Page 1

YENİçAG •

J. Koplenig: Leninist taktik ve strateji

D. Ibarruri: Ispanyanın geçirdiği tecrübeler

J. D ü clos : Demokrasinin sağlıyacağı yeni zaferler

D. Nemes: Halk cephesinden halk demokrasisine

V. Kouskiy: Demokrasi ve sosyalizm savaşı

E.

F. Dalem: Birlik fikri üstün geliyor

Staykov: Kominternin Vii. Kongresi ve BKP

MilLI KURTULUŞ HAREKETI BUGlJN Dominik Cumhuriyetinde devrimci savaş ve onun öğrettikleri KOMlJNIST VE ıŞÇı PARTILERINDE Avusturyada emekçilerin ekonomik hayata katılma savaşı aZEl SAYFALARıMIZ Fransı Komünist Partisi Merkez Komitesine

1 (19) Ocak

1966

BAR I Ş

VE

SOSYALIZM

PROBLEMLERI


B u sayıda:

J. Koplenig Avustu rya Komünist Part isi Fahri Başkanı

Dolores Ibaruri ispanya Komünist Part isi Başkanı

Vladimir Kouskiy Çekosyovakya

Jacques Duclos Fransız Komünist Par

Dozsö Nemes Macar

Enço Staykov Bulgar Komünist Partisi Merkez Kom itesi Polit-Büro üyesi

Franz Dalem Alman Sosyalist


Bütün ülkelerin proleterleri, bir/e�iniz i

YENi Çıo

1 Ocak

1966

Komünist ve işçi partilerinin teori ve enformasyon dergisi

Leninist taktik ve stratejinin tipik bir özelliği Johann K op lenig Avusturya Komünist Partisi fahri Başkanı

Komünist Enternasyonalinin VII-nci dünya Kongresine, çok doğru ola­ rak, komünist hareketi ta rihinde bir dönüm noktası, ve komünist parti­ lerinin stratejisinde yeni b i r yöneliş dönemi olarak bakılmaktadır. Bu Kongre büyük bir siyasi önem taşı r : Seferber ettiği işçi sınıfı, bütün faşist a leyhtarı ve demokratik güçler, faşizme karşı direndi, savaşa g i rişti, ve harp tehlikesine karşı koydu. Komünist Enternasyonalinin VII-nci Kong re­ sinde tesbit ve teklif edilen faşist a leyhta rı, demokratik ve yurtsever güçleri n birliği, faşist barba rla rın u ğ radığı yenilgiyi geniş bir ölçüde sağ­ lamıştır. Bunu söylemekle Kongrenin önemini büyütmüş ol muyoruz. Işçi sınıfın ı n tek cephesi meselesiyle d iğer siyasi eğilimler ve bütün emekçi tabakalarıyla birlik politikası meselesi, ilk defa günün konusu olmuyordu. Emekçilerin birliği ve çeşitli demokratik güçler arasında ittifak kurul ması sorunları, Leninist stratejinin ve taktiğ i n bir özelliğidir. Ama VII-nci Kongrenin en büyük başarısı, Almanyada faşizmin iktidara gel­ mesi ve Ikinci Dünya Şavaşı nın hazırlan masıyla baştan aşağı değişen bir orta mda, tek cephenin ve halk cephesinin kurul ması meselelerini ortaya koymasıdır. Georgi Dimitrov'un dünya durumunu inceliyen raporu, VII-nci Kongrede yapılan bütün ta rtışmalara, verilen bütün kararlara temel olmuştur. Kongre şu gerçeği a nlamıştır : Faşizm, tekelci kapitalizmin en gerici, en


saldırgan kesiminin, bu rjuva sınıfının ve burjuva demokrasisi nin yerine geçmesi; egemenliği eline o lması ; politik ve ekonomik bakımdan işçi sınıfım) karşı olduğu gibi, en g eniş halk ta bakalaranın ; hatta bütün mille­ tin menfaatlerine düşman olan b i r diktatorya nın kurul ması demektir. Tek halk cephesi stratejisini dünya çapında genişleten VII -nci Kongre bi rçok ülkenin geçirdiği tecrü belerden faydalanabiliyordu. Fransoda sos­ yalistlerle komü nistler arasında işbirliği kurulmuştu : Halk cephesi mey­ dana geliyordu. Avusturyada 1934 yılının Ocak ve Şubat aylarında komü ­ nistlerle sosya listler, faşist gerici güçlerin saldırılarına karşı koymuşlardı. Ispanyada Astorya madenierindeki işçilerin ayoklanmala rı, ıtalyada komü­ nist partisiyle sosyalistler a rasında a ktedilen işbirliği a n laşması, tek cepheye konkre şeki ller vermişti. Çeşitli ülkelerde komü nistler, sosyal­ demokratlarla, çeşitli eğilimler ve görüşler taşıyan faşist a leyhtarı g üç­ lerle, omuz om uza savaşıyor, demokrati k özgürlükleri, demokrasi davasını savunuyorl a rdı. Bu tecrübeleri genişleten Kongre, tek halk cephesinin genişlemesini, işbirliği ve b i rlik politikasını sağlıya bilecek şartları yarattı. VII-nci Kongre, b u savaşların gelişmesini engelliyen hata l ı ve eskimiş görüşleri aşmasını bildi. O günkü şartlar içinde bile devam eden, faşizm tehl ikesini küçüm­ siyen eğ il imden başka ; faşist a leyhtarı güçleri n gelişmesini engell iyen i kinci b i r eğilim, b u rj uva demokrasisine karşı takınan anti-diyalektik tutumdu. Bu tutum yüzünden, komün ist pa rtileri, burjuva demokrasisinin o dönemde geçirdiği büyük buhra nın sonuçları n ı çıkara mıyardu. Orneğ in, 1931 yı lının Mart ayında toplanan Komünist Enternasyonali ıcra Komite­ sinin XI-nci Oturumunda, iktisadi buhra n ı n g ünden güne derinleşmesi karşısında Kom ünist Enternasyonalinin şubelerine d üşen ödevlerle ilgili tezlerde şöyle deniliyordu : «Faşizme karşı yürütülen savaşın başarıya u laşması için ko münist partileri, halk kitleleri ni, tek bir cephe çerçevesi içinde seferber etmelidir. Bu cephe, temelde, burjuva di ktatoryasının bütün şekilleri n e ; açık faşist di ktatoryaya yol açan bu burjuva diktatorya­ sının kabu lettiği bütün gerici tedbirlere karşı koymalıdır. faşizmle b u rjuva demokrasisi a rasında olduğu gibi, burjuva di ktatoryasının parla menter şeki lleriyle açık faşist şekiller a rasında b i r fark görenlerin hatalarını bir an önce ve kesi nlikle d üzeltmek ıôzım. Bu hatalar, sosyal-demokratla rı n komünist pa rtilerine yaptığ ı etki nin o ksidir.» Gerçekte, bu yöneliş, burj uva demokrasisiyle faşizmi bir tutmak demekti. Oysa o dönemde, faşizm bur­ juva demokrasisini, onun kuruluşlarını yok etmek amacını gizlemiyordu, hatta iktidara geldiği yerlerde bu kuruluşla rı yok etmişti bile. Leninin belirttiğ i gibi: Belirli bir dönem için doğru ve foydal ı olmuş taktikleri, şiarları, baştan aşağı değişmiş bir durumda devam ettirmek, proleta rya hareketine büyük zararlar verir. Faşizmin yürüttüğü genel sal­ d ı rı ve Almanyada elde ettiği zafer karşısında, işçi sınıfının ödevi faşizme karşı halkın demokratik hakla rını ve demokrasiyi savunmaktı. Ama dev­ rimci işçi h areketi bu gerçeği hemen kavrıyemedı. 2


VI1-nci Kongrede varılan sonuçları özetliyen Dimitrov ise şu gerçegı bel irtiyordu : Faşist saldırılara karşı yığ ı n l a rı seferber eden komünist parti­ lerinden bazıları. demokratik istekleri konkreleştirmekten ; böylece yığın­ l a r a rasında demokrasi ha kkında hayaller yaratmaktan çekiniyorla rdı. Dimitrov'a göre. bu korku. burjuva demokrasisi karşısında anti-diyalektik bir tutum takınma mızda n ileri geliyordu. Dimitrov şöyle diyordu : «Burjuva demokrasisine ka rşı takınacağ ı m ız tutum. şartlara göre değişir. Oktobr Devrimi nde. Rus bolşevi kleri. burjuva demokrasisi bahanesiyle. proleta rya diktatoryasın ı n ku rulmasına engel olan bütün siyasi partilere karşı bir ölü m kal ı m savaşı yü rüttüler. Bolşevikler bu partilere karşı savaştı ; çünkü burjuva demokrasisinin bayrağı a ltında o dönemde bütün karşı-devrimci g üçler. proletaryan ı n zaferini engellemek üzere seferber edi lmişti. Bugün ise. kapitalist devletlerde. durum ba m başkadır. Bugün karşı-devrimci faşistler. burjuva demokrasisine saldırmakta ; e n korkunç zülum ve istis­ m a r rejimini kurmaya çalışmaktadıriar. Bugün birçok kapitalist ül kede. emekçi kitlelerinin biran önce vereceği konkre kara r. proleta rya di ktator­ yası ile burjuva demokrasisi a rası nda yapaca kları bir seçme değiL. Faşizm mi. yoksa burjuva demokrasisi mi? Işte. bu na kara r verecekler... Dimitrov sözlerini şöyle bitiriyordu: «Demokratik ha kla r uğruna yürütü­ len savaşı. işçi sınıfının sosya lizm uğruna yürüttüğü savaşa bağ l ıyabil me­ m iz için. ilk şart. burjuva demokrasisi nin savunmasını şematik bi r şekilde ele alan görüşten kurtulma mızdır... Ikinci Dünya Savaşı. ha rbe ve faşizme karşı yürütülen savaşta işçi sını­ fının genel demokratik a maçlarını tesbit eden bu görüşün ve bu yönelişin doğruluğunu ispatlamiştır. Faşizm yenilgiye uğradıktan sonra. bu yöneliş bir kat da ha gel iştiriidi ve SBKP'nin XX-nci Kongresinde. mil letlerarası konferansıarda, ve komünist p artilerinin kararlarında belirti ldi. Bugünkü şartlar. VII-nci Kongreni n tarihsel şartl a rında n ba m başka olduğu halde, b u görü ş ; kapitalist tekel­ lere karşı ve barış u ğ ru nda yürütülen savaşta, işçi sı nıfı ile bütün demok­ ratik güçlerin birliğini sağlamak üzere yü rüttüğüm üz savaşın başlıca hattı " dır. Sağ lam bir barış. demokrasi. toplumsa l kalkınma ve sosya lizm uğ­ run a yürüttüğümüz bu savaşa. şimdiye kadar meydana gelmiş ve gelecek bütün değ işi kleri. ya ni faşizmin yı kılmasıyla sosyalist güçlerin a rtmasını hesa ba katarak. burjuva demokrasisinin gelişmesini sağl ıyaca k bütün etkenlerin, bütün güçlerin kabul edilmesinden yanayız. Tekelci sermaye ile gerici güçler demokrasiyi kısmak. sınırlandırm a k. kitle hareketlerinin teşebbüs yetenğini g üçsüzleştirmek a macı ile, anti­ demokratik kanunlara. zecri tedbirlere baş vurduğu. radyoyu. televizyonu tekellerin eline tesli m ettiğ i bu dönemde, burjuva demokrasilerinde işçi sınıfı ile emekçile rin. zorla elde ettikleri demokratik özgürlükleri savun­ makla yetinmedikl eri ni görüyoruz; bu u nsurlar. demokrasiyi geliştirmek. ona yeni bir hayatiyet vermek. tekellerin gücünü sınırlandı rmak için de savaşıyorla r. l'

3


Bugünkü şa rtlar içinde. demokrasinin korunması ve devamlı gelişmesi için yürütülen bilinçli savaş. yığınları n barış. toplumsal kalkınma. toplu­ mun sosyalist başkalaşması u ğ runda seferber edilişini sağlıyocak çok önemli bir etken haline geldi. Sosya list demokrasinin burjuva demokrasisiyle bir tutulmıyacağını elbet biliyoruz. Burjuva demokrasisi ü retim a raçları alanında özel mül kiyetten . istisma rda n v a z geçemez ; s ı n ı f çelişmelerini yok edemez. Burjuva demok­ rasisi ile sosyalist demokrasi a rasında varolan köklü farkları görmemek. sosya lizm uğruna savaş yürütmekten vazgeçme anlamına gelir. Ama öte yandan. şu gerçeği de göz önünde tutma lıyı z : tekelci sermaye ile geniş halk yığ ı nl a rının menfaatleri a rasındaki çelişmeler. dünya sosyalist siste­ minin va rl ığı. işçi sın ıfı ile bütün emekçilerin toplumsal ve siyasal kal­ kınma uğruna yürüttükleri savaş. burjuva demokrasisi i çi nde meydana gelen çelişmeler. büyük değişiklikler doğu ra n etkenlerdir. Işçi sınıfı. sos­ ya lizm uğrunda savaş yürütürken. bütün bu etken leri ve bu değişiklikleri hesaba katmak zorundadı r. Hiç şüphesiz. genel sonuçlar temeline daya nara k. bütün komünist pa r­ tileri için muteber ve doğru sayı lacak bir şema çıkarmak yanlış olur. Çeşitli ülkelerdeki burjuva demokrasisinin çeşitli görünüşü ve özellikleri vardır. Orneğ in. Avrupanın birkaç ülkesinde. gericilerin tarihin gidişini durd u rtmak için sa rfettiği bütün ça balara rağ men. faşizm aleyhtarı savaş hiç şüphesiz çok derin izler bırakmıştır. Ote yandan. yeni yeni olaylar bize şu gerçeği göstermiştir: Sermaye de. militarist güçler de demokrasi ve hakları n özgü rlüğü için hôlô büyük bir tehlikedir. Demokrasi nin geliş­ mesini nihayet sağ lıyacak olan. halkı n i lerici ve demokratik tabakalarıyla işbirliği yapan işçi sınıfının yürüttüğü savaştır. Enternasyonalin VII -nci Dünya Kongresinde a l ı nan kara rl a r. Pa rtimiz için birçok yönden büyük önem taşıyan ka rarlard ı . Bu kara rla rı n ya rdımı ile. faşist Almanyanın Avusturyayı ilhakına karşı milli mu kavemet hareke­ tini uya ndıra bildik. Bu yöneliş yu rtsever ve demokratik güçlerin Hitlerci faşizme karşı b i rliğin i ; bağı msız ve demokratik bir Avusturyanın kurulu­ şunu sağlıyacak şartlardan biriydi. Kurtuluştan sonra da. bağımsız 've demokratik ikinci Avusturya Cumhuriyetinin kurul masına a ktif olara k katı l­ mam ız. deva mlı bir tarafsızlık uğruna savaş yürütmemiz. yine bu yönelişin sonuçlarıdır. Milli bağı msızl ı k. halk çoğunluğunun bağı msızlığa ve tarafsızlık politi­ kasına candan bağlılığı. Avusturyada varolan gerici ve Alman taraftarı g üçleri zayıf düşürmüştür. Bu ise. siyasi g üçlerin ve sınıf güçlerinin yapı­ sında ; hattô beli rli bir ölçüde. ülkenin iktisadi yapısında. değ işikliklere sebep oldu. Bu değ işi kliğ in en bel i rli ifadesi. eskiden Alman tekelci ser, mayesinin elinde bulunan a ğ ı r sanayiin geniş çapta millileştiri l mesidir. Ulkemizde. mill ileştirme hareketi toplumsal ve siyasal bakımdan çok önemli olduğu gibi ; Avustu ryanın bağı msızlığını gara nti a ltına alan bir ha rekettir. Oldukça önem li eksiklerine rağ men. Avusturyada ıiıillileştirme 4


hareketi, tekelci devlet kapitalizminden ayrı bir nitelik taşıyor. Kanaatı­ m ıza göre, millileştirme, demokrasinin ve toplumsal kalkınmanın devam l ı gel işmesinde önemli b i r etkendi r. Milli leştirme tekelci seymayeyi zayıf d üşürdü ; milletlerarası tekelleri, özell ikle Avusturya iktisadını kontrol a ltında tutma kta direnen Alman tekelci sermayesini sınırlandırd ı . Böy­ lece millileştirmelerin korunması ve genişletilmesi u ğ ru nda yürütülen sava ş ; bağı msızlığı ve tarafsızlığı garanti altına almak üzere yürütülen savaşa olduğu gibi, demokrasinin ve toplumsal kalkı nmanın g üçlenmesi uğ runa yürütülen savaşa da bağ lıdır. Avusturya nın durumunu değerlendirirken, şu nokta da göz önünde tutulmalıdır: alkenin sosya list ülkelerle komşu oluşu ; dünya sosya list sisteminin g ücü ve ayrı ay�t sosyal düzendeki devletlerin barış içinde yan yana yaşaması politikası, ülkenin siyasi gelişmesini, i lerici güçlerin, emek­ çilerin yürüttüğü savaşı şiddetle etkiliyor. Sosya list partisi yöneticilerinin uyguladığı ve yığınları n faa l iyetini frenliyen, kapitalist g üçlerin politika­ sını kolaylaştıran ..toplu msal uzlaşma» politi kasına rağ men, işçi sınıfı, önemi günden g üne artan bir rol oynuyor. Sınıf güçleri dengesinde meydana gelen değ işikliklerin sonucu olara k, emekçilerin yürüttüğü savaş bugün ekonomik ala n ı aşıyor; hayat ve iş şartlarını daha yüksek bir düzeye çı kartmak, daha adil bir toplumsal poli­ tika sağlamak üzere yürütülen bir savaş olmaktan çıkıyor. Emekçiler, gün­ den güne a rta n bir enerji i le, genel iktisadi ve toplumsal hayatta daha etkili bir rol oynamak istiyorlar. Partimizin XIX-ncu Kongresinde, işçilerle memurların ülkenin ekonomik yöneti mine katılmasını sağlamak üzere yürütülen savaşla ilgili kara rlar a l ı n mıştır. Partim izin belirttiği gibi: ..Bu amacı sağla mak üzere savaş yürütmek demek, işçi sınıfının, bugünedek işverenin veya temsilcisinin özel a lanlarını etki liyebilmesi demektir. Mesele böylece işverenin gerçek gücünü sınırlandırmaktır. Emekçilerin yönetime katı lmaları n ı sağ lamak üzere yürütülen savaşın özü, demokra­ sinin yeni b i r öz kaza nması için yürütülen savaşla, devlet ve iktisat alan­ l a rında yeni ve demokratik metod ve şeki ller uğrunda yürütülen savaşa sıkı sı kıya bağlıdır.» Bu amaçları tesbit ederken, şu prensipten ha reket ediyoruz : Işçilerle ücretli ler toplu mu n e n büyük gücünü teşkil etmektedir. Yönetime katıl ma k, kapitalizmle uzlaşmak demek değildir. Aksine. Mesele, sermayenin ege­ menliğini önlemek ; işçi sı nıfı nın, yönetime katıldığı gibi, bütün emekçilerle bera ber, ekonomik ve toplumsal gelişmenin üzerinde kesin etki leri ni sağ­ Iıyaca k iktisadi ve toplumsal bir içya pı kurmaktır. Demokrasinin genişletil mesi, yeni bir özkaza nması, emekçilerin iktisadi yönetime katı lmaları gibi istekler, kapital ist tekellerin gücünü sınırland ı r­ m a k üzere yürüttüğümüz savaş ; yeni bir nitelik taşıyan demokratik istek­ lerdir. Bu gibi istekler, kapita lizmin toplu msal ya pısın ı n çerçevesini aşıyor. Bu kökl ü dönüşümle r uğruna yürütülen savaş, yeni bir toplumsal yapı -sos­ yalist yapı-uğruna yürütülen savaşa bağlıdır. Bu savaş şu sorunun ceva5


bıdır : Demokratik isteklerle demokrasi uğruna yürütülen savaş, proletar_ yayı sosya lizm uğrunda yürüttüğü savaştan o l ı koymaz m ı ? Komintern'in VII-nci Kongresinde Dimitrov bu soruyu Len inin bir sözü i l e ceva plandır_ mıştı : .. Demokrasi uğruna yürütülen savaşın proletaryayı sosyalist dev­ rim yol undan a l ı koyacağını, bu devrimi i kinci plana atacağını, unuttura­ cağını sa nmak çok büyük bir hata olur. Aksine; eksiksiz bir demokrasi va rolmadan, sosya:izm zafere ulaşamıyacağı g i bi, proleta rya do, demok­ rasi uğrunda kararlı, genel, devrimci bir savaş yürütmeden burjuvaziyi yenilgiye u ğ rata maz ... Kanaatımıza göre, bugünkü şa rtlar içinde. emperyalist ve gerici çevre­ lerin günden güne ortan faaliyeti karşısında bulunduğu muz, bütün emper­ yalist aleyhtarı ve demokratik güçleri bir oraya geti recek tek bir cephe­ nin gerçekleşmesi için yeni olanaklar, yeni yollar bulmak zorunda oldu­ ğumuz şu dönemde. demokrasi ile sosya lizm a rasındaki karşılıklı bağların açıkca belirti lmesi, fevka lôde önemlidir. Bugünkü şartlar içinde Avustu ryado, demokrasinin korunması ve geliş­ mesi u ğ runa yürütülen savaş, bağımsızlığımızın ve tarafsızlığımızın Batı Alman milita rizmine karşı korun masına ; yabancı ve özellikle Batı Al­ man tekellerin in. Orta k Pazar yolu ile. dolaylı veya dolaysız şekilde. iktisadımızı ve bütün ülkemizi ellerine geçirme planlarına ka rşı yürütülen savaşa sıkı sıkıya bağlıd ı r. Her komünist partisi, politikasını ve taktiğini tayin ve tesbit ederken. ü lkenin özel şa rtlarını göz önünde tutmaııdır. Ama bu amaca varabil mek için. şematik kopyacılığa düşmeden. başka ülkelerde komünistlerin elde ettiğ i tecrübelerden fayda lonmak do şarttır. Kanaatımıza göre. tecrübe­ leri n ve görüşlerin deva mlı değiştokuşu. barış, demokrasi ve sosyalizm uğ runda yürütülen savaşın gelişmesinde. karşılıklı anlayış ve işbirliğinin sağla n masında, dünya komünist hareketin içinde şort olon birliğin tekrar kurulması ve güçlenmesi için sarfedilen ortak çabaları n gerçekleşme­ sinde. başlıca şartlardon birdir.

6


Komünist Enternasyonalinin Vii. Kongresi ve ispanyamn geçirdiği tecrübeler Dolores ibaruri ispanya Komünist Partisi Başkanı Komünist Enternasyona l ı n Vi i . Kongresinde incelenmesi gereken sorun­ lar: Dünya komünist hareketinde, Leninist prensiplerin tekror uygulan­ ması ; sekterliğe ve oportü ni mze karşı savaş yürütül mesi ; faşizme ve harp tehlikesine karşı yürütülen savaşta, komü nist parti lerinin uygulıyacağı taktik ve stratejinin tesbiti sorunları ile bütün emperyal ist aleyhtarı, faşist a leyhtarı ve demokratik güçlerle birleşebilmesi için, işçi sınıfının h areket birliği sorunuydu. çoğu bugünün de meseleleri olan bu sorunları saymakla, ViI. Kongrede a lınan, komünist parti lerinin uygulayacağı taktik ve stratejiyle ilgili karar­ ların ne kadar a ktüel kaldığını bel i rtmiş oluyoruz. Ama aktüel oluşla rı bugün a rtık ta ma mlaşmış, belirli bir dönemde, komünist hareketi tara­ fından kulla nılmış savaş ve teşkilôt metotla rının bugün çok farklı olan sartla rda da kullanılabileceği, otomatik şekilde tekra rlanabileceği anla­ m ı na gel mez. Bu sorunları a ktüel yapan etkenler çoktur: Bu meseleler, komünist par­ tileri nin hayatında, siyasi faaliyetlerinde, faşizme karşı ve demokrasinin korun ması uğrunda yü rüttükleri savaşta bir dönüm noktası teşkil ediyordu. Kanaatıma göre, bu kararları hiç hesaba katmada n, sıfırdan başlamak siyasi bir hata olur. Çünkü bunlar, faşizme karşı yürütülen savaşta de­ mokratik güçlerle komünistlerin birleşmesini imkônlaştırd ı ; ha lkların, sa l­ d ı rgan Nazi Almanyasını yeni lgiye uğratma ları n ı kolaylaştırdı. Devri mci pratiğin gösterdiği gibi, etkisiz ka la n ; veya ha lkların şu veya bu demok­ rasi şekilleri uğrunda yü rüttükleri savaşa zara r veren mücadele anlayış ve metotları va rolduğuna göre ; Ko mün ist Enternasyonalinin VII -nci Kong­ resinde alınan ka ra rların i ncelenmesi, bugünkü duruma uygulanması her halde faydalı olur. Kongre toplandığı tarihte, milletlerarası durum tehlike doluydu, endişe vericiydi. Ama Avru pada oluşan olayla r bize şu gerçeği gösteriyordu : Bütün ülkelerde, gerici güçler faşizmin peşinden gitmeye hazır olduğu halde ; demokratik burjuvazinin oldukça geniş kesimleriyle işçi sınıfı, halk­ ların elde ettiği demokratik hakların yok edilişine ; faşizmin ifade ettiği tehlikeye göz yummak istemiyordu. Sosyal -demokrat yöneticilerin bunlara «sosyal-faşist» adını to kmak genelli kle yanlıştı - üstelik birliğin gerçek7


leşmesine büyük engeller çıkarttığ ı için siyasi bir hata teşkil ediyordu bir kısmı, sosya list işçilerin çoğu ise, faşist gerici güçlere karşı savaşmaya hazırdı. Devri mci olanla olmıyanı karıştıran (maalesef bazı komünist yönetici­ lerin bugün hôlô benimsediği) bir görüşten ha reket ederek, bu gerçekleri hesaba katma mak büyük bir hata idi. Hiç ş ü phesiz (bu nokta da bugün fevka lôde a ktüeldir), burjuva, küçük-burjuva demokra tik güçlerden, sos­ yalistlerden tecrid edi/en komünistler, bütün kahrama nlı klarına, bütün feda kôrlıklarına rağ men, iktidarı a l m a k üzere bulunan faşizmi tek başla­ rına durdurta mazla rdı; nasıl ki bugün, komünistler tek başlarına emper­ yalizme, tekellerin egemen l iğine karşı etki li bir savaş yürütemez, demok­ rasinin gelişmesini ve yeni bir öz kaza n masını sağl ıyamazlar. Komünist Enternasyona lin Vii. Kongresini anarken, büyük devrimci komünist Georgi Dimitrov'un hatırasını saygı ile seıô mları m. Dimitrov ' kahramanlı klar, savaşlar içinde geçen bütün ömrünün prestijiyIe, çeşitli Avrupa ü l kelerinde edindiği büyük devrimci tecrübeyle bu Kong reye katı l mıştı. Kom ünist partilerinin yürüttüğü faa liyetin sonuçla rın ı Leninist kritiği ile inceliyen ve değerlendiren Dimitrov, komünist partilerini güç­ süzlendiren bütün neden leri, matemotik bir açı kıılık ve bel l i l i kl e inceledi ve belirtti. Va rdığı sonuç şuydu: Komünist partileri n i n taktiklerini ve stratejilerini düzeltmek, gerçekıere uydurma k ; en nihayet devri mleri yapan ve sosya l izmi kura n halk kitlelerini ürküten, a nloşılması zor, dogmatik, ve m üfrit bir lôfaza nlıktan vazgeçmek bir zorunluluktu. Komünist Enternasyonalinin VII-nci Kongresinde, anarşistler, sol sosya­ listler a rasında olduğu gi bi, komünistler a rasında da çok yaygı n olan goşist hatal ı eğ ilimler, tenkit edildi. Bu yanlış görüşleri benimsiyenler, siyasi veya devrimci bir buhra n meydana çı ktığ ı ta kdirde, solcu bir işçi örgütünün silôhlı aya klanma şiarı ile ortaya çıkması üzerine, bütün halkın hemen bu şiara uyuyacağını, savaşa girişeçeğini sanıyorlardı. Ispanyada, çeşitl i dönemlerde, bu hata lar işlenmiştir. Ta ri hin bize gösterdiği gibi : Belirli bir ül kede, belirli şartlar içinde doğru, lüzumlu, ve uygun olan kara r veya ha reket ; o şartlara benzemiyen şartlar içinde bulunan bir ü l kede uygulandığı ta kdirde, çok büyük felô­ ketlerle sonuçla n ı r. Her komünist partisi politikasını, taktiğini, stratej isini tôyin ve tesbit ederken, kendi ülkesinin, kendi halkının özelliklerini hesaba katmak zorundadır. Burada bu prensibin doğ ruluğunu ispat edecek konkre bir örnek ; VII-nci Kongresi nin ışığında, çok tipik, anlam dolu bir örnek olan Ispanya deneyini incelemek istiyorum. Jacques Duclos yoldaş 1 935'de, Komünist Enternasyonali ıcra Komitesi ödevlisi olara k, sosya l ist lider Largo Ca bal lero ile görüşmek ; Ispanyada, ' bütün demokrati k ve emekçi g üçleri a rasında bir cephe kurmak luzu­ munu tartışmak üzere Ispanyaya gittiğini hatı rlattı. O dönem içinde Ispanyada neler olmuştu?

_

B


ıspanyol halkı iki devri m yapmış b ulunuyordu . 1 931'de krall ı k rejimini barışçı yoll a rl a devirmişti. 1 934'de ise gerici ve faşist güçlerin i ktidara gelmesini önlemek üzere, silôha sarı lmıştı. 1 933'de Alma nyada Hitler iktidarı eline geçirince, bütün imtiyazıarını, servetini ve muazzam topra klarını elinde tutan ıspa nyol gerici güçleri, politik alanda u ğ rad ıkları zararları kapata bileceklerini, halkı n isteği ile devri imiş rej i m i tekrar kurabi leceklerini sa ndılar. Bütün güçsüzlüklerine rağ men, çok geniş işçi ve küçük-burjuva kesi m lerini temsil eden Cumhuri ­ yetçi sosya list hükümetinin güçsüzıüğünden faydalanan gerici güçler, b u hükümeti istifaya zorladı. Eski hükümet k a d a r «proleter. . olm ıyan yeni hükümet, genel seçimlerin Kasım 1 933'de yapılmasına kara r verdi . Birlik poı itikasın ı devam ettiren komünist pa rtisi, sosyalist partisine, mümkün olduğu bölgelerde, ortak adaylar gösterme teklifinde bulundu. Sosya list partisi bu teklifi reddetti, oma büyük bir yenilgiye uğradı. Sadece Ma logado, komünist partisi kuvvetl i olduğu için, sosya listler, komünistler ve cumhu riyetçiler arasında bir halk koa lisyonu kurula bildi, gerici odaya karşı başarı sağ ladı. Ilk defa olara k komünist pa rtisi parlômentoya b i r mil letvekili gönderebiidi : Dr Bolivar, gerici Corteslerde (Meclis), partisinin politi kasını ve işçi sınıfının menfaatlerini büyük bir fedakô rl ı kla savundu. Bu gibi koalisyonlara oportünist damgasını vura n Enternasyonalin ıCra Komitesi, ıspanyol Komünist Partisini, böyle bir teşebbüse g irdiği için, şiddetle tenkit etti. Bu tenkide fazla a ldırmadık. Olkemizin şartları içinde, politikamızın doğru olduğunu, Enternasyonalin ha ksız olduğunu bil iyor­ duk. Politikamızı izlemeye devam ettik. Gerici güçlerin seçimlerde sağladığı zafer, Ispanyoda, gerici tehlikesini bir kat daha arttırdı. Halk kitleleri şiddetli bir tepki göstermeseyd i, her halde, Avustu ryoda'ki Dolfuss rej imine benziyen bir faşist rejim bizde de kurulurdu. Ama Cumhu riyetçi hükümetin yaptığı bütün baskılaro, sosya list yönetici lerin komünist-aleyhtarlığına rağmen, komünist partisi, Sosyalist Partisi ne bir tek cephe kurma teklifinde bulu ndu; demokratik ve işçi güç­ lerine karşı sovoso girişmiş bulunan faşist teşkilôtlarına engel olmak üzere de, işçileri ve köylüleri, faşist-aleyhtarı savunma mil isleri kurmaya çağ ırdı. Sosya list Partisi bu tek cephe tekliflerini evvelô reddetti. Ama ok yayın­ don çıkmıştı: hattô hedefine varmıştı. Sosyalist Partisinin i çi nde, bir so\cu eğilim meydana geldi. Komünistlerden daha da sekter davranan bu u nsu rlar, pa rtimizin teklif ettiği tek cepheyi kabul etmiyor; kendi icadı «Işçi Birli kleri.. nin kurulmasını, o dönemdeki sosya list yöneticilerin kanaa­ tına göre, devrimci bir güç teşkil etmiyen köylülerin bu birli klere sokul­ mamasını teklif ediyorlardı. Komünist partisi, bugün olduğu gibi, o dönemde de demokratik devri­ min itici güçlerinden biri d iye ka bul ettiğ i köylülerin, hareketten uzak tutu lmasına razı ola mazdı . Bu «Birlik..lerin prensipini kabul etmedi. Ama faşist tehlikesinin a rttığını, yaklaştığını görünce, Partimiz, Işçi Birlikleri 9


i l e - bu birliklere köylüleri sokmak üzere m ü cadele edeceğini belirterek işbirl iği yapmayı kabul etti. Komünist partisinin kanaatına göre, bütün demokrati k cumhuriyetçi partilerle, bir a nlaşma a ktetmek, bir zorunluluktu. Ama sosyalistler bu a n laşmaya karşı geldi ler. Çocukça iddiala rına göre, bütün mesele, hemen savaşa g i rişmekti ; öteki güçler nasıl olsa peşimizden gelecekti. 4 Ekim 1934 a kşa m ı , sağcı lideri n hükü mete g i rdiği ha beri duyulu nca, Eyl ül ayında toplanan Işçi Birlikleri Konfera nsında a l ınmış bir kara ra ddya­ n a ra k, genel g rev emri ortaya atıldı. Da ha i l k gününden m ücadele şid­ detlend i, ve silôhlı aya klanma şekl ini aldı. (Azeilikle Astorya bölgesinde: Burada komünistler, sosyalistler ve a n a rşistler a rasında kurulan birl i ği n sonucu olara k, b u savaş onbeş gü nden fazla sürebildi.) 1934 yılı Ekiminde ü l kemizin bütün işçi ve demokratik partileri, bu ilk savaş denemesi ne katıldı. Komünist partisi bu deneyden daha da kuv­ vetlenmiş çı ktı. ispanyanın politi k alanında, hesaba katılacak bir güç, önemli b i r pa rti haline geldi. • VII-nci Kong ren i n ça lışma larına katı lan komünist partileri a rasında, Ispanya Komünist Partisi de bulunuyordu. Daha sonraki olayların göster­ d iği gibi, Ispanyanı n özel durumu, Ekim ayakl anması etkisiyle Ispanya Komün ist Partisi, Kongrede alınan, faşist aleyhtarı demokratik bir halk cephesinin kurul masiyle ilgili kararları daha kolay uygu laya bi lecek b i r duruma gelm işti. 1935 yılında Ispanyada son derece gergin bir d evrimci durum yarat/l­ m ıştı. Astoryada öldüri len 2.000 kişi, hapisa nelere tıkılan 3.000 vatandaş, emekçi yığınlanının savaşçı iradesi ni ezemedi. Bu özel durum, cu mhuri ­ yetçi v e solcu l iderleri de etkiliyordu. Sonunda işçi parti leri nin ve cum ­ hu riyetçi g üçlerin i l k ortak danışma toplantıl a rı ya pıldı. Ispanya Komünist Pa rtisi bu toplantılarda işçi ve köylü yığı nları n ı n en önemli istekleri ni dile getiren bir proğram hazırlanması teklifi n i ileri sürdü. Bu proğram tasarısı kabul edilmedi. Deva mlı tartışmala rdan sonra Ispanya devri minin temel sorunları n ı ceva plandırm a masına, sağlam bir temel ol m a masına rağmen, işçi ve küçük b u rjuva demokratik ve cum ­ hu riyetçi partileri n i bi rleştirmede temel olan demokratik bir proğra m kabul edildi. Komünist partisi bu p roğram ı birçok yönlerinden eksi k bul­ masına rağmen kabul etti. Bu, halk cephesinin kurulması, Ispa nyada gerici liğin yeni lgisi demekti. Fakat sağcı güçler tasa rladıkları ca n i plôn­ l a rı ndan vazgeçmed iler. Da ha ertesi günü halk cephesinin seçimlerde kaza nmasından sonra, 16 Şubat 1936 do solcu güçlerin parlôm entoda çoğunluğu kazandı klarını görünce, iktidarı ele geçirmeğe hazırlanıyor­ l a rdı. Bu hususta faşist Alma nya ve Musolini ıta lyasına güveniyorl a rdı. Yal nız, komünistleri faşist tehlikesini büyütmekle suçluyan cumhurbaşkanı gibi, cumhuriyetçi l iderlerin duygusuzluğu, Alman ordusunun Afri kadan Ispa nyaya tahliye edilmesini ve ayaklanmanın bütün Ispa nyaya ya ı ı masını 10


sağladı. O za mana kadar görülmemiş . heyecan verici b i r mo nzoroyla karşılaştı k : Bütün bir halk. Ispa nya halkı. faşist ve gerici güçlerin saldırı­ sına karşı koymak üzere. silaha sa rıldı. Ostün gerici güçlere karşı yürütülen bu savaşa Kahraman ıspa nyol silahlı kuvvetlerinin yanı başında. Milletlerarası Tugaylar da katıldı . Bu savaşçı lar bütün dünyaya en büyü k enternasyonalizm dersi ni verdiler; len inist p rensiplerle. kom ün ist prensipleriyle yoğ ru lmuş bu devri mciler. aksyon ha reket insa nları değerleri ça balarını esirgemediler. ıspanyol halkı n ı n yü rüttüğ ü savaş. faşizme karşı yürütülen ilk büyük savaştı. Kahra ma nca direnen ıspanyol ha lkı. ikinci Dünya Savaşını üç yıl erteledi. Nazi Almanyasının. faşist ıtalya nın açık müdahalesinden başka. sözde demokratik emperya list devletlerin izlediği «müdahele etmeme .. politikası ıspanyol cumhuriyetçilerinin direnişini yenilgiye uğrattı. Ama b u yenilgi. izlenen yolun hatal ı olduğu anlamına gelmez. Aksine. Ispanya n ı n geçir­ diği tecrübede görüldüğü gibi. tek cephe ve halk cephesi sayesinde. işçi sınıfın ı n birliği gerçekleşti ve tamamland ı ; komünist partisinin etkisi a l ­ tında bulunan sendikalar. sosya listlerin yönettiği sendikalarla birleşti ; sosyalist ve komünist gençlik teşkilatları. Marksist-leninist p rensipler temelinde. tek pir örgüt. «Birleşik Sosyalist Gençli k Teşkilatı.. olara k bir­ leşti. Kata lonya'da, Ma rksist ideoloji ii ve eğilimli dört parti birleşip «Katalonya Birleşik Sosyalist Partisi..ni kurdu. Sosyalist ve kom ünist parti­ leri a rasında kurulan «jrtibat Komitesi .., iki partinin birleşmesini sağ lıya­ cak tedbirleri incelemekle ödevlendiriidi. Ispanya harbi içinde gerçekleşen ekonomik ve politik dönüşümler, sos­ yalist nitelikte olmamakla beraber, tipik demokratik burjuva dönüşümler de değildi. Bu dönüşümleri uygulayan i ktidara halk kitleleri, dolaysız ve a ktif şeki lde katılıyordu. Artık bu iktidar, burjuva sınıfının iktidarı değildi. Bir halk i ktidarıyd ı . 1 931 burjuva Anayasası çerçevesi içinde ka lmakl a beraber, Cumhu riyetin özü köklü değişikl iklere uğra mıştı. Cumhuriyet, . yeni bir tip demokratik parlamenter cumhu riyet haline gelrnişti. Bu sistem. I kinci Dünya Savaşından sonra Avru pada kurulan halk demokrasilerini n i l k dönemini m üjdeliyordu. Böylelikle ispanya. faşizme karşı yürütülen savaş içinde. işçilerin. köylü­ lerin. küçük ve orta burjuva ların demokratik diktatoryasını kura n ilk ülke olmuştur. Parlamenter bir rejime daya nan bu diktatorya nın başında, komünistlerden katoliklere kadar. çeşitli siyasi güçlerin te msilcileri bulu­ nuyordu. Partimizin genel sekreteri, Carrillo yoldaşın geçenlerde belirttiği gibi, «ispanya harbinin teşkil ettiği tarihsel tecrübenin değeri şudur: Bir halkın, bu halktaki demokratik güçlerin, faşizme karşi veya tekelci sermayenin diğer egemenlik şekillerine karşı yürüttüğü savaş. sosyalizrne g iden yolda. işçi ve köylülerin yanında. en geniş toplumsal ve siyasal güçlerin katıldığı işbirliği şekilleri doğ urabilir.» 11


Bugün ise, Ispanyada faşist diktatoryan ı n hüküm sürdüğü bu dönemde, komünist partisinin izlediği politika nedir? Bu politika n ı n a macı, bugün de, Franko di ktatoryası n ı n devrilmesi ; ülkedeki bütün siyasi güçlerin öz­ gürlük içinde gelişmesini sağ lıyacak, toplumsal ve siyasal demokrasi reji­ minin kuru l masıd ı r. Bununla beraber, faşist di ktatoryan ı n kurulduğu günden bu yana geçen yirmi beş yıl içinde, taktiğ imiz değişikli klere uğramıştı r. I l k on yıl içinde ; ya ni bütün demokrati k güçlere en kanlı baskı ve terör uygulandığı dönemde, Gerilla ha reketleri düzenledik ve destekledi k. Bu savaşlarda yüzlerce yoldaşımız kahramanca öldü. Bu ha reket, d i ktator­ yaya karşı yürütülen savaşa, işçi ve köylü kitlelerini peşinden sürükliye­ medi, desteklerini sağlıyamadı, ama komünistlerin Fra n ko'nun kanlı reji­ mine karşı her çeşit savaş şekli yürütme ; köylüleri katleden ceı ıatla rı ceza landırma istekleri ni dile getiriyordu. Ote ya ndan, Franko a l eyhtarı bütün güçleri toplıyacak bir mill i birl i k politikasının izlenmesini tavsiye ediyorduk. Düzenlediğimiz Gerilla hareketi, bize başkalarına faydal ı b i r örnek teşkil edebi lecek şu gerçeği göstermiştir : Kendini fedaya hazır, kahra ­ ma nca dövüşen g rupla rı n yürüttüğü s i l a h l ı savaşla (özellikle, büyük b i r bu hran, milli çapta yürütülen işçi savaşları, harp veya yaba ncı i ş g a l şa rt­ l a rı mevcut değilse) gerici reji mieri devirmek her zaman mümkün olmaz. Daha sonraları, Franko a leyhtarı muhalefet güçleri nin b i rl i k prensipine bağlı kala n ; gerici çevrelerin burjuva cumhuriyetine karşı düzenlediği ayaklanmayı, din aşkına yürütülmüş kutsal bir savaş diye göstermeye ça balayan iğrenç resmi propagandaları n yalanlarını açığa vuran komü­ n ist partisi, milli güçler a rasında barışma politikasını savu ndu. Partimiz, faşist ayaklanmanın gerçek a macını açığa vurdu : Bu a maç, sadece oli­ g a rşinin, büyük toprak sahiplerinin menfaatlerini savunma ktı. Franko'nun safında savaşmış olanlarla, cumhuriyeti savunmuş olanlar d iye ıspanyol halkını iki kampa ayıran Franko politi kası, bu bölünmüş durumu devam ettirmeye çalışıyor. Komünist partisi ise, milli barışma şiarını ortaya attı, Franko'nun bayrağı altında savaşmış olanlara elini uzattı. Komünist pa rtisinin belirttiği gibi, 1 936-1 939 Harbini kaybeden cumhuriyete karşı silaha sarılanlarda dahil bütün ıspanyol halkı d ı r. Kazananlar ise, sadece tekelci çevrelerle Franko ailesidir. Franko ordularının saflarında savaşıp sonradan hayal kırıkl ığına uğra ­ yanlara karşı bu kadar açı k v e sam i m i b i r politika izliyen ıspanyol komü­ nistleri, komün ist düşünülere yüzde yüz karşıt görüşler savunan siyasi güçlerin bile, di ktatoryaya karşı yürütülen savaşa g i rmesini sağladı : bu u nsurlara, komünistlerle açık ve olumlu tartışmalar yürütebi leceklerini a n lattı. Bugün Ispanyada, di ktatoryaya karşı muhalefet hareketi, faşist teşkiıatların içinde, klisenin önemli kesi mlerinde bile gelişmektedi r. Genç din adamla rı di ktatoryaya açıkça cephe a lıyor, içyapıda değişiklikler istiyorlar. 12


Bugün Franko'nun korporatif sendi ka larına karşı, işçi sınıfı, yürüttüğü savaş içinde, kendi sınıf örgütlerini kurmaktadır. Işletmelerde kurul a n Işçi Komisyonları, faşist kanunlarına rağ men, kendi kanunlarına hüküm sür­ dürüyor. Işçi sınıfının yürüttüğü savaşın sonucu olarak, diktatorya rejimi, g revleri, devletin güvenliğine karşı işlenmiş, en ağır cezal a ra ça rptı rıla­ cak b i r suç saymaktan vazgeçti. Protesto gösterileri yapa n üniversite öğrencileri, profesörleri Ispanya Oniversite sendikasının dağı lmasını sağladıla r ; üniversiteleri, enstitüleri, özgürlük ve demokrasi u ğ runda yürütülen savaşın merkezleri haline getir­ d iler. Diktatorya, bazı baskı tedbirlerinden vazgeçmek; bütün ülkeyi muazzam bir darağacı haline getiren, Franko aleyhtarlığı şüphesi a ltında bulunan­ ları n ; masonlarl a komünistlerin idamını istiyen kanunları kaldırmak zorunda kaldı. Bugün komünist partisi, her vatandaşın i nsan ve vatandaş haklarını g a ra nti altına a lacak; halkın, ülkenin kalkınmasına, güvenliğine zarar vermiyen bütün siyasal, toplumsal ve dinsel görüşlerin ha reket özgürlü­ ğünü sağlıyacak bir siyasal ve toplumsal demokrasi uğru nda savaş­ m a ktad ı r. Temel hattını - sosyalizm ve komünizm uğru nd a yürütülen savaş hat­ tını - izliyen partimiz, politikasını ülkede oluşan durum ve dönüşümlere uyduruyor; bu dönüşümlerin gerçekleşmesine faa liyetiyle katılıyor; Mark­ sist-leninist prensiplere göre, materyalist tarih a nlayışının diyalektik özüne aykırı ola n ; daima değişen daima canlı gerçeklerden uzak, dogmatik olsun, oportünist olsun, klişeleşmiş formülleri kullanmıyor. Çok çetin illegol şartlar içinde çalışan Ispanya Komünist Partisi işçi sınıfı nın, köylülerin büyük partisi; tekellere karşı, işçi sınıfı nın menfaat­ lerini koruduğu g i bi, burjuva ve küçük-burjuva geniş kesimlerinin men­ faatlerini koruyan ; diktatoryadan, tekelci çevrelerden zarar gören bütün halkın menfaatlerini savunan pa rti haline gelmektedi r. Komünist Enternasyonalin Vii. Kongresinden bu ya na geçen otuz yıl içinde, Ispanya Komünist Pa rtisinin yürüttüğü siyasi faaliyeti böylece, geniş hatlarıyla belirtmiş olduk. Geçirdiğimiz savaş tecrübeleri başka komünist partilerine faydalı ola­ b ilecekse, bundan mutluluk duyarız. Ispanya Komünist Partisi, bu kadar üstün düşmanlara karşı, bu kadar uzun süre nasıl savaşa bild i ? Bugün Franko rejimine karşı yürütülen muha­ l efetin içinde en önemli, en iyi örgütlenmiş siyasal güç haline nasıl gelebildi? Bunun nedenleri açıktır. Ispanya Komünist Partisi savaşını hiç d u rdurmadı, işçi sınıfına karşı duyduğu güveni hiç kaybetmedi, dünya komünist hareketinin, ilk sosyalist ülke, Sovyetler Birliğinin, ve diğer sos­ yalist ülkelerin desteğ inden daima faydalandı. Bu ülkeler bize daima yard ı m etti, haklı dôvamızda bizi destekledi . 13


Franko diktatoryasına karşı yürüttüğümüz savaşta ya lnız olmadığımızı, bütün dünyada, demokratik g üçlerin bizim safı mızd a bulunduğunu bili­ yoruz. Bu güven, bütü n yoldaşlarımızın yıllard ı r savaşa n, bugün hôlô savaşmakta olan, yıllarca ha pislerde yatıp, çı ktı kları gün pa rti mizin yöne­ tici lerine : «Işte geldik, bize iş verin, savaşı yürütelim .. d iyen kahraman yoldaşları mızın cesa retini a rttırma kta d ı r. En büyü k desteğ i miz, dôva l a rı n en büyüğü - halkımızın ku rtu luşu u ğ runda savaştığımızı bilmemizdir. I spanya Komünist Pa rtisi, Ispanya hal­ kının ayrılmaz bir parçasıdır. Geleceğe güvenle baka ra k, leninin ıŞık, u mut ve zafer bayrağı altında, yolumuza deva m ediyoruz. Yaşasın dünya kom ünist ha reketinin ideoloj i k ve siyasal birliği i Yaşasın proletarya enternasyonalizmi !

14


Demokrasinin soğılyacağı yeni zaferler Jacques Duclos Fransız Komünist Partisi Merkez Komitesi Polit-Büro Uyesi Yoldaşlar. Halkı n elde ettiği demokrati k hakların korunması ve demokrasinin emek­ çileri n lehine genişletilmesi uğrunda yürütülen savaş sorunu gibi önemli meseleler. Komünist Enternasyonal i n VII-nci Kongresinde incelenen sorun ­ larla i l g i l i olara k e l e alınmalıdır. Bu Kongrenin toplandığı tarihte. yani 1 935 yılı nda. Sovyetler Birl iğ inde i l k beş yı llık plônın sonucu ola ra k. sa nayileşme gerçekleşmişti. Geri kalmış. ha rpte ta ma m iyle çökmüş i ktisadiyle Çarlık Rusya. artık tarihe karışmıştı. Tarım a lanında sosyalist metotlar zafere u laşmıştı ; kolektifleşmede çok öneml i sonuçlar elde edilmişti. Sovyet halkının geniş kitleleri için. maddi ve kültürel bakımdan hayat şartları oldukça yü ksel mişti. Yüzyı llar boyunca ça rl ı k rejiminin boyu nduruğu a ltında yaşamış olan halkla r. tekrar milli hayata kavuşuyor. sosyalist devlet çerçevesi içinde milli kültürlerini geliştirebiliyorlardı. ate yandan. sosyalist demokrasi çok önemli başarı lar elde ediyordu. Sovyetler Birliği bütün emekçilerin u mudunu. dünya barışının g a rantisini. faşizme karşı yürütülen savaşta demokrasinin en emin desteği n i temsil ediyordu. Işte Komünist Enternasyonalin VII-nci Kongresi toplandığı dönemde. m i l letlerarası durumun başlıca özelliği buydu. 1 935·te. yani VII-nci Kongrenin toplandığı yılda. Georgi Dimitrov'u n kahramanca savaşıyla ka rşılaşan faşizm. birkaç emperyalist ülkede sal­ dırı larına devam ediyordu. ıtalyadan sonra Alma nyada da zafere ulaşan faşizm. Fransada. Avusturyada. Ispa nyada ka rışıklıklara yol açıyordu. Köhne kapitalist dünyayı sarsan iktisadi buhranın sonuçları işçilerin. bütün emekçi kitlelerin i n omuzlarında ağır bir yüktü. 'Büyük işçi kitleleri işsizdi. köylü sı nıfı parasızlık. sefalet çekiyordu. top­ ra kları ndan ol uyordu. I ktisad i buhranın yükünü emekçi kitlelerin üstüne atmağa ça lışan bur­ juva sınıfı emekçilerin d i renişiyle karşılasıyordu. arneğ in. 1 934 Şubatı nda. Fransada. birleşen emekçilerle demokratik g üçler. Nazi metotlarından ilham a lan. Cumhuriyeti devirmeğe. faşist bir reji m kurmağa ça balaya n faşist partilere karşı şiddetle koymuştu. Işçi hareketleri n i n ve faşist a leyhtarı savaşın gelişmesiyle. işçi sı nıfı nın birliği gerçekleşmiş. güçlenmişti ; sosya listlerle komünistler arasında kuru15


lan tek cephe, komünist partisiyle sosyalist partisi arasında aktedilen bir işbirliği a nlaşmasiyle konkreleşmişti. Fransız Komünist Partisi, b u a nlaşmaya, bir sonuç değil, bir başlangı ç diye bakıyordu. Işçi sınıfının yürüttüğ ü savaşta işbirliğinin temelleri atı l ­ mıştı. Gerçekleşen birliği daha de genişletmek, orta sınıfları d a b u birliği n içine alıp, faşizmi yenilg iye u ğ ratmak bir zorunluluktu. 24 Ekim 1 934'te, Nantes'ta, Radikal Partisinin Kongresinden birkaç gün önce, Maurice Thorez, Fra nsız Komünist Pa rtisi Merkez Komitesi adına, ..ekmek, özgürlük ve barış için bir halk cephesh.ni n kuru l masını teklif etti. Thorez'in israrla belirttiği gibi: «Fransanın, Milli Birlik Politikası adı verilen politika ile Sovyet rej i m i a rasında, bir seçim yapmak zorunda kaldığını söylemek gerçekıere uymaz. Demokrasiyi başkalaştıracak, ona iti barını iade edecek hal kçı bir politika yürütmek mümkündür... Böylece, Kominternin VII-nci Kongresinden bir yıl önce, tekellerin ikti­ d a rı ve proletarya diktatoryası a rasında, ortalama bir çözüm yol u sorunu a rtaya atıl mıştı. Fransız Komünist Partisinin teklifini uyg u n görmiyen Kom ünist Enternasyonalinin yöneticileri, Maurice Thorez'den bu halk cephesi teklifinden vaz geçmesini istediler. Faşizme karşı geniş halk kitlelerini seferber etmek üzere tesbit ettiği siyasi hattın doğruluğuna inanan Partimiz, kararlaştırdı ğ ı teklifte israr etmeyi kendisine ödev bildi. Halk Cephesi Fransada gerçekleşti, 1 935 i l kbaharı nda yapılan seçim­ lerde elde ettiği başarılardan, Kominternin VII-nci Kongresinde faşizm a leyhtarı savaşın gel işmesini sağlıyaca k yara rl ı sonuçlar çıkarı la biidi. Çeşitli ü l kelerde yürütülen faşizm a leyhtarı savaşları inceliyen VII-nci Kong re, bu savaşlard a n önemli sonuçl a r çıkarttı : faşizmin zaferi kaçı nıl­ m a z bir zafer değildi: ama bölündüğü için zayıf d üşmüş işçi sınıfın ı n d u rum' u , bu zaferi kolaylaştı rıyord u . Bu şartl a r içinde işçi güçlerinin birliğini gerçekleştirmeğe ça lışmak, b i r zorunlulu ktu ; bu a maçla da, faşizmin s ı n ı f niteliğini tesbit etmek, m i l l i ve toplumsal demagojinin maskesini düşürmek, işçi sınıfının ve demokratik g üçlerin uygulayacağı taktiği tesbit etmek ödevi mizdi. Emekçileri, halk yığ ınlarını faşizm tehlikesine karşı savaşmağa çağ ı rmak yetersizdi ; emekçi kitlelerinin isteklerini gerçekleşti rmek üzere, faşizmin yolunu açan burjuva hükü metleri nin gerici tedbirlerine karşı yürütülecek günlük savaşı da düzenlemek gerekti. Faşizme tesl i m politikasını, demokratik özgürlükleri kısan, iki nci bir dünya savaşına yol açan tedbirleri durmadan dinlenmeden açığa vura n partimiz, b i r yandan da, emekçi kitlelerine, isteklerini n savunulması için birlik halinde savaşmalarını israrla tavsiye ediyordu. Bugün ise, demokrati k özgürl ükler sorunu bam başka şartlar içinde ka rşı­ m ıza çıkmaktad ı r. Hitlerle Mussolini'nin uğradığı yenilgiden sonra, gerici g üçler, bugün , demokratik özgürlükleri yok etmek, teröre dayanan bir reji m kurmak üzere 16


fa�ist metotlara açıktan açığa boş vura maz. Ama gerçekler bize şunu gösteriyor: Iktidarı n demokratik müessesseleri gitgide d a ha önemsiz bir rol oynamaktadır. Orneği n Fronsoda Parlömentonun pratikte hiç bir rol ü kalmadı. Millet Meclisi, kanunları kayıt eden bir makam haline geldi; bölge ve i llerde, belediye meclislerinin, genel il meclislerinin hak ve i mtiyazları günden güne azaltılıyor. �Daha etkili sonuçl a r almak», �işleri merkezci likten kurta rmak, bahane­ leriyle, bölge ve ii meclisleri nin elindeki bütün i mtiyazlar a l ı nıyor, merkezi idare böylece halkın her çeşit kontrolünden kurtuluyordu. Ikinci bir eğilim d e şudur: Tekellerin emrinde bulunan teknisyenler, ha lk tarafından seçilen temsilcilerin yerine getiriliyor. Bu politika, seçilmiş temsilcilerin rolünü ve i mtiyazlarını yok ettiği veya çok azalttığı gibi, tekellerin, bütün milli i ktisadı ellerine geçirmesin i ; milli servetin tekellerin çıkarına kullan ı l masını sağ lıyor. Komünistlerin n ispeten az nüfuzlu olduğu ü lkelerde i ktidar, seçim sonuç­ larına göre, muhafazakörlardan sosya l-demokratlara, sosyal-demokratlar­ don muhafazakörlara geçmektedir. Böylece ü lkenin bütün sorunlarına, tekelci sermayenin lehine çözüm yolları bulunuyor. Iktid a rda bulunan takım hangisi olursa olsun, devlet mekanizması değişmiyor, ve sadece tekellerin çıkarına işlekmekte deva m ediyor. Bu d u rum, özellikle Ingilte­ rede. ıskandinavya ülkelerindeki durumdur. Aynı prensip Federal Alman­ yada da kabul edilmiştir. Zaten Federal Alma nya Cumhu riyetinde yapılan son seçim lerde, a rtı k Marksizmin löfı n ı etmiyen Sosyalist Partisi nin progra m ı i le Hristiyan­ Demokrat Pa rtisinin progra mı a rasındaki farkı n ne kadar önemsiz oldu­ ğunu gördük. Ingilterede, Işçi Partisinin iktidara geldiği günden beri, iç ve dış politi­ kada genel likle - hele önemli sorunlarda - büyük değ işiklikler olmadı. Başka ülkelerde, i ktidar, sosyal-demokratların gerici partilerle kurduğu birliğin elindedir. Bunu özellikle Belçikado, Hollandada görebiliyoruz. Genellikle bütün bu ülkelerde aynı eğilimi görüyoruz : Hileli seçim kanunlarıyla meydana getirilen, gerçek siyasi akımları, gerçek toplu msal sınıfları dile getirmiyen parl ômentoların ha kla rı her yerde kısılmakta, azoltılmaktad ı r. Orneğin Fransado, hileli bir seçim konunundan faydalanan De Gaul­ le'cu milletvekilleri, gerçekte oyl a rı n ancak % 35'ini temsil ettikleri halde, Millet Meclisinde mutlak çoğunluğu ellerinde tutuyorlar. Bu hileli «milli temsil .. den başka, her alanda, demokratik kontrol kaldı­ rılıyor, otoriter b i r idare, «milli şef.. sistemi hükü m sürüyor. Tekelci devlet kapita l izminin gerici ve otoriter eğilimleri bu şekilde be­ lirmektedir. Ikinci Dünya Savaşından önce bütün faşist ülkelerde, kapitalist çevreler demokrasiyi açıktan açığa a laya a lıyorlardı. Bugün en tipik otori­ ter rej i m ler bile demokratik görünmek zorundadırlar. 2

17


o kadar ki Franko ile şakşa kçıları bile Ispanyodaki rejim i demokrati k v e «etkili., bir rej im diye göstermeğe çalışıyorlar. Ka rşı-devri mi zorla kabul etti rmek, halkın istemediği di ktatorya rejimierini desteklemek üzere, Viyet­ nama ve Dominika Cumhuriyetine saldıra n Amerika, başka ülkelerin iç işlerine müdahele ederken bile, «Hür Dünya» adına ha reket ettiğini iddia ediyor. Demokratik özgürlüklere ya pılan saldırılar, eskisi kadar açık değiL. Bu şa rtla r içinde, demokratik özg ürlü kleri tehdit eden tehlike bazan açıkça görünmediği için, cumhu riyetçi ler, demôkratla r, ve sosyal-demokrat çev­ releri o kadar endişe etmemektedir. Fransoda örneğ in, 1 931-1 936 yılları a rasında, faşizm korkusu, ıtalyada ve özellikle Nazi Almanyasında işlenen ci nayetler, Sosyalist Pa rtisinin davra nışına büyük etki yaptı, bu partiyi hareket birliğine götürdü. Ostelik 6 şubat 1 934 ta ri hli büyük faşist aya kla nması, tehlikenin büyüklüğünü ve yakınlığını belirtmişti. Faşizmin sosyalistlerde uya nd ı rdığı korkunun nedeni açıktır : önce ıtal ­ yada, son ra da Nazi Alma nyasında, faşist terör v e baskısı sosya listlerle komünistler a rasında herha ngi bir ayırım ya pma m ıştı. Almanyada faşizmin zafere u laşması sosya list kitlelere şu i ki gerçeği belirtiyordu : Bu zaferi büyük ölçüde kolaylaştıran işçi sınıfının içindeki bölünme olmuştu ; faşizm, komünistlerle sosyalistler arasında herhangi bir fark gözetmiyordu, bütün bu unsurlara karşı aynı şekilde davranıyordu. Bu şartla r içinde, Fransiz Komünist Pa rtisinin, birleştirme yolunda sar­ fettiği israrlı ve deva mlı çabaların sonucu olara k, komünistlerle sosyalist­ ler a rasında birlik kurma ; Leon Blum'un deyimiyle, kaçı nılmaz bir zorun­ luluk haline geldi. Partimizin birleşti rici ça baları sayesinde. 1 934 Şubatı gösterileri, hare­ ket birliğini gerçekleştirme yolunda, birkaç ayl ı k çabadon daha da etkili oldu. Pa rtim izin Milli Konferansı aynı yılın Hazira nı nda toplandığı za man, gü ndeminde şu şiarl a r bulunuyordu : «Hareket birliği yolu ile faşizmi yene­ ceğiz... «Emekçiler birlik istiyorlar... Yine bu Konferansta, Maurice Thorez yoldaş ortaya şu şiarı attı : «Fa­ şizme karşı, ne pahasına olursa olsun, sosyalist işçilerle işbirliğini gerçek­ leştirmek istiyoruz." Bu Milli Konferansta yapılan i ncelemeler, alınan kara rlar, Tek Cephe ha reketine yeni bir hız verdi. 26 Temmuz 1 934 ta ri hinde Sosya list Partisiyle Komünist Partisi a rasında «Hareket Birliği., Anlaşması i mzalandı. Bi rleşen işçi sınıfı, orta sınıfları da etkiledi, faşist aleyhtarı ittifaka, Ekmek, özg ürlük ve Barış için kurulan Halk Cephesine onları da çekti. Böylece şu gerçekler ispatlanmış oldu : Faşizmin zaferi, toplumsal ge­ lişmenin kaçını lmaz bir dönemi değildi. Aksine, faşizme karşı yürütülen başa rı l ı savaş, demokrasinin yeni bir hamlesiyle sonuçlanıyordu. Fransanın

18


geçirdiği bu tecrübe bütün dünyada büyük yankılar uyandırdı, ve Komünist Enternasyonalinin VII.-nci Kongresinde önemli bir inceleme konusu oldu. Faşizme karşı birlik uğrunda yürütülen savaş Ispanyada da gelişiyordu. 1 935 Ara l ığ ı nda, Kom ünist Enternasyonalinin ıCra Komitesi üyesi sıfa­ tıyla, largo Caballero ile görüşmek üzere Madride gönderildim. Orada, üç gün sürece, Ca ballero ile başbaşa kal ı p tartıştık. Fra nsadaki tecrübeleri örnek göstererek, 1 936 şu batında yapılacak olan seçimler için, Ispanya Komünist Pa rtisiyle bir Halk Cephesi a nlaşması a ktetmesi için, Cabal­ lero'yu iknaya ça lıştım . 1936'da, askeri komutanlar aya klandıktan sonra, largo Cabal/ero komü­ n istlerin hükü mete iştira k meselesini ortaya attığ ı za man, yine Madritte bulunuyordum. Komünistlerin hükü mete katı lmaları n ı tavsiye ettim . Bu konu ile i lgili olara k, şu noktayı hatı rlatmak isteri m : Komünist Enternasyonalinin VI/.-nci Kongresinde, Maurice Thorez, .. Partim izin destekliyeceği, gerekirse katıla­ b ileceği bir Halk Cephesi hükümeti» l üzumunu, bir zorunluluk haline ge­ tiren geniş kitle hareketi nin ya kın bir olanak olduğunu söylemişti. Bu gerçekleri hatı rlattıktan sonra, şu noktayı da belirtmek isterim : iktisadi egemenliğin, sayısı günden güne azalan kapitalist tekellerin elinde toplanması ; demokratik özg ürlüklere karşı saldırıları n artması ve büyü k çoğunluğun çıka rla rına karşı gelen bir politikanın izlenmesiyle sonuç­ l a nıyor. Tekellerin eline geçen devlet, meşru kuwet ve yetkilerinden, asayışı sağ lama ödevinden başka, yeni zorunluluklardan doğan siyasi ve iktisadi ödevler yükleniyor. Orneğ in Fransada, 1 966-1970 dönemi için hazırlanan V-nci plônın özelliği, içyapıları modernleştirme isteğidir. Ama bu politikanın sonuçl a rı, tü keti min sınırlanması, orta sınıf/a r ve tekelci olm ıya n işletmeler üzerinde baskın ı n artması ; ücretlerin sınırlan­ ması ; sosyal sigo rtal a rda a rtışın durması ; ka mu hizmetlerinde ve kira­ larda, fiyatları a rttı rma k üzere g i rişilen ..gerçek fiat» kampanyası ; köylerini terk eden köylü sayısının hızla a rtması ; ücretler kısılmadan, iş saatlerinin azaltı lması vb. d ı r. Devlet, ücretleri sınırlandırmak, artık-değeri yüksek bir düzeyde tutmak üzere, iktisoda müdahale ediyor. Sermayenin belirli ellerde topla nması, tekniğin i lerlemesiyle gitgide yükselmesi gereken yatırımlara da m üdahale eden devlet, bu a maçla, tekellerin lehine olan, ama emekçilere çok ağır gelen vergi ler koyuyor, tasa rruf/arı tekellerin çı karlarına ayırıyor, bütün milli işletmeleri yine tekellerin çıkarlarına uygun şekilde işletiyor. Fra nsoda kapitalist tekellerin g ünden güne kuvvetlenen egemenliği dile getirilen Milli Şef rej imi, kuru lduğu za man, Fransız Komünist Parti­ sinden başka bütün siyasi kuru luşları n desteğ inden faydalanmıştı. Ama o dönemden bu yana, işçi sınıfı na ve halkı n tekelci olmıyan tabakalarına 19


karşı izlenen politika, bu rejimin etkilerini azoltmıştır. Burada Partimizin faa liyetlerinden söz etmek istiyorum . Milli Şef pOlitikasına karşı, bütün demokratlar arasında tartışmaya temel olabilecek konkre tekliflerde bulunan bir program hazırlad ı k. Partimiz, dengeli bir iktidar; gerici u nsurlara karşı koyabilecek, halkın ve milletin çıkarları n ı d üşünebilecek, güçlü bir demokrati k hükü met iste­ mektedir. Programımızın teklif ettiği çözüm yol/aT/ni burada uzun uzadiya a n lat­ m ıyacağ ım. Ama bütün bu çözüm yoll a rı , kuruluşlar alanında, demokratik özgürlükleri gerçekten g a ranti altına a lacak yollard ı r. Programımız kapitalist tekel/erin millileştirilmesini tavsiye ediyor. Gerçek­ ten çağdaş bir iktisad ı n gelişmesini, emekçi yığınlarının şartlarını yükselte­ cek olanaklar teklif ediyor. De Gaulle hükü meti nin dış politikasına gelince, emperyalist ülkeler a rasında varolan çelişmelerin gelişmesi ka rşısında De Gaulle'ün almak zorunda kaldığı bazı tedbirleri destekledik. Ama d ı ş politikasının b u o l u m l u yönü, bize bu iktida rı n kötü etkilerini u nutturmuyor. B u i ktidara karşı işçi ve demokratik g üçleri birleşmeğe çağ ı rıyoruz. Birkaç yıl önce Batı Almanya ile ittifak kuran Şef rejimi, bu birliğin içinde baş rolü oynıyacağını u m uyord u ; ama umutları boşa çıktı. Bugün ise intikam istiyen Bonn militaristleri nükleer silôhlar istemekte­ dirier. Bu durumun barış için ne büyük bir tehlike teşkil ettiği meydan­ dadır. Bu şartlar içinde bugün baT/şın korunması tıpkı Komünist Enternas­ yonalinin VII-nci Kongresi devrinde olduğu gibi - komünistlerin başlıca kaygularından biridi r. Hiç şüphesiz barış u ğ runda yürütülen savaş şartları, otuz yıl önceki şartlarda n bambaşkadı r. 1935 yılına oranla, çok köklü değişiklikler gerçekleşti. (Sosyalizm birçok ülkede zafere ulaştı ; sayısız halkl a r sömürgeciliğin boyu nduruğundan ve istismarı ndan kurtuldu.) Bu alanda Partimiz sömürgeciliğe karşı yürüttüğü savaşta çok önemli sorunlarla karşılaştı. Viyetna m harbi ve Cezayir harbı gibi. I ki büyük sömürgeci h a rbe ka rşı savaşmak zorunda kaldı. Bugün ise Viyetnam harbi devam ediyor; Amerikalı emperyalistler Fransız sömürgecilerinin yerine geçti. Amerikalı emperya listlerin Viyetnam halkına karşı yürüttüğü sava,la ilgili olara k, şunu hatırlatmak isteri m : Parti mizin daveti üzerine, Viyetna m Emekçiler Partisinden b i r heyet Fransoya geldi. Bu heyet Fransanın her bölgesinde hararetle karşı/andı, Fra nsız halkı Viyetnam halkına dayanışma ve destekleme duygula rı n ı tekra rladı . Bu karşıla nış, Viyetna m savaşına karşı, Viyetnam h a l kı n ı n kendi kaderine karar verebilmesi için yürüttüğümüz a ksyonlara yeni bir hız verdi. Burada şu noktayı belirtmek isteri m : ömrü boyunca Partimiz, sömür-

20


geciliğe karşı çok çeti n savaşlar yürütmek zorunda kaldı ; ve bütün bu savaşları şerefle yürüttü. Ikinci Enternasyonalin oldukça az önem verdiği sömürgeciliğe karşı savaş sorununun birinci plôna çıkarılması, Komünist Enternasyonalin yap­ mış olduğu en büyük işlerden biridir. Fransız Komünist Partisi çok haklı olarak şu iddiada bulunabilir: Sömür­ geciliğin boyunduruğu altında bulunan halkların, emperya lizme karşı yürütülen savaşta, işçi sınıfı n ı n baş mütetefi kleri olduğunu söyliyen Mark­ sist-leninist görüşten partimiz daima ilham a l mıştır. 1 958 yılında, Komünist Partisi, Milli Şef rej i mine karşı savaşan tek pa r­ tiydi. Ama 1 962'de De Gaulle'cu Anayasanın hükümlerini bir kat daha a ğ ı rlaştıran Referandomla ilgili ka mpanya boyunca. komünistlerle sosya­ l i stler omuz o muza aynı düşmana karşı savaştı. Referandomdan sonra yapıl a n genel seçimlerde, sofcu adayla rı n bir­ birin i n lehine seçim lerden çekilmesi sonucu olarak, 64 sosyalist millet­ veki li, 41 komünist milletvekili ve birçok cumhuriyet çi milletvekili seçile­ biIdi. Işçi sınıfın ı n birliği son derece olumlu şekilde geliştiği sırada, Gaston Deferre'i n Cumhurbaşkanlığına sosyalist aday olara k seçi lmesi, güç bir duru m yarattı. Ama - Pa rtimizin birlik uğrunda sa rfettiği çaba lar etkisiyle - Deferre'in b u teşebbüsü sonuçsuz kalı nca, yeni bir durum meydana geldi. Bugün sosyalistlerle komünistler omuz omuza savaşıyor, Şef reji mi ne karşı çoğu nl ukla ortak bir savaş yürütüyorlar. Demokratik parti ve teşki­ lôtlar için ortak bir politika tesbit eden ortak bir program teklif etmemiz, sosya listlerin, emekçilerin, ve genellikle bütün demokratların bilincine etki yapmıştı r ve yapacaktır. Bu kadar önemli bir sonuç sağl ıyabilmemiz, partimiz direşken ama esnek bir politika yürüttüğü, birliğe elverişli eğilimleri görebildigi, şekilden çok öze önem verdığı içindir. Kapitalist tekellerin politikası, çok büyük çoğunluğun çıkarlarına karşı olduğu için, bu politikadan zara r gören büyük halk kitlelerinin işçi sı nıfı ile birleşmesine elverişli objektif şartla r yaratmıştır. Demokrasi u ğ runa ve tekellerin egemenliğine karşı yürütülen savaş, çeşi tli ülkelerde günün en önemli sorunudur. Bu savaşın başa rıya ulaş­ ması için gereken birliğin sağ lanabilmesi için, komünistler, sosyalistıere şu gerçeği a nlatmak zoru ndadırla r : Sosya listlerin menfaatı, geçmişin g üçlerine karşı ve ortak geleceği miz u ğ ru nda, bizimle, omuz omuza savaş malarını gerektiriyor. Bu şartlar içinde, sosyalistlerle yürüteceğimiz açık ve olumlu tartışma, birliği sağlıyabi lecek bir ortam ya rata bi lir; özellikle ortak hareket a ra ­ mızda bir savaş dostluğu kurabilir. Sosyalistle r ş u n u bilmelidirler: kanaa­ tımıza göre, sosyalizme gitmek için, tek parti, şart değildir. 21


Aksine, kanaatımıza göre, sosyal izmi kurmak üzere birkaç parti n i n işbirliği yapması mü mkündür; a rzu olunacak bir yoldu r. Hiç şüphesiz, bugün bölünmüş bulunan işçi sınıfının tek b i r parti etra­ fında toplan ması tercih ed ilir; birleşme süreci, tartışmalar gerektirdiği için, hızlı olmıyaca ktır. Çünkü komünistlerin, Marksist-Leninist prensipler­ den vazgeçmeleri söz konusu ola maz. Ama nası l olsa, işçi sınıfının birliği konusunda, komünistlerle sosya­ l istler a rasında varolan görüş farkları, ortak düşmanla ra karşı ortak savaş yürütmelerine engel ola maz. Partimiz sadece sorunun özüne önem verdiği için, şekille ilgili tutum­ l a ra takıl madan, b u ha reket ve savaş birliğini gerçekleşti rmek üzere, bütün gücü ile savaşıyor. Konuşmama son vermeden, şunu belirtmek isteri m : Komünist Enter­ nasyonali, hareketi kuvvetlendi rme yolunda, çok önemli başarılar elde etmiştir. Ama bu ödevini a nca k Sovyetler Birliğinin kendisine sağ ladığı yard ı m la yerine getirebilmiştir. Komünist Enternasyonali bize oportünizme, revizyonizme, sekterliğe ; yani Marksist- Leninist prensiplerden vaz geçen bütün akımlara, ve konkre gerçekleri hesaba katmıyan dogmacılığa karşı mücadele zorunluluğunu öğretmiştir. Partimiz Moskova Bildiri leri ne bağlıdır. Pa rtimiz için, dünya işçi ve ko münist hareketinin birliği bir zorunluluktur. Bunun içi ndir ki Partimiz bu birlik ve beraberlik devasına hizmet edecek bütün teşebbüsleri olumlu karşılar. Hepi miz şu gerçeği biliyoru z : Bu birliğe zara r verecek h e r şey, büyük devamıza , y a n i Marks, Engels, ve Leninin devasına, zarar verecektir. Komünist Enternasyonalinin prensipleriyle yetişen Pa rti miz, proleta rya enternasyona lizmini bili nçle benimsem iştir : m i l l i nihilizmden uzak. yurt­ sever bir partidir. Bu da mill iyetçilikten bam başka bir şeydi r. Hiç şüphesiz, biz komün istler, çeşitli ülkelerde, birbirinden çok farklı şartlar içinde savaşıyoruz. Ama ortak deva mız, Marksizm-Leninizmdir. Şu noktayı da unutmıya lı m : Komünist Enternasyonalini kura n Leninin a macı, işçi sınıfını, II-nci Enternasyonalin saptığı şovenlik bataklığından ku rta rma ktı . Bugün, otuz yıl önce olduğu gibi, a m a yepyeni şa rtla r içinde, barışı. demokrasiyi, sosyalizmi korum a k için bize düşen ödev, hareket birliği uğrunda savaştır. Bu hareket birliğini gerçekleştirmek üzere bütü n ça baları mızı so rfede­ rek, biz komünistler, sosyalistler, ve d iğer demokratik güçler, sosyalizm u ğ runda yürütülen savaşın ayrı lmaz bir parçası olan, demokrasi u ğ runda yürütülen savaşı başarıya ve zafere götürebileceğiz.

22


Halk cephesinden halk demokrasisine geçiş Doz sö N e m e s Macar Sosyal ist Işçi Partisi Merkez Kom itesi Pol it-Büro Uyesi Komünist Enternasyonalin VII.-nci Kongresinden sonra, Maca ristan Komün ist Partisi de strateji k hattını tekrar gözden geçirmişti. Komünist partisinin politikası, daha 1 933-1934 yıllarında, değişmeğe başla mıştı, ama bu değ işikl i kler, oldu kça önemli olmakla beraber, ancak taktik nite­ l i kte yeniliklerd i . Bizim için en yakın stratej i k amaç, eskisi g i bi, yine sos­ ya l ist devrimin gerçekleşmesiydi. VI I.-nci Kong re, Partimize şu gerçeği a n lata bildi : O dönem in şartları içinde, bizim için yakın a mac. a nca k ü l kenin demokratik başkalaşması olabilirdi. Anca k bu yolla. proletaryanın faşizm a leyhtarı birliği uğrunda savaş yürütülebilir, bu savaşı başa rıya götürecek kuvvetli bir halk cephesi kurulabilirdi. Partimiz, Maca rista nın Nazi Alma nyası ile ittifak kurmasına. sonradan onunla bera ber harbe gi rmesine karşı, hiç durmadan savaştı. faşizm­ a leyhtarı bir m i l li cephenin kuru l ması için hiç durmadan ça ba sa rfetti. Halk cephesi politikası genişledi, milli cephe politikası haline geldi. Pa rtimizin yürüttüğü savaş. çetin bir savaştı. O tarihlerde, ya n i Münih Anlaşmasından sonra, Macar yönetici sınıfları Çekoslova kyanın bölün­ mesine a l kış tuttular. hattô bu bölün meye katı ldılar. Mill iyetçi liğin verdiği sarhoşluk, l i beral muhalefet partilerini, hattô Sosya l -demokrat Partisinin yöneticilerini sardı. Bu şartlar içinde, işçi sınıfının birliğini sağ lamak ve faşizm-aleyhtarı bir milli cephe kurmak, bir kat daha çeti nleşti. Macaris­ tan, faşistlerin safı nda harbe g i rd i kten sonra, partimiz büsbütü n g liç şartlar içinde savaşma k zorunda kaldı. Ama politi kasını sabır ve kararla izliyordu. libera l muha lefet partileri nazilerin yenilg iye uğrayacağını a nlayınca. Ingiliz ve Ameri kan ordularının gelmesini beklemeye başladılar. 1 944 baharında. faşist Alman orduları Macarista nı işgal edince, ü l kenin d u rumu fevka lôde güçleşti. Pa rtimiz o dönemde Komünist Pa rtisini, Sosyal ­ Demokrat Pa rtisinin. Küçük Toprak Sahi pleri Partisi a d ı n ı taşıya n li beral Pa rtisini, ve Milli Köylü Pa rtisi adı a ltında fa kir köylüleri toplayan demok­ rat partisini bir a raya getiren siyasi bir birliğin kuru lmasını sağlıyabildi. Bu siyasi ittifağa Macaristan Cephesi adı veri ldi. Komünist Pa rtisin i n hazırladığı, demokratik bir Maca ristan uğrunda yürütülen savaş progra m ı . milli mukavemet hareketi ne belirli bir amaç. belirli b i r yön sağ ladı. Işçilerin yönetimi nde yürütülen bu savaş. komü­ n istlerle sosyal-demokratlar a rasındaki işbirliğini sıkıca perçinleştirdi. Sağcı sosya l-demokratla r her türl ü savaştan çekilmeyi, beklemeyi tercih 23


ettiler. Sosyal-Demokrat Partisinin yönetimi ise, komünist partisiyle sıkı bır işbirliği politikası izliyen sol kanadın eline geçti. 1 944 yıl ı n ı n Ekiminde, faşist işgalinin en ka ra n l ı k günlerinde Macar, Komünist Partisiyle Sosyal-Demokrat Partisi a rasında a ktedilen birl i k a nlaşması şu noktaları bel i rtiyord u : Macar ha lkı a ncak barış uğrunda, demokratik yeni bir Macaristan uğrunda yürüttüğü savaşta, «işçi sınıfı n ı n savaşçı v e devrimci birliği v e beraberliği, enerjisi v e hegemonyası saye­ sinde zafere ulaşab ilecektir... Bu a maca vara bilmek içi n : «Iki pa rtinin devrimci birliğini gerçekleştirmek.., her şeyden önce, sıkı bir işbirliği sağ­ lamak, bununla bera ber «tenkit özgürlüğü»nü, yani i ki parti a rasında ideolojik ve politik yartışma özgürlüğünü korum a k bir zorunluluktu. An­ laşma şu noktayı da belirtiyordu : Iki pa rti demokratik bir Macaristan uğrunda savaşıyordu. Ama nihai amaçları sosyalizmdi ; harp bittikten sonra, i ki partinin birleşmesi, «devrimci bir sosyalist işçi partisinin kurul­ maS�>> meselesi, ele alınacaktı. Bu a nlaşmanın hükümlerine göre de, faali­ yetleri tek elden yönetecek, i ki partinin temsilcilerinden meydana getirilen bir .. Irtibat Komitesi» kuruldu. Bu a nlaşma, Peşte'de i mzalandığı tarihte, a rtık Sovyet ordusu Macar sı nırını aşmış, ü lkenin kurtuluşuna girişmişti. Macaristanın Doğu bölgele­ rinde yeni bir hayat başlıyordu, yeni, demokratik bir Maca ristan doğu­ yordu. Bu değişiklikleri yöneten, kurtulan bölgelerd e hemen faaliyete geçen Macar Komünist Pa rtisiydi . Faşist i ktidarın baskı ve zülmüne rağ­ men, fevkalôde çetin şartlar içinde, yirmi beş yil boyunca savaş yürütmüş olan partimiz, bir milli ve demokratik ka lkınma progra m ı hazırlaya bilen, b u progra m ı halka teklif eden, halkın yürüttüğü savaşa devrimci bir nitelik veren, tek parti olmuştur. Partimizi, şartlann gerektirdiği politik hattı tespit edebilecek; binlerce güçlüğü aşabilecek, bu hattın uygulanması için yılmadan savaşabilecek hale getiren Kom ünist Enternasyona l i n Vı ı.-nci Kongresidir. Bu Ko ngrenin ıŞığı altında, partimiz işçi sı nıfı n ı n siyasi yöneticisi, milletin yönetici partisi haline geldi. Macaristan ı faşist işgalinden kurtaran sosyal ist ordulard ı ; Ingiliz veya Amerikan orduları değildi. Bu özellik demokratik halk g üçlerinin geliş­ mesini sağladı, ve komünist partisinin iti barını çok yü kseltti. Sovyet ord u ­ s u n u n indirdiği darbeler, faşist işga l ordu larını y o k ettiği gibi, Macaristanı h arbe, felô kete sürükliyen faşist Macar rejimini d e ortadan kaldırıyordu. 1 944 yılının Kasım ve Ara l ı k aylarında, Doğu bölgelerimizde, yani yeni bir iktidarın meydana geldiği kesimlerde, faşizm-aleyhtarı pa rtiler ve siyasi çevreler a rasında .. Macar Milli Bağı msızl ı k Cephesi» adı ile bir birlik kuruldu. Bağı msızl ı k cephesine giren bütün unsurlar, komünistlerin teklif ettiği milli, demokratik kal kınma progra m ı n ı kabul ettiler. Bu programdaki istekler a rası nda şunları sayabiliriz: Demokratik bir devletin kuru l ması ; faşistlere karşı, hemen harbe g iril mesi ; vatan hain­ lerinin cezalandırı lması ; yarı-feoda l latifundiya sisteminin kaldırı l ması ; 24


çok geniş bir toprak reformunun uyg u la nması ; bankaların ve tekellerin devlet kontrolü a ltına a l ınması : madenIerin m i l l i leşti ril mesi ; sekiz saatli k iş gününün v e d i ğ e r işçi isteklerinin k a b u l edilmesi. Kurulan faşist-aleyhtarı milli cephe çok genişti. Başlıca g ücünü işçi sın ıfı ile köylüler teşkil ediyordu. Bu cephede şehir küçük-burjuvazisini ve b u rjuvazinin bir kısmını temsil eden, faşistlerle işbirliği yapmamış olo n siyasi şahsiyetler bulunuyordu. Şehir b u rj uvazisini v e zengin köylüleri temsil edenlerle, muhafazakôr u nsurl a r, cephenin sağ kanadını teşkil ediyorlardı. Sonradan, bütün ters-devrimci g üçler bu sağ konadı n etra­ fında toplandı. Ama m i l l i ittifakın temel g ücü, işçi sınıfı ile köy emekçileri a rasında kuru l a n birlikti. 1 944 Kasımından 1 945 yazı na kada r, Macaristanda demokratik devri m i n bütün sorunlarına çözümyolları bulund u : Veni bir demokratik devlet yara­ tı ldı, b u devletin kuru lmasını sağlıyan işçi sınıfı, devletin yöneti mini eline aldı. Hükümet koalisyonunun sağ kanadı, işten uzaklaştırıldı, Toprak refor­ m u n u engellemeğe çalışanlar, etkisiz bıra kıldı. Varı-feodal büyük toprak­ lar dağıtıldı. Komünist partisinin teşebbüsü ile kurulan, yönetim i a ltında işliyen, ve hemen faaliyete geçen "Toprakların Dağıtıl ması Ile Ilgili Fakir Köylü Komiteleri .. bütü n bu dönüşüm lerin gerçekleşmesini sağladı. Bu komiteler, işçilerle fa kir köylülerin birliğini perçinleştirdi. Dikenin kurtuluşu ve devrimci toprak reformu gerçekleşince, işçi sınıfının yönetici rol ü daha do büyük bir önem kazandı. Komünist partisi, Sosyol­ Demokrat Partisiyle işbirliğini kuvvetlendiriyor, hızlandı rıyor, öte ya ndan, do komünistler arasında beli ren bazı sekter eğilimlerin sonucu olarok, bu pa rtide tekrar kuvvetlenen sağ konodrn yıkıcı foaliyetlerine korşı, bu işbirliğini karumoğa çalışıyordu. Proletarya nın büyük bir teşkilôt g ücü haline gel mesi, sanayi ü reti minin tekrar sağlanmasında büyük rol oyna­ ması, işçileri n ü retim üzerinde genel bir kontrol kurması, emekçi kitlele­ rinin siyasi savaşa katı l ma l a rı , işçi sı nıfı nın birliğini koruma ve geliştirme istekleri, bu iki pa rti a rasındaki birliğe sağ lam bir temel teşkil etti. Işçilerle köylülerin birliğini perçinleştirmek a macıyla, Macar Komünist Partisi, Milli Köylü Partisi ve Küçük Topra k Sahipleri Partisinin demokratik kanadını temsil eden u nsurlarla, işbirliğini a rttı rdı. Topra kların dağıtı l ması u ğ ru na yürütülen savaşın başında bulunan, büyü k lotifundiya'ları n bolü n ­ mesini düzenliyen siyasal örgüt olarsak, Macar Komünist Partisi köylüler a rasında büyük etki ve nüfuz sağl ıyobildi. Sendikalar a racıyla, işçi sınıfı, aydınlarla da birlik sağlaya bi idi. Komü­ nist partisi ile Sosyal-Demokrat Partisi a rasında kurulan işbirliğinin sonucu olarak, sendika l a r, aydınları n büyük bir kesimini toplayan g üçlü kitle örgütleri haline gelmişti. Işçi sınıfının e n öneml i kitle örgütleri o l a n : şehir ve köy emekçileriyle aydı nların birliğini sağlayan sendika l a r, iktidar uğ­ runda yürütülen savaşta demokratik ve halkçı güçlerin e n büyük destekle­ rinden birini teşkil ediyordu. 25


1 944-1945 dönemindeki demokratik dönüşümleri gerçekleştiren Maca r halkı, büyü k toprak sahiplerinin i ktisadi egemenliğini yıktı, i ktidarı elle­ ri nden aldı. Hiç şü phesiz, yeni iktida r burjuva demokrasisinin çerçevesini aşıyord u ; ama yine de sosyalist bir i ktidar değ ildi. Meydana gelen demok­ ratik di ktatorya şekli, demokrati k devrimden sosyalist devrime nisbeten barışçı yol l a rla geçişi sağ ladı. Demokratik dönüşümlerin temel sorun­ l a rına çözüm yolları bulundukta n sonra ; ülkenin kal kınması için yürütülen savaş içinde, demokratik devrimden sosyal ist devrime geçiş sorunu, birinci plôna geldi. Bu gelişmeye para lel olara k, komünist partisi ile Sosyal-Demokrat Par­ tisi a rasındaki işbirliği kuvvetlendi sonunda bu i ki parti bi rleşti. Bu olay­ l a rı n anlamını bel irtecek bazı u nsurları, bazı önemli olayla rı burada hatır­ latmak istiyoru m. \:J l kenin sosyal ist başkalaşması uğru nda yürütülen savaş hızlandı, daha etkili bir hale geldi, geçiş, sanıldığından daha çabuk tamamlandı. Ters­ devrimci unsurl a rı n teşkilôtla nması, saldı rıya geçmesi, devrimci güçlerin bir karşı-sa ldırısına yol açtı. Bu karşı-saldırı da sosyalist devrimci geçişi hızlandırdı. 1 945 yazında, gerici g üçler, Milli Koalisyonun en büyük partisi olan Küçük Toprak Sahipleri Partisinde toplandı. Bu partinin sağcı yöneti­ cileri bu gerici u nsurl a ra yard ı m l a rı n ı sağladı, oynad ı kları siyasi rolü kuv­ vetlendirmek a macı ile, bunların desteği nden faydal a nmaya çalıştılar. I ktidar u ğ ru nd a savaş başladı. Sorun şu şekl i a l m ıştı. Zengin köylüler, toprakları ellerinden alınan büyü k toprak sahipleri, ve klisenin en gerici unsurlarıyla b i rlikte, burjuvazi i ktidarı alabilecek m iydi? Köy emekçileriyle, ü lkenin kalkınmasına katıl m a k istiyen aydınlarla işbirliği vapan işçi sınıfı, b u rjuvaziyi i ktidardan kesin olara k uzaklaştırabi lecek miyd i ? Maca r Komü­ nist Partisi gerici güçleri n teşebbüslerini yıkmak, büyük sermayenin elindeki bütün g ücü yok etmek uzere, Sosyal-Demokrat Partisiyle anlaştı, onunla birlikte ha rekete geçti. 1 946 yılının başlarında, ü l kedeki bütün demokratik g üçleri n i n yard ı mı ve desteği i le, bütün madenler millileştiriidi. 1 946 baharında, komünist par­ tisinin teşebbüsü üzerine ve Sosyal-Demokrat Pa rtisi, Milli Köylü Partisi, ve sendikaların yard ı m ı i le, Bağ ı msızlık Cephesi çerçevesi içinde Sol Güç­ ler Birl i ğ i adını alan, yeni bır siyasi birlik kuruldu. Bu birl i k, Küçük Toprak Sahipleri Partisinin sol kanadının desteklediği, emekçi sınıfla rı bir araya toplayan bir halk cephesiydi. Sol Güçler Birliği'nin amacı, gerici güçleri i ktidardan uzaklaştı rmaktı. 1 946 boharında, Sol Güçler Birliği, en büyük demir-çeli k ve maki ne fab ri kalarının devlete devredil mesini sağladı. Müttefiklerinin eksiksiz desteğinden yara rlanan Maca ristan Komünist Partisi, ü l kenin milli ekonomisini kalkı ndırma a macını g üden üç yıllık bir plôn hazırladı. Parlô mentoda, ezici bir çoğ u nlukl a kabul edilen bu plônı, 1 947 Ağustosunda uygula maya başladık. Plônlı b i r i ktisada geçiş, Maca­ ristan ı n sosyalist başka laşması uğru nd a yürütülen savaşın bir kısmı nı ; demokratik devrimden sosyalist devrime geçiş uğrunda yürütülen savaşta, 26


çok önemli bir a ra ç teşkil ediyordu. 1 947 yıl ı n ı n sonlarında. bütün ban­ kalar; 1 948 baharında da. yüzden fazla işçi kullanan sanayi işletmeleri millileşti riidi. Demokratik devrimden sosyalist devrime geçiş. demokratik h a l k rejimi şekli nde gerçekleşiyordu. Demokratik di ktatorya. proletarya d i ktatoryası şeklini aldı. Bu savaşta. Sosyal- Demokrat Pa rtisinin içinde bile. Marksın ve Leninin ideolojisi. reformist eğilimleri yenilgiye uğrattı. I ki parti. Marksist-Leninist prensipler temelinde birleşebildi. Bu birleşme. Nisan ve Temmuz 1 948 de gerçekleşti. Kurtuluştanberi. komünist partisi. devletin yönetimine etkil i şekilde katı­ lıyor; yönetici siyasi rolünü kabul ettirmeğe. kuvvetlendirrneğe başarı ile çalışıyordu. Demokratik di ktatoryayı. proletarya di ktatoryası haline getir­ mek üzere yürütülen savaşı parti yönetiyordu ; ama bununla beraber. pro­ leta rya diktatoryası kurma a macını güttüğünü açıklamıyordu. Bunun nedeni. sadece b i r taktik meselesi değ i ldi. O dönemde. teorik alanda. görüşler oldukça karışıktı. Yaptığı propagandal a rd a partimiz. halk demok­ rasisiyle proletarya di ktatoryasını bi rbirinden tamamiyle ayırıyordu. IJ l ke­ n i n . h a l k demokrasisi yol u ile. ve proletarya diktatoryası aşamasından geçmeden. sosyal izme g idebileceğini iddia ediyord u . Ama. propaganda­ m ızda proleta rya d i ktatoryasını istemediğimizi. sadece bir halk demokrasisi kurmak istediğimizi iddia etmekle beraber. ha l k demokrasisini geliştirme yol u i le. gerçekte proletarya nın diktatoryasını kuruyorduk. Bu süreç sona erdi kten sonra ancak Komü nist partisi. h a l k demokrasisinin ..proleta rya diktatoryasının ödevlerini yerine getirebileceği»ni açıkladı ; daha sonra da. ü l ke m izde kurulan rejimin. proletarya diktatoryası olduğunu açıkta n açığa kabul etti. Demokratik b i r Maca ristan uğrunda yürütülen savaş içinde. daha sonra da. sosya lizme geçiş döneminde. komü nist partisi işçi sınıfı hegemonya­ sının önemini belirtmiştir. Pa rtimiz. işçi sınıfının iktida rda en önemli rolü oynamasını sağ l a m a k ; bu i ktidarın a maçlarını tesbit etmek üzere savaş yürütüyordu. Işçi sınıfı n ı n a macını - ya ni sosyalist toplumun kuru l masını m üttefiklerine kabul ettirmeyi. bu a macın gerçekleşmesine katıl ma la rı n ı basardı. A m a Parti hôıô. proletarya diktatoryasının l üzumunu açıklamı­ yordu. Bu açıklamaya çok daha sonra. b u d iktatorya gerçekleştiği zaman yaptı. Bu karışıklığa rağ men. sosya list devrimin ü lkemizde başarıya u l aştığına göre. siyasi durumun açı kca belirtilmemesinde mahzur o l madığı. hattô b u belirsizliğin siyasi bakımdan fayda l ı o l d u ğ u sonucunu çıkarabilirmiyiz acaba ? Gerçekte. demokratik ve halkçı devletin proletarya diktatoryası haline g"e ldiği anlaşılınca. partinin yöneticileri - başları nda Rakoşi hemen sekterliğe. dogmacılığa. bütün zara rl ı sonuçla rıyla şahsa tapma metotlarına başladılar. Gelişmenin teorik bakımdan i ncelenmemesi. ge­ reken derslerin. sonuçların çıkarılama ması. bu hata l a rda her halde büyük rol oynamıştır. 27


1 946-1948 yılları a rasında gel işen olaylardan çok önemli sonuçlar çıka­ rabilirz : Olkemizde proletarya di ktatoryasının gerçekleşmesini sağlıyacak yeni olanaklar meydana çıkmıştı. Halk Cephesi politikası. sosyal ist parti­ siyle komünist partisi a rasında yürütülen işbirliği. işçi sınıfının iktidara katı lmasını. ve böylece sosyalist devri min zafere ulaşmasını sağladı. Işçi sı nıfı ülkemizde proletarya d i ktatoryasını kurarken. halkın büyük çoğun­ luğunu teşkil eden Halk Cephesi güçlerinin desteğinden faydalanabiidi. Ote yandan. büyük halk kitlelerinin katı ldığı. sosyalizme geçiş a macını g üden savaş. kitleler üzerindeki etkilerinden yoksun kalan karşı-devrimci g üçleri zayıf düşü rüyordu . Böylece. işçi s ınıfı ile diğer emekçi tabakaları a rasında kurulan birliğin yeni b i r gelişmesine. sosyalist demokrasinin geliş­ mesine geniş bir yol açıldı. Ama Rakoşi i le diğer yöneticilerin izlediği hat. b u olanağ ı çok da rlaştırd ı ; ve nihayet gelişmeye olumsuz bir yön verdi. Bu tutumun siyasi sonuçları. fevkaldde kötü oldu. Bu hataların nedenleri a rasında şunları soya biliriz : Elde edilen başarı l a rlo. yöneticilerin başları dönmüştü ; proletarya diktatorya sı n ı n kuruluşunda. teorik hazırlık eksikti ; bu diktatorya yeni şartlara göre yeni metotlarla yürütül mesi ; dogma haline getirilen yanlış bir görüşe göre. proletarya di ktatoryası rej i minde. sınıf savaşının m ütemadiyen keski nleştiği san ı l ma ktaydı. vb. 1 948 den itibaren. dog macı politikanın kötü sonuçları. büyük toprak sahiplerinin ve büyük ka pitalistlerin elinden iktidarı olmak üzere yürütülen savaşta. faşist a leyhtarı. halkçı. milli cephe politikasıyla sağ lanan başarı­ ları ; zafere u laşmış demokratik devrimden. bu devrimin sosya list devrim haline gel mesinden çıkarı lacak bütün dersleri gölgelemeğe başladı. Kanaatımıza göre. bu meşum politika nın olumsuz etkilerini suçlam a k ; halk cephesi politikasın ı n sonuçlarını ise. objektif olara k değerlendirmek. öde­ vimizdir. Komünist Enternasyona l i n VII-nci Kongresinin 30-uncu yıldönü­ münü kutlama kla. Macar Komünist Partisinin. Macar işçi sınıfının. yürüttük­ Ieri savaşta. proletarya birliği ve halk cephesi politikası yolu ile. ülkede demokratik dönüşümleri nasıl sağ ladığ ını. sosya list devrim i nası l zafere ulaştı rdığını bel i rtmiş oluyoruz. Yapılan işlerin bilançosu bize şu gerceği ispatlıyor: Parti miz. 1 956'daki karşı-devrimci ayaklanmayı yenilgiye uğrat­ tığı günden bu yana. halk cephesi politikasında. halkta milli ve sosyalist birliğin geliştirmesinde. bütün bu tecrübelerden yararlanmaktad ı r.

28


Demokrasi uğrunda yürütülen savaşla sosyalizm uğrunda yürütülen savaş arasmdaki bağlar V la d i m ir K ousk i y Çekoslovakya Komünist Partisi Merkez Komi tesi Sekreteri 1 930 yılları nda, burjuva demokrasisini sarsan buhra n ; faşizmin açık­ tan açığa girişti ğ i saldırı ; harp tehlikesinin artışı nedenleri i l e, demok­ rasi uğru nda yürütülen savaşla, sosyal izm uğrunda yürütülen savaş a ra­ sındaki bağlar sorunu, bütün dünya komünist ha reketi için, büyük b i r ö n e m kazan m ıştı. Vii. Kongrenin e n büyük başarısı, bu kad a r önem li sorun l a rl a yüklü b i r dönemde, kararlı h a reket etmesi, dünya işçi hareketine ..yeni bir demok­ rasi.. görüşü getiren, faşist a leyhtarı cephede yeni bir gelişme sağlayan, yeni bir taktik tôyin ve tesbit edebilmesidir. Bu konu i le ilgili olarak, Wilhelm Pieck şöyle diyord u : Kongre, «faşizme karşı, harbe karşı. emekçi kitlelerini birleştiren, böylece faşizme karşı yürütülen savaştan sosyalizm u ğ ru na yürütülen savaşa geçmelerini sağlışa bilecek olanaklar yaratan .. bir taktik ve b i r strateji tôyin ve tesbit etmiştir. Sorumluluklarını bilinçle a nlıyan partimiz, Komünist Enternasyonalinin ka rarlarını kabul etti ; Most g revinde işsizlerin yürüttüğü savaşa katı ldı ve faşistlerin saldırıla rına karşı yürütülen savaşta edindiği tecrü belere daya­ n a ra k, yeni hattın tesbitine çal ıştı. Çekoslovakya komünistleri şu gerçeği hemen görebiidiler: VII. Kongrede tesbit edilen hat, o dönemin en önemli. en çetin sorunlarına, emekçilerin kolayca kavrıyabi leceği ; konkre ve dev­ rimci çözüm yol la rının bulunmasını kolaylaştıracak şartlar yaratmıştı. Bu tutum , Çekoslovakya için özel bir önem taşıyordu. Daha o dönem de, ülkemizde toplumsal ve siyasa l hayat, çok gelişmiş demokratik - hiç şüphesiz burjuva anlamında demokratik - şekiller almıştı. lJstel i k, 1 930 yıllarında Çekoslovakya Cumhuriyeti, nazi tehl ikesinin yakın tehditi altında bulunuyordu. Bu d u rum, çok ta bii olara k Çekoslovakya halkının siyasi fikirlerini, görüşlerini etkiledi, hattô tôyin etti. Yüzyı ilar boyunca milli ve toplumsal bakımdan, boyunduru k a ltında yaşamış olan Çek hal­ kın ı n özgürl ü k ve adalet aşkı, köklü demokratik inançları, çok eski gele­ neklerden doğuyordu . Geniş kitlelerd e görülen, komünistlerin destekle­ diği ve yararlandığı bu demokratik düşünce gelenekleri, gerici güçlerin Çekoslovakyayı Nazi Almanyasına benzetmelerine engel oldu. Münihten önce, Çekoslo\lakya Cumhuriyetindeki sömürücü sınıfların siyasi temsilcileri, kitleler a rasında etkilerini a rttırmak a macıyla, halkın 29


demokratik düşünce tarzını, demokratik geleneklerini istismar ediyorlardı ; kitlelere hayaller besletiyor; egemenlikleri altında bulunan Çekoslovak­ yadaki burjuva-demokratik şekillerinin, bütün kusurlarıyla bera ber, demok­ ratik idealleri gerçekleştirebilecek tek yol olduğunu iddia ediyorla rdı . Bununla bera ber, y i n e o dönemde, geniş emekçi kitleleri, hayal kırıklı­ ğına uğ ruyordu . 1 9 1 5'den sonra kurulan bağı msız demokratik devletten, burjuva niteliği nedeniyle verebileceğ inden çok fazla ummuşlardı. Emek­ çilerin önemli bir kesimi, Çekoslovakya Komünist Pa rtisinin yönettiği savaşa, çetin toplumsal m ücadeleye ve sınıf kavgalarına katılmıştı. Ama halkı n çoğunluğu devrimden yana değildi ; dışta olduğu gibi içte de. Cumhuriyeti tehdit eden faşizm tehli kesi karşısında, varolan şa rtların dev­ rimci yollarla değismesinden korkuyodu. Toplumumuzun nasıl gelişeceği sorununa çözüm yolu sağlıyabilecek bir tek politika vard ı : Sosya lizm uğrunda yürütülen savaşı, demokrasi yolunda yürütülen savaşla organik şekilde bi rleştirecek, bu birleşmeyi sadece bir şiar, sadece bir «taktik.. saymıyocak bir politi ka. Parti mizin demokrasiyi koru m a k üzere yü rüttüğ ü bu politika n ı n a maç­ l a rı , sadece d urum u devam ettirmek, sermayenin egemenliğini maskele­ mek, gerçek yüzünü göstermemek üzere kullanılan burjuva demokrasisini korum a k değildi ; a maçları, halkın demokratik özgürlüklerini, devletin cumhuriyetçi şekilleri ni, ülkeni n milli bağı msızlığını, gerçek devrimci j a koben bir ruh içinde koruma k ; demokrasiye daha köklü bir öz kazan ­ d ı rmak, demokrasinin eksiksiz gelişmesini, gerçekten halkçı niteliğini sağ la maktı. Bu şartlar içinde, faşizme karşı yürütülen savaşı, kitle hareketine, faa l i ­ yetin e ; mevcut duru mda, halk kitleleri lehine olacak i leri dönüşümlere bağla mak, bir zoru nluluktu. Devri mci güçlerin, burj uva demokrasisi şekil ­ lerine karşı takındığı tarihsel tenkitçi tutumu, faşizme karşı yürütülen savaşa engel değildi ; öte yandan, öz ve sonuçları nedeniyle, faşist a leyh­ tarı savaşta varolan demokratik durumun yaratıcı tenkidine yaklaşıyor. bütün toplumun yararına demokratik iç yapıda değişiklikler gerektiriyordu . D a h a köklü, özü daha halkta n y a n a bir demokrasi zoru nl uluğu, toplu­ mun demokratikleşme i htiyacı, bütün halkın menfaatlerine uygun düşü­ yordu. Büyük faşist saldırısına karşı, geniş bir demokratik ha reket, Klement Gotwald'ın deyimiyle, «emek, özgürlük ve barış hal k cephesi..ni kura bi lmek için ; bu ha rekete, kitlelerin hayat şartlarını yükseltebilecek, kitlelerin toplu mda yeni bir rol oyna masını sağ lıyacak, a ktif savaşçı bir nitelik ver­ mek gerekiyordu. Komünistler, faşist saldırılara karşı burjuva demokrasisini g üçsüz bıra ­ ka n bütü n kusurları çok haklı olara k yermekle beraber, yine de bu demok­ rasiyi, sağcı g üçlerin saldırılarına karşı koru mak zorunda oldukları n ı biliyorlardı. Bu savun m a ise, demokratik düşünceyi geliştiriyor, d a h a yük­ sek bir düzeye çıkartıyordu. Sağcı sosyal-demokratlara gelince, bu u nsurlar faşist a l eyhtarı hare30


kete. varolan durumu koruyacak. bir savunma hareketi diye bakıyorlardı. Bu ha reketi böylece �değerlendirdikten.. sonra. beni msediğimiz taktiğe şu a n l a m ı veriyor. komünist prensiplerden vaz geçtiğimizi. reformist bir plat ­ forma geçtiği mizi iddia ediyorlardı. Bu ha reketin i leride faşist aleyhtarı ve tekel aleyhtarı saldırtmn itici gücü haline geleceğini ; varolan d u rumda demokratik iç yapıları değiş­ tirecek en önemli güç olduğunu anlamıyorlardı. Bu hareketin hedefi. faşist ve gerici güçleri halktan tecrit etmek ; faşizme temel olabi lecek güçleri birbirinden ayırmaktı. Bu h areket. gerici ve faşist güçlerin siyasal yönetim mekanizmasında yer a lmasına karşı savaşıyor; bu mekanizma n ı n demokrati kleşmesini v e temizlenmesini istiyordu. Mesele; temelden hare­ ket ederek. bütü n yöneti m ve koalisyon sistemini çeşitli aşamala rla değiş­ tirmek ; bu işi görürken de. halk kitlelerinin yürüteceği hareket ve faa liyet temelinde. demokrati k baskıdan yara rlanmaktı. Devrimci g üçlerin demok­ rasi u ğ runda yürüttüğ ü savaş. hakla rı n genişletilmesi. daha köklü. daha zengin b i r öz kazan ması. halkı n özgürl üğ e u laşması ; toplumsal savaş yürütmesi ve devrimci örgütler halinde teşkilôtlanması uğrunda yürütülen bir savaştı. Bu yeni hattın devrimci anlamı. uygulanma yoll a rı. Vii. Kongrede Kle­ ment Gotwal d yoldaş tarafından tesbit edildi : ..I steğimiz. bugün burjuva sınıfı nın egemenliği altında bulunan bu cumhuriyetin. emekçi halkın ikti­ darda bulunduğu b i r cumhuriyet haline gelmesidir . . . Ama kanlı faşizm b u küçük-burjuva cumhuriyetini tehdit ettiğine göre. bu cumhuriyeti faşizme karşı savunuyoruz... Gotwald yoldaş şu noktayı da hatı rlatıyord u : Cumhuriyeti koruma ve savun m a imkanlaf/m vatandaşlara sağ lıyacak olan Cumhu riyetin kendisiydi. Cumhuriyet emekçi teşkilôtl a rına. halka özgürlük tanımalıydı ; işçileri baskı altında tutmaktan. komünistleri hapse atmaktan vazgeçmeliyd;, Gotwald yoldaş bu gerçeği şöylece ifade ediyordu : ..Cumhuriyet. bugünkü tutumundon vaz geçmezse. korun­ masını i m kônsızlaştı rır... 1 930 yıllarında. partimizin Vii. Kongresi. sağcı oportünist eğilimleri yenilgiye uğratmıştı. öte yandan. partimiz içinde - ve özel likle d ışında oldu�ça önemsiz koşist eğili mler de görülüyordu. Bu u nsurl a r Pa rtinin devrimci yollardan uzaklaştığını iddia ediyorlardı. Halkın bütün hayatına etki yapmış. köklü demokratik gelenekleri devam ettiren ; üstelik faşizmin tehditi a ltında bulunan bir ülkede. demokrasi uğrunda yürütülen savaşın. sosyalizm u ğ runda y ürütülen savaşa engel olamıyacağını anlamıyorla rd ı . Oysa demokrasi uğru nda yürütülen savaş. sosya list devrimin bir parçası. bir şartı. onu yaklaştıran bir savaştı. Dogmatik eğilimlere karşıt olan tarihsel gelişmenin diyalektiği. şu sonucu doğurmuştu : Demokrasinin koru nması. gelişmesi ve derinleşmesi için yürütülen savaş. o dönemde. toplu m u n devrimci dönüşümünü sağlıyabilecek tek yol haline gelmişti. Bu gerçeği gören partimiz. milletlera rası büyük sorunlara çözüm yol ları bulmağa çalışı rken. faşist tehlikeye karşı savaşan milletlerarası demok31


ratik ve ilerici güçlerin çok geniş birliğine dayanmak Istiyordu. Partimizin. nazi polisini n baskısı o ftın da bulunan Alman demokratlarını destekle­ mesi. ıspanyol demokrasisini savun ması. «Madridi koruyanlar. Prag u ğ runda do savaşıyorlar.. şiarını ortaya atması. Milletlerarası Tugaylard a üç bin Çekoslovak komünistinin savaşması. bu politika nın sonuçlarıydı. Komünist Enternasyonalinin Vii. Kongresi ile Münih olayları a rasında geçen kısa süre içinde, komünist partisinin omoçlarına varmasını engel­ l iyen şartları biliyoruz. Hitler faşizminin günden güne a rta n saldırgan baskısına karşı. halk kitlelerinin gösterdiği ve bu direnişe ilham veren Çekoslovakya komünist partisinin dile geti rdi ğ i muhakevemet isteği ; en sonunda. gerici güçlerin Münihte düzenlediği. sağcı güçlerin de hemen desteklediği kom ploya engel olamadı. Masaryk ve Beneş'ln klasik demok­ rasisini temsil edenler ise, bu komploya pek çab u k tesli m oldular. Hitler faşizmi milli bağımsızlığı. devletin cumhuriyetçi şekil lerini, demok­ ratik özgü rl ü kleri yoketti ; Çekoslovak toplumunun büyük bir kesimi, b u r­ juva demokrasisinin yetersizliği korşışında hayal kırı klığına uğradı, derin bir şüpheciliğe düştü. Bununla beraber, öte yandan. demokratik haklara - vaatlerini yerine getirmiyen demokratik burjuvazi anlamında değil. gerici ve faşist güçleri yenilgiye u ğ ratabilecek gerçek demokrasi a nla­ m ı nda - yeni bir öz kazandırm a istekleri gelişiyordu. Halkta uyanan b u demokrasi istekleri, milli va rlı k v e devletin bağımsızlığı istekleriyle birle­ şiyordu. Münihten sonraki dönem i çi nde, demokrasiyi ve cumhuriyeti bilinçle savunan tek güç, yani komünistler, Komünist Enternasyonalinin Vii. Kong­ resinde tesbit edilen plôtforma uygun bir stratejik hat geliştirdiler. Böyle­ likle parti. yabancı işgal şartları içinde, milli kurtu luş u ğ ru nda yürütülen savaş içinde, halkımızın bilincine şu gerçeklerin yerleşmesini sağlıyabild i : Münihten önceki düzene dönülem iyeceğ ini, Çekoslovakyada demokrasinin bir zorunluluk olduğunu. b u demokrasiye bilinçli ve halkçı b i r temelin şort olduğunu halkımız anladı. alke daha işgal altındayken partimiz. milli kurtuluş savaşının gelişmesine a ktif olara k katı lan bütün halk taba­ kal a rını b irleştiren çok geniş, milli ve demokratik bir cephenin düzenlen­ mesini tavsiye etti. Sovyetler Birl i ğ i faşist Almanyayı yenilgiye uğ rattıktan ; Çekoslovakya kurtulduktan sonra do. ü l kemizde milli ve demokratik dev­ rim i n zaferini sağ lıyan. Çekoslovakyada sosyalizm yönünde gelişmelerin temelini teşkil eden bu cephedi r. Vii. Kongrede tesbit edilen hat; özell i kle yeni demokrasi ile ilgili karar­ l a r. mayis 1 945 den sonra da halk demokrasisini geliştiren kitleleri bu yolda teşvik etmek üzere sa rfettiği çabalardo. b i r ilham kaynağı olmuştur. Bu bili nçli ve kararlı demokrasi politikası sayesinde. Partimiz büyük başarılar sağlıyabilmişti ; yaklaşan seçimlerde teklif ettiğ i progra m ı n etrafında h a l k ı n çoğ unluğunu, toplıyabileceğine güveniyordu. Kend i lerini tutamiyan gerici g üçler. ü l kenin gelişmesinde geriye bir dönüş gerçekleş­ tirmeye çalıştılar, yürüttükleri obstrüksyon (sovsaklamo) politikasının. 32


demokrasi mekanizmasını bozocağını, böylece komünistlerin devlet içinde oynadığı role son verecek, devrim içinde, halkın elde ettiği bütün hakları , bütün kazançları yavaş yavaş kaldıracak bir memur hükü metin i n kurula­ cağ ını u m uyorlardı. Böyle bir ortamda, gerici güçlerin 1 948 Şubatında sebep olduğu buh­ rana, komünistlerin tam a m iyle demokratik, parlamenter, Anayasaya uygu n bir çözüm yolu bulmaları, çok önemli bir olaydı . 1 948'i n Şubatı nda, çok yönlü siyasi sorunlara demokratik çözüm yolları bulu ndu ; halk 1 946'da seçilen parlômentoda ezici çoğunluğun - burjuva-demokratik bir hükü­ metin kolay kolay sağlıya mıyacağı bir çoğunluğun - desteklediği pren­ siplere to momiyle uygun düşen isteklerini ka bul ettirmeyi başardı. Bu hareket, a nti-demokratik veya askeri bir h ükümet darbesi değildi ; ülkenin d a ha önce, g i rm iş olduğu gelişme yolunu, sosyalizme yöneiterek, devam ettirmek istiyen emekçilerin bu isteğini dile getiriyordu. «Çekoslovakya Şubat olayları» böylece Komünist Enternasyonalinin VI/. Kongresinde tôyin ve tesbit edilen stratejinin canlı ve uzak görüşlü bir strateji olduğunu ispatlayan tarihsel olaylard ı r. 1 948 Şubatında, halkın gerici güçlere karşı sağladığı zafer, demokratik kitle hareketin e sosyalist a maçların ı gerçekleştirme i mkônları n ı yarattı ; toplumun sosyal ist dönüşü mleriyle ilgili en karışık, en çetin sorunlara, çeşitli çözüm yollarının bulunması için bir ha reket noktası teşkil etti. 1 948'den sonraki yıllarda, sosya l izmin kuruluş döneminde, demokratik prensipler defalarca i hlôl edildiği halde, devrimci demokrasinin niteliği değişmedi. Ama öte yandan, şu gerçeğ in doğ ruluğunu bir kere daha anladı k : De­ mokratik prensiplerde beli re n en ufak gevşeme, sosyal ist demokrasiye yapılan en önemsiz tecavüz, sosyal izmi güçsüzlendirmektedir. Hiç şüphesiz, ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel olanla rda, Çekoslovakyanın I ki nci Dünya Savaşından önceki gelişme şartl a rı ndan doğan ; Pa rtimizin VI/. Kong renin politik hattını konkreleştirirken göz önünde tuttuğu, hattô faydalandığı birçok özelli kler, sosyalizmin kuruluş döneminde de meydana çıktı. Yirmi yıl süren gelişmiş bir pa rlômenter demokrasisinin varl ığ ı ; kanunu bir kitle partisi olon komünist partisi ; sınıf savaşını yürütmesini bilen, yıllardan beri şehi rlerde olduğu gibi köylerde de etkiler yapan kalabalık bir işçi sınıfı ; çoğu solcu olan aydınları m ı z ; halkımızla Sovyetler Birliği arasındaki geleneksel dostluk bağları v e nihayet ü lkenin yüksek iktisadi seviyesi gibi etkenler, sosyalizmin geliş­ mesini ve - özel/ikle Sovyetler Birliği Komünist Partisinin XX. Kongresinden son ra - sosyal ist demokrasinin gelişmesini sağ l ıyan olumlu şartl a r yara­ tıyordu. Pa rtim izin XI/. Kongresince ve son zamanlarda Merkez Komitesince a l ı n a n milli ekonomimizin yönetim sistemini daha mükemmel bir hale getirilmesiyle ilgili kararlar, b u olumlu etkenlere dayan m a ktadır : b u yeni sistemin a macı, emekçilerin iktisadi yönetime daha geniş ça pta katı l ma33


sını ; emekçilerin ve kişilerin kol lektif menfaatleriyle genel menfaatlerinin b i rleşmesini sağ lıyacak şartlar hazırla makd ı r. Yeni prensiplerin kurulması, etki a lanlarının genişletil mesi, sendikaların işletmelerde, fa brikalardaki faa l iyetlere daha a ktif olara k katıl masını sağ ı lıyacaktır. Seçilmiş orga nları n rolü genişlemektedir. Pa rti mizin geçen yıl oldığı ve Milli Meclisin Slova kya Milli Konseyinin faa liyetleriyle ilgili ka ra rla r, halkı doğ rudan doğ ruya temsil eden Milli Komitelerin gel iştirilmesiyle ilgili hazırl ı klar, gerçek demokrasiyi derinleştirecek, halkın, devlet ve milli iktisatla ilgili sorunla rı n çözümüne doğrudan doğ ruya katılması n ı sağlıya­ cak yeni a raçlard ı r. Milli soruna, g ünden güne daha demokratik, daha enternasyonalist çözüm yolları bulunmaktadır. Demokratik prensiplerin gelişmesinde, temel unsurl a rdan biri de, top­ l u msal hayatın çeşitli alanlarında halkın kontrolüne tanılan ve günden g üne a rtan önemdir. Seçilmiş kantral organ la rının ' oynadığı rol gittikçe artıyor; bu o rganlar demokratik kuruluş sisteminin ayrı l maz bir parçası haline geliyor. Vata ndaşların demokratik h a k ve özgü rlüklerine deva m l ı bir gelişme sağ lıyaca k ; huku k ve adli sistemimiz içinde bunları gara nti a ltına o lacak şartların yaratı l masına da büyük önem veriliyor. Biz, bu gel işmeyi devam ettirmek; dengeli bir hale getirme k ; vata ndaşların haklarına, hukuk siste­ m ine ; b i r yandan kişilerin sosyalist düzen içinde serbestçe gelişmesini a rttıracak, öte yandan do bütün toplumun menfaatlerine uygun düşecek g a ra ntiler sağ lamak istiyoruz. Bu a maçla, toplumun menfaatlerine zara r veren, sosyal ist demokrasiyi sınırlandıran, emekçilerin isteleri ne karşı gösterilen küçümseme veya i h ma le, kitleleri felce u ğ ratan, inisyatiflerine engel olan bürokrosiye ka rşı savaşıyoruz. Buna paralel ola ra k to, bugünkü şartlar içinde, Komünist Partisinin demokratik kuru luşlar sisteminde oyna­ d ı ğ ı yönetici rol ü değerlendirme ve yorumlama sorunları ; emekçi örgüt­ leriyle, Milli Cephemizi teşkil eden diğer siyasi güçleri n, ülkemizin top­ lumsal ve demokratik hayatına a ktif şekilde katı lmaları sorunu g i bi, önemli sorunlar, yeniden incelenmektedir. Bu sorunlara bulu nacak çözüm yol l a rı, Leninin emekçi kitlelerin teşki­ lôtlanma prensipini gerçekleştirecek ; halkın egemenliğini kuwetlendire­ cek, en yüksek demokrasi şeklini temsil edecek, «bütü n halkı n devleti�ne geçiş sorununu aşamalarlo çözü mlemek i m kô n ı n ı sağlıyacaktır. Gelecek yıl toplanacak olan Çekoslovakya Komünist Pa rtisinin XIII. Kong resi, bütün b u sorunları inceliyecek, demokrasimizin gelişme yönünü tesbit edecektir. Bu yönün tôyini sosyalist toplumun gel işmesinde başlıca şa rttır. Komünist Enternasyonalinin VII. Kongresinde tôyin ve tesbit edilen stra­ tej i k ve taktik hattı n gerçekleşmesi için yürüttüğü savaşlar içinde, Çekoslo­ vakya Komünist Pa rtisinin elde ettiği bütün tecrübeler, bu kong rede tesbit edilen, dünya komü nist ha reketinin uyguladığı devrimci stratejinin, taktiğin fevkalôde büyük önemini ve canlılığını bir kere daha ispat etmiş-

34


tir. Bugün bile. a radan otuz yıl geçtiğ i halde. Vii. Kongrede a l ı na n ka ra r­ l a r - hiç şüphesiz yeni şartlar hesa ba katılmak şartiyle - hala a ktüeldir. çağdaş dünya işçi hareketinin strateji k ve taktik prensipleri. hala bu prensipleri a ksettirmektedir. Geçirdiğimiz devrimci tecrübelere dayanara k. kanaatımızı şöylece özet­ liyebiliriz : Her ülkede. devrimci ve i lerici komünist ha reketinin başarılı gelişmesi. doğrudan doğruya. emekçi kitlelerinin yürüttüğü siyasi faali­ yete bağlıdı r ; bu faaliyet a ncak. gerici güçlerin bütün çabalarına rağ men. toplumsa l hayatı n gerçek demokrati k bir nitelik kazan masını gara nti ede­ bilir. Milli kurtu luş hareketinin. sömürgecilere karşı devrimlerle sonuçlan­ dığı az gelişmiş ülkelere gelince. kanaatımıza göre. bu ülkelerin geleceği ve olanakları. sömürgeciler a leyhine savaş yürüten güçlerin. halkın geniş kesimlerinden destek görmesin e ; demokratik hayatın gelişmesine. kamu örgütlerinin yürüttüğü siyasi faaliyetlerin gara nti a ltına a l ınmasına bağlı­ d ı r. Kanaatı mıze göre. b u prensipler hesaba katılmazsa. emperyalistlerin kurduğu entrika l a r. yada sorumluluktan yoksun siyasi avantürizm. bu ülkelerin i lerici gelişmesini daima tehli keye düşürecektir. Bütün h a reketi mizin geçirdiği tecrü beler. bize şu gerçeği öğ retti : Gerek gelişmiş kapitalist ülkelerde, gerekse gelişme yolunda bulunan ü l kelerde, e m perya lizme karşı savaşan geniş bir demokratik cephenin kurulması. toplumun ilerici ve sosyalist başka laşmasında. başlıca şarttır. Ka naatıma göre, bu şartlar içinde. bütün emperya list a leyhtarı ve demokratik g üç­ lerin dünya çapında birliğini sağla m a k ; bu cepheye giren çeşitli partiler a rasında - özellikl e bugün Viyetnamda olduğu gibi. emperyalizmin açık müdahalesine karşı yürütülecek genel savaş sorunları söz konusu olduğu zaman - birbirini suçlama, birbirinden şüpheye düşme. birbirine muhale­ fet etme eğilim lerine son vermek, kesin bir zorunluluktur. Çeşitli ü l kelerde. çeşitli komünist partilerin i n başarıları : Bütün kardeş partilerin. bütün d ü nya komünist ha reketin i n yürüttüğ ü savaşa. çeşitli sorunlar karşısında. bütün dar görüşlerin. milli sınırları aşa mayan görüş­ lerin yok edilmesine ; proleta rya enternasyonalizmi prensiplerinin bilinçli ve mantiksel uygulanışına bağlıdır. Başlıca gücünü Sovyetler Birliğinden alan sosyalist sistemin. milli kurtuluş hareketinin. kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfı n ı n sarfettiği ortak çabala r. sermayeye karşı. milli özgürlük. demokrasi ve sosyalizm u ğ runda yürütülen savaşta birlik. ortak başarı l a rı­ mızın en emin gara ntisini teşkil etmektedir. Bunun en g üzel örneğini Komünist Enternasyonalinin VII. Kongresinde varılan kara rl a r vermiştir. Çekoslovakya Komünist Partisi. bu önemli toplantıdan fayda lanarak, bütün kardeş partileri n temsilcilerine şunu söylemek ister. Partimiz. bütün a maçlarını daima ortak a maçları m ızın gerçekleşmesi u ğ ru n a sa rfedecek­ tir; bu ça balar. bütün dünya komünistleri a rasında hüküm süren sarsı l maz bağ lılık ve yürüttükleri savaşta gösterdikleri dayanışma prensiplerine daima uygun düşecektir.

3"

35


Komünist Enternasyonalizminin Vii. Kongresi ve Bulgar Komünist Partisi E nç o S ta y k ov B ulgar Komünist Partisi Merkez Kom itesi Polit·Büro Uyesi Bütün komünist partileri ve dünya komünist hareketi için. Komünist En­ ternasyonalinin Vii. Kongresi. tarihsel diyebileceğ imiz bir önem taşımıştır. Bu Kongrede alınan kararlar. bu parti lerin. bu hareketin gelişmesinde. yeni bir aşama teşkil etmiştir. Kongrenin kararları. milletlerarası d u ru m u n ; kapitalist dünyada oluşan süreçlerin Marksist-Leninist incelemesini yapı­ yordu. Vii. Kongre. kapitalist gerici g üçlere. faşizme. harbe karşı. barışın koru nması u ğ runa yürüttükleri savaşta. komünist p a rti lerine doğru. Mark­ sist-Leninist bir strateji. b i r taktik sağladı. Birçok temel soruna ışık tuta n VII-nci Kongre. bugün bi le. komünist partilerinin. dünya işçi ha reketinin işlerini kolaylaştırıyor. Sosyal-demok­ ratlara. «sosyal-faşist... «burjuvazinin başl ıca toplumsal desteği .. gibi damga vurul masını tenkit eden Vii. Kongre. tek cephenin kurulması ; işçi sınıfının b i rleşmiş cephesi temelinde. geniş b i r faşizm-aleyhtarı halk cephesi hükümetinin kurulması ; işçi sınıfı n ı n burjuva demokrasisine ka rşı yeni bir tutum takınması ; sendika l a r a rasında gerek ü l ke çapında. gerekse dünya çapında birliğin sağla nması ; sömürgelerde em peryal ist a leyhtarı milli cephenin kuru lması soru nlarına. yepyeni bir ışık tuttu. hepsini yepyen i bir a nlayışla inceledi. Emperyalist komploları n ı n sonucu olara k beliren dünya savaşı olana­ ğına karşı. barışın korunması uğrunda yürütülecek mücadele. VII-nci Kongrede. bütün çalışmaların temelini teşkil etti. Kongrenin dokümanları. bize Marksist-leninist prensiplerin nasıl yara­ tıcı bir şekilde uygulanabileceğini göstermektedi r. Bütü n raporla r. bütün ka rarla r. komünistleri kitlelerden uzak tutan. gerçek bir kitle hareketi haline gel melerine engel ola n doktrinciliğin. sekterliğin acı bir tenkidiııi yapıyor. bu eğilimlerin. tek cephenin. faşist-aleyhtarı b i r halk cephesinin kuru lmasına engel olduğunu şiddetle belirtiyordu. öte yandan. VII. Kongre. tek cephenin ve faşist-a leyhtarı halk cephesinin kuru l ması i le. büyük bir tehlike haline gelebilecek sağcı oportünist eğ ilim lere karşı d ikkatlı dav­ ra nmak. savaş yürütmek zorunluluğunu da belirtiyordu. Vii. Kongrede a l ı na n kararları. geçirdikleri tecrübelerden bu kararla rı n lüzumunu a nlıyan bütün komünist partileri onayladı. Vii. Kongreden önce, ve II. Enternasyonal yöneticilerinin m uhalefetine 36


rağ men, komünist partileri ile sosyal ist partiler a rasında hareket birliği b i r zorunluluk haline gelmişti. Orneğ in, Fransada, komünistlerle sosyalist­ ler a rasında kurulan hareket birliği, faşistlerin 1 934 Şubatında iktidarı e llerine geçirme teşebbüsünü başarısızlığa uğ rattıktan sonra, aynı yılın temmuz ayında, iki pa rti a rası nda i mzalanan a nlaşma ile konkre bir şekil a l mıştı. Laypzig dôvasında, Dimitrov yoldaş, komünistlerin, sosya listlerle olduğu gibi, bütün ilerici unsurlarl a kuracakları h a reket b i rliği n e büyük adımlar attırmıştı. Bu dôvadaki cesur davranışıyla Dimitrov, Alman faşizminin maskesini a laşağı ettiği gibi, faşizme ka rşı yürütülen savaşta, bütün demokratik güçlerin birliğini kuvvetlendirmişti. Vii. Kongreden önce, Komünist Enternasyonalinin dokümanlarından a n ­ laşıldığı gibi, Kong reyi hazırl a ma kl a ödevii komisyonda Dimitrov, komü­ nist hareketinin uğradı ğ ı başarısızlıklara sebep olan, hata lı, veya artık dünya şartlanna uymayan siyasal yargılan tekrar göıden geçirme z.orun­

luluğunu belirtmişti Orneğ in, Dimitrov ViI. Kongreye kadar hüküm süren, sosya l-demokrasinin «sosya l-faşizm" anlamına geldiğini soyliyen, sol kana­ dını «başlıca düşman" ilôn eden görüşten vazgeçilmesini istedi. Dimitrov şu noktaları da belirtiyordu : Komünistler, reformist eğ ilimli sendikaları , s ı n ı f savaşında i ş e yarıyacak a raçlar hal ine getirmek zoru ndaydı . Tek cephe ise, sosyal-demokrasinin maskesini düşürecek b i r taktik değil, faşizmin saldırılarına karşı, kitlelerin yürüttüğü savaşı kolaylaştıracak bir etken olara k kabul edilmeliydi. Maurice Thorez, Palmira Togliatti, Wilhelm Pieck, Dimitri Manuyilski, Otto Kuusinen, Klement Gottwa ld, Julian Lenski gibi ta nınmış yöneticiler, Komünist Enternasyonalin yeni hattı n ı tôyin ve tesbit işine aktif bir şeki lde katı ldılar. Hiç şüphesiz, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi de, bu yeni stratejinin ve taktiğ in hazırlanmasında büyü k bir rol oynadı. VII-nci Kongrenin kararları doğruydu, vaktinde a l ı nıyordu. Bunu ta rih i spatl a mıştır. Vii. Kongreden sonra, komü nist partileri, bu kararl a rı n ışı­ ğ ı nda, bütün faa l iyetleri ni tekra r gözden geçirdiler, bu faa liyetin şekil ve metotla rını daha etkili bir hale getirmeğe çal ıştı lar, kitlelerle daha sıkı bağlar kurdular. Tek cepheyi, halk cephesini kurmak, emekçilerin, bütün ilerici güçlerin, faşizme ve saldırgan emperya l izme karşı yü rüttüğ ü savaşı d üzenlemek üzere, ça balarını bir kat daha a rttı rdı lar. I kinci Dünya Savaşı başladıktan sonra, Nazi Almanyasının ka nlı politi­ kasına karşı savaşmak üzere, komünist ve işçi partileri bütün demokrat­

l a rın, bütü n ilerici g üçlerin birliğ ini, büyük fedakôrlı klarla gerçekleştir­ meğe ça lıştıkları dönemde. Vii. Kongrede alınan ka ra rların doğruluğu bir kere daha kesinlikle belirdi. Vii. Kongrenin kararları, Bulgar Komünist Partisi için olağanüstü b i r ö n e m taşımıştır. nazi zinda n l a rı ndan çıkar çıkmaz tekrar Partinin başına geçen Dimitrov'u n yöneti mi a ltında, Bulgar Komünist Partisi savaşa geçti. Parti bu savaşı, 1 929'dan 1 935'e kadar, yönetim i ellerine geçiren solcu 37


sekterlerin hatalı politikasın ı n kötü sonuçlarına çare bulmak üzere yürü­ tüyordu. Komünist Enternasyonal i n Vii. Kongresinden sonra topla nan Merkez Komitemizin VI. Plenumu, bu bakımdan fevkolöde önemli bir rol oynadı .

Plennmda tartışılan sorunlar a rasında, ü l kemizde kurulacak tek cephe ve halk cephesi sorunu, faşist terör şartları içinde, Parti mizin kitleler a rasında faaliyet yürütmesi sorunu, emekçilerle bağ kurarken faydalana­ bileceğimiz kanuni i mkô nlar sorunu, emekçilerin hayati menfaatleri u ğ runa yü rütecekleri savaş sorunu vb. gibi çok önemli meseleler yer a l mıştı. 1 936 yılı nda, şoförler, tütün ve tekstil işçileri arasında d üzenlenen g rev­ ler, partimiz hesa bına büyük başa rılardı. Bunları, tarım işçileri, ürünlerini çok ucuza kapatan tüccarların elinde kal m ı ş tütün, üzüm yetiştiricileri a rası nda düzenlenen çeşitli kitle ha reketleri izledi. Daha o dönemde, Bulgar Komünist Partisi, faşizme ka rşı savaşırken uyguladığı taktiği düzeltmek üzere, daha önce düştüğ ü hatalardan önemli sonuçlar çıkarmasını bil mişti : 1 923'd e Köylü Partisi başkanı Sta mbul iski demokratik hükümetine karşı askeri h ükümet da rbesi düzenlendiği zaman, Merkez Komitesi tarafsız ka lmağa karar vermişti ; kanaatına göre, bu sadece, şeh i r ve köy b u rjuvaları a rasında bir çatışmaydı. Bu büyük hata, partinin Leninist prensiplerini a nlıyamadığını, işçi-köylü ittifa klarını tav­ siye eden Leninist anlayışı benimsemediğini, gerçek a nlamıyla bolşevik bir parti haline gelemediğini gösterir. Komünist Enternasyona lin sağladığı yardımlardan faydalanan Merkez Komitesi, bu hatasını ça buk a nlad ı ; olaylar karşısında hazırlıklı olmak Için, Halkçı Köylü Birliğ i , Sosyal-Demokrat Partisi ve daha başka örgüt­ lerle tek b i r cephe kurmaya g irişti. Böylece Halkçı Köylü Birliği, 1 923 Eylülündeki faşist-aleyhtarı ayaklanmaya katıldı, bu ayaklanmayı hazır­ laya n ve yöneten komünist partisiyle omuz omuza savaştı. Ama daha son­ raları, Komünist Enternasyonalinin yanlış di rektifleri etkisiyle, tek cephe taktiğ ini uygularken, Partim iz sekterlikten gelen birçok hatalara düştü. Köylülerin kitle teşkilôtı olan Köylü Birliğine ve Sosya l-Demokrat Pa rtisine cephe alan Bulgar Komünist Partisi, bu örgütlerle hareket birliğine i mkôn bıra kmıyordu. Komünist Enternasyonalinin Vi I . Kongresinden sonra, Pa rtimiz çabalarını daha çok tek cephe ve faşist-aleyhtarı halk cephesinin kurulmasına ayırdı. Tesbit edilen halk cephesi progra m ı nda, ileri sürülen çeşitli demokratik istekler arasında şunları soyabiliriz : Eski Anayasanın tekrar uygulanması ; bu Anayasanın hükümlerine göre yeni seçimlerin d üzenlenmesi j Anaya­ saya karşıt olon bütün kanun ve hükümlerin yürürlükten kaldırı lması j faşist teşkilôtları n lağvedilmesi vb. Parti, bu programı, demokratik parti ve teş­ kilôtlara, demokratik subaylara sunuyor, bu unsurları faşizme ve harbe karşı, demokratik hak ve özgürlükler, barış, emek ve ekmek uğruna savaş­ maya çağ ı rıyordu. Sekter eğilimlere son vermek, Komünist Enternasyonalinin VII. Kongre38


sinde alınan kara rların uygulanmasını sağlamak üzere, Bulgar Komünist Partisi bütün üyeleri a rasında, eğitim ve ideoloji alanları nda olduğu g i bi, teşkilôtlanma alanında da büyük çalışmalar yürüttü. I llegol şart­ l a rı n bütün zorluğuna rağ men, bulgarcaya çevrilen, binlerce nüsh a bası­ l a ra k dağ ıtı lan kara r ve bildiriler, deri nlemesine tartışıldı, tetkik edildi, yorumlandı. Sekter nitelik taşıyan bütün şiarl a r, bütün metotlar - özel likle partinin eski kadrolarıyla genç kadroları a rasında i kilik yaratan hatal ı politika - şiddetle tenkit edildi. öte yandan, Partimiz, güçlerini bölen, faaliyetine set çeken fraksyonlara son vermek zorundaydı. Dimitrov'un yönetimi altında, parti , safla rın ı sıklaştırdı, birliğini perçi nleştirdi. ısrarl ı çalışmalarını çevik ve esnek metotlarla yürüten Parti, karşı laştığ ı bütün zorl u kl a ra rağ men, ü l kede b i r ha l k cephesinin kuru lması sorunu ile ilgili büyük başarı l a r sağladı. Kentlerde, köylerde, Halk Cephesi Kom i ­ teleri kuruldu. Sosyal-Demokrat Partisinin, Köylü Birliğinin s o l kanatl a rı ile'daha başka bazı kitle örgütleri ile hareket birliği gerçekleştirildi. Halk cephesi fikri b i r ya ndan d a gençler a rası nda h ızla yayılıyordu : Komünist, sosyal-demokrat ve köylü gençlik teşkilôtları i le, faşist ol mayan başka gençl i k teşkilôtları, kültürel ve eğitici kitle örgütleri a rasında faşist a leyh­ tarı bir cephe kuruldu. Böylece parti, faşist kra l l ı k diktatoryasıno karşı ortaklaşa yürütülen çeşitli hareketler soğlıyabildi. Harp tehlikesine karşı, barışın korunması için yürüttüğü savaşta, Bulgar Komü nist Partisi başka bir a landa do küçü msenmiyecek başa rı lar sağladı : Ikinci Dünya savaşı başlayınca, Pa rtim iz, Sovyetler Briliğ inin izlediği barışçı politikayı halk a rasında yayd ı : Sovyetler Birliği ile bir dostluk ve karşılıkl ı yard ı m a nlaşması fikrini i leri sürdü. Partimizin bu teklifini des­ teklemek üzere gelişen hareket, 1 940 do, yani Sovyet hükümeti böyle b i r a n laşma teklifinde bulunduğu z a m a n , gerçekten bir kitle h areketi haline geldi. I kinci Dünya Savaşı başladıktan sonra, satıimış Saray çevreleri ile faşist unsurlar Bulga ristan ı Nazi Almanyasının safında harbe sürükleyince, I kinci Dünya Savaşı başlayınca, Parti miz, Sovyetler Birliğinin izlediği başarıların önemi, daha çok belirdi. Bulgar Ko münist Partisinin ka rşısına çıkan olay ve sorunlar fevka lôde önemliydi ; bunlar i leride halkı mızın ge­ leceğ ini tôyin edecekti. Ama komünist partisi hazırl ı kl ı bulunuyordu. Dimitrov'un teşebbüsü ile ve yönetim i a ltında 1 942'de kurulan Vatan Cephesi, tek cephe ve halk cephesi şiarl a rı altında yirmi yıldan beri yürü­ tülen savaşın bir devam ıydı. 1 943 yazında, Vatan Cephesinin Milli Şuraşı kuruldu. Bu Şurayı teşkil eden unsurlar a rası nda, komünist partisinin, Halkçı Köylü Birliğ inin, Sosyal-Demokrat Partisi nin, ..Zveno» Halk Birli­ ğinin temsilcileriyle, herhangi bir siyasi örgüte dahil olmıyan tanınmış kişiler bulunuyordu. Vatan Cephesinin progra m ı nda belirtildiği gibi halkı m ız bütün çaba­ larını Nazi Almanyasıyle kurulan askeri ittifaka son veril mesi, ülkeni n ya ba ncı işgalden kurtul ması, Sovyetler Birliği i l e sıkı dostluk bağl a rı 39


kurulması, faşist kra l l ı k rejiminin devril mesi, gerçekten halktan yana bir Iıükü metin kuru l ması için yürütülecek savaşa ayırmak zorundayd ı . Parti­ m iz, emekçilerin devrimci savaşını ve geniş Geri lla (partizan) hareketini, b u progra m temelinde düzenledi. Kanuni faaliyet şekilleriyle i l legol çalışmaları, silahlı ve silahsız savaş biçim lerini bir orada yürüten Partimiz, Vatan Cephesi bayrağı altında, g unden güne daha geniş kitlelerin birleşmesini sağladı. !J l kemizde yürü­ tülen büyü k devrimci savaşlar, Sovyet o rdusunun ya rdımı i le, Bulga r hal­ kı n ı n ta rihinde yeni bir devir - sosya lizmin kuruluşu devrini - açan 9 Eylül zaferiyle sonuçlandı. Komünist Enternasyonalinin Vii. Kongresinde alınan kara rların yerine geti ril mesi, Bulgar Komünist Pa rtisinin, VII-nci Kongrede tayin edilen hattı başarı ile uygulaması, şu önemli sonuçları doğ u rd u : Bulga r halkının bütün ilerici ve demokratik güçlerini, faşist o lmıyan bütün siyasi parti­ lerini, bütün kitle örgütlerini Işçi-köylü ittifakı temel inde, işçi sınıfı n ı n siyasi öncü gücü, komünist partisi ni yönetimi a ltında, bir oraya toplayan Vatan Cephesi gerçekleştirildi ; demokrasi uğru nda yürütülen savaşla, sosya l izm uğru nda yürütülen savaş a rasında sıkı bağ l a r kuruldu. Komünist Enternasyona linin Vii. Kongresinden bu yana geçen otuz yı l içinde, dünya durumunu baştan aşağı değiştiren çok köklü devrimci dönüşümler gerçekleşti. 1 956 do toplanan SBK Partisi nin XX. Kongresinde, 1 957 ve 1 960 ta ri h l i işçi v e komünist pa rti lerinin temsilcileri konfera nsıa rında, I kinci Dünya Savaşında doğan mil letlerarası durum ve şartl a rı n Ma rksist-leninist ince­ len mesi ya pıldı. Emperyal istlerin harp hazırlıklarına karşı ve barışın koru nması u ğ runda yürütülen savaşla ilgili Vii. Kongrenin kara r ve bildiri leri, bugün halô a ktüeldir. Pa lmiro Tog liatti'nin raporu, G. Dimitrov'un kapan ı m söyle'li, harp tehl ikesine karşı yürütülecek savaş meselesini yepyeni b i r şekilde koyu­ yordu : Kapitalist reji mde, harbin kaçı n ı l maz b i r olanak olduğunu iddia eden dogmatik ve sekter görüşü şiddetle tenkit ediyordu. Dimitrov'u n deyimiyle, Kong re, emperyalist harpleri, tevekkülle karşı layan b u kaderci görüşü şiddetle reddediyordu . Harplerin, ka pitalizmin bir sonucu olduğ u ; ka pita lizmin ortadan kaldırıl masıyla a ncak savaşlara son verileceği bir gerçektir ; ama emekçi kitlelerinin kararlı hareketleriyle bir emperyalist savaşın patl a masına engel olabileceği de b i r gerçektir. G. Dim itrov, daha sonra, dünya proletaryasının büyük ödevini şöyle be­ lirtmiştir : Bütün dü nyayı saracak barışçı örgütler kurma k, m i lletler a ra ­ sında güçlü bir dayanışma hareketi düzenlemek, barışçı korumak, savaş çıkarmaya yeltenen güçleri etkisiz bıra kmak üzere, dünya proletaryasının politikasını uygulayan faa liyetleri arttı rmak. O dönemde, burjuva basını ile reformist yöneticiler, komünistlerin, işçi sı nıfına iktidarı sağlıyocak şartların yaratılması için, ha rbe taraftar olduk40


lorını iddia ediyorlardı. Vii. Kongrenin, ha rbe karşı, barışın koru nması u ğ runda yürütülecek savaşla ilgili kararları, bu iddianın temelsizl iğini ispatladı. Dünya, g ü çleri, dengesinde, barış, demokrasi, milli kurtuluş ve sosya­ lizm lehine meydana gelen köklü değ işikl ikleri göz önünde tutan SBKP-nin XX. ve XXi i . Kongreleri ve komünist ve işçi partilerinin 1 957 ve 1 960 Konfera nsıa rı, yeni bir dünya savaşına engel olunabileceğ ini gös­ terdi ; Komünist Enternasyonalinin Vi i. Kongresinin, savaş ve barış mesele­ sinde benimsediğ i yönelişe yeni bir gelişme, yeni bir önem kaza ndırd ı . Gerici g üçlere karşı savaş yürütmek, barışı, emekçilerin hayati menfaat­ l a rını, demokratik hak ve özg ürlüklerini koruya bilmek üzere Vi i . Kongrede a l ı na n ve işçi, köylü, bütün emekçi kitleleri a rasında kuru lacak ha reket birliği ile ilgili kara rla r, bugün de, fevkalôde büyü k bir önem taşımakta­ d ı r. Tek cephe, faşizm a leyhtarı halk cephesi sorunları ile ilgili kara rlar­ d a n ; bu ka rarla r uygulonırken elde edilmiş tecrübelerden, komünist par­ tileri bugün de önemli sonuçlar çıkarabilir. Bugünkü şartlar içinde de, b u partiler, emperyalizme karşı savaşmak, barışı ve demokrasiyi korumak, özgürlüğe kavuşmak üzere, demokratik g üçlerin birliğini gerçekleşti rmek istiyorlo r. Vii. Kong re, dünya komünist hareketi ni, meydana gelebilecek bütün fraksyoncu ha reket unsurl a rına karşı koruma zorunluluğunu bel i rtmişti. 1 957 ve 1 960 Moskova Konfera nsıarı, bu prensipin üzerinde tekrar israrla d u rdu : Emperyalist gerici güçlerin kom ünizme karşı savaşmak üzere bütün ça balarını b i rleştirdiği b u dönemde, Ma rksizm-leninizm ve proletarya enternasyonal izm i prensipleri temelinde dünya komünist hareketi nin bir­ liğini koru m a k ve güçlendirmak üzere, çabaları m ızı esirgememek zorun­ dayız. Emperyal izme karşı yürütülen savaşın başa rıya ulaşabil mesi için, çağı­ mızın bütün devrimci g üçleri - yani sosyalist ülkeler, milli kurtuluş hare­ keti ve dünya işçi sı nıfı - a rasında birlik şa rttır. Bu birlik gerçekleşebilir; komünist ve işçi pa rtilerinin temsilci lerini bir oraya getiren 1 965 Moskova Danışma Toplantısının bildirisinde belirtildiği gibi : «Komünist partilerini birleştiren unsurl a r, hiç şüphesiz, bu o nda, onları ayıran unsurlardo n çok daha kuvvetlidir... Dimitrov yoldaşı n deyimiyle, Komünist Enternasyonalininin Vii. Kongresi, Sovyet işçi sınıfı, kapital ist ü l kelerde toplumsal kurtu luşu uğrunda savaşan proletarya ve milli kurtuluşları uğrund a savaş yü rüten sömürge ha lkları a rasında birliği sağ lıyan kongre olmuştur. Vi i. Kongre, Sovyetler Birli­ ğ i n i n ; halkların özgürlüğ ünü ve dünya barışın ı koruyan bu kalenin rolünü belirtti ; kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfının, boyunduruk altında yaşayan halkları n Sovyet ha lkı ile birlik kurm a k şartiyle a ncak, zafere u laşabile­ ceğini hatırlattı. Kongre bildiri lerinde denildiği gibi : «Sovyetler Birliğ inin kuvvetlenmesine, bütün g ücü müzle, bütü n çabal a rı mızia yard ı m etmek, Sovyetler Birliğinin düşmanlarına karşı savaşmak, bir zorunluluktur... Bu 41


son otuz yıllık tarih, Vii. Kongrenin, Sovyetler Birliğinin oynadığı tarihsel rolün önemini değerlendiri rken vardığı sonuçların, verdiği hükümlerin doğ ruluğunu do ispatlomıştı r. Kurulduğu günden beri Sovyetler Birliği, dünya işçi hareketini, halkla­ rın emperya l izme ka rşı, barış, demokrasi, milli kurtuluş ve özgürl ü k u r­ ğ unda yürüttüğü savaşı bütün gücü ile destekledi. Ikinci Dünya Savaşında Sovyet ordusu nun kaza ndığı zaferler Avrupanın ve Asyo nın çeşitli ülkele­ rinde demokratik halk cumhuriyetlerinin kurulmasını i mkônlaştırdı. Sov­ yetler Birliğinin ka rdeşçe sağ ladığı yard ı m, çok elverişli şartlarlo açtığ ı büyük krediler, b u ülkelerin i ktisadi gel işmesini kolaylaştırmaktadır. Sovyetler Birliği ile sosyalist devletler, Asya, Afrika ve Lôtin Amerika ülkelerinde yürütülen milli kurtuluş hareketlerini bütün gücü ile destek­ l iyor : Bu ülkelerin i ktisadi gelişmesine yard ı m ediyor, onları yeni-sömür­ gecilerin oyunlarına karşı koruyor. Sovyetler Birliğinin izlediği barış politi ­ kasının, askeri üstünlüğünün sonunu olara k, barış bügüne kadar koruna­ biIdi, insanlık yeni bir kırımdan kurtuldu. Komünist Enternasyonalinin Vii. Kongresinde a l ı na n kararların temel i ; d u rumun doğru, Ma rksist-Leninist incelenişi, Marksist-Leninist prensiplerin yaratıcı uygulanışı idi. Bütün b u kararlar şu gerçeği ışık tuttu : Komünist partilerine, toplumsal gelişmenin en çetin şartları içinde bile, doğru yönelme, doğru çözüm yolları bulma, bu çözüm yol larını gerçekleştirmek üzere başarı ile savaşma i m kônlarını sağlıyan yalnız ve yalnız Marksizm­ Leninizmdir. Kurtarıcı işçi hareketini durdurtmak istiyen emperyalistler p ropaganda­ la rında, Ma rksın, Engelsin, Leninin büyük doktrinine saldı rıyorlar. Ama bu ça baları boşu nad ı r, bu u mutla r temelsizd i r i Toplu msal gelişmenin e n e m i n rehberinden : M a rksizm-Leninizmden yara rlanan komünist partileri, birçok kaçı nı lmaz güçlüğe rağ men, bütün dünyada sosyalizmi ve komünizmi zafere u laştırmak üzere savaşan işçi­ leri, bütün emekçileri yeni yeni başarılara götürüyor.

42


Birlik fikri üstün geliyor F ra ntz Oale m Alman Sosyalist B irl ik Partisi Merkez Kom itesi Uyesi Komünist Enternasyonalinin V I I-nci Kongresi. d ünya komünist hare­ ketinin faa liyetinde önemli bir dönüm noktası. gelişmesinde yeni bir aşama teşkil eder. Bu Kong rede. dünya işçi hareketinin. bütün ilerici g üç­ lerin faşizme ve emperya l izme ka rşı savaş yürütmesini sağ l ıyan. sosyalist devletlerin ortaya çıkmasıyla sonuçlanan strateji k ve taktik prensiplerin genel hatla rı tôyin ve tesbit edildi. VII-nci Kongrenin yönel işi. komünist ve işçi partileri nin yü rüttüğ ü savaşta. sömürgeciliğin boyu nduruğu altı nda bulunan halkl a rı n yü rüttüğ ü kurtuluş savaşında olağanüstü bir gelişme sağ ladı. Kongre şu tarihsel gerçeği ispatladı : Komünist Enternasyonali kurulduğu g ünden beri. d ü nya n ı n devrimci yönelişinde ve gelişmesinde. en önemli etken olmuştur. VI I-nci Kongrede yürütülen çal ışmala r. Leninin yönetim i a ltında. Komü­ n ist Enternasyonalinin I I I-ncü ve IV-ncü Kongrelerinde tesbit edilen tem�1 tezlerin. mantiki sonuçlarıdır. Leninist prensipler temelinde. Alman Komünist Partisi 1 920-1930 yılla­ rında devrimci b i r kitle partisi haline gelmişti. Alman emperya lizmine karşı büyük başarılar sağ lamış. kapita list ü l kelerdeki komünist partileri a rasında en güçlü partilerden biri ol muştu. Bu gel işmesinde Alman Komü­ nist Partisi. Komünist Enternasyonalinin. Sovyetler Birliğinin ve leninin şahsi yardımları ndan. derslerinden yararlandı. Faşizmin saldırıları; 1 930 yıllarında g ünden güne a rtan harp tehlikesi karşısı nda. kom ünist hareketinin taktiği nde ve politikasındaki bazı u nsur­ l a r. çok tehlikeli bir hal a lıyordu. Pa rtimizdeki bu hata l a r. bu zaaflar. birçok objektif ve sü bjektif erkenin sonuçlarıydı. Savaş şartları içinde. kısa bir süre içinde. meydana gelen birçok temel değ işiklik - nisbeten genç partilerin - özelli kle Alman Komü­ nist Partisinin tam vaktinde doğ ru ha reket etmesini engel l iyordu. Alman Komünist Pa rtisindeki sekter eğ i l imler. Sosyal -demokrat Partisindeki sağ kanadın ve reformist sendika l a rın. işçi sı nıfı nın ve ü l kenin çıkarl a rına karşı uyguladığı pOlitikaya b i r karşıttı. Ilk faaliyet yılları nda komü nist pa rtilerinin geçirdiği kötü denemeler (1 923'te Saks ve Thuringe işçi hükü­ melerinde. komünist memurların oportünist davra nışları bu olu msuz tec­ rübelerin b i r örneğ idir) komünist hareketinde goşist eğilimleri kışkırtı­ yordu. Ote yandan. Buharin, Brandlerin sağcı oportünist görüşlerini savu­ n a n u nsurlarl a yürütülen ta rtışmalar. komünistlerin gelecekteki savaşa 43


hazı rla nmasını engell iyordu. Bütün bu şartlar içinde parti mizin yürüttüğ ü savaş, büyük engellerle köstekleniyor, kitleleri kendine çekmek isterken, büyük başa rısızlıklara uğruyordu. 1 930 yılları n ı n başında, sınıf savaşının şartları içinde, dogmatik ve sek­ ter görüşlerden vazgeçmek, b i r zoru n l u l u ktu. Birçok komünist partisinin - bu a rada Alman Komünist Pa rtisinin - geçi rdiği tecrübeler, bir dönüm noktasını başka bir deyimle, Len inin stratejik ve taktik prensipleri n i n tekrar eksiksiz şekilde beni msen mesin i, yeni savaş şartları içinde gelişti­ rilmesini ve uyg u la n masını gerekti riyordu . VII-nci Kongreden önce bile, birçok komünist partisinde, Kongrenin tôyin ve tesbit ettiği stratejinin ve taktiğin bazı u n su rları beli rmişti. Alman Komün ist Partisinde, bu eğilim Alman halkı n ı n milli ve toplumsal kurtuluş Progra mında (Ağustos 1 930) ; halk kitlelerinde beliren, ve partiler üstü bir birlik istiyen harekette, Alm a n Komünist Partisinin faşizme karşı savaş çağ rısı üzerine (1 932) bu ha reketin konkre bir şeki l o lmasında beliriyordu. Faşist diktatoryası kurulduktan sonra, çok çetin i llegol şartlar içinde çalışan Alman Kom ü nist Partisi, sınıf mücadelesinin yeni şartları içinde, işçi sınıfı n ı n tek cephesin i kurmak, Hitlere karşı olan bütün güçler a ra ­ sında işbirliği sağl a m a k zoru n daydı. Hitler rejiminin devril i rmesini, de­ mokratik hak ve özg ürlü klerin i tekrar elde etmesini sağlıyacak yeni bir stratej i, yeni bir taktik bulması gerekiyordu. Bu a maçla, Thael m a n n' ı n faşist a leyhtarı politikasını gel iştirmek, 1 933'den önceki dönemde hüküm süren bazı ya nlış veya hata l ı görüşleri düzeltmek, yeni şa rtlar içinde a rtık duru m a uymayan bazı görüşleri tekrar gözden geçirmek bir zorunluluktu. Kardeş partilerin - özellikle Fransa, ıtalya, Avusturya ve Ispanya parti­ lerinin - o dönemde geçirdiği tecrü beler; Alman Komünist Pa rtisinin, Al manya n ı n şartlarına uyg u n düşecek bir politika tesbit etmesi, Partin i n içinde büyü k tartışmalara yol açtı. Ostelik, Kom ünist Enternasyonalinin yönetici çevrelerinde beni mse'nmiş olan bazı görüş ve naza riyeler, Parti­ mizin olmulu gelişmesini güçleştiriyordu. Orneğin, Komün ist Enternasyo­ nali ıcra Komitesinin XII I -ncü toplantısı n ı n raporunda doğru olan bazı değerlendirmeler bulunmakla beraber, güçler dengesi nin incelen mesi ya nlıştı, ileri sürülen şiarlar hatal ı veya eski miş pa rolalardı. Bulgar işçi h a reketin i n içinde ve Ko münist Enternasyona linin yöneti­ m inde edindiği tecrübelerden fayda lanan Dimitrov, Partimize çok ya rdı m etti. Dimitrov'u n tavsiyeleri, g e n i ş bir kitle politi kası n ı n gel işmesi için, gereken ham leye çok yard ı m etti. Reichstag'yangını i le ilgili Laypzig dôvasında, Dimitrov'u n yaptığı had­ kulade savunma hatı rlardadı r. Dim itrov Laypzig dôvasına karşı bütün d ü nyada gelişen hareketlerden, komünist partilerinin yürüttüğ ü politika n ı n gelişmesini sağ laya n sonuçl a r çıkarttı. Gestapo zindanlarından çıkar çıkmaz, Dimitrov, geçirdiği tecrübeleri ve va rdığı görüşleri genel leştirerek Kominternin ıCra Komitesine açıkladı. Faşizme ve ha rbe karşı geniş b i r kitle politikası n ı n gel işmesi sorununu 44


ortaya attı. Bu sorunun ÖZÜ, Marksist-leninist tek cephenin kurulmasıydı. Eskimiş tezlere, metotla ra bağlı kalmış uşsurlarla yürüttüğ ü tartışmalarda, Dimitrovu Komünist Enternasyonalinin yönetici organları nda destekliyen yoldaşlar arasında Sovyetler Birliğinin temsilcileri D i mitri Manuyilski, Otto Kuusinen, ıtalyan Komünistlerinin lideri Palmiro Togliatti, Fransız Halk Cephesini gerçekleştiren Maurice Thorez ; ve Wilhelm Pieck, Walter U lbricht, Fritz Eckhart, Max Maddalena gibi Alman Komünist Partisinin temsilcileri bulunuyordu. Komünist Enternasyonali ıcra Komitesi nin yard ı m ı ile, Alman Komünist Partisi yöneticileri 1 935 de, Almanyadaki yeni d u rumdan çok önemli sonuçlar çıkarttı. VII-nci Kongreden sonra, Brükselde toplanan Alman Komünist Parti­ sinin Konferansı, Komünist Enternasyonali Kongresinde kabul edilen ve genellikle, Almanyadaki sınıf savaşı şartlarına uygun d üşen taktik ve stratejik tezleri kullandı. Brüksel Konfera nsında, barışın g a ranti altına a lı nması, faşist diktatorya n ı n d evril mesi, Alman emperyalizmine bir set çekilmesi, faşist a leyhtarı demokrati k bir Alman devletinin kurulması, demokrati k devri m i n sosyalist devrim haline getiril mesi a maçlarını güden Milli Progra m ı n temelleri atıldı. Alman Kom ünist Partisinin Brüksel Konferansı, durumu derinlemesine i nceledikten sonra şu sonuca vardı : Alma nyada sosyal izme giden yol, demokratik bir rej i m i n ; bir tek cephe veya bir halk cephesi hükü metinin kuru lması uğru nd a yürütülecek savaş aşamasından geçmek zorundaydı. Bu kara rın a n l a m ı şuyd u : Marksist-leninist/er çok gelişmiş sanayi ülke­ lerinde, sosyalist devrime geçişin gerçekleşmesi için, faşist a leyhtarı, demokratik b i r aşamanın zorunluluğunu kabul etmiş oluyorlardı. Faşist a leyhtarı cephe u ğ ru na Almanya n ı n içinde ve dışında yürütülen savaşın konkre ola nakları ndan ha reket eden Alman Komünist Partisi yöneticileri, 1 937 yılında, yürütülen savaşın a macını belirtti ler: Bu a maç, Hitler diktatoryasını devirmek, demokratik bir cumhu riyet kurmaktı. De­ mokratik cumhuriyet rejiminin Almanya şartlarına en uygun düşecek devlet şekli olduğu ka nısına varmışlard ı . Demokratik cumhuriyet, sosyalist dev­ let şekline geçişi sağlıyabilecekti. Alman Komünist Partisi, VI I-nci Kongrede ka bul edilen strateji k yönelişi benimsedi, çünkü bu yöneliş Alman toplumunun objektif gelişmesine daha uygun düşüyordu. Böylece, Nazi orduları teslim olduğu zaman, faşizm a leyhtarı, demok­ ratik bir programla, Alma n halkının karşısına çıka bilen tek parti, Alman Komünist Partisi olmuştur. Merkez Komitesinin 1 1 Haziran 1 945 ta rihli çağ rısında şöyle deniliyordu : «Al manyada Sovyetler rejimini kurma n ı n bir hata olacağına ; böyle bir rejimin, ü l kenin bugünkü gelişme şartlarına uygun d üşmiyeceğine kaniiz. Kanaatı m ı za göre, Alman halkının menfaatı, ü l kenin başka bir yola g itmesini gerektiriyor. Bu yol, faşist aleyhtarı, 45


demokratik b i r rejimin ; halka bütün demokrati k hak ve özgürlükeleri tanıya n demokratik, parlô menter bir cumhuriyetin kuru lmasıdı r... Bu siyasi hattı uygularken, Pa rti miz, Alman halkını nazi faşizminden kurta ran, ü l kemize barışçı, demokratik bir gelişme yolu açan Sovyet ordusunun yönetimini üzerine a l mış Sovyetler Birliğinin Komünist Partisinin desteği nden faydalandı. Komünist Enternasyonalinin VII-nci Kongresinde ka bul edilen görüşlerin ışığ ı nda Pa rtim iz, faşizme bağlı bütün unsurl a ra karşı uygu lanacak, bütün Al manya nın faşist aleyhtarı ve demokratik yönel işini sağl ıya cak konkre tedbirlerin a l ı n masını istedi. Savaş sonrası döneminde ve keskin sınıf savaşı şartları içinde, Alman Komünist Partisinin, sonra da Birlik Sosyalist Partisinin yönetim i a ltında, faşist a leyhtarı ve demokratik bit rej i m in temelleri atı ldı. Demokratik Alman Cumhuriyeti nde, Partimiz a rtık, Almanyanın böl ünmesinden doğ a n karışık, çok yönlü sorunları çözebili­ yor, sosya list devrime geçmek üzere sınıf güçlerini düzenl iyebiliyordu. Enternasyonalin VII-nci Dünya Kongresinde a l ınan kara rlara uygu n olara k, Alman Komünist Partisi şu görüşü savunuyord u : Daha çok komü­ nistler, sosyal-demokratlar, ve eski sendi kacı lar a rasında kurulacak ola n tek parti, Hitlere düşman olan bütün unsurlar a rasında yaratılacak devam l ı ve g üçlü b i r birliğin temelinde kurul malıyd ı . Almanyadaki gizli mukavemet teşkilôtlarında, Ispanyada savaşan Mil­ letlerarası Tugayların safl a rında, Nazi rejiminin zindanla rında, temerküz kampla rında, komünistler, sosya l-demokratl a r ve diğer faşist a leyhtarı u nsurlar a rasında yıkılmaz b i r savaş birliği meydana gelmişti. Brüksel Konfera nsının Bildirisinde, Partim iz şu noktayı beli rtmişti : .. Pro­ letarya dôvasının başa rıya u laşması için, Afman işçi sınıfı n ı n b i r kitle partisinin kuru lmasına bir zorunluluk d iye bakan Komünist Partisi, sınıf gerçeklerin i bilinçli bir şekilde görebilen bütün işçileri kazanmağa çal ışı­ yor. Bu amacın gerçekleşmesi için gereken pratik şart, iş ve hareket bir­ liğinin kuru l masıdır... Daha 1 935 yılında tesbit edilen , işçi sınıfının birliğine ve ha reket bi rl i ­ ğ i n e g iden yolun doğru olduğu a n laşıldı. Haziran 1 945 d e , Alman Kom ü ­ n ist Partisiyle Sosyal-demokrat Partisi arasında a ktedilen hareket birliği a nlaşmasın ı n çerçevesi içinde, bu i ki pa rti birbirine yaklaştı, kadroların ı seferber etti, özgü r sendika l a r kurdu, a ra l a rı nda, birçok temel sorunla ilgili anlaşmazlıklara çözüm yolları buldu. Komünist Partisiyle Sosyal ­ demokrat partisinin b i rleşmesi, devrimci ma rksizm temelinde n isan 1 945'de gerçekleşti. Marksizm-leninizmin ulaştığı bu tarihsel zafer ve oportünist eğil i m lerin u ğ radığı yenilgi, Alm anyanın Doğu bölgesinde faşist aleyhtarı ve demokratik bir dönüm noktası teşkil etti, sosyalist dönüşümlerin ger­ çekleşmesine yol açtı. Kominternin VII-nci Dünya Kongresi Komünist partilere fevkalôde etkil i b i r s i l ô h sağ lamıştı r : Menşelerine, toplumsal durum ve tutum la rına, siyasi görüşlerine, dini inançlarına bakılmaksızın, çeşitli demokratik güçlerin, 46


işçi sınıfının yöneti mi a ltında, faşist ve emperya list a leyhtarı bir halk cephesinde birleşmesi. 1 935-1936'da Pa rtim izin desteği i le, Pariste Alman Halk cephesini hazırlamakla ödevii bir Komite kuruldu. Komünistler, sosya l-demokratlar, sendikalalar, h ristiya nlar, burjuva aydınları n ı n tem­ silcileri, Hitlerin bütün düşmanları a rasında işbirliği hemen i lerledi . I ki nci Dünya Savaşı içinde A l m a n Kom ü nist Partisi, Halk Cephesi pol i­ tikasını izlemekte deva m etti. OIkenin yok edilmesine engel olmak üzere Nazi rejiminin yenilgisini hızla ndırmak zorunluluğunu kavrıyabilen bütün m i l l i güçlerde, bütün işçi sınıfında, geniş bir yurtsever h areketi yaratmak üzere ça ba l a rı n ı esirgemedi. Alman Komünist Partisi Merkez Komitesinin teşebbüsü üzerine, 1 943 yıl ı nda «H ü r Alma nya .. h areketi kuruldu. Alman faşist aleyhtarıarı, Sov­ yetler Birliğinde olduğu g ibi, daha başka birkaç ülkede, ve gizli ola ra k Almanyanın içinde, bu hareketi geliştirdiler. Bu hareketin içinde, işçilerin, köylülerin, din adamlarının, ilerici aydın­ ların temsilcileri, Hitler ordusunun eski su baylarıyla omuz omuza savaşı­ yorlard ı . Bugün Doğu Almanyada, çeşitli parti v e örgütler a rası nda Demokratik Alma nya Milli Cephesi çerçevesi içinde kurulan koalisyon, Almanya n ı n gerçek milli ve tarihi şartları içinde, VII-nci Kongreni n teklif ettiğ i hal k cephesinin gerçekleşmesi uğrunda, Alman Marksist-leninistlerinin yürüt­ tüğü savaşın sonucudur. Almanyanın Doğu bölgesinde demokratik, faşist aleyhtarı b i r rejimin kuru l ması ve güçlenmesi uğru nda sarfedilen ortak ça balar; 1 945'de işçi partileriyle birlik kura n eski burjuva partilerinin n iteliğini değiştirdi. Bu partiler, demokratik devrimin sosyal ist devrim haline getiri lmesini ka bul etti ; bugün de sosya lizmin kuruluşuna a ktif olarak katılıyorlar. Almanyada, Işçi sınıfı ile diğer demokrati k akımlar, Hitler rejimini yenilgiye uğratacak, i kinci dünya savaşının patla masına engel olacak, onu içten yıkacak kadar güçlü değ i llerdi. Bununla beraber, Partimizin üyeleri, Alm a n e mperyalizmine karşı yürütülen m ücadelede kahram anca savaştı lar. Alman komünistleri, mu kavemet hareketinin belkemiğini teşkil etti ler. 5.000 den fazla komünist ve faşist a leyhtarı Alman, Ispanyoda Milletlerarası Tugayla r saflarında, faşizme karşı savaştıl a r. Yoldaşlarımız birçok ülkede mu kavemet h a reketine, çete savaşları n a katı ldı lar. Sovyet ordusunun safla rı nda, faşistlerin yok edilmesine yard ı m ettiler. Binlerce komünist, binlerce faşist aleyhtarı Alman, bu savaşlarda öldü. Alman Komünist Partisi üyelerinin ya rısından çoğu, nazi zi ndanlarına, temerküz kamplarına atı ldı. Ama bu savaş boşuna yürütül medi, b u fedakôrlı kl a r sonuçsuz kal madı. Sovyet ordusunun Hitler faşizmine karşı sağ ladığı zaferler sayesinde, ve M arksist-leninist partisin i n yönetim i a ltında, Alm a n işçi sınıfı i le m ütte­ fikleri, Almanya n ı n b i r bölgesinde, Komünist Enternasyonalinin VI I-nci Kongresinde kabul edilen görüşleri zafere u laştıra bi ldi. 47


Bugün V II-nci Kongrenin görüşlerini uygulamak. b a rışta n yana olan bütün demokratik g üçlerin birliğini gerçekleştirmek. yine b i r zorunluluk­ tur. Almanyanın Batı bölgelerinde. Hitler faşizminin askeri gücü yok edildikten sonra. bambaşka bir gelişme gerçekleşti. Alman emperya l izmi, i ktisadi ve siyasi egemenliğini tekrar kura bildi. Militarist akımla r, Alman tarihi nde bugünedek u laşamadığı b i r güce ualaştı. Alman emperyal iz­ minin i ktisadi gücü ile etki a la nl a rının darlığı a rasında, yüzyı ldan beri deva m edegelen çelişme tekra r keskinleşti, ve fevka lôde sa ldırgan bir nitelik kazandı. «Alma nya i ktisadi bir devdi r, siyasi bir cüce kalmak iste­ miyor.. şiarı n ı benimsiyen Batı Almanya emperyalistleri H ristiyan -Demok­ rat Partisinin yöneti mi altında, bütü n Avrupayı siyasi ve iktisadi egemen­ l ikleri a ltına sokmağa çalışıyorlar. Bugün emperya l istlerin izled iğ i palitika, Federal Alma nya Cumhuriye­ tini, Avrupada başlıca harp tehlikesi merkezi haline getirdi. (Dünyada bugün en büyük harp tehlikesi, Ameri kalıları n salıdırısına u ğ rayan Viyet­ n am'dadır.) Bonn hükümeti, Avrupada komşuları ndan toprak istiyen, başka devletlere karşı saldırıya hazırlanan tek hükü mettir. N ükleer silôhların, Batı Almanya emperyalistlerinin eline geçmesi, b u h a rp tehlikesini bir k a t d a h a a rttı rır. A l m a n topra klarında başlıyacak b i r atom savaşı. Alman ha lkı için olduğu g i bi, bütün d ü nya halkları için korkunç sonuçl a r doğ u ru r. Almanyanın milli menfaatleri ; Demokratik Almanya Cumhuriyetinde, Federal Almanya Cumhuriyetinde, Batı Berlinde yaşayan bütün Alman­ l a rı n menfaatleri, Batı Alman emperyalistlerinin atom silôhları nda n yok­ Sun bıra kı lmasını, bu silôhları n kullanıl masına herha ngi bir şekilde katı­ lamamala rını gerektiriyor. Bundestag seçimlerinin sonucu olara k, hiç şüphesiz, Batı Almanyadaki yönetici çevrelerin maceracı politikası bir kat daha keskinleşecektir. Bu son günlerde, hükümetin kuru lması, politikanın yönelişi sorunla rıyla ilgili gizli görüşme ve pazarl ı klarda, bu eğ ilimin daha da şiddetle belirdiğini gördük. Hristiyan-demokrat Partisi, seçim sonuçlarını istismar ederek, nükleer silôhlar ve egemenlik isteklerini a rttı rmıştır. Dış politi ka n ı n sadırgan nite­ liği keskinleştiği gibi, burjuva demokrasisinin Batı Almanya Anayasasında ye r alan hak ve özg ürlü klere son vermek isteği de a rtmıştır. Bu istek, Batı Almanyada ki sendi kalara . bilimsel ve kültürel çevrelere karşı a rtan sal­ d ı rıla rda, a nti-demokratik kanunla rı ka bul etti rmek üzere yürütülen faali­ yetlerde, belirmektedir. Bir kere daha şu gerçeği görmekteyiz : I ntikamcı politika, harp hazırlıkları, gerici iç politika. burjuva demokrasisinin içten içe bozul ması ve sonunda ortadan kaldırı l ması. birbirine bağlı unsu rlard ı r. Alman Ma rksist-leninistleri için baş düşman, Batı Alman emperyalizmi, yıllardan beri Amerikan emperyalizmi ile işbirliği yapan Almanya n ı n bölünmesini. silôhlanmayı, bugün de nü kleer silahlan mayı a m a ç edinmiş bir politika izliyen harp ta raftarı Hristiyan-demokrat Partisidir. 48


Partim iz, emperyalistlere ve m i litaristlere en ağır darbeleri i nd iriyor. Parti mizin kanaatına göre : Barışın garanti a ltına a l ı nması, ve en hayati milli sorunları n çözü l mesi için, i ki Alman devletinde ve Batı-Berlinde, işçi partileri, sendikalar, ve işçi sınıfının diğer örgütleri temasa geçmeli ; savaşı beraberce yürütmelidir. Komi ntern i n VI I-nci Dünya Kongresinin temel tez ve görüşleri bize m i ra s kaldı. B u tez v e görüşlerin özü, bizim bugün izlediğimiz demokratik ve devrimci güçlerin birliği politikasının temelini teşkil ediyor. Batı-Alman­ yadaki bazı sosya l-demokrat yöneticilerinin takındığı a nti-komü nist tutum , partimizi bu politi kadan vazgeçiremez. Barış ve demokrasi uğruna yürü­ tülen savaşta, büyük bir güç haline gelebilecek Alman Soyo list Pa rtisiyle ; Batı Almanya v e Batı-Berlin sendikalarıyla, hareket birliği politikasına bağlıyız. Bu politikanın gerçekçi bir politika olduğunu tari h ispatlamıştır. Batı Almanya işçi sınıfı, halkçı ve demokratik savaşın itici g ücü haline gelmelidir. Demokrasi ve barı ş uğruna savaş yürüttüğü takdirde, sayısı g ünden g ü ne ortan aydın, köylü, esnaf, küçük ve orta işletme sahipleri u nsurların ı n desteğini, sevgisini kazanacaktır. Dimitrov'un Komünist En­ ternasyonalinin VII-nci Kongresinde i leri sürd ü ğ ü teklif, yani ü l kenin bütün demokratik ve barışçı g üçlerini tek bir cephe içinde toplama teklifi, en hayati milli sorunları n çözülmesini, Avrupada barışın garanti a ltına a l ı n masını sağ l ıyacaktır. Batı Almanyada intikan politikasını, n ükleer silôhlan mayı, emperyalist saldırılarını reddeden bütün Almanlarl a bera­ ber, Almanya n ı n birleşmesi uğru nda savaşıyoruz ; yeni bir harbe sebep olmıyacak, gerici güçlerin yok edildiği, barışın, toplumsal ve kültürel kal­ kınmanın, gerçek bir demokrasinin hüküm süreceği bir Almanya. Emperyalist g üçlerin, başka ü l kelerin iç işlerine müdahele ettiği, başka ü lkelere açıktan açığa saldırdığı, Avrupada, Batı Alm a n e mperyalizmi, barış ve g üveni militarist ve intikamcı politikası ile tehdit ettiği bu dönemde, sosyalizmin koru nması, barışın gara nti altına a l ı nması, bütün halkları n özgürlüğünü, bağı msızlığını koruyabilmeleri için, bütün e mper­ yalist-a leyhtarı g üçlerin işbirliği, daya nışması ve ha reket birliği bir zorun­ luluktur. Alman Birlik Sosya list Partisi görüşünü defalarca açıklaşm ıştı r : Ameri­ kan sa ldırılarına karşı ortak bir savaş yürütebilmek için, işçi ve komünist partileri a rası nda toplantı lar düzenlenmelidir. Viyetnam halkının yürüt­ tüğü savaşı desteklemek için gereken bi rliğin gerçekleşmemesi, bütün emperyalist a leyhtarı güçlerin h areket birliğine engel ol uyor, Alman işçi sınıfının, Demokratik Almanya Cumhuriyetinin menfaatlerine zarar veri­ yor. Bu durumdan cesaret bulan Amerikadaki, Batı Almanyadaki gerici g üçler, saldırıları n ı a rttırıyor. Bütün sosya list ü lkeler, Amerikan saldırısına karşı beraberlik içinde harekete geçtiği ta kdirde, Viyetnam Cumhuriyeti daha etkili bir şekilde savunabilir, Güney-Viyetnam'da yurtsever güçleri n yürüttüğü savaş kolay­ laşır. 4

49


Kanaatımıza göre, dünya komünist hareketi nin birliğini kuvvetlend i re­ cek başlıca yol, emperya l izme, sömürgeciliğe ve yeni-sömürgeciliğe karşı yürütülen ortak a ksyonlar çerçevesi içinde, her parti nin mil letlerarası sorumluluğunu ve faaliyeti ni arttırmak, ha lkların kurtuluş hareketini des­ teklemek, dünya g üvenliğı, barış uğrunda, sosyalizm uğru nda savaşmaktır. Ortak düşmana karşı yürütülen savaş, kardeş partiler a rasındaki iliş­ kilerin başlıca özünü, gelişme çapını tanıml ıyor. Tecrübe değiştokuşu, ortak savaşı mızia ilgili iki veya çok taraflı toplantılar, kardeş partileri n ödev ve a maçlarının tesbitini kolaylaştırır. Avru pa kapitalist ülkeleri i şçi ve komünist partilerinin Hazira n 1 965 tarihli Brüksel toplantısının göster­ diği g i bi, böyle görüşmeler, bütün işçi ve komünist parti leri nin i leride topla n masını sağ l ıyacak şartlar yaratmaktadır. Partimizin, orta k savaşı kuvvetlendirebilecek tedbi rleri a l m a k ve bu­ günkü d urum u incelemek üzere, kardeş partileriyle d üzenlenen tartış­ malar, toplantı lar, görüş değiştokuşları yolu ile edindiği tecrübeler bize şu i ki gerçeği göstermektedi r : Almanya sorunu söz konusu olunca, kom ü ­ nist v e işçi partileri a rasında bir hareket birliği mevcuttur: Bugünkü a n ­ laşmazlıklara çözüm yolu b u l m a k üzere, en emin yol, bu partilerin yürüte­ ceği ortak hareketlerd i r.

M I LL I KURTULUŞ HARKETl B U G O N

Dominik Cumhuriyetinde devrimci savaş ve onun öğrettikleri J. I. Quello, N. Iso Conde Dominik Cu mhuriyeti'nde, 1 963 Eylül'ü sonundaki hükü met darbesinden sonra 24. Nisan 1 965-de i ktidara gelen diktatörl ük rejimine karşı halk ayaklandı. Isya ncılar, Cumhurbaşkanı Juan Bosch'un hükümetinin, yani 1 962 Ara l ı k ayında seçi mle gelen hükü metin, yeniden iş başına g etiril­ mesini ve Bosch'un başkanlığı sırasında kabul edilen a nayasanın tekrar yürürlüğe konmasını istiyorlardı . Silôhlanmış kitlelerin katı ldığı demokra­ tik a nayasacı hareket pek ça buk gelişti. Savaşların ilk üç gününde gele­ neksel egemenlik ve ezgi cihazı nı yıktı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin 50


kurduğu, onun emirlerine boyun eğen orduyu yenilgiye uğ rattı. Ldtin Amerika kıtasında kurtuluş h areketleri nin gelişmesinde bu d u ru m yenidir. Çünkü bu durum, milli kurtuluş ve sosyal izm için yürütülen savaşların can­ Iandığı bir dönemde, Ldtin Amerika halklarının devrimci Küba'yı bir örnek olara k gördükleri bir sırada o rtaya çıkmıştır. Amerikan emperya lizmi, savaşa kalkan Dominik demokratları ve a nayasa ta rafta rla rının en yakın a m açlarına ulaşabi lmelerini a nca k doğ rudan doğ ruya sildhlı bir işgal i le önleyebildi, ve a nca k bu yolla Dominik Cumhuriyeti'ndeki egemen liğini koruyabiidi, devrimin gelişmesini geçici ola ra k durdura biidi. Fakat emper­ yalizmin bu gibi ha reketleri zayıflığ ının bir işa reti, etki çevresi içinde egemenliğ ini yürütememe ve bu a landa halkın ayakla nmalarını önleye­ meme yeteneksizliğinin bir belirtisidir. Bütün bu olaylar, ülkemizi ve başkent Santo Domi ngo'yu milletlerarası savaşta en önemli kavşok nokta larından b i ri durumuna getirmiştir. Domi­ nik halkının ayakla nması yeniden şunu ispat ediyor ki, 1 9 1 7 Ekim'inden beri bütün dünya için devrimci köklü dönüşümler çağ ı başla mıştır ve halkların kesin zaferine hiç bir şey engel olamaz. Amerikan Emperyalizmi doğuşunun ilk gününden beri saldırgandır

ABD'nin 1 965-de Dominik Cu mhuriyetini işgal etmesi, hiç de eşi görül­ memiş bir o lay değildi. Amerikan birlikleri ilk defa Dominik topraklarına daha 1 898 yılında çıkmıştı. 1 903 ve 1 904 yılları nda ABD'nin sermaye yatı­ rı m la rı n ı ve onun sözünü yerine getiren i ktidarı koru mak için harp gemileri sefere çıkarıldı. ABD 1 905 yılında yeni bir işgal tehdidiyle Dominik Cum­ h u riyetine b i r a n laşmayı zorla ka bul ettirdi ve bu a nlaşma ile g ü m rük idaresi a merikan memurla rı n ı n ellerine teslim edildi. ABD Tekelleri sal­ dırganlık hareketleriyle Belçika, I ngi liz, Hollanda ve Fransız tekellerini a rka a rkaya Dominik Cumhu riyeti'nden çıkardılar ve onların yerine kend i sınırsız egemenliklerini kurdular. 1 9 1 5 yı lında ABD bir Amerika n mal iye danışmanı ile ülkenin sildhlı kuvvetlerini kontrol için ayrıca b i r görevlinin daha «ka bul edilmesini.. istedi. 1 9 1 6 yılı nda ABD birlikleri yine bir çıkarma yaptılar, fakat bu defa 1 924 yılına kadar ülkede ka ldıla r. O za man b i r Kuzey Amerikan askeri idaresi kurulmuş ve i ktidarı şu şartlarla devretmişti : 1 . Yabancı borçlar silininceye kadar gümrü k ve maliyeni n kontrolü a merikalı ların elinde ka laca k ; 2 . ABD' n i n ka bul ettiğ i b i r «seçim kodeksi .. yürürlüğe girecek; 3. Amerikan subaylarının kontrolü altında yetiştiri imiş yeni «Milli Muha­ fızlar.. geleneksel milli ordunun yerini alaca k. Kuzey Ameri kalılar 1 924 yılına kadar ülkeyi artık tümden kendi ekono­ mik kontrolleri altına almışlard ı ; ve em peryalizm, kendi çıkarlarını toz kondurmadan savunan "milli Muhafızlara .. güvenebildiğinden Amerikan birlikleri de artık geri çekilebilirdi. «Milli M u hafızlar..ı n komutanlığına g üveni lir bir subay olan Rafael Leonidas Truj illa getirild i . Trujillo, yurt4'

51


severlerin takibinde ve şeker fabrikaları n ı n işçilerine karşı girişilen bo s­ kıda «üstünlüğünü .. göstermişti. 1 930 yıl ı nd a bir hükümet darbesiyle Truj illo iktidara geçti. Trujillo rejimi, oligarşinin (ya ni yarı feodal Latifundist'lerle vatan hainl büyük burjuvazinin) ve Amerikan e mperyalizminin klôsık bir askeri zulüm a racı olara k ortaya çıktı. Fakat bunun bir özelliği, Truj illo'nun siyasi ege­ menliği kendi ekonomik gurupunu (devlet tekelci liği temeli üzerinde) zen­ g i nleştirmede kullanması ve bunu yaparken de geleneksel oligarşinin ayni şekilde gerici g u ru plarına karşı savaş açmasıydı. Milli üretimin önemli bir kısmı Trujillo g rupunun mutlak kontrolü altı n a g i rd i ; bu g u ru p ise, onu yaratan Amerikan tekellerine sıkı sı kıya bağlı olup onlara hizmet ediyordu. Bunları n birinci ödevi, - bazılarının ileri sürdüğü gibi - kapita l izmi geliştirmek ve milli burjuvazin i n başına geçmek değ i l, fakat tam aksine milli kapitalizmin serbestçe ve bağı msız olara k gel işmesine engel olara k, bunun yerine em perya lizm ile sıkı bağı olan bir dev tekeli getirmekti. Bu tekel bütün büyük sanayi işletmelerini ve en iyi toprakları ele geçirmiş, bunlara silôh zoruyla sahip çıkmışfı. Bunun sonucunda gerek endüstride ve gerekse tarımda askeri işgal yılları ve Trujillo rejimi sırasında kapita­ l izmin özel bir şekli gelişme gösterdi ; ve bunun temelini teşkil eden tekel, bu ortam içinde büyüme ve yayı lma eğilimlerinde değişmelere uğradı. Bu şekli bozuk kapita lizm kendine özgü krizler ve özgül depresyon ve hamle dönemleri yaşamıştır. 2. Otuzüç yıl emperyalizmden yana diktatörlük

31 yıllık «Trujillo Dönemi" boyunca Dominik halkı savaşını d u rd urmad ı ; e n a ğ ı r gizlilik şartları a ltında kıt'an ı n e n zalim diktatörlüğüne karşı savaştı ; ha pishane duvarları a rd ı nda binlerle Dom inikli işkence gördü ve öldürü ldü. Trujil lo reji mine karşı açık savaş dönemi çok kısa sürdü. 1 945 yılında ABD tekel lerine bağlı olan şeker fabri kalarında işçi sı nıfı daha yüksek ücret ve daha iyi hayat şartları için bir ha rekete başladı . Gerek bu hare­ ket ve gerekse I kinci Dünya Savaşında meydana gelen a nti-faşist birlik ortamı, 1 942-de gizlilikte kurulan - ve o za man adı Sosyalist Halk Partisi olan - Komün ist Pa rtisi'ne, 1 946 ve 1 947 yılla rı nda legal olara k ça lışma olanağını vermişti. Fakat, soğu k harp başlar başlamaz onun bu legol olana kları elinden a l ı ndı. Partimizin bir çok üyesi ha psediidi, birçoğu savaşta hayatlarını verdi ya da ülkeden çıkmak zorunda ka ldı. alkede politik muha lefetin tek örgütü baskı a ltına a l ı n m ıştı. Ekonomik kalkınma yılları olan 1 950-1 956 a rası, Trujillo rejimi için en sakin dönem oldu. Herhangi bir örgüt olmadan savaşı sürdüren Dominik demokratla rı o zamanlar ağır darbeler yemekten kurtulamadılar. Bununla beraber, rejimin ekonomik temelinin özelli kleri, tarihsel gidişi d u rd u rma ça basını güden siyaseti ve a paçık baskıcı kara kteri, Trujillo kuyrukları ile Dominik toplumun bütün sı nıfları, tabakaları ve gurupları arasında gittikçe şiddetlenen çatışmalar doğuruyordu. 52


Trujillo'nun iktidara geçişinin 25. yıldönümünde, m ilyonlarca dolar har­ canara k m uhteşem törenler düzenlendi. Bunun hemen ardından patla k veren kriz sonucunda, rejimin i çerdeki b a ş desteği o l a n emperyal izm taraftarı burjuvazi bile rejimi desteklemeye son verdi ve diktatörlüğe karşı yürütülen savaşa böylece yeni, etkili guruplar katılmış oldu. Ayni zamanda bütün Karayib bölgesinde geniş bir demokratik ha reket g ittikçe yayıımo ktaydı. Bu ha reket, Haiti'de Magloire rejimine; Kolombiya'da Rojas Pinilla, Venezuella'da Perez Jimenez ve Küba'da Batista reji mIerine son verd i ; ve yurt dışına çıkmış olan Dominiklilere faa l iyetlerini güçlen­ d i rme ve birleşme olanağını sağ ladı. Diktatörlükten kurtul m a savaşında Küba, halkımız için bir örnek oldu. Sürgüne gönderi l mi ş ve yurttan çıkmış Dominiklilerin büyük bir guru p u silôhlı bir sefere hazırlandı ve 14 Temmuz 1 959-da buna başladı. Bu gurupun üyeleri eşi görülmemiş bir ka hramanlık gösterdiler, ama hepsi öldürüldü. fakat kahra ma n la rı n kanı boşuna akmamıştı. Gizlilik içinde geçen çalışmal a rl a 14 Temmuz devrimci hare­ keti örgütlendi. O I kenin her yanında Trujillo rejimine karşı direniş a rtı­ yordu. Bu direnişin g izlilik dışındaki görüntüsü, 1 960-da yurda dönen bir g u ru p devrimcinin yönelttiği Dominik Halk Hareketi'nde, (Movim iento Popula r Dominicano-MDP) ortaya çıkmıştı. Bu sıralarda Küba devrimi, geçirdiği gelişme içinde milli kurtuluş dönemini hızla aşarak, sosyalist dönüşüm dönemine girmişti. Bir Lôtin Amerika ülkesine sosya lizm çığ ı rı n ı n açılması, emperya lizm ezgisi altın­ daki halklar ve bunlar arasında halkımız için de muazzam bir yeni etki ve bir örnek olmuştu. Emperyalizm, Antiller'de olgunlaşmakta olan ikinci bir devrimden koru­ n a bi lmek için Dominik Cumhuriyetinde yeni oyunlara girişmekten başka ça re bulmadı. ABD elçiliğinin hazırladığı ve Truji llo'nun düşürül mesiyle sonuçlanan suikastın a macı da tam buydu. Trujillo, 30 Mayıs 1 961 -de, en g üvendiği orta klarından bir g urup tarafı ndan öldürüldü. Amerikan emper­ yalizmi' o yıllarda, - Batı yarı küresinde Küba'nın ezilen halklar için örnek olduğu - milli kurtuluş hareketlerinin fırtı nalı gelişmesi çağına daha «uygun» düşecek egemenlik biçimlerini deniyordu. Kennedy ve gurupun u n özgür yöntemleriyle a maca uygu n bir siyaset yürütüldü. fakat Kennedy'nin ölümünden sonra bu siyasetten vazgeçiidi. (Bugü n tozlanmış b u yöntemler a rada sırada sandıktan çıkarılmakta ve Teksas kovboyu Johnson'un yön­ temleriyle birlikte kullanılmaktadır.) Trujillo'nu n öldürül mesi buhranın yayıl masını önliyemedi, a ksine daha d a hızlandırdı. Bütün h a l k tabakaları, kendi çıkarları yüzünden Tru­ jillo'nu n karşısına çıkan bütün sınıflar, a maçlarına u laşmak için a rtık savaşlarını a çı k olarak yürütüyorla rd ı . Yeni yeni çarpışmalar çıkıyor ve genellikle derinlere inen yapısal b i r kriz içinde yeni yeni buhranlar patlak veriyordu. Dominik Cumhuriyeti, kapitalizm yolu nd a yürümekle bunlardan kurtulamıyacaktı. 53


3.

rrujil/o'nu n öldürülmesi milli buhranın genişlemesini hızlandırdı Trujillo'nun öldürül mesinden sonra Milli Vata ndaş Partisi (Union Civica Nacional - UCN) bir an milli demokratik hareketin yöneti mini eline ge­ çirdi. Yurtsever a maçlar güttüğ ünü ileri süren bu örgüt, Amerikan elçiliği ile sıkı işbirliği yapan b u rjuvazinin yöneti mi altında ça lışmaktaydı. Gene o s ı ralarda Dominik Devrimci Partisinin (Partido Revolucionario Domini­ ca no - PRD) ünlü siyasetçi lerinden bir guru p yurda döndü. Parti nin baş­ kanı Juan Bosch'tu. Devrimci 14 Temmuz hareketi g izliliği bıraka ra k ortaya çıktı . (O zamanlar bu ha reket 1 4 Temmuz Politik Gurubu adını taşıyordu.) O yıllarda bu örgütler ü l kenin en önemli siyasi kuvvetleriydi. Dominik Sosya list Halk Partisi (bugünkü Dominik Komünist Partisi) birkaç önderi gizlice sürgü nden döndükten sonra örgütlenmeye başlamıştı. Ilk za manlar açı kça çalışan Dominik halk ha reketi hemen yasak edi ldi. 1 961 Ağustosundan Kasımına kadar kitlelerin yü rüttüğ ü savaş sonu­ cunda Trujillo ailesinin son temsilcileri d e yu rtta n kovuldu. 1 961 Kasım­ Ara l ı k ayla rı nda yapılan 1 1 günlük genel grev, Truj illo rejiminin son yılla­ rın ı n baş kuklası Joaquin Bo laguers'in i ktidarını zayıflattı. 1 962 başlarında ya nki emperyalizmi, Milli Vatandaş Partisi yoluyla ve State Department' görevl ileri n i n açık m üdahalesi i l e geleneksel oligarşinin temsilcilerini - Devlet Konseyi denilen «Departamento de Stado»yu - iktidara getir­ meyi başa rdı. Balag uer, kısa süren iktidarı sırasında, Trujillo ailesi i l e onları n ortak­ larının servetine el koymak zorunda kalmıştı. Tica rette ve endüstrideki ser­ maye yatırı m larının % 60-i bu serveti n payına d üşüyordu. Oligarşı, yani azı nlık egemenliği, ..verimsiz devlet şirketlelerine» karşı ve özel mülkiyet övgüsünü yapan bir kampa nyaya girişmesine rağmen, gene de bu Trujillo servetine dokunmaya cesaret edemedi. O zamanlar e mperyalizmin d ı ş siyasetini tayin eden siyasetçiler Domi­ nik Cumhuriyeti'ni ..Ileri l i k Için Birlik» ..vitrini» yapmak istediklerinden, hemen seçimlere gidilmesi fikrin i emperya lizm destekliyor, çünkü Milli Vatandaş Pa rtisi'nin kaza nacağını düşünüyordu. Bosch-un partisi de, oli­ garşiyi iktidardan uzaklaştırabileceği kanısıyla seçimlere g i rdi. Solcu kuvvetler, ve en başta da kitleler içinde geniş b i r destek bulan ve yu rtsever demokratik tutu munu açı kça belirten 14 Temmuz Devrimci Hareketi, Devlet Konseyi'ni desteklemeyi açı kça reddetti ler ve bu iktidarı devirerek onun yerine, 1 959 kahramanlık seferinin progra m ı nı temel alan b i r milli birlik hükümeti kurmak için çağrı yayınladıla r. Bu hükümette bütü n sınıflar, ülkenin bütün ekonomik guru pları, onların en önemli üç politik kuvveti (Dominik Devrimci Partisi, Milli Vata ndaş Pa rtisi ve 1 4. Tem­ muz Devrimci Hareketi) yer a lacaktı. Solcu kuvvetler ayni zamanda seçim­ lerin boykot edilmesi için çağ rı çıkardılar. Demokratik anayasa meclisi şiarını 1 962-de ısrarla savunan partimiz, daha sonra d iğer solcu gurup­ ların tutumunu sürekli ve düzenli olara k destekledi. 20 Tem muz 1 962-de seçi mler yapıldı ve seçime e n geniş halk yığınları 54


katıldı. Halk, solcuların seçim boykotu şiarını desteklememekle beraber, en ilerici aday olan Juan Bosch için verdiği oylarla demokratik umut­ larını dile getirdi. Bosch oligarşiye ka rşı bir program çıkardı. Bu prog­ ra mda büyük toprak sa hipliği düzeni yeriliyor, ekonominin devlet sektö­ rünün koru n ması ve gelişti ri lme si (ama d a ha fazla milli leştirmeye gidil­ memesi), ayrıca yeniden lôik eğitime dönülmesi ön görülüyord u . Bosch'un bu görüşleri, fa kirlerin zenginlere karşı savaşı fikrine dayanmaktaydı. Bosch, zafer kaza ndığı b u seçimde, (topl a m 1 milyon seçmenden) en büyük rakibinden 400.000 daha fazla oy aldı. Bu .seçimler sonucunda, Trujillonun bıraktığı serveti, kanunlar yoluyla ele geçirme olanakla rı e mperyalizmin ve oligarşinin elinden alın mış oldu. 4. Ilerici bir burjuv a demokratik hükümeti iktidarda

Juan Bosch iktidarı za manında 1 963 Nisanı nda demokratik bir a nayasa kabul edildi. Bu a nayasada şu temel ilkeler bulunuyord u : Iş, milli zenginliğ i n temelidir. Büyük toprak sahipliği, veri msiz ekonomik kuru m l a r olduklarından reddedilir. Domi n i k toprakları yalnızca Dominikliler'e satılabilir. I ktisadi ka lkınmanın temeli özel m ü lkiyettir. Devlet milli zenginlikleri koru makla görevlidir ve bunları özel kişilere satamaz. Devlet, bütün halk için ilim temeline dayanan bir eğitimi g a ra nti etmek ve eğitim sistemini denetlemek zorunluğundadır. Işçiler işletmelerin kôrından pay a l ı r. Ozel endüstri tekelleri ve ticaret tekelleri yasaklan ı r. Demokratik özgürlükler tümüyle korunmalıdır. M i l l i egemenliğin temeli halktır. Milli egemenliği yabancılarl a pazarlık konusu yapanlar şiddetle cezalandırı l ı r. Cumhurbaşka n ı Bosch, b i r petrol rafinerisi kurmak i çi n Esso Standard Oil petrol şirketiyle yapılan a nlaşmayı Belaguer i mzala m ıştı.) Bosch h ü kü­ Oil petrol şirketiyle yapılan a nlaşmayı kaldırdı. (Bu anlaşmayı Balaguer i mzalamıştı.) Bosch h ükümeti, halkl a rı n kendi kaderini tôyin haklarına saygı gösteril mesi temeline dayanan bağı msız bir dış siyaset izliyordu. Hükümet, Meksika'yla yakınlaşma yollarını a rıyor ve emperya l izm taraftarı , reformcu Venezuella h ü kü metinden kendini uzak tutuyordu. Hükü met dar­ besinden birkaç g ü n önce, Bosch ile lopez Mateos'un buluşmasından sonra yayınlanan açıklama, dışa rdan bir müdahale olmaksızın halkların kendi h ü kü metleri ni kendilerinin seçmeleri ha kkı savunuluyordu. Şekere tavan fiatı koyan kanun, Bosch ile Kuzey Amerika tekeli South Puerto Rico Sugar Co. a rasında şiddetli çatışmaya yol açtı. Bosch'un bütün bu siyaseti, oligarşinin ve Pentagon' la sı kı sıkıya bağlı ola n askeri gurupun Bosch h ü kü metini devrimek için hazırlıklara neden faa l olara k geçtiğini açıklamaktad ı r. 55


Bu dönemde ABD-nin hôkim çevrelerinde iki politik eği l i m kendi n i gösteriyordu. Kennedy'nin gönderdiği elçi John Martin, Bosch hükümetini faal olara k destekliyor ve ona uzun vadeli borç ve i ktisadi yard ı m veril­ mesi için ça ba gösteriyordu. Pentagonun temsilcisi olan ve Karayib bölge­ sinde ABD silôhlı kuvvetlerinin komutan ı bulunan general O'Mearo ise a nayasa rej i mi ne karşı baltalayıcı yönde faa l iyet yürütüyordu. (O'Mea ra, resmi davet a l maksızın, suikastçıların ini olan San Isidor hava üssünü a rka a rkaya ziyaret ediyordu.) Partimiz, hükü met darbesinden birkaç hafta önce b u yönde yapılan hazırl ı kları açığa vura n ve suikastçilere karşı birleşerek savaşa çağ ı ra n i l k örgüt oldu. öteki solcu kuvvetler ( 1 4 Haziran Devri mci Ha reketi ve Dominik Halk Hareketi) ayni şekilde hükü met darbesine karşı savaş çağ rısında bulundular. Ama, b u örgütlerin içinde şöyle bir görüş vard ı : Hükü met darbesine engel olmamalı, çünkü bu, partizan savaşlarının yeni­ den başlamasını kolaylaştırır. Halbu ki, suikastçı lara karşı savaşta halkın birl iği, hükü met da rbesiyle i ktidarı ele geçiren diktatörlü k reji mi ne karşı savaşta daha sonraları meydana gelen birliği her vaziyette kolaylaştırmlJ olurdu. Işte pek çokları bunu kavrıya madığı için, parti mizi «Boschizm .. ile suçladılar. Bosch da Dominik gençliğine bir çağrı yayınlıyarak hükü met d arbesi hazırlıkları yapıldığını açıkladı ve katolik kilisesi önderleri i l e Amerikan şeker tekellerinin bundan sorumlu olduğunu açıkladı ; halkı, devlet mülki ­ yetinin doku nu lmazlığ ı n ı koru m a k için, Dominik topraklarının yabancılara satı l masına ve (petrol rafinerisi kurulması sorununda) yabancı petrol şirketlerine verilen yüz kızartıcı i mtiyazlara karşı savaşa çağ ırdı. Fakat b u heyeca n l ı açıklama, suikast tehli kesiyle karşı karşıya kaldı ğ ı üç ay boyunca bu sorunda Bosch'un yaptığı tek şey oldu. Bosch'un partisi PRD, hükü met da rbesine önlemek için kitlelere baş vurmadı ; çünkü bunu, pa r­ tiyi destekliyen kitlelerin hareketlerinden çok, Amerikan elçisi ve en yüksek rütbeli subaylarla görüşmeler yoluyla önliyebileceğini u muyordu. 5. Hükümet

darbesine karşı savaş

Oligarşinin ve yatı rımları yöneten ABD tekellerini temsil eden gerici askeri g u ru p, Pentagon'a ve (Amerikan Istihba rat Servisi) CIA'e daya na­ rak 25 Eylül 1 963-de bir hükü met darbesi yaptl.(I) Bosch yu rttan çıktı, parlômento dağıtıldı, 1 963 Anayasası yürürlü kten kaldırıldı. (i) : Hükü met darbesine karşı a l ı n a n tutumda Lôtin Amerika'da ABD emperya lizminin iki taktiği a rasındaki başkalık gene kendini gösterdi. Dominik Cumhuriyeti'ni ..Ilerilik için Birlik.. in b i r ..Vitrini .. yapmak istiyen Kennedy ve gurupu hükümet d arbesini şiddetle suçladı. (ABD yeni rejimi ancak 22 Kasım'da Kennedy'nin öldürülmesinden sonra tanıdı.) Buna kar­ ş ı l ı k Pentagon, Thom a s Mann ve ABD-nin askeri ataşeleri d iktatörlü k rejimini faa l olara k desteklediler. 56


Hükümet darbesinden sonra, .üçlü yönetim» denilen da rbeciler rejimine karşı savaş yöntemleri üzerinde demokratik kuvvetler a rasında, başka başka, hattô karşıt görüşler ortaya çıktı. En etkili gurup olan 14 Haziran Devrimci Hareket, her ne pahasına olursa olsun partizan savaşlarının örgütlenmesinde d i reniyordu. Ama· b u yapılırken, savaşın gelişmesi ve başarısı için o a nda gerekli olan somut koşullara hiç önem veri lmedi. Prati kte bu şiar, kitle savaşı n ı n zayıflaması sonucunu doğ u rdu. Bu, özellikle, .karşı d arbeli sorunuyla ilgiliydi. Bosch'u yeniden i ktidara getirecek bir askeri «karşı darbe.. nin, gerici hükü m et d a r­ besiyle yaratı lmış olan ve - birçok solcu önderin görüşüne göre - parti­ zan savaşlarının gelişmesi için elverişli koşul l a rı yok edeceği kuşkuları öne sürülüyordu. 1 4 Hazira n Devrimci Ha reketi önderleri belirli bir zaman boyunca bütün güçlerini savaş hazırlıklarına verdiler ve çalışmalarını, kit­ lelerin demokratik savaşa çekilmesi alanında durdurdular. Bu kusurl u tutu m, Dominik Halk Hareketi önderleri ve üyeleri a rasında etkisini daha kuwetle duyurdu. Bunla rı n görüşüne göre, kitlelerin seferber edilmesinin her çeşidi ve ve her politik grev, b i r .. karşı d arbeli için yararlı olabilirdi. Onlar, 14 Hazira n Devrimci Hareketi'nin hazırladığı ayaklan­ madan önce d e kendileri b i r partilOn birliğı kurmayı denemişlerdi. Fakat bu partiza nlar Cevicos dağlarında hemen tutsak edildi. Böyle bir eylem pratikte, bu partilerin, birçoklarını ka hrama nca hare­ ketleriyle coşturdularsa da, kitlelerden kopmaları sonucunu doğ urdu. Kasım ayında bir genel g rev denemesi başarısızlığa uğradı. Çünkü ..üçlü yönetimııe karşı savaşan bütün kuwetlerin kesin desteğini sağ Iıya­ madı. 14 Haziran Devrimci Ha reketi Kasım ayı sonl a rı nda dağlarda beş partizan birliği kurmuş, fakat b u birlikler bir ay sonra askeri kuwetler tarafından yenilgiye uğ ratılmıştı. Son partizan birliğinin verdiği savaşta, 14 Haziran Devrimci Hareketi'nin önderi, h a l k arasında sevilen milli pol i · tikacı A . Tavarez Justo g i b i daha bazı savaşçı lar do düştü. Sonuç, geçici bir zaman için savaşın gevşemesi oldu. (Fakat az sonra savaş gene büyümeğe başladı.) Diktatörlüğe ka rşı kitle savaşının a la bildiğ i ne geliş­ tiril mesinden yana olon partimiz, b u olaylarla ilgili bir eleştirme vesikası yayı nladı. Partimiz ayni zamanda, hayatlarını vererek kahramanca savaş­ lara katılanları olanakları ölçüsünde destekledi . Bosch'un partisi PRD-ye gelince, hükü met da rbesine karşı savaşta çeşitli taktik a nlayışların etkisi a ltında kalmıştı. Pa rtinin en muhafazaka r yöneticileri özellikle ABD elçiliği ve State Department'in gelecek adı mları üzerine hayaller kurmaktaydı. Bütün b u kuwetler, ve (başlangıçta hükü met d a rbesine karşı. sallantılı ve pasif bir biçimde tutum a lan) Hristiyan-Sosyal istler de, b i r anayasa rejiminin yeniden kurulması için yürütülen savaşta taktik görüş ayrı lıkları o lmasına rağ men adım a d ı m i1erl iyerek b irleştiler. Ortak bir taktikleri ve açık seçik örgütsel b i r yapıları olmamakla beraber, demokratik düzenin

57


yeniden kurulması yolunda a ralarında g ittikçe geniş bir savaş cephesi doğdu. Çeşitli partilerin siyasetindeki değ işmeler, Dominik toplu mundaki sınıf­ ların ve sosya l gurupları n politik tutu mları ndaki değişmelere bağlıydı. Hükümet darbesinden sonra ki ilk günlerde yalnızco öğrenciler ve milli b u rjuvazi faoidi. Milli burj uvazi, seçim ler sırasında Bosch'un progra mı n a karşı çıkm ışlordı. Fakot Bosch'un i ktidarı sırasındo, onun, h e m asalak oligarşiye ve yatı rı mla rı yöneten ABD-tekellerine karşı, hem de işçi sınıfına karşı milli burjuvazinin çıkarlarını savu nduğunu a nladılar. Gene de, ele alınan a maçlar için yürütülen savaş milli burjuvazinin çıka rları çerçevesini aşara k olayları n gelişmesi boyunca kuvvetlendiği ölçüde, milli burjuva­ zinin Bosch'u desteklemesi de gevşedi. En önemli değ işmeler, işçi sınıfı nın politik savaşı nda görüldü. U nutma­ mak gereki r ki, Trujillo d i ktatörlüğünün sürdüğü 30 yıl boyunca, (1 9451 947 dönemine kadar) Dominik proletaryası n ı n öz b i r örgütü yoktu. Oç tane ono sendi ka merkezi kurulmuştu. Bunun sebebi, yalnızca ABD ataşe­ sinin baskı yapması, yalnızca kil ise ajanları n ı n çevird i kleri oyu nlar değ i l , herşeyden önce proleta rya nın s ı n ı f bilincinin genel olara k düzeyinin düşük­ lüğü idi. Proletarya d i ktatörl üğe karşı savaşa giriştiğinde, sendikaları ve partileri bölünmüştü ; kendi sınıf çıka rlarını etki l i bir biçimde sovunacak bir parti yoktu. (Bu dönemde işçi sınıfı n ı n Bosch'u yeteri kadar destekle­ memesi, işsizl iğin bir a ra artmasıyla da bağlıydı. Bosch h ü kü metinin bazı ekonomik tedbirleri ve grev hareketlerine karşı baskıya g i rişmesi bu sonucu doğ u rdu.) Fakat bu savaşın gelişmesiyle, işçi sınıfı n ı n eylemi ve bilinci de a rttı . 2 Mayıs 1 964-te dak işçileri sendikasının desteklediği kamu ulaştırması şoförlerinin başkent grevi birden silôhlı bir aya klanma özelliği kazandı. Fa kir semtlerinde barikatlar kuruldu ve halka karşı savaşta polisin yete­ neksizliği görüldü. Bu ka hrama nca direniş dört g ü n sürd ü ve a ncak orduyla polisin birlikte yüklenmesiyle g rev bastırı labildi. H ü kü met darbesine karşı savaş yürütü lürken hareketin yöneti minde açı kça görülen değ işiklikler oldu. Ozellikle 2 Mayıs aya klanmasından sonra işçi sınıfı yönetici d üzeyde yer a lmaya başladı. lstibdad rejimine karşı m u ­ halefetin bütün faa l kuvvetleri ni etrafı nda toplayan grev hareketi kuvvet­ len mekteydi. Buna karşı l ı k burjuvazi, - kitle ha reketleri n i n kuvvetleneceği korkusuyla - oliga rşinin ve emperyalizmin tutu muna kend ini uydurarak, özell i kle oligarşinin seçimler yoluyla bunalı m a bir çare bulma denemele­ rin i destekliyordu. Söylememiz gerekir ki, bizim partimiz de bir za man boyunca bu gibi görüşlerin etkisi a ltında kaldı. Parti, «üçlü yönetim» rej i mi altında başa­ rısızlığa uğraya n yanlış bir tezi, yani «objektif ve ciddi bir h ükümetin seçimleri yönetmesi .. tezini öne sürd ü ve bununla, Ma rksist devlet-a n­ layışı'ndan sapara k, halk yığ ı nları a rasında hiç destek bulmaya n bir görüşten yana çıktı. Bu, ciddi bir taktik hata idi. 58


6.

Pat/aYiŞ arifesi

Pa rtimiz içinde yürütülen sürekli savaş sonucunda sağcı oportünist a n ­ layış yeniidi ve «objektif v e ciddi hükümet» tezi bı rakıldı. Bu savaşın sonucu, parti miz Merkez Komitesi'nin 1 6 Mart 1 965-te yayın­ ladığı manifest oldu. Bu bildiride «seçim l erle bunalıma çare bulunması» reddediliyor ve «kitle hareketleri temeli üzerinde Juan Bosch'un geri gel­ mesi ve 1 963 a nayasası n ı n yeniden yürürlüğe konması» şiarı öne sürülü­ yordu. Manifest, kitle hareketine devrimci bir yönelim veri lmesine yard ı m etti. Işte bu ş i a r a ltında kitle ha reketi d a h a sonra l a rı silôhlı bir ayak­ lanma düzeyine erişti. Manifest'te şöyle deniyor: «Bosch'un yen iden iktidara gelmesi halk hareketlerinin bir sonucu olmalı, fakat hiç bir şekilde halk düşmanlarıyla bir uyuşman ı n meyvası olmamalıdır. Bosch'un - kitlelerin ça balarının etkisi ile - geri gelişi yalnızca milli onur ve halk egemenliğinin yeniden elde edilmesi anlamına gel mekle ka l m ıyacoktır. Bu, herşeyden önce, Dom inik halkını ta m kurtuluşa götürecek olan kuvvetleri n birleşmesi yolunda atı l mış olağanüstü önemli bir adım olacaktır. Günümüzde Dominik işçi sınıfı, - bütü n halkı yönetebilecek ve halkın en yüce a maçlar için yürüttüğ ü savaşı yöneltebilecek tek sınıf o l a ra k bu ödevlerin yerine getirilmesi savaşı nda en önde yer almak zorunluğun­ dadır. Bunun içindir ki Sosya list Halk Partisi, işçi sınıfı ve bütün halkı, 1 963 a nayasasında pekleşti ril miş olan ve savaşla sağlanmış sonuçlar temeline daya nara k Cumhurbaşka nı Bosch'un meşru hükümet başkanlığı görevine geri dön mesi için savaşa çağ ı rı r. Sokaklarda, alan larda, işletmelerde ve köylerde bütün halkı mız, cum­ hurbaşka nı Bosch'un a nayasa hükü meti başkanlığı görevine dönmesi için savaşa ! Manifest b u cümlelerle bitmektedir. Bu vesika n ı n baskı sayısı, partimizin tarihi nde ya pılan baskı ları n en yüksek sayısıydı . Bütün parti, Manifesı'te öne sürülen şiarın önemini an­ ladı, bunu destekledi ve aya klanmadan önce de, aya klanma sırası nda d a buna uyg u n ola ra k ha reket etti. Dominik Halk Hareketi ve 14 Hazira n Devrimci Ha reketi bizim tutu mumuza karşı gelerek, şiarımızın halkın sava­ şına kişisel bir özellik verdiğini ve böylece bütün demokratik ha reketi Bosch'un kişiliğine bağlı kıldığ ı n ı i leri sürdüler. Fakat bir kaç hafta sonra bu şiarın birleştirme ve seferber etme gücü, tarihin canlı dialektiği olarak ortaya çıktı. Silôhlı ayaklanmanın ilk gün leri nde bu genel halk şiarı Juan Bosch'u n desteklenmesini dile getiriyordu. Bosch'un geri gelmesi, o a nd a h a l k ı n bütün u mutla rı n ı n sembolü o l m uştu. D a h a sonra ları kitleler, Caa­ m ono'yu. halkı n genel demokratik a maçları için en heyeca n l ı savaşçılar­ dan biri olduğunu gösterdiği ölçüde desteklemeye başladılar. Ayrıca bütün savaş, ABD birl iklerine karşı diren meye s ı ra gelince, işgalcilere karşı (aslında da a nti-emperyal i st) bir karakter kazandı. 59


«Oçlü yönetim..i n istibdad idaresi dönemi, silôhlı bir halk ayaklanma­ sının kaçı n ıl maz olduğunu gösteren b i r sıra olayın olgunlaştığı b i r dö­ nemdi. 1 965 N isan'ı sonunda Dominik Cu mhuriyetinde devrimci bir d u ru m ortaya çıkmıştı. Alt tabakalar artı k eskisi g i b i yaşamak istemiyorlardı. Ost tabakalar ise, - eski yönte mlerle iktidarlarını yürütebilmek için - oyun­ lara g irişme olanakları n ı tümden yitirmişlerdi. Gittikçe kuvvetle bel i rginleşen g revlerin politik karakteri, ordunun git gide hızlanan dağılışı ve istibdad rejiminin eylemleri ne karşı genell ikle uya nan hiddet, partimizin ortaya koyduğu ve bütün halkın desteklediği şiarın gerçekleşmesine yard ı m etti. Biz bu gerçeği görerek, bütün halkı birleştirebilecek bir şiar seçmeyi başarabildik. Fakat, silôhlı bir ayaklan­ manın kaçınılmaz olduğunu göremedik. Bu yüzden partim iz bu ayaklan­ maya hazırl ı kl ı değildi ve bütün olanaklardan yararlanarak aya klanmaya kesin kara rlılı kla katıldığ ı halde bu savaşın başına geçemedi. Pa rtimiz bundan başka silôhlı kuvvetlere karşı sekter bir tutu m almış ve onu bileşik bir bütün, gericiliğin hizmetinde bir goriller gurupu gibi gör­ m üştü. Biz, ordunun sınıf yapısını dikkate almamıştık. Ordu bir bütün olara k gerici devletin çıkarlarını koru makla beraber, saflarında toplu m içindeki çelişmeleri v e savaşı yansıtıyordu. Lenin bununla ilgili olarak bize, Rus devrim tarihinin de, 1 871 Paris Komünü ta rihinin de, «militariz­ min, halk ordusunun bir kısmının öteki kısmına karşı savaşta zafere ulaş­ masından başka hiç bir şekilde ve hiç bir zaman başka bir şekil ve tarzda önlenip giderilemiyeceğini inkô r edilmiyecek biçimde öğrettiğine» işaret etmektedi r. Orduya karşı sekter tutum, silôhlı kuvvetler içindeki değişiklikleri doğru olarak değerlendirmemize olanak bırakmadı ve bunun so nucunda biz, kışlalar içinde suikast hazırlığı sürecinin tümünden uzak kaldık. Bu yüzden, subaylar ve askerler arasında anayasacılar, her şeyden önce, doğrudan doğruya bir karşı-darbe olarak silôhlı b i r eylem tasar­ Iıyon ve demokratik hareketin içinde yer alan sallantılı ve ılımiı çevre­ lerle bağlar kurdular. Bosch kendisi ordu suikastini, hiç şüpheye d üşmeden kitlelerin sav� şına bağladığı halde, Santo Dom ingo'da Demokratik Devrimci Partinin önder­ leri bunu kavrıyamadılar ve halkın seferber edil mesini hiç di kkate alma­ dan aylarca ya lnız b i r askeri suikast hazırlığı ile u ğ raştılar. Karşı-darbe hazırlı kları sırasında silôhlı kuvvetler içinde suikastçılar üç ana g u ru pta toplanmışlardı. G u ru p la rdan biri kitlelerin, Bosch'un geri gel mesi ve a nayasanın yeniden işlemesi şiarı n ı destekliyordu ; i kincisi, hükümet darbesiyle iktidara geçen rejimin devril mesini, genç subaylardan bir junta kuru lmasını ve serbest seçim le re g idilmesini istiyord u ; üçüncü g u ru p da orduyu, kaçakçılardan, şatılmış katil lerden ve benzerlerinden titizli kl e temizleme düşüncesiyle yetiniyor, böyle bir temizliği hangi hükü­ metin yapacağına önem vermiyordu. Olayların a levlenmesi, suikastin ge­ lişmesi ve daha sonraları silôhlı savaş sırasında subayları büyük bir kısmı, 60


a nayasacı demokratik savaşı sonuna kadar yürütmek için silôhlı bir hare­ ketin başına geçmeleri gerektiğini a nladılar. Asl ı nda bu ha reket, öteki bütün milli müesseseler ka rşısı nda ordunun h a kemlik rolünü muazzam ölçüde kuvvetlendirecek olon ve demokratik a maçlarla hazırlanmış sadece b i r h ükümet darbesi olara k tasa rla n mıştı. Başka bir deyişle, böyle bir hükü met da rbesi gerçi ilerici bir anlam taşı­ yacaktı, oma, b i r orga nın do kuvvetlenmesi sonucunu doğ u racaktı ki, bu da lôtin Amerika'nın özgül koşulla rı a ltında, sonunda öteki bütün devlet müesseseleri için sürekli bir tehdid olacaktı. (Hattô başlangıçta geçici ola ra k bu müesseseleri kuvvetlendirse bile.) fakat hayat başka bir yolu seçti. 7. Sildhlı ayaklanmamn başlaması

Askeri hareket, kararlaştırı lan günden önce başladı. Suikastçıl a rdan biri tevkif edilince, ötekiler korkudan, gizlenmeyi bırakarak ortaya çıktıl a r. 24 Nisan'da iki piyade kışlasında askerler ayakla ndılar. Bu olay baş­ kentte duyu lunca bütün halk coşkunluk içinde soka klara döküldü. Parti­ m izin üyeleri ve «üçlü yönetim"e karşı olan öteki (herşeyden önce solcu) partilerin üyeleri de hemen sokaklara çıkarak halkın savaşını yöneltmeye başladılar. Daha ilk adımlar atı ldığında, halkın zaferinin, bazı iyimserlerin ileri sürdükleri gibi kolay olmıyacağ ı açıkça görüldü . .. üçlü yönetim» başkanı Donald Read Cobral televizyonda yaptığı bir konuşmada, iki kışloda bir­ l iklerin .. boş kaldırdığını» söyledi ; ayni zamanda general Wessin'i silôhlı kuvvetler baş komutanlığına ve «üçlü yönetim» üyeliğine getirdiğini, ayak­ lananlara do sabaha kad a r tesl im olmal a rı için mühlet verdiğini açıkladı . fakat, 24-ü 2 5 N isan'a bağ lıyon gece başkentte kitle hareketi büyüd ü ; ayaklanan b i rlikler giriştikleri ha reketlerde, kitlelerin şiarını desteklemek için halka dayanmak ve şehre girmek zorundaydılar. Böylece Santo Do­ m ingo soka kları nda emekçilerin ha reketleri ile demokrati k düşünceli askerlerin yurtsever ha reketleri birleşti. Bunun sonucu olarak olayların asıl karakteri kökünden değişti ; askeri darbe bir halk ayaklanması, içle­ mine göre derin lemesine demokratik bir devrim halini aldı. 25 Nisan sabahı, muazza m kitle gösterilerileriyle desteklenen isyancı askerler şehri ele geçirdi. O zamana kadar hiç ta nınmaya n a l bay Caa­ mono, Milli Saray'ın işgali sırasında ilk defa ortaya çıktı. (Caama no, Saray muhafız askerlerini hiç bir direnme göstermemeleri gerektiğine i na nd ı rd ı ve onların yard ı mıyla muhafız birliği subaylarını tutsak etti.) Hemen öğleden sonra parlômento başka nı Jose Molina U rena (Bosch geri gel inceye kadar) geçici Cumhurbaşkanı i1ôn edildi. Milli radyo ve televizyon istasyonları sürekli ola ra k taşrada birliklerin ayaklananlar tarafına geçtiğini h aber veriyord u . Fakat ayni zamanda Son Isidro hava üssü komutanlığı - Ameri ka l ıları n baskısı ile - bütün hal­ kın ve ordunun öteki kısmının kara rına uymayı reddetti. Hava subayların61


dan bir heyet, isyancıları n önderlerini, b i r askeri Juntanın kurulması n ı n amaca uygun olacağına inandırmayı denedi. Fakat bu goriller red cevabı a l ı nca, Milli Saray ile çevresindeki mahalleleri havadan ve denizden makineli ve top ateşi a ltına aldıla r. (Bu bombardıman için ABD elçiliği hava kuvvetleri ataşesinin emir verdiği görüşmeler b i r tayp-şeridine a l ı n ­ m ı ştır.) Daha sonra ki günlerde (26 ve 27 Nisa n'da) başkentin bu çevresinin bombalanmasına devam edildi. Amerikan elçisi Bennet, Molina Urena ile hükümetinin üyelerini elçiliğe çağ ı rtarak on lardan, ABD hükü metine «as­ keri korunma .. için baş vurmalarını isted i. Molina Urena ve beraberin­ deki subaylar bu teklifi kesinlikle reddettiler. Coomono, Amerikan elçi Ii­ ğ inin bu açık müdaha lesini ve baş vu rulan tehdid ve kışkırtmaları şiddetle p rotesto etti. Fakat bunun a rkası ndan, ABD elçiliğine çağrılmış olan g u ru pta bölünme oldu. Molina Urena, birkaç subay ve Demokratik Dev­ rimci Partinin hemen de bütün önderleri Latin Amerika devletleri elçi lik­ lerine sığındılar; Coo mo no, Montes Arache ve öteki subayların b i r çoğu, direnişi örgütlemek için şehrin merkezine döndüler. Isya ncıla rı n önderleri Milli Saraydan çıktıl a r ve depoları ndaki silahları beraberleri nde götürdüler. Bombardı mandan a ğ ı r zara r gören Radyo ve televizyon istasyonları onarı ldı. Kitleler, siıahlı d i renme için askeri bir örgüt kurma işine giriştiler. Caamano'nun önderliği altında direnmeye karar veren subaylardan kuru­ lan Anayasacıların Askeri Komutanlığı (Comando Mi litar Constitucionalista) bir vesika yayı nladı. Bu vesikada, Cumhurbaşka nı Bosch geri geli nceye ve 1 963 Anayasası yeniden yürürlüğe girinceye kadar savaşı yönetme göre­ vini yükleniyordu. Bu vesikada ayni zamanda sivi l halk için askeri özel­ l i kte bazı öğütler yer a l m ı ştı. Ozellikle, «şehrin hava baskı nlarıyla a l ına­ m ıyacağı, bunun ancak piyadenin yapabileceğ i, fakat halkı n direnişinin onlara bu yolu ka padığı ve gelcekte de şehre girmelerine karşı koyacağı" belirtiliyordu. Kitlelere genel bir yönelim veren b u beyanna me, savaşın önderi olarak Caa mano'nun rolünü kesinleştirdi. Caamano bu rolü her­ hangi bir siyasi partinin kararı ya da herhangi bir elçiliğin emri ile üzerine a l m a m ış ; ilk başta halk d i renişinin başında gösterdiği eylem temel i üzerinde bu rol ona düşmüştü. Bir ha reketin önderleri, kendiliğin­ den ya da kararnamelerle çıkmazlar; kitleler a rasından ve savaşta yeti­ şirier. Bu göreve a ncak, savaş ateşi içinde buna ıaik oldukları n ı gösteren siyasi ve askeri önderler ya da sendika önderleri hak kazanabilirler. Ote­ kiler de ta rihin süprüntü yığınına dökülürler. Başkentte halk, polis ka rakolları n ı ve onla rı n siıah depola rını ele ge­ çirmişti. Içeri taşra bölgelerindeki vilayetlerde askerler kitlelerin baskısı a ltında bir çok yerde hareketi destekliyordu. Fakat bu bölgelerde, sivil halka siıah dağıtılması, gericilerin saldırıları ka rşısında onla rı askerlerin koruyacağı baha nesi ile rededildi. Gorillere karşı kesin savaş, Santo Domingo sokakları nda 28 Nisan'da 62


verildi. O gün Wessin'in 23 tankı Duarte köprüsünü geçmeyi başard ı ; fakat sonra kitlelerin kahramanca savaşı sonucunda hepsi yok edildi ya da ele geçirildi. Ayni gün gericilerin başkentteki son kaleleri Oza ma kalesi d e işgal edildi. Orada depo edilmiş olan büyük ölçüde silô h ve cephane halkın eline geçti. Bu yoldan kitleler ordu nun bir kısmının des­ teği ile yürüttükleri savaşta, buna devam edebil mek için silôh sağladılar. Silôhları n kullanılması denetim a ltına alındı ; bir Tarama Hizmeti kuruldu. Şehrin savu nması "Komandolar..-a veri ldi. Anayasacı "Komandola r», doğ­ rudan doğ ruya kitleler içinden doğan, savaş sırasında halkın savun ma ve baskın için ya rattığı askeri siyasi örgütlerdi. "Komandolar.., semtlerde, soka klarda ve ya pılarda siyasi partilerin, sendi ka la rı n ve buna benzer örgütlerin önayak ol masıyla kuru lmuşlard ı . Bunlar, etki çevreleri içinde yürütme organlarının düzg ü n b i rer örgütüydü. Böylece halk iktidarın ı n yeni, özg ül bir biçi mi doğmuştu. "Komandolar.. ı n başında, savaşlar s ı ra ­ sında e n elverişli olduklarını, en büyü k örgütleme yeteneği v e cesaret gösteren kişiler bulunuyordu . ..Komandolar..ı n yapısı başka başkayd ı ; a ra ­ ları nda askerler v e siviller, işçiler ve öğrenciler, aydınlar v e işsizler vardı. Wessin'in tankla rı nın yenilgisi ve Oza ma kalesinin ele geçiril mesi as­ l ında, Ya nki'leri n 1 924-te kurd u kla rı ve daha sonra Truji llo'nun tamam­ ladığı askeri baskı cihazı n ı n d a rm a dağ ı n edilmesi demekti. Böylece, dev­ rim i n gelişmesini her şeyden çok engell iyen baraj yarıImıştı. Bundan sonra h a l k bütün kuvvetini, sui kastçı ları n son m u kavemet oca ğ ı olan Sa n Isidro askeri üssünü ortadan kaldırmaya yöneltti ; burada Wessin ile koatil mil­ yoner ortakları sivi l halkı bomba lamala rının cezasından kurtu l ma k istiyor­ lardı. Işte tam bu sırada Amerikan birlikleri çıka rma yaptı. 8. Amerikan askeri işga/i

Dominik gericilerinin baskı cihazı n ı n yenilgisiyle ortaya çıkan yeni d u ru mda ABD-emperyalizmi, doğruda n doğ ruya kendi birli kleri ile bu cihazı n yerini a lmayı gerekli buldu. ABD-emperyalizmi, en yakın demok­ ratik-anayasa a maçlarının a rkasında başka istekleri n de belirginleştiği devri min gelişmesini durdurmak için açıkça kendi baskı cihazın ı kullandı. O günlerde Juan Bosch Portoriko'da bir demeç verdiği demeçte şöyle demişti : "Demokrasi için böylesine kesi nlikle savaşan bir h a l ka basit bir demokrasi vermek yetmez... Daha da i lerilere uzanan hareketin bu a maç­ ları el bette adı çok geçen ,,56 ya da 57 Komünistler Gurupu ..nun i rade­ sinden doğ muş değildi. Bu, ülkenin şişiri l m i ş askeri cihazın ı birkaç gün içinde yok edebilme yeteneğ inde olduğunu gösteren silôhlı kitlelerin savaşının d iya lekti k gelişmesinden doğan bir sonuçtu. Ayni zamanda demokratik-anayasacı devri min gelişmesi için yeni olanaklar, en yakın a maçlar için yürütülen savaşta kitlelerin faal b i rliğinin adım adım bu a maçlara u laşı lmasıyla kuru l ması (ve koru nması) temeline daya nmaktayd ı (ve dayan m a ktadır). 63


Halkımızın b i linci, iç düşmanla rı n a karşı silôhlı b i r aya klanmaya g i rişe­ bileceği bir düzeye u laşmıştı. Halk bu düşmanı tanıdı ve savaşta onları a rka a rkaya yenilgiye uğrattı. Fakat, Amerikan birliklerinin çıkarma yap­ tığı sırada halkımız dış düşmanına karşı, baş düşmana karşı direnişi örgütlemeğe hazı r değildi. Amerikan işgalinin a maçları ha kkında savaşçı­ ların görüşleri birbirinden ayrılıyordu. Hattô bazıları Amerikalıları n , halkı Wessin'in hava a kı nıarına karşı korumak, ya do Bosch'un geri gelmesini sağlamak için çıkarma yaptıklarını i leri sürüyordu. Böylece Yenki'ler rahatça birliklerini çıkarmaya başlıya bildiler ve bir o n şaşkınlığa uğrayan halkımız onlara karşı hemen direnme gösteremedi. Silôhlı savaşa katılanlar arasında yalnız i leri kuvvetler, b u Amerikan işga linin niteliğini ve a macını hemen görebiidiler. Komünist Partisi, işga­ lin gerçekte ne anlam taşıdığını kitlelere açıkladı ve bu oylemin gerçek yüzünü hayatın kendisinin çok yakında meydana çıkaracağını önceden bildirdi. Nitekim de böyle oldu. Başlangıçta mısır u nu, Coca -Cola, don­ d u rma dağıtmak gibi demagoji a ldatmaca la rı n a geniş ölçüde boş vuran işgalciler birkaç gün sonra silôh namluia rını doğ rultmak zorunda kaldıla r. Saldırıları son defa başkent halkının kesin eylemleriyle durduruldu. fakat tam o sırada Anoyasacılar Yönetimi, «ateşin kesilmesi» ve ..5anto Domingo Barışma Anlaşması» i mzalanması ha kkında beklen med ik bir teklif aldı. ABD kuvvetleri i le Dominik'in geri askeri önderler gurupunun kal ı ntıları, Amerika Kıt'ası Devletleri Teşkilôtı (OAS) delegeleri ve papalık elçileri, uluslara rası ölçüde birleşmiş olan ve bugünkü dünya n ı n ilerici kuvvetlerine karşı yönelen bir sınıfın temsilcileri olara k rol/erine oyna­ mışla rdı, Amerikan birliklerinin çıka rması sırasında, anti-emperyal ist bilinci n yetersizliğinin sonucu olara k kitlelerin bir süre geçirdiği sal lantı, askeri-siyasi yönetimi büyük ölçüde etkiledi ve o da ateşin kesilmesini, b i r «güvenlik bölgesi» ile bir a merikan koruma-kuşağı kurulmasını kabul etti. çarpışmaları n durdurulması ve bunun gerektirdiği koşu llar, (o sırada devrim geliştiğinden ve San Isidro üssü ne karşı geniş bir baskına giri şi l ­ diğ inden) o a nda yalnızca Amerikan birliklerinin d a h a da içeri sokul­ masına ve Wessin birliklerinin yeniden silôhlanmasına yaradı. Bütün bun­ l a r başkent içinde devrimci hareketin tecrid edi l mesi sonucunu doğurd u ; üstelik Anayasacıların ele geçirdikleri bölge «uluslara rası güvenlik böl­ gesi» ile bölünmüş oldu. Silôhlı ayaklanma, savunma durumuna geçti. Bu, hareketin gelişmesine büyük ölçüde zararlı etki yaptı . fakat hayat emperyalist işgalin gerçek a macını hemen açığa vurdu ve hareketin yöne­ timindeki sal/a ntı lar g iderildi. Anayasacı kuvvetlerin işgal ettiği başkentin ABD bi rlikleri tarafı ndan çevri ldiğ i ve bütün Dominik halkının Santo Domingo savaşlarını destek­ lediği, ulusla rarası dayanışma ha reketinin de git gide genişlediği böyle b i r d u rumda görüşmeler başladı (ve tam o sırada Coo mono a nayasoya uygun olara k cumhurbaşka n ı seçildi) . Emperya l istler. Mayıs başlarında ortaya çıkan askeri-siyasi durumun 64


görüşme masasında kendilerine büyük bir başarı vaadetmediğini hemen anla mışlard ı . Onun için bu durumu değiştirmeyi kararlaştı rdılar. Bu a maçla Mayıs orta ları nda, ateş-kes anlaşmasını bozarak, yeniden silôh­ landırd ı kla rı Wessin birliklerine başkentin kuzey kesi mine sa ldırmaları içi n izin verdiler ve onları bu saldırıda desteklediler. Bir haftadan fazla süren dengesiz bir ça rpışma burayı kana boğdu. «Kuzey Kesimi�ni savu ­ nanları n direnmesi, daha son ra başkentin güney kesiminde doğrudan doğruya ABD birliklerinin saldırısına karşı direnenlerinkinden do ha a z

kahramanlık değ ildi. Fakat kuzey kesiminde durum, silôhların yetersizliği, ateşe karşı siper olabilecek yapıların azlığı sonucunda savaş bölgesinin taşıdığı özellikler durumu daha d a ça praşıklaştırdı. Siperler, tanklara karşı engeller ve iyice kurulmuş barikatl a r eksi kti. Yapılar a rasındaki geçitIerde partizan taktiği yeteri kadar uygulanmıyordu. Hareketin ahenk­ leştiril mesinde ve tek merkezden yönetimdeki eksiklikler d u rumu daha da ağırlaştırmıştı ; ve bu, Amerikan birliklerinin çemberi daraldıkça, aradaki koruyucu kuşak bu bölgeyi merkez yönetimin, ağır silôhları n ve yedeklerin bu lunduğu öteki kesimlerden daha fazla tecrid etti kçe, açı kça görüldü. 22-23 Mayıs'ta "Kuzey Kesim inde� örgütle direnme durduruldu. Savaşçı­ lardan bir kısmı anayasacıların ana kuvvetlerine katılmayı başardılar. Yüzlercesi savaşta hayatlarını verdi, ya da sorgusuz mahkemesiz, insan­ lığını yitirmiş va hşi işgalcilerin kurşunlarıyla sokaklard a öldürüldü. Mayıs sonlarında görüşmeler yeniden başladı. OAS-in, ABD-nin bu ..Sömürgeler Bakanlığı ..n ı n temsilcileri bu görüşmelere a ra bulucu olarak değil de, bir ortağın temsilcisi - em peryalizmin, oligarşınin ve da rbed askerlerin bir ortağının temsilcisi-olara k katıldılar. (Anayasacıla r, OAS ve onun temsil ettiğ i kuvvetlerle m i l l i demokratik ha reket a rasında a rabulu­ cul u k yapması ricasıyla Birleşmiş Milletlere defalarca boşuna baş vur­ mamışlardı.) Başlang ıçta Anayasacı lar herhangi bir somut plônları olmadan görüş­ melere gittiler. Ve bu, - gördüğümüz gibi - emperyalizme ve onun diplo­

matl a rına bir sıra çıkar sağl a ma olanağı n ı verdi. Fakat sonra, «Caa­ mano'nun beş maddesi» temeli üzerinde bir plôn hazırla ndı. Bu plôn, 1 963 Anayasasın ı n yeniden yürürlüğe kon masını ; Milli Kongre'nin yeniden çalışmalarına başlaması n ı ; demokrat kişilerin gelecekteki hükümette yer a lması n ı ; ordudaki kumanda mevki lerinin anayasacı lara veril mesini ve işgal birliklerinin gecikmeden geri çekil mesi ni öngörüyordu. Haziran başlarında bu temel üzerinde bir anlaşma sağlandı. Taraflar, Antonio Guzman'ın önderliğ inde bir a nayasa hükümetinin kuru lmasında a nlaştılar. (Bir toprak beyi olan Guzman, Bosch'un partisindeydi, onun hükü metinde Tarı m Bakanlığı ya pm ıştı ve demokrat olara k ta nınmıştı.) Guzman o zamana kadar bu ödev için resmi kişilerin ve bizzat ABD baş­ kanı Johnson'un güveninden yara rlanıyordu. Fakat, Thomas Mann'ın ve onun temsil ettiğ i g üçlerin araya girmesiyle bu anlaşma emperyalist ABD h ü kümeti tarafı ndan kesinlikle red edildi.

s

65


Em peryalizm, daha çok i mtiyaz sağlamak için oyunlar çeviriyordu. Bunun için de, isteklerini ka bul etti rebileceği daha elverişli koşu llar yarat­ ması gerekiyordu. Bu a maçla işgalciler 15 ve 1 6 Hazira nda şiddetli bir saldırıya geçtiler; ABD birli kleri ilk defa açıkça böyle bir saldı rıya katı ldı. fakat bu saldırı silôhlı kitlelerin ka h ra ma ncı direnişiyle karşılaştı. Halk, .. Hür Santo Domingo»yu işgal kuvvetlerine «barış içinde» teslim etmek­ tense savaşta öl meyi göze aldığını gösterdi. Em peryalistlerin plônlarına göre, Anayasacıların d i renmesi 24 saatten çok süremezd i ; ama b u di­ renme 48 saat sürdü ve bastırılamadı da. Hiç de az sayıl mıyoca k karar kurban vermeleri pahasına (Anayasacı ları n ellerindeki bölgenin % 30 kadarı n ı işgal eden) düşmanın saldırılarını durdurmayı kitleler başara­ mayınca, Birleşmiş Mil letler' in aracı lığı ile, ateşin kesilmesi için bir an­ laşmaya varıldı. Bu ça rpışmalarda ABD kuvvetleri önemli kayıplar ver­ mişti. Kitlelerin o günlerde gösterdiği silôhlı direnme, gözle görülür bir gevşeme gösteren uluslararası daya nışma hareketine (hemen değilse de) yeni bir güç kazandırd ı . 1 5 v e 1 6 Haziran çarpışmalarında d ü ş m a n saldırısı n ı n geri tepilmesi, savaşçı lar gösterdi kleri cesa ret ile ve şehrin kuzey kesimindeki savaşın tecrübelerinden ya ra rlandı kları için başarı la biidi. Savun mayı önemli dere­ cede kuvvetlendirmişlerdi. Bombaların etrafa yayı lan pa rça larına karşı korunmak için siper çukurları kazı lmı ş ; alelade Jeepler, - (bir kısmı savaş dışı edilen tankıardan sökülen) ma kineli tüfeklerle ve savaşçı ların korun­ ması için çelik saçlarla donatı lora k - bir çeşit ..zırhlı ara ba» haline getiri lm işti. Çeşitli hareketli silô hlar, düşmanın bunları savaş sırasında susturmasını önlüyordu. Ta nkıara karşı engel çukurları, mayı nlar ve engel­ ler geniş ölçüde kullanıl ıyor ve bunlar Amerikan ta nklarının Anayasacılar kesimindeki soka klara gi rmesini ön lüyordu. Partizan savaşları n ı n taktiği bir gelişme daha gösterdi. Ayni zamanda, kitlelerin seferber edil mesi ve propagandanın düzene konması için «Koma ndolar» içinde geniş bir kam­ panya yürütüldü. Ajitasyon, m iting v.s. yoluyla kitlelere, halk birleşirse ve azimle savaşı yürütürse işgalcilerin püskürtülebileceği bilinci kaza nd ı rıldı. 9 . Emperyalizmle görüşmeler

Em peryalistler birliklerinin saldırıları n ı durdurdular; çünkü Sa nto Do­ mingo'nun silô hlı kitlelerinin direniş i ve d ünya n ı n bütün halklarını n git­ gide a rtan hiddetiyle karşılaşmışlardı . Ama, askeri kuvvetler a rası ndaki yeni dengeye dayanarak, 15 ve 16 Haziran ça rpışmalarından hemen sonra, gene teklifler getirdiler. Bu teklifler aslında, Dominik halkı n ı n savaşla rı n ı n b a ş a macı nı, 1 963 Anayasası temel i ne dayanan bir h üküme­ tin kuru lması olanağını yitiriyordu. 1 5 ve 16 Hazira n olaylarından sonra ABD State Department'i başkentin Anayasacı kesimi tüm den yerle bir edilirse ve savaşçılarla ha lk hepten yok edilirse a ncak o zaman askeri zaferin sağlanabileceğ ini ve devri m­ cilerin d i renişinin bastı rı labileceğ ini artık açıkça görmüştü. Bu açıdan 66


bakıldığı takdi rde. Santo Domingo şehrini bir kaç saat içinde işgal ederek ve dü nyayı bir oldu bitti karşısında bıra kacak olan bu baskın. başarısızlık damgasını yemiş demekti. Emperya listler. Santo Domingo'nun Anayasacı kesi minin tümden yok edilmesiyle Dominik halkında işgalci lere ve onları n yerli ortaklarına karşı daha büyük bir nefret uya nacağ ı n ı ve bunun yakın bir gelecekte bir askeri diktatörlü k kurul masıyla silôhlı savaşın şiddetlenmesi sonucu n u doğ u ra ­ cağ ı n ı a nladılar. B u da. şiddetli b ' ır politik bunalımla Dominik Cumhu ri­ yetinde hükü metin kararlı bir dengeye u laşamadığı sürekli bir d u ru m yaratı rdı . Ayni zamanda Anayasacıların öldürü l mesi ve b u n u n sonuçla rı lôtin Amerikada olduğu gibi ABD-nde de ve bütün d ü nyada protesto dalgaları n ı şiddetlendirir ve böylece emperyalizmin ülkemizi işgal et­ mekle karşılaştığ ı güçlükler bir kat daha a rtmış olu rdu. Bütün bunlar. yeni bir taktik çıkış yolu olara k. görüşmeleri destekliyen ve bunda. ü l ke­ mizle kıtaya uzun bir zaman hôkim olmanın en iyi yöntemini gören em­ perya list çevrelerle onları n lôtin Amerikadaki emir kullarına kuvvet verdi. Bu çevreler. nisbeten kara rlı bir hükü metin a ncak Anayasacılarıo uzlaşma yoluyla kurulabileceğini anladılar. Anayasacı hareket kendi hesa bına. siyasi bir çözüm için görüşmeleri zorunlu görüyordu. Çü n kü çember içinde. kuvvetli işga lci lere karşı. Nisan sonlarında San Isidro genera l lerine karşı erişilene benzer bir askeri zafer olanağı yoktu. Görüşmeler boyunca bir şey daha aydınla ndı : Ancak. (ABD-nin işga li yüzünden erişilemiyen) devri m i n ta m zaferi ile 1 963 Ana­ yasasının yen iden ve bütün gerekli sonuçları ile birlikte yü rürlüğe girmesi sağ lanabilir. Fakat. milli bunalımdan kurtulmak için kabul ed ilebilir tek çıkış yolu olara k bu istekte diren mek demek. ortaya çıka n bu somut durumda görüşmelerden vazgeçmek ve bunun sonucunda da düşmanla. onlar için elverişli koşu llarda. tam cepheden askeri çarpışmaya girişmek demek olurdu. Bu yüzden a nayasa hükümeti OAS ile yapılan görüşmelerde bir karşı teklif sundu. Bunda Amerikan konsolos yardımcısı n ı n teklifleri n i n «iske­ leti.. gene yer alıyo r ve geçici bir hükü metin kurul ması ile dokuz ay içinde seçimlere gidil mesi ön görülüyordu. Bu teklif ayni zamanda. demokratik özg ü rlüğü n yeniden sağ lanması ve işgal kuvvetlerinin en kısa zamanda geri çekilmesi için ça ba gösteren halkın isteklerine uygun ola ra k. OAS-in ilk tasa rısı n ı n birçok maddesinin değiştiril mesini öngörmüştü. Bun u n yanında. önemle belirtildi k i . kitlelerin b u istekleri. benzer yüklenimleri defa larca çiğnedi kleri bilinen emperyalist devletleri nin temsilcileri nin üzerine o lacakl a rı yükleni mle değ il de. Dominik'lilerin savaşı ve uyanıklı­ Iığı ile gara nti edilerek ka bul ettirilebil i r. Partimiz için şurası açıktı : Her ne kadar bunalımdan görüşmelerle kur­ tulma yolu zoru n luydu ve bunun sonuçları halkın demokratik isteklerine uygu n olmakta n uzak idiyse de. b u yol devrimci kuvvetlere. düzenli bir şekilde geri çekilme ve emperyalizmin askeri çemberi ni en az kayıpla S·

67


yorarok, kuvvetlerin yeniden bir oraya gel mesi ve devrimci savaşın daha iyi bir durumda deva mı için elverişli koşullar içinde bu çemberden kur­ tulma olanağını sağlıyordu. Başka bir deyimle : Düşman, ayaklananların baskın ha reketleri ni, savunma özelliğini taşıyan kesim savaşları durumuna sokmayı başarmıştı. Bunun için bizim siyasi isteklerim iz eskileri n i n ayni olamazd ı . Devri mci ha reket, devrimci savaşın en yüksek şekli olan halkın siıahlı hücumla­ rından, görüşmeler, siyasi tavizler ortamına geçmek zoru ndaydı. Düşmanı savaş alanında yenemediğimiz için bir uzlaşmaya gitmek gerekiyordu. Dyle anlar olur ki, kuvvet dengesi hiç de hoş olmıya n uzlaşma ları zorlar. fakat uzlaşma nın a macı tesl i m olmak değ il de, gelecekteki savaş için kitlelerin siyasi ve askeri bakımdan daha iyi hazırla nması ise, bu bir endişe kaynağı ol maz. Lenin d iyor ki : ..Elde ordu olmadığı açı k seçik ortada i ken, sonsuz derecede daha kuvvetli ve daha iyi donatıl m ı ş bir rakiple askeri bir kav­ gaya girişmek, anayurdun savu n ması açısından bir suçtur. Anayurdun savunması açısından biz, e n a ğ ı r, en köleleştirici, en ka ba, en utanç verici barış a nlaşmasını i mzalamakla görevliyiz. Ama, emperyal izme ..teslim o/mak.. için deği/, fakat onlara karşı ciddi ve somut bir savaş yöneti mini öğrenmek ve siıahlarla donanmak için." Pa rtimiz a nayasa h ü kümetinin tutu munu en kritik ve karar vermek için en güç bir a nda desteklerken işte bu görüşle hareket etti. Çünkü görüşme masasında söz konusu olan, binlerce Dominik yurtseverinin hayatları n ı verdiği isteklerden vaz geçmekti. Dte yandan görüşmelerle ve h a reketin pratik ödevIeriyle ilgili olarak i ki yanlış görüş billurlaşmıştı. Hareketin muhafazakar kesimi olan sağ kanadı sürekli olara k emper­ yalizmin askeri gücünü büyütüyor, ve bizim direnme yeteneğ i m izi, Dominik halkı n ı n ve onunla omuz omuza ortak düşmana karşı savaşan öteki halk­ ların yiğitliğini küçümsüyordu. Bu kanat için emperyalizme karşı gösteri le­ cek her direnme bir yığ ı n ölü ve yenilgi demekti. Bunlar savaşçıların saflarında kötümserl iği ve bozgunculuğu yayıyorlardı. Kitlelerin ve dev­ ri min gücünü küçümsiyenler, .. Bir an önce bu durumdan kurtulmalıyız l Daha fazla direnemeyiz ! Yenkilerin bütü n teklifleri ka bul edilmeli I" d iyorlardı. Dte yandan, «emperyal izmle ya da burjuvazi ile hiç bir uzlaşmaya yanaşmıya n" «leke sürülmemiş" Ultra devri mciler tama men karşıt tutu m­ dan ha reket ederek, Marksist yöntemleri hiç anlamadıklarını söylüyor­ lardı. Bunlar emperya l izmin askeri olanakları n ı her yola baş vurarak küçümsüyor ve onlara hiç bir taviz verilmemesini, çünkü bunun devrime ihanet olacağını ileri sürüyorlardı. Bunlar, kitleleri, görüşmeler yoluyla 1 963 Anayasasının yeniden yürürl üğe girmesinin ve işgal kuvvetlerinin hemen geri çekilmesinin sağ lanabile ceğine inandırmaya çalışıyorlardı. Sağcı oportünistlerin görüşüne göre emperyalizm herşeyi yapabilecek 68


yetenekteydi, onun için de bütün istekleri ni boyun la rı mızı eğerek ka bul etmek gerekirdi. Aşırı solculara göre ise emperya l izm zayıflığın bir sem­ bolüydü, onu ciddiye olmamak gerekirdi ve a rada sırada �biz vazgeçmi­ yoruz.. cümlesini tekra rlıyorak emperyalistler istendiği kadar görüşme masasında tutulabilirdi. Dominik Devrimci Pa rtisi'nin sağ kanadı ile savaşlara «kişisel .. olara k katılan milli burjuvazi guru pl a rı muhofazokôrların tutumundaydılor. Dev­ rimci Sosya l-Hristiyan Partisi (Partido Revolucionario Social Cristiano PRSC) yöneti mi, «Iekelen memiş.. tutumun koru n ması için (ya ni 1 963 Ana­ yasasının görüşmelerde yegône temel olacağı iddiasının koru n ması için) vesikalar yayı nlamıştı. Oyelerinden bazıları ise kitleler a rasında bozgun havası yayma ktaydı. Fakat daha sonra bu pa rti a nayasa h ü kü metinin tek­ lifleri n i destekledi. Dom inik Halk Ha reketi bütün b u za man boyunca ultra solun tutu munu benimsiyerek her görüşme olanağını reddetti ; Hükü meti ve onun teklifini destekliyenıeri «iha netie.. ve «uzlaşma ta raftarlığı.. ile suçladı. 1 4 Hazira n Devri mci Ha reketi h ü kü metin teklifiyle hem fikir değildi. Ama, bu tutumuyla kitle içinde bölünmeye hizmet etmek iste m iyordu. 14 Hazira n Devrimci Hareketi, gazetesinde yayı nladığı i ki anlamlı b i r teklifle, OAS-ın yerine Birleşmiş Mil letlerin a racı olması ö n e sürü lüyordu. (Böylece OAS-ın a rabuluculuk rol ü ka bul edil mekteydi.) Bununla beraber ayni vesikada her iki örgüt «Kuzey Amerika Neo-kolonializminin ôleti .. olara k n iteleniyordu. Görüşmelere temel olara k 1 963 Anayasasını teklif eden 14 Haziran Devrimci Hareketi, hükümetin tekliflerini destekliyenıeri iha netle ve uzlaşma ta rafta rlığı ile suçluyacak kadar da ileri gitmedi. Bu tutu mun formü l ü şöyleydi : «Biz hükümeti destekliyoruz ve görüşmeleri reddediyoruz... Bu tutu mun ikiliği, çelişmeleri içinde, politi k hattın temiz­ l i ğ i için yanlış a nlaşılan bir savaş kendini göstermeğe başladı. Bu savaşı, Dominik halkının saygısına lôyik bir örgüt, temiz bir devrim ta rihi olan, fakat siyasi yönelimi her zaman doğru çıkmamış bir örgüt yönetiyordu . Görüşmeler i ki aydan fazla s ü rdü. Bütün bu m üddet içinde sivil halkı havan topu ateşiyle zali mce ezmeye ça lışan h ilekôr düşmana karşı savaş azmi ve uyanıklılık bir an a za l madı. Bu aylarda, «Hür Santo Domingo.. nun savun ması için, 15 ve 1 6 Hazira n baskı n ı öncesindekinden daha çok çaba gösterildi. Yeni mevziler kurmak gerekiyordu . .. Komandolar.. içinde, sağcı bozgu ncu görüşlerin ya rattığ ı parçalanma tehlikesine karşı bun ları koru mak için h e r g ü n siyasi ça lış­ maları yürütmek gerekliyd i . Kitle gösterileri düzenleniyor ve bu gösteri­ lerde, bütün halkın, silôha sarılan oğullarını ve kızl a rını, milli egemenlik ve demokrasinin koruyucularını desteklediği görülüyordu. (Silôhlı kuvvetler içinde en çok etkisi olan parti durumuna geçen) 14 Hazira n Devrimci Ha reketi'nin ön ayak olmasıyla, onun yöneti m i a ltında, savaşçılar ve silôh­ lanmamış yedekler için bir askeri okul (24 Nisan Akademisi) kuruldu. Bu okul, savaşçı ların eğitimi için önemli bir kuruluş oldu. (O zamana kadar

69


cephe hazı rlı ğ ı savaşların içinde yapılıyor ve bu, hareketin bi rçok kurban vermesine m a l ol uyordu.) Böylece kitleler, işgal yüzünden henüz erişilemiyen amaçlar için ge­ lecekte yapılacak kesin savaşlara hazı rlan ıyordu. Bu savaş öyle kuvvetli bir düşmana karşıydı ki, onunla çatışmanın önü a l ı na mıyordu. Bütün bu ted birler, görüşme masasında Anayasacıların tutu munu kuvvetlendirmiş, d üşma nın silôhlı bir sa ldırısını her zaman ve ne pahasına olursa olsun geri püskürtmeye kararlı oldukla rını göstermişti. Tekliflerin ve karşı-tekliflerin tartışıl ması süresince, Anayasacılar kam­ pında duru m u kötüleşti rmek a macıyla karşı taraf konuşmaları uzatırken, emperya lizm tavizler vermek zorunda ka ldı. Geçici hükümeti n çalışmala­ rına düstur olacak .. Kuru mlar Belgesi» (Acto I nstitucional), istisnasız bütü n sosyal özg ürl ü klerin yeniden sağ l a n masını ve devlet mülkünün satıl ma­ sının ya devred i l mesi nin yasa klanmasını ön görmektedir. Görüşmelerin bitiş dönemi nde, ..Santa Domingo Barışma Belgesi» ta rtışılı rken, hiç ge­ cikmeden baskı tedbirlerine baş vurmayı ve bu a maçla da, ..Ameri kalıla­ rarası Barış Kuvvetleri»-ni, sivi l lerin ellerinde bulunan silôhları toplama kla görevlendirmeyi denediler. Bu teklif, konuşmaları n yarıda bıra kılacağı i htarıyla kesinlikle reded ildi. Buna karşı lık, bu karmaşık sorunun çözümü· nün Anayasacı subayla ra bıra kı l ması sağlandı ve bu da Anayasacıların d üzenli bir biçimde geri çekil meleri olanağ ını yarattı. Ayni şekilde, bütün Anayasacı subayların önceki görevlerine dönmeleri ni sağlıyan bir a nlaş­ maya erişilebildi. Bu anlaşma, daha 24 Nisan aya klanmasından önce demokratik ina nçları yüzünden ordudan çıkarılan subayları da kapsıyordu. Görüşmeler sırasında emperyalizm le, birliklerini geri çekmesi için kesin bir tarih kararlaştı rı l masına parti miz çok önem vermişti. Çünkü böylece i lerdeki savaşlar için devrimci hareketin çıkış noktası olacak bir istek sağ lanacaktı. Fakat bu elde edilemedi. Çünkü bir kere görüşmeler düş­ m a n ı n sınırladığı bir taslak içinde yü rütü ldü. Görüşmelere katı lanlar her şeyden önce, Cumhurbaşka nl ığına aday bulmak için çaba gösterdi ve temel sorunlar, başlıca yüklemlerin somutlaştı rılması, ..ilerde yeniden ele a l ı n ma k üzere» geri bırakıldı. I kincisi, devrimci hareket adına görüşmeleri yürüten komisyonun yapısı, silôhlanmış kitlelerin gerçek havasını tam ola­ ra k yansıtmıyordu. (Komisyonda sağcı kesim dengesiz ölçüde çoktu.) üçüncüsü, - bir ya ndan bozgun havasının, öte yandan parça l a ma çaba­ la rın ı n yarattığ ı - fikir ayrılıkları, emperya listJere yeni yeni istekler ileri sürme olanağını veriyor; devrimci hareketin temsilci leri ise za manın ken­ di leri yararına çalışmadığını bil iyordu. Amerika n birl i klerinin geri çekile­ ceği kesin tarilı üzerinde komisyonda çık fikir ayrı lıkları vardı. Bazı ları, bu konuda ka ra rın Garcia Godoy'a bıra kı l masını i leri sürüyo r ; bazıları ise bu konuda ek bir belgenin i mzala n masını istiyordu. Sonunda, daha muha­ faza kôr ve uzlaşmaya daha yatkın olan gu rup kazandı. Ayni zamanda devrimci ha reket, asıl amaçları u ğ runa ve işgal kuvvetlerinin ü l keden çıkması için savaşı devam etti rme hakkı n ı tümden korumuş oldu. 70


Bundan sonra - ABD müdahalesinin meyva sı olan - geçici h ükümet kuruldu. Bu h ü kü met, (olumlu ya da olu msuz ayrı ayrı davranışlarında i lerici ya da gerici gurupların desteğini sağ laması dışında) halkta n ve milli siyasi g üçlerden hiç bir destek görmemektedir. Garcia Godoy h ü kü­ meti nin ordusu yoktur. Onun ordusu işgal kuvvetleridir. Do minik Cum­ huriyeti nin bugünkü duru munda bu yeni bir elemandır. 1 0. OIkenin bugünkü politik durumu ve gelişme perspektifi

Geçici hükümetin kuru l masından sonra ü l kenin her yanında, Nisan ayaklanmasında erişilen başarıları n pekleştirilmesi süreci başladı. Dev­ rimci ha rekete katılanlar Anayasacı lar kesiminden kendi bölgelerine dönünce, 1 963 h ü kümet da rbesine ve baskı ted birleri nin uygulanmasına katı l m ış olan devlet memurlarına karşı bir kampanya d üzenlendi. Azu­ carera Haina devlet kuruluşunun (Aktifi 1 00 mi lyon dola rd ı r ve ü l kenin başta gelen şeker ü reticisidir) işçileri önce bir genel g revle ve son ra da doğ rudan doğ ruya kitle ha reketleriyle, «Oçlü Yönetim.. tarafı ndan atanan müdürü görevi nden attırdılar. Bütün devlet kuruluşlarında benzer olaylar geçti. Ayni zama nda, yurtsever eylemleri yüzünden işlerinden atılan işçiler ve memurlar yeniden işe a lındıla r. Anayasacıların silôhlı birli kleri nin geri çekilmesinden bir kaç g ü n önce, h a reketi destekliyen g ü çler arasında, henüz erişilmemiş olan ortak amaç uğrunda savaş için bir tek cephe kurulması konusunda tartışmalar baş­ ladı. Bu konuda, ve her şeyden önce tek cephenin örgüt ya pısı üzerinde, hôlô fikir ayrı l ı ğ ı vardır. Devrimci Sosya l-Hristiyan Partisi, komünistleri içine alan bir tek cepheye «esasında .. karşı gelmekte ve örgütlenmiş bir birliğe g itmeden eylem-birliği istemektedir. Dominik Devri mci Partisi'nin sağ kanadı, prati kte kom ü nistlerle işbirliği yaptığı ve eylem-birliğine gittiği halde, onlarla birlikte bir belge i mzala maya yanaşma maktad ı r. Bu partinin en çok i lerici kanadı n ı n, bütün Anayasacı gurupların birleşmesine hiç bir itirazı yok. Oç solcu parti şimdi bütün ü l kede bi r tek cephe kur­ makla uğraşıyor. Prog ram konusunda bu üç pa rti a rası ndaki önemsiz fikir ayrıl ı kl arı pratik görüşmelerde gideriliyor. Bizim görüşümüze göre, h a l k a rasında savaşta çoktan kurulmuş olan birl i k, ortaya çıkan görüş ayrı l ı kl a rının, bu savaşın pratikte daha da geliş­ tirilmesi temeli üzerinde gideri l mesi olanaklarını yaratmıştır. işgal kuvvet­ lerinin geri çekilmesi ve 1 963 Anayasası için bütün h a l k savaşa hazı rd ı r. Bu temel üzerinde, işgalcilere karşı savaşacak ve onları yok edici bir yen i lgeye götü recek olan bir tek cephenin kurulması, bugün halk ha re­ ketinin başta gelen örgüt ödevid i r. Dominik devriminin gelişmesini önleyen başlıca engel emperyalist bir­ li klerdir. Halkın eylemleriyle bunları n topra klarımızdan kovu l ması, ülkenin ekonom i k yapısında devrimci değişi mlerin hemen uygulanması olanak­ larını yaratacaktır. 71


Düşmanı yen mek ve devrimci iktidara erişmek için, savaşın ana şekli olan silôhlı savaşa g itmek gerekecektir. Bu savaş, bizim koşullarımız a ltında yalnızca a rdunun gerici çevrelerine karşı değ il, ayni zamanda çok kuvvetli emperya list saldırganiara karşı da silôhlı bir savaş olaca ktır. Dominik Kom ünist Partisi bu en ya kın büyük ödevin çözümüne, ABD birli klerinin a nayurdumuzdan kovu l masına hazırlanmakta ve bu a maçlar için savaşmaktadır. Biz ayni zamanda son a macımızın, sömürmeyi ortadan kaldıra n tek toplum düzeni olan sosya lizmin ve komünizmin kuru l ması olduğunu ilôn ediyoruz. Dominik Cumhuriyetinde bugünkü d u rumun özelliği, kitle savaşının eşi görü lmemiş bir biçimde yükselişidir. Işga lciler demokratları sindirmeye ça l ışıyor; askeri birli klerle gösterilere katı lanlar a rası nda çarpışmalar oluyor; genellikle h iddet ve nefret a rtıyor. Ha reketi n temel a maçları için ve işgalcilere karşı savaşta halkın birliği devam ediyor. Denebilir ki, işte bu birlik ve halkın daha yü ksek bilince ulaşması, beş aylık savaş süre­ sinde kaza n ı la n en önemli başa rıd ı r. Yenilgeye uğraya n ve kitleler a rasında destek bu l maya n oligarşı ve siyasetçileri baskıya baş vurma kta ve bazı genera l lerin di ktatörl ü k hırsla­ rı n ı kamçı lamaktadır. Gaddar bir askeri istibdad rej imi kuru l ması olanak­ larını yok saymamak gerekir. Oneml i olan, erişilen başa rılan geliştiril ­ mesi ve ya bancı bi rliklerin geri çekil mesi için yürütü len savaşı suikast­ çıları n plônla rına karşı savaşla bi rleştirmektir. Korunma gurupları n ı n örgütlenmesi, sağcıl a rı n ezgi si yüzünden en önde gelen ödevlerden biri olmuştur. Daha Anayasacılar kesimi ndeki barikatlar kaldırı l madan ve savaşçı lar ü l kenin dört bir ya nına dağı l madan önce bu ödevin çözü l mesine başlanmıştır. Dominik köylerinde i l k defadır ki toprak ve a rsa için kudretli bir savaş a levlenmektedir. Köylü kitleleri, toprak beylerin i n ellerindeki topra kların dağıtılmasını istemekted ir. Bir zamanlar Trujillonun sahip olduğu bu top­ ra klar daha sonra hükü met da rbesini destekleyen subaylara ve çiftlik beylerine veril m işti r. La Vega ilinde yüzlerce köylünün tevkif edilmesi ve öte ya ndan bu somut soruna karşı nası l davra n ı lacağı konusunda çeşitli askeri g u ru plar a rasında ortaya çıkan fikir ayrılıkları, köylülerin isteklerine daya nara k bu isteklerin gerçekleşmesi için savaşan kuvvetli bir partizan hareketinin gel işmesi olanaklarını yaratma ktadır. I lerisi için bu ha reket, ayaklana nla�ı n gelecekte bütün ü l kede başlıyacakları hücum için bütün halkı içine a lacak örgütün bir bölümü olmal ıdır. E mperyalizmin giriştiği bütün oyunlar ve saldırılar, birleşmiş ve savaşa hazı r olan halkın direnişiyle karşılaşmaktadır. Halkın Yenki'lerden istediği şudu r : «Dominik Cumhuriyeti nden defolu n !o>

72


K O M O N IST VE ıŞÇı PARTI LERI N D E

Avusturyada emekçilerin ekonominin yönetimine katılma savaşı

Avusturya Kom ünist Partisinin XiX. Kongresinde tartışmaya sunula n dökümanlardan biriside işçi ve memurları n ekonominin yönetimine ka­ tılma hakkı n ı kapsıyordu. 1. Sosyalizme giden barışçı

yol ve merha/e amaçlan

Bu döküman ı n çıkış noktası, sosyal izme giden barışçı yola yönelimdir. Dünyadaki değ işmeler; sosyalist kampın ortaya çıkıŞı, kapitalist ü l kelerde işçi ha reketinin güçlenmesi ve sömü rgelerdeki kurtuluş hareketlerinin başarıları sonucunda burjuvazi ile proletarya a rasında değişmeye uğ rıyan kuvvet dengesi böyle bir yönelim olanağını ve gereğini yarattı. Bu ise ayni zamanda önümüze merhale-a maçları koyma ve bunlara erişme olanağı ve gereğ ine önaya k oluyor. Bu merhale-amaçları n ı n günümüzde en önemli olanlarından biri işçi ve memurl a rı n ekonomin i n yönetimine katıl ma hak­ kıdır. Adı geçen döküman, sermaye egemenliğinin kısıtla nması ve demok­ rasinin genişletilerek yenilenmesi yol u ndaki genel istekleri n özel olarak nasıl somutlaştırı lacağını ve gerçekleştiri leceğini ayrıntılarıyla göster­ miştir. Bu dökü man, Sovyetler Birliği Komünist Partisi XX. Kongresi'nin verdiği bilgi lere ve Avrupa'daki kapita list ü l kelerin kom ü nist partilerinin 1 959-da Roma'da yaptıkları konferansa dayanara k, bugün çalışan Avusturya hal­ kı nın % 70-ini kapsayan işçilerin ve memu rla rın ekonominin yöneti mine katılma haklarını en i lkel hak olarak dile getirmektedir. Ekonomik gelişme ve ekonomik yapı, herkese iş güvenliği, bilim ve tekniğin gelişmesi, halk gelirlerinin kullanılması ve buna benzer sorunlar, bugün işçi sınıfı nın üzerinde d u rmak zorunluğunda olduğu sorunlardır. Bizde henüz bir çok kere öne sürü len bir görüşe göre, toplum d üzeni kapitalist bir düzen oldukça, işçi ha reketi fonksiyonerlerinin ekonomik yönetim le i lgi lenmemesi gerekir. Bu görüş, Avusturya gibi endüstrisi gelişmiş bir ülkedeki bugünkü verilere, olanaklara ve gereklere uygun d üşmemektedir. 73


Bu döküman, pek çok yoldaşın daha parti kongresinden önce katıldığı uzun ve etraflı tartışmalardan sonra kara ra bağlandı. Bu heyeca nlı tar­ tışmalar, konunun önem ini yansıttığı g i bi, ayni zamanda ekonom i k yöne­ time katı lma ha kkı uğrunda savaşın gerçekleştiril mesine karşı d ura n b i r sıra politik, psikolojik v e pratik güçlüklere de parmak bastı. Daha, sosya lizme g iden barışçı yola yönelim düşüncesi, bu temel d üşünce, henüz herkesçe benimsenmiş olmakta n uzaktır. Bu fikri genel, teorik tez olara k destekliyen bazı yoldaşlarımız, bundan çıkan sonuçların prati kte kullanılması söz konusu olu nca düşünceye dal ıyorlar. Işçi fonk­ siyonerleri, işverenlerin çevresi içine girmekle, sınıf düşmanı d u rumuna düşmekten, savaşa g i riştikleri sosyal-ortaklık ideolojisine koymaktan kor­ kuyorlar. Fakat, ekonominin yönetim i ne katılma hakkı n ı almak istekleri aslında Avusturya için tümden yeni bir şey değildir. Daha 1 921 yı l ı nda, metal işçileri ve endüstri memurlarının işletme konseyi üyeleri yaptıkları kon­ feransta, «kapitalist düzenin yeniden kurulması yolunda her denemeyi engel lemek içi n.. işletmelerin sosya list düzene soku l ması nda, işletme konseyi üyelerine birlikte ka ra r hakkı ta nınmasını istediler. 1 945-de yapı­ lan bir işletme konseyi üyeleri konferansında d a bu istek benzer biçi mde yine i leri sürüldü. Avustu rya Sendikalar Federasyonu'nun 1 963 yılı sonba­ harında yaptığı V. Genel Kongresinde, «Ekonominin yöneti m ine daha fazla katıl m a hakkı .. parolası boş şiar oldu. 2. Ekonominin yönetimine kattlma isteğini nası/ an/ıyoruz !

Şüphesiz 1 921 -deki ve 1 945-teki isteklerle bugünkü istek a rasında önemli başkalıklar vardır. O zamanlar ekonominin yönetimine katılma hakkı isteği çok kısa b i r perspektifle öne sürülmüştü. Bunun a macı, keskin devrimci gelişmeyi hızlandırmak ve doğrudan doğ ruya iktidar için savaşa ulaştırma ktı. Bugün ortada keskin devrimci bir durum yoktur ; ekonomik yönetime katı lma ha kkı içi n savaşla iktidar için savaş a rasında daha uzunca bir zaman sürebilecek b i r a ra olması beklenebil i r. Fakat Avustur­ yad a kapita lizmin yeni görüntüleri, ilim ve tekniğin düzenli yükselişi, gittikçe artan devlet müdaha lesi, ekonominin büyümesi siyaseti, devlet­ leştirme ve daha birçoğu, bugünkü devrimci ol mayan duru mda da yaygı n merha le-amaçlarına erişi lmesin i n g ündeme a l ı nması o la nağı nı yarat­ makta, hattô bunlar ekonomik yöneti me katı lma ha kkı için savaşı, tekel­ lerin egemen liğ ini geriletmek için savaşı gerektirmektedir. Çünkü, bu savaşta erişilecek her başarı, kapitalist devlet içinde kuwet dengesini işçi sı nıfı yara rına kayd ı rm a kta ve böylece sosyal izme barışçı bir geçişi sağ l ıyacak koşullar yaratmaktad ı r. Parti kongresinde ka ra ra bağlanan döküman a maçları şöyle tanımlıyor: «Bizim direttiğimiz işçi ve memurların ekonominin yöneti mine katıl ma hakkı, işletmeler ve işletme üstü düzeyde i ktisat, maliye ve yatı rım siyase­ tinin bütün sorunla rı nd a gerçek bir denetleme, itiraz ve karar hakkı teme74


line dayanmaktad ı r. Bunun a macı, tekel leri n egemenliğini geriletmek ve şimd iki merhalede emekçilere yetki üstünlükleri sağlamaktır... Bu somutlama içinde böyle bir istek Avusturya işçi ha reketi için el değ­ memiş yeni bir a landı r. Buna karşı bir sıra düşü nce öne sürül mekte ve bunlar, bu şiarı reddetmeye kad a r va rmaktad ı r. Bu düşünce ve itirazlar a nlaşı l ı r bir şeydir; dökümanda da bunlar yer almaktad ı r ve kongreden önce olduğu gibi kongrede ya pılan tartışmalarda da her alanda gideri I­ miş değ ildir. Ya ni, parti kongresinde ka rara bağlanmasına rağmen tartış­ malar sürecek demektir. Bu ise, konu nun daha da derinliğ ine incelen­ mesine, delilleri n pa rti örgütlerine ve her şeyden önce de işletmelere daha güçlü bir biçimde gi rip yerleşmesine a nca k yard ı m edebilir. Burada yapı­ lacak olan, başlıca itirazları ortaya koya rak cevaplandırmayı deneme k ; bunu yapa rken kesin ceva bı a nca k hayatın kendisinin vereceğ ini iyice bilmek ve kara r ha kkı için savaşta edinilen pratik tecrübeleri tahlil etmektir. 3. Sermayenin egemenliği kısıtlanabilir mi?

«Kapita l izmde emekçilerin ekonominin yönetim ine katılma olanağı yok­ tur; çünkü işverenler i ktidar yetki lerinin bir kısmını işçilere bırakmaya hiç bir zaman yanaşmıyaca klard ı r... Bu itiraza pek sı k rastlanmaktad ı r. Fakat bütün kapitalist ülkelerin ve Avusturya'nın do işçileri ve memurl a rı b i r bakıma bunu çoktan çürütmüş­ lerdir. Avusturya işletme konseyleri ka nununa göre her işe olma ve işten çıkarma alayında işletme konseyine bilgi verme zorunluğu va rsa ; bir ki mse ancak kanunda gösterilen ve kesinlikle belli duru mda işten çıkarı­ labiliyorsa ; ça l ışma süresi sınırlandırılmış, yıllık tatil ve tatilierin ödenmesi sağ lan mışso ; hômile kadı nların işten çıkarı l ması yasa klanmışso, bunlar ve buna benzer öteki bütün karar, sözleşme ve ko nunlar işverenlerin karar egemenliğini sınırlandıra n çok gerçek kısıtlamalord ı r. Bu haklard a n hiç­ biri işçi ve memurlara bağışlanma mış, her biri için, her zaman grev de gösteri ler şeklinde olmamışsa da, işverenlere karşı savaşmak gerekmiş ve bu yol l a sağlanmıştır. Işçi sınıfı daha bu sosyal hakları n çoğunu elde etmeden önce ilk po/itih haklarını sağla mıştır. Koalisyon ha kkı, basın ve toplantı özgürlüğü ve nihayet genel seçim ha kkı için yürütülen savaş a ğ ı r ve acı ol muş, fakat her başarı b u rjuvazinin egemenliğine karşı bir kısıtlama sağlamıştır. Şüphe yok ki, sosyal ve politik düzeydeki başarı ların hiç biri kapitalist egemenliğinin ekonomik orta mına b i r g i riş, bir sokulma sağ lamamıştır. Her şeye rağ men işverenler evin-efendisi-tutumlarını korumuşlordır. I kti, sadi sorunlarda tek ka rar yetkisi bugüne kadar işverenlerle onların görev' I ilerinin elinde kalmıştır. Bu demektir ki, .. bütün iktisat, mal iye ve yatı rı m sorunları ndo .. işçi ve memurların ekonominin yönetimine katıl mala rı hakkı için savaş, var olanları n genişletilmesi için deği l , fakat işçi sınıfının yenı 75


hakla r elde etmesi ve böylece kapitalist egemenliğinin sınırlandırılması için yürütülen bir savaştır. 4. Ekonominin yönetimine katılma hakkı için savaş yeni bir

şey değil mi?

Böylece birçok yoldaşın iki nci bir itirazına geliyoruz. Bu yoldaşlar, as­ l ında şimdiye kadarki amaçlara uyg u n olan şeylere «yeniN n iteliği veril. memelidir diyorlar. Daha iyi hayat ve çalışma şartları içi n yürütülen ge. leneksel sendika savaşı ile ekonominin yönetimine katı lma hakkı için savaş a rasında nitelikte bir ayrı l ı k olduğu ; b u yeni a maçlar için gerekli koşulları n a ncak harp sonrası dönemindeki bir sıra temelli politik ve ekonom ik gelişmelerle ortaya çı ktığ ı herhalde bu yoldaşların gözünden kaçmaktadır. Fakat, şahsa ta pma dönemindeki dog mati k kal ı plaşma yüzünden bu gelişmeleri n görü l ü p a nlaşılmasının geciktiği ve b u ndan dolayı d a gerekli sonuçların nisbeten daha geç çıkarıldığı doğrudur. Bu yeni gel işmeler nelerdir? Bunlar kısmen XiX. Parti Kongresi materi­ ya ılerinde gösterilmişti r ; burada a ncak kısa özleriyle anabiliriz. E n başta ta bii, dünyada kuvvet ora nındaki değ işme, sosya list ka mpın ortaya ÇıkıŞı ve sağla mlaşması gelmekted ir. Sosya list kamp kapita l izm için, ona sürekli olara k meydan okuyan bir gerçektir. Biz daha önceki davra nışlarımızda her ne kadar bu gerçeğ i sık sık belirtmişsek de, bunun kapitalist ekono­ miye geniş etkisi çok defa gözden kaçmıştır. Başka bir önemli o lay, kapital ist ülkelerde işçi sınıfının sayıca ve örgütlenme bakımından güçlenmesi, sömürgelerde kurtuluş hareketlerinin başa rıl a rı ve bunun sonucunda ka pita listlerin komplo yeteneklerinin önemli ölçüde kısıtlan ması, emperya listlerin «harbe koymalarını .. olağa­ nüstü güçleştiren yaygı n barış hareketi ve yeni tekniğin, otomasyonun, atom enerji sinin kimya n ı n v.s. sonuçları olara k ü retim kuvvetlerinin muaz­ zam ölçüde gelişmesidi r. Bütün bunlar, işçi sınıfının yapısında ve şuurunda olduğu gibi burjuva­ zinin pol iti k ve ekonomik yöntemlerinde de geniş değ işmeler doğ u rdu. Işçi sı nıfı bütün bunlardan kendi stratej isi ve tektiğ i için gerekli sonuçları çıkarmaya nisbeten geç başladı. Sosyalizme götürecek barışçı yola yöne­ lim, bo yolda stratejik merhale amaçlarına erişme savaşı, özellikle de işçi ve memu rla rın karar hakkı için savaş, çıka rılan bu sonuçla r a rasındadır. Bunlar, adı geçen değişikli kler temeli üzerinde gerekli ve mümkün olmuş­ tur ve b u yüzden temelinden yeni bir yönelim teşkil etmektedirler, 5, Işverenler, işçilerin

ekonomik yönetime katı/masından yana mı?

XiX. parti kongremizde tartışmalar sırasında şu uyarma d a yapıldı : Emekçilerin ekonomik yönetime katı lmasını yanlız sosyal demokrat görüş­ leri n temsilcileri değ i l , ayni za manda katolik kil isesi hattô Batı Almanya işverenleri de desteklediğinden, bu bile şüpheler doğurmaya yeter. Buna karşılık önce, bir savaş şiarının, diğer toplumsal g u ruplar tara­ fından d a - şerefli ya da dürüst olmıyan niyetlerle - ayni şekilde destek-

76


lenmiş olmasına göre değerlendirilemiyeceği n i belirtmek gerekir. Barış savaşı, buna Amerikon işverenleri ya do katolik kilisesi temsilcileri de katı ldıkları hattô bazı durumlarda bu savaşın başına geçtikleri için «şü pheyle» m i karşslanacaktır? Herkes bili r ki, böyle bir gelişmeyi biz ancak sevinçle karşıla rız. Ge rçekte, ekonomik yönetime katı lma savaşında işveren lerle böyle bir «eylem birliği» güç tasavvur edileb i l i r. Çünkü işçi ve memurları n hakların­ daki her b i r a rtış, yukarda beli rttiğrmiz g i bi, işverenlerin hakları n ı n kısıt­ Ianması demektir. Biri olmadan d iğeri gerçekleşemez. Bunu işverenler de çok iyi bilmektedir. Onlar a rada s ı rada ekonomik yönetime katıl mayı, ya da çok defa kendi deyişleriyle «işçilerle görüşmeleri» lôfta doğrula mayı a maca uygun buluyorlarsa da, gerçekler, işverenlerin evin-efendisi -tutu m­ l a rını her a raçla savunmaya kararlı oldukları n ı göstermektedir. Orneğ in, Avustu rya Sanayicileri Birliğinin başka nı Dr. Kottul i nsky sendika fonksi­ yonlerine verdiği bir konferansta, «modern bir endüstri devletinde büyükçe ekonomik guru pl a rın, ve böylece işçi ve memurların da ekonomik yöne­ time ve soru mluluğa katı lmaları gerektiğini» beli rtti ; fakat bu çok genel düşünceyi hemen şu sözlerle kısıt/adı : «Avustu rya'da bugün ekonomik yönetime katılma yeteri kada r büyük ölçüdedir. Bunun daha da a rtması, ekonomik sistemimizde köklü bir değişme anlamına gelir. Ekonomik yöne­ time katı lmanın sınırları gerçek kararla rda sona ermektedi r ; işverenin görevinin ve risikosu nun kalması gereklidir... Sanayiciler Bi rliğinin tutumu, organları olan .Die I ndustrie» dergisinin (4. Hazira n 1 965) başyazısında daha açık olara k şöyle beli rtiliyo r : «Işveren özg ü rlüğünün sert bir çekirdeği va rd ı r ; bu da yatırımlar üzerinde ka rar vermesidir.» Bizim a macımız da işte bu «sert çekirdek..ti r ! Buna erişmek, işverenlerle kesin çatışma larla sağlanabilir ve bu a ncak geniş kitle hare­ ketleriyle, işçi sınıfının geniş hareket birliği içinde yürütül ü rse başarı l ı olabilir. Avustu rya Komünist Partisinin xıx. Kongresi'nin dökümanında bu görüş­ ten ha reketle şunlar beli rtil mektedi r : «Bunun içindir ki, ekonomik yöne­ time katıl m a savaşı. sınıf savaşın_ın bir bölü m ü ve bir biçimidir. Ekonomik yönetime katılma ve sosyal-ortaklık birbirine karşıt i ki uçtur !»

6. Oyunlar

ve hayal/er

Bazı yoldaşlarımızın d üşünceleri de şu yönded i r : Ekono m i k yönetime katıl m a yol u ndaki istekler, işçilerle işverenleri n «ortak çıkarı» hakkındaki hayalleri yeniden besler ve böylece sosya l-orta klık ideolojisine hız kazan­ dırabiHr. Bu düşünceler şüphe yok ki haksız değildir ve kolayco bir kenara atılma malıdır. Çünkü işverenler, ekonomik yönetime katılma adı altında, bundan ya na olon işletme konseylerini işveren çıkarları yararına a ra baya koşmayı pek isterler. Sonra, sağcı sosyalist çevreler de «ekonomi k yöne­ time katı lma» şiarını, sosya l-orta klık düşüncesinin doğrulanması olarak göstermeye daima ça lışmaktadı rlar. 77


Bizim cevap vermemiz gereken soru şud u r : Ekonomik yönetime katıl m a savaşına kötü anlam vermek y'a da bunu kötüye kul lanmak yolunda ki niyetler, bizim bu istekten vazgeçmemiz için bir sebep olabilir mi, yoksa ekonomik yönetime katı lma savaşının a macını açık sınırlarla belirterek, bunu yanlış anlaşılmaktan ve buna yanlış anlam veril mesine karşı koruma olanağı daha kuvvetli değ i l m i d i r. Parti kongresi i kinci yolu destekled i. Ka bul edilen döküma nın bütün bir bölümü, ekonomik yönetime katı lma savaşının a macının sı nırları n a ayrıl ­ mıştı r. Azeil ikle, çok tartışılan sorumluluğa katılma sorunu aydı nlatı l­ makta ve şunlar belirtilmektedi r : «Ekonomik yönetime katılma demek, işverenin refahı ve kan için sorumluluk yüklenmek demek değil, fakat, her zaman soru m l uluğunu duyduğ umuz ü l kemizin ekanomik, tekni k ve politik gelişmesini doğrudan doğ ruya etkileyebil mek demekti r.» «Bug ün işverenlerin yanlış yatı rımlarının bütün yükünü işçiler ve memur­ l a r taşımaktadı r. Bizim a macım ız, yatı rı mlar ve bunlarla ilgili planlarda verilen kararlara katılmak ; bu işleri n, sendi kalarla işçi odaları tarafında n , hazırlanmış uzun vadeli yatı rım planı temeline daya nara k yürütül mesi ni sağ lamaktı r. Işçiler, gerçekten katıldıkları ekonomik kararlarda kendi le­ ri ne düşen soru mluluk payı nı da üzerlerine a l ı rlar.» Bu ta nımlamada, ekonomik yönetime katı lma hakkının kötüye kullanıl­ ması ve işveren çıka rl a rına a let edil mesine karşı önemli bir sınırlama vardır. Ekonominin yükselmesinde, bir işletmenin büyümesinde sözü edilen çıkar-birliği, ekonominin bütünüyle ilgili görüşlerin d i kkate a l ı n ması söz konusu olunca hemen sınırl a rı n ı ortaya koymaktadı r. Ya l nızca kar çaba­ sıyla ha reket eden işveren, ister istemez tüm ekonomik i htiyaçlarla çeliş­ meye düşmektedir; bu ihtiyaçları, ister bir işletme çerçevesi içinde olsun, ister devlet ölçüsünde olsun israrla hesaba katan da a nca k işçi sınıfı olmaktadı r. Bunun içindir ki ekonomik yönetime katı lma savaşının a macı, işçi ve memurların haklarını genişleterek işveren haklarını kısıtlamaktır. Amaç, işletme içinde ve dışındaki ekonomik a nahtar nokta l a rı n ı işçi ve memurlar tarafından ele geçi rilmesi yoluyla işverenlerin egemenliğine el koymaktır. . Işletmelerde ve işletmeler üstünde ekonomik yönetime katı lma hakkının kaza nılmasında da, sosyal -ortaklık ta rafta rıyla önemli başka l ı klar vardır. Sosyal-orta klık ta rafta rları ekonomik yönetime katı l mayı, karma komisyon­ l a rı, her i ki hü kümet partisin i n eşiilik temeline dayanan karma komisyon­ ları ve buna benzer işletmeler üstü düzey içinde sınırlandırmak istemekte­ d i rlar. Ekonomik yönetime katıl mayla sağ lanacak olan ekonomik hayatta gerçek demokratikleştirme ise a ncak, geniş işçi ve memur yığınlarının kara rlara katılması ve bu kararları eylemleriyle desteklemeleri yoluyla gerçekleşebi ii r. Savaşta bundan sonraki gelişmeler, savaş boyunca edi nilecek tecrübe­ l er. bu konu üzerinde daha da düşünülürken ve sonuçlar çıkarı l ı rken temel olmalıdır. Parti kongresi nin ka ra rında deniyor ki : Tek anlamlı bir 78


tanımlamanın ve sınırlamanın güçlüklerinin ve sosyal -ortaklık ideolojisine koyma tehlikesinin tom bilinci içinde. ekonomik yönetime katı lma sava­ şının güçlendirilmesine yön verilmiştir. Yeni veriler. olanaklar ve zorun­ luklar a nca k bu yol la tümden hesaba katı lmış olabilir. 7. Pratik tecrübeler

Ekonomik yönetime katılma ha kkı henüz bir savaş a macı olara k kitleler için bili nçli bir şia r olma mışken, devletleşti ri lmiş işletmelerde işçiler ve memurlar son aylarda kendi çıkarlarıyla ilgili ekonomik kararlara çok geniş etkiler yapmışlardır. Krems madeninin 1 .200 işçi ve memurunun Viyana'ya yaptığı bir protesto yürüyüşü sonucu nda, VOEST Tröstüne bağlı olan ve aşağı Avusturyada bulunan bu madenin kapatıl ması önlenmiştir. Batı alman Siemens-Tröstünün Avusturyada devletleştirilmiş elektrik sana­ yiini ele geçirme çabaları, çok geniş bir p rotesto ka mpa nyası ile suya düşürülm üştür. Devletleştirilmiş olon petrol sanayiinin kendi dağıtı m ağını kurması yolunda yıllardan beri ileri sürülen fakat gerçekleşti ri lmiyen istek­ ler. petrol işçilerinin maliye bakanlığı önünde birlik hal inde yaptıklar gösteriler ve g rev hareketlerine başlıyacakları yolundaki tehdidieri sonu­ cunda nihayet kabul etti ril mişti r. Bütün bu olayla rda. bir kapitalist toplu mda işletmelerin geleceği ya da iktisadi yönetim hakkında komünistlerin sözü geçemiyeceği yolundaki tutum aşılmıştır. Gene bütü n bu olaylarda ayni zamanda, ekonomik yöne­ time katılmanın sosyal-ortaklık ruhu içinde bir uzlaşma sorunu olamıya­ cağ ı , a ksine bunun a nca k işveren çıkarlarına karşı savaşla sağlana bile­ ceği de ispat edilmiştir. Alfred Margu/ies

79


ö Z E L S A Y F A L A R I M i Z (I)

Fransız Komünist Partisi Merkez Komitesine

Değerli yoldaşlor, Fransız Kom ünist Partisinin 45-inci kuruluş yılı dolayısiyle Türkiye Ko­ m ü nist Partisi Merkez Komites Sizleri ve bütün Fransız komünistlerini hara retle kutlar. Kırkbeş yıl önce kurulan Fransız Komünist Partisi, Fransız işçi hareketi tari hinde yeni bir devir açtı ; işçi sınıfının ve Fransız halkının devrimci geleneklerini geliştird i ; uzun ve çetin m ücadeleler içinde gelişti ; dünya komünist h a reketinin bugünkü temel d i reklerinden biri haline geldi. Fransız Kom ünist Pa rtisi, işçi sınıfının birliği uğru nda, memleketin bütün i lerici, barışsever kuvvetlerinin tekel egemenliğ ine, gericiliğe, saldırg a n emperyalist kuvvetlere karşı birleşmesi uğ ru nda, demokrasi uğrunda, barış ve sosyalizm uğrunda savaşıyor. Yaratıcı Ma rksizm-leninizmi kılavuz edinen Fransız komünistlerinin, kendi özel şa rtların ı n gerekti rdiği en doğru yola tuttukla rı ıŞık, ayrı şartlar a ltında ve ayrı şiarların gerçekleşmesi için mücadele eden biz Türk komü­ nistlerinin savaş yolunu do aydınlatmaktad ı r. Enternasyonalizme her zaman bağ lı kolon Fransız Komünist Pa rtisinin, milletlerarası komünist hareketinde birlik ve dayanışmanın 1 957, 1 960 Moskova kararları temeli üzerinde kuvvetlendiril mesi ve korunması yolunda sarfettikleri büyük gayretler şükranla anılmaya değer. Barış, demokrasi ve sosya lizm uğrunda ki mücadelede Sizlere yeni başa­ rıla r dileriz. Yaşasın Fransız Komünist Partisi ! Yaşasın dünya komünist hareketinin b i rl iğ i ! Yaşasın komünizm ! TORKiYE KOMONIST PARTISI MERKEZ KOMITESI (1) Bir düzelirne : "Yeni çağ"ın 1 0-ncu sayısının ..özel Sayfaladı mız" bölümünde yayınlanan. Türkiye Komü nist Pa rtisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Yakub Demi r yoldaşın ra poru nun, Yakub Demir yoldaşın konuşması şeklinde okunması rica olunur. 80


ı Ç I N D E K I LE R

J o hann Koplenig

Leninist taktik ve stratiji n i n tipik bir özelliği . oolores Ibaruri

Kom ü n i st Enternasyonalinin Vii. Kongresi ve Ispanyanın geçirdiği tecrübeler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

7

Jacques oüclos

Demokrasinin sağlıyacağı yeni zaferler oozsö

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

15

Nemes

Halk cephesinden halk demokrasisine geçiş .

23

Viladimir Kouskiy

Demokrasi uğrunda yürütülen savaşla sosya lizm uğrunda yürütülen savaş a rasındaki bağla r . . . . . . . .

.

.

.

.

.

.

.

29

Enço Staykov

Kom ü n ist Enternasyonalizminin VII. Kongresi ve Bulgar Komünist Partisi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

36

Franz oalem

Birlik fi kri üstün geliyor .

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

43

M I L l i K U R TU L U Ş HAR E K ETi B U G O N J. I. Q ue llo

.

N.

Isa Conde

Dominik Cu m huriyetinde devrimci savaş onun öğ rettikleri .

50

KO M O N I ST V E ı ŞÇ i PARTİ L E R I N D E Avusturyada emekçileri n ekonom i n i n yöneti mine katıl ma n savaşı .

73

a Z E L S AY F A LA R ı M I Z Fransız Kom ü n i st Partisi Merkez Komitesine .

80


B A R I Ş

V E

S O S Y A L I Z M

P R O B L E M L E R I

Ingilizcesi:

Central Books ltd., 37 G rays I n n Road, london, W. C. 1 . ıt a lyan ca sı :

libreria Rinascita, Via delle Botteghe, Oscure 2. Roma Almancası:

..GlOBUS..-Vertrieb auslö ndischer Zeitschriften, Wien XX, Höchstödtplatz 3 Yunancost (Ktbrts'ta):

laikon Praktarion, Tricoupi Street, 53 r., Nicosia Rusçası:

Stredisko pro rozsirovani tisku, Prah a 6, Thaku rova 3 Franstıcası:

Societe d'Edition et d ' Enformation 9, Boulevard des Italiens Paris (2e) Ispanyo/cası : Ediciones Pueblos U nidos Casi ıla Correo 589, Montevideo Japoncası:

Nauka ltd., 2. Kanad-Zinbacho 2-chome. Chiyoda-ku, Tokyo Isveç dilinde :

Arbetarkultur. Söderarmsvagen 36. Johanneshov 6. Stockholm Bu/gaıcası :

Raznoiznos, I . Rue T zor Assen, Solia lüıkçes;:

.. Y E N i Ç A Ö .. - Stredisko pro ı ozsirovani tisku. Prah a 6. Thokurova 3

Fiyatı 1 lira

yc_66_01  

PROBLEMLERI SOSYALIZM aZEl SAYFALARıMIZ Fransı Komünist Partisi Merkez Komitesine BARIŞ VE MilLI KURTULUŞ HAREKETI BUGlJN Dominik Cumhuriyet...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you