Page 5

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Varsýn “anavatan savunusu” þiarýndaki þovenist zehre bulaþan küçük burjuvalar “ihanet” çýðlýklarý atsýnlar. Yeni Evre’de artýk hiçbir sermaye egemenliði ilerici deðildir; hiçbiri emperyalizmin yarattýðý mali, ticari baðýmlýlýðýn dýþýnda deðildir. Bu yeni evrede, küçük devletlerin sermaye egemenleri bile “anavatan” için deðil, ganimeti kaptýrmamak, iþbirlikçiliðin avantajlarýný yitirmemek için savaþýr. Suriye’nin egemen sermaye sýnýfý, iþbirlikçi konumundan daha avantajsýz bir düzeyi, emperyalist tam ilhaký kabul etmediði için direniyor. Ýþte bu nedenle küçük bir ülkenin sermaye sýnýfýnýn, emperyalist müdahalelere karþý direniþinde, demokratik bir içerik aramak boþunadýr.

te Kürt halký, emperyalizme karþý “anavatan savunmasý” çaðrýsý yapan gerici Esad’a prim vermedi. Emperyalist müdahalenin darbeleri altýnda zayýflayan kendi hükümetlerinin yenilgisinden tarafa oldular ve bu zayýflýktan kendi devrimci hedeflerine varmak yönünde yararlanmasýný bildiler. Varsýn “anavatan savunusu” þiarýndaki þovenist zehre bulaþan küçük burjuvalar “ihanet” çýðlýklarý atsýnlar. Yeni Evre’de artýk hiçbir sermaye egemenliði ilerici deðildir; hiçbiri emperyalizmin yarattýðý mali, ticari baðýmlýlýðýn dýþýnda deðildir. Bu yeni evrede, küçük devletlerin sermaye egemenleri bile “anavatan” için deðil, ganimeti kaptýrmamak, iþbirlikçiliðin avantajlarýný yitirmemek için savaþýr. Suriye’nin egemen sermaye sýnýfý, iþbirlikçi konumundan daha avantajsýz bir düzeyi, emperyalist tam ilhaký kabul etmediði için direniyor. Ýþte bu nedenle küçük bir ülkenin sermaye sýnýfýnýn, emperyalist müdahalelere karþý direniþinde, demokratik bir içerik aramak boþunadýr. Eðer bu direniþte demokratik bir içerik olsaydý, Esad rejimi daha en baþýnda ezilen Kürt ulusuna haklarýný verirdi, üstelik Kürt halký ona bu þansý neredeyse bir yýl boyunca tanýmýþtý. Bu bir yýl boyunca Kürt halký Esad’ýn yürüttüðü savaþýn gerici karakterini gördü ve buna iç savaþý yükselterek cevap verdi. Rojava Devrimi, en güncel yönüyle, gerici savaþlara karþý iç savaþ ve kendi hükümetinin yenilgisinden taraf olma þiarýnýn tutarlýlýðýný kanýtlamýþ oluyor.

Devrimin Zora Dayalý Karakteri Rojava halkýnýn temsilcileri her ne kadar devrimin “barýþçýl” yönüne vurgu yapsalar da, iktidarýn fethinin zor yoluyla gerçekleþtiðini ve yine süngülerin korkutucu gücüne dayanarak ayakta kaldýklarýný ifade etmekten geri durmuyorlar. Baþka türlüsü mümkün deðildir, hele ki, ilhak statüsündeki ezilen ulus ülkesinde. Devrimin sözcülerine “barýþçýl geçiþ” cümleleri kurmaya izin veren geliþme, hükümet kurumlarýný kan dökülmeden ele geçirebilecek öngörülülük, büyük halk desteði ve silah üstünlüðüne sahip olmalarýydý. Rojava Devrimi, ne halkýn kendiliðinden bir isyanýnýn sonucuydu ne de bir gecede olup biten bir hükümet darbesi. Hazýrlýklarý, bir yýl öncesine kadar uzanýyor. Devrimci partiler bu süreçte halkýn ör221. Sayý / 10 - 24 Ekim 2012

Rojava Devrimi

gütlenip silahlanmasý için çoðu zaman gizlenmiþ yoðun bir faaliyet yürüttüler. Þam, Halep, Laskiye gibi büyük sanayi ve ticari merkezlerde iþçi olarak çalýþan binlerce genç, kendi topraklarýnda özgür mücadelesine sahip çýkmak için geri döndü. Siyasi ve askeri eðitim kamplarý oluþturuldu. Geniþ halk yýðýnlarý komitelerde, kent ve köy meclislerinde bir araya geldiler. Mayýs ayýnda pek çok kentte halk konseyleri için delege seçimleri gerçekleþti. Bu þekilde hýzla yükselen halkýn bilinç ve örgütlülük seviyesi, iktidara el koymadan üç ay önce Kobani halkýnýn Baas rejimince zorla el konulan topraklarý geri almalarýyla açýða çýkmýþ bulunuyordu. Askerler, bu topraklarý yeniden ele geçirebilmek için geldiklerinde, halkýn silahlý gücü tarafýndan engellendiler. Son derece önemli bu olay, halka, iktidarý fethetmenin olanaklý olduðunu kanýtlamaya yetti. Kuþkusuz, Barzani gibi gerici burjuva önderler de, emekçi sýnýflarýn en yoksul kesimlerinden yükselen bu “el koyma” tehdidini hemen algýladýlar ve alelacele Erbil’de “birlik” toplantýsý kotarýldý. Bir ay öncesinden, kamyonetlere yerleþtirilen megafonlarla iktidarýn fethine yönelik doðrudan, açýk bir propaganda yürütüldü. Ve nihayet 29 Temmuz gecesi, aylardýr hazýrlýðý yapýlan eylem baþladý. Kýþla ve karakollar, binlerce silahlý insan denizi tarafýndan kuþatýldý. Hizmet ettikleri rejimin çökmekte olduðunu (üstten baský) ve silahlanmýþ halka karþý direnmenin sonuçsuzluðunu (alttan baský) gören Baas askerleri ve polisleri teslim oldular. Silahlarýna el konuldu. Ayný gece, bir süredir örgütlenen Halkýn Savunma Güçleri YPG, varlýðýný ilan etti; þehir giriþ çýkýþlarýna, sýnýr boylarýna yüzlerce barikat kuruldu. Kan dökmeden ama silahlarýn zoruyla ele geçirilen ve yine silahlarýn korkutucu gücüyle savunulan halkýn devrimci iktidarý böyle kuruldu. Ne Þam rejimiyle ve parlamentosuyla kotarýlan anayasal uzlaþma arayýþlarý, ne masa baþý müzakereleri, ne de barýþ adýna bir ajitasyon. Tersine, hiçbir yasanýn baðlamadýðý özgürlük hakký, halkýn çoðunluðunun ayaklanarak düþmaný teslim almasý, tüm devlet kurumlarýna doðrudan el koyma... Ýþte zora dayalý devrim. (Devam Edecek...)

5

s221