Page 1


That is at the istanbul, Ankara. izmir, Antalya and Dalaman airports or at any of 22 other Budget Rent a Car offices throughout Turkey. HEAD OFFICE-iSTANBUL (1)1450766

istanbul Atatorit Alrport (1) 57416 35-574 6010 573 29 20 / 3459

Ankara EaenboOa Alrport (4) 324 50 28-312 28 20/730

Antalya Alrport (31 ) 12 96 80 / 368

lzmlr Adnan Menderes Alrport Meeting Point Dalaman Alrport (6119) 1961-1291/Budget

MEET YOU AT THE AIRPOR

Taksim (1) 152 34 44 KIId覺k繹y

(1) 346 13 38

Bursa (24) 35 37 00 Ankara (4) 117 59 23 Orgllp (4868) 1436 Antalya (31 ) 12 50 46 Antalya Town Office: (31 ) 11 38 45 Kemer (3214 ) 2809 Club Sallma (3214) 1521 Robinson Club (3214) 1510 Slde Robinson Pamfilya (3211 ) 4700 Alanya (3231) 7382 Slde (3213) 1486 Fethlye (6151 ) 2550 lzmlr (51 ) 25 BO 12 Kuf&das覺 (6361 ) 4956

Bodrum (6141 ) 3078 Marmaris (612 ) 14144 Adana (71 ) 17 07 54 Gaziantep (851 ) 275 75 Diyarbak覺r

M CAITlEl

HOU>ioG

(831 ) 13054


o

~

iÇiNDEKiLER

CONTENTS

5 Kapak Fata!}rafı (Cover photogrophy) by Sami G ÜNER .

Türk Hava yolları A.O . adını sahabi Publisher M . Cem KOZLU Yayın

Kurulu Başkanı Publishing Director Mehmet KUTLU

Genel Koordinetör General Coord inator Çetin ÖZBEY Yazı isieri Müdürü Managing Edit~r .. Günvar OTMANBÖLUK

THY'den Haberler News From THY -------------

10 Hayat Veren Sular Life-Giving waters

14

26

Deri Pazarinda Türk Üstünlüğü Quality in Leather Manufacture

Nasrettin Hoca 780 Yaş1nda A Philosopher of the People

22

34

Serbest Bölgeler Zinciri Açiiiyor Forging a Chain of Free Zones

Zirvelerden Çağri Var Les Sommets Nous Attirent

Yayın Kurulu Publish,i,ng Board Er;!gin 01$TEMER Unal KOKSAL Tu~rul GENCER

Reklôm Advertising Duygu TAMER Foto~ raflar

Phot~graphs

Nihat GÖMLEKSiZ Erdal ALOK Tasarım, yapım, baskı

Design, production, printir:ıg APA OFSET BASlMEVI Levent, istanbul Tel : 164 64 20

Dizg i/Typesetting PAYMAŞ

Tel: 175 21 77

ilan tarifesi: iç sayfalar: 4.000.000 TL. + KDV, Kapak içleri:

44 Tekerlekler Döviz Kazandurfor Foreign Exchange on Wheels

46 Sofrada Mercimek Saltanall ldeally Balanced Diet

54 Herşey Kadiniar için Everything for Women

58 Dolmuş Ömrünü Tamamllyor

ls the Dolmus Dying? 5.000 .000 TL. + KDV, Arka kapak: 6.000.000 TL. + KDV.


O'nsuz, O'nunla 50 Yil kurtancı, Atatürk'ın 50.

üyük

ulu önder ölüm yıl­ dönümünü idrak ediyoruz. O'nsuz, fakat O'nunla dolu geçen bu zaman dilimi içinde, Türk- milleti, içte ve dışta baş­ gösteren zorluklan, sıkıntılan, tehlikeleri be~raf ederek, dünya milletleri arasında itibartı yerini aldı. O'nun attığı sağlam temeller üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti, medeniyet ufkunda parlaklığı ve milletlerarası politikada ağırlığı gittikçe artan bir varlık olarak yaşayacağını, dosta da düşmana da isbatladı. İnsanlar fani, büyük fikirler ebeclidir. Şüphesiz Atatürk'ün devlet ve millet hayatında ortaya koyduğu rehber fikirler de,

B

yanın

asır

sonra

aynı

canlılıkla, aynı

güçlülükle, aynı

müessi riyetle yaşıyor ve bize ışık tutuyor.

10 Kasım, Türk milletinin matem günüydü; çünkü, "Ebedi Şef' p1yesini verdiği ve "Ata" sıfatıyla baş tiicı ettiği önderini kaybetmişti . Fakat, artık 10 Kasım '!ann miiniisı başkadır. Bu miinii, Atatürk'ü daha iyi anlamak, O'nun çizdiği yolda sapmadan yürümek ve milli ideallere kayıtsız şartsız sadakatte inanç tazelemek şeklinde ifade edilebilir. 50. ölüm yıldönümünde, yine sonsuz minnet ve şükran duygulanyla Atamızı anıyoruz. Ve gönüllerimize kutsal bir nakış gibi işlenen hükmünü aynı heyecanla tekrarlıyoruz : "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pa yidar kalacak tır."


J

A precious gift as famous as the Bosphorus The mouth~blown and hand~cut lead crystals of Paşabahçe ~ the products of extraordinary Patience and care. · Ask for uPaşabahçe" in Turkey. lt's as famous as the Bosphorus

9?.a so 6 o/ıce

®

Ticaret Ltd. 1 İstiklai Cad. 314, Beyoğlu · istanbul, Turkey Phone: 149 95 51 - 53 Telex:24 770 CAMA TR 23 785 CAMA TR

1

Gala series - "ışık"

Paşabahçe i.ı

a subsidiary of Türki,e Şişe tJe Cam Fabrikalan

A.Ş .


Bankamatik:

İş Bankası'nın

elektronik bankacılığa kazandırdığı

boyut!

Bugün elektronik hizmet veren 300'ü aşkın İş Bankası şubesinde

vadesiz hesabı olan herkes, Bankamatik kartı alabilir ve Bankamatik kolaylığından yararlanabilir! Bankamatik kartı olanlar, diledikleri Bankamatik'ten, diledikleri an (gündüz/ gece ... hafta içinde, hafta sonunda, tatilde ... ) hesaplanndan para çekebilirler! Bankamatik kartı cebinizde paranız 24 saat emrinizde

••

TURKIVE

BANKASI

Bankamatik bulunan İ ş B a nka sı Ş ube l eri: • Ankara: B aşk ent , Çankaya, K avaklıd ere, Kızılay, Y eni şehir. +İ s t anbul : Bakı rk öy, Beyazıt . Caddebostan, Kadıköy, Levent, Ni şantaşı . Şişli , Yıldız Posta Caddesi. + lzmir: Alsancak, Gi rne Aksoy, H atay, Konak. • Diğerleri : Alanya, Bodrum , Bursa, Çeşm e, Fethi ye, Ku şa d as ı , Marmari s.


THY'DEN HABERlER e NEWS ~OM THY e THY'DEN HABERlER e NEWS ~

BATI'YA ACILAN BiR KAPI ,

Lüksemburg'la sivil havac1l1k anlasmas1 #

ürkiye ile Lüksemburg arasın­ daki sivil havacılık anlaşması, 9 Ekim günü Ankara'da törenle imzalandı. Anlaşmaya , Türkiye adına Ulaştırma Bakanı Ekrem Pakdemirli, Lüksemburg adına da Ulaştırma Bakanı Mareel Schlechter imza koydular. Ulaştırma Bakanı Ekrem Pakdemirli, törenden sonra yaptığı konuş­ mada, Avrupa Topluluğu'na dahil bütün ülkelerle sivil havacılık anlaşma­ larının tamamlandığıru ifade etti ve "Böylelikle Avrupa'dan batıya doğru tamamen açık bir kapı elde etmiş oluY.<;>ruz" dedi. Ote yandan, Hindistan Sivil Havacılık ve Turizm Bakanlığı heyeti ile Ulaştırma Bakanlığı Müsteşan Ertan Yülek başkanlığındaki Türk heyeti

T

)

THY Genel Müdür Vekili M. Cem Kozlu Hint ve Slngapur heyetlerini makamında

kabul etti arasında yapılan görüşmelerde , Türk Hava Yollan'nın , Delhi üzerinden Singapur için üçüncü frekansı kullanması konusunda anlaşma sağlandı.

Karar hükilmetlerce de onaylandı ve ikili sivil havacılık anlaşmasında buna göre düzeltme yapıldı .

50. DIŞ HATTIM IZI AÇTlK OUR 50TH OVERSEAS ROUTE

THY Riyad'da ürk Hava Yolları, Suudı Arabistan'ın başşehri Ri-

T

yad'a da hava köprüsünü uzattı ve dış uçuş noktalarının sayısını 50'ye yükseltti. 2 Kasım tarihinden itibaren başlatılan Ankara ba~lantılı İstanbul-Riyad-İstanbul seferleri, Kış Tarifesi döneminde, her hafta çarşamba günleri yapılacak. Seferlerin programı-maham saatIere göre- şöyle: İstanbul kalkış: 09.15 Riyad varış :15.50 Riyad kalkış :17.00 İstanbul varış :21.55

urkish Airlines has set up a new flight to Riyad, the capital of Saudi Arabia, raising the number of its overseas routes to fifty . The winter timetable which comes into operation on 2 November will include weekly Istanbul-Riyad-Istanbul flights on Wednesdays with connections to Ankara. The fallawing time-table is in local times: Depart Istanbul : 09.15 Arrive Riyad : 15.50 Depart Riyad : 17.00 Arrive Istanbul : 21.55

T

A civil aviation agreement with Luxembourg

A

civil aviation agreement between Turkey and Luxembourg was signed at a ceremony held in Ankara on 9 October. The agreement was signed on behalf of Turkey by the Minister of Communications, Ekrem Pakdemirli, and on behalf of Luxembourg by the Minister of Communications, Mareel Schlechter. In a speech delivered after the ceremony, the Minister of Communications, Ekrem Pakdemirli, said that aviation agreements had now been concluded with all member nations of the European Community and that "we have thus acquired an open door from Europe to the West". At the same time, the discussions held between the delegation from the Indian Ministry of Civil Aviation and Tourism and a Turkish delegation headed by Ertan Yulek, permanent under-secretary to the Ministry of Communications, resulted in an agreement on the subject of the use of a third frequency for a flight to Singapare via Delhi. MAGAZiN 11 / 88 5


~

"

aşıyor.

rüzgarı yarıyor,

yolu mükemmel kavrıyor ve adeta ak ıyor ..

Renault 11 TXE Flash 1700

yol tutuşu üstün .. Azami hızı saatte 185 km.ye ulaşıyor. Modern Renault teknolojisinin yarattığı güçlü ve atak

Renault 11 TXE Flash 1700 'ün önden çeki şi ,

ve 103 SAE Beygir Gücüyle üstün bir performans sergiliyor.

Renault 11 TXE Flash, 1700 cc. hacimli yeni tip motoru

Türkiye:de otomobil kavramını yenileyen, yarının yaşamından ipuçları veren Renault 11 'in yeni tipi Flash, daha da güçlü, daha da kontorlu.

ile kendisini

Renault 11 TXE Flash 1700

Renault şimdi

s

Güçlü

daha güçlü ... Seri

_..1.::--

-

''11''1', ..

.~.

vc/Ü r.ot/1" ~

Flas

" vortlft '!~

KENAUi l 11

Güç ve estetiği birleştiren Renault 11 TXE Flash 1700 sizi bugünden yarına ulaştırıyor. .. Renault 11 TXE Flash 1700 ile gücün ve hızın !adına varın , güzelliğin ve kontorun keyfini yaşayın •.

Öylesine terah, öylesine rahat ki Renault 11 TXE Flash 1700 ... Geniş iç mekanında vücudu saran, kavrayan PET AL koltuklar var •. kontorun uz içini

şimdi

şimdi

guçlu

1700

ııızlı

gıderken

RENAULT

~

Ki!l!!i'/!JiW

O==

Flash t 700 rahat ve modern otomobıl'

Ferah ıç mekanda kuntorlu koltuklar var Vucudu kavra yan petal kolluklar

* **

mık ol omobıl 1

Flash 1700 ekono-

zın yakı yor

100kmde ~81 1 ben -

hızda

Perlormansına oran la çok az ya kı11uke1 ı ­ yor 90 km , s sabıl

***

olomobıl'

Flash

hıza erışebılıyor

hı7ı saane 185 km Ve yalnızca 12 sn ıçerısınde Odan 100 km / s

Azam ı

* **

olomobıl

Flash 1700

1700 cc Beygır gu· cu 103 SAE Yenılıp ve guçlu moloruyla Flash 1700 Renaull 1ek no1o1sının uslunlu{lunu kanı11ıyor

Sılındır hacm ı

daha seri 1


THY'DEN HABERLER e NEWS ~OM THY • THY'DEN HABERLER e NEWS FR

j

THY'nin Kls Tarifesi dönemi baslad1 #

#

ürk Hava Yollan' nın 19881989 Kış Tarifesi yürürlüğe girdi. 30 Ekim 1988-25 Mart 1989 tarihleri arasını kapsayan bu dönemd~, yeni hat olarak Ankara bağlantılı lstanbul-Riyadİstanbul seferlerine yer verilirken, Yaz Tarifesi döneminde başlatılan Tunus, Cezayir, New York ve Helsinki seferlerine de devam edilecek. Aynca, yi_ne Yaz Tarifesi dÇ>neminde başlanan Istanbul-Ankara-Istanbul saat başı uçuşlan , haftanın beş günü aynen, cumartesi ve p~r günle.ri iki saatte bir yapılacak. Istanbul-Izmir karşılıklı seferleri ise, genelde üç saatte bir ve saat başlarında olmak üzere

T

cumartesi ve pazar . günleri hariç, her_gürı Ankara'dan Izmir'e 16.30'da ve Izmir'den Ankara'ya 18. 30'da yeni seferler planlandı.

Sunday. Flights are planned for Istanbul-Izmir route generally every three hours on the hour. There are a few alterations in overseas flights: -The Singapore flights have been increased in frequency from 2 to 3 a week with a new flight via Delhi. - Flights to Rome have been increased in frequency from 6 to 7 a week. There are now daily direct flights to Rome. - The frequency of 2 flights a week to Hamburg in operation during the 1987-88 winter time-table has been increased to 3 with the addition of a flight on Sundays via Antalya and Istanbul.

planlandı. Dış hat uçuşlanndaki bazı değişik­ likler şöyle: - Singapur seferleri, Delhi üzerinden yeni bir frekans ilavesiyle, haftada 2'den 3'e çıkanldı. - Roma uçuşlan, haftada 6'dan 7'ye yükseltildi. Roma, her gün direkt seferler yapılan bir hat haline getirildi. - Bir önceki kış döneminde haftalık frekans sayısı 2 olap Hamburg'a, pazar günleri Antalya-lstanbul üzerinden olmak üzere yeni bir frekans eklendi. - New York seferlerinin Brüksel bağlantılı yapılması sonucu, Brüksel frekansı haftada 4'e çıktı. - Geçen kış döneminde Paris bağ­ lantılı olarak İcra edilen Lyon seferleri, pazar günleri direkt bir seferin konulmasıyla 2'den 3'e yükseldi . Paris'e, aynca cumartesi, pazar günleri direkt seferler yapılıyor.

-Türk Hava Yollan'nın diğer dı ş seferlerinde de, parkur ve mevsim özell iklerin~ göre yeni düZenlemeler yapılırken , Istanbul çı~şh bütün seferlere uygun Ankara, Izmir, Antalya, Adana irtibatlan sağlandı. Öte yandan, iç hat seferlerjne aynen devam edilirken, her sabah Izmir'den f.nkara'ya ve akşam Ankara'dan Izmir'e yapılan seferlere ilave olarak,

- With the new connections to the frequency of flights to New York has been raised to 4 a week. -The frequency of flights to Lyon via Paris introduced in last year's winter time-table has been raised from 2 to 3 by the addition of direct flights on Sundays. There are also direct flights to Paris on Saturdays and Sundays. - New seasonal arrangements have been introduced in the winter-table for various other routes, and connections to Ankara, Izmir, Antalya and Adana have been arranged for all flights from Istanbul. - Domestic flights continue as before, but new flights are planned leaving Ankara for lzmir at 16.30 and Izmir for Ankara at 18.30 every day except Saturday and Sunday in addition to the moming lzmir-Ankara flights and the evening Ankara-lzmir flights. Bnıssels,

The 1988-89

winter time-table now in operatlon

T

he winter time-table will extend from 30 October 1988 to 25 March 1989. It introduces a new Istanbul- Riyad- Istanbul flight with connections to Ankara, while the flights to Tunis, Algiers, New York and Helsinki that were first introduced in the summer 1988 tirnetable, will continue as before. The Istanbul - Ankara - Istanbul flighs every hour on the hour will be continued in the winter time-table from Monday to Saturday, but every two hours on the hour on Saturday and

MAGAZiN 11 /88 7


LEATHER

• cıoss J:tC: J:tı&11

LAPİS HEDiYELİK EŞYA TİCARET A.Ş. HEAD OFFICE : iSTANBUL-TURKEY Nuruosmanıye Cad 79. 34440 CagaloQiu Ph one (1) 5ı ı 05 50-57 Fax (ı) 526 54 69 Telex· 22 308 lapı ır. BR AN CH OFFICE: iSTANBUL-TURKEY A-80 Nuruosmanıye Cad. 80. 34440 Cagaloglu Ph one (ı) 526 25 05 BRANCH OFFICE: KUŞADASI-TURKEY Alaturk Bulvarı 12-ı4. 09400 AYDIN Phone (636) 11643-116ı8 Fax:(636) ı36ı9 Telex. 58 5221ap tr BRANCH OFFICE: ALANYA-TURKEY Alanya Tatil Koyu - Konaklı Koyü Mevkiı-07490 ANT AL YA Phone: (323ı) ı 296 BRANCH OFFICE: MARMARIS-TURKEY Martı Hotel. Içmeler Koyu-48720 MU~LA Phone (6ı25) ı440 BRANCH OFFICE: SiDE-TURKEY Asterıa Hotel. 07330 ANTALYA Phone: (32ı3) ı311 BRANCH OFFICE: URGUP-ORT AHiSAR-TURKEY Ortafıısar-Goreme Kavşag ı 50650-NEVŞEHIR Phone (4869) ı367 Fax. (4869) ı368

LAPIS HEDIYELIK EŞYA TICARETAŞ ısa subsıdıary of LAPIS HOLDING


UCAÖIMIZA HOS GELDiNiZ WELCOME ON BOARD ~

T

)

aking in to consideration the fact that you may be feeling a little nervous during the flight, we would !ike to remind you that flying today is the safest form oftravel. You may be disturbed by an unu sual sound. The noise you hear immediately after take-ofT is the sound of the landing gear be ing pulled up as the plane lifts off and gets int o flight position. While the plan e is taking o IT it requires greater power than it does while cruising. In the same way, as it prepares to !and, the reduced s pe ed causes. a change in the sound of the engines . When the" Fasten your seat belts" and "No smoking" signs light up a beli rings. This beli is also heard when passengers ring for one of the cabin crew. During your flight, when you wish to ask a question, or request something to eat, drink or read, you may cal! the hostess by pressing the appropriate button. According to the type of plane you are fl ying in, this button may be located above your seat or on the arın of your chair; and may be marked by a picture of a hostess . When you wish for light by which to read, press the switch over your head, or on the arın of your chair . When the "Fasten your seat belts" sign is extinguished you may leave your seat to go to the toilet. If the toilet is engaged the word " occupied" will be seen on the door. CA TERING SERVICE: On morning flights breakfast is served, on afternoon flights lunch is served, and on evening flights dinner is served. On long-distance flights snacks are served in addition to these main meals. On scheduled and charter flights special food is available on request for diabetics, vegetarians, and others who for reasons of health , religion or philosophy, are unable to eat the regular meals . Howewer, it is essential to inform Turkish Airlines of this, well in advance, preferably when making your reservation . Soft drinks are free of charge in international flights . According to international air transport regulations passengers are forbidden to consume their own alcoholic drinks. Alcoholic beverages, cigarettes and tobaccoes are being sold tax free durin g the. flights. SMOKING ON AIRCRAFT: Smoking is forbidden in domestic flights . On international flights a seetion in the front of aircraft covering 60 % of the whole seating capacity has been designated for non smokers. CHILD PASSENGERS: We are especially concerned with children and their comfort. W e endeavour to anticipate and meet their every need. Milk and baby food is heated up for them when required . Your cabin attendants will gladly supply you with blankets and pillows upon your request. YOUR SUGGESTIONS: Inside the plane you will find suggestion boxes and writing paper. We are always pleased to receive the complaints and suggestion of our passengers . W e thank you for your trust in Turkish Airlines, and wish you a pleasant flight . W e look forward to seeing you again .

~

H

eyecanlı olduğunuz ihtimalini gözönüne alarak uçak ile seyahat etmenin günümüzde en emniyetli yol olduğunu hatırlatmaya gerek duyduk. Alışılmamış bir ses sizi tedirgin edebilir. Kalkış­ tan hemen son ra duyulan gürültü, uçağın uçuş pozisyonuna geçerken iniş takımlannı içeri çekmesinden gelmektedir. Aynı şekilde uçak inişe geçtiğinde hızındaki azalma makine sesindeki değişim şeklinde duyulur. " Kemerierinizi bağlayınız" ve "Sigara içmeyiniz" iş a retleri yandığı zaman zil çalar. Zil, yolculardan biri kabin mürettebatını çağırdığı zaman da çalar. Uçuş sırasında birşey sormak, yemek, içmek veya okumak istediğiniz zaman uçağın tipine göre başınızın üzerindeki veya koltuğun koliuğu üzerindeki "çekiniz" yazan yahut hostes resmi bulunan düğmeye basarak hostesi çağırabi­ lirsiniz . Okumak için ışığa ihtiyacınız olduğu zaman başınızın üzerindeki veya koltuğun kolundaki düğmeye basınız. "KemerIerinizi bağlayınız" işareti yanmadığ ı zaman elinizi yıka­ yabilir ve tuvalete gidebilirsiniz. "Tuvalet doludur" işare ­ ti tuval etİn meşgul olduğunu gösterir. YİYECEK VE İÇECEK SERVİSİ: Dış hatlarda kahvaltı servisi sabah uçuşlarında , öğle yemeği servisi gün ortası, akşam yemeği servisi akşam uçuş­ larında yapı lmaktad ır. Uzun parkurlu dış hatlarda bu yemeklere ek olarak snack servisi yapılır.

Yemek servisi

yapılan

tarifeli ve charter u çuş­

larında, şeker hastalarına ve vejetariyenlere, sağ­ lık , felsefe ve din nedeniyle normal mönüyü ka-

bul etmeyenlere, özel yemekler temin edilmektedir. Meşrubat dış

hatlarda ücretsizdir. Yolcuların getirdikleri alkollü içkilerin içilmesi yasaktır. Alkollü içkiler ve tütünlü maddeler uçakta vergisiz satılmaktadır. UÇAKTA SİGARA İÇMEK : İç hatlarda sigara içilmesi tamamen, dış hatlarda ise kısmen yasaklanmış­ tır. Yurt dışı seferlerimizde uçağın ön tarafında, toplam oturma kapasitesinin % 60'lık kısmı sigara içmeyeniere tahsis edilyanlarında

miştir.

ÇOCUK YOLCULAR: Uçaklanmızda çocukların en özel dahi dikkatten kaçırmamak için çaba harcanmaktadır. Bebekler için mama, süt vb. gibi şeyler ge re ktiğinde ihtiyaçlarını

ısıtılmaktadır .

İstirahat etmek için kabin mürettebatından örtü, battani-

ye

vı;:ya yastık i.steye~ilirsiniz.

DILEKLERINIZI ALALlM: Uçak.larımızın içinde yolcu dilek kutuları ile mektup kağıtları bulacaksınız. Yolcularımı­ zın uçuşla ilgili şikayet ve temmennilerini almak her zaman hoşumuza gider. Türk Hava Yolları gösterdiğiniz güven için teşekkür eder, iyi uçuşlar diler ve sizi tekrar karşılamaktan mutluluk duyar.

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES MAGAZiN 11/88 9


DERT SiZDE, DERMAN KAPLICALARIMIZDA

Hayat veren sular Türkiye, sayısı 300'ü bulan kaplıcalan itibariyle, dürıyanın en zengin ülkelerinden biri... Bu tabii şifa kaynaklan, akla gelebilecek pek çok hastalık ve rahatsızlığı gidererek, dertlileri sağlığa kavuşturuyor

T

ürkiye'nin yerüstü ve yeraltındaki tabii kaynaklar açı­ s ından , sadece Orta Doğu'­ nun değil , dünyanın en ön-

de gelen ülkelerinden birisi biliyor muydunuz? Çeş i tli bölgelerimizde, isimleri "ılı­ ca, çermik, hamam, iyisu, terme" olarak değişen ve birçok hastalığa derman olan üçyüze yakın kaplıca mevcut. Ancak, bunların dış tanıtımı henüz yeterince yapılmadığı için, şim­ dilik genellikle yerli turizme hizmet veriyorlar. Gereken tanıtım yapılır ve kaplıcalar modern tesisiere kavuşturu­ lursa, ülkemiz büyük bir turizm pota.ı:ısiyel ine daha kavuşacak. Ulkemizdeki kaplıcalar mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, böbrek, romatizma ve sinir hastalıklarına iyi olduğunu

Dünyaca ünlü kaphcala rım ı zdan Pamukkale ... Pamukkale hot springs are known the wo rld-over

10 MAGAZiN 11/88

geliyor. Yalnız, sularının etkileri, içlerindeki madeni tuzlara göre değiştiği için, tedaviye baş l amadan önce doktorunuza danışma l ısınız . Diyelim ki romatizma, nevralji, nevrit, kaşıntı veya cilt ve Jadın h as talıklarından muzdaripsiniz. Oyleyse sizi Adana'nın Haruniye bucağına bağlı olan Haruniye Kaplıcalan'na alalım. Hazır Adana'ya gelmişken Kurttepe, Alihocalı, Feke, Çakçapınar, Gebeli, Acıdere, Anavarza ve Söğütlü kaplıcalarına da uğrayabilirsiniz . Mideniz mi rahatsız, ünlü maden suyu bütün Türkiye tarafından tanınan Afyonkarahisar ne güne duruyor? 45 derece sıcaklığındaki maden suyu, midenizin rahatlaması için birebir... Yine bu ilimizin sınırları içinde yer alan Gazlıgöl'de böbrek, damar ve kalp hastalanna; Hüdai'de ise çamur banyosu sayesinde romatizma, siyatik ve özellikle çocuk felci hastalarına şifa var. Afyon yöresinde yer alan Gerçek Kaplıcası , çelik ve kükürtlü suyu ile serpintilere ve deri hastalıklarına; içilmesi halinde de mide ve bağırsak şikayet leri ile nezle ve boğaz iltihapları­ na iyi geliyor. Bolvadin'e 39 kilometre mesafedeki Heybeli Kaplıcası'nın asıl önemi .romatizma ve kansızlığı gidermesi. Izmir demiryolu üzerinde yer alan Uyuz Hamarnı ise, adından da arılaşılacağı gibi uyuza ve deri hastalık­ larına çöz:i:im getiriyor. Yine Afyon'da bulunan Omerli Kaplıcası, romatizma ve deri hastalıklannın yanısıra sinir hastalıklarını tedavi ediyor. Alfabetik sırayla yolumuza devam ediyoruz. Sırada Ağn var. Bu il merkezine 55 kilometre uzaklıkta bulunan Diyadin Kaplıcalan, Diyadin, Yılanlı, Köprü, Davut ve Tazekent adlarını taşıyan beş ayn kaplıcadan meydana geliyor. Bunlar arasında en tanınmışı, suyu bir hayli kükürtlü olan ve özellikle siyatik hastalarının rağbet ettiği Yılarılı Kaplıcası. Amasya'nın en ünlü kaptıcası Terziköy, il merkezine 35 kilometre

uzaklıkta. N esillerden nesillere aktan-

lan rivayetlere göre, özellikle cinsi hastalıklara iyi gelen Terziköy'e büyük ilgi var. Ankara da, kaplıca yönünden hayli zengin bir ilirniz. Bu kaplıcalar arasın­ da önde gelenler Karakaya, Haymana ve Ayaş. Ankara'ya 60 kilometre uzaklıktaki Karakaya, romatizma, mafsal tutulmalan ve çocuk felcine; 73 kilometre uzaklıktaki Haymana romatizma, nevralji ve kırık-çıkıklara; 60 kilometre uzaklıktaki Ayaş ise kabız­ lık, safra kesesi iltihabına ve kum dökmeye iyi geliyor. Şimdi, Akdeniz kıyılarına uzan ıyo­ ruz. Denizi dillere destan olan Antalya'nın yeraltı sulan büyük öneme


Kapiica turizmi yaygınlaştıkça tesisler modernleşiyor The more hot springs draw visitors, the belter the faci lities get

sahip. Özellikle yerli ve yabancı turistlerin büyük çapta ilgisini çeken Damlataş Mağarası, sulanndan kaynaklanan şifalı havasıyla ünlü. Bu hava, astımlıları sağlığa kavuşturuyor. Uçağa atlayıp Erzurum veya Trabzon üzerinden ulaşabileceğiniz bir başka kaplıca merkezimiz Artvin. Bu ilimizde Zeytinlik ve Ilıca Çermik:leri, mide, bağırsak rahatsızlıklannı ve siyatiği tedavi ediyor. Ege Bölgesi'nin şirin yerleşim merkezlerinden Aydın, adeta kaplıcalar beldesi. Germencik, Ortakçı , Yavarsu, Çamurlu, Gümüşlü ve Alangüllü bunlann belli başlıları arasında. Germencik'te hem kaplıcaya girmek, hem de çamur banyosu yapmak müm-

kün. Mide, karaciğer ve safra kesesi hastalıklannlZI orada bırakabilirsiniz. Yörede yer alan diğer kaplıcalardan romatizmaya, Yavarsu'nun çamur banyoları çıbanlara, Gümüşlü cilt hastalıklarına, Alangüllü ise deri hastalıklarına derman oluyor. Kaplıcalarırnız saymakla, gezmekle tükenecek gibi değil. Balıkesir'de Pamukçu, Ilıca, Hisar, Karaağaç, Suçıktı, Güre, Gönen, Derman; Bilecik'te Selçit ve Pelitbükü; Bingöl'de Kös, Horoz ve Çerme; Bolu'da Derdin; Bursa'da Oylat, Sultan, Boyugüzel, Kükürtlü, Kaynarca ve Armutlu sizi bekleyenlerden sad~e birkaçı ... İstan­ bul'un Yalova'sı , I zmir'in Çeşme ve Urla'sı, Kayseri'nin Yeşilhisar'ı, KüOrtakçı

tahya'nın Davutlar'ı, Malatya'nın Balaban'ı, Maraş'ın Ekinözü, Niğde'nin Çiftehan'ı, Samsun'un Havza ve La-

dik'i, Sivas'ın Balıklı Çermik'i, Yozgat'ın Yeşilova'sı da kaplıcalanmızın önde gelenleri. Hepsinin ortak özelliği, dertlere derman olmaları ...

Akratoterm, alkali, lityurnlu ve silisli kaynaklar olarak genelde dörde ayrılan ülkemizin kaplıcaları, turizm bakımından da parlak bir gelecek vaad ediyor. Biraz tesise dönük yatınm, biraz da tanıtım atağı, pırıl pırıl kaynayan bu yeraltı sularını döviz çağlayanlarına dönüştürebilir.

Evet, dert sizdeyse,

derınanı kaplı­

calanmızda ...

MAGAZiN 11/88 11


TURKISH SPAS

Life-Giving Waters wonder if you knew that Turkey's surface and underground springs are the most abundant, not only in the Middle East, but in the whole world? In Turkey there are over three h undred springs in various parts of the country with waters that offer a remedy for all sorts of illnesses and diseases. These spas have not yet been adequately publicised abroad, with the result that their appeal is for the moment largely confıned to the domestic market, but once they have been made better known and modem spa installations have been built they will enjoy an immense tourist potential. Our spas o ffer a cure for complaints of the stomach, intestines, liver, gall bladder and kidneys, as well as rheumatism and nervous diseases. But the effect of any particular spring depends on the minerals the water contains, so it is essential that the patient should seek medical advice before entering upon a cure. Let's suppose you suffer from rheurnatism, neuralgia, neuritis or skin or women's diseases. In that case we should recommend Haruniye Spa near Adana. And while you are in the Adana district you might take the opportunity of visiting the spas at

1

Türkiye, kapllealar

bakımından

Kurttepe, Alihocalı, Feke, Çakçaoınar. Gebeli, Acıdere, Anavarza and Söğüt. If you have a stomach complaint there is Afyonkarahisar, whose waters are famed throughout the whole of Turkey. Its mineral waters , at a temperature of 45°, will bring instant . relief. Other spas in the Afyonkarahisar region include Gazligol for kidney, blood circulation and heartcomplaints, and Hudai, with its mud baths for rheumatism, sciatica and, above all, polio. Another spa in the same region is Gerçek, whose waters, with their iron and sulphur content, offer a cure for a variety of skin diseases and, if drunk, for stomach and intestinal complaints as well as inflammation of the nose and throat. The waters of the Heybeli Spa, 39 km from Bolvadin, are particularly effective in the treatment of rheumatism and anaemia. As for the Uyuz Hamam on the lzmir railroad, this, as its name suggests (uyuz = mange), is particulary good for the cure of skin diseases. The Omerli Spa, also located in the Afyonkarahisar region, specializes in the treatment of nervous diseases. Continuing in alphabetical order we come fırst of all to Ağrı. The Diyadin Spa about 55 km from the actual town of Ağn is composed of what are in effect five separate spas: Diyadin, Yı lantı Köprü, Davut and Tazekent Of these, the most famous is the Yılanlı Spa, whose waters are very rich in sulphur and are particularly effective in the treatment of sciatic complaints. The most famous spa in Amasya is at Terziköy, 35 km from Amasya itself. According to a tradition passed down from one generatian to the next the waters are particularly good for veneral dise~'>es.

dünyada birinci

Turkey is a fore-runner in the world by virtue of its numerous hot springs .

Ankara is a province rich in spas, the most important being Karakaya, Haymana and Ayaş. Karakaya, 60 km from Ankara, specializes in the treatment of rheumatism, arthritis and polio; Haymana, 73 km from Ankara, in the treatment of rheumatism , neuralgia, fractures and dislocations; and Ayaş, 60 km from Ankara, in the treatment of constipation, inflammation of the gall bladder and gravel. Now we descend to the shores of the Mediterranean. Antalya, worldfamous for its sea and wonderful coastline, is also famous for its underground waters. Damlataş Cavem is particularly famous for the gases given off by its streams, which are higlıly effective in the treatment of asthma. ow let's take a plane to Artvin by way of Erzurum and Trabzon. Here we can fınd treatment for sciatica and various stomach and intestinal complaints. Well-known as a province containing the most charıning cities in the Aegean region, Aydın is also a tand of spas, the most important being Germencik, Ortakçı, Yavarsu, Çamurlu, Gümüşlü and Alangüllü. Germencik offers both mineral baths and ınud baths. If you should happen to sulTer from coınplaints of the stomach , intestines or gall-bladder you can fınd a cure here. The waters of Ortakçı are excellent for rheuınatism , tht' mudbaths of Yavarsu for boils, Gümüşlu for skin diseases and Alangüllü for derınatitis.

But there is no end to listing and visiting the Turkish spas. Pamukçu, llıca, Hisar, Karaağaç, Suçıktı, Güre, Gönen and Derınan in the province of Balıkesir; Selcit and Pelitbükü in Bilecik; Kös, Horoz and Çerme in Bingöl; Derdin in Bolu; Oylat, Sultan, Boyugüzel, Kükürtlu, Kaynarca and Armutlu in Bursa are only a few of several hundreds. The most faınous of the Turkish spas are Yalova in Istanbul , Çeşme and Urla in !zmir. Yeşilhisar in Kayseri, Davutlar in Kütahya, Balaban in Malatya, Çiftehan in Niğde, Havza and Ladik in Samsun, Balıktı and Çermik in Sivas and Yeşilova in Yozgat. All of them have one feature in comınon - the power to cure. Turkish spas are generally divided into four categories: acratotherınal, alkaline, lithiuın and silicate. They all have brilliant touristic prospects, and it only needs a little investment in the necessary infrastructure and a little puplicity to convert these crystal springs into gigantic cascades. Yes, you will fınd a cure for any of your ilis in the Turkis spas.

(


GÖN DERi ÜRÜNLERi SAN. ve TiC. A.Ş . Doktor Şevket Bey Sok. 4/12 Şişli-iSTANBUL Tel: 141 3018-141 05 78

=-


DÜNYA "TM" DAMGASINI ARlYOR

Deri pazarinda Türk üstünlüğü olan Türk dericiliği gerek kalitesi, gerekse işçiliği bakımından dünya piyasalannda önemli bir yer işgal ediyor. Batıda esen moda rüzgarlarının altında Türk deri sektörünün imzası var.

Köklü bir

geçmişi

14 MAGAZiN 11/88


lk insanlardan bu yana, hayvanıann postlan hem giyinme, hetn de hannma amacıyla kullanılmış. Bir bakıma, hayvanIann dirileriyle de derileriyle de içiçe yaşamış insanoğlu. Günümüzde de, insaniann vazgeçemedikleri giyim eşyalannın başında deri geliyor. Dericilik ise, gittikçe gelişen bir sanayi sektörü olarak modem dünyada yer tutuyor. Kısaca, hayvan postlannın sepilenerek çürümesinin engellenmesi ve kullanıma uygun duruma getirilmesi anlamına gelen dericilik, aynı zamanda milletlerarası ticaretin önemli bir unsuru. Bugün dünyada derisi en çok rağbet gören hayvanlar şöyle sıralanıyor: Sığır , dana, koyun, kuzu, keçi, oğlak, at, zebra, bizon, fok, alligator, yılan, deve.~uşu ve kanguru. Uretim için, post ve deri seçiminde öndegelen hususlardan birisi de kalite. Derinin hastalıklardan zarar görmemiş olması ve üzerinde yara izleriyle çizikler bulunmaması şart. Çünkü, böyle derilerin hem işlenmesi, hem şekillendirilmesi kolaylaşıyor. .. Tarihi kaynaklar, dericiliğin M.O. beşinci asırdan bu yana uygulandığını belgelemiş durumda. Ondan ötesi için belge yok, ama tahmin var. Sümerler ve Eski Mısırlılar deriyi giyecek, çadır ve kamçı yapımında kullanıyorlarclı. Sepileme işlemine ise, ilk defa M.Ö. 400'lerde Mısırlılar ve İbraniler'de , basit kurutma ve işleme tekniği olarak rast! anıyor. Günümüzde uygulanan sepileme, daha karmaşık bir işlem . Dericiliğin temeli anlamına gelen sepileme, üç safhada gerçekleştiriliyor. Her şeyden önce, yüzülerek elde edilen derinin çürümeden saklanabilmesi önemli. Bunun için, havayla kurutma, yaş veya kuru tozlama gibi çeşitli metodlarla derinin suyu alınıyor. Tabakhanede ise, ısıtılan ve üzerindeki çözünür maddelerden ayrılan post, yu muşatılarak eski biçimine getiriliyor. Bunun ardından, kireç ve su çözeltisine batınlarak kılları alınıyor. Üzerinde kalan et ve dokular makinayla temizlenip atılıyor. Nihayet parlaklığını arttırmak için asitlerneyle proteini alınıyor.

I

SEPİLEMENİN A YRlNTILARl Sepileme işleminde kullanılan taneo, derideki tüylerin arasında bulunan suyu alarak, tüylerin birbirine yapış­ masını sağlar. Adına Tanen denen madde bitki kökleri ve kabuklardan elde edilir. Kemer, perdalılı deri ve aya kkabı köselesi yapımı için ağır derilerio ve ayakkabı üstü ya pımıyla ciltçilikte kullanılan hafıf derilerio üretiminde fa rklı farklı sepileme tarzlan uygulanır. Tanen yerine mineral tuzlan ile MAGAZiN 11/88 15


sepileme usulüne 19. as ırdan itibaren geçilir. En çok yararlanıl a n mineral, krom tuzudur. Tanenle sepilemeden çok daha kısa süren mineralle sepilenıe, özellikle yüksek kaliteli dana ve oğlak derisi gibi hafif deriterin üretiminde yaygındır . Y ağla sepileme metodunda ise, balık yağı veya ba ş k a yağlı maddelere başvu ru lur. Ancak bu metod , genellikle güderi ya pımında kullanılır. 20. asırd a n itibaren ge lişt iril en sentetik maddelerle sepileme iş l e mind e ise, hidrokarbonlardan yararlan ılır. Sepileme işleminin tamamla nmas ı yl a, pürüzs üz deri üretiminin son sa fhas ına ge linmiş tir. Sepilenen deri kurutulur ve fı ç ıd a boya ma, püskürtme veya fırçayla boya ma gibi te knİklerle istenilen renge boyanır. Daha sonra k an ş ık yağ lar ve greslerle yağla na rak, y umuşak, dayanıklı ve su geçirmez hale getirilir. Yağın ho mojen biçimde bünyeye i ş l e m es i için deri , yağ ve su emülsiyonu ile birlikte bir fıçıya yerleşt i­ rilir. Bunun ardından, gerilerek veya gerilmeden havayla, ya da soğu tma fırınında kurutulur. Kurutulmuş deri, gerilir ve y umuş at ılır; son o larak da p ütürlü yüzeyi kaplanarak aşınnıaya, çatlamaya, soyulmaya, suya, ısıya ve soğuğa karş ı dayanıklılığı arttırı lı r. Artık, ayakkabılarda, kenıerlerde, bavullarda, döşe m ec ilikte, süet üretimin-

p e rda lıl a ma merdanesi ve makina k ay ış ı gibi sanayi malzemelerinde kullan ılır duruma ge lmi ştir.

de,

TÜRKLERDE DERİCİLİK Tarihi bilgiler, Türkler'in Orta Asya'dan bu ya na , ham deriyi işledik­ lerini ve kullandıklanru bize gösteriyor. Göçebe olan ve hayvanc ılıkl a geçinen eski Türkler, bu hayatın tabii bir sonucu ola rak deriden hemen her sahada yararla n mış lardır. Sibirya 'da ve Altay Dağları ' nda ya pı l an kazı l a rd a ele geçen ürünler, Türkler'in ilk çağlarda bile bu sanatta son derece usta olduklarını ortaya koyar. Söz konusu ürünler, Türkler'in bu dönemde deriyi elbise, çizme, baş lı k ve çad ı r yapınıında kullandıklarını gösteri yor. Göçebeli k te büyük önem taşıyan koşum takımları, savaş araçla n ve daha başka birçok gündelik eşya yap ı nıında da, derinin en çok tüketilen madde old uğu sonucuna va rı yo ru z.

Türkler Anadolu'ya göç ederken, her türlü kültür ürünü gi bi , dericilikteki becerilerini de yeni yurtlarına beraberlerinde getirdiler. Çok esk i çağl ardan beri son derece ö nem li bir dericili k merkezi olan A nadolu, Türkler'in ge li şinden sonra, bu alanda da yen i bir görünüm kazandı. Asırlar boyu, dünya nın en kaliteli derileri ve deri eşyaları A nadolu 'da üretildi . Selçuklular ve Beylikler dönem in16 MAGAZiN 11/88

de, özellikle Kayseri, Diyarbakır ve Kasta monu gi bi iller baş lıca üretim merkezleriydi . Kırşe hir , Konya, Tokat ve Sivas ise, ileri boyacılık teknikleriyle, bu üretimi beslemekteydi . Ama, Moğo ll ar'ın Anadolu'yu i şga l etmesi, h ayva ncılı ğa ve buna paralel o lara k dericiliğe de büyük darbe indirdi. Anadolu'nun ticaret ve zanaat a l a nın­ daki geleneksel teşkilat olan Ahilerin, A nadolu Se l ç uklul arı'n ın son dö nemleri nde ikinci plana itilmeleri ve bask ı al tına a lınm a l arı ve özellikle Ko nya ve Kayseri gibi illerde engellenmeleri , d i ğer el sanatlarıy l a birlikte d e riciliği n de geri lemesine yol aç tı. A hili ği n kurucusu ve piri sayılan Ahi Evran, debbağ, yani sepici o lduğu için, bu meslek A hil iği n a na d a lı sayı lıyord u . OSMA Ll DÖNEMİ DEKi GELİŞMELE R Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunda büyük rol oynayan esnaf teşkilatının başında gelen Ahi lik ve o na bağlı zanaat birlikleri, devletin güçlenmesine paralel o larak ye niden ö nem kazandı. Kısa sürede canlanan ve yaygın l aşan dericilik, büyük şe hirl erin ta m a mın a yak.ın k ısmınd a, gözde bir meslekti . Hele Ista nbul, Edirne, Kayseri, Ankara, Bursa, Konya, Tokat, Diyarbakır, Urfa gibi şehirlerde, ticare-

tin ana üretim dalı dericilikti. Buna paralel olarak, deri boyacılığı da hayli ge li şmi şti . "Türk kınnızısı" denilen alizarinle boyanan sahtiyanlann (keçi derisi) çok değe rli o ldu ğu, Avru pa lı deri tüccarlan nın bu boyanın formülünü elde etmek için büyük çaba h arcad ıklan bilinmektedir. 17. asırda Anadol u'yu dolaşan Fransız gezgi n J .B. Tavemier, en güzel marokenlerin Tokat'ta üreti ldi ğin i ; Diyarbakır'da kırmızı, Musul'da sarı, Urfa'da ise siya h renkli saht i ya nl a rın e m sa l s i zliği­ ne dikkat çekiyordu. Tarihi kayıtlara. göre, Anadolu ve Rumeli'de üretilip Istanbul'a gönderilen deriler, Mercan Çarş ı s ı 'ndaki !onca merkezinde topl a nır ve burada Debb ağlar K ethüdas ı ve Ahi Ba baları gözetiminde esnafa dağıt ılırd ı. Kazlı­ çeşme'dek i deri a tö lyelerinin kurulması ise Fatih Sultan Mehmet devrine dayanır. Fatih , İ sta nbul 'u fethettikten sonra, otuz üç salhane ile üç yüz a ltmı ş debbağhane yaptırm ış ve derici esnafı­ nın büyük çoğunluğunu buraya toplamıştı. Evliya Çelebi de, 17. as ır ortalannda Istanbul'un muhtelif semtlerine dağılmış yedi yüz tabakhaneden söz eder. Çelebi'nin zikrettiği dericilik merkezleri a ras ında , Kazlıçeşme'n in yanısıra, Kasımpaşa ve Üsküdar da hayli önemlidir. 18. ası rda Os m a nlı dericiliğinin dünya çapında en üstün ürünlerini verdiği ni ve Avrupa piyasalanna açıl­ dığını görüyoruz. 19. asrın başlannda da süren bu büyük ilgi, Avrupa ülkelerinde yeni tekn İ klerle daha ka liteli deriler üretilmeye başlanınca gerileıneye yüz tuttu. 1810 y ılınd a, III.Selimin kurduğu izam -ı Cedit'in ayakkab ı ihti yac ını karşı l a m ak üzere Beykoz'da bir deri fabrikası kuruldu. Cumhuriyet'in ilanından sonra Sümerbank'a devredilen bu tesisler, halen Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası olarak üretimini sürdürüyor. DERİCİLİK DiRiLİYOR

Bey koz, . belki de ilk adımdı. Çok geçmeden Istanbul tabakhanelerinin yanısıra, Edremit ve İzmir yörelerinde de bazı önemli adım lar atı ldı . Ne var ki, 20. asrın başlannda Avrupa'daki ge l iş­ meleri taki p edemeyen Türk dericiliği, kısa bir duraklama devresi geçirdi. II. Dünya Savaşı'ndan sonra, özellikle 1950'li yıllarda toparlanma dönemi b aşl adı. 1970 sonrası ise, bir başka satırbaşı Türk dericiliği için ... Nihayet 80'lerden itibaren, Türk derici liği, dış piyasalarda ilk sıral ara yükselecekti. Şi mdilerde gerek Türkiye'de, gerek dünya piyasalannda gerçekleştirdiği­ miz hamle, yabana atıl ır gibi değil ... Talep hacmi hızlı bir tempoyla yükseliyor ve T ürk dericiliği, dünya müdasma öncülük ediyor.


MAGAZiN 11/88 17


THE GOOSE THAT LAYS GOLDEN EGGS

Quality distinction in leather manufacture ... Turkish leather manufacture, with its long and illustrious history, now occupies an important place in the world market and constitutes a rich source of foreign currency.

T

he art of leather manufacture is as old as the history of rnankind, and just as functional. From the very earliest times animal skins have been used for clothing and shelter. In other words, both living animals and their skins have a lways formed an essential element in human life and even now, at the present day, leather forms one of the most widely used of the various clothing materials. In the modern world, leather manufacture constitutes a truly independent branch of industry. Leather manufacture consists primarily in curing animal hides and skins to prevent decay. The most popular types of leather at the present day are those obtained from cattle, calves, sheep, lambs, goats, kids, horses, zebras, bisons, alligators, snakes and ostriches. In choosing the skins to be used in leather manufacture the most important factor is their quality. The skin must be absolutely free from any defects resulting from illness and quite undarnaged by any wounds or scars. Good quality skins are very easy to Avko Deri'nin defllesinden bir görüntü (üstte), deriden yapılma çeşitli ürünler (altta) A smart leather outfit from Avko Leather's fashion show (top ) Various products of leather (bottom)

cure and work. But how where these processes carıied out in primitive times? To answer this question Jet us take a brief glance at the history of leather manufacture. A HISTORY OF LEATHER MANUFACTURE Histoncal sources show that leather has been manufactured at least since the 5th centuıy B.C., and although we have no real evidence it is quite possible that it was manufactured in even earlier times. The Sumerians and the ancient Egyptians used leather for clothing and in making their tents and w~ıps, and a primitive cu ring process wıdely used consisting of drying the skins was fırst usedin the 5th century B. C. by the Egyptians and Hebrews, who were also the fırst to work leather. The curing process employed in modem leather manufacture is much more complicated, but it stili forms the essential basis of all leather manufacture. Curing is carried out in three stages. The first stage, and ~he most im portant one, is the preserva~ıon in good condition of t~e .sk ın obtaıned from the animal. This ıs effected by removing all moisture from t.he skin by various methods such as sımple aır­ drying or by either dry or moist salting. In the tannery, the sk in is fırst heated and everything adhering to the surface removed, after which it is softened and retumed to its original state. Any flesh or tissue stili adhering to the skin is mechanically removed and the leather washed. Acid ınay be eınployed to remove the protein and produce a glossier surface. A MOR E DETAILED EXAMINATION OF THE CURING PROCESS The Turks are known to have treated and used animal skins as far back as their namadie days in Central Asia. The old Turks were animal raisers, and very natural Iy attempted to make the greatest possible use of the skins of their animals. The fınds yielded by excavations carried out in the Altay Mts. in Siberia show that the Turks were very highly skilled in the art of leather manufacture as early as the 2nd century B. C., and that they used leather in the manufacture of clothing, boots, head-gear and tents, as well as in the horse-harness, weapons and other objects of everyday use that played such an important role in the life of the nomad. Güderi gelinlikler giderek yaygınlaşıyor.

Leather bridol gowns are gaining popularity 18 MAGAZlN 11/88

r\.

Ll


MAGAZiN 11/88 19


Musul and the black Morocco of Urfa were all unique in their own field. According to the information provided by our historical sources, the leather produced in Anatolia and Thrace and sent to Istanbul, was collected in the guild centre in the Mercan Carsisi and there distributed to the various craftsmen under the supervision of the chief of the tanners and the Akhi sheikhs. The tanneries at Kazliceşme date back to the reign of Sultan Mehmet the Conqueror who established thirty - three slaughter houses and three hundred and sixty tanneries in Istanbul in the years following the Conquest, and it was in these tanneries that most of those engaged in leather manufacture were employed. In the middle of th~ I 7th century, Evliya Celebi mentions seven Derishow'un bu kürklü güderi takımı, gözde giysiler arasında yer yakası

alıyor.

Deri show' s ieather outfit, with a fur callar is amoug the sought-after fasions of the day

When the Turks migrated to Anatolia they brought with them all the various skills they had acquired intheir first homelands, including, naturally, their skill in the manufacture ofleather. Anatolia had always been an im portant centre of leather manufacture, but with the arrival of the Turks great advances were made in the art. For centuries Anatolia remained a centre for the production of leather and leather goods of superlative quality. During the Seljuk and Emirate periods, great advances in the techniques of dyeing leather were made in provincial centres such as Kayseri, Konya, Tokat and Sivas, but a very great blow to cattle-raising and parallel ~ctivities such as leather manufacture was dealt by the invasion of the Mongols. Moreover, the action of the Anatolian Seljuks in relegating the Akhis, who had been the traditional organisers of trade and commerce in Anatolia, to a secondary place, coupled with the oppression to which the Akhis were now subjected and the obstacles deliberately placed in their path, all led to a marked decline in leather manufacture as well in all the other Anatolian arts and crafts. 20 MAGAZiN 11/88

DEVELOPMENTS IN -.HE OTTOMAN PERIOD . In the Ottoman period, the various craft guilds, headed by the Akhi fratemity, whose founder, Evran, revered as their pir, was himself a tanner (a fact which gave the craft of leather manufacture a place of particular honour among the Akhis) regained much of their former importance with the strengthening of the state power. There was a very rapid expansion in leather manufacture, which became the most highly regarded craft in almost all the great cities and formed the principal branch ofindustry in Istanbul, Edirne, Kayseri, Ankara, Bursa, Konya, Tokat, Diyarbakır and Urfa. There were also great advances in the art of dyeing. "Turkish red" or aliıarin, used in the production of Morocco leather, was extremely valuable, and European leather merchants did everything in their power to obtain the formula. According to the French traveller J.B. Tavemier, who toured Anatolia in the 17th century, the finest Morocco leather was manufactured in Tokat, while the red Morocco of Diyarbakır, the yellow Morocco of

''Dericilikte • Ispanya'yi

zorluyoruz'' Deıjden üretilen konfeksiyon ürünlen~ Türkiye'nin dünya pazarlanndaki yeni kozu. Son on yıl içinde büyük bir atılımı gerçekleşti­ ren bu sektör, ülkemizin döviz potansiyelini de önemli ölçüde destekliyor. Çocukluğundan bu yana dericilik sektörünün içinde bulunan Yusuf Parmaksıwğlu, konuyla ilgili sorulanmızı cevapladı. - En çok tutulan deriler hangi hayva.rJiara aittir? - üzeilikle küçükbaş hayvanlar çok tutulur. Kuzu, koyun, oğlak, ihracat bağlantısı olan yüksek talep li derilerdir. Bir de nadir olanlar vardır ki, bunlar arasında tilki, sansar, yaban kedisi, tavşan, sincap ve kurJ:u sayabiliriz. - Bir derinin en önemli kısmı neresidir? - Bütün derilerio sırtı çok önemlidir. Kesimlerde ve derinin yüzülmesinde, genelde bütününün ama, özelde sırt kısmının kesirılikle yara almaması gerekir. - Türkiye'nin son yıllarda deri sektöründe gösterdiği büyükgelişme­ yi neye bağlıyorsunuz? - Bir kere ülkemizin hammadde potansiyeli çok zengin. Bunun için


j

hundred tanneries scattered throughout the various districts of Istanbul. Of the centres of leather manufacture referred to by Evliya Celebi those at Kazlicesme, Kasimpaşa and Uskudar would appear to have been the most im portant In the 18th century, the products of the Ottoman leather industry were the fınest in the world, and it was in this

century that we fırst fınd Ottoman leather goods in demand in European markets. This interest continued into the first years of the 19th century, but the introduction of new techniques of leather thus produced !ed to a marked decline in demand for Ottoman products. In 1810, in cönforinity with the principles of the Nizam-i Cedid (New Order), and for the footwear needs of his new army Selim III founded a leather factory at Beykoz, which was later, in the Republican period, taken over by Sumerbarık. And this is the history of the Beykoz Leather and Footwear Factory at Beykoz. THE REVIVALOFTHE LEATHER INDUSTRY Beykoz was the fırst step, and this

Turkey is About to Overtake Spain in the Field of Leather Yusuf

Parmaksızoğlu

!?.aşka kaynaklara pek ihtiyaç yok. Ote yandan, bizim sektörün zamanlaması çok iyiydi. Zamanlama yerli yerine oturduğu için, kalite de kısa zamanda yükseldi ve Türk derileri bütün dünyada aranmaya başladı. Bu 70'1i yıllara rastlar. Ancak, yoğun talep 75'1erde kaliteyi düşür­ dü. O yüzden 76-77 yıllarında talep azaldı. Kısa süreli bir bunalımdı bu. Yapılan hatanın hemen farkına vanldı ve 78'1erden sonra hata giderildi. Bu arada yoğun bir makina parkı akışı oldu Türkiye'ye. Kalite tekrar kısa sürede yükseldi ve Türk deri sanayiinin ürünleri, dış piyasada yine ön plana gexti. Günümüz dünya piyasalarında Ispanya bir num<lf<l olmasına rağ­ men, biz artık Ispanya'yı iyiden iyiye zorluyoruz. - Peki geleneksel Türk dericiliği­ nin bu başarıdaki payı nedir? -Tarihi yönden çok zengin bir birikimimiz var. Bu birikirnin büyük faydasını görüyoruz. Özellikle, Tuzla'daki yerıi yerimize taşındık­ tan sonra, daha büyük patlamal~r bekliyoruz. Dericilikte, Türkiye merkez olacaktır.

Leather ready-made clothing is Turkey's trump card in the world markets. The last ten years has seen a remarkable progress in this field, which is now one of our main sources of foreign currency. Our questiorıs on the subject were arıswered by Yusuf Parmaksızoğlu, who has been engaged since his childhood in leather manufacture. - What are the most popu/ar types of leather? - The most popular types are those from the sınaller animals, with leather from the skins of goats, lambs and sheep in the farefront of export demand. There are also so me rarer types of leather obtained from the skins of foxes, marterıs, wild cats, hares, · squirrels and wolves. The skins of these animals are extremely valuable, which has led to the animals being hunted quite indiscriminately. Naturally, this has had a detrimental effect on the leather industry. - Which is the most valuable part of a skin? - In all skirıs the most valuable part is the back. In slaughtering and

!ed to further steps in the Edremit and lzmir regiorıs, but at the beginning of the 20th century. the Turkish leather industry, unable to keep up with developments in ·Europe, entered a period of stagnation. Great changes, however, were to take place in the 1950's leading in the 1970's to the beginning of a new era in Turkish leather manufacture. Finally, in the 1980's, Turkish leather was to attain fırst place in world markets and become a teader in world fashion ... The remarkable progress recently made in Turkish leather manufactures is something that cannot be ignored. Demand is steadily increasing and Turkish leather now rules almost supreme in world markets. "An important source of foreign currency"

flaying the animal it is essential that the back seetion should not be damaged in any way. The best method is for the skin or hide to be removed in one piece. - How do you account for the remarkable advances made by the Turkish leather industry in recent years? -Turkey is very rich in the raw materials, and is almost entirely independent of other sources. Furthermore, our timing was very good, with the result that quality rose very rapidly, producing a great demand for Turkish leather from all over the world. Unfortunately, efforts to meet this demand !ed in 1975 to a decline in quality, which, in 1975-76, !ed to a decline in demand. Steps were immediately taken to redeem the situation, and by 1978 things were back oncourse. Meanwhile, a large quantity of new machinery had been imported, with the result that quality once more rose, and the products of the Turkish leather industry regained an important place in world markets. Although Spain is stili in the leading position, Turkey is gaining ground very rapidly. Leather manufactures are now an immense source of foreign currency. -Has traditional Turkish leather manufacture played any part in this success story? - We have a very rich heritage, from which we have profited very greatly, and we expect a great expansion once we have transferred to our new factories at Tuzla. Turkey will soon be the undisputed leader in leather manufacture.

MAGAZiN 11/88 21


EKONOMiYE YENi KAYNAK

Serbest bölgeler zinciri aç1l1yor Serbest bölgelerin yaygınlaşması, Türk ekonomisinin önüne yeni ufuklar açacak. Gümrük mevzuatının uygulanmadığı serbest bölgeler, büyük bir döviz kaynağı olma öZelliğini taşıyor elişen Türk ekonomisinde köklü değişik­ likler yapıp yeni ufuklar açması beklenen serbest bölgelerdeki faaliyetler bütün hı­ zıyla sürüyor. Bunlardan biri olan ve 3 Ocak 1987 tarihinde Başbakan Turgut Özal tarafından açılışı yapılan Mersin Serbest Bölgesi'nde 46 firmanın üstyapı yatınmı 17.5 milyar lirayı buldu.

G

Mersin'de 340 flnnaya ruhsat verildi. 46 firmanın üstyapı yatınmlannda, şimdiye kadar 17.5 milyar lira harcandı

1n Mersin 340 fi rms have been granted licences, and 46 firms have so far invested TL 17.5 bn in work on the superstructu re

Aslında ülkemizde serbest bqlge kurma düşüncesi hiç de yeni değil. Işin ucu Osmanlı'ya kadar uıanıy9r. I 856 yılında, Romanya Osmanlı Imparatorluğu'nun sınırları içindeyken, ilk serbest bölgenin Sulina şehrinde kurulması için çalışmalar yapılmıştı. Ve aradan 122 yıl geçtikten sonra Sulina, Romanya tarafından serbest bölge ilan edilebildi. Cumhuriyet döneminde ise ilk ciddi adım , bundan tam 35 yıl önce atıldı ve I953 yılında Serbest Bölge Kanunu çıkarılabildi. Ne var ki, 1983 yılına kadar pek bir şey yapılamadı. Nihayet, 1983 yılında, Uzakdoğu ziyareti esnasında bazı serbest bölgeleri gezen Cumhurbaşkanı Kenan Evren

22 MAGAZiN 11/88

dönüşünde Türkiye'de de serbest bölgeler kurulması direktifıni verince,

konu ciddi olarak gündeme getirildi. 12 Kasım 1983'te çıkartılan kararname ile serbest bölgeler belirlendi ve faaliyet başlatıldı.

MERSİN

Halen kısmen faaliyette bulunan Mersin Serbest Bölgesi toplam 776.000 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Ortalama büyüklüğü 4.000 metrekare olan 115 parsel yer alıyor bu alanda. Bölgede faaliyet göstermek için şimdiye kadar binden fazla fırma müracaat yapmış ve bunlardan 552'sine olumlu cevap verilmiş. Ruhsat alan fırma sayısı ise 340. Mersin Serbest Bölgesi'nde şu anda üstyapı projesi kabul edilen 46 fırmanın inşaatı devam ediyor. Bu inşaatlardan beşi yabancı firmalara ait. Bölgeden ilk ithalatı, Amerikan Mogul firması, Amerikan malı oto yedek parçalarını Ortadoğu'ya ye Türkiye'ye satarak gerçekleştirdi. Ilk ihracatı yapan yerli firma ise Cihaner Dericilik... Üstyapı inşaatını bitirip ticari faaliyete başlayan bir başka fırma da Tayvan'lı Yhung-Shun Co. Halen karavanlarda hizmet veren Ziraat ve Garanti banka!arının bina inşaatlan devam ediyor. Iki de !.iman yapılıyor. Çünkü, Mersin Liman Işletmeleri'nden alınan ve şu anda kullanılan iki rıhtım, ihtiyaca cevap verebilecek kapasitede değil. Dolayısıyla, diğer iki rıhtımın bitirilmesiyle bölge rahatlayacak. Mersin Serbest Bölgesi'nde, 46 firmanın şu ana kadar ki toplam üstyapı yatırım miktarı I 7.5 mıfyarı geçmiş durumda. Faaliyete geçen biri yerli, biri yabancı iki firmanın üç aylık dönemdeki ciroları 3.5 milyon doları buldu. Bu ise yapılan hesapların hayli üstünde ve memnuniyet verici bir

Folo{ıraf : Güneş Gazetesi ArşM

rakam. D iğer fırmaların da faaliyete geçmesiyle, Türk ekonomisinin na bz ı­ nın önemli bir kısmı Mersin Serbest Bölgesi'nde atacak. Dİ GERLERİ

Bir diğer serbest bölge olan Antalya'da ise bütün altyapı çalışmaları


olan Lübnan'ın bütün fonksiyonunu yitirmiş bulunması da, Türkiye'deki serbest bölgelere önemli avantajlar sağlıyor. Ancak bürokratik işlemler, serbest aölgelerdeki faaliyetlerin kısa sürede başlamasını engelliyor. Buna rağmen, önümüzdeki yıllarda bu kcr nuda büyük gelişmeler olacağı ve Türk ekonomisinin büyük bir hamle gerçekleştireceği de kesin. SERBEST BÖLGE NEDİ R? 1976 yı lında gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi ve uyumlu hale getirilmesi için imzalanan Brüksel Anlaşma­ sı, serbest bölgeleri şöyle tarif ediyor: "Bir devletin topraklarının bir bölümünde, ithal mallarının gümrük sınırı dışında sayıldığı ve gümrük kontrolüne tabi tutulmadığı bölgeye, serbest bölge adı verilir. Serbest bölgede ana prensip, bu bölgenin gümrük hattı dışında, ama milli sın ırlar içinde sayılmasıdır. Serbest bölgelerde gümrük kontrolleri yapılmakta, fakat mallar ülkeye gümrüksüz olarak girip çıkabilmekte, depolanabilmekte, çeşitli işlemlere tabi tutulabilmekte, ayrıca, bürolarda ticaret, sanayi, bankacılık ve

Antalya'da 9'u yabancı 138 firma çalışma izni almış durumda. 29 firmanın üstyapı yatınmlan de\lam ediyor

In Antalya 138 firms, 9 of them foreign , have been granted work licences. 29 firms are engaged on work on the superstructure sigortacılık

faaliyetleri yapılabilmekte­ Serbest bölgeler, dış ticareti geliştirmek, döviz gelirlerini arttırmak , sanayü canlandırmak ve ihracatı kcr laylaştırmak için kurulmakta, etrafları da tellerle veya duvarlarla çevrilmektedir. Serbest bölgelerde, kurulduğu ülkenin gümrük mevzuatı uygulanmaz ve bütün muameleler yabancı para birimiyle yapılır. Buralarda ikamet genellikle yasaktır. Gelen mallar süre, menşe ve miktar bakırnından kotaya tabi tutulmaz. Yurt içinden serbest bölgeye gönderilen mallar ihracat, dışarıdan gelen mallar ise ithalat işlemlerine tabi tutulur. Serbest bölgeler, genellikle ana ticaret yolları üzerinde ve geniş hinterIandı olan ve bütün altyapı tesisleri tamamlanmış limanlarda kurulur." dir.

776.000 metrekarelik bir alanı kaplayan Mersin Serbest Bölgesi, 1987 yılında kan Turgut Özal tarafından açıldı.

Başba­

The Mersin Free Zone of 776.000 square meters. is operaticnal since 1987. tamamlanmış

bulunuyor. Halen 27 bölgedeki kapalı işyerierini kiralamış, 29 fırma da üstyapı çalışmaların­ da hayli mesafe almış durumda. Antalya Serbest Bölgesi'nde faaliyet göstermek için başvuran 18'i yabancı, 220 firmadan, 9'u yabancı 138 firma çal~ma izni a lmı ş bulunuyor. !zmir Serbest Bölgesi'nde ise kamufırma

!aştırma çalışmaları

devam ediyor. Türkiye'nin Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika. Doğu Bloku ve Avrupa arasında önemli bir kavşak noktasında yer alması dolayısıyla, aslında serbest bölgelerin çok önemli ve ciddi bir potansiyel taşıdığı bütün uzmanlar tarafından kabul ediliyor. Doğu Akdeniz'in en büyük serbest bölge ülkesi

MAGAZlN 11/88 23


NEV\/ SOURCES FOR THE ECONOMY

The forging of a chain of free zones 'The multiplication of the free zones will open new vistas to the Turkish economy. Free zones, which are exempt from custom duties are important foreign exchange sources for the country

T

he work now rapidly progressing in the free zones is expected to open completely new horizons in the Turkish economy. In the case of the free zone at Mersin, opened by Prime Minister Turgut Ozal on 3 January, 46 fırrns have invested TL. 17.5 bn. on work on the superstructure. The idea of opening Free Zones in Turkey is by no means a new one and can actually be traced right back to Ottoman times. In 1856, when Roumania stili lay within the bounds of Ottoman territory, work was commenced on the creation of the fırst free zone in the city of Sulina. After an interval of 122 years, Roumania has now fınally succeeded in declaring Sulina a Free Zone. In the Republican era, the fırst serious step towards the establishment of free zones was taken 35 years ago with the passing of the Free Zone Law in 1953. Practically nothing, however, was done until 1983, when President Evren, on his return from a tour in the Far East, where he had had the opportunity of touring a number of free zones, issued a directive ordering the establishment of similar zones in Turkey, thus placing the topic of free zones fırmly on the agenda and ensuring that work was immediately begun. MERSİN

The Mersin Free Zone is now partially operative and covers a total area of 776,000 m1 , divided in to 115 seetion s of an average size of 4,000 m 1 • Up to now over a thousand fırms have applied and ofthese 552have receiveda favourable reply. The number of fırıns to have been granted licences is now 340. At the moment 46 fırms, 5 of them foreign , are engaged in work on the superstructure. The fırst imports from the zone 24 MAGAZiN 11/88

were made by the American Mogul fırın with the sale to Turkey and the Middle East of American automobile spare parts. The fırst Turkish fırın to export from the zone was Cihaner Dericilik. .. Another fırın to have completed its superstructure and entered upon commercial activity is the Taiwan fırın of Yung-Shun Co. At the moment, the Turkish Agricultural and Garanti Banks are operating in caravans until their permanent buildings, now under construction, are completed. Two harhours are also under construction as the two wharves now being used lack the necessary capacity. The two new harhours will greatly facilitate activity in the zone.

izmir'de kamulaştırma çalışmalannın

tamamlanmasından yatınm

faaliyetleri

sonra

başlatılacak

In izmir investment will commence after completion of the necessary requisitions A total of TL. 17.5 bn. has been invested by 46 fırms in work on the superstructure in the Mersin Free Zone. The two fırms that have already engaged in operations, one Turkish and one foreign, have had a threemonthly tum-over of $3.5 million. This far exceeds expectations and is a highly satisfactory fıgure. Once the other fırıns have begun operations the Mersin Free Zone will constitute a vital centre of Turkish commercial activity. OTHER

FREE ZONES

In the free zone at Antalya work on the infrastructure has already been completed. So far, 27 fırıns have rented premises in the zone and in the case of

29 fırms considerable progress has been m ade on the superstructure. Of the 220 fırms, 18 of them foreign, that have applied for permission to operate in the zone, (138.9 ofthem foreign) have been granted licences. In the Izmir Free Zone work continueson the necessary requisitions. All experts are agreed that Turkey's situation on the cross-roads between Asia, the Middle East, North Africa, the Eastern Bloc and Europe lends its free zones a very great potential. Now that Lebanon, once the largest free zone in the Eastern Mediterranean, no longer functions, Turkey enjoys a very great advantage. But, unfortunately, the commencement of operations in the area is being held up by bureaucratic obstacles. Nevertheless, marked progress will be made in this field in the coming years, and there is no doubt that the Turkish economy will make great strides forward. WHAT IS A FREE ZONE? The Brussels Agreement of 1976, which greatly simplified and harmonizeel customs operations, gives the following description of a Free Zone: "Any part of a country's territory which is regarded as lying outside the customs border for imported goods and outside customs control, is known as a "free zone". The essential feature of a free zone is its location outside the custom s border but within the national frontiers. In free zones, goods, though subject to customs control, may enter and leave the country, be placed in store or undergo various processes without payment of customs dues. At the same time, commercial, industrial, banking and insurance operations may be carried on freely in offıces in the zone. Free zones are established with the aim of developing foreign trade, increasing foreign currency earnings, animating industry and facilitating exports. Such zones are surrounded by walls or wire fencing. "In free zones, the customs regulations of the parent country do not apply and all transactions are carried out in foreign currency. Residence is norınally forbidden. Imported goods cannot be subjected to restrictions as to length of time, provenance or quantity. Goods exported from within the country to the free zone are subject to export regulations, those sent into the country from the free zone are subject to im port regulations." "Free zones are norınally established in ports possessing the necessary infrastructure and situated on main trade routes with a wide hinteriand behind them ."


/

Dünyanin en üstün motor yag1.

Yaln1z bir tek yag bu kadar yüksek 1s1ya dayanabilir. Otomobilinizin motorundaki ısı , zorlayıcı şartlar altında 260°C'a kadar çıkar. Sadece bir tek motor yağı , tam sentetik Mobil-1 bu kadar yüksek ısıya dayanabilir. Dünyanın en gelişmiş yağ teknolojisinin bir ürünü olan Mobil-1 şimdi Türkiye'de. Mobil-1'in piyasadaki diğer motor yağ i arına olan üstünlüğünü anlamanız için otomobilinizde kullanmanız yeterlidir.

Faydaları: • Motorunuzun, ömrünü uzatı r. • Motorunuzun bakım masraflarında tasarruf sağlar. • Motorunuzun performansında 10-13 ekstra beygir güçlük bir artış sağlar. • Yağ ve yakıt tüketiminde tasarruf sağlar.

• 40.000 kilometre veya bir yıl boyunca dayanma gücünü korur.

Teknik üstünlükleri: • • • • •

Turboşarjlı lar dahil olmak üzere bütün otomobillerde üstün performans. Soğukta kolay ilk çalışma . Tam sentetik ve SAE 15W-50 geniş vis kozile endeksi. Üstün deterjan/ dispersan kabil iyeti. API (Amerikan Petrol Enstitüsü) 'nün 1.1.1988 tarihinde kabul ettiği "SGII performans değerlerini fazlasıyla karşılar.

M bil D

Sizin otomobiliniz de bu eks1ra korunmaya layık değil mi?

MAGAZiN 11/88 25


MiZAHIMIZIN PiRi

Nasrettin Hoca 780 yaş1nda Ünlü halk fılozofumuz, her devirde tazeliğini koruyan fıkralanyla artık milletlerarası bir kimliğe büründü ve sembol haline döndü. Çeşitli ülkelerden gelen, mizalı ustalan onun manevi huzurunda her yıl hünerlerini ortaya dökerek yanşıyor

. o.

c:

dı anıldığında bile, yüzi.imüzi.i tatlı bir tebessüm kaplar. Çünkü, onu hemen ya Akşehir Gölü'ne yoğurt çalarken, ya eşeğine ters binmiş gı­ derken, ya komşusunun kazanını önce doğurtup sonra öldürürken, ya insanların kılığına göre itibar gösterilmesini i ğnelemek için "ye kürküm ye" derken, ya bindiği dalı keserken veya burılara benzer ko mik bir durumda düşünürüz. Şüph esiz hatırladınız, Nasrettin Hocadan söz ediyoruz ... Nasrettin Hoca, esprileriyle, olaylar

A

karşısındaki davranışlanyla, değişik yorumlayışıyla tam bir halk fılozofudur. Gerektiğinde sözünü esir-

durumlan

gemez tenkit eder, gerektiğinde Dede Korkut geleneğini sürdüren bir bilge olarak öğüt verir, gerektiğinde azarlar. Bütün bunlan yaparken de espri gücünden, güleryüzünden bir şey kaybetmez. Onun dilden dile, nesilden nesle aktarılan fıkralan, hala ilk günkü gibi vazgeçilmez insanlık dersleriyle doludur. Bu dersleri günümüzün hayatına uyguladığımızda, temel meselderin pek de değişmediğini rahatlıkla görebiliriz. Aradan geçen asırlar içinde, Türk milletinin olduğu kadar insarılık kültürünün de bir parçası haline gelen Nasrettin Hoca, 1208 yılında Konya nın Sivrihisar kasabasına bağlı Hortu köyünde dünyaya geliyor. Babası Hortu köyü imaını Abdullah Efendi, annesi ise yine aynı köyden Sıdıka Hanım. Hoca, Anadolu Selçuklulan ile Bizans'ın sınır bölgesinde bulunan Sivrihisar medreselerinde öğrenim görüyor. Babasının ölümü üzerine de köyüne dönerek, imamlı k görevini devralıyor. Daha sonra Akşehir'e yerleşiyor. Burada, zamanın ürılü bilgirılerinden Seyyjd Mahmut Hayrani ve Seyyid Hacı Ibrahim Sultan'dan ders alarak ilmini ve İrfanını derinleşti-


Bazı kaynaklar, Nasrettin Hodevıin önde gelen kültür merkezlerinden olan Akşehir'de kadı­ lık ve müderrislik yaptığını da zikredi-

riyor.

ca'nın,

J

yorlar. 1284 yılında vefat eden Nasrettin Hoca, ölümüne kadar Akşehir'de yaşıyor. Türbesinin dört yanı açık, ama bir kapısı ve bu kapının üzerinde de büyük bir kilit asılı. Sadece bu türbe bile, onun kişiliğinin nasıl derinden kavrandığının açık bir göstergesi. Nasrettin Hoca, ölümünün üzerinden bunca asır geçmesine rağmen güldürüp düşündürmeye -bırakın fıkralarını bir kenara- türbesiyle bile devam ediyor. EFSANE Mİ, GERÇEK Mİ? Günümüzdeki bazı araştırmacılar , Nasrettin Hoca'nın çok geniş bir yaygınlığı olduğunu görerek, gerçekten yaşayıp yaşamad ı ğı konusunda tereddüde düşmüşlerdir. Hatta, öyle birinin olmadığını, bütün bunları halk dehası­ nın ürettiğini bile savunmuşlardır . Ancak, son yıllarda ortaya çıkan tarihi bilgiler ve Hoca'nın çocuk lannın mezarlannın bulunması tereddütleri ortadan kaldırmıştır. Bugün Hortulular, onun torunlannın hata aralarında yaşadığını belirterek, Hoca'nın evinin temellerini bile gösteriyorlar. Öte yandan, ölüm yeri olan Akşehir'de de, Nasrettin Hoca'nın hatırasına büyük saygı gösterilir ve bazı durum larda kendisinden yardım beklenir. Kız evlendiren ana-babanın Nasrettin Hoca 'nın türbesine giderek onu da düğüne çağırması, yeni evliler için dirlik-düzenlik dilemesi, yörede bugün de yaşatılan geleneklerdendir. Ancak , Nasrettin Hoca'nın kabrini ziyaret etmenin diğer kabir ziyaretlerinden önemli farklan vardır. Oraya gülüp oynayarak kahkahalar atılarak gidilir ve aynı şeyler kabrin başında da tekrarlanır .

Nasrettin Hoca'nın Türk toplumunu derinden etkileyen gerçek kişiliğini fıkralanndan çıkarmak mümkündür. Bunlardan anlaşıldığına göre o, yaşa­ dığı dönem Anadolu'sunun tipik bir kasabalı Türk'üdür. Güleryüzlü, şaka-

cı, babacan ve doğrucu kişiliğinin etrafında karısı, oğlu , komşuları, kasa-

ba çocuklan, esnaf, köylüler, sözün özü bütün bir insanlık döner durur. Hele Nasrettin Hoca'nın vazgeçilmez aksesuan olan eşe ği , bu fıkraların neredeyse ana malzemelerinden birisidir. Merhumun eş::ğiyle arasındaki münasebetleri anlatan fıkraların, genellikle komik yanı ağır basar. FIKRALARIN DÜNYASI Nasrettin Hoca fıkraları, ince bir mizalı anlayışı içinde, safdilliği ve kumazlığı alaya alır. Temel özellikleri, insanlarla iyi geçinmek, ucuz kurnazlı­ ğa prim vermemek, ahlaki değerlerden vazgeçmemek olarak belirtilebilir. Hoca 'nın fıkralarında çirkinlik, müstehcenlik, kabalık yer almaz. Tam tersine; bu fıkralar, ince bir zekanın espri yeteneğini ortaya koyar ve şakalar, nükteler kimseye batmaz; öğütler yapıcıdır. Tam bir halk filozofu olan ve halkın nabzını tutmasını gayet iyi bilen Hoca'nın, öğütleri yapıcı özelliklerini bugün bile korumaktadı r. Güldürürken düşündüren Nasrettin Hoca fıkralarını , yapıları bakımın­ dan iki bölüme ayırmak mümkün: Birinci tür fıkralarda önce bir olay anlatılır, arkasından Nasrettjn Hoca duruma uygun bir söz söyler. Ikinci tür fıkralarda ise espri baştan belirlenir ve olay örgüsü buna göre gelişir. "Kıssa­ dan hisse" bölümü, her iki türde de

ortaktır.

Yapılan tesbitiere göre, anlatılan sayısız fıkralardan sadece üç-beş yüz kadarı Nasrettin Hoca'ya ait. Yıllar içerisinde değişen durumlara göre fıkraların yeni versiyonlan üretilmiş ve hatta bunlara, aslında Nasrettin Hocaya ait olmayanları da uyarlanmıştır. "Bunu ancak Hoca söyleyebilir" denilerek ona yakıştırılan fıkraların sayısı ise azımsanamayacak kadar çoktur. Ancak, Nasrettin Hoca'nın geleneksel mizalı ve espri anlayışı, taklitleri kolayca ayırt etme imkanı sağlar. Bu arada, Nasrettin Hoca fıkralannın benzerlerine çeşitli ülkelerde de rastlanır. Çünkü, bu fıkralarda ele alınan kişileri her toplumda görmek hiç de zor değildir.

Günümüz Türkiyesinde Nasrettin Hoca bir sembol. Gelişen teknolojiye ayak uyduran bu halk filozofunun çizgi filmleri yapılıyor. Her sene Türk mizalıının bir temsilcisi Nasrettin Hoca kılığında Akşehir Gölü'ne yoğurt çal ıyor, eşeğe ters biniyor. Her sene Nasrettin Hoca Şenlikleri düzenlenip, yine Hoca adına karikatür yarışma lan gerçekleştiriliyor. Asırlara nakşedilen

ilham, hala besleyici olmayı sürdürüyor bir başka deyişl e ... Akşehir'deki, dört yanı açık ama kapısı kilitli türbeyi ziyaret edenler ise kıs kıs gülüyorlar ... Eee, doğrusu Nasrettin Hoca da bunu isterdi herhalde ... MAGAZiN 11/88 27


DÜNYAAıillANK'A GÜVENiYOR -

'

/'

Akbank. halkımıwı güreni ve verdiği güçle büvüror, gelişiyor. Ülkemizdeki 617 şubesi , düıwanın burük merkezlerindeki dı ~ ı ı em silcilıği. l'lilarclır izlediği istikrarlı. başarılı ve çağdaş bankacılık çizgisivle sağlanı re güçlü bir rapı oluşturan Akbank. ,·alnızca TürkiYe'de değil. dünyada da giderek rükselivor. Dunra Akbank'a güvenivor. Bugüne kadar, her biri ko nu larında lider olan. düıwaııın önde gelen kurulu~larıvla uluslararası ortaklık kurmacia öncülük yapan ...

10 111rt

e

AKBANK ILK KEZ ... İNGİLTERE 'de bir Türk bankası kurdu. 1981 vılında kurduğu banka halen, \ 'Urt clı~ıncla faaliyet gösteren ilk ve ıek Türk bankası olma özelliğini koruvor: AK INTERNATIONAL BANK LTD. / LONDRA

D

orıaklıkla

AKBANK ILK KEZ ... FRANSA ' nın en büyük bankası Banque Na tionale de Paris ile 1985 yılında gerçekleştirdiği Fransa-Türkiye arasında ekonomik koprü oluşturdu : BNP-AK BANKASI / İSTANB UL

AKBANK İLK KEZ ... BATI AlMANYA' nın en bü\'Uk 2. bankası Dresdner Bank' ın Türkiye'de kurulu B:'--JP·AK Bankdsı ' na ortak olmas ı rla. Fransa· Alnıanya - Tü rkive arasında veni bir ekonomik köprü daha yaraııı : BNP-AK-DRESDNER BANK / İSTANBUL

VE AKBANK ... AMERİKA 'nın dünraca ünlü E./. du.Pont ve Cigna kuruluşlarıyla, endüstriyel iplik ve sigortacılık konularında ortak vaıırımlar gerçekleşıırdi : DUSA ve CIGNASA ~ JAPONYA'nın en bürük, düm·anın 2. I?uyük lastik üreticisi Bridgestone şirketi ile yaptığı ortaklıkla, lastik endüstrisindeki ~ aıılımlarına bir venisini daha ekledi: BRISA

BELCİKA' nın (elik kord u üretiminde dünvanın önde gelen kuruluşu Bekaert ile, çelik kord u alanında ortaklık kurdu: BEKSA HOLLANDA nın düıwaca ..ünllı .V. V. Pbilips şirketiyle ortak olarak, elektrikli ve elektronik aletler üretiminele ortak vaıırımlar gerçekleştirdi : TURK PHILIPS (Sanayi· Aydınlatma- Ticaret)

İNGİLTERE '.nin Hilton Interr_ıatioı:ıal otelcilik zinciriyle ı urizm konusunda ortak yatırımlar yapıı: ANKARA II II:J'ON ve MERSIN HILTON ALMANYA ' nın. Bayer,_ Scbering re ~n ol/ kuruluşl?rıvla, hayaıi ilaçlar ve veteriner ilaçları alanında da ortak yatırımları ger\·ekleşıirdi BIRLESIK ALMAN ILAÇ FABRIKALARI

AKBANK 'ın 1·ükseli~ini dünranııı unllı finans dergisi Euromon~·cle onaylll·or. Euromoner'nin " Düıwanı ıı En Bürük 'iOO Bankası " değerlendirmesi nde. Akbank bu \'tl Akıif reriınliliğincle 2'nci, Özkavnak verimliliğinde 3'ncü sırada rer aldı. " L'lusbrarası ortakları . güı;·lü 1·apı'ı. i,ıikrarlı hum·eside sürekli olarak dünrada rükselcıı Akbank. gurenleri .re rerdikleri gu\·le en lıuruk desteği sağlaran halkınıı u ' on,uz ~ukranlarını >Linar. ,

AKBANK ·'G üv eni ni zi n Eseri "

!t'\t·ntıeupıınıtlt·\ :ı lllt.odt..•n x.ılxın u Centt·rd.ı kı ·W Lıılı Akh.ın• lımını .lludurl uk Bın:ı'ı


NASRETTIN HODJA

A Philosopher of the People Although centuries have passed since Nasrettin Hodja's death, Hodja anecdotes stili remain as fresh and topical as ever. What is more, they now appeal to an an international audience. The most convincing proof of this is given by the Nasrettin Hodja Festival held every year in Aksehir in the province of Konya e take pride in anyone or anything Turkish that acquires international renown, but in the case of one particular person the very mention of his name is enough to bring a broad smile to evervone's face. Because just the mention of his name is enough to remind us of him trying to turn the waters of Lake Aksehir into yoghurt, of his neigbour's pots and pans giving birth and then dying, of his teliing his fur coat to eat up, of his cutting off the branch he was sitting on, and hundreds of other comic incidents. No doubt you will have already guessed that we are talking about Nasrettin Hodja. In his witticisrns, in his reactions to events, in his unusual way of interpreting things, Nasrettin Hodja isa rea1 philosopher of the people. At times he will make the most biting comments, at other times he will give advice in the learned tradition of Dede Korkut, and at other times he will scold unmercifully. But he is unfailingly witty and good-humoured. His anecdotes have been handed down by oral tradition from one generatian to another, but they are stili full of a human wisdom that never stales. When we apply the lessons of these anecdotes to our contemporary situation we f覺nd that our basic problerns have changed very little.

W

Nasrettin Hodja, who belongs just as much to human culture in general as to the Turkish nation in particular, was bom in 1208 in the village of Hortu near Sivrihisar in the province of Konya. His father, Abdullah Efendi, \vas the village imam, and his mother, Sidika Hanim, belonged to the same village. The Hodja was educated in the medresesin Sivrihisar, a country town that lay on the border between the Seljuk and Byzantine empires. On the death of his father he returned to his own village, where he succeeded his father as imam. Later he handed over his duties to a certain Mehmet, and settled in Aksehir. Here he studied under Seyid Mahmut Hayrani and Seyid Hac覺 Ibrahim Sultan, two of the most famous scholars of the time, and

rnade great progress in both scholarship and wisdom. According to some souroes, Nasrettin Hodja was appointed judge and medrese professor in Aksehir, one of the main cultural centres of the time, where he continued to reside until hisdeathin 1284. He was buried in the large cemetery in the town, and his tomb is distinguished by being open on all sides except for a door with a large padlock. This is quite enough in itself to reveal how profoundly Nasrettin Hodja's personality was understood. Even if all the anecdotes that have provoked laughter and thought for so manycenturies were to be quite forgotten, he would stili be remembered on account of his tomb. TRUTH OR LEGEND? Some modern researchers are in some doubt as to whether Nasrettin Hodja really existed. Some, indeed, daim that the whole thing was an invention of folk genius. But various histarical f覺nds made in recent years, particularly the discovery of the graves of his children, have f覺nally removed all doubt. The present-day inhabitants of Hortu daim that the Hodja's descendants are stili living there, and they even show visitors the Hodja's house.

MAGAZlN 11/88 29


İşte bu, o kumaş!

MERİNO

50

yıldır adı

yünlü

s

dillerde. kendi gönüllerde

kumaş

Merinos'tur. Saf yün.

yumuşak. ılı k Merinos .. . • Merinos yünlü Gelin. bir alın:

takım

kumaşlar yalnız

Sümerbank'ta.

elbiselik Merinos yünlü

biliyoruz. gelip bir elbiselik daha

alacaksınız .

kumaş

[SÜMERBANK .. Turkıye yı ve Sumerbonkı Çok Sevıyorum"


Moreover, in the town of Aksehir, where the Hodja died, his memory is stili held in great respect and reverence, and at certain times people even ask for his help. It is a well established local tradition for parents to visit his tomb and invite him to tiıeir daughter's wedding, while newly-wed couples ask him to grant them a peaceful and happy marriage. But the visits to Nasrettin Hodja's tomb eliffer very markedly from visits to other tombs in one very irnportant respect. The pilgrirns make'their way to the Hodja's tomb daneing and laughine. and the same mood is continued at the cemetery itself. Nasrettin Hodja's personality can be deduced from the anecdotes that have made such a profound impression on the Turkish people. From these anecdotes he would appear to have been a typical provincial Turk. Goodhumoured, jocular, honest and straightforward, he formed the centre around which his family, his neighbours, the children of the town, the tradesmen and peasants revolved. His donkey, from which he was never parted, forms an indispensable element in all the anecdotes, and the ones on the relations between the Hodja and his donkey are some of the funniest of themall . . THE WORLD BEHIND THE ANECDOTES Nasrettin Hodja's stories reveal a very fıne sense of satire combined with a certain sly ingenuousness. For the Hodja, the most important thing was honesty, together with the essential qualities required for a practical life centred around this principle. In the struggles of everyday life, intelligence and a ready wit are essential. The basic principles that emerge from his anecdotes are the necessity to get on well with other people, the avoidance of vulgar cunning, and devotion to moral values. Ugliness, coarseness and obscenity have no place in Nasrettin Hodja's stories, which invariably reveal a fıne, intellectual wit. His quips are never destructive. They always contain useful advice. A philosopher of the people, Nasrettin Hodja was so closely in touch with ordinary men and women that even today his teaching has lost nothing of its force. As for concrete examples of all this, the neighbour who made no objection when he was told that his cooking-pot had given birth to a whole set of pots but refused to believe it when he was told it had died is a typical example of opportunism; the quip, "Eat, fur coat, eat!" is a very effective piece of social criticism directed agaignst the tendeney

to gauge a person's value by his outward appearance; "You believe my donkey but you don't believe me!" is an attack on demagogy that is just as valid today; his remark "Why shouldn't we die a little too!" as he pulls the tray of bakiava towards him is stili as topical as ever; and another aspect stili true of. modem society is touched upon when Nasrettin Hodja tums to the various disputants with a "You're perfectly right, and you're perfectly right, and you're perfectly right too!" These, and

tin Hodja only two or three hundred can properly be ascribed to the Hodja himself. New versions of old stories have appeared in conformity with changing conditions, and at the same time a very considerable number of other stories have been ascribed to the Hodja on the .grounds that "Only the Hodja could have said that!" But Nasrettin Hodja's very individual wit and satirical attitude makes it quite easy to distinguish the genuine article from mere imitations. The topics treated by Nasrettin Hodja are universal in ch araeter, and sirnilar anecdotes are related in many different countries. The

there a..-e innumerable other examples, show how the anecdotes are as topical now as when they were fırst invented.

characters of his anecdotes can be found in every society. In modem Turkey, Nasrettin Hodja remains a symbol. Anirnated fılrns are made with a Hodja who has come to terms with the age of technology, and every year someone acts out the part of the Hodja turning Lake Aksehir into yoghurt and riding his donkey back to front. Every year a Nasrettin Hodja Festival is held, with caricature competitions in the name of the Hodja. In other words, Nasrettin Hodja stili remains a source of inspiration. Nasrettin Hodja's tomb atAksehir, with its open sides but a door with a large padlock, is stili surrounded by laughing pilgrims. And that's probably exactly what the Hodja would have wished!

HOW THE HODJA'S WIT HAS SURVIVED THE CENTURIES The distinguishing feature of Nasrettin Hodja stories is that they are at once funny and thought-provoking. They can be divided into two types. In the fırst type a story is told and then the Hodja makes an appropriate comment which constitutes the whole point of the anecdote. In the second type the joke is apparent from the beginning and the anecdote unfolds accordingly. The anecdotal element is present in both. Research has shown that of the innumerable anecdotes about Nasret-

MAGAZiN 11/88 31


''... hiç vaktim yok!'' ' '... V .ı oo, bayılırım aslında! Keşke dolaşacak,

elbise seçecek zamanım olsa.

Samimi söylüyorum, hiç vaktim yok! Belli birkaç yerden giyiniyorum. Modelini, kupunu

sevdiğim

yerler...

Önce kumaşına bakıyorum, iyiyse, seçimim de kolay oluyor zaten ... Yeter ki,

kumaştan

yana rahat

·~/ll?tınqzfd'ız ""'

~J

• -

olayım!,,

~ ....

İyi bir elbisenin sırrı kumaşında

gizlidir. MAGAZiN 11/88 33


DAGCILIK SPORU GELiŞiYOR

Zirvelerden çagr1 var ~

Türkiye'nin denizlerinden sonra, dağlan da bir uçtan bir uca keşfediliyor. Özellikle kış aylannda, yoğun bir dağ turizmi yaşanıyor ülkemizde. Talep artışı, dağ turizmiyle uğraşan şirketlerin çoğalmasına sebep oluyor

nsanoğlu , bilinmeyeni keşfetmek, ulaşılması güç yerlere ayak basmak arzusuyla yanar tutuşur. Dağcılık sporu, işte bu tutkuyu tatmin edecek en geçerli çarelerden biridir. Hele macerayı seviyorsanız ve tabiatın güçlüklerini yenebilme hırsını taşıyorsanız, yeryüzünün yükseklikleri adeta dile gelerek sizi çağıracaktır. Modem anlamda dağcılığ!~ baş7 langıcı, ı850'lere kadar uzanır . Oneeleri sadece erkeklerin rağbet ettiği bu spor dalı, kısa sürede kadınların da ilgisini çekmekte gecikmedi. Dünya dağcılannın ulaştığı ilk zirve Alpler. Bunu sırasıyla Alaska, Kanada, Afrika ve Asya'daki dağlar takip etti. Ancak, dağcılık sporunun asıl gelişmesi II.Dünya Savaşı'ndan sonra oldu. Ve ulaşılmaz sanılan tepelere birer birer insanoğlunun . imzası atıldı . 29 Mayıs ı 953'te, yani Istanbul'un fethinin 500. yıldönümünde, dünyanın en yüksek tepesi olan Everest de fethedildi ve böylece dağcılık alanındaki en büyük zafer kazanıldı. Yeni Zelandalı P. Hillary ve tecrübeli kılavuzu Tenzing Norkay'ın gerçekleştirdiği bu zafer, dünya gündemini günlerce işgal etmişti. Türkiye'de ise bir spor türü olarak dağcılık faaliyetleri, I920'1erde başlıyor. Ancak, daha önceleri Harnilton adlı bir İngiliz dağemın Erciyes'e tırmandığı ve 26Temmuz 1906'da Ali Vehbi adlı bir Türk'ün Alplerin Mont Blanc doruğu­ na çıkıp Türk bayrağını diktiği biliniyor.

1

34 MAGAZiN 11/88

I.Dünya Savaşı sonralarında dağcı­ daha çok askeri bir hareket olarak görülür. 1924'te Albay Cemi! Cahit Bey'in, subay ve erlerden kurulu bir ekiple Erciyes Dağı'nın doruğuna tırmanması da bunu doğrular. Bu ilk amatör dağcılanmız, isimlerini kağıda yazıp bir sigara tabakasına koymuş ve Erciyes zirvesine bırakmışlardı. Dört yıl sonra, Ritter başkanlığındaki Alman dağcılar ekibi, zirvedeki sigara tabakasını buldular. Ve Albay Cemi! Cahit ile ekibinin isimlerini sigara tabakasından alarak, kendi imzalarıyla birlikte beraberlerinde getirdikleri bir doruk defterine yazdılar. O tarihten sonra, Erciyes'e çıkan dağcılar, isimlerini hep bu deftere kaydederler. lık,

Daha sonraki yıllarda bazı askeri birlikler Ağrı Dağı'na tırmanmayı denedil er. 1926 yılında kurulan "Dağ­ cılık T alimgahı" ise yurdumuzda açılan ilk dağcılık okuluydu. Erciyes'in ardın­ dan I925'te Dr. Osman Şevki ve ekibi Bursa Uludağ'a tırmanışı başardılar. Dağcılık sporundaki asıl gelişmeler ise ı 930'lu yıllara

önemli rastlar. J933'te ilk dağcılık klübü, .çlönemin Istanbul Valisi Muhittin Ustündağ tarafından "Türk Yürüyücülük, Dağ­ cılık ve Kış Sporları Klübü" adıyla kuruldu, daha sonralan adı 'Tenis, Eskrim ve Dağcılık Klübü" olarak değiştirildi. Aynı yıl Dr. Cavit Paksoy başkanlığında "Bursa Dağcılık ve Kış Sporları Klübü" faaliyete geçti. Ancak, "Dağcılık ve Kış Sporlan Federasyo-


Ağrı dağcılara meydan okuyor Le Mont Ağrı continue a defier les

alpinistes

nu" için 1938 yılına kadar beklemek gerekecektir. Sadece dağcılıkla ilgili ilk federasyon ise, 1966 yılında "Türkiye Dağcılık Federasyonu" adıyla hizmete başladı. Bu federasyonun eğitime büyük önem vermesi yle, dağcılık sporu kısa sürede yaygınlaştı . Federasyonun ilk başarılı teşebbüsleri arasında, 1969'da Avusturyalı ve Alman dağcılarla birlikte gerçekleştirilen Cilo ve Ağrı tırmanışları sayılal;>ilir. Ertesi yıl ise Türk dağcılarını, !talyan, Alman ve Avusturyalı dağcılarla birlikte, bu ülke dağlarının doruklarında görüyoruz. Türkiye Dağcılık Federasyonu'nun 1977 yılında Dünya Dağcılar Birliği'ne (UIAA) üye olması bu spor dalına duyulan ilgiyi daha da ~tırdı. Bu ~ada, başta Boğ~çi, Istanbul ve Istanbul Teknik Vniversitesi olmak üzere çeşitli üniversite ve kurumlarda dağcılık klüpleri kuruldu. Bütün bu klüplerin amacı, dağcılık sporunu yaygınlaştırmaktı. Artık turistlerin de büyük rağbet gösterdiği dağlanmızın hepsi fethedilrniş durumda. Buna rağmen, özellikle kış aylarında yoğun bir dağ turizmine sahne oluyor Türkiye. Sayılan her geçen gün artan dağcı turist ekipleri soluğu Ağrı, Erciyes, Uludağ veya Cilo'da alıyorlar. Talebin artışına paralel olarak da, sadece dağ turizmiyle uğraşan turizm şirketlerinin sayısı çoğalıyor. Türkiye'nin denizi, güneşi, tarihi ve kültürel değerleri kadar dağlan da büyük ilgi topluyor. Haydi dağcılar, zirveler sizleri

bekliyor... 36 MAGAZiN 11/88

L'APINISME SE DEVELOPPE

Les

Sommets No us Attirent Homme a toujours eu une envie irresiestible de decouvrir l'inconnu et explorer des terres inaccessibles a atteindre. Done 'l'alpinisme est !'un des meilleures sports qui repond a cette passian de l'homme. Surtout si vous aimez l'aventure, si vous avez la passion de surmounter les difficultes de la nature, !es sommets vous appelleront. L'His-toire de l'alpinisme au sens modeme debute des annees 1850. Au debut interesse par !es hommes, il n'a pas tarcte d'attirer l'attention des femmes. Les premiers sommets atteints par !es alpinistes sont !es Alpes, ils sont suivis par des montagnes d'Alaska, de Canada, d'Afrique et d'Asie. L'Alpinisme s'est developpe surtout a ·Ja fin de la second guerre

Fotojjraflar: OOTU Oağcılık Bolumu Arşi vi

mondiale et l'homme a conquerit les sommets qui semblaient irıaccessibles !'un apres l'autre. Le Mont Everest, point culrninant du globe a ete atteint le '19 Mai l 953 par Neo-Zelarıdais E. Hillary et le sherpa N. Teusing, ııu 500. anniversaire de la conquete d'Istanbul. Airısi ce fılt un evenement important dans l'histoire de l'alpinisme. En Turquie l'alpinismeacommence dans les arınees 1920. Pourtarıt bien avant, nous savons qu'un alpiniste


Haydi dağcılar, zirveler sizi bekliyor En avant les alpinistes, les sommets vours atlenclent!

Son yıllarda dağcılık Türkiye'de büyük bir gelişme gösteriyor L'alpinisme en Turquie connait un grand developpement ces clernieres

1

~

Anglais nomme Harnilton a grimpe au Mont Erciyes et un Turc, Ali Vehbi a atteint le Mont Blanc le 26 Juillet 1906. A la fın de la premiere guerre mondiale, 1'alpinisme est pratique surtout par des militaires. L: Colonel Cemil Cahit, accompagne d'un groupe de lieutenant et soldat a atteint le Mont Erciyes en 1924. lls avait laisse leurs nom, dans une boite a tabac. Quatre ans plus tard, les alpinistes Allemands diriges par Eugen Ritter l'ont trouve et ont marque ces noms avec les leur dans

un cahier de sommet. Un un plus tard, en 1925 Dr. Osman Şevki et son equipe ont reussi atteindre Uludağ Bursa. La premiere ecole d'alpinisme date de 1926. Mais l'alpinisme a connu de grands developpements surtout dans les arınees 1930. L: premier club alpin est fonde en 193~. par le prefet d'Istanbul Muhittin Ustündağ, sous le nom de "Oub Marcheurs, Alpin et Sports d'hiver Turc" dont le nom a ete change plus tard comme "Oub de Tennis, &erime et Alpin". Dans la

a

a

meme arınee est cree le "Oub Alpin et Sports d'hiver de Bursa", sous le presidence de Dr. Cavit Paksoy mais il a fallu attendre jusqu'en 1938 pour la "Federation Alpine et Sports d'hiver". La federation concernee exclusivement de l'alpinisme, "Federation Alpine Turque" est fondee qu'en 1966. Parmi ses premieres activites on peut compter l'ascension en Cilo et Ağn avec la participation des alpinistes Autrichiens et Allemands en 1969. Nous voyons un an plus tard les alpinistes Turcs aux sommets des mçmtagn~es d'J\utriche, d'Allemagne et d'Italie cote a cote avec les alpinistes de ces pays. En 1977, la Federation Alpine Turque a ete membre de "l'Union International d' Alpinisme" (UIAA) et ceci a active l'extension de ce sport. A present tous nos montagnes sont conquits mais la Turquie continue a temoigner a un vaste tourisme alpin surtout en hiver. La quantite d'organisation s'occupant uniquement du tourisme alpin augmente de façon parallele a l'arrivee aux equipes qui sont plus en plus nombreuses chaque arınees.

La Turquie non seulement par ses mers, son histoire et ses valeurs culturelles, mais aussi par ses montagnes, attire l'attention des touristes. En avant les alpinistes, les sommets vous attendent... MAGAZiN 11/88 37


•'

'•

PLEASE ...·:;-r

.. , ••

.'

'

.

'

'.

.' '

"".ı

.

ilindigi üzere, no-show konusu tüm dünya havayollannı sürekli meşgul eden, ticari kayıplar · yanı sıra yolcu hizmetlerini de aksatan bir sorundur. Uçaklarda rezervasyon yaptırdı~ halde yolcunun uçmaması durumunda no-show diye adlandırılan "uçakta yer yok dendigi halde yer olması" olayı ortaya çıkmaktadır. Karşı tedbirlerin alınmaması halinde koltuk kaybına yol açan bu konu sadece THY'na özgü bir sorun olmayıp tüm hava yollarının bir problemi olarak görülmektedir. 20 üyeli AEA (Avrupa Hava Taşıyıcıları Birligi) hava yollarının bir yıllık taşımalannda gelmeyen no-show yolcu nedeniyle 1 milyon koltu~n de~erlendirilemedigi, bunun da, toplarnın % 5'ine tekabül eden 200 milyon dolarlık bir kayba sebep oldu~ görülmüştür . AEA, önemli mertebelere ulaşan bu kayıpların önlenmesi için bir kampanya açmış; yolcu, acenta ve hava yollarının bu konuda sürekli ilgi ve e~itimini hedef almıştır . THY da bu kampanyaya katılmış

''·p ·

B

bulunmaktadır .

• Rezervasyon kaydı gelmeyen yolcu.

~ı,

...

. '

'

'

assenger reservations are elirobing swiftly in the world of aviation, due to growth in technology and the world economy. Unfortunately, the increasing numbers cause a corresponding rise in no shows, a problem for all airlines. But no satisfactory solution has yet been fo und . The Association of European Airlines (AEA) which has 20 members inciurling Turkish Airlines, has been searching for both preventive measures and remedies for no shows. Each year 900,000 passengers fail to board after making inital reservations, costing 200 million US$. To counterract the no show problem, AEA holds meetings annually to discuss tactics, and a campaign is being launched by AEA to educate passengers, travel agencies , and airlines, wich are the cause as well as the solu tion. Customers contribute to the problem when they do not take the same care in cancelling unneeded seats as they do in making reservations, if they decide to change flying times or airlines. This inflicts a fınancial burden on the airline, and . damages the corporate image as well. W e believe that cooperation by both passengers and agencies will enhance the efforts of the AEA to minimize the problem.

.

. ..

yaptırdığı

halde

.

! >'

'

*Passengers who make reservations on a flight but fail to board without cancellatian

'

J'


MÜRACAAT VE REZERVASYON ·INFORMATION AND RESERVATION DIŞ BÜROLAR

2 . 1000 Berlin 30

INTERNATIONAL OFFICES

5 6124010 3 . 1000 Berlin 44 Fulda Str. 58 5 6141124 4 . 1000 Berlin 65 Luxemburger Str

n

ABU -DHABI Sheikh Hamdan Str.

P.O . Box . 698 C SM : 19712ı 338761 Sultan Bin Yousuf and Sons

Rez : Ca

19712ı 33884~ - 326258 19712ı

59 -60

333736

ADIS-ABADA (GSA) Ethopian Airlines

Bole Airport

SM : 10ı 1 3245975 Rez : 101 ı 3236024 / 3222569 / 3221035 BAGHDAD -BACiDAT

TÜRK HAVA YOLLARI TURKISH AIRLINES

KABIN BAGAJI CABINBAGGAGE BAHRAIN - BAHREYN Car Park Bldg.

Govt Ave. Manama, <l5] SM: (9731 243456 277747-252334

BELGRADE - BELGRAD TRG Marksa Engelsa 8/4 11000 <l5J SM: (11) 332561 -333277 GSA. Yugoslavian Airlines

Sava enter M. Popovica 9 P.O .Box . JAT 11170 ~ (11) 145797 BERLIN No .

ı

Sb

1000 Berlin 30 1o3oı 2624035 SM : 1030ı 2624035 Rez : 10301 2624033 / 2624034 GSA 1. 1000 Berlin 3036 Oranier Str . 5 ~ 6125060-6125091

n

42 MAGAZlN 11/88

BUCHAREST - BUKREŞ ( GSA ı TAROM , Ui , Republic ı6 ~ 147433 BUDAPEST - BUDAPEŞTE (GSA) Malev, Aoosevelt, ter 2 1052 Budapost 2'3' ı 3611 189033 CAIRO . KAHIRE 8 Kasr Etni l Str. No . 26, 1st Floor Z'..':l (2021 774:ı30/768243/768459 Rez: (202) 733400 GSA, lmpeti•l Tıavel Center 26 Mahmoud Bassiouny Str. No. 26 \c:~' (202) 75R939!760071 /761769 COLOGNE - KÖLN Trankgasse 7 -9 5000 Koln - 1 SM : 102211 ı34443 Rez : 102211 ı3407ı!134072 BS : (02211 ı 34073 COPENHAGEN - KOPENHAG

oı - 144055 / 144499!145ı9o

DAMASCUS - ŞAM

AI -Faradees Travel and Tourism Ageney Der El Mouhandeseen Mayaloun Str. P.O.Box. 6132 ~ 111)227266/232190 (10 Lines)

o

Budapester Str

2167684

BOMBAY Maker Chambers v 3rd Floor No. 305 i~ariman Points 400021 <l5J (22) 2046491 SM: (221 2043605 BRUXELLES - BRÜKSEL

'

DELHI ı 56, Janpath 1st Floor New Delhi -11 0001 <l5] BS: 1111 326661 -326613 -326602 DHAHRAN-UAHRAN King Abdı.Jiaziz Street Inimren Complex Centre P.O .Box. 739 -31952 1-Khobar (21) 8947917/8954904/R95004~ DOHA - KATAR (GSAı AI -Rayan Travel Ageney P.O .Box. 363 ~ (9741 321910/321226/412909 412911/412912 [lU BAl Sweeden Traoıng Co . 63 b, Sheikh Rashid Bldg. Almaktoum Street P.O .Box. 1200 ~ !97141 226038 -237230 DUBLIN (GSA) Airlingus Dublin Airport '1'51 (35311 370011 DUSSELDORF Graf Adolf Str . No 4ı 4000 Dusseldorf 1 \"::, SM : 102ı ı) 374401 Rez : 10211ı 374080 / 374089 FRANKFURT Basaler Str

35 37

6000 Frankfurt / M 't.··c 1069 ı 27<100720 -2 ı -22 Santral : 27300730 GSA Necmi öc S1 . 5. 6800 Mannheim ~ 0621 - 10980

316120

HAMBURG 34

Ved Vasterpor t 6 1612 Copenhagen

Meridian's Street Build ing 3/B <l5J (1) 7187703/7187704

(973ı

(022ı

132215126781/5126782/5117676

322056ı

Rez:

1201 Geneva

kg.

~ (0221 316ı 29//312ı94

51 Cantersteen 1 000 Bruxells

P.O.Box . 1755 'iE'I' (2511) 18222 ALGIERS - CEZAYIR 63 Rue Larbi Ben Mhidi 'Ci (213) 647821 AMMA N Jabal Arnman Third Circle Al Riyadh Center 8th Floor P.O .Box. 39177 Arnman <l5J (6) 659102/659112 AMSTERDAM Leidsestrast 6 . 1017 / PA !:_ SM : 1020ı 227986 / 203754 (020ı 227386 Rez : 1020ı 227964 / 85 ATHENS - ATINA Phillellion S tr . No . 19

c

GENEVA- CENEVRE Rue de Chantepoulet No. 1-3

Geeben Str. 19

GIOECEGi YER OESTINATION

Adenaueratlee 10

BRU

2000 Hamburg ı n I04oı 241472 / 241473 GSA ERDEMiR Reise Altona Paul Roosen -Str . 14

BRUSSELS

2000 Hamburg 50 HAN N OVER Lange -Laube No: 19

(_',

I05ı ı ı

320398 Rez : (051 ı) 326087 / 326088 HELSINKI (GSA)

TK

·M

UÇUŞ

28000

N Q

F LIG HT N9

Fina Mannerh elmintie 102 .

Q0250 Helsinki 5 . 190) 4ı04ı 1 JEDDAH · CIDDE City Center annex 12/13 Medina Road P.O.Box: 11563 'l51 (2) 6600127 (4 Linesi JOHANNESBURG ( GSA) South Africa Airways P.O.Box . 7778 <l5J (2711 ) 713 -2206 Medina Rd 6531376/6532764 KARACHI Paktürk Travel Agencies 12 Avenue cantre Stracher Rd. ~ (9221 1 B.S. : 522068 527471/527472/523249 KUALA LUMPUR Equatorial Hotel Ground Floor, Lot. 6 Jalan Sultan !smail 50250 Kuala Lumpur ~ (601 2614055/2614058 KUWAIT - KUVEYT Fahad Al Salem Str. Al Abrar Bidg . P.O .Box. 23959 Safat 13100 <l5] SM : (9651 2412577 Rez: (9651 2450655 (2 Lines) 2420777 LAHORE (GSAı Paktürk Enterprises Lahore Branch

lmtiaz Plaza 85. The Mail Lahore

t:'<i

(9242) 314636 SM : (9242) 522068 LONDON - LONDRA Hanover S tr . 11 -12 London W .1 .

SM : o ı -4999249 o ı -4913922 o ı - 4999240 / 0ı -4081393 Rez : o ı -499247 / 01 4999248 GSA. Anglo Turkish -Service

624 Old Kent Ad . S.E. 15 LOS ANGELES {GSAı Flying Tiger Line Ine. 7401 World Way

'E':

12ı3ı 646 - 6ı6ı

LlSASON- LISBON (GSA) Transportes Aerees Portugueses (TAP) Edifico 25, Aeroporto Lisboa -5 Portugal <f'S! 13511) 899121 LYON 91 Rue Bugeaud 69006 Lyon <l5J (337) 78241324

TK

28000

BRUSSELS

20122 Mılano ~

I02ı

866350 / 8056233 / 8053976

MUNICH - MÜNIH Bayerstrasse 43

8000 Munchen 2 " SM : 1089ı 539414 BS : 1089ı 5ı4ı0921 Rez: 1089ı 514ı0922/23 / 24 / 25 GSA 1. Reisebu ro Kont 8870 Gunzburg Jahnstrasse 13 Munih

08221 -4500 -30398 2 . Okkuran Bahnhotplatz 1 Unt erfuhrung 12

7900 Ulm Jak o bplatz / Kappeneck 6

8900 Augsburg 1073ı ı 64326 / 6ı9596 / 6ı0344

MOSCOW - MOSKOVA (GSA) AER OFLOT . Leningrad sky Prospekt 37 .. ı 555494 NEW YORK Untted Nati ons Plaza N ew York

N.Y 10017 U.S.A . NEWYOHK Tur kısh Cen ter 821 U n ited Nat ı ons Pl aza Ne wyork

N.Y tOO ı 7 U S.A. Cs 112 121 2129865050 NICOSIA · LEFKOŞE Osma n Pasa Cad .

1 020ı 7ı328 /7 106ı/77124

GSA. KTHY Bedrettin Dem i rel Cad . Lefk oşe

,, 020-71901 NURNBERG Am -Piarrer 8 -8500 Nurnberg 80

"

0911 -265301 / 265302

OSLO Dronningens öate 34 3 Etasje 0154 Osl o 1

:- 102) 412841 / 330103

MADRID Plaza De Espana 18 Torre de Madrid 28008 4th Floor N.R. 20 <l5] B.S.: (34114632312 -4632351

PARIS

MILAN - MILAND

PEKING - PEKIN (GSA)

Via P .da Cann abio 37 / 2

21 29C6505 ı

12 Rve d e I'Echelle

7500 Paris o 1 -42605718 Rez : 1-42602808 CAAC Ci v il Aviation


iÇ BÜROLAR

Administration of China P.O.Box . 64 Beijing

PRAOUE - PRAG (GSA) Ceskoslavenske Aeroline Revolueni 1, 160 15 Praque ~ (422) 2146 RIYAD IGSA) ABC Travel Ageney Al Arba ean Str. al -malaz post box no : 20786 ~ (9 661) 4779003 / 4779055/4760503 ROME Piazza delia Republ ica 55 00185 Rom a ~ SM : (06) 486553 Rez: 1061 47 5 1149 RDTTERDAM Weena . 140, 30 12 Cr (010) 4332177 / 4332465 SEUL (GSA) Korean Airllnes KAL Bullding 41 -3 Seasomun -Dong Jung-Gu ~ (822) 7517 - 115 SINGAPORE - SINGAPUR 545 Orchard Rd . 02 -21 and 02 -18 Far east shopping center 0923 ~ SM: (65) 7344477 Rez: (65) 7324556 SOFIA - SOFYA Bu l. al. Stomboluski 11 -a 'Ct SM : 874220 Rez : 883596 GSA. Bulgarian Airl ines Sofia A irport ü 661690 STOCKHOLM Vasagatan 7 . Box 73 101 20 Stockholm os -21s534 / 21s535 STUTTGART lautenschlager Str . 20 7 Stuttgart 1 'b SM : (07111 228084 Rez : (0711) 221444 / 221445 GSA. Necmi Oç. 68 Kalser Rin' 26 -28 Mannheim 'Ci (0621) 23 440 TEBRIZ (GSA Tabriz Express International Travel Tours Agency, Tabriz ~ (41'! 56004 / 52430 TEHRAN- TAHRAI'f Halaz Ave . 400 ~ (21) 667283/664609/669026 TOKYO (GSA) Japan Airllnes 2-Chome Marunovchl Chiyoda -ku Tokyo -Japan ~ (613) 213-6211 TRABLUS - TRIPOLI Muhammed Megarif Sır . Algerla Sqr. ~ (21821) 36236 -46796 TUNUS Complxe EI -Mechtei-Boul eva rd Oule t Haffouı E.age 3 Tuni::; 121611 788317 !786473/787033 VIENNA - VIYANA Operngasse 3 A1 010 Wien 1 'Cl (02221 563768 / 563796 / 587695 W ARSA W - VARŞOVA (GSA) Polish A irlines 39, 17 Stycznla ST 00-906 Warsaw ~ (22) 460-411 ZURICH - ZüRIH Turkish Airlines Tal Strasse 58/62 8001 Zürih 'E!! 01/2111070-211107' 2118567

o

n

DOMESTIC OFFICE S AOANA Stadvum Cad No 1 SM : (71)141545 Rez : (711 13 72 47 -14 31 43 14 35 38 BS : (711 13 OB 67 AFYON KARAHISAR (GSA) Halaçoğlu Turizm ve Seyahat Acentesı Cumhuriyet Meydanı , Otogar Girisi No . Emi,rdağ - Afyonkarahisar

'l5i

194-279

n-

Danıfm a - lnformation

'C, 3124910 -3124900 / 33 Bürosu

( Sales Offlco) Ataturk Blv . 167 / A es : 1337627 . 3124900 / 69 SP : 1255258, 3124900 / 41 Kargo -Cargo n 31249oo t 68

n

GSA : Çavusoğlu

Turizm ve Sevahat

Acentas ı

Şereflikoçhısar , Adalılar

Sok.

Ataturk Cad 23 83

-c

ANTALYA Hastan e Cad

Ozel idare

lşhanı Alt ı

"

DIYARBAKlR

Konya ~ 367 2 . Ci -Tur Turizm ve Sevahat Acentas ı Konva Cad . Orman Işletmesi Karşıs ı No 55 Karaman -Konya . . 48 59

iızet Paşa

Cad . Demır Oteli Altı ~ (831110101/1231 4 / 26143

ELAZIG

ANKARA Hipodrom Cad . Gar yanı 3124900 SM: 3104745 BS : 3124900 / 43 Rez : 3126200

Bakanlıklar S atış

10200:

(3111 12830 / 23432 / 15238 Ca : ( 311111028

SOORUM (GS A ) Neyzen Teyfik Cad . 218 Yat limanı Karşısı c (6141117 86 BURSA (GSA) Cemal Nadir Cad . No 8 -A Kocagil Apt . C' 124) 221866 Rez : ( 241 211167 -212838 DALAMAN , MUGLA Turkish Airlines n ! 61191 1899 DENIZLI (GSAI Köseoğlu Sevahat Acentası Enverpaşa Cad . 113-8 (621 1137 46- 14500

I~~~!!!!!!!!!!"!J!!II!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!I!!!!!!I!!!!II!!!!!!!!!!!!I

Ş eh ıt ılhanlar

Cad No 26 ( 811111576 · 12300

ERZINCAN Polat Twızm Sevahat Acentası Cumhurivet M ev .. Beledive Sit esi N o - 2214 ERZURUM 100. Y.ı Cad . SSK Ranı tesisl erı Ne.. 24 (0111 18530!11904 / 13409 FETHIVE (GSA) Fetur Seyahat Ac entası ~ (6151) 2034- 2443 GAZIANTEP Ataturk Bulvarı No . 38 / C ~ (851115435 / 20382 ISTANBUL Abide -i Hurrivet Cad . Vakıf işhanı Kat 2 No . 154- 156 . "" 1464017 / 1471338 Rez: 5733525!15 Hat Grup Rez : 5735908/09 Işçi Charter Rez : 5735980 / 81 Yöntem 6uro: 5736630 Promosyon -Promotion : 148263 ı Satıf Büroları

1.

· Sales Offlcea

Kadıkoy

Baharive Cad Opera lshanı Kat 2 !:'" 3371876 / 3371891 2 . Hilton Oteli Giri,i 1470121 / 1470180 3 . Şi,hane r 1454208 / 1454238 / 1440296 4 . Teksim Cumhurıyet Cad Taksım Gezi CukkAnlar ı l.' 1452454/ 1452482 5. Sirkeci Gar Karşısı . Doğubank ışhanı Ket 1 6 5284808 6 . Aksarav Mustafa Kemal Paşa Cad . 'C< 586 75 14 1586 77 93 / 588 25 38 IZMIR Buyuk Efes Otelı altı 'D 1511141220-1-2-3-4-5 -6 135121 -136281 D/i: 141226 SM : 140802

?:

Rez :Charter 2 58 2 80Rez / 1 -2-3-4-5 : 141220 / 35 KAYSERI Sahabiye Mah Yıldırım Cad . No l: (3511 13947

1~~~~~~~~~~~~············ KOCAELIRez :

( 351 1 11 001 Sakarya Tur ve Sev Acentası Uzunçarş ı N o 1 f:' 52 23 KONYA Alaaddin Cad No 22 Kat. 1 1 106 [' (331) 12000 ' 12032 SM : 24676 GSA 1. Vatan Seyahat Acentesı Ankara Sad . Surnarbank yanı Ayvaz Pasaj ı Cihanbeyli

MALAT YA Kanalbovu Cad . No . 10 Orduevı

karşısı

L'> ! 821111920 / 164B9 Rez : (821) 1192 2/1 4053 MARMARIS Ataturk Caddası No . 30 ( 612113751 / 3752 MERSIN 27 . Sokak No . 2 'E!! (741) 15232 -21278 -30274 NI öDE Aksaray Turizm ve Seyahat Acentas ı lise Karşısı Kutuphane Sok . d/2

c

Aksarav - N iğde

""' 23 32 RIZE Belediye Karşısı 5 (054) 11007 /1 5513 SAMSUN Kazımpaşa Cad. 11 / A B !361 ı 18260-13455-15055 SIVAS Beledıye Sitesi H Blok No . 7 n· ! 477 1111 47 -13687 TEKIRDAG (G SA ) Tra kya Turizm ve Seya hat Ataturk Bul va n N o. t:ı8 'C 91 861 / 98 439

TRABZON Kemerkaya Mah . Meydan Park ı karşısı 'i"'? Rez : (031113 446 / 11680 SM . 22219 URFA (GSA) Necati Demirkol Ataturk Bulvar ı Ak Apt . 5 / A B 43 05 UŞAK ( GSA ) Vatan Seyahat Acentası lsmet Pasa Cad . No . 85 Kat 2 'E!! (6 4111 20 33 VAN Enver Perıhanoğlu Iş Merkezi Cumhuriyet Cad . 196 ~'::;> (0611) 1241/1768

R ez ·Rezervasyon Reservation SM Satış

Salı!s

Müdürü Manager

GSA: Genel Satış Acer General Sales

tası

BS Bilet Satış Ticket Sa les

CA Kargo C argo MAGAZlN 11/88 43


EKONOMiNiN YENi GÖZDESi: TIR

Tekerlekler döviz üretiyor Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkanı Saffet Ulusoy'un verdiği bilgiye göre, 35 ülke arasında

dokuyan 17 bin Türk TIR'ı, döviz girdisi sağlıyor

yılda

mekik 700 milyon dolar Uluslararası

Nakliyeeller Derneği Saffet Ulusoy President of the International Transport Association Mr. Saffet Ulusoy Başkanı

oğumuz kısaca "TIR" tanırız onlan. Motorlannın her homurdanışıyla, adeta

olarak

güçlerini hissettirmek isteyen pınl pınl çekiciler ve arkalarında olanca cüsselerine rağmen gelin edasıyla süzülen birer treyler. Her gün binlercesi, imrenilecek bir çalışkanlıkla kateder yollarırnın . Çoğumuz artık günlük hayatımızın alışılagelen görüntüleri olan bu dev araçlan kanıksayan gözlerle seyrederiz. Kimimiz nereden gelip nereye gittiğini ve daha ne kadar yolu olduğunu düşünür, direksiyanda çevresini nere-

deyse kuşbakışı seyreden şoföre sabır dileriz içimizden. Elleri koca direksiyana kenetlenmiş şoför ise ya taze bir ayrılığın hüznü, ya da yaklaşan bir kavuşmanın heyecanı ile gözlerini kısmış yolu gözlemektedir. Ancak pek azırnız hatırlarız "TIR" diye tanıdığı­ mız bu araçların önemli ekonomik ve sosyal fonksiyonları olduğunu. Belki de, tiryakisi olduğumuz sigarayı, akşam soframıza gelecek eti veya kullandığımız otonun hayati bir parçasını düşünmek istemeyiz. Yine, bu aracın belki de hergün önünden geçtiğimiz fabrikanın imalatını, çiftçimizin ekinini, meyva bahçele-

TIR'Iar, artık uluslararası taşımacılı!}ın gözbebe!}l. Hugo lorries bearing magic letters TIR are the work horses of international transport

rimizin ürününü ve daha yüzlerce kalem ihraç malımızı dış pazarlara iletme gayretinde olduğunun pek azı­ mız farkındadır.

Oysa bu araçlardan ay-yıldız taşı­ yan 17.000 adedi ülkemiz ile Avrupa ve Ortadoğu'daki yaklaşık 35 ülke arasın­ da sürekli gider gelir. Yılda 15 milyon tona ulaşan ithal ve ihraç malırnız, Türk plakası taşıyan TIR'larla iç ve dış pazarlara ulaştınlır. Gelişen Türkiye'ye yılda 700 milyon dolar döviz, 2 milyon Türk insanının sofrasına ekmek sağlayan, bu dinamik dünyanın nasıl döndüğünü Uluslararası Nakliyeciler Derneği Baş­ kanı Saffet Ulusoy şöyle açıklıyor: "Uluslararası kara taşırnacılığımız, özellikle 1980'den bu yana ekonomiyi tekerlekleri üzerinde taşıyan sektör olmuştur.

Bugün Türk araçları Avrupa 'ya 1 milyon ton ihraç malı taşımak­ ta, yine 750 bin ton civarında ithal malıru Avrupa'dan ülkemize iletmektedir. Avrupa'ya yönelik ihraç taşıma­ larında araçlarırnızın pazar payı % 83'e, ithal taşımalannda ise % 62'ye ulaşmış­ .tır. Diğer yandan araçlanmız Ortadoğu'ya, 1.3 milyon tonu limanlanmızdan olmak üzere yılda yaklaşık toplam 2.7 milyon ton ci vannda taşıma gerçekleştirmektedirler. Irak 'tan ülkerniz transit Jimanianna yılda 8 milyon ton petrol taşıması yine fılomuzca yapılmaktadır. Tüm bu taşımaların sonucu ise, milli ekonomiye sağlanan, yılda 700 milyon dolar civarındaki döviz girdisidir. "Türk ekonomisinin bu hızla kalkın­ ma temposu sürdükçe, kara taşımacılı­ ğımız sözkonusu gelişmenin /okomotijliğini uzun yıllar sürdürecektir." yılda

44 MAGAZiN 11/88


TIR: THE ECONOMY'S LATEST IDOL

) Wheels that bring in foreign exchange _;

According to the information given by Saffet Ulusoy, President of the Association of International Transporters, the seventeen thousand Turkish TIR trucks plying between Turkey and thirty-five different countries bring in $ 700 million a year ost of us know them simply as TIR trucks. A motor that proves its power with every throb of its engine and behind it a trailer that in spite of its bulk has all the grace of a young bride, every day there are hundreds of them travelling along our roads with admirable and tireless diligence. Most of us have become so accustomed to these immense vehicles that we don 't even give them a second glance. Some of us may wonder where they have come from and where they are going, and wish the driver, sitting high up in tpe cabin with a bird's eye view of the surraunding countryside, patience and good luck. The driver, with his hands tirmly grasping the wheel, watches the road in front of him with his eyes serewed up in the melancholy of a recent parting or the excitement of an approaching reunion. But I am sure there are very few of us who consider the economic importance and social functions of the vehicles we know as "TIR"s. Perhaps we are not even very willing to adınit hat they may be

17 bin Türk TIR'ı, yılda 700 milyon dolar döviz kazandırıyor A Turkish TIR fleet made of 17.000 vehicles brings in an ineome of 700 million dollars a year

transporting the cigarette to which we are addicted, the meat that will be served at our evening meal or a vital spare part for our own private car. Very few of us realize that the immense vehicle to which we have grown so accustomed may be carrying the products of a factory we pass by every day, the produce ofourfarms, orour orchards, and hundreds of other iterns that will be sold on foreign markets. Saffet Ulusoy, President of the Association of International Transporters, explains the working of this dynamic process that brings in $700 million in foreign exchange every year and supplies 2 million Turks with the bread for their meals. "Si nce 1980 one might well deseribe the economy as being carried forward

on the wheels of these trucks. "At the pr~nt day, Turkish vehicles transport to Europe 1 million tons of export materials and bring back around 750 thousand tons of imports. In exports to Europe Turkish vehicles account for 93% of the market and 62% of imports. At the same time, about 1.3 million tons of goods are exported each year to the Middle East from Turkish ports, white at the same time 8 million tonnes of petrol are transported from Iraq to transit ports in Turkey. The result of all thisisa net gain for our country of $700 million a year in foreign exchange. "As /ong as the Turkish economy sustains this rate ofgrowth international vehicular transport wi/1 continue to provide the /ocomotion." ·MAGAZiN 11/88 45


BESLENMEDE DENGEYE DiKKAT

Sağlıklı yaşamarun başta gelen şartırun dengeli beslenme olduğu artık herkesin bildiği bir gerçek. Ama, acaba buna ne ölçüde uyuyoruz? Ve sağlıklı beslenmenin nasıl olması gerektiğini, gerçekten biliyor muyuz? Acaba ne kadar vitamin, ne kadar protein, ne kadar mineral almalıyız?

İşte, düşünmeye ihtiyaç kalmadan, dengeli besienmeyi sağlayacak

dört ideal yemek... Et, özellikle belli bir yaştan sonra herkes için zararlı. Bu bakımdan vücudun ihtiyacı olan protein, mercimek ve bulgurdan alıruyar

MERCIMEKLi MANTI

1

Besin deOerl

MERCIMEKLI MANTI (6

Kişilik)

e

yanrn kaşık tuzu ve ilave edin, 2-3 dakika

pişirin .

e 3 su bardağı yeşil mercimek e 4,5 su bardağı un e 2,5 su bardağı yoğurt e 8 su bardağı su e ı25 gr. rnargarin • 2 yumurta e2 baş soğan e 2 domates ı çay kaşığı karabiber e 2,5 çorba kaşığı tuz

mercimeği,

karabiberi

Hamuru 3 eşit parçaya bölün. üzerine biraz un serperek, her parçayı aklavayla ayn ayn, 1,5 mm. kalınlığında açın. Sonra 2x2 cm. ölçülerinde kareler halinde kesin. Her parçamn ortasına biraz mercimekli içten koyun, hamurun 4 ucunu ortada birleştirerek kapatın . Tencereye bolca su koyun, domatesleri rendeleyin ve yağın ~lan kısmımda koyarak kaynatın. Içine hazırladığınız mantılan atın, ıOdakika

~'..

kadar pişirin. Sıcak olarak tabağa alıp, üzerine önce yoğurt, sonra biraz kızgın yağ ve kırmızı biber döküp servis yapın .

YAPIUŞI

Unu tepsiye koyun, ortasım havuz gibi Buraya ı çorba kaşığı tuz atın , yumurtalan kınn, ı bardak da su ilave ederek yavaş yavaş kanştınn . Sonra homojen bir hale gelinceye kadar, 7-8 dakika iyice yoğurun. Diğer tarafta soğanlan incecik kıyın, 50 gr ... kızgın rnargarin içinde pembeleştirin . Uzerine

e ı su bardağı yeşil mercimek e V2 su bardağı zeytinyağı e 1/2 su bardağı bulgur e 4,5 su bardağı su e ı çorba kaşığı kuru nane e ı baş soğan e 1/2 çay kaşığı karabiber e ı12 çay kaşığı kırmızı biber e 3 çay kaşığı tuz

~

• 2 çay kaşığı toz şeker

açın .

46 MAGAZiN 11/88

Kalori (cal) ............... .. .. 677 • Protein (gr) .. .. . .. . . . . . . . . . .. 22.8 Yağ (gr) .. .. .. . .. . .. .. .. .. . .. 46.4 Karbonhidrat (gr) .. ... .. .. ... .. 85 'Kalsiyum (mg) ....... .... . .. . 22 .8 1 Demir (mg) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 3.6 AVit. (lU) . . ... . . . ........... 1038 C Vit. (mg) . ........ . ... . . . . . 14.3 8 1 Vit. (mg) .... .. .. . ..... . . . 0.26 8 2 Vit. (mg) ................. 0.41

MERCIMEKLI YAPRAK DOLMASI (6 Kişilik)

YAPIUŞI ı ,5

e

bardak suyun içine ı çay kaşığı tuz söndürün. Asma yapraklanm 5'er 6'şar gruplar halinde atıp kaynatın . Ateşi

ı50

gr. asma yaprağı


MERCIMEK KönESi Besin

suya daldınp, yumuşamalan için 1-2 dakika bekleyin ve çıkann. Daha sonra, dolmanın içini hazırlayın: Soğa­ nı incecik kıyın, kızgın yağ içinde pembeleştirin, üzerine bulgurta mercimeği ekleyin, 1,5 bardak da su ilave edip kanştınn. Çok kısık ateşte 15dakika pişirin . Ateşten indirip, içine ince kıyılmış maydanozlan, 2 çay kaşığı tuzu, kırmııı biberi, şekeri ve naneyi ilave edin, iyice kanştınn. Böylece dolmanın içi de haıırlanmış oldu. Asma yapıağını açın, ortasına bir parça iç koyun. Yapıağın iki kenannı ortaya doğru getirerek kapatın ve sonra yapıağın ucuna kadar yuvarlayın. Bu şekilde sanlan dolmalan tencereye dizin. Yapraklan haşladığı­ nız suyun 2,5 bardağını dolmalann üzerine dökün, çok kısık ateşte 70 dakika pişirin.

d~eri

Kalori (cal) ............ . . . . . .. 589 Protein (gr) ............. . ... 22 .1 Yağ (gr) ............... . .... . . . 20 Karbonhidrat (gr) ......... . .... 77 Kalsiyum (mg) .............. . . . 89 Demir (mg) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 7.3 AVit. (lU) ................... 1120 C Vit. (mg) ....... .. . . . . ....... 19 8 1 Vit. (mg) . ................ 0.52 8 2 Vit. (mg) ........ .. .... .. 0,234

Soğuk olarak, üzerine limon dilimleriyle süsleyerek servis yapın.

MERCIMEK KÖFTESI (6

Kişilik)

e 2 su bardağı kırmııı mercimek e 2 su bardağı bulgur e 4 su bardağı su e 2 çorba kaşığı domates veya biber salçası e 2 tatlı kaşığı tuz e 3 baş soğan e 5 adet yeşil taze soğan

e 1/2 demet maydanoz e 3,5 çay kaşığı kimyon e 2 çay kaşığı kırmııı biber e 125 gr. margarin YAPIUŞI

Mercimekleri 4 bardak su içinde 20 dakika pişirin. Sonra içine bulguru katın ve çok kısık ateşte 20 dakika daha pişirip, ateşten alın, geniş bir tepsiye dökün. Diğer tarafta ince kıyılmış kuru soğanı kızgın yağda biraz pembeleşti­ rin, üzerine kıyılmış yeşil soğanlan, maydanozu, salçayı , kimyonu, tuzu ve kırmııı biberi ekleyin, hepsini iyice yoğurup kanştınn. Sonra fındık büyüklüğünde parçalar halinde kopanp, avuç içinde r.uvarlayın ve servis tabağına dizin. Uzerlerine birer kürdan batırarak soğuk meze olarak servis yapın.

MAGAZiN 11/88 47


LENTIL DOLMAS Jngredlents tar 6

e ı50 gr. vine leaves e ı gl. green lentils e 11ı gl. olive oil e 11ı gl. bulgur (cracked wheat) e 4.5 gl. water e ı soup-spoonful dried peppermint eı ·onion e 11ı tea-spoonful black pepper e 1/ı tea-spoonful red pepper e 3 tea-spoonfuls salt e ı tea-spoonfuls sugar

Besin de!Jerl

TURKISH CUISINE

Ideal food for a balanced diet veryone now knows that a balanced diet is absolutely essential for a healthy life. But how far do we really go along with this? And do we really know what ·a healthy diet actually consists of? What do we need in the way of vitamins, proteins: and minerals? Here are four ideal dishes that will save you the trouble of having to think about such things. Meat is harmful for everyone, and especially those over a certain age. You can get all the protein you need from lentils and bulgur (cracked wheat).

E

MANTI WITH LENTJLS Jngredients for 6

e 3 gl. green lentils e 4.5 gl. flour 48 MAGAZiN 11/88

Kalori (cal) .. .... .. ....... 348 Protein (gr) . . . . . . . . . . . . . . 10.5 Yağ (gr) . . . . . . . . . . . . . . . . . 18.4 Karbonhidrat (gr) . . ..... .. 122 Kalsiyum (mg) .. . ......... 126 Demir (mg) . . . . . . . . . . . . . . . 3.8 AVit. (lU) . . . . .. .. ....... 3769 C Vit. (mg) . . . . . . . . . . . . . . 31.4 8 1 Vit. (mg) . . . . . . . . . . . . 0.204 8 2 Vit. (mg) ...... .... .. 0.125

e ı.5 gl. yoghurt e 8 gl. water e ıı5 gr. margarine e ı eggs e ı onions e ı tomatoes e ı tea-spoonful black pepper e ı.5 soup-spoonful salt Put the flour in a pan and make a well in the centre. Put in ı soupspoonful of salt. In a separate bowl mix the eggs with ı glass of water. Add the mixture to the flour and knead the dough thoroughly for 7 or 8 minutes. Chop the onions very fıne and brown them in 50 gr. margarine. Add the lentils, half a spoonful of salt and the black pepper and cook for ı or 3 minutes. Divide the dough into three equal parts and roll each to a thickness of ı .s mm. Then cut in to 2x2 cm squares., Place a little of the lentil mixture in the middle of each square and close by folding in the four comers. Chop the tomatoes and put them together with what remains of the margarine in a pot with plenty of water. Add the mantis and cook for about ı ominutes. Empty them out on to a plate, and serve with yoghurt and some hot oil and red pepper.

Boil 1.5 gl. water with ı teaspoonful salt. Remove from cooker. Dip the vine leaves in the water 5 or 6 at a time leaving them for 1 or 2 minutes in the water to soften .. Chop the onion fınely and brown in the oil. Sprinkle the bulgur and lentils over this, add 1.5 gl. water and mix thoroughıy. Cook gently for ıs minutes. Remove the pot from the heat and add chopped parsıey, ı tea-spoonfuls salt, red pepper, sugar and peppermint. Mix well. Spread out the vine-ıeaves and place some of the mixture in the centre of each. Close the dolma by folding in the edges of the leaves and arrange the dolmas in rows in the pot. Pour 2.5 glasses of the water in which the leaves had been dipped over the dolmas and simmer for 70 minutes.

LENTIL MEATBALLS lngredlents for 6

e 2 gl. red lentils e ı gl. bulgur (cracked wheat) e 4 gl. water e ı soup-spoonfuls tomato or pepper pas te e ı dessert spoonfuls salt e 3 onions e 5 fresh onions e llı bunch parsıey e 3.5 tea-spoonfuls cumin e 2 tea-spoonfuls red pepper e 125 gr margarine

Cook the ıentils for 20 minutes in 4 glasses of water. Add the bulgur apd simmer for a further ıo minutes. Empty on to a large tray. Brown the fınely chopped onion in the margarine and add the peeled green onions, parsley, paste, cumin, salt and red pepper. Mix thoroughly. Then talce pieces of the mixture about the size of hazelnuts, roll them in the palm of your hand and arrange them on the service tray with a tooth-pick in each. Serve as hors d'oeuvres.


hıtemational

lifestyles... You are a citizen of the exclusive international village whose lifestyle includes the international city of Istanbul. The warmth of a tranquil club atmosphere coupled with attentive, impeccable service is your need; a need provided in a traditional manner by

3kYde~nd

GSsıNo(tuB ._Yi/ank /

F or

ıntc-rn~cı

o

nJis

o

nly

LEISURE INVESTME!\:TS TURIZM Istanbul

Shı-raton

A .Ş .

Hotel. 801?4 Taksim Park . ISTA:\Bl 'L- Tl 'HKEY Tı-1 : nı

44 48 Fax: 1:11 :tl 58


1

1

lokkodl'

L'· Baını oıkir·&\!~ !.ı ı•.ı;r.~a<Jıraı -. ._

L. ,

MALD;v . .

.

Ekvator

'0'

H

i

N

T

K

y

N

u s u

Chaqos Takıma d .

(Ing 1 1

ı-----·-1--------+---.ı . 50 MAGAZiN 11/88

t:1i?· ;.

.d;


DESTINATIONS

From Istanbul (km) ..

DIŞ HATLAR/ INTERNATIONAL LINE S ABU DHABi AUH AMMAN AMM AMSTERDAM AMS ATiNA 1 ATHENS ATH BAGDAT 1 BAGHDAD SDA BAHREYN BAH BASEL BSL BELGRAD 1 BELGRADE BEG BERLiN 1 Do~u 1 East SX BOMBAY BOM BRÜKSEL 1 BRUSSELS BRU CENEVRE 1 GENEVA GVA CEZAYiR 1 ALGIERS ALG CiDDE 1 JEDDAH JED DELHiDEL DAHRAN 1 DHAHRAN DHA DUBAiDXB DÜSSELDORF DUS FRANKFURT FRA HAMBURG HAM HANNOVER HAJ HELSiNKi HEL KAHiRE 1 CAIRO CAl KARAÇi /KARACHIKHI KOPENHAG/COPENHAGEN CPH KÖLN 1 COLOGNE CGN KUALA LUMPUR KUL KUVEYT 1 KUWAIT KWI LEFKOŞE ECN LONDRA 1 LONDON LHR LYON LYS MADRiT 1 MADRID MAD MiLANO 1 MILAN MIL MÜNiH 1 MUNICH

3005 1186 2209 566 1617 2587 1839 802 1715 4820 2166 1911 2486 2377 5717 2815 3007 2038 1862 1986 1927 2164 1299 3957 2007 1992 8329 2169 767 2512 1993 2713 1767 1567

'

'

..

NEWYORK NYC NURNBERG NUE OSLO OSL PARiS 1 Orly ORY RiYAD 1 RiYADH RUH ROMA 1 ROME 1 Flumicino FCO SiNGAPUR 1 SINGAPüRE SIN SOFY A 1 SOFIA SOF STOKHOLM 1 STOCKHOLM ARN STUTIGART STR ŞAM 1 DAMASCUS DAM TAHRAN 1 TEHRAN THR TRABLUS 1 TRIPOLI TIP TUNUS 1 TUNIS TUN ViYANA 1 ViENNA VIE ZÜRiH 1 ZUR ICH ZRH

8047 1674 2447 2240 2758 1384 8662 488 2209 1760 1082 2041 1669 1667 1252 1762

.,.

iÇ HATLAR DOMESTIC LINES ADANA ADA ANKARA ESB ANTALYA AYT DALAMAN OLM DiYARBAKlR DIY ERZURUM ERZ GAZIANTEP GZT IZMIR ADB KAYSERIASA KONYA KYA MALATYA MLX SiVAS VAS TRABZON VAN VAN

714 366 484 476 1035 1050 871 315 620 463 924 774 920 1364

THY UÇAK TIPLERI VE ÖZELLIKLERI TYPE AND CONFIGURATION OF AIRCRAFT

AZAMI KALKir A<:';IRLI<:';I MAX. TAKE O WEIGHT

, ·.. A

. :iJ

,

AVUSTRALY.A 000

ıooo

km .

'

~

~-

'

KOLTUK ADEDi SEATING CAPACITY YAKIT KAPASiTESI FUEL CAPAC ITY MOTOR GUCU ENGINE THRUST AZAMi MENZIL MAXIMUM RANGE AZAMi UÇUŞ TAVANI MAXIMUM CEILING AZAMi SURAT MAXIMUM SPEED NORMAL SEYIR SÜRAT! NORMAL CRUISE SPEED ~

''

'

DC-9

B-727 2F2

48 .989 kg . 107/111/115

86.409 kg. 167

142.000 kg . 153.000 kg . 18F/C-248/C 18 F/C-248/C 168Y/C 160Y/C

11.180 kg .

24 .688 kg .

44.000 kg .

48 .872 kg.

14.500 lb.

15.500 lb .

50.000 lb .

2x55 .000 lb.

2405 km . 35 .000 ft.

3518 km . 42 .000 ft.

7920 km. 42.000 ft. (12 .802 m)

8100 km J 41.000 ft. (12.782 m)

870 km/hr.

900 km/hr

938 km/hr

938 km/hr.

796 km/hr .

862 km/hr.

878 km/hr.

878 km/hr.

A-310

A-310-300

'

l

MAGAZiN 11/88 51

.


/

/

··-. ·'•ı

( ',,

~

...

E

,1,


Beyaz

Den覺z \

Gav覺e

izi

N

MAGAZiN 11/88 53


TRiKODAN iPEGE

Herşey

kadiniar için ış modasında günlük kı­ yafetlerde kumaş kadar trikolar da önemli bir yer tutuyor. Gece ise satenden-taftaya, muareden şifona kadar her tür hanımların emrinde.

K

kumaş

Bunları kadınsı çizgiler... iri çiçekler ve iri takılar bir kat daha çarpıcı hale getiriyor.

B

Köşkü'nün

enna Moda bir kokteyl kıyafeti. Bordo taftadan yapılan elbisenin değişik kuplan ve orijinal yakası dikkati çekiyor. Kısa kollu olan elbise vücudu sanyor. Kadınsı ve şık. hazırladığı

A cocktail dress from BERMA MODA KOSKU. The effect of this very smart dress in bordeaux taffeta is increased by the unusual cut and the very original collar. A close-fitting, short-sleeved dress. Femine and very chic. 54 MAGAZiN 11/88


yılın

J

-

moda renklerinden birisi

de toprak rengi. İşte Beymen'den günlük ve şık bir trik-0 takım. Kahverengi saf yünden örülen takım p lili bol bir etek, balıkçı yaka kazak ve beyaz çizgili desenlerle şıklaştınlrnış bir ceketten oluşuyor. Rahat ve pratik.

Sienna is this year's fashionable colour. Here is a very smart knitwear garment for everyday wear from BEYMEN. It consists of a brown skirt in pure wool with broad pleats, a pullover with polo neck and a jacket with designs in white stripes. Very comfortable and practical.

R enk

Triko'dan

delOşik

desenierin süslediği bir kazak. Saf yünden yapılan kazak küf yeşili. Beyaz kardan adarnlar ve siyah, beyaz ve toprak renklerinden oluşan kilim desenleri kazağı süslüyor. A light green pullover in pure wool with very original designs from RENK TRIKO. The garment is decorated with white snowmen and kilim designs in black, white and sienna.

MAGAZiN 11/88 55


FROM SI LK TO KNilWEAR

Everything for women n the new winter fashions for everyday garments knitwear holds as important a place as textiles. For evening wear all types of material , from satin to taffeta, from moire to chiffon, may be employed. All these creations are made even more striking by the feminine lines, the large flowers and the large accessories.

1

• pekyolu adından da anlaşılacağı gibi ipek elbiseler üretiyor. Bunların bir özelliği de farklı desenlerle süslenme§i. İşte mini siyah bir etek ve bunun üzerine giyilen, yılın moda rengi fuşyadan bluzan bir bul uz. Üzerini pentür desenler süslüyor. Aynı kumaştan yapılan geniş kenarlı şapka zarafeti arttınyor.

As the name implies, IPEKYOLU (Silk Road) concentrates on garments in silk .. A distinguishing feature is the originality of the designs employed. Here is a black mini-skirt to be wom with a loose blouse in fuschia, the colour of the year. The effect of the whole is accentuated by the broad brimmed hat of the same material.


T

ü'k folklorundan osinlonerek bir kıyafet Siyah dar bir pantalon üzerine giyilen yılın moda rengi bordo kadife bir yelek ve volanlarla süslü ipek beyaz buluz. Enli fıstolar ve bordo kep kıyafeti tamamlıyor. Zeynep Tunuslu'nun koleksiyon undan. hazırlanan

An outfit inspired by Turkish folklore, consisting of a velvet waistcoat in bordeaux, the latest fashion in colours, and a white silk blouse with flounces. all to be wom over thight black trousers. The outfit is completed by the broad embroidered edging and the bordeaux cape. From the ZEYNEP TUNUSLU collection.

- -------

K,.

hoşlananla.

rekotlO< gonç giy;runokren için. İşte menekşe rengi mini bir ceket. Üzerinde el işlemesi desenler ve etek ucunda geniş kürkten bir bant var. Siyah pantalon ve bluz kıyafeti tamamlıyor Adnan Butik'den. Short jackets for those who !ike to dress young. Here is a mini-jacket in violet with hand-embroidered designs edged by a wide band of fur. The outfit is completed by black trousers and blouse. From ADNAN BOUTIQUE.

şok tuv.ılot.

s uat Aysan'dan çok bi< Volanlarla süslenen straples tuvaleti bu yıl çok moda olan meyve desenleri süslüyor. Asma yaprağı ve üzüm desenleri payetlerle işlenmiş . Göz alıcı ve çok şık bir tuvalet. A very smart creation from SUAT A YSAN-a strapless dress with flounces decorated with fruit motifs in the latest fashion. Yine leaves and grape designs are worked in spangles. A very smart and attractive dress.

MAGAZlN 11/88 57


lstanbul'u, Istanbul yapan özelliklerinden biri de dolmuşlardı. insani dayanışmanın ve kaynaşmanın bir ürünü olan dolmuşlar tarihe karışıyor. The Dolmus was one of the main features of daily life in Istanbul. lt's usefulness gone, it is fast disappearing. yavaş yavaş

\\ONE TO KADlKÖY! ONE TO KADlKÖY!"

ls the dolmus dying? The dolmus, once an integral part of the urban scene, is now a thing of the past. The dolmuses that saw service during the war and were encouraged and protected by govemment offıcials will soan be exhibits in museums "One to Kadikoy! One to Kadikoy!"

e shan 't be hearing this cry for very much longer. A sound that once formed part of the urban scene will gradually disappear, first from the Cibali-Fener-Balat-Eyüp route, and then from Karaköy-Eminönü-Sirkeci, and finally from Kadıköy-Bostanci. The dolmuses surviving from the Second World War, which Europe has only recently begun to discover, will soon vanish completely, leaving only a melancholy feeling of nostalgia behind. The people who can stili remember the joys of going from one place to another in a do/mus that were as typical of a particular period as patent-leather shoes, can be counted on the fingers of

W

58 MAGAZiN 11/88

one hand. And the lucky few will teli their grand-<:hildren on their knee how "There used to be things called "dolmuses" in Istanbul that we travelled about in!" In short, a feature of our cultural heritage that made Istanbul what it was will soan take its place in Transport Museums, and lovers of Istanbul will whisper in each other's ears that Istanbul is no langer what it was. The dolmus first appeared on the streets of Istanbul during the Second World War. The reason was very obvious. The financial straits in which most people found themselves made it impossible for taxis to find customers. Turkish intelligence was quick to find a

solution to the problem: the shared taxi, or dolmus. According to the records of the Istanbul Traffic Department there are at present five hundred and forty-three dolmuses plying in Istanbul. The immediate reaction of foreign visitors to the city is very interesting. At first they find it strange that so many people should allow themselves to be squeezed like sardines in a single taxi, but once they become more familiar with the peculiar virtues of the Turkish nation they are not long in solving the problem. These dolmuses allow people to get together and share. And it isn't easy for nin e or ten people to share the same vehicle!


Ikinci dünya savaşı yıllarında lik defa Istanbul'da ortaya çıkan dolmuşlar, Türk milletinin yaratıcı zekAsının göstergesi. The Dolmus made its' appearance during the hard days of the second World War, as the Turk's solution to city commuting .

Looked at from another point of view, it is quite obvious that the dolmus has given rise to a new cultural factor. Not only in the getting in and getting out, but in the whole question of the passengers' relations with the driver and with each other, we find the development of a complex code of rules and conventions. To get into a dolmus two things are necessary: either you wave to the driver, or you respond to the sound of the hom. When the

dolmus stops in front of you it is impossible for you to guess which way the door will open. Sometimes it opens to the left, sometimes to the right, depending on the make of the vehicle. As soon as you get in you are confronted with a whole world in microcosm. You can immediately deduce from the various accessories the driver's cultural !eve! and his whole attitude to life. The fırst indication is the jolt you feel as the car starts off

before you have properly settled in. Then you will probably notice the various stickers on the rear mirror or the dashboard: Lines !ike "I loved her but what came of it all?" "He's only a taxi-driver, they said, and refused me her hand!", "You too, Leyla!", "He's a soldier now!" will give you some idea of the driver's state of mind. Probably he will soon tum on the cassette player and regale you with a concert of a type you could scarcely hear anywhere else, with songs from all over the country sung in a voice throbbing with the profound melancholy.

MAGAZiN 11/88 59


Arabaya inip b inmekten tutun da, şoförle olan münasebetlere kadar apayrı bir dünyadır dolmuşlar ... Travelling in the Dolmus, and the passenger' s relations with the driver and w ith fellow passenges were all important

But ılolmuses are now yielding their place to minibuses. At a time when Europe is profıting from Turkish experience in their attempts to set up a 'car-pool' of vehicles designed to can·y ~ma li numbers of passangers, I wonder if we are taking the right step in abandaning the dolmus we have been using since the Second World War and which enshrines so many memories of those days . In establishing the dolmus system the Westem world has lost no time in setting up its own code of rules. lt won't be possible for thirteen people to be squeezed into room for three. Nor will it be possible to witness the gladiatoıial comba t our heroic driver eııters into with the rest of the traflic! But ılıere is also a good side to all this that arises from our age-old traditions. It's true there's no one !ike us, but we can fınd something in the West resembling us in our cu lt ural dynamism . There is one important dilh:rence, however. In the West there are rules. Of course we have rules too. but... These dolmuses stili roam ro und the Istanbul streets, but their cassettes play even mo re melancholy tunes ... And the passengers also tend to be sad and melancholy ... A whole way of life, a whole cultural entity is facing extinction. W ith the disappearance of the old dolmus from the Second World War the curtain is dosing on a scene that lent a certain meaning to life. Soon those old vehicles, in which you invaıiably grasped the wroııg 60 ilMGAZI N 11/88

handie in gctting in or getting out, wi th a steering-wheel that required all the driver\ strength to tum and the gears that had been transferred down from the stcering-whecl to the floor, will be no morc. Nor shall we any fonger be able to hear the cry, "One to Kadikoy! One to Kadikoy!" The disappearance of thesc dolmuses, that witnessed the calamities of the Second World War and came under the special care and protection of the highest state dignitaries, means the erasure from our Pek

çoğu

harp

görmüş,

hearts and minds one of the legends that were the food and nourishment of our everyday lives. But perhaps, sametime after midnight, a melancholy voice will heard crying, "Setting off right away! One to Kadikoy! One to Kadikoy!" And again, sametime alter midnight, the driver that has just so id his dolmus to buy a taxi will switch on his cassette player and we'll hear the old melancholy melody, "I loved her but what came of it all?"

kimbilir kimlere hizmet

Vintage cars which served Istanbul ears ·

vermiş

emektarlar bir bir kayboluyor·

decades are fast going out of service.


MENKUL KlYMETLER PORTFÖYÜ•• • NUZDEKI ÇÜRÜK YUMURTAYI NASIL • KEŞFEDEBI

LiRSiNiZ! Gelişmekte ve büyümekte olan Türk Sermaye Piyasası yeni yeni istikrarlı bir düzeye ulaşmaktadır. Bugün yatırımlarımızdan en yüksek kazancı elde etmek istediğinizde size farklı alternatifler sunulacaktır.

ilk bakışta çok karlı gibi görünen bazı yatırımların sonradan büyük kayıplara neden olduğu durumlarla oldukça sık karşılaşabilirsiniz. Böyle bir ortamda, çıkarlarınızı sürekli takip edebilecek, özel bir dikkatle size kişisel hizmet verebilecek bir bankanın varlığı çok önemlidir. Bu banka yatırımlarınız hakkında en uygun ve en güvenilir çözümleri kişiye özel ve yenilikçi bir yaklaşımla size sunabilmelidir. Saudi American Bank, ticari f,inansman, nakit yönetimi ve yatırım danışmanlığı konularında uzman laşmıştır . SAMBA Saudi Arabistan ve Citibank ' ın ortak sermayesi, iş dünyası ve bankacılık deneyimlerinin kusursuz bileşimi ve ile Doğu ile Batı ' nın buluştuğu nokta olan Türkiye'de faaliyet gösteriyor.

Saudi American Bank ([) Menkul

Kıymetler

Bölümü

Cumhuriyet Caddesi 233 Harbiye- istanbul Tel.nr: 130 02 84 (3 Hat) i Fax nr.: 133 02 01 1Tix.nr.: 27224 smbk tr.-26708 smbk tr.


AL S

iT

D E

UFUK

GE N

Btr

ALSIT ViLLASI Size bir mekclmn sımabiieceği en değerli şeyleri kazandırabilir; yeni bir y~ma se11inci l'e yeni bir mutluluk. Bu mutluluğu11 bedelinin sandığınız kadar yüksek olmadığım belirtmek için telejonıllntzu bekliyoruz. Burada bir "et'"den beklediğiniz her şeyi w çok daha jazlas11u bulacaksımz.

ı;:, ffi\lbffi\~[l:[@ ~ ALSIT 'Yaşadığı mekanda değer arayanlara"

=-

Buyukdere sırtlannda sonsuz bır korulugun ıçınde. Bagazın en guzel manzaralarından bırıne • Alsıt Yıllalan ıdeal bır mıman duzenlemeyle, genış, rahat. estetik rneklinlar olarak yuksaldı • Orada yuzme havuzundan tenıs kartlarına. gezıntı alanlarından. çocuk bahçelenne. hayatı zevkli kılacak ayrıntılar var. • Alsıt Yıllalan ıçın daha genış bılgı almak ıstıyorsanız lütfen bizı arayın . •

Alsıt Yıllalan

konumlandı

Büyükdere Tel: 142 06 61-142 04 85-142 90 40

i

ş

L E D

i


DUTY FREE ON BOARD THY uçaklarında uygulanan gümrüksüz içki ve sigara fiatlan T urkish Airlines in flight price list for spirits and tobaccos Yenı Rakı

70 Cl

Cep Whlsky

37,5

Whlsky

100

3.50-DM cı

8.-DM

19.-DM

(White Labeı , Plpers, Ballantlnes J.B, Bell 's) Samsun

Exp

11.-DM

Marıbo ro

100.s

17.-DM

Parllament

100' s

17.-DM

Pallman

100's

15.-DM

H.B

K. S

15.-DM

Lord

K. S

15.-DM

Kent

100's

15.-PM

Rothmans

K. S

15.-DM

Dunhlll

K.S

15.-DM

Cam e ı

K. S

15.-DM

_,..-

... tl 9 1

--Yukandaki fiatla r dergimizin

bası m

tarihi itibariyle geçerlidir. These prices are valid at the printing date of the Magazine

MAGAZiN 11/88 63


BULMACA SOLDAN SAGA

1- 1207 yılında Belh'de dünyaya gelmiş, küçük yaşta babasıyla birlikte Konya'ya yerleşmiş, devrin en büyük bilginlerinden ders alarak yetişmiş, özellikle "Mesnevi" adlı eseriyle dünya çapında ün kazanmış , 1273 yılında vefat etmiş, kendi adını taşıyan tarikatın manevi kurucusu olan, her yıl ö lüm tarihinde "sema" adı verilen özel törenlerle andı­ ğımız büyük Türk mütefekkiri ve mutasavvıfı. .. Kimyada bizmut. :ı. Yabancı... Bir konunun kısa anlatımı... Manda yavrusu... Samsun'un bir ilçesi. ~Kültür (eski dil) ... Balkan Yanmadası'nın güneyinde , Yugoslavya, Yunanistan ve küçük bir kısmı Bulgaristan arasında bölüşülmüş tarihi bölgenin aynı adı taşıyan halkı ... Maden Tetkik Arama Enstitüsü'nün kısa yazılışı... Anadolu'nun batısında kurulmuş eski bir uygarlık. ·4- Batı Afrika'da, Moritanya, Cezayir, Nijer, Yukan Volta, Fildişi Sahili, Gine ve Senegal 'le çevrili Müslüman cumhuriyet... Eziyet... Çalı­ lık ve ağaççıklardan meydana gelen, Akdeniz bölgesine has bitki örtüsü. 5- Düşünce ve duygulann, söz veya yazı halinde, güzel ve etkili biçimde anlatılması sanatı .. . Kimyada sodyum ... İrlanda'nın bağımsızlığı için mücadele veren gizli örgüt ... Bir nota. 6- Bir çeşit yaylı araba ... Vahşi hayvan yuvası... Kolay, serbest, akıcı söz söyleme ustalığı ... Rütbesiz asker. 7- Güzel sanat ... Bir orta öğrenim kurumu ... Fakirlere, medrese öğren9Jerine ücretsiz yemek dağıtılan yer... On adı Alessandrp olan, kendi adıyla anılan pili bulan ltalyan fizik bilgini. 8- Çardak , bahçelerde yapılan küçük, süslü köşk ... Yapma, yaptırma, oldurma (eski dil) .... Evin bölümlerinden... Bayramlarda, geçit töreni için caddelere kurulan keıper. 9- Kimyada aktinyum ... Bir soru ... Ilkel silahlardan... Kore Savaşı'nda, Türk tugayının kahramanlık destanı yazdığı muharebe.. . Numaranın kısa yazılışı. 10- Bir sözleşmeyi yürürlükten kaldır­ ma, hükümsüz hale getirme ... Eski Mı­ sır tanrılanndan biri... Gelir getiren

mülk ... Bir nota. ll- Çiçek demeti ... Çocuk bakıcısı ... Görünüşü net olmayan ... Namzet. ı:ı. Kötüleme ... Güney Amerika'da, Büyük Okyanus ile Atlas Okyanusu arasında güneye doğru uza-

64 MAGAZiN 11/88

nan ve Aıjantin ile Şili arasında bölüşü­ len burun bölgesi ... Filipinler'in, aynı adı taşıyan körfez kıyısında kurulu ve parlamentosunun bulunduğu en büyük şehri.

YUKARIDAN AŞAGIYA 1- 1873-1936 yıllan arasında yaşamış, Il. Meşrutiyet'ten hemen sonra yazı hayatına atılmış, edebiyat profesörü olarak görev yapmış, şiirlerini yedi kitap halinde toplamış , ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Burdur Milletvekili olarak bulunmuş ve bu sırada yazdığı İstiklaJ Marşı ile "milli sair" payesini al~ış edebiyatçırnız. :ı. Bir göz rengi.. . M.O. 55()..486 yıllan arasında yaşaı:ıış, Yunanistan'a kadar uzanarak Pers Imparatorluğu'nu çok geniş sınır­ lara eriştirmiş ünlü hükümdar ... Kadın doğum uzmanı. ~ Gerçek (Fransızca­ dan) ... Günahsız, suçsuz. 4- Alüvyonlu toprak .. . Marmara Bölgesi'nde bir ilimiz. 5- Yetersiz... Tasavvufta Allah'ın adlannı anma ve böylece hakikate yönelme... Daima, sürekli. 6- Rutubet... Kur'an'ın bir süresi ... Uzaklık işareti. 7- Tayin etme ... Atın sırtına yerleştiri-

23456789

2 3

4

5

6 7

8 9

10 11 12

10

len oturma yeri. 8- Kesin ... Su ortasın­ da kara parçası. 9- Arzu, amaç ... Kimyada nikel... Kimyada gümüş . 10- Yapraklan daha ince ve sivri uçlu, kozalaklan aşağıya sarkan, reçinesi v~ kerestesi değerli bir çeşit çam ... Japon Imparatoru, imparatorluk sarayı. ll- Telefonda ilk söz ... Hamle ... Bıçak kılıfı. 12- Yuva (eski dil) ... Bir bezelye cinsi. 1~ İlave ... Tokat'ın bir ilçesi ... Güneydoğu Anadolu'da bir ilimiz. 14- Atletizm yarışla­ nnın en uzun koşusu. 15- Arap alfabesinde bir harf... Bir renk ... Vaziyet. 16- Yazılı mahkeme karan ... Başıboş, serbest. 17- Farsça olumsuzluk edatı ... Kadın seslerinin en pesi ... Kısa zaman parçası. 18- On birinci yüzyılın sonlanna doğru, kurduğu güçlü donanınayla Ege'ye hakim olan Türk beyi (ilk amiralimiz kabul edilir) ... Litrenin kısa yazılışı ... Bayağı, değersiz. 19- 1526-1600 yıllan arasında yaşamış, kaside ve gazelleriyle Türk edebiyatının en büyükleri arasında yer almış Divan şiiirimiz ... Doğal gazın önemli bileşenlerinden olan yanıcı bir gaz.. . Kimyada alüminyum. 20- Dolayısıyla anlatma ... Levrek familyasından, yüzgeçleri dikenli ve bu dikenlerinin içinde zehirli bir madde bulunan, kumlar arasında gizlenen balık.

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20


D

1

S

C

O

V

E

ESTABLISHED IN 1951, IN TARSUS BERDAN TEXTILE ANNUALLY MANUFACTURES ONE MILLION PIECES OF EXCLUSIVE READY-WEAR IN ITS INTEGRATED PLANTS. WITH ITS REPRESENTATIVES IN WEST GERMANY AND UNITED KINGD0 M, BERDAN TEXTILE EXPORTS ITS PRO TO MOST EUROPEAN BEING ONE HOUR'S FLIGH FROM I STANBUt '\..__...,~-..ı~ BERDAN TEXTILE PLANTS AND HEADQUARTERS COULD EASILY BE VISITED. WHY NOT CONTACT AYKUT GüRKAN OR iHSAN GüRANi FROM (761)·203 39 AND 203 37 WHEN IN ISTANBUL. .. GROSSVERSANDHAUS QUELLE GUSTAV SCHI Ono VERSAND G OTILIEB HAUSBRANDT GMBH & CO. KG. V. SPRECKELSEN GMBH & CO. KG.

BERTEX TEXTILIEN UND HA NDELS GmbH Bronner Sır . 17, 6 Frankfurt 1, W . Germony Tel: (069) 28 21 77 · 28 21 78, Fax: (069) 28 21 76, Tlx: 41 2824 berdo d FINLOWER LTD. 17 Wells Street, london W IP 3FP, United Kingdam Tel: (0 1) 636 04 35 - 636 04 36, Fax: (01 ) 631 44 93, Tlx: 297126finlon g

\


Cl)

2 Q Cl)

cr:

::::>

()

X

LU

>-

::::!

;§ o

2

<( Cl)

cr:

::::>

2

• 1

sscur SERVIS TURiSTIK A.S. Reliable ... Orderly ... Systematic ... The symbol of efficient service ISTANBUL

Setur Servis Turistik A. Ş. Cumhuriyet Caddesi 107 Harbiye 80230 Istanbul Tel: (1) 1~ 03 36 (8 Lines) Telex: 22718 stur tr 22783 set tr Telefax: (1) 130 32 19

ANKARA

Kavaklidere Sokak 518 06690 Ankara Tel: (4) 157 11 65 (4 Lirıes) Telex: 45190 stts tr Telefax: (4) 117 27 38

IZMIR

Atatürlt caddesi 294/A Alsancak-izmir Tel: (51) 21 55 9521 55 96 Telex: 52183 mızm tr Telefax: (51 ) 22 22 18

ANTALYA

Fevzi Çakmak Caddesi 26/A 07100 Antalya Tel: (311) 169 38-205 13 Telex: 56045 sser ır

MARMARIS

Atatürlt caddesi 30 Marmaris Tel: (6121 ) 4608-2838 Telex: 53816 sevs ır Telefax: (6121) 4607

Neyzen Tevfik Sokak No: 32/2 Tel: (6141~31 1 9

1988 11  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you