Issuu on Google+

YENIÇAG

Paris Komünü'nün yüzüncü yıldönümü (1871-1971)

BARIŞ VE SOSYALIZM PROBLEMLERI


.. Yeni Çağ»ın bu sayısında, yüzüncü yıldönümü dolayısiyle Paris Komünü'ne geniş yer verilmiştir. Paris Komünü kahramanlarının aziz hatırasını anmaya .. Enternasyonal» marşının sözleriyle başlıyoruz. Çünkü, bestekôr Pier Degeyter tarafından 1888 yılında bestelenmiş olan .. Enter­ nasyonal», Paris komünarlarından şair Ojen Potie tarafından Komün'ün en trajik günlerinde yazılmıştır. Proletarya enternasyonalizminin bu kahramanlık marşı, komünistlerin emperyalizme karşı dünya çapında savaş yürütmekte oldukları günümüzde yeryüzünün her köşesinde gürleyerek yeni bir iyimserlik havası yaratmakta, yürekleri zafer azmiyle doldurmaktadır.

Uyan artık uykundan uyan, Uyan esirler dünyası! Zulme karşı hıncımız volkan; Bu ölüm-dirim kavgası.

Tanrı, paşa, bey, ağa, sultan Nasıl bizleri kurtarır! Bizi tüm kurtaracak olan Kendi kollarımızdır.

Yıkalım bu köhne düzeni Biz başka ôlem isteriz! Bizi hiçe sayanlar bilsin: Bundan sonra herşey biziz!

Yükselt kurtuluş bayrağını, Zulmü rüzgôrlara savur! Körükle devrim ocağını, Tavı gelen demire vur!

Bu kavga en sonuncu Kavgamızdır artık, Enternasyona Ile Kurtulur insanlık.

Bu kavga en sonuncu Kavgamızdır artık, Enternasyonaıle Kurtulur insanlık.

Hem fabrikalar hem de toprak Herşey emekçinin malı. Tufeyliye tanımayız hak, Dünya emeğin olmalı. Cellôtların döktükleri kan Kendilerini boğacak, Bu kan denizinin ufkundan Kızıl bir güneş doğacak. Bu kavga en sonuncu Kavgamızdır artık, Enternasyonalle Kurtulur insanlık.


YENI v'

CAG

Bütün ülkelerin proleterleri, birleşin/ıl 2 (80) Şubat

1971

Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi

Paris Komünü 1871

1971

Paris Komünü'nün 100. yıldönümü konusunda «Barış ve Sosyalizm Problemleri» dergisinin Prag'da örgütlediği uluslararası bir teorik konferans yapıldı. Bu konferansa 30 komünist ve işçi partisinin temsilcileri katıldı. Derginin başyazarı K. Zaradof konferansı açış konuşmasında şunları· söyledi: «Teorik konferanslar ve «yuvarlak masa» toplantıları bizde artık zamanı­ mızın aktüel teorik problemlerini kollektifçe görüşmenin ve kardeş parti­ ierin çalışmalarında tecrübe değiş-tokuşunun eylemsel bir biçimi olarak yerleşmiş gibidir. Bunlar arasında, Marksistlerin, devrimci harekette ve Marksizm-Leninizm teorisinde gelişmenin tarihsel aşamalarına hasredilen uluslararası toplantıları önemli bir yer tutmaktadır. Paris Komünü evrensel-tarihi önemde bir olaydı ve V. i. Lenin'in deyişiyle «dünya proletaryası»nın davasıydl. Komün ilk proleter devrimini ve işçi sınıfının ilk hükümetini teşkil ediyordu. Bizler, Komün'ü kutlarken, şanlı komünarlara, onların kahramanlığına, devrim savaşına tarihsel hizmetlerine gereken ilgi ve saygıyı göstermiş oluyoruz. Fransız ve ulus­ lararası proletarya hareketinin gelişmesi üzerinde büyük bir etki yapan Komün, bugüne dek dünya devrim savaşçıları ordusu için tükenmez bir sosyal iyimserlik kaynağı olagelmiştir. Paris Komünü tecrübesinin bize verdiği bellibaşlı ders nedir? Konfe­ ransa öncelik etmek gibi bir iddiadan uzak olarak, burada konuşmacıların değineceklerinden' emin olduğumuz birkaç önemli noktayı, Komün'den çıkarılan ibret derslerini belirtelim: 73


- Toplumda işçi sınıfının mevzilerini ve köylüler de dahilolmak üzere

diğer ilerici, devrimci güclerle ittifakını sağlamlaştırma; komünist ve işçi partilerini güclendirme ve Marksist-leninist metanetlerini artırma gereği; - burjuva egemenliğini devirme ve sadece sosyalist devrim yoluyla (ki bu devrimin biçimleri değişik olabilir) işçi sınıfı egemenliğini kurma olanağı; proletarya devletinin olanca gücünü, devrim düşmanlarına karşı ya da bizim bugünkü deyişimizle emperyalizmin bütün tahrik ve baltala­ malarına karşı kesin savaş uğrunda kullanma hüneri; - oportünist zikzaklara göz yummayan bir titizlik; devrimci ödevleri yerine getirirkten sapma yeltenişlerine karşı amansız bir savaş; - çeşitli ülkeler proleterlerinin enternasyonal kardeşlik dayanışması; birbirlerine yardımcı ve destek olmaları. Paris Komünü'nden çıkan ibret derslerinin gözden geçirilmesi, onun tarihsel rolünün belirlenmesi, komünist ve işçi partilerinin 1969 uluslara­ rası danışma toplantısının ortaya koyduğu ödevin yerine getirilmesine, yani Marksist-leninist teorinin yaratıcı biçimde geliştirilip derinleştiril­ mesine, proletaryanın tecrübesiııin genelleştirilmesine yardımcı olmaktadır. Ve biz işte bunun için bu konferansımıza önem vermekteyiz.

Konferansta, Fransız Komünist Partisi Politbüro üyesi Jak Düklo, "Paris Komünü ve işçi hareketinin daha sonraki gelişmesi üzerinde Komün'ün etkisi» başlıklı bir rapor okumuştur.

Paris Komünü Ve işçi hareketinin daha sonraki gelişmesi üzerindeki etkisi JAK DOKlO 1848'deki kanlı savaşlar yüzünden son derecede zayıf düşen işçi sınıfı, 18 Mart 1871 devrimine doğru kendini yeniden toparlamıştı. Kapitalizmin ekonomik gelişme süreci içinde bu sınıf sayıca daha da artmış ve gücünün bilincine varmıştı. ikinci imparatorluğun doğuşundan sonra birçok grevlerle sınıf savaşı alevleniyor, fakat apalitik görüşlerin etkilediği işçiler, kötü durumlarından tüm imparatorluk n:ıjiminin değil, sadece efendilerin suçlu olduğu gibi bir düşünceye kapı/ıyorlardı. Buna rağmen, sömürü ve ezgi zoru altında işçi sınıfı muhalefette gitgide daha ciddi bir etken haline gelmekteydi. imparatorluk bu etkeni gözönünde tutuyor, rejim amansız baskı/arla işçi­ lere çullanıyordu. 74


1871 yılında Fransa'nın birçok şehirlerinde ı. Enternasyonal'in seksiyon­ ları (şubeleri) vardı. Fakat K. Marks'ın öğretisi henüz Fransız proletar­ yasının saflarına işiiyebiimiş değildi. «Kapital» Fransızcaya çevrilmemişti, «Komünist Partisi Manifesti» ise pek az biliniyordu. Bütün bunlar da, o zamanlar prudoncu anarşizmin önemli bir ideolojik dirençle karşılaş­ madan Fransız işçi hareketine belirli bir etki yapabilmesinin nedenini' açıklıyordu. K. Marks ve F. Engels, sosyalizmi ütopya olmaktan çıkararak bilim haline getirdiler. Marksizme kadarki sosyalizm, kapitalist üretimi ııe sonuçlarını eleştiriyordu, fakat bunların mahiyeti ni açıklıyabilmiş değildi. Dolayısiyle, kapitalizmin içyüzünü teorik olarak meydana çıkaracak durumda bulunmuyor ve onu sadece yetersiz bir düzen diye reddetmekle yetiniyordu. Kapitalist üretim sistemine karşı ciddi bir hücuma geçebilmek için, insanlığın gelişmesinde onun tarihsel yeri belirlenmeli ve başka bir " sistemle, sosyalist üretim sistemiyle değiştirilmesi gereği belirtilmeliydi. Şüphe yok ki, komüncüler, hatta bunların ı. Enternasyonal'e girenleri, bütün bunların pek de farkında değillerdi. Buna rağmen, 1871 yılı 18 Mart ayaklanması, başlangıçta yönetici sınıfın Fransız-Prusya savaşındaki ihanetine karşı ulusal karakterli bir hareket olarak doğmuş bulunmasına rağmen, sosyalist devrim problemini açıkça ortaya koydu. imparatorluğun devrilmesinden ve cumhuriyetin ilanından sonra (4. iX.

1870) iktidara gelen «Ulusal Savunma» hükümeti, Prusyalılardan ziyade, Paris'in kuşatılması koşulları içinde yoksulluklara yiğitçe dayanan ve çarp ı şmakta azimli olan Paris halkından k arktuğun u eylemleriyle gösterdi. Ve bu hükümet, ülkenin savunulması için halkı harekete geçireceği yerde, Marks'ın deyişiyle, ulusal ihanet hükümeti olarak ortaya çıktı. Bismark ordusunun Paris'i kuşatmasından iki gün sonra ve gerici general Orel de Paladin'in Ulusal Muhafız Gücü komutanlığına atan· masına cevap olarak, bu gücün 200 taburundan seçilen delegeler 3 Martta bir toplantı yaptılar. Ve Ulusal Muhafız Gücü Federasyonu Tüzü­ ğünü kabul ettiler ( Komün askerlerine «federotlar» adı verilmesi de bun­ dan ileri gelmektedir). Hükümetin birbirini izliyen gerici tedbirleri Paris halkının gittikçe öfkesini körükledi. Paris'in başkent olmaktan yoksun edilmesini öngören 10 Mart kararından sonra cumhuriyetçi altı gazete kapatıldı ve vadeli senetlerle borçların örenmesi için bir kanun çıkarıldı. Bu son tedbir, borçlu olan birçok tüccar ve sanayici için ölümcül bir darbeydi. Bundan başka, savaş dönemi içinde ertelenen kira borçlarının derhal ödenmesi için de bir kanun tasarısı getiriliyordu. Birçok kiracı böylece sokağa atılabilirdi. Satıldıklarını anlıyan Parisliler, Alsas ve Loren'in bir kısmını Almanlara veren, ayrıca 5 milyar frank da harp tazminatı öngören bir barış antlaş75


ması imzalanmış olmasını hazmedemiyorlardı. Ateşli yurtsever ve demokrat Paris halkı, başlıca dertlerinden biri Parislileri dizginlemek olan halk düşmanı ve gerici hükümetten nefret ediyordu. Gericiliğin 18 Mart taarruzu arifesinde Paris halkının ilerici kesimini tecrit etmeyi düşünen Tier bir beyanname yayınladı ve üyeleri sadece komünist doktrinierin adamları olan ve Paris'i yağmaya terketmeye hazır bulunan ayaklanma komitesini yoketmekte kesinlikle kararlı» olduğunu bildirdi. « .

Tier, Ulusal Muhafıı Gücü'nün silahlarını ele geçirme tecrübesinin suya düşmesi üzerine Versay'a kaçtı ve Paris'in boşaltılmasını emretti. K. Marks, durumu büyük bir isabetle değerlendirerek, Paris devrimcilerinin derhal Tier kuvvetlerine hücum etmeleri ve ta Versay'a kadar peşlerini bırakmamaları gerektiğini belirtiyordu. 18 Mart devrimine katılan bazı unsurların, savaşın hedeflerine dair tasavvurlarında sınırlı oldukları, Paris'in yoksun bulunduğu komünel özgürlükleri birinci plana aldıkları ve bu suretle ayaklanmanın hedeflerine munisipal ( ) bir karakter verdikleri apaçık ortadadır. *

Çok geçmeden ön barış anlaşmasını onaylıyan Tier, Almanya ve Fransa zengin sınıflarını aynı derecede tehdit eden devrim şehri silahlı Paris ile hesaplaşma fırsatını artık yakaladığını düşünüyordu. Bu durumda, Paris halkı, Tier'in, Ulusal Muhafız Gücü birliklerinin toplarını ele geçirmek, yani başkenti silahsızlandırmakta ilk adımı atmak maksadiyle hücuma geçmesi karşısında pasif bir seyirci olarak hareketsiz kalamadı. Halk ayaklandı ve Tier'i planından vazgeçmeye zorladı. Hükümet kuvvetlerinin Versay'a kaçması bir sürpriz olarak karşılandı ve hatta Ulusal Muhafıı Gücü Merkez Komitesi üyeleri arasında bir dereceye kadar şaşkınlık yarattı. Zira bunlar Paris Belediyesini ağır savaşlar vermeden ele geçirebileceklerine güvenmiyorlardı ve kendilerine düşecek sorum­ luluğu yüklenmeye hazır olmadıkları görülüyordu. Tier'in çekilmesinden süratle istifade edecek durumda olmıyan Merkez Komitesi, Parislileri 26 Mart Pazar günü Paris Komünü seçmeye çağırdı. Marks bunu hata sayı­ yordu: Merkez Komitesi, Komün'e yer açmak için yetkilerini teslim etmekte bir hayli acele etti» (K. Marks ve F. Engels, Toplu eserleri, c. 33, s. 172). « •

.

Tier'e gelince, o 18 Mart 1871 devrimine karşı, daha 1 848 Şubat Devrimi döneminde düşünülen metodu uyguladı: Paris'i terketti. Maksadı, ivri'den Sen Deni'ye kadar Paris'in doğu yarısını çeviren Prusyalıların hoşgörüsün­ den faydalanarak şehri kuşatmayı kısa veya uzunca bir süre içinde başar­ maktı.

( ) Munisipal sosyalizm: Devrimci savaşı reddeden, sosyalizmi gerçek­ leştirmeyi sosyalistlerin başta olacağı şehir yönetiminde mümkün gören reformist akım. *

76


Komün, başkentin belediye yönetimi değil, işçi sınıfının ilk iktidara gelme denemesiydi, ilk sosyalist hükümetti. Ekonomide Komünün doğduğu ôna kadar varolan çelişkilerin yükü tümüyle onun omuzlarına çökmüştü. Nispeten önemlice sanayi geliş­ mesine rağmen, proletaryanın ideolojik ve politik bilgice hôlô epey zayıf olduğu durumda zonaatçı üretim biçimleri büyük bir rol oynuyordu. Proletaryanın ne birleştirici bir politik örgütü, ne de yığınsal meslek birlik­ leri (sendikaları) vardı. Apolitizm ve mütüalizm (.) konusundaki prudonist fikirler emekçilerin sınıfsal bilincinin gelişmesini yavaşlatmıştı. Bu durum i. Enternasyonal üyelerinde daha açık görülüyordu. Neo-Jakobenlere gelince, onlar, Büyük Fransız Devrimi'nin anılariyle daha çok coşuyor­ lardı. Ve böyle olduğu halde, objektif mantık gereği olarak, Paris Komünü'­ nün başlangıçta kendisine katılan bazı elemanların sonradan çekilmeleri sonucunu doğurmasına bakmaksızın, gittikçe daha fazla sosyalist nitelik kazanması gerekiyordu. Komünün aldığı birçok tedbir, 18 Mart devrimiyle doğan iktidarın burjuva-demokratik devrimi ödevlerini yerine getirdiğini gösteriyor. Kira­ ların kaldırılması, borçların ertelenmesi, özel işgücü kiralama yazıhaneleri pratiğine, bürokrosiye son verilmesi, memurların halk tarafından seçilmesi, gece çalışmasının durdurulması gibi tedbirler Komün'ün sosyal problem­ leri çözmeye yanaşma tarzını yansıtıyor. Bu tedbirler, onun hem yapıcı yeteneklerini, hem de kendisini zayıflatan iç çelişkileri gösteriyor. Emekçiler, Paris Komünü'nün işçi sınıfı ortak savaşı için büyük önemi olduğunu unutmıyacaklardır; çünkü V. i. lenin'in dediği gibi, Paris Komünü . . . Avrupa proletaryasına, sosyalist devrimin ödevlerini somut olarak ortaya koymayı öğretmiştir» (Toplu eserleri c. 16, s. 453). «

Komün, Paris'te burjuvazinin devlet egemenliğine son verdi. Bu ege­ menlik organlarından daimi ordunun yerine silôhlı halk gücünü meydana getirdi; zenginlerin çıkarlarını savunan polisi azaltmaya ve mekanizmasını basitleştirmeye çalıştı; duygu sömürücülüğünün ôleti olan din kurum­ larının rolünü-kilise ile devleti ayırarak - sınırladı; bağımsız denilen, fakat gerçekte bütünüyle sermayeye bağlı olan mahkemenin yerine de halkın seçtiği, halk önünde sorumlu bulunan ve halk tarafından yetkiden yoksun edilebilen yeni adalet organlarını getirdi.

('ı Mütüalizm: Küçük burjuva sosyalisti J. Prudon'un (1809-1865). sınıf savaşına hacet kalmadan, devrimsiz ve mülkiyet de kamulaştırılmadan, karşılıklı yardım ve karşılıklı kredi (mütüeıı cemiyetlerinin ve diğer benzer­ lerinin yaygınlaştırılması yoluyla kapitalizmin sosyalizm haline getirilebi­ leceğini öngören anlayışı. Fransa'da bu görüşlere 60 yıllarında ve Paris Komünü döneminde Marks'ın ve sol prudoncuların, 70-80 yıllarında gedistlerin «kollektivist.. fikirleriyle karşı konmuştur. 77


Bütün bu tedbirler köklü değişimlere yönelişi yansıtıyordu. Mesele, yalnız politik personelin değiştirilmesi değildi. Yeni toplumsal sınıf, tarih sahnesinde baş role geçerek Fransız başkentinin kaderini eline alınca, bütün devrimler Paris'ten çıktığı inancı ile eni-sonu tüm memleketin kaderini eline alacağı düşüncesindeydi. Lenin, Komün'ün Paris proletaryası tarafından işlenen iki hata ile zayıf düşürüldüğünü belirtiyordu. Birinci hata, bu proletaryanın millileştirmeyi yarı yolda bırakması, ikincisi de, Versaylılara karşı askeri tedbirlere gereken önemi vermeden, düşmanlarına karşı ziyadesiyle ôlicenaplık göstermesiydi. Birinci hataya ilişkin en tipik örneklerden biri, Fransız Bankası'na karşı takınılan tutumdur. O zamanlar bu banka özel statülü bir özel banka sıfatiyle para basma hakkına da sahip bulunuyordu. Yöneticileri Rodşild­ ler, Male vb. gibi mali sermaye kodamanlarıydı. Komüncüler, bu bankayı ele geçirdikleri takdirde, bu yoldan Versay hükümetini kredilerden yoksun edebilecek duruma geleceklerini, Tier'i ciddi zorluklarla karşı karşıya getireceklerini ve ihtiyaçlarını karşılamak için kücük meblôglar istemekle yetindikleri Komün'ün ödeneklerini artırabileceklerini anlamamışlardı. üstelik, Komün için çektikleri paraları tam vaktinde ödüyorlardı. Mali işlemlerde en küçük bir suçlamaya uğramamak için böylesine titiz davranıyorlardı.' Fakat bu kadar titizlik, Tier'in provokasyonlarına karşı alevlenen devrimin çıkarlariyle, sürdürülmesi gerekli devrimle hiç de bağ­ daşır şey değildi. O zamanın henüz Marksist öğretiyi kavramamış birçok sosyalist, kapitalistlere ve onların çıkarlarına hizmet eden Versay hükü­ metine ciddi bir darbe indirilmek üzere bankaların (ve her şeyden önce bir bakıma bankaların bankası olan Fransız Bankası'nın) ele geçiril­ mesini gerekli bulmuyorlardı. Komün'ün Lenin tarafından belirtilen ikinci hatası, daha 18 Mart akşamı Versaylıların pek işine yarıyan bekleme durumuna geçmesidir. Eğer derhal peşlerine düşülseydi, Versaylılar zor durumda bırakılabilirdi. Paris birlikleri başlangıçta Versay kuvvetlerine yalnız sayıca değil, Tier'in kaçması üzerine Versay askerleri bozulmaya yüz tuttukları için, môneviyat bakı­ mından da üstün bulunuyorlardı. Bilindiği gibi, Paris Komünü hem yasama, hem de yürütüm yetkisine sahip, yüksek derecede demokratik bir seçim organına dönmüştü. Bunun gibi, Komün'ün bakanlıklarda ve polis cihazında karşılaştığı eski rejim idaresinin, işçi sınıfına alabildiğine düşman olduğu da bilinmektedir. Bu durum tahlil eden K. Marks, Paris Komünü tecrübesinden, devrimde burjuva devlet makinasının yokedilmesinin ve iktidara gelen toplumsal sınıfları temsil eden yeni bir devlet makinası kurulmasının gerekli olduğu gibi değerli bir sonuç çıkarmıştır. 78


Paris Komünü proletarya diktatörlüğü idi. Fakat her şeyden önce, içinde sosyalist elemanların azınlıkta kaldığı hükümetin kadrosu bakımın­ dan Komünün zaafları vardı ve bundan ötürü de bizim bugün kabul ettiğimiz anlamda proletarya diktatörlüğü olamazdı. Komün'de küçük burjuva demokratları ağır basıyordu. Kadrosundaki Enternasyonal üyeleri Komün'ün bazı eylemleri ile kendi anlayışları arasındaki ayrımları elbette görÜyorlardı. Komün gerçekte çeşitli hareketlerin birleşmesinin bir ürünü idi. işçi sınıfının sosyal durumu değiştirme emelleri, yıkıma uğrayan küçük burjuva elemanlarının öfkesi, gericiliğin cumhuriyeti ortadan kaldırabileceğinden duyulan endişeler, Fransa'nın uğradığı hezimeti burjuva yönetici çevre­ lerinin ihaneti sonucu soyon geniş halk yığınlarının hoşnutsuzlukları hep Komün'de birleşmiş bulunuyordu. Komün'ün eylemleri zaman geçtikçe daha do artan bir sosyalist karakter kazanıyordu. Fakat şunu do belirtelim ki, neo-jakobenler ve blankistler Enternasyonal taraftarlarına karşı bir ayırım politikası uyguluyorlardı. ( ) *

Komün'ün özel yürütüm organı olarak Toplumsal Kurtuluş Komitesi'nin kurulması, bir yandan XViii. yüzyıl sonu devrimcilerinin yüce dôvasını aynen kopye etme emellerini, öte yandan do Komün'deki çoğunluğun buna Enternasyonal mensuplarını sokmama azmini gösteriyordu. Enter­ nasyonal mensupları Toplumsal Kurtuluş Komitesi'ne katılmaktan uzak tutulmuş, bu organın gerek 1 Mayıs ilk kadrosuna, gerekse 9 Mayıs ikinci kodrosuna alınmamışlardır. Komün'deki çoğunluk, tehlikenin saatten saate arttığı bir durumda birlik olmayı reddetmiştir (Bu do bugünkü işçi sınıfı nifakçılarının boşvurdukları anti-komünizm gibi bir şeyin daha o devirde nasıl belirdiğini göstermektedir). Komün'ün ve Enternasyonal'in üyesi G. Lefrans'ın sözlerine göre, Komün içinde azınlığın durumu gitgide kötüleşiyordu. Gerçi sosyalistler, çoğun­ luğun önem vermediği ekonomik sorunların çözümüne katılma olanağına sahip bulunuyordu. Fakat, Komün'ün en önemli tedbirleri çoğunluk tara-

( ) Komün'de en önemli ideolojik-politik akımlar neo-jakoben, prudonist ve blankist akımlarıydı. Komün'deki Enternasyonal üyeleri daha çok prudonist okımo, kısmen blankistlere mensuptular ve aralarından ancak birkaçı Marksizme yakındı. Komün'nün Marks ve Engels tarafından meydana çıkarılan hatalarının başlıca sorumluluğu, kendi ideolojileri doğrultusunda hareket eden prudonistlere düşmektedir. Komünarlar arasında yavaş yavaş bir «çoğunluk» (blankistler ve neo-jakobenler) ve «azınlık» (daha çok prudonistler) teşekkül etmiştir. Bu ayrılma, Komün içinde Toplumsal Kurtuluş Komitesi'nin kurulması konusundaki mücadele sırasında kesinlikle biçimlenmiştir. Çoğunluk, Versayı vatandaş harbinde yenmek üzere dikta yetkisine sahip bir organı meydana getirmeyi istiyordu. Azınlık ise bunu demokrasiye aykırı bularak reddetmişti. *

79


fından, hem de genel kurul oturumları dışında, kendi özel toplantılarında tesbit ediliyordu. Azınlığın üyeleri sorumlu katlardon birer-ikişer uzok­ laştırılıyordu. Bu cümleden olarak, Komün'ün resmi yayın organı «lurnal ofisiel» in yöneticisi Ş. Longe bu görevden çıka.rılmış, yerine P. Bezinie getirilmişti. E. Varlen askeri komisyondan atılmıştı. Bu koşullarda, azın­ lığın 15 Mayısta yaYlr1lamak zorur1da kaldığı bir belgede özetle şöyle deniyordu: «Paris Komünü özel bir oylama ile iktidardan vazgeçerek, bunu «Toplumsal Kurtuluş» adını verdiği bir diktaya teslim etmiştir. Komün'deki çoğunluk bu oylamo ile kendini sorumsuz ilan etmiş ve durumumuzun bütün sorumluluğunu bu komiteye devretmiştir . . . Bize gelince, çoğunluğun istediği gibi, biz de politik ve sosyal yenilik istiyoruz; fakat onların görüşlerine karşın, biz temsil ettiğimiz seçmenler adına, bu seçmenlerin önünde, kimliğimizin kabul etmemize ve tanıma­ mızo izin vermediği bir yüksek diktatörlük ardına gizlenmeksizin, hareket­ lerimizin hesabını verme yükümlülüğü istiyoruz. Bundan ötürü, biz, toplantıya, sadece kendi üyelerinden birini yargıla­ mak üzere adliyenin kurulmasından sonra katılocağız.» Aralarında 13 veya 14 Enternasyonal üyesinin de bulunduğu azınlık, böylece, Komün'nün olağan toplantılarına artık katılmıyacağını ilan etmekle büyük bir hata işledi. Enternasyonal'in Paris Seksiyonları Federal Konseyi 20 Mayısta yaptığı toplantıda bu gönüllü çekilmeyi onaylomadı ve şu kararı aldı: «Komün üyesi olon Enternasyonal mensubu vatandaş­ ların açıklamalarını dinliyen, kendilerini çekilme kararına götüren gerek­ · çelerin uygunluk ve dürüstlüğünden şüphesi olmıyan Konsey, onları, emekçilerin davasını daima savunarak, Komün'de Versoy hükümetine karşı savaşın zafere ulaşması için son derecede gerekli olan birliğin korunmasına katkıda bulunmaya çağırır.» Enternasyonal üyelerine karşı belirli bir güvensizlik gösteren neo­ jakabenler ve blankistler, o sırada harp bakanlığı yönetim kadrolarına yaptıkları otamalorlo, özellikle askeri delege G. Klüzere, L. Rosel ve Ş. Deleklüz'ü bu görevlere getirmekle en isabetli seçimi yapmış değillerdi. Bütün bunlara rağmen, Fransız ve uluslararası işçi hareketi yolunda bir aşama teşkil eden Paris Komün'ünün kapitalizm ve sosyalizm kuvvetleri arasında ilk büyük çarpışma, sınıf savaşında yeni çağın müjdecisi olduğu tarihsel bir gerçek olarak kalmaktadır. *

Paris Komünün'nın ezilmesi, i. Enternasyonal'de doğal yankılar uyan­ dırdı. 17-23 Eylül 1871 günlerinde Londra'da yapılan konferansta komüBO


nar E. Vayan politikadan uzak kalmaya karşı konuşarak şu teklifi ileri sürdü: «Geçici bir zafer kazanan, her türlü sosyalist demokrasi isteğini teröre başvurarak bastıran ve sınıfsal ayrımları zorla korumaya çalışan azgın burjuvazinin karşısında, konferans, Uluslararası Birlik üyelerine, politik sorun ile sosyal sorunun kopmaz biçimde birbirine bağlı bulunduğunu, bunların yalnız tek ve aynı sorunun, yani Enternasyonal'in çözmeyi hedef edindiği sınıfları yoketme sorununun iki yanı olduklarını hatırlatır. işçiler ekonomik dayanışmayı kabul ettikleri gibi, kendilerini birleştirici nitelikteki politik dayanışmayı da kabul etmeli ve uğrunda savaştıkları dôvanın kesin zaferi adına, politik alanda da - ekonomik alanda olduğu kadar - kuvvetlerini birleştirmelidirler.» Bu teklif üzerine açılan tartışmaya daha ziyade K. Marks, F. Engels, Rus mültecisi N. Utin ve Komünar L. frankel katıldılar. Marks, konuşmasında, çeşitli memleketlerde bazı Enternasyonal üyele­ rinin, Cenevre Kongresinde kabul edilmiş bulunan tüzüğün yanlış yorum­ lanmasına dayanarak, hükümetlerin, hiç de engelolmak istemedikleri politikadan uzak kalma fikrini propagandaya giriştiklerini belirtti. Alman­ ya'da Bismark'tan maaş alan Şvaytzer ve diğerleri Enternasyonal seksi­ yonlarını hükümet politikasından yana sürüklemeye çalıştılar. Fransa'da politikadan uzak kalma dedikleri bu cinayete eşit tutum, Favr, Troşyü, Pikoru ve diğerlerinin 4 Eylülde iktidarı ele geçirmelerine imkôn verdi. Marks işte bu politikadan uzak kalma tutumu yüzünden, 1 8 Mart 1871 devriminden sonra iktidara gelen Ulusal Muhafız Merkez Komitesi'nin devrimi sağlamlaştırma ve geliştirme fırsatını kaçırdığını sözlerine ekledi. Engels de söz alarak, işçilerin her bakımdan dayanışmaları ve politikayla uğraşmaları gerektiğini. zira politikadan uzak kalmanın yalnız Birlik tüzüğü ile çe!işmekle kalmayıp, sosyalist dôvanın istemlerine de aykırı düştüğünü belirtti. Politikadan kaçınanlar, Enternasyonal'in amaç ve prensiplerine ulaşmanın gerçek aracı sıfatiyle proletarya politik ege­ menliğini ilk defa gerçekleştiren Paris Komünü'nün çabalarını nisyana gömmekten başka bir şey yapmazlardı. Enternasyonal'in Bakunin ve Prudon fikirleriyle damgalı sekter ve oportü­ nist sosyalizm biçimlerini yenilgiye uğratan Lôhey Kongresi (2-7 Eylül 1872) ideolojik alanda ve işçi sınıfının örgütünde Marksizmin zaferini doğruladı. Başlıca kapitalist memleketlerin en ilerici işçileri Marksist ideoloji ile i. Enternasyonal sayesinde temasa geldiler. Bu temas işçi hareketinin daha ileri gelişmesinde kesin bir rol oynadı. Fakat Paris Komünü'nün bozguna uğratılmasından sonra uluslararası işçi hareketi yolunda yeni problemler ortaya çıktı. Lôhey Kongresi pro81


letaryanın bağımsız politik partilerde örgütlenmesi gerektiğini belirtti. Yığınsal sosyalist işçi partileri kurulması her memlekette emekçiler tara­ fından çözülmesi gerekli bir ödev oldu. Bu koşullarda Enternasyonal'in biçimsel örgütü önemini yitirmiş bulunuyordu. Birçok savaşçısının sürgünde veya göçe zorlanmış bulunduğu bir döneme raslıyan Paris Komünü'nün hezimetinde kan kaybederek zayıf düşen Fransız işçi sınıfı öbek öbek yeniden toparlanma çabaları içindeydi. ilk örgütlenme denemeleri başlıca olarak sendikalar ve işçi korporas­ yonları temeline dayanıyordu. Bu yoldan 1 876'da bir inisyatif komitesi kuruldu. Bu komite, uluslararası Viyana ve Filôdelfiya sergilerine delege olarak gönderilen işçiler arasında ve aynı zamanda işçi korporasyonları yöneticileri, uzlaştırma komisyonları vb. arasında toplantılar düzenlen­ mesini ileri sürdü. 2-1 0 Ekim 1 876 günlerinde Paris'te ilk Işçi Kongresi toplandı. Bu kongreye, 253'ü Paris işçi örgütleri temsilcileri, 95'i de lion, Grenobl, Bezanson, Sen Şamon Reyms, Dijon, Bordo, Rube, Armantier vb. işçilerinif) temsilcileri olmak üzere 348 delege katıldı. Kongreden sonra işçi örgütleri bütün memleket düzeyinde kurulmaya başladı. ikinci işçi Kongresi'ni hazırlama işi lion proletaryasına verilmişti. Bu kongrede (28 Ocak - 2 Şubat 1 878) daha önce 1 877 yılı 1 8 Kasımında «Egalite» gazetesini çıkarmaya başlıyan Jul Ged'in propogandası sonucu olarak kollektivist anlayışların belirli bir etkisi görüldü. Delegelerden 20 kadarı kollektivist karara oy verdi. işçi örgütünü kurmayı başaramıyon kongre, Paris sendika örgütlerini, Paris dünya sergisi münasebetiyle ulus­ lararası bir kongre tertiplemekle görevlendirdi. Bu kongrenin 1 878 Eylü­ lünde toplanması gerekiyordu. Fakat yasaklandı, toplanmadı. Oçüncü işçi Kongresi 23 Ekim 1 879'da Marsilya'da açıldı. Buna yalnız işçi birliklerinin değil, sosyal sorunların incelendiği derneklerin temsilcileri ve aynı zamanda J. Ged'in örgütlediği kollektivist grupların temsilcileri katıldı. Daha önceki kongrelerde mütüalizm ve kooperatif ruhu egemen olduğu halde, Marsilya Kongresinde üretim araçları ve mübadelenin kollektif olarak benimsenmesi isteğini ileri süren bir karar çoğunlukla kabul edildi. Ayrıca Fransız Emekçi Sosyalistler Partisi federasyonunun kurulması da karara bağlandı. ate yandan, sürgünden dönen komünarlar do, daha sonra Devrimci Sosyalist Partisi'ne dönüşen Sosyalist Birliği'ni ve Devrimci Merkez Komi­ tesi'ni kurdular. Böylece, 1 880 yılına doğru üç işçi örgütü meydana getiril­ miş bulunuyordu. işçi hareketinin parçalanması daha sonra do devam etti. Marsilya Kongresi kararı gereğince kurulan Fransız Emekçi Sosyalistler Partisi Federasyonu'na, bir yandan sendikalist ve mütüalist yönelimli ılımiı elemanlar, öte yandan kollektivist elemanlar giriyorlardı. 1 880 Kasımında bu gruplar ayrıldılar ve kollektivistler Sosyalist işçi Partisi'ni kurdular. 82


Fakat bu yeni partide devrimciler ile posibilistler, y ani "işçi sınıfının amacını, ulaşılması mümkün olacak kadar parçalıyarak belirlemek» baha­ nesine tutunurken, proletaryanın sınıfsal mevzilerinden uzaklaşanlar ara­ sındaki parçalanma artık olgunlaşmış bulunuyordu. 1 882 yılında yapılan Sen Etien Kongresinde posibilistler ve kollektivist­ ler kesinlikle ayrıldılar. Birinciler Sosyalist-Devrimciler işçi Partisi'ni (ki 1 883'te Emekçi Sosyalistler Federasyonu adını aldı); ikinciler de Fransız işçi Partisi'ni kurdular. Kuvvetleri parçalamanın hareketi zayıflattığını anlıyon işçiler artık birlik olmaya can atıyorlardı. Fakat bu birlik sağlanıncaya kadar çok yıllar geçti. Bu arada çeşitli memleketlerde ve bu arada Rusya'da grevler örgüt­ leniyor, Almanya, Fransa, Birleşik Amerika ve Avusturya'da sosyalist partileri kuruluyordu. Bir yandan, bu partilerin bir araya getirilmesi söz konusu oluyor ve problem daha kesin olarak ileri sürülüyordu; zira Fransız posibilistleri ve ingiltere'deki oportünist müttefikleri, yönetimi kendi ellerinde olacak bir uluslararası birlik meydana getirmeye çalışıyorlardı. Bu durumda, F.Engels'in tavsiyesiyle, Fransız Marksistleri 1 4-21 Temmuz 1 889 günlerinde Paris'te bir kongre yaptılar. ii. Enternasyonal'in temeli olan bu kongrede anarşistler ve posibilistler yenilgiye uğradılar. Kongre, işçi hareketinin son hedefinin sosyalizm olduğunu belirtti. Ayrıca, sekiz saatlik işgünü için, ücretlerin artırılması ve diğer işçi istekleri için mücadele yürütülmesini öngören bir karar alındı. Bu kongreden sonra Avrupa işçi hareketi büyük başarılar kaydetti. Almanyada sosyalistıere karşı uygulanan olağanüstü kanun 1 890 yılında işçi sınıfının baskısı sonucunda kaldırıldı. Aynı yıl ingiltere'de Treydü­ nionlar Kongresi'nde, oportünist yönetimin direnmesine rağmen, sekiz saatlik işgünü isteği ileri sürüldü. 1890 yılı 1 Mayısında birçok m�mlekette işçi gösterileri yapıldı. ii. Enternasyonal'in yeni kongresi 1891 yılında Brüksel'de toplandı. Bu kongrenin esas kararları anarşistlere karşı mücadeleye hasredilmişti. 1 893'te ii. Enternasyonal Zürih'te bir kongre örgütledi. Burada anar­ şistlerin taktiği suçlandı ve Enternasyonal'e ancak politik mücadeleyi kabul eden işçi partilerinin girebileceği kararlaştırıldı. Kapanış oturu­ munda F. Engels söz aldı ve işçi hareketinde anarşistlerin bozguncu olarak oynadıkları rolü açıkiıyon bir konuşma yaptı. Engels, ii. Enter­ nasyonal içinde beliren oportünist eğilimlere (özellikle parlômentarizme haddinden fazla önem verilmesine) karşı mücadeleye ta ölümüne kadar devam etti. Fakat Engels'in ölümünden sonraki ilk kongrede oportünizmin etkisi daha kuvvetle hissedildi. 1896'da Londra'da toplanan kongre, anarşistleri Enternasyonal'in saflarından çıkardı; işçi sınıfının ve onun sosyal-demok83


rat partisinin iktidara ulaşmak üzere politik savaş yürütmesi gerektiğini belirttiyse de, proletarya diktatörlüğü sorununa dokunmadı. Kongre, ayrıca, bütün ulusların kendi kaderlerini kendileri belirleme hakkını ileri sürdü, sömürgecilik politikasını suçladı, fakat başlangıç aşamasındaki emperyalist saldırı politikasına karşı savaş için gereken tedbirleri almadı. Toprak reformu sorununa ilişkin esas devrimci istekleri formüle etmeye de yanaşmadı. Revizyonist akımların çok kuvvetli olduğu ii. Enternasyonal, uluslararası devrimci hareketi büyük ölçüde etkiliyen 1905 Rus Devrimi'ni küçümsedi. 1 907 yılında yapılan Ştutgart Kongresinde, Lenin, sömürgecileri� güya «uygarlıkçı» bir rol oynadığı iddiasını ileri süren delegeleri eleştirdi. Ve harbe karşı mücadele sorununun görüşülmesinde kendi teorisi olan düzeltmeleri ısrarla savundu. Bunlar arasında, emperyalist harbin vatandaş harbine çevrilmesini öngören düzeltme kabul edildi. Fakat ii. Enternasyonal'de karar ile uygulama arasında görülen tutarsızlık, bu düzeltmenin ve diğer birçok benzerinin kaderiyle de oynadı.

Lenin 1 910'da openhag Kongresine de katıldı. Burada, sosyalist partilerinin, parlômentolarda, harp kredilerine karşı oy kullanmalarını, silôhlanmanın azaltılması, tam silôhsızlanma ve devletler arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için hakem kuruluna başvurulması gibi istekler ileri sürmelerini öngören bir karar alındı. Enternasyonal'in Birinci Dünya Harbi'nden önceki son kongresinde (Bazel, 1912), yaklaşan dünya harbinin empery�list karakteri peşinen belirtilip suçlanarak, buna karşı kesinlikle mücadele gereği ileri sürüldü. Fakat yığınların eylemlerini örgütleme işleri hiç de durumun gereklerine cevap verebilecek düzeyde değil cV · Birinci Dünya Harbi'nin patlak verdiği 1 9 1 4 Ağustosunda, «zafere dek harp» şiarını savunma batağına saplanan ve proletarya enternasyona­ lizmi hakkındaki devrimci anlayışı gerici şovinizm ideolojisiyle değiştiren ii. Enternasyonal de yıkılıp gitti. Lenin emperyalizm aşamasına uluşan kapitalizmi tahlil eder ve Marksizmi geliştirirken, proletarya devriminin önce emperyalizm zincirinde en zayıf halkayı teşkil eden bir memlekette başarılmasının mümkün olduğu sonucunu çıkardı. Bu suretle de devrim problemi gündeme girmiş oldu. Ve Bolşevikler 191 7'de Büyük Oktobr Sosyalist Devrimi'ni zafere ulaştırdıkları zaman, Rusya emekçileri bu zaferlerinin dünya ölçüsünde sonuçları olacağını biliyorlardı. Onlar yalnız kendi geleceklerini düşünerek değil, aynı zamanda bütün emekçilerin geleceğini düşünerek fedakôrlı­ kları göze alıyorlardı. Lenin iii. Enternasyonali kurdu. Bunun ödevi, işçileri ii. Enternasyonal 84


yöneticileri tarafından başlarına örülen oportünizm çorabından kurtarmak ve tekrar i. Enternasyonal ruhunda devrimci sınıf savaşı yoluna çıkarmak!ı. *

Paris Komünü'nün bütün zayıf yanlariyle tahlili, uğrunda komünarların savaştıkları ve can verdikleri davanın yasallık, yücelik ve perspektiflerini asla şüphe altına almaz. Savaşa ancak hiçbir riziko söz konusu olmamak şartiyle başlanması gerektiğini kastederek «komün üstün gelebilir miydi?» diye soranlara şöyle bir cevap verilebilir: Paris emekçileri Tier'in provo­ kasyonuna karşılık vermeselerdi ve savaş vermeden silahsızlandırılıp yenilselerdi, böyle bir teslimiyet işçi hareketine çok daha büyük acılar getirebilirdi. Burjuvazi de bu durumdan faydalanarak kendi egemenliğinin sarsılmazlığını ilana ve milletin kaderini yönetmede yerini diğer hiçbir sosyal kuvvetin alamıyacağını iddia etmeye kalkışırdı. Tier'in provokasyonu ile karşılaşan Paris emekçilerinin savaşmaktan başka çareleri yoktu. Bundan ötürü, Parislilere her ahvalde aceleye kapılmadan hareket etmeyi salık veren K. Marks, L. Kugelman'a 1 2 Nisan 1 871 tarihli mektubunda hayranlıkla şunları yazıyordu: «Bu Parislileril1ki öyle bir esneklik, öyle bir tarihsel girişim, öyle bir coşkunca fedakarlık ki, kendilerine hayran olmamak mümkün değil! Varsınıar, göklere hücuma hazır bu Parislileri, kışla, kilise, yunkerlik ve en çoğu filisterlik kokan Tufan öncesi karnavallar diyarı kutsal Alman-Prusya: Roma imparator­ luğunun esirleri ile mukayese etsinler» (K. Marks ve F. Engels, Toplu eserleri, c. 33, s. 1 72-173). K. Marks, çarpışa çarpışa, kısa bir süre için de olsa, iktidarı ele geçiren ve yeni devrimler, sosyalist devrimler çağını açan komünarların kahramanlığı karşısında duyduğu hayranlığı işte böyle dile getiriyordu. Gerçi bazı komünarlarda, özellikle neo-jakobenlerde, şu veya bu eylemin sihirli etkisine bilinçsizce bir inanç belirdiği şüphesizdir. 1 871'de Toplumsal Kurtuluş Komitesi'ni yaratanların kafasında, bu komite, feodal Avrupa koalisyonuna karşıkoyan Büyük Fransız Devrimi ile bağlı çağrı­ şımlar uyandırıyordu. Ne var ki, her iki tarihsel durum arasındaki farkın giderilmesi için bu formül yeterli değildi. 1793'te en büyük Avrupa memleketi Fransa, düşmana karşıkoymak için olanca gücünü seferber etmişti. 1 871 'de ise, tecrit edilmiş şehir, ardında memleketin bütün tutucu kuvvetlerinin yer aldığı ve dış dünyanın da yardım ettiği bir hükümetle çarpışıyordu. Yalnız yüce ataların yaptıklarını tekrarlamak, devrimi zafere ulaştırmaya yeterli değildi. Eski formüllerin kullanılması, belirli bir şaşırmayı, gelecek­ ten belirli bir korkuyu dile getiriyordu. Fakat. bütün bunlar, Paris Komünü'nün dünya proletaryası önüne sosyalist devrim problemini fiilen .;

85


koymuş olduğu gerçeğini değiştirmez. Ve yenilen Komün'e yöneltilen en gaddar baskıların, emekçilerin yüce kurtuluş dôvası için, sosyalizm dôvası için çarpışan komünarlara ne çileler çektirdiği, onlardan ne büyük fe­ dakôrlıklar istediği bilinen bir şeydir. Bundan ötürü, komünarların verdikleri savaş faydasız olmadıktan başka, yeni dünyayı müjdelemiş, ve 1 91 7 Oktobr Devrimi de Paris Komünü'nün muzafferane devamı olmuştur. Bize gelince, şanlı seleflerimiz komünar­ ların verdikleri kurbanlar önünde saygıyla eğilen biz Fransız komünistleri, güclü bir Komünist Partisi yaratarak, işçi sınıfının o zamanlardan gelen örgütsel zaaflarından birini yenmiş bulunuyoruz. Bizim için gerekli olan, komünarların 1 871 'de yaptıklarını tekrarlamak ve aynı sonuca varmak değil, uluslararası ve Fransız işçi hareketi tecrübesinden dersler çıkarmak, yeni başarısızlıklara götürmiyecek, amacımıza, varlığımızın ve savaşımızın anlamı sosyalist Fransa'ya ulaştıracak yolda ilerlemektir. Bunun içindir ki, biz, komünarların kahramanlığına hayranlıklarımızı, ulusal ve uluslararası önemde yüce bir olay sıfatiyle Paris Komünü'nün yüzüncü yıldönümünde kendilerine büyük saygımızı tekrarlıyarak, gerekli ibret derslerini çıkaracağımızı ve bu suretle yüz yıl önce hayatlarını feda eden yüce kahramanların da bizimle birlikte bugünkü savaşlara katıl­ malarını sağlıyacağımızı düşünüyoruz. Paris Komünü'nün kahramanları ve fedaileri, o zamanlar henüz genç ve tecrübesiz olan, hayallerle dolup taşan işçi sınıfının savaşkan temsil­

cileriydiler. Onlar ki «göklere hücum»a kalktıktan sonra, bu sınıfın savaş bayrağını devralanlara, boş hayallere kapılmadan halk yığınlarının, yüce kurtuluş dôvasından yana, sosyalizm dôvasından yana kazanııabileceği inonç ve güvenini aşıladılar. iftiracılar ne derlerse desinler, Komün devrimin batışı değil, doğuşu idi. 1 9 1 7 Oktobr'u Komün kurbanlarının öcünü aldı. lenin, en çetin güçlüklerle boğuşan Sovyet hükümetinin, iktidarı ele geçirdikten sonra, varlığı 72 gün süren Paris Komünü kadar dayanıp dayanamıyacağını sorarken, 1871 Paris devrimcilerini yôdediyordu. 1 917 Oktobr Devrimi dayandı. Ve Paris Komünü'nün yüzüncü yoldönümü lenin'in ülkesinde ve dünyanın bütün ülkelerinde kutlanacak, Paris Komünün doğan ve sosyalizmin dünya çapında zaferi uğruna son savaşı ilôn eden «Enternasyonal»in nağmeleri her yerde çınlıyacaktır. Oktobr Devrimi'nin dôhi strateji ustası V. i. lenin 1 871 ilkbaharı olayları hakkında şunları yazdı: «Komün savaşçılarının anısı, yalnız Fransız işçi­ lerinin değil, bütün dünya proletaryasının kalbierini doldurmaktadır. Çünkü Komün mahalli veya sınırlı bir ulusal ödevi çözmek için değil, bütün emekçi insanlığın, bütün hor görülen ve ezilenlerin kurtuluşu için savaştı. Komün, sosyal devrimin öncü savaşçısı sıfatiyle, proletaryanın 86


ıstırap çektiği ve sovaştığı her yerde sempati kazandı. Onun hayatı ve ölümü, dünya başkentini zapteden ve iki aydan fazla elinde tutan işçi hükümetinin niteliği, proletaryanın kahramanca yürüttüğü savaş ve hezimetten sonra çektiği ıstıraplar milyonlarca işçinin maneviyatını yükseltmekte, ümitlerini kuvvetlendirmekte ve sosyalizmden yana sempati­ lerini kazanmaktadır. Paris toplarının gümbürtüsü proletaryanın derin uykulordaki en geri kalmış katlarını uyandırdı ve her yerde devrimci­ sosyalist propagandaya atılım gücü kazandırdı. Işte bundan ötürü Komün'ün davası ölmemiştir; bu dôva her birimizde bugüne dek yaşamak­ tadır. Komün'ün dôvası sosyal devrimin dôvasıdır, emekçilerin tom politik ve ekonomik kurtuluşu dôvasıdır, dünya proletaryasının dôvasıdır. Ve bu anlamda Komün ölümsüzdür» (Toplu eserleri, c. 20, s. 221 -222). Paris Komünü'nden çıkarılacak ilk ibret dersinin, Marksizm-Leninizm prensiplerinden esinlenen bir partinin, bu devrimci öğretiyi benimsemiş ve bunu işçi sınıfı saflarında, geniş emekçi yığınları arasında yerleştirme kabiliyetine sahip bir partinin gerekli bulunduğu gerçeği ile bağlı oldu­ ğunu belirtmek artık olağan sayılmaktadır. Sosyalizme doğru, «aktif azınlık>. değil, ancak devrimci savaş anlayışına dayanarak harekete geti­ rilmiş yığınlar yol açabilir. Bu yol da, işçi sınıfı partisinin - eğer görevini yerine getirme kabiliyetine sahip olmak istiyorsa - yığınsal parti olmasını gerektirmektedir. Yığın partisi, kendi iç birliğini ancak demokratik olduğu ölçüde, saflarında demokratik santralizme dayanan söz hürriyeti sağlandığı ölçüde koruyabilir ve sağlamlaştırabilir. Bu niteliğe sahip partide çoğun­ luk tarafından alınan kararları herkesin titizlikle yerine getirmesi istenir ve bu uğurda yığınlar arasında var olan ve saf/arımıza sızan olumsuz akımlara karşı amansız bir ideolojik savaş yürütülür. FKP'ye gelince, bu parti, Paris Komünü tecrübesinden, özellikle komü­ narların yeterli bir ideolojik mücadele yürütmemiş olmalarından gerekli ibret dersleri çıkarılması zorunluğunu bilinçle kavramaktadır. FKP fikirlerin çarpışmasını genişletmekte, tartışmalar açmakta ve teşvik etmekte, çeşitli kanııara (hoşa gitmeseler de) daha iyi cevaplıyabilmek üzere kulak vermektedir. FKP, yüce bir demokratik ve devrimci parti, Marksist-Leninist parti olmaya, bizim kanıtlarımızın, karadarımızın hep atılgan ruhta, önemli araçlara sahip bulunan ve ancak aktivistlerimizin savaşkon mône­ viyatı, azim ve bilgisiyle önlenebilecek olon düşman propogandasına karşı başarılı savaş emeliyle gelişmesi gereğine inanmış bir parti haline gelmeye çobalomaktadır. Demek ki, Paris Komünü tecrübesi, bizi, durum ve koşulların istemelerine partilerimizin ne derecede cevap verdiklerini izlemekle yükümlemektedir. 87


18 Mart 1871 devriminden bir de başka ödev, enternasyonal yüküm doğmaktadır. Bilindiği üıere, ulusal ezginlik duygusundan, yönetici çevrelerin ihanetini yığınların kavramasından doğan Paris Komünü hiçbir zaman sınırlı nasyonalizmin dar çerçevesi içinde kapalı kalmamıştır. Komünarların, cesur bir öngörü karakteri aldığından şüphe etmediğimiz şiarı «dünya cumhuriyeti..nden başka bir şey değildi. Komünü savunanların saflarında değişik memleketlerden birçok devrimci savaştığından, Paris devrimcileri bunları kendi kardeşleri sayıyorlardı. Macar leo Frankel Komünün 1 3. kesim üyeliğine seçilmişti, aynı zamanda emek ve ticaret komisyonu delegesi olarak Komün hükümeti kadrosuna giriyordu. Komün generalleri arasında Yaroslav Dambrovski ve Valeriy Vrublevski adlarında iki Polonya devrimcisi dE! vardı. Dünyanın ilk işçi hükümetinin varlığı boyunca büyük bir rol oynıyan kadın komitelerinin yöneticilerinden biri de K. Marks'ın arkadaşı olan Rus kadını Elisaveta Dimitrieva idi. August Bebel ve Vilhelm libkneht gibi Alman sosyalistleri Paris Komünü'nü savunmaya geçmişlerdi. Bütün memleketlerin emekçileri Paris devriminde kendi arzu ve emellerinin zaferini görüyorlard!. Enternasyonalizm problemleri bizde bugün Komünist Enternasyonali'nin var olduğu o zamanlardaki havayı yaratmıyor, fakat bu problemler yine de o zamankinden aşağı kalmıyan bir kuvvetle ileri sürülüyor. 1 969 Haziranında Moskova'da yapılan uluslararası danışma toplantısında komünist ve işçi partileri, aralarında bazı görüş farklarına rağmen, emperyalizme karşı savaşa tek cephe halinde katılma azimlerini yeniden doğruladılar ve bu suretle ulusal ve enternasyonal yükümlerinin ayrıl­ mazlığını bir daha gösterdiler. Demek ki, hem ulusal kapanıklık ve sınırlılığın, hem de ulusal çıkarları inkôrın terkedilmesi şarttır. Ve deni­ lebilir ki, komünarların arzu ve emelleri, danışma toplantısı dokümanının burada hatırlatmak istediğim şu son cümlesinde ifadesini bulmaktadır: «Sosyalist ülkelerin halkları, kapitalist memleketlerin proleterleri ve bütün demokratik güc i eri, kurtulmuş halklar, eıgi altındaki uluslar, emper­ yaliıme karşı, barış, ulusal bağımsızlık, sosyal ilerilik, demokrasi ve sos­ yalizm için ortak savaşta birleşiniz! .. •

Ortadaki bazı anlaşmazlıklara rağmen, tüm uluslararası komünist hareketinin savaşçı birliğine ulaşılabilmesi için her şeyin bu ruhta yapılması gerektir. Paris Komünü kurban ve fedailerinin savaşlarına ve ölümlerine ışık tutan soylu özlemler, yüz milyonlarca erkek ve kadının çabaları sayesinde yeryüzünün önemli bir kısmında gerçekleşmiş bulunuyor. Bu emel ve özlemlerin bütün dünyada gerçekleşeceği de muhakkaktır. Bundan ötürü, zamanımızda hem Versayııların yolunda yürüyenler tarafında, hem de komünarların mirasçıları tarafındaki durumun niceliğini gözönünde

88


tutarak, «Enternasyonal»in yazarı olan Ajen Potie ile beraber tekrarlıya­ biliriz: «Komün ölmemiştir!» *

Jak Düklo'nun bu raporu üstüne görüşme açılmış ve 1 9 kişi söz almıştır. Komünün eylemine dair tarihsel sorunlar, uluslararası karakteri ve dün­ yanın çeşitli memleketlerindeki işçi ve sosyalist hareketi üzerinde yaptığı etki, çağımızdaki devrimci savaş bakımından taşıdığı önem etraflı biçimde incelenmiştir.

"Göklere hücum •• Kahramanfıkfarfa geçen 72 g ün

Paris Komün'ü hakkında kütüphaneler dolusu eser vardır. O zamanlar güclü kudretli kapitalizme karşı 72 gün süren kahramanlıklarla dolu hücum, dünyanın bütün devrim savaşçırlarında takdir ve hayranlık duyguları uyandırmıştır ve bugün de uyandırmaya devam etmektedir. Kapitalizmin övgücüleri tarafından Komun'ün önemini küçültmek, mahi­ yetini tahrif etmek ve kahramanlarını iftiralarla karalamak maksadiyle kaleme alınan bütün kitaplar ve yazılar elbette nefret ve korkuyla dolu­ dur. Marksist literatür Komün'e layık olduğu yeri vermektedir. Bu literatürde Komün, karakterini ve muhtevasını, kahramanlıklarla dolu savaş aşama­ larını ve dünya devrim hareketi bakımından taşıdığı muazzam önemi tahlil eden genel ve özel incelemelerle ele alınmaktadır. Marksist­ Leninistler, bakışlarını o unutulmaz Komün günlerine tekrar tekrar çevirerek, onun kısa, fakat zengin ve parlak hayatından yeni yeni sayfalar ortaya çıkarmakta, eylemlerinin değişik sayfalarını, «Komün devri"nin tarihsel gerçeklerini yeni olguların ışığında açıklamaktadıriar. Çeşitli memleketler komünist ve işçi partilerinin konferansta söz alan yetkili temsilcileri, Komün'ü XiX. yüzyılın en büyük devrimci olayı, sermaye egemenliğine karşı işçi sınıfının savaşında en önemli aşama olarak, tarihin ilk devrimci işçi hükümeti olarak oybirliğiyle degerlendirdiler. Parti ve bilim işçileri olan bu sözcüler, yaptıkları konuşmalarda, K. Marks'ın «Fransoda vatandaş harbi», F. Engels'in «K. Marks'ın ,Fransoda 1 848'den 1850'ye kadar sınıf savaşı' adli eserine önsöz», K. Marks ve F. Engels'in mektupları, özellikle Marks'ın V. Libkneht'e 6 Nisan ve L. Kugelman'a 12 ve 1 7 Nisan 1 871 tarihli mektupları, V. i. Lenin'in «Komün'ün anısına», 89


«Devlet ve devri m», «K. Marks' ı n öğretis i n i n ta ri hsel kaderi » ve daha bi rçok benzeri eserlerde yer alan Komün h a k k ı n d a esaslı b i l i msel ve politik ba kı m ı ndan o l g u n ve parl a k değerlen d i rmeleri ken d i l erine hareket noktası yaptı lar. Akademisyen P. Pospelof (SSCB) şunla rı söyled i : « B i rbiriyle bağ ı ntı l ı o l a n üç yüce olay d ü nya tari h in e altın h a rflerle yazıl mışt ı r : 1 871 - Paris Komün'ü , tarihte proleta rya d iktatörlü ğ ü n ü n i l k defa gerçekleşti ri l mesi yı l ı ; 1 905 - e mperya lizm devri n i n i l k h a l k devri m i , yüce Oktobr' u n genel provası yı l ı ; 1 91 7 - tarihte kapita l i st sistem i n orta d a n ka l d ı rı l ması, sos­ ya l i z m i n doğması ve üstüngel mesi çağı n ı açan i l k sosya l i st d evri m y ı l ı . . . Sovyetler B i rl i ğ i Komün ist Partisi ve Sovyet h a l k ı Paris Ko m ü n ü ' n ü n · 1 00. y ı l d ön ü m ü n ü h a ra retle kutl uyorlar. Biz, e l l i nci y ı l d ön ü m ü n ü kutla­ d ı ğ ı m ı z Fra n s ı z Komü n i st Partis i ' n i n şahsında Paris K o m ü n ü ' n ü n öl ü msüz dôva s ı n ı n sad ı k deva msıcı n ı g örmekteyiz.» P. Pospelof, SBKP i l e FKP a rasında kopmaz kardeş dostlu ğ u ve pro­ leter enternasyo n a l i z m i bağları mevcut olduğ u n u belirtti . Konferansa katı l a n lardan b i rçoğ u n u n konuşma larında, Kom ün 'ün ortaya çı k masıniyle doğ a n tarihsel durum ve olaylar değerlend i ri l d i . Paris Marksist Araştırmalar Merkezi D i rektör Yard ı mcısı J. Elenştayn'ın belirtti ğ i g i bi, K o m ü n , o za manlar a rtı k g e l i ş m i ş kapita l ist memleketlerden b i r i ve devri mci savaşta ş a n l ı g e lenekler� sa h i p o l d u ğ u süphe g ötürm iyen Fra nsa'da geçen iç süreçleri n bir sonucuydu . B u i ç süreçleri, Fra n s ı z b u r­ juvazis i n i zayıf d ü ş ü ren ve Paris proletaryası i le küçük burjuvazisi n i n ittifa k ı n a i m kô n veren harp v e yen i l g i ler g i b i d ı ş koş u l l a r tahrik ediyor ve h ı z l a n d ı rıyord u . Prusya i l e ha rpte uğra n ı l a n o m üthiş yen i lg i sonucunda 4 Eyl ü l 1 870'te Fra nsada c u m h u riyet i l ô n ed i l d i . «Küçük Bonapart»ı n çürü m ü ş i kinci Imparatorluğu yerine, bilindiği gibi, b u rj uva c u m h u riyet siste m i n i n timsa l i o l a n «ulusal savunma h ü k ümeti» g e l d i . Fakat yönetici sın ıf, ç o k g eçmeden, gerçek çehres i n i , ya n i ü l k e n i n u l usal çı karları d iye b i r şey ta n ı mıyan k i şi l i ğ i n i , emekçi yığ ı n la rı n ı n sömürücüsü, Fransız h a l k ı n ı n düşmanı nite­ l i ğ i n i g österd i . Marks' ı n dediği g i bi , burj uva h ü kü meti "u l u sa l ödev i l e s ı n ıf çı karları a rasında b i r s e ç i m ya p m a k zorunda ka l ı nca . . . », b i r a n b i l e tereddüt etmed i v e «ulusal i ha net h ü k ümeti»ne d ön üverd i . Fra n s ı z tekel leri n i n g a zetesi «Figaro»n u n , c u m h u riyet i l ô n ı v e u lusal h ü kü met kuru l ması gerçeğ i n i g öklere çıkard ı ğ ı ha lde, Fra nsa' n ı n u l usal çıka rlarına bu h ü k ü met tarafından i ha net e d i l mesine i li ş k i n bir tek söz etmemesi d i kkate değer. Profesör V. Fomin'i n (SSCB) yaptı ğ ı konuşmada bel irttiğ i g i bi, Paris Komün'ü memleketteki devri m du rum u koş u l l a rı içinde üstün g e l d i . Fomin ş u önemli tarihsel g erçekıere d e işa ret etti: Kom ü n' ü n a rifesi diyebile90


ceğ i m i z d evrede, Fra nsa'd a , biri 31 Ekim 1 870, öteki 22 oca k 1 871 tari­ hinde ol mak üzere i k i aya k l a n m a patl a k verd i . Fra n s ı z h a l kı çetin barikat savaşlarında ş a n l ı geleneklere sa h i pt i r. B u n l a r a rası nda, XViii. yüzyı l sonu nda Büyü k Devri m döneminde B u r­ bon ' l a r kra l l ı ğ ı n ı n devri l mesi g ü nlerini ; c u m h u riyetçilerin ve l i bera l lerin, işçilerin ve ün iversitel ilerin s i l a h l a n a ra k aya k l a n d ı k l a rı ve X. Şarl ord us u n u yendi kleri 1 830 T e m m u z Devri m i g ü n leri n i ; lion ve Paris'te 1 834 y ı l � çarp ı ş ma l a rı n ı ; 1 848 Şu batında Pa ris merkezinde ba ri kat l a r k u r u l a ra k U l usal M u hofız birlikleri n i n aya kl a n a n la rd a n yana geçmesi v e k ra l l ı ğ ı n yeniden deviri l mesi olayla rı nı ; a y n ı yı l ı n Hazi ra n ı nda, başkette - Pa n­ teon'dan «Sen Marten» bu lva rına kadar - 400 barikat k u r u l m a s ı n ı , h a ld a r ı n ı savunan Pa ris işçi l e ri n i n , gerici liğe k a rı ş, K. Marks' ı n «Fransada 1 848'den 1 850'ye kada r s ı n ı f savaşı» a d l ı eserinde üstün bir değer verd i ğ i feda karl ı kl a rla d o l u çetin b i r savaş y ü rütmüş o l m a l a rı n ı ; L u i Bonapa rt' ı n h ü kü met da rbesinden sonra, üstü ngelen karşı -devri mi protesto işareti o l a ra k 1 851 Ara l ı k ayında tekra r barikatlar k u r u l muş olmasını saya b i l i riz. Bütün bu çok değerli tarihsel g e rçekler, Fra n s ı z işçi s ı n ı f ı n ı n Pa ris Ko m ü n ' ü 72 g ü n ü boyunca olanca g ücüyle belirttiği muazzam bir devri mci pota nsiyele sa h i p o l d u ğ u n u göstermektedir. N eteki m, V. i. Len i n ş u coşk u n satı rla rı yazmıştı r : «Onun (Komü'nün) varlığı v e ölümü tablosu, dünya başkentini zapteden ve iki aydan fazla bir süre elinde tutan işçi sınıfının belirişi, proletaryanın verdiği kahramanlık savaşına ve yenilgiden sonraki ıstlfaplarına tanıklık , milyonlarca işçinin mônev iya t ı n ı yükselt ti, ümit/erini canlandlfdı ve sempatilerini sosyalizmden yana kazandlfdl.» Konferansta ya pılan birçok konuşmada, Komün işçi h ü kü meti n i n çeşitli fonksiyo n l a r ı n ı n a n l a m ı ve önemi, onun sosya l , politik, kültürel ve askerı ted bi rleri belirti l d i . Bu ted birler, Fransız proletarya s ı n ı n elde ettiği devlet egemen l i ğ i n i n i lkesel yeni bir kara kteri o l d u ğ u n u gösteriyord u . Komün hükü meti kısa s ü ren va rl ı ğ ı boyunca b i r dizi demokrati k reform gerçek­ leşti rd i . B u c ü m l eden olan genel seçim u s u l ü n ü n g etiril mesi, yü rütü m ve yasa ma fon ksiyonlarını birleştiren devlet egemenliği org a n la r ı n ı n k u r u l m a s ı , d üzenli ord u n u n dağıtılması, k i l i s e n i n devletten a y r ı tutulması ve benzeri g i b i ted birler, bel i rli, yani sosya l ist b i r perspektifle a l ı n mıştı. Ko m ü n ' ü n b u alanda ki, her şeyden önce gerçek b i r devlet yöneti mi temsil sistemi yaratmadaki eylemini, «Barış ve Sosya lizm Problemleri» d e rgisinde Japonya Komün ist Partisi temsi lcisi olan S. Toyoda iyice izah etti. Len i n ' i n «Devlet ve devrim» adlı eserindek i ta h l i l i n e dayanan Toyoda , Komün'ü, yasa ma, yürütme v e yarg ı lama yetkilerini bi rleştiren işçi o rg a l1 1 o l a ra k n itelendird i . Bu, h a i n v e çürümüş b u rj uva parla menta rizmi siste­ minden tama men farklı , yeni tipte bir temsil sistemiydi. Komün eski devlet ma kinesi n i başta n başa değ iştirdi ve gerçek demokrati k devletin kara k­ terine ve ödevlerine uygun düşen yeni bir temsil i ktid a rı yarattı. 91


V. Fom i n , ayrıca, karş ı - d evri mci burj uvaziyle kıyasıya savaş koş u l ları içinde Komün'ün askeri a landa büyük işlere g i rişmesindeki yasa l l ı ğ ı da belirtti . Askeri politika onun eyle m i n i n en zayıf noktası o lsa da ve bu alanda daha K. Ma rks tarafı ndan kesinlikle bel i rtilen ciddi hata l a r işlenmiş b u l u n sa d a , Ko mün devrimci proleta ryaya bu a l a n d a da değerli bir tecrübe kaza n d ı rd ı . Ayakla nmadan sonra, işç i s ı n ı f ı , Marks' ı n ded i ğ i g i bi , s i l ô h la r ı n ı b ı ra k ma d ı v e e l i ndeki iktidarı egemen sın ıfın c u m h u riyetçi soyta rılarına tes l i m etmed i ; ta m tersi ne, kaza n ı m l a rı n ı s i l ô h la savun maya hazı r o l d u ğ u n u gösterdi . Kom ü n ' ü n i l k ted biri, eski d a i m i orduyu dağıta n ve onun yerine U l usal M u hafız B i rl i ğ i n i , yani silôhlı halkı koyan 29 M a rt buyrultusu old u . Bundan sonra , eski polisi ve askeri m a h ke meleri dağıtan buyru ltular ka b u l ve i l ô " ed i l d i . Versayl ı la r devrimci Paris'e ka rşı a ktif eyleme geçtikleri i ç i n , s i l a h ­ Iı kuvvetleri takviye ted bi rleri a l ı n mış, Versay'a ka rş ı b i r h ü c u m plônı hazı rla n m ı ş, b i r sa h ra ord usu teşki l i ne g i ri ş i i miş, başkentte b a ri katla r k u r u l muştu. Fa kat ne yaz ı k ki, vakit kaybe d i l m i ş, fı rsat kaçı r ı l mıştı. Tier, B i s m a rk' ı n yard ı m iyle g ü ç l ü bir ordu meydana g et i rerek Pa ris'e g i rd i ve «ka n l ı pazar" çığ rı n ı açt ı . V. Fom i n ' i n belirtti ğ i g i b i , barikat sava ş l a r ı n ı n başla ng ıcında Komün b i r b ü y ü k hata daha yaptı : Askeri harekôt merkez yönet i m i ne son veri l d i . Koca şeh i rde üstün düşman kuvvetlerine karşı y e r y e r k u ru l a n ve b i rb i ri nden ayrı d üşen ba rikatla rda, Komün üyeleri, Toplu msa l K u rtuluş Komitesi ve U l u sal M u hafız Merkez Komitesi üyeleri, bütün devri mci Pa ris'le birlikte yiğ itçe ça rpıştı l a r. Marks, b u n u «Ta ri h i n henüz eşini g ö rmed i ğ i b i r kahrama n l ı k !" d iye n i telend i rd i . 21 ve 28 Mayıs a rası "ka n l ı paza r"lar, aynı zamanda "kutsal paza r» lard ı ; Pa ris proleterleri n i n eşsiz yiğitlik v e ı st ı ra p g ü n leriyd i , devrim v e h ürriyet ideal leri u ğ runda canları n ı da esirgemed ikleri n i gösterd ikleri g ü n lerd i . Dünya proletaryası ve dünya n ı n bütün i lerici g ücleri 1 871 Pa ris ka h ra ma n l a r ı n ı hiçbir za man un utmıyacak, b u rj u vaz i n i n ve aristokra s i n i n komüna rlara reva g ö rd ükleri ca nava r ı ı k ve işkenceleri asla affetmiyeceklerd ir. Komünarl a r, bütün mem leketler işçileri n i n ç ı ka rl a rı i ç i n , bütün emek­ çi lerin h ü rriyeti için ça rpıştı l a r. Ta rih b i l i m leri doktoru N. Kolomeyçik (Polonya ) , Komün'ün bu yönüne i l işkin b i r konuşma yaptı. Her şeyden önce, komünarları esinl iyen yu rtseverl i k ve enternasyon a l i z m ü l küleri n i n birliğin i belirtti . Len i n ' i n ded i ğ i g i b i , Pa ris barikatlarında d ü nya c u m h u r i ­ yeti bayrağ ı n ı d a l g a l a nd ı ra ra k savaşan çeşitli memleketlerden devrimci leri yüce enternasyo n a l i z m prensi pleri bi rleşt i rm i şti . Komün'ün desta n l a ra yaraşı r savaşı n ı n tablosu, egemen s ı nıfların en çok korktuklari proleter enternasyo n a l i z m i ni eylemde ca n l a n d ı rıyord u . B u rj uva ideologları, Pa ris Komün'ü za m a n ı n d a n g ü n ü m üze kadarki her soydan ve boydan bütün ü rkek küçük b u rj uva ve oportünistler, her a raca 92


başvurarak Kom ü n ' ü n a n l a m ve öne m i n i yozlaştı rmaya, oynad ı ğ ı tarihsel rol ü küçü msemeye yeltenmekted i rl er. Konferansa katı l a n ların belirtti kleri gibi, Paris Komün' ü n ü n fi k i r m i rasına k a rşı davra n ı ş b i çi m i , gerek tümüyle dünya işçi ha reketinde, gerekse ayrı ayrı memleketlerde, a rd ı c ı l Ma rksist­ Len i n i stleri oportüni stlerden ayıran çizgi o l muştur. Daha M a rks, Komü n ' ü n a n l a m ı n ı çeşitli biçi mlerde yor u m l a ma denemeleri ne değinerek, ş u n u beli rtiyord u : « . . . Kom ü n ' ü n y o l açtığı yoru m la rı n çeşitl i l i ğ i, yansıttı g ı çı karl a rı n d eğ i ş i k o l u ş u , daha önceki b ü t ü n yönetim biçimleri n i n aslı nda zô l i m l i k o l masına karş ı n , onun yüksek bir ca n l ı ve esnek poloti ka biçimi o l d u ğ u n u ispat etmektedir. Komün'ün asıl sırrı da şuyd u : O gerçekte işçi s ı n ı f ı n ı n h ü k ü metiyd i . . . » (K. Ma rks ve F. Engels. Toplu eserleri, c. 1 7, s. 345-346) . Zaten b u rj uva ideolog ları ve oportünistler de her şeyden önce b u g e rçeği to h rif etmeye ça ba lıyorl a r. Bu ideolog l a r v e oportünistler, A B D Komün ist Partisi U lusa l Komitesi üyesi F. Bart'ın belirtti ğ i g i b i , Kom ü n ' ü , ta ri hsel bir geçiş epizod u , i n sa n l ı k tari h i sayfa l a rı n ı n b i r i n e düşül müş bir «not» o l a rak g österip «gömmek" istemektedi rier. B u n la rd a n bazıları , Kom ü n ' ü b i r «isyan", «duygusal b i r taşma" y a d o h attô «Fra n s ı z kara kterii bir patla ma" d iye n itelemekted i rier. Alman Sosya l ist B i r l i k Partisi MK'ne bağ l ı M a rksizm-Len i n i z m Enstitüsü bili msel ya rd ı mcısı U. Herman (ADC) , Ko m ü n ' ü n a n l a m ve öne m i n i n b u rj uvaca to hrifine i li ş k i n t i p i k b i r örneğe işa ret etti. B u , Harvard ü n i ­ versitesi profesörlerinden E . Meysı n ' ı n 1 936'da ç ı k a n v e 1 967' d e yeni baskısı yapılan «Pa ri s Komün'ü" adlı kita b ı d ı r. B ütün b u rj uva ta rih çi leri g i bi, prof. Meysı n da bu kita bında Kom ü n ' ü n slJ1lfsal kara kterine b i r şa l örtmekte, tari h sel öne m i n i i n kô r etmekte ve «Fra nsa'da vata ndaş h o rbi" a d l ı eserdeki «Ma rks'a g öre Ko mün tarihi"ne «efsane" demekted i r. Komün'e s ı rf l i bera l burjuvaca a maçlar yakıştırmaya kalkışmak, a ncak işçi s ı n ı f ı n ı n rol ü n ü i n k ô r veya küçümse meye yarar. Daha yukarıda belirti l d i ğ i g i bi , çeşitli memleketlerde oportünistler Komün'ün tari h i ve a n l a m ı üzerinde ka l paza n l ı klar yapmakta d ı rl a r. Daha i. Enternasyonal'de, Ma rks ve Engels, Ko m ü ' n ü n fikir m i rası n ı n doğru biçimde a n l a ş ı l ması i ç i n , B a k u n i n tarafta rla rı n ı n onu a n a rşistçe tefsir etmelerine k a rşı, prudonistlere, lasal istlere ve d iğer anti-marksist a kı mlarcı karşı a z i m l i b i r müca d ele yü rütm üşlerd i r. Tari h b i l i m leri d o ktoru S. Eger­ man' ı n (Çekoslovakya) konferansa katı l a n l a ra hatı rlattığı üzere, F. Engels daha geçen yüzyı l ı n 90 yılları başları nda Kom ü n tarihsel deneyini ya n l ı ş yo ru m l a m a n ı n g izlediği tehli keye öze l l i k l e işaret etmişt i . O n u n ş u değerli sözleri oportünistlere yönelti l m işti : «Sosya l-demokratik filister, son zama n · larda yine proleta rya d i ktatörl üğ ü sözünden k u rtarıcı bir korkuya ka p ı l ı ­ yor. E peki, boylar, b u d i ktatörlü ğ ü n ne biçi m g örü n d ü ğ ü n ü b i l m e k ister 93


misiniz? O halde Pa ris Kom ü n ' ü n e ba kınız. Işte bu proletarya d i ktatörlüğü idi .. (K. Ma rks ve F. Engels. Toplu eserleri, c. 22, s. 201 ) . Kom ü n ' ü n m a h iyeti n i a n l ıyabi l mek için, o n u n tarih v e savaşı na hasre­ d i lmiş bütün Ma rksist eserleri ve belgeleri esaslı olara k i n celemen i n büyük b i r önemi va rd ı r. Prof. E. Raconieri (ita lya ) , konuşmasında bunu g özö­ nünde tuta rak, Marks tarafından hazırlanan ve o n u n «Fransa'da vata ndaş harbi .. adlı eseri n d e yer alan Komün'e i l i ş k i n U l uslara rası işçiler Birliği çağrı s ı n ı ta h l i l etti . Bilindiği g i bi, Ma rks, Komün olayla rı nı büyük bir d i kkatle izlemiş, o n u n yöneticileriyle ya k ı n ve sağ la m bağ lar kurmuş, iki ay'ı aşkın savaş boyu nca o n l a ra değerl i öğ ütler vermiştir. Söz konusu çağ rı ' n ı n ve m et n i n i n i k i va riyantı vard ı r. B u n l a rı n incelen­ mesi, olayların evri m i n i yaza rın en tam biçimde yansıtma ve karş ı la ş ı l a n p roblemlerin özü n ü beli rtme yönte m i n i nasıl b u l d u ğ u n u a d ı m a d ı m izle­ miye i mkôn vermekte d i r. Ma rks yığ ı n yığ ın kaynak ve belgeyi esaslı biçimde incelemiş, o devrin olayları n ı n ve s ü reçleri n i n asıl özü n ü d ô h ice kavra mış, Komün'le i lg i l i b i r y ı ğ ı n soru n u g özden geçirmiştir. Ve böyle bir ta h l i l temel i n e dayanarak, Ko m ü n ' ü n m a h i yeti n i değerlendi rmede kes i n öne m i olan bir s ı ra sonuç ve h ü k ü mlere varmıştır. K o m ü n ' ü n her şeyden önce g eçmiş devri m lerin h içbi ri ile ka rıştı rı l m a ması g e rekt i ğ i n i , b u rjuva devlet egemen l i ğ i n i n kesi n l i k l e red d i a n l a m ı n ı taş ı d ı ğ ı n ı v e XiX. yüzyı lda sosyal d evri m i n başlangıcı olduğ u n u g östermiştir. B u n u n sonucu olara k do, i ncelemesinde, Komün problemleri n i top l u m u n politi k yöne­ timinin yeni b i ç i m i o la rak, yeni tip devlet olara k merkeı yapmışt ı r. Ve bu do, Kom ü n ' ü n gerçek tarihsel rol ü n ü n sapta n masına i m kôn vermiştir. Kom ü n ' ü n çok ya n l ı eyl e m i n i n çeşitli g örü n üş lerini karakterize eden konfera ns delegeleri, o n u n s ı n ıfsal m a hiyet i n i ve ta rilsel öne m i n i oybirli­ ğiyle ve şöylece değerlendird i le r : B i rincisi, Pa ris Komün'ü, e mekçi y ı ğ ı n l a rı n ı n savaş ı tari h i nde i l k işçi s ı n ıfı h ü k ü m eti, proletarya d i ktatörl ü ğ ü n ü n ilk biçi m i , devlet egemen l i ğ i n i n i l kesel y e n i t i p örg ütüyd ü . i k i n c i s i , Pa ris Komün'ü, i ş ç i s ı n ı f ı n ı n h ü kü meti olara k Fra nsa'da bütün emekçilerin çıkarl a rı n ı varl ı ğ ı nda canla n d ı rıyord u ; topl u m u n bütün sağ l a m elema n l a r ı n ı n gerçek temsi lcisiydi ve dolayısiyle g erçek u l usal hükü metti. Emeğ i n sermaye egemen l i ğ i n den k u rtu luşunun cesur savu nu cusu olan işçi h ü k ü meti sıfatiyle de, özü ba k ı m ı n d a n bütün va rl ığ ıyla enternasyonal kara kterl iyd i . Uçüncüsü, Pa ris Komün'ü, kapital istler sı nıfına v e devleti ne ka rşı işçi sınıfın ı n yü rüttüğü savaşta yeni bir çağ, sosya li st d evri mler çağ ı n ı açt ı . Ma rks, d a h a K o m ü n g ün lerinde, bu defa iş nereye varı rsa vars ı n , «e'lre n -­ sel-ta rihi önemde yeni b i r çıkış noktası . . e l d e e d i l m iş olduğunu yazdı . 94


Dörd üncüsü, Pa ris Komün'ü, y ü rüttüğü devrimci savaşla, geti rd i ğ i yeni pol iti k egemen l i k sistemiyle, giderek daha fazla sosya l i st nitelik kaza n a n bir yığ ı n ted b i r ve eylemleriyle, i n s a n l ı ğ ı n tarihsel g e l i ş mesi nde yen i topl u mun m üjdecisi o l d u .

Komün'ün

uluslararası

karakteri

ve

çeşitli

memleketlerdeki

işçi

hareketine etkisi

Komün'ü tah rife ça l ı ş a n l a r, bazan, o n u , işçi h a reketinin g e lişmesini «yavaşlatmakı.la suçlayacak kadar i leri g id iyorlar. Gerçi h e r yeni l g i devri mci ha rekete b i r d a rbed ir, bel i rl i sayıda savaşçıyı saflardan çı karır, gericiliğe d e devri mci g üclere karş ı sa l d ı rıya geçmek üzere bu geçici zaferden faydala n ma fı rsatı veri r ; ha rekete geçic i o la ra k ayak uydura n la r, prensipsiz ve i kircim l i elemanlar gericil iğ i n sa l d ı rısından korkarak savaş a l a n ı n ı terkeder, çok l u kla karşı-devri mden yana geçerler. Ve bu b i r dereceye kadar, M a y ı s ka n l ı pazarı n d a n sonra d a böyle olm uştur. Fakat Komün'ün yücel i ğ i ve asıl kendisinden son ra k i devrim h a reketi üzerindeki etkisi , yeni l g i n i n kayı plarını yüzlerce ve b i n l erce defa telôfi etmiştir. Komün, proleta rya n ı n devri mci savaşında yen i tarihsel döne m i n baş­ l a n g ı cı oldu. Dünya n ı n bi rçok memleketi nde devri mci hareketin geliş­ mesi n i , ya l n ı z stratej i k perspektifte değ i l , doğrudan doğruya etk i leme o lan ında da b i r dereceye kadar Komün beli rled i . Konferansa katı l a n la r, konuşmalariyle, bu etki iemenin a n a yönlerin i i n a n d ı rı c ı biçimde g österdi ler. B u rada sadece ş u esas son uçları s ı ra l ı ­ ya b i l i riz : işçi s ı n ı f ı n ı n gelecek devrin kes i n savaşları n ı n önder devri mci gücü y ı ğ ı n sa l i şç i hareketi n i n gel işmesi ;

olarak hazırlanması a n l a mına g e l e n

b i rçok memlekette, işçileri bi rleştiren ve örgütliyen, onlar a rasında Ma rksizm fi k i rlerin i yaya n ve o n l a rı sosyalizm için sava ş ı ma hazırI ıyan sosyal i,st partileri n i n doğması ; Marksistlerin, kendi devri mci öğ reti l e ri n i n arılığını, revizyonist ve oportünist yozlaştırmalara karşı savu n m a l a rı ve devri mci savaşın yen i tecrü besi temel i n e daya n ı l a ra k bu öğret i n i n gel iştiri l mesi ;

işç i sınıfı n ı n , söm ü rücü s ı nıflara ve onların devlet egemenl i ğ i n e karşı ortak savaşta, proleter enternasyonalizmi ve bütün memleket/er emek. çileri n i n kardeşçe dayanışması ruhunda yetiş i p gelişmesi . . . P. Pospelof, yaptığı konuşmada, Komün'le Rusya işçi h a reketi a rasındaki kök l ü tari h sel i l işkiyi bel i rtti . Ve bu a rada, Marks ve Engels' i n Rusya'daki devri mci olaylar üzeri nde dururken isabetl i b i r öng örü ile «Rus komün'­ ü n ü n k u r u l maSIHndan söz ettiklerine işaret etti. Netekim, b i l imsel komü95


n i z m kurucuları n ı n bu yoldaki da h iyane öngörü leri 1 9 1 7'den son ra tar­ tışma g ötü rmez bir gerçek o l d u . Pa ris Kom ü n ' ü n ü n , XiX. yüzyı l ı n s o n otuz yı llarında tüm devri mci-demok­ ratik Rusya'yı ne kadar kuvvet ve deri n l ikle ha rekete getird i ğ i n i g österen sayısız veri ler va rd ı r. B i rçok Rus devrimcisi de, Komün'ün davası u ğ runa öl meyi şeref saya ra k , Pa ris bari katlarında sava ş m ı ş l a rd ı r. Ta rihçi sosya l ist L . Dü breyl'in yazd ı ğ ı g i b i , «Blanş» Meyd a n ı ' nd a , Luiza M işel'i n ve d a ha önce Batinyol'da çarpı ş m ı ş o l a n R u s kad ı n ı D i m itrieva ' n ı n komutasındaki kad ı n ta buru ka h ra ma n l ı k h a ri ka ları göstermiştir. Bundan başka, Rus m ülteci leri nden sosyal i st A. V. Korvin - Krukovskaya, M . P. Saj i n , S. G. Barteneva ve diğer bazı kad ı n l a r da Ko m ü n ' ü n savun ucuları a ra s ı n d a ­ d ı rlar. R u s devrimci-demokratik h a reket i n i n en büyük ideolog l a rı n d a n biri ve Komünarlar saflarına da katı l m ı ş olan P. P. Lavrof, daha Brüksel «L'lnter­ nasyonal» gazetesine gönderdiğ i ilk yazı larında 18 M a rt Devri m i n i hara­ retle sela m l a m ı şt ı r. Çok g eçmeden, Enternasyonal Genel Konsey i ' n i n çağrı s ı n ı n etkisiyle de ş u n l a rı yazmıştı r : « 1 871 M a rt ı n ı n o y ü c e g ü n leri, pro le ta ry a n ı n yalnız: devrimi y a p m a kla kalmayıp, ono aynı zamanda baş olabildiği ilk g ü n lerd i . Bu, proleta rya n ı n i l k d evri miydi.» 1 870 yılları n ı n ü n l ü· top l u m ada mlarından biri olan S. M . Stepnyak­ Kravçinski'nin bel i rttiği üzre, Rus sosya l iz m i , Pa ris Ko m ü n ' üyle sava ş ı m aşaması'na g i rd i . B u , işçi s ı n ı fı n ı n Rusya'da p o l i t i k savaş a l a n ı n a i l k ç ı k ı ş tari h i d i r. Pa ri s proletarya s ı n ı n ka h ra m a n ca savaşı, Rus işçi leri n i n Batı Avrupa 'daki devri mci ha rekete, i. Enternasyo n a l ' i n eylemine i l g i s i n i kuvvetlendirm i ştir. Rusya'da i l k işçi örgütlerine - «Güney Rusya işçi B i rliği» ve «Kuzey R u sya Işçi Birliği» - katı l a n la r, Komün tari h i n i i n celeme konusu yapmış, Batı Avrupa işçi h a reketi tecrübesi hakkında bilgi e d i n ­ mişlerd i r. B u n unla i l g i l i elarek, P. Pespelof i l g inç bir belgey i , yani Kem ü n ' ü n i l a n ı n ı n yed i n ci y ı l d ö n ü m ü m ü nasebetiyle Odesa işçi leri n i n v e devri mci ayd ı n l a rı n ı n miti n g i n d e ka b u l edi lerek Fra n s ı z işçilerine gönderilen seı a m l a ma mesaj ı n ı hatı rlattı. B u mesajda şöyle d e n i l mektedi r : «Biz de yurd u m uzda aynı amaç için, 1 871 'd e Paris barikatlarında n i ce kardeş, kızka rdeş, baba, oğ u l , kız ve dostla rı m ı z ı n uğrunda can verd i k leri yüce a maç için ça l ı şıyoruz. Biz b u rada ken d i m izin de sömü rücülere karş ı , emekçi lerin hakla rı uğru n d a , f i k i r h ü rriyeti n i n , ma nevi h ü rriyetin, ekono m i k h ü rriyeti n zaferi için savaşa atılabi leceği mi z a n ı heyecanla bekliyoruz . . . Siz �r, 1 871 'de, bütün i n sa n l ı k a d ı na ça rpışmakta o l d u ğ u n u z u söylemekte hcı'k I ıyd i n i z.« Rusya 'da, i lerici işçi ler, a ma n sı z polis bask ı s ı na rağ men, Pa ris Kom ü n ' ü n yıldön ü m ü n ü ara l ıksız kutla m ışlard ı r. Neteki m , 2 5 . y ı l d ö n ü m ü münase96


betiyle Leni n ci «i şçi Sınıfı n ı n Kurtul u ş u için Savaş B i rliğ i .. üyeleri n i n sel ô m l a ma mesajı nda ş u n l a rı akuyaruz : «Rus işçileri Fransız kardeşlerini h a raretle seıô m l ıyorlar. Va rs ı n , burj uva d ünyası kalesi nde Fransız prole·· tarya s ı n ı n i l k g ed iğ i açtığı g ü n ü n yıldön ü münde, bütün memleketler proletaryas ı n ı n daha eylemsel teması nın temel leri de atı l m ı ş o l s u n . Ya şa ş ı n Fra nsız proletaryası, ya şaşın Fransız devri m i ! .. Bolşevi kler Parti si, komü narl a rı n dôva s ı n ı n gerçek m i rasçısı ve ta kipçisi o la ra k ortaya ç ı kt ı . Komün tecrü besi ni Len i n ' i n tah l i l i, Ma rksizmin g elişme­ sine paha biçil mez b i r katkı oldu. Lenin bu ta h l i l i nde Kom ü n ' ü n evrensel­ tari h i a n l a m ı n ı o rtaya koyd u, yen i l g iye u ğ ra m a s ı n ı n nedenlerini açıkladı ve komünist hareketine Kom ü n ' ü n tecrübesi n i d a i ma hatırlamayı öğ ü tledi . Felsefe b i l i m leri doktoru R . Ştaygervald (AFC) , Komün'den ç ı ka rı l a n tarihsel dersleri n A l m a n işçi hareketi i ç i n taş ı d ı ğ ı öneme değ i n d i . Ştayger­ vald, Alman b u rj uvazisinin körüklediği şovinist h i steri n i n a l ı p yürüd üğü g ü nlerd e (25 Mayı s 1 87 1 ) Aug ust Bebel'in A l m a n Rayştag'ı nda söylediği şu sözleri hatırlattı: «Komün'e karşı Al manya tarafı ndan savaş yürütül­ mekte o l masına rağ men, ben kendi hesa b ı ma beyan etmek isterim ki, Avrupa proletaryası Paris'e ü m itle ba kma kta d ı r. Paris'teki savaş m a h d u t sayı d a bir öncü birl iğ i n savaşı d ı r, fakat y i r m i o t u z y ı l sonra, Paris prole­ taryası n ı n ,sarayl ı l a ra ka rşı savaş, k u l übelere barış, yoks u l l uğa ve gayesiz hayata öl ü m ' şiarı Avrupa proleta rya s ı n ı n şiarı olacaktır... Komün'e karş ı bu tutu m u n A l m a n işçi hareketi için daha büyük bir öne m i vard ı , çünkü bilindiği gibi Bismark i mparatorluğ u Kom ü n ' ü n ka n l a bastırı l ması son u ­ cunda meydana g el mişti. Ştaygerva l d ' ı n bel i rttiği üzre, d ünyada i l k işçi i ktidarı konusundaki s ı n ıfsal tutumların karşıt karakteri bunda ken d i n i g österiyord u . Aradan kırk küsur y ı l geçtikten sonra , yüce Oktobr, Pa ris Komün' ü n ü n savaş çağ r ı s ı n ı yen iled i ; Alman işçi hareketinin en i y i devri mci gücleri oportünizme sa p l a n m ı ş sosya l-demokrasiden kendi leri n i kurtarara k , kayıtsı z-şa rtsız i ş ç i s ı n ı f ı n ı n politik i ktidarı nd a n y a n a old ukları n ı açıkla­ d ı lar. Genç Alman Komün ist Partisi, Paris Kom ü n ' ü tecrübesini ve özel likle Rusya'da üstüngelen sosya l ist devri m i n tecrübesin i öğrenip beni msiyerek, Alman işçi hareketi n i n Marks, Engels ve Lenin teorisi sağ l a m temeli üzeri nde yen iden can l a n d ı rı l ması için büyük b i r enejiyle savaştı . Len i n ' i n , sermayenin devlet i ktidarına karşı savaşın baş l ı ca kesimleri üzeri n d e çaba l a rı mızı yoğunlaştırmayı v e buna g öre p o l i t i k strateji tesbit etmeyi a s ı l Paris Komün'ünden öğrendiği mize i l i şkin ta li mat ı n ı n Alman komünist­ leri için büyük bir öne m i vard ı . N. Kolomeyçik, konuşma s ı n d a , Paris Komün'ü i l e Polonya kurtu l u ş h a reketi a rasındaki kök l ü tari hsel bağ ı n t ı l a rı esa s k o n u edindi. O devirde Polonya'da u l usal bağ ı msızl ı k soru n u , çarl ı ğ ı n . Prusya kra l l ı ğ ı n ı n ve Habs97


burg l a r imparatorlu ğ u n u n dayanakları n ı sarsan devri mci b i r maya lanma kertesind eydi. Memlekette g erg i n ve çelişkili bir d u r u m vardı. I lerici çevreler ı srarla soruyorlard ı : Polonya h a l k ı yürüttüğü h ü rriyet savaşında Avru p a n ı n h a n g i politik ve topl u msal g ücleri n i n desteği ne g üvenebil i r? Ha reketin sağ kanadı, «beyaz l a r», gelenek o l a ra k g özlerini Avrupa devletleri h ü k ü m etlerine ve zeng i n s ı nıfla rı na çevirirken, sol kanat, «kızı l l a r», Polonya k u rtuluş dôvası için her şeyden önce Avrupa h a l k la rı a rasında, o n l a rı n demokratik toplu msal ha reketi i çi n d e m üttefik a rıyor­ l a rd ı . Sol kan a d ı n en g üveni l i r temsilcileri, şahsında Polonya k u rtuluşunun en sad ı k müttefi k i n i g örd ü kleri u l us l a ra ra s ı işçi h a reketine başvurd u l a r. Enternasyonal'de Polonya seksiyo n u n u b u n l a r kurd u l a r, Marks'la ya k ı n temaslarda b u l u n d u l a r, o n u n l a s ı k s ı k mektuplaştı l a r. 1 863 Oca k Aya k l a n ­ ması'nı n bastırı lmasından sonra Fra nsa, Belçika v e isviçre'ye g öçen birçok Polonya l ı m ülteci a ra s ı n d a sosya l ist f i k i r ve ka n ı l a r yayılıyord u. Komün'ün Polonya d emokrat ve devri mcileri a rasında çok büyük ya n k ı l a r uya n d ı rması yasa l b i r son uçtur. Komün dôvası için çarpışan ya bancı -enternasyonalistler a rasında Belçi k a l ı lardan son ra ve ita lyan l a rı n yan ı s ı ra e n büyük g ru p Polonya l ı la r ı n d ı r. Kom ü n a rl a rı n saflarında 400 kadar Polonya l ı m ü lteci-devri mci bulunduğu b i l i n mektedir. B u n lard a n biri olan V. Dombrovski Kom ü n ' ü n ü n l ü genera l leri ve s u bayları a rasında yer a l ı r. Oç o rd u n u n b i ri n e komuta eden Dombrovski d u rmadan taarruz h a rekôtı taraftarı olara k ta n ı n mıştır. Versaya karşı derhal taarruza geçi l ­ mesini o teklif etmiş ve 2 3 Mayıs savaşl a rında şehit o l muştur. Y i n e Komün genera l ve subayla rı a rası nda yer a la n diğer ünlü Polonya l ı l a r, Versey­ I ı l a re karşı cephenin sol kanadı n ı savunma kla g örevl i i i i . ord u n u n k o m u ­ ta n ı , 2 1 -28 M a y ı s g ü n leri nde Paris' i n 1 3. i lçesi nde verilen savu n ma sava ş ı n ı n örg ütçüsü olan V. Vrublevski, sonra S. A. Kamenetski, G. Ro­ govski, V. Rojelovski, T. Dombrovski (V. Dombrovski' n i n kardeşi), V. Roz­ vadovski, A. Okoloviç ve d a ha b i rçokla rıd ı r. Ayrıca , büyükçe bir Polonya l ı dokto rla r g rupu, savaşlar i çinde komüna rla ra - çoğ u Fra nsız d o ktorları n ı n çekimser davra n ması yüzünden ç o k değerli o l a n - ya rd ı m l a rd a b u l u n ­ m uştur. V. Landovski, V . La nkeviç, V. Slomçinski, Enternasyon a l ' l e v e işçi h a reketiyle çoktan temasa g eçen ve Komün'ün d ü ş m a n l a riyle fedakô rca çarpışan Polonya lı devri mciler a ra s ı n d a d ı ria r. O n l a rı n Komün dôvası uğrunda ki yiğ itçe savaşı, Polonya devri mci ha reket i n i n şa n l ı sayfa l a rı nd a n b i ri di r. Paris Komün'ü, bizde devri mci d emokratları sosya lizme doğ ru, Polonya'­ n ı n kurtuluşu dôva s ı n ı sosyal devri m l e bi rleştirmeye doğ ru atı l ı ma yöneiten bir etken o l m uştur. Polonya l ı devri mcilerin Komün'deki sava ş ı , onların Marks'la ve eyle m i n e en ca n l ı biçimde katı l d ı k l a rı Enternasyonal'le yakın temasa g el melerinin çok öne m l i bir ya n ı d ı r. Bunun sonucunda d ı r ki, Polonya işçi h a reketinde M a rksist sol a k ı m, Polonya ' n ı n kurtuluşu dôva s ı n ı Rusya ve Avrupa'da sosya l i st devri mle sıkı s ı k ıya bağ l a mıştır.

98


Ta rih b i l i m leri d o ktoru E. Şikloş-Vint se (Maca rista n ) , kend i mernle­ ketin i n sosya l -demokratik ve komün ist h a reketin d e Paris Komün'ü i le bağ l ı g elenekl ere değ i n d i . Geçen yüzyı l ı n 70 yılları n d a Macar sosyalistleri önderleri, Korn ü n ' ü n parlak a n ı s ı n ı n tertem i z koru n ması, Paris devri m i n i v e tüm sosya l ist i ş ç i ha reketini kara la maya ça lışan Avrupa burj uva h li k ü ' metleri n i n açtı kları iftira ka mpanyasına karşı d i reniş gösteri l mesi ödevini i leri sürdü ler. 1 873 y ı l ı nda Macar sosya l i stleri «Hafta l ı k işçi a ktüal itesi .. (Maca rca ve Al manca) derg i s i n i n yayı n l a n ma s ı n ı örgütledi ler. B u hafta l ı k derg i de her y ı l Komün savaşcı l a rı geniş ölçüde a n ı l d ı . Komün'ün eski bakanı A. Arno'n u n g ü nceleri de bu derg i de yayı n l a n d ı . Maca r işçi sı n ıfı n ı n sosya l i st partisi n i n k u r u l masında, Marks ve Engels' i n öğ rencisi ve dostu, Kom ü n bakanı o l a n Leo Fra n kel büyük b i r rol oynad ı . O g erek d emeçieri , gerekse hafta l ı k derg i d e ç ı k a n yaz ı l a riyle işçi lere Ko m ü n ' ü n m a hiyeti ni ve «sömü rüye son vermek, sınıf egeme n l i ğ i n i yoketmek» olan a ma c ı n ı a ç ı k l a maya çalıştı. 1 880 y ı l ı nda Maca ristan tari hinde ilk sosya l i s t parti, ya ni Genel işçi Partisi kuruldu. Ve k u ru l u ş u n u izl iyen y ı l l a rda, 1 848 Macar burjuva devri mi y ı l d ö n ü m ü i l e Komün'ün zafer gününü bi rl i kte kutl a d ı . B u da ra sgele değ i l d i . Macar devri m i n i n ileri sürd ü ğ ü b u rj uva - demokrati k ka ra kterli istekler o y ı l l a rda o l d ukça a ktüe l d i . Ayn ı zamanda Genel i şçi Partisi yönetici leri sosyal reformları öngören « ı l ı m i ı » politi kaya g ittikçe d a ha çok eğ i l i m göstermeye başlıyorla rd ı . B u pol iti kaya karşı «ra d i k a l sosyal i st partisi» a d ı verilen bir m u h a lefetin yarat ı l ması ve bu m u h alefetin devrimci s ı n ıf savaşı n ı propa g a n d a etmesi yasa l bir olaydı. Radikal muhalefet, Pa ris K o m ü n ' ü n ü izlen meye d eğer bir örnek sayıyord u . ,

Macar sosya l - d emokrasisi de ii. Enternasyon a l ' i n birçok partis i g i bi dönüşümler g eçird i . Komün'ün kara kteri ne ve önemine i l iş k i n değer h ü ­ kü mleri de b u n a g öre değişti. Fakat m ücadelenin a maçla rı r ı n demokratik reformlar d ü zeyine i n d i rgen mesi ve s ı rf ba rışçı yolla sosya lizme geçmeye i l işkin haya l lerin yay ı l ma s ı ölçüsünde, Paris Komün'ü de proletarya egeme n l i ğ i n den «demokratik sosya l» (sosyal ist d e ğ i l i) bir c u m h u riyete çevri l d i ve Kom ü n tecrübesinden de proleta ryan ı n g ü ya ted bi rl i davran ­ ması v e silô h l ı savaşa k a l kmaya «zorla nmasına» m üsaade etmemesi g i bi bir sonuç çıkarı ld ı . 1 91 9'daki Macar devri mi g ü n leri nde K o m ü n gerçek a n la mıyla değer­ len d i r i l d i . Komün ist Partisi'nin o rg a n ı <Nyoroş Uyşag» gazetesi, 1 8 M a rt tari h l i sayı sında, yani Macar Ş u ra C u m h u riyet i n i n i l ô n ı nd a n üç g ü n önce, proletarya d i ktatörl ü ğ ü k u rma ödevleri n i i l e ri s ü rerek, d u ru m u O ktobı Devri mi ve Pa ris Komün'ü ile ka rşı laştı ran bir d eğ erlendi rme yaptı . Bu yazıda özetle şöyle d e n i liyord u : «Komün bastı rı l m ı ştı. Ama Komün Rusya Sovyet C u m h u riyeti'nde yaşıyor.» 99


Karşı -devri m terörü koş u l lorı içinde devri m i n yenilg iye u ğ ra masından sonra, Macar Komünist Pa rtisi, çeyrek yüzyıl boyunca, emekçi lere prole­ tarya d i ktatörl ü ğ ü n ü n yeni ve a rtık kesin zaferin i n kaçı n ı l ma z l ı ğ ı inancını a ş ı l a d ı ktan başka, en g ü ç gizlilik koş u l l a rı içinde de ikinci şura c u m ­ h u riyeti n i n yaratı l ması için savaştı . Komünistler Büyük Oktobr'u n v e Pa ris Komünü'nün zaferini her y ı l kutl a d ı l a r. Macar emekçi h a l kı dünya n ı n i l k proleter egemen l i ğ i n i n 7 5 . y ı l d ö n ü m ü n ü artı k özg ürlük koşu l l a rı içinde kutl a d ı . D a n i m a rka Komün ist Partisi M K . Sekretaryası Yürütüm Komitesi üyesi işçi sı n ıfı a rasında uya n d ı rd ı kl a rı hayra n l ı k duyg u l a rı ve coşku, mem leketi mizde 1 871 Hazira n ı nda politik işçi h a reketi n i n örg ütlen mesi n i doğrudan doğ ruya etkiledi. U n l ü Danimarka oza n ı D ra h ma n , o y ı l l a rda yazd ığı b i r ş i i rinde, egemen s ı n ıfları açı ktan açığa Komün ile tehdit ediyor ve y ı ğ ı n l a r a rasında a rta n h uz u rsuzluğu b ü y ü k b i r usta l ı kla d i le geti riyordu . O n u n «öfke çok , a ma sistem yok" biçimindeki bir sözü, uzun süre, Dani ma rka işç i sınıfını örg ütlemeye çağ ı ra n bir uyarı olara k k a l d ı . Bu söz bug ü n de önemini yitirmiş değ i ld i r." i. Nörlund ş u n l a rı söyled i : «Komün savaşçı larının

Nörlund şöyle deva m etti : Komün, emekçilerin anti-faşist , demokratik u l usal savaşlara hazırla n d ı kları yüzyı l ı m ı z ı n 30. y ı l l a rında da esin leyici bir örnek o l maya deva m etti. O za manlar büyük N o rveç yazarı N . G ri g ' i n Pa ris K o m ü n ü'ne a d a d ı ğ ı «Yen i l g i" a d l ı piyesi önemli b i r rol oyna d ı . Ta mamiyle komüna rl a rd a n y a n a olan G r i g , K o m ü n g ü n le ri n i n olaylarına derinlemesine n üfuz edeb i i miş, tarihsel ba kı mdan doğru ve öğretici bir eser ortaya koya bil mişti. O n u n piyesi, yalnız kahra ma n l ı ğ ı n g ö klere ç ı ka ­ nrcasına övg üsü değ i ld i ; bu eser Kom ü n ' ü yenilg iye götüren zayıflı kları da gösteriyord u . Netekim, piyes şu sözlerle sona eriyord u : «iyi lik, i ktidarsız üstün .,gelemez ; işte a l d ı ğ ı m ı z acı ders b u d u r." Komün'den ç ı karı la n dersle r in, sermaye egemen l i ğ i n e karş ı iktidar sava ş ı nda işçi h a reketi n i n doğru biçimde yönel i m i ba kı m ı n d a n büyük önemi va rdı r. «Barış ve Sosya l i z m Problemleri" dergisi reda ksiyonunda Finlô nd iya Komünist Partisini temsil eden L. Yuntila, kendi memleketi nde işçi h a re­ keti n i n ancak geçen yüzyı l ı n son unda örg ü t l ü bir nitel i k kaza n d ı ğ ı n ı söyled i . Finlô ndiya burj uvazisi « k ö m ü n i z m haya leti"nden korka ra k, işçi ha reketi ni vesayet a ltına a l maya, onun devri mci mecrada g elişmesini yavaşlatmaya çalışıyord u . Helsi n ki'de 1 884'te kurulan ilk işçi birliğine bir yandan fa brikatörleri n , tücca rların ve burjuva ayd ı n l a rı te msilcilerinin de g i rmeleri bu ba k ı mdan d i k kate değer. Finlô nd iya işçi Partisi 1 889 y ı l ında kuruldu. 1 903 Kongresinde onayla n a n parti progra m ı , Batı sosya l -demokrasisine özgü f i k i rlerin etkisine rağ men, genel l i k le belirli bir sın ıfsa l karaktere sah ipti ; Ma rks ve 1 00


Engels' i n , aynı zamanda Pa ris Ko m ü n ü ' n ü n fikirlerini yan sıtıyord u . Paris Komün'ü, mem leketimizde, P. Lisagare'n i n .. Pa ris Komün'ü tari h i » a d ı n ı taşıyan v e i ş ç i ha reketinin pol,itik d u ru m i ç i n d e isa betle yönel i mi n e epeyce yard ı m eden eseri n i n d i li mize çevri l i p yayı mlanmasından sonra daha geniş ölçüde ta n ı n d ı ' 1 91 8'deki iç savaştan sonra Finlônd iya sosya l - d e mokra sisi parça l a n d ı , v e kom ü n ist partisi meyda n a geldi. Buna rağ men, işçi hareketin i n d u r u m u karma ş ı k v e çelişkiliyd i , Ayn ı y ı l ı n başlarında devri m uç verdiği z a m a n , proletaryan ı n v e onun h ü kü meti n i n önüne a y n e n Paris Ko m ü n ü ' n ü n karşılaştığ ı problemler çı ktı . işçi ler silô h l ı savaşa henüz hazır değ i l lerd i . B u yüzden, i n i syatif kendi el lerinde olduğu h a lde, fı rsatı kaçı rd ı l a r ; burju· vaz i n i n sa l d ı rıya geçmesi ne ve beyaz teröre g i rişmesine i m kô n verdi ler. Ve buna rağ men, devri m h ü k ü meti kısa bir süre içinde işçi sı nıfı n ı n ve bütün emekçilerin çıkarla rı n ı gözeten b i r s ı ra ted b i ri gerçekleşti rmeye çaba l a d ı . Bundan ötürü de b i r d ereceye kadar Pa ris Ko münü'nü hatır­ latıyord u . Kom ü n ' ü n yeni i ktidarı yaratma ve sağ l a mlaştırma uğrunda yü rüttüğü savaştan çıkarı lan dersler, aynı zama nda işlediği hata l a r, Finlô ndiya işçi s ı n ı fını n m ücadelesi için de büyük bir önem taşıyordu ve bug ün de taşıma kta d ı r. Prof, A. Mortın' ı n ( i n g i ltere) belirttiği üzre, Kom ü n ' ü n etki a l a n ı , kıta Avrupadaki ü l kelerle s ı n ı rl ı değ i l d i r. Bu etki Britanya adalarını da kapsar. ü za m a n l a r Ingi ltere'de sendika h a reketinin epeyce g üclendiğine ta n ı k o l maktayız. B u h a reketin liderleri reformist görüşlüydüler ve s ı n ı ri ı politik hedefler g üd üyorla rdı . işçilerin başlı başına örg ütü yoktu, Rad i k a l ­ b u rjuva çevrelerinde, iii. N epolyon'un d üşmesi v e Fransız c u m h u riyet i n i n ilônı i l e ka baran c u m h u riyetç i l i k d uyguları epey gelişkindi. B u böyle olsa da, Kom ü n ' ü n doğuşundan hemen sonra, I n g i lte'ede d e komünarl a rı n m ücadelesine sempati h i sleri dalga d a l g a k a ba rd ı . azcl miting ler, toplantı lar d üzen lend i , 1 6 N isan 1 871 'de Haydpa rk'ta 30 bin k i ş i n i n katı l d ı ğ ı gösteride şöyle b i r kara r kabul ed i ldi : ..Biz genel cum­ h u riyet a d ı na sizleri sel ô m l ı yoruz . , . Biz Londra ' l ı l a r, bütün i n sa n l ı ğ ı ıı h ürriyeti için savaştığ ı n ıza i na nıyor ve sizlere dost ve kardeş elimizi uzatı­ yoruz.» B u kara r, Pa ris'te, Komün'ün ..Resmi gazete»sinde 20 Nisan'da yayı n l a n d ı . Kom ü n ' ü n yen i l g i sinden sonra, Enternasyon a l ' i n G e n e l Konseyi'ne d a h i l b a z ı sendika önderleri (ücer, Lekraft), o n u n dôvasına iha net etti ler ve oyla rı nı d üşman b u rj uva p ropaga ndacı l a riyle bi rleştird i ler. Bu olay, saflarında tereddüt g eç i renleri n ve uyuşuk davra n a n ların a z olmadığı i n g i l iz işçi sı n ıfına da etki yaptı. B u yüzden, Kom ü n ' ü n önemi i ng i ltere'de bira z yavaş kavra ndı, fakat hi çbi r zaman unutulmadı. Ve Komün, sözün geniş a n la mıyla, bütün sosya l i st ha reketin m i h e n ktaşı oldu : Kom ü n ' ü n 101


a n ısına sayg ı beslemiyen ve o n u n örneğ i n i izle meye ça l ı ş m ıyan, gerçek sosya l ist sayıla mazdı. Konferansta, Cezayir, Kol u m biya, B i rleşik Amerika ve Ja ponya komünist ve işçi partileri temsi l ci leri de söz a l a ra k , K o m ü n ' ü n etkisinin d ü nyada öteki kıta l a rı n ni ce ü l kelerini d e sard ı ğ ı n ı bel i rtti ler. «Barış ve Sosyal i z m Problemleri» dergisinde Cezayir Sosya l ist Oncü Pa rtisinin temsilcisi olan L. Buhafi, Pa ris proletarya s ı n ı n Kom ü n g ü n lerin­ deki devri mci savaşıyla i l g i l i o l a ra k , Cezayir h a l k ı n ı n 1 871 -72 y ı l ı ndaki u l usa l aya k l a n ma s ı n ı ta h l i l etti. Cezayir'de 1 830'da başlıyan söm ü rg e esa reti, halka işiti l memiş feıaket v e a c ı l a r g etird i . Memlekette m i lyon l a rca i n sa n ı n yoksu l l u ğ u a labifdiğine a rttı . 1 866-70 y ı l larındaki ekonomik buna l ı m yüzü nden a ç l ı k başgösterdi ve 500 b i n kişi telef o l u p g itti . Değ i ş i k k a b i l eierin m ücadele ve çıkışla rı n ı gaddarca bastı ra n F ransız sömürg e ida recilerinden halkın çeşitli taba k a l a rı n ı n hoşnutsuzluğu a l a ­ bildiğ i ne a rttı . Böylece , b ü y ü k çapta devri mci çatışmalar için koş u l lar olg u nlaşıyord u . Buna, metropolde, yani Fra n'sa'da g eçen olaylar, Fransız ord u s u n u n yen i l mesi, i i i . N a polyon' u n d ü ş mesi de yard ı m etti. Pa ris işçi leri n i n g i rişti k leri savaş da sömürge egemenl i ğ i n i zayıfiattı . 23 O c a k 1 87 1 ' d e Cezayir'de siıa h l ı aya k l a n ma başladı. V e derhal ü l kenin geniş bölgeleri ni sard ı . B i rçok merkez (Al ma , Pa lestro, Borj - Menael) isya ncıların eline geçti ; bazı şehi rlerde Fra n s ı z g a rnizonları a bl u ka a ltına a l ı n d ı . B u rjuva tarih çi leri, Cezayir aya k l a n masını y a «yersel çatı ş m a l a r» z i n ­ cirinin bir h a l kası, ya da Fra nsa'daki devri mci olayla rla hiçbir i l işkisi olmıyan bir ha reket olara k g örmeye ve göstermeye kalkışırlar. Gerçekte b u n u n ikisi de doğru değ i l d i r. Zira ü l kede yer yer başgösteren isya n , çok geçmeden, Cezayir h a l k ı n ı n çeşitli sosyal taba ka ve kuvvetleri n i n Fransız söm ü rgecel i ğ i ne karş ı orta k savaşı halini a l ıvermiş, u l u sun t ü m ü n li ka psayan b i r nite l i k kaza n mışt ı r. işin esa s ı , hem Cezayir h a l k ı n ı n , hem Pa ris komünarları n ı n aynı düşmana, yani g erici Fransız burj uvazisine karşı savaş m ı ş ol maları d ı r. 18 Mart devri m i n e d a i r i l k ha berlerin Cezayir'de ve her şeyden önce proleter unsurla r, Avru pa l ı devri mci m ü lteci ler ve k ü ç ü k burj uva tabakaları tara ­ fından coş k u n l ukla karş ı l a n ması rasgele değild ir. Cezayi r aya k l a n ması 1 871 M a rt ve Nisanı nda, Pa ris Kom ü n ' ü aylarında en y ü ksek nokta s ı n a varmıştır. K o m ü n a rların savaşı Cezayir isya nc ı l a rı n ı n başa rılı çıkışl a rı n a objektif o l arak yard ı m ettiği g i bi , isya ncılar da Versoy kuvvetleri n i üzer­ lerine çekerek Fra n s ı z b u rj uvazisini zayıfiatmışlard ı r. Ve ancak Pa ri� Ko m ü n ü bastırı l d ı ktan sonra d ı r ki, Fransız söm ü rge ordusu birkaç ay süren bir savaş sonucunda (1 872 başlarında) isya ncılarla başa çıkabiimiş, son d i reniş oca k l a rı n ı da sönd ü rebi i m i ştir. 1 02


Cezayir h a l kı n ı n u l u sal aya klan ması o z a m a n zaferle sonuçl a n a m a d ı . Fakat tarihsel v e politik ö n e m i büyük o l a n bu aya k l a n m a Cezayir h a l k ı n ı n bağ ı msız yaşa m a k uğrunda, sömürge esa reti v e ezg i s i n e karşı savaşmaya hazır o l d uğ u n u n açık ve i n a n d ı rıcı kan ıtıyd ı .

F . Bart, Kom ü n ' ü n Amerika işçi v e to p l u msal h a reketi nde uya n d ı rd ı ğ ı ya n k ı l a n a n lattı. I ç savaş d ö n e m in d e Amerika da'ki Enterna syon a l taraf­ tarları Fransız h a l k ı n ı ideolojik, örgütsel ve a skeri b a k ı m d a n destekled i l er. Daha Paris'te h a l kı a ya k l a n ı r a ya k l a n maz, B i rleşik Amerika'da özel b i r b i rl i k

k u ru l d u .

Kom ü n ' ü n bıra ktığ ı

B u b i r l i k gösteri l e re önderl i k etti,

yen i l g i s i nden m ü ltecilere

sonra

da

yard ı mda

miting ler örgütl e d i ,

karş ı - d evri m i n i n

bulundu.

göçetmek zorunda

Amerikan

ta ri hçisi

F.

Foner

«Bi rleşik Amerika işçi h a reketi ta rihi.. a d l ı eseri nde ş u n la rı yaza r : «1 8 Ara l ı k

1 871 'de,

en

büyük

sen d i k a l a rd a n

b i rkaçı,

U l uslara ra s ı

Işçiler

B i rliğ i ' n i n Ameri kan seksiyanla riyle birlikte, Nüyork'ta, ü ç seçkin komüna­ n n i d a m ı n ı protesto için gösteriler örg ütled i ler ... Foner, b u n da n başka , Kuzeydeki zenci işçiler tarafı ndan da desteklenen birçok benzer çıkış­ l a rd a n bahseder. Amerikan sen d i k a l a rı sekiz saatl i k işg ü n ü için mücadele yürütürken, bir ya n d a n Komün savaşçı lariyle daya n ı ş m a ş i a rı n ı d a ortaya atmışlard ı r. Rusya'daki sosya l i st devri m i n etkisi a lt ı n d a , d a h a so n ra Amerika

Komün ist

Partis i n ' i n

k u r u l masiyle

1 871

Paris

da

B i rleşik

olayları n a

ilgi

yen iden a rttı. Ko m ü n istlerin etkisi a ltında b u l u n a n .. I nternational Labor Defence ..

örgütü,

savu n u l ma s ı

için

siyasal

h ü k ü m l ü lerin,

Paris' l i

devri mci

göçmenlerin

m ü cadele etti, her y ı l Paris Komün'ü g ü n ü n ü a n ma

mitingleri d üzenled i . Yine bu örgüt çeşitli materya l ler yayı n l a m a k s u retiyle, Ko m ü n ' ü n

kahra m a nca sava ş ı n a

ş

ili kin

gerçekleri Ameri kan

işçi leri n i n

iyice öğren melerine ya rd ı m etti. "Barış ve Sosya l i z m

Pro b l e mleri • • derg i s i

redaksiyo n u nd a

Ko l u mbiya

Ko m ü n ist Partisini tem s i l etmekte o l a n A. Rivera, Ko m ü n deney i n i n Lôtin Amerika Marks, s ı n ı rı l ı l ı k

mem leketleri Engels ve

ve

için

ne g i b i

len i n ' i n ,

hata l a r ı n ı

bir önem taş ı d ı ğ ı n ı

Ko m ü n ce

b i l i msel

bir

elde

titzli kle

edilen ta h l i l

a n latt ı . Sonra

başa rıları , ettiklerini

onun bel i rtti.

Marksizm-Leninizm klôsi kleri, Ko m ü n ' ü somut sosyal koş u l l a r içinde ele a I ı yorIardı ve b u d a o n u n başarı l a rı n ı n önem i n i a rtırıyord u . A. Rivera, b u n u n l a i l g i l i o l a rak, Len i n ' i n , Lôtin Amerika'da i ş ç i s ı n ıfı savaşı için büyük önemi olan ş u sözleri n i hatırlattı : " . . . Ko m ü n , bur­ j uvaz i n i n a n cak i l ô n etmeyi becerd i ğ i demokratik ödevleri proleta rya n ı n nasıl e l b i rl iğ iyle yeri ne getird i ğ i n i n p a r l a k örneğ i d i r. . (To p l u eserleri c. 1 6, s.

452). Ş i m d i Lôtin Amerika m e m leketlerinde e m perya l i st egemen l i ğ i n e

k a rş ı , u l u s a l bağımsızlık u ğ r u n d a savaş sosya l i z m i ç i n savaşla birleşmekte, bu .da ' sosyal ve politik yönel i m l e ri d eğ i ş i k yeni yen i

kuvvetleri n işçi

ha reketi nden yan� kaza n ı l ma s ı n ı sağ la m a ktad ı r.

103


Tarihsel tecrübe, birçok Lôtin Amerika memleketinde yüzyı l ı m ı z ı n i : k yarısında o l uşan b u rj uva -demokrati k devri mlerinin a rt ı k ödevleri n i yerine getird iklerini göstermişti r. Ma rksistler, özel l i k l e Pa ris Ko m ü n ' ü deney i n i n ıŞığ ı a ltında, halk yığınları yararına baş l ı başına b i r kompleks meyda'1a getiren sosya l ödevleri a n ca k işçi s ı n ıfı n ı n çözebileceğ i n i söylemektedirier. Küba devri m i bu bakımdan bütün Lôti n Amerika e mekçileri için esinleyici bir örnek o l m uştur. S. Toyoda, konuşmasında, Pa ris Kom ü n ' ü n ü n ta ri hsel koş u l ları ile çeşitli memleketlerde şimd iki d u ru m a rasında büyük fa rk bulunduğundan ötürü, o n u n tecrü bes i n i n ya ratıcı bir ya naşımla beni msen mesi g e rektiğ i ;1 i bel irtti. Toyoda, Komün'den çıkarılan v e Japon işçi sınıfı savaşı ba k ı ­ mı ndan önemli o l a n üç esas ders üzerinde durdu. Birincisi, burjuvazinin u l usa l ç ı karlara g österdiği ilginin i kiyüzlü b i r karakter taşıdığ ı n ı n , ya ni kendi çıkarcı sınıf hedefleri i ç i n u l usal çı ka rları fedaya hazı r alduğ u n u n a paçık a n la ş ı l m ı ş ol masıdır. Fra n s ı z b u rj uvazisi Komün döneminde böyle h a reket etmiştir. Evvelce u l u sa l çıkarların savu n u ncusu rolünde g ö rü n en bu burj uvazi, XiX. yüzyı lda bu tari hsel rolüne i h a net etti, u l usal idealleri satt ı . Ayn ı biçi mde, bir zamanlar «Ka h rolsun u ğ u rsuz Ameri k a l ı l a r ve i n g i l izler ı.. şiarı n ı yükselten Japon burj uvaz i si de, ulusal bağ ı msızl ı k ve egeme n l i k şiarını çoktan aya kları a ltına aldı, B irleşik Amerika emperya lizmine boyun eğ meye başladı ve Ameri kan emperya l izmiyle ittifaka daya n a ra k egemen l i ğ i n i işçi s ı n ıfına ve bütün halka dayatmaya g i rişti, kendi öz memleketin i n u l usal çı kr.r­ l a r ı n ı çiğnedi. Komün deneyinden çıkan önemli dersin ikincisi, gerek kendi sın ıfs a l ödevlerin i , gerekse u l usal ödevleri a n ca k işçi s ı n ı fı n ı n çözmeye yetenekli olduğ u n u n görül mes i d i r. Konuşmacı, bu konuda, V. i . Len i n ' i n şu söz­ lerini hatı rlattı : Aya klanan proleta rya , « . . . iki ödevi, yani genel ulusal ve s ı n ıfsa l o l m a k üzere, Fra nsa'yı Almanya ' n ı n istilôsından k u rtarma ve işçilerin kapita l i z mden sosya l k u rtu luşu ödevlerini birlikte y ü k ü m l e n d i . Ko m ü n ' ü n en orijinal çizg isi iki ödevin bu b i rleşmesindedir.. (Toplu eserleri, c. 1 6, s. 451 ) . B u Ja pon işçi sın ıfı için son derece önem l i b i r ibret ders i d i r. B i r yanda'ı yüksek derecede gelişmiş, b i r yandan da bağ ı m l ı olan memleketin özel koşu l l a rı içinde, ko m ü n i stler, işçi sınıfı, bağ ı m sı z l ı k ve eğemen l i ğ i n yeniden kaza n ı l ması mücadelesi i le, B i rleşik Amerika'ya tô bi J a p o n tekele i sermayesi n i n egemen l i ğ i n e son verme s ı n ı fsal savaşını doğ ru biçimde bağdaştı rma yolundan yürüyorl a r. Bu hedeflere, h a l k ı n a nti-emperya l i st, a nt i - monopolist, demokratik devri miyle u l a ş ı l ması gereklidir. üçüncüsü, Komün'ün gerçek demokrat i k b i r temsi l sestemi yaratmış o l ma sı d ı r. 1 04

I şçi

s ı n ıfının

demokratik

bir

halk

pa rlô mento s u

yaratma


mücadelesi, eski b u rjuva pa rıa mentarizmi nden kökten fa rklı o l a n Pa ris Ko m ü n ' ü n en iyi geleneklerine ve verd i ğ i i b ret dersleri n e uyg u n düşmek­ ted i r. Komün'üri d ü nya işçi ve k u rtuluş h a reketi üzerinde geniş, çok ya n l ı , değ i ş i k g örünüş v e biçi mler a la n tarihsel b i r etkisi va rdı r. O h i ç de geçen yüzyı l ı n sonu ve yüzyı l ı mı z ı n başla n g ı ç dönemiyle s ı n ı r l ı d eğ i l d i r. Ko m ü n , devri mci sava ş ı n çağdaş döneminde de , Len i n ' i n d e d i ğ i g i b i , « h e r b i r i m i z i n içinde yaşa m a kta d ı r«. Komün ve çağımız Konferansa katı l a n lar, Pa ris Kom ü n ' ü n ü n çeşitli kıta l a r ve memleketlerde devri mci ha reketi etki iemesi n i ve oyn a d ı ğ ı tarihsel rol ü kara kterize ederek, emperya l izme ve gerici liğe karşı devri mci ve i lerici g üclerin za manı mız­ daki savaşı ba k ı m ı n d a n taş ı d ı ğ ı olağanüstü öneme işaret ettiler. Komün, i l k proleter d evri mi sıfatiyle, gerçek tarihsel tecrübe ıa boratuvarı olara k d a ele. a l ı na b i l i r. M a rksizm-Len i n i ı m k ıa si kleri, bu tecrübeyi deri nl emesin e i n celeyip genelliyerek, uluslararası devrimci işçi harekeCinin esas prensi p le ri n i ol uşturmuş ve geliştirmişlerd ir. '

Pa ris Kom ü n ' ü , i l k proleter devri mi olduğundan, işçi s ı n ı f ı n ı n tarihsel rol ü n ü a pa ç ı k gösterd i . U. Herman bu sorun üzeri nde d u rd u ve Marks'ın şu sözleri n i hatı rlattı : " . . . B u , işç i s ı n ıf ı n ı n top l u msal i n isyatif yeteneğ ine sa h i p biricik sınıf olara k açı kça ve hatta Paris orta s ı n ıfı geniş ta bakaları tarafı ndan da kabul ed i l d i ğ i b i r devri m d i . . (K. Ma rks ve F. Engels, Top l u eserleri, C. 1 7, S. 347-348) . Daha sonra k i bütün devri m savaşları, M a rksist-Leni n ist teori n i n , devri mci sü reçte, sermaye egeme n l i ğ i n e karşı, her çeşit sosya l ve u l usal ezgiye karşı emekçi y ı ğ ı n la rı n ı n sava ş ı n d a işçi ' s ı n ıfl 9 1 n çözü m leyici bir rol oynaması hakkındaki son derecede önemli fikrini tamamiyle doğ rulad ı . .»

Marksi z m - Len i n iz m i n bu h ü k m ü , komünist v e işçi partileri n i n 1 969 Moskova d a n ı ş ma toplantısı n ı n doküma n ı nda bütün gücü ve kesi n l i ğ i i l e yeniden form üle edilerek, i ş ç i s ı n ı f ı , «devrimci sava ş ı n , b ü t ü n a nti-emper­ ya l i st demokrati k ha reketin esa s itici ve seferber edici gücü .. olara k n itelend i ri i d i . Komün ta rihsel deneyi n i n a ktüel l i ğ i , proletarya sava ş ı n ı n bütün d a h a sonraki tecrübesi boyu n ca , işçi s ı nıfı n ı n k a h l i bera l lere, k a h tekn i k ayd ı n l a ra, kah a n a rşizme sapla n mış g ençliğe v b . i l işkin «ikincil .. ve «ba ğ ı m l ı .. b i r rolü o l d u ğ u h a k k ı n d a k i eski ve yeni - li beral b u rj uva , reformist ve revizyon i st - iddiaların başta n başa a s ı l s ı zl ı ğ ı n ı göstermiş o l ması n d a d ı r. Işç i s ı n ı f ı , geniş emekçi yığ ı n la r ı n ı n baş ı n d a yü rüyerek, tarihsel rol ü n ü oyn uyor. B u da, F. Engels' i n « K . M a rks' ı n 1 848'den 1 850'ye k a d a r Fra nsada s ı n ı f savaşı a d l ı eseri ne ön söz.. ünde yazd ı ğ ı g i bi, Komün'den çı karı l a n 1 05


derslerden birid i r. Engels, proleta rya n ı n yürüttüğü savaşı n zaferi için, geniş y ı ğ ı n l a rı n bu savaşa çek i l mesi n i n çok önemli şart o l d u ğ u n u beli rterek söyle yazıyord u : «Artık b i l i n çsiz yığ ı n ların başında bir avuç bilinçli azı n l ı k tarafı ndan ya p ı l a n ôni h ücum ve devri mlerin zamanı geçmiştir. Toplumsal d üzeni n ta ma miyle yeni baştan kuru l ma s ı n ı n söz­ konusu olduğu yerde, y ı ğ ı n ların buna bizzat katı l m a l a rı, ne uğrunda savaşı l d ığ ı n ı , ne için kan döktükleri ni ve hayatlarını ne a maçla feda etti kleri n i anla maları gerekl i d i r.. (K. M a rks ve F. Engels, Toplu eserleri, c. 22, s. 544) . Komün deneyi, işçi s ı n ıfı i l e bütün devri mci v e i lerici kuvvetler, her şeyden önce köylüler a rası ndaki birliğ i n g üclendirilmes i g e rektiğ i n i gösterd i . işçi s ı n ıfı i l e köylüler a rasındaki birlik, sosyal ist devrim hakkı n · daki Ma rksist-len i n i st teorin i n a n a prensipleri nden bi rid i r. Komün, geniş yığ ı n ların h a r�ketinden kopuk d u ru mdaydı, köy l ülerin desteği nden yok­ sundu, b i rçok i ç ve dış nedenler yüzünden onla rla b i rl i k kura ma mıştı . Gerçi, komünarlar bu b i rl i k i htiyacını d uyuyor ve b u n u sağla maya ca n atıyorla rd ı . Netekim, köylülerin çıkarl a rı n ı savunmaya i l işkin tedb i rler a l mışlar ve özel b i r çağrıyla onların da ortak savaşa katılmalarını istemiş­ Ierd i . Fakat bu hedefe ulaşılamadı. B u rj uva egemen l i ğ i n i n devi ri l mesini, ezgiye son veri l mesini a maçlıyan ödevler, hem işçileri , h e m de köy l üleri b i rl i k ol maya doğru itiyord u . B u n u yapabi lselerd i , Komün daha büyük başarılara u laşabi lecekti. A. Rivera, ko m ü n a r işçi lerin emellerini Oktobr Sosya l i st Devri mi'nin gerçekleşti rd iğini söyledi. Oktobr zaferi, işçi lerle köylülerin sağ l a m b i rl i ğ i , başında V . ı . len i n ' i n b u l u n d u ğ u Bolşevik Partisi'n i n durmadan gel iştirip g üclendirdiği b i rl i k sayesinde sağ l a n d ı . Bu prensip çağdaş koş u l l a rda daha ç o k önem kazanıyor. Köy l üleri n , şehir orta ta bakalarının ve ayd ı n l a rı n ç ı ka rları n ı n yaklaşıp bağdaşması , onların g ittikçe a rtan işbirl i ğ i , tekeller egemen l i ğ i n i n sosyal taba n ı n ı n dara l masına yol açıyor, bu egemenliğin iç çelişki leri n i keski nleşti riyor, yığ ı n la rı n sermayeye karşı savaşa seferber edi l mesine yard ı mda b u l u n u ­ yor. B ü y ü k ekonomik, politik v e a skeri kaynaklara s a h i p b u l u n a n tekelci sermaye, anca k bütün devri mci ve demokratik g üclerin, başta işçi sı nıfı ve onun komünist partileri olmak üzere tek b i r a nti- monopol i st cephede bi rleş meleriyle yen i l ebilir. U l u sl a rarası proleta rya , Komün deneyinden olagan üstü önemde bir ders daha çıkardı. Kom ü n ' ü n yenilgiye uğra m a s ı n ı n esas nedenlerinden biri, b i li nd i ğ i g i b i , işçi sı n ıfı politik partis i n i n yokluğuydu. U . Herman , bu soruna M a rks ve Engels' i n verdi kleri büyük önemi belirtti. M a rksizm­ len inizm klôsikleri, Kom ü n deneyine değer b içmekle, ı . Enternasyonal'in, önemli b i r soru n u, «işçi sınıfı n ı n politik partide örgütlen mesinin, sosyal 106


devri m i n zaferi ve o n u n son hedefjne, yan i s ı nıfları n ka l d ı rı l masına u laş­ ması için zoru n l u old u ğ u »n u kavra m a s ı n a yard ı m etti ler. (K. Marks ve F. Engels, Top l u eserleri, c. 1 7, s. 427) . Ma rks ve Engels' i n ça l ı ş ma l a rı sayesindedir k i , i. Enternasyon a l , işçi h a reket i n i , Pa ris Kom ü n ' ü i l e baş l ı ­ y a n devrin en ö n e m l i ödevine, ya n i M a rksist p a rtiler yaratmaya doğ ru yönelte b i l d i . Len i n , Ma rks v e Engels' i n fi k i rleri n i geliştirerek, i ş ç i s ı n ı fı n ı n devri mci partisine i l i ş k i n yetkin bir öğreti yarattı. O ktobr' u n zaferi, d iğer memle­ ketlerdeki sosya list devri m l e r ve t ü m u l u s la ra rası işçi s ı nıfı pratiği b u öğretiyi kesin l ikle doğ r u l a d ı . Ma rksist-Le n i nist parti lerin yöneti m i , bütün d ü nyada devri mci ha reketin savaş ve zaferi için g e rekli ş a rttı r. Komün deneyi, her türlü oportün ist teredd ütlere karşı mücadele yürüt­ menin g e re kl i olduğ u n u gösterd i . B i rçok kon u ş m a l a rd a bel i rtildiğ i g i bi, işçi s ı n ıfı strateji ve takti ğ i n i n devri mci p rensipleri için m ücadele, dev­ rimci ve sosya l ist h a reketi engel liyen ve objektif olarak işçi s ı n ıfı d ü ş m a n ­ l a rı n ı n ç ı ka rlarına h izmet e d e n revizyonist, neo-revizyonist, a n a rşist, ava n ­ tü rist a n layış v e g örüşlerin d a i ma de maske e d i l mesi n i gerekti rmektedir. Pa ris Kom ü n ' ü ta ri hsel deney i n i n büyük önemi, proletarya devleti ve diktatörlüğü problem i n i prat i k ray l a r üzeri ne oturtmuş o l ması n d a d ı r. Kon uşmalard a bu problem üzeri n d e büyük b i r d i kkatle d u ru l m uş ve b u n u n çeşitli görü n ü mleri - d evleti n s ı n ı fsal m a h i yeti soru n u, tekelci kapita l i z ­ m i n çağdaş devlet i n i n k a ra kteri v e sosyal rol ü , i ş ç i s ı n ı fı n ı n b u rj uva d evlet i n e karşı tutu m u , çağ ı m ı z koş u l l a rı nd a proleta rya d i k tatörl ügü soru n u , yeni ti pte demokrasi o l a ra k proleta rya d i ktatörlüğü, sosya lizmi g erçe kleştirmede işçi sınıfı devleti n i n rol ü - ayd ı n latıl mıştır. Ya p ı l a n bütün kon u ş m a l a rda a n a f i k i r şuyd u : Bu soru n ların açıklan ması ve doğ ru biçimde a n laşı lması için, ta ri h i n i l k proletarya devleti deney i n i n - ta rihsel s ı n ı rl ı l ı ğ ı n a rağ men - k a l ı cı b i r ö n e m i vard ı r. Konferansa kat ı l a n l a r, b u rj uva devletin i n bütün eylem i n i n ve öze l l i k l e Komün g ü n leri nd e de o l d u ğ u g i bi k e s i n s ı n ı f savaşı d u ru m ları n d a k i tutu m u n un , kendi h a l k d ü ş m a n ı i çyüzünü ortaya ko yd u ğ u n u, devlet h a k k ı n d a k i «d üzen örg ütü», «sınıf- üstü yönetim makinesi.., « u l u sa l enstitü» vb. gibi l i bera l ve entelektüel özenti l i haya l leri dağ ıttı ğ ı n ı belirtti ler. Daha 1 848-1849 d evri m i n d e Fra n s ı z b u rjuva devleti n i n rol ü n ü eleşti ren Marks acı b i r a layla ş u n l a rı yazmıştı : «Düzen ! - d iye bağı rıyor Kavenya k - B u Fra nsız u l usal mecl i s i n i n ve c u m h u riyetçi b u rj uvazin i n nô hoş ya n k ı s ı . O n u n her patlayışta proleta rya n ı n gövdesi n i p a rça l ı y a n mermi leri hep d üzen ! d iye g ü rlüyor» (K. M a rks ve F. Engels. Top l u eserleri, c. 7, s. 30). işte b u rj uva devleti, Ko m ü n ' ü n ka n ı na g i ren o g a d d a r, iğrenç, «müthiş ucu be» Tier' i n h ü k ü metiyle Pa ris proleta ryasına ta m da bu biçimde görü n d ü . 1 07


Pa ris Komün'ü devri nden sonra kapita l i z min gelişmesinde büyük deği­ ş i m l er oldu. Kapita l izm serbest rekabetle tekelciliğe ve tekelc i l i k de devlet-tekel kap ital i z m i n e d ö n üştü. B u gelişme bu rjuva d evletinde de değişi m l e re yol açt ı . Çağdaş kapita l i z m , tekel lerin g ücü ile devleti n gücünü ,tek b i r mekanizmada bi rleşti rmekte, bu d a devletin rolü n ü artı rmakta d ı r. Ekonomi, k ü ltür ve eğ itim a l a n l a rında devletin fon ksiyonları genişlem·ı ştir. Fakat b ütün b u n l a r b u rj uva d evl eti nin k ökl ü k a rakteri n i

değişti rmiyor.

F. Bart, tekrar söz a larak, tekeller devletinin h a l k d ü ş m a n ı karakteri üzerinde d u rd u . B u n a , devlet-tekel kapita l i z m i n i n «model .. i B i rleşik Amerikayı örnek g österd i . Devletin rol ü n ü n a rt ı rı l ma siyle, ekonomi k ve sosya l fonksiyon l a rı n ı n g e l işmesiyle, bütün u l usun pol iti k yoşama tarzı üzeri ndeki belirl i etkisiyle i l g i l i olarak, bazı işçi önderleri n i n , ayd ı n ların ve l i bera l lerin a rt ı k «süper-devleİ»in doğ ma kta olduğu d üşüncesine ka p ı l ­ d ı kları g ö rü l d ü . Oysa b u , hayalden başka b i r şey değ i l d ir. B i rleşik Ameri ka'da devlet, tekel lerin ô letid i r, tama men onların hedefleri ne ve çıkarlarına h izmet etmektedir. F. Bart'ı n dediği g i b i , gözü doymaz Ameri kan tekelleri yeni söm ürü a l a n larına el atıyor, yeni yayı l m a yöntem ve biçim leri uyg u l uyorla r. Devlet b u gibi eylemleri tamamen destekl iyo ı , y ö n veriyor, koord i ne ed iyor. Kong l o meratlar o luştu rma süreciyle i lg i l i olara k , tekel lerin eko n o m i k v e politik n üfuzu a rtık devlet s ı n ı rları dışına taşıyor. işçi s ı n ı fı n ı n hayatı üzerindeki etkileri de u l us l a ra rası ölçüler a l ıyor ve buna i lişkin olara k d evleti n fonksiyon l a rı g itgide daha bel i rg i n b i r em perya l i st karakter kaza n ıyor. Prof. V. Vayhert (ADC) , proleta rya n ı n devri mde üstün geldikten sonra burj uva devlet makinesini yoketmesi ve yeni, proletarya devleti kurması gereği ha kkında K. Ma rks'ın yaptığı sonuçla manın g eçişsiz önemini beli rtti . Paris Ko m ü n ü ' n ü n eylemi ve savaşı, burjuva devlet sistemini yoketmenin zorunluluk ve yasallığmı ispat ed iyor. Komün deneyi de, Büyük O ktob r deneyi de, diğer meleketlerdeki sosya l i st d evri mler deney i de b u n u gösteriyor. B u deney, bir yandan, g üya «sosya l ist tasarı lar.. ı n ve «sosya l i st ba ka n l ı klar.. ın ya rd ı miyle, a ma b u rj uva d evlet makinesi korunmak şartiyle sosya l ist hedeflere varma n ı n m ü m k ü n o l d u ğ u hakkındaki reformist tezi de ya l a n l ı yo r. V. Vayhert'i n bel i rtti ğ i g i b i , aslında hiçbir zaman burj uva devlet makinesi n i n yoked i l mesi ve yerine gerçek sosya l i st devlet egemen liği k u ru l ması ödevi ni i leri sürmemiş olan revizyon izmin, ş i m d i işçi sın ıfı savaşı n ı n esa s amacı olan sosya l i z m i tamamen reddetmesi ve sosya l ­ I i bera l kapita l i z m yol u nd a n yürümeye başla mış o l ması d i kkatle üzeri nde d u r u l maya değer bir nokta d ı r. Ve b u , revizyon i st ve reformist doktri n ierin iflôs ettiğinin kanıtı d eğ i l de ned i r ? V . F o m i n , konuşmasında, b u rjuva devlet siste m i n i n askeri makinesinin yoked i l mesi g ereğ i üzerinde d u rd u . Paris Komün'ü deneyi b u bak ı m d a n 1 08


da a ktüel liğ i n i koruma kta d ı r. V. i. Lenin ve Bolşevi k Partisi, Kom ü n'den çıkarı l a n askeri ibret derslerin i her ba kı m d a n gözö n ü n d e tuttular, askerleri ken d i lerinden yana kaza n a b i l mek, burj uva ord u s u n u yoketmek ve sonra sosyalist devrimin s i l ô h l ı k uvvetlerini meyd a n a getirebilmek için, o rduda azimli ve siste m l i ça l ı ş m a l a r yü rüttüler. B u d a Oktobr zafer i n i n , o n u n kaza n ı m l a rı n ı n karş ı -devri me v e yaba n cı emperya l i stlere karş ı çetin sava ş l a rd a koru n ma s ı n ı sağ lad ı . Len i n , her devri m i n , a n ca k kendisini korumayı başara bi l d i ğ i ta k d i rde, bir değeri olabi leceğ i n i bel i rtiyord u . Marksizm-Le n i n i z m k lôsi kleri n i n defa la rca işaret ettikleri g i b i , Kom ü n , ya l n ı z e s k i d evlet makinesi n i n yoked i l mesi g ereğ i n i g östermekle k a l ma mı ş , y e n i sosya l i st devlet egeme n l i ğ i siste m i n i n , ya n i proletarya d i ktatörl ü g ü n ü n kurul ması g erekti ğ i n i d e göstermiştir. Bu b a k ı m d a n , K o m ü n deneyi n i n , d evrimci d evlet teorisi i ç i n , i şçi s ı n ı fı n ı n siyasal i ktidarı e l e g eçirmeyi a maçl ı ya n tüm pratik sava ş ı için büyük önemi va rd ı r. Konfera nsta söz a l a n la rd a n bi rçoğ u bu konu üzeri nde d u rd u lar. Komün henüz sosya l i st devleti n gelişmiş biçimi değ i l d i . O m rü çok k ı sa o l d u . Yönetici leri az hata ya pmad ı /a r. Ama, böyle olsa d a , Komün işçi s ı n ı fı n ı n siyasal iktidarı o l ma fon ksiyo n u n u yine yeri ne g etirebi idi ; kapi­ ta l i st i l i ş k i lere kesi n l ikle son vermek içi n emekçileri örg ütleme ve seferber etmeye, plô n l ı o la ra k sosya lizmi ku rmaya g i rişebi i d i . Bu suretle de, h a l k y ı ğ ı n la rı i ç i n , bu yığı n l a r ı n gerçekleşti rd i ğ i demokrasiyi geti rmiş o l d u . B u ted birleri v e i craatı kara kterize eden S. Egerman, işte a s ı l b u n u n n itel bakımdan yeni demokrasi, h a l k ı n ezici çoğ u n l u ğ u n u n çıkarları n ı ifade eden demokrasi o l d u ğ u n u belirtti . B u , sosya l i st demokrasisi n i n , ya n i devletin politika s ı n ı n gerek tesbiti, g erekse uyg u l a n ması süreci nde h a l k yığ ı n la r ı n ı n g e n i ş i n i syatifi n i n ta mamiyle geliştiril mesi ni sağlayan demok­ ra si n i n p rototi pi idi. M . Nedelya, Kom ü n ' ü n d ü nyada ilk defa , proleta rya demo k rasisin i n b u rjuva demokrasisine üstü n l ü ğ ü n ü gösterd i ğ i n i, d emok­ rasi n i n geniş l etil mesi ile yeni devlet egemenl i ğ i a rasındaki o rg a n i k u y u m u o rtaya koyd u ğ u n u söyled i . Marks söyle d iyord u : " Ko m ü n , c u m ­ hu riyete temel o l a n gerçekten demokratik kurumlar yarattı» ( K . Marks ve F. Engels, Top l u eserleri, c. 1 7, s. 345) . Komün deneyi n i n , kapita l i st memleketler işçi s ı n ıfı ve komün ist parti­ leri n i n demokrasi savaşı i ç i n büyük b i r önemi va rd ı r. R. Ştaygervald öze l l i k l e bu konu üzeri nde d u rd u . Ve ş u n l a rı belirtti : Al man Ko m ü n i st Partisi ' n i n hazı rlad ı ğ ı eylem prog ra m ı , yaşad ı ğ ı m ı z devi rde devletin ve top l u m u n demokratik yenilen mesi n i stratej i k hedef olara k i leri sürmektedir. B u pro g ra m, e mekçi h a l k ı n d olaysız sosyal ve pol iti k istekleriyle, demok­ rasiyi geliştirmeye i l iş k i n isteklerini bağda ştı rmakta d ı r. Bunun a n l a m ı , h a l k i ç i n gerçek demokrasi u ğ r u n a , bu demokra s i n i n genişleti l mesi ve geliştiri l mesi u ğ ru n a savaş ı ve Batı Al ma nya koş u l larında i ntikamcı kuvvetlerin palazl a n ma s ı n d a n ötürü özel bir önemi o l a n barış için genel demokratik savaş ı kapsa makta d ı r. 1 09


Komün'ün tarihsel önemi, aynı zamanda, devlet soru n l a rı n a i l i ş k i n çeşitli oport ü n i st, a n a rş ist v e b u rj uvaca a n layış v e g ö rüşlerin temelsizliğ i n i g östermiş o l ması ndadır. Hattô ta ri h i n bundan y ü z y ı l evvel, sadece K o m ü n ' ü n doğuşu ve varlığ ı y l a , politik a n a rşizm hakkında h ü k m ü n ü vermiş o l d u ğ u söylenebi l i r. V. Vayhelt' i n belirtti ğ i üzre, burjuva devlet egemen­ l i ğ i n i n d eviri l mesi nden s o n ra , devletsiz bir boş l u k hissed i l m i ş o l mayıp, işçi s ı n ı fı n ı n ve ittifak k urduğ u emekçi s ı n ıfları i l e sosya l ta bakaların bi l i nçli örg üt ve birl i ğ i n i n i ktad a rı k u ru l m uştur. Pa ris Kom ü n ü i l e ta ri h , devleti b u g ü n e kada r da top l umsal d üzenin s ı n ı fl a ra karşı tarafsız faktörü saymaya, b u rjuva-demok rati k c u m h u riyeti ni siyasal i ktidarın yüksek biçi mi olara k göstermeye yeltenen b u rj uva devlet teorileri hakkında da hükmünü vermiştir. Kom ü n, proletarya n ı n politik örgütünün burj uva demok­ rati k c u m h u riyeti nden kat kat üstün olduğ u n u gösterm iş, çözü m leyici kritery u m l a r, yani h a l k yığ ı n la rı n ı n ç ı ka rla rı n ı yansıtma ba kı m ı ndan da o n u geride b ı ra km ı ştır. Şimdi ka pita l i st memleketlerde «moda .. olan çeşitli reformist ve neo­ a n a rşist görüşler yayı l ı yor. B u n ların e n tipiklerinden biri, Andre Gorts'un, gençli k , aydı n l a r ve b a zı işçi tabakaları arasında belirli b i r etkisi olon «devrimci reformizm .. g ö rüşü d ü r. R. Ştayger, konuşmasında eleştird i ğ i bu a n layışı a n a rşist sendikalizmin bir t ü rü olara k n iteled i . Gerçekten , bu «devrimci reformizm , iktidar sorununu atlayarak ve b u rj uva egemen l i ğ i n e karşı savaş ödevlerin i h i çe sayara k, va rol a n kapita list siste m çerçevesinde g üya «sosya l ist adacı k l a r.. yarat ı l masına yol açaca k olon bir dönüşümler sistemi ög ütlemektedi r. B u n u n la i l g i l i olara k, büyük devri mlerden ve; özellikle proleter devri m l erinden çıkarı l a n derslerin propaganda ed i l mesi. işçi s ı n ı fı savaşı tari h i n i n öğ retil mesi, genç m u h a l efet g ücleri n i n politik eğiti mi bakı m ı ndan son derecede önemlidir. ..

Komün yeni ti pte b i r d e mokrasiydi. B u demokrasi sınıfsal mu htevası ile b u rj uva demokrasisinden kökten ayrı l ı yord u . Zaten hem burjuva ideolog ları, hem de reformist ideolog lar işte bu gerçeğ i küçü msüyor ve üzerinde sahteciliğe yelteniyorla r. S. Egerma n , konuşmasında buna d i k kati çekti. Çekoslova k işçi hareketi nde sağcı oportünizmin yaratıcı­ l a r ı n d a n b i ri olan F. Soukup, «Emeğ i n devri mi.. a d l ı kita bında, Marks ve Engels' i n Komün'e verd ikleri değeri, yan i burada proleta rya d i ktatörl ü ğ ü sözkonusu ol d uğu kanısını revize ediyor ve Komün'ü «demokratik koalisyon yönetimi>, olara k n iteliyord u. F. Sou kup, böylece, Çekoslova k sosya l ­ demokrasi sinin, birinci cumh uriyet burj uva koa l i syon nükü metiyle uyuşma ve işbirl i ğ i n i haklı gösterme yolundan yü rüyord u. Sağcı -oport ü n ist ideoloj iye karşı siste m l i ve sürekl i m ücadelenin, sos­ yalist devlet siste m i n i her ba kı mdan g üclend irmeni n , za m a n ı m ı z koş u l l a ­ r ı n d a Çekoslova kya Komün ist Partisi'nin eylemi ba kı m ı n d a n birincil bir önemi vard ı r. Ya l n ı z a rdıcıl olara k uyg u l a n a n u l uslara rası çapta s ı n ıfsa l 110


yanaşı m , sosyalizmi tehdit eden karşı-devri m teh l i kesinin tam zamanında yokedi lebi leceğ i n i n g a ra ntisidir. E. Şi kloş-Vintse şu n l a rı bel i rtti : Komün deneyi ve işçi sınıfı n ı n Maca­ rista n'da sosya lizm savaşı da d a h i l olmak üzere bütün daha sonraki devri mci savaş deneyi , «tem i z demokrash.ye i l işkin b u rj uva ve oportünist telkinleri n i n saçma l ı ğ ı n ı ve politik z a rarını en i n a n d ı rıcı biçimde i spat etmiştir. «Temiz demokrasi.. veya «güleryüzlü sosyalizm.. parava n ı n ı n a rkasında gerçek b u rjuva karşı -devri m i g izlenmektedi r. V. Fomin ş u nları belirtti : Komün. eski devleti y ı ka rak, yerine proletarya devletini kurdu. M a rks, bu devleti «Fransa'da vata ndaş ha rbho adlı eserinde yer yer «şa n l ı işç i devri mh., «proleta ryan ı n devrim i.., «işçi sın ıfı hükümeti.., «emeği n ekono m i k kurtuluşunun gerçekleşebil mesine elverişli politik biçim.. d iye a n m a ktad ı r. Ayn ı eserin b i r başka yeri nde, Ma rks, doğrudan doğr.uya «proleta rya d i ktatörl üğ ü.. teri m i n i kullan makta d ı r. B i zce, Ma rks için «işçi sınıfının hükümeti .. ve «proletarya d i ktatörlüğü .. teri mleri a n l a mca bird i r. J. Düklo, aynı konuda şunları söyled i : «Proleta rya d i ktatörlüğü fikri daha , Ko m ü nist Partisi Manifesti'nde va rd ı r... Fakat besbelli ki, Pa ris Kom ü n ' ü deneyi M a rks'ı bu a n layışı politik gerçeklik ışığında yokl a ma fikrine va rd ı rmıştı r. M a rks' ı n Komün'ü ta h l i liyle, 1 875'te yazdı ğ ı «Gota progra m ı n ı eleştiri .. si a ra sı ndaki dolaysız i l işkiyi sapta mak mü mkündür. «Gota progra m ı n ı eleştiri .. de şu sözler vard ı r : «Kapita l i st top l u m i l e komünist topl u m a rası nda, birincisini devri m yoluyla i kincisine dön üştürme devri yer a l ı r. Pol itik geçiş devri de bu devre uyar, ve bu devrin devleti pro/et aryamn devrimci dik tatörlü ğ ü 'nden başka bir şey ola maz.. (K. Ma rks ve F. Engels. Top l u eserleri. c. 1 9 , s. 27). * Jak Düklo bir de kapanış konuşması yapt ı . Sosya l i z m i n gelişini m üjdel iyen Paris Komün'ü deney i n i n uya n d ı rd ı ğ ı ilginin bütün konuş­ malara ya nsıd ı ğ ı n ı söyliyerek, yüksek d üzeyde geçen konferansı öğdü. Ve daha son ra şunla rı beli rtti : Konferans, görüşleri mizi aya rla mamıza , Komün hakkında M a rksizm-leninizm klôsikleri n i n değer hükü mlerini hatı rlama m ı za i mkôn vermesiyle de çok fayda l ı oldu. B u rada Pa ris Komün'ünün tari h sel rol üne, yüceliğine ve zaafl a rı n a i l işkin teh l i l lerimiz, aynı zamanda onun a n l a m ve önemini ta h rif yeltenişleri n i n kes i n l i kle reddi demektir.

B i z komünistler, kendimizi izleyici leri saymaktayız.

Pa ris Komün'ü dôvasının

m i rasçı ları ve

Komün'ün son savaşçı ları n ı n d üştükleri Kom ünarlar Duvarı ö n ünde, Per Laşez meza rl ı ğ ı ndaki kabirler a rasında, Moris Torez' i n , M a rsel Kaşen'i., 111


mezarla rı n ı n ve faşi5ct barbarl ı ğ ı n a k u rban gitmiş k o m ü nistlerin mezar­ ları n ı n do b u l u n ması çok sem bol i k bir anlam taşı m a kta d ı r. Bu rad a , bu d uvarın ö n ü n d e Len i n , Pol ve La u ra Lafa rg ' ı n mezarı başında bir veda kon u ş ması ya p m ı şt ı r. Hitlercilerin işgali za m a n ı n d a , h e r yıl, Mayıs son u nda, komü n i stleri­ mizden biri g eceleyin g iz l i ce g i d i p , Komünarlar Duvarı d i bi n e bir çelenk koyuyord u . Saba h l eyin erkenden , Hitlerci ler b u çelengi pa rça lıyorl a rd ı . O n l a r komünarl a rd a n ôdeta korkuyorlard ı . V e bu korku, komünarl::ır tarafı n d a n ca n l a n d ı r ı l a n , erkek ve kadı n mi lyonlarca kişiye malolan fi k i rler k a rşısında d uyd u klari korku hiç de yersiz değ i l d i . Bütün g i z l i ça l ı ş mak zorunda b ı ra kı ld ı ğ ı m ı z devi r boyunca , biz ler, komünarların, aynr zamanda Sovyet O rd us u ' n u n. ka h ra ma n l ı klarını içt=n­ likle yücelemiş izdir. B i l i n d i ğ i g i b i , komünarların sonuncusu, i ki nci Dü nya Savaşı içinde Sovyetler B i rliğ i ' n d e öldü. Adı Adrien Lejen'di. Novosibi rsk'te g ö m ü l d ü . Sovyet yoldo ş l a rı mız, sonradon bu. ' son K o m ü n e mekta r ı n ı n nôşı n ı n Fransa'ya n a k l i rica mızı k a b u l ettil e r. O d o , diğer bi rçok savaş a rka d a ş ı n ı n yatmakta o l d u k l a rı Komünarl a r Duva rı ö n ü n e g ö m ü lecektir. Bu olay, Kom ü n ' ü n 1 00. yıldön ü m ü n e özel bir a n l a m verecek ve Kom ü n ü l kesiyle, onun i d ea l l e ri n i n ilk defa gerçekleştiğ i ü l ke a rasındaki kopmaz bağ ı n ifadesi olaca ktı r. Sözleri m i n son u n da , Komün'den yana Parisl i lerin, Per Laşez Meza ı · l ı ğ ı nda 1 91 4'te ya pılan i l k gösteride - ki buna ben de katı l d ı m - i leri s ü rd ükleri şiarı tekrarlamak istiyoru m . O g ü n , göstericiler a rası nda Komün h ü k ü meti üyeleri nden Ed u a rd Vaya n ' ı ve 1 871 baharı yüce desta n ı n ı n diğer gazileri n i görü nce, Pa risl i ler, ya l n ı z geçmişi değ i l , geleceğ i de d üş � n erek şu ş i a rı haykırd ı la r : Yaşası n Kom ü n ! V. i. Len i n Ko m ü n dôvası n ı n ö l ü msüz olduğ u n u söylemiştir. Bu dava, yeryüzünde milyon l a rca devrim eri n i n barış, demokrasi, u l usal bağ ı ms ı z l ı k v e sosya l i z m u ğ r u n d a k i sava ş ı n d a yaşa makta d ı r.

1 12


Bu günkü Sovyetler Birliği SOSYAL VE KULTUREL ILERLEME Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin önümüzdeki XXiV. Kongresi dolayısiyle, uluslararası komünist ve işçi hareketinde Sovyet toplumu yaşamının çeşitli yanlanna karşı duyulan ilgi gittikçe artmaktadif. "Banş ve Sosyalizm Problemleri" dergisi, 1 970 yi/ı 1 1 . saY/5/nda, Sovyetler Birliği'nde ekonomik gelişmeyi konu edinen yazi/ar yayınlamışlir. insan eyleminin bu sonuç belirleyici alamndaki başanlar, sosyalist toplumsal ilişkilerin gideren komünist ilişkilere yükseltilmesi problemlerinin çözümü için, şehir ile köy arasında, kafa emeği ile beden emeği arasındaki esaslı aynmlann giderilmesi için, emekçilerin yaşama düzeyinin durmadan yükseltilmesi, bilim ve kültürün bütün boyutlarda gelişmesi için gerekli ön şartı teşkil etmektedir. Sovyetler Birliği'nin ekonomik ilerlemesi, sosyalizm ve komünizmin yüce amacına ulaşi/maslna, yani insanın çok yanh gelişmesi, moral ve fizibel kabiliyetlerinin en dolgun biçimde belirmesi için gerekli koşullafln yaratıl­ masına hizmet etmekle yükümlüdür. SBKP, eylemlerinin esas anlamını bunda görmekte, çabalanm buna yöneltmekte, kültürün, eğitim ve öğretimin, sağhğln, emekçilere sosyal yardımın gelişmesine her bakımdan ilgi göstermektedir. Bu yolda gereken ödeneklerin biteviye artınıması, Sovyet yurttaşlan arasında yüksen refahin önemli bir göstergesi, halkın yaşama düzeyini yükseltme alanında SBKP'nin izelediği politikamn ana çizgilerinden birinin ifadesidir. Sosyalizm, emekçilerin kültürel yaşamın ı yen i bir basamağa yükseltmiş, Sovyet toplumunun ekonomik v e kültürel ilerlemesini tek mecrada birleştirmiştir. Dergimizin bu sayısında, Sovyet devlet büyüklerinin ve seçkin toplum adamlanmn yazi/anm sunuyoruz. Bu yazi/ar, Sovyetler Birliği'nde bilim ve tekniğin, halk eğitiminin, yüksek öğrenimin, sağhğın, sosyal yardımııı, edebiyalin ulaşımlanm ve perspektif/erini yansıtmaktadır.

Mihaif Prokofief, SSCB Eğitim Bakanı, SSCB Bilimler Akademisi muhabir üyesi, SSCB Pedago;i Bilimleri Akademisi üyesi : Okul her yerde topl u m u n yarı n k i g ü n ü alarak beli rmektedir, z i ra a n u n kaderi o k u l u n k i m i v e nasıl eğiteceğ i n e bağ l ı d ı r. Sovyet okulu basit b i r . öğre n i m kurumları ö rg üsünden ibaret değ i l d i r. Bu okul, Sovyet ü l kesi y u rtta ş ı n ı n bilinçli hayatına g i re rken herkes i n geçtiği bir öğretim ve 113


eğitim sistemi bütü n ü d ü r. Bundan ötürü, komünizm ku rucu s u n u n kişiliği dah a okul s ı rasından itibaren biçimlen meye başlamaktadır. Genç d i ma ğ l a rd a , topl u m gel işmesi n i n yasa larına, bilimin, tek n i ğ i n ve kültürün çağsal başarıl a rı n a dair bilgiler daha okul s ı ralarındayken yer etmektedir. Gençler, emeğe, proleter enternasyonalizmi y ü ksek prensiplerine sevg i, sömürü n ü n , ı rkçı ve u l usal ezg i n i n her çeşid i nden nefret, barış, özg ürl ü k ve sosyal i lerlemeye d a i r soylu ideal lere sada kat ruhunda eğitil mektedir. B u ödevlerin çözü m ü , Sovyet okulunun bi rleşi k bir emek ve politek n i k okulu olara k kuru l uşu ve g e l işmesi sayesi nde başa rı lmakta d ı r. B u kuruluş ve geliş meye, daha Sovyet egemen l i ğ i n i n i l k g ü n ü nden itibaren , hayatla bağ lantı, Komün ist Pa rtisi' n i n ve Sovyet devletin i n politikasiyle bağla ntı prensibi temel olmuştur. Şimdi Sovyetler B i rliği' nde çocuklar i çi n 178 b i n genel öğreni m okulu va rd ı r. B u n ların hemen hemen 44 bini ta m teşekkü ı ı ü ortaoku ldur. Hepsine 45 m i lyondan fazla öğrenci deva m etmekted i r. Sayı l a rı 1 1 b i n i bulan akşam ve g iyabi öğre n i m okullarında, daha ç o k ü s t sı nıflarda 4 mi lyon dolayında genç işçi, kol hozcu, h iz metl i okumaktadır. Dünyada herhal d e Sovyet okulundan daha enternasyonal okul yoktur; Sovyet oku­ lunda 56 . d i l d e öğren i m ya p ı l makta d ı r. Gençl iğin öğre n i m ve eğitimi a l a n ı nda 2 mi lyon 700 b i n öğretmen ve eğitici ça lışmaktad ı r. B u n l a r öğretim a l a nında UZUn yı l l a r çalışmış tecrübeli pedagog l a rd ı r. Ara la rında y ü ksek vasıflı genç öğ retmenler de az değ i l d i r. öğretmenleri 4 1 1 pedagoji oku l u ve 206 pedagoj i enstitüsü yetişti rmekted i r. B u okul ve enstitülere deva m eden öğ retmen adaylarının sayısı 1 mi lyondan fazlad ı r. Gençl iğin öğre n i m i hakkında tam b i r fikir edinebil mek için, -ayrıca 4 bin orta özel öğ re n i m o k u l u n u n (teknikum) da h i zmette o l d u ğ u n u gözön ü n de b u l u n d u rmak yeterl i d i r. B u tekn i k u m l a ra 4 , 5 m i lyon kız ve erkek öğrenci deva m ediyor. Sayı l a rı 5 bini bulan mesle k i-tek n i k okulla­ rında 2,5 mi lyon işçi okuyor ve sanatlarını kavra ma n ı n yan ısıra genel öğ re n i m de yapıyorlar. Bundan başka, memleketimizde tekni k öğren i m i n çeşitli biçimleri v e yüksek öğren i m i n de ayrı türleri olduğ u n u gözönünde b u l u n d u rmak gerekir. Tek sözle, Sovyetler B i rliği'nde öğ renime deva m etmekte ola n l a rı n topl a m ı 80 m i lyonu b u l uyor. B i r başka deyişle, her üç Sovyet yurttaşından b i ri öğ ren i m yapıyor. Memleketi mizde 1 958'de sekiz y ı l l ı k zorun l u öğreni m usulü uygu l a n m aya başlandı. 1 970'te 4,6 m i lyon öğrenci, ya n i b i rinci s ı nıfta n başlıya n l a rı n hepsi sekiz y ı l l ı k öğreni m ieri ni biti rdiler. Son y ı l l a rda orta öğren i m i n gel iştiril mesi üzerinde yoğ un ça l ı ş m a l a r ya p ı l ıyor. 1 970 yılında, 3 , 2 mi lyondan fazla öğrenci y a da b i rinci s ı n ı fa g i ren çocukların %70'i ta m orta öğ re n i m edind iler. Sovyetler B i rliği'nde 114


kız ve erkek bütün gençlerin 1 0 y ı l l ı k öğre n i mden geçecekleri za manlar da uzak o l masa gerektir. Bugünkü o k u l u n çözü m lediği ödevler hakkında kısaca ş u n l a rı söyliye­ b i l i ri z : Son y ı l l a rda öğret i m sistemi tama m iyle yen ilenmiş b u l u n uyor. B u n u gerektiren neden ler de ş u n l a rd ı r : B i rincisi, okul öğ reni m i n i çağdaş b i l i m v e tekn i ğ i n gelişmesi d ü zeyine uyg u n b i r n itel i kte yürü tmek gereğ i ; i kincisi, Sovyet öğret i m sisteminin kendi gelişmes i n i n yeni b i r düzeye çıkmış o l f!1 asl ; üçüncüsü de çocukları n ve gençlerin a k ı l ve fizik kab i l i ­ yetieri bakı m ı n d a n geliş meleri n i n genel likle h issed i l i r derecede h ı z l a n ­ m a s ı ' " Şüphesiz ki, biz bu g ü ç v e karmaş ı k soru n u çözerken, geçmiş elli yılın kuruculuğu ve Sovyet genel öğren i m o k u l u n u n geliş mesi boyunca biriktiri l m i ş değerli ve fayd a l ı ne va rsa heps i n i korumuş b u l u n uyoruz. Her şeyden önce, matematik, ki mya, fizi k, biyoloj i ve diğer esas doğal b i l i mleri n öğret i m i değ işti. B u b i l i mleri n en önem l i u laşı m l a rı hakkında öğrenci ler dördüncü ve beşinci sı n ıflarda bilg i ediniyorlar. Çocukte, dan':! bu yaşta, fiziyoloji ve psikoloj i n i n ispatl a d ı ğ ı g i b i , soyut düşünmenin geliştiril mesi, genelleme ka b i l iyet i n i n işlenmesi, ona konulara a n a l itik biçimde yanaşım alışka n l ığ ı a ş ı l a n ması gereklid i r. Esasen, öğren i m i n başlangıç aşamasını yetki n leştirmenin gerçek a n l a m ı da b u d u r. Dğreıı i m süreci nde aynı yönel i m yukarı sı nıflarda da geliş mekte v e g üclen mekted i r. Drneğ i n , okul matematiği öğ ret i m p ro g ra mı n a yüksek matematik · unsurları da katı l m ı şt ı r. Bu a rClda çok küçücük h a dlerle işlemler hakkı nda dCl b i l g i veri l mekte, öğrenci ler elektro n i k ordi natörlerin çalışma pren s i p ­ l e r i n i v e progra ml a mayı kavramakta d ı ri a r. Ki mya öğret i m i progra mlarında, k i myasal bağı ntı l a rı n tabiatına dair çağdaş g ö rüşler gel işti ri l mekte , bu da maddelerin hassa ve karş ı l ı kl ı eylem ka b i liyetlerin i n öğrenciler ta ra ­ fından kavra n masına i mkan vermekted i r. Biyoloji dersleri d i zisinde, h ücrede meydana gelen i lkel biyo-ki myasal reaksiyon l a rdan evri msel öğ retiye kadar ca n l ı n ı n fonksiyon mekanizmi öğretilmekted i r. B u dersleri n okutu l ması, ayrıca, öğrencileri n d iyalektik- materya l i st, b i l i msel-estetik görüşleri kavrayı p beni msemeleri ola nağ ı n ı yaratmakta d ı r. Komün ist d ünya görüşü n ü n b i ç i m lend i ri l mes i nde, öğ renci lere M a rksist­ Len i n i st b i l i m i n esasları n ı n kavrat ı l masında okula olağan ü stü b i r rol düşmektedir. B u a maçla ra tClrih, top l u m - b i l i m ve edebiyat öğ reti m iyle u l a ş ı l makta d ı r. Dğ renci leri n bu yolda b i l g i ed i n meleri, politik bakımdan aydınla n malarına ve ideolojik i na nçla rı n ı n sağl a mlaşmasına yard ı m etmektedir. Okul öğ reti m p ro g ra ml a rında ya pı lan yen i l i klerle i l g i l i olara k, ders kita p l a rı n ı da birçok bakı mdcın yen i leme zoru n l uğ u n u n doğmuş o l ması tab i i d i r. Ders kitapları n ı n çoğu, bütün esas bilim kollarında uzman olan ünlü b i l g i n ler tarafı ndan yeniden yaz ı l m ı ştır. Bu ders kita p l a rı , ög ren115


ci lerin b i l g i lerini sadece genişleten ve zenginleştiren yeni faktoloj i k veri lerle d o l d u r u l m u ş d e ğ i l d i r. hepsi de b i l i m i n çağsa l ulaşı m l a rı açısı ndan yaz ı l m ıştır. Çünkü. Sovyet o k u l u n u n baştan başa yeniden d üzen­ len mesi ve öğrencilerin çağ d a s bilgi lerle donatı lması söz konus u d u r. Çağsal b i l i m i n esasla rı n ı bütün öğ rencilerin kavra masını sağla mayı ödev ed i nen Sovyet o k u l u . o n la ra çağsal ü retim hakkı nda bilgi vermekte. ken d i lerine çalışma i htiyacı ve meleke aşıla m a ktadı r. B i rçok okulda otomobil - motor. (köy o k ul l a rı n do) traktör öğren i m i . dakti l o veya diğer bazı pratik uğra ş ı l a r prog ra m l a ra a l ı n mıştı r. Pol itekn i k ö ğ renimde gerekli koş u l l a r yaratı l ma k üzere. devlet bütçesinden okula büy ü k ödenekler ayrı l ma l kta d ı r. Bundan başka. okula. işletmele r. kol hozl a r. sovhaz l eı r. b i l i m örgütleri tarafı ndan g ittikçe o rta n yard ı m l a r ya pıl maktadır. Sovyet okulu. öğrencileri aynı zamanda yü ksek top l u msa l faa l iyet. ve bil inçli yu rttaşl ı k ru h u nda eğitme a racıd ı r. O k u l . bu a n la mda do. Kom­ somol ve piyoner örgütü ile s ı k ı sı kıya bağ l ı olara k ça l ı ş ma ktad ı r. Oğre n i m ve emek. top l u msal uğraşı ve spor. t u rizm ve oyu nlar. gençl ikte yurtseverl i k ve enternasyo n a l iz m b i l i nci biçi mlendirme a macı n ı n hizmetin ­ d e d i r. Bizim o k u l u m uzda Sovyet yaşa ma tarzına özgü yeni i l işkiler ya ratı l m ıştı r. Bu i l işkiler. öğrencilerde komün ist mora l i n i n biçimlen mesine kesin b i r etki yapmaktadır. Oğ rencilerin kendi g i rişi mine. öğrenci ve öğ ret i m kol lektif­ leri nin elbirliğine daya n a n ö ğ renci öz yöneti mi u s u l ü n ü n uyg u l a n ması do a h lô k eğiti m i ba k ı m ından küçü msenemiyecek b i r önem taşı makta d ı r. Oğ rencilerin a h l ô k eğiti m i nde. a i le. ü reti m iş letmeleri ve top l u msa l örgütler de okula cid d i yard ı mlarda b u l u n ma ktadı riar. Her türlü Sovyet genel öğre n i m okullarındaki öğ renci sayısı 1 940-41

i

1 950-51

35.5

i

34.7

i

i

(mi lyon kişi hesa biyle) 1 960-61 i 1 965-66 36.2

i

48.3

i

i

1 969-70 49.4

Şüphesiz ki. biz. problemlerimiz ve g ü ç l ü kleri m i z olmadığ ı n ı iddia etmiyoruz. Fakat Sovyet okulu ö ğ reti m siste m i . karşı laşılan p roblemlerin süratle çöz ü l mesine. başlı başı na yaşa ma yeteneğ ine sahip. çağso l bilgiler ve yeteri kada r hayat tecrü besiyle dona nmış sağ la m b i r kuşak yetişti ri l ­ mesine elverir niteli kted i r. Sosya l i st ve komün ist top l u m u n yarını gerçekte Sovyet o k u l u no hava le ed i l mişt i r. Bundan ötürü. okul dôvası bütün Sovyet h a l k ı n ı n dÔvasıd ı r. parti n i n genel dôva s ı d ı r. B u n u n için. k o m ü n ist parti si ve h a l k ı m ı z. Sovyet o k u l u n u n her ba k ı m d a n gelişmesi yönünde büyük çaba l a r harcamakta­ d ı ri a r. 116


Birlik cumhuriyetlerinde hertürlü Sovyet genel öğrenim okul/a"ndaki öğrenci sayısı (Işçi-köylü gençliği okul/a"na, yaşlilar ve gıyabiler okul/anna devam edenler de dahil) (bin kişi hesabiyle)

i

1 940-41

i

1 969-70

Bütün SSCB

35 552

49 426

(Ya l n ız) RSFSC

26 633

25 795

(Ya l n ı z) U k rayna SSC

6 830

8 480

(Ya l n ı z) Belorusya SSC

1 737

1 852

(Ya l n ı z) 'Ozbekistan SSC

1 325

3 1 54

(Ya l n ı z) Kaza kista n SSC

1 1 48

3 1 41

(Ya l n ı z) G ü rcistan SSC

767

1 01 6

(Ya l n ı z) Azerbaycan SSC

695

1 394

(Ya l n ız) Litva nya SSC

380

573

(Ya l n ız) Moldavya SSC

440

795

(Ya l n ız) Letonya SSC

242

353

(Ya l n ız) K ı rg ı zista n SSC

334

751

(Ya l n ız) Ta cikista n SSC

315

740

(Ya l n ı z) Ermenistan SSC

333

635

252

536

121

21 1

(Ya l n ı z) Tü rkmen ista n SSC (Ya l n ız) Estonya SSC

i

i

Vyaçeslaf Elütin, SSCB Yüksek Oğretim Bakam, SSCB Bilimler Akademisi muhabir üyesi: 'Once bi rkaç ra kamla baş lıya l ı m : Hôlen Sovyetler B i rliğ i'nde 4 m i lyon 600 bin ü n iversiteli var. B u n ların \\/043,1 ' i h ü mo niter b i l i m kollarındad ı r : \\/037,7'si m ü h e n d i sl i k, o/c 8,3'ü köy ekonomisi, %7,2'si tı p v b . öğ ren i nı i yapmakta d ı r. Yü ksek öğ re n i m, hem l i seleri henüz bitirmiş genç kız ve erkekleri n , hem de ü reti mde ça l ı ş m a kta o l a n l a rı n devo m edebi l ecekleri biçimde k u ru l muştur. Akşa m öğre n i m i ve g ıyabi sistem, üniversite öğ ren 117


cileri n i n hemen hemen yarı s ı n ı kapsaya bilecek kadar gelişm iştir. ü n i ­ versitelileri n 4/3' üne burs, (sembo l i k denebi lecek b i r kira karş ı l ı ğ ında) yurd ve hemen hemen parasız olara k ders kitapları ve gereçleri sağ l a n ­ makta d ı r. Akşam v e g ıyabi öğ re n i m enstitülerine devam edenlerin de, sı navlar döneminde ek olara k ücretli izin, sınav ve lö boratuvar çalış­ ma ları yerlerine kadar i nd i ri mli bi letle seyahat vb. gibi avantajıarı vardır. Herkesçe b i l i n mektedi r ki. n üfusun u n 3/2's i yüksek öğre n i mde eşitsiz­ l i ğ i n ne olduğ u n u bil meden yetişmiş olon ve zen g i n geleneklere sa h i p bulunan Sovyet top l u m u , bütün g e n ç y u rttaşları na kendi seçecekleri b i r çalışma a la n ında uzman o l m a hakkı vermekte v e b u n u n gerçekleş mes i n i sağ l a m a ktad ı r. fakat b u . b i z i m h i ç b i r problemimiz o l m a d ı ğ ı a n l a m ına gel mez. Orneğ i n , şeh i r ile köy a rasındaki ayrı mlar büsbütün g ideri l ­ medi kçe, köy gençliğ i n i n yetişme d üzeyi şehir gençliği n i n yetişme d üze­ yinden b i raz düşük ol maya deva m edecektir. Ta m örgütlü ortaokul i l e a kşa m oku l l a rı n ı n öğren i m d üzeyleri a ra s ı n d a da bir fark h issed i l ­ mektedir. Gençleri n bu farkı g idermelerine yard ı m maksadiyle özel bir hazırlama kursları s i stemi meyd a n a getiril m i ş olup, ü reti mde e n a z b i r y ı l ça lışmış b u l u n a n sanay i v e kol hoz öncüleri, ordudan terh is edi len ve askerlik sanatında 'Ile politik bilgide iyi derece alanlar ken'd ilerine burs

da sağ lanara k bu hazırlama kurslarına a l ı n maktad ı rl a r. B u işlemde ateiye veya brigada genel kuru l u n u n tavsiye si zoru n l u d u r, ve parti, komsomol, send ika örg ütleri n i n kanısı gözönünde tutu lmaktad ı r. Memlekete her beş üniversiteli,den biri n i bu k u rsların kaza n d ı rd ı ğ ı n ı söylersek, b u n l a rı n önemi herhalde daha iyi bel i rir. Yüksek okul işte bu s u retle halk ekon o m isi ve kültürün bütün kollarında uzman o l a ra k yetişmeye hazırl a n m ış gençler a l ma kta d ı r. Sovyet yüksek o k u l u n u n esas özelliği, top l u m u n en öne m l i i htiyaçları gözön ü nde tutul a ra k kadro yetişti rmenin bir plön d a h i l i nde yü rütü l mesid i r , Uzman yetiştirmede p l ö n l ı ça l ı ş m a , b i rincisi, h a l k ekonomisi v e kültürün bütün kol l a rı için y üksek vasıflı kadrol a r hazı rla n ması na ; i kincisi, i htisas a l ı p da yü ksek oku l u bitiren herkese iş b u l u n ması na ; üçüncüsü de, genç l i ğ i n i l g i ve eğ i l i m leri n i n , hayat yol u n u bel irl iyecek istida d ı n ı n aza m i ölçüde g özön ünde tutu lmasına i mkôn vermektedir. Böylel i kle, mühen d isler, tarım mühendisleri , pedagogl a r, doktorlar vb. g i bi değişik bra nşlard a n u z m a n l a r ı n n icel eğiti minde hata ların en a za i n d i ri ldiği söylene b i l i r. B u n u n ne kadar önemli ve aynı zamanda karmaş ı k o lduğ u n u anlata b i l mek i ç i n , memleketi m izde 330 kadar i htisas ko lunda kadro yetiştiril mekte olduğ u n u söylememiz yeterl i d i r sa n ı rız. 1 969 yılında Sovyetler Birliğinde bütün yüksek okullara 4 milyon 550 bin üniversiteli, orta okullara lise muadili okullara 4 milyon 302 bin öğrenci devam ediyordu.

1 18


Sovyet yüksek o k u l u n u n bir niteli ğ i n i daha beli rtmek isteri m. Bizde geleceği n uzman l a rı n ı n yetişti rilmesinde mesleki öğ ren i m yüksek yu rtta ş l ı k duyg u l a rı v e a hlôki vasıflar kaza n d ı rma eğiti m i i l e birleşti ri l miştir. Yüksek öğreni m okulu bir öğretim-eğitim kompleksi teşkil etmekte d i r. Bu da, b i l i m veya ü ret i m i n belirli bir kolunda sadece seçtikleri meslek çerçevesi içinde kapalı uzmanlar değ i l , i n sa n l a rl a çalışmayı, o nları eğitmeyi ve onlardan da öğ ren meyi becerebi len örg ütçü ler yetiştiri l mesini teminat a ltına a l m a ktadır. M a rksi z m - lenin i z m i n esasları n ı , diyalektik ve tarihsel materyal i zmi, politi k ekonomiyi ve bili msel komünizmi öğrenmek, bütUn b i l i m dallarından uzmanlar için zoru n l ud ur. Yüksek okul/ara ve orta meslek oku/lanna devam edenlerin sayısı (On bin nüfusa düşen miktar hesabiyle) Y ü ksek okullar 1 940-41 -

1

Orta meslek okulları

1969-70

1 940-41

1

1 969-70

i

Bütün SSCB

41

1 88

50

1 78

(Ya lnız) RSFSC

43

204

53

1 97

(Ya l nı z) Ukrayna SSC

47

1 71

47

1 68

(Yal nız) Belarusya SSC

24

1 53

39

1 60

(Yalnız) özbekistan SSC

28

1 94

37

1 30

(Ya ln ız) Kazakistan SSC

16

1 52

48

1 63

(Ya lnız) G ü rcistan SSC

77

1 92

71

1 08

(Yal n ı z) Azerbaycan SSC

44

1 94

52

1 35

(Ya l n ız) Litvanya SSC

20

1 78

22

207

(Yal n ı z) Moldavya SSC

10

1 27

17

1 39

(Ya l nız) Letonya SSC

52

1 71

50

1 66

(Yal nız) Kırgızistan SSC

19

1 58

38

1 38

(Yal nız) Tacikistan SSC

15

1 47

38

1 17

(Ya l nız) Ermenistan SSC

82

214

66

1 82

(Yal n ız) Türkmenista n SSC

22

1 35

57

1 30

(Yal nı z) Estonya SSC

45

1 66

20

1 81

1 19


Yü ksek öğ re n i m gençl i ğ i n i n eğ i t i m i sadece dersler ve seminerler çerçevesinde kal maz. Kom ü n i st d ünya görüşü kaza n d ı rma, a h lô k i , esteti k eğitim v e emek eğ iti m i o k u l saatleri dışında da deva m eder. B u n u n d a bi rçok biçi m l eri vard ı r. B u n l a r a rasında, örneğ i n , ün iversitelilerin top l u msal b i l i m l e r problemleri, Sovyetler B i rliğ i Leninci Kom ü n i st Gençl i k B i rl i ğ i (Komsomol) ta ri h i v e uluslara rası g e n ç l i k h a reketi üstüne b i l i mse! çal ışmalar alanında ve bütün Sovyetler Birliği çapında düzenlenen yarışma d i kkate değer. Art ı k b i rçok yüksek öğ re n i m okulunda yayg ı n olon ve «genç okutma., (konfera nsçı) ekolü» a d ı veri len uygulama da büyük bir i l g i uya n d ı rmak­ tadır. B u uyg u l a mada üniversite öğrenci leri önce b i r- i k i y ı l boyunca, Marksist-Len i n ist teori n i n en önemli böl ü mleri ne, toplumsal b i l i mlerin en yeni ulaşı m l a rına, u l u s l a ra rası aktüel problemlere d a i r d izi d izi d ersler dinlemektedirler. Bunun yan ı s ı ra , dinleyiellerden her biri, serbestçe seçeceğ i b i r konu üzeri nde b i r d ers m et n i hazırlamakta ve bunu a rk-ı · daşları ö n ü n d e okumaktad ı r. Ve o l u m l u karşı l a n d ı ğ ı tak d i rde, hazıri ıyo;' gence, bu konfera n s ı n ı end üstri işletmeleri, sovhoz ve kol hoz kollektifleri önünde tekra rlama hakkı veril mekted i r. Yü ksek öğ re n i m gençliğ i n i eğitme a raç ve b i ç i mleri a rasında, ün iver­ siteli lerin b i l i msel b i r l i kleri, özel semi nerler ve dernekler g i tti kçe arta n bi r yer b u l maktad ı r. B u n lara katı l a n üniversite öğ rencisi, normal öğ reni mden başka, b i l i msel ça lı şma a l ış ka n l ı ğ ı ed in me, yaratıcı düşünme yeteneğ i n i g e l i şti rme, b i l i m v e tek n i ğ i n en yeni u laşı m l a rı çizg is i nden yürüme, Mark­ sizm-len i n izm öğ retis i n i d a ha iyi kavra ma olanağı b u l makta ve politik ba kımdan daha da o l g u n la ş maktad ı r. Kom ün ist eğ itim siste m i nde, top l u ma fayd a l ı b i r emek. b i r u ğ raşı büyük b i r rol oyna makta d ı r. Yaz tat i l ierinde üniversiteli lerin kolhaz ve sovhozlera . i nşaat yerleri n e g itmeleri b i z d e a rt ı k g elenek olm uştur. Yü ksek öğ re n i m hayatı n ı n «emek sömestri» deni len bu d ö n e m i , gençlerin. hayat tecrü besi. örg ütçü a l ı şka n l ı kları. iş letme yöneti m i yeteneği e d i n melerine ya rd ı m etmekte. o n l a rda kol l ektivizm ru h u . g üçlü kleri yenme i radesi ya ratmak­ tad ı r. Şunu da bel irtmeliyiz k i . yüksek oku l l a rda parti örg ütleri n i n yöneti m i a l t ı n d a ko msomol ve meslek örgütleri tarafından b ü y ü k b i r e ğ i t i m çal ı � ­ m a ş ı ya p ı l ma kta d ı r. B.u örg ütlerin ça l ı ş m a l a rı n a ün iversitel i lerin dağrudan doğ ruya katı l m a l a rı. politi k eğitimde olağanüstü b i r ekol teşki l etmekte, kollektiften. yüksek o k u l u n ça lışmasından ve parti tarafından veri len ödevlerin yerine geti ril mesinden soru ml u l u k d uygusu yaratmaktad ı r. Yüksek öğren i m gençl i ğ i n i n ü n i versitede ken d i n i yöneti me. genel h a l k v e devlet ödevleri n i n g e rçekleştiri l mesine katı l m a s ı . o n l a r ı n eğiti l mesi ve örgütsel alışkanlıkleır edinmeleri bakımından çok önemlidir.

120

8u hususta


ya l n ı z şu kanıtı bel i rtme l i yi m : Hôlen yersel sovyetlerde 500 ü niversiteli halkvek i l i vard ı r. Yüksek öğren i m i n beli rl i bir aşama kapsa m l ı ödevieri, SBKP Pro­ g ra m ı ' n d a , part i n i n XXi i i . Kon g resinde tesbit edil miştir. B u n l a rı n esa s ı , u z m a n yetiştirmede kal iten i n d a h a d a iyileştiri l mesidir. Yukarıda belirtti ­ ğ i m i z g i b i , a rt ı k b i l i m v e ü reti m i n yepyen i b i r k o l u da söz konusu olsa, n e k a d a r v e n a sı l u z m a n l a r yetiştiri leceği sorun u daima p l ô n l ı o l a ra k çözül ­ mektedir. Fa kat uzman yetiştirmede kal iteyi d a h a d a iyi leştirme problemi geçici d eğ i ld i r, sürekli ve kesintisiz bir ça lışma g erektirmektedir. Bu konuda çöz ü l m esi zoru n l u sorun l a r n elerd i r? B u rada her şeyden önce ö ğ re n i m i n bili msel m uhtevası , d üzeyi söz k onusudur. "Yü ksek öğren i m» kavra mı bir dereceye kada r şartlıd ı r, zira top l u m g el işmeki€:, onun şu veya bu işle g örevlend i receğ i uzman i htiyacı çoğa l ma kta, bilgi lerin hacmi d e a rtmaktadır. Çünkü n ispeten y a k ı n bir g eçmişe kadar yüksek okulda öğ renilen n i ce b i l g i leri öğ renciler a rt ı k çok l ukla orta genel öğ ren i m o k u l u n d a ed i n m ektedirler. Ne var ki, bizim için problem, b i l i m ve tek n i ğ i n çağ sa l gelişme kesi­ minden g eride ka l m a m a ktan çok , b u g elişmede ön plônda yer a l ma, bunların perspektiflerin i daha uza ktan ve daha a ç ı k biçimde görme olanağına sahip o l m a kt ı r. B u istek, bilim ve tekn ikte d urmadan yeni yeni kolların meydana geldiği za m a n ı m ızda özel bir önem taşı m a ktadır. Bizim yüksek öğ re n i m yapma z a ma n ı mı z ı n n ispeten s ı n ı rl ı o l d u ğ u da d i kkate a l ı n m a l ı d ı r. Yetişti receğ i miz uzman için g e rekli itiyat ve b i l g i lerin edi n i l mesini sağl ıyacak prog ra m l a rı ve belirli dersleri b u s ı n ı r l ı süreye s ı ğ d ı r m a m ı z gerek l i d i r. B u n d a n ötü rü de, bizde, genel öğren i m d ersleriyle özel derslerin doğru biçimde seç i m i ve bağdaştı rı lması öğ ren i m d üzey i n i n tesbitinde esas ödevi teş k i l etmektedir. ate ya n d a n , öğ re n i m prog ra ml a rı ne kadar iyi hazı rla n ı rsa hazırla nsın, e n i -sonu her şey öğret i m kadrosuna bağlıd ı r. Bunun için, uzman yetiştir­ mekte kal iteyi iyi leştirme dôvası, her şeyden ö n ce, bizzat öğret i m üyeleri kad rosu n u n isa betle seçi mi, dağ ı l ı mı , yerli yeri n d e k u l l a n ı l ması ve n ihayet mesleki va sıfla rın ı n mütemad iyen iyileştiril mesiyle çöz ü m len mektedir. B u n u n ya n ı s ı ra , mem leketi m i zde, öğ ret i m üyeleri n i n meto d i k bilgi ve yetenekleri de d u rmadan a rtı rı l m a kta d ı r. Şimdi yü ksek o k u l u n çok yanlı eyle m i n d e baştan başa bili msel örg ütleme soru n u ile i l g i l i olara k büyük ça lışmalar ya p ı l ma kta d ı r. lJn iversi tel i lerin ve öğretim üyeleri n i n sa h i p o l d u kları vak i t bilô nçosu incelen mekte, öğre n i m ve etraflı gelişme için bu zama n ı n iyi k u l l a n ı l ması gözeti l mekted ir. Televizyon ve radyo i le dersler ve konsü ltasyo n l a r yay ı n l a ma pratiğ i de geniş ölçüde yay ı l ma ktad ı r. ağreti mde kaliteyi a rtırmak için teypler ve çeşitli m a k i neler k u l la n ı l ma kta, lôboratuvar d onatı mları daha yetkin hale 1 21


getiril mektedir. Yüksek oku lda pedagoji soru n l a rı ve öğretim psikoloj i5i g ittikçe a rtan b i r d ikkatle üzerinde durulan konulard a n b i ri dir. Gerek uzma n l ar yetiştirme, gerekse öğ ret i m-okutman kadrosu n u n kal i ­ fikasyo n u n u artı rma i ş i , yüksek okullarda b i l i msel a raştı rma ların bütün boyutlarda geliştiri lmesin i gerektirmektedir. Gençlerin bunlara katı l ma ları, devletçe «en iyi ü niversiteli b i l i msel ça l ışması" (yı lda 300 tane) ö d ü l ü i l e teşvik e d i l mektedir. Oniversite öğrencileri n i n en iyi b i l i msel çalışma ürünlerine, a ld ı kları ödü l lerle birlikte Sovyetler B i rl i ğ i Ha l k Ekonomisi U laşımları Sergisi'nde yer veril mektedir. D a h a başka teşvik yolları da vardır. On iversitel i l er-ara s ı b i l i m birli kleri, konstrüktör büroları vb. bir hayli gelişmişti r ve 600 binden fazla öğrenciyi kapsa maktad ı r. O n i versite­ I i leri n b u ralardaki b i l i msel a raştı rmaları çoğu a hvalda h a l k ekon o m i s i çerçevesi nde önemi olan s o n u ç l a r vermektedir. Yüksek okul, her şeyden önce, halk ekonomisinin bütün kolları için

yüksek vasıflı uzma n l a r yetiştirerek b i l i msel -tekni ksel i lerlemeye yard ı m ediyor. Şimdi çağsal b i l i m v e üreti m i n perspektif doğrultul a rı i ç i n kadro sağlama işi giderek artan b i r önem kaza n ı yor. B u rada, temel b i l i m leri s ü rd ü ren çizg ide biyofizik, biyokimya, biyonika, ekonomi, sibernetik energetik, k imya teknoloj i s i , mühendislik psikolojisi, sanayi estetiğ i vb. g i b i dalların p roblem leri üzerinde ça lışacak uzma n l a r yetişti rilmes i ; sanayide ve köy ekonomisinde, idare mekaniz­ masında, otomatik yönet i m s i stem lerinde vb. çalışacak uzman ları n eko­ nomik öğ re n i mieri n i n esaslı biçimde y ü kseltilmesi söz konusud ur. sibernetik

Komü nist Parti si, yüksek okul a la n ı nda çalışa n l a rı n bütün ça ba l a r ı n ı işte bu ödevleri n çözü müne yöneltmektedir. Sözleri m i bitirmeden önce ş u n u da bel i rtmeliyim : Sosya l ist ü l keleri n ve

geliş mekte olan

genç

devletlerin

gekecek

kadrosunu

teşkil

eden

onbinlerce uzman ve b i l i m a d a m ı da b i z i m yüksek o k u l la rı mızdan geç­ mektedirler. Onların kanısına göre de, Sovyet yüksek okulu, uzman odayı n ı çağsa l b i l i msel-tekniksel b i l g i lerle donatmakte, o n a başfı başına b i l i msel a raştırma alışka n l ı kları aşılamaktad ı r. Biz bunda Sovyet yü ksek öğren i m siste m i n i n üstün vasıfla rı n ı n yansıması n ı görüyoruz.

Sovyetler B irliği'nde b i l i m işçi leri sayısı 1 940 y ı l ında 98 3 1 5 i ken, 1 969'da 883 420'ye çıktı . 1 969 y ı l ı nda sosyal - k ü l türel tedb i rler ve b il i m harca maları tutarı Sovyetler B i rl i ğ i u l usal gelirinin %24'ü n ü aşıyord u . 1 971 'de b i l i msel a raştı rma iş leri genel harca m a la rı 1 3 m ilyar rubleyi b u lacaktır. 1 22


Sovyetler Birliği'nde b i l i m işçileri sayısı

i

1 940

i

1 969

98 3 1 5

883 420

(Ya ln ız) RSFSC

61 872

603 236

Ukrayna SSC

1 9 304

1 22 754 20 631

Bütün Sovyetler Birliği'nde

Belarusya SSC

2 227

Ozbekistan SSC

3 024

24 079

Kazakistan SSC

1 727

25 31 9

G ü rcista n SSC

3 51 3

1 8 621

Azerbaycan SSC

1 933

1 6 594

litvanya SSC

633

8 270

Moldavya SSC

1 80

5 504

1 1 28

8 61 8

Letonya SSC K ı rg ız i stan SSC

323

5 486

Tacikistan SSC

353

4 725

1 067

1 1 577

Türkmenistan SSC

487

3 483

Estonya SSC

544

4 523

Ermenistan SSC

Boris Pelrovski SSCB Sağ/ık Bakanı, akademisyen, sosyalist emek kahramanı Sovyet devleti, tarihte, h a l k ı n sağ l ı ğ ı n ı koru ma ve iyileştirme i l g isi ve sorum u n u tümüyle y ü k ü mlenen i l k devlettir. Halkın sağ l ı ğ ı , V. i. Len i n ' i n deyişiyle toplumsal servettir, «mıri va rlık ..tı r. Leni n ' i n devlet b i rleş i k yö netim ve koordi n a syon organı n iteliğinde bir RSFSC Halk Sağ l ı k KOı11 i · serl iği kurul ması hakkındaki buyrultusu (Te m m u z 1 9 1 8) , h a l k sağ l ı ğ ı n ı koru m a n ı n örg ütlen mesinde i lkesel yeni aşa man ı n başlang ıcı o l m uştur. Sağ lığı koruma ödevi sosya l i st top l u mun ka n u n u d ur. Halk sağ l ı ğ ı n ı n koru n masına i l işkin sosya l i st prensipler Komün ist Partis i n i n prog ra m belgelerine en bel i rg i n biçi mde yansı mışt ı r. Ha l k sağlığ ı n ı n koru n ması, top l u m u n sosya l -ekonomik ve tıbbi ted bir­ lerinden, devlet, i ktisat ve topl u m örg ütleri n i n emeği korumaya yönelik 1 23


komple eyleminden (s'o syal ya rd ı m, sosyal sigorta, yerleşme kesi m leri n i n bayı ndırılması, y ı ğ ınsal beden eğ itimi, h a l k ı n k ü l t ü r d üzey i n i yükseltme vb.) meydana gelen bir sistem bütünüyle sağ l a n m a ktad ı r. 1 970 yılında ya l n ı z SSC� Sağ l ı k Ba kan l ı ğ ı sistemi kapsa m ı na g i ren sağ l ı k k u r u m l a rı n ı n ha rca maları için devletçe 9 milyar ru b ieden fa zla ödenek ayrı l mı ştır. Bunun yan ı s ı ra, devlet, kooperatif k u ru m larına ve meslek birl i kleri örgüt· lerine de öneml ice mi ktarda ödenekler ayrı l ma kta d ı r. Sovyet Sosya l ist C u m h u riyetleri Birliği'nde sağ l ı k koru ma ( muayene ve tedavi) pa rasızd ı r ve herkesi kapsa m ı na a l ı r. Gerçi u z m a n e l iyle tam vaktinde ya p ı laca k y ü ksek kaliteli tı bbi yard ı mm, ted a vi n i n önemi büyüktür, fakat daha önemli olan, h a sta l ı ğ ı n önlenm esi, hasta lan maya yol veri l memesi d i r. Bizim sağ l ı k sistemi mizin profi lôktik (önleyici) yönel i mi, tı bba ya l n ı z doğal - biyoloj i k bilim olara k değ i l , aynı zamanda temelden sosyal bir bilim gözüyle ba k m a n ı n mantıki b i r so 'ı ı ­ cudur, Ya bancı memleketlerde de birçok ilerici top l u m ve tıp a d a m ı sosY,11 sağ l ı k koruma fiki rleri n i n ve profi l ô ktiğ in yabancısı değ i l lerd i r. Ama b u fikirler ancak sosya l i st devlet koş u l l a rı i çinde en b ü y ü k başarıyla hayata geçiri le b i l i r, z i ra devletin ve toplu msa l d üzen in ç ı ka rl a rına ta m a m : ile uygun düş mekted i rler. Bizde profi lôktik yönelim h a l k sağ l ı ğ ı için mücadelenin her dalı nda (sa lg ı n ı a ra ve bulaşıcı hasta l ı kl a ra karşı m ü ca delede, ana ve çocuk esirgemede , sa nayi işçileri n i n ve köy a h a l isinin sağ l ı ğ ı n ı n koru n masında; veremle, sinir ve ruh hasta l ı kl a riyle vb. savaşta) bütün ça l ı ş makırı n temel i d i r. Tedavi v e koru n ma i ş i n i n birliği Sovyet d ispanser metodunda en iyi biçimde somutlaşmıştır. Bu metot, tı bbi yard ı m ı n kesi m lere g ;:i re örgütlenmesine uygu n l u kl a yalnız özel d i spanserlerin çalışmalarında değ i l , aynı zamanda bütün tedavi ve profilôkti k k u ru m l a rı nd a d a esas metottur. Profi lô ktik a l a n ı nda, yani hasta lanmaların önüne geçi l mesi nde, halk a rasında geniş ölçüde örg ütlenmiş olan sağ l ı k koruma eğiti mi büyük bir rol oyna ma ktad ı r, Sovyet sağ l ı k koru ma siste m i n i n i l kesel temellerinden biri, t ı p b i l i mi i l e sağ l ı k koru ma prati ğ i n i n bir b ü t ü n d e birleşmiş o l masıd ı r. B i z d e taba bet, k o ru n ma, teşh i s ve tadavi n i n ' çağsal metotla rı n ı ben i msemiş bir d o ktorlar or� usuna sa h i pt i r ve bu ordu d u rmadan takviye a l makta d ı r. Za man ı m ızda Sovyet sağ l ı k sistem inde esas prensip ler, örg ütlenme b i l i m ve metotları, her y u rtta ş ı n ve sağ l ı k personel i n i n h a k ve ödevleri, 1 969'da SSCB Yüksek Sovyeti tarafı ndan kabul ed i l m iş olan ..SSCB ve birlik c u m h u riyetleri n i n sağ l ı k koru ma ka n u n ları esasları .. a d l ı dokümanda ya nsıtıimıştır. 1 24


Bizi m bu a la n d a ki başa r ı l a rı mı z ı n en öneml i göstergelerinden biri, n ispeten k ı sa bir ta rihsel süre içinde, b u laşıcı hasta l ı klara tutulmayı ve ö l ü m ora n ı n ı h issed i l i r derecede aza ltab i l miş o l m a m ı zd ı r. 1 965'de genel ö l ü m ora n ı , devri me kadarki d u ruma k ı yasla, 4 defa azal mıştır. Çocuk ö l ü m ü n ü n aza ltı lması nda daha da hayret verici sonuçlar elde ed i l miş, 1 91 3'te her y ı l doğan bin çocuğ u n 269'u yaşı n ı doldura madan ölürken, 1 969'da bu oran binde 26'ya i n d i r i l m i ştir. Devrim öncesi Rusya'da 32 yıl olan orta l a ma ö m ü r ise, şimdi 70 yıla ç ı k a r ı l m ıştı r. Sağ l ı k personeli yetiştirme işlerindeki geniş atı l ı m da Sovyet sağ l ı k siste m i n i n kuşku götürmez b i r başarı s ı d ı r. 1 969 y ı l ı n da 9 1 enstitü doktor ve eczacılar, 666 orta tıp öğ re n i m o k u l u da orta sağ l ı k personeli yetiştir­ meye deva m etmişlerd i r. Sovyetler Birliği, n üfusa ora n l a doktor sayısı bek ı m ı n d a n a rt ı k d ünyada çoktan b i rinci yeri a l mıştır. 1 969 y ı l ı nda memlekette 642 b i n 500 doktor va rd ı , yani her 10 b i n kişiye 26,6 doktor d üşüyord u . D i k kate değ er b i r n okta da, u l usal c u m h uriyetlerde doktor­ l a rı n çoğ u n u n yerli m i l l iyetıerin temsilci leri o l uşud ur. Sa l g ı n ıara karşı mücadelede birleşik devlet sağ l ı k örg ütü de büyük başa rıları mızdan bi rid i r. B u örg üt çeşitli istasyon l a r ve bilim araştı rma k u ru ml a rı g i bi d a l l a riyle yayg ı n bir örg ü meyda n a geti rmektedir. Bütün b u n l a r memleket h a l k ı n ı n sağ l ı k b a k ı m ı n d a n selô metine hizmet etmek­ ted i r. Dzeri nde d i k katle d u rduğu m u z bir n o kta d a , modern projelere göre lam örg ütlü ve bütün ihti sa s kol l a rı n a sa h i p yen i hasta neler, pol i k l i n i kler ve diğer sağ l ı k m üesseseleri k u rm a k ve b u n ları modern tek n i kle donalma k (mevcutları da i ri leşti rmek) suretiyle, sağ l ı k koruma a l a n ı nda maddi-tek n i k temeli d a h a genişletmek v e sağ la m laştı rmaktır. Sağ l ı k kurumlarına öıe l d o natı m l ı taşıt a raçları sağ l a n masına büyük bir önem veri l m ektedir. Fizik, k i mya, elektro n i k ve sibernetik a l a n ındaki başa rıla rı mıza daya n a n sanayi i m iz, bili msel v e prat i k sağ l ı k kurumlarımıza modern donatı mlar, yüksek vasıflı gereçler, ô letler ve g erek l i ilôçlar sağlama kta d ı r. Onemli problem lerim izden biri, çok geniş tıbbi-istatistik enformasyon ­ ların elektro n i k hesap makineleriyle işlen mesi, aynı zama nda sağ l ı k işleri n i n p l ô n la n ma s ı n da v e yöneti minde d e elektro n i k hesap makinele­ rinden ve ekonomik- matematik metotlardan fayda l a n ı l ma s ı d ı r. Biz a rt ı k bu ödevlerin çöz ü m ü n e g i rişmiş b u l u n uyoruz. B u yönelerdeki ça l ı ş ma l a ­ rı m ı z bi rkaç y ı l daha s ü recektir. Emekte bili msel örgütle meyi yerleştiriııe , bunu sağ l ı k perso n e l i n i n bütün eylem a l a n larında tıbbi deontoloji pre n ­ sipleri temeli üzerinde uyg u la ma biz i m i ç i n birincil b i r ö n e m kaza n ma k ­ tad ı r. Sağ l ı k koruma ekonomi v e plô n l a ma s ı n ı daha da yetk i n leşti rmek, ekonomik ve tıbbi ted birler a ra s ı n d a k i karş ı l ı k l ı bağ ı ntıyı daha esa s ı ' biçimde i n celemek de g ü ndemdeki problemlerimiz arasındadır, çıi n k ü 1 25


Sovyet sağ l ı k sistemi halkın sağ l ı ğ ı n ı koruyup takviye ederek top l u m u n ekonomik d u r u m u n u n iyileşt i ri l mesine yard ı m etmektedir. Gelecekte en önemli problemimiz halkın tama m iyle d ispanserizasyoııu:ıa doğru geçiş olaca kt ı r. B u n u n için geniş ölçüde ön hazırl ı k ya p ı l ması ve metodoloj i k yöntemlerin işlen mesi gerekecektir. B u ndan ötürü de bu geçiş tedricen ve aşa m a l ı olara k gerçekleştirilecektir. Sağ l ı k koru m a n ı n daha i leri geliştiri l mesi bakı mı ndan, kadro yetiştir­ men i n çöz ü m leyici bir önemi vard ı r. B izde doktor yetiştirme siste mi d u rmadan iyileştiril mekted i r. Artık z a ma n ı m ı zda bili mlerin en karmaş ı k kolu h a l i ne gelen tıbbın objektif ayrı mlaşma v e i htisaslaşma s ü reciyle i l g i l i olara k, henüz yüksek okuldayken peşin i htisas edi n me, esas uyg u l a ma doğ rultusu o l m uş b u l u n makta d ı r. B u uyg ulama t ı b b ı n en önemli kol larında uzma n l a r yetiştirme olanağı vermekted i r. T ı p b i l i mi a l a n ında, kal b ve kan yoll a rı h a stal ıklarından, h a b i s u rl a rdan, bazı virüs ve salg ı n ı a rd a n koru n ma ve b u n ların tedavisi problemleri üzeri nde özel bir d i kkatle d u ru l makta d ı r. Bu da adı geçen a ğ ı r hasta ­ l ı klarla savaşmak için sağ l ı k koruma a l a n ı nda en etk i n biçi m ve yöntem­ lerle ça lışıl ması g i b i emredici b i r i htiyaçtan doğ maktad ı r. B i l i m a l a n ı n d a birincil önemdeki ödevlerden biri, tıbbın i m u noloj i , ednokrino loji , alerjoloji, tababet jenetiği , a nestezioloji, rean i mato loji, jeriatri, hava c ı l ı k ve uzay taba beti, org a n ve doku naklini lüzumsuz aceleye ka p ı l maksızın fayd a l ı ve a rdıcıl olarak genişletme gibi kollarını gelişti rmektir. B u n u n la beraber, t ı p b i l i m i n i n olağa n ü stü önemli teorik böl ü m leri n i n işlen mesine, özellikle a l bü m i n lerin, hormon ların, vita m i n ierin ya pısı ve sentezi üzerindeki incelemelere, aynı z a manda, fizik , ki mya ve tekniğ in en yen i u l a ş ı m l a r ı n ı n tıbbi ma ksatlarla k u l l a n ı l masına gösterilen i l g i de aza l madan deva m etmektedir.

Domna Komarova, RSFSC Sosyal Yardım Bakant İnsana ca nden i l g i göstermek bizim Komünist Pa rti mizin eylemi n i n temel idir. B u n u n i ç i n mem leketi mizde h e r türlü sosyal yard ı mları n örgüt­ lenmesine, büyük bir önem veri l mektedir. B u yard ı m l a rı n en karakterist i k çizgisi de , emekçilerin kişisel olanaklarına ayrıca başvuru lmadan, hepsi n i n sosya l fonlardan sağ l a n m a ıda o l m a s ı d ı r. Devletçe sosya l yard ı m ı n bütün üstünl ükleri bunda g izlen mekte ve o n u n bütün biçimlerini de bu karakteri belirlemekted i r. Sosya l yard ı m uyg u l a m a sı n ı n var olduğu kapita l ist memleketlerde, b i li ndiği g i bi, emekçiler kendi kaza nçlarından a idat ödemek zoru n d a d ı rla r. B i rleşik Amerika'da b u ödentiler iş ücret1 26


leri ni n %4, 1 2'si, Fra nsa'da %6'sl ve Federa l Alma nya'da % 1 3,5'l1 ka­ dardı r. SSCB'nde sosyal yard ı m h a l k ekonomisini gel iştirmeyi öngören tek devle t plô n ı n ı n bir böl ü mü d ür. Bu yard ı m, cins, m i l l iyet, ırk veya dinsel inanış farkı g özetil meksizin, g ö rev çeşidine, karakterine ve ödeme biçi mi n e ba k ı l maksııın , b ü t ü n yurttaşları kapsa m a kta d ı r. Topl u msal fonların 5/2'si sosyal ya rd ı m ve sosya l sigorta i htiyaçlarına ayrı l m a ktad ı r. B u büyük bir yekOn d u r. 1 971 y ı l ı nda 23,3 m i lyar rubleyi bulaca kt ı r. Bu ya rdı mlar nerelere h a rca n m a kta d ı r ? Her sözden daha özdeyişli ve daha i n a n d ı rıcı olan ra k a m l a r ve kanıtlar, bu soruya şöyle cevap ver­ mekte d i r : Her şeyden önce, h a l k ı n işçi, m e m u r, köy l ü g i bi bütün katları n ı kapsaya n emekli yard ı m ı sistem i i ç i n bu yekO ndan m a l i ödenek ayrılıyor. Yaş haddini dold u ra n işçi lere ve memurlara, a l d ıkları son brüt aylı ğ ı n % 50'sinden az o l ma ma k üzere, d ü ş ü k ücretli kategorilerde i s e ayl ı k ücret­ Ierin %80-90'1 , hattô % 1 00'ü ölçüsü nde, emekli aylığı tesbit ed i l iyor. Ayrıca, emekli ayl ı ğ ı ölçüleri sistematik o l a ra k a rt ı rı lıyor. Nete k i m 1 Oca k 1 968'den beri, kolhoz üyeleri n i n ve h a rp m ô l ü l leri n i n asg a ri emekli aylı kları h issed i l i r derecede y ü kseltil miş b u l u n uyor. Emekli aylı k l a rı ölçülerinin a rt ı rı l masını iş ücretlerindeki sürekli yükselişler de etk i l iyor. B u türlü top l u msal yardı m l a r ı n kapsa m ve ö n e m i n i daha a ç ı k a n l atabilmek için, mem leketimizde 41 mi lyon emekli b u l u n d u ğ u n u söylememiz yeterl i d i r san ıyoruz. B izde yaş l ı l ı k emeki l i l iğ i tesbitine daya n a k olan yaş haddi - erkeklerde 60, kad ı n l a rda 55 - d ü nyadaki emsa l i a rası nda en düşük o l a n la rdan biridir. işçi, m e m u r ve kol hozcu emekliliğinde bu yaş haddi değişmez. Bir yandan, insanın çal ı ş ma yeteneği derecesi, şartla rı sağ l ı ğ a zararl ı , a ğ ı r veya yoğ un (sanayiin maden, k i mya, demir-çelik, dokuma v b . kol l a rı g i bi) b i r işde ça l ı ş ı p ça l ı ş ma d ı ğ ı gözön ünde tutul u r. Bu a hva lde erkekler 50-55. k a d ı n l a r 45-50 yaşlarında emekliye ayrı l a b i li rler. M u kayeseli bir fi k i r verebilmek için ş u n u da bel i rtel i m ki, d ü nyada 32 memlekette yaşl ı l ı k emekl i l i ğ i yaş haddi ya k l a ş ı k biçimde tesbit ed i l m işti r : Birleşik Amerika'da erkekler v e k a d ı n l a rd a 65 ; i n g iltere'de aynı sırayla 65 ve 60 ; Fransa'da 60 ; i sviçre'de 62 ; D a n i m a rka'da 67 ve 62 vb . . . Yaşl ı l ı ktan ötürü emekl iye ayrı lma, genellikle erkeklerde 25 yıl, kad ı n ­ l a rd a 2 0 y ı l h i zmeti o l mayı gerektirmektedir. Bununla beraber, karakterine ve süresine, aynı zamanda kesinti süresine bakı l maksızın, toplu ma ya ra rlı her tür çal ı ş ma hizmetten sayı l m a ktad ı r. Ağ ı r işlerde ça lışa n l a r için istenen h izmet süresi daha d ü ş ü ktür. M ô l ü l olara k emekl iye ayrı l mada a ra n a n h izmet süresi en d üş ü ktür. i ş kazası veya meslek hasta l ı ğ ı sonu­ cunda emekliye ayrı l m a l a rda i se, hizmet süresi şartı a ra n ma m a kta d ı r. 1 27


Y u rttaşın ça l ı ş ma yerı n ı n de emekliliğinde rol ü va rd ır. Kuzey ötesi bölgeleri nde en aı 1 5 ta kvi m y ı l ı ça l ı ş m ı ş almak emekl i l i k için yeterl i d i r. Yaş had d i n i d o l d u ra ra k emek l i ye ayrı l mada, çok çocuklu a n a l a ra ve bel i rli kategoriden m ô l üllere öncelik tan ı n makta d ı r. Şunu d a belirte l i m k i , emekliye ayrılmış o l a n l a r aynı zamanda çalışabi­ l i rler. Bu ta k d i rde, onlar için sağ l ı k d u ru mlarına uyg un ça l ı ş ma koşu l la rı yaratı l i r. Bu ö n e m l i bir nokta d ı r, çünkü ı l ı mi ı ça l ı ş ma, şu veya bu nedenle sarsıi m ı ş olon soğ l ı ğ ı n yeniden kaza n ı l ma sıno yard ı m eder. Orneği n , bazı sanayi işletmelerinde, çeşitli hasta l ı kl a r yüzünden ( k a l b v e kon yolları , s i n i r boz u k l u ğ u , verem vb.) m ô l ü l o l a n l a r için özel atelyeler kurul muştur. B u n d a n başka, böyle emekl i l ere parasız olarak yeni b i r meslek veya i htisas d a öğreti l m ektedi r. Ya l n ı z Rusya Federatif C u m h u ri ­ yeti 'nde bu maksatla a ç ı l m ı ş 41 yatı l ı mesleki-te k n i k o k u l v e 1 1 yatı l ı tek n i k u m vardır. Memleketi m iıde parasız tedavi bütün emeklileri de kapsa m ı na a l ma k ­ tad ı r. SSCB'nde, b i r a i l e içinde yaşa ma o lana ğ ı nd a n yoksun b u l u n a n , fa kat d a i m i yard ı ma m uhtaç olan yu rttaşlar d a u n utul muş değ i l d i r. Bunlar için, yemek. muayene ve tedavi sağlaya n , sosyal ve k ültürel i hti­ yaçları gideren bak ı m evleri açıl m ı şt ı r. Ortopedi k ayakkabıya, çeş itli protezlere ve özel taşıt a raçlarına muhta ç olanların i htiyaçl a rı n ı sağ lama ödevi de sosyal yard ı m makamıarına veri lmiştir. Memleketimizde prof. P. P. Popof'u n buluşuyla gel işt i rilen bio-elektri k yöneti m l i protezler ya p ı m ı . n i ce m ô l ü l ü n tekrar a ktif hayata dönmesi yolunda y e n i olanaklar açmak­ tad ı r. SSCB'nde halk ekonomisinde işçi ve memurlann ortalama ayltkları 1 969 yılında 1 1 7 ruble, toplumsal tüketim lanlanndan ödenen primlerle beraber 1 58 ruble idi. 1 970'te işçi ve memurlarm ortalama ayltkları %4,4 defa arttı ; toplumsal tüketim fonlart tara­ fından para olarak ve aynı z a m a nda parasız hizmetler olarak halka - 1 969 yıltna kıyasla - 7,3 defa fazla ödeme yapi/dı. Halka parasız muayene ve tedavi yardımı, parasız öğrenim ve ihtisas, öğrenim araçlart ve yardımcı kitap/ar, emekli ayıtğı, burslar, olağan izin ve dinlenme, sanatoryumlara ve dinlenme ev/erine gitmek için parasız ve indirim/i seyahat biletleri hep toplumsal tüketim fonlart tarafından sağlantYor. Devlet hesabına ödenen bu ayırtm ve indirimler olmasa, Iıer aile bütçesi, ev kirasıntn üç katma çıkması, okul öncesi yuvalaıda çocuk bakımı harcamalartnm 4-6 defa artması vb. gibi ek harca­ ma/arla kaba",. Bütün bunlardan başka, dev/et, okul yapımı, konut, kültürel-sos­ yal yapılar ve sağlik evleri kurucu/uğu yatırımlariyle de, yi/da aile başına 1 79 ruble Iıa r camakta d ı r. 1 28


Çalış ma yeteneğ i n i yitirme h a l lerinde ya p ı l a n sosya l ya rd ı mlar miktarı Oca k 1 968'den sonra a rtı rı l m ı şt ı r. B u yard ı m la r, 8 yı ldan fazla kesintisiz çal ı ş ma süreci olan işçi ve memurlara ayl ıklarının % 1 00'ü ora n ında ö denmektedi r. Beş y ı l d a n sek iz yıla kadar kesintisiz ça l ı ş m ı ş olanlara ise, ça l ı şma yeteneğ i n i yitirme h a l lerinde, ayl ı kl a rı n ı n %80'i öden mekte d i r. Kolhoz üyele rine, geçici ça l : ş m a z l ı k h a llerinde yardı m için bütün mem­ le keti kapsayan koş u l l a r tesbit ed i l miştir. B u d u rumda yard ı m o l ma k, ç a l ış m a süresine bağ l ı değ i l d i r. Gebelik ve doğ u m h a l lerinde yapılan yard ı m l a r do ça l ı şma sürecine bağ l ı değildir. Yani bu h a llerde ..bekleme» denilen vôdeler a raya g irmez ; ça lışma z l ı k h a l i daha i l k g ü n meydana gelmiş olsa bile, yard ı m yine ö den i r. Yard ı m a l m a k için sınır vôdeleri d e yoktur. Ademeler ya iyi leşmeye, ya do m ô l ü l l ü k h a l i n i n tesbitine kadar g a ra nti edi l m ektedir. Bir başka deyişle, çalışma süresi ya l n ı z yard ı m ı n m i kta rına etki yapmaktadı r. Halka sosyal ya rd ı m işleri n i n daha do iyi leştiril mesi ma ksadiyle, topl umsa l örg ütlerin, öze l l i k le meslek b i rl i k leri n, top l u msal a matör kuru­ luşları n , kolhozların rol ü g iderek daha çok artt ı rı l ma ktadır. Sen d i kalar, örg ütleri, geçici çal ı ş m a z l ı k h a l leri için doğrudan doğruya tesbit ya para k yard ı m ödemekte, emekl i l i k ya rd ı mına ayrı l a n ödeneğ in h o rca n ı ş ı üzeri nde topl u msal kontrolü sağ l a m a ktad ı rl a r. Sendika temsil ci leri, emek l i l i k yard ı m ı v e d i ğ e r sosya l ya rd ı mların tesbiti komisyo n l a rına o y h a k k ı n a sa h i p ü y e olara k katı l ma ktad ı r lar. B u alanda a rt ı k her şeyin ya p ı l m ı ş olduğu elbette iddia edilemez. Fakat Komü nist Partisi ve Sovyet devleti, plôn larında, yaşıanma veya m ô l ü l iyet sonucunda ça l ı ş ma yeteneklerini yitiren bütün yu rttaşların maddi i h tiyaçla rı nın g i deri lmesini en kısa zamanda ve tümüyle y ü k ü m ­ l e n e b i l m e k üzere, sosyal yard ı m ı n daha ziyade iyileştiri l i p gelişti ri l mesi n i öngörmektedirler.

Konstantin Fedin, Sovyet Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu Birinci Sekreteri, sosyalist emek kahramant Sovyet edebiyatı ndan söz etmek, Sovyet top l u m undan söz etmek d emektir. B u n l a rı n birbirine katı l m ı ş l ı ğ ı ve bütünlenişi ta rihsel bir olg u d u r. M e mleketin O ktobr Devrim i ' nden son ra k i g e lişmesi boyunca , top l u m u n h er belirleyici işa retine, edebiyatı n m u ka b i l bir işa reti cevap vermektedir. Devri m, geçmişten korun maya ve g el işti ril meye değer maddi d ü ny'lYI m i ra s aldığı g i b i , Sovyet edebiyatı da Rus edebiyatında değerli olan ne va rsa teva rüs etmiştir. 1 29


Lev Tolstoy'u n ü n l ü sözü, «ben hayatı tasvir ediyorum» demesi, sanat­ çının ya l n ı z her hangi bir estetik o k u l u seçme özg ü rl ü ğ ü a n l a m ı na değ i l , hayır, b u söz dev yazarı n kendi sanat ödevleri n i n çözü m ü n ü gerçeklikte a ra d ı ğ ı a n l a mına g e l m ekted ir. Tolstoy'u n g erçekçiliği gücünün temeliyd i . Ve herha lde Sovyet edebiya t ı n ı n Rus edebiyatından mi ras a l d ı ğ ı en bü'Y'jk servet de bu g ü c i d i ve bu g ü c o l a ra k k a l makta d ı r. Gerçekçi l i k, sanatç ı n ı n , mensubu olduğu toplumda ve h a l kta sanat için g erek l i m uhtevadan a l a bi l d iğ in e fayd a l a n masına yard ı m eden a raçtı r. B i rçok m i l l etlerden m eydana g elen Sovyet h a l k ı n ı sosya lizm k u ruluşu fiki rleri ve iradesi b i rleştirmektedi r. Biz çok u l us l u edebiyat ı mı zda heınen her d i lde bu k u ruculuğu sanat açısından ya nsıtabi liyoruz. Ha l k ı m ı z ı n büyümesi, bi rbirinden önemli ve yüksek ta rihsel aşa m a l a r h a l i nd e gözleri­ mizin önünded i r. Yen i insa n ı n , kendisine hasred i I m iş kita p l a rı n sayfa l a r ı n · dan daha s o m u t ve daha çok yaş a m gücüne sa h i p olara k yükseldiği ıe ta n ı k o l m a ktayız. Bana öyle g el iyor k i , Sovyet gençl i ğ i n i n ü l ke ölçüsünde eylemde birleşip kaynaşması bug ü n h ı z ı n ı daha da a rtırmaktadır. Sosya lizmi k urmaya başla d ı ğ ı m ı z y ı l la rda a ncak perspektifimiz olan m uazza m a d ı m çoktan atı l m ı ş , oku ma-yazma bil m ezliğe son vermeye çaba l a d ı ğ ı m ı z zam a n l a r a rt ı k u n ut u l muştur. Y e n i emekçi kuşaklar, y e n i bilimin, yeni sanatın a d a m l a r ı n ı yetiştirmeyi ve tek n i ğ i n desta n l a ra yaraşı r mucize­ lerini yaratmayı başa rmışlard ı r. Sayıca geçmişle kıyaslanamıyaca k kadar büyüyen işçi s ı n ıfı , çok ya n l ı eğiti m ve öğre n i m sayesinde, bağrı ndan bir ayd ı n l a r ordusu ç ı karmışt ı r. En i leri tekn i ğ i n ürünü olan e n yeni makine ve a raçlar ova l a rı m ızın g ö rü n ü m ü n ü ta m a m l ıyon b i r unsuru h a l i n e gel­ mekte, b u n l a rı n motor sesleri köyümüzün olağan seslerine ve müziğine katı l ma ktadır. Işte h a l k yaşa m ı n ı n dolg u n l uğ u ndan, bu yaşa m ı n ulaş ı m larından ve karmaşık l ı ğ ı ndan doğan bu kon ular genç Sovyet edebiyat ı n ı n sayfa l a rı nda sıca k bir yansıma bulma ktad ı r. Sosya l i st gerçekçil ik, bayra ğ ı n ı dal gal an­ d ı ra ra k, büyük Sovyet edebiyatı n ı n i n i syatörleriyle bütün janrlarında i ntikal ve birleşmeyi sağla mlaştı rmaya deva m etmektedir. Edebiyalç ı l a ­ rımı z, ola nca taze g ü cleriyle, sad ı k b u l u n d u k l a rı enternasyonal ş i a r ı n , «barış, e m e k v e h a l k l a r a rasında dostlu k» ş i a rı n ı n hizmeti nded i rler.

Y u ka rıda s ı ra l a d ı ğ ı m ı z konuşma l a rd a , Sovyet top l u m u n u n bili msel ve moral gelişme u l a ş ı m l a rı n ı n sadece beli rl i yan l a rına değ i n i l mektedi r. Fakat bu kadarı da, Sovyet ü l kesinin her ba k ı mdan i l erlemesi h a k k ı n d a , SBKP' n i n sosyal ve k ültürel kurucu l u k a l a n ındaki başlıca çabaları n ı n dQğru ltusu v e y e n i beş yı l / ı kta mem leket ö n ü n d e a ç ı l a n perspektifler hakkında el/e tutu l u rcasına açık b i r fikir vermektedir. 1 30


Sovyet topl u m d üzen i, sosya l izm tarafı ndan yaratılan ve çağsal b i l i m s el-tek n i ksel devri m i n meyva l a rı olan sosyal ve ekono m i k olanakların tüm hal k ı n selô meti yolunda aza m i ölçüde k u l l a n ı l ması için gerekli bütün koş u l l a rı yaratmakta d ı r. Sosya l i zm. emekçiler için. i n sa n ı n maddi ve mônevi i htiyaçla r ı n ı değerlendirme ve g i derme soru n una b i l im sel ve môk u l bir yanaş ı m temeline daya nan maddi refah kriterlerini sağ l a m ­ l a ştırmaktadır. Y ü ksek öğre n i m de d a h i l . her derecede parasız öğ re n i m . b ü t ü n h a l kı kapsaya n bedava t ı b b i yard ı m . her kategoriden emekçilere emekl i l i k hakkı veri l mesi vb. g i bi büyük u l a ş ı m l a r sosya l i z m i n gerçek b i r i n s a n c ı l ka raktere s a h i p olduğ u n u n inand ı rı cı kan ıtları d ı r. Eko n o m i k ve kü ltürel i l erleme sayesi nde. b i l g i sa h i bi o l m a k için. eğlence ve d i n lenme için herkes yeteri kadar va kit b u l a b i l mektedir. Bütün b u n l a r da. sos­ yalizmin. in san kişiliğini etraflı biçimde geliştirme koş u l l a r ı n ı g ittikçe daha geniş ö l çüde gerçekleştirmeye elverişli top l u m d üzeni olduğ u n u göstermekted i r.

131


Moğolistan halkının öncüsü SALANGAM I N

DUGERSUREN

M a rt 1 97 1 ' d e Moğ o listan Devri mci H a l k Partisi ( MD H P) kuruluşunun e l l i nci yılını ta mamla makta d ı r. Moğol h a l k ı n ı n b ütün zaferl e ri n i esi nliyen ve örg ütl iyen, top l u m umuzun yönetici ve yön verici g ücü olan bu p a rtin i n politika a la n ı n a ç ı k ı s ı , Moğ o l i standa h a l k y ı ğ ı n l a rı n ı n u l usa l kurtuluş savaşı tari h inde d ö n ü m noktası o l muştur. U n l ü devri mci D. Suhe Bator ve a rkadaşları tarafı ndan, Büyük Oktobr Sosya l ist Devri mi ' n i n dolaysız etkisi a lt ı n d a kuru l a n partimiz, küçük bir devrimciler m üfrezesi o l m a ktan ç ı ka ra k M HC'de sosya lizmi kurma sava­ ş ı n ı n öncüleri o l a n k o m ü n i stler ordusu h a l i n e gelinceye k a d a r, çetin , fa kat ş a n l ı bir yol geçti. Emekçiler, yüzyı l la rı n u l u s a l ve sosya l ezg isinden bu p a rt i n i n yönetimi altında k u rt u l d u l a r. Evvelce g eri bıra k ı l m ı ş mem­ leketler h a l k l a rı a rasında ilk o l a ra k , kap ita l i st ol mıyan gelişme yoluna koyu l d u l a r, ü l keyi g eri k a l m ı ş l ı ğ ı n ve ceha letin k a ra n lı ğ ı n d a n çıkard ı l a r, sosya l i st devleti k urd u l a r. M DHP, başl a n g ı çta, sosy a l terk i b i bak ı m ından a rat' l a r (1) (köyl üler) partisiyd i . Fa kat üstüngelen Sovyet Rusya proletaryasiyle, u l us l a ra ra s ı komünist v e i ş ç i h a reketiyle kurulan sıkı bağ l a r sayesinde, e z i l e n hal kl arın ö nd e r v e öğretmeni V. i . Len i n ' i n çok değerli öğ üt ve tavsiyeleri sayesinde, bu parti Moğ o l i stan'da emekçilerin öncü gücü ha li ne, anların hayati çı karla rı n ı n a rd ı c ı l savu n ucusu h a l i n e gelebiidi. Anti -emperya l i st ve anti-feod a l h a l k devri m i n i n üstüngelmesi, geri k a l m ı ş memleketlerin, m u zaffer pro l etarya devleti tarafından gösterilecek yard ı ma daya n ma k s u retiyle, kapita l ist gelişme aşamasını atlıya ra k sos­ yalizme geçmeleri olanağı h a k k ı n d a ki Ma rksist- Le n in i st öğretinin ya ratıcı biçimde gerçekleştirilmesi, sosya lizmin Moğolista n'da başa rıyla kurulması hususları n ı n hepsi, M DH P' n i n yönetici rol ü i l e sıkı sı k ıya bağ l ı d ı r. Moğolistan'da devrimci yenilikler MHC' n i n yarı m yüzyı l l ı k tecrü besi, top l u m s a l hayatın bütün a l a n l a rında devri mci M a rksist p a rti yöneti m i n i n , her memlekette sosyO l i st devri m i n v e sosya lizm k u ru l uş u n u n en ö n e m l i g e n e l yasa l l ı klarından b i ri olduğ u n u g östermekted i r . M DH P, geliş mesi boyunca çeşitli a ş a m a l a rd a n g eçti. B u aşama lardan her b i ri, kendine özg ü sosya l -ekono m i k ve politik koş u l l a rı , sınıf- g üçleri n i n ora n ı , parti n i n ça l ı ş m a örg ütsel b i ç i m v e yöntemleriyle ötekinden ayrı l ı -

( 1) Ara t : Hayvan yetiştiric i emekçi köyl ü. 1 32


yord u . Part i m iz, h a l k devri m i n i n çeşitli aşa m a la rı n ı n somut koşullarına g ö re devri mci dönüşü m progra m l a rı i leri sü rüyor, bunların g erçekleşti ri l ­ mesi u ğ runa savaşta Moğ o l h a l k ı n ı esi n liyor ve örg ütl üyord u .

Parti miz, Moğoli sta n ' ı n ö n ü n d e k apita l i st o l m ı y a n g el işme, u l u s a l ve sosy a l k u rtuluş ufku açaca k anti- emperya list ve a nti-feoda l halk devri­ m i n i n hazı rla n m a s ı n ı ve uyg u l a n ma s ı n ı öngören ilk prog ra m ı n ı başa rıyla gerçekleşti rdi . B u devri m i n esi n l eyicisi, örgütçüsü ve önderi bizim parti­ miz d i r. Halk eğemen liğ i n i n kurulması ndan sonra parti mizin rol ü daha çok a rttı, çünkü a rtı k yönetici pa rti oldu ve y u rd u n kaderiyle i l g i l i b ü t ü n soru m l u l u k onun omuzlarına yüklendi. 3-4 yılda - mem lekette büyük B iz, nispeten kısa bir s ü re içinde sosyal dönüşümler gerçekleşti rmeyi boşa rd ı k . Dlkemizde köle l i k h u kuku ka l d ı r ı l d ı , derebey l i k i mtiya zı a rı na son veri l d i , yu rttaş l a r ı n eşitliği sağ l a n d ı , bütün i ktidar org a n l a r ı n ı n seçi m l e g ö revlendiril mesi usulü getiri l d i , demokratik b i r a nayasa hazı rl a n ı p k a b u l edi l d i . Moğol i stan, h a l k c u m ­ h u riyeti o l a ra k i l a n edildi. -

Sosya l dönüşümler süreci içinde MDHP izlenecek genel doğrultuyu çizdi ve açı kça beli rled i. Kapita l i st ol mıya n gelişme yol u n u öngören bu doğrultu, partin i n i kinci progra m ı n a d o ya n s ı d ı . B u dönem içinde, pa rti baş l ı ca ödevini, feoda l sınıfın kesi n l i kle ortadan ka l d ı rı l masında, yabancı sermaye n i n memleket ekonomi si nden tomomiyle sürülüp çıkarılmasında, kapital ist o l m ıyan, yeni ulusal eko n o m i n i n temelleri n i n atı lmasında göru­ yord u . Derebeyi egemen l i ğ i n e k a rşı p a rt i n i n v e h a l k devleti n i n pol i t i k ted b i rl e r o l ma larından sonra , bu e g e m e n l i ğ e k a rşı h ü c u m e ko no m i k a la n d a deva m etti ri ldi. Bu hücum, esas itiba riyle, yü ksek ve gel ire g ö re a rtan verg i ler dayatma, h e r şeyden önce ta p ı n a k l a ra bağ l ı olmıyan feodal leri n ve b i r k ı s ı m d i n a d a m l a r ı n ı n ca n l ı m a l la rı na v e d i ğ e r servetlerine doğruda n doğ ruya el koyma biçi minde uyg u l a n d ı . Bu ted birler h a l k y ı ğ ı n l a rı n ı n devrimci heyeca n ı n ı körükled i . T a bi i , bütün b u n l a r l a , feoda l i z m d a h a o zaman ortad a n k a l k m ı ş ol muyord u, z i ra feoda l s ı n ı f ı n d i n a d a m l a rı tabakası ha lô yeri n i koruyordu. M DH P, toplumun mô nevi hayatında la ma '­ l a r ta ba k a s ı n ı n (memlekette 1 00 b i n kada r lama'nın topla n d ı ğ ı 700'den fazla manastır va rd ı ) egemen l i ğ i n e k a rşı sürekli ve bileş i k bir müca dele yürüttü. Lama d i n i , memleketi n pol iti k ve ekon o m i k gelişmesi üzeri nde ö l ü mc ü l bir etki ya pıyor, üreti m g ücleri n i n , u l usa l k ültürün, b i l i m i n vb. i lerlemesini engell iyord u . Büyük manaştırla rı n çoğ u, k a rşı -devri m g üçleri için dayanak nokta l a rı h i zmeti görüyordu . Parti v e devlet, h a l k y ı ğ ı n l a rı n ı n koyu d i n d a rl ı ğ ı n ı , l a m a ' l a r a ra s ı n d a ta bakalaşma özg ü l l ü ğ ü n ü g ö z ö n ü n e o l a ra k, bu ideoloj i k etk i l i v e örg ütııi kuvvete k a rşı çok temkinli b i r politika yürütüyorl a rd ı . B u yolda, d i n çevre1 33


leri n i n n i hayet örg üt ba k ı mı ndan çöküp dağ ı l ması sonucunu hazırlıyo n birçok ted b i rler gerçekleşti ri l d i . Parti, ma nastı rların ekon o m i k temel leri n i çökertecek b i r vergi politikası uyg u l uyor, d i n çevreleri n i n gerici v e k a rş ı ­ devrimci eleba ş ı l a rı n ı tô b i k ı l d ı kları i n a n m ı ş yığ ı n la rd a n tecrit etmek ve bu yığ ı n la rı top l u ma ya rarlı ça lışma l a ra yöneltmek hedefin i g üd üyord u. B i r yandan d a , lama i deoloj i s i n i n geric i l i ğ i n i açı klaya n geniş bi r b i l i msel­ ateist propaganda yü rütüyordu . B ütün b u ted b i rl e r sonucunda, d i n çevreleri n i n v e d i nsel feodal ideoloj i n i n sosya l -ekono m i k temelleri büsbütün çökert i l d i . Böylece, ü l kedeki feoda l-ekono m i k yapı, sömürücü sınıfın büyük m ü l kiyeti ve bu sın ıfın kendisi. parti n i n yöneti m i sayesinde orta d a n k a l d ı rı l d ı . B u n u n ya n ı s ı ra, a rat yığ ı n la r ı n ı n emeğ i n i söm üren, u lusal servetleri talan eden ve ü retim g üçleri nin gelişmesini ciddi su rette engel liyen yabancı sermaye ekonom i d e k i mevz i lerinden iti l i p çı karı lıyord u . B u n u n başa rı l masında Sovyetler B i r l i ğ i i le ekon o m i k i l i ş k i lerin geniş­ l emesi ve kuvvetl en mesi. u l usal ticaret ve finans-kredi siste m i n i n örg üt­ len mesi, dış tica ret üzeri nde devl � t kontro l ü kurulması v. s. ö n e m l i bir rol oynad ı . Ya bancı sermayen i n mevz i lerinden atı l masiyle, memleket tam ekono m i k bağ ı ms ızlığ ına kavuşmuş o l d u . Demokrati k dönüşü mlerin başarıyla gerçekleştiril mesinden sonra , devri m i n g e n e l demokrati k aşamasından sosya l ist aşamasına geçiş dönemi başlad ı . Sosya l i z m i n temelleri n i n yaratı l ması nda partiye d üşen esa s ödevler, onun 1 940 y ı l ı n d a k i X. Kong resinde ka b u l edi len üçüncü progra m ı n d a beli rlen m i şti. B u ödevler M D H P Merkez Komites i n i n d a h a sonraki kong releri v e p l e n u m l a r ı k a ra rl a. riyle daha da somutlaşt ı rı l d ı ve bazı eklerle ta m a m l a nd ı . Devri m i n sosya list devresi nde, M DH P, demokratik dönüşümler döne· m i nde meydana gelmiş olan sosya list top lu msa l - e ko n o m i k ya p ı n ı n , ya n i ekonomide devlet v e kooperatif sektörü n ü n d a ha da sağ l a mlaştı rılma s ı n ı sağ l a d ı . Bu sektörler perspektif p l ô n l a r temeli üzeri nde gelişmeye başla d ı . Sovyetler B i rl i ğ i n i n a rtma kta o l a n tek n i k-eko n o m i k g ü c ü v e a y n ı zamanda diğer sosya l i st ü l kelerle de işbirl i ğ i sayesinde, M HC'nde ekono m i n i n son derece önemli b i rçok d a l la rı için b i r endüstriyel temel yara t ı l d ı , sosya l ist sanayi i n d u rmadan büyü mesi ve yeni yeni kolları n ı n geliş mesi temi nat a ltına a l ı n d ı . Moğol ista n ta rı m ü l kesi o l m a ktan ç ı k a ra k , bir tarı m-end üstri ü l kesi h a l i n e g e l d i . M D H P, b u n u n la yanyana, sosya l ist kurucu luğun k a r m a ş ı k problem­ lerinden b i ri olara k, özel a rat işletmeleri n i kooperatifleşti rme işini de çözd ü. Hemen hemen otuz y ı l boyunca, parti, b i r yandan bu işletmeleri n ekono m i k o l a n a k l a rı n ı n d esteklenmesine ve ta m a m iyle k u l l a n ı l masına, öte yandan küçük m a l işletmes i n i n varl ığı koş u l l a rı nda türeyen ka pita list elemanların s ı n ı rlan ması na yöne l i k b i r pol itika izled i . Köy ekonomisinde, 1 34


1 950 y ı l l a rı sonlarına d oğru hayva n bakıcl-arat' ları n g ön ü l l ü alarak hep b i rden Köy Ekonomisi Birlikleri'ne (KEB) g i rmeleriyle sosya l ist dönüşümün ta m a m l a n ması sonucunda, ü reti m a raçları üzerinde sosya l ist m ü l kiyet bütün top l u m için sağlam b i r eko n o m i k temel o l d u . Bu d a , i n sa n ı n i n s a n ı sömürmesine yol a ça n nedenleri n g i d e ri l mesi, ş e h i rde o l d u ğ u g i bi köyde de sosya l ist üretim i l işkileri n i n yerleşmesi olana ğ ı n ı yarattı. Ekono mideki köklü değişim lere, feodal s ı n ı f ı n y ı ğ ı n l a r a rasındaki ideo­ loj i k etkisini g idermeyi, sosya l i st ideoloj i n i n zaferi n i sağ lamayı, emekçilerin bütün ta bakala rı n ı çağdaş b i l i m ve sanatın u l a ş ı miarına doğru yöneltmeyi, sosya l ist kültürü yaratmayı hedef tuta n kültür d evri mi eşlik etti. Moğol h a l k ı n ı n kü ltürel g e ri l iğ i n e artık son veri l d i . Yaş l ı ların hemen hepsini kapsaya n cehalet g ideri l d i , köyde okul çağ ındaki çocuklar için genel ve şeh i r çocukları içi n 7 y ı l l ı k ilk öğre n i m uyg u l a n masına başl a n d ı . Sosyal ist i deoloji h a l k ı n d ünya g ö rüşü n ü n temeli old u ; insa n ı n mö nevi çehresinin kökten değişmesine elveren koş u l l a r yaratı l d ı . Halk sağ l ı ğ ı dövasında da büyük b i r g elişme kaydedi l d i . Halkın refahı b i r hayli yükseld i . B u devre içinde toplu mun s ı nıfsal yapısı da h e r şeyden önce somurucu elema nların hukuki va rl ı ğ ı n a son veri lmek suretiyle kökten değişti. U lusal sanayiin atılan temeller üzeri n d e yaratı lması sonucu olara k işçi s ı n ıfı meydana geldi. Devri mci a ratl ı ğ ı n bağrından ç ı kan ve derha l Sovyetler B i rliğ i işçi sınıfı n ı n gerçek enternasyonal d estek ve yard ı m ı n ı gören bu sınıf daha doğar doğ maz sosyal ist üreti m e koyul d u . üzel a rat işletmele­ ri n i n kooperatifleştiril mesi sayesi nde, yüzbin lerce küçük ü retici, dağ ı n ı k özel m ü l kiyetçiler sınıfından nitel ba k ı md a n fa rkl ı v e toplu msal ü reti m ve çıka rlarla bağ l ı b i r s ı n ı f meydana g etirmiş o l d u . B i r ya ndan, feodalizm Moğolista n ı nd a mevcut o l m ıyan b i r sosyal z ü m re, yani ayd ı n l a r z ü m resi meydana geldi. B u da, büyük sosyal değişi mler sayesinde ve parti n i n , kültürü, bilimi, h a l k eğiti m i n i, edebiyatı ve sanatı gel iştirmeye ilgi göstermesi sayesinde o l d u . Böylece , partin i n her üç prog ra m ı n ı g e rçekleştirme temeline daya nan köklü demokratik ve sosya l i st dönüşümler sayesi nde, h a l k ekonomisi ve kültürün yükseltil mesi sayesi nde, Doğ u ' n u n en g eri ka l m ı ş memleketle­ rinden biri olan feo d a l Moğol i stan sosyalizmi başarıyla kurmaya g i rişen bir devlet h a l i n e g e l d i . Işte M D H P' n i n memleketi mizi kapita l ist o l mayan gelişme yol undan yürütmesi n i n baş l ı ca sonucu b u d u r. Parti, Moğolista n ı n , başlıbaşına bir tari h sel formasyon sıfatiyle kapita ­ l i z m i atlıya rak feod a l izmden sosya lizme g eçmesini sağ l a m a k i ç i n büyük güçlüklerle boğ uşmak zorundaydı. B u yüzden, devri mden sonra , kapita l ist mülkiyelin veya l ö ma l a ra bağ l ı olan ve o l mayan feod a l l eri n m ü lkiyeti n i n m i l l i leşti ril mesi suretiyle ekonom i n i n d evlet kolları n ı n meydana geti ril mesi söz konusu olama z d ı . Ekon o m i n i n temeli, ayni kara ktere sa h i p hayva n 1 35

.


bakıcı a rat işletmelerinden başka b i r şey d eğ i l d i . Devri m i n i n i l k y ı l la rında topra k genel h a l k m ü l kiyeti i l a n ed i l m işti. Fakat bu ted b i r, bizim koş u l l a ­ rı mızda, tarı m ü l kelerinde toprak reformunun oynadığı rolü oyn ıya mazdı . B i l i n d i ğ i g i b i , o zamanki Moğol ista nda feod a l -prensler' i n mü lkleri ya l n ı z genel bölgesel s ı n ı rla rla b i rb i rinden ayrı l ıyord u ; bu m ü lklerd e toprak pa rselleri açıkça işa retlenmiş değ i l d i . B ü t ü n b u d u ru m v e koş u l l a r M D H P' n i n tutu m v e eyl e m i n e kendi damgasını vuruyord u . Bu parti, h a l k ekonomisinde yayg ı n göçebe hayva n ­ ç ı l ı ğ ı n egemen ol masiyle, çağdaş ü retim g üclerinden v e i ş ç i sın ıfından yoksu n l ukla bağ l ı ve aynı zamanda feod a llerin çetin d i ren işinden, küçük b u rjuva m i l l i yetçi eğ i l i m ve a k ı m l a r ı n ı n varl ı ğ ı n d a n i leri gelen bi rçok bi leş i k problemi çözmek d u ru m u ndaydı . 1 920 y ı l l a rında parti içinde meydana ç ı kan sağcı oportünistler, memleketin daha i leri g e l işmesine, feoda llere ka rşı kes i n ve a mansız b i r mücadele y ü rütü l mesine engel ol uyorlard ı . Sağcı oportün istler, Moğol ista n ı n kapita l i st ol mıyan yolda gelişme olanağına s ı rt çev i rd i l e r ve part i n i n izlediğ i d oğ ru ltuda n , proleter enternasyo n a l i z m i prensiplerinden ayrı l d ı l a r. B u n lardan başka , Moğ'J­ lista n ı n ta ri hsel öze l l i klerini hesaba katmıyan ve henüz gerekl i koşu llara sa h i p o l mad ı ğ ı m ı z 1 930 y ı l l a rı başlarında özel a rat işletmeleri n i yığ ı n la kooperatifleştirme yoluyla sosy a list toplu msal-ekonom i k d ü ze n i n g e l i ş ­ m e s i n i h ı z l a n d ı rmaya kalkışan «solcu» oportün istler de devri mci dönüşüm­ l e re büyük zararlar verdi l e r. Fakat M DH P, devri m i n d eğ i ş i k aşamaları boyunca, her türlü m i l l iyetç i l i k bel i rtilerine karşı, pa rti genel doğru ltusun u saptırma denemeleri n e karş ı , pa rti safla rı n ı n b i rl i k v e bütü n l üğ ü n ü sa rsma çaba larına karşı kesin ve a z i m l i b i r m ücadele yürüterek bütün bu güçlükleri yendi ve engel leri aşa b i l d i . Parti, bu s ı n ıf savaşlarında, ancak eyleminde yüce Ma rksist­ Len i n ist öğ retiyi kı lavuz ed i n d i ğ i için , Sovyetler B i rl i ğ i Kom ü n i st Pa rtisiyle, u l uslara ra s ı kom ü n i st ve işçi h a reketiyle sıkı bağ ı n ı hiçbir zaman yiti rmed iği için üstün gelebi ldi.

Oikenin gelişmesinde yeni dönem Sosya l i z m kuru lu ş u n u ta m a m l a ma ödevleri n i n i leri s ü rü l mesi M DH P' n i n eyleminde y e n i v e ö n e m l i b i r devre teşkil eder. 1 960 y ı l ında başlıyan b u devre n i n karakteristik çizg i leri , sosya l i z m i n maddi-teknik teme l i n i n entansif (yeğ i n ) olarak geliştiril mesi, sosya l i st top l u msal i l işkilerin ve işletme yöneti m i n i n yetki n l eşti r i l mesi, emekçilerin komün ist eğ i t i m i n i n iyi leşti r i l ­ mesi, yaşa ma d ü zeyleri n i n h issed i l i r derecede yükseltil mesi v e kü ltü rel ku rucu l uğa h ı z veri l mesi, M D HP' n i n yönetici rol ü n ü n daha da arttı rı l ­ masıdır. Pa rt i n i n 1 966'daki XV. Kongresinde ka b u l edilen yeni progra­ m ı nda söyle den i l mekted i r : 1 36


". " sosya list topl u m hayatı n ı n bütün a la n l a rında partin i n yönetici ve yön e/ti ci rol ü n ü n d u rmadan y ükseltilmesi gerekl i d i r. Parti örgütleri n i n politik, ideoloj i k v e örgütsel ça lışmçıları n ı biteviye iyi leşti rmek, bu çalış­ malarda b i rl i k sağlamak, parti eyle m i n i n yöntem ve biçi m lerin i m üte­ ma dıye n yetki n l eştirmek, i ktisadi ve kültürel k u rucu l u kta, top l u m hayatı n ı n h e r ya nında parti yöne ti mi d üzey i n i yükseltmek M D H P' n i n çok ö n e m l i ö devleri d i r.» Parti ve h a l k, ü l kenin daha i l eri sanayileşmesi, köy ekonomisinde üretim i n ma kineleşmes i , e mekte ve ha l k ekono m i s i n i n bütün kol l a rı n ı n tekni k temel inde meka n i zasyon v e otomasyon u n a rttı rılması yoluyla sos­ ya l iz m i n madd i-teknik temelini k u rma işini tamamla mayı hedef e d i n m iş . lerdir. Ortaya konan ödev, en yakın gelecekte, Moğolistan Halk Cumhuri­ yet i n i , sosya l i st ekono m i n i n ana kolları n ı n doğru ve fayda l ı biçimde bağdaşı m ı n a daya n a n rasyonel ü reti m ve işleme sanayii yapısına sa h i p bir end üstriyel -ta rım ü lkesi h a l i n e getirmekti r. Bu cümleden olara k, sanayiin termo-energetik, meta l işleme ve diğer k o l l a rı n ı n da daha i leri gel iştiril mesi öngörül mektedir. M HC'nde köy ekonomisinin m a d d i -tekn i k temeli de hızla genişlemek­ ted i r. Parti, şimdi, kooperatif d üzen i n i n , yani topra k l a rı ü l ke n i n % 90,3' ü n ü teşkil e d e n v e bütün h a l k ı n yüzde SS' i n i kapsayan K ö y Ekonomisi B i r l i k ­ leri n i n d a h a da güçlendiri l mesi için b ü y ü k çaba l a r h a rcama ktad ı r. KEB'ler ül kede mevcut bütün hayvan topl a m ı n ı n '1r 90' l n d a n fazlasına sahip b u l u n ­ ma kta, topla m e t ü reti m i n i n '!rBO' inden fazlası n ı , yapağ ı üreti m i n i n ('1< 70' ini ve s ü t üreti m i n i n d e "lr SO'sini vermektedir. K EB köy ekono misi ürün leri teda rik kaynağı olara k başta g e l m ekted i r. Parti ve h ü k ü met b i rkaç KEB'ni bir a raya getirmek suretiyle iri leşti ri lmiş işletmeler meydana getirmek ve köy ekonomisi tek n i k temel i n i , yo n i makine ve gereçl e r dona­ tımını iyileştirmek için etkili ted birler a l ma ktad ı r. M D H P Merkez Komitesi Vi. Plen u m (1 969) kara rları, makine-hayva n ba k ı m ı istasyonları n ı n KEB'ne devredil mesi ve bunla ra bağ l ı tô m i r merkezlerinin güçlendiril meSi ba k ı ­ m ı nd a n büyük b i r ö n e m taşı ma kta d ı r. H a l k ekonom i s i n i n g el iş mesine i l işkin soru n l a r d a i ma parti n i n gozu önünded i r. Netekim, M DH P Merkez Komites i n i n V. ( 1 96B) ve V ı ı ı . (1 970) plenum ları bu konuda ö n e m l i ka ra rl a r a l mıştı r. Bu ka ra r/arda, sanayi işletmeleri n i n kapasitesinden daha iyi fayda l a n ı l ma s ı , topl umsa l ü reti m i n , emek veri m i n i n etki n l i ğ i n i n a rt ı rı l ması v e ürü n m a l iyeti n i n azaltı l m a s ı , işletme hesa b ı n ı n gelişme ve g üclen mesi n i n d e v a m ettiri l mesi, tasarruf rej i mi u y g u l a n ması ve bu hususta g a yet titiz davra n ı l ması gereği bel i rti l ­ miştir. ü l kemi zde sosyalist m ü l kiyeti n her i k i b içi m i ni n (genel h a l k ve koope­ ratif m ü l kiyeti), sınıfların amaç ve ç ı ka rl a rı n ı n orta klığ ı , onların yaklaşma­ sını yasal l ı k la şartl a m ı ş ve a ra l a r ı nd a işbirl i ğ i n i kuvvetlen d i rm işti r. Fa kat 1 37


işçi s ı n ı f ı n ı n kooperatifleş m i ş a ratları n ve h a l k ayd ı n la r ı n ı n esas ekono m i k v e politik ç ı ka rl a rı n ı n uyg u n l u g u b i r g erçek olsa d a , a ra l a rı nda açı kça bel i rg i n ayrı mlar da va rd ı r. Bu ayrı m l a rı n d i kkate a l ı n ması parti n i n yönetim eylemi bakı m ı nd a n öne m l i d i r. Parti , M HC'nde top l u msal i l işkilerin g el işmesindeki objektif eğ i l i mleri hareket noktası yaparak, i k i biçimde sosya l i st m ü l kiyetin va r o l ma s ı n ı n şa rtlad ı ğ ı belirg i n ayrı m l a rı g i derme v e sosyal b i r l i ğ i g üclendi rme politi ­ kası i z lemekted ir. Devlet m ü l kiyetini a rttı rma ve rol ü n ü yü kseltmeye, kooperatif m ü l kiyetini güclendirme ve genişletmeye, şeh i r ile köy a rasında bağ ı n t ı l a r ı n sağla mlaştı rıl masına, kooperatif işlet melerine etraflı devlet ya rd ı m ı n ı n a rt ı rı l masına ve h a l k ı n yaşantısında maddi ve kültürel koş u l ları iyileştirmeye i l iş k in tedb i rl erin hepsi b u a maçlara h i z met etmekted i r. Pa rti , bu temel üzeri nde işçi s ı n ıfı i l e kooperatifleşmiş a ratlar a rasında bu s ı n ı f ı n önderl i ğ i n d e birliği kuvvetlendi rmeyi eylem i n i n çok önemli bir yönü saymakta d ı r. Parti n i n sosya list devlet yöneti m i nde izlediği a n a hat, seçi m sistemi demokratik p rensiplerini g e liştirme, devlet, ekonomi ve kültür kurucu l u ­ ğ u n u n en önemli soru n la rı n ı n h e r bakımdan m üzakeresi için o l a n a k yaratma, d üzara hesap verme, oyla maya s a y g ı gösterme, topl u m s a l g i ri ş i m leri ve aşağ ı d a n yukarı kontrolü kuvvetlendirme vb. çizgisidir. B u i htiyaç d a , y ı ğ l � ları n pol itika ve üreti m a ktivitesini a rttı rmaya, yaratıcı g i ri ş i m l e ri n i gel işti rmeye, bütün örg üt ve kurumların, parti ve devlet makinesinde bütün halkaların elbirliğiyle ve u y u m l u ça l ı ş ma s ı n ı sağla maya değ g i n koş u l l a r y a ratma gereğinden ileri g e l mekted ir. Memleketimizde g erçekleşti ril mekte olan sosya l i z m kuruluşu süreci nde, devri mle birlikte doğmuş olan meslek birlik leri, d evrimci gençlik birliği ve diğer toplu msal ö rg ütler d e büyümekte ve g üclenmekted i rler. Ekon o m i k v e kültürel kuruc u l u k yöneti minde, emekçilerin komün ist eğ itiminde b u b i r l i k v e örg ütlerin ro l ü g i derek a rttı rıl makta d ı r. Pa rt i n i n politika s ı n ı hayata geçi rmeyi kendi leri için hayati mesele saya n y ı ğ ı n l a r ı n yaratıcı canl ı l ı ğ ı , ü l ke m i z i n tüm gelişme devresi boyu nca top l u m u muzun i lerleme h ı z ı n ı n a rttı rı lmasına h i z met etmiştir ve etmekted i r. B izde sosya l ist yarışmanın en gelişkin biçi m i olan sosyal i st emek hareketi, halk ekon o m i s i n i n bütün d a l la rında serp i l i p gelişmişt i r. B u ha rekette halen 80 bin h a m leci eylemded i r. H a l k ı n bütün tabakaları top l u msal hayatı n yöneti m i n e aktif olara k katı l makta d ı r. Memleketi mizde her kade­ meden halk h u ra l' l a rında (2) 17 bi nden fazla m i l l etve k i l i , h u ra l ' l a r ı ıı · d a i m i komisyon larında 1 0 b i n kadar üye va rd ı r. Parti, devlet, meslek ve gençl ik birli kleri örg ütleri n e bağ l ı çesitli top l u msal kontrol org a n larında

(2) H u ra l : Meclis, sovyet (konsey) . 1 38


o n binlerce a ktivist eylemdedir. Sosyalist demokrasi mekahizması g ittikçe daha fazla geliş mektedir. Parti çalışmalarının a n a doğru/tu/aTı Parti, y ı ğ ı nların politik önderi ve örg ütçüsü sıfatiyle, devlet örg ütleriyle top l u m sal örgütlerin bağdaşık ve u y u m l u ça lış m a s ı nı sağ l a m a k l a , b u n l a rı n birbiri n i n yerini a l masına yol vermemekle ödevi i d i r. M DHP, bütün devlet ve y ı ğ ı n örgütleri n i n kendi prati k eylemleri n d e parti politik hattı n ı n esa s istekleri n i h a reket noktası yapma l a rı n ı sağ la maya ça l ı ş m a ktad ı r. Göreve b i l i msel yaklaşma, ideolojik ve eğitsel ça l ı ş ma, parti kuruluşunda Leni nci norm ve prensi pleri gözetme, kadrolara sayg ı , bütün parti örg üt­ leri n i n savaşı m yeteneğ i n i ve kom ü nistlerin a ktifli ğ i n i a rttı rma parti n i n ç o k ya n l ı e s a s eylem i n i teşk i l etmektedir. M D H P' n i n d a i m a Marksist-Le n i n ist teoriye, toplu msal g e l iş men in o bjektif yasa l a rı n ı kavramaya , g ü n l ü k işleri ta h l i le, somut koşu l lara ve olanaklara dayanarak ça l ı ş ması, o n u n politika s ı n ı n b i l i msel b i r temele oturt u l d u ğ u n u bel i rtmekte d i r. Parti b u yolda, b i l i m i n u l a ş ı m la rı i le yığ ı n ların pratik tecrübesini başarıyla bağdaştı rmaya ça l ı ş mıştır. işte M DH P, ülkenin kapita l i st ol mıyan yolda gelişme g enel doğ ru ltus u n u bu esa slara g ö re h a z ı r/a m ı ş , b u gelişmenin bütün aşa maları n ı n hedef ve ödevlerini tesbit etmiştir. Sosya l i z m i n yığı n la n n bilinçli eyl e m i n i n sonucu o l d u ğ u h ü km ünden ha reket eden M DH P, ya l n ı z ken di üyeleri n i n değ i l , aynı zamanda bütün emekçilerin komünist eğiti m i n i ciddi bir uğ raşı edinmiştir. B u eğiti m i n , ideoloj i k a rı l ı k v e sosya lizme bağ l ı l ı k ruhunda , M arksist-Lenin ist ö ğ reti, y u rtveserlik ve proleter enternasyona l iz m i ruh unda o l ması parti n i n baş l ı ca kayg ıs ı d ı r. Parti, top l u m u n bütün üyeleri n i de, sosya l izme yabancı görüş ve a lı ş ka n l ı klar/a, geçmişin ka l ı n t ı l a riyle kesin bir mücadele ru h unda eğitmekte, onları b i l i m sel -ateist b i l g i lerle donatmaya ça l ışmakta d ı r. B ütün b u eylemde parti propaganda ve ajitasyonu, bası n, kitaplar, radyo, tele­ vizyon, sinema ve tiyatro önemli b i r rol oyna makta d ı rla r. Halen memleket nüfu s u n u n yarı s ı n d a n fazl a s ı n ı 25 yaşına kadarki g ençler teşkil ediyor. B u n u n için parti yetişmekte olan kuşağ ı n eğ iti m i n e özel bir önem vermekted ir. M DHP, g e n ç kuşağ ı n , parti ve h a l k ı n devri mci, savaşçı ve emeksever g elenekleri n i koruma ve çoğa ltıp yaşatma ru h u nda yetişmesine di kkat etmektedir. Kadroların fi kri eğ iti m i n i daha iyi örg ütlemek üzere bir parti og re n i m sistemi k u r u l muştur. B u sistem, her komün iste, Ma rksist-Len i n i st teoriyi kavra ma, iç ve u l uslara rası politika problemlerini etraflı biçimde öğrenme, ka rdeş partilerin tecrübesine i lişkin bilgi e d i n me olanağı vermektedir. 1 39


Pa rti k u r u l u ş ve eylemine ilişkin leni n prensipleri n i ve parti -içi hayat normları n ı kayıtsız -şartsız gözeterek h a reket etmek, part i n i n yönetici rolünü a rttı rma n ı n esasları n d a n bi rid i r. M D H P demokratik santra l iz m i d a i ma tutmuştur v e bugün de tutmakta d ı r. Parti politikası n ı n gerçekleşti ril mesi nde ta ban örg ütleri çok öneml i b i r rol oyna makta d ı r. M D H P Merkez Komitesi, ülkenin politi k , e k o n o m i k ve k ü ltürel hayatı üzerinde bu örg ütlerin sürekli b i r etki göstermesini sağla­ maya ça lışma kta d ı r. Halk yığ ı n la riyle sıkı sık ı ya bağ l ı olon pa rti örg üt­ lerimiz, bütün komün istlerin top l umsal ça lışmaya, pa rti pol iti ka s ı n ı n tes­ biti ne, pa rti ve d evlet org a n la rı n ı n a l d ı kları kararların yerine g eti ri l mesine a ktif olara k katı l m a lo rı n ı sağ la m a ktad ı r. Parti n i n safları d a h a do dolg u n laşara k kuvvetlen mekted i r. M D H P'nde üye ve aday üye genel sayısı içinde işçilerin n ispi payı n ı n biteviye a rtma kta o l ması d i kkate değer. Bu ora n 1 940 y ı l ı nda % 6,4 kado rken, 1 960'ta %26,2'ye çı kmış, 1 970 y ı l ı n d a do %29,S'i b u l m u şt u r. Ş i m d i parti üye ve aday üyeleri n i n % 49,9' u işçiler ve kooperatifçi o ratlord ı r. Bütün komünist­ lerin O/rS9,4' Ü maddi ü reti m a l a n ı nda ça lışmaktad ı ri a r.

MDHP'nin enternasyonalizmi •

Parti miz, elli y ı l l ı k varl ı ğ ı boyu nca , bütün devri mci g üçleri n b i r l i k ve s ı k ı topl u l u ğ u n u n sağlamlaşması davasına katkıda b u l u na b i l mek üzere a rd ı c ı l o la ra k m ücadele edegelm iştir. Ve b u n u yaparken, d a i ma proleter enternasyonal izmi yüce pren sipleri ni, len i n ' i n partisi SBKP ve komünist­ lerin u l uslara rası ord u s u n u n diğer kolloriyle kard eşçe daya nışma ve işbir­ l i ğ i n i k ı lavuz edin miştir. M D H P' n i n prog ra m ı nda şöyle d e n i l mekted i r : "Parti, diğer komün ist ve işçi parti leriyle dost l u k ve işbirliği, karş ı l ı kl ı ya rd ı m ve d estekleme gözeten kardeşçe i l işkiler k u r u p gelişti rmeyi, o n la rla ve öteki devri mci g üclerle eylemlerini bi rleştirerek, e mperya lizme karşı , emekçi l e ri n ç ı ka rl a rı için, barış, demokrasi ve sosya l i z m için ortak bir savaş yürütmeyi en önemli ödevi sayma kta d ı r.» Moğolistan H a l k C u m h u riyetinin u l uslara rası d u r u m u n u n bir hayli sağlamlaşması ve d ü nyadaki itibarı n ı n a rtması, M D H P' n i n izlediği doğ ru d ı ş politika n ı n dolaysız sonucud ur. MHC ile diğer sosya l ist devletler a ra s ı n d a k i kardeşçe i l işkiler y ı l da n , y ı la genişleyip kuvvetlenmekte, Moğol h a l k ı n ı n sosya l ist sistem ü lkeleri ha l k la riyle dostluğu sağ la m la ş m a kta d ı r. Bu bağ la r ve i lişki ler, politi k, ekonomik, bili msel-tekn i k ve kültürel işbirliğinde, h a l k ekonomisini ve k ü ltürü gel iştirme pıanları n ı n Ekono m i k Ya rd ı m la ş ma Konseyi çerçevesinde 1 40


a h e n kleşti ril mesi nde, gere k bütünüyle sosya i i st cephen i n , gerekse onun ayrı ayrı üyeleri n i n savunma yetenekleri n i n a rttırıl ması yönündeki ortak çaba l a rda ifadesini bul makta d ı r. M HC i le Sovyetler Birliği a rasında dostluk i l iş k i l eri ve çok ya n l ı işbirli­ ğinin g elişmesinde, 1 965-66 y ı l l a r ı n d a parti- hü k ü met heyetleri d üzeyinde ya p ı l a n karş ı l ı k l ı ziya retler ve yenilenen dostluk, işbirliği ve karş ı l ı k l ı yard ı m a ntlaşması büyük b i r ro l oyn a m ı ştır. i ki memleket arasında ki politi k ve kültürel i l işkiler bu antlaşma temeli üzeri nde daha da gelişmişti r ve g el i şmekted ir. Sosyalizm k u ruculuğuna m a d d i -tekn i k ödenek ve araç sağ lama, kad ro yetişti rme g i bi M H C'ye g ü ç g elen problem lerin çöz ü m ünde Sovyetler B i rliğ i n i n g ittikçe artan ekono m i k yard ı m ı paha biçi l mez bir rol oyna m a kta d ı r. Yü ksek vasıflı b i n lerce Sovyet uzmanı yapıcı ça l ı ş ma ları mıza can l a - başla katı l ma kta d ı rl a r. Erkek ve kız binlerce gencimiz, Sovyetler B i rl i ğ i n d e yüksek, orta ve özel öğ re n i m ya p m a kta , bi rçoğu da ü reti mde ve tek n i k a l a n ında b i l g i lerini a rttı rmakta d ırlar. M H C pa rti ve h ü k ü met heyet i n i n 1 970 E k i m i sonunda Sovyetler B i rliğ i n i ziya reti ve tarafların yönetic i leri a rasında yap ı l a n g ö rüşmeler, i k i memleket a rasında sarsı l ma z Marksizm-len i n iım prensipleri ne ve sosya list enter­ nasyona lizme daya nan işbirl i ğ i n i n parlak b i r yeni bel i rtisi o l m uştur. Yeni hayatı kurmoda tecrübe değişmenin, kardeş partilerin sosya l i z m i başarıyl a k u rma, d ü nya ko münist v e i ş ç i h a reketinde s ı msı k ı b i r l i k sa ğ l ama , barış ve demokrasi u ğ ru n d a ki savaşta elbirliğiyle çaba göstermeleri n i n M DH P i ç i n ç o k b ü y ü k ö n e m i vard ı r. B u n u n la i lg i l i olarak, partimizin diğer k a rdeş partilerle u l u slararası i l işki leri, yani i ki ve çok ya n l ı buluşmala r, heyetler ve enformasyon değiş-tokuşu, görüşmeler ve d iyalog l a r, parti lerin u l uslararası danışma toplantısı ve konferansıarına katı l m a l a r bütün boyutla riyle gelişme gösterecektir. B u cüm leden olarak, M D H P temsi lcileri, komün ist ve işçi parti leri n i n 1 957, 1 960 v e 1 969'daki d a n ı ş ma toplantılarına katı l mı ş la rd ı r. Parti miz, anti-emperya l ist kuvvetlerin ortak savaşına bundan böyle de e l i nden gelen yard ı m ı yapaca k, kardeş pa rti lerle, bütün devri mci g üçlerle u l uslara rası a landa orta k eylemleri a henkleştirmeyi a maçl ıyan iki ve çok ya n l ı i l iş k i l eri g el i ştirmeye devam edecekti r .

M DH P, d ı ş politi ka eyle m i nde, komün ist ve işçi partileri n i n 1 969 danışma toplantısında formü l e edilen şu g örüşü kı lavuz edin mekted i r : «Marksizm-Leninizme , proletarya enternasyonalizmine bağlilık, kendi halkım n çıkar/anna, sosyalizm ortak davasına fedakarlık ve sadakatle hizmet, komünist ve işçi partilerinin eylem birliğinin etkinliği ve isabetli yönetimi için gerekli şart ve anlann tarihsel hedeflerine u/aşmada başannm teminatıdu.» 1 41


� --,� CZEL SAY FALAR

'-----

Ayın olayla rı A H M ET S A Y D A N

Yurtta i ktidarı n ü n iversite ve fakülte baskınları ile faşist tasarıları kan u n ­ Iaştırma çaba l a rı n ı kapsayan e mekçilere. devri mci akı mlara karşı y ı l d ı rma pol itikası Ş u bat ayı içinde d e deva m etti. Ayn ı za manda. işçi s ı n ı f ı n ı n . devri mci ayd ı n v e gençl i ğ i n iktidarın faşist tutu m u n a , s a r ı sendika c ı l ı ğ a , em perya l izme k a rşı d i renişi de yeni gelişmeler kaydetti. Işçi hareketi. ista n b u l - Ka rtla'da b u l u n a n Süperlit Boru fa brikasiyle Pa nca r Motor fa brikasında 302 işçi Türk-iş'e bağ l ı Meta l i ş send ikasından ayrı l ı p, D i SK'e bağ l ı Madeniş sendikasına g eçti ler. Patronlar, b i r yandan idare org a nl a rı n ı n , öte yandan d a Metal i ş sendikası yöneticiler i n i n d e yar­ d ı m iyle, Maden işe geçen işçi l e ri işten çıkard ı la r. işç i n i n send ika s ı n ı seçme hakkı n ı , b u şekilde, Türk-iş'e bağ l ı sen d i kacıların, resmi organların patron­ l a rla elele çiğnen meye kalkışmaları, emekçiler a rasında haklı b i r hiddet uya n d ı rd ı . i şçiler. işten çıka rmal a rı protesto i ç i n g rev i lô n ettiler. Patron ve Türk-iş'e bağlı bazı send i kacı ların , topl u m polisine fa brika l a rı a bl u ka ettirmeleri, bir k ı s ı m işçi ve sen d i ka c ı l a rı gözaltına a l d ı rtmalarına rağ men g rev, elbirl iğ i yle yürütül d ü ğ ü nden başariyle sonuçl a n d ı . Patro n l a r, işten çıkardıkları işçi leri tekrar işe a l ma k zorunda ka l d ı la r. ilk Orman işçi/eri sendikası kuru/du. Devlet Plô nlama Teşkilôtı n ı n istatisti klerine göre Türkiye'de h a l k ı n % 72'si tarı m sektöründe ça l ı ş ıyor. Ta rı m sektörü n d e ise orman c ı l ı k ö n e m l i bir yer tutuyor. Şubat i çi n d e Ankara'da toplanan «ta rı msa l iş gücü .. semineri n d e bel i rti ldiği g i b i Türkiye'de 6 m i lyon 91 6 b i n o r m a n köylüsü v a r . Y i n e bu semi nerde açıkla n d ı ğ ı na g ö re tarı m ı n öteki kollarında o l d u ğ u gibi orma nda da ağalar d u ru m a h ô k i m d i r. Orman ağaları bi r yandan menfaatlerine uyduğu zaman tarla açmak için orma n ıa r ı yakarak mem leket ekonomisine büyük zararlar vermekte. b i r yandan da orman köylüleri n i ağaç kesme ve ta hta cı l ı k işlerinde boğ a z toklu ğ u n a çalı ştı rmakta d ı rl a r. Seminerde açıklandığına göre orman köy l ü s ü n ü n g ü n l ü k kazan cı 1 1 4 kuru şt u r. Yabancı sermaye, (özel l i k l e Batı Alma nya tekelleri) orman işletmecil i ğ i ne g i rişmektedi r. Yerli işbirl i kciler orman zen g i n l ikleri m i z i n yabancı tekeller 1 42


tarafı ndan yağma edilmesinde de d ı ş sermayeye yard ı m etmektedirler. B u k o n u d a en faal olan, Demirel bira derlerden Şevket Demirel'dir. B u şa h s ı n k u rd u ğ u (Orma) şi rketi Dü nya B a n kasından O r m a n i ş l etmeci l i ğ i ne ayrı l a n 1 6 mi lyon dolarl ı k k redeyi a l m ı ştır. B u haberi veren M i lliy �t g azetesinden Engin O n sa l ' ı n açıklad ı ğ ı na g ö re, U l uslararası Pa ra Fonu i l e işbirliğ i yapan Dü nya Bankası y a l n ı z yabancı sermayenin g i rmesine i mkôn veren, bağ ı ms ı z send i kacı l ı ğ ı yok etmeye çalışan h ü kü metlerin h ô k i m olduğu ül kelere kred i açma kta ve bu kredi lerin sanayileşmeye yarayan enfrastrük­ tür yatı r ı m l a rı na harca n ma ma s ı n ı şart koşm a kta d ı r. Büyük t.e kelleri n politik ve m a l i baskı g ü c ü n ü temsil eden Dünya bankası, U l uslara rası Para Fonu g i bi büyük finans o ligarşisinin ve bu o l i g a rşiye bağ l ı Türkiye'deki işbirl i kçi i ktidarın, bağ ı msız ve devri mci send ikacı l ı ğ ı engelleme gayretleri n e rağ men, bu tip sen d i kacı l ı k orman emekçileri a rasında da g e l i ş mekte d i r. Şubat i çinde Kazdağı yöresinde ilk orman işçileri sendikası kuruldu. Send i kayı k u ran işçiler an cak örgütlü bir şekilde mücadele etti kleri ta kdirde başarı kaza nabi leceklerini belirt­ ti ler. Tü rkiye' de i l k orman işçi leri sendikası, gerek orman işçi lerinin, g erekse d a ğ ı n ı k ve örg ütsüz o l d u k la rı için h a klarını a raya mayan, ağaların ve işçi kôhya la r ı n ı n a ma ns ı z söm ü rüsüne tôbi olan tarı m isci leri n i n Tü rkiye ölçüsünde devri mci send i kac ı l ı ğ ı n çatısı a ltında örgütlen melerine doğru atı l m ı ş i leri bir a d ı md ı r. Orman işçileri n i n , orman köyl üleri n i n k u rtuluşu, topra k refo r m u n u n b i r k o l u say ı l a n orman reform u n u n ya p ı l masına , u l usal bağ ı msızl ı k koş u l la r ı i ç i n d e sanayileşme mücadelesine sıkı sı kıya bağ l ı d ı r. Orma n ı a r, ağaları n, yabancı tekel lerle yerli a ra c ı l a rı n ta l a n ı ndan kurtarı l m a l ı , devletleştiri l ­ melidir. Fakat bu kada rla k a l m a m a l ı , devlet ormancı l ı ğ ı n a bağlı kereste · cilik, sellü loz, inşaat ve mobi lyacı l ı k g i bi sanayi kolları da kuru l ma l ı d ı r. Orman bölgeleri n i n' kal k ı n ması anca k bu s u retle sağ l a n a b i l i r. Iktidann milli menfaat anlayışı işte budur. Petrol iş send ikası ile üç yabancı petrol şi rketi (Mobil, Şel, Britiş Petro l i u m) a rasında top l u sözleşme m üza kereleri başla d ı . Send ika Başka n ı , yabancı şi rketlerin işç i g ü n d e ­ li klerine istenen za m m ı vermeye yanaşma d ı kl a rı n ı , şi rket temsilcileri bu tutu m larında d i rendikl e ri tak d i rde genel g reve gideceklerini söyled i . Amerikan v e i n g i l i z petrol ş i rketleri n i n elinde b u l u n a n Ataş v e i praş rafi nerileri, genellikle d ı şarıdan getirtl i kleri h a m petro l ü işlemekted irler. Getird i kler i ham petrol için g ü mrü k de vermiyorla r. Bu ş i rketler yerl i petrol sanay i i n i n g el işmesini engel lemekle u l usal petrol ve ki mya sanay i i n i n g e l i ş m e s i n i balta la d ı kları g i b i , d ı ş a rd a n geti rtli kleri h a m petrol ürün lerini y u rt piyasasında sata ra k büyük kôrlar sağla ma kta ve bu kôrlarını da d ı şarı transfer etmekted irl er. Yabancı şi rketlerin d ı şa rı transfer etlikleri kôrları yı lda 1 50 mi lyon d o l a r cıvarındad ı r. 1 43


Amerikan ve i n g i l i z ş i rketlerin i n Ataş ve i praş rafinerisinden elde ettikleri mozut, fuel öyl ve değ i ş i k ka l itelerdeki ben z i n i n önemli bir kısm ı , Amerikan Akdeniz Altıncı Filosu ' n u n yakıt i htiyaçla rı n ı n karşı lanmasında k u l l a n ı l ma ktad ı r. Kısacası, Ataş ve i praş g i bi Ameri kan, ingiliz şi rketler i n i n rafineri leri aynı za manda bi r askeri i km a l ü s s ü n i tel i ğ i n i de taşı ma ktad ı r. Bundan ötürü bu rafi nerilerin ve b u n l a rı işleten Ameri kan, i n g i l i z ş irketle­ ri n i n Türkiye'deki her türlü faa liyetlerine son vermek, rofineri, işletme, büro ve satış merkezlerin i devletleşti rmek ulusal bağ ı msızl ı k hareket i n i n b i r y ö n ü olara k belirmektedir. Ya bancı petrol ş i rketleri temsi lci lerinin topl u sözleşme g örüşmelerinde sen d i ka l a r ı n istekleri n i reddetmeleri üzeri ne 4 Şubatta Petro l i ş i n g revi başlad ı . Fa kat Dem i rel h ü kü meti Grev, Lokavt ve Topl u Sözleşme Ko n u n u n ' u n Amerik a d o n a ktarıl a n anti-demokratik bi r h ü k m ü n ü uygula­ yarak Petro l i ş g revi n i 30 gün erteledi. Hükü met erteleme kararında "g revin milli menfaatlere a y k ı rı » o l d u ğ u n u bel irtti . Petrol i ş Başka n ı i s m a i l Topkor verd i ğ i demeçte bu iddiayı şu gerçekleri d i le geti rerek çü rüttü : "Ya bancı şi rketler 400 l i ra ücretle işçi ça l ı ştırmakta , asgari ücreti d a h i ödememektedi rier. Hayat paha l ı l ı ğ ı g ittikçe artmak­ tadır. işçiyi haklı d i renişinde hiçbir kuvvet y ı l d ı ra maz.» Demek o l uyor k i i ktidar, yabancı petrol ş i rketleri n i n , Türk işçi leri n i asgari ücretin b i l e a ltında b i r g ü nd e l i k l e çal ıştırma l a rı n ı , y a n i sömürüyü bu derecede a ş ı rı ölçülere u laştı rmala rı nı m i l l i menfaatlere uyg un g örüyor, fakat, işçi leri mizin bu sömü rüye ka rşı g rev hakları n ı k u l l a n malarını " m i l l i menfaatlere aykırı » b u l uyord u . Esasen Ereğ li - De m i r Çel i k Fa brikası'nda, Keban Ba rajı inşaatında, istanbul ve izmit körfezindeki ya bancı sermaye n i n h ô k i m o l d u ğ u iş yerle­ rinde i ktidar, g rev ertelemeleriyle, her zaman yabancı sermayenin ç ı ka r­ l a rı n ı , işçileri mizin haklarından üstün tutmuştur. Türkiye işçi Partisi'nin ı O'uncu kuruluş yddönü m ü. 13 Şu bat g ü n ü Türkiye işçi Parti s i n i n 1 0. kuruluş y ı l ı kutlan d ı . Ankara' d a k i kutlama törenine işçi, send ikacı ve ayd ı n olara k 5 binden fazla y u rttaş katı l d ı . T i P Geniel Başka n ı Behice Bora n, büyük teza h ü ratla karşı l a n d ı . Bora n konuşmasında özetle şunları belirtti : "Türkiye işçi Partisi 1 96 1 ' d e 12 send i kacı tarafından kuruldu. E k i m ayında ya p ı l a n part i n i n 4. kongresinde sosya list strateji zafer kaza n d ı . B i z ş i m d i rahatl ı k l a s ı n ı f mücadelesinden, işç i sınıfından bahsediyoruz. Artı k kimse, Anayasa sosya lizme a ç ı k değ i l d i r, d iyemiyor. Ti P'e ya p ı l a n sa l d ı rı ların artışı g üCıen d i ğ i mizi gösteriyor. Tasfiye ol uyor denen Ti P, d ü ş m a n l a rı n ı n ka rş ı sı na d i m d i k ç ı kıyor. Türkiye işçi Pa rtisi, k u r u l u ş u n u n 1 0 . yıldönüm ü n ü , emperyalizm ve faşizme karşı, bağ ı msızl ı k, demokra si ve sosya l i z m için Türkiyede veri len 1 44


m ücadelenin en ön safı nda, en tutarlı, en bilinçli ve sürekli mücadeleyi veren politik örg üt o l m a n ı n k ı va n cı içinde kutl uyar.» T i P, g erçekten de, Anayasa l bir k u ru l u ş olarak, Türkiye'de emperya l izme, sömürüye ka rşı halk yığ ı n ları n ı n m ücadeles i n i başarıya ve o l u m l u sonuç­ l a ra u laştırmak için, öteki d evrimci g üclerle bera ber şaşmaz bir savaş yürütmekted i r . T l P' i n on y ı l l ı k bu savaşı, o n u n parla menter s i ste m i n ' kaçı n ı l ma z b i r pa rçası o l d u ğ u gerçeğ i n i birçoklarına kabul etti rmişti r. Ozel l i k l e 1 965 seçi m lerin d e T l P ' i n on beş k i ş i l i k bir g rupla Mecl i se g i rmesi, sesi n i Senatoda da d uyurması Türkiye'deki işçi hareketi ta ri h i n d e çok ö n e m l i bir gelişme olara k yera l m ıştı r. Emperya l i z m i n ve gerici çevreleri n TiP'e karşı provokasyon ları, emekçi yığ ı n l a rı bu parti den uzaklaştırmak şöyle d u rs u n , parti n i n halk a ra s ı ndaki etk isin i daha da artırmıştır. T I P ' i n o n y ı l l ı k varl ı ğ ı s ı rasında, ka patı l ma s ı için, g e r i c i h ü k ü metler ta rafından Yarg ıtay Başsavcı l ığ ı na üç defa başvuru l muş ve Anayasa Ma hkemesinde parti n i n kapıtı lması için dava açı l ma s ı isten mişti r. Anayasaya g ö re siyasal parti leri kaptmak i ç i n Anayasa m a h kemesinde dava a ç m a yetki s i Yargıtay Başsavcı l ı ğ ı n ı n d ı r. Fakat her d efa s ı n d a da Başsavc ı l ı k h ü k ü metlerin b u i stekl e ri n i sonuçsuz b ı ra k m ıştır.

DiSK'in 12. yddönümü. Şu bat ayı n ı n 1 2'sinde d e DiSK' i n 4 . kuruluş y ı l d ö n ü m ü kutla n d ı . DiSK (Devri mci işçi Sen d i ka l a rı Konfederasyo n u ) . Yönetim K u ru l u bu m ü nasebetle yay ı n l a d ı ğ ı b i l d i ride, Türkiye ' n i n derin bi r politik , ekonom i k ve sosya l b u na l ı m içinde b u l u n d u ğ u kayded i l d i kten sonra ş u n l a r bel i riti liyo r : «DiSK' i n k u r u l u ş u ve gel işmesiyle pek çok ya rg ı hata ları d üzelti l miş, işçi s ı n ı f ı n ı uyutmaya ça l ı ş a n l a rı n k i m l i kleri ortaya çı k m ı şt ı r. Böylece işçi s ı n ı f ı n d a k i uya n ı ş yeni bir h ı z kaza n mışt ı r. işçi s ı n ı fı g erici g üclerin ka n l ı sa l d ı rı larına , g öğ ü s gererek b u n l a rı gerilet­ mekte d i r. Başta işçi sı n ı f ı , tüm emekçiler, demokratik h a k ve h ü rriyetler uğurunda tek bir cephe h a l i n d e m ücadele vereceklerd i r. DiSK, h a n g i k ı l ı ft a ol ursa o l s u n h ü rriyetlerin kaoti l i faşizme karşı b ü t ü n olana klarıyle sava şaca ktı r.»

Bir işçimiz daha öldürüldü. Şubat ayı n ı n son g ü nü n d e Ankara Pol i s M ü d ü rlüğünde bir cinayet d a h a işlendi. H ı d ı r Altınay i s i m i n d e genç b i r sen d i kacı i ş kence a ltında ö l d ü rü l d ü . C inayete i nti h a r süsü vermek i çin Altı nay' ı n cesed i Pol i s M ü d ü rl üğ ü n ü n o n u n cu katı ndan sokağa atı l d ı . H ü r - Persen, Teksen, Türk-Sağ - K u r sen d i ka l a rıyle Dev-Genç An karada ortak bir basın toplantısı tertipleyerek, polisin bu yen i cinayetin i şiddetle protesto ettiler, pol i s i n H ı d ı r ı i ş kence a ltında ö l d ü rd ü ğ ü n ü açığa vurd u l a r. 1 45


H ı d ı r Altı nay Ali Ağa g revinde b i r polis aja n ı taraf ı n d a n ö l d ü rülen sen d i kacı G i ritl ioğ l u k u şa ğ ı n d a n devri mci bir sendikacıyd ı . Oyesi olduğu sen d i ka tarafı ndan Hür-Persen, Teksek ve Tü rk-Sağ - K u r sen d i ka l a rı n ı b i rleşti rmekle g ö revl e n d i ri l mişti. O l d ürül mesi nden b i rkaç g ü n evvel b i r a rkadaşına « b i r g ü n daha yaşa d ı m . Po lis peş i m i b ı ra k m ı yor. B i r k ı ş k ı rt­ maya kurban g itmekten korkuyorum .» demişti .

Anti-komünizm köy/e/ere kadar yaygın/a ş tm /may a çahşıhyor. Içişleri B a ka n l ı ğ ı "One m l i Işler Da i resi»n i n va l i l i kler kanaliyle kayma k a m l ı klara gönderd iğ i b i r g en elge, gerek ba s ı n d a, gerekse k a m u oyunda h a k l ı b i r e n d işe uya n d ı rd ı . Ç ü n k ü «huzur plan ı»ad ı n ı taşıyan bu genelge, anti­ komün i z m i n , devlet org a n la rı tarafı n d a n köy emekçilerine kadar p l ô n l ı b i r şekilde i n d i ri l mesi n i hedef e d i n iyord u . « H u z u r plôn ı»nda Içiş leri B a ka n l ı ğ ı , ha l ktan yana bütün reformları ve en başta demokratik b i r toprak refo r m u n u savu n a n la rı, kom ü n i stleri v e öteki yurtseverleri «d i n elden g i d iyor», «çocuk l a rı m ı z yeti mhanelerde b üyüyecek», «karı l a rı n ı z orta m a l ı olacak» g i bi e n kaba v e en baya ğ ı ift i ra la rla lekelemeye çal ışıyord u. Böylece g ünden g ü n e geniş emekç i y ı ğ ı n l a r ı n ı sarmakta o l a n topra k reformu d a h i l b ü t ü n ha l kçı devri mleri v e bu devri mleri savu n a n l a rı h a l k ı n gözünden d ü ş ü n mek, emperya l i z m i n hegemonya s ı n ı , ağa-derbeyi ve işbirlikçiler d üzeni n i s ü rd ü rmek için, i ktidarı n , h ü k ü met org a n la rı n d a yuva l a n a n Ameri kan emperyalizmi ajanları i l e birl i kte h a reket ettiği görü l üyor. Emperya l iz m ve onun ortağı i ktidar, h a l ka k a rşı olan bu düzeni ayakta tuta b i l mek için a nti-ko m ü n i z m i açı ktan açığa devlet organları tarafından uyg u lanan b i r ta kti k haline getirmişlerd i r. Fakat i ktidar ve Amerik a n e mperyal i zm i , anti-komünizmi ya l n ı z k o m ü ­ n i stleri v e onla rla bera ber öteki devri mci l e ri v u r m a k için k u l l a n ma ıda yetin m i yo r, aynı zamanda Atatürkçüleri de b u silôhla vu rmaya çal ış ı ­ yorl a r. Genel K u rmay Başka n l ı ğ ı Istih ba rat D a i resi ' n i n Ankara d a s u bay ve genera l ler için anti-komün ist k u rslar açması n ı n i l k h edefi S i l ô h l ı Kuvvet­ ler'deki yurtsever ve Atatü rkçü su bay ve g enera l leri tecrit etmek, orduyu komprador i ktidarla em perya l iz m i n maşası h a l i n e geti rmektir. AP mi lletvekil lerinden ve I sta n b u l «Ko m ü n i zmle Savaş Derneği» yöneti­ cilerinden ı s m a i l Hakkı Şen g üler 22 Şubat tari h i nd e Meclis kürsüsünden Atatürk'e en ağır hakaretlerle sa l d ı rm ı ştır. Bütün bu o laylar, emperya l iz m v e faşiz m i n e l i n d e art ı k k l ô s i k b i r s i l ô h h a l i n e getiril mek istenen a nt i ­ komünizmle , komünistlerden Atatürkçülere k a d a r bütü n yurtsever v e a n t i ­ e mperya l ist g ücleri n etkisiz b ı ra ktı rıl maya ça l ı ş ı l d ı ğ ı açı kça görül mekte d i r. Şeng üler' i n Mecl is'teki sald ı rısı bütün y u rtsever ve d evrimci a k ı m l a rda sert tepki lere yol a çtığı g i b i , C H P' d e d e derin ya n k ı l a r uyandı rmıştır. 1 46


Şengü ler' i n konuştuğu g ü n Meclise başka n l ı k eden Başkan Veki l leri nden CHP'li Pa laoğ l u , Şengüleri n bu konuş ması n ı protesto için Başkan veki l l iğ i nden istifa etmişt i r. iktidar, polis kuvvet/erinden başka Si/ôhlı Kuvvetleri de kendi çıkarlan için kullamyor. Ista n b u l O n iversitesi Ki mya Fakü ltesi, 1 5 Şu bat g ü n ü polis kuvvetleri taraf ı n d a n işgal edildi. öğ renci ler polisin sa l d ı rısına karşı O n iversite özg ürl ü ğ ü n ü sav u n m a k için d i rendi ler. Polisle öğ renciler a rasında saatlerce s ü ren b i r çarpışma oldu. B i rçok öğrenci ya ra l a n d ı , bi rçoğu d a tutu k l a n d ı . Fakülte kapat ı l d ı v e polise teslim edildi. B u sa l d ı rı d a n b i r kaç g ü n sonra , 22 Ş u batta, pol is, An kara Hacettepe O niversitesi'ni bastı. Polisle öğrenci ler a ra s ı n d a ki ça rpışmalar yedi saat sürdü. Pol i s misli görü l memiş bir va hşetle öğrencilere sald ı rd ı . Ha tta coplarla k ı z öğ renci leri k i rl etmek g i bi en iğrenç tecavüzlerde b u l u n d u . Ya ka l a n a n öğrenci ler, evvelden pol is tarafı n d a n ü niversite civarına yerleşti ri l m i ş komandoculara tesl i m e d i l d i . B i rçok öğrenci bir faşist koma ndolar tarafından linç edil mekten zor k u rtu ldu. O n iversite yöneticileri de ı O niversiteyi polise tesl i m ettiler. Artık şu gerçek iyice a n la ş ı l m ı ş b u l u n uyor : Emperya l i z m e bağ l ı çevreler, Tü rkiye'de, b ü y ü k tekellere, komprador i ktidarına kadro yetiştirmeye dayanan eğiti m sistemini ve burj uva ideolojisini gençliğe polis zoru i l e kabul etti rmeye çal ı ş ma ktad ı r­ lar. Fakat yu rtsever gençlik, bu zora baş eğ miyeceğ i n i şi md iye kadarki eylem ve d ireniş leriyle ı spat etm işti r. Bir yandan polisin ü n iversite ve fakülteleri basması, An kara ve i sta n b u l g i bi bazı büyük şehi rl e rd e bomba ve dina mitlerin patlatı lması, öte yandan d a içişleri Ba k a n ı Menteşeoğ l u ' n u n «bir komünist aya k l a n ­ m a s ı i ç i n ya p ı l a n hazırlı klardan s ö z ederek, kuyru k l u ya l a n l a rla k a m u oyu n u teı a ş l a n d ı rmaya ça l ı ş ması», bütün b u n l a r, Tü rkiye'de a ç ı k , çıplak bir faşist d i ktatörlüğ ü yerleşti rmek, faşist tasa r ı l a rı parlamentod a n g eçirmek g i b i , usta ları Vaşingtonda b u l u n a n b i r p ı a n ı , Anayasaya ve parla mentarizme karşı b i r komployu, uygulama çaba l a rı n d a n başka birşey değ i l d i r. i ktidar, son deva l üasyonda beliren enfıasyonist tutu m u ile, h a l k yığ ı n ­ l a r ı n ı yerl i , yabancı tekellere ta ı a n ettirme, verg i v e fiyat za m la rı i l e h a l ka y ü k l e n me pol itikacı i l e , parlamenter p ı a n d a kaydettiği «seçim kaza n ı ml a rı»na rağ men seçmen yığ ı n l a rı n ı teşk i l eden köy ve şehir e mekçi leri n d e n , o rta tabakalardan g ittikçe tecrit o l ma ktad ı r. B u tecrit a rttı ğ ı oranda i ktidar, evveıa g i z l i , a ç ı k polise daya n ma kta, daha sonra da Siı a h l ı Kuvvetl er'de daya n a k a ra maya ça l ı ş ma kta, ve bu g i bi d a ­ ya naklarla a ç ı k b i r faşist d i ktatörlük ku rmaya, Anaya s ı n ı n b ü t ü n demok-­ ratik h ü k ü mleri n i çiğ nemeye yönel m ektedi r. I ktidarın ve Ameri ka n emper­ ya l i z m i n i n yöntemi olara k uyg u la n a n bu taktik ş i mdiye kada r bazı ko147


m utanlar eliyle yürütüleb i l m iştir. Ka n l ı pazarlar, 1 5- 1 6 Haziranda işçilerin k u rş u n l a n ması , Adana Bossa ve Paktaş fa bri kalarında b u g i bi olayların tekra rl a n ma s ı , köy e mekçi leri n i n yeryer zırhlı birlikler ve jandarmalar tarafından kan l ı bir teröre tôbi tutulması, Doğuda jet uçukla rı n ı n , z ı rh l ı b i rl i kleri n K ü rt yu rttaşları m ı za ka rşı k a n l ı b i r terÖrü uyg ula mak üzere k u l l a n ı l ma s ı , i ktidarı n , bazı komuta n l a ra ya m a n ması sayesinde m ü mk ü n ol muştur. i sta n bu l ' da sı kıyönet i m s ı ra s ı n da s u bay ve g eneraller devri mci işçileri ve sendikacıları i ktidar hesa bına yarg ı la rken veya yine i ktidar ve emper­ yalizm hesa bına devri mcilerin zın d a n c ı l ı ğ ı n ı yaparke n , gerçekte k en d i ken d i leri n i , Silô h l ı Kuvvetleri, bağ ı ms ı z l ı k i l kesini, ord u n u n i n a n d ı ğ ı h ü k ü m ­ leri, Atatürkçü lüğü, 2 7 May ı s ı , Anayasayı h a l k ı n v e y u rd u n ca n d üşma n ­ ları hesa bına yarg ı l ıyor, o n la r ı n z ı ndancı l ı ğ ı n ı yapıyorlard ı . Yurd u n bağ ı ms ı z l ı k v e egemen l i ğ i n i savu n ma k, saldırga n i a ra karşı y u rt topra k l a rı n ı koru mak g i bi esas hedefleri nden uzaklaşan bazı komuta n l a ra daya n a n AP i ktidarı n ı n , s i lô h l ı kuvvetleri, işçi sı nıfına , u l usal bağ ı m s ı z l ı k h a reketine ve sosyal k u rtu luşa karşı k u l la n ma olanakları n ı n a rttığı görül üyor. Oysa h a l k çocuk l a rı n d a n k u r u l u ord u n u n, işçi s ı n ı fı n ı n b u rj uvaziye karşı yürüttüğü mücadelede tarafsı z kal ması, h a l k ı n , emperya lizme karşı yürüttüğü u l usal k u rtuluş savaşında ise, hal ktan yana ve e mperya lizme karşı cephe tutması gerekiyor.

DüNYADA

ingiltere'de postaetfar grevi. 20 Ocakta başlayan I n g i ltere posta c ı l a r g revi Şu bat ayında d a d eva m ett i . G reve 230 000 posta i ş ç i s i katı l d ı . i n g i ltere tari h i n d e i l k defa o l a ra k posta işçi leri bu şekilde genel b i r g rev uyg u la d ı l a r. Posta c ı l a r, g ün d e l i kleri n i n a rtı rı l m a s ı , ça l ı ş ma şartları n ı n d üzelti l mesi v e sosya l ha kla rı n ı n ta n ı n ma s ı g i bi istekler i leri s ü rmekle k a l m a d ı l a r. Posta işçi leri Sen d i ka s ı bu g revle, aynı zamanda, grev hakkı n ı kısıtlamak maksadıyle h ü k ü metin hazı rladı ğ ı b i r ka n u n u n tasarı s ı n ı n Mecl isten geçiri lmesini ön lemek amacını g üttü. i ng i l iz h ü k ü meti k a n u n i forma liteleri ta mamlamadan başlatı l a n ve h ü k ü met tarafı ndan «vahşi» d iye a d l a n d ı r ı l a n g revleri engel lemek maksadiyle bir ta sa rı hazı rla mıştır. Gere k i n g i l i z işçi Pa rti siyle bütün sen d i ka l a r, gerekse l i be ra l kamu oyu M u hafazak ô r i n g i l i z h ü k ü meti n i n bu ta sarı s ı n ı g rev h a k k ı na b i r tehdit saymış v e ta sa rıya şiddetle cephe ' a i mışlard ı r. ıtalya'da grevler. ıtalya'da Napali şehrinde 40.000 makine ya pı m işçisi, M i lô no'da i se aynı iş kol u n a bağ l ı 30.000 işçi h e m g ündelik leri n i n 1 48


a rtı rıl ması için, hem de faşist örgütlerin eylemleri n i protesto makasdiyle g rev i l a n etmişlerd i r. Roma'da değ i ş i k bölgelerden gelen on binlerce topra k s ı z köyl ü ve ta r ı m işçisi büyük b i r gösteri ya p m ı ş l a rd ı r. Topraksız köy l ü lerle ta rım işçi l e ri «yaşa s ı n top ra k reformu», «köylü l e r a ç l ı kta n ö l me k iste miyor» yaz ı l ı pa n ka rt l a r taşı m ı ş l a rd ı r.

Şili'de. La Serena şehrinde Şili Sosya l i st Partisi' n i n 23. Kongresi ya p ı l ­ m ıştır. Ş i l i C u m h u rbaşka n ı Sa lvador Allende bu partinin yönetici lerinden b i ri d i r. B i l i n d i ğ i g i bi Şili Sosya l ist Partisi geçen y ı l genel seçi mlerle i ktidarı ele a lan Halk Cephesi'ne dahil partilerden biridir. Halk Cephesi' n e Sosya l ist pa rtisinden başka , Komün ist, Rad ika l, Sosya l Demokrat parti leri ile daha başka sol örg ütler d a h i l d i r. H a l k Cephesi ' n i n , anti-emperya l i st ve sosya l ada letten yana u l usa l ­ demokratik b i r progra mı va rdı r. Bu prog ra m g e reğ i n ce Cepheye d a h i l pa rti lerden k u r u l a n h ü kü met, bütün yabancı teke l lerin Şili'deki işletme­ lerini devletleştirecek, b u n l a r ı n veri m l i b i r şekilde işlemelerini sağ l ıyacak, uzun y ı l l a r s üren e mperya l ist ve işbirlikçi z ü m ren i n sömürüsü yüzünden korku n ç b i r sefalet içinde olan geniş emekçi y ı ğ ı nları yararına sosyal tedbirler a lacak, ulusal bağ ı msızfığı g üclen d i recek, sosya l ka l k ı n mayı sağ layacaktı r. H a l k Cephesi h ü k ü meti, i l k iş olarak büyük Amerikan ba k ı r teke l l er i n i n elinde bulunan zen g i n ba k ı r maden ve i ş letmelerini devletleştirme ted bir­ lerini a l maya başla m ı şt ı r. Fakat b u devletleşti rme, bir ya ndan, madenierin veri m l i bir şekilde i şleti l mesini, ürünl e ri için sürüm pazarları b u l u n ması n ı , öte yandan d a , b üy ü k ba k ı r teke l l eri n i n sabotaj l a r ı n ı boşa çıkaracak tedbirlerin a l ı n ma s ı n ı gerekti riyor. Her iki sorun için de Sovyetler Birliği i l e öteki sosya l i st ü lkeler h a l kçı Ş i l i h ü kü met i n i n i m d a d ı na koştu lar. Sovyetler B i r l i ğ i i le ötek i sosya li st ü l keler büyük bak ı r i şletmeleri nin veri m l i b i r şekilde ça lışma la rı için g ereken uzman ve kred i l e ri sağ l a ­ yaca k l a r ı n ı , bir y a n d a n da, ürünün öne m l i b i r k ı s m ı n ı s a t ı n a l maya h a z ı r o l d u k l a r ı n ı b i l d i rd i ler. Emperyal i st bak ı r tekel leri n i n Ş i l i ekono misini balta l a ma k, ekono m i k ve politik buna l ı m la r yaratara k i lerici h ü k ü meti devirmek, aja n l a r ı n ı tekrar işbaşına getirmek için ma nevra çevirme olanakları, bu suretle d a raltı i m ı ş o l m a kta d ı r.

G üney Viyetnam Halk Kurtuluş Ordusu on yaşında. 1 5 Şu batta G üney Viyetna m Ha l k K u rtul uş O rd u s u n u n o n u n cu kuruluş yı l d ö n ü m ü kutla n d ı . Yu rtl a r ı n ı n k u rt u l u ş u uğrunda Amerikan emperya l i stleri n e v e Saygon 1 49


kukla hükü meti ne karşı sürdürd ü ğ ü savaş sırasında H a l k K u rtuluş Ordusu g e l işti ve büyüdü. Bazı kayna kların verd i ğ i ha berlere göre, G üney Viyetna m Halk Kurtuluş Ordusu bir m i lyondan fazla savaşçıyı saflarında toplamaktad ı r. K u rtuluş Ordusu, m untazam b i r ordu teşk iıatı k u ra b i l m iş, birlikleri n i en modern s i l a h l a rl a donatmayı, en k uvvetli emperyalist devlete karşı savaşı n başarıya u laşabi l mesi için savaşçı l a r ı n ı modern takti k ve stratej i k b i l g i lerle eğ itmeyi başa rmıştı r.

Sovyetler Birliği Merkez istatistik D a i res i n i n Sekizi n ci Beş Y ı l l ı k Pla n ı n son y ı l ı olan 1 970'e a i t raka mları yayı n l a d ı . 1 970 y ı l ı içinde Sovyetler Birliğ i ' n i n m i l l i g e l i rinde a rtış %8,5 ora n ı n ıd a d ı r. Bu artı ş ı n %85'i emek veri ml i l i ğ i n i n a rtması sayesinde elde edi l miştir. Emek veri ml i l i ğ i sanayide '107, tarı mda % 1 1 a rtmıştı r. 1 970 y ı l l ı k p ı a n ı sanayi ü ret i m i nde %6,3 bir a rtışı öng örüyord u . Ha l b u k i %8,3'e u l a ş ı l d ı . Kültürel ve ev işlerinde kullanılan eşya üretiminde %1 3 artış kayded i l d i . CJretim araçları yapım sanayi i n e de büyük bir hız veri l d i . K imya ve petro-ki mya sanayi inde a rtış % 1 2, makine i nşaatı nda % 1 1 'd i r. En yüksek a rtış a let, otomasyon ve kumanda sistemleri üretimi nde kayded i ld i : %21 . 1 970 y ı l ı n da 740 m i lyar ki lovat saat elektrik, 353 m i lyon ton petrol ve 200 m i l ya r m. k ü p tabii gaz, 1 1 6 milyon ton çelik, 1 .672.000 ton pıastik ve sentetik elyaf, 95,2 m i lyon ton çi mento ü reti l d i . B i r y ı l içinde aşağı yukarı 3 000 yeni model makine ve 1 000 kadar yen i a let ya p ı l d ı . Ta rımda ü reti m 1 970 y ı l ı nda g loba l o l a rak % 8 , 7 a rttı . Ta h ı l v e pa m u k ü reti m i Sovyetler B i rl i ğ i ta ri h i nde görülmemiş b i r dereceye u laştı. Devlet silolarına 73 m i lyon ton za h i re tesl i m ed i l d i . Et, süt , y u m u rta ve y ü n ü reti m i d e bu ora n da a rttı . Ta rımdaki bu g e lişme, tarı mı makineleşti rme n i n , toprak veri m l i l i ğ i n i çeşitli yollard a n a rtı r m a n ı n bir sonucudur. B u a l a nd a k i b ü y ü k eylem ler a rasında, 400.000 hekta r a ra z i n i n s u l a n ma s ı n ı , 800.000 hekta r bata k l ı ğ ı n kurutu l ma s ı n ı ve tarıma elverişli d u ruma geti ril mesi n i de saymak gerekmektedir. Sovyet ekonom i s i n i n 1 970 y ı l ı n da ö n e m l i bir gelişme göstermes i n i n bir nedeni de, enfrastrüktür niteli kteki kuruluş ve işletmelerin daha b üyük ölçüde yayg ı n laştı rı l m a s ı d ı r. Geçen y ı l 400 büyük fa bri ka, elektrik merkezi ve maden ocakları işletmeye açıl mıştır. B u gelişme sayesinde Sovyetler'de adam başına düşen gerçek (safi) g e l i r 'ir 5,2 a rttı . Devlet mağaza l a rı n d a ve kooperatiflerde pera kende satışla rda %7,4 b i r a rtma oldu. B u fazla salış, et ve etli maddelerde %6, y u m u rta da % 1 8, şekerli maddelerde % 1 0, ayakkabıda %7,5 buzdola bında % 1 5, sebze ve meyvada % 6- 1 8 d i r. B u n a karş ı l ı k ekmek v e u n l u madde1 50


lerde a rtış %1 cıva rı nd a d ı r. Bu d u r u m , beslen me siste m i n d e ö n e m l i ve o l u m l u b i r değ i ş i k l i ğ i n meydana g e l d i ğ i n i göstermektedir. Geçen y ı l şeh i r ve köylerde 2.280.000 yeni a p a rtı m a n d a i resi i nşa e d i l d i , 1 .700.000 yü ksek veya özel teknik o k u l mezu n u u l usa l ekonomiye katı l d ı . Harpten sonraki dönemde bu kadar u z m a n , a n c a k beş y ı l içinde yetişti riliyordu. B i l i m a d a m l a r ı n ı n sayısı da son on y ı l içinde 600.000 a rtara k 930.000'e u laştı . Ekonomi konusunda şu gerçeğ i de bel i rtmek gerekmektedi r : Onc8ki y ı l l a rd a o l d u ğ u gibi 1 970'te d e Sovyetler B i rl i ğ i ' n d e işsizli k d iye bi rşey görü lmemiştir. Ta ma men a ksi ne, ekono m i n i n hızla g e l i ş m e s i sonucunda sanayi i n bi rçok kol l a rında el emeği sıkı ntısı bile duyul m a kta d ı r.

1 51


Sayın Okuyucular "Yeni çağ » derg i s i , bildiğ i m i z gibi, komün ist ve işçi parti leri n i n teori ve enformasyon d erg isi o l a n "Barış ve Sosy a l i z m Problemlerj,>n i n Türkçe yayı n ı d ı r. «Ba rı ş ve Sosya l iz m Problemleri» derg is i n i n a d ı nd a n da a n laşı lacağı üzere, her sayıda , d ü nya barı ş ı n ı n koru n ması ve sağ l a m ­ laştırılması soru n l a riyle birli kte, sosyalizm u ğ r u n d a u l uslara rası çapta yürütülen sava ş ı n çeşitli a ktüel soru n l a rı , u l usal k u rtuluş ha reket i n i n ortaya attığ ı problemler ele a l ı n a rak, Marksi z m - le n i n i z m i n b i l i msel d ü nya görüşü a çıs ın d a n ayd ı n latıl makta , kapita l izm ve emperya l i z m i n ekono m i k , sosya l, politi k v e ideoloj i k buna l ı m la rı n ı n i ç y ü z ü açıkla n ma ktad ı r. «Yeni çağ», bu problemlerden başka. «özel sayfalarında» Türkiye Kom ü n i st Parti s i ' n i n ça l ı ş m a l a rı n ı yansıtmakta, memleketi miıin tari hsel g elişmes i n i n ortaya çı kard- ı ğ ı soru n l a ra en doğru çözü m yol u n u b u l maya ça l ış m a ktad ı r. Derg i m i ze ka rşı istekler g ü nden g ü n e a rtıyor. Ve biz. b u n l a rı e l i m i zd e n g e l d i ğ i kada r karş ı l a maya ça ı ışıyoruz. O kuyucuları mızdan, a d resleri a ç ı k ve doğ ru olara k yazma l a rı n ı , özel l i k l e şeh i r v e mahalle n u ma ra l a r ı n ı yazarken titi z l i k g östermeleri n i rica ederiz. Ç ü n k ü bu n u m a ralarda v e genel l i kle a d reste k ü ç ü k b i r hata, derg i n i n e l i n ize geçmes i n i engel lemek­ ted i r. Sonra, a d res değişt i ri n ce. yeni a d resi n izi bize derhal bild irmeniı gereki r. Derg iyi arkadaşları n ı z a ra s ı n d a da tanıtmak ve okutmakla u l usal ve sosyal k u rtuluş dava m ı z ı n saflarına yeni savaşçı l a r kaza n d ı rmış ol ursunuz. Derg iye henüz abone o l maya n l a r, a rz u ettikleri ta k d i rde, d ı ş kapaktaki a d resi mize b i r mektup yazara k istekleri n i b i l d i re b i l i rler. B u n d a n başka. aşa ğ ı d a k i kita pları e d i n mek istiyenler de bu di lekleri n i b i r mektupla a d re s i m i ze yaza b i l i rle r :

1 . Dôva v e müdalaa ( 1 95 1 tevkiflerin de Türkiye Komünist Partisi yöneti­ m i n i n başı nda b u l u n a n Zeki Baştı mar' ı n Askeri M a h keme önünde yaptığ ı m üdafaa) 2. Sovyetler Birliği Komünist Partisinin programı 3. Nazım Hikmet. Bütün eserleri. Şimd iye kada r 7 cilt çı k m ı şt ı r. 4. Bilimsel Komünizm 5. Lenin (biyografisi) 6. S. Ostün g el' i n Sovyetler Bi rliğ i ' n i a n latan "Güneşli dünya» adlı eseri 7 . Ahmet So yd a n' ı n , Alman u l us u n u n sosya l ist devlet i n i bütün yönleriyle

ayd ı n latan "Alman Demokratik Cumhuriyeti» adlı eseri 8. Büyük Oktobr 50 yaşında

1 52


iÇi NDEKILER

Sayfa

Pa ris Komünü 1 871

1 97 1

73

P a r i s Kom ü n ' ü n ü n yüzüncü y ı l d ö n ü m ü dolayı siyle Prag'da ya p ı l a n teorik konfera nsta F ransız Komünist Partisi Pol itbüro üyesi J a k Düklo'nun konuşması ve bu konuşma üzeri ndeki ta rtışmalar

74

Bugünkü Sovyetler Birliği Sosyal ve kültü rel i lerleme

113

Salangamin Dugersuren Mogolistan Ha l k ı n ı n öncüsü

1 32

O z e l sayfa l a r

Ahmet Soydan Bu ay : yurtta ve d ünyada ,

"Yeni çağ» Stredisko pro rozsirova ni tisku, Pra h a 6, Thakurova 3, Tschechoslovak a i (Çehoslovakai) -

1 42


B A R I Ş V E S O S Y A L I Z M P R O B L E M L E R I

Fiyatı

1

lira


yc_71_02