Page 46

"Sizin tabakanız mı? Hiç sanmam, mösyö. Bunlar sizin adınızın baş harfleri değil ki." Poirot böyle diyerek girift olmuş platinden iki harfi işaret etti. Hardman tabakayı eline aldı. "Haklısınız," dedi sonunda. "Benimkine çok benziyor, ama baş harfler farklı. Bir 'B' ve bir 'P'. Tanrım! Parker!" "Öyle görünüyor," dedi Poirot. "Oldukça dikkatsiz bir genç adam özellikle eldiven de onunsa. Öylesi çifte ipucu olurdu, değil mi?" Hardman, "Bernard Parker ha!" diye mırıldandı. "Çok rahatladım! Neyse, ziynetleri geri almayı size bırakıyorum, Bay Poirot. Eğer uygun görürseniz suçu polise bildirin. Yani suçlunun Parker olduğuna emin olursanız." Birlikte evden çıktığımız sırada Poirot, "Bak, gördün mü," dedi. "Bu Bay Hardman'ın soylular için bir yasası, sıradan insanlar içinse bir başka yasası var. Ben henüz bir soyluluk unvanıyla ödüllendirilmediğim için sıradan olanlardan yanayım. O genç adama da sempati duyuyorum. Bu hikâye biraz garip, değil mi? Hardman, Lady Runcorn'dan şüpheleniyordu, ben ise kontesle Johnston'dan şüpheleniyordum, oysa aradığımız kişi sıradan Bay Parker'miş." "Niçin öbür iki kişiden şüphelendiniz?" "Neden şüphelenmeyecektim! Bir Rus mültecisi ya da Güney Afrikalı bir milyoner olmak o kadar basit bir iş ki. Herhangi bir kadın kendine Rus kontesi diyebilir ya da bir adam Park Lane'de bir ev satın alıp kendine Güney Afrikalı milyoner süsü verebilir. Onları kim yalancılıkla suçlayacaktır ki? Ama Bury Sokağı'ndan geçtiğimizi görüyorum. Dikkastsiz genç dostumuz burada oturuyor. Demiri tavında dövmek gerekirmiş, değil mi?" Bay Bernard Parker evindeydi. Onu üzerinde mor ve sarı renkli bir robdöşambrla yastıkların üstüne boylu boyunca uzanmış yatarken buluk. Pek az insanı bu beyaz ve efemine yüzlü ve yapmacık bir şekilde peltek peltek konuşan genç adam kadar antipatik bulmuşumdur. Poirot, "Günaydın, bayım," dedi. "Bay Hardman'dan geliyorum. Birisi dünkü davet sırasında bütün ziynetlerini çalmış bulunuyor. Bu eldivenin size ait olup olmadığını sorabilir miyim?" Bay Parker'in kafası pek o kadar hızlı çalışır görünmüyordu. Düşüncelerini toparlamak istermiş gibi eldivene gözlerini dikmişti. "Bunu nerede buldunuz?" diye sordu sonunda. "Bu sizin eldiveniniz mi?" Bay Parker karar vermeye çalışıyordu. "Hayır, değil," dedi. "Ya bu tabaka sizin mi?" "Tabii ki değil. Ben gümüş tabaka kullanırım." "Tamam, mösyö. Bu durumda polise başvurmaktan başka seçeneğimiz kalmadı." Bay Parker biraz kaygılanmış gibi, "Sizin yerinizde olsam bunu yapmazdım," diye yerinden fırladı. "Polisler hiç de sevimli kişiler değillerdir. az bekleyin. Gidip ihtiyar Hardman'ı göreceğim. Durun, bekleyin."

Hercule Poirot Iz Üzerinde Agatha Christie  

ZAFER BALOSUNDAKİ OLAY AGATHA CHRISTIE HERCULE POIROT İZ ÜZERİNDE TÜRKÇESİ: MERAL GASPIRALI KİTABIN ORİJİNAL ADI: POIROT'S EARLY CASES YAYIN...