Page 47

Fakat Poirot kararlı bir tavırla daireden çıktı. "Adamcağızı adamakıllı telaşlandırdık, öyle değil mi?" diye kıkırdadı. "Bakalım, yarına kadar ne olacak?" Ama Hardman olayını daha aynı gün öğleden sonra hatırlamamız kaçınılmazdı. Kapımız aniden açıldı ve insan kılığında bir kasırga, peşinde bir samur kürk uçurarak -hava İngiltere'deki bir haziran gününün olabileceği kadar soğuktu- ve başında katledilmiş kartal tüyleriylesüslü bir şapkayla içeri daldı. Kontes Vera Rossakov gerçekten de bulunduğu yeri allak bullak eden bir kadındı. "Bay Poirot musunuz? Nedir bu yaptığınız? O zavallı genci suçlamak da nereden aklınıza geldi? Bu çok ayıp, çok çirkin. Bu bir skandal. Onu tanıyorum ben. O, kuzudan farksız biridir... asla bir şey çalamaz. Bana ne büyük iyilikleri oldu bilseniz. Onun yok yere kurban edilmesine katlanamam." "Söylesenize, hanımefendi: bu onun tabakası mı?" Poirot kutuyu kadına uzattı. Kontes bir an durup tabakayı inceledikten sonra, "Evet, onun tabakası," dedi. "Onu tanıyorum. Ama ne çıkar bundan? Tabakayı odada mı buldunuz? Hepimiz oradaydık, zavallı düşürdü demek. Ah siz polisler Kızıl Muhafızlardan da betersiniz!" "Peki, bu onun eldiveni mi?" "Ben nereden bileyim? Eldiven eldivene benzer. Sakın beni durdurmaya çalışmayın -zavallının serbest bırakılması gerekiyor. Adı derhal aklanmalı. Bunu da siz yapacaksınız. Bunun için mücevherlerimi satacağım ve size çok para vereceğim." "Hanımefendi." "Kabul, değil mi? Hayır, itiraz etmeyin. Zavallı çocuk! Gözyaşı içinde bana geldi. 'Seni kurtaracağım,' dedim. 'O canavar adama giceğim. Sen işi Vera'ya bırak.'Anlaştık, değil mi? Ben şimdi gidiyorum." Kontes gelişi kadar patavatsızca odadan dışarı fırladı ve arkasına insanı bunaltan egzotik bir parfüm kokusu bıraktı. "Ne kadın!" diye atıldım. "Kürk mantosuna da diyecek yok!" "Evet, kürkü sahici. Sahte bir kontesin sahici kürkü olabilir mi? Şaka, şaka, Hastings... Hayır, o gerçekten Rus olsa gerek. Demek Bay Bernard ona bizi şikâyete gitti." "Sigara tabakası onun. Acaba eldiven de ona mı ait?" Poirot gülümseyerek cebinden ikinci bir eldiven çıkarıp ilkinin yanına koydu. Eldivenlerin bir çift oldukları şüphe götürmezdi. "İkinci eldiveni nereden buldunuz, Poirot?" "Bury Sokağı'ndaki evin holünde bir masanın üstüne atılmıştı. Bu kez gerçekten çok dikkatsiz bir genç adam. Ama biz işimizi tam adamıyız. Âdet yerini bulsun diye Park Lane'e de küçük bir ziyarette bulunacağım." Söylemeye gerek yok, ben de dostumla birlikte gittim. Johnston evde yoktu, ama özel sekreteriyle görüşebildik. Böylece, Johnston'un , Güney Afrika'dan yeni geldiği ortaya çıktı.Daha önce İngiltere'de hiç bulunmamıştı.

Hercule Poirot Iz Üzerinde Agatha Christie  

ZAFER BALOSUNDAKİ OLAY AGATHA CHRISTIE HERCULE POIROT İZ ÜZERİNDE TÜRKÇESİ: MERAL GASPIRALI KİTABIN ORİJİNAL ADI: POIROT'S EARLY CASES YAYIN...