Issuu on Google+

SLAMDUNK HAFTALIK BASKETBOL DERGİSİ

20 ŞUBAT 09 - -22 18NİSAN MART 2012 / SAYI: 18 19

AVRUPANIN EN İYİ

100 OYUNCUSU BÖLÜM 5: 59 - 50

ALLEN

IVERSON

OVERTIME HABERLER NBA / NCAA THY EUROLEAGUE BEKO TBL

NASH KANADALI BASKETBOL OZANI


E D İ TÖ R

SLAM DUNK SLAMDUNK DERGİSİ BARAS PRO YAYINCILIK TALATPAŞA CAD. CAM PRAMİD. NO: 27 80641 / Gültepe / İSTANBUL

E: info@slamdunkdergi.com W: slamdunkdergi.com T: 0 533 552 07 49 Yayın Yönetmeni

Bilgehan Aras bilgehanaras@slamdunkdergi.com bilgehanaras76@gmail.com Yazı İşleri Müdürü

Burçin S. Yalçın burcyalc@slamdunkdergi.com Art Direktör

Çetin Akdeniz cakdeni@slamdunkdergi.com Editörler

Utku Ulutaş utku@slamdunkdergi.com

Bulut Çiftçi bulucciftci@slamdunkdergi.com

AVRUPA’NIN EN İYİ 100 OYUNCUSU BÖLÜM 5: (59 - 50)

E

uroleague tarihinin gelmiş geçmiş en iyi 50 oyuncusu 3 Şubat 2008 tarihinde FİBA tarafından İspanyanın başkenti Madrid’de açıklandığında, bir çok ismin aslında bu listede yer alması gerektiği ve bu sayının tanımlama için yetersiz olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. Yirmibeş yıldır basketbol izleyen ve araştıran biri olarak, çok alışılmış bir klişe olacak belki ama kimler geldi kimler geçti hayatımızdan demek geliyor içimden. Biz Slam Dunk Dergi’si olarak küçük bir araştırmayla bu sayıyı 100’e çıkardık. Avrupa liglerinde oynamış en iyi 100 oyuncuyu sizleri için derledik. Ayrıca bu oyun-

Reklam Rezarvasyon

Bilgehan Aras

bilgehanaras@slamdunkdergi.com

T: 0 533 552 07 49 0 212 325 91 25 Katkıda Bulunanlar

culara “coach”luk yapmış en iyi 10 antrenör de önümüzdeki sayılarda sizlerle buluşacak. Bu haftadan başlayarak listeyi biraz daha geliştireceğiz ve haftalar ilerledikçe siz basketbolseverlerde görecek ki, gerçekten olağanüstü isimleri izlemenin keyfini yaşadığımızı düşüneceğiz ve nostaljik bir keyif alacağız. Bunların bir kısmı ülkemizede uğradı. Bugünün Euroleague selefi olan FIBA Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası, kuruluşundan bu yana ellinci yıldönümü vesilesiyle böyle bir seçki yapmıştı. Umarız siz de basketbol anılarınızı yeniden canlandıracak bu isimlerle lezzetli bir yolculuğa çıkarsınız.

Köksal Çiftçi Nuray Çiftçi Baykan Ulutaş Ender Sarıhanlı Mehmet Güleryüz Ahmet Boyacılar

SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

03


OV E RT I M E H A B E R L E R / N BA

Lin, Knicks’de Kalıyor New York KnIcks bu sezon yıldızı bir anda parlayan Jeremy LIn’in sezon sonunda takımıyla yeniden anlaşacağı söyleniyor.

04

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK

N

ew York KnIcks bu sezon yıldızı bir anda parlayan Jeremy Lin’in sezon sonunda takımıyla yeniden anlaşacağı söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde dizinden bir ameliyat geçireceği için sezonu kapatan ve Knicks’in play-off’a kalma durumunda play-off’ların ilk turuna yetiştirilmeye çalışılacağı ancak en iyi ihtimal ikinci tura yetişmesinin daha gerçekçi olacağı söylenen Jeremy Lin, sezon sonunda Knicks’le yeniden masaya oturacağı söyleniyor. Daily Dime’dan Marc Stein’in haberine göre Steve Nash’le de ilgilenen New York Knicks’in sadece

tecrübeli oyuncuyla anlaşmaya varması halinde Lin’den vazgeçebileceği söylenirken, buna rağmen bazı kaynakların da Nash’le Lin arasında bir tercih yapılacak olsa bile Lin’in Knicks’e ve taraftarlara vermiş olduğu heyecandan dolayı genç oyuncuda karar kılınabileceği iddia edildi. SD


Stan Van Gundy Bİlmecesİ

O

rlando MagIc’te zor günler geçiren antrenör Stan Van Gundy’nin önümüzdeki sezon ne yapacağı hala merak konusu. Takımın yıldız ismi Dwight Howard’la yaşadığı problemlerle gündeme gelen antrenör Stan Van Gundy’nin sezon sonunda kontratının bitmesinin ardından takımdan gönderileceği konuşulurken, Orlando Sentinel’in haberine göre tecrübeli antrenörün takımın başında kalmak istediği söyleniyor. Gelecek sene nerde olacağına dair kafasında bir plan olmadığını söyleyen Stan Van Gundy sözlerine, “Kısa bir süre içinde karar vermem gerekiyor. Ben bir antrenörüm ve hiçbir yere gitmek istemiyorum. Yani Orlando’yu seviyorum ve burada kalmak istiyorum” şeklinde devam etti. SD

Memo: 1 Nİsan şakası bu

S

osyal medyada Fenerbahçe Ülker ile anlaştığı ileri sürülen NBA’deki temsilcimiz Mehmet Okur, söylentilere son noktayı koydu. 27 Ocak’tan bu yana belindeki sakatlık nedeniyle forma giyemeyen Okur, Portland Trail Blazers`ın kendisini serbest bırakmasının ardından aylık 50 bin dolar karşılığında Fenerbahçe Ülker’e transfer olacağı söylentilerini twitter’daki hesabından ‘’Sakatlığım nedeniyle zaten sezonu kapatmıştım. Herhalde birileri 1 Nisan şakası yaptılar. Böyle bir transfer yok” açıklamasıyla yanıtladı. SD SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

05


OV E RT I M E H A B E R L E R / N BA

“Hasta ya da kırgın değİlİM!

G

eçtiğimiz gün “Today Show”a konuk olan eski NBA yıldızı Dennis Rodman, hayatı ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. NBA yıllarında da sorunlu bir oyuncu imajı çizen Dennis Rodman, 1995 yılından beri kendisi hakkında yanlış iddialar öne sürüldüğünü belirtirken, “Her zaman benim partilerde sürttüğümü ve çok içtiğimi söylediler. Onların ne kadar yanıldığını hep kanıtladım. Ben Micheal Jordan ve Scottie Pippen gibi para kazanamadım fakat tüm sorumluluklarımı yerine getirdim. Çocuklarım için ödemediğim söylenen nafaka parasını da her zaman ödedim” dedi. Kokain kullandığı iddialarına da cevap veren Rodman, “Kokain hiç kullanmadım hatta yanından bile geçmedim. Söylendiği gibi hasta ya da herhangi birine kırgın değilim. Hayatımı yaşamaya devam ediyorum” şeklinde konuştu. SD

Hİdayet Korkuttu

N

BA’deki temsilcilerimizden Hidayet Türkoğlu, dün gece Orlando Magic’in New York Knicks ile karşılaştığı maçta yüzüne bir darbe alarak oyunu terk etti. Amway Arena’daki mücadelede devreye 2 dakika 14 saniye kala New York Knicks’li oyuncu Carmelo Anthony’nin içeri kat ettiği bir pozisyonda savunma yapan Hidayet Türkoğlu, Anthony’nin dirsek darbesiyle yerde kaldı. Pozisyonun ardından sağ gözünün altında açılma olduğu görülen Türkoğlu, oyunu terk ederek hastanenin yolunu tuttu. Elmacık kemiğinde kırık şüphesiyle tedavi altına alınan başarılı oyuncunun darbe aldığı bölgeye üç dikiş atılırken, Hido’nun durumunun yapılacak olan kontrollerin ardından kesinlik kazanacağı belirtildi. 06

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


Isiah Thomas Yİne Şutlandı FlorIda InternatIonal Üniversitesinin üç yıl önce başına geçen Thomas’ın işi HİÇ kolay OLMADI. Thomas yetenekli lise oyuncularını, hiçbir geçmişi olmayan bu okula ismini kullanarak bağlamayı DA BAŞARMIŞTI ÜSTELİK

M

BA tarihinin en BÜYÜK oyuncularından birisi olan Isiah Thomas coach olarak da NBA’de hiç de fena sayılmayacak bir başlangıç yapmıştı. Ancak daha sonra New York Knicks’in başına geçince NBA tarihinin en acımasızca har vurup harman savuran ve berbat takaslarıyla ün yapan kulüp başkanı olmuştu. O görev elinden alınınca, Thomas tekrar coach olarak bir kariyer yapmak istedi ama bu kez NBA değil, NCAA de iş buldu. NCAA takımlarından Florida International Üniversitesinin üç yıl önce başına geçen Thomas’ın işi kolay değildi.

Üniversitenin daha önce basketbolda hiç bir başarısı yoktu. Thomas yetenekli lise oyuncularını, hiçbir geçmişi olmayan bu okula ismini kullanarak bağlamayı başardı. Ancak üç sezonda 26 maç kazanan ve 65 maç kaybeden Thomas’ın görevine dün son verildi. FIU’de coach olarak çalıştığı dönemde New York Knicks’in sahibi James Dolan’a danışmanlık yapmaya devam eden Thomas’ın tekrar Knicks organizasyonunun içinde yer alması kimseyi şaşırtmamalı. SD

SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

07


OV E RT I M E H A B E R L E R / N BA / N CA A

KIZLARDA Baylor ŞAMPİYON

N

CAA’de bu yıl fırtına gibi esen Baylor, final mücadelesinde Notre Dame’i 8061’lik skorla mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. Oynadığı 40 maçın tamamını da kazanarak şampiyonluğa ulaşan Baylor’da, Brittney Griner 26 sayı- 13 ribaund- 1 asist- 5 blokluk performansıyla galibiyetin mimarı oldu. SD

NCAA’de 2012 Yılının Şampİyonu; Kentucky

N

CAA’de 2012 yılının şampiyonu Kansas Jayhawks’ı 67-59 yenen Kentucky Wildcats oldu. Kentucky bu sonuçla sekizinci kez şampiyonluğa ulaştı. Normal sezonun birinci ve ikincisinin karşı karşıya geldiği finalde Anthony Davis, 1/10 genel şut isabetinde kalmasına karşın maçı 6 sayı, 16 ribaund, 5 asist, 3 top çalma ve 6 blokla tamamladı. Kentucky’de ayrıca Doron Lamb 22 sayı- 2 ribaund- 3 asist, Marquis Teague 14 sayı- 2 ribaund- 2 asist ve Michael Kidd-Gilchrist de 11 sayı- 6 ribaund- 1 asistle mücadeleyi noktaladı. Kansas Jayhawks’da ise Tyshawn Taylor 19 sayı- 4 ribaund- 3 asist ve Thomas Robinson da 18 sayı- 17 ribaund ile double double yaptı. Şampiyonluğa olaşan Kentucky’de antrenör John Calipari, “Herkesin bu sezonun en iyi takımı olduğumuzu görmesini istedim. En iyisi bizdik” açıklamasında bulundu. SD 08

09 - 22 NİSAN 2011 / SLAMDUNK


Walker YİNE EMEKLİ

N

BDL’in en yaşlı oyuncusu olarak dikkat çeken 36 yaşındaki eski NBA AllStar’ı Antoine Walker playoff’lar yaklaşırken hiç bir NBA takımının kendisiyle ilgilenmemesinin ardından basketbolu bir kez daha bıraktığını açıkladı. Bu sezon Idaho Stampede takımıyla 43 maçta forma giyen ve 9.6 sayı, 5.0 ribaunt ve 2.3 asist ortalamalarıyla oynayan tecrübeli oyuncu NBA’de 3 kez All-Star olmuş ve 2006 yılında da Miami Heat ile tek NBA şampiyonluğunu yaşamıştı. SD

Orlando’nun salonu yerle bİr oldu

M

illi basketbolcumuz Hidayet Türkoğlu’nun formasını giydiği Orlando Magic’in salonu Amway Arena yıkıldı. 23 yıl önce inşa edilenkomplekste, Orlando Magic’in yanısıra Uluslararası Hokey Ligi’nden Orlando Solar Bears ve Futbol Ligi’nden Orlando Predators yıllarca sevenlerinin karşısına çıkmıştı. Kompleks ‘Amway Center’ adı ile yine Orlando’nun farklı bir bölgesinde 2010’da açıldı. Yeni salonun 18 ay önce devreye girmesi ile yıkılmasına karar verilen eski Amway salonu, tonlarca dinamit patlatılarak yerle bir oldu. Kent sakinleri birçok basketbol maçını izledikleri kompleksin yıkımını izlemek için bölgeye akın etti. Patlamada 200 kilodan fazla patlayıcı kullanılırken, saniyeler içinde yerle bir olan spor kompleksinin ardından büyük bir toz bulutu göğe yükseldi. SD SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

09


OV E RT I M E H A B E R L E R / E U RO L E AGU E

Final 4’un Son Konuğu Pana 11-13 Mayıs tarihleri arasında Sinan Erdem Spor Salonu’nun ev sahipliğinde düzenlenecek olan TurkIsh AIrlInes Euroleague Final Four’a son katılaN TAKIM PanathInaIkos OLDU 10

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK

M

accabi Electra’yı beşinci maç sonunda 86-85 yenen Yunanistan temsilcisi Panathinaikos oldu. Rakibini 3-2’lik seri ile Final Four’un dışına iten Panathinaikos, böylece Olympiacos ile birlikte Final Four’a katılacak ikinci Yunan temsilcisi oldu. Yunanistan’da büyük çekişmeye sahne olan karşılaşmada son 10 dakikaya 9 sayılık (62-53) fark ile üstün giren Panathinaikos, dördüncü periyotta potasında 32 sayı görmesine karşın İsrail temsilcisi karşısındaki üstünlüğünü koruyarak sahadan galip ayrıldı. Panathinaikos’da

Dimitris Diamantidis 25 sayı- 6 ribaund3 asist ve 2 top çalma ile gecenin yıldızı olurken, Litvanyalı oyun kurucu Sarunas Jasikevicius 13 sayı ve Stratos Perperoglou 9 sayılık performans sergiledi. İsrail temsilcisinde David Blu 14 sayı ile takımının en skorer ismi oldu. Sayılarını ikinci yarının başında kaydeden Yogev Ohayon 10 sayı, tecrübeli oyuncu Tal Burstein ise 10 sayı ile maçı tamamladı. Dün akşam alınan bu sonuçla, Panathinaikos, Final 4 yarı finalinde Rus ekibi CSKA Moskova ile eşleşti. Final Four’daki diğer eşleşme ise Olympiacos ile FC Barcelona Regal arasındaydı. SD


DeJuan Collins UCUZ kurtuldu

Z

algIrIs Kaunas’ın ABD’li oyuncusu DeJuan Collins yasaklı madde kullanması nedeniyle 3 ay karşılaşmalardan men cezası verildi. Yapılan doping kontrolünde, idrarında esrar maddesine rastlanan 35 yaşındaki ADB’li oyuncunun, Nisan-Temmuz aylarında maçlarda görev alamayacağı FIBA kuralllarına göre 2 yıl ceza alması gereken Collins, esrarı ”farkında olmadan” kullandığını bildirip, pişman olduğunu söyleyerek, cezası 1/8 oranında inerek 3 aya çarptırıldı. DC lakaplı yıldız oyuncu 3 sezondur Baltık ekibinde forma giyiyordu. SD

Sasha EvİNİ Satışa Çıkardı

A

ndolu Efes’in Sloven oyuncusu Los Angeles Lakers’da forma giydiği yıllarda satın aldığı ve değerinin$ 2.74 milyon olduğu belirtilen Rancho Palos Verdes’de ki evini satışa çıkarmış. Vujacic evi 2005 yılında satın almıştı ve 2010 yılına kadar o evde oturmuştu. 15 Aralık 2010 tarihinde New Jersey Nets’e takas edilen Vujacic sezon sonunda kontratı bittiğinde ise NBA yerine Beko BasketbolLigi ve Anadolu Efes’i tercih etmişti. Ünlü tenisçi Maria Sharapova ile birlikte mutlu bir beraberliği olan Vujacic’in evlendikten sonra basketbol emeklisi olduğunda California’da ki eve yerleşeceğini herkes düşünüyordu ama demek ki durum öyle değilmiş. Belki de Maria ile birlikte İstanbul’da bir ev alıp hayatlarını burada bütünleştirip sürdürürler. SD SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

11


OV E RT I M E H A B E R L E R / B E KO T B L

Lİgİ’nde Derbİ Haftası

L

igin 27. haftası iki ezeli rakibi buluşturacak. Galatasaray Medical Park ile Fenerbahçe Ülker 11 Nisan Çarşamba günü Abdi İpekçi Spor Salonu’nda karşılaşacaklar. Haftanın bir diğer derbi mücadelesinde Anadolu Efes – Beşiktaş Milangaz 12 Nisan Perşembe günü karşı karşıya gelecek. SD

ADAM Morrison’un bİletİ kesİldİ

B

eşiktaş Milangaz (19-7)’da Marcelus Kemp’in sakatlığının iyileşmesinin ardından kadroda kendisine yer bulamayan Adam Morrison ile yolların ayrıldığı öğrenildi. Siyah-beyazlıların ABD’li oyuncu ile oturarak, sözleşmesine son verdiği bildirildi. Carlos Arroyo, Pops Mensah-Bonsu, Zoran Erceg, David Hawkins, Marcelus Kemp ve Erwin Dudley’dan ulaşan 6 kişilik yabancı rotasyonunun içine giremediği ayrılmayı talep eden Morrison’un NBA’den bazı takımlarla dirsek temasında olduğu ileri sürüldü. 1984 doğumlu ve 2.03 metre boyundaki Adam Morrison ligde oynadığı 8 maçta, 21.8 dakika ortalama oynama süresine 11.75 sayı, 2.00 ribaund ve 1.13 asist istatistiklerini sığdırmıştı. SD 12

09 - 22 NİSAN 2011 / SLAMDUNK


Ermal dönüyor

S

Fenerbahçe Ülker’den Kadrosuna Takvİye

ol ayak BİLGEĞİNDEKİ aşil tendonunun yapışma yerinden 1 Şubat’ta ameliyat olan Anadolu Efes’in deneyimli oyuncu Ermal Kurtoğlu (1980-2.07 m), 97 günün ardından sahalara dönmeye hazırlanıyor. Bu sezon ligde sadece 11 maçta Anadolu Efes’te sakatlığı nedeniyle ligde 11 maçta (15.7 dakika, 6.8 sayı, 1.82 ribaund, 0.64 asist) forma giyebilen Kurtoğlu’nun derbi maçı olan Beşiktaş Milangaz mücadelesinde forma giymesi bekleniyor. SD

B

eko Basketbol Ligi ekiplerinden Fenerbahçe Ülker, kadrosunu Birleşik Amerikalı yıldız oyuncu Morris O’neal Finley’i transfer ederek güçlendirdi. 1981 doğumlu, 1.80 boyunda ve 80 kilo ağırlığındaki Finley, oyun kurucu pozisyonunda görev yapıyor. Profesyonel kariyerine 2004-2005 sezonunda başlayan Birleşik Amerikalı yıldız, ilk olarak Sırbistan’ın Mornar bar takımının kadrosunda yer aldı. 2005’te Yunanistan’a geçen Finley Olympia Larrisa’da bir sezon görev yaptı. Başarılı oyuncu, daha sonra 2005-2007 sezonunda Belçika takımı Liegi forması ile mücadele etti. Ardından İtalyan ekipleri Sebastiani Rieti ve Montepaschi Siena formaları giyen Finley son olarak Empori Armani Jeans Milano takımı için parkeye çıktı. 1.5 sezondur İtalya’nın Empori Armani Jeans Milano takımında forma giyen Birleşik Amerikalı guard Morris Finley’nin geçtiğimiz günlerde sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilmişti.Finley bu yıl 14 maçta 9.4 sayı, 2.7 ribaunt, 2.5 asist ortalamalarıyla oynadı. Morris Finley, 2009 yılında İtalya ligi şampiyonluğu, İtalya kupası şampiyonluğu ve İtalya Süper Kupası şampiyonluğu yaşarken, 2007-2008 yılında İtalya Ligi’nin, 2004-2005’te de Sırbistan Ligi’nin en skorer oyuncusu olmuştu. SD SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

13


STEVE KANADALI BASKETBOL OZANI

NASH Artık 38 yaşında. Ama hala taş gibi oynuyor. Takıma oynattığı göze hoş gelen oyun ve yanında oynayan herkesin performansını, kendi maksimumunun da üstüne çıkarmayı başaran bir maestro o.

10

17 - 23 EKİM 2011 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 10 - 16 EKİM 2011

07


N BA Steve N a s h Nash, Galli anne ve İngiliz bir baba’nın çocuğu olarak, Güney Afrika’nın Johannesburg şehrinde doğdu. Bir süre sonra aile Vancouver Kanada’ya taşındı, Nash, çocukluğunu burada geçirdi

S

tephen John “Steve” Nash 7 Şubat 1974’de Güney Afrika’da doğdu Kanadalı oyuncu bir süre burada yaşadı. Başarılı geçen lise hayatı dikkatlerden kaçmadı ve Santa Clara Üniversitesi’nden bir burs kaparak kolej kariyerine başladı. Burada iki kez batı yakasının en iyi konferans oyuncusu seçildi. Santa Clara’dan tüm zamanların en çok asist yapan oyuncusu olarak mezun oldu. 1996 NBA Draftlarına girdi ve Phoenix Suns tarafından 15. sıradan seçildi. Fakat Dallas Mavericks takas edildi. Mavericks ile geçirdiği üçüncü sezonda All-Star seçildi. Dirk Nowitzki ve Michael Finley ile olan uyumu bir anda Dallas’ı yılların getirdiği eziklikten çıkardı ve ligin en iyi takımları arasına soktu. Ancak Nash, 2003-04 sezonunda free agent hakkını kullanarak ilk göz ağrısı Phoenix Suns’a geri döndü. Başta çok kötü gibi görünen bu seçim, o yıl herkesi yanılttı. 2004-05 sezonunda, Nash Batı Konferansı Finallerinde Suns’ı taşıdı ve ligin en değerli oyuncusu (MVP) olmayı başardı. 2005-06 sezonunda aynı başarıyı tekrar ettirdi. O yıl ESPN Nash’i tüm zamanların en büyük dokuzuncu point guardı olarak gösterdi. Basketbol dışındaki hayırsever faliyetleri dolayısıyla da Nash bir çok ödüle layık görüldü. Time Dergisi tarafından 2006’da dünyanın en etkili 100 kişi listesinde yer aldı.

“Nash, 1992-93 sezonunda Santa Clara tarafından burslu olarak kadroya dahil edildi. Takım NCAA turnuvalarında 5 yıldır görünmüyordu” 16

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


Nash’in dilinden düşürmediği kahramanları vardı. Bunu bir çok kez dillendirmiştide. Isiah Thomas, Michael Jordan ve Magic Johnson. Kendisi gibi uzun olmayan ama uzunların arasından her zaman bir çıkış yolu bularak sayıya giden oyuncuları seviyordu. Özellikle Isiah Thomas’ın fiziksel dezavantajlarına rağmen yaptıklarını inanılmaz buluyordu. Nash, Galli anne ve İngiliz bir baba’nın çocuğu olarak, Güney Afrika’nın Johannesburg şehrinde doğdu. Bir süre sonra aile Vancouver Kanada’ya taşındı, Nash, çocukluğunu burada geçirdi ve küçük kardeşi Martin ile futbol ve buz hokeyi oynayarak büyüdü. Sekizinci sınıfta okul takımına seçilince annesine bir gün NBA’de oynamak istediğini söyledi. Nash lise kariyerine küçük bir okulda başladı. Notlarının düşmeye başlamasından endişe eden ailesi onu bir süre sonra yatılı olan Michaels kolejine kaydettirdi. Michaels’da futbol ve rugby takımlarında da yer alan Nash, asıl enerjisini tamamen basketbola yoğunlaştırıyordu. Üstün performansıyla kısa sürede fark edilmeye başlandı. 1991-92 sezonunda, 21.3 sayı, 11.2 asist ve maç başına 9.1 ribaund ortalaması ile yılın eyaletin Oyuncusu seçildi. Nash’in lise koçu Ian Hyde-Lay, 30 Amerikan üniversitesine Nash’in istatistiklerini ve videolarını kapsayan dosyalar göndererek fark edilmesine yardımcı oldu. Onu sadece Santa Clara coach Dick Davey ciddiye aldı ve daha fazla bilgi talep etti. Davey bu genç adamın çelik gibi sinirlerinden ve soğuk kanlı oyunundan etkilenmiş gibi görünüyordu. Nash, 1992-93 sezonunda Santa Clara tarafından burslu olarak kadroya dahil edildi. Broncos NCAA turnuvalarında 5 yıldır ortalıklarda görünmüyordu. Nash, ile birlikte takım daha SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

17


18

09 - 22 NİSAN 2012


N BA Steve N a s h

ayakları yere basan bir oyun karakteri ortaya koymaya başlamıştı. Her ne kadar üst sıraları daha fazla zorlayamasa da o yıl için gidebildikleri kadar ileri gitmeyi başarmışlardı. İyi bir sezon olduğu konusunda kimsenin kuşkusu yoktu. Nash daha ilk sezonunda yılın oyuncusu bile olmuştu. 1994-95 sezonunda da yine hızlı ve seri bir takım ruhu ortaya koymaktaydılar. Fakat Mississippi State’e elenmekten kurtulamadılar. Ama herşey Nash’in lehine gelişti. Dikketleri üstünde toplamayı başarmıştı bu genç ve çelimsiz oyuncu. 1995 NBA Draft ilk tur seçimlerine dahil oldu. 1995-1996 sezonunda, Nash Kanada Milli takımı içinde mücadele etti. Ulusal medyada ve izleyiciler arasında sevilen bir oyuncu oldu. Ama onun derdi Jason Kidd ve Gary Payton gibi efsanelerle karşılıklı oynamaktı. Bundan sık sık demeçlerinde bahseder olmuştu. Nash, sosyoloji bölümünden derece ile mezun olduktan sonra, 1996 NBA Draft ilk turunda Phoenix Suns 20

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK

tarafından 15. sıradan seçildi. Ama özellikle Suns tarafından hiçte hoş karşılanmayan bir seçim olmuştu. Bir çok yerde Nash’i yetersiz bulan taraftar grupları takımı eleştirmekten geri kalmadı. Nash, NBA’deki ilk sezonunda Kevin Johnson, Sam Cassell, Jason Kidd gibi yıldızların gölgesinde kaldı. Çaylak sezonunda, Nash sadece 10.5 dakika süre alabildi. Ama ikinci sezonunda,

“1995-1996 sezonunda, Nash Kanada Milli takımı içinde mücadele etti. Ulusal medyada ve izleyiciler arasında sevilen bir oyuncu oldu”


ONLINE HAFTALIK BASKETBOL DERGİSİ

SLAMDUNKDERGI.COM APPLE STORE’DA

SLAMDUNK DERGİ app store’da . Kendi aplikasyonuyl a da yayında . IPad ve IPhone’unuzl a Türkiye’nin tek onlIne haftalık Basketbol dergisini istediğiniz zaman, istediğiniz her yerde okuyabilirsiniz. Tek yapmanız gereken app store’dan “Sl amDunk’ı ücretsiz indirip, keyifle okumaya başl amak ...


22

09 - 22 NİSAN 2012


N BA Steve N a s h yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Önemli ölçüde süreler almaya başlamıştı. Üçlük yüzdesinin yüksekliği bir anda fark edilmesini sağladı. Lig de bu katagoride ilk 10’u zorluyordu. Bu gelişim Dallas Mavericks, yardımcı antrenör Donnie Nelson’ın dikkatinden kaçmadı. Takımın coachu, babası efsane isim Don Nelson’u ikna etti ve Nash’i takasla Mavericks’a getirtti. 1998’de Mavericks ile Suns arasındaki anlaşmayla Nash takas edildi. Suns Nash’e karşılık Martin Müürsepp, Bubba Wells birinci tur draft hakkını Mavericks’ten aldı. Nash ilk yılında oldukça zorlanır olmuştu. Kendini gösterme şansını bulması biraz zaman aldı. 1998-99 sezonu boyunca sadece 40 maçta oynayabildi ve 7.9 sayı, 2.9 ribaund, 5.5 asist ortalamaları tutturabildi. O yıl başarısız bir sezon yaşadılar. 1999-2000 sezonunda, radikal kararlar alındı. Takımın genel yapısı büyük ölçüde değiştirildi. Önemli dakikalar almayı uman Nash, ayak bileğinden sakatlanınca 25 maç üst üste kaçırdı. Geri döndüğünde sezonu 8.6 sayı ve maç başına 4.9 asist ortalamaları ile tamamladı. O yıl takım arkadaşı Dirk Nowitzki üst düzey oyunuyla ligin parlayan oyuncularından biri haline geliyor, usta oyuncu Michael Finley All-Star seçiliyordu. Ayrıca takımın yeni sahibi, internet milyarderi Mark Cuban, takımı sahipleniyor ve gelecek için büyük yatırımlar yapacağından behsediyordu. Bu tüm havayı değiştiren bir gelişmeydi. Nash bu ortamda kendini göstermek için iyi bir fırsat yakalayacağını biliyordu. 2000-01 sezonunda, Nash ortalamalarını bir hayle yükseltiyor, maç başına 15.6 sayı ve 7.3 asist ortalamaları tutturuyordu.

“Nash 17.7 sayı ve maç başına 7.3 asist ortalamasıyla, 2002-03 sezonunda bir önceki sezon performansını geride bırakTI” 24

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


Nash yeni yapılanma içinde Nowitzki ve Finley ile çok uyumlu bir görüntü sergiliyordu. All-Star Juwan Howard’ın takıma katılmasıyla hücum gücü iyice artan Mavericks, on yıllık bir aradan sonra ilk kez Playoff’lara göz kırpıyordu. Playoff’larda güçlü San Antonio Spurs’a elenmekten kurtulamadılar ama Nash 17.9 sayı ortalamasıyla kariyerinin en iyi rakamlarına ulaşıyordu. Artık Nash ve Mavericks için gelecek adına önemli bir aşama kaydetmişlerdi. 2001-02 sezonuda Nash için iyi başladı. 7.7 asist ortalamasıyla All-Star olması kaçanılmazdı. All-Star takımında yer aldıktan sonra reklam ve televizyon çekimlerinde sık sık boy göstermeye başladı. O artık Finley ve Nowitzki ile birlikte “Big Three” olarak anılıyordu. Mavericks bir kez daha Playoff’lara kalmayı başardı ama Sacramento Kings’e batı yarı finalinde elenmekten kurtulamadılar. Nash 17.7 sayı ve maç başına 7.3 asist ortalamasıyla, 2002-03 sezonunda bir önceki sezon performansını geride bırakan bir görüntü ortaya koydu. Batı Konferansı Finalleri’nde, bir kez daha San Antonio ile karşılaştılar. O seriye kadar oynadıkları 14 maçın tamamını üst üste kazanmasını bilmişlerdi. Ama seriyi 4-2 kaybettiler. 2003-04 sezonunda takıma Antoine Walker ve Antawn Jamison gibi yetenekli ve tecrübeli iki oyuncu daha katıldı. Nash bu oyuncuların katkısıyla asist ortalamalarını daha da yükseltti. Maç başına 8.8 asist ortalaması tutturmuştu. Fakat Playoff’lardan yine boynu bükük ayrıldılar. Sacramento Kings’e 4-1 kaybettiler. 2003-04 sezonundan, Nash free agent oldu. Salary cap’ı oldukça şişkin olan Dallas, Nash’e umduğu parayı sunamadı. Walker, Finley, Nowitzki ve Jamison’ın 50 milyon doları aşan kontratları SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

25


26

09 - 22 NİSAN 2012


N BA Steve N a s h

yanında Nash’in de benzer bir kontrat isteği Cuban tarafından pekte olumlu karşılanmadı. Cuban, Nash’le uzun vadeli bir anlaşma yapmak istiyordu. Ve tüm franchising’i Nowitzki üzerine kurmayı planlıyordu. 30 yaşındaki Nash’in iyi bir pazarlama stratejisi olmadığına ikna olmuştu. Bu sebeple uzun vadeli ve yüksek bir kontratı risk olarak gördü. Cuban, yıllık yaklaşık 9 milyon dolar gibi bir öneride bulundu. Dört yıllık bir anlaşma hazırladı. Tam da bu sırada eski takımı Phoenix Suns, Nash’e, 63 milyon dolarlık astronomik bir teklifte bulundu. Nash, Dallas’tan ayrılmak istemediğini vurgulasa da, Cuban’ın katı tavrı karşısında Suns ile anlaşma yoluna gitti. 2004-05 sezonuna hızlı bir giriş yapan Nash, MVP’lik bir performans ortaya koyarak herkesi kıskandırıyordu. Cuban bir gece katıldığı David Letterman ile Late Show’da Nash için şunları söyledi. “... Steve’in büyük bir oyuncu olduğunu biliyorum ve onu ölümüne seviyorum 28

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK

ama neden o bizim için böyle oynayamadı çok merak ediyorum”. Nash, Shawn Marion, Joe Johnson ve Amar’e Stoudemire gibi genç ve yetenekli bir takıma katıldı. Nash gelmeden önce Suns bir önceki sezonu 29-53 ile felaket bir yüzdeyle kapatmıştı. Coach Mike D’Antoni, yapıyı hızlı bir sistem üzerine inşaa etmişti. Nash için ideal bir

“Cuban, Nash’le uzun vadeli bir anlaşma yapmak istiyordu. AMA Nash’in iyi bir pazarlama stratejisi olmadığına ikna olmuştu”


N BA Steve N a s h oyun sistemiydi bu. Yenetekli ve atletik oyuncuların arasında bir maestro gibi direksiyona Nash oturdu. Nash’in bu yapıya uyumu ve katkıları o sezon meyvelerini vermeye başlamıştı. Sezonu 62-20 ile ligin zirvesinde kapattılar. Rakiplerini 110.4 sayı ortalaması ile yendiler. Bu olağanüstü bir performanstı. Nash maç başına 11.5 asist ortalaması ile ligin en iyisiydi. Magic Johnson ve Bob Cousy’den sonra ilk kez bu kadar yıl aradan sonra bir point guard ligin MVP’si seçiliyordu. Ve bunu başaran ilk Kanada’lıydı. Playoff’larda, Dallas Mavericks ve Memphis Grizzlies’ı geçerek 1993 yılından beri ilk kez Batı Konferansı’nda finale kadar yükseldiler. Ancak ezeli rakipleri San Antonio Spurs’a beş maçlık bir seri sonunda elendiler. Ligin flaş takımı final oynamayı beklerken, son şampiyon karşısında fazla varlık göstermemişti. Bir sonraki sezon Nash ile Suns’ın uyumu daha çok maç kazanarak devam etti. Ama pota altının en önemli vurucu gücü Stoudemire ciddi bir diz sakatlığı geçirdi. Bu beklenmedik sakatlık yüzünden sezonu 54-28 ile kapattılar. 2006-07 sezonunda, Nash normal sezonda 18 sayı ortalaması ve maç başına 11 asist ile 199091 yılında Magic Johnson’ın 18.6 sayı ve maç başına 11.6 asist ortalamalarını yakaladı. Üst üste MVP seçilmişti ama bu sezon en büyük rakibi eski takım arkadaşı Dirk Nowitzki’nin arkasında kalarak üçüncü kez bu ödülün eşiğinden döndü. Playoff’larda bir kez daha batı finaline yükseldiler ama bu kez rakip Lakers’tı. Seriyi 4-2 kaybederek bir kez daha final umutları parkelere gömdüler. 2007-08 sezonunda Suns’a Shaquille O’Neal’da katıldı. Nash, 2007-08 sezonunda 81 maçın ta-

“2006-07 sezonunda, Nash 18 sayı ortalaması ve 11 asist ile 1990-91 yılında MagIc Johnson’ın 18.6 sayı ve 11.6 asist ortalamalarını yakaladı” 30

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


mammında da yer alan tek oyuncuydu ve Shaq’la iyi bir ikili görüntüsü sergiliyordu. 55 galibiyetle yine geçen yıllara göre benzer bir performans ortaya koydular. Kariyerinde altıncı kez AllStar takımına seçildi. Ancak tüm bu başarılarını Playoff’lara bir türlü taşıyamadı. Bu kez ilk turda belalıları San Antonio Spurs’a süpürüldüler. 2008-09 sezonu başlamadan önce, koç D’Antoni gönderildi. Yerine daha savunma odaklı oyunları tercih eden eski Portland efsanesi Terry Porter takımın başına getirildi. Suns’un hızlı hücum ve seri oyun alışkanlığını bu yeni sistemle değiştirme çabası başta büyük sıkıntılara neden oldu. Adapte olmakta zorlandılar. 28-23’lük performas sonrasında Porter şubat ayı geldiğinde gönderildi. Yerine Alvin Gentry getirildi. Gentry’nin ouncu psikolojisine verdiği önem ortadaydı. Nash ile iyi bilişki kurmaktaydı. Bunun sonuçlarını 2009-10 sezonunun başında aldılar. lige 8-1 ile başladılar. Nash’in ilk kez 20 asist yapabildiği maçlar oldu. Suns 2010-11 sezonunda iki büyük değişik yaptı. Nash’in uzun süredir takım arkadaşı olan Leandro Barbosa, Hidayet Türkoğlu ile takas edildi. Stoudemire, New York’a gitti. Josh Childress ve Hakim Warrick’de Suns’a katıldı. Goran Dragic, Aaron Brooks Houston Rockets takas edildi. Türkoğlu, Richardson ve Earl Clark, Vince Carter, Marcin Gortat ve Mickael Pietrus için Orlando’ya takas edildi. Bu takas sürecinden sonra Suns’ta büyük bir düşüş yaşandı. Sevdiği oyuncuların bir bir gönderilmesi karşısında, psikolojik olarakta yıkım yaşayan Nash, playoff’lar da da bir varlık gösteremedi. Ancak 2012 yılı lock-out sürecinden sonra başlayan ligde hala en çok asist yapan oyuncuların başında geliyor ve hala ilerlemiş yaşına rağmen ligin en dominant oyuncularından biri olarak gösteriliyor. SD SLAMDUNK / 09 - 22 Nisan 2012

31


16

17 - 23 EKİM 2011 / SLAMDUNK


O L D SC H O O L

Allen

“The Answer”

IVERSON O, bir kurşun kadar hızlı, çelik kadar sert, treni durdurabilecek kadar güçlüydü. Ama O Süpermen değildi. O Allen Iverson! Ve yaşamı boyunca kriponitten uzak kalmaktan çok daha önemli sorunları oldu

D

aha çocuk yaŞta anne-babasIz fakir sefalet içinde geçen ve ailesinin aldığğ tüm yanlış kararların yaşamını doğrudan etkiledigi bir hayat. Allen Iverson 6 Temmuz 1975’de Hampton Virginia’da doğdu. Allen doğduğunda annesi Ann sadece 15 yaşındaydı. Ve Allen’i tek başına yetiştirmek zorundaydı. Hampton’da yaşadıkları ev ise kanalizasyon sebekesinin hemen üzerinde olduğu için sık sık lağım taşkınlarına maruz kalmaktaydı. Iverson’ın gerçek babasını merak edenleriniz varsa Iverson’in hayatıyla biyolojik olarak onun babası olması dışında hiçbir ilgisi olmadı. Iverson’ların evinde ödenmeyen faturalardan dolayı genelde su ve elektrik kesik olurdu. Ama küçük Allen gene

de annesine kızgın olmadı. Çünkü mevcut duruma göre annesinin zaten elinden geleni yaptığını düşünmekteydi. Allen daha sonra kendi başının çaresine zor bakarken hayatina giren iki kizinın da sorumlulugunu üstlenmek zorunda kaldı: Kardesleri Brandy ve Iliesha.

“Iverson çocukluğunda basketbola karşı pek de fazla ilgili değildi. Annesi onu zorla basketbol oynamaya yolladı. Ona bu oyunu sevdirmek için ÇOK ÇALIŞTI” SLAMDUNK SLAMDUNK / 09 / 10 - 22 - 16NİSAN EKİM2012 2011

07 33


O L D SC H O O L A llen I ver s on

Özellikle küçük Iliesha’nin lagım suyu baskınlarının getirdiği saglıksız koşullar nedeniyle sık sık hastalanması zaten mali problemler yaşayan aileyi daha da büyük bir krize sürükledi. Iverson’in hayatındaki dönüm noktalarından belki de en önemlisi annesinin o daha çok küçük yaşlardayken oğlunun spora yetenekli olduğunu keşfederek onu bu yönde desteklemesi. Zaten bu dönemde annesinin daha iyi bir hayat için kurduğu tüm hayallerin merkezinde Allen’in spor konusundaki yeteneği bulunmaktadır. Ama Iverson çocukluğunda basketbola karşı pek de fazla ilgili değildi. Annesi onu zorla basketbol oynamaya yolladı. Ona bu oyunu sevdirmek için maddi bakımdan zorlanarak da olsa Jordan ayakkabıları ve buna benzer basketbol malzemeleri aldı. Iverson ailesinin yaşadığı yer olan Hampton, çetelerin kol gezdiği, uyuşturucu ve suçun adeta günlük sıradan bir olay olduğu tabiri caizse tam baş belası bir yerdi. Allen daha 14 yaşındayken yakın arkadaşlarından birinin bıçaklanarak öldürülmesine şahit olmuştu. Bu olayın üstünden fazla geçmeden katıldığı bir partide en yakın arkadaşı gözlerin önünde vurulmuştu. Annesi ile yaşayan Ive’nin babası yerine koyduğu adamsa uyusturucu satarken yakalandı. Iverson genç yaşında bu gibi sorunlarla boğuluyor ve bu olayları kafasından atmak aklını başka şeylere vermek istiyordu ve kendini spora yöneltti. Basketbol ve Amerikan futbolu en sevdiği sporlardı. Basketbol Iverson için boş vakitlerini değer34

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

35


36

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


O L D SC H O O L A llen I ver s on

lendirdiği hoş bir uğraştı sadece. O kendini Amerikan futboluna daha yakın görüyordu. Annesi ise onun basketbol ile ilgilenmesini istiyor, ona nasıl şut atılacağını içeriye nasıl dribling yapılacağını gösteriyordu. Iverson ile ilgilenen sadece annesi degildi. İlköğretim öğretmeni Amerikan futbolu takımı antrenörü Gary Mooredu idi. Mooredu Ive’nin atletik özelliklerini fark etmişti ve onu Hampton’nun belali sokaklarında uzak tutmak istiyordu. Ancak Iverson hala Amerikan futbolunu basketbola tercih ediyordu.Ta ki 15 yaşına kadar.... Bir gün Ive yine basketbol oynarken kısacık boyuna rağmen nizami olan bir potaya smaç yaptı. O maçtan sonra hissettikleri Allen’a geleceği için önemli bir karar verdirecekti. Lisede okulunun hem basketbol takımında hem de Amerikan futbol takımın da oynadı. Bethel lisesini adeta tek başına eyalet şampiyonu yaptı. Aynı başarıyı Amerikan futbol takımında da gerçekleştirince Virginia’daki liseler arasında en iyi sporcu ödülünü aldı. Bu ödül bir ilk ama asla sonuncu olmayacaktı... 1992 yılında ise Amerikan futbol takımını şampiyon yapmıştı ve hayatının belki de en güzel ve mutlu günlerini geçiriyordu. Ama 1993 yılı hiç de öyle geçmeyecekti. Hayat ona en acı sürprizini hazirliyordu. Bir gün Iverson arkadaşları ile bowling oynamaya giderken yollarını ırkçı bir grup beyaz çevirdi. Karşılıklı sözlü sataşma kısa süre içinde büyük bir kavgaya dönüştü. Kavga bittiğinde ise Iverson çete kurarak kavga çıkarmak suçundan tutukSLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

37


O L D SC H O O L A llen I ver s on

landı. Elliden fazla kişinin katıldığı kavgada sadece dört siyah tutuklanmıştı ve Iverson onlardan biriydi onun için istenen ceza 15 yıl hapisti. Olanlara inanamıyordu artık tüm rüyaları ona uzaktı. Lise diploması üniversite ve profesyonel sporculuk artık rüyaydı. Ama bir Amerikan rüyasının gerçekleşeceğini nereden bilebilirdi. Iverson’ın aldıgı ceza Amerika’da geniş yankı buldu. Irkçı bir örgüt olan Ku Klux Klan örgütünün bu olayı bilinçli olarak yarattığını, siyah bir oyuncunu başarılarını engellemek için bu olayları çıkardıkları iddia edildi. Iverson’ın annesi oğlunu kurtarmak için her şeyi yapıyor, her kapıyı çalıyordu. Aklına Georgetown Üniversitesi’nin disipliniyle tanınan ünlü antrenörü John Thompson geldi. Hemen Thompson’ı aradı ve Thompson eğer hapisten çıkarsa onu Georgetown Üniversitesi’ne alacağını söyledi. Üstelik ona burs verecekti. Diğer taraftan çeşitli örgütler de Iverson’ın aldığı cezayı protesto ediyordu. Virginia valisi davanın tekrar görüşülmesine karar verdi. Bunun sonucunda Iverson’in cezası ağır ceza kapsamından çıkarıldı. Davanın çocuk mahkemesi yetkisinde olması gerektiği ve cezası dört ay bir çiftlikte çalışmak olarak açıklandı. Iverson o dört ayın sonunda serbestti ve hayallerini gerçekleştirmek için tek yapması gereken lise diplomasını almaktı. O da bunu gerçekleştirerek Georgetown Üniversitesi’nin yolunu tuttu. Iverson’in Üniversite günleri pek kolay geçmedi. Bu seviyedeki basketbola pek de hazır değildi. Rakip takımın taraftarları maç sırasında ona sürekli “hapishane kuşu” diyor ve taciz ediyorlardı. Her şeye rağmen Iverson’a güvenmeye devam eden antrenör Thompson’da yoğun eleştirilere maruz kalıyordu. Çok geçmeden Iverson kendini toparladı ve NCAA’in sayılı oyuncuları arasında gösterilmeye başlandı. Ertesi senede farklı değildi. Ancak saha dışındaki sorunlar Iverson’ın peşini bırakmıyordu. Kardeşinin önemli sağlık sorunları vardı ve annesi tedavi masraflarını karşılayabilecek durumda değildi. Ailesinin şiddetle paraya ihtiyaci oldugu dönemde Iverson üniversiteyi bırakarak NBA gitme kararı aldı. Zaten başkada seçeneği yoktu. Ive kısa süren üniversite kariyerinde 67 maçın 66’sında ilk beş başlamış ve oynadığı her iki sezonda da Georgetown Üniversitesi’nin baş skoreri olmuştu. Georgetown’da geçirdiği iki yılın sonunda arkasında bir çok ödül bıraktı. 20.4 sayı ve 4.5 asist ortalamaları ile oynadığı 1994-95 sezonunda Big East Ligi’nin en iyi çaylağı ve savunmacısı ödülünü aldı. 25.0 sayı 4.7 asist 3.35 top çalma ortalamalarıyla oynadığı 1995-96 sezonunda ise ismi Big East’in en iyi ilk beşindeydi ve tekrar yılın takımına seçildi. Yaşanan bu hapis dönemi, hem lise yılların 38

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

39


40

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


O L D SC H O O L A llen I ver s on

SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

41


O L D SC H O O L A llen I ver s on

da kendisini vitrine koyacak fırsatlardan mahrum kalmasına sebep vermişti, hem de ileriye dönük üniversite hayallerini de büyük riske atmıştı. Çünkü edindiği kötü şöhret kendisine burs verme teklifinde bulunan okulların bu kararlarından vazgeçmesine; burs vermeyi planlayan kolejlerin ise kötü nam salan bu adamı okullarına davet etmeye cesaret edememelerine sebep olmuştu. Oğlunun geleceğini NBA ile şekillendiren annesi Ann Iverson ise çeşitli kolejlerden randevular alıp, okul yöneticilerini oğlunun başından geçen kötü şeylere aldırış etmemelerine ve onun yetenekleriyle ilgilenmelerine ikna etmeye çalışıyordu. Tek tek suratına kapanan kapılar, Georgetown Üniversitesi ile son bulmuştu. Georgetown’un Iverson’a sadece koçluk değil babalık da eden koçu John Thompson, Ann Iverson ile görüşmesini şöyle anlatıyordu: “Bende bu çocuk ile ilgili merak uyandıran şey annesi oldu. Ortada bahsi geçenin oğlunun hayatı olduğunu ağlayarak ifade ediyordu. Benden sadece 42

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

43


O L D SC H O O L A llen I ver s on

şans istedi, tek bir şans! Ben de merakımın da etkisiyle oğluyla görüşmeyi kabul ettim. Allen’la konuşurken dikkatimi çeken ilk şey, karşımdaki çocuğun çok zeki olduğuydu. Hayatındaki tüm olumsuzluklarla yüzleştiği ve bunları ardında bıraktığı izlenimine kapıldım ve bu beraberinde kötü bir şöhret getiren bu adam için çok önemli oldu. Ben de tek bir şartla birlikte çalışmayı kabul ettim: Mahkeme kararındaki şartları yerine getirdiğine ve adli kaydının temizlendiğine dair belgeyi getirmezse, imza atılmayacaktı.“. Bir kaç aylık gecikmenin ardından Iverson, Georgetown Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne kaydoldu. Neden mi güzel sanatlar? Belki pek bilinmez ama Iverson çok yetenekli bir ressamdır. 17 yaşındayken resim dersleri veriyordu. Georgetown yıllarında ise, ev odasının kapısının arkasına Majesteleri Jordan’ın bir portresini çizmişti. Ayrılırken kapıyı da beraberinde götürmek istemiş; ama ev sahibi izin vermemişti. Koç John Thompson, Iverson için bir koçtan fazlası olmuştu. AI’da eksik kalan baba figürünü de elinden geldiğince tamamlamıştı. Georgetown Hoyas, aslında NBA’e kazandırdığı uzunla 44

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

45


O L D SC H O O L A llen I ver s on

rıyla ünlüydü ve Thompon da çok iyi bir guard eğitmeni değildi. Ancak üniversite takımlarında belirli bir kariyere sahip olabilen sayılı siyahi kişilerden olan Thompson’un Iverson’ın yaşadıklarından da etkilenmiştir. Basının kendisine Iverson için herhangi bir ayrıcalık tanıyıp tanımayacağı sorusuna ise: “Allen’a güveniyorum. Güvenmesem zaten takımıma almam; ama defalarca söylediğim gibi: Takımda bir çıban istemiyorum ve burası da sorunlu olanlar için bir rehabilitasyon programı değil“. 19 Nisan 1994’te Iverson’ın kolej kariyeri resmen başladı. Tabii geçmişi de sürekli peşindeydi. Artık Georgetown Hoyas’ın her deplasmanında seyirci rekorları kırılıyordu! Iverson’un en küçük hatasında bile, geçmişi hemen gözüne sokuluyordu. Hatta Georgetown Üniversitesi’nin resmi gazetesi The Hoya’da bile “AI bizi temsil etmiyor, sembolümüz olamaz” tarzında köşe yazıları yayınlanıyordu. Deplasman maçları ise dediğim gibi seyirci rekorları kırıyordu! Iverson’u geçmişi ile yargılamak, yuhalamak, küçük düşürücü pankartlar açmak, hakaret etmek için bir çok insan salonlara hücum ediyordu. Özellikle dinsel kuruluşlardan ve kiliselerden büyük destek alan, Hıristiyanmuhafazakarlar kesimin okulu olan Villanova Üniversitesi’nde oynanan maçlar, AI’nın geçmişi ile ilgili çok ileriye giden atıflara sahne oldu ve sonunda koç Thompson sessizliğini bozdu: “Hayatta kabul edilebilecek ve edilemeyecek şeyler vardır. Bu kabul edilemeyecek cinsten! Bu tür ahlaki bir butuğu çekecek olan kişi ben değilim! Hele ki bir cemaat üniversitesinin böyle yapmasına tahammül edemem! Değil Villanova, kendi üniversitemde bile böyle birşey olsa istifamı verirdim. İşte gidip de Villanova yetkililerine de bunları söyledim“. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Iverson gereken yanıtı sahada herkese veriyordu; çok hızlıydı, çok yetenekliydi! Georgetown’a gelmeden önce Associated Press tarafından Virginia’nın en iyi basketbolcusu seçilmişti. Dönemin Kasas koçu ve North Carolina’dayken Michael Jordan’ın antrenörü olan Roy Williams, Iverson için “Belki de hayatımda gördüğüm en iyi guard” yorumunu yaparken, Arkansas koçu Nolan Richardson ise söyledikleriyle Iverson’a hakkını veriyordu: “Hayatımda bir sürü uçuk kaçık şov izledim. Yapılamayacağını düşündüğünüz bir çok şey seyrettim. Hatta bir kez Elvis’i bile gördüm; ama bu adam gibisini hiç bir yerde görmedim!” NCAA’de başarıya aç olan Georgetown, Iverson önderliğinde tekrar eski saygınlığına kavuşmaya başlamıştı. Medya bu sefer Iverson’un basketbol meziyetlerini konuşmaya-yazmaya başlamıştı. Bugüne kadar kimsenin görmediği kadar çabuk, ufak tefek cüssesine aldırmadan pota altına dalan, crossover46

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

47


48

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


O L D SC H O O L A llen I ver s on larıyla en iyi savunmacıları şaklabana çeviriyor ve savunmasıyla da bir çok top çalarak sahada hemen hemen her şeyi yapıyordu. 1994-95 sezonunda Hoyas 19 galibiyet 9 mağlubiyet ile NCAA turnuvasına katılmaya hak kazanırken AI 20.4 sayı, 4.5 assit, 3.3 rebound ve 3 top çalma ortalamalarıyla All-America ve All-Big East kadrolarına seçildi. Turnuvada son 16 takım arasına kalan Hoyas’ı daha sonra yanyana oynayacağı Jerry Stackhouse’lı North Carolina eledi; ancak Hoyas 6 yıl aradan sonra Sweet 16’ya kalmış olmayı kutluyordu. 1995-96 sezonunda ise artık Hoyas’ta beklentiler artmıştı. Ancak güçlü doğuda ilk kapışma gelecekte de NBA’de büyük yıldızlar olacak olan Iverson ve Ray Allen’ı karşı karşıya getiren Hoyas-UConn maçı oldu. Ulusal kanaldan da yayınlanan maçı Iverson ve Hoyas kazanmış, Iverson Ray Allen’ın 5/18’lik düşük isabetine karşı 26 sayı, 8 top çalma ve 6 assitle maçın da kahramanı olmuştu. İlk meydan okumasından zaferle çıkan Iverson için sırada bir önceki yılın intikamı olacak olan Villanıva maçı vardı. O maça kadar 24 galibiyet 5 mağlubiyet ile harika bir sezon geçiren Villanova’yı, ödeşmek için sahaya çıkan Iverson adeta tek başına devirdi. Iverson’un 37 sayısı ile Hoyas maçı 106-68 kazandı. Sezon sonunda 25 sayı, 4.7 rebound, 4.7 assist ve 3.35 top çalma ortalamaları ile oynayan AI, Hoyas’ı da 298’lik bir dereceyle 1990’dan beri ilk kez ülke 4.lüğüne yükseltti. Bu sefer de Marcus Camby’li Massachusets engeline takıldılar ve Final Four’da turnuvaya veda ettiler. Geçen başarılı sezonun ardından artık kritik bir karar evresi gelmişti. Kız kardeşinin sağlığı gitgide kötüleşiyordu ve annesi de masrafları karşılamakta güçlük çekiyordu. Artık karar zamanıydı! Ya hazır NBA’e 1 numaradan adım atma şansı varken profesyönel olacaktı ve kardeşini tedavi ettirebilecekti; ya da herkes kendisine sırt çevirirken ona yardım eden koç Thompson’a vefa borcunu ödeyecekti. Koç kendisine seçim şansı bile tanımadı ve onu bir çok NBA yıldızının da menajeri olan David Falk ile tanıştırdı. Bu noktadan sonra yapılan anlaşma ile, aile lüks bir apartmana taşındı, Iliesha için özel bir doktor tutuldu ve artık NBA’e hazırdı. Aslına bakarsanız Allen draft edilmeden önce Philadephia’nın durumu hiç de iç açıcı değildi. Wilt Chamberlain’li, Dr. J’li ve Moses Malone’lu günler çok eskilerde kalmıştı. Hem de son 6-7 sezonda sürekli gerileyen bir performansları vardı. Sixers bir yıl önce birinci tur üçüncü sıradan süper yetenek North Carolina mezunu Jerry Stackhouse’u kadroya kattı. Takım Stackhouse’un çaylak sezonunda gösterdiği 19.2 sayı ve 3.8 asistlik performansla biraz kıpırdanma gösterdiyse de bu pek yeterli olmadı. SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

49


O L D SC H O O L A llen I ver s on

İşte bu günlerde draft lottery’den gelen bir numaralı seçim hakkı yeniden yapılanmaya giren Sixers için ilaç gibi geldi. 1996 yılının drafta seçilen bir numaralı ismi açıklandığında herkes NBA’deki en iyi genç guard ikilisine Sixers’ın sahip olduğu konusunda hemfikirdi: Allen Iverson ve Jerry Stackhouse. Iverson daha ilk sezonunda -küçüklüğümden beri favorim olan- NBA Action Countdown 10 listelerini bolca işgal etti. Evet bu çocuk hızlıydı. Gerçekten eşi görülmemiş bir şekilde hızlıydı. Hem de mükemmel sıçrayabiliyordu. Ama onun en çok konuşulan hareketi o enfes crossover’larıydı. Bir arkadaşını seyrederken ne kadar etkili olduğunu keşfettiği ve ancak saatler süren çalışmalar sonucunda bugünkü şekline gelen bu hareket, artık Iverson’la özdeşleştirilmiş durumda. Yaşlı kurt Tim Hardaway de etkili crossover’lara sahip ama kesinlikle estetik bakımdan Iverson ile kıyaslanamaz. Her ne kadar Iverson, hakemler tarafından Kobe kadar korunmasa da sanırım hakemlerin Iverson’la ilgili verdiği en yanlış kararlar da yine meşhur crossover’larıyla ilgili. Iverson rookie sezonunda ortalığı toz duman etti. NBA tarihinde rookie sezonunda 5 maç 50

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

51


O L D SC H O O L A llen I ver s on

üst üste 40 sayı barajını geçen ilk oyuncu oldu ve 23.7 sayı ile 7.5 asist ortalamaları ile oynadığı bu sezonda haliyle yılın çaylağı ödülüne rahatça ulaştı. Stackhouse ise Iverson’a 20.7 sayı ortalamasıyla destek olmaktaydı. Bu ikili NBA’in en etkili duo’larından biriydi ama sezon içinde bazı sorunlar kendini her geçen gün daha çok belli edecekti. Bir takım düşünün ki elinde NBA’in en iyi oyuncuların ikisini bulundurmasına rağmen ancak 22 galibiyet alabilsin. İşte bu durum Sixers Antrenörü John Davis’in takımdaki sonunu hazırladı. Yerine ise Iverson’ın ilerleyen zamanda çok seveceği, NCAA’in ve NBA’in en iyi antrenörlerinden Larry Brown getirilecekti. Brown sorunu görmekte çok gecikmedi. Elindeki en önemli iki silahı birbirinden egoistti!. Üstelik bunlardan biri takımın oyun kurucusuydu. Iverson başına buyruk, fazla emir almayı sevmeyen ve geçmişinin neden olduğu bir durum olarak düşünebileceğimiz- herkese kendini kanıtlamaya çalışan, sahada çok konuşan ve arkadaşlarına olur olmadık sataşan bir oyuncuydu. Stackhouse ise takımın gerçek yıldızının kendisi olduğunu düşüyordu. Medya çoktan daha sonra tüm North Carolina mezunu vasatın üzeri guardlara yakıştırmaya meraklı olduğu hatta 20 sayı ortalamasını geçen her guarda- “Yeni Michael Jordan” yaftasını yapıştırmıştı. Bu tür unvanların verdiği ağırlık ise Stackhouse için şu anlık daha çok ağırdı. Kendilerini kanıtlama kavgasındaki, öncelikle “Ben” diyen bu iki oyuncunun rekabeti bir idman sırasında adeta sokak kavgasına dönünce ikisinden birinin takımdan gönderilmesi artık şart olmuştu. Sixers ve Brown da tercihini Iverson’dan yana kullanınca Stackhouse NBA’in bir başka süper yıldızı olan Grant Hill’in Detroit’ine Theo Ratliff ve Aaron McKie karşılığında sezon ortasında gönderildi. Larry Brown takımı aklındaki oyun sistemine göre yavaş yavaş temizledi sezon sonuna gelindiğinde ise sezona başladığı kadrodan sadece 5 kişi takımda kalmıştı. 1996-97 sezonu yılın çaylağı ve All-Star haftasonu çaylak maçının en değerli oyuncusu Iverson için 1997-98 sezonu da parlak geçmişti. Her ne kadar takım ancak 31 galibiyet alsa da Iverson ligi 22.0 sayı, 6.2 asist ve 2.20 top çalma ortalamalarıyla tamamladı. Üstelik sezon içinde iki kez Jordan’ın Chicago’sunu da alt etmeyi başarmışlardı. Bu arada Iverson medyadaki sansasyonel açıklamalarına iyice hız verdi. Ne Michael Jordan ne de Charles Barkley gibi eski oyunculara saygı duymadığını üstelik de Jordan’ın biraz fazla abartıldığını söylemesi tepki topladı. İnsanlar zaten geçmişi hatırlamaya meyillidirler. Iverson da bu tür tepkilere alışıktı. Georgetown’daki iki sezonu boyunca rakip okullar onlarla hep Mahpushane kaçkınları diye dalga geçmiş, 52

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


taraftarlar da Iverson’a sandalye ile ilgili bolca espri yapmıştı. Geçmişini bir kenara bıraktığınızda bile Stackhouse ile arasında geçen olaylar ve Coach Larry Brown’ı pek takmaması insanların Iverson’a ön yargı ile bakmasına neden oluyordu. Biraz evvel de belirttiğim üzere bunlara Crossover’la Jordan’ın “belini kırdığı” birkaç pozisyonun ve gelen iki galibiyetin verdiği gazla Jordan hakkında verdiği demeçler de eklenince yetenekli ama az sevilen oyuncu kategorisinde kendisine en üst sıralardan bir yer edindi. 1998-99 sezonunda Sixers tam 8 sezon sonra ilk kez playoff’lara katılma hakkı elde ederken Iverson 26.8 sayı ortalamasıyla uzun yıllar sonra sayı krallığına ulaşan ilk Philadelphia oyuncusu oluyordu. Playoff ilk turunda karşılarına çıkan Orlando’yu rahatça 3-1’lik skorla saf dışı eden Sixers, ikinci turda yüce insan, büyük şutör ve son saniye canavarı Reggie Miller’ın Indiana Pacers’ı karşısındaydı. Her ne kadar Pacers seriyi 4-0 ile süpürerek geçse de oynanan üç maçın skoru 4 SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

53


54

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


O L D SC H O O L A llen I ver s on

sayı ve altında bir farkla sonuçlandı. Ama asıl önemlisi bu ufak macera hem Iverson hem de Sixers için gelecek NBA finalinde bir tecrübe olacaktı. Bu sırada NBA kariyerine point guard olarak başlayan Iverson, aşırı derecede şut kullanması ve çok az sayıda asist yapması nedeniyle çoktan off-guard olarak oynatılmaya başlanmıştı. Çoğu kişi için önceleri fiziksel özellikleri dolayısıyla kafalarda hafif soru işaretleri yaratan bu durum bir süre sonunda gerçekten taktik bir zafer olarak sonuçlandı. Iverson MVP oylamasını 4. sırada tamamladı ama çoktan beri hakkettiği NBA’in en iyi ilk beşinde kendine yer bulmuştu. Iverson 1999-00 sezonunda 28.4 sayı ortalaması ile tekrar skor gücünü ortaya koyar ve NBA’in en iyi ikinci takımına seçilir ama Larry Brown artık beklediği verimi alamadığı oyuncusundan -özellikle Indiana karşısında alınan sonuçlardan sonra- rahatsızlık duymaktadır. Iverson kimi zaman verilen taktikleri dinlemez kenara geldiğinde Brown’a tavır alır, durmadan basın yoluyla Brown’ı eleştirir ve Brown’ın takımdan ayrılacağı yolundaki söylentilere çanak tutar. Brown da aynı şekilde Iverson’a medya üzerinden sürekli açıklamalarda bulunur ve olası bir takasın sinyallerini verir. Iverson da çıktığı az sayıdaki idman sayısını iyice azaltır. Sezon boyunca sadece15 antrenmana tam saatinde gelerek kendisine verilen programın hepsini tam olarak uyguladığı şeklinde bir söylenti çıkar. Sixers’la 6 yıllığına da 71 milyon dolarlık bir sözleşme yenilemesine gittikten sonra bu tür olayların devam etmesi Larry Brown’dan da onayı alan Sixers yönetimi Iverson’ı çağırarak bu koşullar altında kendisini takas etmeye karar verdiklerini bildirir. Iverson ise Philadelpia’dan gitmemek için elinden geleni yapar. Toplantıda üyelere bundan sonra tüm idmanlara zamanında ve eksiksiz katılacağına, takımda liderliği daha fazla üstleneceğine ve takım arkadaşları ve toplumla daha iyi geçineceği konusunda sözler verir. Iverson’a son bir şans vermek isteyen yönetim onu takas etmekten vazgeçer. Değişmeyen tek şeyin her şeyin değiştiği olduğunu söylerler. Verdiği sözlerin arkasından Iverson da bu değişim felsefesine uyarak yeni sezonda herkesi şaşırtan bir görüntü sergiler. Eskiden sürekli laf dalaşı yaptığı takım arkadaşlarına artık daha sevecen ve hoşgörülüdür. Onları daha çok onure etmeye çalışır, kızdığı zaman bile bunları espri yaparak belli eder. Coach Brown’a daha fazla saygılıdır. Medya ile arasındaki ilişkiler de biraz daha düzelmiştir. Üstüne üstlük sahada da fırtına gibi esen ve rakiplerini ezen de bir Iverson vardır. Washington da düzenlenen 50. NBA All Star maçında Doğu’nun son dakikalarda farkı kapatarak maçı kazanmasında önemli pay sahibi olan Iverson, attığı 25 sayıyla All-Star maçıSLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

55


O L D SC H O O L A llen I ver s on

nın MVP’si seçiliyordu. 56-26 biten normal sezonun ardından Philadephia 11 yıl sonra ilk kez Atlantik Konferans’ını ve Doğu yakasını şampiyon olarak tamamladı. İlk turda rakip bir kez daha Reggie Miller’ın Indiana’sıydı. Ama bu defa Sixers geçen senelere oranla çok daha kuvvetliydi ve Pacers’ı 3-1 gibi rahat bir skorla saf dışı ederek play-off’larda yoluna devam etti. Bir üst turda Michael Jordan’ın veliahtlarından ikisi karşı karşıya geldi: Vince Carter ve Allen Iverson. Tamamen Vince Carter ve Allen Iverson düellosu şeklinde geçen seride Carter iyi de oynasa üstünlük kuran taraf 4-3’le kıl payı Allen Iverson ve Sixers oldu. Bu kez Iverson karşısında bir başka Allen ve Bucks’ı buldu ama Sixers bir önceki turda Toronto karşısında olduğu gibi zorlansa da turu geçmesini bildi (4-3). Kimilerine göre majesteleri Michael Jordan’ın tahtının gerçek sahibini belirleyecek eşleşmede Lakers ve Sixers kozlarını paylaşacaktı. Hepinizin bildiği üzere Bryant, Shaq gibi bir devin de desteğini alarak Sixers’ı saf dışı bıraktı ama yıl boyunca ortaya koyduğu performansla Iverson insanları saygısını ve sevgisini tekrar kazanmıştı. 1996 Jordan’dan sonra 30 sayı ortalamasını ilk geçen oyuncu olarak sayı krallığına ulaşan Iverson, ayrıca MVP ödülünü de kazanarak Moses Malone’dan 20 yıl sonra bu ödüle ulaşan ilk Philadelpia oyuncusu oldu. Bu ödülü kazanan diğer iki Philadelpia’lı oyuncunun Dr.J ve Wilt Chamberlain olduğunu söylersem sanırım Iverson’ın Phialdelpia için ne derecede önemli bir isim olduğunu anlatabilirim. Iverson play-off’un hemen sonrasında 7 yaşındaki kızı Tiaura ve 4 yaşındaki oğlu Allen II‘nin annesi ve kendisinin de uzatmalı nişanlısı olan Tawanna Turner ile dünya evine girdi. Ama nikahtan iki ay sonra en yakın arkadaşının bir cinayete kurban gitmesi onu derinden etkileyecekti. Sezon başında yaşadığı sakatlıklar sonucunda Iverson’sız Sixers, otoriteleri hayal kırıklığına uğratmadı sezona 5 mağlubiyetle başladı. Bunu takiben Iverson’ın sakatlığının düzelmesi sonucunda Philadelpia 7-0’lık bir galibiyet serisi yakaladı. Sanırım bu istatistikler Iverson’ın Sixers için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yeter de artar. Iverson’ın 31.4 sayı ortalamasıyla sayı krallığı kazandığı bir sezonda daha ilk turda Boston’a 3-2 elenmek gerçekten acı bir durum ama bu yıl şanssızlıklarla başladı ve aynı şekilde de sona erdi. Sezonun en çok konuşulan olayı ise tabii ki kraliyet tahtının sahibinin geri dönüşüydü. Peki veliahtlar bu durumda nasıl davrandılar? Eskiden haylaz olan, kralla sürekli tartışan prens onun önünde eğilerek her zaman ona saygı duyduğunu bildirdi ve herkesin sonsuz sevgisini kazandı. Öteki prens ise taht kav56

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


gasını sürdürdü, kralın onurunu kırıcı sözler söyledi. (“Karşıma çıktığında pişman olacak çünkü ona sayı bile attırmayacağım, o artık çok çok yaşlı bir adam.” / imza/ Kobe Bryant ) ve bu tutumuyla tahtı kazandığı zaman bile insanlar onu sevmeyecektir. Tartışmalar Philadelpia’da düzenlenen All-Star Haftasonu’nda doruğa ulaştı. Jordan’la barışan Iverson bu kez de efsanevi Dr.Julius Erwing’in formasıyla maça çıkınca tüm basketbol severleri kendisine bir kez daha aşık etti. Diğer tarafta ise maçtan evvel Jordan’ın gidip “Bu bir şov maçı sakın işi kişiselliğe dökme biz buraya insanları eğlendirmeye geldik kişisel hesaplar gütmeye değil!!” şeklinde konuşmak zorunda kaldığı Kobe vardı. Kobe her ne kadar MVP seçildiyse de kendi evinde onur kırıcı bir şekilde yuhalandı. Kobe lige ilk adım attığında herkesin sevgisini kazanan biriydi ama insanlara kendisini kabul ettirmek için kendini hiç olmadığı sert, argo konuşan birine dönüştürmeye çalışınca insanların sevgisini yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Bunun tam tersi olarak hırçın, asi Iverson gitti ve yerine aile sahibi olduğunun farkında daha olgunlaşmış bir Iverson geldi. Filmin bundan sonrası Iverson için hiçte iyi gitmedi. Bir sürü takas ile çeşitli takımlarda oynadı. Basketbolu bırakacağını açıkladığı bir dönemde. Beşiktaş’tan aldığı teklifle Türkiye’ye geldi. Ama bu macerasıda kısa sürdü. Ağzımıza çalınan bir tutam bal misali, tadında bırakarak geri döndü ve basketbolu bıraktığını açıkladı. Umarız şimdilik... SD

SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

57


AVRUPA’NIN GELMİŞ GEçMİŞ EN İYİ

100 OYUNCUSU BÖLÜM 5 : 59 - 50 58

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


60

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

59

Ramūnas Šiškauskas LİTVANYA: (1988) Šiškauskas 10 Eylül 1978 Kaisiadorys Litvanya’da doğdu. Litvanya Milli Takımı ve CSKA Moskova takmlarının yıllardır vazgeçilmezleri arasında. Avrupada yılın MVP’si de seçilmiş mükemmel şutör. SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

61


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

58

Ignacio Solozábal İSPANYA: (1979 - 1992) Ignacio “Nacho” Solozábal 8 Ocak 1958 Barselona İspanya’da doğdu. Tüm kariyerini 1979 ile 1992 arasında Barcelona’da geçirdi. 1987’de, 6 İspanya Şampiyonluğu 9 İspanya Kupası, 1985 ve 1986’da 2 kez üst üste, Koraç Kupası şampiyonluğu ve iki Saporta Kupası şampiyonluğu yaşadı. Solozábal 1983 Avrupa Şampiyonası’na da gümüş madalya kazanan Milli takımda da yer aldı. Halen tüm zamanların en iyi İspanyol oyuncular arasında gösteriliyor. 62

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

63


64

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

57

Roberto Brunamonti İTALYA: (1975 - 1996) Roberto Brunamonti 14 Nisan 1959 Spoleto, İtalya’da doğdu. Moskova 1980 Yaz Olimpiyatları’nda milli takımı ile gümüş madalya kazandı. 4 Kez (1984, 1993, 1994, 1995), lig şampiyonluğu yaşadı. 1984 ve 1995 de iki İtalya Süper Kupası’nın da sahibidir. 1975 yılında Rieti’de başlayan kariyerine 1982’de Virtus Bologna Sinudyne ile devam etti. SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

65


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

56 Audie Norris

ABD: (1978 - 1994) Audie James Norris 18 Aralık 1960’da Jackson, Mississippi’de dünyaya geldi. Jackson State Üniversite’sinde başlayan kariyerini 1982 -1985 yılları arasında Portland Trail Blazers takımında sürdürdü. Takım arkadaşı Mychal Thompson’ın onu taktığı takma adla tanınırdı. “Atomic Dog”. NBA kariyeri bitikten sonra, Norris Benetton Basket ve altı yıl boyunca, Barselona takımında oynadı. Burada bir çok başarının baş mimarı oldu. Barselona tarihinin en iyi Amerikalılarının başında gelir. 66

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

67


68

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

55

Gennadi Volnov RUSYA: (1956 - 1973) Gennadi Georgievich Volnov 28 Kasım 1939 Rusya’da doğdu. 1970’lerin sonu ve 1980’lerin Sovyetler Birliği milli takımı için oynayan önemli bir oyuncuydu. Volnov 1972 Yaz Olimpiyatları’nda Sovyet takımı için oynadı ve altın madalya kazandı. 1960 ve 1964 Yaz Olimpiyatları’nda gümüş madalya ve 1968 Yaz Olimpiyatları’nda bronz madalya kazandı. Kariyerini CSKA Moskova takımında sürdürdü. SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

69


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

54

Clarence Kea ABD: (1976 - 1994) Clarence Leroy Kea 2 Şubat 1959 North Carolina, ABD’de doğdu Lamar Üniversite’sinde de oynadı. Kea Dallas Mavericks tarafından 1980 NBA draftında sekizinci turda 9. sırada seçildi. NBA kariyeri sonra, Kea İtalya (Banco di Roma), İsrail (Hapoel Holon) ve Fransa (Limoges) profesyonel kariyerini başarıyla sürdürdü. 70

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

71


72

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

53

Cornelius Thompson ABD: (1978 - 1996) Cornelius “Corny” Allen Thompson 5 Şubat 1960’da Washington DC’de doğdu. Thomson 1992 yılında Joventut Badalona ile Euroleague final’i oynadı ve 1994’de kupayı kaldırdı. SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

73


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

52

Arturas Karnišovas LİTVANYA: (1989 - 2002) Arturas Karnišovas 27 Nisan 1971’de Klaipėda, Litvanya’da doğdu. Karnišovas lisede iken Statyba Vilnius’da keşfedildi. ABD’deki Seton Hall Üniversitesi’nde kolej kariyeri yaptı. 1994 ‘de 18.3 sayı ortalaması tutturduğu yıl profesyonel basketbol kariyerini başlattı. Karnišovas Barcelona (İspanya), Fortitudo Bologna (İtalya), Olympiacos (Yunanistan) ve Cholet (Fransa) gibi önemli takımlarında oynadı. 1992 ve 1996 Yaz Olimpiyatları’nda bronz madalya kazanan Litvanya takımının bir parçasıydı. 74

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

75


76

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

51

Damir Mulaomerovic BOSNA HERSEK: (1990) Damir Mulaomerovic 19 Eylül 1974’de Tuzla, Bosna Hersek’te doğdu. KK Zagreb’de bir efsane oldu. Bir dönem Efes Psilsen’in de formasını giydi. SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

77


B Ö LÜ M 5 : 59 - 5 0

50

Bill Bradley ABD: (1965 - 1979) Bill” Bradley 28 Temmuz 1943’de New Jersey, New York’da doğdu. 3 dönem Demokrat Parti’de Senatörlükte yaptı. 2000 seçimlerinde Demokrat Parti başkan adayıydı. Bradley doğudu ve büyüdü Louis banliyösünde, erken yaştan itibaren basketbol oynamaya başladı. 1966’da Olimpiyat’larında altın madalya kazanan ABD takımında yer aldı. 1965’de NCAA’ler de yılın oyuncusu ödülünü kazandı. Aynı yıl burslu olarak Oxford Üniversitesi’ne gitti. Oxford’da iken, Bradley Avrupa’da profesyonel basketbol hayatını sürdürdü. Bir yıl sonra New York Knicks’ten aldığı teklifle ABD’ye döndü. 78

09 - 22 NİSAN 2012 / SLAMDUNK


SLAMDUNK / 09 - 22 NİSAN 2012

79



Slam Dunk Dergi - Sayi 19