Page 17

Metin Özu¤urlu ile Avrupa Birli¤i üzerine söylefli...

AB yüzelli y›ll›k kazan›mlar›n tasfiyesidir! 17 Aral›k, burjuvazi cephesinden, Avrupa Birli¤i’nden tarih koparma kayg›lar›yla geçti. Burjuvazi AB zirvesi sonras› ise tarihi bir at›l›m gerçeklefltirdi¤i iddias›yla kamuoyunun önüne ç›kt›. Neydi bu “tarihi” at›l›m? Bu karar 41 y›ld›r bekleniyordu. Sonunda, Brüksel’de toplanan 25 AB üyesi ülkenin liderleri, Türkiye’nin üyeli¤i için müzakerelerin 3 Ekim 2005’de bafllamas›n› onaylad›. Burjuva medyaya yans›yan olay›n bu k›sm›yd›. Peki AB halklar nezdinde ne ifade ediyor? Gerçekte kazan›lan bir zafer midir? AB, Türkiye co¤rafyas›ndaki gençler, iflçiler ve emekçiler için ne ifade edecektir? Gündemden düflmeyen AB üyeli¤i kimlerin, hangi s›n›f›n ç›kar›nad›r? Dahas›, henüz AB’ye entegrasyon söz konusu de¤ilken, burjuvazi taraf›ndan haz›rlanan bu erken kutlama nedendir? Estirilen bu bayram havas›yla iflçi-emekçilere de hayal pompalanmaya, emperyalist sermaye ittifak› AB’ye üye olma çabalar› meflrulaflt›r›lmaya m› çal›fl›lmaktad›r? Böylesi sorular cevaplanmadan süreç do¤ru tahlil edilemeyecektir. 17 Aral›k sonras› AB sürecini ve Türkiye’nin üyeli¤ini de¤erlendirmek üzere Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Ö¤retim Üyesi Yrd. Doç. Dr Metin Özu¤urlu’ya görüfltük...

Ekim Gençli¤i EG: 17 Aral›k sonras›nda AB’ye girilmesine çok yak›nlafl›ld›¤› düflüncesiyle Türkiye’de burjuvazi taraf›ndan adeta bir “flölen” ilan edildi. Siz, 17 Aral›k’› ve AB sürecini nas›l de¤erlendiriyorsunuz ve bundan sonra neler olabilir?

yekpare bir s›n›f bulunmaktad›r. 17 Aral›k’la bafllayacak olan takvim, bu s›n›f bak›m›ndan, dünya kapitalizmi ile bölgeselleflerek entegre olman›n takvimidir. Bölgeselleflerek küreselleflmek demek, oynak bir karaktere ve sert inifl-ç›k›fllara sahip olan küresel rekabet ortam›nda, yönü ve süresi belli, göreli istikrarl› bir zemine kavuflmak demektir. 17 Aral›k’tan sonra teknik olarak önce bir tarama gerçekleflecek ve ard›ndan da 30 klasörden oluflan müktesebat›n uyumu çal›flmalar›na giriflilecektir. Bu sürecin nas›l geliflece¤i ve hangi zaman dilimine yay›laca¤› belirsizdir; ancak, önceki aday ülke deneyimleri ›fl›¤›nda belli olan, bildi¤imiz bir fley vard›r. Temelde müzakereler üç hususa odaklanacakt›r: Bunlar, kamu yönetiminde çok yönlü reforma gidilmesi, iktisadi alandaki genifl ölçekli bir serbestleflme ve nihayet, ilk iki düzenlemeyi destekleyici tarzda fiziki ve befleri altyap›n›n gelifltirilmesidir. Kamu yönetiminde gerçekleflen reformlar›n ana do¤rultusu, ademimerkeziyetçi e¤ilimlerin güçlendirilmesine yöneliktir. Bu çerçevede, bir yandan yerel yönetimlerin idari kapasitelerini güçlendirmeye dönük önlemler al›n›rken, di¤er yandan da yönetiflim ilkelerinin idarenin her düzeyine yerlefltirilmesi yönünde çaba gösterilecektir. Ayn› flekilde, kamu maliyesi disiplini ve bütçe aç›klar› konusunda da düzenlemelere gidilecektir. Uyum çal›flmalar›nda öne ç›kan alanlardan biri de

Türkiye burjuvazisi kendi s›n›f reflekslerine uygun olarak 17 Aral›k’› flölene çevirmekte hakl›d›r. Türkiye burjuvazisi derken, içinde farkl› fraksiyonlar› bar›nd›ran bir s›n›ftan söz etti¤imizi bilmemiz gerekir. Bu farkl›l›k, sermayenin farkl› biçimlerinden sektörel çeflitlili¤e, firma büyüklü¤ünden yaflam tarz› farkl›l›¤›na ve siyasal angajmanlara uzanan temellere sahip olabilir. Ancak, son 25-30 y›l boyunca dünya kapitalizmiyle girilen entegrasyon süreci, baflka co¤rafyalarda oldu¤u gibi Türkiye burjuvazisini de temel bir noktada türdefllefltirdi: Art›k karfl›m›zda bütün unsurlar›yla kozmopolitleflmifl, ulus-devletle aidiyet ba¤lar› gevflemifl, bu anlamda

17

E k i m G e n ç l i ¤ i

EG+79  
EG+79