Page 1


ÝÇÝNDEKÝLER

GÜRÇAÐ BÝLÝM KÜLTÜR VE SANAT DERGÝSÝ MAYIS 2010

Dergi Sahibi Necati GÜRSOY Yönetim Kurulu Baþkaný / Kurucu Dergi Sorumlusu Hüseyin GÜRSOY Genel Müdür Yayýma Hazýrlayanlar Sibel GÜRSOY Erdoðan SARIGÜL Ayþegül KARDEÞ Nazan KIRIMHAN Olcay ORAKÇI Ýlknur CENGÝZ Ferah ERDOÐAN Gülþen ÖZDEMÝR Öðrenci Yayým Kurulu Çaðatay GÜRSOY Mehriþah USTA Salimcan AKYÜREK Tuðçe DOÐAN Fýrat KODAKOÐLU Dizgi Duygu Asena GÜL Kapak Tasarým Sibel GÜRSOY

Ýstiklal Marþý Gençliðe Hitabe - Atatürk’ün Manevi Mirasý Gürçað Okullarý Marþý Kurucumuzun Mesajý Genel Müdürümüzle Röportaj Gürçað TÜBÝTAK’ta Gürçað’da Yaþam Edebiyat Bilinci Bilge Kaðan’dan Türk Milletine Öðüt Tarih Bilinci Anadolu Hakkýnda Tarihi Bilgiler Öðrencilerimizden Fen Bilinci Güncel Fen Haberleri Kimya Fýkralarý Babamý Ýstiyorum...Öykü. Matematik Bilinci Matematiðin Güzelliði Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk Yabancý Dil Bilinci Ýngilizce Aktiviteler Atatürk’ün Yaþamýnda 19 Sayýsýnýn Önemi Sanat Bilinci Spor Bilinci “Bir Bilgeye Sormuþlar...” Türklerin Bilimin Geliþmesine Katkýlarý Rehberlik Bilinci

ÝLETÝÞÝM ÖZEL GÜRÇAÐ OKULLARI OKUL ÖNCESÝ - ÝLKÖÐRETÝM OKULU ANADOLU LÝSESÝ - FEN LÝSESÝ Ümit Mahallesi 2518. Sokak Nu:5 06530 Ümitköy / ANKARA Tel: (312) 235 47 03 - 235 47 04 Belgegeçer: (312) 235 99 02 Web: www.gurcag.k12.tr E-posta: gurcag@gurcag.k12.tr

1 2 3 4 6 8 9 22 23 24 25 26 28 29 30 31 32 33 34 36 37 38 39 40 41 42 44


ÝSTÝKLAL MARÞI Korkma! Sönmez bu þafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yýldýzýdýr, parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak! Çatma kurban olayým, çehreni ey nazlý hilâl; Kahraman ýrkýma bir gül... Ne bu þiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarýmýz sonra helâl; Hakkýdýr Hakk'a tapan, milletimin istiklâl. Ben ezelden beridir hür yaþadým, hür yaþarým. Hangi çýlgýn bana zincir vuracakmýþ? Þaþarým! Kükremiþ sel gibiyim: Bendimi çiðner, aþarým. Yýrtarým daðlarý, enginlere sýðmam, taþarým. Garb'ýn âfâkýný sarmýþsa çelik zýrhlý duvar; Benim imân dolu göðsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasýl böyle bir îmaný boðar, "Medeniyyet!" dediðin tek diþi kalmýþ canavar? Arkadaþ! Yurduma alçaklarý uðratma sakýn; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsýzca akýn. Doðacaktýr sana va'dettiði günler Hakk'ýn, Kim bilir, belki yarýn, belki yarýndan da yakýn. Bastýðýn yerleri "toprak!" diyerek geçme, taný! Düþün altýndaki binlerce kefensiz yataný. Sen þehîd oðlusun, incitme, yazýktýr ataný: Verme, dünyalarý alsan da, bu cennet vataný. Kim bu cennet vatanýn uðruna olmaz ki fedâ? Þühedâ fýþkýracak topraðý sýksan, þühedâ! Câný, cânâný, bütün varýmý alsýn da Hudâ, Etmesin tek vatanýmdan beni dünyâda cüdâ. Rûhumun senden ilâhî þudur ancak emeli: Deðmesin ma'bedimin göðsüne nâ-mahrem eli! Bu ezanlar - ki sehâdetleri dînin temeli Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taþým; Her cerîhamdan, Ýlâhi, boþanýr kanlý yaþým; Fýþkýrýr rûh-i mücerred gibi yerden na'þým! O zaman yükselerek Arþ'a deðer, belki, baþým! Dalgalan sen de þafaklar gibi ey þanlý hilâl! Olsun artýk dökülen kanlarým hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ýrkýma yok izmihlâl: Hakkýdýr, hür yaþamýþ, bayraðýmýn hürriyet; Hakkýdýr, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl. Mehmet Âkif ERSOY

1


GÜRÇAÐ OKULLARI MARÞI And içtik Atam gitmeye gösterdiðin izden Gölgen tutacaktýr bizi her gün elimizden Ne senden vazgeçeriz, ne senin ilkelerinden Cumhuriyet yaþar yüreklerimizde Hür yaþarýz, gürleriz, çaðlarýz Biz Gürçaðlýyýz Doldurur evreni gür sesimiz Biz Türk genciyiz. Bir ýþýk parlar bizim gözlerimizde Umutsuzluk hiç yer almaz bizim sözlüðümüzde Barýþ, sevgi, kardeþlik büyür yüreðimizde Elimizde meþale çýkarýz fetihlere Hür yaþarýz, gürleriz, çaðlarýz Biz Gürçaðlýyýz Doldurur evreni gür sesimiz Biz Türk genciyiz…

ATATÜRK’ÜN MANEVÝ MÝRASI ” Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalýplaþmýþ kural býrakmýyorum. Benim manevi mirasým bilim ve akýldýr… Zaman süratle ilerliyor, milletlerim, oplumlarýn, kiþilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayýþlarý bile deðiþiyor.Böyle bir dünyada, asla deðiþmeyecek hükümler getirdiðini iddia etmek, aklýn ve ilmin geliþimini inkar etmek olur… Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve baþarmaya çalýþtýklarým ortadadýr.Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akýl ve ilmin rehberliðini kabul ederlerse, manevi mirasçýlarým olurlar.”

2

Gürleriz, çaðlarýz, biz Gürçað’lýyýz; Ülkümüz kardeþlik, türkümüz barýþ. Rengine al bayraðýn biz sevdalýyýz Çaðdaþlýk yolunda hiç bitmez yarýþ. Atatürk ilkeleri tek rehberimiz. Gönüldaþýz, birlikte çarpar kalbimiz Kol kola yürürüz geleceðe biz Okuldan yaþama, hep karýþ karýþ Laiklik ateþi ile yanar gönlümüz En kutsal emanettir özgürlüðümüz Jilettir kalemimiz, bilim süngümüz Ýnançla taçlanýr zafere varýþ. 3


Yaklaþýk 4 ay süren arayýþ neticesinde, þu an üzerinde bulunduðumuz okul arsasýný 12 Kasým 2007’de aldým ve 24 Kasým 2007’de inþaata baþladým.

KURUCUMUZUN MESAJI

Ýnþaatýn bu kadar kýsa süre içerisinde baþlamasýnýn sebebi yapýlacak okulun projelerinin hazýr ve onaylý olmasý idi. 10.000 m²’ye yakýn arsa üzerinde yaklaþýk 16.000 m² kapalý alana sahip benzersiz bir projeye baþladým. Eylül 2008’de faaliyete geçirdiðim bu proje hakkýnda bilgi vermek istiyorum. Okullarýmýz 5 Blok halinde hayata geçmiþ ve 7 katlý olarak inþa edilmiþtir.

SEVGÝLÝ DOSTLARIM; Yýllarýný eðitime adamýþ bir eðitim gönüllüsü olarak Türk milli eðitim sistemine teknolojinin son olanaklarý ile donatýlmýþ bir eser daha kazandýrmanýn mutluluk ve onurunu taþýyorum. Bu yolculuða 1960 yýlýnda baþladým ve kesintisiz olarak 50 yýldýr hep daha yeniye ve daha iyiye doðru býkmadan, yorulmadan çalýþtým. 1960-1983 yýllarý arasýnda, Türk Silahlý Kuvvetleri’nin çeþitli okullarýnda öðretmenlik ve yöneticilik yaptýktan sonra emekli oldum. Hemen ardýndan 1986 yýlýnda Ankara, Anýttepe’de Gürsoylar Dershanesi ve Gürsoylar Ýlkokulu, Ortaokulu, ve Lisesi’ni açarak özel öðretim kurumlarý sektörüne girdim. 1987 yýlýnda Gürsoylar Ýlköðretim Okulu’nun kýsa sürede büyümesi üzerine okulu Bahçelievler’de ikinci bir binaya taþýdým. Bu arada planladýðým yerleþke için uygun arazi arama çalýþmalarýna baþladým. Kýsa sürede sonuç veren bu arayýþ neticesinde 100.yýl sitesi semtinde bulduðum arazi üzerine çok kýsa süren inþaat çalýþmalarý neticesinde Ankara’nýn ilk kampus özel okularýndan biri olan Gürsoylar Ýlkokulu, Ortaokulu, ve Lisesi’ni 1989-1990 öðretim yýlýnda faaliyete geçirdim. Bir yýl sonra Kýzýlay’da Gürsoylar Dersanesi eðitim-öðretim etkinliklerine baþladý. Özel okullar sektöründe kazandýðým bilgi birikimi ve tecrübeye koþut olarak okullarýmýz ve verilen hizmetlerin kalitesi de gün geçtikçe artan bir ivmeyle büyümesini sürdürdü. 1991-1992 Gürsoylar Fen Lisesi ve Kýrýkkale Tüpraþ Tesisleri içerisinde Gürsoylar Ýlkokulu ve Ortaokulu faaliyete baþladý. Ankara dýþýnda da okul açma fikri beni yurt içinde uygun bir yer aramaya yöneltti. Kýsa süre sonra yeni projem için Bodrum, Yalýkavak’ý seçtim. 1995 yýlýnda aldýðým arazi üzerinde 1,5 yýl süren inþaat çalýþmalarý neticesinde, Bodrum’un en güzel koylarýndan biri olan Tilkicik Koyu’nda , þehrin gürültüsünden uzak, doða ile iç içe, Türkiye’de bir benzerine zor rastlanacak 42 dönümlük bir okul kampusü oluþturmanýn mutluluðunu yaþadým. Bu kampus, o dönemde Türkiye’de özel öðretim alanýnda yapýlmýþ tek örnekti. 1997 yýlýnda, Bodrum Gürsoylar Ýlkokulu, Ortaokulu, Lisesi ve Uluslar arasý Yaz Okulu etkinliklerine baþladý. 1986-2002 yýllarý arasýnda ortak olarak yürütmeye çalýþtýðým özel okulculuða 2002’den itibaren tek baþýma devam etme kararý alarak ortaklýðý sona erdirdim.

A Blokta; yarý olimpik yüzme havuzu, çocuk havuzu, 600 seyirci kapasiteli spor salonu ve beden eðitimi salonlarý yer almaktadýr. B Blokta; 600 kiþilik konferans salonu ve toplantý salonu, fuaye ve sanat galerileri C Blokta; idari bina D ve E Bloklarda; yemekhane, mutfak, teknoloji donanýmlý derslikler, laboratuar, zümre öðretmen odalarý, kütüphaneler, sosyal ve kültürel etkilikler için ayrý ayrý donatýlmýþ mekanlar, Ar-Ge, ölçme deðerlendirme, PDR Birimleri, destek hizmetleri odalarý, müzik, teknoloji tasarým, görsel sanatlar atölyeleri, bale ritmik jimnastik, halk oyunlarý salonlarý, saðlýk ve spor merkezleri ve satranç salonlarý bulunmaktadýr. Bunlara ilaveten; açýk basketbol, voleybol, futbol sahalarý, tenis kortlarý, yürüme ve koþu parkuru, mini golf sahasý, oyun parký, hayvan barýnaðý, sera ve hobi bahçesi projenin diðer bölümlerini oluþturuyor. Depreme dayanýklýlýk konusunda kusursuz bir statik projeye sahip okulumuzda, otomatik yangýn söndürme sistemi, alarm sistemine baðlý olarak otomatik doðalgaz kesme sistemi, iç mekanlarda termostatlý otomatik sýcaklýk kontrol sistemi ve güvenlik kontrol sistemi de son teknolojiye uygun olarak yapýlmýþtýr. Kusursuz bir mimari projeye sahip okullarýmýzýn bloklarý, sosyal ve kültürel mekanlarla donatýlmýþ bir atrium ile birbirine baðlanmýþtýr. Atrium özellikle kýþ mevsiminde öðrencilerimiz için devasa bir iç bahçe niteliðinde tasarlanmýþtýr. Kampuste okul öncesi, ilköðretim okulu, anadolu lisesi ve fen lisesi bölümlerinde geleceðin Türkiye Cumhuriyeti’ne damgasýný vuracak Atatürk çocuklarý yetiþtirilmektedir. Okullarýmýzda, araþtýran, üreten, sorgulayan, pýrýl pýrýl gençler yetiþtirmek, onlarýn günbegün artan baþarýlarýna tanýk olmak, geleceðe yönelik taktik ve stratejik planlarým için bana güç katmýþ ve hýz vermiþtir. Özel Gürçað Okullarý çatýsý altýnda emek verdiðimiz, parýldayan her göz, gülen her mutlu yüz geleceðe olan inancýmý bir kat daha arttýrarak, onlara yaptýðýmýz yatýrýmýn ne kadar kutsal olduðunun hatýrýmdan hiç çýkmamasýný saðlamýþtýr. Bu inançla, bugüne dek Ankara ve Bodrum’da ilk ve ortaöðretim seviyelerinde yaptýðýmýz eðitim yatýrýmlarý ile ülkemize yaptýðýmýz hizmetleri hiç kuþkunuz olmasýn ki yüksek öðretim seviyesinde de devam edecektir. Bu yolda; bizlere güvenen ve desteðini esirgemeyen herkese gönülden teþekkür ediyor, kucak dolusu sevgilerimi sunuyorum.

Bu geliþme üzerine Ankara, Yukarý Ayrancý semtinde özel Gürçað Ýlköðretim Okulu’nu kurdum ve Bodrum’daki okullarýn ismini Özel Gürçaðlar Ýlköðretim Okulu ve Lisesi olarak deðiþtirdim.

Necati GÜRSOY

Ankara’daki okulun büyümesi üzerine okulu 2005 yýlýnda Yýldýz semtinde daha büyük bir binaya taþýdým ve ayný yýl Özel Gürçað Lisesi’ni faaliyete geçirdim. Büyüme sürecinin hýzlý bir þekilde devam etmesi 2007 yýlýnda ilköðretim ve lise binalarýný ayýrarak, lise binasýnda Özel Gürçað Fen Lisesi’ni açmamý saðladý. 1986-2007 yýllarý arasýndaki 21 yýlda deðiþik kademelerde 17 özel öðretim kurumu açarak üstesinden gelinmesi zor bir iþi baþarmýþ ve Türk Milli Eðitimi’ne örnek eserler kazandýrmýþtým. Ancak projelerim henüz bitmemiþti. Ankara’da bulunan okullarýmý benzersiz bir kampus içerisine toplama fikri sürekli beni kamçýlýyordu.

4

5


GENEL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Betül BOYRAZ F.L./11A: Sayýn genel müdürüm, bunca yoðun uðraþlarýnýz arasýnda vakit ayýrýp, röportaj isteðimizi kabul ettiðiniz için tüm arkadaþlarým adýna teþekkür ediyorum, Gürçað okullarý genel müdürü olarak eðitim ve öðretimde ulaþmak istediðiniz hedefleri açýklar mýsýnýz? Hüseyin GÜRSOY: Hedeflerimizi ikiye ayýrabiliriz. Ümitköy yerleþkemize taþýnmadan, taþýndýktan sonra. Þu an içinde eðitim ve öðretim uðraþlarýný gerçekleþtirdiðimiz yerleþkeye taþýnmadan önce bizim bir ortaklýðýmýz vardý. Ortaklýk bir anlamda iki baþlýlýktýr. Ortaklar arasýnda görüþ ayrýlýklarýnýn olmasý doðaldýr. Biz bu ortaklýðý sonlandýrarak idealimizdeki eðitim ve öðretim hedeflerimize daha uygun bir ortam hazýrlayabildik. Þu anda baþlý baþýna Gürçaðýz, bu bizim için dönüm noktasý. 2002’den önce hedef, böylesine bir yere okulumuzu taþýmak yani fiziksel anlamda olanaklarýmýzý geniþletmekti. Bu hedefimize ulaþtýk. Þu an Ankara’nýn alt yapý olarak en çaðdaþ eðitim verileriyle donatýlmýþ bir okula sahibiz. Bu yerleþkede günümüz koþullarýna göre görsel, iþitsel her türlü teknik olanaklar öðreticilerimizin ve öðrencilerimizin hizmetinde. Akademik alt yapýnýn yaný sýra sportif ve kültürel etkinlikler içinde oluþturulan birimler okulumuzu öncelikli kýlacak düzeyde. Bu aþamayý geçtikten sonra en büyük hedef, uzman eðitimcilerin okula kazandýrýlmasý olmalýydý. Çünkü dünyanýn en modern alt yapýsýný da oluþtursanýz, bu alt yapýyý yaþama uygulayacak olan insandýr. Bu görüþ doðrultusunda, son derece titiz bir çalýþmayla, eðitim ve öðretim kadromuzu yapýlandýrdýk. Þimdi hedefimiz, öðrencilerimize, hem akademik hem de kültürel birer kimlik kazandýrarak, onlarý ülke kalkýndýrmasýnda “aktif aydýnlar” haline getirebilmek. Seneye Fen ve Anadolu Liseleri’mizdeki her öðrencimizin okulunun adýný duyurmasý, devlet üniversitelerine giriþ hakký kazanarak bu okullarý bitirip birer meslek sahipleri olmalarýný hedefliyoruz. Ayrýca okulumuz adýna da öðrenci kalitesini artýrmak istiyoruz. 2010-2011 yýlýndan itibaren okulumuza sýnavla öðrenci alacaðýz. Kayýt hakký kazanmak için baþvuran öðrencilerin belli bir barajý aþmalarý gerekecek. Bu eleme kuþkusuz okulun öðrenci kalitesini yükselterek hedeflerimize hýzla ilerlememizi saðlayacak. Bunlar kýsa vadeli hedeflerimiz. Asýl ulaþmak istediðimiz ise ülkemize hepimizin onur duyacaðý bir üniversite kazandýrmak. Bu hedefe ulaþtýðýmýzda ana kucaðýndan aldýðýmýz öðrencimizi Gürçað’ýn eðitim politikasýnýn özünü teþkil eden Atatürkçü, barýþçýl, demokrasiye inanan, bilimin verilerine rehber edinen, sanatsal duyarlýlýkla kendini devamlý besleyen, kýsaca her birimizin onur duyacaðý birer genç olarak kurmayý hedeflediðimiz üniversiteden yaþama uðurlamaktýr.

Hüseyin GÜRSOY: Aslýnda sizin tanýdýðýnýz gibi deðil. Kendimi nasýl anlatmalýyým bilemiyorum. Pozitif enerji daðýtan biriyim. Ama bu kapýdan içeri girdiðimde her þey deðiþiyor. Omuzlarýmda yüzlerce öðrenci ve velinin sorumluluðu var. Biz bir aileyiz, Gürçað ailesiyiz. Herkes bir þey istiyor, bekliyor. Herkese cevap vermek zorundasýnýz. Çok stres yüklü bir iþ bu. Eðitimin geri dönüþü yok. Yanlýþýn dönüþü yok. Basit yanlýþlar çok fazla etkilemiyor belki sizi ama büyük çaplý düþününce çok büyük bir kayýp. Ýnsanla uðraþýyorsunuz, ortaya bir insan çýkarýyorsunuz. Bu büyük stres gergin olmanýza neden oluyor. Oysa Hüseyin GÜRSOY da sizin gibi. Þaþýracaksýnýz ama öyle zamanlar oluyor ki genel müdür olarak sizde düzeltmeye çalýþtýðý bazý davranýþlarý okul ortamý dýþýnda kendisi de gerçekleþtiriyor. Ama ne yazýk ki Hüseyin GÜRSOY’un baþýnda Hüseyin GÜRSOY gibi bir genel müdür yok. Taner ELMAS A.L./11 TM: Sayýn Genel Müdürüm, sizce disiplin nedir? Asker kökenli bir yönetici olduðunuzu biliyoruz. Sizce askeri kimliðiniz disiplin anlayýþýnýza yansýyor mu? Hüseyin GÜRSOY: Asker kökenli olduðum doðru. Ancak askeri kimliðimin okuldaki disiplin anlayýþýna yansýdýðýný hiç sanmýyorum. Çünkü kýþla ayrý bir ortam, okul ayrý bir ortamdýr. Bence iyi bir yönetici, düzeninin esasý olan disiplini saðlarken içinde bulunduðu kurumun özelliklerine göre davranmayý bilmelidir. Kuþkusuz askerlik bana çok þey öðretti. Yaþamýmý da tabi etkiledi. Ancak þu an bir okul ortamýnda sorumluluk aldým. Her iki mesleðin de benzer yerleri var. Yalnýz yaþ gruplarý farklý. Bu nedenle disiplin saðlarken askere öðrenci, öðrenciye de asker gibi davranamazsýnýz. Çünkü bu iki grubun yaþ farký ve görev sorumluluklarý çok farklýdýr. Kýyaslamam gerekirse öðrenciye bir takým yaptýrýmlar uygulamak daha kolay. Bilinen söz “Aðaç yaþ iken eðilir” (aslýnda bu söz bana göre aðaç yaþ iken doðrulur þeklinde olmalý). Sonuçta yöntemler farklý da olsa disiplinin olmadýðý yerde karmaþa; karmaþanýn olduðu yerde de kan ve sonuçta gözyaþý vardýr. Benim disiplin anlayýþýma gelince: Herkes yerini bilmeli, herkesin insan olduðunu unutmamalý ve hak edene hak ettiðini hak ettiði kadar vermeyi bilmeli. Betül BOYRAZ F.L./11 A: Sayýn Genel Müdürümüz, sizi daha yakýndan tanýma ve okulumuzun eðitim öðretim politikasýný daha net görmemizi saðlayan bu röportaj için kendim ve tüm öðrenci arkadaþlarým adýna teþekkür ediyor, çalýþmalarýnýzda baþarýlar diliyorum.

Taner ELMAS A.L./11 TM: Sizce ideal yöneticide, ideal öðretmende ve ideal öðrencide bulunmasý gereken özellikler nelerdir? Hüseyin GÜRSOY: Bu sorunun bence tek bir yanýtý var; çaðdaþ yönetici yönetimin hangi kademesinde olursa olsun yönettiði kitle ile iletiþim halinde olmalý ve kesinlikle o kitleye empati ile yaklaþmalýdýr. Kýsaca ideal yönetici, ideal öðretmen ve ideal öðrenci kendisini karþýsýndakinin yerine koyarak onun bilinci ile olaya bakmalý ve karar aþamasýnda objektif davranmayý öðrenebilmelidir. Empatinin yaný sýra özellikle insana direkt hitap eden eðitim ve saðlýk gibi sektörlerde sevgi yadsýnmaz bir gereksinimdir. Sevginin olduðu yerde saygýnýn, özverinin ve hoþgörünün de devreye gireceðine inanýyorum. Aslýnda eðitimde insana kazandýrmayý amaçladýðý etik deðerler ve çaðdaþ davranýþlar yukarýda adýný koyduðumuz kavramlarýn kazandýrýlmasýyla doðru orantýlýdýr. Canzer KONCA 8A: Biz Genel Müdürümüz olarak Hüseyin GÜRSOY’u tanýyoruz. Siz bize tanýmadýðýmýz Hüseyin GÜRSOY’u anlatýr mýsýnýz?

6

7


TÜBÝTAK ORTAÖÐRETÝM ÖÐRENCÝLERÝ ARASI ARAÞTIRMA PROJELERÝ YARIÞMASI BÝYOLOJÝ DALINDA BÖLGE BÝRÝNCÝLÝÐÝNE 2. 3. ÝMZA ATTIK...

1.

Merhaba! Ben Tuðçe Doðan... Atatürk Türkiyesinde, Atatürkçü bilinçle yetiþtirilen milyonlarca gençten biriyim. Bu onuru bana kazandýrma uðraþýnda olan, ikinci yuvam Özel Gürçað Okullarý’ný sizlere tanýtmak istiyorum. Birlikte gerçekleþtireceðimiz yolculukta, Özel Gürçað Okullarý’nýn eðitim ve öðretimdeki tartýþýlmaz ayrýcalýðýnýn nedenlerini görecek ve bu seçkin okulun ülke kalkýnmasýnda en etkin güç olan biz gençleri yetiþtirmesindeki katkýya tanýk olacaksýnýz. Ýþte benim okulum!

Bilimsel keþif ve icatlarýn temelinde bilimsel çalýþmalarýn olduðu, bunlarýn hayata geçirilmesinde bilimsel proje hazýrlamanýn anahtar rol oynadýðý gerçeðiyle yola çýkan TÜBÝTAK, her yýl Ortaöðretim Öðrencileri Arasý Araþtýrma Projeleri Yarýþmasý düzenlemektedir. Bu yýl ülkemiz genelinde 12 Bölge için toplam 3126 proje baþvurusu yapýlmýþtýr. Ankara Bölge Merkezine baðlý Ankara, Bartýn, Bolu, Çankýrý, Çorum, Karabük, Kýrýkkale ve Zonguldak illerinden toplam 306 proje baþvurusu yapýlmýþtýr. Bu projeler alanlarýnda uzman Öðretim Üyelerinden oluþan jüriler tarafýndan deðerlendirilmiþ ve 91 proje Ankara Bölgesinde sergilenmeye deðer bulunmuþtur. 23-25 Mart 2010 tarihleri arasýnda Gazi Üniversitesi'nde gerçekleþen proje sergisinde Özel Gürçað Anadolu Lisesi 10 FB sýnýfýndan K. Ceren ÖZGÖNÜL ve Müge KESKÝNKILIÇ’ýn, Biyoloji öðretmenimiz Murat SARIZ danýþmanlýðýnda hazýrladýklarý “EKOLOJÝK HAVA ARITMA SÝSTEMÝ” isimli projeleri de yer almýþtýr. Ziyaretçilerin, Jüri üyelerinin ve Gazi Üniversitesi Rektör Yardýmcýsýnýn da ilgisini çeken proje 26 Mart 2010 Cuma günü yapýlan ödül töreninde Biyoloji dalýnda birinciliðe layýk görülmüþtür. Birinciliðin mutluluðunu tüm okul ailesi, arkadaþlarý ve öðretmenleriyle paylaþan, Baþkent Ankara’yý, Türkiye finalinde biyoloji dalýnda temsil etmiþtir.

8

Gün erken baþlar benim okulumda. Güvenlikten asla ödün vermeyen kurallarla donatýlmýþ servislerimizden iner inmez, giriþ kapýsýnda nöbetçi öðretmenlerimiz ve güvenlik görevlimiz güler yüzle karþýlar bizi.

9


BEYNÝMÝZDE ÝLKELERÝN, YÜREÐÝMÝZDE SEVGÝN, HER AN ÜZERÝMÝZDE MAVÝ GÖZLERÝN

GÜRÇAÐ’da EÐÝTÝM

Benim okulumda tüm dersler öðrenci merkezli yöntemle iþlenir. Susan, dinleyen öðrenci yerine sorgulayan, anlatan, çözümleyen aktif öðrenci yetiþtirilmeye çalýþýlýr.

Benim okulumda bahçeden koridorlara, koridorlardan sýnýflara, sýnýflardan salonlara kadar her taraf Atatürk’ümün izleriyle doludur. O, gün boyu konuþur bizimle “Yurtta barýþ, dünyada barýþ.” der; insancýl barýþ özlemiyle. “Hayatta en hakiki mürþid ilimdir” gerçeðini yerleþtirir genç beyinlerimize.

“Türk, öðün, çalýþ, güven” buyruðu derslerimde bana hýz katar.

Benim okulumda fen dersleri (fizik-kimya-biyoloji) çaðdaþ araç ve gereçlerle donatýlmýþ laboratuarlarda iþlenir. Akýllý sýnýflar çaðýn gerektirdiði teknolojik ve görsel eðitimde Gürçað ayrýcalýðýný oluþturur.

“Ey yükselen yeni nesil, Cumhuriyeti biz kurduk, onu koruyacak ve yüceltecek olan sizlersiniz.” sözü sorumluluklarýmý anýmsatýr bir kez daha.

Kütüphanemiz kültürel geliþimimizde her an baþvurduðumuz bilgi depomuzdur.

“Ne mutlu Türk’üm diyene!” özdeyiþi bir kez daha onur duymamý saðlar yüce milletimle.

Kýsaca o masmavi gözleri, okulumun her alanýnda hep üzerimde, ilkeleri, devrimleri beynimde ve sonsuz sevgisi yüreðimdedir.

10

11


GÜRÇAÐ’da SPOR

Benim okulumda yemek ve kantin hizmetleri en hijyenik koþullarda ve saðlýklý beslenmemiz için uzman diyetisyenler önerisiyle hazýrlanmýþ yiyecek ve içeceklerden damak tadýmýza göre oluþturulur.

Benim okulumda saðlýk hizmetleri her an okulda bulunan uzman bir hemþire gözetiminde ve acil hallerde okulumuza en yakýn saðlýk kuruluþlarýyla koordineli olarak yürütülür.

Benim okulumda sportif etkinlikler öðrencilerin yaþ gruplarýna ve bireysel yeteneklerine göre beden eðitimi öðretmenleri ve branþlarýnda uzman spor koçlarý tarafýndan en üst düzeyde verilir. Gürçað’ýn spor politikasý her öðrencide yaþam boyu sürecek bir sportif temel oluþturmaktýr.

Benim okulumda öðrenci iþleri, konusunda uzman Aygül ablamýz tarafýndan anýnda güler yüzle halledilir.

12

13


GÜRÇAÐ’da SANAT Benim okulum bir çevre ve hayvan dostudur. Saðlýk Bakanlýðý ve Milli Eðitim Bakanlýðý’nýn ortaklaþa düzenlediði “TEMÝZ OKUL, SAÐLIKLI OKUL” projesinde beyaz bayrakla ödüllendirilen okulumda oluþturulan mini hayvanat bahçesi ile özellikle ilköðretimdeki kardeþlerime hayvan sevgisi aþýlanmakta ve okul yemekhanesinden toplanan artýklarla Ankara’nýn deðiþik yerlerinde bulunan hayvan barýnaklarýna yapýlan ziyaretlerle sokak hayvanlarý periyodik olarak beslenmektedir.

Benim okulumda sanatsal etkinlikler eðitimin vazgeçilmez bir parçasý olarak kabul edilir. Atatürk’ün “Sanatsýz kalan bir milletin hayat damarlarýndan biri kopmuþ demektir.” özdeyiþi Gürçað’da sanat eðitiminin temel prensibi olarak kabul edilmiþtir.

14

15


SEVGÝLÝ KARDEÞLERÝMÝZ

TÖRENLERÝMÝZ

ANKARA’NIN BAÞKENT OLUÞU

29 EKÝM CUMHURÝYET BAYRAMI

24 KASIM 2009

10 KASIM 2009 ATAMIZIN HUZURUNDAYIZ

GÖNÜL MÝMARLARIMIZ SEVGÝLÝ ÖÐRETMENLERÝMÝZÝN GÜNÜ

12 MART 2010 ULUSAL MARÞIMIZIN KABULU

18 MART 2010 ÇANAKKALE GEÇÝLMEZ!

23 NÝSAN 2010 ULUSAL EGEMENLÝK VE ÇOCUK BAYRAMI 16

19 MAYIS 2010 ATATÜRK’ Ü ANMA GENÇLÝK VE SPOR BAYRAMI 17


ETKÝNLÝKLERÝMÝZ

YENÝMAHALLE BELEDÝYE BAÞKANIMIZI ZÝYARET ETTÝK.

GÜRÇAÐ HATIRA ORMANI

GORDÝON AVM. - SANAT SERGÝMÝZ

Kurucumuz Sayýn Necati Gürsoy, hatýra ormanýmýza ilk fidaný dikiyor.

MUZAFFER ÝZGÜ OKULUMUZDA

GÜRÇAÐLILAR ODTÜ’DE

ADNAN ÖTÜKEN ÝL HALK KÜTÜPHANESÝ ZÝYARETÝ

AKUT GÜRÇAÐ’DA 18

19


ÝSTÝKLAL MARÞI - TÖRENÝMÝZ

Sevgili okurlar, Sizlere bir bireyi olmaktan onur duyduðum Özel Gürçað Okullarý’ný tanýtmaya çalýþtým. Kuþkusuz bir iki sayfa ile Türkiye’nin en önde gelen eðitim kurumlarýndan biri olan okulumu tam olarak tanýtmam olanaksýzdý. Ancak bana eþlik etmek duyarlýlýðýný gösterdiðiniz bu kýsa turda bile okulumun akademik, kültürel, sanatsal ve sportif alanlardaki ayrýcalýðýnýn farkýna vardýðýnýzý biliyorum. Sonuçta benim okulumu size bir tek cümleyle tanýtmak istersem þunu söyleyebilirim. GÜRÇAÐ’LIYIZ, ATATÜRKÇÜYÜZ, ÇAÐDAÞIZ, EÐÝTÝMDE LÝDERLÝÐE TALÝBÝZ, KARARLIYIZ, BAÞARILIYIZ, MUTLUYUZ, ÇÜNKÜ BÝZ GÜRÇAÐ’LIYIZ !...

20

21


EDEBÝYAT BÝLÝNCÝ Eðitim-öðretim yuvasý olan okul her þeyden önce öðrencilerimize çaðdaþ uygarlýðýn, genel kültür ve saðduyunun anahtarýný verir. Onlarý her bakýmdan aydýn kiþiler olmaya hazýrlar. Bu amacýn gerçekleþmesiyle; dil ve edebiyat öðreniminin önemi büyüktür ve birbirinden ayrýlamaz. Her dilin geliþmiþ þekli edebiyatýnda görülür. ‘’Bir millet ancak büyük bir edebiyatý olabildiði ölçüde büyük millettir. Çünkü milletlerin bütün milli ve manevi zaferleri; bütün fikir ve kültür þahlanýþlarý; meydana getirdikleri; dil ve edebiyatlarýndan abideleþir.’’ Edebiyat öðrenimi kültür ve zevklerimizi geliþtirirken, Türkçe’mizi de olgunlaþtýrmamýzý, onun inceliklerine varmamýzý ve iyi, doðru düþünüp sorgulamamýzý ve doðru yargýya ulaþmamýzý saðlar. Milletimizin bütün geçmiþini günümüze getirir. Biz olmanýn özelliðine ve toplumumuzu ayakta tutan birikiminde üstünde taþýr. Edebiyat milletimizin ortak zenginliðidir ve ortak duygu ve düþüncelerimizin dile geliþidir. Duyuþ düþünüþte, yaratýcýlýkta izlediði yolu, estetik zevk bakýmýndan geçirdiði aþamalarý deðiþimi, edebi türlerin geliþim, dýþtan gelen etkileri sanat ve düþünce akýmlarýný edebiyatçýlarýn yaþam kültür þartlarýný eserlerine yansýmasýný neden-sonuç iliþkisi içinde verir. Ýnsanlar arasýndaki iliþkilerin iyi, doðru izlenip gözlenebileceði bir alandýr. Toplumsal yaþayýþa ýþýk tutar. Saðlýklý, saðlam bir kiþilik ve ona baðlý olarak güçlü toplum ancak bu kültür birikiminin içinden çýkar. Toplumun devamlýlýðý ve onu millet yapan niteliklerini ’’Dil’’ de buluruz. Geçmiþten günümüze ve geleceðe uzanan akýþ içinde kuþaklarý birbirine baðlayan en önemli unsur dildir. Güzel Türkçe’mizdir. Kiþinin kendi dilini bildiði oranda doðru düþüneceði, doðru yargýlara varacaðý bir gerçektir. O halde dilimiz ve edebiyatýmýza gereken özeni göstermeliyiz. Dil ve edebiyatta gösterilecek baþarýnýn, her alandaki baþarýya adým olacaðýný unutmamalýyýz. Atatürk’ün de belirttiði gibi genç dimaðlara, insanlýða hürmeti millet ve memlekete sevgiyi, istiklal ve þerefi öðretmek bizlerin görevidir.

Ayþegül KARDEÞ Türk Dili ve Edeb. Öðretmeni

Türk milletinin dili "Türkçe"dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve dilini yükseltmek için çalýþýr. Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. M. Kemal ATATÜRK

22

Bilge Kaðan, 716-734 yýllarý arasýnda 18 yýl Türk Devleti’ni idare etmiþ olan devlet adamýdýr. Ölümünden sonra Bilge Kaðan adýna dikilen abidede Göktürklerin Bumin ve Ýstemi Kaðan zamanlarýndaki güçlü devirleri, sonra Çin’e nasýl esir olduklarý, Çin esaretinden kurtuluþlarý ve savaþlarý anlatýlmakta, Bilge Kaðan adeta karþýmýza geçip konuþmaktadýr. Ýþte O’nun konuþmasýndan bir bölüm:

"- Ben Türk Bilge Kaðan!.. Bilhassa küçük kardeþim, yeðenim, oðlum ve bütün soylu milletim! Güneydaki Þadapýt Beyleri, kuzeydeki Tarkanlar, Buyruk Beyleri! Otuz Tatar, Dokuz Oðuz Beyleri, halkým… Bu sözleri iyice iþit, saðlamca dinle!. Doðuda gün doðusuna, güneyde gün ortasýna, batýda gün batýsýna, Kuzeyde gece ortasýna kadar hep milletler bana baðlýdýr. Bunca milleti hep düzene soktum, ilerlettim. Doðuda Þantung Ovasý'na kadar ordu sevk ettim, denize ulaþmama az kaldý. Güneyde Dokuz Ersin'e kadar sefer ettim, Tibet'e eriþmeme az kaldý. Batýda inci Nehri'ni geçerek Demirkapý'ya, Kuzeyde Yir Bayurku Yeri'ne kadar ordu sevkettim. Bunca yerlere kadar gittim. Ýl tutacak yer yalnýzca Ötüken Yaylasý imiþ. Ötüken'de oturup Çin milleti ile anlaþtým. Çin Kaðaný altýný, gümüþü, ipeði sýkýntýsýz, öylece gönderiyor. Yalnýz þunu anladým ki, Çin milletinin sözü tatlý, ipek kumaþý yumuþak imiþ! Tatlý sözle, yumuþak ipekle aldatýp uzak milleti öylece tatlaþtýrýr. Yaklaþtýrdýktan sonra da ona kötülükler eder; Bilgili, cesur insanlarý ilerletmez; yanýlan insaný yaþatmazmýþ! Çinlinin tatlý sözüne, yumuþak ipeðine aldanýp, Türk Milleti, çok çok öldün! .. Böyle giderse, daha da öleceksin! Sonra, güneyde Çogay Ormaný'na, Töðültün Ovasý'na kadar konayým dersen; Türk Milleti, öleceksin!.. Türk Milleti! Acýkýrsan tokluðu, bir doyarsan da açlýðý düþünmezsin. Böyle olduðun için, seni doyuran Kaðanýnýn sözünü dinlemedin, gittin.

Gittiðin yerlerde hep mahvoldun, yok edildin. Orada, geri kalanýnla her yere zayýflayarak, ölerek yürüyordun. Tanrý buyurduðu için, devletli olduðum için size Kaðan oldum. Kaðan olunca aç - fakir milleti hep topladým. Fakir milleti zengin, az milleti çok kýldým. Yoksa bu sözümde yalan var mý? Kaðan olduktan sonra Tanrý yardým ettiði için dört yöndeki milleti derleyip toparladým. Türgiþ Kaðaný'nýn kýzýný büyük bir törenle oðluma alýverdim. Baþlýya baþ eðdirdim, dizliye diz çöktürdüm. Tanrý yardým ettiði için; gözle görülmeyen, Kulakla iþitilmeyen yerleri milletime kazandýrdým. Gittiðim yerlerin sarý altýnýný, beyaz gümüþünü, iþlenmiþ ipeðini hep aldým. Darýnýn ekimli olanýný, binek atýný, aygýrýný, kara samurunu, mavi sincabýný Türk Milleti'ne kazanýverdim. Benim Türk Beylerim, Milletim! Kaðanýndan, beylerinden ayrýlmazsan iyilik görecek, dertsiz olacaksýn. Ýþte, taþ yontturup gönül sözümü vurdurdum. Bunu görüp bilin ki, sonsuza kadar kalacak ölümsüz taþ yontturdum.

23


TÜRKÝYE (ANADOLU) HAKKINDA TARÝHÝ BÝLGÝLER

TARÝH BÝLÝNCÝ Çaðýmýz bir teknik çaðýdýr. Ýnsanoðlu, icat ettiði aletler sayesinde, uzaya gitmekte, insan eliyle yapýlacak iþlemler çok kýsa sürelerde bilgisayarlara yaptýrýlmaktadýr. Fakat bütün bu geliþmeler tarihi ihmal edilebilir hale getirmemekte, aksine çaðýmýzý, ayný zamanda “tarihçi kafasýyla düþünme çaðý” haline getirmektedir.

Thomson tarihin faydalarýna bilinenlerden farklý bir unsur getirir. Ona göre tarih, toplumun fertlerine belli bir entelektüel tecrübe kazandýrdýðý gibi, bunun yanýnda yüksek eðitim deðeri olan tam bir zihni terbiye biçimi ve insan davranýþýna tam nüfuz ile kiþinin hayatýný deðiþtirebilen bir hayal ve anlayýþ dinamizmi saðlar.

Tarih en basit ifadeyle “geçmiþin bilimi” olarak tarif edilebilir. Ancak bu, eksik bir tariftir. Fransýz Annales Okulu kurucularýndan Marc Bloch, bu tarifi “zaman içinde insanlarýn ilmi” þeklinde düzenlemiþtir. Amerikalý tarihçi Ariel ve Will Durant ise kolayca yorumlanacak bir þey olarak görmedikleri tarihi “geçmiþte olan olaylar hakkýndaki belgelerin verileri” þeklinde tarif ederler.

Tarih, insanlarda ahlak þuurunu uyandýrýp manevi deðerlerin geliþmesinde rol oynar. Aileden baþlayýp millete doðru geliþen bir sevgi ve baðlýlýðýn doðmasýný saðlar. Böylece tarih, bireyin ait olduðu milletin, üstünde yaþadýðý vatan topraklarýnýn geçmiþini öðrenme ve araþtýrma arzusunu ortaya çýkarýr. Tarih, diðer bilimlerdeki geliþmeleri takip edebilmek bakýmýndan da fayda saðlar. Sosyal bilimlerdeki gibi pozitif bilimlerdeki geliþmeler de tarihin usulleri kullanýlarak tespit edilir.

Tarih, geçmiþte insanlar tarafýndan meydana getirilen olaylarý bize ulaþtýrdýðýna göre, tarihçi E. H. Carr’ýn “tarihçi ile olaylar arasýnda devamlý bir etkileþim, geçmiþle günümüz arasýnda bitmeyen bir diyalog Lucien Febvre’in ifadesiyle “geçmiþ ve bugünün incelenmesi”, bir bakýma “bugünün açýklanmasýdýr.” Yine Annales Okulu mensuplarýndan büyük tarihçi Fernard Braudel de tarihi, “bugün tarihlerin toplamý, geçmiþ, bugün ve gelecekteki mesleki kabiliyet ve bakýþ açýlarýnýn bir araya gelmesi” olarak görür. Ona göre, her günlük olay, deðiþik menþeli ve ritimli hareketleri bir araya getirir. Bugünün zamaný dünden, daha evvelden, çok eskilerden kaynaklanýr. Tarihi zaman geri çevrilemez ve dünyanýn dönüþüyle ayný ritim içinde akar.

Sosyal ve siyasi bilimler ise tarihe büyük ihtiyaç duyarlar. Çünkü bu bilimler de týpký tarih gibi insanýn faaliyetlerini konu edinmiþlerdir. Bu nedenle de birbirlerini etkiler, hemen hemen ayný dili konuþurlar. Sonuç olarak tarih öðrenmenin bireye, topluma, millete kazandýrdýklarý bu bilimi olmazsa olmazlar arasýna sokmaktadýr. Bu konuda son sözü yine ünlü düþünürlere býrakýyoruz. Tarih önemlidir. Çünkü… •Tarih; okuyana, kendi gözünün görme derecesine göre, yol gösteren bir kýlavuzdur. (Rousseau) •Dünyayý idare edenler ölülerdir. (Gustave Le Bonn)

Bugün hala tarihi, sadece geçmiþteki bir olaylar dizisi gibi gören, zeka ve enerji gerektiren ve sonuç getiren pek çok verimli saha varken tarih yazmak için zaman harcanmasýna akýl erdiremeyenler vardýr. Halbuki tarih, diðer bilim dallarý yanýnda bir konudan ibaret deðildir. Ayný zamanda, insanlara, doðru sonuçlara ulaþmalarý için yön veren bir düþünce tarzýdýr. Geçmiþi bilmeyen, yani kendini tanýmayan toplum, týpký hafýzasýný kaybetmiþ, akýntýya kapýlmýþ gibidir. Bütün insanlarýn geçmiþten cesaret almaya, onu öðrenmeye ve bu suretle tecrübe kazanmaya ihtiyaçlarý vardýr. Her millet, atalarýnýn geçmiþteki baþarýlarýyla iftihar eder. Gerek bireylerin, gerekse toplumlarýn ne olduklarýný ve nereden geldiklerini bilmeye ihtiyaçlarý vardýr.

•Ecdadýný unutanlar, kaynaksýz ýrmaða, köksüz aðaca benzerler. (Çin Atasözü) •Tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer; her ikisinin de karaya oturmak tehlikesi vardýr. (A. Cevdet Paþa) •Tarih, muazzam bir erken uyarý sistemidir. (Nor.man Coisins)

Ýlknur CENGÝZ Tarih Öðretmeni

Moutesquieu’nun tarihi daima zamanlarýn ýþýðý, olaylarýn hazinesi, gerçeðin þahidi, iyi nasihatlerin ve tedbirin kaynaðý, davranýþýn ve adaletin kardeþi olarak deðerlendirmiþ olmasý boþuna deðildir. Moutesquieu, “Tarih olmaksýzýn yaþadýðýmýz asrýn ve ülkenin sýnýrlarý içinde hapsedilmiþ, özel bilgilerimizin ve kendi düþüncelerimizin dar çemberi içine sýkýþtýrýlmýþ bir þekilde daima dünyanýn geri kalan kýsmýna karþý bizi yabancý býrakan bir tür çocukluk çaðýnda, bizden önce gelip, bizi çevreleyen her þeye karþý derin bir cehalet içinde kalmaktayýz.” diyerek tarihin önemine ve gereðine iþaret etmiþtir.

1. Dünyanýn en büyük ikinci mozaik müzesi,

7. Ýlk para, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde bulunan

Antakya'da bulunmaktadýr. Ýlk defa 5000 yýl önce Sümerler’in ev duvarlarýný yaparken kullandýklarý harca koyduklarý çömlek parçalarý ile yaratýlan bu tekniðin en güzel örneklerine, Anadolu'nun dört bir yanýnda rastlamak mümkündür. Antakya kadar büyük diðer bir mozaik müzesi de Gaziantep, Zeugma'dadýr.

Manisa ili Salihli ilçesi yakýnlarýnda yer alan Lidya Krallýðý tarafýndan baþkent Sardis'te M.Ö. 7. yüzyýlýn sonlarýnda basýlmýþtýr.

8.

Turkuaz rengi adýný Türk kelimesinden almaktadýr ve Türkiye'nin güneyindeki Akdeniz sahillerinin mükemmel renginden esinlenilerek türetilmiþtir.

2. Dünya'da iki kýta (Avrupa ve Asya) üzerinde kurulmuþ tek kent Ýstanbul'dur. Ýstanbul, binlerce yýllýk tarihi boyunca 3 büyük imparatorluða (Roma, Bizans ve Osmanlý) baþkentlik yapmýþtýr.

9. Aziz Nikola ya da bugün bilinen adýyla Noel Baba, Patara'da doðmuþ ve Türkiye'nin Akdeniz sahilinde, Myra (Demre) Piskoposu olarak hizmet vermiþtir.Aziz Nikola'nýn 65 yaþýnda iken 6 Aralýk günü Demre'de öldüðüne inanýlmakta olup, her yýl burada düzenlenen anma törenleri ve etkinlikler çerçevesinde tüm dünya çocuklarý kardeþçe kucaklaþmaktadýr.

3.

Yeni Ahit'te bahsi geçen 7 kilisenin tamamý -Efes, Simirna, Bergama, Thyatira, Sard, Philadelphia ve Laodika- Anadolu'da bulunmaktadýr.

10. Gerçeðe en yakýn ilk dünya haritalarýndan birini

4. Dünyanýn en deðerli ipek kilimleri, Konya'daki

1513 yýlýnda çizen kartograf, ünlü Türk kaptaný Piri Reis'tir. Piri Reis'in haritasý, sadece Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika'nýn keþfedilen bölümlerini deðil, varlýðýndan daha sonraki yýllarda haberdar olunan toprak parçalarýný da içermektedir. Meþhur kitabý 'Tanrýlarýn Arabalarý'nda Erich Van Daniken, Piri Reis'in haritasýnýn gerçeðe þaþýrtýcý derecede yakýn olmasýný, 'evrenden gelen misfirlerin yardýmý' ile açýklamýþtýr.

Mevlana Müzesi'nde bulunmaktadýr. Marco Polo, 13. yüzyýlda yaptýðý seyahat esnasýnda burayý ziyaret etmiþ, daha sonra seyahatnamesinde dünyanýn en iyi ve en güzel kilimlerinini burada gördüðünü yazmýþtýr.

5. Kahve, Yemen'den Ýstanbul'a ilk olarak 16. yüzyýlda getirilmiþtir. Türk kültürü içerisinde törensel bir tarzda hazýrlanan Türk kahvesini 17. yüzyýlda bütün Avrupa tanýmýþtýr. Türk kahvesini severek içen ünlüler arasýnda Balzac, Moliere, Alexandre Dumas, Victor Hugo ve Pierre Lotti gibi isimler bulunmaktadýr. Kahve içmek hala Türk kültürünün önemli bir parçasý olup, tüm dünyanýn beðenisini kazanmýþ özel bir içecektir.

11.

Ýzmir'li ünlü þair Homeros'un Ýlyada Destaný'na konu olan Troya Savaþlarý'nýn tarihi mekaný Troya, Türkiye'nin batýsýnda Çanakkale ili, Tevfikiye köyü yakýnlarýnda yer almaktadýr. Günümüzde, efsanevi savaþýn anýsýna dikilen sembolik tahta at, insanoðlunu yüzyýllardýr cezbeden mistik, epik ve romantik bir atmosferde mitolojik Troya'nýn týlsýmýný hissetmeye ve benzersiz bir tarihi yolculuða davet etmektedir.

6. Hem Kur-an'ý Kerim hem de Eski Ahit'te bahsedilen büyük tufan efsanesine göre, Nuh'un Gemisi, sular çekildiðinde Doðu Anadolu'daki Aðrý Daðý'na çarpmýþtýr. Yüzyýllar boyunca bilim adamlarý, Nuh'un Gemisi'nin kalýntýlarýný bulmak için daðýn eteklerinde kazýlar yapmýþlardýr.

24

25


ÖÐRENCÝLERÝMÝZDEN

ÖÐRENCÝLERÝMÝZDEN

TÝYATRONUN GÝZEMÝ

MÝLLET OLMAK Geçmiþ, milletlerin yaþantýsýna ayna tutar. Milletler burada kendini sorgular; bu günüyle karþýlaþtýrýr. Egemen milletlerin güçleri de geçmiþte, milli baðlarýndadýr. O bað ne kadar kuvvetli ise gelecekleri de o kadar özgür olacaktýr. Tutsaklýk içinde yaþamak bir milletin yok oluþunun diðer adýdýr.

Yýl iki bin dokuz. Aylardan Kasým… Bir cumartesi sabahý… Saat sekiz sularý. Diðer günlerden farklý ve önemli bir gün. Yaratýcý eðitimden yana olan, uzman insanýn yanda; kültürlü insanlar yetiþtirmeyi amaçlayan, bizlere geleceðin büyükleri gibi bakýp, o þekilde davranan edebiyat hocamýzýn bütün içtenliðiyle yazdýðý; tarihteki önemli olaylarý ve ülkemizin o talihsiz günlerden bugünlere nasýl geldiðini, sýrf ülkemiz için, bembeyaz doðrularý ölümüne yaþayan, isimsiz, korkularý yüreklerine katmayan, ulus ve vatan uðruna bedenlerini siper eden, bizler için ölümü göze alan, vatanýn her karýþ topraðýnýn onlara helal olduðu, “Cumhuriyet þehitlerimizi” konu alan tiyatronun; sýnýfýmýzca; velilere ve davetlilere sunulacaðý bir gün. Benim de görev aldýðým; bir yirmi dokuz ekim kutlamasý. Tüm hazýrlýklarýmý yapmýþým, çaðýracaklarýmý; konunun bilincine varacaklarý davet etmiþim. Tüm gösterilerin ardýndan; sýra final gösterisine, yani bize geldi. Hocamýz son uyarýlarý yapýp bizi “baþaracaksýnýz” diye sahneye yolladý. Sahneye ilerlerken tiyatronun derin bilincini ve ürperten heyecanýný tüm benliðimde hissederek yürüyordum. Bazý ufak aksaklýklara raðmen hepimiz elimizden geleni yaptýk ve gösteriyi alnýmýzýn akýyla tamamladýk. Sonunda hocalarýmýzýn ve tüm salonun bizi gururla alkýþlamasý; hayat boyu unutulmayacak ve beynimizin en güzel köþesine kazýnacak bir onurun adeta bir göstergesi gibiydi. Sonuç görülmeye deðerdi; tüm salonun vatan-millet duygularý doruða çýkmýþtý. Herkes bizi tebrik ediyordu. Bu öncelikle edebiyat hocamýzýn ve sonra da bizim baþarýmýzdý. Konunun bilincindeki insanlar bu vakitleri asla unutmayacaklardý. Tüm olaylarý birer kez daha sorgulayacaklardý. Bunu insanlara yaptýrmak büyük baþarýydý. Bir oyun bu kadar insana tüm bunlara yaptýrabiliyorsa bu olaðanüstü baþarý hepimizindi. Kim bu oyunda yer almak, bu oyunun ustasý olmak ve bu oyunun sergilenmesine tanýklýk etmek istemezdi ki.. Bu durum hayatýn her anýnda yaþanan bir durum deðildi,.. Ýnsanýn baþýna nadir gelen, sýk rastlamayan özel zaman kesitlerindendi…

Orta Asya’daki ilk Türkler, esarete girmemek için vatanlarýný terk etmiþlerdir. Özgürlük bir Türk için her þey demektir. Bu vataný, Kurtuluþ Savaþý’nda iþgal eden devletlere “Hayýr!” diyen dedelerimizden emanet aldýk. Ýnsan haklarýndan bahseden, ama kendi milletinden baþka milletlere hak tanýmayan iþgalci devletlerin amacý bellidir. Þehitlerimizin kanýyla; gök, deniz, toprak kýzýla boyanmýþtýr. Sonrasý öyle bir güneþ doðmuþtur ki, onu gölgelemeye hiçbir güç yetmemiþtir. Bu vatana, egemenliðe Türk halký sahip çýkmýþtýr; bu miras da bizlere emanettir. Mustafa Kemal egemenliðin halkta olmasý gerektiðine inanmýþ ve TBMM’yi açmýþtýr. Artýk egemenlik Türk ulusunun olmuþtur. Bunu da yýkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Bizler korumak için varýz. Bundan sonra Türk halký kendi idaresinde kendi için en iyi olaný yapacaktýr. Bu iradeyle toplumun özgür, güvenli, geliþime açýk, adaletli olmasýný saðlayacaktýr. Vatandaþýn refahý için anayasasýnda belirlediði yükümlülükler getirecek, hizmetler verecektir. Zaten egemenliðin özünde olmasý gereken bu deðil midir? Egemenlik milletse; baðýmsýzlýk yurttur, irade devletse; yaþamak özgürlüktür. Eðer biri eksikse diðerinin de olmasý mümkün deðildir. Bizler kendimize düþen sorumluluklarý en iyi þekilde yerine getireceðiz. Bunu yapmanýn yolu da kültürümüze, dilimize, eðitimimize sahip çýkmakta ve bu vataný sevmektedir. Gökay CEYLAN 6-A

Berkay YÜKSEL A.L./9A

NAZ ÇOCUÐU

SEN

ZAMAN

Uyuyorken karanlýk Sakin kollarýnda gecenin Ay ýþýðý serpiyorum Sensizliðin saydam sokaklarýna Kazýyýp adýný Gülün Gül yapraklarýna Gökkuþaðý çiziyorum Gözlerimle Gözlerinin gizem saraylarýna Sesimi arýyorum sonra Son meleðini yitiren Son cennetin sonsuzluðunda Çýðlýk çýðlýða Haykýran sesimi Uykusuzsun Naz çocuðum Gecelerine soruyorum Ben Senle Sensin nefesimi

Düþümde düþüncemde sen Geceler boyu esirinim bilsen Yüreðim sürgün senin kalbinde Çizerim gözlerini gözlerime Sessizce Sensizliðin özlemi Yalnýzlýðýma denk Gel yerleþ yüreðime Beynimdense el çek

Öyle ya da böyle Akýp gidiyor zaman Her þey istediðin gibi mi, Yolunda mý iþler, Yahut doyamadýn mý henüz güzelliklere Hiç bakma bunlara Seni de sürükleyerek beraberinde, Bir adým daha atar her seferinde O adýmlar saðlamdýr kimi zaman, Kimi zaman çamura bastýracak kadar dengesiz Engeller vardýr bir de Tökezletir seni. Yanýndan koþup geçenler gülmüþ mü, Alay mý etmiþ, Uzanan eller daha da mý itmiþ… Ne önemi var ki doðrulayabildikten sonra Yolun sonuna gelip, Þöyle bir arkana baktýðýnda, Görmek istemez misin kendini Hep dimdik ayakta.

Ahmet BAYRAM F.L./10A

Mehriþah USTA F.L./10A

CUMHURÝYETÝME Ey büyük Türk Milleti; Atatürk armaðan etti Cumhuriyet’i, Kýymetini bilin yoksa, Atatürk üzülür ondan sonra

ÖÐRETMENÝM

Düþmanlar gelir yurdumuza Köle oluruz, yalvarýrýz onlara. Ama onlar dinler mi bizi? Yok ederler Cumhuriyet’imizi.

Öðretmenim o güzel gözlerinle, Öðretmenim o güzel sözlerinle, Okuma yazmayý öðrettin bana, Çok teþekkür ederim sana, Okuyorum, yazýyorum, Ellerinden öpüyorum.

Bir an bile düþünmezler, Yaptýklarý iyi mi kötü mü diye, Onlar kendi bildiklerini okur, Vatanýmýz yok olur. Ama her þey bizim elimizde, Sahip çýkalým Cumhuriyet’imize, Sonsuza dek yaþatalým onu, Atatürk’ün izinde.

Selen Aslý ÖZBEK 1-B

Buse Begüm AKYÜZ 5-A

Tuðçe DOÐAN A.L./9A 26

27


FEN BÝLÝNCÝ

GALÝBA, UZAYDA HAYAT VAR “Hayatta en hakiki mürþit ilimdir fendir. Ýlim ve fenden baþka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir.” Mustafa Kemal ATATÜRK

Doðada bulunan canlý ve cansýz varlýklara yönelik her olay fiziðin, kimyanýn ve biyolojinin bir konusu olur. Fen bilimleri doðayý anlayabilme, gözlenmiþ olaylarý geliþtirme, gözlenmemiþ olaylarý kestirme ve keþfetme gayretidir. Yaþayan her canlý çevresiyle þu ya da bu þekilde ilgilidir. Bu nedenle fen yaþamýn önemli bir parçasýdýr. Fen bilincinin geliþmesi, düþünen, sorgulayan, karþýlaþtýðý problemlerde doðru çözümler üretebilen, yeni teknolojileri anlayan ve kullanabilen, yenilerini geliþtirebilen bireyler yetiþtirmekle eþ anlamlýdýr. Bir toplumun saðlýklý bir toplum olabilmesi için fen bilimleri eðitimi mutlaka gereklidir. Bu gerçekleþmezse bireyler pozitif düþünme yeteneðinden yoksun, bilimi ve teknolojiyi anlamayan, yaþadýðý çaðý kavramayan bireyler olarak yetiþir. Karþýlaþtýðý her problemde bilimsel çözüm üretme yerine, bilim dýþý arayýþlara yöneleceklerdir. Bu durum toplumun geri kalmasý, geliþmemesi ve zamanla yok olmasý demektir. Büyük önderin söylediði þu sözler aslýnda her þeyi özetliyor: “Dünyada her þey için, uygarlýk için, baþarý için, gerçek yol gösterici ilimdir fendir.” (M.K.ATATÜRK)

Sefa UYSAL Fizik Öðretmeni

Dünyada her þey için ,yaþam için, baþarý için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. Bilim ve fennin dýþýnda yol gösterici aramak aymazlýk , bilgisizlik ,doðru yoldan çýkmýþlýktýr . Yalnýz bilimin ve fennin yaþadýðýmýz her dakikadaki evrelerinin geliþimini anlamak ve ilerlemelerini izlemek koþuldur. Bin, iki bin , binlerce yýl önceki bilim ve fen dilinin çizdiði genel kurallarý , þu kadar bin yýl önce bugün ayný biçimde uygulamaya kalkýþmak , elbette bilim ve fennin içinde bulunmak deðildir. Mustafa Kemal ATATÜRK

28

Bilim insanlarýnýn yýllardýr sorduklarý Dünyaya uzaydan mikrop mu yaðýyor? Yaþamýn ilk tohumlarý kuyruklu yýldýzlardan mý atýldý? Uzayda hayat var mý? Biçimdeki sorulara artýk rahatça evet olabilir yanýtý veriliyor.Uzaya gönderilen bazý bakteriler, uzay soðuðunda günlerce canlý kalabilirler. Son araþtýrmalar bakteri sporlarýnýn uzayda binlerce yýl yaþayabildiklerini gösteriyor ve yaþamý baþlatan temel taþlar, çok zor koþullar altýnda bile kendiliðinden geliþiyor. Uzay bakterileri ve bunlarýn dünyamýzý saldýrýlarý,i þimdiye dek sadece felaket filmlerinde görülüyordu. Ancak bilim adamlarýna göre, artýk uzaydan gelebilecek bir salgýn hayal olmaktan çýktý.

O HALA YAÞIYORDU DOOLY 6 YAÞINDA VE ÞÝMDÝ DONDURULDU

YAPAY KAS GELÝÞTÝRÝLDÝ Japon araþtýrmacýlar gerçek kas bileþkelerinden yapay kas geliþtirdiler. Kabuklu deniz ürünlerinin kaslarýndan iki proteini alan araþtýrmacýlar bunlarý iki farklý jel yýðýnýna dönüþtürdüler. Araþtýrmacýlar yeniden oluþturulan kasý yapay kol ve bacaklarda kullanýlabileceðine, bedenin baðýþýklýk sisteminin insan kasýndan oluþturulan protezleri kabul edebileceðine dikkat çekiyorlar.

Dooly’in doðumuyla beklenmedik bir sürpriz yaþanmýþtý. Ýnsanlýk 6 yýl önce bugüne kadar alýþýk olduðumuz doðal bir doðum deðildi. Gerçekleþen alýþtýðýmýz sperm ile yumurtanýn döllenmesi sonucu her doðanýn tamamen farklý özelliklere sahip olmasýydý. Ancak bu defa varolan bir canlýnýn genetik ve biyolojik olarak “týpký benzerleri yaratýlmýþtý” buna “klonlama” dendi veya Türkçe’siyle “kopyalama” iþte dünyanýn ilk kopya canlýsý 6 yýldýr yaþýyor. Bazý sorunlar olsa bile. Dolly ile birlikte insan kopyalamanýn da kapýsý aralandý. Ancak bu fikirden ve geliþmeden insanlýk korktu. Kopya insanlar belki de bu korku nedeniyle henüz ortada yok. Dolly’yi yaratan “büyük deney” belki henüz kopya insaný yaratamadý ama onlarca yeni kapý açtý. Bilim adamlarý Dolly’yi þimdi dondurdu çünkü ciðerlerinde meydana gelen rahatsýzlýktan dolayý öldüðü sanýlan fakat dondurulmuþ olduðu bilinmektedir.

SAKAT DOÐUM ARTIÞI, YOK OLUÞUN ÝÞARETLERÝ Yeni bir teori kanýtlandý. Bir tür (canlý) yok olmaya ne kadar yakýnsa, o türdeki asimetrik canlýlarýn sayýsý da o derecede artýyor. Yani çarpýk ya da sakat bacaklýlar hýzla çoðalýyor. Daha kýsa kanat, sakat bacaklar hayatlarýnýn kýsalýðý ve yok olma tehlikesinin belirtileri.

29


GÜLELÝM...EÐLENELÝM...GÜLELÝM...EÐLENELÝM...GÜLELÝM

BABAMI ÝSTÝYORUM… ERÝR MÝ ? Kimya dersinde hoca cebinde ne kadar parasý varsa çýkarýr ve dolaptaki bir fanusun içine asit doldurur. Ve çocuklara sorar: Bu paralarý asidin içine atsam erir mi? Orada yerinde oturan Nuri hemen fýrlar: Erimez diye cevap verir. Hoca: Aferin Nuri. Peki söyle bakalým neden erimez. Nuri gülerek: Hocam eriyecek olsa aside atmazsýnýz da ondan!

Adam yorgun argýn eve döndüðünde beþ yaþýndaki çocuðunu kapýnýn önünde beklerken buldu. Çocuk babasýna, “Baba bir saatte ne kadar para kazanýyorsun” diye sordu… Zaten yorgun gelen adam, “Bu senin iþin deðil” diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk “Babacýðým lütfen, bilmek istiyorum” diye üsteledi. Adam “illa da bilmek istiyorsan yirmi milyon” diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk “Peki bana on milyon borç verir misin” diye sordu. Adam iyice sinirlenip, “Benim senin saçma oyunlarýna veya benzeri þeylerine ayýracak param yok. Hadi, odana git ve kapýný kapat” dedi. Çocuk sessizce odasýna çýkýp kapýsýný kapattý. Adam sinirli sinirli “Bu çocuk nasýl böyle þeylere cesaret eder.” diye düþündü, “Belki de gerçekten lazýmdý…” yukarý çocuðun odasýna çýktý ve kapýyý açtý… Yataðýnda olan çocuða, “Uyuyor musun?” diye sordu. Çocuk “Hayýr” diye cevap verdi… “Al bakalým, istediðin on milyon. Sana az önce sert davrandýðým için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim” dedi… Çocuk sevinçle haykýrdý, “Teþekkürler babacýðým…” Hemen yastýðýnýn altýndan diðer buruþuk paralarý çýkardý. Adamýn suratýna baktý ve yavaþça paralarý saydý. Bunu gören adam iyice sinirlenerek, “Paran olduðu halde neden benden para istiyorsun?” diye kýzdý… Çocuk “Param vardý ama yeterince yoktu” dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paralarý babasýna uzattý: “Ýþte yirmi milyon… Þimdi bir saatini alabilir miyim babacýðým?”

OKSÝJEN KÝMYAYI SEVMENÝN SONU

Ahmet Bey’in okula giden iki çocuðu vardý. Onlardan biri ders çalýþýrken bir metni okuduðunu duydu ve yanýna gitti. Okurken “Yaþamýmýzda oksijenin rolü büyüktür. Onsuz yaþayamayýz. Oksijen 1773 yýlýnda bulunmuþtur.” Ahmet Bey: Bunu yazana þunu sormak isterim. Acaba 1773 oksijen bulunmadan önce insanlar nefessiz mi yaþýyorlardý.

Bir öðrenci varmýþ. Her zaman kimya kitabýný hiç sayfa deðiþtirmeden okuyormuþ, bir müddet sonra annesi gelmiþ ve çocuða kýzýp kitabý önünden alýnca çocuk aniden ölmüþ. Sonradan annesi hayretler içinde kalýp kitaba bir göz atýnca kitapta þu yazýlarý görmüþ. “O2 al O2 ver, O2 al O2 ver”…

30

31


MATEMATÝK BÝLÝNCÝ

MATEMATÝÐÝN GÜZELLÝÐÝ

býrakýlýveren oyuncular gibiyiz. Nasýl yaþayacaðýmýzý kendimiz seçmek zorundayýz. Þartlar böyleyken, insanýn matematikle ilgisi neden olmasýn? Ýnsan, yaþamý boyunca karþýlaþtýðý sorunlarý aza indirmek, karþýlaþtýklarýnýn üstesinden gelmek çabasýndadýr. Bunun için de kendisinin sahip olduðu araçlarý, onun en büyük yardýmcýsýdýr. Bunlarýn baþýnda eðitim gelir. Eðitimi de anlamlý kýlan, muhakeme etme becerisine sahip saðlýklý düþünebilen insanlarýn çokluðudur. Saðlýklý düþünebilme dendiðinde ise akla matematik gelir, çünkü matematik doðru düþünmeyi öðretir. Düþünce üretilmeden ve matematik olmadan toplumlar kalkýnamaz.

Matematik bilincinin nasýl yerleþtirileceðini anlatmadan önce matematiðin neden gerekli olduðunu söylemenin faydasý olacaktýr; Matematik olmadan bilim ve teknolojiden, sosyoekonomik kalkýnmadan, nitelikli ürün ve hizmetten söz etmek yanýltýcýdýr. Dünün “Öðretileni Öðren”, bugünün “Öðrenmeyi Öðren” sloganlarý, artýk yerini yeni ve yarýnýn söylemleri ve sloganlarý olan, “Düþünmeyi Öðren “ ile “ Yaratýcýlýðý Öðren “ in rehberliðine býrakmýþtýr. Bu baðlamda; matematik, kazandýrdýðý düþünme ve problem çözme becerileriyle bir dil ve araç olarak öðrencilerin geliþimine çok yönlü katký ve yarar saðlamaktadýr.

O halde; matematik bilincini günümüz insanýna ve yarýnýn bireylerine kazandýrmak istiyorsak; matematiðin kýsaca bir yaþam biçimi, ama disiplini olan ve insanýn düþünce sistemini düzenleyerek doðru düþünmesini saðlayan bir yaþam biçimi olduðunu unutmamalý ve unutturmamalýyýz.

Ýtalyan matematikçi, gökbilimci ve filozof Galileo (1564 – 1642); “Bilim, gözlerimiz önünde açýk duran, “evren” dediðimiz o görkemli kitapta yazýlýdýr. Ancak, yazýldýðý dili öðrenmeden bu kitabý okuyamayýz. Bu dil matematiktir; bu dil olmadan kitabýn bir tek sözcüðünü anlamaya olanak yoktur.“ demesi, aslýnda matematiðe neden ihtiyaç duyduðumuzun kesin bir göstergesidir. Bu gerçek günümüzde de deðiþmemiþ, matematiðin önemi düne kadar göreceli olarak artmýþtýr.

Þaþýrtýcý 1. Simetri : 1x8+1=9 12 x 8 + 2 = 98 123 x 8 + 3 = 987 1234 x 8 + 4 = 9876 12345 x 8 + 5 = 98765 123456 x 8 + 6 = 987654 1234567 x 8 + 7 = 9876543 12345678 x 8 + 8 = 98765432 123456789 x 8 + 9 = 987654321 Harikulade 2. Simetri : 1 x 9 + 2 = 11 12 x 9 + 3 = 111 123 x 9 + 4 = 1111 1234 x 9 + 5 = 11111 12345 x 9 + 6 = 111111 123456 x 9 + 7 = 1111111 1234567 x 9 + 8 = 11111111 12345678 x 9 + 9 = 111111111 123456789 x 9 +10= 1111111111

Tarýk ÖNDER Matematik Öðretmeni

Gölgesinde yüzlerce varlýðýn yer aldýðý kocaman bir aðaca benzeteceðimiz matematik, durmadan sürgünler vererek meyvesi ile canlý organizmalarý beslemekte, giderek büyüyen gölgesiyle saðlýk, mühendislik ve toplum bilimlerinin çýnar aðacý olmaktadýr. G. Hardy ‘nin (1999) “Bir Matematikçinin Savunmasý” adlý yapýtýnda; “seçkin bir hayata giden yolun matematikten geçtiði” savý, birçok matematikçinin yaþam tarzýný belirlemesine yol açmýþtýr. Bu durum, sonuç itibariyle, matematik ve matematiksel düþünce olmadan, sayýlarýn ve þekillerin dilinden anlamadan, yani matematik okur yazarý olmadan ne bugün ne de gelecekte demokratik ve çaðdaþ bir toplumun saygýn üyesi olmak olasý gözükmüyor.

Akýllara durgunluk veren 3. Simetri: 9 x 9 + 7 = 88 98 x 9 + 6 = 888 987 x 9 + 5 = 8888 9876 x 9 + 4 = 88888 98765 x 9 + 3 = 888888 987654 x 9 + 2 = 8888888 9876543 x 9 + 1 = 88888888 98765432 x 9 + 0 = 888888888 ve olaðanüstü bir 4. simetri: 1x1=1 11 x 11 = 121 111 x 111 = 12321 1111 x 1111 = 1234321 11111 x 11111 = 123454321 111111 x 111111 = 12345654321 1111111 x 1111111 = 1234567654321 11111111 x 11111111 = 123456787654321 111111111 x 111111111=123456789 87654321

Hepimiz doðaçlama yaþamak zorundayýz. Bizler ne önceden belirlenmiþ bir rolü, ne elinde oyun metni, ne de bize ne yapacaðýmýzý fýsýldayan suflörleri olmadan sahneye

32

33


BÝLÝNMEYEN YÖNLERÝYLE

DOLABINDA LACÝVERT TAKIM ELBÝSE BULUNDURMAZDI Takým elbiselerinin tasarýmlarýný hep kendisi çizerdi. Lacivert takým giymeyi sevmezdi.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

ÖLÇÜLERÝ Boyu 1. 74 idi. Hayatýnýn son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalýðýnýn ilerlemeye baþlamasýyla 46 ya kadar düþmüþtü. 43 numara siyah rugan ayakkabý giyerdi.

“ATA” LAFINI SEVMEZDÝ “Atatürk” hitabýný ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Bþk. Bir konuþmasýnda kullanmýþ, M. Kemal de çok beðenerek soyadý olarak almýþtý. Kendisine “Ata” diye hitap edilmesinden ise hoþlanmazdý.

EN SEVDÝÐÝ YEMEK Manastýr Askeri Lisesi yýllarýndan kalan bir alýþkanlýkla hayatý boyunca en sevdiði yemek kuru fasulye-pilav olarak kaldý. Tatlý sevmezdi ama caný tatlý istediðinde gül reçeli yerdi.

RUMELÝ ÞÝVESÝ Özenli ve temiz bir Türkçe konuþurdu. Ancak bazý kelimeleri Rumeli þivesiyle telaffuz ederdi.

CUMHURBAÞKANLIÐINDAN SIKILIYORDU Hayatýnýn çoðunu geçirdiði savaþ cephelerinden sonra Cumhurbaþkaný olarak geçirdiði yýllar ona bir tecrit yaþantýsý gibi geliyor, çok sevdiði halkýndan ve sade bir vatandaþ yaþamýndan uzaklaþtýðýný düþünüyordu.

KENDÝSÝ TIRAÞ OLMAZDI

EN BÜYÜK HAYALÝ DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI

Sabah kahvaltýlarýyla arasý hiç hoþ deðildi. Yataktan kalkar kalkmaz odasýndaki divanýn üzerine baðdaþ kurarak oturur, günün ilk kahvesini, sigarasýný içerdi. Bir özelliði de kendi kendine týraþ olmamasýydý.

Ömrü yetseydi bir dünya turuna çýkýp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalýþmalarýný geniþletmek en büyük hayaliydi.

DÜZENÝ SEVERDÝ

BAÞUCU KÝTABI “ÇALIKUÞU”YDU Binlerce kitabý vardý. Ama Reþat Nuri Güntekin’in ünlü “Çalýkuþu” romanýný hayatý boyunca, hatta cephede bile baþucundan ayýrmaz, her gün rastgele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.

TAM BÝR SALON ADAMI En sevdiði dans valsti. Müzik zevki çeþitlilik gösteriyordu. Klasik Batý müziði dýþýnda Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

KABUL SALONUNDAKÝ AT YAVRUSU

Evinde çevresinde hatta konuk olduðu evlerde bile eðri duran eþyalarý düzeltmeden rahat edemezdi.

HOÞGÖRÜLÜ LÝDER Gazete kaðýdýna sardýðý tütünü içmeye çalýþýrken eli yanan bir köylü: “Alsýn bunu kendi içsin” diyerek Atatürk’e hakaret etmiþti. Mahkemeye çýkarýlacaktý. Atatürk olayý dinledikten sonra “Onu mahkemeye vereceðinize doðru dürüst bir sigara içmesini temin ediniz” dedi.

“BU NASIL HALKÇILIK?” Bir sabah milletvekilleri ile trene binmiþti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parasý almamasýna þaþýrmýþ nedenini sormuþtu. Trenin milletvekillerine bedava olduðunu öðrenince epey sinirlenmiþ: “Ne de güzel halkçýlýk ama!” demiþti.

Atlardan sonra en sevdiði hayvan köpekti. “Fox” adýný verdiði köpeði, Gazi’nin yataðýnýn ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düþkünlüðü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doðmuþ bir tayla annesinin Çankaya Köþkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmiþti.

Ýlk mecliste üyelerden biri laikliðin ne manaya geldiðini anlayamadýðýný söyleyince Gazi sinirlenmiþ elini kürsüye vurarak: “Adam olmak demektir hocam, adam olmak!” demiþtir.”

GÖMLEKLERÝNÝN TÜMÜ BEYAZDI

KURBANLARI BAÐIÞLARDI

Gömleklerinin hepsi beyazdý. Bu gömlekler ilk yýllarda Ýsviçre’de özel olarak dikilmiþ, sonra yerli malý kullanma kampanyasýna öncülük edebilmek için Beyoðlu’nda bir terziye diktirilmeye baþlanmýþtý.

Gittiði yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sýrtýný döner ya da kesilmelerini engellerdi.

34

“LAÝKLÝK ADAM OLMAKTIR”

35


YABANCI DÝL BÝLÝNCÝ Son yýllarda öðrencisinden iþadamýna, gencinden yaþlýsýna Ýngilizce somut bir gereklilik olarak ortaya çýkmaya baþlamýþtýr. Peki neden? Aslýnda Ýngilizce dünyanýn en çok konuþulan dili bile deðildir. Hatta ikincisi bile deðildir. Çince ve Ýspanyolca’dan sonra en çok konuþulan üçüncü dildir. Sadece 400 milyon insan tarafýndan anadil olarak konuþulur. Bu dili bu kadar önemli kýlan özellik, diðer dillerin aksine sadece bir coðrafi bölgeyle sýnýrlý kalmamasýdýr. Ýngilizce, dünyanýn her köþesine yayýlmýþ bir dildir. Bu lisan anadil olarak yalnýzca Amerika, Ýngiltere, Ýrlanda, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve Ýskoçya’da konuþulmasýna raðmen 53’ü Ýngiliz milletler topluluðuna üye, toplam 73 ülkede ortak veya resmi dil olarak kullanýlmaktadýr.

ENGLISH PROVERBS • A bird in the hand is worth tow in the bush. • Actions speak louder than words. • Bad news travel fast. • Experience is the best teacher. • First think than speak. • Honesty is the best policy. • Never too late to learn. • Never puy off till tomorrow what may be done today.

Ýngilizce’nin resmi dil olarak konuþulduðu ülkelerden birkaçý þunlardýr: Singapur, Hindistan, Güney Afrika, Ýrlanda, Tanzanya, Filipinler, Kamerun, Hong-Kong, Jamaika, Kenya, Madagaskar, Papua Yeni Gine, Nijerya, Sri Lanka, Uganda, Zambiya, Gambiya, Malta, Somali, Bahama, Bermuda, Falkland Adalarý, Fiji, Gana, Lesoto, Liberya… 73 ülkede Ýngilizce’yi konuþan insan sayýsý 1 milyar civarýndadýr. Bu rakama ilaveten bu dilin þu anda 1 milyar kadar insan tarafýndan da ya öðrenildiðini ya da ikinci yabancý dil olarak kullanýldýðýný belirtmek gerekir. Buradan da dünyanýn hangi bölgesine gidilirse gidilsin mutlaka bu dili konuþan birisiyle karþýlaþacaðýmýzý çýkarabiliriz. Ýþte Ýngilizce’yi bu kadar önemli yapan sebeplerden birisi budur. Fakat bu dilin önemi yalnýzca bununla da sýnýrlý deðildir. Bu dil ayný zamanda ticaretin, bilimin, havacýlýðýn, denizciliðin, diplomasinin, uluslararasý iletiþimin, sinema sektörünün ve internetin dilidir. Bu alanlarýn herhangi birinde Ýngilizce ya kullanýlan tek dildir (havacýlýk ve denizcilik) ya da yüzde 90 oranýnda hâkim dildir. Bilinen insanlýk tarihinde ilk defa bir dil kendisine bu kadar çok kullanýcý ve yaygýn bir kullaným alaný bulabilmiþtir. Özel Gürçað Okullarý olarak Ýngilizce programýnýn amacý, Ýngilizce'yi yazýlý ve sözlü olarak akýcý bir biçimde kullanabilen, Ýngilizce dilinde çeþitli klasik ve çaðdaþ metinleri ve medyayý kavrayabilen, baðýmsýz, yaratýcý ve eleþtirel düþünce becerisine sahip bireyler yetiþtirmektir. Bir yabancý dille yetinmeyen GÜRÇAÐ OKULLARI’nda Almanca ikinci yabancý dil olarak öðretilmekte; böylece öðrencilerimiz, dünya ile iletiþim kurabilmede çaðdaþ bir kimliðe ulaþtýrýlmaktadýr.

JOKES IN ENGLISH Teacher: “Never mind the date. The examination is more important.” Student: “Well, sir. I wanted to have something right on my paper.” Voice on Phone: “John Smith is sick and can’t attend classes today.. He requested met o notify you.” Teacher: “All right. Who is this speaking?” Voice on Phone: “This is my father.” Math Teacher: “Mathmematics is a very exact science. For example, If one man can build a house in twelve days, twelve men can do it in one day.” Student: “Then, if one ship can cross the ocean in ten days, I suppose ten ships can cross it in one day.”

36

37


SANAT BÝLÝNCÝ Sanat eðitiminde üzerimize düþen görev ise açýk algýyý geliþtirme olmalýdýr. Açýk görüþ, kapsamlý görüþtür. Yaþam görme ile baþlar. Ama yüreðimizle görmek gerekir. Ayný zamanda görmeyi de bilmek gerekir. Bu da eðitim yoluyla olur. Sanatta görmek seçim olayýdýr. Paul Kleen de bu anlamda “Sanat görüneni yinelemek deðil, görünebilirlik saðlamaktýr” der.

“Sanatsýz kalan bir milletin hayat damarlarýndan biri kopmuþ demektir.”

ATATÜRK’ÜN YAÞAMINDA

19 sayýsýnýn önemi

M. Kemal ATATÜRK

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yaþamýnda 19 sayýsýnýn ayrý bir yeri olduðu bilinmektedir. Ýþte, Atatürk’ün hayatý boyunca 19 rakamýnýn önemi;

<Atatürk, 1881’de 19. yüzyýlýn bitimine 19 yýl kala doðdu. Baþka bir anlamla, 19. yüzyýlda 19 yýl yaþadý. <1881 yýlý, Rumi takvime göre 1297’dir. Bu rakamlarýn toplamý ise 19’dur. <1902’de Harp Okulu’ndan teðmen rütbesiyle mezun olan Atatürk’e, 19 yýl sonra 19 Eylül 1921’de son rütbesi verildi, mareþal oldu ve “gazi” unvanýný aldý. <Atatürk Harp Okulu’nu 20. olarak bitirdi. Subaylardan birisi yabancý olduðu için mezun olan 19. Türk subayý oldu.

Eðitim baþkalarýnýn etkisiyle insanýn kendi davranýþlarýnda deðiþmeler oluþturmasý demektir. Eðitimde söz konusu olan, öðrencinin kendisine sunulaný olduðu gibi almak yerine, üzerinde düþünmesini ve önermelerde bulunmasýný saðlamaktýr. Bu nedenle yeteneklerine özellikle sanatsal yeteneklerine önem verilmelidir. Sanatsal üretim yani bir resim yapmak, bir müzik aleti çalmak, bir þiir yazmak bir süreçtir. Sanat insanlarýn duymasýný, hissetmesini, görmesini saðlar. Simgeler aracýlýðýyla deðerler, fikirler ve duygular anlatýlýr. Sanat evrensel bir dildir. Ýnsana ait tüm duygular söz, ses, renk, devinim ve biçimlerle somutlaþtýrýlýr.

Bir de sanatçýlar var. Bizleri derinden etkileyen özellikle müzik alanýnda, sinema alanýnda milyonlarý peþinde sürükleyen bu insanlara derin bir saygý duyarýz. Onlar bizim özlemlerimizi, hayallerimizi dile getiren duygularýmýzý estetik bir þekilde ifade eden insanlardýr. Sanatçý toplumsal düþüncelerin bir taþýyýcýsý olduðunu, toplumsal çýkarlarýn bir temsilcisi olduðunu bilir. Ýnsanlarý oraya doðru götürür. Bu bakýmdan sanat insanlarýn toplumsal eðitiminin de bir aracý olmaktadýr; çünkü sanatýn insan ruhu, bilinci ve istemi üzerindeki etkisi, her zaman için somut tarihsel, sýnýfsal bir doðrultu gösterir. Ünlü psikolog L. S. Vigotski, çok yerinde dile getirir bunu: “Sanat”, der Vigotski, “Toplumun kullandýðý bir silahtýr; sanatýn yardýmýyla toplum, bizim en gizli kalmýþ, en kiþisel yanlarýmýzla toplumsal yaþam alaný arasýnda bir iliþki kurmuþ olur. Sanat, bizim geleceðe karþý tavrýmýzýn, ileriye iliþkin amaçlarýmýzýn örgütleniþidir.”

Sanat, insanlýk tarihinin en eski çaðlarýndan beri, hem çok etkili bir eðitim aracý, hem de çok önemli bir “eðitim alaný”dýr. Sanat eðitimi; kiþiye estetik yargý yapabilme konusunda yardýmcý olmayý amaçlarken, yeni biçimleri hissedip, eðlenmeyi ve heyecanlarýný doðru biçimlerde yönlendirmeyi öðretir. Sanat eðitimi; gözlem yapma, özgün buluþ ve kiþisel yaklaþýmlarý destekler, pratik düþünceyi geliþtirir. Olaylarý, olmadan da beyinde gerçekleþtirebilme gücünü arttýrýr. Bireyin el becerisini geliþtirir ve sentez yapmasýna yardýmcý olur.

<19 Nisan 1909’da Hareket Ordusu ile Ýstanbul’a girdi. 19 Aralýk 1915’te albaylýða yükseldi. <19 Mart 1916’da tuðgeneral oldu. <Çanakkale Savaþý’nda 19. Tümen’i kurdu ve yönetti.

Fakat sanatçý olmak herkese nasip olmasa da sanatsal faaliyetlerden uzak durmanýn bahanesi olamaz. Zaten insan ruhu güzel bir melodiden, güzel bir resimden uzak duramaz. Hani þiir için söylenen güzel bir sözün ýþýðýnda düþünecek olursak “Þiir yazanýn deðil ona ihtiyacý olanýndýr” Aynen bunun gibi sanatýn herhangi bir alanýnda üretici olamasak bile zevk alma, estetik anlamda düzgün ve doðru sanatsal iþleri seçmek bile yetenek isteyen önemli bir faaliyettir.

Geleneksel eðitim öðrenciyi pasif yapar. Verileni yineleyen konuma düþürür. Sanat eðitimi bireyleri kendi bulunduklarý alandaki problemi belirleme, problemler konusunda düþünme, iliþki kurma ve yeni durumlarý tasarlama konusunda yetiþtirmektir. Ayrýca, bireyin kendi alanýnda eleþtirel, yaratýcý, yenilikçi ve ileriye dönük olma özelliklerini zenginleþtirmesine yardýmcý olacak, ona daha geniþ bir perspektif ve daha bütüncül bir bakýþ kazandýracaktýr.

<30 Nisan 1919’da 9. Ordu Müfettiþliði’ne atandý. <19 gün sonra 19 Mayýs 1919’da 19 kiþiyle birlikte Samsun’a ayak bastý. Samsun’da 19 gün kaldý. <4 Temmuz 1919’da Erzurum’a gitti. 19 gün sonra 23 Temmuz’da Erzurum Kongresi’ni topladý. <Ýstanbul’a toplam 19 kez geldi. <Atatürk’ün, TBMM’nin ilk kütüðündeki sýra numarasý 19 oldu.

Sizler de resim, müzik, tiyatro, dans, þiir, öykü, roman, heykel, seramik, fotoðraf, film, video gibi sýnýrsýz sanat evreninden, kendinize en uygun dili seçme þansýna sahip olarak duygularýnýzý, düþüncelerinizi daha estetik, daha dikkat çekici bir þekilde ifade etme olanaðý bulabilirsiniz.

Sanat eðitimi ikili amaç taþýr.

<Atatürk’ün cenaze töreninde Chopin’in 19 notalý 19. marþý çalýndý. <Atatürk’e verilen madalyalarýn toplam sayýsý 19’dur.

Sanatý doðrudan üreten bireylerin eðitimi

<Ebediyete intikal ettiðinde býraktýðý nakit miras 19 bin lira oldu.

Sanat eserinden haz alan bireylerin eðitimi

<“Ne mutlu Türk’üm diyene” ve “Mustafa Kemal Atatürk” sözcüklerinin harf toplamý da 19’dur.

Her ikisi de çok önemlidir. Algýnýn da büyük rolü olduðu kesindir sanat eðitiminde. Algý daha iyi görme, ayrýmsamalar yapma, baðlantýlar kurma yeteneðidir.Yani ayýrt etme olayýdýr. Algýlama, duyularla farkýna varma ve akýl yoluyla bilgi almadýr.

Berkay YÜKSEL

Günümüz eðitim sisteminden beklenen sadece belirli bilgi ve becerilerin öðrencileri aktarýlmasý deðildir. Bunlardan daha da önemlisi deðiþik sentezlerle farklý ürünler ortaya koyabilme yeteneðinin geliþtirilmesi, kazanýlanlarýn gerektiði zaman ve gerekli yerde kullanýlabilmesinin özendirilmesidir. Dünyaya geniþ bir perspektifle bakabilmek, algýlayabilmek ve bunun için gerekli davranýþlarý edinebilmenin bir yolu da sanattan geçmektedir.

A.L./9A Ýþte bu yüzden;

GÜRÇAÐLI’YIZ… SANATA SEVDALIYIZ… 38

39


BÝR BÝLGEYE SORMUÞLAR SPOR BÝLÝNCÝ Beden Eðitimi ve Sporun Faydalarý Adams tarafýndan belirlenen beden eðitiminin temelini oluþturan bilimsel ilkeler þöyledir. (Bucher, 1979): 1.Eðitim, tüm organizmayý içerir. Zihin-beden bütünlüðü eðitimin temel felsefesini oluþturur.

Bir bilgeye nasýl bu kadar doðru kararlar alabildiðini sormuþlar, "Deneyim" demiþ. O deneyimi nasýl kazandýn, diye sormuþlar "Hatalarýmla" demiþ

Bir bilgeye sormuþlar: - Bir insanýn zekasýný nereden anlarsýnýz? - Konuþmasýndan. - Ya hiç konuþmazsa? - O kadar akýllý insan yoktur ki!..

2.Beden eðitimi genel eðitimin ayrýlmaz bir parçasýdýr. Beden eðitiminin amaçlan genel eðilimin amaçlarýna uygundur ve bu amaçlarýn gerçekleþtirilmesine katkýda bulunur. 3.Beden eðitimi etkinlikleri büyüme ve geliþme için temeldir. Ýnsan organizmasýnýn optimum geliþmesi büyük kas gruplarýnýn katýldýðý bedensel etkinliklere baðlýdýr. 4.Beden eðitimi serbest zamanlarýn kullanýmýna katkýda bulunur. 5.Beden eðitimi, kendini ifade etme ve yaratýcýlýk olanaklarý saðlar. Bedenin bireyin duygularýný ifadede kullanýlmasý, yeni hareketlerin yaratýlmasýnda zengin olanaklara sahiptir.

Bir bilgeye sormuþlar: Efendim canýnýz ne istiyor? Bilge cevaplamýþ: Caným hiçbir þey istememeyi istiyor.. ve devam etmiþ.. Bu ruh halinin adý gönül yorgunluðudur..

6.Beden eðitimi kültürel geliþmeye katkýda bulunur. Estetik beðeniye ve artistik üretime olanak saðlar. Bir bilgeye sormuþlar “En mutlu insan kimdir?”. Ýþte o daðdaki çobandýr demiþ. Neden diye sormuþlar. Çünkü demiþ insan bildikleriyle yaþar, onun bildikleri koyunlarý ve çevresiyle sýnýrlý kendisini mutsuz edecek veya kafasýný karýþtýracak fazla bir bilgiye sahip deðil.

7.Beden eðitimi, duygularýn kontrol edilmesine katkýda bulunur.Oyun ve spor ortamýndaki etkileþim duygularýn boþalýmý ve kontrolü için uygun olanaklar saðlar. 8.Beden eðitimi, karakter ve kiþilik geliþimine katkýda bulunur. Güçlü baðlar, baðlýlýk, takým ruhu, grup etkileþimi, oyun ve spor alanlarýnda görülen özelliklerdir. Bu özelliklerin kiþilik geliþimine katkýlarý vardýr. Takým arkadaþlarýna, rakibe uyum, toplumsal uyumun saðlanmasýna etkili olur. 9.Beden eðitimi,organik geliþime (fiziksel uygunluk) katkýda bulunur. 10.Psikomotor becerileri geliþtirir. Özel Gürçað Okullarý olarak da bizler beden eðitiminin bu temel faydalarýný göz önünde bulundurarak öðrencilerimizi spor yapmaya teþvik edici etkinlikler düzenlemekte ve takýmlar oluþturarak okullar arasý müsabakalara katýlmaktayýz. Bunun sonucunda da özgüveni yüksek, centilmence yarýþabilme özellikleri olan, yenmeyi ve yenilmeyi kabullenebilen, sporu bir yaþam tarzý haline getiren bireyler yetiþtirmeyi amaçlar.

40

Bir bilgeye " Nasýl insan oluruz?" diye sormuþlar ya. "Üç adým atlama" gibi bir cevap vermiþ bilge kiþi: Önce sana kötülük yapanlara kötülük düþünmemen gelir, Ýnsanlýða attýðýn ilk adým budur... Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiðin an ise ikinci büyük adýmý atar ve hakiki insan olmaya baþlarsýn. Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasýnda bir fark hissetmeyecek hale geldiðin zaman insan olursun

Bilgeye sormuþlar; ~ Ýnsan neden dilek diler? ~ Ýnsan gerçekleþmesi için diler, ama bilmez ki gerçekleþtirmek için dilemek gerek.

41


BÝLÝMÝN GELÝÞMESÝNE TÜRKLERÝN KATKILARI

BÝLÝMÝN ÖNCÜSÜ OLAN DÝÐER TÜRKLERDEN BÝRKAÇ ÖRNEK… BÝRUNÝ (973-1051):

Türklerin bilime hizmetleri sadece siyasi ve askeri alanla sýnýrlý kalmamýþtýr. Devlet idaresi ve askeri yapýlanmada bütün dünyayý etkileyen Türkler Doðu medeniyetinin geliþmesinde de büyük hizmetlerde bulunmuþlardýr. Bilim, sanat, edebiyat alanýnda Doðu’nun Rönesansý Türklerin katkýlarý ve saðladýklarý huzur ve emniyet sayesinde gerçekleþmiþtir.

Harzemþahlarýn sarayýnda yetiþmiþ ve Gazneli Mahmud’un himayesine girmiþtir. Matematik, geometri, týp ve coðrafya gibi alanlarda 113’ten fazla eser veren Biruni’nin asýl baþarýsý astronomi dalýndadýr. Yýldýzlarýn yüksekliðini açýlarýný ölçen hassas aletler geliþtirmiþtir. Dünya çekirdeðinin çapýný sadece 15 kilometrelik yanýlmayla 6338,8 km. olarak tespit etmiþtir. Yazdýðý astronomi kitabý dünyanýn ilk astronomi ansiklopedisi olarak kabul edilmektedir.

Mesela Selçuklu veziri Nizamülmülk tarafýndan Baðdat’ta kurulan Nizamiye Medreseleri (1066) öyle büyük bir üne sahip olmuþtur ki; bu medreseler döneminin ilk üniversite örneði olarak kabul edilmiþtir. Halbuki Samanoðullarý ve Gazneliler devrinde de medreselerin bulunduðu bilinmektedir. Ancak Nizamiye Medreseleri dini bilimler yanýnda müspet ilimlerin de okutulduðu ilk medreseler olmakla modern üniversitelere öncülük etmiþtir.

AHMET FERGANÝ:

Özellikle Abbasiler zamanýnda baþlayan Eski Yunan ve Helen medeniyetlerine ait eserler ve felsefe akýmlarýnýn çevirileri Türk hakimiyeti devresinde zirveye ulaþmýþtýr.

HAREZMÝ

Dünya’nýn çevresini bugünkü ölçüleri ile hesaplayan Türk bilginidir. Avrupa’da ‘’Elfaraganius’’ adýyla bilinir.

Zamanýnýn en yüksek astronomi ve matematik bilgini olarak kabul edilmektedir. Avrupa’da “Elharezi” olarak bilinmektedir. Ayný zamanda da devrinin kütüphaneler müdürüdür.

BÝLÝMÝN ÖNCÜLERÝ TÜRKLER... FARABÝ (870 - 950)

SEYDÝ ALÝ REÝS (1498-1562): Yazmýþ olduðu ‘’Mir’atü’l Memalik (Memleketler Aynasý)’’ adlý kitabý ve çizmiþ olduðu denizcilik ile ilgili haritalar sayesinde Amerika kýtasý keþfedilmiþtir.

MUSLÝHÝDDÝN AÐA: Fatih döneminde döktürülen ‘’Þahi (Þahin)’’ muhasara toplarýnýn mimarý Macar Urban deðil, döküm ustasýdýr.

Oðuzlarýn Karaçuk (Farab) þehrinde doðan Farabi; matematik, fizik, astronomi vb. konularda 160 kadar kitap yazmýþtýr. Ancak onu asýl önemli kýlan Helen felsefesinin akýlcý mantýða dayalý yönüyle Ýslam düþüncesini kaynaþtýrdýðý felsefe alanýndaki çalýþmalarý olmuþtur. Aristo’nun düþüncelerini en iyi açýklayan kiþi olduðundan “Muallim-i Sani” (ikinci öðretmen) adýyla anýlmýþtýr. Eserlerinin çoðu Latinceye çevrilmiþ ve batýda “Al Farabius” adýyla ün yapmýþtýr. “Ýhsa’ül- Ulum” isimli eseriyle bilimleri ilk kez sýnýflandýran Farabi, ayný zamanda Öklit geometrisini de açýklamýþtýr.

RAZÝ:

ÝBNÝ-SÝNA (980 - 1037):

ULUÐ BEY:

Farabi’nin düþüncelerinden etkilenip çeþitli konularda 220 civarýnda eser vermiþ diðer ünlü bir Türk bilginidir.Avrupa’da ‘’Aivcenna’’ adýyla bilinmektedir.Felsefe müspet bilimlerle uðraþan Ýbni Sina asýl ününü týp alanýnda kazanmýþtýr.’’El-Kanun fi’t Týb ‘’ adlý eseri Latinceye çevrilmiþ ve yüzlerce yýl ders kitabý olarak okutulurmuþtur.Farabi ve Ýbni-Sina’nýn açtýðý yoldan birçok Türk alim ilerlemiþtir.

Timur’un torunu olan bu büyük hükümdar bilginin bulduðu, 365 gün 4 saat ihtiva eden takvim 2 saat yanýlgý ile bugünkü takvimin temelidir.

Çiçek kýzamýk hastalýklarýný ilk kez tetkik eden Türk bilginidir.Avrupa’da ‘’Rhazes’’ olarak bilinir.Dünya týp literatüründe günümüzde de ismi geçer.

TÜRKOÐLU FAZIL: Matematik alanýnda büyük buluþlar yapmýþtýr.

42

43


BEÞ MAYMUN Kafese beþ maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzlarý asarlar. Her bir maymun merdivenleri çýkarak muzlara ulaþmak istediðinde dýþarýdan üzerine soðuk su sýkarlar. Her bir maymun ayný denemeye giriþtiðinde çok soðuk suyla ýslatýlýr, bütün maymunlar bu denemeler sonunda sýrýlsýklam ýslanýrlar.

REHBERLIK BÝLÝNCÝ

Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diðerleri tarafýndan engellenmeye baþlanýr. Su kapatýlýp, maymunlardan biri dýþarý alýnýp ve yerine yeni bir maymun konulur, ilk yaptýðý iþ muzlara ulaþmak için merdivene týrmanmak olur. Fakat diðer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler. Daha sonra ýslanmýþ maymunlardan biri daha yeni bir maymunla deðiþtirilir ve merdivene ilk yaptýðý atakta dayak yer, bu ikinci yeni maymunu en þiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de deðiþtirilir. En yeni gelen maymun da ilk ataðýnda cezalandýrýlýr. Diðer dört maymundan yeni gelen ikisinin, en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur. Son olarak en baþtaki ýslanan maymunlarýn dördüncüsü ve beþincisi de yenileriyle deðiþtirilir. Tepelerinde bir salkým muz asýlý olduðu halde artýk hiçbiri merdivene yaklaþmamaktadýr.

Psikolojik Danýþma ve Rehberlik Nedir?

Neden mi? Çünkü burada iþler böyle gelmiþ ve böyle gitmektedir...'

Bireyin kendini tanýmasý, gerçekçi kararlar alabilmesi, potansiyelini geliþtirebilmesi, sorunlarla baþ edebilmesi ve çevresine uyum saðlayabilmesi için uzman kiþilerce sunulan hizmetlerdir.

YAÞLI KIZILDERÝLÝ REÝSÝ Yaþlý adam kulübesinin önünde torunuyla oturmuþ, az ötede birbiriyle boðuþup duran iki köpeði izliyorlardý. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtý ve on iki yaþýndaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boðuþup duruyorlardý.

Psikolojik Danýþma ve Rehberlik Hizmetlerinin Genel Amaçlarý

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuðu, yanýndan ayýrmadýðý iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduðunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduðunu anlamak istiyordu artýk. O merakla sordu dedesine.

- Öðrencilerin bedensel, zihinsel, duygusal sorunlarýnýn çözümünde yardýmcý olmak,

Yaþlý reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sýrtýný sývazladý. "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat.”

- Öðrencilere, saðlýklý iliþkiler kurmak için temel iletiþim becerileri kazandýrmak,

"Neyin simgesi ?” diye sordu çocuk.

- Kiþisel geliþim için öðrencilere açýk olan fýrsatlarý, okul ve okul dýþýndaki eðitim olanaklarýný, meslekleri, iþ dünyasýný tanýmalarýnda yardýmcý olmak,

"Ýyilik ile kötülüðün simgesi. Aynen þu gördüðün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onlarý seyrettikçe ben hep bunu düþünürüm. Onun için yanýmda tutarým onlarý.

- Amaç belirleme, sorun çözme, karar verme, tercih yapma, sorumluluk alma gibi yaþam becerilerinde yeterlilik ve kendine güven kazanmalarýna yardýmcý olmak,

" Çocuk, sözün burasýnda, mücadele varsa, kazananý da olmalý diye düþündü ve her çocuða has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

- Hayatý bir bütün olarak deðerlendirmelerine yardýmcý olmak,

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktý torununa:

- Toplum gerçeklerini de göz önünde bulundurarak kendilerine uygun üst öðrenim programlarýný, iþ ve meslekleri tanýyýp seçmelerine yardýmcý olmak,

“Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem o!"

- Çalýþmayý zevk haline getirmelerine ve serbest zamanlarýný iyi kullanmalarýna yardýmcý olmaktýr.

Rehberlik ve Psikolojik Danýþma ile ilgili yanlýþ bilinenler ve doðrularý: Okullarda Rehberlik ve Psikolojik Danýþma servisi yargýlama ve ceza verme yeri deðildir. Sadece okul, öðretmen ve derslerle sorun yaþayan öðrencilerin gittiði ya da gönderildiði yer deðildir. Sosyal ve duygusal sorunlar karþýsýnda uygun baþ etme becerileri kazanmak isteyen herkes yardým alabilir. Rehberlik servisine baþvuran öðrenciler, ruh saðlýðý bozuk olan ya da aciz kiþiler deðil, aksine yaþamýnýn sorumluluðunun kendisinde olduðunun farkýnda olan ve deðiþmek, geliþmek ve ihtiyacý olan becerileri kazanmak için ilk adýmý atmýþ olanlardýr. Rehberlik sevisinde özel yaþama saygý ve gizlilik temel ilkedir. Danýþanýn izni olmadan kendisiyle ilgili hiçbir bilgi baþkalarýyla paylaþýlamaz. Psikolojik danýþman, kiþi adýna onun sorunlarýný çözen, onun yerine karar veren kiþi deðil, sorun çözme, karar verme becerilerini kazanmasýna yardýmcý olan kiþidir. Psikolojik danýþman elinde sihirli deðneði olan kiþi deðildir. Deðiþim ve geliþim kiþinin istek ve emeðiyle gerçekleþir. Kendi sorumluluðunu taþýmayan, çözümü sadece dýþarýdan bekleyenlere hiç kimse yardýmcý olamaz. Rehberlik ve Psikolojik Danýþma servisinde danýþanlara ilaç verilmez ya da önerilmez. Ýhtiyaç olduðunun düþünüldüðü durumlarda hekime yönlendirilir. Okullarda Rehberlik ve Psikolojik Danýþma Servisi sadece öðrencinin kendisiyle deðil, ihtiyaç durumlarýnda aileyi de devreye sokarak çalýþýr.

Dilek BÝLALOÐLU Okul Psikoloðu

44

"Peki, sence hangisi kazanýr bu mücadeleyi?"


Erciyes Sanayi Sitesi 10. Cadde No: 8 รstanbul Yolu 06370 Macunkรถy - Y. Mahalle - ANKARA Tel: (0312) 397 73 43 (pbx) - Fax: (0312) 397 40 26


Gürçağ Koleji Dergisi-MAYIS 2010  

Özel Gürçağ Okulları Bilim Kültür ve Sanat Dergisi MAYIS 2010

Advertisement