Page 1

KÜRT YAZAR MEHMED UZUN YAfiAMINI Y‹T‹RD‹ Kürt yazar Mehmed Uzun, kanser tedavisi gördü¤ü Amed'de yaflam›n› yitirdi. Temmuz 2006 tarihinde ‹sveç'ten Amed'e gelen ve burada kanser tedavisi gören 54 yafl›ndaki yazar Mehmed Uzun, 11 Ekim tarihinde Amed'de tedavi gördü¤ü Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Araflt›rma Hastanesi'nde yaflam›n› yitirdi.

15 Günlük Siyasi Gazete

Y›l: 6

Say›: 121

HALKIN PARASIYLA UÇAK F‹LOSU KURDULAR

GÜNCEL

16

Bütçe ve Hazine’deki aç›klar› “kapatma” u¤rafl› içine giren hükümet, yürürlü¤e sokmak istedi¤i “Acil Plan Zamm›” kapsam›nda akaryak›t vergisine yapaca¤› zam ile bir y›l içinde 40 milyon YTL ek gelir elde etmeyi hedefliyor. Buna karfl›n Baflbakan’›n kendisi için 67 milyon YTL de¤erinde yeni bir jet uça¤› al›naca¤›n› duyurmas›, trajikomik bir çeliflkiyi gözlerimizin önüne sermifl durumda.

23-31 Ekim 2007 • Fiyat›: 1 YTL

www.halkingunlugu.org

ORTADO⁄U (TAHAKKÜM) EMEK

6

KONFERANSI

DÜNYA

Washington'da yap›lmas› planlanan Ortado¤u Konferans›'na Birleflmifl Milletler'in befl daimi üyesi, G-8 üyesi ülkelerin ve 12 Arap devletinin kat›l›m› bekleniyor. ABD ile ‹srail taraf›ndan terörist olarak nitelendirilip tan›nmayan Hamas, Arap ülkelerine Konferans’a kat›lmamalar› yönünde ça¤r›da bulundu.

10

e-mail:devrimcidemokras@superonline.com

Halklar›n kardeflli¤i ve birli¤i fliar›n› yükseltelim

Telekom’da grev bafllad› Türk Telekom’da çal›flan 26 bin iflçiyi ilgilendiren toplu ifl sözleflmesi görüflmelerinde anlaflma sa¤lanamamas›n›n ard›ndan 16 Ekim Sal› günü grev karar› uygulamaya konuldu. Telokom binalar›na “Bu iflyerinde grev vard›r” pankartlar›n› asan iflçiler, haklar›n› alana dek mücadelelerini sürdüreceklerini aç›klad›lar. 16 Ekim Sal› günü yaklafl›k bin 500 Telekom çal›-

Halklar›n birbirine düflman edilmeye, flovenizmin yükseltilmeye çal›fl›ld›¤› bu süreçte, emperyalizme karfl› halklar›n kardeflli¤i ve birli¤i temel fliar› üzerine kurulu politik yönelim günün ihtiyac›d›r Tezereyle birlikte aç›k bir flekilde DTP ve Kürt ulusuna yöne-

lesi süreçte Türk hakim s›n›flar›n›n ve ABD emperyalizminin ç›kar-

rini artt›rmas› anlaml›d›r. Zira, Türk hakim s›n›flar›n›n içerisinde

lik bir linç kampanyas› bafllat›lmak istenmektedir. Türk hakim s›-

lar›na hizmet etmekten baflka bir ifle yaramayan tezkereye karfl›

bulunduklar› ‘çözümsüzlük’ durumunu ustaca kullanmakta, onla-

n›flar›n›n “Demokratik Çözüm” safsatalar›yla TC’nin kuruluflundan

ç›kmal›, Kürt ulusuna yönelik imha, inkar ve asimilasyon politika-

r› iyice köfleye s›k›flt›rmakta ve bir tercihle karfl› karfl›ya b›rak-

bugüne kadarki imha-inkar ve asimilasyon politikalar› anlafl›l-

lar›na karfl› Kürt halk›n›n yan›nda olmal›y›z. Türk hakim s›n›flar›n›

maktad›r. Barzani ve Talabani’nin söylemleri flunlar› iflaret etmek-

maktad›r. Ve bugünden sonra Kürt ulusal sorununun çözümü yi-

ve efendisi ABD’yi teflhir ederek emekçi halk kesimlerinin bunla-

tedir; ‘Sorunun içerde ya da s›n›r›n ötesinde olmas› meselenin özü

ne bask›yla, inkarla ve imhayla “çözülmek” istenecektir. Elbette ki

r›n arkas›nda s›raya girmelerini, bu güçlerin ç›karlar›na ulaflmak

de¤ildir. Esas muhatap PKK’dir. Ancak onunla yap›lacak masabafl›

Türk hakim s›n›flar›n›n böylesi politikalar› Kürt-Türk halklar›n›n

için bir kald›raç olarak kullan›lmalar›n› engelleyici politikalar gelifl-

görüflmelerle sorun çözülür. Olur da bu yöntemi izlemez ve Kürt-

düflmanlaflmas›na ve birbirlerini k›rmas›na yol açmakta, bu da

tirmek durumunday›z. Gelinen aflama sürecin esas taraflar›n› zo-

leri toptan imhaya giriflirseniz, bunun bir taraf› olarak bizler de di-

hem kendilerinin hem de emperyalizmin ifline gelmektedir. Böy-

runlu bir seçenekle karfl› karfl›ya b›rakmaktad›r. PKK’nin eylemle-

renme hakk›m›z› kullan›r›z.

Devam› 3’te

flan› sabah saatlerinden itibaren Telekom’un Ankara Ulus’taki ‹l Müdürlü¤ü binas›nda toplanmaya bafllad›. Binaya, “Bu iflyerinde grev vard›r” afiflleri as›ld›. Haber‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Ali Akcan, “Sözün bitti¤i, eylemin bafllad›¤› noktaday›z. Hakl› taleplerimiz için greve gidiyoruz” dedi. Akcan, hükümete, “E¤er adil olmak istiyorsan›z yabanc› sermayeye vatandafl›n›z› ezdirmeyin, grevi ertelemeyin” ça¤r›s› yapt›.

SAYFA 6

Nepal’de düzen partileri tedirgin Komünizmin “öldü¤ünü” düflünenler, sadece Tur-

Hozat’taki yarg›s›z infaz ayd›nlan›yor

gut Özal gibi göbe¤i flifl, kafas› küflü ve yüre¤i bofl birkaç dünya mali sermaye memurundan ibaret de¤il, neredeyse sömürücü s›n›flar›n bütün sözcüleri halka böyle yalanlar söylüyorlar. Bunlar›n çoklu¤u iflgal ettikleri mevkiler, söylediklerinin aptalca oldu¤unu söylememize engel de¤il. Tabii ki kendi söylediklerine on-

Hozat'›n Zogar Köyü civarlar›nda 27 Eylül tarihinde meydana gelen olayda Bülent Karatafl, R›za Çiçek'ten ayr› bir yere götürülmüfl ve infaz edilmiflti. Çiçek ise gö¤sünden vurulduktan sonra askerler taraf›ndan helikopterle Elaz›¤'a götürülmüfltü. Hakk›nda tutuklama karar› da ç›kart›lan Çiçek, avukat› Hüseyin Aygün arac›l›¤›yla yapt›¤› aç›klamada yarg›s›z infaz olay›n› ayr›nt›lar›yla anlatt›. Çiçek'in anlatt›¤›na göre olay flöyle geliflti: "Kurukaymak Köyü yak›nlar›na bal a¤ac› kütü¤ü almak için 26 Eylül'de sepetli motor, el h›zar›, at ve baflka bir k›s›m malzeme de yan›m›zda oldu¤u halde gittik. Gece geciktik ve derede

lar da inanm›yorlar. ‹nansalar, ölmüfl bir fleye karfl›

atefl yakarak kald›k. 27 Eylül'de ö¤len vakitlerinde bulundu¤umuz yere bir grup asker geldi. Bizden kimlik sordular, verdik. Bize, 'Burada fazla kalmay›n, terk edin bölgeyi' dediler. Biz de, 'derede bulunan malzememizi alabilir miyiz? Sonra gideriz' dedik. Dereye indik, malzemeleri ald›k. Tekrar askerlerin yan›na geldik. Bizden kimlik istediler, yine verdik. Bafllar›ndaki komutan telsizle konufltu ve bize birden 'soyunun' dedi. Biz ne oldu¤unu sormak istedik ama 'çabuk elbiselerinizi ç›kar›n' dedi. Ben kaza¤›m› ç›kard›m, atletle kald›m. Bu s›rada Bülent Karatafl'› ay›r›p göremedi¤im bir yere götürdüler.” SAYFA 5

bunca k›l›ç flak›rdat›p sald›rgan naralar atarlar m›yd›? Komünizm insanlar›n, köleci, feodal ve kapitalist sistemlerin vahflet ve kötülüklerinden kurtulma aray›fl› sonucu do¤mad› m›? Gerçekte; “komünizm adam m›d›r, dana m›d›r ki ölsün!”, “komünizm hiç uygulanmad› ki ölsün” diyenler daha çoktur. Çünkü onlar komünizmin ne oldu¤unu çok iyi biliyorlar ve y›k›lan fleylerin komünizm de¤il, kapitalizmden komünizme geçifl modelleri oldu¤unun fark›ndalar. Bunlar›n y›k›labilece¤ini ve henüz kimin kazanaca¤›n›n belli olmad›¤›n›, bizzat demokratik ve sosyalist cumhuriyetleri kuranlar söylememifl miydi? Öte yanda Marksist öngörülerin inan›lmaz bir kehanetle tak›r tak›r gerçekleflmekte oldu¤unu da görüyorlar!

SAYFA 15

TUDEF 2. kongresini gerçeklefltirdi

Hak ihlalleri raporlara s›¤m›yor

TUDEF 2'nci Ola¤an Genel Kurulu 10 Ekim tarihinde ‹stanbul Taksim'de bulunan Hill Oteli Konferas Salonu'nda yüzlerce delegenin kat›l›m›yla gerçekleflti. Çe-

‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) Ankara fiubesi Cezaevleri Komisyonu, Temmuz ay›ndan Ekim ay›n›n ortalar›na kadar çeflitli hapishanelerde meydana gelen hak ihlalleri ve iflkence olaylar›n› "‹ç Anadolu Bölgesi A¤›rl›kl› Cezaevi Raporu"yla duyurdu. Bolu F Tipi Hapishanesi, K›r›kkale F Tipi Hapishanesi, Sincan 1 ve 2 No'lu F Tipi hapishaneleri, Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi ve Sincan L Tipi Hapishanesi'nde tutuklular›n maruz kald›klar› uygulamalar, hapishanelerde nas›l bir devlet terörünün hüküm sürdü¤ünü gösteriyor. Tutuklular hapishane idarelerinin keyfi, yasalarla desteklenen uygulama-

lar› nedeniyle ölümle burun buruna bir

flitli illerdeki Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF)

yaflam sürdürmek zorunda kal›yorlar.

üyesi derneklerin gönderdi¤i delegeler, derneklerinin sorunlar› ve TUDEF ile ilgili elefltirilerde bulundular.

Yak›n zaman önce aç›lan K›r›kkale F

Delegeler ortak irade sa¤layarak tek liste ile yeni yö-

Tipi Hapishanesi'ne Ankara'daki Sincan

netimi belirlediler. Kongre, devrim ve demokrasi flehit-

2 No'lu F tipi Hapishanesi'nden siyasi ve adli tutuklular birlikte olmak üzere 70 tutuklu sevk edilmiflti ve bu sevk s›ras›nda ve sonras›nda tutuklular›n ço¤una iflkence yap›ld›¤› haberini duyurmufltuk. Tutuklular›n avukatlar›n›n verdikleri bilgilerin yer ald›¤› ‹HD raporunda birçok tutuklunun maruz kald›¤› uygulamalara da yer verildi.

PERSPEKT‹F Birey-örgüt diyalekti¤ini do¤ru kavrayal›m

leri için yap›lan sayg› durufluyla bafllarken, zaman›n k›-

Savafl tezkeresi protesto edildi

s›tl› olmas› nedeniyle delegelere 5'er dakikal›k konufl-

Türk devletinin sald›rganl›¤› Meclis’ten ç›kan tezkere ile daha da boyutland›. Tezkere ile, Türk devletinin s›n›rlar› içerisinde bolca gerçeklefltirdi¤i askeri operasyonlar›n kapsaml› bir flekilde s›n›rlar›n ötesine tafl›nmas› amaçlan›yor. Türk devleti, Türk ve Kürt halklar› aras›nda pratik bir çat›flman›n do¤mas›na yol açacak politikalar›n› da artt›rd›. Böylesi bir ortamda ç›kan savafl tezkeresi eylemlerle protesto edilirken, halklar›n kardeflli¤i ve Kürt sorunun demokratik çözümü için ça¤r›lar yap›ld›. SAYFA 2

gelerinin ço¤unlu¤u birleflerek tek liste ile yeni yöne-

SAYFA 4

Paris Komünü’nden Ekim Devrimi’ne, oradan Büyük Proleter Kültür Devrimi’ne ve nihayet günümüze kadar muazzam bir tecrübe ve birikim yaratm›fl olan proletaryan›n bilimsel dünya görüflü, yüz elli y›l› aflk›n tarihi dönemde dünya emekçi halklar›n›n ve ezilen uluslar›n›n sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelelerini ilerleterek siyasi iktidar›n ele geçiriliflin-

ma hakk› tan›nd›. Yap›lan konuflmalar›n ard›ndan yeni yönetime aday olanlar›n listesi aç›kland›. TUDEF deletimde yer almas›n› istedikleri kiflileri divana sundular. Yap›lan aç›k oylama ile yeni yönetim oy birli¤i ile seçildi.Yeni yönetimde yer alan Özkan Tacer yapt›¤› konuflmada tüm üyelerin kendileriyle birlikte hareket etmesini istedi.

de bin bir çeflit örgüt yaratm›flt›r. Belirli bir siyasal co¤rafyadaki s›n›f mücadelesinin ve onun yaratt›¤› bin bir çeflit mücadele örgütünün kumanda merkezinde istisnas›z tek bir örgüt vard›r, olmufltur, o da komünist partisidir. Bu kumanda görevini görmesi do¤rudan olabilece¤i gibi dolayl› yollardan da olabilir. SAYFA 8

‹smail UÇAR

SAYFA 5

SINIF TAVRI Herkesin ‘s›n›r’› bellidir

Kurtulufl Savafl›’n›n sonundan itibaren esas olarak ‹ngiliz-Frans›z emperyalizminin iflbirlikçili¤ini yapan, devlet mekanizmas›n› elinde bulunduran hakim komprador-feodal klik 1935’ler sonras› yüzünü Alman emperyalizmine dönmüfltür.

sf 3


2

GÜNCEL

23-31 Ekim 2007

Savafl tezkeresi protesto edildi Türk devletinin sald›rganl›¤› Meclis’ten ç›kan tezkere ile daha da boyutland›. Tezkere ile, Türk devletinin s›n›rlar› içerisinde bolca gerçeklefltirdi¤i askeri operasyonlar›n kapsaml› bir flekilde s›n›rlar›n ötesine tafl›nmas› amaçlan›yor. Türk devleti, Türk ve Kürt halklar› aras›nda pratik bir çat›flman›n do¤mas›na yol açacak politikalar›n› da artt›rd›. Böylesi bir ortamda ç›kan savafl tezkeresi eylemlerle protesto edilirken, halklar›n kardeflli¤i ve Kürt sorunun demokratik çözümü için ça¤r›lar yap›ld›

Türk devleti son süreçte büyük bir sald›rganl›k kampanyas› bafllatt›. Devlet Türk halk› ile Kürt halk› aras›nda pratik bir çat›flman›n fitilini ateflliyor. Bundan sonra sokak ortalar›nda linçler, belki de silahlar›n da kullan›ld›¤› karfl›l›kl› sald›r›lar›n olmayaca¤› söylenemez. Patlak verecek bir olayla, Irak'taki çat›flmal› durumun benzeri koflullar meydana gelebilir. Kitleler devlet kontrolünde bir çat›flmaya sürükleniyor, ancak eylemlerin de kontrollü devam edebileceni söylemek güç.

Kurumlar tezkerenin iptal edilmesini istedi Aralar›nda Demokratik Haklar Platformu (DHP), DTP, ESP, E¤itim-Sen 3 No’lu fiube, PSAKD, BDSP ve Partizan’›n da bulundu¤u çeflitli devrimci, demokrat kurumlar 20 Ekim’de ‹stanbul Taksim tramvay dura¤›nda bir araya gelerek düzenledikleri bas›n aç›klamas›yla tezkerenin iptal edilmesini istediler. Bas›n aç›klamas›nda s›n›r ötesi operasyonlar›n Kürt sorununa çözüm olamayaca¤› belirtilerek, “Tüm duyarl› kifli ve kurumlar› Mec-

PSAKD, DTP, ESP ve EMEP üyeleri, düzenledikleri bas›n

testo etmek için binlerce kiflinin kat›ld›¤› mitingler dü-

lis’in kabul etti¤i tezkereye karfl› ç›kmaya, tezkerenin ip-

aç›klamas›yla tezkereyi protesto etti.

zenlendi. Mitinglerde tezkerenin TBMM’de kabul edilifli

tal edilmesine, olas› durumda da; operasyonlar›n durdu-

k›nan›rken, Kürt sorununun siyasi bir sorun oldu¤u ve

rulmas›, Güney Kürdistan’dan Türk ordusunun çekilme-

Eylemden önce ve eylem sonunda baz› kiflilerin provokasyon giriflimleri grubun sa¤duyulu tutumu ile bofla ç›-

sini hayk›rmaya ça¤›r›yoruz” denildi.

kart›ld›. Eyleme DHP ve TKP üyeleri de destek verdiler.

olas› operasyona haz›r olmas› ve bu duruma karfl› gere-

Ope rasyonlara ve tez ke re ye kar fl› yürü yüfl

Tezkere geçince Ankara’da protesto düzenlendi

askeri harekâtlarla çözülemeyece¤i belirtilerek, halk›n ken tepkiyi göstermesi talep edildi.

Meclisten geçen tezkere ve Kuzey Kürdistan’da ar-

Mecliste 17 Ekim tarihinde tezkerenin kabul edilmesi-

tan operasyonlar, ‹stanbul DHP’nin de bilefleni oldu¤u

nin hemen ard›ndan Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen

Okmeydan› Demokrasi Platformu taraf›ndan gerçekleflti-

DHP, Partizan, HÖC, BDSP, Kald›raç, Odak, EHP ve ESP

rilen yürüyüflle protesto edildi.

üyeleri tezkereyi protesto ettiler. Kurumlar ad›na yap›lan

DKÖP-A: S›n›r ötesi operasyonlara karfl› Kürt hal k›yla dayan›flmaya Avrupa

Demokratik

Haklar

Konfederasyonu

(ADHK), Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu

“Operasyonlar durdurulsun!” pankart› arkas›nda 19

ortak aç›klamada, tezkere ile birlikte at›lacak her ad›m›n

Ekim tarihinde Okmeydan› Dikilitafl Park›’nda toplanan

daha fazla kan, gözyafl› ve savafl anlam›na gelece¤i belirti-

Okmeydan› Demokrasi Platformu üyeleri, sloganlar eflli-

lerek, tezkerenin Kürt halk›na yönelik katliam politikala-

yeli ‹flçiler Konfederasyonu (AT‹K) ve ‹flçilerin Birli¤i

¤inde fiark Kahvesi’ndeki ana caddeye do¤ru yürüyerek

r›n› sürdürmenin bir arac› olaca¤›na dikkat çekildi.

Halklar›n Kardeflli¤i Platformu (B‹R-KAR)’›n oluflturdu-

(AvEG-Kon), Yaflanacak Dünya Gazetesi, Avrupa Türki-

¤u Demokratik Kitle Örgütleri Platformu-Avrupa

bas›n aç›klamas› yapt›.

(DKÖP-A), Meclis’te kabul edilen tezkere ile ilgili yapt›-

Tezke re Gü ney Kür distan’da da pro tes to edil di

Malatya’da tezkere protestosu

¤› yaz›l› aç›klamayla “Türk devletinin faflist terörüne, ›rk-

Malatya’da PTT merkez binas› önünde 20 Ekim tarihin-

Güney Kürdistan’›n büyük kentleri olan Kerkük, Du-

de bir araya gelen Partizan, HÖC, ‹HD, KESK, TMMOB,

hok, Hewler ve Zaho’da Türk devletinin tezkeresini pro-

ç›-floven sald›r›lara, s›n›r ötesi operasyonlara karfl›, Kürt halk›yla dayan›flma” ça¤r›s› yapt›.

S›n›r ötesine geçmek isteyen askere büyük darbe 35 asker öldürüldü 8 asker esir al›nd›

TBMM’de kabul edilen tezkerenin ard›ndan savafl 盤›tkanl›¤›n›n daha da artt›¤› flu günlerde Türk ordusu operasyon faaliyetlerini iyice yo¤unlaflt›rm›fl durumda. S›n›rlar›n ötesine kapsaml› bir operasyon yapmas› beklenen Türk ordusu bu faaliyetlerini gizlilik içerisinde yürütüyor. Ancak 21 Ekim tarihinde gece saatlerinde Hakkari’nin Yüksekova ‹lçesi’nden s›n›rlar›n ötesine bir operasyon bafllatma çabas› içerisindeki Türk ordusu Halk Savunma Güçleri (HPG) gerillalar› taraf›ndan etkili bir flekilde darbe ald›. HPG’nin yapt›¤› aç›klamada, “Bozguna u¤rat›lan Türk ordusunun bas›nda iddia edildi¤i gibi 16 askerden daha fazla askeri öldürülmüfl ve yaralanm›flt›r. Ayr›ca yaflanan çat›flmada çok say›da asker de gerillalar›-

m›z taraf›ndan esir al›nm›flt›r” denildi. Aç›klamada, “Ayr›ca Türk ordusu ve bas›n›n›n iddia etti¤i gibi Yüksekova-Da¤l›ca yolunda patlayan bombayla 17 sivilin yaralanmas› Türk ordusu taraf›ndan gerçeklefltirilmifl bir eylemdir. Yine 23 gerillam›z›n flehit düfltü¤ü düzmece, yalan bir haber olup zora giren Türk ordusunun yürüttü¤ü psikolojik savafl›n bir parças›d›r” ifadelerine yer verildi. HPG’nin daha sonra çat›flman›n ayr›nt›lar› ile ilgili yapt›¤› aç›klamada da, “Yaflanan bu çat›flmada toplam 35 asker öldürülmüfl ve çok say›da asker de yaralanm›flt›r. Ayr›ca çat›flmalarda 8 Türk askeri de gerilla güçlerimiz taraf›ndan esir al›nm›flt›r” denildi. HPG çat›flmalarda sadece 3 gerillan›n hafif flekilde yaraland›¤›n› aç›klad›.

Jandarma Yakap›nar Beyediyesi’ni bast›

A

dana’n›n Yakap›nar Beldesi Belediye Baflkan›

Al bay “bu ül ke de irade be nim” di ye rek tehdit et ti

Osman Keser’in yaflam›n› yitiren bir HPG’li için

Yakap›nar Belediye Baflkan› Osman Keser’e destek amac›yla Belediyeyi ziyaret eden Amed’in Ba¤lar ‹lçesi Belediye Baflkan› Yurdusev Özsökmenler, Mardin’in K›z›ltepe ‹lçesi Belediye Baflkan› Cihan Sincar, Adana’›n Küçük Dikili Beldesi Belediye Baflkan› Leyla Güven, fi›rnak’›n Silopi ‹lçesi Belediye Baflkan› Muhsin Konur, Urfa’n›n Viranflehir ‹lçesi Belediye Baflkan› Emrullah Cin, ESP Adana temsilcisi, ‹HD Adana fiubesi baflkan› ve DTP Adana il baflkan›, Belediye’ye bask›n yapan jandarma taraf›ndan tartaklanarak gözalt›na al›nd›lar.

kurulan taziye çad›r›n› ziyaret etmesi ve çad›r-

da yapt›¤› konuflma nedeniyle tutuklanmas›n›n ard›ndan Keser’e destek vermek amac›yla 9 Ekim tarihinde Yakap›nar Belediyesi’nin bahçesinde kurulan çad›r› ziyaret eden DTP’li belediye baflkanlar› Belediyeye bask›n yapan jandarma taraf›ndan ‘izinsiz gösteri yapt›klar›’ iddias›yla tartaklanarak gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na alma olay›n›n ard›ndan jandarma Belediye binas›nda arama yapt›.

Türk egemen sınıfları haksız savaşı yayıyor YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

Devrimci Demokrasi’den

Türk egemen s›n›flar› Kürt ulusuna ve onun kurumlar›na yönelik sald›r›lar›n› artt›r›yor. Türk devleti Kürt ulusuna ve onun kurumlar›n karfl› psikolojik ve askeri alanlardaki siyasi sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›r›yor. Halka yönelik sald›r›lar›n› da artt›ran Türk devleti, psikolojik harekat›n bir parças› olarak kendi yapt›klar›n› PKK gerçeklefltirmifl gibi göstererek kitleleri provoke etmeye çal›fl›yor. Bunlar› yaparken de karfl› bir sesi engellemek için Kürt medyas›na göz açt›rm›yor.

Bask›n s›ras›nda Yüre¤ir Jandarma Alay Komutanl›¤›’nda görevli bir albay, “Bu ülkede irade benim. Baflbakan›, bakan› tan›mam. ‹rade biziz, istedi¤imiz kifliye müdahale ederiz” fleklinde tehditler savurdu.

Bele diye baflkanla r›ndan ikisi tutuk land› 9 Ekim tarihinde yap›lan bask›nda gözalt›na al›nlardan DTP Adana ‹l Baflkan›, ‹HD Adana fiubesi Baflkan› ve ESP Adana temsilcisi ayn› gün serbest b›rak›l›rken, Küçük Dikili Beledesi Belediye Baflkan› Leyla Güven de 10 Ekim tarihinde serbest b›rak›ld›. 11 Ekim tarihinde mahkemeye ç›kart›lan belediye baflkanlardan Yurdusev Özsökmenler ve Cihan Sincar da tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›. Belediye baflkanlar› Muhsin Konur ve Emrullah Cin ise tutuklu olarak yarg›lanacaklar.

di. Gazeteler PKK haberlerine yer verdikleri için “PKK propagandas›” yapt›klar› iddias›yla kapat›ld›lar.

DTP mil let ve kil le ri yar g› k›s ka c› na al›n mak is te ni yor DTP ‹stanbul milletvekili Sebahat Tuncel, DTP Mardin milletvekili Ahmet Türk, Amed milletvekili Aysel Tu¤luk ve Batman milletvekili Ayla Akat Ata da yapt›klar› aç›klamalar dolay›s›yla yarg›lanmak isteniyor. Milletvekilleri “PKK propa-

Türk dev le ti Kürt med ya s› n› en gel li yor

gandas›” yapt›klar› iddias›yla yarg›lanmak isteniyor. Mecliste-

Türk devleti Kürt medyas›na yönelik sald›r›lar›n› da artt›r-

ki çok say›da milletvekilinin kar›flt›klar› yolsuzluk olaylar›na

d›. Gündem Gazetesi’ne üst üste 30’ar günlük kapatma ceza-

ve Mehmet A¤ar gibi katillerin de kontra faaliyetlerine ra¤-

s› veren Türk devleti, günlük yay›mlanan Gerçek Demokrasi

men dokunulmazl›k z›rh›na bürünerek yarg›lanamamas›

ve Güncel gazetelerine de 30’ar günlük kapatma cezalar› ver-

meclisteki ayr›mc›l›¤› gözler önüne seriyor.

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Türk devleti 22 Temmuz seçimlerinden önce ve yo¤un olarak flimdi s›n›r ötesine askeri bir harekat tehditini sürdürüyor. Böylesi bir harekat›n muhtemel a¤›r sonuçlar›n› bir tek devletin yo¤un psikolojik harekat›n›n etkisi alt›ndakiler göremeyebilirler. Onlar›n da yorumlar›n› ve yaklafl›mlar›n› günlük hayattan görebiliyoruz. Sokaklarda "bir an önce girelim" diye ba¤›r›p yürüyorlar. Hakkari'de Türk ordusunun a¤›r kay›p verdi¤i çat›flma karfl›lafl›lacak a¤›r sonuçlardan sadece küçük bir örnektir. Bunun d›fl›nda; daha genifl bir cephede yürütülen bir savafl ve Irak'›n Kürdistan d›fl›ndaki di¤er bölgelerinde oldu¤u gibi çat›flmal› bir ortam›n do¤mas› ve bunun Türkiye-Kuzey Kürdistan'a yay›lmas› muhtemeldir. S›n›r ötesi operasyona karfl› ç›kanlar›n çokça dile getirdi¤i kayg›lardan biri de budur. Bir di¤er kayg› da, dedi¤imiz gibi genifl bir cephe ile savaflmak zorunda kalmakt›r. Güney Kürdistan'daki yönetim ve ABD taraf›ndan Irak'›n devlet baflkanl›¤› görevine getirilen Talabani, Türk devletinin savafl ilanlar›na karfl› Kürtlerin daha öncekiler gibi parçal› haraket etmeyece¤ini ve sald›r› durumunda karfl›l›k vereceklerini aç›klad›lar. Kald› ki peflmergeleri de Kuzey Kürdistan s›n›r›na yak›n konuflland›r›yorlar. Bütün bu hareketlilik içerisinde ise herkesin a¤z›na bakt›¤› tek güç ABD emperyalizmi. ABD emperyalizmi bölgedeki ç›karlar› gere¤i Türk devletinin böylesi bir operasyonuna karfl› ç›ksa da, Abdullah Öcalan örne¤inde oldu¤u gibi komplocu bir tav›r da alabilir. Türk devletinin ABD'den istediklerinin aras›nda PKK yöneticilerinin teslim edilmesi iste¤i de var. Türk devleti aç›s›ndan kapsaml› bir s›n›r ötesine geçifl çok zor görünüyor. Bunun sonuçlar›n› kald›rabilecek bir potansiyele sahip de¤il. S›n›r›n ötesine geçmek Kürt ve Türk halklar›n› çat›flmaya sürükleceyektir yorumu rahatl›kla yap›labilir. Ancak flu anki gidiflat, s›n›r›n ötesine geçilmese bile böyle bir çat›flmay› do¤urabilecektir. Geliflmelerin bir taraf›n› Türk devleti oluflturdukça, s›n›r ötesine gidilse de gidilmese de böyle bir çat›flma devlet gerçekli¤inden kaynakl› muhtemeldir. S›n›r ötesi harekat sadece bu yorumu daha da kuvvetlendirir. Türk devleti yüz binlerce askerini, polisini böyle bir tehdit için oradan oraya koflturtup dururken, halklar›n gerçe¤i görmesini olanca gücüyle engelliyor. Bunun için medya, istihbarat güçleri, asker ve polisler büyük çaba harc›yor. Hakkari'deki olaydan önce Ermeni Soyk›r›m›'n›n ABD taraf›ndan kabul edilmesi gündemdeydi ve kitleleri bu konudaki yaklafl›mlar›yla zehirliyorlard›. Ondan önce de türban meselesi, laiklik meselesi vs ile kitleler zehirleniyordu. Türk devleti bu konular›n hiçbirinde, ne laiklik, ne Ermeni sorunu, ne Kürt sorunu, hiçbirinde samimi bir yaklafl›m içerisinde de¤ildir. Devletin psikolojik harekat›ndan etkilenmifl olan kitleler de devletin samimiyetsizli¤i oran›nda zehirlenmifl durumdad›r. Bu koflullarda halklar›n kardeflli¤ini tesis edebilmek için bu kardeflli¤in önündeki birinci engel olan Türk devleti ve kitlelerde oluflturdu¤u yarg›larla çat›flmak gerekmektedir. Bunlar›n y›k›lmas› bir devrim meselesidir, Yeni Demokrasi mücadelesi için olmazsa olmazd›r.

fi›r nak’ta ki mi ni büs sal d› r› s› n›n al t›n dan ko ru cu lar ç›k t› Devletin PKK’ye yönelik psikolojik harekat›nda kulland›¤› fi›rnak’›n Beytüflflebab ‹lçesi’ndeki olay›n iç yüzü devlet taraf›ndan gizlenmek istendi. Olay PKK’nin üstüne y›k›lmak istendi, ancak PKK yapt›¤› aç›klamalarda bunu yalanlad›. Son olarak F›rat Haber Ajans›’nda yer verilen habere göre, minibüsün taranmas› ve içindeki on iki kiflinin katledilmesi olay›n›n arkas›ndan korucular ç›kt›. Minibüstekilerin ço¤unlu¤unu Befla¤aç Köyü’nde yaflayan bir ailenin üyeleri oluflturuyordu. Korucular›n katliam› rant hesaplar› nedeniyle yapt›¤› aç›kland›. 29 Eylül 2006 tarihinde meydana gelen olayda yaral› kurtulan Memduh Acer adl› kiflinin bas›na aç›klama yapmas› da korucubafllar› taraf›ndan engelleniyor.

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


GÜNDEM

Emperyalizme karfl› halklar›n birli¤i ve kardeflli¤i fliar›n› yükseltelim!

23-31 Ekim 2007

3

SINIF TAVRI ‹smail UÇAR

Herkesin ‘s›n›r’› bellidir!.. Kurtulufl Savafl›’n›n sonundan itibaren esas olarak ‹ngiliz-Frans›z emperyalizminin iflbirlikçili¤ini yapan, devlet mekanizmas›n› elinde bulunduran hakim komprador-feodal klik 1935’ler sonras› yüzünü Alman emperyalizmine dönmüfltür. ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafl› sonras› Alman faflizminin ve müttefiklerinin yenilgisi, o güne de¤in ülke içerisinde belirleyici-esas siyasi güç olmayan kli¤in ABD emperyalizminin kanatlar› alt›nda palazlanmas›na ve 1950’de Demokrat Parti (DP) hükümeti arac›l›¤› ile iktidara gelmesine yol açm›flt›r. Tüm bu süreçlerde karars›z yap›s› ile yalpalayan milli –orta- burjuvazi, klikler aras› dalaflta kah Alman emperyalizminin uflakl›¤›n› yapan CHP içerisindeki kli¤in, kah ABD emperyalizminin uflakl›¤›n› yapan DP içindeki kli¤in kuyru¤una tak›lm›fl, iktidara gelmelerinde kald›raç ifllevi görmüfltür. 27 May›s 1960 darbesi ile, orta burjuvazinin ve gençli¤in taraf olmalar›n›n yaratt›¤› ve 1961 Anayasas›’yla da kabul edilen s›n›rl› demokratik hak ve özgürlüklerin var oldu¤u k›sa tarihi dönem d›fl›nda ABD emperyalizminin gün geçtikçe artan ve 12 Mart-12 Eylül darbeleri ile askeri boyutta da sa¤lamlaflt›r›lan ülkemiz üzerindeki hakimiyeti ekonomik, siyasi, askeri alanlarda günümüzde en üst düzeyine varm›flt›r. Geliflen farkl› alanlardaki iliflkiler yuma¤› “öküz öldü, ortakl›k bozuldu” basitli¤inde karar verebilecekleri bir duruma kesinlikle iflaret etmez. Sistemin üzerine kurulu oldu¤u temel bir yap›lanma söz konusudur. Bu yap›lanman›n ortaya ç›kartt›¤› zorunluluklar her iki taraf içinde söz konusu olmakla birlikte esas› belirleyen yan kuflku yok ki ABD emperyalizmidir. Büyükan›t’›n; “Aya¤›n›za kurflun s›kt›n›z” sözü, Türk devletinin ve özellikle Genelkurmay’›n bafl›n› çekti¤i kli¤in kenara itilmifllik hezeyan›n›n ve kimin “kafa”, kimin “ayak” oldu¤unun da itiraf›d›r. ABD emperyalizminin ayaklar› alt›ndaki “k›rm›z›” hal› olma iste¤i, bu rengi Ortado¤u halklar›n›n özellikle Kürtlerin kanlar› ile muhafaza etme iste¤i; Türk hakim s›n›flar›n›n, efendilerinden temel talebidir.

Yükselen savafl tamtamlar›na, gergin ve kopma noktas›na geldi¤i söylenen iplere, ‘sözün bitti¤i yer’ tan›mlamalar›na ra¤men görece yumuflak bir geçiflin ABD emperyalizminin hakemli¤inde yaflanaca¤› kuvvetle muhtemeldir. Halklar›n birbirine düflman edilmeye, flovenizmin yükseltilmeye çal›fl›ld›¤› bu kritik dönemde, emperyalizme karfl› halklar›n kardeflli¤i ve birli¤i temel fliar› üzerine kurulu politik yönelim günün ihtiyac›d›r. ABD’nin Ortado¤u üzerindeki uzun vadeli politikalar› ve Irak’a sald›rmas›yla bugün için gelinen durum, uluslararas› siyasi arenan›n ve tüm dünyan›n gündemini meflgul etmekte, bölge devletlerinin siyasi rotas›n› belirlemektedir. Ülkemiz hakim s›n›flar›n›n politikalar› ve konumlan›fllar›n›n ba¤›ml› de¤iflkenini bu rota oluflturmaktad›r. Büyük Ortado¤u Projesi çerçevesinde Türk devletinin ABD ile olan çok yönlü iliflkileri göz önünde bulunduruldu¤unda bu durum rahatl›kla görülebilir. ABD’nin Irak’a sald›rmas›, Saddam’› devirmesi ve ülkeyi bölüp çat›flt›rarak kendisine ba¤›ml› yönetimler oluflturma giriflimi Güney Kürdistan hakim s›n›flar›yla da ç›kar ortakl›¤›n› beraberinde getirmifltir. Bu atmosfer içerisinde Güney Kürdistan’da bölgesel-özerk bir yap›lanmaya do¤ru yol al›nm›flt›r. fiüphesiz ki bu durum ABD’nin stratejik ufla¤› olan Türk devletinin “tepki”lerine yol açm›fl, belli boyutlar›yla da Türk hakim s›n›flar› aras›ndaki klik dalafl›na yön vermiflti. Özellikle ordunun bafl›n› çekti¤i Kemalist klik bu oluflumu TC’nin kurulufl felsefesi olan “tek bayrak, tek millet, tek vatan”a bir tehdit olarak alg›lamakta, bu kayg›n›n temelinde ise güneydeki böylesi bir oluflumun TC’nin s›n›rlar› içerisinde de yans›mas›n› bulaca¤› korkusu yatmaktad›r. Ne var ki ABD emperyalizmine göbekten ba¤›ml› Türk hakim s›n›flar›, kimi zaman gösterdi¤i “tepki"lere karfl›n, efendisinin kendisine verdi¤i rolleri oynayagelmifltir. Irak’taki bu durum Türk hakim s›n›flar›n›n Kürt ulusuna ve Kürt ulusal hareketine yönelik yeni bir kapsaml› imha ve asimilasyon sald›r›s›n›n yo¤unlaflmas›na zemin haz›rlam›flt›. Akabinde PKK taraf›ndan yap›lan sald›r›larda 30’un üzerinde askerin öldürülmesi, ard›ndan geçti¤imiz günlerde Hakkari Da¤l›ca’da ç›kan çat›flma Türk hakim s›n›flar›n›n Güney Kürdistan’a girip PKK’yi “bitirme” tart›flmalar›n› gündemin bafl s›ras›na yerlefltirdi. “Bu kadar› yeter, daha fazla sabredemeyiz” söylemleriyle güney Kürdistan’a ç›kartma yapma düflüncesi ileri düzeyde tart›fl›lmaya baflland›. Meclisi toplayan AKP, DTP haricindeki di¤er partilerin deste¤ini alarak 507 oyla, 1 y›l süreyle geçerli olacak savafl tezkeresine onay verdi. Türk hakim s›n›flar› bu tezkereyi, Irak hükümeti ile yürütülen yo¤un diplomasiye karfl›n Güney Kürdistan’daki PKK varl›¤›n›n Irak hükümeti taraf›ndan “bertaraf” edilmemesi ve buradaki PKK güçlerinden TC kolluk güçlerine yap›lan sald›r›lar sonucunda kendisini bir zorunluluk olarak dayatt›¤›n› öne sürerek gerekçelendirme çabas› içerisine girdiler. Kuflku yok ki Kürt ulusal hareketi ve demokrtik muhtevaya sahip mücadelesi ezen ulusun bu yönlü politikalar›na itki oluflturmufltur. Hakim s›n›flar›n dili, sözü olan burjuva-feodal medya ortal›¤› buland›ran ve derhal s›n›r ötesine geçilmesini sal›k veren savafl tamtaml›¤› ancak iki gün sürebildi. Ard›ndan medya kalemflörleri “acele etmeyelim, ak›ll› düflünmek laz›m, operasyon sorunu çezmeyecektir” yönlü seylemleri kendilerine k›ble edinmifllerdir. Bu bile asl›nda baflta üzerinde f›rt›nalar kopart›lan, daha sonras›na ise “havas› al›nan” s›n›r ötesine geçme “kabar›fl›”n›n ve tezkere tart›flmalar›ndan ne anlafl›ld›¤›n› ve nas›l bir politika izlenece¤ini gösteriyor. Hakim s›n›flar›n sözcülerinin “umar›z tezkereyi kullanma ihtiyac› duymay›z” fleklindeki aç›klamalar› bunu destekler durumdad›r. Burada söz konusu olan, dünya halklar› üzerinde oynanan bir oyundur. Bu oyunun kurallar› vard›r, aktörleri-oyuncular› vard›r. Bu oyun istenmeyen mecralara sürüklenmez, oyun bozanl›¤a izin verilmez. fiunu iyi görmeliyiz ki, bölgede yaflananlar, güç dengelerinin oluflumu, bir tak›m saflaflmalar›n yaflanmas›, bir tak›m antlaflmalar›n hayata geçmesi ABD emperyalizminin BOP politikalar› ve bölgeyi yönlendirmesinin tecellisinden öte bir anlam ifade etmiyor. Tezkererin onay›ndan sonra ABD’de bir hareketlilik yafland›. G. Bush, bir bas›n aç›klamas› yaparak TC’yi s›n›r ötesi harekata giriflip sald›r›larda bulunmamas› için uyard›. ABD D›fliflleri Sözcüsü Tom Casey, “TBMM’nin tezkereyi kabul etmesi s›n›r ötesi operasyonun gerçekleflece¤i anlam›na gelmez” diyerek, bu konuda son sözün kendilerine ait oldu¤unu bir kez daha ilgililere hat›rlatt›. ABD Genelkurmay›’n›n operasyonlar sorumlusu Tu¤general Carter F. Ham ise, operasyon ihtimalini de¤erlendirirken Irakl›lar›n ba¤›ms›zl›klar›n› ciddi biçimde savunacaklar›n› söyledi. Bununla beraber ABD helikopterleri tezkerenin kabul edildi¤i gün güney Kürdistan’›n Zaho kenti s›n›r kesimlerinde keflif uçufllar› gerçeklefltirdi.

Türk devletinin güney s›n›r(›n›n) ötesine geçip geçmeyece¤i, geçerse bunu hangi çerçevede yapaca¤› önümüzdeki günlerde belli olacakt›r. Ne var ki bu meselenin esas›n› teflkil eden husus de¤ildir. Esas› teflkil eden husus, Irak’taki gerçeklik, ABD emperyalizminin bölgedeki etkinli¤i ve Kürt ulusu ile Kürt ulusal hareketinin mevcut gerçekli¤idir. ABD emperyalizminin bölgedeki ç›karlar› do¤rultusundaki politikalar› geliflebilecek halk muhalefeti ve hareketinin engellenmek istenmesi gerek ABD’nin, gerekse de ufla¤› Türk hakim s›n›flar›n›n dikkatlerinin odak noktas›nda durmaktad›r. Tezkere gibi geliflmeler, emekçi halklar› birbirine düflman etmek, çat›flmal› durum yaratarak bölmek ve böylece de hakim s›n›flar›n, dolay›s›yla emperyalizmin politikalar›na yedeklemek amac›yla ortaya ç›kmaktad›r. Özetle ne Türk hakim s›n›flar›, ne de Irak’taki kukla yönetimler ba¤›ms›z ve halklar›n yarar›na politakalar gerçeklefltiremez. Efendileri ABD’nin icazeti al›nmadan herhangi bir ad›m at›lamaz. Türk devletine operasyon için s›n›rl› ve koflullu izin verilmesi ya da Irak D›fliflleri Bakan›’n›n PKK’ye “ülkeyi terk edin” demesi ABD emperyalizmi ve ufla¤› hakim s›n›flar›n aras›ndaki iliflkilerin kaidesini bozmaz. Bu tablodaki iliflkiler ve geliflen durumlar dan›fl›kl›d›r. Ne var ki bu durum emperyalizm ile genifl halk y›¤›nlar›, ezilen ulus ve milliyetlerle olan çeliflkisinin üstünü örtmemektedir. Tezereyle birlikte aç›k bir flekilde DTP ve Kürt ulusuna yönelik bir linç kampanyas› bafllat›lmak istenmektedir. Türk hakim s›n›flar›n›n “Demokratik Çözüm” safsatalar›yla TC’nin kuruluflundan bugüne kadarki imhi-inkar ve asimilasyon politikalar› anlafl›lmaktad›r. Ve bugünden sonra Kürt ulusul sorununun çözümü yine bask›yla, inkarlarla ve imhayla “çözülmek” istenecektir. Elbette ki Türk hakim s›n›flar›n›n böylesi politikalar› Kürt-Türk halklar›n›n düflmanlaflmas›na ve birbirlerini k›rmas›na yol açmakta, bu da hem kendilerinin hem de emperyalizmin ifline gelmektedir. Böylesi süreçte Türk hakim s›n›flar›n›n ve ABD emperyalizminin ç›karlar›na hizmet etmekten baflka bir ifle yaramayan tezkereye karfl› ç›kmal›, Kürt ulusuna yönelik imha, inkar ve asimilasyon politikalar›na karfl› Kürt halk›n›n yan›nda olmal›y›z. Türk hakim s›n›flar›n› ve efendisi ABD’yi teflhir ederek emekçi halk kesimlerinin bunlar›n arkas›nda s›raya girmelerini, bu güçlerin ç›karlar›na ulaflmak için bir kald›raç olarak kullan›lmalar›n› engelleyici politikalar gelifltirmek durumunday›z Gelinen aflama sürecin esas taraflar›n› zorunlu bir seçenekle karfl› karfl›ya b›rakmaktad›r. PKK’nin eylemlerini artt›rmas› anlaml›d›r. Zira, Türk hakim s›n›flar›n›n içerisinde bulunduklar› ‘çözümsüzlük’ durumunu ustaca kullanmakta, onlar› iyice köfleye s›k›flt›rmakta ve bir tercihle karfl› karfl›ya b›rakmaktad›r. Barzani ve Talabani’nin söylemleri flunlar› iflaret etmektedir; ‘Sorunun içerde ya da s›n›r›n ötesinde olmas› meselenin özü de¤ildir. Esas muhatap PKK’dir. Ancak onunla yap›lacak masabafl› görüflmelerle sorun çözülür. Olur da bu yöntemi izlemez ve Kürtleri toptan imhaya giriflirseniz, bunun bir taraf› olarak bizler de direnme hakk›m›z› kullan›r›z. Bu durum beraberinde Büyük Kürdistan’›n da ilk ad›mlar›na gebe bir durum yarat›r.’ Asl›nda bu sözler, Kürt liderleri arac›l›¤›yla dillendirilmifl, ABD’nin de esas yönelimidir ve PKK’de bu politik saflaflmay› ve dengeleri do¤ru okudu¤u için eylemlerini artt›rm›flt›r. Topyekün ve uzun süreli bir kargafla, üst düzeye varm›fl savafl ve çat›flmal› durum ya da diplomatik, masabafl› vs. görüflmeler; önümüzdeki dönemde daha da netleflecek olan olas› ihtimaller bunlard›r. Özellikle Irak’a komflu ülkeler zirvesi ve Erdo¤an’›n Washington ziyareti sonras›nda bu meseleye iliflkin netleflmifl tavr›n ne olaca¤› konusu esaste cevaplanm›fl olacakt›r. Bugünlerde yükselen tansiyonun düflürülece¤ini, ‘akl› selim’ sa¤duyu ça¤r›lar› yap›laca¤›n› söyleyebiliriz. Yükselen savafl tamtamlar›na, gergin ve kopma noktas›na geldi¤i söylenen iplere, ‘sözün bitti¤i yer’ tan›mlamalar›na ra¤men görece yumuflak bir geçiflin ABD emperyalizminin hakemli¤inde yaflanaca¤› kuvvetle muhtemeldir. Halklar›n birbirine düflman edilmeye, flovenizmin yükseltilmeye çal›fl›ld›¤› bu kritik dönemde, emperyalizme karfl› halklar›n kardeflli¤i ve birli¤i temel fliar› üzerine kurulu politik yönelim günün ihtiyac›d›r.

Soyk›r›mc›lar soyk›r›m sorununu çözemez Tarihsel süreç içerisinde hakim s›n›flar›n ve devletlerinin yapt›kla-

r› bask›lar, katliamlar bugünün hakim s›n›flar› taraf›ndan “ulusal ç›karlar” ad› alt›nda politik bir malzeme olarak kullan›l›yor. “Ermeni soyk›r›m›n›n tan›nmas›n› ve ABD Baflkan›’n›n Amerikan d›fl politikas›n› buna uygun olarak flekillendirmesi”ni öngören yasa tasar›s› bu ay›n bafl›nda ABD’de tart›fl›lm›fl ve kabulü için oylanm›flt›. 106 say›l› tasar›n›n Temsilciler Meclisi’nde oylamaya sunulmas› için Temsilciler Meclisi D›fliflleri Komisyonu’nda 10 Ekim’de kabul edilmiflti. 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nde tasar›ya 225 milletvekili destek verdi. Tasar›n›n kabulü Türk devletinin “tepki”lerine yol açm›fl, kendilerinin deyimiyle “hayal k›r›kl›¤›”na u¤ratm›flt›. Bu hayal k›r›kl›¤› Türk hakim s›n›flar›n›n ABD’ye karfl› “tehditler savurmas›”na kadar uzanm›flt›. Tasar›n›n geçmemesi için yo¤un bir diplomasi trafi¤i de bafllatan Türk hakim s›n›flar›, tasar›n›n geçmesi halinde ABD’ye uygulanacak “yapt›r›m” olas›l›klar›n› masaya yat›rm›flt›. Resmi a¤›zlardan aç›klanmayan bu “yapt›r›m”lar ‹ncirlik Üssü’nün kapat›lmas›, hava sahas›n›n kapat›lmas›, Irak’taki politikalara s›n›rlama getirmek vb olarak kendisini gösteriyor. Rice ve Gates’in, ABD’nin Ortado¤u’daki çabalar›nda “Türkiye’nin önemi büyüktür ve iliflkilerimizin zedelenmesi noktas›nda s›k›nt› yaflar›z” yönlü aç›klamalar› Bush ve kurmaylar›n›n “ma¤duriyet”lerini bildirmelerine neden olmufltu. Bush ise, tasar›n›n kabulünün ABD’nin ç›karlar›na ciddi zararlar verebilece¤i uyar›s›nda bulunmufl, tasar›n›n geçmemesi için ikna çabalar›na giriflmiflti. D›fliflleri Bakan› Ali Babacan’›n, Ermeni Soyk›r›m› Yasa Tasar›s›’n›n kabul edilmesinin arkas›nda Ermeni gruplarla ba¤› olan Yahudi lobilerini iflaret etmesi ve ‹srail’e uyar›larda bulunmas›, asl›nda bu dövüflün dan›fl›kl›¤›n› ortaya sermektedir. ABD taraf›ndan her ne kadar “bu tasar›n›n bir ba¤lay›c›l›¤›n›n olmad›¤›, hukuki bir yapt›r›m›n söz konusu olamayaca¤›, AB üyelerinde de böyle yasalar›n oldu¤u” söylense de, Türk devletini teskin edememifl, bu tasar›n›n geçmemesi yönünde istelerini yüksek sesle bildirmesine yol açm›flt›r. Bush yönetiminin ve üst düzey ABD askeri yetkililerin, tasar›n›n Temsilciler Meclisi’nde kabulünün Amerika’n›n Irak’taki askeri ç›karlar›na büyük zarar verece¤i yönündeki uyar›, tasar›n›n Temsilciler Meclisi’nde oylamaya sunulaca¤› karar›nda de¤ifliklik yaratm›fl, imzalar›n çekilmesiyle birlikte tasar›n›n oylamaya sunulamamas› durumunun söz konusu olabilece¤i Pelosi taraf›ndan belirtilmiflti. Böylelikle tasar›n›n 10 Ekim’de oylamaya sunumunun kabulünden sonra 7 milletvekili imzas›n› çekmifl, ard›ndan 4 milletvekili daha imzas›n› çekince 225 imzal› destek 214’e gerilemifl oldu, ki tasar›n›n kabulü için 218 oya ihtiyaç var. Tasar›n›n ABD gündemini iflgal edip etmeyece¤i ya da kabul görüp görmeyece¤i bir yan›yla ABD’nin iç politikalar›na ba¤l› iken, ancak salt ABD’deki yaklaflan seçimler, Demokratlar ile Cumhuriyetçiler aras›ndaki çat›flman›n bir yans›mas› olarak aç›klanamaz. Zaten her iki kesimin d›fl politika ve ABD’deki yaklaflan seçime dönük yönelimleri benzerdir. Hazar’a k›y›s› olan ülkelerin birbirleri ile ittifak aray›fllar›, ‹ran’›n durumu ve bu do¤rultuda Ermenistan’a yak›nlaflma, kendi taraf›na çekme iste¤i böylesi bir durumun yaflanmas›na etki etmektedir. Bununla beraber yine ABD, Ermeni Soyk›r›m› Yasa Tasar›s› kozuyla Türk devletinin kula¤›n› bükmek istemektedir. Sonuç olarak tasar›ya deste¤in azalmas›nda, Türk devletinin “baflar›s›”ndan çok ABD’nin ç›karlar› do¤rultusunda nas›l davranmas› gerekti¤i ve TC’nin ABD’ye olan ba¤›ml›l›¤› belirleyici olmufltur. Yukar›da da ifade etti¤imiz gibi dünya halklar›na katliam›, bask›y›, sömürüyü reva gören emperyalistler ve uflaklar›, ç›kard›klar› yasalarla birbirlerine karfl› “ulusal ç›karlar” ad› alt›nda politika sergilemektedirler. fiüphesiz ki bu politikalar halk nezdinde hakim s›n›flar›n gerçek yüzünü örtbas etmekte, halklar aras› düflmanlaflma yaratmaktad›r. Birbirine karfl› soyk›r›m yasalar› ç›kartan devletlerin tarihine bakt›¤›m›zda gerçekleri görmek mümkün. Türk hakim s›n›flar›, Ermeni soyk›r›m›n› gerçeklefltirmifltir, bugün de Kürt ulusuna, çeflitli az›nl›k uluslara ve milliyetlere bunun farkl› türevleri ile sald›rmaktad›r. ABD tarihi, katliamlar tarihidir. ‹ki buçuk milyon yerli toplulu¤un katilenden kat be kat› bugün Irak’ta, Afganistan’da, Afrika’da, Ortado¤u’da gerçeklefltirilmektedir. Nihayetinde bu emperyalizmin ve hakim s›n›flar›n karakteridir.

Gelinen aflamada Türk devletinin emperyalist devletlerce tafl›d›¤› jeo-politik özelli¤in ve tarihsel miras›n›n var etti¤i stratejik önem günün güç dengeleri ve geliflmeleri gere¤ince bir taraftan artarken bir taraftan da azalm›flt›r. Bu stratejik önem de belirli yönleri ile komprador-feodal iktidar›n efendisi karfl›s›ndaki kozlar›n› etkilemektedir. fiöyle ki; SSCB ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin bafl›n› çekti¤i sosyalist kamp›n oldu¤u çift kutuplu dünyada, bu merkeze karfl› duran emperyalist blo¤un ileri karakolu, yay›lan tehlikenin önleyici bendiydi TC. Bununla beraber ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin kurdurdu¤u ‹srail devleti ile birlikte bölgenin kontrolünde de en önemli ilk iki devlet aras›ndayd›. Büyük Ortado¤u Projesi’nin bafllang›ç tarihi olarak belirleyebilece¤imiz Afganistan iflgaliyle birlikte, o güne kadar bölgeye “uzak” olan ve daha ziyade “müttefikleri” arac›l›¤› ile sürdürülen emperyalist politika art›k do¤rudan askeri güç ile hayata geçirilmeye bafllanm›flt›r. Irak’›n iflgali ile devam eden süreç, sonraki olas› ad›mlardan olan ve ‹ran-Suriye’nin de “zay›f karn›” olarak tabir edilen yeni bir müttefiki yaratm›flt›r; Güney Kürdistan’›n Kürt liderleri… Bugün ABD’nin ‹srail’den sonra bölgedeki en çok güvendi¤i ikinci güç Barzani ve Talabani’dir, yani Türk devletinin kendisini, inkar› üzerine kurdu¤u Kürt ulusunun emperyalizm ile iflbirli¤ine giriflmifl bulunan önderli¤i. Bunlarla birlikte ABD emperyalizmi art›k fiili olarak bölgededir. Irak’tad›r, Afganistan’dad›r. ‹srail’in d›fl›nda, henüz onun kadar sad›k olmasa da “‹srail olma potansiyeli” tafl›yan bölge devletleri-güçleri vard›r. ‹ran’›n hedef gösterilmesi ile birlikte onunla çeliflki yaflayan Arap devletlerinin ABD ile yak›nlaflmas›, Lübnan ve Filistin üzerinden yarat›lan ülke güçlerinin bölünmesi ve çat›flt›r›lmas› ve bunun üzerinden bu ülkelere müdahale zemini yarat›lmas› ABD emperyalizminin nüfuz alanlar›n›n geniflledi¤ini gösteren geliflmelerdir. Tüm bunlar do¤al olarak Türk devletinin bu güne de¤in tafl›d›¤› stratejik önemi azaltan, TC’nin sahip oldu¤u “vazgeçilemez” özelliklerini vazgeçilebilir k›lan de¤iflimlerdir. ABD emperyalizminin geniflleyen gücünden rahats›zl›k duyan bölgenin irili ufakl› devletleri ve güç odaklar› da ç›karlar› gere¤i birbirlerine yak›nlaflmaktad›r. Önderli¤ini Rusya’n›n oluflturdu¤u bu bloklaflma, geliflen siyasi, askeri, ekonomik iliflkilerde, yo¤unlaflan diplomasi faaliyetlerinde ifadesini bulmaktad›r. Suikast giriflimi olaca¤› söylentilerine karfl›n Rusya Devlet Baflkan› Putin’in ‹ran’daki Hazar Denizi’ne Komflu Ülkeler Zirvesi’ne kat›lmas›, bu zirvede al›nan kararlar ve efl zamanl› olarak Putin’in “ABD, Irak’tan çekilmek için takvimini aç›klamal›” söylemi saflar›n daha da netleflti¤inin ifadesidir. Bu geliflmeler içerisinde vuku bulan ve ülkemizde temel gündem haline getirilen ABD Temsilciler Meclisi D›fl ‹liflkiler Komitesi’nde kabul edilen Ermeni Soyk›r›m› Yasa Tasar›s›, Hazar befllisine komflu Ermenistan’a bir göz k›rpma olarak alg›lanabilir. Özet olarak aktard›¤›m›z bu kamplaflmaya, ihtimali oldukça az olsa da TC’nin meyletmesi ABD’nin do¤al olarak ifline gelmemektedir. Bu da TC’nin artan önemini gösteren geliflmelerdir. Son günlerde s›kça kullan›lan “gerilen” ve “incelen” iplerin esas gerekçesi Kürt meselesidir. TC’nin kuruluflundan bu yana tarihsel bir meseledir. Özellikle, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakk›n›n gasp edilmesi ve esasta emperyalistler ile bölge devletlerinin anlaflmas› sonucu Kürt co¤rafyas›n›n dörde bölünmesinin resmi belgesi olan Lozan Antlaflmas›’ndan sonraki Kürt isyanlar›n›n milli karakteri ile birlikte sahip olduklar› feodal karakter de vard›. O zamana kadar kendi bafllar›na hükümran olan feodal beyler, yukar›dan afla¤›ya infla edilen ulus devletle birlikte, hem kendi iç pazar›na hakim olma arzusu, hem de o güne de¤in feodal beyli¤in sa¤lad›¤› kendi bafl›na hükümranl›k arzusu Türk hakim s›n›flar›n›n elindeki merkezi otoriteye karfl› birleflen mücadelenin kayna¤› olmufltur. Mustafa Kemal’in Sivas Kongresi’nde Kürtlerden söz etmesi, ‹nönü’nün Lozan’da Kürtlerin de temsilcisi oldu¤unu söylemesi Türk hakim s›n›flar›n›n pazarl›k kozlar›n› artt›rmak amaçl› yapt›klar› dönemsel taktik manevralard›. Kürt ulusal meselesine yaklafl›mda seksen küsur y›ll›k dönemde özde bir de¤ifliklik yaflanm›fl de¤ildir. O dönem itibari ile M. Kemal taraf›ndan Kürt realitesinin kabulü, hatta Lozan’da oldu¤u gibi “kurucu unsur”lardan biri olarak kabul edilmesi bugünkü kadar “tehlikeli” de¤ildi. Çünkü Kürt ulusal hareketi o zaman kontrol edilebilir, bast›r›labilir düzeydeydi. Ayr›ca emperyalizm bu tarihi haks›zl›¤› kullanma ihtiyac›n› bugünkü kadar hissetmiyordu. Zira stratejik, uzun erimli bir plan›n belirleyici bir unsuru de¤ildi. Örne¤in, fieyh Sait ‹syan›’n›n ‹ngiliz emperyalistlerince desteklenmesi dönemsel ihtiyac›n›n ürünüydü, o tarih itibariyle TC’nin önüne sürülen bir kozdu. Ayr›ca ekonomik, askeri, siyasi gücü çok s›n›rl›yd› ve bu s›n›rl›l›k Türk devletinin s›n›rlar› dahilinde idi. Bugünkü gibi “s›n›r ötesi”nde oluflan ciddi bir tehlike söz konusu de¤ildi. Kemalist iktidar›n yukar›da aktard›¤›m›z sözlerinin ard›ndan giriflti¤i katliamlar, Kürtleri Türklefltirme politikas› eksenli dillerinin yasaklanmas›, uydurulan Günefl Dil Teorisi safsatas›, askeri yasak bölge ilanlar›, örfi idare zorbal›klar› ve bunlar›n büyük k›sm›n› bugün de Türk devleti içerisinde söz sahibi olan feodal Kürt beyleri ile el ele yapmas› Kemalist diktatörlü¤ün gerçek yüzünü ortaya ç›kartm›flt›r. Tüm bu tarihsel geliflmeler ›fl›¤›nda bugün gelinen durumun asl›nda Baflbakan’›n “inceldi¤i yerden kopsun, bedeli neyse öderiz” Kas›mpaflal› tavr›na henüz varmad›¤›n›, gerek dünya genelinde, gerekse de ülkemiz özelindeki emperyalist güçler dengesinin de¤iflmedi¤i durumda varamayaca¤›n› göstermektedir. Kamuoyunu rahatlatma yani iç politika malzemesi olarak kullanma ve yan› s›ra da efendisine itaat s›n›r›n› farkl› yollardan gösterme aç›klamas›d›r. ‹ncelen ipin desteklenip sa¤lamlaflt›r›laca¤›n› söylemek mevcut tablo içerisinde yanl›fl olmayacakt›r. Yani ABD emperyalizmi ile Türk devleti aras›ndaki, hassas geliflmelere iliflkin farkl› yaklafl›mlar esasta ABD’nin kontrolünde ortaklaflacakt›r. Çünkü iflbirlikçi burjuva-feodal iktidar›n “s›n›r”› bellidir, “ötesi”ne geçemez, sadece efendisinin kontrolünde, onun belirledi¤i s›n›rlar çerçevesinde geçebilir. Bunu önümüzdeki dönem geliflmelerinde görece¤iz. fiu çok aç›kt›r ki, Türk hakim s›n›flar› emperyalizme ekonomik, siyasi, askeri olarak ba¤›ml›d›r. fiu ya da bu emperyalist kli¤in iflbirlikçili¤ini yapmas› meselenin özünü de¤ifltirmez. Bütün bunlar›n özünü de¤ifltirecek yegane fley; ülkemizde komünistler önderli¤inde gerçekleflecek olan Yeni Demokratik Devrim’dir. Yaflanan geliflmeler milli demokratik devrim görevinin yak›c›l›¤›n› daha da hissettirmektedir. Tek çözüm bu programd›r, günün geliflmelerinin bu program önderli¤inde taraf› olabilme politik yarat›c›l›¤›n› sergilememiz gerekmektedir. Böylesi bir dönemde taraf olabilmek –“sözün bitti¤i yer” diye de s›kça tan›mlanan bir dönemde- “sözün s›n›rlar›n›n bugüne kadar silahla çizilmifl oldu¤unu ve bundan sonra da söz s›n›rlar›n›n geniflleyip daralaca¤›na esas olarak yine silahlar›n karar verece¤i” genel do¤rusuna dört elle sar›lmayla mümkündür. ‹ktidar namlunun ucundad›r ve namlulara da siyaset yön verir. Bu, devletin faflist karakterinin do¤al sonucudur. Tüm kap›lar›n “mucizevi anahtar”lar›n› bulmaya çal›flan özde burjuva, sözde devrimci bilgiçlerin unuttuklar› tek anahtar “tart›flma kulüpleri”nin kap› anahtar›d›r, o da hakim s›n›flar›n elindedir. Bugüne kadar ki esasta do¤rulanan öngörünün kumandas›nda dar kal›plardan s›yr›larak günün siyasetine cevap üretmek zorunludur. Cevap Maoizm’dedir, tarihimizdedir. Onlar› do¤ru okuyal›m.


4

GÜNCEL

23-31 Ekim 2007

Genelgeyi uygulamayan bakanlık hakkında suç duyurusu

DHP, ESP, HÖC, Partizan, Odak ve Özgürlük ‹çin Mücadele Platformu aktivistleri, F Tipi hapishanelerde uygulanan tecridi ‘iyilefltirmek’ amac›yla yürürlü¤e konulan 45/1 No’lu genelgeyi uygulamayan Adalet Bakanl›¤› hakk›nda ‹stanbul Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu. Sultanahmet Meydan›'nda 19 Ekim tarihinde bir araya gelen DHP, ESP, HÖC, Parti-

zan, Odak ve Özgürlük ‹çin Mücadele Platformu aktivistleri, “10 saatlik sohbet hakk› uygulans›n” yaz›l› pankart açarak yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda devrimci tutsaklar›n 10 saatlik görüflme haklar›n›n gasp edilmesine tepki gösterdi. Kurumlar ad›na ortak aç›klamay› okuyan Tülay Eski, F Tipi hapishanelerdeki tecrit uygulamalar›n› 'iyilefltirmek' amac›yla, 22 Ocak'ta Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan

yay›mlanan 45/1 No'lu genelgenin uygulanmas› talebi ile bir araya geldiklerini belirterek, genelgede yer alan, "10 saatlik sohbet hakk›"n›n uygulanmas›n› istediklerini söyledi. Genelgenin yay›mlanmas›n›n ard›ndan tecridi hafifletecek uygulamalar›n birçok hapishanede uygulanmad›¤›n› belirten Eski, “Bu hakk›n uygulanmas›ndan sorumlu olan, ama görevini kötüye kullanan Cemil Çiçek

ve tüm ilgililer hakk›nda suç duyurusunda bulunaca¤›z” fleklinde konufltu. Aç›klaman›n ard›ndan kurum temsilcileri ile tutuklu ve hükümlü yak›nlar›, Adalet Bakanl›¤›, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü, hapishane savc›lar› ve müdürleri hakk›nda görevlerini ihmal ettikleri ve kötüye kulland›klar› için suç duyurusunda bulundu.

‹flkence ve hak ihlalleri raporlara s›¤m›yor İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Cezaevleri Komisyonu, Temmuz ayından Ekim ayının ortalarına kadar çeşitli hapishanelerde meydana gelen hak ihlalleri ve işkence olaylarını "İç Anadolu Bölgesi Ağırlıklı Cezaevi Raporu"yla duyurdu mede müdürlerin dilekçelerini geri çekmeleri konusunda ikna etmeye çal›flt›¤›n› belirtmifllerdir. Ayr›ca baz› gardiyanlar›n hükümlülere; 'Buras› K›r›kkale, ailelerinize söyleyin buraya gelmesinler' diye tehdit ettiklerini söylemifllerdir".

Sincan 1 No'lu F Tipi Hapishanesi Sincan 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'nde tutulan Hakk› Alphan'›n ‹HD Ankara fiubesi Cezaevleri Komisyonu'na gönderdi¤i mektuplardan edinilen bilgilere yer verilen raporda, 3 Temmuz tarihinde Zeynel Karabulut ve Ümit An'›n savc›l›k dönüflünde arama uygulamas› nedeniyle yumruk, tekme ve coplarla sald›r›ya u¤rad›¤› bildiriliyor. Bu hapishanede d›fl güvenlikten sorumlu jandarma birli¤inin tabur seviyesine ç›kart›lmas› ve tabur komutan› olarak da bir yarbay›n atanmas›yla de¤iflen komuta kademesi ile birlikte mahkeme, hastane ve savc›l›k için gidifl gelifllerde askerlerin sald›r›lar› ve iflkence uygulamalar›n›n artt›¤› belirtiliyor. Özellikle hastane sevklerinde, askeri personel aç›kça, "Hem devlete karfl› geliyorsunuz, hem de sizin tedavinizle u¤rafl›yoruz, sizi tedavi etmek zorunda m›y›z" diyerek tutuklu ve hükümlülerin tedavilerini bu tip sald›r›larla engellediklerine dikkat çekildi.

nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) Ankara fiubesi Cezaevleri Komisyonu, Temmuz ay›ndan Ekim ay›n›n ortalar›na kadar çeflitli hapishanelerde meydana gelen hak ihlalleri ve iflkence olaylar›n› "‹ç Anadolu Bölgesi A¤›rl›kl› Cezaevi Raporu"yla duyurdu. Bolu F Tipi Hapishanesi, K›r›kkale F Tipi Hapishanesi, Sincan 1 ve 2 No'lu F Tipi hapishaneleri, Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi ve Sincan L Tipi Hapishanesi'nde tutuklular›n maruz kald›klar› uygulamalar, hapishanelerde nas›l bir devlet terörünün hüküm sürdü¤ünü gösteriyor. Tutuklular hapishane idarelerinin keyfi, yasalarla desteklenen uygulamalar› nedeniyle ölümle burun buruna bir yaflam sürdürmek zorunda kal›yorlar.

Sevk edildikleri K›r›kkale'de tutsaklara F tipi zulmü Yak›n zaman önce aç›lan K›r›kkale F Tipi Hapishanesi'ne Ankara'daki Sincan 2 No'lu F tipi Hapishanesi'nden siyasi ve adli tutuklular birlikte olmak üzere 70 tutuklu sevk edilmiflti ve bu sevk s›ras›nda ve sonras›nda tutuklular›n ço¤una iflkence yap›ld›¤› haberini duyurmufltuk. Tutuklular›n avukatlar›n›n verdikleri bilgilerin yer ald›¤› ‹HD raporunda birçok tutuklunun maruz kald›¤› uygulamalara yer verildi. Raporda yer alan

K›r›kkale F Tipi Hapishanesi'ndeki iflkence ve kötü muamele olaylar› flöyle: "Cengiz Sinan Halis Çelik; cezaevine getirildi¤inde 3 infaz koruma memuru arama yap›lan yerde bütün elbiselerini ç›kartarak soyunmas›n› istemifl, soyunmak istemeyince kafas› duvara vurularak darp ettiklerini belirtmifltir. Ayr›ca duvara çarpmas› sonucu s›rt›ndaki ameliyatl› bölgede büyük ac›lar duydu¤unu söylemifltir. Cezaevinin xray cihaz›ndan geçirildikten sonra, merdivenlerin oraya gelindi¤inde yaklafl›k 4 infaz koruma memuru taraf›ndan afla¤›ya itildi¤ini ve merdivenlerden yuvarland›¤›n› ayr›ca bu esnada görevlilerin hakaretli, küfürlü sözlerine maruz kald›¤›n› belirtmifltir.

u¤rad›klar›n›, tekme ve yumruk darbeleri ile yere düfltükten sonra ayaklar›n› öptürmeye çal›flt›rd›klar›n› bildirmifltir. Darbeler sonucunda aya¤›nda ve duda¤›nda yaralar olufltu¤u görülmüfltür, iki gün boyunca böbre¤ine ald›¤› darbelerden kaynakl› idrar›ndan kan geldi¤ini belirtmifltir.

Kas›m Elçi; sevk iflleminin bitti¤i, odalar›na yerlefltirme yap›ld›¤› esnada ensesine, s›rt›na ve vücudunun di¤er yerlerine masa aya¤› ile ceza infaz memurlar›nca vuruldu¤unu, küfür ve hakaretlere maruz kald›¤›n› bildirmifltir. Bu olaydan 3 gün sonra doktora ç›kar›ld›¤›n› ve darp izlerini doktora izah etti¤ini ama kendisine herhangi bir ifllem yap›lmad›¤› gibi odas›na götürülürken bu sefer de merdivenlerde fliddete maruz kald›¤›n›, burada ald›¤› darbelerden kaynakl› a¤z›n›n, burnunun kanlar içinde kald›¤›n› beyan etmifltir.

Cevat Soysal; cezaevine getirilir getirilmez kaba dayak diye tabir edilen yumruk, tekme ve tokat ile dövülmüfl, a¤›r hakaretlere maruz kalm›flt›r. Gö¤süne vurulan yumruklar ve tekmelerden dolay› gö¤sünde flifllik oluflmufltur. Sol kol dirsek üzerinde darp nedeniyle oluflan morluk, s›rt›ndaki morluk ve bacaklar›ndaki morluk net biçimde görülmektedir. Bu morluklar›n tekme, tokat, yumruk d›fl›nda dövme arac› olarak kullan›lan sandalye ayaklar› ile vurulmas›ndan da olufltu¤u belirtilmektedir.

Abdülkerim Avflar; sevk sonras› odaya girerken özellikle kameralar›n bulunmad›¤› odalarda sald›r›ya

Medet Sever, fieymus Özsubafl›, Ali Haydar Elyakut, Vedat Bak›r ve M. Murat Sözeri ile yap›lan görüfl-

Muhittin Alt›n; sevkten sonra odalar›na götürülürken yumruk darbeleri ile yere düfltü¤ünü, iki baca¤›n›n da sakat olmas›na ra¤men bacaklar›na ve vücudunun çeflitli yerlerine vuruldu¤unu, kafas›na ve kulaklar›na ald›¤› darbelerden kaynakl› duyma zorlu¤u çekti¤ini belirtmifltir. Sol ayak dizinin üstü ile sol bald›r›nda morarma ve sol dirsekte yara izi görülmüfltür.

Sedye yerine 'büro tipi tekerlekli sandalye' Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi'nde tedavi ile ilgili s›k›nt›lara örnek olarak verilen tutuklu Nevin Yaylac›'n›n yaflad›klar›, hapishaneledeki keyfiyeti ve tutsaklar›n ölümle burun buruna gelmesine neden olan uygulamalar› gözler önüne seriyor. Raporda Nevin Yaylac›'n›n yaflad›klar› di¤er tutuklu kad›nlar›n a¤z›ndan flöyle aktar›l›yor: "28 Temmuz 2007 günü sabah 8 say›m›nda arkadafl›m›z Nevin Yaylac›'n›n yar› bayg›n durumda oldu¤unu fark ettik. Ko¤ufl içinde ayr› ayr› hücrelerde kalmam›z sebebiyle oluflan hastal›klar› önceden fark etmemiz pek mümkün olmuyor. Arkadafl›m›z› o gün yar› bayg›n aya¤a kalkamaz bir flekilde bulunca hemen gardiyanlara haber verdik, yaklafl›k yar›m saat sonra büro tipi tekerlekli sandalye ile birlikte gelerek revire götürüldüler. Arkadafl›m›z yar› bayg›n, aya¤a kalkamaz bir vaziyette, fliddetli bafl a¤r›s›, bafl dönmesi ve mide bulant›s› sorunu yafl›yordu. Yaflad›¤› bu sorunlar›

belirtmifl olmam›za ra¤men arkadafl›m›z zorla aya¤a kald›r›larak getirilen 'büro tipi tekerlekli' sandalye ile birlikte revire (sarsa sarsa) ç›kart›lm›flt›r. Sedyenin olmad›¤›n› söylemifllerdir. Revirde 'migren' teflhisi konularak a¤r› kesici, diyazem ve bir ilac›n kar›fl›m› daha olan bir i¤ne yap›lm›fl, serum verilmifltir. Ard›ndan ayn› flekilde (büro tipi sandalye ile sarsa sarsa) geri getirilen arkadafl›m›z sandalyenin üzerinde hücrenin tam önünde bir bayg›nl›k (vücudu kas›lm›fl, difller kenetlenmifl bir halde) geçirmifl ve oturdu¤u sandalyeden yere düflmüfltür. Bu durum kamera kay›tlar›nda mevcuttur. Kendine gelen arkadafl›m›z güçlükle içeri al›nm›flt›r. Biz, arkadafl›m›z›n a¤›rlaflmas› ve yeniden fliddetli bir bafl a¤r›s› yaflamas› üzerine tekrar doktoru ça¤›rd›k. Yaklafl›k 1 saat sonra gelen doktor rahats›zl›¤›n›n tansiyon düflüklü¤ünden olabilece¤ini belirtmifltir. Israrlar›m›z sonucu tansiyonu ölçülmüfltür. Fakat iflin

garip yan› tansiyonu normal ç›km›flt›r. 13–8 ç›kan tansiyonun normal olmas› ve bizim ›srarlar›m›zla birlikte sevki yap›lm›flt›r. Gardiyanlar hastane sevkinin acil durumlarda dahi ring arac›yla yap›ld›¤›n› iddia ederek ambulans ça¤›rmam›fllard›r. Ayr›ca arkadafl›m›z ring hücresine tek bafl›na konulmufl ve buradan da yere düflmüfltür. Arkadafl›m›z›n yan›nda olmas› gereken gardiyan ise askerlere refakat etmifltir. Bu nedenle düfltü¤ü fark edilmemifltir. Bu flekilde de yar› bayg›n vaziyette hastaneye götürülmüfltür. Götürüldü¤ü (Sincan Devlet Hastanesi) hastanede röntgen çekilerek 'sinüzit' teflhisi konulmufl, buna yönelik de bir tak›m ilaçlar verilmifltir. Oysa teflhis için gerekli ve yeterli tetkikler yap›lmam›flt›r. Durumunda her hangi bir de¤ifliklik olmamas›na ra¤men o halde cezaevine geri getirilmifltir. Saatler ilerledikçe arkadafl›m›z›n durumu da-

Hasta tutuklular›n tedavilerinin engellendi¤i belirtilen raporda, Hepatit B hastas› Yaflar ‹nce adl› tutuklunun mide, ba¤›rsak sistemi problemleri ve kalp yetmezli¤i rahats›zl›¤› için gitti¤i Numune Hastanesi'nin ilgili servisinde hastal›¤›n› ve rahats›zl›klar›n› özellikle belirtmesine ra¤men bölüm doktorlar›n›n ‹nce'ye Hepatit B (HBV) durumunu tetikleyecek, hastal›k de¤erlerinin yükselmesine neden olacak ilaçlar kulland›rd›¤› ve bunun sonucunda ‹nce'nin HBV de¤erlerinin çok fazla yükseldi¤i ve karaci¤erinde enfeksiyon bafllad›¤› belirtiliyor.

Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi Raporda Malatya Hapishanesi'nden 2 A¤ustos tarihinde sevkle Sincan Kad›n Kapal› Hapishanesi'ne gelen Münevver fieker'e hapishane giriflinde ç›plak arama dayat›ld›¤›, kabul etmedi¤i için de darp edildi¤i ve buna ra¤men fieker'in 'gardiyanlar› darp etti¤i' iddias›yla 20 günlük hücre cezas› talebiyle aç›lan soruflturma ile karfl› karfl›ya geldi¤i belirtiliyor. Hapishanedeki sa¤l›k sorunlar› ile ilgili olarak da sular›n›n sa¤l›ks›z ve pis olmas›ndan kaynakl› olarak ishal, halsizlik ve bafla¤r›s› gibi sa¤l›k sorunlar›n›n yafland›¤›, revire ç›kan birçok tutuklu ve hükümlüye 'psikolojiktir' fleklinde tek teflhis konuldu¤u belirtiliyor. Yemeklerin içinde saç tokas› ve k›l da dahil olmak üzere birçok pislik, fare d›flk›s›, tafl vs ç›kt›¤›, yap›lan flikayetlere ra¤men de¤iflen birfleyin olmad›¤› belirtiliyor. Bu hapishanedeki hak ihlalleri aras›nda, tutuklu Nurten Karatafl'a avukat› ile görüflmeye giderken gardiyanlar›n hakaretine tepki göstermesi sonucunda "kurumda korku, kayg› ve panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davran›flta bulunmak" iddias›yla "2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun b›rakma" fleklinde disiplin cezas› verildi¤i yer al›yor.

ha da a¤›rlaflmaya bafllam›flt›r. Gece yar›s› saat üçte fliddetli bir bafl a¤r›s› ve mide bulant›s› yaflamas› sebebiyle yeniden doktor ça¤›rd›k. 1 saat aradan sonra doktorun revire geldi¤i belirtilerek arkadafl›m›z›n afla¤› indirilmesi istenmifltir. Arkadafl›m›z aya¤a kalkamaz durumda olmas›na ra¤men (bunu belirtmemize ra¤men) arkadafl›m›z› güçlükle aya¤a kald›r›p, merdivenlerden güçlükle indirerek, getirmifl olduklar› büro tipi sandalyeye oturttuk. Arkadafl›m›z yar› bayg›n flekilde revire ç›kar›lm›flt›r(gece, 4:15). Serum verilerek sabah 7:00'da da tekrar geri hücreye getirilmifltir. Fakat durumunda her hangi bir de¤ifliklik ya da her hangi bir düzelme olmam›flt›r. Yine fliddetli bir bafl a¤r›s› (hiç kesilmeyen) ve mide bulant›s› sorunu yaflamaktad›r. 29 Temmuz’da da durum aynen devam etmifltir. Yine gece yar›s› a¤r›s›n›n fliddetlenmesi nedeniyle butona bast›k ve arkadafl›m›z›n revire ç›kar›lmas›n› istedik. Güçlükle kollar›m›z aras›nda yürüyen arkadafl›m›z revire ç›kart›lm›fl, i¤ne yap›larak geri getirilmifltir. Ayr›ca arkadafl›m›z yaflad›¤› bu bafl a¤r›s› ve mide bulant›s› ile birlik-

te ciddi bir haf›za sorunu da yafl›yordu. Sadece inliyor, kusuyor (hiçbir fley yememifl olmas›na ra¤men), aya¤a kalkam›yor, konuflam›yordu. Sinüzit için verilen 4 adet farkl› ilaç hiçbir flekilde olumlu bir etki göstermemifl, hiçbir iyileflme gözlenmemifltir. 30 Temmuz Pazartesi günü, arkadafl›m›z›n durumunu erkenden belirtmemize ra¤men doktor, ancak arkadafl›m›z lavaboya gitmek için aya¤a kalk›p bay›l›p düflmesi, kafas›n› çarpmas› sonucu ›srar›m›z dahilinde gelmifltir. Geldiklerinde yerde yar› bayg›n halde yatan arkadafl›m›z›n tansiyonu ölçülmüfltür. Ara ara yaflad›¤› haf›za kayb›na iliflkin de bir tak›m sorular sorulmufltur. Arkadafl›m›z›n yaflad›¤› sorunlar› anlatmam›z ile birlikte yo¤un ›srar›m›z neticesinde arkadafl›m›z (1 saat sonra) hastaneye sevk edilmifltir. Önce Numune Hastanesi'ne götürülmüfl, orada bir tak›m tetkikler yap›ld›ktan sonra (müdürün bize söyledi¤i kadar›yla 'yüksek tansiyon' teflhisi konularak) Hacettepe Hastanesi'ne sevk edilmifltir.


GÜNCEL

23-31 Ekim 2007

5

Hozat’taki yargısız infaz aydınlanıyor Dersim’de, Bülent Karatafl’›n askerler taraf›ndan ormanl›k alanda infaz edildi¤i olaydan yaral› kurtulan R›za Çiçek: 'Yere çömel' dediler. Çömeldim, bir yandan da, 'bizi niye öldürüyorsunuz komutan›m, bizim ne suçumuz var' diye yalvar›yordum. Bu s›rada bana 'kaç' dediler. Kaçmad›m. Bir dipçik vurdular, afla¤› do¤ru yuvarland›m. Komutan iki kere atefl etti. Gö¤sümden ve sol omzumdan yara ald›m duktan sonra askerler taraf›ndan helikopterle Elaz›¤'a götürülmüfltü.

D

ersim'in Hozat ‹lçesi'nde okurumuz Bülent Karatafl'›n yaflam›n› yitirdi¤i yarg›s›z infaz olay›, yaral› olarak kurtulan R›za Çiçek'in anlat›mlar›yla ayd›nlanmaya bafllad›. Türk ordusunun Genelkurmay'› yapt›¤› aç›klamada yarg›s›z infaz olay›n› "iki terörist etkisiz hale getirildi" fleklinde duyurmufltu. Ancak olay›n duyulmas›n›n ard›ndan Hozat'ta halk yarg›s›z infaza büyük tepki göstermiflti. Genelkurmay'›n iddias›n›n aksine, Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak, olayda katledi-

Da¤›t›mc›m›za gözalt›nda ajanl›k teklif edildi

len Bülent Karatafl ve yaral› olarak kurtulan R›za Çiçek için "tan›yoruz, her gün gördü¤ümüz

Araflt›rma Hastanesi'nin tutuklu ko¤ufluna götürülmüfltü.

insanlard›" fleklinde aç›klamada bulunmufltu. Olaydan yaral› olarak kurtulan R›za Çiçek

Olaydan yaral› kurtulan R›za Çiçek

Elaz›¤'da tedavi alt›na al›nd›ktan sonra hakk›nda

yarg›s›z infaz› anlatt›

Elaz›¤ 1. Sulha Ceza Mahkemesi taraf›ndan "te-

Hozat'›n Zogar Köyü civarlar›nda 27 Eylül tarihinde meydana gelen olayda Bülent Karatafl, R›za Çiçek'ten ayr› bir yere götürülmüfl ve infaz edilmiflti. Çiçek ise gö¤sünden vurul-

rör örgütüne üye olmak", "güvenlik güçleriyle çat›flmaya girmek" iddias›yla tutuklama karar› ç›kart›ld›¤› için Amed'deki Dicle Üniversitesi

Adana'da gazetemizin da¤›t›m›n› yapan 17 yafl›ndaki ‹sa U¤ur Erdo¤an, 4 sivil polis taraf›ndan dövülerek gözalt›na al›nd›. 3 saat gözalt›nda tutulan Erdo¤an, karakolda polislerin kendisine ajanl›k teklifinde bulundu¤unu söyledi. Adana'›n Seyhan ‹lçesi'ne ba¤l› Turan Cemal Beriker Bulvar›'nda Atilla Alt› Kat Köprüsü'nde, 10 Ekim tarihinde da¤›t›m yapt›¤› s›rada polisler taraf›ndan darp edilerek gözalt›na al›nd›¤›n› belirten ‹sa U¤ur Erdo¤an, ‹HD Adana fiubesi'ne baflvurdu. Da¤›t›m yapt›¤› s›rada sivil giyimli 4 polis taraf›ndan yolunun kesilerek kimli¤inin soruldu¤unu, polislere kimli¤ini neden istediklerini sordu¤unda yan›t alamay›nca kimli¤ini vermedi¤ini belirten Erdo¤an, polisler taraf›ndan dö-

vülerek gözalt›na al›n›p 5 Ocak Polis Karakolu'na götürüldü¤ünü belirtti.

Gözda¤› ile sindirmeye çal›fl›yorlar Karakolda gözalt›nda tutuldu¤u s›rada polislerin kendisine ajanl›k teklif etti¤ini aç›klayan Erdo¤an, "Polis arac›na götürülene kadar dövüldüm. Benim çantamdaki gazeteleri gören polisler, 'Senin ne oldu¤un belli zaten' fleklinde konuflmaya bafllad›lar. Polisler bana, 'Bir zamanlar devrimcilik yapanlar flimdi bize çal›fl›yorlar' diyerek, benim de onlara çal›flmam halinde bana yard›mc› olacaklar›n›, tüm ihtiyaçlar›m› karfl›layacaklar›n› söylediler" dedi. Polislerin kendi telefon numaralar›n› verip haberleflmek istediklerini söyleyen Erdo¤an,

Hakk›nda tutuklama karar› da ç›kart›lan Çiçek, avukat› Hüseyin Aygün arac›l›¤›yla yapt›¤› aç›klamada yarg›s›z infaz olay›n› ayr›nt›lar›yla anlatt›. Çiçek'in anlatt›¤›na göre olay flöyle geliflti: "Kurukaymak Köyü yak›nlar›na bal a¤ac› kütü¤ü almak için 26 Eylül'de sepetli motor, el h›zar›, at ve baflka bir k›s›m malzeme de yan›m›zda oldu¤u halde gittik. Gece geciktik ve derede atefl yakarak kald›k. 27 Eylül'de ö¤len vakitlerinde bulundu¤umuz yere bir grup asker geldi. Bizden kimlik sordular, verdik. Bize, 'Burada fazla kalmay›n, terk edin bölgeyi' dediler. Biz de, 'derede bulunan malzememizi alabilir miyiz? Sonra gideriz' dedik. Dereye indik, malzemeleri ald›k. Tekrar askerlerin yan›na geldik. Bizden kimlik istediler, yine verdik. Bafllar›ndaki komutan telsizle konufltu ve bize birden 'soyunun' dedi. Biz ne oldu¤unu sormak istedik ama 'çabuk elbiselerinizi ç›kar›n' dedi. Ben kaza¤›m› ç›kard›m, atletle kald›m. Bu s›rada Bülent Karatafl'› ay›r›p göremedi¤im bir yere götürdüler. 'Yere çömel' dediler. Çömeldim, bir yandan da, 'bizi niye öldürüyorsunuz komutan›m, bizim ne suçumuz var' diye yalvar›yordum. Bu s›rada bana 'kaç' dediler. Kaçmad›m. Bir dipçik vurdular, afla¤› do¤ru yuvarland›m. Komutan iki kere atefl etti. gö¤sümden ve sol omzumdan yara ald›m. Yalvarmaya devam ettim. Silah at›fl› durdu. Bu s›rada komutan yine telsizle arad› ve 'bu Ramazan

"Ben yine reddettim. 3 saat karakolda kald›ktan sonra beni serbest b›rakt›lar. Hakk›mda gözalt› iflleminin yap›lmayaca¤›n›, e¤er ifllem yap›l›rsa tutuklanaca¤›m› söyleyip serbest b›rakt›lar" dedi.

'Toplumda bireyi bitirmeye çal›fl›yorlar' Kendilerine yap›lan baflvuruya iliflkin bilgi veren ‹HD Adana fiube Baflkan› Ethem Aç›kal›n, küçük yaflta insanlar›n zaaflar›ndan faydalan›p ajanlaflt›rma ve toplumda bireyi bitirmeye dönük faaliyetlerin oldu¤unu söyledi. Aç›kal›n, ajanlaflt›rman›n insan›n onur ve flerefinin ihlali oldu¤unu belirterek, "Bu nedenle bizler ajanlaflt›rmaya dönük çal›flmalar› k›n›yoruz ve böyle çal›flmalar›n güvenlik güçleri taraf›ndan yap›lmas› ise ülkenin nas›l

TUDEF 2. Kongresini gerçekleştirdi tarak hareket etmesini isteyen Aslan flöyle konufltu: "Bölge üzerinde Albay Nam›k Dursun'un yürüttü¤ü politikalar› elefltirdi¤imiz için hakk›m›zda bir davan›n aç›ld›¤›n› belirteyim. Bu dava bana de¤il TUDEF'in kendisine aç›lm›flt›r. Çünkü TUDEF bölge üzerindeki bask›lara karfl› hareket etti¤i için her zaman bu tür basklara maruz kalacak. Benden sonra yönetime gelecek arkadafllar›m›za deste¤imizi hiç geri çekmeden onlarla birlikte yürümeliyiz. Bu yüzden siyasal anlamda birbirimizi d›fltalamazsak ilerleriz. Sisteme karfl›ysak ona karfl› birlikte olmal›y›z".

Ali R›za Bilir: Yeni Demokrasi için mücadele verece¤iz

TUDEF 2'nci Ola¤an Genel Kurulu 10 Ekim tarihinde ‹stanbul Taksim'de bulunan Hill Oteli Konferas Salonu'nda yüzlerce delegenin kat›l›m›yla gerçekleflti. Çeflitli illerdeki Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF) üyesi derneklerin gönderdi¤i delegeler, derneklerinin sorunlar›n› ve TUDEF ile ilgili tart›flmalar yürütürken, öte yandan ortak irade sa¤layarak tek liste ile yeni yönetimi belirlediler. Kongre, devrim ve demokrasi flehitleri için yap›lan sayg› durufluyla bafllarken, zaman›n k›s›tl› olmas› nedeniyle delegelere 5'er dakikal›k konuflma hakk› tan›nd›.

Delegelerin konuflmalar› Kongrede söz alan birçok delge, sistemin Dersim'e yönelik bask›s›na karfl› TUDEF'in genifl cephede birlik politikas›yla hareket etmesini istedi. Delegeler Dersim üzerindeki bask›lara de¤inerek, yarg›s›z infazlara, zorla göç ettirme politikas›na karfl› daha büyük protesto eylemlerinin örgütlenmesi gerekti¤inin alt›n› çizdiler. Baz› konuflmac›lar da Dersim'de yarat›lan devrimci de¤erlerin önemine de¤inerek, devrimci de¤erleri korumak ve yaflatmak için mücadelenin bu zeminde sürdürülmesini istediler. Ayr›ca delege-

ler, Dersim kültürünü yaflatacak, araflt›racak entografya müzelerinin aç›lmas› ve bölge dillerinin yaflat›lmas› için akademik çal›flmalara h›z verilmesi gerekti¤ini belirttiler.

‹smail Aslan: TUDEF emekle büyütülmüfltür TUDEF Genel Baflkan› ‹smail Aslan, konuflmas›nda Dersim halk›n›n gelece¤i için, sistemin dayatt›¤› bask›lara karfl› tüm insanlar›n bir arada durarak ortak tepki vermesini istedi. Dersimlilerin gerici sisteme karfl› durdu¤u için farkl›l›klar› oldu¤unu kaydeden Aslan, "Dersimliler demokratik mücadelenin en ön saflar›nda yer almas›n› bilmifllerdir ve yer almaya devam etmektedirler" dedi. Federasyonun kurulufl amaçlar›n›n aras›nda sistemin bask›lar›na karfl› ortak bir mücadelenin örgütlenmesi zeminini yaratmak oldu¤unu hat›rlatan Aslan, "TUDEF'e önem verilmelidir, önem verilmesi gerekiyor. Kurumsallaflmam›z gerekiyor, TUDEF emekle büyütülen bir araçt›r. TUDEF'in kurumlar›n›n sorumluluklar›n› yerine getirmesi laz›m. Kurumlar›m›z›n TUDEF'i içsellefltirmeleri laz›m" dedi. TUDEF'in sistemin hedefinde oldu¤unu ve üyelerin bu sorumlulu¤u bilince ç›kar-

TUDEF Genel Sekreteri Ali R›za Bilir, delegelerin yapt›¤› elefltirileri de¤erlendirerek, "bizler yapt›¤›m›z çal›flmalar›n durumunu, önümüze koyup da yapamad›¤›m›z çal›flmalar›n ak›betinin ne oldu¤u sorusunun yöneltilmesini ve bunun tart›fl›lmas›n› hedefledik" diyerek, baz› delegelerin haks›z elefltiriler yöneltti¤ini belirtti. Bilir, "Dersim üzerindeki korku çemberini y›kt›k. Bunu Munzur festivalini aflama aflama gerçeklefltirerek baflard›k" dedi. R›za Bilir, Federasyonun güçlü olabilmesi için üye derneklerin güçlü olmas› gerekti¤ini vurgulayarak, herkesin ortak hareket etmesi gerekti¤ini söyledi. Baz› delegelerin di¤er kurumlarla birlik yapal›m vurgusuna de¤inen Bilir, flunlar› söyledi: "Nas›l olursa olsun, ne amaca hizmet ederse etsin, birlik olsun! Biz bu anlay›fla karfl›y›z. Birlik temellerimizi belirleyen ilkelerimiz vard›r. Bu ilkelerimiz do¤rultusunda birlik yapar›z. Dersim üzerindeki bask›lar ve ülkedeki anti-demokratik bask›lara karfl› birçok kurumla ortak eylemlilikler yapt›k ve eylem birli¤ini gerçeklefltirdik. fiunu belirtelim ki burjuva demokrasisine karfl› Yeni Demokrasi'yi savunduk ve savunaca¤›z. Bu temelde hareket ettik, edece¤iz".

Tek listeli seçim Yap›lan konflmalar›n ard›ndan yeni yönetime aday olanlar›n listesi aç›kland›. TUDEF delegelerinin ço¤unlu¤u birleflerek tek liste ile yeni yönetimde yer almas›n› istedikleri kiflileri divana sundular. Yap›lan aç›k oylama ile yeni yönetim oy birli¤i ile seçildi.Yeni yönetimde yer alan Özkan Tacer yapt›¤› konuflmada tüm üyelerin kendileriyle birlikte hareket etmesini istedi.

ay›nda vicdan›m s›zlar, bir helikopter gönderin, ölüyor' dedi. Beni ayn› anda tedaviye ald›lar. 15 dakika içinde helikopter geldi. Bindirdiler. Sonras›n› hat›rlam›yorum".

Taburcu edilen Çiçek Elaz›¤ E Tipi Hapishanesi'ne konuldu Elaz›¤ 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin tutuklama karar› nedeniyle Dicle Üniversitesi Araflt›rma Hastanesi'nin tutuklu ko¤uflunda tutulan R›za Çiçek buradan taburcu edilerek Elaz›¤'daki E Tipi Kapal› Hapishane'ye konuldu. Yarg›s›z infaz olay›n›n meydana geldi¤i Hozat'ta da savc›l›k katledilen Bülent Karatafl'›n efli Güler Karatafl ve babas› B›ra Karatafl'›n ifadelerini ald›. Çiçek'in avukat› Hüseyin Aygün'ün verdi¤i bilgiye göre Hozat Savc›l›¤› R›za Çiçek'in de "flüpheli" s›fat›yla ifadesini alacak.

DHP’den Gazi’de protesto eylemi Demokratik Haklar Platformu üyeleri, Bülent Karatafl’›n kolluk güçleri taraf›ndan katledilmesini protesto etmek için Gazi Mahallesi’nde bir yürüyüfl düzenledi. Eski Karakol’dan Cemevi’ne yürüyen DHP üyeleri, Karatafl’›n devlet taraf›ndan katledilen ilk insan olmad›¤›n›, devletin tarihinde benzeri say›s›z cinayetin bulundu¤nu belirterek, tüm bu sald›r›lara karfl›n halk›n hak ve özgürlük mücadelesinin englenemeyece¤ini dile getirdiler.

bir duruma düfltü¤ünün göstergesi olarak kabul ediyoruz" diye konufltu. Bir süre önce PKK'nin ortaya ç›kard›¤› J‹TEM ajanlar›n›n itiraflar›n› hat›rlatan Aç›kal›n, "Bilindi¤i gibi Diyarbak›r, Van, Hakkari ve fi›rnak gibi yerlerde yo¤un bir ajanlaflt›rma ve insan› insanl›ktan ç›karma politikas› a盤a ç›kar›ld›. Ama kimse buna iliflkin bir suç duyurusunda bile bulunmad›. En önemlisi ise Diyarbak›r'›n eski Valisi flimdi ise Baflbakan Müsteflar› olan Efkan Ala'n›n bizzat ajanlaflt›rma politikas›nda yer almas›, bizleri daha da endiflelendirdi. Bizler bir an önce savc›lar›n ve sivil toplum örgütlerinin ajanlaflt›rma politikas›nda yer alan kifliler hakk›nda suç duyurusunda bulunmalar›n› istiyoruz" dedi.

Polisin yaraladığı Ferhat Gerçek felç oldu Polis terörü her geçen gün daha da art›yor. ‹flkence ve yarg›s›z infaz olaylar›n›n artt›¤› flu günlerde polis ‹stanbul'da katliam giriflimlerine bir yenisini daha ekledi. Bahçelievler ‹lçesi'ne ba¤l› Zafer Mahallesi'nde 7 Ekim tarihinde Yürüyüfl Dergisi'nin da¤›t›m›n› yapan derginin okurlar›, dergi da¤›t›m›n› engellemek isteyen polis taraf›ndan durdurulmufl ve grubun aras›ndaki Ferhat Gerçek (16) polisin açt›¤› atefl sonucunda s›rt›ndan yaralanm›flt›. Olaydan sonra Bak›rköy Devlet Hastanesi'nde tedavi alt›na al›nan Ferhat Gerçek, omurili¤i zedelendi¤i için belden afla¤›s› felçli olarak yaflam›n› sürdürmek zorunda kalacak. Dergi da¤›tan gruba sald›rarak grubun aras›ndaki Ferhat Gerçek'i silahla yaralayan polis, uzun süre yaral› halde yerde yatan Ferhat Gerçek'e yard›mc› olmak isteyenleri de engelledi. Polisin estirdi¤i teröre karfl›l›k vermek amac›yla Zafer Mahallesi'nde bir araya gelen Haklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC) üyeleri ise barikatlar kurarak polisle çat›flt›lar. Bu çat›flman›n ard›ndan sald›r›s›n› sürdüren polis, mahallede kurulan semt pazar›na da gaz bombalar› atarak sald›rd›. Çevredeki halk› tartaklayan, gözalt›na alan polis, 'içeride silahl› adam var' gerekçesiyle Bahçelievler Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i'ni de abluka alt›-

na alarak bask›n düzenledi. Polisin gün boyu süren sald›r›s›nda 16 kifli gözalt›na al›nd›.

Polisin sald›r›s› protesto edildi Temel Haklar Federasyonu Bahçelievler'de Yürüyüfl Dergisi da¤›tan gruba yönelik polis sald›r›s›n› protesto etmek için Ferhat Gerçek'in vuruldu¤u yerde bas›n aç›klamas› yapt›. 8 Ekim tarihinde Bahçelievler Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i önünde toplanan Federasyon üyeleri "Yürüyüfl susturulamaz", "Bask›lar bizi y›ld›ramaz", "Hakl›y›z, kazanaca¤›z" fleklinde sloganlar atarak Ferhat Gerçek'in vuruldu¤u yere kadar yürümek istediler. Yürüyüfle engel olmak isteyen polise ra¤men sloganlar atarak Gerçek'in vuruldu¤u yere kadar yürüyen Federasyon üyeleri burada bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Federasyon ad›na aç›klama yapan Fatma Aygün, Ferhat Gerçek'in polis taraf›ndan s›rt›ndan kurflunlanarak vuruldu¤unu belirttikten sonra, "Onlarca insan›n üzerine hedef gözetilerek atefl aç›ld›. 16 kifli vahflice sald›r›ya u¤ray›p gözalt›na al›nd›. Bu kiflilerden Mustafa Kaya’n›n kaburga kemikleri k›r›l›p dala¤› y›rt›ld› ve bu nedenle hastanede yatmaktad›r” dedi.


6

EMEK-HABER

23-31 Ekim 2007

Halk›n paras›yla uçak filosu kurdular Hazine ve Bütçe’deki a盤› ‘kapatmak’ için bir kez daha gözlerini halk›n cebine diken AKP hükümeti, akaryak›t vergisine zamma yüklendi. Zamdan 1 y›l içinde 40 milyon YTL ek gelir elde etmeyi planlayan hükümet, Baflbakan’a 67 milyon YTL de¤erinde yeni bir jet almaya haz›rlan›yor

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Dursun BAfiTU⁄

Önderlik misyonu ve Geçti¤imiz y›l bütçenin y›llar sonra ilk kez fazla verdi¤ini öne sürerek övünen AKP, flimdilerde “fazla” veren bütçedeki dev gedikleri “kapatmak” için vergileri artt›rmaya haz›rlan›yor. AKP’nin “Acil Plan Zamm›” olarak adland›rd›¤› zam paketiyle; alkollü içki, sigara ve akaryak›t vergisine zam yap›lacak. Akaryak›t vergisine –ki bu ayn› zamanda akaryak›t fiyatlar›na zam demek oluyor- yap›lan bu zam; otobüs yolcu ücretlerinin, dolmufl, tüp gaz vb fiyatlar›n›n da zamlanmas›n› beraberinde getiriyor. fiimdiden gider harcamalar›n›n, gelirlerinden fazla olaca¤› –zarar verece¤i- ortaya ç›km›fl olan 2007 y›l› bütçesi, Hazine’yi büyük bir nakit a盤› ile karfl› karfl›ya b›rakm›fl durumda. Çünkü y›l içerisinde hat›r› say›l›r tutarda borç ödemesi yapmas› gereken Hazine’nin kasas›nda, deyim yerindeyse, in cin top oynuyor.

Susuzlu¤a çare bulundu; yüzde 134zam

Öyle ki Hazine’nin, bu y›l›n ilk 9 ay›nda elde etti¤i nakit gelir 131 milyar YTL iken ayn› dönemde yapt›¤› harcamalar toplam› ise 150 milyar YTL düzeyinde gerçekleflti. Baflka bir deyiflle Hazine, ilk 9 ay içerisinde 19 milyar YTL aç›k vermifl durumda. Geçen y›l›n ayn› döneminde Hazine’deki a盤›n 4 milyar YTL oldu¤u göz önüne al›nd›¤›nda bu y›l oluflan a盤›n büyüklü¤ü ve yaratt›¤› risk daha net bir flekilde anlafl›lacakt›r. A盤›n bu denli büyük olmas›nda, daha do¤ru bir deyimle geçen y›l a盤›n nispeten daha düflük olmas›nda, geçen y›l içerisinde gerçeklefltirilen yo¤un özellefltirmeler ve bunlardan elde edilen bir defaya mahsus gelirlerin yaratt›¤› hat›r› say›l›r gelirin bu y›l›n ilk 9 ay›nda sadece 6.9 milyar YTL olarak gerçekleflmesi esas rolü oynam›fl durumda. Baflka bir deyiflle devletin Hazine’si y›llard›r büyük oran-

larda aç›k veriyordu. Ancak geçen y›l ülkenin önemli kurulufllar›n› emperyalist tekellere ve onlar›n ülkemizdeki kuklalar›na peflkefl çekerek kasaya para girifli sa¤layan AKP, Hazine’nin ve ülke ekonomisinin durumunu iyiymifl gibi halka lanse etti. Oysa bu y›l özellefltirme ataklar›n›n s›n›rl› kalmas› ve istenilen gelirin elde edilmemesi hem ekonomideki “büyüme”nin ne denli kof oldu¤unu gözler önüne serdi, hem de Hazine’yi hortumlanm›fl bankalara çevirdi. Ülkedeki spekülatif s›cak para ak›fl›n›n ve özellefltirme gelirlerinin düflüflü, beraberinde Hazine’yi borçlanma ata¤›na sürükledi ki, geçen y›l ilk 9 ay içerisinde net 3 milyar YTL borçlanan Hazine bu y›l›n ayn› döneminde 12 milyar YTL borçland›! Bütçe ve Hazine’deki bu aç›klar› “kapatma” u¤rafl› içine giren AKP hükümeti, yürürlü¤e sokmak istedi¤i “Acil Plan

Zamm›” kapsam›nda akaryak›t vergisine yap›lan zam ile bir y›l içinde 40 milyon YTL ek gelir elde etmeyi hedefliyor. Ne var ki aç›klar› kapatmak için zamlara baflvurdu¤unu söyleyen Baflbakan Tayip Erdo¤an’›n kendisi için 67 milyon YTL de¤erinde yeni bir jet uça¤› al›naca¤›n› duyurmas›, traji komik bir çeliflkiyi gözlerimizin önüne sermifl durumda. Ki hali haz›rda ANA, ATA ve GAP isimli üç uçak ile Skorsky S-92 OBA tipi bir helikopter Baflbakanl›k için tahsis edilmifl durumda! THY taraf›ndan yap›lan aç›klamada; al›nacak yeni jetle birlikte uçak ve helikopter havuzunun büyüyece¤inin belirtilmesi ise yoksul halktan al›nan vergilerle oluflturulan uçak filolar›n›n ve saltanat›n resmini çiziyor adeta…

Telekom’da grev bafllad›

Yap›lan yanl›fl politikalar nedeniyle artan su s›k›nt›s›na çözüm bulundu; suya yüzde 134 zam. ‹stanbul Büyükflehir Belediye Meclisi, suya yüzde 15 ile yüzde 134 aras›nda de¤iflen oranlarda kademeli zam oran›n› kabul etti. Susuzlu¤a “çare” olacak yeni tarife, 1 Kas›m 2007 tarihinden itibaren geçerli olacak. Konutlarda daha önce 1.71 YTL olan suyun metre küp fiyat›, yeni tarifede 3 ayr› kademeye ayr›larak ücretlendirildi. Buna göre, konutlarda suyun metre küp fiyat› yüzde 17 ile yüzde 134 aras›nda zam görmüfl oldu. Yeni tarifeye göre 3 kademenin ortalama zam oran› yüzde 75 olarak gerçekleflti. Yeni tarifede, ifl yeri kullan›m›ndaki kademeler de ortadan kald›r›larak tek kalemde fiyatland›r›ld›.

‹flsizler ordusuna 45 bin kifli daha kat›ld› Türkiye ‹statistik Kurumu, üçer ayl›k dönemler itibar›yla her ay kamuoyuna duyurdu¤u Hanehalk› ‹flgücü Anketi’nin (Haziran-Temmuz-A¤ustos 2007) dönemini kapsayan ''Temmuz 2007'' sonuçlar›n› aç›klad›. Sonuçlar›n aç›klanmas› AKP’nin yalan balonlar›n› patlat›r nitelikte. Hükümetin istihdam artt› söylemlerine karfl›n iflsizlik gün be gün art›yor. ‹flsizlik art›fl›n›n en yo¤un yafland›¤› alan› ise, ‹MF’nin dayatt›¤›

Türk Telekom’da çal›flan 26 bin iflçiyi ilgilendiren toplu ifl sözleflmesi görüflmelerinde anlaflma sa¤lanamamas›n›n ard›ndan 16 Ekim Sal› günü grev karar› uygulamaya konuldu. Telokom binalar›na “Bu iflyerinde grev vard›r” pankartlar›n› asan iflçiler, haklar›n› alana dek mücadelelerini sürdüreceklerini aç›klad›lar. 16 Ekim Sal› günü yaklafl›k bin 500 Telekom çal›flan› sabah saatlerinden itibaren Telekom’un Ankara Ulus’taki ‹l Müdürlü¤ü binas›nda toplanmaya bafllad›. Binaya, “Bu iflyerinde grev vard›r” afiflleri as›ld›. Haber-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Ali Akcan, “Sözün bitti¤i, eylemin bafllad›¤› noktaday›z. Hakl› taleplerimiz için greve gidiyoruz” dedi. Akcan, hükümete, “E¤er adil olmak istiyorsan›z yabanc› sermayeye vatandafl›n›z› ezdirmeyin, grevi ertelemeyin” ça¤r›s› yapt›.

Akcan Görüflmeye a盤›z Bir televizyon program›nda aç›klama yapan Akcan, Telekom’la görüflmeye haz›r olduklar›n› belirterek, “Elimizden gelen her türlü gayreti sarf ettik. Teferruatlarda bo¤ulduk kald›k, maddelerin özünde anlaflm›flt›k. ‹flve-

renden teklif gelirse, görüflmeye her zaman a盤›z” dedi. Greve kat›lan çal›flan say›s›n›n 24 bin 900 civar›nda oldu¤unu kaydeden Akcan, “Üyelerin 20 bine yak›n› çal›flt›¤› iflyeri olarak flebeke a¤›rl›kl›. Telekom’un verdi¤i hizmetlerin bak›m›, onar›m› ve tesisinden sorumlu arkadafllar. Bu arkadafllar çal›flmay› b›rakt›¤› anda bunlar›n yerine yeni insan takviyesi olamayaca¤› için grev uzad›kça a¤›rl›¤›n› hissettirecek, ar›zalar ço¤almaya bafllayacak” diye konufltu.

Birçok maddede anlaflma sa¤lanamad› Haber-‹fl Baflkan› Ali Akcan, kapsam, ücret ve çal›flma saatleriyle ilgili 26 maddede anlaflma sa¤lanamad›¤›n› söyleyerek, görüflmelerin sendikal› ve sendikas›z iflçiler aras›ndaki ücret dengesizli¤inin giderilmesi konusunda t›kand›¤›n› kaydetti. Grevin ertelenmesini istemediklerini vurgulayan Akcan, “hükümet, grevi erteleyece¤ine Türk Telekom’u sat›n alan yabanc› sermayeye bask› yaps›n. Bizim taleplerimiz, bu ülkenin gerçeklerine uygun taleplerdir” dedi. Akcan, sendikan›n ücretlerden ziyade sendikal örgütlenmenin devam› konusunda ›srarl› oldu¤unu, sendikal

örgütlenmenin zaafiyete u¤rat›lmas›na izin vermeyeceklerini kaydetti.

Grev herkesi etkiliyor Türk Telekom’da bafllayan grev nedeniyle telefon görüflmelerinde aksamalar olurken, internet ba¤lant›s›nda da sorunlar yafland›. Baz› uçaklar rötar yaparken, telefon fatura ödemeleri yap›lamad›. Grev KKTC ile iletiflimi de etkiledi. Türk Telekom’da yaklafl›k 25 bin kiflinin kat›ld›¤› grev ülkenin birçok yerinde iletiflimde aksamalara neden oldu. Türk Telekom yetkililerinden al›nan bilgiye göre, grev uygulamas› nedeniyle baz› bölgelerde iletiflim hatlar›nda sorunlarla karfl›lafl›l›yor. Bu nedenle sesli iletiflimin yan› s›ra zaman zaman internet altyap›s›nda da eriflim problemleri yaflan›yor. Türk Telekom, greve kat›lmas› yasak olan personeliyle sorunlara müdahale etmeye çal›fl›yor. Greve ç›kan personelin daha çok ar›za birimlerinde görev yap›yor olmas› nedeniyle Türk Telekom’un, ar›zalar›n k›sa sürede giderilmesi konusunda s›k›nt› yaflayabilece¤i, grevin daha çok bu alanda kendini hissettirece¤i öngörülüyor.

politikalardan en çok etkilenen k›rsal kesimler oluflturuyor. Bu y›l›n Temmuz döneminde ülkede iflsiz say›s›, geçen y›l›n ayn› dönemine göre 45 bin kifli ar-

Unak›tan gitti¤i heryeri satmaya kararl›

yabanc› sermayeden pay›na düfleni mutlaka almal›. Adanal›n›n ata¤a kalkmas› gerekir.''

tarak 2 milyon 296 bin kifli olarak belirlendi. Bu dönemde istihdam edilenlerin say›s› ise 2006'n›n ayn› dönemine k›yasla 490 bin kifli artarak 23 milyon 747 bin kifliye yükseldi. Ankete göre, kurumsal olmayan çal›flma ça¤›ndaki nüfus 880 bin kifli artarak 52 milyon 581 bin kifliye ç›karken, tar›m sektöründe çal›flanlar›n say›s› 50 bin kifli azald›. Söz konusu dönemde, çalflan nüfusun yüzde 28.7'si tar›m sektöründe, yüzde 18.7'si sanayi sektöründe, yüzde 6.4'ü inflaat sektöründe, yüzde 46.2'si ise hizmet sektöründe istihdam ediliyor.

Ülkeyi satmakla mükellef olduklar›n› beyan eden AKP kurmaylar›ndan Maliye Bakan› Kemal Unak›tan “baflar›”s›n› flu sözlerle dile getirdi; “Eskiden Türkiye'ye hiç gelmeyen ve y›lda 1 milyar dolar› bulmayan yabanc› sermaye flimdi 20 milyar dolarlar› aflt›''. Partisinin Adana ‹l Teflkilat›'nca düzenlenen Dan›flma Meclisi Toplant›s›'na kat›lmak üzere Adana'ya gelen Bakan Unak›tan, Vali ‹lhan At›fl ile yapt›¤› görüflme s›ras›nda ülkeyi sat›fltan elde ettikleri has›lata iliflkin bilgi verdi ve Adana’n›n da kamusal alanlar›n›n sat›laca¤›n› söyledi.

Sat›fl s›ras› Adana’da Sat›fla ç›kard›klar› ülkenin h›zla geliflti¤ini ve dünya gündemine oturdu¤unu öne süren Unak›tan, Avrupa'da bir araya geldikleri yabanc› yat›r›mc›lar›n ülkeyi överek, zevkle bakt›klar›n› ifade etti. Para denince a¤z› sulanan Unak›tan, dünyada önemli miktarda yat›r›mc› ve bunlar›n sahip oldu¤u büyük miktarda paralar›n›n bulundu¤unu ifade ederek flunlar› söyledi; ''Herkes Türkiye'ye gelmek, yat›r›m yapmak istiyor. Ekonominin düzelmesiyle eskiden Türkiye'ye hiç gelmeyen, y›lda 1 milyar dolar› bulmayan yabanc› sermaye flimdi 20 milyar dolarlar› aflt›. Adana'da

ideolojik- politik mücadele

Unak›tan’›n di¤er gözü çal›flanlar›n cebinde ‹flçileri zor günler bekliyor. Yeni dönemde iflçileri ne gibi sorunlar›n bekleyece¤ini Unak›tan kendi a¤›z›yla aç›klad›. Ülkedeki çal›flanlar›n cebine göz diken AKP hükümetinin gerçekli¤ini Unak›tan kendi a¤z›yla do¤rulad›. Unak›tan sosyal güvenlik pirimlerinin indirilmesini masaya yat›rd›klar›n› aktararak, “Oluflturulan ekonomik kurul sürekli olarak toplant› halinde. Sosyal güvenlik primlerinin düflürülmesi öncelikli meselemiz. Türkiye'nin rekabet gücünün art›r›lmas› gerekir'' dedi.

Önderlik; bir kiflinin, bir kurumun veya bir örgütlülü¤ün çok yönlü ortaya koydu¤u teorik fikirlerin pratikte karfl›l›¤›n› bulmas›yla ortaya ç›kar. ‹deoloji ve politika ise bu önderlik misyonunu sa¤layan düflüncelerin toplam›d›r. Önderlik kendi kendine ortaya ç›kan bir olgu de¤ildir. Kendi kendini önder olarak tayin etmek, gerçek anlamda ihtiyaçlar› gidermedi¤i gibi, kitlelerin iktidar talebini de yerine getiremez. Ülkemizde say›s›zca örgütün olmas›na ra¤men, bunlar›n güçlerine bak›ld›¤›nda birinin di¤erinden fazlas› çok da belirgin de¤ildir. Yani bugün aç›s›ndan kitleleri pefline tak›p sürükleyen ve onlara yön göstererek gelece¤i tayin eden bir güçten bahsedemeyiz. Birinin di¤erinden befl fazla, üç eksik olmas› belirleyici de¤il. Azl›k veya çokluk meselesinin nitel durumdan ba¤›ms›z ele al›namayaca¤›n› da belirtmek gerekir. Nas›l ki en do¤ru olarak ifade edilen düflünce kitlelerle buluflturulmad›¤›nda bir fley ifade etmiyorsa, nicel olarak güçlü olmak da kitlelere önderlik edildi¤ini göstermez. Ancak kimi örgütlülüklerin süreklilefltirdi¤i önderlik çizgisi veya sistemin sald›r›lar› karfl›s›nda e¤ilip bükülmeden, ideolojik, politik olarak daha sa¤lam ve uzun vadede ülke gerçekli¤iyle örtüflen bir yerde durduklar›n› söylemek mümkündür. Yetmiflli y›llar›n bafl›nda ideolojik, politik farkl›l›k olarak ortaya ç›kan ve sonras›nda pek de böyle olmayan örgütsel ayr›l›klar›n yaratt›¤› s›k›nt›lar›n da olumsuz geliflmelerde pay› büyüktür. Kimin kiminle ne fark› oldu¤u, ya da hedefledikleri iktidar biçimi ezilen kitleler taraf›ndan bilinmezken, bu say›n›n ço¤alarak devam etmesinin olumsuz sonuçlar› olacakt›r. Ancak bu örgütlülüklerin hedefledikleri sadece genifl kitleler taraf›ndan de¤il, yan› bafl›nda mücadele eden ço¤u devrimci kifliler taraf›ndan dahi bilinmiyor. Bu noktada örgütlerin ideolojik mücadeleyi yeterince vermedikleri, daha liberal yaklafl›mlar sergiledikleri ortadad›r. Yap›lan kimi elefltirilerin de ideolojik de¤il sald›r› biçimini ald›¤›n› belirtmek gerekir. Elefltiri ad› alt›nda bir dizi itham ve hakaretlere varan söylemler, ideolojik mücadele alt›nda ortaya sürülmektedir. Hatta ideolojik mücadele vermeleri gerekirken, örgütler aras›ndaki mücadele biçim de¤ifltirerek, birbirlerine karfl› politik mücadele vermeye bafllam›fllard›r. Devrimci kurumlar aras› fliddetin suç oldu¤u unutularak, esasta s›n›f düflmanlar›na karfl› vermeleri gereken politik mücadeleyi, birbirine karfl› vermeleri en büyük yanl›fllara sürüklemektedir. Tüm bunlara bak›ld›¤›nda, ideolojik mücadelenin daha güçlü verilmesi gerekmektedir. E¤er yap›lanlar suç kapsam›nda de¤erlendiriliyorsa, bu yanl›fllar›n yaflanmamas› için gerçek devrimcileri, komünistleri di¤erlerinden ay›ran noktalar ortaya konularak kitlelere anlat›lmal›d›r. Bu yönlü bir çaba gösterilmedi¤inde, hepsinin ayn› oldu¤u yan›lg›s› ortaya ç›kacakt›r. Bir çevrenin veya örgütün yapt›¤› yanl›fl, di¤er çevre veya örgütleri etkiliyorsa, bu durumdan kurtulmak gerekir. Tabii ki bir yanl›fla ortak olmamak için o örgüt ve çevrenin yanl›fl›n›/suçunu teflhir etmek sorunu çözmüyor. Öncelik, ideolojik mücadele yöntemiyle yap›lanlar›n elefltirilmesi ve bir daha yap›lmamas›n› sa¤lamaya verilmelidir. Ancak bu davran›fl ve tutum bir çizgi haline gelmifl ise, bunu kitlelere deklare ederek, komünist ve devrimci hareketlerin toplam›n›n böyle olmad›¤› ortaya konarak, yanl›fllar teflhir edilmelidir. E¤er halk›n bir çöpüne dahi zarar vermemek Maoist bir ilke ise, bu suçu iflleyenlerle fark›m›z› ortaya koymak zorunday›z. Bu fark› kitlelere anlatamad›¤›m›z takdirde, kitlelerin gözünde bu suçu iflleyenlerle ayn›laflm›fl oluruz. O yüzden bugün aç›s›ndan yeterli bulmad›¤›m›z ideolojik mücadeleyi yo¤unlaflt›rarak ve mücadelenin ihtiyaçlar›n› da bilerek, hem kendimizi yeniden gözden geçirmeliyiz, hem de bizim d›fl›m›zdaki örgütlülüklerin yanl›fllar› var ise, ki bizce kimilerinin vard›r, bu yanl›fllar› düzeltmeleri için onlar› zorlamal›y›z. Bugüne bak›ld›¤›nda devrimci kurumlar aras›nda, belli ölçülerde güç kullanma isteminin geliflti¤i görülmektedir. Bu güç kullanma istemi ideolojik, politik çizgilerinden kaynaklan›yor olsa da, süreçsel olarak devrimci hareketin geldi¤i yer bu duruma katk› sa¤l›yor. Belli ç›kmazlar› aflman›n yolunu sekterleflmede arayanlar›n, bu mevcut olumsuz durumu daha da büyüttüklerini belirtmek durumunday›z. Bizler üzerimize düflen sorumlulu¤un ve görevin fark›nda olmazsak, devrimci, komünist hareketlerin kendi içlerinde, aralar›nda yaflad›¤› ve ayn› zamanda kitlelere de yans›yan irili ufakl› kavgalar›n›n, bir dönem sonra yoz kültürel bir biçime dönüflüp genelleflmesi kaç›n›lmazd›r. Mücadele bir bütündür. Sisteme karfl› yürütülen mücadele politik, devrimci örgütlere karfl› yürütülen mücadele ise ideolojiktir. Bu ikisi bir bütünü ifade etmektedir. Aralar›ndaki fark, birine s›n›f düflmanlar›m›za yönelik iktidar mücadelesi yürütürken baflvuruyor, di¤erine de devrimci dostlar›m›zla aram›zdaki farkl›l›klardan do¤an çeliflkilerin çözümünde baflvuruyor olmakt›r. Ancak do¤rular ifade edildi¤inde bunun bir sald›r› olarak alg›lanmas›, mevcut ideolojik mücadelenin bugüne kadar yeterli düzeyde verilmemesindendir. Çünkü bu mücadele sonras› ya sosyal, kültürel olarak di¤erlerinin karfl›s›na geçip fark›m›z› ortaya ç›karaca¤›z, ya da yaflan›lan olumsuzluklardan toplam› kurtar›p devrimci zeminde daha güçlü bir ortakl›k örece¤iz. Bizlerin kastetti¤i iktidar, bugün hakim güçlerin kitleler üzerinde zor kullanarak kendilerini idame ettikleri biçimiyle de¤il, kitlelerle birlikte varl›¤›n› sürdürmektir. Halk›n çeliflkilerini çözmeye çabalarken, kendimizi onlar›n üstünde yarg›ç s›fat›yla hissettirmekten öte, bilgi ve genel düflünüfl tarz›m›zla onlar›n kendi sorunlar›na yaklafl›m›n› ve alg›lar›n› gelifltirmeliyiz. En do¤rusunu ben bilirim, benim söylediklerim yap›lmak zorundad›r anlay›fl›, bugünkü iktidar›n düflünüfl tarz›d›r. Biz bunu yapmaya bafllad›¤›m›zda mevcut gerici iktidarla ayn›laflm›fl oluruz. Ki bu düflünüfl tarz›n›n devrimin dostlar›na hiçbir getirisi yoktur. Özellikle de belirtmemiz gerekir ki, gerek devrimci demokratik yap›lanmalar aras›nda, gerekse halk aras›ndaki çeliflkiler fliddete dayal› çözüm arz etmeyen, tamamen diyalog yöntemiyle çözülmesi gereken sorunlard›r. Halk›n devrimcileri desteklemesi veya onlar›n ortaya koydu¤u perspektif ›fl›¤›nda hareket etmesi, örgütsel bak›fl›n yaflamda karfl›l›¤›n›n olup olmad›¤›yla alakal›d›r. Düflüncenin zorla empoze edilmesini savunmak, bizlerin varl›k gerekçesiyle çeliflmektedir. Bedeli göze alanlar›n, bedel ödemekten uzak duranlardan bedel ödemeleri için beklenti içerisine girmeleri ayr› bir fley, bedel ödemeleri için bask› kurmak ayr› bir fleydir. E¤er ideolojik, politik önderlik sa¤lanmak isteniyorsa, bunun gönüllülük temelinde geliflmesi gerekir. Bunun d›fl›nda geliflebilecek her türlü kitlesellik s›n›f›n ihtiyaçlar›ndan uzak, zora dayal› olacakt›r. Sonuç olarak sistemin çok yönlü sald›r›larda bulundu¤u bugünlerde, do¤ru önderli¤i sa¤layarak genifl kitlelere öncülük etmek bizlerin görevidir. Bu görevi yerine getirmeye çal›fl›rken bu önderli¤in ihtiyaçlar›na göre davranmak, ideolojik politik zaaflardan ar›narak, bunu örgütsel bütünlük içerisinde harekete geçirmek gerekir. Aksi takdirde kendi düflündüklerimizi kesin do¤ruymufl gibi kitlelere dayat›p, kitlelerin de yapmas›n› beklersek, bu, yan›lg›n›n ötesinde sol sekterizm olur. Mücadeleyi marjinallikten kurtar›p, genifl kitlelerle yürütmek istiyorsak, örgütsel ç›karlar›m›z de¤il halk›n ç›karlar›n›n önde tutulmas› gerekir.


GÜNCEL

Borsada yabancı payı yüzde 72’yi aştı D›fla ba¤›ml› devlet ekonomisinin art›k s›radan bir olgu haline geldi¤i ülkemizde, ‹stanbul Menkul K›ymetler Borsas›’ndaki yabanc› pay› yüzde 72.33’e yükseldi. Baflka bir ifade ile son günlerde s›k s›k rekor üstüne rekor k›rd›¤›, tarihi bir yükselifl yakalad›¤› öne sürülen Borsa’daki her yüz liran›n yaklafl›k 73 liras› yabanc› flirketlerin kasas›na gidiyor. Merkezi Kay›t Kuruluflu verilerinden derlenen bilgilere göre, bu y›l›n bafl›nda ‹stanbul Menkul K›ymetler Borsas›’nda (‹MKB) piyasa de¤eri itibar›yla pay› yüzde 65.26 seviyelerinde bulunan yabanc› yat›r›mc›lar›n borsadaki pay›, Eylül ay› sonu itibariyle yüzde 72.33’e ulaflt›. Böylece yabanc›lar, 10.857.094.405 adet hisse senedi ve yüzde 59.68’lik hisse pay›yla piyasa de¤erinin yüzde 72.33’ünü elinde bulundurmufl oldu. Geçen y›l ayn› dönemde yabanc›lar›n borsadaki pay› yüzde 66.11 düzeyindeydi.

23-31 Ekim 2007

7

9 aylık bütçe açığı 12.2 milyar Maliye Bakanl›¤›, Ocak-Eylül döneminde bütçenin 12 milyar 173 milyon YTL aç›k verdi¤ini aç›klad›. Böylece bütçe a盤› dokuz ayl›k dönemde, geçen y›l›n ayn› dönemine göre 9 kat art›fl gösterdi. Geçen y›l›n ilk dokuz ay›nda bütçe a盤› 1 milyar 384 milyon YTL olarak gerçekleflmiflti. Maliye, oluflan bütçe a盤›n›n y›l sonu hedefi olan 16 milyar 830 milyon YTL'nin yüzde 72.3'üne denk geldi¤ini belirterek, bu oran›n y›l sonu bütçe a盤› gerçekleflmesinin bütçe hedefinin alt›nda kalaca¤›n› gösterdi¤ini bildirdi. Maliye Bakanl›¤›'ndan yap›lan yaz›l› aç›klamada ayr›ca 2006 döneminde 102 milyar 6 milyon YTL olan vergi tahsilat›n›n, bu y›l›n ayn› döneminde 111 milyar 657 milyon YTL'ye yükseldi¤ine yer verildi.

ÖNCÜ KADIN Rojda DEM‹R Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan dolay› yay›mlayam›yoruz

Mirabel Kardefllerin

‘Grevde kararl›y›z’ Mersin'in Tarsus ilçesindeki Turbo Filtre Fabrikası’nda 570 gündür haklarını almak için grevde olan işçiler, taleplerini elde edene kadar direnişlerini sürdüreceklerini belirttiler 570 gündür haklar›n› almak için grevde olan Mersin'in Tarsus ilçesindeki Turbo Filtre Fabrikas›’n›n iflçileri, y›lmad›klar›n› ve taleplerini elde edeceklerini belirttiler. D‹SK'e ba¤l› Birleflik Metal-‹fl Sendikas› Anadolu fiubesi Baflkan› O¤uz Tozlu, yapt›¤› aç›klamada, ilçeye ba¤l› Ba¤c›lar beldesindeki fabrikada çal›flan iflçilerin, sendikan›n ald›¤› karar do¤rultusunda 15 Mart 2006 tarihinden bu güne grevde olduklar›n› belirtti ‹flverenlerin kendilerine karfl› birlefltiklerini, ancak bunun kendilerini y›ld›rmad›¤›n› ve mücadelelerinin kazan›mla sonuçlanaca¤›n› vurgulayan Tozlu, “Organize Sanayi Bölgesi’(OSB)’ndeki bütün iflverenler durumdan rahats›z oldu ve adeta tek yumruk halinde, bize karfl› geldiler. Hatta odalar›n da deste¤ini ald›lar. Çünkü grevin baflar›l› olmas›, toplu sözleflme imzalanmas›, OSB'deki sendikas›z ve kay›t d›fl› çal›flanlar için sendikal›l›¤›n önünün aç›lmas›yd›. Bunu engellemek için her fleyi yapt›lar'' diye konufltu. Grevin uzun süredir sürmesi nedeniyle birçok iflçinin ekonomik s›k›nt›lar›ndan ötürü grevi b›rakarak, baflka ifllerde çal›flmaya bafllad›klar›n› belirten Tozlu, “151 kifli bafllad›¤›m›z grevde 50 kifli kald›k. Grevi b›rakanlarla halen görüflüyoruz, dayan›flma ve desteklerini sürdürüyorlar. Baflar›m›z, iflçi s›n›f›n›n baflar›s› demektir. Özellikle demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin bizimle dayan›flmay› sürdürmesini istiyoruz'' diye konufltu.

‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n, emeklilerin sendika kurma haklar›n›n olmad›¤›n› belirterek Emekli-Sen hakk›nda açt›¤› dava, 9 Ekim günü sonuçland›. Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve sadece iki dakika süren davan›n son duruflmas›nda Emekli-Sen’in kapat›lmas›na karar verildi. Ülkenin çeflitli yerlerinden gelerek duruflman›n görüldü¤ü mahkeme önünde toplanan çok say›da emekli, sendikalar›na sahip ç›karak bir hukuk skan-

TZOB: Çiftçilerin sesine kulak verin

Emekli-Sen kapatıldı dal› niteli¤indeki kapatma karar›n›n kabul edilemez oldu¤unu belirterek, hükümetin çokça dillendirdi¤i demokratikleflme söylemlerinin samimiyetten ne

denli uzak oldu¤unu gözler önüne serdi¤ini kaydetti. ‹çiflleri Bakanl›¤›, Emekli-Sen'in, Anayasa'n›n 51. maddesinde emeklilerin sendika kurma hakk› bulunmad›¤› gerekçesiyle kapatma davas› açm›flt›. Ayr›ca ‹çiflleri Bakanl›¤› kapatma davas› ile ilgili

Bilincini Kuflanma Vakti! 25 Kas›m 1960’ta üç k›z kardeflin Trujillo diktatörlük rejimine karfl› vermifl oldu¤u mücadele diktatörlü¤ü rahats›z etmifl ve bu mücadele kanl› bir flekilde bast›r›lmaya çal›fl›lm›flt›r. Mirabel kardefller kolluk güçleri taraf›ndan kaç›r›larak tecavüz edilip katledilmifllerdir. Fakat Trujillo diktatörlü¤ünün o an için unuttu¤u çok önemli bir fley vard›. Bu da, Mirabel kardefller taraf›ndan bafllat›lan mücadelenin onlar›n ölümünden sonra bir isyana dönüflmesi ve bu isyan›n dalga dalga yay›lmas›yd›. Ve bu üç kad›n taraf›ndan bafllat›lan mücadele diktatörlü¤ün de sonunu getirmiflti. Tarihler 1981’i gösterdi¤inde Mirabel kardefllerin mücadelesi Latin Amerika Kad›n Kurultay›’nda 25 Kas›m “Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü” olarak ilan edildi. Ülkemizde feodal flekilleniflle kendisini daha da derin bir flekilde hissettiren kad›na yönelik fliddet, dinsel-geleneksel önyarg›larla, cinsiyet ayr›mc› politikalarla ve yasalar eliyle meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Bugün “sivil anayasa” söylemleriyle kad›nlar›n elinde olan son hak k›r›nt›lar›na da göz dikenler, erkek-egemen düflüncenin yasalarca da güvence alt›na al›nmas› için çaba sarf ediyorlar. Toplumun yar›s›n›n emperyalist güdümlü politikalar sonucunda açl›k s›n›r›n›n alt›nda yafl›yor olmas› gerçe¤i, yaflad›¤›m›z ekonomik fliddetin en önemli göstergesidir. Bu durum yine en çok biz kad›nlar› vuruyor. Dün Bursa’da can veren kad›n iflçilerin ekonomik olarak nas›l bir fliddete maruz kald›klar›n› biliyoruz. Bugün de Novemed’de grev yapan iflçi kad›nlar emeklerine sahip ç›k›yor ve ekonomik fliddete “hay›r” diyen seslerini birlefltiriyorlar. Eme¤ine de¤er verilmeyen kad›n›n bedeni üzerinde de kirli oyunlar oynanmaya devam ediliyor. Her geçen gün artan töre ve namus cinayetlerine kurban giden kad›nlar zorla tecavüzcüleriyle evlendiriliyorlar. Baflkas›na sat›lamayaca¤› endiflesiyle tecavüzcüsüyle evlendirilmek istenen bu kad›nlar karfl› ç›kt›klar› takdirde intihar süsü verilerek öldürülüyor. Bugün hâlâ, politik kad›nlar mücadelelerinden vazgeçsinler diye kaç›r›larak tecavüze u¤ruyorlar. Ama unutulmamal›d›r ki politik kad›nlar bu psikolojik savafl›n galipleridir. Hepimizin de bildi¤i gibi bugün Irak’ta, Filistin’de her gün binlerce kad›n›n tecavüze u¤rad›¤›, bask› ve iflkencelere maruz b›rak›ld›¤› bir savafl sürüyor. Kad›nlara uygulanan cinsel sald›r›lar arac›l›¤›yla savaflan erkeklerin korkular› azalt›l›p güçlülük duygusu ve askerler aras› birlik att›r›lmaya çal›fl›l›yor. Savafltan dönen erkekler ise fliddet uygulama haklar›n› s›kl›kla savafl alan›ndan kendi çevrelerine yani kad›nlara tafl›yorlar. Biz kad›nlar›n en çok fliddete u¤rad›klar› alan, en çok koruma alt›nda oldu¤umuzu düflündü¤ümüz ev içinde gerçeklefltirmektedir. “Evin dire¤i” erkek can› isterse çocuklara ve efline fliddet uygulayabiliyor. Patrona, flefe, bakkala, kasaba yani erke¤i ezen her fleye duyulan öfke akflam evde kendini anlamayan kad›na kusuluyor. Bugün toplumun genelini fliddet olgusu çerçevesinde bir arada tutmak isteyenler, flehit cenazelerinden prim sa¤lama pefline düflmüfllerdir. Analar›n gözyafllar› üzerinden savafl 盤›rtkanl›klar› yapanlar kendi yenilgilerini de bugünden kabul edenlerdir. Ülkemizde bütün bunlar yaflan›rken sözde geliflmifl ülkelerde cinsel eflitsizlikler daha da sinsice yaflanmaktad›r. Yasalar önünde eflit haklara sahip kad›nlar pratikte bu haklardan yararlanamamaktad›rlar. Bugün Almanya’da, Fransa’da göçmen kad›nlara yönelik fliddet bunun göstergesidir.

yapt›¤› baflvuruda, sendikan›n flube yöneticilerinin iflkolunda çal›fl›r belgesi veremedi¤i için 2821 Say›l› Sendikalar Kanunu'nun 6. maddesine ayk›r› dav-

Yaflamlar›m›z› Kuflatan fiiddete Karfl›

rand›¤›n› da ileri sürmüfltü.

Demokratik Kad›n Hareketi’ne Kat›l Bizler Demokratik Kad›n Hareketi olarak “25 Kas›m Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü” vesilesiyle 25 Ekim- 25 Kas›m tarihleri aras›nda bir ayl›k bir kampanya örgütlüyoruz. Kampanya çerçevesinde çeflitli etkinlikler düzenleyecek ve fliddete karfl› yürütülecek mücadele yöntemlerini hep birlikte tart›flaca¤›z. Bedenine, kimli¤ine ve eme¤ine sahip ç›kan her kad›n› yaflam›n özneleri olmak için Demokratik Kad›n Hareketi saflar›nda mücadeleye bekliyoruz. Yaflam›m›zdan fliddeti söküp atmak ellerimizde. Yaflas›n Örgütlü Mücadelemiz! Kad›na Yönelik fiiddete Son!

DEMOKRAT‹K KADIN HAREKET‹ AB, IMF ve Dünya Bankas›’n›n dayatt›klar› politikalar›n küçük ve orta ölçekli üretici köylünün y›k›m›na yol açt›¤› ülkemizde, 16 Ekim Dünya G›da Günü vesilesi ile bir aç›klama yapan Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB), çiftçinin sesine kulak verilmesini istedi. TZOB Genel Baflkan› fiemsi Bayraktar taraf›ndan yap›lan aç›klamada, dünya nüfusunda ve buna ba¤l› olarak tar›msal ürün ihtiyac›nda h›zl› bir art›fl›n yafland›¤› belirtilerek, küresel ›s›nman›n bu tar›msal ürün ihtiyac›na yan›t olacak alanlar› daraltt›¤›na ve böylesi bir konjonktür içerisinde tar›m›n ülkeler için vazgeçilemez bir öneme sahip oldu¤una dikkat çekildi. Tar›m sektörünü ve tar›msal üretimi desteklemeyen, ihmal eden devletlerin ilerleyemeyece¤ine vurgu yap›lan aç›klaman›n devam›nda; “‹nsanlar›n yaflamlar›na devam edebilmeleri için gerekli g›da maddelerini üreten çiftçilerin seslerine kulak verilmelidir” ifadelerine yer verildi.

‹stanbul DKH Kampanya Program› 4 Ks›m 2007 Pzar: “Yozlaflma ve Kad›n” konulu söylefli ve tiyatro gösterimi Yer: Gazi Tunceliler Derne¤i Saat: 14.00 “Hakk›m›z› Biliyor muyuz” konulu panel Yer: Ba¤c›lar Demokratik Haklar ve Kültür Derne¤i Saat: 14.00 “25 Kas›m” konulu söylefli ve film gösterimi Yer: Anadolu Demokratik Haklar ve Kültür Derne¤i/Sar›gazi Saat: 13.00 11 Kas›m 2007 Pazar: “Kad›n ve fiiddet” konulu panel ve müzik dinletisi (Nurgül Atefl) Yer: Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi/Okmeydan› Saat: 16.00 25 Kas›m 2007 Pazar: Kad›n yürüyüflü


8

23-31 Ekim 2007

PERSPEKT‹F

Birey-örgüt diyalekti¤ini do¤ru kavrayal›m Örgüt, tek tek bireylerden oluflmakla birlikte bireyler toplam› de¤ildir, olamaz. Birey, tan›ml› olan kolektif irade ve eylem birli¤inin içinde erir, onu yaflamsallaflt›r›r. Salt bireyin “kahraman”ca, “fedakar” emekleri üzerine herhangi bir örgüt var olamaz, olmamal›d›r. ‹flleyiflini bunlar›n üzerine kuramaz, varl›¤›n› ona “arma¤an ve teslim” edemez. Bu anlamda kullan›lacaksa e¤er, birey örgüte teslim olmufltur, örgütü var eden amaçlar ve bunun hangi mekanizmalarla hayat bulaca¤›n› iflaret eden kurallar bütünü sar›p sarmalamal›d›r bireyi

‹nsan sosyal bir varl›kt›r. Bu sosyalli¤in sonucu olarak di¤er insanlarla ortak üretim ve paylafl›m üzerine kurulu bir yaflam sürdürmektedir. ‹nsanl›¤›n sosyalleflmesiyle paralel ilerleyen, do¤ru orant›l› flekilde artan insanlar aras› ortak amaca-ihtiyaçlara dönük bir planlama dahilindeki iflbölümü günümüze de¤in kendisini ilerleterek var etmifltir. S›n›fs›z ilkel komünal toplumda insanl›¤›n tümünün (daha do¤rusu yaflam› ortaklaflm›fl belirli bir insan toplulu¤unun) beslenme, korunma ve üreme amaçl›, yani bir bütün hayatta kalma ve kendini yeniden var edebilme ortak amac› do¤rultusunda var olan ve yaflam›n zorunlu sonucu oluflan belirli kurallarla tan›ml›, yaflama birlikte müdahale arac› –örgüt-; üretim araçlar› üzerindeki toplumsal mülkiyetin yerini toplumsal mülkiyete b›rakmas›yla, üretilen toplumsal art›-eme¤in belirli ellerde toplanmas› ile, yani s›n›fl› topluma geçiflle birlikte farkl› s›n›flar›n “amaç ve ihtiyaçlar›n›” koruyan, onu üreten bir niteli¤e bürünmüfltür. Bu tarihi dönem itibariyle “örgüt” denilen düzenlenmifl insanlar aras› iliflkiler, irade ve eylem birli¤i ile tan›mlanan mekanizma, s›n›fsal mücadelenin birer arac› olma ifllevini de üstlenmifltir. Paris Komünü’nden Ekim Devrimi’ne, oradan Büyük Proleter Kültür Devrimi’ne ve nihayet günümüze kadar muazzam bir tecrübe ve birikim yaratm›fl olan proletaryan›n bilimsel dünya görüflü, yüz elli y›l› aflk›n tarihi dönemde dünya emekçi halklar›n›n ve ezilen uluslar›n›n sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelelerini ilerleterek siyasi iktidar›n ele geçiriliflinde bin bir çeflit örgüt yaratm›flt›r. Belirli bir siyasal co¤rafyadaki s›n›f mücadelesinin ve onun yaratt›¤› bin bir çeflit mücadele örgütünün kumanda merkezinde istisnas›z tek bir örgüt vard›r, olmufltur, o da komünist partisidir. Bu kumanda görevini görmesi do¤rudan olabilece¤i gibi dolayl› yollardan da olabilir. Kendisini s›n›f mücadelesinin bir taraf› olarak tan›mlayan her bir kifli-örgüt bu tan›mlama ile birlikte kendisini s›n›f mücadelesinin önder kurmay›na yani komünist partisine objektif olarak ba¤l› ilan etmifltir ya da tersinden komünist partisi önderlik misyonu gere¤i bunu böyle tan›mlam›flt›r. S›n›f mücadelesinin ürünü olan bin bir çeflit örgütlülü¤e komünist partisinin ideolojik, politik, örgütsel, askeri, kültürel vs önderli¤i tan›ml› olan bir hukuk çerçevesinde yaflam bulmaktad›r. Bu hukukun s›n›rlar› o örgütleri var eden ihtiyac›n ne oldu¤u ile ve bu ihtiyac›n nas›l karfl›lanaca¤› ile çizilidir.

Tali olan esas olana tabidir Ülkenin sosyo-ekonomik yap›s›, s›n›flar›nn konumlan›fl›, siyasi iktidar›n-devletin karakteri gibi bizlerin bilinçli ve düzenleyici iradesinden ba¤›ms›z olarak var olan bu objektif unsurlar, belirli bir siya-

sal co¤rafyadaki s›n›f mücadelesinin ana karakterini ve hedeflerini yani devrimin program›n› belirler. Proletaryan›n dünya görüflünün bugün itibari ile en üst aflamas› olan MLM’nin evrensel ilkelerinin ad› geçen alana uygulanmas› devrim program› ile beraber devrimin yolunu da belirler. Ülkemizde bunun –devrim yolu- ald›¤› biçim ise Halk Savafl›’d›r. ‹flte, devrimin program› ve bu program›n iktidarlaflma yolu beraberinde tüm mücadele biçim ve örgütlenme araçlar›n› da belirler. Yar›-feodal yar›-sömürge iktisadi ve sosyal yap›ya sahip ülkemizde siyasi iktidar›n ele geçirilifl yolu olan, anti-emperyalist, anti-feodal, anti-faflist mücadelede ifadesini bulan ve özünde uzun süreli köylü gerilla savafl›n›n ekonomik, politik, askeri savafl stratejisi Halk Savafl›, esas mücadele biçiminin savafl, esas örgütlennme biçiminin ise ordu oldu¤u zorunlu sonucunu ortaya ç›kart›r. Komünist parti, onun önderli¤indeki halk ordusu, birkaç bölgede kurulu K›z›l Siyasi ‹ktidarlar ile birlikte varl›k kazanacak Halk›n Birleflik Cehpesi; üç temel silah›m›z bunlard›r. Di¤er tüm örgütlenme biçimlerinin bu ana halkaya hizmet edecek flekilde konumlanmas› olmaz ise olmazd›r. Amaç; savafl› yükseltmektir. Özgün ihtiyaçlar çerçevesinde farkl› örgütlenmelerin varl›¤›, stratejik öneme sahip olmamas› sebebi ile temel silahlar›m›zdan de¤ildir, olmaz ise olmaz de¤ildir diyebiliriz. Tam da burada yoldafl Kaypakkaya’n›n 11 ilkede özetledi¤i örgüt ve mücadele biçimlerinin esas ve tali ayr›m› gündeme gelmekte, yolumuzu ayd›nlatmaktad›r. Tali olan k›s›m her zaman esasa tabidir, onu güçlendirmek için vard›r. Varl›¤› esas›n ihtiyaçlar› çerçevesinde tan›ml›d›r.

Birey örgüte tabidir Örgüt, tek tek bireylerden oluflmakla birlikte bireyler toplam› de¤ildir, olamaz. Birey, tan›ml› olan kolektif irade ve eylem birli¤inin içinde erir, onu yaflamsallaflt›r›r. Salt bireyin “kahraman”ca, “fedakar” emekleri üzerine herhangi bir örgüt var olamaz, olmamal›d›r. ‹flleyiflini bunlar›n üzerine kuramaz, varl›¤›n› ona “arma¤an ve teslim” edemez. Bu anlamda kullan›lacaksa e¤er, birey örgüte teslim olmufltur, örgütü var eden amaçlar ve bunun hangi mekanizmalarla hayat bulaca¤›n› iflaret eden kurallar bütünü sar›p sarmalamal›d›r bireyi. Sadece kiflilerin öne ç›k›fl›yla ilerleyen her bir örgüt, onun geriye çekilmesiyle darlaflmaya, gerilemeye ve hatta yok olmaya kendisini mahkum etmifltir. Örgüt canl› bir organizma gibidir. Farkl› organlar›n üstlendikleri görevlerin efl güdümlü yerine getirilifli ile amac›na ilerler. Organlar›n üstlendikleri görevler, yetki alanlar› belirlidir. Organ›n donuk, ka¤›t üzerinde yaz›l› ifllevini, tan›ml› alan dahilinde yerine getirmekle mükelleftir ör-

gütlü birey. Onun hakk›n› vermesi gerekli ve yeterlidir. Kendi alan› d›fl›nda “iyi niyetli” giriflimler, alan›n d›fl›na ç›k›flla birlikte objetif olarak “kötü niyet”e dönüflür. Organizmay› bozar, alt üst eder. Örgütlü birey, her daim kendi hukukunun s›n›rlar› dahilindedir. O hukuk, var oluflu ile bireylerin tümünün ortak iradesini öngörülen amaca en uygun yoldan yönlendirmenin mekanizmas›n› oluflturmufltur. Bunun en özlü ifadesi olan demokratik merkeziyetçilik dilimize pelesenk olmas›na karfl›n ço¤u zaman özümsenmemifl oldu¤u isyanla karfl›l›kla acemi itiraflarla kendisini ortaya koyar. Üzerine vazife olmayan k›s›m vazifenin net tan›m›yla bellidir. O alan›n d›fl›na ç›kmak; baflkas›n›n alan›na müdahaledir, hukukun çi¤nenmesidir. Bireyin her sorunu çözmeye “muktedir” geliflmiflli¤inin çok “basit”, “önemsiz” bir eksikli¤i ortaya ç›km›flt›r art›k; örgütsel iflleyiflin abc’sini bilmemek! O bireye göre, bu durum mühim bir fley de¤ildir zaten, hatta bu hukuk çi¤nenerek “do¤rusu” gösterilmelidir. Fakat görülmesi ve yap›lmas› gereken fludur ki; o çok mühim olmayan “abc”nin içindedir müdahale zemini. En do¤ru flekilde orada tan›mlanm›flt›r. Örgüt bilinci, bir olma bilincidir. Burada da geçerli olan bir ikiye bölünür diyalekti¤i iki çizgi mücadelesinin kendisidir. Biri ikiye bölmeyip, ikiyi bir yapan anlay›fllar›n yans›mas›d›r; sekterlik, grupçuluk ve bunlardan kaynaklanan ben merkezcilik. Birlikelefltiri-daha yüksek birlik fliar›n›n temel yap› tafl› Maoist iki çizgi mücadelesidir. Belirli bir planlama dahilindeki iflbölümü uzmanlaflma, kolektif düflünce sistemi ve kolektif faaliyetten uzakl›k, dört bir yana yumruk sallamay›, dar pratikçili¤i ve son noktada kendini örgüt yerine koymay› getirir. Ben merkezci pratik faaliyet, tek tek kiflileri öne ç›kart›r, örgüt-kurumsallaflma-süreklili¤i sa¤lanm›fl mücadele-savafl›m rafa kald›r›lm›fl olur. Kiflilere göre flekillenmenin oldu¤u yerde toplam üretimden, faaliyetten ziyade kimin ne ve ne kadar ifl yapt›¤› göze çarpar. Bu da beraberinde kifliye tap›nmay› getirir, do¤ru-yanl›fl sorgulamas›, bilimsel tart›flma, elefltirel bak›fl yerini amir-memur iliflkisine terk eder. Art›k orada örgütün hakim oldu¤u kifli, kifliler de¤il kiflinin kontrolündeki örgüt vard›r; flef vard›r. Organlar gitmifl yerlerine kifliler gelmifltir. Böylesi bir faaliyet deneyim birikimini örgüte yans›tmad›¤›, kurumsallaflmay› oluflturamad›¤›, k›sa-orta-uzun vadeli stratejik planlamalar çerçevesinde süreklili¤i sa¤lanm›fl alanlar infla edemedi¤i için her defas›nda “sil bafltan” durumu vuku bulur. Böyle bir durumda ilerlemenin motoru olan elefltiri-özelefltiri mekanizmas› do¤ru iflletilmez. Küçük burjuva anlay›fl, elefltiriyi “kutsal ben”ine bir sald›r› olarak kavrar, incinen narin gurur sald›r›y› püskürtme ad›na karfl› sald›r›ya geçer. Örgüt ruhu, kolektivizm, irade-eylem birli¤i yeri-

ni “kiflisel üstünlük kurma” amaçl› y›pratma, sindirme, bask› kurma biçimli ilkesiz tart›flmalara b›rakm›flt›r.

Demokratik merkeziyetçilik ilkesini do¤ru kavrayal›m Kolektifin bilincine varamayan ve buradan do¤ru gücü sadece nicelik ve kitlesellikte bulan (kolektifin olmad›¤› nicelik koftur, balondur); özünde bireyselli¤i aflamam›fl, yaflam› kendisi ile s›n›rl› gören, tarihi de kendisi ile bafllat›p bitiren anlay›fl›n ürünüdür ve görünürdebiçimde örgütlüdür. Bu kavray›fls›zl›k, küçük burjuva bireyci dar bak›fl “ben merkezcilik” ile örgütsel alana yans›r; sekterlik, dar grupçuluk, flefçilik vb biçimlere bürünür, örgütü; kolektif bilinçten yoksun, disipline gelmez tav›rlarla dayatmac›l›¤›n, elefltireye tahammülsüzlü¤ün, amir-memur iliflkisinin nüfuz alan›n› geniflletti¤i “bireyler toplam›”na götürür. Örgüt bilincinin geliflmiflli¤i, s›n›f bilincinin geliflmiflli¤i ile paraleldir. Örgütün niteli¤i hangi ihtiyac›n ürünü oldu¤una, amac›na, üzerinden yükseldi¤i zemine göre de¤iflirken, Leninizm ile tan›mlanm›fl ve Maoist iki çizgi mücadelesi anlay›fl›yla da bugün için en üst düzeyine varm›fl olan örgütlenme ilkesi demokratik merkeziyetçiliktir. Kolektivizm ruhunun en üst düzeyde var olmas›n›n çimentosu demokratik merkeziyetçilik; örgütsel disiplin s›n›rlar› içerisinde s›n›rs›zca ifade özgürlü¤ü demek olan demokratik yön ile, oluflturulan iradenin tüm örgüt bireylerini ba¤lamas› demek olan merkeziyetçili¤in bileflkesidir. Sadece kendi düflüncemin ifade s›n›rlar› “demokrasi”dir, bu yüzden de benim düflüncemin uygulanma s›n›r›nda “merkeziyetçilik”e tabi olurum üzerinden tan›mlanan demokratik merkeziyetçilik, küçük burjuva anarflizan bak›flt›r. Yap›c› de¤il y›k›c›d›r, ilerletmez geriletir. Birey örgüte, az›nl›k ço¤unlu¤a, alt kademeler üst kademelere tabidir. Demokratik merkeziyetçilik iflte budur. Her örgüt, örgütlenme su götürmez gerçeklik gere¤i rengini ald›¤› s›n›f›n ihtiyaçlar›na yan›t verecek flekilde ve o s›n›f›n genel kültürüyle, ideolojisiyle var olur. Bu var oluflun ortalama ürünü örgütlü bireyler, o örgütün progaram›n›n ve iç ifllerli¤inin sonucuyla belirli bir kiflili¤e, kültüre, yaflam tarz›na yani dünya görüflüne sahiptirler, sahip olmal›d›rlar. Bunun etkisi kiflinin yaflam tarz›nda bir bütün karfl›l›¤›n› bulur. Yaflam tarz› genel anlamda bir disiplini zorunlu k›lar. Örgüt disiplini de bunun esas belirleyenidir. Örgütün savundu¤u, yaratt›¤› de¤erler manzumesi rehberli¤inde yaflam› tekrar ve tekrar üretmek; örgütlü yaflam bu demektir. Güçlü bir örgüt bilincine ve disiplinine sahip olmak bu bilincin ve disiplinin maddi zeminini do¤ru kavramakla olas›d›r. Ör-

güt disiplini tan›ml› olan ba¤lay›c› kurallara ve bu kurullar›n iflletilmesi ile al›nan kararlara uyulmas› demektir. “Gözümü kapar›m, vazifemi yapar›m” mekanikli¤i disiplin olmad›¤› gibi, insan iradesini yok sayan ve geliflimi köstekleyen amir-memur iliflkisinin ifadesidir. Disiplinin amac› yaflama, de¤ifltirici en büyük güçle müdahale edebilmektir. Kavray›fl birli¤i ile hareket birli¤ini merkezi düzeyde iradelefltirilmesi örgüt denilen mekanizmay› anlaml› k›lan temel faktördür.

Sonuç yerine Demokratik Halk ‹ktidar› perspektifi ile mücadele yürüten tüm örgütlülükler ihtiyaç ve amaç tan›m›n›n yap›ld›¤› kendi programlar› dahilinde ve s›n›rlar›nda bu mücadelenin bir taraf›, bir parças›d›r. Parça-bütün diyalekti¤i her parçan›n kendi içerisinde bütün, her bütünün ise kendi içerisinde parçal› oldu¤unu gösterir. Farkl› mücadele ve örgütlenme biçimleri, farkl› ihtiyaçlar› karfl›lamak üzere vard›r. Tüm bu ihtiyaçlar›n merkezinde ise Halk ‹ktidar›’n› kurma amac›, bunun yolu olan Halk Savafl›’n› ilerletme amac› vard›r. Bu politik do¤ruluk her bir ad›m›m›z›n esas belirleyenidir. Tüm örgütler programlar›nda aç›mlayarak formüle ettikleri talepleri yaflama geçirmek, bunlar› iktidarlaflt›rmak için mücadele ederler. Kendi programlar› d›fl›nda talepler önü süren, kendi görev ve yetkilerinin d›fl›na ç›karak faaliyet sürdüren ve esas olarak kendisinin yapmas› gereken iflleri flu ya da bu sebepten ötürü zora sokan her örgüt ve aktivist, niyeti ne olur ise olsun, mücadeleye zarar verir. Do¤al›nda bütünlüklü mücadelenin parças› olma görevini aksatt›¤› gibi, di¤er parçalar›n da mücadelesini sekteye u¤rat›r. Siyasi iktidar›n uzun süreli bir savafl›mla parça parça elde edilece¤i gerçekli¤inin sonucu fludur ki; acelecili¤e yer yoktur. Hocac›-fokucu tarzlarla, flehir merkezli-toplu ayaklanma merkezli sosyalist devrim program›na sahip hareketlerle aram›zdaki programatik-stratejiktaktiksel farklar do¤ru okunmal›d›r. Sa¤lam ad›mlarla, önümüzü görerek ilerlemeliyiz. Yo¤unlaflarak yayg›nlaflmal›, süreklili¤i sa¤lanm›fl alanlar infla etmeliyiz. Stratejide sebat, taktiksel aç›l›mlarda esneklik-çeflitlilik Maoist ilkesi mücadelemizde bizlere rehber olmal›d›r. Kan, gözyafl› ve al›nteri ile sulanm›fl tarihimiz, yeflerece¤imiz alanlar› iflaret etmektedir. Bugün tüm aktivistelrimiz her zamankinden daha fazla ideolojik donan›ma, stratejik kavray›fla, taktiksel uyan›kl›¤a ve yarat›c›l›¤a sahip olmal›d›r. Pratik süreç içerisinde esas olarak do¤rulanan öngörü ve bu öngörünün yaratt›¤› örgütlülüklerin ifadesi olan aç›l›mlar özümsenmeli, mücadelenin bütünselli¤i içerisinde durdu¤u yer do¤ru kavranmal›d›r.


9

GENÇL‹K

23-31 Ekim 2007

GENÇ YORUM Sinan ÇAKIRO⁄LU Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz

Ö¤renciler rektörlük hakk›nda dava açacaklar Trakya Üniversitesi’nde dönem bafl›nda yeni kay›t yapan ve kay›t yenileyen ö¤rencilerden zorunlu ba¤›fl ad› alt›nda al›nan paralar ile ilgili Trakya Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i (TÜÖD) ‹dari Mahkeme'ye dava açamaya haz›rlan›yor. TÜ Rektörlü¤ü’nün ‘ne kopartsam kard›r’ mant›¤› ile ö¤rencilerden 60 YTL ücret talep etmesi üzerine daha önce yaz›l› aç›klama yaparak, al›nan paran›n yasal olmad›¤›n› belirten TÜÖD, flimdi de üniversiteye para ödemek zorunda b›rak›lan ö¤rencilerin paras›n›n iadesi için konuyu yarg›ya tafl›maya haz›rlan›yor. Rektörlü¤ün talep etti¤i paran›n ödenmemesi için üniversite içinde kay›tlar›n ilk gününden itibaren kampanya bafllatan TÜÖD, hükümetin üniversitelere dönük kaynaklar› kesmesi ile birlikte, üniversite yönetimlerinin faturay› ö¤renciye ç›kartmaya çal›flt›¤›na dikkat çekerek, ö¤rencilerden para ödememelerini istemiflti. Ö¤renci derne¤inin yürüttü¤ü kampanya sonras› bafllang›çta para ödemeyen ö¤rencilerin kay›tlar›n›n yap›lmayaca¤›n› söyleyen üniversite yönetimi geri ad›m atarak para ödemeyen ö¤rencilerin de kay›tlar›n› yapm›flt›.

Ma¤dur ö¤renciler eylemlerine devam ediyor

ODTÜ’lü ö¤renciler tezkereyi protesto etti

S›n›fta kalan lise ö¤rencilerinin ayn› s›n›flarda toplanmas›n› protesto eden ve kendilerini 'Tecrit S›n›f› Ma¤durlar›' olarak adland›ran lise ö¤rencileri eylemlerine devam ediyor. Daha öncesinde bas›n aç›klamas› düzenleyip, kravatlar›n› yakarak eylem gerçeklefltiren gençler flimdi de kendilerini ‹stanbul ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü’nün korkuluklar›na zincirledi. S›n›fta kalan lise ö¤rencilerinin ayn› s›n›flarda toplanmas›n› protesto eden Tecrit S›n›f› Ma¤durlar› aktivisti Suat Çelik ve Deniz Küçükbumin adl› lise ö¤rencileri, 10 Ekim tarihinde kendilerini Eminönü ilçesinde bulunan ‹stanbul ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü binas›n›n korkuluklar›na zincirledi. Lisede s›n›fta kalan ö¤rencilerin farkl› okullardan toplan›p, fiziksel flartlar› kötü olan s›n›flarda e¤itim yapt›r›lmas› ve ö¤retmenlerin bu ö¤rencilere kötü tavr›n› protesto eden ö¤renciler, "Tecrit s›n›flar› kald›r›ls›n" ve "E¤itim hakk›m›z geri verilsin" dövizleri açarak, "E¤itim hakk›m›z engellenemez", "Tecrit s›n›flar› kald›r›ls›n" fleklinde slogan att›. E¤itim haklar›n›n en do¤al haklar› oldu¤unu belirten ö¤renciler, olay yerine gelen polislerce zincirleri kesilerek gözalt›na al›nd›.

Ortado¤u Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ö¤rencileri, düzenledikleri yürüyüflle Meclis’ten ç›kan s›n›r ötesi operasyon tezkeresini protesto etti.ODTÜ kampüsünde 18 Ekim günü Üç Anfi önünde bir araya gelen devrimci, demokrat ve yurtsever ö¤renciler “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i, Tezkereye Hay›r” pankart› açarak yemekhane binas›n›n önüne kadar tezkere karfl›t› sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüfl sonras› yemekhane binas›na girerek aç›klama yapan ö¤renciler, tezkerenin çözüm olmad›¤›n› söylediler. Yap›lan aç›klamada, Kürt ulusal sorununun askeri de¤il siyasi bir sorun oldu¤u dile getirilerek, halklar›n kardeflli¤ine vurgu yap›ld›.

Van ve Amed’te ö¤renci dernekleri bas›ld› Van’da Yüzüncü Y›l Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i (YÖDER) ile Amed’te Dicle Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i (DÜÖ-DER)'e polisler bask›n düzenledi. Her iki ilde efl zamanl› yap›lan bask›nlar sonras›nda dernek binalar›ndan ve ö¤renci evlerinden Amed’te 20, Van’da 7 üniversite ö¤rencisi gözalt›na al›nd›.

renci evlerine 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yapt›¤› bask›nlar sonras›nda 20 ö¤renci gözalt›na al›nd›. Ö¤rencilerin gözalt›na al›n›fl gerekçeleri hakk›nda bilgi verilmezken, ö¤rencilerin Diyarbak›r Emniyet Müdürlü¤ü'ndeki sorgular› devam ediyor.

Van’da ö¤renci derne¤ine polis bask›n› Evleri basan polis 20 ö¤renciyi gözalt›na ald› Amed'te polisin ö¤rencilere yönelik bafllatt›¤› gözalt› operasyonu kapsam›nda Dicle Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i (DÜÖ-DER)'e 19 Ekim tarihinde bask›n düzenlendi. Bask›n düzenlendi¤i saatte dernekte kimsenin olmad›¤› ve polislerin dernekteki not defteri, CD ve derne¤e ait baz› dosyalara el koydu¤u ö¤renildi. Polisin ö¤-

Van Yüzüncü Y›l Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i (YÖDER)'e 19 Ekim günü bask›n düzenleyen polisler dernek binas›nda bulunan 7 ö¤renciyi gözalt›na ald›. 'Yasad›fl› yay›n bulunduruldu¤u' ihbar› gerekçesiyle Van Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›'ndan al›nan izinle düzenlenen bask›nda dernekteki çok say›da dergi ve kitaba da el konuldu.

1- Son süreçte s›kl›kla dile getirilen s›n›rötesi operasyon tezkeresinin hedefi sadece PKK kamplar› m›, yoksa tezkerenin baflka hedefleri de var m›?

HALKIN GÖZÜYLE

SORULAR 2- Bölge üzerinde BOP gibi bir projesi olan ABD ve buna ba¤l› olarak oluflturulan Irak'taki yönetimin karfl› ç›kt›¤› bir s›n›rötesi operasyon ve sonuçlar› hakk›nda ne düflünüyorsunuz? Sizce bölgede yaflayan halklar› nas›l bir sonuç beklemektedir?

TEZKERE

Mehmet GÜN Mehmet GÜN 1- Televizyonda izledi¤imiz kadar›yla PKK kamplar› var. 2- Bu durumda ABD önümüzü kesiyor. Operasyon sonuçlar›n› bilemiyorum. Epey bir kay›plar›m›z var, operasyon yap›lmas› gerekiyor.

Bekir BULUT 1-Bilmiyorum, onu ben bilmem. 2- Operasyon olursa çok kötü olur. Sivil halka zarar gelir, hiçbir sonuç al›namaz diyorum. Ama mecbur kal›p da yap›yorlar.

Bekir BULUT Mustafa SELÇUK

Mustafa SELÇUK

Selim EfiK‹

1- Bence kesinlikle PKK kamplar›na yöneliktir.

1- Bölgedeki enerji kaynaklar›ndan pay alma iste¤i olabilir.

2- Bence yap›lmas› gerekiyor. Say›n Baflbakan’›n da dedi¤i gibi; inceldi¤i yerden kopsun. Yani bizim yarar›m›za olur diye düflünüyorum.

2- Bu konuda iki farkl› senaryo oluflturabiliriz. Birincisi; ABD Kürtlere olan deste¤ini çekerek Türkiye’nin o bölgede k›y›m yapmas›na göz yumabilir. ‹kincisi; Türkiye’yi iç savafla sürükleyen bir sürecin bafllang›c› olabilir.

Onur BEKÇ‹ 1- Geçmiflten beri o bölge üzerinde hak iddia ediliyor. Di¤er bir gerekçesi bu olabilir. 2- Türkiye’nin mali aç›dan bu operasyona haz›r oldu¤unu düflünmüyorum. Bu nedenle tezkere sadece bir güç gösterisi niteli¤inde olabilir.

Gürkan 1- Tezkerenin gündeme geldi¤i süreç göz önüne al›nd›¤›nda sadece PKK kamplar›na sald›r› amaçl› oldu¤u düflünülebilir. Daha farkl› hedeflerin olup

Selim EKfi‹

olmad›¤› konusunda herhangi bir fikrim yok. 2- Tezkerenin onaylanmas›n› ve operasyon olas›l›¤›n› art›ran faktörler göz önüne al›nd›¤›nda Türkiye yönetimi açs›ndan bir s›n›r ötesi operasyon gerekli gibi görünüyor. Çünkü son y›llarda Türkiye’de t›rman›fla geçen milliyetçili¤in etkisiyle tabandan yönetime bir bask› oluflmufltur. Sonuçlar› aç›s›ndan düflünülecek olursa Türkiye, Kuzey Irak ve Amerika aç›s›ndan olumsuz, istenmeyen ve geri dönüflü olmayan sonuçlar do¤uraca¤›n› düflünüyorum. Bölgede yaflayan halklar y›llard›r y›prand›klar›ndan daha fazla y›pranacaklard›r.

Hasan AKGÖL Hasan AKGÖL 1- Siyasi ve askeri görüflmelerin ço¤unda ekonomik nedenler yatar. PKK kamplar›, s›n›r ötesi operasyonlar›n›n temel nedeni olarak gösterilse de bunun d›fl›nda ekonomik kayg›lar da söz konusudur. Irak'tan Ceyhan'a aktar›lan petrol boru hatt› sürekli sald›r›lara u¤ramaktad›r. Operasyonun bir baflka nedeni de bu sald›r›lar›n önüne geçerek patronlar›n cebine yeflil paralar›n akmas›n›n süreklili¤ini sa¤lamakt›r. 2- Dünyan›n bar›fla en fazla ihtiyaç duydu¤u bir co¤rafyada ve zamanda gerçeklefltirilecek bir operasyonu do¤ru bulmuyo-

Hüseyin ULUPINAR

Mustafa YILDIRIM

rum. Ayr›ca PKK sorununun siyasi bir çözüm gerektirmesinden dolay›, bu operasyonun PKK’ye bir son verece¤ini de düflünmüyorum. Her iki taraf için geçerli olmas› kayd›yla, bu operasyondan yoksullar›n pay›na kan ve gözyafl›, zenginlerin cebine de s›cak para düflecek.

ni de istemiyoruz. Burada flehit olan askerlerimizdir.

Mustafa YILDIRIM 1- Farkl› amaçlardan ziyade emperyalist güçlerle 68'lerde yap›lan anlaflmalar›n ayn›lar› bunlar. De¤iflen bir fley yok. 68'lerde bir taraf› silahl›, bir ta-

Hüseyin ULUPINAR 1- Evet sadece PKK kamplar› hedeftir, baflka bir hedefi yoktur. 2- Bu operasyonlar›n Irak ile ilgili bir durumu yok. Sadece oradaki PKK kamplar›n› temizlemek için yap›lacakt›r. Oradaki halklara herhangi bir zarar verilece¤ini sanm›yorum, verilmesi-

raf›

silahs›z

dövüfltürdüler.

Bunlar olmad› m›? Bugün de ayn› sistem gerçeklefltiriliyor. Tezkerenin hedefi sadece PKK de¤il elbet, ABD'ye oradaki politikalar›nda destek olma amac› da tafl›yor bence. 2- Bence felaket beklemektedir.


10

DÜNYA

23-31 Ekim 2007

YÖNEL‹M Kaz›m C‹HAN

Kürdistan’a sefer olur

Pakistan Komünist Partisi: Silahl› mücadeleye bafllayabiliriz

Pakistan Komünist Partisi (CPP), bir aç›klama yaparak ordu ve General Müflerref taraf›ndan dayat›lan savafl uygulamalar›n›n geri çekilmemesi halinde silahl› mücadeleye bafllayaca¤›n› duyurdu. CPP Baflkan› Jameel Ahmet Malik imzas›yla 11 Ekim günü yay›mlanan aç›klamada ordu ve General Pervez Müflerref’in haz›rlad›klar› yeni politikalar›n önümüzdeki günlerde uygulamaya geçece¤i belirtilerek, bu tasar›lar›n iptal edilmemesi halinde bugüne de¤in takip edilen yasal mücadelenin terk edilerek silahl› mücadeleye bafllanaca¤›na yer verildi. Pakistan’›n, 1947 y›l›nda ‹ngiliz sömürgecili¤inden kurtulmas›n›n ard›ndan yaklafl›k 35 y›ld›r ülkenin ordu ve General Müflerref taraf›ndan yönetildi¤i ve

bu güçlerin ülkedeki zengin elit kesimi de yan›na alarak yoksul halk› görmezden geldi¤ine, onlar›n yaflam›nda büyük y›k›mlar yaratt›¤›na dikkat çekilen aç›klaman›n devam›nda ülkede yap›lacak seçimlerin meflrulu¤unun tart›flmal› oldu¤u kaydedildi. CPP’nin dünya çap›nda komünist partileri taraf›ndan verilen silahl› mücadeleyi destekledi¤ine iflaret edilen aç›klamada devamla; “Nepal’de komünistler önderli¤indeki silahl› mücadele sona yaklafl›yor ve NKP(M) önderli¤indeki Nepal halk› k›sa bir süre içerisinde monarfliyi sonsuza dek tarihin çöplü¤üne atacakt›r” denilerek, gerekirse kendilerinin de ayn› yolu izleyebilecekleri ifade edildi.

zafer olmaz (1) Ordu merkezli Genel Kurmay koordinatörlü¤ündeki faflist askeri cumhuriyetin Kürt ulusu ve az›nl›klara, çeyitli milliyetlerden proletarya ve emekçilere karfl› sürdürdü¤ü haks›z savafla karfl› Kürt ulusunun tamam›yla meflru, demokratik ve de görevi olan direnifli, fi›rnak'›n Gabar da¤›nda da görüldü¤ü gibi Türk silahl› kuvvetlerinin önemli kay›plar vermesine yol açm›flt›r. Emperyalizm ve uflaklar›n›n büyük bir tarihsel haks›zl›k olarak parçalamayla karfl› karfl›ya b›rakt›klar› ve de Türk, Fars, Arap egemenlerinin siyasi, askeri ilhak›na ve iflgaline maruz b›rak›lm›fl Kürt ezilenlerinin gerici egemenlerin geleneksel imha, inkar ve katliam politikalar›na karfl› direnmeleri sonuna kadar meflrudur. Suç aranacaksa flovenist gerici karargahlar›n ezilen Kürt ulusunu boyun e¤meye ça¤›ran haks›z savafllar›nda aranabilir. Ve devrimle köküne kadar paramparça edilmesi gereken sözkonusu düzenden icazet bekleyerek, baz› k›r›nt›larla oyalanma perspektifiyle hareket eden reformist siyasetlerde aranabilir. Bu perspektifle Maoist öncü, ezilen Kürt ulusunun meflru demokratik haklar›n›n savunulmas› savafl›n›n içerdi¤i demokratik yönün kay›ts›z flarts›z savunucusudur. Gabar'daki kay›plar Türk egemen s›n›flar›n›n haks›z savafl›n›n bir sonucudur. Gerici egemenlerin ve ona karfl› meflru direnme görevi politikalar›n›n içeri¤ine bakmadan, hangi politikalar›n sürdürülmesinin arac› oldu¤u tahlil edilmeden, hakl› haks›z savafl ayr›m› buland›r›larak yap›lan pasifist savafl aleyhtarl›¤› politikalar› asl›nda gerici özel harp makinesine objektif olarak hizmet etmektir. Bu da rededilmelidir. ‹flgal ve ilhaka son verecek, ezilen ulusun kendi kaderini tayin hakk›n› özgürce belirlemesini sa¤layacak koflullar›n yarat›lmas› için devrimci savafl bir suç de¤il, görevdir. Devrim piflmanl›¤›na öykünerek, ezilenlere hizmet etmeye tövbe edenlerin hiçbir k›ymet-i harbiyesi yoktur. Bugün çok önemli problemler içermesine, silahl› reformist çizgi meselelerine sahip olmas›na ra¤men PKK önderli¤indeki ulusal hareket devrimci bir nitelik tafl›maktad›r. Dolay›s›yla bu hareketin demokratik yönünün desteklenmemesinin hiçbir mazereti olamaz. Destek çizgi elefltirisini yads›maz. Çizgi elefltirisi, Kürt emekçilerinin s›n›f ç›karlar›n›n temsil edilmesi, komünizm önderli¤inde s›n›f mücadelesinin yürütülmesi görevini ask›ya almay› gerektirmez. Devrimci proletarya kendi çözüm program›yla sahnede olurken, ulusal hareketlerin önderliklerinin yanl›fl çizgilerine ra¤men yine bu hareketlerin egemen s›n›flar›n milli bask› ve katliamlar›na yönelen demokratik yönüyle tam bir dayan›flma içerisinde olmal›d›r. Böyle bir dayan›flma Avrupa Birli¤i ve ABD emperyalistlerinden çözüm bekleyen burjuva milliyetçi yan›lsamalara karfl› kararl› bir ideolojik mücadele ile birlefltirilmelidir. Haks›z savafl cephesinin lideri Büyükan›t, geleneksel Kemalist politikan›n ›srarla sürdürülece¤ini bir kez daha beyan etmifltir. Ve Kemalist ideolojiye dayanarak demektedir ki; "sözkonusu vatansa, gerisi teferruatt›r". Bunun anlam› aç›kt›r. Öteden beri söyledikleri vatan›n ve milletin bölünmezli¤i 盤l›klar› askeri sald›r›larla, flovenist k›flk›rtmalarla, toplumun gerici savafl makinesine ba¤lanmas›yla birlikte topyekün seferberlik fleklinde devam ettirilecektir. Gerici savafl›n koordinatörü aç›kt›r. Ordu kumandal› devlettir. Yeni Osmanl›lar/Kemalistler, onlar›n yörüngesindeki üniversiteler, sendikalar, bil cümle K›z›l Elma karargah› ezilen Kürt ulusuna ve Ortado¤u'da di¤er bölge halklar›na karfl› tam bir ittifak içinde aya¤a kalkm›fllard›r. En ufak demokratik bir talebe karfl› bile vahfli bir sald›rganl›k içerisindedirler. Örne¤in, Demokratik Toplum Partisi'nin "demokratik özerklik, üniter yap›da özerk birimler, kültürel özerklik, renk ve kültürlerin serbest b›rak›lmas›" gibi en s›radan reform talepleri bile sald›r›ya u¤ramaktad›r. ‘Ya faflist devlete boyun e¤in ya da meclisten çekip gidin’ diyorlar. DTP'nin resmi devlet s›n›rlar›n› aflmayan, onu baz› onarmalarla kabul edilebilir ilan eden bu reformist anlay›fllar›na karfl› bile gerici egemen güçlerin tahammülsüzlü¤ü inkar ve asimilasyon politikas›n›n katliamlarla sürdürülece¤ine iflaret etmektedir. Nitekim, uzunca bir süredir s›n›ra y›¤d›r›lm›fl özel birliklerle a¤›r savafl silahlar›yla takviyeli say›s› yüzbinleri bulan ordu, Türk egemenlerinin geleneksel stratejisine göre harekete geçmek üzere mevzilendirilmifl bulunmaktad›r. Sözde Cumhurbaflkan› Gül'ün Kürdistan ziyareti bir yandan ezilenleri aldatma amaçl›yken, di¤er yandan gerici ordunun moral ve motive edilmesi, Yeni Osmanl›/Kemalist cumhuriyetçi ittifak›n sergiye ç›kar›lmas›yd›. fiimdi Meclis’ten bir tezkere ç›karma haz›rl›¤› içerisindedirler. Asl›nda emekçilere ve Kürt ezilen uluslar›na karfl› öteden beri kontra faaliyeti ve özel bir savafl sürdürülmektedir. Savafl karar› yeni de¤ildir. fiimdi topyekün dedikleri yeni harekete geçme planlar›na sözde hukuki bir temel yaratmaya, tezkere velveleriyle halklar› y›ld›r›p sindirmeye çal›flmaktad›rlar.

Ortado¤u (tahakküm) Konferans›: ‹srail'in kontrolünde bir Filistin Filistin halkını topraklarından eden, katleden İsrail siyonizmi, önümüzdeki günlerde Amerika'da yapılması düşünülen "Ortadoğu Konferansı" öncesi kendisinin ve ABD'nin bölgedeki çıkarları doğrultusunda bir takım açıklamalarda, hatta vaatlerde bulundu Altm›fl y›ld›r Filistin'i iflgal eden, Filistin halk›n› topraklar›ndan eden, katleden ‹srail siyonizmi, önümüzdeki günlerde Amerika'da yap›lmas› düflünülen "Ortado¤u Konferans›" öncesi kendisinin ve ABD'nin bölgedeki ç›karlar› do¤rultusunda bir tak›m aç›klamalarda, hatta vaatlerde bulundu. ‹srail Baflbakan Yard›mc›s› Haim Ramon, 1967'den bu yana temel politikalar›ndan biri olan (‹srail'in ebedi baflkenti) Kudüs'ü ‹srail ve Filistin olarak ikiye bölebileceklerini belirtti. Ramon yapt›¤› aç›klamada ‹srail'in 1967'deki 6 gün savafllar›nda Ürdün'e sald›r›p ald›¤› Kudüs'ün do¤usunu Filistinlilere vaat edilen ba¤›ms›z devletin baflkenti olarak ilan edilebilece¤ini ifade etti. Olmert ve Abbas'›n Kudüs'teki görüflmelerinden anlaflma sa¤land›¤› yönünde haberler de söz konusu. Anlaflma sa¤lanan konular ise Bat› fieria'daki ‹srail iflgaline son verilmesi, ordudan ar›nd›r›lm›fl bir Filistin devletinin kurulmas›, 1967 s›n›rlar›n›n temel al›nmas›, Kudüs'ün iki baflkent olmas›. Geçen aylarda meydana gelen Hamas-El Fetih çat›flmas›yla Filistin lideri Mahmud Abbas taraf›ndan görevden al›nan Hamas'l› Baflbakan ‹smail Haniye, El Fetih'e diyalog ça¤r›s›nda bulunmufl, Gazze fieridi'nin denetimini b›rakabileceklerini ima etmiflti. Abbas ise ça¤r›ya olumsuz bir yan›t vererek görüflmeyeceklerini belirtmiflti. Önümüzdeki günlerde Washington'da yap›lmas› planlanan Ortado¤u Konferans›'na Birleflmifl Milletler'in befl daimi üyesi, G-8 üyesi ülkelerin ve 12 Arap devletinin kat›l›m› bekleniyor. Konferans’a davet edilmeyen ve zaten ABD ile ‹srail taraf›ndan terörist olarak nitelendirilip tan›nmayan Hamas, Arap ülkelerine Konferans’a kat›lmamalar› yönünde ça¤r›da bulundu. Benzer bir ça¤r› da ‹ran devletinden geldi. Konferans’ta ‹srail'in, Kudüs'ün statüsü, ‹srailli yerleflimcilerin durumu ve güvenlik meselelerini gündeme getirmesi bekleniyor. Ortado¤u'daki bu geliflmeler ABD emperyalizminin bölgedeki ç›kar politikalar›ndan, bu politikan›n en önemli ad›m› BOP'tan ba¤›ms›z okunmamal›d›r. ‹yi bilinmektedir ki, bu projenin yaflama geçmesi, bölgede ABD'nin jandarmas› ‹srail'e yönelik tehditlerin yok edilmesiyle mümkün. Çünkü, ABD'nin Ortado¤u'daki varl›¤›n›n garantisi, ‹s-

rail'in korunmas› ve güçlendirilmesiyle olas›d›r. ‹srail'in Filistin'le görüflmesi ve bir tak›m vaatlerde bulunmas› tam da bu amac›n sonucudur. Filistin'de seçimle ifl bafl›na gelen Hamas'› tan›mad›¤›n› ve ‹srail'i tehdit eden terörist bir örgüt olarak belirten ABD ve ‹srail buna karfl›l›k El Fetih lideri Mahmud Abbas kozunu oynamaya giriflti. El Fetih ve Abbas'›n "›l›ml›", "uzlaflmac›" oldu¤unu aç›klam›fl, gerek siyasi gerekse de ekonomik deste¤ini sunmufltu. Bu deste¤in amac› Hamas'› gerek Filistin nezdinde gerekse de uluslararas› boyutta yaln›zlaflt›rmak, tecrit etmekti. Böylesi bir bask› Hamas ve El Fetih'i çat›flt›rm›fl, neticesinde iki hükümetli Filistin oluflmufltu. Son günlerde Olmert'in "‹srail Abbas gibi ›l›ml›lar› teflvik etmedi¤i takdirde tüm Filistin topraklar›nda Hamas ve ‹slami Cihat'la karfl› karfl›ya gelecek" yönlü aç›klamas› Ortado¤u Konferans›'yla Filistin üzerinde nas›l bir oyun oynand›¤›n› aç›kça gösteriyor. Kuflkusuz ki bu durum Filistin halk›n› ve direnifl örgütlerini parçalamay›, böylece Filistin halk›n›n ABD emperyalizmine ve ‹srail siyonizmine yedeklenmesini amaçl›yor. ABD'nin BOP çerçevesinde Türk hakim s›n›flar›n›n temsilcisi konumundaki AKP'ye bu oyunda bir rol biçilmifltir. "Il›ml› ‹slam" modeliyle bölge devletlerine örnek olarak sunulmas› planlanan Türk devleti D›fliflleri Bakan› Ali Babacan'› Konferans öncesinde ‹srail, Suriye, Ürdün ve Filistin'e göndermifl, bir dizi temaslarda bulunmufltu. Zira bu görüflmelerden Suriye devleti oldukça memnun kalm›fl, ‹srail ile olan sorunlar›n› gidermesi noktas›nda Türk devletinden beklenti içerisinde olduklar›n› ima etmiflti. ‹srail-Arap savafl›nda kaybetti¤i Golan Tepelerini almak istemesi ve ayr›ca uluslararas› siyasi arenada yaln›zlafl›p yedeklenmek istemesi Suriye'nin ABD'nin ve ‹srail'in Ortado¤u'daki politikalar›na uyum sa¤layacak uzlaflmac› bir tutum sergilemesine neden olacakt›r. Ortado¤u Konferas›'yla Filistin sorunu, ‹srail'in ç›kar›na çözülüp yine onun kontrolünde kendisine ba¤›ml› bir Filistin devletinin kurdurulmas› öngörülmektedir. Bu da Filistin'in parçalanmas›, direniflin bo¤ulmas›, böylece ‹srail'e yedeklenmesiyle mümkün görülüyor. Ayn› flekilde Ortado-

¤u ülkelerinin ABD ve ‹srail'e yedeklenmesi, böylece Ortado¤u'da bir tahakküm kurulmas› amaçlanmaktad›r. Üretti¤i petrolün büyük bir k›sm›n› ABD'ye satan, karfl›l›¤›nda silah alan, baflta Suudi Arabistan olmak üzere körfez ülkelerinin hakim s›n›flar› bugüne kadar oldu¤u gibi ABD ile ç›karlar› gere¤i bu süreçte ABD'ye uyum sa¤layaca¤›n›n garantisini vermifl durumdad›r. Ne var ki bahsetti¤imiz ülkeler siyasi, ekonomik, askeri olarak ABD'nin hizmetine aç›k haldedir. Buna bugün "yorgun demokrat"lar, yani Suriye, M›s›r da dahil olma çabas›nda. 12 Arap devleti Ortado¤u Konferans›'nda –Filistin halk›n›n direnifline ra¤men- bulunaca¤›n› belirtmifl, "Ortado¤u bar›fl›n›n kal›c›laflmas›" ad› alt›nda ABD ve ‹srail'le uzlaflabileceklerinin mesajlar›n› vermektedir. ‹srail'in Filistin sorununun çözümü için sundu¤u öneriler ve vaatlerin gerçekleflip gerçekleflmeyece¤i ilerleyen günlerde belli olacakt›r. Nitekim buna benzer giriflimler daha önce de defalarca yap›lm›flt›. 2000 y›l›ndaki "Oslo Bar›fl Görüflmeleri" sürecinde bugünkü vaatlerden daha "fazla" vaadin olmas›na ra¤men ‹srail'in temel meselelerde uzlaflamayaca¤›n› bahane ederek görüflmeleri kesmesi dün gibi bilinmektedir. Do¤u Kudüs'ün kurdurulacak Filistin devletine baflkent olarak gösterillmesi; Bat› fieria'y› ikiye bölmek, Bat› fieria'y› Kudüs'te ay›rmak, böylece parçalanm›fl ve kontrol edilebilir bir Filistin yaratmak amac› gütmektedir. Bitmeyen "bar›fl konferanslar›" özelde Filistin, genelde Ortado¤u'ya bar›fl› getirmek amaçl› de¤ildir. Bölgedeki petrol ve jeopolitik konum ABD'nin ve beslemesi ‹srail'in Ortado¤u'daki varl›k sebebidir. Dolay›s›yla bu varl›k sebebini meflrulaflt›racak sorun da Filistin gibi sorunlar›d›r. Dolay›s›yla da Filistin sorununun gerçek anlamda çözülmesi gibi bir durum söz konusu de¤ildir. Bunun faturas› da yoksullu¤a, katliama ve her türlü bask›, sömürüye u¤rayan bölge halk›na kesiliyor, kesilmektedir. Ekim'in sonunda bafllayacak Ortado¤u Konferans›'na bu çerçevede ‹srail-Abbas görüflmesine ve Filistin devletinin kurulufluna dair gerek Hamas'›n gerekse de direnifl örgütlerinin tav›rlar›n›n nas›l olaca¤› ise önümüzdeki süreçlerde belli olacakt›r.

Emperyalist dalafl›n yeni satranç tahtas›: Hazar Emperyalist güçler aras›ndaki dalafl›n satranç tahtas› durumundaki Ortado¤u, 16 Ekim’de yine bu emperyalist güçler aras› dalafl›n bir hamlesi olarak hayat bulan Hazar’a Komflu Ülkeler Zirvesi’ne tan›kl›k etti. ‹ran’›n ev sahipli¤ini yapt›¤› zirvede, ABD’nin Ortado¤u ve Kafkaslar’da uygulamaya koydu¤u politikalara yan›t niteli¤inde bir tak›m kararlar imza alt›na al›n›rken, zirvenin, ABD’nin ‹ran’a yönelik sald›r› sinyallerini artt›rd›¤› ve Rusya ile ABD aras›ndaki füze kalkan› gerginli¤inin t›rmand›¤› bir dönemde gerçekleflmesi dikkat çekti. ‹ran, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan devlet baflkanlar›n›n kat›ld›¤› zirve, bir anlamda uzun süredir ABD taraf›ndan gündeme getirilen ve Hazar bölgesindeki do¤algaz ve petrol kaynaklar›n›n ele geçirilmesine dönük projelere karfl› at›lm›fl bir ad›m ifllevi de gördü. Zira zirvede al›nan; “Hazar Denizinin ha-

kimiyeti sadece 5 ülkeye aittir ve buradaki kaynaklardan sadece bu befl ülke yararlanabilir” fleklindeki karar da bunu do¤rular nitelikte. Yine zirveye kat›lan ülkelerin; Hazar befllisi devletlerden birinin, hiçbir zaman karfl› tarafa sald›rmak için bu denizi kullanmamas› ve baflka bir ülkenin Hazar Denizi’ne k›y›s› bulunan bir ülkeye sald›rmas› için topraklar›n› kullanmas›na izin vermemesi yönündeki ortak irade beyanlar› ise, ABD’nin olas› ‹ran sald›r›s›na bir misilleme niteli¤i tafl›rken, Hazara komflu di¤er ülkelerin de ABD’nin sald›r›lar›na karfl› ortak bir durufl sergileyeceklerinin sinyalini verir görünüyor. Zaten Rusya Devlet Baflkan› Vlademir Putin’in zirvede yapt›¤› konuflmada, Hazar Denizi ülkelerine askeri bir sald›r›ya izin vermeyeceklerini ve ‹ran’›n “bar›flç›l amaçl›” nükleer program›na destek vereceklerini duyurmas› da bir yan›yla bu ülkelerin ABD karfl›s›ndaki “or-

taklaflmalar›”na iflaret ederken, öte yandan Rusya’n›n bölgede oluflturmaya çal›flt›¤› ABD karfl›t› kampa iflaret ediyor. Bunun yan› s›ra zirvede, Hazar Denizi’ne k›y›s› bulunan ülkeler aras›nda ekonomik iflbirli¤i konusunda bir oluflumun yarat›lmas› hususunda hemfikir olunmas›, fiangay ‹flbirli¤i Örgütü’nün bafl›n› çeken güçlerden biri olan Rusya’n›n, önümüzdeki süreçte emperyalist güçler aras›ndaki ç›kar dalafl›nda daha aktif rol alaca¤›n› gösteriyor.

Rusya, ABD’ye ra¤men ‹ran ile iliflkilerini gelifltiriyor ABD’nin ‹ran’› tecrit etmeye çal›flt›¤› flu günlerde Rusya, kendisinin ç›karlar› için büyük bir tehlike arz eden ABD’nin elini zay›flatmak için birbiri ard›na hamleler gerçeklefltiriyor. fiangay ‹flbirli¤i Örgütü’nün faaliyetlerini genifl-

letmek için çaba sarf eden Rusya, bir yandan da Ortado¤u ülkeleri ile yak›nlaflma manevralar›na giriyor. Geçti¤imiz günlerde Suriye’de askeri üs infla edece¤i aç›klanan Rusya, Hazar Denizi’ne Komflu Ülkeler Zirvesi kapsam›nda ‹ran ile nükleer iflbirli¤inin sürdürülmesini garanti alt›na alan bir bildiri yay›mland›. Bildiride, Buflehr nükleer santral›n›n Tahran'daki görüflmeler do¤rultusunda "vaktinde tamamlanaca¤›" vurgulanarak, taraflar›n Nükleer Silahlar›n Yay›lmas›n›n Önlenmesi Anlaflmas› (NPT) çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirecekleri öne sürüldü. Öte yandan, Buflehr santral› yak›nlar›na yapmay› planlad›klar› 2 yeni nükleer santral konusunda da Rusya'dan yard›m isteyen Ahmedinejad, ülkesinin 2 yeni nükleer santral›n inflas› konusunda Rusya ile iflbirli¤ine haz›r oldu¤unu söyledi.


23-31 Ekim 2007

ÇEV‹R‹

11

Tehlikeli bir dönüm noktas›nda ABD ve Rusya'n›n savafl manevralar› Michel Chossudovsky

bir k›sm›, kutup yöresinde Amerika ve Kanada topraklar›n›n yak›n›nda gerçeklefltirilecek.

ABD'nin Manevralar› ABD ve Rusya'n›n, So¤uk Savafl y›llar›n› an›msatan, efl zamanl› askeri manevralar› konusunda adeta bir medya sansürü uygulan›yor. 16-30 Ekim tarihleri aras›nda, Rusya, topraklar›n›n büyük bir k›sm›nda kapsaml› manevralar gerçeklefltirecek. Bu savafl oyunlar›, ABD'nin 15-20 Ekim aras›nda yapaca¤› Vigilant Shield (Tedbir Kalkan›) 2008 (VS-08) manevralar›yla çak›fl›yor. A¤ustos ay›nda, Baflkan Vladimir Putin, Sovyetler Birli¤i'nin çözülüflünden sonra ilk kez, uzun menzilli bombard›man uçaklar›n›n Pasifik, Atlantik ve Kuzey okyanuslar› üzerinde uçmaya bafllayaca¤›n› aç›klam›flt›. (Associated Press, 1 Ekim 2007). Moskova'n›n bu karar›, Do¤u Avrupa ve Balkanlar›n militarizasyonunu da içeren NATO ve ABD tehditlerine karfl› bir tepki idi. Ayn› ayda, fianghay ‹flbirli¤i Organizasyonu'nun himayesinde, Rusya ve Çin, birlikte büyük savafl manevralar› yapm›fllard›. 2007 Bar›fl Misyonu ad› alt›nda yap›lan bu manevralar, Rusya'n›n Volga yöresinde ve Bat› Çin'in Urum1i yöresinde gerçeklefltirilmiflti. fiimdi ise, Rusya'n›n stratejik bombard›man uçaklar›, Tu-160, Tu95 ve Tu-11M3, ve Il-78 hava tankerleri, (albay Alexander Drobyshevsky'nin RIA Novosti'deki aç›klamas›na göre) “Kuzey Kutup yöresinde, Atlantik ve Pasifik Okyanuslar›'n›n ve Karadeniz'in üstünde uçacak, güney ve kuzey Rusya'da belirli hedefleri bombalama simülasyonlar› ve füze at›fllar› yapacak.” Bu manevralar›n

laflmaya gidebilecek, dikkatle ayarlanm›fl bir k›z›flt›rma program›na bafllad›¤›n› söylüyor.” (16 Eylül tarihli The Sunday Telegraph’tan al›nt›).

Pasifik Kalkan› 2007

ABD'nin 15 – 20 Ekim aras›nda sürdürece¤i Vigilant Shield 2008 (VS-08) manevralar›, ABD’de olas› bir terörist sald›r› ya da do¤al facia senaryosuyla tasarlanm›fl olup, Pentagon ve iç güvenlik birimlerinin ifl birli¤iyle yürütülecek. Ancak, ABD hava kuvvetlerini de esasl› bir biçimde harekete geçirecek olan VS-08, bir anti terörist haz›rl›ktan çok bir savafl harekat›na benziyor. Manevralar, Kuzey Amerika raf›n› bafltan bafla kapl›yor, bat›da Pasifik Okyanusu’nun kuzeyini de içine alarak Rusya ve Çin’in uzak do¤u s›n›rlar›na kadar uzanmakla kalmay›p, NORAD anlaflmas›na göre Kanada ordusunun da kat›l›m›yla Kanada topraklar›n› bile kaps›yor. Kanada’n›n yan›nda, ‹ngiltere ve Avustralya da manevralara kat›l›yorlar. Bu savafl manevralar›, ABD’nin ‹ran’a sald›r› tehdit ve bask›lar›n›n ço¤ald›¤›, önemli bir dönüm noktas›nda yap›l›yor. VS08, önleyici sald›r› doktrinine uygun olarak, ‹slamc› teröristlere karfl› yap›labilecek operasyonlarla iflbirli¤i içinde yürütülüyor. Üstelik, NORTHCOM’un VS-08 savafl manevralar›, Bush Yönetimi’nin Eylül bafllar›nda, ABD hükümeti ve ordusunun en üst düzeylerinde ‹ran’a karfl› bir askeri operasyonun düflünüldü¤ünü aç›klamas›yla ayn› zamana rastl›yor. “Baflkan George W. Bush ve yak›n çevresi, Amerika’y› ‹ran’la savafla sürüklemeye do¤ru ad›m at›yorlar. Pentagon, ‹ran’da 2000 kadar bombard›man hedefi saptad›. Pentagon ve CIA yetkilileri Beyaz Saray’›n ‹ran’la askeri bir karfl›-

VS 2008’den hemen önce, Japonya bir dizi manevra yap›yor. Tokyo hükümeti, 13-15 Ekim aras›nda, Izu Oshima’n›n do¤u denizlerinde, Yokosuka ve Yokohama limanlar›nda çeflitli ülkelerin kat›l›m›yla Pasifik Kalkan› 07 ad› alt›nda Denizlerde Silahlanma Güvenlik Giriflimi (PSI) Manevras›n› gerçeklefltiriyor. Bu manevran›n aç›klanan amac›, “kitle imha silahlar›n›n yay›lmas›n› engellemek.” Avustralya, Fransa, Yeni Zelanda, Singapur, ‹ngiltere ve ABD de, Pasifik Kalkan› 07’a kat›l›yorlar.

Birbiriyle ‹liflkili Manevralar ABD Yönetimi, “birbiriyle iliflkili manevralar” dan söz ediyor. Terörizme karfl› küresel savafl kavram›n›n da temelini oluflturan bu yaklafl›m, savafl senaryolar›n›n sivil, anti-terörist talimlerle eflgüdümlü yap›lmas›n› öngörüyor ve ABD’nin Ortado¤u savafl›yla yak›ndan iliflkili. “‹ç güvenlik” art›k askeri planlaman›n bir parças› olmufl durumda. Bu ise, yarg› ve iç güvenlik gibi sivil kurulufllar›n askerileflmesini kolaylaflt›ran bir ortam yarat›yor. ABD yönetiminin askeri planlar›nda, 11 Eylül gibi ikinci bir büyük terörist sald›r› senaryosunu göz önünde tuttu¤unu gösteren baz› geliflmeler var. Gizli bir askeri belgeden söz eden Pentagon yetkilileri,

“ikinci bir terörist sald›r›, baz› bilinen hedeflere (‹ran, Suriye) bir misilleme vuruflu yap›lmas›na neden ve f›rsat yaratabilir” diyorlar (WP 23 Nisan 2006).

Hedef Rusya ve Çin VS-8 Rusya ve Çin’le bir çat›flma senaryosu üzerine kurulmufl. Bush yönetimi Tahran’› ‹slamc› terörizmi desteklemekle suçlarken, Çin ve Rusya’n›n da ‹ran'› destekledi¤ini iddia etti. VS-08’in ayr›nt›lar› daha aç›klanmad› ama geçen y›lki VS-07 manevralar› büyük bir savafl senaryosu yapm›fl ve dört düflman belirlemiflti. Bunlar (Ruebek) yani Rusya, Churya (yani Çin), Irmingham (‹ran) ve Nemazee (Kuzey Kore) idi.

Üst düzey yetkililere propaganda Bu y›l›n VS-08 manevralar› bir savafl senaryosu ile ad›na TOPOFF 4 denilen anti-terörist talimleri bir araya getiriyor. TOPOFF 4, federal ve eyalet yöneticilerinin, yarg›, sivil toplum kurulufllar› ve ifl ortam›ndan üst düzey yetkililerin kat›l›m›yla yap›lacak bir anti-terör manevras›. Bu y›l, TOPOFF 4 talimleri sahte bir radyoaktivite yay›c›s›n›n iflletilmesi ve Arizona’n›n Oregon yöresinde ve ABD Pasifik adas› olan Guam’da “kirli” bombalar›n patlat›lmas›n› içerecek. Kuzey Komutanl›¤›n›n bir aç›klamas›, manevralar›n senaryosunu flöyle anlat›yor: “Milli Planlama Senaryosuna göre T4 FSE – NPS 11 talimleri, Oregon, Arizona ve Guam adas›na sald›r› planlayan teröristlerin baflar›yla ABD'ye radyoaktif bir alet (RDD) getirmeleriyle bafll›yor. ‹lk üç eflgüdümlü sald›r› Guam'da ger-

çeklefliyor ve kirli bomba denilen bir radyolojik bir silah patlat›l›yor. Bunu takip eden saatlerde, benzer sald›r›lar Portland ve Phoenix'de de gerçeklefliyor. RDD nükleer bir sald›r›yla ayn› fley de¤il. Patlat›ld›¤›nda etrafa radyoaktivite yayan, daha al›fl›lm›fl bir silah. Nükleer bir bomba kadar felaket yarat›c› zarar vermese de ciddi sa¤l›k sorunlar› ve uzun süreli kirlilik yarat›yor.” Federal, eyalet ve yerel düzeyde yetkililerden 15.000 kiflinin kat›laca¤› “çok yönlü bir terörist tehdidine kapsaml› bir misilleme” olarak tan›mlanan manevralara Kanada, Avustralya ve ‹ngiltere de kat›lacak. Ayr›ca 30 ülke izleyici olarak davet edilecek. TOPOFF asl›nda, en üst düzeydeki karar vericiler için tasarlanm›fl bir propaganda operasyonu. Amac›, bu kesimleri Amerika'n›n ‹slamc› teröristlerin tehdidinde oldu¤una ve teröristlerin radyoaktif bir alet kullanabilece¤ine inand›rmak. Son aç›klamalara bak›l›rsa, bu teröristler Tahran taraf›ndan destekleniyor. K›sacas›, Amerika'n›n ya da ‹srail'in de¤il de ‹slamc› teröristlerin gerçek bir nükleer tehdit oluflturabilecek askeri güçlerinin oldu¤u var say›l›yor. TOPOFF manevralar› haberlerde sözü geçti¤i halde medyan›n merce¤ine al›nm›fl de¤il. Dünyada kitle imha silahlar›n›n en büyük üreticisi olan ABD, bu manevralarla, teröristlerin bu tür silahlar› oldu¤u mitolojisini canl› tutuyor. Amaç savafl ve güvenlik konular›n› gündemde tutarak ülkede ola¤an üstü hal flartlar›n›n kabul edilebilece¤i bir ortam yaratmak. www.sendika.org adresinden al›nm›flt›r

Irak ve ABD seçimleri Immanuel Wallerstein 4 Kas›m 2008'de Birleflik Devletler, Baflkan’›n›, Temsilciler Meclisi’ni ve Senato’sunun üçte birini yeniden seçecek. Irak ise görmezden gelinmeye çal›fl›lan büyük bir gerçek. Herkes bu gerçe¤in fark›nda. Seçimlerin sonucunu etkileyecek en önemli etmen oldu¤u herkes taraf›ndan biliniyor. Yine hiç kimse, seçimleri kazanma yolunda bunun nas›l üstesinden gelinece¤i konusunda emin de¤il. Ço¤u siyasetçi evvela yeniden seçilecekleri konusunda, ikinci olarak partilerinin oylar›n ço¤unlu¤unu al›p alamayaca¤› konusunda ve nihayet üçüncü olarak ideolojik konularda endifleli. Bunlardan yaln›zca çok küçük bir k›sm› ideolojik sorunlar› ilk s›raya koyuyor. Baflkanl›¤a aday olacak belli isimlerin ve Kongre'de adayl›¤›n› koyacak kiflilerin ço¤u normalde kendilerine oy veren seçmenden en az oy kaybedecekleri ve mümkün mertebe "ortada"ki seçmeni en çok kendilerine çekebilecekleri yerden adayl›klar›n› koymak için hesaplar yap›yorlar. Bir analistin de öngördü¤ü gibi, kararlar kolay verilmez, hele ortada böyle bir risk hesab› varsa… Muhtemel baflkan adaylar›n› gözden geçirmekle ifle bafllayal›m. Genel inan›fla göre Irak Savafl›, Demokrat aday her kim olursa olsun oyunu yükseltecek. Sabit oylar da bunu destekleyecek. Potansiyel bir aday bundan ne sonuç ç›kartabilir? Belli bafll› Cumhuriyetçi adaylar›n hepsi bundan sonuç olarak, sözde tabandan gelen son sad›k oylardan da olmamak için, flahin olarak an›lmaktan kurtulamayacaklar›n› ç›kart›yorlar. Hepsi bundan Bush'la aray› açmalar› gerekti¤i sonucunu da ç›kard›lar. Onu yanl›fl konumda olmakla de¤ilse bile uygulamadaki ehliyetsizlikle suçluyorlar. Bunlar, Demokrat adaylar› "yurtsever olmamakla" suçlamak için bunlar›n, ifllerine yarayacak bir fleyler söylemesini ya da yapmas›n› ve "ortadaki" oylar› böylece geri kazanmay› umuyorlar. "Düflman"a karfl› yayg›n öfkeyi alevlendirecek dramatik bir olay olmas›n› ve böylelikle hoflnutsuzlar› ve ba¤›ms›zlar› Cumhuriyetçi kampa geri kazand›rmay› istiyorlar. Senatör Chuck Hagel, bizzat hoflnutsuz bir Cumhuriyetçi olarak "Cumhuriyetçi Parti'nin dehflet ve terörizm olmak üzere iki konuda seçimi kazand›¤›n› ve bunu tekrarlamaya çal›flaca¤›n›" söyledi. Belli bafll› demokrat adaylar›n da az çok ayn› analizi yapt›klar› çok aç›k. Taban› yat›flt›rmak için savafl konusunda güvercin a¤z›yla konuflmakla beraber "vatan haini" diye kirletilecek kadar da ileri gitmiyorlar ki hoflnutsuz cumhuriyetçileri ve ba¤›ms›zlar› elden kaç›rmas›nlar. Demokrat bir baflkan›n ve kongrenin seçilmesinin kendilerinin lehine de¤il aleyhine olaca¤›n› hissederek tedbirli duruyorlar. Her halükarda, hiçbir yasay› geçirecek güçte olmad›klar› düflünülürse, pek ço¤una Kongre'de daha güçlü bir tutum izlemeleri anlams›z görünüyor. Senato'da yasa tasla¤›n› kabul ettirecek 60 oya dahi sahip de¤iller ve tabii baflkanl›k vetosunu geçersiz k›lacak 67 oya da sahip de¤iller. Demokrat adaylar aras›ndaki son tart›flmada adaylardan hiçbiri, 2013'te askerlerin toplu halde Irak'tan çekilece¤i taahhütünde bulunamad›. Bu ihtiyatl› tutum daha militan olan taban› k›zd›r›yor. Yine de bugüne kadar daha militan olan seçmenlerdeki savafl karfl›t› duyarl›l›¤›n Demokrat baflkan aday› için ciddi bir kayba yol açaca¤›na dair bir gösterge yok.

Daha az birleflip daha çok bölünen Afrika

As›l konu kongre seçimleri. 2006'da Demokrat stratejistler, ne kadar "›l›ml›" demokrat olunursa yerel zaferin o kadar yak›n oldu¤unu düflünenler ve aksini; yani ideolojik olarak gözüpek bir aday›n seçmenleri toparlayaca¤›n› düflünenler olarak ikiye bölünmüfltü. 2006'daki sonuçlar iki argüman›n da her bölgede do¤ru olmad›¤›n› gösteriyor. Yani bu taktiksel tart›flma devam edecek gibi görünüyor. ‹ki partili seçimlerde (veya çok partili), önemli taktiksel sorun "merkezde" olman›n m› "radikal" olman›n m› daha etkin olaca¤› sorusudur. Esas soru, "merkez"de olmaktan ne kastedildi¤i. Birleflik Devletler'de son yirmi befl y›lda Cumhuriyetçiler "merkez" tan›m›n› her geçen gün daha fazla sa¤a çektiler. 2006'da bu e¤ilim biraz geriye döndü. Karar verilemeyen, günümüzden 2008'e kadar "merkez" olarak tan›mlanan›n daha da sola kay›p kaymayaca¤›d›r. Bu, retori¤in ve de "beklenmeyen" politik olaylar›n anahtar rol oynad›¤› bir noktad›r. Bir bak›ma bu, Cheney'e karfl› MoveOn'un (Demokrat Adaylara destek vermifl bir hareket; -ç.n.) yak›n mesafe retorik savafl› demek oluyor.

Birleflme, k›tan›n önerebilece¤inden daha iyisine eriflim ve sorunlarla karfl›lafl›ld›¤›nda ortak bir sorumluluk, uluslararas› politika ve ekonomide ortak bir ses demek. Birleflmifl bir Afrika, kendisine her y›l milyonlarca dolara mal olan, çiftçilerine sa¤lad›¤› tar›m sübvansiyonlar› konusunda Avrupa ve Birleflik Devletler’i yard›m etmeye zorlayabilir. Afrika nükleer silahlara sahip her ülkenin, tüm insanl›k için bir tehdit olan bu silahlar› b›rakmalar› konusunda onlar› zorlayacak duruma gelebilir. AIDS’e yönelik jenerik ilaç üreticilerine ve eczac›l›¤a karfl› birleflik bir durufl sergileyebilirler. Afrika, baflkas›n›n yard›m›n› beklemeden, sorunlar› için çözümler üretebilir ve bunlar› uygulayabilir. Sözün k›sas›, Afrika havlamaya ve ›s›rmaya bafllayabilir.

MoveOn üstün gelirse, Demokrat Baflkan aday›n›n kampanyas›nda ne kadar "merkezci" bir çizgide oldu¤unu ileri sürmesinin bir önemi kalmaz. Seçim sonuçlar›, seçim sonras› politik duruflu büyük ölçüde etkileyecek. Ne var ki, Cheney bu retorikte üstün gelirse bu bir Demokrat'› baflkan olmaktan al›koymayabilir, fakat baflkan›n Irak'tan çabucak çekilmesini hayli zorlaflt›r›r. www.sendika.org adresinden al›nm›flt›r

Mukoma Ngugi Winston Churchill, 1946’da, ‹kinci Dünya Savafl›’ndan sonra Avrupa Birleflik Devletleri ça¤r›s›nda bulundu¤unda, pek çoklar› onun hala savafl›n etkisinde oldu¤unu düflünmüfl olmal›lar. O zamanlar, yaln›zca bir nesil sonra tek pazara ve ortak bir parlamentoya sahip bir Avrupa Birli¤i’nin ortaya ç›kmas› veya Almanya’n›n sadece tekrar birleflmesi de¤il, ‹talya’n›n Fransa’y› yenece¤i bir dünya kupas›na ev sahipli¤i yapmas› hayal bile edilemezdi. Ancak, bu örne¤in varl›¤›yla bile, Afrikal›lar›n ve Bat›l›lar›n eflit olaca¤› bir Afrika Birli¤i’nden bahsetmek, mant›ks›z bir hayalcilik ya da delilik olarak görülebilir. Bize; Afrika’n›n çok büyük, fakir, bozuk, e¤itimsiz, demokratik olmayan ve her zaman savafllar yaflayan bir yer oldu¤u ö¤retildi. Samimi bir flekilde söylemek gerekirse, baz›lar› yüzy›llard›r devam eden kabile düflmanl›klar›ndan dolay› Afrikal›lar birleflemez diye düflünebilir, çünkü onlar, Afrikal›lar sonuçta. Sanki bu sorunlardan hiçbiri, hiçbir flekilde 1946 Avrupa’s›nda da mevcut de¤ilmifl gibi. Ancak bu durum, sorunlar›n gerçek olmad›¤› anlam›na gelmemektedir. Sudan’›n Darfur bölgesinde, Afrika Birli¤i’nin avare bir flekilde izledi¤i ›st›rap veren yavafl bir kâbus yaflanmakta. Afl›r› hileli bir flekilde yap›lan Nijerya seçimleri, Nijer deltas›nda sadece daha çok çat›flma vaat ediyor. Milyonlarca kiflinin hayat›n› kaybetti¤i Kongo’da, insanlar savaflmaya devam ediyor. Gittikçe kötüle-

flen yoksulluk, d›fl yard›mlardan al›nandan daha büyük oranda eflit olmayan ticaretten dolay› kaybedilen bir y›¤›n para, soyk›r›ma varacak fliddette bir AIDS salg›n›, politik tahayyülden yoksun liderlikler. H›zla batakl›k kumuna batan bir k›ta bu. Ganal› lider Kwame Nkrumah bir keresinde, “Afrika birleflmeli ya da bölünmeli” demiflti. Giderek daha az birlefliyor ve daha çok bölünüyoruz. Ancak, örne¤in bir Ugandal›, Ganal› birini siyaseten de Afrikal› olarak görebilir mi? Kwame Nkrumah’›n ana hatas›, Afrika Birli¤i’nin flu anda öykündü¤ü konu, birleflmenin, Afrikal› insanlar aras›nda de¤il de, sadece hükümetler aras›nda bir fleymifl gibi görülmesiydi. K›tada, Afrika’n›n birleflmesi sorunuyla ilgilenen tek bir baflkanl›k soyuna ya da devletlerin birleflmesiyle ilgili bar›flç›l yürüyüfllerle, kamuoyu tart›flmalar›na tan›k olmad›k. Bölgesel iflbirli¤i anlaflmalar› vatandafllara dan›fl›lmadan imzalanmakta. K›sacas›, Afrikanizm flu ana kadar bu halklar›n kendilerine ait oldu. Ayr›ca ksenofobi de (yabanc› düflmanl›¤›) yükseliflte. Güney Afrikal›lar, hem siyah hem de beyazlar, s›n›rlar›n›, Amaxhosa’lar›n, siyah ›rk›n dünyay› istila edece¤ine dayanan tehlike için kulland›klar› Amakwerekwere’den koruma iste¤i içersindeler. Kenya’da, uluslar›n ak›llar›nda yer etmifl bir karikatürde, parlamentoda, üyelerin Afrika k›yafetleri giymelerinin yasakland›¤› ifadesi yer almaktad›r. Gana’da, Nkrumah’›n baflar›s›zl›klar›, Afrika’n›n reddi haline gelmekte ve M›s›r’da ya da Fas’ta, korkuyla, Afrikal›larla eflit miyiz diye sormaktalar. Afrikal› halklar›n kendi aralar›nda daha çok iletiflime

geçmeleri gerekmekte. Konulardan biri, zorunlu olarak, anlaflmazl›klar›n do¤as› olmal›. Anlaflmazl›k, 1994 Ruanda soyk›r›m›ndan sonra artt›. Ancak birleflmifl bir Afrika, farkl› kültürler ve dillerin yok olmas› anlam›na gelmemektedir, bu durum, daha çok her kültürün eflit korumalar alt›nda geliflece¤i bir duruma f›rsat verecektir. Ayr›ca, düflmanl›klar›n sona ermesinden ziyade, her anlaflmazl›kta yeni bir patlamaya savuracak kötü siyasi ulusalc›l›k rüzgârlar›n›n olmamas› anlam›na gelmekte.

‹nsanlar hayal kurmay› b›rakt›klar›nda ölürler. Ayn› durum ülkeler ve k›talar için de geçerli. Kuflkusuz Afrika’da da ölüm, birleflme hayali sona erdi¤inde yeniden yaflam bulacakt›r. www.sendika.org adresinden al›nm›flt›r


12

23-31 Ekim 2007

KÜLTÜR SANAT

Kürtlerin aşk, ateş ve çığlığı

Dılo Mehmed Uzun

16. sayfan›n devam›...

Halkına ve aydınlarına düşmanlıkla varlığını sürdüren bu nemalıklardan payandasını o da aldı. Sürgünler yetmiyormuşcasına bu kez de mahkeme koridorlarında Türklüğü aşağıladığı vs. suçlardan saçma sapan bir şekilde defalarca yargılandı.Yazdıkları acı ve hüznü yaşayanlardandı. Belki de o ölümcül rahatsızlığın onu yakalaması da bundandır

“Baltan›n sap› a¤aç olmazsa ormana zeval olmaz” dedi Mam Seyfo fakat yap›lacak birfley de kalmam›flt›. ‹ran’la anlaflan Osman’l› iki devletin ye¤enle bafllayan ihanetiyle iflgal alt›ndayd›. Cizre Kalesi kuflat›ld›. Binlerce asker ve leflgerin sesi yükseliyor. Asuri, Ermeni ve di¤er az›nl›klar›n sesi duyulmaz bir vahfletin içine gömülüyordu. Gariptir önce kilise çanlar› sustu, sonra minare de anlam›n› yitirdi. Cizirebotan art›k ihanetin ve devflirmenin yata¤›d›r. Yükselen sis ve kalenin burçlar›na yerlefltirilen bombalarla bitik düflen direniflçiler, uzun bekleyifl sonras› Mir Bedirxan ma¤lup, ezilmifl ve yenik olarak teslim oldu. Yükselen dumanla, yenilginin derinli¤i Medrasa Sor ve Mir B e d i r xan”›n kasr› B›rça Bellek’’in Sütunlar›ndan dahi hissediliyordu. Kaniya Sipi (kutsal beyaz çesme)nin etraf› gelinlik k›zlar›n de¤il esirlerin yeri haline geldi. Ma¤luplu¤un, yenilmiflli¤in, sesi bafllad›. Sürgün sesi. Karanl›k bir yüzy›lda bafllayan ölüm kal›m aras›nda gidip gelen ip incecik bir ses Kürd’ün yan›k flark›lar›na konuk oldu. Yezdinfler Mir, Mir Bedirxan ise ihanete u¤ram›fl, yenilmifl, hançerlenmifl, harelenmifl kendi ye¤eninin iflbirli¤i yapt›¤› Osman’l› ordusunun esareti alt›nda sonu belirsiz bir gidiflle, onuru k›r›k bir halde yola ç›km›flt›. Yenilmiflleri ve ma¤luplar› D›lo Mehmet Uzun yollara ç›kard›. Yolun bafllang›c›, ac› ve 盤l›kt›. Üflüyen sürgünler gibi... Bir kez de olsa çiçek topra¤›ndan kopmufl ve o hiçbir yerde art›k özgür olamayacakt›. Mir Bedirxan, Mam Seyfo ve etraf›ndaki Kürt beyleri ‹stanbul zindan›na t›k›ld›klar›nda gördükleri manzara flafl›rt›c›yd›. Zindan, Bulgar, Slav, Mekadon,Türkmen vs. ile dolu idi. Yanl›z Kürt’e düflman oldu¤u zannedilen Osman’l› oysa “at binenin k›l›ç kuflanan›nd›r’’ diyerek talan ganimet, ya¤malama ve çapul peflindeyken kedinden olmayan herkesi k›l›çtan geçiriyor artta kalanlar› da zindana t›k›yordu. Cizirebotan’dan gelen Mir. Bedirxan ve yan›ndakiler flafl›rd›lar. Afallamalar› boflunayd›. Bu devletin kurulufl ve varolufl sebebi zaten buydu. Güneflin do¤ufluyla Mir Bedirxan, Mam Seyfo ve di¤er esir Kürtler Girit’e gönderilmek üzere gemiye bindirildiler. Gemi Girit Liman›’na yanaflt›¤›nda Mam Seyfo ile birlikte dört kifli Akdeniz’in ›l›k sular›na at›l›p bo¤durulmufltu.

YÜZ F‹K‹R Muzaffer Oruço¤lu

muzafferorucoglu@hotmail.com www.muzafferorucoglu.com

Komün cumhuriyetinde ekonomi

Ma¤lubiyet, yenilmifllik birkez bafllay›nca arkas› da sökün vererek geliyordu.

fiafa¤›n k›z›ll›¤›nda yüzlerini günefle dönüp dua eden Yezidi Kürtlerinin ilk duydu¤u Mir Bedirxan’›n yüre¤inin durdu¤uydu.

bekleyen y›k›md›. A¤r›’n›n zirvesindeki kanla yüre¤i yar›lm›fl aflk ac›s›n› çekerken bu kez Türkiye’ye devredilen Antakya’dan sürgün yollar›na ç›karak Suriye’ye yerleflti.

Mir Bedirxan ve efli Ruflen han›m küçük bir saraya M›go ile Dengbej B›ro ise kendilerine tahsis edilen küçük evlere yerlefltiler. F›r›nlarda, inflaatlarda çal›flan M›go ve B›ro hergün yan yana olsalar da yürekleri, gönülleri hep Dicle’nin yakar›fl›ndad›r. Nefleli sohbetlerin yerini sesini yitirmifl gurbet i n

Kör B›ro, di¤er ad›yla Drej B›ro’nun sesi Diclenin öte yakas›na, ihanete u¤ram›fl yakas›na ulaflacak flekilde yank›lan›rken Lo Hawar hawar diyerek yükselen sesiyle Mir Bedirxan’da son yolculu¤una u¤urlan›rken parçal› bütün Kürt co¤rafyas› yeni bir ac›n›n sesini, yanl›zlaflman›n sesini, sessizli¤in sesini 盤l›klaflt›rarak bütün Kürt co¤rafyas›na yay›yordu.

D›lo Mehmed Uzun “Yitik Bir Aflk›n Gölgesinde” Mir Bedirxan ile Memduh Selim Bey’in ac›lar›n› kendi mütevazi lirik diliyle ustaca birlefltirmifl.

Yezdinfler arkas›ndan hançerledigi amcas›n›n son hüzünlü yolculu¤unda yoktur. Kap› komflusu olsa da. D›lo Mehmed Uzun hançerini arkada saklayan Kürt’ün ihanet tarihiyle okuyucuyu iyide, iyiye yak›nlaflt›r›r. Ürperiyorsunuz, tüyleriniz diken diken oluyor. Ve art›k hiç olmas›n derken, ihanete u¤ram›fl, tecavüze u¤ram›fl Ester, di¤er ad›yla Ster sessizleflerek yaflama veda eder. Roman› kapatt›¤›n›zda düflünmeye bafllars›n›z. Ürpererek, biraz cinlenerek, bir hayli Kürtlere k›zarak. D›lo Mehmed Uzun ma¤lubiyetin di¤er romanlar›na konuk ediyor sizi. Bu kez kafl›n›zda Cumhuriyet dönemi ve A¤r› Da¤› isyan›d›r. Yurtd›fl›nda e¤itim görmüfl ince, zarif entellektüel saçlar›na k›r düflmüfl Memduh Selim beyin sürgün gitti¤i Antakya’’daki mazbut yaflant›s›na eklenen genç FerihaHan›m’›n aflk›d›r. Bu mütevazi yaflam›n aflk› dillere destan yaflan›rken Memduh Selim Bey içinden kopup geldi¤i Kürdistan’’n›n ac›s›n›, ah›n› da kendisiyle birlikte Antakya’’ya kadar getirmifltir. Atefl topu haline gelmifl Kürdistan art›k onu ça¤›r›yordu. Bafl› dumanl› Ararat destanlar›n, efsanelerin güzellefltirdi¤i da¤ A¤r›.. Yani Kuhi Nuh Farsça Nuh Da¤› yani. Masis, Ermenice yani Cebel el Haris Arapça. A¤r› insanl›k tarihinin en eski gemisinin mekan›.

sessizli¤iyle dolmufl sohbetler alm›flt›. Çekilmez fukaral›¤a bir de sürgünlük eklenince Ermeni M›go iyice içine kapan›r. B›ro’nun yan›k türkülerini dinleyen M›go art›k hep göz yafllar›yla konuflur. Günefl atefl topu halinde Girit Da¤lar›’n› ›s›tmaya bafllad›¤›nda M›go’da dayan›lmaz hasrete yenik düflerek yata¤›nda tafl kesilmiflti. Akdeniz’in ›l›k sular›nda bal›klara yem olan Mam Seyfo ve o¤lu M›go’’yu geride b›rakarak Mir Bedirxan, Dengbej B›ro ve etraf›ndakiler yeni bir yasayla Suriye’ye gönderilmek üzere yola ç›kt›lar. Yenilmifl Yezidiler’in, Asuriler’in ve sürgüne gönderilen Kürtler’in, kendi yurtlar›n›n öteki parças› bir baflka Kürdistan’dayd›lar. D›lo Mehmed uzun bir bak›ma dökümanter bir roman› kendi ruhsal imbi¤inden geçirip hüznü, ac›y› ve aflk›n 盤l›¤›n›, özgürlük 盤l›¤› haline getirerek okuyucuyu bir tarihle de yüzlefltiriyor. Kaç yüz y›ll›k Kürt tarihi ile karfl› karfl›yas›n›z. Yenilmifl, ma¤lup edilmifl bir tarihle. Suriye onlar için biraz daha iyi gelse de bir defa yenilmifllerdi. Bu yenilmifllik sürgün bir dert, bir illet gibi onlar›n yakas›n› b›rakm›yordu. Mir Bedirxan iyice aklaflm›fl saçlar›yla bazen Kör B›ro’nun yan›k türkülerini dinleyerek bazen de kendisinin üzerine yürüyüp katletti¤i yezidi Kürtleri ve di¤er ma¤luplar› dinleyerek kendi inzivas›nda iyice yanl›zlaflmaya bafllad›. Haberler arka arkaya kötü gelir. Cizirebotan’dan. Osman’l› yeni bir oyunla Yezdinfler’i alafla¤› ederek Suriye yollar›na Dicle’nin karfl› yakas›na sürgüne gönderdi. ‹ktidar ve h›rs için amcas›n› hançerleyen bu yak›fl›kl› genç de arkadan hançerlenerek ihanetin, ihanetini yaflayarak amcas› Mir Bedirxan’’›n yan›ndayd›. Ne Mir Bedirxan, ne Ruflen han›m ne de B›ro onu görmeye gitmediler. Onun yanl›zl›¤›, h›rs› kendi ihanetiyle baflbafla kal›rken, Mir Bedirxan’›n yüre¤i art›k bunca ihanete dayanamad›.

Komün ekonomisi, sanayide ve tar›mda kamu mülkiyeti esas›na dayan›r. Fabrikalar, topraklar, tüm gayr›menkuller komüne aittir sat›lamaz, sat›n al›namaz. Çal›flanlar, her ifl kolunda, toprak üzerinde tasarruf hakk›na sahiptirler. Üye olduklar› meclisler arac›l›¤›yla üretim ve tüketim plan›n›n haz›rlanmas›nda do¤rudan söz ve oy hakk›na sahiptirler. Komün cumhuriyetinde, genel bir üretim anarflisinin ç›kmamas› için genel planlamaya, koordineye önem verilir. Çal›flanlar yasa yaparlar, yönetirler, denetlerler. Her yerel cumhuriyet, sanayi ve tar›m krizine yol açacak politikalardan uzak durur, erezyonu engeller, iklim dalgaland›rmalar›n› gözönünde bulundurarak, ya¤mur sular›n› infla edece¤i suni göllerde toplar, sulama sistemini kurar, ekilebilir arazileri fenni tar›m esaslar›na uygun olarak ifller. Ekilemeyen arazileri ise a¤açland›r›r, komün parklar›na dönüfltürür. Komün tar›m›, do¤al güzelliklere karfl› yükselmez; sular› temizlemeyi, ya¤mur göllerini ve parklarda hayvan çeflnisini ço¤altmay› önemser. E¤er yerel bir komün cumhuriyeti, bir veya birkaç fabrikaya sahipse, yaflam›n› fabrika ekonomisi üzerine kurmuflsa, diger komünler gibi üretim üzerinde planlama, denetleme, merkezi vergi miktar› al›nd›ktan sonra, art›k de¤eri komün bütçesine aktarma hakk›na sahiptir. Büyük sanayiye

Bu kez yüre¤i aflkla dolu Memduh Selim beyi ba¤r›na konuk etmiflti .Zirvesi karl› ete¤i yemyeflil ça¤layanlar›n, kufl cennetinin ve isyan›n çoflkusunun içinde karfl›lanan Memduh Selim bey isyan›n bafl›na geçti. Bu kaç›nc› isyan, bu kaç›nc› 盤l›kt›. Çok geçmedi. Gökyüzünü dolduran savafl uçaklar› say›lar› yüzbinlere varan ordu birlikleri bafl› dumanl› Ararat› atefle vermeye bafllam›flt›. Ararat’›n ete¤inden yükselen duman zirvesine kadar ulaflm›fl 盤l›¤a dönüflerek gö¤ün sidre makam›na eriflmiflti. Ölü gözleriyle bu vahfleti izleyen çocuklar, hançerlenen kad›nlar üst üste y›¤›lm›fl cesetlerden ç›kan ses Kürt’ün ölü sessizli¤ini ar›yordu. Yenilgi, ma¤lubiyet, boynu büküklük yine art›k onlar›n kaderiydi. K›yamet kopmufl, yer inliyor, da¤ ba¤›r›yor. Börtü böcek yuvalar›na kaç›yor. Her yere savaflanlar›n ve ölümün sesi egemen olmas›na ra¤men ordu komutan› Salih Pafla ha bire yeni güç isteyerek katliam›n boyutunu büyütmeye çabal›yordu. Geride parçalanm›fl, gözleri ç›kar›lm›fl kafalar, kar›nlar› delinmifl ba¤›rsaklar› d›flar›da ölüler, ölüler, ölüler, say›klayan yaral›lar, bebek 盤l›klar› ölüm ve ölümün so¤uk yüzü adeta A¤r›’n›n yüzü olmufltu. Salih Pafla, ‹hsan Nuri Pafla’n›n emirleriyle üç yüzün üzerinde köy atefle verildi. On binin üzerinde mazlum Kürt katledildi. Evlerini, yurtlar›n›, canlar›n›n bir parças› haline gelmifl hayvanlar›n› dahas› ezan sesi yerine teslim ol ça¤r›lar› yap›lan minarelerini geride b›rakanlar ‹çanadolu’ya do¤ru göç yollar›na düfltüler. Katliam› gözü kör sa¤›r dünya izliyordu izlemesine g›k› da ç›km›yordu. Katliam›n ac› haberi Antakya’ya da ulaflt›. Yüre¤i yanan Feriha Han›m Memduh Selim Bey’in de katledildi¤i haberini alm›flt›. Yas, matem ve yenilmifl aflk›n sessizli¤iyle ailesi taraf›ndan zengin birisiyle evlendirilerek Suriye yollar›na düflürüldü Feriha Han›m. Aylar sonra Antakya’ya ulaflan Memduh Selim Bey’i

sahip olan komünlerin refah seviyesinin di¤er komünlere nazaran daha yüksek olaca¤› aç›kt›r. Bunlar›n daha çok kazand›klar› için daha çok vergi verecekleri de aç›kt›r. Merkezi komün cumhuriyetinin en önemli görevlerinden birisi, komünler aras›ndaki ekonomik, yaflamsal dengesizli¤i aza indirmek, giderek ortadan kald›rmakt›r. Merkezi komün cumhuriyetinin temel ekonomik politikalar›ndan en önemlisi, küçük üretimin hayatta ve zihinlerde yer eden her türlü varl›¤›na son vermektir. Küçük üretim de t›pk› devlet gibi mülk ve egemenlik duygusunu ayakta tutar, kapitalizme dönüflün tüm olanaklar›n› besler, muhafaza eder. ‹lkel komünleri, ba¤›rlar›nda filizlenen özel mülkiyet y›kt›. Milattan bin y›l önce, Kuzey ve Do¤u Hindistan’da, otoritenin, seçkin bir zümrenin de¤il de, halk›n tümünün elinde bulundu¤u bir cumhuriyet biçiminde varl›¤›n› sürdüren gana’lar›, ba¤›rlar›nda ortaya ç›kan küçük mülk sahipleri y›kt›. Muazzam bir tarihe, maddi ve manevi güce sahip olan mülkiyeti, tarih sahnesinden silmek kolay de¤ildir. Bu tarihsel ifl, say›s›z yenilgilerin sonucunda gerçekleflecektir. Tüm üretim, tüketim ve hizmet sektörlerinin parçal› olmaktan kurtar›lmas›, merkezilefltirilmesi bu bak›mdan büyük önem kazan›yor. Her yerel komün, kendi sorumluluk sahas› içinde okul, sa¤l›k merkezi, kütüphane, park,

Aflk Gibi Ayd›nl›k Ölüm Gibi Karanl›k’’ta ise bir baflka ac›ya aç›l›yor pencereniz. Bombard›man edilip yak›lan köyde kalan bir tek, 盤l›klar içindeki bir çocuktur. Onu yan›na alan bir kelle avc›s›, onu kendisi gibi subay okullar›nda yetifltirir. Ve o art›k yeniden isyan halindeki Kürtler’in üzerine sürülür. Kürt ulusal direnifline karfl› ilk kelle avc›lar›n› örgütleyen halk› sindiren köyleri basan bu gencin ad› Baz(fiahin)’d›r. Bir rivayete göre de bu Cem Ersever’’in hikayesidir. Gerillalar›n konaklad›¤› yer diye bast›¤› evlerde sivil halk› öldürür. As›l tüyler ürperten gittikçe cinlenen Baz’›n fuhufl, alkol ve cinlenerek geçirdi¤i günlerdir. Roman›n detaylar›nda Vietnam’laflm›fl Kürdistan daki askerlerin özel savafl birliklerinin bilinç alt›nda oluflan cinlenmeyi ustaca okuyucunun derinliklerine tafl›yor D›lo Mehmed Uzun. Bir gurup gerillayla girdikleri çat›flma sonucu bir kad›n gerillay› esir al›r Baz. Esir al›nan kad›n gerilla Kevok’dur(Güvercin). Baz’la Kevok’u yak›nlaflt›ran ise ortak ihanetin, k›r›m ve kan›n ortakl›¤›ndan baflka birfley de¤ildir. Devflirilip katilleflti¤ini fark eden alkolik, cinli ve savafl ç›lg›n› Baz’la Kevok art›k kanlar›nda” asil “kan tafl›yan devlete yük gibiler. Kan› “temizleme” günü gelmifltir. Baflkentin arka arazilerine getirilen Baz ve Kevok’u gülerek karfl›layan kendi arkadafllar› enselerine s›kt›klar› kurflunlar› s›kt›kça gülerler, güldükçe ç›lg›nlafl›rlar. ‹hanet, kan ve çaps›zl›¤›n varaca¤› yerlerdir buralar.. Dilini, tarihini inkar etti¤i bir halka karfl› sürdürdü¤ü kirli savafl›n arka bahçeleridir bunlar. D›lo Mehmed Uzun ihaneti, ma¤lubiyeti kendini sürgün etti¤i ‹sveç’te y›llarca yazd›. Üzerine ölü topra¤› serpilmifl bir dili i¤neyle kuyu kazarak o dilden modern bir Kürt edebiyat› da yaratt›. Gariptir bu dil dünyan›n evrensel boyutlar›n› zorlad›. Böyle bir dilin olmad›¤›n› söyleyip duran inkarc›lar›n dillerini g›rtlaklar›n›n içine yuttururcas›na yazd› hem de. Halk›na ve ayd›nlar›na düflmanl›kla varl›¤›n› sürdüren bu nemal›klardan payandas›n› o da ald›. Sürgünler yetmiyormuflças›na bu kez de mahkeme koridorlar›nda Türklü¤ü afla¤›lad›¤› vs. suçlardan saçma sapan bir flekilde defalarca yarg›land›.Yazd›klar› ac› ve hüznü yaflayanlardand›. Belki de o ölümcül rahats›zl›¤›n onu yakalamas› da bundand›r. Bar›fl, halklar›n kardeflli¤i diyerek kafas›n› musalla tafl›na koydu. Tarihi kap›lar› ve surlar›yla ünlü dinlerin, mezheplerin kucaklaflt›¤› ve kendisinin de en çok sevdi¤i Diyarbak›r’dan son yolculu¤una ç›karken Mir Bedirxan, Mam Seyfo, Dengbej B›ro ve Memduh Selim Bey’e götürece¤i hiç iyi haberler yoktu. Skorsky helikopterler, savafl uçaklar› Kürt da¤lar›n› bombal›yor iki Kürdistan’›n yakas› iflgal alt›nda, binlerce özel yetifltirilmifl, yetifltirilmemifl iflgalci ordular› seyreden çocuklar›n ac›lar›n› götürecek onlara. Dicle’nin daha çok yakararak akt›¤›n› anlatacak. Ölü çocuklar›n sessiz 盤l›klar›n›, da¤daki gerillalara karfl› askere gönderilip ölen Kürt gençlerinin ve di¤erlerinin ah›n›n nas›l malzeme yap›ld›¤›n› anlatacak... Fegi Teyran’n›n a¤›tlar›n› ald› yan›na, Meleke tavusla, çok sevdi¤i Dengbejlerle yürüdü son kez Mardin kap›dan tarihi kap›lar›n› sevdi¤i Diyarbak›r’dan giderken düflünüyordu. Günefle ve atefle bakarak bu devletin köhnemifl zihniyetlerine hiçbir fley anlatamad›. Fakat onlara anlataca¤› hüznü y›llarca yazd›klar›yla bize anlatt›. Kürtlerin, aflk, atefl ve 盤l›¤› D›lo Mehmed Uzun topra¤›n bol, rüyalar›n daha derin olsun...

krefl ve benzeri yap›lar› infla ve tamir etmekle yükümlüdür. Komün, merkezi komün cumhuriyetine veya bir yerel komüne yük olmadan, kendisine ait tüm ekonomik sorunlar› öz gücüne dayanarak çözmek zorundad›r. Yokluk ve gerilik, kapitalizme dönüflün bir di¤er kayna¤›d›r. ‹nsan›n kapitalizmden kurtuluflu, onun biraz da ihtiyac›n›n kölesi olmaktan kurtulufluna ba¤l›d›r. Her yerel komün, merkezi komün cumhuriyetinin, bir kimsenin alt› saatten fazla çal›flt›r›lamayaca¤› yasas›n› titizlikle uygulamak zorundad›r. Bununla birlikte, yerel komünler, alt› saatten daha az çal›flma kararlar›n› alma yetkisine sahiptirler. ‹nsanl›k daha, uzun bir tarihsel dönem, zorunlu ifl zulmünü yaflamak zorunda kalacakt›r. Komün bu gerçe¤i göz önünde bulundurarak, kendi ekonomik yaflam›n›, ifli zulüm olmaktan ç›karmaya dayand›rmal›d›r. Bu nas›l olabilir? Bu en baflta, zengin ifl çeflnisiyle ve bireyin bu çeflni karfl›s›nda gönüllü ve do¤ru tercih yapmas›yla olabilir. Ve ayn› zamanda, iflini kolayca de¤ifltirme olana¤›na sahip olmas›yla olabilir. ‹fli iyi yapmak, biraz da onu sevmeye ba¤l›d›r. Kapitalizmde ço¤unluk, sevmedi¤i ifli, iyi yapmak zorundad›r. Bu sistemde, söz konusu ço¤unlu¤u çal›flt›ran fley, ihtiyaç ve zenginleflme dürtüsüdür. Yerel komünler aras›ndaki ekonomik iliflkiler de, siyasal, kültürel ve sosyal iliflkiler gibi kopuk

de¤ildir. Hatta bu iliflkiler, kapitalizmde oldu¤undan daha s›k›d›r. Dayan›flma, ortak ifl yapma, bilgi ve tecrübe aktar›m› oldukça ileridir. Komün felsefesinde yaflam esas oldu¤u için üretim çevreye ve çevreyi yeflillendirme amac›na tabidir. Çevreye zarar veren sanayi kollar› yasakt›r. Merkezi komün cumhuriyeti meclisi, merkezi üretim planlamas›n› yaparken, mahalli komün meclislerinin ne kadar üreteceklerine dair görüfllerini esas al›r; onlara, ‘flu zaman zarf› içerisinde flu kadar üreteceksin,’ diye tepeden dayatma yapamaz. Mahalli bir komün, ne tür bir sanayi ya da tar›m kolunun, kendi sorumluluk alan›nda kurulaca¤›na dair son sözü kendisi söyler. Hiçbir komün, bir baflka komünün yaflam›na dair karar alma hakk›na sahip de¤ildir. Sonuç olarak, küçük üretimi ve bürokrasiyi ortadan kald›rma yönünde iflleyen bir ekonomi. ‹nsan› ve çevreyi y›kmayan, insan› insana, insan› çevreye yabanc›laflt›rmayan bir ekonomi. Egemenlik duygusunun, kar h›rs›n›n kurban› olmayan bir ekonomi. Sadece kendi d›fl›ndaki kötülüklere, geriliklere karfl› de¤il, kendi içindeki kötülüklere, geriliklere karfl› da savafl açan, bu anlamda kendisiyle bar›fl›k olmayan insanlar›n ço¤almas›na neden olan bir ekonomi


GÜNCEL

23-31 Ekim 2007

“YENİ ANAYASA”YA ESKİ(MEYEN) DERSLER! S‹BEL ÖZ BU DUN/TE MEL DE M‹ RER`

`

NE(LER) DEN‹YOR? “Kimimiz el arabas›na benzeriz, itildi¤imiz zaman ifle yarar›z.”1 Güncel anayasa tart›flmalar›na taraf olan neo-liberal ve ulusal solcular›n katk›lar›yla Marksist devlet teorisinin “altüst” edilme kast›na maruz b›rak›ld›¤› verili koflullarda, genellefltirilen ideolojik manipülasyonlar konusunda her zamankinden daha dikkatli olmak gerekiyor...

Devlet, politik alanın merkezindeki/ eksenindeki bir baskı aygıtı olarak, sivil olamaz... Çünkü “sivil” olan devlete ait olamaz... “Sivil, devlet-dışı”lıktır... (Fransızca’dan dilimize geçmiş olan “Sivil” kelimesinin Türkçe’de birden fazla anlamı vardır. “Sivil” sözcüğü hukuk dilimize Fransızların Code Civil’i ile girmiştir ki buradaki anlamının yurttaşlık olduğu bellidir ve bunun civilisation=uygarlık kavramı ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Sivil kelimesi dilimizde en çok askerî-olmayan karşılığı olarak geniş bir kullanım alanına sahiptir.)

garalar›na; barolar›n, “Dayatmayla sivil anayasa haz›rlanamaz”14 türünden anlams›z “itirazlar”› da efllik ediyor! “Yaln›z ‘sivil anayasa’ sözüyle ne denmek istendi¤ini pek anlayamad›m. ‘Özgürlükçü anayasa’ demek istiyorlar san›r›m...”15 türünden tashihlere de muhatap olan “Sivil Anayasa” hayk›r›fllar›n›n sahiplerine hat›rlatmadan geçmeyelim: Devletin egemen s›n›flar›n bask› arac› oldu¤unu bilenler için “Anayasa’n›n sivili olur” mu? Bu mümkün mü? Elbette de¤il!

r› düzenleyen temel ilkeden kopmak demektir. ‹flte modernite böyle bir iddia ile ortaya ç›kt›” dedi¤i “... ‘Modern’ sözcü¤ü Ayd›nlanma, Sanayi Devrimi, ço¤ulcu demokrasinin ürünü olan bireycilik, laiklik ve eflitlik gibi Bat›l› de¤erlere iflaret etmektedir.”19 Ve nihayetinde özel mülkiyet rejimine ve onun selametine mündemiçtir! Kald› ki, XVII. yüzy›lda yaflam›fl Benedictus de Spinoza’n›n, “Siyaset Üzerine Seçmeler” bafll›kl› yap›t›nda “Ayakta kalabilen devlet, tüm yönleriyle tamamland›ktan sonra art›k

B›rak›n›z ÖDP’li Hakan Tahmaz, “AKP’nin parlamentoyla ve belli akademik çevreyle s›n›rl› bir anayasa haz›rl›k sürecine itiraz edilmeli. Demokratik kat›l›mc›l›¤›n önü aç›lmal› ve bütün toplumsal kesimlerin tart›flmas›na f›rsat verilmesi için mücadele edilmeli,”4 diye hayk›rs›n! Ayr›, örgütlü ve (sadece verili tart›flmaya taraf olmay› hedeflemekle s›n›rlanmayan) elefltirel itiraz ile ba¤›ms›z s›n›f mücadelesi üzerinde yükseltilemedi¤i taktirde; güncel anayasa tart›flmas› “burjuva” s›n›rlar›n ötesine geçemeyecektir; bu gerçek ne unutulsun ne de gölgelensin!5 Sorun(umuz), burjuvazinin tarifledi¤i “reformlar”›n ötesinde yeni bir anayasa sorunudur... Bunun yolu da, D‹SK, KESK, TMMOB ve TTB’nin “Ça¤dafl Anayasa Hareketi”nin “bilim kurullar›”yla egemenlere “ak›l vermesi” falan de¤ildir!6

Siz bakmay›n, hayat›nda (üst perdeden!) “ak›l da¤›tmaktan” baflka bir hikmet-i hüdas› olmayanlar›n, “Sivil anayasa giriflimi ve tart›flmalar›, pekiflmekte olan liberal-muhafazakâr hegemonyaya karfl› özgürlükçü solun bafllatmas› gereken karfl›-hegemonya mücadelesi aç›s›ndan tarihsel bir f›rsatt›r”12 demelerine! Göreceksiniz; burjuva s›n›rlar›n› aflamayan bir burjuva belgenin -maddeler düzeyinde tart›fl›lmas›!- de¤il burjuva hegemonyay› aflmak, onu bir baflka bask›n versiyonu olan AB’cili¤in pekifltirilmesinden ve Kemalizm’in/milliyetçili¤in tersten güçlendirilmesinden baflka hiçbir fleye yol açmayacakt›r! Çözüm, güncel anayasa tart›flmalar›yla dikte edilmek istenen s›n›rlar›n afl›lmas›nda, bunlar›n yüksek sesle dillendirilip, burjuva egemenli¤in (ve farkl› versiyonlar›n›n) elefltirilerek, sergilenmesindedir! Evet, evet kimilerine “çok uçuk” gibi gelebilen görüfllerimizle ne anlatmak istedi¤imizi, belki de en iyi, Virgil’in, “Yapabilirler, çünkü yapabileceklerini düflünüyorlar” sözleri özetler; ve elbette ne idü¤ü belli “sivil anayasa” tart›flmas›na taraf olan pragmatik/reel politiker çizgilerin bunlar› kavramas› mümkün de¤ildir!

“S‹V‹L -VE ‹DEOLOJ‹S‹Z- ANAYASA” MI! O DA NE? “Estragon: Hadi gidelim. Vladimir: Olmaz. Estragon: Niye? Vladimir: Godot’yu bekliyoruz!”13 Samuel Becket’in, “Godot’yu Beklerken”deki açars›zl›¤›ndan malûl özellikleriyle “Sivil -ve ‹deolojisiz- Anayasa” yay-

“1876 Anayasas› bir ‘sultani ihsan’d›r. Her ne kadar Osmanl› mutlakç›l›¤›n› s›n›rland›rmak, meflrutiyetçilik ve parlamentoculu¤un biçimsel kurumlar›n› getirmek isteyen bir bürokrat-ayd›n kümesinin zorlamas›yla padiflaha kabul ettirilmiflse de, ne haz›rlan›fl› bak›m›ndan toplumsal-siyasal meflrutiyet kaynaklar›na dayan›r, ne de metninde bu kurumlar›n güvencelerini sa¤lar. Yasama meclisinin de¤il, yürütmenin (padiflah›n) nihai üstünlü¤üne dayan›r ve iktidar› s›n›rlamaz. Nitekim, padiflah anayasas›n›n kendine aç›kça tan›d›¤› yetkiye dayanarak meclisi feshetmifltir.

1908’de Meflrutiyet’in tekrar ilan›ndan sonra baz› hukukçular›n ‘1909 Kanun-i Esasîsi’ ad›n› verdikleri de¤ifliklikler ile parlamenter sisteme biraz daha yaklafl›ld› ancak bu da uzun sürmedi. ‹stanbul’un ‹tilaf Güçleri taraf›ndan iflgalinin ard›ndan son Osmanl› Meclis-i Mebusan›’n›n Damat Ferit Pafla hükümeti taraf›ndan 11 Nisan 1920’de feshedilmesinden sonra Anadolu ve Trakya’daki iktidar bofllu¤unu doldurma ifli, önce ‘milli iradeyi temsil etme’ iddias›ndaki kongrelere sonra da Büyük Millet Meclisi’ne kalm›flt›.”23

Aksine, Genelkurmay Baflkan› Orgeneral Büyükan›t’›n, “Türk ulusunun birli¤ini, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yap›s›n› bozmak için yürütülen sinsi planlar hergün ortaya ç›kmaktad›r... Unutmay›n, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün: ‘Cumhuriyeti kuranlar, onu korumaya da muktedir olmal›d›rlar’ özdeyifli daima rehberimiz olacak ve bize güç verecektir,”7 tehdidini dillendirdi¤i ya da Türkiye Barolar Birli¤i Baflkan› Özdemir Özok’un, “AKP ideolojisi içeren anayasa için ülkeyi aya¤a kald›r›r›z,”8 dedi¤i koflullarda radikal sosyalistlerin, güncel anayasa tart›flmalar›n›n “d›fl›nda”, onun inkâr› ba¤lam›nda yeni bir cumhuriyet ve anayasan›n taraf› olmalar› gerekmektedir...

Evet, “Önemli olan, bugünkü vatandafll›k düzenlemesiyle ileri gidilemeyece¤ini anlamak ve farkl› varolufllar› bast›rmayan, onlara kendileri olarak varolma ve varl›klar›n› idame ettirme hakk› tan›yan yeni bir vatandafll›k düzenlemesinin, Türkiye için ertelenemez bir ihtiyaç oldu¤unu kabul etmektir,”10 diyenler için “anayasal vatandafll›k” önemli olabilir; ama bu önemin “ederi”, ulusal sorunun, UKTH’n›n (F-Tipçi) AB standartlar›nda “insan haklar›”na indirgenmesinin onanmas›na da irca edilmemelidir!11

lar› da ifade etmeden geçmeyelim:

Asl› sorulursa bu ba¤lamda, “Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nda ilk anayasa 1876 tarihli Kanun-i Esasî’dir. Padiflah taraf›ndan atanan, iki asker, 16 sivil bürokrat (3’ü H›ristiyan) ve 10 ulemadan oluflan Cemiyet-i Mahsusa isimli bir kurul taraf›ndan haz›rlanan Kanun-u Esasî, halk› temsil eden bir kurucu meclis taraf›ndan haz›rlanmad›¤› gibi, bir referandumla da kabul edilmifl de¤ildi. Sonuç olarak, Kanun-i Esasî, hukuki olarak Padiflah›n tek yanl› bir iflleminden do¤mufl bir fermand›. Ancak Halife-Padiflah›n sonsuz olan yetkilerini s›n›rlamak yerine pekifltirmesine, devletin bir monarfli oldu¤unu, dininin ‹slâm oldu¤unu, resmi dilinin Türkçe oldu¤unu ilan ederek bir anlamda fiili durumu onaylamaktan öteye gitmemesine ra¤men, Müslüman olsun gayrimüslim olsun tüm tebaan›n temel hak ve özgürlüklerini düzenledi¤i; yarg› yetkisini ba¤›ms›z mahkemelere devretti¤i ve iki kamaral› bir parlamento kurulmas›n› mümkün k›ld›¤› için demokrasiye do¤ru at›lm›fl büyük bir ad›md›. Ancak ömrü çok k›sa oldu ve ilk meclisin 13 fiubat 1878 tarihinde II. Abdühamid taraf›ndan kapat›lmas› üzerine 30 y›l süreyle ask›ya al›nd›.

Askeri vesayetle aras›na net bir çizgi çekmek zorunda olan radikal sosyalistlerin, kesinlikle AKP’nin (asla özgürlükçü olmayan, olmas› da mümkün olmayan) liberal çizgisine (ve onun AB yanl›l›¤›na) sar›lmamas› gerekir!

“Ya güncel anayasal yurttafll›k konusu”?

(2)

II. Meflrutiyet’le gelen 1908-1909 Anayasa de¤ifliklikleri önemsizdir. Zaten siyasal rejimin niteli¤ini de ‹ttihat ve Terakki’nin otoriter tek-parti yönetimini belirlemifltir. Sonuç olarak ‘Kanun-u Esasi’ler anayasal gelenek için zay›f bir bafllang›ç olmufllard›r.”22

Örne¤in “Seçene¤in ‘1924 Anayasas›’ oldu¤u”ndan2 söz eden Do¤u Perinçek’ten, 27 May›s 1960’a, “‹kinci Kuvayi Milliyecili¤imiz” ad›na darbeye anayasa öneren, Dr. Hikmet K›v›lc›ml›’ya3 uzanan (tarihselden güncele) yelpaze, son tahlilde askeri vesayete hizmet eder...

Örne¤in bu tarafl›k; “ama”s›z, “fakat”s›zca ve Albert Camus gibi, “Bir tek eylem vard›r yararl› olan: ‹nsan› ve yeryüzünü yeni bafltan düzeltecek eylem,”9 diyebilmekli¤i yan›nda; örne¤in en önemli gündem maddelerinden olan “bar›fl” konusunda da V. ‹. Lenin’in, “Sürekli ve demokratik bar›fl isteyen herkes, hükümetler ile burjuvaziye karfl›, bir iç savafltan yana olmak zorundad›r” tezini savunabilme cüret ve kararl›¤›na sahip olmal›d›r...

13

Burada durup, bir fleyin alt›n› özenle çizmek gerekiyor: Anayasa(lar) sorununun tarihsel seyr-ü seferinde “Osmanl›Cumhuriyet devaml›l›¤›”24 gerçe¤i göz ard› edilmemeli; unutulmamal›d›r; hem de 1876 tarihli Kanun-i Esasî’sinden 1924’e ya da 1961’den 1982’ye kadar... D‹PNOTLAR 1 J. Herbert. 2 Do¤u Perinçek, “Tahsin Bekir Balta’n›n Büyüyen Elleri”, Ayd›nl›k Dergisi, No:1051, 9 Eylül 2007, s.2.

Anayasa devletin “asli hukuksal belgesi”dir; devletin temel hukukudur ve özü ve ifllevselli¤i itibariyle politik ideolojik/s›n›fsald›r! Devletin temel ilkelerini belirleyip, düzenleyen bir “sözleflme” olarak anayasa, devlete yani, siyasal olana aittir!

yasalar› bozulmayan devlettir. Çünkü yasalar, devletin ruhudur. Onlar varl›klar›n› koruduklar› ölçüde zorunlu olarak devlet de ayakta kal›r. Yasalar›n ak›ldan baflka dayana¤› yoksa geçerlilikleri çok azd›r ve kolayca dirençleri k›r›l›r,” denir ve eklenir:

Devlet ise, politik alan›n merkezindeki/eksenindeki bir bask› ayg›t› olarak, sivil olamaz... Çünkü “sivil” olan devlete ait olamaz... “Sivil, devlet-d›fl›”l›kt›r... (Frans›zca’dan dilimize geçmifl olan “Sivil” kelimesinin Türkçe de birden fazla anlam› vard›r. “Sivil” sözcü¤ü hukuk dilimize Frans›zlar›n Code Civil’i ile girmifltir ki buradaki anlam›n›n yurttafll›k oldu¤u bellidir ve bunun civilisation=uygarl›k kavram› ile bir ilgisi bulunmamaktad›r. Sivil kelimesi dilimizde en çok askerî-olmayan karfl›l›¤› olarak genifl bir kullan›m alan›na sahiptir.)

“Site (devlet) ne kadar iyi düzenlenmifl olursa olsun, kurumlar› ne kadar yetkin olursa olsun s›k›nt› anlar›nda herkes, ço¤u kez görüldü¤ü gibi kendini korkulu bir bozguna kapt›r›nca, insanlar gelece¤i de yasalar› da unutarak korkunun uzlaflt›¤› yana teslim olurlar; bütün bak›fllar zaferin ortaya ç›kard›¤› adama çevrilir. O tüm yasalar›n üstüne konur, iktidar› geniflletilir (olabileceklerin en kötüsü) ve tüm kamu iflleri ona teslim edilir. Roma Devleti’nin y›k›lmas›na da bu neden oldu.”

Ancak anayasa dedi¤in yerde, boylu boyunca devlet vard›r; olmak zorundad›r...

Yani anayasalar, olsa olsa, demir yumru¤un kadife eldivenleridir; hepsi bu!

Kanarya Sevenler Derne¤i “sivil” olabilir, ama anayasa asla...

Tarihsel örneklerin de defalarca kan›tlad›¤› üzere, kimsenin buna “Hay›r” deme flans› da yoktur!

16

Bu bir!

‹kincisi de, en az birincisi kadar vahim olan flu “ideolojisizlik” manipülasyonu!

B‹RAZ TAR‹H(‹M‹Z)!

Bilmiyor olamazs›n›z: Kavram kargaflas›n›n en fiyakal›s› bilinçli olarak yarat›lm›fl olan›d›r!

“Düzelecek dediler, yirmi y›l geçti

T›pk› Türker Alkan’›n ifade etti¤i gibi, “Kafa kar›flt›racak günler geliyor, haberiniz olsun! ‘Yeni anayasa’ tart›flmalar› çok toza dumana neden olacak.

Bugün sordum düzelecek diyorlar

fiimdiden bafllad› bile. “Liberal ve demokratik bir anayasa ideolojiye yer vermemelidir” deniyor. Çok fl›k ve zarif bir söz. ‹yi de, ‘liberalizm’ ideoloji de¤il midir? Serbest pazar ekonomisinin kendisi ideolojik bir varsay›m de¤il midir? Bireysel ç›karlar›n en çoklaflmas› ile toplumsal yararlar›n da en çoklaflaca¤›, ideolojik bir önerme de¤il midir?”17

Açan aray› daha da açt› Gemi de gemiymifl hani, yolcu da yolcu.”20 Biraz geriye dönüp, “tarih(imiz)e” göz atal›m... Dileyen daha geriye gidip Fatih Kanunnamesi’nden yola ç›kabilir. Ya da 1808’e gelip, Kabakç› Mustafa isyan›yla III. Selim tahttan indirilip yerine IV. Mustafa geçirilince düzeni yeniden tesis etmek için Alemdar Mustafa Pafla’n›n ‹stanbul’da idareyi ele almas›yla padiflah olan II. Mahmud’u güçlendirmek gayesiyle gerçeklefltirilen Sened-i ‹ttifak’a bakabilir...

Siz bakmay›n Ergun Özbudun’un, “Sivil anayasan›n tümüyle yerli bir ürün” olarak ortaya ç›kaca¤› iddias›na!18

Bunlar›n hepsi bir sözleflmedir; ancak hukuk tekni¤i aç›s›ndan bak›ld›¤›nda elimizde bulunan ilk belge Gülhane Hatt› Hümayunu’dur. Yani 3 Kas›m 1839 tarihli Tanzimat Ferman›...

Yukar›da defalarca ifade etti¤imiz gibi, tart›flt›¤›m›z konu bir s›n›f›n iktidar icras›d›r; bunun yereli olmaz; bu evrenseldir ve elbette yerel tonlar da tafl›yabilir!

Aradan 20 y›la yak›n zaman geçtikten sonra 18 fiubat 1856’da yay›mlanan Islahat Ferman›’n› da bu çerçevede görmek laz›m...

Kabaca “modernizmin çocu¤u” olarak da tan›mlanmas› mümkün olan anayasalara iliflkin olarak, “ölü ve sakat do¤umlar” gerçe¤ini de göz ard› etmeden flunlar›n alt›n› çizelim:

Keza kuvvetler ayr›l›¤› kavram›n›n gündeme geldi¤i, laik düzenin terim olarak zikredilmemekle birlikte ima edildi¤i Sultan Aziz’in hem cülusunda hem de saltanat›n›n onuncu y›l›nda yay›mlad›¤› iki ferman› da...

“Modernite, Demokrasi ve Din”de Samir Amin’in, “Modernite, insanlar›n bireysel ve kolektif olarak tarihlerini yapt›klar›, bu amaçla yeni fleyler keflfetme ve gelene¤e itaat etmeme haklar› oldu¤u ilkesine dayan›r. Bu ilkeyi ilan etmek, Feodal H›ristiyan Avrupa da dahil, tüm premodern toplumla-

Ve nihayet II. Abdülhamid’in tahta ç›kmas›yla sadaret makam›na gelen Mithat Pafla’ya gönderdi¤i 23 Aral›k 1876 tarihli fermana ba¤l› Kanunu Esasi’yi...21 Yeri gelmiflken “I. ve II. Meflrutiyet Anayasalar›” için flun-

3 Darbeler, “Demirk›rat”lar ve 27 May›s, Haz›rlayan: Sad›k Göksu, Anahtar Yay., Tarihsiz. ‹çinde Cemal Beyhan, “Sosyalistler 27 May›s’la Bafllayan Devrim Eylemine Kofluyor”, s.231-257. 4 Hakan Tahmaz, “Anayasa Tart›flmas› ve Sol”, Radikal ‹ki, 9 Eylül 2007, s.5. 5 Denilenler hakk›nda bkz: “Anayasa De¤iflikli¤inin Perde Arkas›”, K›z›l Bayrak, No:2007/ 34, 31 A¤ustos 2007, s.19; Mithat Sancar, “Anayasay› Toplumsal Kat›l›m Sivillefltirir”, Gündem, 26 A¤ustos 2007, s.6; Mithat Sancar, “Özgürlükçü ve Eflitlikçi Bir Anayasa ‹çin Sol Kalisyon”, Birgün, 3 Eylül 2007, s.5; Hasip Kaplan, “Yeni Bir Anayasa”, Gündem, 22 A¤ustos 2007, s.7; Hakk› Keskin, “Yeni Anayasaya ‹liflkin Öneriler”, Cumhuriyet, 10 Eylül 2007, s.2; Oral Çal›fllar, “Anayasa Meselesinde Ne Yapmal›?”, Cumhuriyet, 16 Eylül 2007, s.4. 6 “AKP’nin ‘sivil anayasa’ giriflimi tart›flmalarla sürerken, sürecin d›fl›na itilen ‘siviller’ yeni bir Anayasa hareketi bafllatt›. D‹SK, KESK, Türkiye Mimar ve Mühendisler Odas› (TMMOB), Türk Tabipleri Birli¤i’nin (TTB) kat›l›m›yla oluflturulan ‘ça¤dafl anayasa’ hareketi yar›ndan sonra bir bas›n toplant›s›yla kamuoyuna aç›klanacak. Hareketin Bilim Kurulu’nda, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. ‹brahim Kabo¤lu, eski Anayasa Mahkemesi üyesi Anayasa Hukuk Profesörü Y›lmaz Aliefendio¤lu, Türkiye ve Ortado¤u Amme ‹daresi Enstitüsü’nden Prof. Mesut Gülmez, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Ülkü Azrak, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Abdullah Sezer ve ‹stanbul Barosu’ndan Fikret ‹lkiz yer al›yor.” (Demet Bilge Ergün, “Sivil Örgütler Harekete Geçti”, Radikal, 10 Eylül 2007, s.7.) 7 “Laik Yap›y› Sinsice Bozma Planlar› Var”, Hürriyet, 28 A¤ustos 2007, s.19. 8 ‹lhan Taflc›, “Alternatif Anayasa Haz›rl›¤›”, Cumhuriyet, 11 Eylül 2007, s.4. 9 Albert Camus, Sisifos Söyleni, Can Yay., 1998, s.94. 10 Vahap Coflkun, “Anayasal Vatandafll›k”, Radikal ‹ki, 2 Eylül 2007, s.1-8. 11 “Geliflmeler” için bkz: Yasemin Çongar, “Yeni Dönemde Kürt Meselesi”, Milliyet, 6 A¤ustos 2007, s.10; Ali Bayramo¤lu, “Kürt Sorunu, DTP, Riskler ve Asker”, Yeni fiafak, 7 Eylül 2007, s.3; fiahin Alpay, “22 Temmuz ve Kürt Sorunu”, Zaman, 1 Eylül 2007, s.23; Evrim Alatafl, “Kürt Vekiller ve Yeni Meclis”, Birikim, No:220-221, A¤ustos-Eylül 2007, s.104108; Serdar Bülent Y›lmaz, “22 Temmuz Seçimleri ve Kürtler”, Haksöz Dergisi, No:197, A¤ustos 2007, s.20-23; Fehmi Koru, “DTP ve Yeni Dönem”, Yeni fiafak, 19 A¤ustos 2007, s.12; Mustafa Mutlu, “DTP’den Takdir Edilecek Tav›r!”, Vatan, 12 A¤ustos 2007, s.19; M. Naci Bostanc›, “S›rat Köprüsündeki DTP”, Zaman, 21 A¤ustos 2007, s.20; Derya Sazak, “DTP’nin S›nav›”, Milliyet, 4 A¤ustos 2007, s.17; Rauf Tamer, “DTP’liler”, Posta, 5 A¤ustos 2007, s.3; Hasan Celal Güzel, “DTP ve Kürt Oylar›”, Radikal, 7 A¤ustos 2007, s.8; Taha Akyol, “DTP Nereye?”, Milliyet, 7 A¤ustos 2007, s.13; F›rat Ayd›nkaya, “‹slâmi Kürt Modernleflmesi”, Gündem, 10 A¤ustos 2007, s.7; Çetin Diyar, “Kürtler, Seçim ve AKP”, Evrensel, 6 A¤ustos 2007, s.6; Sad›k Yals›zuçanlar, “Kürtlerin Ateflle ‹mtihan›”, Zaman, 12 A¤ustos 2007, s.20; Taha Akyol, “Kürtlerde De¤iflimin Yönü”, Milliyet, 3 A¤ustos 2007, s.13; Ak›n Özer, “Kürt Sorunu ‹çin ‹spanya ve Fransa Modeli mi?”, Yeni fiafak, 3 Eylül 2007, s.15; “Gerçekleri ve Seçenekleriyle Kürdistan”, Birgün Pazar, 9 Eylül 2007, s.3; Leyla Zana, “Kürdistan Eyaleti Kurulsun”, Gündem, 21 Temmuz 2007, s.6; Baki Gül, “Diyarbak›r’›n Yeni Zenginleri ve Yoksulluk”, Gündem, 8 A¤ustos 2007, s.14. 12 Ahmet ‹nsel, “74 Y›l Sonra Yeniden Sivil Anayasa”, Radikal ‹ki, 2 Eylül 2007, s.1-8. 13 Samuel Becket, Godot’yu Beklerken. 14 Demet Bilge Ergün, “... ‘Sivil’ Anayasa Tasla¤› Neden Sivillerden Gizli?”, Radikal, 4 Eylül 2007, s.6. 15 Türker Alkan, “Sivil Anayasa Ne Demek?”, Radikal, 15 Eylül 2007, s.5. 16 “Sivil”lik ve “‹deolojisiz”lik iddialar› konusunda bkz: A. Cihan Soylu, “... ‘Sivil Anayasa’ m›?”, Evrensel, 2 Eylül 2007, s.5; ‹brahim Özden Kabo¤lu, “... ‘Sivil Anayasa’ Pani¤i”, Milliyet Kitap Eki, Eylül 2007, s.20; “Soysal: Bu Anayasa ‹deolojik Olacak”, Evrensel, 27 A¤ustos 2007, s.7; Ömer fiahin, “Sivil Anayasada Son Sözü Halk Söyleyecek”, Zaman, 23 A¤ustos 2007, s.15; R›dvan Kaya, “Resmi ‹deoloji Dayatmas›ndan Ar›nd›r›lmam›fl Sivil Anayasa Olur mu?”, Haksöz Dergisi, No:198, Eylül 2007, s.7-10; “... ‘Sivil’ Anayasac›lar›n Resmi Sicilleri”, Ayd›nl›k Dergisi, No:1051, 9 Eylül 2007, s.4-7; fiükran Soner, “Sivil Anayasa(!)”,Cumhuriyet, 4 Eylül 2007, s.13; Necati Aras, “Sivil Anayasa Ne Demek?”, Cumhuriyet, 4 Eylül 2007, s.2. 17 Türker Alkan, “‹deolojisiz Anayasa!”, Radikal, 11 Eylül 2007, s.5. 18 “Sivil Anayasa Tümüyle ‘Yerli’ Olacak”, Zaman, 24 A¤ustos 2007, s.13. 19 Nilüfer Göle, Modern Mahrem, Metis Yay. s.20. 20 Özdemir Asaf. 21 Avni Özgürel, “‹lk Anayasam›z›n Mant›¤› Duruyor”, Radikal, 5 A¤ustos 2007, s.11. Ayr›ca bkz: Avni Özgürel, “Mithat Pafla m› Cevdet Pafla m›?”, Radikal, 19 A¤ustos 2007, s.11; Avni Özgürel, “Osmanl›’n›n Anayasa Yar›fl›”, Radikal, 9 Eylül 2007, s.11. 22 Taha Parla, Demokrasi, Anayasalar, Partiler ve Türkiye’nin Siyasal Rejimi, Onur Yay., 1986, s.70-71. 23 Ayfle Hür, “1876, 1921 ve 1924 Anayasalar› Üzerine”, Radikal, 4 A¤ustos 2007, s.11. 24 Kadir Cang›zbay, Hiçkimsenin Cumhuriyeti, Ütopya Yay., 2000, s.11-19.


14

OKUR

23-31 Ekim 2007

KONUK YAZAR

Örgüt bilinci ve merkezileflme

Ahmet HACALO⁄LU K.

Çeçenistan’›n düflündürdükleri Kafkaya’n›n en eski toplumlar›ndan biri olan Çeçenlerin Rusya ile iliflkileri Çarl›k dönemine de¤in uzan›r. Çarl›k Rusya’s›n›n tarihi emperyal politikalar› sebebiyle Rusya ile Çeçenler aras›ndaki gerginlikler 18. yüzy›l›n sonlar›nda bafllad›. Pek çok Kafkas halk›ndan biri olan ve Nah öbe¤inden bir dil konuflan Çeçenler. 10. yüzy›ldan sonra uzun bir dönem boyunca Ortodoks rahiplerinin yönetiminde yaflad›lar. 17. yüzy›lda bölgeye yay›lmaya bafllayan Müslümanl›k, 19. yüzy›l ortalar›nda hakim din durumuna geldi. Çeçenler, kendileri ile ayn› dili konuflan ‹ngufllar’›n yaflad›¤› bölgenin 1774’te Rusya’n›n eline geçmesi üzerine onlarca sene di¤er Kafkas hallar› ile beraber Ruslara karfl› direndiler. Bu mücadele ‹mam Mansur ve fieyh fiamil’in önderli¤inde 1859 y›l›na de¤in sürdü… 1917 Sovyet Devrimi’nden sonra; Çeçenlerin yaflad›¤› Terek yönetim birimini de içine alacak flekilde devrim karfl›t› Terek-Da¤›stan Yerel Hükümeti kuruldu. Bu yönetim, Sovyetlere karfl› oluflturulan Güneydo¤u Birli¤i içinde yer ald›ysa da, bölgenin yönetimi Mart 1918’de Sovyetlere geçti. Terek, fiubat 1919’da karfl›-devrimci General Denikin’in iflgaline u¤rad›, ama Mart 1924’te Sovyetler bölgede kesin denetim sa¤lad›. 1936’da Çeçen-‹ngufl Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ÖSSC) oluflturuldu. ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafl› s›ras›nda Almanlarla iflbirli¤i yapt›klar› gerekçesi ile Çeçenler ve ‹ngufllar 1944’te Orta Asya’ya sürüldüler. 1957’de, sürgünlerin anayurtlar›na dönmelerine izin verilmesinden sonra Çeçen-‹ngufl ÖSSC yeniden kuruldu. Sovyet imparatorlu¤unun çöküflünden sonra, Rus anayasas›na göre federasyona ba¤l› cumhuriyet statüsündeki Çeçenya’n›n Rusya aç›s›ndan yeniden sorun haline gelmesi, Çohar Dudayev’in liderlik dönemine rastlar. Sovyet ordusunda generallik yapan ve Balt›k milliyetçili¤inden etkilenmifl olan Dudayev, etnik bilinci tekrar harekete geçirerek 1991’de darbe ile Moskova yanl›s› yönetimi devirdi. Yap›lan seçimler sonunda Dudayev devlet baflkan› seçildi ve ba¤›ms›z ilan edildi. Boris Yeltsin, Mihail Gorbaçov ve Ortodoks komünistler aras›nda yaflanan iktidar savafl› nedeniyle 1994’e kadar Moskova, Çeçenya’ya müdahale edemedi. Bu süre zarf›nda muhalefeti birlefltirmeye çal›flt›. Geçici Konsey ad› etraf›ndan toplanan Moskova destekli muhalefet 26 Kas›m 1994 tarihinde Dudayev kuvvetlerine karfl› sald›r›ya geçtiyse de baflar›l› olamad›. Bunun üzerine Yeltsin yönetimi, Çeçenya’ya do¤rudan müdahale karar› ald›. 11 Aral›k 1994’te Rus özel kuvvetleri Çeçenya’ya girdi. 21 ay süren ulusal kurtulufl savafl›nda Ruslar 10 binden fazla asker, Çeçenler ise yaklafl›k 1 milyon olan nüfuslar›ndan yüz binini kaybettiler. Savafl s›ras›nda ABD-Rusya operasyonu sonucu önder Dudayev’in uzaktan kumandal› düzenekle katledilmesine karfl› Çeçenler 1996 A¤ustos ay›nda baflkent Grozni’yi ele geçirdiler. 1997 fiubat ay›nda Rus ve Çeçen birlikler aras›ndaki savafl› sona erdiren Hasavyurt Bar›fl Antlaflmas› imzaland›. Buna göre Rusya, de jure (hukuken) olmasa da de facto (fiili) olarak ‹çkerya-Çeçen Cumhuriyeti’nin ba¤›ms›zl›¤›n› tan›maktayd›. Çeçenya ad›na önemli bir kazan›m olan bu antlaflmada, Çeçenya’n›n hukuki durumunun befl y›ll›k bir sürede self-determinasyon (kendi kaderini tayin) hakk› kullan›larak çözümü öngörülüyordu. Çeçen ulusal kurtulufl savafl› zafere ulaflm›fl gibi gözükürken 1999’da birden bire Rusya Federasyonu’nun çeflitli flehirlerinde flüpheli bombalama olaylar› meydana geldi. Ayn› y›l içerisinde Çeçen liderinin efsanevi liderlerinden fiamil Basayev, El Kaide örgütlenmesinin bölgesel mücahitlerinden ‹bn-ül-Hattab ile birlikte Da¤›stan’a sald›rd›.

Terör sorununa dönüflüm süreci

T

arihi yaratan kitlelerdir. Yani idealizmde oldu¤u gibi kitleler yarat›lan de¤il yaratand›r. Kitlelerin eflsiz gücü s›n›f bilinciyle yo¤ruldu¤unda, bin y›llar›n çürümüfl ve kokuflmufl kal›nt›lar›n› bir defada tarihin çöplü¤üne atabilecek kudrete sahiptir. Ülkemiz ve bütün di¤er ülkeler için devrim böyle olacakt›r. Kitleler as›l yarat›c›n›n kendilerinin oldu¤unu bilince ç›kar›nca bu son kaç›n›lmazd›r. Günümüzde toplumsal sorunlar›n yaflam› böylesine rehin ald›¤› bir süreçte hâkim s›n›flar›n toplumsal çözümleri de¤il de bireysel çözümleri kitlelere dayatmas› onlar›n o yarat›c› gücünün örgütlenmesini engellemek içindir. Çünkü bireysel kurtulufl mücadelesi veren birey öncelikle toplumun içinde bulundu¤u durumu kabullenmek zorundad›r. Bunun üzerinden kendisine bir kurtulufl yolu çizecektir. Fakat bireysel de¤il de, sorunlara toplumsal çözümler üretmek ise sürece ve sisteme muhalif olmak anlam›na gelmektedir. Bu muhalefet de ancak ve ancak bir örgüt arac›l›¤›yla yap›labilir. Görüldü¤ü gibi “örgüt”, toplumsal kurtulufl için konum itibar› ile çok kritik bir yer iflgal etmektedir. Çünkü kitlelerin yarat›c› güçleri ancak örgütler arac›l›¤›yla ortaya ç›kar. Her zaman belirtti¤imiz gibi her örgüt bir ihtiyac›n ürünü olarak var olur. Ama sadece bu ihtiyac› bilince ç›kartmak çözüm olmamaktad›r. Ayn› anda örgüt bilincini de zihinlerde berraklaflt›rmak gerekmektedir. Örgüt bilinci

Elif Aslan’ın anısına

fiüpheli görülen Moskova bombalamalar›yla arad›¤› meflru zemini bulamayan Rus yönetimi, Da¤›stan sald›r›s›yla bu f›rsat› yakalad› ve ikinci Çeçenya müdahalesi Da¤›stan topraklar›nda bafllad›. Rus özel kuvvetleri Basayev güçlerini Da¤›stan’dan ç›kartt›lar. Da¤›stan bask›n› ve takip eden aylarda ayr›l›kç› güçlerce Çeçenya ve ülke topraklar› d›fl›nda gerçeklefltirilen adam kaç›rma, bombalama ve cinayetler sonucu Çeçenya sorunu özünde siyasal olmas›na karfl›n ‘terör’ sorununa dönüfltü. Çeçenya sorununun ‘terör’ sorununa dönüflmesi, etkin bir tak›m ayr›l›kç› güçlerin radikal ‹slam ile tan›flma süreçleriyle kesiflmektedir. 1996 sonras› bölgeye s›zan ak›mlar aras›nda Suudi Arabistan destekli Vahhabilik öne ç›kt›. Suudi Arabistan, Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lmas›ndan sonra Ürdün ve Pakistan ile birlikte Kafkasya ve Orta Asya co¤rafyas›nda, özelde ise Çeçenya’da Vahhabilik ak›m›n›n yerleflmesi için önemli destek (maddi, ideolojik) verdi. Vahhabilik ak›m› ve bu ak›m›n Hattab gibi misyonerlerinin etkisi ile fiamil Basayev ve di¤er ayr›l›kç› grup liderleri ‘terörist’ eylemlere giriflti. Di¤er yandan bu ak›m›n Çeçenya’da güçlenmesi sonras› anayasada de¤ifliklik yap›larak laiklik prensibi rafa kald›r›ld› ve devlet baflkan› Mafladov fleriat› ilan etmek zorunda kald›. 1999’da bafllayan ikinci Çeçenya savafl›ndan sonra, sorunun ‘terörizm’ oldu¤u Rusya taraf›ndan ifllenir ve uluslar aras› destek aran›rken Rusya’n›n imdad›na ABD’ye yap›lan 11 Eylül sald›r›lar› yetiflti. Rusya Devlet Baflkan› Vladimir Putin, 12 Eylül 2001’de, Bin Laden’in Çeçenya’da yaflananlarla ba¤lant›l› oldu¤unu ileri sürerek, arad›¤› uluslar aras› deste¤i sa¤lamaya çal›flt›. Sadece ayr›l›kç› güçleri de¤il bar›fl antlaflmas› yapt›¤› devlet baflkan› Mafladov’u da terörist ilan etti. 23-26 Eylül 2006 tarihinde Moskova’da gerçeklefltirilen ve 118 kiflinin yaflam›n› yitirdi¤i tiyatro bask›n› da iflin tuzu biberi oldu. Bask›n sonras› Putin, sorunun art›k ulusal güvenlik sorunu konumuna yükseldi¤ini ilan etti. Son olarak 1 Eylül 2004 Dünya Bar›fl Günü, Beslan kentinde yap›lan ve 338 kiflinin öldürüldü¤ü eylem de sorunun uluslar aras› güçlerce terör sorunu olarak alg›lanmas› sürecini h›zland›rd›. 2005 y›l› Mart ay›nda Aslan Mafladov Rus güçlerince öldürüldü. Yerine geçen Abdül Halim Sadullayev de 2006 Haziran ay›nda düzenlenen polis operasyonunda öldürüldü. 2006 Temmuz’unda hareketin efsanevi liderlerinden fiamil Baseyev ‹ngufletya’da uzaktan füzeli sald›r›da öldürüldü.

Çeçanya’n›n Rusya için önemi Çeçenya’n›n petrole dayal› bir ekonomisi vard›r. Rusya’daki benzerleri aras›nda en büyükleri olan petrol rafinerileri baflkent Grozni’de toplanm›flt›r. Petrol boru hatlar› Hazar Denizi k›y›s›ndaki Mahaçkale’ye, Karadeniz’de Tuapse’ye ve Donets Havzas›na uzan›r. Bölgede do¤al az kaynaklar› da mevcut. Petrol ve kimya tesisleri için gerekli makine imalat› baflkentte yo¤unlaflm›flt›r. Çeçenya yer alt› kaynaklar› ve jeo-politik konumu itibariyle Rusya için önemlidir. Afla¤›da k›saca aktaraca¤›m›z nedenlerden ötürü Rusya, Çeçenya’y› vazgeçilmez görmektedir: 1 - Çeçenya ayr›l›kç› hareketinin baflar›ya ulaflmas› durumunda bu sonucun di¤er halklara da örnek olaca¤› korkusu. 2 - Çeçenya’n›n jeo-politik konumu sebebiyle bu bölgenin kaybedilmesinin, Rusya’n›n tüm Kafkasya’daki gücünü sarsaca¤› endiflesi. 3 - Transkafkasya’da Rus etkisinin azalmas› sonucu onu kuflatmaya çal›flan ABD’nin etki sahas›n›n geniflleyece¤i endiflesi.

ise irade ve eylem birli¤idir. ‹rade ve eylem birli¤i ise o örgütün içinde mücadele yürüten bireylerin örgüt bilinci ile alakal›d›r. Yani her örgüt kendini oluflturan ihtiyaca cevap olmayabilir. Ancak ve ancak örgüt bilincine vard›¤› oranda baflar›l› olur. Bu bilinç de sa¤lam bir ideoloji, sa¤lam bir önderlik arac›l›¤›yla olur. Ve özellikle irade ve eylem birli¤inde önderlik, yani merkezi yap›ya önemli sorumluluklar düflmektedir. Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki devrimci hareketlerin nicel olarak zay›flad›¤› flu süreçte kitleleri bir araya getirmek için mücadele yürüten demokratik kitle örgütleri ise bu bireysel s›n›rlar› aflamayan muhalefeti toplayarak örgütlü bir güce çevirmek ile önemli bir görev üstlenmifltir. Bu rolü üstlenmesine karfl›n henüz bunu istenilen oranda baflaramam›flt›r. Bu baflar›s›zl›¤›n birçok nedeni var olmakla birlikte bunlardan biri ise merkezi yap›lanmas›n›n olmay›fl›d›r. Merkezi yap›, bir örgütün iradeleflmifl çizgisini hayata geçirecek organd›r. Yani vücudumuzun merkezi yap›s› olan beynimiz gibidir. E¤er beynimiz fonksiyonlar›n› yerine getirmez ise vücut bir süre ç›rp›nd›ktan sonra ölür. T›pk› vücut gibi örgüt de merkezi yap› olmay›nca k›s›r bir döngü içerisinde bo¤ulup kal›r ve bu durum örgütün birimlerini zay›flatarak, kitlelerin güvenini k›rarak örgütsel da¤›lmaya yol açar. K›sacas› merkezi yap› olmazsa olmazd›r.

Selam olsun Apayd›nl›k günlere Silah elde topra¤a düflenlere Bin selam! Siz kavgan›n k›z›l karanfilleri, üç y›l oldu düfltü¤ünüz topra¤a. Ey ülkemin yi¤it evlatlar›, sevdas› yüre¤ine s›¤mayan da¤lar›n, özgürlü¤ün sevdal›lar›… Gitti¤inizden beri bir an olsun sizi akl›m›zdan ç›kartmad›k. Ald›¤›m›z her solukta, gözlerimizin bakt›¤› her noktada sizler vars›n›z. Belki gittiniz, ama bizleri hiç terk etmediniz. Bizler sizin kadar cüretli olamad›k ama inan›n ki yaflam›m›z›n her alan›nda düflünceleriniz do¤rultusunda yaflanan adaletsizliklere, sömürüye isyan bayra¤›n› çekiyoruz göklere. Sizleri yaflam›n her alan›nda rehber ediniyoruz. Ve bizler yaflad›¤›m›z sürece sizlere birer kardefl ve yoldafl olaca¤›z. Sizleri unutmad›k, asla da unut-

Bahsetti¤imiz sorunlar› yaflayan bir örgüt asgari olarak önüne yaflad›¤› sorunlar› koymal›d›r. Bunlara çözüm üretmelidir. Daha iç sorunlar›n› çözüp çelikleflmeyen bir örgüt toplumsal sorunlara da cevap olamaz. Ve bir de “dostlar beni çarfl›da görsün” mant›¤›yla hala pratiklere girmeye çal›fl›rsa o örgütte ideolojik olarak da sapma var demektir. Bilindi¤i gibi “hareket her fley, nihai hedef hiçbir fley” belirlemesi revizyonistlerin besmelesi haline gelmifltir. Örgüt nihai hedefe ulaflmada bir araç olarak dururken onun sorunlar›n› çözerek hedefe ulaflmak yerine, harekete önem vererek bir iki dar prati¤e girmek, bu revizyonist belirlemeye hizmet etmek demektir. fiayet belirtti¤imiz sorunlar› yaflayan bir örgüt pratik içinde baflar›l› olsa bile bu baflar›lar geçici süreli olur ve sorunlar›n çözümü yerine onlar› daha da boyutland›r›r. Çünkü z›tlar hep olumlu yönde birbirlerine dönüflmezler. K›sacas› ürünü oldu¤umuz ihtiyaca cevap olmak istiyorsak öncellikle kendimize yönelmemiz gerekmektedir. Bu da iç dinamiklerimizi harekete geçirmek ve merkezi yap›y› sa¤lamlaflt›rmak ile olur. Sorunlar›m›z› ileri tarihe atarak veya pratikte y›lda bir iki giriflimde bulunarak çözemeyiz. Ad›mlar›m›z› daha s›k› ve güçlü bir flekilde atmal›y›z. Yeter ki zihinlerimiz netleflsin, pratiklerimiz sistematikleflsin, zafer ellerimizdedir.

mayaca¤›z. Bedenen aram›zdan ayr›l›fl›n›zdan kaynakl› burukluk yafl›yoruz hala. Ancak düflmana sezdirmiyoruz bu durumu. Her zaman bafl›m›z dik gezdik. Düflman o kadar korkuyor ki sizlerden ve düflüncelerinizden, mezarlar›n›za sald›r›yor. Ama bizler mücadelemizden ve bize b›rakt›¤›n›z mirastan ald›¤›m›z güçle hayk›rmaya devam ediyoruz:

Daha ne delikanl›lar Vuruflkan k›zlar›m›z var Yüzünde tebessümle ölümsüzleflen Ne yi¤itler var bizde Bitmeyiz tükenmeyiz Çünkü halk›z biz Sevinmesin düflman Düflen her yi¤it

Gerillalar ölmez,

Biraz daha büyütüyor kinimizi

Yaflas›n Halk Savafl›!

Ve parçalanan bedenlerimizden Öldü sanmas›n sizleri düflman

Sesler yükseliyor

Siz ki ölümsüzlü¤ü kuflan›p da

Zaferi biz kazanaca¤›z!

Yürüdünüz

26 Ekim 2004 tarihinde Mazgirt’in K›z›lc›k Köyü’nde Orhan Gül, Hasret Kaanaslan yoldafllarla ölümsüzleflen Elif Aslan’› sayg›yla an›yoruz.

Ölümün üzerine gitti¤inizden beri Analar kaç Elif do¤urdu Kim bilir daha kaç Elif

Sibel ve Erol

Sevdalanacak özgürlü¤e

Zile şehitleri ve Erol Baştuğ'un anısına ‹nsan› insan yapan de¤erlerin bafl›nda gelir o insan›n inand›¤› de¤erlere göre yaflamas›. ‹nsan inançlar› ile yaflar ve inançlar› için ölür. Bir devrimcinin de insanlara inanmas›, halka inanmas›, dünyay› de¤ifltirece¤ine inanmas›, devrime, yoldafllar›na, ideolojisinin do¤rulu¤una inanmas›, o insan› ölümsüz k›lar. Yenilmezdir, güçlüdür ve aflamayaca¤› engel yoktur. Ç›ra¤› ustas›ndan daha dirençli k›lan da inanc›d›r. Bir devrimci inand›¤› için bafl› dik yürür. Günefle yoldafl olan seni de böyle cesaretli, yürekli, güçlü k›lan fley, büyük k›lan fley inançl› olmand›. Kendin küçükken yüre¤ini büyük k›lan fley inanc›nd›. Bir devrimci Marksizm'i, Leninizm'i ve Maoizm'i ne kadar ezbere okursa okusun devrime inanc› yoksa hiçbir fley baflaramaz. Sen, halka, devrime ve yoldafllar›na olan inanc›nla ç›km›flt›n yola, Dersim'de çelikleflip, Karadeniz'de bayra¤› tepelere dikmek için. Karadeniz halk› sahip ç›km›flt› sana, çünkü oran›n çocu¤uydun. Orada do¤up, orada büyümüfltün. Gebze'nin varofllar›nda ö¤renmifltin emek-sermaye çeliflkisini. Seni kavgan›n içine çeken fley ‹brahim ruhlu olmand›. Çünkü aileni se-

vip sayan, kendin üstsüz gezip arkadafl›na giydiren, kendini insanlara sevdiren, devrime faydal› olmak için koflturan biriydin. Gazetelerde Maoistlerin birli¤iyle ilgili bir yaz› ç›kt› m› ne kadar umutlan›rd›n. Gazeteyi okumak için kavga ederdik. Gözünün önünde ölen iflçi arkadafllar›n› kald›rmak için nas›l koflard›n, korkusuzca ve nas›l öfke kusard›n sermaye patronlar›na. Evet ‹brahim ruhlu çocuk, sizin da¤ gibi yüreklerinizi alamayacaklar›n› bildikleri için kurmufllard› hainler o kallefl pusuyu. Hainler yapm›fllard› hainliklerini, sizi haince ay›rm›fllard› bizden. Bizden ayr›l›fl›n›z›n 5’inci y›l›. Biz sizi hiçbir zaman unutmad›k, unutmayaca¤›z. Devrimciler ölmez, devrimler yenilmez. fian olsun sana ve senin gibi dünyay› de¤ifltirmek için yola ç›kan devrimcilere. Zile fiehitleri ölümsüzdür! Erol Bafltu¤ ölümsüzdür! Halk Savaflç›lar› ölümsüzdür!

Can yoldafl›n Ahmet Bafltu¤ (abisi)

Çeçen yenilgisinin nedenleri, Kafkas halklar›na etkisi Rusya taraf›ndan oldukça önemsenen Çeçenya sorunu, yenilgiye ra¤men, radikal ‹slam ve terörün etkisi ile karma kar›fl›k ve çok boyutlu bugün de sürmektedir. Çünkü siyasal bir sorun, siyasal çözümler üretilmedikçe, salt zor yöntemleri çözülemez. Ancak durumu tahlil ederken al›nacak dersler bak›m›ndan yenilginin nedenlerini ve bu yenilginin di¤er Kafkas halklar› ile iliflkisini de gözden kaç›rmamak gerekiyor.

Mazgirt'in yiğit komutanın ve yoldaşlarının anısına

1 - Çeçenya’n›n, gerek yer alt› kaynaklar› ve gerekse de jeo-politik konumu itibariyle Rusya için vazgeçilmez oldu¤u yüzy›ll›k pratikle sabittir. Bundan sonra da yukar›da k›saca aktar›lan üç nedenden ötürü, emperyal politikalar sürdüren Rusya’n›n Çeçenya’y› sahiplenece¤i aflikard›r. Hal böyle iken, iflgale direnifl s›ras›nda önderli¤in objektif-subjektif durum tahlili yaparak uygun stratejik-taktik saptamalar yapmas› beklenirdi. Görüldü¤ü kadar›yla önderlik bunu yerine getirememifl ve yenilgi kaç›n›lmaz olmufltur. Kocaman bir co¤rafyada, ummanda bir katre gibi duran bir milyon nüfuslu Çeçenya’n›n feda ruhuyla Rusya’ya direnebilmesi do¤al olarak çok zordur. Yap›lmas› gereken, Rusya’n›n iflgali alt›nda bulunan di¤er Kafkas halklar› ile müflterek bir Kafkas cephesi yaratarak düflmana direnmek olmal›yd›. Böylece hem savafl cephesi genifllemifl, hem de Kafkasyal›l›k ruhu geliflmifl olacakt›.

Kurtulufla müjdedir kavgam›z Zafere kadard›r kavga and›m›z Meflaledir iktidar yolumuz ‹nsanl›¤a fedad›r bedenimiz Bar›fla anahtard›r savafl›m›z Umut ektik biz da¤lara

2 - Kafkas halklar›n›n baflat dini Müslümanl›k olmakla birlikte yaflam tarz›, gelenekler vs itibari ile radikal ‹slam’›n Kafkasya’da belirleyici olma flans› oldukça zay›ft›r. Hal böyle iken Çeçenya önderli¤i ‹slam’›n radikal Vahhabilik yorumunu benimseyerek kendisini di¤er Kafkas halklar› ve demokratik güçlerin deste¤inden soyutlam›flt›r. Bu durum Çeçenya’n›n yaln›zlaflmas› sorununu vermifltir. 3 - Özellikle 1996’dan sonra, merkezi otoriteyi tan›mayan bu ayr›l›kç› güçlerin radikal ‹slam ile tan›flmalar› ile 1996 y›l› direnifl için milat olmufltur. Zira bu tarihten sonra ulusal direnifli rotas›ndan ç›kartan bireysel eylemler ülke içinde ve d›fl›nda gerçeklefltirilmifl, bu eylemler uluslar aras› arenada sorunu siyasal alandan terörizm alan›na tafl›m›flt›r. Tabiidir ki, sonucunda da meflru hareket uluslar aras› güçlerce terörizm olarak alg›lan›r olmufl, d›fl dünyan›n deste¤i kesilmifltir. Netice olarak flu söylenebilir: Çeçenya ulusal direnifli yenilgiye u¤ram›fl olup bu yenilgi sadece Çeçenlerin de¤il tüm Kafkas halklar›n›n hanesine yaz›lm›flt›r. Çeçenya yenilgisi ile beraber Kafkas halklar›n›n kurtuluflu da belirsiz bir tarihe ertelenmifltir. Kaynakça: Peter Brownfeld – The Afganisation of Chechnya, Monica Duffy – ‹ndivisible Territory Ethnic War, Utku Yap›c› – Rus-Çeçen Sorunu, Ana Britannica.

Sonbahar mevsimi tabiat›n yenilenmesi için zorunlu bir etapt›r. ‹nsanl›k da kendi zorunlu evresini yafl›yor. S›n›f mücadelesinin bir parças› olan köylü gerilla savafl› bir bahar mevsimine daha girerken, gerillayla düflman aras›ndaki çat›flmalar da art›yor. Düflman bu mevsimi kullanarak gerillaya daha bir sald›rmaya bafll›yor. Yine böyle bir zamanda, X›ran’dan gelen çat›flma haberinde ismin geçeyordu. Son mermisine kadar savaflarak, partizanlara yak›fl›r bir flekilde flehitler kervan›na kat›ld›n. Yaflam›nda örnektin. K›sa zamanda yetiflip iyi bir komutan, güçlü, kararl› bir komünist partili olmufltun. Seni bir kaç sat›ra s›k›flt›rmak, seni

San›lmas›n onlar unutuldular Her gecenin sabah›nda onlar var San›lmas›n onlar yitip gittiler Her gecenin sabah›nda onlar var Karl› da¤lar aflan çetin yollarda Yorulmayan sevdalarda onlar var Onlar akan suda Onlar ›fl›kta...

anlatmak gerçekten zor. “Tekrar dünyaya gelsem, yine gerilla olur, düflmana karfl› savafl›rd›m” sözlerin, benim yazacaklar›mdan daha iyi anlat›r seni. Savaflarak güzel günlerin yarat›laca¤›n› ve savafl›n ortadan kald›r›laca¤›n› çok iyi biliyoruz. Ve yine sonbaharday›z, tabiat kendini yenilemeye haz›rlan›yor. Gelecek y›la daha iyi ve daha güçlü ç›kmak için biz de kendi sonbahar›m›z› yafl›yoruz. Yenilenme, de¤iflim ve geliflim karfl›s›nda eski olan yok olmaya mahkumdur. fiimdi yürüyüflünü sürdüren bizler, yar›n bizden sonrakiler ve daha sonrakiler, nihai hedefe ulaflana kadar nice bedeller ödemeye devam edece¤iz. Margirt'e ba¤l› Karabah deresinde 1994 y›l›nda flehit düflen ‹smail Arslan (Gürsel) ve iki yoldafl› Server Bak›r ile Erol Yefliltepe yoldafllar› sayg›yla an›yor ve unutmad›k, unutmayaca¤›z diyoruz.

Bir yoldafl›

Bülent KARATAfi

Hozat’ta devletin kolluk kuvvetleri taraf›ndan katledilen Bülent Karatafl’›n ailesine ve tüm yak›nlar›na baflsa¤l›¤› diliyor ve Bülent’i sayg›yla an›yoruz.

Demokratik Haklar Platformu


GÜNCEL

23-31 Ekim 2007

ABD Ortado¤u’yu askeri k›fllas›na çeviriyor

15

MAYA Arif B‹LG‹N

ABD'nin Lübnan'da, Suriye s›n›r›na yak›n büyük bir hava üssünü içeren yeni bir askeri üs infla etmeyi planlad›¤› ortaya ç›kt›. Hava üssünün, Suriye-‹ran ortak askeri merkezi ve Tahran'›n Do¤u Akdeniz ileri üssü olarak bugünlerde konumlanan fiam'dan kabaca 75 hava mili uzakl›ktaki Kuzey Lübnan'daki Kleiat bölgesinde olaca¤› belirtiliyor. Amerikan hava üssünün, ayn› zamanda Suriye'nin ana deniz üssü ve Rus Akdeniz filosunun komuta merkezi olan Tartus'a 22 hava mili uzakl›k-

ta olacak olmas›, bölgedeki emperyalist ç›kar dalafl›n›n ulaflt›¤› boyutu ve yaratt›¤› tehlikeyi gözler önüne seriyor. Bu askeri üssün inflas›yla ABD, 25 y›l aradan sonra yeniden Lübnan'a askerlerini yerlefltirmifl olacak. 1983’te baflkan Ronald Reagan, Beyrut'taki ABD büyükelçili¤i ve deniz kuvvetleri karargah›na Suriye askeri istihbarat›n›n gerçeklefltirdi¤i 300'den fazla asker, diplomat ve CIA ajan›n› öldüren bombalama olaylar›ndan sonra ABD askerilerini ülkeden çekmiflti.

Lübnan’da Baflbakan Hariri’nin bir suikast sonucu öldürülmesinin arka plan›nda ABD’nin kurmay› istedi¤i bu askeri üsse karfl› ç›kmas›n›n yatt›¤›n› belirten kimi stratejistler, bir ay› aflk›n süre devam eden ve k›sa bir

Seyr-i Seyyaremizin

süre önce sona eren Nahr-el Barid Mülteci Kamp›’nda

Tan›kl›¤›nda-III

bulunduklar› öne sürülen Fetih El ‹slam örgütüne dönük sald›r›lar›n da bu askeri üsse zemin haz›rlamak amaçl› yapay bir sald›r› oldu¤u görüflünde.

“KOMÜN‹ZM ÖLDÜ” MÜ?

Nepal’de düzen partileri tedirgin

Komünizmin “öldü¤ünü” düflünenler, sadece Turgut Özal gibi göbe¤i flifl, kafas› küflü ve yüre¤i bofl birkaç dünya mali sermaye memurundan ibaret de¤il, neredeyse sömürücü s›n›flar›n bütün sözcüleri halka

Nepal’de, 6 politik partinin ça¤r›s› üzerine düzenlenen toplant›ya kat›lan NKP(M), söz konusu toplant›n›n ard›ndan bir bas›n aç›klamas› yaparak toplant›n›n gündemini ve kendilerinin pozisyonunu kamuoyuna deklare etti.

böyle yalanlar söylüyorlar.

5 Ekim günü yap›lan aç›klamada, 6 politik partinin kendilerine yeniden parlamentoya kat›lmak ve seçim sürecinde yer almak üzere talepte bulunduklar›n› belirten Prachanda, NKP(M), bu ça¤r›ya yan›t›n› ise flöyle ifade etti: “Ülkede kraliyet la¤vedilmeden, kurucu meclis oluflturulmadan, cumhuriyet ilan edilip gerçek anlamda bir seçimin zemini haz›rlanmadan 6 politik parti ile ittifak›m›z› sürdürmemiz mümkün de¤ildir. Ancak bu flartlar›m›z yerine getirildi¤inde sürece dahil olabiliriz. Aksi halde halk›n parlamentosunu sokakta ilan edecek ve alternatif bir parlamento kuraca¤›z”. NKP(M)’nin bu talepler do¤rultusunda ilan etti¤i eylem takvimi ise hayatla buluflmaya devam ediyor. Ülkenin birçok yerinde kitlesel sokak eylemleri, grevler gerçeklefltirilirken ABD ve Hindistan’›n geliflmelere iliflkin yapt›klar› aç›klamalarda Nepal hükümetini suçlayarak Maoistler karfl›s›nda zay›f davranmakla elefltirmeleri ve ülkeye iliflkin her türlü önemli karar›n seçimlerle kurucu meclisin oluflturulmas›n›n akabinde al›nmas›n› istemeleri, 6 politik partinin de bu minvalde yol alacaklar›n› gösteriyor.

lar. ‹nansalar, ölmüfl bir fleye karfl› bunca k›l›ç flak›r-

Bunlar›n çoklu¤u iflgal ettikleri mevkiler, söylediklerinin aptalca oldu¤unu söylememize engel de¤il. Tabii ki kendi söylediklerine onlar da inanm›yor-

dat›p sald›rgan na¤ralar atarlar m›yd›? Komünizm insanlar›n, köleci, feodal ve kapitalist sistemlerin vahflet ve kötülüklerinden kurtulma aray›fl› sonucu do¤mad› m›? Gerçekte; “komünizm adam m›d›r, dana m›d›r ki ölsün!”, “komünizm hiç uygulanmad› ki ölsün” diyenleri daha çoktur. Çünkü onlar komünizmin ne oldu¤unu çok iyi biliyorlar ve y›k›lan fleylerin komünizm de¤il, kapitalizmden komünizme geçifl modelleri oldu¤unun fark›ndalar. Bunlar›n y›k›labilece¤ini ve henüz kimin kazanaca¤›n›n belli olmad›¤›n›, bizzat demokratik ve sosyalist cumhuriyetleri kuranlar söylememifl miydi? Öte yanda Marksist öngörülerin inan›lmaz bir kehanetle tak›r tak›r gerçekleflmekte oldu¤unu da görüyorlar! Neyse ki as›l sorun bu da de¤il, as›l sorun hala yürürlükte olan ve tanr› ömür ihsan eylerse daha uzun süre de yaflayaca¤› anlafl›lan kapitalizmin kendisidir. Kapitalizm ne yap›yor?

‹ngiltere, Irak’tan “çekilme” plan›n› aç›klad›

yap›lan görüflmeler ve Irak’›n güneyinde yaflanan geliflmeler

Küresel egemenli¤ini nas›l kullan›yor?

say›s›n› 3 bin azaltarak 2 bin 500’e düflürece¤ini aç›klad›.

sonucunda

Sosyalist ve demokratik emekçi cumhuriyetlerin

Avam Kamaras›’na Irak’taki duruma iliflkin bilgi veren

azalt›laca¤›n› belirterek, flu anda Irak’ta bulunan 5 bin 5 yüz

‹ngiltere Baflbakan› Gordon Brown, Irak hükümeti ile

dolay›ndaki askerin 2 bin 500’e düflürülece¤ini aç›klad›.

‹ngiltere, gelecek y›l ilkbahara kadar Irak’taki asker

Irak’taki

‹ngiliz

askerlerinin

say›s›n›n

y›k›lmas›ndan beri, inan›lmaz bir h›zla büyüyen zenginliklerini hangi temel insanl›k sorunlar›n› çözmekte kullan›yorlar? Küresel egemenlikleri yüz milyonlarca insan›n iflsizli¤i ve açl›¤› pahas›na geliflmiyor mu? Her

Butto ülkesinde bomba ile karfl›land› Pakistan eski başbakanı Benazir Butto sekiz yıllık bir sürgünden sonra 18 Ekim günü döndüğü Pakistan’da bombalarla karşılandı. Butto’yu karşılayan binlerce kişinin ortasında patlayan bombalar nedeniyle 138 kişi yaşamını yitirirken 290 kişi de yaralandı

P

akistan Devlet Baflkan› Pervez Müflerref’in 1999 y›l›nda yapt›¤› askeri darbenin ard›ndan, hakk›ndaki yolsuzluk suçlamalar› üzerine ülkesinden kaçan Pakistan eski baflbakan› Benazir Butto sekiz y›ll›k bir sürgünden sonra 18 Ekim günü döndü¤ü Pakistan’da bombalarla karfl›land›. Butto’yu karfl›layan binlerce kiflinin ortas›nda patlayan bombalar nedeniyle 138 kifli yaflam›n› yitirirken 290 kifli

de yaraland›. Sald›r›dan bir gün sonra bas›n›n karfl›s›na ç›kan Butto, sald›r›dan devlet içerisinde yuvalanan baz› odaklar› sorumlu tutarken, müttefik bir ülkenin önceden uyarmas›na karfl›n Pakistan hükümetinin sald›r›lar› önlemekte baflar›s›z kald›¤›n› söyledi. Butto; Paris Match dergisine verdi¤i demeçte de sald›r›dan askeri rejimin eski yöneticisi General

Ziya Ül-hak’a yak›n kiflilerin düzenledi¤ini ileri sürerken, Pakistan emniyeti patlamalar› Taliban yanl›s› bir grubun gerçeklefltirmifl olabilece¤ini söyledi. Butto’nun Pakistan’a dönebilmesi için Müflerref, Butto ve ABD yetkilileri aylar öncesinden görüflmelere bafllam›flt›. Bu görüflmeler ve yürütülen pazarl›klar sonras›nda Müflerref ile Butto, Ocak ay›nda yap›lacak seçimlerde Butto’nun partisinin seçimlere kat›laca¤›, bu do¤rultuda ülkeye girip seçim çal›flmas› yapmas› noktas›nda anlaflmaya varm›fllard›. Yap›lacak seçimlerle ülkede güç paylafl›m›na gidilece¤ini belirten Butto ve Müflerref, ABD’ye ‘terörizm’ ile mücadele sözü vermifllerdi. Yine var›lan anlaflma gere¤ince Butto hakk›ndaki yolsuzluk suçlamalar› düflürülmüfltü. Hat›rlanaca¤› üzere böyle bir anlaflmaya var›labilinece¤ini belirten Pakistan devrik lideri Navaz fierif, ülkeye dönmüfl, ancak ayn› gün geri gönderilmiflti. Sald›r›lardan sonra Butto, tehditlere karfl›n geri ad›m atmayaca¤›n› ve seçim kampanyas›n› sürdürece¤ini belirtirken, Pervez Müflerrev yap›lan sald›r›y› “demokrasiye karfl› bir komplo” olarak de¤erlendirdi.

“Direnifli Afganistan’a yayal›m”

ülkeye zorla dayatt›klar› “özelefltirme” ve özel mülkiyet safsatas›na karfl›l›k bütün zay›f uluslar›n ve s›n›flar›n elindeki-avucundaki her fleyi talan etmiyorlar m›, mülksüzlere yeni yüz milyonlar› katm›yorlar m›? Açl›k, sefalet, savafl ve göçler bu küresel egemenli¤e koflut flekilde yayg›nlaflmad› m›? Zenginlikler ve teknolo-

Afganistan Devrimci Gençlik Ha-

jik olanaklar inan›lmaz bir h›zla geliflir, insan yerine

reketi, ABD emperyalizminin ülkele-

robotlar kulan›l›rken, çal›flanlar›n kölelik ücretine ça-

rinde gerçeklefltirdi¤i iflgalin 6. y›ldönümünde yaz›l› bir aç›klama yaparak iflgale karfl› ülke geneline yay›lm›fl, devrimci bir direniflin örgütlenmesi ça¤r›s›nda bulundu. “Gelin tüm enerjimizi devrimci ve yayg›n bir ulusal direnifl hareketi yaratarak bunu bütün ülkeye yaymak için sarf edelim. Gelin direnifli em-

l›flma süreleri durmadan fleytanca uzat›lm›yor mu? Kapitalizm, zincirlerinden boflalan küresel bir canavar gibi her fleyi mahfediyor. Yeryüzünü yaflanmaz hale getiriyor, “yeni dünya düzeni” ad› alt›nda kargafla ve düzensizli¤i küresel çapta yayg›nlaflt›r›yor. “K›yamet” tart›flmalar›, milliyetçilik, ›rkç›l›k, bin-

peryalistlere ve onlar›n ülkemizdeki

lerce y›l önceki peygamberlerin “tanr›sal düzen”lerini

kuklalar›na yöneltelim” denilen aç›k-

arama trajedisi bir raslant› de¤ildir. Kapitalizm insan-

lamada ABD emperyalizminin 11 Eylül sald›r›lar›n› bahane ederek ger-

l›¤› yüz milyonlar halinde ümitsizli¤e sürüklüyor.

çeklefltirdi¤i iflgalin üzerinden 6 y›l

Komünizm, insanl›¤›n kapitalizm ve feodalizmin

geçti¤i, bu süre zarf›nda Taliban ile

sahte “tanr›sal düzeni”nden kurtulma çabas›n›n ad›y-

birlikte sona erece¤i öne sürülen ülkedeki katliam ve iflkencelerin azal-

d› ve o çaba asla ölmez.

mak bir yana her geçen gün artt›¤›na

Ne var ki, kötü sonuçlardan sadece düflmanlar›-

dikkat çekildi. ABD’nin Ortado¤u öz-

n›n avantajlar›n› ve koflullar› sorumlu tutanlar kesin-

gülündeki politikalar›na da yer verilen aç›klamada ülkedeki direnifli so-

likle onlar›n kötücül sistemlerine son veremezler,

nuca ulaflt›racak yegane fleyin em-

sosyalistler kendi yenilgilerinden esas olarak kendi

peryalizme ve onun ülkedeki burju-

özünü sorumlu tutarlar. Kapitalistlere kolay zafer

va-feodal uzant›lar›n› hedef alan, bu kesimler d›fl›ndaki tüm ilerici güçleri bir cephe içerisinde birlefltirerek emperyalizme karfl› yayg›n bir direnifli

olana¤› sa¤layan fleyler gerçekte sosyalistlerin kendi hatalar›yd›. Peki onlar neydi?

örgütleyecek olan ideolojik önderlik ile mümkün olabilece¤i belirtildi.

Düflünmeye ve irdelemeye devam edelim...


BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹ • Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Hakan ERTEN

ADANA ‹ZM‹R KARTAL MERS‹N ELAZI⁄ MALATYA KONYA D‹YARBAKIR AT‹NA YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹

: Dr. Ali Menteflo¤lu Cad. M. Rüfltü Ünald› ‹flhan› Kat:3 No:56 Kuruköprü-Seyhan/ADANA : 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27 Kat:8/802 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 : ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 : Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 : ‹cadiye Mah. Yakup fievki Cad. No:8 Kat:1 Daire:1 Tel-Fax: (0424) 212 34 42 : Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 : Gazi Alemflah Mah. Tahirpafla Sok. No: 3 Daire: 102 Tel-Fax: : (0332) 351 59 55 : ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MA-GÜL ‹flhan› Kat:4 No:109 Da¤kap›/Diyarbak›r : Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: yunanistan_devrimcidemokrasi@yahoo.com.tr : Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND Tel: 0049 175 642 00 27- e-mail: devrimcidemokrasiyurdisi@hotmail.com

Yay›n Türü: Yayg›n Süreli * Yönetim Yeri: Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No:20 Daire:2 Beyo¤lu/‹stanbul Tel: (0212) 243 91 92

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel:(0212) 238 37 76 Faks:(0212) 238 37 96 • Bask›: Gün Matbaac›l›k Adres: Sefaköy Telsizler Mev. Akasya Sok. No:23/A Küçükçekmece/‹ST. Tel( 0212) 580 63 75• DA⁄ITIM: YAY-SAT

Kürt yazar Mehmed Uzun yaflam›n› yitirdi

Kürt yazar Mehmed Uzun, kanser tedavisi gördü¤ü Amed'de yaflam›n› yitirdi. Temmuz 2006 tarihinde ‹sveç'den Amed'e gelen ve burada kanser tedavisi gören 54 yafl›ndaki yazar Mehmed Uzun, 11

‹sveç ve Dünya Gazeteciler Birli¤i'nin de üyesiydi. Bugüne kadar Kürtçe 6 roman yazan Mehmed Uzun'un romanlar› baflta Türkçe olmak üzere birçok dile çevrildi.

Ekim tarihinde Amed'de tedavi gördü¤ü Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Araflt›rma Hastanesi'nde yaflam›n› yitirdi. 1953 Siverek do¤umlu olan Mehmed Uzun, 1977 y›l›ndan 2006 y›l›na kadar Avrupa ülkelerinde ve ‹sveç'te yaflad›. Kürtçe, Türkçe ve ‹sveççe edebi çal›flmalar›yla çok dilli, çok kültürlü romanlar› olan Uzun, uzun y›llar ‹sveç Yazarlar Birli¤i'nin yönetim kurulu üyeli¤ini yapt›. Ayr›ca ‹sveç Pen Kulübü ve Uluslararas› Pen Club'ta aktif çal›fl›yordu.

Uzun'u Amed'de binlerce kifli u¤urlad› ‹sveç'ten 13 Temmuz 2006 tarihinde Amed'e dönüfl yapan Mehmed Uzun, Amed'de tedavi gördü¤ü Özel Veni Vidi Hastanesi'nden 16 Ekim 2006 tarihinde taburcu edilmiflti. Yaflam›n› yitirdi¤i tarihten bir kaç gün önce rahats›zland›¤› için Dicle Üniversitesi T›p Fakültesi Araflt›rma Hastanesi'nde tedavi alt›na al›nm›flt›. Uzun, 11 Ekim tarihinde akci¤ere ba¤l› solunum yetmezli¤i nedeniyle 54 yafl›nda ya-

flama gözlerini yumdu. Mehmed Uzun için 15 Ekim tarihinde Amed'de on binlerce kiflinin kat›ld›¤› bir tören düzenlendi. Ulu Cami'de düzenlenen törende Uzun'un vasiyeti üzerinde yazar Yaflar Kemal ve Kat›l›mc› Demokrasi Partisi (KADEP) genel baflkan› fierafettin Elçi'nin yan› s›ra DTP milletvekili Ahmet Türk, Diyarbak›r Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir birer konuflma yapt›. Ulu Cami'de yap›lan törenin ard›ndan Uzun'un naafl› on binlerce kiflinin kat›ld›¤› bir yürüyüfl kortejinin önünde Mardinkap› Mezarl›¤›'na götürüldü. En önde Uzun'un resminin bas›l› oldu¤u bir pankart›n tafland›¤› yürüyüfl boyunca "fiehit nam›r›n", "Kürt halk› seninle gurur duyuyor" fleklinde sloganlar at›ld›.

Kürtlerin aflk, atefl ve 盤l›¤› D›lo Mehmed Uzun Seyfo Bey’in o¤lu Ermeni M›g›rd›ç yani M›go ile arkadaflt›r.Yoksulu ve zenginiyle ade-

Cihan ERDO⁄AN

ta iç içedir Cizire. B›ro, M›go’suz yapamaz M›go da B›ro’suz. Cizirebotan Da¤lar›’nda sesi yank›lanan Dengbej B›ro’yu dinleyen alim Mam Seyfo onu, Mir Bedirxan’›n kasr›n-

B

ir yerde M. Oruço¤lu 70’’li y›llar›n bafl›nda Siverek’te faaliyet yürütürken yörede bizim saflar›m›za ilk kat›lan ve en ileri kadrolardan birsinin de Mehmed Uzun oldu¤unu anlatm›flt›. Hareketin Vartinik bask›n›yla a¤›r kay›plara u¤rad›¤› y›l içinde Diyarbak›r’da tutuklananlar aras›nda Mehmed Uzun da vard›r. ‹çerdeki y›llar›n› anlat›rken “ko¤uflta, kaçakç› yafll› bir Kürt vard›. Koluna yazd›¤› Kürtçe yaz› henüz görülmedi¤inden içerideki en büyük telaflesi ne yap›p edip bu yaz›y› yok etmekti.

da ki dengbejler toplant›s›na götürür. Kad›nlar›n renkli giysiler ve süslü kofiklerle gel-

Çaresini bulmufltu. Jiletle oldu¤u gibi derisini kaz›yarak kanlarla birlikte derisinden, yaz›y› ç›kard›.

dedir. Bundan sonra Mam Seyfo’nun saray› and›ran evine elini kolunu sallayarak gire-

di¤i bu flölene, erkekler de flel-u flepiklerini giyerek gelmifller her defas›nda oldu¤u gibi adeta bir bayram yerindeydiler. S›ras›yla türkülerini söyleyen dengbejlerin ard›ndan Kor B›ro’nun sesini di¤er dengbejler k›skançl›kla dinlerken, Mir Bedirxan’da onun yan›k sesini dinleyerek, uzun burunlu, bu kör adam› Medrasa Sor’a al›n der. B›ro için yeni hayat bafllam›flt›r. Geçimi garanti alt›na al›nm›flt›. Fakat o yeni aray›fllar›n peflin-

cek, orada yemeklerini yiyecek, M›go’nun k›z kardefline rahatl›kla bakacakt›. Afl›k de-

Ürpererek seyrettim.

¤ildi ama olsun, B›ro için ciddi bir de¤iflkilikti bu. En büyük de¤ifliklik ise Mam Sey-

Ac›n›n, korkunun derinliklerine inmeye bafllad›m. Kaçakç›, kelle koltukta may›nl› da¤lar da can havliyle ekmek u¤runa ölümlere gidip gelen bu insan korkmuyordu. Oysa flimdi esir düflmüfl bu yoksulun en büyük korku kayna¤› kendisinin ana diliydi.”......

fo’nun ünlü kütüphanesini görmesi idi. Kürt tarihi, Ermeni tarihi ve bilinmez daha nice gizli fleyler vard› burada. Mam Seyfo ha bire okuyor ve Mir Bedirxan’la ciddi tart›flmalara giriflerek gelece¤in projeleri üzerine tart›flmalar yürütürken, kitaplara dalan B›ro’yu

Ko¤uflta çayl›, voltal› sohbetlerin birisinde Musa Anter, “bak görüyorsun Kürdün halini, senin Kürtçe’n de iyi, bu dilin yaflamas› için Kürtçe yazmaya çal›fl” demifl.

çeken ise Güney Kürdistan’d›r. Dicle’nin karfl› yakas›, az öteler, onlar›n baflka öte yeri,

Belki de onun zihnindeki ilk atefli Musa Anter yakm›flt›.

parçalanm›fl co¤rafyan›n bir baflka yang›n yeri, ama oraya nas›l gidilecekti. Uzun uza-

D›flar› ç›kt›¤›nda Kürtlerin 盤l›¤›n›n pefline düfltü. Takipler, kovalamacalar ve sonu belirsiz karanl›klar sonucu art›k sürgün yollar›ndayd›. Birçok Kürt ayd›n›n s›¤›naca¤› liman haline gelen ‹sveç, onun da yeni evi oldu.

d›ya süren tart›flmalardan sonra Dengbej B›ro arkadafl› Migo ile birlikte özlemini çektikleri yeri Mam Seyfo’ya aç›klar. Ucu ölümle bitebilecek bu yolculuk için Mam Seyfo’nun araflt›rma, ö¤renme merak›yla dolu bu iki gence diyecek hiç birfleyi yoktu. Gi-

Bol nostaljili sigara duman›n bu¤usu alt›ndaki mülteci sohbetleri onun içerisine biriktirdi¤i k›v›lc›mlar› ha bire tetikliyor, onu yazmaya teflvik ediyordu. Kendini tekrar eden ve gittikçe bitmeye do¤ru yol alan bu mülteci yaflam›n› anlaml› k›lman›n da baflkaca yolu gözükmüyordu zaten.

din, görün dedi. M›go, B›ro ve köpe¤i Garzan ile birlikte bir salla Dicle üzerinde yola ç›kt›lar. Oras› gizem doluydu. Günefle tapan Yezidiler, baflka bir sürü inanç yan yana idi. Dicle’nin azg›n sular›nda M›go ve B›ro’nun savrulup yok olma tehlikelerini bir kena-

‘Kürtçe roman yazaca¤›m’ dedi¤inde ise en yak›nlar› bile onu afla¤›lam›fl, ukalal›kla suçlam›fl, deyim yerindeyse tecrit bile etmifllerdi.

ra b›rakal›m, Güney Kürdistan’da görünen manzara, atefli ve günefli kutsayan Kürtler di¤er Kürtler taraf›ndan zulüm ve sald›r›yla karfl› karfl›yad›r. Ateflin ve güneflin diliyle

O art›k Mehmet Uzun’dan D›lo Mehmed Uzun’a, yani yürek insan›, aflk insan› olmak için ad›mlar›n› h›zland›rd›. Bugünlerini analt›rken “Evimde gece sabahlara kadar oturuyor, düflünüyor ve yanl›zlafl›yordum. Kar alt›ndaki a¤açlar›n beyaz gelinlik giyercesine süslenmifl halleriyle oyalan›rd›m. Bir kelimenin karfl›l›¤›n› bulamaz, saatlerce kendimle u¤rafl›r, en sonunda telefonla hep s›¤›nd›¤›m, var oldu¤um Diyarbak›r’› arar, dostlar›mdan ö¤renirdim.”

yan›p tutuflan Yezidi Kürtler’i, di¤er Kürtler da¤lara s›k›flt›r›p ölümlerden ölüm be¤endirirken, Kuzey’deki Kürtler de hiç farks›z de¤illerdi. D›lo Mehmed Uzun ihanetin, da¤›lman›n, k›r›lman›n pencerelerini aralayarak Kürtler’e birfleyler gösteriyordu. Sesi da¤larda yank›lanan B›ro, adeta Fegi Teyran gibi kendisini gösterir. Botan’›n bir

‹lk kitab› Tu (Sen)’nun Kürtçesi baflar›s›z olur. Onu tecrit eden, yanl›zlaflt›ran dostlar› alaya al›r. Yard›mdan, destekten ziyade adeta yarenlik konusu ederler. Uzun boylu, zarif bu insan bir yandan çok yaralansa da att›¤› ad›m›n arkas›n› getirecek h›rsa da sahiptir. Melaye Cizri, Feqiye Teyran, Ehmede Xani’den ald›¤› esinle klasik Kürt edebiyat›n›n pencerelerinden modern Kürt edebiyat›n›n pencerelerini aralamaya çabalar. ‹fli zordur. ‹¤neyle kuyu kazacak, derinlerdeki, üzerine ölü topra¤› serpilmifl bir dilin edebi derinlikerine inme cüretini göstermesi gerekiyordu. Bugüne kadar yap›lmam›fl bir iflin bafllang›c›na giriflmek elbet zordu.

kesimine Osmanl›’n›n k›flk›rtmas› ve H›ristiyanl›k düflmanl›¤›yla yürüyen Kürtler, Yezidileri yerle bir ederek kendi halk›n›n kadim bir parças›n› k›l›çtan geçirip, büyük bir ‘zafer’le geri dönerken, B›ro, da¤›n ete¤inde Yezidi Ester’i, yani Ster’i bir di¤er ad›yla yaral› Y›ld›z’› buldu. Evinde saklad›, yaralar›n› sard›, afl›k oldu. Ama Kürt beyleri Ester’i B›ro’nun evinde buldular. Tecavüz edilmifl, hançerlenmifl, sesini yitirmifl bu kad›n, köle tacirlerine verilirken ünü Kürdistan’›n di¤er parçalar›na da yay›lan Dengbej B›ro da ün-

Bir dahaki baflar›s›zl›k bu narin, mazbut insan› romanlar›ndaki sinik, susmufl insanlar gibi, belki de onu bir inzivaya gönderecekti. Mehmet, bir baflka deyimle D›lo Mehmed Uzun kendisi gibi ma¤luplar›, yenilmiflleri, sürgün yollar›na düflmüflleri konu alan romanlar› ard› ard›na yazmaya bafllad›. Tarihler farkl›, kaderler ayn›. Okuyucu afallar, ayn› fleyleri okur gibi düflünür, farkl›l›k arzusundan D›lo Mehmed’i suçlarlar. Oysaki Kürt’ün tarihteki ortak kaderi buydu. Onu yarenli¤e alanlar bu kez de gariptir alk›fllamaya bafllarlar. Aflk, 盤l›k, atefl ve sürgün. Dicle’nin yakar›fl›nda Cizirebotan’da Mir Bedirxan önderli¤inde büyük bir Kürt dirilifliyle karfl› karfl›yas›n›z. Cizre Kalesi’nin karfl›s›nda ünlü flair Melaye Ciziri’nin de e¤itim gördü¤ü, burada e¤itmenlik yapt›¤›, burada oldu¤u ve hatta Melaye Ciziri’ye ö¤rencilik yapm›fl olan fliir ve divan›yla tan›nan esas›nda bir halk dengbej’i olan Fegiye Teyran burada okumufltu. Yayg›n bir söylentiye göre, Mem Alan Destan’›n› manzum bir esere dönüfltürüp ondan Mem u Zin ad›nda bir flaheser yaratan kitaplar› özellikle Nabara Bickan (çocuklar›n yeni bahar›) çocuklar için ders kitab› olarak okutulan ünlü flair Ehmede Xani’de burada okumufltu. Kürt Rönenas›’n›n diyar› Medrasa Sor’da (K›z›l Medrese) onlarca Kürt genci Kürt divan› ve edebiyat› musikisiyle ilgilenmekte, e¤itimcileriyle birlikte orada yat›p kalkmaktad›rlar. Medrasa Sor’a yak›n yer de Mir Bedirxan’›n Kasr’›nda belirli aral›klarla geceleri yemekli, e¤lenceli flölenler düzenlenir. Sesleri biri birinden güzel dengebejler türküler söyleyerek e¤lencelere renk katard›. Yeflil da¤lar›n eteklerinde, koyun sa¤makla meflgul renkli fistanl› berivan k›zlar, çobanlar, Ermeni zanaatkar ve Asuri halk ve co¤rafyan›n de¤iflik renkleri adeta belirli aral›klarla düzenlenen bu dengbej gecelerini iple çekiyordu. Bunlardan biri de var ki ad› san› bilinmeyen yoksul bir kömde sidikli bac›s› Gülizar’la birlikte kalan, çobanl›k yap›p koyun sa¤an Berivan k›zlara billi¤ini gösteren Yezidi B›ro veya Kör B›ro veya B›ro Drej, Dengbej Uzun B›ro vard›r. Kör B›ro babas› alim olup, Mir Bedirxan’in dan›flman› olan Mam

lü Cizire Zindan›’na t›k›ld›. Kürdün ulu 盤l›¤›n›n zindana t›k›lmas›na ne Mir Bedirxan, ne han›m› Ruflen Han›m, ne de Yezdinfler raz› de¤ildi. Gel göresin ki Kürdün kat› töreleri bunu emrediyordu. Kürdün 盤l›¤› zindandan yükselirken, aflk› ise göç yollar›nda köle tacirlerinin elindedir.

D›lo Mehmed Uzun ihanetin, da¤›lman›n, k›r›lman›n pencerelerini aralayarak Kürtlere birfleyler gösteriyordu. Botan’n›n bir kesmine Osmanl›’n›n k›flk›rtmas› ve h›ristiyanl›k düflmanl›¤›yla yürüyen Kürtler yezidileri yerle bir ederek kendi halk›n›n kadim bir parças›n› k›l›çtan geçirip büyük bir “zafer”le geri dönerken B›ro da¤›n ete¤inde yezidi Ester’i, yani Steri bir di¤er ad›yla yaral› Y›ld›z’› buldu. Evinde saklad› yaralar›n› sard› afl›k oldu. Ama kürt beyleri Ester’i B›ro’nun evinde buldular

Aflk, ›fl›k, atefl, ihanet, ses ve ihtiras kendini aramaya bafllad›. ‹ran ile anlaflan Osman’l› gittikçe büyüyerek, geliflen Kürtler’i bir an önce telef edip, k›rma planlar›n› devreye sokmufltu. Gelece¤ini gören Mir Bedirxan, Baban, Soran, Bahdinan, Hakkari, Muks, Bitlis, Sikak mirleri ile Mardin, Nusaybin, Rasileyen, Urfa, Antep, Antakya, Kürt Da¤›, Halep, Diyarbekir, Siverek, Ad›yaman, Malatya, Harput, Dersim, Van ve Serhat bey, seyit, fleyh, a¤a ve ileri gelenlerini kendi kasr›nda toplay›p durumu muhakeme etmiflti. Fakat gelen haberler aras›nda Osmanl›lar Yezdinfler’i Musul’a ça¤›r›p gizlice anlaflma yapm›fllard›. Anlaflmaya göre Yezdinfler Cizirebotan Mir’i, Yezdinfler, Cizirebotan’a hükümdar olacakt›.” Uzun boylu, yak›fl›kl›, sözünün eri “yi¤it” Yezidinfler, Mir Bedirxan’›n öz ye¤eni, dönem dönem yarenlik yapsa da bu kez gerçe¤i yapm›fl Osmanl›’n›n kaltak ordusuyla anlafl›p, amcas› Mir Bedirxan’› satm›flt›. Zindandan azad edilen Dengbej B›ro’nun 盤l›¤›, ‘Hawar lo hawar’ diyerek yükseliyor. Savafl bulutlar› Kürtlerin kaderleri olarak gökyüzünde Dicle’nin yasl› akan k›y›lar›nda kendini sezdiriyordu.

Devam› sayfa 12’de...

dd_121  

ORTADO⁄U (TAHAKKÜM) KONFERANSI Halklar›n birbirine düflman edilmeye, flovenizmin yükseltilmeye çal›fl›ld›¤› bu süreçte, emperyalizme karfl› halk...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you