Page 8

ZAMLAR VERGÝ ÝÇ SAVAÞ

Yeni Evrede

Güncel

Hükümet, dolaylý vergileri ve kimi kalemlerde doðrudan vergileri artýrma kararý aldý. Buna ek olarak akaryakýttan içkiye kadar pek çok tüketim malýna da zam yaptýðýný açýkladý. Doðalgaz gibi temel tüketim kalemlerine zamlarýn da yolda olduðunu zaten açýkladýlar. Hükümet, iþçi sýnýfýný, emekçileri, ücretli çalýþanlarý, yoksul köylüyü daha da aðýr bir sefaletin içine itecek olan bu zamlarý “bütçe açýðý” ile gerekçelendirdi. Devlet bütçesi olaðanüstü derecede açýk vermiþti, bu açýðýn kapatýlmasý gerekiyordu. Bütçe açýðý nedir? Kýsacasý, devletin giderlerinin devlet gelirlerinin üstüne çýkmasý, giderlerin gelirlerden fazla olmasý demektir. Türkiye’de devletin giderlerinin olaðanüstü artmýþ olduðunu böylece öðrenmiþ oluyoruz. Gerçekten de geçtiðimiz Temmuz-Aðustos aylarýnda, iki ayda, örneðin güvenlik-savaþ malzemeleri alýmýna sekiz yüz milyon liraya yakýn para harcanmýþ olmasý hem giderlerin artýþ miktarý hem de nedeni hakkýnda bir fikir veriyor. Peki devlet harcamalarý neden artýyor ve bunun önüne geçmenin yolu var mý? Baþka bir ifadeyle devlet bütçesini düzeltmenin yolu var mý? Bu soruya yanýt için önce devletin pratik tanýmýný yapmamýz lazým. Devletin egemen sýnýfýn bir baský aracý olduðunu söylemek yeterince açýklayýcý olmuyor. Bunun açýlýmýný da yapmalýyýz. Devlet baský araçlarýdýr, otorite araçlarýdýr, polistir, ordudur, zindanlardýr, mahkemelerdir, memurlar ordusudur, her köye, her mezraya gönderilen imamlardýr, bakanlardýr, bürokratlardýr. Ve bu dev tüketici orduyu besleyen ana boru vergidir. Onun için Marx, vergiye, “hükümeti emziren bir memedir” tanýmýný yapmýþtýr. Onun için bütün sömürücü toplumlarda, vergi, “mülkiyetin, ailenin, düzenin ve dinin yanýnda beþinci tanrýdýr.” Kapitalist toplumda bu “ilke” en olgun haline ulaþýr. Dolayýsýyla, vergiye yönelik bir saldýrý, hükümeti emziren memeye, burjuva egemenliðin bekçilerini besleyen ana

8

Mücadele Birliði

Peki, iç savaþýn masraflarý kimin cebinden çýkacak? Hükümet, içkiden sigaraya; akaryakýttan doðalgaza kadar pek çok mala yaptýðý zamlarla, bu mallarýn fiyatýndan aldýðý dolaylý vergileri artýrma yoluyla soruya yanýt vermiþ oluyor: Masraflar emekçi sýnýflardan, köylülerden, Kürt halkýndan, yoksullardan alýnacaktý.

boruya yapýlmýþ bir saldýrý olur ve burjuvazi açýsýndan affedilemezdir. Devletin, hükümetin giderlerini azaltmanýn, böylece bütçe açýðýný gidermenin yolu nedir? Bunun için devletin “ya harcamalarýný kýsmasý, yani hükümet mekanizmasýný yalýnlaþtýrmasý, azaltmasý, olanaklý olduðu kadar az yönetmesi, olanaklý olduðu kadar az personel kullanmasý, burjuva toplumla olanaklý olduðu kadar az iliþkiye girmesi gerekir.” Burjuva düzenin emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn, ezilen, sömürülen kitlelerin saldýrýsý altýnda olduðu koþullarda hükümetin, asker, polis, yargýç, imam, memur ordusu sayýsýnda azaltmaya gidebileceðini düþünmek saflýktan da öte bir þey olur. Hükümetin, masraflarý azaltacak böylesi bir önlemin aksine iç savaþ nedeniyle 221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

her gün daha çok polis, daha çok paralý asker, daha çok vergi memuru, halký dinle uyuþturacak daha çok imam görevlendirdiðini biliyoruz. Bunlarýn alýmý artýk on binlik rakamlarla ifade ediliyor. Her birkaç ayda on bin polis, birkaç bin “özel kuvvet” elemaný, vergileri toplayacak birkaç bin vergi memuru vb vb. alýndýðýný biliyoruz. Demek ki, düzene yönelik saldýrýlar artýkça polis-asker kuvvetinde azaltma yapýlamaz. Bu, bütçe açýðýný gidermenin birinci yoluydu; bunun hükümet-devlet için kullanýlamaz bir yol olduðunu gördük. Ýkinci yol ise, devletin borçlanmadan kaçýnmasý ve tekelci sermaye sýnýfýnýn omuzlarýna olaðanüstü vergiler yükleyerek bütçeyi denkleþtirme yoluna gitmesidir. Sermaye sýnýfýnýn, iç savaþýn masraflarýný kendi cebinden ödeyecek kadar ahmak olduðu nerede görülmüþ! Birinci yol hükümet için kullanýlamaz bir yol ise, ikinci yol akla bile getirilemez bir yoldur. Peki, iç savaþýn masraflarý kimin cebinden çýkacak? Hükümet, içkiden sigaraya; akaryakýttan doðalgaza kadar pek çok mala yaptýðý zamlarla, bu mallarýn fiyatýndan aldýðý dolaylý vergileri artýrma yoluyla soruya yanýt vermiþ oluyor: Masraflar emekçi sýnýflardan, köylülerden, Kürt halkýndan, yoksullardan alýnacaktý. Dahasý, devlet-hükümet olasý bir dýþ savaþa hazýrlýk yapýyor ve bu hazýrlýk masraflarýný kat be kat artýrýyordu. Öyleyse vergilerdeki atýþ, zamlar çok daha kaçýnýlmaz. Bu durumda ondan, askere, polise, savaþ malzemelerine, devleti koruyan ve besleyen alanlara daha az harcama yapmasýný kim bekler? Devletin borçlanmalar yoluyla tekelci sermaye sýnýfý için bir zenginleþme kaynaðý yaratmýþ olmasýný ise þimdilik bir kenara býrakýyoruz. Ama bu kadarý bile bize þunu göstermeye yetiyor: Bütçe açýðý, Kürt halkýnýn ve emekçi sýnýflarý bu devleti bir devrimle yýkmalarý için yeterli bir nedendir. Çünkü bu devlet ve onun koruduðu burjuva egemenlik yýkýlmadan “bütçe” de düzelmez!

s221