Page 63

Sinemanýn kanýksanmýþ ve hatta ezberlenmiþ, tabu haline getirilmiþ öyküleme, anlatým ve kurgu düzenine aldýrýþsýz, daha ilk karesinden bir baþyapýt olduðunu ilan eden nadir filmlerden bir Tarkovsky filmi Zerkalo - The Mirror- “Ayna”. Diðer Tarkovsky filmlerinde olduðu gibi bu filmde de Stalin Rusya'sý hegemonyasýnýn etkileri bariz bir þekilde görülüyor. Filmin teknik detaylarýnýn öncesinde yönetmenin öykü iþlemedeki uniqueauteur tarafý, daðýnýk plan ve kurgularla, keskin plan ve kamera geçiþleriyle belli ediyor kendisini. Tarkovsky’nin filmlerinin anlatýlarýný ve karakterlerini bir nevi kendi yansýmasý olarak kurgulayan bir otör sinemacý olduðunun kanýtlarýnýn yaný sýra, sosyalist realizm etkisi altýndaki diyalektik anlatýmý, savaþ karþýtý bir idea ile mekanik insan ve doðaya tepkisi, diðer filmlerinde de sýkça rastlanan ödipal eðilimi, psikoloji, felsefe ve edebiyata sýrt veren anlatýmý bu filmde geniþ pastoralik planlar, soyut-somut sorgulamalarla yer yer sýkça sekteye uðratýlýr. Týpký bir diðer filmi “Ivan's Childhood”da olduðu gibi bu filmde de Tarkovsky babasýyla bazý sorunlarý olduðunu çokça sahnede çekinmeden, kendini çekmeden ayan ediyor. Yine de filmin en güzel taraflarýndan biri olan þiirler söz konusu olduðunda, kendi filmine "þiirsel gösteri" diyen Tarkovsky, atmosferi perçinleyen bu þiirlerin sahibi olan babasýna saygýda kusur etmemiþ. Bunun yaný sýra kullanmayý seçtiði bir yol var ki, bazý planlarýn çoðu sahne ve sekansýnda bundan þaþmamýþ; olay örgüsü aslýnda ne buyurursa buyursun, replikler akarken ayný plan içersindeki her karakter her zaman bir araya gelmiyor. Repliðin ifadesi her ne ise anlam üzerinden karakterler çoðu zaman planda yalnýzmýþ gibi gözüküyorlar. Ayný anda birbirinden baðýmsýz zaman-mekan geçiþleriyle bir anlamda izleyenin gerçekliði algýlayýþ biçimine de kýrýk bir ayna tutuyor. Bu tür detaylar da hiç þüphesiz koca koca oklarla yönetmenin anlatým biçiminin ayrýksýlýðýna iþaret ediyor. Ayný zamanda filmin adý olan "Ayna" alegorisi, yine çokça sembol ve imgelem kullanan Tarkovsky'nin bu zor öykü için tercih ettiði, hepimizin az çok itimat eylediði bir kýsayol. Filmde ayna imgeleminin kullanýldýðý, hepsi aslýnda birbiriyle baðlantýlý birçok sahnenin kimisinde ayna, anne- babaanne özdeþleþmesi, kimisinde iyi-kötü, kimisinde de çocuk- baba, çocuk- anne, insan ve kendisi özdeþleþmelerini anlatmak için kullanýlýr. Aynanýn "görünmeyen gerçekliði gösteren araç" olarak, Tarkovsky'nin kendisi olduðu yorumu da gayet rahatlýkla yapýlabilir. Filmin zihni ne kadar zorladýðýnýn farkýnda olacak ki yönetmen; Bach, Pergolosi müzikleri eþliðinde kusursuz, doðal, pastoralik resimler, savaþ, özlem, aþk, yalnýzlýk, piþmanlýk, tepkisellik… vs. söylemini destekleyen Arseny Tarkovsky þiirleriyle birlikte kamera kullanýmýyla da izleyeni adeta hipnoz haline sokup,

kendi gözünden ilüze edebilmesine yardýmcý olmaya çalýþýyor. ( Çoðu zaman öyle baþarýlý konumda ki kamera, olaylara tanýk olan bir üçüncü göz sayýyor insan kendini rahatlýkla. Referans seviyesi ne algýnýn aðýrlýk merkezinde ne de tam ortasýnda. Tam anlamýyla saklanýr gibi rastgele izleyen bir gözün bakmasý gerektiði noktada. ) Bu eþsiz detaylarýn dýþýnda vaktiyle (ve belki kimilerince halen) filme kusur bulunan taraf ise anlatmak istediði þeyi anlatma adýna çok çaba sarfedip de ser verip sýr vermemesidir. Oysa Tarkovsky sembolizmi sinemada bir tarz nosyonu olarak algýlanmaya baþlandýðýndan beri, bu problemin çok fazla kafa bulandýrmamasý lazým. Zira o, zaten en baþýndan "herkese hitap etmeyen" filmler çektiðinin farkýnda ve bu avantgarde üslubun zorluklarýyla –belki kendince kolaylýðýyla- barýþýktý. Her karesiyle yeni bir algý penceresi açarken kahramanlardan birini -ki kendisi Natalya olur; uyurken yerden iki metre kadar havalanmýþ görürüz filmin ortalarýnda bir yerde. Aynanýn diðer tarafýndaki bir baþka kiþisini anlatýrken bize, duvardaki “Andrei Rublev” posterini fark ederiz. Kekeme bir genç vardýr mesela filmin hemen açýlýþ sekansýný dolduran. Neden oradadýr? Stalin Sovyet Sosyalist Rusya’sý halkýna iddialý ve býçak gibi keskin bir mesajý vardýr Tarkovsky’nin ve sýrlarýný yalnýzca düþünene, görme yetisine sahiplere açar devamýnda. Filmin özsözüne hakkýyla alacaðý antimilitarizm etiketi, ilerleyen dakikalarda yine Ruslar’ýn ve Ýspanyol halkýnýn 2. Dünya Savaþý sýrasý-sonrasý ve soðuk savaþ döneminde yaþadýðý sýkýntýlar kesilmeden, Arseny Tarkovsky þiirleri eþliðinde gösterilirken açýk eder kendini. Þiirler sarmal bir romantizm etkisi taþýsa da yönetmen realizm hatta zaman zaman sürrealizme baþ vurmaktan geri durmaz. Ahþap masanýn üzerinde sýcak çayla dolu fincan, sýradan bir fincan olmaktan çýkar bu filmde. Masanýn üzerine konur önce, bir süre sonra kaldýrýlýr. Masanýn üzerinde buðuyla býraktýðý iz tamamýyla kaybolana dek bekleriz, bekleriz… Eþfrekans kurgusu denir burada ve bundan sonra adý nerede geçerse geçsin akla ilk olarak Andrei Tarkovsky gelir. Son olarak kapanýþ sekansýnda þekilsel imzasýný, ormanýn içersinde zoom-out’la birlikte sürekli sola kayan kamera hareketiyle atar filme, adeta “bitti” diyerek. Zerkalo’dan… "…Buluþmalarýmýzýn her anýný Bir þenlikmiþçesine kutlardýk. Yeryüzünde yalnýz biz vardýk. Bir kuþtan daha cesur ve hafiftin Bir hayal gibi merdivenleri uçarak Yaðmurlarla ýslanmýþ leylaklarýn arasýndan geçirip Aynanýn ötesindeki ülkene götürürdün beni…" Arseny Tarkovsky

Siyah Beyaz Dergisi - 1. Yil Ozel Sayisi  

www.siyahbeyazonline.com

Siyah Beyaz Dergisi - 1. Yil Ozel Sayisi  

www.siyahbeyazonline.com

Advertisement