Page 100

"O gölge hangi noktada terası aştı, beyefendi?" diye sordu. "Teras kapısının hemen karşısında sanıyorum." Poirot fenerin ışığıyla birkaç dakika daha etrafı incelemeyi sürdürdü. Terasın bir ucundan öteki ucuna yürüdü. Sonra fenerin ışığını kapadı ve doğruldu. Sakin bir sesle, "Sir Harry haklı, siz ise yanılıyorsunuz, beyefendi. dedi. "Bu akşam bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Bu otların üstünden geçen bir kimsenin ayak izlerinin belli olması kaçınılmazdı. Oysa hiçbir iz yok." Böyle derken Poîrot'nun gözleri iki adamın arasında gidip geliyordu. Lord Alloway şaşkın görünüyordu, belli ki Poirot'nun sözleri onu inandıramamıştı. Amiralin yüzünde ise iddiası doğru çıkan bir adamın hoşnutluğu okunuyordu. "Yanılmadığımı biliyordum," dedi. "Gözlerime inancım tam." Oluşturduğu dürüst deniz kurdu tablosuna gülümsemekten kendimi alamadım. Poirot, "Şimdi gelelim bu evdeki insanlara," diye devam etti. "Yine içeri girelim. Peki, beyefendi, Bay Fitzroy merdivendeki hizmetçiyle konuşurken birisi fırsattan yararlanıp holden çalışma odasına girmiş olabilir mi?" Lord Alloway hayır, der gibi başını salladı. "Olanaksız -bu takdirde o kişinin, Fitzroy'un yanından geçmesi gerekirdi." "Peki, Bay Fitzroy'un güvenilir biri olduğundan emin misiniz?" Lord Alloway'in yüzü kıpkırmızı oldu. "Kesinlikle Bay Poirot. Sekreterime kefil olabilirim. Bu olaya herhangi bir şekilde karışmış olması olanaksız." Poirot, "Her şey olanaksız görünüyor," dedi keyifsiz bir sesle. "Belki de planlar kanatlanıp kendiliklerinden uçmuşlardır!" Lord Alloway eliyle sinirli bir hareket yaptı. "Zaten bütün öykü olanaksız. Ama Fitzroy'dan şüphelenmeyi aklınızdan bile geçirmemenizi rica ederim, Bay Poirot. Bir dakika düşünün -Fitzroy planları ele geçirmeyi istemiş olsa, onları çalmak zahmetine girmektense kopyalarını çıkartmasından daha kolay ne olabilirdi?" Poirot, "İşte böyle, beyefendi," dedi. "Çok doğru bir laf ettiniz. Çok düzenli ve sistemli çalışan bir beyniniz olduğunu görüyorum. İngiltere sizin gibi bir evlada sahip olduğu için çok şanslı." Bu övgü seli Lord Alloway'i rahatsız etmişe benziyordu. Poirot asıl soruna döndü. "Bütün akşam oturduğunuz odanın..." "Oturma odasının mı? Evet?" "O odanın da terasa açılan bir penceresi var, değil mi? O yoldan baktığınızı söylediğinizi hatırlıyorum da... Birisinin oturma odasının penceresinden çıkıp, Bay Fitzroy çalışma odasında değilken oraya girmesi ve aynı yoldan çıkması mümkün değil mi?" Amiral itiraz etti. "Ama o zaman biz onu görürdük." "Öbür yöne yürürken arkanız ona dönük olunca görmezdiniz." "Fitzroy sadece bir, iki dakikalığına odadan çıkmıştı. Terasın bir ucundan öbür ucuna yürümek de o kadar bir zaman alır." "Bu yine de bir olasılık. Belki de bu durumdaki tek olasılık."

Hercule Poirot Iz Üzerinde Agatha Christie  

ZAFER BALOSUNDAKİ OLAY AGATHA CHRISTIE HERCULE POIROT İZ ÜZERİNDE TÜRKÇESİ: MERAL GASPIRALI KİTABIN ORİJİNAL ADI: POIROT'S EARLY CASES YAYIN...