Issuu on Google+

Emperyalizmin krizi derinlefliyor

Tredmana karfl› birleflelim

2008 y›l›nda emlak sektöründe patlak verip, daha sonra bütün piyasay› etkisi alt›na alan küresel ekonomik kriz, bir çok kapitalist ülkenin pefl pefle gelen iflas sinyalleri ile derinleflerek devam ediyor, ‹zlanda ve Yunanistan ile bafllayan iflas korkusu, ‹rlanda, Portekiz, ‹spanya ve Belçika ile had safhaya ç›km›fl durumda. Kapitalizmin yap›sal krizi yeni kurbanlar›n› ar›yor. SAYFA 10

Tecrite Karfl› Mücadele Platformu taraf›ndan düzenlenen 10. y›l›nda Hapishanelerde Tecrit ve Tecrite Karfl› Mücadele Sempozyumu 27-28 Kas›m tarihlerinde gerçekleflti. Sempozyumda siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik devletin yürüttü¤ü siyasi bask› ve iflkence sald›r›lar›na karfl› var olan mücadelenin daha da büyütülmesi gerekti¤i vurgusu öne ç›kt›. SAYFA 4

Gerçeklerin üstünü örtmeye hiçbir gücün hükmü yetmez

PERSPEKT‹F SAYFA 8

DEVRIMCI DEMOKRASI G

G

G

Susturulamaz! DEVR‹MC‹-MUHAL‹F B‹R YAZAR: ARUNDHAT‹ ROY

TECR‹TE KARfiI MÜCADELE SEMPOZYUMU Hapishanelerde uygulanan tecrite, tecritin sonuçlar›na ve hak gasplar›na karfl›, tutsaklar›n hak ve özgürlükleri için mücadele yürüten Tecrite Karfl› Mücadele Platformu, ‘Hapishanelerde Tecrit ve Tecrite karfl› Mücadele Sempozyumu’ düzenliyor. 27-28 Kas›m tarihlerinde düzenlenecek sempozyumda D‹SK, KESK, ÇHD, TMMOB, TTB ve ‹HD kat›l›mc› kurum olarak yer al›yor. ‹stanbul’un Aksaray semtinde bulunan Su Tiyatrosu’nda düzenlenecek sempozyum, saat 10:00’da bafllayacak.

PERSPEKT‹F SAYFA 8

Arundhati Roy yapt›¤› araflt›rma ve aç›klamalardan dolay› Hint egemenleri taraf›ndan hedef tahtas›na oturtulmufl durumda. Yoksul köylü ve iflçilerin iktidara yürüme mücadelesine öncülük eden Maoist partinin ülkede yaratt›¤› devrimci ç›k›fl›n gericiler taraf›ndan yalan ve çarp›tmalarla bo¤ulmas›na karfl›, halk›n hakl› savafl›na destek veren araflt›rmac›-yazar Roy’un bafl› yine dertte. SAYFA 10

Tek tek anlaflmalar takti¤i mi yoksa stratejik anlaflma siyaseti mi? DEMOKRAS‹ DEVR‹MLE GELECEK

1 5 GÜNLÜK S‹YAS‹ GAZETE

16-30 KASIM 2010 187. Say› Fiyat› 1 TL e-posta:devrimcidemokras@ttmail.com

www.devrimcidemokrasi.net

KCK DAVASI 13 OCAK TAR‹H‹NE ERTELEND‹

B‹Z‹ KURTARACAK OLAN NASIRLI ELLER‹M‹ZDEN BAfiKASI DE⁄‹LD‹R

Tarihteki önemli siyasi davalar aras›nda yerini alacak olan Diyarbak›r Adliyesi’nde görülen ve Kürt siyasetçilerinin ‘yarg›land›¤›’ dava, 13 Ocak tarihine ertelendi. Duruflmalarda öne ç›kan ise ilk duruflmalarda Kürtçeyi "Bilinmeyen bir dil" daha sonra "Kürtçe oldu¤unu söyledi¤iniz dil" fleklinde tutanaklara geçiren mahkeme baflkan›n›n son duruflmada bu kez Kürtçe yap›lan savunmay›, "Kürtçe oldu¤unu düflündü¤ümüz bir dil" olarak kay›t alt›na almas› oldu. Mahkeme Baflkan›n›n a¤›z›ndan dile gelen bu sözler, Türk devletinin kuruluflundan bu yana yasland›¤› ve kurumlar›yla güçlendirdi¤i Türk ezen ulus flovenizmi üzerinden Kürt ulusu ve diger az›nl›k uluslara uygulad›¤› katliam, asimilasyon ve çefliti kültürel bask›lar›n bire bir tarihsel d›fla vurumuydu. sayfa 5

Sömürü ve zulüm düzeni, kendi gerici iktdar›n›n bekas› için, faflist-gerici olan özlerini maskelemek amac›yla, emekçiler üzerinde ciddi bir manipülasyon yaratmaya çal›flmakta ve özü gerici olan “kahramanlar›” somutunda faflizmin önünde secde etmemizi istemekte. Faflizmin kölelik beklentilerine verilecek en iyi cevap, nas›rl› ellerle yaratt›¤›m›z bu dünyay› kendi eme¤imizle yönetmemizdir.

Sömürü ve zulüm düzeninin çark›n› k›ral›m Bir çocuk, Zonguldak sokaklar›nda boyac›l›k yaparak evine ekmek götürmeye çal›fl›yor. Büyük bir h›zla dönen yaflam çark›n›n içerisinde kimsenin dikkatini çekmeyen, varl›¤› ile yoklu¤u aras›nda bir fark görülmeyen bir çocuk, ad› Aykut. Nice yafl›tlar› gibi gözlerinde yoksullu¤un mahcuplu¤u ve yaflam›n bütün yükünün omuzlar›na yükledi¤i bir eziklik. Onu tan›mam›za vesile olan ise 10 Kas›m tarihinde burjuva-feodal medya taraf›ndan büyük bir flov eflli¤inde bir foto¤raf›n›n manfletlere tafl›nmas›. Manfletlere tafl›nan o foto¤rafta, Aykut tamda içerisinde bulundu¤u bu durumun en büyük mima-

sayg›d›r. Bu sayg›y› imha ve inkar ile yok etmeye çal›flt›klar› Kürt ulusundan, her türlü bask› ve katliamla manipüle etmeye çal›flt›klar› Alevilerden, erkek-egemen sistemin bütün yapt›r›mlar›na sessiz kalmas› istenen ve her türlü fliddete raz› gelmesi beklenen kad›nlardan, on y›llard›r uygulad›klar› politikalarla üretemez duruma getirdikleri “efendi” köylülükten, göbeklerini daha fazla fliflirmek için s›n›rs›z kar h›rs› ile hareket edip patronuna biat etmesini istedikleri iflçiden, yani üreten ve yaratan ellerden, emekten beklemektedirler, kendi gerici-zorba iktidarlar›n› ayakta tutabilmek için…

FERMAN YÖK’ÜN ‹SE ÜN‹VERS‹TELER B‹Z‹MD‹R 6 Kas›m’da ülkenin bir çok flehrinde alanlara ç›kan halk gençli¤i, Yüksekö¤retim Kurulu’nun son genelgesine göndermede bulunarak, “Ferman YÖK’ün ise üniversiteler bizimdir” dedi. Halk gençli¤i “Karakol eflli¤inde bilime ve paral› e¤itime karfl›, bilimsel ve anadilde e¤tim istiyoruz” aç›klamas›nda bulundu. 12 Eylül askeri faflist cuntas›n›n ürünü olan YÖK’ün kuruluflunun 29’uncu y›l›nda demokratik, bilimsel, paras›z ve anadilde e¤itim hakk› için ülkenin dört bir yan›nda halk gençli¤i eylemler yapt›. Demokratik Gençlik Hareketi ve daha birçok devrimci, demokratik, yurtsever gençlik hareketinin organize etti¤i eylemlerde öne ç›kan ise YÖK’ün üniversitelere gönderdi¤i ve üniversiteleri resmi olarak karakola dönüfltüren genelgesi, ÖGB’lere verilen s›n›rs›z yetkilerin protestosu ve bilimsel, paras›z ve anadilde e¤itim talebi oldu. Bu senenin öne ç›kan fliar› ise “Polis d›flar›, anadil içeri” oldu. sayfa 9

Tecrit ola¤an seyrinde ilerliyor Siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik bask›lar had safhaya ulafl›rken, hergün hapishanelerden yeni iflkence haberleri geliyor. Ciddi sa¤l›k sonrunu yaflayan siyasi tutsaklar›n tedavilerinin engellenmesine son bahane olarak yeterli personel eksikli¤i bulundu. ‹flkence uygulamas›n›n son adresi ise Karatafl Kad›n Hapishanesi. Siyasi tutsaklar iflkenceden geçirildi, durumu bildiren mektup ve fakslar›na el koyularak, komuoyundan tecrit edildi. SAYFA 4

GÜNDEM

Süreç oldukça zor ve sanc›l› fakat bir o kadar da avantajl› Nereye kadar gizleyeceksiniz

Bir dönemin bütün suçlar›n› “sevgili paflalar›” Kena Evren’e yüklemeye çal›flan devlet erkan›n›n bu tavr›n›n arka plan›nda ne yat›yor? Devletin bekas› için çal›flan, o dönemki iktidar odaklar› aras›nda ismiyle öne ç›kan Evren’in isminin lekelenmesini neye yormal›y›z.

fiiddetiniz karfl›s›nda örgütlenece¤iz Mirabel Kardefller’in katledilmesinin ard›ndan tüm dünyada Kad›na Yönelik fiiddeti K›nama Günü olarak ilan edilen 25 Kas›m’a iliflkin aç›klama yapan Demokratik Kad›n Hareketi (DKH), “Tek gerçe¤imiz var: Mücadele ile ‘var›z’, mücadelesiz ‘yokuz’!” dedi.

SAYFA 3

Katledilen toprak üretimi ve alternatifi

GÜNCEL 15

hesiz ki hay›r. CHP'nin s›n›f karakteri ve yap›s›, ideolojik-siyasi niteli¤i, faflist özü, Kemalist devletçi ilkelerinde bir de¤iflim söz konusu de¤ildir. Yap›lan yaln›zca görünümünü cilalayarak yeni bir yüz vermek ve iç yap›s›nda biçimsel de¤iflikliklere giderek sürecin ihtiyaçlar› temelinde klasik söylem ve baz› tutucu yanlar›n› törpüleyerek biçimlendirmektir. SAYFA 13

KADIN 7

Deniz Baykal’›n kaset skandal› ile CHP içerisndeki geliflmelerin ard›ndan, son dönemde CHP içerisinde yaflanan iç tasfiyeler ve K›l›çdaro¤lu'nun keskin ç›k›fllar› CHP’nin özünü ald›¤› s›n›f ve temsilcilerinden ba¤›ms›z düflünülemez. CHP içindeki bu tasfiye hareket plan› CHP'nin demokratikleflmesi veya özünden ar›nd›r›lmas› anlam›na m› gelir? fiüp-

r› olan, ama kendisinin “kurtar›c›” “büyük önder” olarak tan›d›¤› Mustafa Kemal’in ölüm y›ldönümünde, iflini o an b›rakarak sayg› duruflunda bulunuyor. Sayg› duydu¤u fleyin iflçiler, köylüler, emekçiler üzerinde sallanan faflist-zorba bir k›l›ç oldu¤unu bilmeden, öylece, bütün mahzunlu¤u ile ayakta bekliyor “sayg›” sand›¤› bir al›flt›r›lm›fl refleks ile. Burjuva-feodal medya taraf›ndan manfletlere tafl›nan ve büyük bir övgü ile örnek al›nmas› istenen bu sayg› hareketi esasta, hakim s›n›flar›n kendi gerici iktidarlar›n›n bekas› için ezilenler ve emekçilerden bekledikleri bir

Çin-Türkiye iliflkileri ve Çin imparatorlu¤u SAYFA 11

GÜNCEL 2

CHP’deki ‘geliflmelerin’ perde arkas›

ANAL‹Z

Ziraat Mühendisleri Odas› Genel Baflkan› Turhan Tuncer, k›rsal kesimden 2 milyon nüfusun kopar›ld›¤›na dikkat çekerek, köylülerin geceleri aç yatt›¤›n› belirtti. Tuncer, devlet politikalar›n›n bu flekilde devam etmesi durumunda, tar›m›n tamamen çökece¤ini belirtti.

GENÇL‹K SF 9

Bir ticaret öyküsü: e¤itim Her ne kadar bu bafll›¤a al›fl›k olsak da bu sefer farkl› bir yarat›c›l›kla karfl›m›za ç›k›yor. Adana’da e¤itim standartlar›n› yükseltme ad› alt›nda e¤itimin niteli¤inin içini boflaltanlar, bu kez okullar›n isim haklar›n› “hay›rseverlere” satacaklarm›fl.

KADIN SF 7

Kad›nlardan örgütlenme ça¤r›s› Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü’nde çeflitli etkinlik ve çal›flmalar düzenleyen kad›n örgütleri, kad›na yönelik fliddetin boyutlar›na dikkat çektiler. DKH, örgütlü mücadelenin alt›n› çizerek, mücadeleye kat›l›m ça¤r›s›nda bulundu.

Çivi iflçileri: kavga yeni bafll›yor EMEK SF 6

Devrimci ve muhalif bas›na yönelik sürdürülen bask› ve sald›r›lar devam ediyor. Devrimci Demokrasi Gazetesi’ne 1 ay süre ile yay›n durdurma ve son say›s›na toplatma “cezas›” verildi.

Sendikal› olduklar› için iflten at›lan Akdeniz Çivi iflçileri çeflitli eylemlerle direnifllerni sürdürüyor. ‹flçiler, fabrika patronu ve ayn› zamanda CHP’den Yeniflehir Belediyesi Meclis Üyesi olan Serhat Servet ‘i protesto etmek için CHP il binas› iflgal etti.

Halk›n mücadelesi sürdükçe halk›n sesi susturulamaz Türkiye-Kuzey Kürdistan halk›n›n bo¤az›na basarak yükselen egemen s›n›flar buna karfl› duran tüm güçlere yönelik bask› ve sald›r›lar›n› sürdürüyor. Halk› her geçen gün yoksullaflt›ran, emekçilerin hakk›n› budayan, iflçilerin ellerinden örgütlenme hakk›n› alan, köylüyü ma¤dur eden devlet, bunlar› sayfalar›na tafl›yan devrimci bas›n› da hedefine oturtuyor. Bu kapsamda yay›n hayat›na bafllad›¤› günden buyana Devrimci Demokrasi Gazetesi’de sald›r›lar›n hedefi oldu, oluyor. Gazetemize yönelik gerçeklefltirilen son sald›r› ise 1 ay yay›n yasa¤› ve

son say›s›na verilen toplatma karar› oldu. Tüm bu uygulamalar devrimci bas›n›n maruz kald›¤›, asl›nda rutinleflen sald›r›lar›n bir parças›d›r. Haklar›n› isteyen iflçileri, emekçileri coplar› ve gaz bombar› ile sald›rarak susturmaya çal›flan, yarg›layan ve tutuklatan devlet; onlar›n sesi olan devrimci bas›na yönelikte “duyars›z” kalm›yor! Sokak ortas›nda katledilmekten, tutuklamalara, faifl para cezalar›na kadar bir çok sald›r›yla muhattap olan devrimci bas›n, devletin sürekli hedefi halindedir. Ancak ne varki bu sald›r› furyas› ezilen-

lerin sesi olmam›z›n önüne geçemeyecektir. ‹flçinin, köylünün, emekçinin sorunlar›n› ve taleplerini daima sayfalar›na tafl›yan Devrimci Demokrasi susturulamaz!!! Sayfalar›m›zda yer alanlar halk›n talepleri ve istekleri, yani onlar›n sesidir. Bu ba¤lamda bu bask› ve sansür uygulamas› ile susuturulmak istenen halk›n kendi sesidir. Tüm bask› ve sald›r›lara ra¤men geliflen halk›n hakl› mücadelesine kay›ts›z kalmayaca¤›z... Onlar›n sesi olmaya devam edece¤iz.

Devlet katliam gerçekli¤ini kabul etmiyor Sivas katliam›n›n gerçekleflti¤i yer olan Mad›mak Oteli, Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davan›n ard›ndan, 5 milyon 601 bin TL kamulaflt›rma bedeliyle ‹l Özel ‹daresi'ne devredildi. Belli bir süredir AKP hükümeti, alevi inanc›na mensup halk› kendi siyaseti etraf›ndan buluflturmak için çeflitli ‘aç›l›mlarla’ yürüttü¤ü sinsi politikalar paralelinde Mad›mak Oteli’nin müze olma talebini ilk elden önüne he-

def olarak koymufl, çeflitli giriflimlerde bulunmufltu. Alevi kanaat önderleri ve devrimci-demokratik kurumlar taraf›ndan Sivas Katliam›’n›n perde arkas›nda yatan gerçeklerin bu tür sinsi giriflimlerle kapat›lmak istendi¤ine dikkat çekilmifl ve özellikle AKP hükümetinin “Alevi çal›fltay›” ve bir dizi “paketlerinin” alevi halk›n› kand›rmaya dönük oldu¤unu belirtmifllerdi. Bu tart›flmalar›n aras›nda Mad›mak Oteli’nin

kamulaflt›r›lmas› ile ilgili aç›klama yapan Mad›mak’ta katledilen Serkan Do¤an’›n kardefli Serdar Do¤an, “Hükümetler gelip geçicidir, burada söz konusu olan devletin hala katliam gerçekli¤ini dahi kabul etmemesidir. Talebimiz aç›kt›r. Mad›mak utanç müzesi olarak yaflananlar› gözler önüne serecek bir ayna olmal›d›r. Aksi halde, katliamlar ve an›t mezarlar ülkesi olacakt›r her yan.” SAYFA 15

A盤a al›nan üç general ve a盤a ç›kan gerçekler GÜNCEL 2

Yeni NATO Konsepti ve Türkiye Yeni strateji ile yay›lmac›, daha mütecaviz NATO için alt yap› oluflturulmakta. Nitekim kabul edilen yeni stratejide, Müflterek Güvenlik Bölgesi ve D›fl ‹stikrar Bölgesi tan›mlamalar› ile Avrupa’ya ilave olarak Asya ve Afrika k›talar› da NATO’nun jeopoli-

tik nüfuz alan›n›n içine sokulmufltur. Yeni strateji ile nükleer silahlar›n ilk kullan›m› dahil olmak üzere askeri tedbirler ön plana ç›kar›lm›fl ve nükleer silahla sald›r› tehlikesine karfl› önleyici sald›r› yap›lmas›n›n önü aç›lm›flt›r. SAYFA 13

Dersim halk› yozlaflt›rma sald›r›lar›na karfl› birleflti  GÜNCEL SAYFA 11 Dersim halk› bölgede yarat›lmak istenen yoz kültüre karfl›, devrimci kültüre sar›larak kampanya bafllatt›. “Dersim halk›n›n geçmiflten günümüze var etti¤i devrimci kültüre sahip ç›k” fliar›yla bafllat›lan kampanyada burjuva-feodal sistemin yaratt›¤› dejenerasyon ve tahribat teflhir ediliyor. Demokratik Haklar Federasyonu(DHF) çat›s› etraf›nda kenetlenen Dersim halk›, kampanya çerçevesinde çeflitli eylem ve etkinlikler örgütleyecek.


2

GÜNCEL

1-16 ARALIK 2010

Emperyalist güçlerin kalkan› olmayaca¤›z Geçti¤imiz hafta gerçeklefltirilen ve yeni dönem

gerçeklefltirdi. Bir çok demokratik kitle örgütü,

‹l binas›n›n önünde gerçeklefltirilen bas›n aç›kla-

‹ran’a diz çöktürmek istediklerine vurgu yap›la-

ezilen halklar olarak, ülkemizin ba¤›ms›zl›¤›

için emperyalist politikalar›n belirlendi¤i NATO

sendika, siyasi parti ve kurumun örgütledi¤i yü-

mas›nda 1949'da ABD’nin sosyalizmin dünya

rak “füze kalkan›”n›n da bu plan›n bir parças› ol-

için, topraklar›m›z›n Amerikan ve savafl örgütü

zirvesi sonucu uzlaflmaya var›lan “füze kalkan›”

rüyüfl eyleminde “Emperyalist Güçlere Kalkan

üzerinde yay›lmas›n› engellemek için kurdu¤u

du¤u ifade edildi. Ayr›ca ülkemiz tarihinin anti-

NATO'nun ç›karlar›n›n kalkan üssü haline geti-

projesi, genifl çapl› bileflenle Adana’da protesto

Olmayaca¤›z”, “Savafla De¤il E¤itime Bütçe”, “Ka-

NATO’nun, girdi¤i her ülke ve bölgenin insanla-

emperyalist mücadele deneyimleriyle dolu oldu-

rilmesine izin vermemeliyiz” denildi.

edildi.

til ABD, ‹flbirlikçi AKP” sloganlar› at›ld›.

r›na kan ve gözyafl› yaflatt›¤›na, ABD ve Avrupa-

¤u söylenilerek, “Ülkeyi yönetenler dün oldu¤u

Yap›lan befl dakikal›k oturma eylemi sonras›, bi-

l› emperyalistlerin, enerji ve hammadde kay-

gibi bugün de emperyalist ç›karlara ba¤lanm›fl

na önüne sembolik füze maketi ve siyah çelenk

naklar›n›n kontrolü için Irak, Afganistan ve

olabilir. Ülkenin gerçek sahibi iflçi, emekçiler ve

b›rak›larak eylem sonland›r›ld›.

U¤ur Mumcu Meydan›’nda toplanarak kortej

Ülkenin gerçek sahibi iflçi, emekçiler ve ezilen halklard›r

oluflturan kitle, AKP il binas›na do¤ru yürüyüfl

HAL‹F B‹R YAZAR: DEVR‹MC‹-MURO ARUNDHAT‹ Y aç›klamalardan do-

t›¤› araflt›rma ve Arundhati Roy yap tahtas›na oturri taraf›ndan hedef n iktidara lay› Hint egemenle sul köylü ve iflçileri Yok da. um dur tulmufl Maoist partinin sine öncülük eden ele cad mü e üm yür r taraf›ndan rimci ç›k›fl›n gericile ülkede yaratt›¤› dev a karfl›, halk›n as›n ulm bo¤ rla ala yalan ve çarp›tm mac›-yazar tek veren araflt›r SAYFA 10 hakl› savafl›na des tte. der e Roy’un bafl› yin

MPOZYUMU MÜCADELE SE sonuçlar›na ve TECR‹TE KARfiIula ritin tec , rite tec nan

hak cadeHapishanelerde uyg aklar›n hak ve özgürlükleri için mü rgasplar›na karfl›, tuts Mücadele Platformu, ‘Hapishanele Karfl› düzenlile yürüten Tecrite ele Sempozyumu’ cad Mü fl› kar da rite de Tecrit ve Tec enecek sempozyum tarihlerinde düzenl ›l›mc› kurum yor. 27-28 Kas›m B, TTB ve ‹HD kat unan Su MO TM D, ÇH , tinde bul D‹SK, KESK sem ay sar Ak ‹stanbul’un ’da olarak yer al›yor. yum, saat 10:00 enlenecek sempoz Tiyatrosu’nda düz bafllayacak.

YFA 8 PERSPEKT‹F SA

a s iy a s e ti m i? m fl la n a k ji te a s tr a k ti ¤ i m i y o k s ta r la a m fl la T e k te k a n ‹ DEVR‹MLE DEMOKRAS

GELECEK

AS‹ GAZETE 1 5 GÜNLÜK S‹Y

www.devrimc

OCAK KCK DAVASI 13 ND‹ LE TE ER NE H‹ R‹ TA s›nda yerisiyasi davalar ara

idemokrasi.net

I L R I S A N N A L O K A C A R A T R U K B‹Z‹ R ‹ D L ‹ ⁄ E D I S A K fi A B N E D Z ‹ M ‹ R E ELL

osta:devri Fiyat› 1 TL e-p 2010 187. Say› 16-30 KASIM

mcidemokra

s@ttmail.com

göTarihteki önemli arbak›r Adliyesi’nde ni alacak olan Diy rg›land›¤›’ ‘ya n rini çile set siya rülen ve Kürt ruflhine ertelendi. Du dava, 13 Ocak tari ilk duruflmalarda ise an ç›k öne a malard ra n bir dil" daha son Kürtçeyi "Bilinmeye linsöyledi¤iniz dil" flek nu u¤u old rtçe "Kü kairen mahkeme bafl de tutanaklara geç ›bu kez Kürtçe yap n›n›n son duruflmada oldu¤unu düflünrtçe "Kü , lan savunmay› almaolarak kay›t alt›na dü¤ümüz bir dil" n›n›n a¤›z›ndan flka Ba me hke Ma s› oldu. uTürk devletinin kur dile gelen bu sözler, layasland›¤› ve kurum a yan bu an und lufl eTürk ezen ulus flov r›yla güçlendirdi¤i nrt ulusu ve diger az› nizmi üzerinden Kü katliam, asimilasd›¤› l›k uluslara uygula bitürel bask›lar›n bire yon ve çefliti kül sayfa 5 u. uyd um vur a r tarihsel d›fl

skelerici olan özlerini ma kas› için, faflist-ge l›flmakta ve özü gerici be ›n r›n da ikt i ric n yaratmaya ça düzeni, kendi ge nSömürü ve zulüm çiler üzerinde ciddi bir manipülasyo izi istemekte. Faflizmin kölelik bekle ir. ek em izd em , etm em e ›yla tm cd ac ne se yö am de k izle ün me ay› kendi eme¤im tunda faflizmin ön ny mu dü so bu r›” ›z nla ›m ma t›¤ rle yarat olan “kahra iyi cevap, nas›rl› elle tilerine verilecek en

çark›n› k›ral›m in in n ze ü d m lü Sömürü ve zu

Devrimci Demokrasi bir ay kapat›ld› aklar›nda boguldak sok eBir çocuk, Zon ekmek götürm arak evine yap ya›l›k yac h›zla dönen or Büyük bir l dik

Devrimci Demokrasi Gazetesi’ne toplatma ve bir ay süreyle yay›n durdurma “cezas›” verildi. Gazete mizde yay›nlanan haber ve makaleler, örgüt propagandas› çerçevesinde de¤erlendirilerek 187. say›s› hakk›nda toplatma karar› verilirken, bir ay süreyle de kapat›lmas›na karar verildi. DHKP-C ve PKK propagandas› yap›ld›¤› gerekçesiyle, bas›n kanununun 252 ve 3713 say›l› yasan›n maddeleri uyar›nca gazetemizin tamam›na el konulmas›na ve yay›n›n›n 1 ay süreyle durdurulmas›na hükmedildi. Sansürlü gazetecilik anlay›fl›n› dayatan egemen s›n›flar›n bu yönlü sald›rlar›yla sürekli karfl› karfl›ya kal›nd›¤› aflikard›r. Devrimci bas›na karfl› bu tür sald›r›lar her daim sürmekte ve bundan sonra da sürece¤i gün gibi ortadad›r. Y›llard›r sürdürülen bask› ve y›ld›rma politikas›n›n bir aya¤› olarak verilen yay›n durdurma ve toplatma kararlar› devrimci bas›n›n maruz kald›¤› temel sorunlar olmaktad›r. Kendisinin d›fl›ndakilere ya-

“bü“kurtar›c›” a kendisinin r› olan, am › Mustafa Keolarak tan›d›¤ er” an önd i yük nde, iflin o y›ldönümü mal’in ölüm bulunuyor. g› duruflunda r, lüle b›rakarak say köy i il r

flam hakk› tan›mayan egemen s›n›flar›n bu yönlü sald›r›lar› ne ilk olmufltur ne de sonuncusudur. Kendisini devrim ve demokrasi mücadelesinin bir parças› olarak tan›mlayan ve bu mücadeleyi yürüten kesimlerin sesi olmay› amaç edinmifl devrimci bir yay›n organ›n›n sald›r›lara maruz kalmas›n›n bizce flafl›lacak hiç bir yönü yoktur. Zira egemen s›n›flar kendi misyonlar›n›n gere¤ini yapmaktad›rlar.

Bask›lara ra¤men sesimizi yükseltmeye devam edece¤iz “Demokratiklefliyoruz” yalanlar› ile beraber emekçi halk›m›z üzerindeki zulüm ve bask› cenderesini artt›rmaya çal›flanlar›n kirli oyunlar›n› teflhir edip, bunun mücadelesini verdi¤imiz içindir ki gazetemiz hakim s›n›flar›n sald›r›lar› ile sindirilmeye çal›fl›l›yor. Onlar›n istedikleri biçimde ve çizdi¤i s›n›rlar içerisinde “demokrasicilik” oyunu oynayacak bir gazetecilik

ile a ve inkar sayg›y› imh sayg›d›r. Bu Kürt ulusun çal›flt›klar› maniyok etmeye ve katliamla k› bas lü rden, erdan, her tür vile Ale r› çal›flt›kla püle etmeye ün yapt›r›msistemin büt her kek-egemen istenen ve i kalmas›

anlay›fl›n›n dayat›lmas›na karfl› sessiz kalmayaca¤›z ve onlar›n istedikleri çizgide bir yay›nc›l›k anlay›fl›na da asla prim vermeyece¤iz. Onlar›n istedikleri sömürü ve zulüm düzeninin s›n›rlar›na dokunmayacak olan, halk› bask› alt›na al›p kand›rmalar›na hizmet edecek bir gazetecilik anlay›fl›d›r. Devrimci Demokrasi hakim s›n›flar›n bu beklentilerinin hiç birisinin karfl›lamad›¤› ve gerici düzenin ortadan kald›r›l›p, gerçek anlamda özgür, demokratik ve yaflanabilir bir dünya mücadelesine aktif olarak hizmet etti¤i içindir ki bu sald›r›lar ile karfl› karfl›ya kal›yor. Dün oldu¤u gibi bugünde susmayaca¤›z. Faflizmin bu sald›r›lar›n› ne hayretle karfl›l›yor nede beklenmedik bir olay olarak görüyoruz. Onlar kendi gerici iktidarlar›n› korumak için kendi görevlerini yap›yorlar, bizlerde devrim ve demokrasi mücadelesinin geliflmesi için kendi görevimizi yap›yoruz ve yapmaya da devam edece¤iz.”

‹SE FERMAN YÖK’ÜNB‹Z‹MD‹R R LE ÜN‹VERS‹TE rinde alanlara

n bir çok fleh 6 Kas›m’da ülkeni Kuru¤i Yüksekö¤retim

Antalya’da protesto Devrimci Demokrasi Gazetesi’nin toplatma ve bir ay süreyle kapat›lmas› Antalya’da DHF faaliyetçileri ve taraftarlar› taraf›ndan bas›n aç›klamas›yla protesto edildi. Devrimci bas›n üzerindeki bask›lara dikkat çekilen aç›klamada, "Hakim s›n›flar ve gerici sistemleri, demokrasi, özgürlük, eflitlik, insan haklar› gibi kavramlarla ve sahte tav›rlarla faflist yüzünü örtmeye çal›fl›rken, kitlelerin bilincini buland›r›yor, diger yandan genifl halk kesimlerine yönelik faflist bask› ve sald›r›lar›n› pervazs›zca uyguluyor. Devletin sald›r›lar›n› ve sömürü politikalar›n› teflhir eden, farkl› ses ç›karan devrimci bas›n dün oldu¤u gibi bugünde faflist sald›r›lara maruz kal›yor. Bunun son örneklerinden biri, kendisiyle kan uyuflmazl›¤› olan Devrimci Demokrasi Gazetesi özgülünde, devrimci, muhalif, yurtsever bas›na yönelik kapatma, sansür, yay›nlar›n toplat›lmas› gibi bask› ve sindirme politikalar›d›r” denildi.

DEVR‹MC‹ DEMOKRAS‹ SUSTURULAMAZ Son dönemlerin en moda sözcü¤ü haline gelen demokrasi, özgürlük gibi kavramlar sald›rman›n baflka bir biçimi olmaktad›r. En dar anlam›yla dahi burjuva-feodal diktatörlük taraf›ndan uygulanmayan bu kavram, yine bu diktatörlü¤ün jargonunda alt etme arac› olarak durmaktad›r. Her biri di¤erinden demokrat olan bu baylar›m›z›n dalgaland›rd›¤› demokrasi bayra¤›, gerçekli¤in önünde genifl bir örtü görevi görmektedir. Bu ülkede demokrasi faflizmin gerçek yüzünü gizlemede kullan›lan bir peçe ifllevi görmektedir. Ve sadece bir kavram olarak vard›r. Bu peçe bazen ç›kar›l›p at›lsada sistem kendi meflrulu¤unu bu peçe ile sa¤lamaya ve flirin bir tablo yaratmaya çal›flmaktad›r. Gerisi ise laf-› güzaft›r. Faflist diktatörlük en büyük katliamlar›n› bu bayra¤› en çok dalgaland›rd›¤› dönemlerde gerçeklefltirmifl, halka dönük sald›r›lar›n› da yine ayn› dönemlere denk getirmifltir, getirmektedir. Yeni de¤il, her dönemin temel sald›r› arac› olan demokrasi kavram› ne zaman dillere pelesenk edilmifl, iflte o zaman sald›r› dalgas› bafllam›fl demektir. En azg›n sald›r›lar› en çok “demokrat”

olan›n gerçeklefltirmesi ise iflin di¤er bir yönünü oluflturmakta. Bunun bir dizi örne¤ini vermek mümkündür. Bugünlerde yine s›kça dillendirilen demokrasi söylemleri alt›nda büyük katliamlar, hak gasplar› ve pervas›z sald›r›lar yaflanmakta. Kazan›lm›fl haklar bir bir geri al›n›yor, kendi dilini konuflmak yasaklan›yor, hak aramak suç say›l›yor, örgütlenmek, sendikal haklar... dahas› tüm bunlar› dillendiren alternatif bas›n-yay›n kurulufllar›da olmad›k “ceza”lara maruz kal›yor. Gazetemizin kapat›lmas› iflte bu “demokrasi”nin niteli¤i ile do¤rudan ilintilidir. Ortada olan mesele bu sistemin gerçek siyasi karekteridir. Dolay›s›yla sald›r›larda manidard›r. Bu anlam›yla yay›n› durdurulan, kapat›lan onlarca bas›n-yay›ndan sadece bir tanesidir Devrimci Demokrasi. Kuflkusuz son da olmayacakt›r. Burjuva-feodal sistemin devam etti¤i koflullarda b›rakal›m gerçek bir demokrasiyi, burjuva demokrasisinin k›r›nt›lar›n›n dahi yaflanmayaca¤› bir gerçekliktir. Ayr›ca Lenin’in deyimiyle “En ilerici burjuva de-

mokrasisi dahi gerici bir diktatörlüktür”. Ve gerici bir diktatörlük bizim tercihimiz olamaz, olmamal›d›r. ‹flte tamda bundan kaynakl› olarak belirtti¤imiz devrimci demorasi bu gerçekli¤e karfl› sözde de¤il, pratik bir karfl› koyufltur. Hiç bir devlet kendi zor ayg›tlar›ndan kolay kolay vazgeçmeyecektir. Ve bu zor ayg›t› bir avuç kan emiciye hizmet etti¤i müddetçede gerçek bir demokrasiden bahsedilemeyecektir. Halklar›n özlemini duydu¤u gerçek demokrasi yine onlar›n mücadelesinin sonucu olarak, devrimle gerçekleflecektir. Bizim istedi¤imiz demokrasi egemen s›n›flar›n iki duda¤› aras›na s›k›flm›fl, dönem dönem telefuz edilen bir sözcük de¤il. Gerçek hayatta bir karfl›l›¤› olan ve halk›n mücadelesinde, halk›n kurtuluflunda vücut bulan gerçe¤in ta kendisidir. Küçük beklenti ve sistem içi dönüflümler bekleyenler, sivil toplumcu dar bak›fl aç›s› sergileyenler, gerçek bir demokrasiye asla ulaflamaz. Hele hele bunu egemen s›n›flar›n kendisinden beklemek ise tamamen bofl hayal olmaktan öteye geçemez. Kal›c› baflar›lar, kazan›mlar halk›n mücade-

lesiyle teminat alt›na al›nmad›¤› takdirde bu kazan›mlar, en bask›c› yöntemler kullan›larak tekrardan geri al›nacakt›r. Demokrasi ve özgürlük tart›flmalar› gerçek özünden sapt›r›larak farkl› bir minvalde, burjuva-feodal sisteme hizmet edecek flekilde ele al›nmaktad›r. Komünistlerin ve devrimcilerin görevi, bu yapay tart›flmalara hapsolmadan, demokrasi ve özgürlük safsatalar›n›n ard›nda yatan faflist karakterli devlet gelene¤ini teflhir ederek, buna karfl› verilecek mücadeleyi yükseltmek ve demokrasi kavram›n› özüne kavuflturmak olmal›d›r. Büyük bir hayranl›kla burjuva demokrasisine sar›lmak dün oldu¤u gibi bugünde kurtuluflu ifade etmez, yar›nda etmeyecektir. Hamasi nutuklar›n›n gölgesinde ifltahla beklenilen bu “demokrasi”yi burjuva feodal sistem kimseye vermeyecektir. Dolays›yla beklentilerin sonu uçurumdan yuvarlanmakt›r. Son olarak bir kez daha söylemek gerekirse bu ülkede demokrasi ancak ve ancak devrimle gelecektir, onun d›fl›nda anlat›lanlar laftan öteye bir fley ifade etmeyecektir.

A盤a al›nan üç general ve a盤a ç›kan gerçekler ‹çiflleri Bakan› 22 Kas›m 2010 tarihli bir kararla Jandarma Tümgeneral Halil Helvac›o¤lu'nu, Milli Savunma Bakan› ise Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tu¤amiral Abdullah Gavremo¤lu'nu a盤a ald›. Karar›n ise 926 say›l› TSK Personel Kanunu’nun a盤a almay› düzenleyen 65. maddesi uyar›nca uyguland›¤› belirtildi. Genarellerin a盤a al›nmalar›na iliflkin ortaya ç›kan gerekçelerini flöyle s›ralamak mümkün; son YAfi toplant›s›nda Tümgeneral Gürbüz Kaya, Tümgeneral Helvac›o¤lu ve Tu¤amiral Abdullah Gavremo¤lu, haklar›ndaki davalar nedeniyle terfi ettirilmemiflti. Terfi ettirilmeyen ancak baflka görevlere atanan üç general Askeri Yüksek ‹dare Mahkemesi (AY‹M)'ne dava açm›fl ve mahkeme, Balyoz davas›nda san›k olarak yer alan üç generali terfi ettirmifl ve yürütmenin de durdurulmas›na hükmetmiflti. Generallerin YAfi’taki atamaya ra¤men terfi ettirilmemesi için hükümetin gösterdi¤i gerekçe, komutanlar›n sorumlu olduklar› alanlarda “zafiyet yaflanmas›.” Tümgeneral Helvac›o¤lu hakk›ndaki görevden alma karar›nda ayr›ca, ‹stanbul 10’uncu A¤›r Ceza Mahkemesi'ndeki dosyaya at›f yap›ld›. Yaz›da Helvac›o¤lu'nun hükümeti devirme planlar› içerisinde yer ald›¤› ileri sürüldü. Hükümet yetkilileri konu hakk›nda tek bir a¤›zdan “Normal süreç iflledi, yasalar çerçevesinde ad›m at›ld›, abartmaya gerek yok” fleklinde aç›klamalar yapt›. Kamuoyunun da yakinen takip etti¤i bu geliflmenin ard›ndan baflta CHP ve MHP olmak üzere, siyasal rejimin (Faflist Kemalist Diktatörlük) içerisinde bulundu¤u tehditlerin hat safhaya vard›¤›n› “Sivil darbe” söylenceleri yaymaya bafllad›. S›rf bu geliflme üzerinden bakacak olursak dahi, iktidar klikleri aras›nda süregiden bir gerici dalafla halklar ve ezilenler taraf edilmeye çal›fl›l›yor. Siyasal iktidar ve onun çevresinde kümelenmifl

gerici klikler halk› taraf ederek, genel seçimlerin de yaklaflt›¤› bu süreçte geliflmelerden nemalanmaya çal›fl›rken, AKP hükümeti de özellikle bafllatt›¤› sistemin bafltan organizasyonunu sürecini tamamlama telafl›nda. Kemalist rejimin “reorganizasyonu” süreciyle AKP iktidar› özellikle bu rejimin temel ayg›tlar›ndan biri olan orduyu hizaya çekerek, hem iktidardaki yerini sa¤lamlaflt›rmaya çal›flmakta, hem de sözde muhalefet kesiminin ortaya koydu¤u geleneksel-siyasal yap›y› muhafaza ç›k›fllar›n› ‘sivil demokrasicilik’ oyunuyla bertaraf etmektedir. AKP iktidar› bu oyunla, iktidar›n›n ilk dönemlerinde bafllatt›¤› Ergenekon- Balyoz vb ad›mlarla kamuoyunu ‘demokratiklefliyoruz’ demagojileriyle yan›lsamaya ve kendi sürecine adapte etmektedir. Böylelikle eski yap› içerisinde AKP çizgisine adapte olmayanlar› tasfiye ederek çok boyutlu bir yap›lanma hamlesi hayata geçirilmektedir. Generallerin a盤a al›nmalar›n› bir ilk ve flaflk›nl›k yaratan olumlu bir geliflme olarak de¤erlendiren BDP Grup Baflkanvekili Ayla Akat, bunun “Bir ilk olmas›n›n yaratt›¤› flaflk›nl›¤› bir tarafa b›rak›p daha kararl› ad›mlar atmak gerekiyor” dedi. Ata, Meclis’te düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda “Darbeler tarihi olan ülke için demokrasiye geçifl sürecinin sanc›lar›n› yafl›yoruz” ifadelerini kullan›rken, generallerin görev alanlar›nda ‘Terörle’ mücadelede zafiyet yaflamas› gerekçesi ile görevden al›nmalar›n›n akabinde yeni dönemde güçlü bir savafl ve sald›r› konsepti haz›rl›¤› yapt›¤›n› görmemektedir. Bu yaklafl›m özellikle iktidar›n oldukça tehlikeli olan ve yo¤un bir flekilde propagandas›n› yapt›¤› genifl y›¤›nlar› demokrasicilik oyunu ile kand›rarak, ömrünü uzatma hamlesini besledi¤i gibi kat› faflist zihniyetin bir anda de¤iflebilece¤i yan›lsamas›n› da yaratmaktad›r.

devrimci demokrasi senin sesindir

OOLKUT

KU BUL

ABONE

ABONE

ABONEL‹K SÜRES‹ 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24 YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO

HESAP NUMARALARI Ertafl ÖZTÜRK ad›na

‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (TL) 1002 30000 1153314 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (CHF) 1142699 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Sterlin) 1174906


3

GÜNDEM

1-16 ARALIK 2010

Füze kalkan› sisteminin gizlenmek istenen gerçek yüzü Sadece hakim s›n›flar› de¤il, ülke halklar›n› do¤rudan ve esasta ilgilendiren, ayn› zamanda sadece ‘’TC’’ devletini de¤il, bölge ülkeleri ile emperyalist güçleri ilgilendiren füze kalkan› sisteminin ‘’TC’’ topraklar›na yerlefltirilmesi, Portekiz’in baflkenti Lizbon’da yap›lan NATO zirvesinde Türk hakim s›n›flar›n›n kabulüyle kararlaflt›r›ld›. Proje emperyalizmin günümüzde biçimlenen dünya stratejilerinin temel tafllar›n› döflemekte, saç aya¤›n› oluflturmaktad›r. NATO düzeyinde uzlafl›yla yans›t›lan proje, emperyalist talan, iflgal-ilhak ve yay›lmac› nüfuzunun askeri figürü, vahfli diflleri ve kanl› oyunlar›n›n yeni omurgas›d›r. Yeni gerici iç çeliflki ve çat›flmalar›n kayna¤› ve emperyalist bloklar aras› dalafl›n keskinleflip derinleflmesinin foto¤raf›d›r özünde. Füze kalkan› projesi emperyalistlerin yeni dönem stratejisinde önemli bir halka olup, emperyalist sald›rganl›k, dalafl ve çeliflkiyi yans›tmakta, klasik deyimle ‘’so¤uk savafl’’ stratejisini temsil etmektedir. NATO projesi olarak yutturulan proje esasta ABD’nin BOB ve YDD stratejisinin ta kendisidir. ABD’nin bu projesine AB’li emperyalistler de tam destek vermektedir. Bu destek ABD ve AB emperyalizmine ba¤l› di¤er ülkeleri de kapsayan çerçevede genifltir. Emperyalist güçlerin piyonlar› ve ABD maflalar› emperyalist dalaflta stratejik uflakl›k iliflkilerine ba¤l› olarak ABD’nin bu hamlesinde yer ve hatta rol alm›fl, efendisinin yan›nda saf tutmufltur. Füzesavar sistemi ve sistemin ‘’TC’’ topraklar›na yerlefltirilmesinin kararlaflt›r›lmas›, esasta Rusya’n›n frenlenmesi ya da bölgesinde sorunlara bo¤ularak bir biçimde kuflat›lmas› plan›nda yeni bir mevzi kazan›lm›flt›r. Rusya’n›n aba alt›ndan tehdit ederek, ‘’e¤er bize karfl›ysa tedbirimizi al›r›z’’ fleklinde gösterdi¤i reaksiyon iflin özünü deflifre etmektedir. Rusya’ya karfl› gelifltirilen projenin NATO’da kararlaflt›r›lmas› meselenin ana amac›n› veya özünü de¤ifltirmez. Rusya’n›n karfl› ad›m ve ata¤›n›n ne olaca¤› ise, Güney Kore-Kuzey Kore senaryosundaki geliflmelerle ip uçlar›n› vermektedir. Dolay›s›yla füze kalkan› projesi, emperyalist dalafl aç›s›ndan düflünüldü¤ünde esas olarak Rusya ve Çin’in bafl›n› çekti¤i emperyalist blo¤a, bu blo¤un ABD’nin nüfuzunu k›rma dinamikleriyle gösterdi¤i geliflmelere karfl› gelifltirilen bir ad›md›r. NATO zirvesi aflamas›ndaki tart›flmalar veya bu zirvede var›lacak anlaflma hakk›ndaki tart›flmalar ile Rusya’n›n ilk tepkisi de bunu do¤rulamaktad›r. Emperyalist kamplar aras›ndaki hegemonya ve ç›kar dalafl›na ba¤l› geliflen silahlanma yar›fl›yla savafl felaketine do¤ru ciddi haz›rl›klar› iflaret eden füze kalkan› sistemi, emperyalist blok-kamplar aras› güç gösterisi ve düellodan öteye de anlamlar tafl›maktad›r. Emperyalist projenin di¤er yan› veya as›l özü ise, onun halk düflman› karfl›-devrimci niteli¤i ve emperyalist tahakküm, haydutluk ve barbarl›¤› en tehditkar, en egemen, en canavarca araçlarla tahkim ettirilip his ettirilmesidir. Yani, rakip emperyalist güçler üstünde ‘’Demoklesin k›l›c›’’ gibi sallanan füzesavar sistemi, ülke, bölge ve dünya halklar› aç›s›ndan da büyük bir tehdit ve emperyalist barbarl›¤›n halklar üzerindeki

tahakküm ve kanl› egemenlik unsurudur. ‘’TC’’ topraklar› ileri bir karakol olarak silah-füze deposu haline dönüfltürüldü¤ü gibi, bölge ülkeleri de s›cak tehditle yüz yüze getirilmifltir. Yani, ‘’TC’’ devleti askeri poligon haline getirilmekle birlikte, bölge ‘’barut f›ç›s›’’ haline getirilip s›cak savafl çemberine at›larak felaketlerin efli¤ine getirilmifltir. Bölge halklar›n›n emperyalist ç›kar ve hegemonya u¤runa bir birine düflmanlaflt›r›lmas› ve k›rd›r›lmas› bu emperyalist proje ya da stratejiyle tehlikeli evreye ulaflt›r›lm›flt›r. Emperyalist dalafl ve çat›flman›n s›cak adresi TürkiyeKuzey Kürdistan ve bölge co¤rafyas› olarak belirlenmifltir. Emperyalist bloklar aras›ndaki dolayl› savafl bu bölge ülkeleri flahs›nda bölgesel savafllarla yürütülecektir. Emperyalist çat›flma bu co¤rafyaya ihale edilerek, yeni felaketlere do¤ru halklar aras›nda düflmanl›k tohumlar› yeflertilmektedir. ‹flte füzesavar sistemi olarak kararlaflt›r›lan yeni stratejinin halklar› ilgilendiren yan› esasta budur.

Beylik laflar ‘füze kalkan›na’ çarpt› AKP iktidar›, füze kalkan› sistemine karfl› muhtemel gördü¤ü ve somut olarak da gündeme gelen elefltirileri yumuflatmak veya önünü almak için, sistemin NATO projesi oldu¤u ve komutas›n›n NATO’da (hatta ilk etapta kendilerinde) olmas› gerekti¤i ve anlaflma metni ya da karar›nda ‹ran ya da baflka bir ülkenin ad›n›n zikredilmemesi gibi flartlar› olarak adland›rd›¤› safsatalar ileri sürdü. Sonra da ileri sürdü¤ümüz flartlar› NATO zirvesinde kabul ettirdik diye böbürlendi… ‹flin asl› yans›t›landan tamamen farkl›d›r. Birincisi, NATO toplaant›s›nda al›nan karar›n mevcut biçimi zirve öncesi perde arkas› görüflmelerde kararlaflt›r›lm›flt› zaten. Yani kapal› kap›lar ard›nda gizli görüflme ve pazarl›klar sonucu meselenin nas›l hal olaca¤› çözülmüfltü. Çeliflki olarak aç›k yürütülen tart›flmalar kamuoyunun haz›rlanmas›, dikkatlerin tali meselelere çekilmesi amaçl›yd›. Dolay›s›yla AKP’nin flartlar›m›z› dayat›p kabul ettik

böbürlenmesi düpe düz oyun, sahtekarl›k ve ikiyüzlülüktür. ‹kincisi, karara her hangi bir ülkenin isminin geçirilmemesi Rusya’n›n tepkilerinin görece yumuflat›lmas›na dönük bir taktikti. Ülke isimleri süpekülatif olarak piyasaya gayri resmi sürüldü ve Rusya veya ‘’TC’’nin istemleri do¤rultusunda karardan ç›kar›ld› numaras› çevrilerek, esasta Rusya’n›n dikkate al›nd›¤› imaz› çizilip teepkisi yumuflat›lmaya çal›fl›ld›. Oyun içinde oyun oynama yetene¤iyle projenin kabul ettirilmesi gerçeklefltirildi, tepki noktalar› törpülendi. Hepssi bu. Kald›ki, isimlerin aç›k yaz›lmam›fl olmas›, füze kalkan› sisteminin kim ve kimlere karfl› oldu¤u alenidir; düflman olarak tabir edilen güç ve devletler hangileridir bellidir, dahas› dalafl›n hangi güçler aras›nda cereyan etti¤i ve ABD’nin hangi ülkelerle u¤rafl›p düflman tan›m› içine ald›¤› bilinmez de¤ildir. O halde isimlerin zikredilmesi ya da edilmemesi formaliteden öteye bir anlam tafl›mamaktad›r. Dolay›s›yla AKP’nin iki yüzlülü¤ü burada da s›r›tmaktad›r. Üçüncüsü, Projenin NATO projesi olarak kabul edilip bu genifl çerçevede meflrulaflt›r›lmas› ABD’nin ifline geldi¤i gibi, ABD’nin plan› ya da oyunuydu. ABD NATO bileflenini projesine entegre ederek daha da güçlendirmifl olup, bir anlamda nüfuzunu NATO’ya kabul ettirmifl ve ç›karlar› do¤rultusunda NATO’yu kullanm›flemellerine araç etmifltir. Bu anlamda ABD’nin planlar›n›n gerçekleflmesinden baflka bir fley olmad›. Dolay›s›yla AKP iktidar›n›n füze kalkan› sisteminin NATO projesi olmas›n› flart olarak ileri sürüp kabul ettirdik diye övünmesi, yine ve baflka bir iki yüzlülüktür. Dördüncüsü, Komutan›n NATO’da olmas› (ya da AKP’nin ilk iddia etti¤i gibi kumandaan›n kendilerinde olmas›) sistemin tehlikesi ve kullan›lmas› aç›s›ndan hiçbir önem tafl›mamaktad›r. Çünkü, bahis konusu füze kalkan› sistemi otomatik sistemdir. Yani, ilgili sistem tehdit alg›lad›¤›nda kendili¤inden harekete geçmektedir. Dolay›s›yla komuta meselesi bofl bir safsatad›r. Daha da önemlisi, NATO’nun

komuta etmesi veya NATO projesi olmas›, ABD’nin projeye ve komutas›na hükmetmedi¤i anlam›na gelmiyor. fiöyle ki, NATO’nun askeri gücünü, ekonomi ve bütçesininin a¤›rl›¤›n› ABD karfl›lamaktad›r. Bu anlamda NATO içinde esasta söz sahibi olan ve NATO karar ve uygulamalar›nda a¤›rl›kl› olarak söz sahibi olan da objektif olarak ABD’dir. Somut örnekte görüldü¤ü gibi, füze kalkan› sistemi projesi ABD’nin stratejik projesi oldu¤u halde NATO’ya kabul ettirildi ve NATO projesi haline getirildi. Yani, ABD, NATO’nun karar, politika-proje ve uygulamalar›nda belirleyici güçtür. Bunun dayand›¤› gerçek, yaln›zca ABD’nin egemen güç olmas› gerçe¤i de¤il, somut olarak NATO’nun askeri ve ekonomik gücünü esasta karfl›lay›p temsil etmesi gerçe¤ine dayanmaktad›r. O halde, prosödürde nas›l tarif bulursa bulsun, gerçekte ABD NATO’ya damgas›n› vurmaktad›r. O halde, NATO projesi veya komutan›n NATO’da olmas› biçiminde yürütülen tart›flma veya flart olarak ileri sürülen bu unsurlar aldat›c› bir demagojiden ibarettir. AKP iktidar›n›n fliflindi¤i gerekçelerin kof olup, iki yüzlü bir tutum içinde oldu¤u burada da aç›kt›r. Füze kalkan› sisteminin ABD’nin maflal›¤›n› üstlenen ‘’TC’’ devleti hakim s›n›flar› taraf›ndan Türkiye-Kuzey Kürdistan co¤rafyas›na yerlefltirilmesinin kabulü ve anlaflma ile var›lan karar stratejik öneme sahip hayati bir meseledir. Füzesavar sisteminin ''TC’’ topraklar›na yerlefltirilmesi, ‘’TC’’ devletinin ABD ad›na bölgede militarist, sald›rgan askeri güç rolünü üstlenmesi, yeni bir ‘’‹srail’’ misyonu olarak emperyalist sald›rganl›¤›n kayna¤› ve oda¤› durumuna gelmesi, ABD karfl›tl›¤›n›n yönelece¤i askeri bir hedef durumuna gelmesi demektir. D›fl politikada ve komflu ülkelerle ‘’s›f›r sorun siyaseti’’ yerine, tam performansla sorunlu iliflkiler politikas›n›n hüküm sürmesi dönemi aç›lm›fl olacakt›r.

Klasik yöntem: yapay gündemlerle oyalamak! Özcesi, emperyalist sald›rganl›k ve dalafla ba¤l› olarak yaflanan emperyalist silah-

lanma ve ‘’so¤uk savafl’’ döneminin ad›m› olan füze kalkan› sisteminin tüm içeri¤iyle önemli bir gündem oldu¤u aç›kt›r. Bundan dolay› da ciddi tart›flmalara yol açmas› kaç›n›lmazd›r. Nitekim yaflanan tart›flmalar kamuoyunun dikkatini çekerek meselenin iç yüzünün a盤a ç›kmas›na hizmet etmektedir. Emperyalizmin kuklas› AKP iktidar› ve tüm piyonlar›, sistemin ülke topraklar›na yerlefltirilmesi anlaflmas›n› böbürlenme vesilesi yap›p övgüyle yans›t›rken, elefltirilerden kurtulamamakta, emperyalist ç›karlar u¤runa ülkeyi silah deposu haline getirerek savafl tehlikesi içine att›¤›n› saklayamamaktad›r. Elefltirilerin bask›s›ndan kurtulmak için de klasik taktikle yeni gündemler yarat›p kamuoyunun dikkatini baflka yönlere çekmeyi denemektedir. Bunda baflar›l› da olmaktad›r. ‘’CHP-BDP ittifak›’’ tart›flmas›n› abart›l› olarak gündeme tafl›mas›, ‘’TC’’ tarihinde görülmemifl ve bir ilk olarak sivil yetkililerin generalleri görevden almas› gibi sansasyonel geliflmelerle gündemi bombard›mana tutmas› ve hatta Lübnan’daki konuflmas›nda ‹srail’e yönelik beylik laflar›n› tekrarlamas› gündem de¤ifltirme çabas›n› göstermektedir. Ki generallerin görevden al›nmas› klikler aras› iktidar dalafl›ndan ba¤›ms›z olmay›p ciddi tart›flma ve geliflmelere gebe bir gündemdir. Burjuva düzen muhalefet partileri ciddi iddialarla sorunu tart›flmalar›n eksenine koydular bile. Yani, füze kalkan› sistemi fiileen geri plana düflerek unutulmaya yüz tuttu. Bizler bu oyuna düflemez, emperyalist canavarl›¤›n bu korkunç tuza¤›n› önemsiz sayamay›z. Yaflanan gerçekler karfl›s›nda Komünist ve devrimciler, elbetteki demokrat ve ayd›nlar da hiçbir burjuva hile ve oyuna pirim vermeden devrimci görev ve gündemlerini takip etmelidirler. Gündem somutunda biçimlenen görev, füze kaalkan› sisteminin gerçek yüzüyle teflir edilmesi ve karfl› mücadelenin yükseltilmesidir. Politik mücade ve teflhir kampanyalar›n›n yo¤unlaflt›r›larak büyütülmesi, gündemin füze kalkan› sistemine odaklanmas› Sonuç olarak, komünist ve devrimciler baflta olmak üzere tüm halklar›m›z hakim s›n›flar›n yalan ve demagojik safsatalar›na itibar etmeden, onlar›n stratejik sald›r› ve halklar› biribirine düflmanlaflt›racak tehlikeli oyunlar›na karfl› kararl› bir mücadele yürütmeli, ayn› biçimde emperyalizmin vahfli politika ve projelerine karfl›, mümkün olan en genifl kitlelerle birleflerek anti-emperyalist mücadele cephesini gelifltirmelidirler. Co¤rafyam›z emperyalizmin silah deposu ve askeri vurufl üssü haline getirilerek, bölge ülkeleri emperyalizmin ç›karlar› ve emperyalist dalafl u¤runa savafl felaketine sürülmektedir. Füze kalkan› sistemi emperyalizmin sald›rganl›k ve savafla dayal› yeni dönem stratejisidir. Sald›r› stratejiktir ve halklar›n emperyalist ç›kar ve dalafl pahas›na k›r›lmas›n›n›n temellerini atmaktad›r. Bu stratejik projeye karfl› mücadele de stratejik önemde ele al›nmal›d›r. En nihayetinde Halk Savafl›’n›n gelifltirilerek devrimin yükseltilmesi, tüm mücadelelerin anlam bulaca¤› flah damar›d›r.


4

GÜNCEL

1-16 ARALIK 2010

“Özgürlük paketlerinden” hapishanelerde pay›na düfleni al›yor AKP hükümetinin özgürlük demokrasi söylemlerini diline dolad›¤› flu günlerde hayat›n bir çok alan›nda hak gasplar› olanca h›z› ile devam ederken bu hapishanelerde de yank›s›n› buluyor. Bir yandan “Hayata Dönüfl Operasyonu” tan›mlamas› ile maskelenmeye çal›fl›lan 19 Aral›k katliam›n›n, aradan 10 y›l geçtikten sonra iflin as›l aktörleri asl›nda çoktan aklanm›fl durumda iken,

kamuoyuna flirin gözükmek için as›l faili devletin kendisi olan operasyonu birkaç er ve birkaç rütbeliye havale ederek sözde “yarg›layan” devlet bir yandan da hapishanelerde yeni ve kapsaml› bir sald›r› dalgas› gelifltiriyor.

Tecrit ve izolasyon derinlefliyor Devrimci

tutsaklar

üzerindeki

bask›n›n derinleflmesi ile beraber

bir çok hapishanede keyfi uygulamalara h›z verildi. Bir çok hapishanede gazete, dergi gibi yay›nlar tutsaklara verilmeyerek tecrit ediliyorlar. Ortak havaland›rmaya ç›kma gibi haklar› da keyfi flekilde k›s›tlan›yor bir çok tutsa¤a keyfi flekilde mektup telefon gibi haklar› “disiplin cezas›” ad› alt›nda ellerinden al›n›yor. Bu disiplin cezalar›na yap›lan itirazlar ise gerekçesi gösterilmeden red ediliyor. Ayr›ca

hasta tutsaklar›n tedavilerin yap›lmamas› ya da dedavi için uygun yerlerin sa¤lanmamas› nedeni ile durumlar› her geçen gün kötülefliyor. Rapora göre 2009’da yaflanan ihlal bilançosu flöyle: ‹flkence ve Kötü Muamele: 397 kifli. Sa¤l›k Hakk› ‹hlali ve Tedavisi Yap›lmayanlar: 554 kifli. Disiplin Cezalar› ve Görüfl Yasa¤›: 586. Beslenme, Is›nma ve Fiziki Koflul-

lardan Do¤an ‹hlaller: 236. Kürtçe Konuflma Yasa¤› ve Haberleflme ‹hlalleri: 173. Sevk Uygulamalar› ‹hlalleri (Sürgün ve Sevk ‹stemleri Reddedilenler Dahil): 105. Kitap – Mektup Yasaklamalar›: 201 doküman (107 kifli). 45/1 No'lu Genelge ‹le ‹lgili ‹hlaller: 162. Üst Arama Ve Ziyaret Engelleri: 98. Di¤er (S›nav, Kurs, ‹nfaz Yakma, Mahkemeye Ç›kar›lmama vb.): 128. Toplam: 2 bin 640 ihlal baflvurusu.

Yetkisiz ve rütbesiz mahkeme

Hapishanelerde Tecrit ve Tecrite Karfl› Mücadele Sempozyumu 27-28 Kas›m tarihinde yap›ld›

Tecrite karfl› mücadele herkesin görevidir Onuncu Y›l›nda Hapishanelerde Tecrit ve Tecrite Karfl› Mücadele Sempozyumu sonland›. Sempozyumda siyasi tututuklu ve hükümlülerin karfl›laflt›klar› bask›, iflkence ve tredman›n boyutu aktar›l›rken, içerdekilerin direnifline d›flar›ndan güçlü bir destek verilmesi gerekti¤i öne ç›kt›. Tecrite Karfl› Mücadele Platformu taraf›ndan Su Tiyatrosu'nda gerçeklefltirilen “10. y›l›nda Hapishanelerde Tecrit ve Tecrite Karfl› Mücadele” bafll›kl› sempozyum 27-28 Kas›m tarihlerinde gerçekleflti. Tecrite Karfl› Mücadele Platformu'nun (TKMP) düzenledi¤i, TAYAD, TUYAB, D‹SK, KESK, ÇHD, TMMOB, TTB ve ‹HD'nin kat›l›mc› kurumlar aras›nda yer ald›¤› sempozyum 6 oturumdan olufltu. Sempozyum devrim ve demokrasi mücadelesinde ölümsüzleflenler için sayg› duruflu ile bafllad›.

Halk kesimlerinin birli¤ini sa¤lamak görevdir Ard›ndan TKMP ad›na sunum yapan Ölüm Orucu direniflçilerinden Nihat Göktafl hapishanelerde siyasi tutsaklara yönelik çok kapsaml› sald›r›lar kafl›s›nda birlikte hareket edilmesinin önemine de¤indi. Göktafl, "Tutuklular›n sesini solu¤unu yükseltmeye, mücadeleyi büyütmeye çal›fl›yoruz. Tecrit karfl›t› mücadele yaln›zca tutsaklar›n, tutsak yak›nlar›n›n görevi olmamal›d›r" dedi. Sempozyuma Cezaevleri Merkezi Platformu (CMP) ad›na gönderilen mesajda ise "Bilinçle ve azimle devrimci tutsaklar olarak tecride karfl› tavizsiz direnmeye devam edece¤iz. Saf›n› emekten, ezilenden, hakl›dan yana belirleyen her kifli ve kurumun bu mücadelede yer alaca¤›na inan›yoruz. Tüm halk kesim ve katmanlar›n› hedefleyen bu topyekün sald›r›ya karfl› tüm halk kesimlerinin birli¤ini sa¤lamak en birinci görevdir" denildi.

‹lk oturum: Tecrit ve hukuk "Tecrit ve hukuk" bafll›kl› forumda konuflmac› olarak kat›lan ÇHD Genel Baflkan› Selçuk Koza¤açl› ve Av. Rahflan Aytaç hapishanelerde tecritin hukuksal boyutuna de¤inerek siyasi tutsaklar›n hukuksal boyutta da tecrite maruz kald›¤›n› ifade ederek, aç›lan soruflturma-

lar ve davalarda ç›kan sonuçlar›n tecritin derinleflmesine hizmet etti¤i söylendi. F Tipi hapishanelerde yaflanan hak ihlallerini aktaran Koza¤açl›, "Sald›r›n›n ilk boyutu; izolasyon, yaln›zlaflt›rma anlam›na gelen tecrit. ‹kinci boyutu ise tredman anlam›nda kullan›lan rehabilite etme. Bu çarp›k bilinç, siyasi tutukluyu hasta olarak kabul ediyor. Sa¤altaca¤›m, iyilefltirece¤im diyor" dedi. Siyasi tutsaklar›n haklar› için verdikleri direniflin önemsenmesi gerekti¤ini dile getiren Koza¤açl›, "Bugün aya¤a kalk›n ne olacak... Yakalar›n›za kartlar› tak›n ne olacak... Telefonda ad›n›z› tekmil gibi verin ne olacak... derseniz, yar›n bir gün kafalar› kaz›t›l›r, toplama kamplar›ndaki gibi muamelelerle karfl›lafl›l›r. H›zla arkas› gelir, kiflili¤inizden soyundurulursunuz" fleklinde konufltu. Ezilenlerin Hukuk Bürosu Avukat› Rahflan Aytaç ise hapishanelerde yaflanan sorunlar›n merkezinde uzun sürelere varan disiplin cezalar› bulundu¤unu söyledi. Verilen disiplin cezalar›n›n May›s ay›ndan bu yana infaz hakimliklerinde görülmeye baflland›¤›n› aktaran Aytaç, tutsaklar›n infaz hakimliklerine yapt›¤› itirazlar›n okunmadan geri çevrildi¤ini söyledi.

Tecrit, sa¤l›k ve hasta tutuklular ikinci oturumunda ise "Tecrit, sa¤l›k ve hasta tutuklular" konusu tart›fl›ld›. Sa¤l›k ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikas› (SES) üyesi Meryem Özsö¤üt, F Tipi hapishanelerinin insanlar›n yaflamsal gereksinimi olan üç uyarandan (ses, koku ve ›fl›ktan) yoksun oldu¤unu söyledi. Özsö¤üt, "‹nsanlar üzerinde bir araflt›rma olmasa da F tiplerinde bu üç uyaran›n yoklu¤u; huzursuzluk, gerginlik, paranoyaya varan flüphecilik, iletiflim kuramama sorunu yaflat›yor. Yaflanan alan›n dar olmas›, görüfl mesafesinin 8 metrekare ile s›n›rl› olmas›, gökyüzünün 30 metrekare ile s›n›rlanmas› göz bozukluklar›na neden oluyor. ‹flitsel sorunlar, sinirsel tipte sa¤›rl›k, kulak ç›nlamalar›, denge problemleri de s›kl›kla yaflan›yor" dedi. Ölüm Orucu direniflçilerinden Tekin Y›ld›z hapishanelerdeki bask› ve iflkence uygulamas›n›n arka plan›n›n anlafl›lmad›¤› sürece, gerçek do¤ru mücadele-

nin verilemeyece¤ini belirtti. Y›ld›z, tredman ve beraberinde gelen bask› uygulamalar›n özünde siyasi tutsaklar›n teslim al›narak toplumun teslim al›nmak istendi¤ini söyledi.

Tutsaklar ve yak›nlar› Sempozyumun üçüncü oturumunda ise "Tecrit, tutuklular›n ve yak›nlar›n›n yaflam›" bafll›¤› ele al›nd›. Bu formda siyasi tutsaklar›n yaflad›¤› hak gasplar›n›n yan›dan onlarla özdeflleflen ailelerin yaflad›¤› sald›r› ve bask›lar aktar›ld›. "Tecrit, mimari yap› ve personel" bafll›kl› Sempozyumun ikinci gününün ilk oturumunda yurt d›fl›ndan kat›l›mc›lar da yer ald›lar. Bu bölümde Mimarlar Odas› ‹stanbul Büyükkent fiubesi'nden Tores Dinçöz, fiule Karabafl (+ ‹vme Dergisi), Dinçer Ergün, Süleyman Acar, Teresita Castrillejo (Arjantin), Axel Alejandro A. Pim Pin (Filipinler) birer sunum gerçeklefltirdi.

Tecrite karfl› mücadelenin dünü ve bugünü "Tecrite karfl› mücadelenin dünü bugünü" bafll›kl› ikinci oturumda tecrite karfl› mücadele biçimleri ve özelikle ölüm orucu süreci tart›fl›ld›. Temel Demirer'in yönetti¤i oturumda Metin Yavuz (Halk Cephesi), Arzu Özdemir (Partizan), Cemal Do¤an (DHF), Taflk›n Türkmen (Al›nteri), Yunus Aydemir (ESP) terite karfl› verilen mücadelenin on y›ll›k de¤erlendirmesini yapt›. Bu oturumda özelikle ilk sunumu yapan Halk Cephesi’nden Metin Yavuz 19 Aral›k ve Ölüm orucu sürecine de¤inerek, siyasi yap›lar›n bir elefltiri vermesi gerekti¤ini belirtti. Yavuz flöyle konufltu: "Siyasi yap›lardan DHKP-C ile birlikte 2 yap› F Tiplerine geçifl öncesi Ölüm orucu eylemini bafllatt›lar. baz› siyasi yap›lar Ö.O eylemini F Tipi'ne geçiflten sonra bafllad›. Biz bunu elefltiriyoruz. Sald›r›dan önce direnmek önemliydi. Biz 7 y›ll›k süren bir direnifl ile tecrit sald›r›s›na karfl› mücadeleyi sürdürdük ve son olarak 45/1 sohbet genelgesi ile somut bir kazan›mla mücadelemiz sonuçlanm›flt›r." Partizan ad›na söz alan Arzu Özdemir, hapishanelerde yaflanan bask› ve teslim alma politikalar›na karfl› içeride verilen mücadelenin önemli oldu¤u fakat bu sald›r›lar karfl›s›nda d›flar›daki mücadelenin daha da önemli oldu¤a de¤inerek,

TMKP’nin önemli bir ad›m aldu¤unu söyledi. F tiplerinin sadece mimari bir yap› olarak de¤erlendirilemeyece¤ini dile getiren Özdemir, F Tipleri ile birlikte toplumun teslim al›nmak istendi¤ini belirtti. Özdemir ayr›ca konuflmas›nda F tiplerine karfl› verilen ölüm orucu mücadelesinin eksik yönlerini ve kazan›mlar›n› aktararak 2002’de neden sonland›r›ld›¤› noktas›nda bilgi verdi. Özdemir, hapishanelerde tecrit uygulamalar›n›n sürdü¤ünün alt›n› çizerek, oluflturulan "Cezaevi Merkezi Platformu" ve "Tecrite Karfl› Mücadele Platformu" gibi birlikteliklerin önemli oldu¤unu kaydetti. Demokratik Halklar Federasyonu'ndan Cemal Do¤an, hapishanelerin niteli¤ini ifade ederek, gerici iktidar›n halk› teslim alabilmek, devrimci mücadeleyi ve kendisine yönelik muhulif olan her hangi bir mücadeleyi bast›r›p tecrit etmek için hapishaneleri kulland›¤›n› belirtti. Ülkemizde de hapishaneler gerçekli¤inin bunun üzerinden yükseldi¤ini ifade eden Cemal Do¤an, 10 y›ld›r politik tutuklular›n tecrit sald›r›s› ve hak gasplar›na karfl› boyun e¤medi¤ini ve mücadelelerini sürdürdüklerini vurgulad›. Do¤an Ölüm oruçlar› noktas›nda ise bunun bir mücadele biçimi oldu¤unu ancak o dönemin gerekli elefltiri ve özelefltirilerin iflin öznesi olan siyasi hareketler taraf›ndan de¤erlendirildi¤ini belirterek, yürütülen ölüm orucu mücadelesinin taktik bir yenilgi ald›¤›n›, ancak devrimci iradenin kazand›¤›n› belirtti. Al›nteri temsilcisi Taflk›n Türkmen, tecridin sadece tutuklu ve hükümlülerinsorunu olmad›¤›n› vurgulayarak bu nedenle sadece içeriden yürütülecek direniflle de kazan›lacak bir mücadele olmad›¤›n› kaydetti. Ezilenlerin Sosyalist Partisi ad›na Yunus Aydemir, 19 Aral›k katliam›n›n 10. y›l›nda, katliam sald›r›s›n›n sorumlular›n›n yarg›lanmad›¤› bir dönemde adalet mücadelesinin sürdü¤üne iflaret etti. Tecrite Karfl› Mücadele Platformu'nun da bu yan›yla adalet mücadelesi ve tecrite karfl› mücadeleyi büyütme konusunda önemli bir görevi oldu¤unun alt›n› çizdi. Remzi Uçucu (TKMP), TMMOB ve KESK'in de konuflmac› olarak kat›ld›¤› "Tecrite karfl› mücadelenin gelece¤i" bafll›¤›n› tafl›yan üçüncü oturumda yap›lan konuflmalarla sempozyum sona erdi.

19 Ara›k katliam›n›n ard›ndan Bayrampafla hapishanesi özgülünde aç›lan katliam davas›n›n 10 y›ll›k bir süre zarf›n›n ard›ndan ilk duruflmas› yap›ld›. Davada katliamda as›l sorumluluk alan dönemin yetkili bürokratlar› ve askerlerine dokunulmazken bütün suç 39 askere yüklenerek, gerçekler has›r alt› edilmek isteniyor. 19-22 Aral›k 2000 tarihlerinde 20 hapishanesinde efl zamanl› olarak yap›lan “Hayata Dönüfl” ad› alt›ndaki katliam sald›r›s›nda 28 devrimci tutsak kullan›lan gazlar, kurflunlarla diri diri yak›larak katledilmiflti. Katliamda yaflam›n› yitiren 28 tutsaktan 12'si Bayrampafla Hapishanesi'nde katledildi. Haf›zalara 6 devrimci tutsa¤›n diri diri yak›lmas›yla kaz›nan katliam operasyonunuda dönemi yetikilerine dokunulmazken sald›r›ya kat›lan bin askerden sadece 39'u hakim karfl›s›na ç›kt›. Halk Cephesi "Adalet ‹stiyoruz", "Diri Diri Yakanlar Cezaland›r›ls›n" talebiyle mahkeme önünde eylem yapt›. Bas›n metnini okuyan katliam s›ras›nda Bayrampafla Hapishanesi’nde olan Mehmet Güvel, yaflad›klar›n› anlatt›. Güvel tutsaklar›n diri yak›ld›¤›n› ve katledildi¤ini hat›rlatarak, sald›r›da bugün hala ne oldu¤u bilinmeyen, elbiseleri yakmayan ama insan derisini eriten maddeler kullan›ld›¤›n› belirtti. Bak›rköy 13. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruflmada 42 ma¤dur ve 55 müflteki yer ald›. ÇHD’li 50’ye yak›n avukat müdahil olarak kat›l›rken duruflmaya, Eflber Ya¤murdereli, S›rr› Süreyya Önder, P›nar Sa¤ gibi ayd›n ve sanatç›lar da kat›ld›.

Yetkili ve rütbeliler yarg›lanm›yor “19 Aral›k katliam›” olarak tarihe geçen devrimci tutsaklar›n katledildi¤i katliam operasyonu ile ilgili olarak aç›lan soruflturmalara Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan izin verilmesi 3 y›l sürerken katliama kat›lan isimlerin jandarma taraf›ndan savc›l›¤a bildirilmesi ise 6 y›l sürdü. 10 y›l sonra Bayrampafla Hapishanesi’nde 12 kiflinin ölümüyle ilgili 39 er hakk›nda “Görev s›n›rlar›n› aflarak afl›r› güç ve silah kullanmak suretiyle ölümüne neden olmak”tan dava aç›ld›. Hiçbir üst rütbeli askerin yer almad›¤› davada erler, 12’fler kez müebbet, 29 tutukluyu öldürmeye teflebbüsten 29 kez 9 y›ldan 15 y›la kadar hapis cezas› istemiyle yarg›lan›yor.

19 Aral›k 2000’de ne olmufltu Ecevit Hükümeti olarak adlad›r›lan dönemde, devlet tüm gücüyle devrimci ve komünist tutsaklar› teslim al›p toplumsal muhalefeti bast›rmak için hapisanelerde ko¤ufl sisteminden hücre sistemine geçme ad› alt›nda çok kapsaml› sald›r› giriflimi bafllatt›. Sald›r› giriflimleri siyasi tutsaklar›n çeflitli eylemleri ile karfl›land›. Ölüm Orucu ve çeflitli flekillerde yürütülen mücadeleyi bast›rmak isteyen devlet, 19 Aral›k günü 20 hapisaneye efl zamanl› bask›nlar düzenledi. 28’i devrimcinin katledildi¤i katliam sald›r›s›na, Ecevit Hükümeti ve dönemin Adalet Bakan› Hikmet Sami Türk ‘Hayata Dönüfl’ ad›n› vermiflti. Ayn› gün Bayrampafla Kapal› Hapishanesi’nde gerçeklefltirilen operayonda 12 devrimci tutsak, yak›larak katledilmiflti.


5

GÜNCEL

1-16 ARALIK 2010

BM’den Türk devletine iflkence dosyas› Birleflmifl Milletler ‹flkenceye Karfl› Komite, Türk devletine iflkencelerle ilgili bir dosya göndererek “yasalar›n iflkencecileri korudu¤unu” belirtti. Belirtilen raporda, Komite “Süre giden iflkence iddialar›n›n, iddialar›n ba¤›ms›z ve etkin flekilde soruflturulmamas›n›n, suçlu bulunan kamu görevlilerininse cezalar›n›n ertelenmesinden endifle duyuyoruz.” dedi. ‹sviçre’nin Cenevre kentinde 1-19 Kas›m tarihleri aras›nda toplanan komite, Türkiye'nin dört y›l gecikmeyle verdi¤i periyodik raporla ilgili de¤erlendirme ve önerilerini aç›klarken, üye devletlerin ve Türk devletinin “‹flkence ve Di¤er Zalimane, ‹nsanl›k d›fl› veya Afla¤›lay›c› Muamele ve Cezaya Karfl› Sözleflme” paketine uyumunu izliyor. Türk devleti 1984'te oluflturulan bu sözleflmeyi 1988 de imzalad›. Fakat opsiyonel protokolüyse ›srarl› ça¤r›lara karfl›n henüz onaylamad›.

Raporda, Türk devletinin 2010’da gerçeklefltirdi¤i anayasa de¤iflikli¤i ve son olarak yap›lan “s›f›r tolerans” aç›klamas› olumlu geliflmeler olarak say›l›rken; bir önceki rapordan bu yana bir dizi uluslararas› insan haklar› sözleflmesini imzalamas›, 2004 ve 2005'te Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda iflkence suçunun cezas›n›n art›r›larak savunma hakk›n›n geniflletilmesi yine “olumlu geliflmeler” olarak gösterildi. Komite raporunda iflkenceyi afl›r› güç statüsünde ele alarak, bu minvalde daha az ceza öngören TCK maddelerini de elefltirdi ve raporda flunlar belirtildi; suçlananlar›n soruflturmay› etkileyememeleri için soruflturma s›ras›nda a盤a al›nmas› ya da uzaklaflt›r›lmas›n›, “afl›r› güç kullan›m›”yla "iflkence" suçu aras›ndaki ayr›m›n belirginlefltirilmesini, kötü muamele ve iflkence iddialar›n› etkin soruflturacak ba¤›ms›z mekanizmalar›n kurulmas›n›

önerdi. Komite ayr›ca, HSYK’n›n, Adli T›p Kurumu’nun, CMK maddelerinin vb. “‹flkence ve Di¤er Zalimane, ‹nsanl›k d›fl› veya Afla¤›lay›c› Muamele ve Cezaya Karfl› Sözleflme” ye uygun hale getirilmesini önererek, özellikle CMK’n›n 24. maddesinin de¤ifltirilmesini önerdi. Bir dizi telkin ve örneklerle aç›klanan ya da sunulan rapor sözde demokrasi ve insan haklar› gibi kavramlarla süslense de bu raporu yay›nlayanlar dünya halklar› üzerinde en amans›z katliamlar› uygulamaktan da çekinmemekteler. Yay›nlanan bu raporun ard›ndan AKP Hükümeti 19 Aral›k 2000 tarihinde hapishaneler de devrimci tutsaklara karfl› yap›lan katliama “dava” açarak kendini “aklamaya” çal›fl›yor. Ama gelinen aflamada davan›n daha 1. duruflmas›nda a盤a ç›kan gerçek yine katliamc›lar›n korundu¤u ve iflkencenin meflru k›l›nmaya çal›fl›ld›¤›n›n

göstergesi. O dönem askerlik yapan 28 er ve birkaç subay “kurban” seçilerek gerçek suçlular ve katliam›n gerçek amac› gizlenmeye çal›fl›lm›flt›r. fiimdi 2000 ve öncesinin hesab›n› “sormaya” çal›flanlar›n kendi dönemlerinde yapt›klar› katliamlardan ise bihaber davranmalar› ise bir hayli ilginç. AKP döneminde hapishanelerde 309 katliam gerçekleflti. Oldukça sa¤l›ks›z koflullarda ki hapishanelerinde Güler Zere, Abdullah Akçay, Duran K›zg›n gibi hasta tutsaklar›n ölüme mahkum edilmesi, çocuklar›n kurflunlanarak katledilmesi, sokak ortas›nda infaz›nlar vb… Bu raporu sunan sözde insan haklar› savunucular› olan ve Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de vb. ülkelerde insanlar› vahflice katleden ve katliamlar› bizzat yöneten ABD’nin sözcülü¤ünü yapmaktan ve en büyük iflkencecileri korumaktan da geri durmamaktad›r.

Katilleri ‘aklan›yor’

‹flkenceci polisler hakk›nda dava aç›ld› Beyo¤lu Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›, 1 May›s 2009’da 1 May›s ‹flçi Bayram› s›ras›nda Öztürk Alada¤ ve Naciye Kaplan adl› kiflileri gözalt›na alarak ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’nde iflkence eden Çevik Kuvvet fiubesi’nde görevli 5 polis ve Emniyet Müdür Yard›mc›s› Gökhan Özsavafl’›n da aralar›nda bulundu¤u flube yetkilileri hakk›nda dava açt›. Davac› avukatlar›ndan Meral Hanbayat “Oldukça önemli bir dava” ifadesini kulland›. Cumhuriyet Savc›s› Ali fiafak 30 Haziran 2010 tarihinde haz›rlad›¤› iddianamede, Çevik Kuvvet fiubesi’nde görevli komiser yard›mc›s› Nuh Mete Damgac›, flubede görevli Veli Tar›m ve Beyo¤-

lu Emniyeti Sivil Savunma Büro Amirli¤i’nde görevli Ayhan Aktafl ve Kemal Güney ile Fatih GBT büro amirli¤inde görevli Ayhan Bafltürk’e “iflkence” ve “kifliyi hürriyetinden yoksun b›rakmak” ifadelerini kullanarak iflkenceci polisler hakk›nda 26 y›la kadar hapis cezas› istemiyle dava açt›. Ancak dönemin Emniyet Müdür Yard›mc›s› ve ‹stanbul Çevik Kuvvet fiube Müdürü Gökhan Özsavafl'›n yarg›lanmas› için yap›lan suç duyurusu takipsizlikle sonuçlan›nca avukatlar karar› temyiz etti. Bak›rköy 12.A¤›r Ceza Mahkemesi itiraz› 3 Eylül’de sonuçland›rarak Özsavafl’›n yarg›lanmas›n›n önünü açt›. Böylece Özsavafl’›n dosya-

s› di¤er polislerin davas›yla birlefltirildi. Özsavafl, ifadesinde olay s›ras›nda Beyo¤lu’nda olmad›¤›n› ve iflkence emri vermesinin mümkün olmad›¤›n› iddia etmiflti.

Hanbayat aç›lan davay› de¤erlendirdi Avukat Meral Hanbayat, toplumsal eylemlere müdahale ederek fliddet uygulayan polisler hakk›nda genellikle zor kullanma yetkisinin afl›lmas› suretiyle “yaralama”dan dava aç›lmas›n› ve aç›lan davalar›n takipsizlikle sonuçlanmas›n›n bir al›flkanl›k haline geldi¤ini

belirtti. Hanbayat, aç›klamalar›na flöyle devam etti: "Bu aç›dan bu davada polisleri hakk›nda iflkenceden dava aç›lm›fl olmas› oldukça önemli. Ayr›ca, amir s›fat›yla görevde olan müdür hakk›nda da ihmal suretiyle iflkenceden dava aç›lm›fl olmas›, yarg› tarihimizde, benim bildi¤im kadar›yla bir ilk" dedi. Hanbayat, bu tür olaylarda gerekli tedbirleri almas› gereken amirlerin bilgilerinin olmamas›n›n mümkün olmad›¤›n› ifade etti. Beyo¤lu 1. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde 2 Aral›k'ta bafllayacak olan davada, benzer olaylar göz önüne al›nd›¤›nda nas›l bir sonuç ç›kaca¤› merak konusu.

Devlet katillerini aklamaya devam ediyor Mardin’in K›z›ltepe ilçesinde 2004 y›l›nda babas› ile birlikte askerler taraf›ndan PKK’li oldu¤u iddias› ile öldürülen 12 yafl›ndaki U¤ur Kaymaz için anma törenleri gerçeklefltirildi. Mardin K›z›ltepe’de babas› ile birlikte 13 kurflun s›k›larak öldürülen U¤ur Kaymaz ölümünden sonra, onu öldürenler “teröristleri” öldürdük diyerek gururlanm›fl ve U¤ur Kaymaz’›n bafl›n›n ucuna kaleflnikof koyarak yapt›klar› bu vahfleti meflrulaflt›rmaya çal›flm›fllard›. 6 y›ld›r süren dava hala sonuçlanmad› ve bu katliamc› katiller hala rahat rahat ölüm planlar› yapmaya devam ediyor. Son dönemlerde artan çocuk cinayetlerine bir yenisi de geçti¤imiz günlerde fi›rnak’ta eklendi. fi›rnak’›n Kumçat› (Dêrgulê) beldesinde ‹kizce Tank Taburu’nun karfl›s›nda bulunan

evlerinin önünde oynayan 12 yafl›ndaki Emin Açar ve kardefli Ahmet Açar, tabur önünde nöbet tutan askerin kendisini ça¤›rmas›yla yan›na gitti ve daha sonra silah sesiyle yere y›¤›ld›. A¤abeyinin yan›na giden Emin ise onu kanlar içinde yerde buldu. Emin asker ‘abilerine’ ambulans ça¤›rmalar›n› söylediyse de kimse ambulans ça¤›rmad›. Ahmet’in nizamiyeye al›nd›¤› ve yar›m saate yak›n akci¤erine saplanan kurflunla kanlar içinde bekledi¤i ö¤renildi. Daha sonra hastaneye kald›r›lan Ahmet’in ameliyata al›nd›¤› ve hayati tehlikesinin sürdü¤ü belirtildi. Tabur komutan› ise ‘benim askerim vurmad›’ diyerek gözle görülen olay›, savc›n›n yapt›¤› incelemede ‘askerin bir kurflununun eksik olmas›na ra¤men’ inkar ediyor. Taburun önünden geçip okula giden küçük k›zlar›n askerler taraf›ndan sürekli olarak sözlü tacize u¤ramalar› ise aklanma-

ya çal›fl›lan durumun ne kadar bariz bir flekilde ortada oldu¤unu gözler önüne seriyor.

‘Çocukta olsa’ katlediyorlar Ceylan Önkol, Diyarbak›r’›n Lice ilçesinde koyunlar› otlat›rken askerler taraf›ndan at›lan havan topuyla katledilmiflti. Ard›ndan olay yerine halk›n tepkisinden korkarak uzun süre savc› ve di¤er yetkililer gelememiflti. “Koruma” önlemlerinin al›nmas›ndan sonra köye gelen yetkililer yapt›klar› araflt›rma sonras› “patlamam›fl bir rokete baltayla Ceylan’›n vurdu¤unu ve patlama sonucu hayat›n› kaybetti¤ini” belirterek katliam› gerçeklefltirenleri aklam›fllard›. Van'›n merkez köylerinden Kurubafl'ta pikni¤e giden 16 yafl›ndaki Canan Sald›k kafas›na isabet eden kurflunla öldürülmüfltü. Olay sonras› yine katillerini koruyan devlet ve onun hakimleri olay›n at›fl talimi yap›l›r-

ken yanl›fll›kla yap›ld›¤›n› söylemifllerdi. Hakkari'de Da¤göl Mahallesi'nde 9 HPG gerillas›n›n katledilmesine karfl› bafllayan protesto gösterileri s›ras›nda bir uzman çavufl taraf›ndan hedef al›narak atefl edilmifl ve bayramda fleker toplamak için sokakta olan Vedat Turan vurulmufl ve kald›r›ld›¤› hastanede hayat›n› kaybetmiflti. Olay sonras› “uzman çavuflun kendisine karfl› sald›ran çocuklardan kendini korumak için havaya atefl etti¤ini bu atefl aç›m› sonras›nda da yanl›fll›kla Vedat Turan’›n vuruldu¤unu” belirterek yine katillerini korumufllard›. Tüm yaflanan bu katliamlar ve di¤er çocuk katliamlar›nda “suçlu” olarak hep çocuklar gösterilmifl ve katiller hep aklanm›flt›. Faili belli olaylar›n faillerini aklamay› tercih eden devlet, baflbakan›n “çocuk, kad›n kim olursa olsun gere¤ini yapaca¤›z” sözlerinin karfl›l›¤›n› yapmaya devam ediyor.

Baran Tursun'un katlediliflinin 3. y›l›nda, ölümüyle ilgili davada katil polisler verdikleri çeliflkili ifadelere ra¤men 2 y›l cezayla kurtulurken, Tursun ailesine 15 dava aç›ld›. Hem ifadelerdeki çeliflkiler hem de uzmanlar›n verdi¤i raporlar Baran Tursun’un kasten öldürüldü¤ünü iflaret ederken, mahkeme katilleri ödüllendiriyor. ‹fllenen polis cinayetlerine ve verilen cezalara bak›ld›¤›nda bu tür vakalar›n artmas› ve katillerin alenen ödüllendirildi¤i görülecektir. Geçti¤imiz 3 y›l içerisinde polisin vukuatlar› ülke genelinde devam etmifltir. Hepsinde de polisler mahkemeler taraf›ndan ya ma¤dur ve masum gösterilmifl ya da ufak cezalarla kurtulmufltur. ‹flte bunlara bir kaç örnek ; *fierzan Kurt isimli üniversite ö¤rencisi May›s ay›nda polis taraf›ndan katledildi. Katiller d›flar›da dolafl›rken ma¤durlar tutukland›. Davan›n ilk duruflmas› korsan yap›ld›, yetmedi dava yine ayn› korsanl›kla baflka bir ile nakledildi. *Engin Ceber'in iflkenceyle katledildi¤i kamera görüntüleriyle tespit edildi. Buna ra¤men polisler akland›. *Dicle Üniversitesi'nde Ayd›n Erdem'i katleden polislere bir fley olmazken Ayd›n Erdem'i sahiplenen arkadafllar› tutukland›. *Diyarbak›r'da 7 yafl›ndaki Enes Ata polis kurflunuyla katledildi. Polis vurdu¤u Ata'n›n ailesini de tehdit ederek ailenin cenaze töreni düzenlemesine bile izin vermeden, cenazeyi gece gömdürdü. Bu ve benzeri vakalar s›ralanabilir. Rutin hale gelen polis cinayetleri toplumu tehdit etmektedir. Mahkemelerin verdi¤i karar da ayr› bir tehdit oluflturmaktad›r. Yap›lan katliamdan arta kalanlar ise yarg› k›skac›nda susturulmak istenmekte ve onlarca y›l› bulan cezalarla yarg›lanmaktad›r. Baran Tursun’un ailesi bunun örneklerinden birisidir. Tursun ailesi hem bu vakalarla mücadele etmek ad›na ve hem de çocuklar›n›n ad›n› yaflatmak için kurduklar› Uluslararas› Baran Tursun Vakf›-Baransav ile polis fliddetine karfl› mücadele eden ve maruz kalan kiflilere hukuki, maddi ve manevi destek veriyor.


6

EMEK

1-16 ARALIK 2010

TEKEL iflçilerinden meflaleli yürüyüfl TEKEL iflçileri ‹stanbul’da yapt›klar› eylemlerine bir yenisini daha ekledi. Ellerinde meflalelerle Galatasaray Lisesi önünde toplanan iflçiler, “4/C iptal edilsin”, “sözleflmeli köle olmayaca¤›z” “4/C’ye hay›r” sloganlar› atarak yürüyüfle geçtiler. Taksim Meydan›’na kadar gelen iflçilere devrimci demokrat kurumlar da destek verdi.

Arzu Günefl: “Direniflimiz devam edecek” Taksim Meydan›’nda direniflteki iflçilerden Arzu Günefl bir aç›klama yapt›. Günefl aç›klamas›nda

flu ifadeleri kulland›. “Özellefltirilerek kapat›lan TEKEL fabrikalar›nda çal›flan iflçilere, zorla 4/C’nin dayat›lmaya çal›fl›l›yor. 4/C ile iflçilerin özlük haklar› ile ifl güvenceleri ellerinden al›n›yor. 4/C uygulamalar› salt TEKEL iflçileri için de¤il tüm çal›flanlar için tehdit oluflturuyor. 4/C’ye karfl› hep birlikte mücadele edelim”. Aç›klamada devletin 4/C’yi iptal etmek yerine atamalar yaparak TEKEL iflçileri üzerinde bask› uygulamaya çal›flt›¤›na de¤inerek devam eden Günefl, Tek-G›da ‹fl Sendikas›’n›n iflçilere verdi¤i sözleri tutmad›¤›n› ve iflçilere karfl› ikiyüzlü dav-

rand›¤›n› anlatt›. Direnifllerini kararl›l›kla sürdüreceklerini ifade eden Günefl, sözlerine flöyle devam etti: “Önümüzdeki günlerde TEKEL’e ait son iflletmeler de kapat›larak iflçilerin ifllerine son verilecek. Bu süreci tüm ülkeye yaymaya ve birlikte mücadeleyi örmeye haz›r›z. Emekten yana olan bütün sendikalar› bu süreçte TEKEL iflçilerine destek vermeye ça¤›r›yoruz”.

Tek G›da ‹fl Baflkan› TEKEL iflçilerine sald›rd› ‹stanbul Levent’teki Tek-G›da ‹fl sendikas› önün-

de direnifllerini sürdüren TEKEL iflçilerine yönelik 24 Kas›m’da bir sald›r› gerçeklefltirildi. 52 gündür direnifllerine ‹stanbul Levent’te sendika binas›n›n önünde devam eden iflçiler, Tek-G›da ‹fl Baflkan› Mustafa Türkel’i sendika binas›na geldi¤i s›rada protesto ettiler. ‹flçilerden Metin Aslan’› hedef alan küfürler eden Türkel, korumalar›n› iflçilerin üzerine gönderdi. Olay s›ras›nda polis havaya atefl etti. Yap›lan sald›r› s›ras›nda iflçilerden Aslan, kafas›ndan ve yüzünden a¤›r yaraland›. Sald›r› sonras› fiiflli Etfal Hastanesi acil servisine kald›r›lan Aslan, tedavi alt›na al›nd›.

‘Kavga bitmedi daha yeni bafll›yor’ Mersin’de 27 Ekim'den bu yana, sendikal› olduklar› gerekçesiyle iflten ç›kar›lan Akdeniz Çivi iflçilerinin direnifli CHP il binas›n›n iflgaliyle sürdü. Fabrika patronu ve ayn› zamanda CHP’den Mersin Yeniflehir Belediyesi Meclis Üyesi olan Serhat Servet Dövenci’den haklar›n› elde etmek için CHP il binas› 25 Kas›m günü erken saatlerde iflçiler taraf›ndan iflgal edildi. Yo¤un polis ve itfaiye ablukas› ve fiili iflgal devam ederken iflçiler, s›k s›k ‘susma hayk›r sendika hakt›r’, ‘direne direne kazanaca¤›z’, ‘kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ sloganlar›n› hayk›rd›lar. Süren iflgal s›ras›nda KESK üyeleri, yazar Adil Okay, Mersin ‹HD ‹l Baflkan› ve bir çok kitle örgütü, iflçileri ziyaret amaçl› parti binas› önüne geldiler. Fakat gelenler iflçilerle görüfltürülmedi. ‹HD Mersin ‹l Baflkan› Ali Tanr›verdi yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda “ bir ‹HD baflkan› olarak iflçilerle görüflmek istiyoruz, fakat bizi iflçilerle görüfltürmüyorlar. Bu durumu buradan k›n›yoruz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan parti binas›na tekrar girmek isteyen heyet, polis taraf›ndan engellendi.

Fiili iflgal sald›r› ile sona erdi 19 saat süren ve birçok demokratik kitle örgütünün deste¤iyle büyüyen direnifl, sabah saatlerinde polisin sald›r›s› ile sona erdi. ‹tfaiye ve 112 acil servis ekiplerinin gün boyunca haz›r bekletildi¤i sokakta, ekipler, ilk önce parti binas›n›n önüne sinyal kesici jammer yerlefltirdi. ‹tfaiye ekiplerinin fliflme branda germesinin ard›ndan, polis binay› ablukaya ald›. Polisin, megafonla iflçilere ''eylemlerinin yasal olmad›¤› ve sa¤duyulu davranmalar›, aksi halde müdahale edecekleri'' yönünde tehditlerde bulunmas›n›n ard›ndan, binan›n kap›s›n› k›rarak içeriye girmesi ve 59 iflçiyi gözalt›na almas›yla sabaha karfl› 3:30'da sona erdi. Devlet hastanesine götürülen 59 iflçi, sa¤l›k kontrolünün ard›ndan gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nan iflçilerin tümü ifadeleri al›nd›ktan sonra serbest b›rak›ld›.

rak talep ve isteklerini dile getirdi. Burada bas›na ve kamuoyuna konuflan Birleflik Metal-‹fl Sendikas› Genel Sekreteri Selçuk Göktafl, ülkemizde anayasa ve yasalar›n tam olarak uygulanmad›¤›n› dile getirerek, "E¤er onlar için anayasa ve yasalar›n geçerlili¤i yoksa bunlar Birleflik Metal-‹fl Sendikas› ve Akdeniz Çivi iflçisi için de herhangi bir anlam ifade etmiyor. Biz bundan sonra bu ülkede iflçi ve emekçilere yönelik her türlü hak gasp›na karfl› sokakta yani alanlarda olaca¤›z. Kimse bizim karfl›m›za ç›k›p da 'Yapt›¤›n anayasaya ayk›r›d›r, hukuksuz ve yasa d›fl›d›r' demesin. Bugün anayasa ve yasalara en fazla sayg› gösterenler iflçi ve emekçilerdir. E¤er onlar›n anayasal haklar›na sayg› gösterilmiyorsa hiç kimse bizden bu ülkenin anayasas›na ve yasalar›na sayg› göstermemizi beklemesin" dedi. Konuflmalar›n ard›ndan iflçiler Atatürk Caddesi ve 111. Cadde'yi takip ederek, ‹stiklal Caddesi üzerinde yer alan CHP ‹l Binas›'na yürüdüler. Burada kolluk güçleri, parti binas› girifline barikat kurup, alan› ablukaya al›rken, iflçiler bir süre slogan att›ktan sonra bundan sonra neler yapacaklar›n› tart›flmak üzere sendika binas›na geçtiler. Yap›lan eylemin ard›ndan iflçilerle direnifllerine

dair görüfltük. ‹flgal eylemi devam ederken bir çok tehdit ve sald›r›ya maruz kald›klar›n› belirten iflçiler, bu tehditlerin, kolluk güçlerinin sabah›n erken saatlerinde bina kap›s›n› k›rarak kendilerini zorla göz alt›na almas›yla sonuçland›¤›n› belirttiler. Tüm sald›r› ve bask›lara karfl›n bundan sonra da haklar› için, Sendikalar› için direnmeye devam edeceklerini ifade eden çivi iflçileri ‘kavga bitmedi daha yeni bafll›yor’ diyerek kararl› olduklar›n› ifade ediyorlar. ‹flgal eylemlerinin amac›na ulaflt›¤›n› ve farkl› eylem tarzlar›yla direnifle devam edeceklerini belirten bir iflçi düflüncelerini flöyle ifade etti: “‹flgal eylemimiz amac›na ulaflt›. Normal direnifle devam ederken CHP ve patronlar sessizce bekliyorlard› ama iflgal eylemi yap›nca hepsi seslerini ç›karmaya bafllad›lar, rahats›z oldular. Amac›m›z da buydu ve ulaflt›k. Tüm ülke ve dünya direniflimizi duydu. fiimdi farkl› flekillerde direniflimize devam edece¤iz ta ki iflimize geri dönene ve haklar›m›z› alana kadar.” Bir di¤er iflçi ise direnifllerinin anayasal bir hak oldu¤unu ve bunun için direndiklerini ve bu direnifl esnas›nda CHP ve patronlar›n gerçek yüzlerini

Tüm hak gasplar›na karfl› sokaklarda olaca¤›z Serbest b›rak›lan iflçiler ayn› gün ö¤le saatlerinde bir yürüyüfl ve bas›n aç›klamas› yaparak yap›lan sald›r›y› protesto etti ve tüm engellemelere ve sald›r›lara karfl› direnifle devam edeceklerini duyurdular. 111. Cadde üzerinde yer alan ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) Mersin fiube Binas› önünde toplanan iflçiler, burada üzerinde; 'Akdeniz Çivi ‹flçileri Yaln›z De¤ildir' ifadelerinin yer ald›¤› pankartlar açarak, 'Kavga Bitmedi Daha Yeni Bafll›yor', 'Direne Direne Kazanaca¤›z' fleklinde sloganlar atarak Atatürk Caddesi'ne do¤ru yürüyüfle geçtiler. Söz konusu cadde üzerinde yer alan Büyükflehir Belediyesi Hizmet Binas› önünde yürüyüfllerine son veren çivi iflçileri, daha sonra bir aç›klama yapa-

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Son dönemde Türkiye-Kuzey Kürdistan co¤rafyas›nda bir çok iflçi direnifli gerçeklefltirildi. Tek tek direnifllerin yan›nda, TEKEL gibi binleri bulan iflçinin kat›ld›¤› ve etkisi oldukça büyük olan direnifller de yafland›. Ancak, özellikle devrimci hareket içinde, bu direnifllere ya abart›l› derecede misyonlar yüklenerek devrim rüyas›na yat›ld› ya da bu direnifllere burun bükülerek fazla destek verilmedi. Her iki tav›rda özü itibariyle gerici bir tav›rd›r. ‹flçi s›n›f›na ve onun ideolojisine olan yabanc›l›¤›n ya da ondan uzaklaflman›n bir sonucudur. Bu durumlar içerisinde zaten iyice daralm›fl ve bir kitle taban kayg›s› tafl›yan devrimci hareket en çok ta birinci fl›kk› yani abart›l› yaklafl›m›n› sürdürmütür. Bizim yaz›m›z›n esas konusu da bilinç bulan›kl›¤›n›n bir sonucu olan bu yanl›fl yaklafl›m olacak. ‹lk önce belirtmek gerekir ki direniflleri ve mücadeleleri de¤erlendirirken ülkenin ve dünyan›n içinden geçti¤i süreci ve o an için ülkedeki s›n›f mücadelesinin seyri ve etki gücüne bakmak gerekir. En nihayetinde içinde bulunulan durum direnifllerin niteli¤ini ve karakterini de belirler. Uluslararas› düzeyde emek mücadelesinde bir gerilemenin yafland›¤›, hak gasplar› ve sald›r›lar›n artt›¤› bir dönemde, özellikle s›n›f

Dursun BAfiTU⁄ hareketi ve devrimci hareketin kapsaml› sald›r›lar›n hedefi olarak daralt›l›p geriletildi¤i günümüz koflullar›nda iflçilerin verdi¤i tek tek mücadelelerin ekonomik mücadeleden ç›kar›larak birlefltirilip siyasi iktidar› hedef alan stratejik bir çizgiye çekilmesi ve siyasi bir mücadeleye dönüfltürülmesinin oldukça zor oldu¤unu görmek gerekiyor. Kald› ki zaten kopuk olan iliflkiler içerisinde iflçilerin direnerek tek bafl›na bu bilince ulaflmalar›n› beklemek kendili¤indenci bir hatt›n örülmesine hizmet etmektedir. Kuflkusuz bu direnifller ve mücadeler iflçilere bir çok fley ö¤retebilir. Ancak ücretli köleli¤i ortadan kald›rmak için verilmesi gereken siyasi mücadeleyi sürdürme bilincine tek bafl›na, s›n›f örgütünden kopuk, ondan ba¤›ms›z varamaz. Bu aç›dan devrimcilerin, bu mücadelelere hakettiklerinden fazla misyon yüklemeden önce üzerlerine düflen sorumluluklar› yerine getirerek iflçi s›n›f› içinde örgütlenmleri ve bu direnifllerin özneleri haline gelerek, iflçileri siyasi bir mücadeleye sevketmeleri gerekmektedir. Marks, ''Ücret, Fiyat ve Kar'' adl› eserinde bu durumu flu flekilde ifade ediyor: “‹flçilerin flunu anlamalar› gerekir ki, kendilerine tüm yoksulluklar› dayatan var olan sistem, ayn› zamanda toplumun ekonomik yeniden yap›lanmas› için

gördüklerini belirterek flöyle konufltu: “Bizler anayasal haklar›m›z› kullan›yoruz. Nas›l ki bizi anayasaya dayanarak iflsiz b›rak›yorsa patronlar; bizler de anayasal haklar›m›z için direniyoruz. Bizler CHP’nin böyle oldu¤unu bilmiyorduk. Kendilerini (CHP) hep “halkç›, demokrat, ilerici” vb olarak adland›r›yorlard›. Biz de buna inan›yorduk. Ama bugün bu eylemimiz ve direniflimizle anlad›k ki CHP, bizim bildi¤imiz gibi de¤ilmifl; iflçi düflman› bir partiymifl. CHP’nin iflçi düflman› bir parti oldu¤unu gördük ve bundan sonra ona göre hareket edece¤iz. Patron direniflimizi k›rmak için bize “30 iflçiyi ifle al›r›m, krizdeyiz hepinizi ifle alamam” dedi. Biz bu yalana inanm›yoruz. Ya hepimizi ifle geri alacak ya da biz iflimizi direne, direne alaca¤›z.” Bir baflka iflçi de düzen partilerinin direniflleriyle gerçek yüzlerinin a盤a ç›kt›¤›n› ve as›l dostlar›n›n direnifl boyunca yanlar›nda olan devrimci-ilerici kifli ve kurumlar oldu¤unu vurgulayarak flunlar› belirtti: “Mevcut tüm partiler emekten yana olduklar›n› söylüyorlar. Biz buna da inanm›yoruz. Emekten yana haklar›n kazan›m›ndan yana, mücadeleden yana olanlar› biz bu direniflimizde gördük; gerek iflyeri direniflimizde gerekse de iflgal eylemimizde yan›m›zda hep devimci-ilerici-gerçekten demokrat kifli ve kurumlar vard›. CHP emekten, haktan yana oldu¤unu söylüyor ama biz direnifl boyunca onlar›n hiç ziyaretimize geldi¤ine flahit olmad›k.” Göktafl: Çözüm Neredeyse oraya kadar gidece¤iz Direniflle ilgili görüfltü¤ümüz Birleflik Metal-‹fl Sendikas› Genel Sekreteri Selçuk Göktafl: “Bizim derdimiz CHP’yi hedeflemek falan de¤il ama vatandafl (patron) CHP’li oldu¤unu iddia ediyorsa ve il baflkan›n›n da mali müflaviri olmas› nedeniyle do¤al olarak çözümü CHP’nin getirmesi gerekiyor. E¤er soruna çözüm getirilmezse konuyla ilgili toplant› al›p, yine CHP önünde eylemlerimize devam edece¤iz. Bu da yetmiyorsa CHP’nin kurultay›na kadar gidece¤iz. Çözüm neresi ise-neredeyse oraya kadar gidece¤iz. CHP de siyasi olarak bakt›¤›n›zda emekten yana oldu¤unu söylüyorsa bu misyonunu yerine getirecek. Eme¤e sayg›l› olduklar›n› söylüyorlar o zaman buradaki parti üyelerine de gerekli bas›nc› uygulayacak” dedi. Birleflik Metal ‹fl Anadolu fiube Baflkan› Seyfettin Gülengül de CHP'nin tutumunun, parti program›na ve söylemlerine uymad›¤›n› belirterek, "CHP emek karfl›t›, iflçi karfl›t› bir tutum izlemifltir. Bundan sonra CHP'nin nerede karfl›s›na ç›kaca¤›m›z belli olmaz. Kurultayda görüflürüz. Her yerde her an görüflebiliriz. Dün iflçileri polis operasyonu ile binadan ç›kartan CHP nas›l iflçi dostu olabilir. Emekten, özgürlüklerden, sendikalaflmadan yana ne kadar do¤ru tav›r ald›¤› tart›fl›l›r. Biz her an her yerde bir CHP örgütünde olabiliriz” dedi.

UPS'de direnifl devam ediyor Sendikal› olduklar› için iflten ç›kar›lan ve iflyeri önünde direnifllerine devam eden UPS iflçileri, çeflitli eylem ve etkinliklerle seslerini duyurmaya çal›fl›yor. Her gün ifl yeri önünde çad›rda bekleyiflini sürdüren UPS iflçilerine çeflitli siyasi kurum ve iflçilerden destekler devam ediyor. Hergün Aktarma Merkezi önünde bekleyen UPS iflçileri Cumartesi günleri de yürüyüfl düzenliyor. UPS Aktarma Merkezi önünde toplanan UPS kargo iflçileri, “UPS sendikaya halaylarla girecek!”, “Kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Sendika hakk›m›z engellenemez!” sloganlar›yla UPS kargo girifl kap›s› önüne kadar yürüdü. 27 Kas›m’da yap›lan eyleme, devrimci demokrat kurumlarla birlikte Buca Belediyesi'nde sendikal çal›flma yürüttükleri gerekçesiyle iflten ç›kar›lan tafleron iflçiler de destek için geldi. Buca Belediyesinde iflten ç›kar›lan Cihan Çimenli, sendikas›zl›¤a ve tafleronlaflmaya karfl› eylem yapt›klar› için flu anda yedi arkadafllar›n›n iflten ç›kar›ld›¤›n› ifade ederek, flunlar› söyledi: “‹lk ç›kar›lan Bat›gül Tunç'tu, ard›ndan s›rayla Cihan Çimenli, ‹nan Sezer, Ziber Bulut, Cem K›ran, Deniz Çakmak, Haydar Y›ld›ray’da iflten ç›kar›ld›lar. ‹flimizi ve sosyal haklar›m›z› alana kadar Buca Belediyesi önünde direnmeye devam edece¤iz”. UPS iflçileri ad›na konuflma yapan TÜMT‹S fiube Sekreteri Cafer Kömürcü direniflin 216. gününde olduklar›n› belirttikten sonra deste¤e gelen devrimci-demokrat kurumlara teflekkür etti. Kömürcü; UPS yönetimine 8 Aral›k'a kadar süre verdiklerini ve 8 Aral›k'ta bir sonuç al›nmazsa, uluslararas› boyutta eylemlerin devam edece¤ini ve bunun birkaç günlük olmayaca¤›n› sorunumuzun çözümüne kadar eylemlerin sürece¤ini kaydetti. Kömürcü konuflmas›n›n devam›nda: “Sermayenin dini, iman›, yöresi yoktur. ‹ster Amerika’da ister dünyan›n di¤er ülkelerinde veya Türkiye’de sermayenin çal›flan iflçi arkadafllar›m›z›n üretti¤i de¤erlere sald›r›s› bitmedi, bitmiyor. Ancak bunu bofla ç›karacak olan iflçilerin birleflmesidir" dedi.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ‘ekonomizm’ gerekli maddi koflullar› ve toplumsal biçimleri de yaratmaktad›r. ‘Adil bir iflgünü karfl›l›¤›nda adil bir ücret!’ biçimindeki tutucu belgi yerine, bayraklar›n üzerine flu devrimci belgiyi yazmal›d›rlar. ‘Ücretlilik sisteminin kald›r›lmas›!'' fiunu rahatl›kla ifade edebiliriz ki yaflanan direnifllerin büyük ço¤unlulu¤unda siyasi bilinç oldukça düflük ve esas yön de bu ekonomik kazan›mlara odaklanm›fl durumdad›r. Yine flunu da unutmamak gerekir ki gerek ekonomik, gerek demokratik ve sendikal hak kazan›mlar› sadece ekonomik mücadeler sonucunda yarat›lamaz. Buna endeksli yürütülen direnifller, iflçilerin ya da daha genel bir ifadeyle kitlenin durumunda kal›c› kazan›mlar da yaratamaz. Bu kazan›mlar›n kal›c› olmas›, devam›n›n getirilmesi ve nihai bir sonuca ulaflt›r›lmas› da ancak bu mücadelelerin siyasi mücadeleyle bütünlefltirilmesiyle olur. Di¤er bir önemli yön ise bu dönemki mücadelelerin daha çok kaybedilme tehlikesi olan haklar› korumaya yönelik veya kaybedilen haklar›n geri al›nmas›na yönelik gerçekleflmifl olan direnifller olmalar›d›r. Yani özünde savunma pozisyonunda verilen mücadeleler olarak adland›rmak daha do¤ru olacakt›r. S›n›f mücadelesinin ilerledi¤i ve dev-

rimci hareketin güçlü oldu¤u, s›n›fla ba¤›n›n güçlü oldu¤u dönemlerde iflçilerin daha çok hak almaya yönelik mücade ettikleri ve siyasi mücadeleye daha fazla kanalize olduklar› görülür. ‹flçilerin haklar›n› kaybetti¤i, sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤› ve bütün bunlar›n kriz gerçekli¤iyle bütünleflti¤i günümüz koflullar›nda bu direnifllerin önemi oldukça büyüktür. Tek tek de olsa, ekonomik ve demokratik haklar›n yap›sal dönüflüm neflteriyle tarumar edildi¤i Türkiye-Kuzey Kürdistan co¤rafyas›nda, bu direnifller s›n›f mücadelesi için önemli ç›k›fl yollar› ve imkanlar› sa¤lamaktad›r. Zincirin ilk halkas› olan bu direnifller siyasi mücadeleyle birlefltirilmelidir. Yine Marks ''Felsefenin Sefaleti''nde bu konu ile ilgili ifade etti¤i; “Ekonomik koflullar ülkenin halk y›¤›nlar›n› ilkin iflçi haline getirir. Sermayenin dayan›flmas›, bu y›¤›n için ortak bir durum, ortak ç›karlar yaratm›flt›r. Bu y›¤›n, böylece, daha flimdiden sermaye karfl›s›nda bir s›n›ft›r, ama henüz kendisi için de¤il. Ancak birkaç evresini belirtmifl oldu¤umuz bu savafl›m içinde bu y›¤›n birleflir ve kendisini kendisi için bir s›n›f olarak oluflturur. Savundu¤u ç›karlar, s›n›f ç›karlar› olur. Ama s›n›f›n s›n›fa karfl› savafl›m›, politik bir savafl›md›r” belirlemesi iflçi s›n›f›n›n kendili¤inden

bir mücadele hatt›ndan, siyasi mücadele hatt›na di¤er bir deyiflle iktidar mücadelesine evrilmesi gerekmektedir. Bu politik sav›fl›m› verecek olan da do¤ru bir ideolojiyle donat›lm›fl olan s›n›f hareketidir. Özellikle farkl› direnifller karfl›s›nda heyecana kap›lan, TEKEL direnifli s›ras›nda ufukta devrim halisülasyonlar› gören pusulas› flaflm›fl dostlar›m›z›n düfltü¤ü durumla, Türkan Albayrak örne¤inde oldu¤u gibi verilen bu ekonomik mücadeleler ve kazan›mlar karfl›s›nda zafer gecesi düzenlenmesi konuya iliflkin farkl› iki örnektir. Bu iki durumda ülkemiz devrimci hareketinin savrulma noktas›n› göstermektedir. Her iki örnekte iflçi s›n›f› ve onun ideolojisine karfl› yabanc›laflman›n ve onun kavray›fl›ndan uzaklaflman›n ifadesidir. Evet iflçilerin en ufak bir hak kazan›m›n› önemsemeliyiz ve hatta bunun için canla baflla çal›flmal›y›z. Ancak bu konuda bilincimiz net olmal›d›r. Bu mücadeleleri do¤ru bir analizle s›n›f mücadelesi ›rma¤›n›n yata¤›na tafl›mam›z ve nihai hedef olan ücret köleli¤inin kald›r›lmas› mücadelesine hizmet edecek flekilde ele almam›z gerekmektedir. Zafer nidalar› ancak o zaman bizim için gerçek anlam›na kavuflmufl olur. Aksi halde ekonomizmi kutsam›fl oluruz.


7

KADIN

1-16 ARALIK 2010

Kad›nlar fliddete karfl› örgütlü mücadele vermeli

fiiddetinizle bar›flmayaca¤›z örgütlenerek güçlenece¤iz 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete karfl› ulusluraras› Mücadele Günü’nde çeflitli etkinlik ve çal›flmalar düzenleyen kad›n örgütleri yapt›klar› eylemlerde de kad›na yönelik fliddetin boyutlar›na dikkat çektiler. 25 Kas›m günü Gazi Mahallesi’nde yürüyüfl düzenleyen Demokratik Kad›n Hareketi (DKH) kad›na yönelik fliddete dikkat çekerken kad›nlar› örgütlü mücadeleye ça¤›rd›. 25 Kas›m merkezi eylem öncesi çeflitli illerde etkinlik düzenleyen DKH, örgütlü mücadelenin alt›n› çizerek,mücadeleye kat›l›m ça¤r›s›nda bulundu. Sultangazi Demokratik Haklar Derne¤i’nde yap›lan etkinlikle, kad›na yönelik fliddetle bar›flmayaca¤›z denildi. DKH’nin örgütledi¤i etkinlikte, kad›nlar›n erkek egemen sistem taraf›ndan fliddete maruz kald›¤› vurguland›. Demokratik Haklar Derne¤i’nde düzenlenen etkinlik, DKH ad›na yap›lan aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlü¤üne karfl› üç kardeflin verdi¤i mücadeleye ve bu kad›nlar›n tecavüz edilerek öldürülmelerine de¤inilen konuflmada “25 Kas›m’da Mirabel kardefller Trujillo diktatörlü¤ü taraf›ndan tecavüz edilerek katledilir. Önceleri hükümet yanl›s› bas›n taraf›ndan s›radan trafik kazas› olarak yans›t›lmaya çal›fl›lan bu olay›n gerçek yüzü, k›sa sürede yükselen muhalif devrimci gücün bask›s› sonucu ortaya ç›kar. Y›llard›r diktatörlük rejimi içerisinde ezilen Dominik halk› içinde diri tuttu¤u öfke ile direnifli dalga dalga büyütüp diktatörlü¤ü tarihe gömer. Latin Amerika Kad›n Kurultay›’nda, bir halk›n kurtuluflu için mücadele eden Mirabel kardefllerin an›s›na 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Mücadele günü olarak ilan edilir” denildi. Kad›nlar›n kad›n kimli¤ine dönük sald›r›lar›n ifade edildi¤i aç›klamada kad›nlara mücadele ça¤r›s› yap›ld›. Konuflman›n ard›ndan YÇKM (Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi) tiyatro atölyesinin haz›rlad›¤› ve kad›nlar›n maruz kald›¤› sald›r›lar› iflleyen oyun sahnelendi. Tiyatronun ard›ndan YÇKM korusu sahne alarak, halk türküleri ve marfllardan oluflan ezgilerini seslendirdi. Tiyatro ve müzik dinletisinin ard›ndan söylefliyle devam eden etkinlikte, ülkemizde yaflayan kad›nlar›n maruz kald›klar› sald›r›lar ve bunlara dair çözüm önerileri tart›fl›ld›.

ÖNCÜ KADIN Bedellerle kazan›lm›fl tarihi ve s›n›fsal mücadele günleri yaklaflt›kça; tehdit alg›lar›ndan uzaklaflan bir dil yumuflakl›¤›nda ve k›vrakl›¤›nda masumiyetlerini koruyarak nas›l da müzelik “adam gibi sistem”in “alt›n kalpli, sar› saçl›, mavi gözlü” diktatör rollerini unutuyorlar. Kulaklar›m›z›n sa¤›r, gözlerimizin kör, yüreklerimizin duygusuz oldu¤unu sanma yan›lg›s›yla karfl› karfl›ya olmuyor da de¤iliz. ‹ki(nci) cins kad›na Tansu Çiller-Meral Akflener ikilisine yenilerde kat›lan Nimet Çubukçu, Selma Aliye Kavaf bakan(iyeler), devam›nda Hayrünisa Gül ve Emine Erdo¤anlar… Kotalar›yla, s›¤›nma evleriyle, BBG evlerini gözetleyen korumalar› ve devflirme korucular›yla nas›l da devletinin ve sahibi erkeklerin flefkatli kollar›nda rahat ve huzur bulmaktad›rlar, cumhuriyet kurucusunun manevi k›z› Sabiha Gökçen han›m-e-fendinin Türk uçaklar›yla semalarda yükselerek do¤du¤u topraklar› bombalayan ilk kad›n pilot baflar›s›yla. Pentagon’da Beyaz Saray askerleriyle tokalaflan, köflklerde k›rm›z› hal›da yürüyen ve baflkaca ülkelerin Cumhur’lar›yla protokol ve diplomasiyi iflleten Türk-islam sentezi “özgür kad›n-top secret kad›n”›n yeni modelleriyle baflar› ödüllerine koflmaktad›rlar, medeni muas›r milliyet-

Kad›na yönelik fliddete karfl› örgütlenelim 25 Kas›m’da Gazi Mahallesi eski karakol dura¤› önünde toplanana DKH üyeleri, buradan sloganlar ve z›lg›tlar eflli¤inde Gazi Cemevi önüne yürüdü. Yolun trafi¤e kapat›larak yap›ld›¤› yürüyüflte s›k s›k “ Jin Jiyan azadi”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz”, “Kad›nlar saflara hesap sormaya”, “fiiddete karfl› DKH’ta örgütlen, kad›nlar birleflin sömürüyü durdurun” sloganlar› at›ld›. Gazi Cemevi önünde DKH ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda flu ifadelere yer verildi: “Medyada, kad›n deyince art›k gazetelerin 3. sayfalar›n›n akla geldi¤i, eme¤i sistemin çarklar›na tak›larak ucuz görülen, görülmeyen, de¤ersizlefltirilen, namus ve töre ad›na katledilmeye devam edildi¤imiz, kad›n olarak var olma mücadelemizi toplumun kurtuluflu mücadelesiyle birlefltirme cüretiyle yola ç›kt›¤›m›zda bedenlerimizin ve düflüncelerimizin sistemin hapishanelerinde tecrit koflullar›nda tutulmaya çal›fl›ld›¤› bir gerçeklikte Mirabel kardefllerin mücadeledeki ›srarlar›n› kuflanmak kaç›n›lmazd›r. Ailesinin istemedi¤i biriyle birlikte oldu¤u için ailesi taraf›ndan katledilen Güldünya Tören’i, akrabas›n›n tecavüzüne u¤rayarak ailesi taraf›ndan namuslar›n› kirletti¤i gerekçesiyle katledilen ve cenazesi kad›n örgütleri taraf›ndan kald›r›lan 22 yafl›ndaki Kadriye Demirel’i, Bursa’da tekstil fabrikas›nda yanan emekçi kad›nlar›, sendikal çal›flma yürüttü¤ü için iflten at›lan Emine Aslan’›, mücadele etti¤i için polislerce kaç›r›larak saatlerce tecavüz edilen örgütlü Kürt kad›n›n›, mini etek giydi¤i, k›r›tarak yürüdü¤ü, ayr›lmak istedi¤i, örgütlendi¤i, eve geç geldi¤i, kad›n oldu¤u için öldürülen, taciz ve tecavüze u¤rayan, iflten at›lan eme¤i sömürülen, eme¤i görülmeyen kad›nlar dün gibi akl›m›zda, unutmayaca¤›z…” Bütün emekçi kad›nlar› DKH saflar›nda örgütlenmeye ça¤›ran aç›klama slogan ve z›lg›tlar eflli¤inde son buldu.

Kad›n sorunu bir erkek sorunu de¤il bizzat sistem sorunudur DKH Adana faaliyetçileri 21 Kas›m pazar günü bir etkinlik gerçeklefltirdi. Her kesimden emekçi kad›nlar›n bulundu¤u etkinlik aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Yap›lan konuflmada toplumda kad›n olmaktan kaynakl› yaflan›lan sorunlara de¤inilerek; geçmiflten günümüze kad›nlar›n yafla-

d›¤› sorunlar, ev emekçisi kad›nlar›n durumu, di¤er ezilen kad›nlar›n durumlar›na dikkat çekildi. Sorunun kayna¤›n›n bir erkek sorunu olmad›¤›, sistem sorunu oldu¤u vurgulanarak kad›n›n örgütlü mücadelede yer almas›n›n önemine vurgu yap›ld›. Konuflman›n ard›ndan yap›lan sinevizyon gösterimi oldukça ilgi gördü. Sinevizyon gösteriminden sonra kolektif bir flekilde haz›rlanan yemekte verimli sohbetler gerçeklefltirildi. Yap›lan sohbetlerde DKH ad›na yap›lan bir konuflman›n ard›ndan kat›l›mc›lara söz verildi. Kad›nlar›n konuflmalar›ndan baz›lar› flu flekilde oldu: “Bizler kad›n olarak bile baz› fleylerin fark›nda de¤iliz. Kimli¤imiz için, haklar›m›z için mücadele vermiyoruz, derneklere bile gitmiyoruz. Efllerimiz giderken bizler evlerde oturuyoruz. Bu sistem bizleri kad›n-erkek olarak eziyor. Ayn› ifl yerinde çal›fl›rken bile erkeklerden daha az ücret al›yoruz.” “Ben d›flar› ç›kamayan bir kad›n›m. ‹lk defa bu derne¤e geliyorum. Kendi kendimize sahip ç›km›yoruz.” “Kendimizi evlatlar›m›za adad›k. Onlar› büyüttük, okuttuk ama flimdi iflsizler…” Bir kat›l›mc›n›n ifadeleriyse sistemin kad›n bilincindeki yaratt›¤› k›r›lmalar› gözler önüne serer nitelikte; “Benim ekonomik ve sa¤l›k sorunlar›m var. Kad›n haklar›n› savunacak kadar lüks de¤ilim. K›z›m niflanl›, o¤lum ifl yeri açt›, onlar›n gelece¤ini düflünmek zorunday›m. fiimdiye kadar hep verdim hep verdim. Vermeye de devam edece¤im. Bu durumdan da mutluyum!” Etkinlik gerçeklefltirilen sohbetin ard›ndan sonland›r›ld›.

“fiiddetinizle Bar›flmayaca¤›z! 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü nedeniyle DKH, Ankara Demokratik Haklar Derne¤i’nde bir etkinlik gerçeklefltirdi. Etkinlik, Aral›k 2009’da Filipinlerde yeniça¤ mücadelesinde yaflam›n› yitiren üç kad›n Kinay Kemberly, Tanya Domingo ve Ian Dorandoy’a ithaf edildi. Etkinlik, direnifller tarihinin öncü kad›nlar› ve yeni demokrasi mücadelesinde flehit düflen Meraller, Barbaralar, Aycanlar ve Bernalar flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Sayg› duruflunun ard›ndan yap›lan etkinlik

“namus nedir?” sorusuna verilen yan›tlar›n oldu¤u, töre cinayetleri ve kad›n mücadelesi içerikli üç k›sa film ve DKH sinevizyonu gösterimi ile devam etti. DKH’nin gerçeklefltirdi¤i etkinlikte; gerici feodal sistemlerin ve sistematik iflkence uygulay›c›lar›n›n kendi icraatlar›n› unutturmak için dönem dönem belli bilindik argümanlarla gündemi de¤ifltirdikleri tarih boyunca bilinen bir gerçeklik oldu¤u vurguland›. Tart›flmaya kamu çal›flan› bir emekçinin, Japonya’daki namus kavram›n› ‘belediye baflkan›n›n yapt›¤› yolun çökmesi sonras› istifa etmesini namus olarak’ tan›mlamas› dikkat çekiciydi. Bafllayan tart›flmalarda “namus” kavram›n›n tarihsel ve s›n›fsal arka plan›ndaki gerçekli¤in, kad›n›n “meta” olarak al›n›p sat›ld›¤› toplumlarda ve üretim iliflkilerinde “para kazanma” arac› olarak görülüp “mal” ile özlefltirilip, korunmaya al›nmas›n›n gereklili¤i olarak aç›l›m buldu. Yaklafl›k iki saat süreyle uzun tart›flmalar›n yafland›¤› ve ma¤dur, malül, kaderci, s›¤›nacak yer arayan kad›nlar›n her gün yaz›l› ve görsel medyada ve sokak ortas›nda yan› bafl›m›zda töre, namus cinayetleriyle kan›ksat›lmaya çal›flt›r›ld›¤› belirtildi. Özne olma bilinciyle kuflanan ve faflist bask›lar›n en yo¤un oldu¤u dönemlerde, hatta 12 Eylül’den sonra “soka¤a ilk ad›m atan” potansiyeli bar›nd›ran kad›ndan ve Türkiye-Kuzey Kürdistan’da ki Kürt kad›n› kimli¤ini kuflanan, Nepal, Hindistan, Filipinler, Peru dünya ezilen halklar›n›n mücadelesinin omuzlayan kad›n› anlatan verimli tart›flmalar yafland›. 1990’l› y›llar›n sonuna do¤ru devrimci mücadelenin gerilemesiyle feminizminde kad›n mücadelesinde reformizmin rolünü üstlenmesi nedeniyle devrimci kad›n hareketlerinin ideolojik ve örgütsel mücadelelerini daha da yükseltmesi gerekti¤i konusu da tart›fl›ld›. Demokratik Kad›n Hareketi temsilcisinin tart›flmalar sonucunda örgütlü mücadelenin zorunlulu¤u bilinciyle düzenledikleri mütevazi etkinlikleriyle ve semt faaliyetleriyle emekçi kad›nlara ulaflmaya çal›flacaklar›n› belirtti. Kad›n-erkek ortak mücadelesiyle sistemin bir bütün olarak topluma dayatt›¤› sorunlardan kurtulunabilece¤i ifade edilerek etkinlik sonland›r›ld›. Ankara Demokratik Haklar Derne¤i’nin duvarlar› dünya ezilen halklar›n›n mücadele tarihindeki öncü kad›nlar›n foto¤raflar›yla donat›ld›.

Kimsenin namusu olmayaca¤›z ‹stanbul Kad›n Platformu, Taksim Meydan›’nda gerçeklefltirdi¤i eylemle kad›na yönelik fliddete dikkat çekti. 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Mücadele Günü’nde Taksim Tünel’de bir araya gelen kad›nlar, buradan Taksim Meydan›’na kadar yürüdü. Mor bayrak ve katledilen kad›nlar›n foto¤raflar›n› tafl›yan kad›nlar, Türkçe ve Kürtçe sloganlar att›. Cinsel ayr›mc›l›¤a dikkat çeken kad›nlar, cinsiyetçi fliddetin temsilcileri olan polis ve medyaya büyük tepki gösterdi. Kad›nlar eylem boyunca s›k s›k, “Jin jiyan azadi”, “Jin fler naxwazin”, “Kimsenin namusu olmayaca¤›z” “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop, inad›na isyan, inad›na özgürlük” sloganlar› att›lar. Bas›n aç›klamas› ise Kürtçe ve Türkçe yap›ld›. Erdo¤an’›n “3 çocuk” aç›klamalar›n› hat›rlatan ve tepkilerini dile getiren kad›nlar, Baflbakan’›n ve AKP milletvekillerinin kad›na uygulanan fliddeti ''Bu vahfletin adli vaka oldu¤unu, bir kiflinin bir kifliyi öldürmesi'' olarak tan›mlad›¤› hat›rlat›ld›. Aç›klamada flu ifadelere yer verildi: “Koca daya¤›ndan kaç›p 'Koruyucu yasalar›' uygulamas›n› istedi¤imiz karakollardan eve geri gönderildik. Ço¤u zaman morarm›fl yüzümüz, patlam›fl duda¤›m›z ile suç duyurusunda bulunmaya gitti¤imizde savc›l›klar; elleri titremeden takipsizlik karar› verdi. Tecavüz dosyalar›nda hem çaresiz, hem öfkeli bir halde randevu vermesini bekledi¤imiz Adl› T›p Kurumu 2010'da da verdi¤i kararlar ile tecavüzcüleri korumaya devam etti. Mahkemeler; 2010'da kad›n cinayetlerine, haks›z tahrik yani 'Erkek-

lik indirimi' yaparak katillerin cezalar›n› kufla çevirdi.”

‘Yarg› serbest b›rakmas›n, yarg›las›n’ DÖKH (Demokratik Özgür Kad›n Hareketi) öncülü¤ünde kad›nlar Amed’de fliddete karfl› mücadele ça¤r›s› yapt›. Gerçeklefltirilen yürüyüfle BDP Eflbaflkan Yard›mc›s› Meral Dan›fl Befltafl da kat›ld›. ‹stasyon Caddesi'nden Sümerpark'a yürümek isteyen kad›nlar polis engeline tak›ld›. Yola panzerlerle barikat kuran polislerin ›srarlara ra¤men yürüyüfle izin vermemesi üzerine kad›nlar, Ekinciler Caddesi'nde bir süre oturma eylemi yapt›. Oturma eylemi s›ras›nda s›k s›k "Bask›lar bizi y›ld›ramaz" slogan› atan kad›nlar "Hernepêfl" marfl› okudu. Kad›nlar›n ›srarl› duruflunun ard›ndan polis yürüyüfle izin vermek durumunda kald›. Ekinciler Caddesi'nden Sümerpark'a do¤ru yürüyüfle geçen kad›nlar, “Çocuk yaflta evlili¤e hay›r", "Em jinin neçar nînin", "Jin jiyan azadî", "Yoksulluk yoksunluktur", "Yoksulluk fliddettir", "Savafl yoksulluktur", "Tecavüz kültürüne hay›r" yaz›l› dövizler tafl›d›lar. Yap›lan yürüyüflün ard›ndan DÖKH ad›na Lalefl Biçimli bas›n aç›klamas›n› Kürtçe yapt›. Biçimli, yarg›n›n tecavüzcüleri ve kad›n katillerini serbest b›rakt›¤›n› belirterek, kad›na yönelik cinayetlerin tahrik indirim yasas›na tabi tutulmadan cinayetler kapsam›na al›nmas›n› istedi.

Batman’da polis kad›nlara sald›rd› DÖKH üyesi kad›nlar, ‘kad›na yönelik fliddete karfl› mücadele günü’nde Y›lmaz Güney Sinema Salonu önünde topland›. Buradan BDP Batman ‹l Örgütü binas›na yürümek isteyen kad›nlar da polis barikat›na tak›ld›. Çevrede panzer, çevik kuvvet ve z›rhl› araçlarla barikat kuran polisler, kalkan ve coplarla DÖKH üyesi kad›nlara sald›rd›. Kad›nlar sald›r›y›, "Bask›lar bizi y›ld›ramaz" ve "Kad›na uzanan eller k›r›ls›n" sloganlar› ile protesto etti. DÖKH ad›na bas›n aç›klamas›n› fiükran Pamukçu Kürtçe yapt›. Pamukçu’nun ard›ndan k›sa bir konuflma yapan BDP Batman ‹l Eflbaflkan› Saadet Becerikli, "Görüldü¤ü gibi, valili¤in talimat›yla Emniyet Müdürü'nün gözetiminde kad›na yönelik fliddetle mücadele gününde kad›na fliddet uygulanm›flt›r, biz bunu k›n›yoruz" dedi.

Jin jiyan azadi fi›rnak'ta DÖKH öncülü¤ünde BDP ‹l binas› önünde toplanan kad›nlar Cumhuriyet Meydan›'na kadar yürüyüfl düzenledi. "Demokratik özgür toplumu yaratal›m, tecavüz kültürünü aflal›m", "Eme¤ime, bedenime, kimli¤ime dokunma", "Azadîya jinê azadîya civakêye", " jin jîyan azadi" pankart› eflli¤inde yap›lan yürüyüflün ard›ndan kad›nlar Cumhuriyet Meydan›'nda bas›n aç›klamas› yapt›.

Kad›n›n “Füze Kalkan›” Savafl›m›

ROJDA DEM‹R ler seviyesine erifltirmek için(!) Küçücük yafllar›nda afliretleri, soyu-sopu, sülalesi, ailesi, anne-babas›, kavim-kardefli katledilirken, mitralyöz ve flarapnelin vücudunda açt›¤› yaralar›na kurt düflerek yüzü kalbura dönmüfl ve cesetlerin alt›ndan kurtulan Kürt kad›n›n yaylalardaki “Bu kanunlar› ortadan kald›rs›nlar” a¤›tlar›n›, iki tutam saç hikâyesiyle izleyen katillerin de belki yüre¤ini s›zlatan ve günümüz devam› olarak 19 Aral›k Hayata Dönüfl katliam›n›n yak›n tarihini unutturmak isteyen kalbur alt›lar›n belleksizlefltirme giriflimlerini asla unutmayal›m... Bin y›llarca yaflad›klar› ve yaflamlar›na dair her fleyleri ellerinden al›nan ve devletin vahfli katliamlar›yla o topraklara gömülen hayalleri, umutlar›, gelecekleri ve ömürleri çal›nan halklar›n k›zlar›, gelinleri, analar›, büyükanneleri ve ve evvelleri-sonralar›.. Ölülerini gömmeye vakitleri olmayan halklar›n yang›s› bugün daha da katlayarak devam etmektedir. Tarih-co¤rafya derslerinde ö¤retilmifl ezen egemen erk’in erkekçe ideolojisini ezberletenlerin “kar›n üzerinde yürüyen insanlar›n ayaklar›n›n ç›kard›¤› kart-kurt seslerinden Kürt türemifltir” fleklindeki çürümüfl fikirlerini ye-

Yeni Demokrat Kad›n, ‹stanbul Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› yapt›. Gerçeklefltirilen tiyatro oyunun un ard›ndan bas›n aç›klamas›na geçildi. Aç›klamada, erkek egemen sistemin kad›nlar üzerindeki bask›s›na karfl› kad›nlara ortak mücadele ça¤r›s› yap›ld›. Devletin kad›nlar üzerindeki fliddet, taciz ve tecavüz olaylar›n› onaylayan tavr› ve Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an’›n ailelere “en az üç çocuk yap›n” diyerek kad›n›n iradesini yok sayan ve kad›n› yaln›zca cinsel bir meta olarak gören tavr› protesto edildi. Kad›na yönelik fliddetin altyap›s›n›n çok güçlü oldu¤u, feodal kültürün etkilerinin toplumda kad›na bak›fl konusunda sa¤l›ks›z bir flekillenme yaratt›¤› ifade edildi. Kad›n›n cinsel, psikolojik ve duygusal fliddetle karfl›laflma riskinin yüksek oldu¤u bir toplumsal yap› oldu¤unun anlat›ld›¤› aç›klamada, kad›n›n bu kuflat›lm›fll›ktan kurtulmas›n›n örgütlü bir mücadeleyle afl›labilece¤i anlat›ld›. Bas›n aç›klamas› s›ras›nda s›k s›k “Kad›na yönelik fliddete hay›r”, “Bedenimiz kimli¤imiz eme¤imiz bizimdir”, “Susmuyoruz hayk›r›yoruz taciz var”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” fleklinde sloganlar at›ld›.

ni türevleriyle “melezlefltirdikleri iyi çocuklar›” eliyle tüm dünyaya kabul ettirmek için NATO’nun kanad›ndan kalkan›na soyundular. Din-ahlak-kültür derslerinde kad›n cinsiyetini afla¤›layan yaklafl›m, burjuva feodal sistemin temsilcisi AKP hükümetinin ekonomik, sosyal, siyasi, askeri denetiminde “durmak yok yola devam”la sürmektedir. Beyaz Saray özentili minareli yap›larla yükseltilen ad›m bafl› camilerde, okul öncesi k›zlara kuran kurslar›nda Üzmez dinci 80’lik hac›lar›-hocalar› eliyle, iflgal edilen topraklarda asimilasyon amaçl› aç›lan Y‹BO’larda okul müdürleri, ö¤retmenleri, hademeleri eliyle, erk’ek’in iflkencesinden kaç›p karakollara s›¤›nan biçareleri general-komutanpolis-jandarma-korucu eliyle tecavüz ve tacize reva gören zihniyet ayn› anlay›flla devam etmektedir. Kol kanat gerip ve kaderin cilvesine düflürdükleri yoksul-aç- ma¤dur insanlar› teslim alarak yönetim erk’lerini sürdürme operasyonlar› ve katliamlar› devam ettirirken de, kendinden daha üst seviyedeki Siyonist katili sorgulama becerisini gösterebilme taktikleridir. Filistin’deki çilek tarlalar›ndaki çocuklar› öldüren ‹srail yönetimini katil ilan eden Recep Tayyip Erdo¤an hergün Kürt çocuklar›n› imha tali-

matlar›n› nereden al›yor diye soramadan edemiyoruz. Ya ezilen ulus, az›nl›k milliyet ve inançlara, cinsiyetlere mensup her bireyin tarihine ve mücadelesine sahip ç›karak ödedi¤i bedellerle yaratt›¤› eme¤iyle gelece¤imizi flekillendirmede hep birlikte cevap olaca¤›z, ya da atalet içindeki aç›klamalara bo¤ulup emperyalizme göbek ba¤› ile s›k› s›k›ya ba¤l› düflmanlar›m›za TV programlar›nda özel yetifltirilmifl uzatmal› uzmanlar eliyle zaman kazand›rarak güç vermeye devam edece¤iz. O halde sorunun nas›l çözülece¤i belli, var m›y›z, yok muyuz? Yüre¤imizde yak›lan sevgili, k›z-o¤ul, yoldafl atefl parças›n› halk›n okyanusuna tafl›y›p, günefle erifltirmede mücadelenin neresindeyiz, bu soruyu öncelikle kendimize sormay› unutmayal›m... Savafl stratejileri planlar›n› Lizbon Zirvesi’nde, halklar›m›z›n boynuna zulüm ve vahflet halkalar›n› gerdana dizilen inciler misali takanlar›n, “Savaflma-konufl” kampanyalar›n›n neye hizmet etti¤ini beyni kurtlanm›fllar›n geçmifl s›n›flar savafl›m› tarihinden de gördü¤ümüzü unutmayal›m... O halde bize verilen mesaj› do¤ru okudu¤umuzda, zulmün oldu¤u her yerde t›pk› Nepal, Hindistan, Filipin, Pe-

ru’daki Maoist kad›nlar gibi kama ise kama, kazma ise kazma, kürek ise kürek, i¤ne ise i¤ne ile yalanlar ve art niyet bulamac›na karfl› halk›n iktidar› için “füze kalkan”›na karfl› aya¤a kalkmal›y›z. Bir anan›n, bir kad›n›n, bir insan›n ömür boyu akl›ndan silemeyece¤i, yüre¤inden atamayaca¤› ac›y› hangi ilac›, hangi merhemi kullan›rlarsa kullans›nlar, ezen egemen sistemin bal soslu reçeteleri bizleri iyilefltiremez. Öldürdükleri oranda ald›klar› ödüllerin artt›¤› ve dünyan›n bir ucundan di¤er ucuna havada uçan, ezilen yoksul emekçilerin 2011 bütçesini savafla ay›ran, sadaka devlet anlay›fl›n› halka yayarak kendi inand›klar› yalana, talana, sömürüye toplumu da ikna etmeye çal›fl›yorlar. Unutmas›nlar ki; günefl kadar ayd›nl›k bir bilinçle örgütlü mücadeleye at›lm›fl ve zafere kilitlenmifl ezilen halklar› dünyan›n bütün karanl›¤› birleflse de yok edemez. Emek yo¤unluklu o nas›rl› ellerimizle Irak’taki dedenin uçak düflürüflünü hat›rlat›r›z. V›z gelir bize v›z sizin füze kalkanlar›n›z, bizim kuvvetimizdeki h›z halk›n gönüllü örgütlü yenilemez gücüdür.


8

PERSPEKT‹F

1-16 ARALIK 2010

“Bir siyasal partinin kendi yan›lg›lar› karfl›s›ndaki tutumu, bu partinin ciddi olup olmad›¤›n›, kendi s›n›f›na karfl› ve emekçi y›¤›nlara karfl› görevlerini yerine gerçekten getirip getirmedi¤ini saptayabilmemiz için en önemli ve en güvenilir ölçütlerinden biridir. Yan›lg›s›n› içtenlikle kabul etmek, nedenlerini aray›p bulmak, bu yan›lg›ya yol açan koflullar› tahlil etmek, yan›lg›y› do¤rultma yollar›n› dikkatle incelemek; iflte ciddi bir partinin belirtileri bunlard›r, bu, ciddi bir parti için görevlerini yerine getirmek, s›n›f› ve ard›ndan da y›¤›nlar› e¤itmek ve bilinçlendirmek demektir.”

Gerçeklerin üstünü örtmeye hiçbir gücün hükmü yetmez Devrim mücadelesinde, ideoloji-siyaset-politika ve bunlar›n paralelinde flekillenen partiordu vb. araçlar kadar, devrimin dost ve düflman güçlerini do¤ru bir flekilde tahlil edip, gerekli konumlanmay› almakta bir o kadar önemlidir. Yüce komünizm hedefine ilerleyen yolda devrim ve halk›n ç›karlar› esas, di¤er bütün mücadele araç ve yöntemleri tali plandad›r. Bir siyaseti, politikay›, strateji ya da takti¤i hayata geçirirken, dar bir pencereden bak›p “bu benim do¤rumdur, öyleyse mutlak do¤rudur” türü yaklafl›mlar yanl›fl ve devrim mücadelesine fayda de¤il, zarar verecek bir durumdur. Devrim ve karfl› devrim aras›nda her alanda süre giden mücadelede, karfl› devrimci güçler sadece kendi gerici iktidarlar›n›n bekas› için çaba sarf edip gerisini umursamad›klar› için (bu keyfi bir durum de¤il, s›n›f mücadelesinin do¤as›d›r), hayata geçirdikleri politikalar›n halka verdi¤i-verece¤i zararlar üzerine düflünmez, her türlü kirli oyunu sergileyerek, gerici emellerini hakim hale getirmeye çal›fl›rlar. Karfl› devrim güçlerinin böyle bir hatta ilerlemesinin sebebi, yukarda da belirtti¤imiz gibi keyfi de¤il, tamamen s›n›fsal bir zorunluluk ve bunlar›n s›n›fsal dokular›n›n tabi bir sonucudur. Onlar kendi gerici iktidarlar›n›n varl›¤›n›n ezilenlere ve emekçilere kan, gözyafl› ve ölümden, az›l› sömürü ve bask›dan baflka bir fley getirmedi¤ini bildikleri için, kitleleri kontrol alt›nda tutman›n ve bir flekilde (bask›, savafl, katliam, devlet terörü vs.) sindirmenin gayesi içerisindedirler. Köleci toplumdan itibaren bu gerçeklik farkl› flekillere bürünse de hep devam etmifl ve sömürü sistemleri geliflip, kendi alan›nda “uzmanlaflt›kça” daha sinsi, daha kirli ve ikiyüzlü politikalara imza atarak, her türlü bask› arac›n› devreye koyup sömürü sistemini güçlendirmenin telafl›na düflmüfllerdir. Gerici güçlerin tüm bu yapt›klar›, onlar›n temsil ettikleri s›n›f›n ç›karlar› aç›s›ndan anlafl›l›rd›r. Söz konusu olan sömürücülerin bekas› ise gerisi teferruatt›r.

Proletarya ile burjuvuzi ayn› kulvarda yüzmezler Lakin devrim cephesinde yer alan güçlerin eylem ve söylemleri de tam tersi bir kaynaktan, MLM’den beslenmeli ve nihai olarak (komünist partisinin kendi varl›¤› dahi) halk›n ç›karlar›n› esas almal›d›r. Bugün dünya halklar›n›n kurtuluflu için mücadele verdi¤imiz iddias›nda isek bafltan afla¤›, bütün politikalar›m›zda bu gerçekli¤e hizmet etmeliyiz. Bunun d›fl›ndaki bütün her fley, ad›na ne denirse densin, kim taraf›ndan yap›l›rsa yap›ls›n esasta devrim mücadelesine de¤il, karfl› devrime yarar. Bugün ister MLM ideoloji do¤rultusunda flekillensin, ister MLM biliminden etkilenmifl küçük burjuva bir kaynaktan beslensin halk›n, dolay›s›yla devrimin saflar›nda de¤erlendirdi¤imiz her kifli ve olufluma yönelik var olan çeliflkileri çözmenin yöntemi fliddeti tart›flmas›z reddeden bir zeminde, do¤ru-yanl›fl eksenli ideolojik mücadelenin s›n›rlar› dahilinde ele al›nmak durumundad›r. Bu gerçekli¤i kavraman›n temel kilidi ise MLM bilimini do¤ru bir tarzda kavramak ve bu kavray›fl do¤rultusunda bir politikalar dizini oluflturmakt›r. Rotas› MLM bilimi olanlar bu gerçekli¤i hiçbir zaman es geçmezler ve en zor koflullarda dahi bu bilinçle hareket

ederler. Bugün devrimin esas gücü olan halk kitlelerine yönelik, onlar›n gerici sistemler taraf›ndan yüzy›llard›r çeflitli vesilelerle manipülasyona u¤rat›lm›fl bilinçlerini ve bu bilincin yön verdi¤i durufllar›n›, “devrimci de¤ildir” diyerek fliddet yolu ile ortadan kald›r›laca¤›n› düflünmek hem ham bir hayal hem de devrim mücadelesi ile ba¤daflmayan bir durumdur. Devrimcilerin savunup uygulad›klar› fliddet ve zorun, mutlaka ama mutlaka devrimci bir öze sahip olmas› gerekir. Unutulmamas› gerekir ki devrimciler ne kör fliddet sevdal›s› macerac›lar ne de fliddeti kutsayan dogmatik zavall›lard›r. fiiddet ve zor yöntemi, hakim halde olan güçler taraf›ndan bizlere dayat›ld›¤› için baflvurdu¤umuz yöntemlerdir. E¤er her bireyin bir s›n›f›n damgas›n› tafl›d›¤›n› ve düflüncelerinin de bu damgan›n alt›nda yatan gerçeklikle flekillendi¤ini kabul ediyorsak, bu gerçekli¤i do¤ru bir flekilde kavramal› ve çözüm yöntemi olarak da do¤ru bir çizgi tutturmam›z gerekiyor. Evet, bugün itibariyle halk›n büyük bir ço¤unlu¤u devrim mücadelesine ve devrimci düflünceye uzak, hatta karfl›s›nda yer al›yor. Bunun böyle olmas›n›n nedenleri farkl› bir yaz› konusu oldu¤u için geçiyoruz. Peki, bu realite karfl›s›nda devrimciler ne yapmal›d›r? Elimize savafl baltalar›n› al›p bize karfl› olan, fikirlerimizi ve eylemlerimizi do¤ru bulmayan binleri, milyonlar› öldürecek miyiz? Tabi ki hay›r. E¤er do¤ru biz isek ve bu do¤rular›m›z› halka sürekli bir flekilde götürüp, bitmez tükenmez bir çaba ve mücadele içerisinde olursak, bugün de¤ilse bile yar›n mutlaka ama mutlaka bu milyonlar devrim mücadelesine dahil olacak, bu sürecin birer öznesi haline geleceklerdir. Peki, var olan durum bu kadar berrak ve net iken (Komünistlerinde bazen düfltü¤ü bir hata olan) baz› devrimci dostlar›m›z neden bu flekilde hareket etmemekte, halka, hatta kendi d›fl›nda ki di¤er devrimci-ilerici güçlere karfl› bir fliddet uygulama yönelimi ve prati¤i içerisine girebiliyor? Neden ideolojik mücadele ile kendince yanl›fl gördü¤ünü alt edip, do¤ru olan› hakim hale getirmek yerine, zor ve sindirme yöntemine baflvuruyor? Madem her türlü burjuva yönteme karfl›, burjuvaziyi ortadan kald›rma mücadelesi veriyoruz, o halde neden burjuvaziden ödünç yöntemlerle devrimci mücadele yürütüyoruz?

Halka karfl› yaklafl›m›m›z devrime karfl› yaklafl›m›m›zd›r Halk s›n›f ve tabakalar› içerisinde de¤erlendirdi¤imiz herkese yönelik, yaklafl›m›m›z fliddet de¤il, ideolojik mücadele do¤rultusunda de¤iflme-de¤ifltirme politikas› olmal›d›r. Aksi bir düflünce ve eylem devrimi beslemez. Her an›m›zda yanl›fl oldu¤unu dile getirip teflhir etti¤imiz burjuvaziye has yöntemleri, söz konusu olan kendi do¤rular›m›z ya da iktidar›m›z ise rafa kald›r›p, gerekçesi her ne olursa olsun baflka bayraklar› sallayamay›z. Anl›k refleksler ya da duygular ile hareket edip, devrimci ilke ve kültürü zedelemifl olur, karfl› devrimin ellerini ovuflturarak seyretti¤i bir tiyatro oyunu misali sahnede ki yerimizi al›r›z. Devrimci mücadelenin geriledi¤i, devrimcili¤in her geçen gün zorlafl›p, kabul edilemez bir fley oldu¤u ilan edilen bir süreçten geçmekteyiz ve bu süreci atlatabilmenin, bu

süreçten devrimci do¤rular›m›z etraf›nda güçlenerek ç›kabilmenin en önemli koflullar›ndan biri devrimci dayan›flmay› artt›rmak, güçlendirmektir. Aksi yap›ld›¤›, yani devrimci dayan›flmay› zedeleyen, devrim mücadelesine zarar veren her türlü yönelim, asla kabül edilmeyecek ve “ola¤an” karfl›lanamayacak bir durumdur. Biraz daha somutlayarak devam edersek san›r›z tart›flt›¤›m›z konu daha anlafl›l›r olacakt›r. On y›llara varan mücadele tarihi ile Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi, devrimci dayan›flman›n ve fedakarl›¤›n olumlu örneklerini ba¤r›nda tafl›d›¤› gibi, “önemsizdir” diyemeyece¤imiz birçok olumsuz örneklede bir hayli kabar›k bir sicile sahiptir. Devrimci ilerici olan her hareket söylem düzeyinde yukar›da bahsini etti¤imiz fleylerin savunusunu yapmakta ama ifl prati¤e geldi¤inde ise her fley bir tarafa b›rak›larak, oldukça tehlikeli politikalara imza at›lmaktad›r. Sistem taraf›ndan yukardan afla¤›ya bir sarmal fleklinde yaflam bulan fliddet olgusu, birçok devrimci harekette de biraz daha cilalanm›fl bir flekilde görülmektedir. On y›llar›n yaratt›¤› devrimci de¤erler ve ödenen bedeller, ço¤u yerde baz› küçük “kazan›m”lara feda edilebilmekte ve “güçlü” olan›n “güçsüz” olan› ezmeye çal›flt›¤› bir durum ortaya ç›kmaktad›r. Oysa komünist ve devrimci önderlere bakt›¤›m›z zaman (‹brahim, Mahir, Deniz’ler flahs›nda somutlanan) devrimci dayan›flman›n en iyi örneklerini görebilmekteyiz. Fakat bu üç anlay›fl›n devamc›lar› oldu¤u iddias›nda olan birçok hareket, bu gerçekli¤i bir kenara iterek, kendi dar ve küçük dünyalar›nda iktidar olma hevesi ile kendileri d›fl›nda hiç bir fleyin var olmas›na müsaade etmemektedirler.

Devrimci dayan›flma güçlendirilmelidir Faflizmin en azg›n sald›r›lar› karfl›s›nda, ayn› saflarda mücadele edip, ayn› barikat bafllar›nda flehit düflenlerin varl›¤› bir tarafta, birkaç insan daha artar›m telafl› ile devrimci dostlar›n›n zay›flamas›n› hatta yok olmas›n› içten içe uman bir anlay›fl ise baflka bir tarafta, oldukça tezat bir flekilde de olsa varl›k bulabilmektedir. Bugün çeflitli devrimci güçlerin yapt›klar› olumlu çal›flmalar sonras› baz› alanlarda güçlenmesi, buralarda halk›n ilgi ve sempatisini kazanan bir durumda olmas› oldukça güzel ve memnuniyet verici bir durumdur. Her devrimcinin bu noktada kayg› duymas› gereken tek fley, böylesi yerleri daha da güçlendirmek ve ço¤altmak olmal›d›r. Çünkü karfl› devrimin zay›flay›p, devrimcilerin güçlendi¤i her durum bizim lehimizedir ve kesinlikle sahip ç›k›lmal›, güçlendirilmelidir. Bizler taraf›ndan ayn› flekilde yarat›lan de¤erler ise bütün devrimcilerin, ilericilerin kazan›m›d›r ve buralarda güçlendirilmelidir. Fakat özellikle son y›llarda, had safhaya ulaflan farkl› bir durum ile karfl› karfl›ya oldu¤umuzu görüyoruz. Yaflad›¤›m›z co¤rafya da ödenen bedeller ve yarat›lan de¤erler, deyim yerindeyse flahsilefltirilerek bir nevi özel mülk ilan edilip o mülkün bekçili¤ine soyulunarak devrimcilerin bu alanlarda çal›flma yapmalar› engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Buralarda kendileri d›fl›nda baflka hiçbir gücün varl›k göstermesini istemeyen ve bunu da meflru bir hak olarak siyaseten savunan ha-

reketler kendi özel mülkçü, sisayeset yasakç›s› tav›rlar›n› görmeyerek sonuçtan hareketle “bizim burada baflka hareketlere çal›flma yapt›rmama gibi bir karar›m›z›n oldu¤u biliniyor neden buraya gelerek provokasyon yarat›yorsunuz” diyerek kendi hatal› tavr›n› görmek yerine, devrimci çal›flma yürüten kurumlar› büyük bir rahatl›kla suçlayabiliyor. Bugünden yaflama geçirdi¤imiz politika ve pratikler yar›n kuraca¤›m›z iktidar›n nüveleridir, do¤all›¤›nda bugünden izleyece¤imiz siyaset, yar›na ›fl›k tutmaktad›r. Hakl› bir flekilde faflizmin halka ve devrimcilere yönelik izlemifl oldu¤u bask› ve sindirme politikalar›n› elefltirip, buna karfl› mücadele edenler, kendileri d›fl›ndaki devrimci güçlere ve halka karfl› uygulamaya çal›flt›klar› fliddeti ne ile aç›klayacaklard›r? Böylesi hareket ve kurumlar esasta devrimci ve demokratik olmakla birlikte bu uygulamalar› düflmandan ödünç al›nm›fl pratikler de¤ilmidir? On y›llard›r büyük k›y›mlara u¤rayan, imha ve inkara reva görülenlerin, oldukça güçlü olduklar› alanlarda kendilerine tabi olmayan hiçbir devrimci gücün çal›flma yapmas›na izin vermeyerek neye ve kime hizmet etmektedirler. Bugün bir birleri ile en çok dayan›flma içerisinde olmalar› gereken devrimci güçlerin, belirli bölgelerde yaratt›klar›, oldukça küçük ama bir o kadar de¤erli “devrimci” dünyalar›na kendi d›fl›nda baflka hiç kimseyi almamaya çal›flmalar›, hangi devrimci politika ile aç›klanabilir? Tüm bunlara verilecek makul ve mant›kl› bir cevap yoktur, çünkü tüm bu yap›lanlar, savunulan anlay›fllar devrimi de¤il karfl› devrimi güçlendiren fleylerdir. Özetledi¤imiz bu olumsuz pratiklerin geçmiflte de günümüzde de birçok somut örne¤i bulunmaktad›r. Son olarak geçti¤imiz günlerde Halk Cephesi’nin ‹stanbul Nurtepe’de Demokratik Haklar Federasyonu’nun çal›flmas›n› engelleme giriflimi, daha do¤rusu “buras› Çayan mahallesi burada çal›flma yapamazs›n›z” diyerek sald›rmas› tam da konumuz özgülünde tart›flt›¤›m›z yanl›fl siyasetin dost-düflman› mu¤laklaflt›ran en aktüel örneklerinden birisi olmufltur. fiimdi burada uzun uzad›ya kriminal bir sonuç aç›klayarak “öyle oldu böyle oldu” izahatlar›n› gereksiz görmekteyiz. Sorun anlatmaya çal›flt›¤›m›z gibi küçük burjuva çizginin tipik bir yans›mas›d›r. Dostlar›m›z bu olumsuz olay›n ard›ndan ilgili mahallede Nurtepe Halk Cephesi imzas›yla bir bildiri da¤›tm›fllard›r. Ancak yine ilgili bildiri, geliflmeleri objektif de¤erlendirip mahalle halk›n› ve dost kurumlar› do¤ru bilgilendirme zemini ve kayg›s›ndan uzak, kendini hakl› gösterme refleksiyle ele al›nm›fl bir bildiridir. Dostlar›m›z›n olay› yanl›fl ve kelimenin gerçek anlam›yla kendi lehlerine tarafl› anlatan tutumlar›n› bir tarafa b›rak›rsak ve pratikleri her ne kadar bunun tersi olsada devrimciler aras›nda ortaya ç›kan sorunlar›n çözülmesinde fliddeti reddettiklerini dile getiren ifadelerini önemsiyor ve bu ifadenin güçlendirilerek sorunlar›n ideolojik zeminde ele al›nmas›n› hem yararl› hem de do¤ru tav›r olarak ele almaktay›z. Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci ve komünist hareketi içerisinde dönem dönem böylesi sorunlar yaflanmaktad›r. Bu sorunlar so-

rumlu ve devrimci bir yaklafl›mla ele al›nmak durumundad›r. Hiç kimse duygusal ve gerici reflekslerle böylesi sorunlar› “güçlügüçsüz”, “korkak-cesur” darl›¤›nda ele alarak bir güç gösterisi veya “rövanfl” beklentileri içerisinde olmamal›d›r. Hele hele ki maoist haraket saflar›nda böylesi beklentilerin karfl›l›¤›n›n olmad›¤›-olmayaca¤› bilinmek durumundad›r.

‹ktidar yürüyüflü esast›r Bütün olumlu ve olumsuzluklar›yla 40 y›la yaklaflan savafl ve mücadele birikimiyle Maoist hareket dünya ve Türkiye-Kuzey Kürdistan halklar›n›n tan›kl›¤›nda, iktidar mücadelesini sürdürmektedir. Dolay›s›yla bu tereddütsüz yürüyüflte ne korkuya, ne duygusall›¤a ne de devrimci ve devrimin dostlar›yla ideolojik mücadele d›fl›nda bir “hesaplaflmaya” yer olmad›¤› bilinmektedir. Kaypakkaya güzergah›n›n ufkunda devrimin oldu¤u mutlakt›r. Bu güzergahta dostla düflman› kar›flt›rmaya, ayn›laflt›rmaya yer yoktur. Aksine dostla düflman› özenle ayr›flt›rarak dostlarla aralar›nda ç›kan sorunlar›n çözümünde ideolojik mücadele (bar›flç›l) ve bunun araçlar›yla, düflmanla aras›ndaki tarihsel-s›n›fsal ayr›flmada ise ‘zoru zor sökecek’ prensibiyle hareket eder. Bu tarihsel yürüyüflte dost ve düflman ayr›m›ndaki berrak çizgi silikleflmez, siliklefltirilemez. MLM d›fl› her türlü anlay›fl ve oluflum ile temel farklar›m›zdan birisini bu husus oluflturmaktad›r. Halk içerisindeki çeliflkileri çözüm yöntemimiz asla ve asla fliddet yöntemi de¤il, ideolojik mücadeledir. Bunu kavrayamayanlar, bunu tam olarak bilince ç›kartamayanlar, kendilerine ne derlerse desinler, iktidar olduklar› vakit, hakim hale getirdikleri düflünce d›fl›ndaki her türlü eylem ve söylemi bast›rma yoluna giderler ve netice itibariyle, y›llarca kan ve can pahas›na u¤runa mücadele ettikleri bütün de¤erleri erozyona u¤ratarak yok ederler. Bu durum demokrasi bilincinde ki çarp›kl›k ve proletaryan›n ideolojisine olan yabanc›laflman›n sonucudur. Bütün devrimcilerin, kendi hatalar›n› muhasebe ederek, devrimci mücadelenin yükseltilmesine hizmet etmesi gerekiyor. Prati¤imiz belirleyicidir. ‹fl olan aynam›z gerçe¤e ›fl›k tutmakta, sözün hükmü kalmamaktad›r. Bindi¤imiz dal› kesen politikalardan vazgeçilmeli, devrimci kültür her alanda hakim hale getirilerek, devrimci dayan›flma yükseltilmelidir. Tersi her türlü yaklafl›m faflizmin ekme¤ine ya¤ sürmekten baflka bir ifle yaramaz. Yaz›m›z› devrimci elefltiri ve özelefltiri noktas›nda Lenin’in Sol Komünizm adl› eserinden k›sa bir al›nt› ile noktalayal›m; “Bir siyasal partinin kendi yan›lg›lar› karfl›s›ndaki tutumu, bu partinin ciddi olup olmad›¤›n›, kendi s›n›f›na karfl› ve emekçi y›¤›nlara karfl› görevlerini yerine gerçekten getirip getirmedi¤ini saptayabilmemiz için en önemli ve en güvenilir ölçütlerinden biridir. Yan›lg›s›n› içtenlikle kabul etmek, nedenlerini aray›p bulmak, bu yan›lg›ya yol açan koflullar› tahlil etmek, yan›lg›y› do¤rultma yollar›n› dikkatle incelemek; iflte ciddi bir partinin belirtileri bunlard›r, bu, ciddi bir parti için görevlerini yerine getirmek, s›n›f› ve ard›ndan da y›¤›nlar› e¤itmek ve bilinçlendirmek demektir.”


9

GENÇL‹K

1-16 ARALIK 2010

Ö¤renciler iflgal eylemlerinde Son y›llarda Avrupa ve Asya ülkelerinde yaflanan ekonomik kriz ile birlikte, devletlerin kemer s›kma politikalar› artarken, iflçi-emekçi ve gençli¤in kazan›lm›fl haklar› da bir bir ellerinden al›nmaya çal›fl›l›yor. Devletlerin özellikle son dönemlerde gençli¤in kazan›lm›fl haklar›na dönük azg›nca sald›r›lar› dikkat çekmekte. Bu sald›r›lara ö¤renci gençlikte sessiz kalmayarak çeflitli preotesto ve iflgal eylemleri gerçeklefltirdi.

‹talya:

‹talya'da E¤itim Bakan› Maria Stella Gelmini taraf›ndan haz›rlanan, yüksek ö¤retim kurumlar›nda bütçe k›s›tlamas›n›n yan›s›ra özellefltirmeye de kap› aralayan tasar›n›n Temsilciler Meclisi'nde ele al›nd›¤› gün birçok kentte ö¤renciler protesto eylemleri düzenledi. Bir grup ö¤rencinin Senato'yu basma giriflimi üzeri-

ne polis ile fliddetli çat›flmalar yafland›. Polisin sert müdahalesinde 20 ö¤renci yaraland›. Roma'da Senato ve Temsilciler Meclisi'nin önünde oturma eylemi yapan ö¤renciler, ö¤retim üyelerinin de deste¤iyle Milano, Roma, Floransa, Torino, Perugia, Salerno ve Palermo gibi kentlerde de tasar›y› protesto ettiler. Roma ve Pisa gibi kentlerde, flehir merkezine de taflan gösteriler s›ras›nda ö¤rencilerin yollar› kesmeleri sonucunda trafikte büyük aksamalar meydana geldi. Protesto amac›yla pek çok kentte üniversiteleri iflgal etmifl durumdaki ö¤renciler ad›na yap›lan yaz›l› aç›klamada “Hükümetin yasa tasar›s›, üniversiteyi de araflt›rmac›l›¤› da mahvetmeyi amaçlamaktad›r. Biz ö¤rencileri de ülkeyi de düflünmeden haz›rlanan bu tasar›ya karfl›y›z. Milano, Floransa, Roma, Napoli ve Catania da dahil olmak üzere Torino'dan

Palermo'ya varana dek üniversiteleri iflgal eden arkadafllar›m›z, okul ve fakültelerde yönetime el koymufl durumdad›rlar. Gelmini tasar›s›, üniversitenin üzerine yerlefltirilmek istenen bir mezar tafl›d›r. ‹stikbalimizle oynanmas›na izin vermeyece¤iz” ifadelerine yer verildi.

‹ngiltere:

‹ngiltere’de Ö¤rencilerin tepkilerinin oda¤›nda, seçimden önce harçlar› tamamen kald›rma vaadinde bulunan Baflbakan Yard›mc›s› Nick Clegg var. Ülke genelinde yüz binden fazla ö¤rencinin kat›ld›¤› yürüyüfllerden sonra gelen eylemler kapsam›nda baz› üniversite binalar›, ö¤renciler taraf›ndan iflgal edildi. Oxford, Edinburgh, UCL, Cardiff and Newcastle dahil 10 üniversite ö¤renciler taraf›ndan iflgal edildi. Ö¤renciler Liberal Demokrat milletvekili Si-

mon Hughes'un ofisini de iflgal etti.

Filipinler:

Filipinler hükümetinin yapt›¤› bütçe ve e¤itim harcamalar› kesintileri nedeniyle Filipin Ö¤renciler Sendikas› ve Filipinli Ö¤renciler Derne¤i, ülkede tüm üniversiteleri greve ça¤›rd›. Ö¤renciler Manila'da bulunan Sanat ve Bilim Koleji'ni iflgal etti. Eulogio Amang Rodriguez Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nün (EARIST) 2 bin ö¤renci taraf›ndan iflgal edildi¤ini kaydeden ö¤renci sendikas›, okulun barikatlarla çevrili oldu¤unu kaydetti. Eyleme kat›lanlar›n giderek artt›¤›n› belirten ö¤renciler, kazan›m elde edene kadar eylemlerine devam edeceklerini belirtti.

Kanada: Kanada'da ö¤renim harçlar›na yap›lan zamlara karfl› harekete geçen ö¤renciler, Ottowa üniversitesini iflgal ettiler. Ö¤renciler, zamlar›n

geri çekilmesini istedi. Ö¤renciler, yapt›klar› aç›klamada bu iflgalin ayr›ca ‹ngiltere'deki ve ‹talya'daki ö¤rencilerle dayan›flma için yap›ld›¤›n› belirtti. Ö¤rencilerin talepleri: Harç zanalar›n›n geri çekilmesi, yönetimde daha fazla söz hakk›, Harçlar›n tamamen kald›r›lmas› için ayr›nt›l› çal›flma. Ö¤renciler, yönetimle yapt›klar› görüflmelerden sonra kazan›m elde ettiklerini aç›klad›. Kazan›m elde eden ö¤renciler mücadeleye devam edeceklerini belirttiler.

Çin:

Çin'de lise ö¤rencileri ülkenin en yoksul eyaletlerinden Guizhou ve Liupanshui'de okullarda yemek fiyatlar›n›n artmas› üzerine liseli ö¤renciler yemekhaneyi iflgal etti. Ö¤renciler, yemek fiyatlar›n›n düflürülene kadar iflgallerinin sürdüreceklerini ifade ettiler.

Demokraside ilericilik oyunlar›

Bir ticaret öyküsü; e¤itim Bugün, emperyalizm ve kapitalizmin ülkemizdeki gönüllü temsilcisi olarak karfl›m›za ç›karak varl›¤›n› sürdüren AKP hükümeti ve onun iflbirlikçileri; sa¤l›k, sosyal güvence, ulafl›m, iletiflim gibi insanlar›n temel haklar›ndan olan kurumlar› d›fl güçlere peflkefl çekme flerefine “nail” olarak özellefltirmelerle varl›¤›n› sürdürmektedir. E¤itimin esasta bireylerin kiflisel meselesi olmad›¤›, tam aksine bir toplum sorunu olmas› günümüzde herkes taraf›ndan bilinen bir gerçeklik olarak karfl›m›zda duruyor.. Her ne kadar karfl›laflmaya al›fl›k olsak da bu defa biraz daha farkl› bir yarat›c›l›ktaki yüzüyle e¤itimin ticarilefltirilmesi gündemimizde. Ço¤u zaman ço¤u e¤itim kurumlar›nda vücut bulan bu gerçeklikle bu defa da Adana’da karfl›lafl›yoruz. Adana Milli E¤itim Müdürlü¤ü öncülü¤ünde bafllat›lan, sat›fla ç›karma ifllemiyle haz›rl›klar› üç y›l boyunca sürdürülmekte olan ve devam› da getirilen uygulama, kentte e¤itime gelir sa¤lanmas› amac›yla (!) “okullar›n isim haklar›n› hay›rseverlere satma projesi “ olarak adland›r›lmaktad›r. 3 y›l önce özel bir ad tafl›mayan okullar›n adlar›n› sat›fla ç›kard›klar›n› belirten Büyükf›rat, Adana’n›n e¤itim olanaklar› aç›s›ndan iyi konumda bulundu¤unu ancak artan nüfusu, göç ve ihtiyaç duyulan teknolojik yat›r›mlar dikkate al›nd›¤›nda eksiklerin

GENÇ YORUM Bir de¤iflim alametidir ki, “iliklerimize” kadar “hissetmekteyiz”. Düflünün ki bundan on y›l önce egemenlerin temsili yüzlerinden birisi – genel baflkan› demiyoruz herhangi biri- kalk›p dünyan›n en çok tan›nan mezarl›¤› olan Père Lachaise’de Y›lmaz Güney’in ve Ahmet Kaya’n›n mezarlar›n› ziyaret etseydi ne düflünürdünüz? DEVR‹M diye dizlerinin ba¤› çözülerek selam yar›fl›na girecek haylice büyük bir toplam›n oluflaca¤›n› söyleyebiliriz. CHP gibi geleneksel gerici partinin “korku imparatorluklar›n›” “tuz ve buz” ederek “ileri” at›l›m›n› “sosyal demokrasi eksenini ar›yor” diyerek çarflaf çarflaf yaz›lar› orda burada okumamak elde bile de¤il. F›s›lt›lar›n aras›nda “Kürtler CHP’yi de ele geçirdi” dedikodular› yap›lmakta. “De¤iflimin” bu kadar› yani… Marks ile –evet sadece Marks ile- tan›flan herkes bilir ki de¤iflim diyalekti¤in yasalar›ndan bir tanesidir. De¤iflmeyen fley yoktur. De¤iflimin engellenemez oldu¤u gerçekli¤i, baflka bir gerçeklik olan –bizim için temel gerçeklik- s›n›f mücadelesinden ba¤›ms›z de¤ildir. Her de¤iflim, s›n›f mücadelesinin günümüz koflullar›nda ald›¤› seyre göre ifadelendirilir –burada bahsi edilen de¤iflim toplumsal alana dairdir. O yüzden her de¤iflimin bir s›n›fsal kökeni bulunur. S›n›f-mücadele-de¤iflim denkleminde taraflar› inceleme, iç dinamiklerini gözlemleme ald›klar› boyutun niteli¤ini söylemek için, diyalektik materyalist –ya da materyalist diyalektik- yöntemi izlemek bilimin teorik alan› için vazgeçilmez bir görevdir. Vazgeçilmez yöntem-metodoloji bize flunu söylemektedir; ‘bir de¤iflim var! Egemen s›n›flar de¤ifliyor! Bu de¤iflimin temel görevi, uz-

ortaya ç›kt›¤›n› ifade ederek özellefltirmelerini meflrulaflt›rmaktad›r. Okullar›n özel ad tafl›mayanlar›n›n sahip oldu¤u sat›lma hakk› ise devlet bünyesindeki e¤itim kurumlar›n›n özellefltirilmesine burada da ad›ndan bafllan›ld›¤›n›n göstergesi. Bugün, ç›k›fl noktas› rant sa¤lamak için yap›ld›¤› ortada olan ücretsiz ders kitaplar›n›n i��eri¤i, resmi din politikalar›n› zorunlu dersleriyle b›rakal›m mecburi olmaktan ç›karmay› okullarda daha erken yaflta uygulatman›n yollar›n›n arand›¤› zihniyette ve kadrodaki onca a盤a ra¤men üstelik atanmay› bekleyen binlerce ö¤retmenin “›srarla” atanmay›fl›ndaki gerçeklikler flu soruyu da beraberinde getiriyor; hangi e¤itime gelir sa¤l›yorsunuz(!)? Öte yandan biyolojide, karfl›l›kl› birbiri üzerinden yaflam idamesi olarak bilinen Mutualizm için örnek olarak gösterece¤imiz devlet-patron iliflkisine aç›kl›k getiren Büyükf›rat “hay›rsever”lerin y›llard›r okul yapt›rarak, arsa ve para ba¤›fl›nda bulunarak e¤itime “destek” verdi¤ini vurguluyor ve “Bu proje kapsam›nda da kendileri, anne- babalar› ya da akrabalar› için özel anlam tafl›yan bulunduklar› mahalle, cadde ya da sokak isimleriyle an›lan okullar›n isimlerini alarak e¤itime katk›da bulunuyorlar” diyerek hikaye anlat›c›l›¤›n› sürdürüyor.

Müflteriler titizlikle inceleniyor: Her bedene uygun kal›p! Her okulun isim hakk› bedelinin okulun ö¤renci kapasitesi, derslik say›s› ve bulundu¤u semte göre de¤iflti¤ini anlatan Abdulgafur Büyükf›rat, isim haklar›n›n sat›fl bedellerini belirlerken, ihale bedellerinin dikkate al›nd›¤›n› kaydetti. ‹sim hakk› için baflvuran kiflilerin titizlikle incelendi¤i vurgulayarak bu itinayla “okul ad›” ad› alt›nda asl›nda e¤itimin nas›l sat›laca¤›n› büyük bir ustal›kla göstermektedir. Proje kapsam›nda 3 y›lda 5 milyon 470 bin lira gelir sa¤land›¤›n› vurgulayan Büyükf›rat, sistemin tam da midesine indirece¤i kayna¤› ifade ederken bir yandan da muhafaza etmesi gerekti¤i flovenizm ve faflizmi unutmadan, “devlet büyü¤ü, hay›rsever, flehit ya da Türk büyükleri” gibi isimleri tafl›yan okullar›n isim sat›fl›n›n yap›lmad›¤›n› sözlerine ekliyor. Ard›ndan Proje kapsam›nda isim hakk› alan “hay›rseverler”in isim listesi flöyle aç›klan›yor: Vehbi Güzel: 1 milyon 200 bin TL’ye yeni tamamlanan bir ilkö¤retim okulu. ‹smail Hazar: 1 milyon 500 bin TL’ye P›nar Mahallesi ‹lkö¤retim Okulu, 400 bin TL’ye Fatih Anaokulu. Prof.Dr. Salih Öven Çolako¤lu: 900 bin TL’ye Güzelevler ‹lkö¤retim Okulu. Mübeccei H›zlan: 420 bin TL’ye Gülbah-

S‹NAN ÇAKIRO⁄LU laflmaz s›n›f farkl›l›klar›n› –her fark bir çeliflkidir- gizlemek için temel al›nmaktad›r’ diyor. Bir baflka söyledi¤i ise, ‘at izi ile it izi kar›flabilir! Halk saflar›nda, halk için mücadele edenler yalpalayabilir. Burjuva fikirleri savunanlar devrimciler hatta komünistler aras›nda dahi ç›kar-ç›kabilir. Teorik ve ideolojik alanda görevler ertelenmek üzere de¤il hemen flimdi, flu anda yerine getirilmelidir’ “De¤iflimden” ve bu “de¤iflimin” halk saflar›nda ki yans›malar›n›n kaç›n›lmazl›¤›na vurgu yapt›ktan sonra, ufku burjuva demokratizmini aflmayan küçük burjuva ruh halinin pespaye duruflunun çeflitli tezahürlerinden örnekler vermeye çal›flaca¤›z. Bilindi¤i gibi 19 Aral›k katliam›, birçok yan› ile birlikte, dünya kamuoyunun gündeminde yer alan, devrimci cephenin iradesinin s›nand›¤› bir süreç olarak yafland›. Dünya gericili¤inin, karfl› devrimci dünya cephesinin, uluslar aras› tahakkümünün tesis edilmesi için Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki komünist ve devrimci hareketi fiziki ve fikri tasfiyesi için gerçeklefltirilen bir konseptti. Bu konsept ile birlikte, s›n›f mücadelesinin öncüsü ve bileflenleri darbelenilecek, akabinde ise tek partili bir süreç ile BOP’ne sonsuz hizmet edebilecek, siyasi istikrar› sa¤lanabilmifl bir hükümet geçirilecekti. Stratejik sald›r›n›n ilk aflamas› olmasa da önemli aflamas› 19 Aral›k katliam› ile start ald›. Sürece iliflkin düflüncelerimizi daha önceden S›n›f Teorisi’nde aç›klad›¤›m›z için ayr›nt›lara girmeyece¤iz. K›saca izah etmek gerekirse, 19 Aral›k Katliam› burjuva-feodal s›n›flar›n öylesine faflist öfkelerini komünist-devrimci cephe üzerinde uygulad›¤› bir yönelim de¤il, ta bafl›ndan itibaren,

çesi Anaokulu’na Hüsnü- Semih H›zlan ad›n› verdi. Bedia Kirpi: 500 bin TL’ye Fazilet Kibrito¤lu ‹lkö¤retim Okulu’na Mehmet- Bedia Kirpi ad›n› verdi. Mahipeyker Ba¤civan: 300 bin TL’ye Mahfes›¤maz Anaokulu. Lütfiye Ba¤civan: 250 bin TL’ye Karfl›yaka Anaokulu Mahipeyker- Fatma Ba¤civan ad›n› verdi.

Özellefl-özellefltir politikas› Neo-liberal politikalar›n›n gere¤i devletin kendi eliyle teflvik etti¤i özel okullar›n her geçen gün artt›¤›, devlet bünyesindeki e¤itim kurumlar›n›n adlar›n›n, kantinlerinin, yemekhanelerinin, bilimsel laboratuarlar›n›n, kafelerinin vs.. özellefltirildi¤i ve bunun sonucunda hedeflenildi¤i üzere e¤itimi toplumsall›ktan uzaklaflt›r›p paras› olan bireyin hakk› haline getirildi¤i apaç›k görülüyor. Ve art›k bugün gelinen aflamada -kimlerin haklar›n› “güvence” alt›na ald›¤› gün gibi ortada olan- TC anayasas›nda da belirtilen e¤itimin paras›z oldu¤u safsatas›, bir öküzün alt›nda buza¤› bulma ihtimali kadar ikna edicidir! Sonuç olarak, bir ülkedeki e¤itimin hakl›(l›)¤›ndan çok uzakta at›lan, - kayg›s› belli- ticari ad›mlar, toplumsal hiçbir sorumlulu¤u bar›nd›rmad›¤› gibi patrondevlet iflbirli¤inin en aç›k göstergeleri ve ispatlar›d›rlar.

‹stanbul Teknik Üniversitesi’nin (‹TÜ) iki y›l önce 12 Eylül darbesinin y›ldönümüne denk düflen yeni y›l aç›l›fl›nda salona al›nmayan ö¤renciler, Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an’› protesto edip, ‘AKP d›flar›, üniversiteler bizimdir, libofla, yobaza b›rakmay›z’, ‘12 Eylül çocu¤u do¤um gününü baflka yerde kutla’ pankartlar› açarak, slogan atm›flt›. Gözalt›na al›nan ö¤renciler hakk›nda ‘Toplant› ve Gösteri Yürüyüflleri Kanununa muhalefetten’ aç›lan dava sonuçland›. 18 ö¤renciye 15 ay hapis cezas› ç›kt›. ‹TÜ 2008 - 2009 e¤itim ve ö¤retim y›l›n›n aç›l›fl konuflmas›n› yapan Erdo¤an, “Fikirlerin en özgür ve demokratik biçimde ifade edilebildi¤i sayg› gördü¤ü bir üniversitede kimse rahats›z olamaz, olmaya da hakk› yoktur. Bütün üniversitelerimizde birbirine sayg› çerçevesinde, en ayk›r› fikirler dahi serbestçe yer bulabilmeli, tart›fl›labilmelidir. Yeter ki, hakaret içermesin. Özgürlük, düflüncenin genifllemesinin temel flart›d›r. Üniversitelerin bu özgürlük ortam› sa¤lanmad›¤› takdirde tutucu ortama dönüflme riski de vard›r. Elefltirel akl› üniversitelerde hakim k›lmak için yetki sahibi herkes üzerine düfleni yerine getirmeli.” ifadelerini kullanm›flt›. Baflbakan Erdo¤an yapt›¤› konuflmas›nda baflka fikirlerin de ifade edilip tart›fl›lmas› gerekti¤ini söyledi¤i s›ralarda, aç›l›fl›n› yapt›¤› üniversitenin ö¤rencileri baflbakan› protesto ettikleri için polis taraf›ndan gözalt›na al›nmaktayd›.

‹TÜ ö¤rencileri 15 ayl›k hapis cezas›n› protesto etti ‹stanbul Teknik Üniversitesi'nin (‹TÜ) 2008 akademik y›l› aç›l›fl›nda Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an'› protesto ettikleri gerekçesiyle haklar›nda dava aç›lan 18 ö¤renciye 15 ay hapis cezas› verilmesi, ‹TÜ'de protes-

to edildi. Çeflitli sivil toplum örgütleri, sendika, ö¤retim görevlileri ve sanatç›lar›n da destek verdi¤i eylemde ö¤renciler, cezalar›n kendilerini y›ld›rmayaca¤›n›, Baflbakan’›n bir kez daha gelmesi durumunda yine protesto edeceklerini söyledi. Ö¤rencilere destek için gelen Tolga Sa¤ ile P›nar Sa¤, k›sa birer aç›klama yapt›. Yine baz› ö¤retim görevlileri ad›na ö¤rencilere destek vermek için eyleme kat›lan ‹TÜ Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Ayfle Erzan, 18 ö¤rencinin 'Toplant› ve Gösteri Yürüyüflleri Kanunu'na muhalefet'ten 1 y›l 3'er ay hapis cezas› ald›klar›n› hat›rlatt›. Erzan, "Düflünce üretimi ve ifadesi demokratik bir hak ve yükümlülüktür. Bu hak, temelinde ba¤›ms›z ve özgür düflünce üretiminin yatt›¤› üniversitede de olmazsa olmaz bir kofluldur. Bu nedenle ‹stanbul Teknik Üniversitesi ö¤retim elemanlar› olarak, üniversiteye polis ça¤r›lmas›, üniversite içinde polisin ö¤rencilere müdahale etmesi, ö¤rencilerin gözalt›na al›nmas› ve bafllat›lan adli süreç sonucunda hapis cezas› ve para cezas›na çarpt›r›lmas›n›n, demokratik hak ve özgürlüklerin kullan›lmas› önünde ciddi bir engel oluflturdu¤unu düflünüyoruz." diye konufltu. Ö¤renciler ad›na konuflan Mehtap Metino¤lu da, 12 Eylül 2008 tarihinde ‹TÜ'nün akademik y›l› aç›l›fl›na gelen Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an'› protesto eden 18 ö¤renci hakk›nda 1 y›l 3 ay hapis cezas› verildi¤ini hat›rlatarak, "O gün yaflananlar ve 2 y›l sonunda verilen cezayla, olanlar inan›lmas› zor bir görüntü oluflturdu." dedi. Olaylar›n geliflimini anlatan Metino¤lu, konuflmas›n›n sonunda ise, "Cezalar›n›z v›z gelir v›z. Meydan okuyoruz, bugün yine gelseniz yine ayn›s›n› yapar›z." fleklinde konufltu.

‘Adalet istiyoruz’ ya da ‘yetmez ama evet’! uluslar aras› bir projenin saç aya¤›n› oluflturmaktayd›. “De¤iflim” bulamac›n›n, son zamanlarda tart›flt›¤› gündemlerden bir tanesi de “orant›s›z gücün” uygulan›ld›¤›, “görevin kötüye kullan›ld›¤›” itirazlar›yla 19 Aral›k Katliam›d›r. 10 y›ld›r süren mahkeme ne hikmetse “herkesin” ilgisini çeker pozisyona geldi. “Görevin ifas› s›ras›nda kasten adam öldürmek” suçundan askerler mahkemeye ç›kar›ld›. Toplam› asker olan “san›klarla” yap›lmak istenilen belli. Minare ve k›l›f, ayn› oyunun baflrol oyuncular› olmaya devam ediyor. As›l yürütmek istedi¤imiz tart›flma, hâkim s›n›flar›n komünist-devrimci harekete ve de onlar›n kitle taban›na nüfus etme hesab›n› dile getirmek de¤ildir. Bu iflin sadece bir yan›-önemsiz de¤il ama bir yan›-! Di¤er yan›, tart›flmak istedi¤imiz yan› ise, nüfus eden fikir silsilesinin ald›¤› halin ne oldu¤u meselesidir. Aç›kça söylemek gerekir ki, mevcut “de¤iflimi” ve de¤iflimin uzuvsal ifllemi olan “mahkeme sonucunu” etkilemeye çal›flan dostlar›m›z bulunmaktad›r. Dostlar›m›z, mahkemenin s›radan bir günah ç›karma, ezilen kitleleri ard›na toplama, devrimci cenahta kafa kar›fl›kl›¤›na yol açma operasyonu oldu¤unu görmek ve tüm bu yanlar› bütünlüklü teflhir etmek yerine, mahkemede “yarg›lanan” erlere “yetmez ama evet” demektedirler. Nas›l m›? ‘Hikmet Sami Türk de yarg›lans›n’ diyerek. Hem de tek sloganla; ‘Adalet istiyoruz’! ‘As›l sorumlular erler de¤il emri verenler’ diyen düflünce, tekrar söylemek gerekirse, ufku burjuva demokratizmini aflmayan küçük burjuva devrimci bak›fl aç›s›d›r. 19 Aral›k katliam›n›n uluslar aras›

sald›r› boyutunu, ülkenin yeniden organizasyonu için ›s›nma haz›rl›klar›n› anlamayanlar, sorumlulu¤u bakanlarla s›n›rl› tutuyor. Üstelik bu bakan›n yarg›lanmas›n›n adresi olarak, burjuva mahkemeleri gösteriliyor. Paradoksa kap›lmakla yetinmeyen dostlar›m›z, kamera objektiflerinin önünde ‘adalet istiyoruz’ diye serzeniyorlar. Adalet’in ele al›n›fl biçimi ise ayr› bir problem. Zira komünistler ar› adalet olgusuna inanmaz! Marks’›n Gotha Program›’nda döne döne tart›flt›¤› “hak” ve “adalet” olgusunun üretim iliflkilerinin hukuki ifadesi oldu¤u, bahsi edilen hukuki janjan›n ancak, üretim iliflkilerinin radikal de¤iflimiyle mümkün olaca¤›n› söylemifltir. Biliyoruz, yaz›m›z›n s›n›rlar›n› aflacak bir tart›flman›n efli¤indeyiz. Ama genel hatlar›yla söylemek gerekirse, proletarya iktidar› da, dostlar›m›z›n sand›¤› kadar “adil” de¤ildir! S›n›fl› bir toplum gerçekli¤ine dayal› sosyalizm süreci boyunca, adalet, her s›n›f için farkl› iflleyecektir! Halk y›¤›nlar›n›n alabildi¤ince örgütlenme hakk› olurken –ki bu ayn› zamanda komünist bir görevdir- karfl› devrimci s›n›flar›n örgütlenmeleri da¤›t›lacak hatta ve hatta fliddetle bast›r›lacakt›r. Göründü¤ü gibi “adalet” s›n›f zemininde sadece hukuki bir uzant›d›r. Mademki hukuki uzant› olan ve sadece bir taraf›n di¤er taraf üzerindeki otoritesini sa¤layan –ayn› zamanda kendi iç iflleyiflini oluflturan- verili bir adaletten bahsediyoruz, o halde egemenlerin karfl›s›na ç›karak h›nca h›nç “adalet” 盤›ran anlay›fl, ya do¤rulara mevcut üretim iliflkileri içerisinde varabilece¤ini düflünüyor ya da komünizm ideolojisinden nasiplenmede oldukça s›k›nt› duyuyor. Bizce, dostlar›m›z›n içerisinde bulundu¤u

“adalet” girifliminde her iki yönelimde mevcut. Dostlar›m›z her ne kadar “devrim” lütfünde bulunsalar da, komünizmin ideolojisini alg›lama ve kavramada ki darl›¤›ndan kaynakl› –ki bu onlar›n küçük burjuva s›n›f karakterinden ba¤›ms›z de¤ildir- burjuva ufkunu aflamayan yaklafl›mlar›yla düzen içi pozisyona düflüyorlar. “De¤iflim abidesi” günümüz dünyas›nda, devrimci cephenin kulland›¤› terimlerden, yükseldi¤i argümanlara kadar ince eleyip, s›k dokumas› bir görev olarak önünde durmaktad›r. S›n›f düflmanlar›yla giriflmifl oldu¤u ezeli mücadelede, ‘düflman›ndan ö¤renmek’ onun gerici yönelimini deflifre ederek karfl›l›k göstermekten baflka bir fley de¤ildir. Burjuvazinin 200 y›l önce, ezilen halk y›¤›nlar›n› arkas›na toplamak için atm›fl oldu¤u “özgürlük, eflitlik, kardefllik” slogan›nda ki “adil” tezahür, üretim iliflkilerinin kapitalist niteli¤ini do¤al zemine oturtabilmek için söylenmifl ve söylenmektedir. Hâkim s›n›flar›n kendisini tekrardan üretebilmesi için üretimin ideolojik formasyonu bunu flart koflar. Metalar›n üretimi ve dolafl›m› bunu flart koflar. “Adil” olmak bundan öte gelir. Ve yine bundan dolay›d›r ki, “Adalet” ismiyle ezilenleri sömürmek bir görevdir -Adalet ve Kalk›nma Partisi’ne atfen. Tarih sayfas›nda yer edinirken burjuvazi taraf›ndan ortaya at›lan tezler onun s›n›f zeminine uygundur ama devrimci komünistlere bu elbise dar gelir! Komünistler, bafl›ndan itibaren üretim iliflkilerinin niteli¤inin ne oldu¤unu ezilenlere anlatarak, zorunluluklar dünyas›ndan özgürlükler dünyas›na akabilmek için bilimin yal›nl›¤›n› kullan›rlar. Posas› ç›km›fl burjuva sloganlarla radikal kopufl sa¤lanamaz.


10

DÜNYA

1-16 ARALIK 2010

Emperyalizmin krizi yeni “kurbanlar›n›” ar›yor 2008 y›l›nda ABD merkezli olarak patlak veren “küresel ekonomik kriz” pefl pefle iflas›n efli¤ine gelen devletlerle beraber yeni kurbanlar›n› ar›yor. Emlak sektöründe bafllay›p bütün piyasay› etkisi alt›na alan ve dünyan›n en büyük bankalar›n›n iflas etmesiyle devam eden “kriz” için etkisini kaybedip, durgunlaflt› yalanlar›n›n had safhada oldu¤u bir dönemde birçok Avrupa ülkesi iflas›n efli¤ine gelmifl durumda. ‹zlanda ile bafl gösteren Yunanistan ile devam eden iflas tehlikesi flimdi ise baflta ‹rlanda olmak üzere ‹spanya ve Portekiz’i tehdit ediyor. Güney Kore'deki G-20 zirvesinde emperyalizm taraf›ndan çözülemeyen borç krizi, Avrupa'da büyük bir sars›nt›ya yol aç›yor. Mortgage kredilerinin ödemelerindeki s›k›nt›lar nedeniyle, Avrupa'n›n en büyük bütçe a盤›na sahip olan ülkesi ‹rlanda, iflas›n efli¤ine geldi. Yak›n geçmiflte inflaat sektörüne sa¤lanan kredilerin geri dönüfllerinin olmamas›yla bankalar›n on milyarlarca EURO zarar etti¤i ‹rlanda, bu kez de konut kredilerindeki borçlar›n yaratt›¤› ekonomik krizle sars›l›yor. Konut kredilerinde yaflanan s›k›nt›n›n ikinci bir kriz dalgas› yaratarak ülkeyi iflas›n efli¤ine getirmesi beklenirken, bu beklentiler bankac›l›k hisselerinin radikal kay›plar yaflamas›na sebep oluyor. ‹rlanda'n›n bankac›l›k kesimini kurtarma operasyonunun maliyeti nedeniyle borçlar›n› ödeyemeyece¤i kayg›s›, tahvil faizlerini de artt›rmaya devam ediyor. 10 y›l vadeli ‹rlanda tahvillerinin faizleri üç haftada %6'dan %9 seviyelerine kadar yükselerek, 1999'da EURO’a geçildi¤inden beri görülen en yüksek de¤erine ulaflt›. ‹rlanda Ekonomik ve Sosyal Araflt›rma Enstitüsü'ne göre, Mortgage kredisiyle al›nan 200 bin konutun de¤e-

YÖNEL‹M Kökleri toplumun ve onun tarihsel ilerleyiflinin derinliklerinde olan, flimdiki emperyalist kapitalizm icazetli, tedrici ilerleme çizgisinin, pozitivist-reformist temeli s›r de¤ildir. 1848 devrimler döneminin manifestosu, sonraki tarihsel geliflim nispeten “sükunet” içinde, Gotha-Erfurt program›nda reformcu yönelimlere sürüklenmiflti. Sadece 2. Enternasyonal çürümesinde de¤il, 3. Enternasyonalde de kötümser tarih anlay›fl›-legalist-reformcu-tedrici birikim ve geçifl stratejisinden köklü kopuflu içermeyen lekeler mevcuttu. Tali de olas› bile, bir ekonomist-mekanizm söz konusuydu. 2. Enternasyonalin resmi “Marksizm” ine bir meydan okuyufl olan Lenin ve nitel ilerleticisi Mao; burjuva merkezcili¤i- üretici güçler teorisi ve medeniyetçi ayd›nlanma felsefesine karfl› bir devrimdir. Tarihsel olarak elbet anlafl›labilir zorunluluk ve müdahale görevleri atlanamaz, ulusal eflitsizlikler gibi demokratik görevlerinin ulusçuluk ve demokratizm perspektifi ile ele al›nmas›n›n etkileri Uluslararas› Komünist Hareket(UKH)’de de mevcuttu. Bunlar› atlayan Buharin, Rosa ve Krevski gibi patolojide… Ayn› durum, bugünde söz konusudur ve iki cepheli bir ideolojik savafl›m› gerekli k›lmaktad›r. Ulusçulu¤a düflmemek niyetiyle Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk› (UKKTH)’n› reddetmek, nas›l enternasyonalizm olarak addedilemezse, yönelimi, bu burjuva demokratik hak gerekçesiyle, ulusal birimlerle s›n›rl›, bir politik yürüyüflte, komünist çizgiye terstir. Komünist ideoloji, ulusçu-demokratik görevler s›n›rl›l›¤›n›, bafltan itibaren aflmak durumundad›r… Sosyalizm-komünizm; ulus ç›k›fll› ve bir ulus-ulus devletler üniteleri toplulu¤u de¤ildir. Eflitsizli¤in her birine karfl› ç›kma, tarihsel ilerici rollerini vurgulamak, savunma, iflçi emekçi s›n›flar devletini, ulus çeperlerine hapsetmekten tamam›yla ayr›d›r. Hapsedenler, niyetleri ne olursa olsun, komünizme yürüyemezler. Sosyalist etiketli olsalar da, ulus devletler, eskinin arac› olmaktan kopamazlar. Böyle araçlarla, komünizm için devrim sürdürülemez. Böyle bir pozisyonla, burjuva devlet mekanizmas› gerçek anlamda parçalanamaz ve eski mekanizmadan bir yönüyle devral›nmas› gerçe¤inin ötesine geçilemez. MLM devlet-dev-

ri, fiyatlar›n düflmesiyle birlikte toplam kredi borcunun alt›na inecek. Fiyatlar›n bu h›zla düflmeye devam etmesi hâlinde bu say›n›n 350 bini bulabilece¤i söyleniyor. Bütçe a盤› gayri safi yurt içi has›las›n›n %32'si kadar olan ve bu konuda Avrupa lideri olan ‹rlanda'da borç senetlerinin faiz oranlar›nda yaflanan dalgalanman›n, ‹spanya ve Portekiz gibi Avrupa'n›n di¤er zay›f ekonomilerini de krize sokmas› bekleniyor. Avrupa Birli¤i yetkilileri, gerekirse ‹rlanda'y› kurtarmak için bir yard›m plan› oluflturabileceklerini belirtseler de, ‹rlanda hükümeti, Yunanistan'a Avrupa Birli¤i ve Uluslararas› Para Fonu (IMF) taraf›ndan yap›lan yard›m›n bir benzerine ihtiyaçlar›n›n olmad›¤›n› kan›tlamaya çal›flsalar da gelinen son aflamada IMF taraf›ndan dayat›lan “yard›m paketini” kabul edeceklerini aç›klad›lar. Hükümet, Avrupa'n›n di¤er ülkelerinde oldu¤u gibi krizin as›l faturas›n› ise çal›flanlara ç›kartmak için kamu harcamalar›nda ve kamu çal›flanlar›n›n ücretlerinde kesintiye gitmeyi planl›yor. 21 milyar dolarl›k kesinti plan› 7 Aral›k'ta aç›klanacak.

‹spanya ve Portekiz’i de benzer bir kader bekliyor ‹rlanda’da yaflanan iflas tehlikesinin en büyük etkileri ise ‹spanya ve Portekiz’de görüldü. Benzer bir durum ile karfl› karfl›ya kalan bu iki ülkede büyük bir borç krizi ile karfl› karfl›ya. Portekiz’de iflçi sendikalar›n›n genel grevi sonras›nda 10 y›ll›k tahvillerin faizi yüzde 7 seviyesini geçti. ‹spanya’da da 10 y›ll›k tahvillerin faizi yüzde 4.91’den yüzde 5.08’e ç›kt›. Bir baflka deyiflle iki ülkenin borç-

lanma maliyetleri yükselmeye devam ediyor. Dünya Bankas›’n›n verilerine göre bu y›l ikinci çeyrek sonu itibariyle ‹spanya’n›n 2.1 trilyon dolar, Portekiz’in ise 498 milyar dolar borcu var. Henüz iki ülke için iflas riski bulunmuyor. Ama yaflananlar ise gerçe¤in hiçte böyle olmad›¤›n› gösteriyor. Portekiz’in var olan durumdan k›sa vadeli de olsa kurtulmas› için en az 50 milyar EURO’a ihtiyac› oldu¤u söyleniyor. Gözlerin üzerinde oldu¤u ‹spanya ise ›srarla Yunanistan ve ‹rlanda gibi kurtarma paketine ihtiyac› olmad›¤›n› belirtiyor. ‹spanya Maliye Bakan› Elana Salgado, ülkedeki finansal sistemin sa¤l›kl› oldu¤unu savundu. Yetkililer taraf›ndan bu tür aç›klamalar yap›lsa da ‹spanya yüzde 19,8’le Avrupa’n›n en yüksek iflsizlik oran›na sahip ülkesi konumunda. Emperyalist güçler iflas›n efli¤ine gelen bu “kardefl” ülkeleri kurtarma planlar› yaparken Belçika’da da alarm zilleri çalmaya bafllad›. Belçika’n›n borçluluk oran› milli gelirin yüzde 100’üne ulaflt›. Bu durum ülkenin Portekiz ve ‹spanya’ya eklenece¤ini gösteriyor. Avrupa devletleri yaflad›klar› bu yap›sal krizi aflmak için ise, on y›llard›r genifl emekçi kitleleri kontrol alt›nda tutmak için hayata geçirdikleri “sosyal devlet” projesini rafa kald›rarak emekçi kitlelere yönelik sistemli bir hak gasp› sald›r›s›na bafllam›fl durumdalar. ‹flsizli¤in had safhaya ulaflt›¤›, e¤itim ve sa¤l›k gibi haklar›n tekrardan özellefltirilerek paral› hale getirildi¤i ve buna benzer daha birçok sorunun yafland›¤› flu günlerde, birçok eylem ve grevde pefl pefle geliyor. ‹ngiltere, Fransa, Portekiz, Yunanistan, ‹spanya ve daha birçok Avrupa ülkesinde yap›lan grev ve eylemler yaflam› felç etmifl durumda.

2008 y›l›nda patlak veren kriz neyin nesidir Amerika Birleflik Devletleri'nde 2008 y›l›nda Mortgage kredilerinin ödemelerinin durmas›yla bafllayan borç krizi, tüm dünya piyasalar›n› krize sokmufl, en büyük ekonomilerde devasa bankalar›n batmas›na neden olmufltu. Devletler bu bankalar› kurtarmak için trilyonlarca dolar harcam›flt›. Küresel kapitalizm, kapitalist üretimin do¤as› gere¤i kârlar›n düflmesine engel olamad›¤› için, son y›llarda ekonomiyi balonlarla, olmayan paran›n kredi olarak piyasalarda sat›lmas›yla büyütmek istedi. Ancak bu durum 1990'l› y›llarda internet sitelerinin fliflirilmifl hisselerinin yaratt›¤› balonun patlamas›yla ABD'de büyük bir krize yol açt›. ‹kinci büyük kriz ise, alt-orta s›n›flar›n uzun vadeli borçlarla, kald›ramayacaklar› bir yükümlülü¤ün alt›na sokulmalar›yla bafllad›. Çok uygun koflullarda verilen Mortgage kredileri piyasalar› krize soktu, borçlar ödenemedi ve durgunluk bafllad›. 2001 sonras›nda ABD ekonomisini toparlamak için h›zla indirilen faizler (2001-2004 dönemi), kredi kullanma talebini art›rd›. Artan kredi hacmi emlak fiyatlar›n› yükseltti. Yükselen emlak fiyatlar›, yeni kredi al›nabilmesini sa¤lad›. ‹potekli gayrimenkule, ikinci-üçüncü ipotek yap›larak elde edilen kaynakla yeni harcama yapma imkan› sa¤land›. 2002 y›l›nda inflaat sektörü ile ekonomiyi canland›rmak ve düflük gelirlilerin konut sahibi olabilmelerini kolaylaflt›rmak amac›yla yeni düzenlemeler yap›lm›flt› (“subprime mortgage”-düflük kaliteli emlak kredileri art›fl›n›n önü aç›larak). ABD Devlet Tahvillerinin h›zla düflen faizleri ve artan emtia fiyatlar› ile yurtd›fl›nda bollaflan likidite, yeni yat›r›m alanlar› arad›.

Emperyalizmin etkin bir silah›; böl-parçala-yönet ‹kinci emperyalist paylafl›m savafl› sonras› Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye bölünen Kore’de 60 y›ldan fazlad›r devam eden gerginlik, son günlerde had safhaya ulaflt›. Bir tarafta ABD’nin etkin bir flekilde uflakl›¤›n› yapan Güney Kore, di¤er taraftan ise sözde “komünizm” ile yönetildi¤i iddia edilen Kuzey Kore aras›nda 23 Kas›m Sal› günü küçük çapl› bir çat›flma ç›kt›. Yaflanan çat›flmada 2 Güney Kore askerinin öldü¤ü, 17 asker ve 3 sivilinde yaraland›¤› belirtildi. Güney Kore Genelkurmay Baflkanl›¤›, Kuzey Kore'den at›lan yaklafl›k 200 top mermisinin Yeonpyeong Adas›’na düfltü¤ünü aç›klad›. Top mermilerinin ço¤unun adadaki bir askeri üsse isabet etti¤ini ifade eden Güney Kore ordusu, 1 askerinin öldü¤ünü, 3'ü a¤›r 17 askerinin de yaraland›¤›n› bildirdi. Ordu, olaylarda 3 sivilin de yaraland›¤›n› aç›klad›. Güney Kore'ye ait YTN televizyonu ise yaklafl›k bin 200 kiflinin yaflad›¤› adadaki 70 kadar evin yand›¤›n› duyurdu. YTN televizyonu, Kuzey Kore'nin top atefline Güney Kore'nin de karfl›l›k verdi¤ini ve Savunma Bakanl›¤›'n›n savafl d›fl› durumlar için geçerli olan en üst alarm seviyesine geçti¤ini bildirdi. Reuters Haber Ajans›, olay›n ard›ndan Güney Koreli liderlerin baflkent Seul’daki bir yeralt› s›¤›na¤›nda toplant› halinde olduklar›n› bildirdi.

Kuzey Kore taraf›ndan farkl› bir aç›klama geldi Kuzey Kore ile Güney Kore aras›nda karfl›l›kl› olarak aç›lan top atefllerinin ard›ndan Kuzey Kore taraf›ndan yap›lan ilk aç›klamada, önce Güney Kore'nin atefl açt›¤› ileri sürüldü. Kuzey Kore Yüksek Askeri Komutas› taraf›ndan, ülkenin resmi haber ajans› KCNA’ya yap›lan aç›klamada, “Sürekli uyar›lar›m›za karfl›n Güney Kore saat 13.00'ten itibaren onlarca top mermisi ateflledi ve biz derhal sert bir askeri karfl›l›k verdik” ifadeleri yer ald›. Aç›klamada, Güney Kore'nin, Kuzey Kore'nin deniz sahas›n› “0.001 milimetre" bile ihlal etmesi durumunda Güney Kore'ye yönelik “ac›mas›z askeri sald›r›lar bafllatma” tehdidinde bulunuldu. KCNA'n›n haberinde, karfl›l›kl› atefl sonucu Kuzey Kore'de hasar meydana gelip gelmedi¤i konusuna ise de¤inilmedi. Kuzey Kore taraf›ndan atefl açan ilk taraf olmakla suçlanan Güney Kore ordusu ise askeri tatbikat çerçevesinde test at›fl› yapt›klar›n› ancak bunun

ABD ve NATO’dan acil müdahale ça¤r›lar› Kuzey Kore'nin, Güney Kore'ye ait bir adaya top atefli açmas›n›n ard›ndan Güney Kore F-16 savafl uçaklar›n› havaland›rd›. Güney Kore Savunma Bakanl›¤›, Kuzey'in açt›¤› atefli "kas›tl› ve planl› bir sald›r›" olarak nitelendirdi. Savunma Bakanl›¤›, olay›n "ateflkesin aç›k ihlali" oldu¤unu belirtti. Güney Kore Devlet Baflkan› Lee Myung-bak, Kuzey Kore'nin tekrar sald›rmas› halinde Seul'ün "büyük bir misillemede" bulunaca¤›n› söyledi. Lee Myung-bak, Kuzey'in "sivillere hedef gözetmeden sald›rmas›na hiçbir zaman hoflgörü gösterilemeyece¤ini" bildirdi. ABD taraf›ndan yap›lan aç›klamada, Kuzey Kore sald›r›s› fliddetle k›nand›. ABD, Kuzey Kore'ye "sald›rgan davran›fllar›" kesmesi yönünde ça¤r› yapt›. ABD ad›na Robert Gibbs, Güney Kore hükümetiyle yak›n temas halinde olduklar›n› ifade etti. Gibbs, ABD'nin, "müttefik Kore Cumhuriyeti'nin müdafaas› ve bölgesel bar›fl›n sürdürülmesi" için deste¤ini devam ettirece¤ini vurgulad›. NATO da Kuzey Kore taraf›ndan aç›lan top ateflini k›narken, geliflmeleri "derin endifle" içinde takip ettiklerini bildirdi. Kuzey Kore'nin top ateflini k›nayan Birleflmifl Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban-Ki Mum ise iki tarafa da itidal ça¤r›s› yapt›. Yaflanan çat›flma sonras› ABD, onlarca savafl gemisi ve binlerce askerini Güney Kore’ye yerlefltirdi.

Kuzey Kore nükleer çal›flmalar›ndan vazgeçmiyor Uzun y›llard›r nükleer silah yap›m› için çal›flmalar yapan Kuzey Kore, ABD taraf›ndan ‹ran ile beraber hedef tahtas›na oturtulan ikinci ülke konumunda. 2010 y›l›na kadar ABD taraf›ndan “terörizmi” destekleyen ülkeler listesinde ad› olan Kuzey Kore’nin sürdürdü¤ü nükleer çal›flmalar› sonland›rmas› için, içerisinde Çin’inde bulundu¤u befl devlet taraf›ndan görüflmeler yap›lmakta, fakat her hangi bir sonuç al›nmamaktad›r. Kore, emperyalizmin böl-parçala-yönet politikalar›n›n en dikkat çekici örneklerinden birini teflkil ediyor.

Çöp Y›¤›n›

KAZIM C‹HAN rim teorisinin özü budur. Komünizme yönelen, bir tarihsel zorunluluk ifllevindeki parti ve devlet; bafltan itibaren komünizm amac›na uygun olmak durumundad›r. Proletarya; önderlik-parti-devlet olarak bafltan itibaren burjuva s›n›rlar› aflmak, biçimsel formellikler içinde kalmamak yöneliminde olmal›d›r. Yoksa her bir politik devrim, komünist devrimi yer. Çok aç›kt›r ki, her devrimci yürüyüfl; içinden ç›kt›¤›, eskinin kaç›n›lmaz kal›nt›lar›ndan mahlûldür. Bu kaç›n›lmaz yük, tap›n›lacak m›, onu yaratan koflullar dönüfltürülerek afl›lacak m›?.. Devrim, aflma ça¤r›s› ve prati¤idir. Kapitalist medeniyet ve ayd›nlanmas›n›n-geleneklerini, kavramlar›na, hiçte mecbur de¤iliz. Marksist diyalektik özü-metodu unutanlar eski dinin s›n›rlar›na hapsolmaktan kurtulamazlar. Kapitalist modern dünyan›n manipülasyonuyla-ç›plak çeliflkilere ra¤men gelecek rüyas› görmeyenler, mevcut olan› sözde iyilefltirerek, tapma durumundad›rlar. fiu eskimifl dünyan›n dar vatan ufkunda, evren ve yeryüzü bizim diyememe durumunda olamay›z. ‹nsanl›¤›n tarihsel ilerleyiflinde, komün-feodal bezirgan-“ça¤dafl” barbar kapitalizm uygarl›¤›, yine tamam›yla, tarihsel kader olmayan-özgün üretim biçimlerinin sonucuydu. Öncelikle, cins, s›n›f, ulus vb. eflitsizlikleri, bunlar› kabul edilebilinir s›n›rlara çekme de¤il, de¤ifltirmeyi hedeflemeyen anlay›fl stratejik k›r›lmay›, dolay›s›yla nitel-stratejik durufl göstermeyen bir düzen içili¤i gösterir. Özgürlük zorunluluklar›n fethi ve böylece özgür k›lsa bile, ona gereksinimine yol açan koflullar›n dönüfltürülmesidir. Ö¤renme-ö¤retme-de¤iflme-de¤ifltirme; teori-pratik devrim okulu d›fl›nda düflünülemez. Kitleler laf›zla de¤il, devrim eylemi içerisinde tecrübeleriyle e¤itilebilinir. Paris komünü böyle bir tecrübe idi. Dolay›s›yla ezilenlerin prati¤ine kay›ts›zl›k olmaz. Devrimci teoriyi bu dinamizmle birlefltirmek yerine, çözümü-ileri olan› destekten ibaret olmayan, gerçek çözümü gösteren bir yolda yürümekle temsil edebiliriz. Tarihi yapan kitlelerdir, ç›kmazlar›n› pratik içinde gösterme, e¤itme yerine, yani kitlelerden kitlelere çizgisi d›fl›nda bir ahkam kesme ve gelmiyorlar diye suçlama mant›¤›, devrimci gevezeliktir. Öncülük devrimci gevezelikle ba¤daflmaz. Kitlelere gerekli olan kendili¤indenci müca-

Kuzey Kore'yi hedef almad›¤›n› aç›klad›. Reuters Haber Ajans›’na konuflan Güney Kore ordusundan bir yetkili, "Rutin askeri tatbikatlardan birini gerçeklefltiriyorduk. Ama test at›fllar›m›z bat›ya yönelikti, kuzeye de¤il" ifadesini kulland›.

deleleri seyri içerisinde anlamayacaklar› olan bilinçle buzu k›r›p, yolu açmakt›r. Komünistlerin varl›k nedeni budur. Kuyrukçu popülist-teslim olmak de¤ildir. Komünist bilinç ezilenlere bir baflkald›r› ve uyan›fl de¤ildir. Ezilenler bunu hep yapt›lar. Ekonomik eksenli bir sendikal bilinç de¤ildir. Bu kendili¤inden ekonomiyi izleyen bir savafl de¤ildir. Komünist bilinç baflka bir fley de¤il, sorunlar›, temelleriyle nüfus eden çözümü gösterebilen, ezilenlere ezildiklerini söylemekten ibaret olmayan, bunun nedenlerini devrimci ç›k›fl, strateji ve takti¤ini gösterebilen, yolu ayd›nlatan ›fl›kt›r. Köhne, reformist, eski geleneklerin kabusunu devrim tafl›mamal›d›r. Tafl›rsa; bizzat ezilenler arac›l›¤›yla, kopamad›¤› eskinin üreticisi halini görür. Böyle bir devrim-devrimi yer, öldürür. Bu bilince sahip olmama, gereklerini yerine getirmeme, geleneksel fikrilerin esiri olarak ›zd›rap içerisinde bo¤ulmam›z› ve alk›fllayan cehaleti meflrulaflt›rmam›za hizmet ediyor. Gerici ideoloji, kapitalist ayd›nlanmac› modernitesinin ilerlemeci retori¤iyle güncellefltirince ne olur? En fazla yeni modern köle olunur. Reformizmin-tasfiyecili¤in devleti budur. Sistemi de¤ifltirmeye yönelmeyen hangi iyi niyetli eflitlik maskeli pozitif ayr›mc›l›k-kota siyaseti cinsel eflitsizli¤e çözüm olabilir? Devrimci politikada ileri uygulamalar olarak bunlar›n yeri vard›r. Fakat komünizm d›fl›nda kendi bafllar›na bir amaç olarak k›ymeti harbiyeleri bir yana, patriakaya cila olurlar. Kapitalizm toplumsal üretimin koordinasyonunun mükemmel bir örne¤idir. Peki, bu flahsi gasp gerçe¤inin de ad› olan düzenin piyasas›n›n mübadele nesnelerinin eflitsiz eflitleri olmaya m› yönelece¤iz. Bunu buyuyorlar. Burjuva devletin üretim alan›, ailede ki kad›n eme¤i “görünmeyen” örtüsüyle devam›n› diliyorlar. Ücretlenmemifl diye bunun ücretlenemez do¤all›¤›n› istiyorlar. Bunun, kad›n›n bir sevgi vefas›, do¤al özelli¤i say›yorlar. Aile denilen zindan› da bir aflk fedakârl›¤› romantizmiyle tan›ml›yorlar. Karfl›l›ks›z gasp edilen bu emek do¤allaflt›r›l›yor, ev içi kölelik kaderdir deniliyor. Kapitalist üretim ve devletin emek sürecinin d›fl›nda art› de¤er üretiminin ötesinde, sözde bu özeldo¤al ifl bölümüyle kad›n ebediyen meflru bir köle konumuna itiliyor.

Bunun için de¤ifltirmenin denetlemenin, kendiniz için olman›n, öznesi de¤il, mevcut olan› kabul eden, o çerçevede yürüyen bir kol olun deniliyor. Aldat›c›s› eflitli¤in hikayesi burada aç›k. Miras›m›z önemli bir at›l›md›r, ama flu da gerçek de¤il mi; aile hukuku-gayrimeflru çocuk-zina kanunlar›-kürtaj yasaklama uygulamalar› ile yap›lan neydi. Hepsi masum muydu? Ne rahimler, ne uluslar, ne s›n›flar, özcesi eflitsizlikler; do¤al bir sömürüye, emekçilere boyunduruk do¤al bir kayna¤a dönüflmemelidir. Beyinler, kalp komünizm için kazan›lmam›fl ve öznesi durumuna getirilmemiflse, bilinçlerde devrim yap›lmam›flsa, yolculuk k›s›rd›r, geriye mahkumdur. Her ileri hareketin demokratik talebine dostluk eli uzatmam›z gerekti¤ini bilmeliyiz. Andaki hareketin gerçe¤i içinde ki, ilericili¤e çivilenmeden, bizzat o dinamizm içerisinde ki gelece¤i tasavvur edip yürüyemeyen bir reformizme de saplanamay›z. Tayin edici olan ideolojiksiyasi çizgidir. Her durumda devrimci olmak, devrime haz›rlamak görevdir. Mücadele dinamiklerini küçümseyemeyiz ancak reformist fideliklerde biriktirilecek olan›n “çöp y›¤›n›” olaca¤›n› da biliriz. Devrimci-demokratlar elbette dostumuzdur. Yolumuz ise nitel komünist inflad›r. Kapitalist modernitenin sistem içi tedrici ilerleyifl yönelimi, faflist cumhuriyetin “laik”li¤ine, sözde kamu devletçili¤ine, kimin yönetti¤ine bakmayan demokrasi konseptine tav olmayacakt›r. Devrimin yan ürünü olarak önemsenmesi, ancak egemenlerin karfl›-devrimci sözde “reform”lar›n›n ay›rt edenler olarak yürüyece¤iz. Ne kaderlerini egemenlere teslim eden neo-liberal ve ne de geleneksel statüko, aldanaca¤›m›z odaklar de¤ildir. Kad›n ihtiyaç duyuldu¤unda savafl makinesinin yedek bir parças› de¤ildir. Genifl kitleleri özne olmaktan al›koyan, Atina’n›n imtiyazl› yurttafllar›n›n Agora demokrasisine bile ulaflamayan, kaderlerini beyaz›n efendisi-bilgilisi-beyaz›na yani elit-temsili-“demokrasi”sine teslim edenlerin “halk egemenli¤i” bofl bir safsatad›r. Komünist devrim bilimi, ezen-ezilen konjöktürünün koflullarla iliflkili-göreceli özelli¤ini sadece anlama de¤il, mutlak olan mücadeleyle de¤ifltirilebilinece¤i prati¤idir. Çeliflki-

ler uzlaflmaz, bar›flmaz ça¤r›s›d›r. Kitlelerin tarihi yapan-s›n›f mücadelesinin lokomotif oldu¤u ve bu temelde bilinçli mücadelenin reformcu tasfiyeci rüzgar›n püskürtülmesinin (lafta de¤il pratikte) fark›nday›z. Gelece¤i andaki ç›k›fllara feda eden pratik zekal›lar ile hem fikir de¤iliz. Devrimi, nicel karlar›n kurban› edenler devrim tasfiyecisidirler… Zihniyet devrimi, gerçek devrim için öncelikli ön kofluldur. Devrim birçok çöp süprüntüsünü devrimci savaflla süpürecektir. Bu her yerde böyle oldu. Devrim, evrimi anlamayan de¤il, yerinde nesnelerini vuran bir flahlan›flt›r. Eski ve yeninin ortalanm›fl kokteyli-koordinasyonu-bar›fl› de¤ildir. Taktikler, mücadele ve örgüt biçimleri hiçte keyfi de¤il, gerçe¤in de¤ifltirilmesinin bir ihtiyaç olan ça¤r›s›na cevap olma flart›d›r. Devrim para biriktirip bir fleyi sat›n almak de¤il, kitlelerle birleflerek dünyay› de¤ifltirmektir. Bu dünyaya adapte bir beyinle, komünist gelecek tasavvuru olamaz. Stratejik k›r›lman›n yenilmifl stratejik durufllar› “biz TC devletini yenemeyiz” dedi. Ulusal eflitsizlikleri devlet yönlendiricili¤inde “s›f›rlama”, yeni duruma r›za gösterme noktas›na geldi. Böyle bir “stratejik derinlik” ilhak› meflrulaflt›rmakt›r, TC sistemine bir güzelleme türküsüdür. Atatürk’ün “Kürt dostu” tan›mlamas› da, müzakereye gelen devlet “iyi”dir belirlemesi de, “niteliksel” ilerlemeler var yan›lsamas› da ve silahlar›n “Yeni Türkiye” konseptinde susturulmas› sözü de, ad›na diyalog ya da müzakere denilsin, yürüyüflü de bu türkünün nakarat›ndan baflka bir fley de¤ildir. Tek görev devrimi örgütlemektir… Pire ekenler devrim f›rt›nas› biçemezler.Reformist “devrim” de¤il, DEVR‹M için iflbafl›na! Komünizm için demokrasiyi kazanman›n tek yolu, çiçeklenmifl bir “demokratik” güzellik vizyonu de¤il, proletarya ve emekçilerin örgütlenmifl egemen güç olarak bizzat iktidar olmalar› ve komünizme kadar devrimi sürdürmesidir. Gerisi çöp y›¤›n›! Devrim ekilerek devrim biçilir.


11

GÜNCEL

1-16 ARALIK 2010

Dersim’ de son dönemde artan fliddet olaylar› ve yozlaflma Dersim’de son dönemde artan ve gittikçe yayg›nlaflan-yayg›nlaflt›r›lan yoz kültüre karfl›, Dersim halk›n›n geçmiflten günümüze var etti¤i devrimci kültüre sahip ç›k fliar›yla bafllat›lan kampanyada burjuva-feodal sistemin yaratt›¤› dejenerasyon ve tahribat teflhir ediliyor. Hakim s›n›flar›n Dersim üzerinde çeflitli katliamlar› vard›r. Geçmiflten günümüze 38 Dersim katliam›, 94 köy boflaltmalar› ve flimdi de barajlar projeleri ile do¤ay›, birahanelerle de genç nesilleri kendi yoz kültürüyle yok etme politikas›. Kelime anlam› olarak bir kiflinin, durumun yozlaflmas›n› sa¤lamak, yozlaflmas›na sebep olmak, soysuzlaflt›rmak, dejenere etmek. Bir fleyin gerçek özelliklerinden uzaklaflt›r›lmas› ya da uzaklaflmas› fleklindedir. Baflka bir ifade ile "özünden ayr›lma", do¤as›ndaki iyi fleyleri sonradan yitirmek anlam›na gelen bir kelimedir. Herhangi bir fley, gerçe¤ine ba¤l› kalmad›¤›nda, asl›ndan uzaklaflt›¤›nda, özündeki iyi fleyleri kaybetti¤inde yozlaflm›fl olur. Baflka bir sözlük tan›m›nda yozlaflma, iyi durumdan kötü duruma düflme, bozulma dejenere olma fleklinde tan›mlanm›flt›r.

Kültürel yozlafl(t›r)ma Burada üzerinde duraca¤›m›z en önemli nokta Kültürel Yozlaflmad›r. Kültürel Yozlaflma; bir halk›n kültürel de¤erlerini kaybetmesi, asl›ndan uzaklaflmas›d›r. ‹nsanlar›n kendi kültürlerini hiçe sayarak baflka kültürlerden etkilenme durumudur. Tarihsel ve toplumsal geliflme süreci içinde yarat›lan bütün maddi ve manevi de¤erler ile bunlar› yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullan›lan, insan›n do¤al ve toplumsal çevresine egemenli¤inin ölçüsünü gösteren araçlar›n bütününe kültür denir. ‹flte bu de¤erlerin ve araçlar›n kaybedilmesi yada bunlar›n yerine yeni ve yabanc› unsurlar›n kat›lmas› süreci kültürel yozlaflma olarak adland›r›l›r. Sosyolojik olarak, kültür bizi saran, geçmiflte yaflayan insanlardan ö¤rendi¤imiz toplumsal mirast›r.

boflalt›lmas›, zorunlu göç, insan›n ve do¤an›n katledilmesi, ormanlar›n yak›lmas› büyük bir toplumsal travmay› da beraberinde getirdi. Bu dönemde devrimci-demokrat kesimin ço¤u tutukland› ve hapse at›ld›. Dersim bölgesinde OHAL ilan edildi, ambargolar uyguland›. Askeri operasyonlarla amac›na ulaflamayan sistem daha sonraki y›llarda farkl› yol ve yöntemlere baflvurdu. Bir taraftan bask›lar devam ederken, di¤er yandan ise toplumun kültürünü, dilini, kimli¤ini ve inançlar›yla oynamaya bafllad›. Fuhufl, alkol, uyuflturucu ve iflbirlikçilik devletin temel yöntemi olmaktad›r. Yarat›lan dejenerasyon ve kimlik kayb› ile insanlar›n temel sorunlar›nda uzaklaflt›rarak yapay bir çat›flma ortam› yaratmak temel hedef olmaktad›r. Bugün hala buna iliflkin uygulamalar devam etmektedir.

Madde ba¤›ml›l›¤› art›yor! Oyun ayn›, yöntem farkl› 90’l› y›llarda toplumsal olarak ülkenin içinden geçti¤i süreç ve devrimci dinamikler en çok Dersim de etkisini göstermifltir. Bu y›llarda köylerin

Dersim’de son dönemlerde madde ba¤›ml›l›¤› küçümsenmeyecek durumda artm›fl durumda. Sistemin Dersim üzerindeki politikalar› da bir bir hayata geçiyor. Özellikle esrar maddesi sokak

ortas›nda kadar inmifl durumda. Esrar kullan›m yafl› ise daha da düflündürücü bir noktada. Dersim de sa¤l›k müdürlü¤ünün yapt›¤› araflt›rma genç nesillerin bir ço¤unun esrar maddesini kulland›¤›n› ortaya koyuyor.

Dersim DHF örgütlülü¤ü yozlaflma karfl›t› kampanya bafllatt›! Hakim s›n›flar insanlar›m›z›n yoksullulu¤undan faydalanarak kirli, karanl›k kulvarlara çekmeye çal›fl›yor. Halk›m›za karanl›klar› reva görenler ancak bu halk›n düflmanlar› ve yerel iflbirlikçileridir. Bunun karfl›s›ndaki her yanl›fl yönelim, halk›n adaletine çarpar. Bu sistemin çarklar›ndan biri haline gelenler d›fllanmaya ve kullan›l›p at›lmaya mahkûmdur. Bu gerçe¤i herkes çok iyi bilmelidir. Bizlerde bu gerçe¤i görerek hareket etmeli ve kampanyam›z›n temel ilkesi olarak benimsemeliyiz. Halk›m›z yoksul, halk›m›z iflsiz, halk›m›z namlular›n gölgesinde yaflayabilir; ama halk›m›z asla çaresiz de¤ildir. Kad›nl› birahanelere karfl› her kifli kendi bulundu¤u çevreden duyarl›l›k göste-

rip baflta gençlerimizi kazanmaya çal›flmal›d›r. Kurum olarak her dönem yozlaflmaya karfl› mücadelemiz sürüyor, sürecektir. Geçmiflte yapt›¤›m›z yozlaflma karfl›t› eylemler, çal›flmalar sistemin ablukas›na al›narak engellenmeye çal›fl›lm›flt›r. Bu bile yozlaflt›rman›n düzen taraf›ndan uyguland›¤›n›n en aç›k göstergesidir. Unutulmas›n ki; devrimci mücadelenin etkin oldu¤u dönemlerde yozlaflt›rma bu boyutta de¤ildi. De¤erlerimiz; y›llard›r haks›zl›¤a, adaletsizli¤e karfl› verdi¤imiz mücadeleler sayesinde yarat›ld›. Kültürümüz sevgiyi, sayg›y›, dayan›flmay›, paylaflmay›, direngenli¤i bar›nd›ran bir kültürdür. Bu de¤erler onca zulme-bask›ya karfl› bizleri ayakta tutan gücümüzdür. De¤erlerimizin yok edilmesine izin vermeyecek ve bu de¤erleri sahiplenece¤iz. Özlemini duydu¤umuz onurlu ve özgür bir yaflam egemenlerin de¤il, biz emekçi halklar›n elindedir. Bu nedenle, bütün kirliliklere karfl› mücadele etmek sadece devrimcilerin de¤il, devrimcilerle birlikte tüm Dersim halk›n›n da görevidir.

Mersin’de ‘Serbest Bölge’ tart›fl›ld›

Ö¤retmenler alanlardayd› Her y›l Ö¤retmenler Günü olarak kutlanan bir 24 Kas›m Ö¤retmenler Günü sene-i devriyesi tekrarlanm›fl oldu. E¤itimdeki eflitsizlikler ve e¤itim sistemindeki çarp›kl›k 24 Kas›m’da yap›lan eylemlerle protesto edildi. Bir çok ilde alanlara ç›kan ö¤retmenler ve atamas› yap›lmayan ö¤retmenler gerçeklefltirdikleri eylemlerle tepkilerini dile getirdiler

Erdo¤an: ‘Otomobil alma ev al!’ Recep Tayyip Erdo¤an 24 Kas›m sebebiyle 81 ilden gelen ö¤retmenleri makam›nda görüfltüler. Ö¤retmenlerle bir araya gelen Erdo¤an; Türk kültüründe ö¤retmenlerin anne ve babadan sonra en önemli insan oldu¤undan bahsetti. Kendisinin 100 kiflilik s›n›flarda okudu¤unu belirten Erdo¤an flimdi böyle bir fleyin olmad›¤›n› iddia etti. Devam›nda ise geçti¤imiz y›l›n ekonomik göstergelerine de de¤inen Baflbakan otomobil sat›fllar›nda yüzde 30 art›fl oldu¤unu buna ba¤l› olarak da yapt›¤› ç›karsamada: “Ben de tavsiye ediyorum otomobilden çok daire al›n. fiimdi otomobilciler k›zacak. Bu konuda yard›mc› olal›m istiyorum. Birisiyle devaml› tüketiyorsunuz. Birisiyle kazan›yorsunuz” dedi. Böylelikle yüzbinlerce ö¤retmenin ‘fark edemedi¤i’ ö¤retmenlerin esasta ekonomik yetersizlik de¤il tüketim bilinçsizli¤i oldu¤unu ifade etmifl oldu. Cüneyt Özdemir’ den bilindik burjuva medya gazetecisi sözü; ‘Elinizde bilgi belge var m›?’ Baflbakan Erdo¤an’›n aç›klamas›na bir benzeri aç›klamada CNN-Türk sunucusu olan Cüneyt Özdemir’den geldi. Ö¤retmenler gününde 5n1k’ya kat›lan ve programda Atamas› Yap›lmayan Ö¤retmenler Platformu (AYÖP) ad›na söz alan ö¤retmen Yasemin Çak›c› KPSS kopya skandal›nda cemaatten flüphelendiklerini söyleyince sunucu Cüneyt Özdemir‘in Çak›c›’ya cevab› sert oldu. Çak›c›’n›n ifade etti¤i; “Tamamen flaibe dolu s›nav. Hakk›m›z yendi. Kopya çekildi¤i ispatlanm›fl olmas›na ra¤men birileri korunuyor. Bu korkunç bir fley. Bu kadar yans›m›flsa ayn› zamanda medyaya. Ne yaz›k ki biz cemaatin parma¤›n›n oldu¤unu düflünüyoruz bu iflle ilgili. Bu yüzden korundu¤una eminiz çünkü op-

tik puan ortaya ç›kt›. Tek bir çizik yoktu” sözlerine karfl›l›k Cüneyt Özdemir; “Neye göre böyle bir fley söylüyorsunuz Yasemin han›m? Elinizde bilgi belge var m›?” dedi. Çak›c›’ n›n , Özdemir’e cevab› ise : “Resmi bir belge ortaya ç›karmak mümkün de¤il. Zaten usülsüzlük var ortada. Çok fazla ispatlamak mümkün olmuyor. Özellikle flunu biliyoruz. A¤ustos ay›nda Ankara'dayd›k. Bu süreç içinde Van'dan Diyarbak›r'dan çeflitli illerimizden gelen ö¤retmenlerimiz var. Gözledikleri fleyleri do¤rudan bizimle paylafl›yorlar. Sorular nas›l da¤›ld› ellerinde net bilgiler var” fleklinde oldu. Özdemir, bir defa daha Yasemin Çak›c›’ya karfl› ç›karak “Böyle genellemeler yap›ld›¤› zaman hakl›yken haks›z duruma düflülüyor. Elinizde bilgi belge varsa ç›kart›rs›n›z canl› yay›nda elimde belgeler var dersiniz. O zaman '���u cemaat bu grup yapt›' dersiniz. Anlay›flla karfl›lar›m. Ama belge bilgi yoksa bu Türkiye'nin yeni umac›s› olarak yarat›lan 'The Cemaat' ya da cemaate herfleyin yüklenmesinden ben bu programda en az›ndan karfl›y›m” dedi. Programda kendisinin d›fl›nda a¤›r hasta olarak Ankara GATA’da yatmakta olan AYÖP kurucusu fiafak Bay’›n da konuk oldu¤unu, program boyunca kendisinin, Bay’›n ve Özdemir’in görüntülerinin ekranda görüldü¤ünü belirten Çak›c›, “Cemaat tart›flmas›ndan sonra birdenbire beni göstermemeye bafllad›lar ekranda” dedi.

Ankara:

E¤itim Sen Ankara fiubeleri

24 Kas›m Ö¤retmenler günü’nde e¤itimcilerin sorunlar›n› “Karanl›¤a Karfl› Bilim Nöbeti” slogan› ile hayk›rmak için gittikleri Milli E¤itim Bakanl›¤› bahçesinde her zaman eylem yap›lan alana al›nmad›lar. Kolluk güçlerinin y›¤›nak yaparak oluflturdu¤u barikat› e¤itimciler “Ö¤retmene de¤il çetelere barikat” slogan›yla ve oturma eylemi ile protesto etti. E¤itimciler, Milli E¤itim Bakan› Nimet Çubukçunun istifas›n› talep ederken, E¤itim-Sen Ankara fiubeleri sözcüsü Tu¤rul Culfa, 24 Kas›m gündemli Mit Müsteflar›’n›n dahi dahil oldu¤u bir toplant› yap›l›rken e¤itim emekçilerinin bahçeye dahi al›nmamas›n› ve uygulanan barikat› “faflizmin

engeli” olarak tan›mlad›. Eylem 18’inci MEB fiuras›ndan al›nan kararlar› protesto amac›yla Milli E¤itim Bakanl›¤› önüne b›rak›lan siyah çelenk’in ard›ndan sona erdi.

‹stanbul:

‹stanbul, E¤itim Sen 3

No'lu fiube Yönetim Kurulu, yapt›¤› toplant›da Ö¤retmenler günü’nün ‘12 Eylül darbesi’ ürünü oldu¤unu aç›klad›. E¤itim-Sen 3 no'lu fiube Baflkan› Nebahat Bükrek, 12 Eylül'de 25 bin ö¤retmenin görevden al›nd›¤›n› hat›rlatarak o tarihten bu yana e¤itimcilerin sorunlar›n›n artt›¤›n› ekledi. Bükrek, e¤itimcilerin bir türlü çözülmeyen sorunlar› için haz›rlad›klar› 24 soruyu Milli E¤itim Bakan› Nimet Çubukçu'ya sunduklar›n› ve yan›t beklediklerini söyledi.

‹zmir:Tekel

‹flçilerinin 4-C’ye karfl›

verdikleri direnifle, KESK’in ald›¤› karar do¤rultusunda eylem yaparak destek verdikleri için ‹zmir E¤itim-Sen 1 Nolu fiube’ye ba¤l› Tire’li ö¤retmenler 24 Kas›m Ö¤retmenler Günü’nde, "gösteri ve yürüyüfller kanununa muhalefet" etmekten yarg›land›. Duruflma öncesi, e¤itim emekçileri, yarg›lanan ö¤retmenlerin ö¤rencileri, çok say›da demokratik kitle örgütü ve ilerici kurumun destek verdi¤i ve Tekel iflçilerinin gerçeklefltirdi¤i destek eylemi ile s›n›f dayan›flmas› örne¤i sergilendi. Tire ‹stasyon Caddesi’nden Tire Adliyesi’ne gerçeklefltirilen yürüyüflte alk›fllarla mahkeme protesto edilirdi. Davay› takip etmek ve e¤itim emekçilerine destek vermek için gelen E¤itim-Sen Genel Baflkan› Zübeyde K›l›ç ö¤retmenler günü kutlamalar›na de¤inerek “Hükümete soruyorum bugün neyi kutluyorsunuz? Yoksulluk s›n›r›n› k›l pay› geçen ö¤retmenlerin neyini kutluyorsunuz? Ek ders vermeye zorlanm›fl, sözleflmeli ö¤retmenli¤e mahkum edilmifl ö¤retmenlerin neyini kutluyorsunuz?” dedi

Samsun: E¤itim-Sen Samsun fiubesi üyesi ö¤retmenler taleplerine cevap, sorunlar›na çözüm üretilmesini beklediklerini belirterek, ‹lkad›m ilçesi Hürriyet Mahallesi Süleymaniye Geçidi'nde eylem yapt›lar. E¤itim-Sen Samsun fiubesi Bafl-

kan› Kenan Gülçiçek yapt›¤› aç›klamada, 370 binin üzerine ö¤retmenin atama bekledi¤ini söyledi. Ö¤retmenlerin dünyan›n çeflitli ülkelerindeki meslektafllar›na göre birim saat olarak daha fazla mesai yapt›¤›n› ifade eden Gülçiçek, "Ö¤retmenler ayr›ca daha fazla say›da ö¤rencinin sorumlulu¤unu üstlenmek zorunda kalm›flt›r. Sadece ö¤retmenlerin de¤il, bütün e¤itim ve bilim emekçilerinin baflta maafllar› olmak üzere mesleki, sosyal ve özlük haklar›n›n iyilefltirilmeli" dedi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan sloganlar atan ö¤retmenler daha sonra oturma eylemi yapt›lar.

Antalya:

Antalya'da E⁄‹T‹M-SEN

üyesi ö¤retmenler, ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü önünde bas›n aç›klamas› düzenleyip eylem yapt›. Üzerinde "Yaflas›n bilimsel, demokratik e¤itim mücadelemiz", "‹çeriksiz kutlamalar de¤il, çözüm istiyoruz" yaz›l› pankartlar aç›p sloganlar atan ö¤retmenler ad›na bas›n aç›klamas›n› E⁄‹T‹M-SEN Antalya fiube Baflkan› Nurettin Sönmez okudu. "Ö¤rencilerin ö¤retmensiz, ö¤retmenlerin iflsiz oldu¤u bir ülkede Ö¤retmenler Günü nas›l kutlanabilir?" diye soran Sönmez; "Bugüne kadar hiç bir ö¤retmenler gününde, ö¤retmenlerin gerçek sorunlar› tart›fl›lmam›fl, yüz binlerce e¤itim emekçisinin sorunlar›n›n çözümü yönünde bir çal›flma yap›lmam›flt›r." dedi.

Trabzon:

E¤itim-sen Trabzon flube-

si, 24 Kas›m ö¤retmenler günü nedeniyle bir bas›n aç›klamas› yapt›. PTT fiubesi önünde toplanan KESK üyeleri ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan fiube Baflkan Recep Gülay, önceki y›llarda oldu¤u gibi, bu y›lda ö¤retmenler için sahte övgülerin dizilece¤ini, heyecanl› nutuklar›n at›laca¤›n› belirterek, “Oysa Türkiye’nin ö¤retmenleri, onlarla birlikte çal›flan tüm e¤itim ve bilim emekçileri, sadece y›lda bir gün hat›rlanmay› de¤il, yaflad›klar› sorunlar›na sa¤l›kl› ve gerçekçi çözümler üretilmesini bekliyor. Ö¤retmen aç›klar›n› kadrolu ö¤retmen atamalar› ile kapatmak yerine, e¤itimde sözleflmeli ücretli ö¤retmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimlerinin yayg›nlaflmas› düflündürücüdür” dedi.

Mersin’de akademisyenler, serbest bölge iflçileri ve sendikac›lar dünyadaki ve Türkiye’deki Serbest Bölgeleri tart›flt›. Mersin Kongre Saray›’nda “Türkiye ve Dünyada Serbest Bölge” bafll›¤› alt›nda yap›lan sempozyumun 1. oturumu Güliz Sa¤lam ve Feryal Sayg›l›gil’in serbest bölge iflçileri için yap›lan “Bölge” filminin gösterimi ile bafllad›. Sonras›nda sunumlar›n› yapan akademisyenlerden Bilgi Üniversitesi ö¤retim görevlilerinden Asl› Omdan, Türkiye’deki Serbest Bölgelerin tarihsel sürecini aç›klad›. ‹kinci konuflmac› olan Mimar Sinan Üniversitesi ö¤retim görevlilerinden Sibel Yard›mc›, ifl kanunlar›na dikkat çekerek “ Serbest bölgeler var oldu¤u ülkenin d›fl›nda bir yer olarak gösterilmekte ve ülke içindeki yasalardan muaf olarak kendi kural(s›zl›¤›n›)lar›n› koymakta. Ve bu kurallar› da devlet eliyle güçlendirerek tamamen kapitalistin serbest dolafl›m yapabilece¤i alan haline getirmektedir” dedi. 1. oturumda son olarak söz alan Marmara Üniversitesi Ö¤retim görevlilerinden Fuat Ercan emperyalist dolafl›mda serbest bölgelerin “önemine” dikkat çekerek, “Bu gün sermaye birikimine yaflad›¤› ülkede Pazar bulamayan kapitalist için serbest bölgeler önemli noktalard›r ve onlar için devlet eliyle bu pazarlar yarat›l›r ve sözde serbest bölgeler yabanc› sermayenin ülkeye girip döviz kazand›rmas› için önemli yerler gibi gösterilir. Ama özellikle de 1975 krizi ve dünya ölçe¤inde uygulanan neo-liberal politikalar›n uygulanmas›ndan sonra say›lar› artan Serbest Bölgeler emperyalizm için krizden kaç›fl bölgeleri olmufltur.” dedi

‹flçilerin dilinden Serbest Bölge Gerçekli¤i 2. oturumda ilk olarak söz alan Mersin Serbest Bölge iflçilerinden Hatice Karakaya,Serbest Bölge’de yaflad›klar› sorunlar› anlatarak özelikle orada ki barbar sömürüye dikkat çekerek “ Ben Serbest Bölge’de 10 y›l› aflk›n bir süredir çal›fl›yorum. Ve orada öyle bir ortam yarat›lm›fl durumdaki; tuvalete gitmek yasak, su içmek yasak, kafan› kald›rmak yasak vs. bütün bu olanlara karfl› iflime devam ederken, kanser olan çocu¤umun hastal›¤› için izin almak zorundayd›m ama bana 10 günlük dahi izin verilmedi¤i için iflten ç›kmak zorunda kald›m.” dedi. Mücadele etmeyi bu aflamadan sonra ö¤rendi¤ini ve mücadelesi ile art›k bu düzenin de¤iflmesinde bir parça olmak istedi¤ini vurgulan

Karakaya sözlerine flu sözlerle son verdi; “Ben son çal›flt›¤›m yerden iflçilere sendikalaflman›n önemini anlatt›¤›m için ç›kar›ld›m. Ve iflten ç›karken patrona flu sözleri söylemifltim ‘bu düzen de¤iflecek ve bende bu de¤iflimin bir parças› olarak bir gün senin karfl›na ç›kaca¤›m’ ve bugün ki oturuma kat›laca¤›m› ö¤rendikten sonra yan›ndakilere ‘bu kad›n fazla oluyor’ demifl. ‹flte bizim gücümüzden bu derece korkuyorlar” dedi. Novemed direniflin önemli parçalar›ndan birisi olan Münevver Demir ise sendikan›n önemine vurgu yaparak flunlar› söyledi. “Ben Novemed’de ifle bafllad›¤›mda orda bir direnifl vard› ve bizlerde grev k›r›c› iflçilerdik. Ama zaman içinde direnen iflçilerden ve baz› sendikal› iflçi arkadafllar›mdan da ö¤rendiklerimle sendikal› olmam gerekti¤ini ö¤rendim ve bu direnifle bende dahil oldum. Yan›mda benim gibi benim öncülü¤ümde sendikaya üye olan 6 arkadafl›mla beraber sendikaya üye olduk. ‹fl sahibi bu 6 arkadafl›ma bir çok konuda bask› uygulayarak sendikadan istifa etmelerini sa¤lad›.” dedi

Sendikac›lar›n A¤z›ndan Serbest Bölge ‹zmir Birleflik Metal-‹fl fiube Baflkan› Ali ÇELTEK Serbest Bölgelerde sendikalar›n önemine de¤inerek “Biz sendika olarak Serbest Bölgeler’de 1999 y›l›nda ilk olarak örgütlendik. Bizden önce Serbest Bölgelerde Türk-‹fl örgütlüydü ve patronlarla el ele vererek iflçilerin sömürülmesine seyirci kal›yorlard›. Ama bizim girmemizle beraber tüm dünyada etki yaratan “balata iflçilerinin direniflini” bafllatt›k. Bugün bu kadar sömürünün oldu¤u bu alanlarda sendikas›zlaflmak, daha do¤rusu örgütsüzlük iflçilerin tüm yaflam koflullar›n›n bitmesi anlam›na gelir. Özelikle de tamamen örgütlü çal›flan patronlar düflünüldü¤ünde. Patronlar belirli süre aral›klar›yla bir araya gelerek kimin ne kadar öne ç›kt›¤›n›, kimlerin örgütlülü¤ü savundu¤unu konuflarak “kara listeler” oluflturuyor” dedi. Sempozyumda son olarak söz alan D‹SK Uluslararas› ‹liflkiler Uzman› Gaye Y›lmaz, tafleronlaflt›rmaya de¤inerek “sermayenin art›fl› ile kâr oranlar›n›n düflmesi nedeni ile krize giren kapitalist, çözüm olarak tafleronlaflt›rmay› uygular ve böylelikle de ayn› zamanda iflçi ile patron aras›nda birden çok kifli ve kurum oluflmufl oluyor” dedi.


12

KÜLTÜR-SANAT

1-16 ARALIK 2010

Avrupa Yazarlar Parlamentosu topland› Hilton Oteli'nde yap›lan Avrupa Yazarlar Parlamentosu toplant›lar› sonucunda "‹stanbul Deklarasyonu" haz›rland›. 33 ülkeden 100'e yak›n yazar, flair ve edebiyatç›n›n kat›l›m›yla 12 oturumda gerçeklefltirilen Avrupa Yazarlar Parlamentosu toplant›lar›n›n son gününde, ‹stanbul Deklarasyonu'nu yazar Hari Kunzru okudu. Avrupa Yazarlar Parlamentosu'nun ‹stanbul Deklarasyonu flöyle:

Naipaul’›n kat›l›m› Avrupa Yazarlar Parlamentosu'na kat›lan biz yazarlar, edebiyat› dünyam›z›n s›n›rlar›n› geniflleten bir unsur olarak görüyoruz. Edebiyat›n, metinler ve yazarlar aras› diyalog arac›l›¤›yla farkl› bak›fl aç›lar›n›n yarat›c› bir biçimde bulufltu¤u ve çat›flt›¤› bir alan oldu¤u inanc›n› paylafl›yoruz. Dünyada, Avrupa'da ve Türkiye'de yükselen hoflgörüsüzlük çerçevesinde, V.S. Naipaul'un kat›l›m›n›n olanaks›z k›l›nmas›n› k›n›yoruz.

‹fade özgürlü¤ü Her türlü kültürel ve edebi etkinli¤in özgürlü¤ü esast›r. ‹fade özgürlü¤ünün önüne çekilen do¤rudan ya da dolayl› duvarlar ortadan kald›r›lmal›d›r. ‹fade özgürlü¤üne karfl› sansürün ve fliddetin engellenmesi için güçlü bir sivil toplum ve kamu deste¤i oluflturulmal›d›r.

Mahsun’dan ‘çal›nan minareye’ k›l›f Sanat ve siyaset aras›ndaki iliflki ya da çeliflki, on y›llard›r tart›fl›lmakta olan bir konu. Sanat›n ba¤›ms›zl›¤› (siz bunu s›n›flar üstü durumu olarak anlay›n) konusu s›kça gündeme getirilen ve halen de -özellikle burjuvazi taraf›ndan piyasalaflt›r›lan post-modernist bir ak›m›n etkisinden kurtaramam›fl durumdad›r kendini. S›n›fl› toplumlarda vuku bulan her fley istisnas›z olarak bir s›n›f›n damgas›n› tafl›r ve rehber edindi¤i dünya görüflüne hizmet eder. Siyaset, politika, felsefe, ekonomi, kültür ve sanatda bu durumdan muzdarip de¤il bilakis s›n›f mücadelesinin en etkin araçlar›ndand›r. Emperyalist-kapitalist sistem, dünya halklar›n› kontrol alt›nda tutmak için, bitip tükenmez bir politikalar serisi hayata geçirir ve bunu bazen zor yolu ile bazen ise daha farkl› yöntemlerle yapar. Sinema, sanat içerisinde -özellikle günümüzde- oldukça etkili olan ve milyarlarca insan› etkisi alt›na alan bir aland›r. Her y›l milyarlarca dolar›n harcand›¤›, pefli s›ra yeni filmlerin piyasaya sunuldu¤u ve milyarlarca insan›n öyle ya da böyle etkilendi¤i bir sektörden bahsetti¤imizi düflünürsek, burjuvazinin bu alan› bofl b›rakmayaca¤›, bilakis bütün imkanlar›n› seferber ederek hem bu alandan azami kar elde etmeyi hem de genifl kitleleri bu araç vesilesiyle etkisi alt›na al›p yönlendirmeyi ihmal etmeyece¤i gün gibi ortadad›r. Ülkemizde de sinema sektörü oldukça canl› ve uzun y›llard›r halk›n belle¤inde genifl bir yere sahip olan bir aland›r. Bir zamanlar›n Yeflilçam f›rt›nas› birçok insan› etkisi alt›na alm›fl ve adeta bir neslin bu f›rt›na ile yetiflti¤i bir dönemden geçmifltik. Tekni¤in ve teknolojinin muazzam boyutlara ulaflt›¤› günümüzde ise neredeyse her kanalda yay›nlanan onlarca dizi ve dev bütçelerle çekilen filmler yaflam›m›z›n ayr›lmaz bir parças› haline gelmifl durumda. Burjuva-feodal sitem yaratmaya çal›flt›¤› insan profilini sürekli bir flekilde televizyonlarda ve sinema salonlar›nda iflleyerek bu profile uygun bir toplum yaratma u¤rafl›ndad›r. Ve kendisine sanatç›, ayd›n, yazar diyen birçok kifli de sistemin bu politikalar›na bilinçli ya da bilinçsiz bir flekilde hizmet etmektedir. Belirtti¤imizi gibi baz›lar› bunu bilinçsiz bir flekilde yaparken kendisine sanatç› diyen baz› isimler ise bizzat belirli bir konseptin paralelinde, bu konsepte uygun politikalar› güçlendirecek bir flekilde hareket etmektedirler. Bugün televizyon dizilerinden çokça al›fl›k oldu¤umuz bu durum, özellikle “Kurtlar Vadisi, Tek Türkiye” vb. dizilerle had safhaya ulaflm›fl durumda. Yine sinema salonlar›nda da benzer bir duruma rastlamak mümkün. Son y›llarda sinema alan›nda bu anlam›yla ad›ndan en çok söz edilen isim ise tart›flmas›z bir flekilde Mahsun K›rm›z›gül. Uzun y›llar

boyunca garip bir Anadolu çocu¤u olarak seslendirdi¤i flark›larla milyonlarca insan›n gönlünde “taht” kuran K›rm›z›gül, flimdilerde ise yapt›¤› filmler ile bu taht›n› sa¤lama alma derdinde. Senaryo ve yönetmenli¤i yap›p, kendisinin de oynad›¤› ilk filmi olan Beyaz Melek filmi oldukça ses getirmifl ve milyonlarca kifli taraf›ndan izlenerek baflar›l› bir gifle yapm›flt›. Beyaz Melek filminde do¤u ve bat› aras›ndaki çeliflkileri, yafll› insanlara yönelik yaklafl›m ekseninde anlatmaya çal›flan K›rm›z›gül’ün bu baflar›s›n›n en büyük sebeplerinden biri olarak ise filmde rol alan oyuncu kadrosu oldu¤u düflünülmekteydi. Beyaz Melek filmi ile elde etti¤i has›latla kollar› yeniden s›vayan K›rm›z›gül, bu kez daha cüretli bir ad›m atarak, ülkesinin kanayan yaras› olan “Kürt sorunu” konulu bir filme imza att›. Yine zengin oyuncu kadrosu ile dikkat çeken Günefli Gördüm adl› filmde, Kürt ulusal sorunundan, cinsiyet sorununa, demokrasi sorunundan, insan haklar›na kadar birçok tema ifllenmeye çal›fl›lm›fl ve tüm bu sorunlar›n çözümü olarak tek bir adres gösterilmiflti; burjuva demokrasisi. AKP taraf›ndan emperyalist efendilerinin icazeti ile beraber hayata geçirilmeye çal›fl›lan aç›l›m politikalar›n›n s›kça tart›fl›ld›¤› bir dönemde vizyona giren Günefli Gördüm filmini izleyen birçok kiflinin, filmin çokta masumane olmad›¤› ve de aç›l›m süreci ile bir ilgisinin olabilece¤i yorumlar›nda bulunmufltu ki AKP taraf›ndan yap›lan birçok aç›klamada filme övgüler dizilmifl ve bu tür filmlerin devam›n›n gelmesi için gerekli gayretin gösterilmesi gerekti¤i belirtilmiflti. Mahsun K›rm›z›gül, AKP kurmaylar›n›n bu aç›klanmalar›ndan m› etkilendi yoksa bizzat bu merkez taraf›ndan m› yönlendirildi bilemiyoruz ama bu sesi duymufl olmal› ki, kollar› yeniden s›vayarak yeni projeye imza att›; Newyork’ta Befl Minare. Aylarca tan›t›m› yap›lan ve büyük bir flov ile vizyona giren, Hollywood filmlerine tafl ç›kart›r nitelikte bir tekni¤e ve görselli¤e sahip olan Newyork’ta Befl Minare filmi konusu itibariyle de hayli ilginç bir film. Bir ‹slami terör örgütü ve bu örgütün liderini yakalamak için seferber olan “kahraman” polisleri anlatan filmde, Mahsun K›rm›z›gül yine alg›larda birçok farkl› ça¤r›fl›m yapan belirli konularda, baz› fleyleri aklama görevine soyunmufl. Pefl pefle cinayetler iflleyen ve bir türlü yakalanamayan Deccal kod isimli bir terör örgütü (Hizbullah adl› örgüt oldu¤u anlafl›l›yor filmde) liderinin ABD’de yakalanmas› ile iki Türk polisinin (Mahsun K›rm›z›gül ve Mustafa Sandal) ABD’ye gitmesi ile bafllayan hikaye, Bitlis’te dramatik ve ö¤retici bir flekilde son buluyor. Deccal kod isimli örgüt li-

deri oldu¤u flüphesi ile gözalt›na al›nan ve daha sonra oldukça ilginç bir sahne ile kaç›r›lan Hac› Gümüfl (bu rolde Haluk Bilginer oynuyor) filmdeki rolü ile bizlere Fethullah Gülen’i hat›rlatmakta. Deccal kod isimli terörist oldu¤u yönündeki tüm bask›lara ra¤men, hem kendisi hem de çevresindeki insanlar›n anlat›mlar› sonucu, Hac› Gümüfl’ün büyük bir dini cemaatin lideri oldu¤u, gayet mütevaz› bir yaflam sürüp, bütün kötülüklerden ar›nm›fl, iyiliksever ve herkese yard›m elini uzatan, kar›ncay› dahi incitmemifl olan bir flah›s oldu¤u anlafl›l›yor. Filmin ABD’de geçen bölümünde, kardeflini 11 Eylül sald›r›lar›nda kaybeden bir FBI ajan›n›n bütün Müslümanlara yönelik yaklafl›m› ve sonras›nda iyi polis rolünde hareket eden orta¤›n›n itirazlar›, ABD’nin Ortado¤u’da zedelenen imaj›na bir gönderme olarak alg›lanmal›. Yine Hac› Gümüfl’ün ‹stanbul’da emniyet müdürlü¤ünde tutuldu¤u esnada kayg›lar›n› dile getiren Gümüfl’ün efline (kendisi H›ristiyan olan ve buna karfl› eflinin sonsuz sayg›s›yla övünen, k›z›n›n dü¤ününü hem kilise hem de camide yapan Gümüfl ailesi üzerinden dinlerin kardeflli¤ine göndermede bulunuluyor.) polis rolünde oynayan Mustafa Sandal’›n verdi¤i, “AB uyum yasalar› çerçevesinde birçok fley de¤iflti, art›k Türkiye’de iflkence yok” ifadeleri ile de Avrupa Birli¤i’ne gönderme yap›l›yor. Filmin sonlar›na do¤ru yakalanan gerçek Deccal ile Hac› Gümüfl’ün emniyet müdürlü¤ünde yan yana koyulduklar› nezarethanede ki diyaloglar› da ‹slama yönelik alg›larda var olan kötü izleri silme çabas›n›n ürünü olarak karfl›m›za ç›k›yor. Buna benzer daha birçok sahnede, birçok konuya gönderme yap›larak, “Türkiye’nin” de¤iflti¤i mesaj› ifllenmeye çal›fl›lm›fl. Filmi bir bütün olarak inceledi¤imizde harcanan onca paraya ra¤men övüldü¤ü gibi bir görsellik tafl›mad›¤›n› görmekteyiz. Yine filmin nerdeyse bütün sahnelerinde bir yerlere, bir fleylere mesaj verme çabas› karfl›m›za ç›karak filmin s›r›tmas›na yol açm›fl. Oyunculuk boyutu ile di¤er iki filmiyle k›yasland›¤›ndan vasat› aflamayan bir performans ile karfl› karfl›yay›z. Haluk Bilginer d›fl›ndaki oyuncular›n tümü vasat bir performans sahnelemifl durumdalar. Yine zorlama bir flekilde rol verilmifl olan Mustafa Sandal’da oldukça baflar›s›z bir performans sergiliyor. Beyaz Melek ve Günefli Gördüm filmlerinde oldukça duygulu bir atmosfer yakalayan ve bura üzerinden birçok izleyiciyi etkileyen K›rm›z›gül, bu filmde seyirciye herhangi bir duyguyu vermekte de baflar›s›z olmufl durumda. Filmin birçok sahnesinde AKP’nin aç›l›m paketlerinden izlerle karfl›laflmaktay›z. Filmin gösterime girdi¤i andan itibaren t›pk› Günefli Gördüm filmindeki gibi AKP kurmaylar› K›rm›z›gül’e ve filmine iliflkin

övgü üstüne övgüler düzmekte. Vizyona girdi¤i 5 Kas›m tarihinden bu yana milyonlarca kiflinin izledi¤i filme yönelik sadece Türkiye-Kuzey Kürdistan’da de¤il baflta ABD olmak üzere birçok emperyalist ülkeden de tam not al›nm›fl durumda. Oldukça büyük bir bütçeyle yap›lan film sonras› K›rm›z›gül’ün harcad›¤›ndan çok daha fazla para kazanaca¤› ise flimdiden garantilenmifl bir durum. K›rm›z›gül bu parayla ne yapar bilmiyoruz ama e¤er kafas›nda var olan ayn› düflüncelerle yola devam ederse, evet, belki çok daha fazla para kazanacak ama günü gelip de neden emperyalist politikalara hizmet etti¤i soruldu¤unda ise cevap vermekte zorlanacak gibi. Yaz›m›z› bitirmeden önce s›k s›k Y›lmaz Güney ile k›yaslanan ve ikinci Y›lmaz Güney oldu¤u yönünde belirlemeler yap›lan Mahsun K›rm›z›gül’e gereken cevab› bizzat Y›lmaz Güney’in a¤z›ndan vermek en iyisi olur san›r›z; “Genel anlam›yla sanatç›n›n niteli¤ini belirlerken, toplumsal prati¤inin, yani siyasal ve kültürel çal›flmalar›n›n, toplumsal tutum ve iliflkilerinin ve eserlerinin hangi s›n›flar›n hizmetinde oldu¤una bakmal›y›z. ‹flçi s›n›f›n›n, yoksul köylülü¤ün sorunlar›na, toplumsal kurtulufl mücadelesi do¤rultusunda hizmet ediyorsa, emekçi kitlelerin eylemleriyle yak›ndan ilgileniyorsa, onlar›n devrimci s›n›f bilincini yükseltiyorsa, bu eylemlere maddi ve manevi destek oluyorsa, devrimci ruh ve kararl›l›¤›n› kabart›yorsa, onlara bütün dünya emekçilerinin kardefllik duygular›n› götürüyorsa, bilimsel sosyalizmin ideolojisi ve teorisini kendisine k›lavuz ediyorsa, bu sanatç› proleter devrimci bir sanatç›d›r. Eksikleri, zaaflar›, yetmezlikleri olsa bile halk›n sanatç›s›d›r. Güzellikleri, bilgileri, yetenekleri, sanatlar› ve eserleriyle ve en önemlisi toplumsal iliflkileriyle büyük burjuvazi, büyük toprak a¤alar› ve büyük toprak kapitalistlerine, soyguncu ve vurguncular›n her türden s›n›f ç›karlar›na, gizli ya da aç›k, dolayl› ya da dolays›z toplumsal dayanaklar oluflturarak hizmet ediyorlarsa, kitlelerin s›n›f mücadelesine yönelmelerini engelleyen, hafifleten, onlar› söz, yaz›, müzik, demeç, flaklabanl›k, gösteri, toplant› vb. çal›flmalar›yla, s›n›f ç›karlar›n› savunmaya de¤il de kölelik uzlaflmalar›na ça¤›r›yorsa, ya da uzlaflmalar›n› kolaylaflt›r›yorsa, sanat çal›flmalar›n› ve ünlü olman›n avantajlar›n› sömürünün niteli¤ini gözlerden gizlemeye yarayacak biçimde sunuyorlarsa, bu sanatç›lar öz itibariyle karfl› devrim yanl›s›d›rlar, özünde halk düflman›d›rlar. Bunlar kendi aralar›nda da, gerici, faflist, tutucu gibi s›n›flamalarla ayr›labilirler. Fakat devrime karfl› birleflirler.”

Yay›nlama Özgürlü¤ü Yay›nlama özgürlü¤ünü engellemeye yönelik uygulamalar kald›r›lmal›; Avrupa'da ve Türkiye'de yazar, çevirmen ve yay›nc›lar› korkutma ve sindirmeye yönelik ceza kanunlar› ve yasal düzenlemeler gibi tüm bask› yöntemlerine karfl› ç›k›lmal›d›r.

Diller üzerindeki bask›lar Diller üzerinde bask› kurulmas› kabul edilemez. Herkes kendini özgürce ve diledi¤i dilde ifade edebilmelidir. Merkez ile çevre aras›nda var olan hiyerarfliyi aflacak yöntemler bulunmal›d›r.

Çeviri Edebi co¤rafyan›n belirlenmesinde çevirinin rolü çok önemlidir. Çeviri, s›n›r ötesi okuryazarl›¤›n en önemli arac›d›r. Bu amaçla az›nl›k dilleri ve 'küçük' diller daha çok desteklenmeli, bu diller aras›nda yap›lacak çeviriye ayr›lan fonlardan var olanlar korunmal› ve yeni kaynaklar yarat›lmal›d›r.

Ba¤›ms›z edebiyat Ana ak›m d›fl› ba¤›ms›z edebiyat›n üretilebilir ve eriflilebilir olmas› için güçlü ad›mlar at›lmal›d›r. Yok, olmakta olan edebi türler korunmal›d›r. ‹fadenin "tek tip”leflmesini önleyecek, yay›n çeflitlili¤ini özendirecek politikalar üretilmelidir.

Dijital ortam Dijital ortam, düflünce ve ifade özgürlü¤ü aç›s›ndan önemlidir. Dijital ortam potansiyel bir demokratikleflme alan›d›r. Devletler taraf›ndan bilgi ve fikir ak›fl›n› önleyici denetleme ve sansür stratejileri gelifltirilmesine karfl›y›z. Do¤ru ve güvenilir bilgiye ulaflmak ve yazar haklar›n› korumak için yeni yöntemler oluflturulmal›d›r. Siyasi, etnik, dini ve milli s›n›rlar yazarlar› engellememelidir. Kültürel çeflitlili¤i ve kültürel etkileflimi destekliyoruz.

Bir Kürt filmi daha ödül ald› Fransa’n›n Clermont-Ferrand kentinde düzenlenen “Traces de Vies” (Yaflam›n ‹zleri) belgesel festivalinin büyük ödülü bir Kürt ailenin günlük yaflam›n›n anlat›ld›¤› “Kurdishlover” filmine verildi. Geçen hafta içerisinde yap›lan belgesel film festivalinde 80’i aflk›n k›sa, orta ve uzun metrajl› film gösterildi. Bu y›l 20’ncisi düzenlenen festivalin yar›flma bölümünde 53 film yer ald›. Ödüle lay›k görülen filmler hafta sonu aç›kland›. Büyük Ödül, Clarisse Hahn’›n “Kurdishlover” filmine verildi. Kad›n yönetmen Hahn, Paris’te karfl›laflt›¤› Kürt arkadafl› ile birlikte “var olmayan bir ülkeyi” (Kürdistan) keflfediyor. Kurdishlover filminde izleyiciler Kuzey Kürdistan’da bir Kürt ailenin günlük yaflam›n› paylafl›yor. “Traces de Vies” Festivali’nin jürisi film için “tüm yabanc›l›k biçimlerinden uzak öteki ile bir buluflma” derken, Hahn ise baflka yerde “insanlar›n nas›l birlikte yaflad›klar›n›n” hikayesi oldu¤unu söyledi. Hahn, Kürt arkadafl› ile yaflad›¤› aflk› tarif ederken, “Onun etraf›ndaki insanlara yaklaflmak, ayn› zamanda benim ona yak›nlaflmamd›r” diyor.


ANAL‹Z

13

Yeni NATO konsepti ve Türkiye Yeni strateji ile yay›lmac›, daha mütecaviz NATO için alt yap› oluflturulmakta. Nitekim kabul edilen yeni stratejide, Müflterek Güvenlik Bölgesi ve D›fl ‹stikrar Bölgesi tan›mlamalar› ile Avrupa’ya ilave olarak Asya ve Afrika k›talar› da NATO’nun jeopolitik nüfuz alan›n›n içine sokulmufltur. Yeni strateji ile nükleer silahlar›n ilk kullan›m› dahil olmak üzere askeri tedbirler ön plana ç›kar›lm›fl ve nükleer silahla sald›r› tehlikesine karfl› önleyici sald›r› yap›lmas›n›n önü aç›lm›flt›r

Ahmet Hacalo¤lu K. Geçen hafta yap›lan son 10 y›l›n en önemli NATO zirvesinde, örgütün gelecek 10-15 y›l›n› flekillendirecek yeni strateji konsepti 28 üye ülke taraf›ndan kabul edildi. Daha do¤rusu 2001 Eylül sald›r›s›ndan sonra ABD ve NATO’nun fiilen uygulad›¤› strateji resmileflmifl oldu. Anti-balistik füze sistemi kurulmas›nda (Füze kalkan›) mutabakat›n sa¤land›¤›, NATO-AB iflbirli¤i sorununun ise (Türkiye’nin K›br›s sorununu gerekçe göstererek engellemesi nedeniyle) ortada kald›¤› NATO zirvesinin ilk gününde Rusya dahil 50 devlet ve hükümet baflkan› Lizbon zirvesinde bir araya geldi. NATO topraklar›n›n art›k konvansiyonel sald›r›lar›n tehdidi olmaktan ç›kt›¤›n›n belirtildi¤i yeni stratejik konsepte göre yeni tehditler flunlar: -Terör, -Stratejik önem tafl›yan bölgelerde köktendincili¤in yay›lmas›, -Silah, uyuflturucu ve insan kaçakç›l›¤›, -Siber sald›r›lar, -Enerji güvenli¤i ve su kaynaklar›na yap›labilecek sald›r›lar, -‹klim koflullar›n›n kötüleflmesi,

NATO’nun kuruluflu 2. Paylafl›m savafl›n›n kaderi belli olduktan sonra Stalin ile Churchill aras›nda yap›lan Ekim 1944 tarihli “YÜZDELER ANTLAfiMASI” (‹ngiltere ve Rusya’n›n Do¤u Avrupa ülkelerinde sahip olaca¤› nüfuz alanlar›n›n yüzdelerle belirtildi¤i antlaflma) Avrupa’y› ikiye ay›rd›. K›sa bir müddet sonra B. Avrupa, savafl›n as›l galibi ABD’nin etkinlik alan›na girdi. Takiben 1949 Washington antlaflmas›yla NATO kuruldu. Görünürdeki amaç Sovyet tehlikesine karfl› üye devletlerin güvenli¤ini sa¤lamak olarak sunulsa da (kurucu antlaflman›n 5.maddesi) NATO esas olarak ABD elebafl›l›¤›ndaki emperyalizmin ç›karlar›n› koruyan, Avrupal›lar›n da ellerini tafl›n alt›na sokmas›n› sa¤layan ve Avrupa ülkeleri üzerindeki denetimini temin eden ‘kolektif güvenlik örgütü’ olarak ortaya ç›kt›. Kurulufltan sonra NATO, as›l amac›na uygun olarak d›fl güvenlikle ba¤lant›l› ‘komünizm’ tehlikesine karfl›, 1950’li y›llarda ‹talya’dan bafllayarak tüm ittifak üyesi ülkelerde GLAD‹O ad› ile an›lan çok gizli özel harekat daireleri kurdurdu. Emperyalizmin ç›karlar›n› tehdit eden ülke içindeki devrimci sol hareketler baflta olmak üzere her türlü muhalefete karfl› örtülü operasyonlar gerçeklefltiren DER‹N DEVLET kavram›n›n ortaya ç›kmas›nda rol oynad›. SSCB’nin da¤›lmas›ndan sonra ifllevsiz kald›¤› düflüncesiyle pek çok ülkede bu birimler ortaya ç›kar›l›p sorumlular› yarg›lansa da Almanya ve Türkiye bu süreci henüz yaflayamam›flt›r. 1989 senesinde Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lma sürecinin bafllamas›yla, eski düflman ve tehdit alg›lamas›n›n yok olmas›,

üye ülkelerin d›fl güvenlik konusundaki ç›karlar›n›n bir birinden uzaklaflmas› sonucu varl›k nedeni tart›fl›lan NATO’nun, 1999 Washington zirvesinde, ABD’nin stratejik amaçlar› do¤rultusunda, dünyam›zda o tarihten bu güne yaflananlar karfl›s›nda yetersiz kald›¤› kabul edilerek stratejik konseptin gelifltirilmesi karar alt›na al›nd›. Bu arada bir bölümü bar›flç›, bir bölümü kanl› operasyonlarla Orta ve Do¤u Avrupa’n›n kapitalist/emperyalist küresel sistem ile bütünleflmesi sa¤land›. Lizbon zirvesinde kabul edilen yeni strateji 1999’da tasarlanan ve fiilen uygulanan›n 11 sene sonra metinlere geçmesi oldu. Yeni stratejik konsept ile NATO’nun reaktif de¤il koruyucu (protective) ve proaktif olmas› kabul edildi. ABD elebafl›l›¤›ndaki emperyalizme karfl› tehditlere ,risklere ve tehlikelere karfl› korunma yolu ile küresel sorunlara karfl› koymak, ittifak ülkelerinin çevresinde ve ilgi alanlar›nda güvenli¤i sa¤lamak, çoklu iflbirlikleri ile emperyalizmin uluslararas› istikrar›n› sa¤lamak yeni büyük stratejinin hedeflerini oluflturmakta. Do¤as›n›n ve kapsam›n›n koruyuculu¤a dayanmas› stratejinin ilk prensibini oluflturuyor. Ancak koruyucu olmak reaktif olmak anlam›na gelmiyor. Stratejinin inisiyatifi ele geçirmesi ve korumas› esas al›n›yor. ‹nisiyatifin vazgeçilmez bir prensip olan denge ile uyumlu hale getirilmesi de gerekiyor. Kabul edilen strateji ile kitle imha silahlar›n›n kullan›lmas›n› önlemek ad›na nükleer silahlar›n ilk kullan›m› da kabul edildi. So¤uk savafl dönemine benzemeyen risklerin egemen oldu¤u yeni ortamda, küresel jeopoliti¤in ve ekonominin a¤›rl›k merkezi Atlantik’ten Pasifik’e kayarken emperyalizmin stratejik ç›karlar›, NATO’nun dönüflümünü, örgütün kapitalist/emperyalizmin “küresel amaçlar›na” hizmet eden bir örgüte dönüfltürülmesini ve bu amaçla yeni bir stratejinin gelifltirilerek uygulanmas›n› zorunlu hale getirdi. Bir baflka ifade ile, Avrasya’da Rusya, Çin, Hindistan emperyalizmin ç›karlar› karfl›s›nda yükselir, jeopolitik dengeler de¤iflir, tek kutuplu dünya düzeni h›zla yerini çok kutuplu düzene b›rak›rken ve ABD kendi olanaklar›yla bafllatt›¤› jeostratejik hamlelerinde yetersiz-aciz kal›rken, NATO içerisindeki ABD-Avrupa iflbirli¤inin müflterek bölgesel ve küresel ç›karlara göre etkinlefltirilmesi ve NATO’nun yeni jeopolitik flartlara uyum sa¤lamas› hedeflenmekte. Yeni strateji ile yay›lmac›, daha mütecaviz NATO için alt yap› oluflturulmakta. Nitekim kabul edilen yeni stratejide, Müflterek Güvenlik Bölgesi ve D›fl ‹stikrar Bölgesi tan›mlamalar› ile Avrupa’ya ilave olarak Asya ve Afrika k›talar› da NATO’nun jeopolitik nüfuz alan›n›n içine sokulmufltur. Yeni strateji ile nükleer silahlar›n ilk kullan›m› dahil olmak üzere askeri tedbirler ön plana ç›kar›lm›fl ve nükleer silahla sald›r› tehlikesine karfl› önleyici sald›r› yap›lmas›n›n

önü aç›lm›flt›r. Böylece ‹ran’a karfl› ‹srail taraf›ndan gerçeklefltirilecek olas› sald›r›n›n temelleri de yeni konsepte dahil edilmifl oluyor. KÜRESEL JANDARMA ELB‹SES‹ G‹YD‹R‹LM‹fi NATO.

Yeni konseptin Türkiye’ye etkisi Lizbon zirvesinde, sözü çokça edilen anti-balistik füze savunma sitemi veya daha popüler terimiyle “füze kalkan›” yeni konsept ve tehdit alg›lamas› çerçevesinde kabul edildi. Buna göre sistemin radarlar› Türkiye topraklar›nda konufllanacak. Baflta bir Amerikan kreasyonu olarak ortaya ç›kan ve flimdiye kadar 100 milyar dolar yat›r›lan bu proje flimdi kapitalist/emperyalizmin küresel hegomanyac› rekabetinin sonucu olarak NATO’ya havale edilmifl bulunuyor. Bilindi¤i gibi 1983’de Reagan döneminde “y›ld›z savafllar›” olarak ortaya at›lan ve esas olarak SSCB ile nükleer silahlanma yar›fl›na hizmet edecek proje Sovyetler çökünce rafa kalkm›flt›. ABD silah tekellerine ve dolay›s›yla sistemin dönmesine hizmet edecek proje Bush döneminde yeniden ›s›t›larak “Küresel Füze Savunma Kalkan›’na “ dönüflse de füze ve radarlar›n Polonya ve Çek cumhuriyetine kurulmas›na Moskova’n›n gösterdi¤i sert tepki sonucu yap›lanma bir kez daha ertelenmiflti. Obama döneminde revize edilen proje flimdi yeni konsept dahilinde kabul edilmifl oldu. Kabul edilen belgenin “Güvenlik ortam›” ara bafll›¤›yla ayr›lm›fl bölümünde ittifak bölgesine yönelik tehditler s›ralan›rken öncelikle balistik füzelere vurgu yap›l›yor. Böylece ‹ran’dan Kuzey Kore’ye, Pakistan’dan Çin’e kadar Asya’da ne kadar nükleer güç varsa tehdit alg›lamas› içinde de¤erlendirilmifl oluyor. ABD’nin küresel egemenli¤ini, tek süper güç konumunu korumay› amaçlayan askeri stratejisini an›msad›¤›m›zda bu saptamalar›n örtüfltü¤ü gerçe¤i ortaya ç›kacakt›r. ABD’nin Türkiye’ye konuflland›raca¤› füze kalkan› birkaç amaca hizmet edecektir. 1-Enerji zengini ve Avrasya jeopoliti¤inde a¤›rl›¤› gittikçe artan ‹ran, ABD’nin Hazar ve Ortado¤u planlar›nda mutlaka enterne edilmesi gereken önemli bir oyuncudur. Nükleer faaliyetlerine devam eden ‹ran’›n nükleer güce dönüflmesi halinde bölgedeki tüm dengeleri emperyalizm aleyhine de¤ifltirme tehlikesi ABD’yi iliklerine kadar titretmekte. Bu nedenle her ne olursa olsun ‹ran’›n bu faaliyetlerini engellemekte kararl›. Daha önce Irak ve Suriye nükleer santralar›n› imha eden ‹srail’e askeri operasyonun yapt›r›lmas› da güçlü olas›l›k. Ancak flu anda sahip oldu¤u 2500 km. menzilli fiAHAP 2 füzeleriyle ‹srail’i vurabilecek ‹ran’a karfl› tam bir koruma sa¤layamayan ‹srail füze savunma sistemi sorunlu. ‹flte ABD, ülkemizde konuflland›raca¤› füze savunma sitemi ile ‹srail’e,‹ran’›n mukabil füze sald›r›s›na

karfl›l›k koruma sa¤lam›fl olacakt›r. 2-Her ne kadar Lizbon zirvesinde Rusya ile füze kalkan› konusunda veri al›fl verifli için mutabakat sa¤lansa da kurulacak sistemin ayn› zamanda Rusya için bir tehdit unsuru tafl›yaca¤› da ak›lda tutulmal›d›r. 3-ABD’nin askeri stratejisinde, bundan sonraki büyük kap›flman›n ekonomik nedenlerle (enerji kaynaklar›na eriflim rekabeti, su krizi) Pasifik’de ABD ve müttefikleri ile Pasifik’in Asya yakas› aras›nda yani Çin ile olaca¤› büyük harflerle yaz›l›d›r. Çünkü ABD orta vadede en büyük has›m olarak Çin’i görmekte. NATO’nun yeni stratejik belgesinde “Enerji güvenli¤i” ve “Su kaynaklar›n›n” yeni tehdit alg›lamas› içinde gösterilmesi de buna delalet etmekte. Çin ile nihai kap›flmada NATO’da kaç›n›lmaz olarak çat›flmaya sürüklenece¤i için kurulacak sistem ayn› zamanda Do¤u’dan Avrupa’y› hedef alacak tehditleri savuflturma ifllevi görecektir. Lizbon zirvesinde kabul edilen “yeni stratejik konseptteki”, ittifak bölgesine yönelik tehditler alt alta s›raland›¤›nda, eskisinden farkl›, istikrars›zl›k ve belirsizlik içeren yeni bir so¤uk savafl›n habercisi oldu¤u görülüyor. Sovyetler Birli¤i dönemindeki so¤uk savafl esnas›nda Almanya cephe, Türkiye ise kanat ülkesiydi. fiimdi ise Türkiye hem ‹ran ile kapitalist/emperyalist küresel sitem aras›ndaki so¤uk savaflta hem de NATO’nun yeni stratejik konseptinde CEPHE ÜLKES‹ haline gelecektir.

AKP d›fl politikas›n›n zor anlar› Daha önceki analizlerimizde Davuto¤lu’nun yönlendirdi¤i ve “komflularla s›f›r sorun”, “pro-aktif politika”, bölgesel güç vb. babalanmalarla ifade edilen söylemlerin d›fl politikada eksen kaymas›na tekabül etmedi¤ini, ABD’nin de¤iflen politikalar› çerçevesinde bölgede Türkiye’ye yeni bir misyon yüklendi¤ini, Amerikanc› bir iktidar olan AKP’nin Ortado¤u’da oynayaca¤› role uygun davrand›¤›n› yazm›flt›k. Bölgeye iliflkin tüm söylemlerin haddizat›nda oyunun parças› oldu¤u, tayin edici bir anda füze kalkan› projesiyle hazin bir flekilde ortaya ç›km›fl oldu. fiimdiye kadar ‹ran’›n bir tehdit olmad›¤›n› söyleyen iktidar, topraklar›na füze kalkan› yerlefltirilmesini kabul ederek böyle bir tehdidin varl›¤›n› fiilen kabul etti. Keza flimdiye kadar “katil “dedi¤i Siyonist ‹srail’in, ‹ran’›n nükleer tesislerine yapaca¤› muhtemel sald›r›ya karfl› ‹ran mukabelesi halinde onu koruyacak füze savunma sistemini topraklar›nda kurdurarak samimiyetsizli¤ini tescillemifl oldu. Dahas› ve korkuncu ise yaklaflmakta olan yeni so¤uk savafl›n cephe ülkesi olmay› kabul ile fillerin dalaflmas›nda halk›m›z›n ezilecek çimen olmas›n› kabul ederek Amerikanc›, teslimiyetçi yüzünü kitlelere gösterdi. DEN‹Z B‹TT‹ KARA GÖRÜNDÜ.

UFUK Ç‹ZG‹S‹

Devrim, keyfi bir tercih de¤il zorunlu bir olgudur

1-16 ARALIK 2010

BAKIfi CAN

‹nsan tarihin öznesidir. De¤iflir, de¤ifltirir. Bu çok yönlü geliflim ve de¤iflim süreci, eskiyle yeninin çat›flmas› içerisinde kendini gerçeklefltirmektedir. De¤iflim atmosferi var olan bütün toplumu (bunun içerisine eskiyi savunanlar›da koymak gerek. Çünkü yeni de¤iflimi isterken, eskiyi ise yok olmakla tehdit eder. Dolay›s›yla her ikisi de bu atmosfere girmifl demektir.) kendi etkisi alt›nda de¤iflime zorlayacakt›r ve büyük de¤iflim toplumun tümünü sarmalad›¤›nda gerçekleflecektir. Elbetteki bu de¤iflim süreci birden bire, aniden ya da k›s›tl› bir ana iliflkin bir birikim ve tecrübe, ya da eylemleri bar›nd›rmaz. O, içerisinden süzüldü¤ü toplumun binlerce y›ll›k birikiminin ve yaratt›¤› de¤erlerin toplam›na yaslanmaktad›r. Onun gelifliminden ve yaratt›¤› de¤erlerin toplam›ndan ba¤›ms›z bir geliflim ya da de¤iflim imkans›zd›r. As›rlar›n zorlu dönemeçlerinden geçerek yarat›lm›fl olan bu de¤erler, yeni toplumun üzerine yükseldi¤i mirast›r. Bu miras›n üzerinden yeniyi arzulayan toplum bir an›n de¤il, toplam da bütün bir tarihselli¤in ve tarihsel olarak birikmifl eme¤in üzerinden ileriye do¤ru s›çrar. Bu hareket, kendili¤inden, bilinçsizce, tekil ya da bir taklit olarak de¤il, o an›n koflullar› içerisinde ortaya ç›km›fl, bilinçli, tümel bir harekettir. Onu bu harekete itende bulundu¤u koflullara olan itiraz›d›r. Bu itiraz›n dayand›¤› temel ise bulundu¤u toplumdaki s›n›fsal yeri, kendini tan›mlad›¤› s›n›fsal dokudur. Binlerce y›ll›k insanl›k tarihi s›n›f mücadeleleri tarihidir derken eski ve yeni aras›ndaki çeliflkinin uzlaflmayan niteli¤ine yani bir birini d›fllayan yads›yan yönlerine iflaret edilmektedir. Ve bu geliflim mutlak bir çat›flmay› zorunlu k›lar. Eskiyi temsil edenlerle yeniyi temsil edenlerin aras›nda geliflen bu mücadele, ileriyi temsil edenin zaferiyle sonuçlanmak zorundad›r. Ama toplum geri olana de¤il ileri olana do¤ru bir ak›fl içerisinde olacakt›r. Bu iyi niyetle bir temenni de¤il tarihsel pratik içerisinde toplumun geliflim dinamizmidir. Ancak bu de¤iflim tek düze, sürekli ve sorunsuz de¤ildir. ‹niflli-ç›k›fll›, kesintili ve yaflad›¤› ça¤›n sorunlar›n›, çeliflkilerini tafl›r, tafl›yacakt›r. Eskinin ba¤r›nda yetiflen yeni, varolan›n özelliklerini de alarak yeni olan› yani kendini en üst seviyede temsil etmek durumundad›r. Binlerce y›ll›k insanl›k tarihinin yaratm›fl oldu¤u bu birikim büyük alt-üst olufllarla geliflmifltir, geliflmek durumundad›r. Bu geliflim binlerce y›ll›k insanl›k tarihinin bize gösterdi¤i yegane gerçektir. Devrimi zorunlu bir pratik olgu yapanda de¤iflim ve ilerleme olgusunun durdurulamayaca¤› gerçekli¤idir. Binlerce y›ll›k insanl›k tarihi bunu ispatlamaktad›r. Hiç bir ikidar biçimi toplumu sarmalam›fl de¤iflim arzusunun önüne geçemez. Onun geliflimi içerisinde ezilerek, tarihin tozlu sayfalar› aras›nda yerini al›r. De¤iflime karfl› ya da de¤iflim olgusunun yarataca¤› hareketlili¤e karfl› koyacak hiç bir güç yoktur. Yeter ki de¤iflen ve de¤ifltiren aras›nda ki denklem do¤ru kurgulans›n. Kendi ça¤›n›n toplumsal sorunlar› ve siyasal egemenlik ve maddi manevi de¤erler ve olgular toplam› insan› saran maddi yaflam koflullar›d›r. Toplumun nesnel dünyas› diye bahsedilen de budur. Toplumu sarmalayan bu nesnel olgular, insanl›¤›n nesnelleflmifl öznelli¤inin bir ifadesi olarak karfl›m›za ilk defa ç›km›yor. Ve ilk defa da bugün yarat›lm›yor. Tarihin geliflim seyri içerisinde tarihi yazan toplum, bu nesnelleflmifl dünyan›n yasalar›n› da kendi toplumsal geliflimi içerisinde de¤ifltirerek ilerliyor. Ancak bu ilerlemede basit devrilmelerle büyük ileri at›l›mlar gerçeklefltirilemez. Bu geliflim zorunlu bir devrim ihtiyac›n› ya da fikrini ortaya koymaktad›r. ‹flte bu devrim fikri ya da prati¤i bilinçli bir eylemdir. ‹nsan›n bilinçli eylemi dünyay› ve toplumu, toplumsal geliflmeleri belirleyen temel bir olgudur. Kendi tarihsel gerçekli¤inden beslenen insan, bilinçli eylem prati¤iyle bulufltu¤unda devrim olgusu kendini dayatan bir hal al›r. Ve ilk önce kendine, maddi yaflam koflullar›na karfl› bir prati¤in içerisine girer. Bu, de¤ifltirme prati¤inin ilk ad›m›d›r. Kendi maddi yaflam koflullar›na teslim olmufl bir toplum ileriye dönük ad›m atamaz, geliflemez. Binlerce y›ll›k toplum tarihi de bu somut olguyla hareket etmifltir, etmektedir. Hiç bir somut olgu yoktur ki de¤iflmeden kalabilsin. Toplumda ve do¤ada statik olgudan bahsedilemez. Toplum kendi geliflim seyri içerisinde müdahale edece¤i araçlar› yine bu maddi yaflam kofllullar› içerisinde kendisi yarat›r. Ve art›k bu araca sahip olduktan sonra de¤iflim prati¤i somut olgularla ilerlemeye bafllar. Devrim fikride en belirgin halini iflte tam da bu prati¤in içerisinde almaya bafllar. Devrimin pratik olarak var oluflu onun tarihsel nedenselliklerinden ortaya ç›kar. Devrimin niteli¤i olgusu tarihsel olarak birikmifl olan›n içerisinde yatmaktad›r. Devrim hareketinin ilk somut ad›m› at›ld›ktan sonra toplum içerisinde h›zla nüfuz eden yeni, onu kuflatarak, yine onun prati¤inde somut olarak vücut bulmaya bafllar. Eskinin çürüyen yanlar›n› tamir ve tadil etme de¤il, ondan bir bütün olarak kurtulma hareketidir devrim. Asalak olan eski ile yarat›c› olan yeni k›yas›ya bir çat›flmaya girer. Bu çat›flma sonucunda toplumu taraf olmaya zorlayan durum pratik olarak bafllar. Bir bütün olarak de¤iflim arzusu devrimin do¤as› gere¤idir. Bu gereklilik sosyal ve siyasal yaflam›n içerisine nüfuz etti¤inde kendi araç ve yönetemleriyle varl›¤›n› somutlar. Eski toplum yeniyi ancak yaflamsal olarak alg›lamaya bafllad›¤›nda harekete geçecektir. Ve harekete geçti¤inde ise devrim bir fikir olmaktan pratik bir olgu haline gelir. Ve o art›k bir tercih olmaktan ç›kar zorunlu bir olgu haline gelir. Bu aflamadan sonra art›k geriye dönmek imkans›zd›r. Devrim kendini bir kere somutlad› m› felsefi olarak ya da pratik olarak yok edilemez. Duraklamalar, gerilemeler ve hatta yenilgiler alsa da yok olma gibi bir durumla asla karfl›laflmaz


14

OKUR-‹LAN

1-16 ARALIK 2010

Geliflen süreç ve devrimci görevlerimiz Cemil YE⁄‹N

Eme¤in en vahfli flekilde sömürüye dayand›¤› günümüz emperyalist dünya sisteminde, s›n›f savafl›m›n›n en temel tafl›y›c›s› olan MLM’nin ›fl›¤›nda yürümek ve mücadeleyi ilerletmek günümüz koflullar›nda zor olsa da bunu baflarabilmek ve ad›m atabilmek flüphesiz küçümsenmemesi gereken bir durumdur. Devrimci göreve gebe olan tarihi sorumlulu¤u bir kez daha ortaya koymak onu do¤ru anlat›p alg›latmak bir o kadar önemlidir. Emperyalizmin tasfiyeci rüzgarlar›n›n esti¤i bu dönem, hayati öneme sahip olan devrimci mücadele için kuflkusuz kaos ortam› yaratm›flt›r. Rüzgârda yaprak misali sürüklenen ve ç›k›fl arayan kimi reformizme kaymak isteyen yap›lar flimdiden emperyalizmin bayra¤› alt›na geçmeye hevesli tutum ve davran›fl içine girmifllerdir. Reformist çizgi ve hareketler kendilerini kapitalist egemen s›n›flar›n sofras›na atmakta, kurtuluflu burada görmekte; dar, kal›pç› ve burjuva feodal iflbirlikçi s›n›f›n bundan sonraki süreçte ise takipçisi olacaklard›r. Dünya üzerinde y›¤›nca örne¤i olan bu oyunun tekrar önümüze konulmas›n›n temel sebebi ise s›n›f savafl›n›n yeni ivmeler kazanmas›, proletaryan›n önderlik rolünü üstlenmesindendir. Bunun devrimci özünden vazgeçmek oldu¤unun fark›nda olan bu hareketler komünist düflünceye de ihanetinin en somut göstergesi ve tutumlar›n› ortaya koymufllard›r. Umutlar› k›r›lm›flt›r, yürümek isteseler de bundan böyle yürüyemezler. Maoistler ise sürecin do¤ru tahlilini yaparak tasfiyeci anlay›fl› bulundu¤u bütün ortamlarda mahkum etmifllerdir. Ve yeni bir at›l›m yaparak ideolojiksiyasi alanda mücadeleyi yükseltme, görev ve sorumlulu¤un bilinci içinde olduklar›n› ortaya koymufllard›r. Öbür taraftan emperyalizm krizlerini derinlefltirip küresel ölçekte dünya halklar›n›n maddi ve manevi alanda kendi potas›nda; onun yerli iflbirlikçi komprador-a¤a tak›m›n›n deste¤iyle sömürü yuvarla¤› içinde eritmeye çabalarken, Ortado¤u ve özelde ülkemiz iflçilerine, köylülerine ve emekçilerine ölümü yol olarak sunmakta; muhalifleri ise tamamen yok etme, bast›rma, infaz ve zindanlar› göstermektedir. Emperyalizmin feodal yerli iflbirlikçi komprador s›n›f eliyle “demokrasi”, “özgürlük”, “eflitlik”, “adalet, “bar›fl” vb. kavramlar›n arkas›na gizlenerek maskelerini indirebilecek. Devrimci güçleri nas›l daha fazla sistem içilefltiririm teorilerine her gün daha fazla sar›lmakta ve her alanda uygulamaya çal›flmakta-

d›rlar. fiüphesiz Kemalizm’i güncellemelerinin en temel sebebi bu olsa gerek; komünist önder Kaypakkaya yoldafl›n Kemalizm’e iliflkin tesbitleri bir kez daha hakl›l›¤›n› ortaya koymaktad›r. “Kemalizm demek anti komünizm demektir. Kemalizm demek eme¤in ve her türlü ilerici ve demokratik düflüncenin zincire vurulmas› demektir. Kemalizm demek her alanda Türk flovenizminin k›flk›rt›lmas›, az›nl›k milliyetlere amans›z bir milli bask›n›n uygulanmas›, zorla Türklefltirme ve kitle katliam› demektir” der Kaypakkaya yoldafl. Bugün bu entrikalar›n kayna¤›nda yatan da bu olgudur. Emperyalistlerin eliyle güncellenen; emekçilerin, iflçilerin, köylülerin, ezilen ve sömürülen Kürt ulusunun; kimli¤ine, kültürüne ve diline vurulan da bu güncellemenin t a m

kendisidir. Gerici sistemi halklara cilalay›p yutturanlar, köleci sistemin savunusunu övgülerle ödüllendirenleri herkes biliyor, vahim olan ise burada Küt ulusunun tekrar bir Kemalist rejime mahkum edilmesi, Kürt ulusunu “temsil” eden hareketlerin de ortaklaflmas› olmufltur. Maoistler ise

bunlar› kabul ve red ölçülerimiz çerçevesinde bakarak as›l olan mücadeleyi temel felsefe olarak benimser ve Türkiye-Kuzey Kürdistan devriminin temel ç›kar›n›n hiçbirinin bu tür gereksinimler olmad›¤›n›, tam tersine uluslar›n kendi kaderini tayin etmekten geçti¤ini ve komünist parti etraf›nda birleflerek ancak özgürlü¤ün oluflabilece¤ini söyleriz. Bunun d›fl›nda kurtulufl araman›n› bofl bir ç›rp›n›fl olaca¤› kesin ve net bir kan›d›r. Bu hatalara sadece Kürt ulusunu “temsil” ediyorum diyen hareketler düflmemekte, keza kendini “sol, devrimci” potada gören ve konuflan dostlar›m›z da düflmektedirler. Kendisinden baflkas›n› “komünist” olarak görmeyen “solcular›m›z›n” ne yaz›kki bu hatalara s›kça düfltü¤ünü, ac›da olsa görmekteyiz. Yard›m edecekleri yerde yard›ma muhtaç duruma gelmeleri hepimizi üzmektedir. Kemalist rejimi do¤ru alg› ve çerçevede resmedip çözümlemeyenler onun milliyetçi yan›n› ve yede¤ini oluflturmaktan ileri gidemezler. Burjuva gericili¤inin ülkemizin tamam›ndaki temsilcisi olan Kemalist rejime sar›lmakta, sistemden ise kopuflu gerçeklefltirememifltirler. Kömünist veya sosyalist olarak kendilerini gören devrimci dostlar›m›z, öncelikle sistemden köklü kopuflu gerçeklefltirmeleri, ondan beslenen tüm düflünceleri mahküm etmeleri gerekmektedir. Bu herkes için böyledir. Bunun d›fl›nda kopuflu gerçeklefltirmeyen kim olursa olsun “sosyalist” veya “komünist”, “Maoist” olamaz. Sadece bu teorilerden etkilenmifl küçük burjuva anlay›fl›n›n, kendini tatmin arac› olur ve kaybetmeye mahkumdurlar. ‹ddiadan kalan, ifllevi olmayan söylem ve “do¤rular”, komünistlerin de¤il, bireylerin öznel anlay›fl›d›r, bundan ileriye de gitmez. Komünistler sistemden kopuflu gerçeklefltirir ve sistemin karfl›s›na pratik ve somut alternatifler oluflturur. Somut tahliller yapabilmek için halka iner, halk›n içinde bulundu¤u canl› koflullar› gözlemler ve bunu tahlil ederek, teoriyi pratikle birlefltirir ve tekrar halka götürürler. Masabafl› memurlu¤una, bürokratizme, pragmatizme vb flef tarz› örgütlenme modellerine saplan›p kalmaz. Halk Savafl›’n›n somut koflullar› önümüze bu sorumluluk ve görevi koymaktad›r. Hayat›m›z›n her alan›nda bilinç ve kararl›l›k içerisinde olmak MLM’nin çizgisini bu temelde özümsemek yaflam biçimi haline getirmek önemlidir. S›n›f savafl›n›n sözde de¤il özdeki durumu, bütün devrimci mücadele yürüten yap›lar›n önüne bu temel sorumlulu¤u koymaktad›r. Aksi taktirde hem s›n›f savafl›n›n önünde engel hem de devrimci koflullar›n önüne engel olmaktan baflka do¤rular› olamaz.

Umuda Dair (U¤ur’aCemal Keser) Ben sana kufllar› anlatt›m Sen bana Afrikal› aç çocuklar›. Ben sana çiçe¤i anlatt›m Sen bana orman› gösterdin… Kufllar kanatlan›p ormana girdi Karn› doymufl çocuklar çiçe¤i koklad›. Ben sana a¤ac›n güzelli¤ini anlatt›m Sen bana orman›n kardeflli¤ini, gücünü “Düflmana karfl› sert, dostuna karfl› esnek” Bir mefle olup ormanlaflmak gerekti¤ini… Duydum ki sende, senden önce Topra¤a düflüp nice yeni ormanlar yaratan yoldafllar gibi Yat›rm›fls›n ince bedenini topra¤a Ve yaflama durmufl bedeninde Binlerce yeni tohum. Bilmeni isterim ki Beni en çok rahatlatan fley Her zaman, en kritik an›nda bile yürüyüflümün Hep yan› bafl›mda olmand›. Bak flimdi nas›lda kararl› ve inatla at›yor ad›mlar›n› Yere sa¤lam bas›yor art›k ö¤rencin. Hat›rlar m›s›n Seninle att›¤›m›z voltalarda derdin ya hep; “Al›flm›fl bu yürek k›srak gibi koflmaya Nas›l s›¤ar flimdi üç ad›ml›k bu tosba¤a voltalar›na…” fiimdi ben ya¤an ya¤murun alt›nda Yüre¤imde hüznün Gözlerimde boflalmaya yüz tutmufl yafllarla Seni düflünerek ad›ml›yorum üç ad›ml›k tosba¤a voltalar›n› Bilincim aç›k, kavram›fl›m Orman›n kardeflli¤ini ve gücünü Öfkem k›n›ndan ç›km›fl Ucu kor gibi yanan, iki yan› keskin bir b›çak Yar›yor karanl›¤›… Bilincim öfkeme yön veriyor fiimdi zindan karanl›¤›nda Bilincimde, yüre¤imde filizleniyor Büyüyor ekti¤in tohumlar Dirence umuda yaflama duruyorlar…

Tekirda¤ Hapishanesi Kamil Turanl›o¤lu

Geçirdi¤i rahats›zl›k nedeniyle aram›zdan ayr›lan Hüseyin Kurt’u an›yor, Ailesi ve yak›nlar›na baflsa¤l›¤› diliyoruz.

Demokratik Haklar Federasyonu

Yaflad›¤› sa¤l›k sorunlar› nedeniyle aram›zdan bedenen ayr›lan Ali Güçlü’yü sayg›yla an›yor, ailesine baflsa¤l›¤› diliyoruz.

Demokratik Haklar Federasyonu

De¤erli dostumuz Ali Özkan’›n abisi Hac› Musa Özkan geçirdi¤i kalp krizi sonucu aram›zdan ayr›ld›. Hac› Musa Özkan’› sayg›yla an›yor, ailesine baflsa¤l›¤› diliyoruz.

Demokratik Haklar Federasyonu


15

GÜNCEL

1-16 ARALIK 2010

Zorunlu din dersine HAYIR! ‹zmir Alevi Bektafli Dernekleri zorunlu din dersinin kald›r›lmas›, cem evlerinin yasal statüye kavuflturulmas›, inanç özgürlü¤ü gibi taleplerle 20 Kas›m 2010 günü Cumhuriyet Meydan›’ndan Sümerbank önüne yürüyerek Sümerbank önünde 24 saatlik oturma eylemi yapt›. "Zorunlu din dersi kald›r›ls›n" vb. pankart ve dövizlerin tafl›nd›¤›, sloganlar›n at›ld›¤› yürüyüfl sonras›nda, bas›n aç›klamas› yapan ABF Genel Baflkan› Ali Balk›z, AKP'nin kendi Kürt'ünü ve Alevi'sini yaratma peflinde oldu¤unu ifade etti ve 30 y›ld›r 12 Eylül askeri faflist cuntas›n›n getirdi¤i anayasa ile laik, demokratik, bilimden, eflitlikten yana, özgürlük ve demokrasi isteyen ailelerin çocuklar›na zorla ve zulümle yabanc›s› olduklar› bir e¤itimin verildi¤ini söyledi. Balk›z, Alevi çocuklar›n›n inançla-

r›n› annelerinden, babalar›ndan, dedelerinden ö¤rendiklerini zorunlu din dersinin ise bunu ortadan kald›rmay› hedefledi¤ini belirtti. Balk›z konuflmas›n› flöyle sürdürdü: "Bu derslerde anayasa zoru ile ö¤retilen, ö¤renemeyenleri s›n›fta b›rakan, s›ralar›n üzerinde zorla namaz ö¤retilen çocuklar›m›z bunal›m geçiriyorlar. Çünkü annesi ve babas› dini inanca iliflkin baflka bir fley ö¤retiyor, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ö¤retmeni baflka bir fley ö¤retiyor. Bu bir cinayet ve 30 y›ld›r süren bir zulümdür. Çocuklar›m›z büyük bir sorun yafl›yor, d›fllan›yorlar, afla¤›lan›yorlar, yaln›zlafl›yorlar." Alevilerin ibadetlerini yapt›klar› yerin ad›n›n Cem Evi oldu¤unu hat›rlatan , bunun aksini söylemenin hiçbir Baflbakan’›n ve kabinenin harc› olmad›¤›na vurgu yapan Balk›z, sözlerini flöyle

sonland›rd›: "Baflbakanl›¤›n düflündü¤ü gibi 'kültürevleri ya da inanç merkezi' de¤il 'Cemevi'dir. Hükümet aynen Sivas'taki otele müze de¤il de 'kütüphane ve an› evi' diyorsa bu konuda da do¤ru tan›mlama yapmaktan kaç›n›yor. Baflbakanl›¤›n denetleyece¤i, gözetleyece¤i, teftifl edece¤i ve bütçe ay›raca¤› bir Cemevi Alevi toplumunun Cemevi olmaktan ç›kar ve toplumumuz taraf›ndan asimilasyon merkezi olarak görülür." Y›llard›r Alevilere yönelik süren inkâr ve asimilasyon politikalar›na 12 Eylül AFC’ n›n ürünü olarak eklenen zorunlu din dersleri uygulamas›na tepki gösteren kitle, "Zorunlu Din Dersi ‹stemiyoruz", "Eflit Yurttafll›k Hakk›!", "Mad›mak Otelinin Müzeye Dönüfltürülsün", "Cemevleri Yasal Statüye Kavuflturulsun", "Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤› Kald›r›ls›n", "Alevi Köylerine Cami Ya-

p›m›ndan Vazgeçilsin", "Eflit, Paras›z, Bilimsel, Anadilde E¤itim” gibi sloganlarla 24 saatlik oturma eylemi boyunca taleplerini yineledi. Gece boyunca halaylar, semahlar, horonlar ve birlikte söylenen türküler eflli¤inde halklar›n kardeflli¤ine vurgu yap›ld›. Sabah saatlerinin yaklaflmas›yla birlikte eylem alan›n› toparlamaya ve temizlemeye yönelik çal›flmalar oldu. Ard›ndan çeflitli sanatç›lar›n ve Pir Sultan Derneklerinde çal›flanlar›n kat›l›m›yla semahlar dönüldü, türküler söylendi. Daha sonra zorunlu din derslerinden muaf olmak amac›yla ilkö¤retim ve lise müdürlüklerine verilmek üzere haz›rlanan dilekçe örnekleri kitleye da¤›t›ld›. Sabah saat 11.00 itibari ile gerçeklefltirilen bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan oturma eylemi sona erdi. Yap›lan aç›klamada mücadeleye devam edilece-

¤i vurgulanarak flu ifadelere yer verildi: “Biz bugün çocuklar›m›z asimilasyona u¤ramas›n ve zorunlu din dersleri kald›r›ls›n diye topland›k ve 24 saattir buraday›z. Daha önümüzde o kadar çok 24 saat var ki. Ama ne olursa olsun y›lmad›k, y›lmayaca¤›z. Onlar›n hilelerini yutmad›k, yutmayaca¤›z. Biz mücadelemize devam edece¤iz. Pirlerimizden, dedelerimizden ald›¤›m›z dersle Pir Sultan’›n nesilden nesile elden ele verece¤iz. Her toplumun ‘yeter art›k’ diyecek günleri vard›r. Biz Sünni kardefllerimizle bar›fl içinde yaflamak istiyoruz. Bizim derdimiz 20-25 milyon Alevinin yaflam tarz›, demokrasi anlay›fl›n›n görmezden gelinmesi. Bu böyle devam etti¤i sürece korkar›m ki bizi kötü günler bekleyecektir. Umar›m geç kalmam›fl oluruz”.

Katillikten yazarl›¤a... ‘O gecenin yaflanmas› gerekiyordu’ flimdi ise ‘O köflenin tecrübeleriyle beslenmesi gerekiyor!!!’ 1958 Erzurum do¤umlu ‘‹di Amin’ lakab›yla tan›nan Haluk K›rc› köfle yazar› oldu.

Mad›mak Otelinin kamulaflt›r›lmas› yalan›yla

Sivas katliam› aklan›yor 33 ayd›n›n yak›larak katledildi¤i, Sivas katliam›yla ad› ön plana ç›kan Mad›mak Oteli, Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davan›n ard›ndan, 5 milyon 601 bin TL kamulaflt›rma bedeliyle ‹l Özel ‹daresi'ne devredildi. 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal'› anma etkinlikleri kapsam›nda Sivas'a gelen ayd›nlar Mad›mak Oteli’nde kentten ve kent d›fl›ndan toplanan binlerce kiflilik gerici güruh taraf›ndan diri diri yak›lm›flt›. Devletin, kolluk güçlerinin ve dönemin iktidar›n›n katliam sonras›nda yapt›klar› aç›klamalardan ve katliam› izlerken tak›nd›klar› tav›rdan da anlafl›ld›¤› gibi bu güçlerin bir bütün olarak katliam› örgütleyen irade oldu¤u ortaya ç›km›flt›. Aradan geçen 17 y›l›n ard›ndan katledilenlerin yak›nlar›, demokratik kitle örgütleri ve devrimci- ilerici kamuoyunun bütün hukuksuzluklara ve katliam› unutturmaya çal›flan devlete ra¤men verdikleri uzun erimli

mücadele ile devletin katliamc› yüzünü haf›zalara kaz›d›. Fakat, katleden devlet gerçekli¤i söz konusu oldu¤undan, katliam›n maflalar› da gerçek failleri de bir türlü yakalanam›yor ve cezaland›r›lm›yor. 17 y›ld›r süren ve kamuoyunun vicdan›nda katliam olarak yer edinmifl bu kara leke karfl›s›nda devlet, Mad›mak’›n bir utanç müzesi yap›lmas› yönündeki talepleri karfl›lamak flöyle dursun, yaflanan› katliam olarak tan›mlamad›¤› gibi, otelin medyatikleflmesinden kaynakl› isim hakk›n› kulland›rarak utanç tablosunu bir kazanç arac›na dönüfltürmüfltür. AKP hükümeti otelin kamulaflt›r›lmas›n›n ard›ndan gerçek niyetini de belli etmifl oldu. AKP hükümeti kamulaflt›rman›n ard›ndan “Bu benim fikrimdi, sadece de ben yapar›m” anlay›fl›yla kamulaflt›rmadan, siyasi rant sa¤lamay› hedefledi¤ini ortaya koydu. AKP, kamulaflt›rman›n ard›ndan, kütüphane, kültür merkezi gibi projeleri hayata ge-

çirmeyi tasarlad›¤› aç›kken, zaten istenileni (Utanç Müzesi) gündemine almad›¤› ortadad›r. Kamulaflt›rma karar› baflta katliamda yak›nlar›n› kaybedenler ve alevi örgütlerinin memnuniyetiyle karfl›lan›rken, kamulaflt›rman›n utanç müzesi hamlesi ile sürdürülmesi talep ediliyor. Mad›mak müze olmal›d›r Mad›mak Oteli’nin kamulaflt›r›lmas›n›n hemen olay›n ard›ndan gerçeklefltirilmesi gerekti¤ini belirten ve Mad›mak’ta bedeni atefle verilen Serkan Do¤an’›n kardefli Serdar Do¤an, 17 y›l boyunca otelin kamulaflt›r›lmas›n› ve bir utanç müzesi olarak sergilenmesi için mücadele verdiklerini ifade etti. Vahflet görüntüsüne hiç dokunulmadan, yaflanan fleyi bütün ç›plakl›¤›yla gözler önüne serilmesi gerekti¤ine dikkat çeken Do¤an, “Bunun yerine kebapç› dükkanlar› aç›larak yanan canlar›m›za hakaret edildi” diyor. 17 y›l›n ard›ndan sadece AKP hükümeti de¤il di¤er hükümetlerin de bu durumun sorumlusu oldu¤unu ekleyen Do-

¤an, “Bu insanl›k ay›b›n› yaratanlar ve sürdürenler fliddetle k›nanmal›d›r” dedi. Do¤an sözlerini flöyle bitirdi: “Hükümetler gelip geçicidir, burada söz konusu olan devletin hala katliam gerçekli¤ini dahi kabul etmemesidir. Hangi parti ve iktidar döneminde yap›ld›¤› önemli de¤il, bizler yaflam›n› yitirenlerin aileleri, toplumun vicdan› olarak gayet net olan taleplerimizin karfl›lanmas›n› istiyoruz. Fakat iktidardakiler bizlerin 17 y›ll›k mücadelesinin sonucunda kamuoyunun da kuflkusuz katliam olarak bakt›¤› Mad›mak’› öyle alg›lamal›d›r. Ancak bu kabulle gerçek suç ve suçlular aklanmadan ve yap›lmas› gerekenler atlanmadan geç de olsa talepler karfl›lanm›fl olur. Bizler hiçbir zaman faillerin as›l›p kesilmesini talep etmedik. Talebimiz aç›kt›r. Mad›mak utanç müzesi olarak yaflananlar› gözler önüne serecek bir ayna olmal›d›r. Aksi halde, katliamlar ve an›t mezarlar ülkesi olacakt›r her yan.”

Baflkan Özcan’a göre Mersin bir dünya flehriymifl! Mersin Büyükflehir Belediye Baflkan› Macit Özcan “Dünya fiehircilik Günü” kapsam›nda yapt›¤› bir konuflmada yollar› köstebek yuvas›na dönen Mersin’i dünya flehri olarak nitelendirdi. Mersin halk›na göre en önemli sorun olarak iflsizli¤i ve alt yap›n›n oldu¤u Mersin’i dünya flehri olarak nitelendiren Macit Özcan “Tüm yollar›n yap›lan çal›flmalar nedeniyle adeta köstebek yuvas› haline gelmifl olmas›ndan en çok ben rahats›z oluyorum” dedi. 10 y›l içerisinde flehircilikte büyük bir ilerleme gösterilmifl!

Mersin’in özellikle son 10 y›l içinde flehircilik anlam›nda büyük bir ilerleme gösterdi¤ini belirterek, birçok özellik bak›m›ndan Mersin’in üst s›ralarda bulundu¤una dikkat çeken Baflkan Macit Özcan, “Mersin afl›r› göç alan bir flehir oldu¤u için nüfusu k›sa zamanda artm›fl ve flu an nüfus bak›m›ndan ülkenin sekizinci büyük kentidir. H›zl› nüfus art›fl›, beraberinde kentleflmeyle ilgili birçok problemi de getirmifltir. Özellikle kentin varofl diye tabir edilen bölgelerinde kurulan gecekondular zamanla ço¤alm›fl ve altyap› sorunu bafl

göstermifltir. Dolay›s›yla afl›r› ya¤›fllarda bu bölgeler sel sular›n›n etkisi alt›nda kal›yordu. Bu yüzden plan ve programlar›m›z› yaparak kentin altyap›s›n› tamamen de¤ifltirmeye karar verdik. Son 5 y›l içinde Mersin’in altyap›s›n›n yüzde 50’sini tamamen yeniledik ve afl›r› ya¤›lar art›k kentimiz için bir korku yaratmamaktad›r” dedi.

can hangi flehirde yafl›yor. Son 10 y›l içerisinde iflsizlik oran›n h›zla art›fl gösterdi¤i, narenciye konusunda verimli topraklara sahip olmas›na ra¤men çiftçilerin açl›kla cebelleflti¤i, uyuflturucu kullan›m›nda

Türkiye-Kuzey

Kürdistan’›n birinci s›ras›nda yer ald›¤›, fuhuflun her geçen gün yayg›nlaflt›¤›, yollar›n köstebek yuvas›na döndü¤ü, birçok mahallesinin çöplük olarak kul-

Macit Özcan nerede yafl›yor?

lan›ld›¤› vs. bir flehri “dünya flehri” ola-

Bu konuflmalar› gerçeklefltiren Mersin Büyük fiehir Belediye Baflkan› Macit Öz-

rak tan›mlamas›, Mersin halk› ve bas›n› taraf›ndan da tepkiyle karfl›land›.

Ülkedeki kontrgerilla örgütlenmesinde önemli roller oynayarak say›s›z katliama ya bizzat ya da dolayl› olarak kat›lan, 1971’de annesini kaybedince ‘O kadar fahifle dururken neden annem öldü’ diye isyan eden ve hayat›ndaki en güzel an›s› olarak; Alparslan Türkefl’in evinin önünde korumal›k yaparken, sabah ‘baflkan›’ evden ç›karken koflup arabas›n›n cam›ndaki buzlar› elleriyle nas›l temizledi¤ini anlatan biri.. 1978 Ankara Bahçelievler’de 7 T‹P’li genç kald›klar› evde katledilmifllerdi. Bu katliam ise ‘reisi’ Abdullah Çatl› ile birlikte gerçeklefltirdikleri eylemlerden.. Daha sonra ise ‘O gecenin yaflanmas› gerekiyordu’ diye anlataca¤› olay 1980 darbesinden sonra kay›tlara flöyle geçti: “...ertesi gün silah› Abdullah Çatl›’ya verdi¤ini ve bilahare Erzurum’a gitti¤ini... Türkiye’nin iç savafla sürüklendi¤ini, 12 Eylül’de Türk ordusu idareye el koyunca rahatlad›¤›n›, Türk milliyetçileri olarak tarihi misyonlar›n› tamamlad›klar›n›, itiraf›n› samimi olarak yapt›¤›n›, bask›ya maruz kalmad›¤›n›, inand›¤› u¤urda mücadele etti¤ini, son söz olarak fleriat›n kesti¤i parmak ac›maz dedi¤ini beyan etmifltir...” 12 Nisan 1988'de Bahçelievler katliam› davas›nda idama mahkûm edilen, ç›kar›lan infaz kanunundan yararlanan Haluk K›rc›, 26 Nisan 1991 tarihinde Bursa Cezaevi'nden flartl› olarak tahliye edildi. “Bir yanl›fll›k” oldu¤u farkedilince tekrar aranmaya baflland›. Aran›rken 1 A¤ustos 1992’de Erzurum’da evlenen K›rc›’n›n nikah flahitli¤ini ise o dönemde Erzurum Valisi ve eski Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet A¤ar yapt›. 1996'da ‹stanbul'da yeniden yakalanan ve ayn› gün firar eden ‘‹di Amin’, 1999'da tekrardan yakalanarak ‹stanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yarg›lanmaya bafllad›. Ömer Lütfü Topal cinayetinden beraat eden K›rc›, Susurluk çetesine üye olmak suçundan 4 y›l hapse mahkûm oldu. 18 Mart 2004’de ikinci kez “yanl›fll›kla” tahliye edilen Haluk K›rc›, Bahçelievler’de katledilen ö¤rencilerin avukatlar›n›n itiraz› üzerine

aran›yordu. Bir kaçak hayat› sürmedi¤i belli olan K›rc›, Abdullah Çatl›’n›n kardefli Zeki Çatl› ile birlikte Promesse T›bbi malzeme flirketini kurdu. Bu flirket ile sa¤l›k bakanl›¤› ve devlet hastaneleri ile ifl yapt› ve büyük servet edindi. Haluk K›rc› iki kez “yanl›fll›kla” tahliye edildikten sonra en son 2005 y›l›nda Kartal Cezaevi’ne girdi, 28 May›s 2010 tarihinde tahliye oldu.K›rc›, Bahçelievler katliam›n›n yan› s›ra Balgat katliam›n›n da faillerinden. Yine 1978’de Cumhuriyet Savc› Yard›mc›s› Do¤an Öz’ün, 1980’de Maden-‹fl Baflkan› Kemal Türkler’in, Susurluk anahtarlar›ndan Ömer Lütfi Topal cinayetinde de parma¤› oldu¤u biliniyor. Birçok katliamda parma¤› olan K›rc› flimdilerde “habererk.com” adl› ülkücü haber sitesinde köfle yazar› oldu. Geçmiflte yapt›¤› eylemleri balland›ra balland›ra anlataca¤› ve yeni nesillerden tecrübelerini gizlemeyece¤i aflikar... YÖK’ün genelgesiyle üniversitelerde artan faflist sald›r›lara, köflesinden tecrübelerini aktararak destek vermesi de kendisinden beklenenler aras›nda! Beklenenleri flimdiden karfl›lamaya bafllayan K›rc› köflesinden flöyle sesleniyor: “ B u r a d a n önemli bir konuyu camiayla ve kamuoyuyla paylaflmak istiyorum. Öncelikle belirtmeliyim ki hayat›m›n hiçbir döneminde gayri meflru bir ifl ve iliflki içinde olmad›m. Ancak geçen zamanda kendi bilmez ve ne idü¤ü belirsiz zavall› ve alçak tiplerin kendi ç›karlar› için ismimi kulland›klar›n› müflahade ettim. Sizin vas›tan›zla baflta ülkücü camia olmak üzre bütün kamuoyuna bir duyuruda ve ricada bulunmak istiyorum. Her kim olursa olsun kanunsuz bir iliflki için ismimi kullan›rsa bunu güvenlik güçlerine baflta olmak üzere habererk arac›l›g›yla ile de flahs›ma bildirmelerini aç›kça vurguluyorum. fiimdiden herkese teflekkür ederim.’ Kendisini aklamay› ve ‘ad›n›’ kullananlar› fifllemeyi hedef haline getirmifl görünen K›rc›’n›n bu kadar rahat hareket etmesinin sebebi de “Bir problem olursa üçüncü kez ‘yanl›fll›kla’ tahliye edilirim” alg›s› olsa gerek.. K›rc›’n›n yaz›s›n›n tamam›na fluadresten ulaflabilirsiniz: http://www.habererk.com/kose-yazisi/207/sizlerle-ve-hayatla-bulusmak-guze.html


Demokratik Haklar Platformu Bülteni

ÖZEL SAYI-Aral›k:3-2010 - Fiyat› 1 TL

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹ Sahibi ve Yaz› ‹flleri Müdürü: Ferda Bafl

Yönetim Yeri: KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL/‹ST. Tel-Fax: (0212) 389 65 63

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel-Faks: (0212) 238 37 96 Bask›: SM. Matbaac›l›k Adres: Çobançeflme Mah. Sanayi Cad. Altay Sokak NO:10 A Blok Yenibosna Bahçelievler-‹ST. Tel: ( 0212) 654 9418

Binlerce yürek Mazgirt halk›n›n umuduna ortak olup dayan›flma gecesinde bulufltu Mazgirt Belediyesi’yle dayan›flma amac›yla DHF, DEDEF, Mazgirtliler Derne¤i taraf›ndan organize edilen “Tarihine ve gelece¤ine sahip ç›kan Mazgirt halk›n›n umuduna ortak olal›m” gecesi düzenlendi. 2009 y›l›nda yap›lan yerel seçimlerde DHF taraf›ndan yap›lan çal›flmalar ile Mazgirt Belediyesi AKP’den al›nm›fl ve geçen k›sa zaman zarf›nda birçok olumlu projeye imza at›lm›flt›. Mazgirt’te yaflanan bir çok soruna yönelik küçükte olsa cevap olabilmek için uzun süredir yap›lan çal›flmalar sonucu, 27 Kas›m Cumartesi günü Ba¤c›lar Olimpik Spor Salonu’nda coflkulu bir etkinlik düzenlendi. Gecede, Grup Munzur, Servet Kocakaya, Agire Jiyan, Emre Salt›k, fievin, Mehmet Özcan, Seydi, Enver Çelik, Nurettin Güleç, Önder Babat Çocuk Korosu sahne ald›. Sanatç›lar›n sahne ald›¤›, sinevizyon gösteriminin gerçeklefltirildi¤i gecede Mazgirt Belediye Baflkan› Tekin Türkel, Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak, Dersim BDP milletvekili fierafettin Halis, Mazgirt Dayan›flma Derne¤i Baflkan› Ali R›za Ayd›n ve DHF temsilcisi birer konuflma gerçeklefltirdi. Halkç› belediyecilik anlay›fl›n›n öneminin alt›n›n çizildi¤i konuflmalarda, Mazgirt Belediyesi’ne verilmesi gereken deste¤in büyütülmesi ça¤r›s› yap›ld›. Gecede sahne alan ve görüfllerini ald›¤›m›z sanatç›lar da gecenin özel ve büyük bir önem tafl›d›¤› vurgusu yaparken, böylesi bir etkinlikte yer almaktan büyük mutluluk duyduklar›n› ifade ettiler. Gece geç saatlere kadar süren etkinlik bafllad›¤› gibi büyük bir coflku ile sona erdi. Dayan›flma etkinli¤ine kat›larak destek veren sanatç›, yazar ve siyasetçilerle yapt›¤›m›z› k›sa söyleflileri sizlerle paylafl›yoruz;

Mazgirt Belediyesi ile dayan›flma amac›yla organize edilen bu gece hakk›nda ki düflüncelerinizi alabilir miyiz? Tekin Türkel (Mazgirt Belediye Baflkan›)- Biz Mazgirt halk› ve belediyesi olarak ilk defa böyle bir gece organize ediyoruz. Bunun için oldukça önemsiyoruz bu geceyi. Konunun ekonomik boyutunun yan›nda özellikle siyasi boyutu bizler için daha fazla önem arz ediyor. Çeflitli sebep ve bask›lardan dolay› metropollere göç eden, yaflamlar›n› buralarda devam ettiren insanlar›m›z› bir araya getirmek, onlarla dayan›flma içerisinde bulunmak ve yüzlerini kendi co¤rafyalar›na döndürmek amaçl› bir gece etkinli¤idir bu. Bugün bu amaca k›smi olarak ulaflt›¤›m›za inan›yorum ben. Bundan sonra buna benzer etkinlikler organize etmeyi düflünüyor musunuz? Düflünüyoruz. fiu an Avrupa boyutuyla çal›flmalar var, Almanya ve Fransa’da çal›flmalar›m›z var. ‹zmir ve Mersin’de benzer çal›flmalar planl›yoruz ama bunlar önümüzdeki y›l olacak büyük ihtimalle. Gazetemiz arac›l›¤›yla iletmek istedi¤iniz bir mesaj var m›? Ülkemizdeki devrimci-demokrat- ilerici olan herkesin kendi co¤rafyalar›na yüzlerini dönmelerini istiyoruz. Oralarda yaflayan insanlar›m›z›n buradakilere ne kadar ihtiyac› varsa, buradaki insanlar›nda daha fazla bir flekilde oradakilere ihtiyac› var. Devrimci Demokrasi emekçilerine teflekkürlerimizi sunuyorum.

Grup Munzur- Grup Munzur olarak bu günü, organize edilen bu geceyi önemsiyoruz. Çünkü uzun y›llard›r sosyalistlerin eme¤i ve çabas›yla kazan›lm›fl somut bir kazan›m yoktu. Mazgirt Belediyesi bu anlamda çok önemli bir yerde duruyor. Herkesin desteklemesi, omuz omuza yürümesi gereken bir belediye. Bu gecede Mazgirt Belediyesi’nin güçlendirilmesi için yap›lan bir gece, dolay›s›yla burada olmak, bu ad›m›n, bu eme¤in bir parças› olmak, oldukça önemli, anlaml›, burada olmaktan mutluyuz.

YÇKM ve Grup Munzur olarak bu tür anlay›fllarla somut anlamda oluflturdu¤unuz bir plan program var m›? fiu an itibariyle YÇKM ve Grup Munzur’un önünde somut bir plan yok, fakat Mazgirt Belediyesi ile özellikle kültür-sanat alan›nda talep edilen bütün ihtiyaçlara gücümüz oran›nda cevap verece¤imizi Mazgirt Belediyesi de biliyor. Mazgirt Belediyesi diyelim bir sanat atölyesi açt›, bizlerde deneyim ve birikimlerimizi buralara aktararak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çal›fl›r›z. Buna benzer düflünülebilecek her türlü projede bizler yer al›r›z, almak isteriz. Grup Munzur olarak asl›nda bütün halk›m›z›n, devrimcilerin sosyalistlerin yaratt›¤› somut kazan›mlara daha duyarl› olmalar›, kulaklar›n›n gözlerinin buralarda olmas› gerekti¤ini düflünüyoruz. Maalesef egemenler bizi her taraftan kuflatt›lar kuflatmaya da devam ediyorlar. Bu kuflatma içerisinde küçük bir mum ›fl›¤›d›r yaflanan, ayd›nl›¤a giden yolun küçük bir örne¤idir. Biz bu ayd›nl›k yoldan ilerleyece¤iz, bütün halk›m›za ça¤r›m›zda bu ›fl›¤›, bu ayd›nl›¤› güçlendirmeleridir. Enver Çelik- Öncelikle Devrimci Demokrasi’ye teflekkürlerimizi sunal›m bu söylefliden dolay›. Bugün Mazgirt Belediyesi ile dayan›flma amac›yla buraday›z. Dersim’de ki bir çok belediyenin böylesi bir dayan›flmaya ihtiyac› var ama Mazgirt Belediyesi’nin buna daha fazla ihtiyac› oldu¤unu düflünüyoruz. Bizlerde elimizden geleni yapmaya çal›fl›yoruz, halk›m›z›n da gereken deste¤i verece¤ini düflünüyoruz. Dersimlilerin duyarl›l›¤›na her zaman güvenmiflizdir. O aç›dan, tüm devrimci-demokrat duyarl› insanlar›n Mazgirt halk›na, kendilerine sahip ç›kmas› gerekiyor. Onun için bugün buraday›z, türkülerimizi söylemek için geldik, bizim için güzel bir gece olacak.

Enver Çelik’i bu tür gecelerde s›k s›k görüyoruz, bu konuda neler söyleyeceksiniz? Enver Çelik- Benim zaten sanata bak›fl aç›m çok farkl›, sürekli bir flekilde paylafl›m ve dayan›flma içerisindeyim. Yani albüme bafllad›¤›m 1994 y›l›ndan beridir, devrimci-demokrat kesimlerin yapt›¤› bütün etkinliklerde yer almaya çal›fl›yorum. Bundan sonrada böyle devam edecek. Gazetemiz arac›l›¤›yla iletmek istedi¤iniz bir mesaj var m›? Dersim’de gerçekten barajlarla ilgili ciddi sorunlar var. Bir tane baraj yap›lm›fl ben gidip gördüm gerçekten içler ac›s›. Do¤an›n dengesini bozmufl, Dersimlilerin kendi kimliklerine, kendi do¤alar›na sahip ç›kmalar›n› istiyorum. Agire Jiyan- Biz geçen y›lda kat›ld›k Mazgirt gecesine, bu y›lda buraday›z. Tabi Mazgirt halk›n›n

yaflad›¤› koflullar›, orada ki durumu az çok biliyoruz. Çünkü ister istemez bölgedeki bütün belediyelerimiz sistemin bask› koflullar› alt›nda yafl›yorlar, hele hele Dersim’de zaten co¤rafi anlamda da birçok y›pratmalar varken, bu koflullar alt›nda hem belediye ifllerini yerine getirmek hem de halk›n di¤er sorunlar› ile ilgilenmek gerçekten zor bir ifltir. Ama benim bildi¤im kadar›yla halk›n büyük bir deste¤i var belediyeye, ora halk› oldukça duyarl›. Devrimci bir halk› var Dersimin, iflte devrimci bir paylafl›m içerisinde devam eden bir belediye. Bizlerde bu dayan›flmay› sürdürece¤iz. Dedi¤im gibi geçen y›lda buradayd›k, bu y›lda buraday›z, önümüzdeki dönemlerde de tekrar olursa bizler burada olaca¤›z. Ama flöyle bir beklentimiz var aç›kças›, program çok yo¤un oluyor, yeterli ölçüde kendimizi ifade edip, vermek istedi¤imiz mesaj› veremiyoruz. Sadece flark› söyleyip gitti¤imiz bir durum oluyor, bu durumun düzeltilmesi gerekti¤ini düflünüyoruz. Ayr›ca baflka flehirlerde de yap›labilinir bu tür etkinlikler. Bildi¤im kadar›yla birçok flehirde yo¤un bir Dersimli nüfusu bulunuyor. Burada halkla birlikte umar›m flark›lar›m›z›, hislerimizi hep beraber paylafl›p güzel bir gece geçiririz. Cevdet Konak (Hozat Belediye Baflkan›)- ‹lk kez böylesi bir gecenin yap›l›yor olmas›ndan dolay› önemsiyorum. Özellikle söz-yetki-karar halka fliar› ile yola ç›kan, demokratik ve özerk belediyecili¤i hayata geçirmeye çal›flan belediyeler aç›s›ndan, dayan›flma gecelerinin kitleselleflmesi temel hedeflerimizdendir. Mazgirt Belediyemiz 2009 yerel seçimlerinde söz-yetki-karar halka fliar› ile iktidarlaflan bir belediyemiz. Tabi sistemin yok etti¤i, bitirdi¤i, arka bahçesi olarak görüp böyle faaliyet yürüten Mazgirt Belediyesi art›k bir kabu¤u k›rm›fl durumdad›r. Mazgirt Belediyesinin ekonomik-sosyal-siyasal-kültürel sorunlar› elbette ki vard›r, bunlar biraz daha derinleflmifltir. Bütün bu sorunlar› halk ile birlikte tart›flmak, çözmek, halk› karar aflamas›na getirmek için bütün halk›m›z›n ve demokratik kitle örgütlerinin hep beraber sürece müdahale etmesi gerekiyor.

Hozat Belediyesi olarak neler s��ylemek istersiniz? Hozat Belediyesi tabi 2004 y›l›nda ilk dönemimizdi bizim, halk›n iktidara geldi¤i, halk›n söz sahibi oldu¤u bir belediye. Tabi 2009 seçimlerinde halk›m›z bu durumu pekifltirerek daha iyi bir seviyeye tafl›d›. Bizlerde bu ülkede demokratik-özerk belediyecili¤i savunan tüm kesimlerle beraber dayan›flma içerisinde olarak üzerimize düflen bütün görevleri yerine getirmek istiyoruz. Tüm duyarl› dostlara ça¤r›m›zd›r, Dersim’deki yerel yönetimlere sahip ç›ks›nlar ki gelece¤imizi, çocuklar›m›z›n gelece¤ini hep birlikte infla edelim. Sistemin dayatt›¤› o yozlaflma kültürüne karfl› kendi kültürümüzü infla edelim. Tüm dostlara sevgilerimi ve sayg›lar›m› iletiyorum. fierafettin Halis( BDP Dersim milletvekili)- Bu bir dayan›flma gecesi, biz bu tür gecelerin önemini her zaman vurgulad›k. Dayan›flma gecelerini sadece bugünle s›n›rland›rmak de¤il, uzun vadede toplumsal kazan›mlar›n hizmetine sunmak gerekiyor. Bundan kaynakl› ben yo¤un program›ma ra¤men di¤er programlar›m› iptal ederek buraya kat›lmay› uygun gördüm. Umar›m ve dilerim ki

bu tür geceler bizi, Dersimin her alan›nda iktidarlaflt›rmaya yak›nlaflt›r›r.

düzenledi¤i gecede görüyoruz. Mazgirt, Hozat gibi halk›n söz sahibi oldu¤u belediyeler ile ilgili düflünceleriniz, buralarla ilgili elefltirileriniz ne-

BDP olarak BDP anlay›fl›n›n d›fl›nda olan belediyeler ile ne tür bir iliflki gelifltiriyorsunuz? Do¤ru söylemek gerekirse e¤er maddi anlamda bir dayan›flmadan bahsedecek olursak bizim d›fl›m›zdaki belediyelere bir katk›m›z olmad›. Ama düflünsel anlamda, dostluk boyutuyla bu belediyelerle bir iliflkinin olmas› gerekiyor. Hozat, Mazgirt ve Pertek Belediyeleri’ni de kendi d›fl›m›zda görmüyoruz.

lerdir? Çok özelde belediyecilik üzerine öyle olgun fikirlere sahip oldu¤umu söyleyemem ama bizi ilgilendiren k›sm› fludur; bahsetti¤iniz insanlar, halklar ac›lar›n› bal eylemeye çal›flan insanlar. Dersim halk› bir flekilde hala o direngenli¤ini diri tutmaya çal›flan bir halk. Bizi de beslemifltir, direnifller yaflananlar özellikle bir sanatç› olarak beni de beslemifltir, güç vermifltir, benim ekme-

Emre Salt›k- fiimdi gece Mazgirt Belediyesi’yle dayan›flma etkinli¤i. Biliyorsunuz yerel yönetimler asl›nda birer demokrasi okullar›d›r. Ama yerel yönetimler de e¤er kendi ekibinizi ciddi bir flekilde oturtursan›z, kendi hedeflerinizi ve ideallerinizi daha iyi bir flekilde hayata geçirirsiniz. Böyle bir ülkenin zorluklar› içerisinde kendi prensiplerini hayata geçirmek gerçekten zor ama bunu Mazgirt Belediyesi’nin baflard›¤›n›-baflaraca¤›n› da biliyorum. Bu vesileyle ‹stanbul da ki Dersimlilerin bir araya gelip, bizde belediyemiz ile omuz omuzay›z, onunla dayan›flma içerisindeyiz ve yapacaklar›na da kefiliz anlay›fl›yla Ba¤c›lar’daki tüm Dersimlilerin coflkusunu sizlerde buradan hissediyorsunuzdur. Umar›m bu coflku kendi bölgesinde yak›lan meflalenin ‹stanbul’daki k›v›lc›mlar› ile oraya ulafl›r. Bu gece önemli bir gece ve coflkusu da tart›fl›lmaz.

¤im, tuzum olmufltur. Çok tart›fl›lmaz bir birliktelik bu birliktelik zaten, bu flekilde beraber olmam›z. Yani belediyecilik o konulara inemeyecek ölçüde baflka sorunlarla ilgiliyiz gibi geliyor bana. Hala siyasi sorunlar var, özgürlük sorunu var bu halk›n çözülmesi gereken. Bu anlamda bir doygunlu¤a ulafl›lmas›, sorunlar›n halledilmesi gerekiyor. Ondan sonrada belediyecilik ifllerini daha iyi yapabiliriz. Munzur’a dokunulmas›n› istemedik hep ama neden dokunulmak istedi¤ini iyi anlamak-anlatmak gerekiyor. Bu birlikteli¤i do¤ru bir yere aktarmak gerekiyor, hala sorunlar›n çözülmedi¤ini unutmamak gerekiyor, özelde herkes kendi sorunlar›ndan bahsediyor bu ülkede ama asl›nda ortak bir sorun var; bu sorunun alt›n› çizip onun arkas›ndan koflmak gerekiyor. Belki de kendi bireysel sorunlar›m›z› unutup di¤erlerinin de, ezilenlerin bütün sorunlar›na ortak

Halkç› belediyecilik anlam›nda Mazgirt’te yap›lanlar hakk›nda neler söyleyeceksiniz? fiimdi az önce de ifade etti¤im gibi, belediyecilik oldukça zor bir ifl. Gerek Pertek gerekse Hozat kendi halk›n›n iradesi ile seçildi¤i belediyeler ve Mazgirt Belediyesi’ne oranla daha flansl›lar. Projeleriyle Avrupa’dan bir tak›m destek ald›lar. Ayr›ca Pertek co¤rafi konumu itibariyle ve suyun etraf›nda olmas›ndan kaynakl› biraz daha flansl›. Ben belediyecilik ifline k›smen bulaflt›¤›m için biliyorum, bu bölgelerde ki belediyecili¤in iki tane önemli kalemi vard›r; birisi her fleye ra¤men fludur, kendi halk›yla açabildi¤i imece usulü o paylafl›mlarla getirdi¤i katk›d›r. Bununla döndürmeye çal›flan, çünkü bu denli ba¤›ms›z hareketlere destek verilmiyor. Hozat’›n ve Pertek’in çok baflar›l› geçmifl dönemleri, tecrübeleri var. Gerek Cevdet beyin gerek Kenan beyin bir sene tecrübesiyle birazc›k daha ayaklar› üzerinde duran, ama bu tecrübeyi Tekin dostumuzdan da bekliyoruz. Dersim halk› duyarl› bir halkt›r. Dersimin o kadar çok kanayan yaralar› var ki… Dersim dönüp kanayan yaralar›n› tedavi etmek konusunda biçare b›rak›l›yor kim taraf›ndan b›rak›l›yor tabii ki ülke taraf›ndan b›rak›l›yor. ‹mkâns›zl›klar içerisinde mücadele veren bu yi¤it insanlar› alk›fllamak laz›m. Servet Kocakaya- Gece bizim birçok defa kat›ld›¤›m›z, dayan›flt›¤›m›z gecelerden birisi. Bu süreçte yine bu insanlar›n bir arada, dayan›flma içerisinde olmas› çok önemli. Kendimizi iyi hissediyoruz. Bizlerde sanatç›lar olarak, zorluyoruz kendimizi buralarda olmak için, eme¤imizi katmak için. Sizleri genelde DHF taraf›ndan yap›lan etkinliklerde görüyoruz, bugünde Mazgirt Belediyesi’nin

olmak gerekiyor. Bu belki de bütün sorunlar›n gerçek çözümüdür. Herkese teflekkürlerimi sunuyorum. Ozan Do¤an(DHF temsilcisi)- Dersim-Mazgirt Belediyesi 2009 yerel seçimlerinde AKP’den al›nan bir belediye. 2009 yerel seçimlerinde Mazgirt belediyesi, on y›llard›r çeflitli sald›r›lar alt›nda ezilen, bütün olanak ve imkanlar› yine düzen partileri taraf›ndan yok edilen halk›m›z taraf›ndan, gerici ellerden federasyonumuz ve di¤er ilerici kurumlarla beraber al›nm›flt›r. Bugün bakt›¤›m›z zaman 2009 y›l›nda Mazgirt’te kazan›lan mevzi, 2004 y›l›nda Hozat’ta elde edilen kazan›m ile ülkemiz devrim ve demokrasi mücadelesi içerisinde önemli bir yer tutuyordu. Keza Pertek Belediyesi ve Hatay’da bulunan belediyelerle beraber, halk›n yönetimde söz sahibi oldu¤u befl belediye var. Bizler DHF olarak, sadece kazan›lmas›nda aktif katk›m›z olan Hozat ve Mazgirt Belediyelerini de¤il, toplamda bu befl belediyemizi sahipleniyor ve önemsiyoruz. Birbirimizi sahiplenmek için sadece ayn› co¤rafyada olmaya gerek yok, emekten yana, ayd›nl›ktan yana olan bütün dost güçlerin bu belediyeleri sahiplenmesi gerekiyor. On y›llard›r nice bedel ödeyerek, kendi eme¤ine, al›n terine sahip ç›kan ülkemiz emekçilerinin bugün somutta bu befl belediye ile beraber on y›llard›r can bedeli sürdürdükleri mücadelenin somutta bir kazan›m› oldu¤unu düflünüyoruz. Yazar Ali Kaya, fievin, Seyid, Mehmet Özcan ve Nurettin Güleç’te geceye iliflkin görüfllerini gazetemiz arac›l›¤›yla dile getirerek, Mazgirt Belediyesi ile birlikteliklerini dile getirdiler.


dd_188