Page 1

'v"

YENIÇAG

Mustafa

Suphi

BARIŞ VE SOSYALIZM PROBLEMLERI


Sayın

Ok u y ucula r ,

«Yeni çağ - Barış ve Sosyalizm Problemleri» dergisi. yeni yılınızı candan kutlar, sizlere, işinizde ve savaşınızda başarılar, özel yaşa­ yışınızda sağlık ve mutluluklar diler.

1971

yılında

dünya komünist hareketinin

birleşmesi

ve

tüm

devrimci güclerin eylem birliğinin kuvvetlenmesi yolunda yeni yeni başarılara ulaşılmasını, barış,

demokrasi,

ulusal bağımsızlık ve

sosyalizm savaşında yeni yeni zaferler elde edilmesini dileriz.

Bu sayıdaki imzalardan bazılarının kimlikleri:

ib Nörlund Danimarka Komünist Partisi Merkez Komitesi Yürütme Komitesi ve Sekreterliği üyesi

Kazimir Setsornskiy Polonyalı gazeteci

AnatoJiy Şapiro Sovyet ekonomisti

Oskar Noyrnan Batı Almanya

gazetecilerinden


Bütün ülkeler;n proleterleri. birleşin;z/

YENI

1 (79)

ÇAG

1971

Ocak

w'

Komünist

ye

işçi partilerinin teo ri

ve enformasyon dergisi

Fikirlerin geleceği ve savaşı "Mucize kdhinliği masaldu. Fakat bilimsel kdhinlik g e rç ektir

V. I. Lenin · Yirmi nci yüzyıl g e rçekten atı l ı ml a r yüzy ı l ı dır. i nsa n l ı k tarihinde, sos­ ya lizm ve komünizme doğ ru yol açan en büyük sosyal devrim bu yüzyılda başa rılmış, ücret i m g üclerinde muazza m b i r gelişme ve i n sa n ı n doğa üzerin deki egemen liğ i n de önemli bir a rtış sağlıya n b i l i msel-tekniksel devrim bu yüzyı lda gerçekleşti ri l miştir. Daha önceki h içbi r devi r, i nsa n­ ları n toplumsa l i lişkilerinde ve yaşa ma koşullarında köklü değişiklikler için böylesine büyük maddi ve sosyol olanaklar yaratmış değ i ld i r. Ve yine daha önceki hiçbi r devi rde, ekon o m i , pol itika ve ideoloji a l a n la rında karşıt g ücler m ü ca d elesinin böylesine ateşlendiği görülmemiştir. Bug ü n artık d ü nya n ı n kaderi n i , sosyalizm i l e kapita lizm, ilerilik i l e gerici l i k a rasındaki kuvvetler o ra n ı bel i rlemekted i r. Bi rbi rinin karşıtı i k i toplumsa l sistem i n sa n l ı ğ ı n yarı n ı n ı n a lternatifin i can l a n d ı rma ktad ı r. Bu yarına her bakış, sosya lizm ve kapita l i z m i n sosyal ve b i l i msel-tekni ksel gel işmesiyle i lg i l i öngörülere kaç ı n ı lmaz o la ra k bağ l ı d ı r. Bug ü n kü reel, p roblemler, kayg ı l a r ve endişeler, geleceğe a i t g örüş ve kavrayış ı a rd a yansımaktad ı r. Ta rihin i leri ha reketiyle, eski toplumsa l i l işki lerin yoked i l mesi ve yenileri­ nin yarat ı l ma siyle ya k ı n d a n i l g i le nen s ı n ıflar, uğruna savaştıkları gelecek hakkında d o açık ve somut b i r fikir e d i n mek istemektedi rier. Burjuvazi, doğuşunun şafağında, feoda lizmin zincirlerini kırıp otarken, bilim ve eğitimde sonsuz b i r i lerlemey i m üjdel iyor ve bu iyi mser i n a ncı aşıla maya çalışıyordu. Burjuva' ideologları , yalnız sağduyunun ve herkese bahti­ yarlık getirecek uygarlığı n egemen olacağı bir topl u m vaadediyorlardı . Fa ka t g erçe k l i k bambaşka b i r yüzle göründüğünden S i m o n , Oven, Furie ve diğer ütopyacı sosya listler bu gerçekliği suçla d ı la r. Kapita lizme karşı


eleştirici b i r tutum a l maları , onun ta rihsel geçici karakteri n i a n l a maları ütopyacı sosyal i stlerin görüşlerin i n kuvvetli yan ıydı , ve bu, onların, gelecekten söz ederken, Engelsin deyişiyle, «da hiyane d üşüncelerin tomurcuğunu» ortaya koymalarına i mkan verd i . Onların eserlerindeki fütüroloj i k a raştı rmalar, mevcut d üzenin eleştirisi olara k beli rmekte ve b u d üzen i n daha yetkin bir top l u m la d eğ iştiri l mesine yöne l i k bulun makta­ dır. Ne var k i, b i l indiği g ibi, onların p l a nlarını gerçekleştirme yöntemleri ve bu p l a n la rı n ken d i l eri g erçekli kten bir hayli uzakt\. XiX. yüzyılın ortasından itibaren proletarya top l u msal i lerleme fikir­ leri n i n bayraktarı o l m uştur ve geleceği kestirme de, onun devri mci ideolojisinde, yani Ma rksizmde g erçek b i l i msel temel i n e otu rt u l muştur.

Marksist öğreti yarat ı l d ı ğ ı s ı ra l a rd a ka pita l i z m henüz yüksel i ş halinde g elişiyor, kendi ideolog ları na sarsı lmaz ve ebed i görünüyordu . Fakat Ma rks ve Engels' i n ortaya çıka rdıkları ta ri hsel kanunl a r, kapita l i z m çeliş­ ki lerin i n b u kan u n lara göre i ncelen mesi, burj uva top l u m u n u n daha yüksek b ir toplumsa l d üzenle, sosya lizm ve komünizmle değiştirilmesinin kaçı n ı!­ mazl ı ğ ı n ı bili msel bir isa betle öngörmeye i mk a n verd i . Maddi n i metleri üretme tarzının temeli üzeri nde bütün ve uyu m l u bir top l umsal gelişme teorisi yaratı l d ı . Ve bu teori i le, tari h i n itici g ücleri hakkındaki görüşlerd e h ü k ü m süren keşmekeşe v e keyfiliğe karşı kon u l d u . Bu mevzi lerden, i l k defa olarak, tari h i n can l ı d iyalektiğine h ô k i m olunabileceği, tari h i n geç­ mişi, hali ve g eleceğ i n i n bir bütün içinde birleştirilebileceği görüldü. Ta ri h hakkındaki iyimser M a rksist görüş geleceğe yöneliktir. Bu görüş, toplu msal -ekonomik formasyonların yalnız değişm e yasallığı n ı değil, aynı zamanda, bütün zikzaklar ve g erilemeler, sosyal ve s ı nıfsa l uzlaşmaz çelişkiler a rasından ken d i ne yol açan bu sürecin yükselici b i r niteliğe sah i p olduğunu d o o rtaya koyar. Fakat Ma rksizmin kurucuları, ken d i çağ ­ daşları olan burj u va eleştirici leri n i n ka bul ettirmeye çal ı ştıkları «ta rih tanrısı» önünde eğ i l miyor, ta rih i n insanlar tarafı ndan yaratı l d ı ğ ı n ı , objek­ tif olana kları gerçekleştirmenin onların bilinçli eylemine bağ l ı olduğunu a n lıyorlard ı . Komünizme dair M a rksist b i l i m, tarihte i l k olara k , i n sa n l ı ğ ı n ezeli ö z l e m ve a rz u l a rını gerçekleştirmeye yetenekl i s o m u t toplumsal g ücleri, yani işçi sın ıfını ve onun devrimci öncüsü komünist partis i n i g österebiimiştir. B i l i m oluşu d a bu yüzdendir. Komün izm, bizim için, ne kurulması g erekl i b i r durum,. ne de gerçekliğin uyması g erek l i bir idea l d i r. Biz, ş i m d i ki d u ru m u yokeden gerçek harekete komünizm d iyoruz.» K. Marks, F. Engels M a rksizmin kurucuları, peyg a m ber değ i l , bilgin oldukla rı için, tari h i n gelecekteki yol u n u bütün ayrı ntı lariyle öngörmeye kalkışmıyor, bu yol u n 2


ta m g rafiğini çizmeyi, gezegenimizde m i l yonla rca y ı l sonra ne olacağına d a i r keha nette bulunmayı i ş edinmiyorlardı. Onlar bir bilimsel öngörü teori ve metodolojisi yaratt ı ı a r. Buna daya nı larak tarihsel gelişmenin a n a yönleri v e eğilimleri belirleneb i lmekte, geleceğin top l u m u n u n e n belirgin çizgileri sapta n a bi l mektedir. V. i. Lenin diyor ki: «Ma rks'ta ütopyalar uyd urm a yeltenişin in, bil i nemiyecek şeylere dair boşuboşuna kehanelte bulunmanın zerresi yoktur. Orneğ i n , d oğduğunu ve bel i rli bir yönde değ iştiğini bildiği miz yeni biyolojik türlerin gelişmesi sorun u n u bir doğa­ bilim deneyicisi nasıl ele alıyorsa , M a rks d a , kom ü n izm sorun u n u öyle ortaya koymakta d ı r... V. i. Len i n , Ma rksist teori n i n bilimsel öngörü a l a n ı ndaki geliştiril mesine büyük katkıda bulundu. Her şeyden önce, M a rksiz m i n esas öngörüsünü, yan i kapitalizmden sosyalizme devrimci geçişin kaçı n ı l mazlığını köklü ve etraflı bir b i çimde somutlaştırd ı . Ve yeni tarihsel koşullar i çinde, emper­ yalizmin ekonomik özünü, politik ve ideoloj i k yapısını inceliyerek, sos­ ya l izmin evvelô bir veya birkaç ayrı memlekette üstün gelebileceği öngörüsünü ortaya koydu. Tarihsel pratik - her teorinin doğ rul u ğ u n u yoklama n ı n bu şaş maz kriteryumu -, Ma rksist-leninist öngörülerin bilimsellik ve doğ ru l u ğ u n u en ikna edici biçimde ispatla maktad ı r. Rusya'da Oktob r Devrimi ve insa n ­ l ı ğ ı n üçte birinin sosya lizmden yana geçmesi, Engels' i n deyişiyle «zoru n ­ l u k foleminden özg ü rl ü k ôlemi ne.. s ı çra ma ola nağ ı n ı yarattı. Bugün gerçekleşmiş olan sosya lizm, M a rksizmin, insan la rın evvelce yaba n cı ve d üşman olara k kendilerine karşı d uran k u vvetleri egemenliklerine tôbi kılacakları, a maçla rın ı n hizmetine o n ları. d a koşacakları ve ta mamen bi linçli olara k kendi geleceklerini kurmaya koyulacakları toplu m hakkın­ daki öngörüsünü ken disinde kişileştird i . Sovyetler Birliği, tarihte plôn la m a ve öngörüleri, bilimsel süreçle organik bağı içinde, tüm topl u m çapı nda gerçekleştiren ilk devlet oldu. Sovyetler Birliği'nin ve öteki sosyalist ülkeleri n tecr ü besi, t ü m halkın yararına sosyal süreçleri komple öngörme ve plônlam a n ı n, sosyalizmin esas yasa l l ıklarından b i ri ve o n u n ilerici nitelikte gelişmesinin çok önemli e"'eni olduğunu ispat etti. Sosyalist ü l kelerde, Ma rksist-leninist partilerin yönetimi altında, toplumsal süreçleri öngörme a l a n ı nda tam hedefe yönelik yeni fikirler, yeni çözüm yolları araştırılmakta, kabul edilen plôn­ ları n optimal ölçüde hayata geçiril mesini sağlıyocak geniş perspektifli incelemeler yapıl makta d ı r. insanlığın sosyalizm ve komünizme doğru hareketi hakkın daki M a rksist­ Leninist öngörü n ü n ne derecede isabetli olduğu, d ü n ya sosyalist siste­ minin meydana gel mesinden sonra ola nca a çı klığıyla ortaya çıktı. Bu sistemin ekonomik, sosyal -politik ve m ônevi yükselişi d ünyada kuvvetler o ra n ı n ı kökünden değiştirdi, tarihsel sürecin hızını a rt ı rd ı , a nti-emper-

3


yal ist savaşta yeni ufuklar açtı. Sosyal ist devletler, b i l i msel-tekni ksel devrimin g ü n deme getirdiği karmaşık p roblemleri, uzlaş maz celişki lerden azat olarak, sosyal i l işkileri yetkinleşti rme ve sosya l i st d emokrasiyi kök­ leşti rme yoluyla, sosyal ist top l u m hayatının bütün sektörlerinde yönet i m i ş i n e b i l i msel a ç ı d a n yanaşı m ı gelişti rme yoluyla çözmekte d i rler. Sosya liz­ m i n açma kta olduğu perspektif, bütün i lerici g ücler tarafı ndan daha iyi bir gelecek uğruna yürütülen m ücadele bakı m ı ndan büyük bir önemi olon gerçek hümanist uygarlığ ı n serpi l i p g e l işmesid i r. Gerçekten, sosyal ve top l u msal i lerleme hakkındaki Ma rksist-Lenin i st a n layışın iyi mser öngörüsü d e böyle bir perşpektiftir. Za m a n ı mızda i n sa n l ı ğ ı n nereye doğru gitmekte olduğu soru n u ideoloj i k saveşta ö n plana çıkmış, sosya l öngörülere v e geleceğe d a i r teorilere, değişik toplu msal g ücleri n fi kir çatışmalarında esas g erekçe olara k daha s ı k başvuru l u r o l muştur. Burj uva ideologları , g üya «üto p i k d ünya görü­ şü"nü tems i l etti ğ i n i i d d ia ederek b i l i msel liğini i n ka ra yeltendi kleri Mark­ sizm-Len i nizme kendi fütüroloj i k görüşleriyle karşı koymaya çı l ı ş makta d ı r­ lar. Kend i l eri objektif ve tarafsız a lternatifler i le ri sürdükleri iddiasında­ d ı rlar. Fakat burjuva fütürolojik görüşleri n i n a macı gayet sınırl ı d ı r, o d a a rtı k za manını yaşa m ı ş olan devlet-tekel kapita l i z m i n i n geleceğ i n i sağI ı ­ yaca k sarsı lmaz temeller atmakta d ı r. Burjuva fütürolojisi, yığ ı n ların d i k ­ kati n i , reel olara k mevcut a n la ş mazl ı k v e p roblemlerden saptırmayı, onlara, g elecek hakkında, burj uva sınıfı n ı n çıkarlarına uyg u n d ü şecek ve gelece,.ğ i hazı rlıyon ş i md i ki eylem ve kara rları n ı etki liyecek görüşler dayat­ mayı a maçlıyan bir ideolojik fonksiyonu yerine geti rmektedir. M a rksizm i n ortaya çı k masından sonra, d ünya tarihin i n ü ç büyük çağ ı n ı n her biri ona yeni onaylar ve yeni zaferler geti riyord u . Ama proletaryan ı n öğretisi olara k M arksizme, ö n ümüzdeki tarihsel çağ daha büyük bir zafer g etirecektir. V. J. Lenin

Sosya l öngörüler bugü n ka rşıt toplumsal g üclerin m ücadele alctnı h a l i ne gelm iştir. Nede n ? Sosya l i z m i n b i r d ünya sistem i ne dön üşmesi v e başa rıl ı gelişmesi b u n u n ç o k önemli bir n edenidir. G e l i ş m e h a l i n d e k i memleketlerin i lerici g ü c!eri, toplumsal gelişmen i n bi rici k reel yol u n u sosya lizmde görmektedi rl er. Orta sınıf denilen y ı ğ ı n la rı n gitgide daha geniş katları, gençler, u lusal ve ı rkçı ezg i n i n kurba n l a rı, sosya l izmi, tüket i m, teknokrasi ve manipülôsyon topl u­ m u n u n a lternatifi saymakta d ı riar. Dünya sosya l izminin madd i ve k ültürel i l erleyişi kapitalizmin g el eceğ i ne set çekmekte ve onun savunucuları nı övg ülerine fütürolojik bir kara kter vermek zorunda b ı ra k ma ktad ı r. 4


Diğer b i r neden, b i l i msel -tekn iksel devri m d i r. Ayn ı zamanda , artık gelişmiş kapita list mem leketlerd e üreti m meka n izmasının, talep, paza rla r, doğa ve işgücü kaynakları, b i l i msel -tekniksel buluşla r ve bunla rı n m u h ­ temel ekonomik v e sosya l sonuçları v b . duru mu üstüne uzun vôdeli ta h ­ minler yürütül meden işliyemiyeceği b i r d üzeye ulaşması h u susu da söz konusu nedenlerden b i ri d i r. B i l i msel-tekniksel devrim, kapit6 1ist topl u m u n çel i şkileri n i daha ziyade keski nleştirmiş ve bunlara, eğiti m , sosyal yard ı m , insanın çok ya n l ı gelişmesi g i b i tek noloj i s ı n ı rl a rı d ı ş ı n da k i problem lerle bağlı olan yenilerini ekle mişti r. Tekelci sermayenin yeni koşullara uyma çabaları, onun geleceğ i b i l i msel -tekn i ksel devrim yard ı miyle ken d i başına belirliyebi leceği tezine daya n a n teorilerde ideolojik ifadesin i bulmaktadır. Fütüroloj i k p roblemlerin fikir mücadelesinde ön plôna çıkmasında, bili msel-tekni ksel devri m dolayısiyle askeri a landa meydana gelen d eğişimler, yeni b i r d ü n ya harbi çıkt ı ğ ı takdirde insanlığa a k l ı n o l a m ı ­ yacağ ı kada r muazza m b i r y ı k ı m g eti recek v e sayısız k u rban l a ra ma lo­ lacak nü kleer-roket s i lô h ı n ı n yap ı m ı büyük b i r rol oyn a m ı ştır. Burjuva ideologlarını, sosyal öngörü lerde bul u n mayı - çağ ı mızdaki topl umsal gelişmenin objektif i htiyaçların d a n doğan bu bilimi -, kendi sını fsal çıka rla rının hizmeti n e koşmaya ve onu sosya l öngörü hakkı ndak' i Marksist-Le n inist teoriye karşı, sosyalizm teori ve uyg u l a masına karşı mücadelede ideoloj i k bir silôha çevirmeye sevkeden esas nedenler b u n l ardır. B u rjuva fütürolojisinin içyüzü, devlet-tekel sermayesi n i n çıka rlann ı yansıtan g örüş v e teorilerde olanca açıklığ ıyla belirmekted i r. B u yönde ideoloj i k v u rucu g üc, kapita l i st sistemi savu n m a n ı n ve göklere çıkarma n ı n ku rnazca biçimlerinden başka bir şey olmıyan konverjasyon, «endüstri top l u mu» ve «end ü stri sonrası top l u mu» vb. teori leri d i r. B u n ların , değ işik sosyal gru pların ideoloji k ve pol itik g ö rüşlerin i yansıtan bi rçok variyantı olsa da, hepsi de, «neo-ka pita list» geleceğe bel bağ lama, b i l i msel kom ü ­ n i z m teori sini (açık veya kapa l ı biçi mde) reddetme v e teknoloj i k deter­ minizm temeli n d e b irleşmektedir. B u rjuva z i n i n sosya l i st devrim karşısı ndaki korkusu g eleceğe d a i r öyle tasavvurlar doğu rd u ki, b u nların hepsini ka psıyan t i p i k nitelikler a la bil­ d iğ ine kara msarlı k ve topl u msal gel işmeyi büsbütün i n kô rd ı r. Toplumsal döngü fikri taraftarlar ı n ı n eserlerinde tarih , kapalı çevren içinde ö l ü mcül b i r hareket olarak, g ü ya doğ a n , g el işen, yok olan ve gelecek kuşa klara h içbir şey bırakmıya n i zole uygarlıkların çevr i m sel gelişmesi olarak g österil mekted i r. Evrensel-tari hi i lerleme sorununun ortaya konuşu bile (tartışma kabul edilmeden) rededi lmekte, bunun yanısıra do kom ü n i zm e v e proleta ryaya azg ı n hücum la rda b u l u nulmakta, geleceğ i öngörme işi de ABD'n i n h i mayesi a ltın d a Batı uygarlığı n ı ..kurtarma» reçetelerine i n d ir­ gen mektedir.,

5


Sosyal ka ra msa rl ı k hasta l ığ ı , geleceği öngörmen i n kendine özg ü b i r janrı olara k çağsa l Batı' n ı n fantastik edebiyetı nda açıkça bel irmekted i r. Bu «anti -ütopik» eserlerin ana kon ul a rı, insa n l ı ğ ı n fizi ksel ya da moral ba kımdan ma hva sürüklen mesi, b i l i m ve tekn i ğ i n gelişmesi son ucunda kişi l i ğ i n ezi l d i kçe ezi l mesi, insan yaşa m ı n ı n çaresiz trajedisi ve «tüken­ me»si, nü kleer savaş ya d a uzayda yitip gitme g i bi şeylerdir. B u n l a rı n yaza rları, top l u msa l idea l i , gelecekte değ i l , rahat v e ôsude ( i d i li k) geçmişi idea lize etmekte ara maktadırl a r. Gerçekten d e, Pol lafarg ' ı n yazd ı ğ ı g i b i , «burjuva top l u munda, kumarhanedeki g i b i , bili n mezl i k h ü k ü m sü rüyor.» Çağsa l burjuva fütüroloj i k g örüşlerinde, insa n l ı ğ ı n ya rı n ı olara k sos­ ya lizm ve sosyal öngö rJnün ve geleceğ i ta h m i n i n metodoloj i k temeli olan Ma rksizm-len i n izm d a i ma red ve i n k ô r e d i l mekte d i r. Fakat sosyalizm ve komün izmden kopuk olan g elecek geçmişin ta ken d isidir, yani insa n l ı ğ ı n d ü n ü o n a yarın d iye sunulmaktad ı r. B u rjuva fütürologlarının geleceğe d a i r tasavvu rla rdaki önemli fa rkları g örmemek d e şüphe g ötürmez bir hata o lu r. Bun lardan bazıları, kapitaliz­ min ş i m d i ki haliyle istikrarlı o l d uğ u na ve sarsı l mazlığına, bilimsel-teknik­ sel devri m i n g ü n deme geti rdiği p roblemler i çözebi leceğ i n e i n a n m ıyorla r. Ve kapita l i z m i n i l letleri n i , zaman za man, isabetle ve i lerici g örüşlerle e leştiriyorla r. Fa kat vardıkl a rı son uç, ya n i tedrici reformlarla kapitalizmin sosya lizmle "kaynaşma»sı n ı m ü mkün g Ö rmeleri, sosyalist devrim gereğini i n k ô rla b i rdir. B u n l a rı n yeni top l u m hakkındaki tasavvurları. kara rsız l ı k v e çel işkilerle d o l u d u r. Kapitalist d ü nyasında ortaya a t ı l a n görüşleri n keşmekeşi ve bunlara sa h i p ç ı k a n isimler y ı ğ ı n i içinde, b i z i m için , tütüro ­ loj i k a raştı rma l a rinda kapita lizmin mahkumiyeti görüşüne elyorda miyle, sistemsiz, ü rkek d e olsa yaklaşanları ve geleceğe dair ü mitlerin i ona bağlamıya n l a rr görmek de önemlid i r. Böylelerinin g ö rüşleri, bazı sorun­ larda ve bazı d u ru m l a rda - dıştan bakılı nca - kapitalizm med d a h ı b u rj uva fütü rolog l a rı n ı n görüşlerine uyg u n d üşse de, objektif politik rol leri başkad ı r. Top l u m u b i l i msel açıdan i ncelemeye sırt çevirmek, yasa l olarak, b i l i msel öngörüyü de inkôra götürü r. B u rj uva ve revizyonist ideolog lar, b i l i msel öngörü olanağ ı n ı i n k ô r ederek, işçi s ı n ı fı n ı n ve bütün e mekçilerin d i k­ kati n i i lerilik ve gerekli sosyal dönüşüm ler u ğ runa savaştan saptı rmak istemektedirier. B u n la r ı n bazıları «daha d a ileri» g itmekte, sosya l öngörüde b u l u n maya karşı açık hücumlara geçerek, bunu ta rihsel yaratı ­ c ı l ı ğ ı red detmekle b i r tutmakta d ı rl a r. Gerçekte ta rihsel öngörü, ta ri h i n yaratılması sürecinde meydana çıkar. Top l u msal i lerleme ise, g i ri ş i m ve savaş olmadı kça , teşhis edilen toplumsal yasa l a ra daya n ı l a ra k yeni toplum b i linçli o la ra k k u ru l madıkça mümkün değildi r * 6


Şu veya bu devirde tarihsel süreci n a n a doğrultusunu objektif tari h sel zorunluk belirled i ğ i ne göre, devrin koşu l l a rı n ı n ortaya çıka rd ı ğ ı ödev ve olanakların n e dereceye kadar çöz ü m leneceği ve gerçekleştirileceğ i yığınların devri mci - pratik eylemine bağ l ı olaca ktı r. Komünist ha reketin kendi stratej i s i n i tesbit edip bili msel temellere oturtması, «sadece geç­ mişin pçı k l a n ması a n l a m ı nda d eğ i l, ayn ı zamanda geleceğ i korkusuzca ö n görme ve onu gerçekleştirmek için cesaretle p ratik eyleme geçme anla mındadır» (V. i. leni n , c. 26, s . 75). işte bundan ötürü, insanlığı ne g i bi b i r geleceğ i n bekled i ğ i husu sundaki tartışma bir merak konusu değ i l , pratik b i r sorundur. Gelecek bugünden yaratı l ma kta d ı r ; gelecek mi, l yon­ la rca i n sa n ı n g i ri ş i m ve devri mci savaş ı n ı n sonucudur. Tarihsel g el işmede perspektif ve eğ i limleri a n ca k b i l i ms' e l ya naşı m l a a n l a ma kt ı r ki. doğru bir stratejik hat ve reel ödevler tesbitine ve böylelikle yığ ı nla rın savaşına yön veril mesine, bu sava ş ı n b i l i nçli ola ra k yü rütü l mesine ve etki n olmasına i mkôn veri r. Sosyal öngörü, kom ünist partileri n i n teorik ça lışmaları n ı n org a n i k bir pa rça s ı d ı r. Kom ün ist ve işçi p a rtileri n i n uluslara rası d a n ı ş ma toplantıları, d ü nyada yü rürl ükte olan süreçlerin b i l i msel ta h li l i n e ve bun lardan , d ü nya sosya list sistemi için, uluslararası işçi s ı nıfı ve ulusal kurtuluş ha reketi için doğan olanaklarla perspektifleri n tesbitine büyük bir katkıda bulun­ makta d ı r. Danışma topla ntıları n ı n belgeleri nde, katı l a n parti ler temsi lci­ leri n i n konuşmalarında, kom ü nist h areketin ve çağdaş d ünya gelişmes i n i n tecrübeleri genel leştiril mekte, cağ ı mızın temel yasa l l ıkları meydana çıkarıl makta. tarihsel sürecin ana yönü n ü n ne olduğu, yaşa d ı ğ ı m ı z d evri n muhtavesı nı h a n g i eği l i mlerin bel i rlediği sorularına cevap verilmektedir. Komünistler, d ü nya gelişmesinin ana yön ü n ü devrim ve sosya l i z m , barış ve u l usal bağımsızlık h areketi g ü clerinin belirlediğine işaret etmekte, bu perspektiften ha reket ederek, e mperya lizme ka rşı savaşı yeni ve daha yüksek bir d ü zeye çıka rma, bütün d ü nyada g e n iş halk y ı ğ ı n lar ı n ı elbirliği eylem leri için örg ütleme n i n yol ve yöntem lerin i göstermekted i rier, Anti-emperya l ist savaş ve çağ ı mızda d ü nya devrimci süreci n i hızlan­ d ı rma olanakları n ı n gerçekleştiri l mesi, objektif olarak sosya l öngörü n ü n kuvvetlendirilmesin i g e rektirmektedir. Bu öngörü, bili msel- tekniksel devrim ile sosyal devrim a rasında XX, yüzy ı l ı n son 30 yılı için ka ra kteristik olaca ğ ı şüphe götürmiyen da ha s ı k ı eylem b i rliği koşulları içinde devri mci sava ş ı n etk i n l i ğ i n i a rtırma n ı n çok ö n e m l i b i r a racıdır. Tarihsel öngörünün g erçek b i l i msel metodolojisine - M a rksizm-len i n izme - ' g üven, kom ü n ist parti­ leri n i n , ya l n ı z pratik eylemihi nde izlenecek doğru hattı isebetle tesbit etmeleri ne değ i l , ayn ı zamanda ken d ilerini izl iyen y ı ğ ı n lara komünizm idea l leri n i n zaferine i na n ç ve g üvenç a ş ı l a ma i mkônı vermekted i r. Biz. okuyucularımızın geleceğe d a i r merak ve i l g i lerin i gözön ü n e a l a rak, derg i m izin 1 97 1 yılı b i rinci sayı s ı n ı insan l ı ğ ı n geliş mesine dair b i l i msel :7


ta h m i n lere hasretmiş bulunuyoruz. Bu konu öylesine geniş ve öylesine çok ya n l ı d ı r ki, onu bütün önemli' açı ve görünüşleriyle b i r sayı çerçevesi içinde i ncelemek elbette olanaksızd ı r. Bunun için, biz bu konuda aşa ğ ı ­ daki 'esas problemleri g özden g eçirmeyi maksada uygun buluyoruz: B i rincisi, sosyal öngörü n ü n metodolojik ve genel teorik sorun ları ; ikincisi, karşıt sosyal sistemler a rasında rekabetin ve ulusla rarası i liş­ kilerin g e lişmesinin perspektifleri; üçüncüsü, d ü nya devrimci süreci n i n eği l i mleri.

"Son on y ı l ı n olayları, yaşa d ı ğ ı m ı z çağ ı n karakteri, muhtevası ve ana eği l i m leri hakkındaki Marksist-Leni n ist değerlendirmenin doğruluğunu onaylad ı : Çağ ımız, kapitalizmden sosya lizme geçiş çağıd ı r... Komün ist ve işçi partileri n i n 1 969 y ı l ı u luslara rası d a n ışma toplantısı belgeleri nden

i


DEVRiMCi SORECI N PERSPEKTiflERi

Komünist hareketinin gelişmesi IB NORlUN D Dan i m a rka' n ı n ü n l ü bir ya zarı «Her şeyi, hele geleceği ön görmek zordur.. der. Bu sözde şüphesiz büyük bir gerçek payı vardı r. K. M a rks' ı n kendisine «peyga mber», «kô h i n» diyenleri p rotesto etmesi de boşuna değildir. Fakat toplumda bilinçli eylemleri n öngörüye bağ l ı olduğu do doğrudur. Ve bu, özellikle devri mci işçi ha reketi için g eçerlidir. Tarihin Marksizm tarafından materyalistçe a çı klanması ve Marksizmin diyalektik metodu, toplumsal süreci bili msel ola ra k öngörmen i n g eliştiri l m esi olana ğ ı n ı ver­ mektedir. Ve ş ü phesiz, devrimci hareket, öngörüyü bizzat kendi üzerinde uyguloyo b i l i r ve uygulama l ıd ı r. Bi l i msel öngörme metodları ve tekniği, zamanı mızda olağanüstü bir gelişme kaydetti. Toplumsal hayatı n b i rçok a l a n ı nd a , örneğ i n ekonomide veye halkın ya pısında, matematik modellerin yardımiyle, şu ya do bu durumun n icel göstergelerini ortaya koymak suretiyle b i r hayli isabetli öngörüler yap ı l a b i l i r. N e var ki, tüm toplum ta ri hini buna benzer metod­ la rın yardımiyle incelemek yanlış olur. Z i ra tarih, çok büyük sayıda objek­ tif ve sübjektif etkenlerin eyleminin ve gayet karmaşık olan ka rş ı l ı k l ı bağ ı ntısının b i r sonucudur. Matematik metodla rı n rol ü n ü haddinden fazla büyütmenin n e g i b i hata la ra yol aça bi leceğ i n i şu örnek açıkça göster­ mektedir : Pentagon'da, Viyetnam halkına karşı harbin plônlarını elektro­ nik makineler hesa p l a m ı ş ve efendi lerine bu harbin başariyle sonuç­ lanacağ ı n ı bildirmişti r ; oysa uygulamada sa l d ı rganlar hezimete uğra mış­ l a rdı r ve uğ ra ma ktadı ria r. Devri mci süreci matematik yoldan modelleştirmeye ka lkışmak da böylece a celecilik olur ve ona göre sonuçlar verir. Devrimci sürecin perspektifleri üzerinde, a ncak, toplumsal g elişmen i n tüm koşullarının etraflı b i r bili msel ta hlile tô bi tutulmasında n , yasa l l ı k ve eği l i mlerinin meydana ç ı ka r ı l ma sı ndan sonra açık b i r görüşe kavuşabiliriz. Böyle bir öngörünün (ya da daha yeni teri miyle p rognoz'un diyelim) dikkate değer örnekleri daha «Komünist Partisi Man ifesti"nde görülm üştür. K. M a rk s ve F. Engels şunu belirtiyodardı: " Komünistler, p roleta rya h a reketin in koşul. ları n ı , g i d işini ve g enel sonuçlarını bildi kleri için, . . . teorik bak ı m ­ don . . . proletarya n ı n g eri kal a n yığ ı n ı nda n üstündürler» (K. M a rks, F . Engels, Toplu eserleri, c. 4, s. 437). «

Komünist hareketi , sosyal idea l leri rasgele ortaya koyma mış, tarihse l s ü recin, sosya li z m v e komünizme götürebilecek v e götürmesi gerekli 9


belirleyici n iteli kleri n i b u l u p meydana ç ı ka rmışt ı r. Komünistler bilinçli eylem l eriyle bu tarihsel zorun l u ğ u n gerçekleşti ri l mesi ne yardı mcı olma � ­ tad ırlar. Bundan ötürü, onla rın yü rüttükleri savaşın perspektifleri, toplu m ­ sal gelişmen i n objektif yasa l l ı klarını a n la ma larına v e g ü n ü müzde yürür­ l ü kte bulunan eğili mleri ve g ü cleri somut olara k i ncelemeleri ne bağ l ı d ı r . Gerçekte her komünist partisi, gelecekteki m ücadelesi n i n progra m ı n ı hazırla rken, böyle b i r i ncelemeyle u ğ raşmaktadır. M a rksist-leni n ist parti ler, u l uslararası d a n ı ş ma toplantı l a rında p rog ra m ka rakterli orta k belgeler hazırlıyorak, kom ü n ist h a reketinin genel ödevlerini tesbit etmekted i rler. Biz burada, bu belgelerdeki fiki rlere dayanarak , hareketi­ mizin kesti ril mesi mü mkün gelecekteki gelişme perspektifleri ne d a i r bazı d ü şüncelerimizi bel i rtmek istiyoruz. Nicel ve ni/el büyüm e G e l i ş m e perspektifi, başlıca, beli rm i ş o l a n eğ i l i m lerin bir deva m ı d ı r. Tarihsel tecrübeye ve za m a n ı m ı z hakkındaki değerlendirmeye daya narak, gE;leceğ i ş u veya bu ölçüde isabetle ön görmek ve böylece onun biçimie n ­ mesi ne daha emin ola ra k etki y a p m a k mü mkündür. Perspektif/er soru n u n u n çözü m ü , her şeyden önce, «tari hsel s ü recin hangi noktasında bulunuyoruz» sorusunun cevab ı ile i lg i l i d i r. insa n l ı ğ ı n XX. yüzyıldaki gelişmesi n i n son uçları, dünya n ı n muazza m top l u msal dönüşümler içinde bul unduğ una, yani kapitalizmden sosya lizme geçiş sürecini yaşa makta olduğuna a paçık tan ı k l ı k etmekted i r. Sosya lizm d ü n ­ y a n ı n öyle büyük kes i m lerinde üstüngeldi v e öyle sağla mlaştı ki, orlık d ünya geliş mesi n i n gidişi üzerinde gittikçe a rtan bir etki yapıyor. Sosya lizm fikirleri, vaktiyle sadece teori ve ü m it olan b u fikirler a rt ı k m uazzam bir g ü c h a l i ne gelmiş bulun uyor. Ve bugün eski topl u m u n savun ucu ları bile «biz hepimiz sosya l istiz., filôn demek zorunda ka l ı yorla r. « . . . Komün istler geleceği n her şeye rağ men kendilerine ait olduğ u n u b i l melidirler, ve biz bundan ötürü, burjuvazinin kuduzca saldırılarını en soğ u kkanlı ve ayık bir yargı ile gözönünde tutara k, yüce devri m m ücadelesinde en büyük tutku n l ukla b i rleşebi l i riz (ve birleşmemiz gereklid i r) .» V.I. Lenin (Toplu eserleri, c. 41 , s. 87) Bu muazza m d eğiş i mler kom ünist hareketiyle kopmaz biçi mde bağ l ı d ı r. Sosya lizmin üstüngeldiği ve gelişmekte olduğu her yerde başarı lar, a ncak Marksizm-le ninizm teorisini kı lavuz edinen ve e mekçi yığınlarının m üca­ delesini kesi nlikle etkileyen kom ünist pal'l:ileri n i n eyle m i sayesi nde m ü m -

10


kün olmuştur. i deolojik m ücadelede, sermayenin top l u m üzerindeki büyük egemen l i ğ i n i koru ma kta olmasına rağ men, burjuvazinin manevralar çevirmeye geçmek zorunda ka lmasında da komün ist parti leri n i n büyük h i zmeti vard ı r. Devri mci değişimler süreci, komü nist h a reketin i n büyümesi nde doğru­ dan doğ ruya ya nkısını buldu. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki - 1 921 '­ deki - büyük d t rimci atı l ı m sırasında, komünistlerin sayısı 2 m i lyonu geçmiyordu (bunları n yaklaşık olara k üçte biri Sovyet Rusya'da i d i ) . Bugün ise, h e m e n h e m e n 9 0 partide örgüt l ü 5 0 mi lyon komünist vard ı r. Bu artış ya l n ı z sosyalist ü l kelerde s ı n ı rl ı d eğ i l d i r: 1 939 y ı l ı n d a Avrupa kapita l i st memleketleri komün ist partileri n i n üye sayısı 500 binden 2.5 mi lyona çıka ra k 5 defa ; Asya ' n ı n sosya list o l mıyan memleketleri nde 20 binden 3.8 mi lyona çıkara k 1 90 defa; Ameri ka'da 1 80 binden 343 bine çıkara k 2 defa; Afri ka'da 5 binden 60 bine çıkara k 12 d efa a rt mıştı r. Bunun ya n ı s ı ra, komünist hareketinin kendi içinde nitel değişimler de g erçekleşmekted i r. Bu cüm leden olarak, komünist parti leri örgüt ba k ı m ı n ­ dan d a h a yetki n h a l e gel mekte, saflarında daha sıkı kenetlenme sağ la n ­ m a kta, sınıf m ü ca d elesini yönetme, yığınları beraberinde götürme, g eniş a nti-emperya l i st ittifa klar meydana geti rme veya böyle ittifakların kuru l ­ masına kat ı l ma yetenekleri a rtmakta, teori k eylemleri z a ma n ı n iste m lerine göre gelişmekted i r. Bu gözle görü l ü r gelişme burj uva ideolog la r ı n ı n beyhude çırpınışlarınt, komünist hareketinin g ittikçe a rtan önemini i n k ô r yeltenişlerini ve g üya «dü nya ko münizmi a rt ı k rol ü n ü oyna m ıştı r» vb. kabilinden iddialarını çaresiz bir a l d a n ı şa çevirmektedir. B u n u n la ilgili olarak, Da n i ma rka ' n ı n inadıyla ü n l ü eski politikacılarından b i ri n i n b u n a benzer bir d u rumda «bunlar g erçek d e olsa, ben hepsini inkôr ed iyorum d ed i ğ i n i hat ı rla­ mamak elden gelmiyor. ••

Art ı k g erçeklerin basit bir dökümünden bile şu sonucu çıka rmak m ü m ­ kün : Komünist hareketi gelecekte d e, son on yılda olduğu g i b i , büyü­ yücek, kuvvetlenecektir. B u h ü k ü m el bette çok g enel sayıl a b i l ir. Zira, tarihsel gelişmenin ana eğ i l i m i g erçekıere iyin iyetle inanmak istiyen herkes için a paçık., olsa da, bu henüz, olayların d ümdüz, engelsiz bir yolda ilerlediği, şimdiye dek yürürlükte bulunan bütün eğilim lerin bundan böyle de herha lde korunacağı d e mek d eğ i ld i r. Ka l d ı ki, i nsan l ı k tari hinde muazzam dönüşüm ta m d a böyle gerçekleştiri ise bu, b i r hayli g a ri p o l u r. Devri m ci hareket tarihinin büyük yükseliş devirleri gibi geçici d üşüş devirleri d e gözden uzak tutu l a maz. Birinci D ünya Harbi'nden sonra 1 920'Ierde - kapita l i z m ni sbi b i r isti kra r aşaması yaşa m ı ş ve bu da çeşit l i oportünizm lere gıda o l m uş, d evri mci ha reketi etki lem işti . Ama çok g eçmeden, kapita l i st siste m i n iç çel işkileri a labildiğine keski n leşmiş, beri taraftan devri mci h a reket tekrar g ü c kazan maya başla m ı şt ı r. 11

\


i k i nci Dünya Harbi'nden sonra kapitalist d ü nyası b i r genel b u n a l ı m süreci yaşa mışsa d a , yen iden bel i rl i b i r istikra ra ulaşabil miştir. A n a ser­ mayeyi yenileme zoru n l u ğ u , b i l i msel-tekni ksel devri m i n ulaşı mlarında n , ekono m i n i n yöneti m i n d e d evlet-tekel biçi m lerinden fayda lanmalar b u istikrarda beklenen rol le ri n i oyna mışl a rd ı r. Kapitalist sistemin bu yolda ortaya çıkan "ye n i hayati güc.. üne dair haya l ler, ş üphesiz ki, devri mci h a reket için bel i rl i güçlükler doğ u rmuştur. ate ya ndan, kIJvvetler o ra n ı n ı n sosya l i z m yararına değ işmesi, işçi sınıfını v e komünist parti leri n i o zamana kadar b i l i n miyen yeni p roblemle rle yüzyüze geti rmiştir. B u suretle terihsel tecrübe, basit b i r dökümün öngörü içi n g üven i l i r b i r kaynak olam ıyaca ğ ı n ı göstermiş b u l u n uyor. Eğer bütünüyle toplu msa l gelişme n i n g idişi, bir zoru n l u k olara k, sosya lizme ve kom ü n i z me doğ ru (dolayısiyle kom ü nist ha reket i n i n daha da g ü cl ü yüksel işine doğ ru) götürüyorsa, bu yolda d ü nyayı d evri mCi yeni leme tempola r ı n ı n g eçici olara k yavaşl ıyacağı dönemler olabileceğ i n i yine de hesaba katma k g erekiyor. Bütün mesele şudur : Bugün sadece g eçmişteki başa rı larına daya n a ra k komün ist hareket i n i n gelecekteki yüksel işini öngörmek g i bi b i r i htiyaç ka rşısında değ iliz. çağırnız gerçeklerinin tah lili, hareketimizin ya l n ı z evrensel -ta ri h i plô nda d eğ i l , somut o l a ra k ş u önü m üzdeki o n yıllarda d a başa rı l ı gelişmesi n i şartl a n d ı ra n esa slı objektif eğ ili m leri n varl ı ğ ı n ı ortaya koyuyor. ileri doğru gelişmenin objektif etkenleri

Bilindiği g i bi, g ü n ümüzde u l uslararası alanda başlıca üç devrimci kuvvet eylemded i r. Ve olaylar, d ü nya devri mci süreci n i n bu üç sektörü n ü n h e r birinde komünist hareket i n i n y e n i atı l ı m la rı için g erek l i koşul l a rı n olgunlaşmakta olduğ u n u g östermektedir. B i rinci ve çöz ü m leyici kuvvet, en yüksek g elişmesine Sovyetler B i rliği'nde u laşan sosya l i z m d i r. Onun g ücünün temel i , tempola riyle kapita list d ü nya ekono m i s i n i n a rtış tempolarını m ütemadiyen aşan ekonom i k yükselişti r. Hesaplar, bu gelişme hızı fark ı n ı n gelecekte daha da a rtmas ı n ı n mümkün olduğunu göstermekted i r. Bütün b u n l a r, u l u slara rası d evrimci hareketin temeli olan d ü nya sosya list siste m i n i esaslı su rette sağ l a m laştıraca ktır. Fakat sosya l i z m i n d a ha da g üclen mesi perspektifleri n i bel i rl iyen ya l n ı z b u değ i ld i r. Sosya l ist d üzen gitgide d a h a o l g u n bir ka ra kter kaza nmakta, ve buna uyg u n o l a rak, egemen l i ğ i n emekçiler tarafı ndan daha ta m gerçekleşti ri l mesine ve onların çıkarları n ı n opti mal ölçüde korunmasına yard ı m eden daha etkin metodlar hazırlanma ktad ı r. B u n u n la i l g i l i olarak, komün ist ve işçi pa rtileri n i n 1 969 y ı l ı Moskova d a n ışma topl a ntısı şu tespiti yapmıştır: "Sosyalist d ünyası, şimdi bağrında g i zlenen m uazzam 12


kaynaklardan daha dolg u n ölçüde fayda lanma olanakları n ı n açıldığı bir gelişme aşamasına g i rmiş b u l u n ma ktadır. .. Sosyalizmin gelişmesi nde yeni aşama, bili msel-tekniksel devrimi daha etkin biçi mde gerçekleştirme ve aynı zama nda yeni sosya l ist üret i m i l iş­ ki leri n i n üretim g ü cleri ndeki değiş i mlere daha tam uyg u nl uğunu sağ la ma a n l a m ına gelmektedir. Sosya l i st top l u m u n bu gelişme aşaması, aynı zamanda , demokrasi ve özgürlük g i bi kavra mlara tarihte daha önce bilin miyen somut bir m u hteva kaza ndı ra n kol lektif ve kiş isel g i rişimlerin a rtması n ı öngöymektedir. Gerçek ve geniş demokrasi yaratmak, toplumsal hayatta z a ma n ı n i htiyaçlarına ceva p veren yeni ve rasyonel örg üt biçi m­ leri bulmak için ya p ı l a n a raştı rma l a r bütün dünyada ki i lerici insanları n yakından meşg u l eden kon u l a rdır. B u ndan ötürü, bu süreç, ya l n ı z sosya li st ü l kelerde komün ist parti leri n i n rol ü n ü ve itibarı n ı a rtı rmayı değ i l , aynı zama nda, bu örneğ i n etkisiyle genellikle komün ist hareketinde aynı rol ve itibarı yükseltmeyi hedef tutma ktadır. Sosya l i z m i n gelişmesi bütün devri mci ha reket için elverişli olana k lar açmaktadır. B u gelecek elbetteki kendiliği nden gerçekleşecek değ ildir. Düşman, sosya l i z m i n örnek olmasına ve onun reel gücüne karş ıkoyma k için elinden geleni yapma ktadır. Komünist h a reketi, zamanı mızda reel olara k mevcut sosya l i z m i n bütün d ünya için ne m u a zza m bir a nla m taşıd ı ğ ı n ı gözler önüne sermekte, bu suretle de, hôlô sermayen i n ezg isi a ltı nda b u l u na n ların h issettikleri dünyayı değ iştirme i htiya c ı n ı n , bu tarih­ sel zoru n l u ğ u n g ideri l mesine yardı mcı olmaktadı r. Bu objektif i htiyaç, önüne çıkan bütün engel l eri devirerek yoluna deva m edecektir. Dünya devrimci süreci n i n diğer kuvveti de işçi sınıfıdır ve onun kapita­ lizmin son dönemine g irdi ğ i mem leketlerdeki m üttefi kleridir. Son y ı l l a rda bu ü l kelerde sermaye i le emek a rası nda ki çel işki lerin yeniden a l a bi ldiğ i ne sertleştiği � i , g rev mücadelesi n i n , en geniş e mekçi yığ ı n l a rının katı ldı kları sınıf çatı şmaları n ı n bir hayli şiddetlendiğ i n i goru­ yoruz. Devlet-tekel top l u m u nda egemen sın ıfl a r devlet yönet i m a raç­ l a r ı n ı n hepsini ellerinde topla m ı ş olsalar da , onların top l u m ve insan geliş mesi n i n en önemli soru n larını çözebi lecek yetenekte o l madıkları a rtık her za mankinden daha büyük b i r açıklıkla a n l a ş ı l ıyor. B u gerçek, kapital ist top l u m u n isti kra rı ha kkındaki tasavvurlara a ğ ı r bir da rbe i ndiri ­ yor. B undan başka , kapitalizmin «sosyal idare. . v e örgütsüz protestolar yoluyla veya kişisel teröre ya da komploya daya n a n «yı ldırı m darbesi.. ile «kendi liğinden» yıkı l ı p gidebileceğ ine dai r haya ller de birer b i rer sönüp g idiyor. Hoşnutsuzluğ u n a rtması genel g örünüşüyle yığ ınlar a rası nda «değ işim­ Ierin zoru n l u l u ğ u.. k a n ı s ı n ı n geniş ölçüde yayı lmasında ifadesini bul uyor. Bu duygu çoğ u kere beli rsiz olsa veya çeş itli yönlerde a ra ma lara sevketse 13


de, bu d u ru m , y ı ğ ı n ların devrimci e melleri n i n 1 960 y ı l l a rında bazıları n ı n i d d i a ettikleri g i bi - sön med i ğ i nE;, ta m tersine d a h a d a kuvvetlendi ğ i ne ta n ı k l ı k ediyor. Herkes z a ma n ı n doğ urduğu olana k l a r i le gerçek yaşama koşul l a rı a rası ndaki uçuru m u görüyor. Ve bu uçurum, üreti m i n genel yükse l i ş i n e bağlı olarak yaşa ma d üzeyinde meydana gelen değ iş i m e rağ men a rtıyor. B i l i m sel-tekni ksel devri m i n geliş mesiyle ortaya çıkan yeni olanaklar daha zeng i n ve yaşan moya değer bir hayat a rz u l a rı uya n ­ d ı rı rken, top l u msal prati kte çoğ u kere teh l i kelere dönüşüyor : işsizler çoğ a l ı yor, a h a l i n i n büyük g u ru p l a rı d i lenci yaşa m ı d üzeyi nde tutu l uyor, n i ce memleketlerin ve başlıbaşına yörelerin veya bölgeleri n geliş mesi geri kal ıyor, baskı ve ı rkçı kovuşturma l a r a rtıyor, serbest vakitler a n la msız ve boş uğra ş ı l a rl o geçiril iyor, m i litariza syon ve atom ölümü teh l i kesi yürekleri sa rd ı kçı sarıyor. -

Gerek yeni yeni m a l türleri, ka m u hizmetleri, üreti mde ve sosyal i l i şk i l e r a la n ı nda y e n i metoqların uyg u l a n ması, gerekse bazı a l a n l a rda belirli tôvizler a rtık y ı ğ ı nları n hoşnutsuz l u ğ u n u ve eleşt i ri leri n i önliye m iyor. Tekelci sermaye egeme n l i ğ i koş u l la rı içinde endüstri leşme soru n u , her şeye tica ret zihniyeti sokulmas ı soru n u , bu egemen l i ğ i n büyü mekte olan ' devlet ciha z ı n ı n o rtan i htiya çları n ı g iderme yol unda yeni yeni engeller yaratması soru n u üzeri nde emekçi ler g ittikçe d aha s ı k düşün üyorl a r. Bu engel ler, üret i m i n karakterini teşkil eden rekabetle ve sınirli geri l i mde, g ü n l ü k hayatı n hemen her d a k i kasında hissed ilen ve taşıt sistemiyle bağ l ı olon bozukluklard a , şehirlerin kirletil mesinde, doğ a l g üzel l i k ve zeng i n liklerin heder edil mesinde, d i n lenme koş u l l a rı n ı n yetersizliğ inde daha açık olara k ken d i n i gösteriyor. Ve insanları n kafalarında, en zoru n l u g ü n l ü k i htiyaçları g iderme soru n u ona sosyal p roblemlerin çözü m ü i l e giderek daha ç o k bağla n ıyor. i şçi sınıfında ve aynı za manda diğer ha l k tabaka l a r ı a rasında, mevcut iktidarın nasıl d eğ işti rebi leceğ i n i , yeni ve ô d i l top l u m düzen i n i n nasıl k u ru la b ileceğ ini b i l me i htiyacı d a h a çok h i ssed i l iyor. B u , g ideril mesi, ancak işçi s ı n ıfını n yü rüteceğ i m ücadele ve M a rksist-Len i n ist teoriyi kı lavuz edinme temeli üzeri nde m ü mkün olan bir i htiyaçtır. Kısacası, objektif i htiyaçla r, komün ist hareketi n i geliştirme ve k uvvetlendirmeyi zoru n l u k ı l m a ktad ı r. Fakat bu söyled i kleri miz, başa rının ken d i l i ğ i nd e n sağla naca ğ ı a n l a ­ m ı na g e l mez. Başarıya a n c a k mücadeleyle u la ş ı l ı r. B u mücadelede geri c i l i ğ i n a ş ı rı sağcı kuvvetlerden de fayd a l a n mayı deneyeceğini hesa ba katmak gerekir. Onemli olon, y a l n ı z onların hücumları n ı püskürtmek değ i l , gerek sağcı reformist, g erekse goşist a kı m l a rı n etki sini g i dermek ma ksa ­ d iyle komüni st hareket i n i n bütün tecrü besinden en zeng i n biçimde · fayda lanma ktır. Z i ra bu sağcı refo yönelik arzul a r.. ın dönüşüm yaratacak bir devrimci atılıma çevri l mesi yolunda ciddi b i rer engel teş k i l etmektedir. 14


Oçüncü devri mci kuvvet, a rt ı k on yıl d ı r yayıl ı p gelişen ve önemi d u r­ madan a rtan u l usal kurtuluşçu ve a nti-emperya list h a rekettir. Viyetnam ha l kının ve diğer bi rçok halkın eski ve yeni sömürgeci liğe karşı yü rütlük­ leri savaş, halkla rın, ta ri hsel kurtuluş emellerinde ne g i bi sın ırsız olanak­ l a ra sa h i p olduklarını göstermekted ir. Ulusa l k u rtuluş hareketi, ş i m d i k i aşamada, gerek harekete katılanlar, gerek hedefler ve ideoloj i k prensi pler, gerekse savaş biçimleri bakı m ı n ­ dan a la b i l d i ğ i n e geniş ve çeşitlidir. Bu savaşa, sosya l i st yöneti m i bili nçle savu nan sosya l tabaka l a r, partiler ve önderler, bu yolu henüz beni mse­ mekte ola n l a r ve sosyal i z m fiki rleriyle herhangi bir i l giyi biçi msel olara k reddeden, a ma eylemleriyl e em perya lizme karş ı d u ra n l a r katı l ma ktad ı r. Genel eğ i l i m, u l u sa l kurtu luş ha reketinde b i l i msel sosya lizmin yeni mevziler elde etmekte olduğunu gösteriyor. Netekim, bilindiği gibi, kurtu l ­ m u ş bi rçok mem leket, u l usal bağımsız l ı k la rı na kavuşur kavuşmaz, henüz M a rksist-Len i n i st teoriyi beni msemedi kleri ve haUô bu öğretiye yarı düş­ man oldukları halde, hemen sosya l i z m yoluna koy u l m a k isted i ler. Fa kat son onbeşyi rmi y ı l l ı k bağ ı msız gelişme tecrübesi, sosya l i zme d a i r ütop­ ya l a rı n , b i l i msel .olmıyan g örüşlerin veri msizliğini gösterdi ve bu d u ru m , bili msel sosya l izmi tümüyle değ i l se bile, b a z ı önemli unsurlariyle ben i m ­ seme istekleri uya n d ı rdı. Ş i m d i e mperya l izme karş ı kurtul uşçu ha reketler, a rt ı k kapital ist i l işki lerin va rlığ ı n ı teh li keye d ü ş ü ren sosyal hareketlere dönüşmeye ba ş l a mıştır. Bağı msız l ı k ve i leri l i k sava ş ı n ı) Ôl mantığı, birçok «Devrimci hareketin en yakın dönemde d a ha büyük bir h ı z - a lacağına veya yavaşlıyaca ğ ı n a ba kı l ma ksızın, komü nist partisi her iki a hva lde d e d a i ma eylem partisi olara k kalmalı d ı r.» ' (Komi ntern ' i n 1 921 Temmuzunda devri mci demokrati sosya li st d ü nya i le, kapital ist memleketler işçi sını­ fının ve diğer i lerici g ücleri n i n m ücadelesiyle d a h a sıkı bağlar a ra maya sevkediyor. Bir başka deyişle, anti-em perya l i st savaşın en önemli i hti­ yaçları içinde g erçekte ko mün ist h a reketinin etkisini genişletme zorun­ luğu «prog ra mlaşm ış» oluyor.

ide% N cephesinin önemi B i rb i ri n i n karşıtı i ki top l u msal sistem a rasındaki mücade lenin kes i n l i kle etkilediği ş i mdiki durumun bütün objektif süreçleri. ortaya çıkan p roblem­ l eri açıkla maya, gelişm e yol u n u g östermeye, eylem leri bi rleştirmeye, bir başka deyişle, işçi s ı n ıfın ı n ve h a l k l a rın savaşı nda önder ro l ü oyna maya yetenekli politik, örg ütsel ve ideoloj i k bir g ücün va rlığına o l a n kesin i htiyacı belirlemektedir. 15


'fakat komünjst hareketin geliş mesi ya l n ız objektif koşullara bağ l ı değil­ d i r. B u rada sübjektif etken , yani ortaya çıkan olanakları kulla n ma ka bili­ yeti de rolünü oynama ktad ı r. Za man ı m ı zda komünist partileri ne g i b i istekler i leri sü rmekted i rl e r v e b u n l a r ı n yerine geti rilmesine ne dereceye kad � r hazı rd ı rlar? Biz bu konuda her şeyden önce ideoloji cephesi n i n ö n e m i üzerinde d u ra cağ ı z . Ka pita l ist d ünyada, kom ü n istler, insan lara tekelci sermayenin egemen­ liğine boyun eğ meyi telkin eden bütün peş i n yarg ı ve tasavvu rla rı ortadan kal d ırmak a macıyla ideoloj i k savaşı yoru l m a k b i l meden gelişti rmeyi kend i leri için ödev saymaktad ı riar. Sağd a n veya «soldan» oportünistlerin s ı n ıfsal d u ru m u ve gerçeği ta h rif yeltenişleri ne d i renç gösteren komü­ n istler burjuva i deolojisine karşı savaşta d u r u m la rı n ı kuvvetlendi rmiş­ lerd i r. Komün istler, şimdiki aşamada, işçi sınıfının ve reel olara k mevcut sos­ ya l i z m i n rol ü n ü açı kla maya öze l l i kle önem veriya rlar. B u rj uva i deolog­ l a rı n ı n başlıca çaba l a rı bu soru n ların gereğ i g i bi a n laşı l ma s ı n ı önlemeye, bir kavra m l a r karg aşal ı ğ ı yaratmaya ve bun ları n önem i n i küçü ltmeye yönel miştir. Bu d u ru mda, ka n ı m ı zca gözeti l mesi gereken önemli bir şart ş u d u r: B u rjuva ideolojisine "yüzyüze çatışma l a r»da d i renç göstermek, burjuva g ö rüşleri n i n etkisi altında bulunan ve b i l i msel sosya lizmden henüz ha berleri ol mıyanları ikna edebilen derma çatma bütün b u rj uva deli llerini ya lanlamak gerekl i d i r. Mevzileri n i n reel olara k zayıflaması em perya l izmi ideoloj i k balta l a ma eylemleri n i a rtı rmaya sevkediyor. Kapita l i z m i n övg ücüleri, köhne d üzen­ leri n i toplumsal idea l m i ş gibi sunmakta g itg ide daha çok zorluk çekti k­ leri nden, olanca çaba l a rı n ı , e mekçi lerin ş i md i k i ve potan siyel safla rı n ı n ifak v e kuşku toh u m l a rı ekerek zayıflatma, çeşitli eğ lenceleri ve uyd u rma kü ltleri reklô m ederek onların dikkatini sınıf savaşı ödevlerinden saptı rma işi üzerinde yoğ u n laştı rıyorla r. B u rj uva p ro pagandası, bir yandan m i l l i ­ yetçi, ı rkçı v e d i ğ e r geleneksel peş i n yarg ı l a rd a n fayd a l a n maya çabal ıyor, öte ya ndan da, b u n l a rı «modernleşti riyor» ve yüksek felsefe, a h l ô k este l i k d iye yuttu rmaya ka l kışıyor. Böylel ikle b u rj uva propagandası, çağsal endüstri toplu munda öğ ren i m i n g i derek yükselen d üzeyi ne ken d i n i uyd u r­ maya, a ktifleşen yeni tabakaları silôhsızlandı rmaya ve bunların s ı n ıfsal ' egemenliğe d i renç g österme g i Ne var ki, bu ma kasatla başvu rdu kları rek l ô m tekniği, başla ngıçta genelli kle - uyg u l ıya n ı a rı hoşnut eden bazı sonuçlar verse bi le, burj uva ideolojisinde iç buna l ı m ı daha da derin leşl i riyor. Her şeyin a n la msız o l d u ğ u i l ô n edi l d i kçe, «ideolog ların zama n ı geçmiştir», "her türlü ideoloji l ü z u msuzd u r» g i bi şiarların reklômı ya p ı l d ı kça, i nsa n l a rda toplumsa l problemler v e i nsa n l ı ğ ı n g eleceği konularında kendi tutu mları n ı bel i rleme i htiyacı a rtıyor. B u rj uva fa lcı ları, b i l i msel-tekn i ksel devri m i n , insa n l ı ğ ı n

16


büyük bir k ı s m ı n ı bir avuç n üfuz l u ve her şeye m uktedir teknokratın hesa p makineleriyle yöneteceğ i «I üzumsuz yaratı klar»a çevi receg ı rı haber verirlerken, sağduyulu kişilerde insanı ve e meğ i her şey i n üstünde tutan bir ideoloj iyi ka bul etme ihtiyaç ve a rzusu şiddetlen iyor. çağımızın bütün gerçek bilgi iste m l erine ta m a me n bili msel sosya l i z m cevap vermekted ir. i şte bundan ötürü, komünist ha reketi, i deoloji a l a n ı nda da yönetici ve yeni leyici g ü c olmak için gerekli bütün objektif ön-şartla ra sahi ptir. Fakat, tekrar ed iyoruz, Marksist-Le n i n ist teori n i n sav u n u l ması, yayı l ması ve gel iştiri l mesi yolunda b i l i nçli b i r çaba gösteri l mezse, b u rada da hiçbir ön-şart otomatik olara k gerçekleşecek değ i l d i r. Ge/ecek, yığın/ann hareketine aittir

Hası mlarımız, komün istlerin sadece i zole b i r kuvvet, yani diğer sol, devrimci ve anti-emperya li st hareketlerle sürekl i ve daya n ı k l ı bağ ları ol mıya n ve g erekli ittifak sistemleri kurulmasını sağ la maya gücü yetmiyen izole bir kuvvet o la ra k gelişebi leceğ i ka n ı sı nd a d ı rlar. Bu g i bi tasarımlar, bizce , d ü nya devri mci sürec i n i n baş l ı ca n itelikleri n i , bu süreci n geliş mesi ne komün istlerin ne suretle yard ı mda bulund ukları n ı a n la ma yetersizliği nden i leri geliyor. Kom ü n i stler> kesin başarıya, a n ca k çı karla r ı n ı n ve olanakları n ı n n e l e r olduğunu açı klad ı k l a rı geniş ha lk y ı ğ ı n la rı n ı devrimden yana kaza n makla, ancak değişik d üş ü ncelere sahip ola n l a rı bi rleşti rmek için mücadele yürütmekte, bu mücadele s ı rasında görüşlerin açıklan ması ve ya k ı n laşmasına ya rd ı m eden d iyalog u kurmakla u laşabi leceklerini bil iyorlar. i zole bir kuvvet o l ma soru n u n u parmağa dolayan düşmanlarımız, ko mün istlerin başkalariyle ayn ı safta olamıyacakları, z i ra Len i n i z m i n , enternasyona l iz m i n v b . n i n bu yol u peşinen t ı k a d ı ğ ı gibi b i r tasa rım yaratmak istiyorla r. Bu, kapita l istlerin kendi sistemleri n i savunma k için öteden beri medet umdukları deneyleri n , ya n i komün istleri ayırıma tôbi tutma yol u ndaki eski ve semeresiz denemelerin ya nkısından başka bir şey d eğ i l d i r. Anti-ko m ü n i z m kampa nya ları n ı n eleba ş ı l a rı , emekçi lerin Sovyetler B i rl i ğ i i l e daya n ı ş masını «ul usa ihanet» d iye i1ô n ettiler, oysa Sovyetler Birliği Avrupayı ve diğer birçok ü l keyi Hitler faşizminden kurta rd ı . Aynı elebaşılar Sovyetler Birliği'nde sosya l i z m i n çökü p g itmesi g erektiğini söyled i ler, oysa sosya l i z m bu ü l kede görülmemiş başarılara ulaştı. O n l a r, ABD' n i n - bu tekelci kapita l i z m devleti n i n - özı;ı ürlüğün ka lesi fi lôn olduğunu iddia etti ler, oysa ki barış ve d emokrasiyi tehdit eden teh l i kenin her şeyden önce bu devletten geldiği apaçık a n laşıld ı . O n l a r, komü­ n i stlerin sosya li st ü lkeleri bağ ı ms ı z l ı ktan yoksun ettikleri n i ileri sürd üler, oysa bu memleketlerin ha l kları u l usal g elişmelerinde yeni yeni ka l k ı n 17


m a l a r ya rattı ı a r. Onlar «Berl i n d uva rı»nın Avrupa için felôket o l d u ğ u n u söyled i ler, oysa bu ted b i r Avru pa'daki i l işkil erde d a ha iyiye doğ ru kesin dönümün önemli bir noktası oldu . Tek sözle, e mperyalist propagandası her fı rsatta ko münistleri ken d i leriyle «hiçbir a l ı ş -veriş ca i z o l mıyan» kim­ seler d iye göstermeye yeltendi, a ma şişirilen ya l a n ba lonları her defası nda b i rbiri a rdından patlayıp g itti. B ütün bu kötü niyetli çaba larııı, tam a ksi sonuçla r verd i ğ i ve vereceğ i a paçık a n l a ş ı l m ı ş bulun uyor.

« Komünistler, bütün i l erici, yu rtsever ve ba rışçı güclerle u l usa l çapta olduğu g i bi, bölgesel çapta ve d ü nya ça pında da eyl e m birl i ğ i n i n sağ la n masına ve uyg u l a n masına elveren en demokra t i k yöntemlerin tarafta rı olarak ha reket etmektedi rl er. Onlar, büyük sayıda ve çeşitl i anti-emperya l i st' a k ı m ve h a reketler arasında, bunları n özg ü n l üklerini gözön ünde tutdra k ve bağ ı ms ı z l ı ğ ıııa saygı göstererek, daha büyük ölçüde karşılıklı a n layışa ulaşılması için el lerinden g elen her şeyi yapaca kl a rd ı r. G ö n ü l l ü a l a ra k ve herkesin rızasiyle seçi len eylem birliği biçi m leri, emperya lizme karşı savaşın, çağdaş durumun istem lerine cevap verecek yeni b i r d ü zeye çıkarı l ­ masını sağ l ı yacaktı r. (Ko m ü n i st ve i şçi Pa rti leri 1969 Y ı l ı U l uslara rası Danışma Topla ntısı dokü ma nı ndan)

Kamün i�\lp,

a nti-komünist ka mpa nya l a ra rağ men, geniş yığ ı n l a rl a ve sosya list o lmıyan herha n g i bir ideolojinin etkisi a ltında :Jlı lunanları uya n d ı rmak yeteneğ inde o l d u k l a rı n ı fii len ispat ettiler. i leride yeni anti-ko m ü n i st kampanya l a r a çı l ması mü mkün olmakla bera ber, bunlara ka r,� etk i l i bir d i renç gösteri l miyeceğ i n i ki mse te m i n edemez. ;�i�kilp, :,u01ıal<

Ta b i i d i r ki, birlik politika s ı n ı n g e rçekleştiril mesiyle, ya n i prog ra m hedef­ lerinin , orta k eyl emlerin biçi m ve yöntemleri n i n tesbiti, işbi rl i ğ i n i n d a ha geniş ve uzun vôdeli ödevlerine geçiş i mkô n l a riyle bağ l ı ola ra k d a i m a bi rçok sorun ortaya çı kacaktı r. Bu ve benzeri soru n ların çözümü, yü ksek derecede po liti ka sanatı, h ü ner, temkin ve a çı k l ı k gerektiri r. B u rada her şeyden önce söz konusu olan, kapita l ist memleketlerde komün istlerin y ı ğ ı n sa l m ücadeleye ve yığ ı n h a reketlerine a ktif o l a ra k katı l ma l a r ı d ı r. Komünistler, b u konuda, ya l n ı z komün ist partileri n i n yığ ı n ­ so l olduğu ülkelerde değ i l, d i ğ e r ü l kelerd e de iyi sonuçla r elde etti ler. Hattô komün ist p a rti l erinin doğrudan doğ ruya etkileme olanaklarının 18


şu veya bu sebeplerle burjuvazi ta rafı ndan önlenebi l d i ğ i h a l lerde bi le, onlar yığ ınsa l mücadeleye bizzat katı l d ı ktan başka , bu mücadelede önemli bi r örgütleyici unsu r o l a ra k da eylem göstermekted i rier. Yığ ı n ların a ktifl i ğ i , dönüşümün kesin etken i n i teşkil ettiği g i bi, kom ü ­ nıstleri n kazandı kları g üven de, büyük olm ıya n komün ist p a rtilerini sağ l a m b i rer devri mci g ü c h a l i n e geti rmek için gerekli esa s ön-şa rtı n v a r oldu­ ğu a n l a m ı n a gel mektedi r. Bu konuda V. i. Leni n ' i n dedikleri n i hatırlı­ ya l ı m: «Küçük pa rtin i n de ( ... ) politik gelişmenin gidişini iyi i nceledi k ­ t e n ve partisiz yığ ı n la r ı n hayat ve a l ışka n l ı k la rı n ı öğ rendikten SOMa, elveriş l i b i r durumda devri mci ha reket yaratması m ü m k ü n d ü r . . . (Toplu eserleri, c. 44, s. 32.) Tabii, bunun ne zaman ve nasıl o lacağı n ı bura d a belirlemek i m kônsızdır. Fa kat ko m ü n istler, önceleri o lduğu g i bi bug ün de, yığ ı n l a r ı n ha reket i n i gen işletmek ve kuvvetlend irmek, onların daha sıkı b irleşme ve örg ütlen mesin i, tekel lerin, em perya lizmin egemen l iğ i ne karşı daha etki n biçimde d i renmelerini sağ la m a k için müca deleyi ödev edin­ rnektedirler. »

Burad a , aynı za manda, doğru çiz i l m i ş bir politik savaş doğrultusu o l ma d a n , emekçi leri n bi rleşmesinin m ü mkün ola mıyaca ğ ı söz konusudur. Ko m ü n i st parti l eri çeşitli memleketle rin özg ü n koşu l l a rında işçi Sınıfı na ' ve tüm h a l ka i lerleme yolunu g österen somut p rogra m l a rı n hazl ması na önemli b i r katkıda bulundular. Top lumda s ı n ı f g ücleri nin ta h l i l i n e ' daya nan bu eylem prog ra mları v e perspektif progra m l a r, d a h a «elveriş l i » veya daha «temiz» y o l çizmeyi deneyen d i ğ e r teorilere üstü n l üklerini uyg u l a m a a la n ı n d a gösterd i l er. Komünistleri n izledikleri politik doğ rul­ tunun i lkesel ve a r d ı ci l oluşu, öze l l i k le, hayallere ve lôfazan l ı ğ a dayanan denemeler karş ı sı nda ü mitsizliğe d üşen leri kendi lerinden yana çekti. Biz, komün istlerin politika sahnesine daha geniş ölçüde çıkmola r ı n ı n bir ön­ şartı n ı da 9unda görüyoruz. Ko m ü n i st port i leri, za m a n ı m ızda olayların süratl i a kı ş ı n ı n , yürütülen sava ş ı n gelişmesi yolla riyle ilgili yeni soru n l a r ta m vaktinde ve daha etraflı ceva pl b r veri l mesi n i gerekti ren soru n l a r ertaya atmClkta ol duğunu el bette unutmuyorlar. G ü n ü müzde işçi sınıfı n ı n birliğ i n i kuvvetlend irmek, kom ü nistlerle sosya l ­ demokratlar a rasında ka rşı lı k lı ilişkiler problemini doğru b i çi m d e çözmek özel b i r a n l a m taşıyor. Ko mün istler, toplumun temel leri nde devrimci b i ı' değ işim sağ layacuk g ücü ya ra tma yolunu, i şçi sınıfı n ı n birliğ ini kuvvetlendi rmede, sol h a reket­ lerin ittifa kı nda görüyorla r. Fakat mevcut kapita l i st d üzene karş ı m üca­ delede doğan birlik, yeni demokratik ve sosyalist toplumun kurul masında d a mümkün o l m a l ıdır. B u nun, b i r unsurunu da çok partili s iste rgin teşkil edebi leceğ i , çeşitli politik biçi mleri olacağı ş ü phesizdir. 19


«Bütün mem leketlerin ezilen s ı nıfları için yeni ve daha iyi bir top l u m u n şafa ğ ı sökmekte ve her yerde ezilenler safla rı n ı sı klaştı r­ makta, her yerde, s ı n ı rlara ve ayrı d i l l e r kon u ş u l masına rağ me n e l e l e vermekted iri e r. Uluslaııarası proleta rya ordusu kuru luş halin­ dedir ve yaklaşan yeni yüzyıl bu orduyu zafere ulaştı racaktı r !» F. Engels

(K. Ma rks ve F. Engels, Toplu eserleri, c. 22, s. 482)

i şçi sın ıfı n ı n birl i ğ i n i kuvvetlendi rme ve halkı bi rleştirme perspektifleri, komün i st pa rtis i n i n baş ı na buyruk rol ü n ü n önemini zerre kada r azalt­ m ı yor. Ta m tersine, p a rti n i n örg üt ve ideoloji ba k ı m ı n d a n kuvvetlendiril­ mesi, i ktida r mücadelesinde ve sosya lizmi kurmada b i rliğ i n yeter derecede güc ve savaşçı atı l ı m kaza n a b i l mesi için çözümleyici şa rttır. Enternasyonalizmin gerekliliği

Bellibaşlı üç devri mci kuvveti n aynı mecrada birleşmesi, d ü nya devrimci süreci n i n kesin zaferine kadar başarıyla gel işmesi için şarttır. E mper­ ya lizm, daha önce olduğu gibi, kendi savu n ması için her araca başvuran kuvvetli bir hasım olmakta devam ediyor. Ancak ona karşı m ücadele etmekte olan bütün g üclerin savaşçı birliği, kapita l i z m i , bir n ü kl � er harp tutuşturmak g i bi son ve en m üthiş cinayetin i işlemesine i mkôn vermiyerek çökertebilir. Devrimci g ücleri n d ü nya ça p ı n daki topluluğu, komünist h a reketi n i n g elenek, ana prensip v e kuvvet kaynağı olan enternasyo n a l i z m l e ta m uyg u n l u k halinded i r. Komün ist hareketinin birleşik bir enternasyonal kuvvet olarak ka l ı p kal mıyo cağ ı y a d o yavaş yavaş «ulusal yuva lar»a m ı çeki l eceğ i, bugün, sosya lizm dôvasına sempati besliyen l er d e dahil, birçokları n ı n üzeri n d e kafa yord u kl a rı bir soru n d u r. Komün ist ha reketi n i n kendi içinde de (hele son on yılda) enternasyon a l kenetl e n me soru n u n u n i k i n c i plôna i t i l d i ğ i za manlar böyle olaylara ras­ l o n d ı ğ ı inkôr edile mez. Hareket i n içinde, buna benzer bir yoldan ş u veya bu memleket çerçevesinde belirli faydalar sağ lanabi leceğ i n i düşünen ler vard ı . Bambaşka «ulusa l kom ü n izmler» fikri n i savu n a n ve gerçekte top l u m ­ s a l gelişmenin g e n e l yasa l lı k l a rı n ı inkôr e d e n teori ler ortaya çıkıyord u . V e bozan işler sert çatışma l a ra kadar varıyor, komün i st hareketin d e ciddi g üçlükler beli riyord u . B u rjuva ideologları, bu d u r u m d a n faydalanarak, «d ünya komünizminde parça lan � a» Iôkırd ı ları etmekte, komü n ist d ü nyasın ı n g üya her za man 20


u l usal savaş, düşma n l ı k ve hat!ô harplerle dolu olacağ ı yolunda keha net­ lerde b u l u n ma kta el bette geci kmediler. Bazı geçici e� i l i mleri kalpazanca parma ğ ı na dolayan em perya l i st propaganda, bu eğ i l i mleri objektif yasa l ­ i ı k d iye, ya n i m i l l i yetçi l i ğ i n enternasyonalizmden daha kuvvetl i çı ktığ ı biçiminde göstermeye kalkıştı . Balta lama ve birliği pa rçalama çaba ları, d ünya komün ist h a reketine ka rşı mücadelede emperya li stlerin başl ıca s i l ô h ı h a l i n e geld i . N e var k i , b u rj uvazi va kitsiz bayra m ed iyord u . Gelişme onun a rzulad ı -. ğ ı ndan başka b i r yön a l d ı . Şimdi komünist h a reketinde d u ru m , örneğ i n 1 960 y ı l l a rı ortalarındakine kıyasla h issed i l i r derecede d eğ işti . Olayla rı n g id iş i gösterdi k i , kam ü n i st h a reketi n i n genel doğ rultusuna «ulusal açıdan karşı d u rma»nı n «fayd a l a rı » geçici d i r. Böyleli kle, ha reket i m i z i n ana kuvveti n i n onun enternasyonal kara kteri nde olduğu, a n ca k kadeş parti­ lerin sıkı birliği temel i n e daya n a ra k , b u n l a rdan her b i ri n i n ayn ı zamanda kendi mevzi leri n i kuvvetlend i rme çaba larında başa rı l ı olabi leceği d a h a , açık a n la ş ı ld ı . Komü n i st ve işçi pa rtileri n i n 1 969'daki uluslararası d a n ı ş ma topla ntısı, bu n iteli kte birl i k a rzusunu en i n a n d ı rıcı biçimde ifade etti ve toplantı n ı n kend isi de b u n u n kuvvetlen d i ri l mesine önemli b i r katkıda bulundu. Kom ü n ist ha reketi, s o n o n y ı l ı n olaylarına eğ i lerek, b i rliğ i n , i ş ç i s ı n ı f ı ­ n ı n enternasyonal orta k çıkarlarından oto matik olara k doğ uvermed i ğ i , b u n u n g üCıendiri l mesi için b i l i n ç l i v e s ü re k l i çaba lar h a rca n ması gerektiği sonuçla rı n ı çıka ra b i l d i . G i d işata bakı l ı rsa , b i rl i k a rzuları gelecekte de uyuşmazlıklara üstün gelecektir. Esasen hem ortak savaşın i htiyaçları, hem d e pa rça l a n ma «denemesi » n i n verd i ğ i i bret dersi, em perya l i z m i n i n m i l l iyetçili kle oyn ıyarak komün istleri n saflarında kargaşa l ı k yaratma çırpınışlarına set çekebilecek etken lerd i r. Şüphesiz ki, başına buyruk memleketlerin ve parti leri n prati kte birliğini sağ lamak pek de basit b i r iş d eğ i l d i r. Ç ü n k ü i nsan top l u m u ta ri h inde en köklü değişimlerden biri i ç i n büyük bir p l ô n hazı rlanması söz konusud ur. Gelişme d ü zeyler(ndeki fa rkla r, ulusal problem lerin a l a b i l d i ğ i n e nazik oluşu yüzünden kolaylı kla keskin leşebilen objektif g üç l ükler ya ratmakta­ d ı r. Dünya komü n i st h a reketi nde bel i ren bazı a n laşmazlıklar geçici karakterl i d i r ve sıcağ ı s ı cağ ı n o çöz ü l mektedir. Diğer bazıları n ı n gideri l ­ mesi i ç i n daha u z u n b i r za mana, büyü k b i r tecrübe b i ri k i m i n e i htiyaç vard ı r. Fakat bunlar, öze l l i k le p a rti leri n proleter enternasyonalizminden h a reket ettikleri a hvalde g i deri l mesi m ü m kü n g üçlüklerd i r. «Em perya lizme ka rşı savaş, s ü rekl i , çetin ve a ğ ı r b i r savaştı r. D n ü m üzde, muhakka k, sert s ı n ı f ça rpışma l a rı va rd ı r. Em perya l i z m i n v e i ç geri c i l i ğ i n mevzilerine karşı i leri h a rekete h ı z vermemiz gerek­ l i d i r. Dev ri m ci ve i lerici g üclerin zaferi kaçı n ı l mazd ı r.» (Ko m ü n ist ve Işçi Pa rtileri 1 969 Da n ı ş ma Toplantısı doküma n ı n da n ) 21


anü m ü zdeki dönemde, komün ist ha reketinin, başı n a buyruk ve eşit haklı kardeş parti lerin büyük top l u l u ğ u biçi m i n d e gelişeceğ i şüphesizd i r. Fakat bu top l u l u k her şeyden önce hedeflerde, ç ı ka rla rd a ve ideolojide bera berli kten doğduğu için, ortak eylemleri ve ko mün i st ha reketinin ideoloj i k b i rl i ğ i n i kuvvetlen d i rmek üzere işbirliği ya p ı lması da gayet doğa l ve gerekli olaca kt ı r. Artık ulaşı i m ı ş olan eylem birliği d ü zeyi bel i rli b i r i yi m s erl i k telkin etmekted i r. Uluslararası komünist hareketini bütün ta ri h i boyunca perç i n i iyen enternasyonalizm a s l a zayıflamıyaca k, d ü nyayı devri mci yen i lemenin yeni aşa malarına uyg un olara k daha d a kuvvet­ Ienecek ve gelişecektir. Gelecekte kardeş pa rtiler a rasında işbi rliğ i n i n ne g i bi biçi mler a laca ­ ğ ı n ı şi mdiden kesti rmek el bette zord u r. i n sanoğ l u , geleceğ i , sadece var olanın meka n i k bir deva m ı veya tekran olara k tasavvur etmeye yatk ı n d ı r. Bununla bera ber, ilerde bizim ş i m d i aklımızdan bile geçiremiyeceğ i m i z y e n i orta k eylem biçi mleri ortaya ç ı ka b i l i r (örneğ i n , 1 969 y ı l ı d a n ı ş ma toplantısında, b i r u l uslara rası komünist haber ajansı kurulması n ı n , orta k teorik a raştı rma l a r ya pı lmasının vb. n i n a maca uyg un olacağ ı n d a n söz edi liyord u ) . Şu da var ki, orta k eylem i htiyacı n ı n iyice a n la ş ı l ması, m üca­ delede k uvvetleri bi rleşti rme a rzusu, politik , ideoloj i k ve örgütsel bağ l a rı sağ la mlaştırma n ı n en uyg u n biçi mleri n i n bulunmasını sağl ıyacaktır.

Top l u msa l gelişme Marksist-Le n i n ist açıdan a n la ş ı l masına ve pro­ leta rya enternasyonalizmi temel i ne dayanan, demokrati k sanira l i z m prensipleri n i k ı l a v u z edinen v e zeng i n b i r pol iti k tecrübesi olan komünist hareketi, yaşadı ğ ı m ı z tari h sel çağ ı n ortaya koyd uğu ödevleri yerine g et i r­ mek i ç i n g erek l i bütün koşul ve olana klara sa h i pt i r. Eldeki sayıs ı z kanıtlar bu olanakların yak ı n 'g elecekte g itgide a rtan b i r etk i n l i kle hayata geçi ri leceğ i n i göstermekted i r. 1 970 y ı l l a rı n a a d ı m atan bizler, a rt ı k 60 y ı l ­ larında ortaya çı kabil miş o l a n bi rçok bel i rsiz l i klerin bağdaşmaz sınıf sava ­ ş ı n ı n sertleşmesi karşısında açıklığa kavuştuğ u yeni b i r devreye g i rmiş b u l u ­ n uyoruz. Marks i z m - Leninizm öğretisinden ş u veya bu derecede g e r i çek i l me a n l a m ı ndaki bir yoldan yürümeyi öngören n ice denemeler başa rısızlığa u ğ ra d ı ve uğra m a kta d ı r. Komünist ha reketi, a n ca k açı k - seçi k perspektif­ Iere sa h i p oldukça, bütün emekçi i n sa n l ı ğ ı n ç ı ka rlarına cevap veren kutsal hedeflerine ulaşmak için basiret ve cesaretle a d ı m attıkça, zamanı­ m ı z ı n soru n larını çözebi l i r.

22


Geleceği öngörme. plAn ve ekonomi politik KAZ I M i R S ETSO M S K I Y Zaman ı mı z ı n sosya l -ekonomik gelişme süreci alabildiğine d in a m i ktir ve karmaşıklığı g ittikçe a rtmaktad ı r. Bugün bizim bütün yaptı kları mı z ı n , yalnız za ma n ı mı z i ç i n değ i l, en ya k ı n v e u z a k gelecek bak ı m ı n d a n d a ö n e m i vard ı r. Art ı k her t ü r l ü i l kesel ka ra rları n ön -şa rtı olara k geleceğ i öngörme ve d eğerlend i rme gereği de olgun laşmıştı r. Bundan da, geniş b i r kabul g ö ren tez, a l ı na n ka ra rları n veya hazırlanan ça l ı ş ma p rog ra m ­ l a rı n ı n doğru l u k dereces i n i n , z a ma n ı mızla i l g i l i i n celemelerin gelecek hakkındaki öngörülere ya k ı n l ı ğ ı derecesine bağ l ı olaca ğ ı tezi doğ ­ makta d ı r. G ü n ümüzde hem sosya l ist ü l kelerde, hem de kapita l i st d evletlerde g eleceğ i öngörme a raştı rmaları ya pıl makta d ı r. Burjuva mem leketlerinde bu a raştı rma ların en göze çarpan nite l i ğ i tek ya n l ı oluşudur. Geleceği ö n görme metodun u n işlen mesi nde elde edilen bazı belirli başa r ı l a r, bunun metodoloj ik tem e l i n i n kusurla rı yüzün­ den değerini yiti rmekted i r. B u memleketlerde öngörü ler, çokluk, şimdiki d ü nya kuvvetleri oran ı n ı n sadece a ritmetik dökümüne ve d ü nya kapital ist ekonomi siste m i n i n çatışmasız g el işmesi tezine d ayanmaktad ı r. Ya p ı l a n öngörülerin çoğ unda , kapita l ist ü l kelerin d u rmadan a rta n sayıs ı z iç çeliş­ kileri ve sosyal gerg i n l i k kaynakları gözönüne a l ı n m a ma ktadı r. Kapita list d ünyadaki öngörü a raştı rma l a rı n ı n ka ra kteristik niteliği, «tüketi mci» denilen ve môhut «end üstri son rası» top l u m u g örüşüne uyan tipte b i r top l u msal gelişmenin tasa rla nmasıd ı r. Böyle öngörülerde özgü n b i r yaşa ma tarzı ya ratma e ğ i l i m i birinci plôna a l ı n ma kta d ı r ki , b u yaşa ma ta rz ı n ı n ayırdedici ' çizg i leri , tüketi m yapısı n ı n apaçık deformasyon u , biçi mleri n i n d e a l a bi l d i ğ i n e end ivid ü a l i ze e d i l mesidir. B u t ü r öngörüler kapita l ist memleketlerin kendi içinde sert eleştirilere konu olma ktad ı r. Sosya l ist d ü nyada geleceğ i öngörme a raştı rma l a rı n ı n çok ya n l ı geliş­ mesi ve b u n l a rd a n etkili biçimde istifad e edil mesi için çok daha elverişl i koşu l l a r vard ı r. B u d a , her şeyden önce, geleceği öngörme i l e h a l k ekonomisi p l ô n la ması n ı n , özel l ikle perspektif plô n l a ma n ı n iyice bağ­ daştırı lmasına i mkôn veren sosya l ist ekonomi siste m i n i n üstün l üğ ü nden i leri gelmekted i r. Ekono m i k Ya rd ı mlaşma Konseyi çerçevesinde ya pılan örgörü a raştı rma l a rı g itg ide a rtan bir rol oynamakta d ı r. Sosya l ist top l u m , geliş mede, kapital ist top l u m u n a maçları ndan a payrı a maçlar gütmektedir. Sosya l ist toplumda, e mekçilerin gelecekteki ihti­ yaçla rı n ı n , yaşa ma koş u l l a rı n ı n ka rakteri ve d iya pazon u hakkında başka g ö rüşler biçi mlen mekted i r ; topl u m u n , halk ekonom i s i n i n g elecek mod e l i n i 23


gerçekleştirme yollorı ve yöntemleri bo m boşka d ı r. Bundan da, kapital ist d ünyasındaki nden fa rklı diğer öngörü prensi p ve esasla rı doğ m a kta d ı r k i , b u n l a r Marksist-Lenin ist b i l i msel öngörü teme l i n e dayan ma kta �e sosya li st düzen i n bağ rı ndaki muazzam kayna kların g iderek daha ta m biçimde k u l l a n ı l masına yönelt i l m i ş b u l u n ma ktad ı r. Planlama sisteminde öngörünün rolü

Zama n ı m ızda ekonomi n i n ve bütün üyle top l u m u n gelişmesini yönetme s i stemi, sosya l-eko n o m i k politik a n ı n b i li msel öngörü a raştı rma l a rı temeline titizlikle oturtul ması d ı ş ı nda düşünü lemez ve uyg u la n a maz. Biz za m a n ı ­ m ı z ı n v e geçmişin sosya l - ekonomik o l g u l a r ı n ı n sebep bağ ı ntısını meydana ç ı karmaya, bunların gelecekteki gelişme eğ i l i mlerini i ncelemeye ve bu temel üzerinde daha i leri gelişme etkeni o l a ra k g üclerini değerlend i r­ meye ça l ı ş ıyoruz. Bugünkü d u ru m u n etraflı ta h l i l i , öngörme sürec ı n ı n b i rinci halka s ı n ı , ya p ı l a n öngörülerin doğ rul u k ve yetkinliğ i n i belirliyen ön-şartı teşkil eder. Sosya l i st ü l kelerde, her şeyden önce i l k sosya l i st ü l ke sıfatiyle Sovyetler B i rliğ i'nde, sosya l-ekono m i k gelişmenin öngörüsünde ve p l a n la n ma s ı nd a b ü y ü k b i r tecrübe biri ktiri i miştir. P l a n l a m a a la n ında enine boyuna m u a z ­ z a m b i r g e l i ş m e sağ lan m ı ştı r. Pla n l a ma i ş i n i n b i l i msel yönte m leri, üniver­ sal karakteri, p l a n l a ma sistemleri n i n koord inasyonu, bu sistemleri d evletçe ve u l uslara rası çapta bağdaştırma d ü zeyi n i n yükseltil mesi çağ daş sos­ yalist planlamanın ana çizg i leri d i r. Buna para lel olara k , öngörü a raştı rma l a rında büyük b i r h a m le yapı l ­ mış, bunların ölçüleri b i r h a y l i genişlemiş, bu a l a nda da u l uslararası işbirliği başlamıştır. Ongörü uzmanı kadrolar yetişti ri i miş ve bu işin metod u meydana geti rilmişt i r. Ha len öngörünün nite l i ğ i n i iyileşti rme, b i l i msel temellerini sağ la m laştı rma ve öngörmede büyük b i r i sa bet sağ ­ lama yönleri nde ça lışmalar a rt ı r ı l ma kta d ı r . Bunun yan ı s ı ra , p l a n l a mayı daha da yetk i n leşti rme, p l a n ı n b i l i m sel esasları n ı gel işti rme, öngörü unsurları n ı - p l a n işlerinde sosya l -ekono m i k g e lişmede tutul ması mümkün çeşitli yol ve yönlerin tah l i l i ve buna daya n a ra k sosya l-ekonomik gelişmenin opti mal variyantları n ı n seçi m i m a ksadiyle - geniş ölçüde k u l la n ma gereğ i ortaya çıkmış b u l u n uyor. işte öngörü işinin p l ô n l a ma s ü reci ne org a n i k olara k katı l ma s ı , bundan ötürü de, öngörme ça lışmaları na, daha ziyade h a l k ekonomisini gel iştirme görüşünün , sonra da doğrudan sosya l -ekon o m i k gelişme planlarının hazırla n ı p sapta n masına öncül ük eden fayd a l ı a raştı rmalar kara kteri veri l mesi bu a n la mda söz konusu olabil i r. B u d a , öngörü işleri n i n p l a n ­ l a mada i l k halka, ekono m i n i n ve bütün üyle top l u m u n g elişmesi h a k k ı n ­ daki ön görünün işlen mesi için materya ler h a z ı rl a n ması nda b i r aşama haline geti ril mesi demekti r. 24


Ongörü n ü n a macı, halk ekonomisi p l ô n ı için, b u n u n ana hedefleri n i n , ödevleri n i n v e uyg u l a n ma a raçları n ı n somut olara k sapta n ması için geniş bir taban meydana getirmektir. B u açıdan ba k ı l ı nca, öngörü a raştı r­ malarının etk i n l i ğ i n i değerlen d i rme soru n u da, öngörü sonuçları n ı n p l ô n ­ lama i ş i n d e k u l l a n ı lma ö l ç ü v e vôdeleriyle bağ l ı olara k ele a l ı na b i l i r. Sosya l -ekono m i k veya bilimsel -tekn iksel süreçlerin gelecekte toplumsal i lerlemen i n cereyan edece§ i koşul l a r ba k ı m ı n da n mümkün gelişme yol­ ları n ı n tesbiti de öngörü n ü n ödevleri a rasındadır. Sosya l -ekonomik geliş­ meni n bel i rl i etkenleri n i n a ktifl i k d e recesi değişebi l i r ; b u nedenle baş­ langıç varsayı m ları ona göre bel i rlen i r ve bu da top l u m u n gelecekteki görünüşüne dair b irkaç varyantı n ortaya konması nı g erektirir. Perspektif ve özel l i k l e perspektif-üstü devrenin öngörü l mesi nde ya l n ı z çok variya ntiı öngörüler metodu yararlı o l m a kta ve geleceğe da i r ö n -tasarı ların ta h l i l i v e karşı laştı rı l ması s u retiyle sosya l -ekonom i k gelişme yolla r ı n ı n v e dola­ yısiyle halk ekonomisi p l ô n ları yöne l i mleri n i n isa betle seçi m i ne i mkan vermektedi r. Ongörü "(]raştı rmalarının ve plôn işleri n i n i htiyaçları bakımından doğrulu k dereces i n i yoklamanın önemli olduğunu d a beli rtmemiz g erek i r. Planları uyg u l a ma a raçları d eğ iş mekte, sosya l -ekonomik gelişmenin en yakın nedeflerine ulaşmak maksadiyle bu a ra çl a rd a n istifade metod l a rı daha yetkin hale gel mekted i r. Bu da, değişmekte olan koş u l l a rı n d u r­ madan i ncelen mesi n i , p l ô n la ma s ü recinde esnek l i ğ i n a rtı rı lmasını ve p l ô n ödevleri n i n s ü rekli olara k ta h l i l edil mesi n i gerekti rmekted i r. B u n u n sonucu olarak, yürürl ü kteki p l ô n ların, öze l l i k le uzun vôdeli planların zaman zaman yok la n ı p aya rlanması i htiyacı ortaya çı kmakta d ı r. Za man geçtikçe g eleceğ i daha iyi öngörme ve gelişme koşulları n ı daha doğru biçimde değerlendi rme yolunda e k olanaklar beli riyor. B u n u n için, a rtık hazı rla n m ı ş olan öngörül e r periyodik, bazan d a sürekli olara k yoklan ıyor. Ekono m i n i n v e bütün üyle top l u m u n gelecek tablosu üzerinde yapılan d üzeltmeler bazan tamamiyle yerin'ded i r ve yürürl ü kteki p l ô n kara rları nda ya p ı l a n değ işi klikleri doğ ru b i ç i m d e değerlendi rmeye i mkôn vermektedir. Her sosyalist ülkenin ekonomi plônları tek b i r sistem teşkil eder. Orne­ ğin, yirmi yıl kapsa m l ı perspektif plan tasa rı ları, topl u ms'a l -ekono m i k hayatı n her a l a n ında ödevleri gel işti ren v e somutlaşt ı ra n y e n i beşyı l l ı k / plônlar i ç i n ha reket noktasıdı r. Beşyı l l ı k p l a n l a r y ı l lı k plônların temeli olarak ele a l ı n makta d ı r. Y ı l l ı k plônlar i se, daha k ısa sü rel i p l ô n l a r hazır­ lamada ha reket noktasıd ı r. Böyleli kle, karş ı l ı k l ı bağ ı m l ı ve hem vôde­ l e riyle ölçü leri, hem de ödevlerin ayrıntı derecesi ve bunları g erçek­ leştirme a raçları ba kı mından fa rklı plônların belirli si stem i meydana geti ri l mektedir. 25


Plan işiyle bağ l ı öng örüler sistem i de buna benzer biçimde hazı rla n ­ makta d ı r. B u siste m i , bir ya ndan, öngörülerin zaman çerçeveleri şartla n ­ d ı rma kta d ı r. Kısa , orta ve uzun vadeler için h a z ı r l a n a n öngörüler, ya l n ı z d iyapazonları v e ayrı ntı dereceleriyle d eğ i l , uyg u l a n a n yöntemlerin ve ta h l i l l erin özg ü n çizgi leri ba k ı m ı n d a n d a birbiri nden ayrı l ma ktad ı r. öte ya ndan, öngörme işleri n i n p l a n l a ma sürecine koş u l ması, bunları n ayrı ayrı türleri n i n y ı l lık, beşyı l l ı k, perspektif nite l i kteki bel l i kategoriden pla n ı n iste m l erine tabi k ı l ı n ması n ı gerekti rmektedir. Son yıl l a rd a geleceğ i öngö rmede opti m a l ölçülere ulaşıldı. B u sonuç, daha ziyade, enformasyon siste m i n i n serp i l i p geliş mesi nden, ekono m i k ­ istatistik ta h l i l ierini derin leştiri l mesin d e n , d a ha yetkin b i l i msel a raştırma metodları uyg u l a n masından i leri gelmekted i r. Biz a rt ı k, çağsal gelişme sürecin i n cereya n ı na orta m olan somut koşu l ları ve aynı zamanda bu koşulların ya k ı n ve u za k gelecekteki d eğişme eğ i l i m leri n i g itgide daha iyi ta n ı ma ktayız. Bundan ötürü, h a l k ekono misi p l a n larında öngörü a raştı rmaları sonuçla rı n ı n doğ ruda n doğ ruya gözönüne a l ı n ması n ı n mümkün olduğu görülmüş, bu d a p l a n la rda bel i rlenen ödevlerin ş u veya bu derecede d üzelti lmesi olanağını yaratmıştır. öngörü ve p l a n l a ma a l a n ı nda koord i nasyo n u n esa sları artık değişiyor. Ha l k ekono misi planları n ı n koord inasyon u, b u n la r ı n değ i ş i k d üzeylerde bağdaştırı l ması n ı n somut biçim leri g i bi , n i hayet tümüyle plan ödevleri n i n v e h e r şeyden önce kompleks gelişmeyi sağ lama n ı n opti mal ölçüde bağdaştırı l masına yönelt i i miştir. Baza n defa la rca tekrarlanan bu koord i ­ nasyonun önemi, ya l n ı z p l a n ödevleri v e bun ları yerine geti rme a raçları a rasında uyg u n l u k sağ l a ma bakı mı ndan değ i l d i r. Bu koord inasyon, perspektif hedefler, ödevler ve a raçlar ile en yakın devren i n plan yönelim­ leri arasında doğru -bi r uyg u n l uğ u n bel i rlenmesi ba k ı m ı ndan d a g ittikçe büyüyen bir önem kazan ma kta d ı r. B u da, en ya k ı n devre ödevleri n i n üstünlüğü pren s i b i n i n perspektif ödevler yara rı n a revizyonundan fayd a l ı sonuçla r a l ı n ma s ı n ı sağ lamaktad ı r. Plan l a rı n koord i nasyonu i le bağ l ı olan bütün bu güç ve karmaşık soru nlar, dolayısiyle öngörü a raştırmaları alan ındaki koord i nasyona yansı makta d ı r. öngörü koord i nasyonundan ma ksat da, sosyal -eko n o m i k hayatın çeşitli a l a n l a rı için h a z ı r l a n a n ayrı n t ı l ı öngörülerin bağdaştı rı l ­ ması, b u n l a rı n şu veya bu kategoriden h a l k ekon o m isi planı hazırlama i htiyaçları bakı m ı n d a n genel kopleksle bağ l a n ması d ı r. I htisas öngörüleri n i n topta n hazırla n a n kompleks öngörüleri içinde bi rleşt i ri l mesi n i n önemi ya l n ı z halk ekon o m i s i n i n n i speten d a r kol ları ba k ı m ı ndan değ i l d i r. örneğ i n , demografi k süreçleri, b i l i m ve tekn i ğ i n gelişmesi n i veya gelişmeni n somut b i r sosyal d a l ı n ı n d i �a mi ğ i n i i ncel iyen uzma n l a r, top l u msa l hayatın öteki a l a n l a r ı n ı n etk i s i n i g özönüne a l m ı ­ ya b i l i rler. Çeşitl i sosya l , ekonomik v e d i ğ e r olguları n karş ı l ı k l ı etkisi ve

26


bağı m l ı l ı ğ ı a ncak d eğ i ş i k kategori l i öngörülerin bi rleştiri l mesi suretiyle ta mamen meydana çıkarı la bi l mekted i r. Ya l n ı z toplu öngörülere değ i l , fa kat h e r şeyden önce çeşitli öngörülerin côri v e periyodi k koordi nas· yonuna i htiyaç da bundan i leri gelmekted i r. Şunu da bel i rte l i m ki, en iyi hazırlanmış bir öngörü b i l e plônla bir tutu l a maz. Kaldı k i , ayrı ntılı öngörüler, uyg u l a ma kararları a l ı n ması için d i rektif temeli sayı lamaz. Ongö.Ç.ü lerin a macı, plônın hazırl a n masında k ı lavuz olaca k genel görüşün tesbitine ve işlen mesine, ekonomik ve sosyal hayatın opti mal gelişme yol unun seçi l mesine yard ı mcı materya l ler hazır· lamaktır. Ancak soı:nut plônd ı r k i , p ratik ödevleri ve aynı zamanda bunları g erçekleştirme yol ve a raçları n ı bel i rl iyen eylem progra m ı n ı n ca n l ı bir timsa l i o l u r. Sosya l ist ü l kelerin ş i m d i k i gelişme aşamasında öngörü leri n önemi a rt· makta d ı r. Ekon o m i k ve sosya l hayat ı n diğer tarafla rı n ı n kompleks geliş. mesi evvelô toplu öngörüler, sonra d a kısa, orta vôdeli ve perspektif nitel i kte koord i ne plônlar hazırlanmasını gerekti rmekted i r. Bellibaşı! öngörü çeşitleri Bugün bildiğimiz başlıca öngörü çeşitleri şunlard ı r : Demografik, bi li-m· sel·tekni ksel öngörü l e r ; sosya l · kültürel gelişme, ekon o m i k gelişme öngörü leri, bu a rada g enel ·ekonomik ve tekni ksel·ekonom i k öngörüler, a la nsal ·ya pısal (bu a rada g enel u l usal, bölgesel ve yöresel) öngörüler. Demogra�i k öngörü lerd e büyük bir gelişme vard ı r. En büyük ulaşımlar da bu a landa kayded i l miş, hazırlanan öngörü metod u esasla nd ı rı l m ış, ya p ı l a n öngörülerden en etraflı biçimde faydalanma yolları tesbit e d i l · m işti r. Dünyada ve çeşitli memleketlerde nüfusun a rtışı ve yap ı s ı p roblem. leri üstüne öngörü a raştı rmaları n ı n pratik önemi büyüktür. Demografik öngörüler temel ine daya n ı l a rak, nüfusun doğal a rtış ora nı nd a a za l ma ve yüksek derecede gelişmiş memleketler d e n üfusun g enel sayısının gelecekte isti krara u la ş ma ve bundan sonra d a 2.000 y ı l ı na kad a r orta bir gelişme gösterme eğili mleri meydana çıkarılmıştır. O l ü m ora n ı n ı n d a h a da azal ması ve orta lama i nsan ö m r ü n ü n artma s ı , n üfusun y a ş h a d d i yapısında h i ssed i l i r değ i ş i m lere, h e r şeyden ö n c e yaşlıları n nispi pay ı n ı n b i r h a y l i artmasına y o l açmaktad ı r. Demografik öngörü ler çağasal demografi politikası n ı n tesbitine basa· mak olmaktad ı r. Doğ u m o ra n ı n ı n ayarla n ması prensipleri ve buna göre n üfusun gerekli ölçüde a rtışını ve optimal yaş hadd i ya pısını teminat altına a lacak ekonomik ve sosya l ted bi rler bu öngörü lere daya n ı l a ra k işlenmektedir. N üfusun yaş gruplarına g öre a rtması ba kı m ı ndan da öngörülerin büyük b i r önemi vard ı r. Çalışma yaşı altındaki n üfus sayısının öngörü ı · 27


mesi, ana ve çocukların koru n ma s ı n ı iyi leşt i rmek, u l usal eğitimi modern­ leşti rip genişletmek, sağlık koruma siste m i n i daha yetkin hale getirmek vb. g i bi soru n la rı n esaslı o la ra k çöz ü l mesine i m ka n veriyor. Ça lışma çağ ındaki nüfus sayısı hakkı nda ya p ı l a n ve bütün memleket ya da ayrı ayrı bölgeler ölçüsünde bel i r l i süreli işg ücü kayna kları bila nçoları ya p ı l ­ masına i m kan veren ta h m i n ler öze l l i k l e büyük ö n e m taşıyor. Haz ı r­ lanışı nda ekonomik gelişme d i n a m i ğ i n i n , onun sektörler ya p ı s ı n ı n ve bunların g elecekteki kad ro i htiyacı n ı n 'di kkate a l ı n d ı ğ ı bu bilô nçolar, ça lışma çağ ı ndaki n üfusun tam i sti h d a m ı n ı ve bu işgücünün rasyonel olara k kul lan ı l ma s ı n ı sağ lama politikasına temel hizmeti görüyor. N üfus d ağ ı l ı m ı n ı n ölçü ve yön leri n i n tesbiti epeyce karmaşı ktır. Bu iş, yöresel işgücü bilançola rı n ı n hazırlanmasında, - gelecekte yeni sanayi merkezleri ve muazza m şehir yığısı m la rı meydana gelmesi i htimali di kkate a l ı na ra k ü retim g ücleri n i n dağ ı l ı m ı a l a n ı ndaki eğ i l i mlerin peşinen i ncelenmesini gerekti riyor. N i hayet, ça l ı ş ma yaşı üstündeki n üfus sayısı öngörüleri, halkın «ihtiyarlama .. temposun u n derecesi n i gösteriyor. Yaşama süresinin uzaması sonucunda, geçkin yaşta ki i nsanların sosya l i htiyaçları n ı n gideril­ mesine bağ l ı problemler de karma ş ı k bir hal a l ıyor.

_.

B i l i m sel -tekn i ksel öngörülere geli nce, bunlar ön görme araştı rma l a rı n ı n henüz - öze l l i k l e metod ları ba k ı m ı ndan - yeter derecede gelişmemiş e n karmaşık böl ü m ü sayı l ma ktad ı r. Sosya l ist ülkelerde b i l i m ve tekniğ i n gel işmesi üstüne ta h m i n yürütmek, çok y ı l l ı k ve perspektif planları - her şeyden önce halk ekonomisinin ve bunun ya pısının u l u slara rası işbi rliğ ine ve Ekono m i k Yard ı m laşma Konseyi 'ne (EYK) d a h i l mem leketler arasında i htisaslaşma açısından gel işmede yeğ tutu lan doğru ltuların opti mal seç i m i yoluyla modernleşti ri l ­ mesini d i kkate a l a ra k - d a ha d a yetki n leşti rmen i n temeli d i r. B u öngörü­ ler aynı zamanda her sosya li st ülke için, yürürlükteki perspektif bi l i msel­ tekniksel politika n ı n eylemsel a racını teşkil etmekte d i r. EYK'ne dahil sosya l i st ü l keler, b i l i m ve tekni ğ i n gelişmesi a l a n ı nd a ortak öngörü araştı rma l a rı na g i rişmişlerd i r. B u a raştırma lar bili msel­ tekn i ksel devri m i n yeni aşamalarından daha çabuk geçmeni n esas şart ı ­ d ı r. Aynı z a m a n d a , e l birl i ğ iyle meydana getirilen öngörü ler, u l uslararası sosya l ist işböl ümünün , ekonomide i htisaslaşmanın, iç tica reti gen işlet­ menin perspektif p roblemleri n i daha iyi çözmeye i mkôn vermekted i r. Sos­ yal ist ü l kelerin bu a landaki i şbirliğ i n i n sürekl i ve sistem l i olara k geniş­ leti I mesi, b i l i m- ve teknikteki ulaşımları n ka rşı l ı k l ı değiş-tokuş hızı n ı n bir hayli a rtı rı l ma s ı n ı ve bili msel a raştı �ma iş leri z i nciri n i n kısaltılmasını sağ lamaktad ı r. B u n u n , geniş tecrübe değiş-tokuşuna, uzman kadrolar yetişt i ri l mesine ve en yeni b i l i msel-tek n i ksel ulaşı mların gerçekleşti ri lme­ sinde yard ı m laşmaya da şumulü va rdır.

28


Sosya l ve kültüre l alan l a rda öngörüler h ızla genişlemekted i r. B u öngörülerde ekono m i k v e sosyal g e l i ş m e n i n h ı zl a n ması a rasındaki sıkı bağ ı ntı n ı n , ekonomide ve genellikle topl u mda meydana gelen n itel ve yapısal değ i ş i m lerin karş ı l ı k l ı etki ve bağ ı m l ı l ı ğ ı n ı n gözönüne a l ı nması öne m l i d i r. On beş yı l l ı k bir perspektif içinde bu değişi m lerin alanı ve kara kteri' n i speten daha kolay kavra n a b i l i r. Fakat 30 y ı l sonra, 2.000 y ı l la rı nda neler olaca ğ ı söz konusu edildiği zaman, toplu m u n tablosu nu i nceleme güçlüğü çok daha fazla a rta r. Ka l d ı ki, a h a l i n i n g itgide a rtaiii kişisel ve kollektif i htiyaçla rı n ı beklenen d ü zeyde d eğ erlen d irmek, o n l a rı n yapı - ' sında meydana g elecek değ iş i m l eri ta h m i n etmekten daha kolayd ır. Bundan ötürü, perspektif veya perspektif-üstü devreye .a it sosya l - k ü ltüre l g e l i ş m e n i n öngörüsü pratikte birkaç varyant h a l i n d e hazırlan makta d ı r. Bu, her şeyden önce kişisel ve toplu msal tü keti m a l a n ındaki öngörüler için geçerli d i r. B u rada kıyaslama metodu geniş ölçüde k u l la n ı l maktad ı r. EYK üyesi ü l kelerin uluslara rası işbirliği çerçevesinde ya pılan ekonomik­ i statistiksel öngörü a raştı rmaları önem l i b i r rol oyna makta d ı r. B u a raştı r­ nıa l a r, çıkış y ı l ı na ait yaşa ma d ü zeyi veri leri n i n k ıya slanmasına, sonra d a sosya l g e l i ş menin a ra v e s o n d evre modelleri n i n elbirliğiyle görüş ü l ü p iyileşti ril mesine i mkan vermekted i r. Çokl u k beşer y ı l l ı k devreler h a l i n d e hesa planan a ra modelleri n i n işlen mesi, öngörü lerin gerçeğe ya k ı n l ı k dereces i n i n a rtırı l masına ya rd ı mcı o l m a ktad ı r. Somut sosyal a la n la rda şu veya bu za man bölümlerini kapsayan ayrı nt ı l ı öngörüler de ya p ı l ıyor. B u n l a rdan baz ı l a rı , ekon o m i k ve sosyal gel işmeye d a i r plan tasa rı ları hazı rlanmasında çöz ü m leyici bir rol oyna­ makta d ı r. Tek n i k i lerlemen i n çok ya n ı ; sonuçları n ı n öngörül mesi örnek olara k a l ı n a b i l i r. Burada, b i l i msel-tekni ksel devri m i n g id işinde makine ve g ereçlerin «mora l a m ortizasyonu» süreci gözön ünde tutu l u r. Fakat mesleki -tekn i k eğiti mde ve emekçi lerin kalifi kasyonunda bunun benzeri olan sürec i n son y ı l lara kadar g ereğ i g i bi d i kkatle a l ı n m a d ı ğ ı bir g erçek­ tir. Şimdi öngörü a raştı rma l a rında, ya l n ı z yeni kadrolar yetiştirme ' siste­ m i n i modernleştirme gereğ i n i n değ i l , a rtık eğ itilmiş kadrolarııı bilgisi n i bili msel-te k n i ksel devri m i n i htiyaçlarına göre d u r madan tazeleme sistemi­ n i n yaratıl ması gereğ i n i n d e d ikkate a l ı n masına önem veri l mekte d i r. Buna bakarak d iyebi l i ri z k i , t ü m plan l a ma işinin ıslahına, ca ri ve perspektif devreyi öngöre n sosyal politika n ı n p rensipleri n i n belirlenmesine i lişkin o l a ra k sosyal öngörü leri n önemi a rtmakta d ı r. Ayrıntı l ı öngörüler, eğiti m , sağ l ı k , kültür vb. g i bi somut a l a n l a rda i zlenecek sosyal' pol iti ka n ı ı. tesbitine yaraya n önemli bir a ra ç o l makta d ı r. Sosyol oj i k öngörüler e msa l i a rasında özel b i r yer tuta r. B urada söz konusu olan, a i le, işletme, konut bölgesi g i bi toplumsal öbeklerde hôsı! 29


olaca k değ işmeleri n , toplu msal örg üt ve kuru mların g el işmesindeki eği l i mlerin öngörül mesi d i r. B u yolda, perspektif ve özellikle perspektif­ üstü devre için, değişme h a l indeki sosya l -ekonomik koşullar içinde kiş i n i n davra n ış neden leriyle i l g i l i bi rçok varsayım i leri sürül mekted i r. Tek n i k i lerlemeden d oğ a n ve işgününün azaltılmasına , serbest saat­ lerin çoğ a ltı l masına i lişkin problemler hakkındaki öngörüler de i l g i n çtir. Bu konuda, serbest vakitlerden çok y a n l ı fayd a l a n ma ve i st�ra hatın etk i n l i ğ i n i art ı rma olana kları bakı m ı n d a n , öngörünün çeşitli ön -va rya nt­ ları hazı rla n makta d ı r. Sosya l ist ü lkelerde, genel-ekonomik ve tekni k-ekonomik olara k i kiye ayrı l a n ekonom i k ön�rüler çok büyük b i r g elişme göstermiştir. Genel­ leşti rici halk ekonomisi öngörüleri birinci bölü me, ekonomi n i n ayrı ayrı kollarına i l işkin ayrıntı l ı öngörüler iki nci bölüme g i rmekte d i r. Genel-ekonomik öngörüler g rubunda h a l k ekono m i s i n i n genel d i n a ­ m i ğ i ne, u l usal g e l i r i n biçi mleniş v e a rtışına, yapısına v e d ağ ı lı m ı na , a y n ı z a m a n d a ekonomiyi modern l eşti rme tempolarına d a i r öngörülEtr çok önemli bir rol oyna m a kta d ı r. Sosyal ist ülkelerin ekonom i k ve b i li msel­ tekni ksel işbirliğ i n i n geliş mesinde tecrübe ve eğ i l i mleri i ncelemek maksa­ diyle a raştı rmaların u l uslara rası çapta g e n işletil mesi, ekonomiyi modern­ leştirme tempolariyle bağ l ı d ı r. Dünya ekono misi ve paza rı n ı n g el işmesine, d ış tica rette a rtış koş u l ­ ları n ı n o l u ş m a s ı n a i lişkin öngörüler, ve bu cümleden olara k ekono m i k konjon ktürl€r a l a n ı n d a fiyatlar v e değişmekte olan s ü r ü m koşulları problemler i bakı m ı n d a n ya p ı l a n öngörüler de d i kkate değ er. Sosya l ist ü l kelerle kapita l i st memleketler arasındaki ekonomik i l işkiler a l a n ı nda ya pılmakta olan öngörüler bu kategoriye g i rer. Genel -ekonomik öngörü l e r, bir yandan ortak plô n l a ma unsuru, öte yandan hem cari, hem d e perspektif ekonom i politikası n ı biçimlendirme etkeni ol makta d ı r. Tek n i k-ekonomik öngörü ler, ekonomi sektörleri n i n p l ô n l a ma hedefleri ne, aynı zamanda sanayi, köy ekonomisi, ticaret, ulaştı rma vb. g i b i somut a l a n l a rda ekonomi pol iti ka s ı n ı n daha da etkin­ leşti rilmesine h i zmet etmekted i r. Alansal-yapısal öngörüler konusu, gelecekte üretim g üCıeri n i n dağ ı ­ l ı m ı nda, özellikle sosya l ist endüstri leşme v e b u n a bağ l ı şehi rei l i k süreçleri sonucu olara k ayrı ayrı bölgelerin gelişmesinde hôsıl olaca k değ işikli kler­ d i r. Bu öngörü a raştı rma ları sosya l i st ül kelerde kayda değer ölçülere ulaşmıştır. Ekon o m i k ve sosyal gelişme sürecinde bölge kesi mleri n i n opti mal ölçüde kulla n ı l ması problem,leri n i n çözül mesi son y ı l la rda bu alanda elde edilen önemli başarı lard a n d ı r. B i r ya ndan, g elecekte k u rulaca k şeh i r ve köyler hakkında öngörüler ya p ı lmakta, büyük, orta ve küçük şehi rlerle köylerin n a s ı l büyüyeceği

30


üstüne ayrı ntılı öngörü tesa rı ları hazı rla n ma ktad ı r. Ve özel öngörülerle şeh i r ve köyleri n 2.000 y ı l ı ndaki görünüşleri ta b lolaştı rıl ma ktad ı r. Azei likle EYK üyesi ü l kelerin ekono m i k işbirliğ i n i n geniş letilmesine, halk ekonomisi p l ô n l a rı n ı n koord i n a syon una ve g ittikçe a rta n ekonomik entegrasyona i lişkin u l uslara rası öngörü lerin rol ü ayrıca bel i rtil meye değer. Ş i m d i , u l usa l öngörüleri n , bunla ra uyg u n u l u sl a ra rası öngörülerle bağdaştı r ı l ması gereği bütün açıklığı i le ortaya çıkmaktad ı r. Z i ra diğer ' mem leketlerin b i ri ktirdi kleri d eğerl i tecrübelerden fayd a l a n ma bu bağ­ d a ştırma sayesinde m ümkündür. M u kayese l i ta hliller büyük bir önem kaza n m a ktad ı r. Uluslara rası öngörü a raştı rmaları , d ü nyan ı n ve ayrı ayrı devletlerin ekono m i k gel iş mesi hakkında i lg in ç ta blolar çiz i l mesine, sosya l ist mem­ leketler ha lkla rı n ı n sosya l-ekonomik yaşayış koşu l l a rı nda beklenen ' değişik l iklerin derin l i k, kapsam ve diyapa zo nu n u n gösterilmesinde i m kôn vermişt i r. Sosya l i st ü l kelerdeki öngörü ça l ı ş ma la rı nd a , u l uslara rası a renadaki çelişkiler ve gerg i n l i K�" kapital ist memleketlerin ve "üçüncü d ü nya" ü l ke­ leri n i n sosya l-ekonomik geliş mesindeki dengesizl i k d i kkatle gözönüne a l ı n makta d ı r. Genel öngörüler, d ü nya sosya l i st siste m i n i daha d o sağ­ l a m laştı racak nitel ikte çalışma ve eylemlere daya n ma kta d ı r. B u n larda, her ülkenin ve tümüyle sosya l ist siste m i n sav u n u l ması sorun u , önemiyle o ra n l ı biçimde d i k kate a l ı n m a l ı d ı r. * Ongörü a raştı rma l a rı n ı n iki ya n l ı önemi n i bel irtmek de yerinde o l u r. Bunla r, b i r yandan p ratik çalışmaların i htiya çl a rı na h i zmet etmeli ve p l ô n ça lışmaları n ı n iyi leşti r i l mesine katkıda b u l u n ma l ı d ı r. Ote ya ndan, bu a raştırmaların etraflı gel işti ri l m esi, öngörülerin b i l i msel d ü zeyi ile n itel i ğ i n i n yükseltmesin i , öngörü merod ları n ı n iyi leştirilmesini ve öngörü çalışmalarında ilerlemeYi gerekt irmektedir. Sosya l ist ü lkeler komünist ve işçi pa rtileri, öngörü ça l ışmala r ı n ı n daha d o gen işletilmesine ve bunların h a l k ekonomisi plô n la masiyle daha sıkı i l işkisine büyük b i r önem vermektedirier. Top l u mda yürürl ü kte olon süreçlerin karmaşık n itel i k ve d i n a m i z m i n i n a rtma kta olduğu b u g ü n k ü koşul larda, öngörü ça l ışmaları, toplu msa l hayatı n bel l ibaşlı a la n la rı n da gelişme n i n stratej ik hedefleri n i n daha iyi beli rlenmesine, gelişmenin çözü m leyici doğrultuları üzeri nde kuvvetlerin tom za manında yoğ u n raştırı l masına ve böylelikle komple halk ekonomisi ödevleri n i n en etkin biçimde yerine g etiri l mesine i mkôn vermekte d i r. Polonya B i rleş i k işçi Partisi Merkez Komitesi ' n i n , b i l i msel a raştı rma l a rda etk i n l i ğ i a rtırma ve halk ekonomisinde örgütsel-tekniksel i lerleme soru31


n u n u elde aldığı iV. Plen u m u (Ka s ı m 1 969), ö ngörü a raşt ı r malarını g en işletmenin ve memleketin sosyal-kültürel, ekon o m i k gelişmesi hak­ kında b i r perspektif görüş ol uşturman ı n önem i n i b i r daha bel i rtti . Plenu m , b i l i msel -tekn i ksel i l erleme, sosyal v e k ültürel gelişme v e ekonomik yükse l i ş üzerindeki ta h m i n lerin bihlassa b ü y ü k önem taşıd ı ğ ı no. işa ret etti. Polonya Ha l k C u m h u riyeti Baka n l a r Kurulu, 1 970 Eylülünde, perspektif p l ônla mayı deri n l eşti rip genişletme olara k n iteled iği öngörü n ü n a n a pren s (pleri n i v e bu a la n da k i çalışma ta rz ı n ı beli rleyen özel b i r k a ra rna m e yayı n l a d ı . B u na göre, b i l i msel -tekn i ksel g e l i ş m e öngörüleri, B a ka n l a r K u ru l u'na bağlı B i l i m ve Tekn i k Komitesi ' n i n yönet i m i a ltınaa, sosyalist k ültürel hayat a la n ı ndaki öngörüler Polonya B i l i m ler Akademisi' n i n yönet i m i altında ; ekonom i k öngörüler de bütün öngörü araştırmalarının soru m l usu olan Plôn Komisyonu ' n u n yönetimi altında hazırlanacaktır. Ong örü sistemleri a rtık sosya li st ü l keleri n enteg rasyon prog ra m l a rı çerçevesin e g i r m ekted i r. B i rçok öngörü, hele bili msel-tekniksel i lerleme -alanındak i öngörüler EYK çerçevesi nde e l b i rliğiyle hazırlanacaktır. Konsey'in Va rşova'da (Mayıs J 970'de) yapılan XXiV. dönem toplantısın ı n son uçları b u n u göstermekted i r. B u topla ntı, p l ô n ça lışmaları n da işbir­ liğini daha d o iyileştirmekte ilgili teklifi onaylamış, ekon o m i k, bili msel ve tek n i ksel gelişmen i n en önem l i yönleri n i n öngörül mesi a l a n ı nda tecrübe değişotokuşu ve işbirliğ i n i n genişleti l mesi hakkında kararlar a l mıştır. Ongörü a raştı rmal a r ı n ı n genişleti l mesi ve bunların pratik alan la rda önem i n i n g iderek a rtması, sosya list ü l keleri n genel ekanor11i k ve sosyal yükselişleri n i hedef tutan u l usla ra rası ekono m i k işbi rliğ i n i n a rtırı l ınası n ı sağla makta d ı r.

32


Sosyo l dönüşümlere g i ri şi rken , bu dönüşümlerin eni-sonu yönelti i m i ş bulunduğu hedefi, ya n i komünist top l u m u yaratma hedefi n i açık-seçik görmemiz ı ô z ı m d ı r . . . » V. I. Lenin (Toplu Eserleri, c. 36, s. 44) « .

«Ekonomik plônları n belirli bir p rQgra m gereğ ince uyg u la n ması, b u progra m ı n daha tez gerçekleştiril mesin i n bel i rtil mesi ve teşvik edilmesi ıôzımdır.» V. i. Lenin (Toplu Eserleri, c. 42, s. 1 54) «çerçevesi içinde hem mevcut kaynakları n , hem de öngörülen i htiyaçların d i kkate a l ı n dı ğ ı perspektif p l ô n l a m a n ı n iyi leşti ril mesi ş i m d i özell i kle büyük bir önem kaza n ma ktad ı r. Temel eko n o m i k ve sosya l ödevleri çözmeyi a maçlayan perspektif p l ô n larımız, hedefleri m i z i n ve bunlara u laşma n ı n çeşitli va rya ntıarı n ı n d eğer­ l en d i ri lmesi sonucunda hazı rlan ma l ı en elveriş l i yolları m ıza d a i r tasa rı ları da kapsa m ı n a a l ma l ıd ı r. I şte g elecek y ı l ve g elecek beşyı l l ı k içinde çözülecek somut ödevler de a n ca k böyle b i r temel üzeri n de' isa betle tesbit ed i le b i l i r.» L. i. Brejnef (Leni n ' i n dôvası yaşıyor ve üstün geliyor» Mos. 1 970, s. 56) «Toplu msa l gelişmen i n öngörül mesi , a ra l ıksız bir yaratıc ı l ı k sürecid i r v e geleceğe d a i r p roblemler ü zerinde d iya lektik ta rtış­ mad ı r. Geleceğ i ön görmek, parti m i z i n strateji ve ta ktiğ i n i n önemli temeli ve eylem kı lavuzud ur,u V. U/briht

(Al man Sosya l ist Birlik Partisi ' n i n Vi i . Kongresi (1 967) raporundan) «Devlet plô n ı , ya l n ı z ra ka m l a r, göstergeler ve normatiflerle değ i l , ayn ı zamanda belirli b i r devrede toplumu n b i r bütün olarak geliş­ mesi n i gözler önüne seren g örüşler ve progra mlarla tek b i r sosyal ­ ekonomik v e politik doküll)a n h a l i ne geti rilmelid i r.» T. Jivkol (Bulgaristan Komünist Partisi M K' n i n Temmuz (1 968) Ple n u m u ndaki raporundan)

33


Burjuva fütürolojisine karşı, hüman ist gelece � için O S KA R N O Y M A N 1 970 yı llarına g i rerken, Federa l Alman Cumh uriyeti'nde (ve diğer birçok memlekette) geleceğe d a i r ta h m i nler de daha önceki y ı l larda ve ha ttô y ü zyı llard a görülmemiş ölçüde a l ı p y ü rü m üştü. Füıüroloji enstitüleri astrologlarla yarışıyor, Hristiya n Demokrat Birliği (HDB) ve Al man Sosya l Demokrat Partisi (ASDP) a rasındaki seçim ka m pa nyası, çamaşır tozla rı ve' 70 modeli fotograf makineleri reklô mlarına benzeyen «1 970 y ı l l a rı » devizi altında g eçiyor, vata ndaşlara bu 70 yılları i ç i n d e yaşa maları n ı n hayli d a h a güzel o l � cağ ı , z i ra «Si mens» konserni hôsılatı n ı n yılda 30 m i lyar marka çı kacağ ı , Batı Alman ki mya end üstri s i n i n y ı l l ı k üret i m tutarı n ı n d a 1 00 m i lyar mark a rtacağ ı b i l d i ri liyor, ve bunlara , 1 980 yı l ı nda Batı Alma nya'n ı n , zaten ş i m diden yükünü taşıyamıya n yollarında 20 m i l ­ y o n otomob i l l i bir trafiğe u laşaca ğ ı eklen iyordu . Gençliğe geli nce, ona, a rzuları n ı n tamamen ve hattô «devri mci» n itelikte yeri ne g etiri /eceğ i , üstelik erkek g i y i m i konfeksiyon unda v e otomobil yöneti m i n d e «devri m., ya p ı lacağ ı vaadedi l iyord u , 1 963 y ı l ı n a kadar bütün kapita l ist d ü nyasında fütüroloji soru n ları üstüne a ncak 600 kita p yayı n l a n m ışken, 1 970 y ı l la rı başla n g ı cı n d a art ı k b ü t ü n kita bevleri bu g i b i eserlerle dolup taşar ol muştu. B u d o alabi l ­ d i ğ i n e hayrete d e ğ e r b i r şeyd i , Çünkü, egemen çevreler, bu genç b i l i m da l ı n ı n kendileriny a rzettiğ i hiz meti, başla n g ı çta sempatiyle karş ı l a m a ­ m ı şlard ı : b i l i msel-tekniksel devri m i n a levlendird i ğ i geleceğ i a i t problem­ Ierin kurcalan ması onların hoşuna gitmiyo rd u , Bon h ük ü meti n i n Atom Enerjisi Soru n l a rı Baka n ı b u l u n a n (daha sonra Alman Sanay i Odaları Federa l B i rl i ğ i Başka n ı ) Z. Ba lke , uyg a rl ı ğ ı n devri mci yoldan değişti ri l ­ mesi soru n u üstüne yürütülen tartışmaları daha 1 962 y ı l ında, Fransız ve i n g i l i z ideologları n ı n d ü pedüz fa ntazisi olara k n itelendi rmişti . O zaman Federa l Cumhuriyet'i n i ktidar partisi olan HDB, otomatiğe ve b u n u n son uçları n a ö n e m vermemeyi «bili msel deney yok» şiarına belba ğ l ı ya ra k tercih ed iyord u . A m a bi rkaç y ı l sonra , 1 969'da, Al man Sa nayii Federa l B i rl i ğ i n i n toplantısı, «kendi mevzi leri n i yeniden bel i rleme g ereğ i » şiarı nltında ya p ı l d ı , Ayn ı yıl, yirmi y ı l lı k bir i ktidar döneminden son ra , HDB muhalefet 's ı ralarına geçti ; bu parti zama n ı n öze l l i kleri n i görememiş, devlet finans ve ekonomisi a l a n ı nd a , eğitimde ve bil i mde, plô n la mada, ulaştırmada vb, o l a n l a rda devlet-tekel sistemi çıkarları n ı n gerekti rdi ğ i «reformla ra», za manında g i ri şmeyi beceremiyerek. geniş seçmen y ı ğ ı n la rı n ı haya l kırı kl ı ğ ı n a uğratmıştı . ate yandan, d ı ş politika ta ktiğinde d e, değ işen koşu l l a ra uymayı başarama m ıştı. 34


Art ı k b i r hayli uzaya n bu katmerli hata lar l i stes i n i n , ş i md i fütüroloji da lgası n ı n neden kabard ı ğ ı n ı ve devlet-tekel ka pita lizm i n i n hizmetinde b i r bilim dalı ve egemen ideoloj i n i n o rg a n i k bir parçası olara k n e yap­ ması gerekt i ğ i n i açıkla maya yeterli olduğunu sa n ı rız. B u rjuva fütürol6jisin i n ödevi , her şeyden ö nce, kapita l i st siste m i n i sağ ­ l a mlaştı rmaktır. Bu b i l i m i n , bili msel-tekni ksel devri m i n sosyal sonuçları ve bunun tekelci kapita lizm koşu l l a rında uyg ulan ması n ı n d oğ u rduğ u ölü mcül tehlikeler karşısında telôşa d üşen emekçi y ı ğ ı n la rı n ı n , e mper­ yalizme karşı, barış, demokrasi ve sosyalizm, uğrundaki savaşta ta rihin etkeni olma rol ü n ü oynamalarına engel olması g erekl i d i r. i ki ncisi, b u rjuva fütürolojisi, kôrl a rd a aza m i a rtış sağ lamaya yardı mcı olmakla ödeviid ir. B u b i l i md e n , dev konsernlere ulusal ve u l uslara rası çapta opti mal kôrlar sağ l a ma k üzere, bili msel ve tekn i ksel gelişmenin ana doğ ru ltuları hakkında devlet-tekel prog ra m l a ması için g erekli öngörüleri sapta ması istenmekted i r. üçüncüsü, bu bil imden, sosya lizmi «yumuşatma k», ekonomik etki ve i deoloj i k kundakçı l ı k yoluyla içinden yıkmak a macını güden g loba l e mperya l i st stratej isine özel bir katkıda bulun ması beklen mekted i r. Fakat biz, kapita list memleketlerde «geleceğ i n a raştırı cıları»na ka rşı, bunların b i l i m i n i n ödevleri n i böyle d a r bir sınıf açısından, iktidarın ve patron ların ç ı ka rları açısından bel i rtmekle pe d e ô d i l davra n m a d ı ğ ı mızı d üşünebili riz. Sermaye egemen l i ğ i n i n , d iğer her b i l i me olduğu gibi fütüroloj iye de verd i ğ i sınıfsa l rol ü , her a raştırı c ı n ı n kendi kişi l i ğ i n i ve emeğ i n i bu rol ü gerçekleştirmeye hasrettiğ i biçi minde a n la mak, şüph esiz k i , doğru olmaz. Yüzyı l ı mı z ı n en büyük b i l g i n leri böyle bir rol oyna mOya yanaşmadılar. Orneğ i n , bir Al bert Aynştayn, bir Maks Born, emperya listlerin atom enerj i s i n i kötüyle kulla n ma l a rına karşı i syan ettiler. Bugün de, b irçok seçki n sosyolog, «fütüroloj i n i n endüstri n i n işga l i altına g i ri ş i ni., ve bu b i l i m i n tekelci sermayeye özg ü i n sa n lı k-dışı ve çıka rcı a maçların hiz­ meti ne koşulmasını p rotesto etmektedi rler. Dev/et-te/<e/ sisteminde fütür% ji

Gerek teorik a raştı rma lar, gerekse e m peryalizmin eylemleri, «fütüroloji n i n g ittikçe end üstrin i n işga l i a ltına g i rd iğ i»nde, daha ta m bir d eyişle b u b i l i m i n devlet-tekel sistemine uymakta olduğunda ş ü p h e b ı rakmıyor. HDB' n i n 1 968 Ekimi ça l ı ş ma dönemi i ç i n K. Adenauer fondundan ayrı lan ödenekle kurulan b i l i m enstitüsünün d e katı l masiyle hazırlanan «fütüroloji , öngörü, plônlama» konulu materyal , başla ngıçta belirli bir «sın ıfsal tarafsızlık» gösterisine bürü n müştü. Burada, fütüroloji iyice soyutlanmış ve rakamlarla, ka nıtlarl a , çizelgelerle, g rafi klerle matemetize 35


edilmiş, tek sözle ta m bir b i l i msel biçi m a l m ıştı . Fakat b i rkaç sayfa tutan aldatıcı bir içten l i kten sonra b u meteryal, a rtık bize fütüroloj i n i n "sos­ ya lizme terked i lem iyecek olan ve edilmemesi gereken geleceğ i n pol iti k çarpışmalar a la n ı » olduğunu b i l d i riyord u . Alman Sanayi Enstitüsü, aynı ruhta, a ma daha da I?esin konuşuyord u : «Geleceği beli rl iyen insan eylemi değer ölçülerine vurulmadan olmaz . . . Fakat değerlend i rme soru n u burada yalnız felsefi problem olara k d eğ i l , a y n ı z a m a n d a i ktidar sorunu olara k beli rmektedi r.» B u yorum, K. Dornie'nin (<<Dornie» konserni şefi), gelecek soru n l a riyle ilgili o la ra k «Sistem-69" a d ı altında M ü n i h'te topla ­ nan ve sanayiden 750 seçkin temsilcinin katı l d ı kları u l u slara rası kongrede yaptığı konuşma ile tama mlanma kta d ı r. Dornie, kendisinin ortaya attığı «gelecek plônlama n ı n demo kra t i k yönetemlerle ya p ı lmasının doğru olup ol mıyacağı» sorusuna şu ceva bı vermişti r : "Ben, bunda, çöküş eğ i l i m i g österen demokra s i n i n ca nlanması g i bi b i r teh l i ke görüyoru m . B i z dengeli b i r durumdan o kada r uzak b u l u n uyoruz ki, çaba l a rı mızı kişisel i htiyaçları g iderme üzerinde değ i l , ü reti m veri m l i l i ğ i nde iyi mserl i k havası estirme i ş i üzerinde yoğ u n laştırmalıyız.» işte Federa l Alman C u m h u riyet i ' n i n başlıca öngörü merkezi olan «Geliş­ menin Teknoloj i k Doğrultularını I n celeme Enstitüsü» b u maksatl � kuruldu. Daha bu enstitü n ü n kuru l masiyle ilgili g örüşmeler sırasında «Vol kswagen­ werke» yönet i m kurulu başka n ı K u rt Lotz kesti ri p attı : «B u enstitü en cl üstriye h izmet edecektir.» Böyle l i kle, bu kurum, en büyüklerinden 50 tekelci firma n ı n devlet ve hükü met kurumla riyle işbirliğine dayanan çaba/arı sonucunda meydana geldi. Bunun başk a n ı "Si mens» konsern i ' n i n temsi lcisidir. ödenekleri , b ü y ü k otomobil fi rma ları, petrol ku mpanyaları ve ağ ı r sanayi konsern leri tarafı ndan (her firma yılda 1 00 bin mark kada r) ödenmekte ve bu mali yard ı m l a r verg i den m uaf tutu l ma kta d ı r. Geleceği a raştırma ve plô n l a mayla görevli devlet-tekel örgütü h i ç de sadece Batı Alma nya'ya özgü değ i l d i r. B i rleşik Ameri ka'da REND korporasyon u , biçi msel olarak başka prensip üzre kurulmuş o lsa da, Kan grubunun askeri tırmanma teori ve pratiği hakkındaki eserlerinde de ispat edildiği g i b i , Ameri ka'da egemen bulunan h a rp sanayii kompleksi n i n yararına ça lışmaktad ı r. Durum F ra n sa ' n ı n öngörme ve p l ô n l a ma kurum­ larında da - bazı biçi msel fa rklar b i r yana - aynen böyledir. B u kurum­ l a r, eylemleri n i devlet kuru m l a rı d üzeyine kadar gelişti rerek, ekonomi politikası n ı n ana doğru ltu/a rı nın sapta n masında söz sa h i b i olmuşlardır. Değ i ş i k soru nlarla uğraşan özel komisyonlarda işverenler ve devlet tem­ silci leri ağır basmakta d ı r. B u d u ru mda, a rtık geleceğ i k i mlerin ve kim ler için a raştı rd ığ ı ve plôn laştı rd ı ğ ı apaçık ortadad ı r.

Bir madalyonun iki yüzü : te kno kra si ve «kültür karamsariığı» Kafa l a rda şöyle bir soru doğa b i l i r : Kapita l i z m hakkında maksatlı n iteli kte iyimseı' öngörü varyantı n ı n yan ıs ı ra , «tekn i ğ i n demokratizasyonu» 36


g örüşü de d a h i l olmak üzere eleşti risel ve hattô karamsar goruş ve a n layışıarın varl ı ğ ı d e gözön ünde tutu l u rso, burj uva fütüroloj i si hakkında bizim çizd i ğ i mi z tablo haddinden fazla basitl<;!şti ri l miş değil m i d i r ? B u vesil eyle her şeyeren önce söylemeliyiz ki, devlet-tekel sistem i n i n belirli yönleri n i n eleştirisi hiç d e onun temellerine yöneiti i miş d e ğ i l d i r. 0rneğ i n , konsernlerin faa l iyeti soru nlariyle uğraşan öncü i deolog ve pratisyen lerden biri olon Peter F. Druker, b i l i msel-tekni ksel devrimi, «teknikte , ekonomi politikasında, sanayi strü ktü rlerinde, ekonomi teorisinde ve bilgi alanı nda yönetim için g erekl i değ i ş i mler dönemi" olara k ka ra kterize etmektedir. Kapita lizm, bu sorunları nir dereceye kada r çözmek içi n e l inden geleni yapmad ı ğ ı ta kdird e , Druker'e g ö re, geçip gitmekte olon XX. yüzyı l ı n «sı n ı f savaşı şokası» tehlike yaratab i l i r. Bunda!1 ötürü, yine Druker'e g ö re , yeni b i r top l u m d üzeni ya ratı lmasının lüzu msu! bir iş o l a ra k görülmeye başlanması için, fütür610jinin, «koruyucu sistem.. o la rak, bu top l u m u «iyileştirme i ş l eriHne yön veric i olara k ödev yapması g erekir. B u rj uva d ünyası n ı n egemen siste m i n i «sı hhatlı ve g üclü» k ı l mak, emekçi i n sana kendi d u ru m u n u n bilincine varma olanağ ı n ı vermemek ve bu ma ksatla onu yığ ı n la mala g a rketmek, bahtiya rlı k ve hoşnutluğun sa hteleriyle göz boya m a k «eleşti risel» fütür% jinin açık hedef/erid i r. Kend i n e Öz g ü bazı özel l i k ve ayrı m l a rı na rağ men «kültür ka ra msarıı ğ ı » d o burjuva fütü rofojisi çerçevesi içinded ir. Ilk bakışta bu kara ms o d ı k teknokratik a n layışların k e s i n ka rşıtı g i bi görü n ü rse de, a ra larındaki ayrı mla r felsefi temel ve kapital ist sisteme «ya ra rl ı l ı k» ölçüsü bakı m ı n d a n tamamen ikincil bir k a ra kter taş ı r. Görünüşte çoklukla sert olon ta rtı ş ­ maları bu d u rumda h i ç b i r şeyi değ iştirmez. H e r iki a k ı m- gerek çoğso l tekn iği teknokratçe aşırı öğ me, g e rekse bu övg ü n ü n k ü ltüre l - eleşti rel sinsiliği - hep «kendisi için teknik» tezi n i k ı lavuz edinmekted i r. Fakat, üreti m a raçları ile işçi l eri birbiri nden ayrı o la ra k ele o l o n her a raştırma, n i hayet boş bir soyutlama i le son uçl a n ı r. «Genel li kle ü retim ya p ı l a b i l mesi için bunların birleşmesi g e re kt i r. B u birleş meyi g erçekleşti rmeni n özel ka ra kteri ve ta rzı , toplu msal d üzen i n çeşitli ekonomik devri lerine göre değişir» (K. Ma rks) . Teknik, devlet ve demokrasi, b i l i m ve kültür g i b i , toplumsa l- e konomik formasyonun sadece unsurla rından biridir. Bundan ötürü, genellikle tekn i ğ i n, öze l l i k l e d e bilimsel-tekn i ksel devri m i n mahi­ yetini sınıfsal bakımdan ta rafs ı z bir plônda beli rleme yolunda her deneme suya d üş meye mahkumdur. Tekelci b u rjuvazinin hedefleri bakımından «kültür karamsarlığı»nın değeri nedir? Tekniksel i lerleme bazı o l u msuz sonuçl a rı açısından ele a l ı ndığ ı takdi rde, bunun suçu oto matlara, h esap maki nelerine ve enfor­ masyon a raçları n a yükleti l mekte, bi'li msel -tekni ksel devri min hüman ist olanakları n ı n e mekçi lerin selô meti a d ı na k u l l a n ı l ma masından ve ô d eta yıkıcı bir etken haline gelmesinden gerçekten soru m l u olanıa r ise 37


suçsuz gösteri lmekted i r. Böylelikle, tekniğe karşı i l k bakışta h ü ma nist görünen suçlama, büyük sermaye n i n a nti - h ü ma nist savu n usuna dönüş­ mektedi r. i lerigelen burj uva ideolog ları, teknokratik ve kü ltürel-kara msar fütüroloji a rasındaki bu i ç bağ ı n el bette yabancısı değ i l lerd i r. Bunlar şimdi eski tartışmayı artı k daha sakin bir mecraya yöneltme zama n ı n ı n geldiği ka n ı s ı n d a d ı rlar. Netekim, gelecekle ilgili soru n l a r üstli'ne «Sistem -69» topla ntısını yöneten Prof. Karl Ştaynbuh, kültürel-eleştirel kanatla ki arkadaşlarına doğr!Jda n işbirliği ya mayı teklif etmiş ve bu yolda çağ rı d a bulun muştur. Z i ra teknokratla rı n a rtık a n ladıkları g i bi, gerek beriki ler, gerekse öteki ler bundan böyle kendi başlarına pek bir şey ya pa mıyacak­ lard ı r. Ve bu, sadece bir a rzu deği l d i r. Zira çağsal kapita l i z m i n yığ ı n kü ltürü nde geleceğ i tasa rlama, e n etkin propaganda ifadesin i bulmakta ve bilimsel-fa ntastik eserler (kita p l a r ve fil mler, radyo ve televizyon) biçi m i n d e milyo n l a rca insana ulaşmakta , onların d üşünce ve d uyguları n ı , davra n ı ş normları n ı etkilemekte, teknokrat - patro n la tekni k-şeytan tama � en bütünleşmiş b u l u n makta d ı r. Ve çağdaş tekni k burada hemen hemen da i ma yıkı m a ra c ı d ı r. Harp «her şeyin a n ası»d ı r. Top l u m u n «en yüksek» örgüt ü n ü n ta m bir d i ktatörlük yapısı vard ı r. D i ktatörü n çevres i n i tekn i k el it (seçkinler) sarmışt ı r ; g e ri ka lanlar robotton p e k az fa rklı o l a n ayakta k ı m ı d ı r. B u n l a r elit'e «dost-d üşman» d ü sturu çerçevesi nde bağ l ı d ı r­ l a r ; her «dışarı d a n» gelen ezi l melidir . . . Fonda, faş i z m i n m ônevi ağaba­ ba ları n ı n hayô letleri farked il mekte, N i çe mahut «i ktidar i radesi» i le, Şpengler son uçların u mu runda bile o l mıyan «icatçı ihtira sı» ile boy göster­ mektedir. Sorumsuz «sa rı saçlı dolandırıcı, tüm egemenlik sömürücü baylara ve yığ ı n ların alabildiğine küçümsenmesi, ha rpçi i rasyonalizm (egemen ideoloj i n i n en gaddar biçi m i ) i ktidardakilerin g izlice plô n l a d ı k­ ları n ı o l a n ca sesiyle haykı rmakta d ı r. Emperya l i z m i n ekonomi ve politikası, k ü ltürü ve sanatı tek bir sistem içind_e birleşmiştir. Fakat bu sistemde çatla klar ve ara l ı k l a r, karşıtlık ve çelişkiler görül mektedi r. B i l i m sel-tekniksel ' devrim i n daha i leri g elişme süreci i çi.nde bu çelişkiler daha da d erin lşşecek ve bu da işletmelerdeki emekçi leri n durumuna, yüksek og re n i m çevrelerindeki tartışma lara , insancıl emel lerle aşırı zeng i n lerin i n sa n l ı k d üş ma n ı p l ô n la rı a rasındaki çatışmaya ola nca keskin liği ile yansıyacaktır. Kapita list düzenin mah iyeti, beden ve a k ı l emeği işçilerine toplu msal değ i ş i m l er ya pmak zoru n l u ğ u n u g itgide d a h a ç o k tel kin etmekted i r. B u n u n için beden v e a k ı ı emeğ i işçileri, yaşa d ı kl a rı d ü n ya n ı n ya l n ı z değişmesi gerektiğ i n i değ i l , a rtık birçok memlekette gerçekleşti ri i m iş olan sosyal dönüşü m lerle değişti ri l ­ mesi n i n mümkün oJd u ğ u n u da a n l a ma ı ı d ı rl a r.

38


Konverjans teorisi: art Çı savaş

ve "ön mevziler stratejisi»

Emperya lizm torihsel olara k zo m a n ı n geçirmiş, batmaya yüztutmuş asalak ' b i r sistem olduğunu her gün ken d i kendine ı spatla makta d ı r. Işte b u durumda a rtık egemen çevrelere, anti-kom,ü n i z m yerterli görülmemek­ te d i r. Onların - g erek a rtçı savaşlar, gerekse "ön mevziler stratejisi» için - konverjans teorik kompleksine i htiyaçlqrı vard ı r. Konverjans teorisi, tekni k sel geliş mede, her iki d ünya sistemindeki işletmelerin ve d iğer top l u m sal meka nizmaları n ı n yapısında belirli paralel leri h a reket noktası olara k ka bul etmekte, ve bu temel üzeri nde şu son uca varma ktad ı r : Bu i ki sistem birbiri n e yaklaşmakta, «endüstri sonrası» top l u m u n da kapita­ l izmle sosya l i z m a rasındaki ayrı m l a r orta d a n kalkmaktad ı r, Asıl a maçları, kapita l i z m i l e sosyal i z m i n yaklaşması d eğ i l , e m peryal i z mi sağ l a mlaştır­ mak ve egemen l i ğ i n i n gerfişleti l mesi için sosya l i z mi gözden d üşürüp yozlaştırmaktır, Konverjans teorisi, kurucuları ndan biri olon V. Rostov'un daha 1 960 yılında «Komün ist ol mıyan manifesİ>, adlı kita bında ilôn ettiğ i g i bi , z a ma n ı m ı z anti -komünizmine h i z met etm iştir ve bu hizmete deva m etmektedir. Konverjans teori si, d evlet-tekel siste m i n i n içinde eleştiri ve muhalefet grupları n ı n entegrasyonuno, d ı ş ı n da do sosya list ststeme s ı z mayı soğ l ı ­ yaca k köprüler kurmayı v e bu sistemin d ezentegrosyonuna yaro r bir oroç ödevi n i g örmel i d i r. Onun i ç ve d ı ş ödevleri işte bunlard ı r. Konverjons teorisyenleri için her şeyden önce önemli olon, mülkiyet ve i ktidar soru n u n u ikinci plôna itmek ve böylelikle, sömürülen ve ezilenleri ana ödevden, ya n i topl u m u devri mci yol d a n yeni leşti rme ödevi nden a l a Koymaktı r, Fakat e mperya list i deologların elebaşıla rı bu işi yaparken niyetlerini bir ya ndan g izlemeye ça lışırken, öte ya ndan bol bol i pucu veri ­ yorlar. Vaktiyle politi kada 501 mevzilerde yer a ld ı kları ve hatta Ma rksist cephede nüfuz sahibi o l d ukları halde, bugün konverjans teori s i n i n gayret­ keşieri kesilen lerin «değerlendirme»leri de yukarıda a n d ı ğ ı m ı z \ e mper­ ya l i st ideolog ları nkinden fark l ı değ i l d i r. Bundan ötürü, Viyana «Moiden» yayı nevi nden Bavarya Kato l i k Akademisine kadar bütün burj uva enfor­ masyon a raçla rı n ı n , M a rksiz m i n karşısına kend i i ca d ı «ye n i ta ri hsel yasa»yı çı karmaya kalkan R. Garodi'ye açık o lmasında şaşılacak b i r şey yoktur. Sözü geçen «ya,sa» d o şöyle deniliyor : «Bir memleket ekonomi ve tek n i k a l a nında n e k a d a r i leriyse, ekono m i k ve sosyal gel iş mesi de b i l i m i n geliş­ mesine o oranda doğrudan bağ l ı d ı r.» Ve bunu ispatlama k için de R. Garodi şu kanıtı i leri sürüyo r : « B i rleşik Ameri ka'da a raştırma yatırı m l a rı d iğer bütün sermaye yatırı m l a rı tutarını aşmaktadır (ya klaşık olara k 20 milya r dolar)>>. Bu bütün konverjans teorisi için tipik b i r oyu n d u r. B u iddia lard a g erçek payı d a var elbette. Z i ra b i l i msel a raştı rma lar için büyük sermaye yatırı mları yapmadan n e ka pita l ist memleketler, n e de sos­ yal ist ü l keler g el işebi l i r. N e var ki, kapita lizmin ve sosya l i z m i n gelişme 39


doğru ltuları da, hedefleri de ba m başka d ı r ; bunlar yaklaşmaz, uzaklaşı r. B i rleş i k Ameri ka ' n ı n yatırımları örneğ ine gelince, «ye n i ta ri hsel yasa .. yı icat edene sorma m ı z g erek i r : ABD'de a raştı rmaları n h a n g i yönüne 'ağırlık. veri l d i ğ i ken d i si için b i r s ı r m ı d ı r ? Z i ra b i l i n mektedi r ki, orada sosyal i htiyaçları g iderme ödenekleri i nsafsızcÇl kısıtlanma kta, ama öte yandan Viyetna m'da, napo l m , roketler ve ki myasa l maddeler gibi b i l i m ve tekn i ğ i n y e n i ürü � leriyle halk kırımı için m i lyarlarca dolar h a rca n ma ktad ı r. «Ge­ neral Motors.. un, D ü pon' un ki mya konserni ' n i n ve diğer dev" tekel lerin, harp sanayi i a raştı rma larına m i lyarlar yıtı rı l ma s ı sonucunda ne m uazza m kazançla r sağ ladı kları Vo lstriit borsa hesa plarına bakı lara k tesbit edile­ bi l i r. Demek k i , mem leket i n ekonomik gelişmes i n i n , siyah ve beyaz işçi leri n sosyal i lerlemesinin buna gitti kçe daha d irekt biçimde bağ l ı o l ması gereğ i , konverjans teori sini tuta n R. Garodi v e a rkadaşları i ç i n h ü y ü k bir sır olara k ka l makta d ı r. Ameri kan sosyolog u Maykıl Hari ngton - devrimci değ işim lere hiç de taraftar o l mayan, a ma gerçekci d üşünen bu a d a m -, ABD'de b i l i msel­ tekni ksel devri m i n sosyal sonuçları üstüne i ncelemeleri nde, konverjans teorisyenlerinin

iddialari'tle çelişen ş u sonuca 'Varmaktadı [ '.

"Tekniksel

i lerleme ne kada r büyükse, yoksu lların refa htaki payı o kadar küçüktür ve yoksulluktaki payları o orartda a rtma ktad ı r.» B u a l a nda en a ğ ı r durumda bulunan Amerikan gençl i ğ i d i r. Onun yoksu l l u k k ü ltürü .. ne katı l ­ ması, d a h a yaşlı k uşağ ı n katı lması n ı n b i r buçuk mislid i r. V e Haringto n , bu «yitik k u ş a k.. ı n temsi lcileri için b i r t e k çare g örmekted i r ki, o da, "sefalet kü ltürü nde daha sonraki kuşa ğ ı n a na - ba bası ol ma ktı r... Amerikan emperya lizmi genç kuşa ğ ı n önünde bir yol daha - Viyetnam'da - harp yolu n u açmıştır. Ne var ki, böyle gerçekler ve kanıtla r konverjans teorisyenlerini ve onların işverenleri n i h i ç de i l g i lendirmiyor. Onları n «bili msel objektifl ik» ma skesi altında yazd ı kları, içinde e m perya l ist i deoloji taşıyan iki d i p l i bir bavula benziyor. B u baylar bira z içtenl ikle konuşmaya başladılar m ı , niyetleri n i n hiçbir k u ş k u götürür yan ı kal mıyor. Nete k i m « D o ğ u işleri uzmanı» Alard von Şok> «köprüler atma» pol itikası n ı iki ödevle yükümlü görüyo r : «Mem leketi mizde devri mci olayla r çıkmasına engel o l mak .. ve . . . «karşı ta rafta devrimci olaylar çıka rtma k ve körüklemek ... Bunun yöntem­ lerine gelince, «köprü ustası .. ş u n u sa l ı k veriyor : «Bizim fi k i rleri m i z , kom ü · nist devletlerin top l u m hayatına modern propagandanın bütün a raçları ve psikoloj i k i ncel iğ i ile soku l m a l ı d ı r. Bu cümleden olarak, u l usal ayrı m ­ lardan, dinsel geleneklerden v e tecessüs, kad ı n g u ru ru , eğlence düşkün­ lüğü g i bi i nsan zaafları ndan a k ı l l ıca faydalan ı ı ma l ı , komünist devlet yöneti m i n i n hedeflerine karşı ilgisizlik körüklen melid i r... Şok, diğer uyg u n araçlar olarak, posta muhaberatı n ı n v e kültür değiş-tokuşunun geniş­ letil mesi n i , aynı zamanda «ha l k ı pasif d i renmeye (yavaş çal ı ş !) ve sabotajlara sevketmek maksadiyle» a ç ı kta n açığa karş ı -devri mc i psikolojik

40


savaş yürütü lmesini de sa l ı k veriyor. N i hayet, sosya l ist memleketlerde "genel hoşn utsu z l u k d uygula rı uya n d ı rma» gereğ i n i «bu devletlerde iç değ i ş i k l i k ve dönüşümlerin basa mağ ı .. sayd ı ğ ı n ı bel i rtiyor. B u rj uva fütüroloj i s i n i n aşırı övgücü karakteri, geçmişi ebed i l eştirmek ve tari h i n tekerleğ i n i geri çevirmek a macını g ü den gelecek a raştı rma l a r ı n ı , işçilerin, ü n i versite gençliğ i n i n , bilgin leri n gözünde itiba rd a n düşürüyor. Neteki m , Vulf D. Hund şunları yazıyo r : «Bilimsel fa ntastik, top l u m u n tutucu ya p ı s ı n ı n model i n i meydana geti riyor. B u n u n g iz l i bir ya n ı yoktur. Fakat fütüroloji de n itel ba kımdan bundan fazla s ı n ı vermiyor. Fütü rolog çağ s a l top l u m u n s i h i rbaz ı d ı r. Fütürolog geleceğ i öngörmüyor, lanetl iyerek çağ ı rıyor. B u n u n la beraber, var olan strüktürlerden istifade ediyor. O n u n vaadettiği gelecek, v a r olan i l işki lerin s ü rd ü rü l mesinden başka b i r şey değ i l d i r. Ama yen i d ü nyan ı n model leri böyle ya p ı l ma z ... Ve Vulf D. Hund, daha iyi bir g eleceğe u laşabilmek için büyük icatlar değiL. sosya l dönü­ ş ü m ler gerekli olduğu sonucuna varıyor. Biz böyle bir sonuçla mayı el bette ta mamiyle beni mseye meyi z. i n sa n l ı ğ ı n d a h a i y i bir geleceğe ulaşması için h e r i k i s i d e , ya n i h e m a nti-emper­ ya l i st m ücadele ve toplumsa l dönüşü mler, her d e büyük i catlar ve b i l i m ­ sel-tekniksel devri m i n m uazza m olana kları ndan fayd a la n ı l ması gereklidir. Ve bu faydala n ma s ı n ı rl ı , yozlaştı rı l m ı ş biçi mde, ya n i tekel leri n çıkarına d eğ i l , ta mamiyle emekçi insa n ı n yararına ve onun bütün yaratıcı g ücferiıı i a la b i l d i ğ i n e gelişti rme a d ı n a o l ma l ı d ı r. B u n u n için, geleceğ i n a raştırı l ması ve ta sarlan ması kapita l i st memleketler egemen çevrelerine b ı ra k ı l ma ma l ı , s ı n ı f d üşmanı tarafı ndan, o n u n hedefleri v e çıkarları için geleceğ i n p l a n ­ l a n ması, propagandası v e y ı k ı l ması teh l i kesi karşısı nda pasif davra n ı l ­ mama l ı d ı r. S ı n ı f savaşı nda M a rks, Engels v e Len i n ' i n g elecek üstüne d a h iyane öngörüleri kı lavuz u m u z olmalı, gerçek i nsa ncıl olanakları a ncak sosyal i z m koşullarında hayata geçiri lecek o l a n b i l i msel-tekniksel devri min yeni s ü reçleri Marksist-Le n i n ist açıdan ta h l i l e d i l mel i d i r.

41


Kapitalist ekonom i ni n bazı eğilimleri ANATOLiY ŞAPIRO Kapita l i z m i n ekono m i k perspektifleri, Ma rksist-ler i n ist b i l i m i n i n celed i ğ i çağı mızin a ktüel p roblemleri a rasında y e r a l m a ktadır. Sonoyice gelişmiş kapital ist memleketler d ünya endüstri ü reti m i n i n yakla ş ı k olara k % 54' ü n ü , başl ı ca altı em perya l ist d evlet d e (AB D, Japonya, Federa l A l ma nya, ' i n g i ltere, Fra nsa ve ita lya) % 47 kad a rı n ı ü retmektedir. Kapital ist ekono­ m i n i n gelecekteki durumu nası l olaca ktır? B u yarın, h i ç şü phesiz ki, d ü nya sınıf savaşı koşullarına, devrimci ha reketin çeşitli kol lcırı n ı n strateji ve ta ktiğ i n i n hazırlan masına, em perya lizme i n d i ri lecek esas darbe n i n yönü n ü n bel i rlen mesine b i rçok ba kımdan bağ l ı d ı r. Sa nayice gelişmiş , kapital ist mem leketlerde ekono m i n i n d evlet-tekel eliyle ayarlan ması ve progra mlaştı rı lmasına karşı demokrati � bir a lter­ natif uğ runda, ekonomiyi devletçe aya rlama ka l d ı raçları n d a n finans oligarş i n i n uzaklaştırı l ması ve e n önemli kollarda tekel leri n devletleşti ri l ­ mesi için -a ü l kele rdeki işçi s ı n ıfı i l e kom ü n ist öncüsü n ü n yürüttü k leri sava ş ı n biçim ve yöntemleri n i n tesbiti, bu memleketler ekonom i si n i n gelişmesi hakkındaki Ma rksist öngörülere s ı k ı sıkıya bağ l ı b u l u n ma kta d ı r. Gelişmiş kapita l ist memleketlerin ekon o m i k d u ru m l a rı ndaki d eğişmeler, top l u m u devri mci yol d a n yeni leşti rme sava ş ı n da atılacak somut a d ı m ­ l a r ı n beli rlenmesi n e b i r hayli etki yapaca ktı r. Bu yaz ı n ı n a macı, zama n ı mı z d ü nyası nda e mperya l i z m i n yeri n i ve perspektiflerini bel i rl iyen politik , sosya l , i d eoloj i k etkenler kompleks i n i tümüyle gözden geçirmek değ i l d i r. 'Ma ksad ı mız, sadece, e mperya l ist memleketler ekonomisin i n , d a h a sonraki gelişme yolları üzerinde etki yapa bilecek bazı karakteristik eğ i l i m leri n i i n celemekt i r. Pratik i hti yaçlard a n doğan ve açıklan mıyan öngörüleri bir yana bıra k ı r­ sak, burj uva ideoloj isi, kapita l i zm i ve perspektiflerini d a i ma tel leye­ p u ı raya överek göklere çıkarmakta d ı r. Bu ideoloji, yeni olguların kökleri ne inebilecek, kapita l i st ü ret i m i n i kinci Dü nya Savaş' ı nd a n sonra k i sıçra ma l ı a rtışı n ı a z çok ikna ediCi biçimde açıklıyabilecek d u rumda değ i l d i r ve bundan ötürü Batı Almanya'da, JaJ21onya'da ve benzeri memleketlerdeki d u ru m u «mucize" d iye n itelemektedir. N i ce burjuva ideolog ları, i n g i ltere, -Kanada vb. memleketlerde i leride de hep «mucizeler» görmek eğ i l i m i n ­ dedir. M a rksizm-len i n i z m , kapita l i z m i , genel buna l ı m dönemi içinde ü reti m g ücleri n i n kaskatı donmuşluk d üzeni olara k ele a l mıyor. Ha rpten son raki dönemde kapital i st eko n o m i n i n gelişmesinde b i r hızla n ma o l ması şaşıla­ cak şey değ i l d i r. Evet, kapitalist d ü nya n ı n sınai üret i m hacmi hôlen 42


harpten önceki d üzey i n i , ya klaşık olarak, 4.6 defa aşmış, bütün kapital i �t memleketleri n endüstri üretimi a rt ı ş ı n ı n y ı l l ı k orta l a ma h ı zı 1 920-1 937 yı l larında 01 '0 3.9'dan 1 950-1 969 yıllarında % 5.6'ya ; ABD'nde % 2.5'tan ii,'O 4.3'e ; Batı Avrupa'da % 3.7'den % 5.9'a, Japonya'da % 6.2'den % 1 5. 1 'e çıkmıştı r. V. i. len i n ' i n öngörd ü ğ ü g i bi, e mperyal i z m d evrinde kapita l izm tüm olarak, öncekiyle kıyasla na mıyacak kadar çabuk. büyü­ mekte, onun çürüyüp g itmesi belirli büyüme devreleri n i de kapsa makta d ı r. Kapita l i z m i n önü m ü zdeki devrede izl iyeceğ i en olası ekonomik gelişme yol u n u bel i rlerken, Ma rksistler, reel süreçleri, top l u msa l sermaye n i n harp sonrası tekra r-üretim özell i kleri n i , kapita l ist üreti m i n n i s peten hızlan­ masına yol açan etkenleri n titizlikle ta h l i l i n i hareket nokta sı olara k ele a l makta, bunların gelecekteki değ iş mesi ni, ekono m i k yükseliş sürecin i şu veya bu biçimde etkiliyen yeni etkenlerin ortaya çıkm c;.sı olanakları n ı g özönünde b u l u n d urma kta d ı rlar. Harpten sonraki devrede, öze l l i kle 1 950 y ı l l a r ı n ı n orta l a rına doğ ru harbin i zleri sil i n mesinden ve Batı Avrupa i l e Japonya ' n ı n ekonomileri n i d üzene sokma ları n d a n sonra, burj uva topl u m u n u n ekonomisi k a ra rsız, dengesiz ve çevri msel gelişme karakteri n i koruya ra k esaslı değişikli klere uğradı. Çevri msel tekra r-üreti m ve sanayi çevri m meka n iz ması başka laştı : Çevri mlerin dönem leri u za d ı ve yüksel iş aşamaları daha da entanzifleşti. Aşırı üret i m bunalımları ise, 1 929-32 y ı l l a rındaki gibi derin leşmedi ve uzun süreli olmadı. H a l k ekono m i s i n i n yapısı da b i r hayli değişti. Bu e konomide ü retim dışı a la n g ittikçe a rta n bir önem kaza n d ı (ABD'nde ve Fransada h i zmetler a l a n ı n ı n top l u m sa l ürünle rdeki nisbi payı sanayii n payı n ı g eçmekte, Batı Alma nya v e i n g i ltere'de ise ona yaklaşmaktad ı r) . Maddi ü reti m -<a lanında yepyeni ü reti m kol l a rı v e türleri gelişti, yen i ürün­ ler ve enerji kaynakları bel i rd i . köy ekonomisinde man ifa ktürden makineler siste m i n e g eçiş ta mamlandı ve evvelce yiyecek malları i tha l ed�n n ice gelişkin devletler a rt ı k bu maddelerin i h racatçısı haline geldi ler. üreti m g ücleri n i n gel i ş mesindeki n itel sıçra ma, burjuva düzen i n i suçla rı ndan arındırmayı kendilerine i ş edinen ideolog ları gayrete getird i : Kapita l i z m i n «tra nsformasyonu» ve «gençleşmesi», «endüstri sonrası» top l u m u g i bi en yeni teori ler ortaya ç ı ktı . B u teori leri n a macı, emekçi y ı ğ ı n ları a rası nda kapita l ist düzenin g üya yeni bir buna l ı msız gelişme ve «genel refa h», «tüketi mciler top l u m u» ve «sı n ı f barışı» devri ne g i rd i ğ i ve a rtık n erdeyse kapita l i z m o l makta� çıktığı g i b i haya l leri gel iştirecek toh u m l a r saçmaktı. Fakat kapita l izmin tra n sformasyon u üzerinde ciddi olara k konuşma k gerekirse, bu h i ç de onun özel m ü l kiyetçi ve sömü rücü n iteliğ i n i yitirdiği a n lamına gel mez, her şeyden önce, fon unda muazza m bir b i l i mse l ­ tekni ksel devri min gel iştiğ.i ka pita l ist top l u m u n tüm yapısı n ı n yozlaşarak devlet-tekel topl u muna dön üş mesi a n l a m ı na g e l i r. 43


Gerçekte, paza rın gen işlemesi ne ve kapita l ist ü ret i m i n artmasına, ka l k ı n ma deveresinden sonra çevrimsel meka n izmde oluşan ya p ı sa l değişiklik ve değişimlere daya nan bütün ekono m i k v e politik faktörler, üretim i l işki leri a lan ında devlet-tekel -kapita l i z m i n i n gelişmesi n i , m i l itarist fonksiyonlarının a rtış ı n ı , ü reti m g ücleri a l a n ı nd a ise b i l i msel -tekn i ksel de'v rimi etkilemiştir. işte bu g lobal fa ktörlerin etkilemesiyled i r ki, kapita li st ekonomi yeni n itelikler kaza n d ı . B u n l a r ' sayesinde, onun ş i md i k i çehresi, emperya l ist gelişmenin daha önceki aşamaları ndakinden fa rklı bir biçi m a l m ı ştır, B u n ları kısa süreli, konjon ktürel etkenler saymak doğru ol maz. Hayı r, b i l i msel-tekni ksel i lerleme ve ekonomiyi devlet-tekel eliyle ayarlama ve bunlara eş l i k eden bi rçok olgu çağsal kapita l i z m i n özelli kleri a rasi nda yer a l mışt ı r, B u kaldıraçlar, emperya l ist geric i l i k kuvvetleri n i n , Sovyetler Birliği'ne, d ü nya sosya l ist sistem i ne ve bütün d ünya devri mci sürecine karşı savaşı nda ekono m i k stratej isinin teme l i n i teşkil etmektedir. Ayn ı faktörler, kapita l i st tekrar-üreti m i n cereya n ı v e karakteri üzerinde bundan böyle d e bel i rleyici bir etki gösterecekt i r. •

Insan top l u m u n u n gelişmesinde önemli b i r rol oynayan tekn i ğ i n evri m s e l i lerlemesinden fa rklı o l a rak, yürürlükteki b i l i msel -tekni ksel d evri m , m a d d i üretim prensiplerine v e bu ü ret i m i n teknoloj isine gitti kçe daha a ktif olara k g i rmektedir, B u d evri m ekonomik sürece her yandan işle­ -mekte, ü retim g ücleri nin daha hızla gel işmesi n i teşvi k eden etkenlere bir yenisini eklemekte d i r. Bunun sonucunda , başl ıca kapital ist mem­ leketlerde üretim ve sermayenin yoğ u nlaşma ve santra l izasyon unun kuvvetlen mesi daha da hız kazanmakta , bunun yanısıra da yığı nsa l ü reti m hacmi artma kta, a na sermayenin mora l yı praması şiddetlen mekte, üret i m meka n izması en y e n i tek n i k temeli üzeri nde yeni len mekte v e genişlemekte­ d i r. Ayn ı zamanda başlıbaşına bilimsel -üreti m kompleksieri meydana gel mekte, toplu msal emeğ i n üretkenliği ve sermayen i n etki nliği a rtmakta­ d ı r, oncelikte ekstanziv tekrar-üretim tipinden entanziv tekra r-üreti m tipine g eçişin özel l i ğ i şud u r : sık s ı k iyileşti r i l mesi, işgücünün, temel fonların, sermaye yatı rı m la rı n ı n , ca ri maddi harca m a la rı n daha to,sarruflu k u l l a n ı l ­ m a s ı sayesinde üreti m kayna kları fazlalaşmakta v e ü ret i m a rtmakta d ı r. B i l i msel a raştırmalar gitti kçe genişliyerek, üreti m i n teknik teme l i n i n daha d a yetki n leşti ri l mesinde, e m e k ü reti m i n i n artırı l masında ve d o l a ­ yısiyle tekelci kazançların olağan üstü önemli bir kaynağ ı haline g e l ­ mesi nde çözü m leyici bir etken o l ma kta d ı r. B i l i m harca maları ABD'de daha şimd iden u l usal gelirin % 4 kadarı n ı yutmakta d ı r. Ve bu harcama­ ları n 1 980 yılında iki kat a rtara k 60 milyar daları bulaca ğ ı ta h m i n edilebilir. B u n d a n yirm i yıl önce, bu başlıca kapita l i st memlekette b i l i m v e eğiti m harca maları toplamı ana sermaye yatı rı mları n ı n Sıl ' i nden 44


a z ı n ı teş k i l ederken, ş i m d i 3/2'sine çıkmıştır, ve hesa p l a r 1 5-20 yıl sonra b i l i m ve eğ iti m pota n siyeli n de a rtış tempo l a rı n ı n a n a sermaye b i ri k i m i > tempolarına yaklaşacağ ı n ı göstermekte d i r. B i l i m ve tekni kte ka,cled ilen i lerleme, pazara sürülen ürünlerin süratle yenilen mesine imkôn vermekte, daha önce b i l i n miyen ve m i kta rı g i derek a rtan m a l l a r ve h i zmetlerle yığı nsal bir tüketim paza rı yaratmakta d ı r ve gelecekte de yaratacaktı r. 1 960 y ı l l a rı orta larında ABD'de pazara, ondan o n yıl önce üret i i m iyen 0 '1 1 40 ora n ı nda end üstri m a m u l leri sürülm üşken, o za m a n l a ra göre 1 980 y ı l ı n d a u l a ş ı lacak mal tedavü l ü n ü n 0 '11 60' l n l bugün henüz ü ret i i miyen m a m u l ler teşki l edecektir. Gel işmiş ka pita l i st memleketler ekonom i s i n de, en yakın gelecekte, a rtı k gerçekleştirii miş ve ü ret i m i d e, ya ş a m a ta rz ı n ı d a devri mcileştiren pratik değeri a n laşılmış bili msel-tekniksel u la ş ı mla rı n ş u veya bu genişlikte uyg u l a nacağı ta h m i n ed i lebi l i r. Bu da her şeyden önce, atom enerjisi, elektronofikasyon , k i mya sanayii, materya l işlemenin ü ltra-ses ve d iğer yeni yönte m leri, reaktif ve kozm i k teknik, plôzmayı enerj i ü ret i m i nde kullanma, suyu n tazelenmesi ve hava n ı n temizlen mesi vb. a ra ç ve gereçleri ka psayacaktır. B i l i m sel -tekn i ksel i lerlemenin ana doğ rultu l a rı , önde g i den ka pita l i st mem leketler ekono m i lerinin ya p ı s ı n da daha i leri değ i ş melerin koşu lların ya ratmakta d ı r. Ha l k ' ekonomisi o ra nt ı l a rı n d a ha rpten sonra öngörülen veya a rt ı k gerçekleşti ri l miş olan en önemli değ i ş melerin gelecekte daha büyük b i r gelişme g östereceği ş ü phesizd i r. B u rada, öze l l i kle mutla k a rtış g östergeleri h i ssed i l i r derecede yükselti lerek köy ekon o m i s i n i n n i sbi payı n ı aza ltma ; ü reti m a racı ü reti m i i l e tüketim eşyası ü reti m i n i p a ra le l olarak gel işti rme ; ekonomiye en i leri emek a ra ç v e gereçleri sağ lıyan kol l a r ı n gelişmesine öncel l i k ta n ı ma ; inşaat işleri n i ve d iğer kolları endüstrileştirme söz kon u s u d u r. Batı Avrupa mem leketleri n i n ve J a ponya ' ­ n ı n , tekn i k ve ekonomik gelişme ba k ı m ı ndan ABD i l e mesefe fa rkı n ı aza lt­ maya ça l ı şa ra k ken d i ekonomileri n i n ya p ı s ı n ı ve yönet i m i n i «Ameri ka n ­ laştı rma ..y a devam edecekleri tahmin edilebilir. Aradaki mesafeyi g iderme süreci, tek n i k a la n ı ndan çok, ü retiın i örgütleme a la n ı nda, aynı zamanda tekn i ğ i n ve eğ itimin gelişmesinde kend i n i gösterecektir. Kapita l izm koşu l larında b i l i msel-tekni ksel i lerleme çelişki!; biçi mlerde geli şmekted i r. B i r ya n d a n , bu i lerleme toplumsal üret i m i n etki n liğini ve a na sermayeden fayda l a n mayı a rt ı rmakta, m a m u l lerin sermaye yutma ölçüsünü aza ltmakta, bu da eylem hali ndeki a na sermayen i n gelişme olan � ğ ı n ı ken d i l i ğ i nden s ı n ı rla m a kta, kapital ist ü ret i m i n potan siyel s ı n ı r­ l a rı n ı dara ltmakta d ı r. ate ya n d a n b i l i msel-tekni ksel düşünce ula ş ı m ­ l a rı n ı n hayata geçiri l mesi, top l u m u n a n a ü retim sermayes i n i yenileme ve genişletme i htiyaçl a r ı n ı n a la b i l d i ğ i n e a rt ı ş ı n ı da peş i nden sürükleyip g eti rmekte d i r. B i ri nci eğ i l i m , b i ri k i m norm u n u n azalması sonucuna 45


götürürken, i kincisi b u n u n a rtması yön ün d e bir ters eğ i l i m dağ rumakta­ d ı r. B u n d a n ötürü, hem sermaye yatırı m ı n ı n, hem de sermaye n i n d ö n ü p g e l m e d i n a miği n i n , ka pita list ekono m i n i n a rtış tempolarına v e isti krarsız­ l ı ğ ı n a yansıya n teşvik edici ve i n i ş l i çıkışlı-çevri msel bir ka rakteri vard ı r. Kapita l i st memleketlerdeki b i l i msel-te k n i ksel devri m i n yol u n u , tekel leri n doğ u rd u ğ u daha b i rçok büyük engel kapamaktadır. Gerek ABD'de, gere k Batı Avru pa'da, gerekse Japonya'da vasıflı işçi noksa n ı nı n , b i l i m i şçisi ve m ü hendis yetersizl i ğ i n i n , tek n i k i lerleme tempoları n ı ve emek üret i m i n rdeki arta n tempoyu yavaşlatma ması i mkÔnsızd ı r. Tekn i ğ i n i lerlemes i , i şgücün ü n kalifi kasyonu konusunda boy u n a daha f a z l a i stekler i leri sür­ mektedir, ve n e devletler, n e de bi rçok memlekette işçi sınıfı n ı n baskı siyle hazırlanan tekelci n itelikteki yeniden kal ifikasyon progra m ları bu problemi çözebilecek d u ru�da değ i l d i r. Uza k denemiyecek b i r gelecekte işgücü i sti hdamı ve işsizlik p roblemi ş i m d i k i nden çok daha a ğ ı rlaşa b i l i r. Dret i m ve yönetimde otomasyo n u n başla n g ı ç aşamas ı n d a ki birçok kapita l i st memlekette işs i z l i k henüz felôket halini almış d eğ i l d i r. Ayrı ayrı memleketler ve bölgelerde emek­ çileri n çeşitli kategorileri a rasında işsizli k n ormları n ispeten daha y üksek olsa d a (örneğ i n ABD'de zenci gençler a rasında b u n i spet % 25'i b u l u ­ yor) , çoğ u kapita l ist memleketleri n sa nay i kal k ı n ması döneminde bütün sivil i şg üc ü n ü n % 2-5 kadarı işsizdir. Daha y üksek otamasyon aşamasına geçiş, ca n l ı emeğ i n nesneleşmiş emek tarafın d a n itilmesi süreci n e bil­ hassa h ı z verecektir. ABD'de, resm i veri lere göre, otomatizasyon d a ha ş i mdiden ayda 35 b i n , yılda da 1 m i lyon 800 bin işçiyi sokağa atma ktad ı r. Tek n i k i lerleme koşul larında işg ücü i htiyacı, nispeten yavaş b i l' a rtış gösterecek, belirli dönemlerde i se mutlak surette aza lacaktır. M ua zza m ü reti m güclerinden tü müyle fayd a l a n ma yeteneğ i nden sermaye n i n yoksun­ luğu g i derek d a h a açık biçi mde kendi n i gösterecektir. Hayat, kapital i st i l işki leri n , b i l i msel -tekn i ksel d evri m için g erçek b i r ufuk açma ba k ı m ı n d a n b i r hayli da r o l d u ğ u n a bizleri bir k e z d a h a i n a n d ı rmıştır. Gerçi gelişm i ş k a pita l i z m i n pota n siyeli b üyüktü r, fakat ü reti m i n başl ı ca itici etkeni o l a n kaza n ç h ı rsı, patro n l a r ı n e n «eko n o m i k ve elverişli» a l a n ı o l a n harp işleri, bu muazzam pota n si ye l i n top l u m yararına k u l la n ı l ması ola n a ğ ı n ı orta d a n kaldı rma kta d ı r. B u rj uva devleti , artık bütün tekrar-üreti m süreci n e a ktif olarak katı l a n b i r u n s u r h a l i n e gelmiş b u l u n uyor. B i l i msel-tekni ksel devrim ve i k i sistem a rasında ekon o m i k rekabet koşu l larında tekeller, b u süreci kendi baş­ larına g erçekleşti rebi lecek d urumda değillerdir. Bu yüzden , tekelci ser­ maye g ücü ile devlet g üc ü n ü n bütün l e n d i ğ i b i rleşik meka n izma, kapita l iz­ m i n ekonomi k org a n i r m i n i n çalışması için objektif bir zoru n l u k olmuştur. 46


Devlet-tekel aya rla ması kapita l i z m i n ekonomik gelişmesi n i bundan böyle de ciddi s u retle etkilemeye deva m edecekti r. B u a ya rla m a n ı n biçi m ve y öntemleri n i n daha a ktif, daha çeşitli olaca ğ ı da ş üphesizdi r. B un u n l a i l g i l i olarak, bunalı ma v e çevri msel gelişmeye ka rşı konjon ktür d üzeltici ted birleri uzun vôdeli ekonomik kal k ı n ma pol itikası koşu l l a riyle bağ ­ d aştırma ; ekonomide devlet prog ra m la m a s ı n ı n rolü n ü a rtırma ; istatistik enformasyon servisini iyi leştirme ve hesa p l a m a , çözme meka n izma l a rı n ı geni ş ölçüde uyg ulayarak ekonomik gelişme çizgisi üzeri nde d a i m i bir g özet i m sağ lama ; b i l i msel a raştırmalar i ç i n d evlet kred i lerin i geniş letme (bu d a h a ş i mdiden çeşitli memleketlerde bütün b i l i m i şleri h a rca ma l a rı n ı n 1 /2_:1/,,' ü n ü teşkil ed iyor) yol u n d a k i çaba l a ra h ı z veri ldiğ i de gözden kaçma makta d ı r. Ne var k i , d evlet ayarlaması n ı n olana kları, her şeyden önce, ekonomi ü zeri n d eki dolaylı etki çerçevesiyle sı n ı rl ı d ı r. B u ayarlama n ı n o bjektif sı n ı rl a rı , başlıca üret i m a raçları üzerindeki özel mül kiyet ta rafı n d a n , kapita lizmde b ü t ü n top l u m u n i htiyaçla rı na cevap verebilecek b i r dağıtım ve tüketim meka n izması yarat ma n ı n , n i hayet a rtan üret i m g ücleri n i n olanaklarına eşit ve uyg u n ölçüde paza rı genişletmeni n i mkônsızlığı tarafı n d a n l:ie l i rlen mekted ir. Bugünkü kapitalizm, devlet-tekel aya rlama­ sına ve b u aya rla mayla s8ğ la n ma k i stenen plônlı gelişme u nsurlarına rağ men, bütünüyle kend i l i ğ i nden - gelme pazar ekonomisi olara k ka l ­ makta d ı r. Bu n itel ik, h ı z l ı ekonomik büyüme, emek ve sermaye kaynakları n ı n , enflô syona sürüklen meden ta m v e etki n olara k i ş e koşul ması n ı sağl a ma imkônsızlığında en açık biçimde kendi n i gösteriyor. B üyümeyi teşvik politikası, kaçı n ı l ma z olara k eko n o m i n i n ve kred i -finans siste m i n i n a l a bi l ­ d i ğ i n e zorla n ması v e fiyatların a rtması sonucuna y o l açıyor. B u d a burj uva h ü k ü metleri n i , ekonominin i stikra rsızlık ve c a n çekişme çırpı n ı ş la r ı n ı a rtıran enflôsyo n ist veya deflôsyon ist a ya rlamalara sık sık başvurmaya sevkediyor. Bu g i b i olaylar son z a ma n l a rd a ıtalya, Fra nsa, I n g i ltere ve Japonya'da ü retim d i na mi z m i n e damgasını vurmuş b u l u nuyor. Bu d u ru m , 1 962-66 b e ş y ı l l ı k yü ksek tempolu ekonomik ka l k ı n m a n ı n v e b u n u n enflôsyon c u ted bi rlerle itilmes i n i n ceremesi olara k enflôsyon u n a l ı p yürüd üğü Ameri kan ekonomisi üzeri nde e n büyük kuvvetle yan sıyor. Netekim, cumhuriyet ça p ı n d a deflôsyo n i st politi kaya g eçil mesi, fiyat a rtışları h ı z ı n ı hafifletmek şöyle d u rs u n , sa nayi ü reti m i n i n buna l ı m l ı düşüşünü (1 969 Tem m uz u n d a n 1 970 Eyl ü l ü n e kada r hemen hemen % 5) ve işsi z l i ğ i n h ı zla a rtı ş ı n ı körükl üyor. Anti-enflôsyonist ted b i rler ve b u n l a r a rasında e mperya l ist burjuva z i n i n g e n i ş ölçüde uyg u l a d ı ğ ı «geli rler pol itikası", emekçilerin verg i ler yoluyla soyuldu kça soyu l ması, k red i n i n ve tüketi m i htiyacı n ı budayıcı diğer tah sis­ leri n paha l ı l a n ması kapitalist mem leketlerde ü ret i m i n a rtma ola nağ ı n ı 47


s ı n ı rlamaktcid ı r. B i l i mse l öngörü ça l ı ş ma l a rı nda ; enflôsyon la m ücadelede h ükü metleri n , g e l ecekte d e, bel i rl i dönemlerde kapita l izmin harp-sonrası ekonomi ta ri h i n i n yeni fenomen i n i (*) teş kil eden deflôsyonist d u ru mları su ni olara k yaratabi lecekleri gözönünde b u l u n d urulmalıdır. Bütün bun­ la rla ilgili olara k , fiyatların yükse l işinden, d ü nya paza rlarında çeşitli mem leketlerin d u ru m u n u zayıflatmakta n , döviz b u na l ı m ı n ı n daha da ş i d ­ d etlen mesinden i leri g e l e n zorl uklar kaçı n ı l ma zd ı r. Sosya l i z m i n başarıları, komünist partilerinin itiba r ı n ı n a rtışı ve gelişkin kapita l ist memleketlerde proleta rya sınıf savaşın ı n güclü yükselişi, yönetici s ı n ıfı, sosyal ma nevra l a ra başvurmak, iş ücretleri n i belirl i ölçülerde a rtır­ mak ve sosyol yard ı m l a rı biraz genişletmek zorun d a bırakıyor. B u geçiş döneminde kişisel i htiyaç a l a n ı nda belirg i n l eşen baş l ı ca eğ i l i mlerin gele­ cekte d e süreceğ i kesin l ikle söyleneb i l i r. Ta bi i d i r ki, tekeller ve devlet, enflôsyo n u n ve onunla mücadelenin yükünü daha çok emekçilere yükle­ meye çal ı ş ı p d u racaklard ı r. Eğ er d evlet-tekel yöneti m i n i n iş ücretlerine ve yaşama koşullarına hücum politikası şiçi sı n ıf ı n ı n ve bütün e mekçi lerin kesi n d i renişiyle karş ı l a n mazsa, bu pol itika kişise l tüketi m i n artı ş ı n ı bir hayli yavaşlata b i lecekt i r. Fa kat pratik, işçi' sı nıfı n ın ihtiyaçları n g ideri l ­ mesi için yürüttüğ ü a ktif sava Ş ı n , tekelci burjuvazinin «ge l i rler pol itikası»na ve benzeri a ksiyonlarına ka rşı başa rı l ı bir d i re'n meye i m kôn verd i ğ i n i e l l e tutul ucası no göstermişti r. Devlet-tekel kapita l i z m i , b i l i msel -tekni ksel devri m g i b i , tabiatı gereğ i olara k u l usal çerçevelere sığmıyor, bu çerçevelerden kaçı n ı l ma z s u rette taşıyor ve enternasyo n a l b i r o l g u h a l i n e gel iyor. Bu yolda , gelişkin kapita­ list ,me mleketler a rası n d a u luslara rası işbö l ü m ü a rtıyor, ü reti mde, b i l i m ­ sel -tekn i ksel a raştı rmalarda i htisaslaşma ve kooperatifleşme genişliyar. Çeşitli kapita l i st entegrasyon biçi mleri n i n gelişmesi, yeni u l u s la ra ra s ı k a rteller ve patent birli kleri n i n ortaya çık ması, döviz, f i n a n s m a n v e kredi a la n ında elbi rliğ iyle a l ı n a n tedbirler ve g ü mrük d uva rla r ı n ı n ka l d ı rı lması sonucunda d ünya ticaret hacmi n i a r.ı rma ve d ü nya kapitalist paza rına sermaye a k ı n ı yönünde yen i olanaklar meydana çıkmış b u l u n uyor. Gelişkin kapita l i st memleketlerde dış tica ret hacminde a rtış h ı zı , b u n la rı n sanayi üret i m indeki artış h ı z ı n ı aşıyor. 1 957'den 1 969'0 kadar b u mem­ leketlerin yaptıkları i h racatı n fizi ksel hacmi n i n % 1 38, sanayi mallarında ise °,'0 91 ora n ı nda a rttı ğ ı görül üyor. Ve sosyalist ülkeler paza rla rı n ı n kapital ist mem leketle r için öneminin gitti kçe a rttığı a n la ş ı l ıyor. B u n a da, a raları nd a k i tican ve b i l i msel-tekn iksel temasların daha ş i mdiden sıklaş .. ması ta n ı k l ı k ed iyor. işaret etti ğ i m i z bu eğ i l i mler gelecekte d e d eva m edecek ve bu s uretle u l u s l a ra rası ticaret bundan böyle de kapita l i st üreti m i n gelişme etkenleri nd e n biri olacaktı r. işte, kapita l ist ekon o m i n i n olası (m uhtemel) gel işmesiyle i l g i l i görüşün bizce orta ve u z u n vôd e l i

(0) Fenomen : Olağan üstü, 48

eşsiz,

e n d e r olay.


n i ce l öng örüye temel olabi lecek bazı çizgi leri bunlard ı r. Bu ongoru n u l1 ödevi, ekono mide a ğ ı r basan eğ i l i m leri gerçekç i gözle değerlendirmek, a rtış tempoları n ı n gelecekte ne olacağ ı , ma kro-ekon o m i k gösterg e leri n hacmi ve yapısı sorusuna cevap vermekti r. Böyle hesa p l a ma l a r, öze l l i k le Sovyetler Birliği B i l i mler Akademisi'ne bağ lı D ünya Ekonomisi ve Ulus­ lara rası i l işkiler Enstitüsü'nde, uzma n l a rı n değerlend i rmeleri nde, daya n ı k l ı d i n a m i k d üzenleri n istatist i k döküm lerine daya n ı la ra k paza rla rı n kapa­ z itesindeki değ iş melerin d üzeltilmesi suretiyle yapı l ma ktad ı r. B u n u n ya n ı s ı ra , A B D , B a t ı Avrupa v e Ja ponya ekonomisinde en esaslı bağ ı ntı ları yansıta n ekonomik tasa rılardan istifade e d i l mekte ve ö n ü m ü zdeki geliş­ men i n Marksist teori k-analitik modeli temel olara k a l ı n ma ktad ı r. B u hesa p l a ma la rı n varyantıarından biriyle şu sonuçl a r elde ed i l mişti r :

Başltea kapitalist memleket/erde ekonomik yükselişin tahmini yı/lik orta/ama tempo/an

(yüzde o la ra k)

Brüt u l usa l

Endüstri ü retim i

Oııgörü : 1 957-1967

1 9691 975

Bütün kapita l i st ü l keler

Ongörü : 1 9481 957

1 9571 969

1 969-'1 975

5.9

5.8

5.0- 6.3

ABD

4.0

3.7-4.5

4.4

4.7

4.0- 5.0

Batı Alma nya

5.6

3.6-4.2

1 5.3

6.0

4.0- 5.0

i n g i ltere

2.9

3.0-4.0

3.5

2.9

3.5- 5.0

Fransa

5.2

4.0-4.6

6.5

5.4

4.5- 6.0

ita lya

5.7

3.8-5.0

9.1

8 .0

5.5- 6.5

1 0.6

8.0-9.0

1 8.2

1 3.8

1 1 .0-1 3.0

Ja ponya

49


Bu çizelgede gösteri len öngörü değerlendi rmeleri b i r dereceye kadar şartl ı d ı r. Böyle olsa d a , şu veya bu öngörü, bizce, kapita l i z m i n gelecek ekono m i k gelişmesi nin bel l i ba ş l ı doğ rultula rını yansıtmakta d ı r. Bu geliş­ men i n en ya kın gelecekteki tempoları genel l i kle şimdiki d evreye kıyasla herha lde yavaşl ıyaca ktı r. Bu öngörü, ö n ü m üzdeki devreyi, istikrarlı tempolara sa h i p bir yükselme ha reketinin kesintisiz s ü reci olara k tasavv u r edebileceğ i m i z a n l a m ı na g e l mez. Ta m tersine , tempolarda önemli teredd üt ve d üşüşler, bel i r l i yıl larda da kapital ist ü reti mde d u rg u n l u k, kesinti, g e l i ş m e ve buna l ı m d'önemlerini öngörmekted i r. i ncelenmesi olanaklı b i r perspektifte, kapita­ li st tekra r-üreti min ha rpten sonraki dönemde biçi m lenen çevri msel karakteri nde kayda eder değişmeler olacağı çok şüphelidir. Kapita l i z m i n ekonomik g el işmesindeki dengesizlik daha da a rta ca ktı r. Ja ponya d iğer kapita l ist memleketlerden daha ça buk gelişmekted ir. Ja ponya, ABO'nin brüt u l usal ü rü n hacmi ba kı m ı ndan öncül ü ğ ü b i r ya n a , h e p s i n i geçmiştir ve ş i m d i d e kapita list d ü nyada sanayi ü reti m i topla m hacmi bakı m ı ndan da i ki nci yere çıkmaktad ı r. Ja ponya' n ı n iki nci kapitalist sanayi devleti haline gel mesi ve ekonomik pota nsiyel d üzeyi baka m ı n d a n Amerika i le a rasındaki mesafenin s ü ratle aza l ması e mperya lizm cephe­ sindeki kuvvetler o ra n ı nda çok önem l i bir değişme teşkil edecektir. Oyle görül üyor ki, en ya kın devrede ABD i le Batı Avrupa a rasında ekonomik kuvvet ora n ı nd a kayda değer değişmeler o l m ıyacakt ı r. 1 950 yıl larında Batı Avrupa, özel l i kle Ortak Pazar «a ltılar»ı, üretim a rtışı tempola rında b i rçok bak ı mdan B i rleş i k Amerika'yı geride b ı rakabildi kleri halde, 1 960'Iarın ilk yarısında bunun tersi b i r g ö rü n ü m ortaya çıkm ıştı r. 1'9.60 y ı l larında onların yükseliş tempoları b i rb i rine yaklaşmıştı r, ve a ra ­ larındaki orantıların ö n ü m ü zdeki y ı l la rd a d a korunacağ ı söylene b i l i r. B u orantılar öyled i r k i , hôlen kapita l ist d ü nyan ı n sanayi ü reti m i topla m ı n ı n % 4 3 kadarını ABD, % 3 3 kad a rı n ı da Batı Avrupa vermekte d i r. Şu d a v a r ki , kuvvetler o ra n ı ndaki değişmelere, em perya listler-arası çel işki lerin ve d ü nya a renası ndaki rekabet mücadelesi n i n daha da keskin leşmesi eşlik edecektir. Gelişmiş kapital ist mem leketlerde ekonomik yükseliş perspektifleri n i , b i rçok ba k ı mdan, i ş ç i sınıfının v e b ü t ü n e mekçilerin tekeller v e b u rj uva d evleti ta rafı ndan uyg u lanan politikaya ka rşı savaş ı n ı n etki n l i ğ i bel irli­ yecektir. Ekonomide ve pol iti kada, b ütün toplu msa l hayatta, işçi s ı n ıfı n ı n v e d i ğ er anti- monopolist g üclerin oyna d ı ğ ı rol kes i n l i kle a rt m ıştı r. Başl ıca kapital ist memleketlerde u l usun ezici çoğ u n l u ğ u , ya.!li n üfusun % 70-80' ­ i n i tutan ücretli e m e k işçi leri y ı ğ ı n ı b i r avuç tekelcinin karşısına d i k i l ­ m iştir. B u rjuva top l u munda s ı n ı f g ücleri o ra n ı işçi s ı n ı f ı n ı n v e müttefi k­ leri n i n yara rı na değişmekte, bu d a emekçilerin, daha y ü ksek b i r yaşa ma d üzeyine çı kmak, tekellerin her a landaki egemenl i ğ i n i s ı n ı rlamak, köklü 50


demokratik dönüşümleri gerçekleştirmek ve sosya l i z me doğru devrimci yo l l a r açmak uğrundaki baş a rı l ı sava ş ı n a basa m a k olma kta d ı r. Kap ita l i st ekonomide geliş mekte ola n yen i olgular, ya l n ı z emperya liz­ m i n iç yasa l l ı klarından, onun bağdaşmaz çelişki leri nden ve çağdaş ü reti m g ücleri n i n objektif i htiyaçla rı n d a n doğ muş değ i l d i r. Kapita l i z m a rt ı k ka p a l ı b i r sistem o l maktan ç ı k mıştı r, ve d ü nya gelişmesi n i beli rliyen yasa l l ı kl a rı n , çağ ı mı z ı n sosya lizmle e mperya l i z m a ra s ı ndaki ana çel işkisi­ nin g i derek a rta n etkisin i sırtında h issetmekte d i r. Sosya list sistem, varo­ luşuyla, ekonomik, b i l i msel ve t�kni ksel gelişmede, emekçi lerin refah ve kültürü n ü a rtı rmadoki başarıla rıyla , kapita l i st tekra r- ü reti m süreci ve perspektifi üzeri nde gitgide daha güclü bir etki ya p m a ktadı r. Dünya kapita l i st siste m i n i n isti k ra rsızlığ ı a rtıyor. Evet, d evlet-tekel kapita l i z m i koş u l l a rı nda b i l i msel-tekn i ksel d evri m i n geliştiril mesi, ekono­ mik yükseliş tempo l a r ı n ı n bir dereceye kadar a rtı rılmasında teşvi k edici bir rol oynuyor. Fakat b u süreçlerin d iyalektiğ i gereğ i olarak, finans ol i g a rşisi n i n güvendiği ka p ita l ist düzen sağ l a mlaşaca ğ ı yerde, e m per­ ya l i z m i n bütün bağdaşmaz çel işkileri daha d a keskinl eşiyor ve emper­ yalizm geri l iyor, sosya l izmle ekono m i k yarışmada mevzi leri n i yavaş yavaş terkediyor.

51


Lôtin Amerika'nın geleceği LONHANA B ES ERA Uitin Amerika ha lkları n ı n yarını nasıl olaca k ? Gelecekte on ları neler bekliyor? B u kıta ü l keleri n i n gelişme yönleri nelerd i r ? Bu soru n l a r, a rt ı k güzel, fa kat boş lafla r o l ma ktan çıka ra k p ratik çöz ü m a la n ı na g e ç m i ş b u l u n uyor. Kapita li z m i n övg ücüleri, d ü nya devri mci süreci n i n gelişmesi karşısı nda d uyd u k l a rı korkuyla geleceğ i kendi lerine göre tasa rla maya ça l ı şıyorla r. Fransız fütüro log u Jan Fura stie d iyor k i : «Evrimin yönü a n l a ş ı l d ı ktan sonra , insa n l ı ğ ı ta m yükselişe g ötüren şey koru n a b i l i r ve gel iştirileb i l i r ; a n u k a rş ı t yöne götürecek o l a n veya g ötürme tehli�esi g izliyen şey d e g eciktirilebilir, d üzeltilebi l i r. ( 1 ) Ş u n u d a bel i rte l i m k i , Furastie v e diğer b u rj uva fütürolog l a rı için «insa n l ı k.. ve « ka pita l i z m.. kavra m l a rı özdeşti r. B u n l a r insa n l ı k top l u munun çıkarlarını «savun urla rken .. , gerçekte kapita l i st sistem i n temel lerini savu n ma görev i n i yeri ne geti rmekted i rler. ..

Burj u va fütüroloj isi, kapita lizmi kurtarmak, egemen çevreleri g elecekteki sarsıntı ve buna l ı m la rd a n h a berd a r etmek, o n la ra meydana gelen durum­ d a n çıkış ça releri n i fısııdamak g i bi ödevlerle yükü m l ü d ü r. Ana a macı, Batı Alman gazetecisi Klaus Koh'un da haklı olara k bel i rttiği gibi, «her şeyi önceki d u ru m uyla korumak için yeni yeni g iyisi ve takı larla süslenen toplu msa l d üzeni i deoloj i k ba kı mdan kabul ettirmek..tir. (2) Karamsar öngörüler

Burjuva z i n i n Latin Ameri ka ' n ı n geleceğ i ile i l g i l i öngörüleri a la bi ld i ğ i n e kara msa rd ı r. Bu öngörüle rde fayda l a n ı l a n yöntem, bel irli bir tari hsel dönemi karakterize eden istatistiksel verilerin ve eğ i l i m lerin basit b i r ekstra poloj i k sayımından i ba rettir. Başka bir deyişle, istatistiğ i beli rliyen mevcut sosya l -ekon o m i k strüktürlere yönel i k en küçük bir eleştiriden de yoksun olan bu yöntem, b u n l a rı n değ iştiri l mesi o l a n a ğ ı n ı gözön ünde b u l u n d u rmaktan uzaktır. Lôti n Amerika ülkeleri n i n geleceğ i d iye sunulan trajik tablo bu yöntemle ça lışmanı n sonucud ur. Orneğ i n , Amerikan fütürologu Herman Kan'a göre, 2.000 y ı l ına doğru Latin Ameri ka'da yal n ı z iki ülke - Arjantin ve Venezüella - Batı Avrupa'­ n ı n ş i m d i ki gel işme d üzeyine ulaşabi lecektir. Altı mem leket - Meksika, U rugvay, Şili, Kol u m biya, Peru ve Pa na ma - ancak Amerika ' n ı n 1 920'-

( 1) Fourastie. «Les 40.000 heures... Pa ris, 1 965, s . 25. (2) Claus Koch. «Critica d e la futurologiçı ... Bogota , Rev. «Eco.. N . 1 06, s. 366.

52


lerdeki d ü zeyi n e yaklaşaca k l a rd ı r. Brezilya «sa nayileşme süreci içinde bulunan .. ve adam ba ş ı n a yıllık geliri 600 dolar olan devletler kategorisine geçecektir. Geri kalan 1 1 memleket - Guatemala, Hon d u ras, Salvador, N i ka rag uva, Kosta -Rika, Güya n, Pa ragvay, Bol ivya, Ekvador, Haiti ve Dominik C u m h uriyeti - a d a m başına y ı l l ı k g e l i ri 200 doları geçm iyen «endüst rileşme öncesi.. gelişme aşamasındaki ü l keleri teşkil edecek­ lerd i r. (3) Lôtin Amerika'nın en gelişmiş ü l keleri bile 30 y ı l sonra ancak Batı Avrupa kapita l i st memleketleri n i n ş i m d i k i gelişme d üzeyi ne ulaşabi lecek­ lerine göre, bu kıta için bundan daha ka ra n l ı k bir perspektif d ü ş ü n ü l mesi zord u r. Z i ra Batı Avrupa devletlerinde halkların ezici çoğ u n l uğ u i htiyaçlar içinde kıvra n m a kta ve hiç de kapita l i z m övg ücüleri n i n iddia ettikleri g i b i «yığ ı nsal tüketim top l u m u .. nda yaşa ma ma kta d ı r. U N ESKO yönetici lerinden biri olan M a l ko l m Ad iseş i a h ' ı n hesa p l a d ı ğ ı na göre, 1 960-70 on y ı l ı içinde, en gelişmiş kapita l i st devletlerde insa n baş ı n a y ı l l ı k g e l i r 292 dolar, gelişme h a l indeki memleketlerde ise ya l n ı z 1 2 d o l a r a rtaca ktı r. B u a rtış h ı zı böyle ' ka l d ı ğ ı tak d i rde, b i r Amerikan vata ndaşı 2.000 y ı l ı nda da örneğ i n bir Arjantin veya Urugvay vata ndaşına kıyasla orta lama on misli fa zla kaza naca ktı r. (4) B u rj uva fütürolog l a rı n ı n sırf sosyal a landaki öngörüleri de bundan d a ha parlak değ i l d i r. Böyle öngörülerin çoğ u n d a esas olan, Lôtin Amerika 'da nüfusun d a ha büyük bir hızla a rtaca ğ ı d ı r. Gerçekten de, şi mdiki a rtış h ı z ı na bak ı l ı rsa, b u kıtada nüfus 1 .980 yılında 379 m i lyonu, 2.000 y ı l ı n d a ise 700 m i lyon kişiyi b u l a ca ktır. Fütürolog ların kanısına göre, bu mua zza m insa n denizi, sosya l-politik p roblem lerin a labildiğine keski n ­ leşmesine y o l açacaktır. Bu ba kımdan en tipik o l a n işsiz lik veri lerine b i r göz ata l ı m . B i rleşmıs M i l letler Lôtin Amerika Ekonomi Komisyo n u ' n u n (LAEK) hesaplarına göre, i şsizlik bu k ıtada a ktif n üfusun aşağı yukarı d ö rtte birini, yani 25 mi lyon kişiyi kapla makta d ı r. Bu d u ru m , yine LAEK'e göre , ekon o m i n i n yetersiz bir hızla gelişmesi n i n , o n u n eski ya p ı s ı n ı n \te çok h ı z l ı demografik a rtış ı n sonucudur. V e LAEK şu i htarda b u l u n makta d ı r : «Ekonomik gelişme tem­ pola rı önceki gibi ka ldığı ta kdirde, süregen işsizl i k problemi ( . . . ) d a ha da kesk i n leşecek ve bunun ciddi sosya l sonuçla rı olaca ktı r . (5) Gerçekten de, ş i m d i k i a rtış h ı z ı n a bakı l ı rsa , Lôtin Ameri ka'da işsiz sayısı 1 980'de 40 m i lyonu, 2.000 y ı l ında da 80 mi lyo n u bulaca ktır. . .

(3) Herman Ka h n . «Los Futuros del M u n d o... Madrid, Alia nza Editoria l , 1 970, s . 2 6 1 .

(4) Rev. «Correo.. , U N ESKO, oct. de 1 970, s. 4 .

(S) E I Seg u nd o Decenio de las N a ci ones U n id a s p a e a el. Desarrollo. Cepa l, Febr. de 1 969, doc. E/CN . 1 2/836, s. 33.

53


Çıkış yolu tavsiyeleri

«Eğer d ü nya n ı n zengin ü l keleri yeryüzünü i kiye bölen uçurumu orta d a n k a l d ı r m a k için g üc l ü ve a h e n k l i çaba l a r h a rca mazla rsa, gelecekteki felaketler ve bizim m üsta h ke m savunma hatl a rı mızı s i l i p süpürecek olan n üfus d a l g a l a rı karşısında özg ürlüğün koru n masını h i ç ki mse garanti edemiyecektir." (6) Gel:şrniş kapita l ist memleketlerin yönetici çevrelerine h itabeden b u sözler, Ulusla ra rası Ka l k ı n ma v e G e l i ş m e Bankası'nın ş i m d i k i d i rektörü Robert Mekna mara ' n ı nd ı r. Bu sözle r, onun, kapita l i z m i n geleceğ i hususun­ daki endişesin i yansıtmakta, b u endişe d e a z gelişmiş memleketlerin önünde d u ra n ve bu memleket le rde m ua zza m bir patlama kuvveti ya ratan sosyol -ekono m i k ve politik problemlerin g i d erek daha d a keskin leşmesi n ­ den doğ makta d ı r. Kapita lizmin övg ücüleri, traj i k kehanetlerin gerçekleşmesine yol verm i ­ yecek ü n iversa l bir çareyi ha rı l harıl a ra ma ktadı rlar. B u a ra ma sonucu nda, "üçüncü d ünya" memleketlerine mevcut d u ru md a n çıkış ça resi . (el bette k a pital ist gelişme yolla riyle) gö�termeyi a maçlıyan b frçok sa hte teo ri ortaya atıl m ıştır. Lati n Amerika için de b i rçok «model"ler i leri sürül mektedir. B u n l a rı hem Latin Amerika ü lkeleri n i n yönetici s ı n ıfları temsilcileri, hem de Ameri kan emperya l iz m i n i n ideologları ka!ıpla m a kta d ı rlar. B u «modeller" arası n d a , örneğ i n , Brezi lya eski başkanı J. Kubiçek' i n «pa n - a merikan operasyonu", Arjontin'de peronist ideolog ların «hustisiya lizm»i, Kolu mbiya eski başkanı K. Lieras Pestrepo' nun «ulusa l planlama h ü k ü meti .., Şili'de Hı ristiya n Demokrat Pa rtisi önderleri n i n "özg ü r l ü k koşu l ları içinde devrim"i ve ABD emperya lizm övg ücülerinin son zamanlarda k ı ta n ı n diğer halklarına örnek d iye g österd ikleri Meksika topra k refo rmu sayı l a b i l i r. Gelecek «modelleri.. arasında, vaktiyle ABD eski başkanı Kened i ta rafı ndan i l eri s ü rülen mahut " i lerleme için B i r l i k.. p rogra m ı da önemli bir yer a l ıyord u . Bu p rogra m , Latin Amerika memleketleri n i n ekonomik gelişmesine ya rd ı mdan ziyad"" Küba Devri m i ' n i n etkilerini g idermeyi hedef tutuyo rd u. Bilindiği g i b i , bu p rogra m , gerek ekonomik , gerekse politi k ba k ı mdan suya d üştü. Bunun boşluğunu doldu rmaya çaba lıyan Başkan N i kson, N . Rokfeller'in fiyaskoyla sonuçl a n a n Latin Amerika gezisinden sonra «eylem ve olg u n partnör l ü k" d iye bir pro g ra m i leri sürdü: B u p rogra m ı da aynı hazin a ki betin bekled i ğ i n i ispatl a m a k el bette gereksizdir. Latin Ameri k a ' n ı n geleceğ i n e uluslara rası örg ütler de i lg i gösteriyo rlar. Orneğ i n , LAEK, kıtada hayati p roblem leri n a labildiğine keski n leşmesi

(6) Alıntı :

«EI Desafio Americano", d e Servan Schrei ber. Santiago, Ed it. Zig-Zag, 1 968, p. 98.

54


ka rşı s ı n d a sadece teh l i ke ça n l a rı ça l m a k l a k a l mıyor , kapita l i z m i n « m üstah kem savu nma hatları»nı s i l i p s ü p ü rebi lecek g ücte y ı k ı m geti recek ola n f ı rtı nayı otlatma k için bir e ko n o m i k geli,şme «stratej i si » hazırlamaya da ça l ı ş ıyor. LAEK tarafı ndan i leri s ü rü len eko n o m i k gelişme p rog ra m ı n ı n özü su katı l m a m ı ş reformizmd i r ; Lôtin Amerika memleketleri n i n eko n o m i k y a p ı s ı n ı � b u n u n s ı n ı fsal k a rakteri n i koru y a ra k � y e n i leme de n e m esi d i r. Fa �at şu sayd ı ğ ı m ı z «model l er»in hiçbiri, kıta n ı n p roblemlerinin çözü­ müne yol açmış değild ir, açabilecek d u rumda d a d eğ i l d i r ; ç ü n k ü b u n l a r ı , objektif süreçlerin g e l i ş mesi n i geci ktirmek, bazı reform uyg u l a ma l a riyle devrimci patlamayı bertaraf etmek g i b i ta ri he aykırı bir a ma ç birleştir. mekted i r.

Geleceği ön görmenin diyalektik yöntemi B u rj u va füWroloj i si temel inden metafi z i ktir. Tama men n i ce l değ i ş i m l ere daya n ı r. Sosya l -ekono m i k ya pıda kök l ü değ i ş i mler, ya n i nitel d eğ i ş i m l e r ola nağ ı n ı ve gereğ i n i hi çe sayar. B u n a ka rşı l ı k , d iyalekti k öngörü n i cel değişi m leri mutlakla ştı rma z ; b u n l a rı n biri k i m i n i kaçı n ı l ma z n itel sıçra maya hazı rl ı k saya r. Diyalektik yöntem i l kesi meka n i k bir sayı m-döküm de değ i l d i r ; tarihsel süreci n k o n k re d u ru m l a r içinde , eğ i l i m l e ri n de t o p l u m s a l g el i ş m e n i n her a şa ma ­ sındaki sınıf savaşı n ı n perspektifleri içinde i ncelenmesi d i r. V. i. len i n bu konuda şöyle der: «Genellikle tari h ve öze l l i k l e devri m l e r tarih i , en iyi part i l erin, e n i l erici s ı n ı f ları n en b i l i nçli öncüleri n i n tasavvur ett i kle ri n den d a i ma d a ha zeng i n özlü, d a ha çeşitli, d a h a çok ya n l ı , daha ca n l ı ve 'daha ku rnaz' d ı r» (Toplu Eserleri, c. 41 , s . 80) . Sınıf savaşı eğili mlerinin i ncelen mesi nde diya lekti k öngörü, yaşa d ı ğ ı m ı z devirdeki çel işkil eri ve b u n l a rı n d a h a d a keski n leşmesini gözönünde tutar. B u o/aşamada Lôti n Ameri ka için ana çel i ş k i , geniş h a l k yığ ı n ları i l e Ameri kan em perya l i z m i v e Lôtin Amerika o l i g a rşisi a rasındaki çel işkid i r. H a l k y ı ğ ı n l a rı n ı n a ma c ı , k ıtada za manını geçirmiş olan sosya l-ekono m i k strüktürleri y ı k ma kt ı r. Em perya l i z m i n ve oligarş i n i n a ma cı i s e , bu strüktür­ leri koru m a k veya «modern leşti rmek»tir. Lôt i n Ameri ka'da devrimci ha reket ya l n ı z a nti-emperya l i st değ i l d i r, toprak refo r m u n u d a , demokra siyi yerleştirmeyi de öngören b i r karakter taş ı r. Bu h areket, aynı z a m a n da, işçi s ı n ı f ı n ı n sömürücül ere karşı sava ş ı n ı n belirled i ğ i a nti-kapita l ist bi r ö z e sah i ptir. Demek k i , b u ra d a , b i r tarafta n, öteden beri koru n m u ş eski strüktürlere karşı, diğer taraftan sömürücü leri n gel ecekte de daya n m a k istedi kleri tarihe ayk ı rı strüktürl ere karşı o l m a k üzere i k i savaş cephesi b i r a ra d a d ı r.

Lôtin Ameri ka ' n ı n d ünya ka pita l ist sistemi çerçevesindeki gelişme tecrübesi i b ret veri cid i r. Art ı k kapita l izmin daha iY i bir hayat sağ l ıya ca 55


ğ ı n a d a i r haya l ler yoks u l l a r ı n pek a z ı n ı besl iyebi l mektedir. Sorarız, bütün doğa zeng i n l i klerine ve h a l k l a r ı n ı n d i d i nerek ça l ı şmasına rağ men, b i z i :n mem leketlerimiz h a n g i başa r ı l a ra ulaşmışlord ı r? Yukarıda s u n d u ğ u m u z istatistiksel veri ler bu soruya en a ç ı k biçimde cevap vermekted i r. B u nd a n başka , hattô en gelişmiş ded i kleri kapita l i st mem leketlerde, özel l i k l e B i rleşik Ameri ka'd a k i ekono m i k v e sosya l gerçekler, Lôtin Ameri ka h a l k l a ­ rının kendi leri n i ne g i bi b i r «ba htiyar gelecek., bekled i ğ i n i g ö rmelerine elverecek b i r a çı k l ı ld a b i l i n mekted i r. Irk ayırı mı n ı n , özellikle gençler a ra s ı nda a l ı p yürüyen ve giderek a rtan ô d ı suçları n ve cinayetleri n , y ı ğ ı n ­ s a l işsizlik ve yoks u l l u ğ u n Amerika n «cenneti", L ô t i n Amerika h a l kları için hiç de çekici değ i l d i r. B u halklar başka b i r geleceğe can atmakta d ı ri a r.

Sosyalizm yolunda Ameri ka n yazarı Edvard Bela m i , d a h a geçen yüzyı l ı n son unda, «2.000 y ı l ı., a d l ı kita bında, XX ı . yüzyı l ı n başlarında b i r kısmı Lôtin Amerika mem­ lekelieri n i n sosya l i z m koş u l la rı içinde yaşa maya başlıyaca kl a rı n ı yaz ı ­ yord u . (l) Bela m i ' n i n o z a m a n l a r haya l g i b i görünen d üş ünceleri g ü n ü ­ müzde dOğrulanıyo r. Küba Devrimi zaferi, demokratik, anti-emperyalist ve a nti - ka pita l i st h a reketlerin gelişmesi, Şili h a l k ı n ı n 4 Eylül 1 970 seçim­ lerindeki başa rısı Lôtin Ameri ka'da sosya l i z m y o l u n u açıyor. Vôde tesbiti e l bette zord u r. Fa kat, tari h i n g id i ş i n i geci ktirmeye yeltenen d e i stemezeler d e , Lôtin Ameri ka'nın geleceğ i n i n sos­ ya l i z m o l d u ğ u şüphe götürmez. kuvvetler i steseler

Lôti n Amerika'da sosya lizm yoluna, her şeyden önce, çelişki lerin en çok sertleştiği memleketler koyulacaklardır. Fakat bu kıta h a l k l a rı n ı n sömürücü ezgi boyu n d u ğ u n u ne suretle kırıp ataca k la rı , tarihsel koş u l l a ra , h a l k y ı ğ ı n l a r ı n ı n , i ş ç i s ı n ı fı n ı n v e onun öncüsü komünist pa rti leri n i n ya ratıcı dehôsına bağ l ı d ı r. Lôtin Amerika'da sosya l i st dönüşümlerin kaçı n ı l ma z l ığ ı n ı beli rliyen ned i r ? B i ri ncisi, halk y ı ğ ı n l a r ı n ı n önündeki problemlerin ra d i ka l çöz ü m ü n e i mkôn veren birici k sosya l -ekonom i k v e p o l i t i k s i stem sosya l i z m d i r. I k i ncisi, kapita list düzen bütün va rlığı ve öze l l i k l e en yü ksek emperya l i st aşaması boyu nca tek m i l ta rihse l ası lsızl ı ğ ı n ı göstermekte d i r. ate ya nda n , sos­ ya lizm, h a l k l a ra ya l n ı z ken d i s i n i n ileri l i k, k ü ltür, refah ve sosya l eş itl i k getirebi l eceğ i n i fi il iyatta gösterm iştir. Lôtin Ameri ka' n ı n gelecektek i yol la rı n ı her mem leketin somut koş u l l a rı beli rliyecekti r. Küba devri m i , Ş i l i C u m h u rbaşka n l ı ğ ı seçimlerinde Halk B i r l i ğ i Blokunun başa rıs ı , Peru 'da i lerici b i r a skeri h ü k ü metin işbaşı na gel mesi, Lôtin Ameri ka'da bağ ı ms ı z l ı k ve sosya l i lerlemeni n ne kad a r d e ğ i ş i k biçimler çerçevesinde gerçekleşt i ri l d i ğ i n i n p a r l a k örneklerid i r.

(l) Edward Bella my. «El o n o 2.000.,. La Haba n a , 1 969, s. 1 09. 56


En ya kın y ı l l a rda , Latin Amerika halkları i l e Amerikan em perya l izmi a rasındaki çatışmaların d a ha geniş ölçüler a l a ra k sertleşeceğ i n i ve 70 y ı l l a rı san ıarı n a doğru ekono m i k ve politik bağ ı ms ı z l ı k m ücadelesine kıta n ı n d a ha başka h a l kları n ı n da katı lacaklarını söylemek keha net olmaz. Ameri kan e mperya lizmi buna yol vermemek için el bette elinden geleni ya pacaktır. O bir ya ndan ekonomik baskı ve doğrudan doğ ruya askeri müdaha leye başvuraca k, öte ya ndan da kıta ü l keleri oligarşisiyle «ka r­ deşçe işbirl iği» pol i t i kasına önem verecektir. Kıtada esas çıkarlarını savun ­ makla beraber, A B D e mperya l i z m i , belirli a hvalde bazı tavizler bile vere­ b i l i r. Fakat bu, onun politika s ı n ı n h a l k düşmanı özünü g i ziemesine yetmi­ yecektir. Lati n Ameri ka'da anti-emperyı:ı li st hareketin yükselişiyle beraber, ka pita­ li st sisteme karşı mücadelenin hızla genişleyip şiddetleneceğ i kesti rile­ b i l i r. Sosya l -ekonomik problemlerin d a ha da keskinleşmesi sonucu olarak, Latin Amerika'da halkın çok da ha geniş katları kapita l i z m i n geleceğ i olmadığı ka n ı sına va raca klardır. Ve çareyi kapital ist ol mıya n gelişme yoluna koy u l ma kta a rayaca klard ı r. Bu gelişmenin biçi m leri değ iş i k ve çeşitl i olabilir. Fa kat anti-emperya l i st ve anti-o l i g a rş i k yön, bunların hepsinin orta k kara kter çizgisi olacaktır. Peru'daki u l usal-demokratik devri m bu gelişme biçi m lerinden biridir. Bu memlekette h a l k ı n kat ı l masiyle gerçekleştirilen dönüşümlerin hedef i , ekonom i d e devlet sektörü y a ratı l ­ ması, sanayi i n başl ıca kolları, ba nkalar ve d ı ş tica retin b i r kısmı üzerinde kontrol tesis e d i l mesi, demokratik b i r topra k reformu ya pılması ve benzeri ted birlerin hayata geçi r i l mesidir. Ameri kan emperya l i z m i n i n , bu g i bi devri m lere, hele bunlarda i ktidar. proleta ryan ı n eline geçmediği ve doğrudan doğ ruya sosya lizme yol a çacak ted birler a lı n ma d ı ğ ı ta kdirde, «ta h a m m ü l.. göstereceğ i düşünü'le­ b i l ir. B u kon uda emperya l i z m i n strateji uzmanlarının çaba l a rı , el bette Latin Ameri ka'da d u r u m u kontro l edebilecek ve meydana gelecek değ i ­ şi mleri AB D ' n i n çıkarlarına uyg u n b i r mecraya yöneltebilecek örgütler kurma işi üzerinde yoğ unlaşaca ktı r. B u n u n yan ı sıra , gizli balta la m a faa l i ­ yetine v e i l erici dönüşüm leri h e r yönteme başvurarak geci kti rmeye ve gözden d üş ü rmeye h ı z veri lecektir. Em perya l i z m bu faa l iyetinde, şu veya bu memlekelte i ktidardan uzaklaşt ı rı l a n gerici kuvvetlere daya nara k . oligarşinin zara rsız k ı l ı n masında v e devri mi geliştirme yolunda n itel b i r sı çra ma a n l a m ı na gelebilecek ted b i rlerin gerçekleşti ri l mesinde m i l l iyetçi h ükümetlerin gösterebi l ecekleri karars ı z l ı k l a rd a n fayda lanacaktır. Demek ki, u l usal -demokra t i k devrimden sonra, bira z başka biçi m leı' altında da olsa , sınıf savaşı gel işecektir, z i ra h a l kl a rı n ana a macı sos­ ya l izmd i r. U l usa l -demokratik d evri mler, işçi s ı n ı f ı n ı n ve onun öncüsü komünist parti leri n i n ön ündeki bütün problemleri ve ödevleri tümüyle çözmeye yetmiyen ilk a d ı md a n başka bir şey değ i l d i r. 57


Bu aşamada birincil ve i k i ncil çel işkiler hala yürürlükte k a l ı r. Emper·· ya lizmle bazı bağ ı ntılar d a devam ettiğ i n den, gerileme teh li kesi g ideri I ­ m i ş değ i l d i r. Gelişme progra m l a r ı n ı n gerçekleştiril mesi ı ç ı n e mper­ ya lizmden hala «çıkar gözetmez» ekonomik ve teknik ya rd ı m bekliyenler b u l u n u r. Ve emperya lizmle mahut «askeri işbirliği» de devam eder. Bütün b u n l a r, gayet mantıki ola ra k , ta m u l usa l bağ ı msızlık ve i le ri l i ğ e u l a ş ı l ­ masına engel o lur. Bu a şa m a n ı n , önemi bundan daha a z o l m ıya n diğer bir soru n u d a , t a r ı m d a ve sa nayiin ö n e m l i b i r k ı s m ı n d a ö z e l sermayeyi koru ması d ı r. işçilerin işletmelerin yöneti m i ne . kat ı l ma la rı n ı sağ lıyan bazı ted birlere rağ me n , emek i le sermaye a ra s ı ndaki uzlaşmaz çel işkiler yerli yeri nde k a l ı r, üstel i k daha da keskinleşir. Bu gerçekıere daya n ı la ra k , Latin Ameri ka'da u l usa l -demokrati k devri m ­ leri n , kendilerine d üşen ödevleri, a n ca k deva mı s o m u t koşu l l a ra bağ l ı olaca k bel i rli b i r s ü re sonra yerine geti rebi lecekleri i d d ia edi lebi l i r. Eski sosya l -ekonomik strü ktürlerin değiştiril mesi gereği gözön ünde tutu l u rsa, bu devrimler başlang ıçta me mleketin geliş mesine yardımcı olur. Fakat özel sermaye ve Amerika n em perya l i z m i n i n , h a l k ı buna lta n i htiya çl a rı g idermeyi, kendi çıka rlarına aykırı d üşen devlet gelişme progra m l a r ı n ı n gerçekleşti ril mesine katı l mayı peşinen reddetmeleri y ü z ü n d e n , mem leket iki a lternatiften b i ri n i , ya n i ya tekrar Amerikan e mperya l i z m i n i n d i rekt kontro l ü a ltına d üşmeyi, birçok önemli problemi çöz ü lmemiş b ı rakarak mevzilerini ka pita lizme terketmeyi, ya da sosya l i z m yo l u n a koyul mayı seçmek d u rumunda ka lacakt ı r. En ya k ı n y ı llarda, bazı olası (muhtemel) gerilemelere rağmen, Latin Ameri ka'da k u rtuluş ha reket i n i n genişliyeceği kuşku götürmez. Emekçi lerin öncü kolu ve halk çıkarları n ı n en a rd ı c ı l savu n ucusu işçi s ı n ıfı n ı n sayıca a rtması, örg ütsel ve, ideoloj i k ba k ı m d a n daha da sağla mlaşması o n u n kurt u l uş h a reketindeki yönetici rol ü n ü n de g üclen mesi n i sağ l ıyaca ktı r. Latin Ameri ka proletarya sı ve o n u n öncüsü ko m ü n ist parti leri, top l umda köklü dönüşümler u ğ ru na savaşta baş l ı ca atı l ı mcı ve seferber edici kuvvet o l ma ro l ü n ü oynamakla y ü k ü m l ü d ü rler. Şüphe yok ki, bu sava ş ı n başa rı sında, proletarya i le köylüler a rasında birliğin büyük bir yeri ve önemi olaca ktı r. Uya n m a kta olan ve Latin Amerika n üfusu n u n a na böl ü m ü n ü teş k i l eden köylü y ı ğ ı n l a rı m uazzam bir devri mci pota nsiyel teşkil etmekted ir. Şehir h a l k ı n ı n orta taba ka ları, ayd ı n l a r ve ü n iversiteli ler de devrimci sü rece g ittikçe daha geniş ölçüde katı lacaklard ı r. Kıta n ı n ayd ı n geleceğ i uğruna savaşta geniş b i r cephe .meydana g eti ren demokratik ve devri mci g üclerin çeşitli oluşu, b u n l a rı n birl i ğ i n i sağ l a m la ştı rma soru n u n u ola nca önem iyle biri n ci p l a n a g eti rmektedir. Ve , 58


bu hususta , itibarıarı gitti kçe a rtan komünist parti leri örgütleyici merkez rolü oyna makta d ı rl a r. ıôtin Amerika' d a devrimci g ücler a rasında daya n ! ş ­ m a n ı n kuvvetlend i ri l mesi, onları, zama n ı m ı z ı n birleşik devrimci g ücünü teşkil eden diğer kollara daha da yaklaştı racaktır. i şte bu a n lamda, Amerikan em perya lizminin çıkard ı ğ ı bütün engellere rağmen, en ya kın yı l l a rda Lôtin Ameri ka ü l keleri nin sosyalist sistem ü lkeleriyle, hele d estek ve ya rd ı m ı k ıta mızda da devrimci s ü recin başarıyla geliş mesi için gerekli g a ra ntiyi teş k i l eden Sovyetler birliği i le ya k1 n laşma eğ i l i m i n i n kuvvetlen mesi bekleneb i l i r.

Lôtin Amerika'da devrimci sürecin genel eğil i m leri nin ta h l i l i , burjuva fütü rolog l a r ı n ı n kehônetlerinde ya n ı ld ı klarını göstermektedir. XX. yüz­ yılın sonunda kıta m ı z ı n bütün h a lkla rı , hiç d eğ i lse bunların önemli bir kısmı, bugünkü sosya l -ekono m i k ve politi k koş u l l a ra hiç benzemiyen ba m ­ başka koş u l l a rd a yaşıyaca k l a rd ı r. Biz, a nti-em perya l ist savaşın d ünya ölçüsünde yayg ı nlaşmasını gözön ünde tuta ra k, halklarımızın o zaman kadar a rt ı k ekonom i k, sosyal ve politik k u rtuluşlarına kavuşaca kları n ı u muyoruz. B u her memlekette devrimci sürecin özelli k lerine bağ l ı olaca k­ tı r. Fakat eninde sonunda bütün yol l a r sosya l i z me çıkacaktı r. V. i . Len i n'in dediği g i bi , «olası ve g eçici bazi gerilemeler bir yana, i leri ha reket ancak sosyalist top l u m yönünde: sosyalist devrim yönünde gerçekleşti ri lebi l i r.. (Toplu eserleri, c. 30, 5. 1 3) . «Ve gayet açı ktı r k i , d ünya devri m i n i n gelecekteki kesin ça rpışmalarında, yeryüzü h a l k ı çoğ u n l u ğ u n u n başlangıçta u l usal kurtu luşa yöne l i k ha reketi, kapita l izme ve e mperya lizme k a rşı dönenecek ve belki de bizim bekled i ğ i ­ mizden çok daha b ü y ü k bir devrimci rol oyn ıyaca ktır ... V. i. Lenin (Toplu eserler, c. 44, s. 38)

«Sosya li st sistem ü l keleri i l e d ü nya işçi ve u lusa l k u rtuluş ha reketi a rasında b i rl i ğ i sağ la m l aştırma n ı n anti-emperya li st sava ş ı n geleceğ i ba k ı m ı nd a n hayati b i r önemi va rd ı r ... (Komünist ve işçi Partileri 1 969 yılt Ulusararası Danışma Toplantısı dok ümanından)

"Halkın ve mem leketin önündeki problemlerin mevcut sistem çerçeve­ sinde çözü l mesi n i n i mkônsızl ı ğ ı , yurdu muzda em perya l i z m i n ve tekelle ri n egemen l iğ i n e son veri l mesi n i , ıôtifu ndiya l.a rı n yoked i l mesi n i ve sosya lizm yol u n u n a ç ı l masını gerekti rmektedi r...

59


"Şi l i devri m i n i n ka rakter i n i , mem leket i n d üş m a n larımız e l i nden kurta rı l ­ ması v e ilerlemeye yal vermeyen engel leri n artad a n kaldırı l ması g i bi hayati b i r zorun l u k belirlemektedi r. B u n d a n ötür ü , Şili devri m i , özü ve ödevleri ba k ı m ı n d a n a nti -emperya l ist, a nt i - manapol i st, topra k reformu n u öngören, sosya lizme yönel i k b i r devri m d i r.» (Şi/i Komünist Partisi'nin programından)

"Bu devri m i n a macı, oligarş i n i n eko n o m i k ve politik i ktidarı n ı devirmek, em perya l i z m i n el koyduğu bütün servetleri mizi - Pa n a ma Ka n a l ı dahil geri a l mak, ka n a l bölg esi n den Ameri ka n yöneticilerini ve b u n l a r ı n silahlı kuvvetlerin i koğa ra k memleket i m i z i n politik bağ. ı msızl ı ğ ı n ı ve topra k büt ü n l ü ğ ü n ü sağ la ma ktı r.» (Panama Ha/k Partisi'nin program tez/erinden)

a nti-emperya l i st,

"Ekvadorda y ü rütülen ulusal

kurtuluş

ulusa l

devri m i ,

demokrasi

anti -feodal devletinin

ve demokratik kurulmasına

yol

açacak o l a n ş u a na ödevlerin yeri n e getiri l mesi n i öngörmekted i r : Emper­ ya l i st hegemonya s ı n ı n ekono m i k ve politi k ' kökleri n i kazı mak, demokratik bir topra k reformu yapmak, toplu msa l hayatı demokratikleştirmek, u l u sa l sa nayii, öze l l i kle devlet sektörünü gelişti rmek ; h a l k ı n yaşama d üzey i n i yükseltme k ; bağ ı msız b i r d ı ş po litika , d ü nyada barış ve bütün halklorla dostluk politikası izlemek . . .

»

(Ekvador Komünist Partisi'nin programlnda �)

"Mem leketimiz, eko n o m i k ve politik yapıyı temel i nden değiştirecek, k u rtu luşu gereçekleşti�ecek ve geri ka l mı ş l ı ğ ı yenecek rad i ka l ve devri mci bir değ i ş i me m u htaçtır. Böyle bir ra dikal değ i ş i m i a n ca k topra k devri m i ve a nti-emperyo l i s t devrim sağlaya b i li r. Bu progra mı gerçekleşt i re b i lecek yurtsever u l usa l kurtuluş h ü kü metin i n kurulması, n e a rzuya, n e de ted birl i kaud i l i o n u n hizmetine bağ l ı d ı r. Böyle bir h ü k ü met a n ca k bütün halkın örg ütlenmesi, sı msıkı bi rleşmesi ve mücadelesi n i n , işçisi, köylüsü , öğ ren'i m gençl iğ i , devri mci ayd ı n ı , memuru, ı.anaatçısı, küçük sanayicisi ve tücca rıyla u l usal kurtuluşçu yurtseverler cephes i n e katı l ma sı n ı n ürü n ü o l m a l ı d ı r. B u geniş cephe , egemen sı n ıf­ l a r ı n yarattı kları s u n i a n laşmazl ı kları berta raf etme l i , halkın en yüce demokratik n i yetleri n i , u l usa l bağ ı msızlığ ı n elde edi lmesi, geri ka l m ı ş l ı ğ ı n g ideril mesi ve u l usça k u rtu l u ş u n sağa lan ması amaçlarına doğru yöne I t­ mel i d i r.» (Ko/umbiya Komünist Partisi'nin programından.!

60


«Ulusal-demokratik devri m i n kapsam ı ve sosyal i st aşa maya doğru gelişme hızı, devri mci g üclerin esas çekirdeği n i n devrim süreci içinde edindiği kuvvete ve savaş yeteneğ i ne, devri m i n kend isine yakın sosyal tabakala r ü zeri nde yapaca ğ ı etkiye bağ l ı olacaktı r. Sosyalizme geçmeni n esas politik şartı proletarya n ı n hegemonyasıdı r.» (Brezilya Komünist Partisi Vi. Kongresinin karar/armdan)

«Arjantin Ko mün ist Pa rtisi, işçi sınıfı n ı n ve bütün halkın yöneticisi olarak, onların en yakın istekleri n i n karş ı l a n ması u ğ rundaki savaşı, sos­ yali zme ve komün ist top l u m u n kurulması a macına yönelik anti-emper­ ya l i st, tarı msal ve demokratik devri m i n zaferi için yürütülen savaşla sım­ sıkı bi rleşt i rerek ça lışmıştır ve çalışmaya devam edecektir. işçi sınıfı ve g enell i kle bütü n d ünya halkları d eğ i ş i k yollardan bu a maca doğ ru i ler­ lemektedi rler.» (Arjantin Komünist Partisi'nin programmdan)

·61


ö Z E L S AY F A LA R

Mustafa Suphi ve 14 arkadaşın ı n Ka radenizde öldürülmeleri n i n 50. yıldönümü dalayısiyle DUYURU Geçenlerde ( 1 0 Eylül 1 970 g ünü) Türkiye Komünist Partisi ü lkemizin i şçi hareketi tari h i n i n m utlu bir alayı n ı , kuruluşunun 50. yıldönümünü kutl a d ı . B u g ü n Türk komün istleri, aynı tari h i n acı bir olayı n ı n , çağ ı mı z ı n en yüzkıza rtıcı b i r o layı n ı n, en kahpece i ş l e n m i ş pol iti k bir ci nayetin 50. yıldönümünü yaşıyor, h a l k ı m ı z ı n milli ve sosyal kurtul u ş yoluna i l k defa ı ş ı k tutan ve bu yolda eşitsiz şartl a r altı nda sava ş a ra k can veren en iyi evlôtları n ı n aziz hatı ra larını a n ıyarl a r. TKP' n i n ö l ü msüz k u rucu l a rı Mustafa Suphi, Eth e ın Nejat, Topçu i s m a i l Hakkı v e d i ğ e r an i k i Türk komün istini yoketmek i ç i n g erici çevrelerin hazırl ad ı kl a rı plôn canava rca uyg u l.a n m ı ştır. Bu olay m i l l i tari h i m izde şeki l ba k ı m ı nd a n benzersiz de kalsa, n i te l i ğ i , g üttüğü a ma ç ba kımından tek değ i ld i r. Yerli b u rjuva z i n i n emperya li st tekel lerle çıkar bağ l a rı k uvvet­ Iendi kçe, e mperya l i z m i n Türkiye'de ekono m i k ve politik nüfuzu a rttıkça, başta komünistler o l m a k üzere, mem leketin i lerici g ücleri üzerin e baskı sertleşiyor. Komünistlere k a rş ı ötedenberi uyg u l a n a n yoketme ve s i n d i rme politikası, gerçek m i l l i ve sosyal kurtu luş hareketi y ı ğ ı n l a rı sardı kça geniş­ letil miş, bütün devri mci, i lerici, demokratik hareketleri ka psa m ı na a l mıştı r. . Son za manla rın olayları, bütün i lerici örgütleri, kişileri, özellikle i şçi ve gençl i k h areketi temsi lcilerini, bugünkü şartlard a gizli-resmi eller tarafı n ­ d a n ancak teker teker uyg ulanan i mha p lô n la rına ka rş ı uya nık olmaya, elli yıl önceki Ka radeniz ci nayetini hatırla maya çağ ı rıyor. Ka radeniz olayı ve bug ü n k ü cinayetler serisi hep aynı a ma ca yönelt i l ­ mişlerd i r, hepsi n i n de suç deli l lerinde aynı p a r m a k i zleri va r : g i z l i-resmi o rg a n ların ka n l ı pa rma k izleri . . . B u ci nayetlerin fai l leri a ra n mıyor, bulunmuyor. Ka ra deniz ci nayeti n i n d e fa i l leri a ra n m a m ı ş , b u l u n m a m ıştı r. A m a bu ci nayet v e o n u izleyen olayl a r, Komünist Partisi'ne k a rş ı baskı ve terör politikası , bu cinayeti n zaten bel li olan içyüzünü büsbütün ortaya koymuştur. Ka ldı ki, 1 921 62


ş i m d i k i i ktidar m i rasçı ları n ı n köpeksi ta rafta rları o rtada g iz l i birşey bıra kma m ı ştır,

cinayeti n i terti pleyen lerin

Geçmişte ve bug ü n , Ko m ü n ist Partisi'ne, d iğer i lerici, devri mci kuvvet­ Iere ka rşı baskı ve terör politikasında şiddetlenme, her zaman e mperyal i st tekel lere ve d evletlere tavizleri n , m i l l i bağı msızlığ ı n zorun l u şartlarından feda karlı ğ ı n , h a l k ı n ve emekçi yığ ı n la r ı n e ko n o m i k ve demokratik hak­ larına sa l d ı rı n ı n başla n g ı cı ve ilk işa reti ol muştur. Geçmişte ve b ug ü n , gericilerin ka n u n la sözü m ona yasa k faa liyetlerin e i ktidardaki temsi lcileri tarafından göz y u m u l ması zodaşı nca, sağ ı hedef gösterip sola vurmak Türk yönetici çevrelerin i n b i l i ne n bir takti ğ i d i r. Sola k a rş ı baskı ve terör politi kası nı daha d a ş i d detle n d i rmek için i ktidarın i l k işi sağcı k uvvetleri, k a ra i rticaı harekete geçirmek o l uyor, 1 92 1 Kara­ deniz ci nayet i n i n tartibinde d e b u yöntemlere başvu rulmuştur, işçi sı n ıfı, devrimci gençlik, faş ist tedbirlerle büsbütün yok edil mek i stenen zaten kısıtl ı hakları u ğ runda canla başla savaşıyorla r, 'B u savaş, ü l kemizin bağ ı msız l ı ğ ı n ı tehdit eden Amerikan e mperya lizmine , NATO'ya, Türkiye'de çöreklenen yaba n cı a skeri üslere karşı genel sava ş ı n ayrı l m a z bir pa rçasıd ı r. Demokrasi u ğ r u n d a mücadele e mperya lizme ka rşı m ü c a ­ dele i l e örü l m ü ş , kayna ş m ı ş b i n halde gelişiyor, Başka türlü zaten gel işe­ mez ve başa rı sağlayamaz. Emperya l i z m i n , özel l ikle Amerikan e mper­ ya l i z m i n Tü rkiye'de faşist ted birleri 'd i kte etmes i n i n , gerici çevreleri desteklemesi n i n asıl nedeni b u ra d a d ı r. Anti -komünizm, m i l l i ve sosyal kurtu l uş h a reketlerin e ka rşı emperyaliz­ m i n , gerici l iğ i n e n etk i l i sila h ı d ı r. Hem e m perya l iz me, hem komünizme karşı olmak hiçbir şey o l ma maktır. Ve daha doğrusu dolaylı o la ra k e mper­ y a l izme yard ı mcı o l ma kt ı r. E m perya l izme k a rş ı old ukları n ı söyley i p de onun a nti-komlf� i z m s i ı a h ı n ı ellerinden b ı ra k mıya n l a r Türk halkı n ı n beklediği m i l l i v e sosyal devri me engel d i ri e r. Yurd u mu z u n bütün i lerici, a nti-emperya l i st, y u rtsever g üçleri eylem b i rliğ i ne g i ri ş meden, ü lkede e mperya l i z me daya n a k olan g erici g üçleri n zorba i ktidarına son veri l meden, halkımızın yurtsever evlôtları n ı n haya t ı n ı koru mak, can l a r ı n ı siper ederek savun d u k l a rı k a za n ı l mı ş hakları sav u n ­ m a k , faşist ted b i rlere karşı d i renişi başa rıya u laştırmak m ü m k ü n değ i l d i r. Zafere a ncak birliğin g ücü i le ulaşılaca ktır. 28 Ocak . 1 97 1

Türkiye Komün ist Pa rtisi Merkez Komitesi

63


L

A

Y

I

N

O

L

A

Y

L

-

A

A H M ET SAYDAN

Y U R T T A F a Ş i s t K a n u n T a s a r ı l a r i . Ocak ayı i çi n d e h ü k ü met tarafı nd a n devri mci ha reketlere karşı hazırlanan y e n i baskı tasaraları hakkında daha belirli açıklamalar ya p ı l d ı . Buna g ö re, Tü rk Ceza Kan u n u , Cemiyetler, Gösteri ve y ü rüyüş, üniversiteler kan u nları değiştiri l mek i steniyor. B u değişikli kleri öngören tasa r ı l a r kan u n laştığ ı takd i rde Anayasada yurt­ taşl a ra ta n ı na n bazı demokratik haklar iyice kısıtlanacak. K ı sıtlama sözü burada, meselô, yurttaşın gösteri ve g rev gibi Anayasa n ı n g a ra ntisi nde o l a n hakları kullan maya kalkıştığı tak d i rde beş y ı ld a n on beş yıla kadar a ğ ı r hapis ceza l a rı i l e cezal a n d ı rı lması a n l a m ı n a geliyor. B u tasarıl a r k a n unlaştığı takdi rde devrimci sendikalar kapatı labi lecek, sosya list ha reket a ğ ı r bir boskı altında tutulabilecektir. Devrimci gençlik örgütleri de dağıtılabi lecek, milita n l a rı z ı n d o n l a ra atılabi lecektir. Böylece AP yöneticileri n i n , pa rla mentoda ki g erici çoğ u n l uğa dayanara k faşist bir yönetim ku rmaya g iriştikleri a paçık meydanda d ı r. Türkiye Kom ü n ist Pa rtisi, Demire l h ü k ümeti i ktidara geldiğ i 1 965'den bu yana, hatta daha evvel D P devrinde de, Tü rkiye'de emperya l i z m le işbirlikç i çevrelerin elele faşizme yöneld ikleri n i bel i rtmiş, mem leket ka mu oyu n u , devri mci sen d i kacıları , yurtsever gençliğ i , yurtsever subay ve aydınları z a m a n ı n da uyarmış, emperya lizmle işbirl i kçi b u rjuva z i n i n faşizmi kurma çabalarını önlemek üzere bütün bu g ücleri işbirliğine çağ ı ra gel­ m iştir. Faşist ta sarılara karşı işçi sınıfı ndan, devri mci gençl i k ve ayd ı nlardan gelen d i ren meye rağ men, i ktida r, b u n la rı ka n u n laştı rmaya koyuldu. M i l l i Güve n l i k Kuru l u n u n , C u m h u rbaşkan ı Sunayı n d a baskı sıyle, h ü k ü metin Anayasaya ka rşı faşist bir d üzen kurma çaba la r ı n ı desteklemesi bu geliş­ mede büyük bir rol oyn a d ı . Gerçekten de 2 2 Ocakta topla n a n M i l l i Güve n l i k K u r u l u , G e n e l Sekreter Orgenera l Emin Alpkaya tarafından bası n a veri len bild i risinde , iktidarın faşi zmi kurma teşebbüslerini desteklediğini açıkl ıyord u. Faşist tasa rı lara ka rşı d i reniş, fa şizmin tehdit ettiği işçi, sosya l ist, devrimci öğrenci, Atatürkçü gençlik, ayd ı n ve subay çevrelerinden geliyor. 64


Ankara Fen Fakü ltesi nde faşist tasarılara ve i ktidarı n faşi st sa l d ı rı ­ larına karş ı , Türk Hukukçular Kuru m u , M i l l i B i r l i k Grubu, TOS, D i SK, Orta Doğ u Tek n i k U n iversitesi Asista n l a rı Sen d i kası ve Dev-Genç ortak bir foru m tertip ledi ler. Böylece, fa şizmi ön lemek maksadiyle sosya l i stıeı , komünistler, Atatü rkçüler, yu rtsever ayd ı n ve subaylar Ankara Fen Fakü ltesi açık oturu munda bir a raya geldi ler. Faşizm ve emperya lizme karşı savaş, u l usa l , demokratik, barışçı, ha l ktan ve devri mci reform l a rdan yana b i r i ktidarı n işba ş ı n a geti ri lmesi mücade­ lesi nden ayrı lmaz. Faş i z m i n kökenleri n i kurutmak, zaman zaman bir kanser u ru gibi d a l l a n ı p budaklan masın ı ön lemek için emperya lizmi kapıdışarı etmeyi, büyük sermayeyi, yerli ve yabancı tekel orta k l ı kları n ı , bankaları, d ı ş tica reti, büyü k iç tica reti devletleştirmeyi, sosya lizme yönelen, kapital ist o l mayan bir d üzen kurmayı ve bu d üzen içinde h ızla sanayi leşmeyi hedef edinen bir p ro g ra m ı n hazırlan m a s ı n ı gerekti rmektedir. Faşizme karşı sava ş ı , h a l k yığı n l a rı n a , emekçilere, işçilere, köy emek­ çilerine, o rta taba kal a ra, subay ve erlere maletmek, e m perya l i z me, ağa derebeyi ve işbirlikçi b u rj uvazi d üzen i n e k a rş ı u l usal - demokratik b i r i ktidar k u rmak, kapita l i st o l mıya n gelişme yol u n u giderek sosya l i st devrim d üzeyine yükseltebi lmek içi n böyle bir progra m ı n va rlığ ı nı mem leketi n şimdiki somut objektif d u ru m u zoru n l u k ı l maktad ı r. i ş ç i h a r a k e t i . Oca k ayı içinde Teksif' i n 64 özel dokuma fabri kasında başlattığı g rev gerek kepsa m ı , gerekse başarılı sonuçları bakımı ndan önemli b i r işçi ha reketiyd i . Türk-iş'e bağ l ı Teksif Sendi kası n ı n g revi, patro n l a r ı n topl u sözleşme g örüşmeleri n d e işçi lerin aylıkları n ı a rtı rmayı ve bazı sosyal haklariyle ilgili istekleri n i kabul etmemeleri üzerine başla d ı . işçiler aylıklarına 240 l i ra za m, çocuk para l a rı n ı n a rt ı rı l ması b u i stekler a rasındayd ı . Patro n l a r ı n bu istekleri kabul etmemeleieri üzeri n e baş laya n grevi n başarı ile sonuçlanmasında DiSK' e bağlı Tekstil Send i kasının Teksif' i n g revi n i desteklemek Gzere 14 i ş yeri n d e aldığı g rev kara rı büyük bir rol oyn a d ı . Böylece, Türk-iş'e ve DiSK'e bağ l ı sendikaların üyeleri a ra s ı ndaki daya n ışma ve işbirliği önemli bir kaza n ı m elde ett i .

Türk -i ş de b u n a l ı m . Türk - i ş ' i n Kızı lca hamam topla ntısında Geneliş, Yoliş, Petroliş, Den izi ş, Ulaşiş başka n l a rı orta k b i r ra porla ortaya çıktılar. Rapord a Türk-i ş yöneticileri n i n yürüttüğü pol itika işçi dava larına iha net olara k n itele n d i ri l iyo rd u . Dört federasyon temsi lcileri Türk I ş yönetici leri n i n bugüne k a d a r izled i ğ i «parti ler-üstü .. politika n ı n terk edil­ ınesin i , konfederasyona, ya sosya l -demokrat veya «orta n ı n solu .. b i r yön veri l mesi n i teklif ed iyorla rd ı . ,

Raporu hozı rlayan la rı n , Türk-iş yöneticilerin i n isci davasına ihanet etti kleri g i bi bazı tesbitieri n i paylaşma maya i m k a n yoktur. Fa kat gösteri len çözüm yolla rı n ı n , işçi sı nıfı n ı n ç ı ka rları na taba ta ba n a zıt olduğu da açıktı r. 65


Türk-Iş yöneticileri n i n , öze l l i k l e Demirsoy-Tunç g ru b u n u n «partiler- üstü,' bir pol itika g üttü kleri iddiası , hem işçi sınıfını, hem de e mekçi halkı a ldat­ mak, b u yöneticilerin, yıllard a n beri işçi sınıfı na karşı yürüttüğü politi kayı maskelemek maksa d ı n ı g üden bir ya l a n d ı r. 28 k i ş i l i k Türk-iş Yönet i m K u ru l u ' n u n a z ı n l ı kta o l a n b i r k ı s m ı C H P' l i d i r. Çoğ u n l u kta o l a n öteki grubu n u n yaka s ı n da ise «Kı r at» rozeti vard ı r. Ayrıca bu yöneticilerin Anka ra'daki Amerikan Ya rd ı m Teşkilôtı e l iyle CiA'dan yılda 60 mi lyon l i ra kadar b i r pa ra a l d ı k l a rı da b i l i n mekte d i r. Beylece Türk-iş yöneticilerinden çoğ u n u n , b i r yandan hem işçi s ı n ıfı n ı n , h e m d e bütün m i l letin c a n d ü ş m a n ı e mperya l i z me, öte yandan da işbir­ l i kçi b u rjuva ziye bağ l ı o l d u kları şüphe götü rmez b i r gerçektir. B u bağ , belki o rg a n i k değ i l d i r, fa kat Konfederasyon yönetici leri nden önemli bir kısmı n ı n emperya l i z m i n ve işbirl i kçi b u rjuva z i n i n çıkarları n ı n bekçi l i ğ i n i yaptı ğ ı n ı gösterd i ğ i nden s ı n ıfsa l d ı r. Bu s ı n ıfsal bağ ı , Dem i rel hükümet i n i n , iktidara i l k geldiğ i g ü n lerde, 1 965'de, Koz l u madencilerini k u rşun latı rken gördük. Demirsoy-Tu nç grubu, kurş u n la n a n işçilerin hakları n ı a rayan sen d i kacı l a rı s uçlayara k ka n l ı i kti­ darın savun u c u l u ğ u n u yaptı . . B u pol iti ka n ı n kanlı . izleri, Ista n bu l ve ı z m it işçileri n i n sen d i ka l ve politi k hakları n ı i ktidara ve b u rjuva ziye karşı savun ­ ma k üzere g österiye g i riştiği 1 5-1 6 Haziranda v e hükü metin i l ô n ettiği sıkıyönet i m s ı rasında d a görü l d ü . Türk- iş yöneticileri, haklarını savunan işçi ve sen d i kacı l a ra karşı çı ktı l a r. Adana Bossa ve Paktaş işçi d i renişleri sıra s ı n da da Dem i rsoy-Tunç g ru b u bu n itel i ğ i n i şaşmaz b i r şekilde ortaya koyd u . Demi rsoy-Tu n ç g ru b u Tü rkiye'de Amerika'dan ithal etti kleri gangster «sen d i kacılığı» yaymaya, işçi s ı n ıfına karşı yürüttükleri pol itikayı bu g i b i yöntemlerle de dayatmaya baş l a d ı lar. Karaden i z Ereğ l i si n de yaba ncı sermayeye bağ l ı Demi r-Çe l i k işletmesinde Türk-Iş'e bağ l ı sen d i kacılar, i şçi leri n , Sendikalar Ka n u n u n u n bütün forma l ite zorl u kl a rı n ı yenerek D iSK'e bağ l ı sen d i ka l a ra geçmelerin i ön lemek üzere Ereğ l i Noterliğ i ' n i bast ı l a r. i şçilerin Türk-iş'e bağ l ı Meta l - iş'den istifa mekt u p ve belgeleri n i y o k ettiler. B u gangster «send i kacılar» tutsa k edildi a ma, ceza l a n d ı r ı l ­ d ı kları d uy u l ma d ı . Türk-iş'e bağ l ı g a ngster «send i kacılar» ayrıca Deniziş Sen d i ka s ı n ı n merkezini koma ndolarla bastı l a r ve işgal ett i ler. Bu sa l d ı rı n ı n sebebi, işçi v e sendikacı l a r çoğ u n l u ğ u n u n Tü rk- iş'i terk etmek v e DiSK'e geçmek istemesiyd i . Demi rsoy-Tu nç g r u b u n u n h e r za man, h e r yerd e büyük tekellerden yana olan sözde «pa rtiler-üstü» pol itikayı bu şeki lde açık yöntem l e rle yürüttüğü söylenemez el bette. B u g ru p genellikle esnek ve iki yüzlü b i r ta ktikle i şçil eri n bazı i stekl eri n i sav u n u r g örün m üş, g revlere g i rişmişt i r. Fakat çoğ u zaman bu g revleri usta ma nevra la rla patron ve idarelere satmakta n da geri d u rmamıştır. Bu iki yüzlü, esnek taktik, işçi s ı n ı fı n ı n dönemeç sayılan büyük eylem leri s ı rasında açı kça terk edilmiş, h.ük ü '1'etten ve yaba ncı 66


tekell erden yana cephede mevzi a l ı n mıştır. Gerek 1 5-1 6 HOz i ra n olayları, g erekse Adana Bossa - Pa ktaş d i renişi s ı rasında Demirsoy-Tunç grubu, b i r yandan işçi direnişini ezmek için Türk-Iş'e bağ/ı sendika/an işçi lere

karşı çıkarmak tehd i d i n i savu rmuş, öte ya n d a n h ü kü mete başvurarak, d i renen işçilere karşı daha sert ted birler a l ı n ma s ı n ı , daha kan l ı yönte mler uyg u l a n ma s ı n ı iste miştir. Bu tutumun Türk-iş safla rı ndaki b u n a l ı m ı deri n leştird i ğ i doğru d u r. S ı n ıfsa l çıkarlarını koru mak istiyen işçi ve sen d i kacılar, Demi rsoy-Tunç grubuna ka rşı g i tti kçe daha sert bir 'şekilde cephe o l makta d ı rl a r. Ne var ki çöz ü m yol ları , dört federasyon başka n ı n ı n Kızı l cahamam topla ntısına s u n d u kl a rı ortak ra porla rda gösterd i kleri yön lerde d eğ i l d i r. Türk-Iş'deki buna l ı m ı ö n lemek için tek çıkar yol, Konfedera syon'a, işçi sınıfının , yerli ve yaba ncı tekellere, g enel l i k le burj uvaziye karşı çıkarları n ı n koru n ma s ı n ı sağlayaca k, u l usa l soru n la rı u l usun çıkarl a rı a çısı ndan çözmeyi gözö­ n ü nde tuta n bir yön ve yönet i m sağ l a ma ktı r. Türkiye Işçi Pa rti s i ' n i n i ktida r ı n fa ş i st eylem­ e r i n e k o r Ş ı d i r e n i Ş i v e p a r t i y e k o r Ş ı k ı Ş k ı r t m o l a r. M i l l i Güve n l i k Kuru l u ' n u n , i ktidarın faşist eylemlerini destekleyen kararı n ı n O rgenera l Alpkaya ta rafı ndan mevcut gelenekler çiğnenerek açıklan ması, ka muoyunca, o rd u n u n yü ksek kademeleri ndeki komuta nların i ktidard a n yana cephe a l d ı klarına d a i r yeni bir emare say ı l d ı . M i l l i Güve n l i k Kuruluna üy e kuvvet komuta n l a riyle Genel Ku rmay Başka n ı ' n ı n , Anayasoya aykırı o la ra k i ktidarda n , faşist ted b i rlerinden yana cephe o l ması, genelli kle muhalefet bas ı n ı n d a sert tepkiler uya n d ı rd ı . Fakat, S i l ô h l ı Kuvvetlerin başında b u l u n a n komuta nların bu Anayasa - d ı ş ı tutu, muna karşı en sert tepki T i P'den geldi. Ti P Genel Başka n ı Behice Bora n,:. verd iği b i r demeçte, MGK b i l d i ri s i n i n Anayasa n ı n i i i . maddesine aykırı o l d u ğ u n u beHrtt i . B u maddeye göre MGK bir «Cıa nışma» o rg a n ı d ı r. Hükü­ mete m i l l i güvenliği i l g i l e n d i ren sorun la r hakkında a ncak görüşünü b i l ­ d i re b i l i r. Ka m uoyunu etk i l eyecek şeki lde b i l d i ri yay ı n layamaz. Ayrıca T I P Genel Yöneti m Kurulu da yay ı n l a d ı ğ ı b i l d i ride memlekette a rta n faşizm teh,l i kesine ka rşı bütün yurtseverleri eylem birliğine çağı rd ı . i

B i rl i k Pa rtisi Yönetim Kuru l u da bir bildiriyle hem i ktidarın faşist eylem­ lerine, hem d e MGK' n u n bu eylemleri destekleme k a ra rı n a ka rşı çıktı. «Yeşil bere l i l e r» d iye a n ı l a n özel şeki lde yetişti ri i miş terör b i rl i kleri Doğu i l lerinde manevra baha nesiyle K ü rt yu rttaşları mıza ka rşı terörü daha de şiddetlend i rd i ler. T i P Genel Başka n ı Boran Anayasa n ı n yurttaşlara eşit mua leme ya p ı l ma s ı n ı öngören hükü m lerine dayanara k iktidarın bu terörünü d e p rotesto etti. Ada let Ba ka n l ı ğ ı ' n ı n emriyle Ankara savcı l ı ğ ı , TiP yönetici leri n i n bu Anayasal tutumları n ı «bölücülük» saya ra k ha k­ larında kovuşturma açtı . Oysa g erek esas, gerekse usul ba kımdan Ankara savcı l ı ğ ı n ı n ı n tutumu yasa l a ra aykırıyd ı . Çünkü , Kürt yurttaşlara karşı 67


terörcü tutumuyla böl ücülüğü bizzat i ktidar uyg u luyord u. Ayrıca Siyas�r Pa rti ler Ka n u n u g ereğ i nce, pa rtilere karşı kovuşturma açma yetkisi cum­ h u riyet savcı l ı kl a rı n ı n değ i l , Ya rgıtay Başsavcı l ı ğ ı n ı n d ı r. M i l l i Güve n l i k Kuru l u , i ktidarı n faşi st yöntemlerine yeşil ı ş ı k tuttuktan sonra hükü metin devrimci güclere ka rşı sa l d ı rı ları daha da yoğ u n laştı. Top l u m polisi Ankara Orta Doğu Tek n i k Un iversitesini bastı. Baskından evvel Un iversitede «bi rkaç taburu donataca k» kadar s i l ô h bulunduğ una d a i r söylentiler çıkarı l mıştı . Baskından sonra, ga zeteci lerin soru l a rı n ı cevaplandıra n Başba kan, söylentilere rağ me n a ra ma sonucunda silôfı b u l u n ma d ığ ı n ı itti raf etmek zorunda ka l d ı . i ktidar polisinin bu saldı rısına karşı öğrenciler Anayasal bir h a k olan ü n i ve rsite özerk l i ğ i n i savun ma k zorunda ka l d ı la r. Saatlerce süren çatışmalar s ı rasında b i rçok öğ renci yara la n d ı , bi rçoğu da t utsa k edild i . Fakat tutsa k edilenler mahkeme ta rafı ndan serbest b ı ra k ı l d ı . ODTU bas k ı n ı ndan bi rkaç g ü n sonra, Anka ra Un iversitesi Siyasa l B i l ­ g i le r Fakü ltesi de yine top l u m p o l i s i tarafından i ş g a l e d i l d i . Fakülte Deka nı Profesör Cahit Ta las' ı n , pol isin fak ülteye g i rmesine izin vermemesi bask ı n ı engelleyemed i . Polisin öğrenci lere karş ı terörü korkunçtu. Aylesine ki, bu terörü engelemek istiyen Dekan Ta las ve öteki öğ ret i m üyeleri de, polis tarafı ndan a ğ ı r şekilde dövü l d üler. Profesör Ta las bu ka n l ı sa l d ı rıyı önlemek üzere telefonla C u m h u rbaşka n ı n a , içişleri Ba kan ı n a , Ankara Va lisine başvurd uysa . da herhangi b i r sonuç elde edemed i . Bu d u ru m karşısı nda Profesör Ta las, «memlekette a rt ı k başvurulaca k b i r devlet maka mı ka l m a mıştı r. Başvurulaca k tek maka m bundan böyle ka muoyud u r» de�Ji . I ktidarın ve e mperya li st çevrelerin faşist sa l d ı rı l a rı bu kada rla ka l ma d ı . Baka n l a r Kuru l u n da , Türk'Ceza Kan u n u , Cemiyetler, U n iversiteler, Gösteri ve Yü rüyüş ka nunlarını d eğ i şti rmeyi ve pa rla menter yoldan faşizmi k u r­ mayı öngören tasarılar tezgô hlan maya başla n d ı . B i r yandan da bazı çevreler yen i yen i sosya list p a rtiler k u rmak üzere harekete geçtiler. Bu g i bi eylemlerden ma ksat sosya l i st ha reketi p a rça layıp zayıflatmaktı. B u n ­ dan ötürü bu g i b i politikacı ların sosya l ist a k ı m ı parça lamak üzere hara kete geçtikleri bir s ı rada bunla ra bağ l ı iyi niyet sah i b i m i l ita n ların tutu m u büyük b i r önem kaza nıyo rd u . B u m i l ita n l a r sosya lizm a d ı na öne atı l a n politikacı ların, g erçekte sosya l ist ha reketi zayıfiatmak hedefini g üden bu çabalarını engel lemek g i b i ta rihsel b i r anlam taşıyan b i r eylem i n soru ml u l u ğ u n u taşıyorla rd ı . Ç ü n k ü e mperya l izme, işbirl i kçi b u rj uvaziye ve faşizme karşı işçi s ı n ıfı n ı n ve h a l k yığınlarının d i renişini örgütleyen temel g ü c b i l i msel sosya l i st doğrultudaki ha rekett i r. B u ha reketi pa rça lamak, e mperya lizme, işbirl i kçi burj uvaziye ve bunların yerleşti rmek istedikleri faşizme dolayısiyle yardı mcı o l m a ktan başka anlam taşı maz. 68


TiP Amasaya il Başka n ı , ö l ü m ta burunun k i ra l ı k kaati lleri tarafı n d a n gece kahpece öldü rü l d ü . Sakaraya Merkez I l çe Başkanı d a , halkı faşizme karşı d i renme hareketine davet eden beya n n a meler dağ ıttı ğ ı için tutsak edildi. D ünya klasikleri nden, lenin'in «Ne ya pmalı .. a d l ı eserini yay ı n ­ layan Erdost, faşist 1 42. madde gereğ i nce 7 . 5 y ı l ağ ı r hapis, dört y ı l d a sürg ü n cezasına ça rptırı l d ı . Velhasıl faşist tasarılar daha ka n u n laşmadan faşist baskı ve terör doludizg i n uyg u l a n maya başla ndı. TIP'in faşizme karşı d i renme haraketi Türkiye ölçüsünde derin yan k ı la r uya n d ı rd ı . Bu faa liyet çerçevesinde sosya list milita n l a r g e n i ş b i r ka m pa nya açmak ve halk yığ ı n larına doğ ru daha fazla yayı l m a k i m k ô n ı n ı buldukları g i b i , sosya l ist o l mayan a nti -faşist yurtsever a k ı m la rla daha ya k ı n bağlar kurmak ola nağ ı n ı da elde etmektedi rler. Ankara O n iversitesi, Hacetepe On iversitesi ve ODTO, iktidarın faşist eylemlerine karşı ortak b i r forum tertipledile r. Bu forumda faşizme ve faşist tasarılara karşı eyl e m birliği ya p ı l ma sı ka ra rlaştı rıld ı . On iversite Asista n ları Send i kası da bir çağ rıyla bu eyleme katı l d ı . Devlet Güzel Sa natla r Akademisi'nde, işçilerin , sendikacıların, sos­ ya listleri n , sanatçıların, yazar ve g azeteci leri n orta k bir forumu ya p ı l d ı . Forumda i ktidar polisin i n ODTO v e SBF'ye saldı rısı p rotesto edildi, faşist tasarı n ı n kan u n laşması n ı engelemek üzere orta k eyleme geçil m esi karar­ laştı rı ldı. Mecliste Istan b u l m i l letvekili Mehmet Ali Aybar'ı n , faşist eylemlerinden ötürü hükümete karşı gensoru önergesi C H P tarafından desteklendi, fakat AP'nin parmak çoğunluyle reddedildi. CHP i sta nbul m i l l iyetvekili ve MeClis sözcüsü Necdet U ğ u r, yapt ı ğ ı konuşmada, h ü kümetin faşist bask ı n la rı n ı ve h a z ı r l a d ı ğ ı faşist tasa rı ları şiddetle yerd i ve parti s i n i n bunlara ka rşı çıkacağ ı n ı bel i rtti .

Dü NYADA T a h r a n p e t r o i k o n f e r a n s ı . Ocak ayının 1 2'si nde Tah randa Petrol Konferansı açı l d ı . Konferan sa , Basra Körfe�i' ndeki petrol ü reticisi ü l kelerin (Kuveyt, Katar, Oman, Suud i Ara bistan , I ra k ve i ran) tem­ silci leriyle, Amerikan, I ng i l i z - Hollanda petrol tekellerin i n (Sta n d a rd O i l o f New Jersey, Stan d a rd O i l o f California , G u lf O i l , Mobil O i l , Jexaco, British Petroleum ve Royal Dutch Sheil) delegeleri katı l d ı . O retici ü l keler, on y ı l d a n beri h a m petrol fiya tl a rında esaslı b i r aya r­ lama ya p ı l m a d ı ğ ı n ı , buna karş ı l ı k petrolleri n i sömüren gelişmiş kapital ist ü l kelerden satın a l d ı kları sanayi ürün leri fiyatlarında önemli a rtışlar kayded i ld i ğ i n i i leri sü rüyor, h a m petrol a l ı m fiyatlarında yeni b i r ayar­ l a m ı n ı n yapı l ması n ı istiyorlard ı . O retici ü l keler, ayrıca ham petrol a l ı m 69


fiyatla rında % 26, tekellerin sağ ladığı kôrlard a n a l ı na n verg i l erde bu oranda bir a rtış ve tekel lerin sağladığı kôrları n bir kısmını petrol ü reten ü l kelerdeki yatı rı mlara ayı rma larını teklif ediyorlard ı . Gerçekten d e , petrol tekelleri, ü retici ü l kelerden 1 dolara satın a l d ıkları bir va ril petro l ü ( 1 59 l itre) kendi piyasa larında 1 4 dolara satmaktayd ı la r. B u şekilde h e m az gelişmiş petrol ü reten ü l kelerin halkların ı , h e m d e kendi halklarını sömü rmekteydiler. OPEP d iye a n ı l a n petrol üreten ü lkeler birliğinin öteki üyeleri, yani Cezayir, libya ve Venezuella, Basra körfezindek i petrol üreten ü lkelerin tekellere karşı d iren işleri n i destekled i k l erini açıkladılar. Petrol ü reten Orta Doğ u ü lkeleri n i n büyük petrol teke l lerine karşı d irenişi bu bölge halkları n ı n e m perya lizme karşı d i renişleri n i n bir kısmı olara k kıymetlen d i ri l iyordu . Petrol tekel leri i l e paza rlı k masasına oturan bu ü l ke yöneticilerinden bir kısmı tekel lerle a n laşarak, bira z d a ha fazla pay koparma a macı n ı g ü d üyord u . Fa kat bu g i bi i da reciler bile geniş emekçi y ı ğ ı nlarından gelen ve petrol g i bi çok kıymetli doğ a l b i r zeng i n ­ liğin devletleşti ril mesi y ö n ü n d e gelişen b i r baskıyı hesaba katmak, tekel­ lere karşı daha sert bir tutu m tak ı n ma k zorunda kalıyorlard ı . Petrol ekonomik, politik v e askeri o lan la rda e mperyal i st devletlerin can damarını teşkil etmekted i r. Petrol bu ü l kelerde şu a l a n l a rd a kullan ı l ­ makta d ı r : - Sentetik v e plôstik sanayi , petro-ki mya, i l ô ç , g ü bre v e ta rımla ilgili bazı sanayi kolları. B u bakımdan az gelişmiş ü l kelerin petrolü, gelişmiş kapita l ist ü lkelerde sanayiden ta rıma kada r geniş bir ekonomi a la n ı n ı kapsayan b i r önem taşımakta d ı r. - Enerji kaynağı : Fra nsa'd a enerj i kaynakları n ı n % 49' u , Batı Al man­ ya'da % 44.5'u , Ingiltere'de % 37'si, Beşçika ve Lüksemburg'da 010 48'i , Hollandada % 39.8'i, ıtalya'da % 63.9'u , Isveç'te % 56.5'i Japanya'da % 58.2'si petrole daya n makta d ı r. (Le Monde) Bi rleşik Amerika'da g ü nd e 5 milyon ton petrol tüketil mekted i r. - U laştırma a raçlarına ya kıt : Bu a l a nd a petrol, özel otomobillerde geniş ölçüde kullanıldığı g i bi e konominin önem l i bir kolunu teşkil eden u laştı rmada ve tarı m makineleri n i n i ş letil mesinde d e büyük bir rol oyn a ­ makta d ı r. Petrol otomobi l , traktör, kamyon, uçak g i bi sanayi kol ları n ı etkileyeyecek b i r d u ru md a olduğu g i bi , genellikle ekonominin temellerIn­ den b i ri sayı lan d e m i r-çel i k sanay i i n i de büyük ölçüde etkisi a ltında tutmakta d ı r. Bu demektir ki, petrol üreticisi o l mayan veya B i rleşik Amerika gibi petrol kaynakları tüken meye yüz tutan memleketler, az gelişmiş ü l ke ­ lerden yeteri kad a r petrol teda ri k edemedikleri ta kdird e ekonomi leri, sanayi ve tarı m ı a rı , u laştırma a raçları büyük bunalı mlara s ü rü klenecektir. 70


- Emperya lizmin harp makinesi, sa l d ı rı orduları ve az gelişmiş ü l keleri tehdit eden kara, hava ve deniz kuvvetleri n i n önemli b i r kısmı, G üney Amerika'nın, Afrika'nın, Orta ve Uzak d oğ u n u n az gelişmiş ü l kelerinden elde edilen petrollerle işletmektedi r. Böylece, O PEP'ye, yani petrol ü retici devletler örgütüne d a h i l ü l kelerin e mperya list devletlere karşı kuvvetli bir durumu vard ı r. Fakat Venezüella, i ra n ve Suudi Arabistan g i bi ü l kelerin yöneticileriyle Basra Körfezi'nin petrol ü reten bazı şeyhl i kleri , petrol tekellerinden a l d ı kları büyük para­ ların sağladığı ra hatlık içinde emperyalizme karşı petrol a l a nında da bu ülke halkları n ı n yürüttüğü savaşı frenlemekted i rler. Az gelişmiş petrol ü retici ü lkeler anti-emperya list, hal kçı i ktida rlara kavuşabildikleri, petrolü işleyecek sanayi kollarını kura bildi kleri ta kdi rd e e mperyalizmin c a n d a ma rlarından birin i kesmek i m k ô n ı n ı e l d e edecek­ lerd i r. Ya l n ı z petrol a l a n ı ndaki bu durum bi le, az gelişmiş ü l keler halk­ ları n ı n sosya l ist devletlerin yard ı miyle e m perya l izme karşı d i renişleri n i n , i nsanlığ ı n , sömürü, ta lan , sefalet ve ha rplerden kurtu lmak, sosyal ada lete bağ lı d üzenler kurmak g i bi hedeflere u laşmasında büyük bir a n l a m taşı­ dığını göstermektedir.

"Yeni çağ" dan O kuyucu la ra mektup Sayın Okuyucular,

Bu sayısı i l e yedi yaş ı n a ' basan «Yeni çağ» dergisi, bildiğiniz gibi, komünist ve işçi parti leri n i n teori ve enformasyon dergisi olan «Barış ve Sosya lizm Problemleri»ni n Türkçe yayı n d ı r. «Barış ve Sosya lizm Problem­ leri» dergisinin her sayı sında, d ü nya barışı n ı n koru n ması ve sağ l a mlaştırıl­ ması sorunlariyle birlikte, sosya lizm uğrunda uluslararası çapta yürütülen savaşın çeşitli a ktüel sorunları, u lusal kurtul u ş h a reketinin ortaya arttığı problemler ele a l ı na rak, Ma rksizm-leninizmin b i l i msel d ünya görüşü açısından aydı n latı l makta, kapita lizm ve e mperya lizmin ekonomik, sosya l, politik ve ideoloj i k bunalımları n ı n iç yüzü açıklanma ktad ı r. "Yeni çağ», bu problemlerden başka, ..Ozel sayfa l a rında» Tü rkiye Komünist Pa rtisinin ça lışma ları n ı yansıtmakta, memleketimizin tarihsel g elişmesi n i n ortaya çıkard ı ğ ı soru n l a ra en doğru çöz ü m yol u n u bul maya ça l ışmaktad ı r. Derg i mize karşı istekler g ü nden g ü n e a rtıyor. Ve biz, bunları eli mizden geldiğ i kadar karş ı l a maya ça l ışıyoruz. Okuyucuları m ııdan, a d resleri açık ve doğru olara k yazma larını, özellikle şehir ve mahalle n u ma ra l a rı n ı titizl i k beli rtmelerini rica ederiz. Ç ü n k ü bu n u m a ra l a rd a , genellikle a d reste küçük bir hata, derg i n i n elinize geçmesini engellemektedir. Sonra, a d res d eğ i ştiri nce, yeni adresinizi bize derhal bildirmeniz gerekir. 71


Dergiyi a rkadaşla rı n ı z a rası nda da ta nıtmak ve okutmakla u l u sa l ve sosyal kurtuluş dôva mızın safları na yeni savaşçı lar kaza ndı rmış olursunuz. Derg iye henüz a bone o l mayanlar, a rz u etti kleri ta rd i rd e, a d resimize b i r mektup yazarak isteklerini b i l d i rebili rler. Bundan başka, aşağıdaki kita p l a rı edin mek istiyenler d e bu d i lekleri n i bir mektupla a d resimize yazabilirler. 1 . Dôva ve müdalaa ( 1 951 tevkiflerinde Türkiye Komünist Pa rtisi yöneti­ m i n i n başında bulunan Zeki Başttmar'ı n Askeri Mahkeme önünde yaptı ğ ı m üdafaa), 2. Sovyet/er Birliği Komünist Partisinin programı, 3. Nazım Hikmet, Bütün eserleri (Şi mdiye kadar 7 cilt çıkmı ştır) , 4. Bilimsel Komünizm, 5. Lenin (biyografisi), 6. S. Ustüngel'i n

Sovyetler Birliği'ni a nlatan "Güneşli Dünya adlı eseri, ..

7. Ahmet Saydan ' ı n , Alman u l us u n u n sosya l i st devleti n i bütün yönleriyle tanıtan "Alman Demokratik Cumhuriyeti a d l ı eseri, ..

8. Büyük Oklobr 50 yaşmda.

- Stredisko pro rozsi rovani tisku, Pra ha 6, Thôku rova 3, Tschechoslova ka i (Çehoslova ka i L

"Yeni çağ

72

..


ıÇiNDEKI LER Sayfa lt lt :

Fikirlerin geleceği ve sava,ı

1

Ko münist hareketinin gelişmesi .

Geleceği öngörme, pıan ve ekonomi politik .

23

Burj uva fütüroloj isine karşı, h ü manist gelecek için .

34

42

52

Ib

Nörlund 9

Kazimir Setsomskiy

Oskar Noyman

Anato/iy Şapiro Kapita list ekonominin bazı eğ i l i mleri .

Lonhono Besera Latin Amerika'nın geleceği

O z e l s a y fa l a r

Mustafa Suphi ve 1 4 arkadaşının Karadenizde öldürülmelerinin

50. yıldönümü dolayısiyle .

.

62

.

.

.

.

.

64

Ahmet Soydan Ayın olayları .


«Barış ve Sosyalizm Problemleri» dergisi 32 dilde çıkıyor ve dünyanın her tarafında o k u n uyor.

Fiyatı 1 lira

yc_71_01  

BARIŞ VE SOSYALIZM PROBLEMLERI Mustafa Suphi 'v" Oskar Noyrnan Danimarka Komünist Partisi Merkez Komitesi Batı Almanya gazetecilerinden Sovy...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you