bili m a d ı n a , i n sa n l ı ğ ı n tek n i k ve sosyal i lerlemesi adına bundan böyleki uzay i n celemeleri ve uzaya egemen ol ma çal ı ş maları i ç i n somut yollar tesbitine imkôn vermektedir.

Insanlığı yücelten ka h ra ma n l ı k G ER M A N rirOF içinde i nsa n bulunan i l k uzay g e m i s i n i n uzaya i l k çıkışı ! Gözkamaştıra n b i r yücelik tablosu ! Motorlar ça l ı şmaya başladı. Roket i n taba n ı n ı bir d u ma n sard ı . Ve işte roket a rt ı k yerden kesildi ve yavaş yavaş yüseldi. Yolun açık olsun, aziz dost ! Bana s ık s ı k soruyorl a r : «Gagarin uçtu ğ u za m a n neler h issettiniz»diye. Yüriy Gagari n ' i n uçuşundan önce ve uçuşu s ı rasındaki d uygu ve düşünceleri m , a rkadaşını yeni bir uçakla i l k uçuşa gönderen p i lotun düşünce ve duygulariyle b i r dereceye kadar kıy6 slanabi l i r. Genelli kle böyl e uçuşlar s ı rasında, yerde kal a n pilotl a r, yukardak i n i n hareket i n i d i kkatle izler, uçağ ı n kalkma ve k o n m a d a k i h a l i n i , her şeyi gözler v e kend ilerine göre sonuçlar çıkarı rlar. Gaga ri n ' i n uçuşundan ö n c e ve uçuşu s ı rası nda ben de böyleydi m . Artık roket ateşlenmek üzere, son hazı rl ı klar ya p ı l ı rken, beni işin tekni k yan ı iyice sard ı ; veri len komutları n yeri ne getiri l i ş i n i v e kozmonatı n tek m i l verişleri n i sa niyesi sa n iyesi ne izled i m . Roket start a l a n ı ndan koparak yükselmeye başladıkta n sonra, onun gereken açı ve mermi yol u nd a n hareket i n i sağl ıyan yönetme k a l ­ d ı raçları n ı n ça l ı şmasını da gözden kaçırma d ı m . Starttan sonra kosmodrum ôdeta boşa/dı. Bu b i z uçman/arın da yaban ­ cısı ol mad ı ğ ı mız b i r d uygud ur. Oyle ya, daha demincek ya n ı başınızda duran , konuşan a rkadaşı nız, işte bir an i çinde uçarak sizden uzak/aş­ m ı şt ı r. Şu anda ne yapar, b i rkaç dakika son ra ne d urumda o/acaktır, b i l i n mez. Bu sorular ve uçuşun sonucuna i l işkin end işe/er herkes için a n laşı l ı r şeyd i r.

281


I çtenli kle söylemek g ereki rse, o za man bu i l k uzay uçuşu n u n bütün heybet i n i düşünüp kavra maya vakit yok g i biyd i . Daha roketin güclü uğultusu bile d i n me mişti ki, b i z N ikolay Petrovi ç Kamanin'le beraber ken d i m i z i uçakta bulduk. Gaga ri n' i n ineceğ i bölgeye doğ ru uçuyorduk. Onunla bağı ntı k uran merkezden uzaklaştığ ı mıza esef ediyo rd u m, a ma N i kolay Petrovi ç beni teski n etti : - Bağ ı ntı arda do olacak. Uzaydan bild i riler geldikçe, biz bunları i ster istemez uçuşun nasıl geçtiği hakkındaki tasarı mları mızla karşı laştı rıyord uk. I l k kozmonatın verd i ğ i bilgi lerde, a ncak Yüriy'i uçuşa haz'ı l ıya n uzmanların gerektiğ i g i bi değerlend i receğ i bazı detayı v e ayrıntılar seziyord uk. Starttan sonra roketin hızı çabucak a rtıyor. Etkilen meler d e ono göre çoğalıyo r. Bu etk i lenmeler uçuş boyunca ve uzunca fasılalarla ol uyor. I nsan bunlara dayana bilir m i ? Bilginlerim i z, uzayda önce hayva n la rla yaptıkla rı denemeler sonucunda, gerekli a ntrema ndan geçmiş i n sa n ı n , belirli bir d u rumda bulund u kça, raketin uçuşu sırasında doğabi lecek etkilen melere dayanabileceğ i kararına varm ışlard ı . Evet o m a , b u kareırı pratik d e doğru l ıyacak mıyd ı ? Uzay gemisi nden a l ı n a n i l k haberler sevindiriciydi : Yüriy etki len melere iyi dayanıyord u . B e n a ğ ı rl ı ksız d u r u m hakkında çok şeyler okumuştu m ; bir avcı pilot olara k da bu durumun ne olduğu n u azçok b i l iyord u m . Ama Yüriy yörün­ gede nasıl h issedecekti ken d i n i ? Bu soruları ondan a l d ı ğ ı mı z yeni yen i haberler ceva plıyord u : - i l k ra porumu veriyoru m : Saat 9.48. Uçuş iyi geçiyor. Ken d i m i iyi ve d i n ç hissediyoru m . Gü neş yönel i m i sistemi ça lış maya başladı . . . - Uçuş norma l geçiyor. Yörünge hesaplandı . . - Ruh h a l i m üzeri ndeyim . . .

iyi,

uçuşa

deva m

ed iyoru m,

.

şu

anda

Amerika

- Dünya mızın çevren çizgisini görüyorum. Harikuıade bir ayıa ! (*) Onü m üzde uçuşun en önemli ve belki de en karmaşı k aşa ması, ya n i yörü ngeden çıkma v e iniş işlemi d u ruyord u . H e r şey norma l geçecl:!k m iyd i ? Hayva n l a ya pılan uçuşlarda frenleme ve iniş sistemi defa la rca yoklanmış olsa bile, yine d e beklenmedik d u rumlar doğ a b i lirdi. Eğer elle yönetme terti batiyle i n mek gereki rse, dostu m Yüriy bunu başara bi lecek miyd i ? Gözleri m i n önünden beraberce yaptı ğ ı m ı z i d m q n l a rdaki d u ru ml a r geçiyord u . Ve içimden karar veriyor­ d u m : «Her şey iyi geçecek !"

(*) Ayıa : Ay'ı n ve bazı yıldızların d olayındaki ışık çevreöi (ha/e). 282


N i ha yet, radyo, ,<Vostok» uzay g e m i s i n i n saat 1 0' u 55 geçe sela metle yere i nd iğ i n i b i ldirdi. Ve Yüriy Gagarin i n iş yerinden şöyle konuştu : "lütfen , partiye ve hükü mete bildiri n , i n i ş normal geçti, ken d i m i iyi his­ sediyorum, yara - bere almış değ i l i m ! » I n i ş, yeri n e va rd ı ğ ı mız zaman, i ç i m d e n h e m e n koşup Yü riy' i kuca k l a ma k a rzus � geliyordu. A m a b i rden ya pamadı m ; etrafı n ı bilginler v e uzmanlar a l m ı şlard ı . Yine de kalaba l ı ğ ı yara yara sokul maya g i rişti m. Ha rekelime belki şaşa n l a r, hatta ters ters baka n l a r vard ı . Ama ben gitti kçe yaklaş ı ­ yord u m . N i hayet Yü riy b e n i farketti , v e bi rkaç a d ı m kala, o da bana doğ ru atı l d ı . Candan sarmaştık ve ne kadar kuvvetli olduğ u n u farket­ meden birbirimizin sırlını epeyce Yu m rukladık. , Cesaretle d iyeb i l i ri z k i , dü nyada bütün insanların «uzay çağ ı n ı n saba h ı » a d ı n ı verdi k leri 1 2 N isan 1 96 1 g ü n ünden sonra, Gagarin, g ezegen i m izde yaşıyon l a rı n en sevg ilisi oldu. O n u n ka hra ma n l ı ğ ı , insan aklı n ı n yarata ­ bildiği en g üzel şeyi ca nlandı rıyord u . Bu kahra ma n lık, a lıştı ğ ı m ı z deyişle, tari he altın harf� rle yaz ı l d ı . Fakat bana ka l ı rsa, onun yücel i ğ i n i, altın denilen has ma den de ta mamiyle yansıtamaz. Yüriy Alekseeviç, biz kozmonotlar için, aynı o laydan olduğumuz, ken­ disini gayet ya k ı n h issetti ğ i m i z içten dostu m u z ve yoldaş ı m ı zd ı r. B i l iyoruz ki, yıldızlara seferi öngören uzun bir hayat yol u n u i l1< olara k geçmek, aynı emellerle aynı kahra ma n l ı k yoluna yönel mi ş olan yüzler ve b i n lerce benzeri a rasında, ona, Smolensk'in o yiğit evladına düşmüştür. Ve yine bi l iyordu k ki, uzay tek n i ğ i n i kavra ma gibi yeni b i r d u ru mda süratle ve serbestçe yön ü n ü belirleme yeteneği , düşünce genişliğ i ve bilgi deri n l i ğ i ona özg üdür. "Vostok" uzay g e m ı sı n ı n dünya m ızın çevresini dolaşması için gerekli 1 08 dakikanın değeri, ya l n ı z bel i rlediği uzay g e m i si uçuş süratinden i baret değ i ldi. Bunlar ayn ı zamanda uzay çağ ı n ı n ilk dakikalarıydı ve bundan ötürü de dünyayı öylesine sarst ı . Yüriy için, u zay yörüngesi n i n bitmesi nden sonra, memleketi mizde ve yabancı ü l kelerdeki "yersel yörü nge»si başla d ı . Herkes dünya n ı n i l k uzay uçma n ı n ı , ilk kosmonatı g örmek istiyord u . Desta nsol uçuşundan son raki i l k ayla rda Y . Gagarin birçok miting ve toplantıda, işçiler ve bilgi n ler önü nde, okullardo, üniversite dersli kleri nde yüzlerce konuşma yapmak, her yerde kalaba l ı k gazeteci g ru plarına m ü l a katla r vermek zoru nda ka l d ı . Ayrıca otuz kadar yabancı ü l keyi ziya ret etti. Ama bu gerg i n toplu msal -politik eylem, onu mônen ve mad­ deten kaynaştığ ı uğraşısından alakoY a ma d l . O yen i sta rtlar hazırl ı ğ ından uzak kalamazdı. Daima yıld ızla ra da uçuşları düşlüyor, uzay gemisi d ü meninin daha n ice kereler kendisine ema net edi l eceğ i n e i n a nıyord u . 283


Işte, Y. Gagarin i l k uzay ka hra ma n l ı ğ ı n ı , düşled i ğ i bu a maç adına başardı, bu a ma ç u ğ runda çalıştı ve yaşadı . Ne yazık ki, traji k ölümü, onu başla n g ı cı böylesine parlak ve bütün insanlar için böylesine vaatler dolu yaşa m ı ndan ayırd ı . alümü haberi n i n yayı l d ı ğ ı 1 968 y ı l ı n ı n o hüzünlü Mart g ü n ü , biz kozmonatla rı n o n u yitirmekle duyd u ğ u m u z sonsuz acıyı bütün i n sa n l ı k paylaştı. Dünya m ı z etrafı nda bir uzay turundan geceli-g ündüzlü bir uçuşa, bi rkaç g ü n l ü k uçuştan ,Nostok» ekibinin g ru p uçuşuna ve daha sonra da Afeksey Leonof'u n uzay boş l u ğ u na çıkışına kadar, uzaycı l ı ğ ı n geliş­ mesinde çeşitli evreler aşıldı. Sovyet kozmonatla rı n ı n "Soyu h g e m ileriyle daha sonra ki uçuşları, yörünge üzerinde yörüngesel deney i stasyonu yarat ı l ması, bir yandan da Amerikan "Apolo» gemi leri kozmonatlarının u çuşları, uzaya karşı "i nsan h ü c u m u.. süreci nde yen i basa makları oluştur­ d u lar. B u gelişmede, oto mati k ara çla rla uzay araştırmala rı da pi lotl u uçuşlarl a atbaşı yürütül d ü . B u a raştırma l a r a l a n ı nda da çağsal önemde sonuçla r elde ed i l d i . i leride bizi çok parlak ödevler bekliyor. Çağsal tekn ikle donanan insan, olomaliğin, ıele- meka niğin ve elektron i ğ i n akıllı gücüne dayan a ra k uzay deri n l i kleri nde daha büyük a z i m l e i lerl iyecektir. Uzaycı l ı ğ ı n ufukla rı evre n i n kendisi g i b i sınırs ı zd ı r.

284


Baskıya karşı, demokratları savunma adına

I ra k'ta kom ü stleri n kovuştu rulması kimin yararına A RA HAÇADU R Bağdat'ta bir Fedailer Meza rl ı ğ ı va r. B i r mermer meza rtaşında şu kitabe okunuyor : "Yusuf Süleyman Yusuf (Fahid) . Ira k işçi sınıfının önderi, Irak Komünist Partisi Genel Sekreteri. Em perya lizme karşı u l usal savaşta şehit d üştü. Terti pli ve kasıtlı bir yarg ı la ma sonucunda, 14 Şubat 1 949'da emperya l i st cell ôtlar tarafından öldürüldü ... Fahit, diğer cesur a rkadaşları Zeki Basi m, Hüseyin as-Şabibi ve daha bi rço k yurtsever, çizmesi altında bütün halkı i n leten «kara rej i m..e ka rşı savaşı n çetin koşu l ları içinde can verdi ler. O zaman hükümeti n başında, I ra k demokrasisinin cel lôdı olan ka n l ı diktatör N u ri Said b u l u nuyordu . Bu d i ktatör halkı h içe sayıyor, yurtseverlere, özel likle en azı l ı düşmanları bellediği en ardıcıl yurtsever ko münistlere sonsuz bir ki n besliyor, hepsinin kan ı n ı içmeye hazırlanıyordu. Fakat, bi/indiği g ibi, ülkede 1 958 Temmuz Devri m i ya pıldı ve kra lcı saltanata son veri ldi. Aya klanan halk, gericiliğe ve emperya l izme direnen leri "dem i r yumruk..la ezmeye çalışan d i ktatör­ l ü ğ ü devi rdi . O g ü n l erden beri o n yıldan fazla b i r z a m a n g eçmiş bulunuyor. U l usal kahra man Fa hid'i ve yiğit arkadaşlarını işkencelerle öldüren cel lôtlar lônetle a n ı lıyor. I ra k halkı, cumhuriyeti n geti rdiği özg ürl üklerin gölgesinde, halk düşmanı reji mierin işledikleri ci nayetleri u nutmak ve bunların bir daha tekra rl a n m ıyacağ ı n ı n temi natı n ı görmek i stiyor. Işçi ler, köylü ler, memurlar, üniversiteli ler, gençl i k, yeni hayat şafağ ı n ı n uç verdiği ufka, bütün yaratıcı g ü clerin buka ğ ılardan kurtulma ola nağının doğması ü m i ­ d iyle bakıyorla r. Bu g ücler toplu msal ve politik eyl e m a l a n ı nda, demok­ rasiyi geniş letme alanı nda yurtseverlerin g i rişimlerine ve çalışma larına serp i l me o lanağ ı n ı n verildiğin i görmek istiyorlar. Ne var ki, halka düşman gerici kuvvetler h ô l ô silôhlarını bırakmıyorlar. Ve silôhlarını yurtseverlerin canevine doğruitmaktan geri durmuyorla r. I ra k Komünist Partisi (I KP) m i l itanlarından Kôzım a l -Casi m ve Aziz Ha mid yoldaşlarımızı da yitirdiği mizi henüz haber a l m ı ş bulunuyoruz. Her i kisinin d e şanlı bir hayat yolu vard ı . Her ikisi de namuslu ve yurtsever kişi lerd i . Ha l k ı n özg ürlük ve mutl u l uğ u , emekçilerin çıkarları u ğ runda azimle savaşıyorlard ı . Gericiler Bağdat cezaevinde onlara etmed i klerini b ı rakmıyorlard ı . Bu yoldaşlarımızın kanunsuz olara k tutuklan ma ları dola­ yı siyle I KP'nin 1 970 Eki minde yayı nladığı protesto bildirisinde , ken d i lerine polis karakolunda ve Kasr a n - N igaye'de gaddarca işkence edildiği 285


bel i rtiliyord u . Ni hayet ca nlarına da kıyılan bu yoldaşları, akraba ve ' dostla rından hiçbirinin görmesine izin veri l memişti. Daha geçenl erde b i n başı Mecit a l -Abayaşi a n s ı z ı n ortadan kaybol d u . Yetkil iler o n u n h a k k ı n d a h e r hangi bir b i l g i vermeyi reddettiler, tutuk­ Iand ı ğ ı gerçeğini de kabul etmed i ler. Fakat hapisten çıkanların a n lattı k­ ları, b u yurtsever subayın kaçırı ld ı ğ ı nda, hapse atıldığı nda ve kendisine korku nç işkenceler ya p ı l d ı ğ ı nda şüphe b ı rakmadı. I ra k art ı k bazı b i l i n ­ med i k kişi leri n , ken d i lerine belge göstermek i stemiyen y u rttaşları sık sık tutukladı kları gün ler yaşıyor. Tutu klananlar sorg u suz,yarg ısız derha l hapse atı l makta, Kasr a n - Nigaye'de ve d iğer g i z l i merkezlerde kendi lerine işkenceler ya p ı l ma kta , y u rtseverleri fizi kman yoketmekte yeni yeni metot­ lar uyg u lanmaktad ı r. Bu cümleden o la rak, Kürdistan Demokrat Parti si'n i n V i i i . Kon g resinden sonra , diğer demokrati k v e u lusal parti lerden birçok delege ve kon uğun yetkili ler tarafından ansızın tutuklandıkları d � bilin­ mektedir. Bunlar a rasında doktor Muha med Sa lman Hasan, Ulusal Demokrat Parti MK üyesi Sa l m a n a l -Azavi, Arap Sosya l i st Ha reketi yöneticilerinden Abd a l a l - Norvi ve d iğerleri va rd ı r. Ka muoyun u n bu baskı ve teröre son veri l mesinde ı sra rına cevap olarak, Baas Partisi ileri g elen leri ve hükü met, hapi slerdeki bütün yurt­ severlerin serbest bıra k ı l ma l a rı n ı n emred i ld i ğ i n i açıkla d ı l a r. O zaman bazı ları gerçekten serbest bırakı ld ıysa d a , bunlar ara s ı nda Kô z ı m 0 1 Cas i m ve Aziz Hamid yoldaşlar yoktu. Gstel i k, ç o k geç"meden, 1 969 Ha z i ra n ı nd a , I K P MK üyesi Settar H ı d ı r öld ürü l d ü ve parti a ktivistleri nden Abdel Amir Said d e 1 969 Eyl ü l ü nde kaçı rı l d ı . B u yoldaşı m ı z hakkında o zamandan beri bir şey öğren i l emed i . 21 Mart 1 970 g ü n ü de Oğretmenler Demokratik Hareketi yöneti cilerinden biri olan M u h a m med Ahmed 0 1 Hidani ka ç ı rı l d ı v e öldürü l d ü .

1 969 i lkbaharında, a ra l a rında Ah med M a h m u d a l - Ha l lôk, Aziz Feyl Cumad ve Meti Hindu'nun da bulundukları bi rçok yurtsevere canavarca işkenceler yapı l d ı . Baas Pa rti si ve hükü met i leri gelen leri, bu olay hak­ kında h i ç bir şey bil medi k lerini" a çıkladılar ve hattô "böyle iş lem l e rin , memlekette bir eylemsel ca n l ı l ı k gösteren ve Arap ü l keleri n i hedef tutan plônlarını gerçekleştirme peşi ndeki emperya l i z m i n , siyonizmin ve gericili­ ğin komplola r terti p lemesi tehli kesi ne ka rş ı yürütülen savaşta yu rtsever g üclerin b i rl i ğ i ne zara r verd i ğ i ne» işaret etti ler. "

Pa rt i miz, bütün yurtseverler ve demokratlar b u baskı ve terörü şi ddetle suçluyor, sendikal özg ürlüklerin s ı n ı rlanmasını protesto ediyorlar. IKP MK, gerici lerin ordu ve devlet makinesinde kilit nokta larını ele geçi rmeye çalıştıkları, bu yolda özellikle Baas Partisi'nin d ü rüstl üğüne güven me d uyg u l a rına daya nd ı k la ı ı , a ma bir yandan kötücül plônlarından da ta mamiyle vazg eçmed ikleri gerçeğ i n e de d i kkati çekiyor. Geri ci kuv286


vetler eylemleri n i a rttı rıyor, g iderek teröre ve kovuştu rmal a ra kayıyorlar. Demok rat ik partilerin ve örgütlerin sağ l a m b i r birlik yaratmaları, gerici­ l i ğ i n ve emperya li zmin ka rşısı nda olan bütün g ücleri n sı msıkı b i rleşmeleri olanağı gericileri korkutuyor. Geniş bir u lusal demokratik cephe yarat ı l ­ m a s ı , I ra k'ta, feoda lizme s o n veril mesi nde, sanayide v e tarı mda i lerici reformlar ya pı l ma sı nda , Kürt soru n u n u n kesinli kle çözülmesinde, em.per­ yaljzme ve siyonizme karşı a ktif bjr savaş yürütmekte olon Arap halkları

ve d iğer memleketler halkla riyle kardeşlik bağları n ı n sağ la m laşmasında çıkarı o l m ı ya n bütün elema n la rı hezi mete uğrata bilir. Ira k gericileri hedeflerine varmak için, her şeyden önce, 1 7 Temmuz 1 958 da rbesinden son ra ya pılan olumlu şeylerin hepsi n i silip süpürmek i stiyorla r. Gerici ler, memlekette yurtsever ve demokrat i k g ücleri parça ­ lamadan bu hedefleri ne u laşa m ıyacakla rını b i l iyorla r. Işte b u n u n için de, demokratla rı ve yurtseverleri ko"Cuşturuyor, komünistlere karşı terör h a reketlerine gi rişiyor, o n l a rı Baasçıla rla çatıştırmak için her şeyi yapı­ yo rlar. H a l k ı n geniş yığ ı n la rı n d a n tecrit ed i l miş olan, demokratik pa rti ve örgütlere ka rş ı şü pheci b i r kı ska nçl ı k ve düşma n l ı k gösteren, komü­ n i stlerle rekabet d u ru m u na sokulmuş olan Baas Pa rtisi, bugünkü d u rumda önemli b i r rol oyna ma olanağından yoksun ed ilebi l i r ve elindeki i ktidar da, halka düşman k uvvetler, yan i demokratik rej i mden tedirgin olan feodal ler, zen g i n sanayiciler ve tücca rlar, büyük memurlar, s ubayla r ve genera l ler için ucuz b i r g a n i met olabilir. Baasçı ların daha iyi leri, komünistlere sempati besliyor ve temastan kaçı n m ı yorlar. Fakat Bao s ' ı n n üfuzlu üyeleri a rasında anti-komünist eğ i l i m lere s ü rüklen mekten h i ç de ken d i leri n i a la mıyanlar, politik ve topl umsal yaşantıya katı lmalarını i stemed ikleri ko münistlerden gayrı k i m i n l e o l u rsa olsun ittifak ku rmaya hazı r b u l u n a n la r da az değ i ld i r. Yoksa, hükümet org a n la rının, küstahlaşan gericiliğe kesin bir d irenç

gösterme isteksizl iği, ya sa lara ters ve aykırı düşen tutu m l a rı kovuştu r­ makta pasifl i ğ i , a nti-komün ist eğ i l i mleri ya n k ı la ma ktan başka b i r şeyle açıklanamaz. üstelik, devlet g üven l i k o rganları tarafı ndan topun ağzı n ı n komünistlere v e komünizme sempati besliyenlere karş ; çevri l mesi n i n Baas'ın v e hük ümetin bilgisi dışında b i r işlem olduğuna i n a n ma k d a safd i i l i kle b i rd i r. Ş u n u do bel i rtmel iyiz ki, şimdiki rej i m , bütünüyle ele aldığı mızda içeriğ i bakımından anti-empe rya l ist v e anti-feodal kalmakla beraber, bil" ya ndan geniş demokratik tabaka lara daya n m ıyan bir d i ktatörl ü k n itel i ğ i n i koru­ makta d ı r. Gericiler, h ü kü metin daha önceki rej i mierden devra l d ı ğ ı bütün a nti -demokrati k ka n u n ları el sü rmeden koru ması olay ı ndan, üste l i k halkın hakla r ı n ı d a h a ç o k zedeliyen ted bi rler a l ması v e bu a rada devlet sektörü iş letmelerinde g revleri tama men yasakkıyan işçi a l eyhtarı bir ka n u n g etirmesi olayın dan geniş ölçüde faydalan ıyorla r. Hükü met yığ ı n 287


parti leri n i yaketmek ve memlekette yurtsever elemanların can l ı l ı ğ ı n ı köreltmek a macıyla, ceza kurumlarını v e örgütleri n i de koru ma ktadır. Bir yandan da, Baas Partisi'n in geniş bir ulusa l-demokratik cephe k u ru l masından yal")a olduğu söylentileri duyuluyor. Ne var ki, böyle bir cepheden yana olduklarını söyliyen Baasçılar, bu cepheye g i ren g ücleri n ideoloj i k ve örg ütsel bağ ı msızlığı prensibini kabule yanaşm ıyor, onları legal koşullarda toplu msal ça l ı ş malarda b u l u n ma olanağ ından yoksun ediyo r, sendikal örgütlerde , köyl ü, öğreni m gençli ğ i vb. örgütlerinde üyeleri n i n i steğ i n e bak ı l maksızın - tek elden yöneti m i n egemen o l ma s ı n ı i stiyorla r.

I K P i i . Kongresi, memleketi, i ktidarın gericiler e l i ne geçmesi tehlikesin­ den anca k demokrati k hareketin ve buna katı lan pa rtilerin kurta rabile­ ceğ ine işaret etti. Yığı nsal ha reketin yü ksek d ü zeyde gelişmesi, mem­ leketin i lerlemesin i g a ra n ti liyecek çöz ü mleyici etkendir. Demokratik ha reketi n birliği düşü ncesi, ba skılara, yurtseverlerin kovuşturulmasına son veri lmesini gerektiriyor. U l u sa l kurtuluş hareketi deneyinin öğ rettiğ i g ibi, a nti-ko m ü n i z m mevzilerinde kalındı kça, mem­ leketin g erçek bağ ı msızlığına kavuşması ve i lerlemesi sorunlarının başa­ rıyla çözül mesi olanaksızdır. Kitaplar ve

dergiler

« Edision Sosial .. yayınevi 1 945 yıl ı nda Fransız Ko m ü n i st Partisi tarafı ndan «Büro d ' Edision» ve «Edision Sosi a l i nternasional» Yayınevleri bazı üzeri nde kurulan «Edisian Sosial.. Yayı nevi, Fra nsa'da Ma rksist propaga nda merkezleri a rası nda öne m l i bir yer a l ı r. Yayı nları n ı n geniş ölçüde sürümü ve çok l u k tekrar­ bas k ı l a rı , yayı mları n ı n Fransız ve yabancı meml eketler basını nda uya n ­ d ı rd ı ğ ı yankıları onun seçki n l i k n iteliğ i n i n kanıtları d ı r. «Edisian Sosial»in, Ma rksizm-leni nizm klôsi kleri n i n eserleri n i , komünist ve işçi hareketi tari h i ne, Ma rksist teori n i n aktüel soru nlarına ve çağ ı mı z ı n topl u msal-politik problemlerine dair k itaplar basmak v . s. g i bi ç o k ya n l ı bir yayın eylemi vard ı r. «Edisian Sosial», Ma rks, Engels ve len i n ' i n eserleri n i Fransı zca olarak yayı nlama k g i b i büyük bir h i z mette b u l u n muştur. Yayınevi, bu işi, Fransa, Sovyetler Birliği, Al man De mokrati k Cumhuriyeti ve diğer mem leketlerdeki Marksist b i l i m merkezlerinin yard ı mlarına daya nara k s i stemli bir ça l ı ş ­ mayla başarmış!ır. Geçen yıl «Marksizm klôsikl eri» serisi i ç i n d e K. M a rks ve F. Engels' i n «Komün ist Partisi Manifesti » n i n , V. i . len i n ' i n «Solculuk Komünizmin çocukluk hasta l ı ğ ı » a d l ı eserin i n vb. yen i baskı ları ya pıf­ mı ştı r. J . Badya ve i . Martie' n i n redaktör olara k ça l ıştı kları «Marks ve 288


Engels'in bütün yazışma ları» a d l ı eseri n yakında yayınlanacağı hakkı n ­ d a k i duy uru büyük b i r i lg iyle kar�ılan mıştı r. Len i n jübi lesi münasebetiyle «Ed ision Sosi a l.. Yayınevi, Moskova «Progres» Yayınevi i le birlikte çalı­ şarak V. i. Leni n ' i n bütün Eserleri ' n i n yayı nlan ması n ı genel hatlariyle ta mamlamış b u l u n makta d ı r. «An ı la r.. , «Çağsa l ta rih» vb. g i bi seri lere g iren birçok yayın, emekçilerin ve her şeyden önce gençl i ğ i n , Fransız halkı yetkin devri mci gelenekleri ruhunda eğiti l mesine büyük ölçüde yard ı m etmektedir. Son zamanlarda çıkarıl a n kitapların önemli b i r kısmı Paris Komünü'nün 1 00. yı ldön ümüne hasred i l miştir. B u n l a r a rası nda J. Düklo' n u n «Paris Komünü göklere hucüm ediyor» a d l ı kitabı, J. Brüa ve J. Dotri ve E. Tersen'in «1 871 y ı l ı K o m ü n ü » adlı i n celemel eri v e M . Şuri ' n i n « Komün'ün doğ d u ğ u yerde» a d l ı eseri va rd ı r. Marksist i n celemeciler, işçi sınıfının devri mci gelenek­ lerini koruma ve geliştirme n i n büyük önemini beli rterek, ş i m d i k i sosya l­ demokratların g üya komünarl a rı n dôva s ı n ı n m i rasçı l a rı rol ü n ü oynadıkları yolundaki iddia ları n ı şiddetle reddetmekted i rler. 1 970 y ı l ı nda Fransız kom ü n i stleri öz part i leri n i n 50 y ı l l ı k eyle m i n i n sonuçları n ı gözden geçird i ler. «Edision Sosial» tarafından yayı nlanan «Ellinci yıldönümü» adlı ve aynı za manda F ransız kom ü n i stlerin i n faşizme karşı savaşına adanmış özel seri k itapların her biri FKP tarihinin çeşitl i aşa malarından biri n i yansıtıyord u. Bunlar a rasında 1. Frevi l'in «Gece Tur'da sona eriyor» , F. Bant'un «Şan ve şeref yolu», A. Tole' n i n «Işçi sın ıfı direnişte», R. Pestu ri' n i n «Bu da d i renişti» adlı kitapları n ı , «FKP ve d i reniş» ve «Kurşuna d i z i len ierin mektupları» adlı derlemeleri saya b i l i riz.

Pa rtinin zeng i n tecrübesi n i , çağsal aşamadaki sava ş ı n ı i n celeyip öğrenme, Fransız Marksistlerine en önemli stratej i k ve taktik ödevleri bel i rlemeleri ba k ı m ı ndan yard ı mcı o l maktad ı r. Bu c ü mleden olara k , V. Roşe' n i n «FKP' n i n g eleceğ i » a d l ı kitabında 1 968 Mayı s-Haz i ra n olaylarını ta h l i l i , Fransız işçi hareketin i n ve öncüsü n ü n ne g ibi perspektiflere sa hip olduklarının incelenmesine temel h i z meti g örmekted i r. «Edisian Sosial» yayınlarının ka ra kteristik özel l i ğ i , Ma rksist teori n i n a ktüel problemlerinin incelenmesinde komün ist hareketinin tarihsel tecrübesi nden ya ra rla nmasıdır. Bu bakımdan, J. Kopyo'n u n parti bas ı ­ nı nda g e n i ş yankılara y o l açan «Len i n bizi m led i r» a d l ı eseri örnek o l a ra k g österilebi l i r. 1 969-70 yıl ları nda, Fransız Marksi stleri, oportünizme karşı savaş (L. Figer, «Troçkizm, Len i n iz m i n düşmanıdır») , sosya l i z m i n revizyonist «model­ leri»n i ıı eleştirisi (J. Arno, «isveç sosya l izmi»), h ü m a n i z m i n ve k i şi l i ğ i n felsefi problem leri ( L . Sev, «Marksizm v e k i ş i l i k teorisi») , k i l i se v e d i n (A. Kaza nava, «ikinci Vatikan topla ntısı v e k i l isen i n evri mi») g i bi önemli teorik soru n l a r üzeri nde fikirler yürüttüler. 289


"Za manım ız» serisi içinde, Fra nsada sınıf savaş ı n ı n teorik ve prati k özellikle F K P' n ı n 501 g ü cleri birleştirme ve memleketi demokratik yolda n yeni l eştirme u ğ runda, goşist ve anarşist elemanların ayrı l ı kçı hareket hattına ka rş ı yürüttüğü savaşa hasredilen kita p l a r yayın­ landı. J. Düklo' n u n "Dünkü ve bugünkü anarşi stler» ve K. Prevo' n u n "Universiteliler ve solcu l u k» adlı eserleri vb. b u n l a r arasında d ı r. probl emlerine,

<.Ekonomi ve politika» serisi de, devlet-tekel kapita l iz m i n i , onun çeliş­ kileri n i ve gelişme eğ i l i m lerini tah l i l eden çeşitli yayı nlarla zeng i nleşti. E . Goman'ın «Amerikan efsanesi», A. Klod'un «Bir tekelin tarihi», J . P. Del ile'nin «Tekeller» adlı eserleri di kkati çeken kita plard a n d ı r. M i litarizm ve si l ôhsızla n ma, Viyetnam'da ve Yak ı n - Doğu'da em peryal i st saldırı sı, Avrupa g üven l i ğ i soru nları, «Edision Sosial» yayı nları n ı n yansıttığ ı d ünya politikası a ktüel kon u la rı a rasındadır. «Halk klô si kleri» serisi «Edision Sosial»in yayın eyleminde başka bir yer tutar. Bu seri n i n a macı, geniş h a l k yığınla rı önünde ulusal demokrati k k ültürün şaheserleri n e g i riş yol u n u açmak ve bunları bili msel, M arksist açıdan değerlendirmektir. Bu seriden son yayınlar a rasında P. Lafarg' ı n «Seçilmiş eserleri»ni (J. Jiro, R. Rolan v e J. Albertini'nin yoru m la riyle) soya biliri z. . «Edision Sosial»in işbirliği yaptığ ı yazarlar a rasında b i rçok FKP yöneticisi, ünlü teorisyenler, M arksist bilimin çeşitli sorunları üzeri nde i htisas sahibi değerli uzmanlar va rd ı r. Yayı nevinin çıkardığı kitaplar, parti basınında enine-boyuna tahlil ve geniş ölçüde p ropaganda edil­ mektedir. «Edision Sosial»in va rlığı ve eylemi neden i n i , sorum l u d i rektörü olan FKP Pol itbüro üyesi Gi Bes şu i sa betli sözlerle belirtmişt i r : ..Size sunduğumuz kitaplar, g eçmişi daha iyi ta n ı mak, şimdiki zamanı daha derinden anlamak, g eleceğ i daha açı k g örmek ve daha enerj i k biçimde hazırlamak i stiyen ıeri i l g i si z b ı rakamazlar.»

Okuyuculaf/mıza

«Edision

Sosia/»in

geçen

yıl

çıkardığı

kitaplardan ikisi hakkında kısa inceleme yazıları sunuyoruz

••

Moris Torez : insan ve savaşçı»

Jorj Konyo ve Viktor Joanes beraberce yazd ı k l a rı esere bu adı ver­ m i ş ler. ( 1) Bu kitapta, 34 yıl boyunca Fransız Komünist Partisi'nin başında b u l u n muş, bütün hayatını Fransız emekçi lerin i n durumunu iyileştirme, hayati çıkarları n ı koruma dôva s ı n a adamış olan insandan bahsedi l iyor. ( 1) G. Gogn i ot, V. Juannes. M a u rice Thorez, L'Hamme et militant, Paris, 1 970. 290


Ve g i ri ş yazısında FKP Genel Sekreter Yard ı mcısı Dr. Jorj M a rşe şöyle d iyor : «Memleketi mi zde onun (Torez'in) a d ı n ı n bilinmediği, kendisinin bütün i l erici i n sa n l a r tarafı ndan sevi l i p sayı l ma d ı ğ ı , hayat ve eylemiyle ortaya koyduğu örneğ i n , her türlü ezgiye, her türlü ada letsizliğe ka rş ı yiğ itçe savaş i ç i n , h a l k ı n mutl u l u ğ u u ğ runda, barış uğrunda, demokra s i v e sosya lizm uğrunda savaş i ç i n çağ rı haline gel mediğ i b i r köşe bulmak m ü m k ü n değ i l d i r.» J . Konyo ve V. Joanes, Moris Torez' i n yak ı n çalışma a rkadaşlarıydı l a r. B u n un için de, yazdıkları kitap, Torez'i n kişisel hayatı nı yakından tan ıya n kişileri n a n ı larını, Fransız halkının bu şanlı evlô d ı n ı n politik eylemi n i n ta hlili i l e başarı l ı olara k bağdaştı rıyor. Moris Torez, okuyucula rın gözünde, gönül alan, kuru msuz, hayata bağ l ı, e nerjik, i n sanları ve doğayı seven bir kişi olara k belidyor. Kita b ı n yaza rları, onu, FKP' n i n değerli yöneticisi, Marksizm-Leninizmi somut tarihsel koşullara yaratıcı olara k uyg u l a mayı başaran büyük bilgin- marksist, bütün hayatı ve eylemi emekçil eri n ulusal çı karlariyle u l u slara rası işçi hareketi enternasyonal ödevlerini maharetle bağdaştırma örneği olan yetki n kom ü n i st-enternasyon a l i st ya n ı i l e de gösteriyorlar. M . Torez yüzyı l ı mızia yaşıtt ı . Bu y ı l ı n N i sa n ı nda 71 yaşı nda olacakt ı . O da g elecek kuşak l a r için d a i ma yiğitli k, d ürüst l ü k ve y ü c e komünizm dôvasına bütün varlı ğ ıyla i n a n m ı ş l ı k sembo l ü olara k kalacak devri mci­ komünistler ülker' i ne dahi ldir. Torez'in hayat ve eyl e m i n i a nlatan bu kita p, her şeyden önce, hayattak i yerlerini i sa betle belirlemeye ve kendi lerini M . Torez' i n d üşlediği ve u ğ runda savaştı ğ ı «özgür, güclü ve m utlu» F ra nsa idea line adamaya ça lışan gençler için, sosyalizmin yeni savaş­ çı ları içindi r.

lv. Druar

.. Le Mond .. biçimi objektifli k Ka rmaşık i d eoloji k savaş koşulla rı içinde "büyük" burj uva basınının stratej i ve taktiği n i n bil i m sel-marksi st a çıdan tahlili g ereğ i apaçık orta­ d a d ı r. işte Eme Gej ve J a k liro'n u n «Le Mond : Hümanizm, objektif/ik ve politika adlı kitabı böyle bir tah lile hasredilmiştir. ( 1) ..

«Le Mond" g i bi ka rmaşık karakterli b i r ideoloj i k organ ı n eylemini i n celerken, kita b ı n yaza rları, yapacakları eleştiriyi iyice işle n m i ş metodo­ loj i k p rensipler üzeri n e oturtmuşlard ı r. Ve Fransa'nın hayatı ndan, kısa. fakat tari h sel ve politik bak ı mdan önemli b i r devreyi, yani 1 968 Mayıs( 1) Ai. G uedj, 1 . G i ra u lt. Le Monde . h um a n ism e o bje ctivite et politique. Paris, Editions Sociales, 1 970, 256 s. .

.

,

291


Hazira n bunalımını i n celeme konusuna taban edi n m işlerd i r. Bu olayların karakteri, politik çatışmaların sertliği, çeşitli partilerin, örg ütleri n ve başlıbaşına otoritelerin a l d ı k l a rı mevz i lerin sın ıfsal özl üğünü elle tutu l u r­ casına göstermektedir. Kita p, «Mond» gazetesinin, politi k g üc/er a rasındaki oyunun bağ lama­ d ı ğ ı ve s ı rf enformasyon la meşgul bir org a n olara k görünme yelten işleri n i bütün i çyüzüyle ortaya koyuyor, o n u n ka muoyu hake m l i ğ i rolüne özen­ mesi n i n n e kadar yersiz olduğunu gösteriyor. E. Gej ve J. Jiro, burj uva «objektifliği»nin a s l ı n ı meydana çıkarıyorlar. Gerçekten de, bu «objektif­ liğin» a ma cı, olayların a n l a m ve önemini maskelemek, politik değerlen­ d i rme yeri n e psikoloj i k «teviller»e sapmak, okuyucuyu bu olayları doğ u ra n nedenler üzerinde düşün meden, görünen gerçekleri «pozitivist» olara k kabul etmek gereğ ine inandı rmaktı r. Kaldı k i , yeni a nti -komünizm ka m­ panyasına katı l masından sonra , bu b u rj uva gazetesi nin i ğ reti objektifl i ğ i de kaybo l u p gitmekted i r. «Mond», ka pita l i z m ile sosya l i z m arasındaki savaşı eski miş göstermeye yeltenmekte,

teknokratik

düzenin

kapitalizmin

yerini

alacağını

iddia

etmekted i r. Bu gazeten i n propaganda ettiğ i «yeni» topl uma i l işkin görüşlerin amacı, sınıf savaşı ölçüsü .yerine, yüksek ve zayıf gelişmeli memleketler a rasında çatışma, s ı n ıfların ahenkleşmesi g i bi yarg ı l a r koymaktı r. «Mond» bir de gençli ğ i n ve «sol» ayd ı nların «devri mci» heye­ can ı n ı n savunucusu z ı rh ı na bürün mekte, bunları . . . tutuculukla suçlad ı ğ ı işçi sınıfı n ı n ka rşısına koyu p, «ilerlemen i n itici g ü c/eri» olara k i l ô n etmek­ tedi r. Ve «Mond»un, son zamanlarda, komün istlerle savaşta provokatörce eylemlerine dört elle sarı ldığı solcu ve anarşist g ruplara içten bir sempati göstermesi de rasgele değ i l d i r. Kita b ı n yaza rları, «Mond»un politik inancını « işç i s ı nıfı ndan daha sola, hükümetten daha sağa» d iyerek, gayet i majlı b i çi mde bel irtiyorlar. Gazetenin, sol gücler a rası nda birliği zayıflotmaya ve komünist parti sini tecrit etmeye yönelik balta l a ma takti ğ i n i de ayrı ntı l ı olara k açı kl ıyorlar. Kitapta, «Mond»un d ı ş politi ka materya ll eri de ta h l i l ed i liyor. Bu ta h l i l i n d e gösterd iği g i b i , gazete, çokl u k gerçekleri kasten tepeta klak ederek, a ç ı k anti-sovyet bir tutum a l m a ktad ı r. Ve «Mond»un a nti -sovyetizmi, Fransa i ç inde ve d ı ş ında, Avrupa barış ve g üven liğini sağ la ma n ı n önem l i b i r etke n i sıfatiyle Sovyet-Fransız i l işkileri n i n gelişmesine engel olan kuvvetler için el bette gökte ararken yerde buldukları bir n i mettir. E. Gej ve J. Jiro'nun kitabı, okuyucuya, «Mond» gazetesi n i n objek­ tifl i ğ i a rd ı nda, burj uva düzeninin temel lerine dokun madan devri m i n patlak vermesi ni bertaraf etmeye yard ı mcı olabi lecek formüller b u l ma denemeleri n i n gizlendiğini elle tutu l u rca s ı na göstermektedir. Leo Log 292


Dolay), saldm manevrası Birkaç i n g i l iz sosyolog u n u n «Varlıklı i şçinin s ı n ıfsal yapıdaki d u ru mu» (1) a d l ı kita bı hem burj uva, hem de komünist bası n ı n ı n di kkati n i çekti. B u n u n nedeni ş u d u r : Kita b ı n yaza rla rı, işçi sınıfı n ı n «bu rj uva laşmakta olduğ u n u» i leri süren S. Lipset, U. Rostov, T. Ma rşa l , R. Darendorf, H. Ma rkuze, P. Suizi g i bi ideolog ların moda h a l i n i a la n görüşleri n i e leştirmekted i rler. Bu eleştiriler, bu alandaki lerin i l ki değ ildir. Bazı Ameri ka n sosyologları da, çağsal topl u m u n sosyal yapısında meydana g elen değişikli klerle ilgili o lara k burjuva ideo logları n ı n öne s ü rdükleri iddiaları eleştiri süz­ geci nden geçirmişlerd i r. (2) Yukarıda sözü g eçen kita b ı n yaza rlar kollektifi, i nceleme öbeğ i olarak, G ü neydoğ u ingiltere'deki Luton şehri n i n işçileri n i ele a l mışlard ı r. Bu şehir, eski sanayi merkezleri nden bir hayli uzakta d ı r ve gerek işçileri n i n iş ü cretleri d üzeyi, gerekse i stihda m bakı mından d i ğ e r bölgelerden fark l ı d ı r. Kita b ı n yaza rları, en modern donatı m l ı üç büyük fabrikada bir otomobil fa brikası nda, bir ki myevi maddeler fa brikasında, b i r de b i l ­ ya l ı yatak üreten bir fabrikada - çalışan genellikle kalifiye işçilerden ü ç g ru b u n özel ya şayı ş v e iş koş u l la rı n ı i n celemişlerdi r. B u işletmelerde g revler azd ı r ; fa brika ların yönetici leri, «sanayide insancıl tutu m» a d ıyle a n ı la n psokoloj i k ve örg ütsel -tekn i k ted birler si stemi n i geniş ölçüde uyg ula maktadırlar. Sözün kısası, i l k bakışta , işçi s ı nıfını «burj uvalaştı racak» en iyi koşullar seçi lmiştir. Buna rağ men, kita b ı n yaza rları, işçi leri n psikoloj i k ya n ları n ı , d iğer emekçi tabaka l a riyle (memurlar v e g e n ç tek n i k personeliyle) karş ı ­ lıklı i l işkilerini, şimdiki ihtiyaçlarını ve sosya l ideal/erini inceledikten sonra şu son uca va rmışlard ı r : «iş ücretleri n i n a rtı rı l ması, çal ı ş ma koşul­ ları n ı n iyileştiril mesi, yöneticilerin daha l i beral politikaları vb. leri, ger­ çekte, çağ sa l top l u mdaki sa nayi işçi leri n i n sı n ı fsa l d u rumlarını değiştire­ memişti r.» Yazarların ka n ı sı nca, «çağsal üretimde meydana gelen değişmeler s ı n ı fsal fa rkla rın ortadan ka lkmasına yol açmamaktad ı r». I şçi, «işg ücü n ü iş ücreti karş ı l ığ ı nda patrona satarak yaşaya n b i r insan olara k kal makta­ dı r», yaşayış d üzeyi n i n b el i rl i bir ölçüde yüksel mesi, i htiyaçların yapısında değişiklikler o l ması, orta taba ka ların yerleşi k bulunduğu bölgelerde

( 1) J. H. Goldthorpe, D. Lockwood, F. Bech hfer, J. Platt. The Afflunt Worker

in the Class Structure. Ca m bridge U n iversity Press, 1 969. Bu kitap, çağsal işçi s ı n ıfı ü zeri nde ya pıl makta olan geniş bir sosyal incele­ meni n üçüncü cildidir. (2) S. M . M i ller and F. Rei ssma n . Are Workers Middle Class? Dissent (Autumn 1 961 ) ; R. F. Hamilton. The Marg i n a l Middle Class : A Recon­ sideration. American Socio/ogical Review, 1 966, N 2. 293


yaşa ması, «beden emeğ i işçi leriyle a i leleri n i n orta sınıfla oto matik olara k bütün l eşmesi sonucunu dağ u rmamaktad ı r». işçi l erin maddi durumlarındaki iyileşmenin o n la rı kaçı n ı l maz alara k politik tutuculuğ a (konservatizme) sü rükled iği tezine itiraz eden yaza rlar şöyle diyorla r : «Beden emeği işçi leri n i n yaşayış d üzeyleri bel i rl i b i r ölçüde yükseldiği halde, onlar, sol partilerin veya işçi parti leri n i n taraftarları olara k ka l ma ktadıriar.» «Kaza nçları en iyi olan sanayi işçileri g rupları n ı n ekonomik ve sosyal d u ru mları n ı n , onların g eleneksel sınıfsal kollektivizm biçim lerine bağ l ı l ı kl a riyle bağdaşmıyaca ğ ı ka n ı s ı yan l ı ştı r.» Bütün bunlar, kita b ı n yaza rla rına göre, «burj uva laşma» görüşünün çürük temel lere dayandığ ı n ı göstermektedir. Kitab ı n o l u m l u kesimi burada sona eriyor. «Burjuvalaşma» goruşunu son derecede ta ndansıı bir görüş olara k reddeden yaza rlar kollektifi, b u görüşün hedefi o l a n a y n ı politik s o n u c u , yani proletaryan ı n devri mci rol ü n ü «yitirmekte olduğu» sonucunu esaslandı rmak için binbir dereden su g etiriyorlar. Bu iddia n ı n temelsizliği ve gericiliği Marksist l iteratür ta rafından ıspat edi l miştir. Bu alanda sadece şu görüşün üzerinde du raca ğ ı z ; Kita pta çoğ sal işçi sınıfının devri mci l i ğ i , Luton işçileri arası nda ya pılan bireysel a nketin sonuçlarına daya n ı lara k reddediliyor. işçilerin ceva pları teker teker ilginç ve ibret vericidir. Bunlar, sosyal psikoloj i n i n «olağan bilinç» diye adland ı rı la b i lecek a la n ı için bol i n celeme ma lzemesi olabi l i rler. Fakat, bilindiği üzere, kapita l izmdeki işçi lerden bir k ı s m ı , proletarya n ı n topl u m ­ sa l gelişmedeki rolünü h e r z a m a n açık-seçik a n l ıyama makta d ı r. Emek­ çilerin d e bir böl ümü, kapita l izmi devrim yolu i l e devirmek, sosya list ve komünist top l u m u meydana g eti rmek g ibi kendi sın ıfları n ı n e n köklü çıkarları n ı kendibaşlarına form üle edecek d urumda değ i l d i r. M arks, bu konuda şöyle demişti r : «Şu veya bu proleterin veya hatta bütün proletar­ ya n ı n şu veya bu zamanda neyi a ma çlad ı ğ ı meselesi önemli değ i l d i r. Asıl öneml i olan mesele şud u r : proletarya gerçekte nedir ve 0, yaşa­ yışına uyg un biçimde ve tarihsel olara k neyi g erçekleşti rmek zorunda d ı r» (K. Ma rks, F. Engels, Toplu eserleri, c. 2, s. 40) . I n sa n ların objektif sınıfsal i l işkinli kleriyle s ı n ıfsal bilinçlili kleri a rası ndaki fark işte budur. Burj uva ideolog l a rı , işçi sın ıfına «tüketi mci» yaşa ma fikrini aşı laya bilmek için, kapitalizmin gelişti ğ i memleketlerdeki emekçilerin yaşayış d ü zeyle­ rinde meydana gelen belirli yükselmeden yara rlan maya ça lışıyorlar. Bu a rada, işçi sınıfını devlet-tekel ka pita l i st s i stemiyle bütü nleştirme amacını g üden metotlar yetkinleştiril iyor. Proletaryada s ı n ıf bilincinin gelişmesini zorlaştıra n engeller işte bu suretle yaratılıyor. Fakat, hayatın da göster­ d i ğ i g i bi, işçi sınıfının çağ sa l koşu l l a r içindeki m ücadelesi, g ittikçe daha ard ı c ı l ve hedefe yönelik bir n itel i k kaza n ıyor. Son yıllarda, işçi s ı nıfı saflarında reformizmin egemen olduğu ü l kelerde bi l e, emekçilerin politik 294


aktifliklerinin a rttığı görülüyor. Işçi sınıfının bugünkü g el i ş mesi ni bel i r­ leyen eğ i l i m de budur. Zama n ı m ızdaki b u rj uva ideolog lariyle reformistıerin karakteristi k bir özelliği vard ı r : Onlar, Marksizm-Leninizme (aze i l i kle işçi sınıfı n ı n d ünya çapındaki ta rihsel göreviyle i l g i l i ya rg ıya) karş ı , çoğ u zaman, cepheden h ücuma geçmiyor, dolaylı saldırılara, örtül ü ka rşı-darbelere başvuruyor­ lar. Bu yüzden, sözü edilen kita b ı n yaza rlar kollektifin i n görüşleri dik­ katle ve eleştirel i ncelenmelidir. Zira, V. i . Len in'in b i rçok defa bel i rtmiş olduğu g i bi , yığı nların sosyal psikolojisine özg ü süreç ve olayların ta h l i l i , empiri k malzemen i n m u t l a k suretle bilin mesi n i gerektirmekted i r ; bunlar burjuva koyna klarından da a l ı na b i l i r. i n g i l iz sosyologları n ı n kollektif eseri, bu bakımdan ilginçtir.

295


öZEL SAY FALAR

S B K P XXiV. Kongresinde Va kub Demi r yoldaşın yaptığı konuşma Sovyetler Birliği Ko münist Pa rtisi'nin XXiV. Kongresi ne katılan Türkiye Komün ist Partisi heyeti başka n ı TKP MK. Birinci Sekreteri Yakub Demir yoldaş, Kong re'de aşağıdaki konuşmayı yapmıştı r : Değ erli yoldaşl a r ! Sovyetler Birliğ i Komün ist Pa rtisi n i n XXiV. Kongresi'ne katı lmak şere­ fine kavuşan biz Türk kom ü n i stleri komünizmin ka h ra ma n kurucuları n ı , Sizleri, bütün Türk komün istleri, T ü r k emekçileri a d ı n a candan seı ô mlarız. Sovyetler Birliği Komün ist Partisi'nin kongreleri dünya komün ist h a reketinde her z a m a n büyük bir olay olara k belirmiş, bütün d ü nyaca büyük bir ilgi ile izlenmiştir. Sovyetler Birliğ i ' n i n m i lletlerarası sosyal ve politik hayatta a rta n a ğ ı rl ı ğ ı , otoritesi ve bugünkü m i l letlerarası durum , SBKP' n i n XXiV. Kongresi'nin önemini ve d ünya g enel oyun u n ona karşı i lgisini bir kat daha a rtırm ıştı r. i lerici insa n l ı ğ ı n bu i l g isinde sevi ncin, hayra n l ı ğ ı n , kıvancın ifadesi var, emperya lizm ve dü nya gericiliği ise i l g isindeki ü mitsizliği ve telôşı gizliye miyor. Sovyetler Birliği Komü nist Partisi Genel Sekreteri Brejnev yoldaşın XXiV. Kongre'de yaptığ ı raporu di kkatle, hayra n l ı kla d i n ledik. Sovyetler B i rliğ i ' n i n iç ve dış hayatı n ı n derin bir Ma rksçı - leninci tah l i l i eseri olan bu belge, bizlere, komünizmin maddi-tekn i k temeli n i n kuruluşunda, Sov­ yet halkının maddi ve kü ltürel hayat seviyesi n i n yükselmesinde elde edi len büyük başarı ları, açılan yeni perspektifleri, bug ünkü m i l l etlerarası d u ru m u n içyüzünü, barış, d emokrasi v e sosya lizm uğrunda, emperya lizme karşı mücadelemizin ya k ı n ve uzak hedeflerini daha açık g örmek i mk ô n ı n ı veriyor. Sovyetler Birliği Komün ist Partisi 8. beşy ı l l ı k plô n ı başarı ile gerçek­ leştirerek komünizm yolunda tarihi bir aşa maya u laştı. Sovyet ekonomi­ sinin bili msel ta h l i l i eseri olon 9. beşyı l l ı k plôn d i rektifleri tasa rısı, Sovyet topl u m u n u büyük ideale, komünizme , nihai a maca daha da ya klaştıracak­ t ı r. O n u n özelliği ve önemi burada d ı r. Arkadaşla r ! alümsüz Marksizm-len inizm öğretisini n yaratıcı g ücünü kendinde somutlaştıran Sovyetler B i rl i ğ i Komün ist Parti si'nin önderl iği a ltında 296


maddi ve ma nevi hayatın bütün a l a n larında m ua zza m başa rılar elde etti niz. Bu başa rı lar, Sovyetler Birliği Kom ü n i st Partisi' ne, Sovyet hükü­ meti ne, Sovyet halkına proletarya entern a syo n a l i z m i ne bağ l ı l ı ğ ı n somut ve parlak örnekleri n i a rtı rmak imkôn ları da sağ l ıyor. Sovyetler Birliğ i' n i n ekonomik, politik v e a skeri g ü c ü , yeryüzünde barışın, halkların g üven­ l i ğ i n i n ve sosya l i z m i n g ücüdür. Sovyetler Birl iğ i kapita l i st ü l kelerde sömürüye karşı, faşizme ve g erici l i ğ i n her çeşidine karşı a ma n s ı zca savaşan işçi s ı n ı fı n ı n , i lerici g üçleri n , bağ ı msızlıkları , m i l l i kurtu luşları uğrunda m ü cadele eden halkları n en güçlü, en sağ l a m desteğidir. Sov­ yetler Birliği ekonomik, tek n i k ve askeri g ücüyle, barış içinde yanyana yaşama prensibine daya n a n Leninci d ı ş politikasiyle Sovyet halkı n ı n barış içinde yaşa ması v e yaratması i m kô n la rı n ı sağ ladığı g i b i , dünya n ı n çeşitl i bölgelerinde, özel l i kle Güney Doğ u Asya'da v e Ya k ı n Doğ u'da, emperya list avantürlere şiddetle karşı koyan Amerikan e mperya l i z m i n i n b i r dü nya harbi çıkarma s ı n ı engelleyen başl ıca kuvvett i r. Emperya lizmin ve dü nya gericiliğ i n i n s ü rekli ve yoğ u n anti-sovyetizm, anti - komü n i z m kampa nya ları ve onlara tempo tuta n sağcı ve «solcu" revizyo n i stlerin yayg a raları bu açık gerçeği örtba s edecek güçte değ i l d i r. . Değerli yoldaşla r ! Memleketi mizin bugünkü sosyal ve politik hayatı n ı n e n kara kteri sti k n itel iği, işçi hareketi n i n anti-emperya l i st m ücadele ile içiçe olara k büyük bir hızla g elişmesid i r. Türk proletaryas ı n ı n b u m ü cadelesi, emperya l i z m i n memleketi mizi sürüklediği felô ketli d u r u m u kendi g ü n l ü k hayatla rında, sosyal varl ı kları nda duya n diğer emekçileri, şeh i r ve köy küçük ve orta ü reticileri n i , memurları, ayd ı n la rı , özel l i kle gençliği e mperya l i z me ve yerli ajanlarına karşı a ktif savaşa kald ı rd ı . Ve bu savaş, anti-emperya l ist g üçler a rasında g üçlü bir eylem b i rl i ğ i n e doğru gelişmeye başladı. işte e m perya lizmi ve onun yerli ajanları n ı korkuta n ve ha rekete getiren bu oldu. Memlekette işçi s ı n ıfına, i lerici güçlere karşı baskı ve terör bir kat daha sertleşt i . Ha l k ı n kısıtlı bazı demokratik hakları da geri a l ı n ma k i ç i n ha rekete g eçi ldi. Faşist t i p i bir askeri d i ktatörl ü k tehditleri yüksel meye başladı. Geric i kuvvetler, bi r ya ndan da g ittikçe genişleyen anti -emperya l i st harekete ' karşı, resmi çevrelerin teşvik ve desteğ iyle, açı kça, terörcü örgüt­ ler kurmaya ve terörcü yetişti rmeye koyu ldular ; kara ca h i l ve bağnaz çevrelerde anti-komünizm i sterisini kızıştı rmaya h ı z verd i l e r ; Endonezya tipi katl iô m tehditleri savu rmaya ve b u n u yeryer uyg ula maya geçtiler. Memlekette i lerici örgütlere, gruplara karşı yığ ı n sa l d ı rı l a rı tertiplen iyor, işçi ve gençlik hareketleri n i n en a ktif savaşçı ları , u l uorta ve g i z l ice öldürü l üyor, kaoti ller cezasız bırakıl ıyord u . Fakat bütün b u n l a r, bu seri h a l indeki katl i ô m l a r, açık ve g i z l i tertiplenen cinayetler h a l k ı m ı zı n anti297


e mperya list mücadelesini hızlandı rma ktan başka bir sonuç vermed i , veremezd i. Biz Türk komün istleri, memleketi mizi n ' acıklı halinin orduyu da kayg ı la n ­ d ı rm ı ş o l masını sevi nçle karş ı l a m a k isterdik. Fakat olayların g i d i ş i , ord u n u n bu kayg ı s ı n ı , memleketin b u g ü n k ü acıkıı d u r u m d a n kurtuluşu hesa bına sevi ndiri ci sayacak n itelikte görünmüyor. Yu rtta «huzur ve sükCın" sağ lamak bahanesiyle, i l erici örg ütlere ve kişilere karşı kovuştur­ malar çoktan başla mıştı r. Ama memleketi n hemen her buca ğ ında faa l i ­ yette b u l u n a n ve resmen desteklenen a nti-komünizm dernekleri , terörist komando birlikleri, h uzursuzl u ğ u n bu a s ı l yuva ları, yurtsever, a nti-emper­ ya lişt kişi lere ve örg ütlere karşı işlenen gizli ve açık ci nayetlerin tertip­ lendiğ i merkezler olara k kalmakta deva m ediyor. Memleketi mizde anti-komünizmi körüklemek isteyenler, ş i md i ki sosya l ­ politik bunalımların, huzursuzlukları n n e d e n i o l a rak, «aşı rı s o l " d a m ­ g a s ı n ı vu rmaya çal ıştı kları komünistlerin ve diğer i lerici örg ütlerin anti­ emperya l i st faa liyetlerini gösteriyorlar ve 48 yıldan beri d i r Türkiye Komü­ nist Pa rtisini i l legol ça l ı ş maya zorlayan anti- demokratik kanunla rı bile «aşı rı demokratik" sayarak daha da sertleştirmeye, bütün a nti-emper­ ya list, demokratik örgütlere uyg ula maya, işçi s ı nıfı n ı n legal devri mci örgütlerin i yok etmeye g i rişmiş bulunuyorla r. Sözde g üdülen a maç, bu n a l ı m ları , huzursuzlu kları önlemekti ; gerçekte g ü d ü len a maç ise, y ı l l a r­ d ı r yürütülen halk düşma n ı , memleketin gerçek çıkarlarına aykı rı iç ve d ı ş politika n ı n artık yüze çıkmış felôketli sonuçla r ı n ı maskelemek, bu politi kayı deva m etti rmekti. Yurdu muzda g eçen son po litik olaylar, memleketi için için kemi ren sosya l -ekonomik ve politik bunalı mların yeni bir belirtisi d i r. Bizce bu buna l ı m l a r, onların gerçek nedenleri n i kavra ma mı ş pol itik veya a s keri bir örg ütün kara rs ı z müda heleleriyle ortadan ka ldırılamaz. Hele emper­ ya l i st devletlere bağ l ı , onlarla işbirl iğine gönüllü, üstel i k onların kontrolü a ltındaki bir örgütün veya örg ütlerin, baş l ı ca etkenleri em peryalizmle işbirbi rliğinde olan bu s ü regen ve g ittikçe daha da derinleşen buna l ı m­ ları ortadan k a l d ı rabi leceğ i hiç düşünülemez. Biz Türk ko münistleri şunu iyi bil iyoruz : Bir memleket ki, emperya l i st devletlerin dikte ettiği köleleşti rici anlaşmalarla kı skıvrak bağ lanmış, takati dışındaki s i l ô h yarışmalarına katı l ma k zorunda bırakıl mıştır ; bir memleket k i ödeyemiyeceyi devlet borçlarıyla, her yıl a rta n d ı ş ticaret açıklarıyla, bütçe açıklarıyla ekonomik iflôs durumuna sürüklenmiştir, yoksul halkına yüklenen verg i lerin a ğ ı rl ı ğ ı ta h a m m ü l edi l mez bir seviyeye ulaşmıştı r, görülmed i k bir hayat paha l ı l ı ğ ı n ı n pençesinde kıvra n ıyor; bir memleket ki, m i lyon larca emekçisi, işçisi, köylüsü, esnafı, ayd ı n ı kitlevi yoks u l luğa, açlığa boyun eğd i ri l mek, uzun ve çetin m ücadelelerle elde ed i l miş en i l kel d emokratik hakları da eli nden a l ı nmak, yabancı ve yerli 298


teke l lerin i n safsı zca sömürüsü ve soyg u n u karşısı n da çaresiz bıra kı l ma k isteniyor, b i r memleket ki, sa ldırgan emperyal ist devletlerin n ükleer deposu haline getiri lmiş, Ya k ı n Doğ u'da emperya l i st harp ku ndakçılarına yata k l ı k eder d u ruma sok u l muştur, o memleketle emperya lizm ve ajanları için huzur ve sükCın a ra ma k boşuna d ı r. Ama ş u n u belirtmel iyiz ki, biz Türk ko m ü n i stleri ni n, e mperyalizmin yurdu­ m uzdan kovulmasına yard ı m edeceğ i n e inan madığ ı mı z aşırı , avantüristçe davra n ı şlarla i lg isi ola maz. Türkiye Komün ist Partisi 50 yılı aşan varlı ğ ı boyunca Türkiye'nin büyük komş u m u z Sovyetler B i rliğ i'yle içten dostlu k ve iyi kom ş u l u k i l işkileri k u rması ve gelişti rmesi u ğ runda savaştı ve savaşıyor. Biz Türk komünistleri iyi bi l iyoruz ki, böyle bir dostlu k ve karş ı l ı k l ı ilişki kurulmodıkça, sağ l a m temel lere oturtu l ma d ı kça , Sovyetler Birliğ i ' n i n denenmiş karş ı l ı ks ı z yard ı m ­ l o rının g en işleti l mesi i mk ô n la rı yaratılmadıkça, emperya l i st tekellerin ve devletlerin memleketi mizin ka l k ı n ma yollarını tıkoma l a rı önlenemeyecektir. Yoldaş l a r ! Kapitalist d ü nya n ı n , havsa lasına s ı ğ d ı ra mayaca ğ ı a maçlara yönelti len 9. beşyı l l ı k p l ô n ı başarı i l e gerçekleştireceğ in ize inan ıyoruz. Bil iyoruk ki, Marksizmi -leninizmi kı lavuz edinen Sovyetler B i rl i ğ i Komüni st Pa rtisi ' n i n basi retli önderl iği, işçi sınıfı n ı n ve bütün Sovyet h a l k ı n ı n yaratıcı v e kahra ma n ca e m e ğ i , Sovyet b i l i m ve tekniğinin, Sovyet ekono­ misinin u laştığı gelişme seviyesi yeni beşyıllık Plô n ı n gerekleşmesini garantil iyor. Komünizm kuru l uş u yolunda Sizlere yeni büyük başarı lar dileriz. Yaşaşın işçi s ı n ıfı ve bütün Sovyet halkı ! Yaşasın bütün zaferlerin teşkilôtçıs ı olan Sovyetler Birliği Komünist Partisi ! Yaşasın Komüniz m !

Düzeltme Derg i mizin 1 (79) ; sayıs ı n ı n 63' üncü sayfa s ı n ı n b i rinci satırındaki taraftar/afl kelimesinin itiraf/afl keli mesiyle d üzeltil mesini rica ederiz. 299


Bulgaristan K o m ü n ist Partisi X. Kongresinde TKP Politb ü ro Üyesi i. Bilen yoldaşın ya ptı ğ ı kon uşma Çok değerli yolda ş l a r ! Türkiye Komün i st Pa rtisi, Merkez Kom itesi, Türk komün istleri, Türk e mek· çileri adına Bulgari sta n Komü n ist Partisi'nin X. Kong resi n i en ateşl i kar· deşlik d uyg ularıyla seıômlarız. Bu tarihsel kongrenize, bizi, parti mizin temsi lcilerini çağ ı rmış o l manıza, kon g renizin ça l ışmalarını yakından izlemek olana ğ ı n ı sağ la m ı ş olman ı za ayrıca , kom ü n i st içten l i ğ iyle, teşek. kür ederiz. Mutlu g ü n ler yaşıyoruz. Bu mutlu l u ğ u yeryüzünde bütün i leri i n sa n l ık, kurtuluş için, sosya lizm için, güneşli komünizm d ünyası için savaşan l a r paylaşıyor. Evrensel bir ö n e m taşıyan, u l uslara rası d e r i n ya nkılar uya n · d ı ran, d ünya ka mu oyu n u etkil iyen Sovyetler Birliği Komü nist Partisi'nin ta rihsel kongresi daha d ü n , i ki hafta önce bitti. Bu, d ü nya çapında, heybetl i , komün ist foru m uydu. Bunun hemen peşi s ı ra, BKP Kong resi topla n m ı ş bulunuyor. Dünya halkları n ı n g özleri, g ü n lerce Moskova'ya çevri l m işti. Şimdi bu gözler, Sofya'da toplanan bu len i nci foru m u n üzeri nded i r. Her ü l kenin devri mci g ücleri g i bi , Türkiye proletarya s ı n ı n , devri mcileri n i n d e gözleri, k a p ı komşumuz sosya l ist Bulgari sta ' n ı n Baş· kentine - Sofya'ya çevi ri i miştir. Böylesine bir o lay, d ü nya ka m u oyu d i kkati n i n Moskova'dan, büyük komşumuzun Başkentinden Sofya'ya çevri l m iş o l ması hiç te rasgele değ i l d i r. Bu, tarihsel b i r süreçtir. Dü nya tari hi, insanlığ ı n va rlığı a rt ı k sosya l iz m i n , kom ünizmin dışı nda gel işemez o l m uştur. Dü nya a rtık, başını Sovyetler B i rl i ğ i ' n i n çektiğ i sosya l i st ü l keler top l u l uğ u ndan, yeryüzünde işçi s ı nıfından, u l usal kurtuluş ha reketi g üclerinden, kom ü n i st ve işçi parti leri n i n omuz o muza savaşla rı ndan soru l u r o l m uştur. Şa n l ı bir ta rihi olan Bulgari stan Komün ist Pa rtisi, bu savaşta, en ön sıra l a rda, onursal b i r yer tutmakta d ı r. Biz, büyük bir i l g i ve kıvançla, Todor livkof yoldaş ı n raporu n u d i n ledik. Somut verilere, can l ı o l g u l a ra , devri mci teorik temellere, Ma rksçı ·leni nci incelemelere daya nan bu rapor, Bulgaristan'da sosya l ist kurucu luğu, aşama aşama, gözler önüne seriyar. Bu raporda, Bulgarista n hal k ı n ı n başa rı ları , Komü n i st Parti s i ' n i n başı çeken öncü rol ü gösteriliyar, bütün bunları n bir dökümü ya p ı l ıyor; Bu başarı lar, kaza n ı ml a r büyük, devri mci bir güc kaynağ ı d ı r. Komşumuz Bulgari sta n Halk Cumh uriyeti'nin sosya lizmi kurma yol u n . d a k i bu kaza n ı mları, Amerikan köleliğine, g erici g ü Cıere, :orbalıklara , egemen çevrelerin faşist biçi m i yöneti mlerine ka rş ı u l usal bağ ı msızl ı k, 300


_

barış, demokrasi ve yepyeni bir Türkiye u ğ runda Türkiye işçi s ı n ı fı n ı n , halkımızın, bütün i lerici g üCıerin yürüttükleri savaşı etkilemektedir. Bulgarista n Komünist Pa rtisi ' n i n önderliğinde, Bulgaristan Halk Cum­ h u riyeti ' n i n g üttüğü Len i n ci d ı ş politika, barış içinde yanya na yaşa ma politikası, Balkan larda barı ş ı n oturaklı, sürekl i olması n ı sağ lamaktad ı r. Balkan halkları için bu, büyük bir mutl u l u ktur. Komşumuz Bulgarista n ' ı n Balkanlarda politik havayı iyi leştirmek, o n u temiz tutmak yolundaki sürekli sava ş ı m ı Türkiye h a l k ı n ı çok ya kından ilg ilendi rmektedir. Tü rkiye halkı barış istiyor, komşula rıyla iyi ilişkiler istiyor. Türkiye halkı, Amerikan e mperya listleri ne yasla n a n israi l sa lgı ncılarına karş ı d ı r, ka rdeş Ara p halkla r ı n ı n haklı dôvasından yan a d ı r. Türkiye'nin durumu, komşumuz Bulgarista n 'daki n i n tam tersid i r. B u n la r, iki a payrı dünya d ı r. Bulga rista n b i l i mde, teknikte devri mlere, o l uşumlara daya narak, elektronik sayaç aygıtlarıyla sosya lizm yolunda genliğe doğ ru yü kseliyor. Türkiye, uzun y ı l l a rd ı r, süregen ekonomik, politik, sosya l , kültürel buna l ı mların burgacında debelen iyor. Bu buna l ı m ların böylesine bir nite l i k a l ması, yurd u muzun Amerikan boyun d u ruğuna koşul muş, kölelik a n laşmala rıyla NATO' lara bağ la n mış o l ması nda n i leri geliyor. Gerici egemen çevreleri n , koda man burjuvazinin mil let düşmanı bir politika g ütmesi geniş halk yı ğ ı n l a rı n ı , halkın değ i ş i k katla rı n ı perişan etmiştir. Süregen işsizlik , boyuna, füze misa l i yükselen pahalı l ı k, boyuna a rtan vergiler h a l k ı n bel i n i büküyor. NATO yüzünden, yayı lıcı Amerikan e mperya listleri n i n d ü men sularında yürümek, onların harpçı l ı k plô n larına uymak yüzünden Türkiye devleti 90 milya r l i ra borca g i rmiştir. Bu d ı ş ve iç borçlar işçi n i n , köy l ü n ü n , h a l k ı n sırtına yükleti lmiştir. 2 0 y ı l d ı r devlet bütçeleri nden a rslan payı NATO masraflarına, polis, jandarma ha rca maları n a g itmekted ir. Bu m i l let düş­ manı politika, zeng i n leri, mültimilyonerleri ve yabancı tekel leri, onlarl a orta k l ı k l a r kura n ları kat kat zen g i n etmekted i r. Türkiye'de, gerici egemen çevrelerin bu m i l let düşma n ı politi ka larına ka rş ı , Amerikan egemen liğine ka rşı g ittikçe gel işen bir .direniş va rd ır. Bu di ren i ş i n başını Türkiye işçi s ı n ıfı, o n u n devri mci örgütleri çekmekted i r. Türkiyede sayısı 3 mi lyonu aşan işçi sın ıfı, memleketin politik yaşa ntısına sürekli etki ya pa n bi r etken o l muştur. Sürekli g rev hareketleri, Amerikan köleliğine karşı di reniş g ittikçe daha sert ve daha örgütlü biçimler a l ma ktad ı r. Amerikan düşma n l ı ğ ı , bu d i reniş, orduda yu rtsever subayla r a rasında da yayı lmaktad ı r. Büyük burjuvazi, bütün bu buna l ı m ların içinden çıkma yol u n u faşist biçimi bir yönetimde a ra ma ktad ı r. Son hükü met değ işti ril mesi bu yolda tı rman ı la n bir ba samak, bir aşa m a d ı r. Amerika ' n ı n Türkiye üzerindeki baskısı biteviye a rtıyor. 301


Amerikan savaş tekneleri, bugünlerd e Karaden ize geçti. B u , bir gövde gösterisid i r. Memlekette Amerikan düşmanı g ü clere göz dağı verme, gerici çevreleri a rka lama g österisi d i r. Bu, teh l i keli bir provokasyord ur. Türkiye Komünist Partisi ve bütün i leri gücler, örg ütler bu Amerikan kışkırtmalarına karş ı savaştan g eri d u rmıyaca k l a rd ı r. Anadolu topra k­ l a rında kurulan Amerikan üslerine, atom baş l ı kları yığı naklarına karşı savaş, halkı m ı z ı n , bütün i lerici g üclerin kutsal sava ş ı d ı r. Büyük burj uvazi, elindeki bütün baskı a raçlarıyla, ilerici g üclere sa l d ı r ı ­ yor. Bu saldı rıda o, her soydan v e her boydan li kidatörleri, oportünistleri, şoven istleri, Maocuları, Marksizm-Leninizm düşmanları n ı , polisle birlikte k u l la n maktadı r. Tü rkiye Ko münist Pa rtisi, biz komünistler, Marksi z m - Leninizm düşman­ lığına, Sovyet düsma n l ı ğ ı na karşı savaştan geri du rm ıyacağ ız. Proleter enternasyonalizmini va r gücümüzle savu nacağ ı z . Sayı n yoldaş l a r ! Kong renize e n iyi komün ist duyg u la rı mızla, içtenli kle büyük başa r ı l a r d i l eriz ! Yaşas ı n , G . D i m itrof yoldaş ı n Mark sçı-Le n inci, savaş ka n , atılgan partisi BKP ! Yaşas ı n d ünya komün ist ve işçi parti leri n i n y ı kı l maz birliğ i ! Yaşas ı n komünizm !

Alman Sosya l i st Birlik Partis i Merkez Komitesi'ne Değerli yoldaş l a r ! A l m a n Sosya l ist B i r l i k Parti si, A l m a n Demokratik Cumhu riyeti e mek­ çileri, bütüh ADC halkı bugün Al man işçi hareketinin büyük, tarihsel bir başa rıs ı n ı n XXV. yıldön ü m ü n ü kutl uyor. Yirmi beş yıl önce Alman işçi hareketi nde, i l k defa olara k Ma rks' ı n , Engel s' in, Len i n ' i n yüce öğ retisi temeli üzerinde giderek g elişen, g üç­ lenen bir birl i k kuruldu. Bu mutlu olayın dü nya işç i hareketi nde, mi llet­ lera rası sosya l ve politik hayatta önemi büyüktür. Al man Sosya l i st Birlik Partisi'ni ve ADC halkını bu büyük bayra m dolayısiyle , bütün Türk komünistleri a d ı n a hara retle kutlarız. ADC halkı, Alman Sosya l ist Birlik Partisi'nin önderl iği a ltında ekonomik, pol iti k ve k ü ltürel hayatı n bütün alanlarında ya ratıcı emeğ i n i n en iyi . eserleri ni vermek i mkôn ı n ı buldu. Anti -emperya list, a nti -faşist, demokratik Al ma nya için, faşizmin, m i l i ­ tarizmin yoked i l mesi , . tekellerin a ğ a l ı ğ ı na s o n veri l mesi i ç i n yürütülen mücadele seyri nde doğ a n ve a nti -faşist, demokratik rej i m i n kuru l ması 302


ıçın geniş emekçi yığ ı n la r ı n ı seferber etmeyi başa ran ASBP, demokrati k, bağ ı ms ı z tek bir Alma nya ha reketi n i n i n i s iyatörü oldu, «birl i k ve ô d i l barış» şiarını savu narak emperya li stlerin Al ma nya'yı pa rça lama pol i ­ tikasına karşı halkı mücadeleye ka l d ı rd ı . ASBP' n i n önderl iği a ltında 1 949 yı l ı 7 Eki minde i l k Alman işçi-köy l ü devleti, Alman Demokrat i k Cumh uriyeti k u r u l d u . Onun önderl iğinde «Al man halkı n ı n tarihinde yeni bir çağ, sosya l i z m çağ ı başladı». ADC' inde sosyalist üreti m ilişkileri zafer kaza n d ı , insanın i n sa n tarafından sömürül­ mesine son veri l d i . A l m a n Demokratik Cumh uriyeti' n i n , ASBP' n i n önderliği altında maddi ve ma nevi hayatta elde ettiğ i büyük başarılar, başta Sovyetler Birliği olmak ü zere bütün sosya l ist ü l kelerle s ı kı dostl u k ve işbirli ğ i politikası, barış içinde ya nyana yaşama prensibine bağ l ı l ı ğ ı , onu, sa l d ı rgan e mper­ ya l i z m i n karşısında d u ra n en büyük engel lerden, Avrupa'da barışın, g üven l i ğ i n en sağ la m destekleri nden biri h a l i ne getird i, m i l l etlerarası otorites i n i n h ı zla a rtma s ı n ı sağ la d ı . A l m a n Demokratik Cumh uriyeti, ASB P' n i n Marksçı - Leninci önderl i ğ i altında m i l l i v e sosya l kurtuluşları uğ runda savaşan halklara yard ı m ­ la rıyla, d ünya komü nist v e işçi ha reketi n i n bi rliğ i uğ rundaki m ücadeleye büyük katkısiyle, sağ ve «sol>, oportü n i z me karşı a mansızca savaşiyle enternasyonalizme bağ lı l ı ğ ı n parlak örnekleri n i vermektedi r. Marks'ın, Engels' i n , Leni n ' i n büyük idea l i n i somutlaştıran Alman Demokratik C u m h u riyeti, aynı zamanda, bütün Al manya ' n ı n mutlu geleceğ i n i de som utlaştı rıyor. Yaşasın Alman Demokratik Cumhuriyeti ! Yaşas ı n Alman Sosya l i st Birlik Partisi ! TORKiYE KO M O N iST PARTISI M ERKEZ KOMITESI

303


AY ı N OLAYLA R ı

AH M ET SAYDAN

Yu rtta ı ı i i d e S i k i y ö n e t i m i i ô n e d i i d i. 26 N i sa n ı 27'ye bağlayan gece yarısı saat O' da yürürlüğe g i rmek üzere, Eri m Hükü meti , o n bir ilde (i sta nbul, Kocaeli, Zong u ldak, Sakarya, izmir, Eskişehir, Ankara , Ada na, Hatay, Diyarba k ı r v e Siirt'te) b i r a y süre i l e sı kıyönetim i lô n etti. Böylece, Türkiye' n i n işçi ve öteki devri mci hareketleri n i n yoğ u n laştığ ı merkezler s ı kıyönetim (a ç ı k fa şist yönetimi) a ltına a l ı n d a . ista n bul, Kocaeli, Zon g u ldak, Sakarya , i z m i r, Eskişehir, Anka ra, Ada na, işçi, devri mci ayd ı n ve gençl i k hareketi n i n yoğ u n olara k eylemde bulunduğu i l lerd i r. Yerli, yabancı orta k l ı klar tarafı n d a n kuru/ a n ve iktidar/arın özel h i mayeleri altında olon Montaj-amba laj sanayii bu i lerde topl a n m ıştır. Hatay ve Adana i l leri Arap a z ı n l ı ğ ı n ı n , Diyarba k ı r ve Siirt i se Kürt azı n ­ l ı ğ ı n ı n hakları n ı arayan , Anayasa i l keleri n i n a z ı n l ı k l a ra eşitlikle uyg u l a n ­ masını istiyen akı mların yoğ u n laştı ğ ı merkez lerd i r.

Bazı yü ksek komuta n ların desteğ iyle işbaşı na gelen Erim h ü k u meti , em peryalizmin Türkiye'deki değişmez politika s ı n ı n yine bu komuta n ların desteğ iyle yürtü l mesi n i sağla maya ça lışıyord u . Bu politi k a n ı n özü, işçi ha reketin i ezmeye, ulusal ve sosyal kurtuluş a k ı m la rı n ı yok etmeye ça l ı ş ­ m a k , Türkiye'yi emperya l i st tekel lerin a ç ı k pazarı hali nde tutmak, a z ı n ­ l ı klara karşı ka n l ı .baskı ları devam etti rmekti r. Çünkü h e r yönden emper­ yalizme bağ l ı büyük burj uvaz i n i n çı karları böyle bir politikayı gerektir­ mekted i r. Ve Eri m hüku meti de, bu burjuva z i n i n teh l i keye düşen çı kar­ ları n ı korumak için iş ba şına getiri l mişti r. Sı kıyönetim komuta n l ı kları hükG metten ald ıkları d i rektiflerle emper­ ya l i z m i n bu genel politika s ı n ı uygulamakta gecikmedi ler. S ı kıyönetim komuta n l ıkları n ı n i l k bildiri leri bunu gösteriyor. Komuta n lı klar ida reyi ele a l ı r a l maz, i l k i ş olarak, uyg u l a n m a kta olan veya kara rlaştırılan bütün g revleri ya sakladılar. Ya n i işçileri, patronların, özel l i kle yabancı firma­ ların dayattı ğ ı aşırı sömürü şartla rı i le ça l ı ş maya zorlad ı la r. Ayrıca s ı k ı ­ yönetim komuta n l ı kları bütün toplu sözleş me konuşma ları n ı da yasa k ­ ladı kları ndan, ve Anayasa ma hkemes i n i n iş Ka n u n u n u i pta l i nden sonra çal ı şma hayatı n ı asga ri bir seviyede ta nzi m eden bi r yasa da b u l u n mad ı ­ ğ ı ndan, patronlar, ya bancı tekeller, istedi kleri şartları işç i ve sendika la ra dayatma fırsatın ı buldu lar. 304


Sıkıyöneti m komuta n l ı kl a rı , bu tedbirlerine paralel olara k, demokratik ve devri mci g ençl i k örg ütleri n i , TaS g i bi öğretmen ve memur send ikala­ rı n ı n ça l ı ş malarını yasaklad ı l a r. ista n bu l'da yayınlanan «Akşa m» ve «Cu m h u riyet» gazetelerini onar g ü n kapattı lar, bu g azetelerin yaza rları n ­ dan Çetin Altan'la ı l han Selçuk'u tutuklad ı l a r. Böylece basına karşı da sert bir baskı başla m ı ş oldu. Büyük merkezlerde bu ted bi rler a l ı n ı rken, Doğ u'da da zırhlı birlikler tarafından köyler basılıyor, Kürt yurttaşlara karşı terör daha ka n l ı , daha y ı ğ ı n sa l bir yönde artırıl ıyord u. Erim hüku meti sıkıyönetim için ş u üç nedeni g österiyord u : Doğu'da Kürtler, i ra k'ta ki Ba rzani kuvvetleri i l e irtibat kurmuş, isya n hazırl ı klarına g i rişmişler; Hatayda ise Su riyeli aja n l a r Araplar a rası nda tahri kôt ya pıyorla rmış, Hatay' ı n Su riye'ye i l hakı için çalı şıyorlarmış ; anarşistlerse adam kaçırma ve banka soyma g i bi eylemlerini, bomba ve dina rnit patlatmalarını artırmak suretiyle devleti n va rl ı ğ ı n ı tehdit etmeye başla m ı şlar. Erim hüku metinin sözcüsü Ada let Bakanı Ara r' ı n demecinde, sıkıyöneti­ min nedenleri böyle sıralan ıyord u . Oysa bu demecin yayı nla nmasından kısa bir zaman sonra, Suriye hüku­ metinin Anka ra elçisi, Dış i şleri Baka n l ı ğ ı na verdiği i l ettiği nota ile Eri m h ü k u meti n i n , s ı kıyöneti m için gösterd i ğ i neden lerden birini, Su riyeli aja n ­ l a r ı n Hataydaki «eylemlerini» kesin b i r d i l le ya lanlıyo rd u . Eri m hüku meti, Su riye'ye ka rşı ya ptığ ı suçla mayı kon kre delil ve olaylarla ispat edemed i ­ ğ i nden, Şa m hüku metinin bu ya lanlaması g erçeğ in ifadesi a n l a m ına geliyord u . Kısa bir zaman sonra da i ra k Kürtleri n i n önderi Barza n i , yayı nladığı bir bild iri i l e, Eri m hüku meti n i n suçla masını kes i n l i kl e ya lanl ıyor, «Tü rki­ yen in iç işlerini karışmak aklı mızdan g eçmiş değ i l d i r» diyord u. Erim hüku­ meti, Kürtlerin «isya n hazırl ı ğ ı » konusunda da herhang i kon kre bir delil i leri sürememişti. Anarşik hareketlere geıi nce : sosya list a k ı m ı n da suçlad ı ğ ı a na rşik davra n ı şların üstesinden gelmek için sı kıyönetim g i bi olağanüstü faşist yöntemlere başvurmaya hiç i htiyaç yoktu. Goşist eylem lerin başgösterd i ğ i Güney Amerika, Ka nada v e Fra nsa g i bi ü l kelerde, olağanüstü ba skı ted­ bi rleri a l mak, hele bütün d emokratik akı m la rı en kaba yöntem lerle vur­ mak ki msenin a k l ı ndan geçmiyord u. Tü rkiye'de de hükumetin bu şekilde hareket etmesi gereki rdi. Fakat em peryalizmin ve ortakları n ı n a maçları, Türkiye'deki a n a rşist akı m l a rı ortadan ka l d ı rmak d eğ i l , a nti-emperya l i st, demokratik, i lerici ve sosya l i st akı mları ezmekti, bu kara gerici kuvvetlerin

305


devri mci a k ı mlara karşı terörü d o ha da sertleşti rebil meleri için anarşist­ goşist hareketler kend i lerine g erekl iydi bile. Yani goşist eylemleri, genel­ l i kle büyük burj uvazi n i n , e mperya l i z m i n demokrati k a k ı m l a ra karşı izled i ğ i baskı politi ka s ı n ı n ayrı l maz bir pa rçası saymak hiç de ya n lış değ i ld i . Bu tespiti yaparken, g erçekten d e içten devri mci coşkuya sa h i p, fakat sözde l iderlere aldanmış g ençlerin de goşist-anarşist çizgideki maocu ve trotzkist a k ı m l a ra katı lanlar arasında bulunduğunu bil mek gerek ir. Sıkıyönetimin i l a n ı ndan bi rkaç g ü n sonra, 29 N isanda Ankara'da eski Büyük M i l let Mecl i si binasında SENTO'nun d ı ş işleri bakanları düzeyinde b i r toplantısı başladı. Topla ntıya katı l ma k ü zere Ankara'ya g elen Amerika Dışişleri Bakanı Rocers ölü bir şeh i rl e karşılaştı . Rocers ilk defa Ankara'ya a rka yollardan, bir h ı rsız g i b i d eğ i l , normal yol l a rdan g i riyord u . Ama bunun için sıkıyöneti min , Anayasa daki özgürlü klerin tamamen rafa ka l ­ d ı rı l ması, binlerce askerin Ankara sokakları n ı tutması, b i r seferberli k havasının ya ratı lması g erek mişti. Türkiye'de s ı kıyönet i m lerin, yığ ı nsal baskı ve faşist yönte m i n soru m l u larından olan Rocers, a ncak böyle bir demir çember a rasında � a l k ı n la netinden kurtu labil m işti . Yine sı kıyöneti mden hemen son ra Doğ u Akdeni z'de, Türkiye ve Yuna­ nistan kıyılarında, kısmen de Ege Denizi'nde NATO'nun «Şafak Devri­ yesi-7l» manevia rı başladı. Amerikan , i n g i l iz, ıta lyan, Yunan ve Türk h a rp gemi leriyle uçak filoları n ı n kat ı ld ı ğ ı ma nevra la r 1 7 Mayısa kadar süre­ cekti . Manevra l a r, bir ya ndan, u l usal bağ ı msızlıkları için savaşan Ara p halklarına, bir yandan komşumuz sosya l i st ü l kelere karşı b i r kuvvet gösterisi, bir kışkı rtma nitel i ğ i n i taşıyord u . 300'den fazla harp gemisinin, bi nden fazla uça ğ ı n katı l d ı ğ ı ma nevra larla g ü d ü len asıl a maç, Akdeni z .bölgesinde emperya l i z m i n jandarmalağ ı n ı yapan Amerikan Altıncı F i losu ve harp maki nesiyle Ara p halklarına gözdağ ı vermek, ı srai l m i litaristleri ne ve Amerikan emperya l istlerine karşı d i renen Ara p halkları n ı n savaşma mora l i n i kırmaktı. Eri m hükCı meti ve onu i ktidara g eti ren genera l l e r ; s ı k ıyönetimler ve faşist baskı yöntemleri i le, bu sa ldırgan politikaya var g ücleri i l e kat ı l ma k ve e mperya l izme daha fazla taviz vermek için çıpl a k askeri d i ktatörl ükten başka ça re bulamamışl a rd ı . Anti -emperya l i st, demokrati k a k ı m ı n geliş mesinden pa n i ğ e ka pılan egemen çevreler, her şeyden önce kend i çıka rları nı koru mak için yap ı l m ı ş o l a n Anayasayı bile ayaklar a ltına a l makta tereddüt etmedi ler. Eri m, i ktidarda tutu nabilmek için Sıkıyönet i m Kan u n u n u i l e birl i kte Anayasayı değ i ştirme teşebbüsleri ne g i ri şti. Sıkıyöneti m Ka nununu değiştirme teşeb­ büsleri şu nokta l a rda toplanıyordu : Tutuk l u l a rı yargıç önüne çıkarma süresin i 24 saatten 30 güne çıkarma k ; Sıkıyönet i m mahkemeleri ne, eskeri idare sona erdikten son ra da yarg ılama yetkisi tan ı ma k ; polis kuvvet­ lerine «gerekli g örd ükleri yerlerde» silah k u l l a n ma yetkisi vermek ; kişi 306


ve konut doku n u l mazlığını tamamen kaldırmak. Kısacası, yurttaş ı n evi gece g ü ndüz bası labi lecek, sebep gösteri l meden insa n l a r tutuklanabi­ lecek.

Anaya s l n ı n 1 24. maddesi, sıkıyöneti m i l ô n ı n ı kesin şartla ra bağ la mıştır. Erim h ü ku meti n i n bu olağa n ü stü yönetim için gösterdiği gerekçelerin ne kadar sudan olduğ u n u yukarıda g ördük. Anayasa n ı n 24. maddesi, s ı k ı ­ yönetimleri n temel insan hakları n ı , demokratik özg ürlükleri ortadan ka l d ı racağ ı n a d a i r bir h ü k u m koyma d ı ğ ı n a göre, s ı kıyöneti m i n Anayasa­ nın genel h ü k ü m leri d ı ş ı n da ele a lı n mayacağı da açık bir gerçektir. Oysa Eri m h ü k u meti, yeni Sıkıyönetim Kan u n u tasarısiyle temel hakları ortadan kaldırmaya çalıştığı gibi, Anayasayı, sıkıyönetimi s ü rekli hale getirecek biçimde değişti rmeye hazı rla ndığ ı n ı da göstermektedi r. Sıkı­ yönetim i l ô n ed i l i r ed i l mez Anayasayı değ iştirme teşebbüslerine geçil mesi de, genera l leri n , 12 Mart muhtı rası ile ka mu oyu n u aldattı kları gerçeğ i n i ortaya koyma ktad ı r. Ç ü n k ü generaller istifaya zorlad ı kları Demirel h ü k u ­ meti n i Anayasayı uyg u l a mamakla suçlamışlar, Anayasayı uygu layacak bir hükumeti n k u ru l ması n ı önermişlerd i . Aynı genera l lerin e mrindeki süng ü lerin gölgesi a ltında k u r u l a n Erim hüku meti, Anayasayı faşist bir di ktatörl ü ğ ü sürekl i hale getirecek şeki lde değiştirmeye hazı rla nıyord u.

Anayasa şu yön lerde değ iştiri lecek : Hüku mete, ka n u n n itel iğinde kara rname çıkarmak ve memleketi kararnamelerle idare etmek yetkisi ta n ı na ca k ; bu kararna meler a n ca k uyg u l a n d ı ktan sonra Meclisin "tastikinden» geçirilecek (bu g i bi uyg u lamalara, Hitler Almanyasında, Fra nsa'da işg a l y ı l larında i ktidara gelen Peten idaresinde, g ü n ü m üzde de Fra nko ispanyasında ve Yu n a n ista n 'da Albaylar cunta s ı n ı n yöneti­ minde rastla n ma ktadır) ; Dan ıştayın hükCı met kararlarını durd u rma yetkisi iyice kısıtlanaca k ; yarg ı çların atanma ve terfileri a la n ı n daki Yüksek Yarg ıçlar Kuru l u n u n yetki leri Ada let Baka n l ı ğ ı n a veri lecek (böylece ya rgıçlar h ü ku met memuru durumuna getiri lerek, siyasal i ktida rı n ada let mekan izması üzeri ndeki ba skı olanakları artı rı lacak) ; üniversite özerk­ liği de, atama ve terfi ye tk i l e ri Eğ itim Baka n lı ğ ı n a veri lmek s u retiyle kısıtlanaca k ; haber a l ma ve yayı n dairesi TRT' n i n özerkliği ise, atama, terfi ve progra m ları kontrol yetkileri n i n B aş bak a n lı ğ a b ağla n m as ıyl e fiilen ka ldırılaca k ; Anayasa Mahkemesi n i n , ka n u n ların Anayasayd uyg u n l u ğ u n u kontrol v e uygun olmayan ları hükümsüz b ı rakma yetkisi, y i n e a tama ve salt çoğ u n l u kla kara r a l ma u s u l ü üçte iki çoğ u n l u k l u karar şeklinde değiştiri lerek kısıtlanaca ktır (iktidar, kendisin e bağ l ı yarg ıçlar vasıtasiyle Anayasa Ma hkemesini yeni kara r a l ma usulü ile d u m u ra uğratmak hede­ fi n i g ütmekted i r) , kişi ve konut dokun u l mazl ı ğ ı ise bütün keyfi işlem ve davra n ışlara yol açacak şekilde değiştiri lecekti r. 307


1 96 1 Anayasa sı, burjuva parlamentarizminin açık faşist d i ktatörl ü k k u ru l m a s ı n ı önleyecek b a z ı fren leyici müesseseler g etirmişti. Burj uva hukukunda kuvvetleri n ayrı l ı ğ ı d iye adlandı rılan prensibe göre topl u m hayatı n ı n teme l i n i teşki l eden ü ç kuvveti n (yasa ma, yürütme v e yargı organları n ı n) bağ ı msız ça l ı ş ması gerekir. Ka pita l i st d üzende devlet o rg a n ­ ları n ı n ayrı l ı ğ ı , bağ ı ms ı z l ı ğ ı g i bi b i r prensibin paravanası a r d ı n d a büyük sermaye ve tekeller hegemonyası sü rüp g i der. Burj uva hukukunun yasama, yargı ve yürütme o rg a n la r ı n ı n ayrı l ı ğ ı prensibi, büyük sermayen i n ve tekel leri n i n hegemonya s ı n ı sağ la mak, böylece kapital ist topl u m düzen i n i deva m ettirmek esa s ı nda v e fiilen bu ü ç o rg a n ı n birliği şeklinde bel i r i r. Ama sermaye hegemonya sı nda görülen bu birlik, çıplak bir fa şist d i kta­ törl ük biçi minde d eğ i l , burj uva parlamenta r i z m i n i n bazı fren leyici m ües­ seseleri biçi minde görü l ü r. Yan i bir yandan büyük sermaye n i n hegemon­ ya sı yürürken, bir yandan da işçi s ı nıfı ve emekçi yığ ı n ları politik, ekono­ mik ve sosyal a l a n la rda kısmen de olsa örg ütlenmek ve s ı n ıf savaşında kapita lizme karşı örg ütlü bir şekilde m ücadele etmek olanaklarını bulurlar. Erim ve yüksek komuta n l a r d iktatörl üğü, Fransa, Batı Al manya, I n g i ltere ve ita lya g i bi kapita l i st ü l kele rd e uyg u l a n a n bu p rensibi, yani 1 961 Anayasa s ı n ı n temel felsefesini değişti riyor. Yasa ma, yürütme ve yarg ı organları n ı faş i st b i r k l i ğ i n elinde bi rleştirmeye doğru g i diyor. Büyük sermaye n i n , emperyal ist tekel lerin sömürüsü, bundan böyle, l i bera l burj uva muha l efeti n e bile meydan veril meden, kendi politik ve send ikal örgütleri i l e s ı n ı f savaşını yürütmek olanakları işçi s ı n ı f ı n ı n elinden a l ı na rak, zarba l ı k yol u ile yürütülmek istenecekt i r. Halk yığınlarına doğ ru hızla yay ı l ma kta olan a nti-emperya l i st, demok­ ratik devri m ha reketini d u rd u rmak içi n , emperya lizmle işbirlikçi burj u ­ vaz i n i n faşiz m i yerleştirme aşa masına u laştığı bugünlerde Demi rel i kti­ darının niteliklerine b i r daha gözatmak h i ç de yersiz değildir.

Demi rel i ktidarı, Türkiye'de faşizmi yerleşti rme çaba ları için, mesela Al manya'da 1 932 y ı l l a rındaki bir Fon Pa pen i ktida rı n ı n g eçiş devresi n itel i ğ i n i taşı m ı ştı r. B i l i n d i ğ i g i b i on y ı l l ı k Menderes i ktida rı döneminde e mperya lizm, özelli kle Amerikan e mperya l i z m i , Türkiye'de askeri, ekono­ mik, politik ve kült ü rel üsler ku rmaya büyük b i r önem vermişti r. 27 Mayıs 1 960'dan sonra, B i rl eş i k Amerika i le çok teh l ikeli ikili a n laşmalar i mzaIan ­ mış olmakla beraber, baz ı yurtsever elema nların devlet o rg a n larında kilit noktaları ndan bir kısmın ı ellerinde tutmala rı, emperya lizm aja n l a rı n ı n devlet orga nlarına sızma s ü reci n i belirli ölçülerde frenlemiştir. Amerikan em perya l i z m i n i n aja n larına devlet o rganlarına, özel l i kle S i l a h l ı Kuvvetler yüksek kademelerine sızmak, Ordu Ya rd ı mlaşma K u ru mu n u meydana geti rerek büyük komuta n ları holding lere ortak yapmak, onları işbirl i kçi düzenin aktif elemanları haline g eti rmek, altı yı l l ı k Demi rel i ktida rı n ı n başlı ca ödevlerinden biri o l muştur. Bundan başka Demirel iktidarı, yarı308


sömü rg e ekonomisini, montojcı l ı k ve a mbalajcı l ı kta ifadesini bulan yen i ­ 'sömü rge sanayi i n i daha da geliştirmekte başarı göstermiştir. Bu sanayi, yaba n cı tekellere, Türkiye emekçileri n i n sırtından büyük biri k i m ler yap­ mak olanağ ı n ı sağ ladığı g i bi , büyük tekel lerin yerli orta klarına, Iş Bankası, Ya pı Kred i Bankası g i bi banka larda ve Koç, Hacı Omer holding leri çer­ çevesinde büyük sermaye birikimlerinin toplanma lı n ı sağ l a mıştı r. Bu biri­ ki mleri n genel n itel iği, Osma n l ı i m pa ratorl uğu sırasında Osma n l ı Bankası ile Doyçe Ba n k g i bi ban kalarda yerli komparadorların yaptığı birikimden pek de fa rklı değ i ld i r. Çünkü bunlar gerçek bir ağır ve yerli sanayie yönelmiş değ i l d i r. Genel l i kle ya spekülasyona, ithalat ve i h racata veya montaj-a mbalaj sanayi ine yönel mişti r. Bu da, memleketi n ekonomisini çökertmek g i bi bir sonuç verm iştir. Devlet Pla n l a ma Da i res i n i n Nisan ayında yayı n l a d ı ğ ı bir istatistiğe göre, Türkiye'de her y ı l 400 bin kadar yurttaşa iş sağlamak gerekmektedir. Bunlardan 220 binine devlet eliyle iş bulunabilmektedir. Bu 220 binin 1 20 binine dahilde, 1 00 binine Batı kapita l ist ü l kelerine işçi i h racı yoluyle iş sağ lan makta d ı r. 1 70 b i r kişi ise her yıl Türkiye'de işsizler ordusuna katı l ma ktadır. Yine aynı istatistiklere gör� memleketi mizde tam işsiz sayı sı 1 970'de 1 m i lyon 700 bin kişiden fazladır. Türkiye'n i n i hraç ettiğ i maddelerin % 8S'i ta r ı m ürünlerid i r. Geri ka lan l S' i ise istatistikçilerin «sa nayi ürünü" sayd ıkları krom, bakır, boraks, volfra m, manga nez g i bi ham veya yarı işlen m i ş ma den cevherleridi r. Bu ti p i h racatın çok küçük bir kısmı da buz dolabı gibi montaj sanayii ürün­ leridir. %

Demirel ta k ı m ı n ı n , 6 y ı l l ı k i ktidarı s ı rasında, memleketin sanayileş­ mesi ni, böylece, emperya lizmin genel çıkarlarına bağ lama s ı n ı n doğ a l bir sonucu olara k enflasyon sürekli b i r hal a l m ı ş v e işbi rli kçi burj uvazi büyük vurg u n lar vurmuştur. Demirel i ktida r ı n ı n bu ekonomi pol itikası n ı n E r i m hükü meti tarafı ndan sadakatle d eva m ettirildiğini görmekteyiz. Erim i ktidarı n ı n ilk hafta sında memlekette 900 mi lyon l i ra civa rında para basıl­ m ıştır. 27 Martta , ya n i Erim hüku meti n i n kurulduğu ilk g ü n lerde 13 m i lya r 31 mi lyon l i ra olan tedavüldeki para, 3 N isanda . 1 3 mi lya r 936 mi lyon l i raya yükselmişti r. Böylece Demirel iktida rına, faşizme g eçiş koşullarını hazırlad ı kta n, em perya lizme ve işbi rlikçi burjuvaziye karşı ödevini yerine g etird i kten sonra işten el çekti ri l m i ştir. Ama egemen çevrelere yaptığ ı h i zmetlerden ötürü kend i sinden hesap soru l m a m a kta, Demirel, Eri m i n baş danış­ manı d u ru m u na getiril mekted i r. Emperya lizmin desteği i l e ve y üksek komuta n ların emrindeki süng ü leri n gölgesi altında Eri m - Koçaş hüku meti n i n Türkiye'de faşizmi yerleşti rmek çabaları geniş bir d i renme ha reketinin yavaş yavaş şeki llen mesi gibi bir sonuç da doğu rmuştur. işçi sınıfı n ı n politik ve sendikal örg ütleri bu

309


cephede a ktif bir rol oynuyor. Devri mci gençl i ğ i n , ayd ı n ve yurtsever subayla rın d i renmesi g ittikçe sertleşiyor. B u a rada orta n ı n solu d i renişi de kendine özgü biçi m l eriyle deva m ediyor. CHP'de orta n ı n solu a k ı m ı n ı n yöneticilerinden sayılan eski genel sekreter 27 N isan günü Zonguldak'ta verdiği bir demeçte özetle şunları söylemişti r : "Ya p ı l a n müda haleden ve yeni hükü metin kuru l masır-Jan bu yana g eçen çok kısa zama nda yer a l a n g el iş meler C H P g enel sekreter­ fiğ inden ayrı l ı rken bel i rttiğ i m düşüncelerde ve kayg ı l a rda ya n ı l g ı ve mübalağa olmad ı ğ ı n ı gösteriyor. Hatta g elişmeler şi mdiden ben i m i l k kayg ı larımı aşmaya başla m ı şt ı r. Asayiş sorunlarına, d üşürülen AP h ü k u ­ meti i le a y n ı açıdan, hatta d a h a dar açıdan ba k ı l maktad ı r.» Orta n ı n sol u n u n , Eri m i ktidarı n ı n s ı k ıyönetimle faşi zmi k u rma teşeb­ büslerine karşı d i ren iş eylemleri n i n bir kolu olara k gelişti ğ i n e şüphe yoktur. Bu gelişme C H P>ye bağ l ı ve Sosyal Demokrasi a d ı a ltında faaliyet gösteren gençl i k kollarında, Türk-iş'teki CHP' l i send i kacı larda, ayd ı nlar a rasında ve üniversite çevrelerinde, Sila h l ı Kuvvetlerde , şehi r ve köy orta taba ka larında kendini göstermektedir. Em peryalizmin, yüksek komutanlar eliyle Eri m g i bi orta n ı n solu düşman­ larını i ktidara g eti rmes i n i n nedenleri nden biri de bütün sol akı mla rla birli kte bu a k ı m ı da ezmektir. Netekim Erim i ktida rı ve s ı kıyönetim, i l k ted b i r olara k bütün g revleri yasa k l a mış, sosya l i stleri tutukla maya koyu l ­ ' m uş, TAS, Dev-Genç, Doğ u K ü l t ü r Ocakları, işsizlik v e Paha l ı l ıkla Savaş Dernekleri n i n birçok şubeleri n i , ve bu arada, CHP'deki orta n ı n soluna bağ l ı Sosyal Demokrasi gençl i k dernekleri n i kapatm ı ştı r. Artık, orta n ı n soluna bağ l ı m i l itan kadroların ve y ı ğ ı nların, öteki devri mci ve reformcu g üçlerle eylem birli ğ i yapmakta n başka çıkış yolları ka l ma m ıştı r. Esa sen e mperya lizmi ve onun doğ u rd u ğ u canavar faşizmi yenmek için bu g i bi iş ve eylem birliği kaçın ı l maz b i r zoru n luktur. Ne var ki, böyle bir birl i ğ i n gerçek ve veri m l i bir temele otura b i l mesi için , işçi s ı n ı f ı n ı n ve onun öncü örg ütleri n i n kuvvetli bir birliğe kavuşmaları gerek­ mektedi r. Geçen y ı l ı n Haziran ayında Demirel i ktidarı n ı n i la n ettiğ i s ı k ı ­ yönetimden b u konuda a l ı nacak dersler vard ı r. i şçi sı nıfı n ı n öncü sen­ d i ka l ve politi k örg ütleri n i n birliğ i n i kuvvetlendi rmeleri, olayları n hızı karşı sında sağ ve sol oportünistlerin, goşist a k ı mların, provokatör ve ajanların öne m l i ölçüde demaske ed i l meleri, bili msel sosyalizme bağ l ı önderlerin ha rek",te y ö n verme olanakl a rı n ı n a rtırı l ma s ı , a l ı nacak derslerin başı nda g e l mektedi r. Çünkü i şçi s ı n ı fı n ı n birliği a rtt ı ğ ı ora nda, onun öteki devri mci ve reformcu güCıerle bağ lar kurma, onları yöneltme ve seferber etme i m ka n ları da o n isbette artmakta d ı r. Geçen y ı l ı n sıkıyöneti mi bu şartlarla g e ri leti lebil miştir. 310


D lJ N Y A D A B u / g a r i s t a n K o m ü n i s t P a r t i s i n i n X. K o ng res i N isan ayının 20'si)lde topla ndı. X. Kongre, komşumuz Bulg a ri sta n ' ı n sosya l i st topl u m düzenini kuvvetlen d i rme ve gel i ştirme a lanlarında geçen iX. ' Kong reden bu yana kaydettiği başarıları yansıtan bir forum o l d u . Bulga­ ristan'da, gelişmiş sosya l i st top l u m siste m i n i n sağ l a m temelleri daha da kuvvetlen miştir. Memleketin sosya l -ekono m i k yapısında büyük değ işik­ l i kler o l m uştur. Bundan ötürü Anayasayı , bu değişi mleri yansıtacak şekilde değ i ştirmek zoru n l u ğ u ortaya çıkm ıştır. X. Kon g rede B u l g a ristan Halk Cumhu riyeti' n i n yeni Anayasa tasarısı görüşülmüş ve ta sa r ı n ı n halk oyuna sunulması kararlaşt ı rıl m ıştı r.

X. Kong rede H a l k ekonomisi 6. Beş Y ı l l ı k Plô n ı n ı n (1 97 1 - 1 975) Direktif tasa rısı görüşülerek onayl a n mıştı r.

Kong re, part i n i n yeni prog ra m ı n ı da onaylam ıştır. Kong rede seçi len yeni Merkez Komitesi Todor Jivkov' u yeniden Parti Birinci Sekreterliğine seçmişti r. BKP 1 0 . Kongresine, 80 ü l keden 91 komünist ve işçi parti s i n i n , u lusa l demokratik a k ı m ların temsilcileri katılmışt ı r. Türkiye Kom ü n ist Pa rti­ sinden de bir delegasyon 1 0. Kong re ça l ı ş malarını izlemiştir. S o v y e t b i / g i n / e r i "Sa l iH» adlı büyük bir la boratuvarı N i sa n ı n 1 9' u nda uzaya fı rlattı lar. En modern a raçla rla donat ı l mış o l a n laboratu­ varı n ödevi uzayda b i l i msel denemeler yapmaktı r.

Şata/ov, Ellisev ve R uka vi şn iko f' u n içinde bulunduğu Sayuz - l O uzay gemisi 23 N i sanda "Sa ICıt» la boratuvarı i le bi rleşmek, ayrı lmak g i b i ve buna benzer daha bi rçok ma nevra l a r, b i l i msel a raştı rmal a r yapmak üzere uzaya f ı rlatı l d l . Uzay gemisi, ödevini başarı i l e yaptıktan sonra N i sa n ı n 25'inde Sovyetler B i rl i ğ i topra klarına i n d i .

31 1


"Yeni çag •• dan Okuyucu lara Sayın Okuyucular, Derg i mi ze ka rşı istekler günden g ü n e a rtıyor. Ve biz, bunları e l i m izden geld i ğ i kada r karşıla maya ça l ı ş ıyoruz. Okuyucularımızdan, adresleri a ç ı k v e doğ ru olara k yazma ları n ı , öze l l i kle şehir v e m a h a l l e nu maralarını titizl ikle belirtmelerini rica ederiz. Çünkü bu n u ma ra la rd a (genellikle adreste) küçük b i r hata, derg i n i n e l i ni ze geçmesini engellemekted i r. Sonra, a d res d eğ i ştirince, yen i adrenizi bize derhal bildirmeniz gerekir. Dergiyi a rkadaşları n ı z a rasında da tanıtmak ve okutmakla u l usal ve sosyal k u rtuluş dôva mı z ı n safla rına yen i savaşçı l a r kaza ndı rmış o l u rsunuz. Dergiye henüz abone o l maya n l a r, a rz u ettikleri takdirde, adresimize b i r mektup yazara k istekleri n i bildirebili rler. Bundan başka, aşağıdaki kita p l a rı ed inmek istiyen ler de bu d i lekleri n i b i r mektupla a d resimize yaza b i l i rler.

1 . Dôva ve müdafaa (1 951 tevkiflerinde Türkiye Komün ist Pa rtisi yöneti­ minin başında bulunan Zeki Baştı mar'ın Askeri Mahkeme önünde yaptığı m üdafaa), 2. S o vye tler Birliği Komünist Partisinin Programı,

3. Nazım Hikmet, Bütün eserleri (Şi mdiye kadar 7 cilt çıkmıştır), 4. Bilimsel Komünizm,

5.

Lenin

(biyografisi),

6. S. Ostüng e l i n Sovyetler B i rl i ğ i ' n i an latan "G üneşli Dünya» a d l ı eseri, '

7. Ahmet Saydan ı n , Alman u l usunun sosya list devletini bütün yönleriyle tanıtan "Alman Demokratik Cumh uriyeti» a d l ı eseri, '

8. Büyük Oktobr 50 yaşında

Adresimiz

"Yen i Çağ» - Stredisko pro rozsirova n i tisku, Praha 6, Thô k u rova 3, Tschechoslovakai (Çekoslovakai)

312


ıÇi NDEKILER Sayfa Todor livkof

Len i nizm ve sosya l i st top l u mda politika i l e ekonominin birliği .

233

I. D udinsk i O. Sulimof ,

Yeni Sovyet beşyı l l ığ ı ; Halkın refah ı , ü retim i n enta nzifi kasyonu v e enternasyonal birl i k . .

248

Emanuefa Makafuzo

256

Sınıf savaşının öncüsü Vanuş Roşkovski

Polonya B i rleşik işçi Parti s i ' n i n önemli ka ra rları .

.

.

.

.

.

.

268

Uzay a raştı rmalarında başarı lar, yönler, yönel i mler .

.

.

.

.

.

275

Boris Petrol

German Titof

Insa n l ı ğ ı yücelten kah ra ma n l ı k . Ara

281

Haçadur

i ra k'ta komün i stlerin kovuşturul ması kimin yaranna . Kitaplar

.

.

.

.

.

285

ve d ergiler 288

«Edision Social» yayınevi lv Druar

«Moris Torez : Insan ve savaşçı» .

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

290

.

.

.

291

Leo Gog «Le Mond» biçim i objektifli k .

.

L. Vayt Dolaylı sa l d ı rı ma nevrası .

ı=

Ozel SaYfal

SBKP XXiV. Kong resinde

.

.

293

� Yakub

Demir yoldaşın yaptığ ı konuşma

296

Bulgaristan Komünist Partisi X. Kong resinde /. Bilen yoldaşın konuşması . . . . . .

300

Alman Sosya l i st Birlik Partisi M K'ne .

302

.

.

.

.

Ahmet Saydan

Ayı n olayları .

304

«Yeni Çağ»dan okuyucu la ra

312


BAR I Ş V E SOSYALIZM P R OBL E ML E R I

Ingilizcesi ;

Centra l Books Ltd., 37 Grays Inn Road, London, W. C. 1 . Ita/yancas/;

libreria Rinascita, Via delle Botteghe, Oscure 2. Roma Alm a ncası ;

.. GLOBUS..-Vertrieb a uslöndischer Zeitschriften, Wien XX, Höchstödtplatz 3 Yunancası (Kıbrıs'ta);

Laikon Praktorion, Tricoupi Street, 53 r., Nicosia Ruşcası :

Stredisko pro rozsi rovani tisku, Praha 6, Thôkurova 3 Fransızcası :

Societe d'Edition et d'Enformation 9, Boulevard des Ito1iens Paris (2e) Ispanyolcası :

Ediciones Pueblos Unidos Casi lla Correo 589, Montevideo Japoncası :

Nouka Ltd., 2, Ko nad-Zinbocho 2-chome, Chiyoda-ku, Tokyo Isveç dilinde;

Arbeta rkultur, Söderarmsvagen 36, Johanneshov 6, Stockholm Bulgarcası :

Raznoiznos, I, Rue Tzar Assen, Sofia Türkçesi:

.. Y E NI ç A G - Stredisko pro rozsi rovan i tisku, Praha 6, Thô kurova 3, Czechoslova kia ..

Fiyatı 1 l i ra

yc_71_04  

A. Haçadur: lrak'ta komünistlerin kovuşturulması L. Log: «Le Mond» biçimi objektiflik T. Jivkof: Politika ile ekonominin birliği B. Petrof:...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you