Page 1


FEEL FREE IN ACLUBI

e

ANIMATION

DAY

AND

NIGHT ENTERTAINMENT

e WATER SPORTS WATER-SKI, WATER-POLO, WIND SURFING, SNORKELING, SCUBADIVING, PARASAIL, SAILING, SWIMMING-POOL e LANO SPORTS JOGGING, AEROBIC, ARCHERY, TENNIS, TABLE TENNIS, VOLLEYBALL e MINI CLUB e EXCURSIONS JEEPSAFARi e TURKISH BATH e SHOPPING GALLERY e VIDEO AND RELAXATION ROOM Se OPEN-AIR RESTAURANT TURKISH AND INTERNATIONAL CUISINE e FISH TAVERNA e POOL BAR e DISCOTHEQUE

KEMER

ANTAL Y A

T U RKE Y

Tel: 9 (3214) 1521-1524 Tlx: 56610 clsa tr Fax: 9 (3214) 1526

Club Salima is under the management of:

~~~~ ~ SUPREME V/

HOTEL MANAGEMENT AND CONSUL T ING IN C.

Te şvikiye Caa. Sadun Apt. No: 105 / 3 80200 Teşv i kiye- i stanbu l-Tu r ke y Tel: 146 01 81 Tlx: 27646 sprh tr. Fax: 146 01 80

...._


iCiNDEKiLER #

CONTENTS

2

THY'den Haberler News from THY ıographV

ratı/CO~er phO

ı<.apeki~~NER bV sam

../

Türk Hava Yolları A .O . adına Sahibi Publisher Yılmaz ORAL Yayın Kurulu Başkanı

Publishing Director Mehmet KUTLU Genel Koordinetör General Coordinator Çetin ÖZBEY Yazı işleri Müdürü

Managing Editer Günvar OlMANBÖLÜK Yayın Kurulu Publishing Board Engin ÖKTEMER Ünal KÖKSAL Tugrul GENCER

Reklôm Advertising Duygu TAMER

/

Fotograflar Photographs Nihat GÖMLEKSIZ Erdal ALOK Tasarı m, yapı m, baskı Desing, production, printing APA OFSET BASlMEVi Levent, Istanbul Tel: 164 64 20

6

Amatör Pilotlar Amateur Pilots

8

Kalam1ş Marinas• Kalamış Marina

12

Petrolde Büyük Hamle Booming on Turkish Petroleum

16

Fatih Köprüsü The New Bridge of Bosphorous

20 Mavi Yolculuk Turquoise Odyssey

28

Kula'da Yerel Mimari Vernacular Architecture of Kula

34

Büyük Mimar Sinan Sinan, The Master Buiider

42 Karagöz llluminating Shadows

46

Türk Modas1 Avrupa'da Turkish-wear Everywhere

56 Bir Anadolu

Düğünü

An Anatolian Wedoing

58 Pierre Loti'nin lstanbul'u Pierre Loti's Istanbul MAGAZlN 6-7/88

1


ı

THY Genel Müdürü Yılmaz Oral, THY'nin 55. yılında Takalm Atatürk anıtına çelenk konulmasından

sonra ..raf deftertnl !mzaladı.

Mr. Yılmaz Oral, the General Director, celebratlng the 55th anniversary of THY, vlsited Atatürk Monument at Taksim.

THY 55 y1ld1r

göklerde

hatlarda 3. 734.216 yolcu taşınmıştı. 1988'de, yolcu sayısının 4 milyonu aş­ ması bekleniyor. Çünkü, önceki yıllar­ da sipariş edilen 3 yeni Airbus A-310-300 uçag-ı teslim alındı ve THY fılosundaki uçak sayısı 28'e çıktı . Blı katılımla, hizmete arzedilen koltuk sayısı da 3972'den 4578'e yükselmiş oluyor.

1933 'te toplam koltuk sayısı 28 idi. Bu rakam şimdi 4578'e yükseldi. Yakın gelecekte Amerika, Japonya ve Avustralya'da THY bayrağı dalgalanacak.

' 'T

ürkiye'de hava yollan tesis etmek ve bu yollar. üzerinde nakliyat yapmak için Milli Müdafaa Vekillig-i ' ne merbut ve hü~mi şahs~yeti haiz Hava Yollan Devlet Işletme Idaresi namile hususi bir idare teşkil edilmiştir.' '

Yukarıdaki cümle, Türkiye Büyük Millet Meclisi 'nin 20 Mayıs 1933 tarihinde kabul etti~i 2186 sayılı kanunun ilk maddesi idi. Böylece, Cumhuriyet'in 10' uncu yıldönümüne yaklaşırken, sivil havacılık alanında beklenen adım atılı­ yordu . Artık, ülke semalarında kendi

2

MAGAZlN 6-7/88

yolcu uçaklarımız dolaşabilecekti . Milli havayolu kuruluşumuz, çok mütevazı imkanlarla ve 5 küçük uçakla hizmete başlamıştı. Bu uçakların toplam koltuk kapasitesi 28 idi ve 1935 yılı sonuna kadar yapılan seferlerde, ancak 891 yolcu taşınabilmişti . Sivil hava trafi~ine ise sadece üç ilimiz açıktı: İstan­ bul, Ankara ve Eskişehir ... 55 yıl öncesinin bu başlangıç durumu özetinden sonra, 1988'in manzarasını ve yakın geleceg-in hedeflerini göstermeye çalışalım : Geçen yıl, THY uçaklarıyla iç ve dış

THY'nın

lik müdürü Feaa Evrensev

Mr. Fesa Evrensev the first director of THY


e THY'DEN e THY'I)Et.j HABERLER e NEWS FROM THY e THY'DEN HABERLER Ayrıca, Yaz tarifesi döneminde Tunus, Cezayir, Basel ve Oslo hatlan açıl­ dı ve ı987 yılı sonunda 58 olan uç~;~ş noktalan sayısı şu anda 62'ye ulaştı (Iç hatlar ı5, Avrupa 2 7, Ortado~ 11, U zakdo~ 5 ve Afrika 4) . Filo takviyesi çalışmaları, önümüzdeki yıllarda da sürdürülecek. Nitekim, ı989'da 2, ı990'da ı ve ı992'de de ı adet Airbus A-3ı0-300 uça~ının alımı opsiyona ba~lanmış durumda. Dolayı­ sıyla uçak sayısı 32'ye, koltuk sayısı da 5386'ya ulaşacak. Önümüzdeki ayların yeni dış hatlar programında New York, Tokyo, Sydney, Bingazi yer alıyor. ı989-ı990 programında ise Moskova, Helsinki, Budapeşte, Varşova, Hong-Kong, Banıtkok gibi şehirler var. Öte yandan, THY'nin ı988 yatınm planı da oldukça geniş. Geçen yılın 46,7 milyar liralık harcamalanna karşılık, bu yılın hedefi , 6 mislinden fazla bir artış­ la 286,9 milyar lira olarak belirlendi. Yatınmlar bütçesinde, uçak fılosunun genişletilmesi yanında, Genel Yönetim binası inşaatı ve kompüter projeleri a~rlıklı yer tutuyor. Önümüzdeki yıl­ larda, en son bilgisayar sistemleri devreye sakulacak ve THY, dünyanın gelişmiş havayolları ile aynı seviyelerde

yanşacak .

55'inci yıldönümünün ardından, daha güçlü, daha güzel, daha parlak hizmetlere do~ru ...

THY's 55 th Anniversary "To establish an administrative body, u nder the jurisdiction of the National Defen se Minister, and to establish a civil airlines and services." The Turkish Assembly heard and approved the above case number 2ı86 , on May 20th ı933 . So, as the ıOth anniversary of the new republic approached, Turkish airlines would fly over Turkish air space for the first time. Turkey' s domestic airline began with 5 smail planes , with a total seat capacity of 28; runways and other support facilities were barely adequate . By the end of ı935 , Turkish Air Lines (THY) had carried 89ı

Türk Have Yollan'nın yurt Içi ve dıtındekl ofisiertnde bulunan toplam 399 adet ekrlınlı terminal lle kompüter rezervasyon, utıt ve meuj yönlendirme ltiemiert 3 unlye Içinde yapılıyor. All THY offices, domestic or abroad, are fully computerized.

(ı), all A-3ı0-300's. More international routes will be added in the :ıear future to New York, Tokyo, Sydney and Bingazi. By ı989-ı900, THY will fly to Moscow, Helsinki, Budapest, Warsaw, Hong Kong and Bangkok. THY is striving to keep pace with the growing world of international air travel with progressive and visionary expansion goals. In ı987, THYexpenditures were 46.7 billion T L,1988 projections are six times the ı987 amout, 286.9 billion TL. This reflects the construction costs of a new general administration building, and computer system purchases. These invertments make THY compethive with other worldclass airlines. As THY celebrates its 55th anniversary, it offers more routes and conveniences to the a:ir traveler than ever before, backed by the most up to date technology and servites.

passengers just between three airports thus open to civilians: Istanbul, Ankara, and Eskişehir.

Now, after 55 years of service, THY is facing the challenge of the future, and setting goals for the years ahead. In ı987, THY international and domestic flights carried 3. 734.2ı6 passengers to their destinations . THY projects over 4 million passengers for ı988. With the recent addition of three Airbus A-3ı0-300 the fleet went up to 28 planes, and seat capacity increased from 3.972 to 4.578. Tunis, Algeria, Basel and Oslo were added to the ı988 summer schedules, for a total of62 destinations : Domestic ı5, Europe 27 Middle East ll, Far East 5, and Africa 4. Planned additions will expand the fleet to 32, with a seat capacity of 5 . 3tı6 and additional planes: ı989 (2), ı990 (ı) ı992

THY TARiHINDE iLKLER FIRST IN THY'S HISTORY İlk ismi: Hava Yolları Devlet İşletme İdaresi (ı933) İlk sermaye: 180.000 TL. İlk Müdür: Fesa Evrensev İlk personel: 7 pilot, ı telsizci, 8 makinist , 8 memur (toplam : 24) İlk uçaklar: Junkers F-13 (Alman yapısı, 2 adet, 4'er koltuklu), King-Bird (ABD yapısı, 2 adet, S'er koltuklu), ATH-9 (Sovyet yapısı, ı ade~, 10 koltuklu) Ilk alanlar: Istanbul, Ankara, Eskişehir

İlk hostesler: "Havacı kadın kamarot" adıyla 3 bayan (ı946) İlk dış hat: Atina (1947) İlk jetler: ı adet DC-7B, ı adet DC-9-ıO, 2 adet DC-9-30 (ı967)

First N am e before THY: State Airlines Administration (ı933) First Capital: ı80.000 TL . First Manager: Fesa Evrensev Firat staffs: 7 pilots, 1 wireless operator, 8 mechanics, 8 other employees . (totally: 24) Firat planes: 2 Junkers F-ı3 (German made, seat capacity 4 each) ; 2 King Birds (US made, seat capacity 5 for each); ı ATH-9 (USSR made, seat capacity ı ofor each). First airports: Istanbul, Ankara, Eskişe­ hir. First stewards: 3 women, ı946 First International flight: to Athens, Greece (ı949) Firstjet-liners: ı DC-7B; ı DC-9-10; 2 DC-9-30 (ı967) MAGAZlN 6-7/88

3


THY'DEN HABERLER • NEWS FROM THY • THY'DEN HABERLER • NEWS FROM

nezdinde de bulundular.

görüşmelerde

THE JAPANESE VISIT THY delegation of executıves and representatives from theJapanese All Nippon Airways (ANA) visited THY at the end of May to observe work in various units . At a meeting with Osman Ural , Commercial Assistant to the General Manager of THY, they expressed their satisfaction with what they had seen and declared that future cooperation between the two organizations would be possible. Members of a technical group under the chainnanship of Masaru Aoyame, Assistant Director ofCharter Planing at ANA, later visited Ankara for discussions with the Minister of Transport.

A

iKi AIRBUS DAHA isan ayında teslim alınan ilk Airbus A-310-300 uça~ından sonra, Haziran ayında aynı tip iki uçak daha "Çoruh" ve "Ergene" adlanyla THY fılosuna katıldı. THY yetkilileri, böylece fılodaki uçak sayısının 28'e yükseldi~ini ve 1987 yılında 72 .000 saat olarak gerçekleşen uçuş süresinin, 1988 sonu itibariyle 78.100 saate çıkmasının tahmin edildi~ini belirttiler. Uzakdo~ ve Amerika'ya başlatılacak seferler için bu uçaklardan önemli ölçüde yararlanılacak ve ayrıca yedek uçak bulundurma imkanı do~aca~ından , tehirlerde azalma olacak.

N

TWO MORE AIR

BU SS ES ollowing the delivery in April of the two air-buses A-310-300 another two F craft of the same type, "Coruh" and "Ergene", joined the THY fleet in June . THY representatives announce that the number of planes in the THY fleet has thus risen to 28, and that there will be an estimated increase in the number of flight hours from 72,000 in 1987 to 78,100 in 1988. Considerable use will be made of these aircraft in the new routes to be opened to America and the Far East, and delays will now be avoided by the possibility of keeping aircraft in reserve.

JAPON HEYETi THY'DE aponya'nın All Nippon Airways (ANA) şirketi yönetici ve tkiiiierinden oluşan bir grup, Mayıs ayı sonunda THY'yi ziyaret ederek, çeşitli ünitelerin çalışmaları hakkında bilgi aldılar. THY Genel Müdür Ticari Yardımcısı Osman Ural'la bir süre görüşen misafırl e r, olumlu intibalar edindiklerini ve ileride iki havayolu kuruluşu

ı

arasında ortaklaşa çalışmalar yapılabilece~ini belirttiler. ANA Charter Planlama Bölümü Başkan Yardımcısı Masaru Aoyame başkanlı~ındaki teknik heyetin mensupları, daha sonra Ankara'ya giderek Ulaştırma Bakanlı~ı

4

MAGAZlN 6-7/BB

ABD'Li UZMAN THY PERSONELiNi EGiTiYOR ew York State Üniversitesi Buffalo Kampüsü'nden iki yıl izinli olarak Türkiye'ye gel.en Canan On ural, "Etkin Konuşma-lletişim " konulu seminerde THY personelini e~itiyor. 25 hafta sürecek seminer dizisinde, özellikle insan ilişkilerinin geliştirilmesi üzerinde durulacak. Geçen Eylül ayından beri Türkiye'de

N


THY'DEN • THY'DEN HABERLER e NEWS FROM THY e THY'DEN HABERI.&

J

_)-

bulunanCanan Onural, daha önce Bilkent Üniversitesi ö~rencilerine, aynı konuda, iki sömestr· boyunca uygulamalı dersler vermişti.

KURSIYERLERE $ERTIFIKA Yolları E~itim

SEMINARS IN ELOQUENCE

ürk Hava düzenlenen T "Tehlikeli Maddeler" kursunu,

en students, eight from a freight ageney and two from T Turkish Airlines, successfully

8'i kargo acenta, 2'si de THY mensubu olmak üzere 10 kişi başarıyla tamamladı. Hollanda Kraliyet Hava Yolları'ndan (I{LM) Peter Gestman'ın verdi~ kurs sonunda, biri ''Tehlikeli Maddeler" di~eri "Radyoaktif Maddeler" konusunda iki imtihan yapıldı ve kazananlara KLM sertiiikalan da~tıldı.

completed a course organized by the THY Education Seetion on ''Dangerous Substances.'' At the end of the course, whi ch was given by Peter Gestman of KLM, examinations were heldon "Dangerous Substances" and "Radioactive Substances" and KLM -certificates awarded to the successful students.

Başkanlı~'nca

salıba­

anan Onural, on a two year tical from the Buffalo Campus of C New York State University, is giving THY personnel on "Effective Oral Communication" . In this 25 week seminar particular stress will be laid on the development of human communication. Canan Onural, who has been in Turkey since last September, had previously given the students of Bilkent University a two-semester practical course on the same subject.

CERTIFICATES FOR SAFETY

HAVA

SEHiTLERiNi ANDI K Mayıs Hava Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla, Türk Hava Yolları' nı temsilen 5 pilot, 5 hostes ve bir protokol memurundan oluşan grup, Fatih'teki hava anıtına çelenk koydu ve saygı duruşunda bulundu . Daha sonra Edirnekapı Şehitliği'ndeki törene katılan temsilciler, buradaki Türk Hava

15

Yolları Şehitliği'ni

de ziyaret ettiler. 1914 yılında İstanbul-Kahire uçuşunu yaparken,

Fatih

parkın daki anıt,

uçaklarının düşmesi

olan Fethi,

Sadık

üzerine şehit ve Nuri beylerin

hatırasına dikilmişti.

COMMEMORATION

DAY

fıve

delegation made up of pilots, hestesses and an executive repA resented THY at Air Force Memorial fıve

Day on 15 May by laying a wreath on the Air Force Memorial at Fatih. They later took part in the ceremony at the W ar Graves at Edirnekapı and visited the Air Force Cemetery . A momument was erected in Fatih Park to the memory of Fethi, Sadık and Nuri Bey, whose plane crashed on a flight from Istanbul to Cairo in 1914. MAGAZlN 6-7/88

5


-

nsano~lunun

l

laşmaya başlaması henüz yüzyıl bile

gökyüzünde doüzerinden, geçmedi . Ama, uçak sanayi öylesine hızlı bir gelişme gösterdi ki, artık denizaşın ve kıtalararası seyahatler bile saatlerle ölçülüyor Bu gelişme, bir yandan da havacılik mesle~ine ilgiyi yaygınlaştırdı. Şimdi , sadece orduların hava kuvvetlerinde de~' özel kuruluşlarda da pilotluk e~iti­ mi yapılıyor ve her yıl binlerce kişi uçak kullanma ehliyetine sahip oluyor. İstanbul'un Kartal ilçesi Samandıra mevkiinde kurulu Gökkuşa~ Havacılık Okulu, pilot s~rtifıkası veren ilk özel kuruluşumuz . Uç yıldan beri faaliyette olan bu okulda, 20 saat yer, 20 saat da uçuş dersi gören adaylar, "ultralight" denilen hafif uçakları kullanabilir hale geliyorlar. Gökkuşa~ı Havacılık Okulu'nun kurs-

6

MAGAZlN 6-7/88

larını,

geçen yıl47 kişi tamamlamıştı . Bu yılın ilk kursunda başarı kazanan pilotlann bröve törenine, Ulaştırma Bakanı Ekrem Pakdemirli de katıldı. Pakdemirli, başta gençler olmak üzere herkese havacılı~ sevdirmeye çalıştıkları­ nı ve hava alanlarında küçük uçaklara da iniş ve. bakım kolaylı~ı sa~landı~nı kaydetti. Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan ise, yakında Istanbul semalannda küçük uçakların daha sık görülece~i, bunların gelecek yıl­ larda belki ulaşım amacıyla kullanılabi­ lece~ini belirtti. Daha sonra, Ulaştırma Bakanı Ekrem Pakdemirli, Ulaştırma Bakanlı~ı Müsteşarı Ertan Yülek, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Yılmaz Oral ve di~er ilgililer , kursu bitiren 14 amatör pilota brövelerini verdiler . Okulun kurucusu haşmet Topçuo~­ lu ile, tören sırasında bir konuşma yap-

tık.

Tesislerde 18-60 yaş

arasındaki

kive 40 saatlik e~itimin 1 milyon lira karşılı~ında verildi~i bildiren Topçuo~lu şunları söyledi: "Gayemiz kar etmek de~il , sadece masraflarımızı çıkartmaktır. Bu anlayış içinde, maddi durumları müsait olmayan kimseler, e~timlerini çok daha düşük mebla~lar ödemek .suretiyle tamamlamışlaı-dır. Ayrıca , Istanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisli~i Fakültesi ö~rencileri, yaz aylarında burada staj_ yapmaktadırlar. '' O~etmen pilot Mustafa Erbaş da, bize bazı teknik bilgiler verdi . Buna göre; 150 kg. boş a~ırlı~ı olan ve 200 kg. ek a~rlık taşıyalıilen bir ' 'ultralight' ' uçak, 40 metre boyundaki düz alana ve gerekti~nde denize inebiliyor. Bin metre yükseklikte arızalandı~ında 7 bin metre süzülebiliyor, yani planör uçuşu şilerin e~itim gördü~nü


AMATEUR PILOTS

A flight of fancy t is less than a hundred years since man took to the air, but progress in the aircraft industry has been so rapid that intercontinental flights are now measured ina few hours. This progress has stirred interest in flying asa career. Now not only the national air-forces but also private air-lines organize training-courses, and every year thousands of people are awarded pilot' s licenses . The Gokkusagi Flying School at Karta! in Istanbul, which has been in operation for three years now, is the first private school to grant a pilot' s licence. The candidates learn to handie what are known as ultra-light aircraft in a course of 20 hours on the ground, and 20 hours in the air. Last year forty-seven students completed their courses at the Gokkusagi Flying School, and this year' s graduation ceremony was attended by the Minister of Transport, Ekrem Pakdemirli, who declared that they were doing all they could to interest young people in flying, and stressed the ease with which these light planes clould take off and !and. The Lord Mayor of Istanbul, Bedrettin Dalan, said that we would soon be seeing many more small planesin the Istanbul sky, and that these might very soon come to be used as a means of public transport .

1

yapabiliyor. Amatör pilot ehliyeti bulunan Ulaş­ tırma Bakanı Ekrem Pakdemirli, işte bu uçaklardan birine bindi ve bir süre Samandıra semalarında dolaştı. Bakan, yere indig-inde şöyle diyordu: "Uçmak çok güzel bir duygu. Bu sporu bütün gençlere tavsiye ediyorum.''

Later, the graduates were presented with their brevets by the Minister of Transport Ekrem Pakdemirli, the permanent under-secretary to the Ministry of Transport Ertan Yulek, the Director-General of Turkish Airlines Yılmaz Oral and others . During the ceremony we had the opportunity of talking to the founder of the school, Hasmet Topcuo~lu, who told us that instruction was being given to students ranging in age from eighteen to sixty and that the forty-hour course cost one million liras. "We don't try to make a profit." He went on. "Our aim is simply to breale even. Several students of modest financial status have been given the opportunity of completing the course at reduced fees. Moreover, students of the Faculty ofFlight Engineering of the Technical University of Istanbul do their practical work here in the summer vacation . '' The pilot-instructor Mustafa Erbas gave some interesting technical information. An "ultralight" craft weighing 150 kg and capable of carrying a load of 200 kg can land on a fiat field 40 m in length and even on the surface of the sea. If the motors should break down at a height of 1,000 m it is capable of gliding for 7,000 m.

Gökkuf8fıı Havacılık

Okulu'ndakl bröve törenine Ula,ıırma Bakanı Ekram

Pakdemirli da katıldı.

Mr. Ekrem Pakdemirli, the Minister of Transportation participated to the brevet ceremonies of the Gökkuşa!)ı Flying School. MAGAZlN 6-7/88

7


YAT TURiZMiNiN MERKEZi iSTANBUL

Akdeniz'in en büyük

• mar1nas1 Hizmete

başlayan

Kalamış marinasının

kapasitesi 556 yat. Bu yu açuacak Fenerbahçe marinasında ise 1004 yat barınabilecek.

-1

stanbul'un ilk yat özelliğini

marinası,

hizmete

limanı olma Kalamış

taşıyan

556 yat kapasitesi ile

açıldı.

Kalamış marinası ıoo bin metrekare deniziçi alan, 50 bin metrekarelik tesisler ve yeşil alan olmak üzere, toplam ı50 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor . Tesislerde 400 metrekarelik bir lokanta, bar ve diskotek binaları , buz imal atelyesi , çay bahçesi, helikopter pisti, duş alanları, yakıt istasyonu, ve 226 araçlık otopark yer alıyor. Kalamış marinanın

Kalamış

Akdeniz'In en büyük marlnası Kalamış'ta faaliyete geçti. The Biggest marina in Mediterranean has opened in Kalamış

Yine bu yıl içersinde açılışı yapılacak olan Fenerbahçe marinası ise ı004 yat kapasiteli . ı o metre genişliğinde bir kanalla karadan kopartılarak ada haline getirilen Fenerbahçe Yarımadası ile bir bütün oluşturan bu marinacia kafeterya, çay bahçesi, 8 atelye, yakıt istasyonu, duş alanları ve ı 00 araçlık otopark bulunuyor. Kalamış ve Fenerbahçe, halen Akdeniz'in en büyük marinası olma özelliğini koruyor .

yat kapasitesi 556 olarak belirlendi. marina has a capacity of 556

YACHTING CENTRE ISTANBUL

Biggest marina of the Mediterranean

-

fırst

stanbul's yacht marina has now opened at Kalamis with space for 556 1 yachts. The Kalamis Marina covers ı50 m 2 , comprising ı 00 m 2 of water and 50 m 2 of amenities and green park . The amenities consist of a 400 m 2 restaurant, bar and discotheque, an ice production plant, a teagarden, a helicopter landing ground, sho wers, a filling-station and a car park for 226 vehicles. The Fenerbahce Marina, which will be opening this year, will have space for ı 004 yachts. The Fenerbahce peninsula will be detached from the mainlan d by a cana! ı O m wide to form an isiand with a cafeteria, a tea-garden, eight workshops, a fılling station, showers and acar park for ı 00 vehicles . The Kalamis and Fenerbahce marinas are at the moment the largest marinasin the Mediterranean .

8

MAGAZlN 6-7/88


MTO 8. KONFERANSI iSTANBUL'DA

J

Ekonomistlerin zirve randevusu •

IGG

stanbul, 21-23 Eylül tarihleri arasınçapında bir ekonomik fo-

I da, dünya ruma sahne olacak . Milletlerarası

Ticaret

Odası'nın

8. bu forumda, üye ülkel.erden gelecek yöneticiler, "Büyüme Için Yatırım, konusunu çeşitli yönleriyle değerlendirecek­ ler. Tartışmalar , "yeniden düzenleme , özelleştirme ve yatırımların arttı­ rılması " üzerinde yoğunlaşacak . Konferansın ilk bölümünde, " Sermaye oluşunda takip edilecek ekonomik politika'' ele alınacak . Bu bölümünün

Konferansı dolayısıyla gerçekleşecek

alt oturumlarında " Vergilendirme ve tasarruf politikaları" , "Özelleştirme, finansman alt yapı ve sermaye oluşu ­ mu etkinliği " ve " Yatırımlar ve ihraac~t pazarı" kont!ları işlenecek.

Ikinci bölüm ün ana başlığı ' ' Yabancı sermaye, yatırımJar, teşvikler ve caydırıcı unsurlar". Alt oturumlarda " Yatırımlarla ilgilenen ülkelerin hukuki ve idari yapısı ", "Borç-öz sermaye swapları" ve "Yabancı sermaye için gerekli olan milletlerarası çerçeve" gözden ge~!rilecek .

Uçüncü bölümde ise " Milli ve mil,

letlerarası yatırımların arttırılmasında

ısa adı TUGEV olan Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı'nın , Kanada Kolejler Birliği-Humher College'in katkılarıyla düzenlediği '' 1. Turizm Eğitimi Danışma Toplantısı" İstanbul'da yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanı M. Tınaz Titiz tarafından açılan toplantıya, Kanadalı ve Türk turizm eğitimcileri , çeşitli bildiriler sundular . 6 gün süren çalışmalar sonunda, turizm eğitiminde Kanada modelinin benimsenmesi kararlaştırıldı.

1nternational

Economists Match

hükümetlerarası kuruluşların katkıları ' ' tartışılacak .

Merkezi Paris' te olan ve 69 yıldan beri faaliyet gösteren Milletlerarası Ticaret Odası , 58 ülkede milli komiteye, 50 ülkede ise doğrudan üyeye sahip .

TURiZMDE KANADA MODELi CANAOlAN MODEL FOR TOURISM

K

THE EIGHTH ICC CONFERENCE IN ISTANBUL

he first advisory meeting on Turkish tourism was arranged in Istanbul by the Foundation for Touristic Development and Education with the assistance and participation of Humher College and the Aısociation of Canadian Colleges .At this meeting,which was opened by the Minister of Culture and Tourism Mr. Tınaz Titiz, various papers were read by Canadian and Turkish Tourism educationalists,and after six days of work and discussion it was decided that the Canadian model should be adopted .

T

1

stanbul will be the scene of an international economic forum during 21-23 September, The forum will be held in connection with the 8th Conference of the International Chamber of Commerce, and executives from various member countries will discuss the topic "lnvestment for Growth" from various different points of view .. The discussions will concentrate mainly on "Re-organization, privatization and increase in investments." The fırst part of the conference will be devoted to "The economic policy to be pursued in the formation of capital'' the various sub-sections will treat "Taxation and savings policies", "Privatization, infra-structure financing and the effect. of capital formation'' and ''lnvestments and the eıı:port market." The second part of the forum will be devoted to "Foreign capital, investments, incentives and deterrent factors." The sub-sections w ili treat "The influence on investments of the country's legal and administrative structure", "Debt and private capital", "The necessary international frame for foreign capital." The third seetion will consist of a discussion on the topic, "The role played by inter-governmental organizations in national and international investmen. '' The International Chamber of Commerce, which is centred in Paris, has been in operation for sixty-nine years. lt has national committees in 58 countries, with direct membership in 50 countries. The Turkish National Committee was founded in 1933 and, after passing through a number of different stages, was last year given a completely new structure . MAGAZlN 6-7/88

9


c

o (1)

E

8 -

3

Heyecanlı olduğunuz ihtimalini gozunune alarak uçak ile seyahat etmenin günümüzde en arnniyetli yol olduğunu hatırlatmaya gerek duyduk. Alışılmamış bir ses sizi tedirgin edebilir . Kalkıştan hemen sonra duyulan gürültü, uçağın uçuş pozisyonuna ge çerken iniş takımlarını içeri çekmesinden gelmektedir. Uçak havalanırken normal seyrinden daha fazla kuvvete ihtiyaç vardır. Aynı şekilde uçak inişe geçtiğinde hızındaki azalma makina sesindeki değişim şeklinde duyulur. "Kemerlerinizi bağlayınız" ve "Sigara içmeyiniz" işaretleri yandığı zaman zil çalar. Zil. yolculardan biri kabin mürettabatını çağırdığı zaman da çalar. Uçuş sırasında birşey sormak, yemek, içmek veya okumak istediğiniz zaman uçakta tipine göre başınızın üzerindeki veya koltuğun kol Iuğu üzerindeki "çekiniz" yazan yahut hastes resmi bulunan düğmeye basarak hostesi çağırabilirsiniz. Okumak için ışığa ihtiyacınız olduğu zaman başınızın üzerindeki veya koltuğun kolundaki düğmeye basınız. "Kemerlerinizi bağlayınız" işareti yanmadıığ zaman elinizi yı­ kayabilir ve tuvaiate gidebilirsiniz. "Tuvalet doludur" işa ­ reti, tuvalatin meşgul olduğunu gösterir .

YIYECEK VE IÇECEK SERVISI : iç hatlarda çay ve kahve ücretsizdir ve limitsizdir. Yemek servisi dış hatlarda enternasyonal yemek saatlerine göre yapılmaktadır. Kahvaltı servisi sabah uçuşlarında, öğle yemeği servisi gün ortası, akşam yemeği servisi akşam uçuşla ­ rında yapılmaktadır. Uzun parkurlu dış hatlarda bu ye meklere ek olarak snack servısı yapılır . Yemek servisi yapılan tarifeli ve charter uçuşlarında, şeker hastalarına ve vejetariyen lere, sağlık, felsefe ve din nedeniyle normal menüyü kabul etmeyenlere, özel yemekler temin edilmektedir. Özel isteklerin zamanında tercihan rezervasyon yapılırken belirtilmesi gerekmektedir. Meşrubat dış hatlarda ücretsizdir . Uluslararası hava "taşımacılığı talimatları uyarınca uçağa yolcular tarafından getirilmiş alkollü içkilerin içilmesi yasaktır . UÇAKTA SIGARA IÇMEK: Sayın yolcuları ­ mız, Ulaştırma Bakanlığı'nın 25.1 .1988 tarihli emirleri gereğince iç hatlarda sigara içilmesi tamamen dış hatlarda ise kısmen yasaklanmıştır. Yurt dışı seferlerimizde uçağın ön tarafında, toplam oturma kapasitesinin % 60 lık kısmı sigara içmeyenlere tahsis edilmiştir . Dış hat seferlerimizde yalnızca uçağın arka bölümünde sigara içilmasine müsaade edilmektedir . Yol cularımızın işbirliğini takdirle karşılıyoruz.

·-.,·-c -m N

CD

~~~~

o .c

ÇOCUK YOLCULAR: Çocuklar ve onların rahatı bi zim için çok önemlidir. Onların en özel ihtiyaçlarını dahi dikkatten kaçırmamak için çaba harcanmaktadır. Bebekler için mama, süt vb . gibi şeyler gerektiğinde ısıtıl­

a -E ,m a

maktadır.

UÇAKTA SATIŞ : Alkollü içkiler ve tütünlü maddeler vergisiz satılmaktadır. Üzgünüz ki uçakların stokları mutfak kapasiteleri ile limitli olduğundan aradığı ­ nızı her zaman bulamayabilirsiniz . Böyle bir durumda umarız ki, bir benzeri stokta vardır .

DIGER HUSUSLAR: THY Magazin'in bu sayısında okuyacak pek çok şey -bu.Jabilirsiniz. istirahat etmek için kabin mürattabatından örtü, battaniye veya yastık isteyebilirsiniz .

u~

::) 10

DILEKLERINIZI ALALlM : Uçaklarımızın içinde yolcu dilek kutuları ile mektup kağıtları bulacaksınız. Yolcularımızın uçuşla ilgili şikayet ve temennilerini almak her zaman hoşumuza gider. Türk Hava Yolları gösterdiğiniz güven için teşekkür eder, iyi uçuşlar diler ve sizi tekrar karşılamaktan mutluluk duyar.

MAGAZlN 6-7/88

In view of the possibility that you are feeling narvous, we would like to remind you that taday flying is the safest form of travel. You may be disturbed by an unusual sound. The noise you hear immediately after take-off its the sound of the landing gear being pulled up as the plane gets into flight position. Whlle the plana is taking off it requires greater power than it does while cruising . In the same W ay, as it prepares to la nd, the reduced · speed causes a change in the sound from the engine. When the "Fasten your seat belts" and "No smoking" signs light up a beli rings. This beli is alsa heard when passenger rings for one of the cabin crew. During your flight, when you wish to ask a question, or request something to eat, drink or read, you may call the hostess by pressing the appropriate button. According to the type of plane you are flying in, this button may be located above your seat or on the arm of your chair ; and may be marked by a picture of a hostess. When you wish for light by which to read, press the switch over your seat or on the arm of your chair. When the "Fasten your seat belts" sign is extinguished you may leave your seat to go to the toilet. If the toilet is occupied the word "engaged" will be seen on the door . CATERING SERVICE: On morning flights breakfast is served, on afternoon flights lunch is served, and on evening flights dinnar is served . On long-distance flights snacks are served in addition to these main meals . On scheduled and charter flights special food is available on request for diabetics, ' vegetarians, and others who for reasons of health, religion or philosophy, are unable to eat the regular meals. However, it is essen tial to inform Turkish Airlines of this, well in advance, preferably when making your reservation . Charges are made for all alcoholic drinks. Soft drinks are free on outbound flights. Tea and coffee are served as many times as you would like without being charged on domestic flights . According to international air transport regulations passengers are forbidden to consume their own alcoholic · drinks. SMOKING ON AIRCRAFT: May we kindly remind you that smoking on domestic flights has been prohibited by government's orders being issued through Ministry of Transport on 25 .1.1988 . On international flights a seetion in the front of aircraft covering 60% of the whole seating capacity has been designated for non smokers in accordanca with governments instructions. Smoking is only allawed on the rear part of the aircraft on outbound flights. We appreciate our passengers' cooperation . CHILD PASSENGERS: We are especially concerned with children and their comfort. We endeavour to antici pate and meet their every need. Milk and baby food is heated up for them when required. IN-FLIGHT SALES: The prices are all duty-free. We regret to say that because storage space on board is limited, we are unable to carry large stocks, and we may not always be able to supply what yuo want, in this event we hope you will be able to find an acceptable substitute. OTHER POINTS: You may find plenty to read in this issue of our Magazine. Your cabin attendants will gladly supply you with blankets and pillows upon your request. YOUR SUGGESTIONS: Inside the plane you will find suggestion boxes and writing paper. We are always pleased to receive the complaints and suggestion of our passengers. W e thank you for your trust in Turkish Airlines, and wish you a pleasant flight. W e look forward to seeing you again.


ARAMA VE SONDAJ FAALiYETi YOGUNLASTI ,

Petrolde büyük hamle Kaz1m O ksay Devlet

engin tabii kaynakları, d ü nya üzerinde çok önemli bir noktada bulunan konumu ve çalışkan milleti ile hızlı bir kalkın­ ma yarışına giren Türkiye Cumhurıyeti, özellikle son birkaç yıl içerisinde pek çok sektörde çok büyük ilerlemeler ortaya koymuştur. Kalkınmanın ve ilerlemenin en büyük itici güçlerinden birisinin de enerji oldu~una şüphe yoktur. Bu yüzden, enerji kaynaklannı yeterli ve sürekli hale getirmeden, istenilen kalkınma hedeflerine ulaşmak mümkün de~ildir. Her ne kadar Türkiye'ınizin zengin kömür kaynakları, dünyada pek az ülkenin sahip olabildi~i kadar büyük hidrolik enerji üretme kapasitesi ve bugünün turizminde oldu~u kadar gelece~in enerji üretiminde önemli rol oynayacak olan senenin büyük bir bölümünde parılda­ yan güneşi b ulu nmasına ra~men, aynı ze n ginli~i petrol kaynaklarında görmek henüz mümkün ol mamıştır. Bugün için petrol ihtiyacımızın sadece % 12-13 'lük bölümünü kendi topraklarımızdan üretebiliyor geri kalanını da ithal ediyoruz.

12 MAGAZlN

6-7/88

Bakanı

Daha çok yerli üretim için milli kuruluşumuz olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklı~ı son birkaç yıldır ülkemizin petrol ve do~algaz bulunması muhtemel bütün bölgelerinde çok hızlı bir arama ve sondaj faaliyetine girmiş ve 1987 yılı içerisinde, kuruluşundan bu yana en yüksek hampetrol üretim seviyesine erişmiştir . yurt dışı aramalarına da giren sahip oldu~ tecrübe ve yatı­ rım gücü ile Endonezya' da, Avustralya'da, Pakistan'da yabancı ortakları ile arama ve üretim faaliyetlerine başlamış olup, bazı Ortado~ ülkelerinde başl a­ mak üzeredir . Böylece hükümetimizin genel politikası olan yurt d ı şına açılma konusunda Milli Petrol Şirketimiz de üzeri~~ düşeni gerçekleştirm i ş olmaktadır . Ulkemizin Güneydo~ Anadolu Bölgesi'nde bulunan BatıRaman sahasındaki yo~nlu~ yüksek hampetrolü, dünyada mevcut en gelişmiş teknolojileri kullanarak yüzeye çıkarmay ı başa­ ran Ortaklık, uyguladı~ı projelerle bu sahadaki günlük üretimi 3000 varil artırmayı sa~! arnıştır. Devam etmekte Bu

olan çalışma l arın tamam l anm as ınd an sonra, sadece bu saham ı zdan elde edece~im i z petrolün y ı llık de~eri 100 m ilyon dolar civarında olacaktır. Türkiye Petrolleri Anonim O rtaklı~ı'nın 1987 y ı lı ham petrol üretimi, 1986 yılına göre % 20 fazlası ile ge rçek l eşm iştir . Ülkemizin do~-batı geçişinde sahip oldu~ önemli konum, tarihin ilk ça~-

yıl

Ortaklık,

198 7yılı hampetrol

üretimimiz, bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında artış gösterdi

Turkish crude petroleuro production increased by 20 % in 1987.


Rafinerllerin ham petrol 1,1eme kapasiteleri her geçen gün biraz daha artıyor. Refineries in Turkey enlarge their capacities day by day

larında "İpek yolu"nun Anadolu'dan

geçmesine yol açmıştır. Bugün de benzeri bir durum, zengin hidrokarbon kaynaklarına sahip olan Ortadoğu ile dünya tüketim merkezleri arasındaki petrol ve do~algaz taşımasında Türkiye'nin önemli bir köprü olduğunu göstermektedir. Bu konuda ilk uygulama olan Irak-Türkiye hampetrol boru hattı yıllardan beri başarı ile çalışmakta olup, inşa edilen ikinci bir hat ile yıllık taşıma kapasitesi ı 987 yılında 46,5 milyon tondan 7 ı milyon tona çıkarılmış­ tır ve mevcut kapasitenin daha da artı­ rılmasına çalışılmaktadır. Boru hatları ile petrol ve do~algaz taşımacılı~ konusunda İran ve Katar ile de görüşmele­ rimiz devam etmektedir. Bu projelerin gerçekleştirilmesi ile Türkiye ' nin uluslararası petrol taşımacılı~ındaki önemi daha da artacaktır . yıllarda enerji kaynaklarımızı zenginleştirrnek ve çeşitlendirrnek için girişti~iz büyük atılım sonucunda, bir

Son

yandan mevcut kaynaklarımızı gelişti­ rirken bir yandan da enerji kullanım tabiomuza yeni enerji kaynakları katmaktayız . Bunun sonucu olarak temiz

ve kullanışlı bir kaynak olan do~algaz da ülkemizin hizmetine sunulmuş bulunmaktadır. Sovyetler Birli~i'nden ı987 yılından itibaren alırnma başlanan do~algaz, -kendi üretimimizle birleştiri­ lerek kullanılmaktadır . Do~algazın ı 988 yılının ikinci yarısında Ankara'ya getirilmesi ile başşehrimizin hava kirlili~i problemi de kesin bir çözüme kavuşmuş

Türkiye'nin 1983'de 23, 1 milyon ton olan yıllık rafinaj kapasitesi, 1987 "Sonu itibariyle 33,5 milyon tona ulaştı . Turkish oil refıning capacity increased from 23.1 million tons in 1983 to 33 .5 million tons by the end of 1987.

olacaktır. Do~algaz

için kaynak çeşitlen­ dirilmesi konusu da düşünülmüş ve Cezayir' den ithal edilecek sıvılaştırılmış do~algazın Marmara Ere~li'sine getirilmesine ve yurt çapında kurulmakta olan şebekeye buradan ikmal yapılmasına karar verilmiştir. Cezayir' den alınacak do~algazla ilgili anlaşma birkaç ay önce imzalanmış bulunmaktadır. Ülkemizde hampetrol işleme kapasitesini de son yıllarda önemli ölçüde artırmış bulunuyoruz . Çalışmalarımızın tamamlanması ile ı 983 yılında 23 , ı milyon ton olan yıllık rafinaj kapasitemiz 1987 yılı sonunda 33,5 milyon tona çı­ karılmıştır . Kendi kullanımımıza fazlası ile cevap verecek olan rafinaj kapasitemiz, bölgemizdeki bazı hampetrol üreticisi ·ülkelerin kullanımına da sunulacaktır. Böylece gelecekte Türkiye sadece petrol taşımacılı~ında de~il rafinajın­ da da komşuları ile işbirli~i yapma imkanını elde edecektir. Bu konudaki çalışmalarımız hızla ilerlemektedir. Petrol sektöründe girişti~imiz atılım­ lar petrol ürünleri da~ıtımında da başarılı sonuçlar elde etmemizi sa~lamış­ tır . Halkımıza hizmet yanında , turizm harnlemize katkıda bulunacak şekilde, MAGAZlN 6-7/88

13


Petrol arama çalı,malan , zorlu tablat .. rtlarına raOmen sürdürülüyor. Petroleum drilling req uires expensive technology

milli petrol dağıtım şirket i miz olan Petrol Ofisi'ne ait istasyonlar hızla modemleştirilmiş ve günün 24 saatinde en iyi hizmeti verecek şekilde organize edilmiştir. Bu arada rafinerilerimizde yüksek oktanlı benzin ile kükürtü düşük motorin üretimlerine başlanmış ve Avrupa standartlarında üretilen petrol ürünlerimiz istasyonlarımızda hizmete sunulmuştur .

Ü lkemizde madeniyağ ün;timine de büyük önem vermekteyiz . Izmit'deki yıll ık 100 bin ton kapasiteli Madeniyağ Üretim Tesisleri'nin yetersiz kalması üzerine, Petrol Ofisi Anonim Şirketi rafından İzmir Aliağa' da yıllık 70 bin ton kapasiteli ikinci bir fabrika kurulm u ş olup yakında hizmete girecektir . Böylece , bir yandan kendi ihtiyacımız yeterince karşılanacak, öte yandan madeni yağ ihracatı sağlanacaktır. Bir kısmını yukanda sıraladığımız gelişmelerle Türkiyemiz son birkaç yılda petrol sektöründe büyük bir atılımı gerçekleştirmiş durumdadır. Mevcut projelerimizin tamamlanmas ı ile daha büyük geli şmeler sağlanacak ve petrol sektörümüz de, diğer sektörler gibi, geliş­ miş ve kalkınmış Türkiye'ınizde bulunması gereken noktada olacaktır . Her şey büyüyen ve kalkınan Türkiye için ...

ta-

BOOMING TURKISH PETROLEUM PRODUCTION Kazım

Oksay Minister of State

D

uring the last few years especially , Turkey has made tremendous advances in a number of important sectors . Some reasons for this o u tstanding growth and speedy development include rich natural resources, good trained labour force and careful administration and planning. T here is no doubt that one of the prime movers behind Turkey's high rate of growth is the need for mo re energy . W ithout sufficient sources of energy it is impossible to reach the "development targets set before us , and that we are striving so hard to reach . Although

14

MAGAZlN 6-7/88

Turkey possesses massive coal deposits, hydro-power resources and endless solar power equalled by only a few other countries in the world , it is stili very evident that energy production will play an important role for the development of the Country in the coming years . In this connection , oil reserves have so far not come up to expectations, and it is difficult under present cimcumstances to include them in energy production projections for the near future . Today , domestic petrol production from our own resources is only 12-13 % of our total needs , and the rest has to be imported. Nevertheless Turkish Petroleuro Corporation

(TPAO) is presently carrying out research and exploration for oil and natural gas reserves , and over the last few years has considerably speeded-up research in all areas where reserves are likely to be found . During the last two years, the TPAO has also been consistently reaching its highest levels of crude o il production . Our Petroleuro Law also provides to foreign petroleuro companies good working conditions in Turkey and in recent years a number oflarge companies came to our Country to do research and exploration . Furthermore, asa result ofTPAO's known experience and production skills, the company is already working in cooperation with other companies in countries !ike Indonesia, Australia and Pakistan ; and with agreements to work with other Middle Eastern countries about to become operative in the near future. It is in this way then , that the national petrol company is working in full and complete harmony with the Government's policy of opening up to the outside commercial world . In the west Raman oil-fields in the south-east of the Country, TPAO is using the world' s latest technologies to bring to the surface the reserves of relatively heavy oil there, and to-date has increased production by 3,000


../

./

barrels a day. When projects to increase production are completed, it is anticipated that total production from this oil-field alone will come to about 100 million dollar's worth a year. The TPAO production figures for 1987 were 20% higher than those for 1986. In the past, the "Silk Road" which began in Anatolia was a bridge between East and West. So today, Turkey is again a vital bridge between the rich hydro-carbon and natural gas resources of the Middle Eastem countries and the world consumer markets. By providing transport and pipe-line facilities like the Iraq-Turkey crude oil pipe-line, Turkey maintains a key position between producers and consumers. In view of the success of the first Iraq-Turkey pipeline, a second pipe-line put into operation in 1987 increased theyearly tonnage transported from 46 .6 million tons to 71 million tons. Efforts are continuing to increase the annual capacity of these two pipe-lines, and talks with both Iran and Qatar for the construction of pipe-lines for the transportation through Turkey of crude oil and natural gas are also going ahead . When these projects are realized, Turkey's importance in the sector of international petroUoil transportation will be further increased.

In order to enrich and also to widen the scope of our energy resources, we have taken some significant steps forward during the last few years. For example, we are about to start using cleaner and more efficient natural gas as a new source of energy. This new development will incorporate natural gas from the Soviet U nion that we have been using since 1987, and gas from our

Endonezya, Avustralya ve Pakistan' dan sonra, bazı Ortadoğu

ülkelerinde de petrol arama çalışmalanna katılacağız.

Turkey will participate in petroleuru drilling in some Middle Eastern countries, in addition to those in Indonesia, Australia and Pakistan.

own resources. Natural gas will be piped to most parts of the capital, Ankara, by the latter half of 1988, and will go a long way towards solving the serious problem of air pollution presently plaguing the capital . Again , anather source of liquified natural gas (LNG) comes from Algeria, and it is proposed to im port the LNG via Marmara Ereğiisi in the Marmara region for distribution to the rest of the country . The agreement for the im port of natural gas from Algeria was signed a few months ago. Crude oil processing capacity in Turkey has also grown considerably over the last few years. In 1983, refinery capacity was 23.1 million tons, but by 198 7 following the com pletion of certain projects, capacity reached 33 .5 million tons . Indeed, refinery operation in Turkey has developed so much that other countries can be benefitting from the new technology we are employing, and from the vastly increased output of our refineries. This means that Turkey is no longer just an important link in international petrol transportation, but has also initiated petrol production partnerships with neighbouring countries. Developments in this area, in fact, are progressing very quickly. Increase in petrol production has also led to improvements in distribution and related areas in the sector. Filling stations und er the administration of the Petrol Ofisi have been modemized, and now provide better service for the domestic market and visitors alike. Most Petrol Ofisi service stations provide an extensive 24 hour service, and our refineries are producing cleaner, higher octane fuels that meet the highest European standards. W e are also giving more importance to the production of lubrication oils. Because the annual production of 100 thousand tons at the oil plant at I zmit was found to be insufficient, the Petrol Ofisi recently built a second plant at the Aliağa refinery near Izmir. This new plant will have a total production capacity of seventy thousand tons per year. Together, the Izmit and Aliağa plants will more than meet the domestic needs of Turkey for quite a number of years to come, and it is anticipated that they will also make it possible for Turkey to export surplus lubrication oil production. These various developments make it very evident that in the petrol sector Turkey has made some real steps forward during the last few years. When a number of other projects are also finalized, advancements will be even greater, and just as has happened in other industrial sectors in Turkey, the petrol sector too will have made a tremendous contribution to the growth of the country. The petrol sector is indeed doing everything it can for the growth and development of Turkey ... MAGAZlN 6-7/88

15


Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

MODERN IPEKYOLU . Re~or sayılabilecek kadar kısa sürede tamamlanan 'Ikinci Inci Gerdanlık', dünyanın 6. büyük asma köprüsü. ürkiye'nin en büyük şehri olan, ~sya ile Avrupa'yı birleştiren Istanbul , ilkinden tam 15 yıl sonra yeni bir Boğaz Köprüsüne kavuştu . Bir anlamda "Modern İpek Yolu " olarak tanımlanan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Asya ve Avrupa kıta­ larını birbirine ikinci defa bağlamanın kı­ van c ını taşıyor. Türkiye'de ve dünyada yeni bir ulaşım anlayışının son örneğini sunan köprü, çağ kapatıp, çağ başlatan Fatih Sultan Mehmet'e bir şükran ifadesi olarak yükseliyor. Binlerce aracın bir ışık seli gibi akıp gittiği köprü, 122 milyon dolarlık maliyeti ile dünyanın en büyük köprüleri arasında yer al ı yor. 35 y ıldır asma köprüler üzerinde çal ı şan William C. Brown, birincisinden sonra Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ' nün de projesini gerçekleştirmenin mutluluğu-

T

nu duyuyor. Modern anlamda asma köprülerin yapımının 1958 yılında başladığı­ nı ifade eden Dr. Brown, o tarihlerdeki klasik köprü anlayışının, teknolojik zorlamalarla değiştiğini ve ortaya 2 binli yılla­ rın dizaynının çıktığını belirtiyor. Modern köprülerin mimarı için, bu değişkenlik sadece proje safhasını teşkil etmiyor. Kullanılan malzemelerin imalatı ve inşaat tekniğindeki çağdaş uygulamalar, estetik ve sağlamlığın yanında hızı da sunuyor. Nitekim köprünün yapımı için meydana getirilen ortaklığın (lshıkawaha Harıma Heavy lndustries Co.) yetkilisi Masao Ueda, 6-7 yılda tamamlanabilecek bu tür bir köprünün, 3.5 yılda gerçekleş­ tirilmesini "rekor" olarak niteliyor. Ueda'ya göre bu rekorun gerçekleşmesinde, köprü yapımını üstlenen kuruluşların, tam bir işbirliği içinde çalışma•ı en önemli etken oldu.

Ikinci gerdanlığır.

Incileri dlzlllrken ... First steps for the Modern Silk Road construction .

Dünyanın en uzun 6. köprüsü olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Türk-Japon işbirliğinin "en muhteşem örneği olmak" niteliğini taşıyor . 3-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen "Dostluk ve İşbirli­ ği Haftası" çerçevesinde, Fatih Köprüsü'nün artı k bir de kardeşi var ... Japon-Türk Dostluk Grubu Ba şkanı Shin Kanemaru, tnşaat Bakan~ İhci Ochi ve Bayındırlık ve !skan Bakanı I. Safa Giray'ın katıldığı toplantıda köprülerin kardeşliği onaylandı. Buna görejaponya'nın Kavaga eyaJetini süsleyen Seto Ahashi Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, özellikleri açı­ sından "köprü kardeşliği " nin son halkasını teşkil ettiler. Bilindiği gibi Seto Ahashi Köprüsü de kısa bir süre önce hizmete girmişti .

Bayındırlık ve İskan Bakanı İ. Safa Giray'ın

deyimi ile "Stratejik ve coğrafi aç ı ­ dan çok önemli bir yeri olan İstanbul, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile çok büyük ekonomik avantajlar kazanmış oldu.'' Uluslararası verilerin de dikkate alın­ ması ile planlanan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü , kuşkusuz 2000 yıllarında yetersiz kalabilecek. Bu konuya dikkat çeken Bayındırlık ve İskan Bakanı Giray'ın söyledikleri meseleye daha bir açıklık getiriyor: "2000 yılının nüfusu ve ulaşım projeksiyonları yapılırkan ikinci bir köprü ile zenginleşmiş şehrin, tarihi ve doğal peyzajını zorlamaktan kaçınmak gerekebilecektiL Başka çözümlerin, yeni metropollerin araştırılmasına öncelik verilmelidir. 2000 yıllarında karayolu taşımacılığı , ülke içi ve ülke ile yakın komşular arasında ulaşım hizmetlerini yükümlenecektir. Kı­ talararası yolcu taşımacılığı hava yoluna, yük taşımacılığı ise deniz yoluna bağımlı olacaktır . ''

. '-


A new connection between Asia and Europe

MODERN SILK ROAD The new bridge completed by Turkish and Nippon Joint Venture in 42 months. stanbul, the greatest city in Turkey and the link between Europe and Asia, has now acquired a second bridge across the Bosphorus, almost exactly fifteen years after the cor覺struct i簫 on of the first. The Mehmet the Conqueor Bridge, which might well be deseribed as a modern "Silk Road", forms the second connection between Europe and Asia. Insofar as it represents an absolutely new approach to the problem of international communications it isa suitable tribute to Sultan Mehmet the Conqueror, who closed an old era and ushered in a new . This bridgc is one of the largest in the world , built at a cost of 122 million dollars. William G. Brown has been working on suspension bridges for thirty-five years and has had the satisfaction of working on the project for the second bridge after having been responsible for the first. According to Dr . Brown himself, the construction of suspension bridges in the modern sense of the word began in 1958, when technological advances forecd changes upon the conventional style of construction and !ed to the appearance of adesign suitable for the 21st century. This change in modem bridge constn覺c-

1

18 MAGAZlN

6-7/88

tion is not co nfined to the desing stage. There has also been rapid progress in construction techniques and in the production of the materials employed, as well as in aesthetic and safety factors . Masao U eda, the representative of the group formed for the construction of the bridge (Ishikwaha Harima Heavy lndustries) declares that the construction in the space of only three and a half years of a bridge that would normally have taken six or seven years to build, constitutes a record. The main factors in achieving this record has been the exemplary cooperation between the various organizations engaged in the work. The Mehmet the Conqueror Bridge is the sixth longest bridge in the world and the finest example to date of TurkishJapanese collaboration . What is more, from the "Jo'riendship and-Cooperation Week" held between 3-8 July there has emerged a sister for the Mehmed the Conqueror Bridge . Ata meeting attended by Shin Kanemaru, President of the Japanese-Turkish Friendship Association, the Minister of Construction Ihci Ochi and the Minister of Housing and Communications I. Safa Giray, it was decided that the Mehmed the Conqueror Bridge and the Seto Ahashi Bridge in the province of Kavaga in J apan should be declared "sisters" on the basis of the distinctive features common to both. The Seto Ahashi Bridge began operation only a short time ago . The bridge was built with international communications in mind, but may very well be inadequate for the traffic of the 2000's. I. Safa Giray dwelt a little on this po int . "The second bridge has been constructed in conformity with the estimates of the population and communications of the year 2000. We must, however, avoid putting too much strain on the histarical and natural features of the city. First priority must be given to carrying out research in the other great metropolises . In the 21 st century roads will be used mainly for communication within the country and with our next-door neighbours. Long-distance passenger travel will be by air, and longdistance transport by sea.


Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

Infaatının her afamaaı Sami Güner tarafından görüntülendl.

World's 6th lorgets bridge on construction . Photos by Sami Güner.


For all but those born near Ionia, the sights are legendary and as remote as Homeros' time over 2500 years ago. This turquoise-blue sea odyssey is spell-binding, yet the reality is fascinatingly tangible as the dream merges into the legend.


2


ow does it feel to look down from the boat into the clear depths of the water and see an ancient, submerged city? Ortolisten in the evening to the endless chirping of the cicadas in the charming little coves that are each day awaiting your discovery? To be able to see a harmony ofblue and green to be found nowhere else in the world? And above all, to be able to enjoy the most deliciou~ meals of fish and sea-food? If you wish to experience all this then you should set off on the "Blue Voyage . " The boat is moored at Bodrum. The sails will soon be unfurled for the long trip to Kaş . The captain and crew are making the final preparations. The food and drinks are being stored away in the cupboards. Slowly the anehor is weighed, and you take your last look at the 14th century castle of the Knights of St Joseph . You are a little sad to leave ~odrum, but at the same time you are excited at the idea of the voyage . Even the captain's "Welcome Cocktail" is not enough to calm your excitement. Now we are in the bay of Gokova. Where else in the world can you find such a harmony of green and blue? There are dozens of little coves where you can anehor, and lovely walks among the forests of pine and myrrh. But the most interesting of all the sights in the region is undoubtedly the Seven Islands, of which the loveliest of all is Sedir Adasi, Cedar Island . As we make i our way there, leaving the little bays ~ with their pine-covered slopes behind, F we finally arrive at Cleopatra Beach, ~ absolutely unique in the world for its 1i grains of sand as large as grape-stones . ~ That is why its sand is so carefully '8' protected . It is absolutely forbidden to .2 carry any of it away. According to the old legend, Mark Anthony brought the sand from North Africa especially for Cleopatra, and it was here, in this tiny bay, that the lovers went bathing. Another surprise awaits you here in the discovery of a large ancient city on a tiny island . The theatre and the other ancient remains that have bravely withstood all the ravages of time are waiting to take you back thousands of years.

H

The next stop is at the English Harbour, so called because it was here that the British fleet moored during the

First World W ar. As you go in from the sea you are presented with a unique natural decor of coves and inlets. Here you can spend the whole day swimming in the sea or walking in the woods. Mersinlik Harbour, your next stop, is almost every bit as beautiful. Here you will spend the night, and the next morning you will be able to visit a famous ancient city whose history ciates back to the 7th century. B. C. and which preserved i!s importance under the

Gökovada akşam ... D Turquoise fades into auburn

Greeks, the Persians, the Byzantines and the Ottomans. The famous statue of Aphrodite, a copy of which is to be seenin the Vatican Museum, was made here in the 4th century B.C. Its breakwater, its theatre, its Byzantine church and Knidos all demand a visit. Another stop on the Blue Voyage is Hisaronu Bay, with its lacework of little bays, its crystal clear seas and the green pine forests surraunding it. The most interesting sights are the Serçe Harbour and Bozukkale Bay with the halffinished castle, built nobody knows by whom. But no account of the Blue Voyage would be complete without mentioning Dalyan and the Bay ofFethiye. The trip by motor-boat through the reed beds from Dalyan to Lake Koycegiz reveals the royal tom bs hollowed out of the rock at their most impressive. And Kaunos is another surprise . This was originally a Phrygian city dating back to the 4th century B.C. But at the same time it bears important traces of subsequent civilizations. lts enormous theatre, for example, 76 m in diameter, is regarded

1 Gökova koylannın güzelliklerini birbirinden ayınımazaınız. O Hundreds of exquisite bays you can glide into .. . 2 Mavı Yolculuk boyunca doAa lle tarihin retakatinde aeynıdenılnlz. O You sail between nature and history on the Blue Trip. 3 Mavı Yolculuk'te huzur O Blue Trip: relaxlng and exitlng 4 Tarih tarih Içinde sonsuza dek O History is reaı, to behold becomes an ephemeral existance

MAGAZlN 6-7/88

23


2

as one of the finest of Roman monuments. Beside the famous turtles, which have now been brought under protection, the Dalyan region is famous for its gray mullet, its fish roes and its blue-legged crabs. And now we come to the bay of Gokova, our last stop . Here we find Kaş and Kalkan, two of the loveliest and the most unspoiled of all the places on the Mediterranean . The famous submerged city will suddenly appear beneath you as you approach the isiand of Kekova. A little further on there is another island, with the village of Kelekoy, a little village that stili preseı-Yes a sort of medieval atmosphere. If you make your way past the village and a row of Lycian tombs and climb the genıle slope to the castle, you will find the loveliest view of the whole region, and from its bastions you can see rows of little coves, strings of · islands and various straits and promontories in a turquoise sea. A little further on you will come to Patara, where one of the longest beaches in the world sıretehes out before you. Perhaps even more important is that it stili remains analmost undiscovered, totally unspoiled natural beach . If you feel !ike getting off the boat and taking a little trip on !and you should definitely pay a visit to the ancient city of Xanthos . And from there a short journey will take you to Demre, the

birthplace of St. Nicholas, better known as Santa Claus . You won't find it easy to emerge from the spell cast by history and the beauty of nature . If, w hile you are touring the area, you are attracted by the idea of abandaning everything and settling down here, get back home to your work as quickly as you can! Tomorrow may be too Iate!

Bir adım daha attıOınızda bugünden geçml.. yolculuOunuz ba,lar.

Just take a step and begin your mystic journey from presant to past.

RENK CÜMBÜSÜNDE YOLCULUK ... , 3

Mavi efsane ekneden denizin derinliklerine göz gezdirdi~inizde antik bir batık şehrin kalıntılany­ la karşılaşmak nasıl bir duygu acaba? Ya akşamlan, hergün yeniden keş­ fedilmeyi bekleyen şirin koylarda a~stos böceklerinin bitmez tükenmez fısıltılannı dinlemek ... Mavinin ya da yeşil in her tonun u bir anda görebilmek. .. Hergün , özellikle deniz ürünlerinden oluşan nefis yemekierin tadına daha iyi varabilmek .. . Haydi hazır olun " Mavi Yolculuk" serüvenine ... Tekne Bodrum ' a demirli . Birazdan Kaş' a kadar sürecek uzun bir yolculuk için yelken açılmaya başlanacak. Kaptan ve

T

do~ru

personel son hazırlıklannı yapıyorlar . Kumanya ve içkiler dolaba yerleştirilmiş. A~r a~r demir alınıyor . SaintJoseph şö­ valyelerinin 14. yüzyılda yapmış olduklan kaleye son defa bakıyorsunuz . Badrum' dan ayrıldı~nız için içiniz birazcık buruk, ama doyumsuz bir yolculu~n heyecanı içindesiniz . Kaptanınızın hazırladı~ı "hoşgeldiniz kokteyli" heyecanınızı dindirmeye kafi de~ . Ve işte Gökova Körfezi . Dünyada yeşille mavinin tonlannın bu kadar uyumlu bir biçimde buluştu~ kaç bölge vardır acaba? Gökova'da demir atılacak pek çok koyda, karaya çıkarak çarn ve günlük ormanlan içinde unutulmaz geziler düzen-

1 Ölü denizde ya..yan kumsal ... D Time ceases to exist, only the sands remain . 2 Fethlye kıyılannda taf mezarlar ... D Tombs of history at Fethiye coast. 3 Bodrum'un bir bafka tablat harlkası: Sünger ... D Sponge: Anather wonder of nature at Bodrum. 4 Tarihin sesini duyablleceğlnlz antik tiyatro ... D If you try,

try and try you can hear the voice of history. MAGAZlN 6-7/88

25


lemek.mümkün. Ama bölgenin görülmeye en de~er kısmı şüphesiz Yedi Adalar ve bunlann en güzeliSedir Adası. Tepelerden denize kadar inen çam a~açlarının kapladı~ koylan geride bırakıp adaya yaklaştı~ızda tabii bir plaj karşılayacaktır sizi. K.leopatra plajı. Küçük misket tanelerini andıran iri taneli kurnun örneSine baş­ ka bir yerde rastlamak belki de imkansız . Plajın kumu, bunun için sıkı koruma altına alınmış durumda. Alıp götürmek kesinlikle yasak. Efsaneye göre, Markus Antonius, kumlan Kuzey Afrika'dan Kleopaıra için getirmiş ve bu küçücük koy, iki sevgilinin banyo yeri olmuş. Adanın küçüklü~yle orantısız büyüklükteki antik şehir , Sedir'in ikinci büyük sürprizi. Yüzyılların yıpratıcılı~a cesaretle gö~s germiş tiyatrosu ve di~er yerleşim birimleri, sizi, binlerce yıl öncelere sürükleyip götürüyor. Bir sonraki dura~nız İngiliz limanı. K9yun adı, İngiliz donanmasının Birinci Dünya Savaşı ' nda buraya demiriernesinden geliyor. Denizden içeri do~ru girdikçe , birbiri ardına önünüze açılan girintileri, k~ylan ile eşi bulu~maz bir tabiat harikası Ingiliz Limanı. Ingiliz Limanı'nın herhangi bir koyunda bütün bir gün yüzebilir, ormanlarda gezebilir, geceyi burada geçirebilirsiniz . Yolunuzun üzerinde, hemen hemen aynı güzelliklere sahip Mersincik Limanı var. Geceyi burada geçirip, sabah ünlü bir antik şehre vanyorsunuz: Knidos . Tarihi Milattan önce 7. yüzyıla kadar uzanan bu şehir , sırasıyla Yunan, Pers, Bizans ve Osmanlı hakimiyetine sahne olmuş , her dönemde de önemini korumuş. Bugün bir örne~ Vatikan müzesinde bulunan en ünlü Afrodit heykellerinden biri, Milat'tan önce 4 . yüzyılda burada yapılmış . Dalgakıranı , tiyatrosu , Bizans döneminden kalma kilisesi ile Knidos kesinlikle görülmeden geçilmeyecek bir yer. Hisarönü Körfezi, Mavi Y olculu~ bir di~er dura~. Dantel gibi işlenmiş koyları , kristal berraklı~ındaki denizi ve yeşil çam ormanlarıyla çevrili körfezde , Serçe Limanı ve kimin yaptı~ı bilinmeyen, yanm kalmış kalesiyle Bozukkale Körfezi görülecek başlıca yerler. Fethiye Körfezi'nden ve Dalyan'dan bahsetmeden Mavi Yolculu~ anlatmak mümkün de~!. Dalyan' dan Köyce~iz gölüne, sazlıkların arasından yapılacak motor gezintisini , hemen gözünüze çarpacak olan kayalara oyulmuş kral mezarlan büsbütün çekici hale getiriyor . Kaunos , bu motor gezintisinin bir başka hoş sürprizi . Kuruluşu Milat'tan önce 4. yüzyıla kadar uzanan Kaunos aslında bir Frikya şehri. Ama daha sonraki uygarlıklardan da önemli izler taşıyor . Mesela çapı 76 metre boyundaki dev tiyatrosu , Roma devri

eserleri arasında sayılıyor. Dalyan yöresi, aynı zamanda korumaya alınmış olan deniz kaplumba~alarının yanı sıra, kefal, balık yumurtası ve mavi ayaklı pavuryalarıyla ünlü . Ve son durak Kekova Körfezi . Akdeniz' in belki de en bozulmamış iki sevimli yerleşim birimi, Kalkan ve Kaş burada bulunuyor. Ünlü batık şehir ise, Kekova adası yakınlarında, birdenbire karşınıza çıkıveriyor . Az ötede bir ada üzerinde Kaleköy var. Ortaça~ ' dan kalmış hissini veren köyün yanından birçok Likya meza-

• Yolculuk bıt.rken mahzunluk çöker... O As the joumey's end nears, you feel sweet

sorrow.

rının arasından

geçip hafif dikçe bir yokaleye kadar çıkmayı gözünüz kesiyorsa, burada yolculu~nu­ zun en güzel manzarası önünüze serilecek. Kale, bütün bölgeye hakim . Her burcundan, türkuaz rengi bir denizin üzerinde sı­ ralanmış de~şik koylar, de~şik adalar, de~şik bo~azlar görüyorsunuz. Biraz yol aldıktan sonra Patara' yla karşı karşıya geliyorsunuz . Orada, dünyanın en uzun kumsallarından biri göz alabildi~ine uzanıyor . Hemen hemen hiç keşfedilmemiş ve bozulmamış olması da, bu tabii plajın bir başka önemli özelli~i . Tekneden inip biraz karayolu ile gitmeyi tercih ederseniz, yörenin en önemli antik şehirlerinden olan Ksantos ' a mutlaka u~ramalısınız . Yine karayoluyla hayli kı­ sa bir yolculuktan sonra, Noel Baba ' nın do~du~ kasabaya, Demre' ye ulaşırsınız . Tabii güzelliklerin ve tarihin iç içe geçti~ böylesine bir yolculu~n cazibesinden kurtulmak hemen hemen imkansız . E~er dolaşırken her şeyi bırakıp buralarda yaşama fikri kafanızda uyanmaya başladı ysa, işinizin başına dönmekte acele edin . Yoksa yarın çok geç kalmış olabilirsin\z . kuşu tırmanarak

1 Akdenlzln 'beyaz mlmarlsl' sizi yol boyunca kucaklar. O A charming example of the pristine-white Mediterranean viiiage architecture. 2 Insanı cennetin kucaOına ta,ıyan bir tablat ve siz ... O From the panoramic to the picturesque nature invites you to this welcoming Eden ... 3 Akdenlzln eslntlsldlr sizi canlı kılan ... O As the mistral fills your sails, the sea spray cools and exhilarates 4 Türkuaz denizin beyaz albatroslan lle yolculuk O Sailing above a turquoise sea. MAGAZl N 6-7/88

27


Bu dokuma tezgAhından belki evin geçimi saOianıyor ama gerçekte sanat eserteri Oretlllyor.

On looms similar to this one women have tied 'kilim' for hunderds of years.

KULA EVLERi

'Hayat' ta hayat Geleneksel Türk mimarisinin temel bölümlerinden biri olan hayat, üstü kapalı, bir ya da birkaç yanı açık olan sofadır. Eski evierimize hayatiyet

veren de bu

hayattır. Kulakadınının

ge bölgesinde, Manisa'ya bir ilçe K ula ... Tam 700 yıllık bir geçinişi var. Bugünkü önemi Anadolu insanının çok renkli, çok sesli geleneksel hayat tarzını hal§. sürdürüyor olmasından geliyor. Ama onu asıl önemli kılan, ayakta kalmaya çabalayan geleneksel mimarisi . K ula, sönmüş bir yanarda~ olan Divrit'e yaslanmış. Binlerce yıl önce fışkı­ ran lavlar, Kula mimarisinin ana yapı malzemesini oluşturuyor . Kayrak taşlı sakaklann ayırdığı yüksek duvarlar Ku-

E

ba~lı

28

MAGAZlN 6-7/88

ömrü hayatlarda geçer.

kadınının dünyasını kuşatmış . Kula kadınının ömrü 'hayatlarda' geçiyor. "Köşk odaları'', "baş odalar",

la

"eyvarılar" hep "hayatlara" açılıyor ve ''hayatlar', merdivenlerle, o yüksek duvarların çevreledi~ avlulara ba~lanıyor .

İşte orada çı~lıklar, kahkahalar, ağıt­ lar, suskunluklar, yankılanır . Dokunan halılar renklerini, avlu içlerindeki nar çiçeklerinden, asmalardan , tepedeki gökyüzünden alırlar . Orada hamurlar, işlemeli duvarlar, tekne tavanları nice do~ma, dü~ne,

ölüme tanıktır. Ve evler (ahşap ya da taş) yaşanmış bir tarihin ardından, eyvanları ile birbirlerine sokulurlar sarıki. Geleneksel zenaatlar hala sürmekte ... Bakın, demiri, kilimi, keçesi, derisi, bezi ile bir müzik ritmini ça~rıştıran çalışma temposu ile başka bir dünyadır Kula "arastası". Orada !onca gelene~ izlerini yakalamak wr olmaz. Mesela o gelene~in bir parçası olan ''yarenler'' zilli kepçeler ve darbukalarla, aksak ritmde yörenin türkülerini söylerler. Sünnetlere, dü~nlere eşlik eder-


Kula'da unutulmu, el sanatlarını yaf8tan pek çok usta çaıı,mayı sürdürüyor. Kula craftsmen making the leather and wood harnesses for horse-drawn carts.

ler. Onlann şarkıları,

ritminin fantesanki. Bu müzik, yüz yıllardır sürüp gelen hayatı boyunca Kula insanının bütün duygulanna eşlik etmiştir. Hele Eylül-Ekim aylan geldi~de bir hareket başlar sokaklarda. "Okucular" kapı kapı gezip dü~nlerine ça~nrlar tüm komşularını, akrabalannı, tanıdık­ lannı . .. Geceler ve gündüzler birbirine kanşır. Kına, çendekli, gelin alma törenleri ile üç gün üç gece süren dü~n­ ler; sünnetler birbirini izler. Bir sokakta ansızın, sırmalı kaftanı, kırmızı ipekten peçesi, ziynetleri ile at üzerinde damat evine götürülen gelin ile karşılaşabilirsiniz haJa ... Ya da bir gece vakti bazı türkü sözleri çarpıverir size : zileştirilmiş müzi~dir

Dillere destan olan Kula evleri... The indigeneous buildings of Kula

''Tuz

taşını

tuzsuz koyan koyan Y arenin kınan kutlu olsun Orada dillerin tatlı olsun ... '' Anasını kızsız

Kula, onca tarihin yükünden ve çaetkisinden dolayı hızla de~işiyor olsa da bir yandan kendi de~erlerini de korumaya çalışıyor. "Eski Kula", Yeni Kula'nın apartmanlan, geniş yollan, sanayi mahalleri ile çevrelenmiş. Anadolu'nun benzer birçok kasabası gibi Kula da geçmişin ve bugünün de~erlerini birarada yaşamaya çalışıyor. ~n

MAGAZlN 6-7/88

29


KULA HOUSES

Life in 'hayat' Hayat means life in Turkish, and hayat the space which is the core of living of an indigeneous Kula house

ıs

K

ula is a country town near Manisa in the Aegean province a town with seven hundred years of history. I ts importance taday lies partly in the colourful traditional way oflife that stili survives here, but

Bir ba,kadır Kula'nın sanatçı ustaları The work of dlstlngulshed craftsmen

Kula'da gün boyu açık olan kapılar tanıdık tanımadık herkesi Içeri davet eder. An open door, beckoning the traveler into the courtyard of a Kula home.

30 MAGAZlN 6-7/88

even more in the traditional architecture that stili successfully carries on a struggle for survival. K ula is located on the slopes of the extinct volcana of Divrit, from whose crater poured the Java that constitutes Kula's main building material . The world of the women of Kula is isolated behind walls ofvolcanic stone . Their lives are spent in the hayats, the large room open on one side in to which all the other rooms of the house open , and which are connected by staircases to the courtyards surrounded by these high walls . The walls have echoed to laughter, weeping, screams and sobs . The carpets woven here take their colours from the blossoms of the pomegranate in the courtyard, from the dusters on the vines and from the blue sky above . Here they knead the bread, boil the raisins, sugar and cereals to make asure, and lay the vegetables out to dry. The walls painted in natural dyes and the characteristic concave ceilings have witnessed so many births, so many weddings and so many deaths . And the houses, whether of stone or wood, huddie together behind the long history they have known. The traditional crafts stili survive. The Kula market, with its copper, its iren , its kilims, its felts, its leather and its fabrics is a world of its own with a work tempo all its own. It is quite easy to discern the vestiges of the old guild organization. And part of its tradition tests in songs sung in their own distinctive rhythm by the yarenler, to the accompaniment of darbukas and spoons with cymbals . They accompany circumcisions and weddings. Their son gs are a fan tastic version of the ir work rhythm. This music has continued throughout the centuries to express the whole range of feeling of the citizens of Kula. When September and October arrive the streets are fılled with a new life and vitality . People go from door to door inviting all their friends , neighbours and relations to the wedding parties that will continue for three days and three nights, and to the circumcision feasts that fallaw one upon another. And you can stili suddenly come across a bride being !ed to the bridegroom's house, seated on a horse and dressed in a kaftan with gold and silver embroidery, a red silk bridal veil and all her jewels. Even though K ula is now forced by the momentum of history and the effect of the modern .age to submit to rapid change, it stili attempts to preserve its old traditional values, ançl though surrounded by the apartment blocks and wide streets of the new town, the old Kula stili endeavours to survive. Like many of the old country towns of Anatolia Kula strives to promote the harmonious co-existence of the old and the new.

"


YENİKÖY YİLLALARI Boğaz'da Huzurlu, Konforlu ve Seçkin Bir Ortamı Paylaşmak isteyenlere ...

Her katta şömine, 408 m2 kapalı yaşama alanı , Her viilada jakuzi, uydu anten, 700 m2'ye kadar müstakil bahçe, Önü kapanmayan boğaz manzarası.

Tekser,Yeniköy'de Çağımızın En Modern Yaşam Kompleksini Sizin için inşa Ediyor...

®

--·

TEKSER INŞAAT SANAYI ve TICARET A.Ş.

Merkez TEKSER

Bınası

Sube Pans Cad

Havuzıu

Kore

Şehıllerı

Cad No 12

Zıncırltkuyu

80300

ısıanbul

lpl 174 :13 40

Sk 4 / 5 Ankara Tel (411 18 56 25 -18 66 97 Teleks 43147 OZOl TR

ıs Haıı

Teleks 26465 TKS TR Faks 1ı

Santıye Bagıar Caddesı

No 26

ı t 72

54 25

Yenıkoy - Istanbul


Türkiye'nin En Yüksek Binasi, Büro Katları ve Modern Çarşısıyla MERSiN'de inşa Ediliyor.

iŞ DÜNYASINA

MERTiM'DEN BAKlN

1111 ıııııı

ıtll ıttll ıı:,, tl ı ııı ll

l ı ıli'"'' ıııııııııı• ........... '"'""" ······Illi ll ı ı ı ll'" ı ı

'''"''''''' ııııll'''' ,,,,,,,,,,.:,,,,,,ll ıı

,,,,,,,,,,, ·····ll,,,

ll··········."' ' "' ···········:ıı•''''''' ll ı ll ı ı ll,,, ıı ,,,,,,,

,,,ıı••'''',,,ıııııııı

,,,ıııııııı ııııııııı

ııııııııııı:ııııııı•''

111 ı ııı''''' ,, l lıı 1 ı tl"

'"'"'

ll

lıııııı

ıılıııııı ,,,,ıı

tllııııııı•"' .. ,.,ııt ,,,ııııı•' ı ı ı ıı ',,ı ı ı•

ııııll ııııııııı ııılı

ı ı,,,,: ı ı•' ı ,,ı:: ı ı ıl ı ,,ııı• ı••'''ı ııı•' ıııı ,,ıı ıııı

,,, ııııl ... ıı•''

,,,,, ııl'''' ••••••• ,,,ı••:l'''''';,, ••••• ı ,,,ı••••• •••••, ••• ıı•'ı l ,ıı• ıı• ••••• ııl ,,,, ••ı ,,ııl

1

,,,ıli

,ıl'''

ıııııı ,,,,ı•'',ıı1•' 1

jlıı''lıı•''l':ıı•''''

1ı 1:::: ıli::::,,,::::: ııl ,, •••• ·····' ,, •• ···: •• ····;,,,ı•':ıı•' ,•• ,,ı•'',,,ı•'',, •••

....~···: , , ,

····'',ı

,, ,, ····:ı,, ,..

·····:: 1 ,, ,, 1 ~··· ', •••• , •••

••• ••••• •••• ı•'' ··········: ,,•••• •••• ... ~·· 1•••

si pira • PTI, kat • 250 m2'1ik h ı: • Modern tuvaletler • Yangın ihbar sistemi, • Asansörler.

ŞIRKETLER GRUBU ~OSTAYYAPI

\,;.j,l Taahhi.Jt ve Tıc A.Ş. MERKEZ: Abıde-ı Htxnyet Cad . 268 Boyda$ Han Kat 3 Şışlı - ISTANBUL • TELEFON: 131 21 81 (6 Hal) • TELEX. 23603Aiaylr • TELEFAX 146 7964

ŞANTIYE MERT1M: Mersın Tıcaret Merkezı - ZeytınUbatıçe Cad 58 Sok Gurıeş Api D 10 · MERSIN • TELEFON 38 323 24 • TELEX 67620 usty tr

MERTiM, MERSiN Ti(


•Nisan 1987'detemeli atılan MERTiM ÇARŞI ' NlN 1 Haziran 1988 tarihindeki durumu

ŞiMDi ... MERTiM ÇARŞlDAN BiR DÜKKAN ALlN ... "Hızla gelişmekte

olan

Mersin ithalat-ihracat limanı ile Serbest Bölgesi' nin hemen yanında kurulan 52 katlı gökdelen ve çarşıdan alacağınız bir iş yeri, bir büro, bir dükkan akılcı bir yatırım olacaktır... " Çarşı'nın Genel Özellikleri:

• Adana, Antalya, Tarsus, Silifke, Toros ve Göz ne isimli 6 ' şar katlı çarşı bloklarında , 12 m2'1ik birimlerinden 655 m2'ye kadar büyüyebilen dükkanlar, • Çarşı içi caddeleri süsleyen yeş i ll i kler, dinlenme köşeleri ve müzik yayını, ' Natürel klimatizasyon ve kalariter ısıtma , ~tı düz ayak dalaşma imkanı veren meyilli ve her katı küçük bir mahalle yapan 14 metre genişli~inde çarşı içi jdeler. ya, pastane, çay ocakları , u çevreleyen yeşillikler. oturma yerleri, yürüyüş mahalleleri bulunan 2.700 m2'1ik orta avlu, :ıyrıca özürlüler için özel tuvaletler,

RET ve iŞ MERKEZi

DÜKKAN m2 fiyatlarımız 1000 DM.- 3000 DM:- arasındadır.


Şehudebafı

cami Kubbeal

Dome of Şahzade

Mosque

TURKISH RENAISSANCE 400 YEARS AGO

The magnificent master-buiider )

SINAN

he European Renaissance. The whole of Europe, following the example ofltaly, gradually awakes from the slumber of centuries. The rebirth of Europe is con cealed behind the mysterious smile of Leonardo da Vinci's immortal portrait. Galileo's scientific theories shake the very foundations of the Vatican . The architectural genius of Michelangelo will shortly be revealed. In Istanbul, the capital of a world empire, the Grand Vizier Azam Lütfi Pasha submitted a proposal for the construction of a wooden bridge across the Prut, to be completed in the extraordinarily short time of thirteen days. It was to be entrusted to the Janissary Sinan, and the Grand Vizier was as yet unaware that he had discovered another of the great geniuses of the century. With his appointment by Suleyman the Magnificent as Imperial Architect,

Sinan was to start out on a brilliant career which w as to see the construction of 4 70 monuments, each one of them a masterpiece, and was to win undying fame as one of the greatest architectural geniuses the world had ever known . 1988, the 400th anniversary of Sinan's death. has been chosen as the "International Mimar Sinan Year" . Conferences and a number of discussions were held abroad on the topic of Sinan's life and personality. The documentary department of Ankara TR T has arranged the production of a 4-part dramatic documentary entitled "Mimar Sinan" . The series touches upon the construction of the Suleymaniye Mosque and it supplies the viewer with some valuable information on the various aspects of his architectural genius. It also dwells to a certain extent upon the political background of the Ottoman Empire of that period. MAGAZlN 6-7/88

35


Slnan'ı muhteşem kılan

Şehzade Camii, Mimar Sinan'ın

eseri"SOieymanlye Camii" Masterpiece of Mimar Sinan: Süleymaniye Mosque

lik bOyOk eserlerinden biri. First major work of Sinan to embrace a concept of centralised space anda structural expressian totally Ottoman .

Mimar

bir önem verilerek Inşa edilen şerefeler Ayrı

başlı başına

birer sanat eseridir. From the minarets prayer gallery "şerefe" the call to prayer could be heard araund the city.

A masterpiece is born: 1550. The power and strength of the Ottoman Empire is at its peak. But a strange mood of melancholy has seized the allpowerful monarch. He is now fifty, and conscious that old age is approaching. At the same time, he has been greatly affected by the death of his son, the Sehzade Mehmet, in the Hungarian campaign. He sees everything in the world as transitory and ephemeral, and wishes to leave something permanent to those who will succeed him . This will be a great complex comprising a place of worship, a hospice where the hungry can be fed, a hospital to care for the sick, and an institution ofadvanced learning. Sinan immediately plunged into the most feverish activity. Although he had been Head Architect for only ten years, he had already proved his ability in

36 MAGAZlN 6-7/88


;

constructing a number of monuments, and was in the Sultan's favour. The plans were soon ready . Suleymaniye was to be the greatest and most advanced religious, social and cultural complex the capital had yet known, with five medreses or colleges, (four theological and one medical), one darulhadis (school where the traditions of Islam are taught), a school, a hospital, a caravanseria, a publicai fountain ; a soup kitchen or hospice, and a reading room , in addition to the great mosque . The Sultan approved the project and work immediately began. Fermans were sent out to every corner of the Empire summoning the most highly skilled artisans and craftsmen to Istanbul. At that period, the Empire passessed the finest architects, decorators, calligraphers and carvers in the world .

Work on Suleymaniye did not prevent Sinan from engaging in other activities . Although at times the construction of the Suleymaniye complex ran up against certain difficulties, it was completed on time . The result was a masterpiece in the full sense of the word. First of all, the acoustics were suberb . Secondly, the spacious interior of the building and the light pouring in from the windows and the dome was perfectly adjusted to produce the maximum spiritual effect . Anather feature of the building was its visibility from almost every part of Istanbul. When the day of its opening arrived and Sinan handed the golden key to Suleyman the Magnifıcent, the Sultan returned it with the words, " The honour of opening this great monument belongs to you! " This is the ~reatest honour an artİst could ever be given .

Although during that year, for the time , the Ottoman bugget had run into defıcit, half of the whole imperial budget was allocated to the completion of this great work . The real aims of Suleyman the Magnifıcent and the architect Sinan were to set the seal of Ottoman personality upon the ancient city of Byzantium, and to create in Istanbul a culture that would never die. The most remarkable feature of Sinan ' s work is its synthesis of the cultural legacies bequeathed by the various civilizations that have existed at one time or anather in Anatolia. From the Seljuk architecture he had known in his childhood in Kayseri and the childhood Byzantine culture he became acquainted with in Istanbul, he created a completely original style of architecture that made him a world architect of universal status . fırst

MAGAZlN 6-7/88

37


Mimar

Sinan ' ın

öiOmOnden bu yana 400

yıl

geçti. Ancak eaerlerl gece gOndOz

ya,ıyor. 400 years after Sinan's death his monuments stili llve by day and night.

EKRANDA TARiH

SiNAN R

önesans yılları . Başta İtalya olmak üzere, bütün Avrupa yüzyıllar süren bir uykudan a~ır a~ır

uyanıyor.

Ve cihan imparatorlu~nun başkenti İs­ tanbul' da Veziri Azam Lütfi Paşa, devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman'a, Karabo~dan seferi sırasında Prut nehri üzerinde 13 gün gibi kısa bir sürede muazzam bir ahşap köprü inşa eden Subaşı Sinan ' ın mimarbaşı olmasını teklif etti~­ de, yüzyılın bir başka dehasını keşfetti~i­ nin henüz farkında de~ . 1988 yılı "büyük ustanın" ölümünün 400 . yıldönümü olması nedeniyle "Uluslararası Mimar Sinan Yılı" olarak kabul edildi. TR T Ankara Televizyonu Belge-

38

MAGAZl N 6-7/88

Şehzadeba,ı

cami'nin kubbealnden ... Datalls of Şahzade Mosque Dome


_j

Mimar Sinan'ın asarlari sadece camller dağll~lr. Köprülar va diğer günlük gereksinimlari kar,ılayacak pak çok yapıda Sinan'ın Imzası vardır. Mimar Sinan ' ıı bridges have proven technically sound over hundreds of years.

sel Programlar Müdürlü~ de, bu çalış­ malara paralel olarak, "Mimar Sinan" adlı 4 bölümlük dramatik-belgesel bir dizi program yayınlandı. Dizide, Süleymaniye Camiinin inşaatı çevresinde Mimar Sinan'ın hayatı ve sanatından bir safha aktarılır, mimari dehası hakk1!1da bilgi verilirken, dönemin Osmanlı Imparatorlu~ üzerinde tesbitiere de yer verildi. Yıl1550 . Osmanlı lmparatorlu~ gücünün ve gelişmesinin doru~ndadır . Ama padişahı tuhaf bir hüzün sarmıştır. Bir taraftan 50 yaşına gelmiş olmanın getirdi~i yaşlılık hissi, di~er taraftan Macaristan seferindeyken o~lu şehzade Mehmed'i kaybetmiş olmanın acısı Kanuni' yi iyiden iyiye etkilemiş-tir . Nihayet padişah , dünyada her şeyin fani oldu~nu düşünür ve kendisinden sonra gelenlere kalıcı bir şey bırakmak ister. Sinan derhal hummalı bir çalışmaya girişir. Henüz on yıllık mimarbaşı olması­ na ra~en, birçok esere imzasını atarak kendini ispatlamış, Kanuni'nin gözbebe~ haline gelmişti. Proje kısa bir sürede hazırlanır ve padişaha sunulur. Süleymaniye Camii'nin yanısıra, biri tıp olmak üzere

beş

medresesi, darülhadisi, okulu, hastanesi, kervansarayı, sebili, imarethanesi, okuma odası ile o güne kadar yapılania­ nn en büyü~. dünya başkentinin en gelişmiş sosyal ve kültürel merkezi olacaktır. Kanuni projeyi çok be~enir ve vakit kaybetmeden inşaata girişilir . Dört bir yana gönderilen fermanlarla, ~sa sürede, devrin en iyi usta ve kalfalan Istanbul'da toplanır . Ça~. imparatorlu~, en de~erli mimarlara, nakkaşlara, hattatlara, oymacılara sahip oldu~ ça~dır . Süleymaniye'nin inşaası, Sinan'ı di~er faaliyetlerinden alıkoymaz . Bir taraftan yeni ö~enciler yetiştirmeye çalışırkc:n, di~er taraftan yeni eseriere yönelir. Inşaa­ tın zaman zaman aksamasına ra~en Süleymaniye külliyesi tam zamanında bitirilir. Ortaya tam anlamıyla bir şaheser çık­ mıştır. Her şeyden önce, akustik yönden mükemmel bir sonuca ulaşılmıştır. Sonra, eserin manevi gücü, gerek cami içine alınan boşlukla, gerek pencerelerden ve kubbeden gelen ışıkla çok iyi ayarlanmış­ tır .

Süleymaniye'nin İstanbul'un her yerinden görülebilmesi, Sinan'ın bir di~er bü-

yük başansıdır . Açılış günü gelip çattı~­ da Kanuni, Sinan'ın kendisine verdi~ altın anahtan ''bu eseri açma şerefi sana aittir'' diyerek iade eder. Bir sanatçıya verilebilecek en büyük payedir bu. Süleymaniye'nin yapımı için 80 milyon akçe harcanmış, Osmanlı bütçesi o yıllar­ da açık vermesine ragmen,, bütçenin yansı harcanarak bu dev eser Istanbul'a kazandınlmıştır . Kanuni'nin ve Sinan'ın esas amaçlan, padişahin adını ölümsüzleştirmekten çok, Bizans'a Osmanlı damgasını vurmak, yeni bir kültürü dünya döndükçe silinmeyecek bir biçimde İstan­ bul'a yerleştirmektir. Sinan'ın en büyük özelli~, şüphesiz, mimari kişili~de, Anadolu'dan gelip geçen uygarlıklarm kültürel mirasının adeta bir sentezini oluşturmasıdır . Küçüklü~ Kayseri'de Selçuklu eserleri arasın!la geçen Sinan, hem bunlardan hem de Istanbul'daki Bizans kültür mirasından yararlanarak yepyeni bir mimari tarz yaratmıştır. Bu özelliklerinden ötürü, Sinan'ı dünya çapında gelmiş geçmiş en büyük mimarlık dehası, bir dünya miman olarak kabul etmek yanlış olmayacaktır . MAGAZlN 6-7/88

39


·NO

* PLEASE ... ilindi~ üzere, no·show konusu tüm dünya havayollarını sürekli meşgul eden, ticari kayıplar yanı sıra yolcu hizmetlerini de aksatan bir sorundur. Uçaklarda rezervasyon yaptırdığı halde yolcunun uçmaması durumunda no-show diye adlandırılan "uçakta yer yok dendi~ halde yer olması" olayı ortaya çıkmaktadır. Karşı tedbirlerin alınmaması halinde koltuk kaybına yol açan bu konu sadece THY'na özgü bir sorun olmayıp tüm hava yollarının bir problemi olarak görülmektedir. 20 üyeli AEA (Avrupa Hava Taşıyıcılan Birli~) hava yollarının bir yıllık taşımalannda gelmeyen no-show yolcu nedeniyle 1 milyon koltu~n de~erlendirilemedi~i, bunun da, toplamılı % 5'ine tekabül eden 200 milyon dolarlık bir kayba sebep oldu~ görülmüştür. AEA, önemli mertebelere ulaşan bu kayıpların önlenmesi için bir kampanya açmış; yolcu, acenta ve hava yollarının bu konuda sürekli ilgi ve e~itimini hedef almıştır. THY da bu kampanyaya katılmış bulunmaktadır. ·

assenger reservations are elirobing swiftly in the world of aviation, due to growth in technology and the world economy. Unfortunately, the increasing numbers cause a corresponding rise in no shows, a problem for all airlines. But no satisfactory solution has yet been found . The Assodation of European Airlines (AEA) which has 20 members including Turkish Airlines, has been searching for both preventive measures and remedies for no shows. Each year 900,000 passengers fail to board after making inital reservations, costing 200 million US$ . To counterract the no show pi'bblem, AEA holds meetings annually to discuss tactics, and a campaign is being launched by AEA to educate passengers, travel agencies , and airlines, wich are the cause as well as the solu tion. Customers contribute to the problem when they do not take the same care in cancelling unneeded seats as they do in making reservations, if they decide to change flying times or airlines. This inflicts a financial burden on the airline, and damages the corporate image as well. We believe that cooperation by both passengers and agencies will enhance the efforts of the AEA to minimize the problem.

• Rezervasyon kaydı gelmeyen yolcu.

•Passengers who make reservations on a flight but fail to board .without cancellation

B

yaptırdılı

halde

P


/.\ 1 1 1 1 1 1

1 1

L-----------

1 1 1

- -- ....

No cash is No Problem Garanti Bankas覺 has the privilege to offer you the most prestigious credit cards: Visa Premier and Classic; Mastercard Silver and Gold.

If you find yourself short of cash in 襤stanbul, Antalya, Bodrum, or wherever you happen to be in Thrkey, with a credit card you can get cash advance in one of Garanti Bankas覺's 294 branches.

)

Your signature is treasured throughout the coillltry.


GÖLGE OYUNUNUN ÜNLÜ KiSiLERi ,

Hayali cihandeğer

-GOZ

uvarlak yuzu, de~irmi top sakalı ve kocaman gözleriyle tam bir halk tipidir. Başında "ışkır­ lak" denilen bir başlık, belinde kuşak, ayağında ise kırmızı yemenisi ile halkın sa~duyu­ su ve ahlak anlayışının temsilcisidir. Parasızlıktan istemedi~i işleri yapmak zorunda kalsa da gerçekçi ve tok sözlü olmayı tercih eder. Çünkü o Karagöz'dü. Dürüstlü~n,

özü sözü bir

olmanın

örne~i olarak asırlardır hayal perdesinde yaşayan Karagöz'ün, engin oyun repertuvarında "gerçekçilik, bütün unsurları

Hacivet bir kayda göre, asıl adı EfelloOiu Yörükçe Halil olan Hacı lvaz' dır.

Hacivat, according to a record , was Efelio{llu Yörükçe Halil , who was known as Hacı lvaz.

42

MAGAZlN 6-7/88

sonra Türk deri ustalı~ı ve yaratıcı gücüyle bu sanatın geliştirildi~i belirtilir. 17. Yüzyıl'dan sonra gelişen ve büsbütün sanat derinli~i kazanan Karagöz'ün di~er ülkelere Türkiye' den gitti~i de biliniyor. Karagöz'ün hayal perdesindeki oyun arkadaşı Hacivat ise bir kayda göre asıl ~dı Efelio~lu Yörükçe Halil olan Hacı lvaz'dır . Selçuklu sarayının Mekke ve Medine'ye sürekli gönderdi~i Hacı

ile yer alır. Anadolu Türk tarihinin hemen her döneminde geçerli sanat harikasının sembolü, çeşitli kaynaklara göre yaşa­ mış bir kişidir. Evliya Çelebi'ye göre Selçuklular döneminde İstanbul Tekfuru Konstantinin seyisi Edirne'li Karagöz Bali Çelebi'dir. Evliya Çelebi Kagöz'ü "Kı rkkilise 'den Sofyozlu Çelebi" olarak tanımlar. Bir başka söylenti ye göre Orhaneli ilçesi'nin Karakeçili aşireti'nden gelen Karagöz "Kara O~uz" adını taşıyan bir köylüdür. Selahaddin Eyyubi'nin devlet adamlarından biri olan Babaeddin Karakuş'un da "Karagöz" olabilece~i konusunda iddialar vardır. 1517 tarihinde Mısır'ı alan Yavuz Sultan Selim'in Türki5'e'ye getirdi~ kişilerin Karagöz'ü oynattı~ı bu tarihten

Orta oyunu: Karagöz'ün meydan sahnesine aktanlmı, f&klldlr.


Karagöz bir Iddiaya göra, Kara OOuz bir köylü, diOer bir Iddiaya göre Ise Selahattın Eyyubl'nln devlet adamlanndan Bahaddln Karaku,'tur.

adını taşıyan

Karagöz oyununun Iki

yaşlı ustası

• Last masters for Karagöz

İvaz, Sofyozlu Bali Çelebi yani Karagöz ile zaman zaman buluşur ve çevrelerine toplanan insanları nükteleri ile e~­ lendirirdi . Yörükçe Halil bir gün hac dönüşü bed~:-ilerin hücumuna u~ar ve öldürülür. Olümü Anadolu'da büyük üzüntü yaratan Hacı lvaz'la, Karagöz'ün suretleri bu sebeple batıralarına ve sanatiarına saygıdan perdede oynatıl­ maya başlanır. Böylece Hacivat'la Karagöz kendile-

Ottoman theatar had its inslpirations in Karagöz plays.

rine duyulan sevgi ve saygının belirtisı olarak yüzyıllar boyunca yaşamaya devam ederler. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Karagöz'e önemli bir yer verir. Enderun'da gördü~ Musahip Mehmet Çelebi'nin anlattıklannı nakleden seyyah, Karagöz oynatan sanatçılardan şöyle söz eder: "Bu taklitçilerden Pınarbaşısı Hasano~lu, gece oyuncusu (Şehbaz yani hayalcı), ha.Ia bütün bilginierin ve iyi insanların arasında makbul ve seçkin di. Haftada iki gece Murat Han huzurunda taklitçilik eder ve şu beyti söylerdi: "Her ne kadar bu kulda bütün ayıplar varsa da, Sultanın be~endi~ her ayıp hünerdir." Sonra şakaya başlardı. Marifetlerle dolu bir çelebiydi. Farsca ve Arapça bilirdi. Musikişinas idi ki, devirler bilgisinin ikinci Farabi'siydi. Sözün kısası Cemşit gibi bin türlü fen bilir bir ulu zattı. Şeyh Şazili'den sonra hayal-i zıll'e (yani gölge oyununa) şöh­ ret veren budur. Hayal perdesi içinde bir küçük perde daha kurup, gayet küçük suretlerle gölge hayali oynatmak onun icadı idi ." Türk gölge oyununun ahlaki muhteva taşımasında aynatanların rolü çok olmuştur . Eldeki deliliere göre 14. ve 16. asırlarda Karagözcüler'in daha çok

Karagöz,according to a claim, was actually a peasant with a name Kara 0\')uz, according to another claim, however, he was Bahattin Karakuş, a statesman of Selahattin Eyyubi period. MAGAZlN 6-7/88

43


dini ve ilmi anlaşılıyor.

öğreti almış kişiler olduğu

Hacivat'ı ilk defa perdede aynattığı ileri sürülen 14. asır din adamlarından Küşteri, hem mutasavvıf bir şair, hem meşhur bir şeyh tir. Evli ya Çelebi'nin çok üstün bir hayalci olarak belirttiği 16. asır din adamlarından Şeyh Şazili de Karagözcülüğü ahlaki terbiye açısından çok gerekli bulur. Bu sanatın vaazdan daha yararlı bir telkin vasıtası olduğuna inanırdı. Bu sebeble ilim ve din adamları Karagöz oynatmayı iş edinmişlerdi. Günümüzde Bali adasında ve diğer Budist ülkelerde gölge sanatı hala bu anlayışla ele alınmaktadır. Karagöz'ün karakteristik yanı hiçbir baltaya sap olamaması ve her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmasıdır. Bu belirli karakteri 30'a yakın oyunda bulmak mümkündür. Bu oyunlarda Hacivat onu çalıştırmak için yeni işler temin eder, fakat Karagöz hiçbirinde başarı­ ya ulaşamaz. Karagöz musikişinas olur, yazıcılık yapar. Ayrıca bekçilik, ahçılık, kayıkçılık, uşaklık , manicilik, tırnarha­ ne gardiyanlığı, şairlik Karagöz'ün denediği meslekler arasındadır. Karagöz'ün çeşitli sebeplerle kargaşa ve olayiarına karıştığı belli başlı oyurılar arasında Hamam Oyunu, Kanlı Nigar, Tersine Evlenme, Kır Serdarı, Çifte Cadılar, Mandıra Sifası ve Yalova Sefası da yer alır. Bazı oyunlarda ise Karagöz'ün sünnetliği, ağalığı, güveyliği, gelinliği ya da çarpılması ele alınır. Karagöz'de, Şark masallarının perdeye adepte edilenleri de vardır. Hepsi trajedi mahiyetinde olan bu oyunlar arasında, Kanlı Kavak, Ferhatla Şin·n, Leyla ile Mecnun, Arzu ile Kamber ve Tahir ile Zühre bulunur. Gülme komşuna listenin tek komedisidir. Karagöz'de çeşitli kesimlerden tipler vardır . Bunları şöyle sıralamak mümkündür: 1- Perdenin temel kişileri Karagöz ve Hacivat. 2- İstanbul ağzı konuşan Çelebi, Tiryaki ve Beberuhi gibi kişiler. 3- Anadalulu tipler ile zenneler veya kadınlar . 4- Müslüman olmayanlar 5- Kekeme, kambur, aptal, deli ve diğer eksik yapıdakiler 6- Kabadayılar, sarhoşlar, külhanbeyi ve zeybekler 7- Köçek, çengi, kantocu, hokkabaz , cambaz, hayalcİ ve çalgıcı gibi eğlendiriciler 8- Cin ve büyücü gibi olağanüstü

Karagöz'le

yaratıklar.

Karagöz'de ayrıca ikinci derecede kive çocuklar da görünür. Her tipin belirgin ve özgün davranışı ile kalıplaş­ mış sözleri vardır. Karagöz'de bunun yanı sıra çeşitli hayvan ve eşya tasvirlerine yer verilir. şiler

44

MAGAZlN 6-7/88

FAMILIAR PERSONAGES OF TURKISH SHADOW PlAY

ILLUMI NATI NG SHADOWS W ith his round face, his short, thick beard and his large eyes he is a typical man of the people. A pointed cap on his head, a sash round his waist and red slippers on his feet, he is a true representative of popular common-sense and morality. Even if his lack of money obliges him to do work he dislikes, he stili remains blunt and outspoken. Karagoz has for centuries appeared on the screen of the shadow theatre as the

Karagöz oyunundakl tipiemelerden biri olan Efe.

symbol of frankness and honesty, and his wide repertoire is based on the various dimensions of truth and realism. Some sources inform us that this humorous, high-spirited character, a wonderful artistic symbol that can be observed in all ages, was actually based on a real person. According to Evliya Çelebi he was Karagöz Bal i Çelebi of Edirne, the groom of the Emperor Constantine in the Istanbul Summer Palace during the Seljuk period. According to another tradition, Karagoz was a peasanı by the name of "Kara Oğuz" from the Karakeçili tribe in Orhaneli. There are also some who believe that the original Karagoz was Bahaddin Karakuş , a statesmen under Selahaddin Eyyubi. It would appear that artisans brought back to Turkey by Sultan Selim I after his conquest of Egypt in 1517 added a great deal to the Karagoz performances by developing Turkish skill in the manufacture of the leather used for the Karagoz puppets . In the 17th century the Karagoz shadow play displayed a quite remarkable development accompanied by the acquisition of much greater artistic depth, and is known to have spread abroad to a number of different countries. As for Hacivat, Karagoz 's partner on the shadow screen, one source gives his real name as Haci !vaz, of Efelioğlu Yorukce Halil. Haci lvaz was regularly sent to Mecca and Medina by the Seljuk Sultans, and there he would often meet Sofyozlu Bali Çelebi, namely Karagoz , and entertain the people who would collect around them with their jokes and witticisms. Haci Ivaz was killed by Bedouins while returning from Mecca, and his death caused so much grief in Anatolia that they cut out silhouettes of Haci lvaz and Karagoz in leather and began to perform shadow plays in their memory . Thus Karagoz and Hacivat continued to live for hundreds of years on the strength of the love and respect they had inspired while alive . Evli ya Çelebi allots an im portant place to Karagoz in his Seyahatname (Book oj Travels). Quoting Muhasip Mehmet Çelebi, whom hemetin the palace, Evliya


There are also some oriental tales adapted for the Karagoz theatre . These are all of a tragic character, and include The Blood-stained Veil, Ferhat and Şirin, Leyla and Mecnun, Arzu and Kamber and Tahir and Zuhre. The only comedy is Don 't Laugh at Your Neighbour.'

Kayıkta

Iki

kl,l. ÜsHe Ise Karagöz oyununun olaOanüstü yaratıklarından

eJderha.

Two ona boat. Above is su pernatural dragon.

Çelebi gives the following account of the artists who performed the Karagoz plays: ''Of these impersonators, PinarBasisi Hasanog-lu is stili regarded by all connoisseurs and men of taste and judgment as the finest and the most outstanding. He would do his impersonations twice a week in the presence of Murat Khan , which inspired the couplet: ' Aithough the slave passesses every fa u lt 1 A fault approved by a Sultan is a virtue.' Then he would start his jokes. He was extremely talented. He knew both Persian and Arabic. He was skilled in music, and in the science of the age a second Farabi. In short, he w as as learned as Solomon in all branches of skill and knowledge. He followed Sheikh Sazili in lending fame and prestige to the art of the shadow play . He introduced the idea of having a smail screen within the larger one on which a second shadow play was performed with very tiny puppets." Hayal perdesinde bir gemı.

A boat at Shadow Theatre

The performers played an important role in investing the shadow play with a moral content . Available evidence indicates that the Karagoz masters were usually people who had received a religious and philosophical education. Kusteri, a 14th century man of religion who is claimed to have been the first to have produced Karagoz and Hacivat in the shadow theatre, was both a mystic poet and a famous sheikh. The moral teaching of the Karagoz plays w as also stressed by Sheikh Sazili, a sixteenth century man of religion whom Evliya Çelebi deseribes as one of the most outstanding shadow theatre performers . He believed that a Karagoz play was much more edifying than a serınon. Thus men of religion often devoted themselves to Karagoz, and this religious aspect of the shadow play is stili in evidence in the Bali Islands and other Buddhist countries The most distinctive feature of the Karagoz play s w as the way it dealt with all aspects of the life of the time. This feature is to be found in nearly thirty different extant plays. In these plays Hacivat secures Karagoz a number of different jobs, but Karagoz succeeds in non e of the m. Karagoz becomes a musician and a writer, as well as a watchman, a cook, a caique oarsman , a servant, a warden ina lunatic asylum and a poet. Plays in which Karagoz gets himself embroiled in various confusing situations include The Harrw.m Play, Bloodthirsty Nigar,

The various characters in the Karagoz plays can be listed as follows: 1. The main characters, Karagoz and Hacivat . 2. Characters with Istanbul accents, such as Çelebi, Tiryaki and Beberuhi . 3. Anatolian characters, fe m ale impersonators and women. 4. Non-Muslim characters. 5. Stammerers, hunchbanks, simpletons, roadmen ete. 6. Bullies, braggarts , drunkards and rowdies. 7. Boy dancers, girl dancers, singers, jugglers, aerobats and musicians . 8. Sorcerers, djinns and other supernatural creatures. The re are al so a number of secondary characters and children. Each type behaves in its own characteristic way and has its own distinctive stereotyped manner of speech. W e also find the depiction of a number of animals and different kinds of objects. Karagöz'ün tiplerinden Zenne

'Zenne', male instead of female .

The Perverse Marriage, The Country Commander, Twin Tenis, The Buifa/o Entertainmenl and The Yalova Entertainmenl.

Other plays had subjects such as Karagoz's circumcision, Karagoz as an agha, a bride-groom or a bride, and his be ing struck down with the palsy . MAGAZlN 6-7/88

45


TÜRK GiYiM FiRMALARI AVRUPA'DA

Moday1 bizden izleyin .. 1

hracat olayı ülkeleri birbirine yaklaştıran ve mesafeyi yok eden bir olay . Türk tekstil, konfeksiyon ve giyim fırmaları her geçen gün yurt dışına daha çok mal ihraç ediyorlar. Türk kumaşları , tişörtleri ve giyim eşyaları daha çok

ülkede ve daha çok ma~azaöa görülüyor. Bununla yetinmeyen büyük fırmalar kendi adiarına butikler ve dükkanlar açarak Türkiye' de ürettikleri giyim eşyalarını buralarda sergileyip satıyorlar . Artık Avrupalı ve Amerikalı kadınlar ve erkekler bizim

fırmalarımızın birço~nun adını gelişme Türk

biliyor. Bu

modacılarının daha verimli olmasını , dünya modasını günü gününe izlemesini gerektiriyor. Artık vitrinierimiz Avrupa vitrinleriyle aynı biçimleri, aynı renkleri ve aynı çizgileri taşıyor . Bu yıl çiçekli desenler mi moda? Buyurun büyük ma~azalarımıza , hepsinin vitrininde çiçekli desenlerden yapılmış kreasyonların yer aldı~nı göreceksiniz. Etekler mini mi? Bizim de vitrinlerimizde mini etekler .. . mini şartlar . .. ve mini mini bikiniler sizi bekliyor. Artık modayı izlemek için Türk kadını Avrupa' ya gitmeye gerek görmüyor . Çünkü hem biçim, hem kumaş olarak kendi ülkesinde bunları bulmanın mutlulu~nu yaşıyor . Bu sayfalarımızda ülkemizin ünlü giyim fırmalarının yaz koleksiy onlarından örnekler veriyoruz. İşte moda . .. İşte Türkiye .. .

dan siyah ketenden dekolte bir elbise . Yılın son moda çizgilerini taşıyor . YEP A offers a decollete dress in black !inen cut in the latest fashion .


_ _.;~~......,..;&. .

den emprime ve düz

kumaş kanşımı rahat ve şık kıyafet Emprime modasının özellikleri. Bu

günlük giysilerde kendisini gösteriyor. Kadınsı giyimden hoşlananlar için.

/

ı.aou.~ıı.a.;;,. dan . Vakko Türkiye ' nin en ünlü giyim fırmalarından biri. Şık giyimden hoşlananların u~rak yeri. Dünya modasını günü gününe vitrinierine aktaran bu fırmanın bir özelli~i de kullandı~ı kumaşların desenierindeki farklılıklar olması. İşte yılın emprime modasının Vakko'ya uygulanışı. Etekler bol ve diz üzerinde . Elbisenin kumaşından yapılan geniş kenarlı şapkalar,

ııklı~ını

bir kat daha

artıyor .

BEYMEN presents comfortable, chic items of clothing in a combination of print and plain fabrics. The distinctive features of print fashions are displayed in these smart garments for everyday wear. For those who appreciate the truly feminine.

V AKKO is one of the most famous fashion houses in Turkey, and a visit to this store is a must for anyone interested in fashion . Vakko is characterized by the display in its windows of the latest in world fashion made from fabrics with Vakko's own individual desines . Here is an example of this year' s fashion in print fabrics . Full skirts above the knee . The effect is heightened by the widebrimmed hat made from the same materia . MAGAZlN 6-7/88

47


TURKISH READY-MADE CLOTHING FIRMS ABROAD

Turkish-wear Everywhere

E

xports bring countries .together and dissolves distances . The Turkish textile and fashion industries are every day increasing their exports . Turkish material and turkish T-shirts and other garments are to be seen in more and more stores in more and more countries. Not content with this, many of the big firms have opened boutiques and stores in their own name where they can display and seli their own wares. Many Turkish firms are now known by name to European and American shoppers . This means that Turkish fashiondesigners had to become more creative and have been forced to keep up with the daily changes in world fashions . The result is that Turkish shop-windows display the same forms, the same colours and the same styles as shop-windows in Europe . Are floral designsin fashion? You will find garments with floral designs in the windows of all our large stores . Miniskirts? Our shop-windows are full ofminiskirts , mini-shorts and mini-mini-bikinis. there is no longer any need for Turkish women to visit Europe to follow the fashions. They have the good fortune of fınding

48

MAGAZlN 6-7/88

both the materials and the styles in their own country . Here are some examples from the summer collections of our most famous fashion firms. Here is fashion . .. and here is Turkey! keten kumaşlardan özellikle çalışan hanımların rahatça giyebilecekleri ikili-üçlü takımlar . Adnan giyim yurt içinde oldugu kadar yurt dışında da

yapılmış ,

çalışmalarını

sürdürüyor. Amerika' da da kendi adını taşıyan ma~azası

var.

ADNAN offers the working woman two and three-piece suits for comfortable wear. Adnan is working abroad as well as in Turkey, with a store of


ViZYON KÜRK

ün Uluda!f da yaptıg-ı defileden en son moda deri elbiseler . Kumaşlarımız kadar deri modeller de Avrupa pazarlarında kendinden söz ettiriyor . Deri modası yıllardır yerini koruyor.

VİZYON K URK leather garments

from their fashion show in Uludag. Turkish leather is as well-known in the European market as turkish textiles. Leather has maintained its position in the world of fashion for many years now.

dan gece giyebileceg-iniz dantel kumaştan yapılmış bir tuvalet. Straples olan tuvaleti, cam göbeg-i ve çingene pembesi taftalar süslüyor. Siyah uzun eldivenler tuvalete daha romantik bir hava getiriyor. V AKKO here offers a dress in lace fabric suitable for evening wear. The strapless gown is adorned with aquamarine and bright pink taffeta. The long black gloves lend the outfit a definitely romantic air. MAGAZlN 6-7/88

49


MÜRACAAT VE

REZERVASYON-INFORMATION AND RESERVATION

ABU-DHABI Sheikh Hamdan Str . P.O. Box . 698 'l5] SM : (9712) 338761 Sultan Bin Yousuf and Sons

Rez : (97121 33884~ · 326258 - 59 - 60 Ca : (97121 333736 ADIS-ABABA (GSA) Ethopian Airlines Bale Airport

P.O.Box . 1755 5 182222 ALGIERS - CEZAYIR 63 Rue larbi Ben Mhidi 5 647821 AM MAN Jabal Arnman Third Circle Al Riyadh Center Bth floor

P.O.Box . 39177 Amman 659102 / 659112 AMSTERDAM Leidsestrast 6 . 1017 / PA no SM : (020) 227986 / 203754 (020) 227986 Rez : (020) 227984/85

5

ATHENS - ATINA Phillellion Str . No . 19 5 3220561 SM : (01) 3245975 Rez: (01) 3236024 / 3222569 / 3221035 BAGHDAD - BA~DAT Merldian 's Street Building 3/B 'l5S 7187703/7187704 BAHRAIN • BAHREYN Car Park Bldg. Govt Ave . Manama ,

'l5] SM : 243456 Rez : 277747 · 252334 BELGRADE - BELGRAD TRG Marksa Engelsa

8 / 4 11000 'l5] SM : 332561 - 333277 GSA, Yugoslavian Airlines

Sava enter M. Popovica 9 P.O.Box. JAT 11170 'l5S 145797 BERLIN Budapester Str. No. 18b

1000 Beri in 30 1030) 2624035 SM: (030) 2624035 Rez: 1030) 2624033/2824034 GSA 1. 1000 Serlin 3036

'l5S

Oranler Str. 5

'l5S

6125080·6125091 2 . 1000 Berlin 30 Geoben Str. 19 'l5S 6124010 3. 1000 Berlin 44 Fulda Str. 58 'l5S 6141124 4 . 1000 Berlin 65 Luxemburger Str . 34 ~

2167684

BOMBAY Maker Chambers v 3rd Floor

No. 305 Narlman Polnts 400021 'l5S 2046491 SM : 2043605 BRUXELLES - BRÜKSEL 51 Cantersteen 1000 Bruxells 'l5S 5126781/5126782/5117676

50 MAGAZlN

6-7/88

BUCHAREST- BÜKREŞ (GSA) TAROM , Ui, Republic 16 'l5S 147433 BUDAPEST - BUDAPEŞTE (GSA) Malev. Roosevelt , ter 2

1052 Budapost 189033 CAl RO - KA HI RE

'l5S

8 Kasr Etn il Str .

No . 26, 1st Floor 774330/768243/768459 Rez: 733400

'l5S

GSA, lmperial Travel Center 26 Mahmoud Bassiouny Str .

No . 26 5 758939 -760071 ·761769 COLOGNE - KÖLN Trankgasse 7-9 5000 Köln· 1 'l5] SM : (0221) 134443 Rez: (0221) 134071/134072 BS : (0221) 134073 COPENHAGEN·KOPENHAG Ved Vasterport 6

1612 Copenhagen ~ 01 · 144055 / 144499 / 145190 DAMASCUS - ŞAM AI -Faradees Travel and Tourism Ageney Dar El Mouhandeseen

Mayaloun Str. P.O.Box . 6132 'l5] 227266/232190 (10 linesi DELHI 56, Janpath 1st Floor New Delhi- 110001 'l5] BS: 326661 -326613 -326602 DHAHRAN - DAHRAN King Abdülaziz Street Alnimren Complex Cantre

P.O.Box . 739 -31952 AI -Khobar 'l5S (03)8947917 / 8954904/ 8950044 DOHA - KATAR (GSA) AI -Rayan Travel Ageney

P.0 .6ox . 363 321910·321226 -412909 412911 ·412912 DU BAl

'l5S

Sweeden Trading Co.

63 b, Sheikh Rashid Bldg. Almaktoum Street

P.O.Box . 1200 226036 -237230 DUBLIN (GSA)

'l5S

Airlingus

Dublin Airport 'l5S 37 00 11 DÜSSELDORF Graf Adolf Str . No . 41 4000 Düsseldorf 1 'l5] SM : (0211) 374401 Rez : (0211) 374080/374089 FRANKFURT Basaler Str. 35 -37 6000 Frankfurt/M 'l5S (069) 27300720-21 -22 Santral : 27300730 GSA Necmi Öc sı .

5.

6eoo

HAMBURG

Plaza De Espana 18

2000 Hamburg 1 'l5S (040) 241472/241473

Torre de MADRID 28008 4th Floor N.R. 20 'l5] B.S. : 4632312 -4632351

GSA ERDEMIR Reise Altona Paul Roosen -Str. 14

2000 Hamburg 50 HAN N OVER Lange-Laube No : 19 'l5S (05111 320398 Rez: (05111 326087/326088 HELSINKI (GSA) Fina Mannerhelmintie 102 , 00250 Helsinki 5 'l5S (90) 410411 JEDDAH - CIDDE City Center annex 12/13 Medina Road P.O.Box . 11563 'l5] 6600127 (4 Linesi JOHANNESBURG (GSA)

MILAN - MILAND Via P.da Cannabio 37 / 2 20122 Milano ~ (02) B66350 / 8056233 / 8053976 MUNICH - MÜNIH Bayerstrass e 43

8000 München 2 'C!/ SM : (089) 539414 BS : (089) 51410921 Rez: (089) 51410922 / 23 / 24 / 25 GSA 1. Aeiseb üro Kont 8870 Günzburg Jahnstra sse 13 Munih

'E'! 08221 -4500·30398 2. Okkuran Bahnhofplatz Unterführung 12

South Afriea Airways

P.O.Box . 7778 ~ 713 -2206 Medina Ad . 6531376 / 6532764 KARACHI Paktürk Travel Agencies 12 Avenue cantre Straeher Ad .

'l5] B.S. : 522068 527471/527472/523249 KUALA LUMPUR Equatorlal Hotel Ground Floor. Lot . 6 Jalan Sultan ısmail

50250 Kua la Lumpur ~ 2614055-2614058

KUWAIT- KUVEYT Fahad Al Salem Sır. Al Abrar Bidg . P.O.Box . 23959 Safat 13100 'l5] SM : 2412577 Rez : 2450655 (2 Lines) 2420777 LAHORE (GSA) Paktürk Enterprises Lahore Branch lmtiaz Plaza 85 , The Mail Lahore

'l5S

314636 SM : 522068

LONDON -LONDRA Hanover Str. 11 -12 London W.1. 'l5] SM : 01 -4999249 01 -49l3922 01 -4999240/01 -4081393 Rez: 01 -499247/01 4999248 GSA, Anglo Turkish -Service

624 Old Kent Ad . S.E. 15 LOS ANGELES (GSA) Flying Tiger Line Ine.

7401 World Way 'l5S (213) 646-6161 LISABON • LISBON (GSA) Transportes Aerees Portugueses

Mannheim

(TAP)

'l5S

E~iflcio

0621 -10960 GENEVA- CENEVRE Rue de Chantepoulet No. 1-3 1201 Geneva 'l5S (022) 316129//312194 1022) 316120

MADRIQ.

Adenauerallee 10

25, Aeroporto Llsboa -5 Portugal 'l5S 899121 LYON 91 Rue Bugeaud 69006 Lyon 'l5S 78241324

7900 Ulm Jakobplatz / Kapp eneck 6 8900 Augsburg ~ (0731) 64326 / 619596 / 610344 MOSCOW - MOSKOVA (GSA) AEROFLOT , Leningradsky Prospekt 37 ~

1555494

NEW YORK Un ited Na ti ons Plaza New York

N .Y 10017 U.S.A . NEWYORK Tur kish Cente r 821 United Na tions Plaza N ewyor k

N.Y. 10017 U. S.A . 11 2 121 2 129 865050-2 12906505 1 NICOSIA - LEFKOŞE O'

Osman Pa ş a Cad . ~

(020)71328/71061/77124 GSA, KTHY

Bedrettin Demirel Cad . Lefkoşe

~ 020 - 71901

NÜRNBERG Am·Piarrer 8·8500 Nürnberg 80 ~ 0911 ·265301 / 265302 OSLO Oronningens Oate 34

3 Etasje 0154 Oslo 1 (02) 412841/330103

'C!! PARIS

Avenue de !'Opera

34 75002 Paris 'l5S 1-42651710 Rez: 1-47426085 PEKING-PEKIN (GSA) CAAC Ci vil Aviation Administration of China

P.O.Box . 64 6ei jing PRAQUE- PRAG (GSA) Ceskoslavenske Aerolin e Revolueni 1,160 15 Praqu e

'l5S 2146 RIYAD (GSA) ABC Travel Ageney Al Arbaean Str . al -malaz post bo x no: 20786

'C!!

4779003 / 4779055 / 4760503


ROME Piazza delia Republica 55 00185 Roma 'iB' SM: (06) 486553 Rez: 106) 4751149 ROTTERDAM Weena. 140. 30 12 Cr 'iB' 1010) 4332177/4332465 SEUl IGSA) Korean Airlines KAL Building 41 ·3 Seasomun -Dong Jung-Gu 'iB' 7517 -115 SINGAPORE • SINGAPUR 545 Orchard Ad . 02-21 and 02-18 Far east shopping center 0923 'iB' SM : 7344477 Rez: 7324556 SOFIA · SOFYA Bul. al. Stomboluski 11-a 'iB' SM : 874220 Rez: 883596 GSA, Bulgarian Airlines Sofia Airport 'iB' 661690 STOCKHOlM Vasagatan 7. Box 73 101 20 Stockholm 'iB' 08 -218534/218535 STUTTGART Lautenschlager Str. 20 7 Stuttgart 1 'iB' SM: 10711) 228084 Rez: 10711) 221444/221445 GSA. Necmi öç. 68 Kaiser Ring 26-28 Mannheim 'iB' 10621) 23440 TEBRIZ IGSA Tabriz Express International Travel Tours Agency, Tabriz 'iB' 56004/52430 TEHRAN · TAHRAN Hafez Ave . 400 'iB' 667283/664609/669026 TOKYO (GSA) Japan Airlines 2-Chome Marunovchi Chiyoda -ku Tokyo -Japan

'iB' 213 -6211 TRABlUS • TRIPOll Muhammed Megarif Str . Algeria Sqr. 'iB' 38236-48798 TUNUS Complxe EI -M echte i-Boulevard Oulet Haffouz Elage 3 Tuni:.

1

'iB' (2161) 788317/786473/787033 VIENNA · VIYANA Operngasse 3 A1010 Wien 1 'iB' (0222) 563768/563796/ 587695 W ARSA W · VARŞOVA (GSA) Polish Airlines 39 . 17 Stycznia ST 00-906 Warsaw 'iB' 460-411 ZURICH • ZORIH Turkish Airlines Tal Strasse 59/62 8001 Zürih 'iB' 01/2111070-211107' 2118567

ADANA Stadyum Cad . No . 1 C/ SM : (711 14- 15 45 Rez: (71 ı 13 72 47 -14 31 43 -14 35 :>e BS : 171)130867 AFYON KARAHISAR (GSA) Halaçoğlu Turizm ve Seyahat Acentesi Cumhuriyet Meydanı , Otogar Girişi No . 1 Emirdağ -Afyonkarahisar

'iB' 194-279 ANKARA

ISTANBUl Abide-l Hürriyet Cad . Vakıf lşhanı Kat 2 No . 154-156 'iB' 1464017/1471338 Rez: 5733525 / 15 Hat Grup Rez : 5735908/09 Işçi Charter Rez: 5735980/81 Yöntem Büro : 5736630 Promosyon-Promotion : 1482631 Satış Büroları

1.

- Salea Offlcea

Kadıköy

Hipodrom Cad . Gar yanı 'iB' 3124900 SM : 3104745 BS: 3124900 / 43 Rez: 3126200

Bahariye Cad . Opera lşhanı Kat 2 'iB' 3371876 / 3371891 2 . Hilton Oteli Girl,l 1470121/1470180

Danışma -Informat ion

3.

'iB' 3124910 -3124900/33 Bak8ohklar Satış Bürosu

(Sales Office) Atatürk B lv. 167 /A 'iB' BS : 1337627. 3124900/69 SP: 1255258. 3124900/41 Kargo-Cargo 'iB' 3124900/68 GSA : Çavuşoğlu

Turizm ve Seyahat · Sok . Atatürk Cad . 'iB' 23 83 ANTAlYA Hastane Cad . özel Idare Acentas ı

Şereflikoçhisar , Adalılar

lşhanı Altı

'iB'

(311) 12830/ 23432 / 15238 Ca : 1311) 11028 SOORUM (GSA) Neyzen Teyl ik Cad . 218 Yat Limanı Karşısı 'iB' (6141) 17 86 BURSA (GSAI Cemal Nadir Cad . No. 8-A Kocagil Apt. 'iB' (24) 221866 Rez : (24) 211167 -212838 DAlAMAN . MUc!llA Turkish Airlines 5' ( 6119) 1899 DENIZLI (GSA) Köseoğlu Seyahat Acentası Enverpaşa Cad. 113-8 'iB' 1621) 13746-14500 DIYARBAKlR lzzet Paşa Cad . Demir Oteli Altı 'iB' 1831) 10101/12314/26143 ElAZic!l Şehit llhanlar Cad. No . 26 'iB' 1811) 11576 - 12300 ERZINCAN Polat Turizm Seyahat Acentası Cumhuriyet Mey ., Belediye Sitesi No . 'iB' 2214 ERZURUM 100. Yıl Cad . SSK Rant tesisleri Neı . 24 'iB' (011) 18530/11904/13409 FETHIVE (GSA) Fetur Seyahat Acentası 5' (6151) 2034-2443 GAZIANTEP Atatürk Bulvan No. 38 / C 'iB' (851) 15435 / 20382

'O'

Şi,hane

'iB' 1454208 / 1454238 / 1440296 4 . Taksim Cumhuriyet Cad . Taksim Gazi DükkAniarı 'iB' 1452454/1452482 6 . Sirkecl Gar Karşısı . Doğubank lşhanı Kat 1 'iB' 5284808 6 . Aksaray Mustafa Kemal Paşa Cad . 'iB' 5867514/5867793 / 5868038 IZMIR Büyük Efes Otel i altı 'iB' 151) 141220-1-2-3-4-5-6 135121 -136281 D /1: 141226 SM : 140802 Rez : 258280 / 1-2-3-4-5 Charter Rez: 141220/35 KAYSERI Sahabiye Mah . Yıldırım Cad . No. ~ 1351) 13947 Rez : 1351) 11001 KOCAELI Sakarya Tur . ve Sey. Acentas ı Uzunçarş i No . 1 'iB' 52 23 KONYA Alaaddin Cad. No . 22 Kat. 1 / 106 'iB' (331) 12000/ 12032 SM: 24676 GSA 1 . Vatan Seyahat Acentası Ankara Sad . Sümerbank yanı Ayvaz Pasajı Cihanbeyli Konya 'iB' 367 2. Ci-Tur: Turizm ve Seyahat Acentası Konya Cad. Orman Işletmesi Karşısı No. 55 Karaman-Konya 'iB' 48 59 MALATYA Kanalboyu Cad . No . 10 Ordu'evi karşısı 'iB' (821) 11920/ 16489 Rez: (821) 11922/14053 MARMARIS Atatürk Caddesi No . 30 'iB' (6121) 3751 / 3752 MERSIN 27 . Sokak No . 2 'iB' 17 41) 15232-21278-30274 NillDE Aksaray Turizm ve Seyahat Acentası Lise Karşısı Kütüphane Sok. d/2 Aksaray-Niğde

'iB'

RIZE Belediye Karşısı 'iB' 1054) 11007/15513 SAMSUN Kazımpaşa Cad . 11 1 A 'iB' (361) 18260-13455-15055 SIVAS Belediye Sitesi H Blok No. 1 'iB' (477) 11147-13687 TEKIRDAc!l (GSA) Trakya Turizm ve Seyahat Atatürk Bulvan No . Bs TRABZON Kemerkaya Mah . Meydan Pa rkı karşısı 'iB' Rez: (031) 13446/ 11680 SM : 22219 URFA (GSA) Necati Demirkol Atatürk Bu lvarı Ak Apt. 5/ A 'iB' 43 05 UŞAK (GSA) Vatan Seyahat Acentası lsmet Paşa Cad. No. 85 Kat 2 'iB' (6411) 20 33 VAN Enver Parihanoğlu Iş Merkezi Cumhuriyet Cad . 196 'iB' 10611) 1241/1766

Rez

'Rezervasyon Reservation SM Satış Müdürü Sales Manager

GSA: Genel Satış Acentası General Sales

BS Bilet Satış Ticket Sales CA Kargo Cargo

23 32

MAGAZlN 6-7/88

51


'

,.

..

·-.

ı'

F

L. .

, ~

SEYLAN

MA<DN ••

•r

., Ekvator

H

K

A

Tak ı mad .

-

•.

O

Chaçıos

. '

i

y

(Ing)

ı --- r--

.,

'. '

ı ı

52 MAGAZlN 6-7/88

. ,.,_

N

u s u


istanbul' dan (km)

DIŞ

HATLAR

NURNBERG NUE PARiS 1 Orly ORY ROMA 1 ROME 1 Fiumicino FCO SINGAPUR 1 SINGAPORE SIN SOFYA 1 SOFIA SOF STOKHOLM 1 STOCKHOLM ARN STUTTGART STR ŞAM 1 DAMASGUS DAM TAHRAN 1 TEHRANTHR TRABLUS, 1 TRIPOLI TIP TUNUS 1 TUNIS TUN ViYANA 1 ViENNA VIE ZÜRiH 1 ZURICH ZRH

INTERNATIONAL LINES ABU DHABI AUH AMMAN AMM AMSTERDAM AMS ATi NA 1 ATHENS ATH BAC1DAT 1 BAGHDAD SDA BAHREYN BAH BELGRAD 1 BELGRADE BEG BERLiN 1 Do{lu 1 East SX BOMBAY BOM BRÜKSEL 1 BRUSSELS BRU CENEVR E 1 GENEVA GVA CEZAYi R 1 ALGIERS ALG CiDDE 1 JEDDAH JED DELHi DEL DAHRAN 1 DHAHRAN DHA DUBAI DXB DÜSSELDORF DUS FRANKFURT FRA HAMBURG HAM HANNOVER HAJ KAH iRE 1 CAIRO CAl KARAÇII KARACHI KHI KOPENHAG / COPENHAGEN CPH KÖLN 1 COLOGNE CGN KUALA LUMPUR KUL KUVEYT 1 KUWAIT KWI L EFKOŞE ECN L:ONDRA 1 LONDON LHR LYON LYS MADRiT 1 MADRID MAD MILAND 1 MILAN MIL MÜNIH 1 MUNICH

~ c: ~

...

1

.'

Fro m Istanbul (km)

3005 1166 2209 566 1617 2587 602 1715 4820 2166 1911 2466 2377 5717 2815 3007 2038 1862 1986 1927 1299 3957 2007 1992 8329 2169 767 2512 1993 2713 1767 1567

1674 2240 1384 8662 488 2209 1760 1082 2041 1669 1667 1252 1762

iÇ HATLAR DOMESTIC LINES ADANA A'DA ANKARA ESB ANTALYA AYT DALAMAN OLM DiYARBAKlR DIY ERZURUM ERZ GAZiANTEP GZT iZMiR ADB KAYSERiASA KONYA KYA MALATYA ,LX SIVAS VAS TRABZON TZX VAN VAN

714 366 484 476 1035 1050 871 315 620 463 924 774 920 1364

(J)

<>;. ""'/... Cıty ~ .. _ . •

ı

. ··. .•

., ~~~~ ~·lf.t~

~ -,.

. ,.

'

',

' '

·ı-•·

·..

THY UÇAK TIPLERI VE ÖZELLIKLERI TYPE AND CONFIGURATION OF AIRCRAFT

AZAM I KALK IŞ AÖIRLIÖI MAX TAKE OF W EIGHT KOLTUK ADEDI SEATING CAPACITY

.--r __ _

A

ılı

ı

AVUSTRALYA 1 ,

..__ 1•

YAKIT KAPASITESI FUEL CAPACITY MOTOR GUCU ENGINE THRUST AZAMI MENZIL MAXIMUM RANGE AZAM I UÇUŞ TAVAN I MAXIMUM CEILING AZAM I SURAT MAXIMUM SPEED NORMAL SEYI R SORATI N ORMAL CRU ISE SPEED

1000 km. ..._ 1 ___, -··-

:ıoo

' '

DC-9

1·727 2f2

A-310

A-310·300

48.989 kg .

86.409 kg .

1.42 .000 kg .

153.000 kg.

107/11 1/115

167

ı 1.1 80 kg .

24 .688 kg .

44.000 kg.

48.872 kg.

14.500 lb .

15.500 lb.

50.000 lb.

2x55 .000 lb .

2405 km .

3518 km .

4 .400 mil .

35 .000 ft .

42.000

ft.

42 .000 ft. (12 .802 m)

41 .000 ft. (12.782 m)

870 km/hr .

900 km/hr

938 km/hr

938 km/hr.

796 km/hr.

862 km/hr .

878 km/hr.

878 km/hr.

~ )~~

18F/C-248/C 18 F/C-248/C 168Y/C 160Y/C

4.500 mil.

MAGAZlN 6-7/88 ı.

t;

,

., .

53


/

/

o ~.!!!tv Yortr

-: -----

----

E


Beyaz

Den覺z

nizi

rv

MAGAZlN 6-7/88

55


EMiN YEGEN'iN DOKULARI

Bir Anadolu

Düğünü Değişik

malzemelerle resim çalışmasını beğenir misiniz? Buradaki örneklerde bir korumacılık düşüncesini de bulabiliyoruz. Sanki tablolar birer kültür dokümanı haline

enkli ka~ı tlar, çakıl taşları, kum boncuk, çivi, tel, bitki sapları, hububat taneleri, meyve çekirdekleri, deri, ip, kumaş parçaları ... Akla gelebilecek pek çok resim malzemesi olarak kullanıla-

R

şey,

gelmiş.

bilir. Önemli olan, onlardan yararlanbilmek ve başarabilmektir Emin Ye~en, kaba çizgilerle anlattı­ ~ımız yukarıdaki çerçeveye giren bir amatör sanatçı. Devlet memuriyeti dı­ şında kalan zamanlarını resim çalışma­ larıyla değerlendiriyor ve değişik malzemelere tablolarında hayat kazandırı­ yor. Neyi, hangi ilhamla, nasıl yaptığı­ 'li kendisinden dinliyoruz: "Esası yün veya pamuk olan eski Türk dokumalarının bir desimetrekaresi bile atılamayacak kadar değerlidir. Bu görüş noktasından yola çıkılarak, eskimiş, kesilmiş veya benzeri sebeplerle iş­ levini kaybetmiş kilim, şal abani, bez ve kolan parçalarının resim malzemesi olarak kullanılması düşünülmüştür . Kompozisyonların hazırlanmasında ana fikit:, yine onları dokuyaniara ait düğün , nişan ve bayram gibi özel günlerin yanmayı

sıtılması olmuştur

Dokuma parçasının temel karakterini verebilme gayesi ile, bazen fazla köşeli ve büyük parçalar seçilmiş, yine aynı düşünceyle bazı eşya ve insan organları, resimlerde boşluk halinde bırakıl­ mıştır . Dokumayıkorumak ve kontürIemek üzere de , desenler beyaz bir iple çevrilmiştir . '' İşte, Emin Yeğen 'in geleneksel kültürümüzü bir başka kalıp içinde sunan ve canlandıran çalışmaları ... Bu altı resimde, yurdun çeşitli yörelerine ait kı­ yafetler, oyunlar, çalgılar ve mutfak faaliyeti, " Bir Anadolu Düğünü" başlı­ ğı altında sergileniyor.

56 MAGAZlN

6-7/88

TEXTILE ART . . by EMiN DEGER

An Anatolian

Wedding

P

ieces of coloured papers, stones, sands, pins, beads, wires , stern of plants , pips of fruits, leather pieces, grains and some other strange objects ... They are used by Emin Yeğen for his "textile art". Yeğenisan amateur artİst and 'making art' is just a hobby for him . He collects every piece of 'useless' textile materials to create the"paintings ." Y eğen' s la st exhibition consist of motifs from Anatelian wedding ceremonies. such as musical instruments, wearings and others. Yeğen says, "Maybe the materials seem to be "useless' but they have incrediable value for me and for my works."


Pierre

Loti'nin istanbul'u "Ah İstanbul, beni büyüleyen isimlerden en çok büyüleyeni yine sensin ... "

ll

D

o~nunışık

tarihlerden günümüze kadar olag"anüstü sayılacak şekilde, eski durumunda kalabilmiş bir şehir, daha düne kadar varsaçtıg"ı

lıg"ını koruyabiliyordu . Bu şehirde, günümüz başkentlerinin özelliklerinden olan düdük sesleri, demir gürültüleri işi­ tilmezdi. Burada hayat, inanışların etkisiyle hırstan uzak, hayal dolu,sakin ve sessiz geçer, insanlar ibadetleriyle ug"raşır, yüreklerine korku getirmiyerek, ölümü düşünür ve hep birbirine benzeyen gönül okşayıcıküçük sokakları,göl­ geli meydanları doldururlardı. Bu şeh­ rin adı İstanbul' du." "La ~urquie Agonisante" Pierre Loti'nin, Istanbul'a sayfalar açtıg"ı tek eser deg"ildir. Onu bazen Aziyade'de oldu~ gibi Hasköy sırtlarında dolaşırken göre~ilirsiniz. Elele tutuştu~ Aziyade'si ile Istanbul 'un güzellig-inde hillyalı bir sevda yaşayan Pierre Loti, bazen de 'Supremes Visions d'Orient'de oldu~ gibi Türkiye'ye genel olarak bakar. Bu

Eyüp sırtlannda bulu,an Iki ayn dünya. A gravur of panoramic view from Eyüp Hill.

kitabında 1910 ve 1913 yıllarının İstan­ bul'unda geçirdig"i günleri anlatan Loti; aslında Türkiye'siz yıllarının üzüntüsü içindedir. Büyük bir özlemle ve içtenlikle İstanbul'suz ve Türkiye'siz bir hayat düşünemedig"ini dile getirir. . Pierre Loti'yi Türk dostu yapan, Istanbul'a tutsak eden ve onu "hayallerle dolu büyülü iklimler diyarı"na çeken nedir? Serüvenle içiçe bir hayat yaşayap. Pierre Loti Tahiti, Senegal, Fas, Iran, Çin, Japonya gibi ülkeleri gezmiş, kitaplarında genellikle gözlemlerine yer vermiştir. Ama hiçbirisi Türkiye ve İs­ tanbul'u anlatanlar kadar erişilmez bir

PiERRE LOTi: Bir Türkiye hayrant Ocak 1850'de Fransa'nın Rochefort kentinde dog"an Pierre Lot i' nin asıl adı Julien Viaud'dur. Liseyi bitirdikten sonra Deniz Akademisi'ne giren yazar, 1867'de Jean Bart gemisiyle ilk seferine çık­ tı. 30 yıl bahriye subayı olarak uzak denizlerde ve ülkelerde dolaştı. Loti; Trablusgarp, Balkan, Birinci

14

Dünya Savaşı ve Milli ıyıücadele'de Türkiye'yi destekledi. Ilki 1870 yı­ lında olmak üzere birçok defa İstan­ bul'a geldi. Hasköy, Tepebaşı, Kandilli, Divanyolu, Ortaköy semtlerinde oturdu. Türkiye hakkında yazdıg"ı eserlerin sayısı 15'i aşkındır. 1891 'de Academie Français'e üye seçilen Loti, 1922'de Legion d'Honneur nişa­ nı aldı. 1923'de ise Hendaye'de öldü.


EOiencelerln vazgeçilmez dansözO. Belly-dancers are stili living.

.J

tas_vir gücüne sahip de~ildir. Istanbul'un eski devirl~ri yaşatan camileri, sarayları ya da kubbeleri, ayrı dinden ve dilden de olsa insanları etkisi altına alır. Pierre Loti ise sadece mistik yapılarla etki altında kalan de~, insanları ile bu hayatı paylaşmayı isteyen bir kişidir. Asırlık çınar altlarında nargile fokurdatan, sevinçle acıyı aynı anda hissedebilen ve haksızlıklar karşısında e~ilme­ yen Türkler'le, muhteşem tarihin içinde olmak, Pierre Loti için kaçınılmaz bir kaderdir. Loti, hayatının Türkler ve İstanbul ile anlam kazandıg-ını sürekli olarak ifade etmiştir. Loti'nin insana dönük tanımlarında bile İstanbul tasvirleri önemli yer tutar. "Eyüp'ün tepelerinde gözler önüne, Türk hanımlarının hareketleri yayılır­ dı. Her biri ayaklarına kadar parlak renkli ipekliler içine sarılmış bütün bu kadın vücutları, siyah gözlerin göründüğü yaşmakların altına gizlenmiş bu beyaz yüzler, selvi ag"açlarının altında mezarların boyalı ve süslü taşları ile karışırdı."

Loti İstanbul'u daha çok akşamları seviyordu . Binlerce sokak lambasının ışıg"ı altında büsbütün esrarlı, büsbütün sessiz hale gelen İstanbul , onun için çag"daş Avrupa'dan tüm yönleriyle farklı ve güzeldi. Ve bu güzelli~i Bog"aziçi anlatımında oldug-u gibi Pierre Loti'den başkası sunamazdı :

Yıllar öncesının Çemberlıta,·ı. Çemberlitaş had had lmportance

for social activities.

''Yanar halde batmakta olan güneşin üzerinde görünen ag"açların koyu yeşil­ lig-i yer yer deliniyor, ışık ve ışınlarla kalbura çevriliyordu sanki . Eski yaldız­ lar, geniş bir sahaya rasgele dikilmiş, selviierin altına aralıklı serpiştirilmiş mezar taşlarının başlıkları üzerinde parıldıyordu ... Aşag"ıda, tam aşag-tda şu yakın mezarların üzerine set set inen Haliç ' in suları, gök gibi kırmı~ı akkor rengindeydi .. . Karşıdaki kıyı. Istanbul kıyısı da gözle görünür şekilde de~işi­ yordu. Denize bakan bütün evler su buharından ve dumandan meydana gelen

o sürekli menekşe sis içinde, gözlerden kaçar gibi siliniyordu. " Pierre Loti İstanbul'a ayak basışın­ da bile büyük heyecan duyar: "Evet, bu Dog"u'nun bulutsuz göğü ve mavi denizi. Orada bir şey resmoluyor. Ufuk, camiler ve minarelerle donanıyor . Kalbirn çarpıyor, İstanbul bu .. Karaya ayak basıyorum. Bu memlekette bulunmak kuvvetli bir duygulanma." Ve bu güzeliiSi şöyle noktalıyor Pierre Loti: "Ah Istanbul, beni büyüleyen isimlerden en çok büyüleyeni yine sensin .. '' MAGAZlN 6-7/88

59


Pierre Loti's

istanbul Fond of İstanbul... Traveller ... Sailor ... Writer ... He was Pierre Loti .. .

ll

T

here is one city in the world ~at s~cceede? in preservıng

ıts

ancıent

and distinctive character from the time the east first scattered its light untiİ only yesterday . The sirens and the rattling of iron so typical of our great modem cities were never to be he-

ard. Here life passed quietly and peacefully by, full of dreams and looked upon death without fear, spending their daysin little, friendly streets and shady squares . The name of that city is Istanbul." " La Turquie Agonissante" is by no means the only work in which Loti talked of Istanbul. Sometimes you can see him strolling on the hills of Haskoy, as in Aziyade, where he symbolizes his mystical love of Istanbul in the person of a woman with whom he walked handin hand. Sometimes, as in Supremes Visions d'Orient, he takes a more general view of Turkey. In this book he relates the days he spent in Istanbul in 1910 and 1913, writing during the years of nostalgia for the Turkey from which he was now far distant. With a great yeaming and profound sincerity he confesses how impossible it was to conceive of a life without Turkey and without Istanbul. What was it that made Pierre Loti such a cl o se friend of Turkey, that bound him to Istanbul and attracted him so much to

Hallç kıyısında kahvehane keyfi. Resting at a beach-cafe at Haliç.

the "magic !and of dreams" ? Pierre Loti had !ed an adventurous life, visiting countries such as Tahiti, Senegal, Morocco, Iran, China andjapan , and his books contain his impressions of these countries. But none of them are described so graphically and with such power of expression as Turkey and Istanbul. The mosques and palaces and domes of Istanbul fascinate even those of a quite different religion and a quite different language. But Pierre Loti was not one of those influenced solely by the mystical aura of the buildings . H e also wished actively to share in the life of the people. Pierre Loti was destined to be one with the Turks in their magnificent history - the Turks who sat smoking their hookahs in

PiERRE LOTi: An admirer of Turkey

J

ulien Viaud, better known under the pseudonym of Pierre Loti, was bom in the French city o Rochefort on 14 January 1850.

After finishing Lycee he entered the Naval Academy and in 1867 set out on his first voyage in thejean Bart, a voyage that servedasan introduction to thirty years of travel as a naval officer in distant seas and far-off countries .

60

MAGAZlN 6-7/88

Loti supported Turkey in the war in Tripoli, the Balkan Wars and the First World War. In 1870 he paid the first of many vi si ts to Istanbul. He lived in various parts of the city-Haskoy, Tepebasi, Kandilli, Divanyolu and Ortakoy. He wrote more than fifteen works on Turkey . He w as elected member of the Academie Francaise in 1891 and was presented with the Legion d'Honneur in 1922 . He died at Hendaye in 1923.


Sokak müzll}lnln del}l,mez müzlsyenlerl, çingeneler. Gypsy musicians at the street corners.

the shade of the plane trees, who could experience joy and pain simultaneously, and who refused to bow before injustice. Loti continually asserted that his life had been invested with meariing and significance by Turkey and the Turks. Descriptions of Istanbul occupied an important place even in his depictions of human beings. "Turkish women were to be seen all over the hills of Eyup. Their bodies enveloped down to their feet in shining silks and their white faces concealed by the yaslımaks from behind which only their dark eyes appeared, blended with the painted, ornately decorated tombstones under the cypress trees.'' Loti particularly loved the evenings of Istanbul. The city then assumed a more mysterious character under the light of thousands of street-lamps, so different from and so much more beautiful than any modern European city. And only Pierre Loti could have given the following description of the beauty of the Bosphorus: "The dark green of the trees was perforated by the rays of light from the setting sun The old gilt glistened on the tomb-stones scattered here and there under the cypress trees ... Below, far below, the waters of the Golden H om shone red in harmony with the western sky. The opposite shore was continually changing in appearence as all the houses overlooking the water were gradually veiled by the purple mist rising from the water. " And Pierre Loti sums it all up by exclaiming, "Ah, Istanbul! Of all the names that have cast their spell upon me, your name is the most fascinating of all!"

Bir ba'kaydı Altın Boynuz kar'fısındakl

me,k. The different taste of listening to mucis at the Golden Horn.


DUTY FREE SHOP Yeni Rakı {Exp} Whisky Whisky Samsun Marlboro Parliament Palimali li. B. Lord Kent Rothmans Dunhill Camel Ernte-23 G. Rouge Campari

70 cı 37,5 cı 100 cı Export 100's 100's 100's K.S. K.S. 100's K.S. K.S. Filter K.S. (Champaigne)

5DM 7DM 18 DM ll DM 18 DM 18DM 18 DM 16 DM 16 DM 16DM 16DM · 16DM 16DM 16DM 32 DM 15 DM

r '-


BULMACA

2

3

4

5

6

7

8

9

1o

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

2

3 4 5

6 7

8 9

10 11 12

SOLDAN SA~A: 1- Protestan bir Macar iken, 1692 Türk-Alman Savaşı'nda esir düşerek İstanbul'a getirilmiş ve Müslüman olmuş, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın deste~ ve Yirmi sekiz Gelebizade Sait Paşa'nın yardımıyla 1792 yılınta ilk Türk matbaasını faaliyete geçirmiş, aynca Yalova' da ilk kagt fabrikasını kurmuş Osmanlı devlet adamı. 2- Hıris­ tiyanlıkta dini mertebesi yüksek kadın ... Asılsız, inanılmaz hikaye ... Taş kömürü katranından elde edilen, renksiz, kendisine has kokusu olan ve kumaş boyası imalinde kullanılan bir madde. 3- Genelge .. . Eleştiri , tenkit ... Hayvan vurma veya yakalama işi. .. Bahçe tanmı aletlerinden biri. 4- Güvenme, inanma ... Merkür gezegeninin eski adı ... Bir yerde sürekli oturma. 5- Kümes hayvanlanndan ... Tibet rahibi. .. Oy ... Güzel sanat. .. Bir nota. 6Bir renk ... Orta Amerika' da bir devlet . .. Zamanın böl ürnlerinden ... Yanm (eski dil). 7- Hükmü yürürlükte olma .. . F~.'­ ın başşehri ... Peru'nun başşehri . 8- M .O. 1900-1200 arasında Anadolu ve Suriye' de yaşamış bir kavim ... Soyluluk . .. Kalender davranışlı , cana yakın , güvenilir erkek. 9- Kimyada silisyum .. . Halk ... Bas-

64

MAGAZlN 6-7/88

ton . .. İrlanda'nın b~msızlı~ için mücadele eden gizli örgüt. 10- Kumaş veya bez kaplı , gere~de katlanıp taşınabilen çerçeveli perde ... Birnota Islam'ın dördüncü halifesi .. Koşn hayvanı. 11- 1932'den öldü~ yıl olan 1970'e kadar Portekiz'i yöneten diktatör ... Taşıyıcı kablolar üzerinde hareket eden bir kabin .vasıtasıyla yüksek yerlere insan veya yük götüren araç. 12- Sa~, sa~lıklı ... Reislik, başkanlık ... Alt kadernede bulunanlara, yapacaklan şeyi sözle veya yazılı olarak belirten emir. YUKARIDAN AŞA~IYA: 1-Do~uk, dürüst! ük, yön ... Şart takısı . 2- Miskinlik, hareketsizlik ... Bazı madenierin üzerinde, oksitlenmeden ileri gelen kir tabakası. 3- Cumhuriyet döneminin ilk kuşak karikatüristlerinden ... Broşür (eski dil) . 4Kararlılık, kesin niyet ... Daire hesaplannda kullanılan sayı .. . Do~ komşumuz . SHindistan ile Tibet arasında yer alan dünyanın en yüksek da~ zinciri ... Yetersiz. 6Belirti, nişane ... Adet, miktar .. . H un İmparatorlu~u'nun yıkılmasından sonra başa geçen ve önce Asya'da, sora Avrupa'da hakimiyet kuran Türk hanedanının adı. 7- Bir mastar ... Birinci Dünya Sava-

şı'nda Almanlar hesabına çalışmış Hollandalı ünlü kadın casus. 8- Atiarda görülen adı da "manfaka" olan hastalık ... Şöhret, nam. 9- Beklenti, umut. .. Batı

ve bir

Türkistan'da, Hazar Denizi'nden sonra Asya'nın ikinci, dünyanın dördüncü büyük gölü ... Kimyada kalsiyum. 10- Kınm dolaylannda yaşayan Türklere verilen ad ... Sakat. 11- Parayla satın alınmış veya savaşta yakalanarak hürriyeti kısıtlan­ mış kişi ... Kadın do~m uz~anı. .. Dinsiz. 12- Yoksul, muhtaç ... Insan, ba~ş (eski dil) ... Bir besin maddesi. 13- Yabancı. .. Bir kimsenin bilgi, kabiliyet veya karakterini ölçmek için yapılan deneme ... İl­ kel su taşıtı . 14- Mukayese cümlelerinde iki defa kullanılan edat ... Erkek bale sanatçısı. 15- Rivayet eden ... Mükemmel, kusursuz, en iyi ... Borç veya vaadi yerine getirmeş. 16- Vahşi hayvan yuvası. Hanım katip, sekreter ... Bir uzvumuz. 17- Zarif, terbiyeli. asil ruhlu ... (eski dil) ... Fazla büyük, kocaman. 18- Minarenin tepesindeki ay-yıldız ... 1850-1893 yıllan arasında yaşamış, "Muallim" lakabıyla tanınan edebiyatçımız ... İşaret . 19- Gerinin zıddı ... Bir bezelye cinsi. 20Genişlik . .. Güvence ....


D

1

S

C

OVER

ESTABLISHED IN 1951, IN TARSUS BERDAN TEXTILE ANNUALLY MANUFACTURES ONE MILLION PIECES OF EXCLUSIVE READY-WEAR IN ITS INTEGRATED PLANTS. WITH ITS REPRESENTATIVES IN WEST GERMANY AND UNITED KINGD BERDAN r.--..,...,; EXPORTS ITS TO MOST EUROPEAN BEING ONE HOUR'S FROM lST BERDAN TEXTILE PLANTS AND HEADOUARTERS COULD EASILY BE VISITED. WHY NOT CONT ACT AYKUT GüRKAN OR iHSAN G FROM (761)-203 39 AND 203 WHEN IN lST ANBUL ... GROSSVERSANDHAUS QUELLE GUSTAV cr-uor-vc•' "' Ono VERSAND GOTILIEB HAUSBRANDT GMBH & CO. V. SPRECKELSEN GMBH & CO KG.

)

BERTEX TEXTILIEN UND HANDELS GmbH Bronner Str. 17,6 Frankfurt 1, W. Germony Tel: (069) 28 21 77 · 28 21 78, Fox: (069) 28 21 76, Tlx: 412824 berdo d FINLOWER LTD. 17 Wells Street, London WIP 3FP, United Kingdem Tel: (011 636 04 35 · 636 04 36, Fox: (01) 631 44 93, Tlx: 297126 finlon g

'' \


SETUR, gümrük

hattı dışı eşya

satış mağazalan işletmeciliğinde

20 yılı

aşkın

tecrübesiyle

İç-dış turlar ve otel rezervasyonları, bilgisayar sistemiyle her türlü bi' rezervasyonları, kongre, seminer ve bayi toplantıları , marina, bareboaL, yat charter işletmeciliği, araba, uçak, otobüs ve her türlü araç kiralama servisleri, yurdumuzun sınır kapılarında geniş mal çeşitlerini kapsayan 20 gümrük hattı dışı eşya satış mağazaları ile SETIJR sizin SEYAHAT GRUBU şirketinizdir.

secur

Güvenli, Düzenli, Sistemli, Titiz Hizmetin Simgesi

Cumhuriyet Cad. 107 Elmadağ 80230, istanbul. Telefon (1) 130 03 36 (8 Hat) Telex 227 18 stur tr, 22783 set tr, 27794 sett tr. Telefax 130 32 19

Yurda

giriş

ve

çıkışlarda alışveriş yapabil~iniz mSOazalanmız.

• Atatürk Havalimanı• Esenboğa Havalimanı• Adnan Menderes Havalimanı• Antalya Havalimanı• Dalaman Havalim an ı • Karaköy Denizi imanı • Kuşadası Denizi imam• Marmaris Denizliman ı• Bodrum Den izlimanı e Kuşadası Marina • Kapıkule Sınır Kapısı• Ankara Diplomatik Servisler ve Istanbul, Ankara büyük mağazaları yurt dışında çalışanlarımızın hizmetinde.

~ Koç

1988 06 07