Page 1

YENİçAG •

Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısının Bildirisi

çağımızın bugünkü aşamasında emperyalizmle savaşın ödevleri: komünist ve işçi partileriyle bütün anti-emperyalist güclerin eylem birliği

Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısının çağrı ve bildirgeleri

• •

E. Roıental: lenin Isviçre'deyken A. L.: Birleşik Arap Cumhuriyeti'nde sosyal-ekonomik gelişme sorunları

OZEl SAYFALAR

Komünist ve Işçi Partileri Danışma Toplantısında Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Y. Demir yoldaşın konuşması

Türkiye Komünist Partisinin kararı

A. Soydan: Genel seçimler arifesinde Türkiye'nin durumu

Temmuz

1969

BARIŞ

VE

SOSYALIZM

PROBLEMLERI


YENi ÇAG

Bütün ülkelerin prole terle ri, birleşiniz i

7

(61)

Temm u z

1969

Komünist ve işçi parti leri n i n teori ve enformasyon dergisi

Komünist ve işçi Partileri Uluslararası Damşma Toplantısının Bildirisi

75 komünist ve i şçi partisinin uluslara rası danışma topla ntısı, 5-1 7 Hazi­ ran 1 969 günleri arasında Moskova'da ya pıl mıştır. Danışma Toplantısına katılan delegeler, bu toplantıyı, emperyalizme k a rş ı yürütülen sava ş ı n yay­ g ın laşmasına ve bütün dünyada en geniş h a l k yığ ı n l a rı a rasında a nti­ em peryal ist eylem birl i ğ i kuru l masına yardı m edecek büyük bir olay o l a ra k değerlendirmişler, komünist h a reketinin birliğ i n i M arksizm-leninizm ve proleta rya enternasyonalizm i prensi pleri üzerinde kuvvetlendi rme yolunda önemli bir aşama olara k nitelemiş lerdir. Danışma Topl a ntısına, aşağıdaki komünist ve işçi p a rtileri n i n delegas­ yon la rı katı l m ıştır: Alma nya Birleşi k Sosya l i st Partisi, Almanya Komünist Pa rtisi, Amerika Birleşik Devletleri Komünist Partisi, Arjantin Komün ist Pa rtisi, Avustu ralya Komünist Pa rtisi, Avusturya Komünist Partisi, Batı Ber­ lin Birleşik Sosyalist Partisi, Belçika Komünist Partisi, Bulgaristan Komünist Pa rtisi, Büyük Brita nya Komünist Partisi, Bolivya Komünist Partisi, Brezilya Komünist Partisi, Cezayir Sosyal i st-Oncü Partisi, Çekoslovakya Komün i st Partisi, Danimarka Komünist Partisi, Doğu Pakistan Komünist Partisi, Ekva­ dor Komünist Pa rtisi, Fas Kurtu l uş ve Sosyalizm Partisi, Finla ndiya Komü­ nist Partisi, Fransa Komünist Partisi, G uadel u p Komünist Partisi, Gvate­ mala Emek Partisi, Güney Afrika Komüni st Partisi, Güya n ilerici H a l k Par­ tisi, Haiti B i rleşik Komünistler Partisi, Honduras Komünist Partisi, Hindista n Komünist Partisi, i ra n Halk Partisi, ı rl a nda işçi Partisi, ısrail Komünist Par­ tisi, Ispanya Komünist Partisi, ısviçre Emek Partisi, ıtalya Komünist Partisi, Ira k Komünist Partisi, Kanada Komünist Pa rtis i , Kolu mbiya Komünist Par31

481


tisi, Kosta-Rika Halk-öncüsü Partisi, Kıbrıs Emekçi-Halk Partisi, Kuzey ı rlanda Komünist Partisi, leseto Komünist Partisi, lübnan Komünist Partisi, lüksemburg Komünist Partisi, Maca ristan Sosyal ist Işçi Partisi, Marti nik Komünist Partisi, Meksika Komünist Partisi, Mogol istan Devrimci Halk Par­ tisi, Norveç Komünist Partisi, Nijerya Marksist-leninistleri, Ni kavagua Sos­ yalist Partisi, Panama Halk Partisi, Paragvay Komünist Partisi, Peru Komü­ nist Partisi, Polonya Bi rleşik Işçi Partisi, Portekiz Komünist Partisi, Portoriko Komünist Partisi, Reünyon Komünist Partisi, Rumanya Komünist Pa rtisi, Salvador Komünist Partisi, San Marino Komünist Partisi, Seylon Komünist Partisi, Sovyetler Birliği Komünist Partisi, Sudan Komünist Partisi, Tunus Komünist Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Urugvay Komünist Partisi, ürdün Komünist Partisi, Venezüella Komünist Partisi, Yunanistan Komünist Partisi ve güvenlikleri bakımı ndan adla rı verilmeyen diğer illegal iki parti. Küba Komünist Partisi ve Isveç Komünistleri Solcu Partisi delegasyonları toplan­ tıya gözlemci (müşahit) olarak katılmışlar, kendi tutumları nı izah etmiş­ lerdir. Danışma toplantısı, ..çağ ımızın bugünkü aşamasında emperyal izmle savaşın ödevleri; komünist ve işçi partileriyle bütün anti-emperyal ist güc­ lerin eylem birliği .. başlıklı ana doküman ı kabul etmiştir. Avusturalya Komünist Partisi, ıtalya Komünist Partisi, San Marino Komünist Partisi ve Reünyon Komünist Partisi delegeleri, komünist ve işçi partileriyle bütün anti-emperyalist gücler arasında birliğin kuvvetlendirilmesi gerektiği n i be­ I i rtmişler, dokümanın, yalnız, emperya lizmle savaşın genel programı bölü­ münü tamamiyle tasvip ettikleri ni söylemişlerdir, Domi n i k Komünist Partisi delegesi ise a na doküman ı tasvip etmemiştir. Danışma toplantısına katılanlar, V. i . lenin'in yüzüncü doğum yıldönü­ münün kutlanması sorununu i ncelemişler ve ..Vladimi r lIiç lenin'in Yüzüncü Doğum yı ldönümü.. başl ıklı çağrıyı büyük bir coşkunlukla tasvip etmiş­ lerdir. Danışma Toplantısı, dünya halklarına, ..Viyetnam'a bağımsızl ı k, özgürlük ve barı ş !.. çağrısında bulunmuşlardır. Danışma Toplantısı, yeni kurula n Güney Viyetnam Cumhuriyeti Geçici Devrimci Hükümetini hararetle tebrik etmiş, .. Barışı koruma çağrısı .. ile halklara hitapta bulunmuştur. Arap halklarının ısra i l saldırısı karşısındaki haklı savaşını destekleyen b i r deklarasyon v e uluslararası emperyalizm tarafından desteklenen gerici diktatura rej imierine karşı en a ğ ı r baskılar altı nda, ağır koşul lar i çinde, fedaice savaşan komünist ve demokratlarla daya nışma bildirgesin i kabul etmiştir. Danışma Toplantısı, içtenlik ve ka rdeşçe dayanışma havası içi nde geç­ miş ve geniş yankılar uyandırmıştır. Gerek Danışma Topla ntısın ı n hazırlığı, gerekse yapılması sırasında bütün partilerin hak eşitliği prensibine ve kol ­ lektif çal ışma metoduna sıkı sı kıya uyulmuştur. Danışma Toplantısına katı lanlar, komünist ve işçi partileri arası ndaki bağları gelişti rmeye devam etmeye hazır olduklarını bildirmişlerdir. Fikir 482


ve tecrübe teatisinde bulunma k, a ktüel politik ve teorik sorunları, em per­ yal izme karşı savaşla, barışın, ulusa l bağı msızlığı n , demokrasi ve sosyaliz­ min zaferiyle ilgili problemleri kollektif incelemek ve kararla ra varmak için komünist ve işçi partileri arası nda iki taraflı ve bölgesel görüşmeler, gerek­ tiği zamanlarda da uluslararası danışma toplantıları yapılması hususunda fikir birliğine varmışlardır.

* Danışma Toplantısı belgelerinin, bu toplantıya katılmayan komünist ve işçi partilerine gönderilmesi kararlaştırı l m ıştır. Danışma Toplantısına katılanlar, elde edilen sonuçları n, her komünist partisinin ve bütün uluslara rası komünist hareketi nin menfaatlerine uygun olduğu i nancındadırIar.

31·

483


çağımızin bugünkü aşamasında emperyalizmle savaşın ödevieri; komünist ve işçi partileriyle bütün anti-emperyalist güclerin eylem birliği Moskova'da yapılan Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma ToplantıslOın 17 Haziran 1969 tarihinde kabul ettiği ana doküman

Komünist ve işçi partileri temsilci leri n i n Moskova Danışma Toplantısı. evrensel gelişmenin sorumlu bir döneminde yapıldı. Dünyada güclü devrim süreçleri oluşuyor. çağı m ızı n üç büyük gücü (dünya sosyal izm sistemi. ul uslararası işçi sınıfı ve ulusal kurtuluş hareketi) emperyalizme karşı yürü­ tülen savaşta birleşme yolundadır. Devrimci ve i lerici güclerin yeni i leri hareketin i n olanakları büyümektedir ve bu durum. şimdiki aşamanın karak­ teristik özel liğidir. Fakat bi r yandan da. emperyalizmden. onun saldırgan­ lık politi kasından doğan tehlikeler a rtıyor. Gittikçe derinleşen genel bir bunalım içinde bulunan emperya lizm. birçok halkı baskısı altında tutmaya ve barışın. sosyal i lerlemenin dai m i tehdit kaynağ ı olmaya devam ediyor. Işte bu durum. komünistlerin ve tüm anti-emperyalist güc/erin eylem birliği yapmalarını ve bütün yeni olanaklardan alabildiğine yararlanarak. emperyalizme. gericilik ve harp kuvvetlerine karşı daha geniş cephede taarruza geçmelerini gerektiriyor.

Danışma Toplantısı. emperyal izme karşı yürütülen savaşın a ktüel ödev­ lerini ve komünistlerle tüm anti-emperya list güclerin eylem birliği problem­ lerin i inceledi. Demokrasi. hak eşitliği ve enternasyonalizm havası içinde geçen tartışmalar sonucunda. Danışma Toplantısına katılanlar. dünya durumu ve bu durumun gerektirdiğ i ödevler üzerinde ortak görüşlere var­ dılar.

Insanlık. i lerici güCıerle gerici gücler. sosyalizmle emperyalizm arasın­ daki tarihsel savaşın şiddetlendiği koşul lar içi nde yirmi nci yüzyılın üçüncü çeyreğ i n i n sonuna yaklaşmış bulunuyor. Bu savaş. bütün dünyada ve top­ l umsal hayatın ekonomi. politika. ideoloji ve kültür gibi bel libaşlı alan­ ları nda yapılıyor. Müfrezelerinden bazı larının güçlüklerle karşılaşmalarına ve başarısızl ı k­ lara uğramalarına rağmen. dünya devrim hareketi taarruzlarına devam ediyor. Emperyalizm. a rtık. genel kuvvetler oranını karşı-hücumlarla kendi 484


yararına çevirebilecek durumda değildir. Sovyetler Birliği'nin ve diğer sos­ yalist ül kelerin ekonomik, politik ve askeri g üclerinin a ra lı ksız olara k art­ ması ve barışçı dış politikaları sayesinde, uluslararası proletaryanın, em peryalizme karşı savaşan bü. t ün güclerin ve ulusal kurtuluş ha reketi savaşçı larının eylemleri sayesinde ve barışı koruma hareketi nin yaygın bir hal a l ması sonucunda, üçüncü bir dünya harbinin açılması önlenmiştir. Yeryüzünün üçte birinde zafere ulaşan sosyalizm, insanları n a k ı ı ve gönül­ leri ni kazanmak için dünya çapı nda yürütülen savaşta yeni yeni başarılar elde etmiştir. Çağ ımızın karakteri, m uhtevası ve bel libaşlı eğ ilimleri hak­ kı nda Marksizm-leninizmin yaptığı değerlendi rmelerin doğruluğunu son yılların olayları ıspat etmiştir. Çağımız, kapita lizmden sosyalizme geçiş çağıdır. Zamanımızın en önemli sorunları n ı n barış, demokrasi ve sosyalizm yara­ rı na ve emperya lizme yeni yeni darbeler indirilerek çözümlenmesi için gereken reel şartlar ortadadır. öte yandan, em peryalizm, dünya sistemi olara k güclen mediği halde, tehlikeli bir düşman durumundan çıkmış değ i l ­ dir. En büyük emperyalist devlet o l a n Amerika Birleşik Devletleri'nin sal­ dırganlığı artmıştır. Emperya lizmin saldırgan l ı k politikasiyle güttüğü asıl amaç, sosyalizmin mevzilerini zayıflatmak, halkların ulusal kurtuluş hareketini boğmak, kapi­

tal ist ü lkelerde emekçi lerin savaşını zorlaştırmak, böylece, kapitalizmin, önüne geçi lmez çöküş sürecini durdurmaktır. Em perya lizmle sosyalizm arasındaki evrensel temel çelişki gitgide derin­ leşiyor. Her iki dünya sistemi arasındaki savaş şiddetleniyor. Bu koşullar içinde kapitalist devletler, kendileri ni ayı ra n çelişkilerin artmakta olmasına rağmen, sömürü ve baskı düzenini koruyup kuvvetlendirmek, kaybettikleri mevzileri tekrar el lerine geçirmek için gayretleri ni bi rleşti rmeye çaba l ı ­ yorlar. Amerikan em peryalizmi, diğer kapitalist devletleri kendi etkisi a l ­ tında tutmaya v e s ınıf savaşının bütün alanlarında onlarla bi rli kte ortak politika yürütmeye çalışıyor. Emperyalizmin saldırgan l ı k stratejisinin asıl hedefi, önceleri olduğu gibi şi mdi de sosya list devletlerdi r. Emperyalizm, sosyalizme karşı silôhlı savaş­ tan vazgeçmiş değ ildir. Silôhlanma yarışıno a ra l ıksız olarak hız vermekte, Sovyetler Birl iği'ne ve diğer sosyalist ü l kelere saldırmak için meydana getirdiği askeri blokları harekete geçirmeye çalışmakta, sosyalist memle­ ketlere karşı ideoloji savaşını keskinleşti rmekte, onları n ekonomik geliş­ meleri ni ağırlaştı rma k için çaba harca maktadır. Işçi hareketine karşı savaşında, em peryalizm, demokratik h a k ve özgür­ lü kleri çiğnemekte, polis mekanizmasının açık baskı ve terör metotla rına başvurmakta, işçi aleyhtarı kanunlardan yararlanmaktadır. Bir yandan da, demagojiden, burjuva reformizminden, oportünist ideoloji ve politikadan faydalanmakta, işçi hareketini içten yıkmak, bu hareketin kapitalizm siste­ miyle «birleşmesi» (entegrasyonu) için türl ü metotl a r aramaktadır. Emperyalizm, ul usal kurtuluş hareketine karşı yürüttüğü savaşta, bir yan485


dan, sömürgecilik kalıntılarını i natla savunmakta, öte yandan da, geliş­ mekte olan ülkelerin, ulusal egemenli klerini elde etmiş memleketlerin eko­ nomik ve sosyal ilerlemelerine yeni-sömürgecilik .metotların ı n yardımiyle engel olmaya çalışma ktadır. Bu a maçla, gerici çevreleri desteklemekte, köhnemiş sosyal yapıların ortadan kaldırı l masını güçleştirmekte, sosyal ist gelişme yolunu veya sosyal ist perspektifler açan daha ilerici, kapitalist olmayan yolu zorlaştırmak için çabalar ha rcamaktadır. Emperyalistler, gelişmekte olan devletleri, onların egemenliklerini kısıt­ layıcı ekonomik antlaşmalar i mzala maya ve askeri-politik paktlara g i r­ meye zorlamakta, sermaye ihracı yol u i le, eşit hakka dayanmıyan ticari şartlarla döviz fiyatla rı n ı dikte etmek, ..yardım» adı altındaki çeşit çeşit kredi biçimleriyle ve uluslararası finans organizasyonları n ı n baskısiyle bu devletleri sömürmektedirler. Yüksek gelişme düzeyine ulaşmış kapitalist devletlerle diğer kapitalist devletlerin büyük çoğunluğu arasındaki uçurum derinleşmektedir. Bunlar­ dan bir haylisinde açlık, çetin bir problem halini almıştır. Emperyalizm, gerici milliyetçiliği körüklemek suretiyle, gelişmekte olan ülkeler arasında düşmanlıklar çıkarmakta, nifa k tohumları saçmaktadır. Anti-komünizm yol u i l e d e bu memleketlerdeki devrimci gücleri parçalamaya, e n iyi dostları olan sosyalist devletlerden ve kapitalist ülkelerdeki devrimci işçi hareketin ­ den ayırmaya çalışmaktadır. Askeri-politik bloklardan, yabancı ülkelerdeki üslerden, ekonomik baskı ve ticari ablukalardan yararlanan emperyalizm, dünyan ı n çeşitli bölgele­ rinde gerginliği sürdürüyor. Gerici örgütlere mali ve politik yardım l a r yapı­ yor, politik baskısını artı rıyor. Savaşın en çeti n biçimler aldığı ve devrimci güclerin siıahlı savaş yürüttükleri yerlerde silahlı müdahalede ve gaddarca baskı larda bulunmak, karşı-devrim darbeleri, gerici ve faşist hükümet devir­ meleri, provokasyon ve şantaj lar ya pmak, emperyal izmin başvurduğu yol­ lardır. Sosyalizmin u luslararası mevzilerinin kuvvetlenmesi karşısında, emper­ yalizm, dünya sosyalist sisteminin birliğini zayıflatmak için her çareye baş­ vuruyor. Uluslara rası devrim hareketi içindeki farklardan yararlanarak, saflarını parçalamaya çalışıyor. Bu a maçla, kendi ideoloji makinesini, yı­ ğ ı nsal haber a raçlarını a nti-komünizmin hizmetine, sosyal izme ve tüm ile­ rici güclere karşı yürütülen mücadelenin emrine veriyor. Geçen yıllarda em peryalizm, defalarca, insanlığı termonükleer çatışma sınırı n a kadar getiren şiddetli uluslararası bunal ımlar yarattı. Fakat Ameri­ kan emperyal izmi evrensel gücler o ranını, Sovyetler Birliği'nin nükleer gücünü ve bir nükleer-roket savaşının doğurabileceği sonuçları göz önünde bul undurmak zorundadı r ; onun, yeni bir dünya savaşı çıkarı l masına bel bağlaması gittikçe daha güçleşiyor ve tehlikeli bir hal a lıyor. Bu koşullarda Amerikan yönetici çevreleri, böyle bir savaşa hazırlanmaktan vazgeçme­ mekle beraber, özellikle mahalli harplere önem veriyorlar. 486


Bununla beraber em peryalizmin güttüğü «kuvvet politikası»yla gerçek olanakları arasındaki çel işkiler gittikçe daha açık olarak ortaya çıkıyor. Emperyalizm kaybetmiş olduğu tarihsel inisyatjfj tekrar ele alabilecek ve çağdaş dünyanın gelişme yönünü ters tarafa çevirecek gücte değildir. Zira artık insanlığın ana gelişme yolunu, dünya sosyalist sistemi, uluslararası işçi sınıfı ve bütün devrimci güc/er belirlemektedir.

Viyetnam savaşı, emperyalizmin saldırganlık plônlariyle bunları gerçek­ leştirme yeteneği arasındaki çelişkilerin apaçık bir delilidir. En güclü em peryal izmin, yan i Amerikan em peryalizminin Viyetnam'da uğradığı yenil­ ginin tarihsel bir anlamı vardır. Amerikan em peryalizminin politikasında Viyetna m'a silôhlı müdahale özel bir yer alıyor. Saldırganın a macı, Asya'da sosyalizmin i leri karakolla­ rından birini yıkmak, Güney-Doğu Asya ha lklarına özgürlük ve ilerleme yol unu kapamak, ulusal kurtuluş hareketine darbe i ndi rmek, gerek sosya­ l ist ülkeler, gerekse bütün dünya emekçileri arası ndaki dayanışması n ı n sağ lamlığını yoklamadan geçi rmektL Fakat Amerikan emperyalizmi, savaşa m uazzam askeri teknik araçlar sokmuş olmasına rağmen, Viyetnam Demokratik Cumhuriyeti'ni bomba la­ maya kayıtsız şartsız son vermek zorunda kaldı ve temsilcileri, Viyetna m Demokratik Cumhuriyeti'nin v e Güney Viyetnam Ulusal Kurtuluş Cephe­ si'nin temsilcileriyle birlikte görüşme masası na oturdu. Bunun nedenleri, Viyetnam halkının eşi görülmemiş kahramanlığı, Viyet­ nam Demokratik Cum h uriyeti' n i n ve Güney Viyetnam Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin uzak görüşlü politikası, başta Sovyetler Birliği olmak üzere sosyalist ülkelerin Viyetnam halkına her alanda yaptıkları yardım ve bütün dünyada, bu a rada Birleşik Amerika'da, gittikçe artan savaş dayanışma­ sıdır. Viyetna m'a cônice müdahale, Bi rleşik Amerika'yı manevi ve siyasal ba­ kımdan iyice tecrit etmiş, geniş halk yığınlarını, yeni yeni toplum tabakala­ rı n ı ve siyasal gücleri em peryalizme karşı ayaklandırmış, birçok ülkeden m ilyonlarca gencin anti-emperyalist savaşa g i rmesini hızlandırmış, emper­ ya list devletler arasındaki çelişkileri keskinleştirmiş ve yenilerini doğur­ muştur. Ka hraman Viyetnam halkı n ı n başarıları, bağı msızl ı klarını, egemen­ l i k ve özgürlüklerini bütün araçlarla kesin olarak savunan ve geniş bir uluslararası destekten yararlanan halklar için, em peryalizmin saldı rısın ı yenilgiye uğratma nın, günümüzde gittikçe daha i mkôn dahil i ne girdiği n i apaçık göstermiştir. ısrail saldırganlarının Birleşik Arap Cumhuriyeti, Suriye ve Ordüne sal­ dırısı, Yakın Doğuda büyük uluslararası bir bunal ı m yarattı. Emperyalizm ve en başta Amerikan emperyal izmi, bu saldırının yardımiyle, Arap ülke­ lerindeki i lerici rej i mieri yıkmaya, Arap kurtuluş hareketini ezmeye, Yak ı n Doğudaki durumlarını korumaya veya eski haline getirmeye çalıştılar. Fakat bütün bu çabaları boşa çıktı. Ne var ki, dünya gençliği ve bu arada 487


siyonist çevreler tarafından desteklenen ısra i l yönetici gücleri, Arap dev­ letlerinin, barışsever halkların istekleri ne ve Birleşmiş Mil letler Teşkildtı n ı n ısrail askerlerinin işgal ettikleri topraklardan çekilmeleri ile ilgili kararına önem vermiyerek, yayı lma ve ilhak siyasetine devam ediyor, durmadan yeni askeri provokasyonlarda bulu nuyorlar. ısrail Komü nist Partisi ve ısrail'in diğer i lerici gücleri bu siyasete karşı çıkıyorlar. Arap halkları, özg ürlük, bağ ı msızlık ve ulusal i lerlemenin savunulması uğrunda, işgal edi len bütün toprakları n ı n geri alınması ve Fil istin Ara pları nın ul usal hakları nın ta nın­ ması için çetin bi� savaş yürütüyorlar. Işgalcilere karşı d i renme hareketi genişliyor, çeşitli biçimler a l ıyor ve g ittikçe daha fazla destek görüyor. Sovyetler Birl iği, diğer sosyal ist ülkeler, uluslararası kom ün ist hareketi, ulusal kurtuluş kuvvetleri ve kapital ist ülkelerde gittikçe genişleyen ka­ muoyu bu halklardan ya nadır. Amerikan emperyalizmi devrimci Kübayı sıkboğaz etme niyetlerinden vazgeçmiyor; uluslara rası hukuk normlarını kabaca çiğniyerek, Küba Cum­ h uriyeti'nin bağı msızlığını tehdide devam ediyor, onu ekonomik a blukaya a lmaya yelteniyor, türlü provokasyon ve baltalama hareketlerinde bulunu­ yor. Fakat Sovyetler Birliği, öbür sosyalist ülkeler, Ldtin Amerika'nı n i lerici g ücleri ve bütün devrim hareketi tarafı ndan desteklenen kahraman Küba halkı, Komünist Partisinin yönetiminde, egemenlik ve özgürlüğünü meta­ netle savunuyor, ve böylece, Amerikan kıtasında sosyal izm 'kalesi n i savun­ muş oluyor. ­ Avrupa'da em peryalist saldırısı n ı n ve avantürizmi n i n başlıca a racı olan Kuzey Atlantik bloku faaliyet halinded i r. Vaşington-Bon ittifakı bu bloku n m i hveridir. Bi rleşik Amerika, Al man Federal Cumhuriyeti ve Ingiltere, Av­ rupa halkla rının isteklerine aldırı ş etmiyerek, bu blokun varl ığını devam ettirmek, organizasyonunu kuvvetlendirmek ve Bi rleşik Amerika ' n ı n Avrupa kıtası ndaki «askeri varlığını» korumak için elinden gelen herşeyi yapı­ yorlar. Avru pa'nı n ortasında bellibaşlı harp tehlikesi ocağı olan Batı Alman emperyalizmi, başlıca NATO ya rd ı m iyle doğdu ve kuvvetlendi. Içi nde yeni­ nazizm ve mi litarizmin kuvvet bulduğu Alman Federal Cumhuriyeti'nin yönetici em peryalist çevreleri, Ikinci Dünya Savaşı sonuçları n ı n gözden geçirilmesini ve bir kısım Avrupa devletleri sınırları n ı n değiştirilmesini hedef tutan bir i ntika mcı l ı k programiyle ortaya çıkmış bulunuyorlar. Her­ şeyden önce, Almanya ta ri hinde ilk işçi köylü devleti olan Alma nya Demok­ ratik Cumhu riyeti'ne yöneltilmiş bulunan bu siyaset, bütün Avrupa halk­ ları n ı n g üven liğini ve dünya barışı n ı tehdit ediyor. Akdeniz ülkeleri, em peryalist plônlarda önemli bir yer a l ıyor. Ispanya'da önemli askeri üsleri bulunan Amerikan em peryalizmi, savaşan ıspa nyol halkı tarafı ndan istenmeyen Franko rej i mine yard ı m etti ve ediyor. Akdeniz bölgesinde halkları ve barışı tehdit eden Altıncı Amerikan Filosu ve askeri üsler sistemi, bu bölgede daimi siyasal ve askeri baskı a raçları d ı r. Kıb­ rıs'ta durumun defa larca gerg i nleşmesi ve Yunanistan'daki faşist hükümet 488


darbesi, a l baylar cuntasını destekleyen em peryalistlerin marifetidir. Em­ peryal istlerin saldırı ve harp ava ntürizm i siyaseti yürüttükleri önemli böl­ gelerden biri de Güney-Batı Asyadır, Uzak-Ooğudur. SEATO ve ANZOS, Birleşik Amerika ile Japonya arası nda bağlanan sözümona a ntlaşma, Büyük Okyanus ve Hint Okyanusu'nun güney-batı kısmı n ı n Amerikan s,ilôhlı kuvvetlerinin gerçek işgaliyle ta mamlanıyor. Bütün bu sistem, her­ şeyden önce, Asya'daki sosyalist ülkelere, bu bölgeni n ulusal kurtuluş hareketlerine, askeri bloklara g irmeyen tarafsız devletlere yöneltilmiştir. Amerikan emperyalistleri Çin Halk Cumh u riyeti'nin ayrı l maz bir parçası olan Tayvan adasın ı n işga l i n i uzatıyor, Çin'in Bi rleşmiş Mil letlerdeki kanuni hakları n ı n tanınmasına engel oluyorlar. Amerikan em peryalistleri, Kore Demokratik Halk Cum h u riyeti'ne karşı silôhlı provokasyonlarına ve Güney Kore'nin 'Oskeri işgaline devam ediyor, özgürlük ve ülkenin birleştirilmesi için savaşan güCıeri ezerek keyfi h areketlerde bulunuyorlar. Amerikan emperyalistleri laos'a saldırı ha reketlerinde bulunuyor, Kamboçya'ya karşı provokasyonlar yapıyor, Tayland'da (Siyamda) güclü askeri üsler kurup genişletiyorlar. Amerikan em peryalistleri, birleşme ve bağ ımsız ekonomik i lerleme tutumundan vazgeçmesi için Hindistan'a devam l ı baskı yapıyor­ lar. Emperya listler, Engonezya'da yüzbinlerce komünistin ve diğer demok­ ratın i mhası ile sonuçlanan halk aleyhtarı hükumet devirmesini destekledi­ ler. Endonezya'daki gerici çevreler, kanlı teröre devam ediyorlar. Bu da, Endonezya devri mini n bütün ürünlerin i n yok edilmesine yol açmakta ve ülkenin bağ ı msızl ığını tehdit etmektedir. Afrika'n ı n birçok ülkelerinde emperyalizmin aktifliği artmıştır. Emper­ yalizm, kurtuluş savaşının gelişmesini durdurmaya, bu kıtada mevzilerini koruyup sağlamlaştırmaya çal ı şıyor. ingiltere, Fransa, Birleşik Amerika, Batı Almanya, Japonya emperyalistleri, Afrika'yı, ekonomik, politik, ideolo­ jik alanlarda nüfuzları altına a l ı p köleleştirmek için neo-kolonyalist metod­ lar kullanıyorlar. Emperyalizm, plônlarını gerçekleştirebilmek içi n her çareye başvuruyor. Kongo'da (Kinşasa) silôh l ı müdahalelerde bulunuyor, Gana'da ve diğer bazı ülkelerde gerici hükumet darbeleri yaptırıyor, Nijer­ ya'yı parçalama a macı n ı güden entri kala r çevi riyor, Güney Afrika Cum­ h uriyerinde ve Güney Rodezya'da faşist ı rkçı rejimieri ve halk düşmanı gerici güruhları siyasal ve askeri bakı mdan destekliyor, devletlerarası an­ laşmazlıkları ve kabilelerarası düşmanlığı körüklüyor, ekonomik baskılarda buluyor, tekelleri yaygınlaştı rıyor. Portekiz sömürgecileri siltih gücüyle ve NATO yardımına dayanarak işgal ettikleri toprakları korumaya çabalı­ yorlar. Amerikan emperyalizmi, Lôtin Amerika ülkelerinin politik, ideolojik ve kültürel hayatına karışma ve ekonomilerine sızma hareketlerini artı rıyor. Amerikan emperyalizmi, gerici güCıerle a nlaşarak, diğer ulusların Küba'nın örneğini izlemelerine engel olma politikası yürütüyor. Amerikan emperya­ l izmi ekonomik ve gerçek politik bağı msızlık elde etmeye yönelen her adıma karşı geliyor. 489


Bu amaçla, Amerika emperyalizmi, «I lerleme için Birlik» adlı planı i leri sürmüş ve yeni ve maskelenmiş üstünlük elde etme metodlarına başvur­ muştur. Amerikan emperyalizmi bu politi kasını gerçekleştirmek için Ame­ rika Devletleri Orgütü'nü ve Amerikalılararası Askeri Birliği kullanıyor, sözümona «Amerikalılararası Barış Gücleri»ni kurmak üzere çabalar h a r­ cıyor, Domi nik Cumhuriyeti'nde ve Panama'da yaptığı gibi, her Latin Amerika ü l kesinde askeri karışma hakkına sahip olmak için çalışıyor. Ame­ rikan emperyalistleri sık sık askeri hükumet darbeleri yolu ile gerici d i kta­ törlükleri destekliyerek iktidara geti riyor, sendika hareketinde bozguncu faaliyetlerin i artırıyor, askeri g üclerde ve polis kuvvetleri nde etkileri n i genişletiyor, ulusal harekete karşı g irişilen baskı ted birlerini destekliyor. Amerikan emperya listleri, bazı Latin Amerika ül kelerindeki geri lla hare­ ketlerine karşı ya pılan askeri harekata doğrudan doğ ruya katılıyorlar. Ne va r ki, bütün bunlara rağmen Amerikan emperyalizminin siyaseti büyük güçlüklerle karşı laşıyor. Amerikan emperya l izmi gerici rejimieri istikra ra kavuşturamıyor, bütün hükumetieri «Ameri kalılara rası Barış Gücleri» kur­ maya razı edemiyor. «I lerleme Için Birlik» ise başarı sızlığa uğramıştır. Oteki emperyalist devletler, özel likle Batı Almanya ve Japonya, kıtada yerleşmek için aynı şekilde çaba harcıyorlar. Dünya barışını, halkların g üven liğini ve ulusal bağımsızlığını tehdit eden emperyalist sald ı rı politikası. kapitalist ül kelerdeki işçi sınıfı, köylüler, gençlik, öğrenciler, politik tutum ve görüşlerine bakı lmaksızın en gen i ş yığ ınlar tarafından gittikçe o rtan bir d i renişle korşılaşıyor. Birleşik Ame­ rika'nın saldırısına karşı yürütülen güclü protesto hareketi, tüm Amerikan emperyal izmi n i n ve onu destekleyen h ükumetierin politikasına karşı de­ mokrat g üclerin savaşçı eylemlerin i kuvvetlendiriyor. Viyetnam halkının kahramanca savaşı, Japonya'da ve Asyo'nın diğer ülkelerinde Birleşik Amerika'nın askeri üsleri nin kaldırılması ve bu ü l keleri Pentagon siyasetine bağlayan a ntlaşmaların bozulması uğrundaki hare­ ketin genişlemesine yol açmıştır. Hatta saldırı n ı n doğduğu Bi rleş i k Ame­ rika'nın merkeıinde bile, harbe ve militarizme karşı yığınsal savaşçı bir hareket meydana gelmiştir. Batı Avrupa'da saldırgan NATO blokuno karşı, devletler arasındci i l iş­ kilerin normalleşmesi ve işbirliğinin gel işmesi uğrunda, Avrupa'nın güven­ liğini garanti ..pltına olma hareketi gittikçe daha geniş halk tabakalarını sa rıyor. Batı Almanya'da do i ntikamcı l ı k ve militarizme karşı aktif çıkış­ Iarda bulunan g ücler artıyor. Amerikan askeri üsleri n i n bulunduğu ü l ke­ lerde ise, bu sal d ı rı dayanakla rı n ı n kaldı rı lması istekleri gittikçe daha yüksek sesle ortaya konuyor. Lôtin Amerika ulusları, Amerikan emperyal izmin i n zulmüne ve iç işlerine kustahça karışmasına karşı savaşıyorlar. Işçi grevleri, köylülerin, öğrencile­ rin ve d iğer tabakaların hareketleri, bütün kıtada, geniş halk yığınları n ı n, Birleşi k Amerika'n ı n diktasına ve askeri planlarına karşı d i renme hareke490


tini genişlettiklerini gösteriyor. Bazı ülkelerde devrimci g üCıer, oligarşiye ve em peryal izme karşı silahlı savaşa başvuruyorlar. Halkları n milli hisleri ve ekonomi k güçlükler, bazı hükumetieri emper­ yalizme karşı önem l i tedbirler a lmaya bile zorlayabilir: sosyal ist ülkelerle, bu a rada Küba'y/a ilişkiler kurmak ve bu i li şki/eri geniş/etmek eği l i m i n i n nedeni d e budur. Komünist v e i ş ç i partileri, demokratik v e anti-emperyO/ist savaşın başı nda i lerliyorlar. Bu partiler, gerici g üruhun baskı/ a rı n a rağ­ men, halk yığ ı nlarının isteklerini yerine getirmek ve devrimci değişimler yapılmasını sağ lamak için fedakarca, yıl madan savaşıyorlar. Asya ve Afrika hal klarının u/usal kurtuluş hareketinin hızlanması sonu­ cunda bu kıta/a rda emperyalizmin mevzilerine kuvvetli bir darbe i ndiri l ­ miştir. Bu ul uslar, büyük g üçl üklere rağ men, söm ürgecil iğe v e yeni-sömür­ gecil iğe karşı savaşa devam ediyor ve böylelikle a nti-emperyal ist ortak ha rekete katkıda bulunuyorlar. Son on yılın olayları, Amerikan emperyalizminin dünya çapında bir istis­ mareı, dünya jandarması ve kurtuluş hareketlerinin uzlaşmaz düşmanı olduğunu apaçık ortaya koydu.

Amerikan tekelleri, pekçok ü l kenin ekonomiferine sızıp yatırımlarını artı­ rıyor ve ekonomi leri n i n kilit noktalarını kontrolleri altına a lıyorlar. Batı Alman emperyal izmi, ekonomi k gücünü artırarak harp mekanizma­ sını güCıendiriyor, atom silahına el uzatıyor ve Batı Avrupa'da hegemon bir devlet ol maya çalışıyor. Bati Alman emperyalizmi silahsızl a n maya ve uluslara rası gerginliğin gevşetilmesine yol açacak bütün tedbirlere karşı geliyor, Asya, Afrika ve Latin Amerika ü lkelerine karşı yeni-sömü rgecil i k v e yayılma siyaseti güdüyor. Britanya emperyalizmi zayıflamış olmasına rağmen, Ingiltere, başlıca emperyal ist devletlerden biri olmakta devam ediyor, yeni-sömürgecil i k metodlariyle, hatta bazan doğrudan doğruya silahlı karışma yoluyle, Afrika, Asya, Ka rai p denizi ve Yakın Doğudaki mevzi leri n i korumaya çalışıyor. Japon emperyal izmi kuvvetleniyor, özellikle Asya'da yayıl ıyor. Japonya'da m i l itarizm yeniden başkaldı rıyor. Amerikan emperya l izmiyle bi rçok bağl a rı olan Japon yönetici çevreleri, ü lkeyi, gerçekte Birleşik Amerika'nın Viyet­ n a m halkına karşı yürüttüğü harbı n silah depolarından biri haline getir­ diler, Kore halkına karş ı yapılan entrikalara katıldırlar. Fransız emperyalizmi dünya ekonomisi ve siyasetindeki mevzilerin i koru­ yup sağlamlaştırmaya çalışıyor, vurucu nükleer güc kurmaya inatla devam ediyor, silahsızlanmaya yardım edebilecek tedbirlere katıl mayı reddetiyor. Fransız em perya l izmi, Guadelup, Martinik, Reünyon ve bazı Afrika ve Okyanusya ül keleri n i n halkları üzerindeki sömürgeci egemenliğini korayor, onların m ukadderatla rı n ı tayin etme ve kendi işlerini kendileri yönetme hakkını tanımak istemiyor, eski sömürgelerinde a rtoka l a n etkileri n i kulla­ narak ve söm ü rgeci l i k siyasetinde yeni metodla r uygulıyorak, özell i kle, Afrika'da a ktif faa liyette bulunuyor. 491


ıtalyan tekelci kapitalini n yayıl ması da hızlanıyor. Çeşitli em peryalist devletler a rasında ve bütün kapitalist dünyada eko­ nomik gelişme dengesizliği artıyor. Emperyalist devletler ve kapitalist tekeller arasında etki alanı sağlama uğrundaki savaşla ilgili Marksizm-leninizm öğretisi tezinin doğruluğunu hayat ıspat ediyor. Sanayi ve ticaret alanındaki rekabet derinleşiyor, finans ve döviz harbi genişliyor. Batı Avrupa'da ve bu arada ..Ortak Pazar»da rekabet şiddetleniyor. Avrupa'n ı n kapitalist ülkeleriyle Amerika Birleşik Devletleri a rasındaki rekabet de hızlanıyor. Pazarları genişletme ve en çok kar sağlama uğrundaki savaşa Japon emperyalizmi de a ktif olara k katıl ıyor. Emperyalist devletler arası ndaki çelişkiler yalnız ekonomi alanında de­ ğildir. NATO ciddi bir buhran geçiriyor. Asya'da kurulmuş olan SENTO ve S EATO gibi saldırganlık bloklarında çatlak l ı klar belirmiştir. Batı Av­ rupa, kapitalist ülkeler arasında bir a nlaşmazlık alanı haline gelmiştir. Bu da, dünya emperyalist sistemini zayıflatıyor ve Amerikan em peryalizminin hegemonya pıanlarını altüst ediyor. Em peryalist ülkelerin yönetici çevrelerinde, bir ucu harbe uzanan en aşırı tedbirlerin alınmasına bel bağl ıyan aşırı harpçi g ruplarla, sınıf güc­ leri arasındaki yeni ora n ı ve sosyalist ül kelerin gücünün artışını hesaba katan, uluslararası sorunlara daha realistçe yanaşan ve değişik düzenli devletlerin barış içinde yanyana yaşamaları prensibiyle bu sorunları çöz­ meye eğili m gösterenler arasındaki çelişkiler keskinleşiyor. Bazı ül kelerin yönetici çevrelerinde, Avrupa'da harp sonucunda ve harpten sonraki ge­ l işme sırasında meydana gelen reel durumu gözönünde bulundurmak ge­ rektiğini a nlayanlar, Alman Demokratik Cum hu riyetiIni tanımanın kaçınıl­ mazlığını idrak etmeye başlıyorlar. Amerika Birleşik Devletleri'nin baskısına rağmen bazı devletler, Viyetnam Demokratik Cumhuriyeti'ni ve Çin Halk Cumhuriyeti'ni tanımış bulunuyorlar. Komünist ve işçi partileri, işçi sınıfı ve a nti-emperyalist gücler, m uhalif kam ptaki bütün çelişkileri gözönünde bulunduruyor, derinleştirmiye ve bunlardan barış ve ilerleme çıkarına yararlanmaya uğraşıyorlar. Emperyalist devletlerin her biri kendi özel a maçları peşinde koşuyor. Böyle olmakla beraber, hepsi de dünya emperyalizm sistemi zincirinin birer halkasıdır. iki sistem arasındaki savaşın koşullarına, bilimsel-teknolojik devrimin isteklerine uymaya çalışan çağdaş em peryalizm bazı yeni nitelikler kazanı­ yor, tekelci-devletçi karakteri kuvvetleniyor. Emperyalizm, üretimle kapi­ talin tekelci konsantrasyonunun hızlandırıl ması, ulusal gelirin daha büyük kısmı n ı n devlet tarafından dağıtı lması, tekellere askeri siparişler verilmesi, sanayii ve bilimsel a raştırmaları geliştirme programlarının hükCımetçe finansmanı, ülke çapında ekonomik gelişme programları n ı n hazırlanması, birleşme (entegrason) politikası ve yeni ka pita l ihracı gibi kaldıraçlardan gittikçe daha geniş ölçüde faydalanıyor. 492


Buna rağmen, işleri n, tekelci kapita l i n çıkarlarını gözeten ve bu kapi­ tali korumaya yöneltilen biçim ve ölçülerde devletçe ve tekelci bir anla­ yışla düzenlenmesi, kapitalist pazarda kendi liğinden (spontane olarak) doğan güclerin frenlenmesini sağlayamaz. Hemen hemen hiçbir kapitalist devlet, ekonomisi nde önemli peryodik istikrarsızl ı k ve düşüşlerden kurtul­ mamıştır; ayrı ayrı ülkelerde sanayiin büyük bir h ızla geliştiği devrelerden hemen sonra, bu hızda bir alçalma, çoğu zaman da üretimde bir düşüş görülüyor. Kapitalist sistem a ğ ı r bir finans ve döviz buna l ı m ı içindedir. Bili msel-teknolojik devri m, i nsanlığa tabiatı değiştirmek, muazzam maddi zenginli kler yaratmak, insanın yaratıcıl ı k yeteneğ i n i geliştirmek için, şimdiye kadar görül memiş olanaklar açmıştır. Fakat bu olanaklardan herkesin yararına faydalanıl ması gerekirken, kapital izm, bil imsel ve tek­ nolojik devri mden, kôrını da ha da fazlalaştırmak ve emekçilerin sömürül­ mesini şiddetlendirmek i çin yararlanıyor. Bilimsel-teknolojik devrim, ekonominin topl umsallaştırılması sürecini hız­ landı rıyor. Bu da, tekellerin egemenliği koşul larında sosyal çel işkilerin da ha geniş ölçüler a l masına ve daha da keskinleşmesine yol açıyor. Kapi­ ta lizmin bütün eski çel işkileri keskinleştikten başka, yeni çel işkiler de doğuyor. Bunların başlıcası, bili msel-teknoloj i k devrimin sağladığı olağa­ nüstü olanaklarla, kapitalizmin bu olanaklardan bütün topl u m yararına faydalanılmasını önlemek için yükselttiği engeller arasındaki çelişkidir. Çünkü kapita lizm, bilimsel buluşların büyük bir kısmını askeri a maçlar için kullanmakta ve böylece ulusal servetleri çaçur etmektedir. Bu, üretim i n toplumsal karakteriyle, üretim düzen lenmesinin tekelci v e devletçi karak­ teri arasındaki çelişkidir. Bu, yalnız emekle kapital a rası ndaki çelişki nin değ i l, aynı zamanda ulusun pek büyük bir çoğunluğunun çıka rlarıyla finans oligarşişinin çıkarları arası ndaki çel işkinin derinleşmesidir. En gelişmiş kapitalist ül kelerde bile milyonlarca i nsan, işsizliğin, yok­ sullukları n ve ya rınlarına güvenememenin azabı içindedir. «Geli rlerde devrim» ve «sosyal ortaklık.. sloganlarına rağmen kapitalist sömürü şiddet­ leniyor. Ocretlerdeki artış, emek verimliliğinin, çalışma h ı z ve şiddeti n i n (entansifikasyon) a rtışı ndan ç o k geride kal ıyor v e tekel lerin k ô r artışıyla ölçülemiyecek kadar az oluyor. Küçük köylülerin durumları kötüleşmeye devam ediyor, orta tabakaların önemli bir kısmı n ı n yaşama koşulları daha da ağırlaşıyor. Kapitalist sistemin isti krarsızl ığı artmıştır. Bi rçok ül kede sosyal ve siya­ sal krizler patlak veriyor. Bu bunalımlar sırası nda geniş emekçi yığ ınları, derin ve kesin değişikliklerin zorunlu olduğu bilincine varıyor. 1 968 Haziranında, Fransa'da, komünistlerin öneml i bir rol oynadıkları ve emekçilerin değerli sonuçlar elde ettikleri güçlü g rev ha reketi bunun açık delil idir. Bir yandan işçi sın ıfı, aydınların ve öğrencilerin önemli bir k ı s­ miyle, öbür yandan de Gol rejimi ve tekellerin i ktidarı a rasında ciddi bir çatışma oldu ; bu çatışma demokrasi ve sosyalizm savaşına yeni olanaklar açtı. 493


ıtalya'da g rev savaşı n ı n ulusal çapta durmadan gelişmesi, büyük politik çatışmaların yaygın bir hal alması ve solcu güCıerin seçimlerde elde ettik­ leri başarılar, orta n ı n solu politikasını ciddi olarak sarsmıştır. Oysaki ege­ men sı nıflar bu politika sayesinde kapital izmi istikrara kavuşturacaklarını sanmıştır. Ispanya'da yığınları n savaşı, olağanüstü tedbi rlere başvurmak zorunda kalan faşist Franko diktatorasını gittikçe zayıflatıyor; baskıya rağmen savaş gelişiyor ve topl umun yeni yeni tabakaları, geniş sosyal çevreler anti-faşist muhalefetin saflarına g i riyorlar. Ingiltere'de, Işçi Partisi hükümeti nin saldırısına uğrayan sendikaları ve g rev hakkını savu nmak üzere yapılan pol itik grevleri de kapsayan önemli bir sınıf savaşı gelişiyor. Japonya'da, Meksika'da, Brezilya'da, Arjantin'de, Alman Federal Cum ­ h uriyeti'nde, Urugvay'da, Belçika'da, Portekiz'de, Şili 'de, H indistan'da, Pakistan'da, Türkiye'de, daha başka ülkelerde ve Batı Berlin'de emekçile­ rin, öğrencilerin ve diğer topl um tabakala rı n ı n sınıf savaşları, g revleri ve daha başka aksiyonlar şiddetleniyor. Demokratik hareketin gelişmesi, Ja­ ponya dahil, bir sıra ülkelerdeki seçimlerde komünistlerin ve diğer i lerici güCıerin başarıları nda da kendini gösteriyor. H indistan'ın bazı eyaletle­ rinde komünistleri de içine alan demokratik cephe hüku metieri kuru l muş­ tur. Finlandiya'da hükumete komünistler katılmış bulunuyor. Kapitalist dünyadaki bunalımın derinliği, dünya emperyalizminin baş­ l ıca dayanağı Birleşik Amerika'da yer alan yığı n savaşının gelişmesinde apaçık yansıyor. Zenci getolarında ı rk ayı rımına, sefalete, açlığa ve polis z ulmüne karşı ayaklanma dalgası kobarıyor. Onlarca Amerikan şehri ordu ve pol isle a mo nsız çarpışma a lanlarına çevri lmiş, bi rçok kurban verilmiş ve binlerce zenci tutuklanm ıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nde çoğu zaman, hükumetin baskı ve tehdit­ lerine ve gerici sendika liderleri nin engellemelerine rağmen, ekonomik istekleri n yerine getirilmesi için çetin g revler ya pıl ıyor. Sendikala rda sıra­ dan üyelerin ve ilerici güclerin faaliyeti a rtıyor. Geniş emekçi tabakaları Viyetnam savaşına karşı çıkışlarda bulunuyorlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde aydınlar, serbest meslek sahi pleri ve dindar çevreler sosyal protesto ve barış ha reketleri ne gittikçe daha faal kotıl ı yorlar. Gençlik, hele zenci ve beyaz üniversitel iler, Viyetnam sava­ şına, askere alınmaya, ırk ayırımıno ve tekellerin üniversiteler üzerindeki kontrollerine karşı çeşitli biçi mlerde, azimle savaşıyorlar. Gericiler buna, toplu m faal iyetçi leri ne karşı suikastler terti pleyerek cevap veriyorla r, bas­ kıları artıyor, zorbalıkları çok geniş ölçüler alıyor. Onlü «Amerikan yaşayış tarzı .. bütün dünyada gözden düşüyor. Tekelci burjuvazi, her yerde, mevcut düzen devrim yoluyle değişmeden de emekçilerin elde etmek istedikleri şeylere kavuşabilecekleri hayal ini yaymaya çabalıyor. Kapitalizm, sömürücü ve saldırgan özünü gizlemek i çin, «hal k kapitalizmi.., «genel refah devleti .., «bolluk toplumu .. v.b. gibi 494


avunma yol l u fiki rlere başvuruyor. Devri mci işçi hareketi bu aldatıcı fikir­ erin i ç yüzünü açığa vurarak, bunlara karşı kesinlikle savaşıyor. Böylece le emperya lizm ideolojisindeki buna l ı m ı derinleştiriyor; halk yığınları da ıitti kçe bu ideolojiden yüz çeviriyor. i nsanlığın ne vicdanı, ne de aklı em perya l izmin cürümleriyle bağdaşa­ nıyor. On m ilyonlarca i nsanın hayatına mal olan her i k i dünya savaşının .orum/ usu da emperyal izmdir. Emperyalizm muazzam bir savaş maki nesi 'aratmıştır. Si/ôh/anma ya rışına hız vererek, onlarca yıl önceden yeni silôh­ a r i môlini plônlıyor; dünyayı, ateşinde yüz milyonlarca insanın can vere­ :eğ i, ülkelerin baştan başa harap olacağı termonükleer savaşla tehdit !diyor. Politik terör ve ölüm kampları rejimi olan faşizmi em peryal izm doğur­ nuştur. Yapabildiği her yerde, emperya l izm, demokratik hak ve hürriyet­ ere hücum ediyor, i nsan onurunu çiğniyor ve ı rkçıl ı k tohumları saçıyor. Yüz mi lyonlarca insanın katlan ma k zorunda kaldığı yoksukluk ve ıstırap­ an emperyalizm sorumluçlur. Asya, Afrika ve Lôti n Amerika ül kelerinde ;ok geniş yığı nları n yoksulluk, hastalıklar, cehalet içinde ve i lkel toplumsal l işkilerde yaşamalarının, etn i k g rupların yok olmaya mahkum durumda )ulunmalarının başlıca suçlusu em perya lizmdir. Sosyal gelişme süreci, beden ve akıı emeği işçi lerinin, çeşitli toplu m abakalarının, ulusların v e ü l kelerin hayati çıkarla riyle emperyalizmin ;atışmaya girdiği n i gösteriyor. Gittikçe daha geniş emekçi yığınları, top­ umsal gücler ve tüm halklar emperyal izmin karşısına dikiliyorfar. Emperyalizmin insanlığı daha ağır fe/ôketlere sürükliyebilecek cônice ıareketlerine son vermek için, işçi sınıfı, demokratik ve devrimci güc/er, lOlklar birleşerek ortaklaşa hareket etmelidirler. Işçi sınıfına ve barış, lemokrasi, ulusal bağımsızlık ve sosyalizm uğrunda savaşmakta olan bütün mli-emperyalist güc/ere düşen görev, saldırgan/ara gem vurmak ve insan­ ığı emperyalizmden kurtarmaktır.

ii Dünya sosyalist sistemi, emperyalizme karşı savaşta çözümleyici bir ıüetür. Her çeşit kurtuluş savaşı, boşta Sovyetler Birfiği olmak üzere dünya .osyalist sistem inin şahsı nda, yeri n i hiç bir şeyin dolduramıyaeağı bir des­ ek bulmaktadır. Büyük Oktobr Sosya l ist Devri mi, SSCB'de sosyalizmin :uruluşu, Ikinci Dünya Savaşında faşizmin ve Japon m i l itarizminin boz­ juna uğratıl ması, Çin'de, Avrupa ve Asya'nın birçok ü l kelerinde devrim i n :aferi, Ameri ka'da i l k sosyalist devletin, Küba Cumhuriyetinin kuruluşu, : 4 devleti kapsayan dünya sosya list sisteminin doğuşu ve gelişmesi, bütün lünya üzerinde sosyalizmin esinleyiei etkisi, tarihsel i lerfemeni n hızlan ma­ .ını sağlayan koşulları yarattı, i leri hareketin ve sosyalizmin bütün dünyada :afer ulaşması için yeni ufuklar açtı. Sosya lizm , insanlığa, emperyalizmden kurtulma perspektifleri n i gösterdi. 495


üretim araçlarında toplumsal m ü l kiyete ve emekçilerin egemenliğine daya­ nan yeni sosyal düzen; ekonominin plan l ı ve bunalı msız olara k halk yara­ rına gelişmesini, emekçilerin sosyal ve siyasal hakların ı n güvence altına alı nmasını, gerçek demokrasiyi uygulamak üzere toplum yönetimine geniş halk yığınları n ı n gerçekten katılması için koşu llar yaratı l masını, kişiliğin her yönden gel işmesini, u lusların hak eşitliğini ve a raları nda dostluğu sağ­ lıyobilecek gücted ir. Insa n l ı k önünde d uran temel sorunları yalnız sosya l izmin çözebileceği hayatta ıspat edilmiştir. Dünya sosyal ist sisteminin, anti-em peryal ist güCıerin ortak dôvasına kat­ kısı, ekonomik gücünün büyümesiyle belirlenir. Kapitalist devletler ekono­ m isinin temposunu aşan sosyal ist sistemdeki ül kelerin halk ekonomisinin h ızla gel işmesi, bilimsel-teknolojik ilerlemenin birçok kol l a rı nda sosya liz­ min ön saflara ÇıkıŞı, uzay yolunun Sovyetler Birliği tarafından açılışı, sos­ yal ist ü lke halkları n ı n yaratıcı emeğ i n i n bütün bu reel sonuçları, barış, demokrasi ve sosyalizm güCıerinin emperyal izmden üstün olmalarına büyük ölçüde yard ı m etmekted ir. Sosya list dünya bugün öyle bir gel işim aşamasına ulaşmıştır ki, yeni d üzende mevcut m uazzam yedek g üçlerin hemen hemen tümünü kullanma olanağı ortaya çıkmıştır. Gelişimi artık yeni bir sosyal yapıya dayanan ve olgun bir sosyal ist top­ l u m u n ihtiyaçlarına uyan kusursuz ekonomi ve politika şekil lerinin hazır­ lanması ve uygulanması, bunları n kullanmasını daha da kolaylaştırmakta­ d ı r. Sosyalizmin kuruluşu ve m ü kemmel leştirilmesi, işçi sınıfı tarafı ndan esinlenen ve yöneti len geniş halk yığ ınlarının desteğine, işe katıl masına ve gi rişimine dayanmaktadır. Komünist partisi, tüm sosyal ist topl umun öncüsü olara k eylemlerde bulunmaktadır. Emekçilerin gittikçe artan politik aktifl iği, onlara ait toplumsal örgütlerin girişkenl iklerinin gel işmesi, kişisel hakları n genişlemesi, bürokratizm bel i rtilerine karşı amansız m ücadele, sosyal ist demokrasinin çok yönlü gelişmesi, sosya l izm g üCıerini k uvvetlen­ d i rmekte, bütün halkı n irade ve eylem birliğine ya rd ı m etmektedi r. Sosya list demokrasinin m ü kemmel leşti ri lmesi, üretici g üCıerin kalkınması, politik ve kültürel i lerleme, i nsani ve manevi değerlerin üstünlüğü, bütün dünya emekçileri üzerinde sosya l izmin etkisini artı rmakta, dünya çapında önemi olan emperya lizme karşı savaşta sosyalizmin mevzilerini sağ lam­ laştırmaktadır. Pratik göstermiştir ki. sosyalist dönüşüm ve yeni toplumun kurulması, karmaşık ve uzun bir sü reçti r. Yeni d üzenin yarattığ ı ölçüsüz olanaklardan yara rlanma, i ktidarda bulunan kom ünist ve işçi partilerine, onların sosya­ list gelişme soru n larını Marksist-Leninist açıdan çözebil melerine bağ lıdır. Ekonominin ve toplum hayatı n ı n çeşitli alanlarında bilimin uygulanması, bilimsel-teknolojik devrimin sağladığı olanaklardon ekonom i k gelişmeyi hızlandırma ve topl umun bütün üyelerinin ihtiyaçları nı karşı lama alanla­ rında alabildiğine faydalanılması, bütün bunlar, mülkiyetin sosyal ist nite496


liği. üretimin plônlı şekilde örgütlenmesi. ekonominin güdümüne ve yöne­ tilmine beden ve akıı emeği işçilerinin a ktif olara k katıl maları sayesinde olabiliyor. Kapitalizmle sosyalizm arasındaki tari hsel yarışmanın başlıca alanları ndan biri olan bili msel-teknoloji k devrim i n alabildiğine yayg ı n­ laştırılması. sosyalist toplumun gelişmesinde öneml i bir koşuldur. Sosyalist dünya. dünya çapı nda yürütülen sınıf savaşı n ı n ayrı lmaz bir parçasıdır. Sosyalizmin düşmanları sosyal ist devlet egemenliğini temeli n ­ den yıkma. topl umun sosyalist temeller üzerinden yeni baştan kurulmasını engelleme ve kendi egemenl i klerini geri getirme yeltenişlerine devam edi­ yorlar. Işçi sınıfiyle onun komünist öncüleri nin yönettiği geniş halk yığ ınlarına dayanan sosyalist devletin zorunlu bir görevi. bu çeşit yeltenişlere kesin olarak karşı koymaktı r. Sosyalizmi savunm a k komünistlerin 'enternasyonal borcudur. Her sosyalist ülkenin ayrı ayrı güCıenip gelişmesi. bütün dünya sosya list sisteminin ilerlemesi için öneml i bir şprttır. Halk ekonomisinin başariyle gelişmesi ve toplumsal ilişkilerin mükemmel leşti ri lmesi. her sosyalist ülke­ nin çok yönlü ilerlemesi. halkların çıkarı n ı karşıladığı kadar. sosyalizmin ortak dôvasına da yarar. Sosyal ist ülkelerdeki komünist ve işçi partilerin i n en önemli ödevlerinden biri . bu ülkeler arasında çok yönlü işbirliğini geliştirmek ve bilimsel-tekno­ lojik i1erlemede her iki sistem a rası ndaki ekonom i k ya rışmanın en önemli yönlerinde yeni başarılar sağlamaktır. Bu yarışma. her iki sistem arasındaki savaşın güCıenmesi koşullar içinde. sosyalist devletlerin ortak çıkar ve amaçları n ı politikaları n ı n temeli olan Marksizm-leninizm prensiplerin i kıla­ vuz edinen sosya list sistemin. ulusal çıkarlara en küçük bir zarar vermeksi­ zin. ayrı ayrı her ülkenin ve tüm olarak dünya sosyalist sistemin kalkınma­ larını sağl ıyarak. uluslararası sosyalist iş bölümüne ve a ralarında gönüllü kooperatifleşmeye gitgide daha fazla daya nmasını gerektirmektedir. Dünya sosyal ist sistemi. durmadan a rtan ekonomik ve savunma gücüne dayanarak. emperyalizmin önüne set çekiyor ve karşı-devrim i hracı olanak­ larını sınırlandı rıyor. enternasyonal borcunu yerine geti rerek. özgürlüğü ve bağımsızlığı uğ runda savaşan halklara g ittikçe daha fazla yardı mlarda bulunuyor. barışı ve uluslararası güvenliği sağlamlaştırıyor. NATO saldır­ ganlık bloku var oldukça Varşova Antlaşması. em peryalist devletlerin askeri saldırılarına karşı sosyalist ülkelerin güvenliğ ini ve barışı sağlamada önemli bir rol oynamaya devam edecektir. Sosyalizmin başarıları . dünya olayların ı n gidişine etkisi. emperyalist saldırganlıklara karşı savaşının etkili olması. önemli derecede. sosyalist ülkelerin birlik oluşuna bağlıdır. Sosyalist ülkelerin eylem birliği, bütün a nti-emperyalist güclerin birleşmelerinde önemli bi r etkendir. U luslararası yeni tip ilişkilerin kurulması, sosyalist devletler a rasındaki ka rdeşçe birliğin gelişmesi karmaşık bir tarihsel süreçtir. Sosyalist devri min zaferinden sonra, genel kanunlara dayanılarak yürütülen sosyalizm kuru32

497


culuğu birçok ülkelerde tarihsel konkre koşullar ve ulusal özell i kler göz önünde tutularak çeşitli biçimlerde gelişiyor. Bu sürecin başarıyla gelişmesi, proleter enternasyonalizmi, karşılıklı yar­ dım ve dayanışma, hakta eşitl ik, başına buyrukluk, birbirinin iç işlerine karışmama prensiplerine sıkı sıkıya uymayı gerektirmektedir. Sosyalizmin karakterinde kapitalizminkine özgü çel işkiler yoktur. Sosya­ list ülkeler a rası nda, ulusal özel liklerine bağlı ekonomik gelişme düzey­ lerin in, sosyal yapı larının, uluslara rası durumları n ı n farklı olması yüzünden şu veya bu ayrılıklar beli rdiği zaman, bunlar, proleter enternasyonalizmine dayanılarak, yoldaşça i nceleme, gönül lü ve ka rdeşçe işbirliği yoluyla başa­ riyle çözümlenebilir ve çözümlenmelidir. Bu farklar, sosyal ist devletlerin emperyalizme karşı cephe birliğini bozmamal ıdır. Komünistler dünya sosyalist sisteminin gelişmesindeki zorlukları görüyor­ lar. Ne var ki, sosyalist s istem, bu sisteme giren ülkelerin sosyal-ekonomik kuruluşların ı n aynı, temel çıkar ve amaçlarının ortak oluşuna dayanmak­ tadır. Bu birlik ve ortaklık, mevcut güçlüklerin aşılması, sosyal i st sistem birl iğinin Marksizm-leninizm ve proleter enternasyonalizmi prensiplerine daya narak gelecekte daha da kuvvetlendirilmesi için sağlam bir garantidir. Son o/ay/ann da yeniden doğru/adı ğı gibi, kapitalizmin kalesindeki işçi sınıfı. devrimci savaşın. bütün demokratik. anti-emperyalist hareketin baş­ hca itici ve seferber edici gücüdür.

çağımızın bugünkü aşamasının karakteristik özelliği şudur: işçi sınıfı, geniş emekçi yığ ınları, yalnız ekonomik durumları n ı n iyileştirilmesi i çin değil. aynı zamanda politik istekleri uğrunda yürüttükleri savaşı hızlandır­ maktadıriar. Emekçiler öz çıkarlarını savunurken, aynı zamanda, sosyal haklar ve demokratik özgürlük için de savaşıyorlar. Istekleri. gittikçe a rtan bir kuv­ vetle, doğrudan doğruya tekelci kapitalizmin egemenlik sistemine ve siya­ sal egemenliğine yönelmiştir. Geniş emekçi yığınlarının, i nsanın sömürül­ mesine dayanan ekonomik ve toplumsal düzeni kökünden değiştirme azim­ leri kuvvetlenmektedi r. Işçi sınıfı n ı n bi rçok kapitalist ülkelerdeki zorlu savaşları tekel egemenl iğini sa rsmakta. kapitalist toplumun istikra rsızlık ve çelişkilerini a rtırmaktadır. Bu savaşlar. köklü toplumsal dönüşümlere. sosyalist devrime. işçi sınıfının. diğer emekçi tabakalariyle birlikte egemen­ l iklerini kurmaya yolaçacak yeni sınıf savaşlarının müjdecisidir. Son zamanlarda sınıf savaşları. neo-kapitalizm ve reformizden yana olanların yaydıkları hayallere ağır bir darbe indirdi. Marksizm-leninizmin temel hükümlerinin doğruluğunu ortaya koydu. Komünist ve işçi partileri, sağ ve «sOı,. oportünistlerden farklı olarak, köklü ekonomik ve sosyal istek­ ler ve ileri bir demokrasi için yürütülen savaşı. sosyal izm uğrundaki savaşa karşı çıkarmıyor. tersine, bunun bir parçası sayıyorlar. Tekellere. bunların ekonomik ağalı klarına ve siyasal egemenli klerine karşı yürütülen savaşla gerçekleştirilecek olan köklü demokratik dönüşümler. sosyalizmin zorunlu olduğununun daha geniş kitlelerce a nlaşılmasına yardım edecektir. 498


Meydana gelen yeni durumda işçi sınıfı birliğinin kaçınılmazlığı daha açık seçik görülür hale geldi. Olaylar ve işçi hareketinin savaşlarda şi mdiye kadar edindiği tecrübeler, komünist ve işçi partilerin i n - bugün de değişmez ödevleri olan - opor­ tünizmi şiddetle eleştirmeleri, reformist görüşlerdeki buna l ı m ı artırmaktadır. Sosyal-demokratların saflarında, yönetmenleri arasında da yansıyan bir ayırışım olmaktadır. önderlerinden kimisi tekelci kapita l i ve emperyalizmi savunmaktadır. Bazıları da, emekçilerin , ekonomik ve sosyal alanlardaki, barış ve ilerleme savaşı meseJelerindeki istekJerine uyma eğilimindedir. Işçi sınıfının birliğine büyük bir önem veren komünistler, bugün demok­ ratik ileri bir düzen, gelecekte de sosyalist bir toplum kurmak için, sosya­ l istler ve sosyal-demokratlarla işbirliği yapmak istiyorlar. Bu işbirliğini ger­ çekleştirmek için ellerinden gelen herşeyi yapacaklardır. Toplumun yeni ­ lenmesinde çıkarı o l a n diğer demokratik parti v e örgütlerle d e işbirliği yapılmasını savunuyorlar. Elbette ki, bu yolda ilerleyebilmek için, sosya­ l izmden yana olan sosyalist partilerin ve diğer siyasal örgütlerin, burj uvazi ile sınıf ortaklığı politikalarında n kesin olarak vazgeçmeleri, barış, demok­ rasi ve sosyalizm uğrunda etkili bir savaş politikası yürütmeleri şarttır. Emekçilerin en yığı nsal örgütü olan sendikalar, tekellere karşı savaşta önemli bir rol oynamaktadır. Kapitalist ülkelerde sendika hareketi parça­ lanmamış olsaydı, bunların rolleri daha da büyük olabilirdi. Kimi sendika l iderlerinin, ulusal ve uluslara rası çapta çeşitli yönelimi i sendikaların eylemlerini birleştirme yolunda engeller çıkarmalarına rağmen, son yıl­ larda sendika hareketinde birleşmeye doğru eğilim artmıştır. Komüni stler, her ül kede olduğ u gibi uluslararası alanda da sendikaların birliği için sebatla savaşıyorlar. Bütün işçi partileri n i n ve sendika örgütleri n i n eylem birliğini savunan komünistlerin tuttuğu yol gittikçe daha çok destekleniyor. Birliğe doğru bu g idiş, anti-emperyal ist savaşta işçi hareketin i n olanakları n ı artırıyor, şim­ diye kadar örgütlenmemi ş olan ya da burjuva partilerinin peşinden giden bir kısım proleterlerin işçi hareketine girmeleri için i mkanlar sağlıyor. Işçi sınıfın ı n birliğe kavuşmasını a maç edinen komünistler, siyasal ve ideorojik eylemlerini iyileştireceklerdir. Finans kapita l i n egemenliği ve tekelci devletlerin uyg uladığı ..tarı m programı», küçük ve orta halli köylülerin büyük bir kesimini yıkıma götürü­ yor. Son zamanlarda küçük ve orta halli köylüler, bu tedbirlere karşı artan bir direnme gösteriyor, şehir emekçilerinin de desteklediği yığınsal aksiyon­ lar yapıyorlar. Işçi-köylü birliğinin sağlamlaşması, tekellere ve tekel ege­ menliğine karşı yürütülen savaşın başarısı için gerekli başlıca koşullardan biridir. Büyük kapital, şehi rlerdeki orta tabaka çoğunlunun hayati çıkarlarını çiğniyor. Bunun için orta tabaka halktan geniş yığınlar, aralarında birlik olmamasına ve burjuva ideolojisine bir eğ ilim göstermelerine rağmen, kendi çıkarları ve ortak demokratik istekler uğrunda savaşa gi riyorlar. Bun32·

499


ların a rasında, işçi sınıfiyle eylem birliğinin hayati önemi gittikçe daha iyi anlaşılıyor. Çağımızda bilim doğrudan doğruya bir üretim gücüne dönüşüyor, ücretli işçilerin safları çok sayıda aydı nlarlo dol uyor. Aydın ların sosyal çıkarları işçi sınıfınınkiyle birleşip kaynaşıyor, yaratıcılık istekleri ise, kôrı her şey­ den üstün tutan tekel sahiplerin i n çıkarıyla çarpışıyor. Çeşitli aydın grup­ ları n ı n durumları nda önem li ayrı l ı klar bulunmasına rağmen, gittikçe büyü­ yen kesimi tekellerle ve hükümetin emperyalist politikasiyle çatışıyor. Burjuva ideolojisindeki bunal ı m ve sosyalizmin çekici gücü, aydınların a nti­ emperyalist savaşa gi rmelerini kolaylaştı rıyor. Beden ve akıı emeği işçile­ rinin birliği, barış, demokrasi, sosyal ilerleme, üretimin, kültür ve haber­ leşme kuruluşlarının demokratik yolla denetlenmesi, öğreti min halk yara­ rı na geliştirilmesi uğrundaki savaşta gittikçe daha önemli bir güc halini alıyor. Köylülerin, şehir orta tabakasının ve aydınların çıkarının işçi sınıfının­ kine yaklaşması ve a ralarında a rtan işbirliği, tekel egemenliğinin sosyal temel ini daraltıyor, iç çelişikliklerini keskinleştiriyor ve geniş halk yığın­ larının tekellere, emperyalizme karşı savaşa hazır olması n ı kolaylaştırıyor. Batı Avrupa'da, Amerika'da, Japonya'da, Türkiye ve daha başka ülke­ lerde artan öğrenci sayısı ve bunları n güclenen siyasal eylemleri toplumsa l hayatın öneml i bir etkeni haline gelmiştir. Gençliğin eylemleri, çağdaş burjuva toplumundaki derin bunalımı yan­ sıtıyor. Emekçiler, özellikle, aşırı bir sömürüye tôbi tutulan ve kapitalizmde kendisi için bir gelecek görmeyen işçi gençlik, sınıf savaşına daha canla başla katıl ıyor, sendikalara, komünist partisine ve diğer demokratik örgüt­ Iere giriyor. Geniş öğrenci yığ ı nları, yalnız geri öğretim düzeninin yeter­ sizliklerine karşı, öz örgütlerine kavuşma ve merkez öğ retim yönetimine faal olarak katı lma hakları için değil, aynı zamanda, egemenlik süren sı nıfların politikasına karşı da çıkışıarda bulunuyor. Viyetnam halkının savaşından ve emperyalizme karşı yürütülen diğer kahramanca savaş örneklerinden esinlenen ve sayı ları gittikçe a rtan gençler, emperyalizme karşı, demokrasi, barış ve sosyalizm uğ runda yapılan büyük halk hareket­ lerine katılıyorlar. Komünistler gençlik hareketinin gelişmesine büyük bir değer veriyor, bu h a rekete canla başla katılıyor. Gençler arasında bilimsel sosyalizm fikir­ lerini yayıyor, gençliği etkileyebilecek çeşitli sözde devrimci fikirlerin tehli­ kesini gözler önüne seriyor, emperyalizme karşı savaşta, çıkarlarını savun­ mada, doğru yolu bulmalarına yardım ediyor. Gençlik önünde, yalnız işçi hareketiyle ve onun komünist öncüleriyle sıkı bağlar kurmak suretiyle gerçekten devrimci ufuklar açılabilir. Çağım ızın önemli bir özelliği de, a nti-em peryalist harekete, özel likle barış savaşına kadı nların yığınlar halinde katılmasıdır. Bu, Viyetnam'daki Amerikan saldırganlığına karşı yapılan yığınsal çıkışlarda en parlak bi­ çimde görülmektedir. O retimde ve başka iş alanları nda çalışan kadın l a rın 500


sayısı artıyor. siyasal bilinçleri yükseliyor. sosyal ve ekonomik haklar uğrunda yürüttükleri savaş yaygınlaşıyor. Kadınlar. emeklerin i n ödenme­ sinde her türlü ayırım yapılmasına son verilmesi. vatandaşlık haklarında tom eşitlik. a nnel i k haklarının savunulması için tedbirler a l ı n ması n ı istiyor­ lar. Işçilerin ve demokratik güclerin savaşına gittikçe daha aktif olarak katı l ıyor. sendikalardaki sayıları artıyor. Eşit haklı olarak faaliyetlerine katıldıkları komünist partileri. kadınları n isteklerin i azimle destekliyor. bağ ı m l ı l ı ktan kurtulmalarına yardım ediyor. onlara genel demokratik hare­ ketin önemli bir unsuru gözüyle bakıyorlar. Kadınlara tom eşit haklar tanıyan ve bu hakları nı güvence altına olon sosyalist ülkelerin örneği. kapitalist dünyadaki kadınların savaşını daha do çekici bir hale getirmiş bulunuyor. Birçok kapitalist ül kede sosyal çelişi k l i klerin büyük ölçüde keskinleşmesi sonucunda. devrimci işçi hareketinin. tekel lere ve em peryal istlere karşı yürüttüğü savaşın temeli üzerinde. dine i na nanlarlo birlik kurma olanak­ ları yaratılmıştır. Katolik kilisesi ve diğer çeşitli dinler ideolojik bir bunalım içindedir. Bu bunalım. onların yüzyıllar boyunca kurulmuş görüş ve yapı­ larını temelinden sarsıyor. Kimi ülkelerde komünistlerle geniş demokratik katolik yığınlar ve başka dinlerden i nsanlar a rası nda eylem birliği gelişi­ yor; aralarında harp ve barış. kapitalizm ve sosyalizm. yeni-sömürgec i l i k v e gel işen ülkeler sorunları gibi konular üzerinde diyaloglar yapılıyor. Emperyalizme karşı. demokrasi ve sosyal izm uğrunda eylem birliği. onların a rasında da a ktüel bir önem kazanmıştır. Komünistlerin konısı nco. işte bu yolla - yan i geniş temaslar kurma ve ortak eylemler yoluyla - dine inanmış yığınlar. anti-emperyalist savaşta ve köklü sosyal dönüşümlerde aktif birer güc haline gelmektedirler. Bel irli bir ülkenin ekonomisinde tekellerin rolünü öneml i derecede kısıt­ lıyacak. büyük kapita l i n egemenliğine son verecek ve sosyalizm uğrundaki savaşın sürdürül mesine en elverişli olanakları sağ l ıyacak köklü siyasal ve ekonom i k dönüşümlere yol açacak bir siyasal birlikte bütün demokratik akım ları birleştirmek için elverişl i koşullar tekellere ve emperyalizme karşı eylem birliği yapılması sırasında yaratı lı r. Bu demokratik birliğin başlıca gücü işçi sınıfıdır. Yuka rıda gösteri len amaca erişilmesine. her şeyden önce. işçi sınıfının ve geniş halk tabakaları n ı n türlü biçimlerde yapacağı güclü yığı nsal çıkışlar yardım edecektir. Parlamento faaliyetin i n bütün ola­ naklarından yararlanan komünistler. demokrasi ve sosyalizm uğrundaki savaşta en önemli koşulun. işçi sınıfı n ı n ve bütün emekçileri n yığınsa l hare­ ketini yaygınlaştırmak olduğunu belirtirler. Sömürgecilik düzenin i n çöküşü. emperyalizmin mevzilerini öneml i dere­ cede zayıflotmıştır. Son on yil içinde. dünya devrim sürecinde. Asya, Afrika ve Ldtin Amerika halklarının yürüttüğü anti-emperyalist hareketin rolü büyümeye devam etmiştir. Kimi ülkelerde bu hareket a nti-kapitalist bir öz

kazan mıştır. Asya ve Afrika ülkelerinden çoğunda u lusal kurtuluş hareketi yeni bir 501


aşamaya g i rmiştir. Bu bölgelerde çok sayıda ulusal devletler doğmuş, bun­ lar dünyan ı n siyasal yapısında önemli bir değişiklik meydana getirmiş ve güCıer oranının emperyalizm zararına değişmesine yardım etmişlerdir. Eski sömürgeci i m paratorluklar hemen hemen ta mamiyle ortadan kalkmıştır. Sömürgeci devletleri n elindeki son bölgelerden biri , Afrikanın güney kısmıdır. Orasının kurtuluşu, Afrika'nın ve barış davası n ı n geleceği için son derecede önemlidir. Angola, Moza mbik, G i ne-Bisau, Zimbabve, Namibya ve Güney Afrika halklarının yürüttüğü silahlı savaşlar, emperyalistlerce desteklenen faşist ve ı rkcı reji m iere ağır darbeler i ndiriyor, Afrika devri m i önünde yeni, geniş zafer ufukları açıyor. Arap kurtuluş hareketi, dünya emperyalizm ine karşı savaşta büyük bir rol oynuyor, O rta Doğu ve Afrika'daki bütün a nti-emperyalist harekete olumlu bir etki yapıyor. Arap halklarının emperyal izme ve ısrail saldırısına karşı savaşı, dünyadaki özgürlük ve sosya l izm gücleri nin uluslararası em­ peryalizme karşı yürüttüğü ortak savaşın b i r parçasıdır. Strateji k bakımdan önemli olan ve zen g i n petrol kaynaklarına sahip bulunan bu bölgede ulusal kurtuluş hareketlerin i n büyümesi ve halkların so�al alanda ilerlemeleri, emperyalistlerde ve petrol tekellerinde derin bir kin uyandı rıyor. Onlar bu hareket karşısında entrikalar çeviriyor, komplolar kuruyor, harpler çıkarıyor ve türlü saldırılara geçiyor/ar. Bu hareketlere karşı koymak, komploları suya düşürmek, kazanılan bütün başarıları korunmak için köklü sosyal ekonomik dönüşümler yapmak, ulusal i lerici cepheler meydana getirmek, geniş yığınlara ve ul usal ilerici güclere demokratik özgürlükler tanımak lazımdır. Ve bunların önemi pek büyüktür. Kurtuluşa kavuşmuş ülkelerde sosyal bir ayrışım gelişiyor. Bir yanda işçi sın ıfı, köylüler, diğer demokratik güCıer, bu arada yurtsever küçük burjuva tabakalariyla, öte yanda emperyalistler, gerici iç gücler ve ulusal burju­ vazin i n em peryal istlerle uyuşma yolunu seçen unsurları arasında çatışma şiddetleniyor. Bir sıra genç devletlerde işçi sınıfın ı n sosyal rolü ve siyasal aktifliği art­ m ı ştır. Asya ve Afrika ülkeleri n i n genç proletaryasiyle, sosyalist ülkelerin, kapitalist devletlerin işçi sınıfı arasındaki uluslararası bağ lar gittikçe kuv­ vetleniyor. Emekçi köylüler büyük devrimci olanaklara sahiptir. Onlar, emperya­ lizme karşı, halkların ulusal kurtuluşları ve genç devletlerin bağımsızlıkla­ rının sağlamlaşması uğrundaki savaşlara faal olara k katıl ıyorlar. Komü­ nistler, köylü yığınları arasındaki faaliyetlerini artırıyor, onlar arasında proleter ideolojisini yayıyor. Siyasal egemenliği, bağımsızlığı sağlam laştırma ve savunma ödevi n i n yanısıra, bağ ı msız Asya v e Afrika devletlerinin çoğunda, ekonomik geri kalmışlığı gidermek, bağımsız ulusal bir ekonomi ve kendi sanayilerini kur­ mak, halkın yaşama düzeyin i yükseltmek, toplumsal gelişmenin başlıca sorunları haline gelmiştir.


Bu sorunları n çözümlenmesi, köklü sosyal-ekonomik dön üş ümlerin ve emekçi köyl üler yararına bu köylülerin katılması i l e demokratik tarımsal reformların yapılması nı, tarihe karışmış derebeylik ve derebeylik-öncesi ilişkilerin ortadan kaldı rı lması nı, yabancı tekellerin nüfuzunun k ı rı l ması nı, toplumsal ve siyasal hayatın, devlet cihazın ı n köklü olara k demokratikleş­ tirilmesini, ulusal kültürün yeniden canlandı rılıp i lerici geleneklerin i n ge­ \ işti rilmesi ni, devrimci partilerin güclülenti rilmesi n i ve böyleleri nin bulun­ madığı yerlerde kurulmalarını gerektirmektedir. Şimdi bu devletlerdeki aktüel toplumsal gelişme sorunları, yalnız kendi halklariyle yeni-sömü rgeci l i k a rasında amansız savaşı değ il, aynı zamanda iç sosyal çatışmaları da kapsıyor. Asya ve Afrika'daki bağı msız ü l keler için sosyalist ülkelerle dostluk i lişkileri ve etkili bir işbirliği kurma nın önemi büyüktür. Kurtulan ül kelerde, çağımızdaki devrim koşullarının etkisiyle, i lerici sos­ yal gelişme alanlarında kendine özgü biçimler belirdi, devrimci demokratik g ücleri n rolü büyüdü. Genç devletlerden bazıları kapitalist ol mayan bir yola gi rmiş bulunuyor. Bu yol eski sömü rgecil ikten m i ras kalma geri liği yok edebilecek ve sosyal ist gelişmeye geçebilmeyi sağlayacak koşul lar yaratmaktadır. Bu ü lkelerde sosyalizme yönelme, büyük güçlükler ve i mti­ hanIardan geçerek kendisine yol açmaktadır. Onlar, emperyal izme ve yen i ­ söm ü rgecil iğe karşı amonsız bir savaş yürütmektedirIer. Kapita list gelişme yolunu seçen ü l keler, önlerine çıkan bell ibaşlı prob­ lem lerden hiçbirini çözemediler. Halkın g ünden güne artan hoşnutsuzluğu ile karşılaşan bu ülkelerdeki gerici i ç g ücler, em peryal izmden gördükleri destekle, demokratik özg ürlüklere karşı saldı rıya geçiyor, birçok hallerde de yığ ınların demokrasi ve yurtseverl i k hareketlerini kıyasıya bastı rıyorlar. i rtica, ul usal, etnik, dinsel ayrı l ı kları körükl üyor, kabi leler ve ayrı dil grup­ ları a rasında anlaşmazl ı klar çıkarıyor, bu suretle bu ülkelerin elde ettikleri bağı msızlı ğ ı teh l ikeye düşürüyor. Emperyal izm, özellikle ilerici rejimii ü l kelere düşmanca davranıyor. Bu memleketleri, seçtikleri yoldan saptı rmak a maciyle, oralardaki partileri yozlaştırmaya, kültür kurumlarını, yığı nsal haberleşme araçlarını etkileri altında bulu ndurmaya çabal ıyor. Karşı-devrimci ha reketler organize edi­ yor, devlet dairelerinde ve ordudaki gerici unsurları destekliyor, yurtsever­ ler araslııa düşmanlık tohu m ları saçmak a maciyle anti-komünizmden ya­ ra rlanmaya çalışıyor. Ulusal gelişme ve sosyal i lerleme sorunları n ı çözebilmek, yeni-sömü rge­ ciliğin sızmasına etkili su rette karşı koyabil mek içi n, halk yığınlarını aktif­ leştirmek, proletarya ile köyl ü leri n rol ü n ü artırmak, emekçi gençliği, üni­ versite öğrenci lerini, aydınları, şehi rlerdeki orta tabakaları, ordudaki demokratik çevreleri, bütün yurtsever i lerici gücleri birleştirmek ıôzı mdır. Kom ünist ve işçi partileri işte bu birleşmeyi sağlamak için çalışıyorlar. Komünistler, halkla rın ı n özgü rlüğünü, ulusal bağı msızlı ğ ı nı ve sosyal ist yarı nlarını savunuyorlar. Onlar, bili msel sosyalizm ideleri nin yayıcıları, 503


ul usal kurtuluş hareketi nin öncü savaşçı larıdı r. Bu hareketin çıkarlarıarı ve yakın bir zamanda kurtulmuş olan halkların sosyal i lerlemeleri, komünist partileriyle diğer yurtsever ve ilerici güCıer arasında sıkı bir işbirliğini ge­ rektiriyor. Komünizm düşmanlığı, komünistlerin baskı altında tutul ması, halkları n ul usal ve sosyal kurtuluşlarının zararınadır. Ldtin Amerika ülkelerinden çoğu, daha geçen yüzyı l ı n başlarında bağı m ­ s ı z devletler olmuşlardır. Genel olarak u z u n bir kapitalist gelişme yolunda yürümüşlerdir. Şimdi oralarda, savaş sürecinde, sayıca bir hayli kalabal ı k şehi r v e köy proletaryası biçimlenip büyümekte v e kuvvetlenmektedir. Bütün Lôtin Amerika ülkelerinde komünist partileri faaliyettedi r. Lôtin Amerika halkla rı, bu kıtayı kendi stratej i k cephe gerisi sayan, ba­ ğ ımlı bir durum a sokan ortak sömürücüleri ve baş belô ları Amerikan em peryalizmine karşı savaşıyorlar. Bu halklardan bazıları hôlô sömürge esa retine karşı mücadele ediyor. Gerçek ul usal egemenlik ve ekonomik bağımsızlık uğrunda yürütülen savaş, kapitalist sömürüye, her şeyden önce de yabancı ve yerli tekellere ve büyük toprak ağaları n a karşı veri len savaşla birleşmiştir. Birçok ülkede derebeylik ka l ı ntıları ve topraksız köylüler vardır. Bunlar, kıtanın gelişme­ si nde pek olumsuz etkiler yapan zalim diktatörlüklere karşı, demokratik istekler uğrunda savaşlar yürütülüyor. Küba devrimi, Lôtin Amerika'da emperya l izm zulmünün zi ncirlerini par­ çaladı ve Amerika kıtasında i l k sosyalist devletin kurulmasiyle sonuçlandı. Böylelikle, bu kıtada tarihsel bir dönüm yaptı ve devrim hareketini yeni bir aşamaya yükseltti . Şimdi, dünyanın bu bölgesinde savaşçı demokratik ve a nti-em peryal ist ha reketler, sosyal izme yol açan devrimsel süreçler geli­ şiyor. Lôtin Amerika proletaryası, komünist ve işçi parti leri, anti-em peryalist harekette g ittikçe daha önem l i bir rol oynuyorlar. Işçi sınıfın ı n varlığı ve faaliyeti, bu hareketin ileri doğru gelişmesinin sağlam bir güvencesidir. Geniş halk yığ ı nları n ı n ekonomik ve siyasal istekleri ve devrimci amaçları uğrundaki savaşları çeşitli biçimlerde cereyan ediyor. Halk hareketi, Lôtin Amerika'da, emperyal izmin saldırganlığına ve iç gericilere karşı savaşa savaşa i leri doğru hamleler yapıyor. Bazı ülkede silôhlı savaş yol undan yararlanılıyor. Savaşlar sürdürülürken işçi sınıfı n ı n sa'!aş gücü artıyor, köy­ lüler bilinçleniyor, köylü halk yığınları ayaklanıyor. Böylece işçi ve köylü birliğinin temelleri atılıyor. Geniş halk yığınları, öğrenciler, ilerici aydınlar, şehir halkının orta sını­ fından sayısız çevreler proletarya ile birlikte eylemlerde bulunuyor. Gerici rejimiere karşı ortak eylemler ve a nti-em peryal ist birlik, gittikçe büyük bir güc kazanıyor. Sömürücülüğe, geniş halk yığınlarının yoksulluğuna ve em peryalizm boyunduruğuna karşı savaş alevlendikçe, ilerici istekler, dindar çevrelerin ilerici kesimlerinde de yankılar uyandırıyor. Bazı ülkelerdeki silôhlı kuvvet­ ler arasında yurtsever, demokratik eği l im l er gelişiyor. 504


Sosyalist sistemle işçi ve ulusal kurtuluş hareketleri a rasındaki birli ğ i n kuvvetlenmesi, a nti-emperyal ist savaşın gelişmesi i ç i n s o n derecede önem­ lidir.

iii Dünyadaki çağdaş sosyal ve siyasal d urum, emperyalizme karşı g üdülen savaşın yeni bir aşamaya yükseltilmesine elverişlidir. Emperyal izme karşı h ücumu daha da g üCıendi rerek kesin bir üstünlük sağ lanabilir, emperya­ lizmin saldırganlık ve harp siyaseti yenilgiye uğ ratılabi l i r. Bu da bütün kıtalarda konkre ve pratik tedbirler a l ı n masını gerektiri r; böylece demok­ ratik ve ilerici g üclere ve insanlığı endişelendiren öneml i sorunların, yani barış ve halkların güvenliği sorunlarının çözülmesiyle i l g i lenen herkesin önünde ayd ı n ufuklar açılabi l i r. Toplantıda temsil edilen komünist ve işçi partileri, kendi tarihsel sorum­ luluklannı takdir ederek dünyadaki bütün komünistleri, emperyalizme karşı, banş, özgürlük ve ilerleme uğrunda savaşmaya hazIT olan herkesi eylem birliğini çağlflr.

Eylem birliğinin birinci a macı, kahraman Viyetnam halkını her bakımdan desteklemektir. Danışma Toplantısı, barış ve ul usal bağı msızl ı k işine can­ dan bağ l ı herkesi, Ameri kan emperyalizminin m üdahale ordularını Viyet­ nam'dan geri çekmeye, bu ülkenin iç işlerine karışmaya son vermeye ve Viyetnam halkın ı n kendi sorunlarını kendi başına çözümleme hakkına saygı göstermeye zorlamak için savaşı şiddetlendirmeye çağ ırır. Viyetna m yurtseverlerinin kesin zaferinin, emperya listlerin d i kta v e keyfi hareket poli­ tikasına karşı savaşan halkların durumunun kuvvetlenmesi nde büyük bir önemi vardır. Bu zaferi yaklaştırmak için sosyalist sistemdeki bütün dev­ letlerin birbi rleriyle uyuşan tedbirler alması, bütün komünist ve işçi parti­ lerinin, bütün i lerici partilerin ve yığı nsal demokratik örgütlerin, ayrıca özgürlük ve barışı seven tüm güclerin ortak gayretlerde bulunması gerekir. Toplantı, Güney Viyetnam Cumhuriyeti Geçici Devrimci Hükümeti n i n kurul­ masını selômlar ve bunu Viyetnam halkı n ı n kahramanlıklarla dolu kurtuluş savaşının öneml i bir aşaması olara k karşılar. Toplantı, Güney Viyetnam Ulusal Kurtuluş Cephesince teklif edilen on madde esasına dayanıldığı tak­ d i rde başarılı olması tamamen mümkün Paris görüşmeleri n i n bu şekilde sonuçla nması uğrunda savaşmaya çağ ı rır. Anti-emperyalist güc/erin ortak eylemler zincirinin esaslı bir halkası, eskiden olduğu gibi şimdi de harp tehlikesine, halklan bugün de yığmsa l imha ile tehdit eden dünya nükleer harbine karşı ve bütün dünya banşı uğrunda yürütülen savaştır. Sosyalist ülkelerin, uluslara rası işçi sınıfının,

ulusal kurtuluş hareketi nin, bütün barışsever devletleri n, sosyal örgütlerin ve yığ ı n ha reketleri nin bi rleşik gayretleri sayesinde d ünya harbi önlene­ bilir. Banşın savunulması, ayn ayn sosyal kuruluşlan olan devletlerin barış içinde birlikte yaşamalannı emperyalist/ere kabul ettirmek yolundaki sa­ vaşla sıkı sıkıya bağlıdır. Barış içinde yanyana yaşamak, egemenlik, eşitl i k, 505


küçük yada büyük her devletin toprak dokunulmazlığı. başka ülkelerin iç işlerine karışmama. bütün halkların kendi sosyal. ekonomik ve siyasal kuru­ l uşların ı kendi leri n i n serbestçe seçmeleri hakkına saygı ve çözülmemiş uluslararası sorunların siyaset yoluyle. görüşmelerle çözülmesi prensiple· rine saygı gösterilmesini gerektirir. Barış içinde yanyana yaşama siyaseti. gelişmekte olon ülkelerin ekono· mik ve sosyal meselelerinin olumlu bir şekilde çözülmesi ne yardım eder. Barış içinde yanyana yaşama siyaseti. ezilmiş halkların. kendi k u rtuluş savaşlarında gerekli gördükleri - silôhlı yada silôhsız - yolu seçme hak­ lariyle bir çelişme teşkil etmediği gibi. gerici rejimieri şu yada bu şekilde desteklemek de değildir. Bütün halkları n. emperyal ist saldırısından silôhla korunmaya ve b u ôdil i şte başka halklar tarafından desteklenmeye hakları olduğu da şüphesizdir. Bu. halkların ortak a nti-emperyal ist savaşının bir kısmıdır. Barış içinde yanyana yaşama siyaseti. emperyal i stlerin kendi i ç çeli şme­ lerini uluslara rası gerginliği a rtırma ve harp ocakları yakma yollariyle çözme denemelerine engel olur. Bu siyaset. sosyal ve siyasal statükonun korunması yada ideoloji k savaşın zayıflaması demek değildir. Bu siyaset. emperya lizme karşı güdülen sınıf mücadelesinin ulusal ve ul uslararası ölçüde gelişmesine yardım eder. Kapitalist ül kelerdeki emekçilerin ve komünist pa rtilerinin öz. daimi ve münakaşa götürmez hak ve ödevi. tekel­ lerin ve tekel egemenliğinin ortadan kaldırılması. gerçek demokratik reji­ min kurulması ve her ne pahasına olursa olsun sosyal ist egemenliğin kurul­ ması uğ runda sebatlı bir sınıf savaşı gütmektir. Dünyadaki bütün komü­ nistler bu haklı savaşı desteklerler. Barış içi nde yanyana yaşama siyasetinin gerçekleştirilmesi için gerekli koşul lardan bi ri de. emperyalizme karşı yığı nsal eylemlerdir. Harp kun­ dakçılarına. gericilere ve silôh ima l eden tekellere karşı yöneltilen bu siya­ set. baskı ve sömürünün bütün şekillerine karşı güdülen devrimci savaşına genel çıkarlarına uygundur. Bu siyaset. bütün halklar arası ndaki dostluğun sağlamlaşmasına. sosyal kuruluşları biribiri nden farklı ülkeler arasında verimli bir ekonomik. bilimsel. teknoloj i k v.b. işbirliği n i n sosyal ilerleme yararına gelişmesine yardım eder. Komünistler. emperyalist çevrelerin güttüğü u luslara rası gerginliği şid­ detlendirme siyasetine ve bu çevrelerin soğu k harp günlerine dönme dene­ melerine karşı savaşmayı ödev bilirler. Komünistler halkların en aktüel ve en kuvvetli isteklerinden biri olan gerginliğin azaltılması i steğinden yana­ dır/ar. Barışın korunması için en ôcil iş nükleer silôhların yayılmasını önlemek.

bu silôhları n yayılmamasiyle ilgili anlaşmayı hayata geçirmektir. Komünist­ ler bu anlaşmanın tastikinden yana olup. bunu nükleer silôhsızlanma ve nükleer silôh stoklarının imhası yolunda alınacak tedbi rler zinciri n i n bir halkası olara k kabul ederler. Nükleer silôhları n kanun dışı edilmesi. ayrıca nükleer silô h üretimi ne ve denemelerine son verilmesi de sağlanılmal ıdır. 506


Dünya n ı n ayrı ayrı yerlerinde nükleer silôhsız bölgeler yaratılmasının uluslararası havan ı n düzelmesi ve devletler a rasında karşılıklı güvenin sağ­ la mlaşmasında büyük bir pratik önemi olabil i r. Başlıca gayretleri nükleer si/ôhlann yasak edilmesine yöneltmek zorunludur. Nükleer enerji yalnız barışçı amaçlarla kullanılmalıdır.

Amerikan ordularının Viyetnam'da geniş ölçüde kulland ıkları bakteryo­ lojik ve kimyasal silôhların etkili bir şekilde yasak edilmesi uğ runda güdü­ len savaşı şiddetlendi rmek zorunludur. Halkların temel menfaatleri, m ilitarizmin bütün biçimlerine, özell ikle Birleşik Ameri ka'n ı n ve öbür emperyal ist devletlerin harp sanayii komplek­ sine karşı güdülen savaşın şiddetlendi rilmesi ni gerektirir. Bugün silôhlanma yarışının yuttuğu paran ı n emekçilerin yaşama şartları n ı n iyiliştirilmesine, sağl ı k ve eğitim işleri nin geliştirilmesine ve gelişen ül kelere yardım olarak harcanması için, bütün barışsever güCıeri, harp bütçelerinin esaslı bir şekilde kısılması ve etkili bir uluslararası kantrol altında bütün dünyada ' tam bir silôhsızlanmaya gidilmesi yolundaki savaşı şiddetlendirmeye çağı­ rırız. Barış uğrundaki savaşta, artok sorunları n yan ı başında, ayrı ayrı kıtalar ve bölgelerde güvenliğin sağlanmasiyle ilgili özel yada bölgesel bir mahi­ yeti olan çok öneml i meseleler de vardır. Birbirleriyle sıkı sıkıya bağl ı olan bu meselelerin çözülmesi, bütün komünistlerin, bütün a nti-emperyalist güclerin ve tüm halkların çıkarı ve isteği ne uygundur. Dünya barışı harp bloklarının ortadan kaldırılmasını gerektirir. Komünist ve işçi partileri, emperya list kuvvetler tarafından zorla kabul ettirilen askeri blokların ve başka devletlerin toprakları üzerinde yabancı askeri üslerin devletler arasında i şbirliğine engel olduğunu kabul etmişlerdir. Güvenli­ ğ i n tam garantisi ve bütün Avrupa ülkelerinini ilerleme şartlarından bi ri, Avrupa ülkeleri arasında eşit haklara saygıya ve bütün Avrupa ulusların ı n birleşik gayretlerine dayanan etkili bir güvenlik sisteminin kurulması olma­ l ı d ı r. Sosyalist ülkeler bu görüşle hareket ederek, NATO'nun ve Varşova Antlaşmasın ı n aynı zaman dağıtılmasını zaten teklif etmişlerdir. Toplantı, başta Birleşik Amerika, Alman Federal Cumh u riyeti ve Büyük Britanya olmak üzere, emperyalist devletlerin NATO'nun faal iyetin i daha d a genişletmek yolundaki kışkırtıcı çabalarını takbih eder. özellikle NATO'nun dağıtıl ması, bütün blokların, başka ülkelerin topraklarındaki bütün yabancı askeri üslerin dağıtıl ması ve sağlam bir kollektif güvenl i k sisteminin kurulması yolunda kesin bir a d ı m olabilir. Halklar, barışın yara­ rına uygun olarak, emperyalist devletlerden, nükleer silôh taşıyan bombar­ dıman uçakları n ı n yabancı tapraklar üzerinde uçmalarına son vermelerini, nükleer silôh taşıyan gemileri n ve denizaltıların yabancı limanlara g i rme­ lerini yasak etmeleri ni, herhangi bir cebri hareketten ve kuvvet kullanma tehdidinden vazgeçmelerini ister. Avrupa halklarının kaygı ve ümitlerinde birinci yeri alan mesele, Av­ rupa'da sağlam bir güvenliğin gerçekleştirilmesidir. Varşova Antlaşması 507


küçük yada büyük her devletin toprak dokunulmazlığı, başka ül kelerin iç işlerine karışmama, bütün halkları n kendi sosya l, ekonomi k ve siyasal kuru­ l uşlarını kendilerinin serbestçe seçmeleri hakkına saygı ve çözülmemiş ulusla ra rası sorunları n siyaset yoluyle, görüşmelerle çözülmesi prensiple· rine saygı gösterilmesini gerektirir. Barış içinde yanyana yaşama siyaseti, gelişmekte olan ülkelerin ekono­ m i k ve sosyal meselelerinin olum l u bir şeki lde çözül mesine yard ı m eder. Barış içinde yanyana yaşama siyaseti, ezilmiş halkların, kendi kurtuluş savaşlarında gerekli gördükleri - silôhlı yada silôhsız - yolu seçme hak­ l ariyle bir çelişme teşkil etmediği gibi, gerici rejimieri ş u yada bu şekilde desteklemek de değ ildir. Bütün halkların, emperyalist saldırısı ndan silôhla korunmaya ve bu ôdil işte başka halklar tarafı ndan desteklenmeye hakları olduğu d a şüphesizdir. Bu, halkların ortak a nti-emperyalist savaşının bir kısmıdır. Barış içinde yanyana yaşam a siyaseti, em peryal istlerin kendi iç çelişme­ leri ni uluslara rası gerginliği a rtırma ve harp ocakları yakma yollariyle çözme denemelerine engel olur. Bu siyaset, sosyal ve siyasal statükonun korunması yad a ideoloj i k savaşın zayıflaması demek değ i ldir. Bu siyaset, emperyalizme ka rşı g üd ülen sınıf m ücadelesinin ulusal ve uluslara rası ölçüde gelişmesine yardı m eder. Kapitalist ülkelerdeki emekçileri n ve komü nist pa rti lerinin öz, daimi ve müna kaşa götürmez hak ve ödevi, tekel­ lerin ve tekel egemenliğ inin ortadan kaldırı lması, gerçek demokratik reji­ min kurulması ve her ne pahasına olursa olsun sosya list egemenliğin kurul ­ ması uğrunda sebatlı bir sınıf savaşı gütmektir. Dünyadaki bütün komü­ nistler bu haklı savaşı desteklerler. Barış içinde ya nyan a yaşam a siyasetinin gerçekleştirilmesi için gerekli koşull a rd a n biri de, emperyalizme karşı yığınsal eylemlerdir. Harp kun­ dakçılarına, gericilere ve silôh imal eden tekellere karşı yöneltilen bu siya­ set, baskı ve söm ü rünün bütün şekil leri ne karşı güdülen devrimci savaşına genel çıkarlarına uygundur. Bu siyaset, bütün halklar a rasındaki dostluğun sağ lamlaşmasına, sosyal kuruluşla rı biribirinden farklı ülkeler a rasınd a verimli b i r ekonomik, bil imsel, teknolojik v.b. işbirliğinin sosyal ilerleme ya rarına gelişmesine yardı m eder. Komünistler, emperyalist çevreleri n güttüğü uluslara rası gerginliği şid­ detlendirme siyasetine ve bu çevrelerin soğ uk harp günlerine dönme dene­ melerine karşı savaşmayı ödev bil i rler. Komünistler halkların en a ktüel ve en kuvvetli isteklerinden biri olan gerginliğin azaltılması isteğinden yana­ dıriar. Bartşin korunması için en acil iş nükleer silôhlartn yayılmasını önlemek,

bu silôhları n yayıl mamasiyle ilgili a n laşmayı hayata geçirmektir. Komünist­ ler bu a nlaşmanın tastikinden yan a olup, bunu nükleer silô hsızlanma ve nükleer silôh stoklarının i mhası yolunda alınacak tedbirler zincirinin bir halkası olara k kabul ederler. Nükleer silôhları n kanun dışı edilmesi, ayrıca n ükleer silôh üretimine ve denemelerine son verilmesi de sağlanıl malıdır. 506


Dünyanın ayrı ayrı yerlerinde nükleer silôhsız bölgeler yaratılmasının uluslararası havan ı n düzelmesi ve devletler arasında karşılıklı güvenin sağ­ lamlaşmasında büyük bir pratik önemi olabilir. Başlıca gayretleri nükleer si/ôhlarm yasak edilmesine yöneltmek zorunludur. Nükleer enerji yalnız barışçı amaçlarla kullanılmaltdtr.

Amerikan ordularının Viyetnam' da geniş ölçüde kullandıkları bakteryo­ lojik ve kimyasal silôhları n etkili bi r şekilde yasak edilmesi uğrunda güdü­ len savaşı şiddetlendirmek zorunludur. Halkların temel menfaatleri, militarizmin bütün biçimlerine, özellikle Birleşik Amerika'nın ve öbür emperyalist devletlerin harp sanayii komplek­ sine karşı güdülen savaşın şiddetlendiri lmesi ni gerektirir. Bugün silôhlanma yarışının yuttuğu paranın emekçilerin yaşama şartları n ı n iyiliştirilmesine, sağ lık ve eğitim işlerinin geliştiril mesine ve gelişen ülkelere yardım olarak harcanması için, bütün barışsever gücleri, harp bütçelerinin esaslı bir şekilde kısılması ve etkili bir uluslararası kontrol altında bütün dünyada ' tam bir silôhsızlanmaya gidil mesi yolundaki savaşı şiddetlendi rmeye çağı­ rırız. Barış uğrundaki savaşta, ortak sorunların yanıbaşında, ayrı ayrı kıtalar ve bölgelerde güvenliğin sağlanmasiyle ilgili özel yada bölgesel bir mahi­ yeti olan çok önemli meseleler de vardır. B i rbirleriyle sıkı sıkıya bağl ı olan bu meseleleri n çözülmesi, bütün komünistlerin, bütün a nti-em peryalist güclerin ve tüm halkların çıkarı ve isteği ne uygundur. Dünya barışı harp blokla rının ortadan kaldırılmasını gerektirir. Komünist ve işçi partileri, emperya list kuvvetler tarafından zorla kabul ettirilen askeri blokların ve başka devletlerin toprakları üzerinde yabancı askeri üslerin devletler arasında işbirliğine engel olduğunu kabul etmişlerdir. Güvenli­ ğ i n tam gara ntisi ve bütün Avrupa ülkelerinini ilerleme şartlarından biri, Avrupa ül keleri arası nda eşit haklara saygıya ve bütün Avrupa uluslarının birleşik gayretlerine dayanan etkili bir güvenlik sisteminin kurulması olma­ l ıdır. Sosyalist ülkeler bu görüşle hareket ederek, NATO'nun ve Varşova Antlaşması n ı n aynı zaman dağıtılmasını zaten teklif etmişlerdir. Toplantı, başta Birleşik Amerika, Alman Federal Cumhuriyeti ve Büyük Britanya olmak üzere, em peryalist devletlerin NATO'nun faaliyetini daha da genişletmek yolundaki kışkırtıcı çabalarını takbih eder. Cheilikle NATO'nun dağıtılması, bütün blokların, başka ülkelerin topraklarındaki bütün yabancı askeri üslerin dağıtıl ması ve sağlam bir kollektif güvenlik sisteminin kurulması yolunda kesin bir adım olabilir. Halklar, barışın yara­ rına uygun olarak, emperyalist devletlerden, nükleer silô h taşıyan bombar­ dıman uçaklarının yabancı topraklar üzerinde uçmalarına son vermelerini, nükleer silôh taşıyan gemileri n ve deniza ltıların yabancı limanlara g i rme­ leri n i yasak etmeleri ni, herhangi bir cebri hareketten ve kuvvet kullanma tehdidinden vazgeçmelerin i ister. Avrupa halklarının kaygı ve ümitlerinde birinci yeri alan mesele, Av­ rupa'da sağlam bir güvenliğin gerçekleştirilmesidir. Varşova Antlaşması 507


ülkelerinin 1 966'da Bükreş'te ve 1 969'da Budapeşte'de ya pılan toplantıla­ riyle 1 967'de Karlovi Vari'de yapılan konferansta, Avrupa'da bir güvenlik sistemi kurmakla i l g i l i konkre bir faaliyet ve tedbirler programı hazırlan­ m ıştır. Avrupa'da halen mevcut sınırların, özellikle Oder-Nayse sınıriyle Alman Federal ve Alman Demokratik cumhuriyetleri a rasındaki sınırları n dokunul­ mazlığı, Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin ul uslararası alanda hukuki bakımdan tanınması, Batı Almanya'nın eline ne şekilde olursa olsun atom silôhı verilmemesi, Alman Federal Cumhuriyeti'nin bütün Almanya'yı tem­ s i l etme iddiaları ndan vazgeçmesi, Batı Berlin'in özel bi r siyasal bütün olara k tanı nması, M ü n i h d i ktasının başlangıçtan beri yürürlü kte olmama­ sının kabulü ve bütün yeni-nazi kurulları n ı n yasaklanmas ı için savaşm a k zoru nludur. Avrupa barışı ve g üvenliği Batı Alma nya'daki i ntikamcı kuvvet­ Iere gem vuru l masını, Avrupa halklarının kendi kıtalarında kendi leri n i n h ô k i m olmalarını, Birleşik Amerika'nın b u kıtanın iç işlerine karışmama­ sını, Avrupa devletleri arasında karşı lıklı menfaate dayanan ekonomik, bilimsel ve teknik işbirliği kurulmasını, ayrıca bu ü l keler arasındaki ger­ ginliğin gerçekten azalmasını ve karşı lıklı güvene dayanan ilişkilerin kurul­ masını gerektirir. Tarafsız devletlerin dokunulmazlığı prensiplerine mutlak surette saygı gösteri lmelidir. Bu devletler, gerginliğin azaltı lması ve barışın sağlanması ruhuyla hareket etme alanında bütün imkônlardan faydalanırlarsa, barış içinde yanyana yaşama siyasetine öneml i bir katkıda buluna bilirler. Bu yönlerin hepsinde büyük bir faal iyet göstermek gerekir. Avrupa'nın g üvenliği meselesine g i rişken l i k ruhuyle, konkre ve pratik tedbirlere varma gayesiyle yanaşılmalıdır. Bu barışçı g irişimlerin başında, büyük bir Avrupa halkları kongresi top­ lamak geli r. Bu kongre, bütün Avrupa devletleri arası nda bir danışma top­ lantısı yapılmasını kolaylaştırır ve buna hazırlık olur. Toplantı, dünya kamu oyunu, emperyalizmin saldın hareketlerinin de­ vamft hedefleri olan ülke ve halkları, yani Alman Demokratik Cumhuri­ yeti'ni, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni ve bütün Kore halkını faal bir şekilde desteklemeye davet eder. Toplantı, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Bir­

leşmiş M i l letler Teşkilôtındaki kanuni hakların ı n tanı n ması ve hôlen B i r­ leşik Amerika'nın askeri işga1i altında bulunan Formoza adası nın geri verilmesinden yanadır. Küba Cumhuriyeti'ni savunmak, Lôtin Amerika'daki ve bütün d ü nyadaki komünistlerle bütün diğer devrimci ve anti-emperya­ l ist g üCıerin ödevid ir. Biz komünistler, emperyalizmin bütün saldırga n l ı k hareketlerine, emper­ yal izmin ayrı ayrı yerlerde harp çıkarmasına ve dünyanın herhangi bir köşesinde ş u yada bu şeki lde müdahalelerde bulunmasına karşı eylem bir­ l iğ i ne çağırırıı. Emperyal izmin ve israil'in yönetici çevreleri n i n gütmeye devam ettikleri siyaset karşısında, israilli saldırganlar tarafından işgal edi­ len toprakları n geri veril mesini istiyen Arap halklarıyla dayanışma halinde 508


olduğumuzu bildiri riz. Bu, Yakın Doğu'da barışın ve siyasasal d üzenin, BMT G üvenlik Konseyi'nin 1 967 Kası m'ındaki kara rı n ı n tamamen hayata geçiril­ mesine dayanarak yeniden tesisinin acil ve m utlak şartıd ı r. Komünist/er, bağımsızlık ve u lusal egemenlikleri uğrunda, emperyal i st çevreleri n ve tekellerin bütün ekonomik ve siyasal hegemonyasından kur­ tuluş uğrunda, em peryalist devletler tarafından zorla kabul ettirilen askeri birlik ve bloklardan ayrılma uğrunda ve bu kıtalarda silô hlanma yarışını şiddetlendi rmek, gerginlik ocaklarını muhafaza etmek ve yenilerin i yarat­ m a k istiyen emperyal ist eğ ilimlere karşı, yabancı askeri üslerin kaldırılması ve halkların serbestçe gelişmesine yardım eden i lişkilerin kurulması için Asya, Afrika ve Lôtin Amerika halklarımn yürüttükleri savaşla dayamşma halinde olduklarmı teyit ederler. Dünyamızı sömürgeciliğin pisliğinden tamamen temizlemek, bunun en son ocaklarmı söndürmek, yeni ve maske altmda gizlenmiş şekilde yeniden doğmasına engel olmak çağımızm buyruğudur.

Bütün iyi niyet sahibi i nsanları ve tüm demokrasi taraftarlarını, sömür­ geciliğin artıklarını temizlemek üzere işbirliğine ve yeni-sömürgeciliğe karşı savaşa çağırırız. Biz, Angola, Mozambik, Gine-Risau, Zimbabve, Namibya ve Güney Afrika yurtseverlerini ve bütün ezilen halkları desteklemek için uluslara rası çapta kesin tedbirler a l ın masından yanayız. Zama nı mızın en öneml i sorunlarından biri olup, komünist ve işçi parti­ lerinin kamuoyunun dikkatini çektikleri ve çözümü için kesin olarak savaş­ tıkları mesel e, birçok ü l kelerin ve bazı kıtaların geri liğini, uzun bir sömür­ geci ve emperyalist egemenl iğinin doğurduğu geriliği ortadan kaldır­ maktır. Şimdi bu ülkelerin başlıca ödevi, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişme­ d i r, bu da yalnız emperya lizmden gerçekten kurtulmakla ve büyük demok­ ratik ve devrimci değişiklikler yapmakla m ü m kündür. B u meseleyi çözmek i çi n her ü l kenin bütün i lerici güclerini seferber edip birleştirmek, ayrıca bu ülkelerin kendi aralarında ve sosyalist ülkelerle karşılıklı çıkara daya­ nan ilişkil9rini geliştirmek zorunludur. Faşizm tehlikesine karşı savaşı güclendirmenin, faşist taraftarı provokas­ yonlara amansızca karşı koymamn zorunlu olduğuna inamyoruz. Emperya­

l izm buna l ı m ı n ı n şiddetlendiği, irtica ı n demokratik ve devrimci k uvvetleri ezmek i çi n kaba baskı usulleri uygulama gayretlerini a rttırdığı zaman­ larda faşizm faaliyeti ni artırır. Neo-faşizm Yunanistan i ktidarı ele geçir­ miştir. Ispanya'da aşırı sağcı lar faşist baskı usullerine dönmeye yelteniyor ve g üclü yığı n hareketini d u rdurmak için boş gayretler sarfediyorlar. Por­ tekiı'de halk hareketi nin baskısı altında bunal ı m geçiren faşizm, terörist siyasetini demagoji ve liberalizasyonla gizlemeye çalışıyor. Batı Al man­ ya'da yeni-naziler i ktidara geçme isteklerini açıktan açığa ilôn ettiler. Başka ülkelerde de yeni-faşist kuvvetler faaliyete geçiyorlar. Yeni-faşizm, gerici hükumet darbeleri teşkilatlandıran emperyalist isti hbarat servisle­ rinin faal iyetiyle birleşiyor. 509


Faşizmin bütün bu bel i rtileri, halk yığınlarının gittikçe büyüyen karşı­ koyması ile karşılaşıyor. Bu karşıkoymanın başa rılı ol ması için faşizme karşı olan bütün g üclerin birlikte ha reket etmesi, bundan başka tüm komünist ve işçi partilerinin, bütün ülkelerdeki demokratik ve i lerici hareketlerin uluslararası desteğinin kuvvetlendirilmesi gerekir.

Faşist rej i m iere karşı güdülen savaş, emperyalizme karşı ve demakratik özg ü rlükler uğrundaki hareketin önemli bir kısmıdır. Siyasal durumları, dünya görüşleri ve di nsel inançları ne olursa olsun, bütün demokratların ve özg ü rl ü k taraftarlarının ortak ödevi, Ispanya ve Portekiz hükumetieri, Yunanistan'da gerici albayla r cuntası, Lôtin Amerika'da askeri oligarşi klikleri gibi gericil ik ve faşizm ocaklarına, ayrıca Amerikan emperyal iz­ mine hizmet eden bütün zorbalık rej i mieri ne karşı savaşan ilerici u l usal g üclere gösterilen reel desteğ i daha da artırmaktır. Biz komü nistler, dünyadaki bütün namuslu i nsanları, yeniden, insanlık düşma m ideoloji/ere ve "kçdık faaliyetlere karşı yürütülen savaşta gayret­ lerimizi birleşti rmeye çağ ı rıyoruz. Birleşik Amerika'daki 25 milyonluk zenci topluluğuna barba rca zul med i lmesi, Güney Afri ka'da ve Rodezya'da ı rkçı terör, ısrail'in işgali altındaki toprı!ıklarda ve ısrail'de yoşıyon Ara pları n baskı altı nda tutu lması, ı rkçı ve milliyetçi ayı rım yapılması, gerici kapitalist gücler tarafından alevlendirilen ve yığınları siyasal alanda şaşırtmak için yararlanılan siyonizm ve yahudi aleyhta rl ığı gibi çağ ı m ızın en yüzkızartıcı olayla rına karşı geniş bir protesto hareketine geçmeye çağı rı rız. Emperyal izm, halkları birbirinden ayırmak ve kendi egemenliğini devam ettirmek amacıyla ı rkçılıkton faydalanıyor. Geniş halk yığınları ı rkçı lığı takbi h ediyor; bunlar ı rkçı lığa karşı aktif bir savaşa sevkedilebil i rler. Halk­ lar, bu eylemleri sırasında, ı rkçılığın yokedil mesinin, emperya lizme ve em peryalizmin ideolojik temellerine karşı yürütülen savaşla sıkı sıkıya bağ l ı olduğunu anl ıyacaklardır. I nsanlığın temel özgürlüklerini ortadan kaldırmak istiyen em peryalizme karşı yürüti:ilen savaşın çıkarı, söz, basın, toplantı, gösteri ve örgütlenme özg ürlüklerinin kazanılması ve savunulması, bütün fertlerin eşit haklara sahip olması, toplum hayatmm her yönünün demokratikleştirilmesi uğrunda yorul maksızın sovaşmayı gerektirir. Çetin sınıf savaşlarında elde edilen demokratik hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmak için halk aleyhtarı ka­ nunlar do dahil her çoreye boşvuran irticaın bu olandaki bütün çabaları sert bir direnme ise karşılonmalıdır. ölümle karşı karşıya bulunan yurt­ sever ve demokratların kurtarıl ması, kom ün istler ve yurtseveriere karşı keyfi adli tedbirlere son verilmesi için hem ulusal, hem de u l uslara rası çapta sistematik eylemlerde bulunulmalıdır. Zında nlarda çürütülen yu rt­ sever ve demokratla rı n kurtarıl ması için m ücadele edilmeli, politik sığınma hakkı sovun ulmalıdır. Biz komünistler, ulusların ve m i l l i azınlıkların şu yoda bu şekilde ezilme­ sine karşı savaşıyoruz. Her ulusun yoda milli grupun öz kültürünü ve dilini 510


gel iştirmesinden yanayız. Biz, bütün ulusların mukaddertalarını kendi le­ ri nin belirleme hakkını kesin olara k savunuruz. Biz komünistler, tekelci kapital i n egemenliğine karşı ve gerçekleştikleri takd i rde em perya l izmin durumunu zayıflotacak ve egemenliğini temelinden sarsacak demokratik istekler uğrunda kesin bi r savaş yürütülmeden, emper­ yal izmin saldırganlık siyasetine son verilemiyeceğine, sömü rgeci liğ i n ve yeni-söm ürgeciliğin ortadan kaldırılamıyacağına, faşizm ve ı rkçı l ı ğ ı n yok edilem iyeceğ ine inanıyoruz. Işçi hareketinin son a macına erişil mesini sağ­ l ıyan elverişli koşullar ancak bu savaş sayesinde yaratılabili r. Bugünkü durum, emperyalizme karşı savaşta, sosyalist ülkelerin halkla­ riyle uluslararası işçi hareketinin bütün müfrezeleri ve ulusal kurtuluş hare­ keti arasındaki savaşçı dayanışmanın daha da sağlam/aştlTllmasınl ge­ rektirir.

Komünistlerin kanısı nca em peryalizmin güttüğü hunharl ı k siyasetinin maskesini d üşürmeye ve onun saldırgan l ı k niyet ve planlarına karşı ka­ m uoyunu uyanıklığını artırmaya devam etme ödevi, günümüzün en aktüel meselelerinden birid i r. Danışma Toplantısına katılanlar, işçileri, köylüleri, memurları, gençliği, ün iversite öğrencilerini, ayd ı nları ve kadınları temsil eden bütün örgütleri, çeşitli siyasal, felsefi ve di nsel inançlara bağlı sosyal tabaka ve grupla rı, kapitalist ülkeleri n rea list d üşünen siyaset adamlarını, bütün demokratik partileri, ulusal ve uluslararası i l erici toplumsal örgütleri, gergi nliğin gide­ rilmesi ve ba rışın savunulması uğrunda yürütülen anti-emperyalist savaşta ortak eylemlerde bulunmak için, g ayretlerini komün ist partilerinin gayret­ leriyle bi rleşti rmeye çağı rırlar. Komünistler, bütün i lerici, yurtsever ve barışsever g üCıerle hem ulusal, hem bölgesel, hem de dünya ça pında eylem birliğinin hazırlanması ve ger­ çekleştiril mesi nde en demokratik usul lerden yanadırlar. Kom ünistler, büyük sayıdaki çeşitli anti-emperyalist akım ve hareketler arasında, bu hareket ve akımların bağımsızlı ğ ı n ı ve orijinalliğini gözö­ nünde bulundurarak ve buna saygı göstererek, daha büyük bir karşı l ı kl ı an layışa varıl ması için ellerinden geleni yapacaklard ı r. H e p birlikte eylem­ lerde bulunmak için gönüllü olara k ve karşılıklı anlaşmaya dayanarak seçi­ len ortak eylem biçimleri sayesinde emperya l izme karşı yürütülen savaş, zamanımızın i htiyaçlarına uygun yeni bir düzeye yükseltilebi l i r. LV

Danışma Toplantısına katı lanlar, halkları n önünde dura n meselelerin çözümünde kom ünist ve işçi partilerinin katkısını daha da a rtırmak için en önemli şartın, komünist pareketinin birl iğ ini zamanımızın i htiyaçlarına uygun daha yüksek pi r düzeye ulaştırmak olduğuna inanırlar. Bunun için bütün partiler azi mle ve ara l ı ksız olara k çal ışmalıd ı rlar. Komünist ve işçi partilerinin sıkı birliği bütün anti-emperyalist güc/erin birleşmesini sağla­ yan en önemli etkendir. 511


Danışma Toplantısına katılanlar, kardeş partiler a rasındaki karşılıklı iliş­ kilerin, proleter enternasyonalizmi, dayanışma ve karşılıklı destekleme, ba­ ğ ımsızlık, hak eşitl iği ve biribirlerinin i ç işlerine karışmama prensipleri temel ine dayandığı hakkındaki görüşleri nin ortak olduğunu teyit ederler. Bütün bu prensiplere sıkı sıkıya riayet ed il mesi, kardeş partiler arası ndaki yoldaşça işbirliğinin gelişmesini ve komünist hareketi birliğ inin sağlamlaş­ masını sağlıyan zoru nlu bir şarttır. Kom ün ist hareketinde kabullenen esas­ lara uygun olara k yapılan iki taraflı konsültasyonlar, bölgesel görüşmeler ve uluslararası toplantılar kardeş partiler arasında doğal işbirliğinin biçi m ­ leri d i r. Bu prensip v e biçimler, dünyadaki devrim süreci nin çeşitli şekillerde geliştiği koşullarda, komünist ve işçi partilerinin ortak amaç uğrunda yürüt­ tükleri savaşta gayretlerini birleştirmeleri için gerekli bütün olana kları yaratmaktadır. Bütün partiler eşit haklara sahiptir. Bugün uluslararası komünist hare.ketinde bir yönetici merkez yoktur. Bu koşullar içinde par­ tilerin önünde dura n meselelerin başarıyla çözümü için, eylemlerinin gö­ nüllü olarak koordine edilip d üzenlenmesi gittikçe büyüyen bir önem ka­ zanmaktadır. Komünist ve işçi partilerinin eylem birliği, komünist hareketi nin, Mark­ sizm-leninizm temellerine dayanarak sıkıca birleşmesine yardım eder. Günümüzdeki devrimci ve genel demokratik h a reketlerin önünde duran önemli pratik ödevlerin çözülmesi için yapı lacak daya nışmalı eylemler, komünist hareketin i n çeşitli müfrezeleri arasında gerekli tecrübe değişi­ mine yard ı m eder. Bu eylemler, Ma rksizm-leninizm teorisinin zenginleş­ mesini ve yaratıcı bir şekilde gelişmesini, a ktüel siyasal meselelerde enter­ nasyonalist ve devrimci mevzi lerin sağlamlaşmasını sağlar. Danışma Toplantısına katılanlar, temsil ettikleri partilerin, uluslararası kapitali yenme yolunda, emekçi yığınları n ı n çıkarı ve sosyal gelişme için ellerinden geleni yapmak azminde olduklarını bildiri rler. Bu partiler, em­ peryalizme karşı, bütün demokratik isteklerin gerçekleşmesine yönelen ortak eylemleri, sosyalist devrim ve i nsanın insan tarafı ndan sömürülmesi sisteminin ortadan kaldırı l ması uğrunda yürütülen savaşın bir parçası ola­ rak kabul ederler. Danışma Toplantısına katılanlar şuna kaanidirler ki, her komünist par­ tisinin güttüğü siyasetin etkinliği bunları n kendi ülkelerindeki başarılarına olduğu gibi diğer partilerin boşa rıları na ve aralarındaki dayanışma dere­ cesine de bağlıdır. Her komünist partisi, eylemlerinden, kendi işçi sınıfı ve halkı önünde, aynı zamanda uluslara rası işçi sınıfı önünde sorumludur. Her komünist ve işçi partisinin ulusal sorumluluğu ile uluslararası soru m­ luluğu birbirinden ayrı lamaz. Ma rksist-leninistler, hem yurtsever, hem de enternasyonal istti rler; bunlar hem ul usal kopon ıklığa ve ulusal çıkarların inkôrına ya do küçümsenme­ sine, hem de hegemonya eğ ili mlerine karşıd ı riar. Komünist partileri - işçi sınıfı n ı n ve bütün emekçilerin partileri - gerçek ulusal çıkarıara hiyanet eden gerici sınıfların aksine olarak, bütün bu çıkarların bayraktarıdır. 512


Kapitalizm şartlarında savaşan komünist partilerinin proletarya enternas­ yonal izmi dôvasına en büyük katkıları, egemenliğin işçi sınıfı ve m üttefik­ leri tarafından ele a l ı nması olacaktır. Komünist ve işçi partileri, konkre ödevlerin kendi lerine özgü metotlarla çözümünü gerektiren çok çeşitli koşullar içinde faal iyette bulu nuyorlar. Her parti, Marksizm-len i nizm prensiplerine dayanarak ve ulusal konkre şa rt­ ları gözönünde bulundurarak, politi kalarını kendi başlarına hazırlar, sos­ yal izme barışçı veya barışçı olmayan yoldan geçilmesini duruma göre kendisi kararlaştırı r, ül kesinde sosya l izm kuruculuğunun biçim ve metot­ larını kendisi tayin eder. Ote ya ndan, komünistlerin eylem koşullarının ve pratik ödevleri çözme biçimlerinin çeşitliliği, hatta şu veya bu konudaki fikir ayrı lığı, kardeş partilerin, uluslararası a landa ve özel likle anti-emper­ ya l ist savaşın temel sorunları nda ahenkli bir işbirliği ya pmalarına engel olmamalıdır. Her komünist partisi i çinde birlik ne kada r kuvvetli olursa, o parti, hem kendi ü l kesindeki, hem de ul uslararası komün ist hareketindeki rol ü n ü o kadar iyi oynar. Kom ünistler iyi biliyorlar ki, hareketi miz, gelişmesi sürecinde muazzam tarihsel zaferlerle birli kte, son yıllarda büyük zorl uklarla da karşılaşmıştır. Fakat bu zorl ukların yeni leceğ i ne i nanmaktadırlar. Bu i na n ç şu temellere dayanmaktadır : uluslararası işçi sınıfı n ı n perspektif amaçları ile çıkarları ortaktı r ; her parti, önüne çıkan sorunları hem ulusal ve enternasyonal çıkarlara, hem de komünistlerin devrimci m isyonlarına en uygun bir şekilde çözme yeteneklerine sahiptir. Bu inanç, komünistlerin uluslararası çapta bi rleşme azmine dayanmaktadır. Komünist ve işçi partileri, bazı görüş ayrılıklarıno rağmen, emperyalizme karşı tek cephe halinde savaşmak azminde olduklarını teyit ederler. Görüş ayrı l ıklarından bazı ları fikir teatisi sırasında giderilmekte ya da olayların gelişmesi tartışmalı sorunları aydınlığa kavuşturmakta ve bunlar ortadan silinmektedir. Bazı ları uzun zaman sürebilir. Toplantı, tartışmal ı meselelerin partiler arasındaki bütün işbirliği biçimlerinin sağlamlaştırıl­ ması, partiler arasındaki bağların genişletil mesi, tecrübelerden karşıl ık l ı faydalanılması, kardeşçe tartışma ve konsültasyonlar, ayrıca uluslararası alanda eylem birliği yoluyla doğru olara k çözülebileceği ve çözülmesi ge­ rektiği kanısındadır. Her partinin u luslararası ödevi, bütün parti/er arasın­ daki i lişkilerin iyileşmesine ve karşıl ı k l ı g üvenin gelişmesine yard ı m etmek, u luslararası kom ünist ha reketi birliğinin sağlamlaştı rı lması için yeni gay­ retler sarfetmektir. Konkre olayların kollektif şekilde çözüm lenmesi bu bir­ liğin sağ lam laşmasına yard ı m eder. Ortak anti-emperya list eylemler doğrultusu, dünya devrimi sürecinde Marksist-leninist partilerin ideolojik ve siyasal rolünün daha do büyüme­ sini gerektirir. Devri m, demokrasi ve kurtuluş hareketlerinin ön safları nda yer alan komünistler, burjuva ideolojisine karşı a mansızca savaşmaya, emekçi/ere, savaşların ı n gerçek anlamını ve zafere ulaşma yollarını açık33

513


lamaya ilerde de devam edeceklerdir. Komünistler, emperyalizme karşı başarılı bir biçimde savaşmak ve davalarını zafere u laştırmak için, işçi hareketi, geniş halk yığ ınları ve bu a rada gençl i k arasında bilimsel sosya­ l izm fiki rlerini yayacak, kend i prensiplerini sebatla savunacak, Marksizm­ Len inizmin zaferini sağl ıyacak, teori ve siyasetin sağcı ve solcu tahrifierine, revizyonizme, dogmatizme ve avantürist solcu sekterliğe karşı konkre koşul­ lara uygun metotlarla savaşacaklardır. Yukarıda adı geçen eğilimler, genel olarak, savaşa çekilebilecek reel güCıerin önemini değerlendirememektedir. Marksizm-Leninizme ve proleter enternasyonalizmine içten bağıtlık, kendi halklannın çıkarlanna ve genel sosyalizm davasına fedakôrca ve sadakatla hizmet, komünist ve işçi partileri arasındaki eylem birliğinin etkili olması ve doğru bir yön alması için şarttır, tarihsel amaçlanna ulaşa­ bilmesinin teminatıd".

Komünist hareketi, çağdaş toplumun ayrılmaz bir kısmı ve en aktif gücü­ d ü r. Bunun için de, komünist ve işçi partilerini kanun dışı iıan etmek, halk­ ların demokratik haklarına ve hayati menfaatlerine tecavüz etmektir. Top­ lantıya katılanlar, ü l kelerinin siyasal hayatına legal olara k katılması uğ­ runda savaşan bütün komünist partilerini istisnasız desteklerler. Biz, Endo­ nezya, Ispanya, Portekiz, Yunanistan, Bolivya, Brezilya, Kol u mbiya, Mek­ sika, Venezüeııa, Panama, Paraguay, Guatemaıa, Güney Afrika, Siyam, Haiti, Malezya, Iran, Filipin ve başka ülkelerde ezilen binlerce komünist, demokrat ve devrimcinin, kurban ı oldukları kanlı baskı ve terörü nefretle takbih ederiz. Biz, faşist ve diktatörlük rejimierinin ve kapitalist ül kelerin zındanları nda çürüyen ve genel savaşta bizlerle silah arkadaşlığı edenleri desteklediği­ m izi ve kurtarılmaları için savaşmakta olduğumuzu bildiririz. Danışma ToplClntısına katılanlar, bu toplantıyı, d ü nya komünist hareke­ tinin birleşmesi yol unda önemli bir adım olara k kabul ederler. Komünist­ lere göre bazı komünist partilerinin toplantıya katılmamaları, istisnasız bütün komünist ve işçi partileri arasındaki kardeşçe bağlara ve işbirliğine engel olmamalıdı r. Toplantıya katı lanlar, em peryal izme karşı, u luslararası işçi hareketinin genel a maçları uğrunda yürütülen savaşta, bu toplantıya katı ımıyan kom ünist ve işçi partileriyle de işbirliği yapmaya kararlıdırlar.

* Emperyalizme karşı yürütülen savaş, uzun, inatçı ve ağırd ı r. Ileride kaçı­ n ı l maz şiddetli sınıf çarpışmaları olacaktır. Emperyal izmin ve iç gericiliğin mevzilerine hücumu şiddetlendirmek gerekir. Devrimci ve ilerici g ücleri n zaferi kaçı nılmazd ı r. Sosyalist ülkelerin halklan, kapitalist ülkelerin proleterleri ve bütün demokratik güc/er, kurtulmuş olan ve hô/ô baskı altında bulunan halklar; e'mperyalizme karşı, banş, ulusal bağımsızlık, sosyal ilerleme, demokrasi ve sosyalizm için yürütülen savaşta birleşiniz! 514


Vladimir lliç Lenin'in yüzüncü doğum yıldönümü dolayısiyle Komünist ve işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısının çağrısı

V. i . lenin'in yüzüncü doğ u m yıldönüm ü jübi lesinin arifesinde, Komünist ve Işçi Partileri Danışma Toplantısı, d üşüncelerini, devrimci çağı m ızın ölümsüz dôhisi üzerine yoğu nlaştırmış bulunuyor. lenin'in adı, Büyük Oktobr Devriminin, dünya nın sosyal çehresi n i kökten değiştiren ve insanlığı sosya l izm ve komün izme yönelten en büyük devrim­ sel dönüşümlerin sembolü oldu. Büyük bir d üşünür olan lenin, Marks ve Engels'in yarattığı bilimi (diya­ lektik materyalizm, ekonomi politik, sosyalist devrim ve komünist topl um

kuruculuğu teorisini) her yönden geliştirdi.

lenin, yeni tipte i l k proleter partisi olan Bolşevik Partisi'nin yaratıcısı, yer yüzünde i l k zafere ulaşan sosyalist devrimin yöneticisi, tarihteki i l k pro­ leter devletin i n ve sovyet sosyal ist demokrasisinin kurucusuydu. lenin, em peryalizm ve gericiliğe karşı amansızca bir m ücadele yürüttü, ortak sınıf d üşmaniyle yapılan savaşta bütün emekçi m üfrezelerinin eylem birliğ i n i savundu, halklar arasında eşitlik, barış ve dostlu k sağlanması için savaştı, rasizm ve şovinizmin bütün belirtilerin i nefretle kınadı. Baskı altındaki bütün u lusların dostu idi. Yeni-sömürgeciliğe karşı, halkları n bağı msızlı k v e özgürlükleri, kendi kaderlerini belirleme hakları uğrunda yürütülen savaşı zafere u laştıran yolu açtı. Uluslararası işçi sınıfı n ı n herkesçe kabul edilmiş önderi olon lenin, proletaryayı, kapitalizmi ortadan kaldırmaya ve toplumu sosyalist temeller üzerinde kurmaya yetenekli bir devri mci güc olara k görüyordu. Işçi sınıfı­ köylü ittifakı teorisini o hazırladı. Işçi hareketinin birliği n i azimle savunan lenin, oportünizmin her biçi m i n i n amansız d üşmanı idi. leni nizmin etkileri altında, işçi sınıfına, ha lka ve sosyal izm dôvasına candan bağl ı birçok komünist kuşaklar yetişti. leni n'in hayat ve faaliyeti, devrimci, a rkadaş ve insan olarak sahip olduğu yüksek meziyetleri, yeryü­ zündeki m i lyonlarca devrimciye ilham verici örnek olmuştur ve olacaktır. leninizm bayrağı altında birçok ü lkelerde devrim hareketi yeni aşama­ lara u laştı, komünist partileri kuruldu ve güCıendi, u luslararası komünist hareketi, çağı mızda, dünyanın en etkili bir politik g ücü haline geldi. Dünya sosyalizminin, işçi ve u l usal kurtul uş hareketinin bütün tecrübe­ leri, Marksizm-leninizm öğretisinin evrensel bir önem taşıdığını ortaya 33·

515


koyd u. Sosyal ist devrimin bir kısım ü l kelerde zafere u laşması, dünya sosya­ l ist sisteminin meydana gelmesi, kapitalist ül kelerdeki işçi sın ıfın ı n kaza­ n ı m ları, eski sömü rge ve yarı-sömürgeler halklarının başlıbaşına birer top­ l umsal -politik güc olara k dünya a renasıno çıkmaları, anti-em perya list savaşın görü lmemiş derecede gelişmesi, bütün bunlar, çağ ı m ızın temel i htiyaçları n ı dile getiren Leninizmin tarihsel doğ ruluğunu ıspat etmektedi r. Lenin, Marksizm içi n : «Bu öğreti güCıüdür, çünkü doğrudur» demişti. Bugün biz, çok haklı olarak, Leninizmi de ayni sözlerle karakterize ediyo­ ruz. Morksizm-Leninizm teorisi ve onun konkre koşullara yaratıcı olarak uygulanması, dünya devrim hareketi m üfrezelerinin dünyanın her köşesi n ­ d e k i eylemleri sırasında önlerinde beli ren ödevleri bilimsel yoldan çözüm ­ lemelerine i m k ô n vermektedi r. Marksizm-Leninizme - bu yüce enternasyonal öğ retiye-bağ l ı l ık, komünist hareketinin i lerideki başarılarının garantisidir. Kom ünistlerin ödevleri şunlard ı r : Bütün d üşmanıara karşı yürüttükleri savaş sırasında Marksizm-Leninizmin devrimci prensiplerini ve proletarya enternasyonal izmini azimle savunmak, bunları sopmaksızın gerçekleştir­ mek ; Marksizm-Leni nizm teorisini, sınıf savaşının ve sosyalist toplum kuru­ culuğunun çağ ı mızdaki tecrübelerine dayanarak durmaksızın geliştirmek. Kom ünistler, Leninizmin yaratıcı özüne daima bağl ı kalacaklard ı r. Ya klaşmakta olon Lenin jübi lesi, evrensel bir yıldönümüdür. Komünist ve işçi partileri, bu yıldönümüne devrimci eylemleri ni aktifleşti rerek, yığınlar arasında politik ve ideoloj i k çal ışmalarını hızlandıra rak, saflarını geniş­ letip k uvvetlendirerek hazırlanıyorlar. Onlar, emekçilerin devrimci enerj i ­ lerini, emperya l izme karşı, sosyalizmin aydınlık idea llerinin gerçekleşmesi uğrundaki savaşta seferber etmek için bütün gayretleriyle çalışıyorl a r. Komünist ve Işçi Parti leri Ul uslararası Danışma Toplantısı, bütün kom ü­ nistleri, bütün sosyal ist toplum kurucularını, bütün i lerleme ve barış taraf­ tarlarını, büyü k Lenin'in yüzüncü doğum yıldönümünü ono l ô i k bir şekilde kutlamaya çağ ı rır. Lenin'in eserlerini okuyunuz ! Bunlar gericilik ve baskıya karşı, sosyal izm ve barış uğrunda savaşmak için bitip tükenmez i l ham kaynaklarıdır. Lenin'in eserleri n i okuyup öğrenmek, genç kuşakların, çoğı m ızın devrim perspektiflerini daha açık görmelerine yard ı m edecektir. Leninizmin, sosya­ l ist ü l kelerin, komünist partilerinin, bütün devrimci g üCıerin başarı larını daha geniş ölçüde uygulayınız ! Tüm ül kelerin emekçileri, d ünya halkları ! Sizleri, Leninizm fikirlerinin zaferi adına, işçi sınıfının, barış, demokrasi, u lusal bağı msızlık ve sosyalizm uğrunda yü rütmekte olduğu büyük ve asil savaşa aktif olara k katı lmaya çağ ı rıyoru z ! Dünyayı devrim yoluyle yenileştirme savaşında Leninizm bayrağını daha yükseklerde dalgalandıralım ! Yaşaşın Leninizm ! 1 7 Temmuz 1 969 516


Viyetnam'a bağımsızhk, özgürlük ve barış Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısının çağrısı

Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısı, kardeş Viyet­ nam h alkına hararetli savaşçı sel ômlarını sunar ve Amerika Birleşik Devlet­ leri'nin saldırısına karşı yürüttüğü savaşta kazanmakta olduğu tarihsel zaferlerinden dolayı kendisini tebrik eder. Viyetna m halkının öncüsü Viyetnam Emekçiler Partisi'yle onun Merkez Komitesine, büyük yu rtsever, enternasyonalist ve uluslararası Komünist hareketi n i n seçkin faal iyetçisi Ho Şi M i n yoldaşa özel selômlarımızı suna­ rız. Viyetnam Emekçi ler Partisi, Bi rleşik Amerika emperya l izminin saldırı­ şına karşı yürütülen savaşın esinleyici ve yönetici g ücüd ü r. O, u l usal çı kar­ ları a ralıksız olara k korumaktadır ve Güney Doğu Asya'da sosyalizmin ön karakoludu r. Güney Viyetnamlıları n meşru temsi lcisi, Birleşik Ameri ka'nın saldırısına karşı yürütülen kahra manço savaşın tecrübeli arganizatörü ve önderi Güney Viyetnam U lusal Kurtuluş Cephesine hareketli selômlerimizi sunarız. Güney Viyetnam Ul usal Kurtuluş Cephesinin politik programı, tüm güney Viyet­ naml ıların, haklı bir savaşta, kurtuluş savaşında birleşmeleri ni sağlayan bir pıôtformdur. Uluslara rası Danışma Toplantısı, Güney Viyetnam U l usal Kurtuluş Cep­ hesi Merkez Komitesinin 8 Mayıs 1 969 tari hinde teklif ettiğ i programı tomamiyle desteklemektedi r. Bu programda, "Viyetnam'da barışın yeniden kurulmasına katkıda bulun­ mak üzere, Güney Viyetnam probleminin genel çözümünün prensipleri ve başlıca m uhtevası 1 0 maddede toplanm ıştır. Adı geçen program, Viyetnam hakkındaki 1 954 tarihli Cenevre a nlaş­ maları prensipleri ve Viyetnam'ın şimdiki durumu gözönünde bul unduru­ lara k hazı rlanm ıştır. Ote ya ndan, Güney Viyetnam Ulusal Kurtuluş Cephe­ sinin 5 maddel ik programına ve tutumuna dayanma kto, Viyetnam Demok­ ratik Cumhuriyeti'nin 4 maddel i k görüşüne uyg un bulunmaktadır. Güney Viyetnam problemi hakkındaki çözüm teklifi, Viyetnam halkının ulusal hakları na ve tüm dünya barışının çıkarl a rına tamamiyle uygundur. Bu çözüm yolu, Güney Viyetnamlıların kendi kaderlerini bel i rleme hakkını ve Viyetnam'da sürekli barışı güvence altına almaktadır, aynı zamanda Hin­ d içini'deki diğer halkların çıkarlarına da uygun bulun maktadır. ..

Viyetnom halkının yurdunu savunmak için savaş yürütme hakkı kutsal bir , haktır. Bu, aynı zamanda, bütün halkların vazgeçilmez savunma hakkıdır.

Viyetnam halkının özg ürl ü k ve bağımsızl ı k savaşı, d iğer hal klarda deri n b i r saygı ve hayranlık duygusu uyandırmaktadıro Viyetnam halkının metin517


liği, kahramanlığı ve zafere i na ncı, emperyalizme karşı, ba rışı korum a uğrunda, halkları sömürü ve baskıdan kurtarmak için yürütülen savaşlarda örnek olmakta, itici bir rol oynamaktadır. Viyetnam halkı, yurd u n u savunurken, bir yandan do, enternasyonal öde­ vini yerine getirmekte, bütün dünyada barışın sağlanması gibi asil bir amaca hizmet etmektedi r. Viyetnam halkının alabildiğine haklı olan bu savaşında biz, ta baştan beri azimle onun yanı ndayız ve kendisiyle daya­ nışma hali ndeyiz. Viyetnam halkının Amerikan saldırısına karşı yürüttüğü kahramanca savaş, sosyalizmle emperyalizm, ilerici güclerle gericiler arasında yürütülen evrensel savaşın en önemli bir kesim id i r. Amerika Birleşik Devletleri' n i n emperyalist g ücleri, Viyetnam'a karşı silôhlı bir savaşa g i rişmek suretiyle, sosyalizmin Asya'daki ön karakolla­ rından birini yok etmek, Hindiçini halklarının barışa, özgürlük ve uygarlığa g iden yol larını kapamak, Asya, Afrika ve Lôtin Amerika'daki devrimci u l u ­ s a l kurtuluş hareketine ezici bir derbe indirmek, sosyalist ül kelerle tüm anti-em peryalist gücler arasındaki dayanışmanın temellerini çökertmek a macı n ı gütmüştür. Fakat, Birleşik Amerika'nın bu plônları suya düşmeye mahkümdur. Sosyalist ülkelerin ve en başta Sovyetler Birliği'nin, aynı zamanda, d ü n ­ yadaki t ü m barışçı halkların büyük desteği ile Viyetnam halkı, B i rleşik Amerika'ya, emperyalizmin bu en kudretli g ücüne, üstün kudretinin sona ereceğini göstermiştir. Amerikalı saldırganları n Viyetnam halkına karşı işlemekte olduğu bar­ barca cinayetler, biyolojik, kimyasal s.v. gibi yığınsal imha araçlarına baş­ vurması - tom anlomiyle yok etme yolunda yürümesi - tüm insanlar tara­ fından derin bir nefretle karşılanmaktadır. Bunlar, emperyalizmin i nsanlık d üşmanı gerçek çehresini ortaya koymaktadır. Bütün bu canavarlıklar, saldırganın, en geniş yığınlar ve hatta bazı kapi­ talist ü lkelerin yönetici çevreleri a rasında politi k ve ma nevi bakımdan yapayalnız kal ması sürecini hızlandırmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde bile, Viyetnam'daki pis harbe karşı olanların sayısı gitgide a rtmakta ve bu harbin sonuçları Amerikan toplumunu sorsmaktadır. Viyetnam halkının kahramanlık desta nı, anti-em peryalist halk hareketini g üclendiren etkenlerden birid i r. Ve bu etken, gençliğ in ve üniversite öğren­ cilerinin savaşçı eylemlerinde de önemli bir rol oynamaktadır. Saldırgan, m uazzam harp tekniğinden ya rarlan ması na rağmen, Viyet­ nam Demokratik Cumhuriyeti topraklarını bombolamaktan kayıtsız-şartsız vazgeçmek ve Güney Viyetna m Ulusal Kurtuluş Cephesinin hak eşitliğine dayanan kotılışı ile dörtlü müzakerelere razı olmak zorunda kalmıştır. Güney Viyetnam Halk Kurtuluş Silôhlı Kuvvetleri, Birleşik Amerikalı sald ı r­ ganlara ve bunların kuklalarına aralıksız olara k ağır darbeler indirmekte­ dir. Güney Viyetnam'ın daha büyük kesiminde halk idaresi kurulmuş bulun518


maktadır. Tamamiyle iflô s etmiş olan kukla rejimi yalnız Birleşik Amerika em perya l izminin desteği ile tutunabil mektedir. Viyetnam halkının başarılı savaşı, dünya gücleri oranı ndaki değişikliğe ve sosyalizm, demokrasi ve ulusal kurtuluş güclerinin dünya çapında artan kudretine olumlu etkilerde bulunmaktadır. Birleşik Amerika'nın saldırısı karşısında Viyetnam'ı desteklemek için g i rişilen geniş hareket, uluslara rası komünist hareketinin ve tüm a nti­ emperyalist gücleri n, insanlığın ortak d üşmanı olan emperyalizmle savaşta birleşmek ve işbirliği yapmak için sarfettikleri gayretlerde en a çı k ve konkre ifadesini bulmuştur. Viyetnam yurtseverlerinin savaşı şunu göstermişti r : Emperyalizme karşı, özgürlük ve bağımsızlığı uğrunda savaşan, Sovyetler Birliği ile diğer bütün sosyalist ülkeler ve dünyadaki tüm barışçı güc/er tarafından desteklenen bir halk, yenilgiye uğratılamaz. Ortak düşman emperyalizme karşı yürütülen savaşta uluslararası komü­ nist hareketinin ve bütün anti-emperyalist güclerin birlik ve dayanışması ne derecede sağlamsa, başarıları da o derecede büyük olur. Komünist ve işçi partileri, halkların özgürlüklerini büyük bir azimle savu­ nur ve emperyalizmin saldm politikasına karşı yürütülen savaşa çetin bir metanetle öncülük ederlerse, halk yığınlarının anti-emperyalist hareketi daha genişler ve daha etkili gelişir.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki mil itarist çevreler, ağır yenilgilere uğramalarına rağmen Viyetnam üzerindeki yeni-sömürgeci saldırga n l ı k plônlarından vazgeçmemişlerdir. Onlar, harbi genişletmeyi hedef tutan çok tehlikeli bir yolda inatla yürüyorlar. Laos üzerindeki bombard ı ma nları şiddetlendirmeleri ve tarafsız Kamboçya'ya daimi provokasyonları bunun delillerid i r. Birleşik Amerika hükümeti ve Paris'teki temsilci leri, Viyetnam Demokra­ tik Cumhuriyeti'yle Güney Viyetnam U l usal Kurtuluş Cephesi'nin haklı istek­ leri üzerinde ameli ve real ist görüşmeler ya pıl ması ile ilgili isteklerini inatla reddediyorlar. Birleşik Amerika'nın saldırganlık ortakları n ı n Güney Viyet­ na m'daki bütün askerlerinin kayıtsız-şartsız geri çekilmeleri bu isteklerin başında gel iyor. Birleşik Amerika hükümeti ve Paris'teki temsilcileri, bu haklı istekleri kabul edecekleri yerde, demagoji k manevralarl a d ü nya kamuoyunu şaşı rtmaya ve savaş alanlarında kaza namadıkları başarıyı, baskı yolu ile masa başında kazan maya çabalıyorlar. Bunlar, Bi rleşik Amerika'nın ve uydularının Güney Viyetnam'daki asker­ lerinin tamamiyle ve kayıtsız-şartsız geri çekilmesi probleminin, bu temel sorunun çözümlenmesine yanaşmıyor ve iki tarafın da askerlerini geri çek­ mesi tezinde isra r ediyorlar. Saldırgan, bu suretle, kendisini, kurban ı ile yan yana koyuyor. Ne va r ki, Birleşik Amerika emperya l izmi, Viyetnam harbi ni kend isinin açtığı ve sal­ d ı rıya devam etmekte olduğu gerçeğini saklamaya hiçbir zaman muvaffak olam ıyacaktır. 519


Birleşi k Amerika'nın Viyetnam'a saldırısı, bütün dünya barışı için daima bir tehlike olmakta devam ediyor. Zira bu saldırı, barış, ulusal bağı msızlık, demokrasi ve sosyal ilerleme uğrunda savaşan bütün halkları açıkça tehdit ediyor. Proleta rya enternasyonalizmi prensiplerine bağ l ı olan uluslararası komünist ve işçi hareketi, ileride de, kardeşçe daya nışma ruhunda, Viyet­ nam halkına, onun haklı dôvası tam zafere ulaşıncaya kadar gerekli olan bütün yard ı m ları yapmaya devam edecektir. Komünist ve işçi partileri, tüm dünya barışı dôvasına, özg ürlük ve sosyalizm davası na bu suretle büyük katkıda bulunmaktadıriar. Komünist ve Işçi Partileri Uluslara rası Dayanışma Toplantısı şunu kesin olara k bildiri r : Viyetnam probleminin hakkaniyetli çözümü, ancak, Viyet­ nam halkının temel ul usal haklarının garanti altına alın masiyle m ü m ­ kündü r. Viyetnam halkının savaşı artık önemli bir aşamada bulunmaktad ı r. Viyetnam Demokratik Cumhuriyetiyle Güney Viyetnam Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin teşebbüsüyle, bu problemi n hakkaniyetli pol itik çözümü için gerekli bütün koşullar yaratıl mıştır. işte böyle b i r durum içinde biz, aşağı­ daki işlerin gerçekleştiril mesi üzerinde ısrarla d u ruyoruz : Birleşik Amerika, Paristeki dörtlü müzakerereleri engelleme tutu mundan vazgeçmelidir. Birleşik Amerika, Viyetnam'daki sald ırısına derhal son vermel i, kendi askerleriyle uydularının askerlerin i Güney Viyetnam'dan tamamiyle ve kayıtsız-şartsız çekmelidir. Birleşik Amerika, Güney Viyetnamlı lara, iç meselelerini, dış m üda hale olmadan, kendi başlarına çözme hakkını tanımalıdır. Birleşik Amerika, Viyetnam Demokratik Cumhuriyeti'nin egemenlik ve g üvenliğine yönelen bütün eylem lerine son vermelidir. Birleşik Amerika, Laos'a m üdahale ve saldırılarına son vermeli, Kam­ boçya'nın toprak bütü nlüğünü ihlô lden vazgeçmeli, bu ülkenin sınırlarını tanımalı, Güney Doğu ve Doğu Asya devletlerine saldırganlık amaçların­ dan vazgeçmeli, 1 954 ve 1 962 Cenevre anlaşmalarına sıkı sıkıya riayet etmelidir. Taylônt, Yeni Zelanda, Avusturalya 'le Güney Kore kukla rejimi, ayni

zamanda Al man Federal Cumhuriyeti'yle Japonya, Birleşik Amerika'nın Viyetnam'daki saldırı hareketine açık ve gizli katı lmalarına son vermeli­ d i rIer. Halkların barış, adalet, özg ürlük ve bağ ımsızlık içi nde yaşamasını can­ dan isteyen bütün namuslu insanlara, milyonlarca kom ünist adına şu çağrıda bulunuyoru z : Amerikan emperyalizminin Viyetnam'da sürdürdüğü barbarca harbi daha büyük bir azimle, daha gür seslerle protesto ed iniz ! Kahraman Viyetnam halkıyle u l uslararası dayanışma hareketine daha aktif olarak katılınız ! 520


Bi rleşik Amerika askerleriyle uyduları na ait askerleri n Viyetna m'dan geri a l ın malarını ısrarla isteyiniz ! Viyetnam meselelesinin, Viyetnam halkının değişmez hakkın ı n garanti altına alınması temeli üzerinde, barış yoluyle derhal çözülmesi için ısrar edi n i z ! Gü ney Viyetnam Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin 1 0 maddelik teklifini des­ tekleyiniz ! Birleşik Amerika'nın saldırısına karşı savaşan Viyetna m halkını destek­ lemek a maciyle, anti-emperyalist ve barışçı g ücleri, yeni, çeşitli, daha güclü ve ahenkli eylemlerini derhal yaygı nlaştırmaya çağı rıyoruz ! Saldırganların ve uydularının asker, silah ve malzeme sevkiyatı n ı boykot edin i z ! Cenevre Antlaşmasının imzalanmasının yıldönümü o l a n 2 0 Temmuz g ü ­ n ü n ü , Viyetnamla u luslararası dayan ışma g ü n ü , Bi rleşik Amerika'yı saldı­ rısına son vermeye zorlamak için mücadele günü haline getirel i m ! Bağ ı msızl ı k ve özg ürlüğü uğrunda fedaice savaşan Viyetnam halkına şan ve şeref ! Uluslararası dayanışma bayrağını daha yükseklerde dalgalandıral ı m ! Viyetnam'a bağ ı msızl ı k, özgü rlük ve barış ! Viyetnam halkının haklı davası zafere ulaşacaktır ! Moskova, 1 0 Haziran 1 969.

Komünist ve Işçi Parti/eri Danışma Toplantısının

Güney Viyetnam Cumhuriyeti Geçici Devrimci Hükümetine Telgrafı Moskova'da oturumiarına devam etmekte olan Komünist ve işçi Partileri Da nışma Toplantısı, Güney Viyetna m Cum hu riyeti Geçici Devri mci H ükü­ meti n i n kuruluşunu sevinçle karşılamıştır. Danışma Toplantısında temsil edilen 75 parti, bu olayı, Viyetnam halkı n ı n kahramanl ıklarla dolu kurtuluş savaşının yeni ve öneml i bir aşaması olara k nitelemekted ir. Onlar, bu savaşı, tam zafere ulaşıncaya kadar a ralıksız olarak destekliyeceklerini Güney Viyetnam Cumhuriyeti Geçici Devrimci Hükümetine ve bütün Viyet­ nam halkına bi ldiri rler. Moskova, 12 Haziran 1 969

521


Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısının 1 6 Haziran 1 969 günü kabul ettiği

Barışı Koruma bildirgesi Moskova Uluslararası Danışma Toplantısında bir a raya gelen biz Komü­ n ist ve Işçi Partileri temsilcileri, dünya halklarını, değişik dinsel i nançlara ve politik görüşlere sahip bütün insanları, barışı savunmak ve kuvvetlen­ d i rmek için ortak eylemlerde bulun maya çağ ı rıyoruz. Bu savaş, en önemli bir dôva uğrunda, insanlığın geleceği için yürütülü­ yor. Içinde yaşadığımız yüzyıl ı n i l k yarısında iki dünya haroi yapıldı. Bun­ l a rda 70 milyondan fazla i nsan hayatın ı kaybetti, binlerce şehir ve köy yeryüzünden silindi. H i roşima üzerinde bi r manta r biçiminde yükseler korkun ç atom heyulôsı, emperyal izmin tutuşturmaya muvaffak olabildiği takdirde kopacak olan üçüncü d ü nya harbinin getireceği sonuçlar hak­ kında feci bir i hta rdı . Zaman ı mızda n ü kleer bombalar, birkaç dakika içinde h e r kıtaya ulaşır ve geniş bölgelerde taştaş üstünde bıra kmaz. Işte bu koşul la r içinde pat­ Iıyacak bir dünya harbi, yüzmi lyonlarca i nsanın ölümüne sebep olacak, dünya uygarl ı k ve kültürü yeryüzünden silinecektir. Harpler, halkların özg ürl üklerine saldırı, baskı ve kısıtlamalar, hep em­ perya l izmin güttüğü politikadan doğmaktadır. Amerikan emperyalizmi başta olmak üzere emperyalizm, silôhlanma yarışını hızlandırmakta, u l uslararası gerginliği şiddetlendirmekte, yeryü­ zünün çeşitli bölgelerinde an laşmazlıklar çıkarmakta, maha l l i harpler açmaktadır. Halkların özgürlüklerinin yeminli d üşmanı Amerikan emper­ yalizmi, ulusal kurtuluş hareketini boğ mak için her çareye başvurmakta, gerici h ü kümet darbeleri örgütlemekte, halk düşmanı reji mieri halkların başına belô edip desteklemektedi r. Amerikan emperyal istleri, Viyetnam'da, yı llardan beri en barba rca araç­ larla bir saldırga n l ı k harbi sürd ürüyor. Yakın Doğu, ısra i l ' i n Arap halklarına saldırısı sonucunda teh l i keli bir gerginlik ocağı halini almıştır. Ve bu gergin lik, her a n bir harp yangı nına dönüşebi lir. Emperyalizmin Küba'ya karşı, Kore kıyılarında, Asya, Afrika ve Lôtin Amerikanın çeşitli devletlerine karşı yapmakta olduğu provokasyonlar, barışı daimi olara k tehdit eden tehl i kelerdir. Avrupa'n ı n ortası nda harpçi Batı Alman emperyalizmi kuvvet topla­ makta, neo-nazizm baş kaldırmaktadır. Sırtı n ı saldırgan NATO blokuna dayamış olan, Amerikan emperyal izmiyle sıkı bir işbirliği içinde eylemde bulunan ve Hitler Almanyasın ı n bozguna uğ ramasından hiçbir ders alma­ mış olan Bon yönetici çevreleri, intikam politikası g ütmekte, nükleer silôh522


lara sahip olmak için çabalamakta ve bütün Avrupa halkları n ı n g üven­ liklerini tehdit etmekted ir. NATO üyesi çeşitli ül kelerde ve Isyanya'da Amerikan emperyal istlerine veri len askeri üsler de Avrupa barışı için birer tehlikedirier. Tekelci kapita l i n kôrlar sağlaması amaciyle g üdülen saldırı ve harpler politikası, kapitalist ül kelerde de geniş halk yığınlarının sömürülmesini şid­ detlendi rmekte, ı rkıararası d üşmanlıkları körüklemekte, kaba kuvvete başvurma gerektiği fikrini aşılamakta , demokratik özg ürl ükleri kısıtla­ makta, halk yığınları n ı n hayat; menfaatlerini tehdit etmektedir. Ekonominin m i litarize edilmesi m uazzam parolara mal olmakta, yaşayış düzeyini aşağı indirmekte ve emek insanları n ı n sırtlarına ağır bi r yük olara k yüklenmekte­ d ir. I nsanlığın önünde yeni ufaklar açan büyük bilimsel-teknoloj i k başa­ rılar yıkıcı amaçlar uğrunda kullanılırken, yüz m i lyonlarca insan açlık ve yoksul l u k içinde yaşamaktadır. Bunun da suçl usu em peryalizmdir. Bütün bunlardan dolayı barış mücadelesi, halkların özgürlük, i lerleme ve demokrasi savaşiyle, yabancı baskısı ndan, sömü rgeci l i k ve yeni -sömü r­ geci l ikten, gericilerin yönetiminden ve faşizm d i ktaturasından kurtul m a savaşiyle kaynaşmaktadır. Sürekli barış, bugün bir ütopya (bir hayal) değil, gerçekleştirilmesi ta­ mamiyle mümkün bi r a maçtır. Zamanı mızda, harbe karşı, u l uslararası ger­ ginliğin yumuşatı lması ve dünya hal kları a rasında işbirl iğinin genişletil ­ mesi uğrunda mücadele eden kudretli topl u msal ve politik gücler vardır. Dünyanın i l k sosyalist devleti Sovyetler Birliği'nin ve diğer sosyal ist ü lke­ lerin sistemli barış politikası gütmeleri, kapitalist ülkelerdeki emekçilerin yürüttükleri savaşın daha da g üclenmesi, u lusal kurtuluş ha reketi nin büyü­ mesi ve dünyadaki demokrasi ve barış taraftarı geniş çevrelerin aksiyon­ ları, yeni bir harbin kaçı nı lmazlığ ını ortadan kaldı rmakta, halkların barış isteklerini gerçekleşti rmeleri için reel olanaklar yaratmaktadır. Emperyal izm, a rtık d ünyanın kaderine isted iği yönü verebilecek bir kuv­ vet olmakta n çıkmıştır. Amerikalı saldırganlar, Viyetnam Demokratik Cum­ h u riyetini bombardıman etmekten vazgeçmek ve müzakerelere yanaşmak zorunda kalmışlardır. Karada, denizde ve havada nükleer silôh tecrübeleri ya pılması n ı ve n ükleer silôhların başka devletlere veri l mesi ni yasaklayan a nlaşmalar imza edil miştir. Bunlar da gösteriyor ki, halklar, aktif ve bir­ leşik olara k eylemd� bul undukları zaman, konkre sonuçlar elde edebilmek­ tedirler. Gerçi emperyal izm var oldukça harp tehlikesi daima mevcut olacaktır. Bu yüzden, değişik sosyal düzenl i devletlerin barış içinde yanyana yaşa­ ma ları zama nımızın reel bir isteğ idir. Fakat, barış i çinde yanyana yaşamak da, halk yığınlarının emperya lizme ve onun k uvvet kullanma politikasına karşı sürekli ve çetin bir m ücadele yürütmelerini gerektirmekted i r. Sosyal ist devletlerin barışçı girişimleri de, Viyetnam yurtseverlerinin Gü ney Viyetnam cungullarında başarı l ı çarpışmaları da, Avrupa ve Ame­ rika şehirlerinde yapılan harp aleyhtarı gösteri ler de, Japonya hal kının 523


Amerikan askeri üslerine karşı savaşları da barış m ücadelesidir. Işçi sını­ fı nın tekel ler egemenl iğine karşı yürüttükleri savaş da, Ldtin Amerika halk­ ları n ı n askeri cuntaların d i ktaturasına karşı direnişleri de, Asya ve Afrika ül kelerindeki sömürge aleyhtarı hareket de, Birleşik Amerika zenci halkı n ı n kendi hakları uğrundaki savaşı da barış ddvasına hizmettir. Bu mücadeleye katı lan herkes, ister işçi olsun, ister köylü olsun veya Idboraturda çal ışan, ortak ddvaya - barışı koruma dôvasına - katkıda bulunmaktadır. Emek insanlarını, ya ni işçileri, köyl üleri, ayd ınları ; bilim ve kültür ala­ nında çal ışanları, emek ürünlerini, i nsanl ı ğ ı n yaratıcı çabala rını korumak ve çoğoltmak isteyen herkesi ; evlôtla rının geleceğini hazırlayan ona ve ba baları ; yüce plôn ve emel­ leri gerçekleştirmek için hazı rlanan gençleri ve üniversite öğrenci leri n i ; halklarının kaderini d üşünen m i l letvekillerini, devlet ve politika adamlarını ; politik partileri, sendika birliklerini, toplumsa l örgüt ve hareketleri ; d insel topluluk ve birl i kleri, çeşitli d inlere mensup i nsanları ; barışı koruma hareketlerine ve harp aleyhtarı kam panyalara katılanları ; bütün erkek ve kad ı nları : Birleşik Amerika'nın, Viyetnamdaki saldırısına son vermesi, Amerikan askerlerin i n o radan a l ı nması, Viyetnam halkının egemenlik haklarına, ba­ ğ ı msızl ı k ve özg ürlüğüne, barış içinde yaşamasına saygı gösteri lmesi için ısra rl ı isteklerde bulunmaya ; israil'in Yakın Doğ udaki saldırısı sonuçları n ı n Birleşmiş M i l letler Teşki ldtı Güvenlik Konseyinin kararı gereğince ortadan kaldırı l ması için çaba sar­ fetmeye ; sömü rgeci lik ve yen i-sömürgeci liğin tama miyle yok edil mesi, bütün baskı altındaki uluslarını bağ ı msızlıklarına kavuşmaları, Portekiz sömürgecile­ rinin sürdürd ükleri harbe son veri l mesi, Gü ney Afrika Cumhuriyeti'nde ve her yerde yüzkızartıcı rasizmin kökleri nin kazı nması, yabancı tekellere uşaklık eden bütün satı l m ış rejim ierin ortadan kaldırı l ması uğrunda müca­ dele etmeye ; değişik sosyal düzenli devletler a rasında barış içinde yanyana yaşama prensiplerini tamam iyle gerçekleştirmek, uluslararası gerg i n l iğ i yumuşat­ mak, çözümlenmemiş sorunları görüşmeler yolu ile d üzenlemek, em perya­ l istlerin halkların bağ ımsızlık ve egemenliklerine müdahalelerini önlemek, halkları n kendi kaderlerini kendi leri n i n belirlemeleri ni, ülkeler a rasında hak eşitliğine daya nan işbirliğini genişletip geliştirmek için yürütülen sa­ vaşta gayretleri n i artırmaya çağı rıyoruz ! Son dü nya harbi n i n korkunç d ramı içinde yaşamış olanları ve bu feld­ ketleri hatırlayanları, Avrupa'da ba rışı koruma savaşına katılanla rı ve bu arada Batı Almanya'daki barışsever gücleri ; Alman Federal Cumhuriyeti nin güttüğü toprak istekleri politikasına ve n ükleer silôhlara sahip olma emel i n i gerçekleştirmesine engel olmaya çağ i rıyo ruz ! 524


I kinci Dünya Harbi sonucunda Avrupa'da meydana gelen reel durumu, mevcut devlet sınırların ı n dokunulmazlığını kabul etmek, Almanya Demok­ ratik Cumhuriyeti ni ta n ı mak, Avrupa kıtasında sürekli barışın sağ�an ması için zorunlu şarttır. Avrupa'da etkili bir kol lektif g üvenl i k sistemi meydana getirmek, dün­ yanın askeri g ruplara böl ünmüş durumuna son vermek, halklar arasında işbirliği ve karşı lıklı anlaşma havası yaratmak için yürütülen mücadeleyi yaygı n bir hale getirel i m ! Varşova Antıaşması Devletleri Budapeşte Kon­ feransı tarafı ndan teklif edilen, Avrupa Devletleri Danışma Konferansı bu yoldan kurulabilir. Dünya barışı, «korku dengesi .. temeli üzerinde kurulamaz ! Silôhlanma yarışrna son verilmezse, s ü rekli barışı yaratmak imkônsızdır. Yeryüzünün çeşitli bölgelerinde atomsuz bölgeler kurulması, her türlü n ükleer silôh tecrübelerin i n yasak edilmesi, nükleer silôhları n yayg ınlaş­ tın lmasını yasak eden anlaşmanın bir o n önce yürürlüğe girmesi ve bütün devletlerin bu anlaşmaya katıl maları, nükleer silôhın yasak edil mesi ve mevcut nükleer silôhları n imha edil mesi i çi n m ücadele yürütü lmelidir. Yabancı ül kelerin topraklarındaki askeri üslerin kaldırılması, saldırgan askeri bloklara sokulan ülkelerin bunlardan kurtarılmaları, her türlü kim­ yasal ve bakteryolojik silôhların yasaklanması ve bu yasağın etkili ulus­ lararası kontrol altında ol ması için m ücadele yürütül melidir. Tam ve genel silôhsızlanmanın sağlanması için sisteml i ve çetin bir m ücadele yürütülmelidir. Biz komünistler, barış ve halklarorası dostl ukla ilgili Leninizm fikirlerine menfaatsız bağlılığı m ızı en ağır koşullar içi nde de koruduk. Dün olduğu gibi bugün de, militarizm, saldırı ve harp politikası aleyhtarı olon herkesle birlikle bu yüce ve i nsani amaçlar uğrunda mücadeleye devam edeceğiz. Bu amaçla, en çeşitli toplumsal ve politik güclerle temaslarımızı geliştir­ meye ve işbirliği yapmaya hazırız. Bütün ilerici barışsever g üclerin birliğini zamanımız gerektirmektedir. Bir bütün halinde bi rleşerek, kutsal barış dôvasını bütün d ünyada zafere ulaştıracağız !

Arap halklarının ısrail saldırısına karşı yürüttükieri haklı savaşın desteklenmesi hakkında bildirge ısrail, iki yıl önce, Arap Birleşi k Cumhuriyetine, \Jrdün ve Suriye'ye açık saldırıda bulundu. En başta Amerikan emperyalizmi olmak üzere emper­ yalizm, d ü nyadaki bütün gericiler ve casus merkezleri tarafından destek525


lenmekte olan ısrail yönetici çevreleri, o zamandan beri, saldırı sonu­ cunda yerleşmiş bul undukları Arap topraklarını işgale devam etmekte, G üvenl i k Konseyin i n kararları da dahil Birleşmiş M i lletler Teşkilôtın ı n kara rlarını uygulamayı reddetmekte, yayı lma v e ilhak politikasına devam etmekte, işgal etti kleri bölgelerdeki Arapları terör altı nda tutmakta ve yeni yeni askeri provokasyonlarda bulunmaktadıriar. Komünist ve Işçi Partileri U l uslararası Danışma Toplantısı, devam ede­ gelen ısra i l saldırısını şiddetle kınar. Bu saldırı ile Arap halklarının u l usal hakları, bu arada, Filistin Araplarının meşru hakları, saldırıyı kınayan Bir­ leşmiş M i l letler Teşkilôtın ı n Tüzüğü kabaca çiğnenmektedir. Arap halkları, saldırıya karşı yürüttükleri haklı mücadelelerinde, sosya­ l ist ü l kelerin ve en başta Sovyetler Birliği'nin etkin yardı mlarından yarar­ lanmaktadırlar. Onlar, bu m ücadelelerinde, dünya komünist hareketi, u l usal kurtuluş kuvvetleri ve kapitalist ül kelerde gittikçe genişleyen ka­ m uoyu çevreleri tarafından da desteklenmektedirler. Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısının kanısınca, ancak, ısrail askerlerinin bütün işgal ettikleri Arap topra klarından geri a l ı nması, Güvenl i k Konseyinin 22 Kasım 1 967 tarihli kararı n ı n tamamiyle gerçekleşti rilmesi sayesinde bu bölgede barış ve huzur sağ lanabilir. Danışma Toplantısı, d ü nyadaki bütün i lerici g ücleri, Arap halklarını des­ tekleme alanındaki aktif faaliyetlerini ve onların haklı savaşlariyle daya­ nışmalarını g üclendirmeye çağırır. Moskova, 7 Haziran 1 969

Yunan Kommünist ve demokratlariyle dayanışma çağrısı Moskova'da toplantı halinde bulunan 75 komünist ve işçi partisi temsil ­ cileri, Yunan komünistleriyle demokratlarına ve diğer rejim a leyhtarıarına karşı uygulanma kta olan gaddarça adli kovuşturmaları, yığınsal tutukla­ maları ve işkenceleri kapsayan yeni terör dalgası karşısında derin bir nefretle sarsılmıştır. Amerikan emperya listlerinin ve saldırgan NATO blokunun yardımı ile iktidarı ele geçiren gerici subayların kurd ukları d i ktatura rejimi, halkla­ rının özgürlüğü, bağ ımsızlığ ı ve m utlu gelecekleri uğrunda yılmadan sava­ şan Yunanistan komünistleri başta olmak üzere, demokratik güclere ağır baskılar yapmaktadır. Komünist ve işçi Partileri Konferansı delegeleri, askeri-faşist diktaturaya karşı savaşan Yunanistandaki komünist ve demokratlarla ka rdeşçe daya526


nışma halinde bulunduklarını bildiri rler. Konferans, bütün ül kelerdeki ge­ niş emekçi yığınlarını, demokratik ve i lerici güCıeri, bu zulme son verilmesi ve Yunanistan'daki bütün siyasi tutukluları n derhal serbest bırakılmaları için ısrarlı isteklerde bulunmaya çağı rı r. Moskova, 12 Haziran 1969

Endonezya komünistlerine mesaj Kom ünist ve Işçi Parti leri Danışma Toplantısı delegeleri olan bizler, Endonezyalı yoldaşları m ıza, m ilyonlarca Komünist adına ka rdeşçe dev­ rimci selômları yol luyoruz. Dünyadaki gericilerle birlik k u ra n Endonezya'daki gerici kuvvetler, anti­ komünizmi politi kalarına temel yaparak, Endonezya Komünist Partisi'n i n yöneticilerini gaddarca ezdiler, yüzbinlerce kom ünist v e diğer yurtseveri öldürdüler, ailelerini de korku n ç baskılar altında daranperan ettiler. En­ donezya'daki kanlı zulüm dört yıldır devam ediyor. Binlerce yurtsever zın­ darlara ve toplama kampları n a atı l mış, ü l kenin kuşuçmaz kervan geçmez bölgelerine sürülm üştür. Endonezya'nın şimdiki yöneticileri, bi l i msel sos­ yal izm fi kirlerini kanunla yasaklamışlard ı r. Bunlar, halkın demokratik kaza­ nımlarına saygısı olan bütün yurttaşları Endonezya'nın politik hayatın ı n d ışında tutmaya çalışmaktadıriar. Endonezya'daki askeri-di ktatörl ü k reji­ minin cinayetleri ve u lusal çıkarlara aykırı politikası bütün i lerici dünya kamuoyu tarafı ndan nefretle kınanmaktadır. Pol i s terörüne rağmen, Endonezya'da kom ünist hareketi yaşamaktadır. Endonezya' l ı birçok komünist, son derecede ağır i IIegoi l i k koşulları içinde, Endonezya Komünist Partisini canland ı rmak ve emekçi leri n çıkarlarını koru­ mak için m ücadele etmekte, Endonezya yönetici çevrelerinin halk ve mem­ leket a leyhtarı politikasından ya rarlanan emperyal izmin saldırı ları karşı­ sında ü l kenin bağı msızl ığını kahra manca savunmaktadır. Uluslararası Danışma Toplantısı, kanlı terörün kurbanı olan Endonezya komünistleri nin hôtıralarını saygı ile anar ve savaşı devam ettirenlerle enternasyonal daya nışmasını bildiri r. Danışma Toplantısı, bu kardeş par­ tinin geleceğine, bu dönemdeki zorl ukları ortadan kaldıracağ ına inan­ maktadıro Biz şuna kaaniiz ki, Endonezyal ı komünistler, M a rksizm-leni nizm ve proletarya enternasyonalizm i prensiplerine titizl ikle bağl ı kalmak ve Endonezya'daki diğer i lerici-demokratik güclerle birl i k olmak suretiyle, halkı, gerçek ulusal bağ ımsızlık, i lerleme ve sosyalizmin ayd ı n l ı k idealle­ rin i n zaferine doğru götü receklerdir. Moskova, 1 4 Haziran 1969 527


Haiti yurtseverlerini destekleme çağrısı Ha iti'de kom ünistler, demokratlar ve diğer yurtseverler arasında yapılan yeni yığınsal tutuklama ve canavarca öldürmelerle ilgili haberler Mosko­ va'da toplanan 75 komünist ve işçi partisinin temsilcileri arasında derin bir infial ve nefret uyandırdı. Jerald Brison, Daniel Sansarik, Jerar Vadestrant ve Jak Jano yoldaşlarla kom ünistlerin diğer seçkin yöneticileri birkaç gün önce öldürülmüştür. Düvalie'nin cel lôtları tarafından yakalanan Birleşik Komünistler Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Jozef Rone yoldaşın hayatı tehlikededir. Yalnız Amerikan tekellerinin desteği ile i ktidarda tutunobilen Düve­ lie'nin zulüm rejimi 12 yılıdır ül keyi toplama kompına çevirmiş bulunmak­ tadır. Kanlı takibatla, işkencelerle, ölüme mahkumiyet cezaloriyle, halk aleyhtarı kanunla rla ve özellikle sığınma hakkı kanununun yürürlükten kaldırıl masiyle, Haiti yurtseverleri nin d i renişini ezme a macı g üd ü lmekte­ d i r. Düval ie rejimi, en ağır darbesini, Birleşik Komünistler Partisine, yurt­ larının özg ürlüğü, bağ ımsızlığı ve aydınlık geleceği uğrunda kahramanca savaşan komünistlere yöneltmiştir. Komünist ve Işçi Partileri Uluslara rası Danışma Toplantısı, derin i I IegaI ­ l i k koşu l l a rı içinde, hayatları n ı hergün tehli keye atarak, zulme karşı fedaice savaşan Haiti komünistleri ve demokratlariyle ka rdeşçe dayanışmalarını bildiri r. Danışma Toplantısı, bütün ül kelerin emekçi yığ ınlarını, demokratik ve i lerici g üclerini, Haiti li komünistlere ve diğer yurtseveriere yapılan teröre, işlenen cinayetlere ve takiplere son veril mesi i çin kesin isteklerde bulun­ maya çağ ırı r. Zulme karşı, yurtla rının özgü rl ü k ve bağ ımsızlığı uğrunda yürüttükleri savaşta canlarını veren kahra ma nların hôtıraları önünde saygı ile eğili­ yoruz. Jozef Rone yoldaş serbest bırakılmalıoır ! Haiti'deki bütün siyasi tutuklular serbest bırakılma l ı d ı r ! Moskova, 16 Haziran 1969

528


Lenin'in yaşadığı yerlerde

Lenin isviçre' deyken

Vladimir Hiç Lenin, hayatı nın hemen hemen yedi yılını ısviçre'de geçirdi. Oraya, ilk defa, 1 895 yılı baharında, henüz pek gençken, o sıra la rda Ce­ nevre'de oturan seçkin Rus Marksisti G . V. Plehanof'la görüşmek üzere gitti. ısviçre'den son ayrıl ışı da 1 91 7 yılı baharındadır. Rusya'daki Şubat Devriminden sonra memleketine döndü. B u iki bahar arasındaki devre, d ü nya ta ri hinde çözümleyici bir dönüm noktası olan Büyük Oktobr Sosyalist Devrim ine yol açan bora l ı olaylar, derin ekonomik ve sosyal değişimler dönemidir. Büyük Oktobr Devri mi hazı rlıklarının öneml i bir kısmı, Lenin'in dev ça lışmalariyle, ısviçre'de ya pılmıştır. Lenin'in Isviçreye çeken k uvvet neyd i ? Vladimir i fiç, yurdundan ayrı bulunmak zorunda olduğu yıllarda neden bu ülkeye sık sık g itmişti ? Bunun bellibaşlı nedenleri şunlardı r : XiX. yüzyılın sonunda ve XX. yüz­ yıl ı n başlangıcında ısviçre, Batı Avrupa ile Rusya arasında bir politik yol kavuşağı idi. Avrupa'nın bütün devletlerinden gelen çeşitli görüş ve ina­ nışlara sahip siyasi m ültecilerin sığınma yeriydi. XiX. yüzyıl ı n sonlarında, ısviçre'deki siyasi m ü lteciler a rasında Rus mültecileri önem li bir yekun tutuyordu. Birinci Enternasyonalin Rus Seksiyonu oradaydı. G . V. Plehanof, Cenevre'de, 1 883 yılında «Emeğin kurtuluşu» adı i l k Rus Marksist grubunu kurm uştu. XiX. yüzyıl ı n sonlariyle XX. yüzyıl ı n başlangıcı arasında, lsviçre'nin çeşitli şehir ve köylerinde, Marksist, Narodnik, Buntçu, burjuva sol Iiberali ve anarşist bi rçok Rus siyasi mü ltecisi toplanmıştı. Lenin, Cenevre, Zürih ve Bern şehirlerinin m ükemmel kütüphanelerinde Marks ve Engels'in eserleri ni, felsefi, ekonomik, tabiat bil i m i ve diğer bilgi kollarının l iteratürünü okuyor, Marksizmin çözümlediği ve çözümlerine yeni aşamalar kazandırdığı problemleri i nceliyordu. Lenin, ısviçre'ni n tabiat güzelliklerine, tepeleri daima bembeyaz dağla­ rına, zümrüt göllerine hayrandı. Hayatı nda pek az vakit ayırc.bildiği din­ lenme zamanlarını Alp dağlarının küçük köylerinde, Cenevre ve Bern cıva rındaki şiri n köşelerde geçiriyordu. Cenevre'de Cenevre göl ünün kıyıarına yaslanmış, parklar ve küçük köylerle çevrili Cenevre, misafirseverliği, lôubaliliğe kaçmayan i çtenliği, genel kültürü ve bayı ndı rlığı ile mültecileri kendine çeken bir şehird i . 34

529

/


1 903 yılı Nisan ayı sonunda, Rus M a rksistleri nin gazetesi «Iskra»nı n Cenevre'de yayınlanması kararlaştırılınca, Leni n ve Krupskaya, bu şehre yerleştiler. Bir işçi mahallesi olan Seşeron'daki «Şmen du Foye» sokağında 10 numa ra l ı küçük evi kiraladılar. Evin üst katında kutu gibi üç oda, alt katında da mutfak vardı. Bu küçümencik ev, çok geçmeden, Rus sosyal demokratları n ı n toplantı ve politik tartışma merkezi haline geldi. Şehi rde ise, Rus Marksistleri, Un iversite yakını ndaki «Landolt» kahveha­ nesinde toplanıyorlardı. Bu kahvede Lenin'in çalıştığı ve yakınlariyle görüş­ tüğü «özel» bir masası vardı. Telefon kabinesiyle büfe arasındaki bu masa bug üne kadar korunmuştur. ısviçre'de kaldıkları bu ilk uzun dönem, Lenin ve Krupskaya'nın hayat­ larında en çetin devrelerden biridi r. Lenin, bu yıl larda, pa rti içindeki oportünist a k ı m ı n temsilcilerine karşı sert bir m ücadele yürütmüştü. Par­ tinin I kinci Kongresinde Menşevikler adını alan oportünistler, Kongrede uğradıkları yen i lgiden sonra, Kongre'nin kara rlarını tanı mamışlar, parti yönetimini ellerine geçirmek için çal ışmışlar ve «Iskra»yı yönetimleri a l ­ tına a lmaya muvaffak olmuşlardı. Bu d u r u m karşısında Lenin, Rusya'daki parti örgütleriyle bağ lantısını, genel olara k mektuplarla devam ettirmek zorunda kaldı. Mektuplar, makaleler ve konferanslarla Menşeviklerin parti aleyhtarı tutumlarını açıkladı. Menşevik oportü nizminin eleştirilmesinde. onun, Cenevre'de 1 904 yılının Şubat-Mayıs ayları a rasında yazdığı «Bir adım ileri, iki adım geri» adlı eseri önemli bir rol oynadı. Menşeviklerle m ücadele şiddetli ve g üçtü. Cenevre'de bir hayli taraftar­ l a rı vardı. Bunlar, sahteciliğe, entrika ve ifti ralara da başvurarak, Lenin'e karşı aktif bir savaş yürüttüler. O zamanlar Cenevre'de Krupskaya ile bir­ likte çalışmış olan en eski bolşeviklerden L. Fotieva, Lenin'in o dönemde içinde bulunduğu koşul ların ağır ve gerg i n olduğunu yazmakta, Menşe­ viklerin, an u, «diktatörlükle, partide bütün i ktidarı ele geçirmek için gayret sarfetmekle, kısacası bütün g ünahlarıo» suçladıklarını söyletmekte, «lenin'in sığukkanlılığı, h i ç eksi lmeyen neş'esi, kuvvetli iradesi» karşısı nda hayran­ lığını bel irterek : «Menşeviklerin prensipsiz davra n ışlarına lenin, yüksek prensiplilikle, savunduğu görüşlerin doğruluğuna tam bir i nanıçl a muka­ bele ediyordu» demektedir. Krupskaya ile aralarındaki karşılıklı saygı ve güvene dayanan derin dostluk, partili arkadaşlariyle sıkı bağlantısı ve onlardan gördüğü destek, i l legol m ücadelesinde lenin'in dev çal ışma g ücünü daha da artırıyordu. Devrimci Marksistleri birleştirmek için sarfettiği gayretler çok geçmeden başarı ile sonuçlan d ı . Bolşeviklerin 1 904 yılının Ara l ı k ayında Cenevre'de yaptıkları toplantıda, «Vpered» Bolşevik gazetesinin yayı nlanmasına kara r verildi. Gazetenin i l k sayısı 4 Ocak 1 905'te çıktı. len in'in hazırladığ ı prog­ ram, Rusya'daki parti komitelerin i n çoğu tarafından desteklendi. Kısa bir süre sonra lenin, Birinci Rus Devriminin başladığını Cenevre gazetelerin­ den öğ rendi. 1 905 yı l ı n ı n Haziran ve Temmuz ayları nda, Cenevre'de «Demokratik dev530


rimde sosyal demokrasinin iki taktiği» adı i le d ünya sosyal izm tarihine geçen eserini yazdı . Bu kitabında, yeni tarihsel dönemde burjuva demok­ ratik devri minin karakterini açıkl ıyor ve sosyalist devrime dönüşme yolla­ rını gösteriyordu. Gerçek devrimci Marksist parti nin strateji ve taktiğinin bilimsel dayanaklarını bel i rtiyor, oportünizm ve reformizmin zara rlarını ortaya koyuyord u. Bu eser, günümüzde de aktüel liğini korunmaktadır. Zira, onda, kapitalist toplumu devrim yolu ile değiştirme a macı n ı güden politika ile sosyalizm perspektiflerini kaybettiren, mevcut d uru ma pasif olara k uyma politikası a rasında açık seçik bir hudut çizilmektedir. lenin, 1 905 yıl ı n ı n sonlarına doğru Cenevre'den Peterburg'a hareket etti. Tekrar ısviçre'de Devrim yenilgiyle sonuçlandı, Siyasi polis lenin'in izini bul m uştu. Bunun üzerine o, tekrar yurt dışına çıkmak zorunda kaldı . 1 908 yılının Ocak ayında, Kru pskaya ile bi rlikte Cenevre'ye geldi. Dondu rucu bi r soğuk va rdı. Her taraf ıssızdı. "Da Pon» sokağı ndaki 1 7 numaralı evde küçük bi r odaya yerleştiler. \Jzgündüler. Krupskaya o günler hakkı nda sonra ları şunları yazacaktı : "Devrimden sonra tekrar emigrasyon hayatına bir türlü al ışa­ m ıyorduk. Vladi m i r lIiç, bütün gününü kütüphanede geçiriyordu. Geceleri ne yapacağımızı bilemiyorduk ... Bu durum uzun sürmedi. lenin, proleta ryan ı n uğradığı yenilginin geçici olduğuna, kahramanlıklarla dolu savaşların ileride devam edeceğine ve bunların kesin zaferi getireceğine inanıyordu. Krupskaya, anılarında şöyle diyordu : "Yeni lgi zamanı lenin, proletaryan ı n en büyük zaferlerini d üşünü­ yordu. Geceleri Cenevre gölü sahilindeki sokaklarda gezinirken, o, hep bu zaferlerden bahsediyordu.» lenin'in çalışması, hem de öncekilerden çok daha fazla çalışması gere­ kiyordu. Ve o, birçok işlere yeni baştan başladı. "Proletariy» adlı yeni bi r parti organı gazeteyi yayı nlama hazırl ı klarına girişti. Gazeteye yeni yazar ve muhabirler buldu. Rusya'daki gizli parti örgütleriyle bağlantılar kurdu. Parti örgütlerinin korunması ve kuvvetlendirilmesiyle ilgili organizasyon çal ışmaları n ı yönetti. Ve şu satırları o zamanlar yazd ı : "Bize kaya g i bi i nsanlar denil mesi hiç de boşuna değildir. Sosyal demokratların meydana getirdikleri proleter partisi, i l k askeri baskında uğranılan başa rısızl ıklar karşısında ümitsizliğe d üşmiyecek, yolunu şaşı rmıyacak, maceralara sap­ m ıyacaktır.» lenin, işçi sınıfının ve öncüsünün Marksizme yabancı ideolojilerin etkisi a ltından kurtulması için giriştiği mücadeleye devam etti. O sırada, Parti içinde yanlış görüşler yayanlara ve bu yanlış görüşleri Marksizm teorisinin gelişmesiymiş gibi gösterenlere karşı mücadelenin geciktirilmezli k ve zo­ runluğu daha açık olara k ortaya çıktı. Marksizmi geliştirme bahanesiyle bu teorin i n bazı en önemli prensip­ lerini değiştirme çabaları, uluslararası işçi hareketi i çi nde yeni bir şey 34·

531


değildi. Leni n , Ma rksizmi bu yoldaki zeng inleştirme ( ! i i) çabalarına karşı daha 1 893 yılında çetin bir m ücadele yürütmüştü. 1 905 Devriminin yenil­ g isinden sonra, parti içinde bel i ren fikri-teorik kara rsızlıklar, Marksizmi em prokrititsizmle birleştirmek için yapılan çağ rı l a r, partideki ideoloj i k çal ışmaları z o r d uruma düşürmüştü. Lenin, 1 908 Nisanı nda yazd ığı «Marksizm ve revizyonizm.. başlıklı maka­ lesini Cenevre'den Rusya'ya gönderd i . Revizyonizme savaş iıanı mahiye­ tinde olan bu yazısında revizyonizmin sınıfsal ve g neseoloji k kökenlerini açığa çıkarmakta, u l uslararası bir karakteri olduğunu ortaya koymakta ve her türl üsü ile sistemli, a ral ıksız ve kompromisiz bir savaşın önemini ve ertelenmeye ta ha m mülü olmadığını bel i rtmekteyd i. Lenin, o zamanlar, Mah ve Avenaryus'un felsefesine dayanarak Mark­ sizmi değişti rmeye (revizyona) yeltenenlerin bu çabalarını hedef tutan bir kitap üzerinde çalışıyordu. Bütün serbest zamanları nda, Cenevre'deki ..Okuma Cemiyeti..nin (..Societe de lecture..) kütüphanesinde bu alanda i ncelemeler yapıyordu. Mayıs ayında Lond ra'ya giderek, bir müddet Britiş M uzeu m'un kütüphanesinde çal ıştı ve tekrar Cenevre'ye döndü. Çeşitli d i l lerde yazıl m ış felsefe ve doğalbilimle ilgili yüzlerde eser okudu, M arks ve Engels'in eserleri ni tekrar aktardı, Ditsgen ve F. Mehri ng'in eserlerini gözden geçirdi. Cenevre'deki .. Okuma Cemiyeti .. kütüphanesine daha 1 904 yılında üye olmuştu. Orada kendisini Lenin diye değ i l , U lyanof adlı herhangi bir kitap meraklısı olara k tanıyorlardı. N. K. Krupskaya, anılarında, o günleri şöyle a nlatmaktadı r : ..Societe de Lecture..ün kütüphane memuru, bir Rus dev­ rimcisinin her sabah erken erken geldiğini görürdü. Bu Rus, ucuz kumaş­ tan Isveç modasına göre dikilmiş pantalonunun, çam urlanmasın diye kıvırdığı ma nşetini düzeltmeyi unutur, bir gün önce bıraktığı, barikatlara veya taarruz tekniğine dair kitabı yerir:ıden a l ı r, pencere yan ı ndaki her zamanki yerine oturur, bir hayli seyreimiş saçlarını el inin alışılmış bir jestiyle düzeltir ve sonra okumaya do lardı ... Lenin, 1 908 yı l ı nda, orada birçok felsefi kitap okudu. Ve dev bir ça lış­ manın ürünü olan ..Materyalizm ve empriokrititsizm.. adlı dahice eserini yazdı . Bu yapıt, bugün de, işçi sınıfı n ı n en etkili ideoloji silahıdır. Marksist ve evrensel felsefenin bu şedövründe Lenin, Ma rksizmi Ma­ hizmle değiştirmek için yapılan çabaları, bütün yönleriyle, derin bir eleş­ tiri süzgecinden geçirmekte, Mahizmin idealist felsefenin bir çeşidi oldu­ ğunu delil lerle ıspat etmektedir. Aynı zamanda, Marksizmi idealist felse­ feyle uzlaştırma çabalarının, kaçınılmaz olarak Marksizme ihanete yol açtığ ını ortaya koymaktadır. Lenin, bu eserinde, d iyalektik materyal izmi yaratıcı bir şekilde gel işti rmekte, doğal bilimde meydana gelen devrim i n getirdiği köklü sorunları çözümlemekte, bu devri min, Marksist felsefeyi çürütmesi şöyle d u rsun, ta m tersine, yalnız bu felsefenin temelleri üzerinde doğru bir yol bulabildiğini ıspatlamaktadır. 532


Lenin herkesten daha uzak görüşlü idi 5 Eyl ül 191 4'te, yani Biri nci Dünya Harbinin başlamasından biraz sonra, Lenin, ai lesiyle birlikte Avusturya-Maca ristan'dan, illegal olarak ısviçre'ye geçti ve Bern'e yerleşti. Krupskaya ile birlikte Şubat 1 91 6'ya kadar orada kaldı. Bern, Cenevre'ye kıyasla, küçük burjuva ortamının hôkim olduğu sôkin bir şehirdi. Krupskaya anıları nda şöyle der: «Bern, öncelikle bi r idare ve öğ reni m merkezidir. Çok iyi kütüphaneleri, birçok bilim gücleri vardır. Küçük burjuvalık şehrin bütün ruhuna işlemiştir.» O zamanlar sosyal demokrasi güç koşullar i çi nde bulunuyordu. Fransız sosyal istlerinin liderleri, Almanya, Avusturya ve d iğer ü l kelerdeki sosyal demokrasi önderleri ulusal şovinizm mevzilerine geçmişlerdi. Lenin, bu koşul larda en önemli ödevin, devrimci özeki korumak, bütün gerçek sosyal demokratla rı n yeni enternasyonal temeller üzerinde birleş­ melerini sağlamak, emperyalist harbi vatandaş harbine dönüştürme şiarı i le uluslararası proletaryayı şovinist burjuvazi nin etkilerinden kurtarmak olduğunu bel i rtiyordu. Bu görüşlerini «Avrupa Harbinde devrimci sosyal demokrasini n ödev­ leri» adı altındaki tezlerde topladı ve incelenmek üzere italyan ve ısviçre Sosyal istlerinin Lugarno Konferansına gönderd i . Bu tezlerinde, Biri nci Dünya Harbini bi r emperyal ist harp olara k niteliyor ve I ki nci Enternasyonal liderlerini lanetliyordu. Tezlerden bazıları Konfera ns'ın kararlarına girdi. Lozan'da, Halkevi salonunda, sosyal demokratların harp karşısındaki tutumları konusunda Plehanof'la prensiplere dayanan çetin bir mücadele yaptı. Cenevre'de «Avrupa Harbi ve Sosyal izm» konu l u bir konferans verdi. Bolşevikler Merkez Komitesi adına, «Sosyal Demokrat» gazetesini tekrar çıkarmaya başladı. Lenin, Bulgar ve Sırp devrimci sosyal demokratlariyle bağlar kurdu. Alman sosyal demokrasisi içinde, Karl Libkneht'in başkanlığındaki, sol cu muha lefetin gel işmesini dikkatle izledi. Uluslararası Sosyalist Gençlik Bürosu'na ve onun basın organı «Gençlik Enternasyonali»ne yardımlarda bulundu. Bu son derecede karmaşık gelişme döneminde toplumda meydana gel­ mekte olon süreçlerin do� ru teorik genelleştiri lmesinin büyük bir önem kazandığını gören Lenin, tekrar materyalist diyalektik üzerine eği ldi. Yeni­ den kütüphe köşeleri : Aristotel , Hegel, Foyerbah . . . Notlar, konspektler . . . Ve ni hayet, sonraları yayı nlanacak olon «Felsefe defterleri .. . . . Onun, enternasyonalistleri birleştirme çalışmalarının i l k ürünleri gecik­ medi. 5 Eyl ü l 1 9 1 5'te Bern yakın ı nda, Alp dağları eteklerindeki Zi mervalt köyünde, Uluslara rası Sosyalist Konfera nsı toplandı. Bu, Leni n'in beli rttiği gibi, harbe karşı enternasyonal gelişmenin i l k adımlariyd i . 533


Büyük enternasyonalist

Lenin, büyük bir enternasyonalistti. Bir yandan Rusya'daki işçi hareketini yönetiyor, öte yandan uluslara rası arenada revizyonizm ve oportünizme karşı savaşıyor ve ayni zamanda ısviçre'deki sosyal demokrasi hareketi ne aktif olarak katı lıyordu. 1916 son baharında, vakit ayırı p, «ısviçre Sosyal Demokrat Partisi için­ deki Zimerva lt solcularının ödevlerleri» başl ıklı tezleri yazdı. Bu tezler, par­ tinin olağan üstü kongresi arifesinde ısviçre Sosyal Demokrat Partisi için­ deki sol kanadı g üdendi rdi. 1 9 1 8 yıl ı nda ayrı bir broşür hali nde yayın­ lanan bir eserin önsözünde Cenevre Sosyal Demokratları şöyle diyorlard ı : .. Bu "ya bancı" yazarın, ülkemizin delil ve koşulları n ı bu derecede derinden ve bu kadar iyi tanı ması karşısında hayranlık duymamak elde değil. Bes­ belli ki, Rusya proleterleri, onu, bu uzak görüşlülüğü ve devrimci atılım­ ları yüzünden büyük devrimlerinin başına getirmişlerdir.» Len in ve Krupskaya, Şubat 1 9 1 6'da, ısviçrenin end üstri ve finans şehri Zürih'e yerleşti/er. Burası, o yıl larda, koynoyan bi r kazan gi biydi. Harp yüzünden i kiye ayrı lan Avrupanın bütün ü l kelerinden gelmiş çeşitli g örüş, meslek ve uluslara mensup insanlar toplanmıştı bu şehre. Her biri türlü nedenlerle kendi memleketlerinde yaşamak imkônını bulamamış veya yaşa mak istememiş insanlard ı bunlar. Lenin, böyle bir şehi rde zamanının nabzını daha iyi a nlayabiJird i . Kumerer adlı bir ayakkabıcı n ı n «Şpigelgase» sokağ ındaki 1 4 numara l ı evinde bir odaya yerleştiJer. Lenin, derhal, iki nci bir' uluslararası sosyalist konferansı n ı n hazırlık işleriyle meşgul olmaya başladı. Nisan 1 9 1 6'da Kin­ tal köyünde yapılan bu konferans. enternasyonalistıerin daha fazla bir­ leşmelerine ya rd ı m etti. Len in. bu dev m isali çalışıyordu. Tartışma ve konferansıarda konuşuyor. gazete ve dergilere yazılar yazıyor. birçok kimselerle görüşmelerde bulu­ nuyor. Rusya'daki parti örgütleriyle ve diğer ül kelerdeki enternasyonalist­ lerle mektuplaşıyordu. Ev sahibinin oğlu, en fazla, Lenin'in bi rçok memleketlerden herg ü n a l d ı ğ ı yığ ı n yığ ı n mektupları hatırl ıyor. Bunları Krupskaya a ç ı p tasnif eder­ m iş, bazan öyle dalarmış ki bu işe, ateşteki yemeği unuturmuş. Bunlar. bir çocuğun belleğinde kalmış. ilk bakışta önemsiz gibi görünen şeyler. Fakat, Lenin'in ısviçre'deki hayatın ı n önemli bir yanını canlandırı­ yor. Lenin'in içine kapanık bir siyasi mü lteci değil. olayların merkezinde bulunduğunu gösteriyor. O, ta ısviçre'den. Rus proletaryasının. Avrupa'daki işçi sınıfı nın devrimci öncüsünün savaşını yönetmekteyd i. Yine bu dönem içinde Lenin. teori alanında da aralıksız çalışıyordu . Birinci Dünya Harbi, Iki nci Enternasyonalin iflôsı. bu yeni tarihsel devre içinde çel işki lerin keskinleşmesi. yepyeni koşullar içinde. Marksizmin bütün bölümleri, proletaryan ı n devrimci partisinin strateji ve taktiği üzerinde çalışması için, ona bol düşünüm malzemesi sağlıyordu. Lenin'in 191 5-1 9 1 6 534


yılları nda yazdığı eserler, Marksizmin gelişmesinde bir devir açtı, kurduğu partin i n ve diğer ülkelerdeki devrimci Ma rksistlerin politikalarına teorik bir temel oldu. «Ikinci Enternasyonalin iflôsı», «Sosyalizm ve ha rp», «Emperyalist harpte işçiler kendi ülkelerindeki hükümetleri nasıl yenilgiye uğratabili rler», «Av­ rupa Birleşik Devletleri şiarı etrafında», özel likle «Kapitalizmin son aşa­ ması : Emperya lizm», «Proleta rya devriminin harp programı», «Yunius'un broşürü üzerine», «Halkların kendi kaderlerini kendi lerinin tayin etmeleri konusu üzerindeki tartışmaların sonuçları» v.b. bu eserler arasındadır. Lenin, bu yapıtlarında, oportünizmin sosyal kökenlerini açığa çıkarmış, harp ve barış konuları nda Marksizm teorisini geliştirmiş, Marksistler ara­ s ı nda ilk olarak, emperyalizmin, kapitalist düzenin en son aşaması ve sos­ yalist devrimin arifesi olduğunu ıspat etmiştir. Sosyal ist devrim teorisini yeni bir aşamaya u laştırmış, yeni koşullarda ul usal sorunla ilgili Marksist çözümü formüle etmiştir. Lenin, Zürih'te kald ı ğ ı süre içinde Ma rksizmin devlet teorisini enine boyuna işlemiştir. Marks ve Engelsin bu konudaki bütün eserleri ni tekrar okuyup bir a raya toplamış, onları n temel fiki rleri üzerine yorumlar yaz­ m ıştır. Derled iği bu malzeme (Mavi defter) «Marksizmin devlet görüşü" adını taşımaktadır. Onun «Devlet ve devrim» adlı eseri bu derlemeye daya­ n ı larak yazılmıştır.

* Bütün mü ltecil i k yıllarında Lenin'in aklı ve gönlü daima Rusya'da idi. Şubat devrim i, en nihayet kendisine Rusya'ya dönmek imkônını verd i . 9 N isan 1 91 7'de ısviçre'den ayrı ldı. Züri h garında kendisini geçirmeye gelen bir ısviçreli yoldaşı : - Sizi yakın bir zamanda yine a ramızda göreceği mizi ümit ediyoruz, Deyince, Lenin, gülümsiyerek : - Bu dileğiniz iyi bir siyasi öngörüş olmasa gerek, d iye cevap verd i. Ve haki katen de bir daha ısviçre'ye dönmedi. Fakat, hayatın ı n sonuna kadar bu memlekete g üzel hatı ralarla bağ l ı kaldı. ısviçre'de geçirdiği yedi yıl, a mansız m ücadeleler ve yaratıcı ça lışmalarla dolu idi. Ve bu yıllar, d ü nya ta rihinin gelişmesinde derin izler bıraktı. E. Rozenta/

535


Kitaplar ve dergiler

Birleşik Arap Cumhuriyeti'nde sosyal-ekonomik gelişme sorunları

1 952 yılının Temmuz ayı nda yapı lan devrimden sonra Birleşik Arap Cumhuriyeti'nde (Mısır'da) büyük değişiklikler meydana geldi. Bütün büyük ve orta sanayi işletmeleri, dış ticaret, inşaat ve taşıt firmala rı, sigorta şirketleri, bankalar millileştiri id i ; özel toprak m ülkiyetinde sınır­ land ı rmalar yapı ld ı ; tarımsal ürünler ü retim ve dağıtım kooperatifleri kuruldu. Bu suretle fel lôhlar (köylüler) işledikleri toprağın gerçek sahibi olmakta, ağır sanayi gelişmektedir. Sosyal alanda da önemli değişi mler old u ; üretimde çalışan emekçilerin sayısı a rttı, çeşitli iş kategorilerindeki emekçilerin asgari ücretleri tespit edildi ; işçilerle memurlara, M ısır' ı n tarihinde i l k defa olara k, işletmelerin yönetimine katı lma hakkı verildi. Birleşik Arap Cumhuriyeti'nde son yıllarda meydana gelen önemli poli­ tik dönüşümler sayesinde, ülken i n sosyal -politik gelişmesinde işçi sı nıfı ile köylülerin rolleri a rttı ve bununla, Mısır devrimi yeni bir unsur daha kazan­ mış oldu. Ul usal g ücler, böylece, bir süre önce yen i ' baştan örgütlenmiş olan Arap Sosyalist Birliği (ASB) içinde toplandı. IJI ke kapitalist ol mayan gelişme yol unda ilerlemeye, ekonomi k bağ ı m ­ sızlığını güclendirmeye v e 1 967 yılındaki ısrail saldı rısı sonucunda ortaya çıkan çeşitli g üçlükleri yenmeye koyuldu, emekçi yığ ınları devlet yöneti­ minde gittikçe daha etkili rol oynamaya başladılar. Bunları n ve benzeri problemlerin çözümüne, Ka hire'de yayın lanmakta bulunan «At-talia» adlı aylı k teori dergisinin önemli katkısı olmaktadı r. Arap Sosyal ist Birliğ i'nin yeni baştan örgütlenmesiyle ortaya çıkan sorun­ lara dergide geniş yer veriliyor. ASB'nin yeni tüzüğü gereğince, bu bi rlik, köyl ü, işçi, asker ve ayd ı nlardan ulusal sermaye temsilcilerine kadar bütün halk gücleri ni bi rleştiren bir siyasi örgüttür. Odevi, Ul usal Hareket progra­ m ı nda yeralan prensiplere dayanarak, sosyal ilerleme, ul usal gelişme ve demokratik dönüşümler için yürütülen halk savaşına öncülük etmektir. Arap Sosyalist Birliğ i'nin kurulması, memleketin politik hayatında olumlu bir olaydır. Fakat, derginin de bel i rttiği g i bi, ya pısı, ilk zamanlarda tam bir açıklık kaza namadı. Orneğin, ASB'nin, devletin gerek kanun yapıcı ve gerekse yürütme organlariyle ilişkileri ve bu ilişkilerinin sınırları bel i rlen536


memişti. Bu yüzden, onun hem bu o rganlarla ilişkilerinde, hem de kendi içindeki türlü unsurl a r arasında derhal zorluklar belirdi. ASB'nin yönetim o rganları n ı n işbaşına getirilmesi seçim prensiplerine dayanmıyord u . (Çünkü seçim yolu ile devrim d üşmanı elemanların Birliğe sızmalarından endişe ediliyordu.) 30 Mart 1 968'de Başkan Nası r tarafından sunulan yeni programda, bütün memleketin hayatında Arap Sosyal ist Birliği'nin daha büyük rol oynayabil mesi için demokratik santralizm prensibine göre yeni baştan örgütlenmesi ve aşağıdaki yukarı bütün organlarının seçim yolu ile işba­ şına gelmesi öngörülüyordu. Derginin 1 968 ta rihli 8'i nci sayısında yayı nlanan Hilmi Yasin i mzalı ve «ASB'nin ta ban örgütlerinin çal ışmaları» başl ıklı yazıda, taban komiteie­ lerinin faaliyeti gözden geçiri lmekte, bunların, işletme ve köylerde halk yığınlarının doğrudan yöneticileri ve Birliğin yönetim merkeziyle halk ara­ sındaki esas halkaları oldukları bel i rtilmektedir. Yazı sahibi, bu komite­ leri, halkla bağ larını sıkılaştı rı p aktifleştirmeye, demokratik gelenekleri geliştirmeye davet etmekte, politik çalışmalarda başa rı n ı n ancak bu suretle sağlanacağı n ı ortaya koymaktadır. Dergi, seçil memiş, yukarıdan tayin edilmiş olan birçok taban komitesi eski başkanlarını şiddetle eleştir­ mektedi r. Bunlar, yukarıya yanlış bilgiler vermek suretiyle, ASB'nin başarılı siyasi faaliyetlerde bulunduğu izlenimini yaratmaya çalışmışlar, zayıflıkları gizlemişler ve her türlü eleştiriyi önlemişlerdir. Bütün bunlar, ASB Merkez yönetimiyle geniş halk yığ ı nları a rasındaki bağların kopmasına yol açmıştır. Dergi, Birliğin demokratik bir örgüt haline gelebi lmesi için eleştiri ve özeleştirinin (kritik ve otokritiğin) yaygın bir hale getirilmesi gerektiğini, Arap Sosyalist Birliği örgütlerinin, doğrudan doğruya halk yığınları n ı n kontrolü altında bulunmasının zorunlu olduğunu beli rtmektedir. ASB'nin önceki faaliyetinin tahl ilinden şu sonuç çıkarılıyo r : Bu o rgani­ zasyonun esas ödevi, devrimin genel politi k doğrultusunu gerçekleşti rmek i çi n halk yığınlarını seferber etmek, devrimin gelişmesi sırasında ortaya çıkan sorunları n halk tarafı ndan iyice an laşıl ması için çalışmaktır. Bu­ günkü koşullar içinde ısrail'in em peryalistçe saldırısın ı n açtığı yaraları iyileştirme meselesi, politik faaliyetin ağırlık merkezini teşkil ediyor. Der­ giye göre, temel ödevlere bu açıdan bakılmak ıôzımdır. ASB şöyle bir örgüte sahipti r : Taban teşkilôtları komiteleri, en yüksek organ olan Genel Ulusal Kongre, Merkez Komitesi, Merkez Komitesine bağ l ı daimi komisyonl a r ve ASB Merkez Yürütme Komitesi. Arap Sosyalist Birliği'nin Birinci Kongresi 1 968 yılının Temmuz-Eyl ül ayları arasında yapı lmıştır. «At-ta lia» dergisinin 1 2'inci sayısında bu Kongre'de kabul edilen kara rlara r gözden geçiriliyor. Bu konuda ASB Merkez Komitesi üyeleri nden Muhammet Sabri Mabdi, Abdül Gadi Nasıf, Ahmet-al-Huaca'nın da yazıları var. Maka lelerde, sendikaların çalışma­ ları n ı politik bakımdan yönetmek, em peryal ist saldırısına karşı yürüttük537


leri savaşta Arap halklarının birliğini g üclendirmek. ü l kenin ekonomik gelişmesini hızland ırmak, basının ve d iğer haber araçları n ı n rol ve ödev­ lerini belirlemek, halk savunma ordusu kurmak ve benzeri işlerde Arap Sosyalist Birl iğin'e düşen ödevler inceleniyor. Birleşik Arap Cumh u riyeti yöneticileri, politik sorunlara, ekonomik zor­ lukları yenmek ve ülkenin gelişmesiyle ilgili pıanları gerçekleştirmek için halk yığ ınlarını seferber etme meselesiyle bağlantısı içinde çözüm yolu bulmaya çalışıyorlar. Dergi, çeşitli makaleleriyle, kapitalist gelişme yolu tarafta rının iddiala­ rına cevaplar veriyor. Kapitalist gelişme yolundan yürünmesini istiyenıer, Birleşik Arap Cumhuriyeti'nin karşılaştığı (dış ticaret ve ödeme biıanço ­ sundaki açık, ü retim kapasitelerinden gerektiği kadar yararlanılamaması ve benzeri gibi) ekonomik zorlu kları kapitalist ol mayan gelişme yolunun yarattığını, bu yolun Mısır için uygu n olmadığını, olumlu sonuçlar verme­ diğini i leri sürüyorlar. Onlara göre, memleketin içinde bulunduğu ekono­ mik zorluklar, anca k kapitalist gelişme yol u ile, özel m ü lkiyetle, «hür teşeb­ büs»le giderilebil i r. Birleşi k Arap Cumhuriyeti'ndeki kapitalizm savunucu­ ları, devlet sektörünün özel sektöre devredilmesi ni, merkezi pıanlamadan vazgeçi lmesini, özel sektörün gelişmesine meydan verilmesini istiyorlar. «At-talia» dergisinde bu iddialara cevap veren yazılarda, M ısır'ın eko­ nomik gerika lmışlığını hızla ortadan kaldırabilmek için yürünecek tek yolun, kapitalist olmayan yol olduğu inandırıcı delilerle ıspat edil iyor ve devlet sektörünün, bağ ımsızlığın ve sosyal izme geçişin temeli olduğu o rtaya konuyor. Devlet sektörünü eleştiren ve kapitalizme dönülmesi gerektiğini i leri süren kapitalizm savunuculariyle ya pılan tartışmalarda, memleketin eko­ nomik gelişmesiyle ilgili temel sorunları kapitalizmin çözme i mkôn ve yeteneklerine sahip olmadığı rakam ve delillerle ıspat edil iyor. Bilindiği üzere, sermaye yatı rımı, halk ekonomisinin geliştiril mesinde başlıca etkenlerdendir. Devrimden önce, amortismanlar bu alanda esas kaynaklardı. Bu d urum aşağ ıdaki çizelgede açık olara k görülüyo r :

1 945

1 946

1 947

Yatı rımların ulusa l gelirdeki nispi payı (% olarak)

3

5

6

azel yatırımların nispi payı (amortismanlar ayrıldıktan sonra, % olarak)

-2

O

Yıllar 1 948 1 949

1 950

1 951

7

8

7

7

2

3

2

2

Yatırım azlığı işsizliği artırıyordu. Aktif nüfusun dörtte biri işsizdi. Bazı dönemlerde bu oran daha da artıyordu. arneğ i n 1 947'de ülkede 277 bin, 1 952'de ise 255 bin kişi işsizdi . 538


1 952 yılı devriminden sonra, M ısır kapitalistlerine büyük i mtiyazlar verildi. Yeni yöneticiler, büyük kapitalistlerin yardımiyle ekonomik geliş­ menin hızla nacağ ına ve iç sonunların kapitalist gelişme yolundan, kısa zamanda çözüleceği ne inanıyorlard ı . Bu yüzden, ithalötı kısmışlar, buna karşı l ı k, makine ve donatım ithal i nde gümrüğü son derecede azaltmışlard ı . Ayrıca, sanayicilerden vergi alınmıyor. bunlara asgari kör gara nti ediliyor, faizsiz bol kredi dağıtılıyordu. Büyük sermaye yatırı m ı n ı gerektiren ve der­ hal kör getirmeyen (maden işletmeleri, çimento ve gübre sanayi gibi) endüstri dalları devletin kontrolü altında bulunuyordu. 1 954 y ı l ı ndan 1 958'e kadar ağır sanayi alanında özel sermayeye devlet tarafından yüzde 74 bir yatırım yardımı ya pıldı. öte yandan, 1 952 yılı nda kurulmuş olan (lretim Geliştirme Konseyi, kapitalistlere teknik kolayl ıklar sağlıyor, pro­ jelerini gözden geçirerek, özel ortaklıklar kurulmasına yardım ediyordu. Fakat, bütün bunlara rağmen, kapitalistlerin, ülkenin geliştirilmesi işine katılmak istemedikleri 1 956 yılında artık apaçık ortaya çıktı. 22,5 milyon lira sermayeli 10 sanayi işletmesi kurulması planlaştı rılmıştı . Devlet, kapi­ talistleri bu özel ortaklıkl a ra sermaya yatırmaya dövet etti. Fakat, büyük kapitalistler buna yanaşmadılar, sermayeleri ni daha körlı işlere yatırmayı tercih ettiler. Bunun üzerine devlet, 1 2,2 milyon lira yatırarak bu işe tek başına g irişmek zorunda kaldı. 1 956 yı l ı ndaki em peryalist saldırısından sonra yabancı sermaye işlet­ meleri millileştirildi ve M ısır ekonomisini hızlı tempolarla geliştirme hazır­ lı klarına girişiidi. 1 957 yılında sanayi üretiminin yılda yüzde 16 (1 954'tte yüzde 4, 1 956'da da yüzde 6 idi) gelişmesi ni öngören bir devlet ekonomi plönı kabul edildi. Bu plön gereğince, yıllık yatırımlar 45 milyon lira gibi m uazzam bir yekunu buluyor, bu yüzden de devlet, özel kapitalin bu işe katıl masını öngörüyordu. Ne va r ki, azami kör kanununu uyan özel ser­ m ayeyi ülkenin ekonomik gelişmesi ilgilendirmiyordu. Kapitalistler, ü l kenin endüstriel gelişmesine katılmamak için çeşitli dalaverelere başvurdular : körla rını gizlediler, firmaları n ı n hisse senetlerini ellerinden çıkarmaya, sermayelerini yabancı memleketlere kaçırmaya koyuldular, döviz spekü­ lösyonu ağını genişlettiler. Ve daha bunlara benzer yollardan, memleke­ tin end üstriel gelişmesini baltaladılar. Ancak, Temmuz 1 961 'de ilön edilen millileştirme karariyle, kapitalistlerin bu yıkıcı tutumu önlenebiidi ve sana­ yileşme, emekçilerin yaşayış d üzeyi ni yükseltme, ekonomik ve sosyal i ler­ leme yolu da açılm ış oldu. Bu millileştirmeden sonra, özel sermayenin elinde yalnız küçük işletmeler kaldı. Bugün, köy ekonomisi hariç, geri kalan bütü n ul usal üretim i n yüzde 90'1 devlet sektöründe toplanmış bulu ­ nuyor. Millileştirme yolu ile yabancı sermayenin ortadan kalkması ve daha sonra üretim i n büyük gruplar halinde yoğunlaştırılması (konsantrasyonu) sayesinde, M ısır'ın ekonomik gelişmesi hızlı tempolarla kalkınma olanak­ larını kazandı. Bunu istatistiklerden de anlıyabiliriz : Ulusal gelirdeki yıllık ortalama artış şöyledi r : 1 91 3'ten 1 928'e kadar % 1, 1 929'den 1 939'0 kadar 539


% 1 ,25, 1 929-1 950 a rasında % 2,5. 1 950'den 1 955'e kadar ise hiçbir artış olmamıştır. 1 956-1 965 arasında yı l l ı k a rtış ortalama % 6,7'yi bulmuştur. 1 9 1 3-1 955 arası nda milli gelirde insan başına artış sadece % 5'tir ki, yıl l ı k ortalama artış % 01 cıva rı ndadı r. Fakat, 1 956'dan sonra yı l l ı k a rtış % 4'e yükselmiştir. Yani, 1 956-1957'den 1 965'e kadar milli gel irde insan başına düşen yı l l ı k ortalama artış, daha önceki 42 yıl içinde u laşılan artışı birkaç kat geçmiştir. 1 956-1 957 ekonomi yılı, böylece, durgunluk döne­ m iyle gelişme döneminin sını rı o l muştur. Temmuz 1 952 devrimi nden bu yana Birleşik Arap Cumhuriyeti'nin köy ekonomisi ve sanayii genel olara k hızlı bir gelişme çizgisindedir. 1 929-1 955 a rasında köy ekonomisi ü retim indeki y ı l l ı k ortalama artış sadece % 1 cıvarındayd ı . 1 956-1965 a rasında ise % 3,1S'i bulmuştur. Beş yıl l ı k pıan ı n gerçekleştirilmesi döneminde sanayi ü reti mindeki yıl l ı k orta­ lama artış % B,S'tur. (O devrede döviz sıkı ntısı olmasaydı, daha da fazla olacaktı.) 1 939-1 950 a rasındaki yıllık artış ise % S'i a ncak bul uyordu. 1 956-1 965 a rasında öğretim ve sağl ı ğ ı koruma masraflarının büyük ölçüde a rtmış olmasını da göz önünde bulundurmak gerekir. 1 960-1 965 yıl larına ve daha sonraki yıllara ait ekonomik gelişme pıa­ n ı n ı n hazırlan ması sırasında, bunun memleketin iç imkanlarına uymadığı, bu yüzden reel olmadığı öne sü rül müştür. Şimdiki güçlükler ve bu arada artış tem polarının ağırlaşması da (1 968-1 969 pıanına göre artışın % 4 olması ıazım), yine pıanın reel olmadığı iddiasiyle izah edilmek isteniyor. 1 960-1970 a rasındaki 10 yıl içinde milli gel irin iki kat a rtması ve yıl l ı k artışların % 7,2'yi bulması öngörüı üyor. M i l l i gelirin yı l l ı k artışı, daha önceki 4 yıl ı n % 6'sindan biraz fazlaca pıanlaştı rılmıştır. Buna göre, milli gelirde yıl l ı k o rta lama artış, önceki yıl lardakinden % 1 ,2 bir fazlalık gös­ termektedi r. Bunda reel ol mayan hiçbir şey yoktur. Esasen, % 7 bir artış için m i l l i gelirin hemen hemen % 20 ora nında yeni yatı rım öngörül müştür. pıanın gerçekleştiril mesi sırasında yatırımlar % 1 7-1 8'i bulmuştur. Çeşitli objektif ve sübjektif sebepler yüzünden, 10 yı l l ı k pıan dönemi nde m i l l i gel i r henüz iki kat artırılmadı. Pıanda öngörülen artış tempolarına ulaşılamadıktan başka, sanayileşme metotlarında da köklü bir değişim yaratılamadı. Çünkü, Mısır'da sanayi leşmeye, yeni makine ve donatımlara i htiyaç gösteren sanayi kol ları ndan başlandı. Bunların ithali için büyük döviz harcandı. Bu da, memleketin ödeme bila nçosunu sarstı. Ote yan ­ d a n , tüketim , pıa nda öngörülenden fazla arttı, b u n u n sonucunda, birikim fonları azaldı, birçok sanayi kollarında işçi fazlalığı ve kalifiye işçi nok­ sanlığı meseleleri ortaya çıktı ; enfıasyon tehlikesi belirdi, fiyatla r yükseldi, işletmeler a rasında zorunlu olan koordinasyon bozuldu ; bu ahenksizl ik de, bazı sanayi kapasitelerinden tam yararlanma imkanlarını ortadan kal d ı rd ı . Bütün bunları n bell ibaşlı nedenleri şunlard ı : yatırı mları n etkinliğ inden fazla, m i ktarına önem veriliyor, yatı rımlar ne kadar çok olursa, memleketin o derecede çabuk kalkınacağı sanıl ıyordu. Kısacası, «nitelik stratejisi .. değil, «niceli k (miktar) strateji si .. çözümleyiciydi. Halbuki, ekonomik kal540


kınmanın etkili (efektiv) olabilmesi ve halk ekonomisinde gerekli yapısal dönüşümleri sağlayabilmesi için, yatırımların belirli a maçlara yöneltilmiş niteli ktte olması ıôzımdı . ..Nicelik stratejisi», ekonomik i htiyaçları doğrudan doğruya karşılamayan ve halk ekonomisinin komple gelişmesine uygun , olmayan işletmelerin kurulmasına yolaçıyordu. Ne g i bi işletmelerin kurul­ ması gerektiği meselesinde de sağlam bir ölçü yoktu. Bu yüzden, bazı işletmeler için aşırı yatırım yapılıyor, d iğer bazı işletmelerin kurulmasında ise tahsisat s ıkıntısı çekiliyordu . Sadece üretim kapasitelerini a rtırma eğili mleri, sanayi leşmeni n perspek­ tiflerine uymuyor ve sağlam bir ağır sanayi bazı kurulmasına yardım etmi­ yordu. Ddeme bilô nçosunun d üzenlenmesinde, ithalôtın kısılması ve bun­ ların yerine yerli üretim i n konması sorunu ön plônde tutuluyordu. Fakat yerli sanayii geliştirmek i çi n de, makine ithôlini artırmak zorunluğu ortaya çıkıyordu. Maki ne ithal i nde ise çoğu zaman ölçü kaçı rıl ıyor, döviz sıkın­ tısına d üşüıüyordu. Halkın satın alma g ücüne çoğu zaman gerektiği şe­ kilde dikkat edilmiyor, tüketim malları üretim inde, daha fazla, maddi d u ru m ları iyi olan tabakalar gözönünde bulunduruluyor, bu g ibi malla rı n tüketimini sınırlandırmak a maciyle yapılan fiyat yükseltmeleri v e konulan vergiler de, böyle tüketim malları n ı n depolard a yığılı kalmasına yol açı­ yordu. Dergide, devlet sektörünün karşılaştığı diğer g üçlükler de tahl i l ediliyor ve şu sonuca varı l ıyor : M ısır'ın bugünkü gelişmesinde karşılaşılan bu g üc­ l ükler geçici karakterded i r. Ve yalnız kapitalist olmayan gelişme yolunda ortadan kaldırılabi l i r:Sosyalist ekonomi sistemi, kapitalizmden üstündür. «At-tal ia» dergisinin çeşitli sayılarında yayınlana n yazılarda, Birleşik Arap Cumhuriyeti'nin ekonomik gelişme plônının, yeteri kadar bilimsel i nceleme temellerine daya nmadığı belirtiliyor ve ekonomik gelişmeyle ilgili plô nfarı n hazırlanmasında bilimsel metotlara sıkı sıkıya uyul ması isteniyor. M i l l i kapitalizm sorununu inceleyen yazılarda şu sonuca varı lıyo r : Mısır kapital izmi, ülkenin gelişmesinde her şeye rağmen olumlu bir rol oynaya­ bili r. M i l li kapitalistler kimlerdir? Sömürgecilik ve yeni-sömürgeciliğe içten karşı olanlar, çıkarları emperyalizmin ve ajanları n ı n çıkarl arına uymayan­ lar, ülkenin ekonomik gelişmesine gerçekten katılanlar, kapitalist işletme­ lerde çal ışan işçi ve memurların çıkarlarını savunan kanunların bütün hükü mlerini uygulayanlar . . . ..At-talia», bu konuda şöyle d iyor : ..M i l l i kapitalizm, eski topraklarda yapılan köy ekonomisi üreti minde v e hayvan­ cıl ı kta, hafif sanayi alanında olumlu bir rol oynayabilir.» Binlerce küçük üreticiye gelince, dergiye göre bunlar. kooperatiflerde birleşmelidirler. Yabancı sermaye, Birleşik Arap Cumhuriyeti'nin ekonomik gelişmesinde faydalı olabilir m i ? Kahire'nin ekonomistler çevresinde bu konuda hare­ ketli tartışmalar cereyan ediyor. Derginin bu sorunda fikri şudur: «Ya­ bancı sermaye, ôzami kör peşindedir. Memleketimiz ise büyük bir hızfa gelişmek zorundadır.» Fakat, bozı alanlarda ve sağlam ekonomik temeller 541


üzerinde, yabancı sermaye ile de işbirliği yapmak mümkündür. Meselô petrol sanayii nde ve turizm alanında. ısrail saldırısın ı n yarattığı ekonomi k güçlükleri ele alan dergi, i lerici dönüşümler yolu i le ekonomik reformlar ya pılmasını zorunlu buluyor. Eko­ nomi plônları mutlak surette bilimsel metotlara dayanmalı ve geniş yığın­ lar tarafı ndan i ncelenmelidir. «At-talia» gençlik sorunlarına geniş yer ayırıyor. Bugünkü koşullarda işçi sınıfının değil, üniversite öğrencilerin i n öncülük yaptıklarını iddiası, haklı olarak, sert eleştirilerle karşılanıyor. Devrim sürecinde işçi sınıfı ile köylüler arasındaki ittifakla ilgili bir yazıda, «Işçilerle köylüler arasındaki ittifakı milli kurtuluş ve sosyal ist ge­ lişme yolu gerektirmektedi r.. deniliyor. Yazar, köylülerin devrimde yönetici güc olduğunu iddia eden ve işçi sı nıfına kıyasla daha devrimci oldukları n ı i leri süren anarşistleri, narodnikleri v e benzerlerini, Marksizm-Leninizm klôsiklerine ve devrim hareketi tarihine dayanarak, şiddetle eleştiriyor. Işçi sınıfının yönetici durulJ'u, işçi-köylü ittifakının önemi ve emekçi halkın öncüsü olan devrimci partinin rolü üzerinde Karl Marks, Frederih Engels ve Vladimir lliç Lenin'den alıntılar, Rusya'da gerçekleşti rilen Büyük Oktobr Sosyal ist Devri m i n i n tecıübelerinden örnekler veriyor. A. L.

542


ö Z E L S AY F A L A R

Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısında Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Y. Demir yoldaşın konuşması

Değerli yoldaşlar. önce. Danışma toplantımıza katılan kardeş partilerin temsilcilerini bütün Türk komünistleri adına yürekten seıô mlarız. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Brejnef yoldaşın top­ lantımızdaki konuşmasını büyük bir ilgiyle d inledik. Bu konuşmada. Da­ nışma Toplantısını gerekli kılan milletlerarası olayların Marksçı-Leninci tahlil ve izah ı yapılmakta. anti-emperyalist m ücadelede birliğimizin kuv­ vetlendirilmesi yol ları ayd ı nlatıl maktadır. Hareketimiz için ayrı bir önem taşıyan bu konuşma n ı n m uhtevası görüşlerimize ta mamiyle uygundur. 1 957-1960 Danışma Toplantıları ndan sonra dünyamızda geçen olaylar Moskova Deklôrasyon ve Bildirisi h ükümlerinin doğruluğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Partimiz. Deklôrasyon ve Bildirinin ana prensip­ lerin i kılavuz edi nmekte devam edecektir. Em peryalizm var oldukça bir dünya harbi teh l i kesinin ortadan kalkmı­ yacağını. fakat yaşadığı m ı z çağda emperyalistlerin bir d ünya harbi Çı­ karma çabalarının kırılabileceğini. böyle bir harbin önlenebileceğini geçen dönem olayları su götürmez bir açıklı kla göstermiştir. Geçen bu dönemde emperyalistlerin birkaç defa d ünyayı genel bir harp uçurumuna doğru sürükledikleri. ama uçurumun kenarında d u rmak zorunda kaldıkları görüldü. Em peryalizm. tari hin bel i rlediği a l ı n yazısını değiştirme. varlığını s ü r­ d ü rme çabası ndad ı r ; karşısındaki kuvvetlerin hızla gelişmesi onu daha da saldırganlaştırıyor. Onun b i r dünya harbini göze a l masını engelliyen de karşısındaki g üclerln büyümesidi r ; dünya sosyalist sisteminin. özell i kle Sovyetler Birliğ i'nin hızla artan ekonomik, politik. askeri g ücüdür; m i llet­ lerarası işçi sınıfının genişliyen m ücadelesid i r ; milli kurtuluş hareketlerinin gelişmesidir ve nihayet. sosyal ist devletlerin şaşmadan izledikleri barış içinde yanyana yaşama politikasına sıkıca bağ l ı l ıkları d ı r. 543


Fakat bir dünya harbini göze alamayan emperyal istler, yer yer tutuştur­ dukları harp ocaklariyle, agresif politikaloriyle, silôhlanma yarışıariyle, sisteml i harp hazırlıklariyle dünya barışını tehdit etmeye devam ediyorlar. Emperyalizm, karşısında duran kuvvetler arasındaki birliğin en yenilmez d üşmanı olduğunu bil iyor. Bu birliği zayıflatmak için her yola başvuruyor; milletlerarası devrim hareketin i n ayrı ayrı m üfrezeleri a rasındaki anlaş­ mazlıkta n faydalan maya, onu deri nleştirmeye çalışıyor. Emperyalistler, a nti-sovyetizmi, a nti-komünizmi durmadan körükliyerek, Türkiye'yi ve Türk halkını büyük komşum uz Sovyetler Birliği' nden ve diğer sosyalist ülkelerden izole etmek, onlara karşı kullanmak için elleri nden geleni yapıyorlar. Ama olaylar onların foyalarını meydana çıkarm ıştır. Amerikan emperyal istlerinin Viyetna m'da açtıkları barbarca harp, onların içyüzlerini açığa vurm uştur ; memleketimizdeki harpçi ve soyguncu n iyetlerini ortaya koymuştur. Bütün bunlar ve özell ikle Sovyetler Birl iği'nin, öteki sosyal ist ü l kelerin, milli kurtuluşları uğrunda savaşan halkların yard ı mına koşması ve hele Viyetnam halkının kahramanca mücadelesinde ona en büyük destek ol ması Türk yurtseverlerini uyarmış, emperyalizme ve özel­ l ikle Amerikan emperyalizmine karşı harekete getirmiştir. Komşuları m ı z Arap halklarına saldı ran ısrail h ü kümetinin arkasında emperyalistlerin ve başlıca olarak Amerikan emperyalistlerin i n bulundu­ ğ unu, bugün Yakın Doğuda tüten harp ocağını onların körükled iğini hal­ kımız görüyor; topra klarını ve milli bağımsızlıklarını savunan Arap halkla­ rına yine Sovyetler Birliğ i'nin ve öteki sosyalist ü l kelerin destek olduğunu biliyor. Emperyalistlerin, NATO'nun, Amerikan Vi. Filosunun Akdeniz'deki saldırga n l ı k plônlarını Türk halkından gizlemek artık mümkün değildir. Bugünkü Türkiye, em peryal ist politi ka n ı n hem kurbanı, hem ôleti haline getirilmiş ülkelerden biridir. Türk halkının, bu durumdan kurtulmak için emperyalizme ve yerli ortaklarına karşı açtığı savaş, özellikle son on yıl­ danberi, artan bir hızla gelişmektedir. Bu gelişmeye dünya olayların ı n da büyük etkisi vardır. Türkiye'nin saldırgan em peryalist çevrelerle, Birleşik Amerika'yla yirmi küsür yıl l ı k işbirliği ve NATO üyeliği memleketin ekonomik ve politik haya­ tını a ltüst etmiş, bir avuç büyük kapitalist ve büyük toprak sahibi dışında, halkın bütü n sınıf ve tabakaları üzerinde olumsuz derin izler bırakmıştır. Memleketteki sürekli ekonomik. politik ve sosyal bunalımla rı n başlıca nedeni budur; halkımıza asıl ümit ettiği şeyleri vermiyen 1 960 hükümet devirmesi bu bunalımları n sonucudur. Memleketimiz, emperyal istlerle yapılan türlü a nlaşmalar ve «yar­ d ı m»larla sömürül mekte, yoksullaşmakta, ekonomik ve politik bağımsız­ lığını koruma imkônlarını kaybetmektedi r. Yabancı tekeller milli ekono­ minin kilit noktalarını tutmuşlar veya kontrolları altına a lm ışlardır. Milli sanayii n gelişme imkônları daralmıştır. Yerli sanayi ve tarım ürünleri ya­ bancı rekabeti karşısında hi mayesiz kalmıştı r. Milli gelir kaynaklarını bite­ viye o rtan askeri masraflar yutuyor. Durmadan yükselen devlet borçlarının. 544


özellikle dış borçların ağırlığı bugünkü kuşakların taşıyamıyacağı, gele­ cek kuşakların da taşımak zorunda kalacağı ölçüyü çoktan buldu. Ver­ gil er halkın ödeme yeteneğ ini aşan bir seviyeye yükseld i . Sefalet alabil­ diğine arttı. Yoksullaşan şehir ve köy emekçileri yerlerini yurt/arını bıraka­ rak yabancı el lere göç etmeye başladıl a r. Memlekette işsizlik bir felôket ha lini aldı. Sadece Batı Avrupa'da iş bulmak için ..Iş ve Işçi Bulma Kurum­ la rı»na başvuran ve sıra bekliyenlerin sayısı şi mdiden 750 bin kişiye ulaş­ m ıştır. Silôhlanma ve harp hazırlığı politikasının yurdumuıu sü rüklediği bu fel ô ketl i durumun asıl a ğ ı rlığını emekçi yığınlar, özellikle işçi sınıfı taşı­ yor. Hayat paha l ı l ı ğ ı baş döndürücü bir hızla artmıştır ve artmakta devam ediyor. Işçilerin reel ücretleri aralıksız azalıyor. Bu durum işçi sınıfı n ı n bilinci üzerinde etkisini göstermekte gecikmedi. 1 960 hükü met devirme­ siyle halkın elde ettiği bazı demokratik haklar b u etkinin yüze çıkmasını çabuklaştırd ı. Işçi sınıfı teşkilôtlanmaya başladı, ekonomik ve politik hak­ ları nı almak için açık ve aktif m ücadeleye geçti. Genişleyen ve sertleşen işçi çıkışları, evvelee işçi sınıfı nın varlığını bile tanım ıyan burjuvaziyi işçiye, kısıtlı da olsa, g rev ve topl u sözleşme hakkı ta nımaya zorladı. Lega l bir işçi partisi kuruldu. Bu parti, gerici çevreleri n her türlü baskı ve provo­ kasyonlarına rağmen, 1 965 seçi mlerinde parlamentoya 1 5 mil letvekil iyle g i rdi. Işçi sı nıfı memleketin sosyal ve politik hayatında önemli bir rol oyna­ maya başladı . Işçi sı nıfının mücadelesi memleketi mizde sert b i r nitelik al m ıştı r : 1 . Grevler, özellikle emperyalist tekellere, on larla işbirliği kura n yerli işletmelere, NATO ve Amerikan askeri üs ve tesislerine karşı yöneltiimiştir. NATO işyerlerinde çalışan Türk işçilerinin son grevleri, Amerikan ve Türk polisleri nin kan l ı baskılarına rağ men, 47 gün sürd ü ve bundan birkaç g ü n önce işçilerin zaferiyle sona erdi. 2. Emperyalizme ve gericiliğe karşı yapı lan işçi gösteri ve mitingleri, çoğu zaman, gençlik ve öğrenci örgütleriyle birl i kte tertiplenmekte, diğer ilerici sosyal kuruluşlar ve halk tarafından desteklenmektedir. 3. Hemen hemen bütün grevlerde, gösteri ve mitinglerde işçiler, tabii m üttefikleri olan köylülerin davalarını da beni msiyerek savunmaktadırlar. Bu gösteri ve mitinglerde taşı nan pankartıarda sık s ı k : "Köylüye toprak !», "Fabrikalar işçi lere !», "Yaşasın bağ ı msız Türkiye h., "Ka hrolsun emperyalist Amerika h., «Işçi-köyl ü-gençlik elele !» şiarlan görülmektedir. Işçi hareketinin gelişmesi ni önlemek için burjuvazi, Amerikan tekelle­ rinin yardımiyle, en ince metotla rı n ı kullanıyor. Işçi sı nıfına ve onun ideo­ lojisine yabancı unsurları ileri sürüyor, Amerika'da, Türkiye'de bunları özel k u rslarda yetiştiriyor. Bu unsurlar, daha çok, proleterleşerek işçi sınıfı safları n ı dolduran, sınıf bili nci gelişmemiş yığınlar arasında kendilerine elverişli ortam bul uyorlar. Ayrıca, vaktiyle işçi ha reketine sokulmak imkônını bulmuş, fakat foya­ l a rı açığa vurularak, sosyal ve politik işçi kuru l uşlarından kovu l muş veya 35

545


bu kuruluşlara hiçbir zamaOl yanaştı rı lmamış polis ajanları, provokatörler, likidatörler, dünya kom ünist hareketindeki a nlaşmazl ıklar fırsat bilinerek yeniden sahneye çıkarılm ışlard ı r. Türk polisinin ötedenberi kullandığı paro­ layı bayrak edinerek, Komü nist Partisinin il legol çalışması n ı «memlekete hiyanet" olarak ilôn eden bu unsurlar bugün faaliyetleri ni artı rmışlard ı r. Bunlar yıkıcı ve baltalayıcı hareketlerini yalnız Komünist Pa rtisine değil, emperyalizme karşı mücadelede öncü rol oynıyan diğer sosyal ve politik kuruluşlara karşı ve özellikle legal Işçi Partisine karşı yöneltmişlerdir. Buna rağ men işçi hareketinin gelişmesine, devrimci sendikaların kuvvetlenme­ sine engel olamıyorlar. Son yıllarda sınıf m ücadelesi köylerde de gelişmeye, yığınsal bir şekil al maya başlamıştır. Ayrı ayrı köylerdeki topraksız ve fakir köylüler bir araya gelerek, toprak reformu isteğiyle büyük şehirlere doğru gösteri yürüyüşleri tertip ediyorlar. Bazı yerlerde köyl üler büyük toprak ağaları n ı n topra klarını za ptediyor, b u toprakları birlikte işlemeye başl ıyorlar. Bu yüz­ den Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde büyük toprak ağalarının adamlariyle ve silôhlı hükümet kuvvetleriyle köylüler a rasında sık sık ça rpışmalar oluyor. Işçi sınıfı n ı n savaşı, şehir ve köy emekçilerini, küçük burjuvaziyi ve orta tabakaları, i lerici ayd ı nları, yurtsever gençliği emperyalizme, onun yerli ajanlarına, memleketteki yabancı üslere, sald ı rgan NATO paktına karşı, yurdun bağ ı msızlığı uğrunda mücadeleye kaldırdı. Onların örgütlenme­ sinde, emperya lizmle, gericilikle mücadelesinde öncü bir rol oynamaya başladı. Işçi hareketindeki gelişme, özellikle gençl i k hareketine büyük bir hız verdi, öğrenci gençliğin politik a ktivitesini artı rd ı . Ası l önemlisi, mem­ leketin bağ ı msızl ığı, demokrasi, sosyal ilerleme uğrunda ve emperyalizme karşı mücadelenin ön safla rında yürüyen ün iversite gençl iği bu mücade­ lede gerçek zaferin ancak işçi hareketiyle sıkı birlik ve bağ l ı l ı k hal inde elde edilebileceğ ini kavra m ış, bunu fiili hareketleriyle göstermeye başla­ mıştır. Oğrenci gençlik, bug ünkü bozuk ve geri eğitim sistemine, Amerikan ve Batı Alman emperyal istlerinin söm ü rgeci a maçlarını besliyen sisteme karşı da amansızca savaşıyor. Şu günlerde, eğitim reformu istiyerek, mem­ leketteki bütün yüksek okulları, ü niversiteleri işgal eden öğrencilerle pol is ve ja ndarma birlikleri a rasında kanlı çarpışmalar olmaktad ı r. Bugünkü Türkiye'nin reel şartları proletarya ile burjuvazi arasındaki mücadeleye ayrı bir nitelik veriyor. Bu niteliği belirleyen, bir taraftan, milli burjuvazinin bir kısm ı n ı n, bel irli bir ölçüde de olsa, halkın anti-emperya­ list m ücadelesine katı lması, diğer taraftan, burjuvazinin çeşitli tabakaları arasındaki m ücadelenin keskinleşmesidir. Emperya list tekellerle işbirliği kuran, onların memlekette yayılmasına kılavuzl u k eden, Türkiye'yi emper­ ya list devletlerin saldırgan politikala rı nın ô leti haline getiren büyük burju­ vaziyle, menfaatleri emperyal ist tekellerin çıkarlarına uymıyan küçük ve orta burjuvazi arasındaki çelişkiler bu mücadeleyi gittikçe daha da sert­ leşti rmektedir. Bu durum, emperyalist tekellere ve onların yerli ortaklarına 546


karşı m ücadelede proletaryayla milli burj uvazinin ilerici kolunu birbirine yaklaştırıyor ve onları bell i amaçlarda iş birliğine çağırıyor. Bu çağrı, Tür­ kiye Komün ist Partisi'nin «Emperyalizme ve gericiliğe karşı Milli Demok­ ratik Cephe.. şiarında ifadesini bulmaktadır. Bu şiarın gerçekleşmesi yo­ lunda i l k adımlar atı l maya başlamıştır. Geçen yıl, 350 bin kişiyi temsil eden bi rçok sendikaların ve çeşitli sosyal kurul uşların katılmasiyle em peryalizme karşı bir m ücadele birliği kuruldu. Bu birliğin a macı, tam bağ ımsız ve demokratik bir Türkiye uğrunda, yabancı tekel lere ve onlarla işbirliği eden büyük kapitalistlere, büyük toprak sahi plerine ve gericiliğe karşı müca­ deledir. Memleketimizde a nti-em peryalist hareket gittikçe sertleşmektedi r. Ge­ çen Şubat ayında Amerikan Vi. Filosunun Istanbul limonına gelişi Ameri­ kan em peryalizmine karşı halkımızda biriken kin ve nefretin taşmasına vesile oldu. Birleşik Amerikanın memleketi mize dikte ettiği türlü anlaş­ moların, askeri paktların acı sonuçlarını kendi öz hayatında deneyen Türk halkı, bir felôket sembol ü olara k gördüğü bu filonun yeniden Ista nbul'a gelişi karşısında ayaklandı. Memleketin bütün büyük şehirleri m uazzam yığın gösterilerine sahne oldu. Günlerce devam eden bu protesto gösteri­ lerinde işçiler ve gençlerle gerici faşist komandolar ve polis birlikleri ara­ s ı nda kanlı çarpışmalar oldu. Son günlerde Ankara'da Amerika'ya karşı yine yığ ın gösterileri var. Göstericilerle polisler arasında şiddetli çarpış­ malar oluyor. Amerika'ya, NATO'ya bağ l ı çevreler, memlekette, özellikl e Amerika'ya karşı yöneltilen anti-emperyal i st hareketi sindirmek için aşırı milliyetçi, en gerici unsurları seferber ediyor, özel kamplarda faşist tipi baskı m üfreze­ leri, komando birlikleri yetiştiriyor, bunları işçi ve gençli k kurul uşlarına saldırtıyorlar. Fakat hiçbir tedbir, işçi s ı n ıfını, i lerici gençl iği ve d iğer barışçı güçleri halkımızın haklı dôvası uğrunda savaştan a lı koymadı. Ame­ ri ka'ya, NATO'ya ba g lılığın Türkiye'deki yabancı üsleri n, atom başlıklı yığ ı nakların yurdumuz için taşıdığı büyük tehlikeyi halkımızı n uya n ı k g üc­ lerinden gizlemek artık i m kônsızdır. Emperyalist devletlerin memleketimi­ zin milli bağ ı msızlığı üzerindeki yıkıcı etkisiyle büyük burjuvazi ve büyük toprak sahi pleri arasındaki bağ artık meydandadır. CIA'nı n inisyatifi, yabancı tekelleri n, yerli büyük kapitalistlerin ve toprak ağaları n ı n açık yard ı mlariyle memleketimizin hemen . her yerinde «Komü­ n izmle M ücadele Dernekleri,. kurulmuştur. Bütün anti-emperyalist, ilerici, barışçı çıkışlar, gericiler tarafından, komünistlikle nitelenmek suretiyle, anti-kom ünizmin faaliyet alanı bir hayli genişletil miştir. Faşist komandolar faaliyete geçiri lmiş, anti-komünizm, saldırgan, kı rıcı ve kaba bir nitel i k almıştır. Fakat, Türkiye'nin bağı msızlığına kasdeden emperyalistlerin ve yerli ortakları n ı n «Sovyet tehlikesi'" «komünizm tehlikesi" uydurmasiyle maske­ lendiklerini uyan ı k yığınlar artık bil iyorlar. 35'

547


Yoldaşlar ! Sovyetler Birliği'nin ve diğer sosyalist devletlerin ısrarla izle­ d ikleri barış içinde yanyana yaşama prensibinin, barış politikasın ı n dev­ rimci niteliğ i n i kavramıyanlar i çin, Türkiye'deki bu gelişmeleri n etraflıca öğ reni l rrıesinde fayda vard ı r sanırız. Bu politika, saldırgan emperya­ l ist çevrelerin, onların Türkiye'deki yardakçıları n ı n propaganda silah­ larını körletmiş, bu silahların etki alanını bir hayli daraltmıştır. Bu politikanın, gerçekleri görmekte halkımıza çok yard ı m ettiği, işçi hareke­ tinin gelişmesini, a nti-em peryalist, demokratik hareketlerin genişlemesini, aktifleşmesini kolaylaştırdığı bir gerçektir. Türk komünistleri, halkımızın emperyalizme ve gericiliğe karşı açtığı savaşta zaferin i l k şartı, başta işçi sı nıfı olmak üzere, bütün anti-emper­ yal ist kuvvetlerin birliği olduğunu biliyor ve tarihi ödevlerini, i llegal ça­ lışma şartlarının verdiği imkan n ispetinde yerine getirmeye çalışıyorlar. Yoldaşla r ! Bundan aşağı yukarı beş yıl önce yeni bir Danışma Toplantısı teklifini ısrarla savunmamızın ve onun hazırl ı k çalışmala rına aktif olara k katılmamızın başlıca sebeplerinden biri, memleketimizdeki yeni gelişme­ lerin dünya olaylariyle sıkıca bağ l ı olması, yeni bir genel m ücadele prog­ ram ı na, bir m ücadele kı lavuzuna şiddetle ihtiyaç duymamızd ı r. M i llet­ lerarası anti-emperyalist mücadelenin tecrübeleri genel leştirilerek, yeni sosyal ve politik beli rtiler Marksizmin-leni nizmi n prizmasından geçirilerek meydana getirilen Danışma Toplantısının Ana Belgesi böyle bir kılavuzdur ve bizim için m üstesna bir önem taşımaktad ı r. Bütün bölümleri organ i k olarak birbirine bağl ı bulunan bu Belgeyi tümüyle tasvip ediyoruz v e i mza­ lamaya hazırız. Dünya proletaryası n ı n önder ve öğ retmeni büyük Len i n i n 1 00. doğum yılı yaklaşıyor. Onun büyük ideali ne, prensiplerine bağ l ı Tü rkiye Komü nist Partisi bu büyük günü kutlamayı şerefli bir ödev bil iyor ve diğer kardeş partilerle birlikte buna hazırlanıyor. Yoldaşlar! Emperyal ist çevrelerin, karşılarındaki başlıca kuvveti, sosya­ list sistemi zayıf d üşürmek için türl ü baltalama metotlarına başvurdukları, mil letlerarası işçi hareketini ezmeye çalıştıkları, halkları n bağ ımsızlıkla­ rına karşı faaliyetlerini a rttı rdıkları , siıahlanma ya rışına hız verd ikleri bir sırada Mao ve kliği, ayn i a maçları benimsercesine, sosyal ist sistemi, kom ü­ nist hareketinde birl iği, milli kurtuluş hareketlerin i parçalama çabalarını arttırdılar, Lenin'in partisine, onun prensiplerine bağl ı kardeş partilere ve d ü nya komün ist hareketi ne karşı yalan ve iftira kampanyalarını hızlan­ d ı rdılar, üsteli k Sovyetler Birliği'nin, yeryüzünde ilk sosyalist ülkenin top­ raklarına saldırdılar. Emperya lizme hizmetin bundan daha parlak örnek­ leri olamaz. Bugün Çin ' i n kaderini ellerinde tutanlar Çin Komünist Partisi'n i Mark­ sizm-Leni nizme, proletarya enternasyonalizmine karşı, askeri bir d iktatör­ l ü k aleti, işçi sınıfına karşı bir baskı aleti haline getirdiler. Izledikleri üstün devlet nasyonalizmi politikasiyle Çin Halk Cumhuriyeti' n i hegemonya h ı r­ siyle idare edilen bir ülkeye çevird iler ; Çin'de sosyalizm kuruluşunu, Çin 548


halkının, uğrunda yıllarca savaştığı davayı bi r tarafa bıraktılar, harpçi Alman nazilerinin «tereyağ ı yerine top» parolasını «her suretle horbe ve oçlığa hazır ol !» şekl ine çevirerek beni msediler. Maoizm a nti-sovyetizmle, komünist hareketinde fraksiyonculukla ve harp kışkırtıcılığ iyle eş anlamdadı r. Fakat biz, Maocuların bütün p rovokasyonlarıno rağ men, büyük Çin hal­ k ı n ı n soğduyusuno g üveniyoruz. Çin komünistlerinin, er veya geç, Marks'ın, lenin'in gösterdiği doğru yola dönmek imkanını bulacaklarıno ve d ünya komünist hareketinde layık oldukları yeri olocaklarına i nanıyoruz. Yaşasın d ünya komünist hareketinin birliği !

14. Vi. 1969

549


Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, 14. 7. 1969 Tarihli Toplantısında. Komünist ve Işçi Partileri Danışma Toplantısına katılan TKP delegasyonunun raporunu görüşerek aşağıdaki kararı almıştır:

75 komün ist ve işçi partisinin 1 969 Moskova Danışma Toplantısı çağı m ı ­ zın bütün devrimci. i lerici v e barışçı kuvvetleri nin emperyal izme. gerici liğe ve harbe karşı mücadele saflarını daha d a sıklaştırma, d ü nya komünist hareketinde birliği Marksizm-Leninizm ve proletarya enternasyonalizm i temeli üzerinde kuvvetlendi rme azminin parlak bi r ifadesi ol muştur. En demokratik metodlarla ve tam eşitlik prensibiyle hazırlanan ve ger­ çekleştirilen Danışma Toplantısı. m i lletlerarası komünist hareketinde bir­ liğin kuvvetlendirilmesi için mücadele yolunda tarihi bir aşamadır. emper­ yal izme karşı m ücadelede yeryüzünün bütün devrimci. demokratik kuvvet­ leri n i n daha sıkı birleşmelerini önemli su rette etkiliyecektir. TKP Merkez Komitesi. Danışma Toplantısının. komünist ve işçi partileri için emperyalizme karşı ve barış uğrunda m ücadelenin işçi sınıfı n ı n son a macı olan sosyalizmin. komünizmin zaferi uğrunda m ücadeleden ayrıla­ mayacağı gerçeği üzerinde d urduğunu önemle beli rtmiştir. Danışma Toplantısının kabul ettiği belgeler halkların milli ve sosyal k u r­ tuluşları için. barış. demokrasi ve sosyalizm için mücadelelerine yeni ge­ l işme imkdnları açıyor. «ÇAÖ IMIZIN BUGONKO AŞAMASı N DA EMPER­ YALIZME KARŞI SAVAŞıN ODEVLERI. KOMONIST VE ı şçı PARTILERININ. BOTON ANTI-EMPERYALIST GOCLERIN EYLEM BIRLlÖI .. başlığını taşıyan Ana Belgede yaşadığımız dönemin derin bir Marksçı-Leninci çözümlemesi yapılmakta. milletlerarası a nti-emperya list. barış. demokrasi ve sosya l izm uğrunda m ücadelenin tecrübeleri genelleştiril mektedir. Bu belge bir savaş progra m ı niteliğini taşıyor. TKP Merkez Komitesi bu belge ile bi rlikte Danışma Toplantısının diğer belgelerini. özellikle. komünist hareketinde birliğin ideolojik temeli olon Leninizme bağlılığın belirtildiği ..LENINiN 1 00. DOÖUM YI LI .. bildirisini. "VIYETNAMA BAÖI MSIZLlK. OZGORlOK ­ VE BARIŞ.. çağrısı nı. «BARıŞı KORUMA ÇAÖRISI..nl ve diğer belgeleri tas' vip eder. M i lletlerarası komünist ve işçi hareketinin ve bütün devrimci. a nti-emperyalist g üclerin platformu n iteliğini taşıyan bu belgeler ve Da­ n ı şm a Toplantısının diğer materyelleri partimizin bütün üyeleri tarafından kollektif olarak veya tek tek iyice etüd edilmelidir. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Brejnev yoldaşın konuş­ ması günümüzde milletlerarası olayları n derin bir Marksçı-Leninci çözüm­ lemesidir ve Danışma Toplantısının kabul ettiğ i belgelerin en inandırıcı gerekçelerini içine a l ıyor.

550


Türkiye Kom ünist Partisi, bütü n Marksçı-Leninci partilerle birlikte, Büyük Oktobr Sosyalist Devri minin teşki lôtçısı ve yöneticisi olan Sovyetler Birliği Komünist Partisi'ni, lenin'in partisini, komünist hareketinde birliğin temeli, bu hareketin başlıca gücü, ideolojik ve politik öncüsü olara k tanıyor. TKP, anti-emperyalist hareketin, bütün devrimci hareketlerin en güc!ü, en güvenilir desteğ i olan Sovyetler Birliği'ne karşı hiçbir davranışın proleta rya enternasyonal izmiyle 'bağdaşamayacağını, anti -sovyetizmin ancak emper­ yal istlerin işine yarar bi r silôh olduğunu iyi bil iyor. TKP Merkez Komitesi, Çin Komünist Partisi'nin bugünkü yönetici lerinin, Marksizme, Leninizme, proletarya enternasyonalizmine sığ mayan tutum ve davranışları n ı n kardeş partiler tarafı ndan şiddetle yeril mesini yeri nde bulur ve delegasyonumuzun Danışma Toplantısındaki tutumunu ve çalışmaları n ı tamamiyle tasvip eder. TKP, Danışma Toplantısında içyüzleri açığa vurulan sağ ve «sol.. reviz­ yonizme karşı, dünya komü nist ha reketinde birliğin Marksizm-Leni nizm ve proleta rya enternasyonalizmi temeli üzerinde kuvvetlenmesi uğrunda müca ­ delesine devam edecektir.

551


Genel seçimler arifesinde Türkiye'nin ekonomik ve politik durumu

Ahmet Soydan Burjuva parlamentarizminin esaslarından biri olan seçim kampa nyaları, ul usal ve sosyal kurtuluş hareketlerini geniş yığ ı nlara maletmenin yolla­ rından biridir. Seçim kampanyaları sırasında ulusal ve sosyal kurtuluştan yana akımlar, geniş emekçi yığınlarına hitap etmek için nisbeten daha elverişli imkônlara kavuşurlar. Bizde iyi kötü kuruluI muş olan parlamento sisteminin ve başka ülkelerdekilerin tecrübeleri bu gerçeği doğru la mak­ tadı r. Fakat burjuvazi nin, sermayenin hôkimiyetini dayatmak, işbirl i kçi burju­ vazinin, yabancı tekellerin ve onların yerli komisyoncuları n ı n hegemonya­ sını devam etti rmek için, değişik yol ve yöntemlerle, burjuva parlamenta­ rizmine sık sık saldırdığı, kendi parlamentarist prensiplerin i çiğnediği de görül mektedir. Meselô Fransa'da burjuvazi, hôkimiyetini sürd ü rebil mek i çi n zaman zaman seçim kanununu, idari taksimatı ve seçim bölgelerini değişti rmekted ir. Fransız burjuvazisi nin bu oyunları öylesine açık bir ıska n ­ d a l h a l i n i a l m ıştır k i , burjuva partilerinin aşağı yukarı 2 5 b i n oyla b i r m i lletvekili çıkarmalarına karşıl ı k, Fransız Komünist Partisi a ncak 300 bine yakın oyla bir milletvekili çıkarabil mektedir. Bizde de büyük bu rj uvazi, u lusal i radeyi değil, kendi iradesini hôkim kılmak için Seçim Kanununu sık sık değişti rmekted ir. Netekim son zaman­ larda, Seçim Kanununun «milli bakiye» (ul usal artık) sistemini kaldı rmış, bu su retle kanuna kend i sınıfsal çıkarlarına uygun bir yön vermiştir. Çünkü, burjuva parlamentarizmine ta mamiyle uygun olan «ulusal artık» sistemiyle, demokratik a kımla rın, emekçi yığınların nisbeten daha elverişli şartlarla parlamentoya g i rebilecekleri, belki de günün birinde gerçek u l usal i ra­ deyi parlamentoya hôkim kılabi lecekleri, bütün baskılara , eşitsizliklere, mali ve politik zorluklara rağmen, TIP'inin 1 965 seçimlerinde 15 kişil i k bir g rupla Meclise girmesiyle bell i olmuştur. işbirlikçi burjuvazinin ulusa l i radeye karşı, kendi sınıfsal hôkimiyetini devam etti rebi lmek için g i riştiği saldırı yalnız Seçim Kanunu üzerindeki oyunları ile bitmiyor. I şbirlikçi burjuvazi, Amerikan emperyalizmi ile elele, burjuva parlamentarizmine karşı daha geniş plôn ve ölçülerle saldırıya geçmiştir. Saldı rının taktiği, iki yıl kadar önce Tabii Senatör Haydar Tunç­ kanat tarafından açıklanan ve Türkiye'deki Amerikan Casusluk Teşkilôtına verilen raporda ortaya konmuştur. Bunda, u l usal burj uvazi ile sosya l ist 552


ak ımlar, yani işçi ha reketi arasında anti-emperyalist bir platformda bazı bağların ve eylem birliğinin kurulması, Türkiye'deki emperyal ist ve işbir­ lik çi hegemonyası için en büyük teh li ke olarak gösteriliyordi . Bunu önlemek i çin gereken tedbirlerin alı nması isteniyordu. Ne yazı k ki, anti-emperyalist ve demokratik hareketin önderleri Tunçkanad'ın açıkladığı rapora gereken önemi vermediler ve emperyalizmin bu parçalama taktiğini karşı bir tak­ tikle önleme gereğini duymadılar. Aksine, sol eğ ilimli ulusal burjuva çev­ rel eriyle sosyalist hareket a rasında, anti-emperyalist bir platform taba­ nın da mevcut bazı köprülerin de atı lmasına, sosyalist hareket içinde de derin yaralar açan çatışmalara şahit olduk. Politi k alanda her iki yönde çatışma ve çatlakların bel i rmesinde Maocularla Troçkistler önemli bi r rol oynadılar. Emperyalizmin ve işbirli kçiliğin Türkiye'deki ideolog larından Ayd ı n Yalçın AP Gençlik Kollarının Ankara toplantısında bu d urumu mem­ nunlukla tesbit ediyor ve şöyle diyord u : «Aşı rı sol tam bir fikri keşmekeş i çine sürül müştür. AP aşırı sola karşı m ücadele cephesi ni tutan tek kuru­ (uştur.» Hatta diyebi liriz ki, inönü-Bayar ba rışması bile bir bakımdan emperya ­ l izmin solu parçalama taktiklerinden biridi r. CHP Genel Başkanı inönü ile Genel Sekreteri Ecevit'i n D P ka lıntıları ile kucaklaşmaları, emperya l izmin, Türkiye'de yeni yen i iktidar formü lleri a radığını da şüphe götürmez bir şekilde ortaya koymuştur. Fakat em peryalizm bu gibi tartiplere g i rişirken başka hedefler de güdüyord u : Burjuva solculuğunu, ulusal burjuvazinin sol tutumunu ve bu akımın kümelendiği öbeklerden biri olan CHP'ndeki «orton ı n solu»nu iflôsa sürükl iyerek, ulusal burj uvaziyi ve onun politik gücünü temsil eden çevreleri elde geldiği kadar işbirlikçiliğe doğru çek­ mek ve sosyalist hareketle ulusal burjuvazi a rasında anti-emperyal ist bir temelde belirmesi m uhtemel bir ya kı nlaşmayı kökünden baltalamak, kesin­ l i kl e önlemek. Işbirli kçi zümre, bu hedeflere yaklaştı ğ ı nisbette, anti-emperyalist yurt­ sever güclere karşı pol is-komando saldırılarını artırmaktadır. Devlet polisi gittikçe daha fazla faşist komando birliği nitel iğine bürünmektedir. Içişleri Baka nlığı ve değişik organları ile Hükümet, anti-em peryal i st, demokratik güclere karşı kanlı saldırıların plônlaştırıldığı kanun ve Anayasa-dışı or­ ganlar haline gel miştir. Dini komandoculuğun Konyada'ki baskın ve tahrik­ lerine Içişleri Bakanı ile Başbakanın sahip çıkmaları ve onu «solculara karşı bir ayakla nma» şeklinde göstermeye kalkışmalorı, Taksim Kanlı Paza­ rında ve Istanbul IJniversitesi öğrencilerine karşı ikinci Kanlı Pazar saldırı­ ları nda, Kayseri'deki faşist tecavüzünde h ükümetin ve bizzat Başbaka n ı n aynı h imayeci tavrı takınması, h ü kü met organlarının, saldırı g ruplariyle bu g rupl arın d izginlerini ellerinde tutan emperyalist tekellerin, yeni bi r ikili anlaşma ile Türkiye'deki politik, askeri, ekonom i k kapitülôsyonlarını daha da sağlamlaştırmaya çalışan Amerikan m i l itaristıerinin, NATO ve SENTO'ya bağ l ı «demokratik, anti-emperyalist akımları ezme komisyonları»nı n emrine girdik lerinin açık bir delil idir. Bu azılı gerici çevrelerin, kamuoyu nu, «En-

553


donezya tipi bir kotliôm»a alıştırmak i çi n sistemli bir çaba harcadıkları da görül mektedi r. Emperya list ve işbirli kçi çevreler, gençlik örgütlerine ve sosyalist ha rekete sokulmuş Maocuların faaliyetinden, «Endonezya tipi bir katliôm» hazırlı kları için geniş ölçüde istifade etmektedi rler. Endonezya'da bir m i lyona yakın anti-emperyal ist yurtseverin ka nlı bir terörle öldürül mesinde Maocular, avantürist ve yıkıcı faaliyetleriyle, emper­ yalizm ajanları n ı n ve yerli gericiliğin işini bir hayli kolaylaştırd ı la r. Hatta Endonezya Kom ünist Partisi'nin yıkma, sendika ve gençl i k örgütleri n i kana boğma işleri nde emperyalizm ve i ç gerici liğ e yard ı m eden Maocular yıkıcı faaliyetlerine hôlô devam ediyorlar. Arnavutluk'ta açığa vurulan ve Türk basınında da yayınlanan bir belgede, katliô m ı n günahı, Endonezya Kom ü­ nist Pa rtisi'nin ul usal birlik cephesi politikasına ve bu cephedeki bu rjuva­ zinin dönekl iğine yükleniyor. Ulusal burjuvazinin kaypaklığı ve dönekl iği bilinen ve her zaman gözönünde tutulan bir gerçektir. Endonezya'da ulu­ sal burj uvaziye bağlı politikacıl a r da, kom ünistler, sosyalistler, sendika­ cılar, halkçı ayd ı n larla birlikte kanlı teröre kurban olmuşlardır. B u gerçek, Arnavljtluk'ta yayı nlanan Maocu belgenin kasden ya lnış eseslara oturtul­ duğunu gösteriyor. Durum tamamen aksi ned i r. Maocular ulusal birlik cephesi politi kasın ı içerden parçaladı kları içindir ki, em peryalizm ve iç gericilik, kanlı bir terörle işçi sı nıfına ve onunla beraber ulusal g üclere saldırmak imkônını bulm uştur. Arnavutluk'ta yayınlanan Maocu belge, 1 m ilyona varan kurbanlar arasında komünistler, sosyalistler ve sendikacı­ larla birlikte, başkan Sukarno'nun ve idama mahkum edilen eski Dışişleri Bakanı Subandrio'nun şahısları nda temsil edilen ulusal burjuvazinin politik akımlarına bağlı olanların da varlığını kasden unutuyor. Emperyalizme ve işbirlikçiliğe bağl ı basın, hemen hergün, Tü rkiye'yi Endonezya'ya benzetme tehditlerini savurmakta ve halkı, dini i nançla­ rında samimi yurttaşları katl iôma teşvik etmektedi r. Oysa bu gibi yayınlar, kanunlara göre suçtur. Ama katli ô m teşvikçileri n i n cezasız kaldıkları da açık bir gerçektir. Bu da, azı l ı gerici politik saldırıların, katl iôm hazı rlık­ l a rı n ı n iktidarın himayesinde yapıl d ı ğ ı n ı göstermektedir.oGaye genel seçim­ ler a rifesinde, anti-emperyal ist, demokratik akı mlara ve en başta sosyalist harekete bağ l ı m il itanları, kadroları ve seçmen yığ ı nlarını terörize etmek, bu hal kçı ve demokratik unsurların halk yığınlarına yaklaşmaları n ı ve on­ ları demokratik hedefler yönünde seferber etmeleri n i önlemek, halk yığı n ­ ları n ı emperyalizmin kasalarından beslenen şeriatçi, ü mmetçi propagan­ danın etkisinde tutmak, demokratik akımlara bağl ı yurttaşları ü rküterek, seçim günü sandıklardan uzak tutmak 'Ile bu terör havası içinde em ekçi halk yığ ınları nı n oylarını çalmak, kendi deyimleri ile «sandıktan çıkmak..tır. Işbirlikçi burjuvazinin bu gayesi, devletin Anayasasına, halkın, emekçi yığınları n ı n daha geniş demokratik haklara u laşmak, bağ ımsız, barışçı ve sosyal adalet ilkelerine bağ l ı bir Türkiye kurmak isteğ ine, kısacası u lusal i radeye bir saldırı, hatta doğrudan doğ ruya bir darbedir. Ve bu darbeni n hazı rlan ı p uygulanmasında, Maocular, Endonezya'da olduğu gibi, dağıtıcı , 554


şaşırtıcı tutumları ve sosyalist partiyi yıkmayı politika haline getirmeleriyle, em peryalist ve işbirli kçi çevrelerin baş yard ımcıları d urumuna d üşmüş­ lerdi r. işbirlikçi burjuvazinin, kendi sınıfsal menfaatlerini koruyan iktidarı ulu­ sal i radeye karşı zorlaması, sınıfsal iradesini ulusal i rade diye halka dayat­ ma sı, burjuva parlamentarizminin, ve tekeller hegemonyasın ı n şifa bulmaz hasta lı klarından biridir. Meclislerde çoğunluğun yürüttüğü işbirli kçi zümre politikası, gericilerin çoğ unlukta bulunduğu parlamentoyu geniş emekçi yı ğ ınlarının gözünde düşürmektedir. AP çoğunluğundaki parlamento­ dan 4 yıl l ı k AP iktidarı devresinde halk yararına tek bir kanun çıkmamıştır. Ezici çoğunluğu emekçi olan Türkiye'nin Meclis ve Senotosunda emekçi temsilcileri parmakla sayılacak kadar azd ı r. Toprak ağası-mütegallibe­ aracı -tefeci ve işbirlikçi burjuvazinin temsilcileri çoğunluğu teşkil ediyor. Toplum düzeninin sınıfsal ya pısını bu tür aksettiren, yani en gerici çevre­ lerin hegemonyasını dile getiren parlamento, topl u m sorunları n ı n çözüm ­ leneceği bir forum olamam ış, sınıfsal çelişmelerin daha da düğümlendiği, sın ıfsal çatışmaların yoğ unlaştığı bir olon haline gel miştir. Komandocu lu­ ğun, baskın ve saldırıların parlamento çatısına kadar gi rmesi rasgele bir olay değildir, çoğ unluğuyle parlamentonun, en gerici zümrelerin hege­ monya a racı olmasının bir sonucudur. Işçiye fazla bi rşey vermiyen «işçi Emeklilik Kanun Tasarısı»n ı n kanunlaşmasına parlamentodaki AP çoğun­ luğu engel olmuştur. Bunun nedeni de, parlamento çoğunluğunun halka karşı, sadece işbirlikçi zümrenin menfaatlerini korumasıdır. Parlamento­ daki bu gerici çoğunl uktan artık bi r şey beklemeyen emekçi halk, sendika­ lar vasıtasiyle Türkiye ölçüsünde protesto miting ve gösterilerine başladı. Eskişehir, Diyarbak ı r ve Sivas'ta parlamento çoğunluğunun ve işbirlikçi zümrenin halka karşı yürüttüğü politikayı p rotesto mitingleri ya pıldı. Işçi ve emekçiler bu mitinglerde yalnız Işçi Emekl i l i k Kanununun çıka rı l mama­ sını değil, iktidarın halka karşı tutum ve pol iti kası nı ve emperyal izme bağlı­ lığını da suçladılar. Bu mitinglerde «iş ve ekmek.. şiarları yan ı nda «özg ürlük ve bağımsızlı k.. şiarları d o boşta geliyordu. Sendikaların memleket ölçüsünde tertiplediği ve iktidarın halk d üşmanı politikasını protesto niteliğini taşıyan bu mitingler emperyalizme karşı, u l usal bağı msızlık, demokrasi ve sosyal adalet için savaş şiarlarını genel seçimler arifesinde geniş emekçi yığınlarına duyuruyor, onların uyarıp, dostu, d üşmanı seçmelerine yard ı m ediyordu. Türk-Iş Yönetim Kurulu tara­ fından m itinglerin d u rdurulmasın ı n başlıca sebebi de budur. Işbirl ikçi çev­ reler, halk yığınları n ı n bu uya nışı karşısında büyük bir telôşa d üşmüş ve Türk-Iş Yönetim Kurulundaki adamları eliyle sendikaların tertipledikleri m itingleri d u rdurmuşlard ı r. Türk-Iş yönetici lerinin işçi yığınlarına karşı bu tutumu, işçi ve sendika çevrelerinde derin ya nkılar uyandırdı. Meselô Tekstil Sendikası yayı nladığı bir bildiride Türk-Iş yöneticilerini iktidar çevrelerinin yardı mcısı olmakla suçlad ı.

555


Türk-Iş'in işçi ' m itinglerini d u rdurma karariyle işçi hareketi durmadı. Zonguldak Maden Işçileri Sendikasının Kongresinde madenlerdeki yabancı sermayenin devletleşti rilmesi istendi. Çorum'un Alpagut i l çesindeki Linyit Madenierinde çal ışan 800 işçi, iki aydanberi gündel ikleri ni a lmadıkların­ dan işletmeye el koydular. Ve işletmeyi kendi leri yönetmeye başladı lar. Haklarını arayan işçi ve sendikacıl a r, bu suretle, i ktidarın ve parlamento çoğ u nluğunun hal ka karşı yürüttüğü politikayı geriletme savaşı nda yeni yeni yol ve yöntemler uygulamaktadırlar. Fakat, bir yandan da, parlamen­ todaki gerici çoğ unluğun emekçi halka karşı tutumundan umutsuzl uğa düşen bazı sendikacılar, işçilere, genel seçimlerde sandık başına gitme­ rneyi tavsiye ediyorlar. Halbuki bu tutum , emekçi halkın bağ ı msızlık, demokrasi ve sosyal ada let savaşını kösteklemek ve işçi sınıfını savaşın d ışına çekmek gibi bir sonuç verebi lir. Bu fikri savunan sendikacılar, belki de bilmiyerek, işçileri seçim savaşı alanından çekiyor ve alanı işbirlikçi iktidara terkediyorlar. işçi ve emekçi halk, aksine, sandık başına gitmekle, kendi menfaatini içtenlikle savu nan partiye oyun u vermekle, bir yandan kend isinin sosyal ve politik kurtul uşu, öte yandan da yurd u n tam bağı m­ sızlığı için yürüttüğü savaşta ileriye doğru bir adım atmış olacaktır. Esasen işçilerin, halkın sandı k başlarına gitmelerini önleme eğ i l imleri, toplumun için de bulunduğu objektif şartlara uymuyor : işçi ve emekçi yığın­ ları, işbirlikçi burjuvaziye karşı parlamento içi ve parlamento dışı bütün kapıları zorlamaya devam ediyorlar. Devlet memurları bile harekete katıl­ mışlard ı r. 800 bin memuru saflarında toplayan Devlet Personel Sendikası Konfederasyonu (PERSEN) Istanbul ve Ankara'da büyük protesto miting­ leri tertipledi. Memu rlar, Devlet Personel Kanununun uygulanması n ı isti­ yor, i ktidarın, devlet personeli için iki yıl evvel kabul edilmiş bir kanunu uygulamamasını protesto ediyorl a r Fakat Personel Ka nunu uygulansa bile işçilere yapılan zamlarda görül­ düğü gibi enflasyon mekanizması elde edilen zammı kısa za manda eritecektir. Çünk ü işbirlikçi idare geniş halk yığınlarını devamlı bir enflas­ yon kıskacı na o l mış, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir yol tutumuştur. Yabancı sermaye, emperya list tekeller ve bunları n yerli ortak­ ları benzerine yalnız sömürgelerde raslanan bir talan d üzeni kurmuşlard ı r. Resmi rakamlara göre yobancı tekeller, 1 965 yılı nda Türkiye'de 22 mi lyon dolarlık yatırım yapmış, buna karşılık aynı yı l içinde dışarıya 1 7 mi lyon dolar kôr transfer etmişlerdir. 1 967 yılında 1 7 mi lyon dolar yatırım, 28, 3 milyon dolar kôr transferi, 1 968 yılında 1 2 milyon dolar yatı rı m , 28, 8 milyon d o l a r k ô r transferi yapı lmıştır. Tabiidir k i , bu ta lana memleket ekonomisi dayanamaz. Yı l ı n ilk ya rısında bütçe açığı dört mi lyar l i rayı aşmış, dış ödemeler için transfer bekliyen borçlar 1 75 mi lyon doları bulmuş, yine bu zaman içi nde ithalat i h racata kıyasla 267 mi lyon dolarl ı k bir faz­ lalık göstermiştir. Dış ticaret açığı, dış transferleri n ya pılamaması, dört milyarı aşan bütçe açığı; esasen yurdun sanoyileşme ihtiyacını karşılamak­ tan çok uzak olan cılız sanayi yatırı mları n ı n aksamasına, hatta durmasınq,. .

556


sebep olmaktad ı r. Bundan başka kurulu fabrikaların bir çoğu da yedek parça ve gerekli ham madde yokluğundan kapılarını kapamak zorunda kalmakta, bu da ekonomimizi m üzmin bir hastalık gibi uzun zamandanberi kem i ren işsizliğin daha da artmasına yol açmaktadı r. Hükümet ve işbir­ likçi çevreler, bu mali ve ekonomik çıkmazdan sıyrılmanın çarelerin i ara­ yacaklarına, hatta ul usa l burjuvazin i n bile menfaatlerini çiğniyerek, Os­ manlı hanedanı ndan kalma antika gümüş eşyayı Londra piyasasında külçe fiyatına satacak, burjuva ekonomisinin dahi kaideleri dışı nda m i rasyedi yöntemlerine başvuracak kadar talan ve gününü gün etme politikası n ı n batağına saplanmışlard ı r. A m a öte yandan, suyu dışarıdan gelen yüksek faizli kredi musluklarını toprak beylerinin, işbirlikçi büyük vurguncu ser­ mayeni n çıkarlarına doğru akıtmaya devam etmektedi rler. Bu d urum , burjuva ekonomisinde iki hastalığın h ızla gelişmesine sebep olmaktadır. Bu hastal ı klardan birincisi, sanayi alanındaki sermayenin, ekonominin aktif alanından, yani sanayi-işletme yatı rımlarından, han, hamam, apartıman ya pımı gibi ü retici olmıyan alanlara doğru kayma hızının artmasıdır. I kincisi ise, Merkez Bankasına paralel para basan bir m üessese gibi çalışan bono piyasasının genişlemesi, yayıl ması ve o nis­ bette de enflasyonist gelişmeyi hızland ırmasıdır. Bono piyasasın ı n anor­ mal ölçülerde gelişmesi en çok sanayici ve orta tüccar çevrelerin i sars­ makta ve zincirleme iflaslara sebep olmaktadır. Çünkü hükümetin büyük tekeller yara rı na işl iyen politikası, tedavüldeki paranın kısa zamanda yerli ve yabancı büyük sermaye çevrelerinde bi rikmesi ni sağlamakta, yerli sana­ yici ve o rta tüccar, para fabrikasın ı n çal ışmasına rağmen, işlerini çevirmek için yeteri kadar para bula mad ığından, bonoya, yani paraya paralel bir tedavül vasıtasına başvurmak zorunda kal maktadırlar. Ama bono, eninde sonunda, devlet garantisinden de yoksun, gayri resmi bir para niteliğini kazan makta, tedavüldeki para hacmini ve ekonomik keşmekesi ve o nis­ bette de enflasyonu artırmaktadır. Orta tabakalarla sanayi burjuvazisi, yerli ve yabancı tekellerin ve onl.ara bağ l ı i ktidarların sömü rücü politikası yüzünden ezilmektedir. Hatta, mesela dokuma fabrikatörleri hükümete karşı bir protesto mitingt tertiplemişlerdir. Bütün bunlar, ulusal burjuvazi ile işbirli kçi zümreler arasındaki çelişki leri n günden güne a rtmakta olduğunu göstermektedir. Köy emekçilerinin d urumuna gelince : Resmi istatistiklerin verdiği rakam­ lara göre, son beş yıl içinde köy emekçilerin i n satın aldığ ı tüketim mad­ delerinde % 36 bir yükselme olmuştur. Buna karşılık, toprak ü rünleri n i n toptancılara satış fiyatlarında herhangi bi r yüksel me kaydedilmemiştir. Bu d u rumdan, her yıl 9 milyar lira civarında devlet kredisini elde eden toprak ve çiftli k beyleri hiç de rahatsız değ ildir. Bu zümre, toprak ürü nlerini tekelin ve ofisin baş fiyatları ile satıyor ve ayrıca bol kredi de alarak büyük vurgunlar sağ l ıyabil iyor. Ama bu i m ka nlardan büyük ölçüde yoksun orta ve küçük köyl ünün Demirel hükü metinin iktidarı süresinde elde ettiği 557


değişmemiş, fakat satın aldığı mallar için % 36 fazla ödemek zo­ runda kal mıştır. Toprak ürü nlerinin bazı/arına zaman zaman zamların yapıld ığı doğru­ dur. Fakat bu zamlar, şehi rlerde ekmek ve unlu maddelerde şehi r emek­ çileri zararına fiyat yükselmeleri, bir yandan da büyük stoklara sahip çiftlik beylerine, tah ı l spekülatörlerine, büyük ek vurgunlar sağlamaktan başka sonuç vermemiştir. Orta ve küçük köyl üler enflôsyon ve öteki toprak ü rün leri fiyatlarında meydana gelen d üşmeler yüzünden bu zamanlardan istifade edememişlerdir. Köylerdeki bu durum, emeğini satmaktan başka bir i mkôna sahip olma­ yan ve ortaçağ toprak kölel iği şartlarını andıran koşullar içi nde yaşıyan marabacı, yarıcı, kiracı gibi köy emekçileri üzerinde toprak beyleri, ağa, şeyh, derebeyi baskısını daha do kuvvetlendirmekle sonuçlanmıştır. Çünkü ekonomik bakımdan köy emekçileri daha da zayıflamış ve bu azı l ı sömü­ rücü zümrelere daha bağ ımlı hale gelmişlerdir. Ağa, derebeyi ve işbirlikçi çevrelere bağ l ı i ktidarın genel seçimler arifesinde isted iği de esasen buydu. AP idarecilerinin, Anayasan ı n emrettiğ i toprak reform una sırt çevirmeleri, onun yerine kendi çıkarlarına uygun bir tarı m reformu vaadetmeleri, ağa , derebeyi zümresinin ekonomik ve politik etkisini artırmaktan başka bir maksat gütmemektedir. I ktidarın bu gerici zümrelerden yana tutumu, köy emekçileri a rasında, yer yer hazine topraklarını, ağa, derebeyi işgalinden kurtarma hareketle­ rine sebep olmaktad ı r. Antalya'nın Elmalı ilçesinde, Amasya'nın Belevi köyünde ağa ve m ütegallibenin elinden hazine toprak ve ormanıarı n ı kur­ tarmak istiyen köylü, karşısında i ktidarın jandarması n ı buldu. Hazine top­ rakları üzerinde ağa-derebeyi işgalini savunan hükümet, köy emekçile­ rinin hazine topra klarını kurtarma hareketini kon içinde boğmaya kalkıştı. Izmirin de Torbal ı i l çesine bağ l ı Atalan, Göl/üce köyleri ile - daha sonra - Hortuna, Pancar, Ayra ncılar ve Kuşçuburun köylerinde emekçiler ağa işgalindeki hazine arazilerini kurtardı/ar, bazı köylerde de bu araziyi köyce işleyeceklerini i1ôn ettiler. Köylüler buralarda da h ük ümet jandar­ ması n ı n ve ağaları n kiraladığı adamları n zorbal ı k ve zaman zaman kanlı terörüne göğüs germek zorunda kaldılar. Köylüler kurtardıkları araziyi aralarında paylaşma yoluna gitmediler. Elbirl iği ile yürütülen bir savaş sonunda elde edilen toprağı, devamlı bir nitel i k taşıyan hükümet ve ağa baskısına karşı sürekli bir şekilde ve yine elbirliğiyle savun ma k zorunluğu, toprağı elbirliğ iyle işlemek, mahsulü, verilen emeğe göre paylaşmak gibi sosyal, politik ve ekonomik bir mecbu riyet de yaratıyor. Bu, köy ve toprak i l işkilerinde çekirdek halinde de olsa yeni bir gelişme ve uyanıştır. Tür­ kiye'nin kendine öz şartları, köyl üleri n toprak reformu sorununu ağa ve derebeylerden yana bir iktidarın terörü altında çözüm leme zorunda kal­ maları, Anadoluda asırların ötesinden gelen imece geleneğinin uyan­ ması nı ve günün şartlarına uydurulmasını sağl ıyor. Ote yandan gençli k hareketi, işçi sınıfı ile birleşmeye ve onun öndergel i r

558


l iğinde gerçek bir devrimci nitelik kazanmaya doğru gelişiyor. Gençl i k örgütleri ni n genel toplantısında kabul edilen yeni platformun o n o hattı, empe ryalizme karşı savaş, tam bağ ı msız, demokratik bir Türkiye yaratma hedeflerine dayanıyordu. Devrimci eylemlerinden ötürü topl um polisinin en kork unç terörüne göğüs gerdi kten sonra zındana atılan gençlik hare­ keti önderlerinden Celôl Doğan, hapisanede verdiği demeçte gençl i k hareketinin nitel iğini şöyle özetliyord u : «Gençler, Musoli ninin faşist kanun­ larından alınan hükümlerin h ô lô yürürlükte olduğu, Amerikan em perya liz­ minin kol gezdiği, feodal artı kların bulunduğu, işbirlikçileri n ve kompra­ dor burjuvazinin hôkim olduğu ülkemizde doğal olarak tedirgind i r. Bu nedenle anti-emperyalist, a nti-kapitalist, a nti-faşist, a nti-feodal bir düzeni kura bilmek için Tü rkiye gençliği her fı rsatta mutlaka gerçekleri Türkiye halklarına an latmakla yükümlüdür. Bu hareketlerimizde biz gençlik olarak proletaryanın önderliğinde gerçekleşecek anti-emperyalist devrim için onların ya nında yer alıp tarihi süreç içerisinde onlarla birleşeceğ iz.» (Ant Dergisi, sayı 1 33) Devrimci gençlik h areketi nin işçi sı nıfına ve onun devri mci örgütlerine doğru bi r gelişme göstermesi a nti-em peryalist demokratik g üclerin eylem birliğine doğru atılan sağlam bir adımdır. Ama bu alanda yapılacak daha çok işler var. Genel seçimler yaklaştıkça işbirli kçi çevreleri n terörü yoğun­ laşıyor. Bu şartlar altında sosyalist hareketi kuvvetlendi rmek, sosyalist ilkeleri elden geldiği kadar emekçi yığınlarına elbirliğiyle moletmek, ya ni yığınla ro inmek, sosyalist teşkilôtı genişletip kuvvetlend irmek gibi bir ödevin başarıl ması zorunludur. Bundan başka, «Orton ı n solu» hareketini kaldığı yerden alıp ileri götürmek ve ..Orto n ı n solu»na bağ l ı şehir ve köy emekçilerinin davasına sahip çıkmak gibi bir sorun beli riyor. Bu işte işçi sı nıfına ve onun dôvasına bağ l ı bütün i lerici örgütlere öneml i ödevler düşüyor. Ancak, sosyalist hareketin, iç a henk ve birliğini bulomadan pol i ­ tik alanda çekici v e sürükleyici bir rol oynaması çok zordur. Sosya list hare­ ketin i ç birliğ ini bulabil mesi için parçalayıcı ve dağ ıtıcı Maocu ajanlara karşı sürekli ve şaşmaz bir savaş yürütmek, ono sorunlarda hareket bir­ liğini sağlamak şarttır. Köy ve şehir emekçilerinin uyanma süreci hızlanmıştır. Gençlik ve ayd ı n çevreler geniş b i r cephe i l e emekçi yığınları n ı n bu uyanışını destekliyor ve kuvvetlendirmek için büyük gayretler gösteriyor. Ote yandan bu uya-nışı, bu demokratik gelişmeyi ezmek için em peryalizm ve işbirlikçi zümre büyük çabalar harcıyor. Bu şartlar içinde bu uyanma hareketi nin politik bakım­ dan yöneti mi daha do önem kazanıyor. Halk yığınlarının demokratik ge­ l işmesi ve uyanışı ne kadar k uvvetli olursa olsun, h a reket, sağ l a m ve bilimsel sosya lizme bağl ı bir yönetimden yoksun kaldığı takdi rde, Tür­ kiye'yi, emperyalizmden arınmış, tom bağı msız, demokratik gelişme yoluna, tam kurtuluşa uluştırmak i m kô nsızd ı r. Haziran-Temmuz 1 969

559


Bir yoldaşımızı kaybettik Türkiye Komünist Partisi en eski üyelerinden birini daha kaybetti. A/eksandr Sinkiyeviç (Küçük Niko) yoldaş 15 Hazi­ ran 1 969 günü hayata gözlerini yumdu. A. Sinkiyeviç yoldaş çok genç yaşlarmda Türkiye işçi hare­ ketine katıldı, Türkiye Komünist Partisine girdi. Uzun zaman Türkiye Komünist Gençlik Birliği Merkez Komitesi üyesi ola­ rak ağır iJlegal şartlar altmda yılmadan ça/tştı. Hayatımn uzun ytllaT/nt hapishanelerde, sürgünlerde geçirdi. Türkiye Komünist Partisinin iV. Kongresinde Merkez Komitesi üye adayı seçildi. A. Sinkiyeviç yoldaş emekçi ddvasma, işçi s/ntfmm ideolo­ jisi Marksizme-leninizme, enternasyonalizm e bağlı olgun bir yoldaştı ; iyi yürekli bir insan, fedakdr bir komünistti. Onun temiz hdtırası savaş arkadaşlaT/ntn, dostlarmm kalbinde daima yaşıyacaktlT.

TORKIYE KOMONIST PARTISI M ERKEZ KOM iTESI 1 5. 6. 1 969

560


ı ÇiNDEKILER Komü ni st ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısının B i ldiri si .

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.cat

,

Çağımızın bugünkü aşamasında emperyalizmle savaşın ödevleri ; Komü nist ve Işçi Partileriyle bütün anti-emperyalist güc/erin eylem . . .

484

Vladi m i r l l iç lenin'in yüzüncü doğum yıldönümü dolayısiyle Komü nist ve Işçi Parti leri Danışma Topl antısı n ı n çağrısı .

51 5

birl iği

.

.

.

.

.

.

Viyetn ama bağımsızlık , özgürlük ve barış .

.

.

.

.

.

.

517

Güney Viyetnam Cumhuriyetine geçici devrimci hükümetine telgraf Barışı Koruma bildirgesi .

.

.

.

.

.

.

.

521 522

Arap halklarının, ısrail saldırısına karşı yürüttükleri savaşın •

525

Yunan Komünist ve demokratlariyle danışma çağrısı .

526

Endonezya Komünistlerine mesaj .

527

Haiti yu rtseverlerini destekleme çağrısı

528

desteklenmesi hakkında bildirge .

.

Lenin'in yaşadığı yerlerde :

E. Rozenta l :

529

lenin Isviçre'deyken .

Kitaplar ve dergiler

A. L. : 536

Birleşik Arap Cumhuriyeti'nde sosyal-ekonomik gelişme sorunları . öZEL SAYFALAR Komünist ve Işçi Partileri Uluslararası Danışma Toplantısında Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Y. Demir yoldaşın konuşması . Türkiye

Komünist

toplantısında,

Partisi

Merkez

Komünist ve

Işçi

.

Komitesinin, Partileri

.

543

1 4. 7. 1 969 tarihli

Danışma

Toplantısına

.

550

Genel seçi mler arifesinde Türkiye'nin ekonomik ve politik duru m u .

552

B i r yoldaşımızı kaybettik .

560

katılan TKP delegasyonunun raporunu görüşerek aldığı kara r .

A. Saydan :

.


B A R I Ş

V E

S O S Y A L I Z M

P R O B L E M L E R I

Ingilizcesi: Central Books Ltd ., 37 Grays Inn Road, London, W. C. 1 .

ıtalyancası : libreria Rinascita, Via delle Botteghe, Oscure 2. Roma

Almancası : "GLOBUS.. -Vertrieb auslöndischer Zeitschriften. Wien

XX.

HöchstCidtplatz 3

Yunancası (Kı brıs ta): '

Loikon Praktorion, Tricoupi Street, 53

r.,

Nicosia

Rusçası: Stred isko pro rozsirovan i tisku, Praha 6, Thakurova 3 Fransızcası : Societe d ' Edition et d' Enformation 9, Boulevord des Italiens Paris (2e) Ispanyolcası : Ediciones Pueblos Unidos Casilla Correo 589, Montevideo

Jap onca sı: Nauka Ltd

.•

2, Kanad-Zinbocho 2-chome, Chiyodaoku, Tokyo

Isveç dilinde: Arbetarkultur, Söderarmsvagen 36, Johanneshov 6, Stockholm

Bulgarcast: Raznoiznos, i, Ru. Tzar Assen. Sofla

Türkçesi: «Y E N i ÇAG Thakurova 3

Fiyatı 1 lira

tt

-

Stredlsko pro roıslrovanl tisku, Praha 6,

yc_69_07  

Komünist ve Işçi Partileri Danışma Toplantısında Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Y. Demir yoldaşın konuşması Komü...