Page 1

SivilDüşler Nisan 2014


Editör: Emrah Güler Tasarım: Çağrı Öner Basım: Matus Basımevi


Sivil Düşün AB Programı

Her şey bir sivil düşle başladı...

A

vrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Sivil Düşün AB Programı ile sivil topluma desteklerine devam ediyor. Sivil Düşün AB Programı; Aktivist Destek Programı, mikro hibe dağıtım mekanizması ile Ağlar ve Platformlar Hibe Bileşeni’nden oluşuyor.



Sivil toplum, kamu ve özel sektör işbirliklerini güçlendiriyoruz.



Hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerini, sivil işbirliklerini, ağları, platformları ve aktivistleri destekliyoruz.



Katılımcı demokrasi yapıları ve değerlerinin geliştirilmesine katkıda bulunan tüm çalışmalara açığız.



Türkiye’de yürütülen hak temelli çalışmaların daha geniş kitlelere duyurulmasına destek oluyoruz.



Adil rekabet, fırsat eşitliği ve şeffaflık ilkelerini temel alıyoruz.



Verdiğimiz desteklerin sivil toplumun gereksinimlerine doğrudan cevap vermesine önem veriyoruz.



Tüm süreçlerde sivil toplumla katılımcı bir yaklaşım benimsiyoruz.



Dezavantajlı grupların gereksinimlerine cevap vererek çoğulculuğun sağlanmasına katkı sağlıyoruz. 

1


Sizleri dinledik

Sivil Düşün AB Programı’na sizleri dinleyerek başladık...

S

ivil Düşün AB Programı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun 2008-2011 yılları arasında Türkiye çapında ve online olarak gerçekleştirdiği bilgilendirme ve danışma toplantıları ile şekillendi. Ağlar, platformlar, sivil toplum örgütü ve kent konseyi temsilcileri ile aktivistlerden oluşan 471 kişinin katıldığı bu toplantılarda paylaşılan zorluklar, talepler ve öneriler ile Sivil Düşün AB Programı şu andaki yapısını ve çalışma biçimini kazandı.

EDİRNE İSTANBUL

2

BURSA

DENİZLİ

“Destekler kültürel etkinlikler için de kullanılabilsin.”

İZMİR

“Kadın, çocuk, engelli ve gençlik dahil olmak üzere, kent konseylerinin de dahil olması gerekiyor.”

“Destekler farklı gereksinimlere, farklı araçlarla uygun yapılmalı ve gerçek gereksinimleri karşılamalı. Dil sorunu problemi çözüldükten sonra ortak çalışmalar desteklenmeli.”

ESKİŞEHİR “Başvuru ve rapor formatlarının basit olması gerekiyor.” “Limitlerin aşağı çekilmesi gerekiyor. Genel olarak alt limit hiç olmasın.”

ANKARA “Küçük sivil toplum örgütleri kapasitelerini güçlendirme konusunda desteğe gereksinim duyuyorlar. Fikir konusunda yetkin olmalarına rağmen sınırlı kaynaklara ulaşım konusunda sıkıntı yaşıyorlar.”

“Bireylere yönelik programların olması lazım. Örgütsüz bireyler dışlanıyor. Aktif vatandaşların sivil toplum içinde yapacağı çalışmaların desteklenmesi gerekiyor.”


TÜRKİYE ÇAPINDA

SİVİL TOPLUM DANIŞMA TOPLANTILARI TRABZON

“Proje başvuru süreçleri ve değerlendirme süreçleri ile ilgili kriterler açık ve şeffaf olmalı.”

“Farklı alanlarda çalışan sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu ağlara da destek verilmeli”

“Hak temelli çalışan örgütler ayrıca hedeflenmeli.” “İnsan hakları, kadın hakları gibi hak temelli çalışmaların desteklenmesi, dezavantajlı gruplara referans verilmesi gerekiyor.”

VAN

“Tematik yeni platformlar da teşvik edilmeli ve destek alabilmeli.”

ADANA

“Sağlanacak destekler için kriterlerin minimum tutulması gerekiyor.”

DİYARBAKIR

3


Aktivist Destek Programı Hak temelli çalışmaları kolaylaştırılmış, esnek ve şeffaf bir yaklaşımla destekliyoruz...

H

ak temelli yaklaşımın öne çıkartıldığı en kapsamlı ve yenilikçi programlardan Aktivist Destek Programı’nda nasıl çalışmalara destek verdik? Engelli haklarının görünürlüğünün arttırılmasına katkıda bulunuldu, nefret cinayetlerine karşı eylemler desteklendi, yeni kadın platformları kuruldu, Onur Haftası yürüyüşleri düzenlenerek, tüm Türkiye’den katılım sağlandı. Mudanya Lozan Mübadilleri Yunanistan’ı ziyaret etti, Barış Süreci’ne destek verdik. Türkiye, Mısır ve Yunanistan, Gezi’yi tartıştı. Kent konseylerine, sendikal haklara, çevre haberciliği ve çevre haklarına destek olduk. Emekli hakları tartışıldı. Muş’tan Antalya’ya, Mersin’den Edirne’ye tüm

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerine katkıda bulunuldu. Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nin düzenlediği KuirFest Film Festivali’nin 3.sü desteklendi, Can Candan’ın çocukları LGBTİ bireyler olan bir grup anne babanın hikayesini anlattığı belgeseli Benim Çocuğum desteklendi, film Avrupa Parlamentosu’nda gösterildi. Konya’da gençlik hakları kampları düzenlendi, mülteci kampları ziyaret edildi, üç dilde mülteci hakları kitapları yayımlandı.

Başvuru süreci ne zaman ve nasıl başladı? Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun gerçekleştirdiği ihtiyaç analizleri çerçevesinde geliştirilen Aktivist Destek Programı, 16 Nisan 2013 tarihinde açık başvuruyla başladı.

Kimler programa başvurdu ve yararlandı? Sivil toplum örgütleri, sendikalar, kent konseyleri ve aktivistler.

Başvurular nasıl değerlendirildi? İki aşamalı değerlendirme sistemine göre başvurular başvuranın uygunluğu, faaliyetlerin uygunluğu, hedef ülkelerin uygunluğu, hak temelli alanlara katkısı, sivil topluma katkısı ve önceliği çerçevesinde değerlendirilerek destek almaya başladılar.

Ana değerlendirme kriteri neydi? Hak temelli yaklaşım.

4


RAKAMLARLA AKTİVİST DESTEK PROGRAMI BİTİŞ

BAŞLANGIÇ

16 NİSAN 2013

KASIM 2016 TOPLANTI 50+ EĞİTİM, KONFERANS 596 BAŞVURU YAPILDI 137 PROJE DESTEKLENDİ ORTALAMA 1,85 GÜNLÜK BAŞVURU

TANITIM TOPLANTILARI

13 İL 455 KİŞİ

%42,8 KADIN

TÜRKÇE, KÜRTÇE, İNGİLİZCE BAŞVURULAR

Kota sistemi uygulanmadı.

Başvuranlar, başvuru ve uygulama süreçleriyle ilgili temel verileri MIS sisteminden izleyebildiler. Sistem, gerekli durumlarda güncelleme yapılabilmesini, rapor, belge ve resim eklenebilmesini sağladı.

İLK 3 AYKİ BAŞVURULAR

%57

Açık başvuru sistemiyle başvuranların gereksinimlerine zamanında destek verilebildi.

BÜTÇE ÜST SINIRI

10,000 AVRO

Destekler ayni olarak sağlandı. Bu kapsamda onaylanan projelerin tüm harcamaları Sivil Düşün AB Program Ekibi tarafından yapıldı.

Başvurularda tüzel kişilik, kapasite, sektör kısıtlaması gibi engeller kaldırıldı. Her başvuru ortalama bir ay içerisinde değerlendirildi. Kamu kuruluşları dışında sivil toplumun tüm aktörlerini kapsayan, başvurucu uygunluğu bakımından en geniş destek programı.

Sendikalar başvuru sürecine dahil edildi.

%58,7 STÖ

BAŞVURANLAR %41,3 AKTİVİST %57,2 ERKEK

TAMAMLANAN PROJELER DEVAM EDEN PROJELER

Hak temelli süreçlerde işbirliklerini öne çıkartan başvurular öncelikli olarak ele alındı.

80 57

Başvuru değerlendirme ve uygulama süreçleri kolaylaştırılmış, esnek ve şeffaf bir yaklaşımla gerçekleştirildi.

5


Sivil Düşün AB Programı Denince...

Sivil Düşün AB Programı Aktivist Desteği’nden yararlananlar program hakkında neler düşünüyor? “Bu program sayesinde ve verilmiş olan destekle, bizim kendi imkanlarımızla yaratamayacağımız bir ortamda, haklar düzleminde bir tartışma yapılmış oldu. Konferansa gelen yabancı katılımcılar konuyu uluslararası yanlarıyla değerlendirdi, konuya dair vizyon genişlemiş oldu. Özellikle uluslararası katılımcıların konferansımıza teşrifinde, programın yapmış olduğu destek bizler için çok önemli ve değerli oldu.” Laki Vingas, Cemaat Vakıfları

“Kurumumun ilgi, ihtiyaç ve beklentileri noktasında değerlendirme yapmam gerekirse oldukça yerinde ve alanda oldukça fazla ihtiyaç duyulan temalar ele alınmış. Günümüzde ağır insan hakları ihlalleri yaşanırken Sivil Düşün AB Programı Aktivist Desteği çok zamanında ve yerinde bir çalışma olmuştur.” Hakan Karabulut, Avrupa Gençlik Topluluğu Derneği

“Bu programın başvuru süreci ve başvurudan sonraki süreçlerde çalışma biçiminin esnek bir yapıda olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca bürokratik işlemlerin azlığı nedeniyle daha hızlı hareket edebilmemize neden olduğu için de gayet olumlu bir program olduğunu düşünüyoruz.” Tülin Dağ, İsmail Beşikci Vakfı

“Bu program başvuru prosedürü açısından sivil toplum örgütlerinin ihtiyaçlarına çok uygun. Hem bürokrasisinin az oluşu hem de uygulama aşamasında yapılan işbirliği açısından oldukça başarılı bir program.” Nurdan Düvenci, Bağımsız Araştırma Bilgi ve İletişim Derneği

6


“Sivil toplum kuruluşları, resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları yapan, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayan sivil toplum kuruluşlarını desteklemek anlamında çok önemli bir görev üstlenmektedir.” Şükrü Boyraz, Engelli erişimi aktivisti

“Gerçekten zor ekonomik koşullarda çalışan, gerek aktivistler gerekse de dernekler ve platformlar Sivil Düşün AB Programı sayesinde bu tür organizasyonlara katılabilme, kendilerini geliştirme ve alanlarındaki kişi ve kurumlarla tanışma olanağı bularak, çalışmalarını destekleme şansı buluyorlar. Çok olumlu ve verimli bir çalışma.” Gülnur Türen, Manisa Kent Konseyi Engelli Meclisi

“Öncelikle Türkçe başvurunun olması ve başvuru formunun basit olması yereldeki örgütler için çok önemli. Genelde projelerin başvuru formu ve koşulları çok zor oluyor ve bizim gibi yereldeki örgütler bu koşullara sahip olmadığı için başvuru yapamıyor. Proje ekibinin sivil toplum çalışmalarına duyarlı olan ve bu alanda emek sarf etmiş kişilerden oluşması çalışmaların daha sağlıklı yürümesini sağlıyor.” Nurcan Çetinbaş, Muş Kadın Çatısı Derneği

“Fon kuruluşları ile kadın özgürlük mücadelesi veren grupların hayallerinin çakışıp çakışmaması konusunda ciddi sorunların olduğunu düşünüyorum. Bu fon kuruluşlarından alınan projeler; uzman kadınlar, profesyonel aktivistler, proje çalışanları gibi katmanlar yaratmış ve bunların arasında ciddi hiyerarşiler oluşturmuştur. Bu durumun kadın mücadelesini dar bir alana hapsettiğini düşünüyorum. Yani düşlediğimiz hayale yönelik bir fon bulmak çok önemli benim için. Çünkü bu fondan, katılan her kadın eşit bir biçimde faydalanmış ve hayalini gerçekleştirmiş olacak. Sivil Düşün AB Programı da bana göre böyle bir program diye düşünüyorum.” Nazlı Azapcı, Yazır Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği

“Sivil toplum alanında çalışan insanlar için çok iyi bir program. Hem sürecin kısalığı, hem çalışanların yüksek ilgisi, hem de bağımlı bağımsız aktivistlere olan yardımları sebebi ile çok iyi bir program olduğunu düşünüyorum. Umarım daha da genişler ve aktivist desteğini sürdürmeye devam eder.” Kıvılcım Arat, LGBTİ hakları ve nefret cinayetleri aktivisti

7


Ağlar ve Platformlar Hibe Bileşeni Ağlar, çatı kuruluşlar, platformlar aktivist ve örgütleri bir araya getiriyor...

O

rtak bir hedef veya farklı alanlarda çalışan aktivistleri ve örgütleri bir araya getiren ağlar, çatı kuruluşlar ve platformların projelerini desteklediğimiz Ağlar ve Platformlar Hibe Bileşeni teklif çağrısını Nisan 2013 tarihinde gerçekleştirdik, değerlendirme sürecini ise Kasım 2013’te tamamladık. Hibe Programı çerçevesinde toplamda 1.750.000 Euro hibe desteği verilen altı proje 2014 yılında uygulanmaya başlandı.

Hangi projeler hibe desteği aldı?

8



Senin Hakkın, Gençlik Hakkı – Gençlik Servisleri Merkezi



Basın için Özgürlük – Gazeteciler Cemiyeti



Sivil Toplum Afet Platformu – Hayata Destek Derneği



Çeşitlilik ve Stratejik Davalama Ağı – Kaos GL Derneği



Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu – Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği



Denge ve Denetleme Ağı – Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi


Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu

Ayrımcılığa karşı gökkuşağı... Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu projesi, toplumsal yaşamın birçok alanında ayrımcılığa, nefret söylemine, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ) bireylerin sorunlarına dikkat çekmeyi, farkındalığı arttırmayı ve sorunları en aza indirmeyi hedefliyor.

Kim yürütüyor? Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Kaos GL Derneği

Proje neleri hedefliyor? 

LGBTİ örgütlerinin ve aktivistlerinin kapasitelerini güçlendirmek,



LGBTİ örgütleri arasındaki iletişimi ve işbirliğini güçlendirmek,



Kampanyalar aracılığıyla LGBTİ hakları konusundaki farkındalığı arttırmak,



Takip ve raporlama mekanizmalarının LGBTİ bireyler ve örgütleri tarafından etkin şekilde kullanımını sağlamak,



Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin (CYCK) yeni sivil anayasaya dahil edilmesini teşvik etmek için savunuculuk ve lobicilik yapmak,



LGBTİ topluluğu arasında en dezavantajlı grup olan trans bireylere LGBTİ hareketi içerisinde yetki sağlamak ve güç kazandırmak amacıyla trans ağını güçlendirmek.

Ne kadar sürecek? 1 Ocak 2014 – 31 Aralık 2017

Proje sonunda neler ortaya çıkacak? 

LGBTİ örgütleri ağı



Trans bireyler, aktivistler ve örgütler ağı



Web sitesi



Nefret suçları, barınma, sağlık ve istihdam alanlarında tematik raporlar



Savunuculuk kitapçıkları



Kampanya broşürleri, görünürlük materyalleri

Daha fazla bilgi için: http://www.gokkusagikoalisyonu.org/

9


Denge ve Denetleme Ağı

Denge ve denetleme için bir arada... Denge ve Denetleme Ağı, Türkiye’de katılımcı ve çoğulcu demokrasinin güçlenmesi için mücadele eden bir hareket olarak geleneksel ve yeni medya aracılığı ile denge ve denetleme konusunda toplumsal bilinç ve farkındalıkla beraber toplumda oluşan bu farkındalığın aktif vatandaşlığa dönüşmesi için mekanizmaların ve araçların oluşturulması için çalışıyor. Türkiye’nin demokratikleşme sürecini canlandırma hedefini taşıyan Denge ve Denetleme Ağı üyeleri, hedeflenen demokrasi düzeyini yerine getirebilmek için yerel ve ulusal düzeyde çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Farklı dünya görüşleri, yaşam biçimleri ve siyasi tercihleri temsil eden 120 sivil toplum örgütünden oluşan Ağ, üye sayısını her geçen gün arttırıyor.

Kim yürütüyor? Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi, National Democratic Insitute, Aktif Toplum Alternatif Gelecek Derneği

Proje neleri hedefliyor? 

Egemenliğin vatandaşlara ait olduğu, hakların, hukukun üstünlüğü ile korunduğu ve net bir kuvvetler ayrılığı içeren yeni bir anayasa,



TBMM’nin yasama ve denetim kapasitesini güçlendirecek, yargı ve medyanın bağımsızlığını sağlayacak, demokratik siyasi parti yapısı ve seçim sistemini destekleyecek, güçlü bir sivil toplum inşasına imkan verecek yasal ve kurumsal reformlar,



Katılım, şeffaflık, diyalog, uzlaşma, karşılıklı saygı ve çoğulculuk değer ve ilkeleri üzerine inşa edilmiş ulusal ve yerel düzeyde bir siyasi ve sivil kültürün yerleşmesine olanak verecek mekanizmalar ve diyalog süreci.

Ne kadar sürecek? 1 Ocak 2014 – 31 Aralık 2015

Proje sonunda neler ortaya çıkacak? 

Çeşitlilik ve çoğulculuk göz önünde bulundurularak, yüzde 60’ı yerel olmak üzere 300 sivil toplum örgütünün Denge ve Denetleme Ağı’na katılımı,



Türkiye’de yedi kent ve çevre illerinde oluşturulan merkezler aracılığıyla yerel düzeyde katılım mekanizmalarının oluşturulması,



Kampanyalar ile geleneksel ve yeni medyanın kullanılmasıyla denge ve denetleme konusunda toplumsal farkındalık yaratılması,



Politika metinleri ve karar vericilerle bire bir gerçekleştirilecek görüşmelerle, karar vericiler ve kanaat önderleri düzeyinde denge ve denetleme konusunda farkındalık yaratılması.

Daha fazla bilgi için: http://birarada.org/

10


Senin Hakkın, Gençlik Hakkı

Genç haklı... Senin Hakkın, Gençlik Hakkı projesi, Ulusal Gençlik Konseyi Girişimi’nin (UGKG) politika yapıcı ve karar vericiler tarafından bir danışma yapısı olarak tanınmasını sağlama ve UGKG’yi bu yapılara ilişkin bir etki faktörü haline getirmeyi amaçlıyor. Proje çerçevesinde aktivistlerden oluşan bir aktivist havuzu oluşturularak, yerel bazda gençlikle ilgili çalışma alanlarına ve uluslararası lobiye ilişkin hak temelli bir yaklaşımla kapasite geliştirme çalışmaları yürütülecek. Bununla beraber, gençlik politikaları, gençlik hakları ve gençlik haklarının savunculuğu, gençlerin gereksinimleri ve gençlik örgütleri alanında farklı paydaşlara dönük savunuculuk ve lobi çalışmalarına odaklanılacak.

Kim yürütüyor? Gençlik Servisleri Merkezi Derneği, Toplum Gönüllüleri Vakfı

Proje neleri hedefliyor? 

Uluslararası Gençlik Konseyi Girişimi’nin (UGKG) yerel, bölgesel ve ulusal ölçekte yaygınlığını sağlamak ve yeni ortaklıklar kurmak,



UGKG’nin savunuculuk, lobi, ağ kurma, hak temelli yaklaşım, gençlik politikaları, temsiliyet ve gençlik politikalarına ilişkin kapasitesini geliştirmek,



UGKG’nin görünürlüğünü ulusal ve uluslararası düzeyde artırarak politika yapıcı ve karar vericilere dönük temsil edici bir yapıya dönüşmesini sağlamak,



Kamu kurumlarını, siyasi partileri, medyayı, uluslararası örgütleri, meslek örgütleri ve sendikaları ortak bir platformda buluşturmak,



Türkiye’deki gençlik politikalarına ilişkin hak temelli bir strateji ve öneriler geliştirerek bunları karar vericilere ve politika yapıcılara sunmak,



Türkiye’deki gençlik politikalarını evrensel değerler çerçevesinde değerlendirerek buna ilişkin kamuyu bilgilendirmektir.

Ne kadar sürecek? 1 Şubat 2014 – 31 Ocak 2017

Proje sonunda neler ortaya çıkacak? 

UGKG’nin gençlerin haklarına dönük savunuculuk yapan ve politikalara etki eden bir şemsiye yapı haline gelmesi,



UGKG üyesi kuruluşların sayısının 100’e yükselmesi,



Sivil toplum örgütleri ve kamu kurumları arasında sürdürülebilir ve demokratik bir işbirliği oluşturulması,

11




UGKG’nin savunuculuk ve lobi faaliyetlerinin bir sonucu olarak sivil toplum örgütleri ve gençlik haklarına ilişkin yasal düzenlemelerin geliştirilmesi, ilerletilmesi, olumlu yönde etkilenmesi ile gençlik hakları ve hak temelli yaklaşımın sivil toplum örgütleri ve kamu kurumları tarafından öncelikli bir alan olarak belirlenmesi,



Aktivist eğitimleri, yerel bilgilendirme ve yuvarlak masa toplantıları ve uluslararası sempozyumların yanında Türkiye’deki gençlik örgütlerine ilişkin bir haritalama çalışması ve son evrede bir izleme ve takip etkinliği.

Çeşitlilik ve Stratejik Davalama Ağı

Ayrımcılığa hayır... Çeşitlilik ve Stratejik Davalama Ağı, sivil toplum örgütlerini ve sivil toplum aktivistlerini ayrımcılık karşıtlığı için işbirliği ve beraberlik halinde yürütülecek bir ortak eylemle birleştirmenin yollarını keşfetmeyi hedefliyor. Proje çerçevesinde hukuki yardım, stratejik davalama ve hakların takibi gibi İnsan Hakları koruma mekanizmaları konusunda becerilerin ve deneyimlerin paylaşımları gerçekleşecek. Buna paralel olarak proje süresince sivil toplum örgütlerinin ulaşılması güç kurbanlara ve mağdurlara ulaşma becerisi paylaşılacak.

Kim yürütüyor? Kaos GL Derneği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı

Proje neleri hedefliyor?

12



Başvuru ortaklarının katılımlarıyla gerçekleştirilecek yönetim kurulu toplantıları,



Becerilerin, deneyimlerin ve güçlerin paylaşılması ve bunun sonucu olarak sivil toplumun güçlendirilmesi için işbirliği ve beraber çalışma atölyelerinin düzenlenmesi,



Kadınlar, HIV mağdurları, zihinsel anlamda farklı bireyler, eski mahkumlar ve LGBTİ bireyler gibi en fazla damgalanmış gruplara odaklanarak mevcut durumla ve kutuplaşmış düşünce biçimiyle baş etmek adına sosyal medya kampanyaları, etkinlikleri ve forumları,



Marjinalleştirilmiş bireyler ve hassas grupları içeren vakalar için koordine edilecek İnsan Hakları Stratejik Davalama süreci,



Haklarından en fazla mahrum bırakılmış ve en hassas birey ve grupların insan haklarını savunmalarına ve adalete ulaşmalarına destek olacak hukuki yardım mekanizması geliştirilmesi,




Yeni hedef filtreleri ve bilgi kaynakları yoluyla farklı politik, bölgesel ve sosyal seviyelerdeki insan hakları ihlallerinin ve ayrımcı eylemlerin gözlemlenmesi.

Ne kadar sürecek? 1 Nisan 2014 – 31 Nisan 2016

Proje sonunda neler ortaya çıkacak? 

Kadınlar, LGBT bireyler, HIV mağdurları, eski mahkumlar ve zihinsel farklılıklara sahip bireyler gibi marjinalleştirilmiş ve hassas grupları içeren vakalar için stratejik davalama süreci ve bu sürecinin analiz edildiği katalog,



Çeşitlilik ve stratejik davalama platformu,



Hukuki yardım ve yönlendirme için online başvurunun kabul edildiği ayrıca ulusaluluslararası mevzuat ve başvuru mekanizmalarının belirtildiği web sitesi,



Online başvuru yolu ile sağlanan hukuki danışmanlık ve yönlendirmenin raporları,



Sosyal medya kampanyaları.

Daha fazla bilgi için: http://www.ayrimciligaugradim.org/

Özgürlük için Basın

Basın ve ifade özgürlüğü farkındalığını toplumda yaratabilmek için... Özgürlük için Basın projesi, genel anlamda ifade ve basın özgürlüğü için yeni bir platform kurmayı, karar alma süreçlerini etkileyen medya personelinin, sivil toplum yapısının kapasitesini arttırmayı ve böylece demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularındaki kamuoyu tartışmalarına katılan daha dinamik bir sivil toplum yaratmayı hedefliyor.

Kim yürütüyor? Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Bilimsel Kültürel ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği

Proje neleri hedefliyor? 

Gazetecilerin ve medya çalışanlarının eğitimler, e-öğrenme, konferanslar ve basın toplantıları yolu ile kapasitesinin güçlendirilmesi,

13




Gazeteciler, sivil toplum örgütü temsilcileri, akademisyenler ve üniversite öğrencilerinden oluşan 250 kişinin temel gazetecilik eğitiminde yer alması,



Basın ve ifade özgürlüğü farkındalığının yaratılması ile İfade Özgürlüğü ve Basın Etiği Daimi Komitesi’nin kurulması.

Ne kadar sürecek? 1 Ocak 2014 – 1 Ocak 2016

Proje sonunda neler ortaya çıkacak? 

İfade Özgürlüğü ve Basın Etiği Daimi Komitesi’nin kurulması,



0800’lü Hak İhlali Bildirim Hattı’nın kurulması



Temel gazetecilik eğitimleri



Ücretsiz hukuki danışmanlık hizmeti



Çalışma kahvaltıları



Ulusal konferanslar



Türkçe ve İngilizce olmak üzere aylık, üç aylık ve yıllık raporlar

Daha fazla bilgi için: http://www.pressforfreedom.org/

Sivil Toplum Afet Platformu

Afete müdahale ve risk azaltma alanında bilgi paylaşımı forumu... Sivil Toplum Afet Platformu, afet risklerinin ve zararlarının azaltılması ile afet müdahalesi çalışmalarının etkinliğinin ve verimliliğinin arttırılmasına katkıda bulunmak için kurulmuştur. Platform, sivil toplum örgütleri arasında teknoloji ile beslenecek bir iletişim ağı aracılığıyla daha iyi bilgi akışı sağlanmasını, afet yönetimi alanında çalışan ilgili paydaşlarla daha etkin bir şekilde iletişim kurulmasını ve sivil toplum örgütlerinin uluslararası mekanizmalar ve standartlar konusunda donanımlı hale getirilmelerini hedefliyor. Platformun hedef grubu arasında, Türkiye’de afet risklerinin azaltılması ve afete müdahale alanında çalışan ve çalışma potansiyeli olan sivil

14


toplum örgütleri, kamu kuruluşları, üniversiteler, medya, özel sektör ve uluslararası sivil toplum örgütleri bulunuyor.

Kim yürütüyor? Hayata Destek Derneği, Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Mahalle Afet Gönülleri Vakfı

Proje neleri hedefliyor? 

Sivil toplum örgütleri arasındaki iletişim ve bilgi paylaşımı alışkanlıklarının gelişmesi,



Sivil toplum örgütleri ile başta Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumları ve yerel yönetimler ile iletişim ve işbirliğinin güçlenmesi,



Afet alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin kurumsal kapasitelerinin arttırılması,



Acil ve afet durumlarında sivil toplum örgütlerinin, kamu kurumlarının ve diğer paydaşların arasındaki bilgi paylaşımının güçlenmesi.

Ne kadar sürecek? 1 Şubat 2014 – 1 Şubat 2016

Proje sonunda neler ortaya çıkacak? 

İlgili sivil toplum örgütleri arasında bir platform oluşturulması,



Bilgi derleme ve akışını sağlayacak bir web portal kurulması,



Bu portalı besleyecek bir teknolojik altyapı ve web tabanlı programların geliştirilmesi,



Kamu kurumları ile sivil toplum örgütlerinin koordineli çalışmasının sağlanması,



Afet alanında çalışan kurumların kapasitesi ve gönüllü-profesyonel insan kaynağının geliştirilmesi,



Platformun temel paydaşlar açısından işlevli, yeni üyelerin katıldığı, sürdürülebilir bir yapıya sahip olması.

Daha fazla bilgi için: http://sitap.org/

15


Can Candan’la Benim Çocuğum ve Sivil Düşün AB Programı üzerine...

A

kademisyen ve belgesel sinemacı Can Candan, son bir yıldır konuşulan, çocukları eşcinsel, biseksüel ya da trans bireyler olan Türkiyeli bir grup anne ve babanın hikayesini seyirciye taşıyan, uzun metraj belgesel Benim Çocuğum’un yönetmeni. Candan, lisans ve doktorada film ve medya sanatları okuduktan sonra, 1995’ten bu yana çeşitli üniversitelerde ders verdi. 2007’den bu yana Boğaziçi Üniversitesi’nde. 1989’dan beri ise bağımsız filmler yapıyor. Benim Çocuğum, Candan’ın üçüncü uzun metraj belgesel filmi. Sivil Düşün AB Programı, Benim Çocuğum’un Avrupa Parlamentosu gösterimine ve LGBTT Aileleri İstanbul Grubu’nun (LİSTAG) Türkiye’de LGBT Haklarını Yeni Anayasa Sürecinde savunuculuk çalışmalarına destek verdi.

Benim Çocuğum’un yolculuğundan söz edebilir misiniz? Benim Çocuğum’un yolculuğu Ekim 2010’da LİSTAG ile yollarımızın kesişmesi ile başladı. LİSTAG’dan dört ebeveyn Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşen “Türkiye’de Trans Kimlikler ve Kuir” konferansında bir panele konuşmacı olarak katılmışlardı. Onların hikayelerini dinlerken bende bu belgeseli yapma fikri oluşmuştu. Onlar da hikayelerini kamusal alanda paylaşmaya hazır oldukları için hala devam eden işbirliğimiz başlamış oldu. Filmin ön çekimleri 2011 Onur Yürüyüşü ile başladı. Daha sonra yaklaşık altı ay süren bir bütçe oluşturma çalışması yürüttük. İlk aşamada internet üzerinden bir kitle fonlama kampanyası gerçekleştirdik. Dünyanın farklı ülkelerinden 300’ün üzerinde destekçimiz oldu, LGBT örgütleri birçok dayanışma etkinliği düzenledi. Daha sonra da kurumsal destekçiler sayesinde hedeflediğimiz bütçeyi oluşturabildik. Filmin çekimleri 2011’in sonunda başladı ve 2012 Onur Yürüyüşü ile bitti. Filmin kurgusu yaklaşık altı ay sürdü ve ilk gösterimimizi Şubat 2013’te Atlas Sineması’nda yaptık. O zamandan bu yana da filmin 130’un üzerinde gösterimini yaptık. Festivallerde, üniversitelerde, forumlarda, okullarda, derneklerde gösterdik. Altı hafta vizyona sokabildik. DVD’sini çıkardık ve internet üzerinden ulaşılabilir hale getirdik. Bu süreçte bolca basında yer aldık, çeşitli ödüller aldık.

Filme ilgi giderek büyüyor mu? Nasıl tepkiler alıyorsunuz? Halen devam etmekte olan dağıtım ve tanıtım çalışmalarımız sayesinde ilk gösteriminden bu yana filme ilgi istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Bu sayede film daha duyulur, bilinir oluyor. Medyanın ve genel olarak insanların ilgisi beklediğimizin üzerinde oldu. Tepkilerin hemen hemen hepsi çok olumlu. Böyle bir belgesele bu toplumun ihtiyacı varmış. Bu kadar yoğun bir ilgiyi hayal etmemiştik. Gösterimlerimiz devam ediyor.

LİSTAG’la ilgili söylemek istedikleriniz var mı? 2008’de birkaç anne ve babanın bir araya gelmesi ile yola çıkan LİSTAG bence Türkiye’de çok önemli bir iş yapıyor. Homofobinin ve transfobinin bu seviyede olduğu, LGBT bireylerin cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri nedeni ile öldürüldüğü bir ülkede aile kurumunun içinden heteroseksizm, homofobi ve transfobiye karşı mücadele

16


etmenin çok etkili ve dönüştürücü bir siyasi eylem biçimi olduğunu düşünüyorum. LİSTAG’ın filmden önce başlayan bu mücadelesi, filmle birlikte katlanarak devam ediyor ve yavaş da olsa bence toplumda farkındalık ve bir dönüşüm yaratıyor. Bu da LGBT hak mücadelesine önemli bir katkı sağlıyor.

Sivil Düşün AB Programı hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz? Sivil Düşün AB Programı, Benim Çocuğum’un Avrupa Parlamentosu gösterimi ve LİSTAG’ın Türkiye’de LGBT Haklarını Yeni Anayasa Sürecinde savunuculuk çalışmalarına verdiği destek ile sivil toplum inisiyatiflerinin çok ihtiyacı olan maddi desteği sağlamıştır. Sivil toplumun güçlenmesi açısından bu tür destekler çok önemlidir.

Sloganımızı belki biliyorsunuzdur, “Her şey bir sivil düşle başladı.” Sizin sivil düşünüz ne? Benim sivil düşüm bu ülkede insanların kendi hayatları ve gelecekleri konusunda söz sahibi olmaları, yönetimin yatay bir şekilde yapılanması ve bu süreçlerde insanların birbirlerine dokunabilmeleri, birbirlerini anlayabilmeleri, birlikte ağlayabilmeleri, birlikte gülebilmeleri.

Aktivizm denince aklınıza ne geliyor? Aktivizm denince aklıma toplumu dönüştürmek için el ele uzun soluklu mücadele vermek geliyor. LİSTAG gönüllülerinin yaptığı gibi.

Türkiye’de hak temelli çalışmaların ve aktivizmin şu anda bulunduğu durum ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bence bu konuda Türkiye’de çok önemli bir aşamadayız. Demokratik yeni bir Türkiye’nin oluşması için muhalif seslerin bir araya gelebilme denemeleri yapıyoruz. Burada gençler başı çekiyor. Muhalefet eskiyi ve kendini sorgulayarak yeni muhalefetlerin nasıl olabileceğini deneyimliyor. Ezberler bozuluyor. Bunun en somut örneği Gezi direnişiydi. Hrant Dink’in cenazesi, Berkin’in cenazesi önemli toplumsal tepkilerdi. Bu uzun sürecek bir maraton ama artık bence geriye dönüş yok.

Türkiye’de LGBTİ bireylere yönelik en büyük sorunun/ sorunların neler olduğunu düşünüyorsunuz? En büyük sorun can güvenliği ve yaşama hakkı başta olmak üzere sağlığa erişimde, çalışma hayatında, eğitimde ayrımcılığa uğramama gibi en temel haklarının sürekli ihlal ediliyor olması.

Sizce çözüm ne? Çözüm aslında basit ve diğer hak mücadelelerinden bağımsız ve ayrı gayrı da değil. Hakların tanınması ve bunlarla ilgili gerekli yasaların yürürlükte olması ve fiilen de uygulanması. LGBT örgütlerinin söyledikleri de bu: “Her Alanda Ayrımcılıkla Mücadele İçin Bize Bir Yasa Lazım.” Tabii bu çözüme ulaşabilmek için yılmadan mücadele etmemiz gerekiyor. Umarım bu mücadele devam ederken gencecik insanlar nefret cinayetlerinin kurbanları olmaya devam etmez.

17


Aktivizm ve hak temelli çalışma denince...

Aktivizm nedir? Türkiye’de aktivizmi nasıl bir gelecek bekliyor?

U

luslararası haklar sistemi temel, sosyal, ekonomik ve kültürel alandaki insan hak ve özgürlüklerinin yanı sıra hayvan hakları, çevre hakları, doğa hakları gibi geniş bir çerçeveyi kapsıyor. Hak temelli yaklaşan sivil aktivistler ise bu hak ve özgürlüklerin tanınması ve korunması ile bunlara saygı duyularak güvence altına alınması için çalışıyorlar. Sivil Düşün AB Programı’nın hak temelli çalışmalarına destek olduğu sivil aktivistlere ve sivil toplum temsilcilerine aktivizmin tanımı ile Türkiye’de aktivizm ve hak temelli çalışmaların şu andaki durumu ve geleceğini nasıl gördüklerini sorduk.

Aktivizm nedir? “Çok çalışma, hep çalışma ve arada tökezler gibi olsa da hiç bitmeyen bir umuda sahip olma.” Veysel Eşsiz, Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci Savunuculuk ve Destek Programı

“Aktivizm öncelikle gönülden ve yapınca büyük mutluluklar veren işlerdir bana göre. Sesi olmayanın sesi olmak, dernekte bardak yıkamak, telefona bakmak, ataerkil düzene karşı gelmek, dayatılan geleneksel kadınlık rollerini reddetmek, duyguları bastırmamak, haykırmak.” Deniz Selin Şapka, LGBTİ aktivisti

“Aktivizm bir yaşam tarzı bana göre. Ya aktivistsinizdir ya değilsinizdir. En çok ‘direnmek’ geliyor benim aklıma. Pasif de olabilirsiniz, aktif de. Bazen sadece kendi fikrinizi söylersiniz, bu da bir aktivizmdir.” Deniz Işıker Bedir, Kadim Akademi Derneği

“Hızlı, cesur, dikkatli. Sürece de sonuca da aynı özeni göstermek.” Zafer Kıraç, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği 

18


Türkiye’de aktivizm ve hak temelli çalışmalar ne durumda? Nasıl bir gelecek bekliyor? “Oldukça önemli aşamaların kaydedildiği bir gerçek. Örneğin LGBTİ bireyler ve engelli kadınlar artık çok daha fazla görünür ve çok iyi işler başarıyorlar. Tabii bu olumlu gelişmelerin yanı sıra hala gölgede kalan gruplar da var, örneğin kâğıtsız durumda olan göçmenler, vatansızlar, insan ticareti mağdurları. Dolayısıyla bu alanlarda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var ve bu alanda çalışan gruplarla ya da kişilerle daha fazla dayanışma göstermek gerekiyor.” Veysel Eşsiz, Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci Savunuculuk ve Destek Programı

“Bence hem iyi hem kötü bir yerdeyiz. İyiyiz, çünkü insanlar daha duyarlı. Özellikle sosyal medya yoluyla artık birçok insana ulaşabiliyorsunuz. Bu bazen hapisteki hasta tutuklular için oluyor, bazen savaşta ölen çocuklar için, bazen hayvan hakları için. Kötüyüz, çünkü yapılan işlerin içi daha boş, yani insanlar internette bir imza vererek vicdanlarını rahatlatıyorlar. Örneğin kadın cinayetleri her gün gerçekleşiyor. Bununla ilgili imza vermek yerine daha etkin bir şeylerin yapılması gerekiyor. Bir de insan hakları ihlalaleri bir bütün olarak düşünülmüyor. Kendi hassas olduğu konuya duyarlılık geliştirenler diğer ihlale destek olabiliyor. Bu da büyük bir çelişki bana göre.” Deniz Işıker Bedir, Kadim Akademi Derneği

“Herhangi bir siyasi parti çatısı altında olmayan derneklerin çalışmalarını daha samimi buluyorum. Hak temelli örgütlerin bağımsız olmalarından yanayım. Özellikle kadın ve LGBTİ örgütlerinin bağımsız olmaları her kesimden insana ulaşabilmeleri çok önemli. Bağımlı olunsa bile öncelikli politikaların unutulmaması ve hak temelli ortak noktalarda buluşulan örgütlerle dayanışma için olunması lazım. Geçmiş geçmiştir ama gelecek her zaman umutlandırır beni çünkü zaman ilerledikçe insanlar öğreniyorlar ve dönüştürüyorlar kendilerini. Bu kadar iyimser de olmak yanlış olabilir. Gerçekçi olmak gerekirse birbirimize dokundukça ve anlamaya çalıştıkça gelecek de o kadar parlak olur.” Deniz Selin Şapka, LGBTİ aktivisti

“Daha alınacak çok yol var. Şu anda en büyük sorun sürecin önemsenmediği, sadece sonuca odaklanan bakış açısı.” Zafer Kıraç, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

19


Sivil Düşün AB Programı ile İstanbul’un artığına farklı bir bakış

Artıkişler Kolektifi’nden Alper Şen ile çalışmaları, projeleri, aktivizm ve Sivil Düşün AB Programı üzerine...

A

rtıkişler Kolektifi, 2007 yılından beri video ve diğer görsel sanat alanlarında bağımsız çalışmalar üreten kişi ve kolektiflerin yapmış olduğu çalışmaları ortak bir platformda toplamak ve bu çalışmaları farklı alanlarda sergilemek, gösterme ve yayınlamak amacıyla kuruldu. Sivil Düşün AB Programı’yla hayata geçen “İstanbul’un

Artığı” projesi toplumsal alandan dışlanan ve görünmez kılınmaya çalışılan toplayıcıların İstanbul’un kültür ve sanat merkezi olarak görülen Beyoğlu ve bu merkez algısını “çevreleyen” ilçelerden biri olan Ümraniye ilçelerinde toplayıcıların çalışma ve yaşam koşullarına, bu koşulları yaratan göç, işsizlik, dışlanma gibi etkenlere eğiliyor.

Artıkişler Kolektifi nasıl çalışıyor? Sistem nasıl işliyor? Artıkişler Kolektifi’ni birlikte bağımsız video çalışmaları üretmek isteyen kişilerin dayanışarak, paslaşarak ya da teknik destekle oluşturduğu bir video yapım ağı olarak tarif edebiliriz. Belirli bir sistemimizin olduğunu söylemek zor, daha çok yapılan işin politik ve estetik içeriği bizim için önemli. Ardından üretilen her işin de kendisine göre bir işleyişi ve düzeni olduğunu düşünerek her çalışmanın yöntemine de farklı bir gözle bakmaya çalışıyoruz. Bağımsız bir yapım süreci olarak tarif ettiğimiz sürecin daha çok yapımın koşullarını kendisine özgün kılmaktan geçtiğine inanıyoruz.

İstanbul’un Artığı’ndan söz edebilir misin? Nasıl bir rota izliyorsunuz? İstanbul’u Türkiye’nin içeriğinin sıkıştırılmış hali olarak düşünürsek, bu şehrin artığını da bu ülkenin ardında bıraktığı nesneler / durumlar / düşünceler / kişiler olarak görebiliriz. İstanbul’un Artığı ise dar çerçevesi ile bir çevre sorununun da ötesinde, bu topraklarda ardımızda bıraktığımız fiziksel / kavramsal durumları ve halleri sorgularken bu sorgulamayı da öncelikle kendimize yönelttiğimiz bir video + fotoğraf + kitap projesi olarak ortaya çıktı. İzlediğimiz rota ise bu şehrin merkezi olarak görebileceğimiz Beyoğlu ilçesinden yola çıkıp şehrin kenar ilçelerinden biri olan Ümraniye’ye doğru ilerliyor. Şehrin merkezinin çevresi ile kurduğu / kuramadığı ilişkileri yine bu şehirde yaşayan, üreten, tüketen bizlerin gözüyle anlamaya çalıştığımız bir çalışma diyebiliriz. Rotamız ise aslını sorarsanız doğal ve basit bir akış izliyor: Evlerimizden çıkıp 28 Nisan 1993 yılında Ümraniye’de yaşanan çöp dağı patlamasının izlerini aramak için yola koyuluyoruz.

20


Artıkişler Kolektifi’nin gelecekte yapmayı planladığı başka projeler neler? Gelecekte de buna benzer çalışmalara devam etmeyi umuyoruz. Yayılmak ve çokluğun görüntüsünün politik ve kültürel kodlarını anlamaya çalışmak ve büyümeden ancak genişleyerek birlikte işler üretmek niyetindeyiz.

Artık/atık tanımını nasıl yapıyorsunuz? Mutenaştırma üzerinden mi yapıyorsunuz? Artık ya da atık, en genel kelime anlamıyla geride bıraktığımız, görünürdeki işlevini yitirdiğini düşündüğümüz şey. Tüketim toplumunun bir ürünüdür artık ya da atık. Ancak bu artık kelimesini sadece mahallemizdeki çöpler üzerinden bakarsak kelimenin bize söylediklerini de duymamış olabiliriz. Bu nedenle artık diye tarif ettiğimiz şeyi sokaktaki artığın değeri ile yıkılmak üzere olan bir evin değerinin göreceli durumlarını karşılaştırarak anlarız düşüncesiyle bu çalışmayı gerçekleştiriyoruz. Her anlamıyla artığın değerli hale sokulduğu/dönüştüğü ya da değersizleştiği durumlar, aynı zamanda ülkenin politik, ekonomik ve kültürel temellerini de anlamımızı sağlıyor. Mutenaştırmaya eğilmemizin nedeni de bir anlamda ‘artık binaların/sokakların’ yeniden kullanıma açıldığı durumlarda, o binalarda kötü koşullarda yaşamak zorunda kalan insanların hangi nedenlerden dolayı o binalardan daha değersiz hallere düşürüldüklerini sorgulama çabamız. Bu nedenle “nitelikli atık” denilen şeyin değerini kimler neden hangi koşullarda belirliyor, bunu anlamaya çalışıyoruz.

Sivil Düşün AB Programı hakkındaki düşünceleriniz neler? Sivil Düşün AB Programı toplumsal sorunların tartışılması, çözümü ya da farkındalık yaratılması aşamasında verdikleri hızlı ve pratik destekle önemli bir eksiği gideriyor. Proje diline dökülemeyen birçok çalışmayı destekleyerek bu alanda özellikle resmi bir tüzel kimliği olmayan yapıları ve bireyleri de destekleyerek aktivizm çalışmalarına ciddi katkılarda bulunuyor.

Sloganımızı belki biliyorsunuzdur, “Her şey bir sivil düşle başladı.” Sizin sivil düşünüz ne? Bir sivil düşümüzün olduğunu söylememiz zor. Her birimizin birçok düşü var. Bu düşleri ortaklaştırdıkça paylaştıkça da düş olmaktan çıkardığımızı ve gerçekleştirmeye başladığımızı düşünüyoruz.

21


Fotoğraf : Ali Saltan

Aktivizm denince aklınıza ne geliyor? Aktivizmi, kişinin kendisini ve çevresini fark etmesi, sorular sorması ve sorgulaması ve bunların sonunda bir şeyleri değiştirebilmek için yapabileceği bir şeyler olduğunu fark edip eyleme geçmesi ve başkalarıyla bir amaç uğruna bir araya gelmesi olarak düşünebiliriz.

Türkiye’de hak temelli çalışmaların ve aktivizmin şu anda bulunduğu durum ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Hak ihlallerinin sık yaşandığı ve toplumun her katmanının bu ihlallere uğradığını bir ülkede, hak temelli çalışmalar öncelikle kişilerin, grupların ne tür haklara sahip olduğunu fark etmeleri açısından önem taşıyor. Türkiye’de bireylerin ve grupların sahip olduğu haklara dair bir farkındalık yaratılmasında aktivizmin rolü gün geçtikçe de yaygınlaşıyor. Yaşanan hak ihlallerinin duyurulması ile kişi ve grupların kendi haklarından haberdar olmalarının da hak ihlallerinin önlenmesindeki ilk aşama olduğunu düşünüyorum.

Fotoğraf : Ali Saltan

22


“Her şey bir sivil düşle başladı.” Sizin sivil düşünüz ne? “Kurumsal olarak düşünmek gerekirse ‘ben’ değil ‘bizim’ düşümüz insani ve insanlık onuru bakımından herkesin eşit düzeyde haklarından faydalanması, en azından haklar konusunda farkındalıklara sahip olması. Saygının, sevginin ve önemlisi de empatinin hakim olduğu, herkesin eşit ama bazılarının daha da eşit olmadığı bir dünyanın hayalini kuruyoruz.” Hakan Karabulut, Avrupa Gençlik Topluluğu Derneği

“Adına vakıf kurulan İsmail Beşikci’nin bu ülkede düşünceleri uğruna yıllarını hapiste geçirdiği düşünülürse ifade ve düşünce özgürlüğünü bizim sivil bir düşümüz olarak görüyoruz.” Tülin Dağ, İsmail Beşikci Vakfı

“Birbirinden farklı sivil düşlerle, farklılıklarımızla, birlikte eşit bir biçimde var olabilmek.” Nurdan Düvenci, Bağımsız Araştırma Bilgi ve İletişim Derneği

“Tüm insanların eşit olması, çağdaş ve demokratik bir ülke olması, emeğin en yüce değer olması, sömürünün ve zulmün olmaması. Ülkemde ötekileştirilmiş, yok sayılmış, sadaka bilinci ile bakılmış engelli toplumunun eğitimde, istihdamda, sosyal yaşamda, erişimde, ulaşımda eşit olması.” Şükrü Boyraz, Engelli erişimi aktivisti

“Sivil düşüm barışın daim olması ve barışta bizim de bir katkımızın olması. Yaşadığımız bölge savaşlarla, travmalarla, acılarla dolu. Ama insanları ayakta tutan bir şey var, o da düşleri, umutları... O yüzden benim sivil düşüm, savaşsız, darbesiz herkesin fikirlerinden, inançlarından, yaşam tarzından ve ideolojisinden dolayı zarar görmediği bir gelecek.” Deniz Işıker Bedir, Kadim Akademi Derneği

“Benim sivil düşüm ayrımcılığın olmadığını, insan haklarının temel alındığını, kendilerine sivil toplum diyenlerin hakikaten sivil olarak alanlarında hak temelli çalışmalar yaptığını görmektir.” Gülnur Türen, Manisa Kent Konseyi Engelli Meclisi

“Hapishanelerin olmaması büyük düşüm. Sonraki çok zor, biliyorum ama, yaşadığım ülkede hapishanelerdeki kötü muamele ve işkencenin son bulması.” Zafer Kıraç, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

“Kadın, yaşam özetidir.” Gülten Düzen, Yüksekova Kadın Derneği

23


Siz de sivil düşünüzü buraya yazabilirsiniz...

24


Bükreş Sok No 3/10 06680 Çankaya Ankara T. 0312 428 05 61 / 0312 428 05 62 F. 0312 428 05 63 info@sivildusun.eu

Sivil Düşün AB Programı; sivil toplum örgütleri, aktivistler ve sivil ağlar için Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu tarafından yürütülen yenilikçi, esnek ve katılımcı bir Avrupa Birliği Programıdır.

www.sivildusun.eu

Sivil Düşler  
Sivil Düşler  

Sivil Düşün AB Programı tanıtım bülteni: Her şey bir sivil düşle başladı...

Advertisement