Issuu on Google+

Devrimci ve sosyalist basının sınıflar mücadelesindeki önemi

G. Doğu Asya’da Maoistler önemli gelişmeler kaydediyor

 PERSPEKT‹F SAYFA 8

 DÜNYA SAYFA 10-11

Devrimci basın veya gazete, gerici sınıflar cephesine karşı, proletarya ve ezilen kesimlerin mücadele cephesinde önemli bir yere sahiptir. O, keskin sınıflar mücadelesinde, devrimci sınıfların çıkarları temelinde görev yürüten ve onların sesi olarak yükselen bir güçtür. Gerici olan her şeye karşı uzlaşmaz mücadelenin aracı ve kendi alanındaki temsilcisi olarak, proletaryanın safında, ideolojik-kültürel bir kurumdur, devrimi yayan bir fabrikadır.

Maoistler son aylarda etkinliklerini iyice arttırdıkları Hindistan’ın doğusundaki Batı Bengal eyaletinin Lalgarh bölgesinde, yönetimi fiilen ele geçirdi. Öte yandan Nepal Birleşik Komünist Partisi (Maoist)’nin üst düzey yöneticilerinden Kiran, partisinin yeni bir ulusal hükümete liderlik edebilmesi için, üçüncü bir halk ayaklanmasına kalkışması gerektiğini söyledi. NBKP (M) ayrıca ‘Kırsal Bölge Hükümeti’ni yeniden kurdu.

15 Günlük Siyasi Gazete

•Y›l: 7

•Say›: 156

•1-16 Temmuz 2009

• Fiyat›: 1 TL

• e-mail:devrimcidemokras@ttmail.com

• www.devrimcidemokrasi.net

KOL KIRILIR YEN ‹Ç‹NDE KALIR ‹çinden geçilen süreçte birçok yönüyle uzlaflt›r›lan ve pürüzleri giderilen Türk hakim s›n›flar›n›n çat›flmas›, yerinden oynayan tafllar›n yerine oturtulmas› yönünde dönem dönem k›z›fl›yor. Ergenekon’la birlikte ele al›nan Taraf Gazetesinin “AKP ve Gülen’i bitirme plan›” manfletiyle yay›mlad›¤› “‹rtica ile Mücadele Eylem Plan›” oldu¤u ileri sürülen “belge”nin yaratt›¤› velvele, sözü edilen iktidar mücadelesinin yans›mas› oldu. Hükümet belgeye iliflkin ‘darbe giriflimi’ de¤erlendirmesinde bulunurken, bunun takipçisi olacaklar›n› belirtti. Böyle bir belge karfl›s›nda ‘flaflk›na’ dönen Genelkurmay ise, belgenin ‘sahte’ oldu¤unu söyleyerek yay›nlanmas›n› yasaklad›. Bafl-

bu¤, daha sonra yapt›¤› aç›klamada belgeye ‘k⤛t parças›’ diyerek belgeyi ‘TSK’ya karfl› asimetrik psikolojik savafl›n eseri’ olarak de¤erlendirdi. Genelkurmay taraf›ndan harekete geçirilen askeri savc›l›¤›n belgeye iliflkin ‘TSK’ya ait de¤ildir’ karar› vermesi ve sivil mahkemeye tafl›nmamas› noktas›nda diretilmesi bu plan›n daha fazla sulanmamas› için örtbas edilece¤ini iflaret etti ve adres olarak MGK gösterildi. ‘Belge’ ile bafllayan gerginlik, ‘askerlerin de sivil mahkemelerde yarg›lanmas›’ yasas›n›n meclisten geçmesiyle daha da t›rmand›. 30 Haziran’da gerçeklefltirilen MGK toplant›s›n›n iki temel konusu, ‘‹rtica Eylem Plan›’ ve ‘askere sivil yarg› yolunu açan yasa’ oldu. Ge-

nelkurmay, askerlerin sivil mahkemede yarg›lanmas›n›n önünü açan yasaya karfl› olduklar›n› MGK’da dile getirdi. Hükümet ise, AB’ye uyum için bu yasan›n ç›kar›ld›¤›n› belirterek kendisini savundu. Toplant›n›n ard›ndan yap›lan ‘mini zirve’ uzlaflma noktas›nda bir ayar›n verildi¤ini gösterdi. Toplant›dan ç›kan uzlafl› flu aç›klamayla ifade edildi: “Devletimizin kurumlar›n› y›pratmaya yönelik beyan ve yay›nlara iliflkin tepki ve düflünceler dile getirilmifl, bu tür faaliyetlerin ülkemize bir fayda sa¤lamayaca¤› teyit edilmifltir.” Tafllar›n yerinden oynanaca¤›n›n beklendi¤i toplant›da hakim s›n›flar, tafllar›n yerine oturtulmas› için bir kez daha pürüzlerini gidermifl oldu.

Askerlerin ‘sivil’ mahkemede yarg›lanmas›n›n önünü açacak yasay› 13 gün içerisinde imzalamas› gereken Gül’ün, yasa üzerinde askerlerin görüflünü de dikkate alarak ayr›nt›l› bir inceleme yapaca¤›n› ve gerekirse yasan›n geri gönderilece¤ini aç›klamas› dikkat çekti

Maoizm Tayin Edicidir  GÜNCEL SAYFA 11

Hekimler ‘Sa¤l›kta Dönüflüm’e karfl› eylemde

Seçimlerle birlikte yaflanan geliflmeler ‹ran’da koflullar› halk hareketine çevirebilir mi?

 GÜNCEL SAYFA 7

Gerçeklefltirilen cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinin ard›ndan ‹ran'da, y›llard›r biriken tepkinin daha çok kendili¤inden soka¤a dökülüverdi¤i bir sürecin yaflanmas›na neden oluyor.Ahmedinejat ile dini lider Hameney’in feodal din unsuruyla katmerleflmifl iktidar› ve bu iktidar›n parças›n› oluflturan “reformcu lider” diye lanse edilen Musavi yanl›s› say›lan ama aç›k ki ‹ran halk s›n›flar›na mensup olan onlarca gösterici katledildi, yüzlercesi yaraland›. Gerginlikler ve tepkiler zaman zaman dinse de protestolar devam ediyor. Emperyalist güçlerin, stratejik projelerine ba¤l› olarak dayatt›¤› zoraki ve yapay de¤iflim ‹ran’›n kap›s›n› da çalmaktad›r. Halk kesimlerinin talepleri, isyan› komünist öznelerin güçsüzlü¤ünden dolay› Musavi gibi ‘›l›ml›lar’a yedekleniyor. Musavi’nin rejim de¤iflikli¤i istedi¤i ve bu de¤iflim için bir hareket bafllatt›¤› de¤erlendirmeleri gerçekçi de¤il. Buna karfl›n ‹ran’da kitlelerin tepkisi küçümsenemez. Sistemden memnun olmayan hatta sistemin alafla¤› edilmesini isteyen kesimler var. Ortado¤u’nun en büyük otomobil sektörü ve 100 bin iflçisi bulunan Hodro fabrikas› iflçileri ile ‹ran Otobüs ‹flçileri Sendikas› yay›mlad›klar› bildiride, halk›n devrimci hareketini desteklemek için grev karar› ald›lar. ‹ran halk› uzun y›llard›r iflsizlik, yoksulluk, enflasyon, adaletsizlik, uyuflturucu ve yozlaflma ile bo¤ufluyor. Y›llard›r bu bask›, yoksulluk ve adaletsizlikler ile dolu bir ortamda yaflamaya zorlanan ‹ran halk› ba¤r›nda isyan tafl›maktad›r. Bu sadece ‹ran de¤il, ülkemiz de dahil ezilen halklar›n ve uluslar›n bulundu¤u co¤rafyalarda da geçerlidir. Halk hareketini oluflturman›n, nesnel koflulu her zaman için vard›r. ‹ran’da önemli geliflmeler yaflanmakta SAYFA 13 ve devrim için büyük f›rsatlar do¤maktad›r.

Dursun Bafltu¤ sf6

HAKAN KÜÇÜKB‹NGÖL

S‹BEL ÖZBUDUN

AD‹L OKAY

BABÜR PINAR

TEMEL DEM‹RER

Í

Í

‹smail Uçar sf3

Demokratik Haklar Federasyonu, 27-28 Haziran tarihlerinde, Ankara ‹nflaat Mühendisleri Odas› Teoman Öztürk Salonu’nda ‘Ulusal sorunKürt sorunu’ bafll›¤›yla bir sempozyum gerçeklefltirdi. Sempozyumda Kürt sorunu

tarihsel, kuramsal, çözümsel ve güncel yönleriyle tart›fl›ld›. Federasyon, sempozyumu, içinde bulundu¤umuz süreçte s›cak bir gündem olarak yaflanan ulusal soruna katk› olmas›, ön aç›c› olmas› amac›yla düzenledi¤ini

Sinan Çak›ro¤lu sf9

Í

YAZARLAR

‘Ulusal sorun -Kürt sorunu’ bafll›kl› sempozyum sonuçland› aç›klad›. ‹ki gün boyunca 4 oturum fleklinde süren ve önemli tart›flmalar›n ortaya ç›kt›¤› sempozyumun özenle seçilmifl olan konuflmac›lar›, Kürt sorununu Marksizm, Kemalizm, Liberalizm, Emperyalizm gibi olgularla birlikte

Bak›fl Can sf13

Í

Kürt ulusal sorununun birçok yönüyle ele al›nd›¤› sempozyumda farkl› fikirler tart›fl›l›rken, sorunun çözümü noktas›nda ayd›nlar ve politik temsilciler çeflitli öneriler sundu

aç›klarken, sempozyumun heyecanla beklenen son oturumunda Türkiye-Kuzey Kürdistan devrim ve demokrasi mücadelesinin özneleri, Kürt sorununda politik tutumlar›n› ve çözüm önerileriSAYFA 3-6 ni aktard›lar.

Adil Okay sf16

Í

‹SMA‹L BEfi‹KÇ‹

YÜKSEL AKKAYA

Sa¤l›k emekçilerinden sonra hekimler de AKP hükümetinin hayata geçirmek istedi¤i Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’na karfl› tepkisini gösteriyor. TTB üyesi hekimler, ‘Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’ çerçevesinde hayata geçirilmek istenen uygulamalara ve ‘Tam Gün Yasa Tasar›s›’ gibi bir dizi de¤iflikli¤e karfl› ülkenin birçok yerinde eylemlerle tepkilerini dile getirirken, taleplerini de aç›klad›lar. Konuya iliflkin aç›klama yapan TTB baflkan› Gençay Gürsoy, Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’n›, “Daha fazla kar için sa¤l›¤›n piyasa koflullar›nda bir hak olmaktan ç›kar›lmas›, güvenceli çal›flma düzenine son verilerek eme¤in ucuzlat›lmas› ve sa¤l›k kurum ve kurulufllar›n›n iflletme haline getirilmesi” olarak tan›mlad›.

Okurlar›m›za yönelik sald›r›lar sürüyor  GÜNCEL SAYFA 2 Devlet, devrimci-demokratik kurumlara, hak gasplar›na, hak ihlallerine, faflist bask›lara karfl› mücadele eden, demokratik-meflru haklar›n› kullanmak isteyenlere karfl› tahammülsüzlükte s›n›r tan›m›yor. Sendikalar›n, siyasi partilerin, demokratik-devrimci kurumlar›n bas›lmas›, üyeleri ve çal›flanlar›n›n gözalt›na al›narak tutuklanmas› sald›r›s›na bir yenisi daha eklendi. Adana’da sözde ihbarla gece yar›s› evleri basan jandarma, Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) çal›flanlar›n› ‘yasad›fl›’ gibi gösterip, çevredeki insanlara psikolojik bask› uygulad›. Bir sald›r› da Mersin’de gazetemiz okuruna gerçekleflti. Demokrasi, yarg›, hukuk, insan haklar› ile flu günlerde sarmafl dolafl olan devletin yine bi-

lindik davran›fl› Mersin’de gerçekleflti. Mersin polisi, Özgür Düflün dergisi ve gazetemiz okuru N. T’ye psikolojik bask› yaparak, ajanl›k dayatmas›nda bulundu. N.T’ye “Senin yaramaz kiflilerle arada bir görüfltü¤ünü biliyoruz. Araflt›rd›k ve senin temiz biri oldu¤unu ö¤rendik, senin için geldik, devlet sana maddi yard›mda bulunacak, tabii ki her fley gibi bunun da bir karfl›l›¤› olacak” diyen polis, kendisini sosyal yard›mlaflma kurumu memuru olarak tan›tt›. Sald›r›ya iliflkin aç›klama yapan Adana Demokratik Haklar Derne¤i ise, kendilerinin ve gazetemizin ‘yasad›fl›’ gösterilmeye çal›fl›ld›¤›n› belirterek, demokratik haklar mücadelesinin suç olmad›¤›n› bir kez daha yineledi.


2

GÜNCEL

1-16 Temmuz 2009

Halkın büyük çoğunluğu haber edinme ve yorumlama gereksinimini sistemin sunduğu ve onunu kolubacağı işlevindeki ideolojik aygıtı olan medya-iletişim araçlarıyla karşılamaktadır. Mevcut sistem ise, dünyada yaşanan gelişmeleri, ülkede olup bitenleri çarpıtarak yanlış algılamamızı sağlayan bir medya anlayışına izin vermektedir. Devlet yarattığı medya ile kitlelerin bilinçlerini bulandırarak, gerçekleri öğrenmesini engeller, ufkunu daraltır ve sonuç olarak en demokratik hakları için mücadele etmesinin önünde köstek olur. Mesela, Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan “teşvik” paketi burjuva feodal basında öyle “güzel” öyle “hayırlı” aktarılır, “işte çözüm” diye kanıksatılmaya çalışılır ki, bu teşvik neyin teşviki, içinde ne var, artılarını-eksilerini kimse anlamaz! İşçisi, köylüsü, kadını, genci, erkeği ancak uygulama fiilen karşısına çıktığında anlar neyin “teşvik” edildiğini. Mesela, emperyalist sömürünün aç gözlülüğü, saldırganlığı “küreselleşme”, “demokratikleşme” denilerek öyle güzel süslenir ki, emperyalizm ne olduğu kimden yana olduğu tam da onun muhatabı olan halk tarafından anlaşılamaz. Su, “koruyoruz” denilerek sermayedarlara satışa su-

nulur, halkın ruhu bile duymaz. Kürtler Türk olur, Ermenileri düşman! Burjuva feodal basın öyle sinsi, öyle derinden ve öyle sıradan saldırır ki gözler boyanır, akıllar tutulur, ortam grileştirilir. Yalan yanlış haberler profesyonel ‘toplum mühendisliği’ başarısıyla halka servis edilir. Halkın uyuşturulup kontrol altına alınmasında önemli bir silah olan medya, tam da bu niteliğinden kaynaklı egemen sınıfların göz bebeğidir. Yani 21. Yüzyılın atom kadar önemli bir silahıdır onlar için. Sistemlerin beslendiği yalnızlaşmış, yabancılaşmış bireyler, yozlaşmış kültürler, ürkek yığınlar tam da bu makinenin çarklarından geçirilerek yaratılır. İşte nasıl ki gerici-sömürücü sınıfların kendi sistem ve anlayışlarını topluma içselleştirmekte önemli araçlarından birisi basın ise, devrimcilerin-komünistlerin de söz konusu gerici sınıfların anlayışının karşıtını ezilen yığınlar içerisinde yaşamsallaştırması için basın, daha doğrusu devrimci basın-yayın faaliyeti hayati bir öneme sahiptir. Devrimci gazeteciliğin temel karakteri burjuvazinin aksine sermayenin değil işçinin, köylünün ve tüm ezilenlerin çıkarlarına yönelik bir yayın politikası izlemesidir ve bu onun varlık sebeplerinden-

dir. Burjuvazi ve feodal beylerin istedikleri ‘sorunsuz’ düzende, sömürüsüz, aydınlık bir geleceğin yaratılması amacıyla kitlelere devrimci ve komünist savaşın sesini soluğunu taşır. Emperyalizmin ve ülkemizdeki sadık uşağı Türk devletinin halka yönelik saldırılarına kaşı durabilmenin elbette ki en önemli koşulu haberdar olmak ve mahiyetini kavramaktan geçer. Burjuva basın tarafından verilen bilgi kirliliği yığınları yanlış zeminlerde sağlıksız şekillenmelere taşımaktadır. Hala sürmekte olan Ergenekon davasını hatırlamak gerekir. Bir tarafta türlü katliamlara imza atmış ‘vatanperver paşalar’ diğer tarafta emperyalizm güdümlü, ülkede işçinin köylünün elinde ne varsa almayı hedefleyen AKP hükümeti. Ve nihayetinde ikisinin toplamı TC devleti! Ve yine güncel bir örnek, İran'da yaşanan gelişmeler. ABD'nin konseptiyle kesişen 'İran halkı haklı, direnmeli' tablosunun arka planında ne yatıyor dersiniz? Filistin'de, Irak'ta, Afganistan'da yaşanan katliamların birinci dereceden sorumlusu ABD'nin yeni başkanının “demokratlığı” neye yorumlanmalı? Örnekler çok. Sermayedarlara hizmet için kurulan ve halkın çıkarlarına karşı hâkim sınıfların çıkarlarını

Okurlar›m›za yönelik sald›r›lar sürüyor için devlet ayg›t›n›n zor gücünü devreye soktu¤u belirtilerek flunlara de¤inildi: “Tekrar yineliyoruz, Demokratik Haklar mücadelesi meflru bir mücadeledir y›ld›r›lamaz, engellenemez! Meflrulu¤umuz co¤rafyam›z›n flahs›nda dünya ezilen halklar›n›n ba¤r›ndan kopan ve her gün büyüyüp geliflen, yeni bir dünya özleminden beslenen umut dolu bir gelece¤i beraberinde getirecektir. Bask› ve y›ld›rma politikas› mücadelemize ket vuramayacakt›r.”

Devrimci Demokrasi ve DHF “yasad›fl›” gibi gösterilmeye çal›fl›l›yor: Jandarma bas-

ADANA- Devletin, devrimci-demokratik kurumlara, hak gasplar›na, hak ihlallerine, Faflist bask›lara karfl› mücadele eden, demokratik-meflru haklar›n› kullanmak isteyenlere karfl› tahammülsüzlü¤ünün s›n›r› yok. Sendikalar›n, siyasi partilerin, demokratik-devrimci kurumlar›n bas›lmas›, üyeleri ve çal›flanlar›n›n gözalt›na al›narak tutuklanmas› sald›r›s›na bir yenisi daha eklendi. Adana’da sözde ihbarla gece yar›s› evleri basan jandarma, Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) çal›flanlar›n› suçlu gibi gösterip çevredeki insanlara psikolojik bask› uygulad›. Adana’da DHF’ye yönelik bask›lar artarak devam ediyor. Jandarma, DHF sempatizan›

Polisten ajanl›k bask›s›

ailelerin evlerini, yasak yay›n bulundurmak iddias›yla gece yar›s› basarak arama yapt›. Bask›n yapan jandarma aileleri suçlayacak bir delil bulamay›nca bu sefer evleri ziyaret eden DHF çal›flanlar›n› “illegal” kifliler olarak göstermeye çal›flt›.

de herhangi bir yasa d›fl› kitap bulamay›nca ev halk›na çeflitli isimler sorarak bu kiflileri “yasa d›fl›” ve “örgüt üyesi” göstermeye çal›flt›. Yine ayn› beldede k›sa bir süre öncesinde bir ev benzer bir bahaneyle jandarma taraf›ndan bas›lm›flt›.

Gece yar›s› evler bas›ld›: Geçti¤imiz hafta sabaha karfl› gece 03.30 sular›nda jandarma taraf›ndan sözde bir ihbar gözetilerek Adana’n›n Sar›hamzal› semtinde 4 eve yönelik bask›n düzenlendi. Bask›n›n nedeni olarak sat›lan kitaplar›n al›narak yasa d›fl› bir örgüte yard›m ve yatakl›k edilmesi gösterildi. 4 evde de psikolojik bir bask› oluflturmaya çal›flan jandarma, ev-

‘Y›ld›rma politikas› mücadelemize ket vuramayacakt›r’: Sald›r›ya iliflkin aç›klama

Demokrasi, yarg›, hukuk, insan haklar› ile flu günlerde sarmafl dolafl olan devletten yine bilindik davran›fl: Mersin’de gazetemiz okuruna ajanl›k dayatmas› Devlet, toplumsal muhalefetin örgütlenmesine karfl› tüm gerici-faflist politikalar›n› dayatmaya devam ediyor. Mersin polisi, gazetemiz ve Özgür Düflün okuru N.T’ye psikolojik bask› yaparak, ajanl›k dayatmas›nda bulundu. Polis yapt›¤› bask›da, efendilerinin ekonomik krizinden de yararlanarak, ajanl›k dayatmas›n›n ‘ekonomik destek yard›m›’ ile sundu. Giderek derinleflen ve yoksul halk› gün geçtikçe yaflayamaz duruma getiren egemenlerin ekonomik krizi, bütün dünyada oldu¤u gibi co¤rafyam›zda da demokrasi ve devrim mücadelesini atefllemeye devam ediyor. Bu durumdan iyice rahats›z olan devlet; devrimci, demokrat ve yurtseverlere yönelik bask›lar›n› artt›rmakta. Bu bask›lara son eklenen ise okurumuz olan N.T.’ye yönelik polisten ajanl›k dayatmas› oldu. ‘Devlet sana maddi yard›mda bulunacak’: N.T. bafl›ndan geçen olay›n psikolojik flokunu atlatt›ktan sonra

10 Eylül tutsaklar›na özgürlük istendi

10 Eylül 2006'da gerçeklefltirilen gözalt› sald›r›lar›yla polis taraf›ndan tutuklanan ve 3 y›ld›r hapishanede tutulan devrimcilerin duruflmas›n›n 7'incisi gerçeklefltirildi. Aralar›nda, At›l›m Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni ‹brahim Çiçek, Genel Yay›n Kordinatörü Sedat fieno¤lu, Özgür Radyo Genel Yay›n Kordinatörü Füsün Erdo¤an'›n bulundu¤u 17'si tutsak 23 devrimcinin yarg›land›¤› dava 26 Haziran'da ‹stanbul Befliktafl'daki 10. A¤›r Ce-

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

yapan Adana Demokratik Haklar Derne¤i, demokratik haklar mücadelesinin suç olmad›¤›n› bir kez daha yineledi. Çeflitli kurumlar›n destek verdi¤i ve ‹nönü Park›’nda yap›lan aç›klamada, demokratik haklar mücadelesinin güçlenmesi ile gerici siyasi iktidar›n saltanat›n› sürdürmek

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) çal›flanlar›ndan biriyle görüflerek kendisine yönelik onursuz teklifi aktard›. N.T. bundan bir hafta önce çal›flt›¤› ayakkab› ma¤azas›na iki adam›n geldi¤ini ve kendisiyle 2 saat boyunca konufltuklar›n› aktararak, flah›slar›n kendilerini Sosyal Yard›mlaflma Kurumu çal›flan› olarak gösterdiklerini söyledi. N.T. iki flah›sla yapt›klar› konuflmay› flöyle özetledi: “Bana; ‘araflt›rd›k ve senin temiz biri oldu¤unu ö¤rendik, senin için geldik, devlet sana bir maddi yard›mda bulunacak, tabi ki her fley gibi bunun da bir karfl›l›¤› olacak, senin yaramaz kiflilerle arada bir görüfltü¤ünü biliyoruz.’ dediler. Bende onlara ail emi geçindirmek için çal›flt›¤›m› ve devletten bir fley istemedi¤imi ve 2 ayd›r çal›flmaktan gazete ve dergi okuyamad›¤›m› ve TV bile izleyemedi¤imi söyledim. Yasal olmayan hiçbir fley yapm›yorum, sizden bir fley istemiyorum dedim. Onlar da bana ‘senin flimdi kafan kar›fl›kt›r, sen biraz düflün biz on gün sonra yine geliriz’ dediler.” N.T. daha sonra bu flah›slar hakk›nda çevreden edindi¤i bilgiler sonucunda bu kiflilerin polis oldu¤unu ö¤rendikten sonra yaflad›¤› anlar› flöyle aktard›: “On-

za Mahkemesi'nde görüldü. Terörle Mücadele Yasas› (TMY) kapsam›nda düzmece delilerle 3 y›l önce tutuklanan devrimciler, duruflman›n gerçeklefltirildi¤i salona “Özgür bas›n susturulamaz” sloganlar› atarak girdiler. Savc›l›k taraf›ndan ça¤r›lmalar›na ra¤men arama tutanaklar›nda imzas› bulunan polisler ise mahkemeye gelmedi.

Düzmece davada 2 tahliye karar›: Duruflmada

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

k›n›nda ev sakinlerine çal›flanlar›n›n isimlerinin sorularak tedirginlik yarat›lmak istendi¤inin dile getirildi¤i aç›klamada, “federasyonumuz ve çal›flanlar›m›z ‘illegal’mifl gibi gösterilmeye çal›fl›lm›flt›r. Yasal-meflru bir yay›n olan Devrimci Demokrasi gazetesinin da¤›t›m› ve al›m› bir suçmufl gibi gösterilmek istenmifltir” denildi. DHF’nin, ezilenlerin tarihsel hakl›l›¤›ndan ald›klar› güçle mücadeleye devam edece¤i vurgulanan aç›klama flöyle tamamland›: “Meflru olan s›n›f mücadelesi içerisinde halk›n saf›nda yer ald›¤›m›z› bir kez daha bu vesile ile yineliyoruz. Hiçbir gerici odak, çürümüfl bu düzene karfl› verdi¤imiz onurlu kavgadan al›koyamaz bizleri. Demokratik haklar mücadelesi bu ülke halk›n›n onurlu tarihidir. Bu tarih asla ve asla gerici faflist güçlerin oyunlar›yla gölgelenemez.”

lar sosyal yard›mlaflmadan geldiklerini söylediler, fakat ben baflkalar›na sordum ve onlar›n sivil polis oldu¤unu ö¤rendim. Aradan geçen bir hafta boyunca duydu¤um korkudan dolay› kimseye bir fley söyleyemedim. Ama dayanamad›m bugün söyledim size.’

N.T: Kimsenin ajan› olmayaca¤›m:

DHF çal›flan› ile yapt›¤› sohbetin ard›ndan yine ayn› polisler taraf›ndan rahats›z edilen N.T. bu son görüflmeyi ise flu flekilde aktar›yor: “Konuflmam›zdan hemen sonra yine ayn› adamlar geldi ve yine ayn› fleyleri söylediler, üstelik patronumla konufltular ve benim kimlerle görüfltü¤ümü sordular uzun uzun. Patronum onlar gittikten sonra beni çekti ve ‘senin yüzünden bafl›m›z belaya gidecek bizim iflyerimizi di¤er esnaflara sormufl bunlar ve kimler oldu¤umuzu araflt›rm›fllar.’ Bir daha o arkadafllar›nla görüflme’ dedi.” Olaydan sonra takip edildi¤ini ve huzursuz oldu¤unu söyleyen N.T. : “Yap›lan çal›flmalar, yaz›lan yaz›lar ortadayken bunlar› yasad›fl› gibi gösteriyorlar ama öyle de¤il. Bu durumun siyasal bilinç yap›mda bir gerileme yaratamayacak ve kimsenin ajan› olmayaca¤›m” dedi.

savc›l›¤›n talebi nedeniyle 2006'daki ev aramas›nda tan›kl›k yapt›r›lan Ayd›n’›n Nazilli ilçesi Ocakl› Köyü muhtar› ve köy sakinlerinin ifadeleri al›nd›. 2006'da yap›lan aramalarda polisin aramalar›n ard›ndan kendisine verdi¤i tutana¤› okumadan imzalad›¤›n› dile getiren muhtar Ali ‹hsan Demiralay, aramalar s›ras›nda evdeki mutfaktan ç›kt›¤› iddia edilen ve davan›n temel 'delili' olarak görülen 40 sayfal›k dokümana iliflkin iddian›n tersine,

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

savunan medya tekellerine karşı, gazetemizin önemini daha fazla kavramalı ve daha fazla sahiplenmeliyiz. Gazete emekçisi her bir aktivist, her bir okur bu bilinçle elindeki araca sarılmalı, eksikliklerini ve yapması gerekenleri tartışarak eleştiri ve önerilerini bütünlüklü bir şekilde yaşama geçirmek için mücadele etmelidir. Gazete çalışanlarımız ve okurlarımız gazeteye karşı sorumluluklarını sadece yaygın dağıtım ağını oluşturmak veya gazeteye maddi destek bulmakla sınırlandırmamalıdır. Daha bütünlüklü ve geniş düşünerek gazetede yer alacak haberlerin ve yazıların aktarılmasından tutalım da, çıkan gazetenin eksikliklerine, oradan da daha nitelikli bir gazete için nelerin yapılabileceğine, nasıl bir alternatif yaratılabileceğine, gelecek vaat edecek ve kurumsal hazneyi yarınlara taşıyacak bir kurumsallaşmanın nasıl yaratılabileceğine kadar, üstümüze düşen bütün sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Yarını birlikte yaratacağız. Bu anlayışla da gazetemizin daha iyi kurumsallaşması için tüm gücümüzü başlattığımız kampanya çerçevesinde seferber edelim. Emperyalistlerin ve uşağı hakim sınıfların tüm saldırılarına karşı cevabımız gazetemizi nitelikli hale getirerek elimizdeki bu silahı güçlü kılmak olmalıdır.

7’den 70’e herkes iflkence görebilir! ‹HD, T‹HV ve TOHAV ülkemizde yediden yetmifle herkesin iflkence uygulamas›na maruz kalabilece¤ini aç›klad› ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹stanbul fiubesi, Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› (T‹HV) ve Toplum ve Hukuk Araflt›rmalar› Vakf› (TOHAV), 26 Haziran “Uluslararas› ‹flkence Ma¤durlar› ile Dayan›flma Günü” nedeniyle ‹HD ‹stanbul fiubesi binas›nda sanatç›lar›n da kat›l›m›yla ortak bir bas›n toplant›s› gerçeklefltirdi. Kurumlar ad›na yap›lan ortak aç›klamada, devletin son y›llarda iflkenceyi önleme giriflimi ad› alt›nda imzalad›¤› uluslararas› belgeler ve ç›kar›lan yasalara ra¤men 2005 y›l›ndan itibaren iflkence uygulamas›n›n artt›¤›na dikkat çekildi. Özellikle Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yap›lan de¤ifliklikle birlikte iflkence uygulamas›n›n artt›¤›na vurgu yap›lan aç›klamada, “S›radan polis karakollar›nda, jandarma birimlerinde, aç›k alan ve sokaklarda, gösteri ve yürüyüfllere müdahale s›ras›nda iflkence ve kötü muamele uygulamalar›n›n bilgi alma ihtiyac›ndan çok otoriteyi tesis etmek, korku veya gözda¤› vermek, cezaland›rmak amac›yla yap›ld›¤›, nicelik ve fliddetinde ciddi bir art›fl oldu¤u gözlemlenmektedir” denildi. Aç›klamada flunlara de¤inildi:

‹flkence olay›n›n tespiti zor: “Gerek 2008 y›l›nda gerçeklefltirilen Newroz ve 1 May›s kutlamalar› s›ras›nda, gerekse 2009 y›l›nda özellikle Diyarbak›r, Hakkâri baflta olmak üzere güneydo¤udaki baz› illerde gerçekleflen gösteriler s›ras›nda, bilhassa da çocuk göstericilere yönelik güvenlik güçlerinin afl›r› güç ve fliddet kullan›m›n›n sonuçlar› bu tespiti güçlendirmektedir. Asl›nda yaflam›n› yitiren Engin Çeber’in hapishanede gördü¤ü iflkence uygulamas› bile tek bafl›na bu tespiti yapmak için yeterlidir.” ‘Yasa uygulay›c›lar› iflkence zihniyetlerini koruyor’: “‹flkence olgusunun bu denli a¤›r bir sorun olarak gerçekli¤ini korumas›n›n nedenlerinin bafl›nda mevzuatta yap›lan de¤iflikliklerin yetersizli¤inin yan› s›ra yasa uygulay›c›lar›n›n alg› ve zihniyetlerinin aynen korunuyor olmas›d›r. ‹flkencenin sistematik bir olgu olarak varl›¤›n› sürdürüyor olmas›n›n bir baflka önemli nedeni ise cezas›zl›kt›r. ‹flkence iddialar›n›n resmen soruflturulmamas›, yap›lan soruflturmalar›n etkin ve ba¤›ms›z olmamas›, iflkence yapan kamu görevlilerinin yarg›lanmas› için izin sistemine baflvurulmas›, savc› ve yarg›çlar›n sübjektif tarafs›zl›ktan uzak zihniyet yap›lar›, zaman afl›m› ve ceza erteleme vb. nedenlerle iflkence yapan kamu görevlileri cezas›z kalabilmektedirler.” ‘Herkesin iflkence görme riski vard›r’:

“Sonuç olarak karfl› karfl›ya oldu¤umuz tablo vahimdir. Bugün ülkemizde yediden yetmifle, her yafltan, her cinsten, her meslekten, sosyal konumu, siyasî görüfl ve inançlar› ne olursa olsun, bir suç ifllesin ya da ifllemesin herkesin, her zaman, her yerde hâlâ iflkence görme riski vard›r... Böylece iflkence, art›k toplum d›fl› bir edim olmaktan ç›k›p bizzat toplumsal yaflam›n bir parças› haline gelmekte, meflrulaflmaktad›r.” Bas›n toplant›s›nda kurumlar, ayr›ca ülkedeki iflkence olaylar›n›n önlenebilmesi için haz›rlad›klar› 7 bafll›kl› önerinin devlet taraf›ndan yerine getirilmesini talep etti.

“Mutfaktan hiçbir fley ç›kmad›” dedi. Tan›klar›n ard›ndan söz alan savunma avukatlar› delillerin polislerce üretildi¤ini belirterek, tan›klar›n ifadeleriyle polis tutanaklar› aras›nda ortaya ç›kan çeliflkilere dikkat çektiler. Akflam saatlerinde tamamlanan duruflman›n ard›ndan mahkeme iki tahliye karar› verdi. Erkan Salduz ve Arzu Torun'un tahliye edildi¤i 10 Eylül davas›n›n bir sonraki duruflmas› 6 Kas›m 2009'a ertelendi.

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

’10 Eylül tutsaklar› serbest b›rak›ls›n’: ‹stanbul'da görülen duruflmaya devrimci gazetecilere destek amac› ile çeflitli kurumlar, milletvekilleri, ayd›n ve sanatç›lar kat›l›rken, ülkenin çeflitli illerinde de tutsaklar›n serbest b›rak›lmas›n› isteyen eylemler gerçeklefltirildi. Duruflman›n gerçeklefltirildi¤i gün birçok ilde eylemler yap›ld›. Eylemlerde, 10 Eylül tutuklular›na özgürlük istenirken, TMY’nin kald›r›lmas› istendi.

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


GÜNCEL

1-16 Temmuz 2009

3

SEMPOZYUMUN ARDINDAN Uluslara ve az›nl›klara gerçek özgürlük; ba¤›ms›zl›k ve Yeni Demokrasi mücadelesiyle gelecek! Emperyalizmin dünya genelinde bafl sebep olarak yaratt›¤› ulusal sorun(lar›)u kölelefltirme “uygarl›¤›yla’’ “çözme”yi kendisine misyon edindi¤i, uluslararas› güçler dengesinin dayatmac›l›¤› ile ulusal hareketleri masaya oturmaya zorlad›¤› bugünkü tarihsel koflullarda, ülkemizin bafll›ca çeliflkilerinden birisi olan Kürt ulusal sorunu kritik bir önem kazanm›fl bulunuyor. Bu kritik öneme sahip meselenin bütün yönleriyle ve farkl› politik-siyasal öznelerle masaya yat›r›lmas›; dost bir güç olan Kürt ulusal hareketinin içerisine girdi¤i yanl›fl yönelimin dostane ve yap›c› bir tarzda elefltirilerek düzeltilmesinde küçük de olsa bir etkide bulunulmas›; uluslararas› emperyalist güçlerin ve onlar›n ufla¤› iktidarlar›n sahte çözüm önerilerinin teflhir edilmesi ve nihayetinde bu sorunun devrimci çözümünün tart›fl›larak kitlelere tafl›nmas›, kuflku yok ki günümüz koflullar›n›n dayatt›¤› yak›c› bir ihtiyaçt›r. Bu minval üzere, Demokratik Haklar Federasyonu’nun 27-28 Haziran tarihleri aras›nda Ankara’da düzenledi¤i ve Kürt ulusal sorununu ilk kez bilimsel ve bütünlüklü bir flekilde tahlil ederek Kürt ulusunun kendi devletini kurma hakk›n› ortaya koyan komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’ya atfedilen “Ulusal Sorun-Kürt Sorunu Sempozyumu”, biraz evvel sözünü etti¤imiz ihtiyaçlara mütevaz› bir katk› sunmay› hedeflemifltir. Sempozyumun genel manada izledi¤i olumlu seyir; karfl›t görüfller aras›nda yaflanan fikir

mas› ise bir baflka mütevaz› baflar› olarak okunabilir. Kuflku yok ki, sempozyum, Kürt ulusal sorunundaki sorunlu yaklafl›mlar› hemen çözmek fleklindeki bir pratik iddia ile yola ç›kmam›flt›, ç›kamazd› da… Bununla birlikte, yürütülen fikir tart›flmalar›, ulusal sorunun çözümünde rol alacak olan öznelere ve bu öznelerin faaliyetçilerine belirli bir bilinç tafl›m›fl, var olan bilinçli yaklafl›ma bir tu¤la koyabilmifl veyahut da asgari düzeyde bir sorgulamaya vesile olmufltur. Sempozyumda kuflkusuz ki birbirinden farkl› fikirler ortaya kondu ki bu bilinçli bir tercih idi. Elbette birbirinden farkl› olan ve çat›flan bu fikirlerin her biri, flüphesiz ki bir s›n›f›n e¤ilimini yans›t›yor, tafl›yordu. Dolay›s›yla, sempozyumda ortaya konulan fikirlere bir bütün olarak kat›ld›¤›m›z› söylememiz mümkün de¤ildir. Ulusal sorunun tarihsel kökeninin, yani onun bir pazar sorunu olarak ortaya ç›k›fl›n›n, insanl›¤›n gelifliminin tarihselli¤i içindeki kapitalist evrede vücut buluflunun es geçildi¤i, ulusal sorunun özünün pazar sorunu olmad›¤›na dair anti-Marksist bir yaklafl���m masaya çözüm olarak konulmufl ve s›n›f›n öncü güçlerinden bu anti-Marksist yaklafl›mla kucaklaflmalar›, sarmafl dolafl olmalar› istenmifltir. Elbette bunda, Kürt ulusal hareketinin gelinen aflamada bir halk hareketi görüntüsü çizmesi ve yine uluslar aras› güçlerin gerek fiili ve gerekse de ideolojik sald›r›lar› sonucunda ülkemiz devrimci hareketlerinin baz› ilkesel cephelerini terk etmifl bulunmas› etkin rol oynam›flt›r.

lelerin, pazar meselesinin üzerinde yükseltildi¤ini belirtiyordu. Yine ifade etmek gerekir ki, ulusal sorunun özünde bir pazar sorunu olmad›¤›n› öne sürenler, günümüzde ulusal hareketin görüntüde ama sadece görüntüde yakalad›¤› halk hareketi niteli¤inin büyüsüne kendilerini kapt›ranlard›r. fiu konuda da Stalin yoldafl dünden bugünümüze ›fl›k tutmaktad›r adeta: “Her yandan s›k›flt›r›lan, ezilen ulusun burjuvazisi tabii harekete geçer. Kendi halk›na hitap eder ve kendi özel davas›n› bütün halk›n davas›ym›fl gibi göstererek bütün avaz›yla vatan diye ba¤›rmaya bafllar. Kendi ‘vatandafllar›’ aras›ndan vatan için bir ordu toplar ve halk bu ça¤r›lara her zaman kay›ts›z kalmaz. Burjuvazinin bayra¤› çevresinde toplan›r. Yukardan gelen bask› onu da ezer ve hoflnutsuzlu¤una sebep olur. … Bazen burjuvazi ulusal harekete proletaryay› da sürükleyebilmekte ve o zaman ulusal hareket görünüflte ama yaln›z görünüflte bir genel halk hareketi karakteri kazanmaktad›r. Ama bu hareket özünde her zaman burjuvazinin damgas›n› tafl›makta ve her fleyden önce burjuvazi için yararl› ve onun taraf›ndan özlenilir bir hareket olmaktad›r.” Ulusal sorunun esas›nda bir Pazar sorunu oldu¤u gerçe¤ini es geçen yada reddeden sol, sosyalist, devrimci konuflmac›lar›n aksine Demokratik Toplum Partisi ad›na sempozyumda konuflan temsilcinin, ulusal soruna bir Pazar sorunu olarak vurgu yapmas› ve bu dolay›mla, Kürt ulusal hareketinin farkl› s›n›flardan oluflan yap›s›na de¤inmesi dikkat çekti. Sempozyumda ortaya ç›kan bir di¤er hatal› yaklafl›m ise s›n›f hareketlerinin ulusal hare-

mesi biçiminde oldu¤u alg›lanamaz ya da böylesi bir destek bir s›n›f hareketinden beklenemez. Desteklenen, destekledi¤imiz ulusal hareketin demokratik talepleri ve bu demokratik taleplerinin ona kazand›rd›¤› demokratik muhtevad›r. Evet, desteklenen ve desteklenecek olan tam› tam›na budur. Zira komünist önder Kaypakkaya’n›n da Stalin’den yapt›¤› al›nt›yla alt›n› çizdi¤i gibi, “Bilinçli proletaryan›n denenmifl olan kendi bayra¤› vard›r ve onun, burjuvazinin bayra¤› alt›nda safa girmesinin gere¤i olmaz”. Ve devamla Kaypakkaya flöyle söylemektir: “Milliyeti ne olursa bilinçli Türkiye proletaryas› iflçi ve köylü y›¤›nlar›n› kendi bayra¤› etraf›nda toparlamaya çal›flacak, bütün emekçi s›n›flar›n s›n›f mücadelesine önderlik edecektir.” Evet, ezilen ulusun dil, kültür ve ayr›lma hakk›n› sonuna kadar savunmal›, bunu, genel mücadelemiz içerisinde, teorik ve pratik faaliyetimizin önemli bir parças› olarak ele almal›y›z. Evet, ezilen ulusun bu hakl› demokratik taleplerini desteklemeliyiz. Ve fakat onun ulusal burjuva önderlikli niteli¤i ve bayra¤›n› elimize alarak dalgaland›rmam›z beklenmemelidir. Sempozyumda öne ç›kan önemli bir di¤er bafll›k ise ülkemizdeki s›n›fsal öznelerin, Kürt ulusal sorununa bugüne de¤in do¤ru-yeterli ve gerekli dikkati göstermedikleri, bu sorunu pratik bir politikan›n slogan› haline getirmedikleri oldu. Son derece yerinde bir tespit olarak önümüzde duran bu eksiklik, ayn› zamanda bir özelefltirinin zarurili¤inin de resmidir. Kan›m›zca bu görevin lay›k›yla yerine getirilmemesinde s›n›f›n öncülerinin, proletaryan›n bilimsel ideolojisinin gereklerini yerine

Sempozyumda yap›lan tart›flmalar bir baflka gerçekli¤in daha tart›fl›lmas›n› sa¤lam›flt›r Sosyalist bir devlet veya blo¤un olmad›¤›, burjuvazinin devrimci barutunu tüketti¤i, emperyalizmin dünyay› sar›p sarmalad›¤› günümüz tarihsel koflullar›nda yaflam bulmufl olan ulusal hareketlerin ve bu hareketlerin emperyalizm ya da bir baflka gerici güçle dirsek temas›nda bulunmas› son tahlilde beklenen bir durumdur. Ve fakat alk›fllanabilecek bir tutum katiyen de¤ildir. Eklemek gerekir ki, herhangi bir ezilen ulus, ister emperyalist güçlerin isterse de ezilen ulusun burjuvalar›n›n ve feodallerinin ç›karlar› ile örtüflen biçimde ba¤›ms›z bir devlet kurmaya yönelsin, e¤er ki o ezilen ulusun referandumundan ayr›lma yönünde bir karar ç›kar ise, bu o ulusun kendi kaderini tayin etmesi manas›na gelir. Elbette burada kurulacak devlet, emperyalizmle daha bafl›ndan kurmufl oldu¤u ba¤›ml›l›k iliflkilerinden ötürü yar›-sömürge (veya sömürge) bir niteli¤e sahip olaca¤›ndan, o ülkenin proletaryas› ve s›n›f›n öncüleri aç›s›ndan görev, o ülkenin hakim s›n›flar›na ve emperyalizme karfl› savaflmak ve Demokratik Halk ‹ktidar›’n› kurmak olacakt›r. Sempozyumda dikkat çeken bir yan da, Kürt ulusunun özgürce ayr›lma hakk›n›n tan›nmad›¤› bir gerçeklik içerisinde, Kürt ulusunun ayr› devlet talebinden vazgeçerek özerklik çizgisine geri çekilmesinin özgürce birleflme hakk›n›n kullan›lmas› olarak servis edilmesi oldu. Bunun trajik bir yan›lsama oldu¤unu san›r›z belirtmeye gerek yoktur. Sempozyumda öne ç›kan bafll›klardan bir di¤eri ise emperyalizm ve Türk hâkim s›n›flar›n›n çözüm ve tarihi f›rsat olarak öne sürdükleri flerbete buland›r›lm›fl kurflunlar›n bir çözüm de¤il bir ölüm ferman› ve tasfiye plan› oldu¤u idi. Bununla birlikte Kürt ulusal hareketinin gelinen durumda emperyalizmle ve elbette onun yerel uflak iktidar› ile masaya oturmaya, silah b›rakmaya, bar›fl imzalamaya haz›r oldu¤u, ayr› devlet kurma hakk›ndan vazgeçti¤i ve bunu bizzat bu hareketin önderlerinin beyan ettikleri de öne ç›kan di¤er önemli bafll›k oldu. Ancak burada, eflitsizlerin bar›fl›ndan yani ezenden yana bir bar›fltan söz edildi¤i gözden kaç›r›lmamal›d›r.

çat›flmalar›; kat›l›mc›lar›n ve dinleyicilerin yürüttükleri tart›flmalar ve bu tart›flmalar›n bir sonucu olarak, kat›l›mc›lar›n, oturum aralar›nda ve sempozyum sonras›nda da tart›flmalar›n› sürdürmeleri; yaz dönemi olmas›na ve ayn› tarihlerde “Çat› Partisi Giriflimi” toplant›lar›n›n da sürmesine karfl›n iki gün boyunca sempozyuma gösterilen ilgi, san›r›z ki bu mütevaz› hedefin yakalanmas› fleklinde okunabilir. Yan› s›ra, ulusal soruna iliflkin olarak, kat›l›mc›lar taraf›ndan yap›lan ve belli oranlarda tikel ya da bütünlüklü olarak farkl› noktalarda duran yaklafl›m, analiz ve çözüm önerilerinin tart›fl›lmas› vas›tas›yla kat›l›mc›lara zengin bir çeflitlilik sunulmas›; bu çeflitlilik içerisinden komünist perspektifin s›yr›larak öne ç›kart›l-

SINIF TAVRI

Onlarca y›l evvelinden Kaypakkaya yoldafl›n al›nt› yapt›¤› komünist önder Stalin’in flu saptamas›yla adeta bugün karfl› karfl›ya kal›nan bu yan›lsamaya ve bu yan›lsaman›n gerek s›n›f hareketi içerisinde ve gerekse de halk kitleleri içerisinde yaratt›¤› ideolojik tahribata dikkat çekmekteydi. fiöyle diyordu Stalin: “Pazar — iflte, genç burjuvazi için ana sorun. Genç burjuvazinin ere¤i, metas›n› pazara sürmek ve bir baflka milliyetin burjuvazisi ile rekabetten zafer kazanm›fl olarak ç›kmakt›r. Kendi ‘öz’, ‘ulusal’ pazar›n› sa¤lama ba¤lama iste¤inin nedeni budur.” Stalin yoldafl isabetle, ulusal hareketlerin ve ulusal sorunun temelinde yatan pazar sorununa dikkat çekerek dil, kültür, ayr› bir devlet hakk› gibi mese-

kete yedeklenmesi noktas›na varacak beyanlar›n›n bayrak edinilmesini isteyen yaklafl›mlar olmufltur. Kürt ulusal hareketini, Kürt ulusal sorunun yegâne çözücü gücü ve muhatab› olarak tan›mlayan bu yaklafl›m, ülkemizde Kürt ulusal sorunun çözümü için Kürt ulusal hareketinin desteklenmesi gerekti¤ini öne sürmektedirler. Elbette ki bizler, dönemsel taktik politikalar ve yönelimler bak›m›ndan ve bizim politikalar›m›zla, ulusal hareketin politikalar› kesiflti¤i, “örtüfltü¤ü” ve karfl› karfl›ya gelmedi¤i oranda ulusal hareketin söz konusu politikalar›n› desteklemeyi görev biliriz. Ancak bu deste¤in, Kürt ulusal hareketinin her bak›mdan, kay›ts›z flarts›z tam desteklen-

getirmemeleri belirleyici bir rol oynam›flt›r. Ve bu eksiklik daha fazla sürdürülemez, kabul edilemez… Ancak bu özelefltirinin gere¤i olarak s›n›f›n öncüsünün üzerine düfleni lay›k›yla yerine getirmesi, Kürt ulusal sorununun çözümünde kendi program›n› prati¤e geçirmesi ile mümkündür. Bu tutum ezilen ulus hareketinin demokratik muhtevas›n›n desteklenmesini ve dayan›flma içerisinde olunmas›n› da içerir. Fakat Kürt ulusal sorununun çözümünde devrimcilerin ve komünistlerin kendi misyonunu yerine getirmesi gerekçesiyle Kürt ulusal hareketinin bayra¤›n› sallayanlar, pratik-eylemli destek ad›na Kürt ulusal hareketinin karikatürü olma tavr›n› benimseyenler derin bir yan›lg› içerisindedirler.

Demokratik Haklar Federasyonu’nun, ülkemizdeki demokratik haklar mücadelesinin en önemli konu bafll›klar›ndan birisi olan “Ulusal Sorun”da; meselenin ülkemizde cisimleflti¤i “Kürt Ulusal Sorunu” ekseninde ele ald›¤› sempozyum, konu özgülünde, güncel çok ciddi bir ihtiyaca denk gelmifl ve konunun siyasi özneleri bak›m›ndan kayda de¤er bir panorama sunabilmifltir. Ülkemiz devrimci hareketleri ve genel devrimcidemokrat-yurtsever kamuoyu nezdinde, “Kürt Ulusal Sorunu”nun kavran›fl› ve yine ulusal hareket üzerinden, ortaya ç›kan pratik-politikalar ölçütünde kazand›¤› görünürlük, bu panorama içerisindeki en önemli resimlerden birisidir. Sempozyum, bu bak›mdan ülkemiz devrimci, komünist kamuoyuna ciddi bir durum tespiti de sunabilmifltir. Görülmektedir ki “Kürt Ulusal Sorunu”; “Türkiyeli devrimcilerin”, “Türk demokrat ayd›nlar›n›n”, “Türk s›n›f hareketlerinin”, art›k kendilerinden co¤rafi ve sosyolojik hiçbir ba¤› kalmam›fl bir baflka gerçekli¤in yani Kürt ulusal sorununun ve hareketinin, “desteklenmesi” veyahut bu zeminde “görevlerin, ödevlerin yerine getirilmesi” zemininde ele al›nmaktad›r. Gerek Kürt ulusal hareketi gerekse kendisini bu düzlemde de¤erlendiren siyasi özneler ya da sempozyumda bir ayr›fl›m kategorisini iflaret eden “s›n›f hareketleri”, karfl›l›kl› iliflkilerin ve sorumluluklar›n de¤erlendirilmesini, büyük ço¤unlukla, bu somut ayr›fl›m üzerinden yapmaktad›rlar. Dolay›s›yla ilgili yaklafl›m sahiplerinin; ulusal sorunu, yine ilgili bölgede yani Kuzey Kürdistan’da, tamamen “s›n›f mücadeleleri” d›fl›nda, yerele özgü ve kendilerinin hiçbir ba¤› bulunmayan bir mesele olarak kavrad›klar› gerçe¤i, çok ciddi bir ideolojik k›r›lman›n aç›k resmi olarak ortaya ç›km›flt›r. Bu resim; üzerinde yaflad›¤›m›z siyasi co¤rafyan›n, millet temelinde yeniden bir s›n›rlaflmas›n›n somut kabulü ve daha ilginci; bu s›n›rlaflman›n “Kürt” yakas›n›, “s›n›f mücadelelerinden” ba¤›ms›z bir sosyolojik gerçeklik olarak kavramalar› ve de ötesinde, s›n›rlaflman›n “Türk” yakas›ndaki “s›n›f hareketleri olarak”, proletarya mücadelesini di¤er yakan›n “s›n›f zemininden kopuk” mücadelesine endeksleyerek bir tan›m aral›¤›na kavuflturmalar›d›r. Tam da bu noktada sempozyum, anti-emperyalist, anti-feodal ve anti-faflist devrimci çizginin, ülkemiz siyasi co¤rafya s›n›rlar› dâhilindeki her bir kar›fl toprak parças›nda, çeflitli millet ve milliyetlerden ülkemiz emekçilerinin, ezilenlerinin; ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi ve sosyalizm yürüyüflünün tek kurtulufl sanca¤› oldu¤u gerçe¤ini, bilhassa, di¤er devrimci ve reformist halk güçleri cephesinde tart›flt›rmas› bak›m›ndan da önemli bir ifllevi yerine getirmifltir. Kürt ulusal sorununda, Kürt ulusu, “ayr›lma hakk›na” kay›ts›z flarts›z sahip olmakla birlikte, Kürt ulusal sorunu, çeflitli milliyet ve inançlardan ülkemiz emekçilerinin, emperyalizme ve uflaklar›na karfl› yürütecekleri mücadele içerisinde, kendi ç›karlar›n› gözeterek konumlanmalar› ve böylelikle “ba¤›ms›z bir ülkede özgür bir halk olarak yaflama” gerçekli¤inde, devrimci bir çözüme kavuflabilecektir. Son olarak, Demokratik Haklar Federasyonu’nun, k›sa bir zaman içerisinde sempozyumu tüm içeri¤iyle birlikte, dönemsel olarak süreci de¤erlendirmede temel bir baflvuru niteli¤i olabilecek bir kaynak haline getirerek kitap halinde kamuoyuna sunmas›n›n önemine de de¤inmek isteriz. Bu sempozyumun devrimci saflarda Kürt ulusal sorunu konusunda yürütülecek verimli bir tart›flmaya vesile olmas›n› umuyoruz.

Bütün ‘kötülüklerden’ muaf m›y›z?

‹smail Uçar

S›n›f mücadelesinin do¤al seyri içerisinde, dönem dönem etkisi kuvetlenen, dönem dönem ise gerileyen düzen içi e¤ilimler hep olagelmifltir. Kuflkusuz bunlar sebepsiz de¤ildir. Bu e¤ilimlerin geliflmesinde reformizmin-revizyonizmin etkin bir pay›n›n oldu¤unu söylemek gerekir. Bundan kaynakl›d›r ki ideolojik mücadelede okun sivri ucunu reformizme-revizyonizme yöneltmemiz gerekti¤ini söyleriz. Ancak reformizmi-revizyonizmi ideolojik olarak düflman ilan edip ideolojik planda Marksizim-Leninizim-Maoizm silah›yla bu düflman hedefi dövmekle bir bütün bu ak›mlar ve bunlar›n etkileri geriletilmifl olmaz. Daha do¤rusu belli ak›m, kesim, çevre ve kiflileri gerek çizgileri gerekse s›n›f mücadelesi içerisindeki konumland›klar› pratik pozisyonlar› itibariyle MLM düflman› olarak tan›mlay›p bunlara karfl› etkin bir ideolojik mücadele yürütmek tek bafl›na yeterli de¤ildir. Bu önemli bir görev olmakla birlikte, salt ideolojik mücadele ile gerçek anlamda bu ak›mlar›n etkisinin k›r›l›p her türden tasfiyecili¤e karfl›n MLM’nin bayra¤›n›n kusursuzca dalgaland›r›ld›¤› sonucuna varamay›z. Do¤ru olarak, her fleyin karfl›t›yla birlikte var oldu¤unu savunuruz. Ancak nedense ifl kendimize geldi¤inde bu bilimsel do¤runun terazisinde kendimizi tartmaktan kaç›n›r, reformist-revizyonist fikir ve e¤ilimlerin üzerimizdeki etkileri ile düzen içi, sa¤ tasfiyeci, geri yan›m›zla hesaplaflma görevinden imtina ederiz. Öyle ya, mutlak do¤runun, MLM çizginin yegane temsilcisi olarak kendimizi görürüz. Düflünüfl tarz›m›z bu olunca da do¤al olarak sa¤c›l›k, tasfiyecilik veya tersinden solculuk dahil olmak üzere bütün kötülüklerin ‘d›fl›m›zda’

Sonuç olarak

oldu¤u fikriyle hareket ederek kendimizden ve her türdeki geriliklerimizden memnun yaflar›z. Sa¤c›-tasfiyeci fikirler bütün iliklerine kadar ifllemifl ve art›k bu iflah olmaz çizgileriyle devrimci saflar›, kitleleri zehirlemeyi kendilerine yegane görev bellemifllerin oldu¤u do¤rudur. Bunlar zaten çizgileriyle, savunular›yla, pratikleriyle tescilenmifl vakad›rlar. Bir de bunlardan ilham alan, sözde darlaflmaya ve marjinelleflmeye karfl› genifl kitleleri kucaklama birlefltirici olma savunular› üzerinden ak›l hocal›¤›na soyunan, ancak gerçekte ise tasfiyecilik bata¤›nda kulaç atarak Mevlana misali ne olursan ol gel desturuyla hareket edenler var. Bunlar dün oldu¤u gibi bugün de, yar›n da var olacaklard›r. Sorun bunlar›n varl›¤› yoklu¤undan öte nas›l bir mücadele içerisinde olunaca¤› sorunudur. Vakan›n bulundu¤u yerin etraf›na kreç dökerek vebadan korunmaya çal›flmak gibi biz de sadece bu hastal›¤› kendimizin ötesinde görerek ve dönem dönem elefltiri oklar›n› buralara yönelterek mücadeleyi bu engelden ar›nd›ramay›z. Ar›nd›rma eyleminin baflar›s› öznenin ar›nmas›yla kal›c› baflar›ya dönüflebilir. ‹flte tam da bizim eksik ele al›fl›m›z bu noktada bafllamaktad›r. fiöyle ki ideolojik mücadeleyi sadece d›fl›m›zdaki muhataplarla s›n›rland›r›yoruz. Bireyler olarak bu çizgi ve kesimlerin, daha do¤rusu s›n›fl› toplum gerçe¤inin kaç›n›lmaz sonucu olan karfl›t s›n›flar›n ve onlar›n ideolojilerinin -oran› ne olursa olsun- üzerimizdeki etkisini görmemezlikten gelip iç ideolojik mücadeleyi, ar›nmay› ve devrimci savafla, halk savafl›na klavuzluk yapan MLM silah›yla donanma konusundaki görevlerimizi yerine getirme konusunda daha planl›, programl›

ve militan flekillenifli yeterince kendimizde içsellefltirimiyoruz. Bunun de¤iflik sebepleri olmakla birlikte kan›m›zca önemsiz görülemeyecek nedenlerden birisi de ideolojik mücadele görevini esasta d›fl›m›zdakilerle s›n›rl› tutmak gibi bir yanl›fla düflmek oluflturmaktad›r. Gerek bu yanl›fl yaklafl›mdan kaynakl› gerekse de dönemsel olarak devrimci-komünist hareketin darbeler yiyip gerilemesi sonucu sa¤ tasfiyeci, düzen içi e¤ilim ve çizgilerin devrimci saflar›, kitleleri kuflatmadaki etkisi böylece daha fazla zemin bulabilmektedir. Üstelik merkezinde “solculuk”, “demokrasi”, “devrim” vb gibi s›n›fl› toplumlar gerçekli¤inin do¤al sonucu olarak her zaman itibar gören söylemler birer maske olarak suratlara tak›larak bilincimiz ve bilincimizin yön verdi¤i ad›mlar›m›z kuflat›lmaya çal›fl›lmaya devam edecektir. Reformizme ve revizyonizme karfl› ideolojik mücadele yürütürken bu mücadelenin sadece d›fl›m›zdaki kifli ve kesimlere dönük bir mücadele olarak alg›lanmamas›, bu mücadelenin ayn› zamanda mücadele etti¤imiz fleylerin kendi üzerimizdeki etkilerine ve yans›malar›na karfl› da yöneltilmesi gereklidir. ‹deolojik mücadelemizin iki temel muhatab› oldu¤u unutulmamal›d›r. Birincisi; her türden reformist, revizyonistler. Ki bunlar ideolojik düflman çizgiler olarak sürekli idelojik mücadelemizin hedefinde olanlard›r. ‹kincisi: Komünist ve devrimci hareketlerin saflar›nda mücadele yürüten ancak niyetlerine karfl›n pratik durufllar›yla tasfiyecili¤in örgütlü saflardaki uzant›lar› olmaktan kurtulamayan ve zeminini kuvetlendirenler.

Birinci katagoriye girenler önemsiz olduklar›ndan de¤il ancak bafll› bafl›na makalemizin konusu olmad›¤› için geçiyoruz. ‹kinci katagoriye girenler bir anlamda devrimci saflar›n de¤iflik görev alanlar›ndaki faaliyetçileri veya bu faliyetçiler içerisindeki bireylerdir. Burada da ideolojik mücadelenin bireyden önce bireylerin temsil etti¤i ideolojik hastal›klar oldu¤u unutulmamal›d›r. Her ideolojik hastal›k toplumsal bir zeminden beslenir. Dolay›s›yla s›n›fl› toplumun gerçe¤i olan örgüt içerisinde bu tür hastal›klar her zaman var olacakt›r. Bu nedenle örgüt içerisindeki ideolojik mücadele sürekli, etkin ve ifllevli bir biçimde kurgulanmal› ve garanti alt›na al›nmal›d›r. Bu mücadelenin hedefinin hasta de¤il hastal›k oldu¤u da unutulmamal›d›r. Özetle, karfl›t›yla birlikte olan fleyler, karfl›tlar aras› mücadele arenas›nda güçlenir yada zay›flarlar. Gerek düflman s›n›flar için gerekse MLM düflman› ideoloji ve çizgiler için ‘bunlar ne kadarda fena’ diyemeyiz. Zira bunlar tamda kendi gerçekliklerinin bir sonucu olarak ‘fenal›klar›n›’ icra etmektedirler. Kime karfl›? Elbette ki bizlere. Öyleyse bizimde birilerine ‘fena’ demeden önce t›pk› onlar gibi hatta onlardan daha planl›, programl› ve bask›n bir flekilde devrimci savafl›n, Halk Savafl›’n›n bütün görevlerini daha ‘kusursuzca’ yerine getirme konusunda üzerimizde tafl›d›¤›m›z hastal›klara savafl açarak kendimizdeki, ‘bendeki’ ‘düzeniçileflmeye’ vesile olan mevcut sistemin üzerimizdeki bütün etkilerini kesip atmal›y›z.


4

GÜNCEL

1-16 Temmuz 2009

17'ler ‹stanbul’da düzenlenen etkinlikle an›ld› k›'na geldi. Burada anma etkinli¤i düzenlendi.

Ölümsüzlüklerinin 4. y›l dönümleri dolay›s›yla 17’ler ‹stanbul-Okmeydan›’nda yap›lan etkinlikle an›ld›

'Halk Savafl›'yla zafere': Okmeydan› Dikilitafl Park›'nda bir araya gelen Demokratik Haklar Federasyonu ve Yeni Demokrasi fiehit ve Tutsak Aileleri Birli¤i, "Kavgalar› kavgam›zd›r. ‹deallerini yaflataca¤›z” ve 17'lerin resimlerinin oldu¤u pankartlarla yürüdü. Yürüyüfl boyunca, “Vartinik’ten Mercan’a, feda olsun can›m›z Halk Savafl›’na”, “Mercan’da bir ses, 17’ler ölmez”, "Halk Savaflç›lar› ölümsüzdür", "Yaflas›n devrimci dayan›flma", "Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak" diye slogan at›ld›. Sibel Yalç›n Park›'na gelen kitle burada Grup Munzur'un K›z›l Anka adl› ezgisiyle karfl›land›lar.

'17'leri anmak, onlar›n mücadelelerini dört bir yana yaymakt›r': Anma etkinli¤inde ilk sözü Demokratik Haklar Federasyonu temsilcisi ald›. DHF temsilcisinin yapt›¤› konuflmada, 17'lerin katledilmesinin 4. y›l dönümünde bir araya gelmenin önemine iflaret edldi. 17'lerin Halk Savafl›'nda ›srar›n ad› oldu¤unu söyleyen DHF temsilcisi, 17'lerin canlar› pahas›na sürdürdükleri mücadelenin dosta da düflmana da bu kararl›l›¤› gösterdi¤ini dile getirdi. 17'leri anman›n onlar›n mücadelesini dört bir yana yaymakla mümkün olaca¤›n› vurgulayan DHF temsilcisi, "Tüm halk›m›z› 17'ler flahs›nda aya¤a kalkmaya ve Yeni Demokrasi mücadelesini yükseltmeye ça¤›r›yoruz" diyerek konuflmas›n› tamamlad›.

‹STANBUL- Ölümsüzlüklerinin 4. y›l›nda 17’ler için ‹stanbul'da kitlesel bir anma gerçeklefltirildi. 17 Haziran 2005 tarihinde devletin kolluk güçleri taraf›ndan katledilen 17

Maoist Komünist, 4. ölümsüzlük y›l dönümlerinde Okmeydan›'nda an›ld›. Dikilitafl Park›'nda bir araya gelen yüzlerce

17’lerin b›rakt›¤› ça¤r› nettir: Ard›ndan Yeni Demokrasi

kifli Okmeydan› sokaklar›nda yürüyerek Sibel Yalç›n Par-

fiehit ve Tutsak Aileleri Birli¤i ad›na bir aç›klama yap›ld›. Ai-

16’nc› y›l›nda Sivas’ta katledilenler an›lacak s›n aç›klamas›nda, demokratik kitle örgütleriyle birlikte 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Mad›mak Oteli'nde katledilenleri anmak için 2 Temmuz'da Sivas ve Ankara'da miting düzenleyece¤ini duyurdu.

‘Mad›mak müze olmal›d›r’ Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i ad›na aç›klamay› yapan Genel Baflkan Fevzi Gümüfl, Mad›mak Katliam›'n›n üzerinden 16 y›l geçti¤ini hat›rlatarak, geçen süre içerisinde “Mad›mak müze olsun” taleplerine yan›t gelmedi¤ini söyledi. AKP Hükümeti'nin Mad›mak Oteli'ndeki kebapç› dükkân›n› kapatt›rmak zorunda kald›¤›n›, ancak otelin hala müzeye dönüfltürülemedi¤ini ifade eden Gümüfl, “Mad›mak müze olmal›d›r, olacakt›r. Bu talep sadece Alevilerin talebi de¤ildir. Bu talep ça¤dafll›ktan ve laiklikten yana olan tüm kesimlerin ve insanl›¤›n vicdan›na ait bir sestir” dedi.

Bildiri da¤›t›m›na polis engeli Sivas katliam›n›n 16. y›l dönümünde Kad›köy'de yap›lacak mitinge kat›l›m ça¤r›s› yapan çeflitli devrimci-demokrat kurumlar›n ortak aç›klamas›n›n ard›ndan yap›lmak istenen bildiri da¤›t›m›na polis engel oldu. Taksim tramvay dura¤›nda bir araya gelen Demokratik Haklar Federasyonu'nun da içerisinde yer ald›¤› 2 Temmuz Tertip Komitesi, Kad›köy mitingine kat›l›m ça¤r›s›nda bulundu. Tertip komitesi mitinge ça¤r› için bildiri da¤›t›lmak istedi, fakat polis bildiri da¤›t›m›na izin vermedi. Ellerinde katledilenlerin foto¤raf› ile ‹stiklal Caddesi boyunca bildiri da¤›tmak isteyen tertip komitesine, polis ba-

DHF: Katliam› unutmad›k, unutturmayaca¤›z Demokratik Haklar Federasyonu, Alevilerin demokratik hak ve özgürlükleri için alanlarda olaca¤›n› aç›klad›. DHF, 2 Temmuz 1993 Sivas katliam›na iliflkin yaz›l› bir aç›klama yaparak, 2 Temmuz’u unutmad›klar›n› ve unutturmayacaklar›n› kaydetti. Hakim s›n›flar›n y›llard›r süregelen inkâr, bask› ve katliam politikas›n›n, devletin yap›sal bir özelli¤i oldu¤u ifade edilen aç›klamada, Alevilerin yaflad›klar› sorunlar›n demokrasi ve devrim sorunu oldu¤una vurgu yap›ld›. Alevilerin demokratik hak ve özgürlükleri için mücadele edilmesinin zorunlulu¤una de¤inilen aç›klamada, “DHF, Alevilerin demokratik hak ve özgürlükleri için daha yo¤un bir çaba harcayacakt›r” denildi.

'Siyasi iktidar›n sald›r›lar› teflhir edilmeli' Aç›klama flu ça¤r›yla sonland›r›ld› : “DHF, Alevilerin demokratik hak ve özgürlükleri için daha yo¤un bir çaba harcayacakt›r. ‹lerici- demokrat Alevi kurumlar›yla, yard›mlaflma ve dayan›flma içerisinde olarak sorunlar›n çözümünde daha etkin olmaya gayret edecektir. Demokratik- devrimci kurumlar›n yaflam›n her alan›na örgütlü bir flekilde müdahale etmesi ve s›n›fsal zeminde yükselen bir mücadelenin rehberli¤inde geliflip güçlenmesi Alevilerin hak ve özgürlüklerinin kazan›lmas›n›n garantisidir. Bu y›l ki 2 Temmuz anma etkinliklerinde siyasi iktidar›n bu sald›r›lar› teflhir edilmeli ve bu sald›r›lara karfl› en genifl kesimlerle birleflerek daha güçlü ve örgütlü bir mücadele zemini yarat›lmal›d›r.”

ANKARA/ ‹STANBUL- Sivas katliam›n›n 16. y›l›nda demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve çeflitli siyasi partiler Sivas, Ankara ve ‹stanbul’da mitinge haz›rlan›yor. ‹stanbul’da yap›lacak mitinge ça¤r› yapan miting komitesi-

nin bildiri da¤›t›m›na polis engel oldu.

2 Temmuz'da Mad›mak Oteli'nin önünde miting Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i yapt›¤› ba-

rikat kurdu. Yap›lan uzun görüflmelerden sonra polisin tutumunu eylemciler, “Dün Marafl'ta bugün Sivas'ta çözüm faflizme karfl› savaflta” sloganlar› ile protesto etti.

le Birli¤i ad›na yap›lan aç›klamada, 17’lerin bir ça¤r› oldu¤u, hiçbir bildiri, hiçbir kararl›l›k ilan›n›n, 17’lerin b›rakt›¤› ça¤r› kadar net, gerçek ve önemli olmad›¤›; k›r›lman›n, ideolojik inançs›zl›¤›n, savrulman›n, yenilmenin somutlaflt›¤›, tasfiyecili¤in ortal›¤› sard›¤› bir dönemde Marksizm-LeninizmMaoizm bayra¤›n› dalgaland›rd›klar› ifadeleri yer ald›.

‘Kavgalar›n› büyütece¤iz’: Anma etkinli¤i komünist önder Cüneyt Kahraman ile 17'lerle ölümsüzleflen Ökkefl Karao¤lu'nun fliirlerinin okunmas›yla devam etti. fiehit yak›nlar›n›n sahneye ç›karak fliirlerini ve düflüncelerini ifade etti¤i anmada, Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri ad›na da bir konuflma yap›ld›. Yap›lan aç›klamada Spartaküs'ten devral›nan ateflin Mustafa Suphi'lerden, Denizlerden, Mahirlerden, ‹brahimlerden 17'lere kadar geldi¤i ifade edilerek, 17'lerin kavgan›n yolunda hayk›rmaya devam etti¤i belirtildi. Devrim flehitlerini anman›n onlar›n b›rakt›klar› bayraklar› yükseltmekten geçti¤i vurgulanan aç›klamada, "Kavgalar›n› büyütece¤imize ant içiyoruz" denildi. 17’lerin anmas›na birçok devrimci kurum da kat›larak destek verirken, SODAP, Dayan›flmaevleri, Kald›raç, ESP, YDG(M), Partizan, YDG, BDSP ve Gazi Vartolular Derne¤i'nin gönderdi¤i mesajlar okundu. Konuflmalar›n ve anmaya gönderilen mesajlar›n okunmas›n›n ard›ndan 17'ler için haz›rlanan skeç sergilendi. Anmaya kat›lanlar›n ilgiyle karfl›lad›¤› skeçin ard›ndan 17'ler için haz›rlanan sinevizyon gösterimi yap›ld›. Grup Munzur’un sahne almas›yla kitle coflkulu anlar yaflad›. Anma etkinli¤i, Grup Munzur’un isyan dolu türküleriyle son buldu.

'Davutpafla cinayetinin sorumlular› yarg›lans›n' Bir buçuk y›l önce Davutpafla’da kaçak üretim yapan havai fiflek atölyesinde gerçekleflen patlamada hayat›n› kaybeden 21 kiflinin ailesi, sorumlular›n yarg›lanmas› için bundan böyle her Cumartesi saat 11:00’da Taksim’de olacak. Zeytinburnu Belediyesi’nden Sa¤l›k Bakanl›¤›’na, Büyükflehir Belediyesi'ne kadar birçok kurumun sorumsuzlu¤u sonucu kaçak çal›flt›r›lan iflyerinde yaflanan katliam›n ard›nda 21 kiflinin hayat›n› kaybetti¤i, 117 kiflinin yaraland›¤› olayda bugüne kadar hukuki hiçbir geliflmenin yaflanmamas› aileleri soka¤a döktü.

Yetkililer görevini yapmad›, cinayete davetiye ç›kard› Davutpafla’da yaflanan patlaman›n ard›ndan devlet yetkililerinin gerekenin yap›laca¤› yönündeki aç›klamalar› bir süre sonra unutuldu. Patlaman›n gerçekleflmesindeki nedenlerin belgelerle dahi ortaya konmas›na ra¤men hukuki hiçbir sonuca var›lamayan Davutpafla facias›, ailelerin çabas› ile yeniden kamuoyu ve devletin gündemine tafl›nmaya çal›fl›l›yor. Aileler flu aç›klamada bulunuyor: “Herkes taraf›ndan nedeni, önlenebilirli¤i bilinen bir felaket yaflad›k. 2006’da Ümraniye’de, her gün Tuzla’da ve ülkemizin baflka illerindeki iflyerlerinde yaflanan gerçekti. Patlamadan sonra ö¤rendik; yasalar›m›z›n görev ve yetki verdi¤i kurumlar görevlerini yapsalard› bu ac›y› yaflamayacakt›k. Sorumlusu, ifl güvenli¤ini, teftiflleri, patlay›c›-parlay›c› madde denetimini, çal›flma-iflyeri ve iskan ruhsat›n›, iflçinin eme¤ini sömürmekle yetinmeden sigorta güvencesine bile tenezzül eden zihniyettir.’

‘Yasal süreç bafllat›lm›yor’ ‹flçilerin ölümünden sorumlu olanlar›n yarg›lanmas› için Cumhurbaflkanl›¤›ndan Baflbakanl›¤a kadar say›s›z kuruma baflvuruda bulunan aileler, patlaman›n nedenleri ile birlikte sunduklar›, durumlar›n› aktaran dosyalar›n yetkililer taraf›ndan hiç bir flekilde dikkate al›nma¤›n› belirtiler. Bir türlü bafllat›lmayan ve önü kesilen yasal süreci aileler flu flekilde aktar›yor: “17 ay geçmesine ra¤men ortada halen aç›lm›fl bir ceza davas› yoktur. Üstelik Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan görevlendirilen bilirkifli heyeti, raporunu 2008 y›l›n›n 4.ay›nda teslim etmifl olmas›na ra¤men, sorumlu gösterilen kurumlar›n 'ihmalkâr tutumlar›' nedeniyle 9 ay yaz›flmalar sürdü. Nihayet Bedafl, ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi ve Zeytinburnu Belediyesi ilgili görevlileri bildirdi. Çal›flma Bakanl›¤› görevlileri hala bildirmifl de¤il. Ard›ndan Zeytinburnu Kaymakaml›¤›, ‹lçe ‹dare Kurulu, Zeytinburnu Belediye görevlilerinin yarg›lanmas›na izin vermeme karar› ald›. ‹stanbul Valili¤i-‹l ‹dare Kurulu da Büyükflehir Belediyesi görevlileri için ayn› karar› ald›.”

'Davutpafla'y› unutmad›k unutturmayaca¤›z' ‹flçilerin katledilmesiyle ilgili yasal süreç bafllat›lmadan, kamuoyuna duyurulmadan facia unutturulmaya çal›fl›l›rken, aileler buna izin vermemekte kararl› olduklar›n› dile getirdiler. Sorumlular›n yarg›lanmas›na iliflkin yapt›klar› ikinci eylemde bu yarg›lamalara kendileri için çok önemli oldu¤unu dile getiren, hayat›n› kaybeden iflçilerden Orhan Saday'›n babas› Adnan Saday, “Memleketimiz insan›n›n bütün bu sorumsuzlu¤a ve sonuçlar›na lay›k olmad›¤›na inan›yoruz. Adalet için mücadelemizde, bas›n›n ve kamuoyunun deste¤ini yan›m›zda görmek; davam›z›n bu ülkede yaflayan herkesin davas› oldu¤unu hayk›rmak istiyoruz” dedi.


GÜNCEL Petrol ‘bar���fla’ neden olabilir mi?

Tarihte ilk kez, petrolün bir çat›flmaya son vermifl olaca¤›n› kaydeden ‹ngiliz The Times gazetesinin, Güney Kürdistan’›n petrol ihraç etmesinin arkas›nda Türk devletinin oldu¤unu, bölgedeki petrol ve do¤al gaz kaynaklar›n›n yeni geliflmelere vesile olaca¤›n› yazmas› bir anda dikkatlerin bu yöne çevrilmesini getirdi. Gazete ayr›ca bu hareketlilik çerçevesinde TC'nin PKK ile görüfltü¤ünü iddia etti. ‹ngiliz The Times gazetesinin yazd›klar› ve iddialar› Ortado¤u’daki geliflmelere, aray›fllara ve Kürt ulusal sorununun ‘çözümü’ndeki perde arkas›na ›fl›k tutar mahiyette. The Times, ekonomi sayfas›nda “Kürt petrol yataklar›ndaki zenginlik yar›fl›na Asya devleri de kat›ld›” bafll›kl› bir haber-yoruma yer verdi. Her ne kadar gazete ‘iddia’da bulunmufl olsa da ortaya at›lanlar›n büyük oran›nda gerçeklik pay› oldu¤u, bölgede yaflanan

diplomasi trafi¤iyle ve paralel geliflmelerle do¤rulan›yor. Bu geliflmelere paralel olarak Türk devletinin aç›klad›¤› ‘Teflvik ve ‹stihdam Paketi’nin büyük oranda Güney Kürdistan’la birlikte Kuzey Kürdistan’›n uzun vadede enerji trafi¤inin merkezi olaca¤›ndan hareketle ve buna göre bir yat›r›m yap›laca¤› düflüncesiyle piyasaya sürüldü¤ü gerçek d›fl› de¤il. Di¤er yandan teflvik paketinin a¤›rl›kl› olarak Kürt illerine verilmifl olmas› düflündürücü. The Times’in yazd›klar›n› k›saca özetleyelim:

‘TC yabanc› flirketlere ve Ba¤dat’a güvence veriyor!’ Gazetenin haberinde Irak Merkezi Yönetimi’nin karfl› ç›kmas›na ra¤men Güney Kürdistan’›n petrol ihrac›na bafllamas›n›n arkas›nda ABD-TC aras›nda yap›lan anlaflma ve TC’nin verdi¤i garantiler oldu¤u kaydediliyor. Ti-

mes'›n konuyla ilgili analiz yaz›s›nda flu anda pek çok yabanc› flirketin bölgeye olan ilgisinin ard›nda Türk devletinden gelen güvencelerin yatt›¤› öne sürülüyor. Öte yandan Güney Kürdistan Yönetimi’nin petrol sat›fl›n› Ba¤dat'›n kabul etmesi, Türk devletinin Ba¤dat’a verdi¤i garantilere ba¤l›yor. David Wighton imzal› haberde, Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin üç petrol sahas›n› daha aramalara açt›¤› belirtiliyor. Ayr›ca burada faaliyet gösteren Londra merkezli Addax Petroleum'u, Çin'den Sinopec ve Kore Ulusal Petrol fiirketi'nin sat›n alaca¤› söylentileri üzerine Addax hisselerinin aniden %10 de¤er kazand›¤› belirtiliyor.

‘Enerji devlerinin gözü bölgede!’ Haber yorumun devam›nda ‹ran'›n bat›s› ile TC’nin güneydo¤usunda yeni bir petrol devletinin oldu¤u

Sahte sol ve demokratlar›n ‘and›m›z’ marfl›

T

araf gazetesi, devletin yeniden yap›land›rma sürecinde üstlendi¤i görevleri kendi kulvar›nda planl› bir flekilde uygulamaya devam ediyor. 15 Haziran tarihli Taraf gazetesi’nde yay›mlanan ve Nefle Düzel’in SHP Genel Baflkan› Hüseyin Ergün’le yapt›¤› söylefli, Taraf’›n ç›k›fl›ndan beri yay›n politikas›n›n varl›k sebepleri aras›nda yer alan s›n›f mücadelesi, devrimci mücadele tarihine ve devrimci de¤erlere sald›r› yöneliminin örneklerinden biri oldu. Taraf gazetesinin yürüdü¤ü sahte demokrasi ve özgürlük güzergah›nda sar›ld›¤› fley, kendi kervan›na katabildi¤ini katmak, katamad›¤›na ise sald›r›p ‘vurun kahpeye’ misali hedef haline getirmek oluyor. Devletin yap›sal krizine kendi cephesinde yol ve yöntem gösterip burjuvazinin ideolojisine sol maske tak›p, iç dinamiklere rehber olmaya çabalayan Taraf, tarihin ve ezilenle-

15 Haziran tarihli Taraf gazetesi’nde yay›mlanan ve Nefle Düzel’in SHP Genel Baflkan› Hüseyin Ergün’le yapt›¤› söylefli, Taraf’›n ç›k›fl›ndan beri yay›n politikas›n›n varl›k sebepleri aras›nda yer alan s›n›f mücadelesi, devrimci mücadele tarihine ve devrimci de¤erlere sald›r› yöneliminin örneklerinden biri oldu.

OHAL bölgede genifllerken halk›n yaflam› ise daral›yor

rin yaratt›¤› devrimci de¤erlere sald›rmaktan bir türlü vazgeçmiyor, vazgeçece¤e de benzemiyor.

Sol maskeli zevat Ergün, bilinçalt›nda saklad›klar›n› iffla ediyor Taraf, kendisine dert olmufl olacak 68 ve 71 döneminin devrimci önderlerine (tabi geçmifli göstererek bugünün de devrimcilerine, devrimci harekete ve de¤erlerine sald›r›yor), de¤erlerine sald›rmaya ant içmifl. Son olarak Taraf’ta, burjuva yol güzergah›nda ç›rp›nanlar›n devrimci kufla¤a ve onun yaratt›¤› gelene¤e yönelik çarp›tma-karalama iddias› yer ald›. Nefle Düzel’in SHP Baflkan› Hüseyin Ergün’le gerçeklefltirdi¤i söyleflide Ergün’e göre Mahir Çayan ve dolayl› yoldan Deniz Gezmifl me¤er M‹T ‘ajan’›ym›fl! Ergün, Çayan’a ait oldu¤unu iddia etti¤i “Biz çok güçlü iktidar alternatifi bir hareketiz. Bu nedenle istihbarat örgütlerinin hareketimizle irtibat kurmas›n› do¤al karfl›l›yorum” sözüne dikkat çekerek, Çayanlar›n, dolayl› olarak da Denizlerin ve di¤er devrimci önderlerin M‹T ajan› olduklar›na getirmeye çal›flt›.

Bölgede OHAL uygulamas› geniflleyerek büyüyor. Dersim, Urfa, Hakkâri, Siirt ve fi›rnak’tan sonra yeni ‘güvenlik bölgesi’ne Elaz›¤ ili de eklendi. Elaz›¤ ili ile birlikte bölgede yaflayan halk›n yaflam alanlar› gün geçtikçe daha da daral›yor. Bölge halk›, OHAL uygulamalar›ndan dolay› baflta geçim s›k›nt›s› olmak üzere zor günler geçiriyor. Genelkurmay Baflkanl›¤›, hukuksal bir sürece dahi gerek görmeden Dersim, Urfa, Hakkâri, Siirt ve fi›rnak’tan sonra Elaz›¤’da “sebep” göstermeden ‘askeri güvenlik bölgesi’ ilan etti.

‘‹lkem sivil, demokrat, bar›flç› olmak; yassam emperyalizmi yüceltmek’

‘‹man’a gelip secde edenler nedense ‘ak’ oluyor!

Zaman›nda proleteryaya s›rt›n› çevirmifl nostaljik devrimciler, iç huzurunu korumak ad›na özünü burjuvaziden alan fakat görünürde halktan, emekten yana gözüken, ne kadar ideoloji varsa ona sar›lm›fl ve kendilerini bu çizgilerle ifade etmifllerdir. Dönemin ‘h›zl› devrimcisi’ günümüz de ise ‘s›k› liberal ve emperyalizm hayran›’ (buna sosyal demokrat diyorlar!) olan Hüseyin Ergün’de, burjuva-feodal ideologlar›n›n bu günlerde devrimcilere ve s›n›f ideolojisine yönelik sald›r›lar›na küçücük akl›yla ortak olmak istedi. Dolays›yla da bilinçalt›nda bast›rd›klar›n› gün yüzüne ç›karmaktad›r. Ergün gibiler için son derece anlafl›l›r bir durum. Fakat burjuva sevicisi “sol maskeli” Ergün, ideolojik ve politik kavray›fls›zl›¤› ile röportajda dile getirdi¤i çözüm önerilerini güçlendirmek için Mahir Çayan’a sald›rmas›na verece¤imiz yan›t “aç›kla belgeni” yönünde olmayacakt›r. Fakat düflüncelerinin g›das›na k›l›ç sokaca¤›z. Zira Ergün gibilerin as›l derdi söze hacet getirmeye-

Dönemin devrimci önderlerine devrimci de¤erlerle sald›ran Ergün gibiler, ayn› dönemde ‘önder’ olduklar›n› söylemelerine, hatta ayn› düflüncelere sahip olduklar›n› iddia etmelerine ra¤men kendilerini ‘bu ifllerin d›fl›nda’ göstermekte ve aymazca ‘bu iflleri b›rakt›k’ demekteler. Devrimcilik yapmalar›na ra¤men asl›nda o düflünceleri, bir türlü benimsemediklerini, zaten daha sonra bunu terk ettiklerini ve imana geldiklerini öne sürüyorlar. Böylece kendilerini aklamaktalar. Ve bu yöntem oldukça zahmetsiz geliyor Ergün gibilerine. Ne de olsa bugün için moda. Düzel’in yöneltti¤i “Siz o dönemde gençlik hareketinin fleflerinden biri de¤il miydiniz?” sorusuna Ergün’ün cevab› ise, “fiimdi savundu¤um demokrasi, özgürlük, sivilleflme bafltan beri savunduklar›md›. Bunun için mücadele ettim” imas›ndayd›, yani bilindik: “Ben, iktidara gelmenin demokratik yoldan olmas›n› isteyen taraf›n fleflerinden biriydim. Mülkiye’de Fikir Kulüpleri Federasyonu baflkan›yd›m. Sonra bu yap› Dev Genç’e dönüfltü. Ben Dev Genç’te bulunmad›m. Türkiye’de askerlerle iflbirli¤i yaparak iktidara gelme düflüncesi, elbette az geliflmifl ülkelerde ordunun ilerici bir rolü olacak” yaftas› alt›nda savunuldu. Ayn› flekilde, Taraf ve flürekas› gibi meflumlar da geçmiflte Kemalizm’e, orduya, hakim s›n›flara olan hayranl›klar›n› unutarak sanki geçmiflten bugüne aklard›, kendilerini hep demokrasi, sivilleflme, özgürlükçü savunucusuymufl gibi göstermekteler. Ve imana gelmedikleri, ‘yeni’ye ayak uyduramad›klar› için de s›n›f mücadelesini, devrimcileri, devrimci de¤erleri-tarihi inkar ederek ya da i¤difl ederek- hedef gösterip sald›rmaktalar. Oysaki geçmiflte ne olduklar›, neyi savunduklar› ortadad›r. Emperyalizmin serbestli¤ini ve bu serbestlikten hareketle ülkenin aç›l›p saç›lmas›n› ‘ilericilik’ ‘demokrasi’ savunuculu¤u gören bu muvazzaflar, Çayanlar, Denizler ve devrimci de¤erleri, darbeci, demokrasi karfl›t›, orducu, milliyetçi görme haz›ms›zl›¤› sergilemekteler.

cek kadar malumdur. Kendi a¤z›ndan aktard›¤›yla flöyle: “Solun emperyalizm sloganlar›n›n içi bofl.” Ve ekliyor: “‹lkelerimiz; Sivil, demokrat, bar›flç› olmak.” Ergün emperyalizme olan hayranl›¤›n› bak›n nas›l dile getiriyor: “Dünyada emperyalizm taraf›ndan sömürüldü¤ü için dünyada geri kalan ülke yok.” Ve Ergün devam›nda, ‘geri kalan ülke varsa da bunlar emperyalistler taraf›ndan sömürülmedi¤i’ içindir yorumunda bulunarak, ‘ülkemiz geliflmek istiyorsa emperyalist sömürüye daha da aç›k olmal›’ demeye getiriyor. Ergün böyle konufltukça tabi ayn› and› içmifllerin, ayn› sudan y›kananlar›n kalifiye eleman› Nefle Düzel heyecana geliyor ve ‘eeeee…’ diyerek sohbeti koyulaflt›r›yor. Düzel’in o s›ral›, izanl›, özenle seçili sorular› geliyor. Bütün darbelerde solun ‘çok büyük rolü’nün oldu¤unda hemfikir olunduktan sonra Düzel flu soruyu soruyor: Sol bütün bu provokasyonlar› bilinçli mi yapt›? Düzelin att›¤› topu karfl›layan Ergün sald›r› ata¤›na geçerek flu cevab› veriyor: “Afla¤›dakiler fark›nda de¤ildi, ama flefler bunun fark›ndayd›. Gençlerin flef pozisyonunda olanlar› da durumun fark›ndayd›lar.

yasak bölge ilan etti¤i Ar›cak ‹lçesi Çevrecik Köyü'nün güneyinde kalan Görüse Da¤›'n›n kuzey etekleri ve Yazl›k Mezras›’n›n güney do¤usunda kalan Dicle ‹lçesi s›n›r boyu Görüse Da¤› kuzey etekleri, Ar›cak- Yazl›k Mezras› güneyi ve Leyifleyh Deresi güneyinde kalan Dicle ‹lçesi s›n›r boyular›n›n, 16 Haziran-16 Eylül 2009 tarihleri aras› Geçici Askeri Yasak Bölge ilan edildi¤ini ve bu bölgelere girifl yasa¤› konuldu¤unu aç›klad›. Valilik, alt›n› çizerek, halk›n bölgeye girmemesini istedi.

Dersim’de dava aç›ld›: Öte yandan bir süre önce Bu yerlere girmek bölge halk›na yasak: Genelkurmay Baflkanl›¤›'nca 16 Haziran-16 Eylül 2009 tarihleri aras›nda baz› bölgeler geçici Askeri Yasak Bölge’si di¤er bir deyiflle OHAL bölgesi olarak ilan edildi. Elaz›¤ Valili¤i, Genelkurmay Baflkanl›¤›'n›n

May›s ay›n›n bafl›nda Avukat Bar›fl Y›ld›r›m, 7 May›s-7 A¤ustos tarihleri aras›nda Dersim’de baz› bölgeleri güvenlik bölgesi ilan etmesinin Anayasaya ayk›r› oldu¤unu belirterek, karar›n iptali için dava açm›flt›. Hat›rlanaca¤› üzere Genelkurmay,

1-16 Temmuz 2009

K›sa bir hat›rlatma Engin birikim ve ›fl›kla donanm›fl bir mücadele tarihi, devrim mücadelesi, devrimci de¤erler; tarih çarp›t›larak, gerçekler tahrif edilerek, çamur at›larak, efendilere secde ederek, yamanmak ad›na sald›rarak yok edilemez. Zira tarihin belle¤ine kaz›lm›flt›r, niyetlere, çabalara yer kalmayacak flekilde. Burjuva toplumunun sosyal ve ekonomik refah efsanesine, ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ yalanlar›na tav olmufl; ‘ne varsa onlar›n üretim iliflkilerinde ve sistemlerinde var’ hayranl›¤›n› dile getiren Taraf ve kulvar›ndakilerin, ezilenlerin kurtulufl ideolojisine ve önderlerine sald›ran yay›n politikalar› beyhude çabalar olarak kalmaya devam edecek. Devrimci önder Mahir Çayan’›n b›rakt›¤› miras›n ›fl›¤› ile s›n›f savafl›m›nda ölümü küçülterek, “dönmeye de¤il ölmeye geldik” diyenler her zaman olacak. Ve yine her zaman SHP Baflkan› Hüseyin Ergün gibi, ‘ölmeye de¤il dönmeye geldik’ diyenler de. Sonuç tarih dönenleri de¤il, dönmeyenleri belle¤inde tutacakt›r. Günefl balç›kla s›vanmaz.

Alibo¤az›, Ahpanos Vadisi, Kinzir Ormanlar›, Pülümür-Ovac›k aras›nda yer alan Yel ve Meryem gibi genifl da¤l›k bölgeleri, Mercan Da¤lar›’n›n bir bölümü ile Nazimiye ‹lçesi'nin Dokuzkaya bölgesini 7 May›s tarihinden itibaren 3 ay süreyle ‘güvenlik bölgesi' ilan ederek, bölge halk›n›n buralara giriflini yasaklam›flt›.

Bölge halk› nas›l yaflayacak?: Yasaklanan bölgelerin geneli bölge halk›n›n geçimini sa¤layabildikleri hayvanc›l›k u¤rafl› için önemli alanlar› kaps›yor. Özellikle hayvanc›l›kla yaflamlar›n› sürdürmeye çal›flan köylülerin bu uygulamalar›n yay›lmas›yla birlikte hayvanlar›n› otlatmalar› ve k›fll›k ihtiyaçlar›n› karfl›lamalar› büyük oranda s›n›rland›r›lm›fl oldu. Yine yasakl› bölgelerin çevresine bile yaklaflmak, büyük oranda hayati risk tafl›yor.

5

kaydedilerek, burada bulunan petrol ve gaz rezervlerinin dünya enerji devlerini buraya çekti¤ine dikkat çekiliyor. Türk petrol flirketi Genel Enerji'nin bölgedeki petrolün üretimini elinde bulunduran Heritage Oil ile 1,5 katrilyonluk anlaflma çerçevesinde petrol ihracat›na bafllad›¤› yorumu haberde yer al›yor.

‘Türk devleti PKK ile görüfltü!’ Haberde bölgede yaflanan enerji hareketlili¤inin iliflkilerde önemli bir ad›m olarak de¤erlendirilece¤i ifade ediliyor. Türk devletinin PKK ile de görüflme yapt›¤› iddia flöyle yer al›yor: “Türkiye ile 25 y›ld›r ülkenin do¤usunda silahl› bir ayaklanmay› yürüten Kürt ayr›l›kç› PKK aras›nda görüflmeler yap›l›yor. E¤er görüflmeler baflar›l› olursa, tarihte ilk defa petrol, bir çat›flmaya son vermifl olacak.”

“Kürt Sorunu” mu Kürt Ulusunun Ulusal Sorunu mu? Her kesim kendi s›n›fsal ç›karlar› do¤rultusunda çözüm önerileri sunmaya devam ediyor. Yüz y›la yak›n bir zamandan bu yana Kürt kelimesi suç say›ld›, hatta bu suçun karfl›l›¤›, can›yla ödemekle eflde¤erdeydi. Bugüne kadar Kürt ulusu bu yasa¤a karfl› kendi ulusal ba¤›ms›zl›¤› için onlarca kez aya¤a kalkt› ve karfl›l›¤›nda yüz binlerle ifade edilecek kadar can vererek bugüne geldi. Yaz›m›z›n mevzusu “Kürt sorunu” fleklindeki bir söylem ve Kürt ulusal mücadelesinde demokrat, devrimci ve kendine sosyalist, komünist diyen kifli, kurum, platform ve partilerin durumudur. Kürt ulusal sorunu demekten özellikle kaç›nmak ve “Kürt sorunu”, “Kürt halk›n›n haklar›” gibi söylemleri ön plana almak, ulusal sorundaki Kemalist ideoloji egemenli¤inden yeterince kopamaman›n bir sonucudur. Sosyal flovenizmin etki gücüdür. Bar›fl, eflitlik-kardefllik gibi soyut söylemlerle de harmanlanan Kürt ulusal mücadelesi, k›smi reformist taleplere kurban edilmesinin yan› s›ra, faflist Kemalist diktatörlü¤e demokrasi misyonu yüklemektedir. “Ezilenlerin Sosyalist Alternatifi ATILIM” gazetesinin 23 May›s 2009 tarihli say›s›ndaki manfletinde “Kürt sorununda çözüm: Adil, Demokratik Bar›fl” manfletiyle Kürt ulusal sorununa çözüm önerisi sunmaktad›r. Devam›nda, “ama ellerinde hiçbir pplan yok” , “çözümde de¤il, sald›r›da uyum”, gazetenin 8. sayfas›nda “laf çok, çözüm yok”, “ama rejim cephesinde kimse elini tafl›n alt›na sokmaya yanaflm›yor” gibi ifadeleri s›ral›yor. Kürt ulusal sorunu konusunda duyarl› oldu¤unu iddia eden At›l›m gazetesinin duyarl›l›¤›, yukar›da al›nt›lad›¤›m›z bak›fl aç›s›ndan ileri gitmeyen bir bak›fl aç›s›d›r. Elbette devrimciler ve komünistler de reformlar için de mücadele ederler, fakat bunu devrimci mücadelenin önüne koymazlar. Baz› reform talepleri, gerçek kurtulufl mücadelesinin önüne koyamazlar. Kürt ulusunun demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinde, faflist devlet parti ve kurumlar›n›n “elini tafl›n alt›na koymuyorlar” fleklindeki cellâd›n kurban›na yard›m›n› bekleyen, yani ezen egemen ulus burjuvazisinden ellerini tafl›n alt›na koymas›n› beklemek ne kadar do¤ru bir tutum olur? Olsa, olsa bu Kürt ulusal burjuvazisinin sözcülü¤ünü yapmak olur. Böylesi bir tav›r her fleyden önce, Kürt ulusal mücadelesini ve y›larca ödenen bedelin hesab›n› sormak de¤il, burjuvaziden medet ummakt›r. “Laf çok çözüm yok” söylemi faflist feodal burjuvaziden çözüm konusunda umut beklemenin d›fl›nda hiçbir fley ifade etmez. Bir taraftan sömürgeci faflist diyeceksin, di¤er taraftan çözüm bekleyeceksin. “Adil demokratik bar›fl” her bak›mdan mu¤lâk. Kimle bar›fl, ne için bar›fl? At›l›m’a soral›m: Kendi bak›fl aç›lar›na göre, ‘faflist sömürgeci devlet’lerle ne zaman hangi tarihsel süreçte adil demokratik bar›fl yap›lm›fl gerçekten bilmek isteriz. E¤er bar›fltan kas›t Türk halk›ysa, halklar hiçbir tarihi süreçte düflman olmam›fllard›r. Halklar› birbirine düflman olarak gösteren, bilumum halk düflman› sistemlerdir. Ama At›l›m’›n bahsetti¤i fleyin Kürt ulusuyla Türk hâkim s›n›flar›n›n aras›ndaki bar›fl oldu¤u aç›kt›r. Aç›kt›r, fakat gerçekçi ve bilimsel de¤ildir.

Bu yaz›m›zda isim vererek elefltiri konusu yapt›¤›m›z At›l›m gazetesi olsa da TürkiyeKuzey Kürdistan’da Maoist komünistler d›fl›nda tüm devrimci çevre grup ve de partiler At›l›m’›n bahsi geçen görüfl ve bak›fl aç›s›nda hiç de farkl› de¤ildir. Kaflarlanm›fl reformistleri ve revizyonistleri d›flar›da tutsak da devrimci gazetelerin bafll›¤› At›l›m’›n att›¤› bafll›ktan farkl› de¤ildir. Geçer akçe durumunda olan Kürt meselesi olarak lanse edilen Kürt ulusal mücadelesidir. Bundan dolay› söylem ve yaz›lar›n içinde Kürt kelimesi geçsinde ne olursa olsun dikkatsizli¤i ya da bilinç bulan›kl›¤›yla hareket edilmektedir. Niyet ne olursa olsun bu ifade veya de¤erlendirmelerin hizmet etti¤i nokta, Kürt ulusal mücadelesini baz› reformlara kurban etmekten baflka bir misyonu olamaz. Bu, Kürt ulusal hareketin etkisinde kal›p Kürt ulusal hareketin eksik ve olumsuzluklar›yla bütünleflmektir. Bunu pragmatistçe yapmak daha da vahimdir. Ne yaz›k ki yap›landa budur. Bugün Kürt ulusal hareketini desteklemek kadar, dostça eksikliklerini ve yanl›fll›klar›n› da söylemek, elefltirmek de en az do¤ru ve hakl› yan›n› desteklemek kadar önemli ve devrimci görevdir. Elbette bu elefltirel tutum dostça olmal›d›r. At›l›m gazetesinin DTP’nin “Kürt sorununun çözümü" (Kürt Ulusunun Kedi Kaderini Tayin Etme konusunda çözüm önerisi olarak ortaya koydu¤u 9 öneri) önerisine can h›rafl sar›lmas› Kürt ulusal sorununa devrimci-komünist tarzda sahip ç›kmak de¤ildir. Bu olsa, olsa pragmatizmdir. Ya da ne iflime geliyorsa o iyidir siyasetidir. Tekrar ediyoruz; bugün emperyalizmin oluflturdu¤u yeni konsept karfl›s›nda dostlarla dostça tart›flmak ve karfl›l›kl› dostça elefltirileri dikkate alarak emperyalizmin ve de uflaklar›n›n hayallerini bofla ç›karmak için elefltiride de övgüde de aç›k ve ç›kars›z yaklaflmak oldukça önemlidir. Devrimci kurumlara hep destek vermek, elefltiri yapmamak hiçbir fley yapmamakla özdefltir. Dahas› dostlar› düflman karfl›s›nda güçsüz b›rakmakt›r. Bugün faflist devletin Kürt ulusal hareketine dayatt›¤› teslimiyettir, ak›ll› köle olmakt›r. Faflist sistemin çözümsüzlü¤üne devrimcilik sosyalistlik ad›na yak›nmak, ulusal hareketin baz› reform taleplerini Kürt ulusunun kendi kaderini tayin etme olarak görmek, her fleyden önce yüz y›ld›r ulusal özgürlük için ak›t›lan kan›n bofluna ak›t›ld›¤›n›n sonucuna varmak olur. Kürt ulusal sorununda reformist rüzgarla esmeye bafllamak ve popülist söylemlerle siyaset yapmak ya da dostluk ve dayan›flma kayg›lar›n› ideolojik-teorik bilimsel çizginin önüne ç›kararak hareket etmek, Komünist politika olamayaca¤› gibi, Kürt ulusal sorununa da do¤ru yaklafl›m olamaz. Devrimci ilkelerin taktik politikalar›m›za yön vermesi zorunludur. Demokratik mücadeleyi devrimin arac› de¤il de daha ilerde ele al›p bunlar› bafll› bafl›na amaçlaflt›ran yaklafl›m reformizmin politikas›d›r. Destek ad›na, kardefllik ad›na sürdürülen bu politikalar ve yaz›lan yaz›lar kitlelerde çarp›k bilinç oluflmas›n›, faflist feodal sistemi flirin göstermekten öteye bir mana tafl›maz. Aç›kças› reformizmin de¤irmenine su tafl›makt›r.


6

EMEK

1-16 Temmuz 2009

Tunceli Belediyesi iflçilerinin eylemi kazand›

DERS‹M- Tunceli Belediyesi’yle birlikte çal›flan RO Yap› ‹nflaat Ltd. tafleron flirketinde mevsimlik olarak çal›flan ve belediyenin ‘kadromuzu oluflturuyoruz’ gerekçesiyle iflten ç›kard›¤› 17 mevsimlik iflçi, eylemlerini sonland›rd›. ‹fle geri al›nmalar› için, günlerce belediye önünde eylem yapan ve imza kampanyas›

bafllatan iflçiler çözüm istemiflti. Eylemlerini belediyenin bu yanl›fl politikadan dönünceye kadar sürdüreceklerini aç›klayan iflçiler, var›lan anlaflmayla eylemlerine son verdiler. Demokratik kurumlar›n ve sendikalar›n deste¤ini alan iflçiler, belediyeyle yapt›klar› görüflmelerden sonra ifle al›nd›.

Devir, ‘kar devri’ olmaktan ç›kt›, ‘ar devri’ oldu Kriz derinlefltikçe ve krizi yaratanlar bu krizden ç›k›fl yolu arad›kça vaziyet daha da görünür hale geliyor. ‘Kriz bizi etkilemez’, ‘ekonomimiz bu krizden etkilenmez’ yalan› karfl›s›nda egemen s›n›flar, krizin girdab›nda ç›rp›nd›klar›n› yapt›klar› ‘krizden ç›k›fl’ kampanyalar›yla gösteriyor. Sahte sendikalar›, sermaye örgütlerini yan›na alarak “Eve kapanma pazara ç›k” kampanyas›yla krizin faturas›n› emekçilerin s›rt›na yüklemeye çal›flan egemen s›n›flar flimdi de kampanyan›n ikinci fasl›na geçti. Kampanyan›n ikinci bölümünü tan›tmak için fiiflecam Fabrikas›nda toplant›ya kat›lan ve konuflma yapan sermaye örgütü TOBB’un baflkan› Rifat Hisarc›kl›o¤lu bir itiraf› da dile getirdi. “Kriz varsa çare var”

meye çal›flsa da Hisarc›kl›o¤lu’nun serzenifli ‘nerede o eski sömürü ve kar devri, eskisi gibi de¤il, tad› da kalmad› bu iflin’ mahiyette. Böylece Hisarc›kl›o¤lu sermaye sisteminin s›k›nt›lar›n› da a盤a vurmufl oldu.

‘Evimizden ç›kal›m, sisteme inanal›m’: Hisarc›kl›o¤lu’nun ‘yoldafl›’ ve kompradorlar›n biricik örgütü (ya da ‘ars›zlar›n’) TÜS‹AD’›n baflkan› Arzuhan Do¤an Yalç›nda¤ ise ayn› toplant›da Hisarc›kl›o¤lu’nun sisteme dair inanç zay›fl›¤› havas›n› giderir mahiyete sisteme iman ça¤r›lar› yapt›. Sermaye sahiplerinin d›fl›nda, emekçi kesimlere seslenen Yalç›nda¤ adeta emekçilere krizin faturas›n› ödemeleri için yalvard›. Yalç›nda¤ flöyle seslendi: “E¤er evimize çekilirsek, e¤er

dele ettiklerini aymazca söyleyen sahte sendikac›lar ise, efendilerinin kayg›lar›n› giderme zihniyetleri bir yana, 'kriz varsa çare var' diyerek emekçilere yalvaran sermaye sahiplerine destek sunarak sadakatlerini s›n›yor. Sermaye örgütlerinin birlikte bafllatt›¤› ‘Kriz varsa çare de var’ kampanyas›na, iflçiemekçilerin sömürülmesine arac›l›k eden ve yine emekçilerin al›n terinden kendisini var eden sendikalardan Hak-‹fl baflkan› Salim Uslu kampanyaya 320 S Mercedes alarak destek sundu. Hak-‹fl Baflkan› Salim Uslu, “1993 model Mercedes’e biniyordum. Konfederasyona ba¤l› bir sendika hediye olarak 320 S al-

Ülkede her fley yolunda gidiyormufl! Toplanan Üçlü Dan›flma Kurulu'na göre iflsizlik art›fl›nda düflüfl var! Krize karfl› dirençliyiz! Ekonomi iyiye gidiyor. Sermaye örgütleri yöneticilerinin kat›l›m›yla Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Ömer Dinçer baflkanl›¤›ndaki Üçlü Dan›flma Kurulu, Çal›flma Bakanl›¤›’nda 24 Haziran günü topland›. Dinçer, kurul toplant›s›nda hem bakanl›¤›n hem de iflveren sendikalar›n›n sektörde meydana gelen geliflme ve de¤iflmeler sebebiyle özel istihdam bürolar›n›n mesleki faaliyet olarak geçici ifl iliflkisi kurabilmesini desteklediklerini aç›klad›. Toplant›ya Türk-‹fl Baflkan› Mustafa Kumlu, Hak‹fl Baflkan› Salim Uslu, D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi, Türkiye ‹flverenler Sendikas› Konfederasyonu (T‹SK) Genel Sekreteri Bülent Pirler'in yan› s›ra Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye ‹fl Kurumu temsilcileri de kat›ld›.

‘Krize karfl› en uygun cevab› veren ülkeymifliz (!)’

‘‹htiyaçlar›n›z› ertelemeyin, tüketin’

Evet, kriz var! Kriz varsa ‘çare de var!’ Pazara ç›k›n, kredi al›n, borçlan›n ne yaparsan›z yap›n, ama tüketin. Salim Uslu gibi, iflçilerin-emekçilerin eme¤inden çalarak milyon Euro’luk Mercedes alacak durumda olmayabilirsiniz, ama tüketece¤iniz fleyler muhakkak vard›r. Hangi para ile tüketece¤iniz önemli de¤il. Zaten hükümet sa¤ olsun ha bire paket ç›kar›yor. Unutmayal›m ki tüketmezsek ekonomi düzelmez. Hiçbir fleyiniz yoksa kendinizi sömürtün, haklar›n›zdan vazgeçin, krizi s›rt›n›za yükleyin, ama moralinizi bozmay›n ve sisteme inan›n. Bu krizden kurtulmak zorunday›z!

kampanyas›n›n tan›t›m toplant›s›nda Hisarc›kl›o¤lu, sömürü ve kar gidiflat›ndan memnuniyet duymuyor olacak ki “Yaflanan küresel kriz ortam›nda devir, kar devri olmaktan ç›kt›, ar devri oldu” dedi. Daha fazla sömürünün ve kâr güdüsünün “ar-s›zl›k” oldu¤unu, dolay›s›yla varl›¤› kâra dayanan sermayeyi ve onun düzeninin “ar-s›z” oldu¤unu ima et-

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ

Dursun BAfiTU⁄

Tafleronlaflman›n temel amac› yarat›lan ucuz iflgücünün sermayeye sömürü alan› yaratmas›d›r, üretim sürecinin ve ifl hayat›n›n kurals›zlaflt›r›lmas›d›r, iflçilerin gücünü parçalamakt›r. K›sacas› örgütsüzlü¤ü hedeflemektir. Ayn› zamanda emek cephesini bölmek, sendikas›zlaflt›rmak için egemen güçler taraf›ndan kullan›lan bu yöntem ile egemen güçlere daha bir dizi kolayl›k sa¤lanm›flt›r. Zira 4857 say›l› ifl kanunun ifl güvencesine iliflkin hükümleri 30’dan fazla iflçi çal›flt›ran yerler için geçerlidir. Böylece otuzun alt›nda iflçi çal›flt›ran tüm tafleron firmalar bu kanun kapsam› d›fl›nda kalmaktad›r. S›n›f düflman› egemen güçlerin bu yola baflvurmas› s›n›f karakterlerinin gere¤i olarak anlafl›labilir bir durumken, bu yöntemi s›n›fa dost olan kurumlar›n kullanmas› anlafl›labilir de¤ildir. Tafleron flirketler arac›l›¤› ile iflçi çal›flt›rmak veya kamusal hizmetlerin tafleron flirketler arac›l›¤› ile yerine getirilmesinin, s›n›f›n kazan›mlar›na sald›r›dan baflka bir anlam› yoktur. Bugün bu yöntemin kendisine ‘demokratik, kat›l›mc›, halkç›’ belediyecilik misyonu biçen Dersim Belediyesi’nde de kullan›lmas› belediyenin s›n›fa bak›fl aç›s›n› ortaya koymas› aç›s›ndan önemlidir. Yerel seçim döneminde emek demokrasi ve halkç› söylemleri a¤z›ndan düflürmeyen DTP Dersim Belediye Baflkan› ve güç birli¤i üyeleri seçim sonras› iflçi al›mlar›nda s›n›fla karfl› karfl›ya kald›. Dersim belediyesinin, belediyeye ba¤l› tafleron firmalar-

moralimizi bozarsak, kabu¤umuza çekilirsek ve tüketmezsek unutmayal›m ki ekonomideki düzelmeyi de ertelemifl oluyoruz. Onun için tüketimimizi, ihtiyaçlar›m›z› ertelememeliyiz. Sisteme inanmal›y›z ve evimizden ç›karak üzerimize düflen görevi yapmal›y›z.”

Ars›zlardan daha ars›z, sendika baronlar›: ‹flçi-emekçileri temsil etti¤i, haklar› için müca-

m›fl. Bu kimi niye ilgilendiriyor anlam›yorum” diyerek kendisini savunmaya çal›flt›. Uslu’ya makam arabas› olarak al›nan 320 S modelinin liste fiyat›, özelliklerine ve aksesuarlar›na göre 150 bin ila 169 bin Euro aras›nda de¤ifliyor. Öte yandan Uslu’nun arac›n›n 2008 model olmas›na karfl›n trafi¤e ç›k›fl tarihinin 21 May›s oldu¤u ö¤renildi.

Geçici çal›flma hayat›n›, esnek çal›flma hayat›n› gelifltirece¤ini düflündüklerini ve bu yönde çal›flmalar›n› sürdüreceklerini aç›klayan Dinçer, ilk kez kat›ld›¤› Uluslararas› Çal›flma Örgütü Genel Kurulu'nda TC’nin izledi¤i stratejilerin teyit edildi¤ini iddia etti. Kurulda görüflülen bir di¤er konu da ‘alt iflverenlik yönetmeli¤i’ ile ‘2821 ve 2822 Say›l› Kanunlar Üstündeki De¤ifliklik’ çal›flmalar› oldu. Bu konunun yarg›ya gitti¤ini belirten Dinçer, sendikalar›n konuyla ilgili de¤erlendirmelerinin bakanl›¤a ulaflt›¤›n› ve bir taslak haz›rlayacaklar›n› ifade etti. Dinçer, TC’nin, krizin yol açt›¤› etkilere karfl› “en uygun cevaplar› veren” ülkelerden biri oldu¤unu savundu. “Bütün sendikalar›m›z ve bakanl›k olarak 2821 ve 2822 say›l› kanunlar›n önümüzdeki ILO toplant›s›na kadar ç›kar›lmas› konusunda büyük bir umut ve arzu tafl›yoruz” aç›klamas›nda bulundu.

‘‹flsizlik art›fl›nda düflüfl varm›fl; gel de inan(!)’ ‹flsizli¤in her geçen gün artt›¤› ülkede; ‘istihdam› artt›rmak üzere ç›kar›lan paketler sayesinde iflsizlik oranlar›ndaki art›fl oranlar›n›n yavafllad›¤›n›’ iddia eden Dinçer, iflsizlik art›fl oranlar›ndaki düflüflün devam etti¤ini ve aradan geçen zaman›n kendilerini do¤rulad›¤›n› savundu. “Toplum yarar›na çal›flma projesi” kapsam›nda 120 bin iflsize istihdam olana¤› sa¤lanaca¤›n›, 100 bin gence ifl bafl› e¤itim çerçevesinde 6 ayl›¤›na 360 TL destek verilece¤ini söyleyen Dinçer, küreselleflmenin bugüne kadar sadece sundu¤u f›rsatlarla de¤erlendirilerek yüceltildi¤ini kaydetti. ‹flsiz say›s›n›n milyonlarla ifade edildi¤i ülke gerçekli¤i karfl›s›nda 100 bin gence ifl bulmakla sorunu çözdü¤ünü zanneden Dinçer’e göre, küresel ekonomik krizi aflman›n yolu ‘küresel bar›fl’m›fl; Kriz sadece ekonomik de¤il, felsefiymifl.

‘Patronlar isterse de¤iflikli¤e gidebiliriz’ K›dem tazminat›n›n toplant›da gündeme gelmedi¤ini belirterek konuyu savuflturan Dinçer, patronlar›n de¤ifliklikle ilgili taslak sunmas› halinde konuyu de¤erlendirebileceklerini ifade etti. Kamu Personel Rejimi ile ilgili kendisinin Baflbakanl›k Müsteflar› oldu¤u dönemde yapt›¤› çal›flman›n d›fl›nda yeni bir haz›rl›k olmad›¤›n› belirten Dinçer, konuyla ilgili ç›kan haberlerin yanl›fl anlafl›lmadan kaynakland›¤›n› savundu. Dinçer, ‹flsizlik Fonu'nun kullan›m› ile ilgili fonun amac› d›fl›nda kullan›ld›¤›na dair kendisine bir elefltiri ulaflt›r›lmad›¤›n› söyledi. Hassasiyetle fonun kullan›m›n›n ‘hukuka uygunlu¤u’nu takip ettiklerini dile getiren Dinçer’e göre bu konuda herhangi bir s›k›nt› yok.

Emek üzerene pazarl›k yapman›n savunulacak bir taraf› olamaz da çal›flan mevsimlik 17 iflçiyi baflka insanlar› (kendilerinin ifadesiyle: Kendi kadromuzu oluflturaca¤›z ve bu en do¤al hakk›m›z) ifle alaca¤›z söylemleri ile iflten atmas› ancak haftalara varan mücadeleler sonras› geri ad›m at›p iflçileri yeniden ifle almas› kendi söylemleri ile de örtüflmüyor. Burjuva partiler misali seçim döneminde ifl vaatlerinin verilmesi bunun gere¤inin de seçim sonras›, ‘ben de belediye de kendi iflçimi çal›flt›r›r›m’ zihniyetine bürünmesi s›n›f› bölmek ve karfl› karfl›ya getirmek d›fl›nda bir ifle yaramayacakt›r. Sistemin s›n›f› bölme çabalar›na ek olarak bir de demokratlar›n kendi aralar›nda senin iflçin benim iflçim ayr›m›na gitmesi iflçileri s›n›f kimlikleri d›fl›nda farkl› kimliklere büründürme çabas›, s›n›f›n dünden bugüne dinamitlenen birlik zeminine eksi olarak yans›yacakt›r. Dersim’de aç olan bir insan› iflten ç›kar›p yerine baflka bir aç insan› almak Dersim’deki iflçilerin iflsizlik sorunlar›n› çözmeye katk› sa¤lamayacakt›r. ‹flsizlik sorununu bir yerel yönetim olan belediyenin bitirme flans› elbette yok. ‹flsizlikle ilgili yeni istihdam alanlar›n›n yarat›lmas› çözüm önerilerinin tüm halkla tart›fl›larak bulunmas› yerine iflçilerin dönemsel olarak de¤ifltirilmesi takti¤i çözüm olarak görülemez. Belediye baflkan› ve DTP yöneticileriyle görüflen iflçilerin, ‘bizim yapaca¤›m›z bir fley yok. Oluflturdu¤umuz Demokratik Güç birli¤iyle birlikte ald›¤›m›z karar› yerine getiriyoruz. Anlaflt›¤›m›z gibi kendi iflçilerimizi al›yoruz ve

bu bizim en do¤al hakk›m›z’ türünden cevaplar almas› kayda de¤erdir. Kayda de¤er oldu¤u gibi vahimdir. Bu tür aç›klamalar, çürümüfl düzen partilerinin ‘kadrolaflma’ zihniyetinin tezahürüdür, bu zihniyetin demokratik saflardaki etkilerinin yans›mas›d›r. Fakat bundan daha önemlisi ‘ama bizim anlaflmam›z öyleydi’ türünden masum olmayan bir gerekçenin arkas›ndaki zemin ve öncesinde sa¤land›¤› iddia edilen anlaflman›n hangi ideolojik anlay›flla sa¤lanm›fl oldu¤udur. Güç birli¤ini oluflturan çeflitli bileflenler-politik özneler böyle bir anlaflma yapm›fl olabilir. Zira mesele böyle bir anlaflman›n yap›lm›fl olmas›ndan çok eme¤e, iflçiye, emekçiye üstten bakan ve al›nteri üzerinden pazarl›k yapan bir anlay›fl›n sergilenmifl olmas›d›r. Emek ve emekçi üzerinden pazarl›k yapmaya kimsenin hakk› yoktur. ‘Kirlilik’ olarak nitelenecek bu anlay›fl ve tutumun ne demokratl›k ne halkç›l›k ne de devrimcilikle bir alakas› vard›r. Devrimci anlay›fl içerisinde de bunun tolere edilecek bir taraf› yoktur. Böylesi bir tutum ve anlay›fl kendi içimizde de olsa (her boyutuyla) bunun bombalanmas› gerekmektedir. fiayet ilkesellikten bahsedeceksek ilkeselli¤in esas› emek ve ona karfl› gösterilecek tutumdur ve emek en de¤erli varl›k sebebimizdir. S›n›f›n en tabi hakk› olan ve bunun için y›llar› bulan ve bedeller ödenerek kazand›¤› güvenceli çal›flma hakk›n›n ‘demokrat’ bir belediye taraf›ndan gasp edilmesi o belediyenin demokrat-

l›¤›n›n da do¤al olarak sorgulatacakt›r. B›rakal›m devrimcili¤i demokrat olman›n en önemli k›stas› olan s›n›f›n-ezilenin yan›nda saf tutma, s›n›f›n yaratm›fl oldu¤u de¤erleri koruma ve gelifltirme, haklar›n›n gasp edilmesinde s›n›fla omuz omuza mücadele bir tarafa b›rak›larak demokratl›k olmaz. Hele hele devrimcilik hiç olmaz. Yerel seçim döneminde DTP ile ayn› program› savunan devrimci-demokrat dostlar›m›z›n bu duruma bir aç›klama getirmeleri do¤ru oland›r. Yap›lan direnifl sonras› ifle tekrar al›nan iflçiler için sorun k›sa süreli¤ine bitmifltir. Bir y›ll›k zaman zarf›nda yaln›zca alt› ay çal›flt›r›lan alt› ay açl›¤a mahkûm edilen, sigortas›z sendikas›z ve güvencesiz çal›flt›r›lan iflçiler mücadelelerini s›n›f bilinci kuflanarak sürdürmelidirler. S›n›f bilincinde ›srar etmek, haklar ve s›n›f ç›karlar› için örgütlenmek, bunu savunmak vb hal hat›r ifline kalamaz. Bahsini etti¤imiz fleyler ilkesel olup, demokratik halk iktidar›nda ve sosyalizmde de sar›laca¤›m›z, sahiplenece¤imiz, kullanaca¤›m›z biricik silahlard›r. S›n›f mücadelesini zaafa düflürecek, s›n›f› karfl›s›na alacak düflünceler ve pratikler kimden gelirse gelsin bedel ödenerek kazan›lm›fl olan haklar›n korunmas› tüm s›n›f dostlar›n›n sorumlulu¤undad›r. Bu sorumluluktan kimse kaçamaz, kaçmamal›d›r.


EMEK

1-16 Temmuz 2009

7

800 bin ton hububat tarlada yat›yor KONYA/ADANA-

Bafllad›¤› tah›l ambar› Konya ve Çukurova'da 800 bin ton hububat tarlada kalacak. Teknolojik geliflmelere ra¤men her hasat mevsiminde 800 bin ton hububat tarlada kal›yor. Ürün kayb›n›n ülke ekonomisine maliyeti ise y›ll›k 352 milyon TL’yi buluyor. Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) Genel Baflkan› fiemsi Bayraktar, bu y›l tane kayb›n›n geçen y›la göre artaca¤›n› bildirdi. ‹ç Anadolu ve Çukurova’da biçerdöverler bu¤day ve arpa tarlalar›na girmifl durumda. Uzmanlar, küresel ›s›nma nedeniyle Türkiye’de son iki y›ld›r yaflanan kurakl›¤›n ard›ndan bu y›l hububatta rekoltenin yükselece¤ini söylüyor. Uzmanlar, bu y›l bu¤dayda 20 milyon ton, arpada ise 7 milyon ton rekolte beklendi¤ini söylüyor. Çiftçi ise eme¤inin karfl›l›¤›n› almak için

Hekimler ‘Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’na karfl› eylemde Sa¤l›k emekçilerinden sonra hekimler de AKP hükümetinin hayata geçirmek istedi¤i Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’na karfl› tepkisini gösteriyor. Türk Tabipler Birli¤i (TTB) üyesi hekimler, ‘Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’ çerçevesinde hayata geçirilmek istenen t›p fakültesi ö¤retim üyeleri için rotasyon, t›p fakültelerinde kontenjan art›fl›, yeni t›p fakültelerinin aç›lmas›, ‘Tam Gün Yasa Tasar›s›’ gibi bir dizi de¤iflikli¤e karfl› ülkenin birçok yerinde eylemlerle tepkilerini dile getirirken taleplerini de aç›klad›lar. Konuya iliflkin ‹stanbul Tabip Odas›’nda aç›klama yapan Gençay Gürsoy, Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’n›, “Daha fazla kar için sa¤l›¤›n piyasa koflullar›nda bir hak

¤›n metalaflt›r›larak pazarlanmas›na, eme¤in ucuz ve niteliksiz ifl gücü haline getirilmesine, sa¤l›¤›n piyasalaflt›r›lmas›na sessiz kalmayacaklar›n› belirtti.

TTB'den 'Tam Gün Yasa's›na karfl› kitlesel eylem: Cerrahpafla T›p Kakültesinde bir araya gelen TTB üyeleri buradan Haseki E¤itim ve Araflt›rma Hastane’sine yürüyerek kitlesel bir eylem gerçeklefltirdi. Cerrahpafla’da k›sa bir konuflma yapan TTB Merkez Konsey Üyesi Ali Çerkezo¤lu, Tam Gün Yasa Tasar›s›'n›n hekimlerin güvencesiz düflük ücretle çal›flmas›na neden olaca¤›n› ifade etti. Uygulanan politikalar›n eme¤in metalaflt›r›lmas›na yönelik oldu-

Ö¤retim Üyelerinin Talepleri -T›p fakültelerindeki kontenjan art›r›lmas›n› zorlayan politikalardan vazgeçilmesi, mevcut t›p fakültelerindeki ö¤retim üyesi kadrolar› ve altyap›n›n desteklenmesi. -TBMM’ye sunulan Tam Gün Yasa Tasar›s›’nda, t›p fakültelerinin temel ifllevi olan e¤itim ve araflt›rmay› özendiren de¤ifliklikler yap›lmas› ve ö¤retim üyelerine ‘performans puan› karfl›l›¤›’ ek ödeme yerine, emeklerini karfl›layacak düzeyde, emeklili¤e yans›yan bir temel ücret verilmesi. -YÖK’ün, Dan›fltay’›n karar›na uyarak rotasyon uygulamas›na son vermesi ve t›p fakültelerinin kadro sorununu çözmek için t›p fakülteleri ile do¤rudan ve yak›n iliflki içine girmesi. -T›p fakültelerinin ihtiyac› olan veya akademik yükseltme için gereken kadro taleplerinin bir an önce karfl›lanmas›. -Üniversite hastanelerinin finansman sorunlar›n›n çözümü için bu hastanelerin üretti¤i hizmetin niteli¤ine uygun ödeme programlar› gelifltirilmesi.

olmaktan ç›kar›lmas›, güvenceli çal›flma düzenine son verilerek eme¤in ucuzlat›lmas› ve sa¤l›k kurum ve kurulufllar›n›n iflletme haline getirilmesi” olarak tan›mlad›. Gürsoy, “Sa¤l›-

Borcunu ödeyemeyen çiftçi tar›m yapam›yor

¤unu söyleyen Çerkezo¤lu, “Baflta TTB olmak üzere hiçbir kuruma dan›fl›lmadan yasallaflt›r›lmas› düflünülenler, hekim eme¤ini piyasaya s›k›flt›rmakt›r.” Çerkezo¤lu, Sa¤l›k Bakanl›¤›'n›n

t›lar›na her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Destekten mahrum b›rak›lan, izlenilen y›k›m politikalar› sonucunda üretemez duruma gelen ve gün geçtikçe yoksullaflan köylü, flimdi de elektri¤i kesildi¤i için üretim yapam›yor. ‹zmir’in Ödemifl, Tire, Beyda¤ ve Kiraz ilçelerinde TEDAfi’a tar›msal sulama borçlar›n› ödeyemeyen 8 bin köylü zor günler yafl›yor. ‹zmir genelinde say›lar› 62 bine ulaflan tar›msal sulama abonelerinin, TEDAfi’a olan toplam elektrik borcunun 34 milyon TL oldu¤u belirtildi. TEDAfi bu borcun 8 milyon TL’lik k›sm› için haciz ifllemi bafllatt›. 7 bin çiftçi ise icral›k duruma düfltü. 30 bin hektar alanda sulu tar›m yap›lan ve ülkenin en önemli patates üretim merkezlerinden biri olan Ödemifl’te sulama kuyular›n›n büyük bölümünün ödenemeyen borçlar nedeniyle elektriksiz kalma tehlikesi yafl›yor. TEDAfi’›n elektri¤i kesmesi durumunda patates üretimi ya¤acak ya¤murlara ba¤l› olacak.

Çiftçiler icral›k

‹ZM‹R- Elektrik borçlar›n› ödeyemeyen çiftçiler tar›m yapam›yor, tarlas›ndaki ürünler ya¤mura emanet. Üretici köylülerin s›k›n-

Ödemifl d›fl›nda Kiraz, Beyda¤ ve Tire ilçelerinde de benzer sorunlar yaflan›yor. Toplam 12 bin 308 kay›tl› tar›msal sulama abonesinin bulundu¤u bu dört ilçede 456 çiftçi hakk›nda icra ifllemi uyguland›. Hakk›nda icra ifllemi bafllat›lan 456 abonenin 2002-2009 y›llar› aras›ndaki elektrik borcunun ana para tutar›n›n 1 milyon 420 bin 778 TL oldu¤u belirtiliyor.

“Tam Gün Yasa Tasar›s›’yla, doktorlar ya hastanede çal›flacak ya da muayenehanelerde çal›flacak, eme¤inden fazlas›n› almayacaklar” sözünü hat›rlatt›. Aç›klaman›n ard›ndan Haseki’ye yürüyen hekimler “Hastaneler halk›nd›r, sat›lamaz”, “Herkese eflit, ücretsiz, sa¤l›k”, “Sa¤l›k hakt›r, sat›lamaz”, “Genel grev, genel direnifl” diye sloganlar att›lar.

Ö¤retim üyelerinden imza kampanyas›: Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’n›n etkiledi¤i alanlardan biri olan t›p fakülteleri için de ülkenin birçok t›p fakültesinde görev yapan ö¤retim üyeleri de imza kampanyas› bafllatt›. “www.t›pfakültelerininsesi.net” adresi üzerinden bafllat›lan imza kampanyas›na ise 316 ö¤retim üyesinin öncülü¤ünde bafllat›ld›. Kampanyaya iliflkin bas›n toplant›s› yapan hekimler Sa¤l›kta Dönüflüm Program›’n› de¤erlendirerek ‘Tam Gün Yasas›’na karfl› olduklar›n› ve bunun için mücadele edeceklerini belirtti. Ö¤retim üyeleri ad›na aç›klama yapan Prof. Dr. Raflit Tükel, Sa¤l›k Bakanl›¤› ve YÖK’ün baz› uygulamalar›n›n t›p fakültelerinin temel ifllevini ve üniversite hastanelerindeki çal›flma ortam›n› önemli ölçüde zorlaflt›rd›¤›n› belirtti. Tükel, t›p fakültelerindeki ö¤renci kontenjanlar›n›n e¤itim altyap›s›n› zorlayacak flekilde art›r›lmas›na da de¤inerek, uygulama ile ileride nitelikli hekim yetifltirmekte büyük problemler yaflanaca¤›na dikkat çekti. Tükel, sonbahara kadar devam edecek olan imza kampanyas› sonras›nda toplanan imzalar› TBMM ve di¤er yetkililere ulaflt›racaklar›n› belirtti.

u¤rafl›rken, arazi yap›s›n›n engebeli olmas›, biçerdöverlerin ayarlar›n›n uygun yap›lmamas›, biçerdöver operatörlerinin e¤itimsiz olmas› ve erken hasat gibi etkenler, hububatta tane kayb›n› artt›r›yor. Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i’nin (TZOB) yapt›¤› araflt›rmaya göre her y›l hasat esnas›nda yüzde 2 kay›p yaflan›yor. Bayraktar, ürün kayb› hakk›nda flu bilgileri verdi: “Ülkemizde ekili alanlar›n yüzde 70-80’ini hububat tarlalar› oluflturuyor. Tüm bu alan›n yüzde 70’i kendi yürür biçerdöverlerle hasat edilmektedir. Hasat döneminde önemli oranda kay›p yaflanmaktad›r. Bu y›lki hasat döneminde bu¤daydaki kayb›n 600 bin ton civar›nda olmas›n› bekliyoruz. Bu kayb›n ülke ekonomisine maliyeti 285 milyon TL. Arpa ürününde bekledi¤imiz 210 bin ton civar›nda ürün kayb›n›n maliyeti ise 67,2 milyon TL civar›nda olacakt›r.”

Kent A.fi. iflçileri direnifle devam ediyor ‹ZM‹R- 58 gündür direnifl sürdüren Kent A.fi. iflçileri: Zincirlerimizden baflka kaybedecek hiçbir fleyimiz yok! Karfl›yaka Belediyesi'nin 5747 Say›l› Yasa'y› gerekçe göstererek 276 Kent A.fi. iflçisini iflten ç›karmas›yla birlikte Kent A.fi. iflçilerinin 58 günden bu yana sürdürdü¤ü direnifl geçti¤imiz pazartesi günü polisin sald›r›s›na maruz kalm›flt›. Polisin sald›r›s›n›n ard›ndan flantiyeden zorla ç›kar›lan iflçiler direnifllerine flantiye önünde kurduklar› çad›rlarda devam ediyor.

‘Kazan›ncaya kadar direnece¤iz’:

Kent A.fi. iflçileri ile yapt›¤›m›z görüflmede iflçiler; bütün bask› ve sald›r›lara karfl› direnifllerini kazan›ncaya kadar devam ettireceklerini belirttiler. ‹flçiler polisin direnifllerine yönelik sald›r›lar›n› flöyle anlatt›lar: “Polis sabaha karfl› 5’te haz›rl›ks›z oldu¤umuz bir anda bize sald›rd›. Bizi d›flar›ya ç›karmay› baflard›, ancak biz direniflimizi d›flar›da da devam ettirece¤iz. Ayn› gün saat 10’da flantiyeyi tafl›mak istediler, araçlar› kaç›rmaya çal›flt›lar biz buna engel olduk. Ve flimdi burada nöbet tutuyoruz.”

‘Tafleronlaflma bir gün herkesin kap›s›n› çalacak’: ‹flçiler, mücadelelerinin devam etti¤ini kaydederek flunu dile getirdiler: “Önümüzdeki süreçte eylemliliklerimiz sokaklara tafl›yarak her yerde bu sald›r›y› teflhir edece¤iz”. Planlanan eylemliklerle ilgili olarak ise flu ça¤r›y› yap›yorlar: “‹zmir’in 25 noktas›nda ifllerimize geri al›nmam›z ve tafleron sisteme karfl› imza stantlar› açt›k. Bizler halka flunu anlatmaya çal›fl›yoruz: Tafleronlaflma bir gün herkesin kap›s›n› çalacak burada ona dur

demezsek tafleron sistemi yayg›nlaflacak. ‘Bana dokunmayan y›lan bin y›l yaflas›n’ mant›¤›n›n bir fley ifade etmedi¤ini, o y›lan›n bir gün onlara da dokunaca¤›n› anlatmaya çal›fl›yoruz. Bizim 20 y›ld›r yapt›¤›m›z ifli tafleron bir firmaya sat›yorlar ve bizi ifllerimizden ediyorlar. Bu durum sadece bizi de¤il, tüm emekçileri ilgilendiriyor ve tüm emekçileri mücadelemizi desteklemeye ça¤›r›yoruz.”

‘Direniflimizin kazanmas› iflçi s›n›f›n›n kazanmas›d›r’: Kendilerinin iflten ç›kar›l›p buralar›n, yandafl firmalara peflkefl çekildi¤ini belirten Kent A.fi. iflçileri ça¤r›da bulunarak, flunlar›n söyledi: “Tüm sol ve sosyalist kesimlerden destek bekliyoruz. Bu direnifl zaferle sonuçlan›rsa sadece biz de¤il, iflçi s›n›f› kazanacakt›r. Biz buna inan›yoruz ve bu konuda kafalar›m›z çok net. Onlar bizi d›flar›ya atsalar da biz sokaklarda da yatar›z. Biz o sokaklar› eylem alanlar›na çevirece¤iz. Gerekirse Cevat Durak’›n evinin önünde yataca¤›z. CHP genel olarak bu direniflten korkuyor. Bu direniflin bu kadar derinleflece¤ini onlar tahmin etmiyorlard›. fiimdi ise flantiye panzerlerle çevrili, belediyenin önünde barikatlar kurulu ve insanlar› belediyeye girerken tek tek ar›yorlar. Bu onlar›n korkular›n›n göstergesi. Onlar›n kaybedecekleri çok fley var, ancak bizim zincirlerimizden baflka kaybedece¤imiz baflka hiçbir fley yok. Bu direnifl belediye ifl kolunda son y›llar›n en büyük direnifli ve bu direnifle tüm iflçiler emekçiler ve devrimciler destek olmal›d›r. Sendikalar› ne olursa olsun bütün sendikalardan s›n›f kardefllerimizi direniflimize sahip ç›kmaya ça¤›r›yoruz.”

A¤ Tekstil iflçilerinin mücadelesi sürüyor ‹STANBUL- A¤ Tekstil iflçileri 3 ayd›r ödenmeyen maafllar›ndan dolay› iflyeri önünde mücadele bafllatt›lar. ‹kitelli Parseller’de Kurulu bulunan Collins flirketinin tafleronu A¤ Tekstil’de çal›flan 180 iflçi, 3 ayl›k maafllar›, ihbar ve k›dem tazminatlar› ödenmeden iflten at›ld›. Kriz bahanesiyle iflten at›lan iflçiler ise iflyeri önünde bekleyifllerini sürdürerek haklar›n› al›ncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini belirttiler. A¤ Tekstil patronu Lütfi Kifli, iflçilere, 15 günlü¤üne iflyerini kapataca¤›n› söyleyerek, iflçilerin 3 ayd›r alamad›klar› maafllar›n› ‘ifl oldukça’ ödeyece¤ini, ‘teminat’ olarak ise isteyen iflçilere makineleri verebilece¤ini belirtip iflçileri kand›rmaya çal›flt›. Baz› iflçilere tehdit ve silah zoruyla ‘3 ayl›k senet ve bir adet makine’ karfl›l›¤›nda maafllar›ndan ve tazminatlar›ndan vazgeçtiklerine dair bir belge imzalatt›. Tüm haklar›n› al›ncaya kadar iflyeri önünden ayr›lmayacaklar›n› belirten iflçilerin fabrika önünde direnifle bafllamalar› karfl›s›nda, korumalar› ve polis eflli¤inde iflyerinden kaçan Lütfi Kifli, solu¤u Mehmet Akif Ersoy Karakolu’nda ald›. Durumu ö¤renen iflçiler, A¤ Tekstil’den karakola kadar yürüyerek karakol önünde yaklafl›k 2 saatlik oturma eylemi yapt›. ‹flçilerin ka-

rarl› tutumu üzerine A¤ Tekstil’in di¤er orta¤› Fevzi Kifli tekrar iflyerine dönerek iflçilerle toplant› yapmak zorunda kald›.

‘Kriz var ama ifle devam’: ‹flçileri kriz bahanesiyle iflten atan A¤ Tekstil patronu ise bir yandan da iflçileri ‘iflyeri önünde beklemeyin’ diyerek tehdit etti. Böylece krizin patronlar taraf›ndan kazanca çevrildi¤i de bir kez daha oraya ç›km›fl oldu. ‹flçilerle toplant› yapan Fevzi Kifli, haklar›n› arayan iflçilere, “‹flyerimin önünde beklemeyin, ben üretimi sürdürece¤im. ‹flimi engellemeyin” diyerek krizi f›rsata çevirme çabas›nda oldu¤unu göstermifl oldu. ‹flçiler direniflte kararl›: ‹flyeri önünde direnifllerini sürdüren iflçilere Tekstil Sen ve Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) üyeleri destek verdi. ‹flçilerin bekleyifllerini sürdürdükleri s›rada iflyerine gelen polisler kimlik kontrolü bahanesini öne sürerek Tekstil Sen ve DHF üyelerini iflçilerden ay›rmak istedi. Polisin bu tutumu bofla ç›kar›larak iflçilerle birlikte bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Yap›lan aç›klamada hiç bir sald›r›n›n hakl› direnifli k›ramayaca¤›n› vurgulanarak, sonuna kadar direnilece¤i kaydedildi.

‹flten at›lan ve haklar›n› almak için iflyerinde bekleyifllerini sürdüren iflçilerle konufltuk

Nihal Kalkan: 2 y›ld›r burada çal›fl›yorum. Son 3 ay›m›z zorunlu mesailerle, ücretlerimize zam yap›laca¤› vaatleriyle kand›r›larak, maafllar›m›z› vermek için bugün yar›n diyip zaman geçirtilerek geçti. Kriz bahanesiyle iflten at›ld›k. Ama bizi iflten atana kadar üretime devam ediyordu. Ocak ay› ve son 2.5 ayl›k maafllar›m›z› alamad›k. Bu süre boyunca üretime devam ediyorduk. Zorunlu mesaiye b›rak›l›yorduk. Kalmad›¤›m›z zaman maafl›m›z› vermeden iflten at›yorlard›. fiirketin önceki ad› olan Vefa’dan A¤’a geçerken hiçbirimize tazminat vermediler.

Nebahat Meliko¤lu: Üç ay boyunca sürekli mesaiye kald›k. Üç ay boyunca paras›z kald›k. Çoluk çocuk evde aç kald›. Patron bize senet verece¤ini söyledi; ama biz senet de¤il, param›z› istiyoruz. Dün bizi tek tek yukar› ça¤›rd›. Biz de, “Biz tek çal›flmad›k, hep birlikte çal›flt›k” dedik, girmedik içeri. Girenler oldu fakat onlar patronun adam›. Patron, “Devlet bütün mal›ma el koydu” demiflti. Dün de makinelerini al›p yan›m›zdan kaç›rarak götürdü. Devlet nas›l el koyuyor, anlam›yorum.


8

1-16 Temmuz 2009

PERSPEKT‹F

DEVR‹MC‹ BASIN VE GAZETEM‹Z‹N ÖNEM‹ Özgünlü¤ümüzü korumak kayd›yla bir parças› oldu¤umuz medyay› tan›mlamak gerekirse; radyo, televizyon, gazete, dergi, kitap, haber gibi bas›n-yay›n alan›ndaki iletiflim araçlar›n›n oluflturdu¤u iletiflim ortam› ya da dünyas› anlam›na gelir. Bir insan için dil ne ise (tabiî ki dil ile beynin iliflkisi içinde), insan topluluklar› ya da toplum için (ama elinde bulundurup kullananlar için) medya da odur.

‹ki kamp veya iki dünyaya ayr›lm›fl toplumlarda, bu farkl› iki dünyan›n karfl›l›kl› mücadele ve savafl›m›, karfl›t güçlerin her birinin hasm›na karfl› tüm imkanlar›n› seferber eden büyük çabalar›na ve örgütlenmelerine sahne olur. Her s›n›f kamp›, kendi dünya görüflü, ahlak›, ideolojik, siyasi ilke, kural ve de¤erlerine uygun olarak birçok araç ve yönteme baflvururlar. Medya bu savafl›m ve örgütlenme araçlar›n›n bafll›calar›ndand›r. Bu mücadelenin fonksiyonel bir unsurudur. Toplumdaki s›n›f ve s›n›f çeliflki-çat›flmas›na ba¤l› olarak, gerici ve ilerici olmak üzere iki nitelik gösterir medya. Özgün bir ifade tarz›nda, “üçüncü güç”, “yumuflak zor” olarak tan›mlamalar› yabana at›lacak görüfl de¤ildir. Hatta bunun isabetli bir belirleme oldu¤unu söylemek mümkün. Zira, bu alanda kaba fliddet ya da fiziksel maddi zordan bahsedilmese de ideolojik, kültürel dikte, yönlendirme ve manipülasyon; moral de¤erlerin tahrip edilip çökertilmesi; özel yaflam›n teflhir edilmesi, flantaj, tehdit, iftira, onursal ve kimli¤e yönelik sald›r›lar; baflta bilgilenme hakk› olmak üzere, genel anlamda hak ve özgürlükler karfl›s›ndaki rolü ve ayd›nlatma yerine karanl›¤a çekme misyonu; yarat›lan psikolojik atmosfer ve halk kitlelerine verilen mesajlar ya da militarizmin, gericili¤in, faflizmin cani eylem ve uygulamalar›n›n, “korku toplumu” yaratma amac›yla son derece manidar ve maksatl› olarak haber yap›lmas› veya görüntülerin yay›nlanmas›; medyan›n kesin bir “zor” unsuru içerdi¤ini ve gerici zorun “yumuflak zor” fleklini gösterir. 19 Aral›k hapishaneler sald›r›s› ve yak›lan, kurflunlanan, parçalanan devrimci ve komünistlerin cesetlerinin bilerek (son derece bilinçli olarak) televizyon ve gazetelerde teflhir edilmesi vb. bu gerçe¤in örnekleridir. Gerici hakim s›n›flar medya koluyla genifl halk kitlelerini sindirip, raptu-zapt alt›na al›rken, di¤er taraftan iç dalaflmalar›nda da kliklerin birbirilerini ekarte etmenin meydan› olarak da kullanmaktad›rlar. Bu alan›n önemi, halk kitlelerinin manipüle edilerek yedeklenmesi aç›s›ndan burjuvazi için vazgeçilmez de¤erdedir. Dolay›s›yla burada her bak›mdan s›k› bir mücadelenin yafland›¤› ve bu mücadelenin halk kitleleri ve devrimci de¤erlerin toplam›na karfl› da yürütüldü¤ü (esasta da buna yönelik yürütülür) için, devrimci de¤erlerin bu alanda da sahiplenilip savunulmas› kaç›n›lmazd›r. Gerici-burjuva medya hakk›nda yap›lan tüm tespit ve de¤erlendirmeleri yine medyadan duymakta, “ö¤renmekteyiz.” Bu da medyan›n önemini görmeye ve kabul etmeye yeterlidir. Ama medyan›n en gerçek önem ve anlam› onun s›n›fsal aç›dan üstlendi¤i misyonda a盤a ç›kar. “Bir orduyu bozguna m› u¤ratmak istiyorsunuz? O halde onun moral de¤erlerini yok edin.” ‹flte bu söz, bir yan›yla, medyan›n üstlendi¤i-üstlenece¤i rolü iflaret eder, önemini tan›tlar. Elbette yukar›da gerici ifllevler anlam›nda yapm›fl oldu¤umuz de¤erlendirme ve and›¤›m›z yaklafl›mlar gerici sistemlerde-gerici s›n›flara ait olan medyaya aittir, bunun için söylenmektedir. Dolay›s›yla medyay›, s›n›flar bölünmüfllü¤üne ba¤l› olarak genel anlamda ikiye ay›rmak gerekli ve zorunludur. Araç olarak (ama sadece araç olma anlam›nda) yüklendi¤i misyon, yerine getirdi¤i ifllev ve oynad›¤› rol itibar›yla, ortak bir de¤er ve anlama sahip ise de bu arac›n kimin elinde oldu¤u-kimin kulland›¤› sorusuna ba¤l› olarak s›n›f niteli¤i a盤a ç›kar, s›n›f karakteri yüklenir ve bu aç›dan hayati önem kazan›r. Bütünlüklü ve genel olarak medyan›n, felsefi-ideolojik-kültürel ve tüm teorik sahada, tam kullan›fll› ve etkin tesir eleman› olma gücüyle, ajitasyon-propaganda ve örgütlenme arac› olarak en genifl kesimlere ulafl›p hitap etme olana¤›n› sa¤lamas› aç›s›ndan, ola¤anüstü bir araç oldu¤u aç›kt›r. ‹ster gerici sistem ve devletlerde olsun isterse de bunlara karfl› mücadele ve örgütlenmelerde olsun, medyan›n bu fonksiyonu evrensellikle geçerlidir. Özellikle, medyan›n tekele dönüfltürüldü¤ü, “medya patronlu¤u” kavram›n›n ciddi bir avantaj olarak olgulaflt›¤› ve medyan›n önemli bir sektör haline getirilerek büyük bir kap›flma-dalafl meydan›na dönüfltürüldü¤ü mevcut koflullarda; hükümetlerin y›k›lmas› ya da korunmas› düzeyinde komplolar›n arac› olarak öne ç›kmas›, medyan›n kuvvetini en uç noktalarda gözler önüne sermektedir. Öte yandan, devrimci dünyan›n siyasi iktidar mücadelesinde istisnas›z flekilde baflvurdu¤u bir alan olarak, devrimin yayg›nlafl›p örgütlenmesinde sundu¤u hizmetle ka-

Ba¤›ms›zl›k, Halk Demokrasisi, Sosyalizm ve Komünizm Yolunda “Devrimci Demokrasi’’den!

Gazetemiz yay›n hayat›nda teknik ama anlaml› ve ileriye do¤ru bir de¤ifliklik yaparak yay›n periyodunu haftal›k olarak düzenlemeyi planlamaktad›r. Kuflkusuz ki bu ad›m, yeni ihtiyaç ve daha büyük çabay› gerektirecektir. Buna karfl›n, gazetemizin üstlendi¤i misyonla somutlaflan devrimci ihtiyac›n karfl›lanmas› için zorluklar› gö¤üsleme ve aflma görevinden kaçamay›z. Devrimci çabam›z›n, yay›n ilkelerimizin olanakl› k›ld›¤› devrimci dayan›flma ile desteklenmesini ve ilgili her okur, devrimci-demokrat kifli ya da kurumun sorumluluk almas›n› bekledi¤imizi özellikle belirtmek isteriz. ç›n›lmaz bir görev cephesi oldu¤u kesin bir do¤rudur. Lenin yoldafl›n, Bolfleviklerin Çarl›¤a karfl› mücadelede Bolflevik partinin örgütlenmesinde temel bir unsur olarak, merkezi yay›n organ› olan gazetenin önemine atfen söyledikleri hat›rlan›rsa, medyan›n önemi ve dolay›s›yla da bir araç olarak evrensel bir geçerlili¤e sahip oldu¤u görülmüfltür. Bir toplumu egemenlik alt›nda tutman›n en ak›lc› yolu, onun üstünde ideolojik-kültürel hegemonya kurmaktan geçer. Siyasi tahakküm mutlaka ideolojik tahakküme dayanmak zorundad›r. Aksi halde kal›c› ve sa¤lam olamayaca¤› gibi y›k›lmaktan da kurtulamaz. Her devrim, ayn› ihtiyaçla bir kültür cephesine sahip olup bunu yaratmak zorundad›r. Bu yap›lmadan genifl halk kitlelerinin ayd›nlat›lmas› ve devrime seferber edilmesi düflünülemez. “Halk kitlelerine siyasi bilinç d›flar›dan verilir” sözü bir bak›ma kültür cephesinin rolünü anlat›r. Kültürü yayg›nlaflt›rma ve tafl›man›n önemli bir basama¤› kuflkusuz ki medyad›r ve hatta a¤›rl›kl› olarak medyad›r. Sözlü ajitasyon-propagandan›n önündeki tüm engel ve tabii s›n›rl›l›klar düflünüldü¤ünde, neredeyse “s›n›r tan›mayan” ölçülerde ulaflabilme imkan› anlam›nda, özellikle bas›n›n iletiflim arac› olarak fonksiyonu öne ç›kar. Kültür ordusu yarat›lmadan ya da bu cephede gereken mücadele temsili sa¤lanmadan karfl›-devrimle tam bir savafl›m yürütülemez. Tüm bunlar, hem genel anlamda bas›n›n ve hem de devrimci bas›n›n fevkalade bir örgütlenme arac› oldu¤unu, ve genel olarak ve özellikle devrimci bas›n›n hayati bir prensip oldu¤unu ispatlamaktad›r. Her fley, s›n›flar mücadelesi karfl›s›ndaki duruflu ve üstlendi¤i misyonla anlam kazan›r.

Devrimci ve Sosyalist Bas›n›n S›n›flar Mücadelesinde Durdu¤u ve Temsil Etti¤i Yer Buraya kadar medya genellemesiyle; meselenin tarihsel önemi, ilerici ve gerici ifllevi, araç olarak evrensel geçerlilikle oynad›¤› rolü, s›n›fsal niteli¤i ve s›n›flar mücadelesindeki yeri vb. hakk›nda genel bir de¤erlendirmede bulunmufl olduk. fiimdi, devrimci medya-bas›n kapsam›nda yaflam›n› sürdüren devrimci gazetenin önemi hakk›nda daha somut tart›flmaya geçebiliriz. Ama bunu yaparken genel hat ve ortakl›klar› itibar›yla ayn› meselelere de¤inmekten ve k›smen de olsa genel ba¤lafl›kl›klar› içinde ele almaktan kaç›namayaca¤›z. Zira, ancak böylece sosyalist gazetenin s›n›flar mücadelesindeki rolü ve gereklili¤i anlat›-

labilinir-anlafl›labilinir. Hakim s›n›flara karfl› mücadelenin her cephede yürütülmesinin zorunlulu¤u aflikard›r. Devleti elinde bulunduran gerici-faflist hakim s›n›flar, iktidar avantajlar›yla en genifl olanaklara sahip bulunmaktad›rlar. Bu imkan ve avantajlar›n› devrimi geriletmek, bast›rmak için sonuna kadar kullanmaktad›rlar. Bu, s›n›f karakterleri ve ç›karlar› gere¤idir. Gerici iktidarlar›n› koruyup sürdürmenin tabii s›n›f davran›fl›d›r. Devrime karfl› asla hoflgörülü olamaz ve tüm kuvvetleriyle sald›rmaktan geri kalmazlar. Buna karfl›n, geliflen devrimci hareket ve mücadele, devrim öncesi gericilik ve faflizm koflullar›nda da hakim s›n›flardan önemli tavizler koparmay› baflar›r. Burjuvazi, vermek zorunda kald›¤› bu tavizleri, yine devrimci hareketin geriletilmesi amac›yla kullan›r-kullanma amac›n› güder. Ne var ki, burjuvazi gerici-çürümüfl özüne ba¤l› olarak her zaman ve her durumda yapmak istediklerini tam baflaramaz, aleyhine olan geliflmelere zorunlu olarak boyun e¤mek durumunda kal›r. Bu tamamen, uluslararas› ve ulusal konjöntür ile (ve esasta da) devrimci hareketin yaratm›fl oldu¤u bas›nca ba¤l›d›r. Elbette, “bir parmak bal çal›p pete¤i kurtarma” siyaseti de bu geliflim döneminde yer al›r-almaktad›r. Sonuç olarak, devrimci hareket veya mücadele, kazan›mlar sa¤layarak yürür. Burjuvaziden tavizler ve parçalar kopararak yürümesi devrimin geliflme mant›¤›na uygun ve onun gere¤i-göstergesidir. Burjuvaziden kopar›larak al›nan bu devrimci olanaklardan biri de sosyalist bas›n›n yasal statüde kabul edilmesidir. Yanl›fl anlafl›lmamal›d›r ki, devrimci bas›n, yasal yay›n organlar›yla s›n›rl› de¤ildir, öyle görülemez. Ço¤u dönemler yasal yay›n olana¤› bulunmayabilir. Ve devrimci mücadeleler tarihine bak›ld›¤›nda illegal yay›n›n sürekli olarak kullan›ld›¤› ve bunun esas al›nd›¤› görülecektir. Bu durum, yasal yay›n›n devrede oldu¤u flartlar›m›zda da geçerlidir. Stratejik bir mücadele arac› olan ve stratejik önemi olan bas›n›n yasal biçimle s›n›rland›r›lmas› hiç kuflkusuz ki özürlü bir anlay›flt›r. Bas›na yaklafl›m›m›z›n tek yönlü herhangi bir biçiminin reddedilmesi tarz›nda olamayaca¤› bilinmek durumundad›r. Ki, mevcut realite de budur. Tersi tasavvur edilemez.

Devrimci yay›n faaliyeti önemlidir Özetle, devrim ile karfl›-devrim, bas›n yelpazesinde keskin bir ideolojik-kültürel mücadele içindedir. Devrim burada da kendisini yükseltmekle her zaman yüz yüzedir. Bundan sak›namaz, buray› erteleyemez,

kullanmazl›k ilan› hiç edemez. Burjuvazinin karfl›-devrimci propagandas›, halk kitlelerini aldatan yalanlar›, halk kitlelerini ideolojik-kültürel bombard›manla yozlaflt›r›p uyuflturmas›, ideolojik-kültürel egemenli¤i alt›na al›p yönlendirerek yönetilmelerini kolaylaflt›rmas›, bu sahada da etkin olarak sürdürüldü¤ü için, devrimci mücadelenin de kendisini bu alanda etkin olarak var etmesini gerektirmektedir. Devrim, kendisini bu silahtan mahrum b›rakamaz, bu cepheyi kullanmama lüksüne sahip olamaz. Çünkü, iktidar olma avantaj ve olanaklar›na sahip olan hakim s›n›flara karfl›, salt sözlü ajitasyon-propaganda ile yan›t olabilmek hem yeterli olmaz ve hem de tam olarak mümkün de¤ildir. Devrimci s›n›flar›n örgütlülük durumu ve nicel yap›s› göz önüne al›nd›¤›nda toplumun en genifl kesimlerine ulaflmas› ve hatta tüm halk kesimlerine sözlü olarak tesir etmesi genellikle mümkün de¤ildir. Dolay›s›yla, daha genifl kesimlere ulaflma olana¤› olarak ve merkezi düzeyde ajitasyon-propaganda ve örgütlemesini gerçeklefltirip yürütebilmek için bas›n› kullanmas› kaç›n›lmazd›r. Tabiî ki devrimci bas›n›n rolü ve gereklili¤i esasta buna dönük olmak zorunda olsa da salt bununla s›n›rl› bir de¤ildir. Zira hakim s›n›flar d›fl›nda, devrimci s›n›f katmanlar› ve siyasi düflman durumunda olmayan ideolojik düflman ak›mlara karfl› mücadele için de devrimci gazete ve bas›n gerekli-zorunludur. Devrimci bas›n veya gazetenin, bilumum burjuva ve gerici s›n›flar cephesine karfl›, proletarya ve ezilen emekçi-devrimci halk s›n›flar›n›n mücadele cephesinin önemli bir platformu oldu¤u inkar edilemez. O, keskin s›n›flar mücadelesinde, devrimci s›n›flar›n ç›karlar› temelinde görev yürüten ve onlar›n sesi olarak yükselen bir kuvvettir. Gerici olan her fleye karfl› uzlaflmaz mücadelenin arac› ve kendi alan›ndaki temsilcisi olarak, tarihsel görevin parças› ve proleter s›n›f taraf›nda ideolojik-kültürel bir kurum veya devrimi yayan bir fabrikad›r. Hakim s›n›flar›n gerici çabalar›na karfl› ilerici çaban›n; gerici s›n›flar›n toplumsal yaflam› karanl›¤a bo¤ma çabalar›na karfl› toplumun ayd›nlat›lmas› u¤runa varl›k sürdüren faal bir dinamik olarak, gelece¤in inflas› ve genel çark›n dönmesinde atlanamaz de¤erde ifl gören diflli durumundad›r. Ezen ve sömürenlere karfl›, ezilen-sömürülen ulus ve yoksul halklar yan›nda ve proletaryan›n saflar›nda büyük bir mücadeleci ve örgütleyicidir. Demokrasi ve devrim mücadelesinin yetenekli ve kararl› savunucusu, devrimin tutarl› bir bölü¤üdür.

Devrimci Demokrasi gazetesi, uluslararas› iflçi s›n›f› ve halk hareketlerinin bas›n yay›n dünyas›n›n co¤rafyam›zdaki bir parças›d›r. Proletarya enternasyonalizmini benimseyerek, bunu her fleyin üstünde tutar. Buna ba¤l› hareket ederek, üzerinde bulundu¤u co¤rafyadaki görevlerini enternasyonalizmin somut biçimi olarak kavrar ve yürütür. Proletaryan›n felsefi dünya görüflünden flaflmayarak, proleter ideoloji ve ilkeleri k›lavuz al›r, takip eder. ‹flçi s›n›f› bilimini esas alarak, bunu özümser ve bununla donan›r. ‹dealizmi kesin olarak reddeder. Elbette halklar›m›z›n özlem ve talebi karfl›s›ndaki görevini, salt bu özlemi dile getirmekle s›n›rlamaz, bu talebin gerçeklefltirilmesi için üstüne düflen görevi, bedeller ödeme pahas›na kararl›l›kla yerine getirme iddias›na sahip olup, bunun prati¤i içindedir. Ajitasyon-propaganda ve örgütleyici fonksiyonuyla bu görevi yerine getirmektedir. Devrimci Demokrasi gazetesi, genel görev ve faaliyet muhtevas›n› yukar›daki özelliklerine ba¤l› olarak tayin eder, oluflturur, tan›mlar. Tüm felsefesi, amaçlar›, kufland›¤› bilimsel pozisyon ve tüm aktüalitesi bak›m›ndan hakl› devrimci meflruiyette olup, demokratik, özgürlükçü ve ba¤›ms›zl›kç› zemindedir. Yasal prensiplere uygun statüde olup yasal prosedüre uygun biçimlenerek faaliyetini bu zeminde sürdürür. Meflruiyet ve referans›n› ezilen sömürülen halk kitlelerinin devrimci davas›ndan al›r, hakl› mücadeleleriyle aç›klar. Devrimci Demokrasi gazetesi, halk kitlelerine dayanma prensibinden hareket eder, onlar›n örgütlü gücüne güvenir. Devrimci Demokrasi gazetesi, ideolojik-politik-örgütsel hat ve çizgisiyle, Maoist temeller üzerine bina edilmifl devrimci kulvarda bulunan bir yay›n organ›d›r. Devlet ve hakim s›n›flar›n karakteri ile paralel olan toplumsal sistem niteli¤i ve emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n›n tabii-zorunlu sonucu olarak, co¤rafyam›zda demokrasi sorununun devrim sorunu oldu¤u bilinciyle hareket eder. Devrimci Demokrasi gazetesi, devrimci halk kitlelerini ayd›nlatmay›, do¤ru bilgilendirmeyi ve onlar›n kurtuluflu u¤runa sorumluluklar›n› yerine getirme prensibini benimser, devrimci s›n›flar›n kürsüsü olma bilinciyle hareket eder. ‹deolojik-kültürel yozlaflman›n önünde engel olmay› ve Yeni Demokrasi kültürünü temsil ederek yaymay› görev edinip, her anlamda ideolojik mücadelenin gerekliliklerini yerine getirmeyi amaçlar, bunun için çal›fl›r. Yeni Demokratik kültürün yegane mevzisi olarak görev üstlenir. Halk kitlelerinin sözcülü¤üne uygun davran›r. Devrimci Demokrasi gazetesi, s›n›fsal ve milli bask› ve zulmün amans›z düflman› olmakla birlikte, her türlü bask› ve sömürünün karfl›s›nda kararl› karfl› durufl tavr› al›r; dil, din, ›rk, cinsiyet gibi tüm ayr›mc›l›k, ayr›cal›k ve eflitsizlikleri k›nayarak reddeder. Devrimci Demokrasi gazetesi, proleter siyaset tarz›ndan ve ilkelerinden taviz vermez, ideolojik mücadeleyi önemseyerek farkl› görüfllere yer verir. “Kitlelerden kitlelere” fliar›n› önemseyerek uygular. Ve “kitlelerin hem ö¤retmeni hem de ö¤rencisi” olmay› benimser. Devrimci s›n›flardan taraf oldu¤unu ve devrimci demokrasinin sözcüsü oldu¤unu aç›kça beyan eder. Devrimin ç›karlar›n› koruyarak temsil eder. Yay›n politikas› ve ilkelerini öz, olarak bunlara göre belirler, uygular. Devrimci demokrasinin temsili olarak, iki çizgi mücadelesi temelinde muhalif fikir ve farkl› görüfllere karfl›, sekter “kapal› kap›c›l›¤›” uygulamaz, onlarla birlik ve mücadele zemininde bir arada olmay› kabul eder. Devrimci Demokrasi gazetesi, devrimci bas›n alan›nda temsil etti¤i misyonla, baflta iflçi s›n›f› olmak üzere, köylülük ve di¤er devrimci halk kitlelerinin iradesi, sözcüsü ve aç›k kürsüsü olmakta iddial›d›r. Devrimci Demokrasi gazetesi, di¤er devrimci-demokrat bas›n yay›n›n da karfl› karfl›ya kald›¤›, hakim s›n›flar›n bask›, sindirme politikalar› ve terörüne maruz kalmaktad›r. Hakim s›n›flar, kapatma ve a¤›r para “cezalar›na” baflvurarak anti-demokratik ve faflist uygulamalar›n› günbegün yo¤unlaflt›rmaktad›r. Ne var ki, Devrimci Demokrasi gazetesi, tüm bask›, tehdit, gerici sald›r›lar› ve y›ld›rma politikalar›na karfl›n, devrimci çizgisini ve onurlu mücadelesini sürdürme kararl›l›¤›ndad›r ve asla boyun e¤meyecektir. Halklar›m›za karfl› sorumlulu¤umuzu ve ayd›nl›k gelecek borcumuzu, hiçbir bask› bizlere unutturamayacakt›r. ‹flte tüm bunlardan dolay›d›r ki, Devrimci Demokrasi gazetesi, halk kitleleri ve toplumun yaflam›na önemli bir ihtiyaç olarak daha s›k, daha çok, daha yayg›n ve daha etkin olarak girmek durumundad›r. O halde, Devrimci Demokrasi'nin bu ihtiyac› daha güçlü olarak karfl›lamas› için, baflta okur kitlesi olmak üzere, bütün devrimci halk kitlelerinin elefltiri, öneri, materyal, yaz›m türleri, teknik araç-gerek gibi çeflitli maddi-manevi katk›larla desteklemelerini beklemekte, talep etmekteyiz. Gazetemiz, yay›n hayat›nda teknik ama anlaml› ve ileriye do¤ru bir de¤ifliklik yaparak yay›n periyodunu haftal›k olarak düzenlemeyi planlamaktad›r. Kuflkusuz ki bu ad›m, yeni ihtiyaçlar› ortaya ç›karacak ve daha büyük çabay› gerektirecektir. Buna karfl›n, gazetemizin üstlendi¤i misyonla somutlaflan devrimci ihtiyac›n karfl›lanmas› için zorluklar› gö¤üsleme ve aflma görevinden kaçamay›z. Devrimci çabam›z›n, yay›n ilkelerimizin olanakl› k›ld›¤› devrimci dayan›flma ile desteklenmesini ve ilgili her okur, devrimcidemokrat kifli ya da kurumun sorumluluk almas›n› bekledi¤imizi özellikle belirtmek isteriz.


GÜNCEL

1-16 Temmuz 2009

9

Rektörden ö¤rencilere rehabilitasyon yard›m›! grev yerine yap›lan polis bask›n›na ‘gönül rahatl›¤›yla’ izin vermiflti. Yeni rektörün yeni icraat› ise, solcu ö¤rencileri tespit edip onlar› “makul” ve “istenilir” ö¤renciler haline getirmek için, önce polis sonra aileler ve son olarak “T›p Fakültesi Ruh Sa¤l›¤› Anabilim Dal›”na ba¤l› “Kriz Merkezi” ile iflbirli¤i yapmak oldu. Kendi imzas›n› tafl›yan bir mektupla, ailelerden sol görüfllü ö¤rencilerin, “yeni yaflamlar›na adaptasyon” sorunu yaflad›klar› gerekçesiyle üniversiteyle ba¤ kurulmalar› isteniyor. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi eski dekan› olan ve 5 A¤ustos tarihinde Cumhurbaflkan› Abdullah Gül taraf›ndan Ankara Üniversitesi Rektörü olarak atanan Ziraat doktoru Prof. Dr. Cemal Talu¤, doktor unvan›n› kullanarak solcu ö¤rencilere iyilefltirilmesi gereken bitkiler teflhisini koymufl bulunuyor.

ANKARA- AÜ Rektörü Cemal Talu¤, gönderdi¤i mektupla ailelere, üniversite ve polisle iflbirli¤i yapmalar›n› teklif ediyor, solcu ö¤rencilerin '›slah' edilmesini he-

Rektörlük seçimleri esnas›nda “solcu” kimli¤i ile oy ço¤unlu¤unu alarak Anakara Üniversitesi Rektörü olmay› baflaran Cemal Talu¤’un rektör olduktan sonra ilk ifli

Rektörün ailelere gönderdi¤i mektup Say›n .........................................................., Ankara Üniversitesi, ülkemizin en köklü ve en sayg›n üniversitelerinden biri olarak, 38.000 ö¤rencisi ve 3340 akademik personeli ile büyük bir ailedir. Ö¤rencisine de¤er ve sorumluluk vermeyi temel bir ilke olarak belirlemifl olan üniversitemiz, onlar›n ebeveynlerini de aile üyeleri olarak kabul etmektedir. Ö¤rencilerimize karfl› sorumluluklar›m›z› yerine getirirken sizlerden gelecek destek ve katk›lar hem çabam›z›n etkin sonuçlara ulaflmas›n› hem de olumlu sonuçlar›n paylafl›larak ço¤almas›n› sa¤layacakt›r. Üniversite yaflam› hiç kuflkusuz ortaö¤retimden daha farkl› ve karmafl›kt›r. Gerek ortaö¤retimin kat› disipline dayal› belirlenmifl yap›s›ndan gerekse al›flageldi¤i aile ortam›ndan ayr›lan ve yaflam›n›n sorumlulu¤unu tümüyle üstlenen ö¤rencilerimiz zaman zaman bu yükle bafla ç›kmakta zorlanmaktad›rlar. Bu zorlu¤un üstesinden gelebilmek için benimsedikleri çözüm yollar› ve kurduklar› iflbirlikleri her zaman istendik, etkili ve olumlu sonuçlara ulaflt›r›c› olmamaktad›r. Üniversitemiz bu tür sorunlarla karfl› karfl›ya kalan ö¤rencilerimizi desteklemek için çaba harcamakla birlikte bu çabalar›n tam anlam›yla yeterli oldu¤unu ileri sürmek güçtür. Bu ba¤lamda sizlerin yard›m ve katk›lar›n›z›n önemi büyüktür. Bu mektubu alm›fl olman›z o¤lunuz/k›z›n›z ya da üniversitemiz nezdinde sorumlulu¤unuzda bulunan ö¤rencimizle ilgili bir sorunun bulundu¤u anlam›na gelmektedir. Bu konuda daha ayr›nt›l› bilgi almak için mesai saatleri içinde (08:00-17:00) 363 03 26 nolu telefonu arayabilirsiniz.

defliyor. Ankara Üniversitesi ‘nin geçen y›l atanan ‘taze’ rektörü, ‘eski solcu’ Cemal Talu¤, ö¤rencilerin ailelerine yollad›¤› kendi imzas›n› tafl›yan bir mektupla solcu ö¤rencileri dize getirmeyi hedefliyor.

Emekçiler hükümeti uyard›

gerçek kimli¤ini göstermek oldu. Hat›rlanaca¤› üzere Talu¤ geçti¤imiz aylarda Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde tafleron bir firmaya ba¤l› Tadal iflçilerinin grevine karfl› polisle iflbirli¤i yapm›fl sabaha karfl›

ANKARA- Çeflitli illerden Ankara’ya yürüyen Tüm Bel- Sen üyesi belediye emekçileri, hükümeti, T‹S masas›na oturmaya ça¤›rd›. Tüm Bel- Sen’in toplu sözleflme için 17 Haziran’da ‹zmir ve Amed’ten iki kol halinde bafllatt›¤› yürüyüfl Ankara’da son buldu. “Toplu ‹fl Sözleflmesi (T‹S) için, haklar›m›z için yürüyoruz” slogan›yla Ankara’ya yürüyen KESK üyesi Tüm Bel- Sen’li emekçiler hükümeti, T‹S masas›na oturmaya ça¤›rd›.

‘Toplu sözleflme hakk›m›z grev silah›m›z’: GMK Bulvar›’nda bulunan Tüm Bel-Sen Genel Merkezi önünde toplanan emekçiler, “Zafer direnen emek-

GENÇ YORUM

Sinan Çak›ro¤lu

Hakim s›n›flar›n dünyas›n› kendi medyalar›ndan izleyerek, maddi ve düflün dünyalar›n›n yaratt›¤› yoksul mant›klar›n› ve bunun yol açt›¤› sefil durumlar›n› görmek mümkündür. Ak›l almaz ve ürpertici bir köhnemifllik içindeki hallerini medyalar›ndan her gün dinlemek sab›r zorlay›c› noktaya varmaktad›r. Yalanlar› dinlemek b›kt›r›c› hal alm›flt›r. Sermayedar›n ç›karlar› ve hâkim s›n›f klikleri için yürütülen uflakl›k yar›fllar› utanç verici skandallarla yürümektedir. Halk›n gözlerinin içine baka baka dümenler çevrilmekte; biri ötekine, öteki di¤erine, ama hepside dolap dalavereye dayal› mizansenlerle adeta bir kirlilik, onursuzluk yar›fl› sergilemektedirler. Her türlü kirlilik ve bilinç bulan›kl›¤› yaratarak kamuoyu üzerinde etki yarat›p yedeklemeye çal›flmaktad›rlar. Bu çirkefi onlara b›rakarak uzaklaflmak olas›. Ancak anl›k bombard›manlar fleklinde yang›ndan mal kaç›r›rcas›na, hemen hepsinin borazanl›k yaparak halk›n de¤erleriyle oynay›p, kültürel erozyona yol açmalar›na ve hele hele ar damar› çatlam›flças›na gerçekleri karartmalar›na göz yummak mümkün de¤ildir. ‹nkârc› karakterlerine, gerçe¤i alçakça tersyüz etmelerine, aç›k yalanlar› defalarca tekrar etmelerine tahammül etmek oldukça zor. Baflbakan›ndan Genelkurmay ve muhalefetine, burjuva-feodal

Polis-YÖK-Üniversite ablukas›na ‘aileler’ kat›l›yor: YÖK k›skac›nda özerkli¤ini-bilimselli¤ini-demokratikli¤ini kaybeden bir kurum olan üniversiteler yeni bir dönüflümün efli¤inden geçiyor. Üniversitelere yönelik dönüflüm projelerinin yo¤unlukla tart›fl›ld›¤› flu süreçte ülkenin en büyük ve köklü üniversitelerinden Ankara Üniversitesi (AÜ), rektör Cemal Talu¤ ile “yeni” bir uygulamaya imza at›yor. Buna göre Cemal Talu¤ imzal› mektup ailelere gönderiliyor. Üniversite yaflam›n›n ortaö¤retimden daha farkl› ve karmafl›k oldu¤u belirtilen mektupta, aile ortam›ndan ayr›lan kimi ö¤rencilerin yeni yaflamlar›na adaptasyon sorunu yaflad›¤› belirtiliyor. Mektupta “Üniversitemiz bu tür sorunlarla karfl› karfl›ya kalan ö¤rencilerimizi desteklemek için çaba harcamakla birlikte bu çabalar›n tam anlam›yla yeterli oldu¤unu ileri sürmek güçtür” denilerek girdikleri iflbirli¤inin her zaman etkili olmad›¤› için yeni iflbirlikçi olabilecek ailelerin yard›m ve katk›lar› isteniyor. ‘Bu mektubu ald›ysan›z çocu¤unuz sorunlu���: AÜ Rektörü Talu¤, teflhisini “e¤er bu mektubu ald›ysan›z o¤lunuz/k›z›n›zla ilgili bir sorun oldu¤u anlam›na gelmektedir” fleklinde belirterek, ailenin mesai saatleri dâhilinde aramalar› istenen bir telefon numaras› veriyor. Üniversitenin bu talebini yerine getiren ebeveynler, “T›p Fakültesi Ruh Sa¤l›¤› Anabilim Dal›”na ba¤l› ‘Kriz Merkezi’ne ulafl›yorlar. Telefonda, uygulaman›n üniversitenin yeni bir hizmeti oldu¤u, ailelere yard›mc› olmak istendi¤i belirtiliyor. Söz konusu uygulamada polisle iflbirli¤i yap›l›p yap›lmad›¤› sorusuna meçhul yan›t veren Kriz Merkezi, uygulaman›n amac› sorguland›¤›nda ise, bu konuda bilgi veremeyeceklerini, rektörlükle temas edilmesi gerekti¤ini söylüyor. AÜ'de okuyan solcu ö¤rencilere gönderilen bu mektupla, 12 Eylül rejimi sonras› genel tipolojiye ayk›r› olan, sorgulayan, elefltirel düflünmek isteyen ö¤rencilerin patolojik bir vaka olarak ele al›nd›¤› görülüyor. Islah edilmesi gereken bu ö¤rencilere bir psikiyatris tahsis edilmesi uygun görülüyor. Söz konusu mektup üniversitelerde geliflkin ›slah yöntemleri üzerinde yap›lacak çal›flmalar›n habercisi niteli¤ini tafl›yor.

çinin olacak”, “KESK’i de¤il silahlar› durdurun”, “Sokakta kurduk sokakta savunaca¤›z”, “Toplu sözleflme hakk›m›z grev silah›m›z”, “Bar›fl diyen KESK’e dokunma”, “Emekçiye de¤il çetelere barikat”, “Çocuklar de¤il, çeteler içeri” sloganlar› atarak, K›z›lay’daki Baflbakanl›k binas› önüne do¤ru yürüdü. Belediye emekçileri yürüyüfl s›ras›nda yolu trafi¤e kapatarak, hükümeti uyard›. Belediye emekçileri ad›na konuflan Tüm Bel-Sen Genel Baflkan› Vicdan Baykara, toplu sözleflmelere ve sendikalara karfl› uygulanan anti-demokratik tutum karfl›s›nda sessiz kalmayacaklar›n› aç›klad›. Emekçilerin sesini t›kamak isteyen ve krizin bedelini emekçilere ödetmek isteyen hükümete dur de-

mek için üç gündür yollarda olduklar›n› belirten Baykara, aç›klanan teflvik paketlerinin emekçiye hiçbir faydas› olmad›¤›n› ifade etti.

20 Kas›m’da genel grev uyar›s›:

Vicdan Baykara’n›n ard›ndan konuflan KESK Genel Baflkan› Sami Evren, “T‹S görüflmelerinin bafllad›¤› bir dönemde hükümet sesimizi duymaz ve taleplerimizi göremezden gelirse mücadelemiz sürecektir” uyar›s›nda bulunarak toplu görüflmelerden bir sonuç al›namazsa 20 Kas›m’da genel grev ilan edece¤iz” dedi. Aç›klama sonunda KESK’li ve Tüm Bel Sen’li yöneticiler Baflbakanl›¤a girerek bir görüflme yapt›lar ve taleplerini içeren dosyay› ilettiler.

Bir daha olmas›n! HOZAT- Trafik kazas› sonucunda Dersim Hozat’ta 6 yafl›ndaki Berdan Özgül yaflam›n› yitirdi. Berdan’›n yaflam›n› yitirmesine neden olan trafik kazas›n›n ard›ndan, devrimci demokratik kurumlar kazan›n yafland›¤› yerde protesto eylemi yapt›. 6 yafl›ndaki Özgül’ün devletin tedbirsizli¤i sonucu vahim bir kazan›n ard›ndan yaflam›n›n bahar›nda topra¤a verilmesi Hozat halk› taraf›ndan üzüntüyle karfl›land›. Devletin bölge halk›n›n yaflam standartlar›na yönelik 'ilgisizce' davranmas›na karfl› bir araya gelen devrimci demokratik kitle örgütleri, devlet kurumlar›n›n üzerine düflen görevi eksiksiz bir flekilde yerine getirmesini istedi. Kazan›n yafland›¤› yerde bir araya gelen DHF, DTP, EMEP, ÖDP, Partizan, Hozat Kültür Derne¤i üyeleri ve bölge halk›, devlet taraf›ndan gerekli tedbirlerin al›nmas› ve bir daha böylesi bir durumun yaflanmamas› için yetkilileri uyard›. Kazan›n yafland›¤› yerde yolu trafi¤e kapatan eylemciler, kazada yaflam›n› yitiren Özgül için sayg› duruflunda bulundu.

‘Herkesi duyarl›l›¤a ça¤›r›yoruz’ Ard›ndan eylemciler ad›na yap›lan ortak aç›klamada sadece olay› k›namak ve protesto etmek için toplanmad›klar› ifade edilerek, “Bugün bir olay› k›namak ya da olaydan ötürü bir defaya mahsus toplanmak niyetinde de¤iliz. Özelde floför esnaf›m›zdan, trafik ekiplerinden ve ilçede arac› bulunan herkesten yaflanan olay› göz önünde bulundurarak daha sorumlu davranmalar›n› istiyoruz” denildi.

‘Devlet keyfi ve tedbirsiz davran›yor’ Bölgede araç trafi¤inin düzenli bir ak›flkanl›¤›n›n olmamas› ve bunu sa¤layacak tedbirlerin al›nmamas› yüzünden, bu türden kazalar›n s›kça yafland›¤›n›n hat›rlat›ld›¤› aç›klamada, “Gerekli önlemlerin ilçe trafik kurulunca al›nmas›, halk›m›z›n bireysel ve toplumsal duyarl›l›¤›yla sorun olmaktan ç›kar›lmas› gerekmektedir” denildi. Aç›klamada, bölgedeki devlet kurumlar›n›n bu türden insan› ilgilendiren yaflamsal konularda keyfi ve tedbirsiz davrand›¤› vurguland›. Aç›klamada bir daha böylesi bir olay›n yaflanmamas› için toplumsal duyarl›l›¤›n artt›r›larak, afl›r› h›z, alkol, kural ihlali gibi giriflimlere karfl› herkesin tepki gösterip, üzerine düflen sorumlu¤u yerine getirmesi için ça¤r› yap›ld›. Ortak aç›klaman›n ard›ndan Hozat Belediyesi ad›na konuflan Belediye Baflkan Vekili Meral Özel, “Bizler Belediye olarak üzerimize düflen görevleri halk›m›z ve demokratik kitle örgütleri ile birlikte yapaca¤›z. ‹lgili kurumlarla, sürücülerle görüflerek, herkesin üzerine düflen görevleri yapmas›n› isteyece¤iz” dedi. Eylem, kazan›n yafland›¤› yere gül b›rak›larak son buldu.

Burjuva-feodal medya halka karfl› sistemli sald›r› cephesinin ‘yumuflak gücü’dür kalemflorlar›ndan televizyonlar›na kadar bilcümle kokuflmufl köhne dünyalar›n›n riyakârl›klar›n›, onursuzluklar›n›, birer soytar›ya dönmüfl hallerini ve çirkefliklerini izlemek kadar büyük bir iflkence olamaz. Bunca hoyratl›k, hokkabazl›k, tiksinçlik ve düflkünlük sadece ve sadece faflist bir devlet ve sistem sahipleriyle sad›k yardakç›lar›nda olabilir ancak. Utanmazl›¤›n bu kadar› da fazla dedirtecek cinsten berbat bir tabloyla karfl› karfl›yay›z ki, bu utanmazl›k s›n›r tan›m›yor, t›rmand›kça t›rman›yor. ‘Demokratikleflme’ diye fliflinmeleri de iflin cabas›. Birkaç örnek vererek, burjuvaziye has bu ahlaki çöküntüyü teflhir etmeyi zorunlu ve kaç›n›lmaz görüyoruz. Haber kanallar›ndan en az›ndan baz›lar›; ‘Ergenekon yarg›lamalar›’ ya da dosyas›nda ister istemez gündeme gelen ‘faili meçhul’ cinayetler ya da di¤er yayg›n ad›yla ‘kay›plar’dan söz ederken; sadece Mumcu, Üçok gibi bilinen kiflileri saymakta ve hat›rlatmakta. Yani binlerce devrimci ve Komünisti ‘faili meçhul’ veya ‘kay›plardan’ saymamaktad›r. Binlerce devrimci (Türk ve Kürt devrimcisi) en korkunç iflkencelerle katledilip ‘kaybedildi’, ‘faili meçhule’ götürüldü. Bunlar›n an›s›na sayg›l› olman›z› da sizlerden beklemiyoruz ama gerçekler karfl›s›ndaki bu alçakça yalan ve yok sayma tutumunuz nas›l izah edilebilir ki?! Hadi bu kahramanlar› yok sayma alçakl›-

¤›n›z› kerhen ‘anlayal›m’ ama bunlar›n ac›l› annelerine-ailelerine bu kadar sayg›s›zl›¤› hangi vicdana s›¤d›rabiliyorsunuz? ‘Cumartesi Anneleri’nin 盤l›klar›ndan zevk al›yor olmal›s›n›z. Yoksa bunlar› görmezden gelemezsiniz. Kuyulardan ç›kan kemikleri, kaz›lardan ç›kan kafataslar›n› nereye yerlefltireceksiniz. Engin Ceber’in devletin denetiminde iflkence edilerek katledilmesini haber ederken; “say›mda aya¤a kalkmad›¤› için gardiyanlar taraf›ndan dövülmüfl” diyerek haber verirken, aya¤a kalkmaman›n nas›l dövülme gerekçesi olabilece¤ini (hem de öldüresiye dövülmesi) hiç söz konusu etmeden ve adeta aya¤a kalkmad›¤› için dövülmeyi hak etmifl dercesine haber sunumlar›n›z sizlerin nas›l bir mant›¤a ve insanl›¤a sahip oldu¤unuzu göstermektedir. Evet, ‘halk› bilgilendirme’, ‘tarafs›z yay›n yapma’, ‘ba¤›ms›z haber verme’ iddialar›yla ortal›¤› kas›p kavuran bu çok tarafs›z (!) haber kanallar›, televizyon flirketleri ve ilgili müdür ya da sorumlular› iflte bu kadar objektif ve tarafs›zd›rlar. Elbette onlardan daha farkl› bir beklentimiz yok. Dürüst, tarafs›z, demokrat olmalar›n› beklemiyoruz. Ancak bunca iddialar›na karfl›n bunu yapmalar› ve halk›n de¤erlerine böyle hoyratça sald›r›p gerçekleri gizlemelerine elbette bir fleyler söylemek, teflhir etmek gerekmektedir.

Bir baflka örne¤e bakal›m. Özellikle Genelkurmay ve ordu flakflakç›lar›ndan oluflan genifl bir cephe; tüm kanl› geçmifl ve mevcut katliamc› özüyle teflhir tahtas›nda sabit kalan ve darbecili¤i ayyuka ç›km›fl kadar bilindik olan faflist ordunun bu ve benzeri yap›s› ya da özellikleri dillendirildi¤inde, hemen; ‘silahl› kuvvetler y›prat›lmak isteniyor’ tekerlemesinin arkas›nda inkâra s›¤›narak her fleyi-gerçekleri bofla ç›karmaya çal›fl›yorlar. Bu t›ls›ml› söz, neredeyse her fleye kadir bir silah-savunma olarak kullan›lmakta ve ne yaz›k ki ifle de yar›yor. Sormadan edemiyor insan; bunca elefltiri veya a盤a ç›kan kirliliklerin hiç birinin do¤ruluk pay› yok mu acaba?! Ordu ve flakflakç›lar›na bakarsan, hiç birinin gerçeklik pay› yok, hepsi karalamaya dönük kara çalmad›r! Ancak baflta bu güruh olmak üzere tün herkes ve bizler çok iyi bilmekteyiz ki, söylenen-dile getirilen fleyler ‘devede kulak’ teflbihindeki benzetme kadar azd›r. Ve elbette ki karalama de¤il, gerçektirler. Karalama gibi bir niyet güdülmüfl olsa bile bu, dile getirilenlerin gerçek olmad›¤›n› göstermez. Garip olan ise, sözde ayd›n, demokrat, elefltirmen, akil adamlar dahil, her kes bu bayat numaray› yutuyor ya da sessizlikle geçifltirip kabul ediyor. Yani, bu pasl› savunma kalkan›n› tutuyor?!


10

DÜNYA

1-16 Temmuz 2009

Honduras’ta ‘solcu’ hükümete askeri darbe

Darbeler k›tas› Latin Amerika’n›n darbeler ülkesi Honduras’ta askeri darbe oldu. Honduras Devlet Baflkan› Manuel Zelaya 28 Haziran günü erken saatlerde, evinden maskeli askerler taraf›ndan zorla kaç›r›larak Kosta Rika’daki bir askeri havaalan›na götürüldü. Honduras’ta darbe sabah›ndan itibaren radyo, televizyon vb. stratejik kurumlar darbeci güçler taraf›ndan ele geçirildi ve Telesur vb. uluslararas› bas›n kurulufllar›n›n yay›nlar› kesildi. Küba, Venezüella ve Nikaragua büyükelçilerinin kaç›r›ld›¤› haberi üzerine, Venezüella Devlet Baflkan› Hugo Chávez Miraflores Baflkanl›k Saray›’nda yapt›¤› toplant›da, büyükelçilerin derhal serbest b›rak›lmas›n› talep etti ve Honduras askerlerini halka karfl› silah do¤rultmamalar› gerekti¤i konusunda uyard›.

Haftalard›r ülkede süren siyasi kriz, askeri darbeyle sonuçland›. Solcu olarak tan›mlanan Manuel Zelaya böylece düflürülmüfl oldu. Son bir y›ld›r Latin Amerika’daki solcu hükümetlerle ekonomik ve siyasi iflbirli¤ini gelifltiren ve kendini de sol olarak tan›mlayan Manuel Zelaya’ya yönelik, kendisinin ikinci kez seçilmesinin yolunu da açacak anayasal reform için referandumun yap›laca¤› gün darbe gerçeklefltirildi. Geçen hafta, ordunun 28 Haziran 2009 günü yap›lacak referandum için seçim sand›klar›n› haz›r bulundurmayaca¤› ve güvenli¤ini almayaca¤›n› aç›klamas› sonras›nda bafllayan kriz, Manuel Zelaya’n›n Genelkurmay Baflkan›’n› görevden almas› ve Milli Savunma Bakan›’n›n istifa etmesiyle birlikte tepe noktas›na ç›kt›. Darbe olas›l›¤› güçlenmiflti ve buna

karfl› özellikle Venezüella ve di¤er baz› ülkelerde bununla ilgili gösteriler bafllam›flt›.

günlerde yap›lacak uluslararas› toplant›larda Manuel Zelaya’ya sahip ç›k›lmas› gerekti¤ini ifade etti.

‘Darbenin arkas›nda Honduras afl›r› sa¤› ve mafyas› var’

Darbeye çeflitli ülkelerden k›nama

Manuel Zelaya, Kosta Rika Devlet Baflkan› Oscar Arias ile birlikte yapt›¤› ilk bas›n aç›klamas›nda, nas›l kaç›r›ld›¤›n›n detaylar›n› anlatt›. Zelaya, darbenin arkas›nda Honduras afl›r› sa¤›n›n ve mafyas›n›n oldu¤unu, kendisinin Honduras’›n anayasal baflkan› olarak ülkesine geri dönece¤ini, halk›n eylemlere devam etmesinin önemli oldu¤unu ifade etti. Kosta Rika Baflkan› da Zelaya’n›n kendisinden habersiz olarak Kosta Rika’ya getirildi¤ini ancak, Manuel Zelaya’ya sonuna kadar destek ç›kt›¤›n› ve bunun bir darbe oldu¤unu, önümüzdeki

Honduras’taki darbeye birçok Latin Amerika ülkesinden tepki geldi. Bir araya gelen devlet baflkanlar› darbeyi k›nayan aç›klamalarda bulunarak, bir an önce Zelaya’n›n ülkesine geri dönerek görevinin bafl›na geçmesinin sa¤lanmas› ve durumun normalize edilmesini talep ettiler. Chavez yapt›¤› aç›klamada ALBA, UNASUR, OEA gibi k›tasal birlikler üzerinden diplomatik ve siyasi araçlar› kullanarak darbenin bofla ç›kart›laca¤›n›, gerekirse askeri müdahale alternatifinin de gündeme gelebilece¤ini ifade etti.

‹flsizlik Avrupa'da ›rkç›l›¤› körükledi ekonomiler aras›ndaki en yüksek iflsizlik oran›na sahip ülkeler aras›na dahil ediyor. ‹ngiltere’de 2 milyon 261 kifli iflsiz. Yükselen iflsizlik oran› ile endifle duyulan ‹ngiltere'de en büyük iflçi sendikas› TUC'un aç›klad›¤› son verilere göre, ülkedeki iflsiz say›s› 2 milyon 261 bine ç›karken, iflsizlik son 12 y›l›n en yüksek seviyesine de ulaflt›. ABD’de de durum Avrupa'dakinin aksi de¤il. Bir buçuk y›lda 7 milyon çal›flan›n iflini kaybetti¤i ABD’de iflsizlik oran› son 25 y›l›n en yüksek seviyesi olan yüzde 9,4 oran›nda ve iflsiz say›s› da 14 milyon civar›nda.

Yabanc›-göçmenler sald›r›ya maruz kal›yor

Etkisi gün geçtikçe derinleflen ekonomik krizle birlikte tüm dünyada iflsizlik yükselifle geçmifl durumda. ‹flsizlikteki art›fl beraberinde halk kesimlerinin tepkisini de getiriyor. Fakat getirdi¤i tek fley bu de¤il. Kriz, yayg›nlaflan iflsizlik sorunuyla birlikte

Alman devleti 8 bin Kürt mülteciyi kovuyor

rum Avrupa’da sa¤ partilerin ra¤bet görmesine neden oluyor. Avrupa’da yap›lan son seçimlerde sa¤ partiler patlama yapt›. ‹flsizli¤in art›fl›n›n yabanc›lara yüklendi¤i Avrupa ülkelerinin tutumu ›rkç› eylemlere kadar uzan›yor. ‹talya'da bir göçmen ben-

rinde de yayg›nlafl›yor. ‹flsizlik Avrupa’n›n bafll›ca sorunu haline gelmeye bafllad›. Milyonlarla ifade edilen iflsizli¤in önlenmesi ad›na devletlerin elini kolunu k›p›rdatmad›¤› yerlerde ›rkç›lar “çözüm” sunuyor! Faflizan bir yaklafl›mla göçmenleri tehdit

ALMANYA- Avrupa'da yaflayan Kürtlere yönelik bask›lar son dönemlerde art›fl göstermeye bafllad›. Türk devletinin bask›lar› sonucu Almanya'ya iltica eden Kürtler, Alman devleti taraf›ndan kovuluyor. Ülkedeki bask›lar nedeni ile siyasi iltica yoluyla Almanya'da yaflayan 8 bin Kürt, Alman devletinden 'gidin' mektubu ald›. Geçici oturma izni ile Almanya'da yaflayan mültecilerin kovulmas›na, 'PKK ile iliflkili finansman ve kadro temini aç›s›ndan örgüte deste¤ini sürdürmek, eylemlere kar›flmak' gerekçe gösteriliyor. “Ben de PKK’liyim” imza kampanyas› bafllatan Kürtlerin karardan vazgeçilmesine iliflkin talepleri ise, Berlin ve Hessen Eyalet Yüksek Mahkemeleri ile Lunenburg Yerel Mahkemesince, "Türkiye’de insan haklar› konusunda Kürtler aç›s›ndan bir s›k›nt› yaflanm›yor" diyerek reddedildi.

Türk devleti demokratikmifl!: Türk devletinin Kürt ulusu üzerinde hiçbir flekilde bask› oluflturmad›¤›na (!) kanaat getiren mahkemenin karar metninde Türk devletini bile flafl›rtacak (!) flu cümleler yer ald›: “Avrupa Birli¤i sürecinde aç›klanan paketler de ortaya koydu ki Türkiye’de Kürtlere yönelik toplu iflkence, insan haklar› ihlali gibi uygulamalar yok. Reformlara imza atan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Kürtler fliddet görmüyor ve siyasi takibe maruz kalm›yor. Din bask›s› iddias› da do¤ru de¤il. Türkiye’de farkl› etnik gruplar› ve dinleri koruma var. ‹lticac›lar›n Türkiye’ye geri gönderilmeleri yasald›r. Türkiye’ye dönmelerinde hiçbir sak›nca yoktur.” Alman devleti taraf›ndan al›nan bu kararla en geç 3 ay içerisinde 8 bin kifli ülkeyi terk etmek zorunda aksi taktirde para ve hapis cezalar› ile Türk devletine iade edilecekler.

göçmenlere, mültecilere, farkl› etnik gruplara k›sacas› ‘yabanc›lara’ yönelik sald›r›lar›n da artmas›na neden oldu. Büyük iflsizlik dalgas›yla yüz yüze kalan Avrupa ülkelerinde yabanc›lara yönelik düflmanl›k, ›rkç›l›k, sald›rganl›k art›fl gösteriyor. Bu du-

zinle yak›l›rken, Atina'da soka¤a ç›kan yüzlerce ›rkç›, yabanc›lara karfl› düzenledikleri eylemde Nazizm gösterisi yapt›.

‹flsizlik patlamas› yaflan›yor:

Ülkemizde

kronik bir hal alan iflsizlik Avrupa ülkele-

eden ›rkç›lar›n bu tutumu Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de kendini hissettirdi. Peki, büyüyen iflsizlik Avrupa’da nas›l bir tablo sunuyor? Son bir y›lda ‹spanya'daki iflsizlik oran› yüzde 8’den yüzde 18,1’e ulaflt›. Bu rakam ‹spanya'y› geliflmifl

Artan iflsizlikle sokaklara ç›kmaya bafllayan iflçiler haklar›n› isterken, ›rkç›lar ise, ‘sorumlu’ olarak alg›lad›klar› göçmenleri hedef almaktalar. Afl›r› milliyetçi gruplar›n göçmenlere yönelik sald›r›lar›nda gözlemlenen son durumlar kayg› verici boyutta. ‹ngiltere'de Total rafinerisinde çal›flan ‹ngiliz iflçiler yabanc› iflçilerin getirilmesini istemedikleri için grev yapt›lar. ‹ngiltere'de geçen y›la oranla yabanc› çal›flan say›s› 175 bin artarak 2.4 milyona ulaflt›, buna karfl›n ‹ngiliz çal›flanlar›n say›s› 234 bin azalarak 27 milyona geriledi. ‹ngiltere Baflbakan› Gordon Brown’›n ‘‹ngiltere’deki ifller ‹ngilizlere’ demesi yükseltilen ›rkç›l›¤›n-milliyetçili¤in devletten de destek gördü¤ünü gösteriyor. Yine ‹talya’da hükümetin, göçmenleri ülkedeki güvenlik sorunlar›n›n kayna¤› gibi göstermesi yabanc›lara duyulan tepkiyi art›r›rken, bunu ›rkç› sald›r›lar izliyor. Geçti¤imiz haftalarda Hintli bir göçmen, Roma yak›nlar›nda bir istasyonun bank›nda geceyi geçirirken üç ‹talyan taraf›ndan önce dövüldü sonra da üzerine benzin dökülerek yak›ld›. Atina'da ise göçmenlere yönelik artan bask›lar, bu insanlar›n tecrit edilmesi noktas›na ulafl›rken, gerçeklefltirilen ›rkç› gösteri kayg›lar› artt›rd›. Atina'da bir araya gelen yüzlerce ›rkç› Almanya’da Nazilerin mitinglerinde Wagner marfl›n› çalarak, Yunanistan'da ‘en sa¤c› grup’ olarak de¤erlendirilen ‘Alt›n fiafak’ ›rkç›lar›n› destekleyen “Kan, Onur ve Alt›n fiafak” sloganlar› att›. Daha önce Pakistan’dan gelen göçmenlere karfl› yürütülen fliddet eylemlerine flahit olan Atina’da insan haklar› örgütü Aitima’n›n yetkilisi Spyros Rizakos, “Yaflanan ekonomik sorunlar›n nedeni olarak gösterilen göçmenlere karfl› Yunanistan'da tehlikeli ›rkç› sesler yükseltiliyor” de¤erlendirmesinde bulundu.

Manas üssü ABD’ye yeniden aç›l›yor K›rg›zistan ve ABD, Orta Asya'da stratejik öneme sahip Manas üssünde yeniden anlaflmaya vard›. Rusya’n›n giriflimleri sonucunda K›rg›zistan’›n kapatt›¤› ve ABD’nin Afganistan-Pakistan sald›r›lar›nda kulland›¤› tek stratejik üs olan Manas yeniden ABD’nin kullan›m›na aç›l›yor. K›rg›zistan devleti, Manas üssünün kullan›m› konusunda ABD ile anlaflmaya vard›¤›n› aç›klad›. Karar›n, temmuz bafl›ndaki ABD-Rusya zirvesi öncesinde, Moskova'n›n bir tavizi oldu¤u de¤erlendirmeleri dikkat çekiyor.

ABD üs için 60 milyon dolar kira ödeyecek: Orta Asya’daki tek ABD üssü Manas, daha önce Rusya’n›n bölgedeki stratejik ad›mlar› do¤rultusunda geçti¤imiz flubat ay›nda K›rg›zistan’a birtak›m siyasi ve ekonomik vaatler karfl›l›¤›nda kapatt›r›lm›flt›. K›rg›zistan devleti ise, kira bedelinde anlaflmaya var›lamad›¤› gerekçesiyle bu karar› ald›klar›n› aç›klam›fl-

t›. Var›lan yeni anlaflmaya göre, K›rg›zistan, üssü tekrar ABD ve NATO’nun kullan›m›na açacak. K›rg›zistan D›fliflleri Bakan› Kadirbek Sarbayev yapt›¤› aç›klamada, üs için y›ll›k 20 milyon dolar kira ödeyen ABD’nin yeni anlaflmayla birlikte 60 milyon dolar kira ödeyece¤ini ifade etti.

Üs hayati bir öneme sahip: Afganistan’a 1.5 saat mesafedeki Manas üssü, ayn› zamanda Afganistan iflgalini gerçeklefltiren ABD ve NATO için hayati öneme sahip bir lojistik merkez. Üs, Afganistan ve Pakistan’a bomba ya¤d›ran savafl uçaklar›na yak›t sa¤layan tanker uçaklar›nca da kullan›l›yor. Obama’n›n aç›klad›¤› Afganistan-Pakistan stratejisi için Manas gibi bir üs hayati bir önem tafl›yor. Zira K›rg›zistan’›n üssü kapatma karar›ndan sonra ABD s›k›nt›s›n› dile getirmifl, yeni bir üs aray›fl›na giriflmiflti. Üssün yeniden kullan›ma aç›lmas›n›n Penta-

gon’u önemli derecede rahatlataca¤› kaydediliyor. ABD’nin bölgedeki etkisinden, müttefiklerine yak›nlafl›lmas›ndan rahats›zl›k duyan Rusya’n›n, Afganistan-Pakistan ile ilgili stratejik kayg›lar›n› ABD ile paylaflt›¤› biliniyor. Bu nedenle üssün yeniden kullan›m› karar›nda Rusya’n›n temmuz bafl›ndaki ABD-Rusya zirvesi öncesinde taviz vermifl olmas› dikkat çekiyor.

Manas üssü için devreye Gül girdi: Öte yandan üssün ABD’ye yeniden aç›lmas› için Cumhurbaflkan› Abdullah Gül’ün devreye girdi¤i iddia edildi. Rusya'da yay›nlanan Nezavisimaya Gazeta’n›n geçti¤i habere göre, K›rg›zistan'daki ABD üssü için Abdullah Gül devreye girdi. Gazete, K›rg›zistan Cumhurbaflkan› Kurbanbek Bakiyev'in Manas'la ilgili karar›n› de¤ifltirmesinde Cumhurbaflkan› Gül’ün rol oynad›¤›n› kaydetti. Gül’ün, 27 May›s'ta Biflkek'i ziya-

reti s›ras›nda ayr›nt›s› verilmeyen görüflmede Manas üssü için Bakiyev'i ikna etmeye çal›flt›¤›n› iddia etti. Buna göre, dokuz y›l sonra K›rg›zistan'› ziyaret eden ilk Cumhurbaflkan› olan Abdullah Gül ile K›rg›z lider Kurbanbek Bak›yev'in yapt›¤› ilk aç›klamalarda öne ç›kan konu Afganistan. ‹ki ülke, Afganistan'›n istikrar› için yard›m sözü verdi. K›rg›z uzmanlar, ziyaretin özel gündemi oldu¤unu, Türk devletinin, a¤ustos ay›nda Manas üssünü boflaltmak zorunda olan ABD'nin üste kalmas› için kulis faaliyetleri yapt›¤›n› belirtti. Türk devletinin bu ülkeye, “Rusya'ya fazla bel ba¤lamay›n” mesaj› verdi¤i, K›rg›z hükümetini uyard›¤›, üssün aç›k tutulmas› için Biflkek yönetimini ikna etti¤i ifade edildi. Gazete ayr›ca ABD'nin K›rg›zistan'a 1 milyar dolar yard›m yapaca¤›n› ve bunun da Türk devletinden bu ülkeye do¤rudan yat›r›m fleklinde gerçekleflece¤ini ifade etti.

Katmandu’da grev normal yaflam› etkiliyor KATMANDU- Nepal Birleflik Komünist Partisi (Maoist)-NBKP(M)’ye ba¤l› kurum ve örgütler, bir haftad›r kay›p olan NBKP(M) üyesi Phuyal’›n flüpheli ölümünü protesto etti. Ak›beti belli olmayan Phuyal’›n cesedi pazar günü Katmandu Tribhuvan Üniversitesi E¤itim Hastanesi morgunda bulundu. Nepal’in baflkenti Katmandu kar›fl›k durumda. fiüpheli ölümler üzerine 15 Haziran Pazartesi günü Nepal Birleflik Komünist Partisi (Maoist)- NBKP(M) yönetici kadrosu vadinin iki yakas›ndaki semtleri ziyaret etti. Ziyareti takiben Genç Komünistler Birli¤i (YCL) ve NBKP(M)’ye ba¤l› di¤er kurum ve örgütler esrarengiz bir flekilde öldürülen NBKP(M) Katmandu bölge komite üyesi Rajendra Phuyal’›n ölümünü protesto etmek için topland›. NBKP(M) yönetici kadrosunun arac›n›n gelmesiyle Katmandu genelinde trafik felç oldu ve Katmandu, Lalitpur, Bhanktapur bölge yollar›nda araçlar devrildi, araba lastkleri yak›larak yollar kapat›ld›. Sokaklar› dolduran kitle, esrarengiz ölümleri protesto ederken cadde üzerindeki market ve iflyerleri kapal› kald›. Protestolar›n belirli aral›klarla devam etti¤i bildiriliyor.

Kiran, üçüncü halk isyan›n›n gereklili¤ini vurgulad› Nepal Birleflik Komünist Partisi (Maoist)’in üst düzey yöneticilerinden olan ve Kiran ad›yla bilinen Mohan Baidya Pokharel, partisinin yeni bir ulusal hükümete liderlik edebilmesi için üçüncü halk ayaklanmas›na kalk›flmas› gerekti¤i düflüncesinde. Baidya, 23 Haziran’da gazetecilere verdi¤i demeçte flöyle konufltu: “Siyasi ç›kmaz› aflmak ve ulusal bir hükümet kurmak için üçüncü halk isyan›na yönelinmeli. Emperyalistler ve yay›lmac› d›fl güçler, Madhav Kumar Nepal’in ad› alt›nda kendilerine kukla bir hükümet yaratt›lar. Bu hükümet, Nepal halk›n›n kendini yönetme iradesine karfl›.” Maoistlerin önderlik etti¤i isyan›n eksik kald›¤›n› söyleyen Pokharel, ancak üçüncü isyan›n halk cumhuriyeti hukukunu yerlefltirebilece¤ini ve Nepal’in kendine özgü kimli¤ini koruyabilece¤ini ileri sürdü. NBKP (Maoist)’in son politbüro toplant›s›nda partinin önde gelen isimlerinden C.P.Gajurel, Netra Bikram Chand ve Dev Gurung, Baidya’n›n çizgisinde yer alm›fllard›. Geçti¤imiz hafta gerçeklefltirilen politbüro toplant›s›nda parti baflkan› Pushpa Kamal Dahal, 19 sayfal›k bir belge sunmufl, parti liderlerinin ço¤unlu¤u belgeyi elefltiren Kiran’dan yana fikir beyan etmifllerdi.

Yeniden "Paralel Hükümet": Öte yandan, Maoist Parti, Surhset ve Bheri bölgelerinde 10 y›l süren halk savafl› s›ras›nda “Devrimci Halk Konseyi” olarak bilinen ve yap›lan Bar›fl Antlaflmas› ile la¤vedilen paralel hükümetlerini “K›rsal Bölge Hükümeti” olarak yeniden kurdu¤unu ilan etti. Bu ay içinde Sunsari bölgesinde de paralel hükümet kuruldu¤u ilan edilmiflti. Hükümet partileri olan UML ve NC ise bunun geçici anayasaya ayk›r› oldu¤unu söyledi. Hükümet ortaklar› aras›ndaki anlaflmazl›klar nedeniyle yeni kabine henüz kurulamad›¤› gibi Maoistlerin kesintisiz sürdürdü¤ü protestolar nedeniyle kent yaflam› felç olmufl durumda.


DÜNYA Lalgarh bölgesi Maoistlerin denetimine geçti H‹ND‹STAN- Maoistlerin son aylarda etkinliklerini iyice artt›rd›klar› Bat› Bengal eyaletinin Lalgarh bölgesi, Maoistlerin denetimine geçti. Hindistan Komünist Partisi (Maoist), Hindistan'›n do¤usunda yer alan ve revizyonist Hindistan Komünist Partisi-Marksist'in de hükümette bulundu¤u Bat› Bengal eyaletindeki Lalgarh ismiyle an›lan bölgenin yönetimini fiilen ele geçirdi. Maoistlerin taraftarlar›, Lalgarh'›n ele geçirilmesi s›ras›nda polis kamplar›n› ve iktidar partisinin (HKP-Marksist) bürolar›n› atefle verdiler. Hindistan Ekspres gazetesinin haberine göre, Maoistlerin bir cephe örgütü olan Polis Vahfletine Karfl› Halk Komiteleri (PCPA)'nin yüzlerce taraftar›, 15 Haziran Pazartesi günü sabah erken saatlerde Salboni, Rangarh ve Dharampur'un köylerindeki polis kamplar›n› atefle verdiler. Maoist taraftarlar ayr›ca, Bat› Bengal eyaletinde hükümette olan revizyonist Hindistan Komünist Partisi-Marksist'in bürolar›n› da tahrip ettiler. Ayaklanmay› gerçeklefltiren yerli halka, bölgedeki isyana önderlik eden Hindistan Komünist Partisi (Maoist)'in silahl› kadrolar› da efllik ediyor. Bat› Midnapore bölgesindeki Lalgarh kasabas› ve bitifli¤indeki köyler, Polis Vahfletine Karfl›

Halk Komiteleri (PCPA)'ni kuran Maoistlerin, kas›m ay›ndan bu yana polislerin uygulad›¤› fliddete karfl› organize etti¤i ve genifl bir alana yay›lm›fl olan protestolara tan›k oldu. Bat› Bengal'in baflkenti Kalküta'dan 200 km mesafede ve kuzey do¤u yönünde bulunan Lalgarh, 2008 y›l›ndan bu yana yerel yönetimin denetimi d›fl›na ç›km›fl ve medyan›n buraya girifli de yasaklanm›flt›. Pazartesi günü ise medyan›n buradan haber yapmas›na izin verildi ve televizyon kanallar›, haberlerinde, Maoistlerin zaferini dans ederek kutlayan köylülere yer verdiler. PCPA liderleri de, kundaklama ve y›k›m olaylar›ndan sorumlu tutulamayacaklar›n›, bunlar›n kitlelerin k›zg›nl›¤›n›n kendili¤inden bir d›flavurumu oldu¤unu aç›klad›lar. Maoist Parti'nin ço¤u yerel kadrosu, ayaklanmadan önce, bölgede vahflet uygulayan polislerin sald›r›lar›na maruz kald›. En az 3 Maoist Parti kadrosu, vahflet zaman›nda öldürülürken, ikisi ise kay›p durumda. Lalgarh bölgesindeki ayaklanmada, 3 polis karakolu yerle bir edilirken, revizyonist Hindistan Komünist Partisi-Marksist'in bir bürosu da atefle verildi. Televizyon kanallar›, PCPA üyelerini, Pazartesi günü revizyonist HKP-Marksist'in bir li-

derinin iki katl› evini atefle verirken görüntülediler. Olaylar›n bu flekilde geliflmesiyle birlikte, HKP (Maoist)'in Bikash kod isimli bir kadrosu, yüzünü gizlemek amac›yla s›rt› dönük olarak ve omzunda çapraz duran AK-47 model tüfe¤iyle birlikte bas›na konu ile ilgili aç›klamada bulundu. Bikash yapt›¤› aç›klamada, “Buradaki zemin flu anda haz›r ve bizi bekliyor. Bir çocuk do¤uyor ve biz onun ebeli¤ini yap›yoruz” dedi. Bat› Bengal eyalet Baflbakan› Buddhadev Bhattacharya, Lalgarh'ta geliflen durum nedeniyle, yetkilileri, bu bölgenin gelece¤ini konuflmak üzere toplant›ya ça¤›rd›. Bhattacharya, 2008 Kas›m'›nda, Maoistlerin ayaklanma bafllatt›¤› bu bölgeden geçerken, may›nla gerçeklefltirilen bir eylemden ucuz kurtulmufltu ve eylemin ard›ndan polis vahfleti yükselmifl, illegal tutuklamalar ve iflkence artm›flt›. Hindistan'›n 13 eyaletinde faaliyet yürüten Maoist gerillalar, topraks›z köylüler, yoksul ve yerli halk için mücadele ediyorlar ve devlet görevlilerini ve kurulufllar›n› hedef al›yorlar. Hindistan Baflbakan› Manmohan Singh, Maoistlerin önderlik etti¤i ayaklanmay›, Hindistan'›n karfl› karfl›ya kald›¤› en büyük iç tehditlerden biri olarak tan›ml›yor.

1-16 Temmuz 2009

11

Lalgarh halk› çat›flma bölgesinde miting gerçeklefltirdi H‹ND‹STAN- HKP(Maoist)’in 22-23 Haziran tarihinde Hindistan’›n 5 eyaletinde ilan etti¤i genel direnifl özellikle Bihar, Orissa ve Jharkhand’da etkili oldu, ço¤u yerde günlük yaflam› felç etti. Maoistler, Orissa ve Chattisgarh’da büyük telefon ve uydu da¤›t›m flebekelerini imha ettiler, tren ve otobüs seferlerini durdurdular. Çat›flma bölgesi olan Lalgarh’›n yer ald›¤› Bat› Midnapore ilinde ise hemen hemen hiçbir iflyeri kepenk açmad›.

Operasyonda ilerleme yok : 5 gün önce Lalgarh polis istasyonunu yeniden ele geçiren güvenlik güçleri ise 5 gündür Lalgarh’›n iç bölgelerine operasyon yapmak için plan yap›yor. Fakat henüz harekete geçebilmifl de¤il. 20 Haziran’da karakola kamp kuran çok say›da asker ve polis o günden sonra Maoistlerin ve “Polis Vahfletine Karfl› Halk Komitesi”nin kontrolündeki bölgeye yönelik bir

harekat gerçeklefltirmedi. Operasyon flefi Paneer, kurmaylar› ile birlikte bir bas›n toplant›s› gerçeklefltirdi. Maoistler ise tam da bu toplant›n›n yap›ld›¤› s›rada, polis karakoluna sadece 8 km uzakl›kta bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. Silahl› gerillalar ise 3000’den fazla köylünün kat���ld›¤› yürüyüflün güvenli¤ini sa¤lad›. Maoist lider Bikash mitinge silahl› gerillalardan oluflan bir koruma grubunun eflli¤inde geldi. Mitingde konuflan Bikash, güvenlik güçlerinin Lalgarh’a direnifl görmeden girdiklerini söylemelerine gönderme yaparak, Lalgarh’›n içine gelmelerinin kolay olmayaca¤›n› söyledi. Lalgarh karakolunda kamp kuran güvenlik güçlerine yönelik stratejilerinin ne oldu¤u sorusuna Bikash, “Bunu zaman gösterecek ama ne olursa olsun, polisi durduraca¤›z” fleklinde yan›t verdi. Maoistlerin ça¤r›s›yla toplanan Lalgarh halk› güvenlik güçlerinin kamp alan›na 8 km uzakl›kta miting gerçeklefltirdi.

‘Maoistler sadece askeri de¤il, ekonomik olarak da tehdit’ REUTERS- Analist Bappa Majumdar, Hindastan’da Maoist halk ayaklanmas›n›n Hindistan devleti için sadece askeri de¤il, ekonomik olarak da tehdit oluflturdu¤una dikkat çekiyor. Reuters ajans›n›n haberlefltirdi¤i analizi, önemi ve güncelli¤i nedeniyle okurlar›m›za sunuyoruz. Hindistan’da maden zengini k›rsal alanlar›n büyük çevrelerinde geliflen Maoist ayaklanma, ülkenin ekonomik yavafllamas›na neden olabilece¤i gibi endüstriyel geliflme planlar›n› da zarara u¤ratabilir. Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’i, ‹slami militan gruplarla bir tutan hükümet, pazartesi bu partiyi de yasaklad›, ama uzmanlar yasaklaman›n, ayaklanmaya karfl› mücadelede az bir etkide bulunaca¤›n› söylediler. Geçen hafta yüzlerce Maoist, Bat› Bengal’in baflkenti Kolkata’dan 170 km uzakl›kta olan Lalgarh flehrini, ‘kurtar›lm›fl bölge’ ilan etti. Bu durum, bölgede yat›r›mlar› olan sermaye sahipleri aras›nda endifle uyand›rd›. Hindistan’n›n trilyon dolarl›k ekonomisiyle k›yasland›¤›nda bu durumdan kaynaklanan ekonomik etki küçükken, ayaklanma ve verdi¤i iflaretler, Hindastan’›n kendi bölgesini kontrolü alt›nda tutamayaca¤› ve yat›r›mlar›(n›) düflünen flirketler için risklerin artaca¤›n› gösteriyor. Lalgarh olay›, Lalgarh yak›nlar›nda 7 milyar dolarl›k-10 milyon ton kapasiteli-çelik tesisi kuran ülkenin üçüncü büyük çelik üreticisi JSW Steel’i endileflendirdi. “Bekliyoruz ve izliyoruz, herkesin yapt›¤› gibi” ifadeleriyle endiflesini dile getiren flirketin Bat› Bengal iflletmelerinin bafl yöneticisi Biswadip Gupta, Reuters’a flunlar› aktard›: “Ekonomik felaketlerin bafl›nda, Maoist isyanc›lar geliyor. Gerginlik oluflturan bir problem.” Baflbakan Manmohon Singh, Lalgarh’da ba¤›ms›zl›k ilan etmelerinden ve bu y›l içinde ço¤u polis 300 insan öldürüldü¤ünden dolay› Maoistleri en büyük iç güvenlik tehdidi olarak görüyor.

‘Ticari faaliyete de darbe’ 1967 sonunda Bat› Bengal’in Naxalbari kentinde mücadelelerini bafllatan Maoistler, hükümetin son endüstri hamlesinden kaynakl› köylülerde oluflan tepkiden faydalanarak köylüler aras›ndaki deste¤ini geniflletiyor. 22,000 savaflç›s› oldu¤u tahmin edilen ayaklanmalar do¤u, orta ve güney k›rsal bölgelelerin büyük bölümünde etkin ve görevliler ayaklanmalar›n flu anda flehirlere ve büyük kasabalara yay›ld›¤›n› söylüyorlar. Yoksul köylüler ve haklar› gasp edilmifl kesimler için mücadele eden Maoistler, ekonomik faaliyeti felce u¤ratmay› amaçlayarak demir yollar›na ve fabrikalara sald›r›yor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Odalar› Federasyonu’nda analist Anjan Roy, ekonomik geliflimeye iflaret ederek flunlar› dile getirdi: “Bu halen bir hukuk ve düzen problemidir, ama çok ciddiye al›nm›yor ve gerekenler yap›l›p üstesinden gelinmezse ciddi sonuçlar do¤urabilir.” Maden bak›m›ndan zengin olan Orissa bölgesi devlet yönetimli Ulusal Alüminyum LTD fiirketi’ndeki boksit üretimi, Maoistler taraf›ndan Nisan ay›nda flirketin iflletmelerinden birisine yap›lan sald›r›dan sonra %20 düflmüfl durumda. fiirket flu anda ayaklanma sald›r›lar›ndan korktu¤u için kendi maden ocaklar›ndaki patlay›c› depolar›n› azaltt›. Alüminyum flirketinin maden ocaklar› ve rafineri yetkili müdürü P.K. Mahapatra, “Daha savunmas›z›z ve uyan›k kalmak zorunday›z” dedi. Kolkata’dan Güney Do¤u Demiryollar› sözcüsü Soumitra Majumdar, “‹hracata da darbe indiriliyor ve kaynaklar bu flekilde yok edilirse bölgedeki kalan son üç çelik fabrikas› da çok geçmeden fazlas›yla etkilenecek” dedi. www.reuters.com sitesinden çevrilmifltir

Hindistan Komünist Partisi (Maoist) 'terör' listesinde Merkezi Hindistan Hükümeti, Bat› Bengal’in Lalgarh kasabas›nda yaflanan ve halen devam eden son olaylardan sonra Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’i terör listesine ekleyerek yasaklad›. Bat› Bengal eyaletinde yaklafl›k 30 y›ld›r hükümet olan “Sol Cephe” hükümeti ise Maoistleri yasaklamamaya karar verdi. Merkezi hükümet, HKP (ML)-Halk Savafl› ve Maoist Komünist Merkez adl› örgütleri yasaklam›fl, bu iki örgütün 2004 y›l›nda birleflmesiyle oluflan HKP (Maoist) ad›n› ise yasaklamam›flt›. Bat› Bengal hükümet yetkilileri HKP (Maoist)’i yasaklaman›n onu daha çok güçlendirdi¤ini, Maoistlerle politik olarak mücadele etmek gerekti¤ini söyleyerek Bengal’de HKP (Maoist) aç›s›ndan “yasal statü”nün devam edece¤ini duyurdu. Bat› Bengal’in “Sol Cephe” hükümeti ve hükümete liderlik eden HKP-Marksist önderli¤i bir haftad›r yasaklay›p yasaklamama konusunu tart›fl›yordu. Bat› Bengal’in baflkenti Kalkuta’da, HKP (Maoist)’in sözcülü¤ünü yapan Gour Chakraborty, kat›ld›¤› bir televizyon program›nda yasaklama hakk›nda flöyle konufltu: “Merkez Hükümet’in tavr› asl›nda yeni bir fley de¤il. Benzer bir deklarasyonu 2004’de de yapm›fllard›. Bu, 2004’deki deklarasyonun Lalgarh krizi nedeniyle tekrarlanmas›ndan baflka bir fley de¤il.

litik faaliyetimizin h›z kazanmas› karfl›s›nda do¤al olarak böylesi bir önleme yöneldiler. Fakat herkes biliyor ki, 2004’teki yasaklaman›n ard›ndan hareketimiz çok daha güçlendi. Tabi, yasaklama karfl›s›nda Bat› Bengal’in ‘Sol Cephe’ hükümetinin tavr› da merak ediliyor. Biliniyor ki, HKP-Marksist ve Sol Cephe hükümeti eskiden beri Maoistleri yasaklama taraftar› de¤il. Fakat bu hiçbir anlama gelmiyor. Sol Cephe hükümeti, Merkezi hükümetin bu yasa¤›ndan sonra yine geçmiflte oldu¤u gibi insanlar›m›z› öldürecek, tutuklayacak, iflkence edecek. HKP-Marksist pratikte anti-Maoist fliddetten hiçbir zaman vazgeçmedi. [En son genel seçimlerde birinci parti olan ve flu an Bat› Bengal’de muhalefet partisi olan] Trinamool Kongresi ise anti-Maoist fliddet konusunda HKP-Marksist ile ayn› kafada. Trinamool lideri Banarjee, [eyalet hükümeti seçimlerini kazanmas›n›n beklendi¤i] 2011 seçimlerinden önce bütün Maoistlerin öldürülmesi ya da hapsedilmesi için can at›yor. Aç›kças› politikac›lar›n bu ikiyüzlülü¤ü, bu f›rsatç›l›¤› bizi besliyor. Onlar›n bu riyakâr halleri karfl›s›nda halk yüzünü daha da bize dönüyor. Sonuçta, yasaklama bizim, s›n›f düflmanlar›m›z›n ve çürümüfl düzenin üzerine daha cesaretle yürümemizden baflka bir ifle yaramaz.”

Charakbarty TV program› ç›k›fl› tutukland›: S›k s›k televizyon prog‘Biz Maoistler s›n›f mücadelesine inan›yoruz’:

Biz Maoistler, s›n›f mücadelesine inan›yoruz. S›n›f düflmanlar›m›z›n kimli¤i konusunda da çok netiz. Merkezi hükümet kapitalist bir hükümet ve do¤al olarak kapitalizmin kurallar›n› iflletiyor. Operasyonlar›m›z›n ve po-

ramlar›na kat›larak Naksalitlerin politikalar›n› savunan HKP (Maoist)’in Kalkuta’daki sözcüsü Gour Chakraborty, bir TV program› ç›k›fl›nda Kalkuta polisi taraf›ndan tutukland›. Tutuklama, merkezi hükümetin HKP (Maoist)’i yasaklamas›ndan hemen birkaç gün sonra

(24 Haziran’da) gerçekleflti. 73 yafl›nda olan Charakborty, kat›ld›¤› televizyon program›nda Lalgarh’daki Maoist fliddeti savunmufltu. Bengali TV’deki programda konuflan Maoist sözcü, Maoistlerin, Hindistan’da radikal bir sosyal de¤iflimi gerçeklefltirebilecek tek devrimci grup oldu¤unu söylemiflti. Hindistan devletinin ABD emperyalizminin yardakç›s› oldu¤unu söyleyen Chakraborty, Bat› Bengal hükümetinin de çok farkl› olmad›¤›n› eklemiflti. Program ç›kfl›nda kanaldan ç›kan sözcü, d›flar›da bekleyen polisler taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Yasaklanan HKP (Maoist)’in bir üyesi olan Bay Chakraborty, Lalgarh’daki cereyan eden olaylar›n ard›ndan bir çok televizyon program›na kat›larak Maoist politikalar› savunmufltu. Charaborty ile birlikte baflka Maoistlerin de tutukland›¤› söyleniyor. Bat› Bengal polisi, birkaç gün önce çat›flma bölgesi Lalgarh'a giderek gözlemlerde bulunan ayd›n ve sanatç›lara soruflturma açarak, Maoistlere yard›m etmekle suçlad›. Aralar›nda çok tan›nm›fl yönetmen Aparna San, oyuncu Sanli Mitra ve tan›nm›fl tiyatro sanatç›s› Kaushik Sen’in de bulundu¤u bir grup entelektüel geçti¤imiz günlerde Lalgarh’a gitmifl, çat›flmalar›n son bulmas› konusunda Maoistlerle hükümet aras›nda arabulucu olmaya çal›flm›flt›. Sanli Mitra, BBC’ye yapt›¤› aç›klamada, kendilerine yönelik suçlaman›n flok edici nitelikte oldu¤unu söyledi.

yetler olarak adland›rmas›n›n hiçbir anlam› olmad›¤›n› söyledi. Nepal Birleflik Komünist Partisi (Maoist)’in üst düzey yöneticilerinden olan Chandra Prakash Gajurel, NBKP-Maoist'in Hindistan rejiminin Hindistanl› Maoistleri terörist ilan eden karar›na yönelik tavr›n› aç›klad›. Gajurel, Hindistan devletinin Hindistanl› Maoistlerin faaliyetlerini “terörist” faaliyetler olarak adland›rmas›n›n hiçbir anlam› olmad›¤›n› söyledi. Gajurel, “Bir partiyi terörist bir örgüt oldu¤u gerekçesiyle yasaklaman›n o partiyi ortadan kald›rmayaca¤›n›n en taze örne¤i Nepal’dir” fleklinde konufltu NBKP (Maoist)’in D›fl ‹liflkiler Bürosu Baflkan› olan Gajurel’in aç›klamas› Hindistan devletinin karar›n› aç›klamas›n›n ard›ndan gelen ilk resmi aç›klama oldu. Gajurel, Hindistan Maoistleri ile ideolojik yak›nl›klar› oldu¤unu fakat organik bir iliflkileri olmad›¤›n› ekledi. Gajurel, devrimci bir güç karfl›s›nda zafer kazanmak için fliddet kullanan Hindistan rejiminin karfl›s›nda olduklar›n› duyurdu. Bu konunun partilerinin Politbüro toplant›s›nda da ele al›nd›¤›n› söyleyen Gajurel, Hindistan’n›n karar›n›n etkili olmayaca¤›n› düflündü¤ünü söyledi. Zaman›nda Nepalli Maoistleri “terörist” ilan etmekte yar›flan Hindistan ve Nepal devletlerinin daha sonra kendileri ile nas›l da muhatap olmak zorunda olduklar›n› hat›rlatan Gajurel, Maoist faaliyetleri yasaklamakla bir yere var›lamayaca¤›n› yineledi.

NBKP (Maoist): Hindistanl› Maoistler terörist de¤ildir:Gajurel,

Hindistan devletinin Hindistanl› Maoistlerin faaliyetlerini terörist faali-

Çeviri: Solun Do¤usu


‘fiiir, toplumsal mesaj›n bir elmas›n kokusu gibi olmal›d›r’ der Engels. Kristalize olmufl gerçe¤in, anlafl›labilir duygulara bürünebilmesidir. Bir ‘Yaral› Y›ld›z›n Gölgesinde’dir, Cordoba yollar›nda ‘zeytin karas›’d›r flairin. ‘Yer yüzü aflk›n yüzü’dür dizelerinde, ‘üflür ölüm bile’ serin direniflinde. Y›k›l›nca “y›k›lmaz” olan ‘su çürür’, Ozan›n dilinde ‘umut katar›y›m, da¤ tutar yolum’ z›lg›tlar›na dönüflür. Ama her fleyden önce fliir, imgenin esaretinde bir davettir; ‘ yaflamak bir a¤aç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeflçesine’

1-16 Temmuz 2009

fi‹‹R VE ‹MGE

12

KÜLTÜR-SANAT

Y. OZAN

T

arih yapraklar› 3 haziran 63’ü gösterdi¤inde, fliir yetim kalm›fl hissiyat› yaflan›r. Sadece kendi ülkesi s›n›rlar› dahilinde kalmam›fl, ait oldu¤u düflün dünyas›n›n fliirsel savunuculu¤unu, ezilenlerin özgür dünya projesinde bayraklaflt›rarak, fikirleri ve sanat› enternasyonal proletaryaya mal olmufl Naz›m Hikmet’in ‘hiç kimse duymadan hükümler giymesi’ buruklu¤udur o gün. ‘Haziranda ölmek zor’ derken, ne kadarda hakl›ym›fl Hasan Hüseyin! Ve 2005’ten beridir, Haziran’da çifte mengene pusular›nda direnir yürekler. fiiir ve kavga tutuflturur gecenin mavisinde! Ayn› selametli yolun aflina ezgileridir haziranda yetirdiklerimiz… ‹mgeler..! hayat›n, toplumsal dönüflümü için fikirlerin, betimleme sanat›yla anlat›lmas›. Ve fliir! ‹mgelerin kaç›n›lmaz dura¤›! Bu yaz›yla birlikte Naz›m Hikmet’i, klasik, kronolojik anmaktan ziyade, ezilenlerin fliir dünyas›nda katt›¤› kazan›mlar›, geçti¤imiz süreç itibariyle fliir dünyas›n› ve imge gelene¤ini tek tek ele almaya çal›flaca¤›z. Bu ele al›fl, biçimsel esteti¤in, öz ile diyalektik birli¤i ve dört büyük kopufl (tüm s›n›f ayr›l›klar›n›n kald›r›lmas›na, bu s›n›f ayr›l›klar›n›n dayand›¤› tüm üretim iliflkilerinin kald›r›lmas›na, bu üretim iliflkilerinin karfl›l›¤› olan tüm sosyal iliflkilerin kald›r›lmas›na, bu sosyal iliflkilerin sonucu olan tüm fikirlerin devrimcileflmesine) çerçevesinde, insanl›k mücadelesindeki getirileri, hatalar› ve eksikleri üzerinde duraca¤›z. Yaz›n›n bitifliyle birlikte, fliirin geldi¤i derinlik ve flu andaki bilinçlenme evresinde oynam›fl oldu¤u rolü dile getirmeye çal›flaca¤›z. Bu flekliyle, büyük ustaya sayg›m›z›, onun dünyaya izdüflümü, fliir tad›nda hat›rlamaya çal›flaca¤›z. fiiir insanl›k tarihinin en eski edebiyat türlerinden biridir. Yaz›n›n dahi keflfedilmedi¤i dönemlerde, ezgilerle a¤›zdan a¤za dolaflarak günümüze kadar gelen ço¤u fliir bunun naçizane örneklerini göstermektedir. ‹mge, sözlük karfl›l›¤› hayal olarakta nitelendirilirken, edebiyat çevreleri taraf›ndan ise ‘anlat›lmak isteneni daha canl›, daha duyulur biçimde anlatmak için onunla baflka fleyler aras›nda ba¤lant› kurarak tasarlanan yeni biçimler’ olarak de¤erlendirilir. Her sanat dal› gibi fliirde herhangi bir düflünce silsilesinin (en özlü ifadesiyle s›n›f›n) merce¤inden geçerek hayat hakk› bulur. Ve bu düflünce sistemati¤inin felsefi özüne sad›k kalarak, imgelemeler anlam kazanmaktad›r. O yüzden imge denilen fliirsel olguyu, o fliirin ve o fliirin hizmet etti¤i s›n›f perspektifinin soyutlan›larak yap›lan yorum, hayat›n her alan›nda da olabilece¤i gibi ikiyi bir etmek olur. Naz›m Hikmet’e dair, daha önceleri defalarca de¤erlendirme yap›ld›-yap›lmakta. Naz›m’› Naz›m yapan en büyük temel ö¤esi (evet temel ö¤esi) Naz›m’›n 20. yüzy›l uzlaflmaz s›n›f çeliflkileri içerisinde, taraf›n› Marksist düflün dünyas›ndan yana belirleyerek, Marksist felsefeyi fliirlerine baz alarak, eserler üretmesiydi. Zira Türkiye-Kuzey Kürdistan’da gördü¤ü onca bask›, sansür, k›s›tlama, 16 sene cezaevi ve sürgün, bizzat ezilenlerin kurtuluflu için kaleme ald›¤› eserlerden dolay›d›r. Onun eserlerinde aksettirdi¤i diyalektik materyalizmin esteti¤e bürünmüfl bir evresidir. Dünya edebiyat›nda ilk defa olan, flanl› Ekim devrimiyle ortaya ç›kan bu yeni ak›m›n ilk sözcülerinden ve ilerleticelirinden olmufltur. ‹mge, sadece mistik-idealist bak›fl aç›s›n›n de¤il, ayn› zamanda da, diyalektik öze ba¤l›, biçiminde vazgeçilmezi aras›ndad›r. Ama her iki dünya görüflü aras›nda bir fark vard›r. Bu dünyay› ele al›fltaki metodoloji fark›d›r. Her ikisi de imgedir. ama her iki imgede, iki ayr› yola iflaret eder. Birisi yaflam› anlafl›lmaz, mu¤lak, bilinmezci, hofl sözler manzumesi ya-

da sürekli kötülükler tekrar› olarak gösterirken, di¤eri ise maddenin bilinçteki yans›mas› olarak vuku bulan insan derinli¤ini iflfa etmektedir. ‹mgeyi ve ezilenler aç›s›ndan yeri ve görevini anlamak için, imgenin kendi co¤rafyam›z s›n›rlar›nda k›sa bir muhasebesini yapmak, tarihsel arka plan›na bakmak, yaz›n›n anlafl›labilirli¤i aç›s›ndan önemli oldu¤u kanaatindeyiz. fiiirde imge serüveni, ülkemiz topraklar›nda da ilk ç›k›fl›ndan beri iki ana ak›ma bölünmektedir. Ama sistemli olarak tart›flmalar, 1920’lerin bafl›na dayanmaktad›r. ‹mge, duygu ve düflünceleri daha aç›k hale getirmeye çal›flan bir araç olarak görenler ile, fliirin imgeler sanat› oldu¤unu söyleyenler, saflar›n› belirlemifltir. Bu da, fliirin geliflimiyle birlikte çeflitli dönemlerde bir ak›m›n, di¤er ak›ma göre daha a¤›rl›kl› olarak seyrelmesine, zaman zaman, öncülükartç›l›k olarak yer de¤ifltirmesine evirilerek (ki bu s›n›f mücadelesinde s›n›flar›n bir biriyle olan dengeleriyle efl de¤erdir) günümüze kadar gelmifltir

Garipçiler “Beylik kal›plar, beylik oyunlar, beylik dünyalar içinde bunalm›fl kalm›fl olan fliire yeni imkânlar aramak” için yola ç›km›fl bir gelene¤in temsilcisidir Garipçiler. Bunlar›n bafl›nda Orhan Veli gelir. Bu fliir gelene¤inin en göze çarpan özellikleri fliiri her okuyucunun anlayabilece¤i, s›radanlaflt›ran bir metot izleyerek, en genifl okura dayanmay› perspektif edinir. Ama öte yandan, ‘her türlü anlam ve söz sanatlar›ndan vazgeçilmelidir’ anlay›fl›yla, felsefede agnostisizme kap› aralamaktad›r. fiiir esnas›nda, okuyucunun akl›nda kalmas› için bafl vurulan her türlü kafiyeye ‘kal›p’lar› y›kmak üzere reddeder. fiairaneli¤e karfl›tl›¤›yla baya¤› ün salm›fl olan garipçiler ak›m›, “Genç okuryazarlar, hatta bu iflle u¤raflanlar sand›lar ki, fliir yaln›z küçük olaylar›n, yaln›z alelâde bir dille anlat›lmas›ndan meydana gelir. Böyle böyle bu basitlik, bu alelâdelik fliirin bir tarifi, bir flart› oldu” diyerek tüm eski fliir anlay›fllar›yla çarp›flt›. Lakin, bir süre sonra kendisi de ak›ma direnemedi. ‹mgeci ak›m›n gelmesiyle birlikte, Garipçiler dönemi kapanmaya yüz tuttu!

‹kinci Yeniciler fiiirin en önemli de¤eri olarak gördükleri imgeleme sanat›n›n kendilerine rehberlik edinen ‹kinci Yeniciler, Garipçilerin fliirinden kovdu¤u imgeyi taç edinmifllerdir. Kapal› anlat›m, soyutland›rma, eriflmifl olan fliir tekniklerini imgenin bol ritueli alt›nda yeni bir boyuta varm›flt›r. Art›k fliir yoktur. ‹mge vard›r. ‹mge yaflanmaz ama yaflar. ‹mge anlat›lmaz ama anlat›d›r. ‹mge kavran›lmaz ama kavramd›r. K›sacas›, salt imgeye kadar fliir, fliir olmam›flt›r. Bu gelene¤in öncü flairlerinden Cemal Süreyya bakal›m neler diyor “‹mge ne acaba? ‹mge bir fleyin daha iyisi, daha kötüsü, daha gerçe¤i, daha gerçek d›fl› durumu, daha temizi, daha kirlisi, daha hafifi, daha a¤›r›, daha... Nas›l söyleyeyim, daha kendisi (Cemal Süreya, 1997: 177). ‹kinci Yeniciler’e ayn› zamanda ‘imge ç›lg›nlar›’ diye de söylenilir. Çokta haks›z olundu¤u söylenemez. Zira, Cemal Süreyya’n›n söylediklerine birde Ece Ayhan’›n “‹mgesiz hiçbir fley anlat›lamaz” denecek kadar imge fetiflizmine düfltü¤ü görülürse, “ç›lg›nl›k” olarak nitelendirilen fleyin boyutunu anlam›fl oluruz. “‹mge asl›nda anlam. Anlam tafl›y›c›s›. fiiirin birimi. Ama bir bak›ma da de¤eri var, yaln›zca araç de¤il” sözüyle, asl›nda, ‹kinci Yeniciler’i ve onlar›n üzerinden yükseldi¤i felsefi idealizmi, çocuk gözüyle görmek bile mümkündür. Art›k ‹kinci Yenicilerin yolu bellidir; “gerçe¤in düzeninde yapamayacaklar› de¤iflikli¤i kelimelerin konuflma dilindeki gündelik düzeninde yapmak” !!! Bu flekliyle, toplumun de¤ifltirilmesi mümkünat› olmad›¤› düflüncesi, fliirle en genifl kitlelere ulaflt›r›labilecektir. “Devaml› hayal kur, gerçek olmayan› iste, ulafl›lamayan› keflfet.”

Toplumsal Gerçekçilik 1960’l› y›llara gelindi¤inde, gerek dünyada ana ak›m olan devrimin yükselifli gerekse bunun ülkemize yans›mas› ve tüm bunlar›n sonucu olarak toplumsal kurtulufl için aya¤a kalkan ezilen y›¤›nlar›n hareketlili¤i, kendisini fliir alan›nda da gösteriyordu. Atilla ‹lhan, Arif Damar, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin, Ahmet Arif ve bir çok flair bu dönemin toplumsal de¤iflimi içerisinde flekillenerek, fliirlerini toplumsal gerçekçilik gelene¤ine göre derleyecektir. Hatta ismi geçen bu flairler, geri toplumun düflün dünyas›ndan bütünlüklü olarak kopamasa da, dönemsel olarak, toplumsal gerçekçilik fliir gelene¤ine önderlik edecektir. Toplumsal gerçekçilik, Naz›m’a tekrar dönüfl yolunun aralan›fl› olarak görülmelidir. Naz›m, o¤lu Mehmet’e yazd›¤› mektupta “Bak o¤lum. Ben bir yaz› okurken, ister ilim yaz›s›, ister fliir, edebiyat, hikaye, roman, falan filan. Kendime flunu sorar›m; Ne diyor? Dedi¤ini nas›l diyor? Bu iki soruda ilki temeldir, fakat her ikisi bir, birlik olmal›d›r” diyerek, düflüncelerin, sanatsal alanda ele al›n›rken uygulanmas› gereken metot da öncelik-sonral›k olgusunun ne oldu¤unu, anlatmaktad›r. Toplumsal gerçekçi fliir gelene¤inin Naz›m sonras› uygulay›c›lar›; “Sav›m›z fluydu: Has sanat toplumsal sanatt›r, toplumsal sanat bir içlem (öz, muhteva, contenu) sanat›, söyleyecek fleyi söyleyifl biçiminden ay›rmaks›z›n öne alan sanat... Bu durumlar› bilgin de ozan da deyimleyebilir, aralar›ndaki fark ikincisinin, estetik kategorileri içerisinde ve imgelerle deyimlemesi” diye yorumlayarak, Naz›m’›n sanat›yla ortaklaflmaktad›r. Toplumsal gerçekçiler, Garipçilerin fliirlerinden tamamen att›klar› imgeyi, yeniden fliire kazand›rarak ve ayn› zamanda “‹mge her fleydir” diyen ‹kinci Yeniciler’le aras›na toplumsal realitenin de¤iflim mücadelesini koyarak fliirde tekrar ilerlemenin ad›yd›. Ne öznelci dünya görüflünün biçimi yücelendirerek, toplumsal özden kopartarak imge fetiflizmine düflüyor, ne de salt propagandif, didaktik, yal›nl›k etkisinde kalarak nesneyi duygu dünyas›nda devfliriyordu. fiiirde olan de¤iflim, ülkemize has, lokal bir edebi hadise de¤il, uluslar aras› poetikan›n vücut bulmufl haliydi. Yine ikinci emperyalist paylafl›m savafl› sonras›nda bir çok flair, toplumsal gerçekçilik ak›m› içerisinde yer alacakt›. Fakat belirli bir dönem sonra, toplumsal gerçekçilik içerisinde çeflitli fikir farkl›l›klar›-yol ayr›l›klar› kendisini gösterecekti. Bu ayr›fl›m içerisinde bir çok flair kendisini “toplumcu” yada “gerçekçi” olarak kategorize ederek, toplumsal gerçekçili¤i metafizik olarak ele almaya bafllayacakt›. Bunun önemli belirtileri büyük flair Bertol Brecht’te görülecektir. Brecht, “Halk için savaflan entelektüeller için de yazmak, halk için yazmakt›r” fikriyle, elitist fliire meyleyen bir çizginin belirtileriyle, “gerçekçi” yelken açacakt›.

fiiir ve Mevcudiyet Günümüzde, toplum fliire karfl› çok ac›mas›z! fiiir yazmak o yüzden cüretkarl›k gerektiren bir hale bürünmüfl durumdad›r. Tüm kesimler taraf›ndan tan›nan, “be¤enilen” “çok ünlü” flairlerin kitaplar› dahi, 4-5 bini aflmayacak seyirde yol al›yor. fiiire ilgi böyle olunca, fliirdeki kalitenin seviyesi de buna ayn› paralellikte efllik ediyor. Edebiyat dergilerinde fliir yaz›l›yor ama tart›fl›lm›yor. fiiir be¤enileri oluyor, ama o fliire ruhunu veren düflün dünyas› irdelenmiyor. Ya salt muhteva-kontenü, ya da “Allah ne verdiyse dedirtecek” tarzdan bir imge fetiflizmi at bafl› gidiyor. Ve tüm bunlar›n hepsi, 20. yüzy›lda muazzam fliir birikim seviyesine yükselmifl devrimci cenahta cereyan ediyor. Ülkemizdeki devrimci fliir gelene¤inin bu flekle bürünmesi yol açan, esas itibariyle 12 Eylül AFC’n›n etkileridir. 12 Eylül’le toplumun ilerici güçleri ve genifl halk y›¤›nlar›na yap›lan sald›r› ve bu sald›r›n›n yaratt›¤› tart›flma götürmez

yenilgi (geçicide olsa yenilgi) toplumsal gerçekçi saflar›na ekti¤i tohumlard›r. Rus sosyal emperyalizminin çöküflüyle birlikte, neo-liberal reçeteli yeni “ayd›n”lanma hareketi ve “toplumsal” savunusu bu tohumlar›n yeflermesine katk›lar sunmufltur. Birçok toplumsal gerçekçi flair havlu atm›fl, devrimci gelenek “yeni” ak›ma karfl› duramam›fl yada k›smi itirazlarda bulunmufltur. Neticede ise, birbirini izleyen biçimi farkl› ama özü ayn› olan (burjuva fikirlerin fliir alan›ndaki hakimiyeti) AFC ve neo-liberal sald›r›lar, devrimci gelene¤in toplumsal gerçekçilik do¤rultusunda yeni sanaterleri yetifltirmesinin-gelifltirmesinin önüne güçlü setler oluflturmufltur. Tüm bu toplumsal tarihçemizde, flu anda durdu¤umuz yer neresidir? Esas sorulmas› gereken soru budur? Zira bu soruya do¤ru cevap bulabilirsek, nereye gidece¤imize (toplumsal gerçekçi fliir rehberli¤inde) daha rahat yön verebiliriz. Saflar›m›zda flu anda iki olumsuz yan mevcut. Birbirinin iki kutbu, ayr› ama ayn› olan iki kutup! Somut örnek verecek olursak, Kardelen Yay›nc›l›k’tan ç›kan son iki fliir kitab› bu iki ucu gösteriyor. Ercan Yoldafl’›n kitab›, nerdeyse düz yaz› tarz›nda kaleme al›nm›fl. Bir çok vurgu, binlerce defa dinlemifl oldu¤umuz, gelenek fliirlerimizin t›pk›s›n›n ayn›s› durumunda. Hele baz› fliirleri neredeyse, KAYPAKKAYA camias›n›n marfllar›n› anlatmaktad›r ki, bu da fliirin salt propagandif yönüne iflaret ederek, okuyucu kitleyi toplumsal gerçekçilik metodolojisinin bir yan›na bakmas›na yönlendirir. Di¤er bir kitap ise, sevgili dostum, yoldafl›m Murat Sezgin’in ‘Y›ld›z›n Yaral› Gö¤sünde’ eseridir. ‹lk önce belirtmek gerekir ki, Murat’›n son fliir kitab› ilkine oranla bir kopuflu getirmifl durumda. Ama toplumsal gerçekçilik ak›m›n›n kendisini de¤il, nüvelerini bulundurmakta. fiiirlerinde do¤a, toplum ve insan betimlemeleriyle hofl imgeler yakalam›fl. Fakat ne yaz›k ki, fliirlerinde baz ald›¤› metafor, anlat›lmak istenen de¤il, biçimsel anlat›md›r. ‹mge ç›lg›nl›¤› fliirlere o kadar hakim ki, ‘ana tema ne, sonuç nerede’ dedirtecek tarzdand›r. Tüm bu tek yanl› ele al›fla ra¤men, toplumsal gerçekçilik fliirinin nüveleri de bulunmaktad›r. En son Murat yoldafl›mla görüflmemde yeni fliirlerini okudum. San›r›m bir sonraki fliir kitab›nda, oldukça güçlü real-imge gelene¤inin derin fliirlerini okumak mümkün olacakt›r. Sonuca do¤ru var›rken, bir dönemin fliir realitesinin ne olmas› gerekti¤ini, o dönemde hakim s›n›flar›n›n yönelimleri ve ezilenlerin bulundu¤u pozisyonu iyi görmemiz gerekir. Mao, sanat üzerine yaz›lar›nda flöyle diyordu. “ … iki sorun var. Birincisi, edebiyatta derinlik kazanmak iken, ikincisi yayg›nl›k kazanmak! Ülkemizde Japon emperyalizminin iflgali mevcut! O halde en genifl halk y›¤›nlar›na gidebilmek için yayg›nl›k politikas›n› izleyece¤iz.” Toplumsal gerçekçi fliir gelene¤inin savunucular› bu yöntemi izlemelidir. Amerikan emperyalizminin BOP eflli¤inde, Ortado¤u’yu tekrardan flekillendirmesi ve bu flekilleniflin göbe¤inde Türkiye-Kuzey Kürdistan olmas›, toplumu derinden etkileyecek bir çok gerici politikalar›n yürürlü¤e girece¤i kaç›n›lmazd›r. Toplumsal gerçekçiler, bu hassas noktalara ›fl›k tutmak zorundad›r. Ama bizim aç›m›zdan ihtiyaç olan ve yukar›da bahsetti¤imiz, iki yanl›fl e¤ilime (salt propaganda ve soyut imge) karfl› edebi münakafla yürütmek büyük bir önem arz etmektedir. O yüzden, bugün izlenilmesi gereken yöntem, toplumsal gerçekçilikte yo¤unlaflarak yayg›nlaflmad›r. ‘fiiir, toplumsal mesaj›n bir elmas›n kokusu gibi olmal›d›r’ der Engels. Kristalize olmufl gerçe¤in, anlafl›labilir duygulara bürünebilmesidir. Bir ‘Yaral› Y›ld›z›n Gölgesinde’dir, Cordoba yollar›nda ‘zeytin karas›’d›r flairin. ‘Yer yüzü aflk›n yüzü’dür dizelerinde, ‘üflür ölüm bile’ serin direniflinde. Y›k›l›nca “y›k›lmaz” olan ‘su çürür’, Ozan›n dilinde ‘umut katar›y›m, da¤ tutar yolum’ z›lg›tlar›na dönüflür. Ama her fleyden önce fliir, imgenin esaretinde bir davettir; ‘ yaflamak bir a¤aç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeflçesine’


GÜNCEL

1-16 Temmuz 2009

13

‹ran'daki geliflmeleri nas›l anlamal›y›z?

Gerçeklefltirilen cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinin ard›ndan ‹ran'da halk›n beklentilerinin karfl›lanmas›nda hayal k›r›kl›klar› yaflanmas›, y›llard›r biriken tepkinin daha çok kendili¤inden soka¤a dökülüverdi¤i bir sürecin yaflanmas›na neden oluyor. ‹ran’da seçimle daha da netleflen tablo, statükonun bir ad›m ötesi geliflmelerin yaflanmas›na neden oldu. Hatta “‹ran’da bir de¤iflim mi oluyor?”, “Bir renkli devrim de ‹ran’a m›?”, “Rejim sars›l›yor, halk hareketi devrime do¤ru yol alabilir mi?”, “‹ran 30 y›l öncesine mi dönüyor?” gibi daha bir çok spekülatif ve çi¤ kalan de¤erlendirmeler oldukça yo¤un. Bilhassa liberal g›dal› ve emperyalist statükoya mutab›k de¤erlendirmeler bir anda her yeri kaplad›. Bu da yetmezmifl gibi “sivri zekâl› uluslararas› iliflkiler-Ortado¤u uzman›” bozuntular›, ‹ran’›n geçmiflini hat›rlatarak “‹ran halk› devrim yapmas›n› bilir” temennilerini dillendirerek niyetlerini de ortaya koyuyorlar. Söz konusu tahlil ve de¤erlendirmelerin yetersiz ve ço¤unlukla hayali oldu¤unu, bolca ‘ahkâm’ kesildi¤ini, soka¤a dökülen kesimlerin taleplerinin s›n›fsal ba¤lar›ndan kopar›larak tahlil edildi¤ini ve dolay›s›yla abart›l› yorumlar›n yap›ld›¤›n› söylemek mümkün.

‹ran’daki geliflmeler emperyalist ‘yeni süreç’le birlikte ele al›nmal› ‹ran’daki seçimlerin, emperyalizmin kendisini yeniden yap›land›rd›¤› ve dünya siyasetine, ekonomisine yeniden flekil verdi¤i bir süreçte gerçeklefli¤ini görmek gerekir. Obama’n›n tüm dünyaya sundu¤u yol haritas›, yeni stratejiler son derece aç›kt›r. Bu süreçte ‹ran’da önemli bir yerde durmaktad›r. ABD, ‹ran’a yönelik söyleminde de¤ifliklik yapt›¤›n›, eskisi gibi bir kaba yaklafl›m›n olmamas› gerekti¤ini, dertlerinin ‘küresel bir uzlafl›’ yaratmak oldu¤unu, bunun için ‹ran’a zeytin dal› uzatt›¤›n› aç›kça beyan etmektedir. Mant›ken böylesi bir beyan karfl›s›nda ‹ran’daki sokak gösterilerini klifle bir flekilde “Bat›’n›n ifli” diye yorumlamak do¤ru de¤ildir. Elbette ki karikatürize edeceksek, “Obama’n›n uzatt›¤› el karfl›l›¤›n› buluyor” diyebiliriz. Ama bu toptan yaklafl›m› hakl› ç›karmaz. Dikkat edilirse ‹ran seçimleri ve ard›ndan yaflanan gerilime dair Obama’dan laf gelmemifltir. Temkinli davran›lm›flt›r, ‘içifllerine kar›flmay›z’ tarz›nda beyanlar olmufltur. Bu, ABD’nin ‘imana geldi¤inden midir?’ De¤il tabi ki. Fakat ortada bir hesap var, tarihi tecrübeler var. Bir defa konjonktür baflka bir tarz› dayat›yor. Her fleyden önce Af-

UFUK Ç‹ZG‹S‹

ganistan-Pakistan gibi ABD’nin bir numaral› stratejik hedeflerinden biri söz konusu. Bu ‘maraz›n’ hallolmas› için ‹ran’a kur yapan ABD neden klifleleflmifl anlamda bir müdahalede bulunsun. Hele ki ABD ya da ‹ngiltere’nin komplo kurdu¤u ve ‘renkli bir devrim’ hedefledi¤i de¤erlendirmesi pek gerçekçi de¤il. En az›ndan bu yönde gözlenen bir siyasal durum, yönelim yoktur.

‹ran’daki seçim ve çat›flmalar›n çeflitli boyutlar› var Evet, emperyalist güçler, stratejik projelerine ba¤l› olarak ‘d›fl›ndaki’ dünyaya veya yutulacak lokma olarak gördü¤ü ya da difl geçirebildi¤ini düflündü¤ü ulus-devletlere de¤iflimi dayatt›¤› gibi, bu emperyalist zoraki ve yapay de¤iflim (‘demokrasi demagojisi’ ile k›l›flamaya çal›flt›¤› iflgalilhak sald›r›s›), ‹ran’›n kap›s›n› da çalmaktad›r. Lakin bu de¤iflim, liberallerin, sahte siyaset-uluslararas› iliflkiler uzmanlar›n›n anlat›¤› gibi de¤ildir. Yani ‘devrim oluyor, ya da ‘devrimin kap›s› aralan›yor’ de¤il. Kald› ki devrimin yolunu döfleyecek s›n›fsal dengenin ‹ran’daki durumu ortadad›r. Bugün ‘de¤iflimi’ ya da ‘devrimi’ isteyen s›n›flar hangileri ve bunlar›n bu hareketi do¤rultusunda oluflturduklar› bir program var m›? Halk kesimlerinin bu yönde s›rt›n› dayad›¤› dönüfltürücü, de¤ifltirici bir özne var m›? Bu sorulara verilecek cevap önemlidir. Kuflkusuz ezilen kesimlerin talepleri vard›r, bu yönde hareketlenmeye meyillidirler ve bu ayn› zamanda özel bir durum de¤il, aksine tarihsel-nesnel bir durumdur. Fakat göz ard› edilemez ki, ezilen kesimlerin bu ihtiyac›na cevap verecek, gerçek anlamda bir özne -ne yaz›k ki- yoktur. Bu koflullarda da olsa ‘isyan etmek’ hakk› tart›fl›lamayaca¤› gibi, bu koflullardaki hareketlerin bir proleter cephe devrimine dönüflmesi beklenemez. Geliflen harekete önderlik yapan s›n›f ve güçlerin niteli¤i gere¤i, hareketin baflar›s›z kalaca¤› bafl›ndan itibaren belli oldu¤u gibi, somut hareketin böyle bir iddias›n›n esasta olmad›¤› ve gerici klikler önderli¤inde geliflti¤i aç›kt›r. O halde mevcut hareketin sonuçlar› ne olabilir? Tam da bugün ‹ran’da oldu¤u gibi olur. Yani halk kesimlerinin talepleri, isyan›, Musavi gibi bir ‘devrimci’ ve onun ‘örgütü-program›’ etraf›nda döner. T›pk› bizim ülkemizdeki AKP gibi. AKP’de ‘devrimin’, ‘de¤iflimin’ öznesi olarak dayat›lmad› m›? Demokrasi timsali, haklar bahfleden havari vb. olarak addedilen AKP de¤il miydi? Demokrasi felaketinin, daha do¤rusu virüsünün

7’den 70’e herkese bulaflmas› böyle olmad› m›? Emperyalist konjonktür ‘de¤iflimi’ dayat›yor dedik. Do¤rudur. 30 y›ld›r kapal› devre çal›flan ‹ran devlet sistemi, dayatmac› olarak at oynatan emperyalist gücün süreciyle bütünleflme noktas›nda, farkl› blokta yer almas› itibar›yla ayak diremektedir. Bugün bu kapal› devre durumu önemli t›kan›kl›klar yaflamaktad›r. Haliyle bu sanc›lar ‹ran’daki s›n›fsal konumlara sirayet etmektedir. ‹flte bugün ‹ran’da yaflananlar hakim s›n›flar aras›ndaki çat›flman›n hem aynas› hem de körü¤ü oluyor. Zira Hamaney, Ahmedinecad ile Rafsancani, Musavi klikleri aras›ndaki çat›flma kendisini gizleyemiyor. Emperyalist sistem ve sermaye düzeniyle bütünleflememesi ‹ran’›n, bugün kendisiyle hesaplaflmas›n›, bugüne kadarki diyetinin bedelini ödemesini dayat›yor. Bu hesaplaflman›n sonucunda ‹ran, iktisadi anlamda iyi durumda olmad›¤›n›, gelecek vaat etmedi¤ini görüyor. ‹flte ‘de¤iflim’ burada kendisini gösteriyor. ‹ran hakim s›n›flar› (hani ›l›ml› denilenler) kendi krizlerini emperyalist ‘yeni’ stratejilerle gelifltirilen dönemle bütünleflmede sermaye harekelili¤i yaratmada görmekteler. Aç›lal›m, saç›lal›m diyorlar. Çat›flman›n kaynaklar›ndan birisi de bu dinamik. Kuflkusuz ‹ran hakim s›n›flar› bunu bu flekilde söylemeyeceklerdir. Halk›n biriken öfkesini, taleplerinin baz›lar›n› kendisine malederek, kendi taleplerinin ayn› zamanda halk›n talepleri oldu¤unu propaganda edeceklerdir. Böyle bir sentezden ise geriye koca bir yan›lsama kal›yor.

Musavi’nin rejim de¤iflikli¤i iste¤i mi, yoksa halk hareketi mi? Musavi’nin 30 y›ll›k ‘molla rejimi’ne karfl› baflkald›rmas› ve bu baflkald›r›n›n ‘cesurca’ addedilmesi de manipülasyon tütüyor. Evvela flunun alt› çizilmelidir ki, hakim s›n›flar›n bir temsilcisi olan Musavi’nin rejim de¤iflikli¤i istedi¤i ve bu de¤iflim için bir hareket bafllatt›¤› safsatadan ibarettir. Musavi’nin rejimi de¤ifltirmek istemesi, basit bir mant›k yürütülürse, ‹ran hakim s›n›flar›n›n rejimi de¤ifltirmek istemelerine denk düfler. Dolay›s›yla protestolar›n ve karfl› ç›k›fllar›n rejime yönelik olmad›¤›n›n sa¤lamas› yap›labilir. Hat›rlan›rsa Muhammed Hatemi'nin 2. kez devlet baflkan› seçildi¤i dönemde kendilerine simurg kuflunu simge olarak seçen gençler fiah dönemine ait "devrim flark›lar›" söylerken bile "mücadelenin rejime karfl› de¤il rejimin iflleyifline yönelik oldu¤unu’ ifade etmifllerdi. Hem Musavi’nin geçmifline, devlet baz›nda konu-

Bak›fl CAN

‹ran’da Cumhurbaflkanl›¤› seçimleri yap›larak tamamland›, ama özünde sonuçland›r›lamad›. Çünkü, seçimler ya da seçim sonuçlar›n›n yol açt›¤› kaos ve kargafla ya da muhalif reaksiyon ‹ran sokaklar›na hakim durumdad›r. Ahmedinejad ile dini lider Hamaney’in feodal din unsuruyla katmerleflmifl faflist iktidar›, “reformcu lider” diye lanse edilen Musavi yanl›s› say›lan ama aç›k ki ‹ran halk s›n›flar›na mensup olan onlarca gösterici katledildi, yüzlercesi yaraland› ve azg›n bir faflist terör estirildi-estiriliyor. Hareketin boy vermesindeki vesile ya da görünürdeki dürtüsü olarak, hile kar›flt›r›ld›¤› gerekçesiyle seçimlerin yenilenmesi istemi görülmektedir. Ancak görünürde bu talep üzerinden gündeme gelen hareketin derinliklerinde; bask›, zulüm ve sömürü sistemine karfl› büyük bir tepkinin oldu¤u inkar edilemez. Kuflkusuz ki, geliflen hareket ve bu hareketin niteli¤i anlafl›lmaz de¤ildir. Yaflanan durumun, ön ve arka planda olmak üzere; devrimci ve gerici dinamik olmak üzere sebepleri ve özellikleri vard›r. Toptanc›-tekçi anlay›flla, “devrimci” veya “gerici” biçimde de¤erlendirmek veya devrim hayalleri ve gerçek durumu abartmak yan›lg›l› yaklafl›mlard›r. ‹ran’daki geliflmelerin bir muazzaml›k tafl›d›¤› do¤rudur. Önemli geliflmeler yaflanmakta ve devrim için büyük f›rsat ya da olanaklar do¤maktad›r. Devrimci durumun fevkalade oldu¤u, bunun üzerinde devrimci hareketin geliflme zemini yakalad›¤› aç›kt›r. Mevcut

muna, istemlerine bakarak ç›k›fl›n›n anlam› görülebilir. Öte yandan ‹ran’›n mevcut devlet yap›s›n›n-rejiminin oluflumunda Musavi, önderlik edenlerdendir. Hem de bu rejimin Irak’la savafl döneminde baflbakanl›¤›n› yapm›flt›r. ‹flbu emperyalistlerin ve ona yamananlar›n icat etti¤i-kan›ksatt›¤› her siyasi devinimde yama gibi yap›flt›r›lan ‘muhafazakarl›k’, ‘›l›ml›l›k’ safsatalar› s›n›fsal çat›flmay› gizlemek içindir. Söz konusu kavramlar tümüyle emperyalist sistemin ihtiyaçlar›na cevap olma ya da olamama kriterine göre anlam tafl›yor. Mesela Musavi ›l›ml› olarak adland›r›l›yor; fakat Musavi tescilli bir muhafazakard›r ayn› zamanda. Karfl›t›n› düflünelim... En muhafazakar denilen Ayetullahlar-Velayeti Fakihçiler ayn› zamanda ‹ran reformlar›n› gerçeklefltirmemifller midir? Hatemi örne¤i, Rafsancani örne¤i hat›rlat›labilir. Yani Emperyalist sürece ayak diremezsen, ç›karlar›na hizmet edersen ‘›l›ml›’, de¤ilsen ‘muhafazakar’. Bu Bush-Obama için de öyle de¤il midir? Dahas› bizden örnek verelim. ABD’nin ‘muazzam’ projesi olan AKP ›l›ml› m›, muhafazakar m›? Muhafazakar ya da ›l›ml› olman›n bir anlam› olmad›¤› için ve kriter teflkil etmedi¤i için hiç önemli de¤il. Yani rejimin ilk ç›k›fl amac› ve iddias›n› yeniden hâkim k›lmak esas oland›r. ‹ran hakim s›n›flar›n›n da yaflad›¤› durum benzerdir. Emperyalist sürece ayak uydurup uyduramama, emperyalist arenada yer al›nabilir mi al›namaz m›, Ortado¤u’daki stratejik projelere dahil olunur mu olunamaz m›, enerji kaynaklar› paylafl›m›nda bize ne düfler gibi kayg›lar esas oland›r. Bugün ‹ran’da Musavi imaj›yla istenen aç›k: Sistemin (rejim de diyebilirsiniz) aksayan yönlerini tadil etmek, sürece uygun bir yap›land›rma yaflamak, yeni yap›lar, yeni söylemler oluflturmak. Ve bunu mümkünse ABD’nin uzatt›¤› eli tutarak gerçeklefltirmek. fiimdi hakim s›n›flar cephesinde durum böyle iken; soka¤a taflan protestocular›n büyük ço¤unlu¤unu oluflturan ‘orta kesimler’, liberaller de bu durumdan nasiplenmeye çal›flarak daha fazla demokrasi, insan haklar›, birtak›m özgürlükler, ‹slam Cumhuriyeti rejiminin vaatlerinin yerine getirilmesi, bask›lar›n olmamas› gibi talepleri dillendirmekteler. Bundan ezilen kesimler de nasiplenmek istemekte. Mesela iflçi-emekçiler hakl› olarak yoksullu¤un azalmas›n›, maafllar›n›n artmas›n›, örgütlenme haklar› önündeki engellerin kald›r›lmas›n›, hak gasplar›n› son bulmas›n› vb. talep etmekteler. Bu son derece somut bir durumdur. Ancak burada esas olan mesele bu hareketlili¤in itkisini hangi s›n›flar›n oluflturdu¤udur, bu dinami¤in dümenini hangi politik öznelerin çevirdi¤idir. Musavi’den hareketle ‘‹ran’da rejim de¤iflikli¤i isteniyor’ ya da ‘›l›ml› Musavi’yle ‹ran’da devrim gerçekleflebilir’ demek; ABD öncülü¤ünde ve AKP eliyle Türk devletinin hat›r› say›l›r bir re-organizasyondan geçme sürecini bir devrim ya da rejim de¤iflimi olarak de¤erlendirmekle ayn› öze sahiptir. Acaba AKP Türk hakim s›n›flar›n›n ve devletlerinin rejimini mi de¤ifltirmifltir. Kemalizm, ordu, anayasa gibi statükolar›n sars›lmas› rejimi y›kmaya yönelik midir, yoksa emperyalist süreç do¤rultusundaki biçimlendirme mi? Belki de AKP ile ülkemizde yaflanan süreçte bulan›kl›¤› berraklaflt›r›lacak olan en can al›c› meselelerden birisi budur. Alt›n› önemle çizelim ki Gürcistan’da fiaakaflvili etraf›nda birkaç yüz bin göstericiyle protesto eylemleri yapmak, Lübnan’da birkaç yüz bin göstericiyle hükümetten istifa istemek, ülkemizde birkaç yüz bin göstericiyle cumhuriyet mitingleri düzenlemek vb. rejim de¤iflikli¤i istemek de¤ildir. ‹ran’daki protesto gösterilerinin bundan çok bir fark› yok. ‹ran’daki protestolar›n genifllemeyece¤i çeflitli kesimleri içine almayaca¤› ve toplumsal bir muhalefete, s›n›fsal bir mücadeleye yani halk hareketine evrilmeyece¤i ise iddias›nda de¤iliz. Fakat bunlar farkl› fleylerdir.

Koflullar Halk hareketinin lehine çevrilebilir ‹ran’da yaflananlar gerek liberaller gerekse de ‘solcu’ kesimler taraf›ndan tez elden ‘halk hareketi’ s›fat›n› ald›. Bir hastal›¤› ifade eden bu yaklafl›m, dar düflüncenin, meselelere tarihsel ve diyalektik bakamaman›n ürünüdür. Her soka¤a dökülme, binlerce, yüz binlerce kifliyle protesto yürüyüfllerinin gerçeklefltirmesi eyleminin halk hareketi olmad›¤›n› bir kez daha yineleyelim. Ya da halk kesimlerinin kat›ld›¤› her protesto gösterisi halk hareketi midir? Kuflkusuz ‹ran’daki protesto gösterilerini küçümsemiyoruz. Elbette ki sistemden memnun olmayan hatta sistemin alafla¤› edilmesini isteyen kesimler vard›r. Hak, özgürlük talep eden, ekmek talep eden kesimler olacakt›r. Zira Ortado¤u otomobil sektörünün en büyük giriflimi olan, 30 bini tek bir fabrikada olmak üzere 100 bin iflçisi bulunan Hodro fabrikas› iflçileri, yay›mlad›klar› bildiride halk›n devrimci hareketini desteklemek için grev karar› ald›klar›n› belirttiler. Ard›ndan ‹ran Otobüs ‹flçileri Sendikas› özgür ve ba¤›ms›z bir toplum için mücadele edenlerin yan›nda yer alacaklar›n› bildirerek, her türlü bask› ve tehdidi k›nad›klar›n› ifade ettiler. ‹ran’da yaflanan protestolar›n 30 y›l önceki devrimle özdefllefltirilmesi de baflka bir s›¤l›kt›r. ‹ran’da 1979’daki devrimin demokratik devrim muhtevas› tafl›d›¤›n› birçok s›n›f ve tabakalar›n›n bu devrime kat›ld›¤›n› (‹flçi s›n›f›, köylüler devrimci ve komünistler büyük bir fedakarl›kla kat›lm›fl, devrimden sonra devrimci ve komünist örgütler tasfiye edilmifl, binlerce iflçi, köylü, devrimci, komünist vb. katledilmiflti) daha sonra devrime kat›lan teokratik bir örgütlenmenin (Molla hareketi, ama daha sonra da ‹ran hakim s›n›flar›n› temsil edecek s›n›f) önderli¤i ele geçirdi¤ini, bu s›n›f›n, halk›n da taleplerini belli yönde karfl›layan bir reform hareketi gerçeklefltirerek iktidar oluflturdu¤unu hat›rlatmakta yarar var. Böyle bir hat›rlatmadan sonra bugünkü yaflananlarla 30 y›l öncesinin özdefllefltirilmesi hofl bir sedadan öte de¤il. 30 y›l önceki devrim koflullar›n›n bugünde var oldu¤unu, bu koflullar›n do¤ru ve devrimci bir rotaya çekilmesiyle 30 y›l önceki halk hareketinin sa¤lanabilece¤ini söylemek ise farkl› bir fleydir. Hakim s›n›flar›n yaratm›fl oldu¤u sis perdesine, demokrasi yalan›na, bilinç bulan›kl›¤›na karfl› flunu söyleyebiliriz: Halk hareketini oluflturman›n, devrimi yapman›n, halk iktidar›n› tesis etmesinin nesnel koflulu her zaman için vard›r. ‹çinden geçti¤imiz süreçte bu zemin daha da güçlüdür. Petrol zengini bir ülke olmas›na karfl›n ‹ran halk›, uzun y›llard›r iflsizlik, yoksulluk, enflasyon, adaletsizlik, uyuflturucu ve yozlaflma ile bo¤ufluyor. Y›llard›r bu bask›, yoksulluk ve adaletsizlikler ile dolu bir ortamda yaflamaya zorlanan ‹ran halk›, ba¤r›nda isyan tafl›maktad›r. Bu sadece ‹ran de¤il, ülkemiz de dahil ezilen halklar›n ve uluslar›n bulundu¤u co¤rafyalarda geçerlidir. ‘Halk hareketi mi de¤il mi’ tart›flmalar›ndan çok esas olan, bu dinami¤in görülmesi ve somut koflullara göre ifllenmesidir; halk hareketine önderlik edecek, bu hareketi devrime tafl›yacak, gerici hakim s›n›flar› alafla¤› edip yerine halk›n iktidar›n› tesis edecek bilimsel, komünist, devrimci bir gücün-öznenin var olmas›d›r. Ve son olarak; ‹ran’da yaflananlar tek boyutlu de¤il, çok boyutludur. Tarihten somut gerçekliklerden kopuk genel geçer aç›klamalarla toplumsal olay ve olgular de¤erlendirilemez, kavranamaz.

‹ran’da Yaflanan Geliflmeler Üzerine hareket, gerici klik önderli¤inde olsa da hareket devrimci dalgan›n gelifltirilmesi için son derece uygundur. Hareketin büyüyüp geniflleyen kapsam› göz önüne al›nd›¤›nda, yani genifl halk kitlelerinin büyük kat›l›m› düflünüldü¤ünde kendili¤inden gelme özelli¤i de mevcuttur. Halk›n devrimci tepkisini görmemek kusurlu bir yaklafl›m olacakt›r. Öte yandan, iktidar kli¤i, gösteriler karfl›s›nda geri ad›m atmayaca¤›n› beyan etti. Muhalif klik de gösterileri sürdürme yönünde beyanlarda bulunuyor. Geliflmelere bak›ld›¤›nda, hareketin k›sa sürede kolayca dinmeyece¤i anlafl›lmaktad›r. Halk kitlelerinin kan› ak›t›lmaya devam edilecektir. Ama ne u¤runa? Dolay›s›yla, buradaki geliflmelere enternasyonalizme s›k› s›k›ya ba¤l› olan tüm dünya komünistleri hiçbir aç›dan duyars›z kalamaz. ‹ran’da yaflanan geliflmelerden birçok sonuç ç›kar›labilir, ç›kar›lmal›d›r. Yaflanan seçimler ve sonras›ndaki geliflmeleri nas›l yorumlamak gerekir ya da bu geliflmeler neyi göstermektedir, nas›l de¤erlendirilmelidirler? Ve baflta ‹ran’l› komünist devrimciler olmak üzere komünistlerin görevleri ya da yaklafl›m› ne olmal›d›r? Tüm bunlar›n proleter s›n›f bak›fl aç›s›yla kavranmas› ve yan›tlanmas› mümkündür. Bir; demokrasinin de¤iflmez unsuru olarak sunulan gerici-burjuva parlamenter sistemlerin seçimleri veyahut ta demokrasi diye sunulan bu seçimlerin asla demokratik olmad›¤› ve olamayaca¤›

aç›kt›r. Burjuva cumhuriyet ve diktatörlük biçimlerindeki parlamentonun faflizmi peçeleme görevi amac›yla ‘kaba ve uydurma’ oldu¤u gibi, bu ‘kand›rmacan›n’ uzant›s› durumundaki ö¤eleri de (seçim oyunu gibi) halk kitlelerini oyalay›p aldatan ifllevden ileri fleyler de¤ildirler. ‹ran’daki seçimler, hakim s›n›flar›n iddia ettikleri gibi, ne demokrasiyi temsil etmifltir ve ne de demokrasi anlam›na gelmifltir. Tam tersine, yaratt›¤› sonuçlarla da demokratik içerikten yoksunlu¤u ve gerici yüzünü göstermifltir. Ki, komünistlerin baflka bir beklentisi olamaz-yoktur da. ‹flte, burjuvazinin seçim demokrasisi ve demokrasi tebaas› bir kez daha, ‹ran’da ç›plak olarak yakalanm›flt›r. ‹ki; her halükarda ve kesinlikle, ‹ran’da mevcut iktidar›n s›n›f niteli¤i ve karakterine ba¤l› olarak, muhaliflerine ve protesto gösterilerine kat›lan devrimci halk kitlelerine uygulad›¤› faflist bir terördür. Komünist ve devrimciler bunu kesinlikle k›namal›, karfl› ç›kmal›d›r. Üç; hareketin bafl›n› ‘reformcu’ olarak tan›mlanan özünde gerici burjuva kesim çekmektedir. Yani sorunun esasta burjuva egemen klikler aras›nda oldu¤u aç›kt›r. Bu ba¤lamdaki çeliflki ve çat›flmada komünist ve devrimciler taraf de¤ildirler, olamazlar. Ama bundan devrim ad›na yararlanma ihmal edilmemelidir. Dört; ancak hareketin önderli¤ini bu kesimler yapsa da harekete kat›lan kesimler reform yanl›s› genifl halk kitleleridir. Yani hareke-

tin gövdesini gerici s›n›f kliklerinden birinin (‘reformcu’ Musavi’nin temsil etti¤i) kendine yedeklemeyi baflard›¤› devrimci halk kitleleri oluflturmaktad›r. Bu da hareketin ikinci yan› ya da özelli¤idir. Bu yan, ‹ran’da genifl halk kitlelerinin demokrasi ve devrim taleplerinin s›cak oldu¤unu ve gerici egemen s›n›flara karfl› büyük bir hoflnutsuzluk içinde olduklar›n› göstermektedir ayn› zamanda. Dolay›s›yla, hareketin önderli¤ini hiçbir biçimiyle destekleyemeyece¤imiz aç›kken, devrimci halk kitlelerinin dile getirmifl olduklar› talepleri ve mücadelesinin hakl› ve devrimci oldu¤unu görerek desteklemek durumunday›z. ‹ran’da ayakta olan devrimci halk kitleleridir. Befl; tüm bunlara ba¤l› olarak komünist devrimcilerin somut bir görev olarak, ‹ran halk kitlelerinin öz talepleri do¤rultusunda harekete önderlik yapmas› ve hareketi siyasi iktidar perspektifiyle devrimci öze çekmeleri ihtiyac› a盤a ç›kmaktad›r. Alt›; ‹ran komünistleri bu hareketten kendi devrimleri lehine yararlanma yetene¤ini bilimsel ölçülere uygun olarak sergilemelidir. Yani ayaklanma hareketini Halk Savafl›’na hizmet etme veya dönüfltürme bilinciyle hareket etmelidirler. Ve Yedi; Komünist ve devrimciler, ‹ran’da yaflanan faflist terör ve katliamlara karfl› hemen tepki göstererek tav›r almal›, proleter enternasyonalist görev yerine getirilmelidir.


14

TAR‹H-OKUR

1-16 Temmuz 2009

Mehmet Ali Çak›ro¤lu Ö¤renme ve geliflmenin, zorluklar içerisinde de¤iflmenin ve savaflman›n ad›d›r Çak›ro¤lu. Orta halli bir ailenin çocu¤u iken ailesinin de¤iflen yaflam koflullar›ndan kaynakl› küçük yaflta hem okuyup hem de aile bütçesine katk› sundu. K›vrak zekas› ve önderlik yetene¤inin geliflmesi ile önce üniversitede ö¤renci gençlik faliyetine önderlik etmeye bafllad›. Daha sonra ise Ankara Yeni Demokrasi Dergisi’nde temsilcilik görevine bafllad›. Düflman›n gözüne batmas› ile hapishanelerde ve iflkence tezgahlar›nda s›nand›. Komünist tavr› ile düflman› dize getirdi. Düflman›n bir daha ‘seni sa¤ yakalamayaca¤›z’ tehditlerine gülerek cevap veren Çak›ro¤lu, 92 y›l›nda Maoist parti taraf›ndan gençlik örgütünde genel sekreterlik yard›mc›l›¤› görevine seçildi. Çak›ro¤lu, 13 Temmuz 1993 y›l›nda Maoist partinin gerçeklefltirdi¤i 1.OPK’s›n› selamlamak ve propagandas›n› yapmak için planlanan eylemlere haz›rl›k yaparken elinde bomba patlamas› sonucu a¤›r yaral› olarak ele geçti. Yakalanan›n Çak›ro¤lu oldu¤unu gören kolluk güçleri, Çak›ro¤lu’nu saatlerce yaral› bir flekilde bekletir. Kald›r›ld›¤› Göztepe Hastanesi’nde ise müdahale etmenin anlam› kalmam›flt›r doktorlar aç›s›ndan. Ve Çak›ro¤lu 13 Temmuz 1993 tarihinde ölümsüzler kervan›nda yerini ald›.

Yüre¤iyle konuflan Özlem’e mektup 6 Temmuz 2005 tarihinde hücremden sana ulaflman›n çabas›yla uyand›m..Seni rüyamda ar›yordum.Sana yaklaflt›kça sen uzaklafl›yordun.Yüzünde bildik içten gülüflünle selaml›yordun beni. .Ben sana ulaflmak icin olanca gücümle peflinden geliyordum.Ama ulaflamad›m. K›rm›z›lar içinde gözden kayboldun. Ter içinde uyand›¤›mda yüre¤ime bir a¤r› sapland›. Daha 17’lerin a¤›rl›¤› üzerimizdeyken sen de kat›ld›n kervana...Yoldafllar›n› yanl›z b›rakmad›n. Yüre¤inle konufltun her zamanki gibi.. Sonradan yoldafllardan dinledim seni. Kararl›l›¤›n›, inanc›na ba¤l›l›¤›n›, inanatç›l›¤›n›, fedekarl›¤›n›... Güzel yoldafl›m yoklu¤un her zamankinden de a¤›r. ‹stanbul’un Meral’i, bat›n›n Hazal’› ve Dersim’in Dilflad’›n› yanan da¤ atefllerinde dinliyorum. Bir yi¤enin oldu. Sana çok benziyor. Ad› m›, tabi ki Özlem Dilflad.. Annemle konufltum bugün. Ölüm y›ldönümüne haz›rlan›yor yafll› ç›nar›m›z. Mezar›n› sevdi¤in çiceklerle donatm›fl. Temizlemifl. Bayraml›klar›n haz›r yoldafl›m. "Özgünlük" üzerine Tony Cliff'in Çerniflevski’den aktard›¤› çok anlaml› bir pasaj var. “Özgün olmak için verilen u¤rafl özgünlü¤ün düflman›d›r, gerçek ba¤›ms›zl›k ancak ba¤›ms›z olmamay› da hesaba katanlar›n baflarabilece¤i bir ifltir”, diyor Çerniflevski. Bu iflin diyalekti¤i bu. Bir insan kendisini kolektifle ne kadar çok bütünlefltirmeye çal›fl›rsa, o kolektif o ölçüde onun yeteneklerini, özelliklerini, karakterini gelifltirerek, onda gerçekten özgün bir kiflilik de üretir, böyle bir özgünlü¤ün oluflmas›n› kolaylaflt›r›r. Kolektif zemin onu birey olarak da besler ve böylece onun gerçek özgün kiflili¤ini de a盤a ç›kar›r. Sen bu özgünlü¤ü yaflam prati¤inle ortaya ç›kard›n. Yüre¤inle ölümü kucaklad›n. Bir an olsun tereddüte kap›lmad›n, son an›na kadar. Yoldafllar›na selam gönderirken baflar›lar dilerken kararl›l›¤›n bayraklaflt› Dersim

da¤lar›nda... Senden önce gidenlerde oldu¤u gibi ba¤l›l›¤›n büyük ailemize yak›fl›r flekilde oldu. Özgün kiflili¤in yap›yla birleflince ortaya dava adam ç›kt›. 17’ler gibi büyük kay›ptan sonra bile davaya ba¤l›l›¤›n› gösterdin. Yaflam prati¤in bunun üzerine kuruluydu zaten. Kollektife ba¤l›l›k, güçlendirmek ve kad›n kadrolar›n yetiflmesine verdi¤in önem sende anlam kazan›yordu. Bayra¤›m›z her zamankinden daha da yükseklerde dalgalan›yor. Sen, siz rahat uyuyun. Bayrak yere düflmedi ve onu tafl›yanlar sizlerden ald›klar› tecrübeyle, kararl›l›kla, inançla tafl›yorlar... Mezar tafl›na yazd›¤›m›z fliirin tamam›n› da yaz›yorum. Ne çok severdin. Seni unutmad›k unutmayaca¤›z..

Cevher Yaflar Maoist parti sempatizan› olarak faliyet yürüten Cevher Yaflar, Dersim’in Mazgirt ‹lçesi Pulan Köyü’nde do¤du. Maoist harekete sempati duyarak faaliyet yürütmeye bafllayan Yaflar, 8 Temmuz 1985 y›l›nda Mazgrit Germisi’de iflkencede katledildi.

Hüseyin Gündo¤an Yurtd›fl›nda yaflayan ve Dersim Pülümür ‹lçesi Güske Köyü’nden olan Hüseyin Do¤an AT‹F’de çal›flma yürütüyordu. Maoist parti sempatizan› olan Gündo¤an, 16 A¤ustos 1992 y›l›nda yakaland›¤› kanser sonucu ölümsüzler kervan›na kat›ld›.

Elmas Demir ve Gültekin Candan Halk ordusunun yi¤it iki savaflç›s› 4 Temmuz 1996 tarihinde Dersim Dinar mevkiinde ç›kan çat›flmada flehit düfltü. Halk Savaflç›s› Elmas Demir, Dersim’in Deflt Nahiyesi Ardapet Köyü do¤umlu, parti üyesi ve alt bölge komutan› görevini yürütürken ölümsüzleflen Gültekin Candan ise Dersim’in Ovac›k ‹lçesi Qozluca Köyü do¤umlu idi.

Özlem Eker Özlem Eker Sivas’›n Kangal ilçesi Kocakurt Köyü’nde dünyaya geldi. Maoist parti üyesi olan Eker, Okmeyan›’nda çevik kuvvet polisine yönelik silahl› bask›na kat›ld›¤› gerekçesiyle tutuklanarak hapishaneye konuldu. Daha sonra serbest b›rak›lan Eker, Maoist gerilla birliklerinde yerini alarak, mücadeleye devam etti. 6 Temmuz 2005 tarihinde Dersim merkeze ba¤l› Çiçekli’nin Arman Köyü yak›nlar›nda Maoist gerillalarla kolluk güçleri aras›nda çat›flma ç›kt›. Eker, çat›flmada gerilla birli¤inin pusudan ç›kmas› için büyük bir özveriyle düflman›n üzerine yürüdü. Birli¤in bölgeden güvenli bir flekilde ayr›lmas›na sa¤layan Eker, flehit düflerek ölümsüzler kervan›na kat›ld›.

Üç yi¤idimizin an›s›na

fliirler do¤acak k›vamda yine duygular yeniden ya¤acak k›vamda. ve yürek, imgelerin en ulafl›lmaz doru¤unda. ey herfley bitti diyenler korkunun sofras›nda y›lg›nl›k yiyenler. ne k›rlarda direnen çiçekler ne kentlerde devleflen öfkeler henüz elveda demediler. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aflk›n yüzü oluncaya dek! Can Yücel

‹LAN Seni yüre¤inin s›cakl›¤› gözlerinin gülüflüyle hep hat›rlayaca¤›z

DERS‹M DEMOKRAT‹K HAKLAR FEDERASYONU

DEMOKRAT‹K HAKLAR FEDERASYONU

Maoist parti sempatizan› olan Tuncay Bali, ‹stanbul'da Hukuk Fakültesi ö¤rencisi iken, 16 Temmuz 1977 tarihinde sivil faflistlerce katledildi.

Çorum’un Alaca ‹lçesinin Perken Köyü’nde do¤an Deniz Türk, Ankara’da semt faliyeti yürütüyordu. Daha sonra gerillaya kat›lan Türk, Tokat ili, Refladiye ilçesinin k›rsal›nda, 2 Temmuz 2001 y›l›nda ç›kan çat›flmada flehit düfltü.

Yer yüzü aflk›n yüzü oluncaya dek ...saraylar saltanatlar çöker kan susar birgün zulüm biter. menekflelerde aç›l›r üstümüzde leylaklarda güler. bugünlerden geriye, bir yar›na gidenler kal›r bir de yar›nlar için direnenler...

16. YILINDA S‹VAS fiEH‹TLER‹N‹ SAYGIYLA ANIYORUZ

Tuncay Bali

Deniz Türk

Yoldafl›n

KATLED‹L‹fiLER‹N‹N

Halk Savafl›’nda yitirdiklerimiz

BERDAN ÖZGÜL'ÜN ANISINA Ne ac›lar gördük ve yaflad›k, ne de¤erler kaybettik ve de¤erleri u¤runa yitirilenler gördük, ne ac›d›r daha 6 yafl›nda bir kardeflimizi bu gün bilinmezliklere yollad›k bir motorsikletin kasas›n›n alt›nda, ac› büyük kay›p büyük gözlerimiz den akmaz oldu yafl bu büyük ve inan›lmaz ac›dan hoflçakal yüre¤imizin parças› hoflçakal çoçuk.

Behsat DO⁄AN

Munzur suyu geçti¤i yerlerde hep eflsiz bir yaflam ve do¤a var ederken, bu buluflmaya efllik eden yi¤itlerini de beraberinde yaratm›flt›r. ‹nsan› ve do¤ay› kutsayan, kendine özgü bir kültürü ve dili tafl›yan bu topraklar zalimlerin hep korkulu rüyas› oldu. Dersim’in evlatlar›n› hain pusularda bitirebileceklerini düflündüler hep. Öyleki etraf›m›zda sürekli ac› hikayeler duyduk, gördük. Gün geldi zalimler bizim ailemizden de evlatlar›m›za kanl› ellerini sürdüler. Elmas, Cengiz ve H›d›r... Ailemizin ve tüm ezilenlerin üç yi¤idi, üç onuru, üç can›m›z... Üçü de yetim olarak büyüdükleri bu dünyan›n yetim ve kimsesiz olmad›¤›n› düflünerek ayn› davada bulufltular, ayn› onuru paylaflt›lar. Cengiz Demir, bölgede yaflanan çat›flmalar, insans›zlaflt›rmalar, göçler ve yoksulluklar nedeniyle, o çok sevdi¤i memleketinden ayr›ld› ve ‹stanbul’a gitti. Burada de¤iflik ifl alanlar›nda çal›flarak, ifl koflullar›ndaki haks›zl›klar› daha yak›ndan gördü. ‹nsan iliflkilerindeki yozlaflmadan hep rahats›zl›k duydu. Bir yandan suyuyla, havas›yla, diliyle, kirveleriyle Dersim özlemi, di¤er yanda ‹stanbul’un köle hayat›... Cengizimiz bu çeliflkiler içinde hiç düflünmeden y›ld›zlar›n alt›nda sabahlayaca¤› Dersim gecelerini ve zulme karfl› birlikte hayk›racaklar› yi¤itleri seçti. O zay›f bedenine ra¤men da¤lar›n zor koflullar› içinde gerillaya kat›ld›. Gerilla yaflam›ndayken bize gelen haberler

Cengiz’in çevikli¤i ve iradesiyle yoldafllar›n›n hep dikkatini çekti¤i yönündeydi. Cengiz’le kuzen olan Elmas ve H›d›r canlar›m›z ise abla kardefl olarak bafllad›klar› hayatta, yoldafll›¤a uzanan yaflamlar oldular. Elmas yoldafl gerilla yaflam›na daha küçük say›lacak yaflta bütün engellemelere ra¤men, zorluklar› göze alarak kat›ld›. Verdi¤i mücadelede komutanl›¤a kadar yükselifli, h›rsl› oluflu ve güzelli¤iyle yoldafllar› ve çevresinde büyük etki yaratt›. H›d›r ise ablas› Elmas’›n mücadeleye kat›lmas› ve onunla büyük onur duymas› nedeniyle mücadeleye sempati duyuyordu. Bu sempati zamanla nefer olmaya dönüfltü ve davas›na olan katk›lar›ndan dolay› tutuklanarak zindanlara hapsedildi. Malatya ve Sincan F Tipi hapishanelerinde gördü¤ü a¤›r iflkence ve insanl›k d›fl› yaflam koflullar› nedeniyle amans›z bir hastal›¤a yakalanarak flehit düfltü. Can›m›z ve onurumuz olan Elmas, Cengiz ve H›d›r’›n, Düzpelit Köyü Ardepet mezras›nda o çok sevdikleri Dersim topra¤›nda bedenleri yan yana bulufltu. Onlar biz Demir ailesinin ve tüm insanl›k ailesinin onuru olarak kalbimizde ve güzel çocuklar›n mücadele dolu düfllerinde yaflayacaklard›r.

Elmas, Cengiz ve H›d›r Demir’in Aileleri


GÜNCEL “Ne zaferin körükledi¤i kibir do¤rudur ve ne de erken-hemen zafer acelecili¤inin çizdi¤i karamsar tablo do¤rudur.” Çünkü birincisi; katetti¤i yol ve dayand›¤› parlak geliflim gücünün yaratt›¤› güvenle oturup hatalar›n› görme e¤iliminden uzak durmakta veya hatalar›n›n kendisi gibi bir prati¤e sahip olmayanlar taraf›ndan gösterilmesine aç›k davranmamaktad›r. ‹kincisi ise, son derece iddial› olarak ortaya koydu¤u teorik düzlemle, hak olarak ileri sürdü¤ü “yetkin” “ö¤ütlerinin” dinlenmesindeki ›srar›n› bir kenara b›rak›rsak; esas olarak nesnel durumun somut tahlilini yapabilme yetene¤ine sahip olmamakla birlikte, salt teorik belirleme-ilkelerle hareket edip, süreci içeriden tüm ayr›nt›lar› ve çeliflkileriyle gerekti¤i gibi alg›lamaktan uzak oldu¤u halde, devrimin izleyece¤i seyri, taktiklerini bir bak›ma mutlaklaflt›rma tarz›nda dikte etme sorumlulu¤unu yüklenmektedir. Somut tart›flmada ayr› yerlerde durmufl olsalar da bu iki taraf ortak bir paydada birleflmektedirler. ‹ki tarafa da hatalar sunan ve belki iki taraf›n da savrulmas›na müsait olan temel nokta; iki taraf›n da yeni sentezler ortaya koyma veya yeni modeller olarak ortaya ç›kma iddialar›nda yatmaktad›r. Teorik olarak karfl› ç›k›lmayacak kadar do¤ru olan bilimi gelifltirme ad›na, pratik taraf›ndan da göreli olarak do¤rulanan belli hakl›l›k kazanm›fl ad›mlar›n yan› s›ra, do¤rulanmaya muhtaç ve abart›l› rol yüklenmifl tezlerle sürdürdükleri aray›fl onlar›n hatalar›n› oluflturmaktad›r. Maoizm’e entelektüel aç›dan ve ayn› zamanda teorik-pratik do¤rultu bak›m›ndan hâkim olduklar› söylenmifl olsayd›, bunu kabul etmek bizler için zor olmayacakt›. Samimi olarak bunu kabul ederdik, destekleyerek takip ederdik. Ancak bilime –Maoizm’e- temel katk›lar yapma konusunda iddial› ve mütevaz› olmayan misyon isteyen “erken” beyanlar, kan›tlanmam›fl ve do¤rulanamam›fl savlar olarak henüz onay›m›z› almaktan ve tam yetkin olmaktan uzakt›r. Ve kanaatimiz odur ki, son derece sayg›n görüfl ve mücadeleye tan›k olan önemli problemleri iffla eden ideolojik-teorik içerikle birlikte, ayn› zamanda ciddi hatalara sürükleyen keskin polemiklere sahne olan da Maoizm’in yetmezli¤i ve tabi olarak gelifltirilmesi noktas›ndaki –bizcesoyut, zorlama ispatt›r. Her iki taraf da iddial› ç›k›fllara sahiptir. Bu duruflu, normlarla örtüflmeyen “erken do¤um” ve yeterli temelden yoksun görmekteyiz. NBKP(M)’nin öngördü¤ü “geçifl cumhuriyeti” biçimindeki yeni yol, ne kadar gerçekçidir? Bunu kesin bir flekilde yarg›lay›p mahkum etmekte aceleci olmasak da bunun Maoizm’in teorik ilkelerine yabanc› oldu¤unu söyleyebiliriz. Ne var ki, Nepal’li yoldafllar “Prachanda yolu” diye formüle ettikleri ve Maoizm’in gelifltirilmesi olarak nitelendirdikleri mevcut yol ve tespitleriyle, Maoizm’i yetersiz göstererek bir bak›ma Maoizm d›fl›nda yol izlediklerini itiraf etmekte, bunu ilerigelifltirilmifl ad›m olarak alg›lamaktad›rlar. Her ne kadar denedikleri bu yolu bafltan mahkûm etme lüksüne sahip olamasak da, bizce sorunun bir yan› burada yatmaktad›r. “Neden yenilgi al›nd›?”, “neden k›z›l ordu seyirci kald›?”, “bu sonucun sebebi neydi?” türünden sorularla sosyalizmin geçici-taktiksel siyasi yenilgisi sorgulanarak bundan tecrübeler edinilse de, bu tecrübe ve yarg›lamalar yar›-feodal/yar› sömürge toplumdan yeni demokratik toplumayeni demokratik diktatörlü¤e geçifl yolunu ya da bu biçimi yanl›fllamamaktad›r. Yani, yeni bir geçifl biçimini -geçifl cumhuriyeti denen burjuva cumhuriyetini- do¤rulamamakta, gerekli ya da zorunlu k›lmamaktad›r. Buradan hareketle, Maoizm noktas›nda hangi iddiayla olursa olsun yaflanan sars›nt›-ayr›lma gerçek bir bela oluflturmaktad›r. Teorinin do¤rulanmas› elbette prati¤in s›nav›ndan aln›n›n ak›yla geçmeyi gerektirir. Bu sahada kan›tlanmayan teori, kaos ve belirsizliklere ve tabi ki zorlu mücadele ve tart›flmalara hakl› olarak yol açar. Bilimsel sonuçlar ortaya konabilece¤i gibi, büyük yan›lg›lara düflmek de bu sürecin ayr›lmaz parças›d›r. Meselelerin daha iyi kavranmas› için her zaman daha fazla zamana ihtiyaç oldu¤u genel bir do¤rudur. Geliflmeler karfl›s›nda sessiz kalmay› tasvip etmedi¤imiz gibi, acelecilikten itinayla kaç›n›lmas›na önemle dikkat çekmek isteriz. “Bize güvenin” deme hakk› kendi bafl›na anlaml› de¤ilken, sab›rs›zl›kla sonuç istemek de yerinde de¤ildir. Yeterli olgulara dayanmak tek do¤ru metottur. Teorik do¤rular temelinde, belki de hakl› olan bir çok elefltiriye karfl›n Nepal devriminin mesafe katetti¤ini göz ard› edemeyiz-etmemeliyiz. Bu, Nepalli yoldafllara mistik bir ba¤l›l›kla güven besleyip hatalar›na seyirci kalmam›z gerekti¤i anlam›na gelmez. Nepal devriminin önderli¤i aç›s›ndan, kontrollü ya da kontrollerinde gelifltirdiklerini düflündü¤ümüz-bildi¤imiz süreci, öngördükleri biçimde tamamlamalar› durumunda somut de¤erlendirme ve kesin konuflma imkan›m›z do¤acakt›r. Ama öncesinde kesin yarg›larda bulunmak, süreci nas›l iflletip evirecekleri hakk›nda önceden konuflmak olur. Elbette bu mümkündür. Benimsenen ilke ve güdülen taktiklerin niteli¤i ve muhtevas›, yorum yapmam›z› ve öngörülerde bulunmam›z› olanakl› k›lar. Fakat stratejik yönelimini

gizlemeyen, ileri amaçlar›n› koruyarak deklare eden, ama di¤er taraftan da kendi ülke somut flartlar› ya da genel konjonktürde bafllat›lm›fl olunan takti¤in-taktiksel sürecin sürdürülmesini, gerekli meflruiyet veya di¤er hedeflerinin gerçeklefltirilmesi için gerekli bularak, devrimin en uygun flartlar›n› olgunlaflt›rma f›rsat›n› yakalamak üzere hükümette kalmay› vb. sürdürmek istemeleri anlafl›l›r olmaktan çok mu uzakt›r? Girilmifl olunan süreci, kendi istemleri olarak da sa¤lad›klar› mevcut pozisyonu “sebepsiz yere” ve kesme-bitirme flartlar› yeterince olgunlaflmadan b›çak s›rt› gibi kopar›p atmalar› pahal›ya mal olacak sonuçlara da yol açabilir. Dolay›s›yla süreci devam ettirmeleri ola¤an bir seyirdir. Ama devrimi gereksiz görme e¤ilimiyle bu sürecin yaflat›lmas› arzu ediliyorsa, o vakit keskin elefltiri ve mücadele oklar› ac›mas›zca yollanmal›d›r elbet. Nepal devriminin önderli¤inin NBKP(M)’nin- mevcut durumda devrim perspektifine sahip oldu¤unu söylemek hata tafl›maz. Tersinden söylersek, devrim perspektifine sahip olmad›¤›n› söylemek için doyurucu sebepler, tatmin ve ikna edici bulgular yoktur. NBKP(M)’nin, hiçte sonsuz bir garanti anlam›na gelmeyen flu ana kadarki devrimci teori ve prati¤i önemli oranda kendisini kan›tlam›flt›r. Nepal Maoist devrim önderli¤ine güven duymay› sürdürmekte-ye¤lemekteyiz. NBPK(M) devrimden vazgeçmifl de¤ildir. Buna karfl›n, mevcut taktikler ve gidiflatla yenilgiye u¤rayaca¤›n› iddia etmek bir görüfl ve bak›fl aç›s› olarak mümkündür. Önemli hatalar içinde oldu¤u da söylenebilir. Bu elefltirel yaklafl›m son derece sayg›yla karfl›lanabilecekken, mevcut taktik yönelim ve öngördü¤ü süreçle birlikte NBKP(M)’nin gericileflece¤i-gericileflti¤i fleklindeki de¤erlendirmeler afl›r›l›k oldu¤u gibi, idealistçe kahinlik-iftira ve haks›zl›k olur. Her fleye karfl›n NBKP(M)’nin kendisini, kendisi hakk›nda kayg› tafl›nmas›n› koflullam›fl, bizzat prati¤iyle bunu desteklemifltir. Kayg›lar›n hakl›l›¤› gibi, temel elefltiriler de anlafl›l›rd›r. Bizce, acelecilikle karamsar-pesimist olan bu de¤erlendirmelerin yans›yaca¤› iliflkilerdeki zedelenme-kopufl ise, talihsiz bir geliflme ve Maoist hareketin birli¤i aç›s›ndan geçici de olsa hazin bir sonuç olacakt›r.

Sürecin bir taktiksel süreç oldu¤unu ve bunun kendi toplumsal flartlar›nda zorunlu-gerekli ve bilimsel oldu¤unu ›srarla vurgulamaktad›rlar. Bu durumda; “hay›r siz taktik olarak de¤il, temel devrim metodunu terk eden revizyonist niyet veya özle davran›yorsunuz” demek, her halükarda ispata muhtaç bir iddiad›r. Pekala, sorun niyet meselesi de¤il, nesnel yasalar ve temel argüman veya ilkeler ve bunlarla uygunluk gösterip-göstermeyen taktikler meselesidir vb. denebilir. ‹yi ama geliflme-gelifltirme iddias›n›n geçerli say›ld›¤› koflullar ya da mant›k silsilesinin kabulü cephesi içinde yeni taktiklerin kullan›l›yor olmas›, yani önceki aflamada kararlaflt›r›lm›fl olan taktiklerin zenginlefltirilmesi-denenmesi neden kabul görmesin ki?

Yeni Demokratik Devrim Polemi¤i

ABD’li yoldafllar›n da ideolojiyi yeni düzeyi temsil etme konusunda-iddias›nda Nepalli yoldafllarla ayn› konumu-kusuru bir yönüyle paylaflt›klar›n› söylemenin isabetli olaca¤› kanaatindeyiz. Nepalli yoldafllar kadar ABD’li yoldafllar da Maoizm’i gelifltirme manas›nda yeni modeli gelifltirme veya temsil etme iddias›ndad›rlar. Gerek Nepalli ve gerekse de ABD’li yoldafllar›n y›¤›nca ileri yanlar› ve geliflkin niteliklerine karfl›n, vak›f olabildi¤imiz kadar›yla bizlere henüz kaba gelen bilimi gelifltirmifl olma inanc›yla hareket edip bu seviyede durarak bakmalar› ya da çözüm aray›fllar›n› böyle somutlam›fl olmalar› onlar› hatalara sürükleyen teorik temeldir. Öyle gözüküyor ki, ‹ranl› ve ABD’li yoldafllar k›l›çlar› çekmifl-köprüleri yakm›fl durumdad›rlar. Öyle ki, yap›lan de¤erlendirmelerle bu ortaya konmufl ve aç›ktan-cepheden mücadele tutumuna geçilmifltir. Ve yine öyle ki, NBKP(M)’nin mevcut çizgisini kapsaml› ve derinlikli olarak elefltiren içteki muhalefet çizgisi -Kiran önderli¤indeki- bile göz ard› edilmektedir. Oysa mevcut elefltirel yaklafl›m flartlar›nda içteki bu çizginin desteklenmesi-güçlendirilmesi kadar temel bir görev ve daha bilimsel bir tutum olamaz. Tam da burada elefltiri ve mücadelenin flafa¤› kararmaktad›r. Bu durumda yapabilece¤imiz en makuliyimser yorum; kendimizi ispat etmek ve elefltirilerimizi do¤rulatmak üzere sonuçlar yaratma çabas› sergilenmifl olmaktad›r. Her ne kadar muhalefet çizgisi de elefltirilse, bu çizginin hâkim olan çizgiye taban tabana z›t olan gerçek e¤ilimi bu çizgiyle birleflmenin flartlar›n› sunmaktad›r. ‹çteki bu elefltirel çizgi, d›fltan yürütülen elefltirilerin do¤rulu¤una bir bak›ma iflaret olsa da bu hem kesin bir kan›t olamaz ve hem de ç›kar›lacak ikinci bir sonucu da iflaret eder: D›fltaki elefltirilerin -ABD, ‹ran vb. yoldafllar›n- revizyonizm, “karfl› devrimci” siyaset-taktik süreç, monarflinin bekçili¤i-gericileflti fleklindeki uç de¤erlendirmeleri ve Kültür Devrimi gereklili¤ini aç›klayan yaklafl›mlar›n; içteki muhalefete, daha yak›n ve somut gözlem flans›na sahip olma üstünlüklerine öncelik tan›y›p kabul ederek, kendilerinin bunun ilerisinde de¤erlendirmelere giderken birazc›k da olsa temkinli olmalar›n› gerektirir. Yaflayanlar›n daha iyi bilebilece¤ini sabit do¤ru halinde kabul etmek de¤il ama hiç de¤ilse bu ihtimali an›msamak, ne do¤rular›m›zdan vazgeçmek ve ne de bilimsel izimizden-盤›r›m›zdan ç›kmak anlam›na gelir. Tart›flmal› da olsa, kayg›lar› haklayarak elefltirileri kaç›n›lmaz k›lan geliflmelere zemin de sunsa, devrimden vazgeçen bir beyan yok-ama tersi var. Beyan yetmez elbet, ama Monarflinin y›k›lmas› ve buna yol açan öncel geliflme çizgisi ve tart›fl›labilir güncel taktiklerine ra¤men; mümkündür ki yan›ld›klar› yerlerden olan “geçifl aflamas›” diye tarif ettikleri süreci hesaplad›klar› biçimde tamamlamam›fl olmakla birlikte, devrim amac›n› derinde tutan ya da uzun vadeye yayma perspektifiyle de olsa, silahl› savafl›-devrimi zora dayal› gerçeklefltirip sosyalizm ve ilerisine yürümeyi (zamana yayma biçiminde de olsa) ihtimalden öteye ve belirsizli¤e b›rakmadan kaç›n›lmaz sayan görüflü kaybetmifl olmamalar› beyanlar›n› destekleyen güven ve sa¤lam e¤ilimleri-karakterleridir.

Nepal üzerine alevlenen tart›flmalar hakk›nda -II-

MAO‹ZM TAY‹N ED‹C‹D‹R

Maoizm bilimimizin devrimci yolda geliflece¤ine veya gelifltirilmesine karfl› ç›kamay›z, ç›km›yoruz. Ama nesnel gerçe¤e uygun ve kendi dinamikleri üzerinde yürüyen geliflmeyi kabul ediyoruz, bunlardan yoksun, yetersiz durumda olan› de¤il.

1-16 Temmuz 2009

Direk Yeni Demokratik Devrim ve ‹ktidara geçme noktas›ndaki ulusal ve uluslar aras› flartlar›n elveriflsizli¤i anlay›fl›ndan-tespitinden do¤an çekincelerin bu devrim için gerekli görülen flartlar›n güçlendirilip haz›rlanmas› gayesiyle Demokratik Halk Devriminin öngörüldü¤ü kadar›yla ertelenmesi düflüncesi (ki, bu gerekli görülüyorsa direk Demokratik Devrimi gerçeklefltirmenin toplumsal flartlar› tam mevcut de¤ildir demektir veya devrimin öncü-önder güçleri buna haz›rl›kl› de¤ildir demektir.) ve bir aflaman›n gerekli görülmesi, söylediklerimiz do¤ruysa pekte akla ayk›r› de¤ildir. Bu, önceki devrimlerden belli yönleriyle ayr› bir yolun izlendi¤i anlam›na gelir, fakat devrimin terk edildi¤i, revizyonizme sap›ld›¤› anlam›na her durumda gelmez. Devrime yürüyen bir hareketin burjuva engellemelerle devrimi gerçeklefltirmeden geçici-bir süreli¤ine al›konulmas› devrimin engebeli cilvelerini aç›klar. Bu devrimin mant›¤› d›fl›nda bir geliflme de¤ildir. Burjuvazinin hilelerinin a盤a ç›kar›larak gerçek yüzünün halk kitleleri ve uluslar aras› ilerici kamuoyuna tan›t›lmas› ve devrimci savafl›m›m›z›n meflrulu¤unun parlak bir flekilde güçlendirilmesi ihtiyac›, geçici bar›fl hallerini ve gerici s›n›flarla görüflmeleri anlaml› k›lar. Devrimci diplomasinin yürütülmesi, devrimci savafl›m›n bir parças›d›r. Bu anlaflmalar hukuku ve do¤as› içinde, ba¤›ms›z irademizi gölgeleyen ve ilkelerimizi i¤difl eden kat› durufl ötesinde di¤er kimi tavizlerin verilmesi de anlafl›l›rd›r. Bu teslimiyet de¤ildir. Kuflkusuz ki, devrimci gidiflat› geçici de olsa erteleyen, yavafllatan bu mantalite tercih edilen de¤ilse de flartlar›n dayatt›¤› bir zorunluluktur. Verilen tavizler afl›r› kaçm›fl olabilir, bu elbette gösterilmifl bir özürdür. Ama her bak›mdan belirleyici ve her fleyin sonu de¤ildir. fiayet elde edilmifl baflar›larla yetinilmeyip, bu ara soluklanma ya da zorunlu ve geçici bar›fl halleri zaman› devrimin güçlenip ileri at›lmas› için kullan›l›yorsa, bunda bir sorun yoktur. Yok e¤er her bak›mdan devrimi gerçeklefltirme ergenli¤ine esas güçleriyle eriflmifl oldu¤u halde; Yeni Demokratik Devrim’in tam-yetkin ya da ola¤an program›n› egemen k›lmaya muktedir f›rsatlara sahip oldu¤u halde; ve devrimin yak›n gelece¤ine hükmederek onu infla ederek elde tutup yaflatma, koruma, sürdürme haz›rl›klar›, asgari miktarda da olsa yeterlili¤i temsil ediyor ise; özcesi hiçte zorunlu olmad›¤› halde adeta keyfi bir al›kl›kla bu ertelenip devrim yürüyüflü geriye do¤ru çekiliyor, devrimden sak›n›l›yorsa; buna en a¤›r her elefltiriyi yöneltmek müstahakt›r. Görüflümüz fludur ki, NBKP(M) bu aymazl›k, keyfiyet ve yapay sak›nmalar içinde de¤ildir. Bilakis, önderlik misyonuna uygun olarak kontrollü ve sa¤lam yürümeyi benimseyerek, devrimin parlak zaferi için efor sergilemektedir. K›sa denebilecek zaman diliminde büyük kazan›mlara varan sosyal devrim prati¤i; bu cetvel üzerinde günümüze gelen sürece kadar istikrarl› bir Maoist çizgi yöneliminin sürdürülmesi; tart›fl›l›r olan “geçifl Cumhuriyeti” vb. yöneliminde Yeni Demokratik Devrim hedefinin ve daha ileri hedeflerin unutulmadan hala korunuyor olmas› ve günün politik program›n›n tamamen bir taktik süreçten ibaret oldu¤u fleklindeki ›srarl› vurgular›; temel do¤rultular›n›n devrimden ve Maoizm’den sapmad›¤›n›, bir çok hakl› elefltiriye ra¤men belle¤imize-dikkatimize ilave etmektedir. Bu yönelim, ciddi hatalar› ve kayg›lar› d›flta b›rakan bir kesinlik, risksiz-tehlikesiz ve her girintisi görülen tam bir düzlü¤e de sahip de¤ildir elbet. Ama devrim denen büyük olay tüm bunlardan muaf olarak icra olunmaz. Önemli olan, bu olay› bilimsel ve nesnel yasalarla do¤ru yönetme iradesi ve bu iradenin k›r›lmamas›d›r. Komüntern-Stalin’in Çin devrimi hakk›ndaki kimi yan›lg› ve buyurganl›klar›na ra¤men Mao ZEDUNG yoldafl flahs›nda ÇKP, ülkelerinin toplumsal flartlar›na uygun yasalar belirleyerek ve özgün taktik siyasetler ile ilkeler uygulayarak, bu ›srarla devrime kalk›fl›p baflard›lar. Bilimin o ana kadarki deneyim ve birikimleri, teorik ilkeleri vb. Stalin yoldafl›n vak›f oldu¤u koflullarda gösterdi¤i yaklafl›m› olanakl› k›lm›flt›. Çin’in koflullar› daha farkl›yd›. Ve Çin devrimi bu flartlarda biçimlenmek ve farkl›l›klar›n›n koflullad›¤› özgün ilkeler bularak ilerlemek durumundayd›. Bu özgünlüklere yan›t olacak s›rad›fl› taktikler, özel ilkeler ortaya ç›kar›lmadan Çin De-

15

mokratik Devriminin zaferi mümkün olamazd›. Stalin yoldafl bu “ayr›t edici üstünlü¤ü” geç fark etti. Nepal devrimine dair yürütülen elefltirilerle Nepal devrimi ya da önderli¤inin yürüttü¤ü aktüel taktik süreç veya durum ile Komüntern-ÇKP aras›ndaki bu süreç ya da durumla birebir uyuflmasa da benzerlikler tafl›d›¤›n› söylemek mümkün. Nepal devriminin aktüel takti¤inin evrensel geçerlili¤e sahip, genellikle geçerli-zorunlu olup ve devrim tipleri ya da aflamalar› aç›s›ndan yeni bir model-aflama oldu¤unu söylemiyoruz. Ancak, devrim öncesi ya da devrimci ilerlemeler döneminde, tamamen reddedemeyece¤imiz ve karfl›t güçlerin konumunu kollama, ileri at›lma vb. manevra hareketlerine sahne olan gerici s›n›flarla “bar›fl” görüflmeleri takti¤i, ya da devrimci güçlerin devrimin zaferi ve karfl›-devrimci güçlerin kendi egemenli¤i için ele ald›klar›, ama devrim için de ihtiyaç durumuna gelen gerekli biçimsel “duraklama” ve nefes alma (içten içe devrimi tesis etme-toparlanma-ata¤a geçme) muhtevas›yla yaflanan bu taktiksel sürecin devrimin haz›rlanmas› aç›s›ndan anlaml› oldu¤unu, büyük zafer için iflletildi¤ini düflünmekteyiz. Yani, devrimin de¤iflik koflullardaki do¤al ak›fl› ve özgünlüklerine binaen uygun biçimlenifli olarak de¤erlendirmekteyiz, hata ve yan›lg›lar tafl›yan, ciddi riskler bar›nd›ran yanlar›n› unutmadan. En az›ndan böyle yorumlanmas›n›n olanakl› oldu¤unu ve devrimci felsefe aç›s›ndan bu yorumun haks›zl›k bar›nd›rmad›¤›na inan›yoruz. Bilimimizin temel-evrensel ilkelerinin korunmas› kayd›yla, di¤er unsurlar›n önceden saptanm›fl reçetelerle sabit kalmayarak bunlar d›fl›nda farkl› metotlarla zenginleflmesine; ölü olmayan ve geliflen canl› ruha sahip bilimimizin buyru¤u gere¤i, yöntem ve özel ilkelerimizin al›fl›lm›fl›n d›fl›ndaki biçimlenifline ya da üremesine karfl› ç›k›lmamas› gerekmektedir. Daha somut söyleyecek olursak; co¤rafyas›yla, toplumsal özellikleriyle, dünya flartlar›yla, devrim önderli¤inin-subjektif ö¤enin durumuyla, devrimci s›n›f güçlerinin devrim önderli¤i alt›nda bulunup bulunmamas›, bu s›n›f kesimlerinin ortak cephesinin (HDBC), (ki, devrimin üç temel-de¤iflmez silah›ndand›r) ne kadar mevcut olup olmad›¤› her yar›-feodal/yar›-sömürge ülkede mutlak olarak, hatta esas taktiksel karakteristikler bak›m›ndan birebir ve ayn› sade özellikler bar›nd›rmaz. Dolay›s›yla, yar›-feodal/yar› sömürge durumundaki her ülke devrimi taktikler ve zamanlama aç›s›ndan mutlak eflitlik-tam ayn›l›k göstermez. “Bugün erken, yar›n geç olabilir” sözündeki espri, “neden iktidar› alm›yorsunuz?” sorusunu bofla ç›kar›r. Ayn› biçimde, “gerici s›n›flarla ortak hükümet etmenin gere¤i yoktur, halk iktidar›na geçin” diktesi de Nepal’in hali haz›rdaki flartlar›nda yerine oturmayan istem olur. Misal cephe yarat›labilmifl de¤ilse (gerici s›n›f ve düzen partileriyle mevcut hukuku kesinlikle cephe olarak atfetmiyoruz), bunun yarat›lmas› flartt›r, bunsuz devrimi gerçeklefltirmek düflünülemez. Ki, NBKP(M)’nin iflletti¤i taktik süreç de devrimci güçlerin yedeklenmesi-birlefltirilmesi ve tarafs›zlaflt›r›lmas› gereken güçlerin buraya itilmesi iflleviyle sürdürülmüfl olsun diye umut etmekteyiz. Toplumun birden fazla s›n›f ve ara katman›n bulundu¤u flartlarda Cephe’nin oluflturulmas› ve bunun Komünist parti önderli¤inde gelifltirilip yönetilmesi, yani devrimci s›n›f kesimlerinin birlefltirilmesi ötelenemez bir mecburiyettir. Halk›n bir kesimine ra¤men bir devrim gerçeklefltirmek benimsenemez. Nepal Yeni Demokratik Devrimi için de geçerlidir bu. Gerici hâkim s›n›flar›n yenilgiye u¤rat›lmas›n›n es geçilemez flartlar›ndan biridir Halk›n Birleflik Cephesi. Nepal Birleflik Komünist Partisi (Maoist) tüm ayr›nt›lar›yla Yeni Demokratik Devrimi haz›rlayarak gerçeklefltirme eylemi içindedir inanc›nday›z. Stratejik birlik siyaseti ve di¤er ara güçler (devrimci) ittifak› ile cephesine (milli burjuvazinin sol kanad›na kadarki tüm devrimci kesimlerin ortak paydalarda Komünist parti önderli¤i alt›nda düflmana karfl› devrimde birlefltirilmesi anlam›nda… Ki, bunun Nepal’de tam baflar›lmad›¤› kanaatindeyiz) vücut kazand›rma ad›mlar› olsun isteriz ve geliflmelerin bizlerde yaratt›¤› ça¤r›fl›m budur. (Gerici düzen-s›n›f partileriyle birlikte hükümet etmesini cephe eylemi olarak de¤erlendirmiyoruz, ama cephe güçlerinin kazan›lmas› anlam›nda (bu amaçla) cepheye hizmet edebilece¤ini düflünüyoruz) Nepal devrim önderli¤inin de bu bilinç ve erekle hareket ettiklerini anlamaktay›z, böyle hareket ediyor olmalar› gerekmektedir. Gerici s›n›flara verili zaman boyunca gösterece¤i müsamahas› ise, onun gerçek yüzünü ilgili herkese gösterme görevinin yerine getirilmesine ba¤l›d›r. Ve e¤er mevcut taktiksel süreç Nepal devrimini yenilgiye u¤ratsa bile, bu bir bak›mdan cepheyi gerçeklefltirmedeki baflar›s›zl›¤›yla alakal› olaca¤› gibi, di¤er taraftan da devrimin bir büküntüsü olarak devrimin ac›mas›z, h›rç›n ve çetrefilli do¤as› gere¤i yad›rganamaz ve devrim görevi güncelli¤inden bir fley yitirmeden geçerli kal›r önlerinde. Bu devrim önderli¤inin zaafiyetini gösterir ki, elefltiri yard›m› yerinde olur, ancak onu karfl›m›za almay› hakl› göstermez. Zafer kadar yenilgilere de haz›rl›kl› olmal›y›z. ‹kisi iç içedir.

Devam edecek


Sahibi ve Yaz› ‹flleri Müdürü: Ferda Bafl Yay›n Türü: Yayg›n Süreli Yönetim Yeri: KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63

BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel:(0212) 238 37 76 Faks:(0212) 238 37 96 Bask›: SM. Matbaac›l›k Adres: Çobançeflme Mah. Sanayi Cad. Altay Sokak NO:10 A Blok Yenibosna Bahçelievler-‹ST. Tel ( 0212) 654 9418

‹ZM‹R: fiehit Fethi Bey Cadde No: 13 Eski Eshot ‹flhan› Kat:4 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 G KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 G MERS‹N: Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 G MALATYA: Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 G AMED: ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:4 No:109 Da¤kap›/Amed G AT‹NA: Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: devrimcidemokrasi_yunanistan@yahoo.com.tr G YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹: Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND e-mail: d.demokrasi@googlemail.com

KONUK YAZAR

AD‹L OKAY

Kürt sorunu sempozyumu hakk›nda

Demokratik Haklar Federasyonu’nun, Ankara’da düzenledi¤i ‘Ulusal Sorun-Kürt Sorunu’ bafll›kl› sempozyumda Kürt sorunu, tarihsel, kuramsal, çözümsel ve güncel yönleriyle tart›fl›ld›. Federasyon, sempozyumu, içinde bulundu¤umuz süreçte s›cak bir gündem olarak yaflanan ulusal soruna katk› olmas›, ön aç›c› olmas› amac›yla düzenledi¤ini aç›klad›.

‹ki gün boyunca süren ve önemli tart›flmalar›n ortaya ç›kt›¤› sempozyumun özenle seçilmifl olan konuflmac›lar›, Kürt sorununu Marksizm, Kemalizm, Liberalizm, Emperyalizm gibi olgularla birlikte aç›klarken, sempozyumun heyecanla beklenen son oturumunda Türkiye-Kuzey Kürdistan devrim ve demokrasi mücadelesinin özneleri, Kürt sorununda politik tutumlar›n› ve çözüm önerilerini aktard›lar

Ulusal Sorun-Kürt Sorunu

Sempozyumu gerçeklefltirildi 27-28 Haziran tarihlerinde, Ankara ‹nflaat Mühendisleri Odas› Teoman Öztürk Salonu’nda düzenlenen sempozyumun aç›l›fl konuflmas›n› yapan DHF üyesi U¤ur Yefliltepe, komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n kendi döneminde ulusal sorun konusunda dile getirdi¤i düflüncelerin, ülkemiz devrimci hareketi içerisinde bir kopufl yaratt›¤›n› ve bu düflüncelerin hala güncelli¤ini korudu¤unu ifade etti. Yefliltepe, “Kürt ulusal sorununun tart›fl›laca¤› sempozyumumuzun Kürt sorununun çözümü tart›flmalar›na katk› sunaca¤›n› umuyoruz” dedi.

1. Gün Sempozyumun ilk günkü birinci oturumunda, Emrah Cilasun, Ender Helvac›o¤lu, Metin Kayao¤lu ve Yüksel Akkaya konuflmac› olarak yer ald›. Ulusal sorunun kuramsal çerçevede, ‘Marksizm ve Ulusal Sorun’ bafll›¤› ile ele al›nd›¤› oturumun baflkanl›¤›n› yapan Yaser Günday, yapt›¤› konuflmada flunlar› söyledi: “ Geçen 30 y›l, Kaypakkaya’n›n fikirlerinin, Türkiye’de Marksizm’de çok derinlik tafl›d›¤›n› göstermifltir. Bizim üzerimize düflen bunu ortaya ç›karmak, bunun üzerine bina etmektir.”

‘Burjuva demokrasisi mi isteniyor yoksa ondan köklü bir kopufl mu?’

Sempozyumda 2. Gün

Teori ve Politika dergisi yay›mc›s› ve yazar› Metin Kayao¤lu, Lenin’in, ezilen uluslar›n hareketinin proletaryan›n hareketi ile birlikte ele al›nmas› gerekti¤i ve ‘sadece proletaryan›n de¤il, ezilen halklar›n da temsilcisiyiz’ fleklindeki belirlemesinin Marksizm’de bir s›çramaya denk düfltü¤ünü ve yirminci yüzy›l›n bu flekilde afl›ld›¤›n› kaydetti. Kayao¤lu, uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›n›n, bütün ezilenlerin kendi kaderini tayin hakk› olarak ele al›nmas› gerekti¤ini ifade etti. Bilim ve Gelecek dergisinden Ender Helvac›o¤lu ise Kürt sorunu ile ilgili olarak flunlar› söyledi: “Buradaki ulusal sorunumuz, Avrupa’da oldu¤u gibi, feodal kal›nt›lar›n tasfiyesi sorunudur. ‹kincisi ise emperyalizme karfl›, emperyal müdahaleleri önleme, emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k

‹kinci gün devam eden sempozyumun üçüncü oturumunda, Kürt ulusal sorunu, güncel çerçevede ve emperyalizmle ba¤lant›s› içerisinde ele al›nd›. Erflat Akyaz›l›’n›n baflkanl›¤›n› yapt›¤› oturumda, Babür P›nar, Muzaffer Oruço¤lu, Recep Marafll›, Sibel Özbudun ve Sinan Çiftyürek konuflmas› olarak yer ald›. Konuflmac›lara söz verilmeden önce 1. günün her iki oturumuna iliflkin de¤erlendirmede bulunan DHF Temsilcisi U¤ur Yefliltepe, ilk gün yaflanan olumsuzluklara at›fta bulunarak, karfl›t fikirlerin birbirine sayg› çerçevesinde tart›fl›lmas›na ve karfl›t fikirler elefltirilirken sayg› s›n›rlar›n›n afl›lmamas› hususunda uyar›da bulundu.

‘Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk› unutturulmak isteniyor’ Oturumda, internet yoluyla sempozyuma kat›lan Muzaffer Oruço¤lu ilk sözü alarak, ‹brahim Kaypakkaya’n›n ortaya koydu¤u görüfllerin, hala kendi alg›lay›fl›na cevap oldu¤unu dile getirip, ancak, onun ‘Kürt sorunu emperyalizme karfl› bir mücadele sorunudur’ tespitine kat›lmad›¤›n› ifade etti. “Genel olarak bir ulusun özgürleflmesi, insan›n özgürleflmesinin bir parças›d›r” diyen Oruço¤lu, uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›n›n proletaryan›n ç›karlar›na göre ele al›nmas›n›

mücadelesi vermedir. Üçüncüsü, birilikte yaflayan halklar›n, uluslaflma süreçlerinin, karfl›l›kl› sayg› temelinde çözülmesi sorunudur. Demokratik devrim sorunu var.” Gazi Üniv. Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Akkaya da, ülkemizde demokrasi hayranl›¤›n›n had safhada oldu¤unu belirterek, demokrasi mücadelesi olarak addedilen bir ulusal hareketin kapitalizmi karfl›s›na almayan bir mücadele ekseninde asla baflar›l› olamayaca¤›n›n alt›n› çizdi. “Demokrasi kapitalizmin gayrimeflru çocu¤udur, kapitalizm demokrasiyi d›fllar; çünkü otokrasiye gereksinim duyar, böl/parçala/yönet anlay›fl›na sahiptir” diyen Akkaya, “Kürt hareketi iflçi s›n›f›na dayanmazsa Kürt sorunu çözülmez” fleklinde aç›klamada bulundu. Sempozyuma internet yoluyla kat›labilen araflt›rmac› yazar Emrah Cilasun ise, aç›klad›¤› fikirleriyle salonda tepkilere ve tart›flmalara yol açt›. “Kaypakkaya, üst yap›daki flovenizme karfl› aç›k mücadele etmifltir” diyen Cilasun, “flayet bu dünyaya komünizmin penceresinden bakacaksak, ekonomizm, pragmatizm illetinden kesinlikle kurtulmal›y›z. Buradaki tayin edici sorun, çizgi sorunudur. Kürt hareketinin bir fleyi kesinlefltirmesi gerekiyor. Burjuva demokrasisi mi isteniyor, yoksa bunlardan köklü bir kopufl mu arzu ediliyor” dedi.

2. oturum Sempozyumun ilk günkü ikinci oturumunda, Kürt sorunu ve ulusal sorun tarihsel çerçevede ve ‘Kürt ulusal sorunu, Kemalizm ve Liberalizm’ bafll›klar› alt›nda ele al›nd›. ‹brahim Karakaya’n›n baflkanl›¤›n› yapt›¤› oturuma sosyolog ‹smail Beflikçi, Ankara Üniv. Ö¤retim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Kemal Coflkun, yazar Prof. Dr. M. fiehmus Güzel, araflt›rmac› yazar Sait Çetino¤lu ve araflt›rmac› yazar Temel Demirer konuflmac› olarak kat›ld›lar.

‘Kürtler 40 milyon nüfusa ra¤men söz sahibi de¤il’ Oturumun ilk konuflmac›s› olan ‹smail Beflikçi, Türk devletinin, uluslararas› arenada emperyalist devletler taraf›ndan t›pk› ‹srail gibi destek gören bir devlet oldu¤unu ifa-

do¤ru bulmad›¤›n› ifade ederek, “Proletaryay› bafl›m›za kurtar›c› olarak diken, proletaryan›n önce kendi kurtuluflunu, sonra da herkesin kurtuluflunu sa¤layacak anlay›fl› dine ç›k›yor” aç›klamas›nda bulundu. Ulusal burjuva devrimlerinin, devrimci bir iktidar iradesi gerektirdi¤ini ifade eden Babür P›nar ise, “Burjuva ulusal devlet, burjuva karakter nedeniyle her zaman ve her ülkede iflçiler için hapishane demektir” diye belirtti. Sempozyumun tek kad›n konuflmac›s› olan Sibel Özbudun, Kürt sorununun çözümü ile ilgili olarak Avrupa Birli¤i’nin politikalar›n› teflhir edip, emperyalistlerin bireysel ve grup haklar› ayr›m› yaparak soruna yaklaflmalar›n› analiz etti. Özbudun, “Genelkurmay Baflkan› da kültürel haklar›n bireysel düzlemde kullan›lmas›n›n hiçbir sak›nca tafl›mayaca¤›n› söylüyor ve haklar›n bireysel oldu¤unun alt›n› özenle çiziyor ve TSK olarak kolektif haklara dönüfltürülmesinin karfl›s›nda oldu¤unu söylüyor. Bu aç›klama AB müktesebat› ile tamamen örtüflüyor, ayn› zamanda kolektif haklar olarak tan›mlanan uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› unutturulmak isteniyor” diye aç›klama yapt›. Sempozyuma internet yoluyla kat›lan Recep Marafll› da, “Devlet kurmak da dahil Kürt ulusunun kolektif haklar›n› ve taleplerini dikkate almadan çö-

de ederek, “Türkiye’de 20 milyon Kürt var ve Türkiye bunu inkar ediyor ve bunu AB’ye kabul ettiriyor” diye belirtti. Ortado¤u’da k›rk milyona yak›n Kürt bulunmas›na ra¤men, söz sahibi olamad›klar›n› söyleyen Beflikçi, “Avrupa Konseyi’nin 50 tane üyesi vard›r ve bunlar kararlar al›yor. Bunun baz› ülkelerinin nüfusu on bindir. K›br›s, Malta ve Lüksemburg böyledir. K›rk milyon nüfusa sahip Kürtlerin de uluslararas› politikada ad› geçmelidir” fleklinde aç›klamada bulundu. Kürt sorununda Kemalizm’e tav›r al›nmadan bir ad›m at›lamayaca¤›n›n alt›n› çizen Temel Demirer, ‘demokratiklefliyoruz’ söylemi üzerinde durarak, “Bir alay insan Kürdistan dedi¤i için yarg›lan›rken mi demokratiklefliyoruz” dedi. Kürt ulusal sorununda devletçi, Fethullahç› bir çözümün istendi¤ine dikkat çekti. Kürt sorununun çözümünde liberaller ve Türk egemen s›n›flar› taraf›ndan dayat›lanlara ra¤men, üçüncü bir yolun bulundu¤una dikkat çeken Mustafa Kemal Coflkun ise, bu görüflünü flöyle temellendirdi: “Bugün kendisini liberal sol ve de ulusalc› sol olarak tan›mlay›p, demokrasi kavram› karfl›s›nda burjuvazinin kamp›nda konumlananlara karfl›l›k burjuvazinin s›n›f içi bir çat›flmas›n›, s›n›flar aras› bir çat›flmaya dönüfltürmek zorunday›z. Onlardan birinin yan›nda saf tutmak zorunda de¤iliz.” Kürtlerin, son Osmanl› padiflahlar›ndan Abdülhamit döneminde Hamidiye Alaylar›’na al›narak ulusal bilinçlerinin geliflmesinin engellenmek istendi¤ini ifade eden Sait Çetino¤lu da, “Kürt ulusal sorunu ‹ttihat ve Terakki’den beri sürüyor. Kurtulufl savafl›nda Kürtler Türklerin yan›nda yer almalar›na ra¤men, güvenilmez, tehlikeli unsur olarak alg›lan›yor” dedi. Sempozyuma, ‘federasyon sistemine geçilmeli’ temelli bir yaz›l› sunum gönderen M. fiehmus Güzel’in fikirleri de tepkiyle karfl›land›. Güzel’in, ulus devlet olma özelliklerini koruyan emperyalist Avrupa ülkelerinin federal tarzdaki örgütlenmesini, Kürt sorunun çözümü ba¤lam›nda tek yol olarak görmesi ve bunu ülkemizde uyarlama önerisi, salondaki di¤er konuflmac›lar ve dinleyicilerin tepkisini çekti.

züm mümkün de¤il” aç›klamas›nda bulundu. Konuflmas›nda Kürt Konferans› olarak bilinen Erbil Konferans›’na de¤inen Sinan Çiftyürek ise, “Anayasal hak, anadilde e¤itim, genel af. Erbil Konferans›’nda bulunursak bu üç konuda ›srar edece¤iz” dedi.

4. oturum Sempozyumun son oturumu, Demokratik Haklar Federasyonu, Bar›fl ve Demokrasi Partisi, Emek Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Partizan ve Sosyalist Parti temsilcilerinin kat›l›m› ile gerçekleflti. Temel Demirer’in baflkanl›¤›n› yapt›¤› bu oturumda, kurumlar›n Kürt sorununda politik tutumlar› aktar›ld›.

Kapan›fl konuflmas› onurunun bana verildi¤i, Kürt Sorunu Sempozyumundan çok olumlu izlenimlerle ayr›ld›m. Öncelikle onlarca yazar, ayd›n, örgüt-parti temsilcilerinin ve izleyicilerin aktif kat›l›m›yla iki gün boyunca tart›fl›lmas›, bilgi al›flveriflinde bulunulmas›, kat›l›mc›lar›n ‘birbirlerini tan›malar› ve tahammülleri’ takdire flayand›. ‘Demokratik Haklar Federasyonu’nu bu güncel ve yak›c› konuda, cumhuriyetin kuruluflundan bu yana elimizi, vicdan›m›z›, yüre¤imizi yakan Kürt sorununda sempozyum düzenledikleri için kutluyorum. Soru sorarken kendi görüfllerini de ifade eden dinleyiciler aras›nda ve panellerde tebli¤ sunan kimi konuflmac›lar aras›nda bak›fl aç›lar›n› ö¤rendi¤im ama görüfllerine kat›lmad›¤›m arkadafllar da oldu. Yer yer izleyiciler aras›ndan gelen sorular genç kufla¤›n geçmifli çok iyi bilmedikleri izlenimi do¤urdu. 1970’li y›llar› hat›rl›yorum. Kürdistan ilhak m› de¤il mi, sömürge mi de¤il mi, iç sömürgemi, kendisi yar› sömürge olan bir ülkenin sömürgesi olur mu, birlikte mi ayr› m› örgütlenme, uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› v.b. konularda günlerce, aylarca, y›llarca tart›flt›k. Kimi zaman birbirimizi k›rd›k. Ama nicelik olarak en küçü¤ünden en büyü¤üne kadar tüm Türkiyeli sosyalist örgüt ve partiler Kürt sorunu oldu¤unun, Kürt halk›n›n haklar› oldu¤unun alt›n› çizdiler. Ve Türk kökenli sosyalistler, Kürt, Arap, ermeni kökenli sosyalistlerle birlikte Kürt halk› için bedeller ödediler. Unutulmamal›d›r ki Kürt sorununda en zor dönemde a¤z›n› açan ve elini tafl›n alt›na koyanlar, bu ülkede kendine sosyalistim, komünistim diyen kifli ve kurumlar oldu. 1980 sonras› darbe solu silindir gibi ezdi ama bu kez Kürt halk› kendi örgütlenmelerini yaratt›. Ortam t›rnak içinde gevfleyince, sakland›klar› yerden ç›kmaya bafllayan liberaller de bugün Kürt dostu görünmeye bafllad›lar. Ki bunlar›n büyük ço¤unlu¤u 12 Eylül mimarlar›n›n yan›nda yer alm›fl, ne darbeye ne Diyarbak›r zindanlar›nda yaflanan mezalime karfl› ses ç›karm›fl ne de di¤er katliamlar› durdurmak için parmak oynatm›fllard›r. Hatta cuntadan nemalanmak için kalemlerini satanlar ço¤alm›flt›r. Elbette Türkiye’de bir zamanlar susanlar›n, korkanlar›n bu gün konuflmas› önemlidir. Önemlidir ama idama giderken yaflas›n Kürt Türk halklar›n›n kardeflli¤i slogan› atanlar›, K›z›ldere’de Türk ve Kürt halklar›n›n kardeflli¤ini elele ölüme giderek kan›tlayan Mahir Çayan ve arkadafllar›n›, Kürt sorununda önemli aç›l›mlar yapan ‹brahim Kaypakkaya’y› ve bu u¤urda hayat›n› kaybeden, y›llarca zindanlarda kalan sosyalistlerin katk›lar›n› unutmamak gerekiyor. Ve yine unutulmamal›d›r ki, bugünün Kürt halk önderleri de bu okulda, özellikle 1970’li y›llar›n sosyalist örgüt ve partilerinde yetiflmifltir. S›n›f bilinci ve ulusal bilinç sosyalizm okulunda geliflmifltir. ‹flte bu sempozyumun bir baflar›s› da genç kuflaktan dinleyicilere bu gerçekleri hat›rlatmak olmufltur. Ulusal sorunun çözümü ve bar›fl konular›nda da farkl› görüfller sunuldu. Hiçbir sosyalist bar›fl fliar›na karfl› ç›kmaz. Bu bar›fl› onlar yapmasa, yapamasa bile. Ancak sosyalistler söz konusu bar›fl› sorgular, kavramlar›n içini doldurmaya çal›fl›rlar. Art›k tek bafl›na bar›fl demek yetmiyor. Kal›c› bar›fl, sonsal bar›fl, nihai bar›fl gibi kavramlar var. Ben, 17 bin faili meçhulün sorumlular›n›n hesap vermedi¤i, 12 Eylül mimarlar›n›n yarg›lanmad›¤› bir Türkiye’de demokrasiden söz edilece¤ine inanm›yorum. Kimi örgütler, onlar için yeterli olabilecek bar›fl antlaflmas› ad›na geçmifle sünger çekseler, katilleri affetseler bile; o¤lunu, k›z›n›, kardeflini, eflini, sevgilisini, anne ve babas›n› iflkencede, yarg›s›z infazlarda kaybedenler katilleri affetmeyecektir. Geçmiflle hesaplafl›lmad›¤› sürece de bu yara kanamaya devam edecektir. Ve bu bar›fl süreci de k›r›lgan olacakt›r. Birçok konuflmac› arkadafl›n, özellikle Sibel Özbudun’un alt›n› çizdi¤i AB bireysel hak m› kolektif hak m› konusu-sorusu çok önemliydi. Avrupa Birli¤i’ni “evrensel bir model” olarak sunan liberaller, Kürtlerden durmadan taviz isterlerken, “Kürt Sorunu”nun bir kolektif haklar meselesi oldu¤unu inkâr ederek, sistemin düzen içi -bireysel haklar- düzenlemesinin önünü aç›yorlar… Ancak flu soruyu sormuyorlar: PKK neden hala AB’nin terör listesinde! Keza Fransa örne¤inde oldu¤u gibi AB’ye üye ülkeler kendi az›nl›klar›n›n kolektif haklar›n› yok sayarlar. Bireysel haklara indirgeyip demokrat görünürler. Bölgesel ve Az›nl›k Dilleri Avrupa fiart›’n› onaylamayan ve Ulusal Az›nl›klar Çerçeve Sözleflmesi’ni imzalamayan Fransa, ülkesinde ulusal az›nl›klar›n bulunmad›¤›n› ileri sürmektedir. Fransa, 1999’da yay›mlad›¤› bir bildirgeyle Bölgesel ve Az›nl›k Dilleri Avrupa fiart›’n› ancak baz› yorumlar getirerek onaylayaca¤›n› duyurmufltur. Örne¤in fiart›n amac›n› az›nl›klar›n tan›nmas› ve korunmas› de¤il, sadece Avrupa dil miras›n›n gelifltirilmesi olarak gördü¤ünü, Fransa’n›n yurttafllar› aras›nda etnik, dilsel ve ›rk aç›s›ndan hiçbir ayr› muamele yapamayaca¤›n› ve Fransa’n›n sadece Frans›z halk›n› tan›d›¤›n› söylemifl ve birçok maddeyi de bu çerçevede yorumlam›flt›r. Korsika’ya özerklik statüsü ise ony›llar süren mücadele sonucu mecburen verilmifltir. Belçika ve ‹talya da bu konuda sab›kal›d›r. Sempozyum boyunca birçok konuflmac›n›n alt›n› çizdi¤i bir di¤er önemli konu da: Emek eksenli mücadelenin, sosyalizm mücadelesinin kimlik mücadelesinden ayr› yürütülmemesi gerekti¤iydi. Sonuç olarak Demokratik Haklar Federasyonu’nun düzenledi¤i bu iki günlük sempozyum, baflar›ya ulaflm›flt›r diye düflünüyorum. Baflta da belirtti¤im gibi sadece farkl› geleneklerden insanlar›n birbirleri hakk›nda tafl›d›klar› önyarg›lar›n k›r›lmas›, baz› devrimci gençlerin sadece kendi yay›n organlar›nda yaz›lanlar› okumaktan kaynakl› ezberlerin bozulmas›na yard›mc› olmas› önemlidir. Kald› ki sempozyum bundan çok fazlas›n› baflarm›flt›r. Eme¤i geçen herkese teflekkür ediyorum.

ekonomik yetkilerinin belirli bir k›sm› yerel yönetimlere devredilecek ve her bir yerel yönetim ad› konmam›fl bir iflletmeye dönüfltürülecek, bunun sonucunda uluslararas› tekeller ülkeyi kar›fl kar›fl parselleyecek.” DHF temsilcisi konuflmas›n›n sonunda, ‹brahim Kaypakkaya’n›n ulusal sorun pazar sorunudur belirlemesine vurgu yapt›. ‹kinci olarak konuflan Sosyalist Parti temsilcisi, “Kürt hareketi homojen bir hareket de¤ildir. Sorunu emperyalizmle çözme anlay›fl›ndaki iflbirlikçi bir anlay›fl vard›r hareket içinde. Hareketin, sorunu 4 parçaya ayr›lm›fl olan Kürdistan halk›n›n iradesi ile çözmek isteyen özgürlükçü e¤ilim kanad› yok edilmek isteniyor” dedi.

‘Ulusal sorun özünde Pazar sorunudur’ Canl› tart›flmalara sahne olan bu oturumda, ilk sözü alan DHF temsilcisi, “Emperyalizm, ömrünü uzatma ad›na yeni bir politik yönelime girdi. Bu yönelime göre, bütün merkezi iktidarlar› tek tek parçalara ay›rmay› ve onlar› yeniden ve yeniden sömürmeyi amaçl›yor” diyerek, Kürt ulusal hareketi taraf›ndan savunulan demokratik özerklik projesinin, uluslararas› tekellerin de uzun süredir planlad›klar› bir politikaya tekabül etti¤ini söyledi. DHF temsilcisi bu konuda flöyle bir aç›klama getirdi: “Böylece merkezi iradenin

‘Kendi siyasal sistemimizi örüyoruz’ Sempozyuma DTP’yi temsilen kat›lan Bar›fl ve Demokrasi Partisi Genel Baflkan› da, “Bizler bugün devletsiz bir çözüm savunuyoruz. Yani komünal demokratik çözümü savunuyoruz. Silahl› çözüm yolu iflas etti” dedi. BDP Genel Baflkan› ayr›ca flunlar› söyledi: “Demokratik, bar›flç›l çözümün, demokratik özerkli¤i egemenlerin bize bahfletmeyece¤i anlay›fl›yla, meflruiyete dayal›, halklaflmaya dayal› bir siyasal sistemin örülmesiyle olaca¤›n› savunuyoruz. Özgür bele-

diyecilik yöntemiyle, demokratik toplum projesiyle, bizi demokratik cumhuriyete götürecek bir projeden bahsediyoruz. Sorunumuz demokratik ve özgür çözümü, sisteme ra¤men kendi modelimizi, sistemimizi örmekten geçiyor. Yerel yönetimlerin özerk bir yap›ya kavuflturulmas›n›n yolunu açt›k.” EMEP temsilcisi de, “‹flçi s›n›f› ve emekçi kitlelerin demokratik bilincinin giderek devrimci bir çizgiye tafl›nmas›n›n önündeki engeller kald›r›lm›fl olacakt›r” fleklinde belirlemede bulunduktan sonra Kürt sorununun çözümü için haz›rlad›klar› 16 maddelik önerilerini aktard›. ‘Adil, demokratik, onurlu bir bar›fl’ önerisi yapan ESP temsilcisi, “Demokratik özerklik projesi çözüm getirmeyecek ütopik bir yan›lg›d›r” derken, Partizan temsilcisi de Kürt ulusal hareketinin 1992 y›l›ndan bu yana bir ideolojik kriz içerisinde oldu¤unu ifade ederek ayr›ca flunlar› söyledi: “Kürt sorunu konusunda ortaya koydu¤umuz do¤rular› hayata geçiremedik. Kaypakkaya’n›n bu fikirlerini ortaya koydu¤u süreçte ciddi anlamda bir Kürt ulusal hareketi yoktu, biz bugün onun fikirlerini hayata geçirirken, var olan Kürt ulusal hareketini dikkate alarak hareket etmek zorunday›z.” Dördüncü ve son oturumun soru ve cevaplarla bitirilmesinin ard›ndan Adil Okay’›n kapan›fl konuflmas› ile sempozyum sonuçland›r›ld›.


dd_156