Issuu on Google+

YENİçAG •

Mihail Suslof: Leninizm ve zamanımız

Cek Vodis: Lenin'in yönetmenliğinde çağdaş komünist hareketinin doğuşu

Raymon Güyo: Ileri demokrasi ve sosyalist Fransa için

Lonhino Besera: Oportünizmin kökenleri

P. Jilin: Sovyet komutanları anlatıyor

6 (60) Haziran

1969

BA R I Ş

V E

S O S Y A LI Z M

P R O B L E M L E RI


Bu sayıdaki imza/arm kimlik/eri:

Mihail Suslof

Sovyetler Bi rl iği Komünist Partisi Politbüro üyesi ve Merkez Komitesi S ekreteri Raymon Güyo

Fransız Kom ünist Partisi Politbüro üy esi CekVodis

Ing iltere Komünist Partisi Yürütme Komitesi Politbüro üy esi Lonhino Besera

Honduraslı Marksizm -leninizm öğretisi bilgini P.Jilin

SSCB Bilimler Akademisi m u ha bi r üyesi. askeri tarihçi


YENi ÇAO

Bütün ülkelerin proleter/eri, bir/e şiniz !

6 (60) Hazira n

1969

Komü nist ve işçi pa rti lerin i n teori ve enformasyon dergisi

Leninizm ve zamanımız

Mihail Suslof I nsanlık tari h i nde, bütün memleketler ve bütün halklar tarafından kut­ lanan önemli g ü n ler va rd ı r. Dôh i düşünür, bjfi msel komünizm teorisyeni, ateşli devrimci, Sovyet halkının, u luslara rası işçi sınıfı n ı n ve yeryüzündeki bütün emekçjferin yüce önderi Vladimir "iç lenin'in yüzü n cü doğ u m yı ldö­ n ü m ü n ü n kutlanacağı 22 Nisan 1 970 g ü n ü de bu tarihsel g ü n lerden biri d i r. V. ı. lenin'in yüzüncü doğ u m yıldönümü, leninizm fikirleri n i n bütün dün­ yaya geniş ölçüde yayıldığı bir zamanda kutla nmaktadır. I nsanlığın haya­ tında yeni bir devir açan Oktobr Devrimi başta olmak üzere, kapitalizm­ den sosya lizme ve komünizme geçiş gibi yirminci yüzyılın en önemli devrim olayla rı , len inin adına, fikirlerine, eylemlerine kopmaz bağ l a rla bağlıdır. I nsanlara yen i bir hayatı n, gerçek özg ü rlüğün, sosyal adô letin, barışın ve genel refahın yollarını gösteren len i n , d ü nya tari h i n i n bu olağanüstü döneminde olanca u lu l uIuğu jfe yüksel mektedi r. lenin'in ö m rü a nca k 54 yıl sürdü. Fakat devce ça lışma l a rla, fedakôrca savaşlarla dolu bir ömürdü bu. Insanların hayrı n a adanmıştı. lenin'in fikir ve eylemleri daima emekçilerin menfaatlerine yönelmişti. lenin, eşsiz kabiliyetin i , bütün kuwetlerini emekçjferin mutluluğu ve insanlığın jfer­ lemesi uğru ndaki savaşa adadığı için, adı, fikirleri ve eylemleri ebediyen yaşıyacaktır. 26

401

J ,


1. Leninizm, yeni tarihsel koşullar içinde Marksizmin devamı

ve gelişmesidir V.

Engels'in adlariyle sıkı sı kıya bağlıdır. Marksizm lenin'in kişiliğinde en seçkin savaşçısını buldu. O, en bilgili, en çetin ve en a rdıcıl Ma rksistti, M arks'ın öğretisinin en yüce deva mcısıyd ı. Marksizmin, biricik d oğ ru dev­ rimci teori, tüm tarih, ekonomi ve felsefe bili mlerinin en yüksek gelişmesi olduğunu anlayan lenin, Marks ile Engels'in bili msel sosya lizme dair fikir­ leri ni ha raretle propaganda ediyordu. Işçi sınıfı n ı n haklı davası nda zafere u laşması için kendisine gerekli bi lgiYi a ncak Ma rksi zmin sağlamakta olduğu n u herkesten iyi anlamıştı. «Işçiler bi lgisiz ka ldıkça g üçsüzdürler, bi lgili olunca kuvvettirler» diyen lenin, işçi sınıfı n ı n , yürüttüğü savaşın a m a çları , ödevleri ve ö rgütlenmesiyle ilgili temel fikirleri, uluslara rası işçi sınıfı n ı n tüm tecrübesini genel leştirip kapsayan Marksizmden olabi leceği n i sık s ı k beli rtiyordu. Ma rks ve Engels'in ölümünden sonra, başta ii. Enternasyona lin önderleri almak üzere, kendi lerini Marksist sayan birçok toplum faa liyetçi leri, pro­ letaryanın bu yüce öğ retisini şu veya bu şekilde çığrından çıkarı rken, Marksizmin en önemli unsurları n ı - devrimci özünü, kapita list d üzeni n devri l mesi v e yeni, sosya list düzenin kuru lması ile i l g i l i bi lime daya n a n çağ rısını - yoketme denemeleri nde bu lunurken, Marksizm bayrağını yük­ selten leni n olmuştur. Bütün oportünıstler, devrim savaşından vazgeçtik­ lerini, burjuvaziye tesl i m olduklarını, emekçi lerin temel menfaatlerine ihanet ettikleri n i gizlemek için Marksizmi paravan olarak kullanıyor, bol bol Ma rksist laf ebeliği yapıyorlardı. lenin kesin olarak Ma rksizmi savun­ duğunu açıklamış ve bu öğretiyi her çeşit oportünistin yozlaştırma ve saldırı denemelerinden koruyarak, devrimci Marksizm bayrağını yükselt­ mişti. Bilimsel komünizmin kurucusu ve ul uslara rası proleta rya n ı n öğretmen ve önderleri K. Marks ve F. Engels'in ölümü nden sonra, dünya çapındaki toplumsa l gelişmelerde önemli olaylar meydana geldi. U luslara rası prole­ ta rya n ı n devrim ha reketi yeni tecrübelerle zenginleşirken, doğal bi lim­ Ierde ileri d oğru büyük adımlar atıldı. Bütün bun l a r bilimsel i ncelemelere girişi lmesin i , ta mamiyle objektif a raştı rma lar yoluyle teorik genelleştir­ meler yapılmasını gerekti riyord u . Marksizmi devam ettirmek, yeni tarihsel koşu llar içinde ve yaratıcı bi r şekilde geliştirmek gibi son derece güç ve ayni zamanda yüce görevi yerine getirmek V. i. lenine nasip oldu. F.

V.

objektif m a d d i hayatın gel işmesi ne bağlıyan v e bunları n d oğrulu kları n ı toplumsal - tarihsel uygulamalarla ıspat eden Marksizmin bi ricik devrimci teori olarak taşıdığı önemi çok yönlü ola ra k ortaya koydu . V . eserlerinde v e pratik eylemlerinde, Marksi zmin bütün temel u nsurları -fel402


sefe, ekonomi politik, bi li msel kom ünizm, işçi sınıfının devrimci savaşının strateji ve ta ktiği-devam etti rildi, geliştiriidi ve konkreleştirildi. leni n «masa başı» bi lgini değildi. Marksizm teorisini proletaryanın sınıf savaşları süreci içinde gelişti riyor, devrimci eylemin kılavuzu sayıyor ve çeşit çeşit yozlaştı rma, sahteleştirme ve değiştirme çabalarına karşı savu­ nuyordu. lenin'in ve kurduğu Komünist Partisinin, devrim hareketinin Marksist yolu ve karakteri uğrunda, hareketin içi nde yer almış birçok hasımlara karşı a ra lı ksız bir savaş yürütmeleri gerekiyordu. lenin ve Par­ tisinin, narodni kler, «Iegol Ma rksistler», «ekonomistler», menşevikler, eser­ ler, anarşistler, sağcı oportünistler, ulusalcı eğ ilimliler, ulusla ra rası poli­ tika sa hnesi nde çeşitli a k ı m ve görüşleri temsi l eden revi zyonistler ve ben zerleri g i bi, devrimci Marksizmin fi kri ve politik düşmanla rına karşı, Marksizm teorisi prensiplerini koru m a k için aralıksız olara k çetin bir savaş yürütmeleri gerekiyordu. Sözde eskimiş Marksizmi «yenileştirmek», «mo­ dernleştirmek» ba hanesiyle ha rekete geçen, aslında ise Marksi zmi burjuva hayat ta rzına uydurmaya, sınıf görüşüne yabancı ideolojilerle suland ı r­ maya, devrimci savaşı özünden yoksun etmeye çal ışan ul uslararası reviz­ yon izm, bütün diğerleri nden daha inatçı ve teh l i keliydi. Revizyonizmin maskesini sıyı ra n leni n şunla rı ya zmıştı : «Marksizmi ekonomi politi k ala­ n ı nda olduğu g ibi, taktik soru nları nda, genellikle felsefede, g neseoloj ide veya sosyolojide g itg ide daha ustal ı kla yozlaştırmak, Marksizm adı a ltında a nti-materyalist öğreti lerini yaymak zamanı mızda revizyonizmin karakteris­ tik özelliğidir.» M a rksizm felsefesinin revizyon istler tarafından yeni-kontçılık, pozitivizm. prog matizm, mahizm v.s. g i bi gericj öğretilerle değişti rilmesine karşı koyan lenin, diyalektik ve ta rihsel materya l i zmin bütün temel sorunlarını derinleştirmiş ve geliştirmiştir. Marks ve Engelsin materya list bi lgi teorisini geliştiren lenin, bunun, aslında yankı teorisi olduğunu beli rterek, i nsan­ lard a ki duyu ve kovra m la rın, dış maddi a lemdeki imajların, onla rı n düşünce v e bilinçlerindeki ya nkıları olduğunu ispat etmiştir. leni n'in yan kı teorisi, bilginin bi limsel yoldan a yd ı n la fı l masını sağ lamakta, felsefedeki çeşitli g erici öğreti lerin, batıl itikatların, cahil liğin ve mistisizmin yolunu kapam a ktad ı r. lenin, objektif gerçeği ta n ı ma yeteneğ ine sahip olan insan zekasının m ua zzam gücünü keşfetmiş ve bilginin doğruluğunu anlamak için biricik güven ilir kıstasın u yg u lo m a olduğunu ispat etm iştir. Zekanın g ücü, başa rıl a rı ve önünde açılmış bu lunan perspektifler hakkında iyim­ serli k dolu şu satırları yazmıştır: «Insan a klı, doğada birçok şeyler keşfet­ m işti r ve daha birçok şeyler keşfederek, doğa ü zerindeki egemenliğini artıracaktır . . . V. ı. lenin «Materya lizm ve empiriokrititsizm» adlı klasik eserinde, fiziğ in daha önceden ortaya koyduğu prensip ve kavra ml a rı temelinden yıkara k fizikte bunalıma yol açan, diya lektik meta ryalizmin doğru luğunu ispat eden doğa bi liminin en yeni keşiflerini felsefi ba kımdan esaslandırmıştır. lenin, meydana gelen bunalımdan kurtu l m a k için, fiziği n, g elişi-güzel, »

26'

403


bilinç d ışı eski metafizik-materyalizminden sıyrılarak, dünyayı en iyi izah eden ve dünyadaki süreçleri en doğru şekilde yorumlayan diya lektik materyalizme geçi lmesi lôzım geldiğini önemle bel i rtmiştir. Doğa bilimi i l e uğraşan birçok ileri ci bilgin bu yolu tuttu ve maddenin hareketi n i n son derecede çeşitli şekilleri ve bunları tan ıtan sayısız m etotla r hakkında bil­ giler veren diya lektik materya lizm mevzi lerine geçti. Diya lektik metoda büyük bir önem veren ve diya lekti k ma teryalizmin M a rksizmin ruh u olduğunu belirten Lenin, diyalektiğ i n özü nü keşfederek, bunun aslını, yeni n i n eskiyi değiştirmesi sürecinde maddeni n kendiliğin­ den gelişmesinin a na htarı n ı sağlıyan birlik ve çelişkiler a rasındaki savaş kanununu teşkil ettiğ i n i ispat etti. Lenin, M a rksist diyalekti k metod u n eleşti ricilik v e devri mciliğ ini d a i m a belirtti, ileriyi, geleceği, eski n i n yeni i le değişti ri l mesi yolunu gösterenlerin de bunlar olduğunu ortaya koydu . M a rksist felsefi materya lizmin v e diyalekti k metodun uygulanması saye­ sinde eski nin geçici ka rakteri açıkça görülmekte. kapitalist düzenin i nsan­ lığın ihtiyaçları n a ceva p vermediği a nlaşılmakta, yeni, daha gelişmiş bir düzenle değişti ri l m esi şartları n ı n olgu n laştığı sonucu inkar edi lemez bir tarzda ortaya çıkmaktadır. Toplumsal gelişmenin objektif g idişi, kapitalizmin yen i bir düzenle, kom ü nist düzenle değişti rilmesini istiyen ve tarihsel bakımdan gerekli bu değ işmeyi ya pmakla görevli en devrimci sınıf ola n proleta rya n ı n ve bütün emekçi leri n emelleri ne ta ma miyle uygundur. Lenin'in esasla ndırı p geliş­ tirdiği ideol oj i ve politikayı pa rti görüşüne daya nd ı rma prensibi, e n ilerici sınıf ola n işçi sınıfının saflarında bilinçli ola ra k yer a l maya davet etmek­ tedir, çünkü bu sınıfın devrimci görüşleri ve emelleri hepsinden daha objektif, d oğ ru ve ôdildir. Ma rks ve Engels'in bili msel teorisini kı lavuz edinen Lenin, e m peryaliz­ min özeıı iklerini ayrıntıla riyle ortaya koyarak, emperyalist aşamada kapita­ lizmin, ekonomik ve politik çelişki lerin son derece keski n leştiği bi r' devreye girdiği, bunları n emperyalist harplere yol açtığı, her bakı mdan en aşı rı gerici liğe yer verdiği, emekçi lerin sömü rü l mesi n i n son derecede a rttığ ı ve u lusal baskın ı n fazlalaştığı bir devre olduğu görüşün ü formüle etti. Len in'in çağdaş kapita lizmi i n celiyerek ortaya çıka rdığı en önemli sonuç, emperyalizmin en derin çelişki ve kusu rları n ı n önüne geçi lmez olduğ una, emperya lizm aşamasındaki ka pitalizmin can çekişmekte, ölmekte bulun­ duğuna ve toplumu doğ rudan doğ ruya sosyalizme götürdüğüne dair görüş­ tür. Emperyal izmin yokedilmesi, sosyalizmle değiştirilmesi gereği soru n u n u gündeme koyan toplumsal-tarihsel gelişmed i r. Len i n «Emperya list kapita­ lizm devri, olgu nlaşan ve olgunlaşman ı n ötesine geçen, iflası n eşiğine va ran, yeri n i sosya lizme bıra kacak derecede olgu nlaşan ka pitalizm devri­ di r,. demektedir. Kapitalizmin empe ryalizm devrindeki yen i gelişme kanunları nın, tekelci kapita lizmden önceki devreye kıyasla «çok daha şiddetli, sıçrayıcı, felô404


ketiere ve anlaşmazlıklara yol açıcı .. olduğunu meydana çıkara n V. ı. Lenin, sosya lizmin başlangıçta birkaç ülkede, hattô bir tek ülkede zafere u laşa­ bileceği sonucuna varma kta ve şunu bel i rtmekted i r : «. . . sosya liım ayni zamanda bütün ülkelerde zafere ulaşamaz. Başla ngıçta bi r veya birkaç memlekette zafere erişecektir, diğer ülkeler ise bel i rli bir d evre içinde burjuva düzenind e veya burjuva öncesi düzende ka laca kl a rd ı r... Rus­ ya'daki Büyü k Oktobr Devri mi, Lenin'in, daha önce Marksist çevrelere hôkim olan, sosyalizmin ayni za manda birçok gelişmiş ülkede birden zafere ulaşaçağı hakkındaki görüşten kökten fa rklı olan bu görüşü nü tam omiyle ve baştanbaşa doğrulamıştır. Sosya lizmin bi r tek ülkede üstün gelebileceğ ine dair Leni n ci öğ reti Marksizmin gelişmesi s ı rasında ortaya atılan yeni bir buluştu. Bu bu luş, işçi sı nıfına, sosyalist devri m i n uzak bir geleceğe değil, pek yakın günlere a it bi r sorun olduğunu a n latm ış, gerekli objektif ve subjektif koşullar ortaya çıkar çıkmaz, işçi sınıfı n ı n her kapitalist ü l kede devlet egemen­ liğini ele a l m a k için seferber olmasını sağ lamıştır. Bilindiği üzere, böyle bir olanak, herşeyden önce dü nya kapita list sisteminin en zayıf halkası olduğu ve işçi sınıfının sosyalist devrimi gerçekleştirmeye e n hazırlıklı bu­ lunduğu anlaşılan Rusya'da ortaya çıktı ve ondan başariyle fayda lanıldı. Bilimin e n yüksek düzeyine erişmiş olan V . i . Len in, esas ödevinin, dün­ yayı iza h etmek değ il, değiştirmek olduğuna inanmış düşünü rlerden biriydi. Proleta rya nın gerçek önderi olması dolayısiyle sı nıfların yaşa m a ve savaş­ larını deri nliğine izliyordu, emekçi yığınıyle sıkı ve kopmaz bağlar kur­ m uştu. Proletaryayı zafere götürecek devrim strateji ve taktiğini dikkatle hazırl ıyor ve işçilerin kapitalizme karşı devrim savaşlarını doğrudan doğ­ ruya yönetiyordu. Lenin'in bütün eserlerinde Marksist ruh; daima yaşa­ yan, gelişen, prensiplere bağ l ı olan, fakat basmakalıpçılığı ve clogm a la rı kabu l etmeyen, her zaman gerçek tarihsel koşullara dayanan bir öğreti şekli nde beli rmekted i r. Lenin, işçi sınıfının zaferi için hazırl ıkla r yapa rken, sosya lizm u ğ ru ndaki savaşın koşul, yol ve a raçlarını bil i m se l temellere dayandı rıyordu. M a rks ve Engels'in fiki rlerini yaratıcı bir şekilde geliştirirken, onlar tara ­ fında n kurulan Komünistler Birliği ile Uluslara rası Işçi Derneğinin tecrü­ belerini de gözönünde bulundura n V. ı . Lenin, yeni tipten devrimci partiye dair a henkli bir öğreti yaratmıştı. Işçi sınıfının öncü m üfrezesi, proletar­ yanın yönetici örgütü ve esas silô h ı olan parti olmadıkça, işçi s ı n ıfı, serma­ yenin eğemen liğini yokedemez, politik iktidarı e le alamaz ve sosyalizmi kura maz. Lenin sadece işçi sı nıfının devrimci partisinin öğretisini ya rat­ makla kalmadı, böyle bir partiyi, Sovyetler Birliği Komünist Partisini, kurdu ve eğitti. Lenin «Proletaryanın, egemenlik uğru ndaki savaşında örgütten başka silôhı yoktur.. görüşünü özellikle belirtiyordu. Işçi sınıfı, karşısında hiçbir sınıf düşmanının dayanam ı yacağı bir g üc haline ancak örgütlenme saye405


sinde g elebi l i r. Işçi sınıfı nın. işçileri örgütliyecek. savaşla rına yön verecek kendi partisine sa hip olması şa rttır. Lenin partiyi yaratırken. onun örgütsel. ideoloji k. taktik. teorik temellerini çok yönlü olarak hazırladı. Legal M a rksistıere. ekonomistl ere. m enşeviklere ve işçi h areketini bur­ juvazinin m enfaatleri emri n e vermeye ka l kışan g elişi güzelliğin. kuyruk­ çuluğun bütün hayranlarına karşı yıllar boyu çetin bir savaş yürüten Lenin. bitmez tükenmez bi r enerj iyle çalışarak. yeni ti pten bir pa rti kurdu. Bu. Bolşevik Partisi idi. Onun bağ rında. partinin rolü ile ilgili şu temel M a rk­ sist prensiplerin tümü birden birleşti : pa rti işçi sınıfı n ı n bi l i nçli öncü müfrezesidir. ilerici teori ile siıôhlanmalıdır. toplu msal hayatın g elişme kanunla rı n ı . sınıf savaşının kan u nl a rını bil m elidir. Lenin'in öğretisinde bel i rtildiği g i bi. işçi sınıfının partisi. seferber edici ve yön verici rolünü. a ncak. eylemleri nde Ma rksist. devrimci teoriyi kı lavuz edindiği takdird e başa rıyle yerine getirebi'l i r ; M a rksist teori. komünistleri. toplum u n d evri mci metodlarla yeni baştan kurulması i çi n yürütülecek ekonomik. politik ve sosyal savaşın bilimsel programiyle silôhla ndırı r. Pa rtinin. ödevini yerine g eti rebi lmesi için. işçi hareketine en sıkı bağ­ la rla bağ l ı bul u n ması. proleta ryanın köklü m enfaatlerini a rdıcıl olara k dile g etirmesi v e savun ması g ereklidir. Işçileri n savaşı. b u savaş dev­ ri mcilerin sağla m bir örgütü tarafı ndan yönetilmedikçe.. başarıya erişe­ m ez. V. i. Lenin bi limsel sosya lizmle işçi ha reketinin birleşmesini yeni tip­ ten partinin başlıca niteliği sayıyordu ki. bu nitelik. partiyi. işçi sınıfının daha ewelki bütün politik örgütlerinden kesin olarak ayırır. Teori i l e uygulama v e en i lerici fiki rlerle devri mci eylem a ra sındaki sı kı bağ l a r Ma rksist-leninist parti için zoru n l u b i r koşuldur. Sovyetler Birliği Komünist Partisinin ku rucusu ve önd eri yüce lenin. partiye. burjuva düzeni n e karşı nefret. işçi sınıfın ı n dôvôsına sadakat duyg u la rı aşıladı. partiyi zafere u laşma yönünde çel i k bi r i radeyle silôh­ Iandırdı. ona güçlüklerden yılmamayı . kararlaştırılan hed efe doğ ru. en geniş emekçi yığınlarını beraberinde götürmek. bi rleşti rmek. esinlemek ve örgütlemek s uretiyle. cesaretle yürümeyi öğretti. lenin. pa rti nin birliğini gözbebeğ i m i z g i bi koru mamızı, yöneticiler için olduğu kadar parti nin erleri için de ayni ölçüde zoru nlu olan d isipline saygılı olmamızı. pa rtinin genel doğrultusunu çiğniyerek safl a rını bozan panikçilere. teslimiyetçi ve oportünistlere karşı a mansız bir savaş yürüt­ m em izi öğretiyordu . lenin. komünistlerin, başarıla riyle gösteriş yapmama­ larını, gözyummaya ve kendi kendinden memnun olmaya a lışmamala rını. yapıla n hataları kesin olara k tenkit etm elerini ve ortadan kaldı rmala rını istiyord u . Bütün partinin ve her üyenin halka sımsıkı bağ l ı olmasını. onun güvenine d eğ er vermesini. halkın g erçek m enfaatlerini iyi öğrenmesini son derecede önemli sayıyordu. Komünistler, diyordu lenin. halk deni­ zinde bir da mla d ı r. Onlar yığınları. ancak halkın istekleri ni doğru olara k dile g eti rebildikleri takdirde yönetebilirler. Yeni tipten pa rti nin örg ütlenm esiyle ilgili leni nist prensibin can dama«. • •

406


rını demokratik santralizm teşkil eder, ki bu prensi pte demokrasi ile san­ tralizm b i r bütünü n bi rbi ri nden ayrı l maz kısı mlarıdır. Demokratik santra lizm, her komünisti n, her parti örgütünün uymak zorunda olduğu, parti program ve tüzüğünde yer olon, partinin fikri, taktik ve örgütsel temeli n i n birliğidir. Santra lizmden, partinin en yüksek orga­ nının kongre, kongreler a rasında do merkez komitesi olduğu, tek disipline bağlılık, tüm eylemlerde azınlığın çoğunluğa, a lt kademe ö rgütleri n in daha üst kademedekilere kayıtsız şartsız itaat etmesi a nlaşılır. V. i. Lenin «yetkili organların kara rından sonra hepimiz, bütün parti üyeleri, tek i nsanmış gibi h a reket ederiz" diyordu. Parti, kongreler ve merkez komitesi tüm örgütün genel yönünü, genel doğrultusunu kararlaştırmakta, fakat ayni zamanda komünistleri ve bütün parti örgütlerini, parti doğrultusun u gerçekleşti rmek, pa rti politi kasını mahalli özelliklere ve farkıara göre ayarlamak hususunda kend i l başına çalışma, a ktif olma, teşebbüslerde bulunma gibi nitelikleri geliştirmek bakı m ı ndan, en geniş ölçüde teşvik etmektedir. Len i n, gerçekten demok­ ratik a nlam taşıyan santra lizmin, ". . . a maca götüren yolları, metodları ve a raçları çeşitlendi rmek bakı m ı ndan sadece mahalli özel liklerin değil, mahalli usullerin, mahalli teşebbüslerin de to mo miyle ve engelsiz bir şekilde gelişmesine olana klar" sağladığını bel i rtiyordu. Demokratizme gelince, o do seçi mle işbaşına gel meyi, üyelere hesap vermeyi, yönetici organ l a rın baştan aşağı değişti ril mesi ni, kollektif parti yöneti m i n i, bütün komün istlerin pa rti hayatı na a ktif olarak katı lmalarını, tenkid i n ve kendi kendini tenkidin geniş çapta gelişti rilmesin i gerektirmektedir. Demokratik santra lizm prensibi, partiye, bütün savaşçı ları n ı daha a ktif hale getirmek, onları n g üclü enerjisini tek i radede bi rleştirmek ve toplumu devrimci yoldan yeni baştan kurul ması a macına yöneltmek olanağını ver­ mektedi r. Komünist pa rtisi d üşmanlarının Lenin'in yeni tipten pa rtiye dair öğretisinin en önemli yanı olon demokratik sa ntra lizm prensibine daimi surette soldırmaları rastgele değ ildir. Bütün Leninizm prensipleri Sovyetler Birliği Komünist Partisinin temel silôhları halini a l mıştı r ve partideki birliğin, kuvvetin temelini meydana getirmektedir. Sovyetler Birliği Komünist Partisi bugün güclü, birleşmiş, yığınla ro en sağlam bağlarla bağ lı, Sovyet toplumunun yönetici ve yön verici kuvveti, Sovyet h a l kı n ı n komünizm uğrundaki savaşının i l ha mcısı ve örgütçüsü bir partidir. Bunu Lenin tarafı ndan kurulmuş ve eğiti l m iş olma­ sına, onun öğretisini kı lavuz edi nmesine, Lenin'in hazırladığı ö rg ütlen me prensiplerin i ve pa rti hayatı norm l a rı n ı gözbebeği gibi koru masına borç­ ludur. Kom ü n ist Partisi, Sovyet halkı a rası nda büyük bir itibara sahiptir ve ha lk, parti eylemlerinin, politikası n ı n kendisinin, e n köklü menfaatlerini d i l e geti rdiğini gördüğü için, onun bütün tedbirleri n i a ktif su rette destek­ lemektedir. Sovyet halkının politik yöneticisi ve savaş öncüsü olon Sovyetler Bi rliği Komü nist Partisi, evvelce olduğu gibi, bugün de, herşeyden önce, 407


toplu m u m u zun en ilerici sınıfı olon işçi sınıfı n ı n partisidir. Hôlen SBKP saflarında 1 3,5 milyondan fa zla komü n ist yer a l maktadır. Komü nistlerin hemen hemen yüzde 40'1 işçi, yüzde 15,6'51 kolhozcu köylüdür. Partimi zin saflarında, ayni za manda, üretim a lanında ça lışan birçok öncü teknisyen­ aydın, bilim, kültür ve sanat' adamı vard ı r. Uluslara rası devrim ha reketi için, Lenin'in geliştirdiği proletarya dikta­ turaşına d a i r Marksist öğ reti muazzam bir önem taşımaktadı r. Marks «. . . sınıf savaşı mutlaka p roletarya diktaturası ile sonuçlo n ı r» diyor ve kapitali zmle sosyalizm arasındaki geçiş d evresi devletini söz konusu ederek, bunun devrimci proletarya diktaturasından başka h i çbir şey olamıyacağını» belirtiyordu. Proletarya di ktaturası soru n u n u n M a rksizmin temelini teşkil ettiğ i n i belirten Lenin, eserlerinde proletarya diktaturasının en önemli yanları, toplu msa l karakteri, gerçekleşme koşuııarı, en önemli görev ve şekiııeri, rolü ve görevi üzerinde önemle durmuştur. Proletarya diktaturasının a leyhinde olan oportünistlere kesin şekilde karşı koya n Len i n , böyle bir diktaturan ı n sömürülmeye meydan vermeyen yeni, sosya­ list düzenin kurulmasında tarihsel bir zoru n l u k olduğunu ispat etmiştir. Onu n kanısına göre, insanlık, sosyalizme başka yoldan değil, a ncak pro­ letarya diktaturası yolundan kavuşabil ir. Lenin, sömü rücü a zı n l ı ğ ı n çıkar­ ları n ı temsil eden burj uva demokrasisinin karşısına, sınıflı toplumdakine kıyasla, yeni, daha yüksek demokrasi şekli olarak, emekçilerin toplum ve devlet işleri n i yönetmesini en geniş ölçüde sağlıyan ve halkın büyü k çoğu n ­ luğunun menfaatleri n i dile getiren proleta rya diktatu rasını koyuyordu. K. M a rks'ın proleta rya d i ktaturasına dair öğ retisini yaratıcı b i r şekilde geliştiren Len i n'in tarihsel hizmeti, yeni tip devlet olara k sovyetleri (şura­ ları) keşfetmiş olmasıdır. Len i n her türlü parlamenter burjuva cu m h uriye­ tiyle kıyaslanamıyaca k ölçüde daha demokratik olan proleta rya dikta­ turası devlet şeklinin, sovyet cumhuriyetini n tarihsel önemini keşfetmiştir. Lenin bu sonuca, 1905-1907 burjuva-demokrotik devri mi sıralarında Rusya'daki halk yığ ı n la rı nın, ilk defa olara k, kendili klerinden işçi miııet­ vekiı ıeri sovyetleri kurmaları teşebbüsü ne dayanarak varmıştır. Halk, dev­ rim savaşı süreci içinde, burj uva-parla menter sistemini kesinlikle reddet­ m iştir, çünkü bu sistem burjuva d i ktaturası n ı g i zlerneye yarıyan bir para­ vanadan, emekçileri a ldatma ve baskı altında tutma aracından başka bir şey değildir. Sovyetler, halkın yaratıcı l ı k kabiliyetini n tarihsel bir ürü­ nüdür. lenin, sovyetleri, emekçi-sosyalist devletinin ilk örneği saymıştır. Sovyetleri yeni, daha yüksek tip demokrasi olara k karakterize eden Lenin: «Bu herkese açık olan, halk yığ ınları n ı n gözü önünde gerçekleşti­ rilen, yığınları kapsayan, doğrudan doğruya halkın bağrından doğan , yığı n ların dolaysız ve vasıtasız organıdır,» diyordu. Lenin izm i deleri Rusya'da Büyük Oktobr Devrim i ile ve yeryüzünün altıda birinde Sosyalist Sovyet Devletinin kurul ması i l e zafere ulaştı. Lenin, Oktobr Devriminin ilhamcısı, örgütçüsü ve önderi, d ünyadaki ilk işçi köylü devletini n kurucusu ve yöneticisi oldu. «• • •

408


Lenin, Oktobr Devrimi ve onu n zaferi sonucunda yaratılan Sovyet ege­ menliğinin dünya çapındaki tarihsel önemini, u luslararası değerini defa ­ l a rca belirtti. Oktobr devrim ine dünya ölçüsünde bir dönüşüm, dünya tari­ bütün dünyaya sosya­ hinde yeni bir sayfa gözüyle bakan Len i n, onun « lizm yolunu göstermek ve burjuvaziye, sosya lizmin zafer a n ı n ı n yaklaştı­ ğ ı n ı ispat etmek" hizmeti ni yerine getirdiğini beli rtiyor ve Sovyet egemen­ liğinin bütü n ü l kelerdeki emekçiler için taşıdığı muazzam öneme işaretl e : «Bizim Sosyalist Sovyet Cum h u riyetim i z u l uslararası sosyalizmin meşalesi ve bütün emekçi yığ ınları n a örnek olara k dimdik ayakta kalaca ktır» diyordu. Oktobr Devri minin ve Sovyet egemenliğinin u lusla ra rası önemine sarsı lmaz bir inanç besliyen Lenin ş u n la rı yazmıştı : «Tecrübe şunu göster­ mişti r : proletarya devriminin bazı temel sorunlarında bütün ülkelerin Rusya'nın yolundan yürü meleri kaçı nılmaz bir şeydi r". V. ı. lenin, ayni zamanda, diğer ülkeleri n, sosya list devri m i n ve proleta rya diktaturasının biçim ve karakterine, bunları n en önemli prensiplerinden vazgeçmeden, birçok yeni, özel ve yaratıcı yönler kazandıro ca klarını d a belirtiyordu. Daha sonraki proleta rya devri mleri ve çeşitli memleketlerdeki sosya lizm kurucu luğu leni n'in öğretisini, genel hatlarıyle, doğrulamıştır. Marks'ı n idelerini kı lavuz edinen ve Sovyet devletinin tecrübelerini ge­ nelleştiren V. ı . lenin, bili msel komünizm teorisini geliştirmiş, sosya lizm kuruculuğuna ve bunun komünizme dönüşmesine, yani kom ünist toplumun iki aşamasına d a i r sorunları işlemiş ve konkreleştirmiştir. Sosyalizmin, düşman ka pita list devletlerle sarı l ı bir ülkede de kuru la bi leceği hakkın­ daki leninist teori, sosya l ist devrimin Sovyetler Birliği'nde zafere u laş­ masında kesin bir rol oynamıştır. Memleketimizdeki sosyalizm kuruculu ­ ğ u n u n somut p l a n ı lenin'in yönetmenliğ i nde hazırlanmıştır. lenin sadece sosyalizm kuruculuğunun yolları ve a raçlarını deği l, ayni zamanda, d ünya ça pı nda önem taşıyan bu tarihsel ödevi çözebilecek toplumsal g ücleri de ortaya koymuştur. lenin, sosyalizmin ha lk, işçiler ve köylülerin canlı eseri olduğunu öğ retiyordu. Emekçi ler yeni hayatı ku rmayı başa racak, toplumun sosya lizme u yg u n şeki lde örgütlenmesi soru nla rını, ne kadar ka rmaşı k olur larsa olsunlar, kend i tecrübeleriyle çözüml iyeceklerdir. lenin halk yığınla­ rının yaratıcı teşebbüslerine büyük bir önem veriyor, tarihte gerçekten yüce ve i lerici hiçbir şeyin, holk yığ ın larının kahram anca savaşı, tarihsel yaratı­ cılığı olmaksızın gerçekleşemiyeceğine inanıyordu. K. Marks ve F. Engels'i n ya rattığı, V . ı . lenin'in geliştirdiği bili msel komü ­ nizm teorisi, Sovyetler Birliği i le diğer sosya list ü lkelerin tecrübesiyle olduğu kadar, kapitalist memleketlerdeki komünist pa rti lerinin tecrübe­ siyle de zengi nleşmiş, dünya sosyalist sistemi tarafından doğrulanmıştır. Bu teori sosya list sisteme dahil memleketlerdeki büyük sosyalist değişiklik­ lerin bilimsel temeli, u l uslararası işçi sınıfının ve kurtuluş hareketi nin, sos­ yalizmde geleceklerini gören bütün halkların ilham kaynağı olmuştur. Kapitalizmin emperyalist aşamasını son derecede derinliğine inceleyen, tüm uluslararası işçi ha reketi nin, ayni zama nda, sömürg e ve bağımlı ülke• • .

409


lerdeki kurtuluş ha reketi nin tecrübelerine dayanan Lenin, Marksist teoriyi derecede zengin leştirmiş, gelişti rmiş ve ön safa çıkarmıştı r ki, bugün a rtık leninist olmadan ve len in'in Marksizm hazi nesine katkı larının tümünü benimsemeden gerçek Marksist olmak i m kônsızdır. Bunun için zomenı­ mızda Marksizme haklı olarak M a rksizm- leni n izm denilmektedir. Mark­ sizm-leninizm bütün hali nde, bö!ünmez bir dünya görüşüdür. Onemli olan, çağdaş toplumu yakından ilgilend i ren tüm problemlerin, örneğin, emperya l izmin gelişme yönü, kapitalist ü l kelerdeki sınıf savaşı, sosyalist devrim ve devlet egemenliğinin işçi sınıfı n ı n el ine geçmesi, savaş ve barış, ulusal kurtuluş h a reketi, birbi rinin karşıt iki sistemin barış içinde yanya na yaşa ması, sosya l ist ve kapita list devletler arasındaki i l işkiler, sosya lizm ve kom ünizmin gelişme yol la rı g i bi sorunların her biri üzerinde Len i n derin ve etraflı incelemeler yapmıştır. leninin öğretisi, bizlere, zama­ nımızın, hayatın i nsanlığın karşısına çıkardığı bütün sosya l-politik sorun­ l a ra doğru ceva plar bul ma mıza ya rdı m etmekte, dünyayı komü nizm pren­ seplerine göre yenileştirmekle görevli bütün devrimci güclere güvenilir bir ideler kılavuzu ola rak hizmette bulunmaktad ı r. lenin'in ideleri hayati gerçekleri dile getirdi kleri içindir ki, geniş halk yığınlarının kafa ve gönü llerine yerleşmektedir. Leninizm, bütün emek­ çilerin hayati menfaatleri n i savunan, on ların sömü rüye, baskıya ve köle­ leşti ri lmeye karşı yü rüttü kleri ôdil savaşlarında, yeni bir dünya kurma gayretlerinde etkili bi r teorik ve politik siıôhtı r. Bugünkü kuşaklar, Leniniz­ min, d b nya tarihinin gidişini, bütün halkların ve ülkelerin kaderini n e büyük ölçüde etkilediği ne, m i lyonlarca yen i v e a ktif, bi linçli komünizm kuruculuğu savaşçısını şanlı bayra klan altında birleşti rdiğine ta nık olmak­ tad ı rlar. o

2. Sovyetler Birliği Komünist Partisinin Leninist doğrultusu Yüce Oktobr Sosya list Devrimi, Sovyet halkını, daha önceleri sadece teori çerçevesinde ka lan, tarihte eşi görül memiş ölçüde olağanüstü kar­ maşık bir ödevi, sosyalist toplumu meydana getirme ödevin i gerçekleş­ tirmekle görevlendird i . Len i n ve Komünist partisi, Sovyet halkını sosyalizme doğru, henüz ki msenin geçmemiş olduğu yollardan götürdüler. Len i n : «Biz yen i bi r ödevle, henüz dünya nın h içbir yerinde denenmemiş bir ödevle karşı karşıyayız diyordu. Ve bu ödeyin, ne derecede karmaşık ol ursa olsun, ta ma m iyle gerçekleşebilir olduğ unu da ekliyordu. Onun kanısına göre Sovyet Cumhuriyetinde tam bir sosyalist toplum kurul ması için gerekli her şey vardı ve yeterliydi . «Bizde doğal servetler, yedek insan gücü ve büyük devrimin halk yaratıcılığına sağladığı mükemmel bir atılış gücü diyordu. va r Proletarya devri mi, başında Lenin'in bulunduğu Komünist Partisinin yönetmenliği a ltında, burjuvazi ile büyük toprak ağaları n ı n sosya lizm . . .»

. . .»

410


yoluna yığdıkları tarihsel h u rda ları kesin ola ra k temizliyordu. Kaybettikleri egemenliği yeniden ele geçirmek, eski ilişkilere dönmek için Rus ve d ü nya burjuvazisinin g i riştiği sayısız çabalar, devrim ta rafından kurtarılan halkın kahrama nca d i renişi ile püskürtüıüyordu. Sovyet d evleti son derecede büyük g üçlüklere azi mle göğüs gerdi, düşmanın bütün ça balarına şerefle karşı koydu, Vatandaş Harbi n i zaferle bitirdi ve 14 kapitalist devletin müdahaleci kuwetleri n i ta mamiyle dara n peran etti. Oktobr Sosyalist Devrimi, ezilen emekçi yığınlarına, kendi kuvvetlerine güvenme inancını aşılamayı, onları örgütleyip birleşti rmeyi başarabilen bir devrimci Marksist pa rtin i n yönetimindeki halkı n devrimci enerj isinin, tüken­ mez kuwetlerinin, özgürlük, demokrasi ve sosyalizm yolundaki bütü n engelleri sili p süpürebileceğ i n i ispat etmiştir. len i n, emekçilerin tümünün birden sosyalizm kuruculuğuna a ktif ola rak katı lmalarını sosya lizmin başarısı için en önemli şart sayıyordu. Sosya lizm en demokratik düzendir, çünkü emekçiler, yeni hayatı kendileri kurmakta­ dıriar. V. ı. lenin, pa rtiye, Sovyet halkını yaratıcı emeğe seferber etmeyi, kendi deyişiyle, en aşağı düzeyde bulunanla rı tarihsel anlam taşıya n yaratıcı faa liyete çekmeyi öğretiyor: ..Zaferi, a ncak, halka inananlar, can l ı halk yaratıcılığı kaynağına eğilenler sağlıyabilir v e egemenliği elde tuta­ bi lir.. d iyordu. Tari h i n gerçek kurucuları olan halk yığ ı n la rına en geniş faa liyet alan­ larını teslim etmek Sovyet toplum düzeninin başlıca özelliklerinden birid i r. Kapitalizmdeki isimsiz, ki mseni n u m u rsamadığı, çoğu defa lüzumsuz sayı­ lan, ihtiyaç duyu l mayan emekçiler, Sovyetler Birliği'nde, yeni hayatı, kom ü ­ nizm yapısı n ı e l leriyle kuran, kendi a ra la rından bi nlerce v e binlerce yeni i nsan, sanayide ve ta rımda, bi limde, teknikte, kültürde ve sanata öncüler yetiştiren i n sanla rd ı r. Oktobr devri mi zaferinden son ra lenin proleta rya diktaturasına dair öğretiyi bütün yönleriyle gel işti rmeye devam etti. Proletarya d i ktaturası olmadan sosyalizm kurulamaz. Geçiş döneminde sınıflar va rlıklarını korur­ lar, d olayısiyle sınıf savaşı da devam eder. Burjuvazi n i n tek a rzusu, kay­ bettiği mevzileri yen iden ele geçi rmektir. Onun bu yöndeki a ra l ı ksız gay­ retlerini ezmeyi, sömürücüle ri n d i renişini kırmayı ve yeni, sosyalist hayat kuruculuğunu örgütlemeyi a nca k proletarya devleti başara bilir. Proletarya diktaturasının yüksek prensibi, len inin öğ rettiği gibi, işçi s ı nıfı i le emekçi köylü yığ ı nları a rasındaki ittifaktır. lenin partiyi, işçileri, emekçi köylüleri, işçi sınıfı n ı n yönetmenliği a ltındaki bu ittifakı kuwetlendirmeye hararetle davet ediyordu. Bunu n la i lgili ola rak : ..Işçi lerle köylüler a rasındaki ittifak temeline dayandıkta n son ra yen i toplu m u n kurulma ması im kônsızd ı r.. diyor ve şunları i 1ôve ediyordu : ". . . biz onu n için, bu toplum için, işçilerle köylüler a rasındaki ittifak şeki llerinin işlenmesine yard ı m ediyoruz . . . Bu ödevimizi başaracağız ve öyle sağla m bir işçi-köylü birliği kuracağız ki, bu bi rliği d ü nyada h içbir kuwet bozamıyacaktır... 41 1


Lenin, kaynaşmış birliği ve halka sımsıkı bağ lılığı ile güclü, iktidarı n işçi sınıfı tarafından e l e geçirilmesinden sonra rolü zayıflamıyan, tam aksine a rta n Kom ünist Partisinin proletarya d i ktaturası ve sosya lizm kuru­ culuğu için taşıdığı büyük önemi tekrar tekrar bel i rtiyordu. Burjuvazi ile ajanları, işçi sınıfının devrimci partisinden boş yere kork­ m uyorlar. Sovyet halkının düşmanla rı Komünist Partisine karşı daima o ma nsız bir savaş yürütmüşlerd i r, çünkü partiyi zayıflatmanın, kaçınılmaz surette, proletarya d i ktaturasının zayıfla masına yol açaca ğ ı n ı anla mış­ lard ı r. Bu a m a çl a karşı-devrim, h attd, «sovyetlerden yanayız a ma, komü­ nistler katılmamak şartiyie.. sloganına bile başvurmuşlard ı r. T rotskistler, Zinoviyefler, Buharinler, burjuva milliyetçileri ve kapitalizmin restorasyo­ nuna taraftar daha birçok kimseler, her ça reye başvurarak, Komünist Partisini yıkmaya ça lıştılar. Parti n i n içinde yı kıcı, bölücü faaliyetlerde bulunan fraksiyonlar meydana getirdiler, sendikaları, Komünist Gençler Birliğ ini ve diğer yığı nsal örgütleri partiden koparmaya çal ıştı lar. Fakat partiye karşı g i rişilen bütün bu tertipler dara n peran edildi. Komünist Partisi, Lenin'in öğrettiği gibi , bi rli k ve bera berliği sağla mlaş­ tırara k, saflarında ciddi, ayni zamanda bi l inçli disiplini sürdürerek, partiyi oportünistlerden ve çeşit çeşit döneklerden kesin surette temizliyerek, pa rtil i yığınların aktifliğini san haddine kadar geliştirerek ve sadece emek­ çileri n menfaatlerin i her zaman ve her ba kımdan ön plôna alara k çalıştı. Lenin'in dehôsı Sovyet halkının sosyalizm kuruculuğundaki görevlerini bütün a çıklığı ve derinliğ iyle ortaya koydu. Lenin, sosya lizmin, ancak çağdaş teknik temeline, kudretli bi r sosyalist endüstri temeline dayandığı takdirde zafere u laşabileceğ ini öğ retiyordu. Memleketin endüstrileştiril ­ mesi, yeni toplumun ekonomik temelinin yaratı l ması, sosya lizm kuruculu­ ğu nda ona görevlerdi. Lenin : «Ta rı m ı da yeniden örgütlemeye yetenekli a ğ ı r makine endüstrisi, sosyalizmin biricik maddi temelidir.. diyordu. Mem­ leketi n kapita list devletler tarafından kuşatı l ması ve dışarıdan doğrudan doğruya yard ı m görme olanağının mevcut olmaması, endüstrileşme tempo­ larını, genç cumhuriyeti n elindeki a raçları son derecede zorladı. Lenin: «Biz her a la nd a tasa rruf yapıyoruz, hattô okullarda bile.. diyordu. Leninin GOELRO plônının ve ilk beşyıllıkların gerçekleşti rildiği senelerde Sovyet halkının pa rtin i n yönetmenliği a ltında yaptığı büyük emek hamleleri, Sov­ yetler Birliği'nin güc1ü bi r endüstri devleti haline gelmesini sağladı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi, Lenin'in, köylülerin kooperatifler yoluyle sosyalizme katılmala rına dair dôhiya n e planını g erçekleştirmek için de ayni enerjiyle savaş yürüttü. Lenin, köylülerin sosyal izm raylarına g i rmelerini, işçi sınıfın ı n olduğu kadar emekçi köylülerin d e köklü men­ faatlerine cevap veren son derecede önemli bi r görev sayıyordu, çünkü «. . . ufak işletmelerle i htiya çlard a n kurtulmanın m ü m kün olmadığını .. görü­ yordu. Emekçi köylülerin kulaklara (köy burjuvazisine) bağ ı m l ı olmakta n ku rtarılmalarını, köyde kapitalizmin kökleri nin yokedi l m esini ve böylece sosyal ist devri m i n en önemle görevlerinden bi ri nin çözümlenmesini, ancak 412


ufak ve dağ ı n ı k köylü işletmelerinin yeni, sosyalist raylara oturtu lması ola nakları sağlıyabilirdi. Sosya lizm düşmanları , M a rks ve Engelsin köylü sorunu i l e uğraşmadık­ larını, bunun sadece «Rus» görüşü olduğunu yazıyorlar. Bu iddia, gerçek­ Iere aykırıdı r. F. Engels : «Bizim ufak işletmelere sah i p köylülere karşı ödevi­ miz, her şeyden önce onları n özel ü retim leri ni kooperatifleşti rmekti r ; bu zorla değ il, örnekler yoluyla yapılmalı, bu a ma çla da toplumso,ı ya rd ı m teklif edilmeli» demiştir, V. i . Len i n v e partimiz, M a rks i l e Engels'i n idele­ rinden h areketle, köy sorununu çok taraflı o la ra k ele a lmış, teorik bakım­ dan esaslara bağlamış ve bunun çözümlenmesi yolunun, işçi sınıfının dik­ taturası koşulla rında sosyalist kooperatifler olduğunu ispat etmişlerdir. Lenin, köylülerin kapitalizmdeki ağır durumdan kurtu l maları yolunun a ncak işçi sınıfiyle ittifak olduğunu söylüyor, sosyalizme köyde sağl a m bir ekono­ mik temeli, a ncak, ufa k ü retimde meşgul köyl ülerin, sosya lizme uyg u n şekilde kooperatifleşmeleri sağ lar, d iyordu. Len i n memleketimizdeki halkların kültür düzeyinin yükselti l mesine ola­ ğ anüstü bir önem veriyord u. Parti n i n ve Sovyet devletin i n bilimin ger­ çekten ölüm-karım soru n u olması, yaşantı n ı n ta m manasıyle ve gerçek elemanı» haline gel meSi için gayretler sa rfetmesi n i öğretiyord u . «, • •

Hayat, Lenin'in siyasetinin doğ ruluğunu, bütün açılardan ve tam amiyle teyit etti, Sovyetler Birl iği'nin güclü bir endüstri devleti haline gel mesi, memleketin iktisadi bağ ı msızlığı, halk i ktisadiyatı nın bütün kolla rının yeni teknikle donatı lması için sağl a m bir maddi temel sağladı, end üstride sosya­ list i l işkileri geliştirdi ve ü lkeni n savu n masını iyice sağlamlaştı rd ı . Lenin'in kooperatif pla n ı n ı n gerçekleşti ril mesi d ünya n ı n e n i ri sosya list köy iktisa­ diyatı üreti minin yaratılmasına yol açtı, işçi sınıfı ile köylüler a rası ndaki ittifa kı kuwetlendirdi. Kollektivizosyon sayesinde, son sömü rücü sınıf olan kulaklar da ortadan ka ldırıldı. Memlekette yeni bir halk eğitimi sistemi n i n kurulmasını, halkı n i n s a n l ı ğ ı n b i riktirmiş olduğu kültür hazinelerinden faydalanmasını, lüzu mlu kalifiye kadroların ve emekçi ayd ı n la rı n yetişti­ ril mesi ni, tüm bilim ve sanat alanları nda i leriye gid ilmesini, sosyal i st ideo­ l ojinin güclenmesini sağl ıyan kültür devrimi gerçekleşti rildi. Pa rtinin, Lenin'in gösterdiği yolda yürü mesi sayesinde sosya lizm mem­ leketi mizde tam ve kesin zafere u laştı. Sosya lizmin SSCB'nde zaferi, işçi sınıfı n ı n tarihsel ödevin i n ne derecede büyük olduğunu ı spat etti. Bu, Marksizm-Len inizmin zaferiydi, Sosyalizm , kapitalist topluma kıyasla üstün­ lüğünü her a la nda ispat etti. O retim a raçlarını toplum mülkiyeti haline getirirken ve işçilerle köylüleri sömürüden kurtarırken, bütün halkın maddi refah ı n ı n ve kültürel düzeyi n i n sistemli olarak yükselmesi koşullarını yarattı, i nsanları n toplumsa l ve ulusal bakı mda n eşitliklerini pekiştirdi, halkın tam özgürlük ve demokrasiye kavuşmasını sağladı ve i nsanların önünde ka bil iyet ve istidatları nı gösterebil mele ri için sınırsız olanaklar a çtı. Böylelikle sosya lizmin, birçok kuşaklar için uzak bir geleceğe a it bir 413


emelmiş g ibi g orunen ..herkesten kabiliyetlerine göre, herkese emeğ i ne göre» temel prensibi gerçekleşmiş oldu. Sosyalizmin büyük başa rı la rından ve m uazzam güclerinden biri de, çok uluslu Sovyet halkının birl iği, işçilerle kol h ozcu köylüler ve a ydınlar a ra ­ s ı ndaki, çeşitli ulusla ra mensup emekçiler a rası ndaki kardeşçe dostlu k ve işbirliğid ir. SSCB halkları a rası ndaki sarsılmaz kardeşliğ i n pekişmesi, yur­ dumuzdaki sosya list cu m h u riyetlerin ekonomik ve kültürel gelişmeleri, ul usal soru n u n çözümlenmesiyle ilgili Leninci öğretini n ve parti politika­ s ı n ı n doğruluğunu, prol eta rya enternasyonalizmi ideleri nin zaferini inan­ d ı rıcı bir şekilde doğrulamaktadır. Sosya lizmin dayanıklıfığı ve hayati g ücü, Sovyetler Birliği'nin faşist Almanya'ya karşı yürüttüğ ü Büyük Vatan Ha rbi yı llarında çetin imtihanlar verdi. Bilindiği üzere Sovyet halkı bu ölüm-ka l ı m savaşında sadece vata­ n ı n ı n şerefini ve bağ ı msızl ığını savunmakla kalmadı, Hitlerci sürüleri ta mamiyle ezdi ve böyleli kle d ü n ya uygarlığ ı n ı nazil i k vebasından kurtardı. Sosya l izmin kurulmasına dair Ma rksist- Leninist öğretinin gerçekleştiril­ mesi, Sovyet halkı n ı n önünde tedricen komünizme geçmenin perspektif­ lerini açtı. Lenin sosya lizm ve komünizm kuruculuğunu, daima, pa rtiye ve Sovyet halkına ait tek ödevin birbirinden ayrı l m az iki yan ı saymıştır. Bununla ilgili ola ra k «. . . sosyalizmi kurmaya çalışı rken, onu n komü nizme dönüşeceği n e e m iniz» diyordu . Sovyetler Birliği Komünist Partisi, komünizm kurucu luğu ile i lgili konkre progra m ı n ı hazırla rken, Lenin'in di rektif ve vasiyetlerini gözönünde bu lundu ruyordu. Lenin kom ü nizm konusunda şöyle diyordu : «Kurmayı amaç edindiğimiz gelecekteki toplumun, ya lnız işçiler­ den ibaret olması gereken toplumun, hiçbir farka yer vermemesi gereken toplu m u n kuru lması için uzun zaman ça lışmamız gerekecektir». Zafere u laşmış sosya lizm koşulları içinde, bir bütün hali ndeki komünizm savaşında, başlıca faaliyet a l a n ı n ı kaçı n ılmaz olarak ekonomi teşkil etmektedir. Bundan dola yı SBKP Prog ra mı ile partin i n XXiii. Kongresi Sov­ yet halkı n ı n komünizm kurucu luğu ile ilgili başlıca ödevlerini formüle ederken, pa rtinin ve halkın başta gelen ekonomik ödevinin kom ü nizmin maddi - teknoloj ik temelini yaratmak olduğu kararına va rdılar. Emekçile­ rin maddi refahları n ı n ve kültürel düzeylerinin sistemli olarak daha da yükseltilmesi, sosyalist toplum ilişkilerinin geliştiril mesi ve tedricen komü­ n ist ilişkiler haline getirilmesi, sosyalist demokrasinin geliştirilmesi ve komünist toplum insa n ı n ı n fikir ve m oral bakımından şekil lenmesi V.S. bu temefe daya n ı la ra k sağlanmaktad ı r. Sovyet ekonomisi bugün o kad a r yüksek bir düzeye ulaşmıştır ki, kom ü ­ nizm kurucu luğunun temel görevleri n i başa riyle yeri ne g etirebilecek durumdadır. Toplum düzenimizin kara kteristik bi r özelliği ve üstünlüğü de, sosya list ü retimdeki yüksek gelişme tempola rıd ı r ve bu nlar kapitalist eko­ n om i n in gelişme tempola rı ndan çok hızlıdır. 1951-1967 devresinde endüstri ü retiminde tem pola rı n yı llık orta lama artışı Sovyetler Birliği' nde yüzde 10,5 iken, Amerika Birleşik Devletleri'nde 414


yüzde 4,S, Ingi ltere'de yüzde 2,8 ve Fransa'da yüzde S,S'ten yuka rı çık­ ma mıştı r. Gelişme tempoları nda üstünlüğü m uhafaza eden SSCB i le diğer sosyalist memleketler, 1968 yılı nda endüstri ü reti mi hacmini, ha rpten önceki devreye kıyasla 12 kat artırırken, kapitalist ülkelerde bu a rtış sadece 4 kat olara k kalmıştır. Bu ise i ki ekonomik sistem arasındaki i ktisadi yarı­ şın gelişmesi nde üstünlüğ ün dü nya sosya lizminde olduğunu inkô r edi lmez bir şekilde göstermektedir. Lenin: «Ben Sovyet iktidarının ka pita listlere yetişeceğ ine, onları geçeceğine ve kaza ncımızın sadece ekonomik olmakla ka l m ıyacağ ına ina nıyorum.. diyordu. 1968 yılı nda memeleketi mizde, 1 913 yı lındakine kıyasla endüstri üreti mi 78 kat artmış, 107 m ilyon ton çelik, 309 m i lyon ton petrol, 638 m ilya r kilovat-saat e lektrik enerjisi üretilmiştir. Sovyetler Birliğin'deki elektrik­ leştiri Imiş demiryolu hatla rı Amerika Bi rleşik Devletleri, Ingi ltere, Fransa, Federal Alma nya Cum h u riyeti ve Japonya'dakileri n topunu birden aşmak­ tadır. Leninin : «komünizm, Sovyet i ktidarı i l e birlikte tüm ülkenin elektrik­ leştiri l mesi demektir.. şeklindeki öğretisi, zamanımızda, gözle görülür bir m uhteva kazan mıştı r. Pa rti, halkı n yiyecek ve endüstrinin ham madde ihtiyaçları n ı ta mam iyle karşılamaya e lverişli, yüksek derecede gelişmiş bir köy e konomisi yaratıl­ masına daima önem vermektedi r. Bunun sonucunda gayrisafi köy ekono­ m isi üreti minin yı l l ı k orta lama hacmi 1 966-1968 devresinde, 1961 -1 965 devresindekine kıyasla yüzde 1 9 a rtmıştır. 1 968 yılında toplam zahire üreti mi 1 0,3 m ilya r pudu bul muştur ki, böyleli kle 1961 -1 965 devresindeki orta lama yı l l ı k zahire üreti mi yüzde 30 oranında aşılmıştır. SSCB'nde kom ünizm kuru culuğunun bugünkü aşamasın ı n karakteristik çizgilerini bili msel-teknoloji k devri min gelişmesi i le, parti nin memlekette ekonomik, sosya l-politik ve manevi hayatı n bili msel yönden geliştiri l mesi uğrunda aldığı öne m li tedbirlerin gerçekleştiril mesi teşkil etmektedir. Hali ­ hazırda halk ekonomisinin h ı z l a gelişmesi nin olağan üstü önemli bir şa rtını, sermaye yatırımı etkisinin yükselti lmesi, emek veriminin artırı lması, mamul­ lerin n itelik ve sağla m lığının geliştirilmesi teşkil etmektedir. Bu bakımdan bilim, üreti mde gitgide büyük rol oyna m a ktad ı r. Sovyet ekonomisinin yüksek düzeyi, a rtık, endüstrinin önde ge/en kolla­ rında yüksek gelişme tempolarını m uhafaza etmek şa rtiyle, emekçilerin maddi ve kü/türel i htiyaç/arın ı n karşıla nmasına doğrudan doğruya bağlı sanayi kollarının önemli derecede geliştirilmesine i mkô n vermekted ir. Pa rtinin ortaya koyduğu ödevlerin ne derecede gerçekıere uygun oldu­ ğunu, halk ekonomisinin u lusal gelirle ilgili e n önemli kollarında - en­ düstri üretiminde, perakende mallar sürümünde, işçi ve memurların orta­ lama ücretinde, kolhozcula rın geli rlerinde - erişilen gelişme tempoları en açık bir şeki lde göstermektedir; çünkü beşyıllığın üç yılında, ortalama yıllık tempolar SBKP' n i n XXiii. Kong resi d i rektiflerinde öngörülenleri aşmış bulunmaktad ı r. Partimiz halk ekonomisinde planlama ve ekonomik teşvik işlerinin geliş41 5


tirilmesine büyük bir önem vermektedi r. Bu hususta biz V. i. Leninin sosya­ list ekonominin yöneti mine dair olağanüstü önem taş ıya n direktiflerine dayanmaktayız. Sosya lizmin başlıca üstünlüğünün, ekonominin planlı ge­ lişmesi, memleket çapında merkezleşti riimiş planlı yönetim olduğunu beli rten Lenin : «Herkesi n genel bir plana göre, ortak toprakla rda, orta k fa brika l a rda ve ortak bir yönetim a ltında çalışması gereklidi r» diyordu. Memleketimizdeki ekonomik reform, sosyo list ekonomi ka nunla rından ve po rtini n ekonomi k gelişme sırasında elde ett'ı ği geniş tecrübelerden daha iyi faydalanılması gözönünde tutularak hazırlanmıştır. Bu reform, her şeyden önce ekonominin yöneti minde demokratik esaslar gelişti rilerek, merkezi perspektif devlet plônla rının kuwetlendiril mesine, halk ekonomisi planlarının en önemli kollarında bilimsel temel in güclendiril mesine yönel ­ tiIm iştir. Devlet plônlama işleri mükemmel leştirildikçe üretim daha yoğun­ laşır, tüm halk mülkiyeti daha yüksek düzeye ulaşır. Bugün memleketimizde emekçi yığınlarının mahalli teşebbüslerinin en geniş ölçüde gelişmesi sayesinde, onlar ü retim yöneti mi nde daha a ktif hale gelmekte, her işletmede bütü n iç yedeklerden faydalanma i m kô n ve zorunluğu görülmemiş derecede a rtmaktadır. Çağdaş koşullarda, Lenin'in, devlet plônlama işlerini kuwetlendirmenin ya nısıra, «her büyük işletmede mali a raçlar ve maddi kayna klar esasına daya nıla ra k bağ ımsızlığı ve teşebbüsleri genişletmek»le i lgili direktifi yeni bir öz kazanmaktadır. Sovyet toplumunun gelişmesi, Lenin'in komünizm kuru culuğunda hem maddi, hem de manevi teşviklerden faydala n ılmasına dair görüşünün isabetini tekrar tekrar doğrulamaktadır. Iktisadi reform süreci içinde geli­ şen ekonomik yönetim metodları, sosyalizmin üstünlü klerinden daha geniş ölçüde faydalanılması, emekçilerin, kollektiflerin, işletmelerin ve tüm top­ lumun ekonomik menfaatlerini n birliğine ve özelliklerine dayanmaktad ı r. Bununla ilgili olarak, sosya lizm ve kom ünizm kuruculuğunun başa rısı bakı­ m ından m a l - para ilişkileri ve kategorileri - kôr, fiat, kredi, ekonom i k hesop - büyük b i r önem kazan m a kta dır. Sosya list ekonomi sistemin de b u kategoriler, kapita lizme kıyasla, prensip bakı m ından bambaşka bir öze sahiptirler" çünkü, sosyalizmde mevcut olmayan sömürüye hizmet etme­ mekte ve ekonominin bütün hal kın menfaatine yarıyacak şeki lde geliş­ mesinde i ktisadi kaldıraç ödevi görmektedirler. Komün ist Partisi için emekçi lerin menfaati her şeyden üstündür. Parti, Lenin'in «onla rın menfaatlerine a ncak sosya lizm ceva p verebilir» d i rektifini kılavuz edinmektedir. Sosya lizmde üreti min başlıca a macı, hal kın d u rmak­ sızın a rtan maddi ve kültürel i htiyaçla rın ı ta m olarak karşılamak, kişileri her yönden geliştirmekti r. Işte Sovyetler Birliği'nde sosya list ü reti m bu a macı gerçekleştirmektedir. 1 968 yılında 1 91 3'e kıya sla vatandaşların reel gelirleri, i nsan başına, sanayi ve i nşaat işçileri i çi n 7, emekçi köylü le r için i se 1 0 kat a rtmıştır. 1 968'de mem leketimizde işçi ve memurların ücretleri yüzde 7,5 oranında fazla laşmıştır. Son yıllarda özellikle kolhozların geli rlerinde büyük a rtış416


lar olmuştur. Vata ndaşlarım ıza, her yıl a rtmakta olan toplumsal fonlard a n d a h a fazla yardım v e hizmet sağla nmaktad ı r. B u fonları n tutarı 1 968 yı­ l ı nda 55 milyar rubleyi bulm uştur. Fonlara ayrılan parala rla bedava öğre­ tim ve sağ l ı k hizmetleri sağla nmakta, ücretli izinler a rtırılmakta, emekli l i k maaşları, yardımlar, burslar öden mekte, sanatoryu m-dinlenme evleri h iz­ ' metleri genişleti lmekte, büyük çapta konut (mesken) inşa edilmektedi r. Son za manlarda her yıl 1 0-1 1 milyon Sovyet vatandaşı yeni konutlara yerleşti ri i mektedi r. Geçmişte okuma-yazma bil miyenıerin yurdu olan memleketi miz bugün dü nya kültür ve biliminin ön safına geçmiştir. 1 968 yılında SSCB'ndeki bilim işçilerinin sayısı 800 bini a ş mıştır. Bu, dünyadaki tüm bilim işçilerinin aşağı yuka rı bir çeyreği demektir. XX. yüzyıl ı n e n dikkate değer başarı la rı Sovyetler Birliği tarafından elde edil miştir. Dünyada ilk atom elektrik santrali, ilk tepki i i yolcu uçağı, ilk kıta lara rası balisti k ro ket, i l k yapma ay Sovyetler Birliğinde meydana geti ri l miştir. Uzayın sonsuzluğunda i l k uçuşu bir sovyet vatandaşı yapmıştı r. Aya ilk ulaşan ve yumuşa k i n i ş yapan roket Sovyetlere aittir. Keza ayın ilk uydusu da Sovyet topraklarından fır­ latı lmıştır. Sovyet topra klarında, hayatı n her a lanında dikkate değer yeni­ likler ya pılmıştır. Sovyet halkı V. i. Lenin'in doğumunun yüzüncü yıldönümüne heyecan dolu bir yaratıcı emek havası içinde hazı rlanmaktad ı r. Halkımızın kesin ka nısına göre V. i. Lenin'in 1 00'üncü doğu m gününün lôyıkiyle kutla na­ bilmesi a ncak yeni emek başarı ları elde etmekle mü mkün olabilir. Çünkü Lenin, halkı n özgür, bilinçli ve yaratıcı e m eğini komünizmin zaferi için başlıca şart saymıştır.

3. Leninizm işçi sınıfının yüce enternasyonal öğretisidir Bütün ülkelerdeki işçi sınıfının, tüm emekçilerin ka pitalizmin zulmü nden kurtul ması ile ilgili Marksist öğretinin enternasyon a l karakteri Leninizmde daha d a gelişme olanağını buldu. Enternasyonalizm bayrağını yükseklerde dalgalandı ra n Lenin, komünistleri ve bütün emekçileri ulusla ra rası daya­ nışma ruhunda eğitiyordu. Lenin, gerçek bir proleter devrimci olması bakımından, bütün ülkeler­ deki işçileri n devrim savaşlarını ka l bten benimsiyor, sömürge ve bağ ı m l ı halkların u lusal kurtuluş hareketlerini büyük bir dikkat v e sempatiyle izli­ yordu. Lenin bütün hayatı boyunca kapitalizm köleliğinin yeryüzünün her tarafı ndan yokedilmesi için ça lıştı. Uluslararası kom ünist ha reketi nin prog­ ram , örgüt, strateji ve ta ktiğinin bili msel esaslara göre hazırlanmasına büyük katkılarda bulu ndu, kardeş komünist partilerinin sağ lamlaştı rıl ması işine doğrudan doğruya katıldı, onlara Bolşevik Partisinin geniş tecrübe­ sini öğ retti, bütün memleketlerdeki komünistleri, devri mci işçi hareketin i n uluslararası birliğini, her çareye başvurarak, sağlamlaştırmaya çalıştı, 27

417


bütün devrimci gücleri, gerçek öncüsü olabi l mekleri için yığınlarla bağ­ larını d u rmadan genişletmeye çağ ı rdı. Leninizmin düşmanla rı, onu su katılmamış bir «Rus.. görüşü d iye göster­ meye, enternasyonalist özünü inkôra ka l kışmaktadı rla r. Ara larından bazı­ ları Oktobr yolu n u n iktisaden geri kalmış bir ü l kenin yolu olduğunu, Leni­ n iz min, geri ka lmışlık şartları içi nde, özel şekilde yorumlanmış bir Mark­ sizm sayılabileceğini iddia etmektedi rler. Diğer bir kısmı ise, SSCB'ni n sosya l ist gelişme yolunun «Avru pa'ya mahsus.. bir şey olduğunu, dolayı­ siyle, Len in izmin Asya, Afrika ve Lôti n-Amerika ülkelerine uymadığını ileri sü rmektedi r1er. Leninizm hakkındaki bu çeşitli görüşler kökten yanlıştır. Leninizm bir «Rus.. özelliği taşımadığı gi bi, sadece «Avrupaya m ahsus.. bir yol da değil­ d i r. Kapita lizmin, son aşamasına, emperyalist aşamasına u laştığı dönemde M a rksizmin deva m ı olarak ortaya çıkan Leninizm, yeryüzündeki toplu msal gelişmenin obj i ktif ihtiyaçla rına ceva p vermektedir. Leninizmin enternasyonal kara kteri ni, ortaya çıkışında ve gelişmesindeki bazı özel liklerle belirtmek m ü m kündür. Birinci, XX. yüzyılın başlarında Rusya, birçok tarihsel nedenlerden ötürü, dü nya çapındaki emperyalist sistemin bütün çelişmelerinin düğüm noktası haline gelmiş, Oktobr Devri m i ise çağdaş devrim süreci nin çıkış noktası ve mihveri olmuştu. Dünya çapındaki devrim sürecinin başlıca ka nunları, XX. yüzyıl ı n başlarında en önemli ilerici tarihsel olayla r olan üç Rus dev­ riminin birbirini izliyen dalgaları ka rşısında gitgide daha beli rgin bir şeki lde ortaya çıktı. Bu devri mleri n ve özellikle bütü n dünyayı sarsan Yüce Oktobr Sosyalist Devriminin temel çizg ileri uluslararası a la nda büyük bir anlam taşımaktaydı ve bütün ülkelerdeki devrim hareketlerine güclü etkilerde bulundu. i kinci, Len inizmin ulusla ra rası ka rakterini, Oktobr Devriminin çok taraflı tecrübeleri kada r, devri min zaferi nden sonar SSCB'nde g i rişilen sosya lizm kurucu luğu tecrübeleri de beli rlemektedir. Leni nizmin genel kapsa m ı n ı i nkô r eden burj uva ideologları , Rusya'da, devri min a rifesinde en çeşitli toplumsal-ekonomi k sistemlerin fiilen temsil edildiğ i n i görmek istemiyorlar. O za manlar Rusya'da biçimlenmiş işçi sınıfiyle birli kte kapitalist endüstri­ nin büyük çapta işletmeleri bulu nduğu gi bi, köylerde yarı-feodal çiftlik sahipleri s istemi, Orta Asya'da sömürge veya yarı-sömürge rejimier, Uzak­ Kuzeyde ise hemen hemen ilkel topluluğa yakın geri ka lmışlı k, yani en çeşitli ülkelere mahsus sistemler ve yaşayış tarzları mevcuttu. Devri mden önceki çok sektörlü ve çok u luslu Rusya çeşitli kıtaların birçok ülkelerinin karakteristik özellikleri nin toplandığı yerdi. Bolşevik Pa rtisinin yürüttüğü savaşın çeşitli aşama ları nda, ekonomik bakı mdan gelişmiş bölgelerde olduğu gi bi, geri kalmış yerlerde, endüstri ve işçi merkezlerinde olduğu kad a r ekonomileri perişan yoksul köylerde, kültür a lanında yükselmiş yer­ lerde olduğu gibi alfabeden ve kültürden mahru m geniş bölgelerde de 418


çeşitli görevleri yerine getirirken elde ettiğ i muazzam tecrübeler Leni­ nizmde d i le getirilmişti. Oçüncü, Batın ı n gelişmiş kapitalist memleketleriyle, Doğunun sömürge, yarı-sömürge ve bağımlı ülkeleriyle sınırdaş olan Rusya'nın duru m u dola­ yısiyle, Rus işçi sınıfı, bir taraftan Batı Avrupada'ki devrimci işçi hareke­ tiyle, öte ya ndan da sömürge halklarının ulusal kurtu luş hareketiyle, kaçı­ nılmaz bir surette, sı kı temas halindeydi. Leninizm, sadece Rusya'daki değ il, dü nyadaki işçi ha reketinin ve ayni zamanda u lusal kurtuluş hareke­ tinin, sömürgecilik a leyhindeki hareketin tecrübelerini genel leşti rerek doğ d u ve gelişti. Uzun yıllar ısviçre'de, Fra nsa'da, I ngi ltere'de, Alman­ ya'da, Polonya'da ve d iğer memleketlerde siyasi mü lteci hayatı yaşayan Lenin, Batı Avrupada'ki sosya list çevrelere sıkı bağla rla bağ l ı bulu nuyordu ve daha ii. Enternasyonal devresinde uluslara rası sosyal izm hareketine a ktif ola ra k katıl mıştı. Bunun yanısıra Doğu halklarının 1 905 ve 1 91 7'deki Rus devrim lerinin etkisiyle gelişen sömürgeci lik a l eyhtarı savaşla rı n ı da di kkatle izlemişti. Bunları n sonucunda Lenin'in ulusal sorun ve sömürgeler meselesi konusunda ortaya koyduğu teori, Marksizmin vazgeçi lmez ve olağanüstü önem taşıyan bir kısmını meydana getirdi. Lenin bütün ü l ke­ lerdeki devrim hareketleri nin ve u lusal ku rtuluş savaşı nın tecrübe, biçi m ve metodlarını genelleşti rdi . Dördüncü, Len inizm, daya nakta n mahru m olara k deği l, Marksizmin sapasağlam temeli üzerinde meydana geldi ve onun deva m ı n ı teşkil etti. Oyle ki, Ma rks ve Engelsin u luslara rası işçi hareketiyle ilgili olara k ele aldıkları önemli teorik ve taktik soru n lardan bir teki olsun Leninizme eksik değildir. Lenin, Marksizmi, K. Marks ve F. Engelsin öğretisindeki temele dayanara k geliştirip zengi nleştirdi. Dolayısiyle, yeni tarihsel devirde Marksizmi dile getiren Leninizm, ide ve teori bakımından çağdaş komünizm hareketinin temeli haline geldi. Lenin'in dünya komünizm hareketi nin gelişmesi uğru ndaki hizmeti muazzamdır. Ulusla rarası devri m güclerinin yeni bir düzeye geçmeleri zaruretini, bütün önemiyle, ilk defa ortaya atan Lenin, bu zoru nluğun, tarihsel koşul­ ların değişmesinden, kapital izmin emperyalist aşamaya geçmesinden, pro­ leta rya devriminin doğrudan doğ ruya günün ödevi halini al masından ile ri geldiğini ispat etmiştir. ii. Enternasyonal iflôs edi nce, Lenin, u l uslararası işçi hareketinin devrimci kanadını sağ lam laştırma işine koyularak, mevcut enternasyonalist nüveyi yavaş yavaş güclendirmiştir; daha sonra bundan Komünist Enternasyonali doğmuştur. Lenin bu örgütün ide - teori platfor­ m u n u n biçimlen mesine, dünya komünist hareketinin başlıca strateji k ve taktik soru nlarının tayinine ve Kominternin örgütsel prensiplerinin hazır­ lanmasına büyük ya rd ı m l a rda bulunmuştur. Lenin, komünist partisinin, proletaryan ı n örgütlenmesini n en ileri biçimi ve kurtu luşun başlıca silôh olduğunu öğretiyordu. Partinin, a maçlarını açıkça bildirmesi, yüksek düzeyde disiplinli olması, sağ lam bir santra l izme ve iç demokrasiye sahip bulunması, kitlelerle sıkı bağlar kurma_sı, refor27 '

419


miz m ve oportünizme karşı kesin bir tavır ta kınması ıôzımdır. Lenin, komü­ nistleri, partinin, proletaryanın sınıf savaşını, bütün emekçilerin savaşını fiilen yöneten savaşçı, devrimci yığın partisi haline getirilmesi için azi mle ça lışmaya çağı rıyordu. Lenin, Komü n ist Enternasyonalinin kuruluşunu, uluslara rası işçi hare­ keti nin gelişmesinde bir dönüm noktası, bütün mem leketlerdeki proleter­ lerin, proletarya diktaturası sloganı etrafında aynı fikir ve tek örgüt içinde kenetlenmelerinin, devrimci proleta rya hareketiyle sömürge ve bağ ı m l ı ü lkelerdeki emekçilerin ulusa l kurtuluş ha reketi nin birleşmesi nin bir baş­ langıcı sayıyordu. Komintern de. Leninizmin teori ve pratiğini uluslararası işçi hareketine aşılamaya. devrimci g ücleri Leninizm bayra ğ ı a ltında bir­ leştirmeye gayret ed iyordu. Komintern, yeni proleta rya partileri n in biçim­ lenmesine, b u n ların kendi memleketleri ndeki işçi h a reketi nde ve demok­ ratik ha rekette en kısa zamanda derin kökler sa lmalarına ve birer u lusal politik güc haline gelmelerine yard ı m ediyordu . Komintern, genç komünist partileri için kel imenin ta m anlamiyle Leninizm okulu halini a l mıştı. Komü­ n ist partileri onun yard ı m iyle yavaş yavaş sosya l-demokrasinin m irasından a rındılar ve yığınları devrimci politika mevzi lerinden yönetmek sanatını benimsediler. Komünist Enternasyonali bütün kıta ların çeşitli ü lkelerinde yeni tipten partilerin meydana gelmesine yard ı m etmek ve kom ünist ha reketinin dünya çapında bir ka rakter kazanmasını sağ lama kla tarihsel bir görevi yerine getird i. Komi nternin önderi Leni n. dünya işçi sınıfının, komü nist hareketinin bir­ l iğ i uğrunda a ra l ı ksız bir savaş yürüttü. Lenin'in eseri olan birleşik işçi cephesi politikası, uluslara rası komün ist hareketi nin faa liyet progra m ı o l d u . Komintern, Lenin'in yönetmenliğinde, bu politika nın a maçlarını ve konkre ödevlerini, işçi sınıfının birliğini sağlama metodlarını hazı rladı. Lenin'in birleşik işçi cephesi kurulmasiyle ilgili görüşü, işçilerin hayati menfaatleri uğru ndaki savaş sürecinde h a reket birliğine va rma ları, refor­ m izmin etkisi a ltında bulunanlar dahil, işçi sınıfı n ı n en çeşitli müfrezeleri­ n in bu birliğ e girmeleri ve böylelikle işçi ha reketi düzeyinin. kendi tecrü­ belerine dayanara k, yükseltilmesi ve yavaş yavaş devri mci mevzilere u laş­ tı rılması temeline dayanıyordu. Lenin, genç komünist partilerine, birleşik işçi cephesi sloganını doğru şekilde anlamaları için ya rd ı m ediyor, bunun gerçekleştiril mesinde solcu sekterlikten olduğu kada r, sağcı revizyonist hatalardan da kaçınmalan hususunda d i kkatleri ni çekiyordu. Böylelikle d e komünistlerin, politikada prensiplerle esnekliği kaynaştı rma larını sağl ıyordu. Faşizm tehl ikesi ufu kta açık seçik biçim len meye başlayınca, Lenin, komü n istlerin dikkati ni, tek cephe politi kasını faşizm ve harp a leyhtarı savaşa, barışın, demokratik h a kların ve özgürlüklerin koru n ması ha reketine daha sıkı bağla rla bağ­ lamala rı zorunluğu üzerine çekti. Kominternin iV. Kongresi, Lenin'in bir­ leşik işçi cephesi politi kasını geliştirerek. işçi hükü meti ve e m perya l izm 420


a l eyhtarı tek cephe sloganlarını ortaya attı. Lenin'in sağ lığında, onun iştirakiyle yapılan son kongre olan Komi nternin iV. Kongresi kararları, Lenin'in, dünya nın ilk sosyalist devletiyle kapitalist ü l kelerdeki devrimci işçiler ve ul usal kurtuluş h a reketi a rasında sıkı b i r ittifakın za ruri olduğ u na dair öğretisine daya nmaktaydı. Dünya çapındaki devrim sü recinin bütün unsu rlarının birleşmesine dair Leninci stratej i, bütün bir tarihsel devre, yani kapita lizmden sosya lizme geçiş dönemi gözönü nde bulund u rulara k hazı rla ndı. Daha sonra bu stra­ teji, Kominternin Vii. Kongresinde, halk cephesi politi kası, faşizm aleyhtarı direnme hareketi ve ha rpsonu yıllarında ise komünistler ta rafından geni$ bir u lusal cephe politikası haline geti rildi. Za manımızın gerçekleri bütün kapita lizm ve emperya lizm a leyhtarı g üc­ lerin birliğine dair leninci fikirlerin ne kadar yerinde ve ne kadar a ktüel olduğunu tekrar tekrar doğrulamaktad ı r. I nsanlığ ı n Oktobr Devri minden beri geçen 50 küsur yıllık tarihsel devredeki tecrübeleri, lenin'in d ünya çapındaki devrim sü recinin başlıca kaynakları a rasında organik birliğe ve karşı lıklı bağ lara dair dahiyane görüşünün doğruluğunu inkar edilmez bir şekilde ıspat etti. lenin'in fikirlerinden esinlenen ve yön alan ul uslararası komünizm hare­ keti büyü k başarılara erişti ve çağ ımızın en etki li siyasi g ücü haline geldi. Sadece bu kadarı bile leninizmin hayatiyeti, yenilmezliği için inka r edil­ mez bir delildir. Kom ü nizm ha reketi nin, za manımızın en etkili politik gücü haline gel­ mesi nin nedeni , insan toplu m u nun gelişmesi ndeki başlıca eğ ilimleri yan­ sıtmasıdı r. Marksist-leninist d ü nya görüşü i le silahlanmış ol'an komünizm hareketi, toplumsal gelişmenin kanunla rını derin liğine anlamak ve bu temel üzerinde bilimsel politikayı, bili msel strateji ve taktiği hazırla mak olanağına sahiptir ve zamanı m ızı n en ileri topl u msa l sınıfı olan işçi sını­ fına dayanmaktadır. Bu sınıfın d u rmadan gelişmesini, sosyal-politik rolü­ n ü n a rtmasını, i ri sanayi ü reti minin ve teknik ilerleyişi sağ lamaktad ı r. Zamanımızdaki bilimsel-teknoloj i k devri m, komünizm hareketi nin toplum­ sal temelini gitg ide genişletmekle, işçi sınıfiyle onun bili nçli öncüsü komü­ nist partisinin rol ü n ü daha d a artırmaktadır. I ktidarda bulunan Marksist-leninist partiler komünizm hareketinin en önemli m üfrezelerid i r. Onların, memleketlerinde sosya lizm ve kom ünizm kuruculuğuna yönelen faaliyeti, sosyal ist sistemin birliği n i koru mak, bu sistemin usulara rası mevzi lerini sağ lamlaştırmak uğrunda ki gayretleri d ü nya çapında tarihsel bir a n l a m taşımaktad ı r. Dünya sosyalizmi ile emperya lizm a rasındaki savaş, d ü nya nın gelişmesindeki ana yolu çiz­ mekte, zamanımızın bütün önemli olayları nı etkilemektedir. Emperya lizm, hiçbir a racı esirgemeden, sosya lizmin temellerini yoketmeye ça lışmakta­ d ır. Bunun için d e komünist ve işçi partileri, sosyalist ü lkelerin halkları ve yeryüzündeki bütün i lerici g ücler, daimi olara k büyük bir uyanıklık göster­ meyi, sosyalizmin başa rı larını korumayı ve emperya lizmin yı kıcı faa liyet421


lerine darbeler vurmayı ödev saymaktadırlar. Sosyalist sistem, komünizm hareketinin temel gücüdür ve sosya lizmin reel başa rı ları komünistlerin bütün dünyada mevzilerinin genişlemesine ve kuwetlenmesine hizmet etmektedir. Komüniz m hareketi nin politik etkisi için coğrafi sınırlar yoktur. Bütü n kıta lardaki ülkelerin birçoğ unda komünist partileri faal iyette bulunuyor. Bu partiler gelişmiş kapitalist ülkelerde olduğu kadar, ekonomik bakım­ dan az gelişmiş mem leketlerde de tekelci kapitalizme karşı savaşın ve u lusal kurtu luş hareketlerinin ön safla rında yer a lm ışlard ı r. Yığınlar a ra ­ sındaki etkileri h e r ülkede ayni olmasa bile, dünyanın çeşitli bölgelerinde ş u veya bu ölçüde etkili oldukları bir gerçektir. Komünistler dünya çapındaki devrim sürecinde bi rleştirici etkendi rier. Emperyalizm karşı yürütülen savaşa katılanları n sosya l-politik a maçlarını dile getirdikleri için büyük sayıda müttefik kazanmaktad ı rlar. Bundan dolayı da etkileri, saflarında birleşenlerin sayısından daha büyüktür. Bu etki, çeşitli devrimci güclerin, dünya çapındaki a nti-emperyalist devrimin tek sürecinde birleşmeleriyle artmaktad ır. Komünizm hareketinin kuwet ve etkisinin güclü kaynağı, ewelce olduğu gibi şimdi de, Marksizm-Leninizme, proletarya enternasyonalizmine sada­ kattır. Marksizm-Leninizm, dü nya işçi sınıfının ideolojisini bilim yoluyle açıklıyon tek, bölün mez öğ retidir. Bu demektir ki, Marksist-Leninist teori, bütün ülke lerdeki devrimci ha reketin tecrü belerini genelleştirerek geliş­ mekte ve bütün kardeş pa rtileri n gayretleriyle zeng inleşmektedir. Bu, aynı zamanda demektir ki, her komünist pa rtisi, a nca k dünya çapındaki komü­ nizm hareketinin bütü n m üfrezelerinin d evri mci savaşında kaza nılan kol­ lektif tecrübelere dayandığı, Marksist-Leninist bilimin orta k prenseplerini yaratıcı bir şekilde uyg u ladığı zaman, a maç ve ödevlerini başariyle yerine getire bi l i r. Ma rksizm-Leninizmin bütün lük, bölünmezlik kara kteri, doğ rudan doğruya sınıfsal kökeninden ileri gelmekted ir. Işçi sınıfı, topl u mdaki objektif du­ rumu ve nihai menfaat ve a maçları bakımında n enternasyonalisttir. Bunun için de, proletaryanın ideolojisi u lusal sın ı rlar ta nı maz. V. ı . Len i n : .. Biz uluslara rası b i r kuvvetiz, enternasyonalistiz» diyordu. Bu sözde gerçek komünistlerin en kara kteristik vasıfları dile getirilmiştir. Marksizm -Leni nizmin u luslara rası öğ reti olara k birliğini, komünistlerin toplumsa l olayları, tarihsel gerçekleri aynı bili msel ve diyalektik-mater­ yalist açıdan incelemeleri sağlamaktad ı r. Bu sebeple de kardeş parti ler, içinde bu lundu kları konkre koşul l a r birbirinden ne kadar farklı olursa olsun, hepsi d e ortak, denemiş öğretiyi, Ma rksizm-Leninizmi kılavuz edin­ mektedirler. Bilindiği üzere, za man zaman, Marksist-Leninist teorinin, çeşitli ülkelerin ulusal özell iklerine uyg u lanışı ile onun enternasyonalist kara kteri a ra ­ sında zıtlıklar yaratılmaya çalışıyor. Fakat bu s u n i zıtlaştırmalar, Marksizm­ Leninizm prensipleriyle bağdaşmamaktad ı r. Lenin, Marksist öğ retinin 422


u lusal koşul la rı n özelliklerine göre, esnek bir biçi mde uygulanmasını, an­ cak konkre tarihsel tecrübelerin teorik incelenmesi temeline dayanılara k yaratıcı b i r şekilde zenginleşti ri l mesini i stiyordu. Bununla i lgili ola ra k şunları yazmıştı : .. Biz Marksizm teorisine ta mamlanmış ve doku nulmaz bir gözle bakmıyoruz, tam a ksine, şuna ina nıyoruz ki bu teori, sosyalistlerin, hayatta geri ka lmak i stemedikleri ta kdirde, her yönde daha ileri götür­ mekle görevli bulundukları bilimin temel taşlarını teşkil etmektedir. Bizim ka nı mıza göre, öze l l i kle Rus sosya listleri için, M a rksist teoriyi başlıbaşına geliştirmek zaruridir, çünkü bu teori, sadece genel yönetici esasları ortaya koymuştur ki, bunlar Ing iltere'de Fransa'ya kıyasla başka, Fransa'da AI­ ma nya'ya kıyasla başka, Almanya'da Rusya'ya kıyasla daha başka biçim­ lerde u ygulanabilir... Bunun yanısıra Lenin, Marksizmin genel prensip­ lerinin titizlikle korunmasını daim a belirtmiştir. Marksizm-Leninizmin ya ratıcı şekilde gelişti ri l mesi, her partinin, onu, i çi nde bulunduğu durumun konkre tarihsel koşulla rına uyg u n biçimde uyg u l a masını, fakat b u a rada M a rksist-Leninist öğretinin temel prensip­ lerinin ve bunlara dayanan gene l hükümlerin korunmasını gerekti rmek­ tedi r. Tarihsel tecrübeler, genel enternasyonal ka nunla rın, u lusa l özelliklere ve geleneklere bağ l ı olara k çok çeşitli şekil lerde belirdiğini göstermiştir. V. ı . Lenin, kom ünizmin temel prensiplerinin, her u lusun, her ulusa l devle­ ti n özelliklerine uygun olara k uygulan ması gerektiğine defala rca işa ret etmiştir. Lenin, asıl mesele, ulusal özeHi klerde genel enternasyonal ka nun­ l a rı görebilmektir, diyordu. Sosya list devri min ve sosyalizm kuruculuğunun genel ka nu nla rını i h m a l etmek, sosyalizm dôvôsına pek büyük zararla r verir. Bu gibi hallerde «özellikler.. adı verilen a n layış, gerçek sosyalist gelişmeyi, sözde sosyalist geHşmeyle, yani burjuva tarzında gelişme ile değiştirmeyi gizleyen bir a nlayış olara k ortaya çıkmaktad ı r. işte Lenin, sosya lizmin teori ve u ygulanmasında bu gibi yanlış an layışlara şiddetle ka rşı koymuştu r. Marksizm-Leninizmi tek ve bütün bir enternasyonal öğreti olara k anla­ mak, dünya komünist ha reketinin birliği için gerekli olan koşu llardan biri­ d i r. Enternasyonal Marksist-Le n inist teoriyi çeşit çeşit «ulusal biçimlel'»le değiştirme denemeleri, milliyetçi tecride, parçalan maya, bölgeciliğe yol açar, parti n i n memleket i çindeki mevzilerini sarsar ve eninde sonunda tüm komünist hareketini zayıflatı r. Tarihsel uygulamalar şunu göstermiştir ki, her partinin kendi ülkesi nde başarıl ı bir savaş yürütebilme, gerici liğin saldırı la rı n a karşıkoyabilme ve emekçi yığınlarını etrafında toplama yete­ neği, geniş ölçüde, partinin uluslara rası komünist h a reketiyle mevcut iliş­ kilerinin sağla mlığına, uluslararası tecrübelerden faydalanma istek ve ustalığına bağlıdır. Ideoloj i k kompromi leri n ve politik savaşların mantığı şudur: bir bütün halindeki M a rksist-leninist öğ retiyi, ona atfedilen «milli biçi m ler.. yığını i l e değiştirme ça bala rı, çoğu defa, Marksizm-Leninizmin ka rşısına «evren423


sel» olduğu, genel bir ka rakter taşıdığı iddia olunan bambaşka görüşler çı karılması sonucunu verir. Bu nun örneğini Maocu luğun gidişinde görmek­ teyiz. Başlangıçta Marksist-Leninist teori nin bir biçimi olduğu ve ya lnız Çin i çin geçerli sayı ldığı ilôn ed ilen «Çinli leştirilmiş Marksizm», Mao Tse-du n g rubunun ideolojisine ve politik progra mına daya nılara k a rtık Marksizm-Leni nizmi ta mamiyle Maoculukla değiştirmektedir. Komünistler dünya komünizm hare keti nin birliğini yeniden sağ lamayı ve kuvvetlendirmeyi başlıca ödev saymaktad ı riar. Sovyetler Birliği Komünist Partisine geli nce, va rlığının i l k günlerinden beri işçi sınıfı n ı n devrimci g üclerinin uluslara rası birliğinin kuvvetlendirilmesi hususunda Lenin tara­ fında n gösterilen yolu sebatla izlemişti r ve şimdi de izlemektedir. V. i. Len i n bununla i lgHi olara k ; «Biz, işçilerin ku rtuluşları uğru ndaki savaşın büyük sorunlarını, devri mci proleta ryan ı n u luslara rası disiplinine uyara k ve çeşitli ü l kelerdeki işçilerin tecrübelerini gözönünde bulundura rak, onların bilgi­ lerine, iradelerine saygı gösterere k çözü mlemekle ve böylece bütün dün­ daki işçilerin komünizm uğrundaki s ı nıf savaşında birliğini gerçekleş­ tirmekle g u ru r duymaktayız» diyordu. Komünizm ha reketinde Marksizm-leninizm ve proletarya enternasyona­ lizmi prensipleri temeline daya n ı la ra k bera berl ik sağ lanması, karmaşık, fakat gerekli bir süreçtir. Devri m hareketi ölçülerinin büyümesi, toplu msal temel i n i n genişlemesi, komünist parti lerinin fa'a liyette bulundukları mem­ leketlerde ekonomik ve sosya l-politik gelişme koşu llarının çok taraflılığı, tarihsel gelenekleri n çeşitli olması ve d iğer fa rklar, mevzilerin uyuşma­ masına ve dol,a yısiyle ş u veya bu sorunda görüş ayrı lığına yol açabilir. Günümüzde dünya kom ünist hareketinin birleşmesi uğrunda yürütülen savaşta, bu yılın Haziran ayında toplanması kararlaştırılan Komünist ve Işçi Partileri Danışma Toplantısı son derecede önemli bir aşama teşkil etmektedir. Kardeş partiler, kol lektif olara k, Danışma Topla ntısının hazır­ lanması i çi n çok büyük ve çok olumlu çalışmal a rda bulunmusla rd ı r ki, bu çalışmaların toplantın ı n başarısını sağla maya yarıyacağına tam kanaati­ miz vardır. Komünistler, emperyalist stratejisinin sosya list ülkeleri ve komünist par­ tilerini birbi rinden kopa rma k amacını g üUüğünü bir an bile unutmamalı­ d ı rlar. Emperyalistler bu amaçlarına u laşabilmek i çi n milliyetçiliğe ve şovenizme, sağcı ve avantürist revizyonizme ümit bağlamaktad ı rlar. Mark­ sist-Leninist partiler e mperya l izmin bu haince stratej isine proletarya enter­ nasyonalizmiyle, emperya lizme karşı a ra·lıksız savaşla, Ma rksizm-Leni nizme yabancı olan burjuva ideolojisinin maskesi ni indirmekle ve ayni zamanda, sağcısına olduğu gibi «solcu» oportünizmine karşı da a rdıcıl bir savaş yürütmekl e karşı koyma ktadı riar. Hayat, devrimci uygulamalar, birli k lehinde «��alışmaktad ır». Çağdaş dünyadaki gelişmelerin hayati önem taşıyan soru nları, komünistlerin, ha lk­ ların topl u msal ve u lusal kurtul uşları, barış, demokrasi ve sosyalizm 424


uğrunda yürütülen ortak savaşta dayanışma halinde o l mO larını, birlikte hareket etmelerini kesin bir zoru n l u k haline getirmektedir. SBKP, diğer kardeş partilerle birlikte, leni nizmin hayatta denenmiş prensiplerine dayanarak, hayırl ı amaçlar uğrunda yürütülen savaşta kom ü ­ nizm hareketini birleştirmek i ç i n h e r türlü a raçla hizmette bulunmayı b i r görev saymaktadır. Partim iz, yüce j übilenin, Komünist Partisinin v e d ü n ­ y a n ı n i l k sosyalist devletinin kurucusu V . ı. lenin'in yüzüncü doğ u m yıldö­ nümü a rifesinde yapıla n Da nışma Toplantısına, leninizm bayrağı, leninci idelerin temizliğini koruma uğrunda ki bayrağı a ltında katı l maya hazır­ lanmaktadı r. Biz, Danışma Toplantısına, proletarya enternasyonalizmi, bütün devrimci ve demokratik g üclerin emperyalizm a leyhtarı tek cephede birleşmeleri n i n bayrağı a ltında katıl maya hazırla nmaktayız.

* Vladimir Hiç lenin'in yüzüncü d oğ u m yıldönümü Sovyet halkının, bütün ülkelerdeki emekçilerin yüce bayramıdır. Yeryüzü nün bütün kıtala rında yaşıyan ilerici insanlar, şimdiki devri, dünya nın devrim yolu i l e değişmesi devri olara k ka rakterize ederken, in sanlığın, lenin'i n düşündüğü yolda geliştiği görüşünü reddedemezler. Marksizm-leninizm fikirleri, bugün Sov­ yet h a lkının, Komü nist Partisinin yönetmenliği a ltında gerçekleştirdiği muazza m değişikliklerde yaşamakta ve zaferler elde etmektedir. M a rk­ sizm-leninizm fikirleri sosyalist ülkeler halkları nın eylem ve eserlerinde, halk yığınla rı üzerindeki etkisini kuvvetlendiren d ü nya komü nist hareke­ tinin başarılariyle, uluslararası proletaryanın d ünya kapita lizmine karşı savaşının g üCıenmesinde, u lusal kurtuluş savaşlarının ve emperyalizm aleyhtarı hareketin büyük atılımlarında yaşa m a kta ve zafere u laşmaktadır. leninizm fiki rleri, d urmaksızın, m ilyonlarca ve m i lyonlarca insanın kal­ bine ve kafasına yerleşmektedi r. M i lyonla rca i nsanın katıldığı barış, de­ mokrasi ve sosya lizm savaşı ordusu, Sovyet şairi Mayakovski tarafı ndan yazılan ş u h eyecanlı mısraları haklı olarak benimsiyebilir: lenin bizimledir ölümsüz, yüce Doğan ı n her katında nice nice zaferler için fikri sözü eylemi yol gösterir I liçin.

425


Lenin'in yönetmenliğinde çağdaş komünist hareketinin doğuşu

Cek Vodis lenin, insanlık ta ri hinde kesin dönüşümleri n meydana geldiği bir çağda yaşadı. Otuz yıldan fozla süren politika hayatı nda, yeni olayların özün ü herkesten i y i a nladı, d eğişimleri önceden gördü, yeni tipte bir pa rti kurd u ve Rusya emekçilerini, 1 9 1 7 Oktobr zaferine götürdü, Vatandaş Harbinde sınıf düşma nları n ı yen ilgiye u ğ ratmalarını sağ ladı ve barış içinde sosya­ lizm kuruculuğuna u loştı rd ı . Işçi sınıfının bütü n ülkelerdeki öncü b i rl i k­ leri, lenin'in yöneti m inde, Iki nci Enternasyonali iflôsa sürükleyen opor­ tünizmden ve Birinci Enternasyonale büyük zara rlar veren aşırı solculuk eğ ilimlerinden ayıklan mış Ma rksizmin bayrağı a ltında birleştiler. lenin'in ulusla ra rası komünist hareketine yaptığı hizmetler o derecede çoktur ki, kısa bir ma kalede anca k bir kaçı ele alınabil ir. 0, komünist hareketinin bütün soru n la rını a ydı nlığa kavuşturmuş, çözümlemiştir. Bun­ ların bell ibaşlrları şunl a rd ı r: Emperyalizmin ka rakteri, emperyalist harp­ lere karşı savaş, oportünizm ve sosyal-şövinizmin kökleri, devrimci parti­ lerin kuru l ması, emperya lizm çağında devrim savaşının strateji ve taktiği, işçi sınıfının ve müttefiki köylülerin rolü, enternasyonalizm, a n a rşistler ve aşırı (ultra) solcu larla savaş, proleta rya d i ktatörlüğü, demokrasi, sosya lizm kuruculuğu ve ekono m i k planla ma, barışın koru n ması ve değ işik düzenli devletlerin barış içinde yanya na yaşamaları u ğ ru nda mücadele, sınıf sava­ şında değişik şekilleri u ygulama zorunluğu, burjuva parla mentolarına karşı tutum, ihtilôl san'atı, ne za man geri çeki l meli, ne zaman tao rruza geçmeli soru nu, Kom ü nist partisinin rolü v.s. leni n bunları ve daha b i rçok sorunları aydınlığa kavuşturdu, bütün uluslara rası işçi hareketi ni düşünce ve eylem bakı m ı ndan zeng inleştiren büyük bir m i ras bıraktı, böylece dünya ta rihinin kesin dönüm anlarında hareketin yü rüyeceği yolu aydınlattı, ona doğru bir yön verdi.

ikinci Enternasyonal önderlerinin ihaneti ve Lenin'in stratejisi lenin'in dehôsı, ono, kapita l ist sistemde meydana gelen değişim leri tahlil etmek ve ya lnız tekel kapitalinin gücünü değil, aynı zamanda genel olara k e mperya lizme, daha konkre olarak da oportün izme karşı savaşan 426


g ücleri görmek i mkôn ını verdi. Lenin, emperya lizm çağında kapita lizmin bütün çel işki lerin in, yani kapital istlerle işçiler a rasınd ıil ki çelişkilerin, in­ sanca yaşayışa kavuşmak, demokratik kaza nı mlarını koru m a k için ekono­ mik ve politik kuvvetin bütün tröstlerde toplan masına karşı savaşan geniş halk tabakalariyle tekeller a rasındaki çelişkilerin, emperya list ü l kelerle sömü rge ha l kla rı a rasındaki çelişkilerin alabildiğine keski nleştiğini ıspat etti. Kapitalizmin dengesiz gel işmesi yüzünden emperyalist devletler ara­ sındaki çelişkilerin gerginleştiğini ve d ünyayı yen i baştan bölüşmek için mücadele eden bu devletlerin harp açmaktan çekinmiyeceklerini anladı. Halbu ki h a rp, emperyalistlerarası tüm çelişkileri daha fazla şiddetlen­ direcek ve kapita list sistemdeki genel buna l ı m sonucunda kapita lizmin en zayıf ha lkasını n kopmasına yolaçacaktı. Lenin, «Kapita l izmin en yüksek aşaması : Em peryalizm» adlı klôsik ese­ rinde ve diğer yazıları nda yaptığı ta hli llerde, emperya lizmin proleta rya devrimleri a rifesinde bulunduğu sonucuna vardı ve Rusya işçi sınıfını bu devri me hazırlamaya koyuldu. Bir taraftan da, bu görüşünü uluslara rası işçi hareketine ka bul ettirmek ve güçlüklerle dolu olan yeni koşullar içinde işçi sınıfını ve bütün emekçileri kendi tarafına çekebilecek yetenekte dev­ ri m partilerinin kurulması zorunluğunu benimsetmek için büyük bi r gay­ retle ça Iıştı. Bu iş hiç de kolay değ ildi. Iki nci Enternasyona lin temeli olan Avrupa işçi hareketi, sendikala r ve sosyalist pa rtileri, hem sayıca, hem de örgütlenme bakı mından önemli bir kuvvetti. Harp a rifesinde 12 mi lyon işçiyi temsil eden parti ve örgütler, Sosya list Enternasyonalde birleşmişlerd i . Bu, o zaman için hatırı sayı l ı r bir güctü. Ne va r ki, Iki nci Enternasyona l önder­ leri, Marksizme sadece sözlerinde bağlı idiler. Eylemlerinde ise, bütün g ayretleri ni, mevcut sosyal düzeni n çerçevesi içinde reformlar yapılması, işçi sınıfının şu veya bu zümresine bazı çıkarlar sağlan ması yönü nde yo­ ğ u n laştı rmak suretiyle oportünizm bataklığına herg ü n biraz daha gönü­ lüyor ve ka pita lizmi devrim yolu ile ortadan kaldırma mücadelesinden gitgide uzaklaşıyorlardı. XX. yüzyıl ı n i lk on yılı içinde sosya l-demokrasi safla rındaki dağılma, parçalanma süreci ni bunları n çoğu farketmiyordu. 1 9 1 4-1918 Dünya Harbi, reformistler tarafından aşılanan, sosya lizme tedrici evri m le geçiş hayalleri ni bir darbede tuzla buz etti, emperyalizmin gerçek yüzünü milyonlarca insana olanca açıklığı ile gösterd i. Iki nci Enternasyonal, işte bu koşullar içinde emekçilere iha net yoluna saptı ; oportü nist liderler, kendi ü l kelerindeki burjuvazini n saflarına geçtiler. Işte d ünya tarihinin bu kritik anında Lenin, işçi sınıfına, emperyalizm ha rbi bata klığında milyonlarca insanın kasa plık koyunlar gibi boğaz­ Iandığı bu ka nlı maceradan çıkış yolunu göstererek, büyük önderl i k ka bi­ Iiyetleriyle ortaya çıktı. Sosyal ist Enternasyonal, hazırlanmakta olan harp soru n u n u 1 9 1 4 yılına kada r birkaç d efa incelemiş ve ha rp patla k verdiği ta kdirde nasıl bir 427


tutum ta kınocağını, hangi mevzilerde yer a lacağı n ı belirlemişti. Iki nci Enternasyona lin 1 907 yılında yapılan Ştudgart Kongresinde dünya harbi tehlikesini ortaya koyan bir karar ka bul edilmişti. Bu kara r, daha sonra­ l a rı toplanan Kopenhag (1910) ve Bazel (191 2) kongrelerinin kararlariyle d e desteklendi. Ştudgart kara rı nda şöyle deniliyord u : «Harp tehlikesi be­ I i rdiği zaman, her ülkenin işçi s ınıfı ve pa rlamentolardaki işçi temsilcileri, Sosya list Enternasyona l Bürosunun da desteği i l e, sınıf savaşının derece­ sine ve genel politik duru m a göre değişen en etkil i imkônlarla harbe engel olmak için her çareye başvurmalıdırlar. Bütün bunlara rağmen harp başlarsa, onla r, bir a n önce d u rd u ru l ması için a ktif bir mücadele yürütmek, harbin sebep olduğu ekonomik ve politik bunalı mdan, hal k yığınları n ı uyandırmak ve kapitalist sınıfının egemen­ liğini çökertmek için a la bi ldiğine yararlanmalıdırlar.» Kong reye sunulan i l k kara r suretini Lenin « . . . dogmati k-tek yönlü, ölü . . .» olara k nitelemişti. Fransız heyeti tarafından verilen a lternatif tasa rıyı d a son derecede yetersiz bulunca, kendisi bunla r üzerinde d üzelt­ meler yapmış ve teklifi, genel hatlariyle kabul edilmişti. Rusya Sosyal Demokrat Işçi Partisi adına Lenin ve Roza Lüksenburg tarafı ndan yapılan bu düzeltmeler kararın temelini teşkil etmiş ve harp süresince bütün dev­ rimci sosya listlerin izledi kleri genel doğrultu olmuştu. I kinci Enternasyona­ lin oportünist l iderleriyle mücadelesinde Lenin, tüm u luslara rası sosyalist h a reketini etkiliyordu. Lenin, Emperyalist Dünya Harbi başlad ı ktan sonra, Bazel Kongresi kararı nda ortaya konan doğrultu n u n uygulanması için çetin bir m üca­ deleye koyuldu. «Avrupa Harbinde devrimci sosyal-demokrasinin ödevleri» başlıklı tezlerini yayı nladı. Rusya bolşevikleri ta rafından desteklenen bu tezler, daha sonra,ları yine onun tarafı ndan gelişti rilererek RSDIP Merkez Komitesinin i mzası i le «Harp ve Rusya Sosyal-demokrasisi» başlığı altında bir çağrı şekli nde yayınla ndı. Ayni tezler, ıtalya ve ısviçre sosyal-demokrat pa rtileri n i n 17 Eyl ü l 1914'te Lugano'da toplanan konferansıarında ince­ lendi. Lenin, harp süresince yorulmak ned i r bilmeden çalıştı, nutuklar söyledi, konfera nslar verdi, makaleler, broşür ve kita plar yazdı . Bunlarda, h a rp ve barış sorunlarının sınıfs·al görüşle ele alınmasını belirtti, sosyal-şovinist haline gelen oportünistlerin ihanetieri n i açığa vurdu, ha rp bunalımından ancak devrim yolu ile kurtulmanın mümkün olacağını ortaya koydu. B u ödevleri yerine getirirken, yalnız Rusya emekçilerine y o l göstermekle yetinmiyor, aynı zamanda tüm u lusla ra rası işçi hareketini, emperyalist ha rbine karşı devrim savaşına yöneltiyordu . ..Yalnız ha rbe ve kendi ülkendeki hükümete karşı olmak yeterli değildir; emperyalist ha rbinin vata ndaş harbine dönüştürülmesi lôzı mdır» diyordu. Harbin, bütü n emekçilerin çıkarlarına aykırı olduğunu, soygu n için, sö­ m ü rge elde etmek için, kô r sağlamak için büyük kapitalist devletler a ra 428


sında yapıldığını, politikalarını başka a raçlarla devam ettiren bu hükü­ metlerin, zorba l ı k yolu ile büyük tröstleri n çıkarına dünyayı yeni baştan bölüşme k a macı güttüklerini belirtiyordu. «Bu yüzden, iki hayduttan han­ gisinin ilk önce bıça k çekmiş olmasın ı n hiçbir öne m i yoktur.. diyordu. Demek ki, ya lnız, ha rbe ve kend i hükümeti n e karşı olma k yeterli değildi. H a rpten çı kış yolu n u bu lmak, emperyalist harbini vata ndaş ha rbine dönüş­ türmek ıôzımdı. «Emperyalist harbinde kendi ülkenizdeki hükümetin yenil­

g iye u ğ ratıl ması meselesi.. başlıklı maka lesinde : «Gerici ha rpte devrimci sın ıfın, kendi hü kümetinin yenilgiye uğramasını istememesi i mkansızd ı r" diyordu. Iki yıl sonra, 27 Mayıs 1 9 1 7'de Petrografta verdiği bir konferansta şun­ ları söyledi : «Bu korkun ç ha rpten çıkmak kolay d eğil. Oç yı ldır sürüyor bu harp. Ya daha on yıl harp edeceksiniz, yahutta g üçlü klerle doğu, ağır bir devrim yoluna gireceksiniz. Başka ku rtuluş yolu yok. Biz diyoruz ki : Kapitalist­ lerin hü kümetleri tarafı ndan başlanan ha rbe, yalnız işçi devri mi yolu ile son veri lebili r . . •

Harp çocuk oyuncağı değ ildir. Müthiş bir feıa kettir. M i lyon larca kurban ister. Sono e rd i ri lmesi güçtür. Bu harp, egemen sınıf tarafı ndan açılmıştı r ; a ncak işçi sı nıfı devri miyle sona erd i rilebilir. Egemenlik işçi, asker ve köylü m i lletveki lleri sovyeti nin eline geçtiği zaman, kapitalistlerin saldı rısına u ğ rayacağız . . . Bütü n ülke­ lerin hükü metleri üzerimize çullanacak. Kapitalistler bize ka rşı çıkacak, fakat işçiler bizden yana olacaktır. Kapitalistlerin başladığı harbe işte bu suretle son verilecektir. Harbin nasıl sona ereceğ i sorusunun ceva bı işte budur... Rusya işçi ve köylüleri, Bolşevi k Partisinin yöneti minde, silahlarını kendi h ükü metlerine çevirerek e mperyalist harbini vata ndaş harbine dönüştür­ d ü ler ve Lenin'in gösterd iği proletarya devrimini gerçekleştirdiler. Doğu Cephesindeki emperya list ha rbi sona e rd i . Ondan sonraki devrim fı rtına­ la rı ve henüz harp halinde olan ülkelerde harp aleyhtarl ığının büyümesi, bir taraftan da Almanya'nın yenilgiye uğraması sayesind e bu e mperya list çatışması son buldu. Genç Sovyet Cum h u riyetini daha doğ a r doğmaz boğazlamak için emperya list devletlerin g i riştikleri ça bala r da, u luslara­ rası işçi ha reketi ta rafından desteklenen Rusya işçi ve köylülerinin yiğ itçe ve çetin karşıkoymaları i le sonuçsuz bıra kı ldı. Lenin'in güCıendi rmek için büyük gayretler sarfettiği ve Rusya'daki Oktobr Devri miyle de yeni bir destek kazanan dünya işçi leri birliği, enternasyonalizm, Ingi ltere işçileri n i n g i riştiği «Rusya'dan elleri nizi çekin !.. hareketiyle, Karadeniz'de Fransız Filosunda patlak veren isya nla, bütün Avrupa'da ve diğer kıtaların çeşitli ülkelerinde askeri müdaha leye karşı değişik ş'e killer a ltında yapılan diren­ melerle son derecede yayg ı n bir hal aldı. 429


Devrimci güclerin birleşmeleri için oportünizmle bağlarını koparmak şart ! Lenin, harp deva m ı nca, beslendikleri kökleri göstermek suretiyle opor­ tünizme ve sosyal-şovinizme ideolojik ve politik a ğ ı r da rbeler indirdi. Oktobr Sosya list Devri mi zaferinden sonra da, bir ta raftan, son derecede önemli olan iç problemlerle uğraşıyor, öte yandan da, uluslararası komü­ nist hareketiyle yakından meşg u l oluyordu. Oportünistlerle bütün bağların koparı lması ve gerçek devrimci g üclerin dünya ça pında birleşmeleri nin sağ lanması zorunluğunu, daha Iki nci Enternasyonalin iflôs dönemi nde, Birinci Dünya Harbi arifesinde anlamış bulunuyordu. O zamanlar şunları yazmıştı : «Avru pa Harbi, devrin bir tarihsel bunalımdır, yeni bir çağ ı n başlangıcı­ d ı r. Her bunalım g ibi, harp te, g izli çelişkile ri keskinleştirmiş ve üzerindeki bütün suni tülleri parçalayarak, tüm şartlandı rmaları fırlatıp atarak, kof otoriteleri d a ra n pera n ederek bu çelişkileri a çığa çıkarmıştır. «Iki nci Enternasyonal, Lenin'in belirttiği gi bi, ". . . sosyal izmi yaygı n hale getirme, sosyalist gücleri hazırlama, ilk ve en basit örgütleme a la nlarında, çok önemli ve faydalı i��ler başarmıştı r . . .» Fakat, oportünizme yenilmiş ve tarihsel görevi de sona ermiştir. Bu yüzden Lenin, Enternasyonalizmin yeni prensip temelleri üzerinde ve «sosyalist enternasyonalizmi pratikte savun ­ maya .. yetenekli güderin ya rdı miyle yenibaştan ku rma ödevi ni öne koy­ muştu. Bu işin kolay o l m ıyacağını söylüyor, «enine boyuna hazırlıklar yap­ ma k, büyük fedakôrlıklarda bulunma k, yenilgileri de gözönünd e bulun­ d u rmak lôzım» diyordu. Güç ve önemli bir iş olduğu için, «yal nız, bu işi yapmak isteyen, şovinistlerle ve sosya l-şovinizmi savunanlarla bağların kesi lmesinden korkmayan kimseler gerçekleşti rebilir..di. Lenin, o zamanlar uluslara rası işçi ha reketi i çinde rol oynayan bellibaşlı akımla rı tahlil etmek suretiyle, ha rpte ülkelerindeki hükü metleri destekle­ yen oportünistlerle bütün bağların kesi lmesi nin zorunlu olduğu sonucuna varmıştı. Ono göre Enternasyonalizmi, a ncak, oportünizme bilinçle d üş­ man olan insanlar savunabilirdi. Kararsız ve şaşırtılmış olanları n bir kısmı kurta rılabilir ve sosya lizme tekra r kaza ndırılabil irdi. Fakat, bunları n da oportünizmle bağlarını kesinlikle kaparmoları ıôzı mdı. Lenin, şunu açı k seçik ortaya koyuyord u : Yeni Enternasyonal, oportünizmle bağlantısını kestikten başka, itibarıarını kaybetmiş sağcı oportünistlere ileride de flört yapabi lecek kimseleri saflarına al mama l ıydı. Nisan 1 9 1 7'de yazdığı bir ma kalede, sosya l-şovi nistlere ve «ortacı .. lara karşı olan devrimci Enter­ nasyonali kurmaya g i rişmek lôzım geldiğini beli rtmişti. Yeni örgüt, pro­ letarya enternasyonalizmine sarsı lmaz bağlılığını, sözle de, eylemle d e daimi olarak ortaya koymalıydı. «Asıl mesele , enternasyona listliğimizi «ilôn etmek.. değ i l, en güç zamanlarda bile eylemlerimizde enternasyona­ list olabil mektir.. diyordu. 430


Lenin Kominternin kurucusu ve önderi Yeni Enternasyonal, Rusya Komünist Partisinin teşebbüsiyle kuruldu. Kurucu Kongre dôvetiyeleri Ocak 191 9'da altı komünist partisinin (Rusya, Polonya, Macaristan, Avusturya, Letonya ve Finlandiya komünist partile­ rinin), Balkan Devri mci Sosyal Demokrat Federasyonu'nun ve Amerika Birleşik Devletleri Sosya list işçi Partisi temsilcisinin i mzalariyle gönderildi. Ve Komünist Enternasyona linin kurucu kongresi, Mart 1 9 1 9'da Moska­ va'da toplandı. Lenin, 6 Mart 1 9 1 9 günlü .. Pravda.. gazetesinde yayınla nan «Yeni Enter­ nasyonal.. başlıklı yazısı nda şöyle diyordu : «Biz, a rtık kazanılmış olanı yozdık. Biz, yığ ı nları n bili nçlerine iyice yerleşmiş olanı kôğıda geçird i k. Hepimiz bi liyorduk ki, - hatta, kendi ülkelerimizdeki tecrübelere daya ­ n a rak, hepimiz görüyor, duyuyor ve a n lıyorduk ki, - proleta rya hareketi güc ve derinlik bakı m ından, dünyada görülmemiş yepyeni bir şeki lde kükremektedir... Komünist Enternasyonalin kuruluşu dolayısiyle söylediği nutukta, Rusya işçilerinin ve yeni, sosya list devletlerinin u luslara rası rolüne değinerek şunları belirtiyordu : «Siz de gördü n ü z : Biz, sosyalizmin yalnız kendi ülkemizde zafere ulaşması ve yalnız bizi m çocukları mızın, kapitalist­ leri ve toprak ağala rı n ı ta rih öncesinin acayi p mahlCıkları gibi anmoları için değil, aynı zamanda bütün d ünya işçilerinin bizimle birlikte zafere u laşmaları için m ücadele ediyoruz... Kominternin kurulmasının önemini de şöyle beli rtiyordu : «Birinci Enternasyonal, proleta rya nın, sosya lizm uğrunda dünya ça pında yü rüttüğü mücadelenin temellerini attı. i ki nci Enternasyona l, hareketin çeşitli ülkelerde genişleyip yayg ı n bir hal a lması için zemini hazı rladı. Oçüncü Enternasyonal, I kinci Enternasyona lin çalışma ü rünlerini teslim a ldı, onun oportünist, sosyal-şovi nist, burjuva ve küçük burjuva pisliklerini ayıkladı ve proleta rya d i ktaturasını gerçekleşti rmeye koyu ldu. Dünyanın e n devrimci hareketini, sermayenin esaretinden kurtu l m a k için p roletarya nın yürüttüğü savaşı yöneten partilerin u luslararası birliğinin, şimd i, eşi görülmemiş derecede sağ lam bir temelli vardır. Bu, proletarya diktaturasını, onun kapitalizme karşı kazandığı zarferi u luslararası çapta hayata geçiren birkaç sovyet cumhuriyetidir. Oçüncü Enternasyona lin, Komün ist Enternasyonalinin evrensel önemini şöyle belirtebi l i riz : O, Ma rks'ın en yüce şıarını, sosya lizm ve işçi h a reke­ tinin yüzyı l l ı k gelişmesini özünde toplayan ve proletarya diktaturasında dne gelen şıarını gerçekleşti rmeye koyu lmuştu r. Dünya tarihinde yeni b i r devir açılmıştı r.» Komi nternin, 1 922 yılı nda toplanan LV. Kongresi dahil, bütün çalışma ­ larında Lenin sonuç beli rleyici bir rol oynad ı : Komünist strateji ve takti­ ğinin temel meselelerini çözüm ledi, e n önemli belgelerin çoğunu hazı r­ ladı. kom ünist partileri ve yöneticileriyle sıkı bağlar kurdu, bu yönetici431


lerle uzun konuşmalar ve ülkelerindeki işçi hareketin i n tecrü beleri üze­ rinde incelemeler yaptı ve açık-seçik Marksist pozisyo nlara geçmelerinde onlara yardımcı oldu. leni n'in hazırladığı önemli belgeleri ve nutu kları n ı okuma k i mkônlarını sahibiz. Fakat, birçok ü lkenin devri m hareketi yöneti­ cileriyle konuşmalarının, onlara yaptığı faydalı tavsiyelerin, sorduğu mera klı soru ların ve pratik teklifleri nin çoğu yazılmış değ ildir. Bunla r, lenin'in, en güç a nlarında kendilerine büyük ya rdımlarda bulunduğu pa rti leri n çalışmaları nd a yaşam a ktadır.

Devrim üzerine lôf ebediği yapan «kahramanlarııla mücadele Bu dönemde lenin'in büyük hizmetlerinden biri de, «dar solculuğun .. devrim üzerine lôf ebeliğinin, sekterli k ve avantürizmin tehlikelerini göster­ mesiydi . Birinci Dünya Harbi sırasında o, sağcı oportünizmle, kendi ülke­ lerindeki burjuvazinin tarafını tutan sosyal demokrat sağcı liderlerinin açık iha netiyle politik m ücadeleye büyük bir önem vermişti. Çünkü o zama nla r u l uslararası işçi h a reketinin bu ihanete karşı çetin bir savaş yürütmesi gerekiyord u . lenin, 191 7 Oktobr Devri mi nden bir m üddet sonra, «da r solcu.. avantürizmine, devrim üzerine lôf ebel iği yapan «kah raman­ lara.. karşı da eleştiri ateşini şiddetlendi rmeyi zorunlu gördü. Bu, son derecede güç mücadele şa rtları i çinde, o, Marksist tutum u savu nuyor, devrim savaşının strateji v e taktiğini iyice beni mse mesi için u luslara rası harekete yardım ediyordu. 1 91 8 yılında yazdığı makalelerde, söylediği n utu klarda, «aşırı solcu»ların eylemleri ndeki tehlikeleri sık sık ortaya koydu . Bunlar, Almanya ile barış antlaşması yapılması ve ilhaklı, tazminatiı barış şartla rının kabulü ile ilgili lenin'in tekliflerini reddediyor, Almanya i l e tek taraflı ba rış a ntlaşması i mzala nmasını «em peryalistçe uyuşma» ve «proleta rya enternasyonalizminin temel prensiplerine ihanet.. ola ra k niteliyor, «devrim ha rbi» yürütü lmesi gerektiğini ileri sürüyorla rdı . Halbuki genç Sovyet Cum h u riyeti perişan duru mdayd ı . Işçi ve köylüler ha rpten takatsiz düşmüşlerdi ; bir Rus askeri nin lenin'e dediği gibi, «ka n kusuyorlardı». lenin, Almanya ile tazminatlı ve aklın olamıyacağı kad a r a ğ ı r barış a ntlaşması nın inzalanması gerektiğini, çünkü ortada ordu diye bir şeyin bulun madığını, memleketi savunmanın imkônsız olduğunu izah ediyordu. Bu d u ruma rağmen Trotski Brest Barış Antlaşmasının i mzala nmasiyle ilgili olarak lenin'in yaptığı tavsiyevi yerine getirmedi, «da r solcu»lar da barış yapılmasına karşı geldi ler. Bunun üzerine Almanlar taa rruza geçe­ rek, Sovyet hükü meti ni daha ağır şa rtla rı ka bul etmek zorunda bıraktı lar ve bu s u retle d u ru m daha da kötüleşti. Almanya ile barış a ntlaşması i mzala n masını istemiyenlerle çetin bir m ücadeleye girişen len in, 191 8 yılının i l k ayla rında, kendi doğrultusuna karşı olan konkre olayları deri n bir tah lilden geçird i . 21 Şubat 1 91 8'de 432


«Pravda» gazetesinde yayınlanan «Devrim üzerine lôf ebeliği .. başlıklı m akalesinde, m uhaliflerinin bütün iddialarını çürüttü. Bu a rada, «aşırı solculuğun» ve ..d a r solcu lann lôf ebeliğ inin.. ya rattığ ı tehlikeler ha kkında değerli hükümler ortaya koydu. Bu suretle, t ü m u lus­ l a ra rası işçi hareketine, bu politik hasta lıkla mücadelede kulla n ı l m a k üzere değerli bir s i l ô h vermiş oldu. Lenin'in görüşü şu idi: Rusya işçileri için en önemli mesele, Sovyet egemenliğinin korunmasını sağ layacak ve onu dünya devrim sürecinin ödevlerini gerçekleştirmeye hazı rlayacak e n iyi yolu seçebilmekti. örgüt­ lenme işleri için kısa bir nefes a lma dönemi ne kavuşma k son derecede önemliydi. Taktik işte bu idi: Daha sonraları daha uygun mevzi lerden tao rruza geçebi lmek için geçici bir geri lemenin gerekliliğini anlamak meselesiydi bu. Ne zam an ve nasıl savaşılacağını bilmek, en elverişli savaş şa rtları nı seçebilmek ıôzı mdı. Halbu ki düşman için en iyi, bizim için en kötü şartlarda savaşmak zorunda b ı rakııdı k. 191 8 yılı Şubat ayı sonlarında yazdığı ..Yanlışlık nerede?» başlıklı maka ­ lede şöyle diyordu: «Tesl imiyet» genellikle kötü bir şey. Fakat, bu saygı değer gerçek, her durumu çözümliyemiyor. Zira , elverişli olmadığı açı kça görü len şartlar içi nde savaşı kabul etmemeye de teslimiyet denebilir. Böyle hallerde teslimiyet, her aklı başında devrimci için bir görevdir.» Rusya Merkez Yürütme Komitesinin 24 Şubat 1 91 8 ta rihindeki topla ntı­ sında okuduğu raporda da şöyle demişti: Istibdat rejimierine, devrim harbi ile, isya nla karşılık vermek, e lbette ki, en iyi şeydi r. Fakat, maalesef, tarihte görüyoruz ki, istibdat rej i mierine her zaman isyanla karşıl ı k verilemiyor. Iyi ama, isyandan vazgeçmek, dev­ rimden vazgeçmek demek değildir.» Lenin, .. Devrim üzerine lôf ebeliği» kon usu nda da şöyle diyordu : «Devrimci pa rtiler, proleterlerle küçük burjuva u nsurları a rasında bağ­ lar kurmaya, bunları birleşti rmeye, kaynaştırmaya dolaysız veya dolaylı olara k g i riştikle ri zamanlarda ve devrim olaylarının büyük ve hızlı atılışlar yaptıkları dönemlerde bu hastalığa s ı k sı k yakalanırlar. Devrimci lôf ebe­ liği, belirli bir olayın, belirli bir durumun dönüşümleri sırasındaki objektif şartları göz önünde bulundurmadan, devrimci sloga nları ısıtıp ısıtıp öne sürmektir. Bu sloga nla r, çok güzeldi r, caziptir, büyüleyicidir; ama, temel­ den, zeminden yoksundur.» Lenin, devrimci lôf ebeliğine tutkunluğu uyuz olmaya benzetiyor. Şunu da belirtiyor ki, devrimci lôf ebeliğ i, çoğu zaman en iyi, soylu, temiz duy­ gula rı n bir ürünüdür, fakat. genellikle za ra rlıdır. «. • .

Uluslararası komünist hareketindeki ııdar solcun eğilimle mücadele Almanya ile barış antlaşması i mzalanmasına karşı direnme, dar solcu­ luğun tek belirtisi değildi. Ve Lenin, onun başka belirtileriyle de mücadele 28

433


ediyordu. 1 91 7 yı l ı ndan sonra kurulan ve u luslara rası komünist hareketi ni n birer ayrı lmaz bölümü haline gelen genç komünist partilerinde türlü ..da r solculuk» eğilim leri başgöstermişti. Burj uva pa rlamentolarına ve gerici sendikalara g i rmeyi reddetmek, bunların en başında geliyordu. Bu yüzden Len"i n, bu meseleleri ele a lmayı, Bolşevik Pa rtisinin tecrü belerine dayanan kendi görüşünü açık seçik belirtmeyi ve böylece, u luslararası komünist pareketine faydalı olmayı gerekli buldu. Bu ödevini, 1 920 yılının Nisan­ Mayıs aylarında yazdığı «Komüniz min çocuklu k hasta l ığ ı : Da r sofeul u k» adlı kitabı başta olmak üzere türl ü yazıla riyle gerçekleştird i . Komünistlerin çoğ u , o zamanlar, parla mento yolu ile yürütülen m üca­ delen i n, parta monter mücadele biçiminin önemini kavraya mamışlardı. Bunu gören lenin, tecrü belere dayanarak şöyle diyord u : .. Porla mento seçi mlerine ve parlamento kürsüsünden yapıl a n m ücadelelere katı lmak, devrimci proleta rya partileri için bir zorunluktur. Bununla güdülen amaç, kendi sınıfının geri ka lmış ta bakalarını eğitmek, gelişmemiş, ga bileştirilmiş, ca h il köylü taba ka la rını uya ndırmak, aydın latmaktı r.» O zamanlar «Şotla ndiya işçi Sovyeti» üyesi olan ve parlamenta rizme açıkça karşı çıkan Vilyam Galaher'in bu alandaki iddialarına ceva p veren Lenin, onun, burjuva politikacılarına karşı duyduğu özbeöz proleterce kini siyasi bir olgunluk olara k övdükten sonra şöyle diyord u : « . . . proletarya, burjuvaziyi yenilgiye uğratmak istiyorsa, burjuva politikacılarından hiç de kötü olmayan p roleter politikacılarını, «kendi politikacılarını» yetiştirme­ lidir... 0, komünistlerin, parla mento meselelerine, seçim ve parlamento müca­ delesini işçilerin yığınsal savaşlarından üstün tutan reformistler gibi ba k­ maları n ı istemiyordu ta bii. Ta m tersine, şunu önemle bel i rtiyord u : «Batı Avrupa ve Amerika komünistleri, basit, oportünist ve kariyerist olmaya n , yepyen i bir pa rla mentarizm yaratma lıdıriar. Komünist partileri, gerçekten proleterce sloganları, kendi sloganlarını öne sürmeli (. . . . . ), her yanda düşünceleri ha rekete geçi rmel i , yığınları kendi taraflarına çekmeli, burju­ vaziyi sözlerinden yakalaya ra k köşeye sıkıştırmalı, onun ku rduğu parla­ mentodan, idaresi a ltında ya pılan seçimlerden, bütün halka hitaben yayın ­ ladığı çağ rılarından yara rlanmalı v e halka bolşevizmi olduğu gibi tanıt­ malıdır. Zira (burjuva egemenliğinde) halkın bolşevizmi seçim koşulları dı­ ş ı nda doğru olara k tanı ması zordur. Bütü n bunları Batı Avrupada ve Amerika'da gerçekleştirmek son dereced'e güçtür. Fakat yapılabi l i r, yap ı l ­ mala rı da ıôzı mdır.» 1 9 1 7 Oktobr Devrim inden sonra, Avrupa ve Asya'da devrim fı rtı naları lesiyordu. Fakat, Avrupa işçi hareketi oportünist akımların etkisi a ltındaydı. Lenin, bunlara karşı çetin bir mücadeleye g i rişti . Kendine özgü uzak görüş­ lül ükle, ulusla ra rası işçi hareketi nin, değişik savaş biçimleri uyg u lamaya hazır olması gerektiğini hatırlatıyordu. Devri mci partilerin parla mento m ücadelesinden faydalanma larını (o za manlar devri mci pa rti lerden çoğu bu i mkônlara sahip olmamakla beraber) ortaya koyuyor, özellikle emek434


çilerin yığınsal savaşının önemini a ra l ı ksız olara k belirtiyordu. Politik mücadelenin sadece parla mento mücadelesinden iba ret o l madığ ı nı söy­ lüyor, bütün savaş biçimlerinin öğren ilmesini ve d u ruma en uygu n savaş şekli nin u yg u la nmasını tavsiye ediyo r : « . . . devrimci sınıf, ödevini yerine getirmek için, en küçük bir istisna yapmadan, toplumsal faaliyetin bütün biçim veya yönlerini öğ renmek zorundadır.» Çünkü, devrim ta rihi ıspat etmiştir ki, konkre d u ru m ve kuvvetler oranı durmadan değişmektedir. Bu yüzden, «. . . devrimci sınıf, bir mücadele biçimini diğeriyle derhal ve bek­ len med i k bir zama nda değişti rmeye hazı r olmak zorundadır» diyordu. lenin'e göre, komünist pa rtilerinin e n önemli ödevi, h a l k yığınları n ı n iti madına kaza n mak, mi lyonla rca emekçiyi yönetme hünerine s a h i p 0 1 ma ktı . Bu yüzden, o, komünist h a reketinin sendika hareketiyle kaynaşma­ sına son derecede büyük bir önem veriyord u. Halk yığ ın ları reformist hayallerden mutlaka kurtarılmalı ve sağcı liderleri· desteklemenin za ra r­ larına inandırı l ma l ıydı. Işte bu görüşe daya nara k, en gerici liderleri n yönetimi nde bulunan sendika larda bile ça lışmak gerektiğini söylüyord u . Alman « d a r solcu» komünistleriyle özellikle b u konuda ta rtışıyor ve şöyle diyordu : «Bu en bellibaşlı ve açık seçik gerçeği unutmak budala l ı ktı r. "Dar solcu» Alman Komünistleri işte bu budalalığı yapıyorl a r : Send i ka yöneti­ cilerinin gerici ve karşı -devrimci oluşları karşısı nda, send i ka la rı terket­ mek, bunlarda ça l ışmayı reddetmek, yenilerini kurmak, uydurma işçi örgüt­ leri meydana getirmek gerektiği sonucuna varıyorlar. Bu, komü nistlerin burjuvaziye en büyük hizmetleri demekti r ve affolunmaz bir buda l a l ı ktır. Gerici sendika l a rda çalışmamak. gelişmemiş veya geri kalmış işçi yığın­ larını gerici önderlerin, burjuva ajanlarının, işçi a ristokratla rının yahutta «burjuvalaşmış» işçilerin etkisi a ltında bırakmak demektir.» lenin, adı geçen eserinde, kötümserlikten coşkun eğimserliğe kolayca geçen, direnişli, sabırlı bir ça lışmaya, örgütlü ve deva m l ı bir disipline gelemiyen, sebatsız aşı rı solcu ların sözde devrimci lôf ebeliklerini, ço­ cukça davra nışları n ı ve buda l a l ı kları n ı tekrar tekra r eleştiriyor: «Anarşizm, çoğu zaman, işçi h a reketi nin oportünist günahla rı n ı n b i r ceza sıd ı r» diyor. Bu mızır bel irtilerin bi rbirlerini ta mamladıklarını, anarşistlerin proleta rya diktaturasına karşı olmakta sağcı oportün istlerden hiç de geri kalmadık­ Iorını bel irtiyor. Hiçbir kompromiye yanaşmıyan «katkısız devrim» savunucula rının ve bütün dogmatiklerin iddia larını cevapland ı ra n lenin şöyle diyor: « . . . Kompromilere «prensip bakı m ı ndan» karşı olmak, genellikle her türlü kompromiyi reddetmek öyle bir çocu kluktur ki, insa n ı n bunlar üze­ rinde cidd iyetle d u rması bile güctür. Kompramiden kompromiye fark va rd ı r. Her komprominin veya kompromi çeşitlerinden her birinin durumunu ve konkre koşullarını ta hlil etme hüne­ rine sahip olmamız ıôzımdır.» lenin şunu belirtiyo r : g revi devam ettirmek için yeterli para m ız yoktu r 28"

435


veya kuvvetimiz tükenmiştir. Bu gibi objektif h a l lerin zorfadığı kompro m i ile kapitalistlere yoranmak için ya hutta korka klık yüzünden yapılan kom­ promi a rasında pnensipya l fark vardır. Ulusla ra rası kapita'lizmi yenilgiye uğratmanın birhayli karmaşık bi r iş olduğunu, devam l ı ve çetin çabala rı gerektiğini söyleyen lenin sözlerine şöyle devam ediyo r : «Daha g ü C ı ü olan düşman, a ncak, müthiş bir gayret sarfederek ve düş­ manlar a rasında meydana gelen en küçük «çatlal ı kl a r.. dahil, bütün anlaş­ mazlı klardan mutlaka faydalana ra k, hem de en büyük bir d ikkat, itina, sakınganlık ve ustalıkla mutlaka faydalana ra k, çeşitli ü lkelerdeki b u rjuva­ zinin ve her ü lkedeki değişik burjuva zümrelerinin çıkarları a rasındaki her türlü çelişkilerden yararlanara k ve bu su retle, hatta geçici, kararsız, güve­ nil mez, ü mitsiz ve şartlı da olsa yığınsal müttefik kazanmak için en küçük­ leri de dahil bütün i mkônlar sağlana rak yenilebil i r. Bunu anlamıyan, Ma rk­ sizmin ve genellikle bilimsel, çağdaş sosyalizmin zerresin i anlamamıştı r." Görüldüğü g ibi, lenin'e göre, daha kuvvetli sınıf düşmanına darbe indirebilmek için en küçük i mkônlardan bile yararlanılma lıdır. Fakat o, bu a rada, komprominin tek a ma ç haline getiril memesini de istiyor. Kom ­ promi, d a i m a s ı n ı f savaşının menfaatlerine tôbi b u l u n m a l ı v e bu savaşın bir a racı olmalıdır. lenin, şöyle diyor: ..Asıl mesele, bazan d u ru m icabı hatta en devrimci partinin ve en dev­ rimci sınıfın devrim taktiğini ve örgütünü, devri m bilincini, işçi sınıfının ve onun öncüsü olan komünist partisinin azim ve hazırlığını bütün kompro­ m i ler yolu ile koruyup güCıendi rmeyi, çelikleştirip gelişti rmeyi becerebil­ mektir.» Sınıfsal prensipyol davra nış, lenin 'e oportünizmin teslimiyetçi ve sekter­ liğinin kaskatı karakterlerinden doğ a n tehlikeyi komünist hareketine gös­ termek olanaklarını veriyordu.

Enternasyonalizm ve ulusal özelliklerin gözönünde bulundurulması lenin, «Komünizmin çocukluk hasta l ığ ı : d a r solcu l u k.. adlı eseri nin son bölümünde, u l usla ra rası komü nist hareketinin gelecekteki gelişmesi ve gerek sağcı oportünizmle, gerekse .. dar solcu» komünizmle m ücadele konusunu ele almakta ve şunları belirtmektedi r : Bu m ücadele, yalnız, Marksizmin genel prensiplerine daya nılara k ve her ülkenin ekonomik, politik, kültürel, ulusal, di nsel özelliklerine bağl ı olan bel i rli mücadele­ sinin özel yanları gözönünde bulunduru larak yürütülebil i r. lenin'e göre, sosya lizm bütün dünyada kurulduktan sonra da kaybolmıyacak ve daha uzun zaman va rlı kları devam edecek olan u lusal ve devletsel fa rklar orta­ dan kal kmadıkça, komünist hareketinin u luslara rası birlik taktiği, bütün ü lkelerden, bu çeşitliliklerin kaldırılmasını ve u lusal farkların yokedilme­ sini değil (ki zamanı mızda bu, sadece boş bir hayaldir), komünizmin temel 436


prensiplerinin (sovyet egemenliği ile proletarya d i ktaturası prensipleri n i n) u l usal ve uluslara rası farklara doğru şekilde u ygula n masını gerektirmek­ tedir. Bütün ilerlemiş ülkelerin (sadece i lerlemiş olanların değ il) za manı­ mızda en başta gelen ödevleri şunlard ı r : Her ü lke çözümlemeye koyulduğu o rtak enternasyonal ödevlerin, işçi hareketi ndeki oportünizme ve solcu doktrinerliğe karşı mücadelenin, burj uvaziyi ortadan ka ldırma, sovyet cumhuriyeti ve proleta rya d i ktatörlüğü kurma savaşı n ı n u lusal özellikle­ rini, u lusal spesifik yönlerini konkre olara k a raştı np i ncelemeli, keşfetmeli, iyice anlamaııdır.» lenin, her ü l kedeki proletaryanı n ve devrimci partinin spesifik u lusal ödevleri ni hiçbir zaman ortak enternasyonal ödevlerlerden ayırmamıştır. O, M a rks ve Engels gibi, hangi u lustan olursa olsun bütün prelatarya n ı n genel menfaatini çeşitli ülkelerdeki proleta ryan ı n u lusal savaşında görü - . yordu. Şöyle d iyordu : "Enternasyonalizm, eylemde tektir : kendi memleketinde devrim hareke­ tinin ve devrim savaşının gelişmesi için fedakô rca çalışma k, istisnasız her ü l kede böyle bir m ücadeleyi, böyle bir doğrultuyu ve ya lnız onu (propa­ ganda ile, sempatisini belirterek ve maddi olara k) desteklemek. len in, hem teoride, hem de eylemde bu prensibi uyg u luyordu. Sovyet egemenliğinin kurulması sayesinde proleta rya enternasyonalizmi kavra­ m ı n ı n m u htevası bir hayli zenginleşti. Sosya list devletin, diğer ülkelerdeki devrim hareketine, özelli kle u lusal bağımsızlık u ğ ru nda emperya lizme karşı savaşan halklara çeşitli ya rd ı mlard a bulun ması da bu kavrama katıldı. Zira, tekellerin egemenliği devrinde emperyalizme karşı yürütülen her savaş, tek dünya devrim savaşının ayrılma z bir parçasıydı. Bilindiği üzere, genç Sovyet devleti büyük güçlüklerle karşılaştı. Biri nci Dünya Harbinde ekonomisi darmadağ ı n olmuştu. Egemenlikten atılan sın ıflar türlü karşıkoyma ve baltalama ha reketlerine girişmişlerdi. 14 Kapi­ talist devletin ordulariyle i ki yıldan fazla savaşmak zorunda kalmıştı. Bunlar, Sovyet Cu mhu riyeti topraklarının büyük bir kısmını ele geçi rmiş bulu nuyorl a rdı. Bütün bu zorluklara rağ men genç Sovyet devleti, emperyalizmle sava­ şan komşulanna yard ı m elini uzattı. Daha Ocak 1 9 1 8'de kabul ettiğ i «Emekçilerin v e sömürülen halkl a rı n hakları beya nnamesi.,nde, "Asya'da, genellikle sömürgelerde ve küçük ülkelerde yaşayan emekçileri esirleş­ tirerek birkaç ulus içindeki sömürücülerin refa hını sağlaya n burjuva uyg a r­ lığının ba rbarca politikasiyle., bütün ilişkilerini kestiğini belirtti. Sovyet devleti, bu prensipleri, derhal ve i mHnları nispetinde u ygula­ maya gi rişti. Ve şu ülkelerin bağı msızlı kların ı ilk olarak o ta nıd ı : Finlan­ diya'nın (191 7'de), Polonya'nın ( 1 9 1 8'de), Afga nistan'ın ( 1 9 1 9'da), Tü rki­ ye'nin (1 920'da) ve Moğolistan'ın (1 921'de). 1921 'de Mogolistan, Türkiye, I ra n ve Afganistan'la eşitli k ve menfaatlere karşılı klı saygı temeli üze­ rinde a ntlaşmalar i mzaladı, Rusya' Çarlığının başka devletlerle (bu a rada Çin'le) a ktettiği eşitliğe daya nmıyan gizli anlaşmaları yürürlükten kaldırd ı . .,

437


Sovyet devleti, iç ve dış irtica ile silôh elde m ücadele eden halklara dolay­ sız yard ı m larda bulundu. Çin'de Sun Yat-Sen hükü metine Türkiye'de Kem a l Atatürk hükü metine s i l ô h v e pa ra yard ı m ı nda b u l u n a n askeri danışmanlar gönderdi, Mogol halkına da asker yol ladı. Ça rlı k hükü meti nin i mzaladığı gizli a n laşmaları ve bu a rada Sais-Piko a ntlaşmasını yayı nladı, Fil istin ve Ya kın Doğu üzerinde ingi liz ve Fransız emperya listleri nin hazırladıkları plôn ları ve benzerlerini açıkladı, bu suretle sömürgeci devletlerin prestij ve mevzileri ni daha da zayıflottı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi, lenin ist Enternasyonalizm prensiplerini işte böylece gerçekleştirmeye koyu ldu.

Emekçilerin enternasyonal ve ulusal menfaatleri asasındaki birlik «Komün ist Manl iesti»nde ortaya konduğu gibi, komünistler, bütü n işçi sınıfı n ı n genel menfaatlerini her şeyden üstün tutmalıdırl a r. lenin, bu prensibi sık sık hatı rlatıyor, bir yandan da, u l usal meselenin, daha konkre olarak her ulusun kendi kaderini kend isinin bel i rlemesi sorununun büyük önemini hiçbir za man unutm uyordu. Bunu küçüm seyen ve u lusun artı k eski miş bir kavra m, bir «bôtı l ina nç», u lusa l bağ ı msızlığın da «ütopik» bir anlayış olduğunu iddia eden Roza lüksemburg'la ve d a ha başka lariyle çetin tartışm a l a r yaptı. 0, bu soru nu diya lektin açıdan inceledi. Proletarya nın, u lusa l devlet­ leri n eşit hakl ı olmalarını isted iğini beli rtti, fakat «bütün uluslara mensup proleterler a rasında kurulacak bir ittifak, hepsinden daha değerlid i r» sonu­ cuna va rdı . «Başka ulusları baskı a ltında tutan bir ulus özg ü r m üdü r?» sorusuna lenin şu ceva bı verd i : «Hayı r ! Olamaz! Bu yüzden başka u lusları baskı altında tutan ulusun proletaryası, kendi burjuvazisinin baskıcı m i l liyet­ çiliğine karşı savaşmakla görevli d i r. U l usla rı n kendi kaderlerini kendile­ rinin tayin etm e ve başlı başına bir devlet halinde ayrı l m a hakları n ı ka bul etmemek, prati kte, egemen u lusun i mtiyazlarını desteklemek demektir.» lenin, ulusları n kendi kaderleri ni kendi lerinin bel i rlemeleri meselesi ni Ma rksist açıdan şöyle ayd ın latıyordu : «Ulusla ra tam eşit hak ve kader­ lerini kend ileri nin tayin hakkını ta n ı m a k ; bütün uluslara mensup işçilerin birleşip kaynaşma l a rını sağ lamak. Ma rksizm, işçilere, işte bu u lusal prog­ ram ı öğretmektedir. Bütün dü nyada ve Rusya'da elde edi len tecrü beler de bunu doğrula maktadır.» lenin, sovyet cumhuriyetlerindeki uluslar arasında kuru lan i l işkilerin da­ yandığı prensipleri iza h etmek suretiyle bütün u luslara rası hareketin gele­ cekte gerçekleştireceği ödevleri ayd ınlatıyordu. Bunlar, sosya list ü lkeler a rasındaki i lişkileri düzen leyen prensiplerdi. «Biz, uluslar a rası nda gönül rızasiyle kuru lacak birliğin taraftarıyız. Oyle bir birlik ki, bir ulusun diğe­ rine baskı yapmasına i m kôn vermiyecektir. Oyle bir birlik ki, tam bir g üven, 438


ması temeli üzerine kurulacaktır» diyordu. Böylece, komü nist hareketini, büyük devlet mi lliyetçiliğ i, baskıcı u lusun burjuva milliyetçiliği gibi mi lliyetçi liğin bütü n belirtilerine karşı mücade­ leye yöneltiyordu. Sovyet Cu mhuriyetinde u lusa l sorunun çözü mlenmesinde elde edilen tecrübe re daya nara k şu sonuca va rmıştı : « . . . a nlaşmazlıkları doğ u ra n sebepler, karşılıklı güvensizl i k v e h e r türlü entrika, a ncak, çeşitli u lusların menfaatlerine büyük bir hassasiyetle eğilmek suretiyle gideri lebilir ve bilinçli bir kardeşçe birlik, tam bir gönül

değişik diller konuşan işçilerle köylüler başta olmak üzere uluslar ara­

sında sağ lam bi r g üven sağ lanabilir. Bu g üven yaratılmazsa, h a l kları n barış içinde yaşamaları, çağdaş uygarlıkta mevcut değerleri geliştirmeleri i m kansızdır.»

üç devrim sürecinin birleşmesi Lenin, dü nya n ı n az gelişmiş bölgelerindeki u lusal kurtuluş ha reketiyle savaşı arasındaki bağı açık seçik görmüştü. Marks da, bu sorunu, daha 1853 yı l ı nda dahiyane bir öngörüşle : «Asya'nın sosyal koşu lla rında köklü bir devrim ya pılmadan, i nsanlık, tarihin kendisine ver­ diği ödevi yerine getirebilir mi !» demişti. Lenin 1902 yılında yazdığ ı «Ne yapmalı .. adlı eserinde, ta ri hin, Rusya işçi sınıfını, yalnız Avrupa i rticaının değil, aynı zamanda Asya i rtica ı n ı n da bellibaşlı dayanokları nı ortadan ka ldırma kla görevlendirdiğini belirtiyordu. 1905 yıl ında ki Rus devrimi, Asya halklarına dolaysız etkiler yaptı ve Lenin, bu devrimin, işçi sınıfı n ı n u lusla rarası savaşının bütü n gelişme süreci için n e büyük bir önem taşıdığını derhal a n ladı. Bu konuda şunla rı yazd ı : «Dünya kapitalizmi ve 1905 Rus ha reketi Asya'yı kesin olarak u yan­ d ı rdı. Ortaçağ geriliği içinde körleşip yabani leşen yüz milyonlarca i nsan, yeni bir hayat, e n bellibaşlı insan hakları ve demokrasi uğrunda savaşmak için gözle rini açmış bulu nuyor. Asya'nın uyanması ve Avru pa'da ilerici proleterlerin egemenliği ele a lm a k için savaşa koyulması, XX. yüzyıl ı n başında dünya ta ri hinde yeni bir çağ ı n açıldığ ı n ı gösteren aıa metlerd ir... Lenin, Oktobr Devri mi a rifesinde tekrar bu fikre deği nerek şunla rı yazd ı : «Biz, i lerlemiş ülkeleri n bilinçli işçileriyle bütü n baskı a ltındaki ülke lerin işçi, köylü ve köleleri a rasında en s ı kı bir yakınlaşma ve kaynaşmaya her zama n ta rafta rdık, taraftarıı ve ta rafta r olmakta devam edeceğiz. Biz, Mogollarla, Iranlılarla, Hintlilerle, Mısırlılarla yakı nlaşıp kaynaşma k için bütün gayreti mizle çalışacağız. Bunu yapmak bizim ödevi mizdir. Bizim menfaatimizedir. Aksi ta kd irde Avrupa sosyalizmi sürekli olmıyacaktır... Rusya'da Sovyet egemenliği kurulduktan sonra Lenin, u l uslararası işçi sınıfı i le u lusa l kurtuluş hareketi arasındaki ittifak meselesinin yeni bir proletaryanın sosyalizm

439


döneme girdiğini gördü. Sovyet Cu mhuriyeti bu ittifakın sonuç bel i rleyici bölünmez bir kısmı idi amel, a rtık asıl mesel e bu değildi. Lenin, Rusya'daki DOğu Halkları n ı n Komünist Orgütleri I kinci Kongresinde (22 Kasım 1922) söylediği nutukta şöyle d ed i : «Açı kça görülüyor ki, Doğu halklarının bu devrim ha reketi, a rtık, ya lnız, Sovyet Cu mhuriyetimizin uluslararası emper­ yalizme ka rşı yü rütmekte olduğu devrim savaşiyle dolaysız bağla ntısı saye­ sinde başariyle gelişebi l i r. . . . Sosyalist devrim, a rtık, sadece her ü l kedeki devrimci proleterlerin kendi burjuvazilerine karşı yaptıklanı bir savaş değildir. Hayır ! Sosyalist devrim, emperyalizminin esa reti a ltı nda bulunan bütün sömürgelerin ve ü lkelerin, bütün bağ ı m l ı memleketlerin u luslara rası emperya lizme karşı yürüttükleri bir savaş halini a lacaktır. Açıkça görülüyor ki, kesin zaferi, yalnız dünyadaki bütün ilerlemiş ü l ke­ lerin proleterleri kazanacaktır. Biz Ruslar, I ngiliz, Fransız veya Alman proletaryasının duru m larını sağ lamlaştıracak bir işe g i rişmiş bulunuyoruz. Fakat görüyoruz ki, onlar, bütün baskı a ltındaki sömürge halkl a rının, e mekçi yığ ı n l a rının ya rd ı m ı olmadan zafere u laşamıyacaklardır. Ulus­ lara ra sı proletarya, tüm emekçilerin ve Doğudan sömürülen yüz mi lyon­ larca insanın tek m üttefiki di r.» Lenin, bu görüşünü u l us lararası komünist hareketine beni msetmek için büyük gayret sa rfetti. Ve Komünist Enternasyonalinin 1920 yılında toplanan Ikinci Kongresinde aynı doğrultu nun destek bulması nda önemli bi r rol oynadı. Bu Kongrede, ulusal ku rtu luş savaşı tecrü belerini inceleyecek bir komisyon da kuruldu. Lenin, «Ulusa l ve sömürge soru n l a riyle ilgili tez­ ler»i nin i l k tasarısında : « . . . Bütün u lusları n proleter ve emekçi yığın­ l a rının, toprak ağaları ve burjuva egemenl iğ i n i yıkma k için yürütülen orta k devrim savaşında birleşmeleri, Kominternin, u lusal ve sömürg e sorun­ larındaki tüm politikasının m ihveri haline geti rilmelidir» diyordu. Tasarıda, emperyalist ülkelerdeki bütün kom ünistlere bu politikanın yürütül mesinde büyük sorumluluk düştüğü ortaya konuyordu. Bütün komü nist parti lerinin, geri bırakılmış ülkelerdeki burjuva-demokratik kurtu luş hareketine yar­ d ı md a bulunmak zorunda oldu klarını yazan Lenin, her şeyden önce, «geri bıra kılmış ulusun sömü rge veya mali bakı mıardan bağ ı m l ı bulunduğu ü l keler işçileri nin yard ı m işine e n a ktif olara k katı l ma ları» gerektiğini bel irtiyordu. Kominternin Iki nci Kongresinde söylediği nutukta Lenin, u l uslararası komünist ha reketi için büyük bir teorik ve pratik önemi olan bir tez daha ortaya attı. Bu nda, ulusal kurtuluşlarına kavuşan bütün ü lkelerin kapita list ' gelişme aşa masından geçmeleri mutlaka lôzım m ı d ı r sorusunu soruyor ve «hayı r ! » ceva bı veriyordu . Ulusal ku rtu l uşlarına kavuşan memleketler, ilerlemiş ülkeler proleta ryasının ya rdımı ve Sovyet devleti nin desteği saye­ si nde, gereken i mkônları elde edecekler ve kapitalist aşamayı atlayarak sasyalizme geçebi leceklerdir, diyordu. 6 Ara lı k 1 920'de, Rusya Komünist Partisi (bolşevikler) Moskova Orgütü 440


temsilcilerine hitaben söylediği nutukta, Lenin, d ünya nın, baskı altında ki u luslar ve baskıcı uluslar diye i kiye ayrıldığını, birincilerin, yeryüzü nüfu­ sunun yüzde 70'ini teşkil etti klerini belirterek şöyle devam etti: «. . . Şimdi, yalnız bütün ü l keler proletaryasının değil, aynı zamanda, baskı altındaki halkların da temsilcileri olara k çalışıyoruz.» Kominternin Doğu halkları için çı karmayı ka ra rlaştı rdığı ..Narodnıy Vostoka» (<<Doğu Halkları .. adlı dergiye konacak şıorı şöyle tespit etti : «Bütün ü l ke lerin proleterleri ve baskı altındaki halklar, b i rleşi niz!» Lenin'in a nlattığına göre, bazı arkadaşla rı : ..Komintern Yürütme Komi­ tesi bu şıarı n değiştiril mesiyle ilgili kararı ne za man aldı?» diye sormuş­ lar . .. Bunu, gerçekten de hatırla m ıyordum» diyor Lenin ve şöyle deva m ediyor: ..Kom ünist Monifesti» a çısından böyle bir değiştirme yapmak el­ bette ki doğru değildi. Iyi ama .. Komünist Manifesti>. bambaşka koşullar içinde yazılmıştı. Bu yüzden, bugünkü politika açısından bu, doğru bir ha reketti.» Lenin, çağ ı mııda tüm uluslara rası komünist hareketi nin büyük strateji­ sini şöyle formüle etmişti: Zamanı mızın üç büyük devrim kolu olan sosya list devletler, u luslara rası işçi ha reketi ve u lusal ku rtuluş hareketi arasında ittifak. Lenin'in bu devrim görüşünü beni msemiş olan komünist ve işçi partileri, u l uslararası danışma toplantısında, bütün a ntiemperya list gücleri n, barış, demokrasi, u l usal bağ ı msızl ı k ve sosyalizm m ücadelesinde bu ittifa kı n nasıl gerçekleştirileceği sorununu incelemiş bulunmaktad ı riar.

441


ileri demokrasi ve sosyalist Fransa için

Raymon Güyo Fransız Komün ist Partisi Merkez Komitesi, Sa mpini'de ya pılan plenu­ munda «I leri demokrasi ve sosyalist Fransa için,; başlı klı bir manifest ka bul etti. Bu belgenin tam metni önce «L'Oma nite» gazetesinde yayınlandı ; daha sonra da bir milyondan fazla tirajla ayrı bir broşür hali nde bası ldı. Bütün basın bu belgeyi geniş ölçüde yorumladı ve gazeteler bazı parça­ la rı nı yayınladılar. Bütü n parti örgütlerinde bu manifest üzerinde ca nlı ve esaslı tartışmalar yapıldı, memleketin her yerinde toplu okuma ve izah konferansıarı düzenlendi. Parti mizin XVii i . Kongresi nin i leri sürdüğü fikirleri doğrulayan ve devam ettiren bu manifestte, büyük kapitalist tekellerin ve a rtı k on yıldan beri bu tekellere h izmet eden bir i ktidarı n g ünden güne daha ölümcül bir hal ala n politi kasının kurbanı milyonlarca Fra nsızın, Fransa'nın politik, eko­ nomik, kültüre l ve bili msel hayatı nın yarınından endişe etmekte olan Fransızların karşı karşıya geldi kleri sorunlara ceva p verilmektedir. Valdek Roşe yoldaşın bu Manifest hakkında Merkez Komitesinde oku­ duğu raporda bel irttiği gi bi, 1 968 Mayıs-Hazira n grevlerinin, yağınsal mücadelenin ve bu ha reketlerde ortaya çıkan kuvvetlerde görülen eği l i m ­ leri n ta hlili, «yu rdu muzdaki değişi mleri d a h a derin v e etraflı şekilde çö­ zümlemem ize ve sosya lizm uğrundaki hareketin deva m edebileceği koşul­ ları daha büyük bir açıklıkla görebilmemize yard ı m etmekted i r.» Genel Emek Konfederasyonu Başkanı Benoa Fraşon da şunla rı söyled i : «Mayıs-Hazira n g revleri ve gösterileri, kapitalist yoğunlaşmanın hızını arttırdığı dönemde emekçi ler yığını ile çözülmesi i m kônsız çelişkiler içi nde bulunan tekeller i ktidarı a rasında ilk ciddi çatışmadı r.» Mayıs-Haziran aylarında yü rütülen mücadele, tekelci-devlet kapitaliz­ minin egemenliği koşulları içi nde, kapita lizmin bütün çelişkileri nin keskin­ leştiğini ve e mekle sermaye a rasındaki sınıfsal mücadelenin şiddetIen­ diğini gösterdi . Bu sı nıfsal savaşlar, yüksek derecede gelişmiş kapitalist toplumda sınıf müca delesinin zayıfla maya yüz tuttuğu ve bunun, eni-sonu, tekellerin egemenliğ ini tehlikeye düşürebilecek şiddetli sosya l buna lım­ ların belirmesi ola na klarını bertaraf edeceği gibi iddiala rı n gerçeği aykırı olduğunu bütün açıklığı ile ortaya koydu. Memeleketimizde i l k defa olara k 10 milyon kada r emekçi işi bırakmış, bulundukları fa brikaları, daireleri, okulları e llerine a l mışla rd ı . B u grev v e gösteri ler sonucunda, bazı ekonomik ve sosyal a lanlarda önemli başarılar elde edild i : Her şeyden önce gündeliklere ve aylıklara 442


o rtalama % 14 o ranında zam yap ılması kab u l ettiri ldi ; tedricen 40 saatlik iş haftasına geçiş konusunda prensip a n laşmasına va rıldı ; sendikaları n işletmeler içinde va rlığı ve faaliyeti kanunla gara ntilendi v e yüksek oku l­ la rla ilgili birçok olumlu ted bir alındı. Fakat gerçekleşti ril mesi hayati bir zaru n l u k haline gelmiş bulunan bu ön plôndaki istekler için m ücadeleden başka, hareket, toplumda daha köklü ve çözümleyici değişim lere doğ ru do yönelmişti. Bu cümleden olara k, tekellerin hizmetindeki De Gol i ktidarı n ı n değişti ri l mesi sorunu önüne geçil mez bir kuvvetle ileri sürüldü. O fırtı nalı Mayıs-Haziran günlerinde sınıf savaşı ileri doğru önem l i bir sıçrayış yaptı. Bu savaşta, çözümleyici rolü büyük bir açıkl ı kla beliren işçi sınıfı ile beraber, akıl ve beden emeğ i işçilerinden yeni yeni ta bakalar sosyal ve politik sistemde köklü ve kesin değişiklikler yapılması gereğ ini kavrad ı l a r. Mayıs-Haziran eylemleri içinde tekellerin iktidarına son verilememiş olma­ sının nedeni, her şeyden önce, yalnız sol pa rti ler a rası nda değil, büyük sendika örgütleri a rasında do bir orta k progra m üzerinde kesin bir an­ . laşma eksi kliğ idir. Bir başka deyişle, işçi sı nıfı ile d iğer i lerici ve a nti­ monopolist kentli ve köylü yığ ınla rı a rasında gerçek bir birl i k sağlana­ mamış olmasıdır. Bundan ötürü, yığınsal ha rekette kaydedilen muazzam i lerlemeye rağ­ men, kuwetlerin ora nı, işçi sınıfı n ı n ve müttefiklerinin, 1 968 Mayıs ve Hazira n ayları savaşlarında, bazı sorumsuz solcu g ru pların, alı nmasında ısra r etti kleri politik iktidarı ele geçirmelerine i mkôn vermedi. Mayıs-Hazira n çatışmalarının bütün aşamalarında, parti miz, De Gol yönetiminin değiştirilmesini sağl a yacak koşulları n yaratılması i çin çaba harcamıştı r. Ve eğer olayların akışı içi nde mücadeleye g i ren bütün kuv­ vetler a rasında gerçek bir birlik sağ lanamamışso, kabahat, Komün ist Par­ tisinin değildir. Fakat, Mayıs-Haziran savaşlarının etkisi a ltı nda, sosya lizm ü lküsünün, akıl ve beden emeğ i işçilerinden yen i yeni ta bakaları kendisi nden yana kazandığı do, olumlu bir sonuç olara k önemi büyük ve şüphe götürmez bir gerçektir. De Gol hükümeti, macera yaluna sapmalarla malCıI radika l solcu g rup­ ların da desteğiyle, seçmenleri bir i ç harp haya leti ile tehdit ederek ve onların bu korkusundan faydalanara k 23 ve 30 Haziran 1 968 seçimlerinde başarı sağ lıyabildi. Fakat seçimleri izliyen alaylar, bahar günlerindeki çatışmaları doğura n kökl ü sebepleri n yine yürürlükte olduğunu gösterdi. Geçenlerde dört i lde (Paris'in semtlerinden isi-liyü-Mulino'da, Marsi lya yakınındaki Martig'de, Tulon civa rı ndaki iyer'de ve Nor ilinin Klari seçim bölgesinde) yapılan ve pertimizi n % 6 ora n ı nda ve hattô daha fazla oy kaza ndığı kısmi seçimler, Haziran genel seçi mlerinde a l ı nan sonuçların memlekette pol itik gücler arasındaki gerçek oranı yansıtmadığını gösterdi. Ote yandan, Mayıs savaşları n ı n kazanımları n ı , bunları yoketmek istiyen tekellerin ve hükümetin yelteniş/erin e karşı savunmak ve daha da geniş443


letmek uğrundaki sosyal m ücadele Genel Emek Konfederasyonu sayesinde yeni atı l ı m l a rla kuvvetlenmeye başladı. Fransa büyük ekonomik, sosyal ve poli ti k çatışmal a r eşiğindedir. Işte, Fransız Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin, Şampi ni'de ya pılan plenumunda ka bul ettiği ve sosyalizme doğru yol a çacak nitelikte sürekli ve si·stemli demokratik politi kanın nasıl olması gerektiğ ini hatırlatıp bel ir­ leyen manifestin büyük bir i lg iyle ka rşıla nması bundan ileri gelmektedir.

* MANIFEST'I N BIRI N CI BOllJMO, «Tekellerin ve iktidarının kurbanı olan bütü n sosyal tabakalar a rasında geniş ölçüde birl i k" başlığını taşıyor. Bu bölümde, her şeyden önce, mem leketimizin ekonomik ve sosyal ya pısında meydana g elen köklü değ işiklikler ele alınıyor. Fra nsız toplumunun hakim karakter çizg isi, bir yanda, muazzam servet ve yeteneklerin bir gru p tekelci nin elinde toplan masında, öte yanda, hal­ kın ezici çoğunluğunun yaşama ve çalışma koşulla rının gittikçe kötü leş­ mesinde kendini gösteren kutuplaşmadır. Bir avuç mali oliga rşi, memle ­ ketin ekonomik ve politik hayatı nın esas kaldıraçlarını kontrolü a ltına a l m ıştır. Bütün devlet mekanizması, büyük sermayenin karla rı n ı korumak ve arttırmak için seferber olmuş durumdadır. Tekelci-devlet kapita lizmi koşullarında tekellerin yoğunlaşması (konsan­ trasyonu) hızla devam etmektedir. Bu do, özellikle, emeğin gerginleşti ril­ mesinde, iş ücretleri nin sabit tutulmasında, vergilerin a rttı rı lmasında ve işsizliğin genişlemesinde, köy ekonomisinde kapita list yığunlaşmada, üre­ timde a n a rşinin a l ı p yürümesinde, köylülerin büyük çoğunluğunun yaşama koşulları n ı n gittikçe kötüleşmesinde, çoğu zanaatçı ve tücca rların hızla iflası nda kendini göstermekted ir. Manifestin bu bölümünde, çağımızı karakterize eden bilimsel-teknoloj i k devrim soru nları, bu devrimin sonuçları, ve özellikle, ça l ışma koşulları ve aldıkl a rı ücret bakımından g i tgide da ha fazla işçi lere yaklaşma kta olan ücretli emek insanlarının yığ ınla çoğalmasına ve süra tle yer değiştirme­ sine (dislokasyon) yol açtığı hususu di kka tle ele a lı nmaktadır. Fransa'da m ü hendis, teknisyen, bilim i şçisi ve öğreti m üyeleri sayısı durmadan a rtıyor. Ayd ınlarımız halen üç milyonu bulma ktadır. Bunların 600 bini öğ reti m üyesidir. Durumları ndaki büyük farklara rağmen, bun­ ların çoğu, kapitalist sömürünün gittikçe a rtan baskısını s ı rtla rında hisse­ diyorlar. Tekeller rejimi, memleketin ekonomik ve politik kaderinin karar­ laştırı lmasında, kültürel hayatın gelişmesinde onla rı n yaratıcı şeki lde kat­ kıları olmasına imkôn vermiyor. Sınıf savaşında rolleri artıyor. Tabiidir ki, onları n formosyonu ve sosyal kökenleri, işçi sınıfın ı n çözümleyici rol oyna­ dığ ı nı kolay kolay kabul etmelerine elvermiyor. Ama 1 968 i l kbaharındaki m ücadele, bir kısmının, daha önceki dönem lere kıyasla büyük kısmının, a rtık işçilerle ve diğer emekçi lerle elele a ksiyonlara katı ld ı klarını göster444


miştir. Fransız Komünist Partisj" işçi sınıfı ile aydınlar a rasında gerekli ola n ' bu birliği olağanüstü önem taşıyan bir sorun saymakta ve bunun üzerinde büyük bir dikkatle durmaktad ı r. Fransa'da bugün ücretli işçilerin sayısı aktif nüfusun dörtte üçünü bul­ maktadır. Burjuva ideolog la rının i l eri sürdükleri iddiaları n ta m tersine, işçi sını­ fı n ı n ve onun proleter özünün önemi durmadan a rtmaktadır. Fransız işçi sı nıfı bunu Mayıs-Haziran çıkışları nda bir kez daha göstermiştir. Ve bu sınıfın olana kları özellikle sınıfsal ittifaklar kurma a lanında bir hayli a rt­ mıştır. Esasen, tekeııerin ve uygulattıkları politikanın kurbanı olan bütün sosyal ta baka ların menfaat beraberliği ve ' bunun gerektirdiği birli klerin temelleri bu su retle şeki llenmekte ve bu tabakaları n işçi sınıfı etrafında sıkı bir birlik meydana getirmeleri olanakları doğ m a ktad ı r. Fransız komünistleri, bu alanda çabalarına a ra vermeden, bütün işçi­ lerin ve demokratik kuwetlerin, halk çoğ unluğu tarafından desteklenebile­ cek ve yenili klere yol açabilecek i lerici bir progra m üzerinde birl eşmesine ça l ışmaktadıriar. Fransız halkına ne dermeçatma Golizm, ne de sağcıl a rı n politikasını yü rüten «merkezci., dedikleri koa lisyon ıôzı mdır. H a l k ı n candan a rzuladığı, sosyalizme doğru yol açacak ola n i leri politik ve ekonomi k demokrasidir.

* MANIFESTlN iKINCI BOLOMU'nde, «ileri demokrasi nedir? .. sorusuna cevap veri l mektedi r. Söz konusu olan, şüphesiz ki, her şeyden önce, emekçi yığ ınlarının temel isteklerini sürekli ve sistemli ola ra k gidermeyi öngören bir sosya l politi­ kadır. Böyle bir sosyal politi kanın uygulanması mü mkündür. Fakat bu, milli ekonomide tekellerin egemenliğini tedrican ve sistemli olara k sınırla­ mayı, tekelci -devlet kapitalizmini ve onun sömürü düzenini savunmad a ki ekonomik, mali i m kôn ve a raçlarını zayıflatmayı öngören bir dizi tedbirler o lmayı gerektirir. Bu tedbirlerin birincisi de, büyük bankalarla sanayiin tekelleştirilmiş kolları n ı n milli l eşti ril mesi olmalıdır. Bu yeni, ve millileştirilmiş müesseseler, demokratik şekilde, yani emekçi temsilcilerinin a ktif olara k katılmasiyle, onları n kontrolü altında, memleketin üretici güclerinin gelişmesi ve hal kı n tüketim i htiyaçlarının giderilmesi yararına yöneıtilmelidir. Bu tedbir, e l ­ bette, bir ekonomik v e sosyal gelişme p l ô n ı hazırlanmasiyle v e vergi siste­ minde demokratik bi r reform lo birlikte yürütü lmelidir. Ekonomik ve sosyal demokrasiyi yaratmayı öngören bütün bu tedbirler dizisinin hayata geçirilmesi için, memleketimizin politik düzeninde köklü değ işimlere ihtiyaç vardır. Bizim teklif ettiğimiz tedbirlerden kayda değer olan bazıla rı şunlard ı r : Kişisel iktidarı öngören Anayasal hükümleri n kaldırılması; genel v e tek 445


derecel i, nispi temsil sistem i ile seçilecek, yasama yetkisine ve hükü met üzeri nde kontrol hakkına sahip olacak bir M il l i Meclis kuru l ması ; halkın bütün temsil organlarının seçi mle işbaşına gelmesi; siyasi partilere ve sendika lara faa liyet hü rriyeti tanınması ; devletin ve okulun lôik kara kterli olması ; i şletmelerde e mekçilere, ü niversitelerde öğretim üyeleri ile öğren­ ci lere söz ve örg ütlenme özg ü rlüğü veril mesi g i b i bütün demokratik özgür­ lü klerin genişletilmesi ve bunlara fiilen riayet edil mesi . . . Biz, bu ted birlerden başka, yığınların yönetime ve ü l kenin ekonomik hayatına yön verilmesine katı l maların ı n örgütlemesiyle i lgili tedbirler a l ın­ ması n ı da gerekli saymaktayız. Mayıs-Haziran aylarındaki çıkışla r, emekçi yığ ınlarının girişimlerde bulunmak için olağanüstü bir ka biliyete sah ip olduklarını göstermiştir. Memleketin bütün ekonomik, teknik ve kültürel kaynakları n ı n h izla geliştirilmesi için bu kabiliyetten istifade edi l mesi ıôzımdır. i leri demokrasi, ni hayet bir de demokratik ve barışsever bir d ı ş politika, bütün halklar için barış ve güvenlik politikası izlen mesini gerektirir. Uluslara rası politika problemleri, ha lkların egemenliğine, u lusların ba­ ğ ı msızlığına ve gerekli daya nışmasına saygı temel i üzerinde çözül melid i r. Ulusal bağı msızl ı k prensibinin bazı ülkeler için g ücünü korumakta oldu­ ğunu, amma bazıları için eskidiğ ini iddia eden küçük Avrupa kapita l ist «birliğ i » ta rafta rlarına ka rşılık, komünistler, her memleketin, hiçbir dış müdahaleye uğramaksızın, sosyal ve politik örgütlenme problemlerini ve ekonomik doğrultusunu kendi başına ka ra rlaşmasından ya nadıriar. Manifestte, işte bu prensipler gözönünde tutu larak, komşu ü lkelerle özel ilişkiler kurma l üzumunun ortaya çıkabileceğ i, fakat bunların m üstesna olma ması gerektiği, sosya list ülkeler de dahil, ayrıksız olarak bütün ülke­ lerle her türlü i lişki lerin eşitli k temeli üzerinde kurulması lôzım geldiği belirti l mekted ir. Manifestte, u l usal bağ ı msızl ı k ve barış politikasının bir unsuru olarak, partimizin, Ka rlovi-Vari konfera nsında alınan karara uygun tutu muna, yani askeri blokla rın ka ldırı l masından, kollektif güven likten ve Fra nsa'nın AtIan­ tik Birliğ i'nden çıkması ndan yana olduğu muza işa ret edil mektedir. H ürriyet ve bağ ı msızlığı uğrunda zaferden zafere koşa ra k savaşma kta olan kahraman Viyetnam halkı ile dayanışma sorun undaki tutumumuz da bu ruhtadır. Ve bu daya nışmayı biz de boyun borcu saymaktayız. Avrupa'ya g.e lince, Batı Alman m i l itarizm ve intikamedığının, Fra nsa'nın güvenliği ve yeryüzünün bu kesi m inde barış için nasıl bir teh like teşkil ettiği, manifestte özellikle belirtilmekte ve şöyle denil mektedir: Batı Alman yönetici çevrelerinin, Hitlerizmin hezi meti sonucunda meydana gelen durumu revize etme emellerinin doğurduğu tehlike büyü mekted ir. Bu tehlikeye karşı enerj i k bir mücadele gereklid ir. Kıtamızın barışı ve güven l iği, bütün ü l kelerin, özellikle Fransa'nın, Avru pa'da şimdiki sını rları ve Demokratik Alman Cumhuriyeti'nin varl ığını kayıtsız-şartsız ta n ı mala­ rını, Batı Al ma nya'daki yeni-nazi faa l iyetine ve bu devletin - hangi şekil «• • •

446


a ltında olursa olsun - nükleer silôhlara el atmasına karşı d urma larını zorunlu kılmaktadı r.» i leri demokrasi düzeni, barış içinde yanyana yaşama politikasına nük­ leer kuvvet dengesinin temel olamıyacağı görüşünü ha reket noktası yapa­ rak, nü kleer silôhsızla nma ve genel silôhsızla nmanın sağ lanması yönünde teklifler ileri sürebi l i r. Nihayet, demokratik Fransa, Güyan, Guadelup, Martinik, Reünyon, Yeni Kaledonya, Polinezya halklarının kendi kaderlerine kendileri buyruk olma hakkını kabu l edebi lir, ve bunların, kendi işlerini Fransa Cumhuriyeti çer­ çevesi içinde serbestçe yürütmelerine im kô n verecek olan ka nuni özerklik statükosu isteklerini yerine getirebilir. işte, komün istlere göre, memleketi mizin idari yapısı, ekonomik ve sosyal gelişmesi ve u luslara rası ilişkileri a lanında i leri demokrasinin esas nite­ li kleri bunlardır. Bizce, demokrasi, emekçilerin ekonomik, sosyal ve politik kazanıIma­ rı nın durmadan genişletil mesi ve derinleştirilmesi yönünde yapıcı bir süreç olmalıdır. Demokrasiden yalnız sömürücü sın ıflar korka rla r. Ko münistlerin u l aşmaya ça baladıkları politik ve ekonomik demokrasi, toplumda işçi sın ıfı nın durumunun sağ lam laşmasına ve büyük sermayeni n tuttuğu mevzilerin zayıflamasına yard ı m edecektir. Böylece, h a l k çoğ un­ luğunun toplu mda sosya l ist bir dönüşümden ya na çıkmaları için en iyi koşullar ya ratılmış olacaktır.

* «FRANSA iÇiN DE SOSYAliZM». Bu, man ifestin üçüncü bölümünün baş­ Iığıdır. Biz komünistler, sosya lizmin - dünyanın her yerinde olduğu gibi Fransa'da da gü ndemde olduğu ka nısı ndayız. Mem leketi miz ekonomik gelişmede yüksek bir düzeye u laşmıştır. Yani kôra doymazlık temeline değil, insamn insanı sömürmesini n yoked i lmesi temeline dayanan toplumun kurulması için gereken ekonomik ve sosyal ön şartlar Fransa'da yaratı lmıştır. öte yandan, kapitalist sistemin çelişkileri, bizimki gibi bir memlekette gitti kçe daha sert biçimler a l maktadır. Nihayet, şunu da ayrıca beli rtmeliyiz ki, son yıllarda toplu mda daha ôdil, daha akılcı ve daha insaniyetçi bir örgütlenme eğ ilimi hayli kuvvetlenmiş bulun maktad ı r. Anca k bu eğ ilimin sosya lizm uğru nda yürütülen gerçek bir mücadelede ifadesi ni bulması ıôzı mdır. Manifestte, sosyalizm için gerçek bir m ücarelenin yolu üzerinde dikilen ideolojik ve politi k engellere özel likle işa ret edil mekte, hareketin i leri doğru gelişebil mesi için bu engellerin bertaraf edil mesi gereği bel irti l ­ mektedir. Sağcı oportünistler, «sosya list devrimin gerekli olduğu n u kabul etmiyor­ lar. Onlar, gerçekte, yürürlükteki politikada ve hükümet kadrosunda bazı değ işikli klerle yeti niyorla r ; zira emekçi yığ ınla rının duru mlarını sağ lam447


laştırmayı amaç edinerek büyük sermayenin mevzi lerine karşı kesinlikle hücuma geçmeyi a rz u etmiyorlar. Onlar da, I ngiliz Leybarist önderleri g ibi, aslında, büyük burj u vazinin politikasını - onun «güvenini» kazan m a k i çi n yürütmeye daima hazırdırlar. «Solcu» oportünistler ise, politik yönetim sorununu hiç ortaya koymadan, «fabrika yönetimi»ni, ..üniversite yöneti mj,.ni ele geçirmeyi sal ı k veriyorla r. Bir de, za manımızda demokratik hedefler için mücadelenin gereksiz oldu­ ğunu ve bundan ötürü, işçi partisinin, hemen ve doğ rudan doğruya sosya­ list devrim i gerçekleştirmeyi ödev edinmesi gerektiğini iddia ediyorlar Yani, sosyal ist devrime, kapita lizmden sosya lizme geçmeye, lüzum görül­ dükçe a ktif bi r azınlık tarafından başvurulan bi r darbe ha reketi gözüyle bakı yorlar. Ne var ki, böyle maceracı bir tutum, memleketi mizde 1968 Mayıs-Haziran olayla rı nın gösterdiği ve u luslara rası tecrübenin de ortaya koyduğu gibi, sosya lizme u laştırmaz ve sadece en kötü gericiliğin işine yarar.» Komünistler büsbütün başka bir yol izlenmesini teklif ediyorl a r : Işçi sınıfı i le halkın büyPk çoğunluğu, toplumda sosyalist dönüşüm fikrini benim­ siyen ve bunu u yg u lamakta e l ele veren bir bütün haline getiril melidir, diyorlar. Bu, Fransa'nın içinde bulunduğu koşullarda, a ncak, ekonomik ve sosyal yapılarda köklü değişim lerin gerekli olduğunu, şimdiki a nti-demokratik i ktidarı işbaşı ndan uzaklaştı rıp kurtulmak için yürütülen mücadele süre- ci nde yığınlara göstermekle sağlanabilir. Komünistler, belirli ekonomik istekler ve reformlar için m ücadeleyi, sos­ yalist devrim m ücadelesinin karşısına koymuyorla r. Çünkü, belirli istekler ve reformlar için mücadele, sosya lizm mücadelesinin organik bir parça­ sıdır. Sosyalizm a rtık yalnız ideal olmaktan çıkmış, 1 917 Oktobr Devri mi' nden beri bir gerçek olmuştur. Manifest bazı soru l a ra cevap vermek için, bu konuda şunları belirtmektedir: ..Sosyal izm tecrübesi tarih ba kımından yenidir. O, gerçek haline gelirken henüz geçi lmemiş yol l ardan yürümüştür ve bir dereceye kada r daima henüz geçi lmemiş yol l a rdan yürü meye devam etmesi ıôzımdır. Sosyalist toplum, çok çeşitli tecrübesi içinde, daha nice problem leri i l k defa çözmek d u ru m u ndadır. Ne var ki, bu, sosya lizmin, her ü lkede ve uluslara rası ölçüde, çağdaş i nsanın karşılaştığı ana problemleri, yani tabiata hôkim olmak, emek, yığınları n maddi refah ve kültürü, hürri­ yet ve barış gi bi problemleri çözme yeteneğ ine sahip biricik düzen oldu­ ğunu ispat ettiği gerçeğini değiştirmez.» Sovyetler Birliği'nin büyük başarıl a rı, onun dünyada önder devletler a rasında yer a lması, sosyalizmin daha birçok ülkede üstüngelmesi, u l u ­ salararası proleta ryanın ve ezgi a ltındaki halkların mücadelesini b i r hayli kolaylaştı rma ktadı r. Bugün sosyalizm, dünya politikasının gelişmesinde çözüm l eyici bir etken olmuştur. Çağ ı mızda yeryüzündeki d u rumun bellibaşlı özelliği, sosya lizmin, •

448

.


kapitalist ülkeler işçi' hareketin i n ve emperyalizm ta rafı ndan dolaylı veya dolaysız baskı a ltına alınmış ü lkelerdeki ulusa l kurtuluş h a reketin i n geliş­ mesid i r. Demek oluyor ki, dünya m ızın çehresi, ilerici kuwetlerin, hürriyet ve barışın yararına adamakıllı değişmiştir.

* MANiFESTiN DORDONCO BOLOMO, büyük önemi söz götürmez olan «sosya lizme geçiş» problemine hasredilmiştir. M a nifest, bu p roblemi, dünyamız değiştiğine göre, çeşitli ü lkelerde sos­ yalizm için savaş koşulları n ı n da değiştiği gerçeği açısından ele a lıyor. Marks ve daha sonra Len i n - her biri kend i zamanında - kapitalizmden sosya lizme geçişte çok çeşitli. yollar a ra n ı p bulun ması lüzumu üzerinde duruyorlardı. Biz, sosya lizmin sözümona «modeh.lerin e ve bunları kopya etmemiz ge­ rektiğine d a i r tera nelerin karışısına, sosyalizme geçiş yolları'nın çeşitlili ğ i hakkı ndaki bilimse l veri lerle çıkıyoruz. Bu bil imsel verilere dayanan geçiş, daima n itel bir değ işiklik, bir devrimci sıçramadır; zira bu geçiş esas ü re­ tim ve mübadele a raçları üzerindeki mülkiyet sistemind e değ işiklik anla­ m ı n dadır; politik egemenliğin, burjuvazinin el i nden işçi sınıfı n ı n ve mütte­ fikleri n i n eline geçmesi, toplumun yüksek düzeyde mora l ve kültürel evri mi a n lamına gelmektedi r. Fransa gibi bir memlekette - evrensel önem taşıyan sosya list devri m ka nunları n a daya n mak şa rtiyle - sosya lizme doğru yol açmak için, elli yıldan fazla bir zaman önce Rusya'da ve daha son ra diğer ü l kelerde kul­ lanı lan lardan farklı ve daha başka a raçlar d üşünül mesi m ü m kü n ve gerekli­ dir. işte M. Torez daha 1 946'da bu hususu beli rterek şöyle diyordu : «Pek az istisnalarla bütün dünyada tan ı k olduğumuz demokratik i lerleyiş, sosyalizm ha reketi için Rus komünistleri n i n geçtiği nden farklı diğer yollar öngör­ meye i mkôn vermekted i r. Şurası muhakka k ki, her memleketin tutacağı yolun kend ine özgü bir başka lığı olacaktı r. Her zama n düşündüğ ümüz ve söylediğimiz gi bi, zengi n şanlı geleneklere sa hip olan Fransız halkı, büyük demokrasiye, ilerilik ve sosyal ada lete götüren yolu kendisi bulaca ktı r. Ne va r ki, tarih bize, mücadelesiz ilerleme ol mıyacağını öğ retmektedir. Ve i nsanların, herha ngi bir çaba g östermeden üzerinden yürüyüp i lerliyebile­ cekleri hazı r bir yol da yoktur. I nsanlar daima sayısız engeller aşmak zo­ runda kalmışla rd ı r. Zaten hayatın anlamı da budur.» (18 Kası m 1 946) Komünist ve işçi partileri temsi ıCilerinin 1 957 ve 1 960 Moskova danışma topla ntı ları Deklôrasyon ve Bildirisi nde belirtildiği gibi, şimdiki koşu llar i çinde, birçok kapitalist memleketlerde, işçi sınıfı, kendi avangard ı n ı n ön­ derliği a ltında, - tekelci kapitalin egemenliğine karşı savaşta halk çoğun­ luğunu etrafı na toplayıp, demokratik partiler i l e işçi örgütlerinin politi k işbirliğine daya nara k büyük burjuvaziyi tecrit etmek suretiyle - bir vata n29

449


daş harbi olmaksızın iktidarı e l de etmek ve temel ü retim a raçları n ı n halkın eline geçmesini sağla m a k olanağına sahiptir. Fransa'da sosyalizme geçi şi n şu veya bu zamanda ve mutlaka bu yolla olacağını elbette kimse söyliyemez : fakat Fransız komünistleri bütü n eylem­ lerini sosya lizme barış içinde geçmeye elverişli koşu lların yaratı l masına yöneltmişlerd i r ve halkı n büyük çoğ u nluğunu bu hedefe varma mücadele­ sine çekmeye gayret etmektedirler. Fra nsız kom ü nistleri, hem Fra nsa'nın özell i k ve geleneklerini, hem d e birçok memleketteki sosyal izm kuruluşu tecrübesini gözönünd e tutarak, sosya lizme bu suretle geçmeye elverecek bütün olana klardan faydalanmakta kesinlikle kara rlıdı riar. Halk yığ ı n l a rı n ı n yürüttüğü savaşın, kapita lizmden sosya lizme geçişte çözümleyici bir önemi vardır. Bunu da gözönünde bulundura n partimiz, Fransa koşullarında i leri demokrasi için mücadele ile sosya lizm mücade­ lesi a rasında mevcut dolaysız ilişkiyi belirtmiş ve bütün eylemlerini bu sağl a m temel üzerinde geliştirmeye ça lışmıştır.

* «SOSYALIZM N EDIR?» sorusuna manifestin beşinci böl ümünde cevap verilmektedir. Ve bu konuda her şeyden önce şu i lkesel hüküm belirtilmek­ ted i r : «Sosyal izm, bir yandan temel üretim ve mübadele a raçları üzerinde kollektif mülkiyetin meydana getirilmesi, öte yandan da işçi sınıfı ile m üt­ tefikleri n i n politik egemenliğinin gerçekleştirilmesi, toplum üyeleri n i n durmadan a rtan maddi ve mônevi i htiyaçları n ı n gittikçe daha iyi g ideri l­ mesi ve her kişinin gelişip yükselmesi için gerekli koşulların yaratıl masıdır... Bu bölümde bizim u lusal öze lliklerim izin ürünü olan bazı ilginç veriler yer a l maktadır. Henüz i leri demokrasi aşaması içinde bulunduğumuz sırada sanayii n en önemli sektörlerindeki tekellerin ve büyük banka la rı n millileştirilmesi, daha sonra temel üretim ve m ü badele a raçlarının tümü üzerindeki mülki­ yetin bütün topluma akta rılmasını kolaylaştıracaktır. fakat diğer sektör­ lerde kollektif mülkiyet; kooperatif, belediye mülkiyeti v.s. gibi başka şekiller yer a lacaktır. Sosyalizmin getireceği yeni ekonomik ilişkiler, iş sektörüne bağlı olara k, çok çeşitli mülkiyet şekilleri yaratacaktır. Bunlar yavaş yavaş memleketin bütün ekonomik hayatına gi recektir. Orneğin, memleketi mize özgü bazı koşulları n zoruyla, bizde bir çok küçük ve orta özel işletmeler uzun zaman varlığı n ı sürdürecektir. Ve sosya­ list d evlet ile böyle işletmeler a rasında belirli birlik şeki lleri ortaya çıka­ caktır. Köylüler için sosya lizm, her şeyden önce toprak reformunda ve toprağın işl iyene veri l mesinde, kooperatifi n çeşitli biçi m leriyle gelişme­ sinde ifadesini bu lacaktı r. Gerici propaganda i le ileri sürülen iddiala rı n tam tersine, küçük ticaretin ve zanaatçılığın müsadere edilmesi veya milli­ leştirmeye tôbi tutu lması iç: tedbirler a l ınması diye bir şey söz konusu 450


bile olm ıyacaktır. Zira uzun bir devre boyunca milli ekonominin gelişmesi için bunları n katkısı gerekli olacak, bundan ötürü de değer taşıyacnk ve teşvik edi lecektir. Ama aynı zamanda, bunların, a ra la rında, gönüllü bir­ likler kurma ları için tedricen elverişli koşullar yaratılacaktır. Nihayet, emek ve biri ktirme ürünü olan özel mülkiyet ve bunun mira s bıra kı lması olanağı da korunacaktır. Işte, emekçi köylüler, aydınlar ve öteki orta ta bakala rla s ı kı birlik halin­ deki işçi sınıfının i ktidarı, bu esaslar üzerinde, gerçek bir u lusa l gelişme plônını hayata geçi recektir.

* MANIFESTI N ALTıNCı BölUMU «işçi sınıfının yöneticilik rolü .. ve yedinci bölü m ü de .. Komünist Pa rtisi ve onun öncü rolü.. başlıklarını taşımaktad ı r. Işçi sınıfı, i leri demokrasi mücadelesinde gerekli geniş anti-monopolist cephe birliğinin çözümleyici gücü olduğu gibi, emekçi köylüler, aydınlar ve şehir küçük burjuvazisi i le birlik ha linde ça lışarak, sosyalist devri min gerçekleşti rilmesi nde ve sosya lizmin kurulmasında da yönetici rolünü devam ettirecekti r. Işçi sınıfı çağ ı m ızda toplumun temel devrimci gücüdür. «Işçi sınıfı n ı n rolü, burj uva propagandacıları n ı n telkin etmek istediklerinin aksine, zayıf­ layı p aza l m a k şöyle dursun, durmadan da a rtma ktad ı r. Bu gerçeğ in kanıt­ larından biri de, anun öteki emekçi halk ta bakala riyle birlik kurma olanak­ larının her zamanki nden daha reel olmasıdır... Demek ki, memleketi mizde sosyalizmi kurmak ya lnız işçi sınıfının ödevi değildir; bu devrimci dönü­ şümün öncü gücü sıfatiyle işçi sınıfının, büyük sermaye egemenliğini devirmek ve sosyalizmi kurma kta çıka rları olan bütün sosyal tabakalarla yapacağ ı ittifak, yeni sosya list devletin sosyal temel ini teşkil edecektir. Manifestte, daha sonra, bu devrimci savaşta Komünist Partisinin öncü rolü beli rtilmektedir. Ve gerçekten de, sosyal izmi kurma olanağı, Komünist Partisinin işçi sı nıfına öncü l ü k rolünü gereği gibi oynama yeteneğ ine bağ­ lıdır. Komünist Partisi, demokratik santralizm temeli üzerinde kurulmuş, yeni tipten, etkin ve savaşkan örgüt sıfatiyle, Marksizm - leninizme daya nara k sosya lizmin zaferi i ç i n mikadeleye hazı r bütün işçileri, köylüleri, mühen­ disieri, memurları ve aydı nları., temsilcilerini birleştirmektedir. Komünist Partisi, sosya list devrimin gelişmesinde kendi tarihsel ödevi olan öncü lük rolünü ve gerçek yönetici durumunu zorla dayatmak değil, bütün sosya list toplumu sürekli bir ilerleme, refa h ve demokrasi yoluna çekerek ve onu bu yolda peşinden götürerek elde etmek niyeti nded i r. Partinin ödevleri şunla r olacaktı r : Devlet orga nlarını, temsili kurulları ve idari kuruluşu değiştirmeden, her aşamada ekonomik, sosyal, politik ve kültürel hayatın değişik alan ları nda sosyalist gelişme olanaklarını belirle­ mek, bu olanakla rı gerçekleşti rmeye elverecek tedbirleri teklif etmek, bu suretle tesbit edilen ödevleri hayata geçirme mücadelesi için geniş yığın29'

451


ları örgütlemek, sosya list program ı n uygulanmasına yard ı mda bulunm a k. Fransız Komünist Partisi, sosyalizm dôvasına bağlılığı, örgütleri n i n etkin­ liği, yığınsal politik ve ideoloj i k a ktifliği ve üyeleri n in örnek çalışmala rı sayesinde, halkı mızın gittikçe d a ha büyük ölçüde destek ve güvenini kaza­ nacağını ve böylelikle sosyalizmin kurulmasında çözümleyici bir rol oynı­ yacağını ü m it etmektedi r.

* «MAN I FESTlN SEKIZi NCI BOLlJMlJ»nde «sasya list toplum kuruculu­ ğunda demokratik parti ve örgütlerin işbirliği» sorun u ha kkında Fra nsız Komü nist Partisinin görüşü ortaya kon maktadır. Partimiz, bu konuda, her şeyden önce, memleketimizin demokratik gele­ neklerini, yurtta çeşitli sınıfların ve sosyal tabaka ların çıkarlarını ve e m el ­ lerini değ işik ölçülerde yansıtan birkaç politik pa rtin i n va rlığ ını gözönünde tutmaktadır. Ve partim iz, Fransa ' n ı n demokratik ve u lusal uyanışı soru n u g i b i , sosyalizme doğru ha reketin i n de bir t e k parti tarafı ndan çözülemiye­ ceği ka nısındadır. Bundan ötürü, sosya lizme geçişte ve onun kurul ması yolundaki ça lışma­ larda, sosyalizmden ve yeni sosyal düzen kanunları n ı n koru n masından yana olan demokratik pa rtiler ve örgütler memleketin politik hayatına tam a nıamiyle katı labilecek ve Anayasaca gara ntilenen bütün h a k ve özgür­ l ü klerden faydalanacaklard ı r. Fransız Komünist Partisi, bütün sosyal ve politik güc/erin işbirliğ i n i sağ­ lamak ve bu işbirliğini sosyalist gelişmenin her aşamasına uygu n bir ortak program temeli üzerinde örgütlemek için e l inden geleni yapacaktır. Bununla ilgili olarak, parti m iz, Komünist Partisi ile Sosyalist Partisi ara­ s ı nda, komünist ve işçi partileri temsilcileri n i n 1 960 yılında Moskova'da yaptıkları danışm a toplantısın ı n Bildiri'si ruhunda işbirliğ ine de özel bir önem vermektedir. Söz konusu Bild iri'de şöyle deniliyo r : «Komü nist par­ tileri, emekçilerin yaşa ma koşulları n ı n iyileştirilmesi, demokratik hakla­ rının koru nması ve daha da gen işleti lmesi, u lusal bağ ı msızlığın elde edil-. mesi ve savunul ması, halklar a rasında barışın sağlan ması mücadelesinde olduğu gi bi, iktidarı ele geçirm e ve sosya lizmi kurma mücadelesinde de sosyal ist partilerle işbirliği yapı l masından yanadırlar.» Biz, bugün, ileri demokrasi uğru nd a ki m ücadelemiıde, Sosyalist Parti­ sinin son kongresinde Komü nist Partisi ile tekcephe sorununda bir adım gerilediği n i gözönünde tutarak, a lt örgütler ve yığınlar a rQ.sında birlik sağlamak için gittikçe a rta n ça balar harcamaktayız. Volu muz güçlüklerle doludur, çeti ndir. Fakat biz birlik sağ lama politikamızı yürütürken, işçi sınıfı n ı n ve sosyalist emekçi lerin en içten a rzularına cevap verdiği mizi ve işçi birliği dôvcı sının üstüngeleceğ ini bil iyoruz. Ve mcınifestte şöyle diyoruz: « . . . Sosya l demokrasinin oportünist eğilim­ leri n i reddeden partimiz, sosyal ist Fransa'nın birlikte kurulmasını sağla452


yacak işbirliğ inin ve birliğinin ortak politik esasları n ı tesbit maksadiyle. sosyalistlerle görüşlerin karşı laştırı lması i çi n eli nden geleni yapmaktadı r v e yapmaya devam edecektir... Böyle bir işbirliği. demokrasiye ve sosyalizme bağlı oldukları n ı ilôn eden parti ve örgütlerin. özellikle Sosya list Partisinin. demokrasi ve sosyal izm için komünistlerle birlikte a ktif bir mücadele politikası yürütmek üzere. burjuvazi i le sınıfsal işbirliği politikasını terkettikleri anlamına gelir. Bu işbirliğinin olana kları. ölçü ve biçimleri. el bette halkımızın. tekellerin ege­ menliğine karşı ve ileri demokrasi için yürütmekte olduğu mücadeleye elbirliği i le katılma derecesi ne bağ l ı olaca ktı r.

* MANIFEST"IN DOKUZUNCU BOLlJMlJ «SOSYALIST DEMOKRASI VE SOSYALIZMI N SAVUNULMASı" sorununa hasredilmiştir. Komü nistlerin amacı. «insanların bahtiyarlığını. bütün toplumun kurtu­ luşunu. herkesin bütün i nsani ka biliyetlerinin gelişti rilmesi ni. bütün dün­ yada sosyal ahenk ve barış koşulları içinde herkese en geniş hü rriyet.. sağlanmaktır. (Moris Torez. Komü nist ve işçi partileri temsilcileri arasında 1 960 yılında Moskova'da yapılan Uluslararası danışma toplantısındaki konuşmasından.) Sosya lizm sadece emekçilerin kapitalist sömü rüden ku rtul ması demek değildir; sosyalizm aynı zamanda. şu veya bu burjuva demokrasisinden a la bildiğine daha yüksek bir demokrasinin_ gerçekleştiri lmesi anlamına gelir. Bunu mutlaka gerçekleştirilmesi ıôzı mdır. Bütün emekçiler ve halkın tü m ü için. kendileri n i her alanda ve her d üzeyde devlet işleri yönetimine çekebilmek üzere bu en geniş demokra­ sinin yaratılması. sosya list i ktidarın biri n ci görevidir. Bu. parlômento için. belediye. ii ve bölge meclisleri için. sosya list top­ lumun ekonom i k gelişmesiyle bağlı yen i kurumlar için. rolleri g ittikçe a rta ­ cak olan yığı nsal gençlik. kad ı n örgütleri v e öteki toplu msal örgütler için de böyledi r_ Emekçi çıkarları n ı n savu nu l masında sendikaların hakları ve rolleri büyü­ yecek ve güvence altına alınacaktır. Sendikalar. memleketi mizdeki gelişme geleneklerine uygun olara k. bağımsızlı kları ve yığınsal örgüt olmak karak­ terleri g özönünde tutulmak suretiyle. ekonominin ve işletmelerin yöneti­ m ine a ktif olara k katılacaklardır. Buna karşılık. kendi tabiatıarı icabı a nti-demokratik karakter taşıyan. ta mamiyle büyük burjuvazinin eli a ltında bulunan ve onun politik sınıfsal egemenliğini gerçekleştirmeye hizmet eden polis m üdürlükleri. valilikler gibi enstitüler kald ı rı lacaktır. M üessese ve kurumları n biteviye demokratikleştirilmesi için. işçi sınıfı n ı n yürüttüğü mücadele sürecinde elde edilen hak ve hürriyetleri n korunma­ sından başka. sağlamlaştırı lması ve genişletilmesi ıôzımdır. Düşünce ve 453


h ü rriyeti, topla nma, örgütlenme, ortaklık kurma hürriyeti, sendika hak­ ları ve g rev hakkı, şimdiki Anayasada olduğu g i bi, sadece ka nunda yazılı boş söz olma kta n çıkarı lacak, kağıt üzerinde ka lmaktan ku rta rılaca ktır. Sosyalist demokrasi, yığ ı nların g i rişimlerini yaygı n hale getirmeyi ve i nsan kişiliğini her yönden geliştirmeyi a henkleştirerek bu hak ve hürriyetleri n - kan u n çerçevesi i çinde - etkin şeki lde gerçekleşti ril mesi yön ünde gerekli koşulları yaratacaktır. Sosyalist toplumda devlet elbette ı a i k olacak ve devletle din birbiri nden ayrılocak ve bu, titizlikle korunocaktır. Ote yandan, sosyalist Fransa'da d i n i inanç ve ibadet özgü rlüğü, her türlü kovuşturmaya, ida ri baskıya karşı hukukan ve pratik olara k güvence a ltına alı nacaktı r. Fikirlerin ça rpışması sonucu nda, sosyalizmin elle tutulur başarıları, ona i n a n mış a ktivistlerin örnek insancıl nitelikleri ve elbirliği ile yürütülen ça lışmalar sayesi nde komünistler, değ işik dini inanç sa hipleri de dahil olmak üzere, geniş halk yığ ı nlarını bilimsel sosya lizmden yana kaza nabi lecekleri ni kuvvetle ümit etmekted i rler. Sosya list kanun, her türlü ı rk ayırı mını, a nti-semitizm bel i r­ tisini, harb teşvi ki veya halka karşı nefret beslenmesi yönünde yapılacak her türlü telkini yasaklıyaca ktı r. Sosyalist Fra nsa'da azın l ı kl a rın hakla rı, kendileri çoğunluk tarafı nda n kurulmuş demokratik düzene ayak uydurarak kanun çerçevesi içi nde kal ­ dı kça, titizlikle korunaca ktı r. Ote ya ndan, emekçileri n ve müttefikleri n i n sosya list i ktid a rı, ka nunu i h ı a ı eden v e sosya lizmin, dolayısiyle d e demok­ rasinin temelini çökertmeye yönelen bir faa liyette bulunacak şu veya bu kişi ya da g ruplar ha kkında da, bunların eylemlerine uygu n ka nunları bütü n şiddetiyle uygu lıyacaktır. Sosya list yöneti m i n i ki nci görevi, iktida rı tekrer elde etmeye ve kapita­ lizmi diri itmeye can atan eski sömürücü sınıfların hai nce pıanlarına ka rşı sosya list toplum kuruluşunu azi m le savunmaktı r. Işçi sın ıfına ve halka karşı yüklendiğ imiz sorumluluk ve onların çıkarları, kapitalizmin eski ta rafta rla rı n ı n, sosyalizmin sınıf d uşmanları n ı n, dış geri­ ciliğin yard ı miyle ve zorba l ı k d a dahil olmak üzere her a raca başvurarak ülkede sosya list dönüşümü balta lamaya ve kendi egemenliklerin i tekrar kurmaya yeltenecekleri ni bir an bile hatırdan çıka rm a ma mızı gerektir­ mektidir. Sosya lizmden ya na ol.an ve halkın çoğun luğunu temsil eden demokratik partilerin, yeni taplumsa l düzeni bu gibi yeltenişlere karşı savunmaları ıazı mdır. işçi sı nıfı, imkanlar elverdikçe, daima, zor kullanma metodla riyle m üca­ deleyi değil, i kna ve eğitme metodlariyle mücadeleyi tercih edecektir. Amma sosya lizme düşman kuvvetler balta la maya ve zora başvururlarsa, işçi sın ıfı da hiç tereddüt etmeden zor kulla nacaktır. Emekçilerin politik i ktida rı n ı n bu iki yönlü tutum u - demokrasiyi durma­ dan geliştirme ve sosya list kaza n ı m la rı savunma tutumu - M a rksizm kuru­ cula rı n ı n proletarya diktatörlüğü adını verdi kleri yönetimi ka rakterize SÖZ

454


etmektedir. Bu da, taplum yöneti minin, ka pita list olmıyan diğer sosyal taba ka larla birlik kura n işçi sı nıfı tarafından gerçekleşti rilmesidi r, bütün emekçi yığınla rı için en geniş demokrasidir, emekçi halkın i radesini d ile getiren, yığı n la rı n güvenine dayanara k onla rı n gözü önü nde çalışan, demokrasi, bağ ımsızl ı k ve barış koşulları içinde sosyalizmi kurmayı ve savu n mayı ödev edinen devlettir. Görüldüğü gibi, sosya lizmin kurulması ve savu n u l ması, her a hva lde ve her şeyden evvel, işçi sınıfı n ı n esin lediği ve önderlik ettiğ i en geniş halk yığınları n ı n destek, katılma ve teşebbüslerine dayanacaktır. Len i n der ki : «Sosya lizm tepeden kararnamelerle meydana getirilmez. Kaskatı - bü­ rokratik otomatizm, sosyalizmle bağdaşamaz, canlı, yaratıcı sosyalizm halk yığı n larının eseridir... Bütün gelişme aşamaları nda, komünist pa rtisinin varlığı, eylemi ve git­ gide güCıenmesi, sosya lizm zaferi nin ana koşul la rından biridi r. Komünist Partisi, gerçekten, işçi sınıfı n ı n ve daha sonra da bütün halkı n devrimci öncüsüdü r.

* MANIFESTIN ONUNCU VE SON BOUJMlJ şu başlığı taşım a ktadır: «Komünist Partisi, zamanımızın yüce devri mci partisidir... Kom ü nistler devri mci a tılımlar üzerinde tekel kurma iddiasında değ iller­ dir. Onla r, komünist olmıyan n i ce a kı ı ve beden emeği işçileri n i n de, top­ lumda sosyal ilerleme ve i nsan kişiliğ i n i n her yön l ü gelişmesi adına radi­ ka l bir dönüşüm yapmak emelinde oldukları n ı biliyorlar. Bu, yaşadığımız çağ ı n büyük gerçeğ idir. Kom ünistler, çıka rları ve umutla rı kendi çıkarlarına ve umutlarına uygu n olan bütün b u erkek ve kadın emekçi lere, Fransız Komünist Partisi n i n teori, savaş metodu ve örgütü nün, o n u , mem leketimizin yüce devri mci par­ tisi haline geti rdiğini cesaret ve ısrarla a n latarak ispat edeceklerdir. Bu parti devri mcidir, çünkü devleti demokratik yoldan örgütlemeye çalışıyor. Bu devlette temel ü retim ve mübadele a raçları halka ait olacak ve halkın kontrolüne verilecektir. Onun yaratacağı sosyalist devlet demok­ rasinin a la bildiğine gelişmesi için ola n a klarını sağlayacak, her yurttaşın geleceğ i n i, yurdun bağı msızlık ve güvenliğini, Fra nsa' n ı n bütün hal kl a rla dostluğunu güvence a ltına a lacaktı r. Sosya list Fransa bağ ı msız ve ba rışsever olacaktır. Diğer ü l kelerle i liş­ kilerini hak eşitliği, toprak bütü nlüğ ü ne, egemenliğe saygı ve başkaları n ı n içişlerine ka rışmama prensipleri üzerinde kuracaktır. Bu sosyalist devlet, aynı zamanda - barış içinde yanyana yaşama ruhunda - ekonom i k ve toplu msal düzenlerinin ne olduğuna ba kı lmaksızın bütü n ülkelerle her a la nda ka rşı lıklı faydalanmaya daya n a n bir işbirliği yapmaya ve bu i liş­ kilerini kuwetlendirmeye gayret edecektir. Fransız Komünist Partisi, demokrasi ve sosyal izm m ücadelesi programını geliştirmey� ve gerçekleştirmeye ça lışmakla, Fra nsız emekçilerin i n çıkarla455


rına hizmet ettiğine ve aynı zamanda enternasyonal ödevin i yerine getir­ diğine i n a n m a ktad ır. Diğer her komünist partisi gibi, Fransız Komünist Partisi de, hem kendi memleketi ve halkı önünde, hem de bütün u lusla­ rarası devri mci işçi ha reketi önünde soru m lu olduğu ka n ısındadır. Onun da en ��nde gelen enternasyon a l ödevi Fransız emekçi lerinin savaşını başarıya ulaştırmaktadır. Fakat, bu ödev, d ü n olduğu gibi bugün de, onun diğer e nternasyonal ödevlerini ihmal etmesini gerektirmez. Sosyal izmi kurma kta olan hal klarla, sömürg e boyunduruğuna karşı ayak­ Ianmış halklarla, bütün kıtalarda gericileri n ve emperyalistlerin uygula­ dı kları baskıla rı n pençesindeki bütün partiler, örgütler ve militanlarl a savaşkan dayanışma a l a n ı nda zengi n geleneklerin i deva m ettiren Fra nsız Komü nist Partisi, bundan böyle de, proleter enternasyonalizmine sarsılmaz bir bağlılık gösterecektir. Ve özellikle, diğer kom ü n i st ve işçi partileriyle ka rdeşçe dostluk ve dayanışma i lişkileri n i geliştirmeye, komünist ve işçi partileri temsilcilerinin, M a rksizm-leninizm, her partin i n hak eşitliği, ba­ ğ ı msızlığı ve proleter enternasyonalizmi prensipleri temeline dayanılara k 5 Haziranda Moskova'da başlaması öngörülen u luslara rası danışma top­ lantısının başarıyla sonuçlanmasına katkıda bulun maya büyük bir önem verecekti r.

456


Oponünizmin kökenlerinden birkaçı

Lonhino Besera U lusla rarası kom ün ist ve işçi h a reketi, za manı mızda, durmadan büyü­ yüp güdeniyor. Dünyayı d evrimle yenileştirme yolunu a yd ı n lata n bilimsel teori - M a rksizm-len i nizm -, her gün yeni yeni emekçi tabaka la rı n ı kendi tarafı na kazanıyor. Ne var ki, çağ ı mızdaki işçi ha reketi zemini üzerinde oportünizmin deve diken leri arsızca biti p boy atıyor. Bunlar, işçi sınıfı n ı, kapitalizmi ortadan ka ldırıp, sosya lizm ve komünizmi kurma yönündeki ödevlerin i gerçekleştirmekten şu veya bu ölçüde alı koyuyor. Oportünizmin za manı mızdaki ka rakter ve özellikleri n i bili msel temel üzerinde i nceleyip bir çözüme bağ lamak kolay bir i ş değ i ldir; bu ka rmaşık problem, a ncak, Marksizm bilginleri n i n kol lektif ça lışma la riyle çözÜ mlenebi l i r. Bu satır­ ların yazarı, bu m a ka lede, oportü nist eğilim lerin çağ ı mızdaki bazı kay­ naklarını incelemek ödevini yerine geti recektir. M a rksizm yüzyı ldan fazla b i r zamandan beri oportünist akımla rl a çetin bir savaş yürütüyor. Bu uzun dönem içinde, oportü nizmin cibil leyeti ni, kökenleri n i ve karakteri n i açığa çı karma yönünde önemli başa rı lar elde edilmiştir. Fakat, savaş sona ermiş d eğ i ld i r. Çünkü, işçi ha reketin i n sınıf düşmanı-burj uva ta rafından sistemli ve bilinçli olara k körüklenen oportü­ n izm, yeni biçimlerle bu hareket içi nde tekra r tekra r canlanıyor. lasal, Bernştayın, Kautski ve diğerleri n i n işçi ha reketi içinde temsil ettikleri oportünizm a kı m la rına, reformizme, a n a rşizme ve benzerlerine karşı Marksizm-leni nizm kurucu ları n ı n yürüttükleri ama nsızça mücadele, bu meselenin nasıl bir bili msel metotla ele alı nacağı n ı gösteren en g üzel örnekler ve çıkış noktaları d ı r. Marksizm-le n inizm klôsikleri nin oportü­ nizmle i lgili bütün eserlerinde temel fikir şudur : Proleta rya n ı n sınıf savaşı sürecinde ortaya çıkan oportün ist eğ ili mler, burjuva etkisinin konkre ifa­ deleridir. Marks ve Engels'i n bel i rttikleri g i bi, bu burjuva etkisi, maddi daya na klarını kaybeden ta baka ların ve diğer sınıfların temsilcileri tara­ fından işçi sınıfı ortamına geti rilen burjuva ve küçük burjuva kalı'ntıla riyle g i rmektedir. Marksizmin kurucu ları, kapitalizmin hızlı gelişme döneminde yaşamışlard ı r. Ve onla rı n yukarıdaki görüşleri, o zamanın şartlarına tama­ m iyle uygundur. «Komün ist M a nifesti»nde bu konuda şöyle den i l iyor : ..Sanayi i n ilerle­ mesi, hôkim sınıfa mensup birçok tabakoları proletarya saflarına iter veya hiç olmazsa onların yaşayış koşulları n ı kötüleştiri r. » 457


Marks ve Engels'i n Bebel'e, Libkneht'e ve diğer arkadaşlarına yazdık­ ları "Sirküler Mektup»ta şu uyarma vard ı r : "Proleta rya hareketine giren d iğer sınıfıara mensup insanlardan, her şeyden önce, burjuva, küçük bur­ juva görüşleri n i n ve benzeri görüşlerin ka l ı ntılarını getirmemeleri, prole­ tarya dünya görüşü n ü tama miyle benimsemeleri istenmelidir.» Engels, "Ingi ltere'de işçi sınıfının durumu» adlı eserinde, proleta rya ara­ sındaki i mtiyazlı azınlığın "burjuvalıkları»nı gösteren birçok delil vardır. Bu azınlık, Britanya kapitalizminde o za manlar mevcut sanayi tekeııeri ı torafından türetilmişti. Lenin'in de, oportünizmin kayna kları nı a raştıran bir hayli eseri va rd ı r. Bunlarda o, Ma rks ve Engels' i n şu görüşlerin e tamamiyle katılmaktadır: Oportünistler «proletarya sınıfına yabancıd"lar", «burjuva etkisinin uşak­ ları. ajan ları ve iletkenleridi rler». Len in'in belirttiği gibi, işçi sınıfı içinde türeyen oportünizm, ya devrim savaşının gelişmesi n i burjuva n ı n kabul edebi leceği yollara yöneltmek, ya do ayrıca hedefler göstermek, başka bir deyişle, proletarya içinde devrimci güclerin gerçek biriki mi ne uygun olmı­ yan hedefler öne sürmek suretiyle devrim savaşının gelişmesin i gücleştir­ mektedir.» Bu iki eğilim (sağcı oportünizm ve «dar solcu l u k»), sınıf sava­ şının atı lışlar yapmasına engel olmaktad ı r. Bu yüzden, birbirlerine karşıt olmalarına rağmen, her ikisi de, işçi sı n ıfı içinde burjuva etkisinin objektif belirtileridir.» Len i n , bu meselede, Marksizmin genel prensiplerin i ken d i zamanının koşul la rı n a uygulam ıştır. Diyalektik olan bu metodoloji, oportünizmin ekonomik, politik ve ideoloj i k yönlerinin derin bir tahli lden geçiril mesini sağlamıştır. Bazı Ma rksistler, eleştirmelerinde, deri n lere i n meden, opartü­ nrzmin, bazı kimselerin yan ı l ma ları veya ulusal özelli klerin bir ü rü n ü olara k bir raslantı şeklinde belirdiğini ileri sürmektedirler. Len i n'e göre ise, ..bütün kapitalist ü l kelerin ekonomik düzenlerinde ve gelişmeleri n i n kara kterinde, bu (oportün ist) gerilemeleri aralı ksız olarak yaratan deri n kökenler vardır». Çeşitli eserlerinden çıka rdığımız sonuca göre, Lenin, XiX. yüzyılın son­ larında ve XX. yüzyı l ı n başl a ngıcında şu bel i rtileri oportünizmin kaynakları olara k ele a l mıştı r : a) üretim güclerinin du rmadan gelişmesi ne bağ l ı olara k işçi sınıfı n ı n büyümesi v e küçük burjuva tabakaları başta olmak üzere diğer sosyal-ta baka ların işçi sınıfına gi rmes i ; b) e n yüksek a ma ç­ larını gerçekleştirmek için yürüttüğü savaşta proleta rya n ı n yeteneklerin i sıfıra indirmek a m a c ı n ı güden emperyalist burjuvazinin, işçileri, şu veya bu koşu llarda m ücadeleden vazgeçmesinin kendi çıka rlarına uyg u n ola­ cağına inand ırmak için çeşitli metot ve taktikler uygula ması ; c} burj uva­ zinin, a la bi ldiğine gel iştirdiği kapitalist sömürü sistemi sayesinde, işçi sın ıfı a rasından belirli g ru plara ekonomik ve politi k sadakalar vermesi. (Bk. Lenin: «Marksizm ve Reformizm" (1 908); «Avrupa Işçi sınıfı içindeki anlaşmazlik» ( 1 9 1 1 ), «Emperyalizm ve sosyalizmdeki parçalanma.. ( 1 9 1 6) . 458


Şematizmin yarattığı tehlike Lenin'in uyguladığı metotla r bugün de geçerlidir ve onun çıkardığı sonuçlar za manımızdaki ideoloji mücadelesinde de başariyle uygulana­ bilir. Bütü n mesele, bu değerli teori silôhı n ı n dogmatik olarak değil, sosyal gelişme sürecinde türeyen en yeni oportünizm belirtilerinin kaynak ve ka ra kterleri ta hlil edilerek yaratıcı biçimde kullanılması d ı r. Bu diyalektik istek u nutulduğu zaman, faydasız şematizm (basmaka lı pçılık) bataklığına sap/an m a k kaçı n ı/maz ha/e gelir. Kanımızca, yeterli deli l e sahip olmadan bu mese/eyi ele a l m a k en az iki yanlışlığa yol açar. Birinci, Ma rksizm-Leninizm klôsikleri n i n görüşleri basitleşti ri lir, onla rı n diyalektik sonuçla malarından sadece bir veya i ki unsur üzerinde durulur, örneğin, yalnız işçi sınıfın ı n belirl i çevlerin i n burjuva tarafı ndan satı n alı n ması veya küçük burjuvaziye mensup bazı grupları n işçi sınıfı safla rına gi rmesi söz konusu edi lir. I ki nci, kapitalist biriki m i n eğilim leri, ça l ışanların sosyal yapısı, iş ücreti d i na miği, burj uva­ zinin ekonomik ve politik metotları v.s. g i bi, oportünizm probleminin aydın­ latı lması nda önemli rolleri olan birçok faktörün ya pıları ndaki değişimler gözönünde tutul maz. Hiç şüphe yok ki, meseleye şematik yanaşım, zamanımız işçi hareketi içindeki oportünizm belirtileriyle başarıl ı bir mücadele yürütül mesin i sağ­ laya maz. Bizim ka n ı m ızca, oportünizm sorununun aydınlatılması nda «işçi aristok­ rasisi.. tezinin temel olarak a l ı n ması, meseleye şemati k yanaşımdan başka bir şey değildi r. Şüphesiz ki, böyle bir tabaka bug ün de var. Fakat, çok karmaşık oportünizm sorununun ayd ınlatı l masında teori k temel olara k yalnız b u delilin ele alı n ması yeterli değ i L. Emperyalist burjuvazi, gerçekte bugün, m uazza m kôrla rın ı n kırı ntıları n ı işçi sınıfının belirli grupları a ra ­ sında bölüştürmekten d a h a geniş ve d a h a etkili diğer a raçlara başvur­ maktadı r. Mesele, yalnız bu basit bölüştürmeden iba ret kalsaydı, opor­ tünizm, bir olay olara k, gerçekteki kadar büyük bir önem kazanamaz ve ona karşı m ücadele nispeten daha kolay olurdu. Deliller de gösteriyor ki, mesele hiç de basit değildir. Gerçeğe bir göz atalı m : Oportünizm mevzi lerinde olan/arın hepsi yüksek ücret elde etmiyor ve işçi hareketi ni yöneten bürokrasi cihazında yüksek mevki/erde bulunmuyorlar. Ne var ki, za manımızda yüksek maaşlı teknik işlerin ve benzeri memu riyetieri n sayısı a rtıyor. Bunu do göz önünde tutmak gerek.

ııYeni solcularıı teorisi Son derecede karmaşık oportünizm problem'in i n çözümünde, yalnız «işçi aristokrasisi» tezinin şematik olara k uygulanmanın yeterli �i r sonuç ver459


mediğini söylemiştik <Yeni solculuk» adı verilen teori ise bu a la nda hiç de yeterli d eğildir; hatta yanlış yollara sürükler. Genellikl e Marksizm­ Leninizmi şematizm le itham eden ideologlar, Marksizm-Leninizmin gerek oportünizm konusundaki, gerekse diğer temel soru nlardaki hükü mlerinin «eskimiş» olduğunu i leri sürüyorlar. Onlara göre, oportünizm, yalnız işçi s ı n ıfının küçük bir çevresi içinde yayıı makla kal m a m ıştır ; bütün işçi sını­ fının kapitalist sisteme karşı tutum u da oportünistçedir. örneğin, bu görüşün temsi lcilerinden biri olan Marküze, «işçi a ristokresisi .. teorisinin eskimiş olduğu iddiası ndadır. Yine ayni Ma rküze, işçi sınıfının kapitalist toplumla kaynaştığını, bu birleşmenin sadece «işçi bürokrasinin küçük bir azınlığı içinde sınırlanmadığını, sıradçın işçileri de kapsa m ına almakta olduğunu» ıspat etmeye çalışıyor. Nasıl o�yormuş bu bi rleşme? Hangi mekanizm yaratıyormuş bu olayı ? ..Yeni solculuk» ideologlarına göre, «teknoloj i k toplu m»da, teknolojinin lütufları sayesinde işçi sınıfının statükoyu koruyucu bir güc haline gelme­ sini sağlayan objektif bir süreç yürürlüktedi r ve bu süreçte işçi sınıfın ı n devrimci öncü lük rol ü ortadan kalkmaktadı r. Yine aynı süreç sırasında işçi sı nıfı kapitalist sistemle kaynaşmakta, mevcut d üzen i yıkma azmini kay­ bettikten başka, onu savu nan bir güç haline bile gel mektedir. Hizmetler ve «tüketim toplumu» ta rafından yaratı lan maddi ni metler, işçi sınıfının kapitalist toplumda eri me sürecini, sözde objektif olan bu süreci, hızlan­ d ı rmaktadır. Bu teori sp�külôsyonları üzerine i l k söyliyeceğ i m iz söz şud u r : işçi sınıfını kapita list toplumla kaynaştırıcı hiçbir objektif süre ç yoktur ve bu yoldaki iddialar tamamiyle uydurmadır. Amerika Birleşik Devletleri gibi bazı ülkelerde, belirli koşu llar içinde bulunan işçi sınıfı n ı n geniş tabaka l a rı, hôlô oportünist ideoloji ve pratiğin etkisi altındadı r. Fakat, tüm kapitalist sisteminin temel çelişkisi (gitgide daha fazla toplumsallaşan ü retimin toplumsal kara kteriyle emek ü rünlerin.in özel kişiler tarafından gaspedil­ mesi a rasındaki çelişki) çözümlenmedikce, yeni teknoloji k süreçler kendi­ liklerinden sınıflar a rası ndaki barışmaz uyuşmazlığı (antagonizmi) ortadan kaldı ramazlar. Tam tersi, «Gramşi.. Enstitüsü tarafından organize edi len «Avrupa ka pitalizminin eğilimleri» kolokviumunda Bru no Trentin'in belirt­ tiği gi bi, za manı mızda emek alanında meydana gelen değ işikli kler, pro­ leta ryan ı n durumunda önemli değişmeler sağla mışla r ve buna para le l olara k sınıf ça lışmaları nda yeni a renoları n beli rmesine y o l açmışlard ı r. Trentin'in' kanısı nca, bütün mesele, bu çatışmaları n zamanı mıza uygun şekillerini keşfedebilmektir. Bugün işçiler yalnız ücretlerini yükseltmek için m ücadele etmemektedirler. Onla rı n savaşı, birçok istek ve ödevleri kapsa m a ktadır. Bu da hiçbir zaman gözden uzak tutulmamalıdır. Ote yandan, deliller gösteriyor ki, gerçekte gelişmekte olan objektif süreç, proleta rya n ı n emperyalist burjuvaziyle «entegrasyonu.. (birleşmesi) süreci değil, ka pita lizmin bütün çelişki lerinin ve e n başta devleti ve tekel­ leri ellerinde bulundura nl a rl a işçi sınıfı a rasınd a ki çelişkinin derinleşip .

460


keskinleşmesi sürecidi r. Za m a n ı m ızdaki kapitalist toplumu dikkatle ve bilime daya narak i n celediğimiz zaman şu sonuca varıyoruz : Kapitalizm, «yeni solcu»la rı n göstermeye ça lıştı kları gibi, hiç de «tek boyutlu» bir d ü nya değildir ve işçi sınıfı burjuvazinin dümen suyunda gitmemektedir. Grev h a reketi ve diğer deliller, proletarya n ı n gerçek rolünü ve kapitalist sisteme karşı eleştirici, devri mci tutu munu açık seçik ortaya koymaktadır. Son dört yıl içinde bu hareketin gelişme çizgisi hızla yükselmiştir. Işte ıspatı : kapita­ list d ünyasındaki g rev h a reketine 1 965 yılında 37 mi lyon, 1 966'da 45 mil­ yon, 1 967'de 47 mi lyon, 1 965'de d e 57 mi lyon insan katıl mıştır. Azeilikle Fra nsız ve ıtalyan emekçilerin i n 1 968 yılındaki g üclü ha reketi, i ki taraf a rası nda yürütülen sınıf savaşı n ı n a ltın sayfa larıdır. Şunu da belirtmemiz gere ki r : gelişmiş kapita l izmin liberal eleştiricili­ rinin daya n d ı kla rı yeni Bernştaynizm akımı da, aynı şekilde, gerçekleri tahrif etmektedi r. Bu libera lleri n iddiaları na göre, kapitalist toplu m u n gelişmesi «irrasyonal»d i r, çünkü kişisel özgürlükleri aya kla r a ltına a l m a k­ tadır. Bir yandan da, yığı nsal ü retim sürecinde yaratılan nimetlerden herkese bol bol pay verd iği için «rasyonaı..dir. Bu gibi teorilerde emekçilerin sömürülmesi gerçeği gözlerden gizleni­ yor <Yeni sol» u n bellibaşlı ideologl a rı , kapitalist topl u mdaki geniş halk yığınları n ı n ıstırabını çektikleri yoksulluk, işsizlik, yarına güvensizlik, ayı­ rıcılık ve benzerleri g i bi koşulları konkre olara k ele o l maktan titizlikle kaçınıyorlar. Bu d a boşuna d eğil el bette. Zira kapitalizm bir sistem olara k, halkın bir kısmının bazı i htiyaçlarını karşılayabiise de, emekçi yığınlarının, halkın büyük çoğunluğunun e n başta gelen i htiyaçları n ı hiçbir zaman ka rşılayabilecek kabiliyette değildir. En zengi n kapitalist ülkelerde bile geniş halk ta bakaları. a la bi ldiğ ine reklômı yapılan «yığınsal tüketim top­ l u m u»nun ni metlerinden faydalanmaları n ı sağlayacak maddi imkô n la rdan yoksundurlar. Orneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nin resmi istatistik veri­ lerine göre, bu memlekeUe 32 m i lyon insan yoksulluk içinde yaşamaktad ı r. Bunların yıllık aile bütçeleri ortalama 3.200 dola rd ı r. Halbuki, bir ailenin «mütevazi» bir geçim için yılda 9.191 dolara ihtiyacı vardır. Konut (mes­ ken) yetersizliği, öğrenime devam im kônsızlığı, tı bbi yard ı m yokluğu ve d a ha birçok zorluklar, bu insanları n ve gel irleri yukarıda gösteri lenin d e a ltında olon tabaka l a rı n acı kaderidi r. .

Zamanımızda oportünizmin kökenleri Oportünizmin biçimleri, belirli bir çağ ı n sosyal gelişme temelleri üze­ rinde ortaya çıkar. Bu yüzden, - Lenin'nin yaptığı gibi -, kökleri n i de, tarihsel aşamaları n ekonomik, politik ve ideoloj i k özelliklerinde a ra m a k zorundayız. Emperya list burjuvazinin, işçi sınıfının gücünü ve savaş örgüt­ lerini içten yıkmak amacını güden stratejik doğrultusunu gerçekleşti rmek için en modern tekni k a raçımdan yara rlanmakta ol ması, bu zorunluğu 461


daha fazla gerekli hale getirmiştir. Emperya list burjuvazi, işçi sınıfı nın, sistemli savaşından baskı zoru ile değil, kendiliğinden vazgeçmesini tercih eder. Bu yüzden, sosyal gücler a rasındaki oranın, gitgide daha çok d ü nya devrim hareketi yararına değ işmekte olduğ u zamanımız koşu lları içinde politik etkileme, a ldatma, barışçı kontrol , ideoloj i k baltalama v.s. gibi olaylar, burj uvazinin gerici planla rı nda özel bir yer a l maktad ı r. Fakat, bütün bunlar, emperya list burj uvazisinin, elverişli koşulla r ortaya çıkı nca doğrudan kuwet kullanmıyocağ ı anlamına gelmez el bette. Proletaryanı n kapitalist sistemle «birleşmesi»ni sağlıyan h içbir objektif süreç yoktur ama, işçi sınıfının elde ettiği mevzileri içten çökertme k ve yüksek a maçlara doğru 'ileri hareketini oğırlaştı rmak, yönetici burjuvazi i çi n sübjektif bir gerekli l i ktir. Ve bu gerekli lik, durumu gitgide gergi nleş­ tirmektedi r. Bu yüzden, işçi sınıfının zamanımızdaki başarı ve olanakla­ rını yozlaştırma k hedefini g üden bu ça balara ideoloj i k ve politi k karşı­ koyma bir zorunluk halini a l mıştır. Yönetici burjuva çevreleri, amaçla rına u laşmak için, oportünizmin bugünkü i ki bellibaşlı eğiliminden şöyle yarar­ lanmaktadırIa r : 1) Işçi sınıfının bir kısmını, kapita list sistemle uyuşma yolu ndaki reformizme boyun eğd irmek, ve 2) Halk yığ ı nlarının ekonomik istekleri üzerindeki yanlış değerlendirmeleri sosyalizm savaşı sırasında yayg ı n bir hale getirmek. Birincisi sağcı sosya lizmin, i kincisi de avantü­ rizmin taktiğidir. Her i ki a k ı m da burjuvazinin işine yaramaktadır. Fakat burjuvazi, öncelikle birincisinden yara rlanmak için bilinçli ve sistemli bir gayret sa rfetmektedir. Çünkü sağcı reformizm, burjuvaziye, bilimsel-tekno­ loj i k i lerlemenin ü rünlerinden istediği gibi faydalanma i m kônları sağla­ m a ktatadır. Her iki eğ i l i m de, Fransa'daki 1 968 sınıf çatışma larında aşırı sağcı ve aşırı solcu oportünizm şeklinde açık seçik belirmiştir. Fransız Komünist Partisi Merkez Komitesi, bu iki eğ ilimi şöyle değerlendi rmişti r : «Sağcı oportünistler, sosya list devri m i n zorunlu olduğu fikrini ka bul etmiyorlar. Onlara göre, günlük politikada ve hükümette bazı değişiklikler ya pmak yeterl idir. Bu yüzden de, büyük sermayenin mevzilerine kesin atı lışlar yapıl­ masını istemiyorla r . . . «Solcu» oportü nistler ise, «fabrika yöneti m h.nin, «ün iversite yöneti mi»nin ele geçirilmesini propaganda ediyorio r ; ne var ki, politi k yönetim meselesini hiçbir zaman söz konusu etmiyorlar. Veya, zamanı mızda demokratik amaçlar i çin mücadele etmeye hiç de lüzum yok­ tur; işçi partisi sosya list devri mi derhal ve doğ rudan doğ ruya gerçekleştir­ mekle ödeviidir, diyorlar. Burj uvazi, gerici politikasiyle, proletaryanın tüm çıkarlarını, ya kın ve uzak a maçlarını gerçekleştirmesine her yönden engel olmak için her ça reye başvuruyor. Proleta ryan ı n i leri doğru attığı her adımın, kapita liz­ min mevzi lerinde bir ged i k açtığ ını burjuva strategleri çok iyi bi liyorlar. Bu durum, onla rı, işçi sınıfının sistemli savaşını her an ya nlış yollara yöneI­ tici türlü «görüş»ler uydurmak zorunda bıra kıyor. örneğin, burj uvazi tarafı ndan dışa rıdan teşvik edi len işçi ha reketi için462


deki reformizm, l i beralizm ve benzerleri gibi oportünist akımlar, objektif olarak, proleta ryan ı n sınıf savaşını yozlaştı rmak ve böylece tarihsel mis­ yonunu yapa maz duruma getirmek amacı n ı gütmektedir. Bunla r, konkre ola ra k, işçi sınıfı n ı n yürüttüğü sınıf savaşının bazı yönlerini, gelişmesi nin şu veya bu aşamasını yozlaştırıcı ya da reddedici biçimlerde beli rmekte­ d i rler. örneğ in, demokratik özg ürlü kler mücadelesini, proletaryan ı n ikti­ d a rı ele geçi rme, sınıfsal diktaturasını kurma uğrundaki savaşını, prole­ tarya enternasyonal izmi doğrultusu yönündeki ça balarını ya çığrındon ç ı ka rmaya çalışmakta yah utta kabul etmemektedirler. Burjuvazi, şüphesiz ki, gerici niyetlerini her yerde, her zaman istediği derecede gerçekleşti re­ mez. Çünkü, onun y ı kıcı politi kası n ı n etkisi a ltına düşen ta baka la rla bir­ likte, gerçek devrimci a maçlarını gerçekleştirme savaşını azi mle yürütüp yaygınlaştırmaya yetenekli proleta rya gücleri de vardır. leni n'in belirttiği g ibi, oportünizm, toplumsal hayatı n ekonomi, politika ve ideoloji gibi çeşitli a lanlarına kök salabilir. a) Oportünizmin ekonomik kökleri. Bilimsel-teknolojik süreç, şüphesiz ki, g ünümüzün kapita list topl umunun ü retim bazında önemli değişiklikler yap mıştır. Bu m a ka lenin konusu çerçevesinde, biz bu değişiklikleri üç nok­ tada gözden geçirebiliriz : 1 ) devlet ve tekel ka pita lizminin enternasyona l­ leşmesi ; 2) çalışa n işg ücünün yapısında meydana gelen değişi kli k ; ve 3) iş ücretlerindeki değişiklik. Hali hazırda, devlet cıhazı n ı n ekonomiye g ittikçe a rta n müdahale koşul­ ları içinde, ka pita list üretim ve m ubadele alanında u lusal çerçeveyi aşan bir birleşme sü reci gelişiyor. Fransa 'daki bilim işçisi komünistler ta rafı n­ dan Mayıs 1 966'da organize edilen devlet-tekel kapita lizmi ile ilgili ulus­ lara rası konferansta, bu süreç enine boyuna incelenmiştir. Tekellerin u lus­ lara rası çapta birleşmesi ve devletin ekono m i k rolünün a rtması temeli üzerinde şu objektif koşu llar meydana gelmekted i r : üretim g ücleri geliş­ mekte, emek verim i a rtmakta, bir yanda n da yönetici sınıf, kapita list sistemi korumak için ça balar harcamakto, ya ni belirli dönemlerde patlak veren bunalı mları geçiştirmek için tedbirler a l m a ktadır. Bu suretle, şimd iye kadarki buna l ı mlardan çok daha tehlikeli buldukları ekonomik sarsıntıları hafifletmeye çalışmaktatadır. Kapitalist sisteme istikrarlı bir sistem görünüşü vermek ve bu suretle bazı proletarya g ruplarının bilinçlerini etkilemek a maciyle, sonuç bel ir­ leyici önemi olmayan bazı problem ler, u luslara rası çaptaki tekel birli kleri tarafından çözümlenmektedir. (Halbuki tekellerden pay alan burj uva bil­ ginleri, bunları , pek önemliymiş gibi göstermeye ça lışıyorlar.) Teknik bazı n genişlemesi sonucunda, ça lışma durumunda da bir değ i ­ şiklik olmuştur. Bi lim v e tekni k alanı ndaki buluşları n derha l uygulan ması sayesinde üretimde yeni yeni meslekler ortaya çıkıyor. Işçi sınıfının safla­ rına yeni kategoriden işçiler giriyor. üretim güclerindeki ilerleme, teknik personali denilen kategorinin gittikçe yaygınlaşmasına yol açmıştı r. Sun463


lar. üretimdeki d u ru m ları icabı klôsik sanayi proletaryasiyle birleşen. sın ıf­ ları bakımından d a o n u n gibi sömürülen işçilerdir. Çalışanları n yapısı nda meydana gelen bu değ işme. iş ücretleri siste­ minde de bir biçim değ işikliği (modifikasyo n) meydana getirmiştir. Ka pita ­ list üretim sürecinde teknik a raçların daha geniş ölçüde kullanılmakta olması ve teknik işçi leri n i n fazla laşması. daha yüksek ücret a l a n i nsan­ ların nispetinde bir artış sağlam ı ştır. B u d urum. işletmelerde kalifiye per­ sonalin m utlak a rtışiyle ora ntılıdır. Fakat burj uvazi. kapita lizm çerçevesi içinde meydan a gelen bu olaydan. g ü n ümüz proletaryası arasında opor­ tünist eğilimleri yaygı n laştırma yönünde yara rla"n m a ktadır. Işverenler. kü­ çük b u rj uva psikoloj isindeki bireycilik (individüalizm) zaaflarından fayda­ lanara k. memnuniyetsizlik ve isyan duygularını. sömürüye karşıkoyma istek­ leri n i uyuşturmaya ça lışmakta. bir yandan da bazı işçi ta baka la rı a rasında i mtiyazlı d u ru m a sa h i p olma «işta h»ını g ıcıklamaktad ı rla r. Bir kısım ülke­ lerde bu gibi eğili mlerin az veya çok yayı l m ış � I ması. burjuvazinin a maç­ ları nda ne derecede başarıya ulaştığını ortaya koymaktad ı r. Çağdaş kapita lizmin ü retim bazında meydana gelen bütün bu objektif değişiklikler. hiç şüphesiz ki. diyalektik değişimlerdir ve diyalektik çelıişki son u çl a rı doğurmaktadı rl a r. Burjuvazi nin yeni etkileme olanaklariyle yan­ yana. devrimci işçi hareketinin gel işmesine. genişleyi p derinleşmesine yard ı m eden pek çok objektif olanak ve koşullar da belirmektedir. örne­ ğin. teknik proletaryasının büyümesi. yönetici burjuvaziye. oportünist görüş ve tutu mları yayg ı nlaştı,mak için yeni yeni a ra ç ve kanallar sağla makta­ d ı r. Fakat. bu sürecin şu yanı da vard ı r : Egemen sınıfın istek ve niyeti ne olursa olsun. ya kına gelinceye kadar işçi sınıfına ve onun savaşına az veya çok yabancı ka lmış olan yeni ve geniş tekn ik kadrola rını. teknik organizatörleri ve yöneticilerini. işçi sınıfına ve savaşına yakın laştı rmak­ tad ı r. Ekonominin bazı dalları ndaki yüksek kontrol sistemi. burjuvaziye. prole­ taryaya vermek zoru nda kaldığı belirli ücret fazla l ı kları n ı faiziyle geri olmak i mkô nını sağlıyor. örneğin. emekçilerin. grev savaşı sonucu nda veya işverenle müzakerelerde elde etmeye muvaffa k olduğu ücret a rtışın­ dan sonra da. burjuvazi. üretim tempoları n ı hızla ndırmak. malların fiyat­ larını yükseltmek. yeni vergiler koymak v. gibi yol lardan kôrlarını yine koruyor. Baskı lar sonucund a yapılan reformlardan sonra. üretim g üCıerini geliştirme sayesinde kayıpları ka rşılama meka nizmasını ha rekete geçirme olana kları a rtıyor. Bu do. burjuvaziye. işçilerin bazı istekleri ni yerine geti r­ m eye hazır alduğu hakkında ağız dolusu konuşma i m kônını veriyor. Prole­ taryanın bazı grupları bu olayın sadece tek tarafı nı. yani ya lnız birkaç kuruşluk ücret artışı kaza n ı m la rını görüyor. fakat. bu kaza n ı m la rı azal­ tan. hatta kısa zamanda ortad a n kaldıra n g izli mekanizmayı farkedemi­ yorlar. Bu aldatma lar. zamanımız oportü n izminin birçok kaynaklarından sadece biridir. 464


Proletarya a rasında oportünizm aşılamak i çin sistemli ola ra k yara rlanı­ lan yapısal değişim ler. neo-paternalizm politikasında. yani sömürücülerin. işçilerin baskı ları ka rşısında yapmak zoru nda kaldıkları bazı fedakôrlık­ ları. sözde. işçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için. kendili klerinden. babaca şefkatleriyle (pater-lôtince baba demek) yapıyorlarmış gibi gösterme poli­ tikasında dile gelmektedir. Halbuki. ü retim süreçleri nin otomatikleşti ril ­ mesi ve sermayenin enternasyonalleştirilmesi sayesinde aşırı kô r sağlan­ m akta ve işçi sınıfı n ı n burj uvaziye elverişli mevzi lere çekilmesinde. temel isteklerinden vazgeçmeye zorla nmasında bu kô rla rdan. bu maddi kay­ naklardan faydala n ı l ma ktadır. Neo-paternalizm. «işçi a ristokrasisi» yara­ tılmasındaki klôsik «satın a l ma» usulü nden daha etki li sonuçlar sağ lamak­ tad ı r. Çünkü. ka lifiye olmaya n işçi yığınları da ya ra rla nma kapanına düşebil mektedi rler. Sarı sendika yöneticileri. iktidardaki burjuva çevrele­ riyle bağ larını kuwetlendirmede bu politikayı duruma göre uygulamakta­ d ı riar. b) Oportünizmin politik kökenleri. Birbirlerine zıt iki sistem - sosya lizm ve kapita lizm - a rasındaki savaş. zamanımızın özüdü r. Bu düello. tarihsel gelişme koşul la rına. zemin ve zam � na uygun biçi m le r almaktad ı r. Büyük Oktobr Sosyalist Devri minden ve sömürücüleri n müdahaledler yardı miyle kendi egemen likleri ni diriltmek i çi n giriştikleri çabaları n ezil mesinden sonra. karşıt sistemli devletler a rasında yürütülen dünya çapındaki sınıf savaşı nın özel bir biçimi olan barış içinde yanyana yaşa ma ortaya çıkmış­ tır. Bu. suni olara k yaratı lmış bir politika değildir. dünya devrim sü reci nin tamamlanmamış ol ması n ı n bir sonucudur. Harp a raçlarının bugünkü ka­ rakteri de. objektif olara k. ba rış içinde yanyana yaşa mayı gerektirmekte ve g üclendirmektedir. Zira. bu silôhla rı n kullanılması insa n l ı k i çin görül­ memiş bir felôket olacaktır. işte bu tehlike. geniş ha l k yığınları n ı ha rbe karşı m ücadeleye sevketmekte. emperyalizmin yeni bir dünya harbine girişme olanaklarını sınırlandı rm a ktad ı r. Birbirine karşıt i ki sosyal sistem a rasındaki. yani tüm sosya lizm gücle­ riyle e mperya l izm gücleri a rasındaki a ntagonizmin değ işmesi i mkônsızd ı r ; b u n u n gibi. bu i ki güc arasındaki savaş da kaçı nılmaz olara k şu kesin sonucu verecekti r : Kapitalist düzen tama miyle ortadan ka lkacak ve dün­ ya nın her köşesinde zôli msiz ve mazlu msuz bir toplum. komünizm toplumu kurulacaktır. Emperyalist burjuvazi. birbirine karşıt iki sistem a rasındaki savaşın za manımızdaki biçi mleri nin gerçek muhtevasını tahrif etmek için her çareye başvuruyor. Büyük sermayenin hizmetinde olan teorisyen ve propa­ gandistlere göre. a s keri tekniğin gelişmesi sonucunda. her i ki sistemi barış içinde yanyana yaşamaya mecbur eden değişmez bir statü ko kurulmuş. Bugünkü dünya durumu hakkındaki bu değerlendirme. sağcı ve «solcu» oportünizm ta rafından işçi sınıfının bazı gruplarına aşılanmıştır. Sağcı oportünistler. dünya nın politik ya pısının değişmezliğini iddia ederek. bu duru mda sınıf savaşının faydasızlığını savu n m a ktadı riar. «Solcu» oportü30

465


nistler ise, barış içinde yanyana yaşama politikasının objektifliğini inka r etmekte ve - onlara göre yapmacık olan - bu politikanın soruml ularına karşı çetin bir mücadele yürütül mesini istemektedirier. Emekçilerin mücadelesini d u rduraca k ve sınıf savaşının iç cephesini çökertecek yetenekte olmayan zamanımız burj uvazisi, halk yığınlarının gerçekleştirmek için m ücadele ettikleri reformları geçiştirmeyi hedef tutan bir stratejik doğrultu izlemektedir. Işçi sınıfı, ilerici g üclerle ittifak hali nde, burjuva devletinin a rti-demokratik faaliyetin e karşı koyarken ve yönetici sınıfın en önemli mevzilerine hücu mlar yapa rken, b:ırjuvazi, egemenliğini koru mak için türlü araçlar kullanmaktadır. Burj uvazi, burjuva devleti nin sınıfsal karakteri, ekono m i k mekanizması ve politik amaçları konula rı nda halk yığı n ların ı yanııtıyor. Referendumlar, plebisitler, seçi mler. pa rla menta r sistem v.s. gerçek demokrasinin va rlığını ıspat eden deliller olara k ileir sürülüyor. Burjuva devleti nin sı nıflarüstü bir kuruluş olduğu, sınıfsal çıka rları n üstünde bulunduğu iddia edi liyor. Ve bu gerçek dışı tez, üretim a raçları n ı n özel mülkiyette oluşu yüzünden doğan deri n sosya l eşitsizlikleri örtbas etmek için türlü dalavere ve yalan­ lada süslenmeye ça lışılıyor. Geniş h a l k ta bakaları ve bu a rada proleta rya nın bir kısmı, bu yaldızlı yala nları n a ltında gizlenen gerçeği birden kavrayamadıkları için, burjuva demokrasisini, mutlak bir şeymiş gi bi ka bul ediyor, onun, gerçek siyasi devrim savaşının deva mına i mkanlar sağlayan bir zemi n olduğunu göre­ miyorlar. Oportünizm ve reformizm, kapitalizmin bu politik koşulu hakkın­ daki bu yanlış görüşü a la bildiğine kötüye kullanıyor. Esasen, hal k yığın­ l a rı temsi lci lerinin girdiği burjuva parla mentosundan devrimci amaçlar için yara rla nmayı reddetmek, reformizmin, sağcı sosya lizmin karakteristik özelliklerinden biridi r. Marksizm-leninizm kıasikleri, onla rı n bu tutu munu «parla mento kretenizmi» a la ra k nitelemişlerdir. Bu «parlamento sersemliği» oportünistlerin her devirdeki tipik özelli kleri olagelmiştir. Bu alanda yeni olan şey, çağdaş kapita lizmin şu önemli koşulunun oportünistler ta rafından yazlaştırı l ması d ı r : Oretim güclerinin büyük bir gelişme kaydetmeleri ve bütün toplum yaşayışının karmaşık bir hal alması sonucunda, bu güclerin tüm toplumun yara rı na bilinçli olarak yönelti l­ meleri objektif bir zorunluk halini almış bulunma ktadı r. Burjuvazi, sömü­ rücü sınıf, sadece kendi çıkarları n ı korumaktadır, tüm halkın, bütün emek­ çilerinin çıkarlarını temsil edebi lecek kabil iyette değildir. O, çağdaş üre­ ti min istek ve koşullarıncı uymak zorundadır. Bu yüzden, kendi devleti nin ekonomiye, topl u msal ilişkilerin örgütlenmesine müdahalesi ni genişlet­ meye başl a mıştır. Günümüzün oportü nizmi, bu a rta n müdaha leyi, burjuva devleti nin sınıflarüstü rolünün kuvvetlenmesi, kapita lin dar egoist çembe­ rinden sıyrılması gibi göstermeye çalışmaktad ı r. Fakat, meseleyi diyalektik olara k enine boyuna incelediğimiz zaman, sömürücü devletin karakteri nde hiçbir değişi kliğin meydana gelmediğini, bunun, za manımız kapitalizminin 466


derin çelişkilerine eklenen yeni bi r çelişki olduğunu a ç ı k seçik görmek­ teyiz. Yeni dediğ imiz derin çelişki, tekelcilerin, devleti kendi çıkarları için kullanışlariyle halkın, emekçilerin çıkarları n ı gerçekleştirmek ve topluma düzen vermek için devletin kullanılması ihtiyacı a rasındaki çelişkidir. Fakat devlet, ancak devrimci işçi sınıfının eline geçtiği za man bu ihtiyacı karşı­ laya bilecekti r. Burjuvazi, halka aşıladığ ı ya ldızlı demokrasi hayali nden, kendi sistemini koruma yönünde faydaılandıktan başka, işçi sınıfı n ı n iktid a rda bulunduğu ü l kelerde eski reji m ieri diri itme a ksiyonları n ı destekleme alanında da kullanıyor. Yeni topl umda henüz va rl ıklarını koruya n burj uva liberalizmi tarafta rları, proletarya diktaturasının kendi ülkelerine özgü biçimlerinin ka rşısına, uyd u rma demokrasi modelleri çıka rmakla, proletarya diktatura­ sının «insani olmadığını.. iddia etmekle ve daha birçok gerçeğe aykı rı sözlerle davaları n ı ıspata ça lışmaktad ı ri a r. Bu tipik sağcı eğ ilimleri n geliş­ mesi işçi sınıfının egemenliği için daimi bir tehlikedir. Burjuva devleti nin politi k cıhazı, hem baskı mekanizmasıdır, hem de olgunlaşan sınıfsa l a n laşmazl ı kla rı yu muşatmak için kullanan bir a raçtır. Zamanımızın ka pita list toplumu öylesine örg ütlenmiştir ki, sarsıntı yarata­ ca k bir bunal ı m a gebe olan şu veya bu problem, çoğu zaman, burjuva­ zinin kendi ka ra rını dayattığı uzlaştırma org a nlarında çözüme bağl a n ı r. Bu arada, muhalefet güCıeri nin burjuva ka nunları çerçevesi dışına çıkma­ masına ve iste klerinin, üzerlerinde «uyuşulması mümkün.. istekler olmasına büyük bir titizlikle di kkat edi l i r. Işte sosyal demokrat partileri nin ve işçi örgütlerinin sağ kanatları da, burjuvazinin güttüğü bu politika n ı n birer maşa ları d ı r. Onla rı n ödevi, işçi sınıfı kapitalist toplumla uyuşur hale getir­ mektir. Yeni tipteki devrim pa rti lerinin rollerini kabul etmeyen, bunlara sa ldıra n ve yerlerini almak için türlü çabalar harcayan c<solcu .. oportünist­ ler de, proletaryanın sömürüye karşı savaşını engelleyip duru rlar. c) Oportünizmin ideolojik kökenleri. Sömürü düzenini savu nmakla ödevii ideologl a r, zamanı mız kapita lizminde meydana gelen değişikliklerin gerçek önemini yazlaştırmaya, proleterlerde devri mcilik bilincinin geliş­ mesi ni engellemeye ça lışıyorlar. Anti-komünizm ve işçi hareketiyle savaş, burjuva ideolojisinin temeli olmakta devam ediyor. Burjuva teorisyenleri, şimdi, anti-kom ünizme uydurma bir bil imsel objektiflik kıl ıfı geçirme gay­ reti içindedi rler. Bu, rasgele bir tutu m değildir. Yakına gelinceye kadar a nti-komünizm düpedüz, a paçık şeki lde yürütülüyordu. Fakat, bu açık yalanlara halk i nanmaz oldu. Bilindiği üzere, çağ ı m ızda toplu msal geliş­ menin temel yönü, sömü rücü düzenin kanunla rı tarafı ndan belirlenmiyor. Işte bu koşullar içinde burjuvazi, kapitalizmi savunabilmek için, kendi ideolojik görüşlerini geliştirmek, d u ruma uygun hale getirmek zorunluğunu duyuyor. Burjuvazi, d u ruma uya bilme k için, proletaryaya karşı dolaylı, ka palı savaş biçi mlerine ön veriyor. Bu o rada, dolaysız m ücadele biçimlerini de 30·

467


ihmal etmiyor. Kanımızca, çağdaş emperyal i st burjuvazi, sınıf savaşının değişik cephelerindeki çelişkileri ôzami d erecede gerg i nleşti ri rse, bunun, ne g i bi sonuçla r vereceğini kestiremediği üçüncü d ünya h a rbine yol aça­ cağından e m i nd ir. Bu yüzden, sınıf çatışmala rını, ..kabul edebileceğ i» s ı n ı r­ lar içinde tutmaya ve kendi gerici a maçlarını büyük bunalımlara meydan vermeden gerçekleştirmeye çalışıyor. .. Iki nci sanayi devri mi», «sı nıfların g itg ide yok oluşu», "yığınsal tüketim toplumu», .. ka pita lizm le sosyalizmin yakınlaşması» ve benzeri teoriler, bu ça baların h izmeti nded i r. Bütün bu teori lerle güdülen amaç, işçi sınıfının ideoloj i k bir çıkmaza sokmak, sava­ ş ı n ı n temel silôhı olan sın ıfsa·1 diktaturasından ve proleta rya enternas­ yona lizmi nden onu yoksun etmektir. Adı geçen teorilere göre, bilimsel-teknolojik devri m, bütü n a ntagonizm­ leri ortadan kaldıracaktır. Bundan da şu sonuca varı l ıyor: Dünya, yeni süreçlerin m antığ ı na uyarak, ..teknoloj i k toplum»un yaratı l ması yön ünde gelişiyor. ..Tek boyutlu» olan ve ideolojiye yer vermeyen bu toplumda, tek­ niğin geniş ölçüde kullanılması yüzünden, ..insani» bir d üzen hôkim ola­ caktır. Zamanımız toplumumuzun en gelişmiş ülkeleri olan Sovyetler Bir­ liği i l e Amerika Birleşik Devletleri a rasında ki benzerli kler, ortak noktal a r, bu yarı n ki toplumun prototipi olarak gösteriliyor. Yine bunlara göre, tarih­ sel bir zorunluğun ü rünü olan bugünkü mücadele, a ntagonistik nedenlere dayanan bir sınıf savaşı değ i l d i r, gerek emperyalizm cephesinde, gerekse sosya lizm cephesinde toplumu ..insanileştiren» bir savaştır. Bu "insani leş­ ti rme» sınıfsal a maçlar g ütmediği için, h içbir toplu msal güce daya nm ıyor. Fakat, her şeye rağmen, böyle b i r toplumu gerçekleştirmeye yetenekli bir g üc va rd ı r, bu da, "hür» d üşünceli a ydınlard ı r. Bu «hür» düşünceli sosyal tabaka, «teknoloj i k toplum»un ayırıcı meka nizmasının çarkları a rasına d üşmemiştir. Birleşik Amerika'daki Sosyal Bili m ler I nceleme Konseyi veya Rokfeller Fon'u gibi türlü enstitülerin ya rd ı miyle yönetici sınıf ta rafından geniş ölçüde yayg ı n laştırılan bu görüşleri Marksist bir tah l i lden geçirdiğimiz zaman, gerçek amaçları ortaya çıkarabili riz. Ala bildiğine gerici olan bu teoriler, sosyalizmi de ka pita lizmle bir çuvala koyma kta ve sosyalist top­ l u m u da, kapitalizmde olduğu g i bi kişisel özgürlükleri sağlamıyor d iyerek «insani leştirmek» iddiasındad ı riar. Sınıflarüstü bir «hüma nizm»in maskesi a ltında, beli rli bir biçimi bulunmayan, karman çorman (eklenti k) bir top­ l u m u n kurulmasını teklif ediyorlar. Böylece, toplumsa l g elişme perspektif­ leri ve kendisini kurtarmak suretiyle bütün toplumu da kurtaracak olan işçi sınıfının kesin rolü de inkôr ediliyor. «Sanayi toplumu» ideologlarının, "hür aydınları» sosya list topl u m u «i nsa ­ n i leştirme» ödevin i üzerine olabi lecek yetenekte bir güc olara k i leri sür­ meleri de bu teorilerin gerici l i k ve a nti-sosya listliğini ortaya koyuyor. Onların asıl a macı, sosya list ülkelerdeki işçi sınıf a rasında bile hôlô bazı u nsurla rını koru muş olan küçük burjuva ruhunu harekete geçirmektir. 468


Böyle unsurların va rlığı, burjuva propagandistlerinin ve zam a n ı mızda anti-komünizm stratejisini hazırlamakta olanla rı n etkileri için elverişli bir zemindir. Esasen onlar, ideoloj i k baltalama ve gerek sosyalist ülkelerde, gerekse sosyalist ol mayan memleketlerde işçi sınıfını içerden çökertmek için elverişli her koşuldan faydalanmaya ça lışmaktadıriar.

Bazı sonuçlar Buraya kadar söylenenlerden şu sonucu çıkarmak mümkünd ü r : proletar­ yanın gerek ulusal, gerekse u luslara rası sınıf mücadelesinde ideoloji cephesinin önemi g itgide büyümektedir. Emperyalist burjuvazinin, ekonomi ve politika ola nlarında sınıf çatışmalarının şiddetlenmesinden doğacak tehlikeyi sezmesi, sömürücüleri, işçi sınıfını ideoloji k bakımdo n silôhsız­ landırm a çaba la rı na yöneltmiştir. Günümüzde gericilerin bellibaşlı a maç­ larından bi ri, savaşan yığınları n bili ncine etkide bulunmakt ı r. Burjuvazi, yığı nsal propaganda a raçla rı, proletaryayı ekonomik yoldan kendi yanına çekme, dolaylı kontrol metotla rı gibi çeşitli yollara başvuruyor. Işçi ler, üniversite öğrencileri, aydınlar, köy emekçileri, kısacası, bütün sınıflar, tabakalar ve g rupla r, tekelci kapitalin yukarıda belirttiğimiz politik doğ­ rultusunu uygulamakla görevli olan bütün organizasyonların d ikkati altın­ dadırI ar. Fakat, işçi sınıfı içinde oportünizmi geliştirme yönünde burjuvazinin sarfettiğ i çabalar büyük engellerle karşılaşıyor. En büyük engel, sosyalist sistemin, bütün g üçlüklere rağmen başariyle, zaferlerle gelişmekte olma­ sıdır. Sosya lizmin çeşitli alan larda elde ettiği başarılar, sosyalist sistemi temellinden çökertmek için sarfedilen bütün ça baları suya düşürüyor. Diğer büyük bir engel de, ka pitalizmin objektif karakterid i r. Ka pitalizm, kendine özgü çelişkilerden kurtulamamakta ve bu yüzden de, sosyal bunalı mları n gelişmesi i ç i n elverişli bir zem i n olmaya deva m etmektedir. Proletarya a rasında bel i rgin, derin ve sürekli sınıf bilincini geliştirmek i çi n çalışan komünist partilerinin sistemli g ayretleri sayesinde, bu objektif faktörler, yığınları n politik tutumlarını a ktifleşti ren bire r güc halini al mak­ tadır. Komünist Pa rti lerinin bu ça lışma ları i le, zamanımızdaki emperyalist burjuvazi, artık, gerici emellerini gerçekleştirerniyecek duruma gelmiştir. Bundan başka, ba rış, demokrasi ve sosyalizm uğrunda savaşan g üclerin emperyalist burjuvazi etrafındaki çemberi g itgide daralmaktadır. Oportünizmin şu veya bu çeşididinin spesifik karakteri ne olursa olsun, ona karşı m ücadele ola naca önemini korumaktadır. Leni n'in beli rttiği gibi, oportün izme karşı «her yönden, kesin ve a mansız b i r mücadele yürü· tülmedikçe, ne emperyalizme karşı savaşın, ne M a rksizm i çi n m ücadelenin ve ne de sosya list işçi hareketi uğrunda savaşı n sözü bile edilemez.» Bu son derecede kesin hüküm mHimi milimin e doğru d u r, geçmişin ve zama· 469


nımızın tarihsel tecrübelerine d ayanmaktad ı r. B u rj uva etkisi nin konkre bir ifadesi olan oportünist eği l i m ler, - hangi aşamada ve hangi olgunluk derecesinde bulunursa bulunsun - devrim sürecin i engelleyen oportü­ nizmle savaşın en enerj i k dayanağı, h içbir zaman yolundan dönmeyen proletarya çevreleridir. Bu gerçeği belirtmek, sekterce yanlışlıklardan ka­ çınmak için, hem de işçi sınıfının geniş ta baka la rı a rasında sınıf bilincini geliştirerek, oportünistlerin her çeşidini g üven ve i nançl a açıklamak bakı­ m ı ndan son derecede önemlidir.

470


Kitaplar ve dergiler

Sovyet komutanları anlatıyor

Yıllar geçiyor

. . •

Avrupa'nın harp yüzünden allak bullak olmuş toprak­

larinda, yıllar ytfı özlemle beklenen barışın nihayet sağlandığı 1 945 ytflnln o unutulmaz Mayıs günleri üzerinden, bir yıl sonra çeyrek yüzyıl geçmiş olacakttr. Altı ytf süren a{jlr savaş sonucunda Hitler Almanyası yıkılmış, insanltk faşizmin pençesinden kurtulmuştu. O günden bu yana tarihte köklü değişmeler olmuş, dünyamn politik haritasında sosyalist ülkelerin sayısı artmıştır. Fakat, Ikinci Dünya Savaşı olaylarina karşı duyulan ilgi yine de büyüktür. Bu olaylarla ilgili kitaplar yüksek tiraj/arla basılmakta ve büyük bir ilgiyle okunmaktadır. Bu da 1 939-1945 ytllarl arasında devam eden harbe milyonlarca insamn kattı­ masından ve bu harbin bütün kıtalar halkları için ölüm kaltm davası olmasından ileri gelmektedir. Dte yandan, bugün hayata attfmış, fakat harp görmemiş yeni kuşak, Ikinci Dünya Savaşı hakkında doğru bilgileri ancak o ytflarl yansıtan kitaplardan edinebilir. Ayrıca, önemli bir gerçek de şudur ki, Dünya Savaşının sonuçları günümüzün en canaltcı politik ve ekonomik problemlerinin çözümünde hô/ô etkiler yapmaktadır. Tabiidir ki, okuyucular o çetin günlere ait olayların üzerinde etrafltca durduktan sonra, kafalarim kurcalayan şu sorulara doğru cevap aramak­

tadrrlar: 61 ülkeyi saran ve dünya nüfusunun yüzde BO'ini kapsayan Ikinci Dünya Savaşı nasıl ve niçin pat/ak verdi? 50 milyon insamn ölümünden ve tasavvur edilemiyecek ölçüde büyük kayıplardan kim suçludur? Gelecekte böyle bir kanıt faciamn tekrarlanmasını önlemek için neler yaptfmaltdır? Bütün bunlar hiç de ya bana attfacak sorular değildir. Çünkü, bugün dünya halklarım gerçekten de telôşa düşürecek ve huzursuzluklarım artt­ racak sebepler pek çoktur. Birleşik Amerika, Batı Almanya ve diğer emper­ yalist devlet/er, militarizmi geliştirmekte, intikamctfık yolunda yürümekte­ dirIer. Bu yol ise, tarihin de açıkça ispat/adığı gibi, insanltğı eninde sonunda harbe sürükleyebilir. Emperyalist ülkelerdeki yönetici çevrelerin davramşlarlnda, izledikleri iç ve dış politikada göze çarpan birçok unsur­ lar, silôhlanma yarlşım alevlendirmek, saldırgan askeri bloklar kurmak, dünyanın çeşitli bölgelerinde harpler çıkarmak, anti-komünizm ve anti­ sovyetizm propagandası yaygaraslnl körüklemek, demokratik güc/ere karşı baskıyı artırmak gibi tutumlar, Ikinci Dünya Savaşı hazırltkıarım andır­ maktır.

471


Bugün insanltk üçüncü dünya savaşının her an patlak vermesi tehlike­ siyle karşı karşıyadır. Bu tehlike gittikçe artmakta ve harpten sonraki dönemin korkunç bir kabusu haline gelmektedir. Fakat halk yığınları her zaman harbe karşıdırlar ve bu tehlikeyle m ücadele edebilmek için, harp­ lerin karakterini, kimler tarafından hazırlandığını ve nasıl patlak verdiğini iyice öğrenmek istemektedirler. Insanları yakından ilgilendiren bu soruların cevapları, Ikinci Dünya Savaşına ait belgeleri ve materyalleri inceliyen tarihçilerin hazırladıkları monografilerde, harbe doğrudan doğruya ve aktif olarak katılanların anı ve belgelerinde bulunabilir. Haklı olarak denilebjfjnir ki, hatıra yazar­ larının dışında, geçen harbin tam değerde bir tarihini yaratmak mümkün değildir. Çünkü harp çok yönlü bir olaydır. Silahlı savaş geniş alanları ve mesafeleri kapsamakta ve bu savaşa hesapsız insan yığınları katılm akta­ dır. Bunun için askeri olayların karmaşıklığını ve dinamizmini bütün ayrı n­ tılarıyla hiçbir dokümanter materyalin yansıtamıyacağı muhakkaktır. Zira çok defalar, önemli direktifler, talimat ve emirler ya ağızdan, ya da tel­ sizle, telefonla ve diğer teknik araçlarla verilmiştir. Ikinci Dünya Savaşına dair hatıralar birçok memlekette yayınlanmıştır. Politikacılar, diplomatlar, gazetecilei ve daha birçok meslek ve görev s ahipleri harple ilgili anılarını yazmışlardır. Fakat, bütün bunlar arasında en değerli ve önemli hatıralar, tabiidir ki, erinden mareşaline kadar bizzat harbe katılan ordu mensuplarının yazdıklarıd". Sovyetler Birliğinde hatıra literatürü yaygın bir hal almıştır. Ve bugün okuyucular arasında büyük bir rağbet bulmaktadır. Hemen söyliyelim ki, merkezi ve mahafli yayın evleri şimdiye kadar 600'den fazla askeri hatıra kitapları yayınlamışlardır.(l) Sovyet askeri hatıra literatürü Batı okuyucularının da dikkatini çekmek­ tedir. ıtalya ve Fransa'da birçok Sovyet komutanlarının hatıralarının da alındığı «Ikinci Dünya Harbinde Sovyetler Birliği» adlı bir kitap bastfmıştır. Mareşal V. I. Çuykof'un hatıraları Ingilizçeye çevrilerek ABD 'de basılmış, Fransa'da ise Mareşal l. S. Konef'in hatıraları yayınlanmıştır. Manga ve fakım gibi en küçük birliklerin saflarında doğrudan doğruya düşmana karşı hücuma geçen, savaşın en çetin anlarında komuta veya (1) 1 941 -1945 yılları a rası nda devam eden Büyük Anayurt Harbini a n la­ ta n birçok Sovyet yazarı vardır. Bunlar a rasında, Sovyet eri V. T. Davidof'un "Cephe defteri»; kadın pilot P. M. Çeçneva'n ı n «Uçaklar haval,anıyor»; ta bur komuta nı S. A. Neustroef'i n «Rayştag yolu» adlı hatıra ları, siyasi komiser ı . ı . Azarof'un "Çarpışan Odesa», A. G. Ritof'un «Beşinci okyanusun şövalyeleri>., genera llerden K. F. Telegin'in «Moskovayı vermedik , A. ı. Ro­ dimtsef'in «Son sınırda», S. ı. Şçemenko'nun «Harp içinde Genelku rmay», mareşalierden ı. S. Konev'in «1 945 yılı» A. A. Greçko'nun «Kafkasya savaşı», K. A. Meretskof'un «Halkın hizmetinde», K. K. Rokosovski'nin «Askerin boyun borcu», A. ı. Eremenko'nun «Harp başlangıcı nda» adlı anı kitapları önemli bir y'e r a l maktadı r. ..

472


güzetleme yerlerinde görevini yapan, düşmamn cephegerisinde veya savaş uçağı ile havada çarpışan, ya da hücumdan önce maym tarlalarmda geçit/er hazırllyan, orduya cephane, yiyecek ve giyecek sağlayan, köprü­ ler kuran, keşfe giden nice er ve komutanlar tarafmdan yazılan bu eser­ lerde harp çeşitli yönleriyle yansıtılmaktadır. Görüldüğü gibi, bu kitaplar, geçmişteki korkunç olaylara katılmış birçok kimsenin görgü ve yaşantı/arlndan ediniimiş izlenim/erdir. Bun/ar, harp olaylarım kendi askeri ihtisaslarlmn ve taşıdıkları sorumluluklarm özellik­ leri açısmdan değerlendirmişlerdir. Bundan ötürü de, harp ylllarlnm olay­ ları bütün yönleriyle yansıtıimış, böylece bu hatlra kitapları tam anlamıyla halk kahramanlığmın destani belgeleri değerini kazanmıştır. Bu belgelerde geçen harbe katılanların hepsinin amlarl paha biçilmez bir değer taşımaktadır. Fakat, okuyucuları en çok ilgilendiren, harp yıl/a­ rında faşist s ürülerine karşı silahlı savaşa önderlik eden en büyük komu­ tanların yazdıkları hatlralardır. Bu ilgi de rasgele değildir. Çünkü, zengin hayat tecrübesine sahip olan bu gibi kimselerin eserlerinde, askeri harekat büyük bir mesleki ustalıkla yansıtılmış ve sözün tam anlamıyle en yetkili birçok kişi tarafmdan aydmlatılmıştlr. Bugüne kadar yayınlanan hattra kitaplarımn, hatta bunlardan birkıs ­ m m m muhtevasmı bile böyle bir yazı çerçevesi içersinde belirtmek her­ halde mümkün değildir. Bunun için, biz bu yazımızda yalmz Büyük Anayurt Harbi'nin ( 1 94 1 -1 945) en önemli olaylarmı ve yönlerini aydmlatan sorun­ lar üzerinde duracağız. Ilkönce şu problemleri ele alalım : Sovyet/er Bidiği'nin savunma hazır­ lıkları, Silôhll Kuvvetleri'nin kuruluşu, Büyük Anayurt Harbinin başla­ ması . . . Amlarim kaleme alanların büyük bir kısmı, bu problemlerin, özel­ likle harbin ilk günlerindeki durumun ve düşmamn {ıni saldlrlSlnm gerçeğe sadakatla yansıtılmasım büyük bir ödev saymaktadiriar. Harbin daha ilk günlerindeki çarpışmalara doğrudan doğruya katılanlar, ansızın saldıran düşmana karşı girişilen savaşm bütün ağlrllğmı ve karmaşıkllğmı açıkla­ makta ve Sovyet ordusunun yiğitliğini, direnme gücünü birçok delil/ere dayanarak göstermektedider. Amlarim yazanlar, gözden kaçırtlan, fakat yapılması mümkün olan ve hatta daha iyi yapılması gereken bazı husus­ ları da açıkça anlatmakta, yüksek askeri yönetiminin kusudarına ve bazı kom utanların yanlış tutumlarma da değinmektedirler. Orneğin Sovyet Mareşali R. R. Rokosovski, harbin daha ilk haftalarındaki çarpışmaları in­ celedikten sonra şu sonuca vanyor: «Smırboyu çarpışmalarim biz kaybet­ mişizdir... Bununla beraber, Rokosovski şuna da işaret ediyor: Artık harbin yakın bir zamanda lehimize döneceği de beklenemez; bu pratik bakımdan da reel değildir. «Şimdi darmadağımk cepheye parça buçuk kuvvetler göndermekle düşman durdurulamaz. Bu, ancak cephemizin, düşmanın güc/ü kuvvetlerine karşı mukavemet gösterme yeteneğine sahip olmakla kalmayıp, gereğinde onun savaş mekanizmasma ezici darbeyi de indire­ bilecek askeri bidikler sevketmek suretiyle mümkündür. Ilk plandaki ödevi-

473


miz, düşmanın ilerlemesine engel olmak, onu durdurmaktır. Bu da mem/e­ ketimiz için ölüm kalim mese/esidir». Rokosovski, harbin zincirleme olaylarını, yüksek komutanliğın karar ve direktiflerini, harbin daha ilk döneminde savaşa kattlan memleket/erin silôhli m ücadelesinin sonuçlarını, işte böyle, tamamiyle mesleki açıdan ele almaktadır. Temmuz sonuna doğru Sovyet-Alman cephesinin m erkez kesi­ minde meydana ge/en durumu da kendi tecrübesine dayanarak şöyle izah etmektedir; "Smolensk bölgesindeki durum yalnız bizim için değil, düşman için de gittikçe ağırlaşıyordu. Almanların hezimete uğrayacak/arı daha Smolensk çarpışmasından belli olur gibiydi. Olayların gelişmesine bakı­ lırsa, düşmanın "yıldırım harbi» plônı suya düşmeye başlamıştı. Zaten bu plôn harbin daha başlangıcında if/ôsa yüztutmuş bulunuyordu». Bu durumun faşist Almanya'da nastl nitelendirildiğini, resmi radyo yayın­ larından ve basın sayfalarından değil, bizzat faşist ordularına komuta eden yüksek rütbeli general/erden öğreniyoruz. Hitlerci generaller harp sanatını oldukça iyi bildikleri için Göbels propagandasının etkisi altında kalmış değillerdi. Sovyetler Birliği'ne karşı başlatılan harbin daha ikinci ayında Alman Kara Kuvvetleri Kurmay Başkant General Halder hôtıra defterine şunları yazmıştır; "Düşman "Merkez» Orduları Grubu cephesinde "Nevel» çemberini yarmaya muvavfak oldu . . . Bugü genellikle "Merkez» Orduları Grubu Cephesinin hemen hemen her kesiminde durum birden bire gerginleşti . . . Smolensk cephesinin Kuzey ve Güney kesiminde yeni­ den taarruza geçen düşman azimli ve enerjik hücumlar yapmaktadır. Bir­ liklerimizin yürüttüğü çarpışmaların amansızfığı, Batıdan cepheye doğru hareket eden piyade kıtalarının gecikmesi, genellikle bütün ilerleme işle­ rinin yavaşlaması, harbin başlangıcından beri uzun seferler yapan ve son zamanlardaki çatışmalarla büyük ölçüde kayıplar veren ordularımızın yıpranması gibi hus uslar, hattô yüksek rütbeli komutanlar arasında bile belirli ölçüde hayôl kırıklığı yaratmıştır. Bu hayôl kmklığının özellikle Kara Kuvvetleri Başkomutanının morali üzerinde olumsuz etkiler yaptığı görül­ m üştür». 1 94 1 ytlının 20 Nisan'ında "böyle bir karamsarlığa kapılmanın» yersiz olduğunu s öyleyen Hitler, 1 1 Ağustos'da fikrini değiştirmek zorunda kalmış ve kendi görüşünü şu şekilde kesinlikle belirtmiştir: "Genel durum ve koşul/ar, Rusya'nın çapının ve gücünün tarafımızdan küçümsenmiş oldu­ ğunu . . . gittikçe daha açık-seçik gösteriyor. Bu, ekonomik durum ve örgüt bakımından da, ulaştırma araçları ve imkônları bakımından da, hele doğ­ rudan doğruya askeri yönden de böyle görünüyor . . . " Sovyet Mareşali K. A. Meretskof şunları alatıyor: ,,0 ağır günlerimizde, her birimiz, düşmana karşı yürütülen savaşın daha çabuk lehimize dön­ mesi için çalişıyorduk. Fakat, söylemesi ne kadar ağır olursa olsun, itiraf etmek gerekir ki, bu satırları yazan da dahil, hepimiz hatalar da yapıyor­ duk. Bazılarımız çok defa şu veya bu tedbirin vaktinde alınması için Yüksek Komutanliğa gereken ciddiyetle başvurmuyorduk. Fakat biz, eninde

474


sonunda zaferi elde edeceğimize, Sovyetler ülkesinin büyük ve hakli dava­ Sının üstün geleceğine yürekten inamyorduk. Işte bu inançla savaşa atılı­ yorduk; zafere inancımız bize yeni yeni kuvO'et/er veriyor ve bizi kahra­ manlik destanları yaratmaya yöneltiyordu... Geçen harple ilgili bir olayın veya problemin önemi ne derece büyükse, bunların üzerinde duran hatITa yazarlarının sayısı da o kadar çoktur. Mos­ kova, Stalingrat, Kurks çarpışmaları gibi büyük olaylarda, Ukrayna'mn ve Belorusya'nln kurtuluşu uğrundaki savaşlarda, Avrupa halklarımn faşizm esaretinden kurtuluşu hedef edinen büyük harekatta ve nihayet zafer/e sonuç/anan tarihsel Berlin muharebesinde Sovyet ordu/arın in gösterdiği büyük kahramanliğı, elbette askeri hatıra yazarları en iyi şekilde yansıta­ bilir/erdi. Ikinci Dünya Savaşı yıllarımn büyük olaylarından biri de Moskova çar­ pışmasıdır. Bu çarpışma büyük mesafeli bir alan üzerinde olmuş ve hemen hemen 6 ay devam etmiştir. Hitlerin stratejik planlarında, Moskova'nın ele geçirilmesine büyük önem veriliyordu. Bu planlarda, «yıldırım harbi..nin sona erdirilmesi sorununun çözümü, Moskova'nın e/e geçirilmesine bağ­ lantyordu. Moskova büyük bir mıknatıs gibi, düşman kuvvetlerini kendi üzerine çekiyordu. Orgeneral K/üge, bu konuyla ilgili olarak şöyle diyordu: «Moskova'ya indirilecek son darbeyle, Sovyet sistemini canevinden vurmuş olacağız... Düşmamn niyet ve amaçlarım önceden kestiren Başkomutanlık Karar­ gahı, Sovyetler Birliği başkenti, memleketin politik ve ekonomik merkezi olan Moskova'mn savunulması için büyük hazırlıklar yapıyor, ana kuvvet­ lerini burada topluyordu. Sovyet komutanları, Moskova çarpışma/ariyle ilgili amlarında, o çetin savaşın karmaşık tab/os unu başariyle çizmekte, Moskova'mn savunulması uğrunda Komünist Partisi'nin ve bütün sovyet halkının gösterdik/eri çaba/arı dile getirmektedirler. Son zamanlarda, Batıda, eski Hitler'ci generaller . tarafından yazılmış birçok hatITa kitapları yayınlanmaktadır. Bu kitaplarda Almanlarin, Mos­ kova çarpışmasında ugradıkları hezimetin nedenlerinin izahına büyük bir yer verilmektedir. Bu generaller tarihsel olayları tahrU ederek ve yanlış göstererek, uğramış oldukları hezimetin nedenlerini, kah taşıt vasıtala­ rımn ve savaş araçlarımn içinden çıkılmaz bir çamura batmasına, kah beklenilmedik soğukların bastITmaslna, kah da bu kesimdeki Sovyet kuv­ vetlerinin sayıca Almanların bu çarpışmada kullandıkları kuvvetlerden 20 kat üstün oluşuna bağlanmaktadlTlar. Sovyet komutanları ise, yayınladık­ ları kitap/arda bu gibi iddiaların asılsızliğım delillerle ispat etmekte, Hitler ordularının Moskova çarpışmalarında bozguna uğramalarınln sos­ yal, ekonomik, politik ve askeri nedenlerini açıkça ortaya koymakta, Sovyet ordularının kahramanlığım, sovyet askeri doktrininin üstünlüğünü ikna edici bir şekilde göstermektedir/er. Ra/kın haklı olarak dediği gibi «dağın büyüklüğü ondan uzak/aştıkça daha iyi görünür... Biz bugün, üzerinden 25 yı/dan fazla bir zaman geçmiş

475


bulunan

Stalingrat

muharebelerinin

Sovyet

Ordusunun

faşizme

karşı

elde ettiği nihai zafer için ne muazzam bir önem taşıdığını daha iyi gör­ mekteyiz. Söz konusu anılarda, bu destani savaş, düşmanın esas kuvvetlerini Volga ve Don vadileri arasında kuşatma hedefini güden harekat planının Baş­ komutanltk Karargahı, Genel Kurmay ve Cephe Askeri Şuralan tarafIn­ dan gecegündüz ça"şılarak ve en küçük inceliklerini de kapsamak üzere nasıl hawlandığlna varıncaya kadar bütün ayrlntdariyle anlatılmaktadır. Sovyet Mareşalierinden A. M. Vasilevski ve G. K. lukol'un hak" olarak be­ lirttikleri gibi, böyle büyük çapta bir planın hawlanması, ancak Baş­ komutanltk Karargahı ile Gene/ Kurmayın güçbirliği ve işbirliği yapma/a­ riyle mümkündür. Sovyet hatıra yazar/art, eserlerinde, şimdiye kadar basında çıkmamış dokümanlara da yer vermekle, anlattıklann adaha büyük ikna gücü kazan­ dırmaktadırlar. Orneğin Stalingrad'a doğru Güney-Batı cephesindeki or­ dulanmlZln 1 9 Kasımda, Don Cephesindeki ordulanmlZln ise 24 saat sonra karşı taarruza geçtikleri bilinen bir gerçektir. Acaba bu neden ileri gel· miştir? Mareşal G. K. lukol'un açıklamasına göre, Güney-Batt Cephesi ordulannın önünde, nispeten büyük bir mesafe aşarak Don nehrini zorla· mak gibi karmaşık ödevler vardı. Burada, G. K. lukof, aynca Stalin'den aldığı bir telgrafa da işaret ediyor. Bu telgrafta Stalin şu talimatı ver­ mektedir: ..Feodorof ve Ivanot'un (General Vatutin ve General Eremen­ ko'dan bahsediliyor - P.

1.)

göç gününü (taarruza geçme gününü - P. L.)

kendi takdirinize göre tayin edebilirsiniz. Bunlardan birinin bir veya iki gün önce, ya da daha sonra göçe başlaması hakkında bir fikriniz olursa, bu hususta da durumu kendi takdirinize göre tayin etmekte serbestsiniz'" Harbe bizzat katılmış olanlar tarafından açıklanan bu gibi dokümanlara sık sık raslamaktayız. Hatıra kitaplannda, anlatılanların böyle doküman­ larla takviye edilmesi, tarihsel gerçekleri daha doğru ve daha iyi anlama· mıza yardım etmektedir. Stalingrat zaferine gelince, gerçek odur ki, çok büyük bir uluslararası önem taşıyan bu zafer, Sovyet askerlerinin savaş ruhunu yükseltmiş, Sovyet halkının ve diğer halklaTın düşman üzerinde mutlaka zafer sağlanacağına inançlannı artırmıştır. Ote yandan Hitler· cilerin esareti altında bulunan barışsever Avrupa halklaTInın Alman faşist işgalci/erine karşı yürüttükleri kurtuluş savaş/anna yeni bir hız kazan­ dlfmıştlf. Hitler, Sta/ingrat muharebelerinde General Paulos ordularının uğradığı hezimeti duyunca Genel Kurmay Başkanı leitler'e şunlaTl söylemiştir: .. Paulos'un teslim olmasından sonra askerlerin savaşa devam etmeleri beklenemez. Şimdi ancak şunu söyliyebilirim ki, Doğudaki' harbin ileri harekatla sonuçlanmasına artık hiçbir imkan kalmamıştif. Bunu açıkça görmemiz lazımd"". Sovyet askeri hatlfa literatüründe, meşhur Kursk çarpışmasmdan sonra Sovyet Silahlı Kuvvetlerinin 1 944 ve 1945 ydlaTlnda giriştiği en büyük taar-

476


ruzlar bütün ayrıntılanyle yansıtılmıştu. Sovyet Mareşali /. S. Konet'in «1945 yılı" adlı hatıra kitabı, Büyük Anayurt Harbinin son dönemine ait olaylan kapsamaktadır. Konet, bu kitabında, o zamanlar başında bulun­ duğu Birinci Ukrayna Cephesrnin, Visla-Oder, Aşağı ve Yukan Silezya, Berlin ve Prdg harekatında oynadığı büyük rolü anlatmaktadır. Bu cephe­ nin, toplam olarak 1 milyon 200 bin asker mevcuduna, 1 5- 1 7 bin kadar ağır top ve havantopuna, 2,200-3,300 tanka ve seyyartoplara, 2,500-3,300 uçağa v.s. savaş aracına sahip olduğunu gözönünde tutarsak, Sovyet Or­ dulannın ne muazzam bir vu rucu kuvvet teşkil ettiği kolayca anlaşılır. Sovyet Ordulan işte böyle bir vurucu kuvvetle düşmanı çökertmiştir. Mareşal Konet, Sovyet harp sanatının, çözümleyici hedefleri isabetle tespit etmek, indirilecek darbenin yönünü ustaca seçmek, hareketi sistemli olarak yürütmeyi becermek gibi, Hitler Almanya'sının harp makinesinden kat kat üstün olduğunu ıspatlayan

Şovyet

askeri ekolüne özgü en karak­

teristik niteliklerini el/e tutulur şekilde belirtmeyi başarmıştır. Tanınmış Sovyet komutanlatı tarafından yazılan ve son yıl/arda büyük tirajlarla yayınlanan hatıra kitaplan arasında S. M. Şçemenko'nun «Harp Içinde Genelkurmay" adlı eseri de çok ilginçtir. Bu da boşuna deği/diri çünkü Orgeneral S. M. Şçemenko harp yıl/arında Genelkurmayda yönetici görevler almış, büyük çephelerde olay/ann gidişini yakından izlemiş, birçok hareketin hazırlanmasında rol almış, Başkomutanllk Genel karargahında olağanüstü önemli birçok ödevlerin çözümüne doğrudan doğruya katıl­ mıştır. Bunun içindir ki, Orgeneral Şçemenko, hatıralannda Genel Kurmay ve Başkomutanhk Karargahındaki gergin havayı, çalışma yöntemlerini, bütün aynntılariyle yansıtabi/miştir. Kitabından şunlan okumaktayız: «Baş­ komutaniık Karargahı ve onun çalışma organı olan Genel kurmay, gerek askeri operasyonlann pıanlaştmlması ve harekatın uygulanması işlerini gayet sıkı tutuyor, yedek kuvvetleri her an emre hazır bulunduruyor, uçsuz bucaksız harp alanı üzerindeki harekatın gelişmesini titizlikle takip ediyor­ lardı. Cephede veya ordularda hiçbir değişim onların gÖilünden ve dik­ katinden kaçmıyordu. Cephedeki birliklerle Genel Kurmay arasındaki organik bağlantı bir an bi/e kesi/miyordu. Başkomutanlık Karargahı ve Genel Kurmay temsilcileri hareket halindeki ordunun daima en çözüm­ leyici kesinlerinde hazır bulunuyor, Başkumandanın verdiği emir ve direk­ tif/erin yerine getirilmesini denetliyor, savaşlann gidişiyle ilgili teklifler yapıyorlardı." S. M. Şçemenko'nun kitabının, elbette, bütün sorunları kapsadığı söyle­ nemez. Fakat bu kitapta, öyle sorunlara değinilmektedir ki, bunlar şimdiye kadar hiç kimse taratından bu derecede aydınlatılmamıştır. Şçemenko'nun hatıraları işte bundan ötürü okuyuculann dikkatini çekmektedir. Esasen, bu kitabın değeri, S. M. Şçemenko'nun anılan arasına bol bol katfiğı bil­ gin ve verilerin yeniliğinde ve bunları edebi biçimde sunmasındad". Sovyet Mareşali G. K. lukol'un kitabı da hat"a literatürü arasında önemli bir yer almaktadır. Bu eserde, şimdiye kadar hiç yayınlanmamış belgeler

477


yer almakta, Sovyet Silahlı Kuvvetlerinin giriştiği savaş eylemlerinin örgüt­ lenmesi ve yönetimi gibi çok önemli prensip meseleler üzerinde Y. V. Sta­ lin'le yapılan konuşmalar hakkında ilginç bilgiler verilmekte, taarruz veya savunma dönemleri gibi askeri kampanyaların ve en önem/i askeri ope­ rasyonlann tosan ve planlaştmlması üzerindeki yaratıcı çalışmalar süreci yansıtı/maktadır. Okuyucu, stratejik operasyon/an planlama işinin, Genel Karargahın, Genel Kurmay'ını cephe komutan/an ve kurmay başkanlarının kollektif olarak yürüttük/eri yaratıcı bir süreç olduğuna kesinlikle kanaat getirmektedir. lukof'un hatıralarında açıkça belirtilen bu sürecin, harekat cephe/erinin karşılaştığı stratejik ödevlerin zamanında yerine getirilmesi uğrunda yük­ sek parti ve devlet organlarının politik çalışmaları ve örgütleme iş le r i gibi önemli yönleri de dikkati çekmektedir. Bu kitapta, sildhlı savaşın yürütül­ mesiyle ilgili şu veya bu meselenin çözümü için Yüksek Komutanlıkta yapı­ lan toplantılar hakkındaki bilgilere de geniş bir yer verilmiştir. Polonya ve Çekoslovakya'oın kurtarılması, Berfin'e girme harekôtı ' gibi harbin son dönemine hasrediimiş s ayfalar elbette okuyucuda büyük bir ilgi uyandıracaktır. Zira lukol'un ..Anılar ve düşünceler» adlı eseri, Sovyet Orduları tarafından gerçekleştirilen Berlin harekôtlnln önemini küçüitmeye çalışan burjuva tarihçileri ve gazetecilerinin iddialaf/nı ikna edici bir biçimde y·alanlamaktadır. Nitekim Amerikan tarihçisi M. Florinski'nin, hiç sıkı/madan, Amerika ve Ingiltere hükümetlerinin olumlu davranış/arı saye­ sinde Sovyet Ordularının Prag'a ve Berlin'e girebildiklerini iddia edecek

kadar garabete düştüğü bilinmektedir. G. K. lukof, harpten sonra A/manya'nın yönetimi için kurulan Avrupa Kontro/ Konseyi'nin çalışma/af/nı da an/atmakta, harbin ağır sonuç/aflnı bir an evvel gidermek, Alman halkının hayatına yeniden düzen vermek, yiyecek ve diğer gerek/i madde/eri sağlamak, ekonomiyi yeni baştan ka/­ kındırmak ve Alman ha/kının tüm hayattnı yeni, demokratik temel/er üze­ rinde yeniden kurmak için Sovyet Hükümetinin ve A/manya'da bulunan Sovyet askerinin gösterdik/eri büyük yardımlardan bahsetmektedir. Pots­ dam Konferansının çalışma/afl ve verdiği kararlar, Batı dev/etlerinin son­ radan açıktan açığa gösterdikleri müsamaha ve destekle yeniden baş kaldıran Alman militarizmi sorunları da bu eserde esaslı olarak ele alı n ­

mıştır. lukof'un şu sözleri, pusuda b ek/eye n bütün s a/dırganlar için kesin bir ihtar niteliğindedir: ..Alman emperyalizmi, dünyanın ilk sosyalist ülkesi olan Sovyet/er Birliği'ni yoketmeyi ve birçok ülke/er halklarını da esaret altına almayı başlıca amaç edinmişti. Hitlercilerin, ilkin Sovyet/er Birliği'ni hakladıktan sonra, Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika kıtalarının kaderini kendilerine göre yazıp çizdikleri be/geler, direktifler ve harita/ar tarih raflarında artık yaprak yaprak sararmıştır. Fakat, bu sararmış belgeleri tekrar tekrar incelediğimiz zaman, Sovyetler Birliği Anayurt Harbinin ne derece büyük önem taşıdığını, dünya hakları üzerinde egemenlik iddiala­ rını ne/ere mal olabileceğini açıkça görebiliriz.»

478


Ani/aflm kaleme alanlar, bütün tarih boyunca en çetin ve en dehşetli harplerden biri olan ikinci Dünya Savaşında, Komünist Partisinin yönetimi . altında Sovyet halklaflnın kazandığı parlak başaflları, Sovyet Sildhll Kuv­ vetlerinin gösterdiği büyük vatanseveriik ve enternasyonalci kahramanliğin anlamım belirterek, cephe arkadaşlarımn destanlara yaraş/( yiğitliklerini tasvir ederek, Sovyet si/ahlnln üstün şan ve şerefine işaret etmekte, Sosyo­ list vatamn savunulmasım en kutsal bir ödev bilen Sovyet insanlaf/mn zengin geleneklerini yeni kuşaklara aktarmaktadır/ar. Sovyet askeri hdtlfa literatürü, ideolojik mücadelenin önemli bir aracı­ dır. Askeri amlar, Ikinci Dünya Harbinin tarihini her vesileyle tahrif etmeye yeltenen ve insanlığın faşizm üzerinde sağladığı zafere Sovyet halkım n büyük katkısım k üçüitmeye çalışan burjuva sahtekdrlara Idyik olduklart cevobln verilmesine yardım etmektedir. Bu tür eserlerde, ülkesinin bağım­ sızlığını savunan, Avrupa halklarımn faşizm vebaslndan kurtuluşu için cam m dişine takarak çarpışan kahraman Sovyet askeri, bütün yüceliğiyle gösterjfmekte, yakın geçmişin olayları günümüz ve yartmm/z adına yeni­ den canlandtrtTmaktadtr.

P. Ji/in

479


"Banş ve sosyalizm problemleri» dergisi redaksiyonunun damşma toplantısı

"Barış ve Sosyalizm problemleri» derg isini kendi dilleriyle kendi ülkelerinde yayınlayıp yayan komünist ve işçi partilerinin temsi lcileri a rasında, Prag'da, 23-24 Nisan g ü nleri bir danışma toplantısı ya pılmıştır. Toplantıya şu ka rdeş partilerin temsi lci leri katılmıştı r : Alma nya Demokratik Cumhuriyeti, Arjantin, Bulgaristan, Büyük Britanya, Danimarka, Çekoslovakya, Finlandiya, Fransa, ıtalya, Kanada, Kolombiya, Lübnan, Macaristan, Meksika, Mogolistan, Norvaç, Polonya, Rumanya, Şili, Sovyetler Birliği, Türkiye. Merkez dergide ve «Barış ve Sosyalizm» yayınevinde daimi çalışan kardeş partiler temsilcile ri de toplantıda hazır bulun muşlard ı r. Danışma toplantısı, "Barış ve Sosyalizm Problemleri» dergisi başredaktörü K. i . Zarodof'u n bir konuşmasiyle açılmıştır. Derginin sorumlu sekreteri P. Avepsperg, Redaksiyon Kuru l u adına, derg inin durumu hakkında b i l g i vermiştir. Gerek Soru mlu Sekreter, gerekse söz alan temsilciler, dünyanın her köşesinde değişik sosyal ta bakalara mensup insa nlar a rasında dergiye karşı ilginin gitgide a rttığını belirtmişlerdir. "Barış ve Sosyalizm Problemleri» dergisinin 24 dilde yayınlanmakta ve 1 40'tan fazla ülkede yayı lıp okunmakta olması, bu ilginin en g üzel delilidir. Danışma topla ntısında, derginin yayınlanması ve yayılması kon ularında tecrübe ve fikir teatisinde bulunul muştur.

480


ı Ç i N D E K i lE R

Lenin'in yüzü ncü doğum yıldönümü yaklaşı rken Mihai/ Sus/of

Leninizm ve za manı mız

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

401

.

Cek Vodis Lenin'in yönetmenliğinde çağ daş komünist ha'reketinin doğuşu

426

Kom ünist ve Işçi Pa rtilerinde Raym on Güyo I leri demokrasi ve sosyalist Fransa için .

442

Tarihsel tecrübe ve z a ma nımız Lonhino

Besera

Oportünizmin kökenleri

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

457

Sovyet komutanları anlatıyor .

471

Ba rı ş ve S osya l izm Problemleri.. dirgisinin danışma toplantısı .

.

,

480

Kitaplar ve dergiler

«


B A R I Ş

V E

S O S Y A L I Z M

P R O B L E M L E R I

Ingilizcesi: Centra l Books ltd., 37 Grays I n n Road, london, W. C. 1 . ıtalyancası : libreria Rinascita, Via deHe Botteg he, Oscure 2. Roma Almancası : .. GlOBUS.. -Vertrieb auslöndischer Zeitschriften, Wien XX, Höchstödtplatz 3 Yunancası (Kıbrıs'ta) : laikon Praktorion, Tricoupi Street, 53 r., Nicosia Ruşcası: Stredisko pro rozsirova ni tisku, Praha 6, Th6kurova 3 Fransızcası: Societe d'Edition et d' Enformation 9, Boulevard des Italiens Paris (2e) Ispanyolcası: Ediciones Pueblos U n i dos Casiıla Correo 589, Montevideo Japoncası: Nauka ltd., 2, Kanad-Zinbocho 2-chome, Chiyoda-ku, Tokyo Isveç dilinde: Arbetarkultur, Söderarmsvagen 36, Johanneshov 6, Stockholm Bulgarcası : Rcznoiznos,

I, Rue Tzar Assen, Sofia

Türkçesi: .. Y E N

i

Ç A G .. - Stredisko pro rozsirova n i tisku, Pra ha 6,

Th6ku rova 3

Fiyatı 1 l i ra


yc_69_06