Page 74

"Derken, inanabilir misin, Bay Pearson, aklının ucundan bile geçemeyecek kadar mantıksız bir fikre kapıldı. İlle biz de o lokantaya araştırmalarda bulunacaktık. Onunla tartıştım, yalvardım, ama dinlemedi. Kılık değiştirmekten söz ediyordu hatta- söylemesi bile beni çıldırtıyor, bıyığımı tıraş etmemi önerdi. Sadece bunu. Bunun gülünç ve de saçma bir fikir olduğunu belirttim. İnsan güzel bir şeyi sebepsiz yere yok eder mi! Hem bıyığı olan Belçikalı bir centilmen de bıyıksız biri gibi hayatı görmeyi ve afyon çekmeyi isteyemez miydi? "Bay Pearson sonunda bıyığıma ilişmekten vazgeçti, ama ilk proje sinde ısrar ediyordu. O akşam çıkageldi, ama ne kılıkta Tanrım! Kaba yünlü bir kumaştan bir ceket giymişti, çenesi kirli ve tıraşsızdı; hele boynundaki atkı insanın gözü kadar burnunu da rahatsız ediyordu. Ve düşün ki adam eğleniyordu! Bu İngilizler gerçekten kaçık! Benim görünüşümde de bazı değişiklikler yaptı. Buna göz yumdum. Bir kaçığa derdini anlatabilir misin? Birlikte yola çıktık... onun yalnız gitmesine nasıl göz yumabilirdim? Kılık değiştirme oyunu oynayan bir çocuktan farkı yoktu.' "Tabii ki onu yalnız bırakamazdınız," diye karşılık verdim. "Neyse öykümüze devam edelim, oraya vardık. Bay Pearson garip bir İngilizce konuşarak kendini bir denizci olarak tanıttı. İçinde bir sürü Çinli olan alçak tavanlı küçük bir odaydı. Garip yemekler yedik. Ah Tanrım, zavallı midem!" Poirot iki elini dramatik bir hareketle karnına bastırdı. "Neden sonra lokantanın sahibi yanımıza geldi. Yüzünde hain bir gülümseyiş olan bir Çinliydi. "'Siz centilmenler buranın yemeklerini sevmemek,' dedi. 'Daha çok seveceğiniz bir şey için geldiniz, değil mi? Bir çubuk gibi he?' "Bay Pearson masanın altından bacağımı dürttü. Üstelik ayaklarında denizci çizmeleri vardı. 'Bana göre hava hoş, John. Sen ne dersin?' dedi. "Çinli bizi bir kapıdan geçirerek bir mahzene indirdi, sonra bir kapak kaldırarak birkaç basamak aşağıdaki odaya aldı. Bütün duvarların dibineson derece rahat görünüşlü divanlar ve yastıklar dizilmişti. Divanlardan birine uzandık, bir Çinli çocuk da çizmelerimizi çıkardı. Bütün akşamın en güzel anıydı. Sonra bize afyon çubuklarını getirdiler ve afyonlarını kızdırdılar; biz de çubukları tüttürür ve uyuyup düş görür gibi yaptık. Ama yalnız kaldığımızda Bay Pearson bana seslendi ve yerde sürünmeye başladık. Başka kimselerin uyukladıkları başka bir odaya geçtik. Yolumuza devam edince iki kişinin konuştuğunu duyduk. Bir perdenin arkasına gizlenerek kulak kabarttık. Wu Ling'den söz ediyorlardı. "İçlerinden biri, 'Belgeler nerede?' diye sordu. "Arkadaşı, 'Bay Lester aldı onları,' diye yanıt verdi. 'Onların hepsini emin bir yere, polislerin bakmayacağı bir yere koyun,' dedi."Adamların ilki, 'Ama onu enselediler,' dedi. '"Onu serbest bırakacaklar. Polis onun yaptığına emin değil.'" "Bu şekilde daha bir süre konuştular, sonra iki adamın bizim bulunduğumuz yöne yaklaşmakta olduklarını fark edince yataklarımıza döndük. "Pearson aradan birkaç dakika geçtikten sonra, 'Buradan çıksak iyi olacak,' dedi. 'Sağlıklı bir yer değil.'

Hercule Poirot Iz Üzerinde Agatha Christie  

ZAFER BALOSUNDAKİ OLAY AGATHA CHRISTIE HERCULE POIROT İZ ÜZERİNDE TÜRKÇESİ: MERAL GASPIRALI KİTABIN ORİJİNAL ADI: POIROT'S EARLY CASES YAYIN...