Page 108

Bayan Henderson, "Muhafız alayındandı, değil mi?" diye mırıldanarak yıkıcı sözlerini tamamladı. "Muhafız alayı ha? Saçma. Herif müzikhol sahnesindeydi! Gönüllü olarak gittiği Fransa'da konserve kutularını sayarak görev süresini doldurmaya bakmış. Almanların attığı serseri bir bomba yüzünden kolundan bir yara alarak yurda dönmüş. Ve nasıl olduysa kendini Lady Car-rington'un hastanesinde bulmuş." "Demek o şekilde tanışmışlar." "Aynen öyle! Herif yaralı kahraman rolü oynamış. Lady Carrington'da fazla akıl yok, ama tonlarla para var. İhtiyar Carrington savaş levazımı işindeymiş. Kadıncağız altı aydır dulmuş. Herif onu kaşla göz arasında avlamış. Lady ona Savunma Bakanlığı'nda bir iş koparmış. Albay Clapperton ha! Pöf!" General yine kişner gibi bir ses çıkardı. Bayan Henderson, "Savaştan önce de bir müzikhol sahnesindeydi ha," diye mırıldandı. Bu arada kibar görünüşlü ve kır saçlı Albay Clapperton'un dinleyicilerini güldürmek amaçlı şarkılar söyleyen kırmızı burunlu komedyen imajıyla bağdaştırmaya çalışıyordu. General Forbes, "Aynen öyle!" diye tekrar etti. "Bunları ihtiyar Bassingtonffrench'den duydum. O ise 'Porsuk' Cotterill'den, Cotterill de 'Muhbir' Parker'dan duymuş." Bayan Henderson başını salladı. "Böylece sorun çözümlenmiş görünüyor!" dedi. Yanlarında oturan ufak tefek bir adamın yüzünden hafif bir gülümseme gelip geçti. Bayan Henderson gülümseyişi gözden kaçırmadı Dikkatli bir insandı. Bayan Henderson'un son sözlerindeki alayı beğendiğini anlatıyordu bu gülümseyiş. Oysa bu alayı general fark etmemişti bile.Aslında gülümseyişlerin bile farkında değildi. Saatine baktıktan sonra yerinden kalkıp, "İdman zamanı," dedi. "İnsan formunu korumalı." Bundan sonra açık kapıdan güverteye çıktı. Bayan Henderson kendisine az önce gülümseyen adama baktı. Bu kibar bakış, kendisiyle aynı şekilde yolculuk yapan biriyle konuşmaya hazır olduğunu anlatıyordu. Ufak tefek adam, "General enerjik biri, değil mi?" dedi. Bayan Henderson, "Günde kırk sekiz kere güvertede tur atıyor," dedi. "Ne dedikoducu adam, değil mi? Bir de biz kadınların dedikoducu olduğumuzu söylerler." "Ne büyük nezaketsizlik!" Bayan Henderson, "Fransızlar daima naziktirler," dedi. Sesinde bir soru nüansı seziliyordu. Ufak tefek adam, "Belçikalılar, hanımefendi," diye hemen düzeltti. "Ya! Belçikalısınız demek." "Hercule Poirot emrinizde, hanımefendi." Bu ad kadının kafasının içinde bir çağrışım yaptı. Onu mutlaka daha önce duymuştu? "Bu yolculuktan hoşlanıyor musunuz, Bay Poirot?" diye sordu.

Hercule Poirot Iz Üzerinde Agatha Christie  

ZAFER BALOSUNDAKİ OLAY AGATHA CHRISTIE HERCULE POIROT İZ ÜZERİNDE TÜRKÇESİ: MERAL GASPIRALI KİTABIN ORİJİNAL ADI: POIROT'S EARLY CASES YAYIN...

Advertisement