Page 1

Korsan bayra¤›n›n gizledi¤i gerçek

Aleviler taleplerinde ›srarl›

ABD arad›¤›n› Hindistan’da buldu

Son günlerde s›k s›k Somalili korsanlar›n gemi kaç›rmalar› ile gündeme gelen Aden Körfezi ve Hint Denizi; y›lda on binlerce geminin geçti¤i, petrol, silah ve imalat mallar› ticaretinin u¤rak güzergah›. Aniden hortlayan bu korsan sald›r›lar› sorunu, bu önemli bölgenin hakimiyeti için emperyalist güçler aras›ndaki çat›flman›n bir ürünü.

Ankara’da iki önemli toplant› düzenleyen Aleviler, AKP’nin yaklafl›mlar›n›n kendileri aç›s›ndan tafl›d›¤› tehlikeye iflaret ettiler. Ankara’da düzenledikleri büyük mitingin ard›ndan TBMM Baflkan› Köksal Toptan’la görüflen Aleviler, AKP’nin ‘uç’ olarak tan›mlad›¤› taleplerini yinelediler.

ABD’nin yeni “fler ekseni” olarak belirledi¤i Asya, Hindistan’›n Mumbai kentine düzenlen sald›r› ile tehlikeli bir sürece girmifl görünüyor. Hindistan’›n, sald›r›n›n sorumlusu olarak, Obama’n›n askeri iflgalle tehdit etti¤i Pakistan’› iflaret etmesi, “ABD Pakistan’a askeri sald›r› m› düzenleyecek?” sorusunu yeniden akla getirdi.

DÜNYA

GÜNCEL

S A Y F A 10

15 Günlük Siyasi Gazete

SAYFA 3

Y›l: 7

Say›: 144

GÜNCEL

• 2-16 Aral›k 2008 • Fiyat›: 1 YTL

S A Y F A 13

e-mail:devrimcidemokras@ttmail.com

On binler Ankara’da hep bir a¤›zdan hayk›rd›:

DTP Amed Milletvekili

D‹SK ve KESK’in “Emek, Bar›fl ve Demokrasi Mitingi”ne kat›lan yüz binden fazla emekçi, dünyada ekonomik krizin yafland›¤› bu süreçte, krizin sahibi emperyalist-kapitalist sisteme ve onun ülkemizdeki ufla¤› AKP hükümetine, “krizin faturas›n› biz ödemeyece¤iz” mesaj› verdi. Ülkenin dört bir yan›ndan gelerek S›hhiye Meydan›’n› dolduran emekçiler, bütün dünyay› vuran ekonomik krize karfl›n AKP hükümetinin yaln›zca sermaye sahiplerini kurtaracak önlemler ald›¤›n›, bu önlemlerin finansman›n›n da emekçi y›¤›nlar›n daha fazla sömürülmesiyle elde edildi¤ini aç›klad›lar.

Nakliyat-‹fl Baflkan›

Kitleler hükümeti uyard›

KESK Genel Baflkan›

Krizin faturas›n› ödemeyece¤iz KESK Genel Baflkan› Sami Evren: Krize karfl› emekten yana bir program›n ortaya ç›kmas› önemlidir. KESK ve D‹SK’in, krize karfl› öneri ve programlar› do¤ru bir yaklafl›m çerçevesindedir. Nakliyat-‹fl Baflkan› Ali R›za Küçükosmano¤lu: Çözüm için, ‘sosyal program’ ya da sadece D‹SK ve KESK’in mücadelesiyle yetinmemek gerekir. Mücadeleyi, ekonomik ve demokratik mücadeleyle s›n›rland›rmamak laz›m.

DTP Amed Milletvekili Ak›n Birdal: Ekonomiyle demokrasiyi iliflkilendirmeyen bir iktidar›n her zaman ekonomik olarak çöküfle ve kitleleri yoksullu¤a itmesi kaç›n›lmazd›r.

NKP(MAO‹ST) TARTIfiIYOR: DEVR‹M M‹, REFORM MU? Uzak Asya ülkesi Nepal'de Maoistler öncülü¤ündeki iktidar mücadelesi, gelinen aflamada, Halk Cumhuriyeti ve Demokratik Cumhuriyet fleklindeki iki programatik yaklafl›m›n do¤urdu¤u kutuplaflmaya sahne oluyor. Kas›m ay›nda yap›lan Merkez Komite toplant›s›nda Prachanda, mevcut Demokratik Cumhuriyet'te ilerlenmesini savunurken, karfl› ç›kan Kiran da, bir an önce Halk Cumhuriyeti'ne geçilmesini savundu. Parti içerisinde bu konulardaki farkl› fikirlerin aç›kl›kla tart›fl›ld›¤› bu süreçte, devrimin gelece¤i ile ilgili yaklafl›mlar büyük tart›flmalar do¤urdu. SAYFA 11

YEREL SEÇ‹M GÜNDEM‹ HAREKETLEN‹YOR

Ankara’da toplanan on binlerce kifli hükümetin y›k›m politikalar›n› protesto etti

DHF: Halk›n hakl› kavgas›n› örgütleyelim

Mitinge merkezi kat›l›m sa¤layan Demokratik Haklar Federasyonu da, krizin faturas›n› halka ödetmek isteyenlere karfl› demokratik haklar mücadelesini yükseltme ça¤r›s› yapt›. Mitingdeki kitleselli¤iyle dikkat çeken DHF, çeflitli ulus, milliyet ve inançlardan emekçilerin siyasi iktidara ve emperyalist gericili¤e anlaml› bir cevap verdi¤ini ifade etti. Mitingle birlikte, mücadelenin kitleselleflmesi ve iktidar perspektifli bir mücadele program›n›n ortaya ç›kmas›n›n da kuvvetli bir zemininin olufltu¤unu belirten DHF, mitingde yaflanan gerilimi iflaret ederek, “Bunun içindir ki halk düflmanlar› bu büyük buluflmaya gölge düflürmeye, eylemi terörize etmeye kalkm›fllard›r” dedi.

PERSPEKT‹F Yerel seçimlerde do¤ru politika SAYFA 8

Y

AZARLAR

3

SINIF TAVRI/‹smail Uçar Kitleler mi, oy mu?

6

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ/Dursun Bafltu¤ Emperyalist krizin faturas›n›...

7

ÖNCÜ KADIN/Rojda Demir fiiddetinizle bar›flmayaca¤›z

F‹K‹R/Muzaffer Oruço¤lu 12 YÜZ Devlet ve birey Ç‹ZG‹S‹/Bak›fl Can 13 UFUK Teori, pratik ve devrimcilik YAZAR/Naz›m Alpman 16 KONUK Hofl görmeyelim hofl görmesinler

Sayfa 16

IIIIIIII

Yerel seçimler sürecinin yaklaflmas›yla birlikte, devlet bütçesinden 162 milyon YTL seçim yard›m› alan sistem partileri, içinde bulundu¤umuz kriz koflullar›nda, büyük bir bütçeyi seçimlere ay›rmaktan imtina etmediler. AKP, hükümet olman›n avantajlaran› kullanarak, kömür, makarna, hediye çeki gibi 'yard›mlar›n›' seçim yat›r›m› olarak artt›rd›. Sözde laikli¤inin 盤›rtkanl›¤›n› yapan CHP, çarflafl› kad›nlara rozet takarken, AKP de CHP'den gelen üç bafl› aç›k kad›na rozetini takt›. DTP 'Demokratik Özerklik' program›yla yerel seçim çal›flmalar›na yo¤unlafl›rken, AKP ve CHP-SHP gericili¤ine karfl› halk› uyaran Demokratik Haklar Federasyonu ise, demokrasi güçlerini temsil edecek bir program ve birlik anlay›fl›yla seçimlere haz›rland›¤›n› duyurdu. Sayfa 15

GÜNCEL ‹hale Kanunu'nda yolsuzluklar› artt›racak düzenleme SAYFA 2

Ankara Üniversitesi’nde yemekhane iflgali sürüyor ‹fl güvencesi ve yemeklerin sa¤l›kl› ç›kar›lmas› talepleriyle bafllayan Ankara Üniversitesi Cebeci yerleflkesi yemekhanesinin iflgali, Ankara Üniversite Meclisi taraf›ndan sürdürülüyor. Meclis'i oluflturan direniflteki iflçiler, ö¤renciler ve ö¤retim üyeleri, talepleri rektörlük ve Tam Sofra tafleronu taraf›ndan yerine getirilene kadar iflgali sürdüreceklerini duyurdular. Öte yandan üniversite rektörlü¤ü ve Tam Sofra tafleronu direnifli k›rmak için valiye dilekçe vererek, polisin iflgale sald›rmas›n› ve eylemi da¤›tmas›n› istedi. Yerleflkeyi abluka alt›na alan polis, kararl› direnifl karfl›s›nda geri çekildi. Sayfa 9

Kad›nlar ‘fliddete hay›r’ dedi

25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü dolay›s›yla birçok ilde eylem ve etkinlikler düzenleyen kad›nlar, kad›na yönelik her türlü fliddete (fiziksel, cinsel, s›n›fsal, ulusal, ekonomik vb.) tepkilerini, isyanlar›n› dile getirdiler. DHF Kad›n Komisyonu’nun da, ‹stanbul, Ankara, Mersin, Dersim illerinde düzenledi¤i etkinliklerde, kad›n›n yaflad›¤› sorunlarda çözümün, kad›n›n öz gücünde oldu¤u ifade edilerek, demokratik haklar mücadelesine kat›lma ça¤r›s› yap›ld›. Sayfa 7

‘Yasal ölüm’ her an karfl›n›za ç›kabilir! Ankara'da 17 yafl›ndaki Soner Çankal'› yaral› haldeyken 'kafas›na s›karak' infaz eden polis, cinayetini Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'na s›¤›narak savundu. Yasalar›n verdi¤i haklar› kulland›¤›n› savunan polis, "öldürmek yasal hakk›m" dedi. Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nun 2007 y›l›nda de¤ifltirilme-

sinden bu yana belindeki silah› rahatça kullanan polis, sadece 2008 y›l› içerisinde 35 kifliyi öldürdü. Polisinin yetkilerini artt›ran devlet, keyfi kimlik kontrollerinin, keyfi tutuklamalar›n, keyfi fifllemelerin ve keyfi öldürmelerin önünü açarak, 200 bine yak›n polisini cinayet ifllemeye de teflvik ediyor. Sayfa 5


güncel

’den

2 2-16 Aral›k 2008

mperyalist direktifler do¤rultusunda hâkim s›n›flar›n uflakl›¤›yla ülkemiz halk›n›n s›rt›na yüklenen zamlar, yoksul halk›n kamburunu iyice büyütüyor. Sudan elektri¤e, g›da ürünlerinden do¤algaza, her fleye zam yapan AKP hükümeti, kriz söylemleri ile gerçeklefltirilen iflçi k›y›mlar› tablosunda üç maymunu oynuyor. Emperyalizm, kendi krizinden kurtulmay› her zaman oldu¤u gibi, emekçi halklara fatura keserek yapmaya çal›fl›yor. Sömürü sisteminin bu sald›r›lar›na karfl› Ankara’da toplanan on binler “Bu kriz bizim krizimiz de¤il, krizinize ortak olmayaca¤›z, krizinizin faturas›n› kestirmeyece¤iz” hayk›r›fl›nda bulunarak tepkisini dile getirmeye çal›flt›.

E

Krize, yoksullu¤a, iflsizli¤e, zamlara ‘hay›r’ diyen emekçiler, 29 Kas›m Ankara mitingi ile AKP’ye ve uygulad›¤› y›k›m politikalar›na karfl› uyar›da bulundu. Miting, bast›r›lman›n, sessiz kalman›n iliklerine kadar iflletildi¤i halk›n bütünü ile k›yasland›¤›nda ‘c›l›z’ bir görüntü çizse de, demokratik haklar mücadelesi ve halk hareketi için önemli bir yerde duruyor.

Yoksullu¤u artt›rmak ad›na politika üreten AKP’nin ülkede yaflan›lan kriz ortam›nda odakland›¤› nokta ise seçimler. Hükümete gelmeden önce alanlarda her türlü yalan› söyleyerek ‘halkç›’ bir tablo çizen AKP’nin hükümette bulundu¤u süre içerisinde yaratt›¤› tablo ise bilindik manzara. Sermaye ç›karlar› do¤rultusunda hareket eden AKP hükümeti, özellefltirmeleri, zamlar›, yasalar› ile ekonomik-sosyal haklar› t›rpanlarken, iflsizli¤e, yoksullu¤a, yolsuzlu¤a da tavan yapt›rd› ve yaklaflan yeni seçimler içinde haz›rl›klar›na bafllad›. Hükümette oldu¤u süre boyunca çald›klar›ndan seçim çal›flmalar› için sermaye oluflturan AKP, kömür yard›mlar› ile oy av›na ç›kt› bile. Yoksullaflt›rd›¤› halka, zamlar› ile kömürü nimet yapan AKP, birçok ilde ücretsiz kömür ve g›da “yard›mlar›” yap›yor. Yaklaflan seçimlerin telafl› elbette sadece AKP’yi de¤il, tüm düzen partilerini de kaplad›. CHP’nin rozetledi¤i ‘çarflafl› kad›nlar da’, seçim öncesi bilindik ç›karc›, ikiyüzlü politikalar›n ta kendisidir. Düzen patilerinden CHP, ç›karlar› gere¤i daha dün türban üzerinden k›yamet kopard›¤›n› unutmuflças›na, bugün türbanl› kad›nlar› partisine üye yap›yor. Alevi-Sünni çat›flmas› ad› alt›nda devletin tetikçili¤ini yapan MHP, yerel seçimler öncesinde ‘Alevi kardefllerimizin sorunlar›n›n çözümüne haz›r›z’ ikiyüzlülü-

¤ünü aymazca dillendiriyor. Geçti¤imiz günlerde demokratik talepleri do¤rultusunda toplanan ve hak-özgürlük talep eden Alevilere ‘provokatör’, taleplerine ‘uç fikirler, tehlikeli talepler’ diyen AKP, bugün Alevi aç›l›m›yla rüfltünü ispatlamaya çal›fl›yor. TV ekranlar›nda boy boy rozet törenleri yapan sahtekârlar, Kad›n› ikinci s›n›f olarak gören ve üzerindeki bask›y› fliddeti artt›racak her uygulaman›n, yasan›n alt›na imza att›klar›n› has›ralt› ediyor. “Kad›n› düflünüyoruz” görüntüleri ise oy simsarl›¤›ndan baflka bir fley de¤il. 25 Kas›m’da kad›na yönelik fliddete karfl› alanlara ç›kan kad›nlar›n Taksim’de yapmak istedi¤i yürüyüfle polis ile devlet fliddeti uygulayanlar, rozet takma flirinli¤iyle gerçek yüzlerini saklayamazlar. Yerel seçimler gündemi bafl s›raya yerleflmeye bafllarken, haz›rl›k çal›flmalar›na demokrasi güçleri de girdi. Hâkim s›n›flar›n sömürü ve y›k›mlar›na karfl› demokratik ve halkç› bir yerel yönetim anlay›fl›yla hareket etmeye çal›flan demokrasi güçleri, halk›n ç›karlar›n› esas alan bir aday ve yönetim belirlemek için ittifak aray›fl› içerisinde. Birçok ilde yürüttü¤ü tan›t›m kampanyas› ile yerel seçimlere dair yönelimini, ilkelerini ve genel politikas›n› aç›klayan Demokratik Haklar Federasyonu da yerel seçim çal›flmalar›na start verdi. Ülkede yarat›-

AKP’den ihale yolsuzlu¤una art›fl düzenlemesi Türk Telekom taraf›ndan hiçbir hizmet karfl›l›¤› veya konuflma bedeli olmaks›z›n telefon abonelerinden her ay ‘sabit ücret’ ad› alt›nda al›nan 10 YTL’lik ‘haraç’, mahkemenin tüketici lehine olan karar›na ra¤men faturalara yans›maya devam ediyor

Meclisten geçen ve Abdullah Gül’ün onay›n› bekleyen yasaya çeflitli meslek örgütleri ve TÜS‹AD tepki gösterdi.

Türk Telekom ‘sabit ücret’ ad› alt›nda halk› soyuyor

‹ptal karar›na ra¤men ‘sabit soyguna’ devam ediliyor Tüketicilerin ve tüketici derneklerinin bu uygulaman›n kald›r›lmas› için açt›klar› dava sonucunda iptal karar› ç›kmas›na ra¤men uygulamaya devam ediliyor. Dan›fltay 10. Dairesi’nin 2000/1522 say›l› karar›nda, “Yap›lan ifl ve hizmetler karfl›l›¤› belirlenip al›nacak ücretler d›fl›nda, belirlenen tarifede de¤ifliklik yap›lmaks›z›n ilgililerden ayr›ca, karfl›l›¤›nda konuflma hakk› da tan›nmadan ayr› bir ücret istenilmesine yasal olanak bulunmamaktad›r” denmesine ra¤men Türk Telekom, her ay sabit ücret ad› alt›nda 10 YTL haraç al›yor. Sabit ücret uygulamas›n›n, 4077 say›l› Tüketicilerin Korunmas› Hakk›nda Kanun’a ayk›r› oldu¤u belirtilirken, bu ayk›r› durumun birçok Hakem Heyeti Karar›’nca tespit edildi¤i kaydediliyor. Böylece Lübnanl› Haririlerin flirketine sat›lan Türk Telekom, soygun ve haks›z kazançlarla devlete olan borçlar›n› ödüyor. Türk Telekom’un tahsilât cirosunun yar›s› ‘sabit soygun’ uygulamas›yla elde ediliyor.

Yolsuzlukla ilgili yasal incelemenin önü t›kan›yor

‹MO: ‹halesiz ihale dönemi bafll›yor

Geçti¤imiz haftalarda “kutlanan” çocuk haklar› günü ülkemiz için kavram›n içinin ne kadar bofl oldu¤unu gösteriyor. Binlerce çocu¤un sokaklarda yaflamak zorunda kald›¤›, esirgeme yurtlar›nda taciz-tecavüz-daya¤a terk edildi¤i, yafllar› büyütülerek tutukland›¤›, ‘terörist’ ilan edildi¤i ülkemizde, çocuk haklar›ndan da söz etmek ne kadar do¤ru?

Sabit ücretin, sadece iletiflime haz›r bulundurmak için al›nabilece¤ini, fakat Türk Telekom’un bunu hiçbir hizmet veya konuflma bedeli olmaks›z›n ald›¤›n› belirten tüketici dernekleri, Türk Telekom’un bu uygulamas›n› ‘sabit soygun’ olarak de¤erlendiriyor. Tüketiciler de sabit ücrete tepki gösterip, kendilerinden her ay al›nan bu paran›n haks›z oldu¤unu ve karfl›l›ks›z oldu¤unu ifade ediyorlar.

Yolsuzluklar›n g›rla gitti¤i ülkemizde ihalelerde yaflanan yolsuzluklar›n önünü iyice açacak ve bunlar›n takibini zorlaflt›racak yasa de¤iflikli¤i meclisten geçerek, Cumhurbaflkan›’n›n onay›na sunuldu. Kamu ‹haleleri Kanunu’nda yap›lan son de¤iflikliklerle ihalelerde yolsuzluklar›n önü iyice aç›l›rken, bu düzenleme ile yeni ‘Ali Dibo’lar yarat›l›yor. Bülent Ecevit’in Baflbakanl›k yapt›¤› 57. hükümet döneminde ç›kart›lan yasa, yap›lan son de¤iflikliklerle 17’nci kez düzenlenmifl oldu. Sermaye sahiplerinin ihtiyaçlar›na göre düzenlenen bu yasa de¤iflikliklerinin 14’ü AKP hükümeti döneminde yap›ld›.

17’nci de¤iflimini yaflayan yasa, öncelikli olarak ihalelerde yolsuzluk iddialar›nda yasal incelemelerin önünü t›k›yor. Yasada yer alan, “Kurum gerekli gördü¤ü takdirde, bu kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine ayk›r›l›k bulundu¤una iliflkin iddialar› da inceler, sonuçland›r›r” ibaresi metinden kald›r›ld›. Kamu ‹hale Kurumu (K‹K), bugüne kadar usulsüzlük iddialar› olan ihalelerle ilgili kendili¤inden inceleme bafllatabiliyordu; fakat yap›lan son de¤ifliklikle bu yetkisi elinden al›nm›fl oldu. Bunun yan› s›ra ihale ile ilgili usulsüzlük flikâyetlerinde istenilen teminat ücretleri de artt›r›ld›. K‹K, kararlar› ‘yerindelik’ denetimine tabi tutamayacak, yerindelik denetimi için idari yarg›ya götüremeyecek, dolay›s› ile ihaleler iptal ettirilemeyecek. TÜB‹TAK’›n Ar-Ge (Araflt›rma Gelifltirme) amaçl› al›mlar›, güvenlik ve istihbaratla ilgili al›mlar ile Devlet Malzeme Ofisi, Et- Bal›k Kurumu ve Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nun al›mlar› Kamu ‹hale Kanunu kapsam› d›fl›nda olacak. Savunma, güvenlik, insani yard›m gibi durumlarda ortaya ç›kabilecek acil ihtiyaçlar için ihale yapmak yerine önceden anlaflmalar yap›lacak. Birçok de¤iflikli¤in yap›ld›¤› yasaya göre, 50 bin YTL olan kamu al›mlar›yla afet, salg›n hastal›k, can kayb›na yol açacak olaylar veya savunma ve güvenlik gibi özel durumlar›n ortaya ç›kmas› halinde al›mlar için ihale yap›lmayacak. Yap›lan de¤iflikliklerle AKP hükümetinin yandafllar›n›n ihalelere girmeleri kolaylaflm›fl ve önündeki engeller kald›r›lm›fl olacak.

lan her türlü bask›-y›k›m çabalar›na karfl› ‘Halk›n ç›karlar›n› temsil edecek bir program ve demokratik birlik anlay›fl›’ perspektifiyle kitlelere giden DHF, 29 Kas›m mitinginde de çözümün örgütlü halk mücadelesinde oldu¤unun alt›n› çizmiflti. Neredeyse her günümüz polis taraf›ndan öldürülen insanlar›n haberlerini duymakla geçiyor. Devlet yasa ç›kar›yor, polis öldürüyor. ‘Münferit’ denilen vakalar yaflanan son öldürme olay›nda da görüldü ki öyle de¤ilmifl. Ankara’da 17 yafl›ndaki Soner Çankal’› aya¤›ndan yaralayan, daha sonra kafas›ndan vurarak öldüren polis, kendisini koruyan yasalar› iflaret ederek ‘yasal hakk›m› kulland›m’ diyordu. Polis, ifadesinde Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nu hat›rlatarak yasalar nezdinde hareket etti¤ini söylemiflti.

Emekli tüketicinin flikâyetiyle ‘sabit soygun’ ortaya ç›km›flt› TMMOB’a ba¤l› ‹nflaat Mühendisleri Odas› (‹MO), yap›lan son de¤iflikliklerle yasay›, “‹halesiz ihale dönemi bafll›yor” fleklinde de¤erlendirdi. Yasan›n onaylanmas›n›n ard›ndan bir aç›klama yapan ‹MO Baflkan› Serdar Harp, Gül’ü uyararak, yolsuzluklar›n önünü açan bu yasan›n onaylanmamas›n› istedi. Harp, tasar› onaylanmadan önce yap›lan tüm itirazlara kula¤›n› t›kayan AKP’nin bu yapt›¤›n› anti-demokratik bir uygulama olarak de¤erlendirdi. Tasar›n›n gündeme geldi¤inden buyana meslek odalar›n›n buna karfl› ç›kt›¤›n› belirten Harp, “Karfl› ç›kma nedenleri ayn› zamanda bir Türkiye gerçe¤ine dikkat çekti¤i için önemliydi. Çünkü tasar›, bir taraftan mühendis ve mimarlar›n kazan›lm›fl haklar›n› gasp ederken, bir taraftan da kamuda yolsuzluklar›n, suistimallerin önünü açacak hükümler tafl›maktad›r” dedi. Yasan›n ihalesiz ihale dönemi bafllatt›¤›n› ifade eden Harp, yasan›n, büyük inflaat firmalar›n›n elini rahatlatan, küçük çapl› iflletmeleri ve mühendisleri ihale sisteminin d›fl›na iten, eflitsizli¤e ve adaletsizli¤e yol açan hükümler içerdi¤ini ifade etti. Harp, “Yasan›n idarenin kendi belirleyece¤i kriterlerle ihale daveti ç›karmas›na izin vermesi ise partizanl›¤›, kay›rmac›l›¤›, yolsuzlu¤u teflvik edecektir. ‹hale sürecine itiraz et-

me flans› bile, ‘itirazen flikâyet’ için yat›r›lmas› gereken harçlar›n oldukça yüksek tutulmas› nedeniyle, oldukça zora sokulmufltur” dedi.

AKP’nin ihale tablosu Hükümete geldi¤inden buyana ihale yasas›n› oyun hamuruna çeviren AKP, kendi döneminde yolsuzluk oran›n› 8’e katlad›. 2003 y›l›nda iptal edilen ihale say›s› 150 iken, AKP ile birlikte 1202’ye ç›kt›. 2003 bafl› ile 2008’in ilk 6 ay› aras›ndaki 5,5 y›lda toplam 14 bin 908 kamu ihalesi flikâyet edildi. Kamu ‹hale Kurumu (K‹K) bunlardan 3 bin 235’ini iptal etti. ‹hale yolsuzluklar›nda her geçen y›l art›fl› yakalayan AKP’nin ihalelerdeki yolsuzluk art›fl çizelgesi ise flöyle; 2003’te150 iken 2004’te 274’e, 2005’te 386’ya, 2006’da 735’e, 2007’de ise 1048’e ç›kt›. Bu rakam 2008 Haziran’›ndan geriye son 12 ayda ise 1202 olarak gerçekleflti. K‹K taraf›ndan iptal edilen 3 bin 235 ihalede her bir ihale tutar›n›n 495 bin YTL’lik oldu¤u varsay›ld›¤›nda, AKP’nin önlenebilen yolsuzluk tutar› 1,6 milyar YTL, fakat bu elbette sadece görünmeyenlerin küçük bir parças›n› oluflturuyor.

Türk Telekom’un telefon abonelerinden ald›¤› ‘sabit ücrete’ karfl› abone Salim Y›lmaz, Beykoz Kaymakaml›¤›’na ba¤l› Tüketici Sorunlar› ‹lçe Hakem Heyeti Baflkanl›¤›’na, ayl›k sabit ücretin haks›z oldu¤u ve kald›r›lmas› gerekti¤i fleklinde geçen y›l bir baflvuruda bulunmufltu. Baflvuru üzerine, 5 kiflilik Hakem Heyeti ve Elektrik Mühendisleri Odas›’ndan iki mühendisin verdi¤i, “herhangi bir hizmet tan›mlanmadan, sabit ücret ad› alt›nda bir bedel almas›n›n teknik olarak aç›klanamad›¤›” fleklindeki bilirkifli raporu çerçevesinde karar verilmiflti. Karara göre, “telefon hatlar›ndan konuflma bedelleri d›fl›nda belirsiz gerekçelerle sabit ücret ad› alt›nda al›nan ücretin iptaline, bu isim alt›nda tüketiciden ad› geçen firma taraf›ndan al›nan tüm ücretin, tüketiciye iade edilmesi” kararlaflt›r›lm›flt›.

Al›nan ücretin hiçbir karfl›l›¤› yok Türk Telekom’un sabit ücret ad› alt›nda ald›¤› 10 YTL’lik harac›n hiçbir karfl›l›¤› yok. Karfl›l›¤›n olmad›¤›, Tüketici Sorunlar› Hakem Heyeti, Tüketici Mahkemeleri, ‹lçe Hakem Heyeti taraf›ndan belirtilse de Sanayi Bakanl›¤› ‹lçe Tüketici Hakemleri’ne, ‘sabit ücret al›nabilir’ fleklinde Türk Telekom lehine yaz› göndermiflti. Konuflma olsa da, olmasa da al›nan sabit ücretin hukuki ve yasal olmad›¤› hukukçular taraf›ndan belirtiliyor.

19 milyon aboneden ‘sabit haraç’ al›n›yor

Melih Gökçek’ten AKP’ye k›yak ANKARA- Melih Gökçek, partisi AKP’ye 24 bin 836 YTL’lik fatura k›ya¤› yaparak s›kça an›ld›¤› yolsuzluklar›na yenisini ekledi. Rantç›l›¤› ve yolsuzluklar›yla ad›ndan söz ettiren Melih Gökçek’in her aboneden al›nmas› geren at›k su bedelini AKP Genel Merkez binas›ndan almad›¤› ortaya ç›kt›. Ankara Büyükflehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon ‹daresi (ASK‹)’nin Eylül 2007-Kas›m 2008 tarihleri aras›nda fatura etmesi gereken “at›k su” bedeli, AKP’den tahsil edilmedi. Ankara Büyükflehir Belediyesi ASK‹ Genel Müdürlü¤ü Tarifeler Yönetmeli¤i'nin 34. madde-

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

sinde yer alan, "Her su abonesi tüketti¤i kadar suyu kirletece¤inden bunlar›n uzaklaflt›r›lmas› için at›k su bedeli ödemekle yükümlüdür. Bu miktar tüketilen su miktar›n›n yüzde 50'sinden afla¤› olamaz" ibaresi AKP için geçerli de¤il. AKP’li Ankara Büyükflehir belediyesinin, AKP Genel Merkez binas›ndan tahsil etmedi¤i 24 bin 836 YTL fatura tutar›, belediyenin borçlar›na bak›ld›¤›nda bunun yap›lan ilk k›yak olmad›¤›n› gösteriyor. Toplam borçlar› 4 milyar YTL’yi aflan Ankara Büyükflehir Belediyesi’nin kurulufllar› EGO ve ASK‹’nin, Hazine Müsteflarl›¤›’na 4 milyar 491 milyon YTL, BOTAfi’a ise yaklafl›k 700 milyon YTL borcu bulunuyor.

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Konuflma bedelleri d›fl›nda teknik aç›dan aç›klanamayan, belirsiz gerekçelerle, hiçbir hizmet verilmeden al›nan sabit ücret, her ay yaklafl›k 19 milyon aboneden al›n›yor. Al›nan 10 YTL’lik miktar KDV ve Özel Tüketim Vergisi’yle birlikte 15 YTL oluyor. Abonelerden toplanan miktar ayda 285 milyon, y›lda ise 3. 420 milyon YTL.

TKD: Ödediklerinizi geri alabilirsiniz Tüketicileri Koruma Derne¤i Genel Merkezi yapt›¤› yaz›l› aç›klamada, ‹dare Mahkemesi, ‹l Tüketici Hakemleri’nin karar› gere¤ince sabit ödemelerin yap›lmayabilece¤ini ve son bir y›ll›k sabit ödemelerin iadesinin, baflvuru sonucunda istenebilece¤ini aç›klad›. Tüketicilere sabit ücret ödemeleri yapmamalar› uyar›s›nda bulunan Tüketicileri Koruma Derne¤i, Türk Telekom’a ve ilgili mahkemelere baflvuruldu¤u takdirde, son 10 y›ll›k sabit ödeme tutar› olan 820 YTL’nin geri al›nabilece¤ini ve bundan sonra faturalara sabit ödemenin yans›mayaca¤›n›n alt›n› çizdi. ‹fllem yap›lmad›¤› takdirde sabit ödemeye devam edilece¤ini vurgulayan dernek, Türk Telekom’a ve ‹l Tüketici Hakem Baflkanl›¤›’na baflvurulmak üzere dilekçe örneklerini kamuoyuyla paylafl›yor.

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


güncel

2-16 Aral›k 2008 3

Alevilerin demokratik talebini ‘tehlikeli’ görenler, ‘Alevi aç›l›m›’ yar›fl›nda! Osmanl›’dan TC’ye ve bugüne, devletin inkâr›na, asimilasyonuna ve katliamlar›na maruz kalan Alevilerin demokratik taleplerini hiçe sayan, Türk-‹slamc› zihniyetten ödün vermeyen burjuva-feodal partiler, yerel seçimler yaklaflt›kça birden ‘Alevi Aç›l›mlar›’n› aç›klamaya bafllad›lar. Bilindi¤i üzere 9 Kas›m’da demokratik haklar› için on binlerle toplanan Alevilerin mitingi, devletin h›flm›na u¤ram›flt›. Alevilerin demokratik taleplerine ‘uç fikirler’ diyen AKP’li Devlet Bakan› Said Yaz›c›o¤lu’nu, özü imha-inkâr ve asimilasyon olan Türk devletinin Türk-‹slam sentezli kurumu Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n flafl›rt›c› olmayan “Cem evleri camilerle efl de¤er tutulamaz” aç›klamas› takip etti. Devletin ideolojisini ve siyasetini tercüme eden Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›, Alevili¤in Diyanet içerisinde temsil edilmesi durumunda 85 y›ll›k ‘cumhuriyet’in siyasal sisteminin tehlikeye girebilece¤inin alt›n› çiziyordu. Bununla yetinmeyen devlet, gerici savafl medyas›n› devreye sokarak Alevilerin en demokratik haklar›n› talep etmesini provokatörlükle yaftalama ikiyüzlülü¤ünde bir beis görmemifltir. Daha geçti¤imiz birkaç güne kadar hâkim s›n›flar ve temsil edildi¤i partiler bir bütün olarak Alevilere sald›r›rken, taleplerini hiçe sayarken, flimdi ise Alevilere dönük, geçmiflte oldu¤u gibi, ikiyüzlüce ve aymazca ‘aç›l›m’ yap›yor. On y›llard›r ‘laiklik’, ‘cumhuriyet’, ‘fleriat tehlikesi’, ‘ça¤dafll›k’ yalanlar›yla milyonlarca Aleviyi gerici havuzuna yedekleyen imha ve inkârc› devlet ile sözde laik, cumhuriyetçi CHP gibi faflist partiler, flimdi de yerel seçim yat›r›m› olarak

Alevilere yönelik aç›l›mlar yap›yor. Düne kadar Çorum’da, Marafl’ta, Mad›mak’ta ve Gazi’de katliam yapan, Sünni-Alevi çat›flmas› yaratan ‘laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ de¤il midir? Düzen partileri buna ortak olup seyirci kalmam›fllar m›d›r? Bu ‘aç›l›mlar›n’, Alevilerin taleplerinin dikkate al›nd›¤›, laik olundu¤u ya da demokratiklik gere¤i yap›ld›¤›n› söylemek, gerçekleri göz ard› etmek olaca¤› gibi, körlükten ve ak›l tutulmas›ndan baflka bir fley de de¤ildir. Ciddi bir ‘oy potansiyeline’ sahip olan Alevileri, flirin, demokrat gözükerek ve ‘aç›l›m’ yaparak yedeklemek isteyen düzen partilerinin bu yönelimi, kendi ç›karlar› gere¤idir. Amaç Alevi halk›m›z› oyalamaktan, kand›rmaktan öte bir fley de¤ildir.

Aleviler demokratik haklar›n›, sahte aç›l›mlarla de¤il, kendi mücadeleleriyle elde edecektir! Yerel seçimler yaklaflt›kça düzen partileri ç›karlar› gere¤i kozlar›n› öne sürüyor, bitmeyen vaatlerini s›ral›yor. Kitlelerin yoksulluk ve yoksunlu¤undan faydalanan AKP, kömür-g›da, beyaz eflya vb. da¤›tarak seçmen taban›n› a¤›na takmaya çal›fl›rken, ‘laiklik abidesi’ CHP, türban meselesinde kopartt›¤› k›yameti unutarak, TV ekranlar› karfl›s›nda baflörtülü kad›nlara rozet takma töreni gerçeklefltiriyor. Öte yandan AKP, eski anarflist, entelektüel, ‘Alevi kozu’ olan Reha Çamuro¤lu’nu devreye sokarak, Alevi aç›l›m› için çal›flma bafllatt›. AKP ve CHP’nin yerel seçim kervan›na MHP de ifltirak etmifl oldu. Devletin paramili-

ter gücü, ›rkç›-faflist parti MHP, “Alevi kardefllerimizin sorunlar›n›n çözümü için bu konuda karfl›l›kl› anlama-anlafl›lma süreci bafllat›lmas›na katk›da bulunmaya samimiyetle haz›r›z” (Devlet Bahçeli’nin 17 Kas›m tarihli TV konuflmas›) diyerek, vitrine oynama yönelimi gelifltirmifl oldu. Tez elden don de¤ifltiren AKP, ne oldu da çark etti? Alevilere vaat etti¤i aç›l›m da zaten Alevilerin demokratik talepleri aras›nda yer al›yorken AKP bunu bahfletti¤i nimetler fleklinde sunuyor. AKP’nin Alevilere yönelik bafllatt›¤› çal›flmada belirledi¤i ana hatlar ise flöyle: Alevilerin Kültür Bakanl›¤› ya da Baflbakanl›¤a ba¤l› bir birimde temsil edilmesi, cem evlerine yasal statü getirilmesi, hükümetin Alevi kurulufllar›yla diyalog kurmas› ve bunun için di¤er partilerle görüflmeler sa¤lamas› ve Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n bu sürece çal›flmalarla kat›l›m sa¤lamas› fleklinde. AKP’nin yerel seçimler endeksli Alevi aç›l›m›na Alevilerden cevap gecikmedi. Sistem partilerinin bugüne kadarki bofl vaatleri, yalanlar› ve ç›karc› politikalar›na tepki gösteren ve bu noktada hiçbir zaman dikkate al›nmad›klar›n›n fark›na varan Aleviler, öfkelerini dile getirmeye bafllad›. Zira 9 Kas›m’daki tepki bu anlamda de¤erlendirilmelidir. Kendilerini oy deposu gören sistem partilerine ‘oy deposu’ olmayacaklar› tepkisini gösteren Aleviler, Alevi aç›l›m›n› de¤erlendirmek için Ankara’da genifl bir kat›l›mla topland›lar. AKP’nin aç›l›m›n› seçim yat›r›m› olarak de¤erlendiren ve tepki gösteren Aleviler, kendi taleplerini s›ralad›lar. Laiklikten

söz edebilmek için Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n kald›r›lmas› gerekti¤ini dile getiren Aleviler, dedelerin devletten maafl almas›n› kabul edilemez gördüler. Devletin hiçbir inanca kar›flmamas›n›, maddi manevi hiçbir deste¤in sunulmamas›n› isteyerek, “nas›l ki Baflbakanl›¤a ba¤l› Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤› yanl›flsa, Alevilerin temsil edilece¤i bir genel müdürlük de yanl›flt›r” dediler. Sonuç olarak Aleviler bugüne kadar hâkim s›n›flar taraf›ndan inkâr edilmifl, asimile politikalar›na maruz kalm›flt›r. Birtak›m söylemlerle burjuvafeodal partilere yedeklenmifltir. Bugün ayn› devlet Alevilerin demokratik taleplerini ve demokratik haklar mücadelesini görmezden gelmektedir. ‹mha ve inkârc› hâkim s›n›flar›n temsilcisi gerici partilerin sömürü ve iktidar kayg›s› gere¤i yapt›¤› sahte aç›l›mlar, Alevileri inanç özgürlü¤üne, demokratik haklar›na kavuflturmayacakt›r. Türlü vaatlerle Alevilerin oyunu alan düzen partilerinin, vaatlerini derhal unuttu¤u ve gerçek yüzünü, yani antidemokratik, bask›c› karakterini gösterdi¤ini bize tarihsel pratik göstermifltir. Ezilen halklar›n, uluslar›n, farkl› milliyet ve inanç gruplar›n›n demokratik hak ve özgürlüklerini yaflamas›, düzen partilerinden ve sistemlerinden beklenemez. Kazan›mlar, emperyalistlerin ve ufla¤› iktidarlar›n›n sömürü ve y›k›m sald›r›lar›na karfl› ezilen emekçi halklar›m›z›n ortak ç›kar ve talepleri çerçevesinde demokratik haklar mücadelesi verilerek ve halk hareketi oluflturularak mümkündür.

Emperyalistlerin ve ufla¤› iktidarlar›n her türlü sald›r›lar›na, y›k›mlar›na, krizlerine, yoksullu¤a, iflsizli¤e karfl› çözümün örgütlü bir halk mücadelesiyle mümkün olabilece¤ini, 29 Kas›m’da gerçeklefltirilen miting çarp›c› bir flekilde göstermifltir. Farkl› ulus, milliyet ve inanca mensup en genifl emekçi halk kesimlerinin ortak ç›karlar› ve paylaflt›klar› ortak kader; ülkenin her köflesinden emekçinin bir araya gelerek, hak ve özgürlük talebini hayk›rmas›na ve demokratik haklar mücadelesi yürütmesine vesile olmufltur. Emperyalistlerin yaratt›¤› ve faturas›n› ezilen halklara kesti¤i/kesmeye çal›flt›¤› krizle birlikte genifl emekçi kesimlerde bir memnuniyetsizlik, bir huzursuzluk do¤urmufl ve bir tepkiyi, do¤al›nda bir muhalefeti nesnel olarak dayatm›flt›r.

Sendikalar›n, emekçi kesimlerin sorunlar›n›n çözümünde sitemi hedeflemekten çok enerjilerini boflaltacak, birkaç hak talebiyle s›n›rl›, uzlaflmac› ve reformist anlay›fl›na ra¤men, emekçilerin bundan daha fazlas›n› istedi¤ini/isteyebilece¤ini görmek mümkün. Olumlu ve olumsuz yanlar›yla birlikte 29 Kas›m mitinginde (niteli¤i bir tarafa) ‘örgütlü mücadele’, ‘krize ve sald›r›lara karfl› emekçilerin birli¤i’, ‘emek cephesini yükseltme’ mesajlar› ç›km›flt›r. Dar anlamda ‘Emek Platformu’nun, hâkim s›n›flar›n sald›r›lar›na karfl› emek örgütleri ve kesimlerini, ortak talepler etraf›nda birleflmifl, genifl bir ‘Emek Cephesi’ oluflturmaya ça¤›rmalar› önemli bir yerde durmaktad›r. Ayn› flekilde hâkim s›n›flar›n krize dair yan›lsamalardan-yalanlardan ibaret olan ‘iyimser’ tablosu karfl›s›nda emekçilerin, “Do¤ru fleyler söylemiyorlar, ayn› geminin yolcular›y›z, bu gemi batarsa birlikte batar›z gibi sözleri bizlere yedirmeye çal›fl›yorlar. Biz onlarla bu gemide birlikte de¤iliz. Bu kriz, bizim krizimiz de¤il. Bu krizin bedelini birlikte ödeyelim diyorlar, biz de buradan onlara yan›t veriyoruz: Bu krizin bedelini biz ödemeyece¤iz” yönlü tepkisi dikkate de¤erdir. Gerek Alevi miting gerekse de son olarak gerçekleflen emekçilerin 29 Kas›m mitingi, devrim ve demokrasi mücadelesi ve zemini için iyi görülmekkavranmak zorundad›r. Niteli¤i, neye hizmet etti¤i, nas›l bir mücadele zemini sundu¤u es geçilerek abart›lmamas›, subjektif de¤erlendirilmemesi gerekti¤i gibi, tersinden, üstten bak›l›p niteliksiz de¤erlendirilerek ilgisiz, duyars›z kal›namaz. Bilimsel bir flekilde de¤erlendirildi¤inde, tabandan gelen bu hareketlili¤in, muhalefetin, memnuniyetsizli¤in ifade edildi¤i mitinglerin, gerek olumlu, gerekse de olumsuz yanlar› görülebilir ve bundan elde edilen verilerle kitlelerin mücadeleye, halk hareketine sevk edilmesi mümkün olabilir. Emekçi kesimlerin demokratik haklar mücadelesi, hakim s›n›flar›n krizlerine ve her türlü sald›r›lar›na karfl› koyabilmek, inisiyatif olabilmek için önemli bir zemin sunmaktad›r. Keza önümüzde, olanaklar› mücadelenin yükseltilmesine, halk hareketinin oluflturulmas›na kanalize edebilece¤imiz yerel seçimler gündemi duruyor. ‹çinden geçilen süreç ve emekçi kesimlerin tepkileri göz önünde bulunduruldu¤unda mevcut mücadelenin kitleselleflmesi, yayg›nlaflmas› ve iktidar perspektifli mücadele program›n›n geliflmesi için zengin olanaklar mevcuttur. Kuflkusuz demokratik haklar mücadelesi, iflsizli¤e, krize ve zamlara karfl› birkaç taleple s›n›rland›r›lm›fl bir mücadele olarak anlafl›lamaz. Bilakis bu mücadele, sorunlar›n gerçek çözümünü sa¤layacak iktidar perspektifli halk iktidar› mücadelesiyle bir anlam kazan›r, hedefine ulafl›r. Dolay›s›yla emperyalistlerin ve uflaklar›n›n sald›r›lar›na karfl› mücadele reformist anlay›flla, sosyal programlarla, D‹SK, KESK gibi bürokratik-uzlaflmac› sendikalar›n programlar› ve mücadele anlay›fl›yla ve ekonomik-demokratik mücadele s›n›rl›l›¤›yla baflar›s›zl›¤a ve hâkim s›n›flar›n krizlerini hafifletmeye mahkûmdur.

‹smail UÇAR

Kitleler mi, oy mu? Görünen o ki önümüzdeki yerel seçimler süreci genifl kitleler aç›s›ndan bir hayli renkli geçecek. Tv programlar›ndan gazete sayfalar›na ve buradan sokaklara dek uzanan, hangi ilde belediye baflkan› kim AKP’den mi yoksa CHP’den mi olacak tart›flmalar›nda somutlanan yerel seçimler tart›flma ve çal›flmalar›, kitlelerin izleyicili¤inde, sistem partilerinden ‘siyaset yap›c›lar›n›n’ (siz bunu üç ka¤›tc›lar olarak alg›lay›n) muhatapl›¤›nda bir yar›fl misali sürüp gitmektedir. Evet 2009’un Mart’›nda gerçekleflecek olan yerel seçimler ülke genelinde AKP ve CHP’nin yar›fl› Kuzey Kürdistan’da ise AKP-DTP çekiflmesi zemininde sürmektedir. AKP-CHP ve di¤er faflist, gerici partiler aras›ndaki yar›fla söyleyecek fazla bir fleyimiz yok. Zira bunlar karakterleri gere¤i kitleleri, düflünen, iradesi olan insanlar olarak de¤il, her birini birer oy olarak gördükleri için, seçimleri daha çok oy alma yar›fl› ve kendilerini de bu yar›fl›n en güçlü aktörleri olarak görmektedirler. AKP, hükümet olman›n da avantaj›yla bu yar›fltan güçlü ç›kmak ve hem hükümetteki gücünü, yani “kitle deste¤ini” hem de yerel yönetimlerde en güçlü parte olarak kalmak istiyor. CHP ise kendince AKP’nin kirli çamafl›rlar› üzerinden yerel yönetimlerde AKP’ye karfl› güçlü bir seçenek olma ve esasta da genel seçimlere yat›r›m yapma yöneliminde. DTP’yi kuflkusuz bu yar›fl›n bir bilefleni olarak görmemek gerekir. Ancak geçti¤imiz genel seçimlerde DTP’nin oy yüzdesinin bir gerileme içerisinde oldu¤u nesnelli¤ini de hesaba katt›¤›m›zda önümüzdeki yerel seçimlerde DTP, Kuzey Kürdistan’da hem bunu telafi etme hem de bölgedeki en güçlü rakibi olarak gördü¤ü AKP’ye yeni ‘mevziler’ kapt›rmama çabas›ndad›r. DTP aç›s›ndan di¤er bir faktör ise yerel seçimleri ‘Kürt sorununun çözümü’ noktas›nda bir referanduma dönüfltürme e¤ilimi içerisinde olmas›d›r. Türkiye-Kuzey Kürdistan genelinde yerel seçimlerin as›l öne ç›kan bafll›klar›n›n bunlar oldu¤unu söyleye biliriz.

Çözüm, Örgütlü Halk Mücadelesinde

Özü sömürü, y›k›m, iflgal, yoksulluk, iflsizlik olan kapitalist dünya sistemi, yap›s› gere¤i üretti¤i krizle birlikte ezilen dünya halklar›na, emekçi kesimlere dönük sömürü ve y›k›m politikalar›n› daha da derinlefltirmektedir. Emperyalizme göbekten ba¤›ml› ülkemiz hâkim s›n›flar›, kendi krizlerinin faturas›n› ülkemiz emekçi halk›na keserek kendi rollerini oynamaktalar. Mevcut krizin y›k›mlar›, ülkemizde farkl› flekilde ve boyutlarda kendisini hissettirmeye bafllad›. Ülkemiz emekçileri, hâkim s›n›flar›n azg›nlaflt›rmaya çal›flt›¤› sömürü ve y›k›mlar›, iflsizlik, zamlar ve demokratik mücadelelerinin engellenmesi noktas›nda karfl›laflt›¤› bask›lar fleklinde yaflamaktad›r. Bu sald›r›lar karfl›s›nda genifl emekçi kesimler, güçsüz de olsa, tepkisellikle s›n›rl› kalsa da, demokratik haklar›n› talep etmektedir, tepkisini her geçen gün yükseltmektedir. 29 Kas›m’da Ankara’da on binlerce emekçinin emperyalist tahakküme ve ülkemiz hâkim s›n›flar›n›n ekonomik-sosyal y›k›m politikalar›na karfl› hayk›r›fl› anlaml› bir cevap niteli¤inde olmufltur. Benzer bir görüntü 9 Kas›m’da hâkim s›n›flar›n gerici, asimilasyoncu ve antidemokratik uygulamalar›na karfl› demokratik haklar›n› dillendirmek ve talep etmek için ilk defa kitlesel flekilde bir araya gelen on binlerce Alevi yurttafl›n mitinginde yaflanm›flt›. Her iki kitlesel mitinge burjuva-feodal medyan›n sald›rmas›, kimilerinin karalama kampanyas›na girmesi (Alevilerin mitinginin provokasyon amaçl› oldu¤u, hatta Ergenekon tertibi oldu¤u, çarflaf çarflaf yaz›lm›flt›), emekçilerin mitinginde demokratik talepleri görmezden gelip ‘miting savafl alan›na döndü’, ‘mitinge anarfli kar›flt›’ gibi haber ve yorumlar yap›lmas›, krizini emekçi kesimlere azg›nca fatura etmeye çal›flan hakim s›n›flar›n emek düflmanl›¤›n› ve emekçilerin demokratik-örgütlü mücadelesine ne kadar tahammülsüz oldu¤unu da göstermifltir.

SINIF TAVRI

Yeni demokrasi güçleri aç›s›ndan sürecin öne ç›kanlar› Her bir sürecin özgünlü¤ü ve bu özgünlüklerden yükselen taktik politikalar, genel stratejinin hizmetinde flekillenmek durumundad›r. Mart 2009’da yap›lmas› düflünülen yerel seçimlere iliflkin taktik aç›l›mlar›m›z da bu genel yaklafl›mdan hareketle ele al›narak sürdürülmektedir.

Kürt sorununda saman alt›ndan su mu yürütülüyor? Ülke gündemini yerel seçimler sarm›flken Kürt sorununun çözümünde de oluflturulan strateji çerçevesinde birtak›m giriflimlerle yol al›nd›¤›n› ve ‘sürpriz’ aç›klamalar›n yap›ld›¤›n› görüyoruz. Daha önceki yaz›lar›m›zda ABD’nin Ortado¤u’daki politikalar› çerçevesinde Kürt sorununun çözümüne iliflkin istiflarelerin yap›ld›¤›na, orta-uzun vadeli bir stratejinin oluflturuldu¤una iflaret etmeye çal›flm›flt›k. ‹lker Baflbu¤’un Genelkurmay Baflkanl›¤›’na getirilmesi ve ard›ndan Erdo¤an ile yapt›¤› görüflme, ayn› flekilde art arda yap›lan zirveler, Bush, Erdo¤an ve Büyükan›t’›n 5 Kas›m görüflmesiyle 2007’de belirlenen stratejinin somutlanmaya çal›fl›ld›¤›n›n emarelerini tafl›yor. Gerek devlet (tabii ki ABD de) gerekse de PKK’nin bu çerçevede bir tak›m söylemler ve politik-taktikler gelifltirdikleri bilinen bir fley. Tam da bu süreçte DTP’nin ‘Demokratik Özerklik’ projesini meclise sunmas› ve bu proje çerçevesinde yerel seçim politikas› belirlemesi dikkatleri üzerinde toplamay› hak ediyor. Bu periyot düzleminde Öcalan’›n söylemlerine dikkat çekilmesi, medyaca tart›fl›lmas›, Öcalan’a fiziki sald›r› gerekçesiyle Kürtlerin bir ayaklanma hareketi sergilemesi (Kürt ulusal hareketi bu prati¤i ayaklanma olarak tan›mlam›flt›r) ‘bir tak›m beklentiler mi var’, Kürt sorununun çözümünde yeni ad›mlar m› at›lacak’ sorular›n›n kafalarda dolanmas›na vesile olmufltur. Yerel seçimlerle birlikte bulan›k resmin daha da netleflece¤i ihtimalinin yüksekli¤i, bizce abart›l› de¤ildir. Geçti¤imiz haftalarda Ba¤dat’ta TC, ABD, Kürt Bölgesel Yönetimi ve Merkezi Irak Yönetimi aras›nda yap›lan genifl toplant›, yukar›da ifade etmeye çal›flt›¤›m›z resmin bir parças›n› oluflturmaktad›r. Yap›lan toplant›n›n tek gündeminin PKK’ye karfl› izlenecek politika olmas› (ki Kürt sorununu çözüm yollar› da konuflulmufltur) ilgi çekici. Nitekim Kürt Bölgesel Yöneti-

mi’ne PKK konusunda aktif roller verildi¤i toplant›dan, KDP ve KYB’nin, Federe Kürt Hükümeti’nin politika oluflturmas› karar› ç›kt›. Öcalan’›n avukatlar› arac›l›¤›yla yapt›¤› aç›klama ise, tam da yap›lan görüflmelere ve al›nan kararlara gönderme mahiyetindeydi. Öcalan, Irak Devlet Baflkan› Celal Talabani ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi Baflkan› Mesut Barzani’nin demokratik çözüme katk› sunmas›n› talep ediyordu: “Talabani ve Barzani kendilerinden yana olumsuz bir tutumun geliflmeyece¤ini söylüyor ama bu yetmez. Bar›fla, demokratik çözüme katk› sunmal›lar. Avrupa, Amerika nezdinde demokratik çözüm için çaba göstermeli, bu konuda etkin olmal›. Bu hem kendilerinin, hem Türkiye’nin hem de Amerika’n›n yarar›nad›r, kendilerini de rahatlat›r. Mevcut durum, çözümsüzlük, kimseye yarar getirmez.” Öcalan’›n aç›klamas›n›n devam›nda sarf etti¤i “Baflbakana ça¤r›da bulunuyorum, bir proje sunsunlar. Cumhuriyet kurtulur, devlet kurtulur, toplum kurtulur, devlet bölgesel güç olur. fiu an genel bir ayaklanma hali var. Bu baharla birlikte f›rt›naya dönüflebilir…” sözleri anlafl›l›r bir durum oluflturuyor. Devletin Öcalan’a yönelik bask› uygulad›¤› gerekçesiyle Kürt halk›n›n gösterdi¤i tepkiyle birlikte gelifltirilen konseptin, Kürt ulusal hareketi cephesinde bugün itibariyle “Öcalan’a özgürlük, Öcalan serbest b›rak›ls›n” politik söylemine evrilmesi, kendili¤indenci bir durum olmasa gerek. Bugün devletin yetkili a¤›zlar›ndan Öcalan’a ve hapishane koflullar›na dönük aç›klamalar, salt basit bir flantaj ya da Kürtlerin tepkisi karfl›s›nda zorunlu bir aç›klama olarak görülemez. Adalet Bakan› M. Ali fiahin’in, Öcalan’› kastederek, “Ama b›rak›n kavgay›, bombalar› der, görüfl de¤ifltirirse, belki savc›lar bu yeni durum karfl›s›nda yeni bir de¤erlendirme yapar” demesi, ‘bu iflin içinde bir ifl mi var’

sorusunu ak›llara getiriyor. Öte yandan bir aç›klama daha yap›larak ‹mral›’da inflaat çal›flmalar› yap›ld›¤›, k›sa sürede buraya tutuklu nakledilece¤i söylendi. Bu mesaj, TRT’de 24 saat boyunca yay›n yapacak olan Kürtçe kanal›n Ocak’›n bafl›nda haz›r olaca¤› aç›klamas› ile elle tutulur hale getirildi. Anlafl›lan o ki devlet, Öcalan üzerinden pazarl›k yapma ve PKK’ye geri ad›m att›rma, böylece sorunu kendince çözme kart›n› oynamaktad›r. Kürt sorununun, Öcalan konusundaki kimi aç›l›mlar ve Barzani-Talabani ikilisinin öne ç›kar›lmas›, PKK’nin safd›fl› b›rak›lmas› yoluyla ‘çözülmesi’ yönünde somut geliflmeler beklenebilir. PKK ve Kürt hareketinin tutumu bu süreçte belirleyici rol oynayacakt›r. Peki, hâkim s›n›flar›n bu noktada ayr› gayr› kalan durumlar› söz konusu mu? Verilecek cevap hay›r? Hâkim s›n›flar aras›nda bir pürüzün mevzubahis olmad›¤› bizzat kendi aç›klamaklar›ndan görülebilir. Bunun yan›nda sarfedilen sözler, bir itiraf› da oluflturuyor. Kürt halk›n›n yo¤un eylemleri karfl›s›nda CHP lideri Deniz Baykal, “PKK, hükümeti, Öcalan'›n konumu ile ilgili olarak bir tav›r de¤iflikli¤i noktas›na sürüklemeyi baflarm›flt›r. Bunun kamufle edilecek, inkâr edilecek hiçbir taraf› yoktur. Hükümet ‹mral›'da tecride son vermenin altyap›s›n› haz›rlamaktad›r” demiflti. A¤›z birli¤i yapan MHP lideri Devlet Bahçeli, “Öcalan'›n aff›na kadar gidecek sürecin önünü aç›lm›flt›r. AKP, önce PKK’nin tafllar›na, sonra da Avrupa'n›n taleplerine teslim olmufltur' serzenifllerinde bulunmufltu. Özetle, önümüzdeki günler, gerek Türk devletinin gerek Kürt ulusal hareketinin Kürt ulusal sorunu noktas›ndaki tutum ve beklentilerinin yarataca¤› politik yans›malara gebe görünüyor. Kürt sorunun çözümü noktas›nda ‘sürpriz’ geliflmelerin yaflanma ihtimali oldukça yüksek.

Yerel yönetimler do¤as› itibariyle genel yönetimlerden farkl› özellikler tafl›rlar. Ve buralar do¤ru ele al›nd›¤›nda, do¤rudan kitlelerin hizmetinde ço¤ulcu kat›l›m›n, demokrasinin, yani her bir yerel yönetimin kitlelerin yaflam alanlar›nda kendi inisiyatifleri do¤rultusunda tart›fl›p karar haline getirdiklerinin uyguland›¤› alanlar olma özgünlüklerine sahiptirler. Bundan kaynakl› her bir karara ve uygulamaya do¤rudan kitlelerin kat›l›m›n› sa¤lamak, yerel yönetimler aç›s›ndan olanakl›d›r. Ancak bunu söylerken yerel yönetimlerin merkezi devlet otoritesinden tamamen ba¤›ms›z oldu¤u gibi bir yan›lsama içerisine düflülmemelidir. Yerel yönetimlere iliflkin yaklafl›m›m›z ve bunun pratik çal›flmalar›, bu esaslar gözard› edilmeden, genel stratejimizi güçlendirdi¤i sürece do¤ru taktik aç›l›mlarla gündemimize al›nmak durumundad›r. Aksi yaklafl›m ve beklentiler, amaç araç iliflkisini bir birine kar›flt›rmak ve stratejiyi yanl›fl taktik politikalara kurban etmek olur. Bütün bunlar› es geçerek kendimizi düzen partileri gibi bir yar›fl›n koflucular› olarak görüp kitlelere çeflitli vaatlerde bulunmak, hele ki yerel yönetimler üzerinden iktidar vaadinde bulunmak kitlelerin devrimci enerjisinin sisteme yedeklenmesinden baflka bir anlam ifade etmez. Genel olarak her seçim süreci objektif olarak kitlelerin siyasete ilgisinin artt›¤›, yo¤unlaflt›¤› dönemlerdir. Önemli olan, bu süreci belirlenen merkezi yönelimleri güçlendirecek flekilde ele almak ve kitleleri kazanma siyasetini zaafa düflürmeden yarat›lan seçim yar›fl› atmosferine kendimizi kapt›rmadan yar›flç› de¤il örgütçü, vaatte bulunan de¤il, örgütleyen kitle çizgisini her bir alanda somutlaflt›rma görevinin ihmal edilmemesidir. Özel yo¤unlaflma alan› Dersim Yeni demokrasi güçleri aç›s›ndan önümüzdeki yerel seçimler süreci özel bir yer tutmaktad›r. Dersim’in önemi genel olarak merkezi devlet otoritesiyle çat›flan tarihsel gerçekli¤inden gelirken özel olarakda Maoist hareketin 36 y›ll›k mücadele prati¤inin a盤a ç›kartt›¤› kitle taban› ve kesintisiz mücadele birikiminden gelmektedir. Dolay›s›yla Dersim, yeni demokrasi güçleri aç›s›ndan yerel seçimler özgülünde demokratik, halkç› yerel yönetimler program›n›n hayata geçirilebilece¤i bir alan olma gerçekli¤inin dinamiklerini tafl›maktad›r. Bu objektif durumdan kaynakl› Dersim, bu süreçte bizler aç›s›ndan genel içerisinde özel bir yer tutmaktad›r. Ancak ‘Dersim önemlidir’ derken sadece belediye baflkanl›klar›n› kazanma hedefli eksik ve yanl›fl bir pratik hatla yetinmenin, bu önemi karfl›layacak bir çal›flma olmayaca¤›ndan hareketle, çal›flmalar› aylar öncesinden bafllat›lan Dersim yerel seçimler süreci, bugün aç›s›ndan gözle görünür bir olgunluk tafl›maktad›r. Ki bu çal›flmalar›n billurlaflm›fl hali olan Halk ‹nisiyatifleri’nin süreci kitlelerle birlikte tart›flma ve program çerçevesinde demokrasi güçlerinin ortaklaflmas›n› hedefleyen azmi küçümsenmemeli, aksine gelifltirilerek hiçbir gurup ve kifli kayg›s› güdülmeden, ‘senin-benim aday›m’ tart›flmalar›ndan uzak, kitlelerin demokratik-devrimci ç›karlar› ekseninde ele al›narak gelifltirilmeledir. Dersim, Maoist ve devrimci-yurtsever hareketlerin taban kitle potansiyelinin bulundu¤u bir il olma gerçekli¤iyle demokratik, halkç› kat›l›m›n sa¤land›¤› bütün devrimci demokratik kurumlar›n birbiriyle kenetlendi¤i bir yerel yönetim prati¤inin, genel aç›s›ndan da model al›nabilecek ad›mlar›n› atabilir. Bunun için demokrasi güçleri program zemininde bir araya gelerek, ortaklaflmal› ve herhangi bir çevrenin aday›ndan ziyade demokrasi güçlerini ve Dersim halk›n› ifade eden program›n adaylar›n› kitlelerle birlikte tespit etmelidir. Bu yap›lmadan merkezi olarak atama yoluyla tespit edilen adaylar› kitlelerin karfl›s›na ç›kart›p ‘bizim aday›m›za oy verin’ talebinde bulunup di¤er demokrasi güçlerine de ‘bizim aday›m›z› destekleyin’ demek, demokratik bir tutum olmad›¤› gibi ne demokrasi güçlerinin birli¤ini ne de kitlelerin kat›l›m›n› ifade eder. Ad› üzerinde ‘benim aday›m’!...


güncel

4 2-16 Aral›k 2008

Sincan F Tipi’nde siyasi tutsaklara sürgün ANKARA- Sincan F Tipi Hapishanesi’nden 4 siyasi tutuklu zorla K›r›kkale F Tipi Hapishanesi’ne sevk edildi. Ankara Sincan F Tipi Hapishanesi’nde bulunan MKP dava tutsaklar› Hakk› Alphan, Zeynel Karabulut ile MLKP dava tutsaklar› Mesut Çeki ve Mesut Deniz K›r›kkale’ye sürgün edildiler.

ADANA- Karatafl Kad›n Kapal› Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Sevcan Atak’›n ‹HD Adana fiubesi’ne gönderdi¤i mektup arac›l›¤›yla anlatt›klar›, devrimci tutsaklara dayat›lan insanl›k d›fl›, ›rkç› uygulamalar›n a¤›rlaflarak devam etti¤ini gözler önüne seriyor.

Sürgünler protesto edildi

Görüfle mühür engeli

Ankara Demokratik Haklar Derne¤i, Partizan ve ESP, yapt›klar› eylemde Sincan F Tipi'ndeki 4 siyasi tutuklunun K›r›kkale F Tipi'ne sürgün edilmelerini protesto etti. “Tecrit hücrelerinde sevk sürgünlerine son” yaz›l› pankart tafl›nan eylemde, keyfi uygulamalara son verilmesi istendi. Ankara DHD, ESP ve Partizan’›n ortak aç›klamas›nda, hücrelerde tecrit edilen tutsaklar›n iradelerinin teslim al›namay›fl› sonucunda, hücreden hücreye sevk edilme durumunun ortaya ç›kt›¤›, bu flekilde kazan›m elde edilmeye çal›fl›ld›¤› ifade edildi. Aç›klaman›n devam›nda flu ifadelere yer verildi: “F Tipi hapishanelerde keyfi uygulamalar yaflan›rken, Adalet Bakanl›¤› bu keyfiyete müsaade etmekle kalmay›p, bizzat bu keyfiyeti yarat›yor. Sincan F Tipi Hapishanesi’nden 24 Kas›m 2008 tarihinde ayn› fliddet ve iflkence uygulanarak zorla K›r›kkale’ye sevk edilmifltir. Sormak gerekiyor, daha dün açt›¤›n›z befl y›ld›zl› otelleriniz yine mi size dar geldi? Yüksek güvenlikte idari güvenlik sorunu nas›l yaflan›yor ki, güvenlik gerekçesiyle tutsaklar› zorla sevk ediyorsunuz.”

‹HD, sürgünleri Adalet Bakanl›¤› önünde protesto etti ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) Ankara fiubesi, Sincan F Tipi Hapishanesi’nde yap›lan sürgün sevkleri, 27 Kas›m'da Adalet Bakanl›¤› önünde protesto etti.

Hapishanelerde kad›nlara bask›lar art›yor

Sevcan Atak’›n gönderdi¤i mektupta bahsetti¤i uygulamalar, hapishanelerde bask› ve hak ihlallerinin her geçen gün yayg›nlaflarak artt›¤›n› gösteriyor.

‹HD Ankara fiubesi, 23 Kas›m’da Sincan F Tipi Hapishanesi’nden zorla K›r›kkale F Tipi’ne sevk edilen devrimci tutsaklara yönelik sürgün sevkleri protesto etmek için Adalet Bakanl›¤› önünde bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. ‹HD’nin eylemine Ankara DHD ve Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) destek verdi.

bildirimde bulunulmaks›z›n, apar topar ve sürüklenerek K›r›kka-

Eylemde bas›n aç›klamas›n› okuyan ‹HD Ankara fiube Yöneticisi Serpil Köksal, “24 Kas›m 2008 tarihinde Sincan F tipi Hapishanesi’nde kalmakta olan Zeynel Karabulut, Hakk› Alphan, Mesut Çeki ve Mesut Deniz, sabah›n erken saatlerinde, öncesinde hiçbir

begün artt›¤›n› ifade eden Köksal, hapishanelerde de sürdürülen

le-Hac›lar F Tipi Hapishanesi’ne ‘idari durum’ gerekçe gösterilerek sevk edilmifllerdir.

Mektubunda, Kas›m ay› bafl›nda tutuklanarak Karatafl Hapishanesi’ne getirildi¤ini belirten Atak, hapishane giriflinde ç›r›lç›plak soyularak aranmak istendi¤ini, ancak bunu kabul etmedi¤i için hakaret ve ba¤›r›fllarla soyulmaya zorland›¤›n› yazd›. Kendisinden önce de benzer uygulamalar›n yap›ld›¤›n› belirten Atak, polise tafl att›klar› için tutuklanan Beritan Ö., Müzeyyen Ö., fiirin A. ve Emine fi.’nin de zorla soyularak üç kere yere oturup kalkmaya zorland›klar›n› aktar›yor. Atak, kad›n tutsaklar›n aç›k görüfllere ç›kar›l›rken, kollar›na zorla "tek bayrak, tek dil, tek vatan" mührü bas›lmak istendi¤ini, karfl› ç›kanlar›n ise görüfl haklar›n›n engellenmeye çal›fl›ld›¤›n› belirtiyor.

Hapishanelere yönelik fliddet ve hukuk d›fl› uygulamalar›n gün-

devlet terörünün ve hukuk d›fl› uygulamalar›n bir an önce sona erdirilmesini ve sevk edilenlerin yerlerine geri götürülmelerini istedi.

TAYAD’l›lar genelgenin uygulanmas› için açl›k grevindeydi

‘Onur zedeleyici davran›fllar art›yor’ ‹HD Adana fiube Baflkan› Ethem Aç›kal›n, bir bas›n aç›klamas› yaparak, Karatafl Kad›n Kapal› Hapishanesi’ndeki kad›n tutsaklara ›rkç› uygulamalarda bulunuldu¤unu ifade etti. PKK’ye üye oldu¤u iddias›yla tutuklu bulunan Sevcan Atak isimli kad›n tutsa¤›n, flubelerine gönderdi¤i mektupta kendisine ›rkç› uygulamalar›n dayat›ld›¤›n› anlatt›¤›n› söyleyen Aç›kal›n, buna karfl› gelen tutsaklar›n ise görüfl hakk›ndan yararlanmas›na izin verilmedi¤ini belirtti. Atak’›n mektubunun birer örne¤ini da¤›tan Aç›kal›n, hapishanelerde insan onurunu zedeleyici davran›fllar›n artt›¤›na dikkat çekti. Aç›kal›n, Atak'›n aktard›¤› hak ihlalleriyle ilgili Adalet Bakanl›¤›'na baflvuracaklar›n› belirterek, konuyu Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu'na ve Adana Barosu'na ileteceklerini de sözlerine ekledi.

‘Irkç›l›k devlet politikas›’ ‹HD Adana Hapishane Komisyonu Sözcüsü Osman Kara, tutsaklara dayat›lan uygulamalar›, Baflbakan Erdo¤an’›n aç›klamalar›n›n devlet politikas› haline getirilmesi fleklinde de¤erlendirerek, yaflananlarla ilgili, Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu’nu ve Adalet Bakan›’n› göreve ça¤›rd›.

ANKARA- Behiç Aflç›’n›n ve DHKP/C’li tutsaklar›n ölüm orucunu sonland›rmalar›na vesile olan ‘sohbet genelgesi’nin uygulanmamas›n› birçok ilde çeflitli eylemlerle protesto eden TAYAD üyeleri, Ankara’da üç günlük açl›k grevi gerçeklefltirerek genelgenin uygulanmas›n› istedi. Çeflitli illerden gelen Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yard›mlaflma Derne¤i (TAYAD) üyeleri Abdi ‹pekçi Park›’nda bir araya gelerek, Adalet Bakanl›¤›’n›n 22 Ocak 2007 tarihinde yay›mlad›¤› ve tutsaklara “sohbet hakk›” öngören genelgenin hapishanelerde uygulanmas›n› isteyen pankartlar tafl›d›. TAYAD’l›lar ad›na konuflan Ahmet Kulaks›z, Adalet Bakanl›¤›’n›n yay›mlad›¤› genelgeyi uygulamamas›n›n hukuk devleti ilkesiyle çeliflti¤ini kaydetti. Adalet Bakan› Mehmet Ali fiahin’in sorumlulu¤unu yerine getirerek bu genelgeyi uygulatmas›n› isteyen Kulaks›z, “Cezaevinde bulunan çocuklar›m›z 7 y›ld›r sürdürdükleri ölüm orucuna bu genelge nedeniyle son verdi. Ancak genelgeyi ç›karanlar sözlerinde durmad›. Tehdit için söylemiyorum ama gerekirse yeniden ölüm orucuna bafllan›r ve bedeller ödenir” diye konufltu. D‹SK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü de ölüm oruçlar›n›n kendi sendikalar›, KESK, TMMOB ve Tabipler Odas› gibi çeflitli kurumlar›n giriflimi ve Adalet Bakanl›¤›’n›n yay›mlad›¤› genelgeyle sonland›r›ld›¤›n› belirterek, bu sorunun bir an önce çözüme kavuflturulmas› gerekti¤ini ifade etti. Görgülü, baz› kitle örgütleri ile birlikte Bakan fiahin’den randevu istediklerini sözlerine ekledi.

Genelgede ne öngörülmüfltü? 22 Ocak 2007’de yay›mlanan genelgede, F tiplerinde bulunan tutsaklar›n di¤er tutsaklarla, komisyonca belirlenen 10 kifliyi aflmayacak gruplar halinde haftada 10 saati aflmayacak flekilde görüflebilece¤i yer al›yordu. Genelgeyle birlikte 5 saat olan haftal›k görüflme saatleri 10 saate ç›kar›lm›fl, “Sohbet Hakk›”ndan yararlanmak içinse, tutsaklar›n hapishane disiplinine mutlak suretle uymalar› ve hiçbir disiplin cezas› almam›fl olmalar› flart koflulmaktayd›. Genelge bu nedenle çeflitli devrimci-demokrat kurumlar taraf›ndan elefltirilmifl, söz konusu genelgenin tutsaklara hiçbir hak tan›mad›¤›na dikkat çekilmiflti.

DHF kampanyas› sürüyor Demokratik Haklar Federasyonu'nun "Ba¤›ms›z Bir Ülkede Özgür Bir Halk Olarak Yaflamak ‹çin Demokratik Haklar Mücadelesine Kat›l" fliar›yla bafllatm›fl oldu¤u tan›t›m ve örgütlenme kampanyas›, birçok ilde yap›lan etkinlikler ve tan›t›m faaliyetleriyle devam ediyor. ‹ZM‹R- ‹zmir Demokratik Haklar Federasyonu üyeleri, merkezi tan›t›m ve örgütleme kampanyas› çerçevesinde ‹zmir'in ilçe, semt ve mahallelerinde afifl ve bildiri da¤›t›m› yapt›. Buca ve Bornova semt pazarlar›nda kampanya broflürlerinin da¤›t›m›n› yapan DHF üyeleri, pazar esnaf›yla, pazara al›fl verifle gelen semt halk›yla, yaflanan ekonomik kriz hakk›nda sohbet ederek, emperyalist-kapitalist sistemin ve ülkemizde bunun uflakl›¤›n› yapan egemenlerin, kendi krizlerinin faturas›n› emekçilere yüklemeye çal›flt›klar›na vurgu yapt›lar. UfiAK- Uflak Demokratik Haklar Derne¤i, DHF’yi tan›tma çal›flmalar›na devam ediyor. Federasyon tan›t›m kampanyas› çerçevesinde 26 Kas›m günü, Uflak yerelinde dernek çal›flanlar› taraf›ndan tan›t›m broflürleri da¤›t›ld›. Sistemin yo¤un bask› ve sald›r›lar›na ra¤men Uflak DHD, çal›flmalar›na devam edece¤ini ve sistemin teflhirini yapaca¤›n›, Uflak yerelinde yeni demokrasi mücadelesini gelifltirip güçlendirece¤ini söyledi DEN‹ZL‹- Federasyonun tan›t›m kampanyas› dolay›s›yla semtlerde ve ilçelerde afiflleme ve bildiri da¤›t›m› yap›ld›. Görüflülen insanlarla Demokratik Haklar Federasyonu’nun tan›t›m›na yönelik sohbetler gerçeklefltirildi. Yap›lan sohbetlerde yeni demokrasi mücadelesinin önemi vurguland›. MERS‹N- Mersin yerelinde ‘tan›t›m ve örgütlenme kampanyas›’ çal›fl-

Kara, Erdo¤an’›n Hakkâri gezisinde söyledi¤i, “Tek bayra¤›, tek milleti, tek devleti kabul etmeyen çeksin gitsin” sözlerinin ard›ndan bask› ve fliddetin artt›¤›n› vurgulad›. Karatafl Kad›n Kapal› Hapishanesi’nde yaflananlar› Adalet Bakanl›¤› ve Meclis ‹nsan Haklar›n› ‹nceleme Komisyonu’na ilettiklerini belirten Kara, gerekli önlemlerin al›nmas› için kitle örgütleri ile ortak mücadele edeceklerini de dile getirdi.

malar› uzun zamand›r semt çal›flmas›n›n devam etti¤i Çay Mahallesi’nde sürdürüldü. Kürt kökenli nüfusun yo¤unlukta oldu¤u Çay Mahallesi'nde yap›lan ev ziyaretlerinde tan›t›m ve örgütlenme kampanyas›n›n içeri¤i anlat›ld›. Yeni demokrasi mücadelesinin öneminin anlat›ld›¤› ve mücadeleye kat›l›m ça¤r›s›n›n yap›ld›¤› faaliyette 30 Kas›m'da düzenlenen Grup Munzur konserine kat›l›m ça¤r›s› yap›ld›. Öte yandan DHF, Mersin’de bafllatt›¤› tan›t›m kampanyas› çerçevesinde, Mersin 78’liler Derne¤i salonunda bir panel düzenledi. Eylem ve örgütlenme özgürlü¤ü, DHF’nin dünü bugünü, kriz ve devrimci seçenekler konulu panelde, DHF temsilcisi Cemal Do¤an ve iktisatç›-gazeteci Ömer Levento¤lu yer ald›. AMED- Federasyonun bafllatt›¤› tan›t›m ve örgütlenme kampanyas› çerçevesinde Amed’de stant aç›ld› ve buradan broflür da¤›t›m› yap›ld›. Kampanya afiflleri de Amed sokaklar›nda sergileniyor. Kampanya kapsam›nda Amed’in Ba¤lar Semti'nde yo¤un olarak afifl ve yaz›lama çal›flmalar› yap›l›rken, bir taraftan da ulafl›labilen kitlelere federasyonun amaçlar› ve kapsam›na iliflkin bilgilendirmeler yap›ld›. ESK‹fiEH‹R- Eskiflehir’in emekçi semtlerinde yap›lan afifllemeler ve ev ziyaretleriyle kampanya çal›flmalar› sürdürülürken, halka örgütlü mücadeleye kat›l›m ça¤r›lar› yap›l›yor. ‹STANBUL- Gazi Mahallesi'nde kampanya çal›flmalar›, afifl, broflür da¤›t›mlar›, kitle toplant›lar› gibi çal›flmalarla sürüyor. DHF üyeleri, Gazi Osman Pafla Demokratik Haklar Derne¤i'nde gerçeklefltirdikleri toplant›da, demokratik haklar mücadelesinin gereklili¤ine vurgu yapt›lar.

Devletin özrü iflkencecileri korumak oldu ‹STANBUL- Gördü¤ü iflkenceler sonucunda yaflam›n› yitiren Engin Çeber’e iflkence yapan 13 polisin görevlerinden uzaklaflt›r›lmalar› beklenirken, iflkence nedeniyle sözde özür dileyen devlet, iflkencecilerin ‘görevlerine’ devam etmelerine göz yumuyor. Engin Çeber’e gözalt›na iflkence yapt›klar› kesinleflen 13 polis, ‹stinye Karakolu’nda görev yapmaya devam ediyor. Haklar›nda toplam 115 y›l hapis cezas› istenen iflkenceci polisler ‘görevlerine’ devam ediyorlarken, ‹stanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’›n da polisini savunmak amac›yla sarfetti¤i “Onlar iflkence yapmam›fllar” sözleri orta yerde durmakta. Cerrah’›n bu tutumu ve ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n polislerini görevden almamas›, sözde özür dileyen devletin iflkence karfl›s›ndaki resmi tutumunu sergiliyor asl›nda. Adalet Bakan› kameralar karfl›s›nda so¤ukkanl›l›kla

Devrimci bas›na yönelik bask›lar protesto edildi ‹ZM‹R- Devrimci, demokrat bas›na yönelik bask›lar, Konak Kemeralt› giriflinde bir araya gelen kurumlar›n çal›flanlar› taraf›ndan protesto edildi. Gazetemizin ‹zmir bürosu çal›flanlar› ile ‹flçiKöylü, Azadiya Welat, Özgür Halk, Mücadele Birli¤i ve BDSP, ESP üyelerinin kat›ld›¤› eylemde, “Devrimci bas›n› susturmaya gücünüz yetmeyecek” denildi.

Konak Kemeralt› giriflinde yap›lan eylemde, egemenlerin devrimci düflünceye ve iradeye tahammülsüzlükte s›n›r tan›mayarak, her türlü bask› ve zor ile bu iradeyi k›rmaya, devrimci düflünceyi yok etmeye çal›flt›klar› ifade edilerek, devrimci bas›n ve çal›flanlar›n›n da bu sald›r›lar›n hedefinde oldu¤u dile getirildi. Eylemde yap›lan aç›klamada, “Musa Anter’in

katledilmesi, Devrimci Demokrasi muhabiri ‹lyas Aktafl’›n polis taraf›ndan vurulup katledilmesi, Evrensel muhabiri Metin Göktepe’nin gözalt›nda katledilmesi, Özgür Ülke gazetesine bomba at›lmas›, gazete bürolar›n›n bas›l›p, gazetecilerin tutuklanmas›, Yürüyüfl dergisi da¤›tan Ferhat Gerçek’in polis taraf›ndan vurulmas›, hapishanelerin sosyalist, yurtsever bas›n emekçileriyle doldurulmas›, bunun aç›k kan›tlar›d›r. Ayn› anlay›fl Hrant Dink’i de katletmifl, halklar›n kardeflli¤ine olan düflmanl›¤›n› da aç›kça ortaya koymufltur” denildi.

‘özür dileyip’ iflkenceyi kabul ederken, ayn› so¤ukkanl›l›kla hareket eden ‹çiflleri Bakanl›¤› iflkence olay›n› görmezden gelip, iflkenceci memurlar›n›n k›l›na dokundurtmuyor. Engin Çeber’i katleden iflkenceci polisler, haklar›nda istenilen ‘cezalara’ karfl›n ‹stinye Karakolu’nda görev yapmaya devam ediyorlar. Çeber’in katledilmesine iliflkin haz›rlanan ve aralar›nda Metris Hapishanesi’nin gardiyanlar›n›n da bulundu¤u 60 san›k hakk›nda 303,5 y›l hapis talep edilen iddianame Bak›rköy 14. A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan kabul edilmiflti.


güncel

2-16 Aral›k 2008 5

‘Yasal hak’ dahilinde öldürülüyorsunuz! ANKARA- Her an öldürülebilirsiniz, zira belindeki silah›n› büyük bir serbestlik içinde kullanan Türk polisi terör estiriyor, üstelik bu terör Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile destekleniyor. Ankara’da 17 yafl›ndaki Soner Çankal’› gö¤sünden ve kafas›ndan vurarak öldüren polis, kendisini koruyan yasalar› iflaret ederek, “yasal hakk›m› kulland›m” fleklinde savunma yapt›.

‹ZM‹R- Polis, devletin ç›kard›¤› yasalar›n verdi¤i serbestlikle birlikte sokaktan geçeni silah›yla öldürürken, zab›ta da bu teröre telsiziyle dahil oldu. Bir seyyar sat›c›ya sald›ran ve hakaret eden zab›taya “yapt›¤›n›z ay›p" diyen ve müdahale etmek isteyen Do¤an Kalender, zab›tan›n telsizle kafas›na vurmas› sonucunda öldü. Ankara’da içki satt›¤› için Metin fiahin’i döven, Antalya’da bir ak›l hastas›n›, ‹stanbul’da bir vatandafl› meydan daya¤›na çeken zab›talar›n keyfi davran›fllar› ve fliddet kullanmalar› son olarak ‹zmir’de 57 yafl›ndaki Kalender’in hayat›na mal oldu. Güzelyal›’da efli ile birlikte yürüyüfle ç›kan Kalender, sokakta zab›talarla seyyar sat›c› aras›nda ç›kan tart›flmaya dahil olunca, ç›kan arbede s›ras›nda kafas›na ald›¤› darbe sonras›nda yere düfltü ve kafas›n› kald›r›ma çarpt›. Daha sonra hastaneye kald›r›lan Kalender üç gün sonra hayat›n› kaybetti.

Ülkemizde birbiri ard›na gelen polis cinayetleri devam ederken, polis terörünün önünü açan ve demokratik kitle örgütlerinin tepkisini çeken Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, cinayet iflleyen polislerin savunma mekanizmas› olmaya bafllad›. Cinayet iflleyen polisler, mahkemede verdikleri ifadelerinde, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nu hat›rlatarak, yasalar nezdinde hareket ettiklerini dile getiriyorlar. Son olarak 17 yafl›ndaki Soner Çankal’› öldüren polis V.K., yapt›klar›n›n yasal haklar› dahilinde oldu¤unu savundu. 20 Kas›m’da Ankara Çinçin Mahallesi’nde Soner Çankal’› vuran ve savunmas›nda, “Atefl etmem Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun yetkileri dâhilinde olmufltur” diyen polis memuru V.K’n›n verdi¤i ifadeler, tan›klar›n verdi¤i ifadelerle de çelifliyor. Tan›klar polisin 4–5 el atefl etti¤ini ifade ederken, polis V.K, sadece iki kez atefl etti¤ini öne sürüyor.

Yasal ölüm her an karfl›n›za ç›kabilir

‘Öldürmek yasal hakk›m’ 14 Haziran 2007’de yürürlü¤e giren Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yap›lan de¤iflikliklerden buyana polislerin iflledi¤i cinayetlerin say›s› her geçen gün artmaya devam ediyor. Cinayetler devam ederken, olaylar hakk›nda aç›lan soruflturmalarda, polisler her flekilde aklan›yor. Nedeni ise devletin yasalar›na dayan›yor, çünkü ‘öldürmek yasal hak’lar›ym›fl. Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu’na dayanarak Çankal’› öldüren polis V.K’n›n yapt›¤› savunma, yasan›n daha birçok polis cinayetinin önünü açmaya devam edece¤inin kan›t›. ‘Taksirle ölüme neden olama’ suçundan tutuklanan V.K. ifadesinde olaylar› flu flekilde anlatarak cinayetini savundu: “Amirimiz arac› aramam›z için talimat verdi. Biz kendi arac›m›z›n kap›s›n› aç›nca, (üç metre yak›nd›k) flah›slar kaçmaya bafllad›. Ben bu flahs›n peflinden gittim. Arkas›ndan ba¤›rarak ‘dur, polis’ diyerek ikaz ettim. Görevdeyken bu olay bafl›ma geldi¤i için benim atefl etmem de Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun verdi¤i yetkiler dâhilinde olmufltur.”

2006 y›l›nda Terörle Mücadele Yasas› (TMY)’nda yap›lan de¤iflikliklerin hemen arkas›ndan 2007 Haziran'›nda Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK)’nun baz› maddelerinde de¤iflikliklere gidildi. Yap›lan de¤iflikliklerle, baflta en temel insan hakk› olan yaflam hakk› olmak üzere, kifli güvenli¤i, özgürlü¤ü, özel hayat›n dokunulmazl›¤› gibi temel haklar, polisin subjektif iradesine teslim edildi. Bu yetkinin kullan›labilmesi için getirilen ölçüt, polisin mesleki deneyim ve tecrübesi, karfl›laflt›¤› olaydan edindi¤i izlenim sonucu edindi¤i 'makul' flüphe fleklinde subjektif ve esnek bir biçimde ucu aç›k b›rak›ld› ve hukuksuzlu¤un, keyfiyetin 'hukuksal' zemini yarat›ld›. Devletin toplumsal mücadeleyi bask› alt›na almak içi oluflturdu¤u, "Önleme hukuku" ad› alt›nda yap›lan düzenleme ile arama, yakalama, el koyma, kimlik tespiti

gibi uygulamalarda polis, ola¤anüstü denilebilecek genifllikte yetkilerle donat›ld›. Yasada yap›lan düzenleme ile polisin hem bedensel, hem maddi güç, hem de silah kullan›m›n› kapsayan yetkileri geniflletildi¤i gibi, bu yetkilerin hangi flartlarda kullan›labilece¤i de polisin öznel takdirine b›rak›ld›. Bu de¤iflikliklere karfl› tepki gösteren ilerici kesimlerin en temel elefltirisi, yaflam hakk›na yönelik bu düzenlemelerin, iflkenceleri, infazlar› daha da att›raca¤›na iliflkindi. Nitekim ‹HD'nin y›ll›k raporlar›na göre sadece 2008 y›l›nda 35 kiflinin, polisin insan haklar›na ayk›r› bir biçimde silah kullanmas› nedeniyle hayat›n› kaybetmifl olmas› bu kayg›lar›n en önemli göstergelerindendir. Ülkemizde 200 bine yak›n polisin olmas›, yasal ölümün her an karfl›m›za ç›kmas›n› da kaç›n›lmaz k›l›yor.

“Kafas›na s›k”

lis memuru V.K. Çankal’› kafas›ndan vurdu.

Çankal’›n yaral› olarak yakalanmas›ndan sonra öldürülmesine iliflkin tan›klar›n ifadeleri ise flu flekilde oldu: Polisler 4–5 el atefl ettikten sonra Çankal’› yaral› yakalad›lar. Polis H.Y., “Soner’se kafas›na s›k” dedi ve bunun üzerine po-

Tan›klar›n ifadelerini do¤rulayan ‘Ölü Muayene Tutana¤›’na göre de, Çankal’›n kafas›ndan vuruldu¤u belirlendi. Çankal’›n cesedi üzerinde yap›lan inceleme sonuçlar›na göre, kafas›ndan bir, gö¤-

V.K’n›n ifadelerinde cinayetle ilgili yer alan iddialar, di¤er polislerin ifadeleriyle de çelifliyor. Çankal’› öldüren polis iki el atefl etti¤ini ifade ederken, olay yerinde bulunan di¤er polisler verdikleri ifadelerinde, 4–5 kez silah sesi duyduklar›n› belirttiler.

sünden de iki kurflun yaras› ald›¤› tespit edildi.

Çocuk haklar›nda a¤›r ihlal kendini yap›land›rd›¤› bu süreçten çeflitli bask›, fliddet yöntemleriyle nasibini alan çocuklar›n haklar›n›n ne kadar ihlal edildi¤ini, dünyadan ve ülkemizden önekler vererek hat›rlatmak istedik. Zira Toptan’a, ilkokul ça¤›ndaki Kürt çocuklar›na hapishaneyi reva gören, Kürt çocuklar›n› yok sayan, gerekti¤inde onlar› çocuk kategorisinden ç›karmay› bilen hükümet üyelerinden biri oldu¤unu da hat›rlatmak isteriz.

Çocuk ihlallerinin nedeni sömürü düzeni

Hakkari’de polisler, kameralar önünde 15 yafl›ndaki C.E.’nin kolunu k›rm›flt› Dünyada ‘Evrensel Çocuk Haklar› Günü’ olarak kabul edilen 20 Kas›m’da, 81 ilden çocuklar›n bir araya geldi¤i forumda Meclis Baflkan› Toptan, çocuk haklar›n›n sosyal devlet olman›n gere¤i oldu¤u aç›klamas›nda bulundu. Çocuk Haklar› sözleflmesini imzalayan ülkelerin bafl›nda ülkemizin geldi¤i hat›rlatmas›nda bulunan Toptan, çocuk haklar›na iliflkin yasal düzenlemelerin sonuçlar›n› izleyece¤ini ve eksikliklerinin giderilmesi için öneride bulunaca¤›n› taahhüt etti. Meclis Baflkan› Köksal Toptan’a, sömürü sisteminin

Polisin silah› zab›tan›n telsizi var

UNICEF’in 2008 y›l› raporuna göre, özellikle kalk›nmakta olan ülkelerdeki çocuklar›n yar›s›ndan fazlas› temel gereksinimlerinden yoksun b›rak›lmakta. 640 milyon çocu¤un yeterli bar›nma olanaklar›ndan yoksun oldu¤u ifade edilen raporda, 500 milyon çocu¤un sa¤l›k gereklerinden mahrum kald›¤›, 400 milyonunun ise temiz içme suyuna eriflim olana¤›n›n olmad›¤› vurguland›. Ço¤unlu¤unu k›zlar›n oluflturdu¤u 140 milyon çocuk hiçbir flekilde okula gidemezken, 90 milyon çocuk da ciddi beslenme yetersizli¤i ile karfl›laflmaktad›r. Kötü hükümetlerin bölgelerde afl›r› yoksulluk da dahil, çat›flma ve savafllar›n ç›kmas›nda önemli bir etken oldu¤u belirtilen raporda, 1990 ve 2003 aras›nda dünya üzerinde yaflanan 59 silahl› çat›flman›n 55’inin ülkeler aras› de¤il, iç savafl fleklinde oldu¤u vurguland›. Buna göre 1990’dan bu yana savafllarda öldürülen 3,6 milyon insan›n neredeyse yar›s› çocuklardan olufluyor.

Çocuk istismar› artt› Yine geçti¤imiz günlerde Yeniden Sa¤l›k Ve E¤itim Derne¤i ile Caritas’›n ülkemiz temsilci¤i iflbirli¤iyle yap›lan araflt›rma sonuçlar›na bakt›¤›m›zda, çocuklar›n yüzde 72,8’inin aile üyelerinden biri taraf›ndan fiziksel fliddet gördü¤ü, yüzde 66,9’unun ihmal edildi¤i ve yüzde 68,5’inin ise ailesinde onu tehdit eden ya da afla¤›layan birisinin varl›¤› tespit edildi. Araflt›rmaya göre sokaktaki çocuklar›n yüzde 78,4’ü fi-

DTP konvoyuna sald›r› ARDAHAN- Yerel seçim çal›flmalar›n› bafllatan ve bu nedenle Kürt illerinde seçim gezilerine ç›kan DTP Eflbaflkan› Emine Ayna, Amed Milletvekili Aysel Tu¤luk, I¤d›r Milletvekili Pervin Buldan, Van milletvekilleri Fatma Kurtulan ve Özdal Üçer, Bitlis Milletvekili Nezir Karabafl ile DTP Genel Merkez yöneticileri, Ardahan’da sald›r›ya u¤rad›. Sald›r›n›n önceden örgütlendi¤i ve MHP Ardahan ilçe teflkilat› ile polisin bunda büyük rol oynad›¤› ortaya ç›kt›. 28 Kas›m günü Ardahan'a giden DTP konvoyu, burada MHP’li faflist bir grubun sald›r›s›na u¤rad›. Baz› milletvekillerinin yaraland›¤› sald›r›, DTP’nin sa¤duyulu yaklafl›m› sonucu büyümeden sona erdi. Sald›r›lara iliflkin aç›klama yapan Emine Ayna, sald›r›lar›n polisler taraf›ndan tezgahland›¤›n› belirtti.

“DTP’lileri Ardahan’a sokmayaca¤›z” DTP’liler gelmeden önce gazetecilere aç›klama yapan Ardahan MHP eski ilçe baflkan› Levent Pehlivan, “Arkadafllar yar›n DTP’liler gelecek. Ardahan’a sokmayaca¤›z. Sabah yeniden toplanaca¤›z. Bütün Ardahanl›lar›n duyarl›l›¤›n› bekliyoruz.” diyerek, DTP’ye sald›racaklar›n› aç›kça ifade etmiflti.

ziksel fliddete, yüzde 35,6’s› da iflkenceye u¤ramakta. Çocuklar›n yüzde 30,4’ünün cinsel tacize, yüzde 10,8’inin de tecavüze u¤rad›¤› belirtildi. Madde kullanan çocuklar›n yüzde 38,3’ünün bir cinsel taciz öyküsü bulunmakta. ‹statistikler, ülkemizde 38 bin madde ba¤›ml›s› çocuk oldu¤unu gösteriyor. Resmi rakamlara göre 42 bin, gayri resmi rakamlara göre ise 80 bin çocu¤un sokaklarda yaflad›¤› ülkemizde, sokakta yaflayan çocuklar›n yüzde 44,1’i ülkemizin do¤u bölgelerinde do¤up ‹stanbul'a gelmifl bulunmaktad›r.

Ça¤r›n›n ard›ndan sald›r›dan bir gün önce toplanan yaklafl›k 100 kiflilik MHP’li grup, PKK ve DTP aleyhine sloganlar atarak yürüyüfl yapt›. ‹lk ad›mlar› at›lan k›flk›rtma, sabah saatlerinde Ardahan’a gelen DTP konvoyuna dönük sald›r› ile sürdü. Yaklafl›k 300 kifliden oluflan MHP’li sald›rganlar›n, polis çemberi aras›nda bulunan DTP milletvekillerine domates ve tafl atmalar› üzerine DTP kitlesi sald›r›ya karfl›l›k verdi. DTP milletvekillerinin kitleyi sakinlefltirmesi ve bölgeden ayr›lmas› üzerine, gerginlik büyümeden önlenmifl oldu.

Kürt çocuklar› yok say›l›yor Çocuk Haklar› Haftas›’n›n kutland›¤› bugünlerde, Çocuk Haklar› Sözleflmesi’ne imza atan Türk devletinin Kürt illerinde geçti¤imiz günlerde yaflatt›¤› manzaralar, devletin 19 y›ld›r verdi¤i sözü tutmad›¤›n› ortaya ç›karm›fl oldu. Tam da Çocuk Haklar› Haftas›’na denk gelen tarihlerde Türk devleti Kürt çocuklar›n› hapishaneye göndererek bu anlaml› haftay› coflkulu bir etkinlikle kutlam›fl oldu. Amed’de çeflitli eylem ve etkinliklere kat›ld›klar› gerekçesiyle 18 yafl›ndan küçük 25 çocuk hapsedildi. Abdullah Öcalan’a yönelik uygulamalar› protesto etmek için ülke genelinde düzenlenen gösterilere kat›ld›klar› ve tafl att›klar› gerekçesiyle çok say›da Kürt çocu¤u demokratik haklar›n› talep ettikleri için ‘fazlaca siyasi bulunarak’ hapse gönderildi. Aralar›ndan 6 çocuk örgüte üye olmak ve örgüt ad›na suç ifllemekten 10 y›l, bir k›s›m çocuk da örgüt propagandas› yapmaktan 5’er y›l, da¤›lma s›ras›nda silah veya araçlarla mukavemet etmekten 8 y›l olmak üzere 6 çocuk hakk›nda da 23’er y›l hapis cezas› istendi. Mardin’in K›z›ltepe ilçesinde yaflanan olaylarda ise 18 çocuk gözalt›na al›nd›, 9’u tutukland›. Nusaybin’de ise yafllar› 14 olan 13 çocuk tutuklan›rken, çok say›da çocuk da kaba dayak ve fliddete maruz b›rak›ld›. Bütün bu sonuçlar devletin çocuk haklar› konusunda ne kadar geride kald›¤›n›

Telsizle Kalender’in kafas›na vurarak öldüren zab›ta H.D. ise sevk edildi¤i adliyede serbest b›rak›ld›. Kalender’in efli fierife Kalender, olaya iliflkin, “Yolda yürüyorduk. Zab›ta memurlar› seyyar sat›c›y›, ‘Git h›rs›zl›k yap ama bunu satma’ diye uyard›lar. Eflim de 'Arkadafllar yapt›¤›n›z ay›p' dedi. Bu lafa sinirlenen zab›ta memurlar›ndan biri benim kolumu tuttu. Di¤eri ise eflimin kafas›na telsizle vurdu. Kocam yere düflüp kafas›n› kald›r›ma çarpt›" dedi. Eflinin zab›ta darbesi sonucu öldü¤ünü belirten Kalender, “Eflim zab›ta terörüne kurban gitti. Hesab›n› sonuna dek soraca¤›z” dedi. “Kocam için Adli T›p Kurumu’ndan darp raporu verildi. Beni de ittikleri için kaburgamda ödem olufltu" diyen Kalender, hukuk mücadelesi bafllatacaklar›n› belirtti. Serbest b›rak›lan zab›ta H.D. ise, Do¤an Kalender’in ölümünün ard›ndan tekrar gözalt›na al›nd›.

Enes Ata, 2006 Mart’›nda Amed’de polisler taraf›ndan vurularak katledilmiflti

MHP eski ilçe baflkan› Pehlivan’›n linç ça¤r›s›na ve gece yap›lan ›rkç› yürüyüfle karfl›n polisin en küçük bir önlem almamas›, MHP’li grubun elini kollunu sallayarak DTP konvoyunun bulundu¤u caddeye kadar gelmesi, yine MHP’lilerin sald›r›s›na karfl› kendilerini koruyan DTP’lilerin yer yer polisin sald›r›s› ile karfl›laflmas›, polisin de bu iflin planlay›c›lar› içerisinde oldu¤unu kan›tlar nitelikteydi.

göstermektedir. Ulusal kimli¤inden dolay› en kat› fliddete maruz kalan, ayr›mc›l›kla karfl›laflan Kürt çocuklar›n›n ‘örgüt üyeli¤i’nden tutukland›klar›, polis taraf›ndan kurflunland›klar› bu zamanda yaflad›klar›, Baflbakan’›n ‘ya sev ya terket’ ve ‘kad›n da olsa, çocuk da olsa gereken yap›lacakt›r’ sözlerinden yay›lan zihniyete dayan›yor. Kürt sorununda imha ve inkarda ›srar edilen süreçte, Baflbakan ve temsil etti¤i kesimler, çocuk haklar›n›n yan› s›ra insan haklar›n› ihlal ederek suç ifllemeye devam ediyorlar.

“Polis sald›r›ya zemin haz›rlad›” DTP Eflbaflkan› Emine Ayna, Amed Milletvekili Aysel Tu¤luk, I¤d›r Milletvekili Pervin Buldan, Van milletvekilleri Fatma Kurtulan ve Özdal Üçer, Bitlis Milletvekili Nezir Karabafl ile DTP Genel Merkez yöneticilerinin de aralar›nda bulundu¤u DTP'liler, Ardahan'da yaflanan sald›r›yla ilgili DTP Ardahan il binas›nda bas›n toplant›s› düzenledi. Çok say›da kiflinin kat›ld›¤› bas›n toplant›s›nda konuflan DTP Eflbaflkan› Emine Ayna, Ardahan'a geldikleri için piflman olmad›klar›n› belirterek, ülkede zorla hortlat›lan ›rkç›l›¤› k›racaklar›n› vurgulad›.


emek

6 2-16 Aral›k 2008

HEY Tekstil’de iflten atmalar için neden çok Geçti¤imiz günlerde “tuvalette sigara içti¤i” için iflten ç›kart›lan Fidan Bedir, HEY Tekstil’e y›llar›n› verdi¤ini belirterek, “Tuvalette sigara içti¤im için 7 y›ld›r çal›flt›¤›m firma taraf›ndan iflten ç›kart›ld›m” dedi. Tuvalette sigara içti¤ini ve ç›kt›¤›nda personel müdürünün kendisine, “Bu, senin sigara içti¤ini kabul etti¤ine ve özür diledi¤ine iliflkin bir metin. ‹mzala, korkma seni iflten ç›kartmayaca¤›z” diyerek bir metin imzalatt›¤›n› söyleyen Bedir, “Ama bu metni imzalad›ktan sonra iflten at›ld›m. Oysa ifl yeri kurallar›na uymam›flsam bile 3 defa ikaz edilmem gerekirdi” fleklinde konufltu. ‹ki arkadafl›yla birlikte iflten ç›kart›ld›¤›n› söyleyen Bedir, iflten ç›kart›lmalar›n›n ard›ndan kendilerine ‘harçl›k’ ad› alt›nda verilmek istenen paralarla tazminatlar›n› almalar›n›n engellenmek istendi¤ini kaydetti. “Bize, ‘bayram yaklafl›yor, bu sizin bayram harçl›¤›n›z olsun’ denilerek 4 milyar lira verildi. Di¤er arkadafllar kabul ettiler, ama ben almad›m. Bu para ile tazminatlar›m›z› ödemekten kurtulmaya çal›fl›yorlar. Ben paray› almad›m ve dava açt›m, dava halen sürüyor” dedi. S›k s›k mesaiye kalmaya zorland›klar›n›, mesaiye kalmay› kabul etmeyen iflçilere ise ‘ihtar’ verildi¤ini dile getiren Bedir, firman›n çeflitli bahanelerle maafllar› nispeten yüksek olan eski çal›flanlar› iflten ç›kartarak yerine asgari ücretle çal›flan yeni iflçilerin al›nd›¤›na dikkat çekti.

“Tuvalette sigara içti¤im için 7 y›ld›r çal›flt›¤›m firma taraf›ndan iflten ç›kart›ld›m. Bize, ‘Bayram yaklafl›yor, bu sizin bayram harçl›¤›n›z olsun’ denilerek 4 milyar lira verildi. Di¤er arkadafllar kabul ettiler, ama ben almad›m. Bu para ile tazminatlar›m›z› ödemekten kurtulmaya çal›fl›yorlar. Ben paray› almad›m ve dava açt›m, dava halen sürüyor.” ‹STANBUL- Ülkemizdeki en büyük tekstil üretim firmalar›ndan biri olan HEY Tekstil’de iflçiler birbirinin ard› s›ra iflten ç›kart›l›yor. Yaklafl›k 6 y›ld›r çal›flan birçok iflçinin; “tuvalette uzun süre kald›klar›”, “sigara içtikleri”, “mesaiye kalmad›klar›” türünden

gerekçelerle iflten ç›kart›ld›klar› HEY Tekstil, iflçileri birer robot haline getiren bu çal›flma tarz› ve yine iflçilerin al›nterleri üzerinden yapt›¤› servetle, ‹stanbul Sanayi Odas› taraf›ndan haz›rlanan en büyük 500 flirket s›ralamas›nda 212. s›rada yer al›yor.

Bedir, yaklafl›k bin 500 iflçinin çal›flt›¤› firman›n Esprit, Tommy Hilfiger, H&M ve Calvin Klein gibi dünyan›n en tan›nm›fl markalar›na üretim yapt›¤›n› ifade ederek, ifl yerinde en küçük bir sendikal mücadeleye izin verilmedi¤ine dikkat çekti. Daha önceleri Reebok’a da üretim yapt›klar›n› ve bu dönemde ifl yeri koflullar›n›n ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) taraf›ndan denetlendi¤ini belirten Bedir, bu firman›n HEY Tekstil’le iliflkilerini sona erdirmesinin ard›ndan ‹HD’nin yapt›¤› denetimlerin de sona erdi¤ini, böylece patronun iflçiye her türlü çal›flma koflulunu dayatt›¤›n› söyledi.

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Dursun BAfiTU⁄

Emperyalist krizin faturas›n› ufla¤› iktidara ödetelim Emperyalistlerin dünya ezilen uluslar› ve halklar›na yönelik gelifltirdi¤i sald›r›lar yeni bir evreye girerken, bu yeni dönemde yaflad›klar› krizden dolay› daha sald›rganlaflmalar› kaç›n›lmazd›r. Özellikle tek kutuplu “yeni” dünya “düzen”inin oluflmas›yla birlikte, ABD emperyalizmin mevcut hakimiyeti artarak devam etmiflti. Fakat bu dönemdeki geliflmeler göstermektedir ki, ABD emperyalizmine karfl›, Çin-Rusya öncülü¤ünde yeni bir emperyalist güç kendisini hissettirecektir. Ortaya ç›kan bu durumda, birçok dengelerin de¤iflmesi ve emperyalistler aras› çat›flmalar›n daha da yay›lmas› muhtemeldir. Tabii ki, bu çat›flmalar›n birço¤u farkl› emperyalist kutuplara ba¤l› iflbirlikçiuflak devletler aras›nda yaflanacakt›r. Yani emperyalistlerin ileri karakollar› olan devlet, bu ortamda birer piyon olarak kullan›lacakt›r. Ancak, her iki dönemin de ezilen halklara bir getirisi yoktur. Çünkü geliflmekte olan çat›flmalar ezilenlerin de¤il, ezenlerin pazar sorunundan ç›kmaktad›r. Emperyalizme ba¤l› iflbirlikçi-uflaklar›n bu dalafl›, e¤itim, sa¤l›k, ulafl›m ve alt yap› çal›flmalar› gibi temel ihtiyaçlara ayr›lan fonlar›n kesilerek, silahlanma yat›r›m›n› h›zland›racakt›r. Bugün yaflananlar da bunun bir örne¤ini teflkil etmektedir. Emperyalist kapitalizmin yaflad›¤› krizlerin faturas›, iflbirlikçi-uflak iktidarlar vas›tas›yla yoksul halk kitlelerine ödetilmek isteniyor. Gelinen noktada ülkemizde iflten at›lanlar›n say›s›, son bir y›lda yüz binleri bulmufltur. Küçük ifl yerlerinin h›zla kapand›¤› ve krizin kendisini

Yörsan iflçisi direndi, kazand›

en s›cak hissettirdi¤i bir dönemden geçmekteyiz. Elbette ki bu yaflananlar karfl›s›nda, gösterilecek en küçük tepki dahi anlaml›d›r. Ancak bu tepkilerin nereye yönlendirildi¤i de önemli bir yerde durmaktad›r. Her defas›nda krizlere

Sendikal› olduklar› gerekçesiyle çal›flt›klar› Yörsan süt ürünleri fabrikas›ndan at›lan ve yaklafl›k bir y›ld›r direniflte olan 400 iflçi, ifle geri dönmek için açt›klar› davay› kazand›. Yörsan iflçilerinin direniflinin 352. gününde kesinleflen Susurluk Sulh Hukuk Mahkemesinin karar›na göre, fabrika sahibi Tek G›da-‹fl Sendikas›’na üye olduklar› gerekçesiyle iflten at›lan iflçileri ifle ald›¤› takdirde 4 ayl›k ücretlerini ödeyecek. Fabrika sahibi iflçileri ifle almaz ise, iflçilerin k›demine göre 4 ayl›¤›n yan› s›ra, 14 ayl›ktan bafllayarak ek ödeme yapacak. Tek G›da-‹fl’in verdi¤i bilgiye göre, iflten ç›kar›lan iflçilerin tazminatlar›n› almaya bafllad›¤› ve sendika avukatlar›n›n ifle iade ifllemlerini bafllatt›¤› ifade edildi.

karfl› mevcut güçlerimizin yetersizli¤inden ya da mevcut durumun örgütsüzlü¤ünden bahsetmenin do¤ru olmayaca¤› kan›s›nday›z. Çünkü bu ülkede yaflanan krizden dolay› kitlelerin ak›n ak›n soka¤a ç›k›p, krizin faturas›n› sermaye sahiplerine ödetece¤ini düflünmek, dünden bugüne oluflmufl örgütlü gücümüze ba¤l›d›r. 2001 krizinde sosyal patlamalar›n olaca¤›n› düflünenler yan›ld›lar. Ancak esasta yan›lmalar›na yol açna fley, bu ülkenin sosyo-ekonomik yap›s›na dair yapt›klar› tahlildi. Bundan dolay›d›rki, önceki krizde oldu¤u gibi, bu ülkede sosyal patlamalar yerine h›rs›zl›k, kapkaç, fuhufl, yani toplumsal çürümenin h›zla geliflece¤ini söylemek daha do¤ru olacakt›r. Fakat bu krize karfl› bir fleylerin yap›lmamas› veya daha az yap›lmas› demek de¤ildir. Krizler, sorunlar›n ayyuka ç›kt›¤› ve yafla-

TMMOB krize karfl› sokaktayd›

nan gerçekli¤in kitleler taraf›ndan en kolay alg›land›¤› dönem-

Kot tafllama iflçileri: Art›k ölmek istemiyoruz

le hareketlili¤ine yön vermek en asli görevlerden biri olmal›d›r. E¤er halk›n kendisine ait bir iktidar›n oluflmas›n› savunuyor-

‹STANBUL- Kot ‹flçileri Birli¤i, 23 Kas›m günü Beyo¤lu Mavi Jeans Ma¤azas› önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak, kot iflçilerinin tafllama nedeniyle yaflad›klar› sa¤l›k sorunlar›na dikkat çekti. ‹flçiler eylem boyunca, “Mavi’nin patronu iflçilerin katili”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Art›k ölmek istemiyoruz”, “Köle de¤il iflçiyiz, örgütlüysek güçlüyüz” sloganlar›n› att›.

Dünyada ve ülkemizde yaflanan son geliflmeler üzerine (Türk Mühendis ve Mimar Odalar› Birli¤i) TMMOB, "Krize, AKP'ye, Gericili¤e, Neo-liberalizme, Irkç›l›¤a Karfl›" 31 ilde eflzamanl› olarak kitlesel bas›n aç›klamalar› gerçeklefltirdi. Gerçeklefltirilen eylemlere sendikalar, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri destek verdi. Adana, Ad›yaman, Ankara, Antalya, Ayd›n, Bal›kesir, Batman, Bodrum, Bursa, Çanakkale, Çorlu, Denizli, Amed, Edirne, Eskiflehir, Gaziantep, Hatay, ‹stanbul, ‹zmir, Kahramanmarafl, K›rklareli, Kocaeli, Malatya, Mardin, Mersin, Milas, Samsun, fianl›urfa, Dersim, Van, Zonguldak'ta efl zamanl› olarak gerçekleflen eylemlerde, mimar ve mühendisler krizin kendilerinin krizi olmad›¤›, Kapitalizmin daha fazla sömürü ve kar amac›yla krizin faturas›n› emekçilere ödetmek istedi¤ine dikkat çekti. AKP’nin gerici politikalar›na, Kürt sorununa, zamlara, neo-liberal y›k›m politikalar›na de¤inilen aç›klamalarda, emperyalist düzenin sürdürülmesi için Dünya Bankas› (DB), IMF, AB gibi kurulufllar›n dayatt›klar› uyum ve ‘istikrar’ politikalar›yla AKP’nin yaln›zca zam, zulüm düzenini güçlendirdi¤i dile getirildi. Ekonomiyi ranta dayand›r›p her s›k›flt›klar›nda faturay› halka kesen AKP’ye “Yüzünüzü IMF’ye, DB’ye de¤il, halk›m›za çevirin. Her türlü emperyalist ba¤›ml›l›k iliflkilerini terk edin, derhal iflten ç›karmalar› yasaklay›n. ‹nsanlar›n temel ihtiyaçlar›na yapt›¤›n›z her türlü zamm› geri al›n, özellefltirmeleri durdurun” fleklinde uyar›larda bulunuldu. Yap›lan eylemler, her fleyin para-kar oldu¤u piyasa anlay›fl›na karfl› eflitli¤i savunma ve mücadele etme ça¤r›lar›yla sonland›r›ld›.

lerdir. Bu süreçlerde do¤ru bir önderlikle, geliflmekte olan kit-

‹stiklal Caddesi’nde pankart aç›p sloganlarla yürüyerek Mavi Jeans önüne gelen kot iflçileri, ma¤azan›n önüne geldikten sonra burada bas›n aç›klamas›n› okudular. Bas›n metninde, “Göz gözü görmeyen merdiven alt› atölyelerde bir mesaide 2 bin kot kumlayanlar›z. Sosyal güvencesi olmadan sa¤l›ks›z koflullarda çal›flt›¤› için ölüme terk edilen insanlar›z” denilerek, kot iflçilerinin içinde bulunduklar› olumsuz çal›flma koflullar›na dikkat çekildi. Mavi Jeans, Collezione, Levis, Lee, Little

Big, Diesel, Adil Ifl›k, Loft, Colins gibi flirketlerin kendilerini açl›¤a, sefalete, ölüme itip, göz göre öldürmeye devam etti¤i belirtildi.

sak, bu süreçleri devrimin birer kilometre tafl› haline dönüfl-

Pazardaki pay›n› her geçen gün daha da büyüten Mavi Jeans’›n kot kumlama iflini lazer sistemiyle yapt›rd›¤›n› söylemesine ra¤men, Mavi Jeans’in bu ifli merdiven alt› kaçak atölyelerde yapt›rd›¤› ifade edilerek, “Bizler kot iflçileri olarak bu katillere ‘cinayet’ davalar› açt›k! Türkiye’nin birçok ilinde tafllanm›fl kot satan markalara karfl› boykot bafllatt›k. Bu iflin bu kadar kolay olmad›¤›n› da konuyu duyan, vicdan› s›zlayan insanlar›n dayan›flmas›yla, beraberce göstermifl olduk” denildi. ‹flçilerin ölümüne neden olan kaçak atölyelerin kapat›lmas› ve çal›flma koflullar› ile sosyal güvencelerine yönelik taleplerinin de ifade edilmesiyle, aç›klama son buldu. Birçok demokratik kitle örgütü de eyleme kat›larak iflçilere destek verdi.

rilen mücadeleler belli haklar›n al›nmas›n› sa¤lasa da, sorunla-

türmek gerekir. Çünkü bizler bilmekteyiz ki, bu süreçlerde ver›n kökten çözümü için yeterli olmayacakt›r. Krize karfl› iflçilerin birlikte mücadelesini savunmak, iyimser tart›flma götürmeyecek kadar yal›n bir ifadedir. Esasta yaflanan tüm s›k›nt›lara ra¤men yap›lmas› gereken de budur. Ancak meselenin çok da böyle olmad›¤›, Ankara mitinginde ortaya ç›km›flt›r. Sendikal bürokrasi içerisinde nicel gücünü kullanmaya çal›flan kimi reformist çevrelerin, birlik ve mücadeleye olan yaklafl›mlar› pek de gerçekçi de¤il. ÖDP’nin Kendi iç sorunlar›n›, KESK ve TMMOB üzerinden dillendirerek, miting organizesine yans›tmas› ve sendikal bürokrasi içinde palazlanm›fl durumlar›n› iflçilerin aleyhine kullanmalar› do¤ru bir yaklafl›m

Emekli-Sen: Emekli olmak imkans›z

de¤ildir. Her ne kadar TMMOB sonradan yapt›¤› aç›klamayla mitinge destek verece¤ini aç›klasa da, kamuoyunda oluflan rahats›zl›¤› giderme yönünde temsili bir destek olmufltur.

ANKARA- Ülkede 1980’li y›llardan bu yana uygulanan ekonomik ve sosyal politikalar sonucu bugün milyonlarca emeklinin yoksulluk içinde yaflam savafl› verdi¤ini kamuya bildirmek amac›yla Emekli-Sen, 21 Kas›m günü bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Yüksel Caddesi’nde bulunan insan haklar› an›t› önünde bir araya gelen Emekli-Sen’liler, buradan Baflbakanl›k Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flma ‹daresi Baflkanl›¤›’na yürüdü. Emekli-Sen yapt›¤› bas›n aç›klamas›ndan sonra son dönemlerde yap›lan zamlar nedeniyle haklar›nda yoksulluk tespiti yap›lmas›n› talep eden dilekçeleri, Baflbakanl›k Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flma ‹daresi Baflkanl›¤›’na teslim etti. Grup ad›na aç›klama yapan Emekli-Sen Genel Baflkan› Veli Beysülen, AKP döneminde kazan›lan mahkeme karalar›na ra¤men TÜFE alacaklar›n›n ödenmedi¤ini ve AKP’nin son 6 y›lda emeklilerin al›m gücünü günden güne geriletti¤ini ifade etti. ‹flsizlerden sonra emeklilerin en yoksul kesimi oluflturduklar›n› belirten Beysülen, “Emeklilik eflittir yoksulluk, bunun en önemli nedeni ise emekli ayl›klar›n›n gerçekçi olmayan enflasyon rakamlar›na endeksli art›r›lmas›d›r. Bu yöntem ekonomik gerçeklerden uzak, adaletsiz bir yöntemdir. Çünkü ülkenin büyüme h›z›ndan emeklilere pay verilmiyor. Halbuki, özellikle son birkaç y›ld›r hükümet taraf›ndan büyük büyüme oranlar› aç›klan›yor. Ülke büyüyor ve siz bu ülkenin sa¤lad›¤› geliri ülkede yaflayan tüm yurttafllar aras›nda eflit da¤›tm›yorsan›z, demek ki, bir adaletsizlik vard›r. Bizim isyan›m›z bu

adaletsizli¤edir. Çünkü, emekliler y›llar›n› bu ülkeye verdiler, dolay›s›yla, yoksulluk ve sefalet içinde yaflamay› hak etmiyorlar” aç›klamas›nda bulundu. Yeni sa¤l›k sigortas› ile sa¤l›klar›n›n ve sosyal güvenliklerinin piyasaya terk edildi¤ini dile getiren Beysülen, yeni yasa ile art›k emeklili¤in imkans›z hale getirildi¤ini söyledi.

Son dönemlerde organize edilen en kitlesel miting olmas›ndan ötürü, olumluluklar› olsa da, bu sürecin ihtiyaçlar›n› sadece bir mitinge ba¤laman›n büyük bir yan›lg› olaca¤› ve bundan dolay› da, bu mitingi bir bafllang›ç olarak kabul etmek gerekir. Çal›flan›n hayat›nda büyük y›k›mlara sebebiyet verecek

“Sadaka ve lütuf istemiyoruz”

ve mevcut haklar›n birer birer al›narak, çal›flanlar› kölelefltiren

Emekli-Sen Genel Baflkan› Veli Beysülen, yeni liberalizmin ve paran›n s›n›rs›z hakimiyeti politikas›n›n, insanl›¤› tehdit eder hale geldi¤ini aktararak, ülkede TÜ‹K taraf›ndan aç›klanan enflasyon rakamlar›n›n gerçek enflasyonu yans›tmad›¤›n› vurgulad›. Günlük yaflamda kullan›lan temel mal ve hizmetlerin fiyatlar›na yüzde 100 oran›nda art›fl yap›ld›¤›n› söyleyen Beysülen, “2008 y›l› içinde do¤algaza yapt›¤›n›z %72 zam nedeniyle, bu k›fl› donmadan atlatabilmemiz çok zor görünüyor. Onun için yönetti¤iniz ülkenin emeklileri bugün size ba¤l› Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flma ‹daresi Baflkanl›¤›’na yoksulluk dilekçeleri veriyorlar, bu ülkenin onurlu yurttafllar› olarak yaflamay› hak ettik, dolay›s›yla kimseden sadaka veya lütuf istemiyoruz” aç›klamalar›na yer verdi. Bunun yan› s›ra Beysülen, baflbakan› ve hükümeti eme¤iyle yaflayanlar›n insanca yaflamalar›n› sa¤layacak gelire sahip olmas› için gerekli tedbirleri alma ça¤r›s›nda bulunarak, emeklilerin s›k›nt›lar›na neden olan politikalar›n devam etmesi halinde sendika olarak eylemler yapmaya ve sorunlar›n› yüksek sesle hayk›rmaya devam edeceklerini dile getirdi.

politikalara karfl› büyük bir mücadele bafllatmak zorunludur. Krize karfl› verilen mücadele, bugünkü y›k›mlar› engellemese dahi, bu mücadelenin yar›na faydas›n› düflünerek, aleyhimize oluflan bu koflullara karfl› daha fazla mücadele yürütmek durumunday›z. Bu sebeple, bizlerin görevlerinden biri geliflmekte olan kitle eylemlerine önderlik etmek iken, bir di¤eri de, birlik ve mücadele anlay›fl› etraf›nda organize edilecek eylemlerde do¤ru yönü tayin etmektir. Bu ideolojik önderli¤i ve ideolojik mücadeleyi daha kapsaml› yürüterek sürecin ihtiyaçlar›na cevap olmal›y›z. Temel görevlerimizden biri, gerçekçi söylem ve hedefler do¤rultusunda, kitlelerin kendi sorunlar›na sahip ç›kmas›n› sa¤lamakt›r Aksi taktirde genel grev ça¤r›lar›yla sonuç almaya çal›flan kimi çevrelerin, koflullardan ba¤›ms›z gelifltirdikleri çözüm yollar› bir mutsuzlu¤un sonu olabilir.


kad›n GÖZALTINDA TAC‹Z SÜRÜYOR 11 y›ld›r çal›flmalar›n› sürdüren ‘Gözalt›nda Cinsel Taciz ve Tecavüze Karfl› Hukuki Yard›m Bürosu’ 2008 y›l› Ocak ay›ndan Kas›m’a kadar kendilerine yap›lan baflvurular sonucunda elde ettikleri verileri aç›klad›. Baflvurulara göre, 11 y›lda 294 kad›n, son bir y›lda ise 35 kad›n baflvuruda bulunmufl. Bu y›l tecavüz baflvurusu yok, ancak cinsel taciz devam ediyor.

Kad›nlar ‘cinsel iflkenceyi’ aç›klayam›yor Erkek egemen devlet ayg›t›n›n kad›n üzerinde bir bask› ve sindirme arac› olarak kulland›¤›; kad›n› afla¤›layan, onurunu zedeleyen ve yüzy›llard›r kendisini var eden bir gerçeklik olan gözalt›nda cinsel taciz ve tecavüz, hala yak›c›l›¤›n› korumaya devam ediyor. Tacizi “elle ya da herhangi bir cisimle vücuda dokunmak, tecavüz tehdidinde bulunmak

veya kad›n cinselli¤ine yönelik a¤›r ifadelerde bulunmak” fleklinde ifade eden büro avukatlar›, bu kapsamda kendilerine 35 baflvurunun yap›ld›¤›n› aç›klayarak bu kiflilerle ilgili bilgilendirmede bulundu. Büro avukatlar›n›n yapt›¤› bilgilendirmeye göre tacize maruz kald›¤› için baflvuran kad›nlar›n 28’i siyasi nedenle gözalt›na al›n›rken, 8’i ise adli nedenlerden ötürü al›nm›fl. Faillerin ise 11’inin polis, 25’inin jandarma ve asker, 2’sinin özel tim, 24’ünün gardiyan, 24’ünün tutuklu ve 1’inin belediye baflkan› oldu¤u söylendi. Yap›lan bilgilendirmede, bu y›l aç›lan 33 davadan beflinin kad›nlar lehine sonuçland›¤›n› aç›klayan büro avukatlar›, “Asl›nda birçok kad›n iflkencenin en zor aç›klanan biçimi olan 'cinsel iflkence'yi aç›klamakta zorlanmaktad›r” diyerek, bu nedenle istatistiksel verilerin gerçe¤i yans›tmad›¤›na dikkat çekti.

“Ba¤›ms›z hekim raporlar› yeterli olmal›” sürüklenen kifli tedavi ve terapiye tabi tutulur” ifadesinin 2008 y›l›nda, travesti ve transseksüeller için uyguland›¤›n› rülen bir davada, travesti ve transseksüellerin psikolojik tedaviye yönlendirilmelerinin talep edildi¤ini, ancak büro avukatlar›n›n itiraz› üzerine karar›n geri al›nd›¤›n› söyledi. Cinsel iflkencenin ispat› yönünden “resmi bilirkiflilik” kurumu olan Adli T›p'›n sorunlu yap›s›n›n devam etti¤ini belirten avukatlar, iflkencenin belgelenmesinde ba¤›ms›z hekim raporlar›n›n yeterli delil olarak kabul edilmesi gerekti¤ini söyledi.

mokratik Haklar Derne¤i’nde kad›nlar bir araya gelerek kad›na yönelik fliddete karfl› mücadelenin önemine de¤indi. Belgesel öncesi aç›l›fl konuflmas›n› yapan Dilflat ‹nce, Demokratik Haklar Federasyonu tan›t›m kampanyas› kapsam›nda kad›n komisyonunun yapt›¤› çal›flmalarla, ezilen, bask›ya, zulme u¤rayan birçok kad›na ulaflma amac› tafl›d›klar›n› söyledi. Kad›nlar›n emeklerine, geleceklerine sahip ç›karak kad›na yönelik fliddete dur demek için örgütlü mücadelenin önemine de¤inen ‹nce, kad›n›n özgür oldu¤u bir dünya yaratman›n ancak örgütlü mücadele arac›l›¤›yla sa¤lanabilece¤ine vurgu yapt›. Belgesel gösteriminden sonra kat›l›mc›lar›n yer ald›¤› forumda kad›nlar, gündelik yaflamda çeflitli alanlarda yaflad›klar› bask› ve tacizlerden örnekler vererek düflüncelerini ifade ettiler. Forum sona erdikten sonra k›sa bir müzik dinletisinin gerçeklefltirildi¤i etkinlik, Ankara Üniversitesi yemekhane iflçilerinin, 5. gününe giren iflgal eylemlerine ziyaret ça¤r›s›yla sonland›r›ld›.

‹STANBUL- Demokratik Kad›n Hareketi, Özgür Kad›n, Emekçi Kad›nlar Derne¤i, EHP’li Kad›nlar, Sosyalist Feminist Kolektifi, Amargi, Demokratik Özgür Kad›n Hareketi gibi birçok kad›n kurumunun bir araya geldi¤i 25 Kas›m Kad›n Platformu’nun, kad›na yönelik fliddete karfl› yapt›¤› eylemlere polis engel olmak istedi.

MERS‹N– Aralar›nda Demokratik Haklar Federasyonu Kad›n Komisyonu’nun da bulundu¤u sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerin oluflturdu¤u Mersin Kad›n Platformu, ‘Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Mücadele ve Uluslararas› Dayan›flma Günü’nde eylem gerçeklefltirdi.

fiiddete karfl› eylemde, devlet fliddeti 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele ve Dayan›flma Günü'nde eylem yapmak isteyen kad›nlar polis engeli ve sald›r›s›yla karfl›laflt›.

fiiddete karfl› birleflen kad›nlara, polis barikat› Akflam saat 19.30’da ise Taksim Tramvay Dura¤›’nda bir araya gelen kad›nlar, polis barikat›yla karfl›laflt›. Taksim Meydan›’ndan Galatasaray Lisesi’ne yürümek isteyen kad›nlar, polis taraf›ndan engellendi. Eylem s›ras›nda “Eme¤imiz, bedenimiz, can›m›z için erkek egemenli¤ine, kapitalizme hay›r” pankart›n› ve “Cinsel iflkenceye son, sorumlular yarg›lans›n”, “25 Kas›m sergimiz polis taraf›ndan da¤›t›lm›flt›r”, “Jin Jiyan Azadi”, “Art›k yeter”, “Yaflas›n kad›n dayan›flmas›” dövizlerini tafl›yan kad›nlar, “Öldürülmek için kad›n olmak yeter”, “Ba¤›r herkes duysun, erkek fliddeti son bulsun”, “Kad›nlar art›k susmayacak” sloganlar›n› atarak polis barikat›n›n kald›r›lmas›n› istedi.

Kad›nlar polisi protesto etti Yap›lan görüflmelerden sonuç alamay›nca, Taksim Meydan›’na ses arac› getiren kad›nlar, eylemlerini burada sürdürdüler. Ses arac›ndan kad›nlar ad›na yap›lan aç›klamalarda, polisin sald›rganl›¤› protesto edilirken, çetecilere, tecavüzcülere, darbecilere aç›k olan Taksim’in kad›nlara kapal› oldu¤u dile getirildi. Çevreden yo¤un bir ilginin ve deste¤in oldu¤u fiili miting, kad›nlar›n flark›lar›, sloganlar› ve halaylar›yla bir sonraki 25 Kas›m’a çok daha güçlü ve kitlesel olarak kat›lma ve yine ayn› yerde yürümek için yap›lan birleflme ça¤r›s›yla sona erdi.

Güney Kürdistan’da çok efllilik yasalaflt›

‘fiiddetinizle bar›flmayaca¤›z’ YÇKM’nin “Kad›n, fiiddet ve Mücadele” konulu etkinli¤i, 25 Kas›m’da Dominik Cumhuriyeti’nde faflist diktatörlük rejiminde tecavüz edildikten sonra katledilen Mirabel kardefller nezdinde tüm devrim ve demokrasi flehitleri an›s›na yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Sayg› duruflunun ard›ndan DHF ‹stanbul Kad›n Komisyonu ad›na bir konuflma yap›ld›. Kad›n Komisyonu temsilcisi, 25 Kas›m’›n anlam ve içeri¤ini anlatt›ktan sonra, kad›nlar› mücadele etmeye zorlayan en temel nedenlerden biri olan fliddet olgusuna de¤indi. Sunumda, fliddetin yaln›zca fiziksel fliddet olarak yaflanmad›¤›, cinsel, ekonomik, psikolojik gibi baflka fliddet türlerinin de yaflam›n›n her alan›nda kad›nlar›n karfl›s›na ç›kt›¤› belirtildi. Kad›nlar›n toplumsal ‘namus’ alg›lay›fl› nedeniyle karfl›laflt›klar› sorunlara dikkat çekilirken, yasal mevzuatlardaki de¤iflikliklerle kad›n intiharlar›n›n artm›fl olmas›n›n tesadüf olmad›¤› belirtildi. Kad›nlar›n karfl›laflt›¤› tüm bu fliddet türleri karfl›s›nda çözüm gücünün kendi öz gücü oldu¤una vurgu yap›l›rken, aylard›r direniflini sürdüren Emine Arslan’›n cüretinin kuflan›larak demokratik haklar mücadelesinin

Güney Kürdistan’daki Federe Kürdistan Parlamentosu çok efllilik yasas›n› kabul etti. Bölgesel Yönetim Baflkan› Mesud Barzani’nin de onaylamas› durumunda yürürlü¤e girecek olan yasaya karfl› kad›n örgütleri kampanya bafllatt›. Kiflisel haklar üzerine haz›rlanan kanun tasla¤› kapsam›nda gündeme gelen çok efllilik yasas›, 27 Ekim’de gerçeklefltirilen oturumda kabul edil-

Rojda DEM‹R

fiiddetinizle bar›flmayaca¤›z

belirten avukatlar, Beyo¤lu Asliye Ceza Mahkemesi’nde gö-

‘25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü’ birçok ilde kad›n örgütlerinin gerçeklefltirdi¤i eylem ve etkinliklerle karfl›land›. Kad›nlar›n kendilerine yönelik fiziksel, cinsel, s›n›fsal, ulusal, ekonomik vb. her türlü fliddete karfl› tepkilerini, isyanlar›n› örgütledikleri birçok eylem polis taraf›ndan bask› ve engellemelerle karfl›lan›rken, devletin bu tutumu karfl›s›nda kad›nlar›n göstermifl oldu¤u direngenlik, 25 Kas›m eylemlerine damgas›n› vurdu. DHF Kad›n Komisyonu da 25 Kas›m vesilesiyle bafllatm›fl oldu¤u “fiiddetinizle bar›flmayaca¤›z” bafll›kl› kampanyas›n› gerçeklefltirdi¤i çeflitli eylem ve etkinliklerle sonland›rd›.

‹STANBUL/Okmeydan›- Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) ‹stanbul Kad›n Komisyonu’nun, “25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Mücadele ve Uluslararas› Dayan›flma Günü” vesilesiyle yürüttü¤ü kampanya çerçevesinde Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi, ‹stanbul merkezli bir etkinlik gerçeklefltirdi. Etkinlikte, gerek kad›n komisyonu ad›na yap›lan sunumda, gerekse kat›l›mc›lar›n yapt›klar› konuflmalarda, kad›na yönelik tüm bask› ve sald›r›lara karfl› mücadele ça¤r›lar› bir kez daha dile getirildi.

ÖNCÜ KADIN

Ceza Kanunu'nun 227/8. maddesinde yer alan, “fuhufla

Kad›nlar “fliddete hay›r” dedi

25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele ve Dayan›flma Günü’nde, kad›na yönelik fliddete karfl› bir araya gelen ‹stanbul Kad›n Platformu üyesi kad›nlar, polis engeli ve sald›r›s›yla karfl›laflt›lar. Sabah saatlerinde Galatasaray Lisesi önünde fliddet içerikli foto¤raf sergisi açan kad›nlar, polisin sald›r›s›yla karfl›laflt›lar. fiiddet içerikli resim sergisi polis taraf›ndan tekmelerle da¤›t›l›rken, ard›ndan kad›nlar›n yapacaklar› kad›na yönelik fliddete karfl› yürüyüfl de polisler taraf›ndan keyfi bir tutumla engellendi. Polis'in yürüyüfle izin vermemesinden dolay› eylemlerini Taksim Meydan›'nda yapan kad›nlar, kad›na yönelik her türlü fliddete karfl› mücadelelerini sürdüreceklerini belirttiler.

2-16 Aral›k 2008

yükseltilmesi gerekti¤i ifade edildi. Konuflman›n ard›ndan ‹stanbul Do¤açlama Atölyesi oyuncular›ndan Tu¤ba Gülsün, “Uyan›fl” adl› oyunu sergiledi. Ard›ndan YÇKM’nin haz›rlam›fl oldu¤u kad›na yönelik fliddet konulu sinevizyonun gösterimi yap›ld›. Sinevizyon gösteriminden sonra, sahne alan Bilgesu Erenus ise, hem söyledi¤i flark›lar, hem de k›sa k›sa bölümlerden oluflan kukla oyunu ile büyük be¤eni toplad›. Etkinlik, Grup Helesa’n›n söyledi¤i Karadeniz ezgileriyle son buldu. ‹STANBUL/Sar›gazi– Anadolu Demokratik Haklar Federasyonu Kad›n Komisyonu taraf›ndan, 25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü vesilesiyle bir etkinlik düzenlendi. Sar›gazi'de bulunan Anadolu Demokratik Haklar Derne¤i'nde saat 15.00'da bafllayan etkinlik program› çerçevesinde; sunum, sinevizyon gösterimi, fliir dinletisi ve söylefli yap›ld›. Sunumda; kad›na yönelik fliddetin boyutlar›ndan bahsedilerek, 25 Kas›m tarihi ile simgeleflen Mirabel Kardefllerin mücadelesine vurgu yap›ld›. DHF Kad›n Komisyonu taraf›ndan haz›rlanan sinevizyonun gösterilmesinin ard›ndan etkinlik fliir dinletileriyle devam etti. Aile içi fliddet, ev içi eme¤in gasp› ve feodal toplumun kad›n üzerindeki tahakkümünün kad›nlar taraf›ndan farkl› biçimlerde dile getirildi¤i söyleflide, çözümün bir arada durmaktan, örgütlenmekten geçti¤i vurgusu yap›ld›. ANKARA– 23 Kas›m’da Ankara Demokratik Haklar Derne¤i’nde, Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) kampanyas› etkinlikleri çerçevesinde, DHF Kad›n Komisyonu bir etkinlik gerçeklefltirdi. 25 Kas›m Pazar günü “Kad›na Yönelik fiiddete Son” adl› belgeselin gösteriminin yap›ld›¤› Ankara De-

di. Yasan›n yürürlü¤e girmesi için, bölgesel yönetim baflkan› olan Mesud Barzani taraf›ndan onaylanmas› gerekiyor. 35’e karfl› 39 oyla yasay› kabul eden parlamentodaki milletvekillerinin yar›s›ndan ço¤unun birden fazla eflinin bulundu¤unun söylenmesi ise milletvekillerinin tüm tepkilere ra¤men çok efllili¤i yasalaflt›rma konusundaki ›srar›n›n arkas›nda duran, toplumsal yap›daki

Ö¤len saatlerinde Taflbina önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak resim sergisi açmak isteyen kad›nlara polis engel oldu. Akflam saat 17.30 sular›nda bir meflaleli yürüyüfl gerçeklefltirmek isteyen platform üyeleri, yine polis barikat› ile karfl›laflt›lar. “Mesai saatleri d›fl›nda yap›lan tüm eylemler yasa d›fl›d›r, izin vermeyiz, gözalt›na al›r›z” diyen polis amirleri meflaleli yürüyüfle izin vermedi. Bunun üzerine kad›n platformu temsilcileri eylemlerinin meflru oldu¤unu, yürümek istediklerini söyleyip uzun bir süre polislerle tart›flt›lar. Bu duruma tepki gösteren kad›nlar, ‹HD binas› önünde oturma eylemi yaparak, slogan ve marfllarla polisi protesto etti. DERS‹M- Dersim Demokratik Haklar Derne¤i’nde kad›nlara yönelik fliddete karfl› bir etkinlik gerçeklefltirildi. Etkinlikte gösterimi yap›lan ve kad›nlar›n yaflamlar›ndaki zorluklar, bask› ve fliddeti konu alan “Demir Çeneli Melekler” isimli film, izleyen kad›nlarda büyük ilgi uyand›rd›. Film gösteriminin ard›ndan etkinli¤e kat›lanlarla birlikte yap›lan söyleflide, kad›nlar üzerindeki toplumsal bask›n›n ancak ve ancak kad›n›n özgün örgütlülü¤ün yarat›lmas›yla çözülecek bir sorun oldu¤u vurguland›. MALATYA- DTP, DKH, Partizan, EKD, ÖDP, KESK, ‹HD ve EMEP gibi kurumlar›n içerisinde yer ald›¤› Malatya Kad›n Platformu, 22 Kas›m’da “Kad›na Yönelik fiiddete Hay›r’ konulu bir panel gerçeklefltirdi. Panele Ankara Kültür Sanat-Sen’den Esin Yelekçi, Malatya Barosu’na ba¤l› avukatlardan Berna Aktafl ve Malatya E¤itim-Sen Kad›n Sekreteri Nuran K›z›lda¤ kat›ld›. Sinevizyon gösteriminin ard›ndan söz alan konuflmac›lar, kad›na yönelik fliddete ve bunun karfl›s›nda neler yap›lmas› gerekti¤ine de¤indi. Malatya Kad›n Platformu bileflenleri 25 Kas›m günü saat 13.00’da yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda kad›na yönelik fliddete hay›r dedi. Aç›klamada son zamanlarda ülkemizde yo¤unlaflan istismar, taciz, tecavüz gibi olaylara karfl› duyars›z kal›nmamas› gerekti¤i belirtilerek, kamuoyuna duyarl› olma ça¤r›s›nda bulunuldu.

eril zihniyetin yönetim mekanizmalar›ndaki yans›mas›na aç›kl›k getiriyor.

Kad›n örgütleri karara tepkili Buna karfl›n, çok efllili¤in yasalaflmas›na tepki gösteren 21 kad›n örgütü, 16 Kas›m’da yapt›klar› ortak bir aç›klamayla karar›n geri çekilmesini talep etti. E-posta kampanyas› bafllatan kad›nlar, Mesud Barzani’den de görüflme talep ettiler.

‘25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Dayan›flma Günü’ vesilesiyle, kad›nlara uygulanan fliddetin kategorilere ayr›lm›fl çeflitli biçimlerine dair birçok istatistiksel veri geçti haf›zalar›m›zdan. Ve bir kez daha gördük ki; yafl›, gelir durumu, statüsü, etnik kökeni gibi farkl›l›klar›na göre rakamlarda oynamalar olsa da ‘fliddet’ dünyadaki tüm kad›nlar›n yaflamlar›nda ayn› olan bir gerçeklik olmaya devam ediyor. Erkek egemen sistemin kad›nlar›n yaflamlar› üzerinde açt›¤› derin bir yara olan fliddet sorunu; bas›nda, medyada, verili istatistiklerde okudu¤umuz, gördü¤ümüz, gündelik yaflam›m›zda s›kl›kla karfl›laflt›¤›m›z, ancak yayg›nlaflt›kça, boyutlar› artt›kça kan›ksanan, kabullenilen bir hale bürünüyor. Uluslararas› literatürde, kad›nlara ve k›z çocuklar›na cinsiyetlerinden dolay› uygulanan, zarar verici davran›fllar›n tümü fleklinde tan›mlanan kad›na yönelik fliddet; toplumda genellikle fiziksel fliddetle s›n›rl› olarak alg›lanmakta, kad›nlar›n büyük ço¤unlu¤u da cinsiyetinden kaynaklanan en temel sorunlardan biri olan fliddet olgusuna karfl› yabanc› kalmaktad›r. Özel mülkiyetin ortaya ç›kmas›yla birlikte, s›n›flara ayr›lan toplumsal yap›da, hakimiyet ve iktidar iliflkilerinin de çekirdekleri oluflmaya bafllad›. Sömürensömürülen, ezen-ezilen antagonizmalar›n›n da insanl›k tarihinde yerini almas›yla birlikte sömürü düzeni sahiplerinin kendi devaml›l›klar›n› sa¤layabilmek için baflvurdu¤u araçlar›n bafl›na zor ve fliddet kavramlar› yerleflti. Günümüzde erkek egemen toplumsal yap›n›n muhafazas›nda kad›n›n ‘kaderi’, erke¤in ‘vazifesi’ olarak görülen kad›na yönelik fliddet, yüzy›llard›r, erke¤in kad›n üzerindeki ‘iktidar›n›’ perçinleme ve koruma amac›yla gelifltirilen araçlar›n en bafl›nda gelmektedir. Bugün kad›na yönelik erkek fliddetinin gün geçtikçe artmas›, erke¤in iktidars›zl›¤›n›n ve düzeniçileflmesinin en büyük göstergelerinden oldu¤u gibi, burjuva yasalar›na dayanan demokrasinin flekilsel olarak dahi iflletilmedi¤ini göstermesi aç›s›ndan, sonuçlar› üzerinden de¤erlendirildi¤i taktirde bile kad›n› ve kad›n sorununu aflan, toplumsal ve siyasi bir yaray› ifade eden bir gösterge olmaktad›r. Aile içinde ve kamusal alanda farkl› nitelik ve biçimlerde karfl›m›za ç›kan kad›na yönelik fliddet olgusu; ortaya ç›k›fl biçimine göre farkl›l›klar göstermektedir. Bunlardan fiziksel fliddet, darp, yaralama, öldürme gibi biçimlerde kendisini gösterirken; ekonomik fliddet, çal›flt›rmama, paras›z b›rakma gibi yans›malar bulmaktad›r. Psikolojik fliddet, küfür, tehdit, ilgisiz b›rakma, hakaretle cinsel fliddet ise, taciz, zorla cinsel birliktelik gibi biçimlerde yaflanmaktad›r. Her birinin derecesi, biçimsel farkl›l›klar› olsa da, de¤iflmez olan ortak özellikleri, kad›nlar› tüm yaflamlar› boyunca etkileyecek psikolojik ve fiziksel hastal›klara yol açt›¤›d›r. fiiddet olgusu toplumsal alg›da, bir yandan erkekler taraf›ndan kendilerine ‘hak’ görülürken, di¤er yandan da kad›nlar›n boyun e¤iflleriyle meflrulaflt›r›larak, gündelik yaflam›n do¤al bir parças› haline getirilmektedir. Elbette bu gerçeklikte erkek egemen sistemin, e¤itim, medya, hukuk gibi üst yap› kurumlar› arac›l›¤›yla süreklilefltirilmesi baflat rol oynamaktad›r. Ancak ezilen cins olan kad›nlar›n, çocukluklar›ndan itibaren kendilerine biçilen toplumsal rollerle ‘bar›fl›k’ yaflamalar› da bu durumun ola¤anlaflt›r›lmas› ve devaml›l›¤›nda önemli bir etkendir. Aile içerisinde, k›z çocuklar› pasif, zay›f, korunmaya muhtaç bir role göre flekillendirilirken; erkek çocuklar güçlü, agresif, sahip ç›kan, koruyan bir rolle ilk flekillenifllerini almaktad›rlar. Aile taraf›ndan biçilen bu rollerin kendilerine yükledi¤i görev ve sorumluluk esaslar›na göre yetifltirilen çocuklar, birer yetiflkin olduklar›nda da anne babalar›ndan kendilerine miras kalan kal›plar› güncellefltirerek kendi yaflamlar›na tafl›maktad›r. Toplumsal yap›n›n süzgecinden geçen her bir birey, kad›n erkek cinsiyetleri aras›ndaki eflitsizli¤in yol açt›¤› sonuçlar›, kendisine rehber edindi¤i yaflam felsefesine göre farkl› yo¤unluklarda olsa da tafl›maktad›r. Bu durum elbette s›n›fl› toplumlar gerçekli¤inin ve diyalekti¤in yasalar›n›n do¤al bir sonucudur. Ancak as›l önemli yan, bu eflitsizli¤in sonuçlar›na en baflta kendi yaflam›nda maruz kalan kad›nlar›n büyük ço¤unlu¤unun bu gerçekli¤i kabullenen bir pozisyonda olmas›d›r. O kadar ki, insan› dehflete düflüren fliddet görüntüleri karfl›s›nda dahi anl›k reflekslerin ötesine geçemeyen tepkiler, haf›zalarda k›sa süreli yer edinerek, unutulmaktad›r. ‹flte kad›nlar›n tepkisinin anl›k ve refleks ç›k›fllar ve bir ‘inat’ ve ‘kafa tutma’, ‘ilkel bir isyan’ ile s›n›rl› bu eylemlerini kal›c›laflt›rmak, daha bilimsel ve süreklili¤i olan bir örgütlülü¤e kavuflturmak için kurumsal ve merkezi bir güçle kad›n sorununu ele almak, bu merkezi anlay›flla ve hareket alan›yla kad›n›n özgün sorunlar›na karfl› özgün mücadelesini örgütlemek, at›lan her ad›m›n somut kazan›mlarla ileriye tafl›nmas›nda ve bir mücadele gelene¤i, kültürü yaratmas›nda çok önemli bir yerde durmaktad›r. Demokratik Haklar Federasyonu’na ba¤l› oluflturulan Kad›n Komisyonlar›’n›n “fiiddetinizle Bar›flmayaca¤›z” söylemini ön plana ç›kartarak örgütledi¤i kad›na yönelik fliddete karfl› kampanyan›n, Türkiye-Kuzey Kürdistan’›n birçok ilinde vücut bulmufl olmas› önemli ve anlaml›d›r. DHF’nin kad›n sorunu özgülünde yürüttü¤ü mücadeleyi Kad›n Komisyonlar› arac›l›¤›yla güçlendirmeye yönelik att›¤› bu ad›m, Malatya’dan Mersin’e, ‹stanbul’dan Amed’e, ‹zmir’den Ankara’ya kadar birçok ilde örgütlenen ev ziyaretleri, etkinlik ve eylemler gibi çal›flmalarla olanaklar› ölçüsünde genifl kesimlere tafl›narak yans›mas›n› buldu. Ve kad›na yönelik fliddetin, yaflam›m›z›n do¤al bir parças› olmad›¤›, sistemin do¤urdu¤u bu toplumsal sorunun ancak sisteme karfl› yürütülecek bir mücadeleyle tam olarak afl›labilece¤inin, bu kez daha bütünlüklü ve daha güçlü bir flekilde kitlelerle buluflturulmaya çal›fl›lmas› kuflkusuz genel içerisinde küçük bir yer tutsa da önemsenerek gelifltirilmelidir. DHF Kad›n Komisyonu’nun önümüzdeki süreçlerde özellikle iflçi ve köylü kad›nlara ve yine üretim içerisinde en görünmez haliyle en yo¤un sömürü sektörüne dönüflen kay›t d›fl› ve enformel sektördeki kad›n eme¤i sömürüsüne yönelik çal›flmalar yürütmeyi hedeflemesi, çözümü zorlayan, bunun için sorunun kayna¤›n› hedef gösteren bir ad›m olmas› yönüyle umut vericidir.

7


8 2-16 Aral›k 2008

perspektif

YEREL SEÇ‹MLERDE DO⁄RU POL‹T‹KA Yerel seçimler süreci yaklafl›rken her cephede yaflanan hareketlilik ve canlanan aktivite, kuflkusuz ki, yerel yönetimlere her bir kesimin yükledi¤i önemden ileri gelmektedir. Kimi özgünlükler nedeniyle daha da önem kazanan 2009 yerel seçimleri, karfl›tlar›n gücünü deneme ve kan›tlama aç›s›ndan da özel önem içeriyor. Seçimlere daha hayli zaman varken, her zamankinden çok daha erkenden girilen seçim atmosferi, hâkim s›n›flar›n bu seçimlere ne kadar önem verdiklerinin aç›k iflaretidir. Gerici düzen temsilcilerinin belli bölgeleri aç›kça hedef göstererek illa da yerel yönetimleri kazanma h›rs› karfl›s›nda, devrimcilerin çok daha iyi haz›rlanmas›n›n gereklili¤i a盤a ç›k›yor. Her kesim, kendi s›n›f ç›karlar› temelinde seçimleri ele al›r ve yerel yönetimleri bu ç›karlara uygun temelde kullan›r. Gerici s›n›f partilerinin yürüttü¤ü hummal› çal›flma bofluna de¤ildir. Dolay›s›yla, bizler de bilinçli ve do¤ru politikalarla, süreci önemseyerek çal›flmalar›m›z› yürütmek durumunday›z.

çalmalardan tutal›m da, sand›k bafl›na zab›ta edilenlerin tehdit ve korku yoluyla oylar› yönlendirmesine varana kadar bin bir türlü hile ve çirkeflikleri seçim sürecinde çarflaf çarflaf ortaya serilecektir. Bu koflullarda yap›lan seçimlerin demokratik oldu¤unu düflünmek ve seçim sonuçlar›n›n demokratik ve meflru olup, ba¤›ms›zözgür irade ile tecelli etti¤ini varsaymak akla ayk›r›d›r. AKP baflta olmak üzere çeflitli komprador s›n›f partilerinin kazanacaklar›na dair iddial› ve kesin söylemlerinin alt›nda yatan gerçeklik, sahip olduklar› iktidar avantaj›yla birlikte hileli taktiklere duyulan güven ve bunlar›n yüzsüzce itiraf›d›r. Meydan okurken güvendikleri, Halk›n gerçek gücü de¤il, hile ve para gücüdür. Mevcut iktidar koflullar›nda halk›n gerçek iradesinin sand›¤a yans›d›¤› veya bu koflullardaki seçim sonuçlar›n›n halk›n gerçek iredesini yans›tt›¤›n› söylemeksanmak büyük bir yan›lsamad›r.

Kürt ulusuna yönelik sald›r›lar ve yerel seçimler

Yerel yönetimleri nas›l ele al›yoruz Yerel yönetimler, her ne kadar hâkim s›n›flar taraf›ndan çeflitli yasalar ve kullan›l›fl biçimleriyle daralt›l›p sistemin arpal›klar› haline getirilmifl olsa da ve genel olarak merkezi otoriteden ba¤›ms›z olmasalar da do¤ru temelde ele al›n›rlarsa s›n›f mücadelesinin ve savafl›n esas alanlar›n›n geliflimine katk› sunacak belli olanaklar› da bar›nd›rmaktad›r. Ancak bunu söylerken yerel yönetimlerin merkezi devlet otoritesinden tamamen ba¤›ms›z oldu¤unu söylemek gibi bir yan›lsama içerisine girilmemelidir. Sonuçta yerel yönetimler de sistemin yereldeki ayg›tlar› olarak kurgulanm›fl, özerk hareket alanlar› gerici kanunlarla s›n›rlanarak mevcut üretim iliflkilerinin ve egemenlik yap›s›n›n yeniden üretilmesinin yerel araçlar› haline getirilmifllerdir. Asla karart›lmamas› gereken bir di¤er gerçek ise yerel yönetimlerin, kitlelerin temel sorunlar›nda çözüm gücü olamayaca¤›d›r. Kitlelerin temel sorunlar›, mevcut sosyal, ekonomik yap›n›n, çürümüfl sömürü sisteminin kaç›n›lmaz sonuçlar›d›r. Yerel yönetimlerde kazan›lacak küçük veya büyük baflar›lar›n kurtulufl olmayaca¤› anlat›lmal›, do¤abilecek yan›lsamalarla mücadele edilmelidir. Yerel seçimler politikam›z›n belirlenen hatta tutarl›l›kla sürdürülmesi ve kazan›lan yerel yönetimlerde program›m›z›n kitleler içerisinde hayata geçirilmesinde sa¤lanacak baflar›lar kurtuluflu sa¤lamayacakt›r ama halkla buluflmam›zda ve kitleleri gerçek kurtulufla yönlendirmede ciddi olanaklar yaratacakt›r. Tekrar alt›n› çizmek gerekirse burada tayin edici olan ise siyasi çizgideki ›srar›m›z olacakt›r. Bizler, esas mücadele alanlar›na ve biçimlerine tabi olmak kofluluyla her türlü arac›n kullan›labilece¤ini, kullan›lmas› gerekti¤ini söylüyoruz. Burada tayin edici olan siyasi çizgidir. Halk Savafl›’n›n hizmetinde ele al›nd›¤›nda bir olanak yarat›yor, örgütlenmemizin, kitleler içerisindeki etkimizin güçlenmesini sa¤l›yorsa belirlenen politika do¤ru ve yerindedir. Ancak tersinden bakt›¤›m›zda, niyetimiz ne olursa olsun belirlenen politika sonuçlar› itibariyle kitleler içerisinde, hemen olmasa da, Halk Savafl›’na, Yeni Demokratik Cumhuriyet program›na yönelik destek yaratm›yorsa, bunun d›fl›ndaki her türlü olanak de¤ersizdir. Öte yandan seçimlere iliflkin belirlenecek politikan›n-takti¤in, dönemin koflullar›na göre flekillenece¤i unutulmamal›d›r. Yerel seçimler sürecine aktif müdahale tutumunun, dönemin koflullar›ndan ba¤›ms›z ele al›narak olumlanmas› da, olumsuzlanmas› da bilimsel olmayan geri yaklafl›mlar› ifade eder. Taktik bir sorun olan seçimlere dönük herhangi bir tutum, kutsanamaz. Daha önce de gazetemizde konuyla ilgili olarak bu hususa vurgu yapt›k. Önümüzdeki yerel seçimlere dönük belirlenen taktik politikan›n kavranmadan olumlanmas› tutumu önemsenmesi gereken bir eksiklik olarak görülmelidir. Saflarda ve kitle iliflkileri içerisinde bu konuda bir bilinç aç›kl›¤› yaratmak öncelikli görevlerimizden say›lmal›d›r. Örne¤in, b›rakal›m ileriki süreçleri, bu seçim sürecinde yaflanabilecek kimi önemli geliflmeler, dönemin ihtiyaçlar› bak›m›ndan mevcut takti¤imizde köklü de¤iflikleri gerekli k›labilir, kimi bölgelerde yada tüm bölgelerde aktif boykot tutumu benimsenebilir. Bugün kendini olumlama biçiminde ifade eden, bilimsel olmayan tutum, yine ayn› bilimsel olmayan zeminde bu kez de belirlenen takti¤in tümden reddi fleklinde kendini gösterecektir. Öte yandan Maoist Komünist hareketin yerel seçimlere ilk kez müdahale etmedi¤ini de unutmamak gerekir. Geçmifl y›llarda bu zeminde yürütülmüfl somut çal›flmalar ve bu çal›flmalar›n deneyimleri mevcuttur. Bunun en yak›n örnekleri 1999 ve 2004 seçimleridir. Bugün ortaya konan politika, bu çal›flmalar›n deneyiminden süzülmüfltür. Maoist komünist hareket, parlamento da dahil olmak üzere hiçbir arac›n kullan›lmas›n› ilke olarak reddetmemifl ancak parlamentarizm ile aras›na kimsenin e¤ip bükemeyece¤i kadar kal›n bir çizgi çekmifltir. Bu genel tutum içerisinde ise yerel seçimler ile parlamento seçimleri ayn›laflt›r›lmam›fl, yerel seçimler dönemin koflullar› paralelinde kimi dönem boykot edilirken kimi dönem ise ondan Halk Savafl›’n›n hizmetinde faydalan›lmaya gayret edilmifltir. Yerel yönetimlerde, halk demokrasisinin yönetim anlay›fl›n› belli oranlarda uygulayabilir, hâkim s›n›flar›n faflist iktidar ve yönetimine karfl›, devrimci yönetim ve iktidar›n parlak nüvelerinin öncellerini örnekleyerek gösterebiliriz. Kitlelerin yönetime do¤rudan kat›l›m›n› sa¤layarak halk› yönetime tafl›yabilir ve halk›, do¤rudan bask› ve müdahaleler de dâhil olmak üzere mevcut sosyal-ekonomik yap›n›n, üretim iliflkilerinin kaç›n›lmaz sonuçlar› olarak önümüze dikilen engellerle mücadeleye sevk edebilir, ba¤›ms›zl›k ve halk demokrasisi mücadelesine kan tafl›yabiliriz. fiüphesiz bunu sa¤layacak olan ise, bir avuç kadronun yapaca¤› çal›flmalar de¤il, kitlelerin seferber edilmesi, kendi sorunlar›n› ve bu sorunlar›n çözümlerini tart›flarak ve ald›¤› kararlar› uygulayarak politikleflmesi ve yerel yönetimler program›m›z ekseninde kitle inisiyatifinin gelifltirilmesi olacakt›r. Seçim çal›flmalar›m›z›, devrimci ajitasyon ve propagandam›z›n parças› olarak devrimci çal›flmam›za uygun olarak kullanabilir, se-

Yerel yönetimlerde, halk demokrasisinin yönetim anlay›fl›n› belli oranlarda uygulayabilir, hâkim s›n›flar›n faflist iktidar ve yönetimine karfl›, devrimci yönetim ve iktidar›n parlak nüvelerinin öncellerini örnekleyerek gösterebiliriz. Kitlelerin yönetime do¤rudan kat›l›m›n› sa¤layarak halk› yönetime tafl›yabilir ve halk›, do¤rudan bask› ve müdahaleler de dâhil olmak üzere mevcut sosyal-ekonomik yap›n›n, üretim iliflkilerinin kaç›n›lmaz sonuçlar› olarak önümüze dikilen engellerle mücadeleye sevk edebilir, ba¤›ms›zl›k ve halk demokrasisi mücadelesine kan tafl›yabiliriz. fiüphesiz bunu sa¤layacak olan ise, bir avuç kadronun yapaca¤› çal›flmalar de¤il, kitlelerin seferber edilmesi, kendi sorunlar›n› ve bu sorunlar›n çözümlerini tart›flarak ve ald›¤› kararlar› uygulayarak politikleflmesi ve yerel yönetimler program›m›z ekseninde kitle inisiyatifinin gelifltirilmesi olacakt›r çimler sürecinde gelifltirilecek dinami¤i ve yerel yönetimleri devrimin hizmetinde de¤erlendirebiliriz. Halk kitlelerinin bilinçlendirilmesinin ve devrimin örgütlenmesinin arac› olarak ele almak kayd›yla, devrim u¤runa yürütülen çal›flman›n parças› olarak; yerel seçimlerde çal›flma yürütmek ve yerel yönetimlerde etkin olmay› hedeflemek do¤ru politika ve yönelimdir. Eflitsiz seçim yar›fl›, esasta iki s›n›f cephesi ekseninde oluflan iki ana taraftan meydana gelir. Bu iki kesimi, iki cepheyi birbirinden net olarak ayr›flt›rmak önemlidir. Birinci ve tek tercihimiz olan cephe; komünist, devrimci, demokrat, ayd›n tüm ilerici kesimi kapsayan, genel demokrasi cephesidir. Bu cephedeki her türlü parti, çevre ve birey, anlay›fl zemininde, asgari müflterek ve ilkeler etraf›nda birleflmeyi hedefledi¤imiz kesimleri oluflturmaktad›r, adaylar› destekleyebilece¤imiz kapsamdad›r. ‹kincisi ise, kesin olarak karfl›t oldu¤umuz, egemen s›n›flar›n iktidarda olan-olmayan, hükümette olan-muhalefette olan tüm düzen partileridir. Bu partilere ve her kim olursa olsun bunlar›n adaylar›na oy vermemek ve karfl› çal›flma yürütmek, teflhir etmek, tart›flma konusu yapmayaca¤›m›z bir ilkedir. Bu noktada özellikle suni olarak yarat›lan AKP-CHP kutuplaflmas›, kitlelere do¤ru anlat›lmal›d›r. Halk kitlelerinin, özellikle alevi kesimin CHP noktas›nda bir yan›lsama yaflad›¤› ortada. Hatta kimi devrimci-demokrat çevre ve hareketlerin Ankara örne¤inde oldu¤u gibi sözde gericili¤e karfl› mücadele ad›na do¤rudan veya dolayl› olarak CHP adaylar›n› desteklemesinin de güçlü bir ihtimal oldu¤u biliniyor. Bu koflullarda, kitle içerisindeki çal›flmalarda bu yan›lsaman›n pratik olarak karfl›m›za ç›kaca¤›n› bilmeli, bu oyunu gözler önüne sermek ve halk› kendi alternatifini yaratmaya yöneltmek için sab›rl› ve ›srarl› olmal›y›z.

Demokrasi güçlerinin birli¤i sorunu ‹ktidardaki, emperyalizmin ufla¤› durumundaki komprador bürokrat burjuvazi ve feodal s›n›flar›n lehine olan flartlar alt›nda yap›lan seçimlerde, hedeflenen yerel yönetimlerde baflar›l› olup mevziler kazanmak, düzen partilerinin siyaset alan›n› daraltmak ve yerel yönetimleri gerici iktidarlar›n arpal›klar› olmaktan kurtar›p halk›n hizmetine sunmak için tüm demokratik güçleri bir araya getirmek, asgari düzeyde de olsa dar grup ç›karlar›ndan s›yr›lm›fl, anlay›fl zemininde bir birli¤i yaratmak elzemdir. Yeni demokrasi güçlerinin de katk›s›yla bu yolda kimi önemli ad›mlar›n at›lm›fl olmas› sevindiricidir. Bu konuda baflar› sa¤lamak için koflullar oldukça elverifllidir. Bu olanak iyi de¤erlendirilmeli, sonuç al›c›, yap›c› biçimde tart›flmalar yönlendirilmelidir. fiu ana kadar tart›flman›n d›fl›nda kalm›fl güçler önemsenmeli, tüm demokrasi güçlerinin tek bir hedefe kilitlenmesini sa¤lamak için azami çaba sarf edilmelidir. Tüm yeni demokrasi güçlerinin bu süreçte etkin biçimde yer almas› ve sürece önderlik etmesi özellikle önemsenmeli, bu do¤rultudaki çaba sürdürülmelidir. Arzu edilen birli¤i gerçeklefltirmek ve sa¤lamlaflt›rmak için kitlelerin ihtiyaçlar›n› ve ç›karlar›n› esas almak tayin edici konumdad›r. Yeni demokrasi güçlerinin bu noktadaki program› ve aç›klanan somut yaklafl›m oldukça isabetlidir. Bahsi geçen birli¤in ittifak veya güç birli¤i de¤il, asgari müfltereklerden hareket eden anlay›fl ve programa dayal› birlik olmas›, bu birlikteliklerin vazgeçilmez unsuru olarak birli¤in ete, kemi¤e bürünece¤i yerel halk inisiyatifleri, adaylar›n belirlenmesi de dahil olmak üzere bu yerel inisiyatiflerin karar organ› olarak kabul edilmesi ve önseçimin olanaklar dahilinde ilke olarak hedeflenmesi, bu yerel halk inisiyatiflerinin seçimler

sonras›nda da geniflleme hedefiyle çal›flmalar›n› sürdürmesi, düzen partileri ile yerelde de olsa iliflkileniflin reddedilmesi, yürütülen tart›flmalar içerisinde öne ç›kan unsurlar olarak belirmektedir. Bu konularda tümüyle anlay›fl birli¤i sa¤land›¤› söylenemez ancak bu yolda ciddi mesafe al›nd›¤›n› görüyoruz. Ortak adaylar›n belirlenmesinde, yerelde daha etkin güç ve örgütlülü¤e sahip olma ölçüt al›narak, bu yap›lar›n adaylar›na öncelik verilmesi makul bir yaklafl›m olmakla birlikte, gelinen aflamada yetersiz kalmaktad›r. Aslolan sürecin her yönüyle kitleler içerisinde, halkla birlikte örülmesidir. Bir yerelde belirleyici etkinli¤e sahip oldu¤unu iddia eden bir siyasi hareketin (e¤er bu iddia gerçeklik ile örtüflüyorsa), bu yaklafl›mdan uzak durmas› gereksizdir. Durum böyle ise önerilen aday, belirleyici etkinli¤in do¤al sonucu olarak halk taraf›ndan da öne ç›kar›lacakt›r. Dolay›s›yla adaylar›n belirlenmesinde halk›n karar sürecine etkin kat›l›m› ve birden fazla aday aday›n›n oldu¤u koflullarda önseçimin hedeflenmesi bir anlay›fl tart›flmas› olarak görülmeli ve kitlelerin hareketi sahiplenmesindeki belirleyicili¤i kavranmal›d›r. Aksi takdirde demokratik güçlerin bir araya gelmesi nitel anlamda bir farkl›l›k yaratmayacakt›r. Somut olarak, bir biçimde bir aday belirlenmifl olacak ve halktan oy istenecektir. Kitlelerden kopuk, kitle inisiyatifinden çekinen bir yaklafl›m›n ufku ‘oy toplama’ ile s›n›rl› demektir. Bu, aday›n kim veya kimden oldu¤u ile alakal› de¤ildir ve kabul edilebilir olmamal›d›r. Öte yandan esas güç oldu¤umuzun flüphe götürmedi¤i bir yerelde bile olsa ‘her fleyi ben belirlerim, adaylar› ben belirlerim’ tutumu, demokrasi güçlerini ve halk› birlefltirme çabas›n› de¤il, grup ç›karlar›n›n savunuldu¤unu gösterir. Savundu¤umuz çerçevede, kitlelerin kat›l›m› ile belirlenecek ve belirlenmifl programa ba¤l› çal›flacak tüm adaylar, kimden oldu¤u tart›flmas›ndan ba¤›ms›z olarak bizim aday›m›z kabul edilecek ve savunulacakt›r. Ancak kendini dayatan, bizim ve örgütledi¤imiz yerel halk inisiyatiflerinin iradesini hiçe sayan tutumlara da pirim verilmeyece¤i bilinmelidir. Yukar›da aç›mlanan ilkeler etraf›nda ortaklaflma, birleflme çabam›z›n sonuçsuz kald›¤› yerellerde, bir parças› oldu¤umuz yerel inisiyatifler, belli bir etkiye ulaflm›fl ise, bu inisiyatifler içerisinde adaylar belirlenerek, ba¤›ms›z çal›flma sonuna kadar götürülmelidir. fiahsiyetleri ne olursa olsun, ba¤›ms›z adaylar da devrimci-demokrat ilerici cephenin ç›kard›¤› adaylara tercih edilemez. Devrimci adaylar› seçip halk›n kendini yönetim biçimi olan yerel devrimci yönetimlerle alternatif yönetim anlay›fl›m›z› iflleterek gelifltirmeliyiz. Üzerinde uzlafl›ya varaca¤›m›z baflkan aday›m›z da düzenle aras›na net çizgiler çekmifl olmakla birlikte, kad›n sorunu ve ulusal sorunda ve feodalizm-emperyalizm-faflizm meselelerinde en az›ndan demokrat olman›n gereklerini yerine getirebilecek özelliklere ve programda ›srar edecek kararl›l›¤a sahip olmal›d›r.

Kitlelerin yoksullu¤unu suistimal etmek ve hileli ‘taktikler’ Mahallelerde y›¤›lan kömür torbalar›, muhtaç duruma düflürülen halk›n yoksullu¤unun ahlaks›zca suistimal edilmesi, dilencili¤in halka dayat›larak, onur k›r›c› biçimde gelifltirilmesi ve oy avc›l›¤› dilencili¤inin onursuzlu¤u, halkç›l›k ve demokratl›k yalanlar›n utanmazca ve halk›n yüzüne baka baka tekrar edilmesi, yeni üye ve aday kay›tlar› ya da sat›n al›nan yeni yüzlerin vitrine ç›kar›lmas› oyunlar›, yeni proje ve aç›l›mlar, onursuz pazarl›klar vb. tüm taktikler, yerel seçimlerin kazan›lmas› üzerine olup, yerel yönetimlerin önemini göstermektedir. Ve bu kokuflmufl zihniyeti takip edin, oy

Yerel yönetim ve seçim çal›flmalar›, devrimci örgütlenme çal›flmalar›n›n birer parças› olarak yürütülece¤i gibi, yerel yönetimler de halk kitlelerini örgütlemenin somut araçlar›, halka uzanan devrimin soluk borular› ve halk›n örgütlülü¤ünü temsil eden çal›flma ve kurumlar durumundad›rlar. Yerel yönetimlerde etkin olunmas›, düzen ve iktidar partilerinin sahte meflruluklar› ve demokrasiciliklerini dayand›rd›¤› kitle-oy deste¤i temelinin ayaklar› alt›ndan al›narak gerçek yüzlerinin a盤a ç›kar›lmas› anlam›na gelecektir. DTP’nin yönetimde oldu¤u yerel yönetimlerin, ne pahas›na olursa olsun ele geçirilmesi çabas› bofluna olmad›¤› gibi, bu yerel yönetimlerden bu kadar rahats›z olmalar› ve korkular› da anlams›z de¤ildir. ‘’Ya sev, ya terk et’’ ezeli zihniyeti, Kürtlere dayat›lan egemen s›n›flar›n ortak ›rkç› sald›rganl›¤›n›n d›fla vurumudur. Kürt gençli¤inin gösterilerine yönelik sivil faflist unsurlar›n silahl› sald›r› ve provokasyonlar›n›n Baflbakan Erdo¤an’dan destek bulmas› ve gelifltirilen linç kampanyalar›, ›rkç›, floven sald›r›lar›n vard›¤› boyutu göstermektedir. Yo¤unlaflan bu faflist iktidar terörü, seçim hesaplar›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. ‹ktidar›n özellikle Kürt ulusuna karfl› gelifltirdi¤i ›rkç›-floven politikalar ve genel olarak halk›m›z üzerinde oynanan oyunlar; devrimci, demokrat cephenin tek blok olarak ortaklaflmas›n› ve özelde de Kürt ulusunun, örgütlü, etkin güce sahip oldu¤u bölgelerde belirleyece¤i adaylar›n desteklenmesini daha da önemli k›lmaktad›r. Kürt ulusunun iradesini k›r›p, birli¤ini zay›flatarak teslim almaya ve inkarla yok saymaya dayanan emellerle, Kürt ulusunun iradesini önemli oranda temsil eden-yans›tan yerel yönetimleri, gerisin geri ele geçirmek için, bütün hile ve ekonomik olanaklar›n seferber edilmesinin yan› s›ra, gerici faflist düzen partileri aralar›nda önemli bir ittifak da sa¤lam›fl bulunmaktad›rlar. Din-mezhep kart› elinde bulunan ve belli bir iflbirlikçi Kürt kesimi de içinde bar›nd›ran AKP, bu avantajlar›yla, DTP’ye karfl› di¤er hâkim s›n›f partilerince alternatif görülüp, Kürt illerinde desteklenmektedir. DTP ise, bir referanduma dönüflece¤i yorumlar› yap›lan seçimler sürecinde Kürt ulusunun kararl›l›¤›n› sergilemeyi, özel olarak ise yerel yönetimlerdeki etkinli¤ini çok daha üst seviyeye ç›karmay› hedefliyor. Ayr›ca sürecin en bafl›ndan beri üzerinde önemle durdu¤umuz, halk›n sürece etkin kat›l›m›, aday belirlenmesinde halk›n tart›flmalara dahil edilmesi gibi konularda DTP’nin küçük de olsa ileri ad›mlar ataca¤› görülüyor. Bu ad›m›n sembolik s›n›rlar› aflarak genelleflmesi, Kürt ulusunun faflist iktidara karfl› mücadelesinde kitlesiyle daha da bütünleflmesini sa¤layacak ve yerel yönetimlerin de özerk, fiili iktidar organlar›na dönüfltürülmesi politikas›n› gerçekçi k›lacakt›r. Maoist komünistler de sürdürülen tart›flmalar içerisinde Kürt ulusal hareketinin yaklafl›m›n› gelifltirmesine, mücadelesini yükseltmesine katk› sunma yönelimini koruyacak, bölgedeki çal›flmas›n› bunun üzerinden kurgulayarak, aktif çal›flma tutumu benimseyecektir. Tabii ki Kuzey Kürdistan’da belirtilen hedeflere yönelik ciddi ad›mlar›n at›lmas› hususunda belirleyici olan, bölgede demokrasi güçlerini temsil eden Kürt ulusal hareketinin kitleler içerisinde vücut bulan çal›flmas› olacakt›r. Bizler aç›s›ndan genel durum içerisinde özel bir konuma sahip bölge ise Dersim olacakt›r. Politikam›z›n Dersim’deki somut haline ileriki say›lar›m›zda de¤inece¤iz. Ancak birli¤e dair ifade edilen tutumun Dersim için de geçerli oldu¤unu söyleyebiliriz. Dersim bizler aç›s›ndan kitle ile köklü ve yayg›n ba¤lar›m›z›n oldu¤u, sürecin tali de¤il asli unsuru olaca¤›m›z alanlar›n bafl›nda gelmektedir. Genel olumlu tablonun aksine, Dersim’de demokrasi güçleri aras›nda bir ortaklaflma tutumunun yarat›labildi¤ini söyleyemeyiz. Tüm çabalara ra¤men bu baflar›labilmifl de¤ildir. Yeni demokrasi güçlerinin de parças› oldu¤u ba¤›ms›z Halk ‹nisiyatifi çal›flmas› büyüyerek güçlenmektedir. Halk ‹nisiyatifi sürecin bafl›ndan itibaren ortaya koydu¤u birlefltirici tutumu sürdürmeli, kitle içerisindeki çal›flmas›n› boyutland›rarak demokrasi güçlerinin birli¤ini yaratmal›d›r. Henüz olumlu bir sonuca evrilmemifl olsa da, ‘benim aday›m’ dayatmalar›n› aflarak birli¤i sa¤lamak mümkündür. Bu konuda Dersim halk›n›n fikrinin esas oldu¤unda ›srar etmeliyiz. Birçok aday aday›n›n olmas› do¤ald›r ancak tüm demokrasi güçlerini ve ortak anlay›fl ve program› temsil edecek kiflileri belirlemek için Dersim halk›na baflvurmak birlefltirici tek çözümdür. Bu noktada uygun bir önseçim yönteminin belirlenmesi ve demokrasi güçlerinin ortak adaylar›n›n belirlenmesi mümkün ve gereklidir. Aksi takdirde demokrasi güçlerinin süreci çok parçal› olarak karfl›lamas› kaç›n›lmaz olacak ve birlikteli¤e karfl› direnenler, do¤acak sonuçlar›n sorumlulu¤unu tafl›maktan kaçamayacaklard›r. ‹leriki say›lar›m›zda bu konuda daha ayr›nt›l› de¤erlendirmeler yaparak paylaflaca¤›z. Devrimci sorumluluk bilinci, genifl devrimci perspektifle ortaklaflt›r›lm›fl irade ve yo¤unlaflt›r›lm›fl pratik çal›flmalar eflli¤inde, devrimci-demokratik yerel halk yönetimi hedefiyle somutlanm›fl devrimci politikam›zla halk› kucaklayal›m, halk›n gücüyle yeni mevziler kazanmak üzere hâkim s›n›f partilerinin ve faflist düzenlerinin karfl›s›na dikilelim.


gençlik

2-16 Aral›k 2008

TADAL iflçilerinin direnifli iflgalle devam ediyor

9

GENÇ YORUM Sinan ÇAKIRO⁄LU

Ankara Üniversitesi Cebeci yerleflkesi yemekhanesinde iflçilerin, ö¤rencilerin ve ö¤retim üyelerinin oluflturdu¤u Ankara Üniversite Meclisi, öne sürdü¤ü taleplerin yerine getirilmemesi nedeniyle iflgalini sürdürüyor.

Rektör ve polis sald›r›lar›na örgütlü cevap 26 Kas›m günü Ankara Üniversitesi Rektörlü¤ü’nün, Ankara Valili¤i’ne verdi¤i dilekçeyle, Cebeci yerleflkesinin direniflçi iflçilerden ve direniflin içerisinde yer alan ö¤rencilerden ‘temizlenmesi’ni istedi¤inin ortaya ç›kmas›n›n ard›ndan, olas› polis sald›r›s›na karfl› Ankara Üniversitesi Meclisi, derhal savunma haz›rl›klar›na bafllad›. Meclis, ilk etapta Ankara yerelindeki tüm demokratik kurumlara ve Ankara Üniversitesi akademisyenlerine ça¤r›da bulunarak, meselenin “fliddet” politikalar›yla çözülemeyece¤ini anlatt›. Yap›lan çal›flman›n ard›ndan bir araya gelen 400’e yak›n ö¤renci, bulabildikleri tüm malzemelerle yemekhaneyi savunmak için önlemler ald›, mücadeleyi büyütmek için tart›flmalar yapt›. Ayn› dakikalarda, Üniversite Meclisi’nin dayan›flma ça¤r›s›na yan›t olan Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i, E¤itim-Sen Ankara fiubesi, Ankara Tabipler Odas› gibi kurumlar ve yerleflkedeki fakültelerden baz› akademisyenler de yemekhaneye ulaflarak direniflin bir parças› olacaklar›n› ifade ettiler. Yemekhaneyi ablukaya alan polis, operasyona haz›rl›k yaparken, Meclis’in yürüttü¤ü örgütlü birleflik mücadele nedeniyle geri çekilmek durumunda kald›.

Tam Sofra’ya ö¤rencilerden bir uyar› Meclis, “operasyon” tehlikesinin art›k gündeme girmifl olmas› ve bir haftay› aflan “görüflme” çabalar›ndan sonuç al›namamas› ve baz› direniflçi iflçilerin Tam Sofra’n›n görüflme taleplerine cevap vererek direnifli terk etmeleri ve ifle bafllamalar›, 27 Kas›m sabah› iflgal eyleminde kasvetli bir ortam yaratt›. Ancak, 24 saat kesintisiz flekilde iflgal sahas›nda bulunan, baflta DGH’liler olmak üzere baz› siyasi yap›lardan ö¤rencilerin bu bozguncu tavra karfl› gösterdikleri tepki ve konuflmalar, eylemin coflkusunu yükseltti. DGH ve TKP’li ö¤rencilerin giriflimleriyle, Gaziantep Üniversitesi ö¤rencilerine ulaflan Meclis, buradaki ö¤renci arkadafllar›ndan, Gaziantep’te bulunan Tam Sofra isimli tafleron flirkete bir ziyarette bulunmalar›n› ve Ankara Üniversitesi’ndeki sorunda iflçilerin art›k muhatap al›nmalar› gerekti¤ini iletmeleri ve bunun tersi durumda Gaziantep Üniversitesi’nde “Destek amaçl› boykot” çal›flmalar›n› örgütleyeceklerini iletmeleri istendi.

TADAL süreci krize sürüklüyor, ö¤renciler cevap veriyor 28 Kas›m günü Tam Sofra’n›n Ankara Üniversitesi fakültelerinde yemek da¤›t›m›na bafllayaca¤› bilgisinin edinilmesi üzerine Meclis, tüm fakültelerde etkin bir boykot yapaca¤›n› aç›klad›. Tam Sofra, resmi olarak yemek da¤›tmaya bafllad›¤› bu ilk günde, direniflteki iflçiler ve ö¤rencilerin iflgaliyle karfl›lafl›nca yemek da¤›t›m› yapamad›. ‹flgalin merkezi ve direniflin, mücadelenin oda¤› olan Cebeci

Lise’de faflist sald›r›

yerleflkesinde yemek da¤›t›m›n› bafllatmak isteyen Tam Sofra’n›n yemek da¤›t›m arabas› durduruldu ve engellendi. Eylemciler, araç içerisindeki yeni iflçilerle görüflerek, iflçi kardefllerinin mücadelesini aktard› ve destek vermeleri istendi. fiirket temsilcisine ise, çözümsüzlü¤ü sürdürmenin flirkete getirece¤i olumsuz sonuçlar aktar›ld›. ‹flçilerin sadece, y›llard›r çal›flt›klar› iflyerlerinde insanca yaflam koflullar› alt›nda çal›flmaya devam etmek istedikleri ve bunun için muhatap al›nmak istedikleri anlat›ld›. Dil ve Tarih-Co¤rafya Fakültesi yerleflkesinde, yemek da¤›t›m› engellendi. Tando¤an yerleflkesinde yemek da¤›t›m›, % 90’› geçen bir kat›l›mla boykot edildi.

Rektörlükten bir sald›r› daha Meclis bilefleni hocalar, rektörlü¤ün ciddi bir bilgi kirlili¤i yaratmak niyetinde oldu¤unun ortaya ç›karmas›n›n ard›ndan rektörlü¤ün bu tavr›n› yay›mlad›¤› bildirilerle protesto etti. Rektörlük, akademisyenlere gönderdi¤i mailde gerçekleri çarp›tarak, Tam Sofra ve iflçiler aras›ndaki görüflmelerde bir çözüm formülü önerdi¤ini, fakat bunun “iflgalciler” taraf›ndan reddedildi¤ini iddia ediyordu. Ankara Üniversitesi Meclisi, bu duruma karfl› derhal bir karfl›-bildiri yay›mlad› ve gerçekleri kamuoyuna sundu. 28 Kas›m günü DGH taraf›ndan haz›rlanan ve sürecin bafllang›c›ndan günümüze iflçi-ö¤renci mücadelesini anlatan bir sinevizyon gösterimi yap›ld›. Son derece coflkulu bir flekilde karfl›lanan sinevizyon, direniflçiler için moral kayna¤› oldu.

“Bu kap›n›n arkas›nda faflizm var”

ANKARA- Bahçelievler Anadolu Lisesi ö¤rencisi O.Uzun adl› kifli, ayn› okulda okuyan kiflilerce kendisine tehditler yöneltildi¤ini ve fiziki fliddete maruz kald›¤›n› belirterek ‹nsan Haklar› Derne¤i(‹HD)’ye baflvuruda bulundu. ‹HD, yapt›¤› aç›klamayla, okul idaresinin yap›lan sald›r›ya göz yummas›n› kayg› verici olarak de¤erlendirdi. Okul içinde kendilerini ‘reis’ olarak tan›mlayan ö¤renciler taraf›ndan tehdit, hakaret ve kaba dayak iflkencesine maruz kald›¤›n› bildiren Bahçelievler Anadolu Lisesi ö¤rencisi O.Uzun, ‹HD’ye baflvuruda bulundu. O.Uzun kendisiyle ayn› okulda okuyan ve tan›d›¤›n› bildirdi¤i B.Y. ve 4 arkadafl› taraf›ndan 19 Kas›m günü u¤rad›¤› sald›r›y› flu flekilde aktard›: “Emek Sa¤l›k Oca¤› yak›nlar›nda bu dört kifliye, tan›mad›¤›m 20 yafllar›nda 3 kifli daha eklendi. Önümü kestiler. Daha önce de bu kifliler taraf›ndan tehdit ediliyordum. Bu konuda okul idaresi ile görüflmeme ra¤men ö¤renciler hakk›nda hiçbir ifllem yap›lmad›”. Son y›llarda üniversitelerde artan ülkücü sald›r›lar›n liselere de s›çramas›n› ve bu sald›r›lara okul idareleri taraf›ndan göz yumulmas›n› kayg› verici olarak nitelendiren ‹HD Ankara fiubesi, e¤itim yuvalar› olarak adland›r›lan okullar›n, fliddet zorbalar›na teslim edilmesinin e¤itim ve ö¤retim aç›s›ndan üzüntü verici oldu¤unu belirterek, toplumun çeflitli kesimlerine uygulanan bask› ve fliddetin e¤itim ve bilim yuvalar›n› fliddet yuvas›na dönüfltürdü¤üne dikkat çekti. Sald›r›ya u¤rayan O.Uzun’nun babas› Ünal Uzun, “Okul idaresi olaylara karfl› tepkisiz. ‹darenin tek tiplefltiremedi¤i kiflileri bu ‘reis’ denen adamlar tek tiplefltirmeye çal›fl›yor. Hatta reis, okul idaresine gidip ‘Siz sindiremediniz, biz sindirece¤iz bu kiflileri’ diyor” aç›klamas›nda bulundu.

DGH’lilere para cezas› DERS‹M- Demokratik Gençlik Hareketi (DGH)’nin 29 Kas›m Ankara mitingine ça¤r› afifllerini yapan DGH üyelerine 500 YTL’lik para cezas› verildi. D‹SK ve KESK’in örgütledi¤i ve birçok sendika, siyasi parti ve demokratik kitle örgütünün de kat›ld›¤› “‹flsizli¤e, Yoksullu¤a ve Zamlara Karfl› Emek, Bar›fl ve Demokrasi Mitingi” öncesi, yap›lacak mitinge ça¤r› amac›yla afifl yapan DGH’liler polis taraf›ndan gözalt›na al›narak saatlerce karakolda bekletildiler. “Ekonomik-Sosyal Y›k›mlara ve Zorbal›k Düzenine Karfl› Ba¤›ms›zl›k ve Yeni Demokrasi fiiar›yla 29 Kas›m’da Ankara’da DGH Saflar›nda Birleflelim” yaz›l› afiflleri Dersim merkezde asan DGH üyelerine 500 YTL’lik para cezas› verildi.

Belediye burslar›na iptal karar› ç›kt›

ö¤renciler ad›na yap›lan aç›klamada, ‹stanbul Üniversitesi’nde rektörlü¤ün, polisin ve özel güvenliklerin bask›c› ve faflist yüzünün bir kez daha kendini gösterdi¤i belirtilerek, “Edebiyat Fakültesi, Hergele Meydan›’nda yap›lan ‘6 y›ll›k AKP ‹ktidar›n› Sergiliyoruz’ bafll›kl› karikatür sergisine özel güvenlikler, çevik kuvvet ve sivil polisler azg›nca sald›rd›. Polisin sald›r›s› sonucu iki arkadafl›m›z›n kafas› yar›ld›, yaklafl›k 10 ö¤renci yaraland›” denildi.

‹STANBUL- “6 Y›ll›k AKP ‹ktidar›n› Sergiliyoruz” ad›yla ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde karikatür sergisi açan ö¤rencilere polis sald›rd›. Sald›r›n›n ard›ndan bas›n aç›klamas› yapan ö¤renciler, yap›lan sald›r›y› protesto ederek, “Bu kap›n›n arkas›nda faflizm var” dediler.

yaralad›. Edebiyat Fakültesi önünde polis terörünü protesto eden ö¤renciler, “En sonunda karikatürden de korktular. Bu kap›n›n arkas›nda faflizm var” pankart› açarak, “Katil polis üniversiteden defol”, “AKP’nin polisi üniversiteden defol”, “Özel güvenlik istemiyoruz” sloganlar›n› att›lar.

Üniversite ö¤rencilerinin çeflitli mizah dergilerinin kapaklar›ndaki Erdo¤an çizimlerinden oluflturdu¤u sergiye tahammül edemeyen polis, ö¤rencilere sald›rarak birçok ö¤renciyi

“Katil polis üniversiteden defol” DGH’lilerin de aralar›nda bulundu¤u eylemde

Yap›lan sald›r›n›n düflünce özgürlü¤üne yönelik bir sald›r› oldu¤u vurgulanan aç›klamada, buna tepki gösterildi¤inde yine yarg›lananlar›n ö¤renciler oldu¤u, uzaklaflt›rma ve soruflturma gibi sorunlarla karfl› karfl›ya b›rak›ld›klar› ifade edildi. Leman, Uykusuz, Penguen gibi dergilerden al›nan ve AKP’yi teflhir eden karikatürlerin okul yönetimini rahats›z etti¤i dile getirilerek, üniversitelilerin tüm bask›lara karfl› direnece¤i ifade edilerek bas›n aç›klamas› sona erdirildi. Aç›klaman›n ard›ndan fakülteye girmek isteyen ö¤rencileri taciz eden özel güvenlik görevlileri ile ö¤renciler aras›nda k›sa süreli bir arbede yafland›. Arbedenin ard›ndan ö¤renciler durumu protesto ederek, “Özel güvenlik görevlileri istemiyoruz” sloganlar› att›lar.

Asistan ö¤rencileri haklar›n› istedi ‹STANBUL- AKP taraf›ndan ülkede yoksul kesim için y›k›m› getiren SSGSS yasas›n›n yürürlü¤e girmesi ile ifllerinden olan ‹stanbul Üniversitesi (‹Ü) asistan ö¤rencileri, uygulamaya tepki göstererek, AKP’yi protesto etti. 21 Kas›m’da üniversitenin ana girifl kap›s›nda bas›n aç›klamas› yapan ö¤renciler, dünya mali piyasalar›nda bafllayan ekonomik krizin derinleflerek büyüdü¤üne dikkat çekerek, bununla birlikte iflten atmalar, örgütlenme hakk›n›n gasp edilmesi ve esnek çal›flma gibi uygulamalar›n ola¤anlaflt›r›ld›¤›na vurgu yapt›. Krizin faturas›n›n kesildi¤i iflçi ve emekçilerin

ard›ndan flimdi de faturan›n ö¤rencilere kesildi¤inin ifade edildi¤i aç›klamada, “1 Ekim’de yürürlü¤e giren ve herkesi ma¤dur durumda b›rakacak olan 5510 say›l› SSGSS yasas›yla ifllerimizden olduk. Burs verilmeyen, onun yerine okulda, kütüphanede, sosyal destek birimlerinde, arkeolojik kaz›larda, laboratuarlarda çal›flan ve üniversitede okuyan engelli ö¤rencilere yard›mc› olan arkadafllar›m›z›n flimdi ne bursu, ne de bir ifli var” denildi.

çiler ve ö¤renciler olarak bir kez daha krizin faturas›n› ödemeyece¤imizi hayk›rmak için topland›k. Açl›¤a ve yoklu¤a sürüklenen emekçiler ve ö¤renciler buna raz› olmayacaklar. Ankara’daki, ‹stanbul’daki ve di¤er flehirlerdeki direniflçi iflçileri selaml›yoruz” denildi. DGH’nin de destek verdi¤i bas›n aç›klamas›nda, iflten ç›kart›lan ö¤rencilerin ifle geri al›nmas›n› isteyen ö¤renciler mücadelelerinin sürece¤ini belirttiler.

Ankara Üniversitesi Cebeci Kampusu’nda iflçilerin ö¤rencilerle birlikte yürüttü¤ü mücadele örnek gösterilerek, direnmenin önemine dikkat çekilen aç›klamada, “Biz bugün burada ifl-

Eylemde, “Devlet bursumdan elini çek”, “Savafla de¤il e¤itime bütçe”, “AKP yasan› al bafl›na çal”, “TADAL iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Çapa iflçisi yaln›z de¤ildir” sloganlar› at›ld›.

‹STANBUL- E¤itimin her dönem daha da paral› hale getirilmesiyle birlikte toplumun sadece elit bir kesiminin sat›n alabilece¤i bir meta haline getirilmesi, yoksul ö¤rencilere verilen belediye burslar›n›n anayasa mahkemesinin verdi¤i kararla iptal edilmesiyle birlikte daha da perçinlendi.

alt›nda verdi¤i kredi ve katk› paylar›, beyaz eflyaya endeksli faizleriyle ö¤rencileri borç yükü alt›na sokarken, her y›l bu borçlar› ödeyemeyen yüzlerce ö¤renci, hacizlik oluyor. Çeflitli kurumlardan al›nmaya çal›flan burslar, e¤itim ‘giderlerini’ karfl›lamakta ciddi zorluklar yaflayan ö¤rencileri bir parça da olsa rahatlat›yor.

Üniversiteye kay›t yapt›rabilmenin zorunlu koflulu olan har(a)çlarla, ö¤renci ifllerinden edinilen belgelerin, yurt, yemekhane gibi giderlerin paral› olmas› gibi nedenlerle üniversite e¤itimi görebilmenin bütçesi her geçen gün daha da art›yor. Yüksek Ö¤renim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun burs ad›

Yüz binlerce ö¤renci etkilenecek: Baz› büyükflehir belediyelerinin lise ve üniversite ö¤rencilerine verdi¤i burslar, CHP’nin baflvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nin vermifl oldu¤u karar sonucunda iptal edildi. E¤itim yard›mlar›, belediyeler taraf›ndan a¤›rl›kl› olarak kendisine yak›n kesimin gö-

zünü boyama amac›yla kulland›¤› bir araç haline getirilse de 100 YTL’lik burslar›n kesilmesiyle bundan yararlanan yüz binlerce ö¤renci zor durumda kalacak. Burslar›n kesilmesi sonucunda, ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’nde 50 bin, Ankara Büyükflehir Belediyesi’nde 20 bin, Konya Büyükflehir Belediyesi’nde 10 bin, Kayseri Büyükflehir Belediyesi’nde 10 bin, Kocaeli Büyükflehir Belediyesi’nde 10 bin, Bursa Büyükflehir Belediyesi’nde ise 2 bin ö¤renci art›k bu yard›mdan yararlanamayacak. Yol, yemek, bar›nma, har(a)çlar gibi masraflar›n alt›nda ezilen ö¤renciler ise belediyeden ald›klar› burslar›n kesilmesine tepkili.

Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.

ADGH’den “Devrimci Sanat ve Devrimci Sanatç›” paneli ALMANYA- Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi (ADGH), Y›lmaz Güney Kültür-Sanat Festivali öncesinde Avrupa’n›n birçok flehrinde “Devrimci Sanat ve Devrimci Sanatç› Diyalekti¤i” adl› panelleri, Hamburg, Duisburg, Fransa ve ‹sviçre’den sonra, Hessen’da baflar›yla gerçeklefltirdi. Toplumsal gerçekçi sanat›n genç nesillere ulaflt›r›lmas› için, “Halk›n Sanatç›s› Halk›n Savaflç›s›d›r” fliar›ndan yola ç›karak, geleneksel olarak düzenlenen kültür-sanat festivalinin siyasal aya¤›n›n güçlendirilmesi, halk için sanat anlay›fl›n›n yayg›nlaflt›r›lmas›, tart›flmalar dahilinde zenginlefltirilmesi perspektifiyle hareket eden ADGH, Avrupa’n›n birçok flehrinden sonra Almanya’n›n Hessen eyaletinde de bir panel düzenledi. Panelde ADGH temsilcisi ve yazar Nurettin Aslan birer sunum yapt›. ADGH temsilcisi konuflmas›nda “Emperyalist dünya gericili¤inin, dünya halklar›na karfl› sald›r›lar›n› sadece ekonomik, siyasal ve askeri olarak yapm›yor. Ayn› zamanda önemli bir güç olarak kültür-sanat› kitleler üzerinde hükmünün süreklili¤ini sa¤lamak için kullan›yor” ifadelerine yer verdi. ADGH temsilcisinden sonra sözü alan yazar Nurettin Aslan, Y›lmaz Güney’in neden halk›n sanatç›s› oldu¤unu, Y›lmaz Güney’in sanatsal çal›flmalar›ndan, siyasi yaz›lar›ndan ve mektuplar›ndan örnekler vererek, onunla özdeflleflen halk sanatç›l›¤›n› önemle dile getirdi. ADGH’nin bu paneller dizisiyle, kitlelere Y›lmaz Güney’de vuku bulan sanat anlay›fl›n›n götürülmesi ve genç nesillerle tart›flt›r›lmas›, dinleyiciler taraf›ndan olumlu ele al›narak, be¤eni toplad›. Panel, dinleyicilerin konuflmalar›ndan sonra sona erdi.

Üniversite ö¤rencilerinden ulafl›m protestosu S‹VAS- Cumhuriyet Üniversitesi ö¤rencileri, Sivas Belediyesi’nin son 1 y›l içinde toplu tafl›ma ücretlerine % 20’lik zam yapmas›n› ve toplu tafl›ma araçlar›n›n yetersizliklerini yapt›klar› eylemlerle protesto ederek, zamlar›n geri çekilmesini ve ulafl›m sorununun çözülmesini istedi. Ö¤renciler, üniversite kampusundaki Cumhuriyet Meydan›’nda toplanarak, zamm› protesto içerikli dövizler ve maket bir otobüs tafl›d›lar. "Paras›z e¤itim, paras›z ulafl›m”, “Ulafl›m zamm› geri çekilsin" sloganlar› atan ö¤renciler, otobüs dura¤›nda bas›n aç›klamas› yapt›lar. Ö¤renciler ad›na Süleyman Dumar’›n okudu¤u bas›n aç›klamas›nda, ulafl›m ücretlerine yap›lan zamm›n derhal geri çekilmesi, ücretlerin halk›n bütçesi dikkate al›narak yeniden belirlenmesi, üniversite kampusu içinde ulafl›m›n ücretsiz olmas› ve otobüs sefer say›lar›n›n art›r›lmas› talep edildi. ESK‹fiEH‹R- Anadolu Üniversitesi (AÜ) ö¤rencileri, y›llard›r yaflad›klar› ulafl›m sorunlar›na iliflkin 26 Kas›m günü bas›n aç›klamas› yaparak, AÜ 2 Eylül yerleflkesine yap›lan otobüs seferlerinin say›s›n›n art›r›lmas›n› istediler. AÜ ‹ki Eylül yerleflkesinde bir araya gelen ö¤renciler ad›na aç›klamay› okuyan Berfin Günayl›, belediye ulafl›m hatlar› ve okulun sa¤lad›¤› ücretsiz servislerin ö¤renci kapasitesini karfl›lamad›¤›n› belirterek, sabah derslerine, s›navlara ve ifllerine ulaflmak isteyen ö¤renci, iflçi ve akademisyenlerin sorun yaflad›¤›n› ifade etti. Otobüslerin bal›k istifi konumundan ç›kar›l›p insanca hizmet sa¤lanmas›, yeni hat ve güzergâhlarla yo¤un bölgelerdeki sorunlar›n giderilmesi, 3 aktarma hakk› verilmesi, Anadolu Üniversitesi’nin sa¤lam›fl oldu¤u tek servis sefer say›s›n›n artt›r›lmas› gibi talepleri oldu¤unu ifade eden Günayl›, “AÜ ve Büyükflehir Belediyesi, sorun karfl›s›nda seyirci kalmay› seçmifllerdir. Toplad›¤›m›z yaklafl›k 4 bin imzay› ilgili yerlere gönderece¤iz" dedi. MALATYA- ‹nönü Üniversitesi’nde bafllat›lan haftal›k yemek kart› uygulamas›na ö¤rencilerin tepki göstermesi üzerine rektör yard›mc›s›n›n ö¤rencilere günlük yemek fifli uygulamas›na geçilece¤ini taahhüt etmesine karfl›n bu sözün yerine getirilmemesi, ö¤rencileri yeniden hareketlendirdi. Özel güvenlik elemanlar›n›n sald›r›lar›na ve okul yönetiminin tüm sindirme çabalar›na karfl›n stant açarak imza toplayan DGH, YDG, DÖDER, EMEP Gençli¤i ve Gençlik Federasyonu faaliyetçisi ö¤renciler, okul yönetimine geri ad›m att›rd›. Ö¤rencilerle görüflen üniversite yönetimi, günlük fifl uygulamas›n› kabul etti.


10

dünya

2-16 Aral›k 2008

ABD-Rusya iliflkileri: Yeni bir fler eksenine do¤ru Dünyay› iki büyük savafla sürükleyen emperyalist güçler, yeni bir çat›flmaya do¤ru ilerliyor. Obama’n›n devlet baflkanl›¤› seçimlerini kazanmas›n›n ard›ndan yeni dalafl alan› olarak Asya-Kafkasya bölgesine yönelece¤i iflaretlerini veren ABD, bu do¤rultuda bir dizi hamlede bulunuyor. ABD’nin söz konusu yöneliminin önemli bir hedefini, bölgedeki baflat güçlerden biri olan Rusya’n›n kuflat›lmas› oluflturuyor. Tehlikenin fark›nda olan Rusya da bir dizi karfl› hamle ile ABD’ye yan›t vermeye çal›fl›yor.

ABD'den Gürcistan'a “yard›m” ABD, Rusya’ya karfl› savafla sürdü¤ü Gürcistan’a yard›mlar›n› sürdürüyor. Rusya’ya karfl› Gürcistan’› savunan ABD, y›llard›r Gürcü ordusunu e¤itmenin yan› s›ra, ekonomik ve teknik destek de sunuyor. ABD taraf›ndan yap›lan aç›klamada, Gürcistan'a 250 milyon Dolar ‘yard›m’da bulunulaca¤› duyuruldu. ABD'nin Tiflis Büyükelçili¤i’nden yap›lan aç›klamada, Gürcistan için ayr›lan 1 milyar Dolarl›k ‘yard›m’ paketinden ilk aflamada 250 milyon Dolar›n kulland›r›laca¤› kaydedildi. Aç›klamada, fiubat 2009'a kadar tamamlanmas› öngörülen yard›m program›n›n 30 milyon Dolarl›k k›sm›n›n Gürcistan ordusunun ihtiyaçlar› için kullan›laca¤› da ifade edildi.

ABD: "Rusya ile ‹liflkilerin Normale Dönmesi Zor" Gürcistan’›n ABD k›flk›rtmas›yla Güney Osetya’ya sald›rmas› ve ard›ndan Rusya’n›n Gürcistan’a sert bir flekilde yan›t vermesi ile iyice gerilen ABD-Rusya iliflkilerinin daha da kötüye gitme ihtimali güçleniyor. Avrupa Birli¤i (AB), Rusya ile ‹flbirli¤i ve Ortakl›k Anlaflmas›’na iliflkin müzakereleri yeniden bafllatmay› gündemine alm›flken, yönünü Ortado¤u’dan Asya-Kafkaslar’a çevirdi¤i gözlenen ABD’den tahmin edilen ç›k›fl geldi. ABD D›fliflleri Bakan Yard›mc›s› Dan Fried, Brüksel'de yapt›¤› aç›klamada, “Rusya'n›n Gürcistan sald›r›s›” sonras› iki ülke aras›ndaki iliflkilerin normale dönmesinin kendileri aç›s›ndan zor oldu¤unu söyledi. Irak ve Afganistan’daki iflgalci varl›¤›n› bir yana b›rakan Fried, bir di¤er emperyalist iflgalci güç olan Rusya’y› flu sözlerle elefltirdi; "Rusya bir baflka ülkenin iste¤i d›fl›nda o ülkeye girdi. Yine o ülkede Rus birlikleri kalmaya devam ediyor. Bu nedenle bizim aç›m›zdan her fleyin eski-

den oldu¤u flekli ile normale dönmesi zor." dedi. Avrupa Birli¤i'nin Rusya ile iliflkilerde enerji güvenli¤i ve demokrasi konular›n› ön plana ç›karmas›n› isteyen Fried, Moskova'n›n enerjiyi, komflular›na bask› arac› olarak kullanmaya devam etti¤ini belirtti. Di¤er taraftan ABD savafl gemisi USS Bary'nin 22 Kas›m'da yeniden Gürcistan'›n Batum liman›na, 25 Kas›m'da da Poti liman›na gidece¤i belirtilmiflti. 8 A¤ustos'ta ç›kan savafl›n ard›ndan Tiflis'e aç›k destek veren Washington bu ülke limanlar›na destek amac› ile nükleer bafll›k tafl›yabilen savafl gemileri göndermiflti. Önceki gemilerin insani yard›m götürdü¤ü gerekçesi dile getirilirken, bölgeye gidecek yeni savafl gemisinde insani yard›m›n yer almad›¤› kaydediliyor.

Rusya'n›n gözü Latin Amerika'da Rusya Devlet Baflkan› Dimitri Medvedev, Portekiz ve ard›ndan da Latin Amerika ülkelerini kapsayan bir haftal›k tura ç›kt›. NATO'nun genifllemesi ve füze savunma sistemleri nedeni ile gerilimin devam etti¤i Washington-Moskova hatt›nda Barack Obama'n›n ABD baflkanl›¤›na seçilmesinin ard›ndan Rusya temkinli politikalar gelifltiriyor. Cenevre görüflmelerinde Gürcistan'la orta yol bulma stratejisi uygulan›rken, Venezüela ile planlanan askeri tatbikat, Aral›k ay›nda yap›lacak. Medvedev'in bu ülkeye var›fl› ile efl zamanl› olarak bir ayd›r yolda olan Rus nükleer savafl gemileri de bu ülkeye ulaflm›fl olacak. Medvedev'in gündeminde 'Pan-Avrupa Güvenlik Anlaflmas›' ve ekonomik kriz var. Kremlin dan›flman› Sergey Prikhodko, Medvedev'in temaslar› çerçevesinde yapt›¤› aç›klamada Rusya liderinin Asya Pasifik Ekonomik ‹flbirli¤i (APEC) zirvesine de kat›laca¤›n› aç›klad›. Rusya, Çin, Japonya, ABD, Güney Kore ve Avustralya'n›n da dahil oldu¤u 21 ülkeyi bünyesinde bulunduran birlik, dünya ekonomisinin yüzde 60'›n› kontrol ediyor. Medvedev, Portekiz temaslar›nda bu ülkeden Moskova'n›n gelifltirdi¤i 'Pan-Avrupa Güvenlik Anlaflmas›'na destek isteyecek. Rusya D›fliflleri Bakan› Sergey Lavrov Avrupa baflkentlerinden anlaflmaya olumlu yönde sinyallerin geldi¤ini ifade etti.

deri, burada ABD, Çin, Japonya ve Avustralya devlet baflkanlar› ile ikili görüflmelerde bulundu. Peru Devlet Baflkan› Alan Garcia ile görüflmenin ard›ndan Brezilya'ya geçecek olan Medvedev, bu ülkede üç gün kalacak. Medvedev gelmeden aç›klamalarda bulunan Brezilya Devlet Baflkan› Luiz Lula da Silva, ziyaretin ikili iliflkiler aç›s›ndan tarihi önem arz etti¤ini söyledi. Rusya'n›n Brezilya ile 7 milyar Dolara ulaflan ticaret hacmi var ve bu rakam›n 2010 y›l›nda 10 milyar Dolara ulaflmas› hedefleniyor. Venezüela Devlet Baflkan› Hugo Chavez'le bir araya gelen Medvedev, burada nükleer anlaflmas› dahil bir dizi anlaflma imzalad›. Medvedev bir gün sonra da Küba lideri Raul Castro ile görüfltü. Medvedev'e D›fliflleri Bakan› Sergey Lavrov, Baflbakan Yard›mc›s› ‹gor Seçin, birçok devlet flirketi yöneticileri ve ifladamlar› da efllik ediyor. Dimitri Medvedev, Latin Amerika bas›n› için kaleme ald›¤› makalede APEC'ten uluslararas› etkinli¤ini artt›rmas›n› istedi. Geliflmekte olan ekonomilerin rolünün hiç olmad›¤› kadar artt›¤›na iflaret eden Medvedev, "Küresel ekonomik krizin çözümünde bu ülkeler büyük katk› sa¤layabilir." dedi. Rusya'n›n bölgesel enerji güvenli¤ine katk› sa¤lamaya haz›r oldu¤una iflaret eden Rusya lideri, "Dünyan›n en büyük petrol ve do¤algaz sa¤lay›c›lar›ndan biri olarak Rusya, Asya-Pasifik bölgesinde güvenli enerji arz› sa¤lanmas› konusunda destek vermeye haz›r. Arz-talep dengesinin oluflturuldu¤u istikrarl› ve öngörülebilir fiyat politikalar›n› iflledi¤i bir piyasa herkesin yarar›na. Enerji tasarrufu ve alternatif enerji ile ilgili çal›flmalarda da yer almak isteriz." aç›klamas›nda bulundu. Küba’daki ziyareti s›ras›nda bas›na konuflan Medvedev, çarp›c› bir beyanatta bulundu. Medvedev, Rusyan›n yeni yönelimine dikkat çekerek, “Rusya yeniden Latin Amerikaya geri dönmüfltür” dedi.

Peru'nun Lima kentinde düzenlenen APEC zirvesine kat›lan Rusya li-

halelerin de merkez üssü olarak kullan›l›yor. Korsanlar›n cirit att›klar› deniz sular›nda bol miktarda ABD, NATO, AB savafl gemisi mevcut. Yan› s›ra korsanlar›n üs olarak kulland›klar› limanlar, ABD’nin Cibuti’deki donanma üssünden hiç de hiç uzak de¤il. Buna karfl›n ne ABD korsanlara müdahale ediyor, ne AB, ne de NATO savafl gemileri. Dahas› bu ülkeler, Somali’de ‘istikrar sa¤lanmadan’ korsanlara müdahale etmeyeceklerini aç›klad›lar. Baflka bir deyiflle, kendilerine ba¤l› bir iktidar tesis edilinceye de¤in korsanlara dokunmayacaklar›n› beyan ettiler! Tüm bunlardan sonra korsanlar›n sadece bu y›l içinde 90 gemiye sald›rmas› ve 17 gemiyi kaç›rmalar›n›n perde arkas› daha rahat görülmektedir. Hat›rlanaca¤› üzere ABD, 1991 y›l›nda Somali’ye sald›rm›fl, ancak geri çekilmek durumunda kalm›flt›. 2006 y›l›nda Somali’de ‹slam Mahkemeleri Birli¤i isimli silahl› örgüt, hükümeti devirerek yönetimi ele geçirince, ABD yeniden bu ülkeye sald›rmak için mazaret buldu ve ABD, Etiyopya üzerinden Somali’ye sald›rarak Mogadiflu’da bir yönetim oluflturmufltu. Ne var ki bu yönetim Mogadiflu’ya hapsolmufl, ‹slam Mahkemeleri Birli¤i ülkenin geri kalan›nda etkinli¤i korumufltu.

Rusya Somali’de askeri üs kuruyor: Rusya, son

Korsanlar, kaç›rd›klar› gemilerin mürettebat›n› rehin al›rken, gemi sahipleri mürettebat› kurtarmak için en küçük bir giriflimde dahi bulunmuyor

Korsan bayraklar›n›n gizledi¤i gerçekler Karayip Korsanlar› isimli filmle nostalji yaflayan dünya, 21. yüzy›l›n makineli silahlara sahip korsanlar›na tan›kl›k ediyor. Aden Körfezi k›y›s›ndaki yoksul Afrika ülkesi olan Somali’de, her gün yeni bir korsan sald›r›s› haberi medya taraf›ndan servis ediliyor. Korsanlar›n kaç›rd›klar› gemiler medyada kendisine bolca haber buluyor. Korsanlar›n, ülkelerindeki en güzel kad›nlarla evlenmelerine var›ncaya kadar birçok konu medya taraf›ndan malzeme edilirken, bu korsan sald›r›lar›n›n ani bir flekilde bafllamas› ve artmas› ne hikmetse medyan›n ilgisini çekmiyor. Korsanlar, ister medyan›n yans›tt›¤› gibi, “Bat›l› devletlerin Somali k›y›lar›nda afl›r› orkinoks bal›¤› avlamalar› sonucunda iflsiz kalan ve isyan eden bal›kç›lar” olsunlar, ister emperyalist bir gücün sahneye ç›kartt›¤› özneler olsunlar; her iki halükarda da Afrika k›tas› ve okyanuslardaki hakimiyet mücadelesinin fitilini tutuflturan k›v›lc›m iflevi görüyorlar.

Denizde hakimiyet çat›flmas›: Y›lda on binlerce geminin geçti¤i Aden Körfezi, Asya ile Avrupa aras›nda tafl›nan petrol, silah ve imalat mallar› ticareti için en çok kullan›lan deniz yolu güzergah›. Bu bak›mdan büyük güçlerin kontrol etmek istedikleri temel bir alan olan bölge, asl›nda 2001 y›l›ndan bu yana için için kayn›yordu. 11 Eylül sald›r›lar›ndan hemen sonra Büyük Ortadu¤u Projesi ile emperyalist iflgaller dizisine bafllayan ABD, K›z›ldeniz’in Hint Okyanusu’na aç›lan noktay› kontrol eden Cibuti'de büyük bir askeri üs kurdu. O tarihten bu yana ABD donanmas›, Somali’nin komflusu olan Cibuti’deki varl›¤› sürdürüyor. ABD, böylece bir yandan K›z›ldeniz ve Aden Körfezi’ni kontrol alt›nda bulundururken, öte yandan dünyan›n en önemli enerji koridorlar›ndan birini bu üsten kontrol ediyor. Bu üs ayn› zamanda ABD’nin baflta Darfur olmak üzere, Afrika ülkelerine yapt›¤› emperyalist müda-

dönemlerde s›k s›k korsanlar›n gemi kaç›rmalar› nedeniyle gündeme gelen Somali’de askeri üs kurmaya haz›rlan›yor. Somali’nin Moskova Büyükelçisi Muhammed Handule, 21 Kas›m günü Vesti televizyonuna yapt›¤› aç›klamada, Somali siyasi iktidar›n›n Rusya’n›n Somali’ye askeri üs kurmas›na olumlu bakt›¤›n› aç›klad›. Bu konuda çok istekli olduklar›n› aç›klayan Handule, son zamanlarda Somali kara sular›nda artan korsan sald›r›lara karfl› önlem alamad›klar›n›, Rusya’n›n flu anda bir savafl gemisinin bölgede oldu¤unu ama korsanlar ile mücadele için daha çok savafl gemisine ihtiyaç oldu¤unu söyledi. Rusya’n›n SSCB’nin y›k›lmas›ndan sonra kaybetti¤i süper güç olma özelli¤ini tekrar kazanmak istedi¤ini ve son zamanlarda bu plan›n› gerçeklefltirmek için ad›mlar att›¤›n› kaydeden Handule, “Rusya’n›n stratejik partneri olarak Rus askeri gemilerini ülkemizin kara sular›nda görmekten mutlu olaca¤›z” fleklinde konufltu. Bugün Somali karasular›nda bulunan di¤er ülkelere ait savafl gemilerinin Somali siyasi iktidar›n›n iradesi d›fl›nda bölgede bulundu¤unu kaydeden Handule, Somali karasular›nda bulunan Rus savafl gemisi Neustraflim›y kendi r›zalar› al›narak Aden Denizi’nde korsanlara karfl› mücadele verdi¤ini sözlerine ekledi. Handule’nin bu aç›klamalar›, Rusya’n›n etkin oldu¤u Somali’nin ve bu ülke üzerinden bölgenin denetim alt›na al›nmas›, sömürgelefltirilmesi için emperyalist güçler aras›nda gizli bir çat›flman›n yafland›¤›n› ortaya koyarken, son zamanlarda gündeme gelen korsanlar›n gemi kaç›rma eylemlerini de daha anlafl›l›r k›lyor.

Irak parlamentosundan ABD mandac›l›¤›na onay ABD’nin Irak’taki iflgalci varl›¤›n›n devam›n› yasal bir prosedüre ba¤layan ‘güvenlik’ anlaflmas› Irak parlamentosunun 27 Kas›m günü gerçeklefltirdi¤i oturumda onayland›. 275 milletvekilinin bulundu¤u Irak parlamentosunun gerçeklefltirdi¤i oylamaya kat›lan 189 milletvekilinin 149’u “evet” oyu kulland›. Birleflik fiii ‹ttifak› üyesi 128 milletvekilinin ile Fazilet Partisi’nin 19 milletvekili oylamaya kat›lmazken, oylamaya kat›lan Sadr grubu üyesi 30 milletvekili ise “Anlaflmaya hay›r, Irak’a evet” slogan› atarak anlaflmaya tepki gösterdi ve “hay›r” oyu kulland›. Anlaflman›n ard›ndan her ne kadar boyal› bas›n ABD’nin 2011 y›l›nda Irak’tan çekilece¤ini yazsalar da, asl›nda söz konusu anlaflma, Irak’ta iflgalci ve gayrimeflru bir flekilde varl›¤›n› sürdüren ABD’ye, 2011 y›l›na kadar askeri varl›¤›n› sürdürmesi içen, yasal bir zemin sunarak, iflgali meflrulaflt›r›yor. ABD iflgalinin ard›ndan ve bizzat ABD taraf›ndan oluflturulan yeni devlet yönetiminin ihtiyaç duymas› halinde ABD’nin askeri varl›k süresinin uzat›labilece¤ine dair maddenin de anlaflmada yer almas›, san›ld›¤›n›n aksine ABD’nin ülkeden 2011 y›l›nda çekilmesinin söz konusu olmayaca¤›n› ortaya koyuyor. Yine anlaflmada yer verilen “Irak’›n seçimle ifl bafl›na gelmifl kurullar›n›n ve demokratik sisteminin tehdit alt›nda olmas› halinde, ABD gerekli önlemleri alma hakk›na sahiptir” ifadeleri, ABD’nin, Irak’›n sahibi olarak resmilefltirildi¤inin de en çarp›c› göstergesi durumunda.

Hindistanl› Maoistlerden eylem

Yaklafl›k 100 milyon kiflinin sand›k bafl›na gidece¤i Hindistan’da, seçimlerin ilk bafllad›¤› nokta olan Chattisgarh’da Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in eylemleri sürüyor. Seçimleri boykot eden ve düzen partilerinin faaliyetlerine izin vermeyece¤ini duyuran HKP(M), 25 Kas›m günü Kalküta yak›nlar›nda bir polis konvoyuna may›nl› sald›r› düzenledi. Sald›r›da 7 polis ölürken, 5 polis de yaraland›.

Tayland muhalefeti ayakland› Tayland'da yaklafl›k 6 ayd›r Baflbakan Somchai Wongsawat'›n istifas› talebiyle gösteri yapan muhalefet taraftarlar›, baflkent Bangkok'taki havaalanlar›n›n denetimini tamamen ele geçirdi. Bu arada biri göstericilerin bulundu¤u havaalan›nda olmak üzere, kentte 3 patlama meydana gelirken, patlamalarda 7 kifli yaraland›. Muhalefetteki parti PAD, uçufllar için hükümetin söz söyleme durumunun olmad›¤›n› ve art›k sadece PAD'dan izin al›naca¤›n› duyurdu. Havaalanlar›n›n muhalefet taraftarlar›n›n kontrolüne geçmesi ve faaliyetlerini durdurmas› nedeniyle çok say›da ülke Bangkok’a uçufllar›n› durdurdu.

Genelkurmay baflkan›ndan erken seçim ça¤r›s› Tayland Genelkurmay Baflkan›, ülkede giderek derinleflen siyasi krizi aflmak için seçimle iflbafl›na gelen hükümetten parlamentoyu feshetmesini isteyerek, erken seçim yap›lmas› ça¤r›s›nda bulundu. Genelkurmay Baflkan› Anupong Poaçinda, baflkent Bangkok'ta düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda, hükümet karfl›t› gösteriler düzenleyen Halk›n Demokrasi ‹ttifak›'ndan (PAD)'ndan da dün iflgal ettikleri havaalan›ndan çekilmeleri ve protestolara son vermelerini istedi. Poaçinda, ülkedeki durumu düzeltmek için darbe yap›lmayaca¤›n›, ancak hükümetin yeni erken seçimle halka yeni bir flans vermesi gerekti¤ini kaydetti.

Ayd›nl›k Yol gerillalar› vuruyor Merkezi kadrolar›n›n tutsak düflmesinin ard›ndan büyük güç kaybeden ve geçti¤imiz y›llarda yeniden toparlanma sürecine giren Peru Komünist Partisi (Ayd›nl›k Yol) ülkedeki etkinli¤ini artt›r›yor. Baflkent Lima yak›nlar›ndaki Huanta bölgesinde Maoistler taraf›ndan gerçeklefltirilen sald›r›da 3 polis ölürken, bir polis de yaraland›. Polislerin silahlar›na el koyan PKP gerillalar›, 16 Kas›m günü de bir askeri helikopteri vurarak etkisiz hale getirmifllerdi.

YÖNEL‹M Kaz›m C‹HAN Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


çeviri 59 yafl›ndaki C.P. Gajurel, Nepal Komünist Partisi (Maoist) Enternasyonal ‹liflkiler Bürosu üyesi ve Baflkan›d›r. Sahte seyahat belgeleriyle A¤ustos 2003’te Hindistan’›n Chennia havaliman›ndan Londra’ya

girmeye çal›flt›¤›nda Chennai havaliman›nda tutuklanm›fl ve 3 y›l kadar hapishanede tutulmufltur. Aral›k 2007’de hapishaneden tahliye edildi. Gajurel’in; yeni hükümet, partisindeki ideolojik mücade-

2-16 Aral›k 2008 11

le ve partisinin di¤er partiler ve komflu ülkelerle ilifliklerine ilflkin 23 Ekim tarihinde Katmandu gazetesinden Aditya Adhikari ve Kosh Raj Koirala ile yapt›¤› söylefliyi sizlerle paylafl›yoruz.

Gajurel: Halk cumhuriyetine ihtiyac›m›z var Maoistlerin baflkanl›¤› alt›ndaki hükümetin çal›flmalar›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz?

Evet, partimiz içerisinde önümüzdeki sürecin stratejisine iliflkin farkl› görüfller bulunmaktad›r. Komünistler olarak biz, partimizi, karfl›tl›klar içerisinde bir birlik olarak tan›ml›yoruz. Dolay›s›yla partimizi yekpare bir bütün olarak görmüyoruz. Partimizde farkl› görüfller birbirleriyle mücadele eder ve parti bu mücadele içerisinde ilerler. Ancak partide hiç kimse silahl› mücadeleye yeniden bir dönüflü savunmuyor.

Gajurel: Bizler, hükümet çal›flmalar›n›n partinin amaç ve umutlar›n› yerine getirmedi¤ini düflünüyoruz. Çünkü bu bir koalisyon hükümetidir, partimizin politikalar›na göre çal›flamam›fl olabilir. Griflim hükümetinden iki hafta sonra görünebilir de¤iflimleri üstlenmek zorunda oldu¤umuz anlay›fl›yla yönetime girdik. Temel de¤iflimleri acilen taahhüt edemememize ra¤men biz, daha küçük fleyleri yapt›¤›m›z› düflünüyoruz. Ancak ne yaz›k ki daha yapamad›¤›m›z birçok fley olmufltur.

Geçen iki y›l› aflk›n “Federal Demokratik Cumhuriyet” dönemine iliflkin pek çok fley iflittik. Ama daha yak›n zamanlara dair duyabilece¤imiz Halk Cumhuriyeti nedir?

Partiniz parlamenter demokrasiye güvenmedi¤ini söylüyor ama çok partili rakabete güvenmekte ve geleneksel komünist bir sisteme bunu empoze etmek istemektedir. Devlet yap›s›n›n bu model alt›nda nas›l bir görünüm kazanaca¤›n› aç›klayabilir misiniz?

9 veya 10 Kas›m’da bafllayacak olan partimizin ulusal kongresi, ihtiyaç duydu¤umuz bir tür cumhuriyet konusuyla ilgilenecektir. “Federal Demokratik Cumhuriyet” çizgisi, monarflinin sonunu getirmede ve bir cumhuriyet kurulmas›nda hiç kuflkusuz pratik oldu. Ancak flu an biz, yeni bir süreçle karfl› karfl›yay›z. Hareketimizi ilerletmek için ‘Halk Cumhuriyeti’ne ihtiyac›m›z var. Federal Demokratik Cumhuriyet’in en bariz örneklerinden biri Hindistan’d›r. Ancak Hint Cumhuriyeti, problemlerini çözebilmifl midir? Biz nas›l bir iflleve sahip oldu¤unu görmek için Bihar’dan daha uza¤a gitmek zorunda de¤iliz. Biz bundan daha iyisini yapmal›y›z. fiu an Halk Cumhuriyeti’nin komünist bir cumhuriyet oldu¤u söylenebilir. Ancak ne komünisttir, ne de sosyalisttir. Temelde bir burjuva cumhuriyetidir, ama sosyalizmin birçok ö¤esini tafl›yor. Örne¤in, geniflleyen toprak reformu, haklar›n ademi merkeziyetçili¤i, birçok kast ve etnisitelerin yerel özerk yönetimleri olacak. Biz, cumhuriyetin feodal ve kapitalist türüne dönmek istemedi¤imiz için bu hareketi ilerletmek istiyoruz.

Çoklu partinin parlamento anlam›na geldi¤i bu inan›fl hatal›d›r, parlamenter sistem demokrasi anlam›na gelir ve demokrasinin di¤er formlar› dünyada mevcut de¤ildir. Ancak parlamentonun olmad›¤› dünyadaki birçok politik sistem, çok partili rekabete sahip de¤ildir. Yani sizin öneriniz bir alternatif mi olmufl oluyor? Çok partili sistemimizde, yeni-cumhuriyetçi bir Nepal için mücadele eden ulusal partiler aras›nda bir rekabet olacak. Birçok parti hükümetle birlikte flekillendirilebildi. Parlamentoda oldu¤u gibi bu bir ihtiyaç de¤ildir, bir muhalefet partisi ve iktidar partisinin olmas› gerekir. Ara dönemde biz, muhalefet olamad›k ama sistem demokratikti. Asl›nda geçici anayasada muhalefet için bir koflul yoktu. Sadece Nepal Kongresi’nden sonra muhalefette kalmam›za karar verildi.

Ölçüt, söz konusu partilerin insanlar aras›ndaki tarihleri, pratikleridir, tüzükleridir. Bu, tasla¤›n› yapaca¤›m›z anayasaya uygun olmak durumundad›r. Ülkeye ve insanlar›na hizmet edecek nitelikte olmak zorundad›r.

Hay›r. Sistem, nihai otoritenin olaca¤› alanlara sahip olmayacak. Bir seçim komisyonu olacak. Devletin, sadece kendisinin istedi¤i partilere rekabet flans› tan›mas› ya da istemedi¤i partileri bu haktan mahrum etmesi gibi bir durum söz konusu olmayacak. Partinizin hükümetteki politikalar›, birkaç y›l önceki durumundan birçok farkl›l›k göstermektedir. Partinizin esas ideolojisinden sapt›¤›n› düflünmüyor musunuz? Biz, ideolojimizden sapm›fl de¤iliz. Bir tür yanl›fl anlama ve ku-

runtu içerisinde oldu¤umuzu sanm›yorum. Sahip oldu¤umuz taktik ve stratejimiz var ve biz burada onlar› yerine getirmeye çal›fl›yoruz. Kurucu Meclis, 5-6 y›l önce ortaya at›lan bir talepti. Biz sahip oldu¤umuz politikalara göre Kurucu Meclis’te yer ald›k. Merkez Komitemiz geçici hükümet için bir karar ald›. Ancak bunun bugüne de¤in dünya komünist hareketi taraf›ndan uygulanmam›fl, yeni bir deneyim oldu¤u do¤rudur. Son zamanlarda partinizde iki farkl› kesim aras›nda çetin tart›flmalar yafland›¤›na iliflkin haberler medyaya yans›yor. Partiniz içindeki bir kesimin mevcut bar›fl sürecini devam ettirmek istedi¤i, di¤er kesimin ise devrim için savafl›lmas› gerekti¤inde ›srar ettikleri yaz›l›yor?

Partimiz içerisindeki fikir farkl›l›klar› Dürüstçe söylememiz gerekir ki, Nepal devrimini nas›l zafere tafl›yaca¤›m›z konusunda partimiz içinde fikir farkl›l›¤› bulunuyor. Fikir farkl›l›klar› temel olarak parti çizgisi, partinin politikas›, program› ve taktiklerine dairdir. Bu farkl›l›klar, esasen, Nepal devrimi öncesinde ciddi bir u-dönüflünün varl›¤›n› ortaya koyuyor. Bu durumda Nepal devrimini baflar›yla ileriye tafl›ma sorumlulu¤u, baflta Nepalli komünist devrimciler olmak üzere, dünya devrimci komünistlerinin omuzlar›ndad›r.

Politik program konusundaki fikir farkl›l›¤›: Anlaflmazl›k yaflanan temel nokta, partinin halk cumhuriyetine mi ilerleyece¤i, yoksa mevcut demokratik cumhuriyet aflamas›nda m› kalaca¤›d›r. 4-6 Kas›m 2008 tarihinde toplanan Merkez Komite toplant›m›zda Yoldafl Prachanda, sundu¤u bir programla demokratik cumhuriyet aflamas›nda kal›nmas›n› savundu. Prachanda, konuflmas›nda, demokratik cumhuriyet takti¤inin gereklili¤ine ve halk cumhuriyetine geçmek için uygun koflullar›n söz konusu olmad›¤›na vurgu yapt›. Yoldafl Prachanda’n›n ard›ndan söz alan Yoldafl Kiran ise Prachanda yoldafl›n demokratik cumhuriyet program önerisine kat›lmayarak, yaz›l› bir halk cumhuriyeti program› sundu. Yoldafl Kiran, içinde bulunulan koflullar›n halk cumhuriyeti için uygun oldu¤unu ve partinin derhal halk cumhuriyetine geçmek için gerekli ad›mlar› atmas› gerekti¤ine vurgu yapt›. Partimizin “yeni bir halk demokrasisininin oluflumu” konusundaki tan›mlanm›fl özgün program›n› do¤ru bir bak›fl aç›s›yla anlamam›z gerek. Marksizm-Leninizm-Maoizm’in yasalar›na göre Halk Savafl›’n›n temel halkas›, halk›n içinde bulundu¤u zor durumunu do¤ru saptamakt›r. Öyle ki, bu ayn› zamanda “yeni insan›n” da gücünü gösterir. Bu objektif durum bugüne kadar de¤iflmedi. Bir di¤er ilginç nokta ise Halk Savafl›’n›n bafllad›¤› s›rada, Nepal Kongre Partisi (NP)’nin ve Nepal Komünist Partisi (Birleflik Marksist Leninist)’nin monarflik devlet ayg›t›n›n iflleyiflinde çok daha aktif olmalar›d›r. O dönemler parlamenterler bize karfl› bar-

Hindistan ile ve sadece yüzde 8’i Çin iledir. Çin ile iliflkilerimizi art›rmaya yönelik büyük bir potansiyel mevcuttur. Bir örnek verece¤im: Birçok turist Nepal’e Hindistan üzerinden gelmektedir. Bu iyi bir fleydir. Ancak, Çin taraflar›ndan turist ak›fl›n› art›rmaya yönelik ihtiyaç vard›r. Pekin’den ülkemize gelen bir tren hatt›n›n kurulmas›n›n ard›ndan her y›l Pekin’den Nepal’e milyonlarca turist gelmeye bafllad›. Bu turistlerin birço¤u Budist’tir. Budistler için en önemli yer Lumbini’dir. Pekin ile Lumbini aras› bir tren veya metro ba¤lant›s› infla edilirse, her y›l milyonlarca turist Nepal’e gelir.

Meclisteki baz› partilerin liderleri, sizin, ordular›n entegrasyonunu bahane ederek Halk Kurtulufl Ordusu’nu güçlendirmeyi hedefledi¤inizi söylüyorlar. Böyle bir durum söz konusu mu? Niyetimiz bu de¤ildir. Halk Kurtulufl Ordusu (HKO) üyelerine temel olanaklar› sa¤lamaya, profesyonelliklerini gelifltirmeye gereksinim vard›r. Bu koflullardan sonra onlar› entegre edebiliriz. Profesyonelleflmeye ihtiyaç duyan HKO’ya yeterince g›da verilmesine karfl› ç›kanlar bunu idrak etmiyorlar. Nepal Meclisi hangi söylemleri kulland›. Ve Güvenlik Bölge Reform Modeli’ne göre gerçeklefltirilen entegrayona dair Nepal Kongre Partisi ve di¤er partilerle geçmiflte hem fikir olmam›za ra¤men, Nepal Meclisi’ndeki baz› kesimler çark ederek Silahs›zlanma, Terhis ve Rehabilitasyon (DDR) modelini dayatma pozisyonu ald›lar. ‹skan Bakanl›¤› dün, Maoist savaç›lar›n Nepal Ordusu içerisinde enteg-

Hangi partilerin ulusalc› oldu¤unu kim seçecek ve rekabet etmesine kim izin verecek? Seçimler için ölçüt nedir?

Maoistlerin, rekabete izin verecek seçim partilerinden sorumlu olmak istediklerini söylediklerini iflittik. Maoistler kendilerinin devleti kontrol etti¤i ve hangi partilerin rekabetine izin verece¤i çok partili demokrasi ile ne demek istiyor?

konuda tek tarafl› olmufltur. Örne¤in, ticaretimizin yüzde 80’i

*

barca bask› kararlar› alarak uygulad›lar. Bu aç›dan bakacak olursak, Halk Savafl› çok partili bu parlamentoya da karfl›yd›. O vakitler slogan›m›z; “Parlamenter sistem yan›lsamas›ndan kurtul, yeni insan›n demokratik devrimi için haz›rlan” idi. Halk Savafl› en üst düzeyine ulaflt›¤›nda Kral Gyanendra, bir darbe yaparak parlamentoyu fesh etti ve tüm gücü eline ald›. Hat›rlanaca¤› üzere bu, faflist bir ad›m oldu¤u halde parlamenterleri etkisiz k›lm›fl, Halk Savafl›’n›n zaferini haber vermiflti. Gyanendra’n›n darbesi, ciddi bir kutuplaflma yaratt›. ‹flte bu süreçte biz, monarfliye karfl› parlamenter partileri yan›m›za çekmek için demokratik cumhuriyet konseptini taktik bir ad›m olarak ortaya att›k. O zamanlar, demokratik cumhuriyetin yaln›zca bir geçifl takti¤i oldu¤u konusunda bilincimiz netti. Ne var ki, geçifl taktikleri gösterdi ki, demokratik cumhuriyet takti¤i monarflinin ortadan kalkmas› ve cumhuriyetin kurulmas› ile misyonunu tamamlam›flt›r. Demokratik cumhuriyetin s›n›f karakteri, burjuvazinin s›n›f karakteridir. Kurucu meclis seçimlerinden sonra monarfli devrilerek cumhuriyet kurulmuflsa da, sistemin s›n›f karakteri de¤iflmemifltir. Parti, hükümete liderlik ederek, en üst yap›ya ulaflm›fl görünmektedir ancak, kilit noktalar halen eski s›n›f›n elindedir. Ekonomi, askeri kurum, idari yap› ve hukuk eski iktidara aittir. Halk› d›flar›da b›rakan bu kurumlar› basit ifllemlerle ya da bar›flç›l yollarla ele geçirmek mümkün de¤ildir. Bunun için, halk aras›nda yeni bir programa ihtiyaç vard›r. fiu net ki, halk cumhuriyetine ilerlemek yerine demokratik cumhuriyet aflamas›nda kalmak, iflçi s›n›f› önderli¤i alt›ndaki halk›n gücünü Marksizm’in temel program›na göre infla etme amac›ndan uzaklaflmak ve burjuvazinin elindeki devletin parlamenter batakl›¤›na saplanmak anlam›na gelir. Demokratik cumhuriyet ve halk›n cumhuriyeti aras›nda temel farkl›l›klar söz konusudur.

Strateji konusundaki fikir farkl›l›¤›: ‹kinci fark ise, Nepal devrimini ayaklanma yokluyla m›, yoksa bar›flç› mücadele ile

Halk Cumhuriyet’inde nas›l bir ekonomik sistem olacak? Banka ve mülkiyetin kamulaflt›r›lmas› olacak m›?

re edilece¤i devlet görüflünde hem fikir olmad›¤›n› söyledi. Ya-

‹nsanlar bankalar›n kamulaflt›r›lmas› konusuna dair bir küçümseme ifadesi kullanmaktad›r. Ben Venezuela’dayd›m ve daha yeni geldim. Oradayken Hugo Chavez’le bir tart›flma program›nda bir araya gelme f›rsat› buldum. O, espriyle kar›fl›k; “Bankalar› özellefltirdi¤imde George Bush gerçekten buna karfl› ç›kt›” dedi. Chavez, flu anda, ülkedeki bankalar› kamulaflt›rarak yoldafl›m olmaya bafllad›. Ve bankalar› kamulaflt›ranlar sadece komünistler de¤ildir. Indira Gandhi de bunu yapt›. Peki bu durum Gandhi’yi bir komünist mi yapm›fl oldu?

karar alt›na ald›k? Nepal Meclisi liderlerinin bu konudaki beyan-

Di¤er ekonomik kurumlar için plan›n›z nedir? Onlar› da kamulaflt›racak m›s›n›z? Bu sistemde her fley kamulaflt›r›lamaz. Baz› unsurlar elbette ki kamulaflt›r›lacakt›r, ama özel mülkiyet ve endüstri söz konusu olacakt›r. Ulusal burjuvazi korunacakt›r. Amaç ulusal kapitalizmi gelifltirmektir.

ni, tüm bu süreç boyunca biz neyi tart›flt›k, neyi müzakere edip lar› oldukça tuhaft›r.

Siz 19 binin üzerindeki Maoist savaflç›n›n Nepal Ordusu içerisinde entegre edilmesi gerekti¤ine inan›yor musunuz? Evet. Di¤er partilerle vard›¤›m›z tüm mutabakatlarda da bu konuda görüfl birli¤i vard›.

Ve entegrasyondan sonra, siz, Maoist savaflç›lar›n Nepal Kraliyet Ordusu’nda da, HKO içindeki rütbelerini almalar›n› m› savunacaks›n›z? Kuflkusuz ki bunu tart›flmam›z gerekiyor. Komutanlar›m›z› nas›l kalifiye edece¤iz? Her fleye ra¤men, onlar, Kraliyet Ordusu’na karfl› savafl› kazand›. Tamamen profesyonel olmasalard›, Nepal Kraliyet Ordusu’nu nas›l yeneceklerdi? HKO savaflç›lar›m›z›n becerisi

Bu, Maoistlerin Çin’e daha yak›n oldu¤u ve Hindistan’dan kendisini uzaklaflt›rmaya çal›flt›¤› bir anlay›fla denk geliyor.

her flekilde Nepal Ordusu’ndaki askerlerin becerisinden üstündür.

Biz, her iki ülkeyle iyi ve eflit iliflkilere sahip olman›n ülkemizin ç›kar›na oldu¤una inan›yoruz. Tarihsel olarak iliflkilerimiz her

m›z›n entegre edildikten sonra ayn› rütbeyi hak ettiklerini söyle-

Bizler, birkaç silahla birçok savafla girdik ve kazand›k. Savaflç›lar›menin hiçbir abart› tafl›mad›¤›n› düflünüyoruz.

mi sonuçland›raca¤›m›z konusundad›r. Her ne kadar partimiz ulaflt›¤› aflamaya Halk Savafl› çizgisi, silahl› mücadele ve ayaklanma ile gelmifl olsa da, iki y›l önce girdi¤imiz bar›fl sürecinde, zay›f da olsa devrimin bar›flç›l geliflme olas›l›¤›n›n bulundu¤unu söylemifltik.

aç›k hale getirilmesi. 4) Geliflme ve ilerleme. Yoldafl Prachanda,

Her ne kadar bu olas›l›¤› oldukça özgül bir zamanda kabul etmifl olsak da, esasen bizimki gibi ülkelerde bunun olas›l›¤› yoktur. Ne var ki, önderlikte yer alan baz› yoldafllar, demokratik cumhuriyete bar›flç›l geçifl yönünde tav›r ald›lar. Bu e¤ilim, ayaklanman›n temel gücünü k›rmaya yönelik bir politika izledi. (Halk Kurtulufl Ordusu’nun –PLA- Nepal Ordusu içinde eritilmesi, profesyonel devrimci kadrolar›n evlerine gönderilmesi ya da baflka ifllerde görevlendirilmesi ve ekonomik reformlar›n siyasetin önüne geçirilmesi partide bafl gösteren bu çizgiyi aç›kça ortaya koydu) Bu çizgi; bar›flç›l geçifli, eylemin önüne geçirdi. Kanaatimizce, Nepal devriminin özgüllü¤ü silahl› mücadeleyi zorunlu k›lmakta, bu tür bir mücadeleyi zaferin yegane yolu olarak önümüze ç›kartmaktad›r.

gelmifl, devrimci bir ayaklanmadan öte reformist bir öz tafl›yor.

Bu nedenle Halk Kurtulufl Ordusu’nu Nepal Ordusu içinde eritmek yerine, örgütlemeliyiz. Yine bütün zaman›n› devrimci mücadeleye ay›rm›fl profesyonel kadrolar› evlerine göndermek yerine politik faaliyetlerde görevlendirmeliyiz.

münistler ve yurtseverler aras›nda birleflik bir halk cephesinin

Strateji konusunda, baflkan yoldafl Prachanda ve baz› di¤er yoldafllar, devrimin parlamento ve hükümet liderli¤i üzerinden gerçeklefltirilebilece¤ini savunmaktad›rlar. Ne var ki bizce bunun bir gerçekli¤i yoktur ve esas olan-bizlerin hayata geçirmesi gereken halk isyan›d›r. Hükümet ve meclis, yapabilece¤i çeflitli de¤ifliklikler yapabilir fakat, ordusuyla, idari yap›s›yla, hukukuyla eski devlet gücünü ve kapitalizmi parçalamas› mümkün de¤ildir. Basit bir reform mümkündür fakat, bu basit reform ile yeni bir gücün oluflmas› imkans›zd›r. Bu sebeple, bar›flç›l stratejinin yapabilece¤i en büyük de¤ifliklik, basit bir takti¤in yarataca¤› de¤ifliklikten fazlas› de¤ildir. Bu, partimiz içinde fikir ayr›l›klar›na konu olan ikinci noktad›r.

Taktiksel farkl›l›k: Üçüncü fikir farkl›l›¤›m›z ise, s›n›f mücadelesinin taktiklerini mi yoksa reform taktiklerini mi uygulad›¤›m›z konusundad›r. Baflkan yoldafl Prachanda, taktikleri 4 bafll›k alt›nda sundu: 1) Yeni bir anayasan›n yaz›lmas›. 2) ‹ki ordunun kaynaflmas›ndan oluflacak yeni bir ordu. 3) Bütçenin fleffaf ve halka

ayaklanman›n ise, anayasan›n yaz›lmas› ve ordular›n birleflmesi sürecinde yaflanaca¤›n› öne sürdü. Kan›m›zca, bunlar daha önce de, taktik ad›mlar olarak gündeme

Bunlar›n yan› s›ra, fedakar kadrolardan oluflan güçlü bir Halk Kurtulufl Ordusu ve berrak bir mücadele plan› gereklidir. Bize göre yoldafl Prachanda’n›n sundu¤u bu bafll›klar sadece gösteri amaçl› kullan›labilir, ne var ki partinin ihtiyac› olan fley devrimci taktiklerdir. Bu nedenle, belirlenecek taktikler esas olarak komprador kapitalist iktidar›n/devlet ayg›t›n›n temelleri olan eski ekonomik sistemi, kültürel yap›y› ve bunlar› üreten di¤er tali alanlar› y›kacak özellikte olmal›d›r. Bu taktikler, efl zamanl› olarak köylü hareketini yükseltmeli, içeride ve d›flar›da eski ordunun gücünü k›rmal›, halk› iktidara getirmelidir. Ayn› flekilde, kokurulmas›na ve ulusal önceliklere yönelik olmal›d›r. Bu noktalar, devrimci taktiklerin rolünü yerine getirecektir. Ancak ve ancak devrimci taktikleri hayata geçirmek kayd›yla baz› taktiksel noktalar hükümet üzerinden gerçeklefltirilebilir. Aksi halde uygulanan taktikler devrimci taktiklerden kopar ve ister istemez reformizme savrularak, uzlaflmac›l›k içinde yok olunur. Sonuç olarak, yoldafl Prachanda taraf›ndan önerilen ve reformizmi temsil eden program hakk›nda politik, stratejik ve taktiksel olarak farkl› fikirlere sahibiz. fiayet yoldafl Prachanda’n›n önerdi¤i bu taktiklerle ilerlemeye kalkarsak, bo¤az›m›za kadar reformizmin bata¤›na saplanaca¤›m›z nettir. Ancak ve ancak, halk cumhuriyeti stratejisi, ayaklanma politikas› ve s›n›f mücadelesi takti¤i bizi sonuca götürebilir. Tüm risklerine ra¤men, Nepal devrimi ancak bu flekilde tamamlanabilir.

* Bu makale, NKP(M)’nin yay›n organ› olan The Red Star (K›z›l Y›ld›z)’›n 16-30 Kas›m 2008 tarihli 18. say›s›ndan çevrilmifltir.


kültür-sanat

12 2-16 Aral›k 2008

‹stanbul fiehir Tiyatrolar›, topra¤›n kanla yo¤ruldu¤u Filistin’i, kardefl ihanetini, zulmü, mücadeledeki k›r›lmalar›; ‹srailli yazar Ilhan Hastor’un bak›fl›yla bizlere tafl›yan “Maskeliler”e ev sahipli¤i yapt›. Oyun, sahne derken oyunu bizlerden ay›ran “perde” ile birlikte zihinlerdeki sis perdesi de a¤›r a¤›r aralan›yor. Perde, arkas›ndaki gizleri bir bir ele verirken, Filistin’de bir kasap olarak tasarlanan sahne, izleyiciye mini bir Filistin’i tafl›yor adeta. Duvardaki aspiratörden oyuncular›n yüzlerine vuran ›fl›k, iflgal alt›ndaki Filistin’in kasvetli havas›n› tafl›yor izleyenlere. Kimileri kendisini, sahnenin etkisi ile daha ilk cümleden itibaren Filistin’de görür, Filistinlilerin ac›lar›n›n, üzüntülerinin, direnifllerinin, ihanetlerinin ortas›nda bulurken, kimileri ise seyirci modunda, d›flardan bir göz olarak sadece bakmaya, anlamadan, görmeden, hissetmeden, yaflamadan bakmaya devam ediyor. Y›llard›r milyonlarcam›z, Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da, ülkemizde ve dünyada yaflananlara seyirci kald›¤› gibi seyirci kal›yor oyuna... ‹srail iflgali alt›nda varl›k mücadelesi veren çocuklar›n “anne” sözcü¤ünden evvel “direnifl” sözcü¤ünü ö¤rendikleri Filistin’i sahneye yans›tan oyunun, sahne dekorunun oldukça isabetli bir seçim oldu¤u kendisini hemen hissettiriyor. Sa¤da solda bulunan kafesler içerisinde kesilmeyi bekleyen tavuklar, duvarlarda ve yerlerdeki kan izleri, ölümü bekleyen ve bu bekleyifl esnas›nda çokça arkadafllar›n›n gözleri önünde yitip gitmesine flahitlik eden tavuklar›n üzerine düflen çaresizlik dolu lofl ›fl›k, ç›rp›n›fllar, ölümü beklerken dahi yaflamay› sürdürmek... Asl›nda bir manada Filistin halk›n›n yaflam›n› yans›t›yor bunlar... Sahneyi, olay›n cereyan etti¤i atmosferi içinize çekti¤inizde ya da tersinden bir ifadeyle o atmosfer sizi içine çekti¤inde, kendinizi oyunun seyrine dalm›fl buluyorsunuz. Sahne art›k bir sahne olmaktan ç›km›flt›r, Filistin’deki bir kasap dükkan›d›r bütün bütün. Kasap dükkan›nda üç Filistinli kardefl; biri özgürlük için mücadele eden bir gerilla olan Naim (Levent Üzümcü), biri savafltan kurtulmak ve daha iyi bir hayat sürmek için kardefllerine-halk›na kan kusturan ‹srail için ajanl›k yapan zengin bir a¤abey olan Davut (Mehmet Gürhan), öteki ise kendisini Filistin için verilen özgürlük mücadelesine yak›n hisseden ama mücadeleye örgütlü kat›lmayan, bunun yerine ailesini geçindirmek için çabalayan, bu arada iki a¤abeyi aras›nda zorlu bir çeliflki anaforuna kendisini kapt›rm›fl küçük kardefl Halit (Serdar Orçin). Ve Filistin’deki bu kasap dükkan›nda yaflananlarda, tam anlam›yla üç kardeflin hesaplaflmas› üzerinden, Filistinli yüz binlerin yaflad›klar› var sahnede ve tabii ki bizler var›z. Devam eden savafl içerisinde ‹srail’in kendi halk›na karfl› insanlar› para ile ya da zorla ajanlaflt›rd›¤› bir ortamda Filistinli gerillalardan Naim’in a¤abeyi olan Davut da savafltan ar›nm›fl rahat bir yaflam›n özlemi

ile ‹srail için ajanl›k yapar. ‹lk ajanl›k deneyimlerinden birinde, 4 yafl›ndaki öz be öz kardeflinin ‹srail özel kuvvetleri taraf›ndan kurflunlanarak felç kalmas›na neden olmas›na ra¤men, kimliksiz ve kifliliksizleflmifl “sayg›de¤er” zengin olarak ajanl›k faaliyetlerini sürdürür. Filistinli direniflçilerin Merkez Komite üyelerini gammazlayarak örgütün büyük bir darbe yemesine ön ayak olur. Örgüt yeni bir toparlanma hamlesine giriflmifltir ve bunun ilk ad›m› olarak ajanlar› saf d›fl› etme karar› alm›flt›r. Adresler belirlenmifl, haz›rl›klar yap›lm›fl, ferman haz›rlanm›flt›r; az›l› ajanlar infaz edilecektir. ‹lk hedef gerilla olan Naim’in köyüdür. Bütün köy direniflçiler taraf›ndan kontrol alt›na al›n›r, yaflam› ar›nd›rmak ve özgürlük için ajanlar›n kirli soluklar› bir bir kesilir. S›ra Naim’in a¤abeyi olan Davut’a da gelecektir. Ne var ki örgüt, Naim’in “hatr›na” bir ayr›cal›k tan›yarak Davut’u dinlemeye karar verir, Naim’e a¤abeyiyle görüflmeyi yasaklar. Naim duygusall›¤›na yenilir ve a¤abeyini kurtarmak için onunla görüflür, ama nafile... Çabalar bir sonuç vermez, a¤abeyi herfleyi itiraf eder, suç sabit olur... Art›k ölüm için zaman h›zla ilerlemektedir. Küçük kardefl Halit’in çal›flt›¤› tavuk kasab›nda bafllayan üç kardeflin hesaplaflmas›, türlü çat›flmalar, sorgulamalar, itiraflarla sürer. Oyunda üç kardeflin birbirlerini sorgulamalar›, savafla bak›fl aç›lar›, oyuncular›n ustal›¤› ile ifade ediliyor. Hatsor; Davut’un çaresizli¤ini, kendi halk›n› s›rt›ndan vurabilecek kadar küçülüflünü iyi anlatm›fl. Fakat Naim’i ve Filistinli gerillalar› anlat›rken yaratt›¤› imaj, alttan alta bir yan›lsamay› örüyor zihinlerde. Oyun boyunca Naim’in, Davut’u yarg›lamak için köye gelen gerillalardan, “Onlar gelmeden bana anlat. Seni ac›mas›zca öldürürler” fleklinde söz etmesi, bu yan›lsaman›n en bariz d›fla vurumu olarak yans›yor bizlere. Ayr›ca Naim’in kendini soyutlad›¤› bu gerillalar ve Filistin özgürlük mücadelesi; amaçlar› es geçilerek, daha ziyade ölen ve öldüren bir örgüt-kifliler bütünü olarak sunuluyor. Do¤al›nda izleyici bu mücadelenin hakl›l›¤› konusunda bir kan›ya varam›yor, salt bir duygusal karfl› koyufl hissediyor belirli kesitlerde. Bununla birlikte gerilla olan Naim’in, örgütü ve mücadelesi ile bütünleflememesi, kendi

içerisindeki çat›flmalar da ustaca yans›t›l›yor oyunda. Maskeliler, küçük bir detaydan bütünün dram›na ›fl›k tutamam›fl, oyunda kullan›lan sahne ve oyuncular›n deneyimlerinin getirdi¤i ustal›k konudan daha fazla öne ç›km›fl. Di¤er bir küçük detay da, gerilla birli¤inden olan Naim’in oldukça düzgün ve ak›c› bir konuflma diline sahip olmas›, oyun s›ras›nda kiflinin gerçekçili¤inin yok olmas›na neden olabiliyor; karfl›m›zda Naim’i de¤il, oyuncu Levent Üzümcü’yü seyretti¤imizi fazlas›yla an›msat›yor. ‹lk gösterimi 12 Kas›m’da gerçeklefltirilen Maskeliler, sezon boyunca çeflitli sahnelerde “perde” diyecek. Maskeliler oyununun oyuncu kadrosu da, teknik kadrosu da iyi sözcü¤ünü hak ediyor. Yönetmenli¤ini kendisi de bir oyuncu olan ve daha önce de birçok oyunu yöneten, yazan Taner Barlas yap›yor. Yönetmen yard›mc›l›¤›nda ise, yine en az Barlas kadar deneyim ve tecrübeye sahip, iyi bir oyuncu olan Aliye Uzunata¤an var. Sahnede ise Naim rolünde Levent Üzümcü, Halit rolünde Serdar Orçin ve Davut rolünde Mehmet Gürhan baflar›l› bir oyunculuk performans› ortaya koyuyor. Dar da olsa ele ald›¤› konu, sahne tasar›m›, baflar›l› oyuncu ve yönetmen kadrosu ile izlenmeye de¤er bir oyun...

Maskeliler: Maskelerin arkas›ndaki Filistin YÜZ F‹K‹R

DEVLET VE B‹REY

Muzaffer ORUÇO⁄LU Her yöneten ya da yönetilen, yönetti¤i ya da yönetildi¤i ögeye yabanc›lafl›r. Yönetme ve yönetilme gerçe¤i, egemenlik kurman›n, egemenlik alt›na girmenin, tap›nman›n ana zeminidir. Devlet en büyük yönetici organd›r. Yönetti¤i toplumun yaflam ve davran›fl biçimini belirler. Toplum, edilgen, ama as›l güçtür. Devletin gerçe¤ini, son tahlilde toplumun gerçe¤i belirliyor. Kendisini devlet cihaz›n›n içinde bulan birey, devlet egosu ve devletin egemenlik duygusuyla yüz yüze gelir. Bu gerçekli¤i ya içsellefltirir ya da reddeder ve devlet taraf›ndan d›fltalan›r. Devlet cihaz› içinde rol alan her birey, devlete tabidir. Bireyin ç›kar›yla devletin ç›kar›, bireyin ruhuyla devletin ruhu iç içe geçer, adeta özdeflleflir. Birey, ç›kar›n›n korunmas›n›, güvenli¤inin sa¤lanmas›n› devlete teslim eder, karfl›l›¤›nda özgürlü¤ünü verir. Devlet cihaz› içinde, kendine yabanc›laflan birey, sürü içgüdüsü ya da huzur ve ekmek umuduyla devletin egemenli¤ini tan›yan y›¤›nlar karfl›s›nda, kendi bilinç ve ruh gerçekli¤ini gizler, devlet gibi düflünür, devlet gibi hareket eder. O kendisine ait bast›r›lm›fl as›l gerçeklik ile üstlendi¤i devlet gerçekli¤i aras›ndaki çift kiflilikli yaflam› ya sürdürür, ya kendi öz kiflili¤ine döner ya da kendi kiflili¤ini devletin kiflili¤iyle özdefllefltirir. Bu son nokta, “Devlet benim” diye formüle edilen IV. Lui Sendromu’dur. Bu ruh, tüm gerçek devlet baflkanlar›na özgü bir ruhtur. Tarihsel miras›n, ekonominin ve demokrasinin gücüne, derinli¤ine ba¤l› olarak, baz›la-

r›nda çok daha derin, baz›lar›nda ise makuldür. Zaten, baflkan›n ruhu, devletin ruhuna uygunsa baflkand›r. Hiç kuflku yok ki herfley karfl›l›kl› olarak birbirini etkiler. Baflkanla devlet, devletle halk, halkla baflkan, karfl›l›kl› olarak birbirlerini etkiler. Önemli olan, as›l ile taliyi ve as›l›n tali, talinin ise as›l hale geldi¤i anlar› tespit edebilmektir. Tanr› ile kul aras›ndaki iliflkinin ruhu, devlet ile yurttafl aras›ndaki iliflkiden, özünde farkl› de¤ildir. Bu iliflkinin temel ilkelerinden bir tanesini ‹ncil’in Yuhanna’s›nda (15/16) bulabiliriz: “E¤er siz buyurdu¤um fleyleri yaparsan›z, benim dostlar›ms›n›z.” Her türlü güvenli¤inin sa¤lanmas›, sahiplik hakk›n›n ve gelece¤inin garanti alt›na al›nmas› karfl›l›¤›nda, Tanr›n›n buyru¤una uyan toplum, O’nun yeryüzündeki gölgesi olan devletin buyru¤una da uyar. Devlet de kutsal vahiylerin izinden yürüyerek, tebas›n›n özgürlü¤ünü, yasal zorunluluklarla s›n›rlar. ‹çlerindeki erk ateflini, devlet erkiyle birlefltirip, devlet olarak hareket eden, yasal zorunluluklar›n mimarlar›, yani devlet yöneticileri, bu ilkeyi zaten en baflta kendilerine, kendi özgürlüklerinden onu bir daha tadamayacak flekilde feragat ederek uygulam›fllard›r. Gerçe¤i bu noktada çok iyi kavrayan Platon: “Gerçek özgürlük, zorba ruhuna sahip bir insan›n hiçbir zaman tadamayaca¤› bir mutluluktur,” der. (Devlet, 576) Devlet benim psikozuyla hareket eden, gerçekte ise devleti kendi d›fl›nda bir güç olarak gören ve as›l çabas›n›

ona egemen olma yönünde kullanan baflkan, özgürlük ve egemenlik duygusunu, devletin ç›karlar› do¤rultusunda hareket ederek yaflar. Devlet, yönetti¤i toplumun her bireyini, kendisine karfl› hak ve özgürlük isteyen, potansiyel bir tehlike olarak görür. Toplumun yarat›c› gücüne dayanarak yapt›¤› iflleri, topluma, kendi yarat›c›l›¤› olarak sunar ve ondan itaat talep eder. Yöneten de, yönetilen de, devlete güç verir, devletin emdi¤i bu güç, bireyin özgürlü¤üne geri dönmez. Devlet egemenli¤inin söz konusu oldu¤u tarihi flartlarda, özgürlük, asl›nda Montesqieu’nun ifade etti¤i tipten bir özgürlüktür: “Yasalar›n izin verdi¤i fleyleri yapabilme hakk›…” Özgürlük, al›nan, kazan›lan bir fleydir ve var olan tüm özgürlüklerin kazan›lmas›na yol açan as›l öge de, devlete karfl› verilen mücadelelerdir. Tarih, ilkel insan›n, toteme s›¤›nmas›ndan bu yana, mükemmel varl›¤a, Tanr›ya ve devlete s›¤›nman›n tarihidir. Tanr›n›n ve devletin gücü, insan›n maddi ve manevi, bilinçsel ve ruhsal iflas›n›n gücüne ba¤l›d›r. ‹nsan ba¤lan›r, kutsar ve y›kar. Köle, köleci devlete, köle sahibinden daha çok ba¤land›; herkesten daha çok kutsad› onu ve ilk k›l›c› da devlete o çekti. Serf ve modern iflçi de ayn› fleyi yapt›. Modern iflçi, sosyalizmi, yani kendi ad›na bir partinin yönetti¤i devlet kapitalizmini de y›kt›. Üstelik bunu, devlet cihaz›n› parçalamadan gerçeklefltirdi. Bilinçsiz ol-

du¤u için meydan›, kendilerini y›k›c›l›k meydan›na döken, devlet içindeki muhalif burjuvalara b›rakt›. fiimdiye kadarki iflçi devrimleri tarihi, devrim devletinin, burjuvazi için en sa¤lam s›¤›nak yeri oldu¤unu göstermekle kalmad›, ayn› zamanda, devrimin öncü gücünü de kendine benzetip burjuvalaflt›rd›¤›n› ortaya koydu. ‹flçi devriminin esas›, s›n›f antagonizmas›n›n doru¤u ve bir ifadesi olan devleti parçalamaya dayan›r. Bu, kapitalizmin barbarik varl›¤›na karfl›, tarihin, modern iflçiye dayatt›¤› barbarik bir flartt›r. ‹flçi devrimi, y›kt›¤› devletin yerine eskisi gibi kudretli bir devlet kurunca, burjuvazi, bu devlete karfl›, her halükarda, mutlak bir y›k›c›l›¤a soyunmaz, onu ele geçirir. Ne de olsa devlet, s›n›fl› toplumun bir kurumudur ve o kurumda yer alan her kahraman, o kurumun ruhuna uygun olarak dönüflür. Hele o kahramanlar, zenginleflmek isteyip de zenginleflemeyen, sonra da özel mülk devletini y›kmaya soyunan, küçük s›n›flara mensup, ufuklar› befl on kitapla s›n›rl›, köy kahramanlar› ise, dönüflüm daha kolay olur. Alternatif vard›r. Marksizm, yani modern komünizm yafl›yor. Alternatif, modern komünizmin ba¤r›ndad›r. Yeter ki, kapitalist dünya sistemine karfl› gerçekleflecek devrimin gücünün, Marksizm’in ba¤r›nda, Marksiz’me karfl› gerçekleflecek devrimin gücüne ba¤l› oldu¤unu kavrayal›m.


güncel

2-16 Aral›k 2008 13

Mumbai sald›r›s› Asya’da yeni bir sürecin iflareti mi?

Bak›fl CAN

ABD’nin küresel hegemonya yar›fl›nda “terörizmle mücadele”yi kendisine temel argüman olarak belirlemesinin ard›ndan dünyan›n birçok yerinde El Kaide ve benzeri ‹slami soslu örgütlerin eylemlerinde art›fllar bafl gösterdi. 11 Eylül 2001’de ABD’nin ‹kiz Kuleleri’ne (Dünya Ticaret Merkezi) gerçeklefltirilen ve El Kaide örgütünün flöhret dünyas›na ad›m atm›s›na vesile olan sald›r›lar›n ard›ndan Asya’da yo¤unlaflan söz konusu sald›r›lar, 27 Kas›m günü Hindistan’›n “finans” merkezi olan Mumbai’yi vurdu. Mumbai’deki Tac Mahal ve yöredeki kimi baflka noktalar› hedef alan sald›r›larda 160 kifli öldü, yüzlerce kifli yaraland›.

Obama, Afganistan’› yeni d›fl politika önceli¤i haline getirece¤ine söz vermiflti. Bu söz asl›nda Afganistan flahs›nda Asya ve Kafkasya’n›n ABD’nin önceli¤i olaca¤›n›n beyan›yd› Pakistan devlet baflkanl›¤› koltu¤una oturtmufltu. Yapt›¤› yolsuzluklar nedeniyle bay yüzde 10 olarak da bilinen Zerdari, koltu¤a oturmas›n›n ard›ndan yapt›¤› beyanatlarda, Afganistan s›n›r›ndaki ‹slamc› güçlere yönelece¤ini, ABD’nin de bu güçlere dönük sald›r›lar›na “izin verece¤ini” aç›kça belirtmifl, bir manada ABD mandac›l›¤›n›n –iflgalle ya da baflka yollarla- bafllamas›na ön ayak olaca¤›n› ortaya koymufltu. Bu bak›mdan bizler, Zerdari’nin devlet baflkanl›¤›na getirilmesini, “Pakistan için sonun bafllang›c› m›?” sorusuyla karfl›lam›flt›k.

Kritik bir bölge, kritik bir süreç, kritik bir geliflme Hindistan’›n Mumbai kenti daha evvel de benzeri sald›r›lara hedef olmufltu. Daha evvelki sald›r›larda oldu¤u üzere bu sald›r›da da Hindistan devletinin ilk elden sald›r›dan sorumlu tuttu¤u adres, y›llard›r çat›flmal› bir iliflkiye sahip oldu¤u Pakistan oldu. Bölgenin önde gelen nükleer silah sahibi bu iki ülkesi, ayr›lmalar›n›n ard›ndan patlak veren ve Kaflmir üzerinde odaklanan s›n›r gerginli¤i nedeniyle bir türlü normale dönmeyen iliflkiye sahip. S›k s›k nükleer denemeler ve füze denemeleri ile birbirlerine güç gösterisinde bulunan Güney Asya’n›n bu iki büyük ülkesi, Bat›l› emperyalist devletlerin denetimi alt›nda bulunuyorlar. Bat›l› emperyalist güçlerin bu denetimlerinin öyle k›sa sürede sona erece¤ini söylemek mümkün de¤il. Bunu, gerek Hindistan ve Pakistan’›n iç dinamikleri aç›s›ndan bakt›¤›m›zda, gerekse de ABD baflta olmak üzere Bat›l› emperyalist güçlerin bu iki ülkeye biçtikleri rollere bakt›¤›m›zda görmemiz mümkün. Dahas› art›k bu iki ülke ile ilgilenen tek odak Bat›l› emperyalist güçler de¤il; Çin ve Rusya da art›k sahneye ç›km›fl bulunuyor. Zira bugüne de¤in nükleer santralleri büyük oranda ABD, ‹srail ve Fransa eliyle inflaa edilen Hindistan, geçti¤imiz günlerde ABD ile imzalad›¤› nükleer üretim antlaflmas›na karfl›n, nükleer silah ve enerji üretimi alan›nda Rusya ile gittikçe güçlenen bir iliflki içerisine girmifl durumda. Benzer bir tabloyu Pakistan aç›s›ndan da, farkl› aktörler üzerinden ortaya koymak mümkün. Enerji hatlar›n›n geçifli, çevre ülkelerle iliflkilerde belirleyen olma istemi, emperyalist hegemonya sisteminde, Güney Asya’daki bafll›ca karakol olma arzusu, bu iki gücü s›k s›k karfl› karfl›ya getirmekteydi. Yine ABD’nin Afganistan’› iflgal etmesi ve buradaki Taliban ve El Kaideci oldu¤u ileri sürülen güçlerin sergiledikleri direnifl, yine bu direnifle Pakistan’›n Afganistan s›n›r›ndaki ‹slami güçlere destek verdi¤i yönlü ABD aç›klamalar› ve Hindistan’›n da benzer flekilde Pakistan s›n›r›ndaki ‹slami örgütlerin kendisine dönük oluflturdu¤u tehdit ve gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar nedeniyle Pakistan yönetiminin üzerine gitmesi, bu iki ülke aras›ndaki iliflkileri daha da hassas bir hale getirmekteydi. Ne var ki özellikle son bir y›l içerisinde Hindistan ile Pakistan aras›ndaki s›n›r sorununa iliflkin bir dizi müzakere gerçeklefltirilmifl, silahlanma ve savafl hususunda çeflitli “yumuflama” iflaretleri sergilenmiflti. Zerdari’nin ABD eliyle Pakistan devlet baflkanl›¤›na getirilmesinin ard›ndan bu süreç bir nebze daha h›z kazanm›fl görünüyordu. Taa ki bu sald›r› gerçekleflinceye de¤in. Böyesi sorunlu ve k›r›lgan bir tablo içerisine flimdi bir de Mumbai’ye yap›lan sald›r›y› yerlefltirmek gerekiyor.

Kim ve neden? Kuflkusuz ki –kim taraf›ndan gerçeklefltirilmifl olursa olsunMumbai’ye yap›lan sald›r› kelimenin tam anlam›yla bir terör eylemidir. Ancak acaba sald›r›n›n ard›nda gerçekten de Hindistan devletinin iddia etti¤i üzere Pakistan istihbarat› m› bulunuyor? Ya da sald›r›n›n sorumlusu bir baflka popüler zanl› olan El Kaide mi? Ya da Pakistan-Hindistan s›n›r›ndaki afl›r› radikal ‹slamc› örgütler mi? Dekka Mücahitleri isimli örgütün sald›r›y› üstlenmesi ve bu eylemi Hindistan’da öldürülen Müslümanlara

Zerdari’nin devlet baflkan› olmas›n›n akabinde ABD, bütün h›z› ile Pakistan’›n Afganistan s›n›r›na girerek, buradaki ‹slami güçleri hedef ald›¤›n› öne sürdü, ama büyük oranda sivil insanlar› hedef alan sald›r›lara giriflti. Pakistan ordusundan bu s›n›r “ihlal”ine medya önünde aslan naralar› ile tepki gösterilse de, fiili olarak herhangi bir karfl› durufl sergilenmedi. Dahas› medya taraf›ndan servis edilen, “Pakistan ordusu, s›n›rlar›n› ihlal eden ABD’nin casus uça¤›n› düflürdü” yönlü haberler, bizzat Pakistan yönetimi taraf›ndan ivedilikle yalanland›. Ki ABD de, Pakistan’›n Afganistan s›n›r›na dönük “operasyon”lar›n›n sürece¤ini deklare etti. Geliflmeler böylesine bir seyir izlerken ve “ABD, askeri yollarla Pakistan’a sald›rman›n haz›rl›¤› içinde mi” sorular› zihinlerde yer edinirken, daha henüz seçimleri kazananan ABD’nin çiçe¤i burnunda devlet baflkan› Barack Obama, gerekirse Pakistan’a askeri bir “operasyon” yap›labilece¤ini söyledi ve gözler yeniden Güney Asya’n›n bu yoksul ükesine döndü. Ve 27 Kas›m’da Hindistan’›n Mumbai kentine gerçeklefltirilen sald›r›, Pakistan’a dönük ABD sald›r›s› kuflkular›n› yeniden “diriltti”.

ve onlar›n yaflad›klar› sorunlara dikkat çekmek için yapt›¤›n› söylemesi do¤ru olarak kabul edilebilir mi? Yukar›da, sald›r›y› gerçeklefltirdi¤i öne sürülen güçleri bulmaya dönük ilk anda s›ralad›¤›m›z sorular, Hindistan, ABD ve Rusya taraf›ndan ve dünya bas›n› taraf›ndan alel acele gündeme tafl›nd›. Bizlere sunulan bu zanl›lar›n al›nlar›na “suçludur” damgas› vurup kenara çekilmek kolay olan seçenek. Zor olan ya da öyle oldu¤u san›lan baflka bir seçenek daha var ki; o da sald›r›n›n gerçekleflti¤i co¤rafyan›n siyasal-ekonomik-jeopolitik koflullar›n› göz önünde bulundurarak, bu sald›r›n›n perde arkas›ndaki “gizli” eli yakalamak.

Çanlar kimin için çal›yor? Malumunuz, son iki y›l içerisinde ABD’nin Asya-Kafkasya’daki reorganizasyon hamleleri yo¤unluk kazanm›fl durumda. Pakistan’da Müflerref’i taht›ndan indiren ABD, y›llar sonra ülkesine geri gönderdi¤i Benazir Butto’yu kurban ederek Ali Zerdari’yi

Abbas’dan erken seçim uyar›s› M›s›r’›n arabuluculu¤uyla görüflen Hamas ve El Fetih aras›nda uzlaflman›n temel flartlar›ndan birini oluflturan baflkanl›k seçimleri yaklafl›rken taraflardan aç›klamalar gelmeye bafllad›. Geçen y›l yap›lan seçimlerde baflbakanl›¤› kazanan Hamas’›n seçim zaferini tan›mayan El Fetih lideri ve Bat› fieria’daki Filistin Yönetimi’nin Baflkan› Mahmut Abbas, Hamas’la sürdürdükleri görüflmelerden y›l sonuna kadar olumlu sonuç ç›kmad›¤› takdirde erken seçime gideceklerini aç›klad›. Ramallah’taki Filistin Kurtulufl Örgütü liderlerine yapt›¤› konuflmada Abbas, devlet baflkanl›¤› ve parlamento seçimlerinin bir arada yap›laca¤›n› söyledi.

Abbas’›n görev süresi mi uzat›l›yor? Filistin Anayasas›’n› referans alarak baflkan ve parlamentonun 4 y›lda bir yenilenmesi gerekti¤ini belirten Hamas, Abbas’›n görev süresinin Ocak 2009’da dolaca¤›n›, dolay›s›yla seçim sürecinin bir an önce yap›lmas›n› savunuyor. Ayr›ca Hamas, El Fetih’le görüflmelerini, hatta ulusal birlik kurmay› bu koflula yüklemekte. Ancak Filistin yönetimi, seçim yasas›ndaki ‘‘Baflkanl›k seçimi ve genel seçimler bir arada yap›l›r’’ fleklindeki bir hükme dayanarak, Abbas’›n görev süresinin, parlamento seçimlerinin yap›lmas› gereken 2010 y›l›na dek geçerli oldu¤unu savunmas›, bu yüzden Abbas’›n erken seçim karar› almas›, görev süresini uzatmaya yönelik bir giriflim olarak yo-

UFUK Ç‹ZG‹S‹

rumlan›yor. Abbas’›n sözlerine sert tepki gösteren Hamas, “Bu, yasal ve anayasal dayana¤› olmayan bir ça¤r›” diyerek, erken seçim tehdidini “diyalog aray›fllar›n› bozma niyetinin kan›t›” olarak nitelendirdi. Abbas’›n niyetinin bar›fl› sa¤lamak de¤il, daha çok kendi ç›karlar›n› korumaya ve ABD-‹srail projesini uygulamaya yönelik oldu¤unu söyleyen Hamas, FKÖ toplant›s›nda al›nan kararlar› tan›mad›¤›n› ve FKÖ’nün Filistin halk›n› temsil etmedi¤inin alt›n› çizdi. ‹slami Cihad liderlerinden Nafit Azzam ise, bu ortamda seçimlerden söz etmenin, Filistin’de bölünme ve çat›flmalar›n bir iflareti olaca¤›n› ifade etti.

FKÖ: Abbas, Filistin’in devlet baflkan›d›r Öte yandan Abbas’›n a¤z›ndan erken seçim sözleri ç›karken, Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi, Filistin Yönetimi’nin Baflkan› Abbas’›, ‘Filistin Devlet Baflkan›’ seçti¤ini ilan etti. Filistin’in en yetkili organ› olan Filistin Ulusal Konseyi’nin toplant›s›nda 75 üyenin önerisiyle bu karar›n al›nd›¤› belirtildi. FKÖ Merkez Konseyi’nin toplant› gündeminde Abbas’›n seçimiyle ilgili bir maddenin olmamas›na ra¤men, böylesi bir karar›n al›nmas›na dikkat çekiliyor. Hamas ve Filistinli di¤er örgütlerce FKÖ Merkez Konseyi’nin ald›¤› bu karara karfl› ç›k›larak, karar›n tan›nmayaca¤› yönünde aç›klamalar yap›ld›¤› belirtiliyor.

Sald›r› sonras›nda kamera karfl›s›na geçen Hindistan Baflbakan› Manmohan Singh, sald›rganlar›n ülke d›fl›ndan geldi¤ini öne sürdü. Bölgenin durumunu bilenler için ülke d›fl› olarak ifade edilen adresin Pakistan oldu¤unu tahmin etmek hiç de zor olmad›. Singh’in ard›ndan Mumbai’de yönetiminin, “teröristlerin Pakistan’dan girifl yapt›klar›n›, sald›r› öncesinde Pakistan’› arad›klar›n› tespit ettik” beyanatlar› ve ölen sald›rganlardan üçünün Pakistan uyruklu olmas›, yine eylemin amac›n›n Müslümanlara dönük zulüm oldu¤unun ifade edilmesi, Pakistan-Hindistan iliflkilerindeki yumuflamay› yeniden tersine çevirdi. Pakistan yönetiminin sald›r›y› k›namas›, sald›r›yla bir iliflkilerinin olmad›¤›n› ve ISI (Pakistan ‹stihbarat Teflkilat›) baflkan›n› temaslarda bulunmak ve araflt›rmaya kat›lmak üzere Hindistan’a gönderece¤ini söylemesi de bu durumu de¤ifltirecek gibi görünmüyor. Bununla birlikte Independent gibi bat›l› gazetelerin; “Yaflananlar Hindistan'›n bu tür sald›r›lara karfl› ne kadar savunmas›z oldu¤unu ortaya koydu” fleklindeki tespitleri ve yine ayn› medyan›n, “Dünya, sorunun köküne inmeden terör belas›n› yok edemez; bu da, Pakistan'› afl›r›l›kç›l›¤›n efli¤inden çekip almak demektir” yönlü vurgular›, ABD’nin Hindistan ve Pakistan denklemine daha etkili ve sars›c› bir girifl yapabilece¤ine iflaret ediyor gibi. Obama’n›n, Afganistan'› yeni d›fl politika önceli¤i haline getirme sözü verdi¤ini hat›rlayal›m ve asl›nda Afganistan flahs›nda Asya ve Kayfasya’n›n ABD’nin önceli¤i olarak belirlendi¤ini görelim. Bu noktada, sald›r›n›n kimler taraf›ndan yap›ld›¤›ndan öte, ne gibi de¤iflimlere yol açaca¤›, kimlere avantajlar sa¤layaca¤› daha önemli bir hale geliyor. Sizce yukar›daki tablo içerisinde, bu sald›r› kimlerin elini güçlendiriyor?

Teori pratik ba¤lam›nda devrimcilik -1“Dünya’y› yorumlamak yetmez, aslolan onu de¤ifltirmektir“ Devrimcili¤in temel ölçütü, bu formülasyon önermenin her iki vurgusunda da eylemde olma tutumuyla karfl›l›k bulur. Dünyay› yorumlama eylemi ve bunda çak›l›p kalmadan, dünyay› de¤ifltirme prati¤i! ‹flte gerçek devrimcilik böyle tamamlan›r. Aksini iddia etmek paradokstur. Bu bilgi, devrimci teoriyi küçümsemeden, devrimci prati¤in belirleyicili¤ini anlatt›¤› gibi, devrimcili¤in ölçütünün de¤ifltirme prati¤i oldu¤unu öne ç›kar›r. Yorumlamak iflin yar›s›d›r, esas› onu de¤ifltirmektir. De¤ifltirme prati¤i içinde olmay›p salt iflin teorisiyle s›n›rl› kalmak, devrimcilik ünvan›na yetmez. Tutarl› devrimci çizgi ya da yaflam, teori ile prati¤in iç içeli¤inde mümkündür. Devrimci prati¤in içine girmeden gerçek devrimci olunamaz. Teori küçümsenemez ama pratiksiz teori ifle yaramaz. Teorisiz devrimci pratik düflünülemez ama pratikten kopuk teori güç olamaz. Teoriyle prati¤in, düflünceyle davran›fl›n, gerçe¤i yorumlamakla onu de¤ifltirme çabas›n›n, alt yap› ile üst yap›n›n, yani maddi dünya ile manevi-düflünsel dünyan›n gerekli ve zorunlu uyumunu, yaln›zca Marksizm bilimi tan›mlayabildi. Bilim ve felsefe alan›ndaki tüm geliflmeler Marksiz’me önemli bir temel oluflturdu. ‹ngiliz ekonomi politi¤i, Alman felsefesi ve Frans›z sosyalizmi, Marksizm’in üç kayna¤› ve bileflenini oluflturur. Marksizm öncesi tüm felsefi geliflmeler idealizm a¤ac›na as›l› kald›. Marksizm, diyalektik ve tarihi materyalizm felsefi yorumuyla, felsefe ve toplumlar tarihinde tam bir 盤›r açt›. Çeliflki yasas›-geliflme yasas›n› aç›klayarak toplumlar yaflam›na uyarlad›. S›n›flar savafl›m› teorisini yaratarak, devrimci teori ve prati¤i gelifltirdi. Marksizm’i devrimci k›lan, idealizmi yerle bir eden diyalektik ve tarihsel materyalizm, felsefi dünya görüflüyle, toplumlar›n geliflmesinin zorunlu olarak proletarya diktatörlü¤üne ve giderek devletin özgürlükler dünyas› olan Komünist topluma varaca¤› öngörüsüne ba¤l› olarak bunun s›n›f savafllar›yla mümkün olaca¤›n› aç›klamas› ve bunun prati¤ine girmesiydi . Marksizm, teori ve prati¤iyle, esasta s›n›f savafl›m› prati¤i içinde ve onun deneyimlerinin sonuçlar›yla geliflti. Onu devrimci k›lan, s›n›f mücadeleleri yata¤›nda büyümesiydi. Onun sürekli geliflen canl› ruhu da buradan gelmektedir. Böylece kendinden önceki bilimlerden köklü olarak kopar Marksizm. Bütün filozof ve bilginlere karfl›n Marks’›n teorisi, dünyay› de¤ifltirmenin k›lavuzu olarak ortaya ç›kt›. Hepsi dünyay›, canl›-cans›z do¤ay›, uzay› yorumlay›p, onun kanunlar›yla u¤raflt›. Bu Marks’a önemli bir temel yaratt›. Marks, hepsinden farkl› olarak, do¤a yasas›n›-geliflme diyalekti¤ini, topluma uyarlayarak, toplumlar›n geliflme yasas›n› ortaya koydu. Ve böylece toplumlar›n, geliflme yasas›na uygun olarak Komünist topluma gidece¤ini bilimsel olarak ortaya koyup, öngördü. Toplumlar›n ilerlemesinin kaç›n›lmazl›¤›n›, insan›n etkinlik ve eyleminin kaç›n›lmaz sonucu olarak aç›klad›. Buna uygun olarak, de¤ifltirme prati¤ine gereklilik duyarak, onu öne ç›kard›. S›n›flar savafl› yasas›n›, kaç›n›lmazl›¤›n› ve bunun toplumlar tarihinin biricik yarat›c›s› oldu¤unu tarihsel olarak ortaya koydu. S›n›flar üstü hiçbir fley olamazd› ve s›n›flar mücadelesi, tarihi ilerleten ve bundan sonraki geliflmeleri tayin edecek tek güçtü. Marksizm’i di¤er bilimlerden ay›ran temel unsur ya da Marksizm’i devrimci k›lan fley iflte bunlard›. ‹dealist felsefenin Marks öncesi de¤iflik biçimdeki savunucular› olan filozoflar›n dünyay› yorumlay›p, sonunda mutlak güce (tanr›ya) ba¤layarak yarat›c› güçle aç›klamalar›, onlar›, de¤ifltirme prati¤inden uzak felsefi idealizmde bo¤uyordu. Buna karfl›n, Hegel’in bafl afla¤› duran diyalekti¤ini, ayaklar› üzerine oturtan Marks, diyalektik ve tarihi materyalizm felsefesini gelifltirerek, her fleyin çözülebilir, ulafl›labilir ve de¤ifltirilebilir oldu¤unu kan›tlayarak ortaya koydu. “Dünyada ulafl›lamaz olan hiçbir fley yoktur, yaln›zca çözemedi¤imiz fleyler vard›r” diyerek idealizmin dokunulmaz tabular›n› yerle bir etti. ‘‘Dünya’y› yorumlamak yetmez, aslolan onu de¤ifltirmektir” bilgisiyle devrimci temeli yükseltti. Dünyay› yorumlamakla onu de¤ifltirme prati¤i, di¤er deyiflle, söz-eylem/teori-pratik karfl› karfl›ya koyulamaz bir bütünün iki parças›d›r. ‹kisini birbirinden koparmak, birini al›p di¤erini atmak, MLM normlar ve bilgi teorisine tamamen ayk›r› olup, kabul edilemez. Bilimsel teori ve diyalektik yasaya göre, biri olmadan di¤eri, di¤eri olmadan beriki olamaz. Mesele MLM aç›dan de¤erlendirildi¤inde böyle ortaya koyulabilir. ‘‘Devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz.” Ama devrimci pratik olmadan da devrimci teori geliflmez-ilerlemez. Teori prati¤e girer, pratik süreç teorinin yetersizliklerini a盤a ç›kararak, teoriyi yenileyerek gelifltirir. Teori kendisini prati¤in ihtiyaçlar›na göre uyarlar, donat›r. Teori, prati¤e yol gösterir, pratikde döner teoriye biçim ve öz verir. Parati¤e yön vermeyen, pratikten ç›kmayan ve özellikle de prati¤e girmeyen teori, bilimsel teori olma hakk›n› kazanmaz. Devrimci dönüflümü öngörerek sa¤layan, prati¤e ›fl›k tutan teori, devrimci teoridir. Devrimci teoriden yoksun pratik karanl›kta el yordam›yla yürümeye benzer. Özetle, devrimci teori, yol gösterici ›fl›k olarak hayati öneme sahiptir. Ancak devrimci pratik olmadan da devrimci teori güç haline gelemez, kendili¤inden de¤ifltirme ifllevi göremez. ‹kisinin birli¤i flartt›r. Aç›k ki, teori, de¤ifltirme prati¤ine sokulup ona hizmet ettikçe gerçek devrimci özüne kavuflur. De¤ifltirme prati¤inden kopuk bir teorinin devrimcili¤ini tart›flmak anlams›z bir tart›flmad›r. Yani devrimci teori dendi¤i vakit, de¤iflimi öngören ve de¤iflime hizmet ederek prati¤e giren teoriden bahsedilmifl olur. Aksi halde teori, teori olarak kal›r ve devrimci teori niteli¤ine ç›kmaz. Ama pratikle gerçek ve s›k› ba¤ içinde bulunan teori, devrimci teoridir. ‹flte bu teori olmadan, buna uygun pratikte olmaz. Marksist yorum devrimci prati¤i do¤urur. ‹kisinin birli¤i koflulu, gerçek devrimcili¤in tam anlam›d›r. Teori, prati¤e girmeden devrimci ifllevini yürütemezse, prati¤e ihtiyaç duyar ve orada devrimci gücünü ortaya koyar. Pratik de devrimci ifllevini yürütmek için devrimci teoriye ihtiyaç duyar ve onunla devrimci rolünü yerine getirir. Devrimci teoriyle devrimci pratik ikilisinin toplam›, devrimcilik kavram›n›n MLM karfl›l›¤›d›r. Hatta, ML’nin vard›¤› Maoizm aflamas›nda Komünist devrimcili¤in ölçütü, devrimci teori ›fl›¤›nda devrimci pratik ve devrimi sürdürme prati¤ine ç›km›flt›r. Dünyay› yorumlamak flartt›r ama yeterli de¤ildir. Aslolan onu de¤ifltirmektir. Yorumlama ifli teori, de¤ifltirme ifli ise pratiktir. Devrimci anlamda yorumlama olmadan devrimci anlamda de¤ifltirme olamaz ve devrimci pratik olmadan devrimci anlamda de¤ifltirme gerçeklefltirilip sürdürülemez. Bütün teorinin kayna¤› pratiktir. Devrimci teoriyi pratikten kopararak sahiplenmek; teorinin özünü boflaltmak, onu de¤ersizlefltirmek ve kuru teori derekesine indirgemektir. Ama de¤ifltirme prati¤ine sokulan devrimci teori, gerici burjuva s›n›flar› devirmek için proletarya ve halk kitlelerinin elinde büyük bir silaht›r. De¤ifltirme prati¤ine girmeden salt yorumlamakla yetinmek, gerçek ve tam devrimcili¤i karfl›lamaz. ‘‘Gerçekte at›lan bir tek ad›m, bir düzine programdan daha ye¤dir” sözü de¤ifltirme prati¤inin önemini yeterince aç›klamaktad›r. ‘‘Pratik teoriden yafll›d›r.” do¤rusu, felsefenin temel konusu olan, “madde mi önce gelir, düflünce mi önce gelir”- “Düflünce mi maddeden do¤ar, madde mi düflünceden do¤ar” soru ikilemine tarihi materyalist felsefenin verdi¤i, “madde birincil-belirleyicidir” do¤ru yan›t› ve daha basit ifadeyle, “Ainesi ifltir kiflinin, lafa bak›lmaz” sözündeki derin vurgular, prati¤in belirleyicili¤ini, yani de¤ifltirme prati¤ine girmenin gerçek devrimcilikte can al›c› oldu¤unu kan›tlar.


14

okur

2-16 Aral›k 2008

Can Dündar’›n Mustafa filmi ile Mustafa Kemal’in, nam-› di¤er Atatürk’ün, yaln›z olup olmad›¤› tart›flmas› haliyle gündemdeki yerini bulmufltur. Ancak bizim tart›flmam›z gereken onun yaln›zl›¤› veya içki ba¤›ml›l›¤› de¤il, Kemalist “devrim”in neye ve kime hizmet etti¤i ve bu ba¤lamda “devrim” saf›nda savafla kat›lan halka ne getirip ne götürdü¤üdür.

dafl›n› kahpece ve hunharca bo¤azlam›fllard›.

Mustafa filmi ile tart›fl›lan sözde tabular›n y›k›lmas›n› yans›tan durumu ileriye tafl›mak ve Kemalizm konusunda gerçek olan tespitlere dönmek ve bunlar› her daim kitlelere tafl›mak, tart›flt›rmak, sorgulatmak sorumlulu¤u ile esas olan›n yol göstericili¤inde ilerlemek gerekmektedir. Günümüzde de Kemalizm ile kitlelerin bilinçleri buland›r›lmakta ve buna karfl› mücadele etmesi gereken yap›lar dahi Kemalizm’e ilericilik misyonu yükleme çabas› içerisine girecek, Kemalizm’in gerçek niteli¤ini aç›klayanlar karfl›s›nda kem küm etmektedirler.

Kemalizm demek, her türlü ilerici demokrat düflüncenin zincire vurulmas›d›r.

Kemalizm; iflçiler için süngü ve atefl, cop ve dipçik, mahkeme ve zindan, grev ve sendika yasa¤› demektir. Köylüler için a¤a zulmü, jandarma daya¤›, yine mahkeme ve zindan ve yine her türlü örgütlenme yasa¤›d›r. Adana Nusaybin yolunda iflçilerin nas›l kurfluna dizildi¤ini hat›rlayal›m..

Kemalizm’i övmeyen her türlü yay›n yasaklanm›flt›r. Kemalizm’in istiklali tam ilkesi demek yar›-sömürge flartlar›na seve seve raz› olmak demektir. ‹flte Kemalist “devrim”in gerçek niteli¤ine iliflkin yukar›da aktard›¤›m sat›rlar ‹brahim Kaypakkaya’n›n Seçme Yaz›lar’›ndan al›nm›flt›r. ‹brahim Kaypakkaya; Kemalizm’e s›rt›n› yaslayarak, kitlelerin mücadelelerini törpüleyenlere karfl› bir ç›k›fl olmufl ve ülkemizde devrimci durumun geliflti¤i süreçte bir dönüm noktas›n› temsil etmifltir. O, daha bafl›nda donanm›fl, adeta yukardan ilahi bir güç gibi gelecek olan do¤ru bir önderlik aray›fl› içerisinde olanlara karfl›, “önce kitleleri bilinçlendirelim” gibi pasifist tutumlar sergileyenlere karfl› küçükten büyü¤e, zay›ftan kuvvetliye, basitten karmafl›¤a do¤ru geliflen iflçi-köylü temel ittifak›na dayanan Marksist-Leninist-Maoist aflamal› devrim teorisini ülkemiz koflullar›nda, esas olarak k›rlardan flehirlere do¤ru geliflen mücadelenin önderi olarak kitlelere prati¤i ile rehber olmufltur, olmaktad›r.

Bu yüzden Kemalist “devrimi” anlamak için ‹brahim Kaypakkaya’n›n Seçme Yaz›lar›’na bir göz gezdirmek gerekiyor: 1- Kemalist devrim; Türk ticaret burjuvazisinin, toprak a¤alar›n›n devrimidir. Burada kastedilen burjuvazi, komprador karakterdedir. Çünkü Türk burjuvazisi zenginleflmek istemektedir, oysa sermayesi çok c›l›zd›r. Büyük ve bol sermaye bat›l› emperyalist burjuvazinin elindedir. Onunla rekabet etmek ölüm demektir. Elveriflli bir paya raz› olarak onunla iflbirli¤i en karl› yoldur. Türk burjuvazisi bir yandan bu yolu tutmufl, bir yandan da iflçi s›n›f›n› ve emekçi halk› insafs›zca ezerek sermayesini büyütmeye, hâkimiyetini perçinlemeye çal›flm›flt›r.

Bir yoldafl devrimciler için kelebek benzetmesi yapard›. Neden diye sordu¤umda “kelebeklerin ömrü az olur” demiflti. Evet, ‹brahim Kaypakkaya da kelebek misali k›sa yaflad› ama ard›nda öyle bir miras b›rakt› ki tarihte silinemeyecek flekilde yerini ald›. O miras halk›n elindeki bir güç olarak, ülkemizde komprador kapitalizmi, feodalizmi, dolay›s›yla emperyalizmi hedef alm›fl namludur.

2- Devrimin önderleri anti-emperyalist savafl y›llar›nda olmalar›na ra¤men el alt›ndan itilaf devletleriyle antlaflmalar yapm›fllard›r. 3- Kemalist diktatörlük; iflçiler, köylüler, flehir küçük burjuvazisi, küçük memurlar ve demokrat ayd›nlar üzerinde askeri faflist bir diktatörlüktür. 1929 y›l›nda mevcut düzenin özü bütün demokrasilerden uzak diktatöryad›r. Egemen parti d›fl›nda parti örgütü yoktur, gazete ve dergiler kontrol alt›ndad›r, sansürlüdür. Sendikalar yasaklanm›flt›r. Her türlü ifl kolu ve dernekleri yasaklanm›flt›r. ‹stiklal mahkemeleri ile farkl› fikirler mahkûm edilmifltir. Ayd›nl›k, Orak Çekiç gazeteleri kapat›lm›flt›r. Türk iflçi liderleri, türlü iflçi birlikleri ve bu gazeteleri ç›kartan yay›nevi sorumlular› istiklal mahkemelerince 10–15 sene hapis cezalar›na mahkûm edilmifllerdir. 4- Kemalist diktatörlük az›nl›k milliyetleri ve özellikle Kürt milletini amans›z milli bask› politikas› ile ezdi, kitle katliamlar›na giriflti. Türk flovenizmini bütün gücü ile körükledi.

‹brahim Kaypakkaya ve Kemalizm

Amed zindanlar›nda katledilen, doksan gün iflkenceye maruz kalan ama ser verip s›r vermeyen komünist önderin bu flanl› direnifli ilelebet haf›zalarda kalacakt›r. ‹brahim Kaypakkaya’ n›n sorgusunda söyledi¤i söz ile yaz›ya son veriyorum:

“Ben buraya kadar anlatt›klar›m› samimiyetle inand›¤›m Marksist Leninist düflünce u¤runa yapt›m ve sonuçtan asla piflman de¤ilim. Ben bu u¤urda her türlü sonucu göze alarak ve can bedeli bir mücadeleyi öngörerek çal›flt›m ve neticede yakaland›m. Asla piflman de¤ilim bir gün sizin elinizden kurtulsam gene ayn› flekilde çal›flaca¤›m.”

Kemalizm demek, fanatik bir anti-komünizm demektir. Kemalistler Mustafa Suphi ve 14 yol-

Amed’den bir okur

Yerel örgütlülükte cal›flma ve yeniyi yaratma Demokratik Cumhuriyet ekseninde flekillenerek, kitle faaliyeti yürütürken sa¤lam zemin üzerinden yükselen politik sa¤laml›k esas al›nmal› ve kadrolar buna göre flekillendirilmelidir. Yerel çal›flman›n, siyasetin merkezi politikalar›ndan ba¤›ms›z ele al›nmamas› için yerel faaliyetçilerin kendi yerellerinin özgün koflullar›n› iyi bilmeleri ve ona göre hareket tarz› uygulamalar› gerekmektedir. Bu faaliyetçiler, örgütlü mücadele içinde kendilerini gelifltirip dönüfltüren faaliyetçiler olabilmeli ve halk›n ihtiyaçlar›na cevap olabilmelidirler. Bugün dünden daha çok örgütlü mücadele içinde olmak ve o çark›n bir difli olarak faaliyet yürütmek zorunday›z. Devrimci irademizi ortaya koyarak kitlelere güven afl›lamak, yerelde geliflen olaylara an›nda müdahale etmek, s›n›f savafl›n›n çeliflkilerini derinlefltirmek, yeni insan› yaratmak, sa¤lam kadrolar› sahneye ç›kartabilmek için devrimci faaliyet yürütmek, geliflen sürece müdahale edebilmek için siyasal, politik ve kültürel olarak kendimizi yenilemek, yeni demokratik cumhuriyet ekseninde güçlerimizi konumland›rarak hedefe kilitlenmek durumunday›z. Her birey Yeni Demokratik Cumhuriyet program› ekseninde örgütlenip kendisini gelifltirmeli, siyasal-politik ve kültürel olarak yeniyi yaratma arzusuyla hareket etmeli, ayn› zamanda tüm küçük burjuva hastal›klardan kurtulup, yanl›fllardan ders ç›kartarak kendisini gelifltirmelidir. Politik olmayan hiçbir birey yeniyi yaratamayaca¤› gibi, do¤ru politikalar›n baflar›ya ulaflmas› önünde de engel teflkil edecektir. Siyasal, ideolojik gerilikler siyaseti t›kayaca¤› gibi var olan yanl›fllara yenilerini ekleyecektir. Bundan dolay› geliflmekte olan her hareket daima yeniyi yaratma, gelifltirme, gelece¤e tafl›ma, o çark›n bir difli olma cesaretini gösterip zorluklar karfl›s›nda siyasal, ideolojik, poli-

tik sa¤laml›k göstermelidir. Örgütlü mücadele içindeki her birey yozlaflmaya, siyasal gerili¤e karfl› kendini gelifltirip yenilemelidir. Bu konuda bencillikten, bireysellikten, popülizmden s›yr›l›p kendisini siyasal, politik hatta gelifltirmelidir. Ceneyt yoldafl›n flu sözü unutulmamal›d›r: Önemli olan “sivrisinekleri yok etmek de¤il, var olan batakl›¤› kurutup sivrisineklerin türemesini engellemektir” Dolay›s›yla tek tek hatalar›m›z›n yan› s›ra ve esas olarak onlar› üreten siyasal, politik zemine yönelmemiz gerekir. Bu ba¤lamda yerel örgütlülüklermizdeki çal›flma tarz›m›z, politik, siyasal, ideolojik hatta, gelecekte Halk Savafl›’na ana ana damar olmal›d›r. Faaliyetçisinden kadrosuna, taraftar›ndan okuruna kadar her bir Kaypakkayac› birey kendisini bu do¤rultuda flekillendirmelidir. Çünkü bugün dünden daha çok buna ihtiyac›m›z vard›r. Mao yoldafl›n “Ordusu olmayan bir halk›n hiçbir fleyi yoktur” sözünü bilinçlerimizde diri tutmal›, çeliflkilerin alabildi¤ine derinleflti¤i, zam-zülüm-iflkencelerin artarak devam etti¤i bu sistemi alt etmenin tek yolunun Halk Savafl›’ndan geçti¤ini unutmamal›y›z. Var olan gücümüzü buna göre flekillendirmeli, devrimci irademizi daha net ve berrak bir flekilde ortaya koymal›y›z. Yerel örgütlülüklerde sorumluluk alacak yoldafllar›n politikleflmeleri, sorumluluk üstlenmeleri, yaflamlar›n› bir bütün olarak devrimcilefltirmeleri olmazsa olmazd›r. Bu eksende tüm gerici, yoz kültüre karfl›, devrimci kültürü hayat›n›n her alan›nda ete-kemi¤e büründürerek tüm yanl›fllara, hatalara, zaaflara karfl› amans›z bir mücadele yürütmeli, politik-siyasal olarak yetkinleflmeli ve devrimci iradeyi kuflanarak gelece¤i kazanma cüretini göstermelidir. Bursa’dan bir okur

KENAN GÜRZ

25 Haziran 1995’te Dersim’in Ovac›k Yeflilyaz› Nahiyesi Kardere mevkiinde girdi¤i çat›flmada flehit düflen DHKP/C birlik komutan› Kenan Gürz ve 1997'de Pertek'te flehit düflen DHKP/C gerillas› Cihan Gürz’ü sayg›yla an›yoruz. Mahir Gürz

M. ZEK‹ ARSLAN

CELAL A⁄GÜL

C‹HAN GÜRZ

SONER KOÇY‹⁄‹T

10 Aral›k 1996’da Dersim’in Hozat ilçesinde girdi¤i çat›flmada Mehmet Zeki Arslan, Celal A¤ül ve Soner Koçyi¤it ile birlikte flehit düflen Deniz Kark›z’› ve yoldafllar›n› sayg›yla an›yoruz.

DEN‹Z KARKIZ

‹rfan Kark›z

‹lle de Maoizm Hareket yoldafllar, hareket dostlar, hareket! Düflüncede, okumada, yazmada, kavramada, pratik zekâda hareket; yani zihinde hareket; eylemde, kavgada, eskiyi y›kmada hareket. fiöyle bir dönüp Türkiye ve Kuzey Kürdistan devrim tarihindeki komünist önderlerin 20-25 yafllar›nda 盤›rlar açan kapasitelerini, azim ve enginliklerini gördü¤ümüzde; içimizdeki gerili¤e, sinikli¤e ve çaps›zl›¤a bir öfke do¤mal›.; nefretle statükolar› parçalay›p ileri at›lmal›y›z. fiu çokça bahsetti¤imiz kitlelerden ö¤renmeyi, kitlelerin içinde bal›k olmay› ancak hayat›n içinde olarak, insanlar› anlayarak ve onlara anlatarak baflarabiliriz. Kitlelerin bir kula¤›ndan girip bir kula¤›ndan ç›kan bofl lafazanl›klar› ya da soyut meseleleri de¤il de, onlar›n somut sorunlar›n› ilgilendiren konulara kafa yormal›y›z. Dar bir kesime yönelik de¤il de, y›¤›nlara yönelik düflünmeliyiz. Geneli özgülle birlefltiremeyip, özgüle yönelik politikalar üretmeden onlara ulaflamayaca¤›m›z gibi; bir bakar›z ki onlardan fersah fersah uzaklaflm›fl›zd›r. Bazen bulundu¤umuz yerin flöyle bir d›fl›na ç›k›p, yaflama farkl› bir gözle, farkl› bir noktadan bakabilmeliyiz, d›fl›m›zda olanlar› iyi bir flekilde takip ederek, kavramaya çal›flmal›y›z. Öyle ki, bunu baflaramad›¤›m›z ölçüde, yaflam› kendimizden ibaret görme darl›¤›na düfleriz. Kuyudan gökyüzüne bakan kurba¤an›n enginli¤i neyse, bizimde enginli¤imiz de o kadarla s›n›rl› olur. Maoizm’in savunuldu¤unu söylemek, her laf›n bafl›nda Mao’dan dem vurmak kurald›r hepimiz için. Gö¤sümüzü gere gere “Maoist’iz” diyoruz ama kaç›m›z gerçekten bu bilimi lay›¤›nca kavray›p anlamaya çal›fl›yoruz? Kaç›m›z günlük yaflant›m›zda rehber olarak kullan›p özümsüyoruz? Dikkat edelim, yaflant›m›zda Maoizm’i uygulam›yoruz; onu teorik bir kelime y›¤›n› olarak al›yoruz, güncelde düflünme ve yaflama tarz› olarak içsellefltiremiyoruz. Maoistlik, bulundu¤umuz her alanda bir renk olabilmek; kiflilik ve mücadele ile bir ivme, bir canl›l›k, bir erdem yaratabilmektir. Alandan ayr›ld›¤›nda daha ileriye götürecek hedefler b›rakmam›flsan; senin flevkin, senin inceli¤in, senin tarz›n alanda silkinifl ve çat›flmalar yaratmam›flsa, öylesine gelip gitmifl bir kifli olarak unutulursun. Miras›n› b›rakt›¤›n bir fley de olmaz.

Maoizm’i yaflayan k›lmak as›l Maoistliktir! Maoizm’i kuru bir laf kalabal›¤›na, süslü birkaç söz derekesine indirgemek; Maoizm’e en büyük kötülük yapmak demektir. Maoizm’i ö¤renip, yaflama uygulamak, günlük yaflam›m›za rehber olmas›n› sa¤lamak ve yaflant›m›zda gelifltirmek gereklidir. Sohbet, tart›flma ya da kimi konular› tahlilde bol bol kullan›lan Maoizm teorisi, günlük yaflamda ve kiflilikler oluflturma ba¤lam›nda gere¤ince kullan›l›p, faydalan›lmay›nca, yani hakk›yla içsellefltirilmeyince, yaflam›n ayr›, kiflili¤in ayr›, ideolojinin ayr› bir yere gitme tehlikesi insanlar üzerinde ortaya ç›kmaktad›r. Meseleleri ele al›rken felsefemiz kazanma olmal›d›r. ‹nsanlar› olumlu yanlar›ndan yakalayarak gelifltirmek, ikna ve e¤itim yoluyla kitleleri seferber etmek, gönüllülü¤ün görkemlilefltirdi¤i devrimci disiplinle kolektif çal›flmay› uygulamak, bizi gelece¤e tafl›yacak oland›r. Bunun aksi, kimi dönem baz› kazançlar getiriyor gibi görünse de, esasta k›sa vadeli oldu¤u ve kayba yol açaca¤› ortadad›r. Bilinçli ve gönüllü bir mücadele kitlesi yaratmadan, bulundu¤umuz alan› bilinç ve gönüllülük temelinde organize etmeden enginleri fethetme ad›mlar›n› sürece uygun suretle atmak mümkün olmayacakt›r. Yani bizi ifade eden, ideolojimizi belirleyen üç ana hat vard›r: bilinçli ve gönüllü savaflç›l›k, kitleleri kazanma ve dönüfltürme, dürüstlük ve ilkeli olma. Bunlar görünüflte genel geçer sözler olarak görünse de, pratiklerde ve yaflam tarz›m›zda yaflan›r k›l›nmas› ve ona uygun olman›n mücadelesi zor, fakat oldukça önemli bir zorunluluktur. Nas›l yapar›m da devrimcili¤i sa¤l›kl› bir flekilde verebilirim? Bundan da öncesi, nas›l yapar›m da kendimi daha da devrimcilefltirebilirim, diye sürekli düflünmek gerekir. Yine unutmamak gerekir ki, bir fleyleri kendi bünyemizde yaratmam›flsak, y›¤›nlar›n bünyesinde yeflerip gö¤e ermesini de sa¤layamay›z. Eldeki ile yetinme, onunla idare etmeye çal›flma, önemli bir yönüyle yerinde sayma, yani gerilemedir. Dahas› için çaba sar etme, gerçekli¤imizi bu yönde zorlayarak de¤ifltirme Maoistli¤e uygun oland›r. Koflullar› anlama, bu koflullar› farkl›laflt›rarak ileriye götürme, bir an bile akl›m›zdan ç›kmamas› gereken bir perspektiftir. Çal›flma alanlar›nda ya da iliflkilerde kitlelerin siyasi-psikolojik durumlar›n› dikkate almayan, kaba-yönetsel idari tedbirlerle çal›flmay› sürdürmeye çal›flan s›¤ bak›fl aç›s›, meseleleri çözemeyecektir. Kitlelerin iradesine baflvurmayan, kitlelerin iradesini göz ard› eden anlay›fllar, k›sa vadeli ç›karlar ad›na devrimin uzun vadeli yaflamsal kanallar›n› t›kamaya yol açmaktad›r. Kitlelere “sürü” gözüyle bakan bu anlay›fllar, son tahlilde devrime zarar vermektedirler. Kitlelere kendini ifade etme, kararlarda söz sahibi olma hakk› tan›nmay›nca, inisiyatif sa¤lan›p, sorumluluk verilmeyince, kitleler mücadeleden so¤umakta ve sonuçta çürümeye terk edilmektedir. Bunu devrimcilik ad›na yapmak, sonucu de¤ifltirmemektedir, kitleleri onlar›n içinde ve bafl›nda yer al›p, bir yandan onlardan ö¤renerek e¤itmek yerine, kitleleri tepeden kumanda etmek tercih edilince bu sonuç kaç›n›lmaz olmaktad›r. Yaflam›m›z›n tüm alanlar›nda ideolojiksiyasi kimli¤imize uygun davranarak ve bu temelde oluflturaca¤›m›z kiflili¤imizi gelifltirerek hareket etmeliyiz. Enginleri fethetme ruhunu verecek olan Maoist kimli¤i, yaflam›n günlük prati¤inde içsellefltirilebildi¤imiz oranda baflar› elde edebiliriz. Bizi gelece¤e tafl›yacak bu estetik bilime dört elle sar›larak ileri at›lmal›y›z. Ali ‹hsan Özkan


güncel

2-16 Aral›k 2008 15

Yerel seçim gündemi hareketleniyor Ülkenin içerisine girdi¤i yerel seçim atmosferinde bir yandan sistem partilerinin bini bir para rezillikleri gündemi iflgal ederken, devrimci-demokratik cephede de ittifaklar tart›fl›l›yor. Yerel seçimler yaklaflt›kça, sistem partilerinin ve devrimci, demokrat güçlerin de gündemini büyük oranda iflgal etmeye bafllad›. Sistem partilerinden öne ç›kan AKP, seçimlerden kazan›m elde etmek amac›yla gerçeklefltirdi¤i, Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi konularda tart›flmalara yol açan yaklafl›mlar› ile göz önündeyken, klasikleflen kömür, makarna, al›flverifl çeki gibi ‘yard›m’lar›yla da büyük bir bütçeyi seçimlere ay›rd›¤›n› göstermifl oldu. Sistem partileri içerisinde öne ç›kan AKP, özellikle Kuzey Kürdistan illerinde DTP ile bir yar›fl halinde. DTP de yerel seçimlere yönelik haz›rl›klar›na bafllad›. Kürt sorununun çözümüne endeksli olarak, yerel yönetimlerin rollerinin artt›r›lmas›n› da ifade eden Demokratik Özerklik talebini seçim çal›flmalar›nda öne ç›karan DTP, Kuzey Kürdistan’da önceki seçimlerde AKP’ye kapt›rd›¤› belediyeleri de alaca¤›n› vurguluyor.

Kriz mi var dediniz! Devlet bütçesinden, Temmuz 2007 seçimlerinde ald›klar› oy oranlar›na göre seçim yard›m› alacak olan AKP, CHP ve MHP partileri, ülkenin de etkisi alt›na girdi¤i ekonomik kriz flartlar›nda bütçeden 162.4 milyon YTL alacaklar. AKP, Anayasa Mahkemesi’nde görülen kapatma davas›nda verilen karar›n sonucu olarak, seçim yard›m›ndan 23 milyon YTL eksikle, 69.6 milyon YTL alabilecek. Yard›mdan CHP 41.4, MHP ise 21.4 milyon YTL alacak. ‹zmir, Amed, Dersim gibi illeri hedefine koyan AKP’nin, ‹zmir için 2.5 milyon YTL’lik bütçe ay›raca¤›, CHP’nin ise bu ile 4 milyon YTL’lik bütçe ay›raca¤› belirtiliyor.

Demokrasi güçleri haz›rl›klara bafllad›

AKP yoksullaflt›r›p sadaka da¤›t›yor 2002 y›l›ndan bu yana hükümette bulunan AKP, ‘sosyal devlet’ olma sorumlulu¤uyla(!), kenarda köflede kald›¤›n› iddia etti¤i yoksullara ‘yard›m elini uzat›yor’. ‹zlenen azg›n sömürü politikalar› nedeniyle, ‘açl›k s›n›r›’n›n alt›nda yaflayan milyonlarca kifliyi kenarda köflede kalm›fllar fleklinde de¤erlendirerek manipülasyon yapan AKP, iflçi-memur ücretlerini ve sosyal haklar›n› iyilefltirmek yerine, sadaka da¤›tmay› ‘sosyal devlet’ sorumlulu¤u olarak addediyor. Seçim yat›r›m› olarak bilinen bu sadaka da¤›tma faaliyetlerinde AKP yaln›z da de¤il. Hükümete geldi¤i 2002 y›l›ndan bu yana, ayn› anlay›fltaki ‘yard›mlaflma’ derneklerinin say›s›nda ve faaliyetlerinde de art›fl gözlenir oldu. Kendilerini ‘yard›m kuruluflu’ olarak tan›tan bu dernekler, emperyalizmin güdümü alt›ndaki hükümetin izledi¤i politikalar sonucu ekonomik ve sosyal y›k›m› yaflayan halka ‘sadaka’ verir gibi, g›da, yakacak ‘yard›mlar›nda’ bulunuyorlar. Amerika’da yaflayan ve bu emperyalist gücün emrinde dünyaya aç›lan Fethullah Gülen’in ülkemizdeki takipçileri olan bu çevreler, Gülen cemaatinin ve dolay›s›yla Amerikan emperyalizminin siyasi ç›karlar›na göre konumlan›yorlar. Gülen’in arkas›nda bulundu¤u AKP de, t›pk› cemaat dernekleri gibi, devlet bütçesinden sadaka da¤›t›yor.

‘Kömür torbas›n›n ucundan tutar m›s›n›z say›n valim’! Tek bafl›na hükümet olman›n avantajlar›n› kullanan AKP, devlet kurumlar›n›n ço¤unda kadrolaflt›¤› gibi, illerin en üst düzeyde sorumlusu olan valilikleri de elinde bulunduruyor. Tüm illerde AKP politikalar›n› hayata geçiren valiler de yerel seçimler öncesi bu süreçte, AKP’ye çal›fl›yor. Amed gibi illerde devletin valisi, AKP’nin Baflbakanl›k eliyle da¤›tt›¤› kömürleri bizzat elden da¤›t›yor. Valilere “vatandafl›n kap›s›n› çal›n, gerekirse kömür kamyonunun floför mahalline oturun, siz gidin da¤›t›n” diyen Baflbakan Erdo¤an, ‘yerel seçimlere yat›r›m yap›yor’ yönündeki elefltiriler için de, “Beni elefltirdiler. Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi kömür da¤›t›r m›, dediler. Ben da¤›t›yorum, tabii ki benim valim de da¤›tacak” dedi. Erdo¤an, “Kömür da¤›t›yoruz, ders kitab› da¤›t›yoruz, ihtiyaç sahiplerine g›da da¤›t›yoruz, yiyecek da¤›t›yoruz. Söyledikleri flu; ‘Siz bunu parti propagandas› yapmak için da¤›t›yorsunuz.’ Bu devlet Anayasada nas›l tan›mlan›yor: Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti. Sosyal bir hukuk devleti ne demek? Sosyal bir hukuk devleti bu demek iflte, bu" diyor. Kömürü, makarnay› sadaka verir gibi da¤›t›nca sosyal bir hukuk devleti olunuyormufl!

Yerel seçimlere do¤ru yaklafl›rken sistem partilerinin 盤›rtkanl›klar› bir yana, devrimci, demokrat çevrelerin de gündeminde yerel seçimler bulunuyor. Yerel seçimlere dair nas›l bir politika izlenece¤i, ittifaklar›n hangi temelde sa¤lanaca¤›, yerel yönetimler konusunda nas›l bir program oluflturulmas› gerekti¤i gibi konular bu cephedeki kesimler taraf›ndan seçimlerden aylar önce tart›fl›lmaya baflland› bile. Mart 2009’da yap›lacak olan yerel seçimlere yönelik olarak devrimci, demokrat cephede yer alanlar aras›nda kimi kesimler bu süreçte izleyecekleri politikalar› belirlemifl bulunuyor ve flimdiden yerel seçim programlar›n› kamuoyuna aç›klam›fl bulunuyorlar. Bu cephede de yo¤un bir yer edinen yerel seçim gündemi, ittifaklar›n nas›l, kiminle ve hangi ilkelerle yap›laca¤› fleklinde tart›flmalara da sahne oluyor. Görüflmelerin, temaslar›n sürdü¤ü birçok yerde, ittifaklar ve seçimlerde aday belirlemeye yönelik dar ve genifl toplant›lar gerçeklefltiriliyor.

‘Kendi toplumsal sistemimizi örüyoruz’ Bu süreçte ‘demokratik özerklik’ program›yla hareket eden DTP, yerel seçimlerden de hareketle gelece¤e yönelik hesaplar›n› flu sözlerle özetliyor: ‘Kendi toplumsal sistemimizi örüyoruz’. Yerel seçimler gündeminde kritik bir noktada durdu¤u için önceki say›m›zda güncel politik durum hakk›nda görüfllerini ald›¤›m›z DTP Amed ‹l Baflkan› Necdet Atalay’›n ‘Demokratik Özerklik’ projesinin özüne iliflkin sorumuza verdi¤i yan›tlar DTP’nin mevcut gündemi ele al›fl›n›n anlafl›lmas› noktas›nda yard›mc› oluyor: “Devlete ra¤men kendi toplumsal düzenimizi örmeye çal›fl›yoruz. Köylerde ‘komün’, mahallelerde ‘mahalle meclisleri’, Bölge genelinde ‘bölge meclisi’… Hepsi, ‘Demokratik Özerklik’ dedi¤imiz projenin toplumsal altyap›s›n› oluflturmay› hedefliyor. Özgür yurttafl bilinciyle, yurttafl›n hayat›n›n bütününe dair söz ve karar sahibi olmas› felsefesiyle bu çal›flmay› yürütüyoruz. Bu sistemimizde, her din, kimlik, mezhep, s›n›f ve cins kendini ifade edebilir.”

‘Belediyeler özerkleflmeli’ 2004 y›l›ndaki yerel seçimlerde Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki tüm iller aras›nda yaln›zca il düzeyinde kad›n belediye baflkan› olan tek il Dersim olmufltu. Seçimlere SHP ad›yla giren ve DTP taraf›ndan merkezi atamayla adayl›¤› belirlenen Songül Erol Abdil, seçimler öncesinde yap›lan propagandan›n aksine, bu ilin di¤er demokratik güçleriyle ‘demokratik güç birli¤i’ni sa¤layamad›. Seçimlerdeki rekabet ortam›n›, belediyenin faaliyetlerine de yans›tma zay›fl›¤›n› gösteren Abdil, bu seçimlerde aday olmayaca¤›n›, bunun kendi tercihi oldu¤unu aç›klad›. Abdil, “Gelen aday›m›z›n da partimizin yerel yönetimlere bak›fl aç›s›yla çal›flmalar›na devam edece¤ine inan›yorum. Bu görevi bir kad›n arkadafla devretmenin mutlu¤unu yafl›yorum. fiuna kesin bak›yorum, DTP’nin baflkanl›¤›nda burada bu görev devam edecek. Her fleyden önce bizim Türkiye’den flöyle bir beklentimiz var. Kat› merkezi yöntemin de¤ifltirilerek, yerel yönetimlerin özerkleflmesi ve bu ba¤lamda da Kürt sorununun çözülmesi gerekiyor. Belediyecilik sadece hizmet üretmek de¤il, ayn› samanda Türkiye’nin demokratik yap›s›n› güçlendirecek çal›flmalar da yürütülmeli” dedi.

dan da onaylanm›fl oldu. Benzer bir geçifli SHP’li ve ‘sosyal demokrat a¤abey’ olarak de¤erlendirilen Ercan Karakafl da yapt›.

Devrimci-demokrat kesimler ittifak aray›fl›nda Reformist soldaki Özgürlük ve Dayan›flma Partisi (ÖDP), çat› partisi tart›flmalar› üzerinden do¤acak ittifaklara desteklerini sunaca¤›n› aç›klamakla birlikte, yerel seçim politikas›n› belirleyerek örgütlülüklerine gönderdi¤i yaz›da yerel platformlar›n kurulmas›n› öngörüyor. Yerel inisiyatife dikkat çeken ÖDP, AKP’ye ve “statükocu sola karfl› solun ortak adaylar›n›n belirlenmesi” karar›n› deklare etmifl oldu. Di¤er bir sol güç Halk Evleri, geçmifl seçimlerde izledi¤i politikadan farkl› bir politika gelifltirmeyece¤ini deklare etti. Yerel seçimlere dair politikas›n› her ne kadar kamuoyuna duyurmasa da Halk Evleri, AKP’ye karfl› Ankara’da Murat Karayalç›n’› destekleyece¤i yönünde imalarda bulunarak, CHP-SHP ittifak›na s›cak bakt›¤›n› gösterdi. Geçmifl seçimlerde DTP öncülü¤ündeki ‘demokratik güç birli¤i’ içerisinde yer alan Emek Partisi, bu seçimlerde t›pk› ÖDP gibi çat› partisi eksenli bir ittifak› gelifltirece¤ini söylüyor. Her zaman için yerel seçim politikalar›n›n oldu¤unu aç›klayan EMEP Genel Baflkan› Levent Tüzel, demokratik ve halkç›, halk›n taleplerine sayg›l› ve bu talepleri yerine getirecek bir belediyecilik anlay›fl›n› savunduklar›n› aç›klad›. Tüzel, seçimlerde yukar›dan de¤il, yerellerden belirlenmifl sol adaylar› destek-

AKP’ye karfl› dönemsel pragmatist ittifaklar DTP, ‘demokratik özerklik’ program› ve ‘kendi toplumsal sistemimizi örüyoruz’ söylemiyle Kürt illerinde mitingler, toplant›lar düzenlerken, Kürt sorununun çözümü noktas›nda devletin geleneksel yaklafl›m›n› da sopa olarak elinde bulunduran AKP’ye belediyeleri kapt›rmamay› ve daha çok belediye kazanmay› hedefliyor. 2004 y›l›nda yap›lan önceki yerel seçimlerde ‘demokratik güç birli¤i’ politikas›yla ittifak yelpazesine Murat Karayalç›n’l› SHP’yi de dahil eden DTP, önümüzdeki seçimlerde bu kez çat› partisi tart›flmas› etraf›nda toplanan kesimlerle ittifak kurmay› hedefliyor, bu ittifakta SHP bulunmuyor. Düzen partisi SHP, önceki seçimlerde izledi¤i siyasetin tersine, ›rkç› söylemlerini t›rmand›ran CHP ile, AKP karfl›tl›¤› temelinde birleflti. Bu birleflim, izlenen ›rkç› politikalar›n yans›mas› olarak CHP çevresinde de, SHP’nin Kürt ulusal hareketi ile yapt›¤› ittifak nedeniyle rahats›zl›k yaratm›fl durumda. CHP’nin teklifi üzerine Ankara Büyükflehir Belediyesi için Melih Gökçek karfl›s›nda aday olmay› kabul eden SHP Genel Baflkan› Murat Karayalç›n, bunun üzerine CHP’ye geçti. Karayalç›n’›n geçifli, partisi SHP taraf›n-

Türkiye Komünist Partisi (TKP) de, yerel seçimlerde ‹l Genel Meclisi seçimlerine TKP ad›yla ve Yurtsever Cephe örgütlerinin belirledi¤i adaylarla kat›laca¤›n› aç›klad›. Belediye Baflkanl›¤› ve Belediye Meclisi üyelikleri için yap›lacak seçimlerde ise, belirli ilkeler etraf›nda solun ortak adaylar›n›n belirlenmesi ve seçimi için ortak çal›flma yürütmeyi düflünüyor. Bunun yan›nda, yerelleflme ve yerellerde halk›n taleplerinin ve kendi inisiyatifinin sa¤lanmas›n›n önemine dikkat çekiyor. Bir tak›m ilkeler çerçevesinde ittifaklar yap›labilece¤ini kaydeden TKP, düflündükleri sol ittifak içerisinde sosyal demokrat partilerin hesaba kat›lmayaca¤›n› söyledi. Çat› partisi tart›flmalar›n› yürüten bileflenler yerel seçimler noktas›nda somut ad›mlar atmaya haz›rlan›yor. Bileflenler, 13-14 Aral›k tarihlerinde ‹stanbul’da yap›lacak bir konferans ile emek ve demokrasi güçlerinin birlik sorununu tart›flmaya haz›rlan›yor. Öte yandan demokrasi güçlerinden EHP, SEH, Halkevleri, KÖZ, DS‹P, TÖP, Sosyalist Parti, SDP, EMEP, ÖDP, DTP, SODAP, Anti-kapitalist, Kald›raç, ESP, DHF, TKP, D‹P Giriflimi, HKM, Halk Cephesi, BDSP 19 ve 28 Kas›m tarihleri aras›nda bir araya gelerek yerel seçimlerde birli¤i tart›flt›lar.

DHF: Halk›n ç›karlar›n› temsil edecek bir program ve demokratik birlik anlay›fl› Yerel seçimleri, aylar öncesinden gündemine alan demokrasi güçlerinden Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) da yerel seçimlere dair politikas›n› kamuoyuna deklare etti. DHF Merkez Yönetim Kurulu yapt›¤› yaz›l› aç›klamada, yerel seçimlere dair iki temel yönelimlerinin oldu¤unu belirtti. Geçmiflte yeni demokrasi mücadelesi içersinde bulunmufl, bugün mücadele içerisinde aktif olarak bulunmasa da duruflundan taviz vermemifl kiflilerle süreci de¤erlendirme ve ortak bir hareket yaratma ile bu olgunlaflmaya paralel olarak anlay›fl ve program zemininde demokrasi güçlerinin birli¤ini sa¤lama; DHF Merkezi Yerel Seçim Komisyonu’nun önüne koydu¤u iki temel yönelimi oluflturuyor. Bu yönelimleri için uzun süreden beri ‹stanbul, Ankara, ‹zmir ve Dersim merkezli toplant›lar gerçeklefltirdi¤ini aç›klayan DHF, yerel seçimlere yönelik izlenen politikan›n di¤er devrimci-demokrat kurumlarla paylafl›ld›¤›n› söyledi.

CHP türbanl›ya, AKP bafl› a盤a rozet tak›yor Sistem partileri iflgal ettikleri vitrinde günde bir rezilli¤i gözler önüne seriyorlar. Erdo¤an’›n sosyal bir hukuk devleti ile ilgili gülünç ifadelerine prim veren anlay›fl›, bu kez de bir di¤er sistem partisi CHP ile yürüttü¤ü rekabet ortam›nda vitrine tafl›nan türban sorununda teflhir oldu. Sözde laiklik bayra¤›n› tafl›yan CHP de bu rekabet ortam›nda izledi¤i politikalar ile faflist yüzünü iyiden iyiye teflhir ediyor. Irkç›l›kta bilinen çevreleri de bu süreçte geride b›rakan CHP, ‘laiklik elden gidiyor’ 盤›rtkanl›¤›n› yapt›¤› türban sorunun tart›fl›ld›¤› günlerin üzerinden daha çok zaman geçmemiflken, seçimlere yönelik olarak, partisinin rozetini kameralar karfl›s›nda kara çarflaflara bürünmüfl kad›nlara takt›. Bunun ard›ndan AKP de bofl durmayarak, parti rozetini kameralar›n karfl›s›nda bafl› aç›k kad›nlara takt›. Rezilli¤in bin türlüsünü her gün k›yafet de¤ifltirir gibi giyinip kuflanan sistem partileri vitrinlerde halk› aldatmay› sürdürüyor.

leyeceklerini söyledi. SHP’li (art›k CHP’li) Karayalç›n’›n adayl›¤› için, partiden çok, program›n önemli oldu¤unu vurgulayan Tüzel, düflünülen çat› partisi tart›flmalar›n›n bileflenleri ve di¤er sol partilerle ortak aday belirlemek için görüfltüklerini ifade etti.

‘CHP-SHP gericili¤ine teslim olmayal›m’ Sömürü düzeninin AKP sahtekarl›¤›na ve ‘AKP karfl›tl›¤›’ üzerinden var etmeye çal›flt›¤› CHP-SHP gericili¤ine teslim olunamayaca¤›n›n alt›n› çizen DHF, bir taraftan AKP gericili¤inin halka ‘umut’ olarak sunulmaya çal›fl›ld›¤›n›, di¤er taraftan da ‘laik devlet elden gidiyor’, ‘bu ülkeyi gericilere b›rakmayaca¤›z’ söylemleriyle ezilen halklar›n CHP-SHP gericili¤ine yedeklenmek istendi¤ini aç›klad›. Bu gerici sald›r›lara alternatifin, demokrasi güçlerinin anlay›fl ve program eksenli birlikteli¤i oldu¤unu söyleyen DHF, sald›r›lar karfl›s›nda en geçerli çözümün halkla birlikte yarat›labilece¤ine dikkat çekti.

‘Merkezi ve program zemininde bir birliktelik esas olmal›’

Demokrasi güçleriyle en genifl birlikteli¤in sa¤lanmas› gerekti¤ine vurgu yapan DHF, esas olan›n ‘güç birli¤i’ ya da ‘eylem birli¤i’ de¤il, halk›n merkez al›nd›¤› anlay›fl ve program zemininde bir birliktelik oldu¤unun alt›n› çizdi. DHF, yerel seçimlere dair temel yönelim ve politikalar›na dair aç›klamas›nda flunlara de¤indi: Bu birliktelik yerel seçim sonras›nda da devam etmelidir. Bu hedefe ulaflabilmek için demokrasi güçlerinin birli¤i tart›flmalar› merkezi toplant›larla s›n›rl› kalmamal›d›r. Merkezi birli¤in süreklili¤i, yerel platformlar oluflturulmas› ve demokrasi güçlerinin birli¤inin, halk›n kat›l›m›n›n sa¤land›¤› pratik bir faaliyet içerisinde olanakl›d›r.

‘Adaylar ve program halk›n inisiyatifiyle belirlenmeli’ Toplumun farkl› kesimlerinin, bulunduklar› yerleflim alanlar›nda kendi yerel yönetimlerini yaratma sürecine aktif bir flekilde kat›lmalar›n›n sa¤lanmas›n›n zorunlu oldu¤unu belirten DHF, Halk Meclislerinin oluflturularak halk›n yönetime kat›lmas›n› sa¤lamay›, söz, yetki ve karar›n halka verilmesini yerel seçimlerdeki en önemli hedefi olarak gördü¤ünü ifade ediyor. Bu do¤rultuda, ‘2009 yerel seçimleri öncesinde oluflturulacak genel bir program ile her seçim birimi için o seçim çevresinde oluflturulacak somut seçim programlar›, mahallede yaflayan herkesin kat›l›m›na ve müdahalesine olanak verecek bir tart›flma süreci içerisinde belirlenmelidir’ demekte. Seçim esas›na uygun olarak belirlenmifl olan ve seçimleri kazanan adaylar›n, yönetim süresi içerisindeki tüm faaliyetlerde, oluflturulan programa uygun hareket etmeyi taahhüt etmesinin önemine de¤inen DHF, seçilen kiflilerin halk meclislerine ve halka karfl› sorumlu olmas›na ve bu sorumlulu¤un gere¤inin pratik olarak ortaya konmas› gerekti¤ine vurgu yap›yor.


Sahibi ve Yaz› ‹flleri Müdürü: Hakan ERTEN Yay›n Türü: Yayg›n Süreli Yönetim Yeri: Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No:20 Daire:2 Beyo¤lu/‹stanbul Tel: (0212) 243 91 92

BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel:(0212) 238 37 76 Faks:(0212) 238 37 96 Bask›: SM. Matbaac›l›k Adres: Çobançeflme Mah. Sanayi Cad. Altay Sokak NO:10 A Blok Yenibosna Bahçelievler-‹ST. Tel ( 0212) 654 9418

‹ZM‹R: 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27 Kat:8/802 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63  KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Dai-re:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63  MERS‹N: Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3  MALATYA: Dabakha-ne mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97  KONYA: B. Hekim Mah. Kale Önü Sokak NO:2-7 Meran Tel Fax: : (0332) 351 59 55  AMED: ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:4 No:109 Da¤kap›/Amed  AT‹NA: Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: yunanistan_devrimcidemokrasi@yahoo.com.tr  YD TEMS‹LC‹ L‹⁄‹: Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND Tel: 0049 175 642 00 27- e-mail: d.demokrasi@googlemail.com

On binlerin öfkesi AKP’yi te¤et geçmedi

KONUK YAZAR Naz›m ALPMAN Hofl görmeyelim hofl görmesinler Türkiye’nin az say›da kalm›fl az›nl›k topluluklar›n›n bir arada yaflad›¤› özelde Güneydo¤u, genelde de Türkiye için iftiharla yapt›¤›m›z bir sunum vard›r: Hoflgörünün doyas›ya yafland›¤› bu topraklarda! Ne demektir hoflgörü? Yap›lan bir hataya affedici bilgelik içinde yaklaflmak. Türk Dil Kurumu’nun 1974 bas›m› eski sözlü¤ünde “hoflgörü” karfl›s›nda flunlar yaz›yor: “Her fleyi anlay›flla karfl›layarak, olabildi¤i kadar hofl görme durumu, tolerans, müsamaha.” Bir foto¤raf karesine ayn› anda cami, kilise, havra gibi farkl› dinlerin ibadethanelerinin girebildi¤i Mardin"in son y›llardaki fiyakal› slogan› flöyledir: -Hoflgörünün baflkenti! Yani? Bak›n iflte buras› Müslüman bir ülkenin topraklar› ol-

ANKARA- On binlerce iflçi, iflsiz, emekçi, ö¤renci krizin bedelini ödememek için, iflsizli¤e, yoksullu¤a ve zamlara karfl› Ankara’daki mitingde bulufltu. Kamu Emekçileri Sendikalar› Konfederasyonu (KESK) ve Devrimci ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu (D‹SK)’nun “Emek, Bar›fl ve Demokrasi Mitingi”ne ça¤r›s›yla bir araya gelen on binlerce kifli, krize karfl› emek cephesini yükseltme karar› ald›. 29 Kas›m günü yurdun çeflitli illerinden gelen kitle, sabah›n erken saatlerinde Ankara Hipodrom’da topland›ktan sonra S›hhiye Meydan›’na do¤ru yürüdü. D‹SK ve KESK’in ça¤r›s› ile birçok siyasi parti ve kitle örgütünün kat›l›m›yla Ankara’da yap›lan mitingte, iflçi ve emekçiler krizin bedelini ödemeyeceklerini hayk›rd›lar. Merkezi kat›l›mla gerçekleflen mitingde, Demokratik Haklar Federasyonu’da, bu hayk›r›fla ses katanlar aras›nda yer ald›.

Krize karfl› emek cephesi Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an’›n “kriz yok” diyerek kriz karfl›s›nda emperyalist-kapitalist ülkelere ra¤men ülkemizin en az derecede etkilenece¤ini bildirdi¤i flu günlerde, halk›n omzuna yüklenen faturalar durumun hiç de öyle olmad›¤›n› gösteriyor. Elektrik, do¤algaz ve temel g›da maddelerine yap›lan zamlar, krizin faturas›n›n emekçiden ç›kar›lmak istendi¤ini kan›tl›yor. “‹flçiler, iflsizler, ö¤renciler, çiftçiler ve emekçiler olarak krizin faturas›n› ödemeyece¤imizi hayk›rd›k” diyen D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, krize karfl› blok bir cephe olarak direnme zaman› oldu¤u mesaj›n› verdi. Kriz konusunda çözüm önerilerini Baflbakanl›¤a sunduklar› halde anlayan ç›kmad›¤›n› söyleyen Çelebi, Baflbakan’›n, sadece ifl verenleri ve sermayeyi kurtaracak önerilerde bulundu¤unu vurgulad›. Çelebi, sermaye sald›r›lar›na karfl› tüm emek örgütlerini ortak talepler etraf›nda birleflmifl bir ‘emek cephesi’ kurmaya ça¤›rd›.

‘Mecbur de¤iliz’ Krizden kurtulman›n çaresi olarak hükümetin kamu kaynaklar›na gözünü dikti¤ini belirten KESK Genel Baflkan› Sami Evren, “Biz batarsak, herkes periflan olur, bizi kurtarmaya mecbursunuz” diyen sermayedarlara, “Sizlere mecbur de¤iliz” yan›t›n› verdi. Krizin, kontrolsüz sermaye hareketleri nedeniyle yafland›¤›na dikkat çeken Evren, konuflmas›na flöyle devam etti: “Sermaye kesimleriyle, küresel flirketlerle, IMF’yle, Dünya Bankas›’yla dost olmay› baflaran AKP iktidar›, kendi yurttafllar›yla, iflçi, kamu emekçileriyle, köylülerle, Alevi ve Kürtlerle dost olmay› baflaramam›flt›r.” Birleflmifl Milletler taraf›ndan aç›klanan 2008 y›l› ‹nsani Geliflmifllik Raporu’na göre ülkemizin 117 ülke aras›nda 84’ün-

mas›na karfl›n kiliseler, havralar, manast›rlar, H›ristiyan

M‹T‹NGDE POL‹S SALDIRISI: Yo¤un kat›l›m nedeniyle arama noktalar›n›n genifl tutuldu¤u mitingde üstünü aratmak is-

mezarl›klar› oldu¤u gibi duruyor.

temeyen bir gruba polis sald›r›da bulundu. Gruba önce coplarla sald›ran polis, daha sonra gaz bombas› atarak ortam› provoke etti. Kitlenin karfl›l›k vermesiyle yaflanan çat›flma ara sokaklara s›çrad›. Polis Strazburg Caddesi’nde havaya atefl açt›. “Zam, zulüm, iflkence, iflte AKP” sloganlar›n›n at›ld›¤› mitingde polis, halka, gazl› iflkencede bulunurken, miting sonras›nda bile birkaç kiflinin polis sald›r›s›yla yaraland›¤› ö¤renildi. Ayr›ca E¤itim-Sen Ankara 2 No’lu fiube Baflkan› Tu¤rul Çulfa, yürüyüflün bafl›nda görevli oldu¤u ses arac›n›n üzerinde köprünün alt›ndan geçerken bafl›n› köprüye çarpt›. Beyin kanamas› geçirdi¤i ö¤renilen Çulha’n›n hastaneye kald›r›ld›¤› ve hayati tehlikesinin devam etti¤i bildirildi.

Onlara hoflgörü gösteriyoruz! 2000’li y›llara yeni girmifltik. Mardin’de Valilik rehberli¤inde kent gezisi yapan kalabal›k bir gazeteci grubu ile birlikte rehberimizi dinliyorduk: -Buras›››› hoflgörünün baflkentiiiii. Kiliseleriiiiii, havralar›-

cü oldu¤unu kaydeden Evren, AKP’nin, gerçekleri rakamlar arkas›na gizledi¤ini, do¤rular› söylemedi¤ini ifade etti.

‘Biz bu gemide birlikte de¤iliz’ Önce “Kriz bizi te¤et geçecek”, “Ümü¤ümüzü s›kt›rmay›z” diyen Baflbakan’›n, daha sonra IMF’yle anlaflmaya gitmesi karfl›s›nda, bu krizin kendilerinin krizi olmad›¤›n› alanlarda hayk›ranlara Baflbakan’›n sözlerinin ne kadar inand›r›c› oldu¤unu sorduk. Sosyal-‹fl Sendikas› Ankara fiube Baflkan› Tahsin Osan, Baflbakan’›n kriz karfl›s›nda iyimser mesajlar vermesini “Do¤ru fleyler söylemiyorlar, ‘ayn› geminin yolcular›y›z, bu gemi batarsa birlikte batar›z’ gibi sözleri bizlere yedirmeye çal›fl›yorlar. Biz onlarla bu gemide birlikte de¤iliz. Bu kriz, bizim krizimiz de¤il. ‘Bu krizin bedelini birlikte ödeyelim’ diyorlar, biz de buradan onlara yan›t veriyoruz: Bu krizin bedelini biz ödemeyece¤iz” fleklinde elefltirdi. Osan, krizle bafla ç›kman›n yolunun mücadeleden geçti¤ini söyledi. AKP’nin yürüttü¤ü politikalara raz› olmayacaklar›n› vurgulayan KESK Genel Sekreteri Emir Ali fiimflek ise, ötekilefltirilmifl kesimlerin bugün alanda bulufltuklar›n› ifade etti. Memlekette kriz yoksa, 200 bin dolay›nda iflten atmalar›n, yap›lan zamlar›n ne anlama geldi¤ini soran fiimflek, Baflbakan’›n kötümser tablo karfl›s›ndaki sözlerine, ‘kargalar›n bile gülece¤ini’ aktard›. Krize karfl› emekten yana bir program›n ortaya ç›kart›lmas›n›n önemine de¤inen fiimflek, emekçilerin birleflik mücadeleye ihtiyaç duydu¤unu dile getirdi. KESK ve D‹SK’in, krize karfl› öneri ve programlar›n›n do¤ru bir yaklafl›m çerçevesinde oldu¤unu söyleyen fiimflek, bu ülkede yaflanan kaosa ve anti-demokratik uygulamalara karfl› benimsedikleri yaklafl›m›n her kesimden insan taraf›ndan benimsenece¤ini ifade etti.

“Var olanla yetinmemek laz›m” Bugünkü kitleselli¤e bir bafllang›ç olarak bakmak gerekti¤ini söyleyen D‹SK Nakliyat-‹fl Baflkan› Ali R›za Küçükosmano¤lu, bu kitleselli¤in devam›n›n getirilmesi gerekti¤ine dikkat çekti. ‹fl-

çi ve emekçilerin kendi güçlerine güvendi¤i oranda daha etkili sonuca gidilece¤ini bildiren Küçükosmano¤lu, “Var olanla yetinmemek laz›m, ileriye tafl›mak laz›m. Bu krize çözümü, sosyal programla ya da sadece D‹SK ve KESK’ten bir mücadeleyle yetinmemek, iflsizli¤e, yoksullu¤a ve krize karfl› mücadeleyi s›n›fsal mücadeleden ba¤›ms›z, tek bafl›na ekonomik ve demokratik mücadeleyle s›n›rland›rmamak laz›m.” dedi.

››››, camileriiiii. Bir lise ö¤retmeni, Vali’nin huzurunda g›rtla¤›n› paralayarak Mardin üzerinden “hoflgörü” gazelleri okuyordu. Ö¤retmen bir ara nefes almak için sustu. Sevgili Duygu Asena her zamanki içtenli¤inde (patavats›zl›k olarak da görülebilir) sordu:

‘Yerel seçimlerde tokat atmam›z gerekiyor’

-fiu gördü¤ümüz kilisenin cemaati var m›?

Mitingin kat›l›mc›lar› aras›nda yer alan DTP fi›rnak Milletvekili Hasip Kaplan, krize karfl› emek cephesi içerisinde herkesin, tüm muhalefet kesimlerinin, Kürt’ünün, Alevi’sinin, devrimcisinin, sosyalistinin, sosyal demokrat›n›n birlefltirilmesi gerekti¤ini belirtti. Meydanlar›n krize karfl› önemli, ancak yeterli olmad›¤›n› vurgulayan Kaplan, “Mecliste bütçe görüflmeleri var, sesimizi ç›kartaca¤›z ama yeterli de¤il. Önümüzde yerel seçimler var. Bu sorumsuz iktidara gücümüzü birlefltirerek yerel seçimlerde bir tokat atmam›z gerekiyor ki kendilerine gelebilsinler” fleklinde konufltu. Emekçilerin meydanlarda ses verip yayg›nlaflan yerel seçimlerde tav›r koymas› gerekti¤ine vurgu yapan Kaplan, meclise ve bu muhalefete güvenmememiz gerekti¤ini ifade etti.

-Hay›r!

Mitinge kat›lan DTP Amed Ba¤›ms›z Milletvekili Ak›n Birdal, ekonomiyle demokrasiyi iliflkilendirmeyen bir iktidar›n her zaman ekonomik olarak çöküfle ve kitleleri yoksullu¤a itmesinin kaç›n›lmaz oldu¤unun alt›n› çizdi. Birdal bugünkü mitingin, ekonomik, sosyal haklar ve mücadele kanallar›n›n bugüne kadar kapat›lm›fll›¤›n›n bir sonucu oldu¤unu belirtti. “Ücretler afla¤› çekilirken di¤er tüm tüketim maddelerinin fiyatlar›n›n yükseltilmifl olmas› krizi derinlefltirecektir” diyen Birdal, çözümün emek, demokrasi ve bar›fl güçlerinin sand›¤a ak›fl›n› ortaklaflt›rmaktan geçti¤ini vurgulad›. Birdal, “Buradaki güçler ayr› sand›klara akacaklarsa bunun bir anlam› yok. Önümüzde bir hedef var; yerel seçimler. Bu gücü ayn› hedef için; bar›fl, emek ve demokrasi için harakete geçirmeliyiz” fleklinde konufltu. Son olarak ortak siyasi bir irade yaratman›n gereklili¤ine de¤inen Birdal, tek bafl›na kurtuluflun anlaml› olmad›¤› görüflünü bildirdi.

mi söylemin a¤z›n› t›kayarak flöyle dedi:

-Peki sa¤›m›zdaki kilisenin? -Maalesef o da kapal›. -Sinagog aç›k m›? -De¤il! -Yandaki kilisede ibadet yap›l›yor mu? -Yap›lm›yor, yaz›n özel günlerde aç›l›yor. Duygu yine içtenli¤ini konuflturup ö¤retmenin ve res-

-Hepsini kovalam›fl›z, niye böyle avaz avaz ba¤›r›yoruz ki hoflgörü, hoflgörü diye? Ortam yaz s›ca¤›nda buz gibi oldu. Kent gezisi sessizce serbest dolafl›m haline dönüfltü, Vali ve resmi heyet gruptan ayr›ld›, biz de Mardin normallerine döndük. Hoflgörü, az›nl›k muhataplar› aç›s›ndan hazmedilmesi zor bir kavram olarak karfl›m›zda duruyor. Askeri komut sertli¤inde “hoflgörü” diye hayk›rmak, üstelik bunu da olur olmaz yerlerde b›kt›r›c› bir s›kl›kla tekrarlamak baflka fleyleri ima ediyormufl izlenimi uyand›r›yor: Asl›nda bizim sizi gebertmemiz laz›m ama flükredin ki,

karfl› örgütlenme ve mücadele ça¤r›s›nda bulundu.

Kitleler emperyalist tahakküme yan›t verdi

Yaflanan ekonomik krizin faturas›n› halka Demokratik Haklar Federasyonu, 29 Kas›m’da Ankara’da gerçekleflen ve provoke edilmek istenen mitinge dair yapt›¤› yaz›l› aç›klamada, on binlerce emekçinin bir araya gelerek emperyalist tahakküme ve siyasi iktidar›n ekonomik-sosyal y›k›m politikalar›na anlaml› bir cevap verdi¤ini söyledi. On binlerce emekçinin demokratik haklar› için bir araya gelifli karfl›s›nda kolluk kuvvetlerinin provoke edici tutum ve davran›fl sergiledi¤ini belirten DHF, emekçilerin buluflmas›na gölge düflürmek ve eylemi terörize etmek isteyenlerin, Halk›n demokratik haklar› için mücadelesini engelleyemeyece¤ini ifade etti. Kolluk kuvvetlerinin bilinçli tutumlar› sonucunda meydana gelen çat›flmada, aralar›nda kendi üyelerinin de bulundu¤u birçok kiflinin yaraland›¤›n› kaydeden DHF, burjuva medya kanallar›nda eylemin, içeri¤inin ve niteli¤inin farkl› flekilde lanse edildi¤ine, emekçilerin ‘teröristler’ olarak gösterildi¤ine dikkat çekti. Aç›klama, “Halk›n yoksullu¤a, iflsizli¤e, zamlara, türlü zorbal›k politikalar›na ve provokasyonlara karfl› hakl› mücadelesi hiçbir flekilde engellenemeyecek, karalanamayacakt›r” sözleriyle bitirildi.

ödetmek isteyenlere karfl›, demokratik hakDHF’liler, “Zam, zülum, iflkence, iflte faflizm”,

Farkl› inançlar›ndan ötürü hoflgörü gösterdi¤imiz(!) in-

“Yaflas›n demokratik haklar mücadelemiz”,

sanlar bu topraklarda bizlerden 1000 y›l önce de yaflam›yorlar m›yd›?

“Direne direne kazanaca¤›z”, “Yaflas›n halk-

Diyarbak›r’daki Meryemana Kilisesi’nde ‹sa’dan önceki

lar›n kardeflli¤i”, “Yap›lan zamlar geri çekil-

y›llara ait ibadethanenin izleri dik dik duruyor.

sin”, “Birlik, mücadele, zafer” sloganlar› att›. Demokratik Gençlik Hareketi de “Fabrikalarda, Tarlalarda, Okullarda, Yaflas›n Yeni De-

ken, miting alan›na da “A¤alar›n, Patronlar›n Zulüm Saltanat›na Karfl› Halk›n Hakl› Kavgas›n› Örgütleyelim” fliar›n›n yaz›l› oldu¤u pankart›n› asarak, kitlelere, kriz üreten sisteme

hoflgörü hat›rlatmas› yapmak hem amac›na hizmet edicilikten uzaklaflt›r›yor, hem de ay›p oluyor!

hiçbirimiz”, “Paras›z sa¤l›k, paras›z e¤itim”,

Demokratik Haklar Federasyonu mitingde, “Krize, ‹flsizli¤e, Yoksullu¤a, Zorbal›¤a Karfl› Halk›n Hakl› Mücadelesini Örgütleyelim!” pankart›yla yürüyüfl kolundaki yerini al›r-

‹nsan›n kafatas›n› çatlatan 5x10’luk kalaslarla sürekli

lar mücadelesini yükseltme ça¤r›s› yapan

“Kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya

DHF: Halk›n hakl› kavgas›n› örgütleyelim

biz hoflgörülüyüz!

Hem sonra Hrant Dink’i öldürtüp, Malatya katliam›n› yapan, ‹talyan Rahip Santoro’yu kurflunlatt›ktan sonra;

mokrasi Mücadelemiz” pankart›yla miting-

AKP hükümetinin “ak›l adam›” Vecdi Gönül’ün ç›k›p

deki yerini ald›.

“milli devlet” ile gayri Müslim az›nl›klar aras›nda ters

Ülkenin dört bir yan›ndan Ankara’ya gelen

orant› kuran aç›klamalar›n› da bunlar›n üzerine tüy ha-

DHF’liler, kitlesellikleri ile dikkat çekti. De-

linde dikerek nas›l ve hangi yüzle ba¤›rtaca¤›z lise ö¤-

mokratik Haklar Federasyonu, miting bo-

retmeni rehberlerimizi:

yunca, iflçi, emekçi, çiftçi, iflsiz ve ö¤rencile-

-Hoflgörünüüüüü!..

re, krizin faturas›n› ödetmemek için Yeni Demokrasi Mücadelesine kat›lman›n zorun-

Biz az›nl›klara yap›lanlar› hofl görmeyelim, resmi zevat

lulu¤una dikkat çekti.

da “hoflgörü” diye kimsenin bafl›na ekflimesin.

dd_144  

IIIIIIII Ankara Üniversitesi’nde yemekhane iflgali sürüyor Ankara’da toplanan on binlerce kifli hükümetin y›k›m politikalar›n› protesto etti S...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you